
8
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Üç farklı kuşaktaki evli kadın ve erkeklerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile aile işlevleri arasındaki ilişki
Çalışmada; Y Kuşağı, X Kuşağı ve Bebek Patlaması Kuşağındaki evli kadın ve erkeklerin toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları, aile işlevlerini değerlendirme durumları ve aile işlevleri ile toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları arasındaki ilişki araştırılmıştır. Çalışmada; bireylerin toplumsal cinsiyet rollerine yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Zeyneloğlu ve Terzioğlu (2011) tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği; aile işlevlerini değerlendirmek amacıyla Epstein, Baldwin ve Bishop (1983) tarafından geliştirilen ve Türkçeye uyarlaması Bulut (1993) tarafından yapılan Aile Değerlendirme Ölçeği (Family Assessment Device) ve bireylerin ailelerinde rol ve sorumluluk dağılımı ile karar verme biçimini incelemeye yönelik araştırmacı tarafından hazırlanan kapalı uçlu sorular kullanılmıştır. Araştırmadaki veriler, Ankara ilinde ikamet eden 18-69 yaş arasındaki 600 evli kadın ve erkekten elde edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; araştırmaya katılanların %27,0'sini Y Kuşağı, %41,0'ini X Kuşağı ve %32,0'sini Bebek Patlaması Kuşağındakiler oluşturmaktadır. Her üç kuşakta da kadın ve erkeklerin sayısı birbirine eşittir. Y Kuşağı ve X Kuşağında "üniversite"; Bebek Patlaması Kuşağında "ilköğretim ve daha az" öğrenim düzeyine sahip olanlar önde gelmekte olup her üç kuşakta da erkeklerin öğrenim düzeyi kadınlardan yüksektir. Araştırmada her üç kuşakta, her iki cinsiyette ve tüm öğrenim düzeylerinde de bireylerin çoğunluğu "yemek yapma", "ev temizliği", "çamaşır ve bulaşık yıkama", "ütü" ve "çocuk bakımı"nı "daha çok kadın"ların; "ev içindeki tamir işleri"ni ise "daha çok erkek"lerin yaptığını belirtmişlerdir. "Para kazanma" ve "faturaların ödenmesi"ni Y Kuşağı ve X Kuşağında eşiyle "birlikte"; Bebek Patlaması Kuşağında "daha çok erkek"lerin yaptığını belirtenler önde gelmektedir. Her üç kuşakta da "gelirin kullanımı"na eşiyle "birlikte"; "çocuk bakımı ve eğitimi"ne "daha çok kadın"ların karar verdiğini bildirenler ağırlık kazanmaktadır. Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeğinden elde edilen veriler incelendiğinde; Y Kuşağının; X Kuşağı ve Bebek Patlaması Kuşağından; X Kuşağının ise Bebek Patlaması Kuşağından daha eşitlikçi tutumlara sahip olduğu saptanmıştır (p<,01). Araştırmada X Kuşağı ile Bebek Patlaması Kuşağındaki kadınların aynı kuşaktaki erkeklerden daha eşitlikçi tutumlara sahip olduğu belirlenmiştir (p<,01). Her üç kuşakta da öğrenim düzeyi yükseldikçe eşitlikçi tutumlara sahip olanların oranı artmaktadır (p<,01). Aile Değerlendirme Ölçeğinden elde edilen veriler incelendiğinde; "problem çözme", "gereken ilgiyi gösterme", "duygusal tepki verebilme" ve "davranış kontrolü" konularında X Kuşağı ile Bebek Patlaması Kuşağının Y Kuşağından; "iletişim" konusunda Bebek Patlaması Kuşağının; Y Kuşağı ile X Kuşağından; "roller" konusunda ise Y Kuşağının; X Kuşağı ile Bebek Patlaması Kuşağından daha sağlıklı işlevlere sahip olduğu saptanmıştır (p<,01). Her üç kuşakta da "iletişim" ve "roller" konusunda erkekler kadınlardan daha sağlıklı işlevlere sahiptir. Gerek Y Kuşağı gerek X Kuşağı gerekse Bebek Patlaması Kuşağında öğrenim düzeyi yükseldikçe sağlıklı aile işlevlerine sahip olanların oranı artmaktadır. Araştırmaya katılanların toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin tutumları ile aile işlevlerini değerlendirme durumları arasındaki ilişki incelendiğinde ise her üç kuşakta ve her iki cinsiyette de toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin eşitlikçi tutumlar arttıkça sağlıklı aile işlevlerine sahip olanların oranının artığı bulunmuştur.
