
26
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kırım Halk Oyunları ile Giresun Halk Oyunlarının karşılaştırmalı incelemesi
Bir toplumun geçmişten geleceğe taşıdığı önemli mirasların başında kültür mirasları gelmektedir. Çalışmamızda, Karadeniz Havzası'nda göçler yolu ile bir dönem yaşam sürmüş Kırım Türkleri ile Giresun yöresi anonim halk kültür ürünlerini, halk oyunlarını, müzikal benzerliklerini ve kültürel yapılarını konu almaktadır. Çalışmamızın ilk kısmında Kırım Tarihi, Kırım Bölgesi'nden Anadolu'ya yapılan göçler ile Doğu Karadeniz Bölgesi'nden Kırım'a yapılan göçler ele alınmıştır. Kırım'da Türk kültürü, Kırım ve havalisinde dil özellikleri, atasözleri ele alınmış, anonim halk edebiyatı ürünlerinden örneklere yer verilmiş, Kırım Halk Müzikleri ve Oyunları ile Kırım Türklerinde "cırlar", "yırlar" kavramları ele alınmıştır. Tezimizin sonraki kısmında ise Karadeniz'in önemli beldelerinden biri olan Giresun'un tarihi ve kültürü hakkında bilgiler verilmiş, Kırım Halk Oyunları ile Giresun Halk Oyunları'nın karşılaştırmalı bir incelemesi yapılmış, Kırım Kaytarması ile Giresun Horonları ve Karşılamasının benzer ve farklı yönlerine temas edilmiş, Kırım ve Giresun Halk Oyunları'ndaki figürlerin benzerlikleri ve farklılıkları ile Kırım ve Giresun Müziği'nin ritim, melodi ve motif yapılarındaki benzer ve farklı yönler konu edinilmiştir.
Sultan Mehmed Vahideddin şarkılarının tür ve biçim yönünden analizi
Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzik Anabilim Dalı'nda hazırlanmış olan bu yüksek lisans tezinde, Osmanlı Devleti'nin son padişahı Sultan Mehmed Vahideddin, siyasî kimliğinden ziyade "İcracı-Bestekâr Mehmed Vahideddin" olarak ele alınmıştır. Sultan Vahideddin'in yetmiş bir sene boyunca ailesi tarafından muhafaza edilmiş olan besteleri arasından, bestekârlığını ön plana çıkaran ve Türk Müziğinin dizi ve seyir bakımından zengin makamlarından meydana gelen on tanesi bu çalışmada biçim ve tür yönünden incelenmiştir.
Günümüz Türkiye kopuz'undaki organolojik ve icrasal özelliklerin değerlendirilmesi
Asya ve Anadolu müzik geleneğinde köklü bir geçmişe sahip olan kopuz, yaylı ve yaysız sazların atası, kendisine doğaüstü güçler atfedilen kutsal bir saz olmuştur. Bundan dolayı farklı yapıda ve farklı çalınış biçimindeki birçok çalgının ortak ismidir. Bugün ise kopuz, farklı akort sistemleri, yapısal gelişmeler ve bu konuda elde edilen deneyimler ışığında farklı icra teknikleriyle Anadolu müziğinde kendine özgü tınısıyla varlık gösteren; önemle üzerinde durulması ve sahiplenilmesi gereken bir saz olma özelliğini devam ettirmektedir. Günümüz ile günümüz öncesi kopuzun yapı ve icra mukayesesi başlığı altında herhangi bir kitap ve makalenin yazılmamış olması bu konu ile ilgili bu çalışmanın yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Çalışmamızda kopuzda meydana gelen köklü değişikler ele alınmış, günümüz öncesi ve günümüz kopuzu arasındaki yapısal ve icrasal farklılıklar ele alınarak mukayese yapılmıştır. İcra tekniğinde ise diğer enstrümanlarda kullanılan tekniklerin kullanılması ve farklı akort sistemlerinin bulunması ve geliştirilmesi çalışmamızın başlıca konularındandır. Anahtar Kelimeler: Kopuz, Şelpe , Pençe, Bağlama, Çalgı
Mey açışında kullanılabilecek ezgi motifleri örnekleri
Günümüz Türk Halk Müziği Nefesli Sazlarından olan Mey, Anadolu'nun doğusunda, Kafkaslar ile Kuzey İran'da kullanımı yaygın olan bir saz olup, bu bölgelerde farklı isimler ile anılmakta ve çalınmaktadır. Mey'i diğer nefesli sazlardan ayıran özelliği ise, perde sayısı, yorum farkı ve kullanıldığı bölgelerin kültürel yapısına uygun çalım şeklidir. Mey, Anadolu Müziği'nde kendine özgü tavrı ve tınısıyla varlık gösteren, hüzünlü ve lirik bir ses yapısına sahip olan aynı zamanda önemle üzerinde durulması gereken bir saz olma özelliliğini de devam ettirmektedir. Mey hakkında yapı ve teknik ile ilgili her hangi bir kitap ve makalenin yazılmamış olması bizi bu konuyu çalışmaya sevk etmiştir. Çalışmamızda, Mey'in yapısal ve teknik özellikleri ele alınmış, icrasında kullanılan teknikler açığa çıkartılmış ve Mey açışlarında kullanılan ezgi motifleri sınıflandırılarak ve açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler Mey, Açış, İcra, Türk Halk Müziği, Çalgı.
