
80
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Kadın yöneticilierin cam tavan algısının cam tavanı aşma stratejilerine etkisi: Bursa ili tekstil sektöründe bir alan araştırması
Kadınlar çalışma yaşamında sırf cinsiyetlerinden ve toplumun cinsiyetlerine yüklediği rol ve sorumluluklardan dolayı çeşitli tutum, davranış ve önyargılarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Kadınların çalışma yaşamında üst yönetim kademelerine yükselmelerinde cinsiyetlerinden dolayı karşılarına çıkan her türlü görünmez engel ?cam tavan? olarak adlandırılmaktadır.Kadın yöneticiler karşılarına çıkan cam tavan engeli karşısında bazen bunu aşmak için çeşitli stratejilere başvururken bazen de bunu kabullenmek zorunda kalmaktadır.Bu tez çalışmasında; birinci bölümde çalışma yaşamında kadın işgücünün tarihsel süreç içerisindeki konumu ve karşılaştıkları sorunlar ele alınmıştır. İkinci bölümde kadın yöneticiler ve cam tavan kavramı, cam tavan algısına neden olan unsurlar, olumsuz sonuçları ve cam tavanı aşma stratejileri açıklanarak, literatüre uygun olarak bir alt yapı kurulmuştur. Uygulama bölümünde kadınların yoğun olarak çalıştığı ve Türkiye'de tekstilin en önemli merkezi olan Bursa'daki tekstil işletmelerinde çalışan kadın yöneticilerin karşılaştıkları cam tavan engelleri ve bunları aşma stratejileri analiz edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Kadın İşgücü, Kadın Yönetici, Terfi, Cam Tavan, Cam Tavan Engelleri
Katılım bankalarında bireysel emeklilik sistemi ve işleyişi
Çalışmanın amacı katılım bankacılığı alanında yeni sunulan bireysel emeklilik sisteminin gerekliliğini ve işleyiş aşamasında bireysel emeklilik sisteminin fonlarının değerlendirilmesi hangi enstrümanlarla gerçekleştirdiğini ortaya koymaktır. 12/01/2008 tarihinde Resmi Gazete ile bireysel emeklilik sistemi içinde en az %30 oranında Devlet Tahvili Hazine Bonosu bulunma şartı kaldırılmasıyla katılım bankacılığında bireysel emeklilik sistemi doğmuştur.Faize duyarlı tasarruf sahiplerinin sisteme girmesiyle katılım bankacılığı sektörünün gelişmesine önemli etkileri olacaktır. Faizsiz bireysel emeklilik sisteminde fonların değerlendirilmesi yeni oluşan ve gelişen bir alandır. Bu konu alanıyla ilgili yayınlaşmış bilimsel kaynağın az olması bu çalışmanın önemini arttırmaktadır.Katılım bankalarında BES'nin çok kısa bir geçmişinin oluşu sisteme dair istatistiksel verilerin yeterince sağlanamaması ve literatürün az olması sınırlılık olarak söylenebilir. Ayrıca bankacılık sisteminde rekabet yoğunluğu nedeniyle bazı verilerin elde edilememesi araştırmanın sınırlılıkları olarak sıralanabilir. Bu araştırmada, gerekli literatür taraması yapılarak betimsel araştırma türü uygulanmıştır.Çalışmanın birinci bölümünde, Türk bankacılık sistemi değerlendirilmiş bankacılık sisteminin içerisinde katılım bankacılığın yeri ve önemi belirtilerek katılım bankacılığının özellikleri hakkında araştırma yapılmıştır. Katılım bankacılının doğuşu, Türkiye'deki mevcut durumu ve işleyiş prensipleri ile ilgili araştırma yapılarak Türkmali sektöründeki önemine vurgu yapılmıştır. Katılım bankacılığının fon toplama, değerlendirme, finansman teknikleri ve fon kullandırma teknikleri açıklanmıştır. böylece katılım bankalarının yapısı ve özellikleriyle ilgili çeşitli kaynaklardan yararlanılarak önemi ortaya konulmuştur.Çalışmanın ikinci bölümünde, katılım bankalarında bireysel emeklilik sistemin incelenerek işleyişi hakkında araştırma yapılmıştır. Öncelikle bireysel emeklilik sisteminin gerekliliği, doğuşu ve özellikleri ile ilgili araştırma yapılmıştır. Diğer aşamada ise katılım bankalarındaki bireysel emeklilik sisteminin özellikleri ve ticari bankalardaki bireysel emeklilik sistemindeki farklılıklarla ilgili değerlendirme yapılmıştır. Ayrıca katılım bankalarında BES' in oluşabilmesi için faizsiz emeklilik yatırım fonlarının doğuşu ve özellikleri araştırılmıştır. Faizsiz emeklilik yatırım fonlarının içerisindeki faizsiz enstrümanların neler olduğu bu emeklilik fonlarını içerisindeki oranları % olarak payı araştırılmıştır.Çalışmanın üçüncü ve son bölümünde ise, katılım bankaları ile mevduat bankalarında sunulan BES'nin karşılaştırılması yapılmıştır. Benzer yönleri ile farklı olan yönler araştırılmıştır. Ayrıca faizsiz emeklilik yatırım fonlarının son yıllardaki performansları araştırılmıştır. Katılım bankalarında bireysel emekliliğin daha verimli ve performanslı olabilmesi için faizsiz sabit getirisi olan yatırım araçlarına yönelinmesi gerektiği vurgulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Banka, katılım bankası, bireysel emeklilik sistemi, faizsiz enstrümanlar.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu' nda bilgi teknolojilerinin kullanımı ve bilgi teknolojilerinin işletmeler için önemi
21. Yüzyılda ticaret hayatının ve sosyal hayatın merkezine oturan önemli kavramların başında `'Bilgi ve Bilgi Teknolojileri'' kavramları gelmektedir. İnternet ve Bilgi Teknolojileri' nin ulaşmış oldukları önemli teknolojik seviyeler, bilginin üretilmesi ve hızlı yayılmasında önemli etken olmuştur. İnsan hayatında keskin değişim ve dönüşümlere neden olan teknolojik gelişmeler, Ticari İşletmelerde ve Şirketlerde de yönetimsel ulusal ve uluslararası köklü değişiklikler getirmiştir. Bu değişim, doğal bir sürecin içinde kendiliğinden ortaya çıkabileceği gibi, planlı bir yapılanma ve Bilgi Teknolojilerine yapılan yatırımlarla programlı bir şekilde de gerçekleşebilir. Bilgi Teknolojileri, Ticari İşletmelerin daha etkin, daha kaliteli, daha üretken ve daha az masraflarla işlerini yürütmesine olanak sağlamaktadır.Ticari hayatta şimdiye kadar mesafeli yaklaştığımız `'Bilgi Teknolojileri'' konusunda son yıllarda uygulamaya konulan yeni Kanunlarla ciddi mesafeler kat edilmiştir. En son uygulamaya koyulan Kanunlardan birisi de 6102 sayılı Yeni Türk Ticaret Kanunu'dur.Bu çalışmada da 6102 Sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu` nda Bilgi Teknolojilerinin kullanımı incelenmiş ve Bilgi Teknolojileri Kullanımının İşletmeler için ne kadar önemli bir faktör olduğu üzerinde durulmuştur.
KOBİ'lerde yönetim ve organizasyon sorunlarının yaşanma düzeyi: Ankara KOBİ örneği
Bu araştırmanın amacı, Ankara Ostim Organize Sanayinde iş makinaları yedek parça imalatı yapan işletmelerde yönetsel ve örgütsel problemlerin ne düzeyde yaşandığının bilimsel bir araştırma ile ortaya konulmasıdır. Bu araştırma beş bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, araştırmanın problemi açıklanarak, amacı, önemi, varsayımları, sınırlılıkları ve konu ile ilgili tanımlar hakkında bilgiler verilmiştir.İkinci bölümde KOBİ'lerin, Türkiye, Avrupa Birliği (AB), AB üyeleri ve bazı ülkelerdeki tanımları, KOBİ'lerin tanımlanmasında kullanılan nicel ve nitel ölçütler, avantajları ve dezavantajları ile ülkemiz ekonomisi içerisindeki yeri ve önemi üzerinde durulmuş, dünya ekonomileri içindeki payları ve önemleri belirtilmiştir. İşletmelerin planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon, denetim ve karar alma konusunda karşılaştıkları yönetim ve organizasyon sorunları ile pazarlama, insan kaynakları, Ar-ge, muhasebe, üretim, tedarik, finansman, ihracat, teknoloji, kurumsallaşma konularındaki sorunlarına değinilmiştir.Üçüncü bölümde, araştırma ile ilgili genel bilgiler yanında araştırmanın yöntemi, örneklemi ve ölçüm araçları verilmiştir. Araştırmada, alan araştırması yöntemi kullanılmıştır. Betimsel araştırma da denilen alan araştırmaları insanların herhangi bir konudaki görüşlerini ve değerlendirmelerini içermektedir.Dördüncü bölümde ise, Ankara ili Ostim Organize Sanayi Bölgesinde İş Makinaları Yedek Parça İmalatı yapan 106 işletme sahip/yöneticisi üzerinde gerçekleştirilen ve iki bölümden oluşan bir anket formu ile araştırma yapılmıştır. Konuyla ilgili olarak benzer amaçlarla yapılan araştırmalardan hareketle hazırlanan anket formunun birinci bölümünde, araştırmaya katılan işletme ve işletme yöneticilerinin temel özelliklerini belirlemeye yönelik demografik sorular sorulmuştur. İkinci bölümde ise KOBİ sahip/yöneticilerinin planlama, örgütleme, yöneltme, koordinasyon, denetim ve karar alma konuları dikkate alınarak oluşturulan 30 soru ifadesine katılım düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Anketlerden elde edilen bulgular yüzde(%) ve frekans(f) üzerinden değerlendirilmiştir. Yapılan faktör analizi neticesinde, personel-personel eğitimi- uyumluluk, organizasyon yapısı, profesyonel yöneticiye güvensizlik, tecrübe ve sezgilerle hareket etme, nitelikli eleman istihdamı, yetki ve sorumluluk devri, karar alma, uzmanlaşma, insan kaynakları bölümünün işleyişi olmak üzere adlandırılan dokuz faktöre ait ortalama, standart sapma ve varyans değerleri hesaplanmıştır. Hipotezlerin analizi ise Ki-Kare bağımsızlık testi ile test edilmiş ve sonuçlar yorumlanmıştır. Oluşturulan hipotezlerin analizleri sonucunda; yaş, eğitim durumu, deneyim süresi ve çalışan sayısı değişkenleri ile yönetim ve organizasyon sorunları arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Ancak, profesyonel yöneticilere yetki devrinde deneyim süresi değişkeninin etkili olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.Bulgular, anket kapsamındaki işletmelerin genel bir KOBİ niteliği sergilediğini, işletme sahiplerinin yönetimdeki paylarının çok yüksek olduğunu, profesyonel yöneticiye yetki devrinden kaçındıklarını ve nitelikli eleman istihdamı sorununu açıkça ortaya koymaktadır.Beşinci olan son bölümde ise, araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında KOBİ'lerin yönetim ve organizasyon becerilerini nasıl daha etkin ve verimli bir hale getirebileceği ile ilgili öneriler sunulmuştur.Anahtar kelimeler: KOBİ, Yönetim ve Organizasyon Sorunları, Yönetici.
Bankacılık sektörü ve e-ticaret: Şekerbank örneği
Teknoloji günümüzde hayatımızın her alanına girmiş bulunmaktadır. Bankacılık sektörü de bu değişimden etkilenmiş ve elektronik bankacılığın getirdiği imkânlar sayesinde müşteriler, banka şubelerine gitmeden, işlemlerinin tamamını diledikleri yerde, diledikleri zamanda gerçekleştirebilme özgürlüğüne kavuşmuşlardır. Günümüzde bankaların gerçekleştirdiği işlemlerin önemli bir bölümünün, alternatif hizmet dağıtım kanalları olarak da adlandırılan, elektronik bankacılık ürün ve hizmetleri aracılığı ile gerçekleştirildiği bilinmektedir. Son yıllarda giderek artan elektronik ticaret bankacılık sektöründe de kendisini hissettirmiş, işlem çeşitleri ve hacimleri artmaya başlamıştır. Bu tez çalışmasında öncelikle bankacılık sektörünün yapısından bahsedilmiş, ardından elektronik ticaret ile ilgili tanımlar ele alınmış ve son olarak da elektronik bankacılığa örnek olarak Şekerbank T.A.Ş.?nin elektronik bankacılık uygulamaları incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: E-Ticaret, Bankacılık Sektörü, Şekerbank.
