Haliç University
Institute

Institute of Graduate Studies

Haliç University

637

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hemiplejik serebral palsili çocukların etkilenmemiş üst ekstremiteleri ile sağlıklı çocukların üst ekstremitelerinin güç, beceri ve fonksiyonellik yönünden karşılaştırılması

Bu çalışmada HSP'li çocukların üst ekstremitelerinin güç, beceri ve fonksiyonellik yönünden incelenmesi ve sağlıklı çocukların dominant ve dominant olmayan tarafları ile karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışma Kasım 2018 – Mayıs 2019 tarihleri arasında, İstanbul'da yer alan farklı özel eğitim rehabilitasyon merkezlerinde fizik tedavi ve rehabilitasyon alan 6-16 yaşları arasında, mental retardasyon gibi ikincil bir özürü olmayan 30 HSP'li çocuk ve 6-16 yaş aralığında herhangi bir sistemik veya nöromusküler problemi olmayan 30 sağlıklı çocuk ile gerçekleştirilmiştir.Tüm olgularda el kaba kavrama gücü "Jamar Dinamometre" ile, beceriklilik "Nine Hole Peg Test" ve "Tahta Kutu ve Blok Test"ile, fonksiyonellik ise"Jebsen Hand Function Test" ile değerlendirilmiştir. Sağlıklı çocukların dominant ve dominant olmayan taraf verileri ile HSP'li çocukların etkilenmemiş taraf verileri karşılaştırılmıştır.Çalışma sonucunda sağlıklı çocukların dominant ve dominant olmayan taraflarının kavrama gücü ile HSP'li çocukların etkilenmemiş taraflarının kavrama gücü arasında fark bulunmamıştır (p=0.357). Sağlıklı çocukların dominant ve dominant olmayan taraflarının, uygulanan NHPT ve TKBT'inde HSP'li çocukların etkilenmemiş taraflarından daha iyi oldukları anlaşılmıştır (p<0.05). JTHF testindeise birçok alt testteHSP'li çocukların etkilenmemiş kabul edilen taraflarının sağlıklı çocukların dominant tarafına göre anlamlı derecede geride olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sağlıklı çocukların dominant olmayan taraflarının, HSP'li çocukların etkilenmemiş taraflarına göre üstünlüğü NHPT (p=0.001) ,TKBT (p=0.007) ve yalnız bir JTHF alt testinde (p=0.003) gözlemlenmiştir.Sonuç olarak HSP'li çocuklarda el kaba kavrama gücü,beceri ve fonksiyonelliği arttırmaya yönelik tedavi yöntemleri sadece etkilenmiş ele değil etkilenmemiş ele de uygulanmalıdır.

Gülsade Şen
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sanguinarine ve askorbik asit kombinasyonlarının ıca-bağımlı biyofilm üreten staphylococcus aureus izolatları üzerindeki etkisinin araştırılması

Nozokomiyal ve toplumsal kaynaklı enfeksiyonlara sebep olan Staphylococcus aureus'ların (S. aureus) son yıllarda prevalansı artmıştır. Biyofilm ilişkili enfeksiyonlara neden olan olup, S. aureus' ların tedavileri zordur. Bu çalışmada, farklı etki mekanizmalarına sahip ajanların, biyofilm üreten S. aureus' lar üzerindeki kombinasyon uygulamaları ile daha düşük dozlarda daha etkili tedavi olanağı yaratmak hedeflenmiştir. Çalışmamızda biyofilm oluşturan metisilin duyarlı S. aureus'da (MSSA), icaA, icaD, blaZ, blaI, blaRI ve atl genlerinin varlığı tespit edildikten sonra, izolatlar üzerindeki sanguinarine ve askorbik asitin minimum inhibitör konsantrasyonları (MİK) ve minimum bakterisidal konsantrasyonları (MBK) belirlendi. Planktonik S. aureus klinik izolatlarına karşı dozları 8 kat MİK ile 16 kat alt-MİK arasında değişen 8 farklı doz içeren sanguinarine ve askorbik asit kombinasyonlarının antibakteriyel ve antibiyofilm aktiviteleri sırasıyla, dama tahtası ve MtP yöntemiyle araştırıldı. Ayrıca MBEK metoduyla, MİK'in 1/16 kat alt-MİK' erini içeren ajanların tek ve kombinasyonlarının sesil S. aureus'lar üzerindeki etkisi araştırıldı. 1/4 MİK sanguinarine ve askorbik asitin tek ve kombine uygulamalarının, inkübasyonun 12 saat sonunda, Sesil S. aureus izolatlarının icaA, icaD ve atl genlerinin ekspresyon düzeyleri üzerine etkileri gözlendi. Planktonik izolatlarda sanguinarine ve askorbik asitin tek ve kombine etkilerine bakıldığında MSSA1, MSSA2, MSSA3 ve MSSA4 izolatlarının FİK değerleri sırasıyla 0,745, 0,745, 0,920, 0,699 olarak tespit edilip, kısmı sinerjistik etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Ajan kombinasyonlarının biyofilm oluşumunu ve olgun biyofilmi azalttığı gözlemlenmiştir. MSSA izolatlarının gen ifadelerinde azalma gözlemlenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre, sanguinarine ile askorbik asit kombinasyonları, ica-bağımlı biyofilm üreten S. aureus infeksiyonlarında, alternatif bir tedavi opsiyonu olabilir. Anahtar Kelimeler: S. aureus, Ica-bağımlı biyofilm, Sanguinarine, Askorbik Asit, Sinerji

