
3,538
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Elazığ ferrokrom cürufu ile alkali aktive edilmiş cam lifi ve atık mermer tozu katkılı harçların mühendislik özelliklerinin belirlenmesi
Geleneksel betondan farklı olarak, içerisinde çimento yerine puzolanların, su yerine ise alkali aktivatörlerin tercih edilmesi ile elde edilen kompozitlere alkali aktivasyonlu betonlar denmektedir. Uçucu kül ve yüksek fırın cürufu gibi endüstriyel atıklar, düşük maliyetleri ve kolay temin edilebilmeleri nedeniyle alkali aktivasyonu betonlarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadırlar. Alkali aktivasyonlu betonların çimento kullanılmadan üretilebiliyor olması, dolayısıyla çevreye zararlı etkileri olmayan bir kompozit olması birçok araştırmacının ilgisini çekmiştir. Bu çalışmada, çimento kullanılmadan onun yerine aynı incelikte öğütülmüş ferrokrom cürufu ve katkı maddesi olarak mermer tozu ve cam lifi kullanılarak alkalilerle aktive edilen harç üretimi hedeflenmiştir. Alkali aktivatör olarak sodyum hidroksit (NaOH) ve sodyum silikat (Na2SiO3) çözeltileri kullanılmıştır. Karışımda NaOH/Na2SiO3 oranı ön deneyler sonucu 1/2 olarak belirlenmiştir. Alkali aktivatör için 90C sıcaklık uygulanmıştır. 90C aktivasyon sıcaklığı 24 saat boyunca uygulanmıştır. Çalışmada aktivatör (NaOH+Na2SiO3) / bağlayıcı (cüruf) oranı 0.35, 0.40 ve 0.45 olarak denenmiştir. Bu oranlar hazırlanırken % 5, % 10 ve % 15 oranlarında mermer tozu eklenerek farklı karışımlar hazırlanmıştır. Her numuneye tüm karışımın % 0,5'i oranında cam lifi katkı maddesi olarak eklenmiştir. Numunelerin 7 ve 28 günlük deney sonuçları incelenmiştir. Harç numunelerine kıvam tayini ile priz başlama ve bitiş süreleri tayini deneyleri uygulanmıştır. Beton numuneler üzerinde her bir oran için basınç dayanımı, aşınma dayanımı, birim ağırlık deneyi, kapilerite deneyi, ultrases deneyi ve ayrıca 28 günlük numunelere sülfat etkisi ve donma-çözünme deneyleri uygulanmıştır. Çalışmada mikro yapı incelemeleri için SEM analizlerinden faydalanılmıştır.
Iraktaki Musul barajı ve Türkiyedeki Kralkızı-Dicle barajı etrafındaki toprak ve bitkileri element konsantrasyonlarının karşılaştırılması
In this study, it is aimed to compare the element concentrations in plant and soil samples taken around Mosul dam and Kralkızı-Dicle dam lakes. For digestion of the samples, microwave (MW) oven was used. The measurements were carried out by using inductively coupled plasma-mass spectrometry (ICP-MS). From the results obtained, it was found that (Cr, Cu) trace elements in plants and (Pb, Cu) in soils are lower than the maximum acceptable concentrations (MAC), for both from Iraq and Turkey. Related with studied elements in soil samples, Cd(10938 μg/Kg)in one soil from Iraq, Ni(201313 μg/Kg, 181644 μg/Kg), and Cr(240403 μg/Kg, 162453 μg/Kg) in one by one sample from both Iraq and Turkey are higher than the MAC values. Cd(2813 μg/Kg, 8026 μg/Kg)in one by one plant from both Iraq and Turkey, Pb(14464 μg/Kg)in one plant from Iraq, and Ni(22467 μg/Kg)in one plant form Iraq are higher than the MAC values. Related with the validation, standard reference material (NCSDC73348-Busch branches and leaves-trace elements) were analyzed for the studied elements. The obtained results showed that the results are reliable. It was concluded that toxic trace elements should be determined periodically.
Comparison of element concentrations in water and fish samples from Mosul dam lake in Iraq and Kralkizi-Dicle lakes in Turkey
In this study, it is aimed to compare the element concentrations in water and fish samples taken from Mosul dam and Kralkızı-Dicle dam lakes. For digestion of fish samples, microwave (MW) oven was used. The measurements were carried out by using inductively coupled plasma-mass spectrometry (ICP-MS). From the results obtained, it was found that all trace elements in water are lower than the maximum acceptable concentrations (MAC), for both from Iraq and Turkey. Related with studied elements in fish samples, Cd, Cr and Cu levels in all fish samples were found lower than the MACs (100, 1000 and 20 000 ppb, respectively) while Pb (427 ppb) in one sample and Ni (750 and 895 ppb) in two samples are higher than the MAC value (500 ppb Ni). Related with the validation, standard reference material (SPS-SW2 surface water-trace elements) were analyzed for the studied elements. The obtained results showed that the results are reliable. It was concluded that toxic trace elements should be determined periodically.