Ticaret meslek lisesinde muhasebe bürosu uygulamasının mesleki başarıya etkisi ve Gölbaşı Ticaret Meslek Lisesi'nde bir uygulama
Bu araştırma, bilgisayarlı muhasebe eğitimi alan son sınıf öğrencilerinin, mevcut mesleki bilgi ve becerilerine ilişkin görüşleri ile araştırmacı tarafından hazırlanan `Okul İçi Muhasebe Bürosu Uygulama Projesi? sonrasında mesleki bilgi ve becerilerine ilişkin görüşleri arasındaki farkın öğrencinin mesleki başarısına etki edip etmediğini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, deneysel desende tasarlanmış ve ön deneysel araştırma modellerinden olan, "Tek Grup Ön Test - Son Test Modeli" tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma evren ve örneklemi, Ankara-Gölbaşı Ticaret Meslek Lisesi, bilgisayarlı muhasebe eğitimi alan son sınıf öğrencilerinden (n=31) oluşmaktadır. Bilgisayarlı muhasebe eğitimi alan son sınıf öğrencilerine "Okul İçi Muhasebe Projesi Uygulaması" öncesi ve sonrasında, uzman onayı alınarak hazırlanan anket uygulanmıştır. Cevaplanan anketlerin tamamı analize uygun görülmüş ve istatistiki çözümlemeleri SPSS bilgisayar paket programında yapılmıştır. Verilerin çözümlemesinde; frekans, yüzde, standart sapma, ortalamalar ve farkları hesaplanmış, çapraz tablo karşılaştırmaları, grafikler ve t testi analiz tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda, son sınıf öğrencilerinin "Okul İçi Muhasebe Projesi Uygulaması" öncesi ve sonrası anket formlarının analizi sonucunda %95 güvenirlilikle manidar (anlamlı) bir fark bulunmuştur. Bu proje öğrencilerin mesleki bilgi ve becerileri ile ilgili görüşlerinde olumlu yönde değişim yaratarak öğrencilerin mesleki başarılarına etki etmiştir. Anahtar Kelimeler: Muhasebe eğitimi, deneme modeli, Okul İçi Muhasebe Bürosu Uygulama Projesi
Kargo taşımacılık sektöründe hizmet kalitesinin değerlendirilmesi: AHS ve TOPSIS yöntemi
Bu araştırmanın amacı, kargo taşımacılık sektöründe hizmet kalitesini etkileyen faktörleri belirlemek, belirlenen bu faktörlerin önem derecelerini hesaplamak ve seçilen üç adet kargo taşımacılık firmasını belirlenen faktörlerin önem derecelerini de dikkate alarak değerlendirmektir. Yapılacak araştırma için kargo taşımacılık hizmetini satın alan bireysel ve kurumsal müşterilerle ve kargo taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren firmalarla görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler sonucunda kargo taşımacılığında hizmet kalitesini etkileyen üç adet ana kriter ve bu üç ana kriterden türetilmiş üçer adet alt kriter belirlenmiştir. Belirlenen ana ve alt kriterler AHS yöntemine göre bireysel ve kurumsal müşteriler açısından ayrı ayrı analiz edilmiş ve AHS yönteminin sonuçları kullanılarak seçilen üç kargo firması TOPSIS yöntemiyle yine aynı şekilde bireysel ve kurumsal müşteriler açısından ayrı ayrı analize tabi tutulmuştur. En son olarak AHS ve TOPSIS yöntemlerinin karşılaştırılması yapılmıştır. AHS yönteminin analizi ?Expert Choice? paket programı ile yapılmış, TOPSIS yönteminin analizinde ise MS Exel programı kullanılmıştır. Araştırmaya uygun nitelikte anket hazırlanmış, hazırlanan anketin ön uygulaması yapılmış ve güvenilirliği tespit edilmiş olan bu anket 110 bireysel ve 20 kurumsal müşteri olmak üzere toplam 130 kişiye uygulanmıştır.Araştırma sonuçlarına göre bireysel ve kurumsal müşterilerin en fazla önem verdiği hizmet kalitesini etkileyen faktör firmaya güvenilirliktir. Müşteriye duyarlılık ve hizmete ulaşılabilirlik ana kriterleri ise birbirine yakın değerler almışlardır. Kargo firmaları değerlendirildiğinde, hem AHS yöntemine hem de TOPSIS yöntemine göre bireysel ve kurumsal müşteriler A Kargo firmasının daha yüksek kalite düzeyine sahip olduğunu belirtmişlerdir. Ancak kurumsal müşteriler açısından her iki yönteme göre de kargo firmaları arasında kalite farkının az olduğu hesaplanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kargo Taşımacılık Sektörü, Hizmet Kalitesi, TOPSIS, AHS, Expert Choice.
Tarım Kredi Kooperatifleri'nde tarımsal kredi taleplerinin değerlendirilmesi yöntemleri
Tarım sektörü, temel ihtiyaçları karşılamak ve diğer sektörlere girdi temin etmek misyonuna karşın sermaye sıkıntısıyla daima karşı karşıya kalmıştır. Bu sebeple gerek tarımsal üretimde kullanmak üzere girdi temini sağlamak, gerekse organize olmuş kredi kaynağı oluşturmak için çiftçilerin ortaklığında tarımsal kooperatifler kurulmuştur. Türkiye?deki en fazla ortaklı çiftçi yapılanması da Tarım Kredi Kooperatifleri olmuştur. Bu çalışmanın amacı çiftçiler tarafından Tarım Kredi Kooperatifleri?ne yapılan kredi başvurularının değerlendirilmesi aşamasında, Tarım Kredi Kooperatifleri?nce kullanılan ölçüt ve yöntemlerin, kredi değerlendirme sürecinde doğru sonuçlara ulaşma performansını değerlendirmektir. Çalışmada tarım sektörünün öz sermaye eksikliğiyle ortaya çıkan yabancı kaynak ihtiyacını karşılamak üzere kullanılan tarımsal finansman yöntemlerinden bahsedilmiştir, Basel sistemi kapsamında Türkiye?de ve Dünya?da kullanılan risk değerleme yöntemlerine ait örnekler ve yapılan çalışmalar incelenmiştir. Çalışmanın sonucunda elde edilen veriler ışığında Tarım Kredi Kooperatifleri?nde kullanılan kredi talebi değerlendirme yöntemleri ile temerrüde düşme durumu arasındaki bağın oldukça zayıf olduğu saptanmış, bu sebeple sistemin geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Tarımsal Kredi, Tarımın Finansmanı, Tarım Kredi Kooperatifleri, Basel, Risk Yönetimi, Skorkart.
Konut finansmanında banka kredilerine alternatif modellerden Elbirliği sistemi üzerinde bir çalışma
Oldukça yeni ve özgün olan Elbirliği Sistemi araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırma, konut finansmanında banka kredilerine alternatif modellerden olan ?Elbirliği Sistemini? kullanarak konut sahibi olan kişilerin bu sistemi tercih etme sebeplerini ve memnuniyet durumlarını belirlemek amacıyla bu şekilde konut almış 303 kişi üzerinde telefonla görüşerek uygulanmıştır. Her görüşme ortalama 5 dakika sürmüştür.Araştırma, literatür çalışması ve saha araştırmalarından oluşmaktadır. Amaca yönelik verilerin derlenmesi amacıyla bir anket geliştirilerek uygulanmıştır. Araştırma sonucunda Elbirliği Sistemini tercih edenlerin % 63?ünün bu sistemi tanıdıkları vasıtasıyla öğrendikleri ve sisteme katıldıkları ortaya çıkmıştır. % 88?i en az bir kişiye tavsiye etmiş, % 64?ü de en az bir kişinin bu sistemle ev sahibi olmasına vesile olmuştur. Ankete katılanların % 71?i, bu sistemi faizle ilgisi olmadığından tercih ettiklerini belirtmektedirler. % 49?luk bir kesim de devlet kontrolü ve güvencesi dahilinde olsa daha çok kişi tarafından tercih edileceğini iddia etmektedirler. Araştırma sonucunda Türkiye?de banka dışı yollardan konut sahibi olan ve olmak isteyen bir kesimin varlığı kesin olarak ortaya çıkmıştır. Bu kişilerin de % 71?inin faiz sebebiyle banka dışı yolları tercih ettikleri belirlenmiştir. Diğer ulaşılan bir sonuç ise, az bilinen bu sistemin uzmanlarca incelenerek yorumlanması gereğidir. Anahtar kelimeler: Konut Finansmanı, Elbirliği Sistemi, Altın Günü.
Tüketici kredilerinde genel işlem koşullarının uygulanması ve genel işlem koşullarına müşterilerce farkındalık düzeyinin belirlenmesi
Çağımızın sosyal ve ekonomik gelişmeleri sonucunda değişen ve artan ihtiyaçlar bankalara olan talebi artırmaktadır. Artan talep beraberinde rekabeti doğurmuş, buna paralel olarak bankalarda ürün ve hizmet çeşitliliği artmıştır. Tüketici kredileri de günümüzde banka hizmetleri arasında en fazla tercih edilen unsurlar arasında yer almaktadır. Krediyi arz eden taraf (banka) ve talep eden taraf (müşteri) arasında gerçekleşen sözleşmeler genellikle arz sahibinin lehine hükümler içermektedir. Bu olumsuz durumu ortadan kaldırmak ve banka müşterilerinin haklarını korumak amacıyla yeni dönemde sözleşmelerde yer alması kararlaştırılan özel hükümler Türk Borçlar Kanun tasarısının 20-25. Maddelerinde ?Genel İşlem Koşulları? olarak düzenlenmiştir. Bu araştırma ile tüketici kredilerinde genel işlem koşullarının uygulanması ve koşulların banka müşterileri tarafından farkındalığı incelenmiştir. Gerekli literatür taraması yapılarak, Bursa ilinde ikamet eden banka müşterilerine anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırma ankete dayanan veriler üzerinden yürütülmüştür. Araştırmadan sonucunda ankete katılanların cinsiyetleri, eğitim durumları, gelir seviyeleri ve yaşları ile genel işlem koşullarının farkındalığı arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler : Banka, Tüketici, Kredi, Farkındalık ve Genel ĠĢlem KoĢulları terimleri
Banka reklamlarının müşteri tercihlerine etkisi
İletişim araçlarının hızlı gelişimi finansal piyasaların işleyişini de önemli ölçüde etkilemektedir. Fon arz eden kurumların ürün ve hizmetlerini piyasanın istek ve beklentilerine yönelik geliştirdikleri pazarlama stratejilerinde reklamın fon fazlası ve fon açığı bulunan gerçek kişilerin ilgi ve isteklerine cevap verebilme düzeyinin belirlenmesi bu araştırmanın problemini oluşturmaktadır. Bu araştırmada, gerekli literatür taraması yapılarak, Ankara?daki mevcut banka müşterilerine anket yöntemi uygulanmıştır. Araştırma ankete dayanan veriler üzerinde yürütülmüştür. Yapılan araştırma sonucunda orta yaş grubu, eğitim seviyesi yüksek ve erkek müşterilerin banka reklamlarından daha fazla etkilendiği ve bunun sonucunda da bankaların müşterisi oldukları bulgusuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Bankacılık, Reklam, Tüketici terimleri
Yatılı ilköğretim bölge okullarında yönetim sorunları ve bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, Yatılı İlköğretim Bölge Okullarının yöneticilerinin okul yönetiminde karşılaştıkları sorunları incelemektir. Bu çalışmada Türkiye genelindeki Yatılı İlköğretim Bölge Okullarının yöneticilerinin yönetimde astları ve üsleri ile olan ilişkilerini, karşılaştıkları sorunları, okullarının imkanlarını ve yöneticilere ait demografik bilgiler analiz edilmiştir. Araştırmada betimsel bir çalışma yapılmış ve tarama modeli kullanılmıştır. Konuyla ilgili alan taraması yapıldıktan sonra veriler yöneticilerden anket yönetimiyle elde edilmiştir. Araştırmanın evreni, Türkiye?de bulunan Yatılı İlköğretim Bölge Okullarından, örneklemi ise Türkiye?nin farklı bölgelerinden seçilen yibolardan oluşmaktadır. Türkiye de bulunan 539 yibo dan 85 ine anket uygulanmıştır. Anket sadece yöneticilere yöneliktir. Araştırmanın verileri literatür taraması ve anket yöntemi kullanılmıştır. Analizler SPSS programı kullanılarak frekans tabloları, belirleyici istatistikler, korelasyon katsayıları yapılarak gerçekleştirilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; Yatılı İlköğretim Bölge Okulu yöneticilerinin yönetim konusunda yeteri kadar eğitime sahip olmadıkları, yiboların öğretmen istihdamı açısından sorun ile karşılaşmadıkları, okulların fiziki imkanlarının fazla olmadığı, bakanlığın yibolardaki denetiminin yeterli düzeyde olduğu, yöneticilerin kadro oluşturmakta, sürekliliği sağlamada, yetkilerini kullanmakta sorunlar yaşadıklarını ve engellemelerle karşılaştıkları, okul içinde personele görev dağılımında personelin niteliksizliği ve eğitim yetersizliğinin sorun oluşturduğu ve bu durumun örgüt yapısını oluşturmada problemlere yol açtığı, güdüleme konusunda ödül ceza sisteminin aynı muameleyi görmesinin sorun oluşturduğu ve eşgüdümü sağlamada iletişim probleminin olduğu tespit edilmiştir. Yatılı İlköğretim Bölge Okulu yöneticilerinin karşılaştığı sorunların başında yönetim konusunda bilimsel bilgi eksikliği gelmektedir. Buna ilaveten yöneticilere Milli Eğitim Bakanlığı?nca verilen yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitim faaliyetlerinin artırılması gerektiği ortaya çıkmıştır.
