İstanbul Beykent Üniversity
Discipline

Turkish Language and Literature

İstanbul Beykent Üniversity

2,531

Archived Theses

14

DOIs Assigned

1%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın eserlerinde rüya ve musiki

Ahmet Hamdi Tanpınar, farklı türlerde vermiş olduğu eserlerle Türk edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Tanpınar'ın çok yönlü kişiliği ve kültürel zenginliği, eserlerine türlü şekillerle aksetmiştir. Bu çalışmada Tanpınar'ın sanat estetiğinde "rüya" ve "musiki" unsurlarının yeri tespit ve tahlil edilmeye çalışıldı. Tanpınar'ın eserlerinde "rüya" ve "musiki" unsurları üzerine yapılan bazı çalışmalar bulunmakla beraber bu çalışmalar çoğunlukla tek eser üzerinde yoğunlaşmıştır. Tanpınar'ın şiir dünyasında "rüya" ve "musiki" unsurlarını ayrı ayrı tespit eden, Huzur romanını "musiki" unsurları yönünden inceleyen bazı çalışmalar mevcuttur. Ancak Tanpınar'ın bütün eserlerinde "rüya" ve "musiki" unsurlarını bir arada detaylı bir şekilde inceleyen bir çalışma bulunmamaktadır. Çalışmada öncelikle Tanpınar'ın hayatından, edebî kişiliğinden ve eserlerinden kısaca bahsedildi. Rüyanın edebiyatla ilgili olan kısmı bizi Freud'a ve dolayısıyla rüya ile ilgili yapılan bazı bilimsel çalışmalara yönlendirdiğinden psikanaliz ve bazı çalışmalar hakkında özet bilgiler verilmeye çalışıldı. Ardından "rüya" unsurunun birçok sahada tesirini görüp geçmişten günümüz çeşitli din ve kültürlerdeki rolü hakkında bilgi verildi, sinema ve resim gibi sanat dallarına konu olmasından söz edildi. Musiki bölümünde ise edebiyat ve müzik arasındaki etkileşimi, edebiyatı merkez alarak açıklanmaya çalışıldı. İncelemeler neticesi Tanpınar'ın "rüya" ve "musiki" unsurlarını sanatında çeşitli amaçlarla kullandığı görüldü. Tanpınar, "rüya" ve "musiki" unsurlarını; edebî sanat, güzellik unsuru, kompozisyon örneği, medeniyet mukayesesi ve kimlik oluşturma vasıtası olarak kullanmaktadır. Tanpınar'ın bazı eserlerinin isimleri, doğrudan "rüya"dan ve "musiki"den gelmektedir. Tanpınar'ın ilk eserlerinde olduğu gibi son eserlerinde de gözlemlenebilen bu durum, "rüya" ve "musiki" unsurlarının O'nun sanat estetiğindeki yerini sarih bir şekilde gösterirler.

EdebiyatMüzikRüya+3
İbrahim Çalan
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmû'a-i Eş'âr (06 mil yz a 4228/2): İnceleme, metin ve mestap'a göre tasnif

Şiir mecmûaları Klâsk Türk edebiyatı araştırmacılarının araştırmalarına kaynaklık eden önemli materyallerdir. Bu mecmûalar derlendikleri yüzyılın edebî zevkini, beğenilen şairleri ve şiirlerini ortaya koyarlar. Ayrıca mecmûalar divanı bulunmayan veya başka kaynaklarda adı geçmeyen şairlerin şiirlerini ihtiva ettiklerinden edebiyat tarihimiz açısından önemlidirler. Bu çalışma Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz A 4228/2 arşiv numarasında "Mecmû'a-i Eş'âr" adıyla kayıtlı seçme şiir mecmûasını konu edinmiştir. Mecmûanın derleyeni bilinmemektedir. XVI. yüzyılın son çeyreğinde derlenen bu eser, 95 şaire ait 358 şiiri ihtiva etmektedir.

16. yüzyılDergilerEdebiyat dergisi+7
Muhlis Erol
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dursun Ahmed Nâtıkî Dîvânı: İnceleme, metin

Bu çalışmamızda asıl adı Ahmet Dursun (Efendi) olan Natık veya Natıki mahlasıyla şiirlerini yazan Ahmet Dursun Natıki Divanını inceledik. İncelemiş olduğumuz eserin nüshası İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi'nin 1225 numarasında kayıtlıdır. Şairler, hayatlarının çeşitli zamanlarında yazmış oldukları şiirleri tek bir kitapta toplamış ve buna da Divan demişlerdir. Dönemin olaylarına ithafen yazılmış gazeller, kasideler,tarihler divana girecek olan şiirleri yavaş yavaş oluşturmaktadır. Şair divanını oluşturup kendine bir yer edinmek istemiştir. Klasik Türk Edebiyatına divan bırakan şairleri gün yüzüne çıkarmak ve şiirleri latinize etmek amacıyla da bu tez hazırlanmıştır. Hazırladığımız Natıki Divanı'nın inceleme kısmı Times New Roman,metin kısmı Minion Pro fontu ile kurulmuştur. Natıki adına kayıtlı Divan nüshaları üzerine bu zamana kadar üç tez yapılmıştır. Tezlerin nüshaları Yapı Kredi Sermet Çifter Kütüphanesinde 825 ve 963 numarada kayıtlıdır. Çalışmalardan ilki 2004 diğer ikisi de 2006 yılında yapılmıştır. Daha önce hazırlanmış bu tezlerle üzerinde çalıştığımız Natıki'nin benzer olmadığını gördük. Hazırladığımız bu Divanın sahibi Ahmet Dursun Efendi'dir. Divanda adı ve mahlası için şöyle demiştir; İsm-i Aḥmet Nāṭıḳí maḫlaṣ aña Bāḳî Dursun ol laḳab lāzım saña Çalışmamız iki bölümden oluşmuştur. Birinci bölümde Natıki'nin hayatı,edebi kişiliği ve eserleri yer almaktadır. İkinci bölümde Natıki Divanının transkripsiyonlu metni vardır. Kaynakça ve İndeks ile de çalışmamız tamamlanmıştır.

BiyografiDivan edebiyatıDivanlar+2
Tuğba Zilif
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İBB Atatürk kitaplığı mc yz k 0131 numarada kayıtlı mecmuanın transkripsiyonlu metni ve mecmuaların sistematik tasnifi projesine (MESTAP) göre tasnifi

Bu çalışmada İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı'nda Mc Yz K 0131 demirbaş numarasıyla kayıtlı bulunan el yazması şiir mecmuasının dijital ortamda temin edilmiş nüshası kullanılmıştır. Tamamı 115 varak olan bu mecmuada 1'i kıta 370'i gazel olmak üzere 371 şiir tespit edilmiş, bu şiirlerin transkripsiyonlu aktarımı yapıldıktan sonra metin üzerinde incelemeler yapılmıştır. İstinsah tarihi ve müstensih hakkında bilgi bulunamamıştır fakat şiirlerin az bir kısmı 16. ve 18. yüzyıl şairlerine, çoğu ise 17. yüzyıl şairlerine ait olduğu düşünüldüğünde mecmuanın 18. yüzyılın ikinci yarısında yazılması kuvvetle muhtemeldir. Toplamda üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde mecmua türü hakkında bilgiler verilmiş, ikinci bölümünde ilgili mecmuanın çeşitli yönlerden incelenmesi yapılmış, son bölümünde ise mecmuada yer alan şiirlerin transkripsiyonlu ve divanlarla karşılaştırmalı metni verilmiştir.

18. yüzyılDergilerEdebiyat+5
İlhami Atak
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

XVII. Yüzyıl şâiri Azâkî'nin derlediği şiir mecmûası (İnceleme-metin-tıpkıbasım)

Mecmûalar, seçme şiirlerin ya da muhtelif konularda yazılmış olan metinlerin bir araya getirildiği eserlerdir. İçerisinde farklı türde ve biçimde eserler bulunan mecmûalar bulunduğu gibi, tek bir tür ve şekle münhasır kasîde mecmûaları, naat mecmûaları ve gazel mecmûaları gibi mecmûalar da yer almaktadır. Klâsik Türk edebiyatının önemli kaynaklarından olan mecmûalar, derleyicisinin ve yazıldığı toplumun şiir zevkini göstermesi açısından önemli kaynaklardır. Çalışmamızın konusunu teşkil eden mecmûa, "Tahran İslam Kütüphanesi 15881" numaraya kayıtlı bulunan şiir mecmûasıdır. Yüz bir varaktan oluşan mecmûada mahlası bilinen elli bir şâire ait toplam yüz seksen şiir mevcutur. Mecmûa, tezkirelerde ismine rastlanılmayan Cibâlî ve hakkında çok az bilgi bulunan Azâkî gibi şâirlerin yer alması ve Bâkî, Rûhî, Sun'î, Şeyhülislâm Yahyâ gibi Türk edebiyatının önde gelen şâirlerinin dîvânlarında yer almayan şiirlerinin bulunması saha açısından ayrı bir ehemmiyet arz etmektedir. İncelenen mecmûada yer alan şiirler, latin harflerine aktarılıp, tedkîk edilerek farklı açılardan tanıtılmaya çalışılmıştır. Ayrıca mecmûada bulunan şâirlerin biyografileri hakkında kısa bilgiler verilmiş, adı geçen şâirler ile ilgili tespit edebildiğimiz akademik çalışmalar ise dipnotlarda belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler Mecmûa, Tahran İslam Kütüphanesi, Klâsik Türk Edebiyatı, Azâkî.

17. yüzyılAzakiEdebiyat dergisi+6
Saddam Çokur
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Necip Fazıl Kısakürek'in nesir türündeki sanat eserleri üzerine tahlilî bir çalışma

Türk edebiyatına değişik türlerde eserler kazandıran Necip Fazıl Kısakürek, yaşadığı dönemde olduğu gibi günümüzde de adından söz ettirmektedir. Edebî ve fikrî nitelikte çok sayıda eseri arasından edebî nesirlerinin tahlili, tez konusu olarak belirlendi. Tez, beş bölümden oluşmaktadır. Bölümlerden önce ön söz ve giriş; sonra da sonuç ve kaynakça verilmiştir. Birinci bölümde Kısakürek'i tanımaya dönük Hayatı, Düşüncesi ve Dergiciliği başlıklarına yer verildi. İkinci bölüm yazarın on beş piyesinin tahlilini, üçüncü bölüm ise roman ve senaryo roman türündeki on eserinin tahlilini kapsamaktadır. Dördüncü bölümde hikâyeleri değerlendirilirken, beşinci bölümde sanatkârın kişiliğine ve sanat yönüne ışık tutan otobiyografileri ile edebî bir şahsiyeti konu alan bir biyografinin tahliline yer verildi. Türk tiyatrosuna özgün piyesler kazandıran Necip Fazıl Kısakürek, roman ve hikâyeciliğimize de hatırı sayılır katkılarda bulunmuştur. Otobiyografi ve biyografi alanlarında zengin bir medenî birikim ve tenkit usulüyle dikkate şayan eserler sunmuştur. Kısakürek'in edebî nitelikteki nesirlerinin tamamına yayılan fikir hamulesi, onu, edebiyatımızda özel bir konuma yerleştirmiştir.

BiyografiHikayeKısakürek, Necip Fazıl+4
Fatih Demir
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında din ve inanç algısı (1929-1933)

Araştırmacılar dinin kökeninin insanlık tarihi kadar eski ve din duygusunun da insanlık için kaçınılmaz bir duygu olduğunu belirtmektedir. Bu açıdan yeryüzünde dinin nüfuz etmediği coğrafya veya toplum yok gibidir. Sosyal hayatla yakın ilişki içerisinde olan hatta kaynağını sosyal hayatın kendisinden alan edebî metinlerde din duygusunun anlatılması bu bakımdan son derece doğaldır. Türk edebiyatı inanç konusunda oldukça zengin öge taşımaktadır. Zira teşekkül ettiği günden itibaren Türk edebiyatında edebî ürünlerin din ve inanç ekseninde geliştiği görülmektedir. Tanzimat'tan sonra edebî metinlerde daha seküler bir söylemin kullanılması bir bakıma Osmanlı Devleti'nin geçirmiş olduğu medeniyet değişimi ile ilgilidir. Özellikle Cumhuriyet sonrası romanlarda dönemin siyasi ve sosyal yapısına uygun olarak bu seküler söylem daha belirgin bir hâl almaya başlamıştır. Bununla birlikte bu dönemde dahi yazılan romanlarda dini ögelere rastlamak mümkündür. Romanlarda görülen dini ögeler dönemin edebî, sosyal ve siyasi durumu hakkında bilgiler vermektedir. Ayrıca dönemin roman yapısını hem muhteva hem de dil unsurları açısından açığa çıkarmaktadır. Yapılan bu çalışmada 1929-1933 yılları arasında Türk romanındaki din ve inanç algısı dini ögeler üzerinden tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu dönem romanlarında din ve inanç bağlamında İslâmiyet, Hristiyanlık, Yahudilik, Hinduizm, Budizm, Şamanizm, Gök Tanrı inancı, Putperestlik, Eski Mısır ve Sümer inançları ve Yunan mitolojisi konuları işlenmiştir. Romanlarda bu din ve inançlara ait unsurlar bazen zayıf bazen daha belirgin bir şekilde okura aktarılmıştır. İşlenen dini ögeler genel itibarı ile dini bir kaygı ile aktarılmamış, romanın muhtevası gereği ele alınmıştır. Bununla birlikte belli bir tez çerçevesinde yazılan romanlarda dini ögeler üzerinden olumlu veya olumsuz bir inanç algısının oluşturulmaya çalışıldığı gözlemlenmektedir.

