Gaziantep University
Discipline

Chemistry

Gaziantep University

3,289

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yeni amfifilik polimerik kriyojellerin sentezi ve karakterizasyonu

Kriyojeller, kriyopolimerizasyon (kriyotropik jelleşme) şartlarında sentezlenen hidrojel sınıfına ait polimerik jel matrislerdir. Kriyojeller, genellikle birbiriyle bağlı süpermakrogözenekli süngerimsi esnek bir yapıya, yüksek gözenek yoğunluğuna sahip, sentezlenirken çözücü ve gözenek yapıcı olarak toksik madde gerektirmemeleri ve mekanik olarak dayanıklı olmaları sayesinde biyomedikal amaçlı birçok alanda uygulamaya sahiptirler. Amfifilik blok kopolimerlerin devamlı artan bir şekilde uygulamaları nedeniyle bu tür polimerleri üretmek; fizikokimyasal özelliklerini araştırmak ve geliştirmek gerekmektedir. Amfifilik kopolimerler hidrofobik ve hidrofilik polimerlerden ibaret hem polar hem non-polar fazlara ilgi duyan kopolimerlerdir. Birbiriyle uyuşmayan bloklardan oluşan bu kopolimerlerin amfifilik tabiatı onlara seçimli çözücülerde çok farklı özellikler kazandırır. Kütle yapısı içinde olduğu gibi aynı zamanda yüzeyde de mikrofaz ayrımına sebep olurlar. Seçimli ortam varlığında, çözücü içinde veya yüzeylerde, kendi içlerinde düzenlenmeleri, bir bloka göre çözücü ortamında diğer blok çökeceğinden dolayı kolloidal dağılım halini alır ve böylece miseller şeklinde yığılımlara, mikroemülsiyonlara ve absorblanmış polimer tabakalarının oluşmasına sebep olurlar. Bu tez kapsamında, amfifilik türden yeni nesil polimerik sistemler amfifilik kriyojellerin sentezlenmesi ve karakterizasyonu amaçlanmıştır. Oldukça hidrofilik yapıda olduğu bilinen kriyojeller, hidroksillenmiş polimerik yağ asitleri ile aynı polimer matrisinde buluşarak, hidrofilik ve hidrofobik yapıyı bir arada bulunduran yeni nesil amfifilik kriyojel sentezlenmesi amaçlanmaktadır. Yapısal olarak literatürde pek rastlanmayan yeni amfifilik kriyojel sentezi için ana monomer HEMA (2-hidroksi etil metakrilat) monomeri tercih edilmiştir. HEMA monomeri, suda çözünebilir, biyouyumludur, kimyasal ve hidrolitik olarak kararlı yapıdadır. HEMA monomerinin yanında komonomer olarak önce oto-oksidasyon, sonrasında ise hidroksilasyon reaksiyonuna tabi tutularak modifiye edilmiş soya yağından üretilen polimerik linoleik yağ asidi kullanılmıştır. Sentezlenecek poly(HEMA-LinaOH) kriyojellerinin içeriğindeki hidroksillenmiş yağ asidi oranının değişimine karşılık kriyojelin morfolojik ve ısısal analiz değişimleri incelenmiştir. Sentezlenen kriyojellerin şişme özellikleri su ve farklı çözücülerdeki sıvı tutma kapasitesine göre incelenmiştir. Kriyojellerin yapısal karakterizasyonları için FTIR-ATR, yüzey ve morfolojik analizleri için SEM, elementel analiz EDAX, ısısal analileri için DSC, TGA yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Anahtar sözcükler: Amfifilik polimerler, Kriyojel, HEMA (2-hidroksi etil metakrilat), LinaOH, Linoleik asit

Cansu Meltem Gürel
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

5-aminoizokinolin türevlerinin hazırlanması, karakterizasyonu ve antimikrobiyal çalışmaları

Yeni 5-aminoizokinolin türevlerinin sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. 5-Aminoizokinolin türevleri, tıp ve farmakoloji ve terapötikler alanındaki olası uygulamalar için hazırlanmıştır. Aminokinolinlerin bir kinolin çekirdeği vardır ve sıtmayı başarılı bir şekilde tedavi eden birinci sınıf bileşikler olduğu bilinmektedir. Klorokin ve amodiakin ilaçları, sıklıkla karşılaşılan anti-malaryallerdir. İzokinolin, kinolinin yapısal bir izomeridir ve anti-malarial aktivite için de kullanılmıştır. Bu çalışmada, olası ilaç uygulamaları için yeni aminoizokinolin türevleri sağlamak üzere izokinolin yapısı naftalen grupları ile birleştirilmiştir. Sentezlenen bileşiklerin kimyasal yapıları Elementel Analiz, Nükleer Manyetik Rezonans Spektroskopisi (1H ve 13C NMR), Sıvı Kromatografi Kütle-Kütle Spektroskopisi (LC-MS-MS), Ultraviyole Görünür Spektroskopisi (UV-Vis), Fourier Dönüşümü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR) ve Fotoluminesans (FL) yöntemleri ile incelenmiştir. Aminoizokinolin türevlerinin antimikrobiyal aktivite çalışmaları anti-bakteriyel ve anti-fungal etkilerini değerlendirmek için yapılmış ve fizikokimyasal parametreler de incelenmiş ve tartışılmıştır.

Merve Fırat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Isabella üzüm (Vitis labrusca L.) özütü kullanılarak bazı nano metal oksitlerin yeşil sentezi ve yapısal karakterizasyonu

Son zamanlarda, nanometal veya nanometaloksitlerin sentezi için kullanılan fiziksel, kimyasal yöntemlerin yanı sıra bitki, mantar, bal gibi biyolojik materyaller kullanılarak gerçekleştirilen biyolojik sentez yöntemleri oldukça tercih edilmektedir. Biyolojik yöntemler ile sentezlenen nanometal veya nanometaloksitler, daha hızlı elde edilebilmekte aynı zamanda kimyasal materyaller kullanılmadan daha güvenli ve çevreye zarar vermeyen bileşenler ile sentezler gerçekleştirilmektedir. Bu sayede daha çevre dostu yöntemler literatüre kazandırılmaktadır. Bu tez çalışmasında, Düzce yöresinde yetiştirilen Isabella üzümünün (Vitis labrusca L.) ekstraktı kullanılarak ZnO, NiO, CuO, Co3O4 ve α-FeOOH nanopartiküllerinin yeşil sentezi ve sentezlenen bu nano metal oksitlerin yapısal karakterizasyonu gerçekleştirildi. İlk aşamada Isabella üzümünden gerekli reaksiyon şartları sağlanarak ekstrakt elde edildi, ikinci aşamada elde edilen bu ektrakt kullanılarak farklı geçiş metal tuzlarından nanometal oksitler elde edildi. Son aşamada ise, yeşil sentezi gerçekleştirilen nanometal oksitlerin FT-IR, SEM, EDX ve XRD gibi analiz yöntemlerinden faydalanılarak yapısal karakterizasyonu gerçekleştirildi.

Hüseyin Özcan
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Diş hastanesinden izole edilen bakterilerin antibiyotik duyarlılık profilleri ve bazı maddelerin bu bakterilere karşı inhibitör aktivitelerinin değerlendirilmesi

Diş hastanelerinde gerçekleştirilen operasyonlar sonucunda ağız içerisine kolonize olan mikroorganizmaların, çevreyi, kullanılan ekipmanı, hastaları ve sağlık çalışanını kontamine edebilme riski çok yüksektir. Kontaminasyon etmenlerinin tespiti doğru sterilizasyon yöntemlerinin oluşturulmasında büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, bu çalışmada, diş polikliniklerinde kontaminasyona sebep olan bakterilerin tespit edilmesi, izole edilen bu bakterilerin antibiyotik dirençlerinin saptanması ve bazı maddelerin bu bakterilere karşı inhibisyon aktivitesinin değerlendirilmesi amaçlamıştır. Bu amaç doğrultusunda öncelikle diş hastanesinin farklı bölümlerinden bakteri izolasyonu yapılmış ve bu bakterilerin antibiyotik duyarlılıkları imipenem/cilastatin (20 µg), erythromicin (30 µg), ciproflaxacin (30 µg), streptomycin (25 µg), cefdinir (30 µg), azithromycin (30 µg) ve tobramycin (30 µg) olmak üzere yedi farklı antibiyotik diski kullanılarak, agar disk difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Ardından, timol; C10H16O, kekik yağı, çinko piriton; (C10H8N2O2S2Zn) ve magnezyum monoperoksiftalat; C16H10MgO10 maddelerinin bu bakterilere karşı inhibisyon aktivitesi agar kuyu difüzyon yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışmanın sonucunda, diş hastanesinden 16 bakteri izolasyonu yapılmış ve bu bakteriler VITEK 2 ile Staphylococcus warneri, S. hominis, S. aureus, S. lentus, S. epidermidis, S. sciuri, Buduicia aquatica, Micrococcus sp. ve Kocuria kristinae olarak tanımlanmıştır. Genel olarak duyarlı oldukları ancak cefdinir antibiyotiğine karşı % 35 oranında direnç geliştirdikleri söylenebilir. Bununla birlikte, düşük konsantrasyonlarda çinko piritonun hemen hemen tüm bakteriler için güçlü inhibe edici aktiviteye sahip olduğu bulunmuştur. Sonuçlar değerlendirildiğinde, stafilokokların diş hastanesi çevresinde yaygın olarak bulunduğu ve bu bakterilerin zamanla bazı antibiyotik ve dezenfektana karşı direnç kazanma potansiyeline sahip olduğu söylenebilir. Bu bağlamda, bu dirençli patojenlerle mücadelede alternatif dezenfektanların çinko piriton ile desteklenmesinin avantajlı olabileceği söylenebilir. Anahtar kelimeler: Antibiyotik, Bakteri, Dezenfektasyon, İzolasyon, VITEK

Ebru Uzgur
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hastane ortamından izole edilen bakterilerin antibiyotik dirençlilik profilleri ve bu bakterilerin mücadelesinde farklı antimikrobiyal maddelerin kullanım potansiyellerinin değerlendirilmesi

Hastane enfeksiyonları sağlık sistemini tehdit eden en büyük sağlık sorunlarından biridir. Hastane enfeksiyonlarının önlenmesi amacıyla çevre temizliği ve dezenfeksiyonu sıklıkla yapılmaktadır. Ancak antimikrobiyallerin yanlış kullanımı sonucunda antibiyotiklere ve dezenfektanlara dirençli bakteriyel patojenlerin hızla arttığı bildirilmektedir. Bu kapsamda bu çalışmada hastane ortamından izole edilen bakterilerin identifikasyonları, antibiyotik direnç profilleri ve farklı antimikrobiyallere (timol, kekik yağı, çinko piriton, magnezyum monoperoksiftalat) duyarlılıkları incelenmiştir. Bakteriler hastane ortamından izole edilmiştir ve VITEK ile bakteriler tanımlanmıştır. Disk difüzyon tekniği ile antibiyotik direnç profilleri ve agar kuyu difüzyon tekniği ile farklı antimikrobiyallerin inhibisyon akiviteleri test edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre izolatlar %13,0 Staphylococcus hominis, %13,0 Micrococcus sp., %13,0 S. sciuri, %27,0 S. haemolyticus, %7,0 S. warneri, %13,0 Escherichia vulneris, %7,0 Sphingomonas paucimobilis ve %7,0 Kocuria cristinae olarak belirlenmiştir. Izolatların %10'unun test edilen antibiyotiklere karşı direnç geliştirdiği ve izolatların %74'ünün duyarlı olduğu görülmektedir. Bununla birlikte, alternatif dezenfektanların duyarlılık oranları ZnPt > T > TO > MMPP şeklinde tespit edilmiştir. Bakteri izolatlarının ZnPt'ye karşı oldukça duyarlı olduğu gözlenmiştir. ZnPt (%0,1) katkılı dezenfektanların nozokomiyal enfeksiyonların mücadelesinde kullanılabileceği görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Antibiyotik direnci, Bakteri, Dezenfektan, Hastane, Nozokomiyal enfeksiyon

Beyza Nur Akbaba
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Rasekadotril molekülü için yeni çözünme ortamı ve analitik yöntem validasyonu