İnsan kaynakları yönetiminde iş doyumu: Spor Toto Teşkilat Başkanlığı örneği
İş doyumu, bireyin işi ve işyeri hakkındaki genel duygu, düşünce kalıpları ile ilgili fikir verebilecek önemli bir değişkendir. Diğer bir ifade ile bireyin işyerine yönelik beklentilerini ve işine yönelik tutumunu ifade eden iş doyumu; bireyin işini ya da işle ilgili yaşantısını, memnuniyet verici veya olumlu bir duygu ile sonuçlanan bir durum olarak algılamasıdır. Aynı zamanda iş doyumu, çalışanların bedensel ve zihinsel sağlıkları yanında, bireysel fizyolojik ve ruhsal duyguların bir belirtisidir(Keser, 2005:79-80) Bu çalışma da Spor Toto Teşkilat Başkanlığı?nda çalışan personelde iş doyumunun oluşup oluşmadığını araştırmak amacına yönelik çözüm önerileri bulunmaya çalışılmıştır.
Kalite maliyetleri yönetimi ve otel işletmeleri üzerinde bir inceleme
Bu çalışmada, otel işletmelerinin kalite maliyetlerine ilişkin uygulamalar bakımından mevcut durumlarını ve yönetici görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaçla hazırlanan anketler, Ankara' da faaliyet gösteren 3, 4 ve 5 yıldızlı otel işletmelerinde çalışan 67 yöneticiye uygulanmıştır.Uygulama sonucunda toplanan veriler SPSS 15.0 For Windows programı ile analiz edilmiş olup, Tek Yönlü Varyans Analizi (Anova) ve ilişkisiz örneklemler için T-Testi kullanılarak, verilerin istatistiksel anlamlılık ilişkileri tespit edilmiştir.Araştırma sonucunda, otel işletmelerinin önemli bir kısmında kalite maliyetleri sisteminin mevcut olmadığı (% 67,2) bulgulanmıştır. Bu işletmelerde sistemin kurulmamasının en önemli sebeplerinin muhasebe sisteminde köklü değişiklik gerektirmesi ve sistem oluşturulmadan da düşük maliyet ve yüksek kalitenin sağlanabilmesi olduğu saptanmıştır. Bu işletmelerin büyük bir çoğunluğunda yakın gelecekte kalite maliyetleri sistemi kurulmasının düşünülmediği gözlenmiştir. İşletmelerin sadece % 26,9' nda kalite maliyetlerinin düzenli olarak ölçüldüğü ve raporlandığı ve bu raporların da en çok ürün maliyeti ve fiyatlandırmada kullanıldıkları tespit edilmiştir. Ayrıca işletmelerin önemli bir kısmının çalışanlarına kalite ilgili eğitimler vermediği saptanmıştır. İşletmelerin büyük bir çoğunluğunda izlenen maliyet kalemi ise önleme maliyetlerinden alet, cihaz ve donanım bakım-onarım maliyetleri olarak bulgulanmıştır.
Türkiye'de kapanmış bankalar ve kapanma nedenleri
Bu araştırmanın amacı, Türk Bankacılık tarihinde Osmanlı döneminden bu yana kapanmış olan yerli bankaları belirleyerek, bu bankaların kapanma nedenlerini dönemsel değişimler ve yurtdışındaki banka kapanmaları ile karşılaştırmalı olarak incelemektir.Araştırmada yerel ticari bankalar ve yatırım bankaları incelenmiş, yabancı sermayeli bankalar araştırma evrenine dahil edilmemiştir. Yapılan çalışmada tarama yöntemi kullanılmış ve kapanan bankaların kapanma nedenleri ve şekilleri tarihsel süreç içerisinde betimlenmiştir. Bunun için ilk olarak bankacılık tarihi bankaların kapanmalarına göre dönemlere ayrılmış ve bu dönemlerde kapanan bankalar, bankacılık sektöründeki ekonomik ve yasal gelişmelere paralel olarak değerlendirilmiştir. Daha sonra yurt dışında, özellikle gelişmiş ülkelerde yaşanan banka kapanmaları nedenleri ile birlikte araştırılarak, Türk Bankacılık Sektörü ile bir karşılaştırma yapılmıştır.Elde edilen bulgulara göre Türkiye'de kapanmış olan bankaların kapanma nedenleri ve kapanma şekilleri tablolaştırılarak sunulmuştur. Bu bulgular Bankacılık Tarihinde araştırma için yapılmış olan bölümlendirmeye uygun olarak ve yurt dışındaki örnekleriyle karşılaştırılarak değerlendirilmiştir. Son olarak bank kapanmalarındaki dönemsel farklılıklar ortaya konularak, farklılıkların nedenleri yorumlanmıştır.Araştırma sonuçlarına Türk Bankacılık sektöründe banka kapanmaları, yurt dışında olduğu gibi ekonomik kriz dönemlerinde yoğunlaşmaktadır. Ekonomik krizler tarafından tetiklenen finansal risklerin yanı sıra, özellikle 1980 sonrasında yöneticilerin ve banka sahiplerinin kötü niyetli ve hatalı işlemlerinin banka kapanmalarına neden olduğu saptanmıştır. Verilerin sınırlı olduğu veya hiç olmadığı 1930 yılı öncesinde kapanan bankalarla ilgili daha detaylı araştırma yapılmasına dair öneriler sunulmuştur.
Banka imajını müşteri algısına etkisi, çalışanın ve müşterinin banka algısı: Bir banka örneği
İmaj, kişilerin bir obje, kurum veya başka bir kişi hakkındaki düşüncelerdir. Günümüzde imaj oldukça önemsenen bir konu olduğu için yönetilen bir olgudur. İmajı önemli bir unsur olarak algılayanlardan birisi de kurumlardır. Özellikle bankalar tarafından sunulan hizmetin nasıl algılandığının bilinmesi çok önemlidir. Bu nedenle önemli olan bu iki kavram bankaların iş hayatında kalabilmek ve rekabet edebilmek için hayati önem taşımaktadır. Araştırmamız da müşteri ve çalışanın hizmet kalitesi algısı ve banka imajı algıları ölçülmeye çalışılacaktır.Banka çalışanlarından 210 kişiye ve müşterilerden 192 kişiye banka imajı ve hizmet kalitesi algılarını ölçmek için anket uygulanmıştır. Bu araştırma için Ankara ilindeki bir kamu bankasında nisan ayında uygulanan ankette 22 hizmet algısı soruları kullanılmış ayrıca imaj için altı ve kişisel özellikler içinde beş soru yöneltilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Bu güne kadar yapılan çalışmalarda banka hizmet algısını müşteriler tarafından ölçen pek çok araştırma olmasına rağmen çalışanın dahil edildiği pek araştırma olmadığı görülmüştür. Bankalarda imaj kavramında ise yine sadece ya çalışan ya da müşteri açısından incelenmiştir. İki grup arasındaki ilişki araştırması olmadığı tespit edilmiş, bu eksiğin giderilmesi ve bundan sonraki araştırmalara faydalı olması temenni edilmektedir.Bir kamu bankasının müşteri ve çalışanlarına yönelik yapılan anketin analizleri çeşitli istatistiksel (Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis Testi) tekniklerle SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Sonuç olarak personel ve müşterinin genelde benzer şekilde algıladığı söylenebilir. Bunun yanında enteresan sonuçlara ulaşılmıştır. Örneğin banka imajını etkileyen unsurlardan reklam ve iç dizaynın çok önemli olmadığı bunun yerine personelin davranışının çok daha önemli olduğunu iki grup tarafından aynı sonuca ulaşılmıştır. Bankaların harcamalarında önemli yer tutan bu kalemlerin, banka imajını daha az etkilediği sonucu şaşırtıcı bulunmaktadır.
KOBİ'lerde inovasyon (yenilikçilik) çalışmalarında başarı ve başarısızlıkların nedenleri
Bu araştırmanın amacı günümüz piyasa koşullarında önemli bir kavram haline gelen inovasyonun türlerinin, KOBİ'lerin inovasyon yapma yeteneklerinin ve yeni ürün geliştirmedeki başarı ve başarısızlıkların genel bir literatür taramasıyla bir araya getirilerek kullanıma sunulmasıdır.KOBİ'lerin araştırmaya konu olmasındaki en büyük etken ekonominin dinamosu olmalarına rağmen mikro, orta ve küçük ölçekteki işletmelerin sorunlarına fazla eğilinmediğinin görülmesi ve bu konudaki sınırlı sayıda araştırmaya katkı sağlamaktır.Günümüzde, inovasyon adından çok söz ettiren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki dünya ekonomisinin rotasını artık sermaye ve emek değil inovasyon, yani ?kar getiren yenilik? ler çizmektedir. Bu yenilikler öyle baş döndürücü bir hızla gerçekleşmektedir ki, değişimlere direnmek imkansız hale gelmiştir. Böylesi bir piyasa şartlarında sürekli olarak farklı, çarpıcı inovasyon yapan firmalar ayakta kalabilecektir.Bu açıdan bakıldığında, sahip olduğu imkanlar nedeniyle, büyük ölçekli işletmelerin daha avantajlı oldukları düşünülse de KOBİ'lerin (Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi İşletmeleri) de birçok avantajı bulunduğunu unutmamak gerekir. Önemli olan inovasyonun bir şirket kültürü haline getirilmesi ve sürekliliğinin sağlanmasıdır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta her Ar-Ge çalışmasının her zaman başarılı bir yenilik getirmeyebileceğidir. Bununla birlikte başarılı inovatif fikirlerin zaman zaman çok basit süreçler sonucunda ortaya çıkabileceği de unutulmamalıdır. Bazen hiç önemli görülmeyen bir fikir müşteri tarafından beğenilebilirken, çok beğenileceği düşünülen bir ürün pazarda tutunamayabilmektedir.Bu inovasyon fikirlerini firma içi veya dışı kaynaklardan sağlamak mümkündür. Günümüz yöneticilere düşen görev ise yeniliğe açık ve teşvik edici bir politika izlemeleridir. Ancak bu şekilde hem işletme bazında hem de ülke çapında kalkınma ve refah sağlanabilecektir.Yeni ürün geliştirme süreci, fikir üretme ile başlayıp bu fikirlerin ayıklanması, yeni ürün kavramının geliştirilmesi, pazarlama stratejisinin belirlenmesi, finansal analizlerin yapılması, ürünün geliştirilmesi ve ürün testinin yapılması ile devam edip pazar testi ve ticarileştirme ile sonuçlanan faaliyetlerden oluşmaktadır. Bu sürecin iyi işlemediği durumlarda firma büyük maddi kayıplara uğrayabilecektir. Bu nedenle tüm aşamaların titizlikle yürütülmesi gerekmektedir.KOBİ'lerde bu aşamalar tam olarak büyük ölçekli firmalar gibi işlememekte, işletme sahibinin aynı zamanda yönetici olması nedeniyle birçok işlem işletme sahibi tarafından yapılmakta ve bir çok önemli karar işletme sahibi tarafından tek başına verilmek zorunda kalmaktadır. Ülkemizde KOBİ yöneticilerinin genellikle yeterli eğitime sahip olmadığı, finansal sıkıntılar yaşadığı, gerekli makine ve teçhizata sahip olmadığı gerçeğinden hareketle KOBİ'lerde bu süreç başarıyla işlememektedir diyebiliriz. Hükümetler eliyle KOBİ'lerin bu sıkıntılarına en kısa sürede çözüm bulmak, toplumsal refah adına büyük önem taşımaktadır.Bu çalışma 4 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, inovasyon kavramı ile ilgili genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, yeni ürün geliştirme süreci ve stratejilerine değinilmiştir. Üçüncü bölümde, KOBİ'lerin yeni ürün geliştirme çalışmalarına ve sorunları, son bölümde de yeni ürünlerin başarı ve başarısızlıkları masaya yatırılmıştır.Anahtar Kelimeler: KOBİ, Yeni Ürün Geliştirme, İnovasyon.
Bankalarda toplam kalite yönetimi ve buna yönelik bir uygulama
Bu araştırmanın amacı, bankalarda toplam kalite yönetimine ilişkin banka yöneticileri ve personelinin görüşlerinin belirlenmesidir. Bu amaca yönelik olarak, öncelikle banka çalışanlarının bankalarda toplam kalite yönetiminin uygulanma düzeyine ilişkin görüşleri ortaya konmuş, daha sonra bu görüşler cinsiyet, hizmet süresi, yaş, görev türü ve bankanın bulunduğu yerleşim birimi bağımsız değişkenlerine göre karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.Araştırma, tarama modelinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın örneklemi, Gaziantep il merkezi ve ilçelerinden random (seçkisiz) yöntemiyle belirlenen 32 bankada yönetici ve personel olarak görev yapan 274 katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada, bankalardaki toplam kalite yönetimi uygulama düzeyine ilişkin yönetici ve personel görüşlerini belirlemeye yönelik olarak ?Bankalarda Toplam Kalite Yönetimi? adlı bir anket geliştirilmiştir. Anket beşli Likert tipi 29 madde 6 alt boyuttan oluşmaktadır.Araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama ve standart sapma değerlerinden yararlanılmış, ayrıca alt problemin türüne göre Bağımsız Örneklemler İçin t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), Kruskal Wallis H Testi gibi istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda banka çalışanlarının bankalarda toplam kalite yönetiminin yüksek düzeyde uygulandığı görüşünde oldukları ortaya çıkmıştır. Buna ilave olarak cinsiyete göre yapılan karşılaştırmalarda anlamlı farklılık olduğu ve kadın katılımcıların erkek katılımcılara göre görüşlerinin daha olumlu olduğu, katılımcıların yaşlarına göre yapılan karşılaştırmada ise genç personelin, yaşları daha büyük olan personele göre daha pozitif düşündüğü, eğitim düzeylerine göre bazı alt boyutlarda değişkenlik gösterdiği, kıdem düzeylerine göre ise genel olarak üst kıdem grubundakilerin görüşlerinin alt kıdem grubundakilere göre daha olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bankanın bulunduğu yerleşim yerine göre katılımcıların görüşleri anlamlı düzeyde farklılaşmamışken, farklı bankalar arasında toplam kalite yönetiminin uygulanma düzeyine ilişkin katılımcıların görüşleri anlamlı düzeyde farklılaşmıştır.
