
90
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kolu Açık Hacım Sultan Ocağı müzik pratiklerinin incelenmesi
Türk müzik kültürü içerisinde klasik Türk müziğinden halk müziğine, askeri müzikten tasavvuf müziğine kadar farklı form ve türde zengin bir müzik geleneği vardır. Bu gelenekler içerisinde inançsal boyutuyla Alevi Bektaşi müzik pratikleri farklı bir yere ve özel bir konuma sahiptir. Zira Alevi/Bektaşi ayinleri müzik eşliğinde yapılmaktadır. Özellikle cem törenlerinde bağlama ve müziğin önemli bir rolü vardır. Cem törenlerinde icra edilen deyiş ve tevhidler Alevi/Bektaşi kültürünün kuşaktan kuşağa aktarmada ve geleneğin yeniden yaratımını sağlamada önemli bir yer tutmaktadır. Bu anlamda Dede ve Zakirlerin önemli bir rolü bulunmaktadır. Her yöre ve bölgede her ne kadar coğrafi ve kültürel farklılıklar olsa da cem törenlerinde büyük oranda birliktelik sağlanmıştır. Buna karşılık bazı Alevi/Bektaşi ocaklarında ki müzik pratiklerinde farklılıklar da bulunmaktadır. Örneğin Kolu Açık Hacım Sultan ocağında başka hiçbir ocakta örneği bulunmayan cem ayini sırasında alkış ile eşlik etme geleneği bulunmaktadır. Alkışla eşlik etme geleneği gelişi güzel olmamakla birlikte nerelerde alkış eşliği yapılacağı yazılı olmayan bir kuralla günümüze kadar sürdürülmüştür. Bu araştırmada Alevi/Bektaşi inancı genelinde kolu açık hacım sultan ocağının müzik pratiklikleri incelenmiş, diğer Alevi/Bektaşi ocaklarından ne gibi farklılıkların olduğu araştırılmış ve hem eski hem yeni cem ayini törenleri irdelenmiştir. Araştırmada durum tespiti yapmak için gözleme dayalı betimlemelere yer verilmiştir. Ayrıca cem törenlerinde icra edilen deyiş ve tevhidler okunduğu gibi notaya alınmış müziksel analiz yöntemleriyle ritmik ve melodik yapıları ortaya konulmuştur. Bunun yanında kişisel görüşmelerle araştırmanın geçerlilik ve güvenirlik bakımından desteklenmesi sağlanmıştır.
Adıyaman yöresinde gazel olarak isimlendirilen eserlere yönelik bir inceleme
Adıyaman yöresi, Türk halk müziğinde kendine özgü karakteristik özellikler taşıyan önemli bölgelerden biridir. Yörede birçok tür ve biçimde Türk halk müziği örneğine rastlamak mümkündür. Uzun havalar içerisinde yer alan ve yörede gazel olarak adlandırılan tür de bu örneklerden biridir. Adıyaman yöresinde icra edilen gazelin, yörede önde gelen mahalli sanatçılar tarafından seslendirildiği ve önemli sanatsal özelliklere sahip olduğu görülmektedir. Araştırma, zengin kültürel birikime sahip olan Adıyaman yöresinin var olan gazel icra ortamlarını, gazel icrasında kullanılan eşlik çalgılarını, gazel icracılarının hayatlarını ve söyledikleri gazelleri müzikal açıdan derinlemesine incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma durum tespiti niteliğinde olup, araştırmanın evrenini Türkiye genelinde icra edilen gazel türü, örneklemini ise Adıyaman yöresinde icra edilen gazel türü oluşturmaktadır. Araştırma betimsel bir özelliğe sahip olup konuya yönelik veriler kaynak taraması ve kişisel görüşme yöntemleri ile elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarından birkaçı sıralanacak olursa; Adıyaman yöresinde icra edilen gazellerin genellikle evlerde ve harfane gecelerinde seslendirildiği, gazel icrasında eşlik çalgısı olarak keman, cümbüş ve bağlamanın kullanıldığı ve bazı gazel örneklerinde yöreye ait isimlendirilmeyen yeni bir makam dizisinin kullanıldığı tespit edilenlerden bazılarıdır. Ayrıca, gazel icralarında tek nefeste birçok nota değerini kapsayan uzun süreli icra şeklinin yaygın olduğu ve sözlerinin genellikle günümüz Türkçesine yakın olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda yörede icra edilen gazel türünün genel özellikleri ile bilinen Türk halk müziği gazel türünün genel özellikleri arasında birtakım farklılıkların olduğunu söylemek mümkündür.
Alâeddin Yavaşca'nın medhal formundaki eserlerinin makam ve seyir açısından incelenmesi
Klâsik Türk müziği sanatçısı ve bestekârı olan Alâeddin Yavaşca'nın kendi arşivinde bulunan medhal formundaki eserleri esas alınarak makamların seyir karakterlerinin meydana çıkmasını sağlama gayesiyle yapılan bu araştırmada, nitel araştırma modeli içerisinde yer alan durumun tespitine yönelik doküman incelemesi/doküman analizi yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada Alâeddin Yavaşca'nın kendi arşivinde bulunan medhal formundaki eserleri üzerinde makam analizleri yapılmış, eserlere dair yeni makam ifadeleri geliştirilmiş, bu ifadelere göre seyir örnekleri yapılmıştır. Buradan hareketle çalışma, Alâeddin Yavaşca'nın yalnızca kendi döneminin değil, önceki ve sonraki dönemlerin makam anlayışlarını da yansıtarak, nazarî literatürdeki eksik ve tutarsız yönleri tamamlamaya dair yazılı bir kaynak niteliğinde olmuştur. Araştırmada ulaşılan bulgular, Alâeddin Yavaşca'nın medhal formundaki eserlerinde görülen makam işleyiş biçimlerinin, makamların anlaşılır ve tanımlanabilir hâle gelmesine imkân tanıyacağını ortaya koymaktadır. Araştırmada, problem ve alt problemlere yönelik elde edilen bulgular ile bu bulguların değerlendirilmesi biçiminde ulaşılan sonuçlar ortaya konulmuştur. Geçmiş dönem ve kendi dönemindeki makam kuramcılarının makam ve seyir tarifleri dikkate alınarak, bestekârın eserlerindeki makam ve seyirleri ele alış şekli analiz edildiğinde; söz konusu kuramcıların makam ve seyir tarifleri ile Alâeddin Yavaşca'nın perde kullanımlarının ve özellikle başlangıç seslerinin farklılıklar gösterdiği, karar sesi bakımından da genel olarak benzer olduğu neticesine varılmıştır. Buna göre; dönem kuramcılarının makam ve perde kullanımı bakımından vermiş oldukları tariflerle, bestekârın medhal formundaki eserlerindeki seyir işleyişinin sadece bazı eserlerde farklı olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, Arel- Ezgi nazariyatı dikkate alınarak yapılan değerlendirmelerde dizi/dörtlü-beşli gibi kavram tanımlamaları dışında bir anlayış ile seyirler analiz edildiği için örtüşmenin sağlanamadığı noktaların bu kavramlar dahilinde verilmiş olan kısımlar olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Alâeddin Yavaşca, Medhal, Makam, Seyir, Makam ve Seyir Analizi.
Mehmet Erenler'in sanatçı kişiliği ve derlediği eserlerin müzikal analizi
Bu araştırmada, Türk Halk Müziği'nin usta isimlerinden Mehmet Erenler'in yaşam öyküsü ve sanatçı kimliği çerçevesinde müziğe olan katkıları ele alınmıştır. Sanatçının yetiştiği kültürel çevre, müzikle kurduğu erken dönem ilişkisi ve ustalık sürecinde geliştirdiği icra anlayışı, çalışmanın temel eksenini oluşturmaktadır. Tez kapsamında, Erenler'in repertuvarından seçilen derlediği ve notaya aldığı 21 türkü müzikal açıdan incelenmiştir. Bu eserler; karar sesi, makam yapısı, usul özellikleri, ait oldukları yöre ve tür bakımından değerlendirilerek çok yönlü bir analiz sürecine tabi tutulmuştur. İnceleme sonucunda, türkülerde belirli karar seslerinin öne çıktığı, makam çeşitliliğinin ise Türk Halk Müziği'nin geleneksel yapısını yansıtır biçimde şekillendiği görülmüştür. Usul açısından eserlerin hem düzenli ritmik yapılara hem de serbest icra özelliklerine sahip olduğu belirlenmiştir. Yöresel dağılım bakımından türkülerin Anadolu'nun farklı bölgelerini temsil ettiği ve her yörenin kendine özgü müzikal karakterini yansıttığı tespit edilmiştir. Tür yönünden ele alındığında ise eserlerin ağırlıklı olarak uzun hava ve kırık hava formunda olduğu anlaşılmıştır. Çalışmanın kapsamı belirlenirken zeybek türündeki eserler ayrıntılı inceleme dışında tutulmuş, böylece analizlerin daha odaklı ve sistematik bir biçimde yürütülmesi amaçlanmıştır. Elde edilen bulgular, Mehmet Erenler'in geleneksel Türk Halk Müziği unsurlarını koruyan ve bunları kendine özgü yorumuyla zenginleştiren bir sanatçı olduğunu göstermektedir. Bu çalışma, hem sanatçının müzikal kimliğinin anlaşılmasına katkı sunmakta hem de Türk Halk Müziği alanındaki akademik çalışmalara kaynak oluşturmayı hedeflemektedir.
Geçmişten günümüze Elazığ-Harput müzik kültüründe bağlamanın yeri
Elazığ-Harput, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan ve köklü bir müzik kültürüne sahip olan en önemli merkezlerden biridir. Geleneksel Türk halk müziğinin başat çalgısı olan bağlama, Türk halk müziği çalgıları arasında önemli bir yere sahip olmasına ve halkın sosyo-kültürel yaşantısını ifade etmede öne çıkmasına rağmen, Elazığ-Harput yöre musikisinin merkezini oluşturan "Kürsübaşı" meclislerinde arka planda kalmıştır. Yöre icralarında klarnet başta olmak üzere kanun, keman, cümbüş ve ud gibi çalgıların baskınlığı dikkat çekmektedir. Bu araştırma, Elazığ-Harput müzik kültüründe bağlamanın tarihsel süreçten günümüze kürsübaşı geleneklerindeki varlık ve yaygınlık durumunda yaşanan değişime odaklanmaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden literatür taramasının yanı sıra, kaynak kişilere yönelik saha çalışması ve mülakat teknikleri kullanılmıştır. Betimsel nitelik taşıyan bu çalışma sonucunda; geçmişten günümüze kürsübaşı meclislerinde bağlamanın fonksiyonel yaygınlığının giderek arttığı, buna karşın başta klarnet olmak üzere kanun, keman, cümbüş ve udun hala baskın yapısını koruduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Elazığ, Harput Müziği, Kürsübaşı, Bağlama.
Üçleme bilek egzersizinin ud çalma tekniğine ve kas iskelet sistemine etkisi
Bu çalışmada üçleme bilek egzersizinin ud çalma tekniğine ve kas iskelet sistemine etkisi araştırılmıştır. İki farklı deney düzeni oluşturularak üçleme bilek egzersizinin mızrap tekniğine etkisi, hem belirli zaman dilimlerinde yapılan üçlemeler incelenerek hem de icra edilen bir eser üzerinde irdelenmiştir. Deneyler birbirinden bağımsız şekilde gerçekleştirilmiştir. Her iki deneyde de kullanılan aynı çalışma planı, yedi gün sürecek şekilde tasarlanmış ve deneklere üçleme bilek egzersizi çalışma görevleri verilmiştir. Her gün değişen periyotlarda, deneklere özgü belirlenen metronom hızlarında egzersiz görevleri yaptırılmıştır. İlk deneyde, belirlenen zaman dilimlerinde yaptırılan üçleme bilek egzersizi verileri, belirlenen günlerde video ve ses kayıt cihazı aracılığıyla kaydedilerek toplanmıştır. Bu deneye katılan deneklerin çalışma planında belirtilen egzersiz görevlerine başlamadan önce ve tamamladıktan sonra kas iskelet sistemleriyle ilgili verilerde alınmıştır. Üçleme bilek egzersizinin deneklerin kas iskelet sistemleri üzerinde oluşturduğu etkiler, yapılan anketler, el–başparmak kuvvet ölçümleri ve el becerilerini değerlendirmede kullanılan valpar iş aletleri ile elde edilmiştir. İkinci deneyde ise teknik kapasitesi daha iyi denekler kullanılarak bünyesinde çokça üçleme barındıran bir eser belirlenmiş ve uygun nitelikteki bu deneklere çalışma planına başlamadan önce ve sonra icra ettirilmiştir. Testlerde, icra esnasındaki mızrap tekniğindeki değişimler, birinci deneyde olduğu gibi video ve ses kayıt cihazı aracılığıyla kayıt altına alınıp analiz edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde icra tekniğinin arttığı ve kas iskelet sisteminin değişim gösterdiği tespit edilmiştir.
Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti üzerine bir inceleme
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne müzik geleneğinin resmî ve devlet nezdinde sürekliliğinin gözlemlendiği en önemli kurum Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti'dir. Cumhuriyet'in ilanından sonra görevine başkent Ankara'da devam eden Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti, orkestra, bando ve fasıl topluluğuyla Musıka-i Hümayûn'dan devraldığı teşkilat yapısını ve kadrolarını aynen sürdürmüştür. Ancak Riyaset-i Cumhur Musika Heyeti'nin orkestra ve bando şubeleri günümüzde aynı görevleriyle devam ederken Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti varlığını devam ettirememiştir. Atatürk'ün akşam fasıllarında ve sohbetlerinde yanından eksik etmediği, halka açık geleneksel müzik konserleri vermesini emrettiği, devlet ricalinde verdiği konserlerin yanında plak çalışmaları da yapan ve yurt gezilerinde kendisine refakat eden Fasıl Heyeti Atatürk tarafından büyük destek görmüştür. Bu desteğe rağmen Atatürk'ün vefatından altı yıl öncesine kadar faaliyetlerini sürdürmüş ve 1932 yılında görevini tamamlamıştır. Bu çalışmada; Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin müzik kültürü açıdan öneminin araştırılmasının yanında kurumun geçirmiş olduğu tarihsel süreci, kurumsal yapısı, mensupları ve sanat faaliyetlerine ait bilgilerin arşiv belgeleri aracılığıyla ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Çalışmada ele alınan Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'ne ait belgelerin kullanımı, belgelerin tahlil edilerek elde edilen bulgular ile kuramsal bilgilerin karşılaştırılması ve bu karşılaştırma neticesinde elde edilen kuramsal bilgilerin benzer ve farklılıklarının tespit edilmesi bakımından önem arz etmektedir. Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti hakkında gerçekleştirilen ilk lisansüstü tez çalışması olması, müzikoloji eğitimine katkı sağlaması, müzik tarihi alanında çalışma yapacak araştırmacılara kaynak oluşturması ve buna benzer çalışmalara ışık tutması bakımından önemli olarak görülmektedir. Bu araştırmada; arşiv tarama, kaynak tarama, görüşme, doküman ve içerik analizi yöntemleri kullanılmıştır. Kurumun tarihsel süreci, yapısı, faaliyet alanları ve mensuplarına ilişkin bilgilerin doğruluğu arşiv kaynaklarıyla tespit edilmiştir. Atatürk'ün hastalığının giderek kötüye gittiği dönemlerde fasıl heyetinin işlevini yitirdiği ve vefatından sonra lağvedilerek tarih sayfasından kaybolduğu görüşünün aksine Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin 1924-1932 yılları arasında beş dönemde varlık gösterdiği bulgularına ulaşılmıştır. Kurumun teşkilat yapısı, idareci ve sanatçıların tespiti, özlük hakları hakkındaki bilgiler ve gerçekleştirdikleri sanat faaliyetleri olmak üzere arşiv belgeleriyle ortaya konmuştur. Eldeki bulgular neticesinde Riyaset-i Cumhur Fasıl Heyeti'nin Atatürk'ün kişisel müzik düşüncesinden ziyade devletin müzik politikalarında gerçekleştirilen reformlar sebebiyle 1932 yılında personelin sivilleştirilerek heyetin işlevinin tamamlanmasının sağlandığı ve fiili hayatının sona erdiği sonucuna varılmıştır.
