
161
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Biyoloji öğretmenlerinin bilimsel süreç ve araştırma becerilerini uygulayabilme durumlarının tespiti
Günümüzde bilimsel bilgiler her geçen gün artmaktadır. Bu bilgileri bireylerin yaşamlarında takip edebilmeleri imkânsız gibidir. Aynı zamanda ülkelerin birbirleri ile yarışabilmeleri için bu bilgilerin hızına yetişebilecek, problem çözebilen, soru sorabilen, çözüm üreten bireylere ihtiyacı vardır. Bu özelliklere sahip bireylerin yetişebilmesi için ülkeler eğitim politikalarını yenilemektedirler. Yapılan son değişikliklerle eğitim programlarında bilimsel araştırma ve bilimsel süreç becerileri büyük önem kazanmıştır. Ülkemizde 2004 yılında öncelikli olarak ilköğretim düzeyinde Fen ve Teknoloji programında değişiklik yapılmıştır. 2008-2009 öğretim yılından itibaren de Ortaöğretim Biyoloji Öğretim programında değişiklikler yapılmıştır. Bu yeni programda öne çıkan hususlardan biri az ve öz bilgidir. Bilginin ezberlenmesi ve hatırlanmasından ziyade bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ile beceri ve anlayış geliştirilmesi vurgulanmaktadır. Programın uygulayıcıları olan öğretmenlerde belirlenen yeterlilikler ise üç başlık altında toplanmaktadır: Alan bilgisi, alan eğitim bilgisi ve biyoloji okuryazarlığı. Bilimsel süreç becerilerine ait kazanımlar biyoloji okuryazarlığı başlığı altında toplanmıştır. Yurt içinde ve yurt dışında öğrencilerin, öğretmen adaylarının ve öğretmenlerin bilimsel araştırma ve bilimsel süreç becerilerini (BAS) tespit etmeye yönelik çok sayıda araştırma yapılmıştır. Bunun yanında araştırmalarda bilimsel süreç becerilerini uygulayabilme durumları, çeşitli yöntemlerin bu becerilerin gelişmesine yönelik katkıları, programdaki yeri gibi birçok konu yer almıştır. Bu çalışmalara göre programın başarılı ya da başarısız olmasındaki en büyük pay öğretmenlere aittir. Öğretmenler bilimsel süreç becerilerini derslerinde ne kadar uygulayabilirlerse öğrencilerden istenilen sonucun başarılı olma olasılığı o kadar yüksek olduğu düşünülmektedir. Bu bağlamda bu çalışmanın amacı bilimsel araştırma ve bilimsel süreç becerilerinin öğrencilere kazandırılmasında en büyük etkenlerden biri olan öğretmenlerin bu becerileri uygulayabilme durumlarının tespit edilmesidir. Ayrıca öğretmenlerin yaşları, cinsiyetleri, mesleki deneyim süreleri, hizmet içi eğitim alıp almadıklarına göre, mezun olunan okul tipi, formasyon eğitimi alma durumlarına göre değişiklik olup olmadığı tespit edilecektir. Araştırma tek aşamalı gerçekleşecektir. Bu araştırmada Yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışma grubu İzmir ilinde çeşitli okullarda görev yapmakta olan 20 ortaöğretim biyoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlerin çalışmaya katılımında ulaşılabilirlik ve gönüllülük esas alınmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme, öğretmenlerin bilimsel araştırma ve süreç becerilerini ortaya koyacak şekilde hazırlanmıştır. Veri toplama aracı olarak tarafımızdan geliştirilen 'Biyoloji Öğretmenlerinin Bilimsel Araştırma ve Bilimsel Süreç Becerilerini Uygulayabilme Durumlarının Tespiti Görüşme Formu' kullanılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere göre öğretmenlerin bilimsel araştırma ve bilimsel süreç becerilerini derslerde ne kadar uygulayabildiklerinin tespiti yapılmıştır. Bilimsel süreç becerilerini neden uyguladıklarını ve neden uygulayamadıklarının analizleri yapılmıştır. Genel olarak öğretmenlerin aynı nedenler ortaya koydukları görülmüştür. Çalışmanın bulgularına dayanarak öğretmenlerin bilimsel süreç ve araştırma becerileri hakkında yeterli bilgilendirme yapılması, lisans derslerinde öğretmen adaylarının bilimsel süreç ve araştırma becerilerini tanımalarının sağlanması ve öğretmenlerin bilimsel süreç ve araştırma becerilerine yönelik ortak sorunların giderilmesi önerilmektedir. Ayrıca bu tezden çıkacak sonuçlardan yola çıkarak bu konuda iyileştirmeler yapılabilir, öğretmen yeterlilikleri ya da bilimsel araştırma ve süreç becerileri konusunda yapılacak diğer çalışmaların temelini oluşturabilir. Anahtar Kelimeler: Bilimsel Araştırma ve Süreç Becerileri, Öğretmen yeterlilikleri, Ortaöğretim Biyoloji Programı, Ortaöğretim Biyoloji Öğretmenleri.
Ortaöğretim 9. sınıf biyoloji dersi yeni öğretim programına ilişkin öğretmen görüşleri (Trabzon ili örneği)
Bu çalışmanın temel amacı, Ortaöğretim 9. Sınıf Biyoloji Dersi Öğretim Programına ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesidir. Bu amaçla öğretmenlerin, yeni öğretim programı ile ilgili düşünceleri, programın uygulanmasında karşılaştıkları sorunlar ve programın etkin ve verimli hale getirilmesi için çözüm önerileri belirlenmiştir. Araştırmanın katılımcılarını, Trabzon ili Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaöğretim kurumlarında görev yapan ve 9. sınıf biyoloji dersini yürüten beş öğretmen oluşturmuştur. Özel durum çalışması yönteminin kullanıldığı araştırmada veriler, açık uçlu sorulardan oluşan yapılandırılmış mülakatlarla toplanmıştır. Elde edilen nitel verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; programın genel yapısının açık, anlaşılır, güncel ve birbiri içerisinde tutarlı olduğu belirlenmiştir. Ancak, öğretim programından, öğretmenden, öğrenciden, ders kitabından ve okulun fiziki yapısından kaynaklanan nedenlerden ötürü; yeni öğretim programının, kazanımlar, içerik (konu alanı), etkinlikler ve ölçme-değerlendirme boyutunun yeterince uygulanabilir olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, yeni öğretim programının tanıtımı ile ilgili düzenlenen hizmet içi eğitim faaliyetlerinin ve öğretmen inançlarının, programın uygulanabilirliğini etkilediği görülmüştür. Tüm bu sonuçlar, yeni öğretim programı ile hedeflenen değişimlerin gerçekleşmediğini ortaya koymuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda; MEB ve üniversitelerin işbirliğiyle, yeni öğretim programının öğretmenlere ayrıntılı bir şekilde tanıtılmasına yönelik uygulamalı hizmet içi eğitim faaliyetlerinin düzenlenmesi önerilmiştir.
Matematik öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik inanışlarındaki değişimin incelenmesi
Bu çalışmada matematik öğretmenlerinin matematik eğitimine yönelik inanışlarının mesleki deneyime bağlı olarak değişip değişmediğini belirlemek amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda 12 öğretmenin matematik bilginin doğası, öğretmenin rolü, öğrencinin rolü ve değerlendirme hakkındaki görüşleri alınmıştır. Çalışmada, gelişimsel araştırma yöntemlerinden kesit alma yöntemi kullanılmıştır. Veriler anket ve mülakatlarla toplanmış ve içerik analizi ile çözümlenmiştir. Daha sonra Magolda'nın epistemolojik yansıtma modeli kullanılarak öğretmenlerin görüşleri sınıflandırılmıştır. Çalışmada, öğretmen adayları ve mesleki deneyimleri 6?10 yıl arasında olan öğretmenler matematik bilginin doğası açısından ilgili sınıflandırmada daha üst düzeylerde bulunmuşlardır. Öğretmenin rolü açısından da özellikle mesleki deneyimleri 1?5 yıl arasında olan öğretmenler ilgili sınıflandırmada alt düzeyde bulunmuşlardır. Öğrencinin rolü ve değerlendirme açısından ise katılımcıların görüşleri arasında bir takım farklılıklar olsa da tamamı bağımsız bilme düzeyinde değerlendirilmişlerdir. Çalışmada, iş başındaki öğretmenlerin öğrenci merkezli öğretim konusunda detaylıca bilgilendirilmedikleri ve yeni öğretim programının ön gördüğü rehber öğretmen modeline uygun bazı yeterliliklere sahip olmadıkları belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının ise yeni uygulamalara yönelik taze bilgilere sahip oldukları ancak bu bilgileri uygulayıp yeterince içselleştiremediklerinden dolayı, özellikle öğretmenin rolü konusundaki görüşlerinin öğretmenlik uygulaması sırasında geleneksel anlayışa doğru bir değişim gösterdiği belirlenmiştir.
Yapılandırmacı yaklaşıma uygun geliştirilen etkinliklerin üstün yetenekli öğrencilerin kavramları anlamalarına etkisi: ?Erime, donma, buharlaşma, kaynama ve yoğuşma?
Öğrenmelerin anlamlı olmadığı, bilgilerin ezber yolu ile elde edildiği durumlarda; kavramların tam olarak anlaşılamaması, kavram yanılgılarının oluşması, günlük hayattaki olayların doğru yorumlanamaması ve kullanılamaması gibi sonuçları ortaya çıkarmakta ve kavram öğretimi önem kazanmaktadır. Bu çalışmayla, ?erime, donma, buharlaşma, kaynama ve yoğuşma? kavramlarının, ilköğretim 6.sınıf düzeyindeki üstün yetenekli öğrenciler tarafından anlaşılma düzeylerinin ve kavram yanılgılarının belirlenmesi ve 5E modeline uygun geliştirilen etkinliklerin öğrencilerin bu kavramları anlamaları ve yanılgıları üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.Aksiyon araştırması yönteminin kullanıldığı bu çalışmada, hal değişimi kavramlarına yönelik yapılandırmacı yaklaşımın 5E modeline dayalı 4 etkinlik geliştirilmiştir. Etkinlikler, Ordu Bilim Sanat merkezine kayıtlı 6. Sınıf düzeyinde 23 üstün yetenekli öğrenciye uygulanmıştır. Araştırmanın verileri, üç bölümden oluşan bir test, yarı yapılandırılmış mülakatlar ve sınıf içi informal gözlemlerle toplanmıştır. Test ve mülakatlar, uygulama öncesinde ve sonrasında olmak üzere iki kez uygulanmıştır. Mülakatlar, 23 öğrenci ile bireysel olarak yürütülmüş ve ses kaydedici ile kaydedilmiştir. Elde edilen veriler, frekans ve yüzdeliklere dönüştürülerek tablolar halinde sunulmuştur.Araştırma sonucunda üstün yetenekli öğrencilerin de bu kavramlarla ilgili olarak yanılgılara sahip oldukları, hazırlanan etkinliklerin öğrencilerdeki bazı yanılgıların giderilmesine etkisi tespit edilirken, bazı yanılgıların giderilmesinde etkili olmadığı görülmüştür. Çalışmadan elde edilen sonuçlar dikkate alınarak diğer araştırmacılara ve eğitimcilere bazı önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de ilköğretim programlarında çevre için eğitimin yeri ve önemi
Bu çalışmada, 2005- 2006 Eğitim- Öğretim yılında yenilenen ilköğretim programı ders kitaplarında çevre bilinci oluşturmaya yönelik ne tür çalışmaların yer aldığı tespit edilerek programda çevre eğitiminin yeri ve öneminin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla incelenen ders kitaplarından Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji, Sosyal Bilgiler, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ve Görsel Sanatlar ders kitaplarında çevre için eğitim amaçlı kazanım ve etkinlikler tespit edilmiştir. Türkçe ders kitaplarında ise çevre içerikli metinler ve bu metinlerle ilgili çalışmalar incelenmiştir.Çevre eğitimi için kazandırılması hedeflenen kazanımlar sınıf düzeyine ve derslere göre gruplandırılmıştır. Bu amaçla Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji ile Sosyal Bilgiler dersinde yer alan çevre eğitimi amaçlı kazanım ve etkinlikler tespit edilerek sınıf düzeyine göre gösterdikleri değişikliler belirlenmiştir. Çevre bilinci oluşturmaya yönelik kazanımların yer aldığı diğer disiplinler olarak Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile Görsel Sanatlar ders kitapları incelenmiştir. Çeşitli çevre içerikli okuma metinlerinin yer aldığı Türkçe dersinde çevre bilinci oluşturmak amaçlı çalışmalar belirlenmiştir.Çalışma nitel bir çalışma olup doküman analizi yaklaşımı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda ilköğretimde temel olarak çevre için eğitime Hayat Bilgisi, Fen ve Teknoloji ile Sosyal Bilgiler dersinde yeterli düzeyde kazanım ve etkinliklerle yer verildiği, bununla birlikte Görsel Sanatlar, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisinde çeşitli kazanımlara, Türkçe dersinde konuyla ilgili şiir ve metinlere yer verildiği görülmüştür. Kazanım ve etkinliklerin sınıf seviyesine göre gelişimsel özellik gösterdiği, tekrarlardan kaçınılarak sıkıcılıktan uzak ve sarmallık ilkesine uygun olduğu görüldü. Yaşanan aksaklıkların pratikte programın uygulayıcıları tarafından giderilmesi gibi çeşitli öneriler getirilmiştir.Anahtar Kavramlar: Çevre İçin Eğitim, Çevre Bilinci, İlköğretim Ders Kitapları
Kimyasal reaksiyonların hızı ünitesine yönelik materyal geliştirilmesi, uygulanması ve değerlendirilmesi
Bu çalışmanın temel amacı, kimyasal reaksiyonların hızı ünitesindeki kavramlara yönelik bütünleştirici öğrenme kuramının dört aşamalı öğretim modeline dayalı öğretmen rehber materyali geliştirmek, uygulamak ve etkililiğini değerlendirmektir. Çalışmada yarı deneysel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Rize il merkezindeki bir lisenin 11. sınıfında öğrenim gören iki farklı sınıftaki 41 öğrenci oluşturmaktadır. Sınıflar rasgele deney ve kontrol grubu olarak belirlenmiştir. Çalışmanın verileri; Kavramsal Anlama Testi (KAT), Gerçek Yaşamla İlişkilendirme Testi (GİT), yapılandırılmamış gözlem ve öğretmen ve öğrencilerle yürütülen yarı yapılandırılmış mülakatlar ile toplanmıştır. Deney grubunda konunun öğretimi sırasında bütünleştirici öğrenme kuramının dört aşamalı modeline dayalı öğretmen rehber materyalleri kullanılırken kontrol grubunda ise herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Kavramsal anlama testi ve gerçek yaşamla ilişkilendirme testleri her iki gruba ön-son test olarak uygulanmıştır. Elde edilen nicel veriler; Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney U Testi ile analiz edilirken nitel veriler ise nitel teknikler kullanılarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grubu arasında hem kavramsal anlama hem de gerçek yaşamla ilişkilendirme başarısı yönünden deney grubunun lehine anlamlı farklılıkların olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte kimyasal reaksiyonların hızı ile ilgili kavramların anlaşılamamasının önemli bir nedeninin mikro seviyedeki süreçlerin öğrenciler tarafından yeterli düzeyde kavranılamaması olduğu belirlenmiştir. Deney grubunda yapılan gözlem ve mülakatlarda uygulamaların öğrencilerin ilgisini çektiği, kimyanın gerçek yaşamlarıyla ilişkili yönlerini fark etmelerini sağladığı ve kalıcı öğrenmeye katkı yaptığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlara bağlı olarak bu alanda çalışacak araştırmacılara ve eğitimcilere bazı önerilerde bulunulmuştur.Anahtar Kelimeler: Dört Aşamalı Model, Kimyasal Reaksiyonların Hızı, Rehber Materyal, Etki, Başarı
Fen edebiyat fakültesi öğrencilerine verilen formasyonun akademik çevre ve medyadaki yansımaları
Bu araştırmanın amacı; lisans eğitimlerine devam eden fen edebiyat fakülteleri öğrencilerine, yeni bir düzenlemeyle öğretmen yetiştirme formasyon eğitiminin verilmesinin, Fen-Edebiyat Fakültesinde, Eğitim Fakültesinde ve medyadaki yansımalarını ortaya koymaktır. Bu çalışma, Fen Edebiyat Fakültesinden ve Eğitim fakültesinden birer yönetici, beşer öğretim üyesi ve her sınıftan üçer öğrenci olmak üzere 27 öğrenci ile yürütüldü. Çalışmanın ilk aşamasında, yönetici, öğretim üyeleri ve öğrencilerle formasyon eğitimi ile ilgili düşünceleri hakkında mülakatlar yapıldı. Ayrıca basın ve yayın organlarının bu konuyu nasıl ele aldığını belirlemek amacıyla yazılı basın ve internetten dokümanlar toplandı.Yapılan çalışma sonucunda, Fen Edebiyat Fakültesi camiasının, formasyon eğitimi konusunda, düşüncelerinin genel olarak olumlu olduğu, bu uygulamanın alanında daha iyi olanların öğretmen olmasına imkan sağlayacağı, öğretmen kalitesini yükselteceği görüşünde oldukları görüldü.Eğitim fakültesi camiasının ise formasyon eğitimi konusunda düşüncelerinin olumsuz olduğu görüldü. Bu uygulamanın, eğitim fakültesi öğrencilerine yapılan büyük bir haksızlık olduğu ve eğitim fakültelerini olumsuz etkilediği görüşünde oldukları tespit edildi. Medya da ise olumlu ve olumsuz her iki görüşten düşüncelere ulaşıldı.Fen Edebiyat Fakültesi ve Eğitim Fakültesi yönetici ve öğretim üyelerinin, ortak düşüncelerinin yanında, önemli ölçüde farklılık gösteren düşünceleri de tespit edildi. Eğitim Fakültesi ve Fen Edebiyat Fakültesi yöneticileri arasında öğretmen yetiştirme sorumluluğunun hangi fakültede olması konusunda uzlaşma yoktur. Fen Edebiyat fakültesi yöneticisi tarafından, matematikçi ile matematik eğitimcisi arasındaki ayrım bilinmemektedir.Öğretmen yetiştirme konusunda uygulanacak programlar bu konuda yeterli eğitim ve bilgi düzeyine sahip uzman kişilerce belirlenmelidir. Yöneticilerin, öğretim üyelerinin ve öğrencilerin de görüşleri alınmalıdır. Bilimci ile alan eğitimcisi arasındaki fark dikkate alınarak öğretmen yetiştirme programları hazırlanmalıdır.
