Harran University
Institute

Institute of Graduate Studies

Harran University

62

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen ve okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin görüşleri

İnsanlık son yıllarda derin çevresel bozulmalar, artan toplumsal eşitsizlikler ve küresel ölçekte hissedilen ekonomik krizlerle yüzleşmektedir. Bu gelişmeler, sürdürülebilirlik kavramını yalnızca bir tercih değil, yaşanabilir bir gelecek için vazgeçilmez bir gereklilik haline getirmiştir. Bugün artık çevremizdeki her değişim, yalnızca doğayı değil, toplumların adalet anlayışını ve ekonomik dengeleri de doğrudan etkilemektedir. Bu noktada eğitim, bireylerin hem düşünce hem de davranış dünyasını şekillendiren güçlü bir araç olarak öne çıkmaktadır. Okullarda verilen her ders, yapılan her etkinlik, aslında çocuklara yalnızca bilgi değil, aynı zamanda yaşam biçimi kazandırmaktadır. Dolayısıyla öğretmenler ve yöneticiler, salt bilgi aktaran kişiler değil; sürdürülebilir bir yaşamın somut örneklerini sergileyen rol modellerdir. Onların davranışları, seçimleri ve değerleri öğrenciler için birer "yaşayan ders" niteliği taşır. Bu çalışmada, Gaziantep'in Nizip ilçesinde görev yapan ortaokul ve lise öğretmenleri ile okul yöneticilerinin sürdürülebilirliğe ilişkin algıları incelenmiştir. Araştırma 2024–2025 eğitim-öğretim yılında yürütülmüş ve toplam 25 katılımcıyla gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler üzerinden veriler toplanmıştır. Görüşmeler sırasında öğretmenlerin ve yöneticilerin sürdürülebilirliği nasıl anlamlandırdıkları, bunu günlük uygulamalarına nasıl yansıttıkları ve öğrencilerle ilişkilerinde nasıl rol modellere dönüştükleri anlaşılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular, katılımcıların çoğunlukla sürdürülebilirliği çevresel boyut üzerinden düşündüklerini ortaya koymuştur. İklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve atık yönetimi en çok öne çıkan temalardır. Bununla birlikte ekonomik sürdürülebilirlik ve toplumsal adalet konularında farkındalığın daha zayıf olduğu görülmüştür. Katılımcıların ifadeleri, bireysel değerlerin, sosyal çevrenin ve mesleki deneyimlerin sürdürülebilirlik algılarını şekillendirdiğini göstermektedir. Ayrıca öğretmenler, sürdürülebilirliğin yalnızca derslerde değil; okulun tüm yaşamına yayılması, yani öğrencilerin günlük deneyimleriyle bütünleşmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak araştırma, öğretmenlerin bilgi ve tutumlarının güçlendirilmesinin, öğrencilerin küresel sorunlara karşı daha donanımlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlayacağını göstermektedir. Başka bir deyişle, okul koridorlarından sınıf etkinliklerine uzanan her ortam, sürdürülebilirliğin öğretildiği değil, yaşandığı bir alan haline geldiğinde anlamlı bir dönüşüm gerçekleşecektir.

Sürdürülebilirlik
Ercan Çalışkan
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal atıkların biyokütle enerji üretim potansiyelinin sera gazı emisyonlarının azaltmasına katkısı ve çevresel etkileri: Şanlıurfa örneği

