
159
Arşivlenen Tez
0
DOI Atanmış
0%
DOI Oranı
Anabilim Dalı
Kornonun müzik tarihi dönemleri içerisinde yapısal değişimi ve bu dönemler içerisinde Klasik Batı Müziği orkestraları içerisindeki kullanım süreci
Bu tez çalışmasında, kornonun tarih öncesi çağlardan başlayan kökeninden itibaren günümüze kadar uzanan zaman diliminde geçirdiği tüm yapısal değişiklikler ve müzik tarihi dönemleri içerisinde klasik müzik orkestralarında kullanım süreci, literatür tarama yöntemi ile araştırılarak ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Araştırmanın asıl konusu olan, besteciler tarafından kornonun geçirdiği yapısal değişikliklerle beraber orkestralarda nasıl kullanıldığını daha iyi açıklayabilmek için, aynı zamanda Orta Çağ'dan başlayarak bu değişimleri geçirdiği müzik dönemleri ele alınmış ve bu dönemler sadece genel özellikleri bakımından incelenmiştir. Araştırmanın her bölümünde müzik tarihi döneminin genel özellikleri, kornonun o dönem içerisinde geçirdiği yapısal değişiklikler ve o dönem içerisinde besteciler tarafından orkestra eserlerinde kornonun kullanım tercihleri ayrı ayrı başlıklar halinde yer almaktadır. İlk olarak haberleşme amacıyla kullanılan ve özellikle Orta Çağ'dan itibaren zamanla gelişerek yeni yetiler kazanan korno, Barok Dönem itibariyle orkestralarda yer almaya başlamış ve Klasik Dönem itibariyle orkestranın vaz geçilmeyen bir üyesi olmuştur. Ayrıca solist çalgı olarak da ilgi gören korno için birçok konçerto, sonat vb. eserler bestelenmiştir.
Türk ve batı müziği'nde viyolonsel icrası
Günümüzde artık Klasik Türk Müziği Yaylı Sazları arasında kabul edilen Viyolonselin tarihsel süreci incelendiğinde batı kökenli bir çalgı olduğu görülecektir. Viyolonselin kronolojik devinimini ele almak için ilk olarak yaylı çalgıların kronolojisini incelememiz gerekir. Günümüzde kullanılan keman, viyola, viyolonsel, kontrbas gibi yaylı çalgıların, XV. yy. da Avrupa'da ortaya çıkan ve yaylı çalgıların atası olduğu düşünülen Viollerden doğduğu kabul edilmektedir. Viyolonselin tarihçesine, birçok ismin kullanılmasından kaynaklanan karışıklık ve viyolonselin ilk yılları boyunca yapılmış kaynak resimlerde görülen sekil değişimleri nedeniyle tam olarak yakın zamanlarda ulaşılmıştır. Viyolonseli diğer yaylı sazlardan ayıran özellikleri ses sahası, anahtar (açkı) kullanımı, yorum farkı, orkestrasyonlardaki partisyonudur. Viyolonsel, Türk Müziği'nde kendine özgü tavrı ve tınısıyla varlık gösteren, hüzünlü ve lirik bir ses yapısına sahip olan aynı zamanda önemle üzerinde durulması gereken bir saz olma özelliğine de haizdir. Viyolonsel hakkında Türk Müziği ve Batı Müziği'nde viyolonsel icrasında karşılaştırmalı icra tekniği ile ilgili kitap ve makalelerin yok denilecek düzeyde az yazılmış olması bizi bu konuyu çalışmaya sevk etmiştir. Çalışmamızda, Viyolonselin yapısal ve teknik özellikleri ele alınmış, icrasında kullanılan teknikler incelenmiş, iki müzik türü içerisinde Viyolonselin icra teknikleri karşılaştırılmış ve etüt kullanım farklılıkları incelenmiştir.
Kırım Halk Oyunları ile Giresun Halk Oyunlarının karşılaştırmalı incelemesi
Bir toplumun geçmişten geleceğe taşıdığı önemli mirasların başında kültür mirasları gelmektedir. Çalışmamızda, Karadeniz Havzası'nda göçler yolu ile bir dönem yaşam sürmüş Kırım Türkleri ile Giresun yöresi anonim halk kültür ürünlerini, halk oyunlarını, müzikal benzerliklerini ve kültürel yapılarını konu almaktadır. Çalışmamızın ilk kısmında Kırım Tarihi, Kırım Bölgesi'nden Anadolu'ya yapılan göçler ile Doğu Karadeniz Bölgesi'nden Kırım'a yapılan göçler ele alınmıştır. Kırım'da Türk kültürü, Kırım ve havalisinde dil özellikleri, atasözleri ele alınmış, anonim halk edebiyatı ürünlerinden örneklere yer verilmiş, Kırım Halk Müzikleri ve Oyunları ile Kırım Türklerinde "cırlar", "yırlar" kavramları ele alınmıştır. Tezimizin sonraki kısmında ise Karadeniz'in önemli beldelerinden biri olan Giresun'un tarihi ve kültürü hakkında bilgiler verilmiş, Kırım Halk Oyunları ile Giresun Halk Oyunları'nın karşılaştırmalı bir incelemesi yapılmış, Kırım Kaytarması ile Giresun Horonları ve Karşılamasının benzer ve farklı yönlerine temas edilmiş, Kırım ve Giresun Halk Oyunları'ndaki figürlerin benzerlikleri ve farklılıkları ile Kırım ve Giresun Müziği'nin ritim, melodi ve motif yapılarındaki benzer ve farklı yönler konu edinilmiştir.
Sultan Mehmed Vahideddin şarkılarının tür ve biçim yönünden analizi
Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müzik Anabilim Dalı'nda hazırlanmış olan bu yüksek lisans tezinde, Osmanlı Devleti'nin son padişahı Sultan Mehmed Vahideddin, siyasî kimliğinden ziyade "İcracı-Bestekâr Mehmed Vahideddin" olarak ele alınmıştır. Sultan Vahideddin'in yetmiş bir sene boyunca ailesi tarafından muhafaza edilmiş olan besteleri arasından, bestekârlığını ön plana çıkaran ve Türk Müziğinin dizi ve seyir bakımından zengin makamlarından meydana gelen on tanesi bu çalışmada biçim ve tür yönünden incelenmiştir.
Uzun hava türleri (Araştırma-inceleme, notasyon ve metodolojik eğitim)
Önemli kültür miraslarımızdan biri olan uzun havalarımız, mûsikî ve edebi anlamda bizi biz yapan değerlerin bilinmesi adına önemli bir kaynak vazifesi görmektedir. Biz de bu çalışmamızda Anadolu'da bulunan ve hemen herkesin isim olarak tanıdığı bozlak, barak vb. gibi uzun hava çeşitleri ile ilgili çok sayıda kaynaktan literatür taraması yaparak doğru bilinen yanlışları ve literatürdeki hatalı bilgileri tartışarak ortaya koyduk. Bunun yanı sıra bu uzun hava çeşitlerinin müzikal anlamda birbirinden ayrılan yönlerini, gerek elimizde mevcut olan yazılı kaynaklardan gerekse kaynak kişi niteliğindeki uzun hava icracılarının ses kayıtlarından faydalanarak tespit etmeye çalıştık. Ayrıca çalışmamızda uzun havaların sistematik müzikoloji çerçevesinde notasyonunun ve metodolojik eğitiminin nasıl olması gerektiği konusunda detaylı bir anlatım yaparak uzun hava meraklılarına sistematik bir yöntem sunduk.
TRT repertuvarında yer alan Adana türkülerinin tür ve biçim yönünden incelenmesi
Çukurova Bölgesi, Anadolu'nun diğer bölgeleri gibi pek çok kültürel ögeyi bünyesinde bulunduran bir alanı teşkil etmektedir. Bölgenin merkezinde yer alan Adana şehri de, Çukurova'nın sahip olduğu bütün kültürel unsurların görülebildiği oldukça zengin bir kültürel geçmişe sahip, son derece değerli bir yöredir. Hiç şüphesiz Adana Türküleri bu zengin kültürün önemli unsurlarından birini oluşturmaktadır. Yörede, ağıtlar ve âşıklık geleneği ile zenginleşmiş olan türkü dağarcığı, Türk Halk Müziği içerisinde önemli bir yere sahiptir. Adana yöresinin kültürel yapısının daha iyi anlaşılıp değerlendirilebilmesinde oldukça önemli bir rol oynayan Adana Türkülerini konu alan bu çalışmamızda, ilk önce Adana ili hakkında genel bilgiler verilmiş, daha sonra Adana'da türkü söyleme geleneği konusuna değinilmiştir. Son olarak da TRT Repertuvarında, yöresi Adana olarak tespit edilen toplam elli adet eser, tür ve biçim yönünden ele alınarak incelemeye tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tür, Biçim, Müzik, Türkü, Çukurova, Adana.
Klarnet'in Elazığ - Harput müziğindeki yeri
Bu araştırmada Klarnet'in Elazığ-Harput Müziğindeki yerinin belirlenmesine odaklanılmıştır. Araştırma kapsamında konuya yönelik yazılı-dijital kaynak taramaları, kişisel görüşmelere ve çeşitli gözlemlerden hareketle Elazığ- Harput yöresinde Klarnet sazının genel durumunu belirlemeye yönelik çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Araştırma doğrultusunda Elazığ- Harput Müziğinde Klarnet'in önemli bir yere sahip olduğu, Klarnet'in yöredeki icrasında çeşitli teknik özelliklerin geliştirildiği sonuçlarına ulaşılmış ve konuya yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Harput Müziği, Klarnet.
