Hitit University
Discipline

Bileşik Sanatlar Anabilim Dalı (disiplinlerarası)

Hitit University

14

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

14 Theses
Master'sOpen AccessTR

Kadın giysi tasarımında güncel antropometrik ölçüler: Ankara ili örneği

Kadın giysi tasarımında güncel antropometrik ölçülerin elde edilmesini amaçlayan bu tez araştırmasında, birinci bölümde antropometri tekniğine yer verilmiştir. Bu bölümde, antropometri tarihi, kullanım alanları, antropometrik yöntemler, veri tipleri, ölçü teknikleri gibi antropometri tekniğinden bahsedilmiştir. İkinci bölümde giysi tasarımı, kalıp hazırlama teknikleri, giysi konforu, geçmişten günümüze kalıp hazırlama teknikleri, kalıp hazırlamada kullanılan ölçülere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde ise, giysi tasarımı ve antropometri ilişkisine değinilmiştir. Antropometri, giysi kalıpları ve ikisi arasındaki bağlantılar anlatılmış ve alan ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalara değinilmiştir. Türkiye'de yaşamakta olan kadınların güncel antropometrik ölçülerinin belirlenmesini amaçlayan bu araştırmada betimsel yöntem kullanılarak, Ankara'da yaşamakta olan 18-65 yaş arası 202 kadın üzerinde anket uygulanmış ve 35 antropometrik ölçü alınmıştır. Yüz yüze anket tekniği ile elde edilen verilerin analizleri SPSS (v.25) programında yapılmıştır. Araştırma verilerinin güvenilirlik katsayısı 0,85 olarak, "iyi" düzeyde hesaplanmıştır. Kadın giysi kalıplarında kullanılan antropometrik ölçülerin güncel verileri doğrultusunda ortalama değerler tespit edilmiş, yaş aralığına göre güncel antropometrik ölçülerin ortalama verileri ortaya konmuş, yaş aralığına göre ortalama vücut tipleri, beden numaraları ve kadınların giysilerde yaşadıkları ölçü kaynaklı problemler belirlenmiş ve giyimde kullanılan antropometrik ölçülerin güncel ortalama verileri ile giyimde kullanılan standart beden ölçülerinin karşılaştırılması yapılmıştır. Araştırmanın genel sonuçlarına bakıldığında kadınların ağırlık ortalaması 70,4 kg, boy ortalaması 1.59 cm, göğüs çevresi 98 cm, bel çevresi 84 cm, kalça çevresi 107,5 cm olarak tespit edilmiştir. Kadınların vücut ölçülerinin hazır giyim sektöründe ki kalıplara uymadığı, çoğu kadının özellikle alt giysi gruplarında problem yaşadığı ortaya konmuştur. Yapılan araştırmanın sonucunda güncel antropometrik veriler ortaya konmuştur.

Gamze Çamlıbel
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

20. yüzyıldan günümüze gelişen çocuk portrelerinin yansıtma ve ifade kavramları bağlamında incelenmesi