DinDin algısıRoman+3
Mahir Karacar
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Ulvi Kurucu hayatı, sanatı ve eserleri

Bu çalışmada Ali Ulvi Kurucu'nun hayatı, fikirleri, eserleri ve sanatçı kişiliği ortaya konulmuştur. Çalışmanın amacı Ali Ulvi Kurucu'nun hayatı, fikirleri ve eserleri doğrultusunda sanat anlayışını ve sanatçı kişiliğini belirtmektir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde Ali Ulvi Kurucu'nun hayatına yer verilmiştir. İkinci bölümde fikirleri ve eserleri, üçüncü bölümde ise sanatçı kişiliği konu edinilmiş, şiirleri tematik olarak sınıflandırılmıştır. Sonuç kısmında ise bölümlerin genel bir değerlendirmesi yapılmıştır. Çalışmanın sonunda Ali Ulvi Kurucu'nun "İslâmın Nuru Mecmuası"nda çıkmış on yedi şiirine, bir çevirisine ve bir de nesrine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Ali Ulvi Kurucu, Hayatı, Eserleri, Sanatı.

BiyografiKurucu, Ali UlviTürk şiiri+1
Kadriye Ciğa
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Orhan Kemal'in Çukurova dönemi romanlarının edebiyat sosyolojisi açısından incelenmesi

Sosyoloji var olduğundan bu yana toplumu ilgilendiren tüm sorunlara değinmeye çalışan bir bilimdir. Zaman içerisinde toplumu kavrama noktasında başka disiplinlerin yardımına ihtiyaç duymuştur. Bu çerçevede sosyoloji, kendisi gibi insanı ve toplumu konu edinen edebiyattan faydalanma yoluna gitmiştir. Özellikle roman türünün gelişimi, sosyolojiyi edebiyatla yakından ilgilendirmeye yönlendirmiştir. Bu etkileşim neticesinde bir bilim dalı olarak edebiyat sosyolojisi doğmuştur. Sosyoloji ve edebiyat arasındaki bağ toplumsal tahlil için başvurulması gereken bir alandır. Toplumları anlamlandırmaya çalışmak bir nevi toplumların edebi ürünlerini incelemek manasına gelmektedir. Toplum içerisindeki değişimler edebi türler üzerinden de görülmektedir. Özellikle dönem niteliğindeki romanlar bu anlamda incelenmeye değerdir. Orhan Kemal'in Çukurova'daki tarım ve fabrika insanlarının yaşamını konu edindiği romanları bu bağlamda imkân sunmaktadırlar. Bu çalışmada toplumu anlama noktasında edebi bir tür olan romanın izi sürülmektedir. Çalışma Orhan Kemal'in romanlarını dikkate alarak bir analiz içermektedir. Orhan Kemal'in Çukurova'daki tarım ve fabrikalarda çalışan insanların dünyasını anlattığı Bereketli Topraklar Üzerinde, Vukuat Var, Hanımın Çiftliği, Eskici ve Oğulları, Kanlı Topraklar ve Kaçak adlı romanlarının yansıttığı dönem özelliklerinden hareketle toplumsal yapı analizi yapılmıştır. Yazarın hangi tematik sorunlara değindiğini sıralamak, roman karakterlerinden yola çıkarak yazarın içerisinde bulunduğu sosyal yaşama dair hangi toplumsal sorunları romanlarına yansıttığını belirlemek ve yaşadığı dönemin sosyal şartlarıyla yazdıkları arasındaki ilişkiyi edebiyat sosyolojisi bağlamında açıklamak bu çalışmanın amacıdır.

Edebiyat sosyolojisiKemal, OrhanKurgusal mekan+6
Büşra İnan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Tanzimat Dönemi Türk romanlarında mektubun işlevi

Mektup, insanlık tarihinde haberleşmeyi sağlayan yazılı araçlardan biridir. Doğal bir üslupla yazılan mektuplarda içtenlik, samimiyet ve mahremiyet ön plandadır. Tanzimat döneminde halkın yaygın haberleşme aracı olan mektup, diğer edebî türlerle iç içe kullanılmış, böylece romanlara dâhil olmuştur. Karakterlerin kullandığı bir tür hâline gelmiştir. O yıllarda geleneksel toplum yapısı kadının sosyal hayatta geri planda kalmasında etkili olmuş ve mektup türünün kadınlar arasında yaygın kullanılmasını sağlamıştır. İç dökmek, mahremiyetini anlatmak, duygu ve düşüncelerini paylaşmak isteyen kadın, mektup tekniğini sıkça kullanmıştır. Mektup, öznel duygu ve düşüncelerin aktarılmasıyla itiraf dili hâline gelir. Böylelikle mektup türü romanlarda varlığını hissettirir. Romanın anlamlı hâle gelerek boyut kazanmasını sağlar. Olay örgüsüne canlılık katar. Fatma Aliye Hanım, Emine Semiye gibi Tanzimat'ın kadın yazarları eserlerinde mektuba yer vermişlerdir. Bunun yanında Ahmet Midhat Efendi, Namık Kemal, Samipaşazade Sezai, Nabizade Nazım, Mizancı Murad, Mehmed Celâl, Mustafa Reşid gibi yazarlar da haberleşme aracı olarak mektubu romanlarına almışlardır. Roman kahramanları aşklarını, duygu ve düşüncelerini, bunalımlarını, intihara meyletme durumlarında yaşadıklarını, cephede savaşan askerlerin durumunu, düşmanlıklarını ve nefretlerini anlatmak istediklerinde mektubu tercih etmişlerdir. Teknolojinin gelişmediği dönemlerin iletişim araçlarından olan mektup, romanda canlı bir organizma görevi alıp konuşmayan öznenin dili hâline gelmiştir. Romanda kurgunun daraldığı yerlerde yazar tarafından aniden ortaya çıkan mektup olayların akışını değiştirmiştir. Artık romanın bir kahramanı olarak yer almıştır. Mektup ve Tanzimat dönemi Türk romanının ele alındığı çalışmada romanlarda yer alan mektupların işlevleri açıklanacaktır. Aşk, intihar, mahremiyet, çekingenlik, savaş gibi konular hakkında mektuplardan bilgi edinilip romana kattığı işlevleri gösterilecektir.

MektuplarOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+3
Büşra Özmen
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Halid Ziya Uşaklıgil'in hikayeleri üzerine anlatıbilimsel bir inceleme

Anlatma insan için bir ihtiyaçtır. İlkel dönemlerde mağara duvarlarındaki figüratif tasvirlerden modern hayattaki dijital metin ve görsellere kadar hepsi bu ihtiyacı karşılamadaki unsurlardır. Anlatmaya dayalı türler, destanlar, masallar, menkıbeler, halk hikâyeleri ile devam eder. Bu anlatı türleri şekil ve konu bağlamında birbirine benzeyen ve ayrılan özelliklere sahiptir. İlk hikâyelerde Doğu edebiyatının izleri görülüyorken Batılı anlamda hikâye Tanzimat ile birlikte görülmeye başlamıştır. Daha çok romancılığıyla tanınan Halid Ziya Uşaklıgil'in hikâyeciliği de romancılığı kadar başarılıdır. 1888'de yayımlanan ilk hikâyeleri modern hikâyecilik için önemli örneklerdir. Servet-i Fünun öncesi, Servet-i Fünun, Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde yazıp yayımladığı küçük ve büyük hikâyeleriyle aktif bir yazı hayatı olmuştur. 1960'larda bir disiplin hâlini alan anlatıbilimin kökleri Platon ve Aristo'nun mimesis ve diegesis kavramlarına kadar uzanır. Saussure geleneği, Rus Biçimciliği, Prag Ekolü, Yeni Eleştiri anlatıbilimin bir disiplin hâlini almasına kadar geçen süreçte disipline temel oluşturan fikirler vermişlerdir. Anlatıbilim eser merkezli incelemeyi savunan bir yaklaşıma sahiptir. Çalışmamızda anlatıbilim kuramı, Halid Ziya Uşaklıgil'in hikâyelerinde eser merkezli okuma yapılarak uygulanmıştır. Anlatıbilimsel inceleme zaman ve mekân kavramlarıyla sınırlandırılmıştır. Gérard Genette'in öyküleme zamanı kavramına ait üç tipolojisi ve anlatıdaki ritim unsurları tespit edilmiştir. Mekân irdelenirken Marie-Laure Ryan ve Seymour Chatman'in görüşleri dikkate alınmıştır.

AnlatıbilimHikayeMekan+4
Özlem Kaya
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı Devleti'nin kuruluş mitosunun Bilecik kent kültüründeki yansımaları

Anadolu'nun kuzeybatı uç kesiminde küçük bir beylik iken üç kıtaya hükmeden büyük bir imparatorluk haline gelmeyi başarabilmiş olan Osmanlı Devleti Türk kültürel belleğinde derin izler bırakmıştır. Bu bellekte, Osmanlı Devleti'nin kuruluş coğrafyası Bilecik/Söğüt olarak yer almaktadır. Bilecik, bilhassa bu devletin kuruluşunda etkili olmuş -sadece tarihi değil, aynı zamanda kültürel boyutları da olan- şahsiyet ve olayların hatırlanmasında ön plana çıkan bir kültürel miras ve bellek mekânıdır. Ancak bu devlet ve onun kuruluş coğrafyası, bu zamana dek daha çok "tarihsel gerçeklik" boyutlarıyla ele alınmış ve bu devlet hakkında bilgiler veren tarihî eserlerdeki mitik bilgiler daha ziyade "masal" veya "uydurma" olarak nitelendirilmiş, dolayısıyla bir bakıma hak ettiği değeri görememiştir. Meselenin göz ardı edilen veya dışlanan bu boyutunun Türk kültürel mirası ve belleği açısından ne derece önem arz eden bir nitelikte oluşu hakkıyla fark edilememiştir. Dolayısıyla bu çalışma, "kuruluşun ve kurtuluşun şehri" sloganıyla tanıtılmaya çalışılan Bilecik'in Osmanlı ile olan tarihî ve kültürel ilişkisi adına hazırlanmış mitotarihsel bir kültürel bellek ve imge araştırmasıdır. Bu çalışmada Türk kültürel belleğinin yazılı çıktıları olan bazı Osmanlı kroniklerine nüfuz edilerek tarih ve kültür etkileşimiyle oluşma imkânı bulmuş "Osmanlı Kuruluş Mitosu'nun sahip olduğu kültürel bellek imgeleri anlatılmaya ve gösterilmeye çalışılmıştır. Ancak bu çalışmada temelde tarihsel gerçekliği ortaya koymak gibi bir amaç güdülmemiştir. Daha geniş bir ifadeyle Osmanlı kroniklerindeki kültür ve tarih etkileşimiyle oluşma imkânı bulmuş mitos ve bu mitosun Bilecik kent kültürüne olan etkilerine dair eleştirel açıklamalar yapılmıştır.

BilecikKent tarihiKentsel kültür+7
Altan Artun
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kutbeddin İznikî'nin Mukaddimesi'nin Topkapı nüshası (101a-150b) giriş-metin-çeviri-sözlük

Temel anlamıyla ilmihâl, İslam dininin kurallarını öğretmek için yazılmış kitaptır. Kutbeddin İznikî'nin kaleme aldığı Mukaddime adlı bu ilmihâl kitabı, ilk Türkçe ilmihâl olarak kabul edilmiştir. Hem Anadolu'daki ilmihâl geleneğinin öncüsü olma itibarıyla hem de Eski Anadolu Türkçesi döneminin zengin dil özelliklerini barındırması ile, eser din ve dil araştırmalarında önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada, Anonim Bir İlmihâl Kitabı adıyla kayıtlı olan Mukaddime adlı eser, Eski Anadolu Türkçesi döneminin dil özellikleri bağlamında incelenmiştir. Çalışmada, söz konusu eserle ilgili bilgilerin ve kısaca dil özelliklerinin yer aldığı giriş bölümü, sonrasında Arap harfli metnin transkribesi, günümüz Türkçesine tercümesi ve dizin şeklinde sözlüğü bulunmaktadır. Bu çalışmayla, yüksek lisans seviyesinde, Arap harfli tarihî bir metnin okunabilmesi, anlaşılabilmesi ve söz varlığının filolojik yöntemle ele alınabilmesi gibi hedefler gerçekleştirilmiş olmaktadır.