Günümüz Türkiye kopuz'undaki organolojik ve icrasal özelliklerin değerlendirilmesi
Asya ve Anadolu müzik geleneğinde köklü bir geçmişe sahip olan kopuz, yaylı ve yaysız sazların atası, kendisine doğaüstü güçler atfedilen kutsal bir saz olmuştur. Bundan dolayı farklı yapıda ve farklı çalınış biçimindeki birçok çalgının ortak ismidir. Bugün ise kopuz, farklı akort sistemleri, yapısal gelişmeler ve bu konuda elde edilen deneyimler ışığında farklı icra teknikleriyle Anadolu müziğinde kendine özgü tınısıyla varlık gösteren; önemle üzerinde durulması ve sahiplenilmesi gereken bir saz olma özelliğini devam ettirmektedir. Günümüz ile günümüz öncesi kopuzun yapı ve icra mukayesesi başlığı altında herhangi bir kitap ve makalenin yazılmamış olması bu konu ile ilgili bu çalışmanın yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Çalışmamızda kopuzda meydana gelen köklü değişikler ele alınmış, günümüz öncesi ve günümüz kopuzu arasındaki yapısal ve icrasal farklılıklar ele alınarak mukayese yapılmıştır. İcra tekniğinde ise diğer enstrümanlarda kullanılan tekniklerin kullanılması ve farklı akort sistemlerinin bulunması ve geliştirilmesi çalışmamızın başlıca konularındandır. Anahtar Kelimeler: Kopuz, Şelpe , Pençe, Bağlama, Çalgı
Mey açışında kullanılabilecek ezgi motifleri örnekleri
Günümüz Türk Halk Müziği Nefesli Sazlarından olan Mey, Anadolu'nun doğusunda, Kafkaslar ile Kuzey İran'da kullanımı yaygın olan bir saz olup, bu bölgelerde farklı isimler ile anılmakta ve çalınmaktadır. Mey'i diğer nefesli sazlardan ayıran özelliği ise, perde sayısı, yorum farkı ve kullanıldığı bölgelerin kültürel yapısına uygun çalım şeklidir. Mey, Anadolu Müziği'nde kendine özgü tavrı ve tınısıyla varlık gösteren, hüzünlü ve lirik bir ses yapısına sahip olan aynı zamanda önemle üzerinde durulması gereken bir saz olma özelliliğini de devam ettirmektedir. Mey hakkında yapı ve teknik ile ilgili her hangi bir kitap ve makalenin yazılmamış olması bizi bu konuyu çalışmaya sevk etmiştir. Çalışmamızda, Mey'in yapısal ve teknik özellikleri ele alınmış, icrasında kullanılan teknikler açığa çıkartılmış ve Mey açışlarında kullanılan ezgi motifleri sınıflandırılarak ve açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler Mey, Açış, İcra, Türk Halk Müziği, Çalgı.
Harputlu Emînhafızzâde Ahmed Arifî Bey'in hayatı ve bestelemiş olduğu eserlerin tür ve biçim yönünden incelenmesi
Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde hazırlanmış olan bu yüksek lisans tezinde Harputlu Eminhâfızzade Ahmed Arifî Bey'in hayatı, ailesi ve yakın çevresi, memuriyeti, edebi yönü, hattatlığı, mûsikîşinaslığı, sazendeliği, hanendeliği, besteciliği, eserleri ve bu eserlerin makamsal analizleri yer almaktadır. TRT, devlet koroları, üniversite kütüphaneleri ve özel arşivlerde yapılan araştırmalar sonucu Arifî Bey'in on iki adet bestesi tespit edilmiş, ancak bunlardan altısının notasına ulaşılmış, notasına ulaşılan eserlerin farklı kaynaklardan yazılmış nüshaları elde edilerek, bu eserlerin tür ve biçim yönünden incelemeleri yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ahmed Arifî Bey, Bestekâr, Mutasarrıf, Türk Mûsikîsi, Makam, Usûl, Analiz.
Elazığ ili ve Arapgir ilçesi türkülü oyunlarının karşılaştırmalı incelemesi
Elazığ ili ile Malatya'nın Arapgir ilçesi türkülü oyunlarını ele alıp inceleyen bu çalışma; zikrolunan oyunların ayrıntılı bir şekilde tanınması, tanıtılması ve sağlıklı bir şekilde genç kuşaklara aktarılarak yaşatılmasını sağlamak amacıyla yapılmıştır. Mevcut durumun belirlenmesine yönelik belge çözümleme ve arşiv tarama modelinin uygulandığı çalışmamızda; Elazığ Türkülü Oyunları ile Arapgir Türkülü Oyunları karşılaştırmalı olarak incelenmiş, bu oyunların folklorik ve müzikal analizleri yapılmış, oyunlarda giyilen elbiseler ve çalgılar hakkında da ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir.
Kabak Kemane ile Azeri Kamançası'nın yapı ve icra tekniği açısından karşılaştırılması
Tarihin erken dönemlerinden beri farklı isimlerle anılan çalgıların farklı coğrafyalarda ait oldukları kültürleri temsil eder hale geldiği bilinmektedir. Kültürlerin temsilcileri mahiyetinde olan Kabak Kemane ve Azeri Kamançası da birbirinin varyantı olarak adlandırabileceğimiz ve müzik tarihi içinde aynı isimlerle ya da bazen farklı isimlerle anılmış iki kardeş çalgıdır. Çalışmamızda bu iki çalgı, organolojik açıdan incelenmiş, hem teknik hem de tarihsel süreçlerini açığa çıkartacak bilgilere yer verilmiştir. Bunların dışında, bu çalgıların icracıları ile görüşülerek, adı geçen sazların günümüzdeki yeri, önemi ve kullanım şekilleri hakkında bilgiler alınmış, geçmişle günümüz arasındaki bağın durumu tespit edilmeye çalışmış ve gelecekteki durum hakkında önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kabak Kemane, Azeri Kamançası, Kabak Kamança, Müzik, Müzik Tarihi.
Braille nota sistemi ile Türk musikisi basit makamları
Türk Musikisi, tarih boyunca büyük coğrafyalara yayılmış, derin ve köklü geçmişe sahip, zengin ve ihtişamlı bir musikidir. Bu büyük mirasa alâkadar olan herkesin, musikimizi öğrenerek sahip çıkması gerekir. Bu çalışma, musikimizin nazari kısmının görme engellilerin kullandığı Braille yazı formatında, onların istifadelerine sunulmak amacıyla hazırlanmıştır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Braille yazı ve nota sisteminin tarihçesi ile Louis Braille'nin hayatı ele alınarak Braille alfabesindeki harfler, semboller ve müzik işaretleri şablonlar halinde verilmiştir. İkinci bölümde, Türk Musikisi'nde makam ve makamı oluşturan unsurlara (dizi, seyir ve onların alt başlıklarındaki kavramlara) değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise, Arel - Ezgi - Uzdilek sistemindeki basit makamlar incelenmiş ve birer örnek eser verilmiştir. Türk Musikisi'ni öğrenmek isteyen görme engellilerin, ellerinde konuyla ilgili kaynak oluşmasını sağlamak amacıyla da hazırlanan bu çalışmanın üçüncü bölümünde, incelenen makamlar ile örnek eserler, Braille yazı formatına çevrilmiştir. Anahtar Kelimeler: Braille, Görme Engelli, Türk Musikisi, Arel - Ezgi -Uzdilek, Basit Makamlar.
Türk Gölge Oyunu'nda mûsikî
Tezimizin konusunu teşkil eden Türk Gölge Oyunu, Türk Kültür Tarihi açısından büyük bir önem arz etmiş, özellikle bünyesinde icra edilen mûsikî özellikleriyle araştırılması, incelenmesi gereken câzip bir konuyu meydana getirmiştir.Bu öneminden dolayı tez konusu olarak çalışmaya karar verdiğimiz ?Türk Gölge Oyunu'nda Mûsikî? konusunu iki bölüm halinde inceledik. Birinci bölümde Türk Gölge Oyunu'nun; Tarihçesi, Bölümleri, Musavvirleri ve Tiplemeler başlığı altında hayâl perdesinin vazgeçilmez unsurlarını detaylı bir şekilde inceledikten sonra Yapım ve Oynatım Tekniği hakkında bilgiler verdik. İkinci bölümde ise Türk Gölge Oyunu'nda icra olunan ?Mûsikî? konusunu, en ince ayrıntısına kadar ele alıp inceledik.Araştırmamızın neticesinde gördük ki; Türk Gölge Oyunu, zengin bir mûsikî kültürünü bünyesinde barındırmaktadır. Öyle ki mûsikî ile anlam kazanmış ve kendine has bir üslûp yaratmış olan bu geleneksel sanat; Şarkı, Türkü, Saz Eseri gibi tüm mûsikî formlarının birlikte icra edilmesine fırsat tanırken, Rum, Ermeni, Yahudi, Harputlu gibi birbirine yabancı kültürlerin de kaynaşmasını sağlamıştır.Ancak bu kadar birleştirici vasıflara sahip olan Türk Gölge Oyunu ne yazık ki günümüzde sosyo-kültürel, ticari vb. kaygılardan dolayı unutulmaya yüz tutmuştur. Unutulmaması için de bu sanatın gelecek nesillere aktarılması, kabullenilmesi ve icra edilmesi önemli bir gerekliliktir.Her bir tiplemele için ?yakıştırma? niteliği taşıyan hayal şarkılarının; Hoyrat, Divan, Kopuz, Sipsi gibi farklı mûsikî formları ve çalgılarına, Arapça, Azerice, Lazca, Tatarca gibi farklı dillerde ve şivelerde icrâlara, Yunus Emre, Dede Korkut, Nasrettin Hoca gibi yeni tiplemelere ve yeni oyun kurgularına ihtiyacı vardır. Görsel ve yazılı basında farklı yaş gruplarına, eğitim ve tanıtım amaçlı olarak anlatılmalıdır. Özellikle Devlet Konservatuvarlarının Müzik Bölümlerinde, ?Türk Gölge Oyunu'nda Mûsikî? adıyla en azından seçmeli olarak bir ders konmalı ve bu ders mutlaka konunun uzmanları tarafından verilmelidir. Yine Konservatuvarlar tarafından icralar yapılmalı, festivaller, seminerler, paneller ve konu ile ilgili yarışmalar düzenlenmelidir. Unutulmamalıdır ki; somut olmayan bu kültürel mirasın sürekli güncellenmesi için kültürel yapıdan beslenmesi gerekmektedir.Anahtar Kelimeler: Türk Gölge Oyunu, Mûsikî, Karagöz, Şeyh Küşterî, Hayâlîler.
Hammâmî-Zâde İsmail Dede Efendi'nin ?Ferahfezâ Mevlevî Âyîni? eserinin tür ve içim yönünden incelenmesi
Mevlevî Âyînlerikonusu müziğimizin gelişimini ve niteliklerini yansıtacak, incelemeye değer ve incelendikçe değeri artacak oldukça kapsamlı bir konudur. Çalışmamızda, Türk Müziği'nin en büyük dinî formlarından olan söz konusu ?Mevlevî ÂyîniFormu?nu olağanüstü bir başarıyla işlemiş olan Dede Efendi'nin, hayatı, bestekârlığı ve sanatı hakkında bilgiler verilmiş, eserleri, formlarına göre tablolar halinde gösterilmiştir. Daha sonra sırasıyla ?Mevlevî Âyîni Formu?nun yapısı ve Âyîn'in önemli bir parçası olan ?Semâ? töreni ayrıntılarıyla ele alınmış, Dede Efendi'nin en güçlü yapıtlarından olan ?Ferahfezâ Mevlevî Âyîni?nin müzikal incelemesi ve güfte açıklaması yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Dede Efendi, Türk Müziği, Ferahfezâ, Mevlevî, Âyîn.
