
1,457
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Balancing mixed model assembly lines in an automotive supplier by reconfiguring layout
In this paper, mixed model assembly line balancing problem is discussed with neighborhood search method that utilized by Bukchin, Dar-El, Rubinovitz (2002).In addition, the application model that dealt is working in Just in Time (JIT). In the current situation, the U-positioned assembly line running with straight line logic is turned into two parallel lines. The task assignment of models that assigned to these lines is improved with MATLAB software by using neighborhood search method. The current situation and the best solution that is obtained by the MATLAB software were run with ARENA simulation. And the results obtained were compared.
Production distribution planning in consumer goods industry
In this thesis, we present a hybrid solution methodology based on a MILP formulation and a simulation for production scheduling and distribution problem in dairy industry. An efficient solution method for perishable products is developed by considering stochastic factors in food industry. A real life dairy industry producing yoghurt is studied in detail in this study.In food industry, increasing variety of products causes more complex production process which requires flexibility and efficient assignment of resources. Production process of multiple products in more than one production sites and distribution of them involves many variables and constraints.Shelf life is one of the significant constraints for perishable products such as dairy, meat or bakery goods in food industry. However, shelf life issues are seldom accounted for in today?s production planning systems. This research is supported by an application in yoghurt production plant of a leading dairy product manufacturing company.In analytic models proposed to solve production planning problems, operation time is assumed as fixed values. However, uncertain factors such as breakdowns, operation time, delays of real systems cannot be correctly represented in analytic model. In addition, in yoghurt production process, the products differ from each other in features such as cup size, due dates, set up times, fat content etc. This variability enforces the scheduling methodologies practical for real world applications. To overcome with this problem, hybrid analytic-simulation approach is proposed by combining the analytic and simulation model. Analytic model is developed for decreasing the cost of setup, transportation, production, inventory and overtime. Simulation model is applied to insert the stochastic factors such as operation time, delays or machine failures in the model.In hybrid approach, operation time is considered as dynamic factor and it is adjusted by the results simulation and analytic model iteratively. Thus, more realistic solution is obtained for scheduling problem in food industry by performing the iterative hybrid analytic-simulation procedure.
Perakende sektöründe kuyruk modellerinin benzetimi
Son yıllarda zaman maliyetinin yaygınlaşmasıyla birlikte bekleme konusu insanlar tarafından önem verilen bir değer durumuna gelmiştir. Fakat hayatımızın önemli bir parçası olan hastane, banka, alışveriş merkezi ve süpermarket gibi yerlerde sıklıkla kuyrukta bekleme sorunları yaşamaktayız. Bu çalışmada, perakende sektörünün en önemli konularından biri olan ödeme noktalarında yaşanan bekleme problemleri ele alınmıştır. Müşterinin mağazadan mutlu ayrılmasını sağlamak ve iyi bir izlenim kazanmak için ödeme sırasındaki deneyim büyük önem taşımaktadır. İyi bir kuyruk yönetim sistemiyle bu gerçekleştirebilir ve müşterilerin mağazadan memnun ayrılması sağlanabilir. Literatür araştırmalarında daha önce ekspres kasa modelleri kullanılarak çalışmalar yapıldığı gözlemlendi. Ekspres kasanın özelliğini koruyabilmesi için uygulanan kısıtlarından dolayı bazı zorluklarla karşılaşıldığı görülmektedir. Bu tezde daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak herhangi bir çalışan desteği olmadan ve sıra beklemeden ödeme işlemini kendi başınıza yapabileceğiniz jetkasalar ile kuyruk modelleri oluşturuldu ve Anylogic programı ile simülasyonu yapıldı. Alternatif senaryolar önce kendi arasında, daha sonra mevcut durumu ile karşılaştırıldı. Müşterilerin bekleme sürelerinde ve kuyrukta bekleyen müşteri sayılarında iyileşmeler olduğu gözlemlendi.
Modelling strategic and tactical planning problems in closed-loop supply chains under crisp and fuzzy environments
Nowadays, there has been a growing interest in recycling, remanufacturing and reusing in the scope of Reverse Logistics (RL) and Closed-Loop Supply Chain (CLSC) concepts due to environmental, economical issues and legal obligations. For this reason, companies should take into account utilized recovery option while preparing both strategic and tactical planning activities. On the other hand, there are lots of studies in literature related to the RL and CLSC network design problem which takes place in strategic planning level but a few of them handles the tactical planning processes. However, multi-objective RL and CLSC network design models are rarely discussed in the literature. For filling these gaps, three mathematical models; Model I, II and III are proposed. A multi-objective, multi-echelon and multi-product mixed integer linear programming Model I is developed for a lead/acid battery CLSC in fuzzy environment. An unhandled objective (maximize collection of spent batteries) is taken into account based on the well known maximal coverage problem. A holistic strategic planning Model II with two objectives; maximization of total CLSC profit and minimization of total environmental impact along the CLSC network is developed for a tire collection and recovery system considering multiple recovery options and time periods. A fuzzy mixed integer programming Model III is proposed for tactical planning in a CLSC related to a conceptual product with remanufacturing option. Since the real world CLSCs are surrounded with uncertainty, capacities, demands, return rates, acceptance ratios, available production/remanufacturing times, transportation upper bounds and objective function value are considered as fuzzy.
Veri analizi teknikleriyle müşteri değer segmentasyonu oluşturulması ve bir perakende sektöründe uygulama
Gelişen teknoloji ve artan lojistik faaliyetleri işletmelerin daha geniş müşteri ağına sahip olmasını sağlamaktadır. Bu değişim nedeniyle işletmeler artık müşterilerini tanımak zorunda kalmaktadır. İşletmeler müşterilerin davranış ve alışkanlıklarından yola çıkarak bir çıkarım sağlamak istemektedir. Bu çıkarımlar neticesinde müşterilerine stratejik tavırlar oluşturmakta ve yüksek oranda olumlu geri dönüşler beklemektedir. Tez kapsamında öncelikle veri madenciliğine ilişkin literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Literatür taraması neticesinde bir perakende sektörüne ait 1.000.000'u aşkın müşterinin davranış ve alışkanlıkları belirli kriterler dahilinde incelenmiştir. Veriler önce belirli bir ön aşamadan geçirilerek uygun hale getirilmiştir. Sonrasında küme sayısı belirlenerek K-Means yöntemi ile veriler kümelere ayrılmış benzer davranış ve alışkanlıklara sahip müşterilerin bir arada bulunması sağlanmıştır. Oluşan kümeler neticesinde her kümenin değer tanımlamaları yapılarak kümeler hakkında oluşturulabilecek stratejik tavırlar belirlenmiştir. Son bölümde sonuçlara ilişkin çıkarımlar değerlendirilmiştir.
Uçak bakım ve onarım şirketinde (MRO) RFID tabanlı süreç yönetim modelinin uygulaması
Radyo frekansı tanımlaması (RFID) artık ulaşım ve lojistik dünyasında yaygın bir uygulamadır. Özellikle üretim ve lojistik hatlarında daha az duruş süresi, daha düşük stok maliyetleri ve maksimum karlılık için makine ve süreç optimizasyonu adına sıklıkla kullanılır hale geldi. Envanteri belirleme, bulma ve kimlik doğrulama gibi görevleri sorunsuz bir şekilde otomatikleştirir. Araç ve ekipmanların takibi, elektronik geçiş ücreti tahsilatının iyileştirilmesi gibi birçok otomasyona bağlı uygulamada sıklıkla kullanılmaya başlandı. Bu teknolojinin farklı alanlarda benimsenmesi, yaygın olarak, barkod kullananların ötesinde operasyonel verimlilikte önemli gelişmelerle sonuçlandı. Havacılık endüstrisinde, RFID teknolojisinin ilk kullanımı bagaj, kargo ve konteynırları izlemek ve bulmaktı. RFID havacılık sektöründe, uçak filolarında can yelekleri, oksijen tüpleri, yangın söndürücüler, uzatmalı emniyet kemerleri, kulaklıklar, el fenerleri, hayatta kalma kitleri ve oksijen jeneratörleri gibi diğer yerleşik acil durum ekipmanlarında ilk olarak kullanıldı. Son zamanlarda, uçak parçalarının doğru bir şekilde izlenmesi ve ilgili operasyonel bilgilerin korunması ihtiyacı, RFID için yeni uygulamalar açıldı ve Havacılığın iki önde ismi Airbus ve Boeing parça üretimlerinden etiketleri kullanmaya başladı ve havacılıkta önemli üreticiler RFID için ortak endüstri standardı çözümler geliştirmek için birlikte çalışmaya başladılar. Bizim çalışmamızda, Türkiye'de yerleşik bir hava araçları teknik bakım ve onarım şirketinin RFID kullanımıyla bakım süreçlerini yönetebilmesi için depo alanı, iş akış modelleri, standart prosedürleri ve uyulması gerekli resmi protokolleri çıkarılmıştır.
Talep tahmininde kullanılan yöntemlerin karşılaştırılması: Turizm sektöründe otel mobilyası üreten firma uygulaması
Turizm sektöründe tedarik zinciri; üreticiler, distribütörler, toptan satıcılar, perakendeciler gibi iç içe geçen halkalardan oluşan bir ağda, hammaddenin temin edilmesinden ürünlerin son müstehliklere dağıtımına ve pazarlanmasına kadar ki tüm ticari süreçlerinin birlikte uyum içinde hareket etmesini sağlamak üzere, malların ve data akışını yöneten bütünleşmiş bir sistem olarak tanımlanmaktadır. Bu ağın öğe ve sayı tespitinin yapılması, birbirleri arasındaki fiziksel akış miktarının belirlenmesi gibi alt problemleri içeren ağ tasarımı problemi tedarik zincirinin yönetiminde stratejik bir öneme sahiptir. Turizm sektöründe otel mobilyası üreten bir firma için tedarik zinciri müşteri taleplerini zamanında doğru ve eksiksiz bir şekilde karşılamaya olanak sağlamaktadır. Bu kapsamda, mobilya üretiminin planlanması için tahmin çalışması çok önemli hale gelmektedir. Bu çalışmada temel amaç; turizm sektöründe otel mobilyası üretimine yönelik uygulamada veri sağlayan firmanın maksimum müşteri hizmet seviyesini ve örnek ürün verilerinin doğrultusunda gelecek yıllarda satışı ve üretimi yapılacak olan ürünlerin taleplerin tahmini ortaya koymaktır. Bu hedef doğrultusunda çalışmamız için örnek ürünlerin tespiti ABC Analizi ile gerçekleştirilmiş, Klasik Tahmin Yöntemleri, Yapay Sinir Ağları, Box-Jenkins Yöntemi gibi tahmin yöntemleri uygulanmış, ulaşılan sonuçların karşılaştırmaları yapılmış ve müşteri hizmet düzeylerine göre talep tahmini belirlenmiştir.
İş süreçleri olgunlaştırma operasyonalarında, BPMN, DMN ve süreç madenciliği metodlarının,bir endüstriyel scada sistemi varyantı olarak uygulanması
Süreç olgunlaştırma ve mükemmelleştirme yaklaşımları, işletmelerin genetik yapıları olarak görebileceğimiz süreç modellerinin, belirli bir disipline ve metriklere göre versiyonlanması ve uygulanmasını gerektirir. Süreçlerde yapılacak her yenilik, işletmenin belki de en önemli kaynağı olan zamanın verimli kullanılmasını etkileyeceğinden, eğer yeni bir sürece geçilecek ise, bunun önceki versiyondan anlamlı bir farkının ve faydasının olması beklenir. Bu tez çalışması kapsamında, süreç olgunlaştırma çalışmalarında, bpmn, dmn ve süreç madenciliği yöntemlerinin birlikte uygulanması ve çıkan verilerin bir SCADA varyantı olarak endüstriyel otomasyon akışlarında, endüstriyel yazılımların bünyesindeki API lerden alınan, çıktı meta-datalarla beraber yeni bir monitörleme yöntemi olarak uygulanması sağlanmıştır.