Toplam kalite yönetiminin Anadolu öğretmen liselerinde uygulanabilirliğine yönelik bir araştırma: Trabzon örneği
Bu araştırmanın genel amacı; Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Eğitimi Genel Müdürlüğü'ne bağlı Trabzon İli Anadolu Öğretmen Liselerinde yürütülen Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarına yönelik paydaşların memnuniyetlerini belirleyerek bu liselerde Toplam Kalite Yönetimi uygulama başarısını incelemektir.Araştırmanın evrenini 2009-2010 öğretim yılında mezun vermiş Anadolu Öğretmen Liseleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini Trabzon ilindeki Anadolu Öğretmen Liseleri oluşturmuştur.Araştırmanın veri kaynağını anketlerle toplanan veriler oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı doğrultusunda hazırlanan anket soruları paydaşlara uygulanmıştır. Anketler; çalışanlara ders dışında, öğrencilere ders saatinde, velilere veli toplantısında, topluma mesai saatleri içinde elden takip edilerek uygulanmıştır.Geçerli kabul edilen anketlere verilen cevaplar, bilgisayar ortamında SPSS programı ile çözümlenmiştir.Araştırma kapsamına alınan gruplara uygulanan anket sonucu elde edilen veriler, frekans ve yüzdeler şeklinde hesaplanarak tablolarda gösterilmiştir. Anket sorularının cevaplandırılmasında ve değerlendirilmesinde, beş ile bir arasında değişen beşli Likert ölçeği kullanılmıştır. Beşli ölçeğin kullanıldığı anket sorularına verilen cevapların aritmetik ortalaması ve standart sapması hesaplanmış çoklu gruplar arasındaki ilişkinin belirlenmesinde Ki-kare metodu, ikili gruplara ortak sorulan sorularda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farkın test edilmesi için t-testi, çoklu gruplar içinde tekyönlü varyans analizi (Anova) uygulanmıştır. Ortalamalar arasında 0.05 güvenirlik düzeyi esas alınmıştır.TKY uygulaması yapan okul paydaş memnuniyetlerinin, cinsiyete, yaşa, statüye ve kıdeme göre farklılıklar gösterdiği tespit edilmiş ve memnuniyetlerini arttırıcı çözüm önerileri sunulmuştur.
İlköğretim kurumlarının finansmanında okul aile birliği modelinin incelenmesi
İlköğretimin kurumlarının finansmanında okul aile birliği modelinin incelenmesini amaçlayan bu araştırma, var olanı betimlemeyi amaçladığından nitel bir araştırmadır. Araştırmada mülakat tekniği ile veriler toplanılmıştır. Araştırmanın örneklemini 2011-2012 eğitim ve öğretim yılında Nevşehir İli Merkez İlçesinde bulunan Resmi İlköğretim Okulu müdürleri, öğretmenler, okul aile birliği başkanları ve veliler oluşturmaktadır. Araştırmada 5 okul müdürü, 5 okul aile birliği başkanı, 10 öğretmen ve 10 veli ile görüşülmüştür. Böylelikle, araştırma sürecinde görüşme yapılan kişi ayısı 30 kişi olarak gerçekleşmiştir.Yapılan araştırmada okul aile birliklerinin toplam on üç farklı kalemden gelir elde ettikleri ve bu gelirlerle sekiz farklı gider kalemini karşılamaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Okul aile birliği gelir kaynaklarının kayıt altına alınmasında tam sağılıklı bir sistemin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından oluşturulamadığı görülmüştür. Okul aile birliği gelir gider kayıtlarının birlik yönetimi yerine çoğunlukla okul yönetimi tarafından tutulmaktadır. Hem okul müdürleri hem de okul aile birliği başkanları okul aile birliğinin aksayan yönü olarak okul aile birliği yönetim kurulunun düzenli toplanamadığını, velilerin biri gelse biri gelmediğini bu nedenle de faaliyetlerinin düzenli olarak yürümediğini belirtmektedirler. Öğretmenlerin okul yönetimleri tarafından okul aile birliği adına para toplamaları için teşvik edilmekte ve para toplamaya zorlanmaktadırlar. Öğretmenlerin okul aile birliği adına para toplama faaliyetinde bulunmaları onların psikolojilerini ve ruh sağlıklarını etkilemektedir.İlköğretim okullarına harcama yetkisinin okul yönetimlerinde bulunduğu, öğrenci ve öğretmen sayıları dikkate alınarak ödenek ayrılmalıdır. Okul aile birliklerinin sağladıkları finansman kaynağı okulun genel giderleri için değil eğitimin niteliğinin artırılması ile okulun sosyal-kültürel faaliyetleri için kullanılmalıdır. Okul aile birlikleri okul yönetimlerinden tamamen bağımsız olmalı ve faaliyetlerinde okul yönetimi ve öğretmenler etkin değil birer danışılan olmalıdır. İlköğretim okullarının elde ettiği her türlü finansman kaynağının belgelendirilebildiği bir finansman kayıt modeli oluşturularak hesapların şeffaf olması sağlanmalıdır.Anahtar Kelimeler: Eğitimin Finansmanı, Okul Aile Birlikleri, Veli Bağışları
Bankacılık sektöründe birebir pazarlama ve bir örnek uygulama
Bu araştırma; Katılım Bankalarının uyguladıkları birebir pazarlama faaliyetlerinin etkinliğini hem banka çalışanları hem de banka müşterileri tarafından ortaya koymak amacıyla gerçekleştirilmiştir.Amaç doğrultusunda hazırlanan anket formu; Ankara ili Keçiören İlçesinde bulunan Katılım Bankalarında görevli 67 çalışana ve bu bankalara ait 74 banka müşterisine uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen veriler SPSS 17.0 istatistik paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Anketlerden elde edilen veriler değerlendirilirken; banka çalışanlarının ve müşterilerinin tanımlayıcı özelliklerinin belirlenmesinde frekans ve yüzde istatistiklerinden, banka çalışanlarının birebir pazarlama uygulama ve banka müşterilerinin bankanın birebir pazarlama faaliyetlerini uygulama düzeylerine ilişkin algılarının belirlenmesinde ortalama ve standart sapma istatistiklerinden faydalanılmıştır. Araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde t-testi, Tek yönlü (Oneway) Anova testi kullanılmıştır. Ayrıca birebir pazarlama faaliyetlerini belirleyen boyutlar arasındaki ilişkiler korelasyon analizi yardımıyla incelenmiştir.Araştırma sonucunda; Katılım Bankası çalışanlarının birebir pazarlama faaliyetlerini etkili ve yüksek düzeyde uygulamaya koydukları, bu uygulamalarının da aynı düzeyde müşteriler tarafından algılandığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Bankacılık Sektörü, Birebir Pazarlama, Katılım Bankaları, Pazarlama, İlişkisel Pazarlama, Hizmet Pazarlaması,
Basel kriterleri ve KOBİ'ler tarafından algılanmasına yönelik uygulama çalışması
KOBİ?ler üzerinde Basel-II Kriterlerinin yaratacağı muhtemel etkilerin gözlemlenmesi, KOBİ?lerin Basel Kriterlerine bakış açılarının ölçülmesi, bu araştırmanın temel amacını teşkil etmektedir. KOBİ?lerin Basel standartlarını ne ölçüde yerine getirdikleri; ekonomik politikalar, finansal piyasaların geleceği ve uluslararası piyasalarda yaşanan dalgalanmaların Ülkemize etkisi açısından önem arz etmektedir.Çalışmanın teori kısmında literatür taraması yapılarak betimsel araştırma türü uygulanmıştır. Teori kısımda küçük ve orta ölçekli işletmeler ve Basel kriterleri hakkında genel bilgiler verilmiştir. Uygulama kısmında ise survey araştırması tekniğinden yararlanılmıştır. Survey aracı olarak anket kullanılmıştır. Anket soruları basel kriterlerinin kobiler tarafından anlaşılmasına yönelik sorulardan oluşturulmuştur.Anketin birinci bölümünde demografik değişkenlere ait bilgiler yer almaktadır. Anketin diğer bölümlerinde ise 4?lü likert tipte sorular, açık uçlu sorular ve kapalı uçlu soru tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Ankara ilinde faaliyet gösteren,çalışan sayısı 1-250 kişi ve son dönem itibariyle yıllık cirosu 3.000.000 TL-25.000.000 TL arasında olan küçük ve orta ölçekli işletmeler oluşturmaktadır. Ankara sanayi odasına kayıtlı 5207 işletme bulunmakta olup kriterlerimize giren tahmini firma sayısı 2.500-3.000 civarındadır. Bu kriterlere sahip 317 Kobi?ye anket uygulanmış verilen cevapların eksikliği ve tutarsızlığı nedeniyle 17 tanesi değerleme dışına alınarak, 300 adet KOBİ araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırmada kullanılacak veriler, anketle araştırmacı tarafından işletmeler bizzat ziyaret edilerek,faks çekilerek ve mail yoluyla elde edilmiştir.Anket sonuçları SPSS paket programında değerlendirilmiştir. Veri analizinde frekans değerlerinden faydalanarak ve çapraz tablo analizleri kullanılarak yapılmıştır.v Araştırma sonucuna göre; Kobi?lerin büyük bölümünün Basel kriterleri hakkında bilgi sahibi olmadıkları tespit edilmiştir.Bilgi sahibi olan işletmelerinde mevcut bilgilerinin yetersiz düzeyde olduğu ve bu süreçte uyum sorunu yaşayacaklar görülmektedir.Anahtar kelimeler: Basel Kriterleri, Kobi, Kobi Kredileri, Sermaye Yeterlilik Rasyosu
Sağlık kuruluşlarında görüntü arşivleme ve iletişim sistemi (PACS) uygulamalarının değerlendirilmesi
PACS (Picture Archiving and Communication System), tıbbi görüntüleme cihazlarıylaçekilen radyolojik görüntülerin dijital olarak saklanması, görüntülenmesi ve dağıtılması gibi görevleri gerçekleştiren sistemdir. Bu araştırma ile, PACS?ın kullanıldığı kuruluşa getirdiği avantaj ve dezavantajların incelenmesi, mali etkilerinin gözlemlenmesi, bir PACS projesinin nasıl yönetilmesi gerektiğine yardımcı olunması ve yapılan yatırımın geri dönüşünün ne kadar sürede olacağı konusunda da fikir verilebilmesi amaçlanmaktadır.Çalışmada amaçlara ulaşabilmek için nitel araştırma yönteminden ve retrospektif araştırma yönteminden yararlanılmıştır. Araştırma, Ankara?da PACS kullanan bir üniversite hastanesinde yapılmıştır. Derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak, doğrudan doğruya sistemin kullanıcılarına gidilmiştir. Görüşmelerde sorulacak olan sorular belirlenerek veri toplama aracı oluşturulmuştur. Bu sorular sistem kullanıcılarının tümüne yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak yöneltilmiştir. Görüşme yoluyla toplanan verileri yorumlayabilmek adına içerik analizi yöntemi kullanılmış ve sayısal verilerin değerlendirilebilmesi için de finansal analiz yapılmıştır.Araştırma sonuçlarına göre, hastanede bu sistemi kullananların tümünün de olumlubaktığı PACS, sağlık kuruluşları için çalışma etkinliğini, performansını arttıran, film kullanımını minimuma indirerek maliyetleri azaltan ve yapılan yatırımın geri dönüşüyleişletmeyi kâra geçiren bir sistemdir. PACS ile birlikte, çalışmanın yapıldığı hastanenin 2011 -2012 yılları satın aldığı ve kullandığı filmlerin sayısı ile maliyetleri aşağıya çekilmiş veyaklaşık 2 senede yatırımın geri dönüşünün olacağı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: PACS, dijital hastane, filmsiz radyoloji
Üniversitelerde idari personelin iş doyumlarına ilişkin algıları (Gazi Üniversitesi örneği)
