
759
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Lise öğrencilerinde benlik saygısı, atılganlık düzeyi ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinde benlik saygısı, atılganlık düzeyi ve problem çözme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmanın evrenini, 2019-2020 yılında İstanbul'un Fatih ve Gaziosmanpaşa ilçesinde yer alan özel okul ve özel öğretim kurs merkezinde öğrenim gören lise öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, çalışma evreninden %95 güven aralığı %5 düzeyinde hata payıyla hesaplanarak basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen İstanbul'un Fatih ilçesinde yer alan Özel Fatih Sınav Anadolu Lisesi, Vatan Sınav Kurs Merkezi ve İstanbul Gaziosmanpaşa'da yer alan Açı Özel Öğretim Kurs Merkezinde öğrenim gören 16-18 yaş arası 300 (162 kız, 138 erkek) lise 3 ve lise 4 öğrencileri oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, Sosyo-demografik Bilgi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ), Rathus Atılganlık Envanteri (RAE) ve Problem Çözme Envanteri (PÇE) kullanılmıştır. Lise öğrencilerinin benlik saygısı, atılganlık düzeyi ve problem çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla Pearson Korelasyonu uygulanmıştır. Problem çözme becerilerinin yordayıcılarını değerlendirmek amacıyla Doğrusal Regresyon Analizi yapılmıştır. Demografik özellikler bakımından katılımcıların benlik saygısı, atılganlık düzeyi ve problem çözme becerileri puanlarının anlamlı derecede farklılık gösterip göstermediğini incelemek amacıyla, Bağımsız Örneklemler t Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Araştırmanın bulguları incelendiğinde, benlik saygısının atılganlık düzeyi ile negatif; problem çözme becerileri ile ise pozitif yönde anlamlı ilişki gösterdiği bulunmuştur. Ayrıca, atılganlık düzeyi ile problem çözme becerileri arasında negatif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Lise öğrencilerinde benlik saygısı ve atılganlık düzeyi problem çözme becerilerini anlamlı düzeyde yordamaktadır. Atılganlık düzeyi puanlarının demografik özellikler bakımından sınıf düzeyi ve gelir durumu değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmektedir. Problem çözme becerisi puanları ise demografik özellikler bakımından kardeş sayısı, sınıf düzeyi, anne ve baba öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılaşmaktadır.
Onkoloji ve hematoloji biriminde yatan ve ayakta tedavi gören adolesanların ruhsal işleyiş, anksiyete ve depresyon düzeylerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı, onkoloji ve hematoloji biriminde yatarak ve ayakta tedavi gören 14-17 yaş arası adolesanların ruhsal işleyişleri, anksiyete ve depresyon düzeylerinin belirlenerek karşılaştırılması, bulunan bu sonuçlar çerçevesinde bilimsel literatüre katkıda bulunmaktadır. Çalışmanın örneklemi İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Onkoloji ve Hematoloji birimlerinde 16 yatarak ve 16 ayakta tedavi gören olmak üzere 32 hastadan oluşturulmuştur. Hastalara Sosyodemografik Bilgi Formuyla beraber Hastane Anksiyete ve Depresyon (HAD) Ölçeği ve Rorschach Testi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda, Onkoloji ve Hematoloji servisinde yatarak tedavi gören adolesanların depresyon ve anksiyete puan ortalamaları ayakta tedavi gören adolesanlardan istatiksel olarak anlamlı derece yüksektir. Yatarak tedavi gören adolesanların tedavi süresi ile depresyon arasında, tedavi süresi ile anksiyete arasında ve depresyon ile anksiyeteleri arasında pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktadır. Ayakta tedavi gören adolesanların tedavi süresi ile depresyon arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmazken, tedavi süresi ile anksiyete arasında ve depresyon ile anksiyeteleri arasında pozitif yönlü istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmaktadır. Depresif duygudurum ve kaygı ve ketlenme düzeylerini ölçmek için Rorschach testi uygulanmıştır. Yatarak tedavi görenlerin ΣCˈ yanıtları ayakta tedavi görenlerden istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek iken ΣC yanıtları ayakta tedavi görenlerden ise istatistiksel olarak anlamlı derecede düşüktür. Yatarak tedavi görenlerin ΣE, Şok ve Red yanıtları ayakta tedavi görenlerden istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksektir. Yatarak tedavi görenlerin Clob yanıtları ayakta tedavi görenlerden istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek değildir. Genel olarak yatarak tedavi gören adolesanların depresif duygudurum ve kaygı ve ketlenme düzeylerini ölçen Rorschach Testi yanıtları ayaktan tedavi gören adolesanlardan daha yüksektir.
