Haliç University
Enstitü

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Haliç University

129

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Arşivlenen Tez

10 Tez
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünya müzelerinde Osmanlı kumaş ve halıları

Asırlar süren Osmanlı İmparatorluğu'nun, sosyo-politik gücü ve görkeminin yanı sıra, sanata karşı duruşları ve sanat zevki göz ardı edilemeyecek kadar ihtişamlıdır. Ancak Türk sanatının Osmanlı'ya gelene kadarki, tarihi sürecini de göz ardı etmemek gerekir. Kökeni ilkel devirlere kadar dayanan bu sanatın, İslamiyet öncesi devirde başlayan oluşumu, İslamiyet'ten sonra şekillenmeye başlamıştır. Türk Sanatı'nın gelişimi Osmanlı İmparatorluğu döneminde, 16.yüzyılda en nihai şeklini şeklini almıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda verilen eserlere Batı her zaman büyük hayranlık beslemiştir. Özellikle kumaşlarının ve halıların kalitesi, özgünlüğü ve gösterişi her zaman dikkat çekmiştir. Şu an dünya müzelerinde ve özel koleksiyonlarda bu kadar çok kumaş ve halının olması, o ihtişamlı zamanlarda, yurt dışına çok fazla eşyanın çıkarıldığı sonucuna ulaşmamızı sağlamaktadır. Çoğunluğu 16. yüzyıla ait olan bu eserler, Türk sanatının o dönem ki görkemli halini de sergilemektedir. Bu araştırmada, dünya müzelerindeki kumaş ve halıları incelemeden önce, Türk süsleme sanatının gelişimi üzerine inceleme yapılmış, dönemsel gelişimi kronolojik olarak irdelenmiştir. Türk süsleme sanatının kökenine kadar inilerek başlangıcından, en görkemli zamanına kadar, hangi eserlerde ne şekilde kullanıldığını da araştırmaya dahil edilerek dünya müzelerinde yer alan Osmanlı dönemi kumaş ve halılarını da incelenerek,araştırma görsel ve yazılı kaynaklarla desteklenmiştir. Anahtar Kelime: Osmanlı Devleti, Türk sanatı, İslamiyet, Müze, Kumaş ve Halı

16. yüzyılEl sanatlarıHalılar+5
Ecem Usta
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlik dönemi oyun bağımlılığının yalnızlık algısı, sosyal destek, öfke kontrolü ve zihinsel dayanıklılık ile ilişkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın temel amacı yetişkin bireylerde algılanan sosyal destek, yalnızlık algısı, öfke kontrolü ve zihinsel dayanıklılığın oyun bağımlılığını ne derece yordadığını incelemektir. Araştırmaya katılanların yaş aralığı "18-66" arasında olup 93 kadın (%27,2), 249 erkek (%72,8) olmak üzere 26,42 yaş ortalaması ile 342 kişiden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında Ucla Yalnızlık Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği'nin Gözden Geçirilmiş Formu, Zihinsel Dayanıklılık Ölçeği, Buss-Perry Saldırganlık Ölçeği ve Oyun Bağımlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılar Demografik Bilgi Formu doldurmuştur. Elde edilen verilerin analizi için "Bağımsız Örneklemler T-Testi", "Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA)", "Korelasyon Analizi", "Post Hoc Scheffe Testi", "Post Hoc LSD" ve "Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi" kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre; oyun bağımlılığı puanları arttıkça sosyal destek algısının azaldığı, öfke kontrol düzeyinin azaldığı görülmektedir. Oyun bağımlılığı ile yalnızlık algısı ve zihinsel dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişki saptanmamıştır. Yalnızlık algısı arttıkça zihinsel dayanıklılık ve sosyal destek algısının arttığı; yalnızlık algısı arttıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı; zihinsel dayanıklılık arttıkça sosyal destek algısının artmakta olduğu; zihinsel dayanıklılık azaldıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı; sosyal destek algısı azaldıkça öfke kontrol güçlükleri yaşandığı saptanmıştır. Yalnızlık algısı, zihinsel dayanıklılık, sosyal destek algısı ve öfke kontrolü puanlarının oyun bağımlılığı üzerinde % 27 oranında bir etkisi olduğu görülmüştür. Kadınların oyun bağımlılığı puanlarının erkeklere göre daha yüksek olduğu bulgulanmıştır.