Bu araştırma, Gazi Üniversitesi idari personelinin iş doyumunu etkileyen faktörlerin neler olduğunun tespit edilmesi ve üniversitelerde idari personelin demografik özellikleri ile iş doyumuna ilişkin algıları arasında anlamlı bir fark olup olmadığınıaraştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, araştırmanın problemi açıklanarak, amacı, önemi, varsayımları, sınırlılıkları ve bu konudaki tanımları hakkında bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde, iş doyumu hakkında kuramsal bilgiler verilmiştir. İş doyumunun kavramı, tanımı, iş doyumunun personel, yönetici ve örgüt açısından yararları, işdoyumunu etkileyen faktörler, iş doyumuyla ilgili teorik yaklaşımlar ile çalışmada belirlenen iş doyumu boyutları kuramsal olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde, araştırma ile ilgili genel bilgiler yanında araştırmanın yöntemi ve takip edilen çalışmalar, araştırmanın örneklemi, ölçüm araçları verilmiştir. İncelenen boyutlar ile iş doyumu arasındaki ilişkiler ve idari personelin algıları incelenmiştir. Araştırmada, tarama modeli araştırma yöntemi kullanılmıştır. Tarama araştırmaları, geçmişte ya da halen var olan bir durumu betimlemeyi amaçlayan araştırma yaklaşımları olarak tanımlanmaktadır. Bu araştırmayı yapmak üzere, "İş Doyum Ölçeği" Gazi Üniversitesinde 2011-2012 yılında görev yapmakta olan 365 idari personele uygulanmıştır.Dördüncü bölümde, Gazi Üniversitesinde çalışan idari personel üzerinde gerçekleştirilen ve iki bölümden oluşan bir araştırma yapılmıştır. Daha önceden yapılmış çalışmalardan hareketle hazırlanan soru formunun birinci bölümünde, araştırmaya katılan çalışanlara ait elde edilen demografik özelliklere ilişkin algılarıincelenmeye çalışılmıştır. Yine bu bölümde yapılan t testi ve varyans analizi testi sonucunda farklılık arz eden demografik özellikler kontrol değişkeni olarak ele alınmışve her bir iş doyumu boyutlarının diğer iş doyumu boyutları üzerindeki etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Buna göre, genel iş doyum düzeyini ölçmek için, verilerin iviv çözümlenmesinde öncelikle minimum, maksimum, aritmetik ortalama ve standart sapma betimsel istatistikleri hesaplanmıştır. İdari personelin iş doyumunun çeşitli değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amacıyla ilişkisiz ölçümlerde t testi, tek yönlü varyans analizi, çoklu karşılaştırma LSD testi hesaplanmışve sonuçlar yorumlanmıştır. Analizler sonucunda, unvan değişkeninin genel işdoyumunda farklılık yaratmadığı, cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve çalışma süresi değişkenlerinin ise, genel doyum üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bu doğrultuda, Demografik özelliklere göre, cinsiyet alanında erkek idari personelin kadın idari personele göre iş doyumu yüksek olduğu belirlenmiştir. 18?25 yaş grubunun diğer yaşgrupları arasında iş doyumu en yüksek grup olduğu görülmektedir. Eğitim durumu yükseldikçe işten alınan doyum azalmaktadır. Çalışma süresine göre, iş doyumu algısına ilişkin anlamlı farklılıklar bulunmuştur. Araştırmanın iş doyumunun boyutları bazındaki bulguları ise şöyledir. Araştırmaya alınan beş iş doyumu boyutlarından, iş doyumunun en çok ?yönetim? boyutunda; en az ise ?çalışma arkadaşları? boyutunda olduğu belirlenmiştir. Beşinci bölümde ise, araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında iş doyumuna yönelik ileride yapılabilecek bilimsel araştırmalar için önerilere yer verilmiştir. Anahtar kelimeler: İş doyumu, Üniversite, İdari Personel
Katılım bankalarının kârını etkileyen faktörlerin karşılaştırmalı analizi
Araştırmanın amacı, katılım bankalarının fonksiyonlarını ve bu kurumların klasik bankalarla farklılıklarını incelemek ve kârını etkileyen faktörleri irdelemektir. Araştırmayla ilişkili literatür tarandıktan sonra, dört katılım bankasına ait bağımsız denetimden geçmiş mali tablolar kullanılarak analiz yapılmıştır. Etkinlik ölçümü için Veri Zarflama Analizi yöntemi kullanılmıştır.Katılım bankaları faiz unsuruna kendi bünyelerinde yer vermeseler de; piyasada oluşan faiz oranları katılım bankalarının fonlarını yatıracakları alanları etkilemektedir. Ülkemizde 2010 yılı sonu itibariyle 4 banka, 607 şube, 12.677 personele ulaşan katılım bankaları, aktif toplamı açısından bankacılık sektörünün %4,3'lük kısmını oluşturmaktadır. Şube başına yaklaşık 21 personel ile sektörün üzerinde bir yoğunlukta istihdam sağlamaktadır. Bu nedenle personel ve şube ile ilgili analizler sektörün altında gerçekleşmektedir. Katılım bankalarının sermaye yeterlilik oranları sektörden düşük; likidite yeterlilik oranları, dağıtılan kâr payı oranları ve etkinlik dereceleri sektörden yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Faizsiz bankacılık yapması, fon toplama ve kullandırma yöntemlerinin farklı olması, mal ve paranın atıl bekletilmemesi katılım bankalarının bütün işleyişini, dolayısıyla kârlılıklarını etkilemektedir.Anahtar Kelimeler: Katılım bankası, İslam bankacılığı, faizsiz bankacılık, kârlılık, karşılaştırmalı analiz, verimlilik.
Yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların motivasyonu ve performansı üzerindeki etkileri: Kamu ve özel hastanelerinde bir uygulama
Teknolojik gelişmelerin hız kazandığı ve büyük rekabetin yaşandığı günümüzde, yöneticilerin işletmenin hedeflerine ulaşabilmesinde önemli rolleri vardır. Bunu sağlamak için yöneticilerin liderlik özelliklerine sahip kişiler olması ve çalışanların motivasyon ve performansına önem vermeleri gerekmektedir. Bu araştırmanın amacı, yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların motivasyonu ve performansı üzerinde etkisi olup olmadığını araştırmaktır.Tezde liderlik ile ilgili tanımlar, liderlik yaklaşımları, lider ve yönetici arasındaki farklar, klasik ve modern liderlik kuramları ele alınırken; motivasyonun tanımı ve önemi, motivasyon araçları ve teorileri, performansın tanımı ve önemi, performans yönetimi ve motivasyon ile olan ilişkisi ve çalışanlar açısından önemi irdelenmiştir. Uygulamada anket yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 40 kamu ve 26 özel olmak üzere toplam 66 hastanenin çalışanları oluşturmaktadır Örneklem grubu olarak, 7'si özel, 5'i kamu hastanesinden olmak üzere 340 kişi seçilmiştir. Çalışmada yer alan analizler için SPSS 19.0 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, yöneticilerin liderlik özelliklerinin çalışanların motivasyonunu ve performansını etkilediği görülmüştür. Yöneticilerin sergiledikleri liderlik özellikleri arttıkça çalışanların motivasyonun da arttığı görülmüştür. Yöneticilerin liderliği ile çalışanların performansı arasında aynı yönlü güçlü bir ilişkinin olduğu, çalışanların motivasyonundaki artış ile yüksek performans göstermeleri arasında bir ilişki olduğu hipotezi doğrulanmıştır. Hastanelerin kamu ya da özel hastane olması koşulunda liderliğin, çalışan motivasyonu ve performansında farklılık göstermediği görülmüştür. Tez çalışmasında ortaya konulan hipotezlerin doğruluğu ispatlanmıştır. Bulgular doğrultusunda, hastane yönetiminin liderlik eğitimi almaları önerilmektedir. Yöneticilerin, çalışanların eğitim düzeylerini dikkate alarak yaklaşım göstermeleri durumunda iletişim artacaktır. Çalışan ücretlerinde artış sağlandığı takdirde motivasyonda büyük ölçüde artış olacaktır ve performansın yükselmesi de sağlanacaktır.Anahtar Kelimeler: Liderlik, motivasyon, performans
Kamuyu aydınlatma ilkesi açısından kurumsal yönetimin önemi ve İMKB'nda bir uygulama
Kurumsal Yönetim 1980'lerden itibaren şirket yönetimi konusu içinde en çok tartışılır mevzulardan biri haline gelmiştir. Kurumsal yönetim kavramı yaklaşık 15-20 yıldan beri yaygın olarak kullanılmasına karşın, iş dünyasında göz önüne çıkması çok yeni bir olaydır. Kuşkusuz ki bunda Amerika Birleşik Devletleri tarihinin on iki en büyük iflasından yedisinin ?bunlar; Enron, Tyco ve Worldcom gibi şirketleri içermektedir- sadece 2002 yılında görülmesinin de rolü vardır (Monks ve Minow, 2004:1-7).Bunun yanı sıra dünyanın her tarafında meydana gelen şirket skandalları, `kurumsal yönetim' kavramını gerek iş dünyasının gerekse devletlerin gündemine oturtmuştur. Kurumsal yönetim, bütün dünyada uluslar arası teşkilatlarda tartışılmaya başlanmış, ülkeler, şirketler ve tüm kuruluşlar, kendileri için en doğru ve en iyi kurumsal yönetim biçimini aramaya başlamışlardır. Gerek akademik alanda, gerekse iş dünyasında birçok araştırmalar yapılmış, yayınlar çıkartılmıştır. Başta ABD ve Avrupa ülkeleri olmak üzere, hemen hemen 50 ülke kurumsal yönetim kodları, ilkeleri yayınlamışlardır.Günümüzde kurumsal yönetim konusundaki çalışmalar yoğun ve birbirine entegre bir şekilde devam etmektedir. Bu konuda Dünya Bankası , OECD öncü rol oynamaktadır. Ülkemizde de TÜSİAD tarafından bir çalışma yapılmış ve SPK tarafından `Kurumsal Yönetim İlkeleri' yayınlanmıştır. Kurumsal yönetimin olmazsa olmaz olmaz bu ilkeleri; adillik, sorumluluk, hesap verebilirlik ve şeffaflıktır.Bu çalışmada Türkiye'de uygulanan kurumsal yönetim kamuyu aydınlatma ilkesi açısından değerlendirilmiş; hisse senetleri İMKB'de işlem gören firmaların kamuyu aydınlatma ilkesini ne derecede anladıkları ve uygulama boyutunda nerede oldukları tespit edilmeye çalışılmıştır.
Suç gelirlerinin aklanması sürecinde bankacılık sisteminin rolü
Bu çalışmanın temel amacı; bankacılık sistemi yoluyla gerçekleştirilen aklama yöntemlerinin neler olabileceğini ortaya koymak, suçluların elde ettikleri suç gelirlerini bankaları kullanarak aklamasının önüne geçmek amacıyla bankaların almaları gereken önlemleri ele almak ve bu kapsamda Türk mevzuatında yer alan tedbirlerdeki eksiklikleri vurgulamaktır.Araştırmada kullanılan veriler çoğunlukla kütüphanedeki ve internetteki kaynaklardan, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Web Sitesinden ve Mali Eylem Görev Gücü (Financial Action Task Force(FATF))'nün web sitesinden temin edilmiştir.Anahtar Kelimeler: Suç geliri, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, MASAK, bankacılık sistemi, kimlik tespiti.
Bankalarda işe alım süreci: Kamu bankaları ve özel bankalarda bir uygulama
Bu çalışma genel olarak işe alım süreci ve bu sürecin nasıl uygulandığı konusunda bilgi vermektedir.Rekabetin arttığı ve teknolojik gelişmelerin hızlı bir şekilde yaşandığı günümüzde, işletmeler ayakta kalabilmek için değişim geçirmek zorundadırlar. Özellikle, çalışanlarla ilişkileri düzenleyen insan kaynakları yönetimi, üzerinde durulması gereken bir birim olmuştur.İnsan kaynakları yönetiminin ilk fonksiyonu olan işe alma, çalışanların sirkülasyonunu belirlediği için işletmelerin devamlılığını sağlayan fonksiyon olarak adlandırılabilir. Kuruma ve işe uygun insan kaynağına ulaşmak için seçme fonksiyonunun etkili bir şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir. Bunun için işe alım alanındaki tüm yenilikler ve gelişmeler yakından takip edilmelidir.Bu çalışmanın amacı, işe almanın tüm inceliklerini tartışmak, ayrıca bankacılık sektörünü ve bu sektördeki işe alma uygulamalarını anlatmak ve öneriler geliştirmektir.Çalışma birinci bölümünde insan kaynakları yönetiminin tanımı, amacı ve gelişimi konusu ele alınmış, ayrıca işe alımın insan kaynakları birimleri ile ilişkisi konularındaki kavramsal çerçeve oluşturulmuştur.İkinci bölümde işe alım sürecinin önemi, işe alım süreçleri ve işe alım süreçlerinin aşamaları konuları işlenmiştir.Üçüncü bölümde ise kamu ve özel bankalarda işe alım süreçleriyle ilgili uygulanan anket çalışmasına ve aralarındaki farklılıklara yer verilmiştir. Elde edilen bulgulara bağlı olarak kamu ve özel bankaların kendi işe alım süreçlerinde yapması gereken değişiklikler belirtilmiştir. Ayrıca aday personel için, iş başvuruları esnasında dikkat edilmesi gereken noktalar belirlenmiştir.