15. yüzyılEski Anadolu TürkçesiKutbuddin İzniki+2
Ayşegül Saçı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hikâye ve romanlarında kötülük olgusu

Bu tez çalışmasındaki temel amaç, farklı disiplin alanları içerisinde tartışılan kötülük olgusunu Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hikâye ve romanlarında incelemektir. Çalışma; "Giriş", "Sonuç" ve "Kaynakça" başlıkları dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın kuramsal çerçevesinin çizildiği "Kötülük" başlığını taşıyan ilk bölümünde, öncelikle kötülük kavramı ele alınmış ve kavram mitolojik, dini ve psikolojik açıdan irdelenmiştir. Çalışmanın temelini oluşturan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın roman ve hikâyeleri, "İnceleme" başlığını taşıyan ikinci bölümde; kötülük olgusu etrafında incelenmiştir. Bu bölümde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın hikâye ve romanları hem tema hem de kahramanlar açısından ele alınmıştır. Öncelikle edebi eserler "Arzu", "Ölüm" ve "Medeniyetin Çöküşü" alt başlıklarında tematik açıdan incelenmiş; ardından toplumsal değişimler ile birlikte meydana gelen ahlaki, sosyal ve psikolojik kötülük unsurları ortaya konmaya çalışılmıştır. Daha sonra "Kötücül Kahramanlar" ve "Kötülüğe Maruz Kalan Kahramanlar" alt başlıklarında kötülük olgusu kahramanlar ve kahramanların birbirleri ile ilişkileri üzerinden irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ahmet Hamdi Tanpınar, Kötülük, Kötücül Kahramanlar.

HikayeKahramanlarKötülük+4
Merve Çil
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Peyami Safa'nın romanlarında kötülük olgusu

Bu tez çalışmasındaki temel amaç, farklı disiplinlerde tartışılan kötülük olgusunu Peyami Safa'nın romanlarında incelemektir. Çalışma; "Giriş", "Sonuç" ve "Kaynakça" haricinde üç ana bölümden oluşmuştur. Çalışmanın çerçevesinin çizildiği "Kötülük" isimli ilk bölümde kötülük ve kötülükle ilişkili kavramlar "Felsefede Kötülük", "Dinde Kötülük" ve "Psikolojide Kötülük" başlıkları altında irdelenmiştir. Çalışmanın Peyami Safa ile ilgili temellerin atıldığı "Peyami Safa'nın Hayatı ve Edebi Kişiliği" isimli ikinci bölümde; sanatçının hayatı, edebi şahsiyeti ve romanlarına yönelik bilgiler verilerek yaşadığı döneme ilişkin önemli bilgiler sunulmuştur. Çalışmanın temelini oluşturan Peyami Safa'nın romanları, "İnceleme" başlığını taşıyan üçüncü bölümde; kötülük olgusu etrafında değerlendirilmiştir. "Şahıslar Kadrosunun Kötülük Açısından Değerlendirilmesi" isimli ilk başlıkta; kötülük olgusu kahramanlar ve kahramanların birbirleri ile ilişkileri iyi ve karşıt güçler üzerinden kronolojik bir sırayla irdelenmiştir. Böylelikle kahramanların kötülüğe kazandırdıkları aktif rol sunulmuştur. Çalışmanın ikinci başlığı "Bireysel olarak Kötülüğün Kökenleri" altında kötülük; "Arzu", "Beden", "Madde", "İrade" alt başlıklarıyla incelenmiştir. Bunun akabinde "Toplumsal Olarak Kötülüğün Kökenleri" başlığında ise toplumsal sınırlar ve bu sınırlara ait değer yargıları çerçevesinde meydana gelen kötülükler; "Medeniyet Krizi ve Kültürel Çatışmalar", "Savaş", "Aile Yoksunluğu" ve "Evlilik ve Sadakatsizlik" isimli alt başlıklar üzerinden irdelenmiştir. Ardından bireysel ve toplumsal değişimler ile birlikte meydana gelen ahlaki, sosyal ve psikolojik kötülük; "Kötülüğün Sonuçları ve Ceza" başlığı altında "Ölüm" ve "Hastalık" alt başlıkları etrafında incelenmiştir. Daha sonra "Kötülüğün Mekân Üzerinden Kurgulanışı" başlığıyla mekânlar ve kahramanların ilişkisi kötülük olgusu etrafında irdelenmiş ve çalışma tamamlanmıştır.

KötülükRomanSafa, Peyami+2
Atiye Ok
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Dursun Ahmed Nâtıkî, Şerh-i Nâtıkiyye fî Luġati Hâcibiyye (İnceleme-metin)

Her yazılı metin, yazıldığı dönemin dil anlayışını aktarır. Manzum sözlükler ve bunlara yazılan şerhlerin, dil öğretiminde önemi yadsınamaz. Dil öğretiminde kaynak metin görevi yerine getiren manzum sözlükler, kültürel dokunun aktarılmasında da önemli bir rol üstlenmişlerdir. Bu çalışmada, TDK Kütüphanesinde Yz. A 194 numarada ve Millî Kütüphanede 06 Mil Yz. A 8975/1 numarada Nātıkî adına Şerh-i Hediyyetü's-Sıbyān olarak kayıtlı olan nüshalardan hareketle eserin metnine bağlı kalarak bu eseri, Şerh-i Nâtikiyye fî Luġati Hâcibiyye olarak isimlendirdik. Şerh-i Nâtikiyye fî Luġati Hâcibiyye adlı yazma eser, şekil ve muhteva açısından incelenmiş, manzum sözlük ve şerh hakkında kısa bir değerlendirme yapılmış, Dursun Ahmed Nātıkî'nin hayatı ve eserleri detaylı olarak incelenmiş ve orijinal eserin çevriyazılı metnine de yer verilmiştir. Amacımız, bir manzum sözlük şerhi olan Şerh-i Nâtikiyye fî Luġati Hâcibiyye adlı eseri tanıtmaktır.

Dil bilgisiDil bilimDivan edebiyatı+5
Uzay Özgülcan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ali Kemal'in Muterizlere Ecvibe-i Müskite adlı eserinin çeviri yazıya aktarımı ve tenkit tarihi açısından incelenmesi

Ali Kemal İstibdat, İkinci Meşrutiyet, Mütareke ve Millî Mücadele dönemleri gibi Türk tarihinin siyasî ve sosyal açılardan en karışık dönemlerine tanıklık etmiş ve bu esnada düşüncelerini ortaya koymaktan çekinmemiş bir edebiyatçı, gazeteci ve fikir adamıdır. Edebiyatın hikâye, roman, şiir, gezi ve köşe yazısı gibi pek çok türünde eser veren çok yönlü bir yazardır. Eserleri, fikir ve önerileri bakımından edebî tarihimiz için öneme sahiptir. Ali Kemal'in kendisine yönelik eleştirilere cevap verdiği yazılardan oluşan Mu'terizlere Ecvibe-i Müskite adlı eser 1898 tarihinde yazılmıştır. Bu çalışmada eser çeviri yazıya aktarılmış ve ele aldığı konular bakımından Ali Kemal'in fikir ve görüşleri incelenmiştir. Bu amaçla çalışmanın ilk bölümünde yazarın hayatı, edebî kişiliği ve eserlerine yer verilmiştir. İkinci bölümde eserin tanıtımıyla birlikte bu eserden hareketle Ali Kemal'in dönemin edebiyat, tercüme, telif, tenkit anlayışına dair fikirleri ortaya koyulmuştur. Ali Kemal'in eleştiri anlayışının ne olduğu, bu eleştirinin hangi metotlara dayandığı ve bu eleştiri yaklaşımının Türk edebiyatı eleştirisi tarihindeki yeri de tespit edilerek bunun Türk eleştiri literatürüne katkısı incelenmiştir. Son bölümde ise eserin çeviri yazıya aktarımı verilmiş ve ekler başlığı altında eserin orijinal metnine yer verilmiştir.

Ali KemalMeşrutiyet IIServet-i Fünun edebiyatı+3
Merve Samancı
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ereğlili Hüznî Divanı (Metin-inceleme-nesre çeviri)

Bu çalışma, Hüznî Efendi'nin hayatı, edebi kişiliği, hakkında yapılan çalışmaların yanında tespit edilen tüm şiirlerinin transkripsiyonlu metni ile nesre çevirisini içerir. Üç bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümü şairin hayatı, edebi kişiliği ve şair hakkında yapılan bilimsel çalışmaları içermektedir. İkinci bölümde Hüznî'nin kullandığı nazım şekilleri, vezin, kafiye ve ahenk unsurlarının detaylıca ele alındığı inceleme bölümü bulunmaktadır. Üçüncü bölüm, metin ve nesre çevirinin yer aldığı bölümdür. Hazırlanan bu yüksek lisans teziyle 1894 yılında taş baskı olarak yayımlanan Hüznî Divan'ının Latin harfleriyle ilk kez bir bütün olarak yayımlanması, 1894 yılında Divan yayımlanırken dönemin Maarif Nezareti tarafından yayımlanmasına müsaade edilmeyen şiirlerinin Divan'a dahil edilip şairin mevcut tüm şiirlerinin tek bir çalışmada toplanması ve klasik edebiyatın son temsilcilerinden biri olan Hüznî'nin edebi kişiliğinin ortaya konulması amaçlanmıştır.

Muhammed Mücahit Fidan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hisar dergisinde şiir eleştirisi

Hisar dergisi, Türk edebiyatının kapılarını geçmişe ve geleneğe açık tutmuştur. Köksüzleşmemeyi ilke edinip sanatın ve sanatçının sığınabileceği bir kale olarak genç şairler yetiştirmeyi hedefleyen ve geleceğe köprü kurmayı arzulayan bir fikir, sanat ve edebiyat dergisi olmuştur. Bünyesinde pek çok edebiyatçıyı toplayan dergi özellikle şiir alanında ön plana çıkmıştır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, Hisar dergisi kapsamında yer alan şiir ve şair eleştirilerinin neler olduğunu ortaya koymak olarak belirlenmiştir. Araştırmada nitel yöntem kullanılarak doküman incelemesi yapılmıştır. Hisar dergisinin birinci yayın döneminde çıkan yetmiş beş, ikinci yayın döneminde çıkan iki yüz iki sayı ele alınmıştır. Derginin tamamı olan iki yüz yetmiş yedi sayı incelenerek veriler toplanmıştır. İncelemeler sonucunda Hisar dergisinin, dönemin Türk şiirini nasıl tanımladığı, şair portresini nasıl gördüğü ve şiir kitaplarını nasıl eleştirdiği tespit edilmiştir. Dergide yer alan şiir tanımlarında şiirin, bir duygu ürünü olarak musiki ve ahenk ile birlikte güzeli ve gerçeği yansıttığı, kelimelerle şekil yapma sanatı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Dönemin genç şairlerinin şahsilik peşinde olmadıkları, taklide yöneldikleri vurgulanmıştır. Çalışma kapsamında Hisar dergisinde şiirle ilgili yazılarda kırk dört Türk şairin şiir anlayışına yönelik eleştiriler yapıldığı tespit edilmiştir. Bu şairler arasından en fazla Ahmet Haşim, Ahmet Muhip Dıranas, Munis Faik Ozansoy, Yahya Kemal Beyatlı, Cahit Sıtkı Tarancı, Tevfik Fikret, Cahit Külebi, Mehmet Çınarlı, Mustafa Necati Karaer ve Gültekin Sâmanoğlu'na eleştiri yapılmıştır. Çalışmada Hisar dergisinde yer alan yüz Türk şairinin kitaplarına yönelik şiir eleştirisi yapıldığı da tespit edilmiştir. Şiir kitapları en fazla eleştirilen şairlerin Arif Nihat Asya, Behçet Necatigil, Nüzhet Erman, Feyzi Halıcı, Yahya Akengin, Osman Attilâ, Oktay Rifat Horozcu, Rıza Apak ve Nahit Ulvi Akgün olduğu tespit edilmiştir.