Manyetizma konularının öğrenimine probleme dayalı öğrenme yaklaşımının etkilerinin incelenmesi
Araştırmada, lisans düzeyinde manyetizma konularının öğretiminde, probleme dayalı öğrenme yaklaşımı ve geleneksel öğretim yöntemlerinin, öğrencilerin manyetizma konularındaki akademik başarıları, kavramsal anlama düzeyleri, eleştirel düşünme becerileri ve kalıcılık düzeyleri üzerindeki etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim dalının A şubesinde öğrenim gören 48 öğrenci ile yürütülmüş ve eşitlenmemiş kontrol gruplu model kullanılmıştır. Manyetizma konularının öğretilmesinde kontrol grubunda geleneksel öğretim yöntemleri kullanılırken, deney grubunda probleme dayalı öğrenme yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, "Manyetizma Konuları Başarı Testi", "Manyetizma Konuları Kavram Testi" ve "Eleştirel Düşünme Becerileri Ölçme Aracı" kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, ilişkisiz örneklemler için t testi, Mann Whitney U testi, ANCOVA ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonunda, probleme dayalı öğrenme yaklaşımı ve geleneksel öğretim yöntemlerinin öğrencilerin akademik başarılarını eşit düzeyde geliştirdiği, buna karşılık probleme dayalı öğrenme yaklaşımının öğrencilerin manyetizma konuları ile ilgili kavramsal anlamalarını ve eleştirel düşünme becerilerini geleneksel öğretim yöntemlerine göre daha çok geliştirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
9. sınıf öğrencileri için kimyasal türler arası etkileşimler konusunda öğrenme istasyonlarının geliştirilmesi ve akademik başarı üzerindeki etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada 9. sınıf "kimyasal türler arası etkileşimler" ünitesi için öğrenme istasyonlarının geliştirilmesi, uygulanması, öğrencilerin akademik başarıları ve öğrenme kalıcılıkları üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda İzmir il merkezi Balçova Anadolu Lisesinde 2014-2015 öğretim yılı bahar döneminde 9.sınıflardan iki sınıf deney ve kontrol grubu olarak rastgele seçilmiştir. Ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desenin uygulandığı araştırmada, deney grubunda (n=30) 9 hafta boyunca öğrenme istasyonlarına göre öğretim uygulanırken, kontrol grubunda (n=34) ortaöğretim Kimya öğretim programındaki etkinliklerle ders işlenmiştir. Araştırmada, kimyasal türler arası etkileşim başarı testi (KTAEBT) ve yarı yapılandırmış görüşme olmak üzere iki veri toplama aracı kullanılmıştır. KTAEBT, tüm gruplara eş zamanlı olarak ön, son ve ertelenmiş test olarak uygulanmıştır. Yarı yapılandırmış görüşme ise; son test akademik başarı puanlarına göre her iki gruptan tabakalandırılarak (üst-orta-alt düzey) seçilen toplam 18 öğrenci ile yürütülmüştür. KTAEBT'den elde edilen veriler SPSS 15. paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol grup Mann Whitney-U analiz sonuçlarında ön testlerde anlamlı fark bulunmazken (p >0,05), son ve ertelenmiş testlerde deney grubu lehine fark çıkmıştır ( p < 0,05). Yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilen veriler ise nitel olarak analiz edilmiş. Analiz sonuçlarında deney grubu öğrencilerinin tam anlama ve kısmi anlama yüzdesinin kontrol grubuna göre daha yüksek olduğu ve alternatif kavramların kontrol grubu öğrencilerinde daha yüksek oranda olduğu saptanmıştır. Bulgular ışığında; istasyona dayalı öğrenmenin öğrencilerin hem akademik başarılarında, hem de kavramsal anlamaları ve kalıcılığı sağlamada etkili olduğu sonucuna ulaşılabilir. Anahtar Kelimeler: Akademik Başarı, Kavramsal Anlama, Kimya Eğitimi, Kimyasal Türler Arası Etkileşim, Öğrenme İstasyonu
Teknoloji destekli ortamda matematiksel modelleme problemlerinin çözüm süreçlerinin analizi: Bilişsel ve üstbilişsel yapılar üzerine bir açıklama
Araştırmanın amacı, teknoloji destekli ortamda matematiksel modelleme problemlerinin çözüm sürecinde ortaya çıkan bilişsel ve üst bilişsel yapıların açıklanmasıdır. Çalışmada öncelikle teknoloji destekli ortamda matematiksel modelleme sürecindeki bilişsel yapılar süreci oluşturan alt basamaklar, temel bileşenler ve temel basamaklarla açıklanmıştır. Çalışmada bilişsel yapılarla birlikte bilişsel eylemleri etkileyen üst bilişsel yapılar ortaya konulmuş, bilişsel ve üst bilişsel eylemler arasındaki ayrım dikkate alınmıştır. Araştırmada teknoloji destekli ortam ise Geogebra yazılımı, hesap makinesi, problem durumuyla ilgili verilmiş video, animasyon, fotoğraflar ve ekran alıntısı programı ile sağlanmıştır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden olan bir kuram oluşturma çalışmasıdır. Araştırmanın katılımcıları 2014-2015 eğitim-öğretim yılında bir devlet üniversitesinin ortaöğretim matematik öğretmenliği birinci sınıfında öğrenim gören gönüllü yirmi bir ortaöğretim matematik öğretmeni adayıdır. Uygulamanın öncesinde katılımcılarla bir dönem boyunca farklı matematiksel modelleme problemlerine yönelik uygulamalar gerçekleştirilmiş ve GeoGebra'nın yapısını öğrenebilecekleri farklı etkinlikler gerçekleştirilmiştir. Çalışmada çözümler öğrencilerin kendi istekleri doğrultusunda oluşturdukları üçer kişilik çalışma gruplarıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler araştırmacıların tasarladığı üç matematiksel modelleme problemi için grupların çözüm süreçlerini ve sesli düşünmelerini (think aloud) içeren video çözümlemeleri, GeoGebra çözüm dosyaları, yazılı yanıt kağıtları ve araştırmacı tarafından alınmış hatırlatıcı ve gözlem notlarından derlenmiştir. Problemlerle birlikte öğrencilere problemler ile ilgili animasyon, video ve fotoğraflar da verilmiş ve kullanmak istemeleri halinde GeoGebra'nın da yüklü olduğu bir bilgisayar kendilerine tahsis edilmiştir. Verilerin analizinde kuram oluşturma veri analizine bağlı kalınmış ve sürekli karşılaştırmalı analiz, açık, eksensel ve seçici kodlamadan yararlanılmıştır. Verilerin analizinde kodların analiz birimi genellikle satır olsa da kategorilerin ortaya çıkması ve bazı güçlüklerin daha net ortaya konulması amacıyla bazen de kelime veya durum olarak seçilmiştir. Analiz sonunda modelleme sürecini açıklayan bilişsel ve üst bilişsel eylemlere karşılık gelen kategoriler oluşturulmuş, biliş ve üst biliş arasındaki ayrıma vurgu yapılarak kategoriler arasındaki ilişkiler açıklanmış ve teknoloji ile zenginleştirilmiş bilişsel ve üst bilişsel yapılara ilişkin kuramlar ve bu kuramları açıklayan modeller ortaya konulmuştur. Verilerden elde edilen bulgular doğrultusunda süreç modelinde dokuz temel bileşen, dokuz temel basamak ve bu dokuz temel basamağı açıklayan elli beş alt basamak temel özellikleriyle ortaya konulmuş ve aralarındaki ilişkiler açıklanmıştır. Modelleme sürecindeki üst bilişsel yapılara bakıldığında üst bilişsel planlama boyutu altı, üst bilişsel izleme boyutu dört, üst bilişsel değerlendirme boyutu yedi ve üst bilişsel tahmin boyutu ise beş kategori ile açıklanmıştır. Modelleme sürecindeki üst bilişsel eylemlerin bilişsel eylemlerle birlikte ortaya çıktığı; fakat bilişsel eylemlerin bulunduğu ortamlarda üst bilişsel eylemlerin bulunmasının gerekmediği görülmüştür. Modelleme sürecindeki üst bilişsel eylemler bilişsel eylemleri düzenleyen, basamaklar arasındaki düzensiz geçişleri sağlayan bir rol üstlenmiştir. Üst bilişsel yapılar tüm temel basamaklarda ortaya çıkmış ve özellikle temel basamaklar ve alt basamaklar arasındaki geçişlerde rol oynamışlardır. Üst biliş süreçte bilişsel eylemleri düzenlerken ve etkililiğini arttırırken üst bilişsel eylem, üst bilişsel yapı ve üst bilişsel eylem grupları olarak üç farklı kavram karşımıza çıkmıştır. Teknoloji modelleme sürecindeki temel basamakları ve bileşenlerini değiştirmemekle birlikte alt basamakların ve üst bilişsel yapıların oluşumunda hem merkezi hem de destekleyici bir rol üstlenmiştir. Problemlerle birlikte verilen animasyon, video ve fotoğraflar çözüm sürecinde uygun bir çözüm stratejisinin önemli birer elemanları olmuşlardır. Gerçek yaşam çözümlerinden kaynaklanan işlemlerin karmaşıklığı teknoloji sayesinde en aza indirilmiştir. GeoGebra'nın cebirsel ve geometrik temsiller arasındaki ilişkiyi gösterme gücü süreçte düzenli olarak karşılaştırılmaların yapılmasında, sürekli kontrolün kolaylıkla gerçekleştirilmesinde, farkındalıkların arttırılmasında, zor sayısal değerlere ve matematiksel ifadelere kolaylıkla ulaşılmasında ve onların analiz edilmesinde etkin rol oynamıştır. İlerleyen çalışmalarda matematiksel modelleme sürecinde ortaya çıkan bilişsel ve üst bilişsel eylemlerden yararlanılarak, modelleme uygulamalarıyla hazırlanmış öğrenme ortamlarının değerlendirilmesi için dereceli puanlama anahtarları hazırlanabilir. Öğretimsel modelleme bakış açısıyla matematiksel modelleme problemleri veya etkinlikleri için farklı bir sınıflandırmaya gidilebilir. Süreçteki üst bilişsel eylemler mikro düzeyde daha ayrıntılı olarak incelenebilir. Teknolojinin sürece etkisi farklı boyutlarda ele alınabilir veya farklı matematik yazılımlarının sürece etkisi açıklanabilir. Grup çalışmasının zihinsel sürece etkisine ve bireysel modelleme sürecinden farklılıklarına ilişkin nitel araştırmalar da alan yazın için önemli birer araştırma konusu olarak görülmektedir. Öğrenme düzeyindeki gelişimi sağlamak için teknoloji ve matematiksel modellemenin entegre edildiği zengin zihinsel süreci ortaya çıkaran öğrenme ortamları tasarlanmalıdır. Bunun için de öncelikle bu öğrenme ortamlarını yaratacak öğretmenlerin hem teknolojiye hem de matematiksel modellemeye hakim bireyler olarak yetiştirilmesini gerektirmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematiksel Modelleme, Teknoloji Destekli MatematikselModelleme, BiliĢ, Üst BiliĢ, GeoGebra, Matematik Öğretmen Adayı, Birlikte ÇalıĢma, Kuram OluĢturma.
Fizik öğretmenleri için hazırlanan sorgulama temelli öğretime yönelik bir hizmet-içi eğitim programının etkililiği
Bu araştırmanın amacı, yenilenen Fizik Öğretim Programı paralelinde; fizik öğretmenlerinin öğretim programına uyumunu kolaylaştırmak için hazırlanan; sorgulama temelli öğretime yönelik bir hizmet- içi eğitim programının etkililiğini araştırmaktır. Uygulama İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde gerçekleştirilmiştir. 20 saatlik bir hizmet-içi eğitim (HİE) programı çerçevesinde İzmir ilinde 9. sınıflarda görev yapmakta olan ve katılım için gönüllü olarak başvuran (N=26) fizik öğretmenine sorgulama temelli öğretime yönelik bir eğitim verilmiştir. 9. Sınıf müfredatı ile uyumlu olacak şekilde hazırlanan bu hizmet-içi eğitim; sorgulama temelli tasarlanmış etkinlikler ve gönüllü öğretmenlerin etkinliklere bire bir katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yarı-deneysel desenlerden tek grup ön test- son test tasarımı kullanılmıştır. İlk olarak, uygulama öncesinde ve sonrasında hizmet-içi eğitime katılan öğretmenlere etkinlik çalışma yaprakları (bkz Ek-1) dağıtılmış, Sorgulama Temelli Öğrenme-Öğretme Çerçevesi Değerlendirme Formu (bkz Ek-2) ve Bilimin Doğası Görüş Anketi (öğretmenler için) (bkz Ek-3) uygulanmıştır. Ayrıca öğretmenlerin sınıflarında etkinlikleri yaptıktan sonra aynı günün akşamında kaleme aldıkları öğretmen günlükleri (bkz Ek-4) analiz edilmiş, öğretmenlerin hizmet-içi eğitim sonrası uygulamalarından yansımalar ve süreç içerisinde öğretim stratejilerindeki değişimler izlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında ise HİE alan öğretmenlerin, öğrencilerinin performansları üzerinden sınıflarında ortaya koydukları değişimler incelenmiştir. Bu aşamada yapılan hizmet-içi eğitimin öğrencilere etkisi üç farklı veri toplama aracı ile değerlendirilmiştir. Bunlardan ilki; sorgulama temelli öğretimin, öğrencilerin bilime ve bilimin doğasına bakışlarına etkisini incelemek için kullanılan "Bilimin Doğası Hakkındaki Görüşler Anketi (öğrenciler için)" (bkz Ek-5); ikincisi, sorgulama temelli öğretimle bilimsel süreç becerilerinin ilişkisini belirlemek için kullanılan "Bilimsel İşlem Beceri Testi" (bkz Ek-6) ön test ve son test olarak öğrencilere uygulanmıştır. Son olarak da öğrencilerin sorgulama süreçlerine nasıl katıldıklarını anlamak için her etkinlik sonrası tutulan öğrenci günlüklerinden (bkz Ek-7) yararlanılmıştır. Böylece öğretimin, öğrencilerin öğrenme süreçlerine katılımlarında bir değişime neden olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS 16.0 paket programı kullanılarak frekans, yüzde ve bağımlı gruplarda t testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise betimsel analizle değerlendirilmiştir. Araştırmanın sonucunda; uygulanan HİE programının başarılı olduğu, öğretmenlerin bilimin doğasına bakışlarında ve sorgulama temelli bilim eğitimine yönelik fikirlerinde olumlu değişikliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Fakat yapılan eğitimin başarılı olmasına rağmen, sorgulama temelli öğretim stratejisinin sınıflarda uygulanma ve öğrencilere aktarım sürecinin oldukça zorlu olduğu görülmektedir. Öğretmenler her ne kadar başlangıçta istekli görünseler de, eğitimde kazandıkları deneyimleri sınıflarına taşıma konusunda dirençlidirler. Araştırmanın sonucunda öğrencilerin bilimsel süreç becerilerinde ve bilimin doğasına bakışlarında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. Anahtar kelimeler: bilimin doğası, bilimsel süreç becerileri, fizik eğitimi, hizmet-içi öğretmen eğitimi, öğretmen uygulamalarının izlenmesi, sorgulama temelli bilim eğitimi, yansıtıcı günlük
Matematik öğretmenlerinin teknolojinin öğretim süreçlerine entegrasyonunda yaşadığı güçlüklerin Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) çerçevesinde belirlenmesi
Bu araştırmada, ortaöğretim kurumlarında görev yapan matematik öğretmenlerinin teknolojiyi derse entegre etme sürecinde yaşanılan güçlüklerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada Mishra ve Koehler (2005) tarafından geliştirilen Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi-TPAB modeli temel alınmıştır. Araştırmanın yöntemi nitel araştırma yöntemlerinden biri olan özel durum çalışması olarak seçilmiştir. Benzer okul türlerindeki 5 matematik öğretmeniyle çalışılmıştır. Veri toplama araçları arasında, öğretmenlerin teknolojiyi derse entegre etme sürecinde yaşadıkları güçlükleri TPAB çerçevesinde belirlemek için öncelikle öğretmenlerden 10. Sınıf matematik dersi ikinci dereceden fonksiyonlar alt öğrenme alanının ilk 2 kazanımına dair 4 saatlik ders planları istenmiş, daha sonra öğretmenlerin bu derslerini nasıl işlediklerini anlamak amacıyla araştırmacılar tarafından geliştirilen gözlem formu ile 4 saatlik ders takibi yapılmıştır. Teknolojinin öğretim süreçlerine entegrasyonunda yaşanan güçlükleri ve nedenlerini ortaya çıkarabileceği düşüncesiyle öncelikle yarı-yapılandırılmış bireysel görüşmeler, ardından da odak grup görüşmesi yapılmıştır. Verilerin analizinde ders planları için döküman analizi, görüşme formundan elde edilen veriler için ise betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilecek veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiş olup, odak grup görüşmesinden elde edilen veriler de konuşma analizi yöntemi ile kategorilendirilerek analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, 5 öğretmenden 4'ünün Pedagojik Bilgilerinde eksiklikler göze çarpmış, dolayısıyla Pedagojik Bilgiyi içeren bileşenlerinde de eksiklikleri görülmüştür. Bir öğretmen haricindeki diğer öğretmenlerin Teknolojik Bilgilerinin yeterli düzeyde olduğu görülmüş, Teknolojik Bilgisi eksik olan öğretmenin ise Teknolojik Bilgiyi içeren bileşenler açısından da eksiklikleri dikkat çekmiştir. Ayrıca bir başka öğretmenin Teknolojik Bilgisinin ve Pedagojik Bilgisinin ayrı ayrı kuvvetli olmasına karşın, bu iki bilgi türünün kesişimi olan Teknolojik Pedagojik Bilgisinin ise kuvvetli olmadığı, aksine eksikliklerin dikkat çektiği görülmüştür. Araştırmanın sonucunda, öğretmenlerin bilgi türlerine ayrı ayrı sahip olmalarına rağmen, bütünleştirmede yaşadığı güçlükler öğretmenlerin teknolojiyi öğretim süreçlerine entegrasyonunda engel teşkil etmektedir. Bu durumun giderilebilmesi için öğretmenlere kendi alanlarından eğitimcilerin desteklediği, ayrı ayrı bilgi türlerine ait hizmetiçi eğitimler yerine, bilgi türlerinin kesişimlerinin öğretim sürecinde kullanılmasına ön ayak olabilecek himetiçi eğitimlerin sağlanması önerilmektedir. Anahtar kelimeler: Teknolojik Pedajik Alan Bilgisi, Matematik Eğitimi, Matematik Öğretmeni.
