
179
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Dünya müzelerinde Osmanlı kumaş ve halıları
Asırlar süren Osmanlı İmparatorluğu'nun, sosyo-politik gücü ve görkeminin yanı sıra, sanata karşı duruşları ve sanat zevki göz ardı edilemeyecek kadar ihtişamlıdır. Ancak Türk sanatının Osmanlı'ya gelene kadarki, tarihi sürecini de göz ardı etmemek gerekir. Kökeni ilkel devirlere kadar dayanan bu sanatın, İslamiyet öncesi devirde başlayan oluşumu, İslamiyet'ten sonra şekillenmeye başlamıştır. Türk Sanatı'nın gelişimi Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 16.yüzyılda en nihai şeklini şeklini almıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda verilen eserlere Batı her zaman büyük hayranlık beslemiştir. Özellikle kumaşlarının ve halıların kalitesi, özgünlüğü ve gösterişi her zaman dikkat çekmiştir. Şu an dünya müzelerinde ve özel koleksiyonlarda bu kadar çok kumaş ve halının olması, o ihtişamlı zamanlarda, yurt dışına çok fazla eşyanın çıkarıldığı sonucuna ulaşmamızı sağlamaktadır. Çoğunluğu 16. yüzyıla ait olan bu eserler, Türk sanatının o dönem ki görkemli halini de sergilemektedir. Bu araştırmada, dünya müzelerindeki kumaş ve halıları incelemeden önce, Türk süsleme sanatının gelişimi üzerine inceleme yapılmış, dönemsel gelişimi kronolojik olarak irdelenmiştir. Türk süsleme sanatının kökenine kadar inilerek başlangıcından, en görkemli zamanına kadar, hangi eserlerde ne şekilde kullanıldığını da araştırmaya dahil edilerek dünya müzelerinde yer alan Osmanlı dönemi kumaş ve halılarını da incelenerek,araştırma görsel ve yazılı kaynaklarla desteklenmiştir. Anahtar Kelime: Osmanlı Devleti, Türk sanatı, İslamiyet, Müze, Kumaş ve Halı
Yetişkinlik dönemi oyun bağımlılığının yalnızlık algısı, sosyal destek, öfke kontrolü ve zihinsel dayanıklılık ile ilişkisinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı yetişkin bireylerde algılanan sosyal destek, yalnızlık algısı, öfke kontrolü ve zihinsel dayanıklılığın oyun bağımlılığını ne derece yordadığını incelemektir. Araştırmaya katılanların yaş aralığı "18-66" arasında olup 93 kadın (%27,2), 249 erkek (%72,8) olmak üzere 26,42 yaş ortalaması ile 342 kişiden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında Ucla Yalnızlık Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu, Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği ve Oyun Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılar Demografik Bilgi Formu doldurmuştur. Elde edilen verilerin analizi için "Bağımsız Örneklemler T-Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)", "Korelasyon Analizi", "Post Hoc Scheffe Testi", "Post Hoc LSD" ve "Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; oyun bağımlılığı puanları arttıkça sosyal destek algısının azaldığı, öfke kontrol düzeyinin azaldığı görülmektedir. Oyun bağımlılığı ile yalnızlık algısı ve zihinsel dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Yalnızlık algısı arttıkça zihinsel dayanıklılık ve sosyal destek algısının arttığı; yalnızlık algısı arttıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı; zihinsel dayanıklılık arttıkça sosyal destek algısının artmakta olduğu; zihinsel dayanıklılık azaldıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı; sosyal destek algısı azaldıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı saptanmıştır. Yalnızlık algısı, zihinsel dayanıklılık, sosyal destek algısı ve öfke kontrolü puanlarının oyun bağımlılığı üzerinde % 27 oranında bir etkisi olduğu görülmüştür. Kadınların oyun bağımlılığı puanlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu bulgulanmıştır.
Yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları; algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularının birbirleriyle olan ilişkilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada; yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları çalışmanın konusu olarak belirlenmiştir. Bu konuya bağlı olarak da yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite ile yaygın anksiyete bozukluğu semptomları arasındaki ilişkinin, algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Denizli Pamukkale Üniversitesinin Eğitim Fakültesinde öğrenim gören farklı bölümlerden 501 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; "Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği", "Yaygın Anksiyete Bozukluğu testi-7" "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Tutumu Algısı Ölçeği" ve "Bilişötesi Farkındalık Envanteri" kullanılmıştır. Katılımcıların demografik verilerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların dikkat eksikliği puan ortalaması 20.77 ve hiperaktivite puan ortalamaları 20.78 bulunmuştur. Sosyal bilimler öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlerin, matematik öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlere oranla dikkat eksiklikliklerinin olduğu düşüncesine daha fazla sahip oldukları görülmüştür. Sınıf öğretmenliği ve sosyal bilimler öğretmenliğinde öğrenim görenlerin yaygın anksiyetiye bozukluğu puanları bilgisayar ve öğretim teknolojileri ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bilişötesi farkındalığın hata ayıklama alt boyutunda bilgisayar ve öğretim teknolojileri bölümünde öğrenim görenlerin puanları okul öncesi öğretmenliğinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca hata ayıklama alt boyutunda dördüncü sınıfta öğrenim görülenlerin puanları birinci sıradakilere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Korelasyon analizleri sonucunda, hiperaktivite ile yaygın anksiyetiye, dikkat eksikliği ve bilişötesi farkındalık envanterinin işlemsel bilgi alt boyutu arasında pozitif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin bilgisi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu, demografik anne tutum algısı arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon, koruyucu baba tutumu arasında pozitif yönde çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin düzenlenmesi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi olduğu görülmüştür. Bilişötesi farkındalık envanteri ile ilgisiz ve demogratik anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Dikkate eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyetiye bozukluğu, algılanılan ebeveyn ilişkisi, bilişötesi farkındalık
Mıchel Foucault'nun biyoiktidar kavramının Kapıların Dışında adlı tiyatro oyunundaki yansımaları
Fransız filozof Michel Foucault, akademik kariyerinin büyük bir bölümünde iktidar kavramını incelemiştir. 18. Yüzyıl ile birlikte iktidarın gücünü pratik ettiği alanlar değişkenlik göstermiştir. Monarşideki egemen güç görünmez olmuştur. Yasaklamak ve cezalandırmak yerine pozitif bir siyaset benimsenerek bireyin yaşamı iyileştirilmiş ve korunmuştur. İnsan bedeni, siyasetin merkezine yerleştirilmiştir. Foucault'nun biyoiktidar kavramı, beden üstünden kurulan bir iktidar modelidir. Sağlık, genom, aile, normallik sınıflandırmaları ile nüfus ve birey kontrol edilmekte ve egemen güce tabi kılınmaktadır. Uysallaştırma süreci, disiplinci ve düzenleyici mekanizmalar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Hapishane ve hastane bireyi disipline edip kontrol altında tutarken aile ve öğretmen, kişinin toplumsal normları kabul edip içselleştirmesini sağlamaktadır. II. Dünya Savaşı sonrası, Almanya'da ortaya çıkan Yıkıntı Edebiyatı, savaşın insanlar üstünde yarattığı tahribatı konu edinmiştir. Açlık, yoksulluk, kimsesizlik ve ölüm, bu edebiyat akımına ait eserlerin konu seçkileri olmuştur. En önemli temsilcileri