Algılanan sosyal destekBağımlılıkOyun bağımlılığı+7
Dilara Çetintaş
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları; algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularının birbirleriyle olan ilişkilerinin değerlendirilmesi

Bu araştırmada; yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyete bozukluğu semptomları çalışmanın konusu olarak belirlenmiştir. Bu konuya bağlı olarak da yetişkinlikte gözlenen dikkat eksikliği hiperaktivite ile yaygın anksiyete bozukluğu semptomları arasındaki ilişkinin, algılanan ebeveyn ilişkisi ve bilişötesi farkındalık olgularıyla değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Denizli Pamukkale Üniversitesinin Eğitim Fakültesinde öğrenim gören farklı bölümlerden 501 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında; "Erişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Kendi Bildirim Ölçeği", "Yaygın Anksiyete Bozukluğu testi-7" "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Tutumu Algısı Ölçeği" ve "Bilişötesi Farkındalık Envanteri" kullanılmıştır. Katılımcıların demografik verilerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların dikkat eksikliği puan ortalaması 20.77 ve hiperaktivite puan ortalamaları 20.78 bulunmuştur. Sosyal bilimler öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlerin, matematik öğretmenliği bölümünde öğrenim görenlere oranla dikkat eksiklikliklerinin olduğu düşüncesine daha fazla sahip oldukları görülmüştür. Sınıf öğretmenliği ve sosyal bilimler öğretmenliğinde öğrenim görenlerin yaygın anksiyetiye bozukluğu puanları bilgisayar ve öğretim teknolojileri ve okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Bilişötesi farkındalığın hata ayıklama alt boyutunda bilgisayar ve öğretim teknolojileri bölümünde öğrenim görenlerin puanları okul öncesi öğretmenliğinde öğrenim görenlere oranla anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca hata ayıklama alt boyutunda dördüncü sınıfta öğrenim görülenlerin puanları birinci sıradakilere oranla anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Korelasyon analizleri sonucunda, hiperaktivite ile yaygın anksiyetiye, dikkat eksikliği ve bilişötesi farkındalık envanterinin işlemsel bilgi alt boyutu arasında pozitif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin bilgisi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu, demografik anne tutum algısı arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon, koruyucu baba tutumu arasında pozitif yönde çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Bilişin düzenlenmesi alt boyutu ile ilgisiz, koruyucu anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi olduğu görülmüştür. Bilişötesi farkındalık envanteri ile ilgisiz ve demogratik anne tutumu arasında negatif yönlü çok zayıf bir korelasyon ilişkisi bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Dikkate eksikliği hiperaktivite, yaygın anksiyetiye bozukluğu, algılanılan ebeveyn ilişkisi, bilişötesi farkındalık

Ana-baba tutumuAnksiyeteAnksiyete bozuklukları+5
Osman Arslan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Mıchel Foucault'nun biyoiktidar kavramının Kapıların Dışında adlı tiyatro oyunundaki yansımaları

