Kastamonu University
Discipline

Department of Educational Sciences

Kastamonu University

4,419

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlerde yılmazlığın yordanmasında pozitif şema ve koronavirüs kaygısının rolü

Yetişkinler hayatlarında birçok olumsuz yaşam olaylarına maruz kalmaktadır. Her yetişkin bu olaylar karşısında farklı düzeyde yılmazlık becerileri göstermektedir. Yılmazlık bireylerin geçmiş yaşantılarını içeren farklı değişkenlerden etkilenmektedir. Bu araştırmanın amacı ''Yetişkinlerde Yılmazlığın Yordanmasında Pozitif Şema ve Koronavirüs Kaygısının Rolü 'nün incelenmesidir. Araştırmaya toplam 237 kişi, 18 yaş üstü birey katılmıştır. Katılımcıların 154'ü kadın, 83'i erkektir. Veriler Yetişkin Yılmazlık Ölçeği, Pozitif Şema Ölçeği, Koronavirüs Kaygısı Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Veri analizinde değişkenler arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi ve bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni sırasıyla ne ölçüde yordadığını belirlemek amacıyla hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada ilk olarak cinsiyetin yılmazlık ve pozitif şema alt boyutlarına göre fark-lılaşıp farklılaşmadığı incelenmiş, buna göre cinsiyetin yılmazlığın yalnızca iç kontrol odağı boyutunu açıklamada anlamlı bir fark oluşturduğu görülmüştür. Erkeklerin yılmazlık iç kontrol odağı boyutu kadınlara göre daha yüksek bulunmuştur. Araştırmanın asıl amacına yönelik yapılan hiyerarşik regresyon analizi bulgularına göre, ilk modelde kontrol edilen koronavirüs kaygısı yılmazlık aile ve sosyal ağlar boyutunu yordamada negatif yönde ve anlamlı katkı sağlamaktadır. İkinci modelde eklenen pozitif şema alt boyutları öz yetkinlik, başarı, güven, iyimserlik, değerlilik, yılmazlık öz yeterlik, iç kontrol odağı, aile ve sosyal ağlar, azim, başa çıkma uyum boyutlarını yordamada pozitif yönde ve anlamlı katkı sağladı-ğı görülmüştür. Koronavirüs kaygısı ve pozitif şema alt boyutları öz yetkinlik, başarı, güven, iyimserlik, değerlilik, yılmazlık öz yeterlik boyutunda toplam varyansın %53'ünü, iç kont-rol odağı boyutunda %24'ünü, aile ve sosyal ağlar boyutunda %18, azim boyutun-da %34'ünü, başa çıkma ve uyum boyutunda %16'sını açıklamaktadır. Sonuç olarak, koro-navirüs kaygısı ve pozitif şeman değişkenlerinin yılmazlığın anlamlı yordayıcısı olduğu belirlenmiştir.

KaygıKorona virüslerPozitif şemalar+3
Şerife Özkök
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kapsamlı cinsel sağlık eğitiminin 5. sınıf öğrencilerinin cinsel eğitime yönelik tutumları, benlik saygıları ve beden takdirleri üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerine yönelik, kapsamlı cinsel eğitimler temel alınarak geliştirilen bir cinsel eğitim programının 5. sınıf öğrencilerinin benlik saygıları, beden takdirleri ve cinsel eğitime yönelik tutumları üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmada ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Adana ili Seyhan İlçesine bağlı bir ortaokulda öğrenim gören 5. Sınıf öğrencilerinden oluşturulmuştur. Araştırmanın veri toplama araçları olarak Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Çocuklar İçin Beden Takdir Ölçeği ve Cinsel Eğitime Yönelik Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler dört sınıfta bulunan 68 öğrenciye uygulanmış, çalışma grubu olarak 28 öğrenci (d=14, k=14) araştırmaya dahil edilmiştir. Verilerin analizi, İlişkisiz Gruplar İçin t-Testi (Independent Sample t-Test) ve Karışık Ölçümler İçin İki Faktörlü Varyans Analizi (Split Plot ANOVA) ve Mann-Whitney U Testi ile yapılmış ve SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Kapsamlı cinsel eğitimler temel alınarak ortaokul öğrencilerine yönelik geliştirilen cinsel eğitim programı 90 dakikalık 6 oturumdan oluşturulmuştur ve haftada bir kez yüz yüze eğitimle gerçekleştirilmiştir. Deney grubundaki öğrencilere eğitim programı uygulanırken, kontrol grubundaki öğrencilere bir işlem uygulanmamıştır. Bulgular, deney grubuna uygulanan cinsel eğitim programının 5. sınıf öğrencilerinin, benlik saygıları, beden takdirleri ve cinsel eğitime yönelik tutumları üzerinde istatistiki olarak olumlu yönde bir değişime neden olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Kapsamlı cinsel eğitim, cinsellik, okul psikolojik danışmanlığı, benlik saygısı, beden takdiri, önleme

Beden takdirleriBenlik saygısıCinsel eğitim+6
Derya Yıldırım
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına bakış açılarının incelenmesi

Toplumda kadın ve erkek için belirlenmiş roller mevcuttur. Bu roller ile kadın ve erkeklerin davranışları, algılayış biçimleri içinde yaşadığı toplumun bir parçası olarak toplumun öngördüğü roller çerçevesince şekillenir. Bu roller çocuklarda da cinsiyet kimliklerinin oluşumunda etkilidir. Okullar toplumun bir simülasyonu olarak ele alındığında, okulları toplumun biçtiği bu rollerin öğretildiği yerler olarak görülebilir. Öğrenciler, okullardaki oynanan oyunlardan, kullanılan materyallerden, oturma düzeninden, öğrencilerden beklenen görev ve sorumluluklara kadar her şeyden direkt veya dolaylı bir şekilde etkilenmektedirler. Bu araştırmada, öğrencilerin toplumdaki cinsiyet algılarını ve bu algıların dayandığı kalıp yargılarına bakış açılarını; meslekler, sosyal yaşam ve toplumdaki rol ve statü bağlamında incelenmesi amaçlanmıştır. İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargılara bakış açılarını incelemeyi amaçlayan bu araştırma, niteliksel yönteme göre desenlenen, betimsel bir çalışmadır. Araştırmada öğrencilerin toplumsal cinsiyete yönelik bakış açıları nitel olarak betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak "Toplumsal Cinsiyet Algısı Formu (TCAF)" kullanılmıştır. Araştırma için hazırlanan senaryoları içeren TCAF Adana ili merkez ilçelerindeki ilkokul 4.sınıfta eğitim gören, 15'i özel okul, 23'ü devlet okulu öğrencisi olmak üzere toplam 38 çocuk üzerinde uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, temalarla ilgili 8 adet senaryo içeren TCAF uygulanan öğrencilerin; mesleki anlamda cinsiyet ayrımcılığına karşı olduğu ve meslek seçiminde kız ve erkeklerin özgür olmasını istedikleri belirlenmiştir. Meslek seçimi konusunda cinsiyet ayrımcılığını kabul eden çok sayıda öğrenci olduğu belirlenmiştir. Öğrenciler rol ve statülere yönelik ve sosyal yaşama yönelik toplumsal cinsiyet kalıp yargıları konusunda olumlu bir algıya sahiptir. Bazı öğrenciler bu konuda kafa karışıklığına sahiptir. Bu yüzden bu anlayıştaki öğrencilerin daha çok toplumsal cinsiyet ayrımcılığı konusunda dengeleme eğiliminde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet açısından öğrencilerin toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına bakış açıları birbirine yakın ve benzerdir. Okul türü açısından özel okullara göre devlet okulundaki öğrenciler kısmen daha duyarlıdır. Araştırma sonucunda meslekler, rol ve statü ile sosyal yaşam bağlamında ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin çoğunun toplumsal cinsiyet kalıp yargılarına bakış açılarının beklenen düzeye yakın olduğu görülmüştür. Ancak bu konudaki algıları olumsuz olarak yorumlanabilecek öğrenciler de söz konusudur. Bu konularda eğitim programları hazırlanırken daha duyarlı davranılmalı, öğrencilere okulda ve okul dışında bu konudaki davranışları ve farkındalıklarını geliştirebilecek eğitimler verilmelidir.

Cinsiyet rolleriKalıp yargılarToplumsal cinsiyet+2
Büşra Kocaman
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin Eğitim Bilişim Ağı'nı (EBA) eğitim öğretim sürecinde kullanımının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı ortaokul öğretmenlerinin uzaktan eğitim süreçlerinde EBA kullanım durumlarını ve uzaktan eğitimde EBA kullanımı hakkındaki görüşlerini incelemektir. Araştırmaya Kozan ilçesinde 29 ortaokulda görev yapan 200 öğretmen katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak çevrimiçi anket formu kullanılmıştır. Yapılan araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden olan tarama modeli ve nedensel karşılaştırma modeli kullanılmıştır. Verilerin analizi sonucunda, öğretmenlerin görüşlerine göre uzaktan eğitimde eba içeriklerinin ve canlı derslerin yetersiz kaldığı, öğrencilerin EBA içerikleri aracılığıyla kendi kendine öğrenmelerinde sıkıntı yaşadıkları belirlenmiştir. Öğretmenlerin EBA'da bulunan video, görsel, sunum, uygulama ve oyunlar gibi öğretim materyalleri ile tarama testleri, alıştırmalar, kazanım kavrama testleri, beceri temelli testler ve tekrar testleri gibi değerlendirme araçlarını uzaktan eğitim süreçlerinde kullandıkları belirlenmiştir. Ancak bu materyalleri ve değerlendirme araçlarını kendileri hazırlayarak EBA'da paylaşmamaktadır. Öğretmenlerin EBA'nın bazı bölümlerini kullanma durumları cinsiyet, eğitim durumu, EBA ile ilgili eğitime katılma durumu, branş ve hizmet süresi değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaştığı belirlenmiştir.

Canlı dersEğitim Bilişim AğıFatih Projesi+4
Erkan Alsancak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yakın ilişkilerde gelişmeleri kaçırma korkusu ve duygusal yalnızlık arasındaki ilişkiyi açıklamada partner sosyotelizminin aracı rolü

Bu çalışmada, yakın ilişki içerisinde olan (flört/sevgili/sözlü/nişanlı/evli) bireylerin gelişmeleri kaçırma korkusu ve duygusal yalnızlıkları arasındaki ilişkinin açıklanmasında algıladıkları partner sosyotelizminin aracı rolü incelenmiştir. Araştırma grubu 335'i (%70.1) kadın, 143'ü (%29.9) erkek olmak üzere 478 katılımcıdan oluşmaktadır. Veri toplama araçları olarak araştırmacılar tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, gelişmeleri kaçırma korkusunu ölçmek amacıyla Eksik Kalma Korkusu Ölçeği (EKKÖ), yalnızlık düzeylerini belirlemek için Yetişkinler İçin Sosyal ve Duygusal Yalnızlık Ölçeği (Selsa-S) ve bireylerin partnerleri tarafından algıladıkları sosyotelizm davranışını ölçmek üzere Partner Sosyotelizm Ölçeği (PSÖ) kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı (SPSS) 26 kullanılarak yapılmıştır. Yapılan betimsel analizler sonucunda, gelişmeleri kaçırma korkusu, duygusal yalnızlık ve partner sosyotelizmi cinsiyete göre farklılık göstermemektedir. Gelişmeleri kaçırma korkusu, duygusal yalnızlık ve partner sosyotelizmi arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Aracılık rolünün test edilmesi için PROCESS Makro (Model 4) kullanılmış ve gelişmeleri kaçırma korkusu ile duygusal yalnızlık arasında algılanan partner sosyotelizminin pozitif yönde kısmı aracılık rolü olduğu görülmüştür. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış, araştırmacılar ve uygulamacılar için araştırma sonuçlarına dayalı öneriler sunulmuştur.

Duygusal ilişkiDuygusal yalnızlıkGelişmeleri kaçırma korkusu+3
Elif Gökçe Tecdelioğlu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlik stilleri ve aile yaşam döngüsünün evlilik uyumu üzerindeki etkisi

Bu araştırmanın amacı evli bireylerin ebeveynlik stilleri ve aile yaşam döngülerinin evlilik uyumları üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaca yönelik olarak korelasyonel desende tasarlanan araştırma, ölçüt örnekleme tekniği ile belirlenen 400 (220 kadın ve 180 erkek) kişi üzerinde yapılmıştır. Araştırma örneklemine dahil edilme ölçütü olarak en az 1 yaşından büyük bir çocuğu ve devam eden bir evlilik ilişkisine sahip olma durumları belirlenmiştir. Araştırmanın verileri Kişisel Bilgi Formu, Çok Boyutlu Ebeveynlik Stillerini Değerlendirme Ölçeği ve Yenilenmiş Çift Uyum Ölçeği kullanılarak Google Forms üzerinden toplanmıştır. Toplanan veriler üzerinde ilk olarak kayıp veri, normallik varsayımları ve aykırı değer analizleri yapıldıktan sonra araştırmanın hipotezlerini test etmeye yönelik bağımsız t-testi, tek yönlü varyans analizi ve regresyon analizi uygulanmıştır. Verilerin analizinde SPSS 21 paket programı kullanılmış ve elde edilen bulgular .05 güven düzeyinde yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda evli bireylerin olumlu ebeveynlik stillerini daha çok kullandıkları, evlilik uyum düzeylerinin ortalamanın üzerinde olduğu, annelerin olumlu ebeveynlik stillerini babalardan daha çok kullandıkları bulunmuştur. Daha çok çocuğa sahip olan ebeveynlerin olumlu ebeveynlik stillerinin daha az kullandıkları, olumsuz ebeveyn stilini ise daha çok kullandıkları bulunurken, evli bireylerin sahip oldukları çocuk sayısının evlilik ilişkilerini etkilemediği bulunmuştur. Evli bireylerin içinde bulundukları aile yaşam döngüsüne göre kullandıkları ebeveynlik stillerinin olumlu ebeveynlik stili alt boyutunda farklılık gösterdiği, evlilik uyum düzeylerinde ise farklılık göstermediği bulunmuştur. Ebeveynlik stilleri ve evlilik uyumu arasındaki ilişkide çocuk sayısının düzenleyici etkisinin hem olumlu hem de olumsuz stilde anlamlı olduğu, aynı ilişkide düzenleyici etkisi araştırılan aile yaşam döngüsünün düzenleyici etkisinin ise olmadığı bulunmuştur. Araştırmanın sonuçları ilgili alan yazın ve kuramsal bilgiler eşliğinde tartışılarak araştırmacılar, uygulayıcılara ve politikacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Ebeveynlik Stilleri, Aile Yaşam Döngüsü, Evlilik Uyumu

Aile yaşam döngüsüEbeveyn stiliEvli çiftler+3
Elanur Demirhan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Sosyal medya bağımlılığının yordanmasına yönelik pozitif gençlik gelişimi temelli yapısal modelin sınanması

Bu araştırmanın amacı, gençlerdeki sosyal medya bağımlılığını Pozitif Gençlik Gelişimi (POZGEL) yaklaşımı temelinde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, POZGEL kapsamında besleyici ilişkiler (algılanan sosyal destek), sosyal beceriler ve öz-saygıya odaklanılmıştır. Bu bağlamda besleyici ilişkiler, sosyal beceriler, öz-saygı ve sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkilerin incelenmesinde, alanyazın temelinde yapısal bir model oluşturulmuştur. Bu kapsamda araştırmaya 986 (740 kadın-246 erkek) genç birey katılmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, Sosyal Beceri Envanteri ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, doğrudan etkilere bakıldığında besleyici ilişkiler, sosyal beceri ve öz-saygı düzeylerinin sosyal medya bağımlılığını; sosyal beceriler ve besleyici ilişkilerin öz-saygıyı anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Besleyici ilişkiler, sosyal beceri, öz-saygı düzeyleri arttıkça sosyal medya bağımlılığının azaldığı; besleyici ilişki ve sosyal beceri düzeylerinin artmasıyla öz-saygının arttığı raporlanmıştır. Bunun yanı sıra dolaylı etkilere bakıldığında ise besleyici ilişkiler ile sosyal medya bağımlılığı ve sosyal becerilerle sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkide öz-saygının tam aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

BağımlılıkBenlik saygısıGençler+4
Gülşah Candemir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İlkokul çocuklarında saldırganlıkla baş etmede anne kendine yardım grubu ile çocuklara yönelik psikoeğitim grubunun etkisinin karşılaştırılması

Bu araştırmada saldırgan davranış gösteren çocukların annelerinin oluşturduğu kendine yardım grubu ile yine saldırgan davranış gösteren çocukların oluşturduğu farklı bir gruba uygulanan psikoeğitim programının çocuklardaki saldırgan davranışlar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Araştırmanın deney 1 grubunda bulunan öğrencilere 8 oturumluk Saldırganlıkla Baş Etme Psiko-eğitim programı uygulanmıştır. Deney 2 grubunu oluşturan öğrencilerin anneleri ile Kendine Yardım Grubu oluşturulmuştur. Kontrol gruplarına ise herhangi bir işlem yapılmamıştır. Öğrencilerin saldırganlık düzeylerini belirlemek amacıyla Saldırganlık Ölçeği kullanılmıştır. Ölçek deney ve kontrol grubu öğrencilerine öntest, sontest ve izleme ölçümleri olarak uygulanmıştır. Araştırmanın verilerinin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre annelere uygulanan kendine yardım grubunun çocuklara uygulanan psikoeğitim grubuna oranla saldırganlığı azaltmada daha etkili olduğu görülmüştür. Kendine yardım grubu ile psikoeğitim grubu ve kontrol grubu izleme puanları arasında anlamlı fark çıkmamasının pandemiden kaynaklandığı düşünülmektedir. Psikoeğitim grubunun ve kontrol grubunun son test ve izleme puanları incelendiğinde puanlarda çok az artış olmasına rağmen kendine yardım grubunun izleme puanlarında önemli bir artış olduğu görülmüştür. Bu durum yapılan etkili yardımın etkisinin olağanüstü koşullarda azalabileceğini göstermiştir.

