6
Archived Theses
1
DOIs Assigned
17%
DOI Rate
Discipline
Şeyh Gâlib Divanı'nın tahlili
Şeyh Gâlib Divanı'nın tahlili adlı bu doktora tezinde 18. yüzyıl şairlerinden Şeyh Gâlib'in Divanı tahlil edilmiştir. Tam tahlil metodu ile hazırlanan çalışmada divanda bulunan tüm nazım biçimlerine ait beyitler ve bentler tahlile dahil edilmiş, herhangi bir nazım türü ayrımına gidilmemiştir. Tez; "Allah ve Yaratılmış Olanlar, Toplumsal Hayat, Din, İnanç ve İbadetler" adlı üç bölümden oluşmaktadır. Tezin birinci ve en kapsamlı bölümünde yüceden aşağıya doğru bir sıralama takip edilmiş; şairin şiirlerinde özellikle verdiği vahdet-i vücut felsefesi ekseninde önce varlığın özü Allah ve O'na ait isim ve sıfatların kullanımı incelenmiş; ardından sırasıyla Kozmik Âlem, Zaman, Mekân, İnsan, Tipler ve Kavimler ile ilgili tüm unsurlar ana ve alt başlıklar halinde tahlil edilmiş, şairin tabiata ve insana bakış açısı ortaya konmaya çalışılmıştır. "Toplumsal Hayat" başlığı altında toplanan ikinci bölümde ise dönemini şiirine yansıtan şairin, toplumsal hayata ait unsurları nasıl ele aldığı, hangilerine ağırlık verdiği ve bu konudaki yaklaşımı sergilenmek üzere bezm, musiki, savaş, yemekler, oyunlar, tababet, yazı, ulaşım, giyim- kuşam, süslenme başlıkları altında tespit edilen unsur ve mefhumların tahlili yapılmıştır. Son bölüm ise dini inanç ve ibadetlerin ele alınış biçimlerinin incelendiği bölümdür. Tezde başlıklar altında söz konusu unsurla ilgili yapılan açıklamanın ardından bu unsurun şiir geleneğindeki kullanımı, şairin divanında bu unsuru nasıl kullandığı, söz konusu unsurun beyitte yer alan diğer kelime ve unsurlarla ilişkisi, hangi sanatlara tabi tutulduğu ve anlam katmanları incelenmiş ve yapılan incelemenin metni bir kompozisyon sağlayacak biçimde oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışma ile Divan şiirinin ustaları arasında gösterilen şairin yaşadığı döneme ait izler, beslendiği kaynaklar, etkilendiği şahsiyetler ve şiir estetiği ile üslubunun ortaya konması amaçlanmıştır.
Klasik Türk şiirinde su
Su, yaşamın özüdür. Bu tezde amaç yaşam kaynağı suyun klasik Türk şiirinde nasıl ve ne yönde ele alındığını ortaya çıkarmaktır. Söz konusu amaç dahilinde Kutadgu Bilig'den (11. yüzyıl) başlanarak Fuzûlî'nin Türkçe Dîvân'ına (16. yüzyılın ilk yarısı) kadar on dört eser (Risaletü'n-nushiyye, Nesîmî'nin Türkçe Dîvânı, Mantıku't-tayr, Süheyl ü Nevbahâr, İskendernâme, Kıssa-i Yûsuf, Ahmed-i Dâî Dîvânı, Cemşid ü Hurşid, Ahmed Paşa Dîvânı, Avnî Dîvânı, Vesîletü'n-necât, Hevesnâme) tarama yöntemiyle incelenmiştir. Tespit edilen suyla ilgili kavramlar yorumlanarak yakınlıklarına göre gruplandırılmış, suyun anlam çerçevesi bütün yönleriyle gösterilmek istenmiştir. Üç bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde medeniyet ve kültür bağlamında su konusuna değinilmiş, ikinci bölümde suyun dinlerdeki yerine dair bilgi verilmiş ve su temelli inanışlar ile uygulamalar ele alınmış, üçüncü ve son bölümde de su ile ilgili şiirler yorumlanarak suyun klasik Türk şiirindeki önemi ortaya konmaya çalışılmıştır.
