
8
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Nusayrîlikte Selmân-ı Fârisî'nin rolü
Selmân-ı Fârisî Nusayrîler tarafından bâb olarak kabul edilen ve kendisine olağanüstü birtakım özellikler atfedilen önemli bir şahıstır. Genel olarak Şiî fırkalarda ve özelde Nusayrîlikte Selmân-ı Fârisî'nin önemini anlamamıza yardım edeceğini umduğumuz bu çalışmanın, ülkemizde özellikle Hatay, Adana ve Tarsus vb. yerleşim bölgelerinde yaşayan Nusayrîleri tanımamıza, ilaveten Suriye'de ve Lübnan'da yaşayan Nusayrîler hakkında doğru kanaatlere ulaşmamıza ve yüzyıllardır iç içe yaşadığımız bu insanları doğru tahlil edebilmemize imkân sağlayacağını düşünüyoruz. Çalışmanın giriş bölümünde din ve mezhep kavramları incelenmiş, Nusayrîlik ve Selmân-ı Fârisî kısaca tanıtılmış, araştırmamızın amacı ve önemine değinilmiştir. Birinci bölümde Nusayrî isminin kökeni, teşekkülü, tarihi seyri, ayrıldığı kollar, inanç sistemi, dini bayramları ve günümüzdeki konumu ele alınmıştır. İkinci bölümde, Sünnî kaynaklarda Selmân-ı Fârisî hakkında verilen bilgiler incelenmiş, özellikle Selmân-ı Fârisî'nin kendi hayatı ile ilgili bilgi verdiği rivâyetler üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde Nusayrîlerce de kabul gören Şîî kaynaklara göre, Selmân-ı Fârisî hakkında verilen bilgiler incelenmiş, bu sâyede karşılaştırma yapma imkânı ortaya çıkmıştır. Dördüncü bölümde Nusayrîlere göre bâblık makâmının özellikleri ve bu makâmın temsilcileri incelenmiş, Nusayrîlerin bâblık makamı hakkında ileri sürdükleri deliller sıralanmış ve değerlendirilmiştir. Beşinci bölümde Adana ilinde gerçekleştirdiğimiz mülâkâtlar sonucu Selmân-ı Fârisî'nin günümüz Nusayrî toplumundaki yeri ve önemi araştırılmıştır. Altıncı bölümde fırkanın yanlışlarını görerek fırkadan ayrıldıklarını söyleyen ve Nusayrî inancının yanlışlarını tüm Nusayrîlere gösterme gayesi ile Kur'an Işığında Hak ve Batıl isimli kitabı yazan kişilerin Kitâbü'l-Mecmû tercümesi ile Ahmet Turan'ın Kitâbü'l-Mecmû tercümeleri karşılaştırılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde ettiğimiz bilgilerin genel bir değerlendirilmesi yapılarak Nusayrîlerin inancı ve Selmân-ı Fârîsî özelinde bâblık makamı eleştirilerek bazı tesbitlerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Şia, Nusayrî, Selmân-ı Fârisî
Hatibzâde Muhyiddin Efendi'ye göre Kelâmullah ve Rü'yetullah meseleleri
Kelâm ve rü'yet konuları Kelâm ilminin teşekkülünden itibaren tartışılagelen konular içerisinde yer almıştır. Allah'ın kelâmı hakkındaki tartışmalar genellikle bu sıfatın keyfiyeti ve hâdis veya ezelî oluşu, kelâm-ı nefsî ve kelâm-ı lafzî ayrımı çerçevesinde cereyan ederken; rü'yet konusunda ise çoğunlukla Allah'ın ahirette veya dünyada görülüp görülmeyeceği, şayet görülecekse bunun keyfiyetinin nasıl olacağı gibi konular etrafında