Hacettepe University
Discipline

History of Medicine and Ethics

Hacettepe University

37

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

37 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de hekim ve hemşirelerin yaşam sonu kararları hakkındaki tutumları

Hasta bireyin kendisi veya hasta yakınları her ne kadar yaşam sonu tedavi ve bakım süreçleri ile ilgili karar verici olsalarda, bu süreçte tıbbi deneyim ve tecrübelerine dayanılarak, tedavi ve bakım konusunda fikirlerine başvurulan kişiler büyük çoğunlukla hekim ve hemşirelerdir. Bu nedenle araştırmamızda ülkemizdeki hekim ve hemşirelerin yaşam sonu kararları sürecindeki tutumlarını ve etkileyen faktörlerin hangi değişkenler olduğunu saptamayı amaçladık. Araştırma nicel, kesitsel bir çalışmadır. Araştırma için kendi hazırladığımız sosyo-demografik veri formu ve Stoeckle ve ark. tarafından hazırlanan hekim ve hemşireler için yaşam sonu kararları ölçeği gerekli izinler alındıktan ve geçerlilik ve güvenilirlik analizleri yapıldıktan sonra kullanılmıştır. Çalışmaya 870 hekim ve hemşire katılmış olup; yaş, cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma değişkenlerinin yaşam sonu kararları konusundaki algı, inanç ve uygulamalar açısından önemli ve istatistiksel olarak anlamlı (p≤0,05) sosyo-demografik değişkenler olduğu; eğitim, mesleki faktör, çalışılan birim, gelir düzeyi değişkenlerinin ise yaşam sonu kararlarında algı, inanç ve uygulamalar açısından istatistiksel olarak anlamlı farkın olmadığı (p>0,005) değişkenler olduğu saptanmıştır. Katılımcıların %1,6'sının tıbbi vekaletname bıraktığı, % 83,2'sinin konu ile ilgili eğitime ek eğitimlere ihtiyaç duyduğu, % 46,7'sinin yaşam sonu kararları ile ilgili görüşmeleri en az bir kere başlattığı, %43,7'sinin yaşam sonu kararları ile ilgili görüşmeleri hekimlerin, % 41,8'inin ise hastaların başlatması gerektiğini düşündüğü saptanmıştır. Araştırma sonuçlarımız sağlık personelinin konu ile ilgili ciddi bir eğitim gereksinimini, yetkilendirme bildirimlerinin uygulamaya konulması gerekliliğini ve Hastane Etik Kurullarının önemini ortaya koymaktadır. Alanda konu ile ilgili gereksinimlerin belirlenerek, ilgili kurumların çalışmaları önem arzetmektedir.

DoktorlarEtik-hemşirelikHemşireler+4
Deniz Say Şahin
Hacettepe University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Seyyid İsmâil Cürcȃnȋ'nin Yȃdgȃr Der Dȃniş-İ Pezeşkȋ u Darȗşinȃsi adlı eserinin Türk tıp tarihindeki yeri ve Yȃdigȃr-I İbn Şerȋf

Bu çalışmada Seyyid İsmâil Cürcânî'nin Yȃdgȃr Der Dȃniş-i Pezeşkȋ u Dȃrȗşinȃsȋ adlı Farsça tıp kitabının tercüme edilerek tanıtılması ve Yȃdigȃr-ı İbn Şerȋf ile karşılaştırılarak Türk tıp tarihindeki öneminin açığa çıkarılması amaçlanmıştır. İki eser arasındaki isim benzerliğinin yola çıkılarak bu benzerliğin bir atıfa mı işaret ettiği, İbn Şerif'in eserini hazırlarken Cürcani'den yararlanıp yararlanmadığı, yararlandı ise ne ölçüde alıntı yaptığı ya da telif bir eser hazırlayıp hazırlamadığı sorularına yanıt aranmıştır. Seyyid İsmâil Cürcȃnȋ'nin Yȃdgȃr Der Dȃniş-i Pezeşkȋ u Darȗşinȃsi adlı eserinin çevirisi yapılarak Yȃdigȃr-ı İbn Şerȋf ile karşılaştırılmıştır. Cürcânî'nin söz konusu eseri için Tahran ve McGill Üniversiteleri İslam Çalışmaları Enstitüsü'nce basımı yapılan ve Mehdȋ Muhakkik tarafından edisyon kritiği yapılarak yayına hazırlanan Yȃdgȃr Der Dȃniş-i Pezeşkȋ u Dȃrȗşinȃsȋ adlı eser kullanılmıştır. Diğer ana materyal olan Yȃdigȃr-ı İbn Şerȋf için Topkapı Revan 1684 nüshasının Merkez Efendi Geleneksel Tıp Derneği yayını olarak basımı yapılan eserin transkripsiyon metni esas alınmıştır. Bu nüshada birçok müstensih eklemesi tespit edildiğinden çalışmaya Fazıl Ahmed Paşa 989 nüshası da dahil edilmiştir. Genel olarak beş ana bölümden oluşan her iki eser, bölüm bağlamında karşılaştırılmış, farklılıklar dipnotta gösterilmiştir. Karşılaştırma neticesinde Yȃdigȃr-ı İbn Şerȋf'in birinci bölümün Seyyid İsmâil Cürcânî'nin Huffey Alȃ'ȋ adlı eserinden alındığı, diğer bölümlerin Seyyid İsmâil Cürcânî'nin Yȃdgȃr adlı eserinin tercümesi olduğu tespit edilmiştir. Ancak İbn Şerif tarafından yapılan eklemeler de mevcuttur. Bir diğer önemli bulgu ise Yȃdigȃr-ı İbn Şerȋf'in nüshaları arasındaki farklılıklardır. İncelenen nüshalar dikkate alındığında en az iki ya da üç versiyondan söz etmek mümkündür. Sonuç olarak, Türkiye'de yazma eser kütüphanelerinde birçok nüshası bulunan ve Türk tıp tarihçilerince telif eser olduğu ileri sürülen Yȃdigȃr-ı İbn Şerȋf adlı eser Seyyid İsmâil Cürcânî'nin Yȃdgȃr adlı eseri temel alınarak hazırlanmış, yine aynı yazarın Huffey Alȃ'ȋ adlı eserinin de eklenmesiyle daha kapsamlı bir tıp kitabı haline getirilmiş, tercüme bir eserdir. Buna ilaveten Yȃdigȃr-ı İbn Şerȋf'in birkaç versiyonu bulunmaktadır. Yazma eser çalışmalarında edisyon kritik yapılarak veya birkaç nüsha kullanılarak çalışılması gerekmektedir.

Seyyid İsmaʿil CürcȃnȋTıp tarihiYazma eserler+3
Nuray Güneş
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Cremonali Gerard'ın yorumuyla Ebu Bekr Muhammed Razi'nin Aforizmalar ya da Tıbbın Sırları kitabının tıp tarihi ışığında değerlendirilmesi

Bu tezin amacı, Orta Çağ'da İslam Uygarlığı döneminin seçkin bir hekim-filozofu olan Ebu Bekr Muḥammed b. Zekeriyya er-Razi'nin Abubetri Rhazae Maomethi, ob usum experientiamque multiplicem, et ob certissimas ex demostrationibus logicis indicationes, ad omnes praeter naturam affectus, atque etiam propter remediorum uberrimam materiam, summi medici opera exquisitiora, quibus nihil utilius ad actus practicos extat, omnia enim penitus quae habet aut obscuriora, aut Galenus fusiora, fidellissime doctissimeque exponit, & in lucem profert adlı eserinin 517-546 sayfaları arasında yer alan Abubetri Rhazae Maomethi scientia peritiaque insignis medici in libros Aphorismorum, sive secretorum medicinalium Gerardo Toletano Cremonensi Interprete (Bilgi ve Deneyim Bakımından Seçkin bir Hekim Olan Ebu Bekr Muhammed er-Razi'nin Aforizmalar ya da Tıbbın Sırları Kitaplarına Toledo'dan Cremonalı Gerard'ın Yorumuyla) adlı bölümünü Batı Orta Çağ Latincesinden Türkçeye çevirerek Türk tıp tarihi alan yazınına kazandırmak ve bu kitabın tıp tarihindeki yeri ve önemini belirlemeye çalışmaktır. Tezde adı geçen eserin 1544 Basel baskısı esas alınarak Latinceden Türkçeye çevirisi yapılmış ve bulgular kısmında sunulmuştur. Çeviri yapılırken eserin yazıldığı döneme ait tıp terminolojisini yansıtan kelimelerin anlamlandırılmasında çeşitli sözlüklere başvurulmuş ve bir sözlük hazırlanmıştır. Ayrıca tezin giriş bölümünde çeviri tarihi ve çeviri dönemleri ile ilgili bilgiler verilmiş, çeviri etkinliğinde öne çıkan okul ve çevirmenler hakkında bilgiler sunulmuştur. Elde edilen veriler ışığında, er-Razi'nin bahsettiği hastalıklar, hastalık belirtileri, iyileştirme yöntemleri, uyguladığı reçeteler, vaka kayıtları ve tıp etiği ilkeleri ile ilgili yaklaşımları değerlendirilmiş ve öncüllerinden Hippokrates ve Galenus'un pek çok çalışmasına başvurularak incelenmiş ve başvurulan antik tıp kitaplardan oluşan bir kitap listesi hazırlanmıştır. Bundan başka er-Razi'nin kendi çalışmalarına ve modern kaynaklara başvurularak tartışma gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak çeviri etkinliğinin din, dil ve ırk ayrımı olmaksızın kültürlerin birbirini etkilemesiyle gerçekleşip geliştiği, Ebu Bekr Muhammed b. Zekeriyya er-Razi'nin öncüllerinden Hippokrates ve Galenus'un teorik bilgi ve uygulamalarını kabullenip devam ettirdiği, karşılaşılan bazı teorik bilgi ve uygulamaların kendi yazdığı eserlerdeki bilgi ve uygulamalarla da örtüştüğü ancak özgün klinik gözlem ve özellikli durumu da eserine yansıttığı ve etik davranışı da işlediği düşüncesine varılmıştır. Bu eserin er-Razi'nin eserleri ile birlikte basılmış olmasının farklı coğrafyalarda ve farklı tarihlerde etkisinin olduğunu gösterdiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: İslam Uygarlığı, Ebu Bekr Muhammed Razi, Aforizma, Vaka Kayıtları, Tıp Tarihi.