Meşk silsilesinin bestekârlarda makâm-terkîp seyri kullanımlarına etkisi (Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi örneği)
Meşk, makâm müziğinin repertuvar, tavır ve üslup aktarımında önemli bir eğitim-öğretim yöntemidir. Her hoca zihninde taşıdığı bilgiyi uygun gördüğü sırayla talebesine aktarır. Çalışmada, bu aktarım sonucu yetişen talebenin hangi seviyede hocasına benzer bir üslûb geliştirdiğini tespit etmek amacıyla araştırmaya dahil olan bestecilerin aynı makâm veya terkîpte besteledikleri eserler seçilip seyir analizleri yapılmıştır. İncelenen eserler, dönemin nazarî kaynaklarıyla da kıyaslanarak seyir analizleri yapılmıştır. Teori ve icra sahasının benzer ve farklı yönleri tespit edilmiştir. Şevkî Bey'in dinî formda sözlü eseri bulunmadığı için çalışma din dışı formlarda sözlü eserlerden oluşmaktadır. Şevki Bey ve Hacı Ârif Bey özelinde Uşşâk makâmında besteledikleri eserlerin sayıca çokluğu sebebiyle aynı seyir özelliğine sahip olanlar çalışmaya alınmamıştır. Yapılan analizler sonucunda makâm/terkip kullanımlarında benzer ve farklı yönler tespit edilmiştir. Kimi zaman bir besteci dikkat çeken bir farkla silsileden ayrılırken kimi zaman hepsi ortak bir çizgide eser ortaya koymuşlardır. Hüzzam terkîbinde bestelenen eserlerde seyir anlayışı bakımından meşkin bağlayıcılığı tespit edilmiş ancak Uşşâk makamında bestelenen eserlerde seyir anlayışlarında meşk silsilesi birbirinden ayrılmıştır. Dönemin nazarî kaynaklarının eserler ile kıyaslanması sonucu tarifler ile eserler arasında çok yönlü benzerlik ve farlılıklar elde edilmiştir. Uşşâk eserler Tedkîk ü Tahkîk ile seyre başlangıç yönünden kısmen uygunluk gösterirken Haşim Bey Edvârı ve Mûsîkî Istılâhatı ile benzer kullanıma sahiptir.
15. yüzyıl'dan günümüze nihâvend ve içinde nihâvend bulunduran terkîblerin karşılaştırmalı analizi
Türk mûsikîsi nazarî sistemi içinde önemli yere sahip olan "makâm" kavramını anlayabilmek için, nazarî tanımları ve besteleri göz önünde bulundurmak gereklidir. Nazarî tanımlar, sözel ifadede bir çıkış noktası olarak önem arz etmekte ve bulundukları dönemin anlayışını vurgulayan önemli yazılı kaynaklardır. Fakat bunun yanında nazarî tanımların uygulamada nasıl rol oynadığını anlayabilmek için bestelenen eserlerin de incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada; 15.yy'dan günümüze Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran terkiblere ait nazarî tanımlar ile bestekârların bu makâmlarda bestelemiş oldukları eserlerin karşılaştırmalı analizi yapılarak; Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran terkiblerin nazarî tanımlarının uğradığı değişiklikler ile bestelenmiş eserlerin nazarî tariflerle benzerlik veya farklılıklarının tespit edilmesi, böylece Türk mûsikîsi tarihi için yeni bir kaynak temininin sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmanın evrenini; Türk mûsıkîsi nazariyecilerinin vermiş olduğu makâm/terkîb tanımlarının tamamı ile bestelenmiş eserler temsil etmektedir. Araştırmada küme örnekleme yöntemi kullanılmıştır. 15.yüzyıldan günümüze Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran makâmların / terkiblerin nazarî tanımları ile bu makâm/terkîblerde bestelenmiş Ali Ufkî, Kantemiroğlu Edvârı, Darülelhan / İstanbul Konservatuvarı Neşriyatı kapsamında kayıtlı toplam 55 eser araştırmanın örneklemini temsil etmektedir. Yapılan analiz sonucunda; 15.yüzyıldan günümüze Nihâvend ve içinde Nihâvend nağmesi bulunduran terkîblerin nazarî tanımlarının değişikliğe uğradığı tespit edilmiştir. Ayrıca nazarî tariflerle bestekârların eserlerindeki seyir işlenişi yönünden benzerlikler ve farklılıklar tespit edilmiştir.
Yeni Platonculuğun Osmanlı mûsikî nazarîyatı modelleri üzerindeki etkileri
İnsan sembolleştiren bir canlıdır ve sembolik bir evren içinde yaşamaktadır. İnsan, anlam arayışını bu düşünsel alanda gerçekleştirmekte, bu çabasına ancak sembolleri üretirken, yorumlarken ya da sembolik ifadeleri kavrarken erişmektedir. Kültürel kodlar ve geleneklerin sürekli olarak yeniden yorumlamasıyla, yeni bir semiosis evreni oluşmaktadır; öyle ki bu evren bir yorumlayanlar ağına göre yapılandırılmıştır ve sürekli olarak hakikat hakkında söylenenleri ya da hakiki olduğuna inanılan şeyleri kaydetmektedir. Bu yapılanma ise zamanla kendine özgü farklı düşünce biçimleri geliştirerek semiyosferin içinde gömülü, ezoterik bilgi gelenekleri üzerinden aktarılan ya da yorumlanan bir sembolik anlam ağının oluşmasına yol açmıştır. İnsanın etrafında mevcut olan metafizik gizemi, başka bir ifadeyle kozmolojik ve ontolojik tartışmalar dahilinde 'Tanrı-Âlem-İnsan' arasındaki ilişkiyi, bu ilişkiler ağında insanın konumlanışını anlamlandıran, bir anlamda kozmik ve ontolojik işleyişe konu olan bilginin, müzik aracılığıyla anlaşılıp yorumlanmasını konu edinen spekülatif teori, hermetik bilgiyle harmanlanmış sembolik düşünce çerçevesinde yorumlanarak aktarılmış, böylece müzik teorisi geleneğinde de özel bir sembolik ifade alanı oluşmuştur. Yeni Platoncu kavrayışla yeniden yorumlanan bu sembolik ifade modeli, bir anlamda Yeni Platonculuğun İslamî bir yorumu olan tasavvuf öğretisine eklemlenmiş İşrakî yönelimlerin etkisiyle, Osmanlı dönemi Türk müziği teorisi metinlerine de konu edilerek, XV. yüzyıldan XIX. yüzyıla dek kaleme alınmış nazarî eserlerde önemli bir bilme modeli oluşturmuştur. Çalışma, 'Yeni Platonculuğun Osmanlı mûsikî nazariyatı modelleri üzerinde nasıl bir etkide bulunduğu' sorusundan yola çıkılarak hazırlanmış, bu amaçla öncelikle Yeni Platonculuk hakkında genel bir çerçeve çizildikten sonra bu düşüncenin müzik teorisi alanında nasıl konumlandığı, yine bu düşüncenin Yunanî bilgi dahilinde İslam dünyasına nasıl aktarıldığı ve Osmanlı epistemesi içerisinde kendisine nasıl bir alan bulduğu konuları tartışılmış, nihayetinde Yeni Platonculuğun etkilediği nazarî metinler üzerinde hermeneutik bir okuma yapılarak söz konusu etkilerin açıklığa kavuşturulması amaçlanmıştır. Bu çaba dahilinde söz konusu metinlerin ilişkisel tarih araştırmasıyla epistemolojik dayanağına temas edilmiş, bunun yanında tespit edilen kaynaklarda yer alan kürelerin müziği, sudûr nazariyesi, hermetik bilgi geleneği ve sır kültürü, mikrokozmos-makrokozmos ilişkisi, dört asıl-dört unsur anlayışı gibi Yeni Platoncu sembolik ifadelerle oluşan semiyosfer gözler önüne serilmeye çalışılmıştır.
Makam, usûl ve form özellikleriyle Türk mûsikîsinde ilâhiler
İlâhîler, Türk mûsikîsinin câmî ve tekke mûsikîsi türleri altında, ibâdet ve zikir amaçlı vücuda getirilen, köklü bir tarihe, kültüre, geleneğe sahip mûsikîmizin en önemli beste formlarındandır. Yüzyıllar boyunca, mutasavvıf şâirlerin ilâhî aşk ile gönüllerinden süzülen nutk-i şerifler, bestekârlarımız tarafından ibâdete neş'e katma, zikir ve tevhîd inancını pekiştirmeye yönelik nağmeler ile bestelenmiş, bu yolla mûsikî hazinemize eşsiz eserler kazandırılmıştır. Bu çalışmada, devlet korosu arşivinde tespit edilen ilâhilerin; makam, usûl, güftekâr, güfte yapısı, bestekâr, beste yapısı yönü ile ortaya konması amaçlanmıştır. Arşivdeki İlâhîlerin incelemeleri yapılarak, elde dilen bulgular tablolar ve grafiklerle yorumlanmıştır. Çalışma, eser nüshalarının mukayeseli olarak irdelenmesi sebebi ve arşivdeki eserlerin künyeleri ve form yapıları hakkında bazı tespitlerin ortaya konması bakımından önem arz etmektedir. Bu çalışma ayrıca, Tarih, Edebiyat, Kültür, Sosyoloji, İlâhîyat, Matematik ve İstatistik gibi bilim ve ilim alanlarını kapsaması bakımından multi-disipliner bir çalışmadır. Bu çalışmada; arşiv taraması, kaynak tarama, alanında uzman kişiler ile görüşme, doküman ve içerik analizleri yöntemleri kullanılmıştır. Çalışmada, ilahîlerde en çok tercih edilen makamların, usûllerin neler olduğu, ilâhî repertuvarına en çok katkısı bulunan güftekâr ve bestekârların kimler olduğu tesbit edilmiştir. Çalışmanın ulaşılabilir evrenini Devlet korosu arşivindeki İlâhiler oluşturmaktadır. İlâhî repertuvarında yer alan eserlerdeki güfte ve beste yapıları nota nüshaları üzerinden tek tek incelenerek ulaşılan bulgular bütün asarı kapsayan bir tablo çalışmamız ekinde sunulmuştur. Bulgularda elde edilen veriler üzerinde yapılan değerlendirmeler ile, devlet korosu arşivinde yer alan ilâhî formundaki eserlerde en çok tercih edilen makamlar, usûller, repertuvara katkısı bulunan bestekârlar, güftekârlar, ilâhîlerdeki güfte ve beste yapıları konusunda somut sonuçlara ulaşılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tutanaklarında muhafazakâr söylem ve müzik
Muhafazakârlık, 1950'li yıllardan itibaren Türkiye Cumhuriyeti siyasal yaşamının en temel bileşenlerinden biridir. Dünyadaki diğer örneklerinde olduğu gibi bulunduğu ülkenin dinamikleriyle yeniden yorumlanan bir kavram olarak muhafazakârlık, Türkiye şartlarında kendine özgü bir karaktere sahiptir. Devlet, milliyetçilik ve İslamcılığın organik bağla bir arada bulunduğu farklı muhafazakâr eğilimler yaklaşık 70 yıldır Türkiye Cumhuriyeti'nin kültürel yaşamında parlamenter düzeyde doğrudan ve dolaylı etkiye sahiptir. Diğer bir ifadeyle Türkiye'deki müzik yaşamının bugünkü halinde, kültürel alanın diğer bileşenleri gibi mecliste ve hükümette doğrudan ve dolaylı etkiye sahip muhafazakâr düşüncenin tesiri göz ardı edilemez. Her ne kadar Türkiye Cumhuriyeti yeni ilkelerle ve büyük inkılaplarla Osmanlı Devleti'nden bütünüyle farklı dinamikler üzerine inşa edilen ve gelişen bir ülke olarak tanımlansa ve muhafazakâr kesim söz hakkı konusunda kendisini kenarda hissetse de aslında kültürel yaşamda muhafazakâr siyasi düşüncenin büyük tesiri ilgi çekicidir. Bu çalışma, Türkiye müzik yaşamında muhafazakâr düşüncenin etkisini ve müziğin muhafazakâr siyasi düşünce tarafından ne şekilde kullanıldığı anlamayı hedefler. Bu amaçla ilk meclisten günümüze Türkiye Büyük Millet Meclisi konuşma tutanakları incelenmiş, müzikle ilişkili tüm ifadeler değerlendirmeye alınmıştır.
XVII. yüzyılda bestelenmiş zencir murabbaların yapısal özellikleri
Bu çalışmada, zencir usulünde bestelenmiş murabbaların gelenekten gelen yapısal özellikleri araştırılmıştır. Çalışmada öncelikle zencir usulünün eski ve yeni nazariyat kaynaklarındaki anlatımları incelenmiş; anlatımlar, gösterilen örnekler irdelenerek yorumlanmıştır. Daha sonra zencir murabbaların bugüne ulaşan en eski örneleri olan XVII. yüzyılda bestelenmiş zencir murabbaların tümü, güfte/vezin, usul/biçim yönlerinden ayrıntılı olarak incelenmiş, elde edilen bulgular tablo, grafik ve şemalar yardımıyla açıklanmıştır. Çalışmada ayrıca, zencir murabbaların güfte/vezin, usul/biçim özelliklerini göstererek, icrayı kolaylaştıracak bir nota yazım modeli oluşturulmuştur.