Mardin yöresi Süryani müziği
Yaklaşık 5000-6000 yıllık bir geçmişi olan Mezopotamya?nın en eski topluluğu olarak bilinen Süryanîler, bu toprakların vazgeçilmez bir parçasıdır. Akad, Babil, Kenan, Arami gibi Sami kökenli ırkların bir potada erimesiyle ortaya çıkan Süryanîler, Hıristiyanlığı kabul eden ilk topluluktur. Hıristiyanlığı kabul etmeden önce Mezopotamya da putperest bir dini kimliğe sahip iken, Hz. İsa?nın müjdecilerinden ?Aziz Aday? adında bir din adamı Mezopotamya?ya gelerek Hıristiyanlığı kademeli olarak yaymaya başladı ve Hıristiyanlığı kabul ederken kendilerini putperest soydaşlarından ayırmak için kendilerine Suriye?den gelen anlamındaki ?Süryanî? adını verdiler. İnsanlık tarihi kadar eski olan müzik, Süryanîlerin de ilk zamanlarında vardı. Büyücülük ve sihirde kullanılan müzik daha sonra dini bir boyut kazandı ve mabed müziği olarak gün yüzüne çıktı. Süryanîler yıllar önce kiliselerinde org adı verilen klavyeli bir çalgıyla ayinlerine eşlik ederdi. Bunun amacı seslerin daha uyumlu çıkması ve Allah?a dua ederken kendilerini o ruhani havaya vermekti. Süryanîlerin müzikle çok yönlü uğraştıklarını ve bu geleneğin çok eskiye dayandığını yapılan arkeolojik kazılarda, mağaralara çizilen müzikle ilgili resimlerde bunu doğrular niteliktedir. Kilise müziğinin halk müziğinden daha çok gelişmesinin nedeni halk müziğinin kilise müziğine ters düşmesi ve o ruhaniyeti, maneviyatı bozmasıdır. Bu bakımdan kilise müziği halk müziğinden daha çok gelişme göstermiştir. Müzik, bilimsel ve tarihsel süreç içinde varlığını sürdüren, toplumlara yol gösteren ve günümüzde halen etkisini sürdüren kültürel bir araçtır. Bu coğrafyada yaşayan halkları birbirlerinden ayıran ufak nüans farkları olmakla birlikte asıl amacımız bu nüans farklarını ortaya çıkarmak, unutulmaya yüz tutmuş bu kültürün önemli bir kolu olan müziği Türk müziğiyle karşılaştırmak ve seçtiğimiz eserlerin müzikal analizini yapmaktır. Bu denli eskiye dayanan Süryanîleri araştırırken tezimizde alan araştırması ve kaynak araştırması yaptık ve aşağıda ki bölümleri içine alan bir tez hazırladık. Çalışmamızın birinci bölümünde, Süryanîlerin tarihini, yaşadıkları coğrafya, kültür ve sanat, bestekâr ve müzisyenlerini, edebiyat, şiir ve felsefe gibi konularını ele aldık. İkinci bölümde, Süryanî tarihinde müziğin kiliseye girmesini, makamların tabiatını, etkilerini, müzikli ilahi türlerini inceleyerek bu konulara yer verdik. Üçüncü bölümde ise, Süryanî toplumunun dini törenlerinde ayinlerinde okudukları ilahilerin genel saptamalar, makama ilişkin saptamalar ve usûl anlayışına ilişkin saptamalar olarak müzikal analizini yaptık. Çalışmamızı sonuç, kaynakça ve ekler ile tamamladık. Bu çalışmada Süryanilerîn tarihini, nereden geldiklerini, Süryanî müziğini, Süryani müziğinin kiliseye (ibadete) girmesini araştırdık ve Süryanî ilahi örneklerinin analizini yaptık. Çalışmamızın benzer çalışmalara bir katkı sağlaması ve kaynak teşkil etmesi dileğimizdir. Anahtar Kelimeler: Mardin, Süryanî, Müzik, Tarih, Kilise
Kürsübaşı uygulamalarında yer alan müziklerin tür ve biçim yönünden incelenmesi
Anadolu coğrafyasının genel anlamda içinde barındırdığı kültürel unsurların tamamı incelemeye değer zenginliktedir. Her bir özelliği, önemle üstünde durulması gereken bu kültür beşiği coğrafyası içinde, kendine has özellikleri ile büyük ve köklü bir yapıyı bünyesinde bulunduran Harput yöresi, içinde barındırdığı kültürel unsurları açısından son derece değerlidir. Harput'un vazgeçilmez uygulamalarından birisi olarak karşımıza çıkan ve Kürsübaşı/Kayabaşı/Havuzbaşı adıyla anılan toplantılarda icra edilen eserler, sahip olunan kültürel yapının anlaşılması ve değerlendirilmesi açısından önemlidir. Çalışmamızda, genel özelikleri ile Harput ve müzik kültürü hakkında bilgiler verildikten sonra, Harput'a ait bu uygulamalarda icra edilen, yörede Muhalif ve Kürdi adıyla bilinen makamlardan toplam yirmi eser, tür ve biçim yönünden incelemeye tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müzik, Harput, Kürsübaşı, Tür, Biçim,
Sanat ve icra tekniği açısından Neşet Ertaş ile Muharrem Ertaş arasındaki farklılıklar
Anadolu coğrafyasının en önemli kültür özelliklerinden birisine sahip olan İç Anadolu bölgesinin içinde yer alan Kırşehir yöresinde yaşayan Abdalların halen günümüzde yaşayan temsilcilerinden ikisi olan Muharrem Ertaş ve Oğlu Neşet Ertaş, bu kültüre ve yaşadıkları dönemin kültür hayatına eşsiz katkılarda bulunmuşlardır. Çalışmamızda, baba ve oğul olmanın dışında meslektaş olan bu iki usta sanatçının, aynı kültüre sahip olmalarına ve yaşatmalarına rağmen sanat icra tekniği açısından birbirilerinden farklılıkları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İki sanatçı hakkında yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; "Akort Düzenleri", "Perde Yapıları", "Tel Özellikleri", "Tekne Yapıları", "Orkestra Teknikleri", "Mızrap Teknikleri", "Parmak Teknikleri", "Dinleyici Kitleleri", "Sanatçı Kimlikleri", "Ses İcraları", "Karar Ses Özellikler" ve "Zamanın ve Teknolojik İmkânların Etkileri" açılarından birbirlerinden farklı oldukları tespit edilerek, bu farklılıklar detaylarıyla ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Neşet Ertaş, Muharrem Ertaş, Abdal, Bozlak, Bağlama,
Bimen Şen'in Acem-Aşîrân makamındaki eserlerinin tür ve biçim yönünden incelenmesi ve bestelemiş olduğu eserler
XIX. Yüzyılın son çeyreği ile XX. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Bimen Şen, Türk Mûsikîsi açısından büyük öneme sahip bir mûsikîşinastır. Bestekârlığı ve hânendeliği ile ön plana çıkan Bimen Şen'in, hayatı boyunca 600 ila 800 adet beste yaptığı bilinmektedir. Çok sayıda eseri bulunan sanatçının müzikal bilgisi ve sanatına yansıttığı anlayış, özellikle incelenmesi gereken bir durum arz etmektedir. Bu noktadan hareketle çalışmamıza bu değerli mûsikîşinası ve eserlerinin analizini konu edindik. Günümüze ulaşmış iki yüz altmış sekiz adet eserini tespit ettiğimiz Bimen Şen'in, Acem-Aşîrân makamındaki eserlerini, tür ve biçim yönünden detaylı bir şekilde incelediğimiz bu çalışma, Türk Mûsikîsine önemli katkılar sağlamış olan Bimen Şen'in sanatçı kişiliğini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Bimen Şen, Türk Mûsikîsi, Bestekâr, Şarkı, Acem-Aşîrân.
Türk Musikisinde sözlü eser icralarının üslup ve tavır yönünden incelenmesi: Mustafa Doğan Dikmen örneği
Bu çalışma, Türk musikisinde sözlü eser icralarının üslup ve tavır yönünden incelenmesini ve bu bağlamda Mustafa Doğan Dikmen ile yapılan ropörtajın değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Türk musikisi, köklü tarihi ve zengin kültürel mirası ile dünya müzikleri arasında özel bir yere sahiptir. Bu müzik türü, Orta Asya'dan Anadolu'ya, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet Türkiye'sine kadar uzanan geniş bir coğrafyada ve tarihsel süreçte gelişim göstermiştir. Sözlü eserler, Türk musikisinin temel yapı taşlarından biridir ve bu eserlerin icrasında üslup ve tavır unsurları büyük bir rol oynamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Türk musikisinin tarihsel gelişimi ve Mustafa Doğan Dikmen'in müzikal kariyeri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Türk musikisinin Orta Asya'dan günümüze kadar olan evrimi, önemli dönüm noktaları ve Dikmen'in bu müzik kültürüne yaptığı katkılar incelenmiştir. İkinci bölümde, Dikmen'in üslup ve tavır ile ilgili yapılan röportajlar çerçevesinde detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Üslup ve tavır kavramlarının müzikteki yeri ve önemi, Dikmen'in bu unsurların nasıl tezahür ettiği ve onun müzikal yorumlarının Türk musikisi içindeki yeri üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucunda, Türk musikisinin zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahip olduğu, sözlü eser icralarının bu müziğin ruhunu yansıttığı ve üslup ve tavır unsurlarının bu icralarda önemli bir yer tuttuğu ortaya konulmuştur. Mustafa Doğan Dikmen'in müzikal yeteneğini ve araştırmacı kimliğini yansıtarak, Türk musikisinin derinliklerini ve zenginliğini gözler önüne sermektedir. Dikmen'in geleneksel meşk sistemini modern eğitim yöntemleri ile birleştirerek müzik eğitiminde önemli bir denge kurduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, Türk musikisinin önemli bir alanı olan sözlü eser icralarının üslup ve tavır yönünden incelenmesi ve Mustafa Doğan Dikmen'in bu bağlamdaki katkılarının değerlendirilmesi açısından önemlidir. Araştırmanın bulguları, Türk musikisinin zengin mirasını daha iyi anlamamıza ve bu mirası gelecek nesillere aktarmamıza katkı sağlayacaktır. Ayrıca, müzik öğrencileri ve akademisyenler için önemli bir kaynak oluşturacak ve Türk musikisinin değerlerinin korunmasına yönelik farkındalık yaratacaktır.