Rasekadotril ishal rahatsızlıklarının tedavisinde kullanılan asetorfan etkin metabolitine sahip olan moleküldür. Ancak molekül yapısından dolayı organik çözücülerde çok iyi çözünürken sulu ortamlardaki çözünürlüğü çok düşük seviyelerde kalmaktadır. Yüksek lisans tezi olarak gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı Rasekadotril için uygun olan yeni bir çözünme ortamının bulunması ve uygun metodun geliştirilerek yöntemin validasyonu gerçekleştirilip farmasötik analizlerde uygulanabilirliği hakkında bilgi vermektir. Bu kapsamda sulu ortamda Polioksietilen 10 Lauril Eter (Brij-35) çözeltisi, dissolüsyon anlizleri için ortam olarak belirlenmiş ve HPLC metodu geliştirilerek yöntemin validasyon çalışmaları yapılmıştır. Anahtar sözcükler: Rasekadotril, Dissolüsyon, Polioksietilen 10 Lauril Eter (Brij-35), Analitik Yöntem Validasyonu

Onur Çakır
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Siringaldehit bazlı 2,4,6-triarilpiridinlerin sentezi, antioksidan etki ve teorik hesaplama çalışmaları

ÖZET SİRİNGALDEHİT BAZLI 2,4,6-TRİARİLPİRİDİNLERİN SENTEZİ, ANTİOKSİDAN ETKİ VE TEORİK HESAPLAMA ÇALIŞMALARI Esra Nur ALBAYRAK Düzce Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü, Kimya Anabilim Dalı Yüksek Lisans Tezi Danışman: Doç. Dr. Alparslan ATAHAN Temmuz 2023, 78 sayfa Bu tezde, siringaldehitten türetilen sekiz adet yeni 2,4,6-triarilpiridin türevi bileşik tasarlandı ve bu yapılar tek basamaklı multi-komponent bir yöntem kullanılarak başarıyla sentezlendi. Bunun için, siringaldehit bileşiği amonyum asetat varlığında farklı metil keton türevleri ile geri soğutucu altında ve DMF içerisinde reaksiyona sokuldu. Elde edilen her bir piridin türevinin yapısı 1H-NMR, 13C-NMR ve FTIR teknikleri kullanılarak aydınlatıldı. Yapıları aydınlatılan bu bileşiklerin antioksidan aktiviteleri literatürde yaygın olarak kullanılan yöntemlere göre ve bilinen referans bileşiklerle kıyaslanarak belirlendi. Daha sonra, elde edilen yapıların bilgisayar destekli teorik kuantum hesaplamaları gerçekleştirildi. Bu hesaplamalar B3LYP teorisi ve SVP ile TZVP temel setleri kullanılarak su ve gaz fazlarında kapsamlı şekilde tamamlandı. Ayrıca bu hesaplamalarda sertlik, yumuşaklık, HOMO-LUMO enerji seviyeleri gibi önerilen yapıların elektronik doğasının ve biyoaktivite sonuçlarının anlaşılmasında son derece önemli moleküler tanımlayıcılar olan teorik parametreler ortaya konuldu. Ardından bu çalışma için en önemli tanımlayıcılardan biri olan ve radikal yakalama potansiyelini tanımlayan Fukui indisi adlı elektronik yapı tanımlayıcı parametreler belirlendi. Son olarak, teorik olarak hesaplanan ve deneysel olarak elde edilen sonuçlar birlikte değerlendirilerek tez çalışması kapsamındaki bileşikler için yapı-aktivite ilişkisi ortaya konuldu. Sonuç olarak, bu çalışma kapsamındaki bileşikler yapı aktivite ilişkisi çerçevesinde değerlendirilerek elde edilen tüm serinin antioksidan ajanlar olarak kullanılabilme potansiyeli ortaya konuldu. Anahtar sözcükler: Siringaldehit, Piridin, Antioksidan, DFT, Fukui indisleri

Esra Nur Albayrak
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

ATRP / halka açılma bir arada yöntemiyle polimerik yağ asidi graft kopolimerlerin sentezi, karakterizasyonu ve organik elektronik cihaz uygulamaları

Bu çalışmada, poli[(linoleik asit)-g-(stiren)-g-(ε-kaprolakton)] (PLina-g-PSt-g-PCL) graft kopolimerlerinin sentezlenmesi ve bu graft kopolimerlerin organik alan etkili transistörü (OFET) olarak cihaz uygulamalarında kullanılması amaçlanmıştır. Çalışmada polimerik linoleik asit başlatıcı olarak kullanılarak tek adımlı (one-pot) reaksiyon yöntemi ile poli[(linoleik asit)-g-(stiren)-g-(ε-kaprolakton)] (PLina-g-PSt-g-PCL) graft kopolimerleri sentezlenmiştir. Tek adımlı (one-pot) reaksiyon yöntemi polimerik linoleik asit içerisinde bulunan hidroksil grupları, ε-kaprolaktonun halka açılma polimerizasyonuyla ve linoleik asit içerisindeki brom uçları stirenin atom transfer radikal polimerizasyonunun tek adımda birleştirilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Daha sonra; poli(linoleik asit), 1/1, 1/5, 1/10 ve 1/20) oranlarında bromlama yapılarak PLina-g-PSt-g-PCL graft kopolimerleri makrobaşlatıcı olarak kullanılmıştır. Graft kopolimerler üzerinde stiren monomerinin konsantrasyonu artırılarak graft kopolimerler üzerindeki etkisi incelenmiştir. Elde edilen graft kopolimerlerin kimyasal karakterizasyonları; proton nükleer manyetik rezonans spektroskopisi (1H NMR), Jel geçirgenlik kromatografisi (GPC), fourier dönüşümlü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR), termogravimetrik analiz (TGA) ve diferansiyel taramalı kalorimetre (DSC) teknikleri kullanılarak yapılmıştır. PLina-g-PSt-g-PCL graft kopolimerlerini izolatör tabaka olarak kullanmak amacıyla OFET üretimi gerçekleştirilmiştir. Aktif katman olarak Poli(3-heksiltiyofen) (P3HT) kullanılmıştır. Önceden şekillendirilmiş OFET alt tabakaları kaynaklama/deşarj elektrotları olarak kullanılmıştır. Kapasitans ölçümü için aynı yöntem kullanılarak ITO/P3HT/PLina-g-PSt-g-PCL/Al yapısı hazırlanmıştır. Çıkış ve aktarım akım gerilim özelliklerini elde etmek için OFET cihazlarının elektriksel karakterizasyonları karanlıkta ve hava atmosferinde gerçekleştirilmiştir. Kapasitans-frekans grafiğinden, eşik gerilimi (VTh), alan etkisi hareketliliği ve açık/kapalı akım oranı (Ion/off) gibi cihazların temel özellikleri elde edilmiştir. Stiren konsantrasyonuna bağlı olarak üretilen OFET cihazlarındaki temel elektriksel parametreler detaylı bir şekilde incelenmiştir. Üretilen PLina-g-PSt-g-PCL OFET'lerinin düşük VTh, olağanüstü hareketlilik ve Ion/off değerleri gibi pozitif cihaz özellikleri sergilediği gözlemlenmiştir. Anahtar Sözcükler: Linoleik asit; Stiren; ε-kaprolakton; ATRP; ROP; One-pot; OFET.

Murat Gürel
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

S. officinalis ekstraktı ile yeşil hidrotermal sentezlenen nanokompozitlerin manyetik ve süperkapasitör özelliklerinin araştırılması

Son yıllarda dünyada, enerji kıtlığı ve küresel ısınmanın meydana gelmesi yeşil enerji depolama cihazları olarak süperkapasitörlere olan ihtiyacı arttırmıştır. Bu nedenle, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için yüksek enerji yoğunluğuna sahip, düşük maliyetli yeni süperkapasitörler geliştirilmelidir. Süperkapasitör türü olan psödokapasitörlerin Faradaik redoks reaksiyonları, genellikle metal iyonlarının birden fazla değerlik durumuna sahip olduğu metal oksitlerde gerçekleştirilmektedir. Geçiş metal oksit psödokapasitörler, değişken oksidasyon adımları nedeniyle yüksek enerji yoğunluğuna, yüksek özgül kapasitansa, üstün özgül enerjiye ve büyük yük transfer reaksiyon özelliklerine sahiptir ve bu da onları yüksek performanslı süperkapasitörler için benzersiz adaylar haline getirmektedir. Son zamanlarda, psödokapasitör uygulamaları için geçiş metal oksit bazlı malzemelerin araştırılması ve geliştirilmesi için birçok çalışma yürütülmektedir. Bu tez çalışmasında teorik psödokapasitör özelliği yüksek, NiO'in elektrokimyasal özelliklerini geliştirmek için, Fe3O4, Co3O4, CuO ve ZnO geçiş metal oksitleri ile Salvia officinalis (S. officinalis) bitki ekstrakt aracılı hidrotermal yöntem kullanılarak nanokompozitler sentezlendi. Sentez, 120°C, 12 s (HT-I) ve 180°C, 24 s (HT-II) olmak üzere iki farklı çalışma şartlarında gerçekleştirildi. Sentezlenen nanokompozitlerin yapısal karakterizasyonu Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FT-IR), Toz X-Işını Kırınımı (PXRD), Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Dağılımlı X-Işını Spektroskopisi (EDX) yöntemleri kullanılarak karakterize edildi. Nanobileşiklerin X- ışını kırınımından elde edilen tam genişlik yarı maksimum (FWHM) değerleri ile kristalit boyutu hesaplamasında Scherrer ve Williamson-Hall (W-H) formülleri kullanıldı. Ek olarak mikro gerinim, gerilim ve enerji yoğunluğu, W-H modelleri olan düzgün deformasyon model (UDM), düzgün gerilme (stress) deformasyon model (USDM) ve düzgün deformasyon enerji yoğunluğu model (UDEDM) ile analiz edildi. Manyetik ve elektrokimyasal davranışları Titreşimli Numune Manyetometresi (VSM) ve Dönüşümlü Voltametri (CV) analizleri kullanılarak aydınlatıldı. HT-II yöntemi ile sentezlenen nanokompozitlerin HT-I yöntemine kıyasla çok daha küçük partikül boyutlu ve homojen yüzey morfolojisine sahip olduğu belirlendi. Yapılan VSM ve CV analiz sonuçlarına göre NiO NP ve NiO/Fe3O4, NiO/Co3O4, NiO/CuO, NiO/ZnO nanokompozitlerin hem doygunluk manyetizasyonunda hem de spesifik kapasitans değerlerinde önemli artış tespit edildi.

Kübra Zenkin
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Cınnamomum verum kabuğu ekstraktı kullanılarak ZnO nanopartikülleri ve ZnO/TiO2 nano kompozitinin hidrotermal ve yeşil sentez yöntemleri ile karşılaştırmalı incelenmesi

Günümüzde nanoteknoloji daha sağlam, kaliteli, dayanıklı, ucuz, hafif ve küçük cihazlar geliştirmek için kullanılmaktadır. Geliştirilen bu ürünler, azaltılmış malzeme kullanımı, enerji tasarrufu, maliyet etkinliği, kolay nakliye imkanı, artan fonksiyonellik ve kullanım kolaylığı gibi üretim avantajlarıyla öne çıkmaktadır. Nanopartikülleri sentezlemek için bitkilerin ve baharatların kullanımı, sürdürülebilir ve gelecek vaat eden bir alandır. Bitki ve türevlerinden çeşitli yöntemlerle elde edilen ekstraktlar metal tuzları ile tepkimeye girmeleri sağlanarak metal atomlarının indirgenmesine ve böylece nano boyutta metal partikülleri oluşumunu sağlanmaktadır. Bu bilgiler göz önüne alındığında ve geniş literatür taramaları doğrultusunda bu tez çalışması, doğal ve içerdiği organik bileşenlerden dolayı iyi bir indirgeyici ürün olan Cinnamomum verum kabuğu ekstraktının kullanıldığı hidrotermal ve yeşil sentez yöntemleri ile çinko oksit (ZnO) nanopartikülleri ve çinko oksit/titanyum dioksit (ZnO/TiO2) nanokompozitlerinin üretimini incelemektedir. Elde edilen ZnO NP'leri ve ZnO/TiO2 nanokompozitleri X-ışını difraksiyonu (XRD), Fourier dönüşümü kızılötesi spektroskopisi (FT-IR), Taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi, Enerji dağılımlı X-ışını analizi (EDX) ve Termogravimetrik analiz (TGA) ile karakterize edilmiştir.