toplanmıştır. Sünnî geleneğe mensup kelâmcılar, genelde konuyla alakalı nasları referans göstererek Allah'ın ahirette görüleceğine, kelâmının ise ezelî olduğuna dair görüşler ortaya koyarken; Mu'tezile mezhebi bu görüşlere şiddetle karşı çıkmış, her iki taraf da konuyla alakalı aklî ve naklî delillere dayanarak çok sayıda eser te'lîf etmiş, reddiyeler yazmışlardır. Biz bu çalışmamızda sünnî ekolden olan Hatibzâde Muhyiddin Efendi'nin kelâm ve rü'yete dair yazmış olduğu "Risâle fî mebâhisi'r-rü'yeti ve'l-kelâm min 'avîsâti makâsidi ilmi'l-kelâm" isimli yazma eserinde bu iki konuya dair görüşlerini inceleyip, eserin de tahkikini yapmak suretiyle onu neşre hazır hale getirdik. Bu eser Hatibzâde'nin, Allah'ın kelâm sıfatı ve rü'yete dair görüşlerini göstermesinin yanı sıra Mu'tezile'nin konu hakkındaki görüşlerine sünnî kelâm klasiklerinden de istifade edilerek aklî ve naklî reddiyeler ihtiva etmektedir. Anahtar Kelimeler: Kelâm ilmi, Kelâm sıfatı, Rü'yet, Hatibzâde
Günümüz tefsirlerinde teori ve uygulama tutarlılığı araştırması: Mustafa Öztürk'ün "İlahi Hitabın Tefsiri" adlı eser örneği
Bu tezde tefsir ilminin günümüzde en temel sorunlarından olan yöntem tartışmaları ele alınmış olup, bu tartışmaların sonucunda önerilen teorilere değinilmiş ayrıca teori ve uygulama tutarlılığı araştırılmıştır. Bu araştırma gerçekleştirilirken teorik çalışmalarının yoğunluğu ve bir tefsir kaleme almış olması nedeniyle bize analiz imkanı sağlamış olan Mustafa Öztürk'ün "İlahi Hitabın Tefsiri" adlı eseri örnek alınmıştır. Ayrıca Mustafa Öztürk'ün Kur'an yorumunda dikkate aldığı ilkeler, tefsirinde kullandığı metot bütüncül bir bakış açısıyla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Tez giriş ve 3 ana bölümden oluşmaktadır. Tezin girişinde araştırmanın konusu ve kapsamı, amaç ve hedefleri, literatür değerlendirmesi, yöntem ve kaynaklardan bahsedilmiştir. Birinci bölümde günümüz tefsir hareketleri ve genel karakteristiği ikinci bölümde Mustafa Öztürk'ün tefsir ve tefsir usulüne bakış açısı, üçüncü bölümde ise "İlahi Hitabın Tefsiri" adlı eser incelenip metot öneri tespiti yapılmış ardından uygulamaya yansımasındaki tutarlılığı araştırılmıştır. Diğer bir deyişle günümüz tefsirinin bir örneği olarak Mustafa Öztürk eserleri ve tefsirinin mukaddimesi çerçevesinde önerdiği tefsir usulü yöntemi ortaya çıkarılıp; tefsirinde bu metoda uyup uymadığı araştırılmıştır. Tezde Mustafa Öztürk'ün tefsirinde birçok farklı eser ve müelliften etkilenmesi nedeniyle çeşitli ve değişken yorumlar takip edildiği sonucuna ulaşılmış ve tutarlı olduğu ve olmadığı noktalar tespit edilmiştir. Günümüz tefsirlerinin yöntem ve uygulamada, geleneksel yöntemlere bağlılık ile yeni yöntemlere yönelişler arasında kalarak eklektik özelliği Mustafa Öztürk örneğinde tespit edilmiştir.