Hammâmî-zâde İsmâil Dede Efendi'nin hayatı ve ferah-fezâ klâsik faslı
Mûsikî, insanlar için ruhî bir ihtiyaçtır. Toplumda birlik ve beraberliğin sağlanmasında önemli bir etkendir. Gerçi günümüzde mûsikîmize gereken ilgi ve alâka gösterilmese de, mûsikîmiz köklü bir geçmişe sahiptir ve sisli bulutlar arasında kalması da mümkün değildir.Mûsikîmîzin böyle köklü bir geçmişe sahip olmasında önemli mûsikî şahsiyetlerinin büyük rolü vardır. Bu şahsiyetlerin en önemlilerinden biri de Hammâmî-zâde İsmâil Dede Efendi'dir.Türk Mûsikisî'nde Derviş İsmâil Dede, Dede Efendi, Hammâmî-zâde İsmâil Dede Efendi gibi isimlerle anılan ve aynı zamanda bir Mevlevî Dervişi olan Dede Efendi, 1778-1846 yılları arasında yaşamış, Klâsik Mûsikîmiz'in son dönem bestekârlarındandır. Mûsikî otoritelerince bestekârlığı ``dehâ'' seviyesinde gösterilen Dede Efendi, erken yaşta mûsikîye başlamış, çok iyi bir mûsikî eğitimi görmüş, devrinin üstadlarından meşk ederek kendinden önceki dönemlerde bestelenmiş hemen bütün eserleri incelikleriyle öğrenmiştir. Dede Efendi'nin eserleri, bu alanda hem kendinden önceki birikimi örneklemesi, hem de dahî bestekârımızın yenilikçi yaklaşımları ile ince düşünüş, duyuş ve buluşlarını örneklemesi açısından çok değerlidir.İki Bölüm'den oluşan bu çalışmamızın İlk Bölümü'nde Dede Efendi'nin hayatı hakkında bilgi verilmiştir. İkinci Bölüm'de ise, Ferah-Fezâ Makamı hakkında bilgi verilmiş ve bu makamdaki eserler, form ve makam açısından incelenmiştir.Çalışma sonucunda Dede'nin kişisel üslûbu hakkında kesin bulgulara ulaşılmış ve Dede'nin mûsikî alanındaki dehâlığı bir kez daha kanıtlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Dede Efendi, Ferah-Fezâ Makamı, Form, Analiz.
Kemençeci Haluk Recai'nin Şevk-ı Serâb makamındaki eserlerinin tür ve biçim yönünden incelenmesi
Haluk Recai, çok fazla tanınmamasına rağmen çalgı yapımcılığı, icracılığı ve bestekârlığı gibi özellikleriyle, çok yönlü bir sanatçı olarak, Türk Müziği'nin önemli isimleri arasında yer almaktadır. Şevk-ı Serâb adlı bir makam bulan sanatçımız, bu makamda dört eser bestelemiştir. Biz bu çalışmamızda, hayatı ve sanatçı kişiliğine, eserlerinin notalarına yer verdik. Ayrıca, sanatçımızın Şevk-ı Serâb makamındaki bestelerini tür ve biçim yönünden inceleyerek, müzikal analizlerini yaptık. Aynı zamanda bir kemençe yapımcısı (Lutiye) olan Haluk Recai gibi değerli sanatçılarımızın eserlerinin incelenmesi ve akademik ortamlarda değerlendirilmesi gibi çalışmalar, Türk Müziği'nin ve Türk Kültürü'nün gelişmesi ve tanıtılması açısından büyük önem taşımaktadır.Anahtar Kelimeler: Kemençe, Haluk Recai, Şevk-ı Serâb, Makam, Türk Müziği.
Mardin yöresi Süryani müziği
Yaklaşık 5000-6000 yıllık bir geçmişi olan Mezopotamya?nın en eski topluluğu olarak bilinen Süryanîler, bu toprakların vazgeçilmez bir parçasıdır. Akad, Babil, Kenan, Arami gibi Sami kökenli ırkların bir potada erimesiyle ortaya çıkan Süryanîler, Hıristiyanlığı kabul eden ilk topluluktur. Hıristiyanlığı kabul etmeden önce Mezopotamya da putperest bir dini kimliğe sahip iken, Hz. İsa?nın müjdecilerinden ?Aziz Aday? adında bir din adamı Mezopotamya?ya gelerek Hıristiyanlığı kademeli olarak yaymaya başladı ve Hıristiyanlığı kabul ederken kendilerini putperest soydaşlarından ayırmak için kendilerine Suriye?den gelen anlamındaki ?Süryanî? adını verdiler. İnsanlık tarihi kadar eski olan müzik, Süryanîlerin de ilk zamanlarında vardı. Büyücülük ve sihirde kullanılan müzik daha sonra dini bir boyut kazandı ve mabed müziği olarak gün yüzüne çıktı. Süryanîler yıllar önce kiliselerinde org adı verilen klavyeli bir çalgıyla ayinlerine eşlik ederdi. Bunun amacı seslerin daha uyumlu çıkması ve Allah?a dua ederken kendilerini o ruhani havaya vermekti. Süryanîlerin müzikle çok yönlü uğraştıklarını ve bu geleneğin çok eskiye dayandığını yapılan arkeolojik kazılarda, mağaralara çizilen müzikle ilgili resimlerde bunu doğrular niteliktedir. Kilise müziğinin halk müziğinden daha çok gelişmesinin nedeni halk müziğinin kilise müziğine ters düşmesi ve o ruhaniyeti, maneviyatı bozmasıdır. Bu bakımdan kilise müziği halk müziğinden daha çok gelişme göstermiştir. Müzik, bilimsel ve tarihsel süreç içinde varlığını sürdüren, toplumlara yol gösteren ve günümüzde halen etkisini sürdüren kültürel bir araçtır. Bu coğrafyada yaşayan halkları birbirlerinden ayıran ufak nüans farkları olmakla birlikte asıl amacımız bu nüans farklarını ortaya çıkarmak, unutulmaya yüz tutmuş bu kültürün önemli bir kolu olan müziği Türk müziğiyle karşılaştırmak ve seçtiğimiz eserlerin müzikal analizini yapmaktır. Bu denli eskiye dayanan Süryanîleri araştırırken tezimizde alan araştırması ve kaynak araştırması yaptık ve aşağıda ki bölümleri içine alan bir tez hazırladık. Çalışmamızın birinci bölümünde, Süryanîlerin tarihini, yaşadıkları coğrafya, kültür ve sanat, bestekâr ve müzisyenlerini, edebiyat, şiir ve felsefe gibi konularını ele aldık. İkinci bölümde, Süryanî tarihinde müziğin kiliseye girmesini, makamların tabiatını, etkilerini, müzikli ilahi türlerini inceleyerek bu konulara yer verdik. Üçüncü bölümde ise, Süryanî toplumunun dini törenlerinde ayinlerinde okudukları ilahilerin genel saptamalar, makama ilişkin saptamalar ve usûl anlayışına ilişkin saptamalar olarak müzikal analizini yaptık. Çalışmamızı sonuç, kaynakça ve ekler ile tamamladık. Bu çalışmada Süryanilerîn tarihini, nereden geldiklerini, Süryanî müziğini, Süryani müziğinin kiliseye (ibadete) girmesini araştırdık ve Süryanî ilahi örneklerinin analizini yaptık. Çalışmamızın benzer çalışmalara bir katkı sağlaması ve kaynak teşkil etmesi dileğimizdir. Anahtar Kelimeler: Mardin, Süryanî, Müzik, Tarih, Kilise
Osmanlı minyatürlerinde sultan eğlence sahneleri ve kullanılan çalgı figürlerinin ikonografisi
Kültür tarihi içinde her dönemde etkileri gözlenen Türklere ait unsurlar, dünya kültürünün gelişimine büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Kültür katmanları incelendiği zaman, 700 yıllık bir süreci karşılayan Osmanlı kültür anlayışı, dünyanın pek çok yerinde etkili olmuş ve var olduğu döneme büyük katkılar sağlayarak dünya kültürünün gelişiminde önemli rol oynamıştır.Osmanlı?da pek çok alanda zirve denebilecek dönemler yaşanmıştır. Osmanlı Devleti?nde, zirve diye ifade edilen durum sadece güç, iktidar, yönetim gibi siyasi mecralarda değil aynı zamanda kültürel faaliyet alanlarında da yaşanmıştır. Merkezi bir yönetim biçimini benimseyen Osmanlı Devleti?nin sınırları genişledikçe, diğer kültürlerle yaşanılan etkileşim artmış ve kültür alanlarındaki faaliyetleri de çeşitlenmiştir. Osmanlı Devleti?nin sürekli kozmopolitleşen toplum yapısının etkileri her alanda olduğu gibi sanat alanında da gözlenmektedir.Karmaşık ama bir o kadar da köklü bir kültürleşmeyi ifade eden Osmanlı döneminin en önemli sanat icra alanlarından birisi de saray gözetiminde eserler veren ve `Nakkaşhane? adı verilen kurumdur. Özellikle saray kütüphanesinde bulunan minyatürlü el yazmaları bu sanat alanının Osmanlı sarayında çok önemsendiğini bize göstermektedir. Bu eserlerin salt bir resim zevk ve merakından öte siyasi bir mesaj içerdiği ise araştırmacıların ortak fikridir. Özellikle devletlerarası ilişkilerde, gönderilen hediyeler arasında bu minyatürlü yazmaların bulunması bu eserlerin önemini her açıdan değerli kılmaktadır.Bu bağlamda Osmanlı döneminde hazırlanmış olan ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde resmedilen çalgıların da Osmanlı ideolojisine uygun bir planlama içinde tasarlanarak eserlere nakşedildiği anlaşılmaktadır.Çalışmamızda incelediğimiz Osmanlı döneminde hazırlanmış olan ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde, Tanbur, Ud, Kanun, Çeng, Kemançe/ Kemençe, Tef, Miskâl, Ney, Kopuz çalgılarının kullanıldığı tespit edilmiştir. ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde resmedildiği tespit edilen ve yukarıda sayılan müzik aletlerinin bu minyatürler içinde bilinçli olarak kullanıldığı ve bu kullanım ile ilgili tasarrufunda Osmanlı ideolojik anlayışı çerçevesinde planlandığının düşünülmesi gerekliliği vurgulanmaktadır.Bu tür icraların başta padişah olmak üzere idarenin iradesini yansıtan unsurları içinde barındırdığı ve Osmanlı saltanat anlayışı içinde tasarlandığı ise önemli bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Minyatür, Osmanlı, İkonografi, İdeoloji, Çalgı, Müzik, Kültür
Kürsübaşı uygulamalarında yer alan müziklerin tür ve biçim yönünden incelenmesi
Anadolu coğrafyasının genel anlamda içinde barındırdığı kültürel unsurların tamamı incelemeye değer zenginliktedir. Her bir özelliği, önemle üstünde durulması gereken bu kültür beşiği coğrafyası içinde, kendine has özellikleri ile büyük ve köklü bir yapıyı bünyesinde bulunduran Harput yöresi, içinde barındırdığı kültürel unsurları açısından son derece değerlidir. Harput'un vazgeçilmez uygulamalarından birisi olarak karşımıza çıkan ve Kürsübaşı/Kayabaşı/Havuzbaşı adıyla anılan toplantılarda icra edilen eserler, sahip olunan kültürel yapının anlaşılması ve değerlendirilmesi açısından önemlidir. Çalışmamızda, genel özelikleri ile Harput ve müzik kültürü hakkında bilgiler verildikten sonra, Harput'a ait bu uygulamalarda icra edilen, yörede Muhalif ve Kürdi adıyla bilinen makamlardan toplam yirmi eser, tür ve biçim yönünden incelemeye tabi tutulmuştur. Anahtar Kelimeler: Müzik, Harput, Kürsübaşı, Tür, Biçim,
TRT repertuvarında bulunan deyiş ve semahların müzikal analizi ve değerler eğitimi açısından incelenmesi
Deyişler ve semahlar İnançsal Türk Halk Müziğimizin, içeriğinde inançsal ve sosyal birçok konuyu işleyen en önemli türlerinden biridir. Bu yönüyle araştırılmaya değer bir konudur. İçeriğindeki inançsal ve sosyal konular toplumsal barışın ve hoşgörünün, toplumun her katmanına kavuşmasında önemli bir yer tutacaktır. Çalışmamızda deyiş ve semahların etimolojisi, anlamı, kökeni, özellikleri, tanımı yapılmış eserler "seyir-makam" ve "ritmik yapı" bağlamında müzikal incelemeye tabii tutulmuştur. Bütün bu incelemeler ve sonuçlar tablolar halinde verilmiştir. İncelememizin İkinci Bölümünde değer ve eğitimin tanımları yapılmıştır. Bu tanımlar kapsamında incelediğimiz deyiş ve semahlardan seçilen 18 eser değerler eğitim açısında incelenmiş ve bulunan değerler tablolar halinde verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Türk Halk Müziği, Deyiş, Semah, Değerler Eğitimi.