Gökçenur Selva Keleşoğlu
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni N-karboksi sülfonamit türevi ligand ve bazı metal komplekslerin sentezi

Bu çalışmada, daha önce literatürde verildiği üzere, 4-benzoil-5-fenil-2,3-furandion bileşiğinin etilüretan ile tepkimesinden çıkış maddesi olarak kullanılan dibenzoilasetikasit-N-karboksietilamid elde edilmiştir. Bu bileşiğin sülfonamit ile reaksiyonundan ligand olarak kullanılan 2,2-Dibenzoil-N-(4-sulfamoilfenil)-asetamid bileşiği sentezlenmiştir. Tez kapsamında sentezlenen bu ligandın yanı sıra Cu(II), Fe(II), Co(II) ve Ni(II) geçiş metal tuzlarının reaksiyonundan yeni metal kompleksler sentezlenmiştir. Sentezlenen bileşiklerin yapıları UV-Vis, FT IR, 13C ve 1H NMR ve gibi spektroskopik yöntemlerle belirlenmiştir. Bileşiklerin yapılarının belirlenmesinde spektroskopik tekniklerin dışında ayrıca elemental analiz (C,H,N,S) ve TGA/DTA tekniği de kullanılmıştır.

Rabia Büyükkonuk Özkılıç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

4-(morfolin-4-il)anilinden türeyen amit bileşiklerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada 4-(morfolin-4-il)anilinin, kloroasetil klorür ile reaksiyonundan 2-kloro-N-[4-(morfolin-4-il)fenil]asetamit [I] bileşiği olan başlangıç maddesi sentezlenmiştir. Bu amit bileşiği [I], dokuz yeni amit türevi bileşikler sentezlenmek için susuz asetonlu ortamda morfolin, anilin, 4-(triflorometoksi)anilin, 4-kloroanilin, 4-metiltiyoanilin, 4-floroanilin, 4-(triflorometiltiyo)anilin, piperidin, 4-nitroanilin, p-anisidin gibi farklı aminler ile reaksiyona sokuldu. Sentezlenen bileşiklerin fiziksel ve kimyasal özellikleri erime noktası tayini, elementel analiz, Nükleer Magnetik Rezonans Spekroskopisi (1H NMR ve 13C NMR), Sıvı Kromatogafisi-Kütle Spektroskopisi (LC-MS) ve Infrared Spektroskopisi (FT-IR) gibi yöntemler kullanılarak karakterize edilmiştir.

Şeyma Ece
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni pincer tipi ligand ve bazı metal komplekslerinin sentezi ve karakterizasyonu

Pincer (kıskaç) bileşikleri; pincer bir ligandın herhangi bir geçiş metali ile kombine edilmesiyle oluşmaktadır. Literatür çalışmaları incelendiğinde, bu bileşiklerin çok geniş bir alana yayıldıkları görülmüştür. Pincer kompleksler; elektrokimya, biyokimya, tıp, polimer ve katalitik endüstri gibi alanlarda yayılım göstermişlerdir. Bu alanlarda, çeşitli polimerizasyon teknikleri, katalizör özellikleri, mikrobiyal ve kanser tedavisi gibi özelliklerinin önemi üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada, SNS tipli yeni bir pincer ligand olan 2,6-bis(((triflorometil)fenil)tiyo)metil)pridin'den; Cu(II), Ni(II) ve Pd(II) komplekslerinin sentezi gerçekleşmiştir. Elde edilen ligandın ve komplekslerin;13C-NMR , 1H-NMR, TGA-DTA, UV-Vis, FT-IR spektroskopik teknikler ve elementel analiz, erime noktası tayini yöntemi ve diğer fiziksel özellkleri sayesinde muhtemel yapısı aydınlatılmıştır.

Güler Deger
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kara mürver ekstresinin eldesi ve takviye edici gıdalarda kullanılması

Geçmişten günümüze kadar Tıbbi ve Aromatik bitkilerin kullanımı kozmetik ve tedavi amaçlı olarak sıkça yaygınlaşmıştır. Bitkilerin geleneksel yöntemlere bağlı kalınarak çözücüler eklenmesi ile içeriğindeki etken maddelerin en yüksek seviye de çıkarılması amaçlanmıştır. Çıkartılan bu etkenler, çözücüler ile bir çözelti halindedir. Bu çözelti sprey dryer cihazı ile maltodekstrinin etken maddenin etrafını sarması ile enkapsüle ederek ve toz haline getirilerek, vitamin eklentileri yapılarak homojen bir şekilde karıştırılma işlemleri yapıldıktan sonra kapsüllere dolum işlemi ile sona ermiştir. Elde edilen son ürün kara mürverin etken maddesinin enkapsüle edilmesine olanak sağlar ve gıda takviyesi olarak kullanılabilmektedir. Tez konusu enkapsülasyon metodu ile toz veya kapsül şeklinde gıda takviyesi ürünlerinin geliştirilmesidir. Bu metot kullanılarak hali hazırda başta biberiye olmak üzere bir takım bitki ekstrelerinden toz veya kapsül ürünler çalışmaları yapılmaktadır. Bu konu ile halen kapsül halinde çalışması bulunmayan Kara mürver hem kendileri hem de karışımlarından oluşan kapsül veya toz halinde gıda takviyesi ürünlerinin deneme çalışmaları yapılmıştır.

Erdem İlgün
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Franz difüzyon hücresi kullanılarak transdermal sistemden tiyokolşikosidin permeasyonu ve HPLC ile analizi

Son zamanlarda deri yoluyla ilaç salınımı uygulamaları oldukça popüler hale gelmiştir. Bu ilaç salım uygulamalarının en dikkat çekenlerinden biri de aktif maddenin deri veya yapay zarlar yoluyla sistemik dolaşıma geçmesini sağlayan ilaç salım yöntemleri olan transdermal ilaç salım sistemleridir. Bu çalışmada, tiyokolşikosid etken maddesini içeren bir jel ilacın salınım ve nüfuz testleri için gerekli optimizasyon koşulları, insan veya hayvan derisi içermeyen sentetik membranlar kullanılarak karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Etkeni tiyokolşikosid olan jel formundaki ilacın geçirgenliği Franz Difüzyon Hücresi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada Tuffryn membran, Selüloz bazlı membran ve Supor hidrofilik polieter sülfon bazlı membran olmak üzere 3 farklı sentetik membran kullanılmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda Franz Difüzyon Hücresinde tiyokolşikosid geçirgenliği açısından en iyi sentetik membranın Supor membran olduğu görülmüştür. Ayrıca yöntemin bağıl standart sapma değerleri, dedeksiyon ve tayin limitleri belirlenerek permeasyon çalışmaları yapılmıştır. Bu çalışmada korelasyon katsayısı 0,9995, dedeksiyon ve tayin limitleri ise 0,026 ve 0,078 μg/L olarak bulunmuştur. Bu sayede validasyon çalışmasının hassasiyeti ve güvenirliği belirlenmiştir.

Hale Karagüzel
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni kiral 1,3-tiyazolidin türevlerinin sentezi ve biyolojik aktivitelerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada, genel sentez metodları kullanılarak otuz iki adet yeni kiral tiyoüre ve 1,3-tiyazolidin türevleri sentezlenmiştir. Çalışmamızın ilk aşamasında başlangıç maddesi olarak kullandığımız 1-naftilizotiyosiyanat'ın, farklı kiral aminlerle reaksiyonu sonucu yeni kiral tiyoüre türevleri [1-16] elde edilmiştir. İkinci aşamada ise tiyoüreler [1-16], 1,3-tiyazolidin-4,5-dion türevleri [17-32] elde etmek için okzalil klorür ile reaksiyona sokulmuştur. Ürünlerin saflıkları İTK ile kontrol edilmiştir ve yapıları FT-IR, 1H NMR, 13C NMR ve elementel analiz yöntemleri kullanılarak aydınlatılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin [1-32] biyolojik aktiviteleri, antioksidan aktiviteler (β-karoten linoleik asit, DPPH, ABTS ve CUPRAC) ve enzim inhibisyon aktiviteler (AChE, BChE, tirosinaz ve üreaz) olarak taranmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, nitro türevinin (S) izomerleri bileşik 14 ve halkalı türevi 30 tüm testlerde en yüksek aktiviteyi göstermiştir.

Antioksidan kapasiteAsetilkolinesterazBiyolojik aktivite+6
Samet Evyapan
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Mannitolün kaprilik kaprik asidiyle esterleşme reaksiyonları ve kozmetikte kullanımı

Kozmetik sektörü gün geçtikçe daha çok gelişmekte ve ürün çeşitliliği giderek artmaktadır. Eskiden kozmetik denildiğinde sadece makyaj ürünleri akla geliyorken günümüzde günlük kullanılan kişisel bakım ürünlerine kadar birçok üründe geniş bir kullanım alanı oluşturmaktadır. Kozmetik sektöründe artan bu ürün çeşitliliği, insanların ürün seçimlerinde daha hassas ve seçici davranmaya başlamasına da neden olmaktadır. Bu sebeple ürünlerin her birinin özellikle doğal olması ve kullanımında insan sağlığını ve çevreyi olumsuz etkileyen faktörlerin olmaması büyük önem kazanmıştır. İnsanların bu yöndeki eğilimleri, birçok sektörü yeni gelişen teknolojilerle doğal hammaddelerden oluşan ürünler elde etmeye yöneltmiştir. Bu doğrultuda hoş koku ve tada sahip olan esterlerin kullanımı kozmetik sektöründe de oldukça yaygınlaşmıştır. Esterlerin özellikle doğal yollarla elde edilebilinir ve biyobozunur olması kozmetik sektöründe kullanılmasının en büyük avantajlarındandır. Esterler, kozmetik sektöründe başlıca yumuşatıcı, kıvamlaştırıcı, emülgatör, yağlayıcı, nemlendirici ve koku giderici gibi birçok üründe farklı amaçlar için kullanılmaktadır. Biyobozunur bir yağ asidi olan kaprilik kaprik asitin, bitkisel kaynaklı bir alkol olan mannitol ile esterifikasyonu sonucu oluşan esterler, biyo bazlı olup değerli kimyasallar kategorisinde, biyoyararlanırlığı yüksek ürünlerdir. Yapılan çalışmada mannitol ve kaprilik kaprik asitin farklı mol oranlarında esterleşme reaksiyonları yapılmıştır. Reaksiyonlarda fosforik asit, para toluen sülfonik asit (PTSA) ve metansülfonik asit (MSA) gibi farklı katalizörler kullanılmıştır ve bu katalizörlerin reaksiyona etkileri gözlemlenmiştir. Tüm esterleşme reaksiyonlarında optimum sıcaklık 180 ֯C olarak belirlenmiştir. Nihai ürünler asit numarası, viskozitesi, renk, iyot sayısı, HLB değerleri, sabunlaşma sayıları, reaksiyon verimi ve reaksiyon süresi gibi parametreler ile değerlendirilmiştir. Ayrıca oluşan ürünler FTIR, GC gibi spektroskopik yöntemlerle karakterize edilmiştir.

Deniz Zengin
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gaziantep halı sektöründe kullanılan tutkalların yapıları ve sentezleri üzerine bir çalışma

Bu çalışmada, Gaziantep halı sektöründe kullanılan tutkallar üzerine araştırmalar yapıldı. Sektörden alınan tutkal örneklerinin çeşitlerini tespit etmek için görsel muayeneler ve katı madde oranlarının hesaplanması ile beraber en çok Fourier Transform Infrared (FTIR) spektrometresinden elde edilen spektrumlar kullanıldı. Halı endüstrisinde daha çok polivinilasetat (PVAc) türü tutkalların kullanıldığı tespit edildi. PVAc türü tutkalların yanı sıra az da olsa stiren akrilik ve stiren butadien türü tutkalların da kullanıldığı anlaşıldı.Yapılan laboratuvar çalışmalarında PVAc homopolimer, PVAc akrilik kopolimerleri ve stiren akrilik kopolimerleri sentezlendi. Laboratuvarda sentezlenen tutkal örnekleri ile bunların muadili olan ticari ürünlerin karşılaştırılmaları FTIR ve diğer yöntemlerle yapıldı. Sonuçlar benzer olduklarını gösterdi.Anahtar Kelimeler: Gaziantep, Halı, Tutkal, Emülsiyon.