Havva Kaşıkçı
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de bilgisayar destekli kalıp tasarım sistemlerinin hazır giyim endüstrisi ve moda tasarımı eğitimlerine uyumlanma süreçleri

Türkiye'nin tekstil, hazır giyim ve moda alanında üretim ihracat eğrisinin yükselmesi, küresel dünyada hak ettiği yere gelebilmesi bu alanda gelişen teknolojiyi takip etmesi ile mümkündür. Üretim odaklı bilgisayarlı sistemlerin Türkiye'ye ilk gelişi, hazır giyim sektörünün bilgisayarlı teknolojiler ile tanışması, bilgisayarlı sistemlerin sektör ve üniversite uyumlanma süreçlerinin saha çalışması ile taranması gerek sektörde gerek akademik sahada hafızanın yenilenmesi bakımından önem teşkil etmektedir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye' de moda tasarımı eğitimi veren üniversitelerin ve hazır giyim sektörünün bilgisayar destekli kalıp hazırlama sistemlerine geçişini ve uyumlanma süreçlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda kalıp tasarım sistemlerinin hizmet sağlayıcıları Türkiye ofisleri, moda tasarımı eğitimi veren üniversiteler ve hazır giyim sektörü ile görüşülmüş; görüşülen yerlerin mevcut durumları incelenip, uyumlanma süreçlerine ilişkin sorunları tespit edilerek bu sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur. Bu araştırmada elde edilen veriler ekte yer alan görüşme formları üzerinden e-posta ve bire bir görüşmeler ile elde edilmiştir. Katılımcıların verdikleri bilgiler ile hazır giyim endüstrisinin bilgisayar destekli kalıp tasarım sistemlerine uyumlanmalarının büyük oranda gerçekleştiği, moda tasarımı eğitimi veren vakıf üniversitelerinin kalıp tasarım sistemlerine büyük oranda uyumlanma gösterdiği, devlet üniversitelerinin önemli bir bölümünde ise uyumlanma süreçlerinin devam ettiği sonucuna varılmıştır. Bu çalışmada, Çizelge 6.15.te verilen Yükseköğretim Kurumuna bağlı üniversitelerin moda tasarımı bölümleri çalışmanın evreni içinde tutulmuş; ancak ara eleman ihtiyacının meslek yüksekokullarına yönelik olması talebin daha çok bu alandan karşılanması gerekçeleri ve tez jürisinin önerisi ile fakültelerin moda tasarımı bölümlerinin verileri kapsam dışı bırakılmıştır. Hizmet sağlayıcılar ile yapılan görüşmelerde eğitim kurumlarının bilgisayar destekli kalıp sistemlerini bünyelerine alabilmeleri yönünde pozitif ayrımcılığa gidildiği, özellikle devlet üniversitelerine hibe yoluyla gerekli alt yapıyı hazırlayan hizmet sağlayıcıların da bulunduğu tespit edilmiştir. Moda tasarımı eğitimi veren devlet üniversitelerinin uyumlanma süreçlerinin en kısa sürede gerçekleşebilmesi sektör ve üniversitenin iş birliği içinde olduğu dinamik bir yapıyı, bilimsel eğitim ve yerli üretim ile sektöre yönelik yürütülen devlet desteğinin üniversiteleri de kapsamına almasını zorunlu kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar, Kalıp, Hazır Giyim, Moda