Platon'un ve Aristotales'in sanatın bir mimesis olduğunu öne sürmeleriyle gelişen Yansıtma anlayışı resim sanatında gerçeklik kavramının nesnellikle ifade edildiğini öne sürer. Sanatçının kendi süjesini öne sürmesiyle gelişen ifadecilik ile resim sanatında, bireysel deneyimlerin derinliklerine inme ve kişisel duyguların dışavurumu ile özgün ve geniş bir platform oluşur. Toplumların kültürel değişimlerinin de etkisinde nesnel gerçeklikle ifade edilen çocuk yüzleri, 20. Yüzyılda fotoğrafın icadından sonra gelişen modern sanat sürecinde, sanatçıların hem biçimsel hem de ifadesel öznel yorumlarını içererek çocukların duygusal derinliğini sunar. Portreler günümüzde kavramların da anlatıldığı bir temaya dönüşerek, çocuk portreleri biçimsel ve sembolik anlatımları ile toplumsal ve kültürel mesajlar vermektedir. Bu tezde, 20. yüzyıldan günümüze gelişen çocuk portrelerinin yansıtma ve ifade kavramları çerçevesinde incelenmesiyle, resim sanatında çocukların fiziksel ve duygusal özelliklerinin portreler aracılığıyla nasıl temsil edildiğini analiz etmek amaçlanmıştır. Bu araştırma, çocuk portrelerinin sadece sanatsal bir ifade biçimi olarak değil, aynı zamanda dönemin sosyo-kültürel yapısının bir yansıması olarak nasıl işlev gördüğünü ortaya koyması açısından önemlidir. Nitel araştırma tekniğinin kullanıldığı çalışmada doküman analizi yapılarak verilere ulaşılmıştır. Dünya sanatı üzerine araştırma yapan kaynaklar; kitaplar, makaleler, tezler incelenmiş, sanat tarihini şekillendiren ressamların eserleri, dönemlerinin özelliklerine göre incelenerek çalışma yöntemi oluşturulmuştur. 20. Yüzyıl, portre resimlerde fiziksel gerçekliğin ötesine geçerek, psikolojik gerçekliğin ve sanatçıların ifadeci anlatımlarının geliştiği önemli bir zaman dilimidir. Bu nedenle modern ve postmodern dönemdeki sanatçılar ve eserleri incelenerek çalışma sınırlandırılmıştır. Sonuç olarak, 20. Yüzyıldan günümüze gelişen çocuk portrelerinde, sanatçılar klasik portre geleneğinden uzaklaşarak, daha özgün, deneysel ve duygusal ifade biçimlerine yönelirler. Bu evrim, çocuk portrelerinin sadece fiziksel görünümlerini değil, aynı zamanda duygusal, psikolojik ve toplumsal yönlerini de yansıtan görsel bir dil oluşturur. Sanatçılar çocuk portreleriyle bireysel deneyimlerini, dönemin sosyo-kültürel dinamiklerini yansıtarak, çocukların toplumdaki önemini derinlemesine ve kapsamlı bir şekilde ele almaya katkı sağlarlar.

Özlem Ceyhuni
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lirik soyut sanatta biçim, renk ve doku ilişkileri üzerine çözümlemeler

Bu tez, Lirik Soyut Sanat anlayışı çerçevesinde, sanat eserlerini biçim, renk ve doku unsurlarıyla analiz etmek; bu analizler aracılığıyla sanatçıların bireysel yönelimlerini ve dönemin sanatını etkileyen faktörleri ele alarak, bu konuda bir kaynak oluşturmayı amaçlamıştır. Bu bağlamda lirizm, biçim, renk ve doku kavramları üzerine tanımlamalarda bulunup Avrupa ve Amerika'da 20. yüzyılın ortalarındaki sanat ortamı ve sanatçıların yönelimleri ele alınmış ve lirik eğilim gösteren sanatçılara değinilerek, sanatçıların eserleri üzerine yoğunlaşılmıştır. Araştırmanın kapsamı 20. yüzyılda gelişen Lirik Soyut Sanat'ın Avrupa ve Amerika'daki gelişimi ve etkileşimi ile sınırlandırılmıştır. Sanata yön veren ve katkı sağlayan sanatçılar arasında belirli sanatçılar ve eserleri incelenmiştir. Biçim, renk ve doku unsurlarına yoğunlaşılmış olup, diğer tasarım elemanları ve ilkelerine eser incelemelerinde değinilmiştir. Lirik soyut sanat, sanatçıya büyük bir özgürlük alanı kazandırmış ve biçim dilini kısıtlamalardan arındırarak, sanatçıyı kendi özgün dünyasında sonsuz ifade arayışlarıyla buluşturmuştur. Biçim dilinin zenginleşmesi, rengin biçimle kısıtlanan özgürlüğüne, sayısız olanaklar kazandırmıştır. Renk, sanatçının eserlerinde ifadeyi güçlendiren önemli bir unsur olarak yerini almıştır. Sanatçının ifadesini zenginleştiren doku unsuru, hissetmeyle bütünleşen bir duyunun ifadesi olarak sanatın içinde her zaman güçlü bir etki yaratmıştır. Nitel araştırma yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilen bu çalışmada, sanat eserleri görsel analiz teknikleri ile incelenmiştir. Bulgular, lirik soyut sanatın, sanatçının duygusal ifadesinin gücünü gösteren ve izleyiciye derin bir estetik deneyim sunan zengin bir görsel dil geliştirdiğini göstermektedir. Bu sonuçlar, lirik soyut sanatın sanat tarihi içindeki yerini ve önemini vurgulamakta ve eserlerin duygusal ve estetik bütünlüğünü öne çıkarmaktadır. Lirik soyut sanatın temel ifade unsurları olarak ele alınan, biçim, renk ve doku ilişkisi, sanatçıların bireysel ifadelerinin zenginliğiyle sanat yapıtlarına yansıttıkları örnekleriyle açıklanmıştır.