Derin öğrenme ve ses tabanlı duygu tanıma
Duygu, bireyin ruh halinde içsel ve çevresel faktörlerin etkileşiminden doğan kompleks psikofizyolojik bir değişimdir. Duygular, insanların dış dünyayla olan etkileşimlerinde, aldığı kararlarda ve eylemlerinde önemli bir rol oynar. Dolayısıyla duygu tanıma ve yorumlama özellikle insan bilgisayar etkileşimi için önemlidir ve bilgisayarları mantıksal işlem yapan makinelerin ötesine taşımaktadır. Duyguların tespit edilmesinde görsel, işitsel, dokunsal ve diğer biyometrik sinyaller kullanılmaktadır. Bu sinyaller arasında insanlar arasındaki iletişimin en yaygın aracı olan konuşma önemli bir yere sahiptir. Bu durum konuşma tabanlı duygu tanıma uygulamalarının, giderek artan bir ilgiyle ilerletilen bir araştırma alanı olmasına imkân tanımıştır. Bu tez çalışmasında ses işleme tabanlı duygu tanıma uygulaması gerçekleştirilmiştir. SAVEE, RML ve RAVDESS olmak üzere 3 farklı veri seti kullanılmıştır. Mevcut ses dosyalarına ön işlem ve özellik çıkarımı uygulandıktan sonra Uzun- Kısa Süreli Bellek Ağları ile sınıflandırılmıştır. Sistemin duygu tanıma doğruluk oranları SAVEE veri seti için %72,13 RML veri seti için %70,35, RAVDESS veri için %68,8 olarak bulunmuştur
Comparison of element concentrations in crude oil samples taken from different sites in Iraq and Turkey
The ability to accurately determine the metal contents of crude oils is necessary for reasons ranging from the need to identify the source of the oils (Ni and V) to the removal of components that might inhibit catalysis during refining or impact negatively on the environment during hydrocarbon combustion. Determination of the petroleum source is very important to prevent oil smuggling. The aim of this thesis is a comparison of element concentrations in crude oil samples taken from different sites in Turkey and Iraq. For this purpose, the crude oil samples were collected from a few locations including Duhok, Zakho, and Erbil from Iraq, Batman, and Adiyaman from Turkey. Sample Digestion was performed by microwave (MW) oven-using HNO3 and polytetrafluoroethylene (PTFE™). After that, the digested samples were diluted for further analysis. The metal concentrations were determined by using Inductively coupled plasma-mass spectrometry (ICP-MS). For quantitative analysis, calibration graphs were obtained. From the results obtained, it was found that Vanadium V concentrations are in ranges of (0.082 – 24.490) mg/L, while Nickle Ni concentrations are varying between (1.028 – 10.740) mg/L.
Membran kapasitif deiyonizasyon yöntemi ile çöp sızıntı suyundan iyon giderimi
Deponi sahalarından kaynaklanan önemli bir çevre problemi olan çöp sızıntı suları yeraltı suyu ve yüzeysel sular için potansiyel tehlikeye yol açmaktadır. Biyodegradasyona dirençli organik madde amonyak azotu, ağır metal, klorlu organik ve inorganik tuzları içeriklerinden dolayı biyolojik prosesler özellikle yaşlı sızıntı sularını arıtmak için etkili değildir. Bu tezde, membran kapasitif deiyonizasyon sistemiyle çöp sızıntı sularından çeşitli iyonların uzaklaştırılması laboratuvar ölçekte incelenmiştir. Bugüne kadar, MKDI ünitesiyle yürütülen çalışmalar genellikle yeraltı suyu, evsel ve endüstriyel atık sulardan çeşitli iyonların uzaklaştırılmasına odaklanılmıştır. Deneyler, 0.5 – 5.0 V aralığındaki voltaj ve 15 – 120 dk aralığındaki temas sürelerinde yürütülmüştür. Sızıntı suyunda 4.0 V altında 15 dk temas süresinde maksimum fosfat giderimi (% 77) elde edilmiştir. 3.0 – 4.0 V voltaj uygulandığında, CI, NO3- ve NO2- iyonları ilk 15 dk' lık temas süresinde tamamen ortamdan uzaklaştırılmıştır. SO4-2 iyonu ise 3.0 - 5.0 V aralığında % 80 - % 85 oranında giderilmiştir. Benzer şekilde, 3.0 - 5.0 V aralığındaki voltaj uygulamalarında ilk 15 dk temas süresinde % 80 - % 88 aralığında Na+ iyonu uzaklaştırılmıştır. NH4+ iyon giderimi incelendiğinde, maksimum giderim verimi 3.5 V ve 120 dk' lık temas süresinde % 90 oranında elde edilmiştir. K+ iyonu, 2.5 V da % 37 oranında giderim sağlarken, 3.5 V'a yükseltildiğinde % 90 giderime ulaşılmıştır. Ca+2 iyonu için maksimum uzaklaştırma verimi 3.0 – 4.0 V voltaj aralığında % 70 olduğu gözlemlenmiştir.