Nurcan Karaman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Polietilen tereftalat (PET)'tan poliester poliol sentezi

PET(polietilen tereftalat), ülkemizde ve dünyada en çok kullanılan ambalaj malzemelerinden birisidir. 1997 de sadece 17.000 ton/ yıl tüketilirken, 2007 de 250.000 ton/yıl olarak tüketildiği tahmin edilmektedir. PET; elyaf, gıda ürünü olmayan ve olan sıvılar için şişe, şerit, levha, mühendislik reçinesi ve diğer geri dönüşüm metodları ile yok edilebilmektedir. Bu çalışmada, PET şişe atığı, dietilen glikol (DEG), trietilen glikol (TEG), dipropilen glikol, 1,4-bütandiol, 1,6-hegzandiol, glikoller ve ftalik anhidrit(PA), adipik asit (AA) gibi diasitler kullanılarak, oda sıcaklığında sıvı olan ve çeşitli poliüretan malzeme sentezinde kullanılabilecek oligo-poliester poliol sentezlenmeye çalışıldı. Yapılan çalışmalar, adı geçen monomerik diol ve diasitler ile PET'tan sıvı oligo-tereftalat poliol sentezlenebileceğini gösterdi.Anahtar Kelimeler: PET, Ambalaj atığı, Poliester poliol, Geri dönüşüm,

Mustafa Orkun Karaman
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Pirinç-mısır bazlı glütensiz makarnaların viskoelastik özellikleri

Çölyak hastalık oranı gelişmiş teşhislere rağmen gittikçe artmakta ve yeme alışkanlıklarını degiştirmektedir. Günümüzde, yüksek kaliteli glütensiz ürünlere karşı büyük bir talep oluşturmaktadır. Glütenin makarnaya güçlü bir ağ yapısı vermesi ve pişirme sırasında dağılmayı engellemesi nedeniyle, glütensiz makarna üretmek zordur. Polisakkaritlerin özelliklerinden dolayı, hidrokolloidlerin hamura eklenmesinin, hamurun viskoelastik özelliğini geliştirmesi beklenir. Hidrokolloidlerin, glütensiz hamurun reolojik özellikleri üzerine etkisi onların molekül yapılarıyla ilgilidir.Glütensiz formülasyonlu hamur reolojisinde proteinler ve hidrokolloidlerin etkisi % 60, 80, 100 jelatinize pirinç ve jelatinize mısır-jelatinize pirinç unu karışımları temel alınarak araştırıldı. Karboksi metil selüloz (KMS), ksantan gam, guar gam, karagenan gam, keçi boynuzu gamı (KBG), kazein proteini ve yumurta akı içeren % 2 g/g hidrokolloidler ve proteinler eklendi. Hamurların reolojik davranış çalışması Dinamik Mekanik Analiz Cihazı (DMA) ve Teskstür Analiz cihazıyla yapıldı. Hamurun deformasyona karşı direnci ve elastikliğini sürünme-geri kazanım ve dinamik viskoelastik ölçümleriyle belirlendi ve sonuçlar Burger denklemiyle modellendi. Eklenen hidrokolloidler arasında en düşük sürünme komplians değerlerini ksantan ve KMS gamlarının gösterdiği bulundu. Sürünme kompliansı elastik kısmının en yüksek değerleriyle kanıtlandığı gibi elastik özelliklerin artırdığını gösterdiler. Mısır-pirinç ve pirinç hamurunun elastik davranışı kazein eklendiğinde artmıştır.

HidrokolloidlerMısırProteinler
Dilek Büyükbeşe
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Esansiyel yağ bazlı antibakteriyel polimerik filmlerin sentezi ve karakterizasyonu

Günlük yaşantımızda sürekli temas halinde bulunduğumuz bakteriler farklı ortamlarda çeşitli değişkenlere bağlı olarak yaşamlarını sürdürürler. Bu bakteriler özellikle hastane materyalleri, biyomateryaller, gıda ambalajları gibi farklı alanlarda yoğun şekilde bulunabilmektedirler. Bakterilerin bir kısmı faydalı iken bir kısmı enfeksiyon edici özellikler taşımaktadır. Enfeksiyona sebep olan bu bakteriler klinik bir sorun haline gelmiş olup önlemek amacıyla kullanılan çeşitli kimyasalların toksisite ve karsinojenik etkileri sebebiyle doğal olana yönelim söz konusu olmuştur. Bu doğal seçenekler arasında anılan esansiyel yağlar yüzyıllardır bilinmesine rağmen son yıllarda bilimsel araştırmalara konu olmaya ve giderek önem taşımaya başlamıştır. Bilimsel çalışmalarda antimikrobiyal, antiviral ve antioksidan olarak kullanılabileceği rapor edilen esansiyel yağlar tek başına kullanıldıklarında da bu özelliklere sergileyebilseler de polimer filmlere yüklendiklerinde çok farklı uygulama alanlarında kullanım imkanı bulurlar ve antimikrobiyal aktivitelerini sürdürürler. Bu tez çalışmasının amacı polistiren (PS), polikarbonat (PC), poli(laktik asit) (PLA) ve poli(metil metakrilat) (PMMA) polimerlerine otsu kökenli kekik ve odunsu kökenli karanfil esansiyel yağlarını ekleyerek çözücü döküm tekniği ile esansiyel yağ bazlı polimerik film sentezi gerçekleştirilmesi ve elde edilen polimerik filmlerin antibakteriyel etkinliklerinin incelenmesidir. Esansiyel yağ bazlı polimerik filmlerin yüzey özellikleri optik mikroskop, taramalı elektron mikroskobu (SEM), su temas açısı ve serbest yüzey enerjisi (SFE) analizleri ile incelenmiştir. Esansiyel yağ bazlı polimerik filmlerin kimyasal yapılarının aydınlatılmasında Fourier Dönüşümlü Kızılötesi Spektroskopisi (FTIR) analizlerinden yararlanılmıştır. Polimerik filmlerin antibakteriyel etkinlikleri ise agar disk difüzyon metodu kullanılarak gram negatif bir bakteri olan Escherichia coli (E. coli) ve gram pozitif bir bakteri olan Staphylococcus aureus (S. aureus)'a karşı test edilmiştir.

Yasemin Korkmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Poli(metil vinil eter-alt-maleik anhidrit) kopolimerinin geçiş metali komplekslerinin UV-görünür bölge spektrofotometresi kullanılarak termodinamik parametrelerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, maleik anhidritin kopolimerlerinden poli(metil vinil eter-alt-maleik anhidrit)'in Cu+2, Mn+2 ve Zn+2 ile kompleksleşme eğilimleri UV-Görünür Bölge Spektroskopisi yöntemiyle incelenmiş, oluşan komplekslerin stokiyometrik katsayıları, oluşum sabitleri, Gibbs serbest enerjileri ( ? G), entalpileri ( ? H) ve entropileri ( ? S) belirlenmiştir.Çalışmalar 25 ve 40 ? C olmak üzere iki ayrı sıcaklıkta yürütülmüş, sıcaklığın kompleksleşmeye etkisi incelenmiş ve kompleks oluşum sabitlerini arttırdığı gözlenmiştir. Her bir metal için kompleks oluşum sabiti mol oranı yöntemiyle hesaplanmış ve sıralamanın Kol(Zn) > Kol(Mn) > Kol(Cu) şeklinde olduğu bulunmuştur.Elde edilen kompleks oluşum sabitleri ve Gibbs serbest enerjileri değerlendirilerek poli(metil vinil eter-alt-maleik anhidrit) ile kompleks oluşturma konusunda etkinlik sırası Cu+2 < Mn+2 < Zn+2 olarak belirlenmiştir.

Maleik anhidrit
Ali Gülpınar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Pirimidin halkalı Schiff bazı ve metal komplekslerinin sentezi

Pirimidinlerin metal kompleks çalışmaları biyoanorganik kimyanın gelişimi açısından önemli olduğu kadar komplekslerin elektrokimyasal ve katalitik özellikleri açısından da önemlidir. Pirimidin esaslı Schiff bazları üzerine yapılan çalışmaların her geçen gün artması ve bu konu üzerine yapılacak olan çalışmalarda çeşitli bazı özelliklere (antikanser, antibakteriyal, antifungal vb.) sahip olabileceği düşüncesi bizi bu alanda çalışmaya sevk etmiştir.Bu çalışmada, N-aminopirimidin ile 5-kloro-2-hidroksiasetofenonun reaksiyonundan Schiff bazı ligandı elde edilmiştir. Bu Ligand ile Pd(II), Ni(II), Cu(II) ve Co(II) geçiş metal tuzlarının reaksiyonundan ise ilgili kompleksler sentezlenmiştir. Ligand ve kompleksler UV-Vis, 1H- NMR, 13C-NMR, TGA ve FT-IR gibi spektral analiz ve elementel analiz ve manyetik duyarlılık terazisi yöntemleriyle karakterize edilmiştir. Ni(II) kompleksinin yapısı (ML2)?5H2O iken diğer kompleksler ML2 formundadır. Ni(II), Co(II) ve Cu(II) kompleksleri için oktahedral geometri önerilmektedir. Bileşiklerin hiçbirinde, DMF çözücüsü içerisinde, elektrolitik iletkenlik özelliğine rastlanmamıştır.

Hatice Gamze Çelikel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

N-(4-asetilfenil)-3-nitrobenzamit bileşiğinden türeyen yeni şalkon türevlerinin sentezi, yapı karakterizasyonu ve antibakteriyal aktivitesinin incelenmesi

En basit şalkon, iki aromatik zincirin arasında üç karbonlu alfa,beta-doymamış karbonil sistemleri ile birbirine bağlı 1,3-difenil-2-propen-1-on'dur. Flavonid ve izoflavonoidler şalkon türevlerinin öncüsü doğal bileşiklerdir. Şalkonlar konjuge çifte bağlara sahip olup tamamen benzen zincirindeki pi elektron sistemiyle delokalize olmuştur. Şalkonlar asit veya baz katalizörlüğünde aldehit ve ketonun Claisen-Schmidt kondenzasyonu ile sentezlenir, bu reaksiyonu şalkon ürünlerine dehidrasyonu takip eder. Yapılan literatür çalışmaları sonucunda şalkonlar antibakteriyal, antikanser, antifungal, antienflamatuvar, antitüberküloz, antimalaryal, antiparazitik, antidiyabetik, antileşmanyal, antitrombosit aktiviteleri gibi çok geniş farmakolojik özelliklere sahiptirler.Yaptığımız çalışmalarda amit fonksiyonel grubunun bağlanmasıyla oluşturulan yeni şalkon türevlerinin daha iyi antibakteriyal aktivite göstereceği düşünülmektedir. Bu çalışmada 4-aminoasetofenon ile 3-nitrobenzoil klorürün reaksiyonuyla oluşan N-(4-asetilfenil)-3-nitrobenzamit [I], sübstitüe aldehitler ile muamelesi sonucu yeni N-(4-{3-[4-sübstitüefenil]prop-2-enoil}fenil)-3-nitro-benzamit türevleri [II-XIII] elde edilmiştir. Sentezlenen tüm bileşiklerinin Gram negatif (Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli) ve Gram pozitif (Enterococcus faecalis, Staphylococcus aureus) bakterilerine karşı mikrodilüsyon yöntemiyle antibakteriyal aktiviteleri incelenmiştir.Gerçekleştirilen tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlendi. Sentezlenen bileşiklerinin yapılarının aydınlatılması için UV, IR, 1H NMR, 13C NMR, 1D NMR teknikleri (DEPT 45, DEPT 90, DEPT 135, APT), 2D NMR teknikleri (HETCOR, HMBC, COSY) ve elemental analiz (C, H, N, S) tekniklerinden yararlanıldı.