Şenay Servi
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kafein içeren besinler ve beslenme üzerine etkileri

İnsanoğlunun kafeinle olan etkileşimi milattan önce paleolitik dönemde kahve ve çeşitli kafein içeren besinlerin keşfiyle başlamış günümüze kadar gelmiştir. Günümüzde kafein, uyarıcı bir madde ve gerektiğinde tedavi edici olarak çeşitli içecek, yiyecek ve ilaç bileşiminde bulunmakta ve dünya genelinde kullanılmaktadır. Bu araştırma İstanbul'da bulunan özel bir diyet polikliniğine zayıflamak amacıyla başvurmuş 100 danışan üzerinde bireylerin kafein hakkında bilgi düzeylerini ölçme ve kafein içeren ürünler konusunda tercihlerini saptamak üzere planlanmış ve yürütülmüştür. Araştırma kapsamında, katılımcıların kafein içeren ürünleri kullanım sıklıkları, yaygın olarak tükettikleri gıdaların içerisindeki kafein miktarına bakma alışkanlıkları, sağlıklı beslenme davranışları değerlendirilmiş ve demografik özelliklerin bu değişkenlerden etkilenip etkilenmediğini belirlemek amacıyla yüz yüze görüşme tekniği ile anket uygulanmıştır. Bireylerden alınan veriler SPSS 23.0 programı ile değerlendirilmiştir. Verilerin analizinde frekans dağılımı, Mann Whitney U ve Kruskall Wallis testlerinden yararlanılmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin %95'i kadın, %5'si erkektir. Sonuç olarak bireyler kafein içeren ürünleri fonksiyonel amaçla değil, tamamen zevk amaçlı kullandıkları belirlenmiştir. Kafein içeren ürünlerin tüketimindeki bilinçsizlik araştırmadan elde edilen önemli verilerdendir. Anahtar kelimeler: Kafein içeren ürünler, diyet polikliniği, anket verileri, bilinçsizlik.

AnketlerBesinlerBeslenme+3
Hasan Basri Akkuş
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Müzisyenlerin karşılaşabileceği sağlık sorunları belirtileri ve tedavisinin gitaristler bağlamında incelenmesi

Müzisyenlerin hayatı boyunca yaşadıkları ve yaşayabilecekleri sağlık sorunlarına yakından dikkat çekmek, bu durumun önemini ve neler yapılabileceğini anlamak ve anlatmak gerekmektedir. Çünkü müzisyenler de diğer çalışan veya sporcu insanlar kadar enerji ve efor sarf etmekte ve yaptıkları iş vücutlarını dışarıdan bir çok insan için öyle görünmese de çok yormakta ve hatta sağlığından ve hatta mesleğinden edebilmektedir. Bir enstrümanist ve müzisyenin hayatında yalnızca notalar, nota çalışması, iyi çalma kabiliyeti yoktur. Bunları sağlıklı bir şekilde başarabilmesi, vücudunun ve psikolojik yapısının ne kadar sağlam olduğuyla doğru orantılıdır. İnsanın sağlığı ne kadar iyi olursa yaptığı işi bir o kadar daha iyi yapar ancak sağlığı kötü olduğunda verimi düşer. Çalışmalar veya performanslarına başlamadan önce ve hatta genel hayatında bir takım çok yormayan ve sağlık açısından iyi olan egzersizler antrenmanlar yapmak zor olmayacaktır. Vücudu ısıtmayı öğrenmek, hangi uzvunu nasıl esneteceğini bilmek ve ardından kendi vücudunu çözerek çalışmalarını nasıl ve ne sıklıkla yapacağını anlamak başlıca görev olmalıdır. Bu egzersizler aslında her insanın günlük hayatında zinde kalması ve vücudunu her an her harekete açık tutması açısından da gereklidir. Açma-germe-esneme-gevşeme hareketlerinin nasıl yapıldığı ve ne sıklıkla yapılması gerektiği birçok kaynakta mevcuttur. Bu çalışmalar ve önemi kavranmayıp uygulanmadığında ortaya birçok müzisyenin yaşadığı, konu içerisinde de anlatılan ve uzun süreli olabilen sakatlıklar meydana gelmektedir. Bu sakatlıklar bazen geçici olabilse de, önemsenmediğinde kalıcı hasarlara sebep olabilmektedir. Bu tip sakatlanmaların yaşanmaması ve hatta bir sigortaları olmayan ve her şeyleri uzuvları olan müzisyenlerin kendini ve bedenini çözüp nasıl yeteri kadar güçlü ve esnek hale getirmeleri gerektiğini öğrenmeleri gerekmektedir. Bu konuda birçok çalışma ve eğitim yapılabilir. Öncelikle müzik eğitimi verilen tüm kurum ve kuruluşlarda müzisyen sağlığının önemi anlatılmalı ve gerekli temel eğitimler verilebilmelidir. Üniversitelerde ve güzel sanatlarla alakalı diğer kuruluşlarda ders müfredatlarına yerleştirilmeli, seminerler verilebilmelidir. Bu tez çalışmasında tüm bu hastalıklar, tedavileri ve önlemleri hakkında bilgi verilmektedir. Anahtar kelimeler; müzisyen, sağlık, eğitim, tedavi, egzersiz