Emine Pelteci
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel anlatılar bağlamında portre ve ifade

Sanat alanında portre kavramı Orta Çağ'dan günümüze kadar farklı teknik ve yorumlamalarla varlığını devam ettirmiştir. Sanatçıların kişisel anlatıları, portre çalışmaları üzerinden ifade kavramıyla yorumlanarak eserlerde portre ve ifade üzerine yeni bir pencere açılması açısından önemlidir. Fotoğraf, heykel, resim ve edebiyat gibi farklı alanlarda ele alınan portre kavramı, tarihsel süreç içerisinde sürekli gelişme göstermiş ve günümüze kadar varlığını devam ettirmiştir. Sanatta portre her zaman ve her dönemde etkili bir anlatım yolu olmuş, öznenin biricik oluşunu anlamlandırmıştır. Bu araştırma, portre ve ifade kavramlarını, referans sanatçıların kişisel anlatıları üzerinden oluşturdukları portre resimleri incelenerek, kişisel anlatıların sanatçı ve eser üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamaktadır. Portrede kişiler resmedilirken kişilerin ifadeleri ve duygu durumları oldukça önem arz etmektedir. Sanatçı, portre oluşturma sürecinde modelin ifadesini aktarırken kendi anlatılarını da portreye yansıtmaktadır. Dolayısıyla portrede hem sanatçının hem de modelin duygu durumu, yaşantısı birlikte anlatılmaktadır. Bu araştırmada da portreye, kişisel anlatılar ve ifade kavramı bağlamında sanat tarihsel süreç ve sanatçıların eserleri üzerinden değinilmiştir. Yaşadığı toplumla birlikte çevresindeki farklı etmenlerden etkilenen sanatçı, eserine yaşantısından izler aktarmaktadır. Bu doğrultuda sanatçının içinde bulunduğu toplum yapısı, ruhsal durumu, hayata bakış açısı gibi farklı durumlar sanatçının kişisel anlatısı olarak eserde özgün bir ifade diline dönüşmektedir. Sanatçı eserini kendi kişisel anlatılarıyla bütünleştirerek aktarmaktadır. Bu bilgiler ışığında kendi oluşturduğum portre çalışmalarında kişisel anlatılar ve ifade biçimleri temel alınmıştır. Araştırma sürecinde nitel araştırma yöntemleri kullanılarak kaynak tarama yapılmıştır. Konu ile ilgili elde edilen verilerle birlikte sınıflandırmalar yapılmış, portre ve ifade kavramlarının tarihsel süreç içerisindeki oluşumları göz önünde bulundurulmuş ve sanatçı örnekleriyle birlikte konu eserler üzerinden de zenginleştirilmiştir. Çalışmada portre ve ifade kavramları referans sanatçıların kişisel anlatıları ile sınırlandırılmıştır.

Seher Ortakçı
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların giyime yönelik dış görünüş algıları

Moda, temelinde giyim aracılığıyla kendini ifade etmiş ve genellikle kıyafetlerle ilişkilendirilmiştir. İnsanlar varlıklarını ilk olarak dış görünüşleriyle fark ettirmeye çalışmışlardır. Giyinme gereksinimi, temel ihtiyaçlarla başlayıp günümüz toplumunda kimlik edinme ve farklı tarzlara sahip olma gerekliliğine dönüşmüştür. Kişiler başkalarının karşısına çıktığında, karşı tarafın kendileri hakkındaki görüşlerini önemsediklerinden dolayı bu durum kaygıya yol açmaktadır. Sosyal görünüş kaygısı, sağlıklı beden imajının oluşması, olumsuz beden algısı ve düşük benlik saygısı ile ilişkili olup, kişilerin görünüşleriyle ilgili olarak yaşadıkları kaygıdır. Bu araştırmada, kadınların günlük (casual), spor, klasik giyim tarzlarını nasıl algıladıkları ve kadınların dış görünüş kaygılarının bilimsel çerçevede değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma modellerinden, betimsel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Çorum'da yaşayan kadınlar, örneklemini ise 18 yaş üzerindeki kadınlardan araştırmaya gönüllü katılan 283 kadın oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak anket kullanılmıştır. Araştırma verilerine SPSS 27 istatistik programında analizler uygulanmıştır. Araştırma sonucunda kadınların yaş ve vücut tipi ile dış görünüş kaygısı arasında anlamlı farklılık görülmüştür. Yaş ilerlemesine ve vücudun genişlemesine bağlı olarak kadınlarda dış görünüş kaygısının arttığı belirlenmiştir.