Ebu Bekir Muhammad el-RaziEtikTıp etiği+3
Nuray Soydan
Ankara University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Do Not Resuscitation kurallarının gelişimi ve karşılaşılan etik ikilemler

ÖZET Do Not Resuscitation Kurallarının Gelişimi ve Karşılaşılan Etik İkilemler Amaç: YBÜ (Yoğun Bakım Ünitesi)'de görev yapan anestezi uzmanları, anestezi asistanlarının DNR (Do Not Resuscitation) kurallarının gelişimi ve karşılaşılan etik ikilemler hakkındaki bilgilerini saptamak amacıyla yapılmıştır. Materyal Metod: Çalışma kesitsel ve tanımlayıcı araştırma türünde planlanmıştır. Araştırma, araştırmacı ve etik uzmanları tarafından hazırlanan 18 soruluk anket formu ile Anesteziyoloji ve Reanimasyon Hekimleri ile yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Araştırma MEAH (Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi)'da çalışan Anesteziyoloji ve Reanimasyon Hekimlerinin görüşleri alınarak DNR uygulamasının içerebileceği etik ikilemler, Türkiye'deki yasal düzenlemeler ve etik açıdan yaşanan sorunlara çözüm önerileri sunacaktır. Çalışmada evrenin tamamına (20 kişi) ulaşılmaya çalışılmıştır. İstatistik analizlerde Pearson ki-kare testi ve Fisher'in kesin ki-kare testi kullanılmıştır. Uygulanan istatistiksel analizlerde p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Tüm analizler IBM SPSS Statistics 26.0 kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Anket formundaki MEAH YBÜ'de çalışan anestezi uzmanı ve anestezi asistanlarının yaş karşılaştırmalarında p<0,05'e göre istatistiksel olarak anlamlı sonuç çıkmamıştır. Cinsiyet karşılaştırmasında p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edilen; DNR uygulaması yasal olsaydı hastanın özerklik hakkı nedeniyle hasta tarafından tercih edilmişse yapılmalı mıdır? Sorusuna (p=0,028) kadınlar evet, erkekler hayır cevabını vermektedir. Anestezi uzmanları ve Asistanlarının karşılaştırılmasında ''Diğer hastaların YBÜ gereksinimi olsa da mevcut hastalarıma yasal dahi olsa DNR uygulamam'' (p=0,049) ifadesine anestezi uzmanları uygulamam, anestezi asistanları uygularım cevabını vermektedir. Meslek yılları karşılaştırıldığında p<0,05'e göre istatistiksel olarak anlamlı sonuç çıkmamıştır. Yoğun bakımda çalışma yıllarına göre verilen cevaplarda anlamlı bir istatistiksel sonuca varılamamıştır. Sonuç: Çalışmamıza katılan anestezi uzmanları ve anestezi asistanlarına uygulanan ankette DNR'nin anlamını bütün çalışanların bildiği ancak, uygulama yöntemi ve uygulama zamanı hakkında net bir fikir birliğine varamadıkları ve etik ikilem yaşadıkları sonucuna varılmıştır. DNR'nin ülkemizde yasal olmaması, DNR uygulama şeklinin yasalarla netleşmemiş olması, çalışanların kendi etik algısına ve tecrübesine göre cevap verdiğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Do Not Resuscitation, Do Not Resuscitation kuralları, Türkiye'deki yasalar, etik ikilemler, Anesteziyoloji ve Reanimasyon hekimleri

AnesteziyolojiEtik
Demet Akaslan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2024
50
DoctorateOpen AccessTR

Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığını seçen tıp hekimlerinin uzmanlık alanı hakkındaki değerlendirmeleri

Amaç: Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlığını seçen tıp hekimlerinin uzmanlık alanı hakkındaki değerlendirmeleridir. Materyal ve metot: Kesitsel ve tanımlayıcı araştırma türünde planlanan araştırma, araştırmacı ve etik uzmanları tarafından hazırlanan 36 soruluk anket formu ile Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında çalışan hekimlerle yüz yüze görüşülerek yapılmıştır. Çalışmada evrenin tamamına (39 kişi) ulaşılmıştır. İstatistik analizler IBM SPSS Statistics 26.0 kullanılarak yapılmıştır. Bulgular: Araştırmada hekimlerin uzmanlık alanına yönelik görüşlerinde cinsiyet değişkeninde göre anlamlı farklılık olmadığı, medeni durum değişkeninde bir, çocuk sayısı değişkeninde üç, unvan değişkeninde bir ifadede anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Hekimlerin uzmanlık alanı tercihlerinde çocuk sevgisinin öne çıktığı, yoğun çalışma ve aile iletişimlerinde zorluklar yaşadıkları, uzmanlık alanının toplumdaki imajının güçlü olmasının yanında cinsiyet temelli eşitsizliklerin kariyer ve kurum içi rol dağılımına etkisinin olduğu görülmüştür. Hekimlerin mesleklerini daha etkin biçimde icra edebilecekleri bir sistem talep etikleri, bu alanı seçmelerinde yalnızca rasyonel değil, duygusal, toplumsal ve mesleki dinamiklerin de etkili olduğu anlaşılmıştır. Hekimler uzmanlık eğitim sürecinin daha uygulamaya yönelik olması gerektiğini, eğitimin yalnızca bilgi aktarımından ibaret olmadığını; aynı zamanda sağlıklı bir kurum kültürü, etkili iletişim ve destekleyici sosyal ilişkilerle birlikte yürütüldüğünde daha nitelikli olabileceğini vurgulamışlardır. Sonuç: Araştırma kapsamında elde edilen bulgular, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlık eğitiminin yalnızca mesleki bilgi ve teknik beceri aktarımıyla sınırlı olmayan, aynı zamanda sosyal, kültürel, yapısal ve duygusal birçok boyutu barındıran multidisipliner bir süreç olduğunu ortaya koymaktadır. Uzmanlık eğitimi süresince karşılaşılan bireysel ve kurumsal zorluklar, yalnızca klinik görevlerini değil, aynı zamanda eğitimin yapısal bileşenlerinin ve sistemsel destek mekanizmalarının da gözden geçirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Tuba Yıldırım Fırat
İnönü University · Institute of Health Sciences
2025
10
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de yoğun bakım hekimlerinin terminal dönem hasta bakım süreçlerine dair görüşleri

Amaç: Bu çalışma, Türkiye'deki yoğun bakım hekimlerinin terminal dönem hasta bakım süreçlerine yönelik tutum ve görüşlerini; sosyodemografik özellikler, mesleki deneyimler, tıp etiği eğitimi, kişisel inançlar ve değer yargılarının yaşam destek tedavileri üzerindeki rolleri açısından değerlendirmeyi amaçlamıştır. Materyal Metot: Kesitsel, tanımlayıcı ve analitik tipteki bu saha araştırmasının evrenini Türkiye genelindeki yoğun bakım hekimleri oluşturmaktadır. Veriler; bilgilendirme metni, sosyodemografik veriler, mesleki deneyimler ve terminal dönem bakımına ilişkin tutum/bilgi düzeyini ölçen ölçeklerden oluşan 38 soruluk çevrimiçi bir anketle toplanmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan 208 hekimin çoğunluğu 30–39 yaş aralığında ve evli olup, %91,3'ünün yan dal uzmanlığı yoktur. Kavramsal doğruluk oranları; ötanazi için %96,2, tedaviyi geri çekme/esirgeme için %71,6–%74,0 ve nafile tedavi için %52,9 olarak saptanmıştır. Hekimlerin %80,3'ü tedavi reddeden hastayı ikna edeceğini, %57,7'si ise hasta iradesine rağmen müdahaleyi sürdüreceğini belirtmiştir. Katılımcıların kendi terminal dönemlerine dair kaygı düzeyleri (yoğun bakım %90,9, cihaz bağımlılığı %94,2, ağrı %93,3) oldukça yüksektir. Çok değişkenli regresyon analizi; dindarlık, yoğun bakım eğitimi ve evli olmanın "yaşamın değerine" verilen önemi artıran bağımsız belirleyiciler olduğunu göstermiştir. Sonuç: Bu çalışma, Türkiye'deki yoğun bakım hekimlerinin terminal dönem hasta bakım süreçlerini iyileştirmek adına; hukuki çerçevenin netleştirilmesi, terminolojik birliğin sağlanması ve kapsamlı klinik rehberlerin oluşturulması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ayrıca, psikososyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kronik kapasite sorunlarının giderilmesiyle, sistemin bütüncül ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması hedeflenmelidir.

Sedat Akbaş
İnönü University · Institute of Health Sciences
2026
30
DoctorateOpen AccessTR

Organ naklinde vericilere ilişkin gönüllülük: Bir ölçek denemesi

Amaç: Organ bağışında kişinin gönüllü olması etik ve hukukî bir gerekliliktir. Ancak kişinin gönüllüğünü ölçecek standart bir yaklaşım bulunmamaktadır. Araştırmada organ naklinde vericilerin gönüllülüklerini ölçmeye yönelik bir ölçek geliştirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Metodolojik ve nicel tipte bir çalışma olan bu araştırmada Lawshe yöntemi izlenmiştir. Oluşturulan taslak ölçek 340 gönüllü katılımcıya sunulmuş ve alınan veriler faktör analizleri ve güvenirlik analizine tabi tutularak beş alt boyut ve 28 maddeden oluşan Organ Naklinde Vericilere İlişkin Gönüllülük Ölçeği geliştirilmiş, 640 gönüllü katılımcıya uygulanmıştır. Veriler uygun istatistik yöntemlerle değerlendirilmiştir. Bulgular: Ölçeğin yapısal denklem model sonucu p=,001 düzeyinde anlamlı olduğu görülmüştür. Ölçeğin uyum iyiliği indekslerine bakıldığında; RMSEA ,047; GFI 0,918; AGFI 0,899; CFI 0,948; χ2 ise 790,229 (p=,000) değerleri ile mükemmel düzeyde olduğu söylenebilir. Katılımcıların 224'ü kadın (% 35) ve 416'sı (% 65) erkek, 374'ü (% 58,4) evli, 359'u (% 56,1) çocuk sahibi, 325'i (% 50,8) üniversite mezunudur. Ölçeğin Çekinceler boyutu hariç, kadın katılımcıların ortalama puanı, ölçek genelinde ve diğer boyutlarda erkeklerden daha yüksektir. Katılımcıların gönüllüğü; eğitim düzeyi, inançlar, özgecilik, ameliyat korkusu, güvensizlik, bilgi yetersizliği, beden bütünlüğünün bozulması korkusundan etkilenmektedir. Sonuç: Organ bağışına daha istekli olan kadınlar, aile içerisindeki bağışlarda ön plana çıkmaktadır. Hastaların yaşam hakkını vurgulayan katılımcılar, aile içerisindeki bağışlarda daha özgecidirler. Katılımcıların organ bağışı konusundaki kararı kendisinin vermek istemesi, rıza modelinde daraltılmış rıza sistemine geçişin gerekliliğini göstermektedir. Erkekler organ vericisinin maddi açıdan desteklenmesini istemektedir. Katılımcıların organ bağışında bilgi düzeyleri arttıkça, gönüllülüğü de artmaktadır.