Arabesk müziğin beğeni hiyerarşindeki değişimi: Milliyet Sanat örneği
Fransız sosyolog Pierre Bourdieu "Ayrım" adlı eserinde gündelik yemek ve giyim tercihlerinden, ince estetik beğeni göstergelerine kadar her türlü simgesel ayrım pratiğinin temel bir içerme ve dışlama mantığını ne şekilde somutlaştırdığını anlatmıştır. Gündelik tercihlerimizin, yüksek/düşük, benzer/farklı, önemli/önemsiz gibi temel kavramsal sınıflandırma biçimleri etrafında düzenlendiği düşünülebilir. Bu temel kavramsal sınıflandırmalar aynı zamanda bireylerin ve grupların tabakalaşma düzenindeki mertebelerini belirleyen birer toplumsal sınıflandırmadır. Dolayısıyla, sınıflandırma mücadelesi olarak sınıf mücadelesi, bu temel kavramsal sınıflandırmalarla ilgili çeşitli pratik kullanımlarımızı içerir. Kişilerin tercih ettiği müzikal beğeniler toplumsal ölçüde gösterdikleri sınıflandırma politikasının bir yansımasıdır. Arabesk müzik, sanat müziği ve popüler müzikler, modern ve postmodern dünyada en sık karşılaşılan biçimde, sınıflara özgü beğenilerin hiyerarşik durumlarını temsil ederler. Özellikle toplumdaki sosyo-kültürel, ideolojik, ekonomik, siyasal sebepler de bu değişimin bir parçasıdır. Nitekim arabesk müzik sahasında eserler vermiş sanatçılar, arabesk müzikte yaşanan bu değişim ve beğeni algısından kaynaklı olarak toplumda önemli roller kazanmışlardır. Bundan dolayı, arabesk müziğin dönemsel değişiminin hem icracılar hem de dinleyiciler üzerinde dönüşen bir etkiye sahip olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Bu dönüşümü, toplumun değişen beğeni algısıyla açıklamanın, arabesk müziğe ve alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmada, arabesk müziğin hangi sınıfsal pozisyona sahip dinleyicilerle ilişkili olduğu ve bu çerçevede hiyerarşik konumlanmada meydana gelen değişimlerin Milliyet Sanat Dergisi bağlamında neler olduğu sorusuna cevap aranmıştır. Bu bağlamda arabesk müzik icra eden ve dinleyenlerin başlangıçta alt kültürle ilişkilendirildiği ancak paradigma değişimiyle birlikte arabesk müziğin beğeni hiyerarşisindeki yerinin değiştiği görülmüştür. Paradigma değişimlerinin etkisiyle aynı zamanda popüler kültürün bir ögesi haline gelen Arabesk
Eskişehir-Manav ninnilerinin tespiti ve yapısal özellikleri
Eskişehir ili sınırları içinde birçok farklı etnik topluluk yaşamaktadır. Bu topluluklar arasında yer alan ve kendini Manav olarak adlandıran topluluk, önemli bir müzikal kültüre sahiptir. Bu müzikal kültürün önemli bir unsuru da ninni söyleme geleneğidir. Ninniler dünya üzerinde farklı kültürlerde farklı isimler ile anılmakla birlikte Manavlarda daha çok "nenni" olarak kullanıldığı görülmüştür. Manav geleneğinde ninniler tipik Anadolu geleneğinde de olduğu gibi, bebeğin huzurunu sağlamak adına onu eğlendirme, eğlendirirken sözleri ile kültürel ve sosyal değerleri belleğine aktarma, uyutma vb. amaçlarla söylenen sözlü ezgiler olmakla birlikte, bu kültür ortamında özellikle 6 aylıktan itibaren söylenir. Çalışma nitel araştırma desenlerinden kültür analizi (etnografya) deseninde tasarlanmıştır. Bu bağlamda Manav kültürüne ait ninnilerin sosyokültürel ve müzikal yönlerini incelemek amacıyla Eskişehir il sınırları içinde merkez, Alpagut, Karaoğlan, Karageyikli, Uyuzhamam, Büğdüz olmak üzere 6 yerleşim yerinde alan çalışması yapılmıştır. Alan çalışmalarında 16 kaynak kişiyle yüz yüze görüşme yapılmış ve Manavlarda ninni söyleme geleneği hakkında sözlü ve müzikal veriler elde edilmiştir. Ayrıca, yapılan alan çalışmasında ninni söyleme geleneğinin kadınlar tarafından devamının sağlandığı ve kadınların bu geleneği, kendilerini ifade etme biçimi olarak da gördükleri tespit edilmiştir. Çalışmada, alan araştırması ile elde edilen 22 ninni örneği; konu, şekil, ses genişliği, karar sesi, makamsal özellikler ve ritmik yapı açısından incelenmiştir. Yapılan müzikal değerlendirmelerde; icra örneklerinde Segâh, Hüseynî, Sabâ ve Hicaz makamı özelliklerinin ağırlıklı olarak kullanıldığı, ritmik açıdan da ezgilerde serbest ölçü, 4/4 ve 3/4'lük ritmik yapıların ağırlıkla görüldüğü tespit edilmiştir. Ninniler edebî açıdan incelendiğinde yoğunlukla serbest, 8'li ve 11'li hece ölçülerinin kullanıldığı, sözlerin; temenni ve dua içerdiği, sevgi ve din gibi konuların işlendiği görülmüştür.
Erken Cumhuriyet döneminden günümüze Klasik Türk Müziği icracılığının toplumsal rol bağlamında değerlendirilmesi
Klasik Türk Müziği'nin içerisinde var olduğu, geliştiği Osmanlı medeniyeti özellikle 19. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir modernleşme sürecinin içerisine girmiş, bu modernleşme süreci Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından Türkiye Cumhuriyeti ile de devam etmiştir. Yaşanan bu süreç elbette toplumsal değişimlerin de yaşanmasına yol açmıştır. Toplum, 20. Yüzyılda küreselleşme, teknolojik faktörler etkisiyle ve dünyayla uyum sağlama sürecinde mevcut geleneklerini değiştirirken, toplumun kültürel alışkanlıkları da bu süreçle birlikte değişimlere uğramıştır. Türk toplumunun bu değişimleriyle birlikte değişime uğrayan en önemli kültürel alışkanlıklardan birisi de bu coğrafyada yüzyıllar boyunca varlığını sürdüren Klasik Türk Müziği olmuştur. Klasik Türk Müziği'nin toplumla olan ilişkisinin değişimi çerçevesinde Klasik Türk Müziği icracısının da toplumdaki eylem yükümlülükleri değişime uğramıştır. Mevcut bu çalışmada, mezkur değişimler çerçevesinde, Klasik Türk Müziği icracısının eylem yükümlülüklerinin yekünü olan toplumsal rolü erken Cumhuriyet sonrası dönemden günümüze değerlendirilmiştir. Bu doğrultuda, Klasik Türk Müziği icracılarının edindikleri roller, rol çatışmaları ve bu çerçevede icracının eylemi olan icrasının normlarının süreç içerisindeki değişiminin çalışmada ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışma, 20. yüzyıldaki modernleşme süreci içerisinde Klasik Türk icrası ve icracısını farklı bir perspektifle ele alması, icra özelliklerini ve farklarını ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi ve tarama modeli kullanılmış, doküman incelemesi, literatür taraması ve arşiv taraması veri toplama tekniklerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın evrenini erken Cumhuriyet sonrası dönemden günümüze Klasik Türk Müziği icracılığı oluşturmaktadır. Çalışmada, Klasik Türk Müziği icracısının çeşitlenen rol kümesi içerisinde değişim gösteren rolünün eyleme, yani icrasına yansımalarını en iyi ifade edilebileceği düşünülerek, aynı icracının yıllar içerisinde yapmış olduğu aynı eserin farklı yorumlarına ulaşılabilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla örneklem olarak da seçkisi olmayan örnekleme türlerinden amaçlı örnekleme kullanılarak çalışmanın ikinci alt probleminde kullanılacak örnekler belirlenmiştir. Klasik Türk Müziği icracısının rol kümesinin Osmanlı Devleti'nin son döneminde başlayan ve 20. yüzyılla devam eden süreç içerisinde modernleşme etkileriyle çeşitlendiği, mevcut rollerinin bu modernleşme etkileriyle geleneksel düzenin dışına çıkarak değişimler gösterdiği ve bu değişimlerin özellikle icra pratiklerinde çeşitlilikler oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.
TRT repertuvarında bulunan Amasya türkülerinin çeşitli yönlerden incelenmesi
TRT repertuvarında yer alan Amasya türküleri üzerinde yapılan bu makam analizi çalışması sonucunda, Amasya türkülerinin makamsal olarak, sınırlı sayıda akademik çalışmalarda yer aldığı tespit edilmiştir. 52 adet türkü üzerinden yapılan makamsal incelemeler ve türkü analizleri sonucunda klasik Türk müziği makamları ile Amasya türkülerinin melodik yapılarında bulunan makamsal izler araştırılmıştır. Amasya'da yüzyıllardır var olan musiki geleneği kuşaktan kuşağa aktarılarak 21.yy'a kadar ulaşmıştır. Kültürel kamu kuruluşu olan TRT arşivinde Amasya'ya ait Türk halk müziği, Türk sanat müziği ve Türk tasavvuf müziği eserlerine rastlanmaktadır. Bu çalışmada; Amasya türkülerinin makamsal analizleri yapılmış ve edebi özellikleri incelenmiş olup, çalışma bununla sınırlandırılmıştır. Türküler usullerine, kaynak kişisine, ses aralıklarına, makamsal yapılarına ve edebi özelliklerine göre incelenip tablo halinde sunulmuştur. Bulgular sonucunda türküler analiz edilip, türkü notaları üzerinde makam incelemelerinde bulunarak, çalışmada gerekli sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Amasya, Türküler, Makam, Eser Analizi, Usul, Kaynak Kişi, Aralık.
Okul öncesi çocuklarda oyun temelli piyano eğitiminin öğrenmeye etkisi
Bu araştırma 5 yaşındaki anaokulu öğrencilerine verilen oyun temelli piyano eğitiminin öğrenmeye etkisini araştırmak amacı ile yapılmıştır. Uygulama 2022-2023 eğitim öğretim güz yarıyılında yapılmış olup çalışma grubunu Tokat Çocuk Dünyası Uygulama Anaokulu'nda öğrenim gören, 5'i deney 5'i kontrol grubu olmak üzere 10 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışma 10 hafta boyunca haftada 30 dakikalık sürelerle uygulanmıştır. Araştırmada deney grubuna "Oyunlarla Piyano" eğitim setinden oyun etkinlikleri ile kontrol grubuna ise oyun etkisi verilmeden John Thompson Kolay Piyano Kursu kitabından yararlanılarak piyano eğitimi verilmiştir. Eğitim sonucu yapılan son test ile öğrencilerin başarıları 3 uzman tarafından değerlendirilmiştir. Yapılan araştırmada veriler deney ve kontrol gruplarından elde edilerek ve son test kullanılarak deney-kontrol grubu deseni uygulanarak elde edilmiştir. Analizlerde SPSS programından yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda anaokulunda eğitim gören 5 yaşındaki çocukların piyano eğitiminde Oyun Temelli Piyano Eğitiminin önemli bir katkısı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Devlet Konservatuvarı öğretim elemanlarının kanun eğitim sürecini değerlendirmelerine yönelik mülakat çalışması
Bu çalışma, Türkiye'deki devlet konservatuvarlarında kanun eğitimi alanında görev yapan öğretim elemanlarının görüşlerini nitel araştırma yöntemiyle incelemeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, konservatuvarlardaki kanun derslerinin mevcut durumu betimlenerek, öğretim elemanlarının bakış açıları ve deneyimleri ile değerlendirilecektir. Araştırma, Türk müziği eğitimi alanında yapılan formal eğitimin kontrolünü sağlamak ve değerlendirmek için önemli veriler sunmayı hedeflemektedir. Çalışmanın odak noktası, betimsel araştırma modeli çerçevesinde yapılan tarama çalışmalarıyla belirlenen konservatuvarlardaki kanun eğitiminin mevcut durumunu açıklamaktır. Çalışma grubunu, Türkiye'deki devlet konservatuvarlarında görev yapan kadrolu kanun öğretim elemanları (N=14) oluşturmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve frekans analizi yöntemiyle incelenmiştir. Bu çalışma, Türk müziği alanında verilen kanun eğitiminin mevcut durumu değerlendirerek geleceğe dair program hedeflerinin oluşturulmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Tiyatro oyun müziklerinde kültürel ögeler ve tiyatro besteciliğine yansımaları
Bu çalışmada, tiyatro oyun müzikleri kültürel ögeler üzerinden, müzik disiplini bağlamında incelenmiştir. Tiyatro, metnin üzerine inşa edilen ses, ortam, dekor, ışık ve müzik gibi yardımcı elemanlar ile izleyiciye daha etkili ve duyulara hitap ederek ulaşmaktadır. Müzik, tiyatronun içerisinde kullanılan bir disiplin olarak dramaturji çalışmaları kapsamında ele alınmaktadır. Bir tiyatro oyunu sergilenirken, oyuna yönelik dramaturji çalışmalarının içerisinde bestecilik çalışmaları da bulunmaktadır. Bu açıdan, tiyatro oyunlarında kullanılan müziklerin / bestelerin kullanımı oyuna sağladığı katkı bakımından oldukça önem arz etmektedir. Kavramsal çerçeve kapsamında öncelikle, Tiyatro kavramının tarihsel ve kültürel gelişimi ele alınmıştır. Bunun yanında, bestecilik kavramı ve beste yapma sürecinde kullanılan yapı ve elemanlarla konu güçlendirilmiştir. Tiyatro oyunlarında besteciliğin yeri ve önemine değinilmiş; tiyatro müzikleri üzerinden besteleme teknikleri, bestelemede kültürel ve yöresel farklılıklar yöntem çalışması üzerinden ele alınarak konunun özgün araştırması gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma yönteminin, fenomonolojik araştırma modeli kullanılmıştır. Tiyatro kavramı, oyun müzikleri üzerinden bestecilik bağlamında kültürel bir öge olarak ele alınmış olup; çalışma gerek disiplinler arası yaklaşımıyla gerekse konuya farklı bir perspektif sunması bakımından özgün bir değer edinmektedir. Konu, tiyatro oyun müziği besteciliğini, Devlet Tiyatroları oyun müzikleri besteleri üzerinden incelemiş, bir kültür ögesi olarak müziği tiyatro üzerinden ele almıştır.