Gonca Yediren
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Hafıza ve malzeme estetiği bağlamında soyut dışavurumculuk

Sanatçılar sanatla geçmişe ait anılarını belgelemek, yeniden üretmek, hatırlamak ve hatırlatmak amacıyla eserlerinde hafıza ve malzeme kavramlarını kullanırlar. Sanatta kullanılan malzeme, mekân, doku, renk vb. unsurların bir anlamı vardır. Bu unsurların tamamına hafızamızda yer alan, bilinçaltımızı oluşturan düşünceler yön verir. Bireyin benlik ve öz kavramlarını kavraması, akıl ve bilimin gelişmesiyle birlikte malzeme anlayışında yeni düşünce yapılarının oluşmasına neden olmuş; bu değişim süreci sanatı doğrudan etkilemiştir. Soyut dışavurumculukta malzemenin nasıl çözümlendiği, soyut dışavurumculuktaki eğilimler, yönelimler, resim sanatında hafıza kavramının kullanımı ve hafızanın malzeme estetiği ile biçimlendirilmesini etkileyen unsurlardır. Günümüzde bağımsız bir ifade biçimi olarak kabul gören malzeme kavramı, tarih boyunca pek çok sanatçı tarafından çeşitli şekillerde ele alınmıştır. Geleneksel sanat anlayışından kopan malzeme, teknik ve düşünsel gelişmelerle birlikte özgün bir ifade aracı haline gelmiştir. Sanatçılar, malzeme kullanımlarında çağın sunduğu teknolojik imkânlardan yararlanarak yeni anlatım yolları keşfetmişlerdir. Modern sanatla birlikte, sanatın taşıdığı anlam, değer ve işlev yeniden gözden geçirilmiş; bu da farklı estetik ve kavramsal yaklaşımların doğmasına zemin hazırlamıştır. Tezin birinci bölümünde; hafıza ve malzeme estetiği kavramları ile ilgili tanımlar yapılmıştır. Sanatçının nesneye yüklediği duygular ve anlamlar, malzeme kullanan sanatçılar bağlamında incelenmiştir. Tezin ikinci bölümünde; 1950'lerden günümüze soyut dışavurumculuğun tarihsel süreci, akımlar ve soyut dışavurumculuk ile şekillenen yönelimler incelenmiş ve bu veriler geliştirilerek açıklanmıştır. Tezin üçüncü bölümünde; hafıza kavramını soyut dışavurumcu etkilerle biçimlendiren sanatçılar incelenmiştir. Bu bağlamda malzeme kavramının önemi ve hafızanın sanatta ki yansımalarına dikkat çekilmiştir. Sanatın fiziksel emekten uzaklaşıp zihinsel üretime dayalı bir yapıya dönüştüğü ve her nesnenin bir sanat malzemesi olarak kullanılabildiği görülmüştür. Tezin dördüncü bölümünde; tez konusu ile paralel olarak üretilen eserler yer almaktadır. Uygulama çalışmaları incelenmiş, çalışmalara yansıyan soyut dışavurumcu etkiler, kullanılan malzemeler ve çalışmalar ile etkileşimleri açıklanmıştır. Araştırmada nitel araştırma teknikleri ve yöntemi kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmada resim sanatında malzeme estetiği ve hafıza kavramı soyut dışavurumcu bağlamda ele alınmış, bu kavramların tarihsel gelişimi ve sanat eserleri üzerindeki yansımaları incelenmiştir. Sanat eserlerinin analizinde ise nitel içerik analizi yöntemi benimsenmiş, örnek seçilen sanatçıların eserleri görsel nitelikleri, kullanılan malzeme, doku ve teknik açıdan incelenmiştir. Araştırmanın temel amacı, sanatçının malzeme seçiminde estetik ölçütlerin nasıl etkili olduğunu ortaya koyarak, araştırmanın bu alandaki araştırmacılara yeni bir kaynak olmasıdır.