Heinrich Böll ve Wolfgang Borchert sayılmaktadır. Kısa öykü ağırlıklı eserler vermiş olmalarına rağmen farklı edebi türler de kaleme almışlardır. Borchert, yazdığı tek tiyatro oyunu olan Kapıların Dışında' da savaştan dönmüş bunalımlı bir askeri anlatmaktadır. Yaşamış olduğu travmalar ve ülkesine döndüğü zaman karşılaştığı durum yüzünden hayatına son vermek isteyen bu adam, muhtelif nedenler ve kişiler dolayısıyla ölememektedir. Beden, kişinin kontrolünde olmaktan çıkmıştır. Foucaultcu bağlamda, kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren, nasıl yaşanacağını gösteren, eylemler üzerinde bir eylem kümesine sahip olan biyoiktidarın çok yönlü yapısının yansımaları bu tiyatro oyunundaki karakterler üstünden de yorumlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Biyoiktidar, Tiyatro, Felsefe, Foucault, Borchert
Kurumsal Mimari Çerçeve Yönetimi'nin verimliliğe etkisi: Bankacılık sektöründe uygulamalı bir araştırma
Yeni teknolojilerle birlikte rekabetin daha da arttığı günümüz dünyasında işletmeler, faaliyetlerini her zamankinden daha farklı, standartları olan, süreçleri net, daha çevik davranabileceği yöntem ve modellerle teknolojilerine hakim olmak ve yönetebilmek zorundadır. Çalışmamızda, Kurumsal Mimari Çerçeve Yönetimi (KMÇY)'nin Türkiye'deki Bankacılık sektöründe verimlilik üzerine etkisi, uzmanların KMÇY'ye yönelik eğilimleri ve düşünceleri incelenmiştir. Kurumsal Mimari son yıllarda dünya'da artan bir şekilde kullanımı olan ve ülkemizde de her geçen gün özellikle Banka BT birimlerince kullanımına önem verilen stratejik bir yönetim anlayışıdır. Geçmişi çok yeni olan çerçeve yönetimi işletmelere önemli rekabet avantajı ve fayda sağlamaktadır. Bankaların bilgi teknolojileri birimlerinin iş birimleriyle işletme hedeflerine uyumlu, aynı hizada, daha şeffaf ve etkin yönetilebilmesi büyük önem arz etmektedir. Bir hizmet sektörü olan bankacılık sektörü Türkiye'de rekabetin en yoğun yaşandığı sektörlerin başında gelmektedir. Bankaların bilgi teknoloji birimleri teknoloji sağlayıcısı olarak bankaların rekabette öne geçmeleri için çok kritik öneme sahiptir. Teknoloji birimlerinin kurumun hedeflerine uygun olarak hareket etmesi, ürün geliştirmesi, çevik ve dinamik bir yapıda taleplere kısa sürede, kaliteli, yalın ve düşük maliyetle hizmet sağlayarak hep bir adım önde olması kurumlara rekabet avantajı sağlamaktadır. Teknoloji birimleri bankaların lokomotifi durumundadır. Bütün iş akışları ve süreçlerinin otomatize ederek sistematik bir yapıda yürütülmesi hayati önem taşımaktadır. KMÇY gibi BT'nin stratejik yönetiminde kullanılan ITIL, COBIT, CMMI, SDLC gibi farklı amaçlara hizmet eden standartlar da bulunmaktadır. Bununla birlikte KMÇY BT ile iş biriminin ahenkli çalışmasını sağlayarak kurum stratejilerine uygun bütünsel bir bakış açısı getirmektedir. Bu çalışmada Türkiye'deki 50 ve üzeri şubeye sahip KMÇY'yi kullanan 16 banka incelenerek, KMÇY'nin bankacılık sektöründe verimlilik üzerine etkisi araştırılmıştır. Verimliliğe etki eden faktörler 5 alt grupta incelenmiştir. Anket maddelerinin yakın çevrede pilot çalışmayla güvenirlik ve geçerlilik testleri yapılarak yaygınlaştırma aşamasına geçilmiştir. Uygulama aşamasında 16 bankadan 27 Kurumsal Mimari yöneticisiyle birebir görüşmeler yapılmıştır. Banka BT birimlerinde uzman ve üstü unvandaki personeller anket çalışmasına dahil edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler istatistiksel teknikler kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın son aşamasında yapılan Yapısal Eşitlik Modeli uygulamasında, Kurumsal Mimari Olgunluk, Kurumsal Mimari Etkinliği ve Değeri ile Kurumsal Mimari Tamamlama alt boyutlarının Verimliliğe anlamlı bir şekilde doğrudan etkiye sahip olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Mimari, Verimlilik, Kurumsal Hizalama, Bilgi Teknolojileri, Stratejik Yönetim, İş Mimarisi, Uygulama Mimarisi, Veri Mimarisi ve Teknoloji Mimarisi