EgzersizGitaristMüzisyenler+6
Tuğsan Çağatay Çam
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınlarda besin tüketimi ve BKİ ile uyku düzeni arasındaki ilişki

Çalışma, yetişkin kadınlarda Beden Kitle İndeksi (BKİ) ile günlük besin tüketimi ve uyku düzeni arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Mart-Mayıs 2019 tarihleri arasında, İstanbul' da özel diyet ofisine başvuran 19-58 yaşları arasında yer alan 65 kadın üzerinde yürütülen bu çalışmanın verileri, önceden hazırlanmış bir anket formu ile elde edilmiştir. Kişilerin vücut ağırlığı, boy uzunluğu ölçümleri yapılarak Beden Kitle İndeksleri bulunmuştur. Bireylerin günlük beslenme durumu ''günlük besin tüketim formu'', uyku kalitesi "Pittsburgh Uyku Kalite İndeksi" kullanılarak elde edilmiştir. Günlük tüketilen besinler BeBİS programı ile çalışmanın verileri ise SPSS programıyla analiz edilmiştir. Çalışmaya katılan kadınların BKİ ortalaması 34,72 kg/m2 bulunmuştur. Çalışmaya katılan kadınların %76,9'u obezite grubunda yer alırken %23,1'i ise normal kilo aralığındadır. Çalışmada yer alan kadın bireylerin günlük aldıkları kalori miktarlarının ortalaması ise 1996,10 ± 359,01 kaloridir. Günlük alınan karbonhidrat miktarının ortalaması ise 231,64 ± 45,89 gramdır. Günlük alınan karbonhidrat yüzdesi ortalama olarak ise bireylerin günlük yüzde 47,58 ± 6,95 oranında karbonhidrat aldığı belirlenmiştir. Bireylerde günlük alınan yağ ortalama olarak 86,31± 23,83 gram olarak belirlenmiştir. Günlük alınan yağ yüzdesi ortalama olarak 38,50 ± 6,05 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan kadınların ortalama olarak, 67,94 ± 15,51 gram protein aldıkları belirlenmiştir. Günlük alınan protein yüzdesi ortalama 14,07 ± 2,67 olarak bulunmuştur. Çalışmaya katılan kadınlardan %23,1'i iyi uyku kalitesine sahipken %76,9'u kötü uyku kalitesine sahiptir.Günlük tüketilen besinlerin uyku kalitesini etkilediğini, uyku kalitesinin de obeziteyle ilişkili olduğu belirlenmiştir. İstenilen normal vücut ağırlığına sahip olabilmek için günlük tüketilen besinler ile uyku düzenine dikkat edilmesi gerektiği saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Beden Kütle İndeksi, Kadın, Uyku düzeni, Uyku kalitesi

Besin tercihleriKadınlarUyku+2
Tuğba Yaprak
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Türkiye'de okul öncesi eğitimi'nde en çok kullanılan çocuk şarkılarının notalarının, çocukların yaşlarına uygunluğunun değerlendirilmesi ve şarkıların Türk dili prozodi kurallarına göre incelenmesi