Farklı ön işlem teknikleri uygulanmış alg biyokütlesinin mikrobiyal yakıt hücresinde elektrik üretim performansının araştırılması
Bu tez çalışmasında karışık alg kültürüne belirli ön işlem yöntemleri uygulanarak tek bölmeli mikrobiyal yakıt hücresinin (MYH) elektrik üretim performansı üzerine etkisi araştırılmıştır. Bu yaklaşım, atık arıtma ve elektrik üretimi olarak iki ayrı amaca hizmet etmektedir. Bu amaçla karışık alg biyokütlesine hidrojen peroksit (H2O2) ve Ultraviyole (UV) ön işlemleri uygulanarak elektrik üretim potansiyelleri araştırılmıştır. MYH'de kullanılan alg biyokütlesine 5-30 ml/L aralığındaki farklı dozlarda H2O2 eklenmiştir. Elde edilen sonuçlar herhangi bir ön işlemin uygulanmadığı kontrol reaktöründen elde edilen sonuçlarla kıyaslanmıştır. Kontrol reaktöründe 41,16 mW/m2'lik bir güç yoğunluğu elde edilmiştir. 5 ml/L H2O2 ön işlem uygulandığı durumda 178,57 mW/m2 güç yoğunluğu elde edilirken, 25 ml/L H2O2 dozunda 244,64 mW/m2 ve 30 ml/L H2O2 dozunda 234,55 mW/m2'lik güç yoğunlukları elde edilmiştir. En yüksek güç yoğunluğu 25 ml/L H2O2 dozunun uygulandığı MYH reaktöründe elde edilmiştir. Ayrıca, 30-90 dk aralığındaki temas sürelerinde, 254 nm dalga boyunda monokromatik radyasyona sahip UV ışınımına maruz bırakılan alg biyokütlesinin kullanıldığı MYH reaktörlerinde güç üretim performansları incelenmiştir. Fakat tek başına UV ön arıtma işleminin uygulandığı durumda, kontrol reaktöründe 32 mW/m2'lik bir güç yoğunluğu elde edilirken, 30-90 dk aralığında 254 nm dalga boyunda monokromatik radyasyona sahip UV ışınımına maruz bırakılan alg biyokütlesinin kullanıldığı MYH reaktörlerinde kontrol rektörüne göre daha düşük güç yoğunlukları elde edilmiştir. İki ön işlemin mukayesesi sonucunda karışık alg biyokütlesinde kimyasal arıtım olan H2O2 ön işleminin, fiziksel arıtım olan UV ışınımı ön işleminden daha iyi sonuç vereceği görülmüştür. Elde edilen sonuçlardan UV işleminin MYH'de algal biyokütleden elektrik üretiminde tek başına ön işlem olarak uygulanamayacağını göstermektedir.
Aşırı öğrenme makineleri ile beta talasemi ve demir eksikliği anemisinin ayırt edilmesi
Bilgisayar destekli sistemler yalnızca doktorlara yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda hata oranlarını da en aza indirir. Bu sistemlerin amacı düşünebilmektir ve karar verebilmektir. Bu amaçla makine öğrenimi ve yapay sinir ağları gibi yöntemler kullanılmıştır. Bu çalışmalar donanım kısıtlamaları nedeniyle bir durgunluk dönemine girdikten sonra, donanımın geliştirilmesiyle derin ağ araştırmaları başladı. Derin sinir ağları, her bir katman için geri yayılım algoritması uygulayarak büyük boyutlu verilerden gizli olan verileri ayırt ederek çıkartmaktadır. Ayrıca derin öğrenme yöntemlerinde özellik çıkarma ihtiyacı ortadan kalkmıştır. Fonksiyon, sisteme girilen veri setinden otomatik olarak silinir. Diğer bir avantajı da genelleştirilebilmesidir. Bir problem için oluşturulan yöntem başka bir probleme de uygulanabilir. Derin öğrenme yöntemleri, bu avantajları sağlamak için büyük miktarda eğitim verisi gerektirir. Doğal dil işleme, konuşma işleme ve görüntü işleme için gerekli gereksinimler karşılandığında ve derin öğrenme yöntemleri uygulandığında başarılı sonuçlar ve doğru kararlar alınırken, yapay zeka ve makine öğrenimi yöntemlerinin geride kaldığı görülmüştür. Demir eksikliği anemisi (IDA) vücuda giren demirin hemoglobin üretmek için yetersiz olduğu bir olmasıdır. Bu hastalık ülkemizde ve dünya da en sık görülen anemi türüdür. Demir eksikliği anemisi (IDA) genetik bir hastalık olmasa da talasemi, kırmızı kan hücrelerinin ömrünü kısaltan kalıtsal bir özelliktir. Talasemi, hemoglobin oluşumunu düzenleyen genlerdeki anormalliklerin sonucudur. Talasemi taraması, talasemili çocuğu olabilecek çiftleri bulmayı amaçlayan bir girişimdir. Bu amaca ulaşmak için aynı tip