Organ nakli
Mesut Güvenbaş
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Paramedik, paramedik öğrencileri ve acil tıp teknisyenleri: Mesleki profesyonellik ölçeği geçerlik ve güvenirlik çalışması

ÖZET Amaç: Çalışmamızda, "Professionalism at work: Questionnaire for Qualified Paramedics, Student Paramedics and EMTs" ölçeğinin Türkçe kültürel uyarlamasının yapılarak, geçerlik ve güvenirliğinin araştırılması, geliştirilen ölçek modeliyle paramedik, paramedik öğrencileri ve acil tıp teknisyenlerinin profesyonellik algı ve tutumlarının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Araştırmamız, Eskişehir ilinde çalışan paramedik, acil tıp teknisyenleri ve öğrenim gören paramedik öğrencilerinin katılımıyla, nicel veri toplama yöntemleriyle; uzaktan ve yüz yüze anket uygulanması şeklinde yapılmış, kesitsel ve tanımlayıcı nitelikte bir çalışmadır. Katılımcılardan paramedik ve ATT'leri "Çalışan Grup", paramedik öğrencileri ise "Öğrenci Grubu" olarak adlandırılmış, araştırma verileri uygun istatistiksel yöntemlerle analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmamıza, 191'i paramedik, 195'i ATT ve 227'si paramedik öğrencisi olmak üzere toplam 613 kişi katılmıştır. Katılımcılarından 370'i (%60,4) kadındır. Çalışan grubundaki 386 katılımcının çoğunluğu beş yıl ve üzerinde çalışma süresine sahiptir. Ölçek için yapılan güvenirlik analizlerinde Cronbach Alfa değerleri, Çalışan grubunda 0,760; Öğrenci grubunda 0,723; örneklemin tamamında ise 0,748 olarak hesaplanmış ve ölçeğin oldukça güvenilir olduğu saptanmıştır. Ölçeğin uyum iyiliği indeks değerleri; CFI 0,933; TLI 0,922; RMSEA 0,045; GFI 0,915; AGFI 0,895; χ2 ise 828,078 (p<0,001) olarak tespit edilmiş, oluşturulan otuz maddeli, altı alt boyutu olan ölçek modelinin mükemmel düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç: Türkçe kültürel uyarlaması yapılan, Paramedik, Paramedik Öğrencileri ve Acil Tıp Teknisyenleri: Mesleki Profesyonellik Ölçeğinin, geçerlik ve güvenirliği kanıtlanmış olup, belirtilen gruplarda mesleki profesyonelliği değerlendirmede kullanılabilecektir. "Mesleğe itibar kazandıracak şekilde davranmak", "Temiz, düzenli ve bakımlı olmak", her iki gruptaki katılımcıların en fazla benimsedikleri mesleki tutumlar olarak değerlendirilmiştir. Her iki grup da, toplumla ilişkilerde güven kavramına önem vermekte, mesleki bilgi, beceri ve davranış gelişiminin gerekliliğini savunmaktadır. Anahtar kelimeler: Profesyonellik, profesyonellik ölçeği, paramedik, etik.

Hamdi Kaba
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Bedene yönelik medikal estetik müdahalelerin bireysel, toplumsal ve etik yönleri ile değerlendirilmesi

Toplumsal bir varlık olarak insan, bedenle toplum sahnesine çıkar ve toplumsal ilişkiler, insan bedenlerinin topluma arzıyla gerçeklik kazanır. Günümüzde sağlıklı beden, tıbbi-biyolojik faktörlerden çok kültürel ve sosyal unsurlara dayanmaktadır. Tüm bu dışsal faktörlerin itkisiyle estetik tıp ve estetik prosedürlere son yıllarda fazlaca bir yönelim olduğu görülmektedir.Estetik amaçlı tıbbi kozmetik prosedürlerle kültürlerarası farklılıklar oldukça azalmış, güzellik, gençlik ve sağlık algısı küresel çapta değişime uğramıştır. Bu değişim bedene yaklaşımı farklılaştırmıştır. Bu çalışmada yaşlanmanın kontrolünde bireysel ve toplumsal müdahaleye açık bir alan haline geldiği kaygısıyla, fizyolojik temeli olmadığı halde bedene yapılan estetik amaçlı tıbbi müdahalelere neden gereksinim duyulduğu, beklentilerin ne olduğu, güzellik endüstrisinin yaşlanma karşıtı söylemleri ve onu kuşatan sağlıklı yaşam önerilerinin bireylerin statülerinde farklılık yaratıp yaratmadığı, gençlik ve güzellik değerleriyle yeniden inşa edilen bedende beden- özne- toplum- tıp- gençlik- güzellik ve bedenleşme ilişkileri bireysel toplumsal ve etik yönleriyle değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

BiyoetikÖzgün estetik fenomenİnsan bedeni
Vahide Korkmaz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapay zeka ile desteklenmiş bilgilendirilmiş onamda etik kodların belirlenmesi

Başlık: Yapay Zekâ ile Desteklenmiş Bilgilendirilmiş Onamda Etik Kodlarının Belirlenmesi Amaç: Bu doktora tezi, yapay zekâ (YZ) destekli bilgilendirilmiş onam sistemlerinin uygulanmasında ortaya çıkabilecek etik sorunları analiz ederek, bu sistemlerin etik kodlarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Yöntem: Çalışma, ulusal ve uluslararası bilgilendirilmiş onam ve YZ etiği kılavuzlarının kapsamlı bir incelemesini içermektedir. Ayrıca, GPT-4 tabanlı ChatGPT gibi gelişmiş YZ programlarına bilgilendirilmiş onam senaryoları sunularak etik davranışları değerlendirilmiş ve elde edilen veriler geleneksel etik ilkeleri ve YZ etik kılavuzları ışığında analiz edilmiştir. Bulgular: Geleneksel etik ilkelerin YZ çağında önemini koruduğu ancak şeffaflık, hesap verebilirlik ve denetlenebilirlik gibi yeni ilkelerin ön plana çıktığı görülmüştür. YZ sistemleri, dil ve kültür farklılıklarından kaynaklanan sorunları azaltma, daha ayrıntılı bilgi sağlama ve yönlendirmeleri en aza indirme potansiyeline sahipken, empati, şefkat ve yas gibi insani unsurların eksikliği dikkat çekmektedir. Sonuç: Çalışma, YZ destekli bilgilendirilmiş onam sistemlerinin uygulanmasında dikkat edilmesi gereken 21 etik kod önermektedir. Bu kodlar, hastanın özerkliğini, mahremiyetini ve güvenliğini korurken, YZ sistemlerinin şeffaf, hesap verebilir ve adil olmasını sağlamayı hedeflemektedir. Ayrıca, insan kontrolünün önemine vurgu yapılarak, "metadeontik" adı verilen yeni bir etik yaklaşım önerilmektedir. Bu yaklaşım, evrensel ve değişmez etik ilkelerin, YZ marifetiyle bireysel ihtiyaçlara ve kültürel farklılıklara göre uyarlanmasını öngörmektedir.

Aydınlatılmış onamBiyoetikTıbbi özerklik+1
Fatih Aydın
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mir'âtü'l-Ebdân Fî Teşrîh-i A'zâi'l-İnsân (1820) ve İlm-i Teşrîh-i Tavsifî (1908) adlı kitaplarda hareket sistemine ait illüstrasyonların karşılaştırılması

Giriş: Anatomi öğrenmenin oldukça önemli bir parçası olan ve yüzyıllardır kitaplarda yerini koruyan illüstrasyonlar aracılığıyla anatomi gelişiminin evrimsel süreci görülebilmektedir. Bu çalışma ile Osmanlı Dönemi'nde açılan "ilk tıp okulu" (Tersâne-i Âmire–1806) ile ilk tıp fakültesinin kurulması (Darülfünûn Tıp Fakültesi–1909) arasında geçen dönem içerisinde tıp eğitiminde kullanılmış olan anatomi kitaplarında "hareket sistemi"ne ait bölümlerde bulunan illüstrasyonlarda bir gelişmenin olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Tezde, 1806-1909 yılları arasında illüstrasyonu bulunan ve tıp eğitiminde kullanılan matbu anatomi kitaplarına ulaşabilmek için "teşrih, beden, vücûd, vücûd-u beşer, vücûd-ı beşer, anatomi" anahtar kelimeleriyle tarama yapılarak dokuz adet kitaba ulaşılmıştır. Belirlenen tarih aralığında illüstrasyon bulunan "ilk" anatomi kitabı "Mir'âtü'l-Ebdân fî Teşrîh-i A'zâi'l-İnsân (1235/1820)" ile "son" anatomi kitabı "İlm-i Teşrîh-i Tavsifî (1325/1907-1908)" değerlendirmeye alınmıştır. Ele alınan kitaplarda "Hareket Sistemi" ağırlıklı illüstrasyonlar bulunması sebebiyle tez çalışması, hareket sistemi ile sınırlandırılmıştır. Seçilen iki kitaptaki illüstrasyonlar, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi ile belirlenen kategoriler açısından analiz edilerek karşılaştırmaları yapılmıştır. Bulgular: Tez kapsamında hareket sistemine ait Mir'âtü'l-Ebdân fi Teşrîh-i Azâi'l-İnsân'da 19, İlm-i Teşrîh-i Tavsifî'de ise 84 adet olmak üzere toplam 103 adet illüstrasyon karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. İlm-i Teşrîh-i Tavsifî'de yer alan illüstrasyonların anatomik oluşumların gösterilmesi konusunda ideal anatomik yapıya daha uygun oldukları bulunmuştur. Her iki eserde anatomik oluşumların bir rakam veya harf ile gösterildiği, Mir'âtü'l-Ebdân fi Teşrîh-i Azâi'l-İnsân'da daha ayrıntılı açıklamaların olduğu saptanmıştır. Tartışma ve Sonuç: Elde edilen veriler doğrultusunda İlm-i Teşrîh-i Tavsifî'de yer alan illüstrasyonların ideal anatomik yapılarla daha fazla uygunluk gösterdiği saptanmıştır. Sonuç olarak belirlenen tarih aralığında anatomi alanında yaşanan gelişmelerin kitaplarda yer alan illüstrasyonlara da yansıdığı düşünülmektedir.

AnatomiOsmanlı DönemiTıp eğitimi+2
Serap Yılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Gebelik sürecinde tıbbi aydınlatma

Bu tezin amaçları, öncelikle gebelerin gebelik ve gebeliğin tıbbi takibi süreçleri hakkında ne ölçüde bilgilendirildiğini saptamak; ikinci olarak onların bilgilendirilme beklentisinin ve gebeliği izleyen sağlık profesyonellerinin bilgi verme eğiliminin derecelerini belirlemek; üçüncü olarak da çağdaş tıbbın ve tıp etiğinin bir gereği olan bilgilendirme görevi çerçevesinde bir durum değerlendirmesi yaparak önerilerde bulunmaktır.Araştırma, Mersin il merkezinde yaşayan, ilk gebeliğinin 36. haftasında ya da üstünde olan, Mersin Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi'nde, Mersin Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi'nde, Mersin il merkezindeki sağlık ocaklarında ve Mersin Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Merkezi'nde, Mersin'deki özel sağlık merkezlerinde takip edilen, araştırmaya katılmayı kabul eden 102 gönüllü gebe üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılarla yüz yüze görüşme yapılmış ve kendilerine 63 sorudan oluşan veri toplama formu uygulanmıştır.Literatürle büyük ölçüde uyumlu olduğu görülen bulgular genel olarak değerlendirildiğinde, sağlık profesyonellerinin kendi işlerinin aksamadan yürümesine katkı sağlayacak bilgileri aktarma konusunda titiz davrandıkları, sadece gebelerin bilgi birikimine katkı sağlayacak aktarımlar konusunda ise aynı titizliği göstermedikleri görülmektedir. Bu çerçevede özellikle ilaç kullanımı, aşılar, incelemelerin zamanında yapılması ve gebenin öz bakımı üzerinde durulmaktadır. Prenatal testler konusunda açıkça görüldüğü üzere, uygulamanın zamanında yapılmasını sağlamaya yönelik bilgi aktarımı söz konusu olmakla birlikte, testin gerekçesi ve sonuçları hakkında bilgilendirme aynı ölçüde yapılmamaktadır. Gebelerin çağdaş tıp etiği çerçevesinde, öngörülen düzeyde bilgilendirilmediğini söylemek mümkündür.