Kadın girişimcilerin iş ve yaşam doyum ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırma, kadın girişimcilerin demografik özelliklerini belirlemek, kadın girişimcilerin iş ve yaşam doyumunu demografik değişkenlere göre incelemek ve iş doyumu ile yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi saptamak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma, Yalova İli Ticaret ve Sanayi Odası'na üye olan 167 kadın girişimci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada uygulanan anket formu ilgili literatür araştırması sonucu konuyla ilgili çalışmalardan, kuram ve teorilerden yararlanılarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Dört ayrı bölümden oluşturulan anket formunun ilk iki bölümü kadın girişimcilerin demografiktanımlayıcı özellikleri ile iş yaşamları hakkında bilgileri belirlemeye yöneliktir. Anketin üçüncü bölümü, kadın girişimcilerin iş doyumunu son bölümü ise kadın girişimcilerin yaşam doyumunu belirlemek amacıyla hazırlanan soruları içermektedir. İş ve yaşam doyumunu belirlemeye yönelik olan soruların geçerlilik güvenilirlikleri test edilmiş ve faktör analizi uygulanmıştır. İş ve yaşam doyumu puanlarının demografik özelliklere göre farklılık gösterip göstermediğinin belirlenmesine yönelik "Kruskal Wallis-H" testi ve farklılıkların kaynağının saptanması için "Mann Whitney U Testi" uygulanmıştır. İş ve yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi saptamak için ise "Pearson Korelasyon Analizi" kullanılmıştır. Yapılan analiz sonuçlarında kadın girişimcilerin; iş doyumu ve yaşam doyumu puanlarının yüksek olduğu, iş doyumu ile gelir, faaliyet gösterilen sektör, ev sahibi olma ve ulaşım aracı sahibi olma durumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu (p<0.05), yaşam doyumu ile gelir, ev sahibi olma ve ulaşım aracı sahibi olma durumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu (p<0.05), kadın girişimcilerin iş ve yaşam doyumları arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (r=0.64; p=0.00<0.01). Çalışmadan elde edilen bulgular doğrultusunda ilgili kurum-kuruluşlara ve ileride bu konuda çalışma yapacak olan araştırmacılara yönelik çeşitli öneriler sunulmuştur.
Hanehalkı borçlanma eğiliminin demografik, sosyoekonomik ve psikososyal faktörler açısından incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, bazı demografik faktörler (cinsiyet, yaş, eğitim, medeni durum, çalışma durumu, çocuk sayısı, aile büyüklüğü), sosyoekonomik faktörler (gelir, kredi kartı sayısı, kredi kartı limiti), psikososyal faktörler (borçlanmaya ilişkin tutum, materyalizm, paraya ilişkin tutum) ile borçlanma düzeyi ve finansal okuryazarlık, finansal yönetim, finansal stres, finansal memnuniyet, yaşam memnuniyeti ile borçlanma düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu çalışma Ankara'nın üç farklı sosyoekonomik ilçesinde yaşayan (Çankaya (yüksek)), (Keçiören (orta)), (Mamak (düşük)) 300 birey üzerinde yürütülmüştür. Araştırma kapsamında yer alan değişkenlerin borçlanma düzeyi ile ilişkisini belirlemek için Borçlanmaya İlişkin Tutum Ölçeği, Finansal Okuryazarlık Soruları, Materyalizm Ölçeği, Paraya İlişkin Tutum Ölçeği, Finansal Yönetim Davranış Ölçeği, Yaşam Memnuniyeti Ölçeği, Finansal Memnuniyet ve Finansal Stres Soruları kullanılmıştır. Araştırmanın hipotezleri ‟Ki Kare, Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova), Tamhane T2 ve Pearson Korelasyon Analizi'' ile test edilmiştir. Bu analizler yapıldıktan sonra araştırmanın ‟Regresyon Modeli'' oluşturulmuştur. Çalışma sonucunda; yaş ilerledikçe, çocuk sayısı arttıkça, aile genişledikçe, gelir miktarı, kredi kartı sayısı ve kredi kartı limiti yükseldikçe borçlanmanın arttığı bulunmuştur. Medeni durum ve çalışma durumunun borçlanmaya ilişkin olumlu tutumun, finansal okuryazarlık düzeyinin düşük olmasının borçlanma düzeyini artırdığı bulunmuştur. Ayrıca parasal konularda endişelenenlerin borçlanma düzeyinin arttığı saptanmıştır.
