
6
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Cumhuriyet Döneminde din politikası ve din-siyaset ilişkisi (1946-1960)
Bu araştırmada, 1946-1960 döneminde Türkiye'de çok partili hayata geçiş politikaları ve bu süreçte din-siyaset ilişkisinin gelişimi doküman analizi yöntemiyle incelenmiştir. İlgili kişi, kurum ve olayları ele alan birincil kaynaklardaki yazılı ve görsel materyallerin içeriği çözümlenerek din ve siyaset arasındaki bağıntı yorumlanmıştır. Bu inceleme, 1946-1960 dönemine ait Meclis Tutanakları, Meclis konuşmaları, kanunlar, parti kongreleri tartışmaları, seçim mitingleri, gazete haberleri biyografiler ve süreli mecmua yayınlarına dayanmaktadır. Çalışma temel olarak siyaset ve din arasındaki ilişki ve etkileşimleri kapsamında tek partili ve çok partili dönem iktidarlarının politikalarına dayanarak hazırlanmıştır. Din-siyaset ilişkisinin boyutları Cumhuriyet dönemi politikalarının dönemsel farklılaşmasına göre incelenmiştir. Yönetimsel dönüşüme bağlı değişimler üç bölümde ele alınmıştır. İlk bölümde, Osmanlı Devleti'nde yenilik hareketlerinin doğuşu olarak kabul edilen "Tanzimat" döneminden Cumhuriyet'in ilk yıllarına din ile devlet arasındaki münasebet küresel olaylarla ilişkilendirilerek incelenmiştir. Yeni bir Türk Devleti'nin kurulması ve Dünya Savaşlarının din ve laikleşme konusundaki politikalara olan yansımaları değerlendirilmiştir. İkinci bölümde, çok partili hayata geçiş ve Demokrat Parti'nin (DP) kuruluşuyla dinin siyasi hayattaki konumunun dönüşümü tartışılmıştır. Üçüncü bölümde DP'nin muhalefetten iktidara gelişiyle birlikte demokratik düzene geçiş çabalarının din-siyaset ilişkisine olan etkileri incelenmiştir. Yukarıda üç bölümde yapılan incelemeden 1946-1960 arasındaki süreçte yaşanan düşünsel dönüşüm ve siyasi olayların din ve siyaset arasındaki ilişkinin yumuşamasında önemli rol oynadığı sonucuna varılmıştır. Çok partili hayata geçişle birlikte siyasi rekabet artmış ve bu rekabette avantaj elde edebilmek için Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren siyasi otoritenin kontrolü altında tutulan dine yönelik tutumda yumuşamaya gidilmiştir.
Romanya'da Türkçe matbuat: Türk Birliği Gazetesi (1930-1939)
Bir ülkede ana unsur olarak yaşayanların basınla ilişkisi ile bir ülkede azınlık olarak yaşayan bir topluluğun basınla ilişkisi birbirinden farklıdır. Azınlık durumunda yaşayan toplulukların basın yoluyla kimliklerini muhafaza etmeye ve kültürel yapılarını korumaya öncelik vermeleri, mensuplarını da bu konuda bilinçlendirmeye gayret göstermeleri beklenir. 93 Harbi olarak da bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra Romanya'nın bağımsızlığını kazanmasıyla yüzyıllardır bu topraklarda yaşayan Türkler azınlık konumuna düşmüşlerdir. Bu durum, bölgede yaşayan Türkleri sosyolojik, psikolojik, siyasî ve ekonomik açılardan derinden etkilemiştir. Yeni kurulan Romen devleti Dobruca'yı "Romenleştirme" çalışmalarına hız vermiş, çıkardığı kanunlarla Türklerin topraklarını ellerinden almış ve bu topraklara Ulahları yerleştirmiştir. Aşırı milliyetçi özellikleriyle bilinen Ulahlar, tutum ve davranışlarıyla Türkleri rahatsız etmişlerdir. Bu gelişmeler, Romanya'daki Türkler arasında Anadolu'ya göç etme düşüncesini güçlendirmiştir. Türklerin bir bölümü en kısa sürede Türkiye'ye göç etme fikrini savunurken, bir bölümü ise doğdukları toprakları terk etmeyerek, anavatanla da temaslarını koruyarak Romanya'da millî mevcudiyetlerini sürdürmeleri gerektiğini savunmuştur. Azınlık konumuna düşen Romanya Türkleri, hızlanan "Romenleştirme" politikaları karşısında millî kimliklerini ve kültürlerini korumak için arayış içerisine girmişlerdir. Bu arayışlar çerçevesinde, özellikle II. Meşrutiyet sonrasında Dobruca'da cemiyetleşme ve matbuat faaliyetlerinin arttığı görülmektedir. Bu cemiyetlerin çoğunlukla Jön Türklerin fikirlerinden etkilenen öğretmenler tarafından kurulduğu ve "Tamîm-i Maarîf" veya "Hars" isimleri altında teşkilatlandıkları