AnnelerEtikGebelik+4
Meryem Türkan Işık
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik eğitiminde etik

Sağlık bilimleri alanında gösterilen üç temel etkinlik, araştırma, uygulama ve eğitimdir. Bunlardan özellikle araştırma ve uygulama etkinliklerinin etik boyutu üzerinde çok durulmasına karşın, eğitimin etik boyutu daha az ilgi çeken bir konu görünümündedir.Eğitim, bireyin davranışlarında onun kendi yaşantıları üzerinden ve bilinçli-denetimli olarak istendik davranış değişikliği meydana getirme sürecidir. Etik, insan tutum ve davranışlarının iyi ya da kötü olma yönünden değerlendirilmesi; bilinçli eylemler bağlamında nelerin iyi olduğunun ve iyinin ne olduğunun sorgulanmasıdır.Tez çerçevesinde yürütülen araştırmanın amacı bir yandan hemşirelik eğitiminde öğretim elemanlarının hangi etik ilkelere öncelik verdiklerinin ve hangi etik sorunlarla ne sıklıkta karşılaştıklarının belirlenmesi; diğer yandan etik derslerinin içerik, süre, yöntem açısından değerlendirilmesi ve öğretim elemanlarının etik eğitimi alma durumlarının saptanmasıdır. Araştırma hemşirelik eğitimi veren on okulda görev yapan 134 öğretim elemanı üzerinde yürütülmüştür. Veriler katılımcı bilgileri, eğitim etiği ve etik eğitimi ile ilgili üç bölümde toplam 28 soru içeren anket formu ile toplanmıştır.Araştırmada katılımcıların görevlerini yerine getirirken etik ilkeleri göz önünde bulundurdukları buna rağmen tanıklık ve deneyim düzeyinde etik dışı öğretim elemanı davranışlarına rastladıkları; etik eğitiminin bu alanda uzman olmayan öğretim elemanları tarafından ve genellikle entegre sistemin bir parçası olarak verildiği, etik dersi içeriğinin okuldan okula değiştiği belirlenmiştir. Bu sonuçlar itibariyle, hemşirelik okullarında öğretim elemanlarına etikle ilgili bilinç ve duyarlılık düzeylerini arttırma olanağı sağlanması ve etik derslerinin standart hale getirilmesi uygun olacaktır.

EtikHemşirelerHemşirelik+5
Meltem Akbaş
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Tıp etiği çerçevesinde geriatri ve gerontoloji alanlarında umut yönetimi

Geriatri ve gerontoloji son onyıllarda tıptaki ağırlığı giderek artan alanlar, umut yönetimi ise tıp dünyasının yeni yeni tanıyıp benimsemeye başladığı bir uygulamadır. Her tıbbi eylemin, dolayısıyla tıbbi eylemleri barındıran her tıp alanının ve her tıbbi uygulamanın tıp etiğinin ilgi alanında yer alması çerçevesinde, geriatri-gerontoloji etiğinden ve tıpta umut yönetimi etiğinden söz etmek olanaklıdır.Tez çalışması, biri ağırlığını arttıran bir alan diğeri yeni yaygınlaşan bir uygulama olmaktan ötürü ilgi çekici olan geriatri-gerontoloji ile tıpta umut yönetiminin kendilerine özgü etik boyutlarının kesişim kümesine odaklanmıştır. Farklı durumlardaki yaşlı hastaların umutlarını yönetme süreçlerini irdelemeyi, en uygun eylem biçimlerini ve olası sorunları belirlemeyi amaçlamaktadır.Tez çerçevesinde konunun ele alınmasında genelden özele doğru üç aşamalı bir gidiş benimsenmiştir. İlk olarak geriatrinin-gerontolojinin ve umut yönetiminin kendi adlarına ne oldukları üzerinde durulmuş; ikinci olarak her birinin etik boyutları ayrı ayrı ele alınmış; üçüncü olarak da bu iki etik boyut bir arada değerlendirilmiş ve kavramsal-kuramsal tartışmanın yanı sıra konuyu somutlaştırmak amacıyla bir dizi örnek vaka analiz edilmiştir.

GeriatriTıp etiğiUmut+1
Rana Can
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Fiziksel şiddete uğramış kadınlar ve tıptan beklentileri: Kadın hasta hakları çerçevesinde bir değerlendirme

Kadına yönelik şiddet, kadın hasta hakları, kadının insan hakları ve halk sağlığı açısından günümüzde tüm dünyada önemli ve yaygın bir problemdir. Birleşmiş Milletler Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi'nde kadına yönelik şiddet, ?ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayalı bir eylem, uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma? şeklinde tanımlanmaktadır. Tez çalışmasının amacı, fiziksel şiddet mağduru kadınların başvurdukları sağlık kurumlarında karşılaştıkları var olan davranışlar ve uygulamalar ile bu konudaki beklentilerini belirlemektir. Sekiz ilde kadın sığınma evlerinde kalan 51 fiziksel şiddet mağduru kadınla yüz yüze yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmelerden 48'i değerlendirilmiştir. Kadınlara ve sağlık çalışanlarına yönelik olarak toplumsal cinsiyet rolleri, kadına yönelik şiddet, kadının insan hakları ve kadın hasta hakları konularında farkındalık ve duyarlılık gelişmesini sağlayacak eğitim programları oluşturulması gerekmektedir. Bu çalışmaların devlet politikası olması gerektiği ve sağlık alanında kadınlar için pozitif ayrımcılık uygulamalarına gereksinim bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Hasta haklarıKadın sağlığıKadınlar+3
Neşe Kayrın
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Hastane öncesi acil tıpta hastanın müdahaleyi reddetmesi: Kuramsal değerlendirme ve bir alan çalışması

Acil tıp kendine özgü bir tıp alanıdır. Gerek fiziki mekan gerekse insan kaynakları olarak özelleşmiş bir alandır. Kendine özgü dinamikleri mevcuttur.Acil tıbbın farklı bir versiyonu ise hastane öncesi acil tıptır. Hastane öncesi acil tıbbın temel yaklaşımı hastaya olay yerinde tıbbi müdahalede bulunmaktır. Hastane dışı bir ortamda bulunmak sağlık profesyonellerini pek çok sorunla yüz yüze getirmektedir. Etik sorunlar, bu alanın en önemli sorunlarından biridir. Etik sorunlar içinde ise tedavi reddi ve bununla bağlantılı süreçler önemli bir sorun alanı oluşturmaktadır.Çalışmamızın amacı, acil sağlık profesyonellerinin tedavi reddi konusundaki yaklaşımlarını saptamaktır.Bu amaçla Kahramanmaraş, Adana, Mersin ve Antakya'da sahada aktif görev yapan hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde görev yapan sağlık profesyonellerine yönelik tanımlayıcı bir araştırma yapılmıştır. Uygulanan veri toplama formunda 10 ifade bulunmaktadır. Katılımcılardan bu ifadeleri benimseme derecelerine göre 0-10 arası puan vermeleri istenmiştir. 424 katılımcının verileri değerlendirilmiştir.Buna göre sağlık profesyonelleri hastanın tedaviyi reddetme hakkını benimsemektedir. Ancak bu hakkın kullanımı aşamasında, acil tıbbi durum varlığı ve yeterliğin tespiti konuları önemli etik çatışmaları barındırmaktadır. Meslek yaşı genç katılımcılar ve kadın katılımcılar yarar sağlamayı önceleyen bir tutum sergilemişlerdir. Genel anlamda ise yeterliği olmayan hastaların tedaviyi reddetme hakkı olmadığı yönünde bir görüş bulunduğu ortaya çıkmıştır çıkmıştır.Genç katılımcılar hasta özerkliğine saygılı bir tutum ortaya koymuşlardır. Ancak genç katılımcılar paradoksal olarak, acil tıbbi durumlar söz konusu olduğunda paternalizme yatkın bir görüş belirtmişlerdir.Genel olarak; hastane öncesi acil sağlık profesyonellerinin hastanın tedaviyi reddetme hakkını benimsediği, ancak hayati tehlikenin varlığında ve kişinin yeterliği olmadığı durumlarda bu hakkın kullanımını benimsemediği bulunmuştur.

Acil tedaviAcil tıpHastalar+2
Hasan Erbay
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Bergama Asklepieionu'nun tıbbi bakış açısı ile değerlendirilmesi

Bergama Asklepieionu antik dönem tapınak tıbbının önemli uygulanma alanlarından birisi olmuştur. Asklepieion'da tedavi edilen hastalar gelir durumlarına göre ya hediyeler almış ya da pişmiş topraktan teşekkür yazıtları bırakmışlardır.Asklepieion'un mimari yapısı ve orada sürdürülen sosyal yaşam, uygulanan telkin tedavileri ayrıntıları ile incelenmiş olmasına rağmen, hastaların bıraktıkları teşekkür yazıtları şimdiye kadar tıbbi bakış açısı ile incelenmemiştir.Bu tezin amacı Asklepieionlar konusundaki bu eksikliği gidermek ve antik dönem tapınak tıbbındaki hastalık anlayışını ve bu anlayış çerçevesinde uygulanan tedavi yöntemlerini günümüz tıbbının bakış açısı ile incelemektir. Böylece bir döneme ait hastalık algıları-tanımları ve bunlara yönelik mistik tıp yaklaşımı konusunda bilgi üretilerek literatüre katkıda bulunulmuştur.Çalışma çerçevesinde öncelikle tapınak tıbbı zamanında yazılmış veya o zaman hakkında geç dönemde oluşturulmuş kaynaklara ulaşılmıştır. Daha sonra Bergama ziyaret edilerek Asklepieion'daki ve müzedeki teşekkür yazıtları incelenmiş ve fotoğraflanmıştır. Teşekkür yazıtları Türkçe'ye çevrilmiş ve elde edilen bilgilerin ışığında tapınak tıbbına özgü anlayış ve yaklaşım tarzı günümüz tıbbının gözü ile değerlendirilmiştir.

Pergamon AsklepieionuTapınaklarTedavi+6
Tamer Akça
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Doğum salonunda tıp etiğinin gündeme geldiği durumlar

Kendine özgü bir tıbbi birim olarak doğum salonunda diğer birimlerde olduğu gibi tıp etiği ile ilgili-bağlantılı kimi durumlar ortaya çıkmaktadır. Tezimizin amacı bu durumların karşılaşılma sıklıklarını ve önemsenme derecelerini saptamak; dolayısıyla doğum salonunun tıp etiği açısından nasıl bir çalışma ortamı olduğunu ve bu birimde çalışanların nasıl bir mesleki değer sistemine sahip bulunduğunu belirlemektir. Tanımlayıcı tipteki araştırmamız Adana il merkezinde üç resmi hastanenin doğum salonlarında aktif olarak görev yapan çalışmaya katılmayı kabul eden, ebe, hemşire, uzman ya da uzmanlık öğrencisi hekim 87 kişi üzerinde yürütülmüştür. Katılımcılardan veri toplama formunda yer alan 20 ifadenin her biri için hem üçlü Likert ölçeği yoluyla karşılaşma sıklıklarını belirtmeleri hem de 10 üzerinden puan vererek önemseme derecelerini belirtmeleri istenmiştir. Doğum salonunda en sık karşılaşılan sorunlar, gebe-lohusanın tıbbi uygulamayı reddetmesi, ekip içi yetki-işbölümü çatışmalarının yaşanması ve kıdemsiz çalışanlara "angarya" yüklenmesidir. En fazla önemsenen sorunlar ise yenidoğana gereksinim duyduğu tıbbi olanakların sağlanmaması, tıbbi işlemlerin eksik ya da yanlış uygulanması şeklinde malpraktis yapılması ve uzun vardiyalar şeklinde çalışılmasıdır. Doğum salonlarında en sık yaşanan sorun kategorisi özerklik çatışmaları olup yarar sağlayamamak veya zarar vermek üzerinde oluşan ikilemler görece daha az ancak yine de dikkate değer sayıdadır. Doğum salonunda çalışanların en çok yarar sağlama-zarar vermeme dengesiyle ilgili ikilemlere önem vermekte; özerkliğe saygı konusunda belli bir duyarlılıklarının bulunmakla birlikte kimi zaman paternalizme eğilim göstermektedir. İlgili-bağlantılı sorunlar sık yaşanmamakla birlikte adalet ilkesi önemli bir referans kabul edilmektedir.