Okul öncesi dönemdeki çocukların gelişimsel süreçlerinin doğru ilerleyebilmesi gelecek nesillerin daha mutlu ve başarılı olmasını sağlayacaktır. Bu sebeple yapılan bilimsel çalışmalar çocukların gelişimsel süreçlerini kazanımlar halinde incelemiş ve bu süreçte müziğin tüm gelişimsel alanlara olan olumlu etkilerinin kanıtlanmasını desteklemiştir. Müziğin, eğitim-öğretimde sürekli olarak kullanılması ise çocuk şarkılarının niteliklerine önem verilmesinin gereğini ortaya koymuştur. Müzik, aynı zamanda iletişimi sağlayan ve konuşma dillerinden farkı olmayan ve çocuğun, kendini gerçekleştirmesine aracı olan, kültürün önemli bir basamağı ve vazgeçilmez parçasıdır. Kültürün unsurlarının, birbiriyle olan etkileşimi ve bu unsurların insanların ihtiyaçlarından ortaya çıkmış olması ise müziğin hayatımız açısından önemini açıklamaktadır. Anadil ve müzik dilinin, bir araya geldiklerinde eğitici ve öğretici olması, çocuğun tüm yaşantısını etkileyebilecek güce sahip olması ise önce çocukların gelişimsel sürecini ve daha sonra kültür kavramını anlamamızın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Çocukların gelişimsel süreçte müzikten nasıl etkilendiğinin, müziğin hangi kazanımlar için kullanılabileceğinin bilinmesi, şarkı seçimlerinin doğru yapılabilmesi, okul öncesi eğitiminin daha verimli hale getirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Müziğin, çocuk tarafında anlaşılmaya başlandığı dönemin bebeklik dönemi olması ve ilerleyen çocukluk yaşlarında kültür birikimin hızla oluşacağının bilinmesi, anadilin ve müziğin kullanılma şekline özen gösterilmesinin gereğini ortaya koymaktadır. Odak noktasının, çocuk şarkıları olması ise, Türk Dili ve müzik dilinin, aralarında ilişkilendirilmesi ve yapısal özelliklerinin doğru aktarılmasının önemini vurgulamaktadır. Prozodi kavramının derinliği ise hem anadilden hem müzik dilinden hem de şarkılarda yansıtılmaya çalışılan duygulardan ve düşüncelerden kaynaklanmaktadır. Kurallarının doğru anlaşılabilmesi ve çocuk şarkılarında bulunması gereken özelliklerle söz ve sözlerin karşılarına gelen notaların sürelerin birbiriyle uyumunun incelenmesi oldukça önemlidir. Ulaşılan bilgilerin, okul öncesi eğitiminde kullanılabilir hale gelmesi, yeni nesillerin Türk kültürüne uygun yetişmesi, diğer kültürle olan iletişiminde başarılı olması, Türk kültür mirasının korunması, diğer kültürlerle etkileşimi ve gelecek nesillere aktarımı bakımından önemlidir. Prozodi kurallarının uygulanması amacıyla seçilen şarkılar, Türkiye'de okul öncesi eğitiminde en çok kullanılan şarkılardandır. Sebebi ise yeni neslin, anadil ve müzikle ilgili durumunu öngörebilmektir. Değiştirilebilecek durumlar için yapıcı değerlendirmelerin ortaya konulması ise çocuk şarkılarının özellikleri, şarkılarda anadil ve müzik dili kullanım şekli konusunda farkındalık uyandıracaktır. Bu sebeple çocuk şarkılarının hem ses aralıklarının değerlendirilmesi hem de prozodilerinin incelenmesi, bahsi geçen konuların uygulama kısmı olarak, konuların örneklendirilerek tamamlanmasını sağlamıştır. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitimi, müzik, kültür, anadil, prozodi

Amaca uygun sınırlamaKültürMüzik eğitimi+6
Oya Aylin Büyükbayram
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Başkemancılığın tarihsel gelişimi ve orkestradaki işlevi

Bu çalışmanın başlıca araştırma alanı başkemancılığın önemi ve orkestra geleneğindeki vazgeçilmez rolüdür. Başkemancılığın tarihçesinin yanında, başkemancıların günümüz orkestralarındaki durumu ve orkestra geleneğine katkıları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ayrıca başkemancının,şef ve orkestrayla iletişimi ve liderlik yönü ele de alınmıştır. Çalışmanın ana eksenini oluşturan bu bölüme katkı sunacağı düşünülerek tarihsel süreçte varlık göstermiş çalgı topluluklarına ve ilk orkestralara da yer verilmiştir. Başkemancılık pozisyonunun ortaya çıkış sürecine bakıldığında daha çok müziğin yapısı, bestelenme biçimindeki değişikliğin etkili olduğu gözlemlenmiştir. Klavsenistlerin önderliğinde başlayan orkestra liderliğinin süreç içinde el değiştirdiği ve bu liderliği yaylı çalgıcılara devrettiği görülmüştür. İlerleyen dönemlerde bu yöntemin de yeterli bulunmayıp orkestra şefliği gibi bir konumun ortaya çıktığı tespit edilmiştir. Araştırmada başkemancının bir takım görevleri orkestra şefine devretmesiyle, görev alanının daraldığı da görülmüştür. Ancak bulunduğu pozisyonun ise daha ayrıntı barındıran rollere doğru evrildiği sonucuyla karşılaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Başkemancı, Senfoni Orkestrası, Çalgı Toplulukları