Bir üretim işletmesinde ölçüm sistemleri analizi ve istatiksel proses yeterliliği üzerine bir uygulama
Bu çalışmada, talaşlı imalat yöntemi ile ürün, üreten bir firmanın kalite kontrol süreçlerinden elde edilen bilgiler kullanılarak belirli bir parça için imalat sürecinin, ölçme sisteminin ve proses yeterliliği incelenmesi hedeflenmiştir. Bu hedefe ulaşmak amacıyla kalite kontrol esasları çerçevesinde istatistiksel kalite kontrol metotlarından azami ölçüde faydalanılmıştır. Söz konusu yeterlilik analizleri ile firmanın imalat ve ölçme sisteminde geliştirilmesi gereken yönleri araştırılmış, müşteri ihtiyaçlarının tam olarak karşılanması ve kalite maliyetlerinin indirgenmesi konularında çeşitli öneriler geliştirilmiştir. Sonuç olarak firma belirlediği hedefleri başarmak için nasıl bir analiz yapması gerektiği konusunda bilgilendirilmiştir.
Küresel ölçekte mağaza yeri seçiminde bulanık AHP metodu ile COPRAS ve TOPSİS yöntemlerinin karşılaştırmalı analizi
Küresel ölçekte ticaretin hız kazanması, rekabetin artması ve yatırımcıların hedeflerini yurtdışı pazarlarına çeviriyor olması her sektörde yenilik getirmektedir. Tekstil sektöründe yer alan markalar arasında da rekabetin küresel boyuta taşınması, satış rakamlarını ve marka değerini arttırma hedefleri ile de birleşince mağaza yeri markaların başarıları açısından kritik öneme sahip olmaktadır. Çalışma içerisinde perakende tekstil sektöründe yer alan bir markanın küresel ölçekte mağaza yeri yatırımının hangi ülkede yapılmasının daha avantajı olacağını çok kriterli karar verme tekniklerinden Bulanık AHP kriter ağırlıklandırması ile COPRAS ve TOPSIS tekniklerinin karşılaştırmalı analize problem üzerinde yapılması hedeflenmiştir. Tez kapsamında çalışma modelinde yer alan alternatif ülkeler kriter bazlı değerlendirilip, markanın faydasına olacak en iyi alternatifler ortaya çıkarılmıştır. Tez içeriğinde marka tarafından belirlenen sekiz karar verici, beş ana kriter ve on sekiz alt kriterin Bulanık AHP yöntemiyle önem ağırlıklarını saptamış ve belirlenen altı alternatifin kriter bazlı değerlendirmesi COPRAS ve TOPSIS yöntemleri ile yapılarak karşılaştırılırmıştır.
Akaryakıt sektöründe işlem anormalliklerinin veri madenciliği yöntemleri ile sınıflandırılması
Akaryakıt sektöründe veri madenciliği uygulamaları gün geçtikçe gelişmekte ve uygulamalar yaygınlaşmaktadır. Akaryakıt sektöründe kullanılan yöntemler ve çeşitli analizler ile beraber akaryakıt hırsızlığı, sızıntı, dolum anında miktar aşımları, aşırı dolum sonrası taşma gibi önemli konular takip edilerek aksiyonlar alınmaktadır. Bu çalışmada belirlenen 4 önemli kategori doğrultusunda analizleri yapılmış ve kategorize edilmiş olan verinin farklı veri madenciliği sınıflandırma yöntemleri ile sınıflandırarak analizlerin doğruluğunu ve başarımlarını ölçmek amacıyla Türkiye'de faaliyet gösteren bir petrol şirketinin 2022-2023 tarihleri arasındaki verileri kullanılarak farklı veri madenciliği sınıflandırma yöntemleri uygulanmıştır. Uygulama öncesinde veri analize uygun hale getirilmiştir. Analizde etkisi olmayan değişkenler çıkarılmıştır. Açılış, kapanış, dolum, fark, satış, SEL değeri, azalma miktarı ve kategori analizde belirleyici etkene sahip olduğundan analizde bu veriler kullanılmıştır. Uygulama aşmasında RAPIDMINER programından yararlanılmıştır. Veri madenciliği sınıflandırma yöntemlerinden k en yakın komşu algoritması, Rastgele Orman Algoritması, Gradient Boosted Algoritması, ADABOOST Algoritması ve Karar Ağacı (J48) Algoritması ile sınıflandırmalar yapılarak çeşitli başarı ölçütleri ile modellerin başarıları ölçülmüştür. En başarılı sınıflandırma yönteminin Karar Ağacı (J48) Algoritması olduğu görülmüştür.
Türkiye'de kablo sektörünün swot analizi
Bu çalışmada, kablo sektörünün Türkiye'deki güçlü ve zayıf yönleri, fırsatları ve tehditlerinin değerlendirilmesi, kablo sektörüne ilişkin kapsamlı bir inceleme yapılması amaçlanmaktadır. Araştırma, Türk kablo sektörüne ilişkin verileri kapsamaktadır. Araştırmada SWOT analizi yöntemi kullanılmıştır. Bir sektörün dört temel unsuru olan güçlü yönler, zayıf yönler, fırsatlar, tehditler kapsamlı biçimde ele alınmaktadır. Güçlü yönlerin ele alınmasında Türkiye'nin stratejik konumu ve ihracat potansiyeli, yerel pazarda talep seviyesi ve büyüme kapasitesi, yüksek üretim kapasitesi ve teknolojik gelişmeler gibi konulara odaklanılmıştır. Zayıf yönlerde yerel üreticilerin dünya pazarındaki rekabetçi zorlukları, hammaddelere erişimde yaşanan zorluklar veya maliyetler, yerel pazarın küresel ekonomik dalgalanmalara karşı hassasiyeti değerlendirilmiştir. Fırsatlarda yeni teknolojiler ve yenilikçi ürünlerle pazarı genişletme imkanı, enerji sektöründeki büyümeye bağlı olarak artan talep, küresel pazarlarda yeni pazarlara açılma ve ihracat fırsatları ele alınmıştır. Tehditlerde ise küresel ekonomik belirsizlikler ve döviz kuru dalgalanmaları, yabancı rakiplerin rekabet baskısı, hammadde fiyatlarındaki artış ve tedarik zinciri sorunları incelenmiştir. Bu araştırma, Türk kablo sektörüne ilişkin olarak gerçekleştirilmiş en kapsamlı akademik çalışma olarak, literatürdeki kablo sektörü ile ilgili büyük bir boşluğu doldurmaktadır.
Veri zarflama analizi ve Malmquist endeksi yöntemleri ile sanayi üretimi için performans analizi
Türkiye çimento sektöründe faaliyet gösteren büyük ölçekli bir fabrikanın 2018–2022 yıllarına ait üretim verileri kullanılarak çok boyutlu bir verimlilik analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yalnızca teknik etkinlik düzeyleri değil; çevresel etkiler, yapısal benzerlikler ve politika senaryolarının potansiyel katkıları da kapsamlı biçimde değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde, klasik Veri Zarflama Analizi (VZA) yaklaşımlarına kıyasla daha ayrıntılı ölçüm olanağı sunan Slacks-Based Measure (SBM) modeli tercih edilmiştir. Bu model, girdi fazlaları ve çıktı yetersizliklerini ayrı ayrı dikkate alarak iyileştirme potansiyelini ortaya koymuştur. Zaman içerisindeki verimlilik değişimi Malmquist Toplam Faktör Verimliliği Endeksi ile değerlendirilmiş; elde edilen skorların istatistiksel güvenilirliği Bootstrap yöntemiyle test edilmiştir. Araştırma süreci, Başlıca Bileşenler Analizi (PCA), kümeleme ve politika senaryoları ile desteklenerek derinleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, çimento sektöründe karar vericilere yönelik stratejik politika geliştirme süreçlerine bilimsel bir temel sunmuş; aynı zamanda sürdürülebilir üretim performansını ölçmeye yönelik literatüre özgün bir model katkısı sağlamıştır.
Sanal gerçeklik teknolojisinin kurumsal kaynak planlama sistemlerine entegrasyonundaki risklerin analizi: Küresel bulanık tabanlı bir karar destek sistemi
Dijital dönüşüm sürecinin hızla geliştiği günümüzde, işletmeler sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmek amacıyla Endüstri 4.0 teknolojilerini kurumsal sistemlerine entegre etmektedir. Endüstri 4.0 bileşenlerinden biri olan Sanal Gerçeklik (SG) teknolojisi; eğitim, simülasyon, bakım, süreç görselleştirme ve uzaktan etkileşim gibi alanlarda sunduğu avantajlarla Kurumsal Kaynak Planlama (KKP) sistemleri için stratejik bir destek unsuru haline gelmiştir. SG teknolojisinin KKP sistemlerine entegrasyonu, işletmelere operasyonel verimlilik, kullanıcı deneyimi, karar destek ve esneklik açılarından önemli katkılar sunabilmektedir. Ancak bu entegrasyon süreci teknik, yönetsel ve organizasyonel düzeylerde çeşitli riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu tez çalışmasında, SG teknolojisinin KKP sistemlerine entegrasyonu sürecinde karşılaşılabilecek başlıca riskler sistematik bir yaklaşımla analiz edilmiştir. Çalışmanın temel amacı, bu riskleri belirlemek, önem derecelerine göre sıralamak ve söz konusu riskleri azaltmaya yönelik stratejilerin etkinliğini değerlendirmektir. Bu amaç doğrultusunda literatür taraması ve uzman görüşlerine başvurularak on temel risk faktörü belirlenmiştir. Bu riskler için uygun çözüm stratejileri de geliştirilmiştir. Belirlenen risk ve stratejilerin analizi, belirsizliklerin ve öznel değerlendirmelerin yoğun olduğu bu alanda daha güvenilir sonuçlar elde edebilmek amacıyla Küresel Bulanık Kümeler (KBK) yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. Karar verme sürecinde, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden SWARA, DEMATEL ve MULTIMOORA teknikleri bütünleşik olarak kullanılmıştır. SWARA yöntemi ile her bir riskin önem düzeyi belirlenmiştir. DEMATEL yöntemi ile riskler arasındaki nedensel ilişki ağı ortaya konulmuştur. Son olarak MULTIMOORA yöntemi ise geliştirilen stratejileri belirlenen risklere göre sıralamıştır. Analiz sonuçları, SG-KKP entegrasyon projelerinde kritik risk unsurlarının öncelikli olarak dikkate alınması gerektiğini ve bu riskleri minimize edecek stratejilerin hedef odaklı olarak yapılandırılması gerektiğini göstermektedir. Elde edilen bulgular, SG teknolojilerinin KKP sistemlerine entegre edilmesini planlayan işletmelere ve karar vericilere, proaktif risk yönetimi ve stratejik planlama açısından yol gösterici niteliktedir. Ayrıca, tezde kullanılan KBK tabanlı bütünleşik ÇKKV modeli, akademik literatürde SG-KKP entegrasyonu özelinde sistematik risk analizi yapan ilk çalışmalardan biri olarak öne çıkmakta ve metodolojik açıdan özgün bir katkı sunmaktadır.