Tarihsel süreçte bestecilerin kullanımları doğrultusundaevcara makamının değişimi
Türk müziğinde yüzyıllar boyu yüzlerce makam var olmuştur. Bu makamlar tarihsel süreç içerisinde kullanılmayarak yok olmuş ya da kullanım farklılıkları sebebiyle değişime uğramış bu değişimler ise çoğunlukla müelliflerin teorik olarak makam tariflerinin incelenmesi ile ortaya konmuştur. Ancak makamların değişimlerinde müelliflerin yanı sıra Türk müziği bestecilerinin ve icracılarının da değişimlerde rolü olduğu düşünülmektedir. İcracıların icra kayıtlarına ulaşılamamakta ancak bestecilerin eserlerine ulaşılmaktadır. Bestecilerin, eserlerindeki makam kullanımlarının ortaya konması, makamların değişimlerinin ortaya konmasına yardımcı olacağı düşüncesinden hareketle çalışmada "Evcâra makamının bestecilerin makam kullanımları doğrultusunda değişimi var mıdır?" sorusuna cevap aranmaktadır. Betimsel olan çalışmada literatür taraması ile Evcârâ makamının tarifine yer veren yedi müellifin nazariye eseri ve Evcârâ makamında beste yapmış olan 33 bestecinin 56 eseri tespit edilmiştir. Bestecilerin eserleri, "TRT Türk Sanat Müziği Arşivi" ve Aytaç Ergen'e ait "Notam" programında yer alan notalar ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada öncelikle müelliflerin Evcârâ makamı tariflerine yer verilmiş, ardından 56 beste seyir açısından incelenmiştir. Eserlerin ait oldukları formlarda makam geçkisi yapılan bölümler inceleme dışında bırakılmıştır. Bestecilerin eserlerde kullandıkları çeşniler, Türkiye'de Türk müziği eğitimi veren kurumlarda yaygın olarak kullanılan Arel nazariyatına göre isimlendirilmiştir. Çeşniler, ilk kullanıldıkları bestecide Finale programı ile yazılarak şekle dönüştürülmüştür. Bir başka bestecinin aynı çeşniyi kullanması durumunda, çeşni tekrar şekil olarak gösterilmemiştir. Son olarak müelliflerin makam tarifleri ile bestecilerin makam kullanımları karşılaştırılarak Evcâra makamındaki değişimler tespit edilmiştir. Karşılaştırma sonucunda, daha önce III. Selim'in terkip ettiği düşünülen makamı, Küçük Mehmet Ağa'nın terkip ettiği kanaatine varılmıştır. Bestecilerin kullandıkları toplamda çeşni vasıtasıyla makamın değişime uğradığı sonucuna varılmıştır. Çalışmada kullanılan yöntemle Türk müziğinde kullanılan diğer makamların da incelenerek değişimlerinin ortaya konması önerilmektedir.
Türk müziğinde terkip kavramı ve Kantemiroğlu'nda yer alan Galat-ı Meşhûriyet terkiplerin değişim süreçleri
Türk mûsikîsinin, zengin yapısını meydana getiren kadîm on iki makam, âvâze ve şûbelerin dışında kalan diziler, 19. yüzyıl öncesi mûsikî kaynaklarında terkip olarak geçmektedir. Târihî kaynaklar incelendiğinde terkiplerin sayıları ve tarifleri hakkında nazariyeciler arasında görüş farklılıklarının olduğu görülmüştür. Bu sebeple Türk mûsikîsi makam nazariyesinin anlaşılması için terkipler hakkında antolojik çalışmalara ihtiyaç duyulması hususu, çalışmanın problem durumunu oluşturmaktadır. Problem durumundan hareketle bu çalışmada, Kantemiroğlu'nda, Galat-ı Meşhûriyet ismi ile yer verilen yirmi iki adet terkibin, 20. yüzyıl'a kadar olan süreçteki değişimlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Osmanlı dönemi Türk mûsikîsi nazariyesi hakkında bilgi vermesi yönünden önem arz etmektedir. Belirlenen amaç doğrultusunda çalışma, mezkûr yirmi iki adet terkip ile sınırlandırılmıştır. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada, doküman incelemesi tekniği kullanılmıştır. Böylelikle 13. ve 20. yüzyıllar arasında yer alan nazariyecilerin, terkipleri nasıl tarif ettiği araştırılmıştır. Terkiplere ilişkin bilgiler açıklanırken kronolojinin esas alınmasına mümkün olduğunca dikkat edilmeye çalışılmıştır. Terkipler hakkında elde edilen bilgiler, Arel nazariyesindeki temel dörtlü-beşlilere göre isimlendirilmiş ve yorumlanmıştır. Değerlendirme sonucunda değişim gösteren ve göstermeyen terkipler tespit edilmiştir. Örneğin, Kantemiroğlu'da yer alan Hüzzâm terkibi, Arel nazariyesine kadar olan süreçte kullanılan perdeler, karar, donanım ve seyir açısından büyük değişikliğe uğrarken Acem Aşîran terkibi hiçbir değişikliğe uğramamıştır. Galat-ı Meşhûriyet dışında olup Türk mûsikîsinde yer alan diğer terkiplerin de çalışmada kullanılan yöntem ile değişim süreçlerinin ortaya konularak 21. yüzyıl nazariyat anlatımlarında kullanılması önerilmektedir.
Türk Müziğinde geçki teknikleri
Geçki; icrâya veya esere onları hem monotonluktan kurtarmak hem de onları daha estetik yapmak için içlerine çeşitli dizi, ses veya makamlar katan bir araçtır. Bu sebeple geçki konusu Türk müziğin önemli konularından biridir. Literatürde geçkinin tanımına ilişkin detaylı açıklamalar ve örneklendirmeler bulunmaktadır. Ancak geçkinin nasıl yapılması gerektiği hususunda az sayıda yüzeysel çalışmaya rastlanmıştır. Bir kavramın, fikrin veya hareketin nasıl gerçekleşeceği; onların ne olduğunu bilmek kadar önemlidir. Bu bakış açısı ile bakıldığında geçkinin enstrümanlara göre ayrı ayrı veya ortak yollarla nasıl yapılacağını anlamak, anlatmak ve bilmek ciddi bir önem kazanmaktadır. Bu çalışma; amatörlerden, uzman icrâcılara kadar geniş bir kitleye, Türk müziği geçki tekniklerinde konusunda rehber olmayı amaçlamaktadır. Çalışma, ana düşünce olarak Türk müziğinde geçki yapma tekniklerine odaklanmaktadır. Geçki yapma tekniklerini isimlendiren, bu teknikleri detaylı anlatıp etütler barındıran bir çalışma olmasından dolayı büyük bir öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Araştırma için; belirlenen kriterlere göre tespit edilen ney, klasik kemençe, ud, tanbur, kanun sazlarında ve ses icrâsı alanında beşer icrâcıdan; geçki görüşleri edinilmiş ve saz icrâcılarından dört, ses icrâcılarından iki adet geçiş taksimi/icrâsı istenmiştir. Ardından edinilen bu taksimlerin ana melodileri, geçki özelinde açıklamalı bir şekilde notaya alınmıştır. İlgili taksim notalarının video/ses kayıtları ise karekod, link yöntemi ile bir websiteye yönlendirme vasıtasıyla çalışmaya aktarılmıştır. Araştırmacı tarafından notaya alınan taksimlerdeki çeşitli geçki kullanımları tespit edilip ortaya çıkan geçki teknikleri isimlendirilerek ayrı bir basamakta detaylıca anlatılmıştır. Daha sonra geçki etüdü yazımı için Türk Müziği repertuvarına göre en çok kullanılan beş makam belirlenmiştir. Geçki tekniklerini açıklamaya ve eğitimsel olarak kullanılmasına yönelik etüt formunda bu makamlardan örnekler hazırlanmıştır. Böylelikle çalışmanın geçki yapma konusunda Türk müziği literatürüne önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Çalışmaya katkı sunan icrâcıların mülakatlarından edinilen bilgi, birikim, tecrübe ve hatıraları ile eski saha bilgilerinin de bu çalışmaya büyük bir katkısı olduğu düşünülmektedir.
Konservatuvar öğrencilerinin taksim icra etmeye yönelik tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi
Bu araştırmada, konservatuvar öğrencilerinin taksim icra etmeye yönelik tutumları çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Nicel nitelikte ve tarama modeline uygun olacak şekilde tasarlanan bu araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılları içerisinde Türkiye'nin farklı bölgelerinden basit rastgele örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 18 farklı devlet konservatuvarında Türk sanat müziği çalgısı icra eden ve 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören toplam 232 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde, araştırmacı tarafından düzenlenen kişisel bilgi formu ile Keklik Kal (2020) tarafından geliştirilen geçerliği ve güvenilirliği kanıtlanmış (α=0,919) ''Türk Müziğinde Taksim İcra Etmeye Yönelik Tutum Ölçeği'' kullanılmıştır. Bu araştırmada kullanılan ölçeğin güvenilirliği ise α=0,799 olarak hesaplanmıştır. Araştırmanın verileri, katılımcılardan elde edilen veriler doğrultusunda SPSS 24.0 istatistik yazılımına aktarılmış ve gerekli değerlendirmeler bu program aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin taksim icra etmeye yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte, öğrencilerin TİEYT puan düzeylerinde; cinsiyet değişkenine, yaş düzeylerine, mezun olunan lise türüne, bireysel çalgılarını çalma sürelerine, ailelerinde Türk müziği ile ilgilenen birey olma durumuna, baba ve anne öğrenim durumlarına, sınıf düzeyine, bireysel çalgı ile gün içinde taksim çalışma durumlarına, amatör bir grupta çalma durumlarına ve okul dışında bir müzik etkinliğinde bireysel çalgıları ile sahne alma gibi değişkenlere göre anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Öte yandan, bireysel çalgı ile gün içinde taksim dinleme durumlarına, okul içinde bir müzik etkinliğinde bireysel çalgıları ile sahne alma durumlarına ve makam bilgilerini geliştirmek amacıyla gün içinde ayırdıkları çalışma sürelerine göre, tutum puan düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna varılmıştır.
İlköğretim 6. sınıf müzik ders kitabı ve öğretim programının incelenmesi
Bu araştırmanın konusu (TTKB,2018)ilköğretim 6.sınıf müzik dersi öğretim program'ında yer alan kazanımların, ilköğretim 6.sınıf müzik ders kitabındaki (MEB,2023)değerlendirme bölümleri doğrultusunda program geliştirme ilkelerine uygunluk düzeyini tespit etmektir.6.sınıf öğrenme alanlarının kazanımlara ulaşılabilirliği, kazanımlar ile değerlendirme bölümleri arasındaki örüntünün uygunluğu ve değerlendirme kapsamında(TTKB,2018) 6.sınıf müzik öğretim programı ilkelerine uygunluğu incelenmiştir. Öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleriyle, kazanımlara ulaşılabilme durumlarının belirlenebilmesi için 6.sınıf müzik ders kitabında etkinlikler, uygulamalar ve değerlendirme bölümlerini içerip içermediğine değinilmiştir.6.sınıf müzik dersi öğretim programı (TTKB2018),genel müzik eğitimi kapsamında farklı yöntem ve tekniklerin kullanılarak öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve devinişsel alanda dengeli, tutarlı ve sağlıklı bir birey olmalarını sağlamayı amaçlamaktadır. Müzik öğretim programı (TTKB,2018) 6.sınıf kazanımlarının öğrenci düzeyine uygun olup olmaması, açık anlaşılır olup olmaması, aşamalılık ilkesine dikkat edilerek yapılıp yapılmadığı, kazanımların gerçekleştirilir nitelikte olup olmadığı gibi genel çerçevede öğretim programında yer alan kazanımlara ne kadar ulaşılabildiğidir. Araştırma kapsamında ilköğretim 6. sınıf müzik ders kitabı (TTKB,2018)ve müzik öğretim programı (TTKB,2018)kazanımlarının incelenmesidir.6.Sınıf müzik ders kitabı(MEB,2023) müzik dersi öğretim programı (TTKB,2018)açısından ele alınarak anlamlandırılmaya çalışılmıştır.
Dijital platformlardaki aranjman eserlerin ortaokul müzik derslerinde kullanılmasının öğrencilerin geleneksel Türk müziği ilgi düzeylerine etkisi
Global olarak teknoloji ve bilimde yaşanan hızlı değişimler; toplumların ve bireylerin yaşayışını, öğrenme süreçlerini dönüştürerek etkilemektedir. Bu çalışmadaki ana amaç, toplumsal kültürün önemli bir ögesi olan geleneksel müziklerin, çağcıl öğrenme dönüşümlerini deneyimlemektir. Araştırma, güncel gelişim ve dönüşümlere uygun tasarımlarla, yeni neslin geleneksel müziklerimize olan ilgisini artırmaya yönelik deneme süreçlerini içermektedir. Araştırmanın amacı, geleneksel Türk müziği aranjman eserlerin ortaokul müzik derslerinde kullanılmasının öğrenci ilgi düzeylerine etkisini incelemek ve geleneksel Türk müziğinin öğrencilere aktarımı bağlamında müzik öğretmenlerinin görüşlerine yer vermektir. Ortaokul öğrencilerinin geleneksel Türk müziğine olan ilgilerini belirlemeyi amaçlayan bu araştırmada, nicel ve nitel veriler birlikte kullanıldığı için karma yöntem benimsenmiştir. Araştırmada karma yöntem desenleri arasından yakınsak desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında öntest-sontest kontrol gruplu deneysel desen, nitel kısmında ise yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış olup bu çalışmalar eş zamanlı yürütülmüştür. Araştırmanın deneysel kısmında yer alan çalışma grubunu, Tokat ili Merkez ilçede bulunan İbni Sina Ortaokulunda 2023-2024 eğitim- öğretim yılında öğrenim görmekte olan öğrenciler (n=154) oluşturmuştur. Nitel çalışma grubunu ise 2023-2024 eğitim öğretim yılında Tokat ili merkez ilçeye bağlı olarak görev yapan müzik öğretmenleri (n=55) oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri toplama amacıyla, öntest ve sontestte kullanılmak üzere araştırmacı tarafından hazırlanan "Geleneksel Türk Müziği İlgi Anketi", süreci yakından takip etmek ve öğrencileri her an gözlemlemek için ise "Türk Müziğine İlgi Öğrenci Gözlem Formu" oluşturulmuştur. Araştırmanın ilk üç alt problemi bu araçlarla incelenmiştir. Araştırmanın son alt problemi olan öğretmen görüşlerinde ise nitel veriler için araştırmacı tarafından geliştirilen "Türk Müziği Aktarımıyla İlgili Görüşme Soruları" kullanılmıştır. Ayrıca kullanılan ölçme araçlarının tümünde ve eser havuzu oluşturulurken uzman görüşleri alınmış, seçilen eserlere göre ders planları hazırlanmış ve tekrar uzman görüşüne başvurulmuştur. Bu çalışma sonucunda, öğrencilerin müzik derslerinde, geleneksel Türk müziği aranjman eserlerini dinlediklerinde ilgi düzeylerinin arttığı görülmüş, geleneksel müziklerin aktarımında teknolojinin kullanılmasının, aranjman eserlerin müzik derslerinde yer almasının öneminden bahsedilmiştir. Ayrıca öğretmen görüşlerine göre öğrencilerin geleneksel Türk müziğine olan ilgileri oldukça düşük düzeydedir. Bu ilgisizliğin sebepleri olarak da yaş, çevre, sosyal medya, popüler kültür gibi etkenler belirtilmiştir.