Edebi eleştiriHisar dergisiTürk şiiri
Şeyma Kalkan
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Anadolu Türkçesinde dolaylılık kategorisi

Dolaylılık (indirectivity) kategorisi dilbilimde ifade edilen bilginin elde edildiği kaynakların gramatikal olarak işaretlenmesi esasına dayanan kanıtsallık (evidentiality) kategorisinin bir alt kolu olarak tanımlanmaktadır. Kanıtsallık kategorisinin görevi konuşurun ifade ettiği bilgiye hangi yolla ulaştığını işaretlemektir. Kanıtsallık doğrudan (dolaysız) ve dolaylı olarak iki şekilde gerçekleşir. Türkçede kanıtsallık kategorisi, bilginin dolaylı yollardan elde edildiğine göndermede bulunan dolaylılık (indirectivity) olarak öne çıkmaktadır. Dolaylılık kategorisi, konuşurun olayın katılımcısı ya da şahidi olmadığı yahut katılımcısı olup sonradan fark ettiği durumları kapsamaktadır. Konuşur, bu durumda eylem gerçekleştikten sonra devreye girmektedir. Daha kapsamlı olan ve dolaylılık kategorisini de içerisine alan kanıtsallık kategorisi ise, bilginin kaynağı ile ilgilenen gramer kategorisidir. Dünya dillerinde bilgi kaynağının işaretlenmesinde farklılıklar bulunmaktadır. Kimi diller bilginin hangi dolaylı yollardan ifade edildiğini morfolojik olarak işaretlerken kimi diller leksik-sentaktik olarak işaretlemektedirler. Türk dillerinde bilginin kaynağı eski dönemlerden itibaren morfolojik olarak güçlü bir şekilde ifade edilmektedir. Bunun yanı sıra leksik-sentaktik olarak da desteklenebilmektedir. Bu çalışmada, Eski Anadolu Türkçesinde dolaylılık kategorisi Şeyyâd Hamza'nın Yusuf ve Zeliha'sı, Şeyhî'nin Hüsrev ü Şirin'i ve Mes'ûd bin Ahmed'in Süheyl ü Nevbahar'ı özelinde incelenmiştir. Eski Anadolu Türkçesinde dolaylı bilgi türünün işaretlenmesinde hangi eklerin, hangi durumlarda tercih edildiği tespit edilmiş ve hangi pragmatik anlamların ortaya çıktığı yorumlanarak dolaylılık kategorisi incelenen örneklerden hareketle değerlendirilmiştir.

Dil bilgisiDil bilimDolaylı anlatım+3
Canan Baş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Perşembe mecmuası üzerine bir inceleme

Bu çalışmada 1935-1936 yılları arasında faaliyet göstermiş olan Perşembe Mecmuası üzerinde durulmuş ve derginin tanıtımı amaçlanmıştır. Bu dergi Haydar Türegün tarafından altmış dokuz sayı çıkartılmış "haftalık, siyasi resimli gazete"dir. İlk başlıkta dergiciliğin önemi hakkında bilgi verilmiş, daha sonra Perşembe Mecmuası'nın şekil ve içerik özellikleri bakımından tanıtımı yapılmıştır. Erken Cumhuriyet dönemi olarak adlandırılan dönemde çıkan bu derginin, Cumhuriyet rejiminin yaratmaya çalıştığı bireyi tanıtma amacı olduğu belirtilmiştir. Bu birey tipinin, derginin kapak fotoğrafları ve içeriğindeki yazılarla bir portresinin çizildiği aktarılmıştır. Dergi içeriğinde bulunan edebi yazılar bu çalışmanın eksenini oluşturmuştur. Dergideki edebi türler (şiir, roman, hikâye, röportaj, gezi yazısı, hatıra vb.) incelenmiştir. İkinci başlıkta mecmuanın sayılara göre içerik bilgisi hakkında bir fihrist tablo oluşturulmuştur. Çalışmanın sonunda ekler kısmıyla derginin önemli yazıları, başlıkları, haberleri, görselleri öne çıkarılmıştır.

Dergiler
Gamze Nur Aka
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İkindiyazıları dergisi üzerine bir inceleme

İkindiyazıları, Kahramanmaraş'ın Andırın ilçesinde Nisan 1985 ile Ekim 1994 tarihleri arasında 131 sayı yayımlanan sanat-edebiyat dergisidir. Yayımlandığı on yıllık süre içerisinde pek çok önemli isme ev sahipliği yapan dergi, genç şair ve yazarlar için bir çıkış kapısı olur, onları sayfalarında ağırlar, onlara dergi yöneticiliği tecrübesini yaşatır, günümüzde pek çoğu yetkin birer kalem olan şair ve yazarları yetiştirir. Dergi, bir taşra kasabasında yayımlanmasına rağmen ülkedeki tüm okurlarla ücretsiz olarak buluşur ve kendi merkezini yaratmayı başarır. Bu haliyle İkindiyazıları edebiyat dergiciliğimiz açısından kıymetli bir yere sahiptir. Çalışma Giriş ve Sonuç kısımları hariç üç bölümden oluşur. Birinci bölümde İkindiyazıları'nın taşrada yayımlanması dolayısıyla taşra, taşranın sınırları ve taşra kavramının anlam alanı irdelenerek taşrada dergicilik faaliyetlerinin karşılaştığı zorluklara değinilir ve İkindiyazıları'nın taşra ile ilişkisine yer verilir. İkinci bölüm İkindiyazıları'na odaklanır. Derginin yayımlandığı 80'li ve 90'lı yılların siyasi, sosyal ve kültürel ortamına, bu yıllarda meydana gelen siyasi olayların ve dünya görüşünün edebi eserlerde ne gibi farklılıklar meydana getirdiği ortaya konmaya çalışılır. İkindiyazıları'nın yayın serüveni, bağlı bulunduğu edebi geleneğin içindeki konumu, basıma hazırlanması, karşı karşıya kaldığı eleştiriler, kapanış süreci, yazar kadrosu, şekil ve görsel özellikleri bu bölümde incelenir. Üçüncü bölümde İkindiyazıları'ndaki edebi faaliyetlere yer verilir. Dergide hangi edebi türlerin olduğu, bu edebi türlerde öne çıkan temaların neler olduğu belirlenir. Çalışmanın sonunda yer Ek kısmında İkindiyazıları'nda hangi türde kaç eserin olduğuna, bu eserleri kimlerin yazdığına dair tablolara; derginin başlığına ait örnekler ve dergide kullanılan çizimlere; İkindiyazıları kadrosunda yer alan Arif Ay, Duran Boz, Yunus Develi ve derginin basım – dağıtım işlerinde görev alan İskender Zengin ile yapılan söyleşilere yer verilir.

DergilerHikayeMetin inceleme+6
Anıl Ersoy
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şem'î Divânı: Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük

Klasik Türk Edebiyatı 13. ve 19. yüzyıllar arasında varlığını devam ettirmiş ve en görkemli dönemini 16. yüzyılda yaşamıştır. Şairlerin düşünce dünyası, kullandıkları mazmunlar, kültürleri ve dönemin sosyal, siyasi, kültürel şartları doğrultusunda oluşan Klasik Türk şiirinin günümüzde anlaşılmasını sağlamak için Tarih ve Edebiyat Metinleri Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlüğü (TEBDİZ) projesi yürütülmektedir. Bu proje ile günümüze kadar yazılmış olan eserlerdeki sözcüklerin hangi anlamda ve bağlamda kullanıldığını amaçlamaktadır. "Şem'î Dîvânı: Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük" başlıklı tez de bu amaçla ve TEBDİZ projesi kapsamında hazırlanmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında, Murat Ali Karavelioğlu tarafından doktora tezi olarak yayımlanmış olan Şem'î Divanı transkriptli olarak TEBDİZ sistemine yüklenmiş daha sonra divandaki şiirlerin ve kelimelerin anlamları dönemine göre değerlendirilip ve anlamlandırılmış olan kelimeler elektronik veri tabanında bir araya getirilerek eserin sözlüğü oluşturulmuştur. Çalışma, iki bölüm ve Şem'î Dîvânı sözlüğünü içeren ekten oluşmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde şairin hayatı ve eserleri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde divanda bulunan deyimler, atasözleri, hadis, dua, ayet ve kelam-ı kibar ifadeleri örnekler verilerek sunulmuştur. Son bölümde ise Şem'î Dîvânı'nın bağlamlı dizin ve işlevsel sözlüğü bulunmaktadır. Bu bölümde eserde bulunan tüm sözcükler alfabetik olarak sıralanmıştır. Bu çalışma sayesinde sadece Şem'î Divan'ında geçen kelimelerin anlamları ve bağlamları değil aynı zamanda Şem'î Dîvânı'nın anlam dünyası ve divandaki söz varlığı ortaya konulmaya çalışılmış, böylelikle hem klasik Türk edebiyatı çalışmalarına hem de Türkçenin tarihsel sözlüğüne katkı sağlamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Şem'î, Şem'î Divanı, 16. yüzyıl Türk edebiyatı, Bağlamlı Dizin ve İşlevsel Sözlük, TEBDİZ.

16. yüzyılDivan şiiriDivanlar+5
Yaren Ünlü
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Yakînî Divanı: Bağlamlı dizin ve işlevsel sözlük

Asırlar boyu varlığını sürdürmüş olan Dîvân Şiiri Türk kültürü ve tarihi açısından önemlidir. Geçmişimizden günümüze kadar ulaşan bu nadide sanat eserlerinin her bir kelimesinin farkına varabilerek okumak, biz okuyucuların geleceğine ışık tutacaktır. Prof. Dr. Ömer Zülfe tarafından 2004'te İstanbul'da hazırlanan " Yakînî (ö.1568): Dîvân Tenkitli Metin, Tetkik, Dizin" adını taşıyan doktora tezi esas alınarak yapılan bu çalışmanın amacı şairin kelimelere yüklemiş olduğu farklı anlamları bağlam aracılığı ile tespit etmektir. Bunu tespit ederken de bağlamlı sözlük yardımı ile kelimelerin edebi dil içindeki seyrinin takibi de yapılmış olacaktır. Kelimelerin tamamının bulunduğu bu çalışmada her kelimenin anlamı metnin bağlamı üzerinden anlamlandırılmıştır. TEBDİZ projesi altyapısıyla hazırlanan bu sözlük çalışmasında Yakînî Dîvânı'nın söz varlığı ve mana dünyası ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Bunun akabinde şairin hayatı, edebi kişiliği, üslubuna da gerek mevcut kaynaklar gerekse Dîvân içerisinden yola çıkarak yer verilmiştir. Bu çalışma, Yakînî Dîvânı'nın sözlüğünün hazırlanmasıyla birlikte, kendisinin klâsik Türk Edebiyatına özgü üslubunun ve dünya görüşünün belirlenmesi, onun şiirlerindeki anlam derinliğinin anlaşılması açısından kolaylık sağlayacak eser niteliğinde olacaktır.

Divan şiiriDivanlarKlasik Türk edebiyatı+3
Kübra Esra Bayram
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kutbeddin İznikî Mukaddime (Topkapı Nüshası, 151a-200b) giriş-metin-çeviri-sözlük

İlmihâl, terim olarak, temel dinî bilgileri içeren el kitabı anlamına gelir. İlmihâl geleneği çoğunlukla Arapça ve Farsça eserlerin tercümesi ve yapılan eklemelerle genişletilmesi veya şerh edilmesi şeklinde başlamıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulmasıyla birlikte ise halkın anlaşılabilir dinî bilgiye ulaşabilmesi için Türkçe eser telifine gidilmiştir. Kutbeddin İznikî'nin Mukaddime adlı eseri de Türkçe ilmihâllerin ilk örneği kabul edilmektedir. Çalışmamıza konu olan nüsha, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Revan Köşkü 000630/1'de Anonim Bir İlmihâl Kitabı adıyla kayıtlıdır. Kaynaklarda bu nüsha hakkında bilgiye rastlanmamıştır. Nüshanın tamamı 453 varaktır, her varak 9 satırdan oluşur. Yazılış tarihi bilinmemektedir. Siyah mürekkeple, harekeli nesih tarzıyla yazılmıştır. Çalışmamızda eserin 151a-200b sayfa aralığı ele alınmıştır. Çalışmanın giriş kısmında ilmihâl geleneği, eser ve yazarı hakkında bilgiler ve kısaca eserin dil özelliklerine değinilmiştir. Çalışmanın asıl bölümünü Arap harfli metnin transkripsiyonu, Türkçe çevirisi ve dizinle birlikte sözlüğü oluşturur. Arapça dua ve ibareler dizinli sözlükten ayrı tutularak sözlüğün sonuna eklenmiştir. Son olarak okuyuculara karşılaştırma imkânı sunmak için metnin tıpkıbaskısına da yer verilmiştir.