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamında çevik proje yönetimi engellerinin delphi, AHP ve topsıs kullanılarak önceliklendirilmesi
Çevik proje yönetimi (ÇPY), hızlı değişen koşullara uyum sağlama kapasitesi nedeniyle günümüzde birçok kurum tarafından tercih edilen bir yöntem haline gelmiştir. Sürdürülebilirlik hedeflerinin giderek önem kazanmasıyla birlikte, ÇPY'nin bu hedeflerle uyumlu şekilde uygulanması kritik bir ihtiyaç haline gelmiştir. Sürdürülebilir kalkınma hedefleri (SKH) doğrultusunda ÇPY uygulamalarının başarılı olması, bu alandaki engellerin sistematik ve bilimsel yöntemlerle belirlenip önceliklendirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu tez çalışmasında, ÇPY alanında karşılaşılan engellerin SKH'ler çerçevesinde önceliklendirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda, çok kriterli karar verme (ÇKKV) tekniklerinden faydalanılarak Delphi, AHP ve TOPSIS metodolojileri entegre bir biçimde kullanılmıştır. Önerilen bu metodolojik yaklaşım, ÇPY engellerinin kapsamlı ve sistematik bir değerlendirmeye tabi tutulmasını mümkün kılarken, aynı zamanda sürdürülebilirlik eksenli stratejik karar alma süreçlerine de önemli katkılar sunmaktadır. Tez kapsamında, 8 kriter ve 5 alternatif içeren çok kriterli karar verme modeli oluşturulmuş ve bu model, Delphi, AHP ve TOPSIS yöntemleri kullanılarak analiz edilmiştir.
Sipariş toplama sistemlerinin similasyon kullanarak değerlendirilmesi
Sipari? toplama faaliyetleri, tedarik zinciri yönetiminde, hem üretim sistemleri açısından (montaj istasyonlarına alt parçaların tedarik edilmesi), hem de dağıtım i?lemleri açısından (mü?teri taleplerinin kar?ılanması) kritik rol oynamaktadır. Mü?teri sipari?lerindeki eğilimler, az sayıda ve yüksek miktarlarda sipari?lerin çok sayıda ve dü?ük miktarlarda sipari?lere dönü?tüğünü göstermektedir. Diğer yandan, talep edilen sipari? teslim süreleri ise her geçen gün kısalmaktadır. Bu deği?imler, i?letmelerin piyasada rekabet edebilmeleri için etkin ve esnek bir sipari? toplama sistemi benimsemelerini gerektirmektedir. Sipari? toplama süreci, tüm lojistik operasyonlarını ve mü?teriye sağlanan hizmet seviyesini büyük ölçüde etkilemektedir. Ayrıca, sipari? toplama süreci toplam depolama maliyetlerinin yarıdan fazlasını olu?turmaktadır. Bu nedenle, sipari? toplama faaliyetlerinin en etkin ?ekilde gerçekle?tirilmesi i?letmeler için büyük önem ta?ımaktadır. Bu çalı?manın amacı, sipari? toplama süresini kısaltarak, sipari? toplama etkinliğini arttırmaya yönelik deği?iklikler için sipari? toplama sistemini değerlendirmek ve geli?tirmektir. Sipari? toplama süresi, ürünlerin depolama alanlarından belirli bir mü?teri talebini kar?ılamak amacıyla toplanması süreci için geçen zamandır. Bu çalı?mada, ürünlerin depolama alanlarına atanma kararları ve rotalama metotları gibi kritik faktörlerin yanı sıra, daha önce gerçekle?tirilmi? çalı?malarda sıkça rastlanmayan depolama alanlarının ikmali problemi dikkate alınmı?tır. Bo?alan rafların yeniden doldurulması kararında, (S, s) envanter politikası uygulanmı?tır. Böylece, sipari? toplama sistemi dinamik olarak modellenmi?tir. Sipari? toplama performansını geli?tirmek için, bağlantı elemanları üreten bir firmanın ambarı temel alınarak olu?turulmu? hipotetik bir ambar üzerinde viiçalı?ılmı?tır. Ambara ait farklı benzetim modelleri olu?turulmu?, depolama ve rotalama politikalarının alternatif kombinasyonları geli?tirilerek bu benzetim modellerinde kullanılmı?tır. Elde edilen benzetim sonuçlarına göre, en küçük sipari? toplama süresini veren depolama ve rotalama politikası kombinasyonu belirlenmi?tir. Son olarak, benzetim sonuçları üzerinde bazı istatistiksel analiz metotları uygulanmı?tır.Anahtar sözcükler: Sipari? toplama, depo yönetimi, sipari? toplama sistemi tasarımı, depolama alanlarının ikmali, (S, s) envanter politikası.
Design of cellular manufacturing system with worker assignment
Cellular manufacturing is one of the most effective approaches in manufacturing area, when the system contains similar products by shapes, functions or production methods. Cell Formation Problem is the main problem in cellular manufacturing systems.In this thesis, a specific cell formation problem, which consists of alternative routes of parts, different process times at different machines for each part, manufacturing cost, different inter-cell material handling cost for different parts, different machine complexity degree, different talent worker degree, different worker talent degree, multifunctional workers and worker training cost. To solve the problem, an algorithm based on Simulated Annealing algorithm is presented. The number of the cells is determined in the presented algorithm using Kaiser?s Rule by Bashir and Karaa (2008). To test the proposed algorithm, three cell formation problems are randomly generated, the small sized consists of five machines and seven parts; the medium sized consists of ten machines and fifteen parts; and the large sized consists of eighteen machines and thirty parts. The results show that the proposed algorithm produces good results giving the minimum total cost which includes manufacturing cost, inter-cell material handling cost, and worker training cost. Also effects of the inter-cell material handling cost and the worker training cost on the total cost are analyzed by changing each cost.Keywords: Cell formation, cellular manufacturing, heuristics, human issue, worker training, worker assignment, simulated annealing.
Investigation of fuzzy functions approach and its possible applications in industrial engineering problems
Fuzzy set theory was introduced by Zadeh in 1965 as an extension to classical set theory. It has been a very important research subject for many researchers and has led to new developments for many fields since it enables to handle uncertainties successfully. One of these important developments is the fuzzy functions concept which was introduced by Professor I. Burhan Türkşen and combines fuzzy sets and fuzzy clustering concepts to provide an alternative solution approach to solve problems in diverse domains. The novelty of fuzzy functions is based on the fuzzy clustering concept and therefore based on fuzzy membership values. Fuzzy clustering is one of the corner stone of the fuzzy functions since finding the best partition constitutes the main problem in this approach. There are several fuzzy clustering algorithms in the literature which can be used in generating fuzzy functions. In this thesis Fuzzy c-Means (FCM) clustering algorithm is used in order to find out the membership values.One of the main motivations behind the development of the fuzzy functions approach was to overcome some of the drawbacks of the fuzzy rule bases which are one of the most frequently used fuzzy inference methods with many successful applications.As a contribution to the existing studies about fuzzy functions, first time in the present thesis we proposed to use genetic programming (GP) along with fuzzy clustering as a new approach in generating fuzzy functions. We used many data sets from the literature in order to present the application and the performance of our approach. We also performed comparisons with the existing fuzzy function generation methods like Least Square Estimation (LSE) in order to prove the validity of our approach. Based on the computational results we illustrated that fuzzy functions which are generated through genetic programming are very competitive and effective in many problem settings.Keywords: Fuzzy set theory, fuzzy rule bases (FRB), fuzzy clustering, fuzzy functions (FF), least square estimation (LSE), support vector machines (SVM), genetic programming (GP).
Applications of spare parts management in an international tv manufacturing company
The aim of this study is to reduce inventory and transportation costs at the spare parts warehouse of a TV manufacturing company. This aim can be reached by proper forecasting method and optimum storage of the spare parts. In this concern, first, features of spare parts and complexities in spare parts management are explained. Then, related forecasting methods are introduced and compared. In the analysis, we employ Trend Analysis, Single Exponential Smoothing, Double Exponential Smoothing and Auto-Regressive Integrated Moving Average (ARIMA) methods. The results are evaluated comparatively by using Mean Absolute Percentage Error. Finally, using the best forecast values, the automated warehouse system, which is called ?Kardex?, is optimized by using a linear programming model.
Müşteri ilişkileri yönetiminde veri madenciliği uygulaması : Bir perakende mağazasında market sepet analizi
In today s world, hard conditions in the market lead the companies to find new ways to compete better. With the intensive global competition and rapidly changing technological environments, meeting customers? various needs and maximizing the value of profitable customers are becoming the only viable option for many contemporary companies. Customer Relationship Management (CRM) provides organizations with the platform to obtain a competitive advantage by embracing customer needs and building value driven long-term relationships.CRM is an iterative process that turns customer data into customer loyalty. Analyzing the customer database and convert the data into information that will help company develop programs for building customer loyalty. In the analysis of this data, data mining techniques are essentially used. Association rules are one of the most frequently used methods which are the special application areas of the data mining. Association rules are the rules that include which items commonly occur together in the same transactions. The Apriori algorithm is the most popular association rule algorithm which discovers all frequent itemsets in large database of transactions. This algorithm uses iterative approach to count the frequent itemsets. Using this algorithm, candidate patterns which receive sufficient support from the database and the algorithm uses aprior gen actions join and prune to find all frequent itemsets.The aim of this study is to propose a base for the customer relationship management activities by using data mining tools and applications for a firm in retail sector. Customer master data and sales transactions of customers are converted to meaningful information that can be used for customer relationship management activities. In this concern, a market basket analysis is performed, and an application was conducted to find association rules from market datasets by using apriori algorithm.Keywords: Customer relationship management, data mining, market basket analysis.
Meta-heuristic solution approaches for traveling salesman and traveling repairman problems
The traveling salesman problem (TSP) is a combinatorial optimization problem which has been extensively studied for years. TSP is the problem of creating a Hamiltonian cycle in which each node is visited only once to minimize total distance travelled. The ant colony optimization (ACO) is a meta-heuristic approach for solving optimization problems. In the study, an ACO based algorithm is proposed which utilizes local search heuristics. Proposed algorithm is applied to well-known TSP datasets and then the performance of the approach is discussed according to the results obtained from computations.The travelling repairman problem (TRP) is the problem of finding a Hamiltonian path in which the objective is to minimize total waiting time of all customers that are situated at different locations. Genetic algorithms (GA) are meta-heuristic solution methods which are created by taking inspiration from the evolution process. As a second study, a hybrid algorithm which combines genetic algorithm with a local search heuristic is proposed to solve TRP. Proposed algorithm is applied to a set of instances that have been studied in the literature. Performance of the approach is evaluated according to the results of the computational study.Aim of these studies is to develop efficient and effective algorithms that can be applicable to real life problems to solve large scale TSP and TRP problems.As the third study, a case study about a snow disaster situation based on some assumptions is examined as TSP and TRP. Proposed algorithms are applied to the case and results are discussed.
Modeling and solving mixed-model assembly line balancing problem with setups
This dissertation concerns the type-I mixed-model assembly line balancing problem with setup times (MMALBPS-I). MMALBPS-I is an extension of classical MMALBP-I in which sequence-dependent setup times between tasks are taken into consideration. The main goal of this dissertation is developing the mathematical formulation of the problem and solving the problem with newly proposed parallel hybrid meta-heuristic approaches.Within this context, a mixed-integer linear programming (MILP) model for the problem is developed and the capability of our MILP is tested through a set of computational experiments. Due to the complex nature of the problem, parallel hybrid algorithms are proposed in order to tackle the problem.First, a new hybrid algorithm (ACO-GA), which executes ant colony optimization in combination with genetic algorithm, is developed. The proposed ACO-GA algorithm aims at enhancing the performance of ant colony optimization by incorporating genetic algorithm as a local search strategy for MMALBPS-I. In the proposed hybrid algorithm ACO is conducted to provide diversification, while GA is conducted to provide intensification.Second, we tackled the problem with Bees Algorithm (BA), which is a relatively new member of swarm intelligence based meta-heuristics and tries to simulate the group behavior of real honey bees. However, the basic BA simulates the group behavior of real honey bees in a single colony; we aim at developing a new BA, which simulates the group behavior of honey bees in a single colony and between multiple colonies. The multiple colony type of BA is more realistic than the single colony type because of the multiple colony structure of the real honey bees.The performances of the proposed algorithms are tested through a set of computational experiments and computational results indicate that both algorithms have satisfactory performances.