Fransız filozof Michel Foucault, akademik kariyerinin büyük bir bölümünde iktidar kavramını incelemiştir. 18. Yüzyıl ile birlikte iktidarın gücünü pratik ettiği alanlar değişkenlik göstermiştir. Monarşideki egemen güç görünmez olmuştur. Yasaklamak ve cezalandırmak yerine pozitif bir siyaset benimsenerek bireyin yaşamı iyileştirilmiş ve korunmuştur. İnsan bedeni, siyasetin merkezine yerleştirilmiştir. Foucault'nun biyoiktidar kavramı, beden üstünden kurulan bir iktidar modelidir. Sağlık, genom, aile, normallik sınıflandırmaları ile nüfus ve birey kontrol edilmekte ve egemen güce tabi kılınmaktadır. Uysallaştırma süreci, disiplinci ve düzenleyici mekanizmalar aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Hapishane ve hastane bireyi disipline edip kontrol altında tutarken aile ve öğretmen, kişinin toplumsal normları kabul edip içselleştirmesini sağlamaktadır. II. Dünya Savaşı sonrası, Almanya'da ortaya çıkan Yıkıntı Edebiyatı, savaşın insanlar üstünde yarattığı tahribatı konu edinmiştir. Açlık, yoksulluk, kimsesizlik ve ölüm, bu edebiyat akımına ait eserlerin konu seçkileri olmuştur. En önemli temsilcileri Heinrich Böll ve Wolfgang Borchert sayılmaktadır. Kısa öykü ağırlıklı eserler vermiş olmalarına rağmen farklı edebi türler de kaleme almışlardır. Borchert, yazdığı tek tiyatro oyunu olan Kapıların Dışında' da savaştan dönmüş bunalımlı bir askeri anlatmaktadır. Yaşamış olduğu travmalar ve ülkesine döndüğü zaman karşılaştığı durum yüzünden hayatına son vermek isteyen bu adam, muhtelif nedenler ve kişiler dolayısıyla ölememektedir. Beden, kişinin kontrolünde olmaktan çıkmıştır. Foucaultcu bağlamda, kimin yaşayıp kimin öleceğine karar veren, nasıl yaşanacağını gösteren, eylemler üzerinde bir eylem kümesine sahip olan biyoiktidarın çok yönlü yapısının yansımaları bu tiyatro oyunundaki karakterler üstünden de yorumlanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Biyoiktidar, Tiyatro, Felsefe, Foucault, Borchert

BiyoiktidarFoucault, MichelKarakter+3
Mesut Tozkoparan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte balkanlarda Türk halk müziğinin varlığı

Bu çalışmada Osmanlı Devleti'nin Balkanlardaki varlığı ve Balkanlardaki Türk Halk Müziği incelenmiştir. Bu bağlamda Türklerin Balkanlara girişi ve günümüze kadar geçirdikleri süreçler ele alınmıştır. Türk Halk Müziğinin Balkan coğrafyasındaki varlığı incelenmiş ve Balkan coğrafyasının Rumeli türkülerine etkisi araştırılmıştır. Rumeli türkülerinin oluşum ve etkileşim süreçleri detaylandırılarak hem coğrafi hem bölgesel hem de sosyal olarak araştırılması yapılmıştır. Araştırma yapılırken örnek verilen on bir Rumeli türküsünün edebi yapısı, melodik ve ritmik varyantları, ses sahası, seyri ve donanımları incelenmiştir. Bu kapsamda yapılan literatür taraması neticesinde Türklerin Balkanlara gelişi, Osmanlı İmparatorluğunun Balkan topraklarına hakim olduğu dönem ve Rumeli Türkülerine ait bilgilerin bir arada olmayışı çalışmanın daha kapsamlı araştırılmasına sebep olmuştur. Elde edilen bulguların araştırmacılara, Osmanlı İmparatorluğunun Balkan topraklarındaki varlığı ve Rumeli Türküleriyle ilgili yapacakları çalışmalara ışık tutacağı değerlendirilmektedir.

BalkanlarHalk müziğiMüzik+6
Elif Buse Doğan
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Grafiti sanatında yer alan tasarım öğelerinin illüstrasyon, renk ve biçim yönünden incelenmesi

