Gazi University
Department

Department of Political Science and Public Administration

Gazi University

125

Archived Theses

5

DOIs Assigned

4%

DOI Rate

Archived Theses

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de devlet üniversitelerinde akademik performans kriterlerinin belirlenmesi

Performans yönetimi örgütün daha önceden benimsediği amaç ve hedeflere ulaşmak için izlediği yol ile elde ettiği sonuçların birlikte ölçülüp değerlendirildiği bir bütündür. Kamu yönetiminde performans yönetimi, kamu örgütlerinin sunmakla yükümlü oldukları mal ve hizmetleri yerine getirme ve sunmada kullandığı yol, yöntem ve araçlar bütünüdür.Performans yönetim süreci, performans kriterlerinin belirlenmesi, performansın izlenmesi, performansın değerlendirilmesi, performansın geliştirilmesi aşamalarından oluşan bir bütünlük göstermektedir.Performans kriterlerinin belirlenmesi performans yönetimin sürecinin ilk aşamasıdır. Performans yönetiminin temel aracıdır. Performansın bazı boyutlarının doğrudan, net ve eksiksiz biçimde ifade edilmesidir. Hedeflere karşılık hizmetlerin ne kadar iyi yürütüldüğünü gösteren nicel ve nitel ifadelerdir.Kamu örgütlerinin amaçlarının farklılıklar taşıması nedeniyle her kamu örgütü için her zaman ve koşulda geçerli olabilecek performans kriterleri belirlemek zordur. Performans kriterlerinin örgütün amacı, yapısı, örgütlenmesi, işleyişi ve çalışanlarının tabi olduğu hukuki düzenlemeler ile uyumlu olması gereklidir.Türkiye'de kendine has özellikler taşıyan bir kamu örgütü olan devlet üniversitelerinde çalışan akademik personel içinde özel performans kriterleri benimsenmelidir.Anahtar Sözcükler1.Performans Yönetimi2.Kamuda Performans Yönetimi3.Kamuda Performans Kriterleri4.Akademik Performans Yönetimi5.Akademik Performans Kriterleri

PerformansPerformans yönetimiÜniversiteler
Emine Çeliksoy
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkının kamu yönetiminin işleyişi üzerindeki etkisi

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkı, ulusal ve uluslararası düzeyde gelişme göstermiştir. Özellikle, soğuk savaşın sona ermesiyle bilgi edinme hakkının ulusal hukuk sistemlerine yer alması ivme kazanmıştır. Günümüzde, yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkı, küresellik kazanarak bütün ülkeler tarafından uygulamaya geçirilmeye çalışılan ortak bir değer haline gelmiştir. Çalışma, ortak bir değer haline gelen yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkının kamu yönetiminin işleyişi üzerindeki etkilerinin incelenmesini konu edinmiştir.Yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkı, kamu yönetiminde kapsamlı bir değişim öngörmektedir. Bu değişim, geleneksel kamu yönetimi anlayışında düzeltme niteliğinde olmayıp, bir anlayış değişikliği öngörmektedir. Yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkı, devletin faaliyet yürüttüğü her alanda kendisini göstermektedir. Ancak çalışma, kamu yönetimi ile sınırlandırılmıştır. Çalışmada, kamu yönetimini derinden etkileyen ve anlayış değişikliğine yol açan yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkının, yönetsel sorunlara ne düzeyde çözüm getirdiği, sağlayacağı yararların neler olduğu, ortaya çıkaracağı sorunların tespiti ve çözümlerin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Yine çalışmada, açık yönetim sisteminin nasıl kurulacağı ve sistemin optimum uygulama özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca, Türkiye'de yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkının hukuk kurallarında yer alması ve 2004 yılında kabul edilen Bilgi Edinme Hakkı Kanununun kurallarının açık yönetim sistemi açısından incelenmesi çalışmanın amaçları arasındadır.Çalışmada kamu yönetiminin bütünü üzerinde inceleme yapılarak, bütünsel olarak kamu yönetiminin mevcut yapısının sorunun hem sebebi hem de konusu olduğu varsayılmaktadır. Çalışma, yönetimde açıklık ve bilgi edinme hakkının kamu yönetimi üzerindeki sonuçlarını belirlemeye yönelik kuramsal bir çalışmadır.Çalışma sonucunda, açık yönetimin bir sistem olarak bütüncül bir yaklaşımla uygulanmaması durumunda, kamu yönetiminde beklenen anlayış değişikliğini sağlayamayacağı belirlenmiştir. Açık yönetim sisteminin oluşturulması halinde ise, yönetime yeni görevler yükleneceği, yönetimin denetlenmesinde etkinliğin artacağı, yönetim ile halk arasındaki ilişkilerde olumlu bir değişim sağlayacağı ve yönetimin işleyişinin iyileştirilmesi üzerinde etkili olacağı tespit edilmiştir.Anahtar Sözcükler:1.Yönetimde gizlilik2.Yönetimde dışa kapalılık3.Yönetimde açıklık4.Bilgi edinme hakkı5.Kamu yönetimi