Two-sided assembly line balancing using teaching-learning based optimization algorithm and group assignment procedure
Assembly line balancing plays a crucial role in modern manufacturing companies in terms of the growth in productivity and reduction in costs. The problem of assigning tasks to consecutive stations in such a way that one or more objectives are optimized subject to the required tasks, processing times and some specific constraints is called the Assembly Line Balancing Problem (ALBP). Depending on production tactics and distinguishing working conditions in practice, assembly line systems show a large diversity. Although, a growing number of researchers addressed ALBP over the past fifty years, real-world assembly systems which require practical extensions to be considered simultaneously have not been adequately handled. This thesis deals with an industrial assembly system belonging to the class of two-sided line with several additional assignment restrictions which are often encountered in practice. First, we solved the two-sided ALBP by using a heuristic approach named Group Assignment Procedure. Then, we used Teaching-Learning Based Optimization (TLBO) Algorithm which is recently developed for the optimization of mechanical design problems, and then applied to various engineering problems. Computational results are compared in terms of the line efficiency, and the solution structure with workload assigned to the stations was presented.
Analysing the effects of reverse logistics on supply chain performance in the presence of demand uncertainties and bullwhip effect: comparison of two modes via system dynamics
In the line with the Covid-19 pandemic and the lockdown occurrence, all small, medium, and large companies are negatively affected. Thus, they are forced to change their practices by competing among their supply chains in order to survive by reducing the high costs and by increasing their profit. Furthermore, they aim to strength the efficiency and performance of their business and attract more agents and customers to their products and services and reduce the common problems facing them such as market demand high variances and bullwhip effect (BWE). To achieve this goal, this research sheds light on the integration of reverse logistics (RL) activities within the supply chain network especially the remanufacturing activity by using the System Dynamics approach (SD) as a method of optimization. In this work, we made comparison between two models (traditional supply chain and supply chain with remanufacturing) to observe which model would be more appropriate to ensure the sustainability of improved performance economically, socially, and environmentally. The results showed that the supply chain with remanufacturing activity had positive impacts on the system compared to the traditional model, even BWE is reduced. This conclusion would certainly help the decision makers take an important step in using reverse logistic activities to increase their profitability, at the same time encourage the consumers to be conscious in protecting the earth by working together with such organizations that care about reducing environment hazards on long term basis. Keywords: Supply Chain Performance, Remanufacturing, System Dynamics Approach, Bullwhip Effect, Demand Variances, Covid-19.
Çok yanıtlı Taguchi optimizasyonunda ROC-CODAS yaklaşımı
Bu çalışmada Taguchi Deney Tasarımı yöntemi kullanılarak arabaların iskeletine yerleştirilen ve çarpma sonucu hasarları minimize eden ince cidarlı tüplerin, optimum tasarım parametrelerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Problem kapsamında enerji sönümleme performansı optimize edilmek istenmiştir. Ancak çarpma esnasında oluşan enerji sönümleme miktarı ve oluşan pik kuvvet, bu performans üzerinde etkili olmaktadır. Bu sebeple çalışma, iki farklı yanıtın eş zamanlı değerlendirildiği çok yanıtlı bir optimizasyon problemi olarak koşul, malzeme ve açı faktörlerine göre incelenmiştir. Deneyler L18 ortogonal dizilimine göre yapılmıştır. Çalışmanın başlangıcında yanıtlara ayrı ayrı Taguchi metodu uygulanmıştır. Elde edilen optimum faktör seviye kombinasyonları farklı olduğundan çalışmanın devamında yanıtlar birlikte değerlendirilmiştir. Çok yanıtlı problemin tek yanıtlı hale dönüştürülmesinde ROC-CODAS yaklaşımı kullanılmıştır. Optimum parametreler statik koşul, St52 malzemesi ve 0° açı olarak bulunmuştur. Faktörlerinin yanıtlar üzerinde anlamlı etkisinin olup olmadığını incelemek için varyans analizi yapılmıştır. Buna göre malzeme ve açı faktörlerinin etkisinin anlamlı olduğu, koşul faktörünün ise etkisinin anlamsız olduğu görülmüştür. Faktörlerin enerji sönümleme performansı üzerindeki etkisinin %99,3'ü geliştirilen doğrusal olmayan regresyon modeliyle ifade edilebildiği gösterilmiştir. Çalışma sonucunda belirlenen optimum parametrelerle tasarlanan tüplerin, çarpma esnasında enerji sönümleme performansını olumlu etkilemesi nedeniyle daha az hasar oluşturması beklenmektedir.
Developing a spreadsheet based decision support system using DEMATEL and ANP approaches
The purpose of this thesis is to rate countries for the use of international contractors by using MS Excel spreadsheet. The multi criteria decision making (MCDM) technique used throughout the research is Decision Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL) and Analytic Network Process (ANP) hybrid system. Due to the improvements in communication technology, and aspiration for higher profit, in recent years, contractors tend to undertake contracts in international markets. However, there are many risks and opportunities involved in international construction projects which differ from country to country which might influence the go/no-go decision of the contractors. Not only do the host country conditions play an important role in the decision making process of the contractors, but also the capabilities, resources and risk appetite of the company affect this decision process. In this thesis, an MS Excel spreadsheet based decision support system is developed to rate the countries considering the risks and opportunities offered by these countries which also makes it possible for the decision makers to enter their own criteria using the program. Using different sources, and based on the questionnaires obtained from 21 Turkish Contractors? Decision Makers, the possible criteria are determined. DEMATEL method has been used to measure the dependence between the criteria and the alternative countries are rated using ANP method. The approach is illustrated on a real example. The developed system (TEMPOS) is easy to use and can serve as a practical guiding framework for international contractors to evaluate countries under different criteria. However, based on the feedbacks obtained from the users of TEMPOS, an improved version of the program (TEMPOSß) is also developed. Keywords: International construction, country rating, DEMATEL, ANP, multi criteria decision making, MS Excel spreadsheet
Petri net ile bir esnek üretim sisteminin modellenmesi ve analizi
Üretim sektöründe gün geçtikçe ortaya çıkan teknolojik ve ekonomik gelişmelerle birlikte güçleşen rekabet ortamında işletmelerin sürekli değişen ürün talep ve çeşitlerini zamanında karşılayıp hızlı cevap verebilmeleri zorunluluğu doğmuştur. Bu rekabet ortamında yerini koruyup geliştirmek isteyen firmaların belirtilen piyasa değişikliklerine hızlı ve etkili bir şekilde uyum sağlayabilmesi için sahip oldukları üretim sistemlerini söz konusu şartlara uyumlu hale getirmeleri gerekmektedir. Bu da üretim sistemlerinde "esneklik" kavramını ortaya çıkarmaktadır. Esneklik çok boyutlu bir kavram olmakla birlikte üretilen parça çeşitliliğinin fazla olması ve bunun yanında sürekli değişim gösteren piyasa isteklerine hızlı ve etkili bir şekilde cevap verebilme yeteneği olarak tanımlanabilir. Günümüz dinamik, belirsiz ve rekabetçi piyasa koşullarının üretim sistemlerinde esnekliği bir gereklilik haline getirmesi nedeniyle "Esnek Üretim Sistemleri" (EÜS) güçlü bir rekabet aracı olarak çağdaş üretim sistemleri arasında öne çıkmaktadır. EÜS otomasyon yoğun, personel müdahalesini en aza indiren, bilgisayar destekli makineler tarafından desteklenen ve otomatik programlanabilen taşıma sistemleri, robotlar ve konveyörlerden oluşan birden fazla adette ve çeşitte parçayı etkin bir şekilde üretebilen sistemlerdir. Bu tür kompleks sistemlerin modellenmesi ve analizi güçlü modelleme araçları gerektirir. Bu çalışmada bir esnek üretim hücresi (EÜH), "Petri ağları" (PA) modelleme aracı kullanılarak modellenmiş ve performans analizleri gerçekleştirilmiştir. Ele alınan PA yöntemi; hem sistem verimliliği, hem de sistem etkinliği analizini mümkün kılar. Geleneksel matematiksel yöntemler ile tanımlamanın zor olduğu karakteristik özellikler gösteren EÜH gibi kompleks sistemleri güçlü matematiksel özellikleri sayesinde kolaylıkla tanımlayan cebirsel sonuçlar elde edip farklı matematiksel araçlar geliştirilmesine imkan tanıyan ve diğer grafiksel gösterim yöntemlerinden farklı olarak daha anlaşılır ve ayrıntılı bir şekilde mantıksal etkileşimleri ortaya koyabilen PA, bu özellikleri ile güçlü bir modelleme aracıdır. Karmaşık mekanik sistemlerde hidrolik, pnömatik, elektriksel nedenlerle meydana gelen güç kayıpları, bu sistemlerde belirsizlik durumuna sebebiyet verir. Stokastik değişkenlikle açıklanamayan bu belirsizlikler "bulanık modellerle" tanımlanabilir. Çünkü EÜS'lerdeki girdi/çıktı parametrelerindeki bazı belirsizlikler sadece kesin olmayan ölçümlerden kaynaklanmaktadır. Bu çalışmada EÜS'lerde işlem sürelerinde meydana gelen belirsizlikler için "bulanık küme teorisi" kullanılarak parametrelerin bulanıklaştırıldıktan sonra sisteme entegre edilebileceği düşünülmüştür. Ayrıca bulanık parametreler kullanılarak oluşturulan modelin sistemin gerçek yapısını yansıtma derecesini ölçmek amacıyla ele alınan EÜH, üç farklı yaklaşımla modellenmiştir. İlk modelleme yaklaşımında bulanık parametre kullanılmamışken, ikinci modelleme yaklaşımında sadece bazı parametreler bulanıklaştırılmıştır. Önerilen üçüncü yaklaşımda ise, benimsenen bulanık küme teorisi ile modeldeki tüm belirsiz parametreler bulanıklaştırılmıştır. Geliştirilen yöntem bir EÜH'nin modellenmesi ve performans analizinde kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda MATLAB PN Toolbox programından yararlanılmıştır. Sonuçlar, bulanık parametrelerin kullanıldığı "Bulanık Geçiş Zamanlı PA Model" inin sistemi en doğru şekilde yansıtan model olduğunu göstermiştir.
Elektrikli araç şarj ağı tasarımı
Son yıllarda artan fosil yakıt kullanımı ve buna bağlı olarak atmosfere karışan sera gazlarının sebep olduğu çevre kirliliği, araştırmacılar tarafından dikkatle incelenen ve çözüm aranan önemli bir sorun haline gelmiştir. Çevre kirliliğinde farklı sektörlerin payı bulunmakta olup, bu sektörlerin başında Ulaşım sektörü gelmektedir. Elektrikli Araçlar (EA) çevre dostu özellikleri nedeniyle dünyada benimsenen önemli çözümlerden biridir. Dünyada ve ülkemizde her geçen gün hızla artan EA sayıları, şarj hizmeti sağlayıcıları için mevcut altyapının uygun bir yatırım planı ile kapasitesinin artırılması ve/veya genişletilmesi gerekliliğini gündeme getirmektedir. Bu nedenle bu tez çalışmasında, EA'ların şarj gereksinimini mümkün olduğunca yakın bölgelerden karşılayabilecek ve şarj istasyonu kurulum ve işletim maliyetini enküçükleyecek şekilde hangi dönemde, nerede şarj istasyonu kapasitesinin ne kadar artırılacağı ve/veya nerede hangi kapasitede yeni istasyon kurulacağı kararının verilmesi problemi, Çok Amaçlı Çok Dönemli Elektrikli Araç Şarj İstasyonu Yer Seçim ve Boyutlandırma Problemi (ÇAÇD-EAŞİYSBP), ele alınmıştır. Ele alınan problem ile, mevcut şarj istasyonları da göz önünde bulundurularak; artan yeni talebi karşılayacak şekilde kapasite artışı ve/veya yeni istasyon kurulum kararı verilecektir. Problem için çok amaçlı bir karma tamsayılı doğrusal programlama modeli (ÇA-KTDPM) geliştirilmiştir. Geliştirilen modelin performansı, rassal olarak üretilen 25 farklı test problemi üzerinde incelenmiştir. Hesaplamalı analiz sonuçlarına göre, küçük boyutlu test problemlerinin bir kısmı için en iyi çözüm elde edilebilirken, problem boyutu büyüdükçe en iyi çözümlere ulaşmak zorlaşmaktadır. Geliştirilen modelin çözümü için, Çok Amaçlı Eniyileme (ÇAE) yöntemlerinden Öncelikli Eniyileme Yöntemi (ÖEY) ve Artırılmış Epsilon Kısıt Yöntemi 2 (AEKY 2) kullanılmıştır. ÖEY kullanılarak 86400 saniyelik bir zaman sınırı ile her bir amaç için ideal ve nadir değerler; ardından AEKY 2 kullanılarak ayrı yatırım planlarını temsil eden Pareto Çözümler (PÇ) elde edilmiştir. Böylece, karar vericiye amaç fonksiyonlarının farklı düzeyleri için ödünleşim bilgisi sunulmakta ve uygun yatırım planı kararının verilmesi sağlanmaktadır.