Kütahya merkez oyun eşlikli zeybek ezgilerinin ritimsel ve makamsal açıdan incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Kütahya merkeze ait oyun eşlikli zeybek ezgileri ritimsel ve makamsal açıdan detaylı bir şekilde incelenmiştir. Birinci bölümde; araştırma sahası tanıtılmış, Kütahya ili hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; ilk olarak zeybeklik kavramından ve tarihsel süreç içerisindeki oluşumundan bahsedilmiş olup, zeybeklik geleneğinin temel kavramları, tarihsel kökenleri ve kültürel önemi üzerinde durulmuştur. Devamında, Kütahya ilindeki zeybeklik geleneği, oynanan zeybek dansları ve bu danslara eşlik eden zeybek ezgileri ile yörede kullanılan çalgılar hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan "Ahilik kurumu" ve bu kurum içerisinde oluşmuş "gezek" kültürünün Kütahya ilindeki zeybek müziklerine ve kültürüne olan etkilerinden bahsedilmiştir. Ayrıca, bu bölümde, Kütahya ilinin tarihsel gelişimi içinde büyük önemi olan "Mevlevilik" kültüründen ve bu kültürün tasavvufi yapısının yörenin sosyal, kültürel ve müzikal yapısına olan etkileri üzerinde durulmuştur. Dördüncü ve son bölümde; Kütahya merkezde icra edilen oyun eşlikli zeybek türkülerinin müzikal yapısı, ritmik ve makamsal özellikleri detaylı olarak incelenmiş olup, bu ezgilere eşlik eden çalgıların özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, yöredeki kadınların müzikal rolleri üzerinde durularak, zeybek oyunları ve ezgilerine olan katkıları ele alınmıştır.
Ritim uygulama dersi öğretim programları ve ders kaynaklarının incelenmesi
Bu çalışma ritim uygulama dersi öğretim programlarının ve ders kaynaklarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler tarama, literatür taraması ve nitel araştırma yöntemi ile elde edilmiştir. Örneklem grubunu: Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda bu dersi veren eğitimcilerin yararlandıkları 2 kitap ve üniversite seviyesinde eğitim veren müzik bölümlerine ait 12 adet ritim uygulama dersinin anlatıldığı kaynaklar oluşturmaktadır. Temel olarak, ritim uygulama dersi öğretim programları ile bu programların hazırlanmasında öğreticilerin önemli gördükleri kaynakların incelenmesini sağlayan bu çalışmanın sonucunda, ritim uygulama dersinde kullanılan kaynakların ortak noktalarına değinilmiştir. Bu kaynakların içerdiği konular ile ritim uygulama dersi ile ilgili farklı tanımlar da incelenmiştir. Bu çalışma Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Sanat Müziği bölümünde ritim uygulama dersinin hangi kaynaklarla işlendiğini detaylı bir şekilde ortaya koymayı amaçlamaktadır.
Cemal Reşit Rey: Türk müzik eğitimine ve çağdaş Türk müziğine katkısı
iiYÜKSEK L SANS TEZ ÖZETCEMAL REŞ T REY: TÜRK MÜZ K EĞ T M NE VE ÇAĞDAŞTÜRK MÜZ Ğ NE KATKISIFakı Can YÜRÜKMüzik Anabilim DalıAfyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüEylül 2006Danışman: Dr. Yusuf M R ŞLTürkiye Cumhuriyet'inde ulusal müzik kültürünün yaratıcılarından, çağdaş Türkmüziğinin kurucularından ve ?Türk Beşleri ? diye adlandırılan grubun üyelerinden en yaşlısıolan Cemal Reşit Rey, bir piyanist, bir besteci ve bir müzik eğitmeni olarak Türk müziktarihinde saygın ve önemli bir yere sahiptir.Bu çalışmada Cemal Reşit Rey'in besteciliğinin yanı sıra sanat anlayışı ve eğitimciliğiön planda tutularak çağdaş Türk müziğine katkısı ele alınmıştır.
Mesleki müzik eğitimi veren konservatuvarlarımızın klasik Türk müziği bölümlerinde verilmekte olan topluluk (koro) yönetimi dersinin niteliği
Bu çalışma konservatuvarlarımızda verilmekte olan koro (topluluk) yönetimidersinin niteliğini tespit etmek üzere yapılmış bir araştırmadır.Birinci bölümde konunun temel kaynağını oluşturan sanat ve müzik eğitimiüzerine bilgiler verilmiştir.kinci bölümünde ise dersin kapsamı incelenerek, bu dersin faydalı olduğudüşünülen ders içeriği konusunda ayrıntılı bilgiler aktarılmıştır. Uzman görüşleri ilezenginleştirilen araştırmada soru cevap yöntemi ile konu ile ilgili fikirlerinebaşvurulmuş ve çizelge halinde bulgular kısmında yer verilmiştir.Sonuç olarak bu dersin niteliği ve eğitimi hakkında veriler değerlendirilerek budersi verecek tüm eğitim kurumları için kaynak olması yönünde önerilerdebulunulmuştur.
Çağdaş bestecilerden Bela Bartok'un mikrokosmoslarının taşıdığı müzikal değerler ve bu yapıda örnek eserler yazılması
Bu araştırma; ulusal müziğin oluşturulmasına önemli katkılar sağlayan çağdaş dönembestecilerinden Bela Bartok'un Mikrokosmoslarının müzikal yapı bakımından ne türözellikler taşıdığını ortaya koymak ve bulgular doğrultusunda yapılacak yeni araştırmalara,yazılacak yeni eserlere bilimsel bir zemin hazırlamak amacı ile yapılmıştır.Araştırmada, durum tespitine yönelik bir model esas alınmış, veriler müzikalçözümleme, kaynak tarama ve gereken yerlerde mülakat yoluyla elde edilmiştir. Betimselyöntemler yardımıyla da çözümlenerek yorumlanmıştır.Araştırmanın birinci bölümünde, kullanılan yönteme ilişkin bilgilere yer verilmiştir.kinci bölümde; araştırmaya temel teşkil eden müziğin tanımı, müziğin gelişim sürecininçeşitli devirler ve ekoller açısından incelenmesi yapılmış, Bela Bartok'un hayatı, eserleri vemüzik fikri ortaya konulmuştur.Üçüncü bölümde ise; Bela Bartok'un Mikrokosmoslarının müzikal yapısının (Tonal-Modal anlayış, kuruluş, armonik ve ezgisel yapı, tartımsal özellikler, piyano yazısı,form ve tartım yönünden) çözümlenmesi yapılmış ve elde edilen verilerden faydalanmaksuretiyle piyano için örnek eserler oluşturulmuştur.