Kurumsal imaj yönetimi; Türkiye İş Kurumu örneği
Günümüzde imaj, hem kamu kurumları hem işletmeler için göz ardı edilemeyecek bir rekabet ölçütüdür. Kurumların varlıklarını sürdürebilmeleri ve hedef kitlelerince başarılı olarak değerlendirilmeleri, saygın ve iyi bir imaja sahip olmaları ile mümkün olmaktadır.Bu araştırmanın amacı, kurumsal kimlik ve kurumsal imajı etkileyen değişkenleri belirlemek ve kurumsal kimlik öğeleri ile kurumsal imaj arasındaki ilişkiyi incelemektir.Bu amaçla, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Isparta İl Müdürlüğü'ne başvuran iş arayanların, kurumsal kimlik öğeleri değerlendirmeleri ve kurumsal imaj algıları ölçülmüştür. Anket yöntemi kullanılan araştırmada kullanılabilir anket sayısı 400'dür.Araştırma sonucunda kurumsal kimlik öğelerinin değerlendirmesinde; cinsiyet, eğitim düzeyi ve medeni duruma göre anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Algılanan kurum imajı değerlendirmesinde; yaş, cinsiyet ve kuruma gelme sayısına göre anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.Algılanan kurum imajı ile kurumsal görünüm arasında negatif yönlü; kurumsal iletişim öğeleri arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişkinin varlığı tespit edilmiştir.Kurumun saygın ve iyi imajı ile kurumsal görünüm arasında negatif yönlü; kurumsal iletişim öğeleri arasında ise pozitif yönlü anlamlı ilişki saptanmıştır.İŞKUR'un kurumsal kimlik öğelerinin, imajına yansıyan sonuçları değerlendirildiğinde kurumsal iletişim öğesinde daha başarılı olduğu görülmüştür. İŞKUR'un imajı, kurumsal iletişim öğesinin ?iletişim kolaylığı, teknolojinin kullanımı, bilgilendirme, hızlı ve kolay erişim? unsurlarından olumlu etkilenmektedir.Kurumların, hedef kitlelerinin özelliklerini çok iyi tanıyarak, bu hedef kitlelerce kimlik öğelerinin nasıl değerlendirildiğini bilmesi imajlarını doğru bir şekilde yönetmelerini sağlayacaktır.Anahtar kelimeler: İmaj, Kurumsal İmaj, Kurumsal Kimlik, Kurumsal Görünüm, Kurumsal İletişim, Kurumsal Davranış, Türkiye İş Kurumu, İŞKUR.
Türkiye'de tarımsal kalkınma kooperatifleri: Şanlıurfa ili örneği
Bu çalışmada Şanlıurfa ilindeki Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri üyelerinin kooperatifle olan ilişkileri, kooperatiflerin sağladığı eğitim faaliyetleri, üyelerin karşılaştığı sorunlar ve üyelere ait demografik bilgiler analiz edilmiştir. Veriler anket yöntemiyle birebir görüşme yapılarak elde edilmiştir. Analizler frekans tabloları, belirleyici istatistikler, korelasyon katsayıları, t ve F testleri yapılarak gerçekleştirilmiştir.Yapılan analizler sonucunda; Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyelerinin çoğunlukla üyelikten memnun oldukları ve kooperatif aracılığı ile yapılan faaliyetlere düzenli olarak katıldıkları görülmüştür. Anılan TKK dışındaki tarımsal amaçlı kooperatif veya birliklere üye olanların sayısı azımsanmayacak durumdadır. TKK'nin üyelerin girdi temini, üretim, işleme, pazarlama vb konularda yardımcı olduğu ve bunun doğal bir sonucu olarak da üyelerin bir çoğunun gelirinde üyelik öncesi yıllara oranla artış olduğu tespit edilmiştir.Üyelerin karşılaştığı sorunların başında ürün depolama ve pazarlamada güçlükler gelmektedir. Buna ilaveten TKK'nin eğitim faaliyetlerini artırması gereği ortaya çıkmıştır.
Ankara İli Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliğinin hizmetlerinin değerlendirilmesi
Damızlık Birliklerinin asli görevleri Birlik Ana Sözleşmesinde de belirtildiği gibi; Hayvan Islahı yapmak ve üyelerinin işletmelerine her türlü hizmeti götürmektir. Bunlara ek olarak Tarım Bakanlığı tarafından verilen yetkilere istinaden, üyelerinin devlet desteklerini hazırlamak ve üreticisine dağıtılmasını sağlamaktır. Buna bağlı olarak; bu çalışmada Ankara Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliğinin bu asli görevlerini üyelerine ne derecede etkili bir şekilde sağlayabildiği incelemektir.Araştırma ankete dayanan verilerle yürütülmüştür. Ankara İli Damızlık Süt Sığırı Birliğinin kayıtlarından elde edilen verilerin yanı sıra görüşme tekniği de kullanılmıştır. Araştırmada incelenecek üyeler; Ankara Damızlık Süt Sığırı Yetiştiricileri Birliğine üye işletmeler arasından 83 üye işletme incelenmiştir.Ankara Birlik kurulduğu günden bu yana hayvan kimliklendirme ve hayvan ıslahında alt yapılarını oluşturarak ciddi mesafeler kaydettiği görülmektedir. Birlik bünyesinde çalıştırdığı teknik kadrolarla yetiştiricinin hizmetlerinde kaliteyi artırmış ve özel kayıt sistemleri kurarak kimliklendirme de ve verim kayıtlarında doğrulukları artırmaya başladığı gözlenmektedir. Birliğin, yapmayı planladığı teknik, eğitim v.b projelerle daha da ilerisini hedeflediği gözlenmektedir. Birlik üreticinin üretmiş olduğu ürünlerin değer fiyatı üzerinden toplu olarak pazarlanmasını sağlamakta ve işletme girdilerini de minimize edecek çalışmalar gerçekleştirdiği görülmektedir.Yetiştiricilerle yapılan görüşmelerde birliğin yetiştiricilerine sunduğu suni tohumlama ve veterinerlik hizmeti, damızlık satış, soy kütüğü kaydı, girdi temini, seminer ve toplantı ve hayvan besleme ve danışmanlık hizmetleri v.b. yetiştiricilerin genel olarak memnun oldukları ve birliğin bu konudaki çalışmalarından tatmin oldukları gözlenmektedir. Yetiştiriciler süt fiyatlarının düşük olmasından, destekleme miktarları konusunda ve daha düşük faizli kredi sağlanması konusunda sıkıntıları bulunmakla birlikte hayvancılık piyasasının durgun olmasından kaynaklanan damızlık satışlarının değerinin altında olması nedeni ile Ankara Birlik'ten daha fazla beklenti içerisine girdikleri gözlenmektedir.Birliğin gelişmesi ve güçlenmesi ile, üye yetiştiricilerin ve ülke hayvancılığının daha güçlenmesine ve sorunlarının çözümüne kavuşmasını sağlayacaktır.
Türkiye'de faaliyet gösteren çok uluslu işletmelerde personel ve yönetici kaynakları ile yöneticilerin eğitimine yönelik bir araştırma (Ankara örneği)
Bu araştırmanın amacı, çok uluslu işletmelerin çalışanlarını hangi kaynaktan sağladığını, bu tercih edilen kaynağa göre gerek yöneticilerin gerekse işgörenlerin başarı durumlarının etkilenip etkilenmediği ve aynı zamanda yöneticilerin eğitiminin işletmenin başarıları üzerindeki etkilerinin tespiti amaçlanmıştır.Türkiye'de faaliyet gösteren çok uluslu işletmelerde personel ve yönetici kaynaklarını inceleyerek seçimlerde hangisinin daha çok kullanıldığını tespit için yapılan bu araştırmada, model olarak tarama modeli kullanılmıştır.Bu kapsamda, araştırmanın evreni Ankara ilinde faaliyet gösteren çok uluslu işletmelerde çalışan personel ve yöneticilerdir. Araştırmanın örneklemini ise, bu işlemelerde çalışan ve random yöntemi ile seçilen 121 personel ve yönetici oluşturmaktadır.Araştırmanın amacını gerçekleştirmek için araştırmacı tarafından ölçme aracı olarak bir anket hazırlamıştır. Bunun için öncelikli olarak gerekli literatür taraması yapılmıştır. Daha sonra araştırmanın amacına uygun olarak taslak bir anket geliştirilmiştir. Bu veri toplama aracını oluşturan sorulardan toplam puan elde edilmeyeceğinden ve buna yönelik bir çalışma olmadığında anket hazırlama süreci, uzman görüşleri alınarak sürdürülmüştür. Hazırlanan anket soruları ölçme değerlendirme bilim dalından üç ve alan uzmanlarından da dört akademisyene sorulmuş; gelen öneriler doğrultusunda gerekli düzeltmeler yapılarak uygulamaya hazır hale getirilmiştir. Türkiye'de faaliyet gösteren çok uluslu işletmelerde personel ve yönetici kaynaklarını inceleyerek seçimlerde hangi modelin daha çok kullanıldığını tespit amacıyla hazırlanan maddelere yer verilmiştir. Bu maddelerin karşısına katılımcı görüşlerinin derecesinin tespiti için ?Hiçbir Zaman?, ?Nadiren?, ?Bazen?, ?Sıklıkla? ve ?Her Zaman? olmak üzere beşli dereceleme yapılmıştır.Çok uluslu işletmelerde çalışan katılımcıların görüşlerinden elde edilen veriler analiz edilmek için SPSS 15.0 (Statistical Package For Social Sciences) paket programına girilmiş ve araştırma verileri bu program aracılığı ile çözümlenmiştir. Türkiye'de faaliyet gösteren çok uluslu işletmelerde personel ve yönetici kaynaklarını inceleyerek seçimlerde hangi modelin daha çok kullanıldığına ilişkin araştırmaya katılan katılımcıların görüşlerinin değerlendirilmesinde frekans (f), yüzde (%), aritmetik ortalama ( ) ve standart sapma (S) değerleri belirlenerek bulgular kısmı oluşturulmuştur.Bulgular, çok uluslu işletmelerin personel seçim yaklaşımların da ana ülke eğilimli işletmeler olduklarını ortaya koymuştur. Yani Ankara ilinde faaliyetlerini sürdüren çok uluslu işletmeler personel ve yönetici kaynaklarını kendi ülkelerinden seçmektedirler. İşletmeler, ev sahibi ülkelerden bu anlamda yararlanmamaktadırlar.Araştırma sonuçlarına bakıldığında katılımcılar ana ülkeden gerek işgören gerek yönetici olarak seçilen personelin daha başarılı oldukları görülmüştür.Eğitim konusunda işletmelerin gereken özeni gösterdikleri, uluslar arası göreve atanan bir personeli alan çalışma programları, kültür uyarlamaları, dil eğitimi, duyarlılık eğitimi ve yer deneyimi gibi eğitim süreçlerinden geçirdikleri tespit edilen ayrı bir konudur.
Ödeme sistemlerinde kredi kartının yeri ve üniversite öğrencilerinin kredi kartı kullanım davranışları üzerine bir araştırma
Üniversite öğrencilerinin kredi kartı kullanım alıskanlıklarını arastıran buçalısma; üç bölümde ele alınmıstır.?lk bölümde üniversite öğrencilerinin sahip olduğu kredi kartlarının, onlarıntüketim davranıslarına, para idaresi ve tutumlarına etkisi gibi arastırmanın amacı olankonularla, arastırmanın kapsam ve sınırlılıkları belirlenmistir.?kinci bölümde kredi kartı hem nihai bir ürün hem de tüketime aracılık eden birödeme aracı olarak düsünülmüs ve iki bölümde ele alınmıstır. Öncelikle tüketim, istek,arzu, tüketici, tüketici davranısları ve tüketici davranıslarını etkileyen etmenler üzerindedurulmus daha sonra ödeme sistemleri ve ödeme araçları üzerinde durularak, kredikartının dünyada ve Türkiye'deki kullanımı incelenmistir. Son olarak kredi kartınınolumlu, olumsuz ve hukuksal boyutları üzerinde; isyeri, kullanıcı ve banka açısındandurularak ikinci bölüm bitirilmistir.Üçüncü bölümde ise arastırma amaçlarına ulasmak için ?stanbul, ?zmir, Ankarasehirlerinde devlet ve vakıf üniversitelerinde okuyan 685 öğrenciye uygulanan sahaarastırması incelenmistir. Buna göre anketi cevaplayan öğrencilerden elde edilenbulgular söyledir;Anketi cevaplayan öğrencilerin %56,05'i kadın, %43,95'i erkektir. Yine anketicevaplayan öğrencilerinin %92,6'sı kredi kartı kullanırken, %7,4'ü kredi kartıkullanmamaktadır.Anketi cevaplayan öğrencilerden kredi kartı kullanmayan öğrencilerin %53'ükredi kartının satın almada sağladığı kolaylığın asırı tüketime yönelttiği içinkullanmazken, %23,5'i gelecekteki gelirini simdiden kullanılmasına yol açtığı içinkullanmamaktadır.Anketi cevaplayan üniversite öğrencilerinin %53,4'ü dönem borçlarını sonödeme tarihinde ve tamamını öderken, %21'i son ödeme tarihi itibariyle asgari ödemevtutarını ödeyebilmekte, %12,9'u son ödeme tarihinde bir kısmını kalanını ise sonraödemekte ve %2,7'isi son ödeme tarihi itibariyle asgari ödeme tutarını bileödeyememektedir.Anketi cevaplayan bayan üniversite öğrencilerinin, erkek üniversiteöğrencilerine göre kredi kartı kullanımından daha memnun oldukları tespit edilmistir.Yapılan bu çalısma ile üniversite öğrencilerinin kredi kartı kullanım davranıslarıve harcama durumları tespit edilmistir.