Kamu kurumlarında çalışan ev idaresi personelinin çalışma koşullarının iş motivasyonuna ve işe yabancılaşmaya olan etkisinin incelenmesi
Bu araştırma kamu kurumlarında çalışan ev idaresi personelinin çalışma koşullarının iş motivasyonuna ve işe yabancılaşmaya olan etkisini incelemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamına, Ankara il sınırları içerisinde yer alan 80 ve üzeri ev idaresi personeli bulunan araştırmaya katılmayı gönüllü olarak kabul eden kamu kurumları alınmıştır. Araştırmada Maliye Bakanlığı, Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, Karayolları Dört Bölge Müdürlüğü, Pursaklar Kaymakamlığı Saray Engelsiz Yaşam, Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi ve bir kamu kurumunda görev yapan toplam 518 ev idaresi personelinin hepsine ulaşılmaya çalışılmış ancak çalışmaya gönüllü olarak katılan 393 personel araştırmaya dahil edilmiştir. Araştırmada veri toplamak amacıyla bir anket formu hazırlanmıştır. Hazırlanan anket formu dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kurumlarda çalışan ev idaresi personelinin bireysel özelliklerini (cinsiyet, medeni durum, yaş, öğrenim düzeyi vb.) belirlemeyi amaçlayan sorular yer almaktadır. İkinci bölümde ''Çalışma Koşulları Ölçeği'', üçüncü bölümde motivasyon ölçümünde kullanılan ''İş Motivasyonu Ölçeği'' ve dördüncü bölümde ''İşe Yabancılaşma Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, Ev İdaresi personelinin İş Motivasyonu ve Çalışma Koşullarının alt boyutlarından olan Güven ve Uyum (r = ,076, p = ,133) arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamışken, ev idaresi personelinin iş motivasyonu ile çalışma koşulları ölçeğinin alt boyutlarından Ücret ve Tatmin (r = -,130, p < .01) arasında ise anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Her iki ölçeğin alt boyutları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, Çalışma Koşulları – Ücret ve Tatmin ile İş Motivasyonu – Dışsal Motivasyon arasında anlamlı, düşük ve ters yönde bir ilişki bulunmuştur (r = -,151, p < .01). Ev idaresi personelinin Çalışma Koşulları ve İşe Yabancılaşma durumu arasında anlamlı ve düşük düzeyde negatif bir ilişki bulunmuştur. İşe yabancılaşmanın alt boyutu olan Güçsüzlük (r = -,128, p < .05, r2 = ,02) ile Çalışma Koşulları arasında anlamlı, negatif, ve düşük, Sosyal İzolasyon boyutu ile (r = -,098, p = ,053) anlamsız ilişki bulunmuştur. Çalışma Koşullarının alt boyutları olan Güven ve Uyum ile İşe Yabancılaşma arasında (r = -,205, p < .01) orta düzeye yakın ve negatif anlamlı bir ilişki bulunurken, Ücret ve Tatmin ile anlamlı bir ilişki bulunmaktadır (r = ,091, p = ,073). Güven ve Uyum ile İşe Yabancılaşmanın alt boyutlarından olan Güçsüzlük (r = -,169, p < .01) ve Sosyal İzolasyon (r = -,192, p < .01) arasında düşük düzeyde ve negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Araştırmada ev idaresi personelinin İş motivasyonu ve alt boyutları ile İşe Yabancılaşma ve alt boyutları arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Ev idaresi personelinin Çalışma koşulları ve İş Motivasyonu ile cinsiyet arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunurken; yaş, öğrenim düzeyi, medeni durumları arasında anlamlı farklılık bulunamamıştır. Anahtar Sözcükler Ev İdaresi Personeli, Çalışma Koşulları, İş Motivasyonu, İşe Yabancılaşma.