Gaye İpekoğlu
Hitit University · Institute of Graduate Studies
2025
11
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş batı resim sanatında portrenin anlatısı

19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren modernizmin etkisiyle resim sanatında gelenekten kopuş başlamış, bu kopuş, yeni bir sanat anlayışı oluşturmuştur. Özellikle figürün anlatısında yaşanan büyük değişimler portrenin anlatısını da değiştirmiştir. 20. yüzyılın başlarında portrenin tasvirinde (anlatısı) yaşanan önemli değişimler, Çağdaş Batı Sanatında da portrenin anlatısına zemin oluşturmuştur. Çağdaş sanatta, model-portre yaklaşımının dışına çıkılmış, sanatçıların bireysel yaklaşımları önem kazanmıştır. Çalışmanın sınırlılığı kapsamında Çağdaş sanat akımlarından Pop Art, Neo Ekspresyonizm, Postmodernizm, Foto Realizm ve Güncel Sanatta portrenin ele alınışı incelenmiştir. Modernizmin salt estetiğine ve sınırlı anlatısına dayanan portre, çağdaş sanatla birlikte biçimsel, renksel ve anlatısal değişimlerin yanı sıra teknik ve malzeme bakımından da önemli değişimlere uğradığı görülmüştür. Özellikle postmodern söylemler resim sanatında köklü değişimler yaratmış bu büyük değişimler özellikle portrenin anlatısı üzerinde olmuş, portre, sanatın ana elamanı durumuna yükselmiştir. Modernizmin devamı olmayan bu portrelerde biçim, renk, form, kompozisyon, teknik malzeme ve özellikle anlatıda önemli değişimler yaşanmış, Çağdaş resim sanatının portrelerinin yüklendiği bu değişim ve anlatıların anlaşılması oldukça zorlaşmış, bilgi temelli bir anlatılmaya dönüşmüştür. Çağdaş sanatçıların portreleri ele alışlarında sergiledikleri yeni yaklaşımların giderek zenginleştiği, gelecekte de portreler üzerinde yeni yaklaşımların konu, yeni malzeme ve tekniklerle çeşitleneceği ön görülmüştür.

Yunus Emre Kılıç
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessEN

Feminist analysis of the image of women in Turkish movie posters within the framework of graphic design principles

Movie posters are one of the most widely used areas of graphic design in our age, with a wide range of developing, changing and transforming technology. Used to inform, raise awareness and mobilize the society, movie posters have the potential to convey their message quickly and effectively. The social importance of the movie poster is not limited to providing information; it can also shape cultural and social norms. In this context, movie posters are effective visual tools used to emphasize the existence and rights of women in social, economic and cultural fields. In this study, the image of women in Turkish movie poster designs is critically analyzed within the scope of graphic design principles and feminist theories. The changes created by social norms on women are analyzed within the framework of the conceptual tools of Feminist theory. In addition, the social role of women, who gained visibility in the context of modernization, was tried to be associated with the analysis of film posters. Within the scope of the limitations of the study, 11 Turkish movie posters, which are still recognized today, were analyzed in terms of content and image (design) by using observation and written document analysis from qualitative research methods. It has been observed that movie posters with effective visual expressions and accurate message conveyors are not only valuable as promotional tools, but also as a mirror of the sociological and cultural structure, telling the social life and gender roles of the period, not only in terms of cinema history, but also in terms of monitoring and understanding social transformations.

Beste Kuzucan
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisinin sanat eserlerine yansıması