DoğumEtikTıp etiği
Melike Öztürk
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelerin ve hekimlerin tıbbi eylemlerinde vicdanın rolü: Bir tutum araştırmasıyla birlikte

Vicdan, farklı disiplinler tarafından incelenen temel bir kavramdır ve doğru ve yanlış duygusu" olarak tanımlanmaktadır. Sağlık çalışanları etik çatışma durumlarında, doğruyu yanlıştan ayırt etmelerini sağlayarak kendilerini doğru eylemde bulunmaya yönelten vicdan duygusuna başvurabilmekte ve vicdanı bir rehber olarak kabul edebilmektedir. Tıbbi uygulamalar sırasında sağlık hizmetlerine ilişkin yetersiz kaynaklar, artmış iş yükü, hastaların acı çekmesine tanıklık etme gibi nedenlerle hemşirelerin ve hekimlerin etik sorunlarından kaynaklanan değer çatışmalarıyla karşı karşıya kalması ve sağlık çalışanlarının vicdana ilişkin kimi deneyimler yaşaması söz konusu olmaktadır. Sağlık çalışanları, vicdanlarına uygun biçimde davranarak ahlaki bütünlüklerini korumaya çabalamaktadır. Tez kapsamında yer alan araştırma, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde görev yapmakta olan hemşire ve hekimlerin katılımıyla ve vicdan kavramını nasıl algıladıklarını ve gruplar arasında bir fark olup olmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Örneklem grubu yaşları 20 ile 48 arasında değişen 152 hemşire ile 114 hekimden oluşmaktadır. Veriler vicdana ilişkin 6'lı Likert tipinde ifadelerin bulunduğu bir anket yardımıyla toplanmış, verilerin analizinde tanımlayıcı istatistik yöntemleri uygulanmıştır. Araştırmamızın sonuçlarına göre her iki meslek grubunun vicdanlarına önem verdiği belirlenmiştir. Yaş ve hizmet süresi arttıkça her iki meslek grubunda da vicdana verilen önem artmaktadır. Hemşireler "vicdanımız bizi kendimize zarar vermememiz için uyarır" ve "istediğim gibi davranamazsam vicdan azabı çekerim" ifadelerini, hekimlerde "vicdanım katıdır" ifadesini daha çok benimsemiştir gruplar arasında vicdan algılamaları açısından istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmaktadır. Hekim ve hemşireler etik kararlar için vicdanlarını rehber olarak görmektedir. Vicdanlarına aykırı davrandıklarında stres yaşamaktadır. Sağlık çalışanlarının vicdanlarını nasıl algıladıkları ve hangi durumlarda vicdana dayanan stres yaşadıklarının belirlenmesi gerekmektedir. Anahtar Sözcükler: Vicdan, Etik Karar Verme, Sağlık Çalışanları, Tıp Etiği

DoktorlarDoktorlar-aileHemşireler+6
Sibel Öner Yalçın
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Etik açıdan gebeliğin ikinci trimestr ve sonrasında sonlandırılması kararı: Doğum ve çocuk hekimlerinin tutumlarına ilişkin bir araştırma ile birlikte

İkinci trimestr ve sonrasında gebeliğin sonlandırılması kararı çatışan değerler arasında seçim yapmayı gerektiren zor bir süreçtir. Perinatoloji alanında çalışan hekimler, prenatal tanı yöntemlerinin sonuçları doğrultusunda fetusta var olan ya da olma olasılığı bulunan herhangi bir anomali nedeniyle veya gebenin yaşamını veya yaşam kalitesini tehdit edici durum varlığında gebeliğin sonlandırılmasına karar verme sürecinde, çeşitli etik sorunlar/ikilemler/çatışmalarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı, kapsamında yer alan araştırma ile, ikinci trimestr ve sonrasında gebeliği sonlandırılmasına ilişkin karar verme sürecinde doğum ve çocuk hekimlerinin tutum ve yaklaşımlarını belirleyip tıp etiği açısından değerlendirmektir. Araştırma Mersin'de çalışan 55 doğum ve 55 çocuk hekimi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara uygulanan veri toplama formu sırasıyla "mesleki kimlik bilgileri", "gebeliğin sonlandırılmasına dair etik sorunlar" ve "gebeliğin sonlandırılması kararında referans oluşturma" ve "vakalar" bölümlerinden oluşmaktadır. Verilerin istatistiksel değerlendirmesi Ki Kare testi, Spearman Rank korelasyon analizi kullanılarak yapılmış; istatistiksel anlamlılık düzeyi 0,05'in altı olarak alınmıştır. Araştırmamızın sonuçlarına göre, gebeliğin takibinde birlikte çalışan doğum ve çocuk hekimleri, gebenin/ailenin özerkliğine önem vermekte ve prenatal tanı yöntemlerini güvenilir bulmaktadır. Her iki disipline ait katılımcıların büyük çoğunluğu multidisipliner yaklaşımın uygunluğu yönünde görüş bildirmiştir. Bu bağlamda tek uzmanlık alanın karar vermesi yaklaşımından yavaş yavaş uzaklaşılarak sorumluluğun paylaşılması yoluna gidildiği, böylece daha güvenilir, daha doğru kararların verilebileceği söylenebilir.

DoktorlarEtikGebelik+4
Selda Okuyaz
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de aşı takviminin tarihçesi

Modern aşının tarihi 18. yüzyılda Edward Jenner ve çiçek aşısı (1796) ile başlamış ve Pastör'e kadar (1885 kuduz aşısı) 90 yıl boyunca da başka bir gelişme olmamıştır. Çiçek aşısı ilk olarak Sultan Abdülmecid döneminde Osmanlı Devleti'nde ordu mensupları için zorunlu kılınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile aşılama hizmetleri devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyet Resmi Gazete'sinde 6 Mayıs 1930 yılında yayımlanan Umumî Hıfzıssıhha Kanunu ile hem çocuk hem de yetişkin çiçek aşılaması resmi olarak başlamıştır. Rutin aşılamaya 1937 yılında difteri ve boğmaca aşıları, 1952 yılında BCG aşısı, 1963 yılında çocuk felci (oral polio) aşısı, 1968 yılında tetanoz aşısı, 1970 yılında kızamık aşısı eklenmiştir. Çiçek aşılamasına 1980 yılında hastalığın dünya üzerinden eradike edilmesi nedeniyle son verilmiştir. Ülkemizde 1981 yılında genişletilmiş bağışıklama programı başlatılmıştır. 1998 yılında Hepatit B aşısı, 2006 yılında Kızamıkçık, Kabakulak ve Hib (menenjit) aşıları, 2008 yılında konjuge pnömokok aşısı, 2012 yılında Hepatit A aşısı ve 2013 yılında Suçiçeği aşısı genişletilmiş bağışıklama programına eklenmiştir. Genişletilmiş bağışıklama programında halen toplam 13 hastalığa karşı aşı bulunmaktadır. Bu çalışmada ülkemizde çiçek aşısı ile başlayan aşılamanın tarihte izi sürülmüş, günümüze dek yaşanan gelişmeler ve aşıların tarihçeleri incelenmiştir. Yararlanılan kaynaklar T.C. Resmi Gazete nüshaları, Sağlık Bakanlığı genelgeleri-yönergeleri, sosyal bilimler ve tıp literatürü, tıp tarihi kitaplarıdır. Anahtar Kelimeler: Aşılama, Aşı Takvimi, Pediatri, Türk Tıp Tarihi

AşılamaAşılamaAşılar+7
Orkun Tolunay
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkçe tıp tarihi kitapları (1928-2018): Bir bibliyografya denemesi ve genel okura yönelik olma konusu

Çağdaş dünyada bilim, güvenilir ve saygın bilginin ana kaynağıdır. Her bilimsel disiplinin kendine özgü bir terminolojisi ve dili vardır. Bu durum sıradan insanların bilimsel yazıları anlamasını zorlaştırmaktadır. Popüler bilim, bir tür edebiyat olarak, bu soruna bir çözümdür; bilimsel birikimin halka açık olmasını mümkün kılar. Popüler tarih, popüler bilimin bir alt türü olarak düşünülebilir, ancak onu bağımsız bir alan olarak kabul etmek de mümkündür. Bu genel çerçevede, tıp tarihinin topluma mal edilmesi, bu kendine özgü çalışma alanının konularını öğrenmeye ve anlamaya açılan bir kapı gibidir. Tıp tarihi hakkında farkındalık sahibi olmak insanlara tıbbı ve dolaylı olarak da insanı keşfetme fırsatı sunmaktadır. Bu çalışmada ilk olarak 1928-2018 döneminde yayımlanmış tıp tarihine ilişkin Türkçe kitapların künye bilgileri derlenerek bir bibliyografya taslağı hazırlanmıştır. Daha sonra tıp tarihi kitaplarının genel okura hitap etmesi ve tıp tarihi literatürünün medikososyal arka planı konuları tartışmaya açılmıştır.

BibliyografyaKitaplarTürkçe+2
Utku Keskin
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türk ve Alman masallarında sağlık teması

Anlatmaya dayalı edebi türlerden biri olan masallar, ait oldukları toplumların kültürel değerlerini taşımaktadır ve bu değerler, masal anlatıcıları vasıtasıyla nesilden nesle aktarılıp günümüze kadar gelmiştir. Masallar, bir toplumun hayata bakışını, inançlarını kendine has özelliklerle yansıtmaktadır. Masallarda, yaşam-ölüm, sağlık-hastalık, hastalanma-iyileşme gibi unsurlar yer almaktadır. Çalışmamızda, Alman derleyicilerden Grimm Kardeşler ile Türk derleyicilerden Pertev Naili Boratav, Eflatun Cem Güney, Tahir Alangu, Naki Tezel ve Oğuz Tansel'in derlediği masallar bu unsurlar yönünden incelenmiş ve iki farklı toplumun sağlığa-tıbba-hekime bakışı değerlendirilip karşılaştırılarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya konmuştur.