Sanat ve icra tekniği açısından Neşet Ertaş ile Muharrem Ertaş arasındaki farklılıklar
Anadolu coğrafyasının en önemli kültür özelliklerinden birisine sahip olan İç Anadolu bölgesinin içinde yer alan Kırşehir yöresinde yaşayan Abdalların halen günümüzde yaşayan temsilcilerinden ikisi olan Muharrem Ertaş ve Oğlu Neşet Ertaş, bu kültüre ve yaşadıkları dönemin kültür hayatına eşsiz katkılarda bulunmuşlardır. Çalışmamızda, baba ve oğul olmanın dışında meslektaş olan bu iki usta sanatçının, aynı kültüre sahip olmalarına ve yaşatmalarına rağmen sanat icra tekniği açısından birbirilerinden farklılıkları ortaya koyulmaya çalışılmıştır. İki sanatçı hakkında yapılan araştırma ve inceleme sonucunda; "Akort Düzenleri", "Perde Yapıları", "Tel Özellikleri", "Tekne Yapıları", "Orkestra Teknikleri", "Mızrap Teknikleri", "Parmak Teknikleri", "Dinleyici Kitleleri", "Sanatçı Kimlikleri", "Ses İcraları", "Karar Ses Özellikler" ve "Zamanın ve Teknolojik İmkânların Etkileri" açılarından birbirlerinden farklı oldukları tespit edilerek, bu farklılıklar detaylarıyla ortaya koyulmuştur. Anahtar Kelimeler: Neşet Ertaş, Muharrem Ertaş, Abdal, Bozlak, Bağlama,
Türk din mûsikîsi üstâdlarından Sebilci Hüseyin Efendi
İslam Dinî, güzel sanatlarımızın her alanında olduğu gibi, büyük ve köklü bir yapıya sahip olan Mûsikîmiz üzerinde de etkisini yoğun bir şekilde hissettirmiştir. Bu etkiyle beraber birçok sanatkârımız, Türk Mûsikîsi içerisinde kendine has özelliklere sahip yeni türler ve bu türlerde eserler vücuda getirmişlerdir. Meydana getirilen bu eserler, Mûsikîmizin "Dinî" ve "Lâ-Dinî" olarak ikiye ayrılmasına vesile olmuştur. Lâ-Dinî Türk Mûsikîsi'nde olduğu gibi kendine has özellikleri olan Türk Din Mûsikîsi'nde de birçok sâzende, hânende ve bestekâr yetişmiş, bu Mûsikî türünü yaptıkları katkılarla zirveye ulaştırmışlardır. Söz konusu bu mûsikîşinaslardan biri de hiç şüphesiz, çalışmamıza konu olan Sebilci Hüseyin Efendi'dir. Çalışmamız bu değerli mûsikîşinasın hayatını, sanatçı kişiliğini, İlâhî Formunda bestelediği on tane eserinin tür ve biçim yönünden ele alınıp incelenmesini ve bu eserlerin müzikal analizlerini konu edinmiştir. Anahtar Kelimeler: Sebilci Hüseyin Efendi, Sâzende, Hânende Mersiyehân, Gazelhân, Türk Din Mûsikîsi.
Bimen Şen'in Acem-Aşîrân makamındaki eserlerinin tür ve biçim yönünden incelenmesi ve bestelemiş olduğu eserler
XIX. Yüzyılın son çeyreği ile XX. Yüzyılın ilk yarısında yaşamış olan Bimen Şen, Türk Mûsikîsi açısından büyük öneme sahip bir mûsikîşinastır. Bestekârlığı ve hânendeliği ile ön plana çıkan Bimen Şen'in, hayatı boyunca 600 ila 800 adet beste yaptığı bilinmektedir. Çok sayıda eseri bulunan sanatçının müzikal bilgisi ve sanatına yansıttığı anlayış, özellikle incelenmesi gereken bir durum arz etmektedir. Bu noktadan hareketle çalışmamıza bu değerli mûsikîşinası ve eserlerinin analizini konu edindik. Günümüze ulaşmış iki yüz altmış sekiz adet eserini tespit ettiğimiz Bimen Şen'in, Acem-Aşîrân makamındaki eserlerini, tür ve biçim yönünden detaylı bir şekilde incelediğimiz bu çalışma, Türk Mûsikîsine önemli katkılar sağlamış olan Bimen Şen'in sanatçı kişiliğini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Bimen Şen, Türk Mûsikîsi, Bestekâr, Şarkı, Acem-Aşîrân.
Dörtlü armoni sistemi ile Ahmed Yesevî oratoryosu
Bu yüksek lisans tezi, günümüze kadar bestelenmiş olan Oratoryoların sadece batı müziği sazları için değil, dörtlü armoni sistemi ile ve Türk müziği sazları için de düzenlenebileceğini gösterebilmek amacıyla yapılmış bir çalışmadır.Günümüze kadar birçok besteci bu alanda çalışmalar yapmıştır. Bunlardan günümüz batı bestecilerinin yanı sıra Türk Beşleri diye adlandırdığımız Necil Kâzım Akses, Hasan Ferit Alnar, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey gibi Çağdaş Türk Müziği bestecilerimizi de saymak mümkündür. Ancak, hiçbir bestecimiz Oratoryo'yu Türk Müziği sazlarına ve T.M.'nde kullanılan armoni sistemine göre bestelememiştir.Biz bu çalışmamızda, Güldeniz EKMEN tarafından bestelenmiş yedi ilâhiyi Türk Müziği seslerini, sistemini ve bizim sazlarımızın özelliklerini ön planda tutarak Oratoryo haline getirdik ve müzikal incelemesini yaptık.Bu tez, giriş ve sonuç bölümleri dâhil olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünün ardından ilk bölümde üç farklı armoni sistemi hakkında bilgiler ve örnekler verilmeye çalışılmıştır.İkinci bölümde ise, Oratoryolar hakkında geniş bilgiye yer verilmiştir.Son ve üçüncü bölümde ise Ahmed Yesevî Oratoryo'su Türk müziği sazları, sesleri ve armoni sistemi kullanılarak armonize edilmiştir. Bunun yanında, aynı bölüm içerisinde eserin müzikal incelenmesi de yapılmıştır.Bu çalışmanın, ileride bu konuda yapılacak olan kapsamlı çalışmalar için bir başvuru kaynağı oluşturması dileğimizdir.
Müzik öğretmenlerinin çocuk şarkılarına yönelik görüşlerinin, ilköğretim 6. sınıf müzik öğretim programı kapsamında değerlendirilmesi
Araştırmanın amacı, müzik öğretmenlerinin çocuk şarkılarına yönelik görüşlerinin ilköğretim 6.sınıf müzik öğretim programı kapsamında değerlendirilmesi ve elde edilen sonuçlara göre önerilerde bulunmaktır.Araştırmanın evrenini Ankara ili ilköğretim devlet okullarında görevli 366 müzik öğretmeni, örneklemini ise 50 müzik öğretmeni oluşturmaktadır.Müzik öğretmenlerinin konuyla ilgili görüşlerini almak üzere uygulanan anket, likert tipi beş seçenekli maddeler kullanılarak hazırlanmıştır. Çalışmada analizler için elde edilen P değerleri 0.05 hata düzeyi ile karşılaştırılmıştır. Dolayısıyla çalışmadaki analiz sonuçları %95 güven seviyesinden yorumlanmıştır. Çalışmada yer alan analizler SPSS 16,0 ve MINITAB 15,0 istatistik paket programları kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre önerilerde bulunulmuştur.