AnnelerBaşa çıkmaKendine yardım grupları+4
Asena Baykara
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Seçim teorisi temelli aile işlevselliği müdahale programının geliştirilmesi

Bu araştırmanın amacı seçim teorisi Temelli Aile İşlevselliği Ölçeği ve Aile İşlevselliği Müdahale Programı geliştirmek ve etkililiğini test etmektir. Bu doğrultuda iki aşamalı bir çalışma planlanmıştır. Birinci aşama ölçek geliştirme, ikinci aşama müdahale programı geliştirme olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında psikometrik analizler sonucuna göre 30 maddelik geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı geliştirilmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında seçim teorisi temelli aile işlevselliği müdahale programı geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Program seçim teorisi ve aile işlevselliği bileşenlerini kapsayacak şekilde yedi oturum olarak geliştirilmiştir. Uygulamaya 8 çift 16 katılımcı katılmıştır. Uygulamalar online olarak yürütülmüştür. Katılımcılardan ön-son ve izleme testi olarak nicel veriler toplanmıştır. Ön, son ve izleme testlerine ek olarak uygulama sonunda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen bulgular geliştirilen müdahale progamının istatistiksel olarak manidar olmadığını göstermiştir. Nitel bulgular incelendiğinde kontrol grubunun geçirdiği değişimlerin aile işlevselliğini doğrudan etkileyen etkenler olduğu görülmüştür.

AileAile işlevleriAile müdahalesi+5
Merve Usta
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveyn merkezli psikolojik danışmanın çocukların problem davranışları, ebeveyn stresi ve çocuk-ebeveyn ilişkisine etkisi

Bu araştırmanın amacı, tez kapsamında geliştirilen "Ebeveyn Merkezli Psikolojik Danışma" yaklaşımının çocukların problem davranışları, ebeveyn stresi ve çocuk-ebeveyn ilişkisi üzerindeki etkisini incelemektir. Bu amaçla araştırmada 'tek grup ön test-son test deneysel desen' modeli kullanılmış, deneysel müdahale kapsamında çocukları problem davranışa sahip 5 ebeveyn ile 74 saat psikolojik danışma oturumu gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen psikolojik danışmaların tamamında araştırmacı tarafından geliştirilen psikolojik danışma yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmaya katılan ebeveynlerin algıladıkları stres seviyesini belirlemek amacıyla Algılanan Stres Ölçeği (ASÖ), çocukların sahip olduğu problem davranış düzeyini ölçmek amacıyla da Güçler ve Güçlükler Anketi (GGA) kullanılmıştır. Çocukların sahip olduğu davranışların sıklığı ile davranışlara ayrılan sürenin ölçümünde ise Davranış Kayıt Çizelgesi (DKÇ) kullanılmıştır. Çocuk-ebeveyn ilişkisindeki kabul düzeyi ise Ebeveyn Kabul-Ret Ölçeği (EKRÖ) aracılığı ile ölçülmüştür. Ölçümlerin tamamı ebeveyn tarafından doldurulan formlar aracılığı ile elde edilmiştir. Araştırma sonuçları, geliştirilen ebeveyn merkezli psikolojik danışma yaklaşımının çocukların problem davranışlarının azalmasında, ebeveyn-çocuk ilişkisindeki kabul düzeyinin artmasında ve ebeveynin algıladığı stres seviyesinin azalmasında etkili olduğunu göstermiştir. Buna ek olarak danışma sonrasında çocukların ebeveyni ile geçirdiği sürenin anlamlı biçimde arttığı, çocuk ile ebeveynin daha nitelikli vakit geçirmeye başladığı ortaya çıkmıştır. Geliştirilen psikolojik danışma yaklaşımının çocuğun oyun oynamaya, eğitsel uğraşlara ve teknolojik araçlara ayırdığı sürede ise anlamlı bir değişime yol açmadığı görülmüştür.

Ebeveyn kabul veya reddiEbeveyn-çocuk ilişkisiEbeveynler+5
Çağrı Utkan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin kariyer problem alanları ve kariyer yardımı arama davranışlarının keşfedilmesi

Bu araştırmanın amacı üniversite öğrencilerinin yaşadıkları kariyer problem alanlarını ve bu problemleri çözebilmek için kariyer yardım arama davranışlarını derinlemesine incelemektir. Araştırma kapsamında üniversite eğitimine devam eden 6 erkek, 6 kadın katılımcı ile görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel çalışma yönteminden olgubilim yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmada araştırmacılar tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış ''Üniversite Öğrencilerinde Kariyer Problem Alanları ve Kariyer Yardımı Arama Görüşme Formu'' kullanılarak veri toplanmıştır ve veriler MAXQDA-12 programı ile analiz edilmiştir. Analiz sonucunda kariyer problem alanları içerisinde yer alan çevresel faktörler ve toplumsal faktörlerin oranlarının birbirine yakın olduğu görülmektedir. Öğrencilerin üniversite bünyesinde bulunan kariyer merkezleri ve psikolojik danışma merkezleri hakkında detaylı bilgiye sahip olmadıkları ve bu kurumlardan yardım talebinde bulunmadıkları, yaşadıkları kariyer probleminin çözümü için daha çok informel kaynaklarından yardım aradıkları görülmektedir. İnternetin ve arkadaşların problem durumunda başvurulan önemli yardım kaynaklarından olduğu dikkat çekmektedir.

KariyerKariyer ihtiyaçlarıKariyer sistemleri+2
Kübra Kutluca
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının lise öğrencilerinin sınav kaygısı, bilişsel esneklik ve dikkat düzeylerine etkisi

Bu çalışmanın amacı sınav kaygısını azaltmaya yönelik hazırlanan bilişsel davranışçı yaklaşım temelli psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı düzeyi, dikkat düzeyi ve bilişsel esneklik düzeyi üzerindeki etkisini incelemektir. Araştırma grubunun 11.sınıfa devam eden deney, kontrol ve plasebo grubu olmak üzere toplamda 36 öğrenciden oluştuğu bu çalışmada ön test-son test uygulamalı 3x2 deneysel desen kullanılmıştır. Veriler "Bilişsel Sınav Kaygısı Ölçeği", "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "D2 Dikkat Testi" ile toplanmıştır. Deney grubuna 10 oturumluk Bilişsel Davranışçı Terapi Temelli Psikoeğitim Programı uygulanırken, plasebo grubuna 6 adet dünya klasikleri kitabı okuma çalışması yapılmıştır. Kontrol grubuna ise herhangi bir işlem uygulanmamıştır. Verilerin analizi "İki Faktörlü ANOVA" ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda, deney grubundaki öğrencilerin sınav kaygısı puanlarının kontrol ve plasebo gruplarının puanlarına göre anlamlı düzeyde düşük olduğu görülmüştür. Sınav kaygısı puanlarının düştüğü gözlenen deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanları ortalamalarının anlamlı düzeyde arttığı görülmüştür. Deney grubunun bilişsel esneklik ve dikkat puanlarının kontrol ve plasebo gruplarına göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, uygulanan bilişsel davranışçı kurama dayalı psikoeğitim programının öğrencilerin sınav kaygısı, bilişsel esnek ve dikkat düzeyi üzerinde etkili olduğunu göstermektedir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel esneklik+4
Ömer Faruk Öztürk
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergen-ebeveyn çatışmalarına yönelik gerçeklik terapisi temelli program geliştirilmesi

Bu araştırmada ergenlerin ebeveyn çatışmasının azaltılmasında ve iyi-oluşlarının artırılmasında 7 oturumdan oluşan Gerçeklik Terapisi Ebeveyn-Ergen İlişki Geliştirme Programı'nın (GEİP) etkisi incelenmektedir. Araştırma deney ve kontrol grubu ile ön test, son test ve izleme testi olarak 3 tekrarlı ölçüme sahip, 2×3' lük karışık desen (split plot) kullanılmıştır. Araştırmada nicel verileri açıklamada nitel verilerde kullanılmıştır. Deney grubunda 11 (6 erkek, 5 kız), kontrol grubunda 11 (6 erkek, 5 kız) ergen yer almıştır. Araştırmada veriler Ergen-Ebeveyn Çatışma Ölçeği ve EPOCH Ergen İyi-Oluş Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre GEİP'nın ergen-ebeveyn çatışmalarını azaltmada etkili olduğu ve bu etkinin kalıcı olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ergenlerin iyi-oluşunda son test ölçümlerine göre farklılık bulunmuştur. Bu farkın kontrol grubundaki ergenlerin iyi-oluş düzeylerindeki azalmadan kaynakladığı görülmüştür. Ergenlerin iyi-oluşunda izleme ölçümde ise, deney ve kontrol grubu arasında bir fark bulunamamıştır. Bu sonuçlara göre GEİP'nın ergen iyi-oluşunu artırmada etkili olmadığı tespit edilmiştir. Araştırmanın bu sonuçlarına yönelik tartışmalar yapılmıştır.

Aile içi ilişkilerEbeveyn-çocuk çatışmasıErgen psikolojisi+4
Şenol Duran
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlerin Endüstri 4.0 bağlamında kariyer kaynaklarının keşfedilmesi

Bu araştırmada, Endüstri 4.0 sürecinde beliren yetişkinlerin kariyer gelişimi için ihtiyacı olan kariyer kaynaklarını belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırma Hirschi'nin kariyer kaynakları modeli çerçevesinde yapılmıştır. Bu amaçla nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma grubu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılarak oluşturulmuştur. Beliren yetişkinler, akademisyenler, işverenlerden oluşan 16 katılımcı ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler yapılmıştır. Görüşmeler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda bulgular 4 ana başlık 13 alt başlıkta sınıflandırılmıştır. Beliren yetişkinlerin endüstri 4.0 sürecinde başarılı bir kariyer gelişimi için 16 katılımcının hepsi tarafından ifade edilen mesleki uzmanlık, yardımcı beceriler ve öğrenme kariyer kaynakları öne çıkmaktadır. Bunların ardından katılımcıların çoğu tarafından ifade edilen kariyer güveni, sosyal kariyer desteği ve kariyer keşfi gelmektedir.

Endüstri 4.0Eğitim psikolojisiGenç yetişkinler+3
Volkan Güldal
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kariyer şoku ölçeğinin Türkçeye uyarlanması

Bu çalışma Seibert, Kraimer, Holtom ve Pierotti (2013), tarafından çalışma deneyimi olan bireylerin yaşadıkları olumlu ve olumsuz kariyer şokunu belirlemek amacı ile geliştirmiş oldukları ''Career Shock Scale'' isimli ölçeğin, daha önce çalışmış veya halen çalışan 25-45 yaş aralığındaki kişilere uygulanarak Türkçe'ye uyarlanması çalışmasıdır. Geçerlilik kapsamında, uyarlanan ölçek ile bireylerin cinsiyet, medeni durum, eğitim durumu, çalışan sayısı ve çalışma süresi, değişkenleri bakımından bireylerin yaşadıkları olumlu ve olumsuz kariyer şokunu tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bunun yanı sıra Kariyer şoku alt boyutlarını yordamada yaşam dengesi alt boyutlarından genel sağlık, ilişkilerin kalitesi, olumlu uyumsama, depresyon, manevi destek, arkadaşlık, kariyer ve uyku zorluğunun rolünü belirlemeyi hedeflemektedir. Bu hedefler doğrultusunda bireylere; Kişisel Bilgi Formu, Kariyer Şoku Ölçeği ve Yaşam Dengesi Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeğin dilsel eşdeğerliliği için 44, test tekrar test yöntemi için 73, geçerlilik ve güvenirlik analizleri için gerçekleştirilen testlerde 190 ve uyarlaması yapılan ölçeğin uygulanmasında 477, 25-45 yaş aralığında, çalışma deneyimi olan katılımcı yer almıştır. Araştırma verileri SPSS ve AMOS programları aracılığıyla analiz edilmiştir. Türkçeye uyarlanan "Kariyer Şoku Ölçeği" nin geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: kariyer, kariyer şoku, ölçek uyarlama, kariyer şoku ölçeği.

EğitimEğitim psikolojisiKariyer+3
Defne Yetim
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde akademik ertelemenin yordayıcıları: Mükemmeliyetçilik ve gelişmeleri kaçırma korkusu

Amacı; ergenlerde mükemmeliyetçilik ve gelişmeleri kaçırma korkusunun akademik ertelemeyi yordamadaki rolünü incelemek olan bu araştırmaya 451 lise öğrencisi (227 kız, 224 erkek) katılmıştır. Veri toplama aracı olarak, 'Akademik Erteleme Ölçeği', 'Çocuk ve Ergen Mükemmeliyetçilik Ölçeği', 'Eksik Kalma Korkusu Ölçeği (Fear of Missing Out Scale-FOMOs)' ve 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Araştırmada, değişkenlerin ortalama puanlarının cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amacı ile 'bağımsız gruplar için t testi' ve akademik erteleme düzeyi ile mükemmeliyetçilik ve gelişmeleri kaçırma korkusu arasındaki ilişkinin incelenmesinde 'Pearson korelasyon analizi' kullanılmıştır. Araştırmanın ana amacına yönelik olarak, mükemmeliyetçilik ve gelişmeleri kaçırma korkusunun akademik ertelemeyi yordamadaki rolü 'çoklu doğrusal regresyon analiziyle' test edilmiştir. Elde edilen bulgularda, Mükemmeliyetçilik ve gelişmeleri kaçırma korkusunun akademik ertelemeyi anlamlı bir şekilde yordadığı görülmüştür. Bu değişkenler birlikte, akademik ertelemeyi açıklayan toplam varyansın %23,5'ini açıklamaktadır. Ergenlerin mükemmeliyetçilik ve gelişmeleri kaçırma korkusu düzeyleri, akademik ertelemelerini anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Araştırma sonuçları, ilgili alanyazın ışığında tartışılarak ilerde yapılacak araştırmalar ve uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur.

Akademik ertelemeErgenlerGelişmeleri kaçırma korkusu+2
Gözde Coşkun
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 salgın sürecinde engelli bireye sahip ailelerin aile yılmazlık kaynaklarının incelenmesi

Bu çalışma, Covid-19 salgın sürecinde engelli bireye sahip ailelerin aile yılmazlık kaynaklarını belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacına yönelik olarak en az bir engele sahip olan çocuğu bulunan ailelerden on üç kadın, iki erkek olmak üzere toplam on beş ebeveyn katılımcıdan oluşmaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden "olgubilim (fenomenoloji)" deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çalışma kapsamında geliştirilen "Aile Yılmazlık Görüşme Formu" ile yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılarak toplanmıştır. Görüşmeler araştırmacı tarafından yüz yüze gerçekleştirilmiş ve her bir görüşme yaklaşık olarak 20-25 dakikada gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler araştırma soruları kapsamında içerik analizine tabi tutulmuştur. Verilerin analizinde MAXQDA 12 programı kullanılmıştır. Yapılan içerik analizi sonuçlarına göre Covid-19 salgın sürecinde engelli çocuğa sahip ailelerin görüşleri (Walsh, 1996) tarafından geliştirilen aile yılmazlık modeli çerçevesinde içsel ve dışsal koruyucu faktörler ile içsel ve dışsal risk faktörleri altında kategorize edilmiştir. Modele en yoğun katkıyı içsel koruyucu kaynakların yaptığı görülmektedir. İçsel koruyucu kaynaklar yoğunluk sırasına göre aile içi inanç sistemleri, yönetim şekilleri ve aile içi iletişim süreçleri kodları katkı sunmaktadır. Modele en çok katkıyı sunan alt kod ise, aile inanç sistemleri içerisinde yer alan değerler ve maneviyat alt kodudur. Değerler ve maneviyat alt kodunu yoğunluk sırasıyla; yakınlık/bağlılık, eş desteği, açıklık/iletişim, esneklik/uyum, olumsuzluğa anlam verme ve iş birlikçi problem çözme takip etmektedir. Dışsal koruyucu kaynaklar ise sosyal destek ve ekonomik kolaylık kodu ile kategorize edilmiştir. Sosyal destek ve ekonomik kolaylık koduna en yoğun katkıyı sağlık kurumu ve çalışanları alt kodu sunmaktadır. Yoğunluk sırasına göre komşu desteği, kök aile desteği ve akraba desteği takip etmektedir. İçsel risk faktörleri kategorisi altında kodlanan bireysel risk faktörleri yoğunluk sırasına göre; bulaş korkusu, ölüm korkusu ve çaresizlik yoğun olarak hissedilmektedir. Dışsal risk faktörleri altında kategorize edilen çevresel risk faktörleri yoğunluk sırasına göre; eğitimin aksaması, salgının yarattığı olumsuz davranışlar ve medyanın olumsuz etkisi yoğun olarak görülmektedir. Yine ailesel risk faktörleri altında kategorize edilen eş desteği eksikliği içsel risk faktörleri modeline katkı sunduğu anlaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ilgili alan yazın çerçevesinde tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.