Bu çalışma kapsamında, Şanlıurfa ili örneğinde tarımsal atıklardan elde edilebilecek biyokütle enerji potansiyeli hesaplanmış ve bu potansiyelin sera gazı emisyonlarının azaltılmasına olan katkısı analiz edilmiştir. 2023 yılı itibarıyla Şanlıurfa'da toplam tarımsal ürün üretimi 5.419.640 ton olarak belirlenmiş; buna bağlı olarak 4.653.570 ton Teorik Tarımsal Biyokütle Potansiyeli (TTBP) hesaplanmıştır. Bu biyokütleden yaklaşık 77.831.140 GJ Teorik Enerji Potansiyeli (TEP), 30.807.666 GJ Kullanılabilir Enerji Potansiyeli (KEP) ve 2.569.362 MWh Elektrik Enerjisi Eşdeğeri (EEeşd.) elde edilebileceği öngörülmüştür. Biyokütle enerjisi kullanımı sonucunda yalnızca 115.621 ton CO₂ eşdeğeri emisyon salımı gerçekleşirken, aynı miktarda enerjinin fosil yakıtlar olan kömür, petrol ve doğalgaz ile üretilmesi durumunda sırasıyla 2.281.591 ton, 1.883.340 ton ve 1.053.437 ton CO₂ eşdeğeri emisyon ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, bu tarımsal atıkların açık alanda yakılması halinde oluşabilecek emisyon miktarının 12.084.379 ton CO₂ eşdeğeri olduğu ve biyokütle enerjisi üretimiyle ortalama 4.210.066 ton CO₂ eşdeğeri emisyonun önlenebileceği belirlenmiştir. Bu azaltım miktarının çevresel eşdeğerleri değerlendirildiğinde; yaklaşık 63 milyon adet ağaç fidanının 10 yıl boyunca büyütülmesine, 1,35 milyon ton atığın geri dönüştürülerek bertaraf edilmesine veya 1.936.630 ton kömürün yakılmasının önlenmesine eşdeğer bir etki yaratmaktadır. Elde edilen bulgular, Şanlıurfa özelinde tarımsal atıkların enerjiye dönüştürülmesinin yalnızca enerji arzına katkı sağlamakla kalmayıp çevresel sürdürülebilirliğe ve sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yönelik önemli fırsatlar sunduğunu ortaya koymaktadır.

Atık yönetimiBiyokütle enerjisiSera gazı+4
Mahmud Elabdullah
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessAR

حقوق الأطفال المولودين من أم إيزيدية ووالد داعش يالذين يعيشون بالمخيمات في القانون العراقي والشريعة الإسلامية

This study adopts a multi-tiered inductive methodology encompassing three dimensions—Islamic jurisprudential (Shar'i), legal, and empirical—in an effort to propose remedial measures that alleviate the suffering of children residing in the Al-Hol Camp in Syria. These children are the product of sexual violence perpetrated against Yazidi women by ISIS terrorist factions following the fall of Sinjar and other areas under their control. The researcher conducts an analytical examination of jurisprudential texts from various Islamic legal schools to elucidate the fundamental rights of these children. Foremost among these are the right to lineage recognition from both parents, access to appropriate care, education, and financial maintenance. Should the parents fail to fulfill these duties, such responsibilities are to be assumed by the nearest kin, or, in their absence, by the state. It is impermissible to criminalize or penalize these children for crimes they did not commit. The injustices suffered by their mothers starkly contradict Islamic legal and ethical principles. These actions have led to dire consequences, most notably the captivity of innocent children in refugee camps. A deeper objective behind these atrocities appears to be the deliberate stigmatization of Islam through its association with terrorism and extremism. This dissertation seeks to address this humanitarian crisis through the lens of Islamic jurisprudence, which affirms the moral and legal obligations of society and the state toward these children. Guardianship, is a religious obligation upon parents; if they are unable or unwilling to fulfill it, the responsibility transfers to grandparents or close relatives, and ultimately to the state. From a legal perspective, Iraqi law safeguards the rights of these children by ensuring their eligibility for lineage recognition, inheritance, and financial support. Moreover, they are legally entitled to acquire Iraqi citizenship and enjoy the full spectrum of civil rights afforded to other citizens, including protection from discrimination and violence. International legal frameworks on children's rights further prohibit child labor, recruitment into armed groups, and their use in military operations—acts that constitute war crimes under international humanitarian law. On the empirical level, the researcher distributed 100 structured questionnaires to educators and caregivers within the Al-Hol Camp. The data collected was statistically analyzed to assess the social and legal status of the children. Furthermore, a set of 100 age-appropriate questions was administered to children aged 4 to 12. Their responses revealed a consistent desire to return to their homeland and a strong sense of national identity, as evidenced by their expressed interest in obtaining Iraqi citizenship. native society as a prerequisite for psychological recovery and long-term social reintegration. It underscores the necessity of rescuing them from the harsh conditions of the camps. By drawing on both Islamic and legal sources, this research offers a framework for redressing this form of injustice, which poses broader implications for social cohesion and national security in Iraq.