Türk operasının gelişim süreci
Bugün ülkemizde operada bulunulan noktanın sebeplerine göz atılacak olursa, yani seyircisinin belli bir kitleden olustugu düsünülürse bunun bir problem oldugunu inkar etmek güçtür. Dolayısıyla bu problemi yadsıyıp köklerine inmek yerinde olacaktır. Bu tez çalısmasının amacı, bu problemlerin saptanmasına katkıda bulunmaktır. Bu noktada yapılması gereken Türk Operasının dogusuna kadar dönmek ve günümüze kadarki süreci taramaktır. Bu çerçevede yapılacak olan arastırma Türk Operasına katkıda bulunabilecegi gibi, konunun sosyal boyutunu gözler önüne serecek ve yapılmıs olan bu önemli eserlerin ve bu eserleri besteleyen müzik adamlarının tanınmasına yardımcı olacaktır. Bunun için öncelikle ?opera? nın dogum ve gelisim sürecini incelemek, aktarmak gerekmistir, paralelinde Batı Operası'na deginmek gerekmistir. Daha sonra Türkiye'ye operanın nasıl girdigini, nasıl tanındıgını anlayabilmek açısından Osmanlı mparatorlugu Dönemi'ne deginilmis ancak, ?Türk Operası? nın dogusu Osmanlı'ya degil Cumhuriyet'e tekabül ettiginden Cumhuriyet Dönemi opera ve dolayısıyla Cumhuriyet Dönemi müzik alanındaki çalısmalara deginilmistir. Opera sanatı, Avrupa'da dogusundan günümüze degin soyluların, entelektüellerin ve klasik müzik ugrasıcılarının begeni ve kullanımı dısına çıkamamıs, ancak müzikte ve sahne sanatlarında bir takım yenilikler ve devrimler diye adlandırılabilecegimiz girisimlerle halka ulasabilmistir. Bu yenilikler, devrimler ve halka ulasabilme çabaları sürecinde opera sanatına emek veren uluslardan ve bestecilerinden söz etmek gerekmistir. Bilindigi üzere Cumhuriyet Dönemi Atatürk Devrimleri ile Müzik devrimi atbası gitmistir. Bu devrimlerden Atatürk'ce; milli kültür alanında en önemli deger tasıyan, müzik devrimidir. Çünkü müzik Atatürk'e göre; bir ulusun, bir kültürün, degisimini ve gelisimini, II ?kendini? ifade etmede en etkili ve seffaf yoldur. ?Eger bir ulus müzikte degisimi sindirebiliyorsa, diger degisimleri de kolayca kavrayabilecektir?? Çalısma sonucunda edinilen bulgular ısıgında; bugün hak ettigi ve gerektigi noktada olmayan, Cumhuriyet dönemi olusturulmasında göz ardı edilmeyecek degerde ki sayısız girisim, hayranlık uyandıran bir öngörü ve sanat tutkusuyla harcanan emekler sonucunda yaratılan Türk Operası, ancak Cumhuriyet'te oldugu gibi istikrarlı, planlı, akılcı ve genis bir vizyonla yola çıkılarak verilen emekler sonucunda tekrar dirilebilir, dirilmelidir?
Ludwig Milde (1849-1913) Concert Studies Op. 26 nos. 1-25 vol. ı konser etüdlerinin Fagot literatüründeki yeri ve bunların analizi
Ludwig Milde, dünyaca meşhur olan ve günümüzde hala çok kullanılan, en önemlileri ?Orchesterstudien für Fagott? ve ?Akkordzerlegung für Fagott? olan birkaç etüd kitabı yazmıştır. Bu kitapların eğitimsel değeri ancak savaştan sonra 1945'te tanınmış ve kabul edilmiştir. Bu çalışmamızın temel amacı bu etüdlerin fagot eğitim ve literatüründeki vazgeçilmez yerini ve önemini ortaya koymaktır.Fagot literatüründe birçok egsersiz ve etüd kitapları yazılmıştır, Ludwig Milde, Julius Weisenbornun, Etiyene Ozi, Anton Slama, Karel Pivonka, Luici Gatti, Eugene Bozza, Marius Piard etütler. Ancak yapılan araştırmalarda müzikal düşünceyi geliştirmek ve esnekliği sağlamak için Ludwig Milde etüdlerinin yaygın olarak kullanıldığı gözlemlenmiştir. Bunun nedeni olarak ise etüdlerin; kolay anlaşılır, şarkı gibi lirik cümle yapısına ve zengin armoni dışında form bakımından yazıldıkları romantik dönem özelliklerini taşıması gösterilebilir. Ayrıca yaptığımız çalışmayla konser etüdü olarak bestelenmiş bu parçaları, fagot repertuvarına oda müziği formatında kazandırmış bulunmaktayız. Daha çok teknik hakimiyeti geliştiren Luici Gatti ve Marius Piard gibi etüdlerle kıyaslandığında, Ludwig Milde etüdlerinin tekniğin yanı sıra, sağlıklı bir nefes tekniğinin oluşturulmasına yönelik olduğu söylenebilir. Özellikle yavaş tempolu etüdlerin, ton kalitesi, nefes, ritm, müzikal ifade ve esneklik gibi temel olguların geliştirilmesi anlamında yararlı olduğu gözlenmiştir.Milde'nin Op.26 Konser etütlerinin günümüz fagot literatüründeki yerini daha net anlayabilmek için, bazı konservatuarların fagot müfredatı, giriş ve mezuniyet sınav programları ve konser repertuarlarını ve konu ile ilgili makaleleri incelemek yerinde olacaktır.?Joseph Haydn Konservatorium De Landes Burgenland Eisenstadt, Almanya?Fachhochschule Osnabrück, Almanya?Tiroler Landeskonsrevatorium, Avusturya?Det Jyske Mussikkonservatorıum, Danimarka?Carl Nielsen Academy Of Music Odense Odense, Danimarka?Conservatorio Di Musica San Pietro, İtalya?Florida Band Masters Association ?2009 All-State Symphonic Band?, ABD?International Double Reed Society (Uluslararası Çift Kamışlılar Topluluğu Dergisi), ABDÇalışmamın üçüncü bölümde etüdlerin form analizi yapılmıştır; dördüncü bölümde ise etüdlerin çok seslendirilmesinde kullandığım yöntem ve bazı temel kurallara yer verdim, etüdlerin çok seslendirilmiş halini partitür olarak sundum.
Afyonkarahisarlı mûsikîşînas Ekrem Taşkınsel'in hayatı, eserleri ve Türk mûsikîsindeki yeri
Köklü bir musiki geçmişine sahip olan Türk Mûsikisine, Afyonkarahisar'dan ses veren keman sanatçısı, eğitmen ve bestekâr Ekrem Taşkınsel alanında yaptığı çalışmalar ile Türk Mûsikisine ve Afyonkarahisar şehir kültürüne majör katkılar sağlamıştır. Bu çalışmada; Taşkınseli'in hayatı, eserleri ve mûsiki alanındaki üretimleri hakkında bilgiler verilmesi amaçlanmıştır. Çalışma genel çerçevesi, amacı ve yöntemi bakımından tarama modelini esas alan betimsel bir araştırmadır. Konu ile ilgili çeşitli kaynakların taranması ile ön bilgilere ulaşılmış, veri toplama aracı olarak örneklemde yer alan Ekrem Taşkınsel'in müzikal hayatında kendisine eşlik eden kişiler ile yapılan röportajlara yer verilmiştir. Afyonkarahisar mûsiki ve şehir kültürünün önemli şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen Taşkınsel'in bestekârlık yeteneğini sergileyen eserlerine ulaşılmış bu üretimlerin Türk mûsikisi melodi, ritim, form ve söz özelliklerini yansıtan eserler olduğu anlaşılmış ve mevcut eserler sınıflandırılmıştır. Hakkında geniş bir bilgi elde edinilen, Türk mûsikisine yaklaşımı, yaşamı ve eserleri ile dikkat çekmiş olan Taşkınsel, etkili bir mûsiki figürü ayrıca nitelikli bir mûsiki adamıdır. Anahtar Kelimeler: Türk Mûsikîsi, Afyon Müzik Kültürü, Ekrem Taşkınsel.
Mikrotonal gitara ilişkin öğrenme ihtiyaçlarının belirlenmesi ve başlangıç seviyesi için bir repertuvar önerisi
Mikrotonal gitara (MG) ilişkin farkındalığın son yıllarda sadece ülkemizde değil dünya genelinde de klasik ve diğer gitar türlerine göre daha hızlı arttığı varsayılabilir. Bu araştırma, MG uygulamalarına yönelik öğrenme ihtiyaçlarını belirlemeyi ve bu ihtiyaçların genel özelliklerini betimlemeyi amaçlamaktadır. Araştırma nitel paradigma çerçevesinde hazırlanmış sosyal medya etnografisine dayalı bir netnografi çalışmasıdır. MG ile ilgili öğrenme ihtiyaçlarının belirlenmesinde, müzikle ilgilenen kişilerin sosyal medya kullanımı ve ekonomi gibi avantajlarından yola çıkılarak bu desen tercih edilmiştir. Araştırmada veri çeşitliliği sağlamak amacıyla iki tür veriden yararlanılmıştır. Birinci veri türü YouTube platformunda yer alan ve MG'ye yönelik öğrenme ihtiyaçlarını belirten video yorumlarıdır. İkinci veri türü ise MG icracılarından görüşme tekniği ile elde edilen öğrenme ihtiyaçlarını içeren verilerdir. Netnografi yöntemi ve görüşme tekniği ile elde edilen nitel veriler daha sonra içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma verilerinin analizinde MaxQda Analytics Pro 2020 nitel veri analiz programı kullanılmıştır. Çalışmada veriler MG aracına ilişkin genel bilgi ihtiyaçları temasına ilişkin bulgular ve öğrenme-öğretme ve performans süreçlerine ilişkin bilgi ihtiyaçlarına ilişkin bulgular olarak sınıflandırılmış ve kategorilere ilişkin kod-kategori haritaları, frekans ve yüzde dağılım tabloları sunulmuştur. Araştırmanın üçüncü alt problemi, MG için eser temelli öğretimi hedefleyen başlangıç düzeyi MG öğretiminde kullanılabilecek bir repertuar modeli sunmaktır. Araştırma sonucunda MG ile ilgili bilgi ihtiyaçlarının belirlenmesinde ve performans açısından çok sayıda işitsel, görsel ve basılı materyale ihtiyaç olduğu betimlenmiştir ve belirlenen öğrenme ihtiyaçları doğrultusunda başlangıç seviyesi MG öğretimi için bir repertuar önerisi sunulmuştur.