Erdem Ergan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

4?morfolinoasetofenon'dan türeyen yeni şalkon türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve antikanser aktiviteleri

Günümüzde özellikle antikanser ilaç tasarımında iyi bir bileşik olması sebebiyle organik sentezde sıklıkla kullanılan bileşik sınıflarından biri de şalkonlardır. Bu konuda yapılan literatür çalışmaları neticesinde şalkonların, antiviral, antineoplastik, antimalaryal, antifungal ve antimikrobiyal gibi önemli biyolojik aktiviteler göstermesinden dolayı pek çok araştırma grubu tarafından ilgi çektiği belirlenmiştir. Kimyasal olarak şalkonlar, üç karbonlu bir ?,ß-doymamış karbonil sistemiyle birbirine bağlanan iki aromatik halkadan (1-3-diaril-2-propen-1-on) iskeletinden oluşurlar. Bitkilerden izole edilen ve kimyasal olarak sentezlenen pek çok şalkon türevide geniş bir biyolojik aktiviteye sahiptir. Bu yüzden şalkon türevleri üzerine çok sayıda araştırma yapılmaktadır.Bu çalışmada 13 adet şalkon türevi substitue benzaldehit ve morfolin asetofenon/4-metilsülfonil asetofenonun oda sıcaklığında, metanol içerisinde, NaOH ile etkileştirilmesi suretiyle sentezlenmiştir.Gerçekleştirilen tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlendi ve ham ürün uygun çözücülerden kristallendirilerek saflaştırıldı. Sentezlenen bileşiklerinin yapılarının aydınlatılması için UV-vis, FTIR, 13C NMR, 1H NMR, DEPT 90, DEPT 135 DEPT, APT, HETCOR, HMBC ve elemental analiz (C,H,N,S) tekniklerinden yararlanıldı.Anahtar Kelimeler: Şalkon, Antikanser Aktivite, Morfolin

Bedriye Seda Kurşun
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı heterosiklik ve aromatik tiyosemikarbazon türevlerinin sentezi, karakterizasyonu ve antibakteriyal aktivitelerinin incelenmesi

Bu çalışmada tümü orijinal nitelikte olan 13 adet heterosiklik ve aromatik tiyosemikarbazon türevi ve 2 adet tiyosemikarbazit sentezlenmiştir. İzotiyosiyanat türevleri uygun çözücü ortamında hidrazin hidratla muamele edilerek tiyosemikarbazit türevi bileşikler elde edilmiştir. Elde edilen tiyosemikarbazitler heterosiklik yapıda olan aldehitler ve p-sübstitüe benzaldehitlerle reaksiyona sokularak tiyosemikarbazon türevi bileşikler sentezlenmiştir.Bu çalışma kapsamında yapılan tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile takip edilerek, oluşan ürünler uygun çözücüden kristallendirilmiş ve erime noktalarına bakılmıştır. Sentezlenen bileşiklerin yapıları elemental analiz (C,H,N,S), UV, IR, 1H NMR ve 13C NMR teknikleri kullanılarak aydınlatılmış ve çalışmanın devamında söz konusu bileşiklerin antibakteriyal aktiviteleri, Gram-pozitif: Staphylococcus aureus, Enterococcus faecalis ve Gram-negatif: Pseudomonas aeruginosa, Escherichia coli bakterilerine karşı mikrodilüsyon yöntemi kullanılarak minimum inhibisyon konsantrasyon (MİK)'ları belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler : Tiyosemikarbazon, tiyosemikarbazit, izotiyosiyanat, antibakteriyal aktivite

Zeliha Mercan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Enerji santrallerinde demineralizasyon-su/buhar döngülerinde silikat iyonunun bacillus subtilis bakterisi ile şartlandırılması

Enerji santrallerinde, su-buhar çevrimlerinde demineralize su kullanılmaktadır. Demineralize su; ultrafiltrasyon, ters ozmoz, katyon-anyon (iyon eşanjör) reçine kolonları veya elektro de-iyonizasyon teknikleriyle arıtılarak üretilmektedir. Bu teknikleri kullanırken işletme maliyetlerini azaltarak kullanılan tekniğin ömrünü artırmak için sudaki safsızlıklar giderilerek sistem beslenmektedir. Silis olarak da bilinen silikon dioksit, kimyasal formülü SiO 2 olan bir silisyum oksididir. Buhar/su devresinde bulunan birçok kirleticiden biri olan silis, buhar içinde yüksek çözünürlüğe sahip olması sebebiyle önemlidir. Yüksek basınç ve sıcaklıklarda çalışan kazan sularında bulunan silisin %50'si ayrışmış durumdadır. İyonun fazlalığı yüksek basınç ve yüksek sıcaklıkta çözünmesi durumunda artan konsantrasyon ile kazan sistemlerinde dibe çöker ve kışır oluşmaya başlar. Silikanın diğer safsızlıklardan farkı camın ham maddesi olması sebebiyle çöktüğü sistemde amorf bir yapı oluşturmaktadır. Amorf yapıyı sisteme zarar vermeden temizlemek zor hatta imkansızdır. Ancak son zamanlarda gelişen teknolojilerle birçok şartlandırma yöntemi geliştirilmektedir. Bu çalışmada, gram pozitif bakteri türü olan toprakta yaygın olarak bulunan patojen olmayan, çubuksu yapıya sahip sporlaşabilen bir bakteri türü olan Bacillus subtilis ile şartlandırma yapılarak saf su üretimi esnasında en çok sorun teşkil eden SiO 2 minerali safsızlığı üzerindeki etkisi araştırılıp incelenmiştir. Bu sebeple su şartlandırması için bahsedilen ön işlemler tamamlandıktan sonra fotometrik, gravimetrik ve enstrümental silis tayinini gerçekleştirmek üzere UV spektrofotometrede ve yaş metot analizleri yapılarak çalışma tamamlanmıştır.

Amorf silisyumElektrik enerji sistemleriMetal-silisyum+2
Deniz Bozkurt
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

4-nitroanilin ile dibenzoilasetikasit-N-karboksietilamid reaksiyonundan türeyen N-karboksamid yapılı ligand ve metal komplekslerinin sentezi

Bu çalışmada, literatürde verildiği üzere 4-benzoil-5-fenil-2,3-furandion bileşiğinin etilüretan ile tepkimesinden çıkış maddesi olarak kullanılan dibenzoilasetikasit-N-karboksietilamid elde edilmiştir. Bu bileşiğin 4-nitroanilin ile reaksiyonundan ligand olarak kullanılan N-(4-nitrofenil)-2,2-dibenzoilasetamid (LH) bileşiği hazırlanmıştır. Karboksamid ligandları N ve O donör atomlarına sahip olmasından dolayı çok kolay kompleks oluşturabilmektedirler.Tez kapsamında sentezlenen iki dişli ligand (LH) ile Pd(II), Ni(II), Cu(II), Co(II) ve Zn(II) geçiş metal tuzlarının reaksiyonundan farklı geometrik yapıda yeni metal kompleksler sentezlenmiştir. Sentezlenen kompleks bileşikleri içerisinden genel formülleri [Cu(L2)].H2O, [Co(L2)(H2O)2].3H2O, [Ni(L2)(H2O)2].2H2O, [Pd(L2)(H2O)2].H2O olan kompleks bileşiklerinin oktahedral yapıda olduğu tahmin edilirken, [Zn2(CH3COO)2].2H2O kompleksinin ise tetrahedral yapıda olduğu düşünülmektedir.Gerçekleştirilen tüm reaksiyonların, reaksiyon takibi İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile yapıldı ve hedeflenen ürünler uygun çözücülerden kristallendirilerek veya farklı organik çözücülerde yıkama işlemiyle saflaştırıldı. Sentezlenen bileşiklerin yapıları UV-Vis, FT IR, 1H NMR, 13C NMR gibi spektroskopik ve TGA gibi termal yöntemlerle belirlenmiştir. Bileşiklerin yapılarının belirlenmesinde spektroskopik tekniklerin dışında ayrıca elemental analiz (C,H,N,S), manyetik duyarlılık ve elektrolitik iletkenlik tekniği de kullanılmıştır.

Ahmet Oral Sarıoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Pirimidin-2-tiyon halkalı Schiff bazı ve metal komplekslerinin sentezi

Schiff bazları tıp, kimya, farmasötik kimya ve endüstride kullanım özelliğine sahip oldukça değerli bir kimyasaldır. Özellikle son zamanlarda biyolojik aktiviteleri üzerine yoğun çalışmalar yapılmıştır. Bazı Pirimidin esaslı Schiff bazları üzerine yapılan çalışmaların artması ve bu konu üzerine yapılacak olan çalışmalarda çeşitli bazı özelliklere (antikanser, antibakteriyal, antifungal vb.) sahip olabileceği düşüncesi bizi bu alanda çalışmaya yönlendirmiştir.Bu çalışmada 5-kloro-2-hidroksiasetofenon ve N-aminopirimidin-2-tiyon'nun reaksiyonundan yeni heterosiklik Schiff bazı ve bu Schiff bazının Cu(II), Pd(II), Mn(II) ve Co(II) metal kompleksleri sentezlenmiştir. Bu bileşiklerin yapılarının aydınlatılmasında; ligand için: elementel analiz (C, H, N, S), UV-Vis, 1H NMR, 13C NMR, FT-IR; kompleksler için: elementel analiz, UV-Vis, FT-IR gibi spektroskopik tekniklerin yanısıra manyetik moment ve elektrolitik iletkenlik ölçümlerinden yararlanılmıştır. Cu(II), Co(II), Mn(II) kompleksleri için oktahedral yapı önerilmiştir. Bileşiklerin hiçbirinde, DMF çözücüsü içerisinde, elektrolitik iletkenlik özelliğine rastlanmamıştır.

Feyza Öztemel
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Aminoasit hidrazitlerinden türeyen hidrazonların sentezi ve yapılarının karakterizasyonu

Son zamanlar antimikrobiyal ajanlara karşı dirençli türlerin ortaya çıkmasıyla, araştırmacılar etkili yeni antimikrobiyal ilaçlar geliştirmeye yönelmişlerdir. Hidrazit-hidrazonların biyolojik aktivite spektrumlarına baktığımızda, bu bileşikler antimikrobiyal, antikanser, antitüberküloz, antibakteriyal, antimalaryal, antifungal vb., ilaç olarak 1953'lerden günümüze kullanılmaktadırlar. Hidrazit-hidrazonların biyolojik aktivitelerine ek olarak, incelenen makalelerin çoğu hidrazit-hidrazonların organik sentezler için başlangıç maddesi olarak ve metal kompleksleri için ligant olarak kullanıldıklarını göstermektedir.Bu çalışmada, ilk olarak (S)-etil-2-(4-sübstitüe)benzamido-3-fenilpropanoat türevleri (1, 4) başlangıç maddesi L-fenilalanin etil ester hidroklorür ile uygun benzoil klorürlerin reaksiyonundan sentezlendi. İkinci basamakta, % 98'lik hidrazin monohidrat kullanlarak (S)-2-(4-sübstitüe)benzamido-3fenilpropanhidrazit türevleri sentezlendi (2, 5). Daha sonra orijinal (S)-2-(4-sübstitüe benzamido-N'-(4-sübstitüebenziliden)-3-fenilpropanhidrazitleri (3a-d ve 6a-d) yüksek verimde elde etmek için hidrazitler farklı 4-sübstitüe benzaldehitlerle etanollü ortamda kondense edildi.Bütün reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlendi ve elde edilen ürünler uygun çözücülerden kristallendirilerek saflaştırıldı. Sentezlenen bileşiklerinin yapılarının aydınlatılması için IR, ¹H NMR, UV-vis ve elemental analiz (C,H,N,S) tekniklerinden yararlanıldı.Anahtar kelimeler: Hidrazit, Hidrazon, L-fenilalanin etil esteri

Hidrazin hidratHidrazonlarL-fenilalanin
Şenel Teke
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sübstitüe aminoasit hidrazitinden türeyen 1,2,4-triazol, 1,3,4-tiyadiazol ve 1,3,4-oksadiazol türevlerinin sentezi ve yapı karakterizasyonları

Günümüzde ilaç olarak kullanılan birçok bileşiğin yapısında özellikle tiyadiazol, triazol ve oksadiazol gibi beş üyeli heterosiklik halka bulunmaktadır. Bu halkalar heteroatomların konumuna göre çeşitli izomerlere sahiptir. Ancak bu izomerler içerisinde biyolojik olarak en aktif olanlar 1,2,4-triazol, 1,3,4-tiyadiazol ve 1,3,4-oksadiazol türevleridir. Bu tür beş üyeli halka içeren bileşikler, başta antikanser aktivite olmak üzere antibakteriyal, antifungal anti-HIV, antitümör, antiviral, antidepresan, iltihap önleyici (antiinflamatuvar), tüberküloza karşı etkili (antitüberküloz), idrar söktürücü (diüretik), ateş düşürücü, yüksek tansiyon düşürücü, kan şekeri düşürücü (hipoglisemik), bitki büyüme düzenleyicisi, kan damarı genişletici, yağ miktarı düşürücü, ağrı kesici (analjezik), böcek öldürücü v.b. gibi çok geniş biyolojik aktivite spektrumuna sahiptirler.Bu çalışmada beş üyeli halkalardan 1,3,4-tiyadiazol, 1,2,4-triazol-3-tiyon ve 1,3,4-oksadiazol türevleri sentezlenmiştir. Öncelikle amacımıza uygun başlangıç maddesi olarak seçilen ve amin grubu içeren L-fenilalanin etil esteri, 4-florobenzoil klorür ile reaksiyona sokularak amit türevine [I] dönüştürüldükten sonra ester kısmı hidrazin monohidratla hidrazitine [II] dönüştürüldü. Hidrazit türevi sübstitüe izotiyosiyanatlarla reaksiyona sokulup sübstitüe tiyosemikarbazit türevleri [IIIa-d] elde edildi. Elde edilen sübstitüe tiyosemikarbazitler ise sülfürik asitli ortamda 1,3,4-tiyadiazol [IVa-d], sodyum hidroksitli ortamda 1,2,4-triazol-3-tiyon [Va-d] ve KI/I2 varlığında 1,3,4-oksadiazol [VIa-d] halkasına sahip bileşikler elde edildi.Gerçekleştirilen tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlendi. Sentezlenen bileşiklerinin yapıları fiziksel ve kimyasal yöntemlerin yanı sıra UV-Vis, FT IR, 1H NMR, 13C NMR gibi spektroskopik yöntemler ve elementel analiz (C, H, N, S) tekniği yardımı ile aydınlatılmıştır.