görülmektedir. Bu derneklere bağlı olarak gazete ve dergiler çıkarılmış, dernek üyeleri de bu gazete ve dergilere abone yapılmıştır. Bu gazetelerin, yayınlarında Türk azınlığın sorunlarını ele aldıkları, Romanya Türklerinin dil eğitimi, din eğitimi, siyasal temsili, göç ve müftülük konuları üzerinde yoğunlaştıkları görülmektedir. Bu kapsamda kurulan en önemli derneklerden biri Pazarcık'taki Jön Türkler tarafından 1909 yılında tesis edilen "Pazarcık Tamîm-i Maarîf Cemiyeti"dir. Pazarcık Tamîm-i Maarîf Cemiyeti 1920 yılında "Türk Gençler Derneği"ne dönüşmüş; Pazarcık'ın yanı sıra, Silistre, Köstence, Akkadın, Tutrakan, Hırsova ve Kavarna'da şubeler açmıştır. Dobruca'daki en faal ve en uzun ömürlü teşkilâtlardan biri olan Türk Gençler Derneği, 1930 yılından itibaren çalışmamızın ana konusunu teşkil eden Türk Birliği gazetesini çıkarmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, azınlık durumuna düşen Romanya Türklerinin millî kimliklerini koruma çabalarına ışık tutmak, bu bağlamda Türkçe matbuattan nasıl yararlandıklarını anlamak ve Romanya'daki Türkçe gazeteler arasında Türk Birliği gazetesinin özel konumunu ortaya koymaktır. Bu çerçevede, Dobruca Türk matbuatının tarihsel gelişim süreci incelenerek milliyetçi bir yayın politikası izleyen Türk Birliği gazetesinin din ve etnik köken ayırımı gözetmeksizin Dobruca Türkleri arasında Türklük mefkûresinin korunması doğrultusundaki çalışmalarınının ortaya çıkarılması, ayrıca bahsekonu gazetenin genç Türkiye Cumhuriyeti'nde gerçekleştirilen inkılâpların Romanya Türkleri'ne anlatılması ve benimsetilmesi yönündeki gayretlerinin anlaşılması hedeflenmektedir. Çalışmamızda, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dâhil olduğu dönemde Dobruca bölgesinde Türkçe basının durumu, bölgenin kaybedilmesi sonrasında Dobruca bölgesinde Türkçe basının nasıl bir gelişme takip ettiği, Jön Türklerin ve İbrahim Temo'nun Romanya'daki Türkçe matbuat üzerinde nasıl bir etkisi olduğu, Mecidiye Müslüman Semineri öğretmen ve mezunlarının Dobruca Türk basınının gelişimine nasıl katkı sağladıkları, II. Meşrutiyet'in ilanı sonrasında Romanya'daki Türkçe basında hangi konuların yoğunlukla ele alındığı, Türk Birliği gazetesinin nasıl ve kimler tarafından kurulduğu, ideolojik altyapısının nereden kaynaklandığı, gazetenin ele aldığı başlıca konuların neler olduğu, Tatarcılığa karşı nasıl bir duruş sergilediği, inkılâplara bakış açısının nasıl şekillendiği sorularına yanıt aranmıştır. İlk bölümde, Dobruca bölgesinin kaybedilmesiyle Romanya Türklerinin azınlık konumuna düşmesi ve Anadolu'ya göç konuları ele alınmıştır. Bu kapsamda, Cumhuriyet döneminde imzalanan göç anlaşması ve Gagavuzların göç anlaşmasına dâhil edilmesi yönündeki çabalar irdelenmiştir. Daha sonra, millî kimlik ve kültürlerini koruma arayışındaki Romanya Türklerinin basınla ilişkisi, bu bağlamda Romanya'da Türkçe basının gelişimi, Dobruca Türk aydınlarının yetiştiği bir kurum olarak Mecidiye Müslüman Semineri'nin rolü, ayrıca Jön Türkler ve İbrahim Temo'nun Romanya'daki Türkçe basının gelişimine sağladığı katkılar incelenmiştir. Öte yandan, bu bölümde dönemler itibariyle Romanya'daki Türkçe matbuat hakkında bilgi sunulmuştur. İkinci bölümde ise, Türk Birliği gazetesinin kuruluş süreci, yazarları, hedefleri ve misyonu değerlendirilmiştir. Gazeteyi çıkaran Türk Gençler Derneği hakkında bilgi verilerek, gazetenin Jön Türkler ve İbrahim Temo'yla bağları, Türk Ocakları ve Bükreş Elçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver'le ilişkileri ele alınmıştır. Bu bağlamda Türk Birliği'nin milliyetçi bakış açısı ve yeni kurulan Cumhuriyet Türkiyesi'yle ideolojik birlikteliği ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde gazetenin ele aldığı başlıca konular incelenerek, gazetenin göç, eğitim, Türklerin Romanya siyasetinde temsili, Gagavuzlarda Türklük bilincinin geliştirilmesi konularına bakışı ile Türk-Tatar ayrışması karşısındaki duruşu değerlendirilmiştir.