Türk Musikisinde sözlü eser icralarının üslup ve tavır yönünden incelenmesi: Mustafa Doğan Dikmen örneği
Bu çalışma, Türk musikisinde sözlü eser icralarının üslup ve tavır yönünden incelenmesini ve bu bağlamda Mustafa Doğan Dikmen ile yapılan ropörtajın değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Türk musikisi, köklü tarihi ve zengin kültürel mirası ile dünya müzikleri arasında özel bir yere sahiptir. Bu müzik türü, Orta Asya'dan Anadolu'ya, Osmanlı İmparatorluğu'ndan Cumhuriyet Türkiye'sine kadar uzanan geniş bir coğrafyada ve tarihsel süreçte gelişim göstermiştir. Sözlü eserler, Türk musikisinin temel yapı taşlarından biridir ve bu eserlerin icrasında üslup ve tavır unsurları büyük bir rol oynamaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde, Türk musikisinin tarihsel gelişimi ve Mustafa Doğan Dikmen'in müzikal kariyeri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Türk musikisinin Orta Asya'dan günümüze kadar olan evrimi, önemli dönüm noktaları ve Dikmen'in bu müzik kültürüne yaptığı katkılar incelenmiştir. İkinci bölümde, Dikmen'in üslup ve tavır ile ilgili yapılan röportajlar çerçevesinde detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. Üslup ve tavır kavramlarının müzikteki yeri ve önemi, Dikmen'in bu unsurların nasıl tezahür ettiği ve onun müzikal yorumlarının Türk musikisi içindeki yeri üzerinde durulmuştur. Araştırma sonucunda, Türk musikisinin zengin bir tarihi ve kültürel mirasa sahip olduğu, sözlü eser icralarının bu müziğin ruhunu yansıttığı ve üslup ve tavır unsurlarının bu icralarda önemli bir yer tuttuğu ortaya konulmuştur. Mustafa Doğan Dikmen'in müzikal yeteneğini ve araştırmacı kimliğini yansıtarak, Türk musikisinin derinliklerini ve zenginliğini gözler önüne sermektedir. Dikmen'in geleneksel meşk sistemini modern eğitim yöntemleri ile birleştirerek müzik eğitiminde önemli bir denge kurduğu belirlenmiştir. Bu çalışma, Türk musikisinin önemli bir alanı olan sözlü eser icralarının üslup ve tavır yönünden incelenmesi ve Mustafa Doğan Dikmen'in bu bağlamdaki katkılarının değerlendirilmesi açısından önemlidir. Araştırmanın bulguları, Türk musikisinin zengin mirasını daha iyi anlamamıza ve bu mirası gelecek nesillere aktarmamıza katkı sağlayacaktır. Ayrıca, müzik öğrencileri ve akademisyenler için önemli bir kaynak oluşturacak ve Türk musikisinin değerlerinin korunmasına yönelik farkındalık yaratacaktır.
Kütahya merkez oyun eşlikli zeybek ezgilerinin ritimsel ve makamsal açıdan incelenmesi
Bu tez çalışmasında, Kütahya merkeze ait oyun eşlikli zeybek ezgileri ritimsel ve makamsal açıdan detaylı bir şekilde incelenmiştir. Birinci bölümde; araştırma sahası tanıtılmış, Kütahya ili hakkında genel bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; ilk olarak zeybeklik kavramından ve tarihsel süreç içerisindeki oluşumundan bahsedilmiş olup, zeybeklik geleneğinin temel kavramları, tarihsel kökenleri ve kültürel önemi üzerinde durulmuştur. Devamında, Kütahya ilindeki zeybeklik geleneği, oynanan zeybek dansları ve bu danslara eşlik eden zeybek ezgileri ile yörede kullanılan çalgılar hakkında bilgi verilmiştir. Üçüncü bölümde; Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan "Ahilik kurumu" ve bu kurum içerisinde oluşmuş "gezek" kültürünün Kütahya ilindeki zeybek müziklerine ve kültürüne olan etkilerinden bahsedilmiştir. Ayrıca, bu bölümde, Kütahya ilinin tarihsel gelişimi içinde büyük önemi olan "Mevlevilik" kültüründen ve bu kültürün tasavvufi yapısının yörenin sosyal, kültürel ve müzikal yapısına olan etkileri üzerinde durulmuştur. Dördüncü ve son bölümde; Kütahya merkezde icra edilen oyun eşlikli zeybek türkülerinin müzikal yapısı, ritmik ve makamsal özellikleri detaylı olarak incelenmiş olup, bu ezgilere eşlik eden çalgıların özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca, yöredeki kadınların müzikal rolleri üzerinde durularak, zeybek oyunları ve ezgilerine olan katkıları ele alınmıştır.
Ritim uygulama dersi öğretim programları ve ders kaynaklarının incelenmesi
Bu çalışma ritim uygulama dersi öğretim programlarının ve ders kaynaklarının incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler tarama, literatür taraması ve nitel araştırma yöntemi ile elde edilmiştir. Örneklem grubunu: Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda bu dersi veren eğitimcilerin yararlandıkları 2 kitap ve üniversite seviyesinde eğitim veren müzik bölümlerine ait 12 adet ritim uygulama dersinin anlatıldığı kaynaklar oluşturmaktadır. Temel olarak, ritim uygulama dersi öğretim programları ile bu programların hazırlanmasında öğreticilerin önemli gördükleri kaynakların incelenmesini sağlayan bu çalışmanın sonucunda, ritim uygulama dersinde kullanılan kaynakların ortak noktalarına değinilmiştir. Bu kaynakların içerdiği konular ile ritim uygulama dersi ile ilgili farklı tanımlar da incelenmiştir. Bu çalışma Afyon Kocatepe Üniversitesi Türk Sanat Müziği bölümünde ritim uygulama dersinin hangi kaynaklarla işlendiğini detaylı bir şekilde ortaya koymayı amaçlamaktadır.
AHMET ADNAN SAYGUN'UN YUNUS EMRE ORATORYOSU'NUN MÜZİKAL, EDEBÎ VE DÜŞÜNSEL AÇIDAN İNCELENMESİ
Bu çalışma, Cumhuriyet dönemi çoksesli Türk müziğinin en önemli isimleri arasında gösterilen Ahmed Adnan Saygun'un (1907-1991) bestelediği Yunus Emre Oratoryosu'nun müzikal, edebî ve düşünsel yönlerden incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler tarama yöntemi, literatür taraması ve nitel analiz teknikleriyle toplanmıştır. Araştırmanın içeriğini; Yunus Emre Oratoryosu'nun müzikal yapısı, tematik kurgusu, edebî metni ve düşünsel içeriğini incelemeye yönelik olarak oluşturulan bölümler, eserle ilgili yapılmış akademik çalışmalar ve Saygun'un müzik anlayışını yansıtan kaynaklar oluşturmaktadır. Çalışmada eserin üç bölümden oluşan yapısı temel alınarak her bölümün müzikal çözümlemesine, bu bölümlerde kullanılan motiflerin, arya ile reçitatiflerin incelenmesine, sözlerin edebî yapısının tahliline ve metnin aşk ile vecd gibi tasavvufi temalarla ilişkisine dair tespitlere yer verilmiştir. Oratoryoda yer alan Yunus Emre şiirlerinin Saygun tarafından nasıl seçilip yorumlandığı ve müziğe nasıl aktardığı da ayrıca açıklanmıştır. Eserin yalnızca müzikal bir yapıt değil, aynı zamanda felsefi ve kültürel bir anlatı olduğu vurgulanmıştır. Bu tez çalışması, Ahmed Adnan Saygun'un, Yunus Emre Oratoryosu aracılığıyla geleneksel tasavvufi düşünceyi modern Batı müziği diliyle nasıl bir araya getirdiğini ortaya koymakta ve eserin Türk müzik tarihi içindeki yerini ve özgünlüğünü tespit etmektedir.
Piyano eğitiminde Synthesia programının öğrenci başarısı üzerine etkisi: Kahramanmaraş ili Nurhak ilçesi örneği
Synthesia, piyano rulo yazı sistemini kullanarak Ipad, tablet, bilgisayar gibi cihazlarda piyano eğitimini zevkli ve kolay hale getirmeyi amaçlayan bir programdır. Yedi dil seçeneği vardır. İçerisinde hazır bulunan ve oluşturulan MIDI dosyalarını okuyabilmekte, böylece eğitim için dersler oluşturulabilmektedir. Görsel okuma olarak piyano rulo yazısının yanında nota yazı sistemi de sunmaktadır. Bu zamana kadar müziğe ilgisi olan ve yeni başlayan kişilerin ilgisini çekerek birçok kullanıcıya ulaşmıştır. Bu çalışmada, Synthesia programı ile verilen piyano eğitimi ile klasik yöntemle verilen piyano eğitiminin karşılaştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmada literatür tarama yönteminden ve deneysel yöntemlerden yararlanılmıştır. Betimsel boyutta literatür taraması yapılarak performans değerlendirme ölçekleri incelenmiş ve deneysel kısmın ara gözlem formu ile son test ölçümlerinin değerlendirilebilmesi için uzman görüşleri alınarak değerlendirme ölçekleri oluşturulmuştur. Bu şekilde ölçeğin kapsam geçerliği de uzman görüşlerinin alınmasıyla sağlanmıştır. Eğitimin dördüncü ve sekizinci haftalarında ara gözlem için videolar çekilmiş ve bu videolar piyano alanında uzman 2 eğitimciye izletilerek ara gözlem formları doldurulmuştur. Daha sonra son test ölçümleri için eğitimin on ikinci haftasında video kayıtları alınmış ve bu kayıtlar, piyano alanında uzman 5 eğitimciye izletilerek puanlandırılmıştır. Araştırmada, Synthesia programı ile piyano eğitimi alan deney grubu ve klasik yöntemle piyano eğitimi alan kontrol grubu arasındaki fark, parametrik olmayan Mann-Whitney U testi kullanılarak ortaya konulmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin son test puanları arasında piyano çalma becerisi bakımından anlamlı bir fark olmadığı ortaya çıkmıştır.