AçıklıkAçıklık ilkesiBilgi edinme hakkı+2
Fatih Kırışık
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'da sivil toplum kuruluşları olarak işçi sendikaları

Bu araştırmada Azerbaycan'daki sivil toplum kuruluşları sivil toplumda demokrasini destekleyen sosyal görüngü bağlamında incelenmiştir. Son yıllarda demokratik toplumun temel taşlarından olan sivil toplum kuruluşları'nın gelişmesinde, onların rolünün artmasında önemli ilerleyişler olmuştur. Araştırmamızda geçit döneminin sorunlarının çözümü ve sivil toplumun oluşmasında STK'lar önemli etken olarak değerlendirilmiştir.Bu çalışma Azerbaycan'da sivil toplum kuruluşları olarak işçi sendikalarının ele alındığı bir tarama değerlendirme araştırmasıdır. Araştırma gerek dünyada gerekse Azerbaycan'da konu ile ilgili literatür ve dokümanlara dayalı belgesel gözlem yöntemine dayanmaktadır.Araştırmada ayrıca dünyada ve Azerbaycan'da sivil toplum kuruluşları ve işçi sendikalarının bütün özellikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma boyunca, özellikle Azerbaycan'da STK'ların genel durum analizleri ortaya konulmaya çalışılırken problem alanları tanımlanmaya çalışılmış ve öneriler sunulmuştur.STK sektöründe var olan sorunları: STK'ların mevzuat bazının mevcut istekleri karşılayamaması, devlet siciline alınmanın bürokratik engellere maruz kalması, mali açıdan yabancı devletlere bağlılık, hükümetin sektörün gelişimine yeteri kadar özen göstermemesi, özel sektörle ilişkilerde yaşanan istem dışı gelişmeler şeklinde sıralayabiliriz.Halihazırda gelişim süreci geçiren STK'lardan biri de İşçi sendikalarıdır. Araştırmamızda İşçi sendikaları üzerine geniş şekilde durulmuştur. Sorunu aydınlatmak adına Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti'nde (1918-1920) işçi sendikalarının sosyal siyasi özellikleri dikkate alınmıştır.Azerbaycan'da STK'lar ilk başlarda yardım kuruluşları şeklinde ortaya çıkmış ve sosyal tarihi açıdan ilk sendika olarak tarihe geçmiştir. Azerbaycan'da kurulan yardım kuruluşları ve sendikalar sosyal niteliği, fonksiyonel yönleri açısından farklılık taşısalar da faaliyetleri bakımından sivil toplum kuruluşları niteliğini taşımışlardır.Anahtar Kelimeler:1. Azerbaycan2. Sivil Toplum3. Çoğulculuk4. Hoşgörü5. İşçi Sendikası

Emın Hasanov
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Modern ve postmodern kimlikler bağlamında yeni toplumsal hareketler