Şûrâ-yı Devlet'ten Danıştaya: Yapısal ve fonksiyonel dönüşüm
Osmanlı Devlet ve toplum yapısında 19. yüzyılda yaşanan değişim ve dönüşüm önceki yüzyılların aksine aritmetik değil, geometrik artışla gerçekleşmiştir. Sanayileşme ve teknoloji devlet ve toplum hayatına da değişimi dayatmıştır. Tanzimat'ın Türkiye'deki yasal ve anayasal reformların başlangıç noktası olduğu söylenebilir. Hukuki yapıdaki Batıda'dan mülhem resepsiyon süreci de bu dönemde başlamıştır. Kanunlaştırma hareketleri yoğunlaştıkça bir taraftan hukuk devletine giden sürecin ilk adımları atılmaya başlanmış diğer taraftan da devletin teknik uzmanlık aygıtı olan bürokraside Weberyen modelle benzeşen hukuki ve rasyonel otorite tipine geçiş söz konusu olmuştur. Ancak çok geniş sahaya yayılmış kozmopolit bir imparatorlukta reformların eş zamanlı yürütülmesi ancak yetkin bir bürokrasi ve güçlü bir ekonomi ile mümkün olabilirdi. Bu ikisinin de 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'nda yeterli düzeyde bulunduğunu söylemek güçtür. Osmanlı modernleşmesinin merkez teşkilatındaki değişim ve dönüşümünün bir parçası olarak özellikle yetkin bürokrasinin temini maksadıyla 1 Nisan 1868'de Şûrâ-yı Devletin ihdas edildiği açıktır. Şûrâ-yı Devletin kendisine verilen görev, yetki ve sorumluluklar temel olarak üç başlık altında ele alınabilir: Kanun lâyihası (tasarısı) hazırlama, idari denetim ve yargısal yetkilerdir. Şûrâ-yı Devletin bugün için belki üzerinde en çok tartışma konusu bulunan yetkileri yasama süreçlerindekiler ile yargısal alana ilişkindi. Yasama organı olmadığı açık olan Şûrâ-yı Devlet müstakil bir yargı organı olarak da kurulmamıştı. Ancak gerek kuruluş kanununda ve gerekse yönetmeliğinde bu kuruma verilen önemli yargısal yetkiler söz konusuydu. Aynı şekilde Şûrâ-yı Devlet, yasama süreçlerinde de oldukça önemli rol oynamıştı. Anahtar Sözcükler Osmanlı İmparatorluğu, Değişim ve Dönüşüm, Bürokrasi, Şûrâ-yı Devlet, Yasama Organı, Yasal ve Anayasal Reformlar, Hukuk Devleti.
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisinde bağımsız mebuslar ve yasama çalışmaları (1920-1923)
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi, Sivas Kongresi'nde alınan "particilik faaliyetinde bulunmama" kararına uygun bir şekilde, siyasi partilerin yokluğunda açıldı. Meclisin temel amacı, tam bağımsızlığın sağlanmasıydı. Ancak mevcut partisiz yapının, Meclisin disiplinli şekilde çalışmasına engel olduğu düşüncesiyle Mustafa Kemal Paşa tarafından Birinci Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubu (Birinci Grup) kuruldu. İstenmeyen mebuslar, bu grubun dışında bırakıldı. Grup dışında kalan muhalifler de ayrı bir grup etrafında kümelendi veya bağımsız kaldı. Bu çalışmada öncelikle Osmanlı-Türk parlamento tarihi, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşuna kadar incelenmiş sonrasında Birinci Meclis'in kuruluşu, işleyişi ve Meclis'te oluşmuş Birinci ve İkinci Gruplara değinilmiştir. Ardından bağımsız mebusların kimler olduğu tespit edilmiş, son olarak İstiklal Mahkemeleri, İcra Vekilleri Heyeti ve seçilmesi usulü, Hürriyet-i Şahsiye Kanun'unun kabul edilmesi süreci, Başkumandanlık Kanunu ve Lozan Konferansı'nda yaşanan müzakerelerin Meclis'teki akisleri Bağımsız mebuslar temel alınarak incelenmiştir.
Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü 1938-1953
Bu çalışma Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nün (Ankara İngiliz Enstitüsü) açılış sürecini ve kuruluşunu incelenmek maksadıyla hazırlanmıştır. Enstitü, cumhuriyetin ilanından sonra İngiltere tarafından Türkiye'de yürütülmek istenilen kültür hareketi için merkez olarak kabul edilmiştir. Türkiye'de İngiliz kültür hareketine öncülük etmekte olan British Council'in faaliyetleri sırasında; arkeoloji, tarihi eser, kültür faaliyetleri, propaganda ve kültür diplomasisi alanlarında yaşanan eksiklikleri gidermek amacıyla Ankara'da İngiliz Arkeoloji Enstitüsü açılmıştır. Konunun seçilme sebebi; İngiltere'nin ülkelerarası arenada uyguladığı çalışmalara ve kültürel araştırmalara verdiği önemi, son dönem Osmanlı coğrafyası ve erken dönem Türkiye Cumhuriyeti coğrafyası üzerinde inceleyebilmektir. Böylece İngiltere'nin Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü (günümüzdeki adı Ankara İngiliz Enstitüsü) aracılığıyla izlediği politikayı; enstitünün kuruluş fikrini, ulaşmak istediği hedefi, kuruluş aşamalarını, yaşanılan fikir tartışmalarını ve enstitünün kuruluş sonrası başlattığı araştırma faaliyetlerini inceleme olanağı bulmaktayız. Bu çalışma İngiliz Arkeoloji Enstitüsü'nün açılış sürecinde yaşananları Türk ve İngiliz bakış açılarıyla ele almakta; aynı zamanda enstitünün kurulum sürecinde yaşanan fikir ayrılıklarını, üretilen yeni projeleri ve varılan sonuçları incelemektedir. Araştırmanın kapsamı; arkeoloji, propaganda, diplomasi ve kültürel faaliyetler alanında genişletilmiştir. Çalışmada, birincil malzemenin dili İngilizcedir. Araştırmada, İngiliz Hükümeti ve raportörler arası resmi yazışmalar ve öneri formundaki yazışmalar ele alınmıştır. İngiliz Arşiv belgelerine dayanarak kaynak gösterimi yapılmış; ayrıca çeşitli inceleme ve literatür araştırmaları kullanılarak bilgiler pekiştirilmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlarla İngiltere'nin izlemiş olduğu politikaların Osmanlı Devleti'nden, Türkiye Cumhuriyeti'ne yansımalarına ve sonuçlarına açıklık getirilmesi hedeflenmiştir.
1973 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi
Cumhuriyet Halk Partisi, 9 Eylül 1923 günü kurulmuştur. 27 yıl boyunca yönetimde kalan CHP, bürokrasiye hitap eden parti görünümündeydi. Partinin seçkinleri, halktan kopuk siyaset arayışında olmuşlardı. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde de seçimi kaybeden İnönü yönetimi Demokrat Parti'ye devretmek zorunda kalmıştır. 1950 sonrası çok partili sistemde, İnönü öncülüğündeki CHP ideolojik evrilme sürecine girmiştir. 1966 yılında Ecevit'in Genel Sekreterlik görevine gelmesi partideki değişim rüzgarı hızla ivme kazanacaktır. Bu tez çalışmasında, Ecevit ve beyin takımının inşa etmiş oldukları sosyo ekonomik politikaların, 1973 seçimleri sürecinde CHP'ye etkileri kritik edilmiştir. Liderin ve çevresinin seçim kampanyasındaki söylemlerinin parti tabanında değişiklik yaratıp yaratmadığının da üstünde durulmuştur. Anahtar Kavramlar: CHP, İsmet İnönü, Sosyal Demokrasi, Bülent Ecevit, 1973 Seçimleri