Türkiyede müzik müzeciliği ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı İbrahim Alimoğlu Müzik Müzesi envanteri üzerine bir inceleme
Araştırmanın; konusu ve içeriği itibariyle Türkiye'de müzik müzeciliğinin gelişmesine öncülük eden kurumlardan biri olan Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı İbrahim Alimoğlu Müzik Müzesi, bünyesinde bulundurduğu 420 adet enstrüman ve yapılan bağışlarla günden güne büyüyen, kendini geliştiren, bununla birlikte il kültür turizmine katkı sağlayan bir müzedir. Müzik müzeciliğinde enstrümanların korunması ve sergilenmesi başta olmak üzere, alanında özgün ve yeni bir çalışma olması, dünyada ve ülkemizde çalışma alanlarından olan "Organoloji (Enstrüman Bilimi)" disiplininin yöntem ve tekniklerinden yararlanması bakımından önemli olduğu düşünülmektedir. Bu çalışma; müzik müzeciliği ile, Afyonkarahisar ilinin Afyon Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı İbrahim Alimoğlu Müzik Müzesi ile sınırlandırılmış; tarama modelini esas alan nitel yöntemlerin kullanıldığı betimsel bir araştırmadır. Çalışma sonucunda; Alt problemlere göre düzenlenen veriler işlenmiş ve dünya müzik kültürünün tarihsel birikimlerinin gelecek kuşaklara aktarılması konusunda büyük bir öneme sahip olduğu, enstrüman miktarı, müzedeki enstrüman dağılımlarının Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika kıtalarına göre sınıflandırılması konularına yer verilmiştir. Çalışmanın alana katkı sağlayıcı, özgün ve konu üzerinde yeni çalışmalara destek olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Müze, Organoloji, Enstrüman.
Rakım Elkutlu'nun eserlerinde usul aruz vezni ilişkisi
Bu araştırmanın amacı, Cumhuriyet Dönemi bestekârlarından Râkım Elkutlu'nun bestelediği eserlerde kullandığı güftelerin arûz vezni ile eserlerin usûlü arasındaki ilişkiyi incelemektir.Bu minvalde yapılan çalışma Rakım Elkutlu'nun belli arûz vezni kalıplarını belli usûllerde bestelediği görülmektedir.Râkım Elkutlu'nun 12 farklı usûlde, güfteleri arûz vezni kalıpları ile yazılmış farklı formlarda 58 eserine ulaşılarak bestelendikleri usül ile arûz vezinleri karşılaştırılarak incelenmiştir.
Paul Hindemith' in Ludus Tonalis eserinin incelenmesi ve bu yapıda örnek eser yazılması
Bu çalışmada 20.yy'ın önemli Alman bestecisi olan Paul Hindemith ve onun ?Ludus Tonalis? adlı eserinin dünya literatüründeki yeri ve önemi incelenmiştir. Hindemith' in besteci, eleştirmen ve nazariyatçı olarak müzik tarihine kazandırdığı eserlerin gün ışığına çıkartılması, onun daha iyi anlaşılması ve yorumsal tekniklerin geliştirilmesi adına bu araştırmanın pek çok müzisyene yol göstermesi amaçlanmaktadır. Paul Hindemith; eskiden beri süre gelen armoni, kontrapunkt, ve tonalite sistemlerinde yeniliklere doğru giderek, güçlü bir polifoninin kullanıldığı eserlerinde kendi armoni isteminin kurallarını ortaya koymuştur. Bu inceleme Ankara Devlet Konservatuarı'nın da kurucularından olan Paul Hindemith' in daha iyi tanınmasını sağlayacak aynı zamanda eserlerinin icrasında karşılaşılacak zorlukların verilen örneklerle somutlaştırılıp daha kolay icra edilmesine olanak sağlayacaktır.Araştırmanın sonucunda müzisyenin ? Ludus Tonalis ? adlı eserinin, bulunduğu zamanın koşullarındaki müzik ortamına iyi bir kaynak olduğu bilinmektedir. Böylece bu araştırmanın müzikal analizi; günümüz besteci ve araştırmacılara yol gösterici olarak kaynak yardımcı olması da amaçlanmıştır.Anahtar Kelimeler:Ludus Tonalis, Paul Hindemith
Bireysel ses eğitiminden toplu ses/koro eğitimine geçiş sürecindeki yaklaşımlar
Bu araştırmanın amacı, bireysel ses eğitiminden toplu ses/koro eğitimine geçiş sürecindeki yaklaşımları saptamak, bulgularla durum değerlendirmesi gerçekleştirmek ve önerilerle bireysel ses eğitiminin daha işlevsel hale gelmesine katkı sağlamaktır.Bu çalışma nitel ve nicel araştırma yöntemleri esas alınarak hazırlanmıştır. Mesleki müzik eğitimi veren yükseköğrenim kurumlarında ses eğitimi derslerini yürütmüş veya yürütmekte olan öğretim elemanları, ve 2009-2010 eğitim-öğretim yılı bahar dönemi bireysel ses eğitimi toplu ses /koro eğitimi dersi alan öğrencilerden oluşan örneklem kapsamında gerçekleştirilmiştir.Araştırma kapsamında oluşan alt problemlere veri sağlamak amacıyla araştırmayla doğrudan ya da dolaylı ilgisi olan bilimsel çalışmalar toplanmış, örneklemde yer alan üniversitelerin ilgili anabilim dallarında bireysel ses eğitimi dersini yürütmüş veya yürütmekte olan öğretim elemanlarına, 2009-2010 eğitim öğretim yılı bahar dönemi bireysel ses eğitimi dersini alan öğrencilere anket uygulanmıştır.Bu araştırmada; bireysel ses eğitiminde kullanılan yöntem ve tekniklerin, toplu ses/koro eğitimine zemin hazırladığı sonucuna varılmıştır. Nitelikli bir toplu ses/koro eğitimi için, koro üyelerine, nitelikli bir bireysel ses eğitimi verilmesi önerilmektedir.
Afyonkarahisar müzik kültürüne hizmet edenler
?Afyonkarahisar Müzik Kültürüne Hizmet Edenler? başlıklı bu çalışma, genel olarak müzik ve kültür kavramlarını, Afyonkarahisar ili tarihçesini, Afyonkarahisar'da geçmiş yıllarda yapılmış ve halen yapılmakta olan müzik çalışmalarını ve Afyonkarahisar müzik kültürüne hizmet etmiş ve etmekte olan şahısların ve kurumların müzik çalışmaları ve kültürel faaliyetlerini içermektedir.Daha önceki yıllarda, Afyonkarahisar ve Afyonkarahisar yöresi türküleri ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Fakat bu çalışmada Afyonkarahisar müzik kültürü, eldeki imkân ve zaman sınırlılığıyla birlikte elde edilen veriler değerlendirilerek, daha kapsamlı bir şekilde ele alındı.Bu araştırmanın daha birçok araştırmaya yön vereceği, Afyonkarahisar müzik kültürünün gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Afyonkarahisar, Müzik, Kültür.
Geleneksel Türk sanat müziğinde uygulanan ses eğitimi yöntemlerinin incelenmesi
Bu araştırma, devlet konservatuarlarının Geleneksel Türk Sanat Müziği eğitiminin verildiği bölümlerinde, verilmekte olan ses eğitimi yöntemlerini inceleyerek, yapılan çalışmaların geliştirilmesini amaçlamaktadır. Geleneksel Türk Sanat Müziği ses eğitimi derslerinde yapılan teknik çalışmaların hangi amaçlar doğrultusunda, ne şekilde yapıldığının, bilinçli teknik çalışmaların yapılıp yapılmadığının ve Geleneksel T.S.M konservatuarlarındaki uygulamaların Geleneksel Türk Müziği üslûp ve tavrına olan katkılarını değerlendirmesinin büyük faydalar sağlayacağı düşüncesinden yola çıkılarak yapılan araştırma, bu alanda yapılmakta olan ses eğitiminin niteliğini ortaya koyan yapısıyla önem kazanmaktadır.Bu alana yönelik yapılmış çalışmaların nicelik açısından az olması araştırmanın önemini daha da arttırmakta, kendisinden sonra yapılacak çalışmalara da ışık tutması amaçlanmaktadır. Betimsel araştırma yöntemlerine dayalı olarak gerçekleştirilen bu araştırmada, konuyla ilgili çeşitli kaynakların taranmasıyla ön bilgilere ulaşılmış, yapılan bireysel görüşmelerin ardından Konya, Diyarbakır, Afyon konservatuarlarındaki ses eğitimi 3. ve 4. Sınıf öğrencileri ile ses eğitimi öğretim elemanlarından oluşan gruplara uygulanan anket yolu ile de mevcut duruma ilişkin verilere ulaşılmıştır.Elde edilen veriler istatistiksel yöntemlerle SPSS programında değerlendirilmiş, bulgular tablolar halinde sunularak yorumlanmış ve buradan çeşitli sonuçlara ulaşılmıştır. Yapılan araştırmadan Geleneksel T. S. M konservatuarı ses eğitimi bölümlerinin, ses eğitimi derslerini birbirlerinden farklı yöntemlerle işledikleri, farklı uygulamalarla eğitim verdikleri ve teknik konularda farklı düşüncelere sahip oldukları görülmüş, yapılan bu çalışma sonrasında, ses eğitiminde Geleneksel Türk müziği uslûp ve tavrını geliştirme konusuna katkı sağlayacağı düşünülen bazı öneriler getirilmiştir.
Halvetilikte müziğe karşı inanç ve tutumların incelenmesi
Bu çalışma sosyoloji, sosyal psikoloji ve müzik bilimleri disiplinlerini içermektedir.Araştırmanın; konusu ve içeriği ile Türkiye'de İslami kültürün gelişmesi ve yayılmasında öncülük eden tarikatlardan biri olan Halveti Tarikatı'nda müziğe karşı inanç ve tutumların incelenmesi, bireylerin Halvetilikte müziğe bakış açılarının belirlenmesi, Halvetilikte müziğin icra başta olmak üzere yerinin belirlenmesi alanında özgün ve yeni bir çalışma olması, alana ülkemizde yeni çalışma alanlarından olan ?sosyal psikoloji? biliminin yöntem ve tekniklerinden yararlanması bakımlarından önemli olduğu düşünülmektedir.Halveti Tarikatı'nın Şabani kolu ile, Kütahya ili ile sınırlandırılmış; tarama modelini esas alan nitel ve nicel yöntemlerin kullanıldığı betimsel bir araştırmadır.Çalışma sonucunda; alt problemlere göre düzenlenen veriler işlenmiş ve müziğin insan yaşamındaki rolleri, müzikle ilgili inançlar, müziğin Halveti-Şabani inancında rolleri, müzikle ilgili tutumlar, müzikle ilgili davranışlar, müzik türlerine ve kültürüne ilişkin tutumlar, müziğin Halveti-Şabani inancındaki yerine yönelik değerlendirmeler, adetlerle ve müziksel icralara yer verilmiştir.Çalışmanın alana katkı sağlayıcı, özgün ve konu üzerinde yeni çalışmalara destek olacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Halvetilik, inanç, tutum, müzik
Toplam kalite yönetiminin yüksek öğretimde devlet konservatuvarlarının müzik bölümlerinde uygulanabilirliği
viiÖZETTOPLAM KALİTE YÖNETİMİNİN YÜKSEK ÖĞRETİMDE DEVLETKONSERVATUVARLARININ MÜZİK BÖLÜMLERİNDEUYGULANABİLİRLİĞİHakan AKDENİZMüzik Anabilim DalıAfyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüEylül 2005Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet ERKANBu çalışmada Toplam Kalite Yönetimi hakkında genel bir bilgi verilerek, eğitimalanında uygulanabilirliği ve bu yönetim felsefesinin Devlet Konservatuvarlarının MüzikEğitimi Bölümlerinde uygulanabilirlik alanları araştırılmıştır. Toplam Kalite Yönetimifelsefesinin Devlet Konservatuvarları Müzik Eğitimi Bölümlerine uygulanması sonucundabu kurumların 21 yy da çağdaş eğitim sistemi içinde sanatsal üretkenliklerinin veperformanslarının arttıracağı ifade edilmiştir. Bu duruma paralel olarak Toplam KaliteYönetimi Uygulamaları sayesinde Devlet Konservatuvarlarının Müzik EğitimiBölümlerinin sürekli gelişim süreci içinde olmaları ile müzik eğitimi açısından toplumungelişen ihtiyaçlarına olumlu katkılar sağlayacağı üzerinde durulmuştur. Yapılan anketçalışmasıyla öğretim elemanlarının Toplam Kalite Uygulamalarına ilişkin önermelereyaklaşımları ölçülerek, bu yönetim felsefesine bakış açıları belirlenmeye çalışılmıştır.