A comparative examination of tar performance and repertoire in TRT and Ministry of Culture institutions
In this study, it was focused on evaluating the usage process, performance and features of the tar instrument in the THM choirs of the Ministry of Culture and TRT, which has become a school for folk music performance in Turkey, has adopted traditional forms of performance as a principle and has been working in this direction for many years , as well as determining its similarities and differences. In addition to the findings obtained with this understanding, it is aimed to perform execution analyses of 6 works determined from various publications and to arrange the analyzed works for one semester teaching at Ege University DTMK. In the fourth chapter, the existence of the instrument in the historical process, its change and development, as well as the kinds of instruments that are considered similar, even though they contain different fields and qualities, are discussed. Later, Esadoğlu and Vekilov's work on the instrument and its use in Azerbaijani music were mentioned, and finally, his arrival in Turkey, his first use, structure and characteristics on the Istanbul radio were mentioned. In the fifth section, the establishment, working principles and the process of using the Tar instrument in the ensembles of the Ministry of Culture State THM Choirs, which are planned in accordance with the music policies of the Republic period in Turkey and the Turkish THM ensembles, which are formed with a new understanding, are discussed. In the last section, data on tar performance and repertoire in TRT and Ministry of Culture THM choirs were transferred separately and new findings were determined and evaluated by comparing similarities and differences. After that, 6 works selected from various publications, 3 of which belong to TRT and 3 of which belong to the Ministry of Culture THM choirs, were analysed by taking notes and arranged for one semester teaching at Ege University DTMK. Key words: Tar, Executive, Repertory, TRT, Ministry of Culture
Emekli Türk Silahlı Kuvvetleri çalışanlarının algıladıkları sosyal desteğin travmatik stres ve stresle baş etme tutumlarına etkisi
Bu araştırmada emekli TSK çalışanlarının algılanan sosyal destek düzeyleri ile travmatik stres düzeyleri ve baş etme tutumları arasındaki ilişkiyi belirlenen sosyo-demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 348 emekli Türk Silahlı Kuvvetleri çalışana Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (ÇBASDÖ), Başa Çıkma Tutumları Değerlendirme Ölçeği (COPE), Travmatik Stres Belirti Ölçeği (TSBÖ) ve Sosyo-demografik Bilgi Formu uygulanmıştır. Emekli TSK çalışanlarının algılanan sosyal destek düzeylerinin yüksek, travmatik stres ve baş etme tutumlarının orta düzeyde olduğusaptanmıştır. Sosyal destek düzeylerinin travmatik stres düzeyleri ve buna ait alt boyutlar arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu bulunmuştur. Sosyal destek düzeylerinin problem odaklı ve şakaya vurma haricinde duygu odaklı baş etme tutumlarının tamamı ile işlevsel olmayan baş etme tutumlarından sadece soruna odaklanma ve duyguları açığa çıkarma alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki ayrıca şakaya vurma, inkar, zihinsel boşverme, davranışsal olarak boşverme ve madde kullanımı alt boyutlarında ise negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Travmatik stres düzeylerinin soruna odaklanma ve duyguları açığa çıkarma hariç işlevsel olmayan baş etme tutumlarının tamamı ve duygu