Alman masallarıMasallarSağlık+4
Müfide Kuvvetli
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Hastane öncesi acil bakım profesyonellerinin mahremiyete ilişkin görüşleri: Adana ili ölçeğinde bir çalışma

Hastane öncesi acil tıp kendine has özellikleri bulunan bir alandır. Oldukça dinamik olan bu alanda sınırları koymak da esasında pek mümkün değildir. Her an farklı bir olguyla farklı bir yer ve farklı bir zamanda karşılaşmak olanaklıdır. Alanın spesifikliği ise eldeki imkanlar ile zor şartlar altında hastaya müdahalede bulunmaktır. Monoton olmayan bu alanda yer alan acil sağlık profesyonelleri asli olan görevlerini yerine getirirken pek çok problemle de baş başa kalmaktadır. Etik ikilemler ve ihlaller ile karşılaşan sağlık profesyonelleri hasta için doğru ve yararlı olanı yapmak için bir çıkış aramaktadır. Çalışmamızın amacı, hastane öncesi alanda görev alan acil sağlık profesyonellerinin hasta mahremiyet konusundaki yaklaşımlarını belirlemektir. Bu amaçla Adana 112 İl Ambulans Servisi'nde aktif olarak görev yapan sağlık profesyonellerine yönelik tanımlayıcı bir araştırma yapılmıştır. Uygulanan veri toplama formunda demografik bilgilere ait 7, alana yönelik ise 17 adet ifade bulunmaktadır. Katılımcılardan bu ifadeleri benimseme derecelerine göre 0-10 arası puan vermeleri istenmiştir. Toplamda 500 adet katılımcının verileri değerlendirilmiştir. Genel olarak; hastane öncesi acil sağlık profesyonellerinin mahremiyet hakkını benimsediği, ancak hayati tehlikenin söz konusu olduğu durumlarda bu hakkın ikinci plana atılabildiği bulunmuştur.

Acil servis-hastaneAdanaGizlilik+3
Fadime Mandal
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir grup diş hekiminin "Türk Dişhekimleri Birliği Dişhekimliği Meslek Etiği Kuralları" Hakkındaki Görüşleri

Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) Dişhekimliği Meslek Etiği Kuralları 2012 yılında hazırlanmış, 2015 ve 2018 yıllarında güncellenmiştir. Bu kurallar bir yandan diş hekimlerinin mesleki değerlerini ifade ve ilan diğer yandan mesleğin icrasında etiğe uygun davranmaya rehberlik etmeye yöneliktir. Tez çalışması çerçevesinde yürütülen nitel araştırmanın amacı meslek etiği kurallarının alanda ne ölçüde tanındığını ve benimsendiğini saptamaktır. Bu çerçevede farklı mesleki birikime ve farklı mesleki bakış açısına sahip 18 diş hekimi ile genel olarak etik ve meslek etiği özel olarak TDB Dişhekimliği Meslek Etiği Kuralları hakkında yarı yapılandırılmış soruların kullanıldığı yüz yüze görüşmeler yapılmış, toplanan veriler tematik içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Katılımcılardan gelen cevapların içerdiği bilgiler ve görüşler değerlendirilerek üç bağlam, 10 ana tema ve 96 tema oluşturulmuştur. Birinci bağlam olan diş hekiminin etik ve meslek etiği algısı, dört ana tema altında 44 tema; ikinci bağlam olan diş hekimliği etiğinin kapsamı, dört ana tema altında 27 tema; üçüncü bağlam olan TDB Diş Hekimliği Meslek Etiği Kuralları metni, iki ana tema altında 25 tema, içermektedir. Araştırma, etik konusunda eğitimle edinilmiş bilgi ve kavramsal netlik bulunmadığını; meslek yaşamında karşılaşılan etik sorunların hukuki-idari-sosyal-ekonomik sorunlardan tam olarak ayırt edilemediğini ve bunlarla baş etmede zorluk çekildiğini; TDB Dişhekimliği Meslek Etiği Kuralları'nın yeterince tanınmadığını ve pratiğe daha fazla yansıyacak şekilde gözden geçirilmesine yönelik bir beklenti bulunduğunu göstermektedir. Sonuç olarak genelde diş hekimliği camiası için farklı meslek etiği eğitimleri düzenlenmesi özelde TDB Dişhekimliği Meslek Etiği Kuralları'nı tanıtacak ve pratiğe yansımasını arttıracak etkinlikler yapılması gereksinimi ve beklentisi bulunmaktadır. Tez çalışmasının bu gereksinimi ve beklentiyi karşılama noktasındaki Türk Dişhekimleri Birliği'nin meslek etiği konusundaki çalışmalarına katkı sağlayacağı umulmaktadır.

Süleyman Dilek
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Tıbbi malpraktis: Ulusal Tez Merkezi'ndeki lisansüstü tezler üzerinde bir inceleme

Geçmişi binlerce yıl öncesine dayanan bir konu olan tıbbi malpraktis, günümüzde sağlık ve hukuk gibi meslek disiplinlerinin konularından biri olması, etik ve hukukla yakından ilişkili olması nedeniyle, geniş bir yelpazede irdelenmesi gereken bir konudur. Bu çalışmada literatürde karşımıza çıkan ve tıbbi malpraktisin tanımında kullanılan tıbbi hata, tıbbi malpraktis, komplikasyon gibi farklı kavramların tanımlanması ve Ulusal Tez Merkezi'nde bulunan tezlerin sistematik olarak incelenmesiyle tıbbi malpraktisin akademik yazındaki yerinin ele alınması amaçlanmıştır. Bu çalışma retrospektif, tanımlayıcı ve derleme yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Veri toplama aracı olarak tıbbi malpraktise ilişkin belirlenmiş olan anahtar kelimeleri içeren ve Ulusal Tez Merkezi'nde yayımlanmış olan lisansüstü tezler incelenmiştir. Çalışmada elde edilen verilerin doküman analizi yapılarak incelenmiştir. İstatistiksel olarak sayı ve yüzde değerleri kullanılmıştır. Ulusal Tez Merkezi'nde tıbbi malpraktise ilişkin belirlenen anahtar kelimelerle (Tıbbi hata, Malpraktis, Tıbbi malpraktis, Tıbbi uygulama hatası, Uygulama hatası, Hatalı uygulama, Hatalı tıbbi uygulama, Hatalı tıbbi müdahale, Kötü uygulama, Komplikasyon) yapılan taramalarda, en erken rastlanılan tezin tarihi olan 2000 yılından itibaren 2022 yılı sonuna kadar kayıtlı 350 adet tez çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma kapsamına alınan 350 adet tez; türlerine, araştırma yöntemlerine, yayın yıllarına ve yazarlarının alanlarına göre incelenmiştir. Çalışmada alanların tıbbi malpraktise yönelik ilgileri incelendiğinde hemşirelik alanında 91, hukuk alanında 86 ve sağlık yönetimi alanında 71 adet tez yazıldığı tespit edilmiştir. Tıp Tarihi ve Etik alanında altı adet tez bulunmaktadır. Çalışmada; tıbbi malpraktise daha fazla ilgi duyan akademik alanların hemşirelik, hukuk, sağlık yönetimi ve adli tıp olduğu tespit edilmiştir. Yüksek risk grubundaki cerrahi branşların ise tez çalışmalarında bu konuya ilgilerinin çok düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hasta güvenliği, lisansüstü tez, tıbbi hata, tıbbi malpraktis, tıp etiği

DeontolojiHasta güvenliğiHasta hakları+6
Aykut Yasdı
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk psikanaliz tarihinde bir öncü: Prof. Dr. Ulviye Etaner

Bu tez çalışması, Prof. Dr. Ulviye Etaner'in Türk psikanaliz tarihi içindeki öncü ve özgün konumunu belirlemeyi amaçlamaktadır. Psikanaliz formasyonunu Berlin Psikoterapi Enstitüsü'nde tamamlayan Etaner, Türkiye'deki psikanalitik eğitim çalışmalarına İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı bünyesinde başlamıştır. Etaner'in psikanalitik eğitim çalışmalarını akademiyle sınırlı tutmayıp psikanaliz formasyonunu amaçlayan ilk kurum olan Murat Şefik Etaner Psikoterapi Eğitim Vakfı'nı (MEPEV) inşa etmiş olması tarihsel bir değer taşımaktadır. Nitekim MEPEV 1990'lı yıllarda Türkiye'de IPA bağlantılı örgütlenmenin dayandığı en önemli adreslerden biri olmuştur. Tez çalışması içinde Prof. Dr. Ulviye Etaner'in biyografisi, Türkiye'de psikanalize yaptığı katkıya odaklanılarak açımlanmış, Türk psikanaliz tarihi içindeki özgün konumu önemli tarihsel süreçler bağlamında ve diğer öncü isimlerin katkılarıyla birlikte karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Bu amaçla, öncelikle, dünya ve Türk psikanaliz tarihiyle ilgili litaratür gözden geçirilmiş, Etaner'in psikanalitik kariyeri ve akademik hayatı, ilgili literatür kaynaklarından, eğitsel ve mesleki hayatına dair arşiv belgelerinden, akademik yayınlarını içeren veri tabanlarından, kendisiyle ve yakınında bulunmuş kişilerle yapılan sözlü tarih görüşmelerinden hareketle tespit edilmiştir. Bulgular, Etaner'in Türk psikanaliz tarihi içindeki öncü ve özgün konumunu destekleyen önemli veriler içermektedir. Tez çalışması, Türk psikanaliz tarihini bütünlüklü olarak ele alan, Türkçe literatürde yayınlanmış ilk çalışma özelliği taşımaktadır.

PsikanalizPsikiyatriPsikoterapi+2
Hakan Kızıltan
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemisi ile mücadelede halk sağlığı alanındaki alınan önlemlerin orantılılık ilkesi bağlamında normatif analizi ve etik açıdan değerlendirilmesi

Dünya tarihinde farklı bir yere sahip olacak olan COVID-19 Pandemisiyle mücadelede aynı zamanda birçok etik soru ve sorunlar ortaya çıkmıştır. Bunlardan en önemlilerinden biri pandemiyle mücadele sırasında alından tedbirlerin bireysel hak ve özgürlükleri kısıtlaması ya da ihlal etmesidir. Bireyin ve toplumun sağlığını korumaya yönelik bu önlemler her ne kadar yüksek değerlere sahip olan amaçlara hizmet etseler bile, sınırsız bir meşruiyet hakkına sahip değillerdir. Salgının yayılmasına ve özellikle ilk dönemlerde can kaybını önlemeye yönelik bu önlemlerin verimli ve etkili olması kadar, temel hak ve özgürlükleri ihlal etmemesi ya da mümkün olan en az düzeyde kısıtlaması önemlidir. İşte tüm bu değişkenler arasında kabul edilebilen ve gerekli bir dengenin kurulması ancak pandemi döneminde özellikle halk sağlığı etiği alanında ön plana çıkan orantılılık ilkesiyle mümkündür. Bu yüksek lisans tezi yukarıda bahsedilen çerçeve içerisinde orantılılık ilkesine odaklanmaktadır. Bu çalışmada orantılılık kavramı hem farklı düşünce geleneklerinde tarihi süreç içerisinde incelenmiş, hem de felsefi teorilerdeki yeri araştırılmıştır. Bu araştırmalar daha çok normatif bir düzlemde gerçekleştirilirken, çalışmamızda aynı zamanda nicel bir analizle mevcut literatürde orantılılık ilkesinin hangi anlam ve içeriklerde ve hangi bağlamlarda kullanıldığı da sorgulanmış ve değerlendirilmiştir. COVID-19 pandemisi kapsamında gerçekleştirilen kapanma, karantina ve izolasyon önlemlerinin genel olarak fayda ve zararları irdelenerek, bu önlemler orantılılık ilkesinin içerdiği kriterlere göre değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede daha önce farklı ülkelerde gerçekleştirilmiş olan empirik çalışmaların sonuçlarından yararlanılmıştır. Bu tez çalışmasında hem tıbbi hem de bilimsel anlamda farklı süreçleri içeren COVID-19 Pandemisinde birçok belirsizliğe rağmen orantılılık ilkesinin neden alınan önlemlerde her daim kullanılması gereken bir ilke olduğu bilimsel bir çerçeve içerisinde ortaya konmuştur. Aynı zamanda konuyla ilgili argümanlar somut hale getirilmiştir. Diğer taraftan etik analiz sonucu pandemi sürecinde önemli etkenlerin değişebilmesinden dolayı orantılılık ilkesinin uygulanmasının neden sürekli güncellenmesi gerektiği argümanlarıyla açıklanmıştır.