Ahmed Adnan Saygun üzerine bir inceleme çalışması
iiiYÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİAHMED ADNAN SAYGUN ÜZERİNE BİR İNCELEME ÇALIŞMASISezgi Sevi KIRANMüzik Anabilim DalıAfyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüHaziran 2005Danışman: Doç. A. Bülent ALANERÜlkemizde Cumhuriyetin kurulması ile birlikte her alanda yeniden yapılanma süreciyaşanmıştır. Bu yapılanma süreci içinde Büyük Önder Atatürk'ün önemle üzerinde durduğukonulardan biri, ülkemizin modern dünyanın bir parçası olması doğrultusunda eğitim, sanat vebuna bağlı olarak müzik olmuştur.Ahmed Adnan Saygun, bir besteci, bir araştırmacı ve bir müzik eğitimcisi olarak, TürkMüzik Tarihinde saygın ve önemli bir yere sahiptir.Bu çalışmada besteciliğinin yanı sıra bir araştırmacı ve bir eğitmen olarak AhmedAdnan Saygun'un sanatçı kişiliği, yapıtları ele alınmış, ülkemizde müzik eğitiminingelişimine ilişkin görüşleri incelenmiştir. Ahmed Adnan Saygun, türlerinin Türkiye'deki ilkörnekleri olan ?Özsoy? operası, ?Bir Orman Masalı? balesi ve ?Yunus Emre? oratoryosunubestelemiştir.
Zekâi Dede`nin hayatı Hicazkâr takımı içerisinde yer alan eserlerinin analizi
iiiYÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİZEKÂİ DEDE'NİN HAYATI VE HİCAZKÂR TAKIMI İÇİNDE YER ALANESERLERİNİN ANALİZİAslı SÜSLÜMüzik Anabilim DalıAfyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüHAZİRAN-2005DANIŞMAN : Doç. Dr. Nikolay DUMSEVÇalışmada, Klasik Türk Musikisi'nin en önemli isimlerinden birisi olan, HocaZekâi Dede Efendi'nin hayatı ve sanatsal yönü hakkında bilgi verildikten sonra,Hicazkâr takımı içinde yer alan eserleri çeşitli açılardan incelenerek, bir eserin nasılanaliz edilmesi gerektiği hususunda; inceleme esnasında hangi yöntemin takip edileceğiortaya konulmuştur.
Klarinetin tarihsel gelişimi, repertuvarı ve orkestradaki önemi
iiiYÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİKLARİNETİN TARİHSEL GELİŞİMİ, REPERTUVARIVE ORKESTRADAKİ ÖNEMİŞehrinaz ÖNDERMüzik Ana Bilim DalıAfyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüHaziran 2005Danışman: Prof. Önder KÜTAHYALIBu araştırma, tahta üfleme çalgı ailesinin genç üyesi olan klarinetin tarihselsüreç içerisinde gelişimini klarinet repertuvarı ile birlikte inceleyerek, klarinetinorkestradaki önemini belirtmek ve bu konuda yapılacak çalışmalara katkıdabulunabilmek amacıyla yapılmış betimsel bir çalışmadır.Araştırma, üç bölüm altında ele alınmıştır. Birinci bölümde, klarinetin ortayaçıkışından günümüze kadar tarihsel gelişimi anlatılmıştır. İkinci bölümde, klarinetrepertuvarı solo, oda ve caz müziğinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise klarinetinorkestradaki önemi vurgulanmıştır.Sonuç olarak, araştırmada klarinet hakkında elde edilen bilgiler doğrultusunda,klarinetin orkestrada vazgeçilemez üfleme çalgı olduğu tespit edilmiştir.
T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Klâsik Türk müziği korosunun repertuarının incelenmesi
iYÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİT. C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ANKARA DEVLET KLÂSİK TÜRKMÜZİĞİ KOROSUNUN REPERTUARININ İNCELENMESİBurak KAYNARCAMüzik Anabilim DalıAfyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüEylül 2005Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mehmet ERKANBu çalışmada, ülkemizin kültür ve sanat hayatının en yetkin kurumlarından olanKültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Devlet Klâsik Türk Müziği Korosununkuruluşundan bu yana gerçekleştirilmiş tüm konser repertuarları incelenmiş, seçilenrepertuarlarda hangi dönem Türk Mûsikûsi eserlerine ağırlık verildiği, en çok hangiformdan eserlerin tercih edildiği saptanmıştır. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığınabağlı Güzel Sanatlar Müdürlüğünün ve ona bağlı Türk Müziği Korolarının kuruluşamaçları ve günümüzdeki uygulamaları da irdelenmiştir.
Romantizm dönemi bestecilerin eserlerinde nefesli ve vurmalı çalgılar
ivYÜKSEK LİSANS TEZ ÖZETİROMANTİZM DÖNEMİ BESTECİLERİN ESERLERİNDE NEFESLİ VE VURMALIÇALGILARAydın MECİDMüzik Anabilim DalıAfyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimleri EnstitüsüOcak -2005Danışman: Yrd.Doç.Dr. Yusuf MİRİŞLİAraştırmamızda Romantik dönemi bestecilerin eserlerinde nefesli ve vurmalıçalgıları ne şekilde kullandıklarını ortaya koyarak,bu alanda eğitim gören müzisyenadayı öğrencilere,orkestralarda görev alan müzisyenlere yol göstermek,bilgi vermek vebundan hareketle; bu alanda yapılacak yeni araştırmalara, ortaya çıkacak yeni eserlerebilimsel bir zemin hazırlamak amaçlanmıştır.Araştırmada, durum tespitine yönelik bir model esas alınmış, veriler müzikalçözümleme, kaynak tarama ve gereken yerlerde mülakat yoluyla elde edilmiş betimselyöntemler yardımıyla çözümlenerek yorumlanmıştır.Araştırmada ilk olarak Romantik Dönem müziğinin özellikleri ve bu dönemdekibestecilerin müzik fikirleri, hayatları ve eserlerinin ortaya konulmasıyla problemdurumu tespit edilmiştir. Daha sonra ise bu araştırmada bestecilerin nefesli ve vurmalıçalgıları romantik dönemde ne şekilde kullandıkları, dönem içerisinde nefesli vevurmalı çalgıların nasıl bir gelişim gösterdiği, solo yazılmış eserlerde bestecilerinözellikle o enstrumanları seçmesinin nedenlerini ortaya konulmak istenmiş, son olarakda bu incelemeden çıkan sonuç ve öneriler ortaya konulmuştur.
Klasik Türk musikisinde Zaharya ve eserleri
Klâsik Türk Mûsikûsi'nde Zaharya ve Eserleri konulu bu çalışma yüksek lisans teziolarak hazırlanmıştır. Zaharya'nın hayatı hakkında yeteri kadar bilgi olmamasınarağmen hayatının birçok ayrıntıları incelenmeye, araştırılmaya çalışılmış ve bu konudaoldukça farklı görüşler ortaya konulmuştur. Hakkında yazılı kaynaklardaki bilgi vebelgelerden; kitap, ansiklopedi, cd, mûsikû mecmûaları ve kendi yazdığı kitaptan(Efterpi) hayatı ve eserleri araştırılmıştır. Yapılan bu çalışma üç bölüm altında elealınmış, birinci bölümde hayatı, yaşadığı dönem, üslûbu, Klâsik Türk Mûsikûsi'ndekiyeri ve önemine değinilmiş, ikinci bölümde çağın müzik ortamına genel bir bakış,Zaharya'nın çalışmaları ile ilgili bazı yorumlar, dini ve lâdini eserleri ele alınmış,üçüncü bölümde ise Zaharya'nın Klâsik Türk Mûsikûsi'ne kazandırdığı eserler yeralmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, Zaharya'nın eserlerinin sayısında 21'e ulaşılmıştır.
Abdülkadir Meragi`nin eserlerinin makamsal açıdan incelenmesi
Klasik Türk Müziğinde ?Hoca? denip mûsikinin en büyük üstadı olarak kabuledilen Abdülkâdir Merâği, Türk ve Osmanlı toplumunun dışında; Azerbaycantopraklarında doğmasına rağmen, Klasik Türk Müziğinin nazariyat ve bestekârlıkalanlarında bir deha olarak kabul edilmiş ve mûsikimizin bu yönleriyle gelişmesindeönemli roller oynamıştır. Kendisinden önce Anadolu Selçuklu mûsiki anlayışını devamettiren Osmanlı Türkleri 1400'lü yıllardan sonra Merâği'nin mûsikû anlayışınıbenimseyip onun yönünü takip etmişlerdir.Çalışmada bir klasik dönem bestekâr'ı olan Abdülkâdir Merâği'nin eserlerininmakamsal açıdan incelenmesi yapılarak, bestekârın makam ve form anlayışınıngünümüzdeki anlayışla farklılıkları ortaya çıkartılmıştır. Bu dönemde bestekârınkullandığı formların incelenmesinin yanı sıra sözlü mûsikide kullandığı Kâr, Kârçe,Beste, Ağır Semâû, Yürük Semâû formlarının kullanılış şekilleri incelenilerek, buformlardaki usûl anlayışına değinilmiştir.