Shakır Abdulhafıdh Zaınal Arızy
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Atilla Birkiye hayatı sanatı eserleri

Bu doktora tezinde Atilla Birkiye'nin hayatı, sanatı ve eserleri üzerine çalışılmıştır. Tez üç temel bölümden oluşur. Bunun yanında giriş, sonuç, röportaj ve kaynakça kısımları da yer alır. Tezin giriş kısmında, konunun önemi, kapsamı, sınırları, özgün değeri, araştırma sorusu, amaç ve hedef belirtilir. Birinci bölümde yazarın hayatı ele alınır. Birkiye'nin yaşamında yaptığı çalışmalar, yazarlık hayatı hakkında bilgi verilir. Ailesi, doğumu, eğitim hayatı, çalışma hayatı, sinema çalışmaları ve hazırladığı televizyon programları üzerinde durulur. Yazarın hayata bakışı ele alınır. Yazarın hayatı boyunca daha çok nelerle uğraştığına dikkat edilir. Yazarın hayatı boyunca yazma serüvenine bir tutku olarak yaklaşması işlenir. İkinci bölümde Birkiye'nin sanat anlayışı üzerinde durulur. Onun romanlarını oluşturan temel unsurlar ve olaylar incelenir. Yazarın romanlarında kullandığı teknikler belirtilir. Deneme, şiir, günlük türlerindeyse eserlerde geçen temalar ele alınır. Derleme ve müzikaldeyse yazarın ne hakkında bilgi verdiği incelenir. Yazarın eser verdiği türlerdeki çalışmaları hakkında genel bilgilendirme yapılır. Bunun yanında yazarla görüşerek yapılan röportajdaysa yazarın kendisi sanatı hakkında doğrudan bilgi verir. Sanatçının verdiği bilgiler, onun eserlerini anlamak açısından önemlidir. Böylece yazarın edebiyata eserleri ile sağladığı katkılar görülür. Yazarın sanatının, edebiyattaki yerine değinilir. Üçüncü bölümde yazarın eserlerine yer verilir. Bu bölümde yazarın romanlarında, günlüklerinde, denemelerinde, şiirlerinde üzerinde durduğu noktalara bakılır. Yazarın sanata verdiği öneme değinilir. Bu yapıtlar, çoğunlukla ele aldıkları konu bakımından incelenir. İçerik ön plandadır. Yazarın, sanatına yansıyan dünya görüşü incelenir. Sonuç kısmındaysa yazarın kendisi ve eserleri hakkında ulaşılan bilgilere yer verilir. Yazarın Türk edebiyatına olan katkıları açıkça ifade edilir. Çalışmanın sonunda yazarla yapılan röportaj ve fotoğraflar yer alır. Yazarın kendisiyle görüşülüp sanatı hakkında çeşitli sorular sorulur.

DenemeRomanŞiir
Seval Altın
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin coğrafya dersine karşı tutumlarının incelenmesi: Şanlıurfa Şehri örneği