Büyüyen yaşlı tüketiciler pazarı: Yaşlı tüketicilerin satın alma davranışları ve görüşleri
Bu çalışma büyüyen yaşlı tüketiciler pazarında yaşlı tüketicilerin satın alma davranışlarını ve pazara ilişkin görüşlerini belirlemek amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi Ankara il sınırları içinde yer alan Çankaya, Keçiören ve Mamak ilçelerinde yaşayan yaşlı tüketicileri temsilen "65 ve üzeri" yaş grubunda olan toplam 500 kişiden oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanması amacıyla dört bölümden oluşan anket formu hazırlanmıştır. Anket formunun birinci bölümünde araştırmaya katılan yaşlı tüketicilerin kişisel bilgileri; ikinci bölümünde, yaşlı tüketicilerin satın alma davranışları; üçüncü bölümünde yaşlı tüketicilerin satın alma öncesi, satın alma sırasındaki ve satın alma sonrası davranışlarına yönelik ifadelere katılım düzeyleri ve dördüncü bölümünde ise yaşlı tüketicilerin pazara ilişkin görüşlerine yönelik ifadelere katılım düzeylerini belirlemek amacıyla oluşturulan sorular yer almaktadır. Araştırmaya katılan yaşlı tüketicilerin satın alma davranışlarının ve pazara ilişkin görüşlerinin belirlenmesinde ölçüt olarak cinsiyet, yaş grupları, öğrenim durumları ve aylık gelirleri esas alınarak çapraz tablolar oluşturulmuştur. Yaşlı tüketicilerin satın alma davranışları ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişki "Ki Kare" testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda yaşlı tüketicilerin satın alma öncesi, satın alma sırasındaki, satın ama sonrası ve pazara ilişkin görüşlerine yönelik ifadelere katılım düzeylerine ilişkin ortalama puanlar arasındaki farkın bağımsız değişkenlere göre önemli olup olmadığının belirlenmesinde "İki Ortalama Arasındaki Farkın Önemlilik Testi (t testi)" ve "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)" yöntemleri kullanılmıştır. Araştırmada kadınların, "65-74" yaş grubunda olanların, ortaöğrenim görenlerin, emeklilerin, "2000 - 2999 TL" gelir grubunda olanların, gelirini düşük düzeyde algılayanların, sosyal güvencesi olanların, evlilerin, kredi kartı sahibi olanların ve araba sahibi olmayanların önde geldiği görülmektedir. Araştırmada yaşlı tüketiciler arasında alışverişe genellikle "bazen hafta içi, bazen hafta sonu", "öğleden sonra" ve "eşi" ile birlikte çıktığını belirtenlerin ilk sırada yer aldığı belirlenmiştir. Araştırma kapsamına alınan yaşlı tüketiciler gıda ürünlerini genellikle "her gün"; giyim eşyalarını ve dayanıklı tüketim mallarını genellikle "bir aydan fazla aralıklarla" satın aldığını belirtmişlerdir. Yaşlı tüketiciler arasında gıda ürünlerini genellikle "marketler ve mağazalardan (AVM dışı)", giyim eşyalarını ve dayanıklı tüketim mallarını genellikle "alışveriş merkezlerinden" satın aldığını belirtenlerin başta geldiği saptanmıştır. Yaşlı tüketicilerin gelirlerini sırasıyla en çok gıda ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için kullandıkları belirlenmiştir. Araştırmada yaşlıların satın alma davranışlarının en çok aileden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. Yaşlı tüketicilerin alışveriş sırasında ödemelerini ise genellikle para ile peşin yaptıkları bulunmuştur. Araştırma kapsamına alınan yaşlı tüketicilerin satın alma öncesi davranışlarına yönelik "Fiyat araştırması yaparım", "Ürünün kaliteli olup olmadığını araştırırım", "Düzenli olarak bütçe planlaması yaparım"; satın alma sırasındaki davranışlarına yönelik "Evime yakın mağazalara giderim", "Sağlığa uygun olan ürünleri satın alırım", "Kaliteli ürünleri satın alırım"; satın alma sonrası davranışlarına yönelik "Satın alma sonrasında fiş/fatura alırım", "Garanti belgesini saklarım", "Satın alma sonrası hatalı olduğunu düşündüğüm bir ürünü değiştiririm", "Kusurlu ürünü iade ederim" ifadelerine katılım düzeylerine ilişkin ortalama puanların yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırma kapsamına alınan yaşlı tüketicilerin pazara ilişkin görüşleri incelendiğinde; "Etiketler yaşlı tüketicilerin daha kolay anlayacağı şekilde yazılmalıdır", "Etiketler üzerindeki yazıların okumak için oldukça küçük olduğunu düşünüyorum", "Yaşlı tüketiciler için özel fiyat indirimlerinin yeterli olmadığını düşünüyorum" ifadelerine katılım düzeylerine ilişkin ortalama puanların yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmada yaşlı tüketicilerin satın alma öncesi davranışlarının öğrenim düzeyi ve aylık gelire; satın alma sırasındaki davranışlarının aylık gelire; satın alma sonrası davranışlarının öğrenim düzeyine; pazara ilişkin görüşlerinin ise cinsiyete göre farklılık gösterdiği saptanmıştır (p˂0,05).