Salt akılcı boyutuyla yürüyen modernite, teknik-endüstriyel aygıtların egemenliğini, rasyonel, bürokratik kültürü doğurdu. Bu dönemde bireysel kimlik talepleri akıl, eşitlik, kardeşlik değerlerinin içinde eritilerek, kişisel özerklik tahrip edilmiş oldu. Birey, her türlü bireysel farklılıklarını özelinde saklayarak, eşit hukuksal statüdeki ve kamusal alanda vatandaş kimliğine sahip olan bireydi. Bu dönemde birey, hak ve özgürlük taleplerini ancak sınıfsal bir zemine yaslanarak yine belirli bir bütünün ve rasyonelliğin çıkar çatışmaları ve siyasi beklentileri doğrultusunda dile getirmekteydi.Ancak 1960´lı yıllara gelindiğinde ise kimlik siyasetinde modernite'nin ötesinde postmodern diye adlandırılabilecek bir siyaset biçimi belirmiştir. Radikal Demokrasi kuramcılarının da dikkat çektiği üzere artık bütüncül anonim özneler yerine tekil öznelerin varlığını savunulmalıdır. Batının modern ve gelişmiş demokrasilerinin içine girdiği bunalım, mevcut sistemden duyulan hoşnutsuzluk seslerin giderek yükselerek toplumsal eylemlere dönüştüğü, başta öğrenciler olmak üzere bugüne kadar alışılmamış benzerine rastlanmamış taleplerle, çoğu kez örgütsüz ve kendiliğinden gelişen ve birçoğu ulusal sınırları aşmış Yeni Sosyal Hareketler siyasetin alanına girmiştir.Bu Yeni sosyal hareketler, gerek siyasi sistemden talepleri, gerek örgütlenme şekilleri, gerekse de hareketlerin içinde barındırdığı bireylerin sınıf ve statüleri itibariyle öncekilerden oldukça farklıdır. Bu hareketler içinde barındırdığı kimlik, özerklik, farklılık gibi değerler itibariyle modernizmin değerleri bütününden farklılaşmıştır. Yeni Toplumsal Hereketleri sivil toplum alanını genişletici, demokratikleşmeyi sağlayıcı hareketler olarak ele alıp değerlendirmek mümkündür.

Eda Çorakcı
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Anarşizm ve 1980 sonrası dönemde Türkiye'de anarşizm

Anarşizm, modern dönemde ortaya çıkmasına rağmen, hem moderniteye hem de modern ulus devlet ve onunla bağlantılı olarak bireyin üzerindeki tüm otoritelere karşı çıkar. Bu anlamıyla anarşizm, günlük dildeki kaos, kargaşa, düzensizlik gibi olumsuz çağrışımlarından farklıdır. Ülkemizde akademik olarak üzerinde nispeten daha az çalışılan bir ideoloji olan anarşizm konusunda yapılan bir çalışma, sosyalizm, Marksizm, sosyal demokrasi, liberalizm, liberteryenizm gibi ideoloji ve fraksiyonlarının da incelenmesini gerektirmektedir.Temelde otorite karşıtlığı ve devletsiz bir düzen fikri ile yaşantısına dair örnekleri insanlık tarihi içerisinde çok gerilere götürmek mümkündür. Net bir şekilde ifade etmek gerekirse, Fransız Devrimi'yle beraber devlet ve toplum arasındaki ayrılığın adı konmuş bir çocuğudur, anarşizm. Tabiri caizse bu boşanma sonrası devleti velilikten reddederek birey ve toplumun yanında yer alan bir çocuktan bahsedebiliriz. Devletsiz, otoritesiz, efendisiz de ?saadet?in olabileceğini hep göstermeye çalıştı.Türkiye'de anarşist hareket uzun yıllar boyunca gösteremediği etkisini ilginç bir zamanda, 12 Eylül darbesinin sonrasında hissettirmeye başlamıştır. Özellikle üniversite çevrelerinde başlatılan bir dizi girişimle anarşistler seslerini duyurmaya başlamışlar, bu yönde yayınlara başlamışlardır. İlk dönemlerde Kara ve Efendisiz gibi dergilerle başlayan bu çabalar izleyen süreçte daha entelektüel mecralara taşınmış, anarşizm sorununu daha entelektüel bir bağlamda ele alan Siyahî gibi dergiler yayın hayatına atılmışlardır. Bu durum aslında anarşizm içindeki genel eğilimlerin değişimini göstermesi bakımından da önem taşımaktadır. Önceleri popülist bir tavra ve dile sahip olan anarşizm izleyen süreçte daha derinlikli ve felsefi bir bakış açısına sahip olmuştur.Özgür birey vurgusu açık ara belirgin olan bir anarşist omurganın Türkiye'de yer etmesi, belki de şiddetin ve otoriterizmin önündeki en büyük engel olabilecektir. Bu aynı zamanda karşılıklı birbirini besleyen de bir süreçtir. Bir yerden başlamak gerekirse, iktidarın tahakkümünün bilincinde olan birey ve kesimlerin ?olumlu? ve ?gerçek? anlamıyla bireyci bir anarşizmin farkındalıklarını göstermesiyle başlanabilir.