9. sınıf öğrencilerinin matematik dersi bilgilerinin MATH taksonomi kullanılarak incelenmesi
Araştırmanın amacı, 9. Sınıf öğrencilerinin matematik bilgilerinin MATH Taksonomi çerçevesinde bir analizinin yapılmasıdır. Öğrencilerin öğrenme ve üst düzey düşünme becerilerinin ne düzeyde olduğunu inceleyerek bu konu hakkında detaylı bir analiz yapılması hedeflenmektedir. Araştırma nitel bir özel durum çalışmasıdır. Çalışmada elde edilen veriler nitel yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemini Manisa ili içerisinde yer alan Yunus Emre Fen Lisesi 9. Sınıf öğrencilerinden 60 gönüllü öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada MATH Taksonomi çerçevesinde hazırlanmış sınavlar ve yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Verilerin analizi Math Taksonomi nin kategorileri altında değerlendirildikten sonra derlenmiş ve gerekli çözümlemeler yapılmıştır. Buna göre ; öğrencilerin en çok C ve B kategorilerine zorlandığı görülürken A kategorisinde diğer kategorilere göre daha başarılı oldukları görülmüştür. En başarılı oldukları kategori A1 olarak ölçülürken başarı düzeyinin düşük olduğu kategori C3 kategorisi olarak ölçülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar çerçevesinde de öğrencilerin üst düzey düşünme becerileri bir süreç olarak incelendiğinde daha fazla nitelikli değerlendirme yapılmasının önemi anlaşılmaktadır. Bu bağlamda MATH Taksonomi nitelikli değerlendirme yapmak için önemli bir sınıflama aracıdır. Anahtar Kelimeler : MATH Taksonomi, ölçme-değerlendirme, matematik dersi bilgileri.
Teknoloji destekli matematiksel etkinliklerin öğrencilerin bilişsel istemlerini ortaya çıkarmadaki rolü
Araştırmada, teknoloji destekli matematiksel görevlerin öğrencilerin bilişsel istemlerini ortaya çıkarmadaki rolünün tespitinin yapılması amaçlanmıştır. Çalışmada Quasar projesi kapsamında Stein ve Smith (1998)'in oluşturduğu Matematiksel Görev Kuramı paralelinde Smith ve Stein (1998) tarafından Bilişsel İstem Basamakları adı altında geliştirilen ve daha sonradan Stein, Smith, Henningsen ve Silver (2000) tarafından Görev Analiz Kılavuzu olarak adlandırılan çerçeve temele alınmıştır. Çalışma, İstanbul ilinde bulunan Başakşehir Altınşehir Lisesi 11. sınıf düzeyindeki 20 öğrencinin bulunduğu bir şubede bir matematik öğretmeni ile yapılmıştır. Araştırmanın yöntemi, nitel araştırma yöntemlerinden biri olan durum çalışması olarak seçilmiştir. Araştırma için 2011 yılı ortaöğretim 2 saatlik matematik müfredatının trigonometri konusunda yer alan kazanımlar için genel olarak Geogebra yazılımı kullanılarak teknoloji destekli ve teknoloji desteksiz görevler hazırlanmıştır. Veri toplama araçları arasında görevlerin hazırlanma ve uygulanma süreci, öğrenci çalışmaları, öğretmen ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ve derslerde alınacak ders içi kayıtlar ile alan notları yer almaktadır. Araştırmadan elde edilen veriler doküman analizi, içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri ile analiz edilmiştir. Araştırmada öğrencilerin, teknoloji destekli ve teknoloji desteği olmayan görevlerin başarı ile tamamlanması açısından benzer başarılar gösterdikleri görülmüştür. Ancak bilişsel istem basamakları açısından bakıldığında ise teknoloji destekli görevlerin daha etkili olduğu, öğrencilerin teknoloji destekli görevlerde genellemelere daha kolay vardığı ve daha az zaman harcayarak öğretmenlerine daha az soru yönelttikleri görülmüştür.Araştırmada teknoloji destekli görevlerin, öğrencilerin bilişsel istemlerinin ortaya çıkarılmasını kolaylaştırdığı ve istenen düzeyin devamlılığını daha iyi sağladığı ortaya çıkmıştır. Teknoloji destekli görev ve etkinliklerin öğretim programlarında yer alması sağlanarak öğretmenlerimizin de bu tür öğrenme ortamlarını yaratmaları sağlanabilir. Anahtar kelimeler: Bilişsel istem, matematiksel görev, teknoloji
Ortaöğretim matematik programının temel ögeleri çerçevesinde öğrencilerin ispat kavramına yönelik matematiksel bilgilerini nasıl düzenlediklerinin söylem çözümlemesi ile belirlenmesi
Bu araştırmada, ortaöğretim öğrencilerinin ispat kavramına yönelik bilgilerini sınıf içi iletişime dayalı olarak nasıl düzenlediklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, öğrencilerin sınıf içi iletişim süreçlerinde var olan söylemlerinden yararlanılmıştır. Nitel araştırma paradigmasına dayalı bir özel durum çalışması olarak tasarlanan bu araştırmanın örneklemi bir özel fen lisesinin 11. sınıfında öğrenim görmekte olan 13 öğrenci ve bu sınıfın matematik ve geometri derslerini yürüten 2 öğretmenden (toplam 15 kişi) oluşmaktadır. Veriler, bahar döneminde yaklaşık üç ay süresince yapılan matematik ve geometri derslerinin video kayıtları ve araştırmacının alan notlarından oluşmaktadır. Yaklaşık üç ay boyunca toplam 53 ders video ile kaydedilmiştir. Araştırmada, özellikle öğretmen-öğrenci arasında var olan sınıf içi sözel söylemlere odaklanılmış ve video ile kaydı yapılan söz konusu söylemler yazıya aktarılarak analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu araştırma tasarımı, ele aldığı sorular, veri toplama ve yapılan analiz biçimi itibariyle bir nitel söylem çözümleme çalışmasıdır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi, öğrenmeyi ele alış biçimi açısından sosyokültürel yaklaşıma, söylemlerin bağlamsal bir zeminde belli bir bütünlük içerisinde ele alınarak incelenmesi açısından da edimbilime dayanmaktadır. Veriler üzerinde yapılan söylem çözümlemesi için belirlenen kodlama sistemi, Halliday ve Hasan'ın (1989) Sistemik Fonksiyonel Dilbilgisi olarak isimlendirilen çalışmaları çerçevesinde geliştirdikleri söylemin alanı, söylemin katılımcıları ve söylemin stilini içeren üçlü modelden oluşmaktadır. Yapılan söylem çözümlemesi sonucunda ortaya çıkan bulgular, öğrencilerin ispata yönelik öğrenmelerinde ve bilgiyi yapılandırmalarında öğretmenleri ile aralarında var olan sınıf içi söylemlerin önemli etkisi olduğunu göstermiştir. Öğrenci ve öğretmen söylemlerinin analizleri aracılığıyla elde edilen bulgular öğrencilerde, ispatın ne olduğuna, ispata yönelik temel kavramların terimsel ve kavramsal olarak anlamlandırılmasına, ispat yapma yöntemlerine, ispat yapma mekanizmasının neyi içerdiğine ve nasıl uygulandığının algılanmasına ilişkin bazı bilgi eksikliklerinin ve yanılgıların bulunduğunu ve ispat yapma yaklaşımlarının da sınırlılıklar içerdiğini ortaya çıkarmıştır.
Çözünme-erime kavramlarının öğretilmesinde deneysel uygulamaların öğrencilerin bilişsel düzeylerine ve kimya laboratuvarına yönelik tutumlarına etkisi
Fen programlarında; bilimsel öğretim yöntemlerinin kullanılmasıyla temel bilimsel kavramların öğrenilmesi önemlidir. Bu amaçla; yapılandırmacılığa dayalı deneysel uygulamalar, öğrencilerin ilgi ve merakını uyandırmada, kavramsal anlamalarını sağlamada ve uygulamaya yönelik becerilerini geliştirmede ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada; öğrencilerin, çözünme ve erime kavramlarını öğrenmelerinde yapılandırmacılığa dayalı deneysel uygulamalar ile geleneksel öğretim yaklaşımının etkisini ve laboratuvara karşı tutumlarını karşılaştırmak hedeflenmiştir. Araştırma, 2009-2010 öğretim yılında İzmir Buca Ömer Seyfettin Lisesi 10.sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya 33 ü kontrol, 34 ü deney grubu olmak üzere toplam 67 öğrenci katılmıştır. Kontrol ve deney gruplarında ders, geleneksel öğrenme yöntemiyle işlenmiş ve aynı zamanda deney grubuyla yapılandırmacılığa dayalı deneysel uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak hazır bulunuşluk testi, başarı testi ve tutum ölçeği kullanılmıştır. Son test olarak başarı testi her iki gruba da başarı oranını ölçmek için uygulanmıştır. SPSS 15.0 programında yapılan analiz sonuçlarına göre, deney grubu öğrencilerinin başarısı kontrol grubu öğrencilerine göre istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p=0.000< 0.05). Buna göre, deney grubu öğrencilerinde kavramsal anlama düzeyi ve akademik başarı daha yüksek saptanmıştır. Tutum ölçeği sonuçları da, deney grubu öğrencilerinin laboratuvara karşı tutumlarının artışında yapılandırmacılığa dayalı deneysel uygulamaların olumlu bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir (p=0.000< 0.05).Anahtar Kelimeler: Yapılandırmacılığa Dayalı Deneysel Uygulamalar, Geleneksel Öğretim Yöntemi, Çözünme, Erime, Tutum
Biyokimyada ?koenzim? konusuna probleme dayalı öğrenme uygulamasının öğrenci başarısına etkisi
Dünyanın her yeni güne yeni buluşlarla başladığı, bu değişimlere ayak uydurmanın temel gereksinim haline geldiği günümüzde öğrenci yetiştirilmesinde aktif öğrenme yöntemlerinin önemi her geçen gün artmaktadır. Bu yöntemlerden biri olan probleme dayalı öğrenme öğrenciyi öğrenmenin merkezine alarak kavram yanılgısı olmaksızın anlamlı öğrenmeyi sağlamakta ve bu yolla yetişen öğrenciler bilimsel değişimleri daha iyi özümseyebilmektedir.Sunulan tez çalışmasında, Biyokimya dersi Koenzimler konusunda, tarafımızdan geliştirilerek uygulanan Probleme Dayalı Öğrenme etkinliğinin; Tıbbi Laboratuar Teknikleri ön lisans programındaki öğrencilerin öğrenme başarısına, kavram yanılgılarının oluşumuna ve biyokimya dersine karşı tutumlarına etkileri incelenmiştir.Çalışmanın örneklemini, Kırklareli Üniversitesi Tıbbi Laboratuar Teknikleri örgün ve ikinci öğretim programlarındaki 48 öğrenci oluşturmaktadır. Her iki gruptan rasgele örnekleme ile seçilen 24 öğrenci deney, diğer 24 öğrenci ise kontrol grubu olarak seçilmiştir. Uygulama, 2009?2010 eğitim- öğretim yılı bahar döneminde toplam 7 ders saatlik bir sürede gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak; ?Hazır bulunuşluk Testi?, ?Koenzimler konusu Başarı Testi?, Tutum Ölçeği? ve ? Yarı yapılandırılmış Görüşme Ölçeği? kullanılmıştır.Örneklem grubunu oluşturan deney ve kontrol grubu öğrencilerine uygulamaya başlamadan önce hazırlanan hazır bulunuşluk testi uygulanmıştır. Puanları yeterli bulunan öğrencilere soru-cevap şeklinde ek hazırlık dersi yapılmıştır. Her iki gruba ön test olarak tutum ölçeği uygulanmıştır. Deney grubunda konular probleme dayalı öğrenme modelini esas alan yöntemlerle, kontrol grubunda ise geleneksel öğretim yöntemleriyle işlenmiştir. Çalışmanın sonunda öğrencilere başarı testi, tutum ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme ölçeği uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 8.00 paket programında değerlendirilmiştir. Çalışmanın sonunda probleme dayalı öğrenme uygulamasının öğrencilerin başarılarını ve biyokimya dersine karşı olan tutumlarını olumlu etkilediği ve öğrencilerin kavram yanılgıları oluşumunu engellediği sonucuna ulaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Probleme dayalı öğrenme, geleneksel yaklaşım, koenzimler, kavram yanılgısı
Öklid geometrisi öğretiminde dinamik geometri yazılımları kullanımının 11. sınıf öğrencilerinin geometriye yönelik tutumlarına ve akademik başarılarına etkileri
Bu araştırmanın amacı; Öklid geometrisi öğretiminde dinamik geometri yazılımları kullanımının 11. sınıf öğrencilerinin geometriye yönelik tutumlarını ve akademik başarılarını nasıl etkilediğinin ortaya konmasıdır.Araştırma yarı deneysel bir çalışmadır ve son test kontrol gruplu modele dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemi, 2009-2010 öğretim yılında bir devlet okulundaki 11. sınıfta okuyan 61 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırma konusu deney grubunda 31 öğrenci ile Geometer's Sketchpad Programı kullanılarak, kontrolgrubunda 30 öğrenci ile geleneksel yöntem kullanılarak işlenmiştir. Uygulama 5 hafta boyunca haftada iki saat olarak sürmüştür. Özel Dörtgenler konusu örnek olarak seçilmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel veriler toplanmıştır. Veriler ?Açılar ve Üçgenler Başarı Testi? , ?Geometriye Yönelik Tutum Ölçeği?, ?Özel Dörtgenler ve Özellikleri Başarı Testi? ve görüşme formları ile elde edilmiştir. Nicel veriler, TAP (Test Analysis Program) ve SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılarak; nitel veriler ise, araştırmacı tarafındanokunarak ve belli temalar altında toplanarak çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerden, Geometer's Sketchpad Programının kullanımının; deney ve kontrol grubu öğrencileri arasında Özel Dörtgenler konusu için akademik başarıları arasında anlamlı bir fark yaratmadığı elde edilmiştir.Geometer's Sketchpad Programı kullanımı ile ders işlenişleri sonunda, gruplardaki öğrencilerin geometriye yönelik tutum düzeyleri arasında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Deney grubundaki öğrencilerin geometriye yönelik tutum düzeyleri ile cinsiyetleri arasında istatistikselolarak anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçların geometri öğretiminde Geometer's Sketchpad Programının kullanımı üzerine yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağıdüşünülmektedir.