Türk sanat ve Türk halk müziği çalgılarıyla yürütülen müzik dersi uygulamalarının ilköğretim öğrencilerinin ders başarı ve tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, Türk sanat ve Türk halk müziği çalgılarıyla yürütülen müzik dersi uygulamalarının ilköğretim öğrencilerinin ders başarı ve tutumlarına etkisini belirlemek amaçlanmıştır. Bu çalışmada, seçkisiz atanan bir kontrol ve iki deney grubuna öntest –sontest ölçümleri yapılarak; kanun ve bağlama çalgılarıyla yapılan müzik dersi uygulamalarının, ilköğretim öğrencilerinin müzik ders başarı ve tutumlarına etkisi sınanmıştır. Araştırma, aynı sayıda öğrenciden oluşan üç farklı sınıfta uygulanmıştır. Sınıflardan ikisi deney, biri ise kontrol grubu olarak oluşturulmuştur. Güz döneminde deney guruplarını oluşturan iki şubeden rastgele birinde kanun diğer şubeye ise bağlama çalgıları kullanılarak müzik dersi yürütülmüştür. Kontrol grubuna ise çalgı kullanılmadan deney gruplarıyla aynı içeriğe sahip öğretim süreci işlenmiştir. Başarı testi olarak; " Kızıklı 6. sınıf müzik dersi başarı testi", öğrencilerin tutumlarının belirlenmesin de ise "Umuzdaş ilköğretim müzik dersi tutum ölçeği (2012)" kullanılmıştır. İlköğretim müzik dersi öğrencilerinin tutum ve başarılarına yönelik araştırmalar, ilköğretim düzeyi müzik derslerinde çalgı eşliği kullanılarak işlenen müzik derslerinin, öğrencilerin başarısı ve derse yönelik ilgilerine olumlu etki ettiğini göstermektedir. Ancak bu çalışmada deney için seçilen çalgılar, bu araştırma için belirlenen değişkenlere etki etmemiştir. Bu çalışmada; herhangi bir çalgı kullanılmadan yapılan müzik dersi uygulamaları ile çalgı kullanılarak yapılan müzik dersi uygulamalarının, tutum ve başarı durumları ile bir fark görülmemesi, literatürden farklı bir sonuç göstermiştir. Yapılan araştırma ve bu çalışma grubu için geçerlidir, tekrarlanabilir ve çeşitlendirilebilir. Anahtar Kelimeler: İlköğretim Müzik Dersi, Türk Müziği Çalgıları, Bağlama, Kanun, Başarı, Tutum
Türk müziğinde taksim icra etmeye yönelik tutum ölçeğinin geliştirilmesi
Bu çalışmada, Türk müziği eğitimi veren lisans düzeyindeki devlet konservatuvarlarında, Türk sanat müziği enstrümanı icrâ eden 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin taksim icrâsına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla kullanılabilecek bir ölçek geliştirmek amaçlanmış ve tarama modelinden faydalanılmıştır. Taksim icrâ etmeye yönelik lisans düzeyinde öğrenci tutumunu ölçebilecek bir ölçme aracına rastlanılmadığı ve bu doğrultuda taksim icrâ etmeye yönelik tutumların geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı ile ölçülmesinin gerekli olacağı düşünülmüştür. Ayrıca bu ölçek, Türk müziğinde taksim icrâ etmeye yönelik geliştirilecek olan ilk ölçek olması açısından ve Türk müziği alanına sağlayacağı katkı bakımından da önem arz etmektedir. Araştırmanın evrenini Türkiye'de lisans düzeyinde Türk müziği eğitimi veren devlet konservatuvarlarında, Türk sanat müziği çalgısı icrâ eden 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. İlk olarak Türk müziği eğitimi veren devlet konservatuvarı 3. ve 4. sınıfta öğrenim gören toplamda 40 kişilik bir öğrenci grubuna "Taksim icrâ etmeye yönelik duygu, düşünce ve görüşleriniz nelerdir?" konulu bir kompozisyon yazdırılmıştır. Daha sonra oluşturulan madde havuzundan tutum cümlesi olabilecek maddeler ölçek için hazırlanmış ve uzman görüşlerine sunulmuştur. Bu doğrultuda, ölçeğin 59 maddelik deneme formu, random seçilen 15 üniversitede öğrenim gören toplamda 307 kişiye uygulanmış ve yapı geçerliğini belirlemek üzere yapılan açımlayıcı faktör analizi sonucunda 32 maddelik nihai form oluşturulmuştur. Elde edilen veriler ölçek geliştirme sürecinin adımlarına uygun olarak analiz edilmiştir. Ölçeğin bütününe ait Cronbach alfa iç tutarlılık güvenirlik katsayısı 0,919, test-tekrar-test güvenirlik katsayısı ise r=0,66, p<.05 olarak tespit edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda lisans 3. ve 4. sınıf öğrencilerin taksim icrâsına yönelik tutumlarını ölçebilecek, "olumlu tutumlar" ve "olumsuz tutumlar" olmak üzere toplam 2 alt boyutlu ve 32 maddeden oluşan geçerliği ve güvenirliği kanıtlanmış bir ölçek geliştirilmiştir.
Devlet konservatuvarı öğrencilerinin bazı değişkenlere göre çoklu zekâ alanlarının karşılaştırılması
Güzel Sanatlar ya da Devlet Konservatuvarı alanlarında yeteneği olan öğrencilerin normal gelişim gösteren bireylere göre zekâ alanlarını daha yüksek düzeyde kullandıkları düşünülmektedir. Bu anlamda, gerek almış oldukları teorik eğitimle sözel zekâlarının gerekse yetenekli oldukları alana yönelik zekâ alanlarının ön planda olması beklenilmektedir. Dolayısıyla araştırmada, Devlet Konservatuvarı'nda okuyan öğrencilerin bazı değişkenlere göre çoklu zekâ alanlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, hem genel hem de ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma grubunu, 2019-2020 akademik yılı Sakarya Üniversitesi, Afyon Kocatepe Üniversitesi ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğrenim gören basit tesadüfi örnekleme yöntemiyle seçilen 113'ü kadın, 129'u erkek olmak üzere toplam 242 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve "Çoklu Zekâ Alanları Envanteri" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesi ve çözümlenmesinde ise SPSS 23 for Windows paket programından yararlanılmıştır. Veri analizi olarak, öğrencilerin demografik özelliklerine ilişkin bulgular için frekans ve yüzde; ilişkisiz ölçümlerde ortalama puanların karşılaştırılması için Varyans analizi (tek yönlü ANOVA, bağımsız örneklem t-testi), anlamlı farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek için "LSD Testi"ne başvurulmuştur. Ayrıca alt boyutlar arasındaki ilişkiyi incelemek için ise Pearson Kolerasyon Çarpımı analizinden faydalanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Devlet Konservatuvarı öğrencilerinin cinsiyet, sınıf, bölüm ve enstrüman türü değişkenleri ile çoklu zekâ alanları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Fakat yaş değişkenine göre farklılık tespit edilmemiştir. Ayrıca öğrencilerin en baskın zekâ alanı müziksel zekâ olarak kaydedilmiştir.
Müzik öğretmenliği lisans öğrencilerinin çalgı sınavındaki performans kaygı düzeylerinin çeşitli değişkenlere göre incelenmesi
Müzik Öğretmenliği Lisans Programı'nda çalgı eğitimi almakta olan öğrencilerin sürekli-durumluk kaygı düzeylerinin cinsiyet, yaş, sınıf düzeyi, çalgı farklılığı, mezun olduğu lise ve okumuş oldukları üniversite değişkenlerine göre incelenmesi amacıyla nicel betimsel yöntem benimsenmiştir. Çalışma, 2019-2020 güz yarıyılında öğrenim görmekte olan Karadeniz Bölgesine ait Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı lisans öğrencileri (N= 341) ile yürütülmüştür. Araştırmanın verileri Spielberg vd. (1964) tarafından geliştirilmiş olan, Öner ve Le Compte (1983)' nin Türkçeye uyarladığı "Sürekli-Durumluk Kaygı Envanteri" kullanılmıştır. Sürekli kaygı envanteri, öğrencilerin sınav stresinden uzak bir zaman diliminde yapılmış olup durumluk kaygı envanteri ise final sınavından hemen önce yapılmıştır. Araştırmanın bulgularına göre, sürekli ve durumluk kaygı arasında anlamlı bir fark görülmüştür. Müzik öğretmenliği öğrencilerinin sürekli ve durumluk kaygıları cinsiyet, yaş ve sınıfa göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Çalgı farklılığı ise sürekli kaygı durumunda anlamlı çıkmıştır. Mezun olunan lise ve okumuş oldukları üniversite değişkenine göre ise anlamlı bir farklılık görülmemiştir.
Müzikli yaratıcı drama eğitiminin okul öncesi çocukların öz güven düzeylerine etkisi
Bu araştırmada müzikli yaratıcı drama eğitimi almanın okul öncesi çocuklarda özgüven üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma 2019-2020 öğretim yılında Çorum Güneş Kreş'te okul öncesi eğitimi alan dört ve beş yaşlardaki çocuklar ile gerçekleştirilmiştir. Dört yaşında 25 öğrenci, beş yaşında 25 öğrenci olmak üzere toplam 50 öğrenciyle çalışma yapılmıştır. Araştırmanın verileri, okul öncesi çocuklar için uygulanan Günalp özgüven gözlem testi ile toplanmıştır. 10 haftalık deney sürecinin sonunda yaratıcı drama eğitiminin okul öncesi çocuklarda özgüven üzerindeki etkisi test edilmiştir. Müzikli yaratıcı drama etkinliklerinin önceki ve sonraki özgüven durumlarının verileri analizinde SPSS 23 paket programından yararlanılmıştır. Araştırmanın sonucunda yaratıcı drama çalışmaları sonucunda özgüven gelişimlerinde anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Öğrencilerin özgüven gelişiminde cinsiyet, memleket, evde yaşayan birey sayısı, anne ve babanın durumu, kardeş sayısı, ailede kaçıncı çocuk olduğu, ailenin ekonomik durumu, okula başlama yaşı, okula başlamadan önce bakan kişi, anne ve babanın eğitim durumu ile meslek türleri arasında anlamlı fark yoktur. Okul öncesi öğrencilerin özgüven gelişiminin yaşlarıyla anlamlı fark olduğu görülmüştür. Müzikli yaratıcı dramanın okul öncesi öğrencilerin özgüvenlerine olumlu bir etki verdiği belirlenmiştir.
Güzel sanatlar liselerinin çalgı eğitimi branşlarından kaval dersi öğretim programının incelenmesi
Türk Millî Eğitimi'nin genel amaç ve hedeflerine ulaşmada önemli bir araç olan ders kitapları, öğretim programlarının uygulanmasında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmanın amacı; KDÖP'ye göre hazırlanan, 9, 10, 11, 12. Sınıf Kaval Ders Kitaplarındaki etkinliklerin, öğretim programındaki kazanımlara uygun olup olmadığının tespit edilmesidir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması ile gerçekleştirilmiş ve çalışma doküman incelemesi deseni ile yapılmıştır. Doküman incelemesi araştırılması hedeflenen olgu veya olgular hakkında bilgi içeren yazılı materyallerin analizini kapsamaktadır (Yıldırım ve Şimşek, 2011). Bu desen Bowen'in (2009: 27) ifadesiyle detaylı incelemelere imkân sağlamaktadır. Araştırmanın güvenirliğini arttırmak için Kaval Ders Kitaplarında yer alan etkinlikler ile öğretim programındaki kazanımların yer aldığı çizelgeler, alanlarında akademik kariyere sahip olan ve devlet kurumlarında kaval sanatçısı olarak görev yapan yedi kişiye sunulmuştur. Fakat üç kurumdan dönüt alınamadığından dolayı araştırmada dört kişinin görüşlerinden faydalanılmıştır. Güvenirlik = Görüş Birliği Sayısı /(Görüş Birliği Sayısı + Görüş Ayrılığı Sayısı ) x 100 formülü kullanılarak görüş birliği % 100 tespit edilmiştir. Araştırmada Kaval Ders Kitaplarında bulunan etkinlikler detaylı olarak incelenmiştir. İncelemede kitaplarda yer verilen etkinliklerin öğretim programında yer alan kazanımlara uygun olup olmadığı alınan görüşler doğrultusunda tespit edilmiştir. Kaval Ders Kitaplarında yer alan etkinliklerin birçoğunun, öğretim programındaki kazanımlara uygun olduğu tespit edilmiştir. Fakat bazı makam isimlerinin, öğrenilmesi istenilen makamın donanımına uygun olmadığı ve literatürde daha önce rastlanılmayan makam isimlerinin, öğretim programında ve ders kitaplarında yer aldığı, görüşlerine başvurulan kişiler tarafından saptanmıştır. Ayrıca bazı etütlerde sistematik ilerlemenin dışına çıkıldığı tespit edilmiştir.