AileCOVID 19Engelli kişiler+4
Halil İspir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin öz düzenleme ve başarıları arasındaki ilişkide bilişsel çarpıtmaların aracı rolü

Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel desene göre tasarlanmış olup temel amacı, üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik öz düzenleme ve akademik başarıları arasındaki ilişkide, akademik bilişsel çarpıtmaların aracı düzenleyici etkisini incelemektir. Çalışmaya ortaokul 8. sınıfa devam eden 251 üstün yetenekli öğrenci ile 530 normal gelişim gösteren öğrenci katılmıştır. Çalışma kapsamında öğrencilere ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Akademik Öz Düzenleme Ölçeği'' ve ''Akademik Başarıya İlişkin Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği'' Google Forms üzerinden çevrim içi olarak uygulanmış, akademik başarı değişkeni için öğrencilerin 2021 yılı LGS sınav puanları kullanılmıştır. Verilerin analizinde Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi ve aracı düzenleyici model yöntemi kullanılmıştır. Pearson korelasyon analizi sonuçlarına göre her iki yetenek grubundaki öğrencilerin öz düzenleme düzeyleri ile başarıları arasında olumlu anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Normal gelişim gösteren öğrencilerin öz düzenleme düzeyleri ve bilişsel çarpıtma düzeyleri ile bilişsel çarpıtma düzeyleri ve başarıları arasında olumsuz yönlü, düşük düzeyde anlamlı ilişkiler tespit edilmişken üstün yetenekli öğrenciler için bu değişkenler arasında anlamlı ilişki tespit edilememiştir. Bağımsız gruplar t testi sonucuna göre üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren öğrencilerin öz düzenleme düzeyleri arasında anlamlı farklılık tespit edilememiştir. Normal gelişim gösteren öğrencilerin akademik bilişsel çarpıtma düzeyinin üstün yetenekli öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu, üstün yetenekli öğrencilerin ise akademik başarı düzeyinin normal gelişim gösteren öğrencilere göre anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Aracı düzenleyici model sonucunda öz düzenlemenin, bilişsel çarpıtmalar üzerindeki etkisi ile üstün yetenekli olup olmama ile öz düzenlemenin, bilişsel çarpıtmalar üzerindeki ortak etkisi anlamlı bulunmuştur. Normal gelişim gösteren öğrencilerde öz düzenleme, bilişsel çarpıtmalar ile olumsuz ilişkili iken, üstün yetenekli öğrenciler için anlamlı ilişki bulunamamıştır. Öz düzenleme, bilişsel çarpıtmalar ve başarı arasındaki ilişkide üstün yetenekli olup olmamanın dolaylı etkisinin farklılık gösterdiği, normal gelişim gösteren öğrencilerde bu dolaylı etkilerin anlamlı olduğu, akademik bilişsel çarpıtmaların akademik öz düzenleme ile akademik başarı arasındaki ilişkiye aracılık yaptığı ancak üstün yetenekli öğrenciler için dolaylı etkilerin anlamlı olmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular alanyazın kapsamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Akademik başarıBilişsel çarpıtmaÖlçme-değerlendirme+3
Erdal Kılınç
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuklarda iyi oluş: Anne baba tutumu ve bilinçli farkındalığın rolü

Bu araştırmanın amacı, anne-baba tutumu ve bilinçli farkındalığın çocuklarda iyi oluşu ne ölçüde yordadığını incelemektir. Araştırmaya 357 ortaokul öğrencisi (198 kız, 159 erkek) katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Stirling Çocuklar İçin Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Anne Baba Tutum Ölçeği, Çocuk ve Ergenler İçin Bilinçlilik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında kişisel bilgi formunda yer alan demografik değişkenleri (cinsiyet, yaş, anne-baba öğrenim durumu, ailedeki çocuk sayısı, doğum sırası, okul türü, anne baba birliktelik durumu) incelemek için bağımsız gruplar t testi ve tek yönlü (one-way) ANOVA analizleri kullanılmıştır. Araştırmada bulunan iyi oluş, bilinçli farkındalık, anne-baba tutum alt boyutları olan sorumluluk ve kabul ile otorite ve denetleme değişkenleri arasındaki ilişkiyi incelemek için Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Ardından araştırmanın asıl amacına yönelik anne-baba tutumu ve bilinçli farkındalığın iyi oluşu yordamadaki rolü Çoklu Regresyon Analizi ile test edilmiştir. Elde edilen bulgular, anne-baba tutumunun alt boyutu olan sorumluluk ve kabul ile bilinçli farkındalığın iyi oluşu anlamlı bir şekilde yordadığını göstermiştir. Bu iki değişken birlikte toplam varyansın %29'unu açıklamaktadır. Ayrıca sorumluluk ve kabul değişkenin bilinçli farkındalığa göre daha güçlü bir yordayıcı olduğu bulunmuştur. Araştırma sonuçları ilgili alanyazında tartışılarak ileride yapılacak araştırmalar ve uygulamalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kavramlar: İyi oluş, anne baba tutumu, sorumluluk ve kabul, otorite ve denetleme, bilinçli farkındalık, çocuk.

Ana-baba tutumuBilinçli farkındalıkFarkındalık+3
Hatice Zehra Tohumcu
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Akademik yılmazlık gelişim modeli: Bir karma yöntemler araştırması

Bu araştırma, öğrencilerin akademik yılmaz olmalarına katkı sağlayan koruyucu faktörleri keşfetmek ve akademik yılmazlığın okul tükenmişliği ve okul bağlılığı arasındaki aracı rolünü incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçları gerçekleştirmek üzere, karma yöntemler araştırması desenlerinden keşfedici sıralı araştırma deseni kullanılmıştır. Bu doğrultuda, fenomenolojik araştırma yöntemiyle akademik yılmaz öğrencilerin, sahip oldukları olumsuz yaşam olaylarının okul yaşantıları üzerinde yarattığı zorluklar, bunlarla baş etme yöntemleri ve akademik yılmazlıklarını geliştiren koruyucu faktörler ortaya çıkartılmaya çalışılmıştır. Elde edilen bulgular incelendiğinde, olumsuz yaşam olaylarının akademik yılmaz öğrenciler üzerinde eğitsel, psikolojik, sosyal-duygusal ve ekonomik zorluklar yarattığı; öğrencilerin karşılaştıkları risk ve zorluklarla problem odaklı baş etme, duygu odaklı baş etme ve sosyal destek yöntemlerini kullanarak baş ettikleri görülmüştür. Öğrencilerin akademik yılmaz olmalarına katkı sağlayan faktörlerin birey, aile, okul ve çevre kaynakları alt temaları altında toplandığı tespit edilmiştir. Öğrenciler, zorluklarla baş etmede bireysel faktörleri daha çok kullandıkları ardını sırasıyla aile, okul ve çevresel faktörlerin takip ettiği görülmektedir. Bu araştırmada, nitel araştırma kapsamında keşfedilen koruyucu faktörlerden yola çıkarak "Ergenler için Akademik Yılmazlık Ölçeği" geliştirilmiştir. Geliştirilen ölçek de kullanılarak, okul tükenmişliği ve okul bağlılığı arasındaki ilişkide akademik yılmazlık ve kaynaklarının (birey, aile, okul ve çevre kaynakları) aracı rolü korelasyonel bir çalışmayla incelenmiştir. Bu araştırmada, okul tükenmişliğinin okul bağlılığı, akademik yılmazlık ve akademik yılmazlığı oluşturan kaynaklar ile doğrudan ilişkili olduğu; akademik yılmazlık ve kaynaklarının ise okul bağlılığı ile doğrudan ilişkilere sahip olduğu tespit edilmiştir. Bunlarla birlikte, akademik yılmazlık ve kaynakların, okul tükenmişliği ile okul bağlılığı arasında aracı roller üstlendikleri görülmüştür. Araştırmanın nicel ve nitel araştırma süreçlerinden elde edilen bulgulardan yola çıkarak, araştırma bulguları birleştirilmiştir. Öğrencilerin akademik yılmazlık geliştirmelerine katkı sağlayan koruyucu faktörlerin neler olduğu, akademik yılmazlık ve kaynaklarının, bir risk (okul tükenmişliği) ve olumlu uyum (okul bağlılığı) arasındaki ilişkide nasıl rol oynadığı "Akademik Yılmazlık Gelişim Modeli" çerçevesinde bütünleştirilmiştir.

Akademik dirençlilikAkademik sağlamlıkEğitim psikolojisi+4
Mehmet Şam
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Akademik yılmazlık ile sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek ve akademik öz-yeterlik arasındaki ilişki

Bu araştırma kapsamında, lise öğrencilerinde akademik yılmazlık ile sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek ve akademik öz-yeterlik arasındaki ilişki, karma yöntem araştırması temel alınarak incelenmiştir. Araştırmanın nicel kısmında akademik yılmazlığın yordayıcıları olarak sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek ve akademik öz-yeterlik arasındaki ilişki hiyerarşik regresyon analizi ile incelenmiştir. Hiyerarşik regresyon analizi sonucunda, sınav kaygısı ve problemli internet kullanımı, akademik yılmazlığı negatif yönde anlamlı düzeyde yordarken; algılanan sosyal destek ile akademik öz-yeterlik, akademik yılmazlığı pozitif yönde anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bununla birlikte Fen lisesi öğrencilerinin akademik yılmazlık puanlarının Anadolu lisesi ile Meslek lisesi öğrencilerine göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında olgubilim yöntemi kullanılmıştır. Olgubilim yöntemi ile lise öğrencilerinin sınav kaygısı, problemli internet kullanımı, algılanan sosyal destek, akademik öz-yeterlik ve akademik yılmazlığa ilişkin deneyimleri betimlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın nitel bulgularında, nicel bulgularına ek olarak öğrencilerin başarısızlık ve baskı karşısında çevre desteği alma, özdüzenleme becerisini kullanma, olumlu içsel konuşma yapma, görmezden gelme ve içsel başa çıkma gibi yöntemleri kullandıkları görülmüştür.

Akademik başarıAkademik öz yeterlilikAlgılanan sosyal destek+6
Gökcan Sever
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin umut düzeylerinin çocukluk deneyimleri ve başarı motivasyonu ile ilişkisi: Bir karma yöntemler araştırması

Araştırmanın amacı lise öğrencilerinin umudunu çeşitli değişkenlerle açıklamaktır. Araştırmanın evrenini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Gaziantep ve Malatya illerinde öğrenim gören lise öğrencileri, örneklemini ise 732 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada karma yöntem desenlerinden zenginleştirilmiş desen kullanılmıştır. Nicel verileri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "Sürekli Umut Ölçeği", "Çocukluk Deneyimleri Ölçeği" ve "Başarı Motivasyonu Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel verileri toplamak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri analizi kısmında nicel veriler için bağımsız gruplar t-testi, tek faktörlü varyans analizi ve hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Nitel bulgular için içerik analizi yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre öğrencilerin umut düzeyleri sanat/sporla uğraşma durumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Öğrencilerin çocukluk deneyimleri okul türü, doğum şekli, doğum sırası, aile ile vakit geçirme, bir işte çalışma ve sanat/sporla uğraşma değişkenlerine göre farklılaşmaktadır. Başarı motivasyonu okul türü, sınıf düzeyi, doğum sırası, sanat/sporla uğraşma durumuna göre farklılaşmaktadır. Çocukluk deneyimleri ve başarı motivasyonunun umudun anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Araştırmanın nitel kısmı öğrencilerin umut, çocukluk deneyimleri ve başarı motivasyonuna ilişkin görüşlerine göre incelenmiştir.

BaşarıBaşarı düzeyiDeneyim+6
Meyrem Ayça Polat
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uzak mesafeli evlilik ilişkilerinde fedakarlıktan algılanan doyum ve zararın evlilik doyumu üzerindeki diyadik etkisi

Bu çalışmada, ilişkilerini uzak mesafeli olarak sürdüren evli çiftlerin fedakârlık doyumları ve fedakarlıkta algıladıkları zarar ile evlilik doyumları arasındaki ilişki ikili (dyadic) olarak incelenmiştir. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Çalışmaya katılmak için ölçütler belirlenmiş, haftanın en az üç gecesi evinden uzak kalan ve başka bir bölgede ikamet eden bir eşin olduğu, en az 6 aydır uzak mesafeden ilişkilerini sürdüren evli çiftler örnekleme dâhil edilmiştir. Araştırmanın örneklemini 21-49 yaş grubundaki 101 çift (n= 202 birey) oluşturmaktadır. Araştırmada, uzak mesafeli evliliklerde bireylerin fedakârlık doyumlarının ve fedakarlıkta algıladıkları zararın hem kendi evlilik doyumları (aktör etkisi) hem de eşlerinin evlilik doyumları (partner etkisi) üzerindeki etkisi Aktör Partner Karşılıklı Bağımlılık Modeli ile incelenmiştir. Veri toplama aracı olarak, Fedakârlık Doyum Ölçeği, Fedakârlıkta Algılanan Zarar Ölçeği ve Evlilik Yaşamı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22.0 ve AMOS 21.0 programlarından faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, bireylerin fedakârlık doyumu puanlarının artması kendilerinin (aktör etkisi) ve partnerlerinin (partner etkisi) evlilik doyumlarını arttırmaktadır. Öte yandan bireylerin fedakarlıkta algılanan zarar puanlarının artması ise kendilerinin (aktör etkisi) ve partnerlerinin (partner etkisi) evlilik doyumlarını azaltmaktadır. Araştırmadan elde edilen bulgular, uzak mesafeli evliliklerde çiftlerin fedakârlık doyumları ve fedakarlıkta algılanan zararları ile evlilik doyumları arasında anlamlı aktör ve partner etkilerinin olduğunu göstermiştir. Elde edilen bulgular, ilgili alanyazın bağlamında tartışılmıştır. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda araştırmacılara ve uygulayıcılara önerilerde bulunulmuştur.

Diyadik Güç TeorisiEvli çiftlerEvlilik doyumu+4
Arzu Nur Kölemen
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öz şefkat ve eş desteğinin ilişkisel yılmazlık üzerindeki diyadik etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı evli çiftlerde eş desteği ve öz şefkat ile ilişkisel yılmazlık arasındaki ilişkinin ikili (dyadic) bağlamda incelenmesidir. Korelasyonel desende tasarlanmış olan araştırmanın örneklemi amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak belirlenmiş 157 çiftten oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak İlişkisel Yılmazlık Ölçeği, Öz Şefkat Ölçeği Kısa Formu ve Eş Destek Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Aktör Partner Karşılıklı Bağımlı Aracı Model için Regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmada kadın ve erkeklerin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde öz şefkat ve eş desteği değişkenlerinin aktör ve partner etkilerinin incelendiği iki ayrı model test edilmiştir. Test edilen birinci modelde eşlerin sahip oldukları öz şefkat puanlarının artmasının kendi ilişkisel yılmazlıklarını arttırdığı (aktör etkisi) fakat eşlerinin ilişkisel yılmazlıkları üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı görülmüştür (partner etkisi). İkinci modelde ise eşlerin eş desteği puanlarının artmasının kendilerinin (aktör etkisi) ve partnerlerinin ilişkisel yılmazlıklarını arttırmakta olduğu sonucuna ulaşılmıştır (partner etkisi). Elde edilen bulgular ilgili alanyazın bağlamında tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Aile desteğiEvli çiftlerEş desteği+2
Zeynep Özkoçak
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Okulöncesi öğretmenlerine yönelik pozitif genç gelişimi temelli çevrim içi yılmazlık psikoeğitim programının geliştirilmesi

Bu araştırmanın genel amacı, okulöncesi öğretmenlerine yönelik hazırlanan Pozitif Genç Gelişimi Temelli Çevrim İçi Yılmazlık Psikoeğitim Programı'nı geliştirmek ve etkililiğini test etmektir. Araştırmanın çalışma grubu okulöncesi öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmada, Yetişkin Yılmazlık Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmada, ön test, son test ve kalıcılık ölçümlerinin alındığı; deney ve kontrol gruplu (2x3)'lük karışık desen kullanılmıştır. Deneysel işlem tamamlandıktan sonra uygulanan programın etkili olup olmadığını test etmek için ön test puanlarının ortak değişken olarak ele alındığı 2x2 karışık ölçümler için ANCOVA istatistiği kullanılmıştır. Deney grubuna Okulöncesi Öğretmenlerine Yönelik Pozitif Genç Gelişimi Temelli Çevrim İçi Yılmazlık Psiko-Eğitim Programı (8 oturum) uygulanmıştır. Kontrol grubuna herhangi bir program uygulanmamıştır. Araştırmada programın etkileri hakkında katılımcı görüşlerini incelemek üzere kullanılan, yansıtıcı günlük (katılımcı günlüğü) ve odak grup görüşmelerinden elde edilen veriler için, betimsel analiz yapılmıştır. Buna göre, oturumun etkileri, programın etkisi şeklinde iki ana temaya erişilmiştir. İkinci aşamada, oturumun etkileri ana teması altında yetkinlik, özgüven, ilişkiler, merhamet/önemseme, karakter güçleri, problem çözme ve başa çıkma alt temaları programın etkisi ana teması altında ise, özgüven geliştirme, problem çözme ve yetkinlik becerisi geliştirme, ilişki geliştirme, sosyal ilgi geliştirme ve olumlu sonuçlar alt temaları oluşturulmuştur. Araştırma bulgularına göre, deney grubundaki öğretmenlerin aile ve sosyal ağlar alt boyutu dışında, Yetişkin Yılmazlık Ölçeği ile öz yeterlik, iç kontrol odağı, azim, başa çıkma ve uyum alt boyutlarından aldıkları ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir fark olduğu saptanmış, sonuçlar uygulanan psiko-eğitim programının deney grubundaki öğretmenlerin yılmazlık düzeylerinde artış sağladığını göstermiştir. Ayrıca deney grubundaki öğretmenlerin Yetişkin Yılmazlık Ölçeği ile öz yeterlik, iç kontrol odağı, azim, başa çıkma ve uyum alt boyutlarından aldıkları son test ile kalıcılık testi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır. Sonuçlar bu etkinin, deney grubuna verilen psikoeğitim sonrasında üç hafta süresince kaldığını göstermiştir. Anahtar Sözcükler: Pozitif Genç Gelişimi, Yılmazlık, Öğretmen Yılmazlığı, Psikoeğitim.