III. Ahmed devri Osmanlı şiirinde sosyal ağlar ve edebî prestij
Bu tez, sosyal sermayenin Osmanlı şairlerinin edebî prestiji (kazanılması, korunması, birikimi, kaybı vb.) üzerindeki etkilerini araştırmaktadır. İncelemenin temel amacı, Osmanlı şairlerinin edebî prestijini ve görünürlüğünü etkileyen temel edebî, sosyal, siyasi, kurumsal, kişisel ve tarihî dinamikleri anlamaktır. Bu amaç doğrultusunda tezde, XVIII. yüzyıldan seçilmiş birtakım edebî tür ve metinler (divan, vekaletname, tezkire, şiir ve nazire mecmuaları vb.) incelenmiş ve III. Ahmed döneminde aktif olarak şiir üreten bir grup şaire odaklanılmıştır. Örneklem kümesi olarak seçilen şairler şunlardır: Tırsî (öl. 1140/1727?), Nedîm (öl. 1143/1730), ve Vahîd/Mahtûmî (öl. 1145/1732-33), Arpaemînizâde Sâmî (öl. 1146/1734), Râşid (öl. 1147/1735), İzzet Ali Paşa (öl.1147/1735), Sâkıb Dede (öl. 1148/1736), Seyyîd Vehbî (öl. 1149/1737), Ârifzâde Asım (öl. 1150/1738), Nahîfî (öl. 1151/1739), Âtıf-ı Defterî (öl.1155/1742), Mirzâzâde Sâlim (öl. 1156/1743), Rıza Neccarzâde (öl. 1159/1746), Neylî (öl. 1161/1748) ve Eğrikapılı Râsim (öl. 1169/1756). Bu doğrultuda tez çalışması; saray, medreseler, benzeri kurumsal ve sosyal çevrelerde kurulan edebî ilişkilere ve bağlara (intisap ve himaye vb.) özel bir bakış açısıyla yaklaşmakta ve XVIII. yüzyıl Osmanlı şiirinin alternatif bir resmini sunmaktadır. Bu resmi çerçevelemek ve anlamak için; "sosyal sermaye" ve "sosyal ilişki ağları", "edebî prestij" ve "edebiyat alanı" gibi belirli teorik yaklaşımlar ve kavramlardan yararlanılmıştır. Araştırmanın temel bulgularından biri şudur: Üçüncü taraf aktörler, yani aracılar, Osmanlı şiir alanında her daim etkin olmuş; şair ile hamisi veya övdüğü kişi/ler arasındaki ilişkilerde, birleştirici ve destekleyici bir rol oynamakla kalmamış şiirlerin sipariş edilmesini, dolaşımını, hatta geleceğini bile etkileyebilmiştir.
Menâkıb-ı Hazret-i Hamza (Hamza-nâme 64. cild) (inceleme-metin-özel adlar dizini-tıpkıbasım)
ÖZET YÜKSEK LİSANS TEZİ MENÂKIB-I HAZRET-İ HAMZA (HAMZA-NÂME 64.CİLD) (İNCELEME-METİN-ÖZEL ADLAR DİZİNİ-TIPKIBASIM) Vasih ZÜLFİKAR Tez Danışmanı: Doç. Dr. Sedat KARDAŞ 2024, 215 sayfa Hz. Muhammed, amcası Hz. Hamza'nın şehit edilmesinden sonra Suheyb-i Rûmî'ye insanları cihada teşvik etmesi için Hz. Hamza'nın kahramanlıklarını anlatmasını ister. Araplar içinde yaygınlaşan bu anlatılar önce İran edebiyatına daha sonrasında ise Türk edebiyatına geçmiştir. Türk edebiyatında özellikle dinî motiflerle süslenen bu hikâyeler 14. yy'da ilk defa şair Ahmedî'nin kardeşi Hamzavî tarafından yazıya geçirilmiştir. Eski Anadolu Türkçesinin özelliklerini yansıtan Hamza-nâme'ler içerik olarak zengin bir anlatıya sahiptir. Bu tez çalışması ile Eski Anadolu Türkçesiyle mensur olarak yazılmış, Ankara Millî Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu'nda H. 1191/ M. 1777 istinsah tarihli, 06 Mil Yz A 7599 demirbaş numaralı, 115 varaktan ibaret olan Hamza-nâme'nin 64. cildinin tamamı transkribe edilerek araştırmacıların istifadesine sunulması amaçlanmıştır. Bu çalışma giriş ve üç temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Hamzavî'nin hayatı ve eserleri hakkında bilgiler verildikten sonra, ikinci bölüm olan inceleme kısmında Hamza-nâme'nin 64. cildinin tanıtımı yapıldı. Üçüncü bölümde eserin nüsha tavsifi yapılmış ve eserin metni transkribe edilmiştir. Çalışma, tez hakkında yapılan değerlendirmeleri içeren bir "Sonuç" bölümü, "Özel Adlar Dizini" ve "Tıpkıbasım" bölümleri ile tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hz. Hamza, Hamza-nâme'ler, Hamzavî, Hamza-nâme 64.cilt.