COVID 19Halk sağlığıKarantina+4
Ayşenur Daldaban Berberoğlu
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hekimler ve hastaların cerrahi kliniğinde aydınlatılmış onam sürecinde yaşadıkları deneyimler: Fenomenolojik bir çalışma

Tıp etiğinin temel ilkelerinden özerkliğe saygı ilkesinin tıp pratiğine yansımasını sağlayan aydınlatılmış onam öğretisidir. Aydınlatılmış onam, hastanın kendisine uygulanacak tanı ve tedavi yöntemlerinin kapsamını, yararlarını, risklerini ve varsa alternatif yöntemlerini bilerek önerilen tıbbi uygulamayı kabul etmesidir. Hekimler ve hastalar aydınlatılmış onam sürecine farklı anlamlar yükleyerek yaşantılamaktadır. Bu tez çalışmasında, hekimlerin ve hastaların aydınlatılmış onam sürecini nasıl deneyimledikleri, süreçte karşılaştıkları değer sorunları ve değer çatışmalarının belirlemesi amaçlandı. Araştırma, Akdeniz Üniversitesi Kalp Damar ve Göğüs Cerrahisi kliniklerinde çalışan hekimler ve ameliyat edilen hastalarla yürütülmüştür. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılarak, amaçlı ve ölçüt örnekleme yöntemleriyle 12 hasta ve 10 hekim ile görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonuçları MAXQDA-2024 programına aktarılmış ve bu program vasıtasıyla nitel araştırma tekniklerinden tümevarım analizi tekniği aracılığıyla kodlamalar yapılmıştır. Analiz sonucunda araştırmada 3 tema ve 8 kategori oluşturulmuştur. Hekimler ve hastaların aydınlatılmış onam sürecine yükledikleri anlamlar ve bu süreçte karşılaştıkları etik sorunlar belirlenmiştir. Araştırmada hastaların aydınlatılmış onam sürecinde yaşadıkları deneyimlerinden çıkarılan sonuçlar; hastaların beklentilerinin hekimlerin etkin bir iletişim süreci yönetebilmesi, bilgilendirme sırasındaki yaklaşımı ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Aynı şekilde, hekimler de sürecin sağlıklı işlemesinde hastaların bilgi düzeyi, kültürel arka planı ve tutumlarının etkili olduğunu ifade etmişlerdir. Bu araştırma, hekim ve hastaların aydınlatılmış onam sürecini farklı algıladığını, ancak iyi iletişimle etkin ve etik unsurlarla güçlendirilerek kurulmuş bir sürecin çok önemli olduğunu, hastaların haklarını desteklediği kadar hekimlerin de mesleksel motivasyonunu artıracağını göstermiştir. Bu araştırma sonuçlarının tıp etiği alanında yapılacak gelecekteki araştırmalara katkı sağlaması ve sağlık hizmeti paydaşlarının aydınlatılmış onam süreci ile ilgili etik farkındalığının artırılmasına yararlı olması beklenmektedir.

Kübra Erdoğan
Akdeniz University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveynin aşı reddi tutumunun başlıca etik teoriler üzerinden normatif analizi

Tarihte aşısı bulunmadan önce birçok bulaşıcı hastalık, milyonlarca insanı hayattan koparmış ve bundan en çok çocuklar etkilenmiştir. Çiçek hastalığı, salgın hâline gelince bu durumun önüne geçmek ve insanları hayatta tutabilmek için birtakım teknikler geliştirilmiş ve sonunda modern aşılamaya geçilmiştir. Ancak bu çabalara ve bilimsel gelişmelere rağmen aşıya karşı muhalif sesler hiç susmamıştır. Toplumsal bağışıklık elde edildikçe, ebeveynlerin dikkati aşıların yan etkilerine çevrilmiş bunun yanında felsefi ve dini argümanlara komplo teorileri de eklenerek aşıya karşı direnç artmıştır. Bir yandan özgürlükler bağlamında ebeveynin çocuğu hakkında karar verici statüde olması diğer yandan aşısızlığın neden olabileceği salgından toplumun zarar görebilme ihtimali ortaya etik ikilemler çıkarmıştır. Son yıllarda artan aşı karşıtlığı sebebiyle ABD'de ve Avrupa'da görülen kızamık salgınları sonucu çocukluk çağı aşılarına bazı zorunluluklar ya da cezalar getirilmiştir. Bu çalışmada, aşı karşıtı hareketler tarihi süreci içerisinde incelenmiş, günümüzdeki aşı karşıtlığı argümanlarına yer verilmiştir. Tamamen normatif bir çalışma olan bu doktora tezinde, tıp etiğinde en sık başvurulan etik teorilerin sahip olduğu argümanlara göre ebeveynin çocukluk çağı aşılarını reddi tutumu etik açıdan analiz edilmiştir. Bu etik teorilerin kurucularının siyaset felsefesi görüşlerine de girilerek çocukluk çağı aşılarının zorunluluğu sorgulanmıştır. Ebeveynlerin çocukluk çağı aşıları reddi tutumunun ahlaki olarak meşru olup olmadığı etik kuramlara başvurularak gerekçelendirilmiş ve çalışmanın sonunda önerilerde bulunulmuştur.

Ana-babaAna-baba tutumuAşı reddi+6
Merve Erdem
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Neonatolojide tedavi sınırlandırma ya da geri çekme kararlarında ebeveyn yaklaşımlarını belirleyen faktörler-istanbul'da bir nitel araştırma

Ülkemizde yenidoğan bebekler için yaşam sonu kararların nasıl ve kimler tarafından verildiğine dair bilgilerin etik bakış açısıyla bir araya getirilmesine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Bu ihtiyacın giderilebilmesi için ―Türkiye'de ebeveynler ağır hasta olan yenidoğan bebekleri için karar verme sürecinde hangi karar verme mekanizmaları, duygular, değer yargıları, dini inançlar rol oynamaktadır‖ sorusunu araştıran doktora çalışması yapılmıştır. "Türkiye‟de ebeveynlerin yaşamın sonunda olan yenidoğan bebekleri için karar verme süreçleri bir çok faktörden etkilenebilen ve ebeveynler arasında benzerlikler gösteren davranış yapıları içermektedir. Bu süreç içerisinde ebeveynlerin daha kaliteli bir şekilde bilgilendirilmeleri, gerektiğinde kendilerine etik danışmanlık, psikolojik destek ve manevi destek imkanı sunulması verilen kararlarda etik açıdan kabul edilebilen mutabakatın sağlanmasına katkıda bulunacaktır‟‟ hipotezini destekler nitelikte bir sonuca varılmıştır.

MenfaatNeonatolojiTedavi+4
Tutku Özdoğan
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Soy hattına yönelik genetik müdahale karşıtı etik argümanların reflektif analizi

Soy hattına yönelik genetik müdahale (SHYGM) biyomedikal etik disiplinin son yıllarda en çok tartıştığı konulardan biri olmuştur. SHYGM'ye yöneltilen en önemli itirazlar çoğunlukla metafizik temelli olup, bu teknolojinin kalıtsallığı, tersine çevrilemezliği, insanlık şerefi ve insan doğası üzerindeki olası olumsuz etkileri ve kişisel özdeşliği etkileyeceği gibi iddiaları bulunmaktadır. Bu tez çalışmasının amacı SHYGM teknolojisine yöneltilen bu özcü metafizik temelli argümanları, dünya ile eş zamanlı olarak, reflektif bir şekilde analiz etmek ve bir sonuca ulaşmaktır. Bu amaç doğrultusunda kavramsal alt yapıya da yer verilerek, genetiğin tarihinden itibaren, genetikten epigenetiğe doğru paradigmatik sıçramaya kadar olan süreç derinlemesine bir şekilde değerlendirilmiştir. Konu hakkındaki etik argümanlara, hukuki metinlere, yönetişimsel raporlara ve teolojik görüşlere de yer verilmiştir. Bulguların reflektif bir şekilde değerlendirilmesinden sonra, soy hattına yönelik genetik müdahaleye yöneltilen özcü metafizik itirazların, mevcut halleriyle, SHYGM'nin yasaklanmasını ahlaken gerekçelendirilemeyecekleri savunulmuştur.

BiyoetikEpigenez-genetikEtik+7
Maide Barış
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2021
10
Master'sOpen AccessTR

Yahudi, hristiyan ve müslüman kadınların hasta haklarından olan beden mahremiyetine yaklaşımları üzerine bir araştırma

Temel insan haklarının uygulanmasına yönelik talepler her geçen gün artmaktadır. Mahremiyet hakkı da talep edenin insan olması dolayısıyla temel bir insan hakkıdır. Sağlık hizmetleri söz konusu olduğunda mahremiyet taleplerinin olmadığı bir alan düşünülemez. Bireylerin mahremiyet beklentilerinin arka planında ise hukuk, sosyoloji, psikoloji, kültür ve din gibi belirleyenler bulunmaktadır. Mahremiyet hakkının ihlal edilmesi kişilerin onurlarının kırılmasına sebep olmakta ve insan haklarının kullanımını engellemektedir. Sağlık hizmetlerinde; bilgi mahremiyeti, beden mahremiyeti ve mekan mahremiyeti olmak üzere üç temel mahremiyet türü bulunmaktadır. Psikolojik mahremiyet, sosyolojik mahremiyet, bilişsel mahremiyet gibi türler eklense de bunlar daha çok bu üç temel mahremiyet türünün kapsamında değerlendirilebilir.Kişilerin izin alınmadan özel alanlarına girilmesi ve bilgilerinin paylaşılması hukukun yanı sıra tıp etiği açısından da doğru bulunmamıştır. Bu araştırma kapsamında tıpta beden mahremiyeti konusu ele alınmıştır. Çalışmanın amacı aynı hukuki, sosyolojik, kültürel ortamda yaşayan fakat farklı dinlerdeki insanların sağlık hizmetlerinde beden mahremiyeti taleplerinin arka planında hangi belirleyenin olduğunu tespit edebilmektir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden çoklu durum deseni kullanılmış, araştırmanın verileri yarı-yapılandırılmış mülakatlar yoluyla elde edilmşitir. Çalışma kapsamındaki literatür taranmış, yapılan saha çalışması sonrasında bulgular elde edilmiştir. Saha çalışmasından elde edilen bulgular MAXQDA 2020 programı yardımıyla içerik analizine tabi tutulmuştur. Bu çalışmanın ışığında katılımcıların bir kısmının mahremiyetin arka planında dinin etkisi olduğuna vurgular yaptığı saptanmıştır. Katılımcıların tamamı kültürün mahremiyet algısını etkilediğini düşünmektedir. Sonuçta mahremiyet algısında kültürün etkisinin daha fazla üzerinde durulan bir konu olduğu ortaya çıkmıştır. Yine mahremiyetin kişiden kişiye değişen yapısına vurgu yapılmıştır. Sağlık hizmetlerinde kültürel mahrem sınırların belirlenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

DinEtikHasta hakları+7
Meryem Öztürk
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Filles de la Charité, on dokuzuncu yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nda hayırseverlik ve sağlık