Şanlıurfa Şehri'ndeki meslek lisesi, fen lisesi ve Anadolu lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine yönelik tutumlarını inceleyen bu araştırma, öğrencilerin derse karşı ilgi, algı ve motivasyonlarını karşılaştırmayı amaçlamaktadır. Coğrafya, çevreyi anlama, mekânsal düşünme ve küresel farkındalık kazandırma açısından önemli bir ders olmasına rağmen, öğrencilerin bu derse olan ilgisi okul türüne göre farklılık gösterebilmektedir. Araştırma, yerel dinamiklerin bu tutumlara etkisini ortaya koymak açısından da önem taşımaktadır. Araştırmada nicel yöntem kullanılarak, farklı okul türlerinden seçilen öğrencilere Coğrafya dersine yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Elde edilen veriler, öğrencilerin Coğrafya dersine olan ilgisi, motivasyonu ve algıları açısından analiz edilmiştir. Bulgular, fen lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine daha yüksek bir ilgi gösterdiğini, Anadolu lisesi öğrencilerinin orta düzeyde bir tutum sergilediğini ve meslek lisesi öğrencilerinin bu derse yönelik ilgisinin daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar, dersin akademik önemi, kariyer hedefleri ve öğretim yöntemleri ile ilişkilendirilmiştir. Fen lisesi öğrencilerinin Coğrafya dersine yönelik daha olumlu bir tutum sergilemesinde akademik başarı odaklı yaklaşımın etkili olduğu düşünülmektedir. Anadolu lisesi öğrencileri, farklı ders yoğunlukları ve genel müfredatla dengeli bir tutum sergilerken, meslek lisesi öğrencilerinin düşük ilgisi, dersin mesleki hedefleriyle doğrudan ilişkilendirilmemesiyle açıklanabilir. Öğretmenlerin, her okul türünün ihtiyaçlarına uygun öğretim stratejileri geliştirmesi, Coğrafya dersine olan ilgiyi artırabilir. Özellikle meslek liselerinde Coğrafya dersinin günlük yaşamla ilişkilendirilmesi ve uygulamalı etkinliklerin artırılması önerilmektedir. Bu şekilde, öğrencilerin derse olan tutumlarının olumlu yönde değişmesi sağlanabilir.

Hamiyet Solğun
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Properties of self-compacting rubberized concrete incorporatingrecycled steel fibres reclaimed from scrap tires

The use of the waste obtained from the disposal of end-of-life tires to produce self-compacting concrete (SCC) is considered an effective and sustainable solution to address important environmental problems. This study aims to develop sustainable SCCs by incorporating recycled resources such as crumb rubber and recovered steel fibres from discarded tires. To this, the fresh and hardened properties of the different SCC mixes were assessed. The tests for the fresh properties included the slump flow, L-box, V-funnel, and segregation resistance. In contrast, those for the hardened properties comprised the compressive, splitting tensile, flexural strengths, sorptivity, and ultrasonic pulse velocity. The effect of elevated temperature up to 600 0C on some of the measured properties of the mixtures was also studied. Nine SCC mixtures with a constant water-binder ratio of 0.38 and a total binder content of 450 kg/m3 were designed. The reference mixture with natural sand and the other two mixtures with crumb rubber were considered. Crumb rubber was replaced by natural sand in 10% and 20% volumetric ratios. Each crumb rubber-incorporated concrete mixture contains 0.25%, 0.5%, and 0.75% recycled steel fibres by the total volume for the remaining six mixtures. It was observed that using crumb rubber and recycled steel fibre significantly affected the fresh performance of SCC. Specifically, it led to a reduction in slump flow diameter and L-box values and an increase in Vfunnel time at 5 minutes. Moreover, it was noted that this impact became more pronounced at higher rates. According to the test results, the recycled steel fibres could be used up to 0.5% of the total concrete volume with 10% and 20% crumb rubber-incorporated concretes to meet the EFNARC limits. The results also showed that substituting sand with crumb rubber impacted the hardened properties of SCCs, leading to reduced strength values. Conversely, introducing recycled steel fibres caused a minor increase in compressive strength and considerably improved tensile strength.

Ahmed Kawa Mawlood Mawlood
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisinde öğretmen motivasyonu ile iş birliğinin aracılık rolü