Lisans düzeyinde temel fizik laboratuarlarında işbirlikli öğrenme gruplarında strateji öğretiminin etkilerinin araştırılması
Bu çalışmada lisans düzeyindeki temel fizik laboratuarlarında serbest değişken olarak ele alınan öğretim yönteminin öğrencilerin akademik başarısı ve hatırda tutma düzeylerine olan etkisi araştırılmıştır. Öğretim yöntemi olarak bir gruba geleneksel öğretim yöntemi uygulanırken diğer gruba işbirlikli gruplarda strateji öğretiminin uygulandığı laboratuar çalışmaları yürütülmüştür.Araştırmada yarı deneysel modellerden biri olan eşitlenmemiş kontrol gruplu ön test-son test araştırma modeli kullanılmış ve araştırma Temel Fizik Laboratuar II dersini alan üniversite birinci sınıf öğrencilerinin oluşturduğu (n=39) iki grup üzerinde yürütülmüştür. Araştırma bir durum çalışması niteliğinde olup evrenle ilişkilendirilmemiştir.Araştırmanın verileri ?Temel Fizik II Laboratuarı Akademik Başarı Ölçeği (LABÖ)? kullanılarak toplanmıştır. LABÖ toplam 25 maddeden oluşmaktadır ve ölçeğe ait KR20 güvenirlik katsayısı 0,78 olarak bulunmuştur. Uygulama Elektrik Akımı, Doğru Akım Devrelerinin Çözümlenmesi, Manyetik Alan ve Manyetik Kuvvet konularını içerecek şekilde 4 haftada yürütülmüştür. Uygulama esnasında geleneksel gruba kapalı uçlu deneyler yaptırılırken strateji öğretim grubuna 12 aşamalı strateji adımının uygulandığı yarı açık uçlu deneysel yöntem uygulanmıştır.Araştırmada elde edilen verilerin istatistik analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t-testi, Mann-Whitney U testi ve Wilcoxon İşaretli sıralar testi kullanılmıştır.Araştırma sonunda elde edilen bulgular laboratuarlarda İşbirlikli gruplarda strateji öğretiminin öğrenci başarısını artırdığı ve hatırda tutma üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu göstermiştir. Ancak laboratuarda, işbirlikli gruplarda strateji öğretimi ile geleneksel öğretim yöntemi arasında akademik başarı ve hatırda tutma durumları yönünden istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanamamıştır. Bu çalışma fizik laboratuarlarında işbirlikli gruplarda strateji öğretiminin uygulanması açısından önemlidir ve özgündür.
Ortaöğretim kimya-ı programında ?mol? konusundaki kavram yanılgılarının önlenmesinde aktif öğrenme yönteminin etkisi
Bu çalışmanın amacı ortaöğretim kimya dersinde ?Mol? konusunda öğrencilerin kavram yanılgılarının aktif öğrenme yöntemi ile önlenip önlenmediğinin ölçülmesidir. Ayrıca bu yöntemle işlenen kimya dersi için öğrenci görüşleri değerlendirilmek istenmiştir.Bu çalışmada işleniş için aktif öğrenme yöntemine uygun bir öğretim materyali geliştirilmiştir. Hazırlanan materyal; dört gruptan, ?Cumhuriyet N.S.İ. And. Mes. ve Mes. Lisesi ve 100 Yıl K.T.O.E?den deney grubu DG1 ve kontrol grubu KG1 ; ?Vali Vecdi Gönül Lisesi?nden deney grubu DG2 ve kontrol grubu KG2 toplam 90 öğrenci üzerinde uygulanmıştır. Çalışma 2007-2008 öğretim yılının 2. döneminde 7 hafta süresince yapılmıştır.Araştırmada veri toplamak için öntest ve sontest olarak her gruba ?Mol? Kavram Testi (MKT), Kelime İletişim Testi (KİT) kullanılmıştır. Ayrıca, MBT başarılarına göre seçilmiş DG1 ve KG1'den 6'şar; DG2 ve KG2'den 3'er öğrenciyle yapılandırılmış görüşme yapılmıştır.Çalışma sonunda, aktif öğrenme yöntemi ile ders işleyen öğrencilerin, geleneksel öğretim yönteminden faydalanan öğrencilere göre kavramları öğrenmede daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca deney grubunun kimya dersi ile ve bu dersin işlenişiyle ilgili olumlu görüşlere sahip oldukları saptanmıştır.Anahtar sözcükler: Mol, Kimya Eğitimi, Geleneksel Eğitim, Aktif Öğrenme, Kavram Yanılgısı
Lisans düzeyinde temel fizik laboratuarlarında işbirlikli öğrenmenin öğrencilerin akademik başarısı ve başarı güdüsüne etkisi
Bu çalışmada serbest değişken olarak belirlenen öğretim yönteminin (işbirlikli öğrenme ve geleneksel öğretim yöntemi) bağımlı değişken olarak belirlenen öğrencilerin mekanik laboratuarındaki akademik başarıları ve fizik laboratuarına yönelik başarı güdüsü üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır.Araştırmada yarı deneysel araştırma modellerinden olan öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni uygulanmış olup bir devlet üniversitesinin fen bilgisi öğretmenliği bölümü öğrencilerinden temel fizik?1 laboratuarını alan 42 öğrenci araştırmanın deneklerini oluşturmuştur. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen Mekanik Laboratuarı Akademik Başarı Ölçeği ve Fizik Laboratuarına Yönelik Başarı Güdüsü Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Deneysel çalışma sırasında geleneksel gruba kapalı uçlu deneyler uygulanırken, işbirlikli laboratuar grubuna yarı açık uçlu deneysel çalışma uygulanmıştır. Elde edilen veriler T-Testi, Mann-Withney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılarak değerlendirilmiştir.Değerlendirme sonucunda her iki grup da akademik başarı açısından uygulama süresince kendi içinde gelişme gösterirken, grupların sontest puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. Başarı güdüsü açısından bakıldığında ise işbirlikli öğretim grubunda uygulama sonrasında bir değişiklik olmazken, geleneksel öğretim grubunun başarı güdüsünde bir azalma olduğu görülmüştür.
Geometrik optik konularında soruşturma temelli öğrenim yaklaşımına uygun hazırlanmış etkinliklerin işbirlikli öğrenme ortamına uygulanmasının etkileri
Geometrik Optik Konularında Soruşturma Temelli Öğrenim Yaklaşımına Uygun Hazırlanmış Etkinliklerin İşbirlikli Öğrenme Ortamına Uygulanmasının EtkileriBu araştırmanın amacı, lisans düzeyinde geometrik optik konularında soruşturma temelli öğrenim yaklaşımına uygun aktif öğrenme etkinliklerinin işbirlikli öğrenme ortamına uygulanmasının bilimsel süreç becerilerine ve kavramsal değişime etkilerinin neler olduğunu belirlemektir.Araştırmada ön ölçüm-son ölçüm kontrol gruplu deneme modeli uygulanmıştır. Kontrol ve deney gruplarının oluşturulması rastgele yapılmadığı için yarı deneysel model kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 2008-2009 öğretim yılında bir devlet üniversitesinde Fen Bilgisi Öğretmenliği Programından Fizik III dersini alan 2. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır (Deney grubu N=25, kontrol grubu N=29).Denel işlemlerin öncesinde ve sonrasında her iki gruba bilimsel süreç becerileri ölçeği (BSBÖ), üç basamaklı geometrik optik kavram ölçeği (ÜBGOKÖ) uygulanmıştır. Denel işlemler süresince deney grubuna işbirlikli öğrenme yöntemleri ile birlikte, soruşturma temelli öğrenim yaklaşımına uygun geometrik optik konularını içeren etkinlikler; kontrol grubuna ise, geleneksel öğretim yöntemleri (düz anlatım, soru ?yanıt, tartışma) uygulanmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak kullanılan BSBÖ, ÜBGOKÖ ve uygulanan etkinlikler araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırma boyunca elde edilen verilerin bir bölümü elle kodlanarak, bir bölümü ise SPSS 13.0 istatistiksel paket programı kullanılarak çözümlemeleri yapılmıştır.Araştırma sonucunda araştırmaya dayalı öğrenme yaklaşımının kullanıldığı deney grubundaki öğrencilerin bilimsel süreç becerileri ve kavramsal değişimleri kontrol grubundaki öğrencilere göre anlamlı düzeyde farklılık göstermiştir. Soruşturmaya dayalı öğrenim yaklaşımının kullanıldığı deney grubunda geleneksel öğretimin yapıldığı kontrol grubuna göre daha etkili ve verimli bir öğrenme gerçekleştiği söylenebilir.
Elektrik konusunun modelleme yoluyla öğretiminin kavramsal anlama, akademik başarı ve epistemolojik inançlara etkisi
Bu çalışmada lisans düzeyindeki elektrik konularının modelleme yoluyla öğretiminin, öğrencilerin elektrik konusundaki akademik başarıları, kavramsal anlamaları ve bilimsel bilginin doğasına yönelik inançları üzerindeki etkileri ve akademik başarıları, kavramsal anlamaları ve epistemolojik inançları arasındaki ilişkinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.Araştırmada yarı deneme modellerinden biri olan eşitlenmemiş kontrol gruplu öntest-sontest araştırma modeli kullanılmış ve araştırma 2007-2008 eğitim öğretim yılında Genel Fizik II dersi alan üniversite ikinci sınıf öğrencilerinin oluşturduğu (n=41) iki grup üzerinde yürütülmüştür. Deney grubunda modelleme yoluyla öğretim yapılırken, kontrol grubunda geleneksel öğretim yapılmıştır.Araştırma verileri Elektrik Başarı Testi, Elektrik Yazılı Sınavı, Elektrik Kavram Testi, Yarı?Yapılandırılmış Görüşme Soruları ve Bilimsel Bilginin Doğasına Yönelik İnançlar Ölçeği ile toplanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde parametrik olmayan test teknikleri kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre, modelleme yoluyla fizik öğretiminin elektrik konularındaki akademik başarı ve kavramsal anlama üzerinde olumlu etkilerinin olduğu görülmüştür. Ayrıca, deney grubu öğrencilerinin akademik başarıları, kavramsal anlamaları ve epistemolojik inançları arasında anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçları ışığında geliştirilen öneriler sunularak çalışma tamamlanmıştır.
Üç boyutlu dinamik geometri yazılımı kullanımının 12. sınıf öğrencilerinin akademik başarıları ve geometri dersine yönelik tutumlarına etkileri
Bu araştırmanın amacı, geometri öğretiminde üç boyutlu dinamik geometri yazılımı kullanımının; 12. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarını ve geometri dersine karşı tutumlarını nasıl etkilediğini belirlemektir.Araştırma yarı deneysel bir çalışmadır ve son test kontrol gruplu modele dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemi, 2009-2010 öğretim yılında bir devlet okulundaki 12. sınıfta okuyan 71 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubunda 36 öğrenci ile Dinamik Geometri Yazılımlarından biri olan Cabri 3D kullanılarak, kontrol grubunda 35 öğrenci ile geleneksel yöntemlerle işlenmiştir. Uygulama 5 hafta sürmüştür. Çalışmada Prizmalar konusu örnek olarak seçilmiştir.Araştırmada nicel veriler toplanmıştır. Veriler ?Uzay Geometri Başarı Testi? , ?Geometriye Yönelik Tutum Ölçeği?, ?Prizmalar Başarı Testi? ile elde edilmiştir. Nicel veriler, SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerden, Cabri 3D kullanımının; deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark olduğu belirlenmiştir. Cabri3D kullanımı ile ders işlenişleri sonunda, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin geometriye yönelik tutum düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark yaratmadığı elde edilmiştir.Araştırmadan elde edilen sonuçların geometri öğretiminde Cabri 3D kullanımı üzerine yapılacak çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir.Anahtar Kelimeler: Cabri 3D, akademik başarı, tutum
Genel kimya dersindeki gazlar konusunun bilgisayar destekli eğitime dayalı olarak öğretiminin öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı; Genel Kimya Dersi, Gazlar konusunda Bilgisayar Destekli Eğitime dayalı olarak hazırlanan öğretim materyalinin, Gazlar konusunda öğrenci akademik başarısı üzerine etkisini araştırmaktır.Çalışmada, Bilgisayar Destekli Eğitimin, Gazlar konusunun öğrenilmesine etkisi deneme modeli ile araştırılmıştır. Uygulama öncesinde gruplara, Gazlar Hazır Bulunuşluk Testi uygulanmıştır. Daha sonra gruplara, ön test uygulanmıştır. Deney grubunda Gazlar konusu işlenirken, bilgisayar destekli eğitim gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda ise geleneksel yöntem uygulanmıştır. Uygulama sonunda gruplara son test uygulanmıştır. Daha sonra, her iki gruptan başarılı, orta seviye ve başarısız öğrencilerden seçilerek, toplam 15 öğrenci ile mülakat yapılmıştır.Çalışma sonunda Bilgisayar destekli eğitimin uygulandığı deney grubu öğrencileri ile geleneksel yaklaşımın uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin Genel Kimya dersi ?Gazlar? konusundaki akademik başarıları arasında anlamlı farklılık bulunmadığı belirlenmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına göre, deney grubunda BDE ile ilgili olumlu görüşler, olumsuz görüşlere göre oldukça fazladır. Yarı yapılandırılmış görüşme sonuçlarına göre, kontrol grubunda düz anlatım yöntemi ile ilgili olumlu görüşler, olumsuz görüşlere göre fazladır.Anahtar Kelimeler: Kimya Eğitimi, Bilgisayar Destekli Eğitim, Gazlar, Akademik Başarı, Öğrenci Görüşleri
Yeniden kazanım eğitiminin (recycling education) ortaöğretim öğrencilerinin bilgi, tutum ve davranışı üzerine etkileri