Kidduş ha-Şem ve Hillul ha-Şem bağlamında Tanah'ın çıkış anlatısında yer isimleri sorunu
Bu çalışma Tanah'ta Mısır'dan Çıkış yolculuğunda yer alan bir takım Çıkış yer isimlerini, disiplinler arası bir bakış açısıyla Tarihsel Dilbilim verileri ve Yahudi sözlü kaynaklarıyla ele almaktadır. Çalışmada yer isimlerinin seçimi araştırma kapsamında belirtilen bir takım kriterlere göre yapılmıştır. Bu tercihin kapsamında Çıkış toponomileri Kızıl Denize kadar olanlarla sınırlandırılmıştır. Ayrıca kökensel olarak Mısırca ve Semitik diller arasında ihtilaflı olanlar seçilmiştir. Son olarak dini gelenek içinde dil oyunlarına konu olmayanlar elenmiştir. Araştırmanın birinci bölümü iki ana kısımdan oluşmaktadır. Birinci kısım Kutsal Kitap araştırmaları açısından toponominin tarihsel gelişimini Orta Çağ'dan, günümüze kadar olan evrelerini ortaya koyarak tarih içindeki gelişimini analiz etmektedir. İkinci kısım ise Tanah toponomilerinin tarihi ve arkeolojik kaynaklarda yer alan literatür ve akademik problemlerini ele alarak linguistik, tarihsel sorunlarını tartışmaktadır. İkinci bölüm seçili Çıkış toponomilerinin isim ve lokasyon sorunları üzerinde durmaktadır. Bu bölümde Greko-Romen, Mısırca kaynaklarda yer alan literatür ve teorik münakaşalara dair geniş bir yer ayrılmıştır. Üçüncü bölüm münhasıran Kidduş ha-Şem ve Hillul ha-Şem kavramlarını, mahiyet, tarihsel gelişim ve Yahudi geleneğindeki algısıyla Şem ha-Meforaş'ı ihtiva edecek şekilde ele almaktadır. Bu çalışmada Kidduş ha-Şem ve Hillul ha-Şem'in Çıkış toponomisinde dini söylem ve ikonik kullanımların açıklamasında seçili Çıkış toponomisiyle ilgili olarak Midraş ve Aggada'da etkin yorumsal rolleri olduğu sonucuna varılmıştır.
Kitabu Halli İşkâli'l-Efkâr Fi Hilli Emvâli'l-Küffâr ve Da'Vetu'n-Nefsi't-Taliha ile'l-a'Mali's- Saliha adlı eserleri bağlamında Şehzade Korkud'un fıkhi görüşleri
Şehzade Korkud'un fıkhi anlayışının izaha kavuşması sonucunda Osmanlı hanedanının fıkıh ilmine katkısı ve Osmanlı dönemi fıkıh tarihinin anlaşılması açısından büyük önem arz etmektedir. Şehzade Korkud'un kaleme aldığı eserlerden onun Şafii mezhebi çizgisini takip ettiği bu mezhep literatürüne yaptığı yoğun atıflar ve Şafii mezhebi çevresinden gösterdiği delillerden anlaşılmaktadır. Nitekim Şehzade Korkud, Osmanlı hanedan üyelerinden Şafii mezhebini benimseyen tek kişi olarak bilinmektedir. Bu çalışmada Şehzade Korkud'un mezhep değişikliğinin eserlerine ve fikirlerine yansımasının boyutları üç bölüm halinde incelenmiştir. İlk bölümde Şehzade Korkud'un hayatı ve eserleri üzerinde durulmuştur. Şehzade Korkud, saltanat makamından ve idari işlerden uzak durmak istediğini her fırsatta dile getirmiştir. Ancak yasa haline gelen kardeş katli teamülünün bir sonucu olarak da padişah olma yollarını denemekten geri durmamıştır. Şehzade Korkud, diğer Osmanlı sultanları gibi divanı olmakla beraber İslami ilimler alanında eser veren tek hanedan üyesidir. İkinci bölümde Şehzade Korkud'un Osmanlı dönemi ganimet ve cariye hukukuna dair eleştirileri meseleler halinde ele alınmıştır. Korkud, o dönemde ganimet ve cariyelik konusunda şer'i hükümlerin tatbik edilmediğini, Kitabu Halli İşkâli'l-Efkâr fî Hilli Emvâli'l-Küffâr adlı eserinde zikretmektedir. Üçüncü bölümde ise siyasete örf şüphesinin karışmasıyla siyasi ser'i hükümlerin terk edilmesi ve kardeş katli konusundaki Şehzade Korkud'un eleştirilerine meseleler halinde yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: Şehzade Korkud, Şafii mezhebi, ganimet, cariyelik, kardeş katli.