Customer segmentation using a fuzzy ahp and clustering based approach: An application in an international TV manufacturing company
Today, the most valid way to achieve sustainable competitive advantage is shifting the focus from a product oriented view to a customer oriented view. However, due to more complex nature of customer behaviors, management of a customer base has become more difficult. Therefore, both business understanding and customer database analysis become vital. In this concern, customer segmentation plays an important role in marketing strategies and product development. This study aims to divide customer base in an international TV manufacturing company into discrete customer groups that share similar characteristics and also to find relative importance of these groups. Two different approaches are used for this purpose. First approach divides customer base using a characteristic called overall score. Overall score is a combined score of eight different characteristics namely, recency, loyalty, average annual demand, average annual sales revenue, frequency, long term relationship potential?, ?average percentage change in annual demand and ?average percentage change in annual sales revenue. This score computed by taking weighted average of the characteristics where weights are obtained by using Fuzzy Analytical Hierarchy Process (AHP). Second approach groups customers according to their similarities with respect to eight characteristics that mentioned above. Agglomerative hierarchical clustering algorithms (Wards method, single linkage, complete linkage) and k-means algorithm are employed to segment the customers. Five customer segments are named as best, valuable, average, potential valuable and potential invaluable customers. The results reveal that the proposed approach can effectively be used in practice for proper customer segmentation. Keywords: Customer segmentation, data clustering, fuzzy AHP
Bir asansör firmasının aylık İSG performanslarının çok kriterli karar verme yaklaşımları ile değerlendirilmesi
Asansör imalat, bakım ve servis faaliyetleri, "çok tehlikeli iş" sınıfında yer almakta ve bu alanda görev yapan işçiler, tehlikeli çalışma koşullarına maruz kalmaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren, uluslararası bir asansör üretim-bakım-servis firmasının aylık iş sağlığı ve güvenliği (İSG) performans düzeylerinin Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri kullanarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Böylece, İSG performans düzeyinin en yüksek olduğu ay belirlenerek, söz konusu ay içerisinde gerçekleştirilen İSG faaliyetlerinin incelenmesiyle, gelecek dönemlerde de uygulamanın aynı yönde süründürülmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada, İSG performansını etkileyen kriterler olarak; toplam çalışma süresi, yeni işe giren personel maliyeti, verilen temel İSG eğitim süresi, verilen İSG hatırlatma eğitimi süresi, periyodik muayene sayısı, yapılan tetanos aşısı sayısı, ölümlü iş kazası sayısı, iş günü kaybı, düşük etkili ramak kala bildirim sayısı, orta etkili ramak kala bildirim sayısı, yüksek etkili ramak kala bildirim sayısı kriterleri dikkate alınmıştır. Söz konusu kriterlerin önem ağırlıkları, Kriterlerin Kaldırma Etkilerine Dayalı Yöntem (Method based on the Removal Effects of Criteria-MEREC) ile elde edilmiş ve ayların İSG performans düzeylerine göre sıralaması ise, Birleşik Uzlaşma Çözümü (Combined Compromise Solution-CoCoSo) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, firmanın 2022 yılına ait, aylık İSG performanslarını gösteren veriler kullanılmıştır. Gerçekleştirilen çalışma, asansör üretim-bakım-servis hizmeti veren firmalar ya da farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için belirlenen periyotlarda İSG performans düzeylerinin değerlendirilmesine imkân sağlayacaktır. Böylece, firma tarafından İSG kapsamında doğru hedeflerin belirlenmesi ve mevcut İSG sisteminin geliştirilmesi konusunda katkı sunacaktır.
Simultaneous balancing and scheduling of flexible mixed model assembly lines
The primary aim of this PhD study is to introduce new model formulations and solution approaches for flexible mixed model assembly lines (FMMAL), which deal with simultaneous balancing and scheduling problems (SBSFMMAL) with sequence dependent issues and parallel stations in a cyclic manner. In this PhD study, first, a mixed integer programming (MIP) formulation is developed to model and solve SBSFMMAL problem. Next, various decomposition schemes are applied to the proposed MIP model to solve large-size problem instances. Following, based on the insight gained from the MIP model and decompoisition schemes, a constraint programming model (CP) is developed to solve the problem. Possible hybridization schemes to combine MIP, decomposition and CP methods are proposed. Lastly, some search heuristics and symmetry breaking constraints are suggested to improve the performance of the constraint programming models. The steps summarized above are applied to all extensions of the SBSFMMAL problem including sequence dependent task time increments (SBSFMMAL-SDTI), sequence dependent setup times (SBSFMMAL-SDST), cyclic scheduling (SBSFMMAL-Cyclic), and parallel stations (SBSFMMAL-PS) where proposed methods are comparatively evaluated on various size instances. Keywords : Mixed model assembly lines, flexible manufacturing, balancing, sequencing, cyclic scheduling, mixed integer programming, constraint programming, decomposition
Yenilenebilir enerji kaynaklarının veri zarflama analizi ve stokastik sınır analizi ile etkinlik ölçümü
Bu çalışmada, Türkiye'nin ve diğer Avrupa ülkelerinin yenilenebilir enerji kaynaklarının Veri Zarflama Analizi (VZA) ve Stokastik Sınır Analizi (SSA) yardımıyla etkinlik ölçümü yapılmıştır. Bu iki yöntem temelde birbirinden farklı olsa da etkinlik analizlerinde sıklıkla kullanılmaktadır. VZA ile karar birimleri arasında net bir sıralama yapılamadığından çalışmaya Süper Etkinlik Veri Zarflama Analizi (SE VZA) de dâhil edilmiştir. Girdi olarak yenilenebilir enerji tüketiminin birincil enerji tüketimindeki payı, birincil enerji tüketimi ve CO2 emisyonları; çıktı olarak ise yenilenebilir enerji üretimi ve Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla (GSYİH) kullanılarak bir model oluşturulmuştur. Girdi ve çıktı değişkenleri için 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarını kapsayan veriler Dünya Bankası ve British Petrol (BP)'ün son yıllarda yayınladıkları raporlardan alınmıştır. 2018 2019 yılları için pandemi öncesi ve 2020 2021 yılları için pandemi süreci olmak üzere 20 Karar Verme Birimi (KVB) için yenilenebilir enerji kaynaklarının etkinlik analizi yapılmıştır. Analiz sonucunda KVB'lerin yenilenebilir enerji durumları ve pandeminin yenilenebilir enerji üretimini etkileyip etkilemediği hakkında yorumlar yapılmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelik etkinlik analizi için VZA, SE VZA ve SSA olarak birbirinden farklı 3 yöntem kullanılarak literatüre katkı sağlanması hedeflenmiştir.
Belirsizlik altında farklı yapılardaki çok ürünlü maksimum akış şebeke engelleme problemi
Bu çalışmada, ark kapasiteleri ile ilgili bulanık bilgilerin varlığında, çelişen amaçlara sahip iki karşıt taraftan oluşan çok ürünlü maksimum akış şebeke engelleme problemi (ÇÜ-MAŞEP) incelenmiştir. Problemde takipçi şebeke boyunca çoklu ürün akışını maksimize etmeye çalışırken, lider yasaklama bütçesini göz önünde bulundurarak takipçinin elde ettiği toplam akış miktarını minimize etmeye çalışır. Bu çalışmada, ÇÜ-MAŞEP ilk kez bulanık bir ortamda incelenmiştir. Oluşturulan bulanık tabanlı model, ürünler için çoklu başlangıç & çoklu bitiş düğümlerinin dikkate alınmasına ve ürünlere önem ağırlıkları verilmesine izin verecek şekilde formüle edilmiştir. Bunu takiben, model performansını test etmek ve akış miktarlarındaki değişiklikleri izlemek için farklı büyüklükteki şebekeler üzerinde ve farklı α kesi seviyeleri için bir dizi durum üzerinden hesaplamalı analizler yapılmıştır. Modelin, izlenebilirlik açısından tüm oluşturulan şebekelerde saniyeler içinde en hayati (engellenmiş) arklar hakkında en uygun bilgiyi sağlaması göz önünde bulundurularak, operasyonel düzeyde kısıtlamalara karşı güçlendirme stratejilerini planlamak için verimli olduğu vurgulanmıştır.
Montaj hattı dengeleme ve işçi atama probleminde ergonomik uzantılı yeni modeller
İşgücünün üretimde yoğun olarak yer aldığı montaj hatlarının verimliliği, bu hatlarda çalışan işçilerin performans düzeylerine bağlıdır. İşçilerin performans düzeyleri ise, heterojen yapıdaki işçi özelliklerinden etkilenmektedir. Söz konusu heterojen özellikler, çalışma ortamı koşullarından da işçilerin farklı düzeylerde etkilenmelerini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, insan ve çalışma ortamı arasındaki uyumu sağlamaya yönelik sistematik faaliyetlerin gerçekleştirildiği ergonomi biliminden, Montaj Hattı Dengeleme ve İşçi Atama Problemlerinde (MHDİAP) yararlanılması gereklidir. Böylece, işçilerin heterojen özelliklerini dikkate alan ve gerçek üretim koşullarını yansıtabilecek Ergonomik Montaj Hattı Dengeleme ve İşçi Atama Problemi (Ergo-MHDİAP) modelleri kurulabilecek ve hatların verimlilik düzeyleri daha güvenilir bir şekilde belirlenebilecektir. Bu kapsamda tez çalışmasında, farklı ergonomik risk faktörlerinin dikkate alındığı altı Ergo-MHDİAP modeli önerilmiştir: Birinci modelde, çevresel risk faktörlerinden aydınlatma ve gürültü faktörleri ile Uygun olmayan Çalışma Duruşları (UOÇD) kısıtlarda yer almış ve çevrim süresinin en küçüklenmesi amaçlanmıştır. Çalışma duruşlarına ilişkin risk düzeyinin belirlenmesi amacıyla Hızlı Tüm Vücut Değerlendirme (Rapid Entire Body Assessment-REBA) yöntemi, duruşların sergilenme sürelerine bağlı olarak kullanılmıştır. İkinci modelde, çevresel risk faktörleri ve UOÇD kısıtlarda yer almış ve çevrim süresinin en küçüklenmesi ile psikolojik risk faktörü kapsamında işçilerin tercih ettikleri görev/leri yapabilmelerinin en büyüklenmesi amaçlanmıştır Üçüncü modelde, bireysel risk faktörleri kapsamında işçilerin farklı özellikleri dikkate alınarak hesaplanan iş kazası yapma olasılığı, çevrim süresi ile birlikte en küçüklenmiş, çevresel risk faktörleri ile UOÇD kısıtlarda yer almıştır. Dördüncü modelde, çevresel risk faktörleri ile UOÇD kısıtlarda yer almış, işçilerin enerji tüketim miktarları ve çevrim süresi en küçüklenmiştir. Beşinci modelde, çevresel risk faktörleri ve UOÇD kısıtlarda yer verilmiş, çevrim süresi en küçüklenerek, işçilerin deneyim düzeylerine göre uygun görevlere atanabilmeleri en büyüklenmiştir. Son modelde ise, çalışmada dikkate alınan bütün ergonomik risk faktörlerinin yer aldığı bütünleşik bir MHDİAP modeli önerilmiştir. Geliştirilen ilk model, tek amaçlı olduğu için matematiksel modelleme ile çözülmüştür. İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci modeller iki amaçlı olmaları sebebiyle Pareto Çözümler (Pareto Solutions-PSs) ortaya konulmuştur. Son model için ise, Uzlaşık Çözümler (Compromise Solution-CSs) elde edilmiştir. Önerilen matematiksel modellerin çözümlerinde, 18 görevin ve 7 işçinin yer aldığı, gerçek bir üretim ortamına ait veriler kullanılmıştır. Ayrıca, başka araştırmacılar tarafından daha önce geliştirilen 24 ve 28 görevli MHDİAP test verileri kullanılarak performans analizleri altı model için de yapılmıştır. Çalışma sonucunda, geliştirilen modeller ile makul sürelerde en iyi sonuca ulaşıldığı görülmüştür. Buna göre önerilen bütünleşik modelin, Ergo-MHİADP literatürü açısından katkı sağlayabilecek, orijinal ve detaylı bir yapıya sahip olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca karar vericilere, heterojen işçi özellikleri ve ergonomik risk faktörleri dikkate alınarak, montaj hatlarının verimliliğini artırabilmek açısından bir karar mekanizması olarak destek sağlayabilecektir.