Hızla büyüyen dünya nüfusu ile paralel olarak tüketim ve doğadaki tahribat hızla artmaktadır. Ondokuzuncu yüzyıldan itibaren kontrolsüzce gelişen sanayileşme süreci ve tüketici toplumuna doğru yöneliş, toplum tarafından açığa çıkarılan atıkların miktarının çok hızlı bir biçimde artmasına neden olmuştur. Kentsel atıkların ne yapılacağı, nasıl değerlendirileceği konusu günümüzün en önemli çevresel sorunlarından biri haline gelmiştir. Bu sorunun çözümü amacıyla gerçekleştirilen Yeniden Kazanım projeleriyle atıkların azaltılması veya zaten elimizde bulunan ve çöp olarak nitelendirdiğimiz kullanım dışı kalmış maddelerin tekrar kullanılabilir kılınması doğal kaynakların korunması yanında enerjiden, paradan ve zamandan tasarruf sağlayacaktır. Bilindiği gibi dünyamız kaynakları sınırsız değildir ve bu kaynakların yeniden kullanılabilmesi yeni nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için çok önemli bir fırsattır.Bu çalışmanın amacı, dünya ve ülkemizin önündeki en önemli çevresel problemlerden biri olan endüstriyel kirlenmenin önlenmesinde, ülkemiz ve dolayısıyla dünyamız doğal kaynaklarının verimli bir şekilde kullanılmasında en etkin stratejilerden biri olan Yeniden Kazanım temelinde, yapılandırmacı yaklaşıma göre araştırmacı tarafından oluşturulan Yeniden Kazanım Eğitim Programı (YKEP) ile öğrencilerin çevreye yönelik konuları yapılandırmalarında daha iyi bir kavramsal anlamanın oluşturulup oluşturulamayacağının ve YKEP'nin öğrencilerin çevresel bilgi, tutum ve davranışlarını ne şekilde etkileyeceğinin ortaya konmasıdır.Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. İzmir ili Buca ilçesindeki bir lisede derslerine aynı biyoloji dersi öğretmeninin girdiği iki 10. sınıf, gerekli kurum ve kuruluşların izni alınarak çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Ön test-son test kontrol gruplu modele göre yansız atama ile oluşturulmuş iki gruptan kontrol grubunda yer alan öğrencilerle Talim ve Terbiye Kurulu'nun 03.06.2008 tarih ve 137 sayılı kararı ile kabul edilen biyoloji dersi öğretim programında belirtilen etkinlikler ile öğretim yapılıp, ilgili yöntem ve tekniklerle dersler işlenirken; deney grubunda ise araştırmacı tarafından geliştirilen YKEP entegre edilmiş yapılandırmacı programa göre dersler işlenmiştir. Her iki grupta da dersler araştırmacının kendisi tarafından sürdürülmüştür. Deneysel uygulamaya başlamadan önce deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilere Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği (ÇYTÖ) ve açık uçlu sorulardan oluşan Ekosistem Ekolojisi Kavramsal Anlama Testi (EEKAT) ile Yeniden Kazanım Başarı Testi (YKBT) ön test olarak ve deneysel uygulama sonrasında ise son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca, deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilerin kavramları nasıl yapılandırdıklarını belirlemeye yönelik yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır.Çalışma sonucunda, nicel verilerin analiz sonuçlarına göre, hem YKEP uygulanmış olan deney grubu öğrencilerinin hem de kontrol grubu öğrencilerinin çevreye yönelik tutumlarında ve yeniden kazanım bilgilerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığın oluştuğu gözlenmiştir (p<0,05). Bununla birlikte, araştırmacı tarafından oluşturulan YKEP'nin uygulandığı öğrencilerin tutumlarındaki ve bilgilerindeki olumlu yöndeki gelişimin, diğer öğrencilere oranla daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Nitel verilere ilişkin analiz sonuçlarına göre ise, özellikle müfredatın madde döngülerine ilişkin konularında YKEP'nin kavramsal anlamaya olumlu yönde etki ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Matematik öğretmen adaylarının dörtlü bilgi modeli ile alan ve alan öğretimi bilgilerinin incelenmesi: limit örneği
Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim matematik öğretmen adaylarının limit kavramına ilişkin alan ve alan öğretimi bilgilerinin öğretim süreçlerine yansımalarını Dörtlü Bilgi Modeli'nden yararlanarak incelemektir.Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan özel durum çalışması deseninden yararlanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları 2009-2010 öğretim yılı Okul Deneyimi II dersini almakta olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan dört son sınıf öğretmen adayından oluşmaktadır.Araştırmanın verileri yarı-yapılandırılmış görüşmeler, gözlem ve yazılı dokümanlar ile elde edilmiştir. Öğretmen adaylarından limit kavramına ilişkin hazırladıkları ders planları alınmış, sonrasında her bir öğretmen adayı ile ders planını hazırlama sürecine ilişkin görüşme yapılmıştır. Sonrasında her bir öğretmen adayının dörder saatlik (toplamda 16 ders saati) öğretim süreçleri gözlenmiş ve video kamera ile kaydedilmiştir. Her bir ders sonrasında öğretmen adaylarının derslerinde öne çıkan durumlar hakkında kendileri ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. Limit kavramına ilişkin dörder saatlik öğretim süreçleri tamamlandığında ise her bir öğretmen adayı ile genel bir görüşme ve Dörtlü Bilgi Modeli'nin birimlerine ait göstergelere ilişkin kendilerini nasıl değerlendirdiklerine yönelik birer görüşme daha yapılmıştır. Her bir katılımcı için yedişer olmak üzere toplamda 28 görüşme yapılmış ve ses kayıt cihazı ile kaydedilmiştir. Video kayıtlarından ve ses kayıtlarından elde edilen veriler birebir yazıya aktarılarak her bir öğretmen adayının derslerine ait yazılı formlar oluşturulmuştur. Video kayıtlarının yazıya aktarılmış formları öğretmen adayı ve öğrenci ifadelerinin yanında, öğrencilerin ve öğretmen adaylarının tahtaya yazdıklarının ve katılımcıların bilgisayar-projeksiyon aracılığı ile yansıttıkları sunumlarının ekran alıntısı aracı ile alınmış görüntülerini de içermektedir. Öğretmen adaylarının derslerinde öne çıkan durumlar, Dörtlü Bilgi Modeli'nin birimlerine ait göstergeler bağlamında incelenmiştir. Derslerin yazıya aktarılmış formları öne çıkan göstergeler bağlamında incelenirken tematik kodlamadan yararlanılmış, bu durumlara rastlanma sıklığını belirlerken ise içerik analizi kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen verilerden; öğretmen adaylarının öğretim süreçlerini planlama aşamasında ve öğretim süreçlerinde, matematiğe yönelik inanışlarının bu süreçleri etkilediği görülmüştür. Ortaöğretim Matematik Dersi Öğretim Programı'nda yer alan kazanımları ve bu kazanımların sıralamasını baz alarak öğrenme süreçlerini tasarlayan öğretmen adaylarının, yeterli deneyime sahip olmamaları dolayısıyla öğrencilerin sahip olabileceği olası kavram yanılgılarında ve yaşayabilecekleri zorlukları belirlemede sıkıntı yaşadıkları görülmüştür. Öğretmen adayları limit kavramına ilişkin öğretim stratejilerini kendileri oluşturmuş, dört farklı gösterim şekli kullanmış ve bu gösterim şekilleri arasında geçişler yapmışlardır. Öğretmen adaylarının hem kavramları ve işlemleri öğretme hem de alıştırma yapma bağlamında örnek seçiminde bulundukları, bir katılımcının ağırlıklı olarak alıştırma yapma bağlamında ele alınan kavramların, kuralların ve özeliklerin uygulamalarını yapma ve pekiştirme amaçlı örnek seçimi yaptığı görülmüştür. Katılımcılar genel olarak öğrencilerin yorum, yanıt ve sorularıyla uygun bir şekilde ilgilenmeye çalışırken, iki katılımcı soru sormayı etkili kullanmaya daha çok özen göstermiştir.
Matematik problemlerinin çözümünde öğretmen adaylarının kullandıkları stratejilerin ve gösterim şekillerinin analizi
Öğretimde problem çözme yönteminin kapsamlı bir şekilde ele alınması ve öğrencilerin problemleri farklı yollardan çözebileceği ve problem çözme ile ilgili düşüncelerini akran ve öğretmenleriyle rahatlıkla paylaşabileceği sınıf ortamları oluşturulması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu araştırmanın amacı, matematik öğretmen adaylarının problemlere ürettikleri farklı çözüm yollarını, bu çözümlerden oluşturulan kolektif çözüm uzaylarını, çözüm uzaylarında ortaya çıkan bilgi türlerini, kullandıkları stratejileri ve gösterim şekillerini ayrıntılı bir biçimde incelemektir.Bu araştırma doküman incelemesi yardımıyla elde edilen verilerin nitel analizinin gerçekleştirildiği nitel bir araştırma olup araştırmada özel durum çalışması deseninden yararlanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları, bir devlet üniversitesi ortaöğretim matematik öğretmeliğine kayıtlı elli son sınıf matematik öğretmen adayıdır. Araştırmada veriler dokümanlar yardımıyla derlenmiştir. Bu dokümanlar öğretmen adaylarının kendilerine sunulan beş matematik problemine verdikleri yazılı çözümlerden elde edilmiştir. Söz konusu problemler ?Dik Üçgen Problemi?, ?El Sıkışma Problemi?, ?Harita Problemi?, Masa Problemi? ve ?Kare Problemi? olarak adlandırılmıştır. Her bir problem katılımcılara farklı zamanlarda uygulanmış ve öğretmen adaylarının problemlere ilişkin çözümleri kendilerinden yazılı olarak alınmıştır. Araştırma kapsamında öğretmen adayların her probleme ilişkin çözümleri haftalık olarak incelenmiş ve incelemeler sonucunda çelişki yaşanan durumlarda (anlaşılmayan çözümler, okunamayan yazılar vb) sonuca bağlanmak üzere araştırmacı tarafından söz konusu katılımcılarla informal görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu informal görüşmelerde araştırmacı, öğretmen adaylarının anlaşılmayan çözümlerinin sözlü olarak anlatmasını isteyerek onların düşüncelerini daha iyi anlamanın yollarını aramıştır. Ancak söz konusu görüşmeler kayıt altına alınmamış ve bu görüşmelere tez çalışması kapsamında yer verilmemiştir. Öğretmen adaylarına problemlere ürettikleri çözümlerde ortaya çıkan çözüm uzayları, söz konusu çözüm uzaylarında yer alan bilgi türleri, problem çözme stratejileri ve gösterim şekilleri kuramsal çerçeveye dayalı olarak kodlanmıştır. Verilerin analizinde tematik kodlama ve içerik analizinin yapılması uygun görülmüştür. Araştırmada bulgular sunulurken öğretmen adaylarının gerçek isimleri gizli tutulmuş ve öğretmen adaylarına verilen ÖA1, ÖA2 vb. kodlamalarından yararlanılmıştır.Verilerin analizinden öğretmen adaylarının problemlere ürettikleri çözümlerden oluşturulan kolektif çözüm uzaylarında ortaya çıkan bilgi türlerinin özellikle dik üçgen ve el sıkışma problemleri için oldukça kapsamlı olduğu görülmüştür. Öğretmen adaylarının verilen geometri problemlerini cebirle ilişkilendirip çözebilmekte sıkıntı yaşadığı görülmüştür. Diğer dört problemin aksine masa problemi için tek bir öğretmen adayı tarafından ortaya konan farklı çözüm yolu sayısının çok olmamasına rağmen öğretmen adaylarının büyük bir yüzdesi farklı bilgi türlerini kullanabilmiştir. Öğretmen adaylarının problemlere verdikleri yanıtlar problem çözme stratejileri bağlamında incelendiğinde dik üçgen problemi için şekil çizme ve ek çizim yapma, el sıkışma problemi için formül kullanma ve diyagram çizme, masa problemi için şekil çizme, harita problemi için formül kullanma ve kare problemi için örüntü arama stratejilerinin en sık kullanıldığı görülmüştür. Aynı zamanda literatürde yer almayan probleme özgü stratejilerin de ortaya çıktığı görülmüştür. Öğretmen adaylarının problemlere ürettikleri çözümler gösterim şekilleri açısından incelendiğinde ise genel olarak tüm problemler için en sık kullanılan tekli gösterim şeklinin sembolik gösterim şekli olduğu görülmüştür. Ayrıca çözümlerde gösterim şekilleri arasındaki ikili dönüşümlerinde ağırlıklı olarak şekil-sözel ve şekil-sembolik gösterim ikililerinin kullanıldığı belirlenmiştir.Araştırmada elde edilen sonuçlara bağlı olarak matematik öğretmen adaylarının yetiştirilmesi sürecinde problemlere farklı çözüm yolu üretme yönünde eğitim görmeleri ve problem çözmede kendi bilgilerine yönelik farkındalıklarını arttırmak sağlanmalıdır. Ek olarak, öğretmen adaylarına farklı çözüm yaklaşımlarını kullanma, sahip oldukları bilgiler arasında ilişkiler kurarak problem çözme, problem çözme stratejilerini bilme ve kullanma, farklı gösterim şekillerini kullanarak düşüncelerini açığa çıkarma yönünde de bir eğitim verilmesi uygun olacaktır.
Anorganik kimya dersinde web destekli işbirlikli öğrenme
Bu çalışmadaki amaç; anorganik kimya dersinde koordinasyon kimyası konusunun öğretiminde web destekli işbirlikli öğrenmenin (WDİÖ) öğrencilerin başarısına etkisini araştırmak ve öğrencilerin görüşlerini belirlemektir. Araştırmada, Kontrol Gruplu Öntest - Sontest Yarı Deneysel Desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu 2009-2010 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde kimya öğretmenliği bölümünde öğrenim gören ikinci sınıf öğrencileri oluşturmuştur (n=35, yaş ortalaması=19).DG'ye WDİÖ uygulanırken, KG'ye sınıf ortamında yüzyüze işbirlikli öğrenme uygulanmıştır. WDİÖ için koordinasyon bileşikleri, izomerler ve kristal alan teorisi konularını içeren internet ortamında işbirlikli çalışmalara imkan veren Moodle kullanılarak bir web sayfası geliştirilmiştir (http://www.deusanalkimya.chemistry-tr.org/).Araştırmada nicel veri toplama araçları olarak Akademik Başarı Testi (ABT), Bilimsel İşlem Beceri Testi (BİBT), Sosyal Beceri Testi (SBT) ve Kimya Tutum Ölçeği (KTÖ), nitel veri toplama aracı olarak da Web Destekli İşbirlikli Öğrenmeye Yönelik Öğrenci Görüşleri Anketi (WDİÖGA) nitel veri toplama aracı olarak kullanılmıştır.Sonuçlar; WDİÖ ile öğrenim gören DG öğrencilerinin akademik başarılarının sınıf ortamında yüzyüze İÖ ile öğrenim gören KG öğrencilerinkine göre daha büyük bir artış gösterdiğini ortaya koymuştur. DG öğrencileri böyle bir öğrenme yaklaşımından memnun kaldıklarını, bu uygulamanın öğrenmelerini kolaylaştırdığını, kendileri için ilginç ve farklı bir tecrübe olduğunu belirtmişlerdir.
Kimya öğretmen adaylarının işlemsel, kavramsal ve grafiksel sorulardaki başarılarının karşılaştırılması
Bu çalışma kimya öğretmen adaylarının ?işlemsel?, ?kavramsal? ve ?grafiksel? sorulardaki başarılarını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Çalışmaya, 2010?2011 Eğitim-Öğretim yılında 9 Eylül Üniversitesi'nde öğrenim görmekte olan toplam 100 kimya öğretmen adayı katılmıştır. Çalışmada kimya öğretmen adaylarının başarılarını karşılaştırmak için ?işlemsel?, ?kavramsal? ve ?grafiksel? sorulardan oluşan üç test kullanılmıştır. Her bir testte 10 soru maddesine yer verilmiş ve sorular çeşitli soru bankaları kullanılarak geliştirilmiştir. ?İşlemsel?, ?kavramsal? ve ?grafiksel? test soruları çoktan seçmeli sorular olup aynı içerikte ve aynı zorluk düzeyinde hazırlanılmıştır. Soruların hazırlanıldığı konular; ?Kimyasal Reaksiyonlar ve Enerji?, ?Kimyasal Kinetik?, ?Kimyasal Denge?, ?Çözünürlük Dengesi? ve ?Asit Baz Dengesi?dir.Bu çalışmada, karşılaştırma türü ilişkisel tarama yöntemi (karşılaştırmalı araştırma yöntemi) kullanılmıştır. Her bir testteki kimya öğretmen adaylarının başarıları tek yönlü varyans analizi (one-way ANOVA) ile analiz edilmiş ve istatistiksel analizler her üç test puanları arasında kavramsal test lehine (p<0,05) önemli istatistiksel farklılıkları göstermiştir. Ek olarak yapılan analizlerde soru türlerinden bir tanesi diğer soru türleri ile karşılaştırılmıştır. Bu çoklu karşılaştırmalarda kavramsal sorular ve grafiksel sorular arasında (p<0,05) ve işlemsel sorular ve grafiksel sorular arasında (p<0,05) önemli istatistiksel farklılıkların var olduğu tespit edilirken, kavramsal ve işlemsel sorular arasında (p>0,05) önemli bir farklılığın var olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, sonuçlar çoğu kimya öğretmen adayının grafiksel becerilerinin yetersiz olduğunu göstermiş olup, grafiksel becerilerini geliştirmek için kimya öğretmen adaylarının daha çok çalışmaya ihtiyaç duyduklarını ortaya koymaktadır.