Sanat tarihine bakıldığında, hastalık olgusu sanatçılara ilham veren başlıca konuklardan biri olurken psikolojik ve toplumsal yıkımlar sanatçıların resimlerine her dönemde konu olmuştur. Öyle ki büyük felaketlere ve kayıplara sebep olan bu hastalıkların, sanatçıların çalışmalarında ilk çağlardan günümüze kadar yer aldığı görülmektedir. Bu bağlamda sanatçının zihin dünyası sadece güzeli değil, trajedileri, yıkımları, çirkinlikleri ve hastalıkları da konu edinmektedir. Sanatçı toplumun aksine olgulara sıradan bir bakış açısı ile bakmaz, çevresindeki olup biten her şeyi zihnindeki iç süzgeçten geçirerek imgelere dönüştürür. Hastalıkların yarattığı psikolojik travmalar, toplumsal yıkımlar sanatçıların eserlerine konu olmuştur. Söz gelimi cüzzam, çiçek hastalığı, sıtma, frengi, veba, kolera, ispanyol gribi, AIDS, yakın dönemde yaşadığımız covid-19 salgını ve bu salgınların yarattığı etkiler eserlerde öne çıkmaktadır. Sanat tarihinde hastalığa ve hastalığın sebep olduğu duygu durumlarına yer veren pek çok farklı teknikte eser görülmektedir. Bu tez kapsamında tarih boyunca meydana gelen önemli salgın hastalıkların toplumları nasıl etkilediği ve bu etkilerin sanatsal yapıtlara ne şekilde yansıdığı ele alınmakla birlikte son dönemde yaşadığımız Covid-19 pandemisinin postmodern süreç içerisinde sanata yansıma biçimleri incelenmektedir.

Raziye Çam
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Kavramsal sanatta nesne bellek ilişkisi

Kavramsal sanat, nesne ve bellek ilişkisinin ilk kıvılcımlarının atıldığı ve o dönemden sonra sanatın farklı bir yere evrildiği açıkça görülmektedir. Kavramsal sanat nesne, mekân, kelime ve resim üzerinden çalışmalarını sürdürmektedir. Kavramsal sanatçılar, gündelik nesneleri veya kişisel hatıra eşyalarını alıp, onlara yeni anlamlar yükleyebilmektedir. Sanatçı, nesneyi eserine dâhil ederek onu sıradan bir eşya olmaktan çıkarır ve daha derin, sembolik bir anlama dönüştürmektedir. Sanatta belleğin kullanımı ise bireyin geçmişle bugün arasında bağlantı kurarak nesnenin fiziksel varlığından ziyade taşıdığı fikir ve anlam üzerine kurulu bir temsili ifade etmektedir. Özellikle kavramsal sanatta, nesnenin kendisi değil, onun sanatsal bağlamı veya fikirsel yönü vurgulanmaktadır. İnsanın hafızasında her alan hatıralar nesne üzerinden tasvir edilmektedir. Geçmişte yaşadığımız olaylar duygu veya bireysel/tarihsel bir deneyimi temsil eden nesneler olarak önemli bir yer tutmaktadır. Bu tür nesneler, sadece fiziksel varlıklarıyla değil, taşıdıkları anı ve anlam katmanlarıyla değerlidir. Kavramsal sanatta hatıra nesneleri, izleyiciyi düşünmeye, geçmişi sorgulamaya ve kendi deneyimleriyle ilişki kurmaya teşvik eden güçlü bir araçtır. Kavramsal sanatta hatıra nesnesi hem bireysel hem de toplumsal bağlamda büyük bir anlam taşıyan aynı zamanda geçmişle bağlantı kuran güçlü bir sembol olmuştur.

Suzan Rümeysa Demirel
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2025
11
Master'sOpen AccessTR

Aphrodısıas antik kenti propaganda imgelerine dair görsel çözümlemeler

Bu çalışma, Afrodisias Antik Kenti'ndeki Sebasteion kabartmaları üzerinden, Roma İmparatorluğu döneminde sanatın bir propaganda aracı olarak nasıl kullanıldığını görsel çözümleme yöntemiyle incelemektedir. İmparatorların tanrısal soylarla ilişkilendirilmesi ve mitolojik sahnelerle siyasi meşruiyetin pekiştirilmesi gibi unsurlar dönemin ideolojik söylemlerine ışık tutarken, tezde bu imgelerin çağdaş sanat pratikleriyle nasıl yeniden yorumlanabileceği de ele alınmıştır. Yapay zekâ destekli görsel üretim, dijital kolaj ve sembol analizine dayanan uygulamalarla, antik ikonografi günümüz estetik kodlarıyla harmanlanmış; Afrodit ve İnanna figürleri Anadolu kadını imgesiyle birleştirilerek kültürel kimliğe dair çok katmanlı bir anlatı oluşturulmuştur. Bu tez; arkeoloji, sanat ve iletişim alanlarını buluşturarak geçmişin imgelerini bugünün sanat anlayışıyla yeniden üretmeye yönelik disiplinlerarası bir katkı sunmaktadır.