Müzik öğretmenlerinin eğitim müziğinde çoksesli eşliklemeye yaklaşımları ve eşlikte harf şifre yöntemini kullanma durumları
iiYÜKSEK L SANS TEZ ÖZETMÜZ K ÖĞRETMENLER N N EĞ T M MÜZ Ğ NDE ÇOKSESL EŞL KLEMEYEYAKLAŞIMLARI VE EŞL KTE HARF Ş FRE YÖNTEM N KULLANMADURUMLARIOsman Gazi AKÇALIMüzik Anabilim DalıAfyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüMayıs 2007Danışman: Prof. Gökay YILDIZBu çalışma, müzik öğretmenlerinin eğitim müziğinde çoksesli eşlik kullanımınailişkin yaklaşımlarını, armoninin harflerle ifade edildiği bir eşlik yöntemi olan harf şifreyöntemini kullanma durumları ve bu konuyla ilgili diğer görüşleri saptamak amacıylayapılmıştır.Araştırmada veriler, Antalya ilinde görev yapan müzik öğretmenlerinden anketyoluyla toplanmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, müzik öğretmenlerininçoksesli eşlikle ilgili görüşleri ve bir eşlik modeli olan harf şifre yöntemini kullanmadurumları saptanmış, çoksesli eşlikleme ve harf şifre yönteminin müzik öğretmenliğiprogramında öğretimine ilişkin öneriler getirilmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nde yazılan piyano eserleri üzerine analitik inceleme
Çalışmada, Osmanlı İmparatorluğu Döneminde (1828-1920) piyano için yazılmış eserlerin, dönemin kültürel öğelerini de yansıtması bakımından tarihsel ve analitik incelemeleri yapılmıştır.Osmanlı Dönemi Çoksesli Müzik Kültürü içerisinde önemli bir yere sahip olan bu türden eseler, hem tarihsel hem de, armoni, form ve makamsal kullanımları yönünden ele alınmış ve bunun sonucunda toplu bir bilgi kaynağı oluşturulması hedeflenmiştir
20. yüzyılın çağdaş bestecilerinden Kara Karayev'in hayatı: Yedi Güzel ve Yıldırımlı Yollarla balelerinin incelenmesi
Bu araştırma; ülkemizde hakkında bilimsel çalışma bulunmayan, 20. Yüzyılın Çağdaş Bestecilerinden Kara Karayev'in önemini vurgulamak, hayatı, müzik yaratıcılığı, felsefesi ve Bale sanatı hakkında, bilimsel kaynak yaratmak amacıyla yapılmıştır.Birinci bölümde konunun temel kaynağını oluşturan müzik, müzik dönemlerinin gelişimi, 20. Yüzyıl müziği, 20. Yüzyılda gelişen müzik akımları ve Bale müziği gelişimi hakkında bilgiler verilmiş, araştırmanın önemi ve problem durumu belirtilmiştir.İkinci bölümde araştırmanın yöntemi belirlenmiş, araştırmanın içeriğini oluşturan Kara Karayev'in hayatı, müzik yaratıcılığı, felsefesi ve başlıca eserleri hakkında bilgiler verilmiştir.Üçüncü bölümde Kara Karayev' in en önemli eserlerinden Yedi Güzel ve Yıldırımlı Yollarla baleleri incelenmiştir. Son bölümde ise elle edilen bilgiler ışığında, sonuç ve önerilere yer verilmiştir.
Piyano eğitiminde temel tekniklerin öğretilmesinde analojik yaklaşımlara yönelik eğitimci görüşleri
Çalgı eğitiminde analojik yaklaşımlar, öğrencilerin soyut müzik kavramlarını somut örneklerle ilişkilendirerek anlamalarını ve kavramalarını kolaylaştırmaktadır. Analojiler, öğrencilerin müzikal ifadelerini ve teknik becerilerini geliştirmelerine yardımcı olurken, aynı zamanda kavramsal anlamda müziği daha kapsamlı bir şekilde içselleştirmelerine de olanak tanımaktadır. Ayrıca, müzikal ifadeleri açıklamak için de analojiler kullanılır; bir melodinin akışı, bir nehrin akışı gibi betimlenebilir, böylece öğrenciler müziğin dinamiklerini ve duygusal tonunu daha iyi kavramalarına yardımcı olmaktadır. Analojiler, öğrencilere müzikal kavramları ve teknikleri daha etkili bir şekilde öğretmek için güçlü araçlar sunmakta ve müzik eğitiminde önemli bir yer tutmaktadır. Dolayısıyla araştırmanın amacı, piyano eğitiminde temel tekniklerin öğretilmesinde analojik yaklaşımlara yönelik eğitimci görüşlerini almaktır. Bu amaç doğrultusunda piyano eğitimcilerinin kullandıkları analoji örnekleri, teknik gelişim, müzikaliteye yönelik kullandıkları analojiler ve eğitimcilerin bu yaklaşımları faydalı bulup bulmama durumuna yönelik görüşleri değerlendirilmiştir. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması desenlerinden bütüncül tekli durum deseni kullanılmıştır. Veriler doküman incelemesi ve yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Verilerin analiz aşamasında tema analizi ve betimsel analizden faydalanılmıştır. Araştırmanın örneklemi kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi olup, Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuarı'nda Piyano Anasanat Dalı'nda eğitim vermekte olan eğitimciler oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında piyano eğitiminde temel tekniklerin öğretilmesi aşamasında analojik yaklaşımlara yönelik eğitimci görüşleri alınmıştır. Görüşlerden elde edilen veriler tablolar şeklinde ana tema, kategori ve alt temalar halinde sunulmuştur. Bulgular bölümünden elde edilen veriler doğrultusunda, birinci alt problemden 9 kategori 31 alt tema, ikinci alt problemden 7 kategori 13 alt tema, üçüncü alt problemden 3 kategori 15 alt tema ve son olarak dördüncü alt problemden 1 kategori 8 alt tema sonuçları elde edilmiştir.