Türkiye'de gayrimenkul değerleme yöntemleri, değerlemede eğitim süreci ve Türkiye uygulamaları (Ankara örneği)
Bu araştırmanın amacı gayrimenkul değerleme yöntemleri ile ilgili kaynak oluşturmak, değerlemede eğitim sürecini incelemek ve Türkiye'de Ankara ilindeki lisanslı değerleme şirketleri tarafından yapılmış olan gayrimenkul değerlemelerini incelemektir.Araştırmada Ankara ilinde var olan lisanslı (Sermaye Piyasası Kurulu tarafından lisans almış) değerleme şirketlerinden veriler yüz yüze görüşerek, elektronik posta aracılığıyla elde edilmiş olup analiz edilmiştir.Bulgular, gayrimenkul değerlemesinin ekonomik faaliyete konu olan kiralama, alım-satım, trampa, irtifak hakkı tesis edilmesi, tapuda ayni ve sınırlı hak tesis edilmesi, taşınmazları kısmen veya tamamen kamulaştırılması, devletleştirilmesi gibi hemen hemen tüm işlemler ile taşınmaz mallardan vergi alınabilmesi taşınmazların değerinin bilinmesinde çok büyük önem taşıdığını ve bunun uzmanlarca yapılması gerektiğini ortaya koymuştur. Bununla birlikte Türkiye de gayrimenkul değerleme alanında değerleme uzmanı olacak kişilerin eğitim sürecine yeterli önem verilmediği saptanmıştır. Değerleme yöntemi olarak en fazla emsal karşılaştırma yönteminin kullanıldığı belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Gayrimenkul, değer, değerleme uzmanı.
Türkiye'nin komşu ülkeleri ile olan dış ticareti ve geliştirilmesinde eğitimin rolü
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'nin komşu ülkeleri ile yaptığı ticaretin toplam ticareti içindeki payı, gelişmiş ülkelerin kendi komşuları ile yaptığı ticaretin toplam ticaretleri içindeki payına nazaran daha düşük seviyelerde olduğunu vurgulamak, çözüm önerileri getirmeye ve eğitimin bu anlamda rolünü irdelemeye çalışmaktır.Araştırmada, komşu ülkeler kavramı ile Türkiye ile doğrudan kara veya yakın deniz bağlantısı yoluyla ortak sınıra sahip ülkeler ifade edilmektedir. Araştırma kapsamına alınan komşu ülkeler Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Irak, İran, Romanya, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Suriye ve Yunanistan'dır. Ermenistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ticari ilişkilerin azlığı ve verilere ulaşılamaması nedeniyle kapsam dışında tutulmuştur.Araştırmada, Türkiye'nin komşu ülkelerle olan ticaretinin 2007 ve 2008 yılarındaki durumu ve dış ticaret eğitimi uygulamaları değerlendirilmiştir. Söz konusu çalışma teorik bir çalışma olup elde edilen bulgu ve yorumlar, literatür çalışması ve sayısal verilerin güvenilirliği ile sınırlıdır.Elde edilen bulgular, Türkiye'nin komşuları ile olan ticaretinin geçmiş yıllara nazaran gelişme kaydettiğini ancak, Avrupa Birliği ülkelerine yapılan ticaret ile karşılaştırıldığında yetersiz olduğunu ve komşularla ticaretin geliştirilmesine yönelik yeterli eğitim faaliyetlerinin bulunmadığını göstermektedir.Anahtar Kelimeler: Komşu Ülkelere İhracat, Komşu Ülkelerden İthalat, Dış Ticaret Eğitimi
Yüksek öğretimde web tabanlı eğitim uygulamaları ve işletme eğitimi alanına yönelik bir uygulama çalışması
Internet'in yaygın kullanımı ve hızlı gelişimine paralel olarak uzaktan eğitim uygulamalarında da hızlı bir şekilde internet ortamına geçildiği görülmektedir. Uzmanlar, uzaktan eğitimi, özellikle geleneksel eğitim yoluyla aşılamayan sorunlara bir çözüm alternatifi olarak görmeye başlamışlardır.Asenkron uzaktan eğitim yöntemi, daha düşük maliyet, kolay yayımlanabilir ve kolay ulaşılabilir olması bakımından, daha çok tercih edilmektedir. Internet üzerinden asenkron uzaktan eğitim de çoğunlukla web tabanlı uzaktan eğitim biçiminde oluşturulmaktadır. Web tasarım araçları günden güne gelişmekte ve tasarımcıların kolayca kullanabileceği duruma gelmektedir. Fakat, web tabanlı uzaktan eğitim şeklinde verilecek dersin içeriğinin tasarlanmasında çok önemli ve vazgeçilmez bir yer tutan eğitsel yön ayrı bir uzmanlık konusudurBu çalışmada, öncelikle uzaktan eğitim ile ilgili gerekli kavramsal çerçeve ele alınmış, Dünyada ve Türkiye'deki uzaktan eğitim çalışmaları incelenmiştir. Proje kapsamında, yükseköğretim kurumlarında, işletme branşına yönelik eğitim veren fakülte ya da bölümlerde okutulan ?Ekonomi? dersinin uygulaması, web tabanlı olarak tasarlanmış, söz konusu dersi hazırlamada gerekli altyapının neler olması gerektiği, tasarımda dikkat edilmesi gereken unsurlar ele alınmıştır.Anahtar Kelimeler; Eğitim, Uzaktan Eğitim, İşletme Eğitimi
Uluslar arası bankacılıkta ödeme yöntemlerinden akreditif ve akreditifte karşılaşılan sorunlar ile çözüm önerileri
Uluslar arası bankacılıkta en fazla kullanılan ödeme yöntemi akreditifli ödeme yöntemidir. Akreditifli ödeme yönteminin diğer ödeme yöntemlerine göre tercih edilmesinin en önemli nedeni sözleşme hükmü içermesi ve banka aracılığı ile ithalatçı ve ihracatçının hak ve sorumluluklarını aynı anda yerine getirmesine olanak sağlayan riskleri de eşit ölçüde dağıtan bir ödeme yöntemi olmasıdır.Akreditifli ödeme de karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri başlıklı çalışmanın amacı, akreditifi çeşitli yönleri ile ortaya koymak ve ihracatçı ile ithalatçının bu ödeme yöntemini kullanırken karşılaştıkları sorunları tespit etmek ve bu sorunlara yönelik çözüm önerilerini değerlendirmektir.Araştırmanın uygulama kısmında, ihracat sektöründe faaliyet gösteren çeşitli firmaların departmanlarıyla, uzman kişilerle anket yapılmıştır. Anket 95 ihracat firması ile gerçekleştirilmiştir.Çalışmanın son kısmında veriler toplanıp, değerlendirilmiştir. Akreditifli ödeme işlemlerinde ihracatçı firmaların karşılaştıkları sorunlar tespit edilip bu sorunlar üzerine yapılan öneriler incelenmiştir.Anahtar Kelimeler: Uluslararası bankacılık, akreditif, Uluslar arası bankacılıkta ödeme şekilleri, akreditifli işlemler
Marka bağlılığının tüketici satın alma kararındaki etkisi: Ankara bölgesi cep telefonu kullanıcıları üzerine bir araştırma
Teknolojinin büyük bir hızla gelişmesine paralel olarak yepyeni modellerin piyasaya sunulması ile birlikte tüketiciler kullandıkları cep telefonlarını sıklıkla değiştirme eğilimi göstermektedirler.Cep telefonu pazarında faaliyette bulunan firmaların, tüketicilerin kullandıkları cep telefonlarını sıklıkla değiştirme eğilimlerini görmezden gelmemeleri gerekir. Rekabette avantaj sağlamanın ve pazarda iyi bir konumda bulunmanın yolu da yeni müşteriler elde edebilmenin yanı sıra mevcut müşterilerini kendi markalarına bağlı müşteriler haline getirebilmektir.Bu çalışmadaki amaç, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırlarında yaşayan cep telefonu kullanıcılarının hangi cep telefonu markalarını tercih ettiklerinin, kullandıkları bu markalara bağlı olup olmamalarının belirlenmesi ve bu durumun nedenlerinin araştırılmasıdır.Anahtar Kelimeler: Marka, Marka Bağlılığı, Tüketici Satın Alma Karar Süreci
Güvenlik endişesinin internet bankacılığı kullanımına etkisi ve vakıfbank müşterilerine yönelik bir araştırma
Teknolojideki gelişmelere paralel olarak bankacılık sektöründeki ürünler sürekli artmaktadır. Çekler, plastik kartlar, chipli kredi kartları, elektronik bankacılığa geçişle birlikte internet bankacılığı, gelişen teknolojinin bir sonucudur.1998 yılında Türkiye İş Bankası tarafından kullanıma sunulmuş internet bankacılığı, Garanti Bankası ve diğer bankaların takibiyle ülkemizde uygulanmaya başlanmıştır. Rutin bankacılık işlemlerini büyük ölçüde kolaylaştıran internet bankacılığı sayesinde müşteriler, mevduat işlemleri, yatırım hesabı işlemleri, para transferleri, vergi ve fatura ödemeleri gibi birçok işlemi zahmetsizce yapabilmektedirler.İnternet bankacılığının müşterilere sağladığı kolaylıklar dışında, bankalara da şube sayısını azaltmasına olanak vererek maliyetleri düşürücü bir kolaylık sağlamaktadır. Fakat bu avantajlarına karşı güvenlik gibi çok önemli bir riski de beraberinde getirmektedir. İnternet bankacılığı dolandırıcılığında en çok kullanılan metotlar arasında phishing, e-mail, keylogger ve screenlogger yöntemleri bulunmaktadır. Dolandırıcılar, bu yöntemleri kullanarak, müşterilerin hesap numara ve şifrelerini bularak, bu hesaplar üzerinde işlem yapabilmektedirler. Bankalar ise bu gibi durumlara karşı güvenlik önlemlerini artırma yolunda her geçen gün yeni çözüm yolları bulmaktadırlar.Bu çalışmanın konusu, müşterilerin duyduğu güvenlik endişesinin internet bankacılığı kullanımına etkisini araştırmaktır. Öncelikli olarak internet, elektronik bankacılık, internet bankacılığı ve güvenlik konusu açıklanmış son bölümde ise konu ile ilgili bir anket çalışması yapılarak elde edilen verilerin yorumlanmasına çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, internet bankacılığı kullanım oranının, yaş, eğitim düzeyi ve gelir düzeyine bağlı olarak değişiklik gösterdiği saptanmıştır. Fakat internet bankacılığı ile ilgili yaşanan dolandırıcılık, sahtecilik vb gibi olayların internet bankacılığı kullanımına olumsuz bir etki yaratmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
İlköğretim çağındaki öğrencilerin tüketim davranışları ve tüketicilik bilinci
Ülkemiz gibi genç nüfus oranının yüksek olduğu toplumlarda genç tüketiciler oldukça önemlidir. Üreticiler tarafından gençler önemli bir pazar bölümü olarak görülmektedir. Bu önemli payı oluşturan talebin tüketim davranışının analizi, satın alma sürecinin ve etkenlerinin ne olduğunun tespit edilmesi ayrıca ele alınması gereken bir konu olmaktadır. Çocuklar tüketicilikle ilgili bilgilerini formal ve informal yollardan edinmektedirler. Çocuğun formal ve informal yollardan tüketicilikle ilgili edindiği bilgiler tüketim davranışlarına olumlu veya olumsuz etkide bulunacaktır. Gelişme çağında olan öğrenciler formal ve informal yollardan tüketicilikle ilgili bilgileri doğru bir şekilde öğrenir ve uygularsa bu ülkemiz adına ekonomik ve toplumsal gelişmelere yol açacaktır. Bugün kendi başlarına düşük düzeyde alışveriş yapan öğrenciler, gelecekte büyük oranda bireysel tüketim yapacaklardır. Bugünden tüketicilik bilinçlerini ölçebilirsek alacağımız tedbirlerle daha bilinçli tüketiciler yetiştirebiliriz.Bu çalışmadaki amaç, ilköğretim çağındaki öğrencilerin tüketicilik bilinç düzeylerinin belirlenmesidir. Bu nedenle öğrencilerin nasıl satın alma davranışlarında bulundukları araştırılmıştır.Konu ile ilgili saha araştırmasında, örnekleme planı çerçevesinde 500 ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencisine `İlköğretim çağındaki öğrencilerin tüketim davranışları ve tüketicilik bilinç düzeyinin' ortaya konmasına yönelik olarak anket uygulaması yapılmıştır. Anket verilerine ? Güvenilirlik?, ?Faktör? ve ? Varyans? analizleri uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 15.0 programı kullanılmıştır.Yüksek sosyo-ekonomik düzeyi temsil ettiği varsayılan kolej eğitimi veren Gazi Üniversitesi Vakfı Özel İlköğretim Okulu ve düşük sosyo-ekonomik düzeyi temsil ettiği varsayılan Devlet okulu Özdemir Gürocak İlköğretim Okullarındaki 6., 7. ve 8. sınıflara devam eden öğrencilerin tüketicilik bilinç düzeyleri arasında farklılık aranmıştır. Sonuç olarak farklı sosyo-ekonomik özellikleri itibariyle öğrencilerin tüketicilik bilinç düzeylerinin farklılık göstermediği ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Tüketici, Tüketici Satın Alma Karar Süreci, Tüketici Bilinci ve Bilinçli Tüketici.