Eyüp Başaran
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

N-vinilpirolidon'un değişik monomerlerle kompleks radikal kopolimerleşmesi

Bu çalışmada, poli(vinil pirolidon-alt-N-hidroksimetil akrilamit) ve poli(vinil pirolidon-co-N-hidroksimetil akrilamit-co-bütil akrilat)'ın sentezi ve karakterizasyonları gerçekleştirilmiştir.Sentezler kompleks radikal kopolimerleşmesi şeklinde benzoil peroksit başlatıcısı kullanılarak çözelti fazında 70 ? C sabit sıcaklık banyosunda gerçekleştirilmiştir. Sentezler farklı monomer derişimleri denenerek yapılmıştır. Kopolimerler, dietil eterde çöktürülmüş, yüksek miktarda dioksan ile yıkanmış ve 40 ? C'de vakum altında kurutulmuştur.Karakterizasyon aşamasında 25 ? 0,03 ? C'de yapılan vizkozimetrik ölçümler yardımıyla farklı monomer derişimleriyle elde edilen ürünlerin molekül ağırlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Daha sonra sentezlenen polimerlerin yapıları NMR ve FTIR spektroskopik yöntemleriyle aydınlatılmıştır. Termal davranışları TGA yöntemiyle çalışılmıştır. FTIR yönteminden elde edilen verilerle kullanılan monomerlerin birbirlerine göre monomer reaktiflik oranları bulunmuştur.Son olarak kopolimerlerin bileşimi hem elementel analiz hem de FTIR yöntemleriyle aydınlatılmış ve sonuçlar kopolimerlerin ardışık kopolimerler olduğunu ortaya koymuştur.Anahtar kelimeler: Vinil Pirolidon, N-hidroksimetil Akrilamit, Bütil Akrilat, Kopolimer, Terpolimer, FTIR, TGA, NMR, Elementel Analiz, Vizkozite.

Süheyla Bayram
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Maleik anhidrit'in yüksek molekül ağırlıklı ?-olefinlerle kopolimerlerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, poli(maleik anhidrit-alt-1-okten) ve poli(maleik anhidrit-alt-1-deken)'in sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir.Sentezler kompleks radikal kopolimerizasyonu şeklinde benzoil peroksit başlatıcısı kullanılarak çözelti fazında 70 ? C sabit sıcaklık banyosunda gerçekleştirilmiştir. Sentezler farklı monomer konsantrasyonları denenerek yapılmıştır. Kopolimerler, metanolde çöktürülmüş, yüksek miktarda dioksan ile yıkanmış ve 40 ? C'de vakum altında kurutulmuştur.Karakterizasyon aşamasında 25 ? 0,03 ? C'de yapılan vizkozimetrik ölçümler yardımıyla farklı monomer konsantrasyonlarıyla elde edilen ürünlerin molekül ağırlıkları arasındaki ilişki incelenmiştir. Daha sonra sentezlenen polimerlerin yapıları NMR, elementel analiz, titrasyon ve FTIR yöntemleriyle aydınlatılmıştır. Termal davranışları TGA yöntemiyle çalışılmıştır. FTIR yönteminden elde edilen verilerle kullanılan monomerlerin birbirlerine göre monomer reaktiflik oranları bulunmuştur.Son olarak kopolimerlerin bileşimi hem elementel analiz hem de FTIR yöntemleriyle aydınlatılmış ve sonuçlar sentezlenen tüm kopolimerlerin ardışık kopolimerler olduğunu ortaya koymuştur.

Gaye Uluç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Yeni heteroaromatik tiyosemikarbazon bileşiklerinin sentezi

Heteroaromatik bileşikler, yapılarında karbon atomlarının yanı sıra azot, kükürt ve oksijen gibi heteroatomlar içeren halkalı organik bileşiklerdir. Tiyosemikarbazonlar, tiyosemikarbazit bileşikleri ile aldehit veya ketonların kondenzasyonundan elde edilen Schiff bazları sınıfındandır. Konjuge azot, kükürt iskelet sistemleri ve imin grupları içermeleri sebebiyle heterohalkalı tiyosemikarbazon bileşikleri özellikle biyolojik ve farmakolojik öneme sahip bileşiklerdir. Bu tez çalışması kapsamında, potansiyel antimikrobiyal ajanlar olarak 6 (altı) yeni heteroaromatik tiyosemikarbazon bileşiği sentezlenmiştir. Yeni heteroaromatik tiyosemikarbazon bileşikleri, template metot ile 4-amino-6-kloropirimidin-5-karboksaldehit ile tiyosemikarbazit ve benzaldehit türevlerinin (4-feniltiyosemikarbazit, tiyosemikarbazit, 4-etil-3-tiyosemikarbazit 2-imidazolkarboksaldehit, 2-piridinkarboksaldehit) kondenzasyon reaksiyonu sonucu elde edilmişlerdir. Bazı sptektroskopik teknikler (element analizi, FT-IR, 1H-NMR, 13C-NMR, SEM-EDS) kullanılarak sentezlenen yeni heteroaromatik tiyosemikarbazonların yapıları aydınlatılmıştır.

Eda Güllü
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı yeni potansiyel biyolojik aktif 1,3-tiyazol halkasından türeyen Schiff bazlarının sentezi ve özelliklerinin incelenmesi

Son dönemde heterosiklik halka taşıyan bileşikler biyokimya, pestisid kimyası, farmasötik ve medisinal kimya olmak üzere birçok bilim dalında önemli bir hale gelmiştirler. Yapılan literatür çalışmaları sonucunda, Schiff bazları, antibakteriyal, antikanser, antifungal, analjezik, antienflammatuvar, antitüberküloz ve antiviral aktiviteler gibi çok geniş farmakolojik özelliklere sahiptirler. Bu çalışmada hedef bileşikler olan, N-[4-(2-{[4-(sübstitüe)benziliden]amino}-1,3-tiyazol-4-il)fenil]-3-nitrobenzamitler [3a-j], N-(4-asetilfenil)-3-nitrobenzamitten [1] hareketle gerçekleştirilen bir seri reaksiyon sonucu elde edilmişlerdir. 4-Aminoasetofenon ile 3-nitrobenzoil klorürün reaksiyonuyla oluşan N-(4-asetilfenil)-3-nitrobenzamitin [I], tiyoüre ve I2 ile muamelesi sonucu N-[4-(2-amino-1,3-tiyazol-4-il)fenil]-3-nitrobenzamit [II] elde edilmiştir. Gerçekleştirilen tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlendi. Sentezlenen tüm bileşiklerin yapıları UV, IR, 1H-NMR ve elemental analiz kullanılarak kanıtlanmıştır.

Mahmut Güner
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Poli(itakonik asit-co-N-hidroksimetil akrilamit) hidrojellerinin sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, pH ve sıcaklığa karşı duyarlı poli(itakonik asit-co-N-hidroksimetil akrilamit) hidrojellerinin sentezi gerçekleştirilmiş ve bu jellerin hem şişme hem de difüzyon davranışları incelenmiştir.Hidrojeller çapı 3mm olan polipropilen tüpler içerisinde 40 ? C sıcaklıkta, çapraz bağlayıcı olarak etilen glikol dimetakrilat (EGDMA) ve başlatıcı olarak da amonyum persülfat (APS) kullanılarak sentezlenmiştir. Sentezlenen hidrojeller iyice yıkandıktan sonra 40 ? C'de vakum altında kurutulmuş ve daha sonra karakterize edilmiştir.Karakterizasyon aşamasında önce sudaki şişme davranışları incelendi. Daha sonra çapraz bağlayıcının miktarı, sentez süresi, jelin bileşimi, pH ve sıcaklığın şişme davranışı üzerine etkisi çalışıldı. Sonuçlar, sentez süresinin dengedeki şişme değerini pek etkilemediğini, sıcaklık arttıkça su absorblama kapasitesinin düştüğünü, nötral ve hafif bazik ortamlarda en yüksek şişme kapasitesine sahip olduğunu göstermiştir.Son olarak hidrojellerin difüzyon karakteristikleri incelenmiş ve sonuçlar difüzyonun Fick tipinde olmadığını göstermiştir.

Mehmet Yusuf Özdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Poli(maleik anhidrit-alt-siklopenten)'in sentezi ve karakterizasyonu

Bu çalışmada, poli(maleik anhidrit-alt-siklopenten)'in kompleks radikal kopolimerizasyonu şeklinde sentezi ve karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir.Kopolimer 5 farklı monomer bileşiminde çözeltiler hazırlanarak sentezlenmiştir. Sentezler çözelti fazında, benzoil peroksit başlatıcısı kullanılarak 70 ? C sabit sıcaklıkta azot atmosferinde gerçekleştirilmiştir. Kopolimerler, metanolde çöktürülmüş, yüksek miktarda dioksan ile yıkanmış ve 40 ? C'de vakum altında kurutulmuştur.Kopolimerlerin karakterizasyonu için NMR, FTIR, TGA, elementel analiz, titrasyon ve vizkozimetrik yöntemler kullanılmıştır. 25 ? 0,02 ? C'de yapılan vizkozimetrik ölçümler farklı monomer konsantrasyonlarıyla elde edilen ürünlerin molekül ağırlıklarının birbirine yakın olduğunu göstermiştir. FTIR, elementel analiz ve titrasyon yöntemleriyle kopolimerlerin bileşimi bulunmuştur.Son olarak kopolimerlerin monomer reaktiflik oranları FTIR yöntemiyle hesaplanmış ve sonuçlar kopolimerlerin ardışık kopolimerler olduğunu ortaya koymuştur.

Mehmet Soner Kaya
Gaziantep University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Heterosiklik tiyosemikarbazon türevlerinin geçiş metali şelatlarının sentezi ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Bu çalışmada dört tanesi orijinal olmak üzere toplam beş aromatik tiyosemikarbazon türevi ve bir adet tiyosemikarbazit sentezlenmiştir. Siklohekzilizotiyosiyanat türevleri uygun çözücü ortamında hidrazin hidratla muamele edilerek tiyosemikarbazit elde edilmiştir. Elde edilen tiyosemikarbazit 5-sübstitüe-2-furaldehit türevleriyle reaksiyona sokularak tiyosemikarbazon türevi bileşikler ve bu bileşiklerin demir (III), nikel (II) ve kobalt (II) metal kompleksleri sentezlenmiştir.Bu çalışma kapsamında yapılan tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile takip edilerek, oluşan ürünler uygun çözücüden kristallendirilmiş ve erime noktalarına bakılmıştır. Sentezlenen tüm ligantların yapı karakterizasyonları UV-Vis, IR, 1H NMR,13C NMR, kütle spektroskopisi ve elementel analiz (CHNS) kullanılarak yapılmıştır. Komplekslerin ise UV-vis, IR ve elementel analiz sonuçlarının kombinasyonu ile kimyasal yapıları tahmin edilmiştir. Çalışma kapsamında sentezlenen bazı bileşiklerin antibakteriyal aktiviteleri, Gram-pozitif: Staphylococcus aureus ve Gram-negatif: Klepsiella spp ve Escherichia coli bakterilerine karşı mikrodilüsyon broth yöntemi kullanılarak minimum inhibisyon konsantrasyon (MİK)'ları belirlenmiştir.