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerPozitif Ergen Gelişimi Müdahale Programı+4
Esra Eyyupoğlu Dönmez
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Zorbalık mağduriyetinin yordayıcıları olarak öz-şefkat, çocukluk deneyimleri ve temel psikolojik ihtiyaçlar: Bir karma yöntem araştırması

Bu araştırmada lise öğrencilerinin zorbalık mağduriyetini yordamada öz-şefkat, çocukluk deneyimleri ve temel psikolojik ihtiyaçların rolü ele alınmaktadır. Ayrıca lise öğrencilerinin zorbalık mağduriyeti konusundaki görüşleri de nitel bulgular eşliğinde incelenmiştir. Bir karma yöntem araştırması olan bu çalışmada "Kişisel Bilgi Formu", "Çok Boyutlu Zorbalık Mağduriyeti Ölçeği", "Öz-Şefkat Ölçeği Kısa Formu", "Ergenler İçin Okulda Temel Psikolojik Gereksinimler Ölçeği","Çocukluk Deneyimleri Ölçeği" ve "Görüşme Formu" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi nicel boyutta 579 öğrenci, nitel boyutta 12 öğrenciden oluşmaktadır. Verilerin analizi için T-Testi, Pearson Korelasyon ve Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmış ve içerik analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularında demografik değişkenlerden ekonomik durum, sınıf düzeyi ve okul türü ile öz-şefkat, çocukluk deneyimleri ve temel psikolojik ihtiyaçların zorbalık mağduriyetinin anlamlı yordayıcıları olduğu görülmüştür. Ayrıca lise öğrencilerinin görüşleri ışığında zorbalık mağduriyetine ilişkin deneyimler, mağduriyetin etkileri, risk faktörleri ve koruyucu faktörler belirlenmiştir. Sonuç olarak, lise öğrencilerinin zorbalık mağduriyetinin bireysel özellikler ve geçmiş yaşantılar ile ailesel ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Akran zorbalığıEğitim psikolojisiLise öğrencileri+5
Yağmur Duru Kışlal
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Liselere Geçiş Sistemi sınavının okul ve öğrenci özelliklerine etkisine ilişkin öğretmen ve öğrenci görüşleri

Bu araştırmanın amacı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) Sınavı'nın okuldaki iletişime, öğretim ve ölçme değerlendirme uygulamalarına; öğrencilerin başarılarına, sosyal ve psikolojik durumlarına etkisini ortaokul sekizinci sınıf öğretmen ve öğrencilerinin görüşlerine göre incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden betimleyici durum çalışması yöntemi kullanılmış, etkisi incelenen tek durum LGS olduğundan yöntem tekli durum deseni olarak belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Gaziantep İli Şahinbey İlçesi'ndeki amaçlı örnekleme yöntemiyle seçilen 3 ortaokulun 8.sınıf öğretmenleri ile 8. Sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Verilerin toplanmasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmış, elde edilen veriler MAXQDA2022 programı aracılığıyla tema ve kodlar oluşturularak bulgulara ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda LGS'nin öğrencilerin öğretmenleri, aileleri ve arkadaşları ile iletişimlerini sınırladığı, öğretmenlerin öğretim ve ölçme değerlendirme uygulamalarını LGS'ye yönelik şekillendirdiği, merkezi sınavın öğrencilere çalışma alışkanlığı kazandırdığı, öğrencilerin sosyal, kültürel, sportif faaliyetlerine katılımları ve öğrenci psikolojisi üzerinde olumsuz etkisinin olduğu görüşlerine ulaşılmıştır. Ayrıca öğrenci ve öğretmenlerin ortak görüşleri arasında sınavla yerleştirme yerine öğrenci ilgi ve yeteneklerinin dikkate alındığı yeni bir sistem önerisi yer almaktadır.

Lise giriş sınavlarıPsikolojik durumSınav+4
Demet Keçeci
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde ölçme ve değerlendirme uygulamalarına ilişkin öğretmen ve ebeveyn görüşleri

Bu çalışmanın amacı okul öncesi eğitimde ölçme ve değerlendirme uygulamalarına ilişkin öğretmen ve ebeveyn görüşlerini incelemektir. Araştırmanın yöntemi nitel araştırma yöntemlerinden durum araştırmasıdır. Çalışma Şanlıurfa ili Haliliye ve Karaköprü ilçelerinde bulunan resmi bağımsız anaokulu, resmi anasınıfı, özel bağımsız anaokulu, özel anasınıflarında yürütülmüştür. Çalışma grubunun belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Öğretmenlerin ölçütleri en az bir yıl mesleki kıdeme sahip olmalarıdır. Ebeveynlerin ölçütleri ise okul ve öğretmen ile etkili iletişim içinde bulunmaları, düzenlenen etkinliklere aktif katılım sağlamalarıdır. Çalışma grubu olarak resmi bağımsız anaokulunda görev yapmakta olan 4 okul öncesi öğretmeni, resmi anasınıfında görev yapmakta olan 4 okul öncesi öğretmeni, özel bağımsız anaokulunda görev yapmakta olan 4 okul öncesi öğretmeni, özel anasınıfında görev yapmakta olan 4 okul öncesi öğretmeni; çocukları bu öğretmenlerin sınıfına devam eden 16 ebeveyn seçilmiştir. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından Öğretmen Görüşme Formu ve Ebeveyn Görüşme Formu hazırlanmış ve MEB izni alınan okullarda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Okul öncesi eğitim bağlamında ölçme ve değerlendirme uygulamaları derinlemesine analiz edilmiştir. İlk olarak transkripsiyonu yapılan veriler MAXQDA programı ile kodlanmıştır. Tümevarımcı analiz ile kavramlar ortaya çıkarılmış ve temalara ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenler ölçme ve değerlendirmeyi çocuğu tanıma, ebeveyni tanıma, eğitim sürecini planlamanın ilk basamağı olarak görmektedir. Değerlendirmeye yönelik tutulan kayıtlardan en çok gelişim raporu, gelişim gözlem formu ve portfolyoyu kullandıklarını belirtmektedirler. Sınıf içi uygulamalarda ise gözlemi kullandıklarını ve oyun sırasında çocukları gözlemlediklerini belirtmektedirler. Öğretmenler genellikle teyit edici dönütü kullandıklarını, teşhis edici dönüt ve açıklayıcı dönütü daha az kullandıklarını ifade etmektedirler. Ebeveynlere dönüt verirken yüz yüze iletişimi, telefon görüşmelerini, mesajlaşmayı sıklıkla tercih ettiklerini belirtmektedirler. Ebeveyn görüşlerine göre öğretmenler en çok gelişim raporunu, portfolyoyu ve gelişim gözlem formunu kullanmaktadır. Ebeveynler öğretmenlerin gözlem yaptıklarını belirtmişlerdir. Ebeveynler öğretmene çocuk hakkında dönüt olarak ev ödevlerini geri gönderdiklerini belirtmektedir. Ebeveynler sınıf içi eğitimlere katıldıklarını, faydalı bulduklarını ve ebeveyn eğitim çalışmalarının yapıldığına ilişkin görüş belirtmektedir. Anahtar Sözcükler: Okul Öncesi Eğitim, Ölçme ve Değerlendirme Uygulamaları

EbeveynlerOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+3
Ayşe Aybar İnce
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaşam dengesi, mükemmeliyetçi düşünceler ve kaygı arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin aracı rolünün incelenmesi

Bu araştırmada üniversite öğrencilerinin kaygı durumlarını etkileyen faktörler incelenmektedir. Araştırmada yaşam dengesi ve mükemmeliyetçi düşüncelerin kaygı üzerinde doğrudan etkileri ve psikolojik esnekliğin bu ilişki içerisindeki rolü yapısal eşitlik modeli ile incelenmiştir. Yapısal eşitlik modeli sonuçları, kaygıyı test eden modelin anlamlı olduğunu göstermiştir. Doğrudan ve dolaylı etkilere ilişkin sonuçlar kaygının arkadaşlık/yakınlık, olumlu yönelim ve psikolojik esneklik tarafından anlamlı düzeyde yordandığı; psikolojik esnekliğin ise olumlu yönelim ve mükemmeliyetçi düşünceler tarafından anlamlı düzeyde yordandığını göstermiştir. Arkadaşlık/yakınlığın psikolojik esneklik üzerinde; mükemmeliyetçi düşüncelerin ise kaygı üzerinde anlamlı bir yordama etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mükemmeliyetçi düşünceler ile kaygı arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin tam aracı rolü olduğu; olumlu yönelim ile kaygı arasındaki ilişkide psikolojik esnekliğin kısmi aracı rolü olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın katılımcıları 1154 (892 kadın, 292 erkek) üniversite öğrencisidir. Çalışmada ölçme aracı olarak "Kişisel Bilgi formu", "Juhnke- Balkin Yaşam Dengesi Envanteri (arkadaşlık/yakınlık ve olumlu yönelim/pozitif oryantasyon alt boyutları)", "Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği-Sürekli Kaygı formu", "Mükemmeliyetçi Düşünceler Ölçeği", "Kabul ve Eylem Ölçeği-II" kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları, ilgili alan yazında doğrultusunda tartışılmış, daha sonra yapılacak çalışmalar ile ilgili öneriler sunulmuştur.

DengelemeDengeli yaşamEğitim psikolojisi+7
Yıldız Burcu Doğan
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fen lisesi öğrencilerinin kariyer karar verme güçlüklerinde genel öz yeterlik ve ebeveyn kişilik özelliklerinin rolü

Bu araştırmanın amacı, fen lisesi öğrencilerinin genel öz yeterlikleri ve ebeveyn kişilik özelliklerinin birlikte kariyer karar verme güçlüklerini yordayıp yordamadığını incelemektir. Ayrıca bu araştırmada fen lisesi öğrencilerinin kariyer karar verme güçlüklerinin cinsiyete, sınıf düzeyine ve aile aylık gelir düzeyine göre anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığını incelemek amaçlanmıştır. Araştırma grubu 320 (189 kız ve 131 erkek) fen lisesi öğrencisi ile onların 162 ebeveyninden oluşmaktadır. Bu araştırmada öğrencilere Kariyer Karar Verme Güçlükleri Ölçeği- Lise Formu (KKVGÖ-LF), Genel Öz Yeterlik Ölçeği (GÖYÖ), Kişisel Bilgi Formu ve ebeveynlerine Sıfatlara Dayalı Kişilik Testi (SDKT) uygulanmıştır. Araştırma verilerinin analizinde hiyerarşik regresyon analizi, t testi ve ANOVA kullanılmıştır. Fen lisesi öğrencilerinin GÖYÖ toplam puanları ebeveynlerinin SDKT sorumluluk alt boyutu ile birlikte KKVGÖ-LF toplam puanlarına ait varyansın %15'ini açıklamıştır. Fen lisesi öğrencilerinin GÖYÖ toplam puanları ebeveynlerinin SDKT dışadönüklük alt boyutu ile birlikte hazırlık eksikliğine ait varyansın %18'ini açıklamıştır. GÖYÖ toplam puanları fen lisesi öğrencilerinin bilgi eksikliğine ait varyansın %6'sını tek başına açıklarken, ikinci modelde etkisini yitirmiş ve SDKT yumuşakbaşlılık alt boyutu toplam puanları bilgi eksikliğine ait varyansın %12'sini açıklamıştır. Fen lisesi öğrencilerinin GÖYÖ toplam puanları tek başına güvenilir olmayan bilgileri yordamazken ikinci modelde SDKT sorumluluk alt boyutu güvenilir olmayan bilgilere ait varyansın %9'unu açıklamıştır. Fen lisesi öğrencilerinin kariyer karar verme güçlükleri cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermezken sınıf düzeyine ve aile aylık gelir düzeyine göre anlamlı olarak farklılaşmıştır.

Derya Safi
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün yetenekli lise öğrencilere uygulanan kariyer psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, üstün yetenekli lise öğrencilerine uygulanan kariyer psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerini derinlemesine incelemektir. Bu amaçla araştırma yöntemi olarak, nitel araştırma deseni olan ve bir olguyu içeren bireysel deneyimleri, tümevarımsal bir genellemeye amaçlayan olgu alınarak, olgu bilim çalışması olarak oluşturulmuştur. Araştırma verileri, konu alanında uzman görüşleri alınarak hazırlanmış görüşme formları ile toplanmıştır. Görüşmeye katılan on psikolojik danışmandan beşi, üstün yetenekli öğrencilerin kayıtlı olduğu; BİLSEM'de görevli psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırmanın verileri 2022 Haziran ve 2022 Temmuz aylarında toplanmıştır. Katılımcıların görüşmeleri sonucunda elde edilen veriler, "MaxQDA-22" programı ile içerik analizi yöntemi ile kodlamalar yapılmıştır. Üstün yetenekli öğrencilerine uygulanan kariyer psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin "yapılan çalışmalar", "karşılaşılan sorunlar", "ihtiyaçlar" ve "öneriler" olarak dört ana temada incelenmiştir. Sonuç olarak, uygulamaları içeren bulgular da tercih danışmanlığı, akademik çalışmalar, müşavirlik hizmetleri, eğitsel danışmanlık, kariyer danışmanlığı, sınav kaygısı ile baş etme uygulamalarının ortak kodlar olarak tespit edilmiştir. Karşılaştıkları sorunlar temasına ait bulgularda ise, gelecek kaygısı, akademik sorunlar, materyal eksikliği ve güdülenme ortak kodların olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin kariyer tercihlerinin belirlenmesinde, gelecek kaygısından yoğun olarak ifade edilmiştir. Öğrencilerin yetenek ve özelliklerine göre ihtiyaç duydukları kariyer psikolojik danışmanlığı ve rehberliği çalışmalarının, istihdam, dolaylı öğrenme/model alma, aile-toplum desteği, yeteneklerine uygun meslek tercihi, uygulama alanı konularında ihtiyaçların olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcılara göre, kariyer psikolojik danışmanlık ve rehberlik uygulamalarının daha kaliteli olması için önerdikleri çalışmalar ise; ek puan/destek, materyal/maddi destek, istihdam, hizmet içi eğitim, uygulama alanı, pdr normu ve aile desteği olarak ifade etmişlerdir. Bu boyutlardan; istihdam, aile desteği, hizmet içi eğitim ve pdr normu ihtiyaçlarının daha fazla olduğu göze çarpmaktadır.

Kariyer Danışmanlığında Öğrenme KuramıKariyer engelleriÜstün yetenek+1
Nurşen Demir
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergen öznel iyi oluşunu yordamada algılanan sosyal destek ve bağlanma stilleri

Bu araştırmada, ergen öznel iyi oluşunun cinsiyet, bağlanma stilleri ve algılanan sosyal destek tarafından açıklanabilirliğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, Gaziantep ilinde lise düzeyinde 9, 10 ve 11.sınıfta öğrenim görmekte olan beş okuldan 706 öğrenciye ulaşılmıştır. Araştırmaya katılım gösterenlerin 362'si erkek, 326'sı kadın olup, 18 katılımcı cinsiyetini belirtmemiştir. Araştırmanın modeli yordayıcı korelasyonel desen olarak belirlenmiştir. Verilerin toplanmasında Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği Ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeğinin Revizyonu kullanılmıştır. Veri analizinde, değişkenler arasındaki korelasyonları belirlemek amacıyla Pearson korelasyon analizi, bağımsız değişkenlerin bağımlı değişkeni yordama düzeyini belirlemek amacıyla ise hiyerarşik regresyon analizi uygulanmıştır. Yapılan hiyerarşik regresyon analizi sonuçlarına göre ilk modelde cinsiyet, ergen öznel iyi oluşunu pozitif yönde ve anlamlı olarak yordamaktadır. İkinci modelde analize dâhil edilen bağlanma stilleri değişkeninin ergen öznel iyi oluşunu yordamada anlamlı ve pozitif bir katkı sağlamıştır. Son olarak üçüncü modelde analize dâhil edilen algılanan sosyal destek değişkeni de ergen öznel iyi oluşunu pozitif yönde ve anlamlı bir şekilde yordamıştır. Ergen öznel iyi oluşunun %2'sini cinsiyet, bağlanma stilleri %17'sini ve algılanan sosyal destek ise %17'sini açıkladığı saptanmıştır. Toplamda açıklanan varyansın %36 olduğu bulunmuştur. Bu bağlamda, cinsiyet, bağlanma stilleri ve algılanan sosyal destek ergen öznel iyi oluşunun anlamlı birer yordayıcısıdır. Erkek öğrencilerin öznel iyi oluş düzeyleri kız öğrencilere göre daha yüksek olduğu bulunmuş olup ergen öznel iyi oluşu cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermiştir. Kız öğrencilerin kaygılı-kararsız bağlanma stili erkeklere göre daha yüksektir ve kaygılı-kararsız bağlanma stili cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Güvenli bağlanma stili, kaçınan bağlanma stili ve algılanan sosyal destek ise cinsiyete göre anlamlı bir farklılık göstermemiştir.