Merve Kurt Güzle
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Sanatta çocukluk travması

Çocukluk travmalarının bireyler üzerindeki etkilerini ve sanatın bu travmalarla nasıl görünür kılındığını incelemek tezin konusunu oluşturmaktadır. Çocukluk travmaları, bireylerin duygusal, bilişsel ve sosyal gelişimlerini olumsuz etkileyerek uzun vadeli psikolojik ve fizyolojik sorunlara yol açabilmektedir. Çocukluk döneminde yaşanan travma, bireyin duygusal, fiziksel, bilişsel ve sosyal gelişiminde derin izler bırakmakta; bu izlerin çoğu zaman bastırılmış bir anlatı olarak varlığını sürdürmektedir. Sanat, travmatik deneyimlerin estetik bir biçimde ifade edilmesini ve temsil edilmesini mümkün kılar. Resim, edebiyat, müzik ve sinema gibi çeşitli sanat dalları, bireylerin travmatik deneyimlerini yeniden biçimlendirdirerek temsil zemini oluşturur. Bu bağlamda sanat, çocukluk travmalarının izini süren, onları nesneleştirerek bellekteki kırılmaları görünür kılan ve bu etkileri anlamaya olanak tanıyan bir araç olarak öne çıkar. Araştırmada, sanatın bireyler üzerindeki etkileri, çocukluk travmalarıyla özdeşlik kurularak ele alınmıştır. Sanatsal ifadenin bireysel farklılıklar doğrultusunda değişkenlik gösterebildiği göz önünde bulundurularak; sanat eserlerinden yapılan alıntılar ve bu eserler üzerinden yürütülen betimsel analizler aracılığıyla, sanatın biçimsel çeşitliliği ve ifade gücünün bireyin içsel gerçekliğine nasıl temas ettiği irdelenmiştir. Araştıma, özellikle çocukluk travmalarının tarihsel, kültürel ve bireysel bağlamda izini süren, kuramsal çerçeve eşliğinde görsel sanatlar odağında yapılandırılmıştır. Travmanın resimsel temsili üzerinden bireyin yaşantısal kırılmalarının sanatsal düzlemde nasıl estetik bir forma dönüştüğünü, aynı zamanda bu dönüşümün bireysel ifade stratejileriyle nasıl bütünleştiğini ortaya koymaktadır. Araştırmanın bireysel çalışmaların olduğu bölümünde ise göstergelerarası bağlamda incelenen resim, heykel gibi sanat dallarından seçilen örnekler aracılığıyla, bireyin içsel dünyasındaki izlerin sanatsal düzeyde çocukluk travmasına nasıl yansıdığı aktarılmıştır.

Nesrin Şemşek
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Göstergelerarasılık bağlamında seçilmiş örnekler: Resim sanatından sinemaya yapılan alıntılamalar