Dil özellikleriEski Anadolu TürkçesiKutbuddin İzniki+2
Çağla Tezci Çakır
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karnavalesk unsurlar bağlamında İkinci Yeni şiiri

Mihail Bakhtin'in edebiyat teorisine kazandırdığı karnavalesk kavramı edebiyat eserlerini açıklamakta ve anlamlandırmada özgün bir bakış açısı sunmaktadır. Edebiyat içerisinde otoriteye, normlara ve hiyerarşik düzene karşı muhalif bir tavrın gülme aracılığıyla karnaval havasında gerçekleştirildiği durumları, grotesk beden imgelerini, halk dilindeki hakaret içeren terkipleri, tuhaf ve eksantrik durumları bu kuram çerçevesinde değerlendirmek mümkündür. Cumhuriyet Döneminde Türk şiirinin modernleşmesi bakımından kritik bir süreç olarak değerlendirilen İkinci Yeni şiiri; aşırı, aykırı, abartılı ve çeşitli düzenleri temsil eden yapılara karşı eleştirel tavrı ile özgün bir sanat eğilimi olarak değerlendirilebilir. Dilsel, anlamsal, biçimsel ve düşünsel açıdan Türk şiirini farklı bir evreye taşıyan İkinci Yeni şiiri, edebî karakterinde taşıdığı özellikler bakımından dikkat çekici bir karnavalesk atmosfere sahiptir. Bu bakımdan İkinci Yeni şiiri ile karnaval kuramı birçok açıdan birbirleriyle bağdaşmaktadır. Bu tez ile birlikte İkinci Yeni şiirini karnaval kuramı bağlamında ele alarak derinleştirmek, İkinci Yeni şiirine yeni bir bakış açısı kazandırmak ve farklı anlamlandırmalar yapmak mümkün olacaktır. Söz konusu çalışma Türk şiiri ve karnavalesk teori bağlamında yapılacak öncü bir çalışma olmayı ve Modern Türk Şiiri üzerine bu hususta yapılacak çalışmalara katkı sunmayı hedeflemektedir.

Gökhan Yörü
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

III. Murad'a sunulan gazanın ve savaş atlarının faziletine dair bir eser: Miftâhuʾl-ʿAdâle (53b-104b) (İnceleme-metin)

Bu çalışmada 1574-1595 yılları arasında hüküm süren, kitaplara düşkünlüğü ile bilinen Osmanlı sultanı III. Murad'a sunulan 1578'den önce kaleme alındığı tahmin edilen Miftâhu'l-˘Adâle 'Adaletin Anahtarı' isimli, manzum parçalar da içeren mensur bir eser incelenmiştir. Şeyh İbrahim Tennûrî'nin (ö.1482) soyundan gelen Ebussu'ûd bin Sa'dullâh (ö. 1595?) tarafından kaleme alınan ve iki babdan oluşan bu eserin ilk babı gaza ve gazilerin faziletlerine, ikinci babı ise gaza için kullanılan bineklerin faziletlerine ayrılmıştır. Çalışmada eser ve müellifi hakkında bilgi verilmiş ve eserin ilişkili olabileceği siyasetname, gazavatname gibi türler hakkında bir değerlendirme yapılmıştır. Ardından eserin içeriği ortaya konmuştur. Müellif ele aldığı her konu için ayet, hadis ve peygamber kıssalarından örnekler vermiş, bu örnekleri hikâyet başlığı altında anlatmıştır. Gaza ve savaş atlarının faziletleri dışında adaletin önemine de değinen eser aynı zamanda Osmanlı-İran savaşları için Osmanlı lehine propaganda unsurları da içermektedir (Samancı, Güney ve Yalçın, 2023: 201-232).

Zeynep Güney
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Folklorik korku belleğinin youtube'daki yeniden dolayımlamaları: Türk korku kanalları örneklemi

Yaratıcılık bireyin, yeni ve özgün olanı arama dürtüsüyle beraber bünyesinde barındırdığı yetenekleri dışa vurarak elindeki malzemelerle tasarladığı şeyi sosyal, ekonomik yahut kültürel bir işlevde kullanabilmek gayesiyle meydana getirdiği unsurların bütününün genel adıdır. Kültürel araştırmalar özelinde düşünüldüğünde, bu yaratıcılığın kaynağı şüphesiz ilgili topluluğun geleneksel kültürünün özünde yatmaktadır. Folklorik üretimin yaratım, aktarım ve yeniden yorumlanma hususunda temel besin kaynaklarından biri haline gelmiş dijital iletişim teknolojileri, sunmuş olduğu imkân ve olanaklar bağlamında çağcıl ifadelerle her an çeşitlenebilen farklı yaratım ve üretimlerin rezerv ve referans kaynağı hüviyetindedir. Ayrıca geleneksel kültürün işlenerek piyasaya sürülmesinde ve etkili şekilde pazarlanmasında hat safhada hayati önem taşımaktadır. Bizim modern yaşam içerisinde alımladığımız birçok popüler unsurun beslendiği kaynak, geleneksel bilginin edebiyattaki bir karşılığı olan sözlü anlatı geleneğidir. Bu araştırma kapsamınca incelenen gelenek kökenli çağdaş içerik ve dışavurumların, sözlü anlatı geleneğinden beslendiği açıktır. Sanal icra bağlamında çağdaş ifadelerle yaratılan ve performansa dayalı folklorik üretimlerin işlerliğini ve karakteristiğini yansıtan dijital teknolojileri kullanan çağdaş insan, geleneksel toplumun bir ürünü olan sözlü anlatı geleneğiyle, yaratıcı, özgün ve etkileşime açık içerikler üretip çağcıl icra bağlamının sunduğu imkân ve olanakları deneyimler. Ana referans noktası ise içerisinde bulunduğu gelenek kültürünün kendisine sunduğu kültürel çerçevelerdir. Çağdaş insanın yaratıcı müdahalelerle ürettiği deneyimsel dışavurumlar, dijital iletişim teknoloji içerikleri olarak karşımıza çıkan sanal icra bağlamında farklı şekillerde kullanılmıştır. Bu çalışmada; dijital iletişim teknolojilerinin sunmuş olduğu imkânlar özelinde ortaya çıkan bağlamlar, sanal bir icra ortamı olarak görülmüştür. Yüz yüze icra edilmeye alışık olunan kent efsanelerinin çağdaş bir kültür ortamı olan sanal düzlemdeki üretimleri, aktarım ve işlevleri performans kavramı bağlamında açıklanmaya çalışılacaktır.

Hilal Akçay
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Halk anlatılarının güncellenmesi bağlamında Oğuz Kağan Destanı (1923-2021)

Oğuzname geleneğine ait kültürel anlatılardan biri olan Oğuz Kağan Destanı, Türk destan kültürünün dikkate değer metinlerinden biri kabul edilmektedir. Söz konusu destan, gerek Türklerin efsanevi hükümdarı olarak takdim edilen Oğuz Kağan'ın cihan hâkimiyeti idealini gerekse mitolojik ve epik düşünceye ait birtakım motifleri içermesi sebebiyle diğer destanlardan ayrılmaktadır. Günümüze değin yerli ve yabancı araştırmacıların ilgisine mazhar olan destanla ilgili hatırı sayılır sayıda bilimsel çalışma yapılmıştır. Fakat bu çalışmalar, daha ziyade destanın dil ve muhteva özellikleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Öte yandan destan, Türk edebiyatında özellikle Cumhuriyet döneminde halk anlatılarının yeniden yazımı sürecinde yazar ve şairler tarafından güncelleme faaliyetlerini konu edilmiştir. Buna göre yeniden yorumlanan destanın uyarlama/metinlerarasılık işlemine bağlı olarak kimi zaman muhteva ve motif yapısının değiştiği, yeni bir metin olarak kurgulandığı görülmektedir. Bu bakımdan Oğuz Kağan Destanı'nın, halk anlatılarının yeniden yazım sürecinde kaleme alınan metinlerle mukayese edilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, Oğuz Kağan Destanı'nın 1923-2021 yılları arasında roman, hikâye, masal, manzum ve tiyatro türlerinde ele alınan edebî metinleri incelenecektir.

Büşra Palut
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Muslihuddîn Mustafâ Sürûrî Şerh-i Dîvân-ı Hâfız (İnceleme-metin-sözlük)

Hâfız Dîvânı'nın tamamı üzerine ilk şerh, XVI. yüzyılda Muslihuddin Mustafa Sürûrî (ö. 969/1562) tarafından yazılmıştır. İki ciltten meydana gelen Şerh-i Dîvân-ı Hâfız, bu konudaki ilk şerh olması ve Hâfız'ın şiirleri hakkında önemli bilgiler içermesi bakımından dikkate değer bir eserdir. Bu çalışmada; Şerh-i Dîvân-ı Hâfız'ın metni ortaya çıkartılmış ve eser üzerine ayrıntılı incelemeler yapılmıştır. Çalışma, giriş kısmı ve dört bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde; metnin anlamlandırılması ve şerh kavramı üzerinde durulmuş; edebiyatımızdaki Hâfız Dîvânı şerhleri hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde; Sürûrî'nin hayatı, sanatı ve eserleri ele alınmıştır. İkinci bölümde; şerhin yazılış süreci, metodu, nüshaları incelenmiş; metni kurmada dikkat edilen hususlar izah edilmiştir. Üçüncü bölümde; eserin birinci ve ikinci cildi transkript edilmiştir. Dördüncü bölümde; Sürûrî'nin kelimelere yüklediği tasavvufî anlamlar üzerinden eserin sözlüğü hazırlanmıştır. Bu bölümde ayrıca eserde geçen âyet, hadîs ve diğer Arapça ibârelere yönelik indeks verilmiştir.

16. yüzyılDivan edebiyatıEski Türk edebiyatı+7
Mustafa Atila
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Broy dergisi ve Yenibütüncü şiir

1985-1990 yılları arasında yayımlanan Broy dergisi, 60. sayıya kadar yayın hayatını sürdürür. İlk sayısından itibaren sosyalist çizgisini bozmayan Broy, 27. sayıda yayımlanan Yenibütün Manifestosu'yla derginin şiir anlayışını sistemli bir hale getirir. Sekiz maddeden oluşan bu manifestonun her bir bölümünde, şiirin biçim ve içerik problemlerine dair değerlendirmelerde bulunulur. Broy dergisini, manifestoyu merkeze alarak incelemeyi amaçlayan bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde 1980 sonrası siyasî, sosyal, kültürel ve edebî ortam anlatılarak dergiye ve şiir anlayışına tarihsel bir zemin oluşturulmuştur. İkinci bölümde Broy dergisinin içerik ve şekil özellikleri ile Türk edebiyatındaki yeri değerlendirilmiş, Üçüncü bölümde ise derginin 27. sayısında sekiz madde halinde yayımlanan Yenibütün Manifestosu'na dair genel bilgi verilmiştir. Çalışmanın inceleme kısmını oluşturan dördüncü bölümde, manifestodaki her bir maddeye ilişkin açıklamalarda bulunulmuş ve bu maddelere örnek teşkil eden şiirler incelenmiştir. Çalışmanın ekler kısmında dergiye ve manifestoya ait görsellere ve Yenibütün şiir anlayışını temsil eden şiir örneklerine yer verilmiştir.

12 Eylül 1980 Dönemi1980 sonrası
Hanife Ünver
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmûa-i Eş'ar Millî Kütüphane 06 MİL YZ A 9854(İnceleme-metin-sözlük)

Klasik Türk edebiyatı; Türk edebiyatının yaklaşık bin sene süren verimli bir devri ve merhalesidir. Bu süre ve süreçte şiir ve nesirde; din, politika ve coğrafyadan savaş, aşk ve şehir hikâyelerine kadar pek çok sahada ve mevzuda çok sayıda eser verdi. Büyük şair ve yazarlar yetiştirdi, şaheserler vücuda getirdi. Bu edebiyatta, bir nevi şiir derlemesi veya gül destesi denilebilecek şiir mecmuları dikkat çekicidir. Bazı şahıslar divan edebiyatının engin şiir hazinesinden beğendikleri şiirleri seçip bir araya getirmiş ve bunları bir kitap veya defter hâline getirmişlerdir. Bu çalışmada Millî Kütüphane'de kayıtlı 06 Mil Yz A 9854 künyeli şiir mecmuası ele alınmıştır. Çalışmanın ilk aşaması olarak mecmua kelimesinin tanımı üzerinde duruldu ve mecmuların çeşitli yönlerden tasnifi yapıldı. Daha sonra, incelenen mecmua birçok açıdan ele alındı. Öncelikle mecmuanın Osmanlı alfabesinden Latin alfabesine titiz ve bilimsel bir tercümesi/transkripsiyonu yapıldı. Şiirlerin nazım biçimleri, şairleri ve vezinleri mümkün olduğu kadar tespit edildi. Mecmuanın fiziki özellikleri ve imlası incelendi. Şairler, şiirler, ele alınan konular, nazım türleri ve nazım biçimleri yönlerinden şekil ve muhteva özellikleri saptandı. Mecmuada en az bir mısra düzeyinde yer alan bütün şairlerin kısa biyografileri verildi. İmkânlar ölçüsünde bu şairlerin mecmuadaki şiirleri ile ulaşılabilen şiirleri karşılaştırıldı. Bunların arasındaki bariz farklılıklar belirtildi. Mecmuayla sınırlı olan bir sözlük hazırlandı. Son olarak mecmuanın Türk edebiyatı açısından önemine değinildi.