Gamze Belibağlı
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Felsefe grubu öğretmenlerinin etik durum düzeyleri ile etik kavramına ilişkin metafor algılarının incelenmesi

Bireyin etik kavramına olan algısal durumu ve kişisel etik tutum, bireylerin etik ikilem yaşadığı durumlarda karar verme sürecinde önemli rol oynamaktadır. Başka bir deyişle bireyin zihninde oluşturduğu etik algı ve etik tutumu onun nasıl karar verdiğini etkiler. Bu yüzden bireylerin zihinlerinde oluşturduğu etik değerlendirme yapısını çözümlemek gerekmektedir. Bu yapıyı belirlemek için bireylerin etik kavramına yönelik oluşturduğu metaforlar ve kişisel etik ideolojisi arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak gerekmektedir. Özellikle etik kavramına yönelik eğitim almış, çeşitli ahlaksal gelişim ve temel etik yaklaşımlar hakkında akademik bir alt yapısı olan felsefe grubu öğretmenlerinin etik kavramına yönelik metaforlar ve kişisel etik ideolojileri önem arz etmektedir. Yukarda belirtilen sebeplere dayanarak yapılan bu araştırmanın amacı, felsefe grubu öğretmenlerinin etik durum düzeyleri ve etik kavramına yönelik metafor algılarını incelemektir. Bu araştırma yakınsayan paralel karma yöntem deseni kullanılarak yapılmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılında Adana merkez ilçeleri olan Çukurova, Sarıçam, Seyhan ve Yüreğir'de görev yapan 49'u erkek 58'i kadın olmak üzere toplam 107 katılımcı ile yürütülmüştür. Katılımcıları belirlemek için maksimum çeşitliliğe dayanan örneklem seçimi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak kişisel bilgi formu, Forsyth (1980) tarafından geliştirilen ve 2010 yılında Yazıcı ve Yazıcı tarafından Türkçe'ye uyarlanarak geçerlik güvenirlik çalışması yapılan Etik Durum Ölçeği ile araştırmacı tarafından geliştirilen etik kavramına yönelik yapılandırılmış metafor formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi sırasında Statistical Package For The Social Sciences 22 (SPPS 22) programı kullanılmıştır. Nitel veriler ise metaforlar ve benzetme nedenleriyle birlikte ele alınarak içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Veri analizlerinin değerlendirilmesi üç aşamada tamamlanmıştır. Birinci aşamada kişisel bilgiler (cinsiyet, mezun olunan bölüm, çalışılan ilçe, eğitim durumu, yaş, mesleki deneyim süresi) ile Etik Durum Ölçeği uygulaması sonucunda elde edilen veriler değerlendirilmiştir. İkinci aşamada metaforlar ve metaforların oluşturulma sebepleriyle birlikte değerlendirilmiştir. Katılımcılardan toplam 68 farklı metafor elde edilmiş ve elde edilen bu metaforlar altı ana kategoride incelenmiştir. Üçüncü aşamada ise verilerin birinci aşaması ve ikinci aşamasından elde edilen sonuçların birlikte değerlendirilmesi yapılmıştır. Verilerin incelenmesi sonucunda demografik yapının etik durum düzeylerine bir etkisinin olmadığı ve katılımcıların etik durum düzeylerinde idealizm alt boyutunun görecelik alt boyutuna göre yüksek seviyede olduğu görülmüştür. Katılımcılar toplam 68 farklı metafor üretmiştir. Felsefe grubu öğretmenleri tarafından en fazla kullanılan metafor ögesinin "insan" kavramı olduğu tespit edilmiştir. Buna ek olarak etik kavramını en fazla yol gösterici unsur ve hayati unsur olarak değerlendirdikleri görülmektedir. Etik durum düzeyleri ve metaforlar birlikte incelendiğinde ise durumcu katılımcıların cansız varlıkları metaforlarında kullandıkları tespit edilmiştir. Etik hakkında soyut varlık tanımlaması yapan katılımcıların idealizm alt boyut düzeyinin, somut varlık tanımlaması yapan bireylere göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Etik, metafor algısı, kişisel etik ideolojileri, etik durum düzeyi, felsefe grubu öğretmenleri.

EtikEtik değerlerFelsefe+5
Duygu Göktaş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yetişkinlere yönelik özel bir kişisel gelişim kursuna ilişkin kalite göstergeleri: Bir durum çalışması

Bu araştırmanın amacı, yetişkinlere yönelik yabancı dil öğretimi alanında hizmet veren ve marka bilinirliğine sahip bir özel kişisel gelişim kursunun öğretim faaliyetlerine ilişkin kalite göstergelerinin belirlenmesidir. Yetişkinlere yabancı dil öğretimi alanında marka bilinirliğine sahip bir özel kişisel gelişim kursunun öğretim faaliyetlerinin incelenmesiyle yetişkinlere yönelik özel kişisel gelişim kurslarının öğretim faaliyetlerinde karşılanması gereken kalite standartlarının neler olması gerektiğine dair bir anlayış oluşturulmaya çalışılacaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın ana problemini; "Yetişkinlere yönelik yabancı dil öğretimi alanında hizmet veren özel kişisel gelişim kursunda gerçekleştirilen öğretim faaliyetlerinin kalite göstergeleri nelerdir?" sorusu oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntem ve tekniklerinin kullanıldığı araştırma, açıklayıcı durum çalışması deseninde gerçekleştirilmiştir. Araştırma, ölçüt örnekleme yoluyla belirlenen ve Adana ilinde yabancı dil öğretimi alanında faaliyet gösteren Adana Çukurova Amerikan Kültür Eğitim Kurumlarında yürütülmüştür. Araştırmanın verileri gözlem, görüşme ve görüş formu uygulaması yoluyla toplanmıştır. Araştırmada gerçekleştirilen gözlemlerde katılımcı gözlem tekniği kullanılmıştır. Gözlem süreçlerinde; sınıf sayısı ve sınıfların fiziki özellikleri, kurum içindeki sosyal alanların özellikleri, öğretim teknolojilerinin kullanımı, öğretmenlerin kullanımına sunulan alanların özellikleri, öğretmenlerin sınıf içindeki öğretim uygulamaları, ders saati dışında öğrencilerin öğretimsel ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik uygulamalar, sınav uygulamaları, öğretmenlere yönelik mesleki gelişim faaliyetleri ve öğretmenlerin gerçekleştirdiği takım çalışmaları gözlenmiştir. Araştırmada eğitim kurumunun öğretmenleri ve öğrencileri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelere eğitim kurumunda görev yapan 10 öğretmen ve eğitim kurumunda öğrenim gören 11 öğrenci gönüllü olarak katılmıştır. Eğitim kurumuna ilişkin kalite göstergelerinin belirlenmesine yönelik açık uçlu bir sorunun yer aldığı görüş formu ise eğitim kurumunun öğretmenleri ve öğrencilerine uygulanmıştır. Gözlem, görüşme ve görüş formu uygulamasından elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, eğitim kurumunun kalite göstergelerinin; kurumsal öğretim faaliyetleri, öğretmenlerin öğretimsel uygulamaları, sınav uygulamaları, öğretimi destekleyici fiziki donanım, öğretimi destekleyici sosyal uygulamalar, yönetim uygulamaları, öğretmenlerin mesleki gelişim faaliyetleri ve öğretmenlerin takım çalışması faaliyetleri alanlarında toplandığı anlaşılmıştır. Öğretim kadrosunun niteliği, öğretim süreçlerinin öğrenci tercihleri ve ihtiyaçlarına uygun bir şekilde organize edilmesi, ders saatleri dışında aktivite derslerinin düzenlenmesi ve öğretmenlerin mesleki gelişimlerine de katkı sağlayan işbirlikçi çalışmaları eğitim kurumunun kaliteli olarak algılanmasında belirleyici olan göstergelerdir. Doğrudan öğretim ile ilgili faaliyetlerin yanı sıra eğitim kurumunun yönetim süreçlerinde benimsenen yaklaşım da öğretim uygulamalarının nitelikli olarak algılanmasında etkili bir faktör olmaktadır. Araştırmada, yetişkin eğitimi alanında hizmet veren bir eğitim kurumunun kalitesinin sadece öğretim uygulamalarının niteliğine değil öğretim ve yönetim süreçlerinde benimsenen yaklaşımlara da bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Yetişkin öğrencilerin ihtiyaç ve beklentilerinin daha geniş bir yelpazede dağılım göstermesi, yetişkin eğitimi alanındaki eğitim kurumunun kalite yönetimi sürecinde bireysel ihtiyaçlara yanıt verilmesini zorunlu kılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak, yetişkin eğitimi alanında faaliyet gösteren eğitim kurumlarının kalite yönetimi sürecinde öğretmenlerin iş birliği içinde çalışabilecekleri mesleki gelişim faaliyetlerinin düzenlenmesine yönelik sistemli bir çalışma planı oluşturulması önerilmektedir. Yetişkin eğitimi alanında kurumsal kalitenin artırılabilmesi için öğretim faaliyetleri öğrenci ihtiyaç ve beklentilerine duyarlı bir şekilde organize edilmeli ve öğretim süreçlerini destekleyici sosyal faaliyetler düzenlenmelidir.

Destekleme ve yetiştirme kurslarıKaliteKalite özellikleri+6
Hilal Öztoprak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

8. sınıf İngilizce dersinde allosterik (kombinasyonel) öğrenme modeliyle yapılan İngilizce öğretiminin akademik başarı ve İngilizce öğrenme tutumlarına etkisi

Bu araştırmanın temel amacı Giordan'ın Allosterik Öğrenme Modeli temel alınarak hazırlanan İngilizce öğretim uygulamasının ilköğretim sekizinci sınıf İngilizce dersinde öğrencilerin akademik başarılarına ve öğrenmeye yönelik tutumlarına etkisini belirlemektir. Deneysel araştırma desenlerinden öntest sontest kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilen araştırmada, deney grubuna Allosterik Öğrenme Modeliyle öğretim, kontrol grubuna ise MEB'in mevcut öğretim yöntemi kullanılarak sekizinci ünite olan "Chores" ünitesinin anlatımı gerçekleşmiştir ve gruplar arasındaki akademik başarı farkı araştırılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda, Kazazoğlu (2013) tarafından geliştirilen "İngilizce Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırma, 2020-2021 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde Şanlıurfa'ya ait Bozova ilçesinin Koçhisar köyünde bulunan Koçhisar Ortaokulu'nun 8-A ve 8-B grupları ile Şanlıurfa İl Milli Eğitim Müdürlüğünden araştırma için gerekli izinler alınarak yürütülmüştür. Araştırma sırasında deney grubunda 30, kontrol grubunda ise 27 ve toplamda 57 öğrenci katılmıştır. Grupların dersleri araştırmacı tarafından yürütülmüş ve araştırma altı hafta sürmüştür. Öğretim gerçekleşmeden önce ve gerçekleştikten sonra öğrencilere akademik başarı testi uygulanmış olup elde edilen veriler SPSS for Windows 11.5 paket programı ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizi sonucunda allosterik öğrenme modeliyle eğitim gören deney grubunun son testte akademik başarısı istatiksel olarak anlamlı bir artış gösterirken, kontrol grubunda anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır. Ek olarak, kalıcılık testi başarı puanları açısından deney ve kontrol grupları arasındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Allosterik öğrenme modeli, İngilizce öğretim programı, akademik başarı, tutum

Akademik başarıAllosterik öğrenmeDil eğitimi+7
Ali Albaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Evli çiftlere yönelik ilişkisel-kültürel kurama dayalı ilişkisel yılmazlık programının geliştirilmesi

Bu araştırma Yılmazlığı Güçlendirme Programının (YGP) deney grubundaki altı evli çiftin çatışma sıklığına ve çatışma çözme stillerine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya lise ve üstü eğitime sahip, en az bir çocuğu olan 12 evli çift katılmıştır. Deney grubundaki altı evli çifte on oturumluk YGP, çift danışmanlığı şeklinde uygulanmıştır. Kontrol grubunda ise on oturumluk grup rehberliği çalışması yapılmıştır. Nicel veriler, "Çatışma Alanları Ölçeği" ve "Çatışma Stilleri Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Bu ölçekler; ön test, son test ve izleme testi olarak uygulanmıştır. Deney grubuna uygulanan müdahale programının çatışma alanlarına ilişkin çatışma sıklığını ve çatışma çözme stillerine etkisini incelemek için karışık deneysel desende kullanılan iki faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Analizler sonucunda; uygulanan programın çiftlerin "Çatışma Alanları Ölçeği"nin ön testinden aldıkları puanların son testte anlamlı düzeyde düştüğü, "Çatışma Stilleri Ölçeği" aktif boyutu son test puanlarının ön teste göre anlamlı düzeyde olumlu yönde yükseldiği görülmüştür. Aynı zamanda pasif ve yıkıcı boyutta da çiftlerin puanlarında son testte, ön teste göre düşüş olduğu ve yıkıcı boyutta ön test-son test puanları arasında bu düşüşün anlamlı düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Oturumlar tamamlandıktan bir ay sonra uygulanan izleme testi puanlarında da program etkisinin devam ettiği görülmüştür. Nitel verilerden elde edilen sonuçlar programın çatışma alanlarına ilişkin çatışma sıklığını azaltmada ve olumlu çatışma çözme stillerini kullanmada etkili olduğunu ortaya koymuştur. Sonuç olarak YGP'nin deney grubundaki evli çiftlerin çatışma sıklığını azaltmada ve olumlu çatışma çözme stilleri geliştirmelerinde olumlu etkilerinin olduğu bulunmuştur. Anahtar kelimeler: İlişkisel yılmazlık, çatışma sıklığı, çatışma çözme stilleri, İlişkisel Kültürel Kuram, çift danışmanlığı

Evli çiftlerEvlilikEvlilik çatışması+4
Habibe Yıldız Yüksel
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitimde fırsat eşitliği konusunda yapılan çalışmaların sistematik derleme yoluyla incelenmesi: Yurt içi ve yurt dışı çalışmalara ilişkin bir karşılaştırma

Geçmişte insanlar arasında etnik köken, din, dil ve renk gibi birtakım sınıfsal ayrışmalar söz konusuydu ancak modern dünyada meydana gelen değişimler, sanayileşme, teknolojik gelişmeler ve özellikle insana verilen değerin artması sonucu hak, hukuk, adalet, demokrasi ve eşitlik gibi temel kavramlar önem kazanmaya başlamıştır. Bunlara bağlı olarak bir ülkenin gelişimi için hayati önem taşıyan eğitim alanında da birtakım köklü değişiklikler yapma zorunluluğu hissedilmiştir. Bu önemli değişikler arasında sayılan ve eğitimin en önemli faktörlerinden biri de eğitimde fırsat eşitliği kavramıdır. Eğitimde fırsat eşitliği, bireylerin tamamına kaynak ve imkanların eşit sunulması, bireylerin var olan potansiyellerinin ortaya çıkarılarak eğitimde eşitliğin sağlanmasıdır. Bu araştırmanın amacı eğitimde fırsat eşitliği konusunda yurt içi ve yurt dışında yapılan araştırmaların sistematik olarak incelenmesidir. Bu araştırmada Google Akademik, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Tez Merkezi, Proquest Veri Tabanı ve Ulakbim üzerinden eğitim, adalet, eşitlik, eşitlik teorileri ve eğitimde fırsat eşitliği kavramları taranmıştır. Tarama sonucunda bu araştırmaya katkısı olacağı düşünülen eğitimde fırsat eşitliği konusunda yurt içi ve yurt dışı yaklaşık 250 araştırma derinlemesine incelenmiştir. Bu incelemenin sonucunda amaca daha iyi bir şekilde hizmet edeceği düşünülen yurt içinde yapılan 78 araştırma ve yurt dışında yapılan 60 araştırma olmak üzere toplamda 138 araştırmanın bulgular kısmında içerik yönünden betimsel analizi yapılmasına ve geriye kalanların ise bu araştırmanın farklı bölümlerinde kullanılmasına karar verilmiştir. Bu araştırmanın bulgularına göre eğitimde fırsat eşitliğinin en önemli sorunları sosyo ekonomik durum, cinsiyet eşitsizliği ve bölgeler arası farklılıklardır. Araştırmanın sonucunda bu araştırmanın temel ve alt amaçları kapsamında eğitimde fırsat eşitliği konusundaki yurt içi ve yurt dışı araştırmaların benzerlikleri ve farklılıkları eğitim sistemindeki yürürlükte olan politikalar göz önünde bulundurularak tartışılmış ve elde edilen bulgular ışığında eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanabilmesi için uygulayıcılara ve araştırıcılara önemli önerilerde bulunulmuştur.