Tarihsel süreci içerisinde graffiti, günümüz modern haline ulaşıncaya dek belli evrelerden ve evrimlerden geçmiştir. Tasarımsal öğelerin etkisinde kalmış, daha modern bir ifade şekli için ilerleme katetmiştir. Evrilme sürecinde modern akımların da etkisinde kalan graffiti, bu akımların teknik ve üsluplarından da etkilenmiştir. Tasarım öğelerinin genişlemesi graffitinin de içinde kullanılan desenlerin gelişmesine ve çeşitlenmesine olanak sağlamıştır. İllüstrasyon bu bağlamda graffitinin ayrılmaz bir parçası olmuş, çizimlerde graffiticilerin sıklıkla başvurduğu bir desen türü haline gelmiştir. İllüstrasyon graffiti içerisinde, harf, yazı ve karakter çizimlerinin gerekli bölgelerinde süsleyici ve tamamlayıcı bir öğe olarak kullanılmıştır. Modern bir başkaldırı sanatı olan graffiti, illüstrasyon deseninin ifadesel gücünü çizimlerde mesaj verici olarak da etkili bir biçimde kullanmıştır. Tipografide ve karakter çizimlerinde biçimsel gelişmeler görülmüş, günümüzde renk skalalarının artması ile çizimde birçok özgün renklere de yer verilmiştir. Renksel ve biçimsel gelişmeler yapılacak çalışmanın kalitesini, orjinalliğini, özgünlüğünü ve görselliğini arttırmaktadır. Özgür renk ve biçim kullanımı ile sanatçı, gelişim göstermiş graffiti sanatı içerisinde kendini ve sanatını daha detaylı, özgün ve yaratıcı şekilde ifade edebilmiştir. Teknolojinin etkisiyle dijital ortamda çalışmalar gerçekleştiren graffiti, sanatçının dijital eskiz defteri görevini görmüştür. Aynı zamanda tez içerisinde günümüz graffiti sanatçılarının eserlerine, bilgilerine ve kendileri hakkındaki ifadelerine de yer verilmiştir.

BiçimGrafik tasarımıGrafitler+5
Davut Karakiraz
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Şiddet mağduru çocukların rehabilitasyonunda tiyatronun işlevi

Şiddet Mağduru Çocukların Rehabilitasyonunda Tiyatronun İşlevi başlıklı bu tez çalışması, şiddet mağduru çocukların rehabilite edilmesinde tiyatro sanatının nasıl bir işlevinin olabileceğinin incelenmesi amacını taşımaktadır. Çalışmada şiddete uğrayan çocukların iyileştirilmesinde sanatın önemli olduğuna vurgu yapılarak, özellikle tiyatro ile drama ve oyunun çocukların rehabilite edilmeleri sürecindeki işlevleri, ayırıcı unsurları üzerinde durulmuştur. Dört bölümden oluşan bu tez çalışmasında Girişin ardındaki İkinci Bölümde ilk önce genel olarak şiddetin tanımı yapılmış, daha sonra şiddetin kaynaklarına değinilmiş ve aile içi şiddet konusuna vurgu yapılmıştır. Tez çalışmasının çocuk ve çocuğa yönelik şiddet olgularının açımlandığı Üçüncü Bölümünde çocuk ve çocuk kimliğinden, çocuğa yönelik şiddetten ve bu şiddetin çeşitlerinden söz edilmiştir. Çalışmanın başlığını taşıyan Dördüncü Bölümde ise genel olarak sanat, tiyatro, drama, oyun çocuk ilişkisine değinildikten sonra, izleyen ve oynayan bireyler olarak tiyatro sanatı ile drama çalışmalarının şiddet mağduru çocukların rehabilitasyon sürecine etkisi ve sonuçları örnek çalışmalar ile uzman kişilerin görüşlerine dayanarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Çalışmanın oluşturulmasında konuyla ilgili yazılı kaynaklardan, internet verilerinden, film, belgesel, video çekimlerinden, gazete haberlerinden, yapılmış tiyatro oyunlarından ve konuyla ilgili uzmanlardan (Bilişim Uzmanı İsa Altun; Tiyatro Eğitmeni Selim Canpolat; Lika Tiyatro Kurucusu Caner Demir; Psikoterapist Dr.Serkan Doğan; Akademisyen, Psikolog, Yazar Prof.Dr. Üstün Dökmen; İngilizce Öğretmeni Sinem Eraslangün; Psikolog, Yazar Şebnem Özkan; Emekli Emniyet Müdürü Leman Süheyla Soylu; İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Şevki Sözen; Oyuncu Turgay Tanülkü, Emniyet Müdürü Dr.Bülent Tansel; Akademisyen Dr.Nebiye Yaşar) ile yapılan görüşmelerden yararlanılmıştır. Bu çalışmanın konuyla ilgili araştırmacılar ve uygulamacılar için kaynak oluşturması amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Çocuk, Tiyatro, Oyun-Drama, Şiddet Mağduru, Rehabilitasyon,

DramaDramatik tiyatroMağdur+4
Nuray Toprak
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Amik Ovası ve Barak ovasında icra edilen barak havalarının icra ve üslup özelliklerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Türk halk müziğinin önemli unsurlarından biri olan uzun hava geleneğine ait Barak ağzı uzun havalarının bölgesel olarak karşılaştırılması ve incelenmesidir. Bu bağlamda Amik ovası ile Barak ovasında icra edilen Barak ağzı uzun havalarının icra ve üslup özellikleri incelendikten sonra elde edilen benzerlikler ve farklılıklar ile ilgili detaylı bir değerlendirme yapılmıştır.