Sanatın evriminde belirleyici bir dönüm noktası olarak görülen Sanayi Devrimi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin toplumsal yapı, üretim biçimleri ve estetik paradigmalar üzerindeki etkilerini görünür kılmıştır. Mekanikleşmenin hız kazandırdığı üretim süreci, kültürel değerlerin yeniden sorgulanmasına zemin hazırlarken, aynı zamanda geleneksel sanat yaklaşımlarının yerini de, modern yaşamın dinamiklerini yansıtan yeni estetik ifade biçimleri almıştır. Bu bağlamda ortaya çıkan fotoğrafın icadının, görüntüleri anlık olarak saptayabilmesi ve belgeleyici işlevinin belirginleşmesiyle, sanat üretiminin teknik ve kavramsal boyutları da yeniden şekillenmiştir. Fotoğraf, salt gerçekliğin nesnel bir kaydı olmanın ötesinde, özellikle Realizm'den Dadaizm akımlarına kadar uzanıp, resim sanatının estetik yönelimlerine etkide bulunan ve sanatın ifade sınırlarını genişleten temel bir estetik unsur olarak değerlendirilmiştir. Teknolojik ilerlemeler doğrultusunda kameranın gelişim göstermesiyle hareketli görüntülerin ve zaman boyutunun kaydedilme girişimleri de, sinemanın keşfine olanak tanımıştır. Sinema, belgesel ve kurgusal anlatı tekniklerinin ses ve renk gibi unsurlarla bütünleşmesiyle, disiplinlerarası bir sanat formuna dönüşmüştür. Esasen sinemanın teknolojik bir buluş olmanın ötesinde, farklı sanat disiplinlerinin estetik unsurlarını bir araya getiren, kapsamlı bir ifade formu haline geldiği görülmüştür. Bu çalışmada, sanat disiplinleri arasındaki etkileşimlerin kuramsal olarak incelenebilmesi amacıyla, metinlerarasılık yönteminden hareketle kapsamı daha geniş bir yaklaşım sunan göstergelerarasılık yöntemi temel alınmıştır. Çalışma kapsamında Gotik, Rönesans, Neoklasizm, Romantizm, Empresyonizm, Post Empresyonizm ve Sürrealizm dönemlerinden seçilmiş yedi resim ile Coppola, Branagh, Payne, Del Toro, Kurosawa ve Weir gibi yönetmenlere ait yedi film, nitel içerik analizi çözümleme yöntemiyle incelenmiştir. Araştırmanın bulguları, resim sanatından sinemaya yapılan alıntıların yalnızca görsel bir benzerlik değil, aynı zamanda çok katmanlı estetik ve anlamsal bir diyalog oluşturduğunu göstermektedir. Bu bağlamda çalışma, resim-sinema ilişkisini göstergelerarasılık yöntemi çerçevesinde inceleyerek literatürdeki kuramsal tartışmalara katkı sunmakta ve disiplinlerarası yorum süreçlerine özgün bir perspektif kazandırmaktadır.

DisiplinlerarasıFotoğrafGöstergelerarasılık+3
Emre Yetkin
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2025
10
Master'sOpen AccessTR

Sanat tarihindeki ezoterik sembollerin incelenmesi: kutsal tasvirler

Bu çalışma, sanat tarihinde mağara resimlerinden günümüze kadar uzanan süreçte Ezoterik bilginin etkilerini inceleyen nitel bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın temel amacı, farklı dönemlerde üretilmiş sanat eserlerinde ortak sembollerin ve Ezoterik anlamların izini sürerek, bu sembollerin tarihsel ve kültürel bağlamda nasıl dönüştüğünü ortaya koymaktır. Araştırma, nitel araştırma desenlerinden durum çalışması yöntemiyle yürütülmüştür. Veri toplama sürecinde sanat eserlerinin görsel ve kuramsal analizleri, belgesel incelemeleri ve basılı kaynaklar kullanılmıştır. Elde edilen veriler, Ezoterik bilgi bağlamında yorumlanarak sembolik okumalarla incelenmiştir. Çalışmada, mağara resimlerinden başlayarak Orta Çağ, Rönesans, Barok ve modern dönemlere kadar uzanan süreçte Ezoterik öğelerin sanat üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Boğa, boynuz, spiral, daire gibi sembollerin büyüsel, metafizik ve düşünsel anlamlar taşıdığı; ışık ve geometrik formların mimari ve görsel sanatlarda Ezoterik bağlamda nasıl kullanıldığı tespit edilmiştir. Bu verilere göre sanatçılar, Ezoterik sembolleri yalnızca estetik değil, aynı zamanda düşünsel bir ifade aracı olarak kullanmış; bu semboller aracılığıyla kozmik ve içsel anlamları sanat yoluyla aktarmışlardır. Sanatçılar, Ezoterik sembolleri yalnızca estetik değil, aynı zamanda metafizik ve düşünsel bir araç olarak kullandıkları yadsınamaz bir gerçekliktir. Bu durum, sanatın yalnızca görsel bir ifade biçimi değil, aynı zamanda bilgi üretiminde ve aktarımında işlevsel bir alan olduğunu da gözler önüne sermektedir. Bu çalışma ile Ezoterik bilginin, mağara resimlerinden başlayarak günümüz sanatına kadar uzanan süreçte sanat eserlerinin biçimsel ve içeriksel yapısını etkilediği incelenmektedir. Bu durum çalışması, Ezoterik sembollerin tarihsel sürekliliğini ve sanatçıların bu sembolleri yeniden üretme biçimlerini ortaya koyarak, sanatın düşünsel derinliğine dair kuramsal bir çerçeve sunması bakımından önemlidir.

EzoterizmKozmosSembolizm+4
Adnan Kara
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2025
10