Bilimsel araştırmalarEğitimEğitim sistemi+3
Hüseyin Demir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kişiler arası ilişkilerde duygu düzenleme psikoeğitim programının genç yetişkinlerin kişiler arası ilişki boyutlarına ve duygu düzenleme beceri düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Kişiler Arası İlişkilerde Duygu Düzenleme (KİDD) Psikoeğitim Programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemektir. Bu araştırmada karma araştırma yöntemlerinden çok aşamalı desen kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasında, genç yetişkin bireylerin kişiler arası ilişkilerinde sıklıkla yaşadıkları duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin/düzenleyememenin etki ve sonuçları, duygu düzenleme konusundaki ihtiyaçları nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi kullanılarak incelenmiştir. Doküman analizi çalışmasından elde edilen bulgular, alan yazındaki ilgili yaklaşımlar ve araştırma bulgularından hareketle genç yetişkin bireylere yönelik psikoeğitim programı geliştirilmiştir. Psikoeğitim programı, araştırmacı tarafından farklı yaklaşım ve modeller eklektik ve sistematik bir şekilde bir araya getirilerek geliştirilmiştir. İkinci aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkinlerin duygu düzenleme becerileri ve kişiler arası ilişki boyutları üzerindeki etkisini incelemek için nicel araştırma desenlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Üçüncü aşamada, psikoeğitim programının genç yetişkin bireyler üzerindeki uzun dönemli etkileri nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yoluyla belirlenmiştir. Birinci aşamada gerçekleştirilen nitel araştırmada kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi kullanılmış ve araştırmaya 58 kadın (%81,69) ve 13 erkek (%18,31) olmak üzere toplam 71 genç yetişkin katılmıştır. Çalışmanın ilk aşamasında yapılan nitel araştırmada, çevrimiçi kişiler arası ilişkilerde duygu düzenlemeye ilişkin ihtiyaçları belirleme formu kullanılmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırmanın çalışma grubunu belirlemede kriter örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu çalışma, deney grubunda 8 ve kontrol grubunda 12 olmak üzere toplam 20 genç yetişkin ile gerçekleştirilmiştir. İkinci aşamada gerçekleştirilen nicel araştırmada veriler Duygu Düzenleme Ölçeği (DDÖ), Kişiler arası İlişki Boyutları Ölçeği (KİBÖ) ve Duygu Düzenleme Becerileri Ölçeği (DDBÖ) ile toplanmıştır. Üçüncü aşamadaki odak grup görüşmesi, psikoeğitim programı uygulamasını tamamlayan deney grubundaki 7 katılımcıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın son aşamasında ise odak grup görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın birinci ve üçüncü aşamasında gerçekleştirilen nitel araştırmalarda elde edilen nitel veriler, içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. İkinci aşamadaki nicel araştırmanın hipotezlerinin test edilmesinde parametrik olmayan testlerden Fridman testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar testi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Araştırmanın birinci aşamasındaki doküman analizinden elde edilen bulgular; kişiler arası ilişkilerde yaşanan duygular, duygu düzenleme tarzları, duygu düzenlemenin etki ve sonuçları ve ihtiyaçlar olmak üzere dört kategori altında toplanmıştır. İkinci aşamada yapılan nicel araştırma sonucunda; psikoeğitim programının katılımcıların bilişsel yeniden değerlendirme stratejisini kullanma, kişiler arası ilişkilerdeki empati ve duygu farkındalığı, duygu düzenleme becerileri düzeyini artırmada, bastırma stratejisi kullanma düzeyini azaltmada etkili olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, psikoeğitim programının katılımcıların kişiler arası ilişkilerdeki onaybağımlılık düzeyini azaltmada ve başkalarına güven düzeyini artırmada etkili olmadığı saptanmıştır. Çalışmanın üçüncü aşamasında gerçekleştirilen odak grup görüşmesi sonucunda, psikoeğitim programının duygu düzenleme, kişiler arası ilişkiler ve benlik üzerinde uzun dönemli etkilerinin olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Kişiler arası ilişkiler, duygu düzenleme, genç yetişkin, psikoeğitim programı, karma yöntemi araştırması.

Duygu düzenlemeEğitim psikolojisiGenç yetişkinler+6
Ahmet Togay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri bağlamında çevrim içi öğretim süreçlerinin değerlendirilmesi: Bir meslek yüksekokulu örneği

Son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi Türkiye'de de yükseköğretim düzeyinde çevrim içi öğretime hızlı bir geçiş gerçekleşmiştir. Bu süreçte, çevrim içi öğretimin başarılı bir şekilde yürütülebilmesi için öğretim elemanlarının etkili çevrim içi öğretim becerilerine ve stratejilerine sahip olmaları gerekmektedir. Öğretim elemanlarının çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri öğrencilerin çevrim içi öğretime yönelik tutumlarını ve motivasyonlarını da etkileyerek öğrenci başarısı açısından belirleyici bir unsur olmaktadır. Bu nedenle bu araştırmanın ana amacı, öğretim elemanlarının çevrim içi öğretim becerilerinin ve stratejilerinin çevrim içi öğretim süreçlerinin işleyişine nasıl yön verdiğinin bir başka deyişle, çevrim içi öğretim süreçlerine yönelik katkılarının belirlenmesidir. Öğretim elemanlarının çevrim içi öğretim becerilerinin ve stratejilerinin gerek kendi uygulamalarından ve performanslarından gerekse çevrim içi öğretim süreçlerinin teknik ve niteliksel özelliklerinden etkilenebileceği öngörülerek öğrencilerin çevrim içi öğretimden ve öğretim elemanlarından beklentileri, öğretim elemanlarının performansları ve çevrim içi öğretimde karşılaşılan zorluklar da araştırma kapsamında incelenmiştir. Son olarak, çevrim içi öğretim süreçlerinin niteliğinin geliştirilebilmesi için öğretim elemanlarının çevrim içi öğretim becerilerinin geliştirilmesi amacıyla neler yapılabileceği incelenmiştir. Araştırma, 2017-2018 akademik yılında Çukurova Üniversitesine bağlı bir Meslek Yüksekokulunda (MYO) gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın yürütüldüğü MYO, farklı programlarda çevrim içi öğretim gerçekleştirilmesi ve çoğunlukla geleneksel olmayan (24 yaş üzeri) öğrencilerin çevrim içi öğretim programlarına katılması ölçütleri doğrultusunda ölçüt örnekleme yöntemi aracılığıyla belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, MYO bünyesinde yürütülen çevrim içi öğretim programlarına kayıtlı 10 öğrenci ve MYO'da görev yapan 5 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Öğretim elemanları ve öğrenciler araştırmaya gönüllülük esasıyla katılım göstermiştir. Çalışma grubunda yer alan katılımcı sayısına araştırma boyunca toplanan verilerin doygunluğa ulaşması sonucunda karar verilmiştir. Araştırma verileri, öğretim elemanları ve öğrenciler ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmelerde kullanılmak üzere araştırmacı tarafından "öğretim elemanı görüşme formu" ve "öğrenci görüşme formu" hazırlanmıştır. Görüşmelere başlamadan önce öğretim elemanlarına ve öğrencilere çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri hakkında detaylı bilgilendirme yapılmıştır. Bu amaçla araştırmacı tarafından ilgili alanyazın doğrultusunda "teknik, kolaylaştırıcı ve yönetim becerileri ve stratejileri" olmak üzere üç boyutta toplanan çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri listeleri hazırlanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmeler öncesinde öğretim elemanlarına ve öğrencilere hazırlanan listelerde yer alan çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri hakkında ilgili oldukları beceri ve strateji alanı bağlamında bilgi verilmiştir. Öğretim elemanları ile yapılan görüşmeler, öğretim elemanlarının çevrim içi öğretimde önemli görerek kullandıkları beceri ve stratejilere karar vermelerinden sonra gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler ile yapılan görüşmeler de öğretim elemanlarının kullandıkları çevrim içi öğretim stratejilerinden faydalı gördüklerine karar vermelerinden sonra yürütülmüştür. Görüşmeler sonucunda elde edilen nitel veriler, MaxQda18 nitel yazılım programı aracılığıyla gerçekleştirilen içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonucunda, öğretim elemanlarının ve öğrencilerin çevrim içi öğretim becerilerinin ve stratejilerinin katkılarına ve çevrim içi öğretim sürecinde karşılaşılan zorluklara yönelik görüşleri, çevrim içi öğretimin niteliği açısından en önemli görülen beceri ve stratejileri de açığa çıkarmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre, çevrim içi öğretimde teknik becerilere kıyasla kolaylaştırıcı beceriler daha önemli bir beceri alanı olarak değerlendirilmektedir. Yönetim becerileri bağlamında öğretim elemanlarından öğretim süreçlerinde daha fazla yönlendirici olmaları beklenmektedir. Çevrim içi öğretim süreçlerinde sık ve ayrıntılı geri bildirim verilmesi en etkili çevrim içi öğretim stratejilerinin başında gelmektedir. Kolaylaştırıcı stratejiler kapsamında yer alan geri bildirim verme öğrencilerin derse yönelik ilgisinin artırılmasında aktif rol oynamaktadır. Öğretim elemanlarının proje ve ödev temelli değerlendirme uygulamaları, öğrenciler tarafından öğrenme süreçlerine en fazla katkı sağlayan uygulamalar olarak değerlendirilmektedir. Öğrenciler, öğretim elemanlarına kıyasla çevrim içi öğretim süreçlerinde daha fazla sorun ile karşı karşıya gelmektedirler. Öğretim elemanlarının karşılaştıkları sorunlar çoğunlukla derslere öğrenci katılımının sağlanamaması yönündedir. Araştırmanın sonucunda, öğretim elemanlarına çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri ile ilgili örgütsel düzeyde tasarlanmış eğitimlerin verilmesinin ve öğretim elemanlarının kullandıkları stratejilere ilişkin performans değerlendirmeleri sonucunda teşvik mekanizmalarının işletilmesinin çevrim içi öğretimin etkililiğini artırabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına dayalı olarak, çevrim içi öğretim becerileri ve stratejileri bağlamında çevrim içi öğretimde karşılaşılan sorunların çözümüne ve öğretim elemanlarının performansının geliştirilmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar kelimeler: Çevrim içi öğretim, çevrim içi öğretim becerileri, çevrim içi öğretim stratejileri, çevrim içi öğretimde karşılaşılan sorunlar, yükseköğretim.

Eğitim stratejileriSanal eğitimÇevrimiçi eğitim+4
Necmettin Kürtül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
10
Master'sOpen AccessTR

Evlilik hoşnutsuzluğunda; yaşam doyumu ve cinsel öz bilinç rolünün incelenmesi

Bu araştırmada evli bireylerin, evlilik hoşnutsuzluğunun yordayıcısı olarak yaşam doyumu ve cinsel öz bilinçlerini incelemek ve ayrıca belirlenen demografik değişkenlere göre evlilik hoşnutsuzluğunun anlamlı farklılık gösterip göstermediğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırma, Türkiye'nin çeşitli illerinde yaşayan 435 (239 kadın, 196 erkek) evli bireyden kartopu örnekleme yöntemi ile toplanan verilerle gerçekleştirilmiştir. Bireylerin evlilik yaşantılarına yönelik hoşnutsuzluklarına ilişkin veriler "Evlilik Hoşnutsuzluğu Ölçeği", yaşam doyumuna ilişkin veriler "Yaşam Doyumu Ölçeği", cinsel öz bilinçlerine ilişkin veriler "Cinsel Öz Bilinç Ölçeği" ve kişisel (demografik) bilgiler ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde IBM SPSS 26 Programı kullanılmış olup, analiz sürecinde Bağımsız Gruplar t-Testi, Tek Yönlü Varyans Analizi, Çoklu Regresyon Analizinden yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; yaşam doyumunun ve cinsel öz bilincin evlilik hoşnutsuzluğunun anlamlı bir şekilde yordadıkları; yaşam doyumunun evlilik hoşnutsuzluğu ile negatif, cinsel öz bilincin ise evlilik hoşnutsuzluğu ile pozitif bir ilişkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmada demografik değişkenlere göre evlilik hoşnutsuzluğu incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre evlilik hoşnutsuzluğunun; eğitim düzeyine göre anlamlı bir farklılık göstermediği bulgulanırken, cinsiyet, evlilik biçimi, evlilik süresi ve çocuk sayısına göre ise anlamlı bir farklılık gösterdiği bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Evlilik hoşnutsuzluğu, yaşam doyumu, cinsel öz bilinç.

Cinsel olgunlukCinsel öz güvenCinsel özyeterlilik+7
Gözde Beyazgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlığı yeterliliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlığı yeterliliklerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Araştırmada nicel ve nitel yöntemlerin bir arada kullanıldığı karma yönteme başvurulmuştur. Karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel desenin kullanıldığı araştırmada örneklem alınırken tabakalı örnekleme yöntemi izlenmiştir. Araştırmanın örneklemini Adana merkez ilçelerindeki 410 sınıf öğretmeni; nitel çalışma grubunu bu öğretmenlerden gönüllü olan üç öğretmen oluşturmaktadır. Veriler toplamada Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği, kişisel bilgi formu, anket formu, görüşme, sınıf gözlemleri ve doküman incelemesi kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel istatistiklerin yanı sıra Mann Whitney U ve Kruskal Wallis H testleri kullanılmıştır. Nitel veriler betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırma sonunda öğretmenlerin öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeylerinin genel olarak "yüksek" olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin okuryazarlık düzeylerinde cinsiyet, yaş, mezun olunan fakülte, görev yapılan sınıf düzeyi, göreve başlamadan önce eğitim programıyla ilgili ders alma durumuna göre anlamlı olarak fark olmamıştır. Eğitim programıyla ilgili hizmet içi eğitime katılma, öğretim programlarını edinme/inceleme, bir öğretim programının geliştirilmesi sürecinde rol alma, askı sürecinden haberdar olma ve askı süreci kapsamında görüş/öneri bildirme durumlarına göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Bu okuryazarlık türüyle ilgili olarak belirlenen bütün özellikler ise (gelişmiş ülkelere ait eğitim programlarını merak etme/inceleme, öğretim programlarında yer alan kök değerlere/anahtar yetkinliklere yer verme, içeriği zenginleştirmek için kanak kitap kullanma vb.) ölçekten alınan puanları anlamlı olarak farklılaştırmıştır. Görüşmelerden elde edilen sonuçlar, öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlığını programla ilgili bilgi sahibi olmak, programı anlamak/uygulamak/uyarlamak olarak algıladıklarını göstermiştir. Öğretmenler, eğitim programı okuryazarlığının öğretimin kalitesini arttıracağını belirtmiş, program okuryazarlığının geliştirilmesi için; hizmet öncesi/hizmet içi eğitimler yapılması programların hazırlanmasında öğretmenlere daha fazla sorumluluk verilmesi gerektiğini vurgulamışlardır. Öğretmen görüşlerine göre Matematik, Türkçe, Hayat Bilgisi, Sosyal Bilgiler, Fen Bilimleri derslerinde kazanımlar mantıksal bir sıra izlemekte, Görsel Sanatlar ve Müzik derslerine ait kazanımlar öğrencilerin kültürel ve sosyal yapısıyla uyumsuzluk göstermektedir. Ders kitaplarındaki içerik kazanımlarla ilişkili fakat yetersizdir. Öğretmenler yararlandıkları kaynak kitapları içerik açısından daha zengin, daha anlaşılır ve görsel açıdan daha dikkat çekici bulmaktadırlar. Öğretmenler öğretim yöntemini belirlerken kazanımın özelliğine, konuyla ilgili olmasına, öğrencilerin ön bilgilerine dikkat ettiklerini belirtmişlerdir. Öğrencilerin öğrenmelerini kolaylaştırmak için çoğunlukla materyal kullandıklarını ifade eden öğretmenler, ölçme-değerlendirmede kullandıkları yöntemleri; soru sorma, ev ödevi olarak verilen çalışmaları takip etme, gözlem yapma, çoktan seçmeli test, klasik test uygulama olarak tanımlamışlardır. Öğretmenler bağlamla ilgili görüşleri çoğunlukla olumsuzdur. Sınıf gözlemlerinde öğretmenlerin ders planlarında yer alan kazanımlar ile gözlemlenen kazanımlar arasında uyumsuzluk olduğu, planda yer verilmeyen kazanımları da derslerinde ele aldığı görülmüştür. Öğretim programlarında yer alan kazanımlara yönelik yapılan açıklamaların bazılarının hiç ele alınmadığı gözlenmiştir. Sınıf gözlemlerinde üç öğretmenin de öncelikle ders kitabında yer alan içeriği takip ettikleri, kaynak kitaplara farklı etkinlikler sunmak ve konuyu zenginleştirmek amacıyla başvrulduğu görülmüştür. Öğretmenler düz anlatım ve soru-cevap tekniğini daha sık kullanmışlar, nadiren öğrenci merkezli yöntemlere (drama, gösterip yaptırma, rol oynama) başvurmuşlardır. Öğretim programlarındaki anahtar yetkinliklere derslerinde yer vermeye çoğu zaman dikkat ettiklerini belirten öğretmenlerin programda yer alan sekiz adet anahtar yetkinlikten sadece dördünü ele aldığı gözlenmiştir. Yapılan gözlemlerde öğretmenlerin ders kitapları dışında materyal olarak sadece kaynak kitapları kullandıkları görülmüştür. Görüşmeler sırasında ölçme-değerlendirmeyi bir sonuç değil, süreç olarak açıklayan öğretmenler gözlemler sırasında buna uygun hareket etmiş, ders işleyişi sırasında öğrencileri bireysel olarak değerlendirmiş, onlara dönüt/düzeltme sunmuşlardır. Sonuç olarak bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin program okuryazarlık yeterliklerine yönelik algılarının çok olumlu olduğu, program okuryazarlığının gerektirdiği bilgi ve becerilerin farkında oldukları ancak sınıf içindeki uygulamalarının bu yeterlik türüyle uyuşmayan yönlerinin olduğu saptanmıştır. Elde edilen sonuçlar bu araştırmanın sınırlılıkları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu araştırmada bir çok dersin yürütülmesinden sorumlu olan sınıf öğretmenleriyle çalışılmıştır. Farklı branşlarda ve farklı sınıf seviyelerinde görev yapan öğretmenlerle benzer çalışmalar yapılarak, tek bir dersten sorumlu olan öğretmenlerin program okuryazarlık yeterlikleri değerlendirilebilir. Araştırmaya katılan öğretmenler devlet okullarında görev yapan öğretmenlerdir. Özel ve devlet okullarda görev yapan öğretmenlerle aynı anda çalışılarak bağlamın bu yeterlik türünün hayata geçirilmesindeki etkisi izlenebilir. Bu araştırmanın nitel boyutu gözlem ve görüşmeden oluşmaktadır. Bu konuda yapılacak bir eylem araştırması ile bu okuryazarlık türünü geliştirmeye yönelik bir hizmet içi eğitim programı tasarısı hazırlamaya temel oluşturulabilir. Anahtar kelimeler: Eğitim programı okuryazarlığı, öğretmen yeterliliği, sınıf öğretmeni