Amik ovasıBarakHalk müziği+7
Gökhan Kırmızıgül
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Geleneksel Türk tiyatrosunda çokkültürlülük

Farklı kültürler, birbirleriyle temas etmeye başladıkları andan itibaren kültürel etkileşimin ne siyasi erke ne de coğrafi sınırlara bağlı olmadığını gözler önüne sermiştir. Farklı kültürler, birbirleriyle temas ettikleri oranda birbirilerinden etkilenmiş, bu etkiyi sanat, felsefe, edebiyat ve bilim gibi insanı ilgilendiren tüm alanlara ve her türlü üretimlerine yansıtmışlardır. Böylece kültürlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan her ürün, çokkültürlü bir yapı kazanmıştır. Bu anlamda icra edildiği toprakların ve özellikle kültürler kavşağı olan Anadolu coğrafyasının kültürel değerlerini ve farklılıklarını yansıtan Geleneksel Türk Tiyatrosu da çokkültürlü bir özellik taşımaktadır. Bu çalışmada, Geleneksel Türk Tiyatrosundaki çokkültürlülük izlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın sonucunda karşılaştığı kültürleri birbirleriyle kaynaştıran ve bu sayede çokkültürlü bir yapıya sahip olan Geleneksel Türk Tiyatrosunun, bu özelliğini her zaman koruduğu ve yüzyıllar ilerledikçe sınırların hükmünün azalmasıyla birlikte kültürel anlamda daha da renkli hale geldiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çokkültürlülük, Tiyatro, Geleneksel Türk Tiyatrosu.

TiyatroTiyatro oyunlarıTürk tiyatrosu+1
Nazım Hikmet Yıldırım
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kadınlarda çocukluk çağı travmaları ile beden imajı ve cinsel işlev bozuklukları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, kadınlarda çocukluk çağı travmaları ile beden imajı ve cinsel işlev bozuklukları arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma evrenini, sosyal medya platformlarından ulaşılacak 18-25 yaş arası kadınlar oluşturacaktır. Örneklemi ise, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden aktif cinsel hayatı olan 18-25 yaş arası 120 kadın katılımcı oluşturacaktır. Araştırmacı tarafından, çalışmaya katılacak kişilerin yaşantıları hakkında ön fikir edinmek amacıyla sosyodemografik form hazırlanmıştır. Bu formda katılımcıların kimliğini açığa çıkaracak ve gizliliği ihlal edecek sorulara yer verilmemiştir. Araştırmada ölçek olarak ise çocukluk çağlarında istismar yaşantılarını ölçmek için Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği, kendi bedenlerinden memnuniyetlik durumlarını ölçmek için Vücut Algısı Ölçeği ve yaşadıkları cinsel problemleri belirlemek için de Arizona Cinsel Yaşantılar Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucuna göre, çocukluk yıllarında ailesi tarafından ihmal edilen kadınların, ailesi tarafından ihmal edilmeyen kadınlara göre daha olumsuz beden imajı algısına sahip oldukları bulunmuştur. Bununla birlikte olumsuz beden imajı algısına sahip olan kadınların, diğer kadınlara göre daha çok cinsel problem yaşadıkları ortaya çıkmıştır. Elde edilen bir başka veriye göre ise çocukluk yıllarında cinsel istismara uğrayan kadınların, diğer kadınlara göre daha çok cinsel işlev bozukluğu yaşadıkları saptanmıştır.

Beden imajıCinsel bozukluklarCinsel işlev bozuklukları-psikolojik+4
Muhammed Üsame Yalçın
Haliç University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00