Personel atama problemi: Bir kamu kurumu uygulaması
Personel atama problemi genel olarak m tane personelin n adet görev eşleştirilmesi olarak tanımlanabilir. Atama problemi 1950'li yıllardan günümüze kadar birçok alanda karşımıza çıkmaktadır. Atama maliyetleri, personel tercihleri, hizmet puanları, personel ve görev nitelikleri gibi kurumdan kuruma değişen atama kriterlerine göre personel atamaları yapılmaktadır. Bu tez çalışmasında; Türkiye'de güvenlik hizmeti veren bir kamu kurumunun atama sistemini dikkate alan atama problemi tanımlanmıştır. Çalışma; sosyal gelişmişlik, mesafe, okul/eğitim durumu vb. birçok sebeple personelce tercih edilmeyen görev kadrolarına hakkaniyetli bir şekilde personelin atanması için, yeni ve dengeli bir atama modelini hedeflemiştir. Küçük ve tercih edilmeyen yerleşim yerlerindeki görevlerde çalışan personelin gelişmiş ve çok tercih edilen yerleşim yerlerindeki görevlere, gelişmiş ve çok tercih edilen yerleşim yerlerindeki görevlerde çalışan personelin ise küçük ve tercih edilmeyen yerleşim yerlerindeki görevlere atanması için bölgeler arası rotasyonu sağlayan, bir atama modeli önerilmiştir. Literatürdeki çalışmalarda kullanılan "birikimli hizmet puanı" yerine "ortalama hizmet puanları" ile "görev yeri puanları" birlikte kullanılmıştır. Hizmet puanı ve görev puanlarında oluşan denge ile kritik olup tercih edilmeyen görevlere tecrübeli personelin atanması sağlanacaktır. Ayrıca bu model ile karar vericiye toplam atama maliyetinde ve personelin öncelikli tercihlerine atanması konusunda alternatif seçenekler sunulmaktadır. Önerilen model, Dev-C++ 5.11 ortamında C++ ile kodlanarak küçük, orta ve büyük ölçekli test problemleri oluşturulmuştur. Küçük ve orta ölçekli problemler kesin sonuçlu çözüm teknikleri ile çözülerek elde edilen sonuçların sayısal analizleri yapılmıştır. Atanacak personel sayısının artması ile önerilen atama modelinin parametre sayısı faktöriyel olarak arttığından oluşturulan büyük ölçekli test problemleri analitik çözüm teknikleri ile çözülememiştir. Bu nedenle tezin izleyen aşamasında, kesin sonuçlu çözüm teknikleri ile çözülemeyen büyük ölçekli test problemlerine için bir Tavlama Benzetimi (TB) algoritması önerilmiştir. Geliştirilen TB algoritmasının etkinliği küçük ve orta ölçekli problemler üzerinde test edildikten sonra büyük ölçekli test problemlerinin çözümünde kullanılmıştır. Büyük ölçekli test problemleri çözümünde elde edilen sonuçlar kullanılarak algoritmanın etkinliği için sayısal analizler yapılmıştır.
Rulman üretimi yapan bir firmada orta dönem kapasite planlama uygulaması
İşletmeler üretim süreçlerini belirli bir program doğrultusunda gerçekleştirerek, sahip oldukları kaynakları verimli bir şekilde kullanmayı ve işletme gelirlerini arttırmayı hedeflemektedirler. Bu aşamada kapasite planlama konusu büyük önem taşımaktadır. Tedarik zincirindeki talebin karşılanması kapsamında, üretim kapasitesi ve işgücü ihtiyaçlarını belirlemek için kapasite planlama, sıkça kullanılan bir tekniktir. İşletmelerdeki iş akış süreçlerini sorunsuz hale getirerek, kaynakların en verimli şekilde kullanılmasını sağlar. Bu sayede atıl durumdaki kapasitelerin kullanımını sağlayarak maliyetleri en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Kapasite planlama çalışmalarında kullanılan matematiksel tekniklerden biri de doğrusal programlamadır. Bu matematiksel teknik ile işletmelerin sahip olduğu sınırlı kaynakların yönetimi gerçekleştirilerek eniyi sonuçların elde edilmesi sağlanmaktadır. Bu tez kapsamında, rulman üretimi yapılan bir firmada orta dönem kapasite planlaması için doğrusal programlama tekniği ile hatlarda üretilecek ürünlerin ve miktarlarının belirlenmesi gerçekleştirilmiştir. İşletmenin sahip olduğu kaynaklar gözetilerek çok amaçlı matematiksel bir model oluşturulmuş ve pareto çözümler elde edilmiştir. Önerilen matematiksel model ile işletmelerin hangi ürünleri hangi hatta ne kadar üreteceğinin belirlenerek kapasite planlaması gerçekleştirilmiştir. Önerilen çok amaçlı matematiksel modelde ilk amaç çalışılan gün sayısının enküçüklenmesi, ikincisi ise ürünlerin özelliklerine göre parti büyüklüklerinin belirlenerek stok durumlarının etkin bir şekilde yönetiminin gerçekleştirilmesidir. Önerilen modelde bu iki amaç ile sisteme özel kısıtlar gözönünde bulundurularak pareto çözümler elde edilmiştir. Elde edilen sonuçlar performans kriterlerine göre karşılaştırılmıştır.
Çok kriterli karar verme yaklaşımı ile e-ticaret firmalarının performansının değerlendirilmesi
Her geçen gün gelişen teknoloji, alışveriş davranışlarında da değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu değişimlerin en önemli göstergesi ise ticaret alanında olmuştur. Fiziki çalışma ortamları yavaş yavaş bırakılarak birçok avantaja sahip çevrimiçi çalışma ortamlarına geçilmeye başlanmıştır. Özellikle Covid-19 salgını bu süreci daha da hızlandırmış ve insanları da sürece uyum sağlamaya zorlamıştır. Zamanla benimsenen ve kolaylıkları fark edilen e-ticaret sektörüne artan bu ilgi, bu yöndeki çalışmaları hızlandırarak birçok e-ticaret platformunun kurulmasına sebep olmuştur. Ancak artan e-ticaret platformları yeni bir sorunu ortaya çıkarmış ve hangi platformun daha iyi olduğu sorusunu akıllara getirmiştir. Bu çalışmada, e-ticaret platformlarının ele alınan kriterlere göre değerlendirilmesi ve mevcutta pazardan yüksek pay alan işletmelerin kendi arasında sıralanmasının sağlanması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda on e-ticaret sitesi ilk başta mevcut Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri olan TOPSIS, VIKOR ve MOORA kullanılarak değerlendirilmiş, daha sonra yapılan çalışmalar sonucunda, mevcut metotların kriterleri değerlendirmeye uygun olmadığı fark edilmiştir. Bundan dolayı mevcut metodolojiye bir yenilik getirilerek modifiye TOPSIS yöntemi geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Literatürden farklı olarak geliştirilen modelde kriterler özellikle kategorik veriler için detaylı olarak ele alınmıştır. Geliştirilen model sonucu incelenmiş ve e-ticaret platformları sıralanarak rekabet durumu açısından önemli sonuçlar elde edilmiştir.
An analysis of criteria interaction techniques in multiple attribute decision making and a fuzzy TOPSIS based new model proposal
The aim of this study is to shed light on the concept of criteria independence/dependence and propose a simple and effective method to deal with complex decision problems without the restrictive assumption of preferential independence. For this thought in line, we provide a comprehensive survey of the state of art methodologies used for modelling and solving MCDM problems with interdependent/interactive criteria. Initially, the independence assumptions of the classical decision theory are compiled from the multi attribute utility theory. Then focusing on the preferential independence concept, Analytical Network Process, Causal Maps, Decision-Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL), Fuzzy Cognitive Maps, Interpretive Structural Modelling, Bayesian Networks, System Dynamics, and Fuzzy Integral (specifically Choquet Integral) methods are explained and discussed. Literature survey of the pertinent methods is provided at the end of each chapter. Due to the excessive number of alternative methods capable of modelling criteria interactions, characteristics of a sufficient MCDM method are determined as a complexity management strategy. In our regard, Fuzzy Cognitive Maps has much to offer in the field of MCDM due to its capabilities in qualitative modelling and simulating the dynamic systems. We propose a novel hybrid MCDM method by combining Hierarchical Fuzzy TOPSIS and Fuzzy Cognitive Maps for modelling interdependent, complex, and uncertain problems. The proposed method is illustrated in the strategy selection problem to demonstrate practicality and applicability of the method.
Zaman pencereli genelleştirilmiş takım oryantiring problemi
Oryantiring Problemi (OP), belirli bir başlangıç ve bitiş noktası arasında, zaman kısıtı altında maksimum kazancı sağlayacak düğüm alt kümesini seçerek rota oluşturmayı amaçlayan bir optimizasyon problemidir. Bu problem, birden fazla gezginin katılımı durumunda Takım Oryantiring Problemi (TOP) adını alır. Eğer düğümler gruplar (salkımlar) halinde tanımlanırsa, TOP daha da genelleştirilerek Genelleştirilmiş Takım Oryantiring Problemi (GTOP) haline gelir. Bahsedilen tüm bu problemler belirli zaman pencereleri ile sınırlandırıldığında, bu yeni yapı Zaman Pencereli Genelleştirilmiş Takım Oryantiring Problemi (ZPGTOP) olarak adlandırılır. ZPGTOP hem salkım yapısını hem de zaman pencerelerini içeren oldukça karmaşık bir optimizasyon problemidir ve özellikle lojistik, rota planlama ve görev dağılımı gibi gerçek dünya uygulamalarında önem arz etmektedir. Ancak, literatürde bu problem üzerine yapılmış doğrudan bir çalışma bulunmamaktadır. Bu tez çalışmasının temel amacı, ZPGTOP problemini literatüre kazandırmak ve bu problem için matematiksel modelleme çerçevesinde yeni matematiksel model önerileri sunulmaktadır. Çalışma kapsamında öncelikle ZPGTOP için genel bir matematiksel model geliştirilmiş, ardından bu modelin alt yapılarını oluşturan altı farklı model varyantı önerilmiştir. Bu modeller, düğüm ve salkım düzeyinde sıralama, akış denetimi ve zaman penceresi kısıtlarının kombinasyonlarına dayalıdır. Her bir modelin performansı, çeşitli senaryolar altında test edilerek Bu çalışma, ZPGTOP üzerine yapılmış ilk sistematik çalışmalardan biri olup hem literatürdeki boşluğu doldurmakta hem de bu problem türü için geliştirilecek yeni sezgisel ve çözüm yöntemlerine zemin hazırlamaktadır.