odaklı baş etme tutumlarından sadece şakaya vurma alt boyutlarında pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Sosyal destek düzeyleri ile demografik değişkenlerden evli, geniş ailede doğup büyüyenler, şu an çekirdek aileye ve orta düzeyde gelire sahip olanlar ile TESUD üyeleri lehine anlamlı ilişki bulunmuştur. Travmatik stres düzeyleri ile demografik değişkenlerden ön lisans mezunu, bekar, çekirdek ailede doğup büyüyen, şu an geniş aileye sahip olan, ekonomik düzeyi düşük, TEMAD'a üye, TKK ve JGK kurumlarında çalışan, psikolojik yardım alan, terör saldırısına uğrayan, çatışmada yer alan, yaralanan, birinin yaralanmasına ve ölümüne tanık olan, silah arkadaşı yaralanan ve şehit olanlar lehine anlamlı ilişki bulunmuştur.Baş etme tutumları ile demografik değişkenlerden 71 yaş ve üzeri,ön lisans mezunu, bekâr, çekirdek ailede büyüyen, ekonomik düzeyi orta, TESUD'a üye, TDK kurumunda çalışan, emeklilik süresi 10 yıl ve üzeri olanlar ve yaralananlar lehine anlamlı ilişki saptanmıştır. TSSB, depresyon, diğer meşguliyetleri bastırma, yararlı sosyal destek kullanımı, kabullenme, zihinsel boş verme, madde kullanımı değişkenleri sosyal destek toplam puanını ve aile alt boyutunu yordamaktadır. Arkadaş boyutunu algılanan sosyal destek toplam puan ve aile boyutundan farklı olarak şakaya vurma etkilemekte, madde kullanımı etkilememektedir. Ayrıca depresyon ve yararlı sosyal destek kullanımı değişkenlerinin özel bir insan alt boyutunu yordadığı bulunmuştur. Çalışmanın bu alanda yapılacak gelecek araştırmalara katkı sağlaması hedeflenmektedir.
Çocuk evlerinde kalmakta olan 12-18 yaş arası ergenlerde algılanan sosyal destek, sürekli öfke ve öfke ifade biçimleri ile duygusal davranışsal sorunların incelenmesi
Bu araştırmada amaç T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evlerinde kalmakta olan 12-18 yaş arası gençlerin, algılanan sosyal destek düzeyi, sürekli öfke ve öfke ifade biçimleri ile duygusal ve davranışsal sorunlarını incelemek ve bu durumların bazı değişkenler açısından farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini, İstanbul Avrupa ve Anadolu yakasında 12-18 yaş arasındaki çocuk evlerinde kalmakta olan 120 genç oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan gençlere Algılanan Sosyal Destek Ölçeği (Yıldırım 1997), Sürekli öfke ve Öfke İfade Biçimleri (Özer,1994), Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) ve Sosyo-demografik Bilgi Formu olmak üzere toplamda 4 adet form verilmiştir. Araştırmada kullanılan sosyo-demografik bilgi formunda katılımcıların yaşı, cinsiyeti, biyolojik aile ile görüşme sıklığı, kurumda kalış süresi, kardeş sayısı, katılımcının kardeşlerine göre doğum sırası, geçmişte bir travmatik öykü var olup olmadığı ve psikiyatrik tanı var olup olmadığı ilgili bilgi toplanmıştır. Davranış sorunlarını yordayan değişkenlere bakıldığında, kurum çalışanından algılanan sosyal destek düzeyi ve sürekli öfke düzeyinin davranış sorunlarını anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Yaş arttıkça öfke kontrol sorunları, öfkeyi dışa vurma düzeyi, aileden algılanan sosyal destek düzeyi ve kurum çalışanlarından algılanan sosyal destek düzeyinin azaldığı görülmüştür. Kurumda kalış süresi arttıkça, öfkeyi dışa vurma düzeyi ve aileden algılanan sosyal destek düzeyinin azaldığı saptanmıştır. Biyolojik aile ile görüşme sıklığı arttıkça öfkeyi dışa vurma düzeyi artmakta , sürekli öfke düzeyinin ise azaldığı saptanmıştır. İleri araştırmalar için, farklı yaş ve bakım modelleri (sevgi evleri, çocuk destek merkezleri, çocuk bakım merkezleri) içerisinde yeniden araştırılması öfke ifade ve davranış bozukluklarına ilişkin yeni bulguların elde edilmesi düşünülebilir. Anahtar Sözcükler: Çocuk Evleri, Ergenlik, Öfke İfade, Sosyal Destek, Davranış Bozuklukları