Türkiye'de geleneksel çalgıların metotlaşması: Kabak Kemane örneği
Modernleşmeyle birlikte yaşamın geneline yayılan sistematik düşünce ve davranış tarzı, müzik ve çalgı eğitiminde kendisini metotlaşma şeklinde göstermiştir. Batıda klasik müzik çalgıları için geliştirilen çalgı metotları, Batılılaşmayla birlikte Türk müziği çalgılarında da kullanılmaya başlanmıştır. Geleneksel Türk Halk Müziğinin yaylı çalgılarından kabak kemane ile ilgili metodik çalışmalar ise yakın tarihte yapılmaya başlanmıştır. "Teke yöresi" halk kültürünün en önemli müziksel unsurlarından biri olan kabak kemane, zamanla kendi kültürel sınırlarını aşarak Türk halk müziğinin bütün yörelerinde yaygın şekilde kullanılan bir unsur halini almıştır. Dolayısıyla kabak kemane çalgısına ve sanatçısına olan ilgi ve ihtiyaç artmış, çalgının eğitimiyle ilgili uygulama ve materyaller önem kazanmıştır. Bu bağlamda araştırmanın amacı, Türkiye'de geleneksel çalgıların metotlaşması sürecinde yer alan kabak kemane çalgısına ait metotların incelenmesidir. Araştırma, örnek olay deseninin kullanıldığı nitel bir çalışmadır. Çalışmada doküman analizi yönteminden yararlanılarak yayımlanmış kabak kemane metotlarının içeriği yapısal açıdan analiz edilmiştir. Yapılan bu araştırma içerisinde kabak kemane çalgısına yönelik 4 adet metoda ulaşılmıştır. Metotlarda ağırlıkla Batı yaylı çalgı metotlarında kullanılan sistematik ve sembollerin kullanıldığı, metotların tümünün temel seviyeden başladığı, entonasyon çalışmalarıyla ilgili farklı yöntemlere başvurulduğu, metotların tümünde çalgının tarihsel gelişimine yer verildiği ancak çalgının yapısal özellikleri ile ilgili olarak standart bir tanımın oluşmadığı şeklindeki tespitler ulaşılan sonuçlar arasındadır.
Okul müzik eğitiminde kültürel çatışma, tolerans ve diyalog: Antalya örneğinde nitel bir inceleme
Müzikal deneyimler müziğe yönelik tutum, ilgi, motivasyon, beceri kazanımı, kimlik, beğeni, tercihler vb. değişkenlerin oluşumunda etkili olabilmektedir. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde okul, bu değişkenleri sistematik şekilde biçimlemeye çalışır. Okul içi ve dışı sosyal yaşantılar her türlü müzikal deneyime ev sahipliği yapsa da kültürel anlamda bir çatışmaya da sahne olabilir. Bu çatışmada öğretmen, müfredat ve genel eğitim felsefesi belirli bir kültürel çerçeveyi öğrenciye dayatarak okul dışı müzikal deneyimleri yok sayar ya da bozucu etkiler ürettiği gerekçesi ile dışlar. Böylelikle okul içi ve dışı müzikal yaşantılar arasındaki kopukluk ve kültürel çatışmanın izleri görünür hale gelerek parçalanmış bir müzik yaşantısı üretir. Eleştirel pedagojinin temel kavramlarından olan diyalog ve tolerans ise öğrencinin özgün fikirlerini oluşturması, ifade etmesi, eleştirel bir perspektiften bakması ve müzikal kimlik geliştirmesinde etkin bir rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı; öğrenci, öğretmen ve öğretmen yetiştiren akademisyen gibi okul müzik eğitimi aktörlerinin farklı müziklere ilişkin toleranslarını ve aralarındaki diyaloğu incelemektir.
Teke Yöresi Yeleme Köyü Çerkeslerinde geleneksel müzik pratikleri
Bu çalışmada Antalya ili, Korkuteli ilçesi Yeleme Köyü'nün sahip olduğu geleneksel müzik ve müzik pratikleri üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda kaynak kişiler ile çeşitli tarihlerde gerçekleştirilen yapılandırılmış ve yapılandırılmamış görüşmeler doğrultusunda, Çerkes toplumunun sahip olduğu sosyokültürel yaşamı, geleneksel müzik ve pratiklerine dayalı bulgular elde edilmiştir. 1817 ile 1864 yılları arasında gerçekleşmiş olan Rus-Kafkas savaşı, Rus Çarlığının Kafkasya'da kontrolü ele geçirmesi ile son bulmuştur. Bu sebeple zorlayıcı yaptırım ve baskıların artması, Çerkes halkını Osmanlı topraklarına zorunlu göçe mecbur bırakmıştır. Çalışmada ele alınmış olan Yeleme köyünün geleneksel müzik pratikleri, savaş sonrası Rus Çarlığının bölgede uyguladığı sosyal ve siyasi politikaları sonucu, Osmanlı Devleti sınırları içerisine zorunlu göç etmiş olan, nüfus yoğunluğunu Abzehlerin oluşturduğu Çerkes toplumunun özgünlüğünü yansıtmaktadır. Çalışmada doğumdan ölüme kadar süregelen pratikler üzerinde durulmuş ve bu çerçevede derlenen repertuvar ele alınmıştır. Söz konusu Yeleme Köyü'nün müzikal pratikleri bağlamında düğün, eğlence, tarımsal üretim, çalışma alanlarında yapılan, ulaşılabilen ve notaya alınan şarkı ve manilere yer verilmiştir. Ayrıca çalgıların ve şarkıların kullanım alanları, müzik pratiklerinin sosyal yaşamlarındaki rolü ve önemi üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Teke Yöresi, Çerkesler, Yeleme Köyü, Müzik Pratikleri
18. yüzyıl flüt repertuvarı
İnsanlık tarihinin en eski çalgılarından olan flüt aynı zamanda en çok evrim geçirmiş çalgılardan biridir. Bu yüzden çalışmaya flütün tarihsel süreçteki yapısal gelişimiyle başlanmış, Antik Yunan, Orta Çağ ve Rönesans'ta flütün kullanımından bahsedilmiş, 18. yüzyıla kadar geçirdiği değişim anlatılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde Avrupa ülkelerinin müziklerinden genel olarak bahsedilmiş, milliyetlerine göre flüt müziği yazmış besteciler kısaca anlatılmış, yazdıkları flüt eserleri belirtilmiştir. Üçüncü bölüm, çalışmanın literatür kısmını oluşturmaktadır. Başlıca müzik formları kısaca açıklanmış, bu formlarda yazılmış ve günümüze ulaşabilmiş eserler bestecilerin soyisimlerine göre alfabetik sırada listelenmiştir. Çalışmanın konservatuvarların solo flüt ve oda müziği müfredatlarına katkıda bulunmasının yanı sıra 18. yüzyıl müziğine ilgi duyan müzisyenler için de faydalı bir kaynak oluşturması amaçlanmaktadır.