AnarşiAnarşizmDevlet+2
Hamdi Turşucu
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Ekolojik kriz karşısında yurttaşın değişen tanımı

Tezde dünyada yaşanan ekolojik krizin toplumsal boyutuyla ele almaktadır. Verili siyasal ve hukuksal kalıplar, ekolojik kriz karşısında çözülmeye ve dönüşmeye başlamıştır. Ekolojik sorunların bütünselliğini kanıtlamak için İklim Değişikliği, GDO'lar ve nükleer enerjinin yol açtığı krizler üzerinde daha detaylı durulmuştur.`Yurttaş' kavramının tarihsel gelişiminde ziyade modern yurttaş tanımı baz alınmıştır. Ekolojik krizin siyaset biliminin temel kavramlarından olan `yurttaş' kavramında da özsel bir dönüşüme yol açtığı ortaya konulmaya çalışılmıştır.Çevre hakkının diğer yurttaş hakları üzerindeki dominant ve asimilasyoncu etkisi üzerinde durulmuştur. Çevre hakkının öznesi ve hak süjesi olarak yurttaşın ekolojik kriz karşında çaresiz kaldığı ve bu sorunun ancak yeni bir yurttaş tanımı ile aşılabileceği anlatılmıştır.Sonuç olarak; `ekolojik yurttaş' gibi yurttaşı sahip olduğu haklara parçalayarak yeni bir yurttaş tanımı yapmak yerine yurttaşın kendisinin yeniden tanımlanması gerektiği ve bu yeni yurttaş tanımın muhtemel unsurları tez olarak ileri sürülmüştür.

Ekoloji
Mehmet Horuş
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk siyasal kültüründe millet algısı ve milliyetçilik