talasemili deneklerin belirlenmesi gerekir. Hastalığın teşhisi için uygun tıbbi tedavinin sağlanması çok önemlidir. Demir eksikliği (IDA) anemisi ve β-talasemi özellikleri gibi genetik hastalıklar, doğru ve zamanında tanı gerektirir. Tez çalışmasında demir eksikliği anemisi(IDA) ve β-talasemi ayırt etmek amacı ile aşırı öğrenme makineleri(ELM) ve düzenli aşırı öğrenme makineleri(RELM) yöntemleriyle araştırılmıştır. Demir eksikliği anemisini, β-talasemi özelliğinden ayırt etmek için yapılan bu çalışma ile literatürde sinyal işleme yöntemleri ve makine öğrenmesi yöntemleri yazılımsal yöntemlerle sonuçlandırılmıştır. Önerilen yöntemle yapılan bu proje sonucunda yöntemimizin daha hızlı ve daha az maliyetle yüksek performans sağladığı görülmektedir.
Email and SMS spam detection based on deep learning
Over the last decade, the overwhelming use of smartphone have made users depend on it for digital communication such as Email and SMS. Consequently, the use of email and SMS services as a medium for "two-way communication" and "one-way communication" such as notification, alerts, reminders etc., by individuals and organizations has increased tremendously. Technological advancement, cost-effectiveness, high speed acknowledgment time and viability are factors that have led to their exponential growth in the 21st century. However, these communication mediums have been vulnerable to malicious attacks called spams. The constant rise of spam across these communication medium has questioned the demand for solutions. Thus, the need for ML/DL solution which without specific instructions (rule-based codes) use algorithms and statistical models to filter spam by relying on patterns and inferences in the content of message; that is, it parse the message, learn from it and decides if it is ham or spam. This approach is economical, faster, and efficient than the other two traditional methods since it can filter huge messages in short time and the ML/DL algorithms learn from the previous messages and apply it to incoming messages. Keywords: Deep learning, Machine learning, Dense Neural Network, Spam detection.
Harita optimizasyon yöntemleri ile İHA/SİHA uçuş planı hazırlanması
Bu çalışmada, uçuş operasyon sürecinin önemli unsurlarından biri olan uçuş planlarının öncelikli aşamalarından rota çıkarma işlemi harita optimizasyon yöntemleri kullanılarak hesaplanmıştır. Bir uçuş öncesinde hazırlanması ulusal ve uluslararası otoritelerce zorunlu kılınmış olan uçuş planlarının nasıl yapıldığı açıklanmıştır. Dünya üzerinde karmaşık yol yapısına sahip hava yolu haritalarından faydalanılarak farklı seviye ve bölgelerdeki bu yollar en uygun metasezgisel harita optimizasyon algoritmaları ile uçuş planının verimli ve etkin bir şekilde nasıl optimize edilebileceği önerilmiştir. Geleneksel tahmin yöntemlerinden daha iyi performans gösterme potansiyeli olan ve bu çalışma için geliştirilen yazılımın tahmin gücü değerlendirilmiştir. Geliştirilen yaklaşımın güvenilir uçuş planı tahminleri üretmek için gerekli olan kıstaslar ele alınarak, Türkiye'de faaliyet gösteren mevcut havayolu firmalarının geçmiş uçuş verilerinden faydalanılmıştır. Sivil havacılıkta uçuş planı alınırken dikkat edilmesi gereken kısıt ve kuralların birçoğunun askeri havacılıkta da kullanıldığı göz önüne alındığında geliştirilen yazılım ile ülkemiz için büyük önem taşıyan ve Türk Hava Kuvvetleri'ndeki filolarımızda her geçen gün sayısını artıran İnsansız Hava Araçlarının uçuş planlaması anlatılmıştır. Bununla birlikte bir uçuş operasyonu esnasında emniyet ve verimlik açısından önemli parametrelerden biri olan meteorolojik şartlardan rüzgar kısıtlaması hava araçlarının limitlerine göre geliştirilen yazılıma entegre edilmiştir. Tüm bu parametre ve kısıtlar hesaba katılarak geliştirilen yazılımın sonuçları değerlendirilmiştir.