İnanç müziği etnolojisi perspektifinde Arguvan yöresi "içeri makamı" üzerine yapısal ve kültürel analiz
Arguvan yöresi kolektif belleğinin, inancının ve felsefesinin müziksel bir temsili olan inanç müziklerinin kültürel ve biçimsel olarak incelenmesi ve analiz edilmesi, bilimsel kaynak oluşturması ve Arguvan inançsal müziklerinin toplumsal ve kültürel vizyonunun ortaya koyulması amacıyla yapılan bu çalışmada, Arguvan müzik pratikleri, "inanç müziği etnolojisi" çerçevesinde ele alınmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden etnografik araştırma ile etnomüzikoji disiplini araştırma yöntemlerinin kullanıldığı çalışmada alan araştırması Arguvan merkez ve köyleri ile diasporada yaşayan 38 kaynak kişi ile görüşme yapılarak gerçekleştirilmiş ve betimsel analiz yapılmıştır. Birinci bölümde kuramsal çerçeve çizilerek diğer bölümlerine kaynaklık edecek bilgiler verilmiş, ikinci bölümde Malatya ili Arguvan ilçesinin tarihsel, coğrafi, kültürel, etnik ve demografik yapısı incelenerek kültür analizine kaynaklık edecek bilgiler sunulmuştur. Üçüncü bölümünde Arguvan'da dışarı makamı olarak tanımlanan tespit ettiğimiz 334 türkünün ezgileri ve sözleri, yapısal ve kültürel olarak analiz edilerek, sonuçlar etnomüzikolojik olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise Malatya ili Arguvan ilçesinde yapısal ve kültürel çerçevede inançsal müzik geleneği: "içeri makamı" / "dede makamı" incelenmiştir. Kültürel analiz için inanç ritüelleri, Arguvan inanç müziği sazlarının türleri, işlevleri, anlamları ve çalım teknikleri, Arguvan'daki cem âşıklığı geleneği, müzik uyanışı, "diaspora-festival-müzik" ilişkisi araştırılmıştır. Arguvan içeri makamı eserlerinin form, makam ve usullerine ilişkin yapısal analizler için 107 eser tespit edilmiş olup, yazılı kaynaklardan 96 nota örneği bulunmuştur. 10 eserin notası tarafımızdan notaya alınmış, 1 tane de derleme yapılmıştır. Bu bölümün sınırlılığını belirleyen bu eserlerle yapısal ve kültürel analizler yapılarak sonuçlar elde edilmiştir. Çalışmanın sonunda bir sözlük oluşturularak, yöresel olarak kullanılan sözcüklerin tanımları yapılmıştır. Ekler kısmında ise yöre müziklerine ait bazı notalardan kesitler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: İnanç Müziği Etnolojisi, Arguvan, Alevilik, İçeri Makamı, Dışarı Makamı, Etnomüzikoloji
Halk Türkülerinin caz orkestrası için modern armoni anlayışı içinde düzenlenmesine dair bir deneme
Bu tez, günümüzde yaşatılan türkülerimizin dört tanesinin modern armoni anlayışı çerçevesinde yeniden ele alınarak Büyük Caz Orkestrasına, uygun bir şekilde düzenlenmiştir. Bu ilişkiyi derinden ve açıkça analiz etmek için yapısal ve içeriksel analiz en uygun biçimiyle geliştirilmiştir. Tarihsel olarak türkülerin etnik özelliklerine değinilerek form ve armoni açısından yorumsal analizlerine değinilmiştir. Bu bağlamda her iki oluşum da bu analiz içinde dikkatlice ele alınıp incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Armoni, Big Band, Caz, Türk Halk Müziği
Müzik teknolojileri lisans eğitim programlarının karşılaştırmalı betimsel analizi
This study aims to analyze and describe the status of four-year undergraduate 'Music Technology' curricula in Turkey in order to find out if they fit with the hypothesis that they do not include as many music technology category courses as their Western counterparts. The hypothesis first originated in the form of a curious idea which had its roots in personal correspondences of the author and his foreign collegues who were graduates from foreign music technology departments. With the curiosity developed furthermore, after having a look at the music technology curriculums of Turkish universities, even without making any calculations then, it was noticed that the curriculums spared a great amount to subject areas like music theory and performance. This resulted in structuring a research around the subject to prove or disprove the hypothesis which led to this thesis study. Undergraduate education in "Music Technology" and relevant curricula is internationally one of the most overlooked subjects in terms of research, except for a few publications."Music Technology" is an interdisciplinary field of study rather than being "one" discipline and relates to and spans across a continuously expanding list of areas because of the swift developments in technology resulting in newly formed demand for music technology professionals who are able to work in these new areas. Moreover, each new occupation develops its own techniques and methods both in theory and practice which are to be learnt, studied and practically experienced. Music technology curricula has to correspond to these developments and adapt itself to the fast changing conditions in order to be able to successfully keep up with the requirements of close tracking the overall progress. This is even a harder task to perform for countries like Turkey because of the history of education is relatively newer than in the countries music technology education first originated. Additionally, the new and driving technologies generally neither are developed nor arrive here, thus become known and gotten familiar with soon enough to adopt into our curriculums. In addition to these challenges, there was too little written and researched over the issue. These altogether formed the main drive and necessity to define the status of Turkish undergraduate music technology curricula which is the main goal of this study. In order to achieve the goal of describing where undergraduate music technology curricula currently stands, the music technology curriculums offered by seven Turkish universities were examined thoroughly and then compared to the foreign undergraduate music technology curriculums. The curriculums have been explored in terms of credit allocations to develop an understanding about how much of the curriculums are in closed contact with the recent developments in the area and the equivalent education in selected universities in United States and United Kingdom. In examination, an inductive calculation method was used. Firstly, the courses that were included within the curriculums have been found out through internet survey and each course description was read. Secondly, credit allocation of each course in the curriculum was calculated in terms of credit weights in percentages. It become apparent that each course was found to belong either one of the eleven areas of study that were met during the curriculum exploration. Each of these eleven areas are called as a "course category" through out this study. All the courses were then listed and classified according to which course category they reside in. Then credit allocation per course category per semester was calculated in terms of credit weights in percentages. Finally, the results were summed up to find out the overall credit allocation per category within the four-year undergraduate music technology education of each university. The foreign curricula of the selected six universities have been explored by using the same methods of internet survey research and inductive calculation. The calculated overall results of the foreign music technology curriculums were then compared to their Turkish equivalents. The findings from the comparisons among thirteen selected universities were presented and explained. Each program had their statements of education declared on their websites. Besides their curriculum calculated in terms of credit allocations per course and course category, each program was criticized whether their ingridients was sufficient to meet the statements of education about their aims, mission and vision or not. The time of the research was extended more from what it was originally thought it would be. As a result of this, the presented curriculums had to be examined in the beginning of each academic year and were checked continuously for the changes in them that might have occured. Consequently, it is found convenient to explain the results of the research into two time periods as being 'before' and 'after' 2012 with 2012 being the year most of the change in Turkish music technology curriculums have been concluded with. Eventually, the findings from both time periods the research has expanded into were compared, analyzed and described. The hypothesis proved to be true for the Turkish music technology curriculums offered before 2012. However, for the period after 2012, the said curriculums have increased the courses in music technology by significant amounts by which their undergraduate education proved to get closer to those of their Western counterparts. Yet there were much to be done either by Turkish or foreign music technology programs when the recent developments in technology was taken into account in terms of how it affects today's educational climate where learning now started to happen as an emergent process out of curiosity. Education is now moving toward a direction that it does not require a place, time or a "lecturer" as it does in traditional education, eventhough it seems it still needs curiosty, an access to internet and guidance to learn how to learn. The new ways of learning might soon replace the traditional education as having been discussed and set forth by the growing umber of educational scientists. The traditional undergraduate education has to rethink, change and transform itself all over to cope up with the competitive educational developments and fast changing circumstances driven by the rapid progress in technology and a "reform" will soon not be adequate. A chapter criticizing the general traditional education as it now and discussing where the education will be like in the future is added to present the possiblities that might arise in music technology education. The ideas of "organic and living curriculum" are explained to support the idea of requirement to transform the traditional education. An alternative modular undergraduate music technology curriculum model is proposed that could be of help in transitioning to the future of education and might act as a bridge between now and the future, easing the ways of transformation especially in a country like ours where traditions and conservations require way more time to be left and the resistance to change is greater than the Western world.