Değerler ile etik tüketim davranışları arasındaki ilişkilerin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, değerler ile üniversite öğrencilerinin etik tüketim davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda öncelikle üniversite öğrencilerinin sosyo demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, okudukları sınıf, annelerinin eğitim durumu, babalarının eğitim durumu, algılanan aile gelir düzeyi) ile etik tüketim davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olup olmadığı saptanmıştır. Daha sonra ise, üniversite öğrencilerinin değer yönelimleri ile etik tüketim davranışları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmanın örneklemi, 211 kadın ve 189 erkek olmak üzere 400 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, Tüketici Etik Ölçeği, Portre Değerler Anketi ve Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler, Korelasyon, Bağımsız örneklem t testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Çok Boyutlu Ölçekleme Analizi (MDS), Levene Testi, Bonferroni Testi, Tamhane's T2 Testi kullanılarak analiz edilmiştir. İstatistiksel analizler sonucunda araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin cinsiyet, yaş, annelerinin eğitim durumu, algılanan aile gelir düzeyine göre etik tüketim davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmemiştir (p>.05). Üniversite öğrencilerinin yaşadıkları yere göre "yasal olmayan bir durumdan aktif bir şekilde yararlanma" alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmıştır (p<.001). Üniversite öğrencilerinin babalarının eğitim durumuna göre hem tüketici etik ölçeği (p<.001), "yasal olmayan bir durumdan aktif bir şekilde yararlanma" alt boyutu (p<.001) ve "zararsız olarak algılanan eylemlerden yararlanma" alt boyutuna (p<.01) göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmüştür. Üniversite öğrencilerinin değer öncelikleri ile etik tüketim davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur (p<.001). Saygınlık, güç-kaynaklar, hazcılık, özyönelim-davranış, evrenselcilik-doğa değerleri ile üniversite öğrencilerinin etik tüketim davranışları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmamıştır (p>.05). Saygınlık, güç-kaynaklar, güç-baskınlık, hazcılık, evrenselcilik-doğa değerleri ile yasal olmayan bir durumdan aktif bir şekilde yararlanma alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır (p>.05). Saygınlık, güç-kaynaklar, başarı, özyönelim-davranış, evrenselcilik-doğa, iyilikseverlik-güvenilirlik, iyilikseverlik-sevgi, güvenlik-kişisel değerleri ile zararsız olarak algılanan bir durumdan aktif bir şekilde yararlanma alt boyutu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmamıştır(p>.05). Bulgular literatür ışığında tartışılmış ve ortaya çıkan sonuçlar doğrultusunda birey, aile, çeşitli kurum ve kuruluşlar hakkında ve araştırmada kullanılan ölçekler hakkında öneriler verilmiştir. Anahtar Sözcükler Etik tüketim, değer, etik tüketim davranışı, üniversite öğrencileri
Zihinsel engelli ve üstün yetenekli çocuğa sahip ailelerin yaşam doyumları, yaşam kaliteleri ve sosyal destek algılarının karşılaştırılması
Bu araştırma üstün yetenekli ve zihinsel engelli çocuğa sahip ailelerin yaşam doyumları, yaşam kaliteleri ve sosyal destek algılarının karşılaştırılması amacı ile planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini Ankara İlinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak hizmet veren Bilim ve Sanat Merkezlerine (BİLSEM) devam eden çocuğa sahip aileler ile zihinsel engelli çocuğa sahip olup çocuklarının eğitsel değerlendirme ve tanılanmasını Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) yapan aileler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini belirlemek için aykırı durum örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Zekâ gelişim eğrisinin iki ucunda bulunan iki grubun (üstün yetenekli ve zihinsel engelli) ebeveynleri araştırmanın evrenini oluşturmakta ve çalışmanın örneklemi 137 kişiden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket formu kullanılmıştır. Verileri analiz etmede Bağımsız Gruplar için t Testi, Kruskal Wallis H testi, Mann Whitney U testi analizleri yapılmıştır. Araştırmaya katılanların 64'ü (%46.7) üstün yetenekli, 73'ü (%53.3) zihinsel engelli çocuğun velisidir. Çocuğa yakınlık bakımından katılımcıların %62.8' inin çocuğun annesi, %37.2'sinin ise babası olduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda yaşam doyumu, yaşam kalitesi ve sosyal destek algı düzeyi bakımından üstün yetenekli çocuğa sahip ailelerin daha yüksek ortalama puanlara sahip oldukları bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre özellikle zihinsel engelli çocuğa sahip ailelerin yaşam doyumu, yaşam kalitesi ve sosyal destek algı düzeylerinin arttırılmasına yönelik Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın işbirliği içerisinde iyileştirici sosyal politikalar geliştirmeleri gerektiği önerilebilir.