Türk Halk Müziği korolarında nota disiplini çerçevesinde kabak kemane icrası üzerine bir inceleme
Bu çalışmada, Geleneksel Türk Halk Müziği icrasında kullanılan kabak kemanenin, günümüz THM korolarındaki yeri ve icrası incelenmiştir. Kabak kemanenin kökenin Orta Asya'ya dayandığı, Türklerin ilk çalgısı olarak düşünülen kopuzun, yay ile çalınması düşüncesiyle oklu kopuz (ıklığ) dan esinlenilerek yapılıp icra edildiği düşünülmektedir. Anadolu coğrafyasında özellikle Güneybatı Anadolu'da konar göçerlerin müzik geleneklerinde icra etmiş oldukları kabak kemanenin tarihsel gelişim süreci, kelime anlamı, yapısı, yapımı, ülkemizdeki alan araştırmalarındaki yerine değinilmiş, kabak kemane hakkında genel bilgiler verilmiştir. Günümüz THM koro icraları, tarihsel olarak incelendiğinde Cumhuriyet Dönemi sonrası yayınlanmaya başlanan, özellikle 1946 yılında kurulmuş olan Yurttan Sesler topluluğunun kuruluşuna dayanmaktadır. Yurttan Sesler Topluluğu oluşumu, içerisinde yöre türkülerinin icra edildiği, solist ve enstrümanların bir arada bulunduğu koral yapılanmanın ilk örneği olarak düşünülebilir. Günümüz amatör, profesyonel Türk Halk Müziği koroları, Yurttan Sesler'in oluşumuyla başlanan çalışma sistemi çerçevesinde icra edilmektedir. Korolarda icrasal bütünlüğün sağlanabilmesi için gerekli olan çalgısal oturtum, nota disiplini, akord vb. özellikler günümüz koro icralarında uyulması gereken kurallar olarak düşünülmektedir. 1950'li yıllar itibariyle topluluk içerisinde yer almaya başlayan kabak kemane bu unsurlar çerçevesinde icra edilmeye başlanmıştır. Çalışmada günümüz Türk Halk Müziği Koro icralarında kabak kemanenin icrasal özelliklerine değinilmiş, özellikle nota disiplini çerçevesinde icrası açıklanmaya çalışılmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu konserinde icra edilmiş olan türküler notaya alınarak, orkestrasyon, kabak kemanenin ne şekilde icra edilmesi gerektiği yazılan notalar üzerinde belirtilmiştir. Yapılmış olan çalışma günümüz Türk Halk Müziği Koroları' ndaki kabak kemane icralarına örnek teşkil etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kabak Kemane, Koro, İcra, THM, Yöre
Üniversite öğrencilerinde flört şiddeti, depresyon ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde flört şiddeti, depresyon ve benlik saygısı arasındaki ilişkinin incelenmesi hedeflenmiştir.Araştırma, İstanbul ili içerisinde çeşitli devlet ve vakıf üniversitelerinin farklı bölümlerinde eğitim görmekte olan 19- 23 yaş aralığında toplam 300 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Sosyodemografik Bilgi Formu, Flörtte Şiddete Yönelik Tutum Ölçekleri (FŞYTÖ), Coopersmith Benlik Saygısı Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) kullanılmıştır.Araştırma bulgularımıza göre; kişilerin depresyon ve benlik saygısı puanları arasında anlamlı düzeyde, negatif yönlü ve orta şiddette ilişki tespit edilmiştir (p<0.001.)Kişilerin benlik saygısı azaldıkça, depresyon yaşama olasılıkları artmaktadır. Kişilerin depresyon puanları ile flörtte erkeğin uyguladığı psikolojik şiddete yönelik tutumları arasında anlamlı düzeyde, pozitif yönlü ve zayıf şiddette ilişki tespit edilmiştir ( p<0.001). Erkek katılımcıların depresyon düzeyi arttıkça, flörtte psikolojik şiddete yönelik destekleyici tutumları da artmaktadır. Diğer bir