Öğretmen adaylarına ezgili vurmalı çalgılarla Türk müziği usûllerinin öğretiminde dizi alıştırmaları yönteminin incelenmesi
Geleneksel Türk Müziği, içinde bulunduğumuz çağda çok uzun bir tarihi geçmişi olmasına karşın, henüz Türk Müziği Usûlleri öğretimine ilişkin sistematik alıştırmalara ve çalışmalara ulaşabilmiş değildir. Burada sorun olarak yalnız eğitim sistemi değil, yeterli beceri ve bilgi ile donatılmış öğretmenlere olan ihtiyacın da olduğu düşünülmektedir. Özellikle de ilkokul öğretmenlerinin yeterli bilgi ve araç-gereç ile donatılarak eğitimin daha verimli bir yapıda programlanması gerekli görülmektedir. Geleneksel Türk Müziği Usûllerinin özellikle ilkokul çocuklarına öğreterek başlanılabileceği, ilerleyen eğitim dönemlerinde de usûlleri tanıyan çocuklara zamanla makamların da fark ettirilmesinin geleneksel Türk Müziğimini gelecek kuşaklara aktarmaya yararlı olacağı düşünülmektedir. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak yapılan araştırma ve model önerisi araştırmacı tarafından ele alınmıştır. Tüm bu nedenler bu çalışmaya esas alınmış, araştırmacıyı Türk Müziği Usûl öğretimine yeni bir yaklaşım hazırlamaya yöneltmiştir. Bu doğrultuda araştırmada, sınıf öğretmeni adaylarına Türk Müziği Usûllerinin ezgili vurmalı çalgılarla öğretiminde dizi alıştırmaları yöntemi uygulamasının ortaya çıkartılması amaçlanmıştır. Bu amaca yönelik olarak nitel şekilde desenlenen araştırmanın katılımcılarını dokuz sınıf öğretmeni adayı oluşturmuştur. Katılımcılardan elde edilen veriler, katılımcı anekdotları, uygulamaların sonucuna ilişkin açık uçlu anket ve uygulamayı yürüten uzmanın yazılı görüşleri yoluyla toplanmıştır. Bu araştırmada ilkokul şarkılarında (halk müziği örneklerinde türküler) görülen usullere uygun olarak hazırlanmış dizi-seyir alıştırmaları ve her usule uygun birer örnek şarkı bir uzman tarafından öğretmen adaylarına öğretilmiştir. Araştırmanın sonucunda, Türk Müziği Usûllerine uygun olarak hazırlanan dizi alıştırmalarının çalışılmasının, özellikle ezgili vurmalı çalgılar ile Türk Müziği Usullerinin öğretimine ilişkin çalgı becerisini geliştirmenin yanında bol tekrara dayanan alıştırmalar sayesinde de usûl bilgisinin kalıcılığını sağladığı görülmüştür.
Türkiye'de KDV iadesinde ihracat istisnasının tanımı işleyişi ve uygulamaları
Bu tez çalışması Türkiye'de KDV iade sisteminin işleyişi hakkında bilgi vermek,KDV iadesinde istisnalara değinmek ve ihracatta KDV iade sisteminin işleyişi hakkında bilgi aktarmak amacıyla hazırlanmıştır. Araştırmanın giriş bölümünde KDV kavramı tanıtılmış, ihracatta KDV kavramı ifade edilmiş ve bu tez çalışmasının bölümleri ile ilgili bilgiler aktarılmıştır. Çalışmanın ilk bölümünde KDV iade sistemi ve KDV iadesinde istisnalara değinilmiştir. Araştırmanın ikinci ve son bölümünde ise ihracatta KDV iade şartları ve iade istisnaları detaylı bir şekilde ilgili kanun ve yönetmelikler doğrultusunda aktarılmıştır. Çalışmada ihracatta KDV iade sisteminin işleyişi hakkındaki bilgiler TC kanun ve yasalarında belirtilen ifadelere yönelik aktarılmıştır.
Japon manga ve anime sanatı'nın cosplay yansımaları
Tarihsel süreci milattan önceki dönemlere dayanan Japon resim sanatı, süreç içinde evrilerek ancak kendi kimliğini asla kaybetmeden yeni dünya düzenine adapte olmaya çalışır. Bu adaptasyon sürecini özünden gelen çizgi roman kültürü manga'ya sadık kalarak oluşan yeni sanat dalı anime ile yapar. Geleneksel yapısını koruyan Japon halkı, 2. Dünya Savaşı'nda yaşadığı hezimetle bir anda kendini çok farklı bir konumda bulur. O artık başka kültürlere de açık olmak durumundadır. Tüm bu olumsuz yaşam koşulları içinde Japon halkının asla bırakmadığı ve kültürlerinin direnişinin simgesi olan manga olgusu, hayatlarındaki yerini daima korumuş ve umut olmaya devam etmiştir. Teknoloji ile birlikte yaşanan gelişmeler, çizgi roman olan mangayı ekranlarda izlenebilir çizgi film olan animeye dönüştürmüş