Yaşlıların teknoloji kabul ve kullanım davranışlarının başarılı yaşlanma üzerindeki etkilerinin analizi: Adana ili örneği
Bu araştırmada, yaşlıların başarılı yaşlanma düzeylerini, teknoloji kabul ve kullanım davranışlarını, teknoloji kabul ve kullanım davranışlarının başarılı yaşlanma üzerindeki etkisini, bu etki ve düzeylerin demografik değişkenlere göre farklılıklarını tespit etmek ve araştırma sonuçlarına göre aile, kurum ve kuruluşlara, geçerli önerilerde bulunmak amaçlanmıştır. Araştırma, TÜİK verileri dikkate alınarak Adana ilinde yaşayan Türkiye Emekliler Derneği Adana Şubesine kayıtlı 60 yaş ve üzeri 912 yaşlı bireyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kuramsal ilişkiyi keşfetme amacı güdüldüğü için Kısmi En Küçük Kareler yapısal eşitlik modeli ile yol analizi yöntemi uygulanmıştır. Araştırma bulgularına göre teknoloji kabul modelinin alt bileşenlerinden performans beklentisi, hazsal güdüleme, kolaylaştıran durumlar ve alışkanlık davranış niyetini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Teknoloji kabul modelinin diğer bir alt bileşeni olan alışkanlığın ise teknoloji kullanma davranışını anlamlı bir şekilde yordadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları teknoloji kabul modelinin alt bileşeni olan performans beklentisi ve kolaylaştıran durumların başarılı yaşlanmanın alt bileşeni olan sorunlarla mücadele etmeyi anlamlı bir şekilde yordadığını göstermektedir. Diğer bir bulguya göre teknoloji kabul modelinin alt bileşeni olan performans beklentisi ve sosyal etki başarılı yaşlanmanın alt bileşeni olan sağlıklı yaşam biçimini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Teknoloji kabul modelinin alt bileşenlerinden davranışsal niyet ile medeni durum, eğitim düzeyi, çalışma durumu, yaşama biçimi arasında; alışkanlık alt boyutu ile yaş, medeni durum, yaşama biçimi arasında; fiyat değeri alt boyutu ile yaş, medeni durum, çalışma durumu, yaşama biçimi arasında; hazsal güdüleme alt boyutu ile yaş, medeni durum, eğitim düzeyi, çalışma durumu, yaşama biçimi, algılanan son bir ay sağlık durumu arasında; sosyal etki alt boyutu ile medeni durum, eğitim düzeyi, çalışma durumu arasında; kolaylaştıran durumlar alt boyutu ile eğitim düzeyi, çalışma durumu, yaşama biçimi, algılanan gelir durumu arasında; çaba beklentisi alt boyutu ile medeni durum, eğitim düzeyi, çalışma durumu, yaşama biçimi, algılanan son bir ay sağlık durumu arasında; performans beklentisi alt boyutu ile medeni durum, eğitim düzeyi, çalışma durumu, algılanan son bir ay sağlık durumu arasında anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Başarılı yaşlanmanın alt boyutları olan sağlıklı yaşam biçimi ve sorunlarla mücadele etme ile medeni durum, eğitim düzeyi, çalışma durumu, yaşama biçimi, algılanan son bir ay sağlık durumu arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.