Neşet ertaş ve abdallık geleneğinin durumu
Neşet Ertaş'ın vefatından sonra Kırşehir ve çevresinde sürdürülen Abdallık geleneğinde, Abdal aşireti mensubu müzisyenlerin kendilerine özgü sosyal, kültürel, dinsel, ekonomik yaşam tarzları ve temsil ettikleri müzik kültürünün icra biçimleri, repertuvarı ve kültürel aktarımı boyutlarında değişimlerin olduğu düşünülmektedir. Bu çalışmada; Orta Anadolu bölgesinin Kırşehir ilinde yaşayan Abdalların, Orta Anadolu müzik geleneğinin temsilcileri olarak Neşet Ertaş'ın vefatından sonra sosyal, kültürel, sanatsal ve ekonomik durumları ve değişimlerinin incelenerek mevcut durumun betimlenmesi amaç edinilmiştir. Araştırmada betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırma grubunu, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kadrosunda yer alan Ustalar Müzik ve Oyun Topluluğunda bulunan 13(on üç) Abdal sanatçı oluşturmuştur. Verilerin toplanması için kütüphane ve arşiv taramalarına dayalı kapsamlı bir literatür çalışması ile birlikte internet araştırmaları yapılmıştır. Araştırma sürecinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kırşehir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü kadrosunda yer alan Ustalar Müzik ve Oyun Topluluğunda bulunan 13 (on üç) Abdal sanatçı ile "Yapılandırılmış Görüşme" türünde görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen veriler düzenlenerek rapor haline getirilmiş, "Betimsel Analiz" yaklaşımıyla yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler değerlendirildiğinde Abdallık geleneğini sürdüren müzisyenler tarafından Neşet Ertaş'ın hem ürettiği eserlerin icrası anlamında hem de sanatçı kişiliğiyle örnek alındığı, geçmişten günümüze zaman içerisinde geleneğin temsil ettiği müzik kültüründe ve yaşam tarzlarında bazı değişimlerin gerçekleştiği, belirli bir yaşın üstünde olan Abdal aşireti mensubu müzisyenlerin genç kuşak Abdallara göre yöresel müzik repertuvarlarına daha sadık kaldıkları, genç müzisyenlerin ise icra tekniklerinin ve repertuvarlarının çeşitlilik gösterdiği, zaman içerisinde müzisyenlik mesleğinin değer kaybettiği ve genç yetişen Abdalların bu mesleği bu nedenle tercih etmedikleri, inançlarında Alevi- Bektaşi ile ilgili ritüellerin genel anlamda yaşatılmadığı, Abdal müziğini dünyaya tanıtmaları, genç yetişen Abdal aşireti çocuklarının eğitime önem verdikleri ve farklı mesleklere yöneldikleri, kültür bakanlığı "Ustalar Müzik ve Oyun Topluluğu" isimlerinin "Neşet Ertaş Ustalar Müzik ve Oyun Topluluğu" olarak değiştirilmesi sonuçlarına ulaşılmıştır.
Türk müziğinde kontrbas icra tekniklerinin incelenmesi
Bu çalışma, Türk müziğinde batı kökenli bir çalgı olan kontrbasın kullanımına kolaylık sağlamak ve geliştirmek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, Renaud Garcia-Fons ve François Rabbath'ın kontrbas icrasında kullandığı teknik ve yöntemler Türk müziği icrası bakımından ele alınmış, sağ ve sol el teknikleri açıklanmıştır. Yapılan inceleme sonucunda sol el teknikleri, alt oktav teknikleri ve pus teknikleri olarak sınıflandırılmış ve örnekler üzerinden uygulanmıştır. Bu incelemede sol el teknikleri, alt oktav tekniklerinden doğal kavrama tekniği, ikili parmak gruplama tekniği, üçlü parmak gruplama tekniği ve non-press tekniği, pus tekniklerinden ise yengeç tekniği ve kırık parmak tekniği basit makamlarda kontrbas üzerinde uygulanmıştır. Pus pozisyonunda Türk müziği yapısal özellikleri ve tavrı göz önünde bulundurularak yeni teknikler ve icra biçimleri geliştirilmiştir. Sağ el teknikleri ise Alman arşe tekniği, Fransız arşe teknikleri ve pizzicato tekniği kullanımı bakımından sınıflandırılmış ve incelenmiştir. Bu inceleme sonucunda, Alman ve Fransız arşe tekniği tutuş biçimleri, Pizz. di Arco, Spiccato, Legato, ve Col Legno tekniklerinin açıklamaları yapılmış ve uygulanmıştır. Ayrıca, Türk müziğini diğer müzik türlerinden farklı kılan ve Türk müziği kontrbas icrasında başlıca sorun olarak değerlendirilebilecek Türk müziğinde transpoze uygulamaları (yerinden, bir ses, dört ses, ve beş ses icra) incelenmiş ve basit makamlar üzerinden açıklanmış ve uygulanmıştır.
Türk müziği'nde XVIII. ve XIX. yüzyıllar arası yaşamış Neyzen bestekarların Saz Semaileri'nin karşılaştırmalı analizi
Bu çalışmada; İki farklı yüzyılda yaşamış neyzen bestekarların aynı makamda besteledikleri saz semaisi formundaki eserlerinin; Makam, usul, biçim kullanımlarının ortaya konulması ve durum tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda araştırma; XVIII. ve XIX. yy. (yy.) arası yaşayan, 10 neyzen bestekarın dokuz farklı makamda besteledikleri 33 adet saz semaisi ile sınırlandırılmıştır. Kavramsal çerçevede saz semaisi formu XXI. yüzyıldaki özelliklerine göre ele alınmıştır. Nitel bir yaklaşımla yapılan çalışmada, literatür taraması sonucu veriler toplanmış, betimsel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Eserler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Bu analizin içinde makam ve biçim öğelerine yer verilmiştir. Makam analizinde; Arel Nazariyatı model alınarak, saz semailerinin her bir hanesindeki seyir özelliğine bakılmıştır. Seyir özelliği içerisinde; Ezgi'nin başladığı perde, kullanılan dörtlü, beşli, çeşni sıralaması ve ezginin sonlandığı perde dikkate alınmıştır. Makamı oluşturan dizi içerisinde herhangi bir perdede; Dörtlü ve beşli tam olarak kullanılmamışsa ya da iki veya üç perde kullanılarak ezgisel bir motif veya bir kalış gerçekleştirildiyse, çeşni kavramı kullanılmıştır. Makam analizi yapılan eserlerin; Makam dizisi içerisindeki perdelerde kalış sayıları, donanımı, dizisi, seyri, genişlemesi, kararı ve yedeni belirlenmiştir. Eserlerin biçim analizinde; Onur Akdoğu'nun Türler ve Biçimler Kitabı'nda aktardığı analiz yöntemi kullanılmıştır. Eserlerin biçim kurgusu belirlenmiştir. Usul bakımından herhangi bir analiz gerçekleştirilmemiş, eserlerin hanelerinde kullanılan usuller aktarılmıştır. Elde edilen bulgular ile birlikte analizi yapılan her saz semaisi, hem bestelendikleri yüzyıla göre kendi içerisinde, hem de yy. arası makam, usul ve biçim öğelerine göre karşılaştırılmıştır. Bu bağlamda XVIII. ve XIX. yy. arasında yaşayan neyzen bestekarların Saz Semaileri'nde, makam, usul ve biçim kullanımlarının sonuçları ortaya konulmuştur.
Beste formundaki eserlerin biçim, ezgi ve usûl açılarından incelenmesi
Türk Müziği eserlerinin gelecek nesillere aktarılması uzun dönemler boyunca meşk yoluyla gerçekleşmiştir. Bunun doğal bir sonucu, sonraki zamanlarda kişilerin kendi nüans ve yorum farklılıkları sonucunda eserlerin değişime uğramasıdır. Türk Müziği tarihinde eserlerin notaya alınmasında kapsamlı bir girişim olarak nitelendirilebilecek olan Dârü'l-Elhân tarafından yürütülen transkripsiyon çalışmalarına dair incelemeler, güftelerde yazım yanlışlarının muhtemel olduğuna, vezin hatalarının ve güftenin anlamını bozan kelimelerin varlığına dair bulgular ortaya koymaktadır. Bu kapsamda çalışmanın amacı Dârü'l-Elhân Külliyâtı'nda notaya alınmış Beste formu örnekleri üzerinden eserlerin özgünlüğünü usûl-vezin, biçim/form ve ezgi ilişkisi bağlamında inceleyerek transkripsiyonlarını nota üzerinde simetrik yerleşimini sağlayıp bu bağlamda tashihini gerçekleştirmektir. Çalışmanın izleyeceği yöntem Türk Müziği sözlü eserlerinin önemli bir ögesinin güfte olduğu, güfte ve ezginin birbirini desteklediği ve usûl-vezin ilişkisinde bozulmaların muhtemelen daha sonraki dönemlerde ortaya çıkmış olabileceği ve bu bozulmaların giderilmesi ile eserin özgün haline daha yakın bir transkripsiyonun elde edilebileceği kabulüne dayanmaktadır. Bu doğrultuda; Prof. Dr. Serda Türkel Oter tarafından geliştirilen güfte ve ezgi odaklı yeni bir form analizi yöntemiyle, güfte unsurunun ezgi ve usûl kullanımlarıyla birlikte beste formundaki yapısal değişikliklere olan etkisi incelenmiştir. Bunlara ilaveten mevcut nüshalardaki bestelerin biçimlerinin XV. yy'dan XIX. yy'a kadar hangi şekillerde kullanıldığı tespit edilmiştir. Çalışma; Dârü'l-Elhân Külliyâtı'nda bulunun beste formundaki eserlerde 30 farklı biçimin var olduğunu ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler : Türk Müziği, Beste, Beste Formu, Form Analizi, Usûl-Vezin İlişkisi
Rakım Elkutlu'nun sanatçı kişiliği ve TRT repertuvarında yer alan eserlerine yönelik tespitler
Klasik Türk müziğinin oluşum döneminden bu yana her çağın farklı tarihi anlayışlarını, bakış açılarını ve geleneğini ifade ettiği, yüzyıllar içerisinde de zenginliğine zenginlik katarak gerek makam, gerek usûl ve gerek form çeşitliliği açılarından her daim gelişim gösterdiği ve günümüze ulaştığı bilinmektedir. Şüphesiz ki en önemli kültürel miraslarımızdan biri olan klasik Türk müziğinin bu gelişim ve ilerleyişinin kendi başına olmadığı bu sürece katkı sunan önemli isimler sayesinde mevcut konumuna ulaştığı dile getirilebilir. Günümüze ulaşan farklı form çeşidindeki eserleri ve müziğimize olan katkılarıyla klasik Türk müziğinin önemli temsilcilerinden birinin de Hoca Mehmet Râkım Elkutlu olduğu düşünülmektedir. Bu araştırmada İmamlık görevinin yanı sıra naathan, kudümzenbaşı, sazende, hanende ve bestekar olan Rakım Elkutlu'nun sanatçı kişiliği ve TRT repertuvarında yer alan eserlerine yönelik tespitler ele alınmıştır. Araştırmada durum tespitine yönelik betimsel bir yöntem tercih edilmiş olup, Rakım Elkutlu'nun TRT repertuvarında yer alan eserleri tespit edilip farklı açılardan analiz edilmiş, tablolar aracılığıyla daha anlaşılabilir bir hale getirilip ve çeşitli yorumlar yapılarak birtakım çıkarımlarda bulunulmaya çalışılmıştır. Hoca Mehmet Rakım Elkutlu'nun TRT TSM repertuvarına olan katkıları, sosyal ve çalışma hayatı ile örnek bir kişilik olduğu, yedi farklı form çeşidinde eserler ortaya koyduğu, eserlerinde şarkı formunun en büyük yeri teşkil ettiği, kullanmayı tercih ettiği makamların başında uşşak, usûllerin başında ise aksak geldiği, sözlü eserlerinde Nahit Hilmi Özeren güftelerini yoğun olarak kullanmayı yeğlediği araştırmada tespit edilen bilgiler arasındadır. Form çeşitlerini tanımak, farklı usûllerin aynı eserde kullanımı, bestelerdeki makam kullanımlarının nasıl olması gerektiği gibi konularda, Rakım Elkutlu eserlerinin bilgi sahibi olmak isteyenlere ışık tutacağı düşünülmektedir.
Sinan Çelik'in hayatı ve dilsiz kaval çalgısına katkıları
Kültürel dokunun en önemli yapı taşlarından biri olan geleneksel müzikler, aynı zamanda toplumsal yaşantımızın da bir yansıması olarak kabul edilebilir. Her ne kadar insan sesi bu manada vazgeçilmez bir unsur olsa da halk çalgılarımızın da geleneksel müziklerimizin oluşumu ve gelişiminde oldukça önemli bir yeri vardır. Dilsiz kaval çalgısı, birçok özelliği ile halk müziğimizin en nadide ve önemli çalgılarının başında gelmektedir. Dilsiz kaval çalgısının organolojik, icrasal ve tanıtımı noktasında çok kıymetli katkıları olan Sinan Çelik'in yaşamı ve halk müziğimize katkılarının da bu anlamda incelenmesi oldukça elzem bir durum haline gelmiştir. Sinan Çelik, adeta ilkel denilebilecek bir konumda bulunan dilsiz kaval çalgısına hayat verecek dokunuşlar yaparak, çalgının günümüz popüler çalgı topluluklarının vazgeçilmez bir çalgısı haline gelmesine önemli katkılar sağlamıştır. Araştırma betimsel bir nitelikte olup, durum tespiti yapmaya yöneliktir. Araştırma Sinan Çelik'in yaşamı ve dilsiz kaval çalgısına katkılarının tespiti ile sınırlı tutulmuştur. Araştırma sürecinde konuya yönelik literatür taraması yapılmış, konu alanındaki uzmanlar ile kişisel görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen bulgular ışığında çeşitli yorumlar yapılarak sonuçlara ulaşılmaya çalışılmıştır. Daha sonra ise, bu sonuçlardan yola çıkarak çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur. Araştırma sonuçlarından bazıları sıralanacak olursa, Sinan Çelik'in dilsiz kaval çalgısının organolojik gelişimine önemli katkılar sağladığı, dilsiz kaval çalgısının yurt içi ve yurt dışında tanıtımına öncülük ettiği, çalgının icra tekniklerine ve pedagojik yönüne önemli eklemeler ve katkılar yaptığı, çalgının imalatında önemli bir ustalık seviyesine ulaştığı, aynı zamanda çok kıymetli bir virtüöz olarak bu çalgıyı icra ettiği ilk aklımıza gelenlerden bazıları olacaktır. Anahtar Kelimeler: Sinan Çelik, Dilsiz Kaval, Halk Çalgıları.