John Cage and his use of the I Ching method
John Cage, 1912 - 1992 yılları arasında yaşamış olan Amerikalı yirminci yüzyıl bestecisidir. 1951 ve sonrasında Music of Changes adlı eseri ile birlikte Çin'de ortaya çıkmış, en az 3000 yaşında olduğu tahmin edilen ve günümüzde hala başvurulan I Ching (Değişimler Kitabı) metodunu kullanmıştır. Dünyanın en eski bilgelik, felsefe ve kehanet sistemi olan bu kitap, içinde bulunan altmış dört hegzagram (altı köşeli yıldız) aracılığıyla gelecek ile ilgili sorulan sorulara cevaplar veren bir metottur. Bu tez, öncelikle John Cage'in I Ching ile olan bağlantılarını ve I Ching'i hangi yöntem ile hangi eserlerinde kullandığını inceleyerek, bilimsel bir araştırma oluşturmak amacıyla yazılmıştır. Buna ek olarak, I Ching metodunun din ve felsefe, tıp, görsel sanatlar ve mimari gibi disiplinlerde nasıl etkili olduğu ve hangi amaçlarla kullanıldığı anlatılmıştır. 20. yüzyılın en önemli bestecilerinden biri olan Arnold Schoenberg ile çalışmış olan John Cage, bu çalışmalar sırasında standart armoniye karşı herhangi bir ilgi duymadığını fark etmiş ve müzikte yenilik arayışlarına yönelmiştir. Bu arayışlar kendini daha iyi tanımak ve anlamak ile başlayıp, Hint felsefesini ve Zen Budizm'ini öğrenmek ile devam etmiştir. 1946 yılında tanıştığı Gita Sarabhai'den Hint müziği ve felsefesi üzerine dersler almış olan Cage, ayrıca Japon bilgin ve yazar Daisetsu Teitaro Suzuki'nin Zen Budizm'i üzerine verdiği derslere de katılmıştır. İlerleyen yıllarda Christian Wolff adlı öğrencisi aracılığıyla tanıştığı I Ching sayesinde, özetle, sanatsal yaratılarında kendi özel zevkini, beğenisini ve hatta egosunu üretim sürecinden nasıl çıkarabileceğini keşfetmiştir. Bu keşif ile birlikte, daha önce başka bilinen hiçbir besteci tarafından kullanılmamış olan I Ching metodundan yararlanarak otuza yakın müzikal eser ve ayrıca görsel ve edebi yaratılar ortaya koymuştur. Ses ve sessizlik arasındaki bağlantı ile derinden ilgilenmiş ve eserlerini bu iki ögeden yola çıkarak şekillendirmiş olan Cage'in en tanınmış eserlerinden biri olan 4'33", dört dakika otuz üç saniye boyunca sessizliğin sunulduğu bir başyapıttır. Bu eserde, yorumcu sadece bölüm geçişlerinde piyanonun kapağını kaldırıp indirir ve tek nota bile çalmaz. Ortaya çıkan tek müzik, izleyicilerin konser salonunda çıkarttığı uğultu/gürültü karışımı seslerdir. Cage bu eseri ile sessizliğin müziğin en önemli yapı taşlarından biri olduğunu anlatmayı amaçlamıştır. Vurmalı çalgılara karşı büyük merak duyan besteci, 1938 yılında Seattle'da bir vurmalı çalgılar orkestrası kurduktan sonra, bu merakını piyano telleri ve tuşları üzerinde de denemeye karar vermiştir. Piyanoyu bir vurmalı çalgı olarak kullanan Cage, Prepared Piano (Hazırlanmış Piyano) adını verdiği bir sistem ile piyano tellerinin arasına lastik, tahta, küçük ve büyük vidalar, bozuk paralar gibi cisimler yerleştirerek piyanodan daha önce duymadığımız sesler yaratmaya çalışmıştır. O dönemlerde aynı okulun bale bölümünde okuyan dansçı Syvilla Fort'un isteği üzerine Bacchanale adındaki dans koreografisi için bu sistemi kullanarak bir eşlik yazmıştır. Daha sonra, yarattığı bu sistemi başka dansçıların koreografilerine müzik yazmak için de kullanmıştır. Totem Ancestor ve Primitive, Cage'in hazırlanmış piyano ile bestelediği dans müziklerine örnek teşkil ederler. Aynı sistemi solo piyano, iki piyano ve orkestra için de kullanan Cage, Sonatas and Interludes, A Book of Music ve Concerto for Prepared Piano and Orchestra gibi eserler bestelemiştir. Yaklaşık 3000 yıl önce Çin'de ortaya çıkmış olan I Ching (Değişimler Kitabı), Çin felsefesinin atası olarak bilinir. I Ching, ona soru soran kişiye şimdiki zaman ve gelecekle ilgili neler yapıp yapmaması gerektiği konusunda cevaplar vermenin yanı sıra, kişiyi kötü kaderden korur. Bu kitap, hayattaki her türlü olasılığı altmış dört hegzagram (altı köşeli yıldız) ile eşleştirerek, kişiyi başa gelebilecek kötülüklerden korumak üzere bir takım tavsiye ve öğütler veren yazılı metinlerden oluşur. I Ching'in temeli Yin ve Yang adı verilen iki temel kuvvete dayanır. Yang erkek, sert, güçlü ve aydınlık enerjilerini temsil ederken, Yin dişi, yumuşak, zayıf ve karanlık enerjileri temsil eder. Trigramlar ve onların devinimleriyle ortaya çıkan hegzagramların kaynağı bu iki kuvvete dayanır. I Ching, antik bir Çince metin olan Tao Te Ching'in, Konfüçyüs'ün rasyonel hümanizminin ve Sun Tzu'nun analitik stratejisi olarak kabul edilen Savaş Sanatı adlı eserin başlıca kaynağı olarak görülmektedir. Günümüzde filozoflar, politikacılar, mistisizmle ilgileneler, simyacılar, yoga ustaları, kâhinler, büyücüler ve daha ötesi, bilim adamları ve matematikçiler tarafından kullanılan I Ching'in sakin bir şekilde doğru soru sorulduğunda, duruma tam olarak uygun olan bir cevap verdiği bilinmektedir. I Ching'in çok zor olmayan fakat matematiksel bir kullanım şekli vardır. En önemli kısım, soracağınız soruya odaklanmak ve bu soruyu zihninizde belirginleştirmektir. Net bir şekilde ortaya konmayan sorular yanıltıcı cevaplara sebep olabilir. En eski kullanım yöntemi olarak kandil çiçeği sapıyla bakılan I Ching günümüzde Çin parası veya bozuk paralarla bakılmaktadır. Ayrıca gelişen teknoloji ile birlikte bilgisayar ortamında kullanılmak üzere oluşturulan programlar da mevcuttur. Bozuk para ile I Ching okuması yapıldığında tura olarak adlandırdığımız tarafın adı Yang'dır ve sayı değeri üçtür. Yazı olarak adlandırdığımız taraf ise Yin'dir ve sayı değeri ikidir. Yang için tek bir düz çizgi, Yin için ise iki kesik çizgi kullanılır. Düz ve kesik çizgilerden oluşan ve üst üste çizilen üç çizgiye Trigram (Üç-dizim), aynı şekilde çizilen altı çizgiye ise Hegzagram (Altı-dizim) adı verilir. Bozuk paralar düz bir zeminde toplam altı kez olmak üzere atılır. Elde edilen