Eğitim programlarıMesleki yeterlilikProgram okuryazarlığı+4
Hasan Nasırcı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Genç yetişkinlerin romantik ilişki doyumunu yordamada psikolojik esneklik ve değerlerin rolü

Yaşam döngüsü içerisinde genç yetişkinlik döneminin önemli konularından birisi romantik ilişkilerdir. Bu araştırma genç yetişkinlerde romantik ilişki doyumunu yordamada psikolojik esneklik ve değerlerin rolünü anlamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya 18-35 yaş aralığında bir romantik ilişkisi olan 231 kadın ve 200 erkek olmak üzere toplam 431 kişi katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, İlişki Doyumu Ölçeği, Değer Verme Ölçeği ve Psikolojik Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada ilişki doyumu, psikolojik esneklik ve değerler arasındaki ilişkiyi anlamak amacıyla Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın asıl amacına uygun olarak hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Hiyerarşik regresyon analizine birinci aşamada demografik değişkenlerden olan cinsiyet ve ilişki türü, ikinci aşamada bağımsız değişken psikolojik esneklik eklenmiş ve üçüncü aşamada ise bağımsız değişken olan değerlerin alt boyutları ilerleme ve tıkanma puanları eklenmiştir. Modele ilk adımda eklenen cinsiyet ve romantik ilişki türü olan demografik değişkenler romantik ilişki doyumuna ilişkin toplam varyansın yaklaşık % 6'sını açıklamaktadır. Eğitim durumu ve ilişki türünün, romantik ilişki doyumu ile pozitif yönde anlamlı bir ilişkisi vardır. Modele ikinci adımda eklenen psikolojik esneklik daha önce açıklanan varyansa katkı yaparak modelin %11'ini açıklarken, üçüncü modelde eklenen değerler ile toplam varyansın %17'sinin açıklandığı görülmektedir. Psikolojik esneklik ve değer verme ölçeğinin ilerleme boyutu romantik ilişki doyumu ile anlamlı ve pozitif yönde ilişkilidir. Araştırma sonuçları tartışılarak daha sonra yapılacak olan araştırmalar ile uygulamalara yönelik önerilerde bulunulmuştur.

Esra Er
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yükseköğretimde yurttaşlık eğitimi bağlamında eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesine yönelik bir eylem araştırması

Bu araştırmanın amacı, yükseköğretim öğrencilerinin yurttaşlık eğitimi bağlamında eleştirel düşünme becerilerini geliştirmeye yönelik eylem araştırması doğrultusunda hazırlanan uzaktan eğitim uygulamalarında, eleştirel düşünme becerilerinin kazanımına yönelik; planlama, uygulama, değerlendirme ve yansıtma çalışmalarını; öğrencilerin; yaşantı ve deneyimleri ile uygulama sürecinin yapısına ve işleyişine yönelik algılarını ve öğrencilerde eleştirel düşünme becerilerinde nasıl bir dönüşüm gerçekleştiğini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden eylem araştırması kullanılmıştır. Katılımcıların belirlenmesinde ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden "ölçüt örnekleme" yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcıları 2020/2021 akademik yılında İç Anadolu Bölgesinde bulunan bir üniversitenin eğitim fakültesi Sosyal Bilgiler Eğitimi programında lisans dersi olarak okutulan "Günümüz Dünya Sorunları" dersini yürüten akademisyen, bu dersi alan ve araştırmaya gönüllü katılan 30 öğretmen adayı ve Araştırmacı olmuştur. Verilerin toplanmasında görüşme, odak grup görüşmesi ve doküman incelemesi yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama araçları; çevrimiçi ZOOM dersleri, öğrenci ürünleri, yarı yapılandırılmış görüşme formu, yarı yapılandırılmış odak grup görüşme formu ve WhatsApp yazışmalarıdır. Verilerin analizinde betimsel ve içerik analizi bir arada kullanılmıştır. Toplanan veriler MAXQDA 2020 nitel veri analiz yazılımı aracılığıyla analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre beş eylem döngüsü içerisinde ele alınan, argümanı ayırt etmeye dayalı sistematik ile yazı yazma pedagojisinin bütünsel bir yaklaşım içerisinde kullanılması, ilgili eleştirel düşünme becerilerini geliştirmiştir. Bu sürecin birbirini takip eden belirgin bir örüntü içerisinde gerçekleştiği sonucuna varılmıştır. Süreçle ilgili öğrenci deneyimlerine bakıldığında; okul kültürü ekseninde; öğrencilerin uzaktan eğitim süreçleri de dahil olmak üzere, öğrencileri pasivize eden, sınav ve puan odaklı, yorumlayıcı perspektifleri desteklemeyen hâkim normları deneyimledikleri sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal etkileşim ekseninde; araştırmacı- öğrenci etkileşiminin etkili bir deneyim sağladığı belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin birbirleriyle etkileşim ve işbirliğine dayalı sosyal gruplar oluşturarak, süreç boyunca dayanışmacı sosyal ağlar geliştirdikleri görülmüştür. Bireysel katılım sağlanan küçük sosyal grupların dışında, sınıfta belirgin ayrışmış sosyal grupların olduğu ve bu etkileşimlerin normatif yapısı sebebiyle eleştirel düşünme becerilerinin sekteye uğradığı belirlenmiştir. Güç ilişkileri ekseninde; öğrencilerin uygulamaya yönelik şaşkınlık ve merak duymalarının yanı sıra, bilişsel yüklerinin çokluğu ve pandemi şartlarından etkilendikleri belirlenmiştir. Ayrıca, diğer akademisyenlere yönelik içselleştirdikleri otorite anlayışı içerisinde, araştırmacının yer almaması sebebiyle başlangıç aşamasında uygulamaya katılmada direnç deneyimleri sergiledikleri görülmüştür. Araştırmacı- öğrenci ilişkisinin sosyal ve bilgi boyutlarındaki etkileşimlerde, hiyerarşik yapının korunduğu ve öğrencilerin diğer akademisyenlere yönelik, içselleşmiş bir tepkisellik duydukları belirlenmiştir. Toplumsal cinsiyet ekseninde; epistemolojik yeterliklerle ilgili kız öğrencilerin yoğun çaba sarfetme, öğrenme sürecinde kendinden şüphe etme, düşük kariyer beklentileri taşıma gibi deneyimleri olduğu; hem kız hem de erkek öğrencilerin bakım sorumluluğu nedeniyle akademik çalışmalarda geride kaldıkları belirlenmiştir. Öğrenme süreçlerinde, toplumsal cinsiyete karşı ilgi ve merakın olduğu ve örtük programda, toplumsal cinsiyete dayalı etkileşimlerin deneyimlendiği sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin algılarında nasıl etkileşim ve değişimler olduğuyla ilgili; öğrencilerin, yapılan çalışmaları, kendi perspektiflerini geliştirmeyi sağlaması, insan hakları temelinde farkındalığı ve bilinçli düşünen yurttaşlık kimliğini geliştirmesi bakımından demokratik yurttaşlık yeterlikleriyle ilişkilendirdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin anlama isteği içerisinde, eleştirel düşünme sistematiğiyle ilgili ek çalışmalar yapma, derslere ve çalışmalara etkin şekilde katılma gayreti gösterme ve bu kapsamda eleştirel okuma ve etkin dinleme yapma gibi eylemler kapsamında sürece yönelik iyimser bir algı geliştirdikleri belirlenmiştir. Öğrencilerin ZOOM oturumlarından "bilişsel buradalık"; "işlevsellik" ve "etkileşim" bakımından etkin şekilde faydalandıkları, tartışma oturumlarını verimli ve motive edici buldukları, uzaktan eğitim süreçlerinde sosyal etkileşim gereksinimi duydukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin eleştirel düşünme becerileri temelindeki dönüşümlerine bakıldığında; öğrencilerin "argümanı ayırt etmeye yönelik sistematiği"; "tetikleyici olay" ile "keşif & bütünleştirme" aşamalarından oluşan bir süreçte kavradıkları, bu sistematiği; okuduklarına/yazdıklarına; konuşmalarına/dinlediklerine uyarlayarak bilişsel referans çerçevesi olarak epistemolojik bir farkındalık geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin, üstbilişsel düşünme kapsamında yazı yazmayı geliştirme ve bakış açıları edinmeleriyle ilgili öz-değerlendirmeler yaptıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin bilgiye ve kendilerine yönelik eleştirel bakış geliştirdikleri ve bu süreçte rasyonalist bir epistemoloji kullandıkları, süreç boyunca derinlemesine kavrayış ve sosyal gerçekliğe ilişkin perspektif geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin birbirleriyle üretken iletişim ve diyalog geliştirdikleri ve tarafsız olmayı yaşama geçirdikleri, ancak bu beceriyle ilgili zorluklar da yaşadıkları belirlenmiştir. Öğrenciler, üst bilişsel düzeyde kendi düşüncelerini ve düşünsel hatalarını değerlendirmekle birlikte uygulamaya dayalı araştırma sürecini de değerlendirmeye tabi tutmuşlardır. Ayrıca, çalışmalarda kullanılan değerlendirme ölçütlerinin kolaylaştırıcı olduğu ve bu ölçütleri anlayıp kullandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları kapsamındaki öneriler şunlardır: Uzaktan eğitim süreçlerinde "argümanı ayırt etmeye dayalı sistematik" ile "yazı yazma pedagojisinin" bütünsel bir yaklaşım içerisinde kullanılmasıyla ilgili belirlenen işlem döngüsü, yükseköğretim programlarının uzaktan eğitim süreçlerine entegre edilerek eleştirel düşünme becerilerinin geliştirilmesinde kullanılabilir. Yükseköğretim programlarında; salgın hastalıklar, göç ve mültecilik, kadın sorunları gibi sorunların bu araştırmada izlenen benzer bir süreç içerisinde ele alınması, öğrencilerde eleştirel düşünme becerilerini ve dolayısıyla demokratik yurttaşlık yeterliklerini geliştirebilir. Son olarak, okul kültüründe öğrencileri pasivize eden hakim normların değişmesi, öğrencinin öğrenme sürecine daha etkin şekilde dahil olması, öğrenciler arasında sosyal etkileşimin artırılması ve akademisyen-öğrenci etkileşiminin eşit bir ilişkiye dönüşmesi gerekmektedir.

Eleştirel düşünceVatandaşlıkVatandaşlık eğitimi+2
Arzu Saldıray
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Özel yetenekli ve normal gelişim gösteren ortaokul öğrencilerinin sosyal beceri düzeyleri ile algıladıkları ebeveyn tutumları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı özel yetenekli olarak tanılanmış ortaokul öğrencilerinin sosyal beceri düzeylerinin normal gelişim gösteren akranlarından farklılaşıp farklılaşmadığının ortaya konması ve sosyal beceri düzeyleri ile algılanan ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. İlişkisel tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Karabük ilinde eğitim gören 329 normal gelişim gösteren ortaokul öğrencisi ile Karabük ve Zonguldak illerindeki Bilim ve Sanat Merkezlerinde eğitim gören 200 özel yetenekli ortaokul öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler Anne Baba Tutum Ölçeği, Sosyal Beceri Ölçeği ve Kişisel Bilgi Formu ile toplanmıştır. Verilerin analizinde İlişkisiz Örneklemler T Testi, Pearson Korelasyon Analizi ve Hiyerarşik Regresyon Analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda algılanan anne baba tutumunun kabul/ilgi ve kontrol/denetleme alt boyutlarının özel yetenekli olma durumuna göre farklılaşmadığı, özel yetenekli çocukların algıladıkları psikolojik özerklik düzeyinin normal gelişim gösteren çocuklarınkinden daha düşük olduğu görülmüştür. Özel yetenekli öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinin, normal gelişim gösteren öğrencilerin sosyal beceri düzeylerinden daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Hem özel yetenekli hem de normal gelişim gösteren öğrencilerin sosyal beceri düzeyleri ile algılanan ebeveyn tutumlarından kabul/ilgi ve kontrol/denetleme boyutu arasında orta düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmuştur. Sosyal beceri düzeyleri ile algılanan ebeveyn tutumlarından psikolojik özerklik boyutu arasındaki ilişki incelendiğinde ise değişkenler arasında anlamlı ilişkiye rastlanmamıştır. Sosyal beceriyi sırasıyla ebeveynlerin kabul/ilgi ve kontrol/denetleme tutumları ile özel yeteneklilik yordamaktadır. Tüm bu bulgular literatür çalışmaları kapsamında tartışılarak önerilerde bulunulmuştur.

Eda Cebeci
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Boşanma sonrası süreçteki kadınların bağlılık ağ yapılarının incelenmesi