Genel kimyada atom ve kuantum sayıları konusunda işbirlikli öğrenmenin öğrencilerin akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmada, işbirlikli öğrenme yöntemlerinden jigsaw tekniği uygulamasının Genel Kimya dersi alan öğrencilerin ?Atom ve Kuantum Sayıları? konusundaki akademik başarılarına etkisi ve öğrenme sürecine yönelik öğrenci görüşlerinin neler olduğunun ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.Araştırmanın örneklem grubuna 2010-2011 öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanlar Eğitimi bölümünde Genel Kimya dersi alan öğrencilerden oluşan 2 şube seçilmiştir. Bu şubelerden biri İşbirlikli öğrenme jigsaw tekniğinin uygulandığı deney grubu (n=24), diğeri ise geleneksel öğretmen merkezli öğretme yaklaşımının uygulandığı kontrol grubu (n=30) olarak rastgele atanmıştır. Araştırmaya Genel Kimya I dersini ilk kez alan toplam 54 öğrenci katılmıştır. Çalışma grubuna alınan öğrencilerde ilgili bölümlerinin 1. sınıf öğrencileri ve Genel kimya dersini ilk kez alıyor olması özelikleri aranmıştır.Atom ve Kuantum Sayıları konusunda deneysel uygulama sürecinde deney grubuna işbirlikli öğrenme yöntemlerinden Jigsaw tekniği uygulanırken, kontrol grubuna sadece geleneksel öğretim programı uygulanmıştır. Her iki gruba da deneysel uygulama öncesinde Hazır bulunuşluk testi, sonrasında Atom ve kuantum sayıları başarı testi uygulanmıştır. SPSS 15.0 paket programı kullanılarak yapılandeney ve kontrol gruplarının test ölçümlerinin karşılaştırılmasında bağımsız (ilişkisiz) örneklemler t-testi kullanılmıştır. Ardından yarı yapılandırılmış görüşme ile her iki gruptan öğrenciler seçilerek öğrenme süreci hakkındaki görüşleri alınmıştır.Araştırma sonunda, işbirlikli öğrenme ve geleneksel öğretmen merkezli öğretme yaklaşımının uygulandığı öğrenciler arasında akademik başarı düzeyi deney grubu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılık gösterdiği bulunmuştur.Uygulanan öğretim yöntemine ilişkin öğrenci görüşlerinin alınması amacıyla; tabakalandırılmış örnekleme yöntemi kullanılarak deney grubundan 9 ve kontrol grubundan 9 öğrenci seçilmiş olup, öğrencilerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşme sonucunda, öğrencilerin, işbirlikli öğrenme ile bilgi paylaşımı sayesinde konuya daha hakim oldukları yönünde görüşleri ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler: Kimya öğretimi, Atom ve kuantum sayıları, İşbirlikli öğrenme, Jigsaw tekniği, Akademik başarı.
İlköğretim öğrencilerinin fen ve teknoloji dersi asitler- bazlar konusundaki kavramsal anlama düzeylerinin incelenmesi
Bu çalışma ilköğretim sekizinci sınıf öğrencilerinin asitler-bazlar konusundaki kavramları anlama düzeylerini ve karşılaşılan yanılgıları belirlemek amacıyla yapılmıştır.
Elektroliz ve elektrokimyasal pil ünitelerinde kavram yanılgılarının önlenmesi için Ausubel'in anlamlı öğrenme(sunuş) yöntemine uygun materyal hazırlanması ve uygulanması
Kavramlar, somut eşya, olaylar veya varlıklar değil, onları belirli gruplar altında topladığımızda ulaştığımız soyut düşünce birimleridir. Kavramlar gerçek dünyada değil, düşüncelerimizde vardır. Kavram öğretimi, bazı kavramların öğrencinin zihninde oluşmasını sağlamak amacıyla yapılır. Öğrenci yeni öğrendiği kavramları zihninde doğru bir şekilde biçimlendirebilirse öğrenmeyi tam ve doğru gerçekleştirmiş olur.Kimya eğitiminin önemli amaçlarından biri öğrencilere kimya konularını anlatabilmek, kavram yanılgılarının oluşmasını önlemek, tam öğrenmeyi gerçekleştirerek öğrencilerin öğrendikleri bilgileri problem çözümünde kullanmalarını sağlamaktır. Soyut kavramların öğrenilmesi çok daha güç ve karmaşık bir süreç olmasından dolayı, kimya eğitimindeki çalışmalar, soyut kavramların öğrenciler tarafından öğrenilme yolları konusunda yoğunlaşmaktadır.Bu çalışmanın amacı, soyut kavramlar içeren elektroliz ve pil ünitelerini sunuş yolu öğretim yöntemine uygun somutlaştırıcı bir model yardımı ile öğrencilere anlatmak ve kavram yanılgılarının oluşmasını önlemektir.Çalışmada iki farklı lisedeki 12.sınıf öğrencilerinden ikişer sınıf deney ve kontrol grubu olarak seçilmiştir. Kontrol gruplarında, konular geleneksel öğretim yöntemine göre işlenirken, deney gruplarında konular sunuş yöntemine uygun hazırlanan model kullanılarak işlenmiştir. Uygulama öncesi ve sonrasında, tüm gruplara kimya bilimsel başarı testi ve kimya tutum ölçeği ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca deney ve kontrol grubundan 12 öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen verilerin analizi, SPSS istatistik programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın sonucunda, deney gruplarının son test başarılarının istatistiksel olarak kontrol gruplarına göre daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin uygulama sonrasında kimya dersine karşı tutumlarında olumlu yönde anlamlı bir farklılık olmuştur. Görüşme sorularının analizlerinden de deney grubu öğrencilerinin kontrol grubu öğrencilerine göre daha az kavram yanılgısına sahip oldukları saptanmıştır.
Lise kimya ?asitler ve bazlar? konusunda yapılandırmacılığa dayalı bir aktif öğrenme uygulaması
Sunulan tez çalışmasında, lise kimya dersi programında yer alan ?Asitler ve Bazlar? Ünitesine ilişkin yapılandırmacılığa dayalı aktif öğrenme materyalinin; 10. sınıf sayısal bölüm öğrencilerin başarılarına, kavram yanılgılarının oluşumunun engellenmesine, kimya dersine karşı tutumlarına ve ayrıca uygulama sürecinin, öğrencilerin aktif öğrenmeye yönelik düşüncelerindeki değişimlere etkilerinin araştırılması hedeflenmiştir. Araştırmanın ilk aşamasında, tez kapsamında geliştirilerek geçerlik ve güvenirliği belirlenmiş ?Asitler ve Bazlar Ünitesi Başarı Testi?, konuyu daha önce görmüş olan 11. sınıf öğrencilerine uygulanarak öğrencilerinin ?Asitler ve Bazlar? Ünitesine yönelik kavram yanılgıları ve öğrenme zorlukları belirlenmiştir. Çalışmanın ikinci aşamasında, literatürde ve araştırma kapsamında belirlenen kavram yanılgıları ve öğrenme zorlukları göz önünde bulundurularak ?Asitler ve Bazlar? Ünitesine yönelik yapılandırmacılığa dayalı aktif öğrenme materyali geliştirilmiş ve ardından pilot uygulaması yapılmıştır. Geçerlik ve güvenirliği belirlenen aktif öğrenme materyalinin asıl uygulaması, İzmir Buca Lisesi'nde öğrenim gören 10. sınıf sayısal bölüm öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Çalışmada yer alan örneklem grubuna, ?Asitler ve Bazlar? Ünitesinin öğrenilmesine temel oluşturan konu ve kavramlara yönelik bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla, ?Asitler ve Bazlar Ünitesi Hazır Bulunuşluk Testi? uygulanmış ve ardından hazırlık dersleri ve bireysel çalışmalar öğrencilerin bilgi eksiklikleri ve bazı kavram yanılgıları giderilmiştir. Hazır bulunuşluk ve tutumları yönünden anlamlı bir fark göstermeyen; İzmir Buca Lisesi'ndeki 2 farklı 10. sınıftan biri rasgele deney ve diğeri kontrol olarak seçilmiş, ?Asitler ve Bazlar? Ünitesinin öğrenimi; deney grubunda yapılandırmacılığa dayalı aktif öğrenme materyali, kontrol grubunda ise öğretmen merkezli geleneksel yaklaşım ile gerçekleştirilmiştir. Her iki grupta da öğretim, aynı öğretmen tarafından dört haftalık bir süreçte toplam 20 ders saatinde tamamlanmıştır.Uygulamalar sonrasında, her iki gruba yönlendirilen ?Asitler ve Bazlar Ünitesi Başarı Testi? ( BL-D=80.76; BL-K=47.83) ve ?Kimya Dersine Karşı Tutum Ölçeği? ( BL-D=88.57; BL-K=71.13) sonuçları; deney grubu öğrencilerinin, kontrole kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek ortalama puanlara sahip olduğunu ve dolayısıyla aktif öğrenme materyalinin, geleneksel öğretime kıyasla, öğrencilerin başarılarını arttırmada, kavram yanılgılarının oluşumu engellemede ve derse karşı tutumlarının olumlu yönde gelişiminin sağlanmasında oldukça etkili olduğunu göstermiştir. Aktif öğrenme uygulaması sürecinin 1., 3. ve 4. haftalarının son dersinde deney grubu öğrencilerine yöneltilen ?Aktif Öğrenme Değerlendirme Ölçeği? sonuçlarından, öğrencilerinin aktif öğrenmeye yönelik olumlu düşüncelerinin ilerleyen etkinliklerle birlikte anlamlı düzeyde arttığı belirlenmiştir (F=79.81, p<0.05). Sonuçlar, öğrencilerin büyük bir çoğunluğunun aktif öğrenme uygulamalarıyla; çalışma isteklerinin, kimya dersi başarılarının, öz güvenlerinin, arkadaşlık ilişkilerinin arttığı yönünde olumlu düşünceler sergilediklerini, kimyanın diğer konularında ve ayrıca diğer derslerde de bu tür uygulamaların yapılması isteklerini ortaya koymuştur. Uygulama öğretmeniyle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden, aktif öğrenme uygulamalarının; öğrencilerin başarılarını, derse ve araştırmaya olan ilgi ve motivasyonlarını arttırdığı ve aktif öğrenmenin yaygın olarak uygulanabilirliğinin sağlanması amacıyla da programların yeniden düzenlenmesi, alt yapı sorunlarının giderilmesi ve öğrenci, öğretmen, yönetim ve hatta velilere yönelik hazırbulunuşluk eğitimlerin verilmesi gerekliliği sonuçlarına ulaşılmıştır.
Su dalgaları konusunun öğretiminde işbirlikli öğrenme yönteminin öğrenci başarısına etkisi
Bu araştırma ile ortaöğretim düzeyinde, su dalgaları konusunun öğrenimine yönelik etkinlikler geliştirilmesi ve bu etkinliklerin kullanıldığı işbirlikli öğrenme yönteminin öğrencilerin konuya yönelik başarı ile öğrencilerin öğretim yöntemine yönelik görüşleri üzerindeki etkilerinin geleneksel öğretiminkilerle karşılaştırılması amaçlanmıştır.Araştırma 2007-2008 öğretim yılında bir devlet lisesinin son sınıfında okuyan ve sayısal alanı seçen öğrenciler ile yapılmıştır. Araştırma ön ölçüm ve son ölçüm uygulanarak, 22 kişilik deney ve 18 kişilik kontrol grubu üzerinde yürütülmüştür.Denel işlemler süresince deney grubuna işbirlikli öğrenme teknikleri ile birlikte, etkili öğrenme işlerine göre hazırlanan su dalgaları konusuna yönelik etkinlikler; kontrol grubuna ise, geleneksel öğretim yöntemleri uygulanmıştır. Denel işlemler öncesi ve sonrasında her iki gruba başarı ölçeği uygulanmıştır. Ayrıca, uygulamanın bitiminde her iki gruptaki öğrencilere kullanılan yöntemlere yönelik görüşleri kompozisyon biçiminde yazdırılmıştır.Araştırmanın sonucunda; işbirlikli öğrenme ve geleneksel öğretim sınıfı öğrencileri arasında akademik başarıları arasında deney grubu yönünde olumlu fark olduğu bulunmuştur.Ayrıca öğrenciler tarafından yazılan kompozisyonlardan; işbirlikli öğrenmenin, öğrencilerin birtakım sosyal becerilerini kullanmalarını ve geliştirmelerini sağladığı, bilgi paylaşımı sayesinde konuyu daha iyi öğrenmelerine yardımcı olduğuna yönelik etkilerinin olduğu ortaya konulmuştur.
Fizik dersinde yapılandırmacı öğrenme yaklaşımına göre hazırlanan öğretim materyallerinin öğrenci başarısına etkileri
Bu araştırmada, yapılandırmacı öğrenme yaklaşımına göre hazırlanan öğretim materyallerinin öğrenci başarısına etkisi ve cinsiyetin bu başarı ile ilişkilerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır.Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel yöntem kullanıldı ve araştırma 2007- 2008 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde İzmir Buca Lisesi 10. sınıflarında öğrenim görmekte olan (n=58) iki grup üzerinde beş hafta süresince yürütülmüştür. Dersler, deney grubuna yapılandırmacı öğrenme yaklaşımına göre hazırlanmış çalışma yaprakları ve bulmacalar eşliğinde işlenmiş olup, kontrol grubunda düz anlatım yöntemi ile anlatılmıştır.Araştırmanın verileri araştırmacı tarafından hazırlanan, KR-20 güvenirlik katsayısı 0,79 bulunan Enerji Ünitesi Başarı Testi kullanılarak toplandı. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde Aritmetik Ortalama, Standart Sapma, KR-20, t testi, Varyans Analizi ve Scheffé Testi kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular, yapılandırmacı öğrenme yaklaşımına göre hazırlanan öğretim materyallerinin, öğrenci başarısı üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermektedir. Araştırma sonucunda deney ve kontrol gruplarında başarının cinsiyetle ilişkisi bulunmadığı saptanmıştır.Yeşim ÖZKAN, 2008
Öğrenme stillerine uygun olarak seçilen öğrenme yöntemlerinin öğrencinin başarısına, matematiğe yönelik tutumuna ve kaygısına etkileri
Bu araştırmanın amacı, öğrenme stilleri belirlenen öğrencilere uygun olarak seçilecek öğrenme yöntemlerinin öğrencinin akademik başarısına, matematiğe yönelik tutumuna ve kaygısına etkilerini belirlemektir.Araştırma yarı deneysel bir çalışmadır ve kontrol gruplu ön test-son test modeline dayanmaktadır. Araştırmanın örneklemi, 2006?2007 öğretim yılı Analiz I-A-B şubelerine kayıtlı 65 matematik öğretmen adayından oluşmaktadır. Deney grubunda 30, kontrol grubunda ise 35 denek bulunmaktadır. Uygulama öncesinde deney ve kontrol gruplarının eş düzeyde olduğu ortaya konmuştur.Araştırmada nicel ve nitel veri toplama araçları kullanılmıştır. Veriler Matematik Tutum Ölçeği, Öğrenme Stilleri Ölçeği, Öğrenci gözlemleri, Türev ile ilgili öğrenci gruplarının gerçekleştirdiği aylık ödevler, Açık uçlu problemlerden oluşan ?ara? ve ?dönem sonu? sınavlarından elde edilmiştir. İstatistiksel çözümleme yöntemleri kullanılmıştır.Araştırmada elde edilen verilerden, öğrencilerin öğrenme stilleri ÖSÖ ile belirlenmiştir. Uygulama sonrasında ÖSÖ tekrar uygulanarak öğrenme stillerinin değişebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Bireysel farklılıkların öğrenme sürecinde öğrenciye fırsatlar sağlarken öğretmene öğretimi planlamada yardımcı olacaktır. 4MAT Öğrenme Modeline göre ders planlanmıştır. Öğrencilerin akademi başarılarında deney grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Deney grubuna uygulanan tutum ölçeğinden uygulama öncesinde ve sonrasında matematiğe yönelik tutumları arasında pozitif yönde olumlu bir ilişki olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: Öğrenme Stilleri, Bireysel farklılıklar, 4MAT, ÖSÖ, Türev
Fizik öğretmen adaylarının bilimsel süreç becerilerini kullanım düzeylerinin fizik tutumu, cinsiyet, sınıf düzeyi ve mezun oldukları lise türü ile ilişkilerinin değerlendirilmesi
Bu araştırmada fizik öğretmen adaylarının Bilimsel Süreç Becerilerini kullanım düzeylerinin belirlenmesi ve bu becerileri kullanım düzeylerinin fizik tutumu, cinsiyet, sınıf düzeyi ve mezun oldukları lise türü ile ilişkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.Yapılan bu çalışma, betimsel ve ilişkisel bir alan araştırmasıdır. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmış ve çalışma 2007?2008 eğitim-öğretim yılı bahar yarıyılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi'nde öğrenim görmekte olan her sınıf düzeyindeki fizik öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın verileri Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği ve Fizik Dersine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin analizinde Aritmetik Ortalama, Standart Sapma, KR-20, t testi, Varyans Analizi ve Scheffe Testi kullanılmıştır.Araştırmanın sonucunda elde edilen bulgular, fizik öğretmen adaylarının bilimsel süreç beceri düzeylerinin fizik tutumu, sınıf düzeyi ve mezun olunan lise türü değişkenine göre anlamlı farklılıklar gösterdiğini vurgulamaktadır. Ayrıca fizik öğretmen adaylarının bilimsel süreç beceri düzeyleri ile cinsiyet değişkeni arasında önemli bir fark olmadığı saptanmış; elde edilen sonuçlar doğrultusunda önerilere yer verilmiştir.