Bu tez, Filles de la Charité (Hayırseverlik Kızları) ismiyle anılan Fransız Katolik rahibelerin 1839 ve 1918 yılları arasında İstanbul'da vermiş oldukları sağlık hizmetlerini konu etmektedir. Çalışma için Başbakanlık Osmanlı Arşivleri belgeleri ve cemaatin yıllıkları olan Annales de la Congrégation de la Mission'un ilgili tarihlerdeki sayıları birincil kaynak olarak kullanılmış; toplumsal cinsiyet, misyonerlik, hayırseverlik ve geç Osmanlı tarihine ilişkin literatür temel alınmıştır. Çalışma, 19. Yüzyıl'da İstanbul'da pek çok önemli sağlık kurumunda bulunmuş olmalarına karşın çok az sayıda yayında varlık göstermiş olan cemaat rahibelerinin faaliyetlerinin detaylı bir incelemesini sunmayı ve kadın misyonerler ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki etkileşimlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Çalışmada cemaatin Fransa'da kuruluşunu ve Osmanlı topraklarında yayılmasının arka planını oluşturan siyasal, tarihi ve toplumsal etmenler tartışılmakta ve İstanbul'da rahibelerin kurmuş oldukları ya da doğrudan idare etmiş oldukları kurumlara ilişkin elde edilen bilgilere yer verilmektedir. Tezde hastane ve dispanser hizmetlerine odaklanılmakla beraber kimsesiz çocukların bakımı ile eğitim etrafında şekillenen hayır işlerine ilişkin elde edilen veriler de aktarılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler; Osmanlı İmparatorluğu'nda sağlık alanındaki ihtiyaçların karşılanabilmesi için kurulan siyasi dengelerin tarihsel ve kültürel kodlarla şekillenmesi açısından değerlendirilmiş ve İstanbul'un yüzyıl boyunca geçirmiş olduğu salgın, doğal afetler ve savaşların sağlık yarattığı acil durumlar sonucunda rahibelerin hem kendi kurumlarında hem de kendi kurumlarının haricinde pek çok geçici ve sabit Osmanlı kurumunda da hizmet vermelerinin Osmanlı yetklileri tarafından gördüğü desteğin boyutları ve sınırları tartışılmıştır.

Cinsel kimlikFransaHayırseverlik+6
Ceren Gülser İlikan Rasimoğlu
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
10
DoctorateOpen AccessTR

Osmanlı tıbbında ilk bahname örneği; Musa B. Mesud'un bahname tercümesi ve modern üroloji açısından değerlendirilmesi

"Cinsel arzu, şehvet" anlamındaki Arapça "bâh" ile "kitapçık, risale" anlamındaki Farsça "nâme" kelimelerinden oluşan "bâhnâme;" genel olarak cinsellik, cinsel yaşam, cinsel istek/işlev bozuklukları ile bu husustaki koruyucu, destekleyici ve tedavi edici uygulamaları konu alan monografileri adlandırmak için kullanılagelmiş olan tarihi bir terimdir. Bahnameler İslam kültür dairesine ait tıp müktesebatının/külliyatının önemli bir bölümünü oluştururlar. Sosyal açıdan değerlendirildiğinde de bahnamelerin en önemli amacının sağlıklı cinsel davranış ve uygulamaların öğretilmesiyle evlilikte mutluluğun ve doyumun sağlanması olduğu söylenebilir. Anadolu'da Türkçe olarak kaleme alınmış ve "bahname" olarak nitelendirilebilecek ilk eserler XIV. yüzyıla ait olup Arapça ve Farsça yazılmış daha önceki bahnamelerin tercümeleridir. Bilinen ilk örnek Saruhanoğlu Yakub b. Devlet adına, Nasirüddin-i Tûsî'ye izafe edilen Farsça "Bahname-i Padişahi"den yapılan tercümedir. Aynı eserin Musa b. Mesud tarafından II. Murad için yapılan tercümesi Osmanlılarda bilinen ilk bahnamedir (XV. yy.). Daha sonra telif niteliğindeki örnekler de ortaya çıkmıştır. İlk dönemlerde bilimsel, tıbbi bilgiler içeren bahnameler XVI. yüzyıldan itibaren erotik, kimi zaman da pornografik kitaplara dönüşmüştür. Türk–İslam kültür dairesine ait tıp külliyatının önemli bir bölümünü oluşturmalarına ve dolayısıyla Osmanlı tıbbında da çok sayıda örneği olmasına mukabil, bahnameler bugüne kadar ülkemizdeki tıp tarihi çalışmalarında yeterince incelenmemiştir. Çalışmalar bahnameler hakkında genel bilgiler vermekle ve metin transkripsiyonu ve dil sadeleştirmesiyle sınırlı olup herhangi bir bahname metninde yer alan bilgilerin günümüz tıp, seksoloji ve üroloji/androloji bilgi birikimi ışığında tetkik ve analizine girişilmemiştir. Bu tez çalışmasında bu doğrultuda Musa b. Mesud'un II. Murad için yapmış olduğu ve Osmanlılardaki ilk bahname olarak bilinen tercüme çalışması, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Kütüphanesi'ndeki el yazması nüsha kullanılarak incelenmiştir. Önce Genel Bilgiler bölümünde bahname kavramı, bahnamelerin tarihçesi, genelde Osmanlı İmparatorluğu'nda bahnameler ve özelde Musa b. Mesud'un tercümesi hakkındaki mevcut bilgiler derlenmiştir. Daha sonra Bulgular bölümünde eldeki Osmanlıca metin transkribe edilerek sunulmuştur. Tartışma bölümünde ise, metin boyunca verilen bilgiler ve tavsiyeler, günümüz seksoloji, üroloji ve androloji bilgi birikimi çerçevesinde irdelenmiş ve yorumlanmıştır. Metindeki ıstılahlar açıklanarak oluşturulan bir sözlük ve orijinal el yazması nüshanın konuya vakıf okuyucuların yararlanabilmesi amacıyla hazırlanmış olan bir kopyası da tezin sonuna eklenmiştir.

BâhnâmeCinsellikKitaplar+2
Muhammet İhsan Karaman
İstanbul University · Institute of Health Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi'ndeki akademisyenlerin etik algısının değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapmakta olan akademisyenlerin etik algısının değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Bu araştırma, tanımlayıcı nitelikte bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini, Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan 440 akademisyen (Prof. Dr., Doç. Dr., Dr. Öğr. Üyesi, Araştırma Görevlisi) oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemi ise güç analizi ile 120 olarak belirlenmiştir. Toplamda 123 veri toplanmıştır. Veriler, Temmuz-Ekim 2021 tarihleri arasında akademisyenler ile yüz yüze görüşülerek, kişisel bilgi Formu ve akademik etik değerler ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ile Kolmogorov Smirnov Testi, Levene testi, Mann Whitney Testi, ANOVA, Duncan Testi, Kruskal Wallis Testi ile yapılmıştır. Yanılma düzeyi ise p<0.05 anlamlı olarak alınmıştır. Bulgular: Katılımcıların %47.2'sinin araştırma görevlisi, %50.4'nün 5 yılın üzerinde çalıştığı, %34.1'in 31-40 yaş aralığında olduğu, %65'i klinik deneyime sahip, %74'ü ulusal alanda makale yayını olduğu, kendi ifadelerine göre %73.2'sinin akademik etik hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu ve %69.9'unda etik dışı davranışı şikayet edeceği, %14.6'sının etik ihlal ile karşılaştığı saptanmıştır. Katılımcıların etik değerler algısı ortalaması 196.76 ± 16.27 (max: 260; Min: 155)'dir. Sonuç: İnönü Üniversitesini Tıp Fakültesinde görev alan akademisyenlerin etik algısıyla; cinsiyet ve karşılaşılan etik ihlali türleri arasında anlamlı farklılık olmadığı fakat yaş, klinik deneyim durumu, görev süresinde Akademik Etik Değerler Ölçeği alt boyutlarında gruplandığı zaman anlamlı farklılıklar olduğu, etik dışı davranışı şikayet etme, unvan, akademik etik hakkında bilgi, ulusal-uluslararası makalesi olma durumları arasında anlamlı farklılıklar olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademisyen, Tıp Fakültesi, Etik Algısı

AhlakAkademik personelAlgı+3
Sibel Kaynak
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Yoğun bakımda çalışan doktor ve hemşirelerin yoğun bakıma özgü etik konulardaki yaklaşımlarının etik duyarlılıkla ilişkisi

Yoğun Bakım Ünitelerinde Çalışan Doktor ve Hemşirelerin Etik duyarlılık Düzeylerinin Yoğun Bakıma Özgü Etik Konulardaki Yaklaşımlarının Etik Duyarlılıkla İlişkisi Amaç: Yoğun bakım ünitelerinde görev yapan doktor ve hemşirelerin etik duyarlılık düzeylerinin yoğun bakıma özgü etik konulardaki yaklaşımlarının etik duyarlılıkla ilişkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Meteryal ve metot: Tanımlayıcı nitelikte bir araştırmadır. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde yoğun bakımlarda çalışan doktor ve hemşireler çalışmanın evrenini oluşturmaktadır. Örneklem seçim yöntemine gidilmeyerek dahil edilme kriterlerine uyan tüm doktor ve hemşireler araştırmanın örneklemini oluşturdu. Toplamda 144 doktor ve 144 hemşireye ulaşıldı. Araştırmanın verileri Kişisel bilgi formu, Yoğun Bakıma Özgü Konulara Yaklaşım Anketi ve Ahlaki Duyarlılık Anketi (ADA) ile elde edildi. Veriler medyan (min-maks), ortalama (standart sapma) ve sayı (%) ile verildi. Normal dağılıma uygunluk Shapiro-Wilk testi ve Kolmogorov-Smirnov testi ile yapıldı. Analizlerde Mann-Whitney U testi ve Kruskal Wallis testi uygun olan yerlerde kullanıldı. Çoklu karşılaştırmalarda Kruskal Wallis testi için Conover testi kullanıldı. p<0.05 değeri istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. Bulgular: Ahlaki duyarlılık anketi puan ortalaması 67.13 ± 22.01 olarak belirlendi. Ölçeğin alt boyutlarından alınan puanlar incelendiğinde bütüncül yaklaşım alt boyutu puan ortalaması 10.53 ± 4.16, yarar sağlama alt boyutu puan ortalaması 9.31 ± 4.29, uygulama alt boyutu puan ortalaması 7.91 ± 4.03, oryantasyon alt boyutu puan ortalaması 6.88 ± 3.66, çatışma alt boyutu puan ortalaması 8.89 ± 3.12, otonomi alt boyutu puan ortalaması 14.91 ± 5.22 olarak belirlendi. Sonuç: Çalışmamıza katılan doktor ve hemşirelerin ahlaki duyarlılık düzeyleri yüksek bulunmuştur. Çalışmaya katılanlardan 36 yaş ve üzeri olanların ahlaki duyarlılık düzeyleri diğer yaş gruplarına göre, erkeklerin kadınlara göre, doktorların hemşirelere göre, cerrahi birimlerde çalışanların dahili birimlerde çalışanlara göre, Etik eğitim alanların almayanlara göre ahlaki duyarlılıkları daha yüksek bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Etik Duyarlılık, Etik Yaklaşım, Hemşirelik Etiği, Kritik Hasta Bakımı, Tıp Etiği, Yoğun Bakım Hekimliği, Yoğun Bakım Hemşireliği

DoktorlarEtikEtik duyarlılık+6
Aybüke Kübra Çelik
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
20