16. yüzyıl divan ve tezkirelerinde şairin yaradılışına (tab') dair yansımalar
Bu çalışmada, 16. yüzyılda kaleme alınmış şuara tezkirelerinde şairin karakteri, mizacı ve şairlik yeteneğini tanımlayan yaradılış kavramının nasıl kullanıldığı incelenmiştir. Bu incelemeden hareketle, aynı yüzyılda yaşamış beş divan şairinin yaradılış kavramını divanlarında nasıl işledikleri ele alınmıştır. Tezin birincil kaynaklarını 16. yüzyılda yazılmış Heşt Behişt (t. 945/1538), Tezkiretü'ş-Şuʿarâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ (t. 953/1546), Meşâ'irü'ş-Şuʿarâ (t. 976/1568), Tezkiretü' ş-Şuʿarâ (t. 994/1586), Gülşen-i Şuʿarâ (t. 1002/1593), Tezkiretü'ş-Şuʿarâ (t. 1006/1597) ve Künhü'l- Ahbâr (t. 1007/1598)'ın tezkire kısmı oluşturmaktadır. Bu tezkirelerden yola çıkılarak "tab', tabîat, istidâd, mizâc, nihâd, nijâd, meşreb, hilkat/hulk, haslet/hasâil, hûy/hû, tînet/tıynet, fıtrat, sirişt, cibiliyet, mâye, hamîr, şân ve pîşe" kelimeleri Fuzûlî (ö. 1556), Hayâlî (ö. 1557), Muhibbî (ö. 1566, s. 1520-1566), Taşlıcalı Yahyâ (ö. 1582) ve Bâkî (ö. 1600)'nin divanlarında taranmıştır. Çalışmada ilk olarak tezkirelerde yaradılış kavramının neden mühim olduğu, kavramın müellifler tarafından nasıl ele alındığı ve tezin odağında olan beş şairden nasıl bahsedildiği aktarılmıştır. Ardından bu veriler kullanılarak divanlarda yaradılışın yansımasına bakılmıştır. Tezkireler ve divanlar arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, divanlarda poetika ve her bir şair için açılan başlıklar altında yaradılışın şairlerce nasıl ele alındığı da ortaya konulmuştur. Böylece 16. yüzyılda yaşamış bu beş divan şairinin yaradılışı ele alışlarındaki küçük ya da büyük farkların sebepleri tartışmaya açılmış ve bu farklar şairlerin şiire, şaire bakış açısı, bulundukları konum, meslekleri ve kendilerine bakışları gibi kritik noktalardan değerlendirilmiştir.
İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi nekty03759 Numarada Kayıtlı Mecmû'a-i Nezâ'ir (İnceleme-MESTAP'a Göre Tasnif-Metin) Varak:56-126
Klasik Türk edebiyatında önemli bir yer tutan mecmualar, edebî metinlerin tespiti ve incelenmesinde önemli bir işlev üstlenmiştir. Her ne kadar çoğu mecmuanın derleyicisi ve derleme tarihi bilinmese de dönemin edebî zevkini yansıtmaları açısından büyük değer taşır. Mecmualar, yalnızca meşhur şairlerin eserlerini değil aynı zamanda tezkire ve edebiyat tarihlerinde adı geçmeyen şairlerin şiirlerini de içermektedir. Bu yönüyle, dîvânlar ve tezkirelerle birlikte Türk edebiyatı tarihinin temel kaynakları arasında önemli bir yer edinmiştir. Çalışmamız dört ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde öncelikle mecmua kavramı ele alınmış ardından şiir mecmualarının edebiyat tarihindeki yeri ve önemi hakkında genel bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölümde, incelenen mecmua tanıtılmış; bu kapsamda mecmuanın genel ve fiziki özellikleri, içeriği, derleyicisi, derlendiği dönem hakkında bilgi, şair kadrosu, şiirlerin nazım şekilleri ve kullanılan aruz kalıpları değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde, mecmuada yer alan şiirler, MESTAP (Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi) esas alınarak tablo hâlinde düzenlenmiştir. Yedi sütundan oluşan bu tablo; "yaprak numarası, şairin mahlası, matla beyti ya da bendi, makta beyti ya da bendi, nazım şekli/birimi, vezin ve açıklamalar" başlıklarını içermektedir. Dördüncü bölümde ise mecmuanın 56-126 (55b-124b) varakları arasında yer alan şiirlerin çeviri metnine yer verilmiştir. Bu şiirler, şairlerin dîvânları ile karşılaştırılmış, dîvânlarda bulunmayan şiirler ayrıca belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk Edebiyatı, Mecmua, MESTAP, Nazîre mecmuası