sayı altı, yedi, sekiz veya dokuz toplam değerine ulaşır. Altı; Yaşlı Yin, yedi; Genç Yang, sekiz; Genç Yin ve dokuz; Yaşlı Yang olarak tanımlanır. Soruyu sorduğumuz andan itibaren her atıştan sonra ortaya çıkan sayı yazılır ve hegzagram aşağıdan yukarıya doğru çizilmeye başlanır. Yaşlı Yang ve Yaşlı Yin'in ayrı ayrı gösterilebilmesi için onları bir daire ile işaretlemek gerekmektedir. Altı sayısı çarpı ile yedi sayısı nokta ile sekiz sayısı iki nokta ile ve dokuz sayısı bir daire ile temsil edilmektedir. Bu yaşlı çizgiler değişebilmekte ve bu altı çizginin birkaç noktasında yer alabilmektedirler. I Ching ve chance operations (şansa bırakılmış müzik) uygulamasını ilk olarak Music of Changes adlı eserinde derin bir biçimde kullanan Cage'in eserin başlığını Değişimler Kitabı'ndan esinlenerek koymuş olduğu bilinmektedir. Cage bu eser için I Ching'e sorularak cevap almak üzere, ses, ses uzunluğu, dinamik, tempo, bileşen ve katmanlar için bir takım şemalar yaratmıştır. Bu şemalar sesli ve sessiz, hareketli ve hareketsiz olmak üzere birbirine tamamen zıt olgulardan oluşan hücrelere bölünür. Cage bu hücreleri eşit bir dağılımla otuz ikisi sesli, otuz ikisi sessiz ve otuz ikisi hareketli, otuz ikisi hareketsiz olarak ayırmıştır. Bu şemalara göre tek sayılar, ses şemalarındaki sesli hücreleri gösterirken, çift sayılar sessiz hücrelerle eşleşir. Aynı şekilde, tek sayılar hareketli hücreleri gösterirken, çift sayılar hareketsiz hücreler için kullanılmıştır. Eserde, sekiz ses şeması, sekiz ses uzunluğu şeması, sekiz dinamik şeması, bir tempo şeması ve bir de bileşen ve katman şeması bulunmaktadır. Ses şemaları, piyanodan yeni sesler elde etmeyi, salkım akorlar kullanmayı, armoniyi en uç şekilde ortaya çıkarmayı ve piyano tellerinden parmak ya da tırnak yardımıyla yeni sesler üretmeyi amaçlayan ses hücrelerini temsil eder. Ses uzunluğu şeması hiçbir hücrenin boş bırakılmadığı bir şekilde tasarlanmıştır. Şema içindeki altmış dört hücre birlik ve otuz ikilik değerler aralığındaki notalardan oluşmaktadır. Eserin dinamik şeması pppp ile ffff nüans aralığına göre kurulmuştur. Bu şemada aynı zamanda aksanlar, crescendo ve diminuendo'lar yer almaktadır. Dinamik şemasında, altmış dört hücrenin sadece on altısı kullanılmış, geri kalan kırk sekiz hücre boş bırakılmıştır. Bozuk paralar atıldığında bu on altı hücreden biri gelirse, yeni bir dinamik yazılmakta, şayet kırk sekiz hücreden biri gelirse, bir sonraki rakam ortaya çıkana kadar eski dinamiği kullanmaya devam edilmektedir. Tempo şemasının ana kaynağı hızlanan ve yavaşlayan tempolardır. Altmış dört hücre ile düzenlenen bu şema, otuz iki aktif (tempo içeren hücre) ve otuz iki pasif (boş bırakılan hücre) tempodan oluşur. Bozuk paralar atıldığında tek sayı geldiğinde tempo değiştirilmiş, çift sayı geldiğinde ise tempo bir önceki haliyle kalmaya devam edilerek kullanılmıştır. Son olarak, Cage, zayıf ve yoğun seslerle bestelemek adına bileşen ve katmanlardan oluşan bir şema ortaya çıkarmıştır. Bu şemaya göre, örneğin, dokuz ile on altı arasında bir hegzagram ortaya çıktığında iki katmanlı, elli yedi ile altmış dört arasında bir hegzagram ortaya çıktığında ise sekiz katmanlı bir yoğunluk kullanılarak besteleme oluşumuna devam edilmiştir. Bu tezde, spesifik olarak Cage'in Music of Changes adlı eserinde kullandığı ses, ses uzunluğu, dinamik, tempo, bileşen ve katmanlar için yaratmış olduğu şemalar ile bu şemalarla eşleşen hegzagramlar, nota örnekleri ve hegzagram sembolleri aracılığı ile ortaya konulmuştur. Amerika ve Avrupa'da entellektüeller, yazarlar, şairler, fizikçiler, psikologlar, filozoflar, roman yazarları ve film yapımcıları tarafından kullanılmaya başlayan I Ching, John Cage'in bu metodu müzikte kullanmaya başlaması ile birlikte, 20. Yüzyılda yaşayan diğer bestecilerinde ilgisini çekmiş ve bu sistemi eserlerinde kullanmalarını sağlamıştır. Kanadalı besteci Andrew Culver bu isimlerin önde gelenlerindendir. Elektronik müzik ve bilgisayar müziği ile yakından ilgilenen besteci, 1980'lerde Cage'in asistanlığını yapmış ve ayrıca bozuk para ve kandil çiçeği sapı ile okuma yapılmasının çok zaman isteyen bir teknik olması sebebiyle, IC (I Ching) adını verdiği, hızlı cevap alınabilen bir bilgisayar programı kurmuştur. Cage'in I Ching'e olan derin merakı dolayısıyla bu sistem üzerinde çalışan ve onu benimseyen bir diğer isim de, Cage'in uzun yıllarca büyük bir dayanışma ile ortak projelere imza attığı dansçı ve koreograf Merce Cunningham'dır. Cunningham, 1950'lerde kendi koreografileri için I Ching kullanmaya başlamış, dansçıların nerede ve ne zaman sahneye girip çıkacakları, dans müziklerinin uzunlukları, koreografinin oluşumu, el, kol ve ayakların nasıl hareket edeceği ve bu hareketlerin nasıl değişeceği ile ilgili sorularını I Ching'e danışmıştır. Adeta bir kâşif gibi daimi olarak yeni arayışlar ve yeni tekniklere ilgi duyan Cage, rastlamsallık ve şansa bırakılmış müziğin de öncüsü olmuştur. Eserlerinde, gerekli kurallar dışında yorumcuyu özgür bırakmak ve hatta yorumcuya esere katkıda bulunma şansı vermek Cage'in besteleme sisteminin en önemli parçalarından biridir. Bu tezde, John Cage'in I Ching metodu kullanarak bestelediği eserlerin içerikleri, nasıl bestelendikleri ve bu eserlerin tipik özellikleri anlatılmıştır. Ayrıca Cage'in kullandığı diğer iki metot/teknik olan Indeterminacy (Belirsizlik) ve Prepared Piano (Hazırlanmış Piyano) hakkında da bilgiler sunulmuştur. Bu tezin sonucunda varılmak istenen nokta; eski bir Uzak Doğu metodu olan I Ching'in John Cage'in müziği üzerinde yarattığı etkilere, bestecinin bu kitaba sorarak aldığı cevaplarla nasıl bir müzik yarattığına ve bu standart olmayan besteleme yöntemi ile ortaya çıkan müziğin/eserlerin ne gibi özelliklere sahip olduğuna değinerek bilimsel bir araştırma ortaya koymaktır.