Ülkü Çakır
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Günlük hayatta tüketilen içeceklerde sentetik renklendirici olarak kullanılan brilliant blue FCF'nin spektrofotomektrik tayini için yöntem geliştirilmesi

Bu çalışmada, içeceklerden Brilliant Blue FCF boyarmaddesinin ekstraksiyonu için yeşil hidrofobik derin ötektik çözücü tabanlı sıvı-sıvı mikroekstraksiyonu adı verilen basit, hassas ve hızlı bir yöntem geliştirildi. Bu yöntem, yeşil ekstraksiyon çözücüsü olarak 1:5 oranında tetrabütilamonyum bromür ve 1-oktanol oluşturularak elde edilen hidrofobik derin ötektik çözücü kullanıldı. Brilliant Blue FCF'nin derin ötektik çözücü fazına geçişi, eklenen tuz veya tetrahidrofuran gibi herhangi bir reaktife ihtiyaç duyulmadan kendiliğinden gerçekleşti. En iyi ekstraksiyon verimliliğini elde etmek için tür, derin ötektik çözücü hacmi ve mol oranı, çözelti pH'ı, ultrasonikasyon ve santrifüjleme süresi dahil olmak üzere birkaç önemli faktör denendi. Optimum koşullar altında, Brilliant Blue FCF için geliştirilen yöntemle %95,1-101,3 aralığında ekstraksiyon geri kazanımları elde edildi. Tespit ve tayin limitlerinin sırasıyla 4,1 μg L-1 ve 12,1 μg L-1 olduğu gözlemlendi. Ayrıca, yöntemin doğruluğu için bağıl standart sapma değerlerinin sırasıyla günler içinde ve günler arasında %2,23 ve %3,48 olduğu bulunmuştur. Bu çalışma, gıda örneklerinde çevre dostu ve yeşil ekstraksiyon çözücüleri olarak hidrofobik derin ötektik çözücü bileşiklerinin kullanımına öncelik verilerek, emülgatör ve dağıtıcılar kullanılmadan derin ötektik çözücü uygulamalarının gerçekleştirilebileceğini göstermektedir.

Mahmut Olgun
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzme havuzları için multifonksiyonel tablet formülasyonlarının geliştirilmesi

Bu çalışmada, dezenfeksiyon, yosun önleme, çöktürme, pH dengeleme ve parlatıcı özelliklerin tek bir ürün ile sağlanacağı multifonksiyonel tablet formülasyonun oluşturulması gerçekleştirildi. Bu amaçla ana dezenfektan kaynağı Ca(ClO)2, NaDDC, TCCA ve kimyasal içeriği farklı 9 formülasyon geliştirildi. Formülasyonlar öncelikle tablet formuna getirilerek dış yapısı ve bütünlüğü değerlendirildi. Tüm formülasyonlar için pH, iletkenlik, serbest klor, transmittans, absorbans ve alkalinite testleri, ağır metal (Al, As, Fe) testleri, koliform, enterokok ve clostrdia sayımı gerçekleştirildi. İçeriklerde ağır metale rastlanmadı. 8. ve 9. formülasyonlar için siyanürik asit testi gerçekleştirildi. Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde anyon/katyon testi, yosun önleyici özelliğin nitel olarak değerlendirilmesi, tampon kapasitesi testleri ve mikrobiyolojik analizler 1., 2., 7., 8. ve 9. formülasyonlar üzerinde gerçekleştirildi. Tüm formülasyonlar için 2 doz şeklinde hazırlanan havuz suları çözeltilerinde pH değerleri standartlar arasında olmasına rağmen serbest klor ölçüm sonuçları için en ideal olan 1., 3., 4. ve 5. formüldü. Ancak 3., 4. ve 5. formül için tablet formundaki yapının kolay dağılımı ve transmittans değerlerinde dikkate değer bir değişimin olmaması ve farklı ana dezenfektanların varlığı 1., 2., 7., 8. ve 9. formülün seçimi ile çalışmalar devam ettirildi. Anyon ve katyon testleri ile 1. ve 2. formülasyonun kirletici etmenleri ortadan kaldırması açısından ön plana çıktığı gözlemlendi. Diğer taraftan nitel olarak incelenen yosun önleme özelliği ile 8. formül hariç seçilen tüm formüllerin havuz suyunda yosunu önlediği gözlemlendi. Tüm formüller için görülmektedir ki ilave edildiği havuz suyunun pH değeri yükselmektedir. Seçilen formüllerle asitlik tampon kapasitesi için yapılan testlerde formüllerin havuz suyuna eklenmesi ile havuz suyunu asidik şartlara dirençli hale getirdiği gözlemlendi. Seçilen formüller üzerinde E. coli, P. aeruginosa, S. aureus, E. faecium ve L. pneumophila, bakteri testleri gerçekleştirildiğinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı ve ürünlerin kullanım standartlarına uygun olduğu tespit edildi. Son olarak seçilen formüller ile ticari olarak satılan toz klor, çöktürücü, parlatıcı ve pH yükseltici ürünlerle karşılaştırılarak ürettiğimiz multifonksiyonel ürünün endüstriyel bir değerinin olduğu ortaya konuldu.

Yüsra Ayvaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı antikonvülzan moleküllerin kantitatif yapı-aktivite ilişkilerinin teorik yöntemlerle incelenmesi

Bu çalışmada, antikonvülzan etkiye sahip üç ayrı bileşik setinin kantitatif yapı-aktivite ilişkileri (QSAR) incelenmiştir.Çalışılan tüm moleküllerin çeşitli sınıflardaki moleküler tanımlayıcı değerleri hesaplanmış, bu tanımlayıcılar ile biyolojik aktiviteler arasında var olan korelasyonlar temel istatistiksel tekniklerle belirlenmiştir. Elde edilen bu korelasyonlara göre hem basit doğrusal regresyon hem de çoklu doğrusal regresyon yöntemleri kullanılarak sırasıyla tek parametreli ve çift parametreli QSAR modelleri geliştirilmiştir. Bu modellerin istatistiksel parametreleri hesaplanmıştır ve bulunan verilerden yola çıkılarak her bir set için hangi moleküler özelliklerin antikonvülzan aktivitede önemli olduğu bulunmuştur. Yine bu modellerden hareketle hedef yapıların aktif bölgeleriyle ilgili muhtemel bazı özellikler değerlendirilmiştir.Son olarak, üç ayrı bileşik setinden elde edilen modeller birbiriyle karşılaştırılmış ve bunların etkinlik gösterdiği hedef yapıların olası bazı farklı özellikleri karşılaştırmalı olarak tartışılmıştır.

Yusuf Serhat İş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Sübstitüe tiyoüre bileşiklerinin sentezi, yapılarının aydınlatılması ve biyolojik aktivitelerinin incelenmesi

Son yıllarda, antimikrobiyal, antibakteriyal, analjezik, antiiflamatuvar, antikanser, antifungal, antitüberküloz, anti-HIV, antikonvülsan ve antihipertansif aktiviteleri gibi geniş biyolojik özelliklere sahip olduğu bilinen tiyoüre türevi bileşikler üzerinde yoğun araştırmalar yapılmaktadır.Üç bölümden oluşan bu araştırmada, genel sentez metodları kullanılarak 21 adet orijinal, 2 adet literatüre kayıtlı bileşik sentezlenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde; literatüre göre rodanin ile 4-nitrobenzaldehit'in kondenzasyonundan, 5-(4-nitrobenziliden)-2-tiyokso-1,3-tiyazolidin-4-on [I] sentezlenmiştir. Bileşikteki nitro grubunun amine [II] indirgenmesinden sonra, sübstitüe izotiyosiyanatların eklenmesiyle tiyoüre türevleri [IIIa-h] elde edilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; literatüre göre, rodanin ile 2-kloroetilamin hidroklorür reaksiyona sokulup, 3-(2-aminoetil)-2-tiyokso-1,3-tiyazolidin-4-on [IV] sentezlenip, ardından sübstitüe izotiyosiyanatlar, biyolojik olarak aktif bu aminlere eklenmiş ve tiyoüre türevleri [Va-d] elde edilmiştir. Çalışmanın son bölümünde, 2-amino-5-klorobenzoksazol, 2-amino-5-kloropirimidin ve 3-amino-5-(4-florofenil)izoksazol farklı izotiyosiyanat- larla reaksiyona sokularak tiyoüre türevleri [VIa-c, VIIa-b, VIIIa-c] elde edilmiştir. Saflıklar İTK ile kontrol edilip, sentezlenen bileşiklerin kimyasal yapıları IR, 1H-NMR, kütle spektrometresi ve elementel analiz ile aydınlatılmıştır.

İnci Nejla Dağdeviren
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Sübstitüe aminlerden türeyen heterosiklik tiyosemikarbazon türevlerinin ve Pt ve Pd komplekslerinin sentezi ve biyolojik aktivite çalışmaları

Günümüzde özellikle antikanser ilaç tasarımında iyi bir şelatlaştırıcı olması sebebiyle organik sentezde sıklıkla kullanılan bileşik sınıflarından biri de tiyosemikarbazon türevleridir. Bu konuda yapılan literatür çalışmaları neticesinde tiyosemikarbazon türevleri ve geçiş metalleri ile yaptığı komplekslerin; antiviral, antineoplastik, antimalariyal, antifungal ve antimikrobiyal gibi önemli biyolojik aktiviteler göstermesinden dolayı pek çok araştırma grubu tarafından ilgi çektiği belirlenmiştir.Daha az toksik ve aktivitesi açısından daha yüksek verimli olan bir antikanser ajan bulabilmek amacıyla yapmış olduğumuz bu çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada sübsititüe anilin türevleri ile tiyofosgenin reaksiyonuyla oluşan fenil izotiyosiyanatların (1,6) hidrazin monohidrat ile muamelesi sonucu N-fenilhidrazinkarbotiyoamit türevleri (2,7) elde edildi. Bu bileşiklerin sübstitüe tiyofen halkası içeren aldehitler (2-tiyofen karboksaldehit, 5-kloro-2-tiyofen karboksaldehit, 5-fenil-2-tiyofen karboksaldehit, 5-nitro-2-tiyofen karboksaldehit) ile metanollü ortamda reaksiyonundan sübstitüe tiyosemikarbazon türevleri sentezlendi (3a-d, 8a-d). İkinci aşamada ise elde edilen sübstitüe tiyosemikarbazonlar su ve etilalkollü ortamda K2PtCl4 ve K2PdCl4 ile muamele edilerek tiyosemikarbazonların Pt(II) (4a-d, 9a) ve Pd(II) (5a-d, 10a) metal kompleksleri elde edildi.Gerçekleştirilen tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlendi ve ham ürün uygun çözücülerden kristallendirilerek saflaştırıldı. Sentezlenen bileşiklerinin yapılarının aydınlatılması için IR, 13C NMR, ¹H NMR, kütle spektroskopisinden ve elemental analiz (C,H,N,S) tekniğinden yararlanıldı.Anahtar kelimeler: Tiyosemikarbazon, Metal kompleksi, Tiyofen, Biyolojik aktivite

Demet Taşdemir
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Karadeniz'de avlanan bazı balık türlerinde eser elementlerin tayini

Bu çalışmada, Doğu Karadeniz'den (Samsun, Ordu, Trabzon, Rize) toplanan balık (Mullus barbatus ponticus, Sarda sarda, Trachurus trachurus, Merlangius merlangus) örneklerinde atomik absorpsiyon spektrofotometresi ile Fe, Zn, Pb, Cr, Mn, Cu, Cd, Co tayini yapıldı. Çalışmada balık numunelerinin çözünürleştirilmesinde yaş yakma, kuru yakma ve migrodalga teknikleri kullanıldı. Yöntemin doğruluğu NRCC-DORM-2 Dogfish Muscle standart referans madde ile kontrol edildi.