Marka stratejisi kararları ve marka stratejilerinin marka değeri itibariyle farklılığı: Ankara ili örneği
Bu çalışmanın amacı, marka stratejisi kararını koşullara uygun şekilde belirleyen işletmenin, marka değeri ile ilgili avantajlarını ortaya koymaktır. Rekabet sahasında işletmeler için marka imajı büyük önem taşımaktadır. Bu sebeple işletmelerin en önemli amaçlarından biri ekonomik faydayı doğru şekilde hedeflemiş marka stratejisi belirlemek ve uygulayabilmektir.Çalışmanın birinci bölümünü marka ile ilgili kavramlar, marka değeri ve marka stratejilerinin incelendiği kavramsal çerçeve oluşturmaktadır.İkinci bölümde uygulamanın yapıldığı süt ürünleri sektörü hakkında genel bilgi yer almaktadır.Üçüncü bölümde ise Ankara ili ölçeğinde süt ürünleri üretip satan işletmelerin marka stratejisi kararlarının incelendiği bir uygulama verilmektedir.Araştırmanın sonunda ise elde edilen bulgulara bağlı olarak araştırmacı tarafından ortaya konulan önerilerin bulunduğu sonuçlar ve öneriler kısmına yer verilmiştir.
Kobilerin internet bankacılığı kullanımını etkileyen faktörler (Ankara Ostim organize sanayi bölgesinde bir uygulama)
Araştırmanın amacı, 1990'lı yıllarda Bankacılık sektörüne damgasını vuran elektronik bankacılığı değerlendirmek, gelişimini etkileyen faktörleri tespit etmek ve KOBİ'lerin bu hizmetten yararlanma durumlarını nedenleriyle birlikte ortaya koymaktır.
Türkiye'de tarımsal üretici örgütlenmesi ve yapısal sorunlar
Bu çalışma ile Ülkemizdeki tarımsal üretici örgütlerinin mevcut yapısını ortaya koymak ve tarımsal üretici işletmelerinin sorunlarını tespit ederek çözüm önerilerinde bulunmak olacaktır. Bunun yanında bu işletmelerin hangi yasal düzenlemelerle kuruldukları, kuruluşlarındaki amaçlarının neler olduğu ve bu kuruluşların birbirleriyle olan ortak ve ayrılan yönlerinin neler olduğunun tespit edilmesine yönelik bir çalışma gerçekleştirilmiştir.
Türkiye'de bankaların vergi gelirlerine katkılarının değerlendirilmesi
Bu çalışmada bankaların vergi gelirlerine sağladığı katkılar incelenmiştir. Genel itibariyle tüm ticari işletmelerin temel mali sorumluluğu vergi mükellefiyeti ve vergi sorumluluğu ile sınırlıdır. Ancak bankaların para akımının merkezinde olması ve teknolojiyi son derece iyi kullanmaları ekonomik sistem içerisinde olduğu kadar mali sistem içerisinde de onları önemli hale getirmiştir. Bankacılık işlemlerinin en önemli özelliği işlemlerin kayıt altına alınmasıdır. Bu durum bankaları vergi gelirlerinin takip ve tahsil edilmesinde önemli bir araç haline getirmiştir. Ayrıca vergi politikasının belirlenmesinde bankacılık sisteminin kullanılması gereğini arttırmıştır.Sonuç olarak, Gelir İdaresinin bankacılık sektörünü daha etkin ve çok yönlü olarak kullanabilmesi için projeler üretmesi vergi yönetimi ve vergi tahsilatı açısından Gelir İdaresinin performansını olumlu etkileyecektir. Ayrıca bankacılık sisteminin kullanılması vergi denetimi, vergi toplama maliyeti ve vergisel etkinlik açısından avantaj sağlayacaktır.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nda çalışanlara verilen hizmet içi eğitimler üzerine bir araştırma
Bu araştırmanın amacı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası çalışanlarının hizmet içi eğitim programlarından elde ettikleri memnuniyet düzeyini ortaya koymak ve katılımcıların eğitim programlarına ilişkin görüşlerini tespit etmektir. Araştırma modeli betimsel olup, mevcut durumu ortaya koymak üzere bir anket çalışması hazırlanmıştır.Araştırmanın evreni TCMB İdare Merkezi Birimleri ve şubelerdir. Araştırmada örneklem hacmi %95 güvenirlik seviyesinde 185 olarak bulunmuştur. Elde edilen veriler SPSS 16.0 programına aktarılarak istatistiki analize tabi tutulmuştur.Araştırma bulguları hizmet içi eğitim alan çalışanların motivasyonlarının ve kendilerine güvenlerinin arttığını, kariyerlerinin ve iş yaşamlarının olumlu yönde etkileneceğine inandıklarını, buna karşın yükselme şanslarının artacağını düşünmediklerini, eğitim programlarının sayıca yetersiz olduğunu, eğitim için başka bir şehre gitmekten rahatsız olmadıklarını, memnuniyet düzeyinin unvana, birime ve öğrenim düzeyine göre değiştiğini göstermektedir.Bu bulgular ışığında hizmet içi eğitim programlarına katılımın doğru zamanda sağlanması ve katılım sıklığının artırılması, bazı eğitim programlarının değişik yerlerde düzenlenmesi, her bir unvan grubu ve birim için zorunlu olan eğitim programlarının saptanması önem arz etmektedir. Bunun yanında eğitim programları hazırlanırken öğrenim düzeyinin göz önünde bulundurulması, ihtiyaç duyulan alanlarda uzaktan eğitim programlarının yaygınlaştırılması, eğitim programlarının sayıca çoğaltılması eğitim faaliyetlerinin verimliliğini artıracak unsurlar olarak öne çıkmaktadır.
Vakıf üniversitelerinde akademik personelin performans değerlendirmelerinin eğitim kalitesine katkısı
Bu araştırmanın amacı, vakıf üniversitelerinde akademik personele uygulanan performans değerlendirme sistemlerinin, bu üniversitelerdeki eğitimin kalitesine etkisini ortaya çıkarmaktır.Bu araştırmanın modeli, genel olarak bakıldığında ?betimleme?, veri kaynağı ve veri toplama aracı bakımından incelendiğinde ise ?survey? yöntemidir. Araştırmada birincil veri toplama aracı olarak anket çalışması uygulanmıştır. Ayrıca, literatürde yer alan performans değerlendirme sistemleri incelenerek elde edilen veriler birinci veri toplama aracı olan anketin geliştirilmesine yardımcı olmuştur.Bu araştırmanın kapsamı Türkiye'de Yüksek Öğretim Kurumu'na bağlı olarak faaliyette bulunan vakıf üniversiteleridir. Araştırmaya veri toplamak amacıyla hazırlanan anketler, söz konusu üniversitelere uygulanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde yüzdesel frekans dağılımları tekniği kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre; akademik personelin performansının değerlendirilmesinde, ders verme başarısı, akademik yayın sayısı, bölüm ve üniversiteye yapılan hizmet ve öğrenci not ortalamaları kriterlerinin kullanıldığı belirlenmiştir. Bu kriterler derinlemesine incelendiğinde, akademik personelin ders vermedeki başarısı, öğrenci not ortalamaları ve akademik yayın sayısının performans değerleme kriteri olarak kullanılmasının eğitimin kalitesine etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.
Toplam kalite yönetiminin eğitim kurumlarında uygulanması ve karşılaşılan sorunlar
Dünyadaki hızlı teknolojik gelişme ve bilgi ağı içinde bulunma gerekliliği; üründe, hizmette ve insan gücünde rekabeti artırmış ve bu rekabet kalite devrimini doğurmuştur. Bu durum örgütlere yönetim yapılarını değiştirme zorunluluğu getirmiştir. Eğitim örgütleri de değişen çevreye uyum sağlamak ve etkili olabilmek için çeşitli önlemler almak zorundadırlar.Kalite; değişim, gelişim, reform, iyileşme, yeniden yapılanma anlamlarında kullanılmaktadır. Kalite üstünlüğünü yakalamada etkili bir yöntem olan Toplam Kalite Yönetimi günümüzün yönetim tarzıdır.Bu araştırmada, Eğitim Sektöründe Toplam Kalite Yönetimi uygulamalarında karşılaşılan engellerin tespit edilmesi amaçlanmıştır.Araştırmanın evrenini İstanbul ilinde yer alan Anadolu Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Teknik Lise ve Genel Liseler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise Anadolu Yakası sınırları içerisinde yer alan Anadolu Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Teknik Lise ve Genel Liselerde okuyan 917 öğrenci, 206 öğretmen ve 48 idareci oluşturmaktadır.Veri analizlerinde frekans, ortalama, yüzde ve standart sapma kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, dünyada hizmet üretim sürecinin gelişmesinde önemli bir katkıya sahip olan TKY'nin, Milli Eğitimimizde beklenen verimi gerçekleştirememesinin nedeni olarak; Milli Eğitimin gerek idari ve gerekse mesleki yönden TKY'yi benimseyememiş olmaları, gerekli hizmet içi eğitimlerin verimli yapılamamış olması, idareciler tarafından kurum kültürünün oluşturulamamış olduğu sonucuna varılmıştır.Okullarda Toplam Kalite Yönetimine geçmek için temel şartlardan biri de kurum olarak ortak kültürün oluşturulup, yaşatılmasıdır. Bunları sağlayacak olanlar tüm paydaşların katılımı ile okul yöneticileri ve öğretmenlerdir.
Hedef maliyetleme sisteminde bütçe yaklaşımı, yöneticilerin eğitimi ve bir işletmede uygulama
Dünyada teknoloji ve otomasyonun hızla geliştiği ve küreselleşmenin kaçınılmaz sonuçları sebebiyle hızla yayıldığı, günümüzün rekabetçi piyasa ortamında; işletmelerin karlılık hesaplarını tutturabilmeleri için maliyetleme planlarını çeşitli teknikler kullanarak yapma zorunlulukları ortaya çıkmıştır.Çalışmada, 1970'lerin başlarında Japonya'daki işletmelerin ilk olarak kullanmaya başladıkları ve daha sonra Amerika ve Avrupa'daki şirketlerin de benimsediği hedef maliyetleme sisteminin, işletmelerin bölüm bütçelerine uygulanması teknik olarak anlatılmış ve örnek uygulama ile pratiğe dökülerek uygulanabilirliği incelenmiştir.Çalışmanın birinci bölümünde; araştırmanın amacı, önemi, kapsam ve sınırlılıklar ile çeşitli tanımlar üzerinde durulmuş, ikinci bölümünde; hedef maliyetleme sisteminin gelişimi ve uygulanması hakkında bilgiler verilmiş, üçüncü bölümünde; işletmelerin genel ve bölüm bütçeleri, maliyet yönetim muhasebesindeki gelişmelerin işletme bütçeleri üzerindeki etkileri anlatılmış ve son olarak dördüncü bölümde; Bursa ilinde tekstil alanında faaliyet gösteren, iş eldivenleri ve önlükleri üretimi yapan bir işletmede hedef maliyetleme sisteminde bütçe yaklaşımına ilişkin mevcut uygulama ile sistemin uygulanabilirliği incelenmiştir.
Basel II kriterleri ve bankacılık sektöründe Basel II eğitimi
Uluslararası finansal piyasalarda son yirmi yılda yaşanan hızlı globalleşme ile birlikte küresel sermaye hareketlerinin ülkelerin finans piyasalarında yaratabileceği olumsuzlukların etkisini azaltabilmek ve tasarruf sahiplerinin haklarını korumak amacıyla özellikle finansal kuruluşların önemli fon kaynaklarından olan `Sermaye' ile ilgili hem gerekli olan hem de etkin olabilecek uluslararası standartların belirlenmesine ihtiyaç duyulmuştur. Sermaye yeterliliğine ilişkin ilk düzenleme Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) Basel Komitesi tarafından hazırlanan ve 1998 yılında yürürlüğe giren Basel I Sermaye Uzlaşısıdır.Basel I ilk olarak Avrupa Birliği (AB) ülkeleri ile G-10 ülkelerinde hayata geçmiş ve zamanla yüzün üzerinde ülkede uygulanma başlanmıştır. Sermaye Yeterliliği Düzenlemesi adı altında yapılan bu uzlaşıyı her ülkenin kabul etmesi ve uygulaması diye bir zorunluluk olmaması ile birlikte globalleşen finansal piyasaların hemen her olumsuzluktan etkilenir hale gelmesi bu düzenlemeleri uygulamayı her ülke için neredeyse zorunlu hale getirmiştir. İşte bu bilinç dahilinde Basel Komitesi, uluslararası finansal piyasalarda duyulan ihtiyaçlar ve eksiklikleri gidermek için Basel I'i büyük ölçüde değiştirmiş; 2006 sonunda uygulamaya geçilmesi planlanan ve en son olarak 2009 yılında uygulamaya geçileceği duyurulan yeni sermaye yeterliliği düzenlemesinin (Basel II) ilk taslak metnini oluşmuştur.Ülkemize değindiğimizde ise 2008 başında çalışma için de bahsedilecek standart yaklaşım ile uygulamaya geçilmesi planlanmış fakat şirketlerin mali verilerindeki şeffaflaşma sürecine ilişkin değişiklikler öngören Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun yasalaşmaması nedeniyle söz konusu geçiş 2009 yılına ertelenmiştir.İşte bu kapsam dahilinde Basel II sadece ülkemiz için değil tüm dünya ülkeleri için vazgeçilmez bir konuma oturmaktadır. Bu nedenle hükümetimiz ve bankalarımızın ortak çalışması ile söz konusu süreç tamalanmalı ve düzenleme hayata geçirilmelidir.