Sinyalize kavşaklarda trafik yoğunluğunun benzetime dayalı analizi ve eniyilenmesi: Gaziantep ili örneği
Günümüzde şehirleşmenin hız kazanmasıyla birlikte bireylerin ulaşım ihtiyacı da paralel şekilde artış göstermekte; bu durum özellikle büyükşehirlerde ciddi trafik yoğunluklarını beraberinde getirmektedir. Özellikle sabah ve akşam zirve saatlerinde, işe ve okula gidiş-geliş sürelerinde kent içi ulaşım ağlarında belirgin bir trafik sıkışıklığı yaşanmaktadır. Günün belirli zaman dilimlerinde trafik akışının neredeyse durma noktasına gelmesi, özellikle sinyalize kavşaklarda daha da belirgin hale gelmektedir. Kavşaklar, şehir içi trafik akışının hem yönlendirildiği hem de en fazla darboğazın yaşandığı kritik noktalardan biridir. Benzetime dayalı yaklaşımlar, gerçek hayat uygulamalarına geçilmeden önce sistemin davranışının önceden analiz edilmesine olanak tanıyarak hem zaman hem de maliyet açısından önemli avantajlar sunmaktadır. Bu bağlamda, ARENA benzetim yazılımının esnek ve kullanıcı dostu yapısı, farklı araç türleri ve yönelme oranları gibi değişkenlerin modele entegre edilmesine imkân sağlayarak, trafik sistemlerinin daha gerçekçi ve ayrıntılı biçimde analiz edilmesine olanak vermektedir. Bu çalışma, Gaziantep şehir merkezinde yer alan ve birbirine operasyonel olarak bağlı iki sinyalize kavşağın performansını analiz etmeyi ve iyileştirmeyi amaçlamaktadır. Kavşakların özellikle en yoğun zaman dilimlerine ait gerçek saha verileri temin edilmiştir. Araç geliş oranları, dönüş oranları ve sinyal fazları gibi parametrelerin dikkate alınmasıyla oluşturulan benzetim modelinde kavşaklar, senkronize bir sistem olarak ele alınmıştır. Böylece sinyal sürelerinin sistem üzerindeki etkisi gözlemlenebilmekte, olası iyileştirme senaryoları sayısal olarak test edilebilmektedir. Çalışma kapsamında ARENA benzetim yazılımı kullanılarak kavşakların mevcut durumu modellenmiş; OptQuest modülü kullanılarak farklı sinyal zamanlama senaryoları test edilmiştir. Bu sayede farklı sinyal sürelerinin kavşak performansı üzerindeki etkisi; toplam çıkış hacmi, yön başına kuyruk uzunluğu göstergelerine dayalı olarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda araç geçiş kapasitesini artıran en uygun konfigürasyon(lar) belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, sinyal sürelerinde yapılan makul değişikliklerin trafik akışında kayda değer iyileşmelere yol açtığını göstermekte ve koordineli sinyal kontrolünün önemini ortaya koymaktadır. Çalışma, benzer kentsel alanlar için veri temelli, tekrarlanabilir bir eniyileme yaklaşımı sunarak trafik planlaması ve yönetimi açısından önemli bir katkı sağlamaktadır.
MRG cihazları için AHP ve K-ortalama kümeleme tabanlı yedek parça talep tahmini
Bu çalışmada, uluslararası pazarda MRG cihazlarının yedek parça talepleri için isabetli tahminler yapmak amacıyla bütünleşik bir yöntem geliştirilmiştir. Geliştirilen yöntemde en önemli kriter seçimi için çok kriterli karar verme, bu kriter bazında ülkeleri gruplara ayırmak amacıyla kümeleme ve talep değerlerini belirlemek için tahmin tekniklerinden yararlanılmıştır. Bu amaçla Analitik Hiyerarşi Süreci ile yedek parça taleplerini etkileyen kriterlerin göreli ağırlıkları belirlenerek en önemli kriter belirlenmiştir. Ardından K-ortalama kümeleme algoritması kullanılarak ülkeler, bu kriter bazında benzer talep özelliklerine göre kümelenmiştir. Kümelere özgü regresyon modelleri geliştirilmiştir. Bu yaklaşım, özellikle fabrikası bulunmayan ülkelerdeki yedek parça tedarik süreçlerinin en iyilenmesini ve talep tahminlerinin doğruluğunun artırılmasını sağlamaktadır. Çalışma, her bir küme için özelleştirilmiş talep tahminlerinin yapılabileceğini ve bu sayede stok yönetimi ile tedarik zinciri süreçlerinin daha verimli hale getirilebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak, geliştirilen model, sağlık sektöründeki yüksek maliyetli MRG cihazlarının bakım ve onarım süreçlerini iyileştirmek ve yedek parça tedarik zincirini daha etkin bir şekilde yönetmek için önemli bir katkı sağlamaktadır.
Çevik proje yönetimi yaklaşımı ile geliştirilen elektronik test ekipmanlarında kritik başarı faktörlerinin klasik ve bulanık dematel yöntemleriyle belirlenmesi
Ar-Ge projeleri çoğunlukla geleneksel proje yönetimi yaklaşımı ile ele alınmaktadır. Son dönemlerde ise çevik proje yönetimi metodolojisinin gündeme gelmesiyle Ar-Ge projelerinde çevik yaklaşımın proje yönetimine etkileri merak edilmektedir. Özellikle, savunma sektöründeki proje çıktılarının hızlı bir şekilde elde edilme isteği çevik proje yönetimi yaklaşımı ile örtüşmektedir. Buna rağmen çevik proje yönetiminin savunma sektöründe uygulamaları kısıtlıdır. Genellikle yazılım projelerinde tercih edilen yaklaşımın donanım geliştirme faaliyetlerinde olumlu etkilerine yönelik araştırmalar ise sürmektedir. Bu sebeple elektronik test donanımlarının geliştirilmesi projelerinin başarı ile sonuçlanmasında çevik proje yönetiminin faydasını belirleyebilmek önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, savunma sektörüne hizmet veren bir test ve ölçüm firmasında, elektronik test donanımlarının geliştirilmesinde çevik proje yönetimi yaklaşımının etki ettiği kritik başarı faktörlerinin belirlenmesidir. Elektronik test donanımlarının başarısının birçok faktöre bağlı olması ele alınan problemin çok kriterli karar verme (ÇKKV) yöntemleri ile çözülebilmesine olanak sağlamıştır. Hem proje başarı faktörlerinin önem derecelerinin belirlenmesi hem de faktörlerin birbirlerini etkileme durumlarının ortaya konması için ÇKKV yöntemlerinden Decision-Making Trial and Evaluation Laboratory (DEMATEL) ve bulanık Decision-Making Trial and Evaluation Laboratory (B-DEMATEL) yöntemleri birlikte kullanılmıştır.
Kripto varlıklar için bir portföy optimizasyon modeli önerisi
Bu çalışmada, Bitcoin'e özgü kripto varlıklar için deneysel tasarım modeli kullanılarak bir piyasa değerlendirme çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, Bitcoin piyasasında sosyo-ekonomik faktörlerin fiyat ve hacim üzerindeki etkilerini içeren karşılaştırmalı bir deneysel tasarım modeli ortaya konulmuş ve elde edilen sonuçların uygunluğu test edilmiştir. Çalışmada, fiyat, hacim ve davranışsal faktörler olarak tanımlanan unsurlardaki olumlu veya olumsuz değişimlerin Bitcoin piyasasındaki fiyatların ve hacimlerin artış ya da azalış üzerindeki etkilerini ortaya koyan bir model geliştirilmiştir. Bu model aynı zamanda, farklı beklentilere özgü ekonomik genişleme veya daralma koşulları dikkate alınarak, piyasa fiyatlarının değişimi ve hacim artış veya azalış tepkileri için hangi faktör koşullarının gerçekleşebileceğini kullanıcılara sunabilmektedir.
Savunma sanayinde teknoloji yönetim süreçlerinin iyileştirilmesi
Savunma sanayi, küresel düzeyde stratejik önem taşıyan ve teknolojik yeniliklerin hızla geliştiği bir sektördür. Teknolojinin doğru zamanda ve doğru yöntemlerle yönetilmesi, maliyetlerin düşürülmesi, rekabet avantajının artırılması ve uzun vadeli stratejik hedeflere ulaşılması açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, savunma sanayinde teknoloji yönetiminin rolü ve bu süreçlerin etkinliğini artıracak yöntemlerin araştırılması, sektörün sürdürülebilir başarısı için temel bir gereklilik haline gelmiştir. Bu tez, savunma sanayinde teknoloji yönetiminin stratejik hedeflere ulaşmadaki önemini incelemekte ve projelerin başarı oranını artırmaya yönelik bir teknoloji yönetimi modeli geliştirmeyi amaçlamaktadır. Savunma sanayinin özel yapısına uygun olarak teknoloji yönetimi, teorik ve pratik açıdan ele alınmış, özellikle çok kriterli karar verme (ÇKKV) araçları (MOORA yöntemi gibi) kullanılarak sektöre özgü değerlendirme çerçeveleri oluşturulmuştur. Bu yaklaşım, projelerin yönetiminde yeni bir bakış açısı getirerek, önceliklendirme analizlerinde önemli kriterlerin belirlenmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda çalışmada projelerin izlenmesi konusunda da yeni yaklaşımlar ortaya konmakta ve izleme stratejisi örneği sunulmaktadır. Çalışmanın önemi, savunma sanayindeki teknolojik yeniliklerin yönetilmesinin gerekliliğine dayanmaktadır. Teknolojilerin etkin takibi ve değerlendirilmesi, sektördeki operasyonel başarıyı ve uzun vadeli stratejik hedeflere ulaşmayı doğrudan etkileyen kritik faktörlerdir. Tezde sunulan teknoloji yönetimi modeli, projelerin finansal ve stratejik başarısını artırmak için öneriler sunarak, savunma sanayinde kaynakların daha verimli kullanılmasını ve yenilikçi yönetim stratejilerinin uygulanmasını sağlamayı hedeflemektedir.
Finansal belirsizlikleri dikkate alan genişletilmiş bulanık portföy optimizasyon modelleri
Yatırımcıların finansal piyasalardaki en büyük hedefi, risk ve getiri arasında dengeli bir portföy oluşturabilmektir. Ancak, ekonomik belirsizlikler ve piyasa dalgalanmaları, bu hedefe ulaşmayı zorlaştırmakta ve daha karmaşık stratejik yaklaşımlar gerektirmektedir. Bu nedenle, belirsizliklerin yönetilmesine yönelik yenilikçi portföy optimizasyon modellerine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmada, belirsiz finansal verilerin daha etkili yönetimi için bulanık ve kararsız bulanık yaklaşımlara dayalı üç yeni model geliştirilmiştir. Konno-Yamazaki modeline dayanan bu yenilikçi modeller, Borsa İstanbul 50 (BIST 50) endeksindeki hisse senetlerinin kapanış değerleri analiz edilerek farklı risk profillerine sahip yatırımcılar için alternatif portföy seçenekleri sunmayı amaçlamaktadır. Özellikle, ortalama mutlak sapmayı risk ölçütü olarak kullanan bu modeller, yatırımcıların belirli risk seviyelerinde maksimum getiriyi veya belirli getiri seviyelerinde minimum riski hedefleyerek daha bilinçli kararlar almasını sağlamaktadır. Sonuç olarak, çalışmada geliştirilen portföy modelleri, yatırımcıların belirsizlikler karşısındaki stratejik yaklaşımlarını destekleyerek, risk yönetimi süreçlerini daha esnek ve güvenilir hale getirmektedir. Bu modellerin sunduğu alternatif portföy seçenekleri, finansal karar süreçlerinde daha rasyonel ve etkili çözümler sunmayı hedeflemektedir.