Öğrenme merkezli liderler, sergiledikleri tutum ve davranışlarla öğretmenlerin güvenini kazanmakta; bu güven ortamı, öğretmenlerin yeni bilgi ve becerileri sınıf içi uygulamalara aktarmasını kolaylaştırmaktadır. Bu liderlik tarzı, aynı zamanda öğretmenlerin mesleki motivasyonunu ve aralarındaki iş birliğini artırarak öğretim süreçlerinin daha etkili hale gelmesini mümkün kılmaktadır. Günümüze kadar yapılan çalışmalar, öğrenci başarısını destekleyen ve okulun amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlayan liderlik biçimlerini incelemeye odaklanmıştır. Bu bağlamda, öğrenmeyi odağına alan liderlik davranışları, olumlu bir okul iklimi oluşturmak ve öğretmenlerin mesleki gelişimini desteklemek açısından önemli görülmektedir. Bu araştırmanın amacı, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının öğretmen uygulamalarındaki değişime etkisini, öğretmen motivasyonu ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla incelemektir. Araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel kesitsel tarama modeli çerçevesinde desenlenmiştir. Veriler, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Şanlıurfa il merkezindeki 49 farklı ortaokulda görev yapan 828 öğretmenden çevrim içi anket yoluyla toplanmıştır. Kolayda örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen katılımcılara ulaştırılan anketler Google Forms platformu üzerinden uygulanmıştır. Anket formu beş bölümden oluşmaktadır: Katılımcıların demografik bilgilerini içeren birinci bölümün ardından sırasıyla "Öğrenme Merkezli Liderlik Ölçeği", "Öğretmen Uygulamalarında Değişim Ölçeği", "Öğretmen Motivasyon Ölçeği" ve "Kolektif Yeterlik Ölçeği" yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizinde, öğrenme merkezli liderliğin öğretmen uygulamalarındaki değişim üzerindeki doğrudan ve dolaylı etkileri değerlendirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, öğrenme merkezli liderlik davranışlarının öğretmen uygulamalarında anlamlı düzeyde pozitif değişim yarattığı görülmüştür. Bu değişimin, öğretmenlerin içsel motivasyon düzeyleri ve öğretmenler arası iş birliği aracılığıyla da dolaylı olarak gerçekleştiği belirlenmiştir. Özellikle öğrenmeyi destekleyen, kaynak sağlayan ve model olan liderlerin öğretmenleri daha fazla öğrenmeye teşvik ettiği, bu durumun da sınıf içi uygulamalara doğrudan yansıdığı bulgulanmıştır. Bu tez çalışması, öğrenme merkezli liderlik yaklaşımının yalnızca öğretmen davranışlarını değil, aynı zamanda okul kültürünü ve öğrenci başarısını etkileyebilecek potansiyele sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Elde edilen sonuçlar, okul yöneticilerinin liderlik tarzlarını değerlendirmeleri ve geliştirmeleri açısından yol gösterici nitelikte olup, eğitim politikalarının oluşturulmasında da kullanılabilecek uygulamalı veriler sunmaktadır. Bu kapsamda çalışma, öğrenmeyi önceleyen liderlik anlayışının öğretmen gelişimi ve okul etkililiği üzerindeki belirleyici rolünü vurgulamaktadır.

Ayşe Önal Çoban
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı kültür ortamları kullanılarak çelik biyoreaktörde Brucella abortus S-19 bakterisinin üretiminin optimize edilmesi

Bruselloz, Brusella bakterilerinin yol açtığı zoonotik enfeksiyonlardan olup, bulaşmada doğrudan ya da dolaylı olarak enfekte hayvan veya ürünleri ile temas önem taşımaktadır. Brusellozun önlenmesinde alınacak tedbirlerin başında aşılama gelmektedir. Ülkemizde brusella aşısı üretiminde kullanılan metodlarla aşı üretimi yetersiz kalmakta ve yüksek oranda iş gücüne ihtiyaç duymaktadır. Aşı üretiminde kullanılan mediumları optimize ederek sanayi tipi üretimi arttırmak bir ihtiyaç haline gelmiştir. Son yıllarda paslanmaz çelik biyoreaktörler aşı üretiminde önemli yer tutmakta olup, aşınınkalitesini ve üretim miktarını önemli ölçüde etkilemektedir. Paslanmaz çelik biyoreaktörler, aşı hazırlamada bakteri üremetimi için gerekli ortamı (sıcaklık, pH, oksijen, karıştırma hızı) sağlamada önemli katkılar sunmaktadır. Bu çalışma ile hali hazırda sığırlarda uygulanmakta olan Brusella S19 aşısı için bakterilerin sıvı besiyerinde üretiminin optimizasyonu amaçlanmıştır. Katı besiyerinde üremesi tamamlanan bakterilersteril paslanmaz çelik biyoreaktörde üç farklı sıvı besiyerinde pasajlanmıştır (1. besiyeri: tryptose , yeast extract, glucose , NaH2PO4, Na2HPO4, 2. besiyeri:proteose peptone ,yeast extract, glucose , NaH2PO4, Na2HPO4, 3. besiyeri: tryptone, yeast extract, glucose , NaH2PO4, Na2HPO4). Pasajlama işlemi %30 O2 ortamında, 37 oC'de, pH 6.8'de sürdürülmüştür. Pasajlamalarda karıştırma hızı 300 ile 420 rpm arasına ayarlanmıştır. Pasajlamalar esnasında:0, 6,12, 24, 36, 48. saatlerde numune alınarak canlılık sayımı yapılmıştır. Her bir besiyeri için uygulamalar üç kez tekrarlanmıştır. 1., 2. ve 3. besiyerlerinde 48. saatlerde en yüksek miktarda bakteri sayıları 10.2x1011, 7.1x109ve 6.0x1010 olarak belirlenmiştir. Üç farklı besiyerinin karşılaştırılması sonucunda en ideal üreme ortamının tryptose, yeast extract, glucose , NaH2PO4, Na2HPO4olduğunu söyleyebiliriz. Çalışmamız koruyucu hekimliğin en önemli unsuru olan aşılamalara katkı açısından önem taşımaktadır.