bulgumuza göre kişilerin benlik saygısı puanları ile flörtte erkeğin uyguladığı psikolojik şiddete yönelik tutumları arasında anlamlı düzeyde, negatif yönlü ve zayıf şiddette ilişki tespit edilmiştir( p<.001). Erkek katılımcıların benlik saygısı düzeyi arttıkça flörtte psikolojik şiddete yönelik destekleyici tutumları azalmaktadır. Araştırma kapsamında sonuçlar değerlendirildiğinde, katılımcıların benlik saygıları ve flörtte erkeğin uyguladığı psikolojik şiddete yönelik tutumları birlikte öğrencilerin depresyon düzeylerini yordamaktadır. Katılımcıların depresyon düzeylerinin ve flörtte erkeğin uyguladığı psikolojik şiddete yönelik tutumlarının ise birlikte öğrencilerin benlik saygılarını yordadığı görülmüştür.Bu bulgular doğrultusunda üniversite öğrencilerinin flört şiddetine yönelik tutum puanları arttıkça depresyon puanlarının arttığı, benlik saygısı düzeylerinin azaldığı gözlenmiştir. Ayrıca bireylerin flört şiddeti mağduriyeti arttıkça, depresyon düzeyleri artmakta, benlik saygısı düzeyleri azalmaktadır. Anahtar Kelimeler: Flört şiddeti, flört şiddetine yönelik tutum, depresyon, benlik saygısı
Ağızdan ağıza pazarlamanın tüketime etkisi: Rusya pazarı örneği
Gösterişçi tüketim, sosyoekonomik açıdan her toplumda bireylerin tüketici kimliklerini ve toplumsal statülerini, tükettikleri ürünler ve hizmetler aracılığıyla sergilemelerini mümkün kılmaktadır. Kapitalist sistemin bir yansıması olan bu tüketim türü dijital dünyanın gelişmesi ve büyümesiyle de gün geçtikçe toplumlarda yaygınlaşmaktadır. Teknoloji ve iletişimde yaşanan gelişmelerle tüketicilerin istek ve ihtiyaçları değişmekte ve farklılaşmaktadır. Pazarlama tüketicilerin istek ve ihtiyaçlarının karşılanmasına dayanmaktadır ancak geleneksel pazarlama yöntemleri artık tüketicilerin beklentilerini belirleyerek tüketicilerin isteklerinin giderilmesinde yetersiz kalmaktadır. Gün geçtikçe alternatiflerin fazlalaşması, kitle iletişim araçlarına olan güvenin azalması gibi nedenler tüketicilerin kafa karışıklığı yaşaması sonucunu doğurmakta ve tüketiciler karar verme sürecinde zorlanmaktadır. Tüketiciler bu karışıklıktan ve zorluluktan kurtulmak için farklı yollara yönelmişlerdir. Ağızdan ağıza pazarlama son derece güvenilir bir pazarlama yöntemi olduğu için, işletmeler ağızdan ağıza pazarlamayı tüketicilere ulaşmak için giderek daha fazla kullanmaktadır. Çalışmada, ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerindeki etkisi araştırılmış ve bu kavramın tüketim toplumundaki yeri incelenmiştir. Gösterişçi tüketim üzerine teorik çalışmalar, gösterişçi tüketimi yaygınlaştıran faktörler, gösterişçi tüketim ve yabancılaşma, gençler ve gösterişçi tüketim arasındaki ilişki de bu tezin araştırma konularından bazılarıdır. Çalışmanın uygulamalı kısmında Rusya pazarındaki 442 katılımcıya anket yapılmıştır ve bu katılımcıların demografik özellikleri üzerinden ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerinde etkisi olup olmadığı irdelemiştir. Bu çalışmada Rus tüketicisi üzerinde ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerindeki rolü araştırılmıştır. Bu amaçla Rusça bir anket formu hazırlanmıştır ve ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerine etkisi hakkında görüşleri alınarak bilgi toplanmıştır ve bu bilgiler SPSS istatistik programı ile analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda ve çalışmanın hipotezleri doğrultusunda ağızdan ağıza pazarlamanın gösterişçi tüketim üzerinde etkisi kabul edilmiştir ve belirlediğimiz hipotezlerimizin biri hariç tümü kabul görmüştür.
Üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığının siber zorbalık ve siber mağduriyet ile ilişkisi
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinde internet bağımlılığı, siber zorbalık ve siber mağduriyet arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, bir günde kaç saat internet kullanıldığı, annenin eğitim durumu, babanın eğitim durumu, sosyal ağların daha çok hangi amaçlarla kullanıldığı gibi değişkenlerle ne derece fark gösterdiği araştırılmıştır. Araştırma 380 üniversite öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Verileri elde etmek için Young İnternet Bağımlılık Ölçeği (YİBÖ), Üniversite Öğrencileri için Yenilenmiş Siber Zorbalık Ölçeği ve Sosyodemografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Erkek öğrencilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeyleri kadın öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yaşa göre siber zorbalık ve siber mağduriyet düzeylerinde farklılaşma tespit edilmemiştir. Baba eğitim durumuna göre öğrencilerin çevrimiçi olmaktan kaynaklanan sorunlar, çevrimiçi olmayı günlük hayata tercih etme ve çevrimiçi olma süresini artırma puanları anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. Buna göre babasının eğitim düzeyi lise olan öğrencilerin internet bağımlılık puanları ortaokul olan öğrencilerden daha yüksek olduğu anlaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen diğer bir bulguya göre, 7 saat ve üstü internet kullanımı sağlayan öğrencilerin internette çevrimiçi olmayı günlük hayata tercih etme puanları anlamlı düzeyde farklılaşmaktadır. İnternet bağımlılığı, siber zorbalık ve siber mağduriyet arasında pozitif yönde anlamlı bir korelasyonel ilişkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Obez olan ve obez olmayan bireylerde hedonik açlık durumlarını etkileyen faktörlerin incelenmesi
Kişilerin temel ihtiyacı olan beslenmenin ana hedefi, enerji ihtiyacını karşılamak ve aç kalmadan hayatta kalma çabasıdır. Günümüzde toplumda birçok insan için besin tüketimi yalnızca enerji ve açlık ihtiyacından kaynaklı olmamaktadır. Yeme tutumu; içsel homeostatik süreçler, çevresel ile sosyal değişkenler tarafından düzenlenmektedir. Bu çalışma, Ocak 2021-Mart 2021 tarihlerinde Adana da bulunan özel bir beslenme ve diyet merkezine başvuran 18-60 yaş arasında olan ve çalışmamıza gönüllü olan bireylerle hedonik açlık durumlarını etkileyen faktörlerin, obez ve obez olmayan gruplarda incelenmesi amacıyla yürütüldü. Katılımcıların %86.59'u kadınlar, %13.4'ü ise erkek bireylerdi. Çalışmanın bulgularına göre; obezite durumu ile cinsiyet arasında anlamlı bir ilişki bulundu (p<0,05). Bireylerde obez olmayan grubun ortalama değeri 2.90 iken obez grubun ortalama değeri 2.99 olarak belirlendi. Obezite durumu farklı olan gruplar arasında Arzulama ve/veya Arzulamaya Teslim Olmanın Bir Sonucu Olarak Deneyimlenebilecek Suçluluk açısından anlamlı farklılık vardı (p<0,05). Hedonik açlık durumu ile bireylerin yaşları arasında anlamlı bir ilişki saptandı (p<0,05). Buna göre hedonik açlık durumu olmayanların yaş ortalaması daha büyük belirlendi. Hedonik açlık durumu ile aşırı besin isteği arasında anlamlı bir ilişki belirlendi (p<0,05). Buna göre hedonik açlık durumu olanların aşırı besin isteği daha büyük belirlendi. Sonuç olarak; beslenme ve diyet polikliniğine başvuran hastalar değerlendirilirken hedonik açlığın alt yapısının bilinmesi ve hastaya yönlendirilecek beslenme planında bu faktörlerin etkinliği göz önünde bulundurulmalıdır. Tedavi planında bilişsel davranışçı terapilere yönlendirilirek katkı sağlanmalıdır. Bu nedenle yapılacak çalışmalarla konu desteklenmelidir. Anahtar Kelimeler: Aşırı Besin İsteği, Hedonik Açlık, Homeostatik Açlık, Obezite.