DergilerEdebiyat dergisiEski Türk edebiyatı+5
Eyyüp Demir
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hıfzı Topuz'un basın, kültür ve edebiyat hayatı üzerinde bir tespit çalışması

Gazeteci kimliği ile tanıdığımız Hıfzı Topuz, iletişim uzmanlığı, kültür adamı kimliği, yazarlığı ve edebi çevresi bağlamında araştırma ve inceleme yapılmayı hak etmektedir. UNESCO bünyesinde (1959-1983) iletişim uzmanlığı kimliği ile dünyanın birçok ülkelerinde önemli görevlerde bulunmanın yanında, ülkemizde de iletişim ve kültür adına öncü ve kurucu çalışmaları olmuştur. Hıfzı Topuz'un aile büyüklerinden kalan mektuplar, fotoğraflar ve kendi birikimleriyle oluşturduğu; kültür, basın ve edebiyat tarihi açısından önem taşıyan geniş bir arşivi vardır. Yaptığımız söyleşiler esnasında, bu özel arşivi inceleme imkânımın olması, bu çalışma için ayrıca faydalı olmuştur. Cumhuriyet ile yaşıt olan Topuz, deneyimlerine, arşivine ve tarihi araştırmalarına dayanarak yazdığı tarihi ve biyografik belgesel romanlarıyla, günümüz okurları için geçmişe ışık tutmaktadır. Bu çalışmada, Hıfzı Topuz'un, anlattıklarından ve çalışmalarından hareketle, düşünceleri etrafında görüşlerini tespit etmek, böylece Topuz'u, basın, kültür ve edebiyat tarihi açısından değerlendirmek amaçlanmıştır.

BasınBiyografiEdebi eserler+5
Fatma Sözer
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Nazmî Dîvânı (inceleme-metin)

NAZMÎ DÎVÂNI (İNCELEME-METİN) XIX. yüzyıl Osmanlı Devleti için askerî, siyasi, ekonomik, hukuki ve eğitim alanlarında ciddi sıkıntıların yaşandığı uzun ve yorucu bir yüzyıldır. Bu dönemde devleti yönetenler tarafından yenilik ve değişim hareketleri ile bu kötü gidişatı durdurabilmek için çeşitli adımlar atılmıştır. Bu yüzyıl, Osmanlı Devleti için yenileşme ve Batılılaşma devri olmuştur. Tanzimat Fermanı, Islahat Fermanı ve Meşrutiyet'in ilanı ile pek çok alanda yaşanan köklü değişikliklerin neticesinde edebiyat alanında da bir eski-yeni çatışması meydana gelmiştir. Klasik Türk edebiyatı 20. yüzyılın başlarına kadar etkisini devam ettirse de Şeyh Galip'ten sonra artık eski ihtişamlı günlerine geri dönememiş ve yerini yavaş yavaş Fransız edebiyatının etkisiyle şekillenen yeni edebiyat anlayışına bırakmıştır. Gelişmeye başlayan bu yeni edebiyat anlayışının yanısıra bu yüzyılda klasik geleneği sürdüren sanatçılar da yetişmeye devam etmiştir. Bu sanatçılardan biri de Nazmî'dir. Biyografik kaynaklarda Nazmî'nin hayatına dair kesin bilgiler bulunmamaktadır. Nazmî Dîvânı'ndan elde edilen bilgilere göre Nazmî, XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış ve eser vermiş bir sanatçıdır. Dîvân'daki şiirlerden hareketle onun klasik edebiyatın gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip olduğunu söylemek mümkündür. Nazmî Dîvânı gayrı-mürettep bir divan hüviyetinde tertip edilmiştir. Eserin bilinen tek nüshası İzmir Milli Kütüphanesi Yazmalar Bölümü 1559 numarada kayıtlıdır. Eser 227 sayfadan meydana gelmektedir. Eserde farklı nazım şekilleri ve türlerde toplam 320 manzume yer almaktadır. Bu manzumelerin tamamı Türkçedir. Nazmî, şiirlerinde akıcı, sıcak, samimi, duru ve yalın bir dil kullanmaktadır. Şairin hem dinî hem de lâ-dinî şiirlerinde göze çarpan ortak özellik onun canlı, samimi, yalın ve akıcı üslubudur. Şiirlerinde hem aruz hem de hece ölçülerini kullanmıştır. Ayrıca kafiye ve redif gibi ahengi sağlayan unsurlara da özen göstermiştir. Anahtar Kelimeler: XIX. yüzyıl Türk Şiiri, Nazmî, Divan.

19. yüzyılTürk şiiriTürkçe divan
Necmiye Güneş
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Karaçay Malkar Türkçesinde kelime grupları

Kuzey-Batı (Kıpçak) grubu Türk lehçelerinden biri olan Karaçay-Malkar Türkçesi ile ilgili Türkiye'de yapılan çalışmalar incelendiğinde söz dizimi alanında kapsamlı bir çalışma olmadığı görülmüştür. Bu sebeple çalışmada, söz diziminin çalışma sahasına giren kelime gruplarıyla alakalı bir monografi ortaya koymak ve literatüre katkı sağlamak hedeflenmiştir. Karaçay-Malkar Türkçesindeki kelime gruplarının kullanımı, yapısı ve dizimsel özellikleri hakkında bilgi verilerek yeni bir tasnif denemesi yapılmış ve Karaçay-Malkar Türkçesindeki kelime grupları ile Türkiye Türkçesindeki kelime grupları arasındaki farklılıklar ve benzerlikler tespit edilmiştir. Karaçay-Malkar Türkçesinde söz dizimi (sentaks) ile ilgili çalışmalara dil bilgisinin diğer alanlarına kıyasla (fonetik, morfoloji vb.) daha geç bir tarihte başlanmıştır. Karaçay-Malkar Türkçesinde kelime grupları, Sovyet ekolü çerçevesinde şekillenmiş bir yöntem ile incelenmiştir. Kelime gruplarıyla ilgili çalışmalardaki inceleme yöntemleri arasında da bir paralellik bulunmaktadır. Türkiye'de ise kelime grupları ile ilgili çalışma yapan araştırmacılar, birçok konuda fikir birliği sağlayamamıştır. Temel olarak terim, tanım, isimlendirme, tasnif, oluşturulan tasniflerde işlevsel özelliklerin esas alınmaması gibi sorunlar bulunmaktadır. Bu çalışmada kelime grupları, Sovyet ekolü çerçevesinde şekillenmiş yapısal-gramatik (birleşen ögelerin sayısı, temel ögenin sözcük türü, ögeler arası bağlantı yöntemi, söz dizimlik bağlantı tipi) ve işlevsel-semantik plana (söz dizimsel işleve) göre incelenmiştir.

Saniye Aybüke Vardar
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Süheyl ü Nevbahâr'da söz yapımı: Birleştirme

Tezin giriş bölümünde (1. bölüm) çalışmanın konusu, amacı, yöntemi, kapsam ve sınırlılıkları belirlenmiş; çalışmanın asıl malzemesini oluşturan Eski Anadolu Türkçesi (13-15. yy.) metinlerinden Süheyl ü Nevbahâr ve dili hakkında bilgi verilmiştir. Giriş bölümü konunun temel kavramlarından olan söz yapımı ve söz yapımı türleri hakkında genel bilgiler ile konuya ilişkin literatür ile sınırlandırılmıştır. İkinci bölümde çalışmanın teorik kısmına ayrılan söz yapımı türlerinden olan birleştirme yöntemi ayrıntılı olarak ele alınmış; bu konudaki görüşler analitik olarak irdelenmiştir. Son olarak bu bölümde değerlendirilen bilgilerin ışığında asıl bölüm için geliştirilen tasnif ortaya konmuştur. Tezin asıl ve üçüncü bölümünü oluşturan "Süheyl ü Nevbahâr'da Söz Yapımı: Birleştirme" başlığı altında eserdeki tüm beyitler tetkik edilmiş; söz varlığı üyesi olarak birleştirme yöntemiyle türemiş sözcükler belirlenen tasnif doğrultusunda tasvir edilmiş ve örneklendirilmiştir. Ayrıca listelenen birleşik sözcükler eski-yeni Türk dil ve lehçelerindeki benzer örneklerle de karşılaştırılmıştır. Son olarak çalışma esnasında yararlandığımız kaynaklar ve eserin kullanılmasında kolaylık sağlamak amacıyla hazırladığımız dizin ile çalışma sona ermiştir. Dizin özellikle çalışmada işlenen söz varlığı üyelerini toplu olarak görmek açısından da faydalı olmuştur. Bu çalışmada genel olarak Türkçede en işlek türetim aracı olan ekleme dışında birleştirme adı verilen türetim aracının da işlek olarak kullanıldığını göstermek amaçlanmış ve bunun için belirlenen tasnif Süheyl ü Nevbahâr üzerinde uygulanmıştır. Buna göre eserde bu yolla türemiş 1649 söz varlığı üyesi tespit edilmiştir ki bu rakam belirlenen amacın gerçekleştiği anlamına gelmektedir.

Ecem Aydın
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Necati Mert'in denemeciliği ve biyografik eserleri üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı Necati Mert'in denemelerini ve biyografik eserlerini incelemek, türe ve yazara dair çıkarımlarda bulunmaktır. Necati Mert'in öyküleri üzerine kapsamlı çalışmalar varken, denemeleri ve diğer yazıları hakkında araştırmaların olmadığı görülmektedir. Buradan hareketle Necati Mert'in denemeleri üzerine araştırmanın yapılması hedeflenmektedir. Çalışmanın kapsam ve sınırlılığını yazarın denemeleri, biyografileri ve anıları oluşturmaktadır. Necati Mert'in denemeleri tematik olarak ele alınırken şehir üzerinden kendi hayatını ele aldığı anıları dışarıda bırakılmayarak çalışmaya dahil edilmiştir. Hikâyem Adapazarı ve Memleket Kitabevi yazarın anılarını oluşturur. Nitekim çalışmada Necati Mert'in biyografisi bu anılardan yola çıkılarak oluşturulmuştur. Taşra-merkez çatışması, dil meselesi yazarın üzerinde durduğu temel konulardandır. Dil meselesini Kelepir Sepet ve İki Dil İki Hayat adlı denemelerinde ele almıştır. Yazar için şehir ve yazı aynı şeyi ifade etmektedir. Taşrayı yazmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyen Necati Mert, öykü üzerine yazdığı çalışmasıyla Türk edebiyatında önemli yere sahiptir. Türk edebiyatında öykü üzerine kuramsal çalışma çok azdır. Necati Mert'in Öykü Yazmak adlı eseri bu bağlamda kıymetlidir. Öykünün tarihsel gelişimine, öykünün tekniğine, usta öykücülere, genç öykücülere tavsiyelere kadar birçok meseleyi derinlemesine incelemiştir. Necati Mert denemelerinde taşra-merkez karşıtlığını işlemiş, merkezin taşraya bakışını değerlendirmiştir. Merkez taşrayı tahakkümü altına almayı hedeflerken Necati Mert bu noktada eleştirisini yöneltmiştir. Sanatını taşradan merkeze bakarak sürdüren yazar, merkezin tahakkümünde olmayı reddetmiştir. Adapazarı'na Sakarya denilmesini de buna bağlamaktadır. Denemelerini oluştururken mitolojiden, efsanelerden, Çorumlu dedesinden, Adapazarı'nın sokaklarından, caddelerinden ilham almıştır. Necati Mert, Adapazarı özelinde Türkiye değişimini güçlü gözlemciliğiyle ele almış, kurduğu kitabeviyle ülkenin panoramasını çizmiştir. Değişimin ölçülü olmasını önceleyen Mert, toplumda nelerin kaybedildiğine dikkat çekmiştir. Modernizmi eleştirmiştir. Geçmişten ve yerellikten uzak olma, kentleşme, yalnızlık, yok olan değerler, gelenekler, bozulan insan ilişkileri, yozlaşma, modernleşen yaşamda insanın trajedisini taşra bağlamında değerlendirmiştir.

Rukiye Kır
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Peyami Safa'nın "Matmazel Noraliya'nın Koltuğu" romanının tematik açıdan incelenmesi

Bu tez çalışmasında; Matmazel Noraliya'nın Koltuğu romanı tematik açıdan incelenmiştir. Çalışmaya öncelikle Peyami Safa'nın edebi kişiliği ve Matmazel Noraliya'nın Koltuğu romanı hakkında bilgi verilerek başlanmıştır. Sonrasında Peyami Safa'nın roman kahramanlarının ekseninde insanlara bakışı, teorik ve pratik yaşam anlayışı değerlendirilmiştir. Yazarın hayatı ve psikolojik yapısı, ruh ve beden sarmalında genel bir değerlendirmeye tabi tutularak, roman kahramanları nezdinde eserin tematik incelemesi yapılmıştır. Romanda bir birey için aile, ne kadar önemliyse toplumsal yaşam için de o kadar önemlidir. Bu bağlamda toplumsal hayatın devamlılığı için aile müessesesine ihtiyaç duyulmaktadır. Dolayısıyla bu konuya hassasiyetle eğilen Peyami Safa, kendi hayatına göndermeler yaparak, dağılmış ailelere sıkça yer vermiştir. Bu eserde de aile yapısı bozulan bireyler, psikolojik ve ahlaksal çöküşün de peşinde sürüklenir. Bu yüzden Safa'nın bu romanında, dine yaslanan kahramanlar inançları yardımıyla sonunda huzuru, saadeti ve mutluluğu bulur. Yazarın tasavvuf ve din eksenli ilmi çalışmalarda olması beklenilen bazı bölümlere, romanda sıkça yer vermesi bu sebeptendir. Ben de Matmazel Noraliya'nın Koltuğu adlı romanı ve bu romanda inançları doğrultusunda var olan karakterleri, metafizik ve parapsikolojik kavramları da harmanlayarak tematik yönden incelemeye sundum.