Bu araştırma ile travmatik olarak algılanabilecek boşanma sonrası süreçte kadınların yaşadıkları zorluklar sırasında yardım alma davranışlarını zihinlerinde nasıl yapılandırdıklarını görmek amaçlanmıştır. Bu amaçla, boşanma sonrası süreçte olan kadınların bağlılık ağ yapıları incelenmiştir. Bağlılık ağ yapısının incelenmesiyle boşanma sonrası süreçteki kadınların sosyal destek kaynakları ile ilişkilerindeki anlamlı örüntüler tanımlanmıştır. Bağlılık ağ yapıları incelenerek araştırmaya katılan tüm kadınların algıladıkları sosyal destek kaynağı sayısı ile yardım alma davranışları arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Ayrıca her bir kadının bağlılık ağ yapısı olgu analizi şeklinde incelenerek algıladığı zorluklar sırasında algıladığı sosyal destek kaynakları ile yardım aldığı sosyal destek kaynakları arasındaki ilişki örüntüleri ortaya konmuştur. Araştırmanın modeli betimsel ve gömülü çoklu vaka analizi olarak tasarlanmıştır. Vaka analizi yoluyla evrene istatistik genellemeler yapmak yerine analitik genellemeler yapılarak kuramsal önermelerde bulunmak amaçlanmaktadır. Bu amaç beraberinde elde edilen bulguların genellenebilir (nomotetik) olmasına engel bir yapıda olduğu için araştırma iç geçerliğe odaklı olan idiyografik bir karakter taşımaktadır. Bu çerçevede araştırmada, bağlılık ağ yapısını incelemeyi sağlayan bağlılık ağı testi isimli idiyografik araç kullanılmıştır. Bağlılık ağı formu ile toplanan veriler bağlılık ağı testi analiz yöntemleri ile değerlendirilmiştir. Bu analiz yöntemleri arasında Bağlılık Ağı Dağılım İndeksi (DDI), Belirsizlik İndeksi (UI), Kısmi Sıralama Skalogramı Dağılımı (POSAC-Dağılım), Kısmi Sıralama Skalogramı Derinlik (POSAC-Derinlik) ve Belirsizlik Katsayısı (UC) yer almıştır. Araştırma sonucunda 29-48 yaş aralığında yer alan bu 10 kadın katılımcının algılamış olduğu sosyal destek kaynağı sayısının 3-14 arasında değiştiği sonucu elde edilmiştir. Bu kadınların bu sosyal destek kaynaklarından yardım alma oranını gösteren bağlılık ağı yüzdelerinin de %8.1-%30.5 arasında değiştiği görülmüştür. Bu katılımcıların algıladıkları sosyal destek kaynakları ile ortalama yardım aldıkları sosyal destek kaynağı sayısı arasındaki ilişkiye de Spearman-Rho değeri ile bakılmış ve ilişkinin(0.55) istatistiksel açıdan anlamlı olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Mevcut katılımcı grubunda algılanan sosyal destek kaynaklarının ya da bağlılık ağı büyüklüklerinin yardım alma davranışlarını belirlemediği sonucu elde edilmiştir. Bu sonuç, formu doldurma aşamasında tüm katılımcıların algıladıkları zorlukların bir kısmında kendi içsel kaynakları ile baş ettiklerini ifade etmiş olmaları ile tutarlı bir sonuçtur. Katılımcı grupta yer alan her bir olgunun algıladığı sosyal destek kaynağına dair yardım alma davranışına dair üç ayrı dağılım (DDI, UI, POSAC-Dağılım) sonucu olduğu görülmüştür. Her bir olgunun bu üç ayrı dağılımda kendi içinde farklı şekilde yapılandığı sayısal sonuçlara ulaşılmıştır. DDI puanları açısından ilk sırada Olgu 7 yer alırken son sırada ise Olgu 2 yer almıştır. UI puanları açısından en yüksek dağılıma Olgu 5 sahipken en düşük dağılıma ise Olgu 8'in sahip olduğu görülmüştür. POSAC-Dağılım değerleri açısından en yüksek dağılım gösteren olgu bu kez Olgu 10 olarak ilk sırada yer alırken; Olgu 8 ise son sırada yer almıştır. Olgulara ait UC puanlarına bakıldığında Olgu 9'un asimetrik ilişki açısından Sosyal Destek (.96) - Zorluk (.61) ilk sırada yer aldığı görülmüştür. Olgu 9'un bu değerlere bakıldığında daralan bir ağ yapısına sahip olduğu ve ağ yapısında ayrımlaşmanın olmadığı sonucu elde edilmiştir. Olgu 9'un ağ yapısındaki bu daralmanın güçlü olduğu sonucu da simetrik ilişki puanı (.74) ile görülmüştür. Olgu 9'un ağ yapısındaki daralma POSAC-Dağılım ve POSAC-Derinlik puanlarıyla ulaşılan hiyerarşik ilişkilerle birlikte değerlendirildiğinde, ağ yapısındaki daralmanın zorluklar sırasında Olgu 9'u savunmasız bırakacak bir yapıda olduğunu göstermiştir. Olgular arasında simetrik ilişkiye dair ikinci yüksek puana Olgu 1'in (.49) sahip olduğu görülmüştür. Olgu 1'in algıladığı zorluklar (.45) ve algıladığı sosyal destek kaynaklarına (.55) ilişkin asimetrik puan ilişkisinin zayıf olduğu görülmüştür. Buradaki sonuç, Olgu 1'in ağ yapısının genişleyen özellik gösterdiği ve ayrımlaşmanın da olduğu anlamına gelmektedir. Olgu 1'in ağ yapısındaki genişleme POSAC-Dağılım ve POSAC-Derinlik puanlarıyla ulaşılan hiyerarşik ilişkilerle birlikte değerlendirildiğinde, ağ yapısındaki genişlemenin zorluklar sırasında Olgu 1'i yaşadığı zorluklar sırasında kaynaklarını farklı şekillerde ve farklı sıklıklarda kullanacak şekilde güçlendirdiğini göstermiştir. Katılımcı grubun bağlılık ağ yapılarına baktığımızda genişleyen ve ayrımlaşmış yapıda olan katılımcı sayısı 1; genişleyen ve zayıf ayrımlaşmış yapıda olan katılımcı sayısı 3; genişleyen ve orta düzeyde ayrımlaşmış ve hiyerarşik ilişkileri karmaşık yapıda olan katılımcı sayısı 1; daralan ve zayıf ayrımlaşmış yapıda olan katılımcı sayısı 3; daralan ve ayrımlaşmamış yapıda olan katılımcı sayısı ise 2 olarak sınıflandırılabilir. Elde edilen bu sonuçlar, her bir kadının yardıma ihtiyaç duyduğu zorluk alanında sosyal destek kaynaklarını zihninde nasıl yapılandırdığını ortaya koymaktadır. Bu sonuçlar sayesinde bireydeki mevcut zihinsel yapılanmanın yeniden düzenlenmesi, daha somut bir şekilde planlanması olasıdır. Böyle bir planlamanın birey-içi değişimi hedef alan psikoterapi alanına katkı sağlaması olası bir sonuçtur. Aynı zamanda bu araştırma, zihinsel yapılanmalara dair kategoriler oluşturmak için hiyerarşik ilişkilere ulaşmayı sağlayacak daha geniş kapsamlı araştırmalar için de önermeler oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Boşanma, kadın, travma, sosyal destek, bağlılık ağ yapısı.

BağlılıkBoşanmaEvli çiftler+1
Fatma Deveci
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde olumlu gelecek beklentisi, belirsizliğe tahammülsüzlük ve travma sonrası belirti arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 13-18 yaş aralığındaki ergenlerde olumlu gelecek beklentisi, belirsizliğe tahammülsüzlük ve travma sonrası belirti arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Araştırmanın örneklemini Gaziantep ilinde anadolu ve meslek lisesinde öğrenim gören toplam 934 lise öğrencisi oluşturmaktadır; bunların 479'u kadın, 455'i erkektir. Araştırmaya dahil edilecek bireyler seçilirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan uygun örnekleme yöntemi seçilmiştir. Araştırma da kişisel bilgi formu, olumlu gelecek beklentisi ölçeği, belirsizliğe tahammülsüzlük ölçeği ve olayların etkisi ölçeği kullanılarak veri toplanmıştır. Verilerin analizinde, demografik değişkenler arasındaki ilişkiler için ilişkisiz örneklemler için t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılmıştır. Olumlu gelecek beklentisi, belirsizliğe tahammülsüzlük, olayların etkisi ölçeği ile ölçülen travma sonrası belirtiler, cinsiyet ve okul türü arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yapılmıştır. Olumlu gelecek beklentisi, belirsizliğe tahammülsüzlük, okul türü ve cinsiyet toplam puanlarının travma sonrası belirtileri yordamasına ilişkin Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi kullanılmıştır. Yapılan Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizine göre olumlu gelecek beklentisi, belirsizliğe tahammülsüzlük ve travma sonrası belirti arasında anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Olumlu gelecek beklentisi ve belirsizliğe tahammülsüzlük arasında negatif düşük düzeyde bir ilişki saptanırken benzer şekilde olumlu gelecek beklentisi ve travma sonrası belirtiler arasında negatif düşük düzeyde bir ilişki saptanmıştır. Belirsizliğe tahammülsüzlük ve travma sonrası belirtiler arasında ise pozitif, orta düzey de bir ilişki bulunmuştur. Çoklu Doğrusal Regresyon Analizi sonuçlarına göre belirsizliğe tahammülsüzlük, olumlu gelecek beklentisi, okul türü ve cinsiyetin travma sonrası belirtileri yordarken; sınıf düzeyi, sosyoekonomik durum ve bölüm değişkenlerinin travma sonrası belirtileri anlamlı bir şekilde yordamadığı saptanmıştır. Olumlu gelecek beklentisi, belirsizliğe tahammülsüzlük, okul türü ve cinsiyet, travma sonrası belirtilerdeki varyansın %24,7'ünü açıklamaktadır.

Sibel Taşdelen
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karakter güçleri ve ahlaki muhakeme becerisi: Olumlu sosyal davranışların aracılık rolü

Bu araştırmada genç yetişkinlerin karakter güçleri ve ahlaki muhakeme becerisi arasındaki ilişkide olumlu sosyal davranışların aracı rolü incelenmiştir. Araştırma Adana ilinde ikamet eden; yaşları 20 ve 40 arasında olan, 166 erkek (%55,3) ve 134 kadın(%44,7) olmak üzere toplam 300 katılımcı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların yaş ortalamaları 26( Ss=0,76) olarak bulunmuştur. Araştırmada genç yetişkinlerin karakter güçlerine ilişkin veriler 'Karakter Güçleri Anketi' (McGrath, 2015) , ahlaki muhakeme becerilerine ilişkin veriler 'Görüşleri Belirleme Testi (Rest, 1979) ve olumlu sosyal davranışlara ilişkin veriler ' Olumlu Sosyal Davranışlar Eğilimi Ölçeği ' (Carlo ve Randall, 2002) ve kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler korelasyon, çoklu regresyon ve amos kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda tüm karakter güçleri birbirleri ile anlamlı ve pozitif yönde ilişkiler sergilerken, adalet karakter gücü ile acil durumlar ve kamusal olumlu sosyal davranışlar arasında negatif ilişkiler olduğu görülmüştür. Bunun yanı sıra kamusal olumlu sosyal davranış ile ölçülülük karakter gücü hariç bilgelik, cesaret, aşkınlık, insanlık ve adalet güçleri ile ahlaki muhakeme ve gizli, acil durumlar, özgeci, duygusal ve itaatkar olumlu sosyal davranış eğilimleri değişkenleri arasında negatif ve anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılırken, ahlaki muhakeme becerilerinin yordayıcılarını belirlemek amacıyla yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda genç yetişkinlerin bazı karakter güçlerinin ve olumlu sosyal davranış eğilimlerinin ahlaki muhakeme becerisinin belirleyicisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu amaçla alt boyutlar arasında gerçekleştirilen analizler sonucunda bağımsız değişkenler olan adalet, bilgelik, cesaret gücü, itaatkar olumlu sosyal davranış, acil durumlar ve gizli olumlu sosyal davranışların ahlaki muhakeme becerisini anlamlı düzeyde yordadığı görülmüştür. Son olarak genç yetişkinlik döneminde bulunan kişilerin karakter güçleri ve ahlaki muhakeme becerileri arasındaki ilişkide olumlu sosyal davranışların aracılık rolünü analiz etmek amacıyla gerçekleştirilen yapısal eşitlik modellemesi sonucunda; bilgelik, ölçülülük, cesaret ve adalet karakter gücü ve ahlaki muhakeme becerisi arasındaki ilişkide olumlu sosyal davranışların kısmi aracı rol oynadığı ancak insanlık ve aşkınlık karakter gücü ile ahlaki muhakeme becerisi arasındaki ilişkide olumlu sosyal davranışların tam aracı rolü olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Karakter güçleri, ahlaki muhakeme becerisi, olumlu sosyal davranışlar.

AhlakAhlaki davranışAhlaki değerler+5
Fatma Gizem Türkmen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde akademik yılmazlığın yordayıcıları: Sosyal duygusal öğrenme becerileri ve iyimserlik

Bu çalışma kapsamında sosyal duygusal öğrenme becerileri ve iyimserliğin akademik yılmazlığı yordama düzeyi incelenmiştir. Araştırma örneklemini Gaziantep ilinde 2023-2024 eğitim öğretim yılında çeşitli liselerde öğrenimine devam eden 923 öğrenci oluşturmuştur. Çalışmada Ergenlerde Akademik Yılmazlık Ölçeği, Ergenlerde Sosyal Duygusal Öğrenme Becerileri Ölçeği ve Ergenlerde İyimserlik-Kötümserlik Ölçeği kullanılmıştır. Akademik yılmazlık, sosyal duygusal öğrenme becerileri ve iyimserliğin cinsiyet, sanat/spor dalıyla ilgilenme ve okul dışı bir işte çalışıp çalışmama değişkenlerine göre farklılaşmasını incelemek için ilişkisiz ölçümler için t testi; yaş, okul türü, sınıf düzeyi, not ortalaması, anne/baba eğitim düzeyi, algılanan ebeveyn tutumuna göre farklılaşmasını incelemek için tek faktörlü anova kullanılmıştır. Sosyal duygusal öğrenme becerileri ve iyimserliğin akademik yılmazlığı yordama düzeyini belirlemek için hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Analizler sonucunda akademik yılmazlık ve sosyal duygusal öğrenme becerileri arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı; akademik yılmazlık ve iyimserlik arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı; sosyal duygusal öğrenme becerileri ve iyimserlik arasında orta düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Sosyal duygusal öğrenme becerileri ve iyimserlik birlikte akademik yılmazlığın %41'ini açıkladığı sonucuna varılmıştır. Bu bulguların yanısıra akademik yılmazlık, sosyal duygusal öğrenme becerileri ve iyimserlik puanlarının çeşitli demografik değişkenler açısından farklılaştığı görülmüştür.

Zeynep Şahin
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde psikolojik iyi oluş ve durumluk kaygı arasındaki ilişkide sakin benliğin düzenleyici rolü

Bu araştırma ergenlerin psikolojik iyi oluş, durumluk kaygı ve sakin benlik düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemek amacıyla yapılmıştır. Korelasyonel bir çalışma olarak tasarlanan bu araştırmanın evreni 2023-2024 eğitim öğretim yılı içerisinde Diyarbakır ilinde yer alan ortaöğretime devam eden 9-12. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Örneklem ise Anadolu Lisesi, Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi ve Fen Lisesi olmak üzere çeşitli ortaöğretim kurumlarına devam eden toplam 1178 öğrenciden oluşmaktadır. Okullardan öğrenci seçimi ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile yapılmıştır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Kişisel Bilgi Formu (KBF), EPOCH Ölçeği, Durumluk Kaygı Ölçeği (DKÖ) ve Sakin Benlik Ölçeği (SBÖ) kullanılmıştır. Verilerin analizinde sürekli değişkenlerin demografik değişkenlere göre incelenmesi amacıyla bağımsız örneklemler için t-testi, ikiden fazla kategorili değişkenlerin incelenmesi için ise tek yönlü varyans analizi ( One way ANOVA) yapılmıştır. Psikolojik iyi oluş, durumluk kaygı ve sakin benlik arasındaki ilişkileri belirlemek amacıyla ise düzenleyici rol analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre psikolojik iyi oluş; rehberlik servisinin ulaşılabilir olması, herhangi sanat veya spor dalıyla ilgilenme, arkadaş sayısı ve algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Ergenlerin durumluk kaygı düzeyi; cinsiyet, rehberlik servisinin ulaşılabilir olması, daha önce bir uzmandan psikolojik destek almış olma, herhangi sanat veya spor dalıyla ilgilenme, yaş, arkadaş sayısı ve algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Ergenlerin sakin benlik düzeyi; cinsiyet, okul dışında herhangi bir işte çalışma ve algılanan ebeveyn tutumuna göre anlamlı farklılık göstermektedir. Psikolojik iyi oluş, durumluk kaygı ve sakin benlik arasındaki ilişkiler incelendiğinde; durumluk kaygı ile psikolojik iyi oluş arasında orta düzeyde anlamlı negatif; psikolojik iyi oluş ile sakin benlik arasında orta düzeyde anlamlı pozitif ve kaygı ile sakin benlik arasında zayıf düzeyde anlamlı negatif ilişki bulunmuştur. Yapılan düzenleyici rol analizinde sakin benliğin psikolojik iyi oluş ve durumluk kaygı arasındaki ilişkide düzenleyici (moderatör) rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

Betül Demirdağ
Hasan Kalyoncu University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yabancı uyruklu öğrencilere Türkçe öğretiminde öğretmenlerin karşılaştığı problemlere ilişkin görüşlerin incelenmesi -Adana ili örneği

Ülkemizde yabancılara Türkçe Öğretimi yapan kurum ve kuruluşlar genellikle yetişkinlere yönelik eğitim vermektedir. Ancak küçük yaş gruplarına için hazırlanmış ders materyalindeki çeşitliliğin az olması, kaynak sıkıntısı, çocuklara uygun dil öğretim yöntem ve tekniklerin kullanımı çocuklara Türkçe öğreten öğretmenlerin yaşadığı problemlerden birkaçıdır. Bu çalışmada yabancı uyruklu öğrencilere Türkçe öğretiminde öğretmenlerin karşılaştığı problemlere ilişkin görüşler hakkında bilgi toplanması amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup bu yönteme bağlı olarak durum çalışması deseninde tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana ilinde kadrolu görev yapan 20 ilkokul öğretmeni ile Adana ilinde görevlendirilen 29 PIKTES öğretmeni oluşturmaktadır. 29 PIKTES öğretmeninden 5'i ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla mülakat yapılmış, 24'ü ile yarı yapılandırılmış görüşme formuyla veri toplanmıştır. Kadrolu görev yapan 20 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla mülakat yapılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ve betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Türkçe öğretiminde en önemli problemlerin başında okuma yazma öğrenmelerine karşın anlamada sıkıntılar yaşandığı, hazırbulunuşluklarının yetersiz olduğu, çevreyle uyum sorunlarının olduğu, ailelerin yeterli destekte bulunmamaları, ders materyallerinin kısıtlı ve sınıfların fiziki olarak dil öğretimine elverişsiz olmasının yanında uyum sınıflarında çalışan Piktes öğretmenleriyle kadrolu öğretmenlerin yararlandıkları uygulamaların ve önerilerin bazılarında benzerlikler bazılarında farklılılar tespit edilmiştir. Öğretmenler, yabancı uyruklu çocuklara Türkçe dil öğretiminin okulöncesinde ya da birinci sınıftan itibaren başlaması gerektiği konusunda hemfikirdir. Anahtar kelimeler: Yabancı uyruklu çocuklar, yabancı dil olarak Türkçe.

AdanaDil eğitimiEğitim sorunları+5
Emine Çite
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00