bir yandan da kendi varlığını da korumuştur. Giderek artan ve yaygınlaşan manga ve anime hayranları kendileri ile özdeşleştirdikleri karakterleri, hayal dünyasından çıkarıp, çeşitli kostüm ve makyajlarla gerçek hayata aktarıp cosplay olgusunu yaratmışlardır. Böylece yaşamın tekdüzeliğinden sıyrılarak, çizgi dünyasının kendilerine sunduğu diğer boyutu deneyimlemişler ve bu güzel masalı, giderek artan bir kitle ile paylaşmaya devam etmişlerdir. Türkiye'de özellikle Miyazaki Çizgi Filmleri ile tanınan Manga ve Anime karakterleri çok sevilerek benimsenmişledir. Dünyada bu sevginin bir ifade biçimi olan Cosplay sanatı ülkemizde de beğeni ile uygulanmaktadır. Çeşitli toplantı, fuar ve yarışmalarla zaman içinde yaygın hale gelen bu sanata ilgi duyan kişileri bir araya getirmiştir. Gelişerek daha profesyonel bir anlayışla düzenlenen bu fuar ve toplantılar, sayıları zamanla artan katılımcılar ile birlikte görsel bir şölen halini almaktadır. Düzenlenen dünya çapında organizasyonlarda ülkemizde temsil edilmeye başlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte balkanlarda Türk halk müziğinin varlığı
Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki varlığı ve Balkanlardaki Türk Halk Müziği incelenmiştir. Bu bağlamda Türklerin Balkanlara girişi ve günümüze kadar geçirdikleri süreçler ele alınmıştır. Türk Halk Müziğinin Balkan coğrafyasındaki varlığı incelenmiş ve Balkan coğrafyasının Rumeli türkülerine etkisi araştırılmıştır. Rumeli türkülerinin oluşum ve etkileşim süreçleri detaylandırılarak hem coğrafi hem bölgesel hem de sosyal olarak araştırılması yapılmıştır. Araştırma yapılırken örnek verilen on bir Rumeli türküsünün edebi yapısı, melodik ve ritmik varyantları, ses sahası, seyri ve donanımları incelenmiştir. Bu kapsamda yapılan literatür taraması neticesinde Türklerin Balkanlara gelişi, Osmanlı İmparatorluğunun Balkan topraklarına hakim olduğu dönem ve Rumeli Türkülerine ait bilgilerin bir arada olmayışı çalışmanın daha kapsamlı araştırılmasına sebep olmuştur. Elde edilen bulguların araştırmacılara, Osmanlı İmparatorluğunun Balkan topraklarındaki varlığı ve Rumeli Türküleriyle ilgili yapacakları çalışmalara ışık tutacağı değerlendirilmektedir.
Grafiti sanatında yer alan tasarım öğelerinin illüstrasyon, renk ve biçim yönünden incelenmesi
Tarihsel süreci içerisinde graffiti, günümüz modern haline ulaşıncaya dek belli evrelerden ve evrimlerden geçmiştir. Tasarımsal öğelerin etkisinde kalmış, daha modern bir ifade şekli için ilerleme katetmiştir. Evrilme sürecinde modern akımların da etkisinde kalan graffiti, bu akımların teknik ve üsluplarından da etkilenmiştir. Tasarım öğelerinin genişlemesi graffitinin de içinde kullanılan desenlerin gelişmesine ve çeşitlenmesine olanak sağlamıştır. İllüstrasyon bu bağlamda graffitinin ayrılmaz bir parçası olmuş, çizimlerde graffiticilerin sıklıkla başvurduğu bir desen türü haline gelmiştir. İllüstrasyon graffiti içerisinde, harf, yazı ve karakter çizimlerinin gerekli bölgelerinde süsleyici ve tamamlayıcı bir öğe olarak kullanılmıştır. Modern bir başkaldırı sanatı olan graffiti, illüstrasyon deseninin ifadesel gücünü çizimlerde mesaj verici olarak da etkili bir biçimde kullanmıştır. Tipografide ve karakter çizimlerinde biçimsel gelişmeler görülmüş, günümüzde renk skalalarının artması ile çizimde birçok özgün renklere de yer verilmiştir. Renksel ve biçimsel gelişmeler yapılacak çalışmanın kalitesini, orjinalliğini, özgünlüğünü ve görselliğini arttırmaktadır. Özgür renk ve biçim kullanımı ile sanatçı, gelişim göstermiş graffiti sanatı içerisinde kendini ve sanatını daha detaylı, özgün ve yaratıcı şekilde ifade edebilmiştir. Teknolojinin etkisiyle dijital ortamda çalışmalar gerçekleştiren graffiti, sanatçının dijital eskiz defteri görevini görmüştür. Aynı zamanda tez içerisinde günümüz graffiti sanatçılarının eserlerine, bilgilerine ve kendileri hakkındaki ifadelerine de yer verilmiştir.