Bruselloz
İbrahim Yaşar
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Katı atık tesisi yer seçiminde hibrit çok kriterli karar verme yöntemleri: Şanlıurfa örneği

Günümüz dünyasında ekonomik büyüme, nüfus artışı ve buna bağlı olarak üretim ve tüketim faaliyetlerinin sürekli bir artış göstermesi, çevresel sürdürülebilirliği tehdit eden birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Bu çevresel sorunların başında ise çevre kirliliği gelmektedir. Çevre kirliliğinin en önemli nedenlerinden biri olan katı atıklar, özellikle büyük şehirlerde ve hızla gelişen kent merkezlerinde ciddi bir çevresel baskı unsuru haline gelmiştir. Katı atıkların kontrolsüz ve düzensiz biçimde depolanması; hava, su ve toprak kalitesini olumsuz yönde etkilemekte, ekosistem dengesini bozmakta ve insan sağlığı açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Bu durum, yalnızca bireysel yaşam kalitesini değil, aynı zamanda şehirlerin planlama, altyapı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini de doğrudan etkilemektedir. Katı atık yönetimi, özellikle yerel yönetimler açısından çözülmesi gereken kritik çevre ve altyapı problemleri arasında yer almaktadır. Yerel yönetimler, artan atık miktarı karşısında mevcut tesislerin kapasitelerini artırmak veya yeni tesisleri kurmak zorunda kalmaktadır. Bu kapsamda, doğru yer seçimi yapılmadan kurulan katı atık tesisleri, çevresel, ekonomik ve toplumsal açıdan geri dönülmesi güç sorunlara yol açabilmektedir. Bu çalışmada, Türkiye'nin nüfus artış oranı en yüksek illerinden biri olan Şanlıurfa'da, yeni bir katı atık tesisi için uygun yer alternatiflerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu problem, karmaşık yapısı ve çok sayıda kriterin eş zamanlı dikkate alınmasıgerekliliğinden dolayı, çok kriterli karar verme teknikleri ile analiz edilmiştir. Gerçek yaşam problemlerine uygulanabilir, sistematik ve nesnel bir çözüm önerisi sunmak amacıyla hazırlanan bu çalışmada, karar verme sürecinin daha etkin ve rasyonel şekilde yürütülmesi hedeflenmiştir. Çalışmada değerlendirilen beş farklı alternatif alan, literatürde yer alan çalışmalar, ilgili yasal mevzuat hükümleri ve konuya dair uzman görüşleri dikkate alınarak belirlenmiştir. Alternatiflerin değerlendirilmesinde dikkate alınan dokuz kriter; çevresel hassasiyetler, teknik uygunluk, ekonomik maliyetler ve sosyal etkiler gibi faktörleri kapsamaktadır. Bu kriterlerin ağırlıklandırılmasında, karar vericilerin bilgi ve yargılarını sistematik bir biçimde modele dâhil etmeyi mümkün kılan ve objektifliğe yakın sonuçlar veren SWARA yöntemi tercih edilmiştir. Alternatiflerin sıralanmasında ise farklı mantıksal temellere dayanan MAIRCA, WPM, OWA, MOOSRA ve COCOSO yöntemleri SWARA yöntemi ile birleştirilerek hibrit modeller geliştirilmiştir. Bu yöntemlerin birlikte kullanılması, yönteme özgü varsayımların etkisini azaltmakta ve kararların sağlamlığını artırmaktadır. Yapılan analizler sonucunda, yerleşim alanlarına uzaklık kriteri en yüksek ağırlığa sahip kriter olarak öne çıkarken, arazinin maliyeti kriteri en düşük ağırlığı almıştır. Nihai değerlendirme sonucunda, beş farklı alternatiften biri, tüm kriterler ve yöntemler açısından en uygun seçenek olarak belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Atık Yönetimi, Çok Kriterli Karar Verme, COCOSO, SWARA, MAIRCA, MOOSRA, WPM, OWA, Katı Atık Tesisi Yer Seçimi