Bu çalışma, Türk siyasal kültürü içerisinde, millet ve milliyetçilik kavram-larının, bireyler tarafından algılanış farklılığının test edilmesi suretiyle bu yön-de sonuçlara gidilmesi amacıyla hazırlanmıştır. Toplumun millet ve milliyetçi-lik kavramlarına atfettiği anlam irdelenirken, Osmanlı Devleti'nin Cumhuriyet Türkiyesi'ne bıraktığı siyasal kültür mirasının ve bu mirasın oluşumuna neden olan dinamiklerin incelenmesi ise, çalışmanın belkemiğini oluşturmuştur.Bu doğrultuda, ilk olarak, kültür ve siyasal kültür kavramları incelenerek Türk siyasal kültürünün ana hatları çizilmeye çalışılmıştır. Türk siyasal kültü-ründe önemli bir yere sahip olan millet ve milliyetçilik algısının belirlenebilme-si amacıyla, millet, milliyetçilik ve Türk milliyetçiliği kavramları tarihsel köken-leri ile birlikte, çeşitli kuramsal yaklaşımlar paralelinde detaylı olarak incelen-miş, özellikle Türk milliyetçiliğinin oluşumunda etkili olan unsurlar açıklanmış-tır.Çalışma, literatür taramasına dayalı betimsel bir çalışma olmakla birlik-te, aynı zamanda alan arştırmasını içermesiyle ampirik özellik de göstermek-tedir. Bu çerçevede çalışmanın son bölümü, Türk toplumunun millet ve milli-yetçiliğe ilişkin değerlerin analizinden hareketle bugünkü durumun bir tespitini yapma amacına yönelik bir alan araştırmasını içermektedir. Bu tespitin ya-pılmasındaki amaç ise; çalışmanın kuramsal kısmında yer alan millet ve milli-yetçilik ile ilgili argüman, söylem ya da yaklaşımların günümüz Türk toplu-munda var olup olmadığını, var ise hangi düzeyde olduğunu tespit etmek ola-rak belirlenmiştir. Bu belirlemenin de tarihsel bakış, devlet, din, muhafazakâr-lık, ordu, muhalefet, demokrasi, laiklik, dil, etnik yapı gibi kavramların yaş, cinsiyet, eğitim durumu, gelir düzeyi, yerleşim birimi, etnik köken gibi farklı bağımsız değişkenler tarafından nasıl düzenlendiği/oluşturulduğu üzerinden yapılması amaçlanmıştır.Söz konusu alan araştırması, anket yoluyla gerçekleştirilmiştir. Araştır-manın evreni ise, Ankara'da yaşayan 18 yaşını bitirmiş ve hanelerde yaşayan erkek ve kadın vatandaşlar olarak tanımlanmıştır. Evrenin Ankara olarak be-lirlenmesinde; Ankara'nın başkent oluşu, kozmopolit bir şehir olarak Türki-ye'nin pek çok bölgesinden göç alması ve şehirlerde yaşayan nüfus oranının en yüksek olduğu il olması göz önünde bulundurulmuştur. Bu kapsamda, An-kara geneli, nüfus ve gelir dağılımı göz önünde bulundurularak 3 bölgeye ay-rılmış; Ankara genelinde elde edilecek verilerin, Türkiye genelini yansıtabile-ceği değerlendirilmiş ve hedef kitleye uygun olarak 410 anket üzerinden çö-zümleme yapılarak genellemelere gidilmiştir. Verilenrin analiz edilmesi sonu-cunda sorulara ait toplam 45 frekans tablosu ile birlikte birbiriyle ilişkili olan farklı soruların karşılaştırılması sonrasında anlamlı sonuçlar veren 15 tablo olmak üzere toplam 60 tablo üzerinden çözümlemeler yapılmıştır.

MilletMilliyetçilikSiyasi kültür+1
Y. Furkan Şen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

1950 seçimlerinin Türkiye'nin demokratikleşme sürecindeki yeri

Bu çalışmanın temel amacı, Türkiye'nin demokratikleşme sürecinde; 1950 Seçimlerinin önemini vurgulamak ve çok partili demokratik hayata geçişin asıl dayanak noktasının, 1946 Seçimleri değil, 1950 Seçimleri olduğunu açıklayabilmektir.Tez üç bölüme ayrılmıştır. İlk bölümde, çeşitli demokrasi kavramlarına değinilmiş, daha sonra da demokrasinin; ilk ortaya çıktığı dönemden, günümüze kadar geçen sürede geçirdiği değişime ve günümüz demokrasisine değinilmiştir. Çalışmamıza, tüm ilke ve kurumlarıyla, liberal demokrasi esas oluşturmuştur. Bu kapsamda, demokratik bir sistemin sahip olması gereken unsurlar açıklanmış ve çalışmamızda görece en önemli görülen periyodik, adil ve özgür seçim ilkesine ayrıntılı olarak değinilmiştir. Son olarak da, genel hatlarıyla seçim sistemlerine yer verilmiştir.İkinci bölümde ise; Osmanlı'nın son dönemlerindeki parlamenter rejim denemelerinden, 1946'ya kadar olan gelişmeler, 1921 ve 1924 Anayasaları, tek parti dönemi politikaları ve topluma yansımaları tarihi bir süreç içinde ve demokratikleşme çerçevesinde ele alınmıştır.Son bölümde ise, Tek Parti Döneminde; İkinci Dünya Savaşının yarattığı dış faktörler ile dönemin otoriter yönetiminin yarattığı geniş tartışma ortamı anlatılmıştır. Bunun yanı sıra, 1946 Seçimleri, Demokrat Partinin kuruluşuyla birlikte başlayan ve Türkiye'de genel, yargı güvencesi altında, adil, özgür ve gizli oy-açık tasnif esasına dayanan ilk demokratik seçimlerin gerçekleşmesine vesile olan 1950 Seçimleri ayrıntılı olarak ele alınmıştır. 1946 ile 1950 Seçimleri karşılaştırılmış ve 1950 Seçimlerinin Türk demokrasisindeki yeri ve günümüz siyasi yaşamına getirdikleri değerlendirilmiştir.