Fahrü'l-İslâm Pezdevî'nin usûlünde beyân anlayışı
Hüküm, Kur'ân ve sünnette var olan lafızlardan elde edilir. Ancak her dilde olduğu gibi dinin bu iki ana kaynağında var olan lafızların da farklı anlamlara gelmesi muhtemeldir. Bu da farklı anlamların doğmasına sebep olmaktadır. İşte beyân farklı anlamlara gelmesi muhtemel olan lafızların asıl maksatlarını tespit eder. Bizde bu amaca matuf olmak üzere Hanefi mezhebinde önemli bir yeri olan Fahrü'l-İslâm Pezdevî'nin usûl eserinde genişçe yer verdiği beyân anlayışını inceledik. Kısaca ifade etmek gerekirse; takrîr beyânı, kelamda mecaz ve tahsisin olmadığının beyânıdır. Tefsîr beyânı, mücmel, müşterek ve kinevi lafızları açıklayan beyândır. Tağyîr beyânı, sözün öncesinin gerektirdiğini ona bitişik olarak gelen bir başka söz ile değiştiğinin beyânıdır. Zaruret beyânı, söz ile olmayan bir beyandır. Tebdîl beyânı ise önceki hükmün geçerliliğinin bitip sonra gelen hükmün yürürlüğe girdiğinin beyânıdır. Çalışmamız bir giriş, üç bölüm ve bir sonuçtan müteşekkildir. Anahtar kelimeler: İslam hukuku, Beyân
Cahiliye toplumunda Kureyş kadını
Çalışmamız, Cahiliye Dönemi Kureyş kadınının aile, sosyal, ekonomik, gündelik ve inanç hayatındaki durumunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Öncelikle kadının aile içerisindeki durumunu ortaya koymak için Araplardaki aile yapısı özetlenmiştir. Bu dönemde kadın fert olarak ve annelik vasfıyla ele alınmıştır. Ayrıca kadını eş olarak ele alıp, nikâh çeşitlerini ve kadın-erkek ilişkilerini türlü yönleriyle tartışılmıştır. Daha sonra sosyal hayatın bir parçası olan kadının gündelik hayatı, meşguliyetleri, toplumun kadına yönelik olan olumlu ve olumsuz bakış açıları, inanç ve ibadet dünyasındaki yeri ve konumu anlatılmıştır. Kadının cahiliye dönemindeki giyim-kuşam ve süslenme açısından durumu da anlatılmaya çalışılmıştır. Kureyş kadınının cahiliye dönemindeki durumu hakkında tam anlamıyla olumlu ya da olumsuz bir yorum yapmanın mümkün olmadığını söyleyebiliriz. Ancak bu dönem kadınlarının gerek aile içerisinde, gerekse toplum içinde etkin oldukları, sadece zayıf karakterli, maddi olarak güçsüz olan bazı kadınların ya da toplumda alt tabakaya mensup olan cariyelerin ezildiklerini, dışlandıklarını ve değersiz görüldüklerini söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Cahiliye, Kureyş, Kadın, Aile, Ekonomi, İnanç, Sosyal Hayat.
Zeylaî ve İbn Nüceym'in eserlerinde ahkâmın değişmesi örneği
İslam hukukundaki değişim kavramının incelendiği tezimizde; tegayyür (değişim) kavramının mahiyeti, alanı, zorunluluğu ve değişimi gerektiren nedenler üzerinde durulmuştur. Daha sonra değişime gidilen fıkhî meselelerdeki maslahat ve fukaha tarafından verilen fetvaların toplumsal arka planı irdelenmeye çalışılmıştır. Tegayyür kavramı iki şeyin birbirine mukayese edilmesi durumunda sonrakinin öncesine nispetle değişme durumudur. Bu değişime birçok nedenden dolayı gidilebilir. En etkin nedenin ise örf olduğu ifade edilebilir. Bizim de tezimizde esas alarak mukayese ettiğimiz iki eser Hanefî mezhebinin müteahhir dönem kaynaklarından Ebü'l-Berakât en-Nesefî'nin, Kenzü'd-dekâik adlı eseri üzerine yazılan iki şerh olup, bu şerhler Zeylaî'nin, Tebyinü'l-hakâikşerhu Kenzid'd-dekâik'ıile İbn Nüceym'in, el-Bahru'r-râikşerhu Kenzid'd-dekâik'ıdır. Bu iki eserin telifleri arasında geçen 200 yılı aşkın bir süre içerisinde Mısır coğrafyasında ne gibi bir değişimin olduğu füru eserleri etrafında işlenmeye çalışılmıştır. Bu yapılırken de her iki kitapta aynı meselede "zamanımızda", "şimdiki zamanda" şeklinde geçen ifadeleri esas alarak karşılaştırma yapılmış ve değişen hükümler tespit edilmeye çalışılmıştır Anahtar Kelimeler : Tegayyür, Zeylaî, İbn Nüceym, örf, bizim zamanımızda, şimdiki zamanda.