Zafer Demirci
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Gümüş tuzu kullanarak elde edilen tekstil ürününün antimikrobiyal özelliklerinin araştırılması

Bu çalışmada, gümüş tuzları kullanılarak tekstil üzerindeki antimikrobiyal etkileri araştırıldı. Gümüş tuzu olarak gümüş nitrat kullanıldı. Tekstil ürünü olarak pamuk ve yünlü ipliklerden elde edilen çoraplar kullanıldı. Gümüş nitrat, yüksek sıcaklık labarotuvar tipi boyama cihazında çoraplara uygulandı. Gümüş nitrat, pamuk çoraba pH:9'da, yünlü çoraba ise pH:5'de uygulama yapıldı. Gümüş nitrat ve gümüş nitratın uygulanması sonucu elde edilen çoraplara antimikrobiyal aktivite testi uygulandı. Gümüş nitratın antimikrobiyal aktivite belirlenmesi amacıyla mikrodilüsyon broth testi uygulandı. Çoraplar için ise disk difüzyon yöntemi uygulanarak antimikrobiyel aktivitesi belirlendi. Antimikrobiyal testler, Bacillus cereus, Escherichia coli, Salmonella typhimurium, Klebsiella pneumoniae, Enterococcus faecalis, Listeria monocytogenes, Staphylococcus aureu ve Shigella dysanteria bakteri türlerine; Saccharomyces cerevisiae maya türüne; Aspergillus niger küf türüne yapıldı.

Turan Birimoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Aromatik aldehitlerden türeyen tiyosemikarbazonların sentezi ve karakterizasyonu

Pek çok hastalığın oluşmasına neden olan mikroorganizma ve virüsler, tedavide kullanılan ilaçlara direnç göstermekte ve aynı zamanda bu ilaçların toksik yan etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, günümüzde yeni ilaç etken maddesi sentezi çalışmaları hız kazanmıştır. Mycobacterium tuberculosis' e karşı aktivitelerinin ilk defa rapor edilmesinden beri tiyosemikarbazonların biyolojik özellikleri çalışılmaktadır. Günümüzde tiyosemikarbazon türevlerinin taşıdıkları sübstitüentlere bağlı olarak, sitotoksik, antimikrobiyal, antiviral, antifungal, antiprotozoal, anti-HIV, antikonvulsan, ve antineoplastik aktivitelere sahip oldukları belirlenmiştir.Bu çalışmada, başlangıç maddesi olarak kullanılan p-siyanofenil izotiyosiyanat ve p-metiltiyofenil izotiyosiyanat, hidrazin monohidratla muamele edilerek p-siyanofenil tiyosemikarbazit ve p-metiltiyofenil tiyosemikarbazit türevleri elde edilmiştir. Sentezlenen iki farklı p-sübstitüefenil tiyosemikarbazit türevi metanollü ortamda p-sübstitüebenzaldehit türevleri geri soğutucu altında reaksiyona sokularak tiyosemikarbazon türevi bileşikler elde edilmiştir. Sentezlenen 2 tiyosemikarbazit türevi ve 14 tiyosemikarbazon türevinin tamamı orijinaldir.Bu çalışma kapsamında gerçekleştirilen tüm reaksiyonlar İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlenmiş ve ham ürünler uygun çözücülerden kristallendirilerek saflaştırılmıştır.. Sentezlenen bileşiklerin yapı karakterizasyonları; UV, FTIR, ¹H NMR, 13C NMR (APT), elementel analiz (C,H,N,S), ve kütle spektroskopisi tekniklerinden yararlanılarak yapılmıştır.Anahtar kelimeler: Tiyosemikarbazon, tiyosemikarbazit, biyolojik aktivite, p-sübstitüebenzaldehit.

Bilal Aydınöz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

N-aminopirimidin-2-tiyon ile 2-furfuraldan türeyen yeni bir schiff bazı ve bazı metal komplekslerinin sentezi ve bazı biyolojik aktivitelerinin araştırılması

Son yıllarda, NS NSO donör atomlar içeren heterosiklik Schiff bazları ve 3d metal kompleksleri, olağanüstü antibakteriyel, antifungal ve antitümör aktiviteleri nedeniyle büyük ilgi çekmiştir. Koordinasyon bileşiklerinde Schiff bazları ile ilgili çalışmalarda en çok kullanılan ligantlar aldehit ve ketonların primer aminlerle reaksiyonları sonucunda oluşur. Schiff bazı çalışmalarında metal atomu ile birleşen donör atomların sayısı çok azdır. Günümüze kadar yapılan çalışmalarda en çok Azot, Oksijen ve Kükürt kullanılmıştır. Bu çalışmada, çıkış materyali olan N-aminopirimidin-2-tiyon literatür bilgilerine dayanılarak sentezlendikten sonra bu bileşiğin 2-Furfural ile çeşitli organik çözücü ortamlarındaki reaksiyonundan sentezi amaçlanan yeni Schiff bazı sentezlenmiştir. Bu ligand sentezlendikten sonra Cu(II), Co(II), Ni(II), Pt(IV) gibi metal asetat tuzları kullanılarak da Schiff bazının kompleksleri sentezlenmiştir. Ligand ve komplekslerin yapıları, UV-Görünür Bölge, 1H-NMR, 13C-NMR, TGA, MS ve FT-IR gibi spektral analiz, elementel analiz ve manyetik duyarlılık terazisi yöntemleriyle aydınlatılmıştır. Ni(II) kompleksinin yapısı ML3 iken diğer kompleksler ML2 formundadır. Pt(IV) ve Cu(II) kompleksleri için oktahedral, Co(II) kompleksi için tetrahedral ve Ni(II) kompleksi için de üçgen çift piramit geometrik yapısı önerilmiştir.Anahtar kelimeler: Sentez, Metal kompleks, N-aminopirimidin-2-tiyon, N-aminopirimidin, Schiff bazları, 2-Furfural.

İbrahim Taşkın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Heterosiklik halka taşyan hidrazon türevlerinin sentezi ve yapılarının aydınlatılması

Bu çalışmada, başlangıç maddesi olarak seçilen etil (2-amino-1,3-tiyazol-4-il)asetat bileşiği öncelikle fenil izosiyanat ile reaksiyona sokularak etil-2-{2-[(fenilkarbamoil)amino]-1,3-tiyazol-4-il}asetat [1] elde edildi. İkincil olarak üre türevi bileşiğin hidrazin monohidrat ile metanol ortamındaki reaksiyonu sonucu 2-{2-[(fenilkarbamoil)amino]-1,3-tiyazol-4-il}asetohidrazit [2] kazanıldı. Son olarak hidrazit türevi uygun aldehitler ile etanollü ortamda reaksiyona sokularak hidrazon türevi bileşikler [3a-p] elde edildi.Sentezlenen tüm bileşiklerin reaksiyonu İnce Tabaka Kromatografisi (İTK) ile izlendi. Sentezlenen bileşiklerinin yapıları fiziksel ve kimyasal yöntemlerin yanı sıra UV-Vis, FT IR, 1H NMR, 13C NMR gibi spektroskopik yöntemler ve elementel analiz (CHNS) tekniği yardımı ile aydınlatıldı.Anahtar Kelimeler: Üre, Hidrazit, Hidrazon.

Özgül Güner
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Aklonifen pestisitinin elektrokimyasal tekniklerle incelenmesi ve tayini

Aklonifen, difenil eter grubuna giren bir pestisittir. Nohut, ayçiçeği, mercimek, mısır gibi bitkilerde geniş yapraklı yabani otların ortaya çıkış öncesi veya sonrası kullanılan seçici bir yabani ot ilacıdır. Aklonifen pestisitinin akut oral LD50 değeri 5000 mg/kg'dan büyüktür.Bu çalışmada aklonifenin voltametrik davranışları, camsı karbon elektrot (GCE) kullanılarak incelenmiştir. Bu pestisitin destek elektrolit, doğal su ve toprak örneklerindeki tayinleri için analitik yöntemler geliştirilmiştir.Analitlerin nitel ve nicel analizleri, kare dalga sıyırma voltametrisi (SWSV) ve dönüşümlü voltametri (CV) yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. En uygun sıyırma koşullarının belirlenebilmesi için biriktirme potansiyeli, biriktirme süresi, puls genliği, basamak potansiyeli ve frekansın etkisi incelenmiştir. Aklonifenin için pik potansiyeli yaklaşık +1220 mV (Ag/AgCl'e karşı) olarak bulunmuştur. Kalibrasyon grafiğinden çalışma aralığı camsı karbon elektrot kullanılarak 0,25 ? 19,2 ?g mL-1 olarak elde edilmiştir. Gözlenebilme sınırı (LOD) ve tayin sınırı (LOQ) sırasıyla 0,073 ve 0,25 ?g mL-1 bulunmuştur. Ayrıca bazı inorganik türlerin ve pestisitlerin girişim etkileri incelenmiştir.Geliştirilen yöntem aklonifen pestisitin doğal su ve toprak numunelerindeki tayinleri için de uygulanmıştır. Doğal numunelere ilave edilen aklonifenin tayini için geri kazanım yüzdeleri çeşme suyu numuneleri için % 99,1 ile % 98,2; baraj suyu numuneleri için % 102,4 ile % 94,7; yeraltı suyu numuneleri için % 99,6 ile % 98,9 ve toprak numuneleri için % 98,8 ile % 96,9 aralığında elde edilmiştir. Geliştirilen yöntem bir litrede 600 gram aklonifen etkin maddesi içeren Challenge®600 ticari formülasyonuna uygulanmıştır. Kare dalga sıyırma voltametrisi ile yapılan çalışmalarda Challenge®600'deki aklonifen miktarı 595 ± 10 (etiketlenen değer 600 g/L) bulunmuş olup bağıl standart sapma (BSS) % 1,8 ve bağıl hata % ? 0,8 olarak hesaplanmıştır (n = 7, % 95 güven seviyesinde).-Anahtar Kelimeler : Pestisit, tayin, elektrokimya, aclonifen

Zeynep Çakmak
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kitosan kaplı manyetik nanotaneciklere alfa-amilaz immobilizasyonu

In this study, Fe3O4 nanoparticles were coated with chitosan (CS) by reversed-phase suspension method. ?-Amylase from Bacillus subtilis was immobilized onto chitosan coated Fe3O4 (Fe3O4-CS) nanoparticles by adsorption method and by covalent binding onto Fe3O4-CS nanoparticles which were activated by N-(3-dimethylaminopropyl)-N'- ethyl-carbodiimide hydrochloride (EDAC) and cyanuric chloride (SC). The effect of pH, temperature, substrate concentration, storage time on the activities of free and immobilized ?-amylases (Fe3O4-CS-A, Fe3O4- CS-EDAC-A, Fe3O4-CS-SC-A) were investigated. The optimum pH and optimum temperature were determined as 6,9; 8,0; 6,5; 6,0 and as 40°C, 30°C, 40°C ve 40°C for free ?-amylase, Fe3O4-CS-A, Fe3O4-CS-EDAC-A, Fe3O4-CS-SC-A respectively. Retained activities for immobilized systems were found to be 83%-97% after 10 runs, and 59%-80% after 30 runs in a day. The kinetic parameters were searched for free and Fe3O4- CS-A, Fe3O4-CS-EDAC-A, Fe3O4-CS-SC-A and calculated as 4,14; 2,41; 2,3; 2,31 mg/mL for Km, 2,57; 6,06; 5,52; 4,43 U/mg for Vmax respectively. The amount of bound enzyme was calculated as 478-488 mg enzyme/g support. It was shown that Langmuir model is well suited for the adsorption of ?-amylase onto Fe3O4-CS nanoparticles between 25°C45°C and the maximum adsorption capacity were calculated as 488 mg/g at 25°C and pH= 6,0. Thermodynamics of adsorption were indicated that adsorption process is spontaneous. Adsorption kinetic of ?-amylase onto Fe3O4-CS was searched and the experimental data fitted well the pseudo-first-order kinetic. Maximum desorption ratio of 65% was obtained over one adsorption/desorption cycle.Key Words : Magnetic nanoparticles, chitosan, ?-amylase, enzyme immobilization, adsorption

Seher Meral
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00