İstanbul Konservatuvarı Derleme Defterlerinde bulunan Çankırı yöresine ait türkülerin TRT THM repertuvarındaki mevcut notasyonlarının karşılaştırmalı analizi
Türkiye'de Cumhuriyet dönemiyle başlayan kurumsal THM derlemelerinde çok sayıda Çankırı türküsü derlenmiş ve kayıt altına alınmıştır. Günümüzde TRT THM repertuvarında kayıtlı olan Çankırı türkülerinin yanı sıra İstanbul Konservatuvarı (Dârü'l-Elhân) derleme defterlerinde de çok sayıda Çankırı türküsü bulunmaktadır. Bu türkülerin bir kısmı TRT THM repertuvarında kayıtlı olmasına karşın, bir kısmı ise kayıtlı değildir. Bu yüzden yaygınlık kazanmamış ve zamanla unutulmuştur. Bu bakımdan yapılan bu çalışmayla İstanbul Konservatuvarı derleme defterlerindeki Çankırı türkülerinin incelenmesi önemli görülmüştür. Yapılan bu çalışmayla, İKDD'de bulunan Çankırı türkülerinin TRT THM repertuvarına kayıtlı Çankırı Türküleri ile karşılaştırılarak incelenmesi; unutulan Çankırı türkülerini gün yüzüne çıkarılması, yöre aidiyetini tespit edilmesi, yaygınlaştırılması, günümüz halk müziği nazariyatına göre yeniden ele alınması, zaman içerisindeki değişim/dönüşümlerinin tespit edilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması bakımından önemli görülmektedir.Bu araştırmada, nitel ve nicel araştırma yöntem ve tekniklerinin birlikte kullanıldığı karma bir model kullanılmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması için tarama modeli kullanılmıştır. Bu sayede İstanbul Konservatuvarı Derleme Defterleri ve TRT THM Repertuvarı taranarak bulgular ve yorum bölümünde yer alan Çankırı yöresine ait türkülere ulaşılmıştır. Bu yörelere ait türküler müziksel analiz yöntemi kullanılarak karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Türkülerin analizlerinde betimsel analiz yöntemi tercih edilmiş ve durum tespiti yapılmıştır. Araştırmanın verimliliğini artırmak için tarihsel yöntem (doküman analizi) tekniği de kullanılmıştır. Elde edilen veriler kolay anlaşılması bakımından tablolara dönüştürülerek yorumlanmıştır. Bu araştırmada elde edilen veriler ışığında; İKDD Defter 8 – 14 arasında toplam 390 türkünün, %11.03 oranıyla 44 türkünün Çankırı yöresine ait olduğu, bu türkülerden bazılarının TRT THM repertuvarına kayıtlı olmasına karşın bir kısmının kayıtlı olmadığı, İKDD'de bulunan Çankırı türkülerinin yöresel ağız özelliklerini taşıdığı ve yöre kültürünü yansıttığı, İKDD yer alan eserlerin çoğunluğunda 4/4'lük, 9/8'lik ve 2/4'lük usûl kalıbında olduğu, İKDD ve TRT THM Repertuvarında yer alan türkülerin büyük oranda LA karar sesli olduğu ve genellikle sekiz ses aralığında olduğu ulaşılan sonuçlardan bazılarıdır. Anahtar Sözcükler: Müzik, Türk Halk Müziği, Derleme,
Elazığ-Harput müziğine katkıları ile Nihat Kazazoğlu
Harput; Elazığ tarihinin başladığı, Anadolu'nun birçok medeniyete ev sahipliği yapmış en kadim yerleşim merkezlerinde biridir. Her medeniyetin kültürüyle ayrı ayrı yoğrulan Harput; kültürel yapısı, zengin musikisi, geniş folklor alanı ile geçmişten günümüze kadar birçok kesimin ilgisini çekmiş ve beğenisini kazanmıştır. Harput Müziği; kendine özgü makam yapısı, çalgıları, icra düzeni ile Türk Müziği'ne farklı bir zenginlik kazandırmıştır. Bu kültür mirasının; korunması, tanıtılması, gelecek nesillere aktarılmasında önemli musikişinasların etkisi olmuştur. Çalışmamıza konu olan Nihat Kazazoğlu'da; Harput musikişinasları içerisinde, yöre kültürüne hizmetleri, yaşamı, yaptığı çalışmaları ile çok önemli bir yere sahiptir. Harput Müziği'nin, otantikliğinin bozulmadan günümüze kadar gelmesine vesile olmuş, yaşayan en önemli kaynakların başında gelmektedir. Bu araştırma, durum tespiti yapmaya yönelik betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Nihat Kazazoğlu'nun sanatçı kişiliği, yaşamı ve Elazığ Harput müzik kültürüne katkıları, örneklemini ise konuya yönelik elde edilen ve ulaşılabilen veriler oluşturmaktadır. Araştırma, Nihat Kazazoğlu'nun ulaşılabilen çalışmaları ile sınırlı tutulmuştur. Araştırma sürecinde elde edilen verilerin bir bölümü kolay ifade edilmesini sağlamak amacıyla çeşitli görsel öğelere dönüştürülmüştür. Araştırma sonuçlarından bazılarına değinilecek olursa, Nihat Kazazoğlu'nun muhterem kişiliği ile örnek bir musikişinas olduğu, Elazığ Harput müzik kültüründe icracı, kaynak kişi ve derlemeci özellikleri ile büyük katkılar sağladığı, yörenin müziksel gelişiminde önemli rol oynadığı düşünülen müzik kurum ve kuruluşlarının gelişmesinde çeşitli görevler aldığı ve yöredeki müzisyenlerin yetişmesinde büyük çabalar sarf ederek öncü rol oynadığı ilk aklımıza gelenlerden bazıları olacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Müziği, Elazığ-Harput Müzik Kültürü, Nihat Kazazoğlu, Musikişinas.
İstanbul Konservatuvarı Derleme Defterlerinde bulunan Kastamonu türkülerinin TRT THM repertuvarındaki mevcut notasyonlarının karşılaştırmalı analizi
Türküler birer kültürel bellek mekânı olarak, yaratıldıkları coğrafyanın dili, gelenek göreneği, inançları, acıları ve dünya görüşleri gibi pek çok kültürel bileşeni yansıtırlar. Kastamonu türküleri de bu kapsamda Kastamonu yöresine ait kültürel kodları gerek melodik/ritmik yönden gerekse sözleri bağlamında yansıtmaktadır. Günümüz TRT THM repertuvarında, tespit edilen 79 Kastamonu türküsü bulunmakla beraber repertuvarda bulunmayan fakat İstanbul Konservatuvarı Derleme Defterlerinde (İKDD) bulunan çok sayıda Kastamonu türküsü bulunmaktadır. Bu kapsamda 1920'li yıllarda derlenen ve İKKD'de bulunan Kastamonu türkülerinin ortaya çıkarılması, incelenmesi ve araştırmacıların ilgisine/bilgisine sunulması önem arz etmektedir. Ayrıca unutulmaya yüz tutmuş olan Kastamonu türkülerini yeniden gündeme getirilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması da önemli bir kültür hizmeti olarak görülmektedir. Bu araştırmada, nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmada tarama modeli kullanılarak, İstanbul Konservatuvarı Derleme Defterleri ve TRT THM Repertuvarında bulunan Kastamonu yöresine ait türküler tespit edilmiştir. Tespit edilen türküler müziksel analiz yöntemi kullanılarak karşılaştırmalı olarak analiz edilmiş ve durum tespiti yapılmıştır. Araştırma bu açıdan betimsel bir çalışma özelliği göstermektedir. Bu araştırmada elde edilen veriler ışığında; İKDD Defter 8 – 14 arasında toplam 390 türkünün, %8.72 oranıyla 34 türkünün Kastamonu yöresine ait olduğu, İKDD'de bulunan Kastamonu türkülerinin yöresel ağız özelliklerini taşıdığı ve yöre kültürünü yansıttığı, bu türkülerden bazılarının TRT THM repertuvarına kayıtlı olmasına karşın bir kısmının kayıtlı olmadığı, İKDD ve TRT THM Repertuvarında yer alan türkülerin büyük oranda LA karar sesli olduğu ve genellikle beş ses aralığında olduğu, İKDD yer alan eserlerin çoğunluğunda 3/4'lük, 4/4'lük, 9/8'lik ve 2/4'lük usûl kalıbında olduğu, ulaşılan sonuçlardan bazılarıdır. Anahtar Kelimeler: Derleme, Kastamonu, Türkü, Geleneksel Türk Halk Müziği
Şanlıurfa müziğinde okunan hoyratlar üzerine bir inceleme
Kelime anlamı sertçe ve kaba manasına gelmektedir. Hoyrat okumak, feryat etmek haykırmak olarak da adlandırılmaktadır. Hoyrat oktav seslerden okunduğu için tüm nefesi ile haykırarak okunmaktadır. Şanlıurfa müziğinde önemli bir yeri olan hoyratın genellikle ülkenin doğu bölgesinde Urfa, Diyarbakır, Kerkük ve Elazığ'da yaygın olarak okunduğu gözlemlenmektedir. Halk edebiyatının ürünü olan maninin cinaslı olarak uzun hava formatında (irticalen) söylenen ezgiler hoyrat olarak adlandırılmaktadır. Hoyratı maniden farklı kılan en belirgin özelliklerinden biri de her zaman cinaslı olmasıdır. Cinasın kelime manası başta söylenen söz ile sonda söylenen sözün edebi olarak uyması şeklidir. Cinaslı manilerin uzun hava formatında okunması hoyratın maniden farkını ayırt ettiğini göstermektedir. Şanlıurfa müziğinde icra edilen hoyratın genellikle tiz sesli perdelerden başlayıp pes seslerde bitirildiği görülmüştür. Dolayısıyla ses aralığı geniş olduğu için icrasını da epey zor hale getirmektedir. Kaynaklarımızda çeşitli makamlarda hoyratın olduğu bilinse de günümüzde genelde "Hicaz", "Uşşak" "Hüseyni" ve "Segâh" makamı dizisinde daha çok hoyratın olduğu görülmektedir. Hoyratlara sıklıkla sıra gecelerinde, düğünlerde, dağ yatılarında, asbap gecelerinde ve ağıtlarda rastlanmaktadır. Gurbet, sıla, aşk, sevgi, hüzün, hasretlik, ölüm gibi konuları olan hoyratın, Şanlıurfa'da daha çok erkek ağzından okunduğu ve sesi güçlü olan kişiler tarafından okunması, icrasının zor olduğunu göstermektedir. Günümüzde Şanlıurfa müziğinde uzun hava türü olan hoyrata sıklıkla rastlanmaktadır. Sıra gecelerinde branş olarak "Hoyratçılar" bulunmaktadır. Ritimli ezgiler söylenen hoyrat müziğe farklı bir ahenk katarak dinleyicileri heyecan içinde coşturmaktadır. Anahtar kelimeler: Hoyrat, Şanlıurfa Müziği, Hoyrat türleri, Şanlıurfa.
Lisan düzeyi eğitim veren devlet konservatuvarlarında bireysel bağlama çalgısı tercih sebebini etkileyen faktörler
Bağlama, kökleri Orta Asya'ya kadar uzanan, içinde yaşadığımız toplumun en önemli kültürel simgelerinden bir tanesidir. Bu kadim saz, yüzyıllar içinde hem yapısal form hem de çalış stili olarak birçok değişime uğrayarak gelişme göstermiştir. Yaşadığımız topraklar, bu sazı icra ederek coğrafyamızın kültürünü temsil eden alaylı ya da okullu sayısız sanatkâr, halk sanatçısı ve ozan yetiştirmiştir. Bu anlamda kültürümüzün gelecek nesillere aktarılmasında çalgı eğitimi önemli bir rol oynamaktadır. Günümüzde ileri düzey icra için eğitim veren kurumlar içerisinde en önemli kurumlardan biri de lisans düzeyi eğitim veren Devlet Konservatuvarlarıdır. Araştırmamızda; konservatuvarlarda öğrenci olarak eğitim alan bireylerin bağlama çalgısına yönelik çeşitli tercih sebepleri olumlu ve olumsuz yönleri ile incelenmek istenmiştir. Araştırma, durum tespiti yapmaya yönelik bir amaca hizmet etmekte ve betimsel bir yapı sergilemektedir. Araştırma sürecinde dijital ve yazılı kaynaklar taranarak konuya yönelik bilgiler elde edilmeye çalışılmış daha sonra bağlama çalgısını seçmiş olan devlet konservatuvarı öğrencilerine kişisel görüşme ve anket teknikleri uygulanarak konuya yönelik nicel ve nitel bulgular elde edilip, değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarının bazıları sıralanacak olursa; çalgıyı lisans eğitimi öncesinde tanıma durumunun bireysel meslek çalgısı seçiminde oldukça etkili olduğu, dinlenilen müzik türü ve enstrüman seçiminin paralellik gösterdiği, bağlama çalgısının kullanım sahası ve iş olanaklarının geniş olduğu, bağlama çalgısının genel olarak ülkemizdeki müzik türlerinin birçoğuna eşlik edebileceği, mevcut devlet konservatuvarlarında bağlama çalgısının eğitmen sayısı bakımından yeterli olduğu, bağlama çalgısının Türkiye şartlarında temin edilmesi zor olmayan bir enstrüman olduğu ilk akla gelen sonuçlardan bazılarıdır. Anahtar Kelime: Türk Halk Müziği, Müzik Eğitimi, Bağlama, Bağlama Eğitimi, Konservatuvar.
Şanlıurfa'daki ney yapım, bakım ve onarım atölyelerinin dünü, bugünü, yarını
Ney, Türk müziği çalgıları içerisinde üflemeli bir çalgı olarak karşımıza çıkmaktadır. Neyin tarihsel süreç içerisinde köklerinin oldukça eskiye dayandığı bilinmektedir. Günümüzde ney, Türk tasavvuf müziğinde kullanılan en önemli çalgılardan biridir. Günden güne hızla etkileşimin arttığı çağımızda insanların bir nesneyi görme, o nesneden etkilenme ve o nesneye ulaşma hızı da oldukça artmıştır. Bu doğrultuda ney çalgısında da aynı süreçlerin yaşandığını söylemek mümkündür. Çeşitli etkileşimlerle ney çalgısına olan talebin artması, ney üretiminin de doğru orantılı bir şekilde artmasına yol açmıştır. Dolayısıyla artan ney çalgısı talebinin karşılanabilmesi gayretiyle nitelikli ney yapım ustalarının yetiştiği gözlemlenmiştir. Bu ustaların daha seri bir üretim gerçekleştirebilmesi için ney yapımına yönelik atölyelere ihtiyaç duyduğu ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi atölyelerini açıp işlettiği bilinmektedir. Bir ney atölyesinin bulunduğu bölgeye birçok açıdan katkı sağladığını söylemek mümkündür. Şanlıurfa da bu açıdan bakıldığında ney atölyelerine sahip bir şehir olması bakımından ney çalgısına daha kolay ulaşıldığı bir şehrimizdir. Dolayısıyla Şanlıurfa'da ney yapım, bakım ve onarım atölyeleri bölgedeki ney çalgısıyla ilişkili olan kimseler için birçok fayda sağlamaktadır. Yapılan bu araştırmada Şanlıurfa'da ney yapım, bakım ve onarım atölyelerinin öncesinde ve sonrasında gelişen süreçleri ele alınarak olumlu ve olumsuz yönleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma durum tespiti yapmaya yönelik olup betimsel bir yapıya sahiptir. Araştırma sürecinde dijital ve yazılı kaynaklar taranarak konuya yönelik bilgiler elde edilmeye çalışılmış daha sonra Şanlıurfa'daki ney yapım, bakım ve onarım atölyelerinin geçmişteki ve gelecekteki durumuna yönelik bölgedeki ney yapım ustalarına ve ney icracılarına kişisel görüşme ve anket teknikleri uygulanarak konuya yönelik nicel ve nitel bulgular elde edilip değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarının bazıları sıralanacak olursa, Şanlıurfa'da ney yapım, bakım ve onarım atölyelerinin bulunmadığı süreçte; bölgede ney çalgısına ulaşılabilirliğin daha zor olduğu ve fiyatların uygun olmamasıyla birlikte dışarıdan alınan neylerin sonrasında gelişen bakım ve onarım ihtiyaçlarında bir takım güçlüklerin ortaya çıktığı, yine bu süreçte ney çalgısının bölgede daha az yaygınlaştığı, ney yapım, bakım ve onarım atölyelerinin açılmasıyla birlilkte ise; bölgede ney çalgısına ulaşılabilirliğin daha kolay olduğu ve fiyatların uygun olmasıyla birlikte alınan neylerin sonrasında gelişen bakım ve onarım ihtiyaçlarının daha hızlı karşılandığı, yine bu süreçte ney çalgısının bölgede yaygınlaşma sürecini hızlandırdığı ilk akla gelen sonuçlarımızdan bazılarıdır. Anahtar Kelime: Ney, Ney Yapım Atölyeleri, Türk Tasavvuf Müziği, Türk Müziği Çalgıları.