BaşkemancıKemanKemancılar+7
Musa Korkmaz
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Marka değerinin tüketici satın alma davranışı üzerine etkisi: THY örneği

Günümüzde ulaşım sektöründe yaşanan hızlı rekabetle birlikte havayolu pazarının da değişimiyle marka ve marka değeri kavramlarının önemi daha da artmıştır. Marka kavramı bu alanda da tüketicilerin satın alma kararlarını etkileyen önemli bir faktör haline gelmiştir. Çalışmanın temel amacı, ülkemizin ulusal bir havayolu şirketi olan Türk Hava Yolları müşterilerinin kurumla ilgili marka değeri algılamaları ile satın alma davranışları arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Çalışmada marka değeri; kalite çağrışım, marka sadakati, marka farkındalığı boyutları ile tüketici satın alma davranışları da tek değişken boyutuyla ölçülmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen veriler SPSS 22.0 bilgisayar paketi programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın analizleri sonucunda çalışmaya katılan tüketicilerin satın alma davranışları ile marka değeri alt boyutlarından kalite çağrışım arasında pozitif doğrusal ve anlamlı bir ilişki ortaya çıkmıştır (r:0,233; p≤0,5). Ayrıca Türk Hava Yollarının marka değerinin oluşturulmasında marka sadakatinin ön plana çıktığı görülmüştür. Genel olarak bakıldığında, marka değeri ve tüketici satın alma davranışları arasında anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışı, Satın Alma Davranışı, Marka Değeri

Hava yollarıMarka değeriSatın alma+4
Ayşegül Ada Şancı
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi

Genç yetişkinlik dönemine denk gelen üniversite yaşamında öğrenciler; sosyal desteğe ve sağlıklı iletişime ihtiyaç duymaktadırlar. Ancak hayatlarında yeni ve yabancı bir ortam olan üniversite hayatında bu gereksinimlerini karşılamakta zorlanmaktadırlar. İletişim becerileri düşük ve kendisini yalnız hisseden gençlerin sosyal destek elde etmek, iletişim becerilerini artırmak ve yalnızlıklarını gidermek amacıyla daha fazla mobil telefon kullandıkları ve akıllı telefon bağımlılıklarının arttığı düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde akıllı telefon bağımlılığının iletişim becerileri ve yalnızlık algısı bakımından incelenmesi ve akıllı telefon bağımlılığı değişkeninin araştırma kapsamında elde edilen sosyo-demografik verilerden ne derece etkilendiğini belirlemektir. Bu amaçla yürütülen çalışmaya 221'i erkek 84'ü kadın, toplam 305 üniversite öğrencisi katılmıştır. Katılımcılara kişisel bilgi formu, UCLA Yalnızlık Ölçeği-KF, Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği-KF ve İletişim Becerileri Ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen sosyo-demografik veriler ile yalnızlık algısı ve iletişim becerilerinin, akıllı telefon bağımlılığını ne derece yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Araştırmanın sonucunda sosyo-demografik değişkenlerden yaş, cinsiyet, okudukları sınıf ve aylık gelir düzeyi değişkenlerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmemiştir. Akıllı telefon kullanım özellikleri açısından değerlendirildiğinde, günlük yapılan arama sayısının akıllı telefon bağımlılığı üzerinde anlamlı bir etkisi görülmez iken; cep telefonu günlük kullanım süresi ve cep telefonu günlük kontrol sayısı arttıkça, akıllı telefon bağımlılığın arttığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin yalnızlık düzeylerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve pozitif anlamlı bir sonuç tespit edilmiştir. Bu çalışmada öğrencilerin iletişim becerilerinin akıllı telefon bağımlılığı üzerindeki etkisi incelenmiş ve sonucunda anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Anahtar Kelimeler: Akıllı Telefon Bağımlılığı, İletişim Becerileri, Yalnızlık

Akıllı telefonlarBağımlılıkTeknolojik bağımlılık+4
Özge Tok
Haliç University · Institute of Graduate Studies
2019
00