Muhammet Enes Altundağ
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Kitosan ile modifiye edilmiş hidroksiapatit/zirkonya/45S5 biyocam kompozit kemik iskelesinin 3D yazıcı kullanılarak üretimi: Mekanik ve biyolojik özellikler

Bu tez çalışmasında, kemik doku mühendisliğinde kullanılmak üzere yüksek mekanik dayanıma, biyouyumluluğa ve antibakteriyel özelliklere sahip hidroksiapatit (HA) esaslı biyoseramik kemik iskeleleri geliştirilmiştir. Çalışmanın temel amacı; HA'ya 3Y-TZP zirkonya ve 45S5 biyocam katkıları yaparak hem mekanik hem biyolojik özellikleri iyileştirmek, ayrıca kitosan kaplama ile antibakteriyel etkinlik kazandırılmış numuneleri DLP tipi 3D yazıcı teknolojisiyle üretmektir. Çalışma kapsamında üç farklı kompozisyon (HA/ZrO₂ - HZ, HA/45S5 - HG, HA/ZrO₂/45S5 - HZG) hazırlanmış ve fiziksel, yapısal, mekanik ve biyolojik özellikleri kapsamlı şekilde değerlendirilmiştir. 3D yazıcı ile üretilen numuneler, süngerimsi kemik dokusunu taklit eden >500 µm gözenek boyutu ve >90% poroziteye sahip olup, 1250 °C'de sinterlenerek yüksek yoğunluklu bir yapı elde edilmiştir. En başarılı sonuçları veren HZG numuneleri, özellikle HZG-3 örneklerinde 281,2 MPa basma dayanımı, 68,07 MPa eğilme dayanımı ve 1,25 MPa·m⁰·⁵ kırılma tokluğu ile katkısız HA numunelerine göre sırasıyla %66, %368 ve %44 oranlarında iyileşme sağlamıştır. Bu değerler, geliştirilen iskelelerin süngerimsi kemik dokusuna mekanik açıdan uygunluk gösterdiğini ortaya koymaktadır. Sitotoksisite analizlerinde HZG-5 numunesi %95,46 hücre canlılığı sergilemiş ve SEM analizlerinde hücrelerin yüzeylere güçlü şekilde tutunduğu ve filopod-lamellipod yapıları oluşturduğu gözlenmiştir. Ayrıca kitosan kaplama ile antibakteriyel özellik kazandırılan HZG+C numunesi, E. coli ve S. aureus bakterilerine karşı anlamlı düzeyde canlı bakteri sayısını azaltmıştır (p<0.05). Sonuç olarak, bu çalışmayla literatürde ilk kez HA/3Y-TZP/45S5 kompozisyonlu biyoseramik iskeleler DLP tipi 3D yazıcı teknolojisiyle başarıyla üretilmiş olup, kemik doku onarımı için umut vadeden, çok işlevli biyomalzemeler sunulmuştur.

Ruken Daş
Harran University · Institute of Graduate Studies
2025
00