Aydın yöresi halk müziği kültürü ve TRT-THM repertuvarında kayıt altına alınmış Aydın yöresine ait sözsüz eserlerin müzikal özellikleri
Bu araştırma; Aydın yöresi halk müziği kültürüne aynı zamanda TRT-THM repertuvarında bulunan Aydın yöresine ait sözsüz eserlerin müzikal özelliklerine odaklanmaktadır. Araştırmada; Aydın yöresi halk müziği kültürüne ait ulaşılabilen kaynaklar ve TRT-THM repertuvarında kayıt altına alınmış yöreye ait sözsüz eserler örneklem olarak ele alınmış ve yöredeki sözsüz eserlerin müzikal özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma doğrultusunda başlıca; Aydın yöresinin kendine has önemli geleneklerinin olduğu ve bu geleneklerin günümüzde halen daha yaşatıldığı, yöreye ait olan ve kayıt altına alınmış 21 sözsüz eserin var olduğu, yöreye ait olan ve araştırma kapsamında incelenen 21 adet sözsüz eserde 9 zamanlı usûllerin yaygın olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Aydın, Müzik, Kültür, Müzikal Analiz.
Teknolojik gelişmelerin Türk Halk Müziği çalgıları üzerindeki etkileri
Türk halk müziği çalgılarımız geçmişten günümüze halkımızın duygu ve düşüncelerinin aktarımında önemli bir araç olmuştur. Küreselleşme, çoğu alanda olduğu gibi geleneksel çalgılarımızın yapım ve icra özellikleri ürerinde de çeşitli etkiler meydana getirmiştir. Araştırmada küreselleşme ve teknolojik ilerlemenin Türk müziği çalgıları üzerinde ne yönde etkiler meydana getirdiği ve buna bağlı olarak ne gibi değişim ve gelişmelerin yaşandığına odaklanmaktadır. Araştırma betimsel bir özellik taşımakta olup mevcut durumu tespit etmeye yöneliktir. Araştırma sürecinde konuya yönelik literatür taranmış ve birçok hususta alan uzmanlarının görüşlerine başvurulmuştur. Bu noktadan yola çıkılarak çeşitli bulgular ve bulgulardan yola çıkılarak bazı sonuçlar elde edilmeye çalışılmıştır. Araştırma geleneksel Türk halk müziği çalgılarıyla sınırlı tutulmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçlarından bazıları sıralanacak olursa Türk halk müziği çalgılarının Türk müzik tarihinde önemli bir yere sahip olduğu, bu çalgıların teknolojik gelişmelere bağlı olarak bundan az ya da çok etkilenmiş olduğu ve bu etkilerin bir bölümünün çalgıların volümüne, ses yapısına etki ettiği gibi bir bölümünün de çalgının organolojik yapısında çeşitli değişiklikler meydana getirdiği görülmüştür. Çalgıların üretim sürecindeki birtakım yeniliklerin gelmesi ile birlikte seri üretime geçiş aşamalarındaki uygulamalara değinilmiş, çalgı yapımcılarının işlerini kolaylaştıran torna tezgahlarındaki yapı malzemelerinin gelişim süreçleri ele alınmış, icra boyutunda düşünüldüğünde hem olumlu hem de olumsuz etkilerinin olduğu ve bu etkilerin topluma yansımalarının neler olduğu aktarılmaya çalışılmış ve ne gibi çalışmaların yapılması gerekliliği konusu aklımıza ilk gelenlerden bazıları olacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Halk Müziği, Halk Çalgısı, Teknoloji, Küreselleşme.
Cami müziğinin cemaat üzerindeki etkileri
Cami müziği İslamiyet'in doğuşundan günümüze kadar çeşitli kültürlerin etkisinde gelişimini sürdürmüştür. Cami müziği, Türk müzik kültüründe ise dini Türk müziği başlığı altında değerlendirilen ibadetin öncesinde, sonrasında ve ibadet sırasında enstrümansız bir şekilde insan sesiyle icra edilen bir türdür. Günümüzde cami müziği bünyesinde birçok form bulunmamaktadır. Bu formlar yapılan ibadetlerin durumuna göre çeşitlilik göstermektedir. Ezan salâ, kamet, kıraat, tesbihat, münâcat, temcit, tekbir, mevlit, miraciye, tevşih, ilahi formları başta olmak üzere İslam dininin kabulünden günümüze yeni formların da eklenmesiyle zenginleşerek varlığını sürdürmüştür. Cami müziği icralarında ibadetlerin estetik anlayışla sunulması amaçlanmış ve bu amaç doğrultusunda bu formları icra edecek kişilerin seçiminde seslerinin güzel olması, müzikal beceri gibi hususlar dikkate alınmıştır. Müzik bilgisine sahip, bu alanda kendini yetiştirmiş cami görevlilerinin icra ettiği cami müziği formlarının cemaat tarafından ilgiyle dinlendiği, aksi durumlarda tersi bir tutumla karşılaşıldığı gözlemlenmiştir. İslam camiasında müziğe yönelik "helal", "haram" konularının tartışılıyor olması, imam ve müezzinlerin cami müziğini kullanma biçimlerinin yanı sıra cami cemaatlerini de etkilemektedir. Araştırmamızla bu noktadan hareketle cami müziğinin cemaat üzerinde bıraktığı etkileri incelenmek istemiştir. Araştırma durum tespiti yapmaya yönelik olup betimsel bir yapıya sahiptir. Araştırma sürecinde dijital ve yazılı kaynaklar taranarak konuya yönelik bilgiler elde edilmeye çalışılmış daha sonra cami müziğine yönelik cami cemaatlerine kişisel görüşme ve anket teknikleri uygulanarak konuya yönelik nicel ve nitel bulgular elde edilip değerlendirilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonuçlarının bazıları sıralanacak olursa, cami cemaatlerinin müziğin helal ya da haram olduğu konusunda kafa karışıklığı yaşadığı, cami ile müzik arasında bir ilişki kuramadığı, camilerde müziğin kullanılmadığını düşündükleri ve kullanımına gerek duymadıkları, ezan, Kur'an-ı Kerim, tesbihat gibi formların icraları ile müzik arasında bir bağ kuramadıkları, imam ve müezzinlerin ses güzelliği ve seslerinin etkili bir şekilde kullanma durumlarının önemli olduğu ve cemaati olumlu yönde etkilediği, vii ve bu durumun cemaatin ibadet edeceği cami tercihinde de büyük rol oynadığı ilk akla gelen sonuçlarımızdan bazılarıdır. Anahtar Kelime: Müzik, Türk Din Müziği, Cami Müziği
Türk müziği devlet konservatuvarlarında ney sazının meslek çalgısı olarak tercih durumuna yönelik tespitler
Türk müziği sazlarından biri olan ney sazı geçmişten bugüne kadar çeşitli aşamalardan geçerek günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Çok çeşitli sosyo-kültürel süreçlerin birikimini bünyesinde barındıran ney sazı, Türk müziği sazları arasında ayrı bir öneme sahiptir. Özellikle Mevlâna Konya'ya geldikten sonra ney sazına verilen değer artmış, ney sazının tasavvufi yanı sazendelerle birlikte daha fazla güçlendirilmiştir. Ney sazının gelişim sürecinde Mevlâna okulunun yadsınamaz bir katkısı olmuştur. Araştırmada, Türk müziği eğitimi veren konservatuvarlarda ney sazının öğrenciler tarafından bireysel meslek çalgısı olarak seçilmesi hangi faktörlerin etkili olduğu incelenmektedir. Araştırma durum tespiti yapmaya yönelik olup betimsel bir özellik sergilemektedir. Bu sebeple öncelikle konuya yönelik literatür taraması yapılmış daha sonra ise örneklemlere anket tekniği uygulanmıştır. Ayrıca gerekli görülen durumlarda konuya yönelik uzman görüşlerine de yer verilmiştir. Elde edilen veriler kolay anlaşılabilmesi bakımından tablolara dönüştürülerek yorumlanmıştır. Araştırma sonuçlarından bazıları sıralanacak olursa, ney sazının bireysel meslek çalgısı olarak tercih edilmesinde; öğrencilerin ney sazını daha önce tanıma durumlarının etkili olduğu, ney eğitimi veren eğitmenlerin sayısının ve kalitesinin meslek çalgısı seçiminde oldukça etkili olduğu, enstrümanın kolay temin edilmesi ve öğrencinin vücut yapısına uygunluğunun da oldukça önemli görüldüğü ilk aklımıza gelen sonuçlardan bazılarıdır. Anahtar Kelime: Türk Müziği, Müzik Eğitimi, Ney Sazı, Ney Sazı Eğitimi, Konservatuvar.
Türk müziğinin topluma ulaşmasında yerel yönetimlerin rolü "Malatya ili örneği"
Müzik sanatı, toplumsal yaşamı her yönüyle yansıtan sanat dallarının başında gelmektedir. Müzik ürünleri aynı zamanda bir toplumsal ihtiyaç olarak da görülmektedir. Bu manada müzik sanatının halka ulaşmasında çeşitli kurumların desteğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar bazen özel işletmeler olurken, bazen de çeşitli kamu kurum ve kuruluşları olabilmektedir. Yerel yönetimlerin bu konuda sağlayabileceği destek bu manada oldukça önemli görülmektedir. Bu araştırmanın odak noktası, Malatya İli örnekleminde yerel yönetimlerin Türk müziğinin topluma ulaşmasındaki rolü ve önemi nedir şeklinde belirlenmiştir. Araştırma durum tespiti yapmaya yönelik betimsel bir nitelik taşımaktadır. Araştırma sürecinde konuya yönelik mevcut literatür yazılı ve dijital kaynaklardan taranmıştır. Daha sonra ise, alan uzmanı kişiler ve örneklemler ile kişisel görüşmeler yapılarak konuya yönelik çeşitli tespitlerde bulunulmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni ülkemizdeki yerel yönetimler, örneklemini ise Malatya ilinin yerel yönetimleri oluşturmaktadır. Araştırma sonuçlarının önemli görülen bir bölümünden bahsedecek olursak, Türk müziğinin kültürel değerlerimizin korunması ve aktarımında oldukça önemli bir araç olduğu, yerel yönetimlerin fiziki, ekonomik vb. desteklerle halkın Türk müziği ihtiyacının karşılanmasında önemli katkılar sağlayabileceği ve bu katkıların, ücretsiz halk konserleri, müzik eğitimi amacıyla düzenlenen müzik kursları, eğitim verilen derslik ve atölyeler ile yetişmiş müzik eğitimcilerine istihdam desteği şeklinde meydana geldiği ilk aklımıza gelenlerden bazıları olacaktır. Anahtar Kelimeler: Müzik, Müzikal Kültür, Türk Müziği, Yerel Yönetimler.
Ağın yöresi müzik kültürü ve geleneksel törenlerdeki müzik uygulamalarına yönelik tespitler
Toplumları oluşturan ve bir arada tutan en önemli ögelerden biri kültür, kültürü oluşturan en önemli ögelerden birisi ise müziktir. Bununla birlikte müzik kültürü içerisinde yer alan geleneksel törenler de kültürün önemli belirleyicisi durumundadır. Buradan hareketle gerek birikimlerin gelecek nesillere aktarımı gerekse pratiği açısından müzik ve geleneksel törenler kültürün en önemli uygulayıcıları arasında yer almaktadır denilebilir. Bu araştırmada kültürel dokusu, müzik pratikleri, sosyokültürel özellikleri ve coğrafi yapısından hareketle geleneksel törenleri ile zengin bir yapıya sahip olan Ağın yöresi derinlemesine incelenmeye çalışılmıştır. Araştırma betimsel bir özellik sergilemekte olup yöredeki geleneksel törenlerden hareketle yöredeki müzik uygulamaları (pratikleri) hususunda mevcut olan durumu tespit etmeye odaklıdır. Araştırmanın ağırlıklı olarak nitel bir desen ile yürütüldüğü söylenebilir. Mevcut durumun tespit edilmesinde gerekli görülen nicel veri kaynaklarından da istifade edilmiştir. Araştırmanın evrenini müzik kültürümüz ve geleneksel törenlerdeki müzik uygulamaları, örneklemini ise Ağın yöresi müzik kültürü ve geleneksel törenlerindeki müzik uygulamaları oluşturmaktadır. Araştırma sonucunda elde edilen sonuçlardan bazıları sıralanacak olursa; Ağın yöresi müziğinin kendine has bir karakter yapısına sahip olduğu, yörede kullanılan çalgıların klarnet keman gibi klasik yapıda olduğu, kullanılan ezgilerin özellikle hüseyni, uşşak, segâh gibi makam dizileri ve makamsal nitelikler taşıdığı, usullerin çevre yörelerden farklı olarak 9/8, 12/8, 6/8, 4/4, 2/4 gibi çeşitli yapıda olduğu ilk aklımıza gelenlerden bazıları olacaktır. Anahtar Kelimeler: Ağın, Müzik Kültürü, Yöre, Geleneksel Törenler, Müzik Pratikleri