Çok kriterli karar verme yaklaşımları ile farklı sektörlerde çevikliği sağlayan kritik başarı faktörlerinin analizi
Günümüzün rekabetçi ve hızla değişen iş dünyasında, proje yönetimi organizasyonların başarısında kritik bir rol oynar. Belirsizliklerin ve karmaşık süreçlerin yoğun olduğu projelerde, çeviklik kavramı etkili çözümler sunarak firmalara rekabet avantajı sağlar. Çeviklik, projelerde değişimlere hızla uyum sağlama ve müşteri beklentilerini karşılama becerisi olarak tanımlanabilir. Bu çalışma, otomotiv, savunma sanayi ve tüketici elektroniği sektörlerinde üretim ve satış sonrası projelerde çevikliğin önemini ve bu çevikliği artıran kritik başarı faktörlerini incelemektedir. Çalışmada, çok kriterli karar verme yöntemlerinden analitik hiyerarşi prosesi ile kritik başarı faktörlerinin ağırlıkları belirlenmiş; bu ağırlıklar kullanılarak TOPSIS (Technique for Order Preference by Similarity to Ideal Solution), VIKOR (Vise Kriterijumska Optimizacija I Kompromisno Resenje) ve MOORA (Multi-objective Optimization By Ratio Analysis) yöntemleriyle sektörlerdeki firmalar sıralanmıştır. Profesyonellerin görüşleri doğrultusunda karar matrisleri oluşturularak analizler yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar karşılaştırılarak sektörlerin ve firmaların çeviklik performansları değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, incelenen sektörlerde çevikliği en çok etkileyen kritik başarı faktörleri tespit edilmiştir. Bulgular, firmaların çevikliği artırarak rekabet avantajı sağlamalarına ve proje yönetim süreçlerini geliştirmelerine katkı sunmaktadır. Çalışmanın, sektörel bazda çeviklik yönetimi literatürüne ve uygulamaya değer katması hedeflenmektedir.
Ürün termin süresinin hesaplanması için bir karar destek sistemi geliştirilmesi ve tarım makinaları üreten bir firmada uygulanması
Günümüz çalışma koşullarında en değerli kaynaklardan biri zamandır. Müşteriler için en önemli unsurlardan biri ise çalıştıkları firmalardan edindikleri ürün ya da hizmet için almış termin süresi veya tarihini, olabildiğince hızlı ve doğru almaktır. Termin kavramı, hem iş süreçlerinin verimliliği açısından hem de planlama açısından oldukça önemli bir kavramdır. Termin bilgisinin doğru verilmesi, müşteri açısından üretim, sevkiyat ve stok yönetimini daha etkin yapmasını sağlarken firmanın da güvenilirliğini arttırır. Özellikle rekabetin yoğun, rakip firmaların fazla ve pazarın geniş olduğu tarım sektöründe, varlığını sürdürmek ve gelişmek isteyen firmalar için doğru termin bilgisi vermek ayrıcalık değil, zorunluluk haline gelmiştir. Zaman yönetimin kritik olduğu mevsimsel döngülerden etkilenen tarım sektörü bu bağlamda müşterilere hızlı ve doğru termin süresi vermek durumundadır. Çünkü tarım makinesinin çiftçi veya bayilere teslim süresi, ekim, hasat ve bakım gibi hayati faaliyetlerin zamanında gerçekleştirilmesini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle müşterilerine, güncel ve doğru termin tarihi vermek isteyen tarım makineleri üretici firmaları bu kapsamda çeşitli dijital takip sistemleri ve entegre sipariş altyapıları gibi uygulamalarda bulunmaktadır. Bu çalışmada termin tarihini hızlı ve güvenilir bir şekilde vermek için bir Karar Destek Sistemi geliştirilmiştir. Sipariş ve üretim yönetimi hesaplamalarında oldukça önemli olan Ekonomik Üretim Miktarı ve Ekonomik Sipariş Miktarı hesaplamaları yapılarak öncelikli olarak üretim ve sipariş yönetimi kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Bunlara ek yapılan ROP hesaplamaları ile iş daha da kolaylaştırılmıştır. Termin tarihini belirleyen Excel tabanlı bir yazılım geliştirilmiştir. Excel VBA'da makro dili kullanılarak hazırlanan yazılım ile anlık olarak termin süresi ve tarihinin hesaplanması sağlanmıştır.
Havacılık sanayinde kullanılan 6061 ve 6013 alüminyum alaşımların işleme parametrelerinin enerji tüketimine etkisi
Havacılık sanayi, malzeme performansının ve enerji verimliliğinin kritik öneme sahip olduğu stratejik bir sektördür. Bu bağlamda, 6061 ve 6013 gibi 6xxx serisi alüminyum alaşımları; hafiflik, yüksek mekanik dayanım, korozyon direnci ve işlenebilirlik gibi üstün özellikleri sayesinde bu sektörde yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında, söz konusu alaşımların frezeleme işlemi sırasında enerji tüketimine etki eden işleme parametrelerinin analizi ve optimizasyonu amaçlanmıştır. Deneysel çalışmalar 2⁴ faktöriyel deney tasarımı kullanılarak gerçekleştirilmiş; yatay mil hızı, kesme derinliği, takım kalınlığı ve malzeme türü olmak üzere dört bağımsız değişken ele alınmıştır. Deney sonuçları minitab yazılımı ile analiz edilmiş; varyans analizi (ANOVA), regresyon modelleme, kodlanmış katsayılar, grafiksel analizler ve yanıt optimizasyonu yöntemleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda, özellikle mil hızı ve takım tipi faktörlerinin enerji tüketimi üzerinde anlamlı etkiler yarattığı belirlenmiş; 6013 alaşımının daha düşük enerji tüketimi sağladığı görülmüştür. Elde edilen optimum parametre kombinasyonu doğrulama deneyleri ile test edilmiş ve tahmin edilen değerlerle karşılaştırıldığında hata oranlarının kabul edilebilir sınırların altında olduğu saptanmıştır. Bu çalışma, havacılık sektöründe sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği hedeflerine katkı sağlamakta olup, talaşlı imalat süreçlerinin optimizasyonuna yönelik uygulamalı bir yaklaşım sunmaktadır.
Yazılım sektöründe proje yönetimi ve araçlarının etkinliği: paydaş temelli kriterlerle bwm analizi
Yazılım sektörü, teknolojik gelişmelerin hızlı ve sürekli yaşandığı dinamik bir yapıya sahiptir. Bu durum, yalnızca teknik altyapıyı değil, projelerin yönetim biçimlerini de doğrudan etkilemektedir. Günümüzde yazılım projelerinde karşılaşılan artan karmaşıklık ve belirsizlik, planlı, izlenebilir ve esnek yönetim yaklaşımlarına duyulan ihtiyacı artırmaktadır. Bu bağlamda, yalnızca proje yönetim metodolojileri değil, aynı zamanda süreç boyunca kullanılan araçların etkinliği de proje başarı düzeyi üzerinde belirleyici bir etken hâline gelmiştir. Bu çerçevede, proje yönetimi; kaynakların etkin tahsisi, süreçlerin optimize edilmesi ve belirlenen hedeflere sistematik bir yaklaşımla ulaşılmasını sağlayan disiplinler arası bir uygulama alanı olarak önem kazanmaktadır. Yazılım projeleri ise, müşteri beklentilerinin sıklıkla değişmesi, teknolojik yeniliklerin hızlı şekilde projelere yansıması ve belirsizlik düzeyinin yüksek olması gibi nedenlerle, geleneksel proje yönetimi yaklaşımlarına tam olarak uyum sağlamakta güçlük yaşamaktadır. Bu nedenle, çevik (Agile) yaklaşımlar ve bu yaklaşımları destekleyen proje yönetim araçları, yazılım geliştirme süreçlerinin vazgeçilmez bileşenleri hâline gelmiştir. Özellikle ekiplerin coğrafi olarak dağınık yapılar içinde çalışması, iletişimde süreklilik ihtiyacı ve proje gereksinimlerinin zaman içerisinde evrilmesi, proje yönetim araçlarının kullanımını artık bir tercih olmaktan çıkararak bir gereklilik hâline getirmiştir. Bu çalışmada, yazılım geliştirme süreçlerinde yaygın olarak kullanılan proje yönetim araçlarının sektöre sağladığı katkılar, farklı paydaşların bakış açılarıyla analiz edilmekte ve bu araçların proje başarısına olan etkisi sistematik olarak değerlendirilmektedir. Araştırma kapsamında proje yöneticileri, yazılım geliştiriciler ve müşteriler ile yürütülen anket çalışmaları aracılığıyla bu araçların çeşitli konularda ne ölçüde etkili olduğu değerlendirilmiştir. Anket sonuçları doğrultusunda hem nicel hem de nitel veri analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, her paydaş için öne çıkan karar kriterleri belirlenmiş ve kriterler Best-Worst Method (BWM) tekniği kullanılarak sistematik şekilde değerlendirilmiştir. Böylelikle, yazılım projelerinde proje yönetim araçlarının seçimi ve değerlendirilmesine yönelik karar süreçlerine çok boyutlu, paydaş odaklı ve uygulamaya dönük bir katkı sunulması hedeflenmiştir. Çalışma sonucunda, her bir paydaş grubunun proje yönetim araçlarından beklentileri ayrı ayrı ortaya konmuş; bu sayede, sektördeki kullanıcıların hangi özellikleri barındıran bir aracı tercih etmeleri gerektiğine ilişkin daha bilinçli ve veriye dayalı kararlar verebilmeleri amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra, farklı paydaş gruplarının önceliklendirdiği kriterler karşılaştırılmış ve bu beklentiler arasındaki benzerlikler ile farklılıklar bütüncül bir bakış açısıyla analiz edilmiştir. Böylece, yazılım projelerinde proje yönetim araçlarına yönelik ihtiyaçlar, yeni nesil yöntemler ışığında daha görünür hâle getirilmiştir.
Proje bütçe tahsisi için bulanık programlamaya dayalı bir değerlendirme süreci ve karar destek sistemi önerisi
Araştırma ve geliştirme projelerinin değerlendirilmesi ve finansman kararlarının etkinliği ile stratejik tutarlılığının artırılması, kamu kaynaklarının verimli kullanımı açısından kritik bir gerekliliktir. Mevcut uygulamalarda karşılaşılan güncelliğini yitirmiş, ağırlıkları sezgisel olarak atanmış ve kurumsal önceliklerle uyumlu olmayan değerlendirme kriterleri, kaynak tahsisinde etkinliği azaltan önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu kapsamda, uzman görüşleri ve literatür analizi yoluyla belirlenen kriterlerin görece önemleri Shannon entropisi ile nesnel olarak değerlendirilmiş ve sistematik bir değerlendirme çerçevesi tasarlanmıştır. Proje önerileri, k-ortalamalar kümeleme algoritması kullanılarak belirli profil gruplarına sınıflandırılmış ve bu profiller ile değerlendirme puanlarına dayalı olarak bütçe tahsisini optimize etmek amacıyla bir bulanık matematiksel programlama modeli geliştirilmiştir. Ayrıca, sürecin kurumsal ortamlarda uygulanabilirliğini artırmak için kullanıcı dostu bir karar destek sistemi tasarlanarak değerlendirme iş akışına entegre edilmiştir. Sonuçlar, önerilen yaklaşımın daha hızlı, açık, izlenebilir ve stratejik olarak uyumlu değerlendirmeler sağladığını ve duyarlılık analizleriyle modelin sağlamlığının doğrulandığını ortaya koymaktadır. Bu bulgular, kurumsal karar alma süreçlerinin optimizasyonu, ulusal önceliklerle daha etkili uyum sağlanması ve Ar-Ge destek mekanizmalarının genel etkinliği ile izlenebilirliğinin güçlendirilmesi açısından önemli katkılar sunmaktadır.