Matematik öğretiminde, bireye ?matematiksel güç? kazandırmaya yönelik ortam tasarımı ve buna uygun öğretmen etkinlikleri geliştirilmesi
Okul öncesinden başlayarak, üniversite öğretiminin sonuna kadar, her düzeyde öğrenim görmüş bireylerde, değişik genlikli de olsa, Matematiksel Güç (MG) gelişimi söz konusudur. Ancak, olması arzulanan, bu gelişimin belli bir standardın altına inmemesi ve olabildiğince uluslararası düzeyle kıyaslanabilir olmasıdır. Bunun için yapılması gereken ilk iş, matematik öğretiminin, bireysel ?MG? gelişimini olumlu ivmeleyecek biçimde yönlendirilmesidir. Ek olarak, MG gelişimi için uygun ortamın fiziksel ve sosyal her açıdan kurgulanmasıdır. Bu ortamda hangi yaklaşımın benimsenmesi, hangi teknik ve teknolojiden, ölçme ve değerlendirme yönteminden yararlanılmasının da belirlenmesi; eğitim öğretimde aktif rol alan öğretmen, öğrenci, yönetimin görev değişimlerinin netleştirilmesi gerekmektedir.Çalışmadaki amacımız, MG'nin ne olduğunu, bileşenleri, kriterleri ve gösterge oluşturan davranışları ile birlikte ortaya koymak; MG'nin hangi kriterlerle nasıl ölçüleceği ile gelişimini sağlamanın hangi şartlardan geçtiğini belirlemektir. Böylece, MG kavramı ve bireylerde MG kazanımını araştırmak yolu ile matematik öğretimine katkıda bulunmaktır.Araştırmada grup seviyeleri eşitlenmiş son test kontrol gruplu deneysel desen uygulanmıştır. Deney grubu kuramsal yapıya uygun olarak MG'nin tanımı, bileşenleri ve gelişimine uygun yapılandırmacı öğrenme yaklaşımı destekli ortamda çalışmaların yapıldığı grup, kontrol grubu ise geleneksel yöntemlerle ders işlenişlerinin yapıldığı gruptur. Deneysel çalışma 2005?2006 eğitim-öğretim yılında ve 26 haftalık bir sürede biri deney biri kontrol grubu olmak üzere uygulanmıştır. Süreç içinde deney ve kontrol grup öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler ve sadece deney grubuna sınıf içi gözlem gerçekleştirilmiştir. Ek olarak, alt problemlere bağlı olarak günümüz matematik öğretiminde ölçme amaçlarını belirleme amaçlı betimsel bir çalışma yapılmıştır. 20 farklı öğretmenin 9.sınıf sınav soruları irdelenerek MG'yi ölçme amaçlı problemlerdeki yaklaşımlarla karşılaştırılmıştır.MG düzeyini ve gelişimini belirleme amaçlı Matematiksel Güç Düzey Belirleme Problemleri(MGDBP), yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci görüşleri, sınıf içi öğrenci gözlemleri, derlenen matematik yazılı soruları veri toplama amaçlı kullanılan araçlardır. Nitel veriler belli kriterlere bağlı kalınarak oluşturulmuş dereceli puanlama anahtarına(DPA) bağlı kalınarak çözümlenmiş, sayısallaştırılmış ve SPSS istatistik programı aracılığı ile araştırmaya yönelik anlamlı sonuçlara dönüştürülmüştür.Deney grubu öğrencilerine üç ayrı MGDBP uygulanmıştır ve süreç içerisinde öğrencilerin puan ortalamalarında artış olduğu belirlenmiştir. Bu sonuç gözlem puanları ile desteklenmiştir. Deney grubu öğrencilerindeki bu gelişimin tasarlanan ortam ve uygulanan etkinliklerden mi yoksa zamandan kaynaklı olağan bir değişim mi olduğunu belirleme amaçlı MGDBP-Son her iki gruba da uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubu öğrencilerinin puan ortalamaları karşılaştırıldığında farkın deney grubu lehine anlamlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, günümüz matematik ölçme sorularının basit düzeyde konu/kavram bilgisi ve işlem becerisi ölçecek düzeyde hazırlandığı belirlenmiştir. MG bileşenleri ile karşılaştırıldığında MG düzeyi belirleme amaçlı kullanılamayacakları sonucuna ulaşılmıştır.Sonuç olarak, MG'nin ölçülmesi ve geliştirilmesinin eğitimin ana amaçlarından birisi olduğu, bu amaca ulaşmak için en uygun yolların bulunması ve uygulamaya geçirilmesinin kaçınılmazlığı vurgusu yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Matematiksel Güç, Matematik Eğitimi, Öğrenme Ortamı, Ölçme-Değerlendirme, Matematiksel Düşünme
Kuantum fiziğinde belirsizlik ilkesi: Hibrit yaklaşımla öğretimin akademik başarıya etkisi
Bu araştırmada birçok öğrenme tekniğini farklı oranlarda içeren hibrit öğretim yaklaşımının, öğrencilerin akademik başarısına, hatırda tutma düzeylerine ve Kuantum Fiziğindeki Belirsizlik İlkesi ile ilgili öğrenme güçlüklerine ve yanılgılarına olan etkileri araştırılmıştır.Uygulanan hibrit öğretim yaklaşımı kapsamında, %44' akran öğretimine, %26 grup ve sınıf tartışmasına, %26 grupla problem çözme etkinliklerine, %4 gösteri tekniğine ve son olarak problem çözme ve problem oluşturma etkinliklerinin yer aldığı ev ödevlerine yer verilmiştir.Geliştirilen hibrit yaklaşım rasgele belirlenen ve deney grubu olarak adlandırılan gruplardan birisine uygulanmıştır. Kontrol grubu olarak isimlendirilen diğer gruba ise deney grubuyla eş zamanlı olarak içerisinde düz anlatım yöntemi ve problem çözme etkinliklerinin yer aldığı geleneksel öğretim uygulanmıştır.Araştırmanın verileri ?Belirsizlik İlkesi Klasik Sınavı?, ve ?Dalga Paketi ve Belirsizlik İlkesi Görüşme Formu? kullanılarak toplanmıştır.Elde edilen veriler açık bir şekilde hibrit öğretim yaklaşımının geleneksel öğretim yöntemine kıyasla akademik başarıya ve kalıcılığa önemli oranda katkılarının olduğunu göstermiştir. Ayrıca yarı yapılandırılmış görüşme çıktıları, hibrit öğretim yaklaşımının ?Belirsizlik İlkesi? ile ilişkili öğrenme güçlüğü ve yanılgılarını ciddi oranda azalttığını ortaya koymuştur.Erdoğan ÖZDEMİR, 2008
Molekül geometrisi, hibritleşme ve moleküllerin polarlığı konularıyla ilgili bilgisayar destekli materyal geliştirme ve uygulama
Molekül Geometrisi, Hibritleşme ve Moleküllerin Polarlığı konuları Genel Kimya ve Anorganik Kimyada önemli konulardır.Araştırmada, Ausubel'in ?Anlamlı Öğrenme? teorisine dayalı olarak Flash?8 programı kullanılarak Molekül Geometrisi, Hibritleşme ve Moleküllerin Polarlığı konularında bir eğitim yazılımı hazırlanmıştır. Hazırlanan materyal ile kavram yanılgılarının önlenmesi, konunun etkili biçimde öğrencilerin zihninde yapılandırılarak anlamlı öğrenmenin gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Öğrencilerin, derse karşı motivasyonlarının ve başarılarının yükseltilmesi amaçlanmıştır.Hazırlanan bu materyal, BDÖ yöntemiyle Deney Grubu (DG) öğrencilerine uygulanmıştır. Kontrol Grubu (KG) öğrencilerine geleneksel yaklaşımla öğretim yapılmıştır.Araştırmada DEÜ Buca Eğitim Fakültesi Kimya Öğretmenliği II. sınıf öğrencileriyle çalışılmıştır. Öğrenciler ÖSS başarılarına göre, DG ve KG gruplarına ayrılmıştır.Veri toplama araçları olarak, her iki gruba öntest ve sontest olarak Kimya Tutum Ölçeği (KTÖ) ve Bilimsel Başarı Testi (BBT) uygulanmıştır. Sadece DG'na öntest ve sontest olarak Bilgisayar Tutum Ölçeği (BTÖ) ve son test olarak Materyal Değerlendirme Formu (MDF) uygulanmıştır.Sonuçlar SPSS?13 programı ile analiz edilmiştir. Grup içi analizlerde Wilcoxon Testi, gruplar arası analizlerde Mann Whitney?U Testi uygulanmıştır.Araştırmanın önemli bulguları:1. DG öğrencilerinin KG öğrencilerine göre, daha başarılı oldukları tespit edilmiştir.2. DG öğrencilerinin KG öğrencilerine göre, Kimya'ya karşı tutumlarının olumlu yönde geliştiği tespit edilmiştir.3. DG öğrencilerinin, bilgisayara karşı tutumlarının olumlu yönde geliştiği tespit edilmiştir.4. Ayrıca öğrenciler tarafından, eğitim yazılımının bir bütün olarak son derece iyi hazırlandığı belirtilmiştir.
İzmir ilinde görev yapan fen alanı öğretmenlerinin öğretme strateji ve stilleri ile tercih ettikleri öğretim yöntemleri ve çoklu zeka alanları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı İzmir ilinde görev yapan İzmir ili fen alanı öğretmenlerinin öğretme strateji ve stilleri ile çoklu zeka alanları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırma evrenini 2005-2006 öğretim yılında İzmir ilinde görev yapan 3718 fen alanı öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma örneklemine, fizik, kimya, biyoloji, matematik ve fen bilgisi öğretmeni toplam 708 kişi dahil edilmiştir. Örneklem seçim tekniği olarak seçkisiz (random) örneklem seçim tekniği kullanılmıştır.Araştırmada veri toplama aracı olarak öğretmenlerin öğretme stratejilerini belirlemek için Serin, Bulut Serin ve Serin (2005) tarafından geliştirilen ?Öğretme Stilleri Ölçeği? ve zeka alanlarını belirlemek için ise Saban (2002) tarafından geliştirilen ?Çoklu Zeka Envanteri? kullanılmıştır. ?Öğretme Stilleri Ölçeği?nin cronbach alpha güvenirlik katsayısı .87; ?Çoklu Zeka Envanteri?nin cronbach alpha güvenirlik katsayısı ise .92'dır.Önem düzeyi ise .05 olarak alınmıştır. Çalışmanın amaçları doğrultusunda; yüzde dökümleri, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), t-testi, Scheffe ve LSD anlamlılık testleri ve Pearson Korelasyonu istatistiki işlemleri yapılmıştır.Araştırma sonucunda, sözel zeka ile cesaretlendirme ve öğretme stili arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, matematiksel zeka ile model olma arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, görsel zeka ile cesaretlendirme ve öğretme stili arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, bedensel zeka ile cesaretlendirme arasında pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, doğacı zeka ile cesaretlendirme arasında da pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu, sosyal zeka ile cesaretlendirme, model olma ve öğretme stili arasında pozitif yönde bir ilişkinin olduğu, içsel zeka alanı ile cesaretlendirme, model olma ve planlama alt boyutları arasında da pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Genel bir sonuç olarak, İzmir ilinde görev yapan fen alanı öğretmenlerinin öğretme stillerinin ?orta?, tüm zeka alanlarının ise ?gelişmiş? düzeyde olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Fen Alanı Öğretmeni, Öğretme Stilleri, Öğretim Yöntem ve Teknikleri, Çoklu Zeka Kuramı
Kimya deneylerinin öğretiminde hibrit modelin etkinliğinin araştırılması
Bu çalışmada laboratuar dersi için Bilgisayar Destekli Öğretim(BDÖ) materyali geliştirildi ve bunun öğrenci başarısına etkisi, araştırıldı.Araştırmaya, 9 Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi OFMAE Bölümü Kimya Anabilim Dalı 1. sınıf öğrencileri katıldı. Bu araştırmaya katılan 40 öğrenci homojen kontrol grubu(KG) ve deney grubu(DG) olmak üzere iki gruba ayrıldı. DG'ye BDÖ ile laboratuar öğretimi yapılırken, KG'na geleneksel öğretim(GÖ) uygulandı.BDÖ materyalinin başarıya katkısını araştırmak için geçerlilik ve güvenilirliği daha önceden belirlenmiş Kimya Basarı Testi(KBT) her iki gruba da öntest ve sontest olarak uygulandı.Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS programı ile analiz edildi. Elde edilen sonuçlar BDÖ'nün GÖ'ye göre daha yararlı olduğunu gösterdi.Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli öğretim, Materyal Geliştirme, Kimya Öğretimi.
Ortaöğretim fizik dersi itme momentum konusu öğretim programını geliştirme üzerine bir çalışma
Bu araştırmanın amacı, liselerimizde geleneksel yöntemlerle uygulanmakta olan fizikdersi İtme ve Momentum konusu öğretim programını, konu bütünlüğü ve kapsam ile öğretimyöntemleri açısından değerlendirerek daha kolay kavranılır ve ilgi çekici bir duruma getirmekiçin öğretim program geliştirmeye çalışmak, bunu yaparken öğretim yöntemi olarak işbirlikliöğrenme yöntemini kullanıp bu yöntemin geleneksel yöntemlere göre öğrenci başarısıaçısından daha etkili olduğunu ortaya koymaktır.Araştırmada ön ölçüm-son ölçüm kontrol gruplu deneme modeli kullanılmıştır.Araştırmanın örneklemini İzmir ili Tire ilçesi Tire Anadolu Öğretmen Lisesinde öğrenimgören 10 Fen A, 10 Fen B sınırlarındaki 29 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın veritoplama araçlarını, konu alan uzmanlarının önerileri doğrultusunda hazırlanmış 23 çoktanseçmeli sorudan oluşan ve KR 20 yöntemiyle hesaplanan güvenilirlik katsayısı 0,74 olarakbulunan başarı ölçeği ile öğrencilerin belirli başlıklar altında görüşlerini yazmalarınıistediğimiz kompozisyonlar oluşturmaktadır. Verilerin çözümlenmesinde SPSS 11.0 istatistikprogram kullanılmıştır, ayrıca öğrenci görüşlerinin sayısal dağılımı sunulmuştur.Veriler t- testi yardımıyla değerlendirildiğinde deney ve kontrol grubunun ön ölçümsonuçlar arasında anlaml bir fark gözlenmemiştir. Son ölçüm sonuçlar incelendiğinde,geliştirilen öğretim programının işbirlikli öğrenme yöntemiyle sunulduğu deney grubu,geleneksel öğretim yöntemleriyle aktarılan mevcut programın uygulandığı kontrol grubunagöre anlaml ekilde başarılı bulunmuştur.Uygulama sonunda öğrencilerin yazdığı kompozisyonlar değerlendirildiğinde, kontrolgrubu öğrencileri geleneksel öğretim yönteminden memnun olduklarını, yeterli öğrenmedüzeyine ulaştıklarına inandıklarını yazmışlardır. Ancak sürekli ayn yöntemi kullanmakyerine farkl yöntemlerin uygulanmasının daha etkili ve ilgi çekici olabileceğini debelirtmişlerdir.Deney grubu öğrencileri işbirlikli öğrenme yöntemini sevdiklerini, derste hiçsıkılmadıklarını, dersin çok zevkli ve eğlenceli geçtiğini, arkadaşları ve öğretmenleriyleiletişim ve etkileşim becerilerinin geliştiğini belirtmişlerdir.Elde edilen sonuçlara dayanarak, daha nitelikli öğretim program geliştirilmesi veişbirlikli öğrenme yöntemi üzerine baz önerilerde bulunulmuştur.