DemokratikleşmeSeçimler
Müge Tokgöz
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Suç veya kabahat olarak kaçakçılık fiilleri

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, bu Kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. Yine 5326 sayılı Kabahatler Kanunun 3. maddesinde, bu Kanunun genel hükümlerinin diğer kanunlardaki kabahatler hakkında da uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Bu düzenlemeler karşısında, özel ceza kanunu niteliği taşıyan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun değiştirilip yeni Ceza Hukuku sistemimize uyarlanması zarureti ortaya çıkmıştır. Bu uyarlama, büyük ve kapsamlı değişiklikler gerektireceği için, 4926 sayılı Kanun tamamen ilga edilip yerine 31 Mart 2007 tarihinde 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu yürürlüğe girmiştir.

Hüseyin Ertuğrul
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessTR

?İnsan kaynakları planlamasının bir aracı olarak norm kadro uygulaması?

Geleceğin kamu ve özel sektör örgütlerinin, geleneksel bürokratik yapılardan çok farklı olacağını, içinde yaşanılan küreselleşme, demokratikleşme, yerelleşme, özelleştirme vb. olarak ifade edilen değişimler göstermektedir. Yeni yönetsel ve örgütsel yapılanmanın; yönetime katılımcı, yenilikçi, yaratıcı, sorgulayıcı, kendine güvenen, nitelikli ve zihinsel kapasitesi yüksek, bilgi sistemlerindeki ve teknolojideki gelişmelerden yararlanan, kendisini sürekli geliştiren, etkinlik ve verimlilik ilkelerine uygun olarak hareket eden, faaliyetleri doğru yer ve zamanda ve amaçlanan biçimde sonuçlandırıcı türde ve nitelikte insan gücüne ihtiyacı vardır.Geçmişte bir maliyet unsuru olarak kabul edilen, hatta örgütte kullanılan makinelerle eşdeğer ve bu makinelerin bir parçası olarak görülen insan kaynakları; personel yönetimi kavramının ortaya çıkmasıyla beraber bilimsel bir nitelik kazanmış, zaman içinde çeşitli gelişmelerin etkisiyle stratejik bir kaynak olarak algılanmaya ve örgütün amaçlarına ulaşmasında, verimliliği artırmada, rekabet gücünü sağlayabilmede en önemli unsur haline gelmiştir. Yaşanan değişim ve dönüşüm, insan unsurunu örgütün odak noktası haline getirmiştir.Dünyadaki ve ülkemizdeki değişim olgusu, evrensel değerlere uygun bir personel yönetimini, özellikle insan kaynaklarından rasyonel bir biçimde yararlanmayı zorunlu kılmaktadır. İnsan kaynaklarının yeterli niteliklere sahip olması, doğru zamanda, doğru yerde, yeterli sayıda sağlanarak etkili, verimli ve rasyonel olarak kullanılması ve bu çalışmaların bilimsel verilere dayalı olarak gerçekleştirilmesi bir ihtiyaç haline gelmiştir. İnsan kaynakları yönetiminde başarı ve belirlenen amaçlara ulaşabilme; insan kaynağının, nitelik ve nicelik olarak belirlenerek istihdam edilmesini, doğru pozisyonlarda yerleştirilmelerini, gelişimlerine yönelik eğitim almalarını sağlayacak plan, program ve bunları sağlamaya yönelik kullanılan araçlarla sağlanabilir. Bu ise, bugün gelişmiş olarak nitelendirilen ve gerek az gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerin model olarak aldıkları birçok ülkede tamamlanmış olan, bilimsel kriterlere dayalı olarak gerçekleştirilen Norm Kadro çalışmaları ile gerçekleşebilir.

Kamu yönetimiPersonel yönetimiİnsan kaynakları+1
Murat Akçakaya
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00