RomanSafa, PeyamiTematik inceleme+2
Ahmet Erdoğan
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Mecmū'a-i Eş'ār (Milli Kütüphane 06 mil yz a 715) inceleme-metin

MECMÛ'A-İ EŞ'ÂR (MİLLİ KÜTÜPHANE 06 MİL YZ A 715) İNCELEME-METİN Çalışmamıza konu olan eser, Milli Kütüphane'de Yazma Eserler Koleksiyonu'nda kayıtlı olan 06 Mil Yz A 715 numaralı şiir mecmû'asıdır. Çalışma çeşitli şairlerin şiirlerine yer verilerek bir araya getirilmiştir. Milli Kütüphane katolog bilgilerine göre mecmû'a suyolu filigranlı, sırtı kahverengi meşin 198 mm boy ve 130 mm eninde 143 varaktan oluşmaktadır. Mecmû'anın müstensihi hakkında her hangi bir bilgi mevcut değildir. Milli Kütüphane Katalog bilgisinde 1962 yılında Ali Kocak Esen'den satın alındığı kaydı vardır. Çalışmamızda, mecmû'a hakkında genel tanıtım yapıldıktan sonra mecmû'anın transkripsiyonlu metni verilmiştir. Mecmû'a'nın mürettibi belli değildir ve mecmû'ada tertip tarihine dair herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Mecmû'a'da XV.-XVI. ve XVII. yüzyıllara ait şairlerin şiirlerinin yer alması mecmû'a'nın tertip tarihinin XVIII. yüzyıldan sonra olduğunu göstermektedir. Ayrıca mecmû'ada şiiri bulunan 17. yüzyıl şairi Fethî'nin ölüm tarihinin 1694-96 yılları arasında olması ve mecmû'ada Mecdî mahlaslı şairin şiirinin 16. yüzyıl şairi Edirneli Mecdî divanında yer almaması bu şiirin 17. yüzyıl Mecdî mahlaslı şaire ait olabileceğini göstermektedir. 17. yüzyıl şairi Mecdî'nin 1716 yılında vefat etmesi mecmû'a'nın tertip tarihinin XVIII. yüzyıldan sonra olduğunu kanıtlamaktadır. Ayrıca çeşitli nazım şekillerinde şiirlerin bulunduğu 143 varaklık mecmû'ada toplamda 810 şiir bulunmaktadır. Ayrıca mecmû'ada neşredilmiş divanı olan 57 şair dîvânı olmayan 103 şair mevcuttur. Mecmû'adaki şiirler şairlerin yayımlanmış divanlarıyla mukayese edilerek okunmuş ve farklılıklar dipnotta gösterilmiştir. Mecmû'ada en fazla şiir Necātì'ye aittir. Şiirler harici tarihi metin ve latife yer almaktadır.

Serap Şahin
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Eski Uygurca Maitrisimit'te ikilemeler (Kumul nüshası)

İkilemeler bir dilin söz varlığı içinde yer alan önemli unsurlardır. Onları önemli kılan bir özelliği de dilin zenginliği ve ifade gücünü göstermedeki temel dil birimlerinden olmasıdır. Türk dilinde ise ikilemeler Göktürk Yazıtlarından itibaren tespit edilmiş, Eski Uygur Türkçesi döneminde sayıca çoğalarak hem yapı bakımından hem anlam bakımından gelişme göstermiştir. Bugüne kadar Türk dilinin tarihi kaynakları üzerinde yapılan çalışmalarda ikilemeler de birçok çalışmanın konusu olmuştur. Söz konusu çalışmalarda araştırmacılar, genellikle metinlerden tarayıp elde ettikleri malzemeleri ikilemelerin özelliğine göre sınıflandırarak yorumlamaya çalışmış, sonunda da dizinini çıkarmışlardır. Bu çalışmanın amacı, Eski Uygur Türkçesi literatürü içinde önemli bir yere sahip olan Türklerin bilinen ilk drama türündeki eseri olarak bakılan ve aynı zamanda Budizm inancının yayılmasına katkı sağlayan Maitrisimit ( Anahtar Kelime: Dilbilgisi = Grammar ; Dilbilim = Linguistics ; Eski Uygur Türkçesi = Old Uighur Turkish ; Maitrisimit = Maitrisimit ; Türk lehçeleri = Turkish dialects ; Uygurca = Uighur language ; İkilemeler = Reduplications

DilbilgisiDilbilimEski Uygur Türkçesi+4
Sümbül Begüm Yıldız
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Almanya'ya Göçün Almanya'daki Türk yazarların hikâyelerine yansıması (1961-2001)

Bu çalışmada değişik nedenlerle Almanya'ya göç eden Türk yazarların hikâyelerinde Almanya'ya göçün yansımaları incelenmiştir. 1961 ile 2001 yıllarını kapsayan bu çalışmanın amacı toplumsal bir olgu olan ve edebiyata kaynaklık eden göçün ve onunla ilişkili konuların Almanya'daki Türk yazarların hikâyelerinde bir tema olarak nasıl ele alındığını tespit etmek, bu konuda yapılacak olan çalışmalara katkı sunmaktır. Edebiyat biliminin yöntemleriyle hikâyelere yansıyan göç olgusunu incelerken sosyoloji biliminden de faydalandık. Bu çalışmada göç eden yazarların göç deneyiminin eserlere yansımasını esas alan niteliksel yönteme dayalı muhteva çalışması yapılacaktır. Çalışmada; göçün teorik çerçevesi, Türkiye'den Almanya'ya göçün tarihi, Göçmen Edebiyatı ve Almanya'daki Türk Göçmen Edebiyatı konularında bilgi verilmiştir. Hikâyelerde; göçün nedenleri, Almanya'ya yolculuk, göçün sonuçlarının nasıl ele alındığı incelenmiş, Türklerin ve Almanların birbirileri ile olan ilişkileri, ekonomik nedenlerle Almanya'ya giden Türk işçiler ve göçmenlerle ilgili konular, göç ile ilgili toplumsal temalar hakkında tahlillerde bulunulmuştur. Hikâyeleri incelenen, Almanya'ya göç etmiş Türk yazarların biyografileri verilmiştir.

AlmanyaBiyografiGöçler+6
İlyas Suvağci
Dicle University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kitāb-ı Fi'l Hesāb (Giriş-inceleme-metin-dizin)

Kitâb-ı Fi'l Hesâb matematik alanında yazılmış bir eserdir.Yazarı belli değildir. Yazar, eserini kaleme alırken sanat kaygısı gütmemiş, sade ve anlaşılır bir dil kullanmıştır. Eser 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Kitâb-ı Fi'l Hesâb üzerinde yapılmış bu çalışma Giriş, İnceleme, Metin ve Dizin bölümlerinden oluşmuştur. Giriş bölümünde eserin muhtevası, telif tarihi gibi konular ele alınmıştır. İnceleme bölümü üç alt başlıktan oluşmuştur: İmlâ özellikleri, ses bilgisi ve şekil bilgisi. Eserin imlâ, ses ve şekil özellikleri bu bölümde örneklerle ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Metin bölümü Kitâb-ı Fi'l Hesâb'ın transkripsiyonlu metninden oluşmaktadır. Dizin bölümü metnin dizininden oluşmaktadır. Çalışmanın sonunda yararlandığımız kaynakların yer aldığı Kaynakça bulunmaktadır.

Gülsüm Çulun
Bingol University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Kiralık Konak" romanının tematik açıdan incelenmesi

Bu çalışmada, Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından 1922 yılında yazılan Kiralık Konak romanı, tematik yönüyle incelenmiştir. Çalışmaya, eserin konusunu içeren bir giriş yapılarak başlanmıştır. Devamında, roman kişilerinin karakteristik özelliklerine yer verilerek eser, döneminin havasını solutan ve toplumda her birinin karşılığı bulunan bu sembolik karakterler ekseninde, belirlenen temalarla analiz edilmiştir. Özellikle de romanın çıkış noktalarını teşkil eden yanlış Batılılaşma ve kuşak çatışması temasının üzerinde çokça durulmuş olup, eserin merkezindeki bu iki toplumsal sorun; aşk, aile hayatı ve dostluk gibi başlıklarla da belirginleştirilmiştir. Yanlış Batılılaşmanın; önce, toplumun en küçük parçası ve çekirdeği olan 'aile'de kendini göstermesi hasebiyle, mekân olarak seçilen konak, köşk, yalı ve son olarak apartman bağlamında mekân temasına da değinilmiştir. Romana ismini veren konakta üç kuşağın çatışması ele alınmış olup, bu bağlamda yazarın yararlanmış olduğu, toplumdaki giyim-kuşam ve edebiyat yönelişini çalışmaya dâhil ederek bütünlük oluşturulmaya çalışılmıştır.

Karaosmanoğlu, Yakup KadriRomanTematik inceleme+2
Pınar Güngördü
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ömer Seyfettin'in on hikâyesi üzerine tematik çalışma

Bu çalışmada, Ömer Seyfettin'in on hikâyesi tematik açıdan incelenmiştir. Bu hikâyelerdeki tematik unsurlar milliyetçilik akımının etkisiyle amaç ve yöntemleri açık bir şekilde ifade edilmiştir. Hikâyeler; olay, kişi, mekân ve zaman bağlamında ele alınmıştır. Milliyetçilik akımı, XX. yüzyıla hâkim olmuştur, bu sebeple bütün Balkanlarda millî görüşler hızla yayılmıştır. Bu durum, çok uluslu Osmanlı Devleti'ni de etkilemiştir. Türkçülük akımının önem kazandığı bu yüzyılda 'Yeni Lisan' makalesiyle dilde, sanatta, edebiyatta, fikirde millîleşme süreci başlamıştır. Ömer Seyfettin'de bir yazar olarak topluma yön vermek için hikâyelerinde millî unsurları irdelemiştir. Eserlerde, Türk halkının kendi kültürüne sahip çıkıp bilinçli olması esas alınmıştır. Ömer Seyfettin, eserlerinde bu bilinçle yeni bir insan yaratmayı hedeflemiştir. Böylece hikâyelerde millî benliğine önem veren, kendiyle ve milletiyle övünen yeni bir toplum incelemeye sunulmuştur.

HikayeSeyfeddin, ÖmerTematik inceleme+2
Cansu Küçükbayraktaroğlu
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Masalların dönüşümü: Toplumcu gerçekçi masallar üzerine bir inceleme

Geleneksel halk anlatıları arasında zengkn bkr kültürel mkraslardan bkrk kabul edklen masallar, toplumsal, ahlakk ve kdeolojkk pek çok kşlevk yerkne getkrkrler. Son yıllarda Türkkye'de halk edebiyatı alanında masal türüne olan ilgi belirgin biçimde artmıştır. Ancak bu çalışmaların çoğu, masalları sözlü kültür geleneği bağlamında incelemektedir. Buna karşın yazılı kültür içinde teşekkül eden ve yaygınlaşan edebî masalları knceleyen ve özellikleri hakkında bilgi veren bilimsel çalışmaların yapıldığını söylemek güçtür. Hâlbuki masalların sözlü kültür ve yazılı kültür etkileşimiyle meydana gelen değişim ve dönüşüm süreci, edebî masalların yaratım ve aktarımı bağlamında okunabilir. Yazılı veya edebi masal olarak tanımlanan masalların muhteva, yapı ve işlev bakımından incelenmesi, masal türünün yazılı kültürdeki yerinin belirlenmesi açısından son derece önem arz eder. Bu çalışma, Türk edebiyatında masal türünü ideolojik işlevi bağlamında incelemekte ve özellikle toplumcu gerçekçi edebiyat anlayışının masal formunu nasıl dönüştürdüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır. Elde edilen bulgular, masalın yalnızca geleneksel ve çocuklara yönelik bir anlatı türü olmadığını, aynı zamanda güçlü bir politik araç olarak da kullanıldığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, sınıf mücadelesi, emek-sermaye çelişkisi, devlet aygıtları, halkın adalet arayışı ve bilkiçlenmesi gibi temel toplumcu gerçekçi meselelerin, masalın alegorik yapısı içinde nasıl temsil edildiği incelenmiştir. Çalışmada, nitel çözümleme yöntemiyle, seçili toplumcu gerçekçi yazarların (Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, vb.) masal kitapları analiz edilmkştir. Metinlerde kullanılan metaforlar, karakter tipolojileri, çatışma biçimlerki ve türün ideolojik dönüşümü değerlendirklmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, geleneksel masal kalıplarının, modern ve politik içeriklerle nasıl yeniden kurgulandığını göstermeyi hedeflemektedir.