Kimyasal denge ünitesindeki kavram yanılgılarının önlenmesi için Ausubel'in anlamlı öğretme yönteminin uygulanması
Kavramlar, öğrenciler tarafından zor anlaşılan soyut düşüncelerdir. Öğrencilerin ileri düzeydeki konuları ve kavramları anlayabilmeleri, temel kavramları etkili bir şekilde öğrenmiş olmalarına bağlıdır. Bu nedenle, anlamlı öğrenmeyi gerçekleştirmede bir engel olan kavram yanılgılarının önlenmesi oldukça önemlidir.Bu çalışmanın temel amacı, kimyanın temel konularından biri olan kimyasal denge ünitesini sunuş yoluyla öğretime uygun olarak modellendirerek, öğrencilerin bu konuyu daha iyi anlamasını sağlamak ve olası kavram yanılgılarını önlemektir.Bu amaçla, üç farklı lisedeki 11. sınıflardan rastgele ikişer sınıf deney ve kontrol grubu olarak seçilmiştir. Kontrol gruplarında konular geleneksel öğretim yöntemine göre işlenirken, deney gruplarında dersler sunuş yoluyla öğretime göre işlemiştir. Uygulama öncesi ve sonrasında tüm gruplara kimyasal denge kavram yanılgısı testi (KDKYT) ve kelime iletişim testi (KİT) uygulanmıştır. Ayrıca deney ve kontrol gruplarından on iki öğrenci ile görüşme yapılmıştır. Elde edilen veriler, istatistiksel yöntemlerle ve içerik analizi ile değerlendirilmiştir.Araştırmanın sonucunda, deney gruplarının son testlerdeki başarısının istatistiksel olarak kontrol gruplarına göre daha iyi olduğu ortaya çıkmıştır. KİT, analiz sonuçları ise deney ve kontrol grubu öğrencilerin ön bilgilerinin konu ile çok yakın ilgisi olmayan geniş bir alana yayıldığını, son testlerde ise deney grubuöğrencilerinin, kontrol grubu öğrencilerine göre daha bilimsel ve daha fazla cevaplar ürettiklerini göstermiştir. Görüşme analizinden de, deney gruplarındaki öğrencilerde kontrol gruplarındakine kıyasla daha az kavram yanılgısının olduğu saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Kavram Yanılgısı, Kimya Eğitimi, Sunuş Yoluyla Öğretim, Kimyasal Denge
Genel kimya dersi ?kimyasal bileşiklerin adlandırılması? konusunda Jigsaw tekniğinin öğrencilerin akademik başarılarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, Genel Kimya dersi ?Kimyasal Bileşiklerin Adlandırılması? konusunda işbirlikli öğrenme yöntemi Jigsaw tekniğinin öğrencilerin akademik başarılarına etkisi, cinsiyete göre akademik başarıdaki değişim ve öğrenme sürecine yönelik öğrenci görüşlerinin neler olduğunun ortaya çıkarılmasıdır.Araştırma 2008 - 2009 eğitim-öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi, Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümünde Genel Kimya dersini alan 2 şubedeki öğrenciler ile yapılmıştır. Araştırma ön test - son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak, 30 kişilik deney ve 36 kişilik kontrol grubu üzerinden yürütülmüştür.İki hafta (sekiz ders saati) olarak planlanan denel işlemler süresince deney grubuna işbirlikli öğrenme yöntemi Jigsaw tekniği kullanılmış ve ?Kimyasal Bileşiklerin Adlandırılması? konusuna yönelik etkinlikler uygulanmış; kontrol grubuna ise, geleneksel öğretim yöntemleri (düz anlatım, soru?yanıt, tartışma) uygulanmıştır. Uygulama öncesi deney ve kontrol grubunda bulunan öğrencilerin Kimyasal Bileşiklerin Adlandırılması konusuna temel teşkil eden konulardaki bilgi eksikliklerini tespit edebilmek için Ön Bilgi Testi (ÖBT) uygulanmıştır. ÖBT'nin sonuçlarına göre tespit edilen bilgi eksikliklerini gidermek amacıyla her iki gruba da 2 saatlik bir hazırlık dersi yapılmıştır. Denel işlemler öncesinde ve sonrasında her iki gruba Kimyasal Bileşiklerin Adlandırılması Başarı Testi (KBABT) ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Denel işlemlerin sonucunda her iki gruptan seçilen 9'ar öğrenci ile öğrenme sürecine yönelik görüşleri almak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir.Araştırmanın sonucunda; işbirlikli öğrenme yöntemi Jigsaw tekniği ve geleneksel öğretme yöntemi uygulanan öğrencilerin akademik başarıları arasında deney grubu yönünde olumlu fark bir olduğu; deney ve kontrol gruplarında bulunan kız ve erkek öğrencilerin akademik başarılarının ise cinsiyete göre anlamlı bir fark göstermediği bulunmuştur.Ayrıca öğrenciler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler sonucunda; deney grubunda bulunan öğrenciler, ?ÖSS'ye yönelik bir konu olmadığından dolayı kimyasal bileşiklerin adlandırılması konusu üzerinde çok durmadıklarını?, ?iyon ve bileşik türlerinin her biri için farklı adlandırma kuralları bulunmasının öğrenmeyi zorlaştırdığını?, ?bu konunun öğrenme sürecinde jigsaw tekniği kullanılmasının başarıyı arttırdığını?, ?geleneksel öğretme yöntemi ile bu derece başarılı olacaklarını düşünmediklerini? ve ?jigsaw tekniğinin bilimsel araştırmaya yönelik tutumu olumlu yönde etkilediğini? belirtmişlerdir. Kontrol grubunda bulunan öğrenciler ise; deney grubunda bulunan öğrencilerle benzer şeklide; ?ÖSS'ye yönelik bir konu olmadığından dolayı kimyasal bileşiklerin adlandırılması konusu üzerinde çok durmadıklarını? ve ?iyon ve bileşik türlerinin her biri için farklı adlandırma kuralları bulunmasının öğrenmeyi zorlaştırdığını? ifade etmişlerdir. Ayrıca kontrol grubundaki öğrenciler ?geleneksel öğretme yöntemi ile dersi sürekli aynı dikkatle takip edemedikleri? ve ?öğrenme sürecine aktif katıldıkları zaman daha başarılı oldukları? şeklinde görüşler belirtmişlerdir.
Fizik eğitiminde probleme dayalı öğrenmenin öğrencilerin başarılarına, bilimsel süreç becerilerine ve problem çözme tutumlarına etkisi
Bu çalışmada, fizik eğitiminde probleme dayalı öğrenmenin öğrencilerin başarılarına, bilimsel süreç becerilerine ve problem çözme tutumlarına etkisi araştırıldı.Araştırma, 2008?2009 eğitim-öğretim yılı, güz yarıyılında Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca Eğitim Fakültesi Fizik Öğretmenliği I sınıfta okuyan toplam 46 öğrenci üzerinde yürütüldü ve kontrol gruplu öntest-sontest deney deseni kullanıldı. Mekanik konuları içinde yer alan ?İş-Enerji? ünitesinin öğretilmesinde kontrol grubunda geleneksel yaklaşımla, deney grubunda ise probleme dayalı öğrenme (PDÖ) yaklaşımı kullanıldı.Araştırmanın verileri, ?İş-Enerji Ünitesi Başarı Testi?, ?Mekanik Konuları Bilimsel Süreç Becerileri Testi? ve ?Fizik Dersine Yönelik Problem Çözme Tutum Ölçeği? kullanılarak toplandı. Ayrıca bulguları desteklemek için öğrencilerle yüz yüze görüşmeler yapıldı.Araştırma sonunda, probleme dayalı öğrenmenin öğrencilerin başarılarını arttırdığı, kavramsal gelişimlerini olumlu yönde etkilediği, bilimsel süreç becerilerini geliştirdiği ve fizik dersine yönelik problem çözme tutumlarını arttırdığı sonucuna ulaşıldı. Bununla birlikte, öğrencilerin yöntemle ilgili görüşlerinin olumlu olduğu görüldü.
Fen alanlarında öğrenim gören üniversite öğrencilerinin zihinlerindeki atom modellerinin incelenmesi
Maddenin tanecikli doğası ve atomun yapısı Fen bilimleri eğitiminde önemli bir konudur. Kavramlara bağlı olarak bilimsel olayların gözlemlenmesi ve açıklanması zor bir konu olup bilim tarihinde ayrıcalıklı bir yer tutar. Soyut ve zor yapısından dolayı atomun küçük dünyasının keşfedilmesi, öğrencilere atom ve atoma ilişkin kavramların öğretilmesi birçok araştırmanın konusu olmuştur.Bu çalışma, temel bilimsel kavram olarak atomun öğretilmesinde ve öğrenilmesindeki güçlüklerin belirlenmesi ve kolaylaştırması için bazı ipuçları elde etmeyi amaçlamıştır. Bu doğrultudan hareketle öğrencilerin atomun şekli, betimlemesi, büyüklüğü ve somutluğu-soyutluğu ile ilgili ne tür bilgilere sahip oldukları incelenmiştir. Ortaöğretim 10. sınıf müfredatında yer alan Atomun Yapısı ünitesiyle ilgili dört soruluk bir anket hazırlanarak İzmir İli Dokuz Eylül Üniversitesi'nde Fen alanlarında öğrenim gören 295 öğretmen adayına uygulanmıştır. Anketin uygulanmasının ardından tüm gruplardan gönüllülük esas olmak üzere 30 öğrenci seçilerek birebir görüşmeler yapılmıştır.Bulgular, öğrencilerin tarihsel gelişim süreci içerisinde bütün atom modellerini gerek lisede gerekse üniversitede öğrendiklerini, buna karşın zihinlerindeki modelin Rutherford atom modeline benzediğini göstermektedir. Öte yandan öğrencilerin atomun büyüklüğüne ilişkin fikirlerinde sayısal değerlerden çok bildikleri bir büyüklük ile kıyaslamayı tercih ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Veriler öğrencilerin atomun somut bir varlık olduğunu düşündüklerine işaret etmektedir.Anahtar kelimeler: Atom Modelleri, Atomun Tarihsel Gelişimi, Zihinsel Modeller, Fen Eğitimi.
Ortaöğretimde görev yapan kimya öğretmenlerinin elektrokimya ünitesindeki kavram yanılgılarının tespiti ve giderilmesi için gerekli önerilerin geliştirilmesi
Kavram öğrenimi, kimya eğitimde konuların anlaşılmasında ve etkili öğrenmenin gelişmesinde oldukça önemlidir. Eğitim sürecinde öğrencilerde meydana gelebilecek kavram yanılgılarının tespiti, nedenleri ve giderilmesi üzerine günümüzde birçok çalışma yapılmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda, öğrencinin kavram öğreniminde ilk etkenin öğretmen olduğu herkes tarafından kabul edilmiştir.Bu çalışmanın temel amacı, öğrencilerdeki kavram yanılgılarının giderilebilmesi için öncelikle öğretmenlerdeki kavram yanılgılarının tespiti ve giderilmesi amacıyla gerekli önerilerin geliştirilmesidir.Bu hedef doğrultusunda, elektrokimya ünitesi konularında kavram testi hazırlanmış ve İzmir İli Konak ilçesinde, ortaöğretimde görev yapan öğretmenlere uygulanmıştır.Çalışmanın sonucunda, ortaöğretimde görev yapan öğretmenlerin elektrokimya ünitesinde kavram yanılgılarına sahip oldukları tespit edilmiş olup, öğretmenler arasında sahip oldukları kavram yanılgıları ile görev süreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olmadığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler : Kavram Yanılgısı, Kimya Eğitimi, Elektrokimya, Yapılandırmacı Öğretim
İkinci dereceden fonksiyonlara ilişkin varsayımsal öğrenme yollarının ve öğretim dizisinin tasarlanması
Öğrencilerin karşılaştıkları doğrusal olmayan fonksiyon ailelerinden ilki ikinci dereceden fonksiyonlardır ve bu fonksiyonlara ilişkin güçlü bir anlama matematiğin birçok konusunda başarılı olmak için temeldir. İkinci dereceden fonksiyonların öğrenilmesinin önemli olmasının yanında bu alanla ilgili alanyazın öğrencilerin karşılaştıkları zorlukları ve anlamalarına ilişkin engelleri ortaya koymaktadır. Nicel ilişkilere yönelik akıl yürütme süreçleri öğrencilerin ikinci dereceden fonksiyonlar konusunu kavramsal öğrenmelerini desteklemektedir. Buna karşın, matematik eğitimi alanyazında ikinci dereceden fonksiyonların öğretilmesi için öğrencilerin anlamalarını ve akıl yürütme yollarını tanımlayan araştırma tabanlı bir çerçeve geliştirilmemiştir. Bu doğrultuda doktora tez çalışmasının amacı, onuncu sınıf öğrencilerinin zihinsel eylemlerini tetikleyerek ikinci dereceden fonksiyonları kavramsal öğrenmelerini sağlayacak bir öğretim dizisi tasarlamak ve bu süreçte öğrencilerin anlamalarının gelişiminin nicel muhakeme bağlamında nasıl şekillendiğini ortaya çıkarmaktır. Doktora tez çalışmasında temel olarak öğrencilerin ikinci dereceden fonksiyonları kavramsal öğrenmelerini destekleyecek bir öğretim modelini ortaya koymak amaçlandığı için, çalışma döngüsel bir süreç olan tasarım tabanlı araştırma modeline dayandırılmıştır. Uygulanan tasarım tabanlı araştırma, tasarı, uygulama ve analiz olacak şekilde üç aşamada gerçekleştirilmiştir. Tasarım aşamasında alanyazın taraması, bir matematik öğretmeninin ikinci dereceden fonksiyonlara ilişkin öğretiminin gözlemlenmesi, matematik öğretmenleri ve matematik öğretmen adayları ile görüşmeler yapılması ve on birinci sınıf öğrenciyle klinik mülakat gerçekleştirilmesi sonucunda varsayımsal öğrenme süreci oluşturulmuştur. Bu sürece uygun dört gerçek yaşam bağlamlı, mantıksal-matematiksel öğrenme etkinliği ve bu etkinliklerin sonrasında uygulanacak dört ölçme-değerlendirme etkinliği tasarlanmıştır. Tasarım tabanlı araştırmanın uygulama aşaması iki ardıl döngüyü kapsamıştır. İlk döngü, öğretim dizisinin bir sınıf ortamındaki farklı öğrencilerin öğrenmelerini destekleyip desteklemediğini değerlendirmek amacıyla uygulanmıştır. Bu döngüde öğrencilerin ikişer kişilik gruplar halinde etkinlikler üzerinde çalışmaları sonucunda ortaya çıkan öğrenci anlamaları doğrultusunda öğretim dizisi tekrar revize edilmiştir. Ardından ikinci döngü uygulaması iki onuncu sınıf öğrencisinin öğretim dizisi üzerine grup olarak çalışmalarıyla gerçekleştirilmiştir. Çalışmadaki veri toplama araçları öğretim deneyleri boyunca alınan video kamera kayıtları, araştırmacı gözlem notları, öğrencilerle yapılan klinik mülakatlar ve öğrencilerin yansıtıcı günlükleridir. Çalışmanın veri analiz sürecinde veri toplama süreci ile eş zamanlı bir şekilde sürekli karşılaştırmalı olarak devam eden analizler yapılmıştır. Tüm süreç içerisinde yapılandırılmamış bir şekilde devam eden bu analizlerde öğrenci anlamaları bağlamında etkinliklere, ortaya çıkan ya da çıkması beklenen çokluklara ve nicel operasyonlara odaklanılmıştır. Kuram oluşturma sürecinde ise geriye dönük analiz olarak gerçekleştirilmiştir. Birinci ve ikinci döngülerin sonunda ise öğrencilerin nicel muhakemeleri bağlamında geriye dönük analizler yapılmıştır. Yapılan analizler doğrultusunda ikinci dereceden fonksiyonların öğretimine yönelik öğretim dizisinin nihai hali ortaya koyulmuştur. Gerçek yaşam bağlamlı etkinlikler dinamik durumları içerdiği için öğrencilerin fonksiyonel ilişkileri anlamlandırmalarına ve fonksiyonun eş zamanlı değişim fikrini oluşturmalarına imkan vermiştir. Öğrenciler problem durumları içerisinde yer verilen değişkenleri ve değişkenlerin değişim miktarlarını sürekli çarpımsal olarak karşılaştırmışlardır. Öğrenciler ikinci dereceden fonksiyonu bir karenin alanı fikrinden yararlanarak iki doğrusal fonksiyonu çarpımı yolu ile oluşturmuşlardır. Alan fonksiyonunda ∆x değeri ile ∆y değeri arasında sabit bir değişim oranı olduğunu fark etmeleri ve ifade etmeleri nicel muhakemelerinin güçlü bir göstergesi olmuştur. Öğrenciler ikinci dereceden fonksiyonun tepe noktası, simetri ekseni gibi çoklukları, atılan bir topun izlediği yol ile ilişkilendirerek oluşturmuşlardır. Tepe noktasının apsisine karşılık gelen (-b)/2a ile bu değerin fonksiyonda karşılık geldiği y değerinin eşleşmesi sonucu elde edilen sıralı ikili olduğunu anlamlandırabilmişlerdir. Bu süreçte ortaya koyulan öğretim dizisinin onuncu sınıf öğrencilerinin ikinci dereceden fonksiyonlara ilişkin kavramsal anlamalarını desteklediği düşünülmektedir. Matematik öğretmenlerinin öğrencilerin ikinci dereceden fonksiyonları öğrenmelerini desteklemek amacıyla kendi sınıf ortamlarına uygun şekilde revize ederek kullanmaları önerilmektedir. Ek olarak, bu çalışmadaki temel prensipleri diğer matematiksel kavramların öğretimine ilişkin bir öğrenme ortamı tasarlamada dikkate almaları etkili olabilecektir. Tasarım tabanlı araştırmalar öğretimsel ürünlerin ya da bir programın tasarlanmasına, geliştirilmesine ve niteliğinin arttırılmasına ya da yaratıcı ve dikkatli bir şekilde tasarlanmaları halinde katılımcıların mesleki gelişimlerine katkı sağlamaktadırlar. Bu sebeple öğretmenlerin de bu tür tasarım tabanlı araştırma süreçlerine dahil edilmeleri de önemli görülmektedir.