Fatıma Betül Tepe
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Süleyman Sudi'nin polisiye romanları

Bu çalışmada, Süleyman Sûdî'nin Çilingirin Esrarı, Gece Kuşları ve Millî Cinâyât Koleksiyonu adlı polisiye romanları, Osmanlı-Türk polisiye romanının özellikleri göz önünde bulundurularak yapısal açıdan incelenmiştir. Çilingirin Esrarı romanının, 1914 yılında Cemiyet Kütüphanesi tarafından yayımlanmış Osmanlıca baskısı, Latin harflerine çevrilerek kullanılmıştır. Gece Kuşları romanının Seval Şahin tarafından yayına hazırlanan, Millî Cinâyât Koleksiyonu romanının ise Didem Ardalı Büyükarman tarafından yayına hazırlanan baskısı kullanılmıştır. Ayrıca Süleyman Sûdî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş ve Osmanlı-Türk polisiye edebiyatına da değinilmiştir. Sonuç olarak Süleyman Sûdî' ye ait bu üç eser karşılaştırılmış ve Batı polisiyesi ile arasındaki farklar ortaya konulmuştur.

Polisiye romanlarRomanSudi, Süleyman+2
Merve Durmuş
İstanbul Beykent Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Metinlerarasılık kuramı bağlamında Enver Behnan Şapolyo'nun dede korkut anlatıları

Folklor ve edebiyat ilişkisinin tezahürlerinden biri de geleneksel halk anlatılarının yeniden yazımlarıdır. Kültürel hafıza mekânı olarak milletlerin kimlik değerlerini bünyesinde barındıran bu tür anlatılar, modern dönemde de muhtelif işlevler üstlenmişlerdir. Özellikle modern insanın kimliğinin ve düşünce dünyasının şekillenmesinde geleneksel anlatıların değerler dünyası temel alınmıştır. Modern edebiyatın muhtelif form ve kalıplarıyla yeniden üretilen geleneksel anlatıları güncelleyen yazarlardan biri de Enver Behnan Şapolyo'dur. Türk tarihi ve kültürüne ilişkin birçok eser kaleme alan Şapolyo'nun daha çok popüler edebiyat niteliğinde değerlendirilen edebî verimleri de bulunmaktadır. Cumhuriyet döneminde yetişen dikkate değer popüler tarihî romancılar arasında sayılan Şapolyo'nun edebî kaynakları arasında Türk halk anlatıları da yer alır. Oğuz Kağan, Ergenekon, Bozkurt, Dede Korkut gibi geleneksel anlatıları pek çok kez yeniden yazım işlemine tabi tutan yazar, böylelikle folklor ve kurmacanın iç içe geçtiği metinler üretmiştir. Bu çalışmada, Enver Behnan Şapolyo'nun kaleme aldığı Dede Korkut anlatıları incelenmektedir. Şapolyo, muhtelif tarihlerde Dede Korkut anlatılarını genellikle kısa hikâye formunda yeniden yazmıştır. Bu anlatılar, yazarın edebî ve ideolojik görüşlerinin esasında biçimlenmiş, kendi tercih ve müdahaleleriyle hem içerik hem de biçim bakımından yeni metinlere dönüşmüştür. Yazarın yeniden yazdığı metinlerde geleneksel anlatıların kurgusal değişikliklerinden başka anlam ve değerler dünyası açısından da dönüşümler meydana gelmiştir. Bu bağlamda Dede Korkut anlatıları ile yazarın kurmaca anlatıları arasındaki dönüşümünün tespit edilmesi, çalışmanın temel amaçları arasındadır. Şapolyo tarafından kaleme alınan Dede Korkut anlatılarının tahlilinde, metinlerarasılık kuramı doğrultusunda bir yöntem benimsenmiştir.

Folklorik ögelerHalk bilimiHalk edebiyatı+2
Solmaz Ertürk
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli adlı eserindeki cümlelerin yapı bakımından incelenmesi

Dil, insanlar arasında iletişim ve bildirişimi sağlamak üzere kullanılan en temel araçtır. İnsanın yaratılışından bu zamana kadar varlığını sürdüren dil, kavramları karşılayan ve iletişim kurmayı sağlayan en mühim iletişim aracıdır. Daima gelişim ve devinim hâlinde olan, kendine has birtakım kaideler doğrultusunda ilerleyen dil, insana evreni kavrama ve kavradıklarını aktarma olanağı sağlar. Toplumların geçmişten günümüze ulaşan değerlerini ve tecrübelerini içeren söz varlıkları ise dilin ana unsurlarındandır. Zira dil, duygu ve düşüncenin adeta kabıdır. Bir milletin duyuşu, düşünüşü, hissiyâtı, sahip olduğu manevî hazinesi; dil kabına veya kalıbına dökülür ve bu kalıp ile nesilden nesle aktarılır. Dil kültürün muhafazası ve nesiller arasında aktarımını sağlayan en temel araç olmanın yanında, kültür unsurlarının oluşmasını sağlayan en temel araçtır. Toplumların kimliğini teşkil eden sözlü kültür unsurları, dil sayesinde inşa edilir. Milletlerin, toplumların hayatında bu denli büyük bir öneme sahip olan dilin muhafaza edilmesini ve gelecek nesillere sağlıklı bir biçimde aktarılmasını sağlayan iki temel araçtan biri sözlükler, diğeri ise dil bilgisi çalışmalarıdır. Dilin doğru ve etkili bir biçimde, işlevine uygun olarak kullanılması ve bu şekilde gelecek nesillere aktarılması, dil üzerine ve dil ile oluşturulan yazılı kaynaklar üzerine yapılan detaylı incelemeler ile mümkün olur. Dil bilgisi çalışmalarında ve dil öğretiminde önemli bir yere sahip olan söz dizimi, sağlıklı sentaktik yapıların kurulmasında önemli bir rol oynar. Bu nedenle bu çalışma, Cumhuriyet Dönemi'nde kaleme alınmış bir edebî eserin cümle yapıları bakımından incelenmesine tahsis olunmuştur. Bu çalışmanın amacı; Yusuf Atılgan'ın ikinci romanı olan ve ilk baskısı 1973 yılında yapılan Anayurt Oteli adlı eserdeki cümlelerin yapı bakımından incelenmesidir. Romanlarında iç gözlem tekniğini kullanarak bireyin ruh halini son derece başarılı bir şekilde okuyucusuna ulaştıran Yusuf Atılgan, eserlerindeki içerik bakımından olduğu gibi orijinal üslubuyla da edebîyatımızda müstesna bir yere sahiptir. Bu çalışma kapsamında Yusuf Atılgan'ın Anayurt Oteli romanında yer alan bütün cümlelerin ögeleri tespit edilecek, bağımlılık-bağımsızlık ilişkisi dikkate alınarak cümleler yapıları bakımından sınıflandırılacak ve cümlelerin kullanılış biçimleri incelenecek, elde edilen veriler istatistiksel olarak ele alınacak ve bu yöntemle yazarın üslubu ve dil kullanımı hakkında değerlendirmeler ortaya koyulacaktır. Yapılan literatür taraması sonucunda, adı geçen eser üzerine daha önce söz dizimsel bir inceleme yapılmadığı tespit edilmiştir. Bundan dolayı, bu eserin söz dizimsel açıdan analiz edilmesi, genel anlamda dil bilimi alanında yapılan çalışmalara ve özelde sentaks kapsamında yapılan çalışmalara katkı sağlayacaktır.

Tuğba Öğredik
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhammed b. Hüseyin'in Nefehâtü'l-Üns min Hadarâti'l-Kuds tercümesi (İnceleme-metin)

İran'da yetişmiş büyük sûfî ve şair Molla Abdurrahman Câmî (öl. 898/1492), tasavvufî derinliği ve zarif üslubuyla Türk edebiyatını da etkilemiştir. Câmî, şiirin hemen her türünde kaleme aldığı eserlerinin yanı sıra mensur yazılarıyla da hem İran hem Osmanlı entelektüel çevrelerinde derin izler bırakmıştır. Câmî'nin eserleri arasında yer alan Nefehâtü'l-Üns min Hadarâti'l-Kuds adlı sûfî tabakât kitabı ise İslam dünyasında büyük yankı uyandırmış ve önemli bir değer kazanmıştır. Bu çalışma, Molla Abdurrahman Câmî'nin Nefehâtü'l-Üns min Hadarâti'l-Kuds adlı Farsça olarak yazılmış olan tasavvuf tabakât eserinin XVII. yüzyıl Osmanlı sahasında Muhammed b. Hüseyin tarafından yapılan tercümesini konu almaktadır. Bu tercüme Anadolu sahasında Lâmiî Çelebi (öl. 938/1532)'nin tercümesinden sonra kaleme alınan ikinci Türkçe tercümedir. Söz konusu tercüme, klasik tercüme anlayışı çerçevesinde hazırlanmış olup mütercimi tarafından ayrıca bir isimlendirmeye tabi tutulmamış ve doğrudan Terceme-i Nefehâtü'l-Üns min Hadarâti'l-Kuds olarak anılmıştır. Çalışma; giriş, üç ana bölüm ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Girişte, Molla Câmî'nin Nefehâtü'l-Üns adlı kaynak eseri, eserin telif süreci, menşei, üzerine yazılan haşiyeler, farklı dillere yapılan tercümeleri ve özellikle Türkçe çevirileri üzerine yapılan çalışmalar ele alınmıştır. Birinci bölümde, mütercim Muhammed b. Hüseyin'in hayatı, bilinen eserleri ve Nefehâtü'l-Üns Tercümesi'ni yazma amacıyla ilgili bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölüm ise Nefehâtü'l-Üns Tercümesi'nin incelenmesine ayrılmıştır. Bu bölümde tercüme eser, öncelikle içerik yönünden değerlendirilmiş ardından eserin diğer tercümelerle mukayesesi yapılmıştır. Ayrıca eser, üslup, söz varlığı, secili anlatım ve manzum parçalar gibi çeşitli yönlerden ayrıntılı olarak incelenmiştir. Üçüncü bölüm tercüme eserin çeviri yazılı metnine ayrılmış olup öncesinde bu metnin hazırlanmasında izlenen yöntem açıklanmış ve metinden notlar ilave edilmiştir. Bunun yanı sıra metne yardımcı olması amacıyla tercüme metinde geçen, seçme kelimelerden oluşan bir sözlük bölümü eklenmiştir. Çalışmanın sonuç kısmında ise elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve Muhammed b. Hüseyin'in tercüme eserinin Türk edebiyatı ve tercüme geleneği içerisindeki yeri ortaya koyulmaya çalışılmıştır.ulacaktır

Şule Kandemir
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye Türkçesindeki fiillerin özne sınırlılıkları

Bu çalışma esas olarak Türkiye Türkçesindeki basit fiillerin özne sınırlılıkları ile ilgili ayrıntılı çalışma sunmaktadır. Söz konusu basit fiillerin özne sınırlılıkları belirlenerek elde edilen veriler derlem aracılığıyla test edilmiştir. Bu bağlamda çalışma iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Birinci bölümde alanyazında özne tanımları ve tasnifleri, fiil tanımları ve tasnifleri (özellikle kılınış temelli yaklaşımlar) olmak üzere sınırlar belirlenmiştir. Bu aşamada fiillerin kılınış özellikleri (eylemin gerçekleşme biçimi ve süreciyle ilgili, fiilin anlamsal yapısına bağlı sözdizimsel-anlamsal yapılar) ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Böylelikle alanyazın temelinde fiillerin özne sınırlılıklarına ilişkin kuramsal bir çerçeve oluşturulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde TDK Güncel Türkçe Sözlük taranarak basit fiiller tespit edilmiştir, bu fiillerden çatı (edilgen, ettirgen, işteş ve dönüşlü) biçimbirimli olanlar ayrıştırılmıştır ve fiillerin tanımlarından hareketle özne sınırlılıkları belirlenmiştir. Bu işlemi yaparken teorik bölümde oluşturulan özne sınırlılıkları şablonundan yararlanılmıştır. İncelenen fiilleri seçmek üzere Türkçenin Kelime Sıklığı Sözlük'üne başvurulmuştur. Sözlükte ilk üç binde yer alan fiillerin örnek cümleleri ise test edilmek üzere Türkçe Ulusal Derlem (TUD)'den alınmıştır. İncelenen fiillerin öncelikle TDK Güncel Türkçe Sözlük'teki anlamına yer verilmiştir. Daha sonra derlem üzerinde sorgulanan örnek cümleler, özne kategorilerine göre ayrıştırılmıştır. İlgili fiilin tahlil bölümünde ele alınan örnek cümleler, sözlükteki anlamlarına ilişkin özne kategorilerine göre fişlenmiş olup tablo üzerinde oranlarına yer verilmiştir.

Sibel Turgut
Bilecik Şeyh Edebali Üniversity · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00