
1,474
Archived Theses
3
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
E-Okul üzerinden ilkokul 1. sınıf şubeleri ve sınıf öğretmenlerinin belirlenmesi uygulamasına ilişkin eğitim paydaşlarının görüşlerinin incelenmesi
Araştırmada, ilkokul 1. sınıf şubeleri ile sınıf öğretmenlerinin E-Okul sistemi üzerinden belirlenmesi uygulamasının öğretmen, okul yöneticisi ve veli görüşlerine yansıması incelenmiştir. Merkezi kura sistemine geçişin öğretmenlerin içsel motivasyonları, okul yöneticilerinin rol algıları ve beklentileri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırma, Erzincan il merkezindeki devlet ilkokullarıyla ilişkili 35 sınıf öğretmeni, 13 okul yöneticisi ve 43 veli olmak üzere toplam 91 katılımcıyla yürütülmüştür. Temel veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Anayasa, kanun, yönetmelik, yönerge, resmi duyuru ve uygulama rehberleri doküman incelemesi yoluyla toplanmış ve betimsel analizle değerlendirilmiştir. Doküman analizi bulguları hukuki dayanak ve yerleştirme süreci temaları altında düzenlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular, merkezi kura sisteminin eşit işlem, tarafsızlık, şeffaflık ve kişisel isnat riskinin azalması bakımından olumlu karşılandığını göstermiştir. Buna karşılık sistemin pedagojik uygunluk, öğretmen emeğinin görünürlüğü, sınıf iklimi, özel durumların dikkate alınması ve gerekçeli itiraz süreçleri bakımından geliştirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Yerel inisiyatifli uygulamanın okul bağlamını, öğretmen özelliklerini ve veli beklentilerini dikkate alma açısından esneklik sağladığı; ancak kayırmacılık, eşitsiz erişim, veli baskısı ve öğretmenler arası karşılaştırma algısı oluşturabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Doküman analizi, merkezi kura uygulamasının eğitim hakkı ve eşitlik ilkelerine dayandığını; yerleştirme sürecinin kura, E-Okul üzerinden otomatik belirleme, dengeli dağıtım ölçütleri, şube değişikliği ve yönetsel sorumluluk hükümleriyle düzenlendiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda, sınıf ve öğretmen belirleme sürecinde eşitlik ile pedagojik uygunluk arasında dikkatli bir denge kurulması gerektiği anlaşılmıştır.
Oyunla matematik öğretiminin ilkokul öğrencilerinin başarı, motivasyon ve kaygılarına etkisi
Matematik soyut konular içerdiği için toplumumuzda zor bir ders olarak algılanabilmekte ve böylece kaygı duyulan bir ders haline gelebilmektedir. Öğrencilerin matematik kaygılarının azaltılabilmesi için dersin eğlenceli bir hale getirilmesi önem taşımaktadır. Özellikle ilkokul öğrencilerinin gelişim düzeylerine bakıldığında oyunlar yaşamlarında büyük bir alan kapsamaktadır. Soyut konuların somutlaştırılabilmesi, dersin eğlenceli hale getirilebilmesi için oyunlardan yararlanılması etkili bir yöntem olabilmektedir. Bu araştırmanın amacı oyunla matematik öğretiminin ilkokul öğrencilerinin matematik başarıları, motivasyonları ve kaygı düzeylerine etkisini incelemektir. Araştırmada ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Bunun için Manisa ili, Demirci ilçesinde bulunan bir ilkokulda 2023-2024 eğitim-öğretim yılında üçüncü sınıftaki iki şube deney ve kontrol grubu olarak seçilmiştir. 18 kişilik deney grubunda oyunla öğretim etkinlikleri uygulanırken, 20 kişilik kontrol grubunda geleneksel öğretim yöntemi uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak motivasyon ölçeği, kaygı düzeyi ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Uygulama öncesinde ön test olarak deney ve kontrol gruplarının ikisine de başarı testi, motivasyon ölçeği ve matematik kaygı ölçeği uygulanmıştır. Uygulama sonunda deney ve kontrol gruplarına son test uygulanarak deney ve kontrol gruplarının sonuçları karşılaştırılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 23.0 programıyla analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgular sonucunda oyunla matematik öğretiminin başarıyı olumlu etkilediği, motivasyon ve kaygılarına etkisinin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Aile katılımlı çevre eğitimi deneyimi üzerine bir olgubilim çalışması
Çalışmanın amacı, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin ve ailelerinin çevre ve çevre sorunlarına ilişkin görüşlerini belirlemek ve çevre eğitimi deneyimlerini nasıl anlamlandırdıklarını incelemektir. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden biri olan olgubilim (fenomenoloji) deseniyle yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcıları ilkokul 3. sınıf öğrencileri ve ailelerinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama araçlarından gözlem, yarı yapılandırılmış görüşme, araştırmacı ve öğrenci günlükleri, kelime ilişkilendirme testi, aile katılımlı etkinlikler ve öğrenci ürünlerinin oluşturduğu fotoğraflar kullanılarak katılımcıların çevre olgusuna ilişkin deneyimleri ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda katılımcılara göre çevre kelimesinin anlamına, çevre sorunlarının neler olduğuna, bu sorunların önlenmesine yönelik önerilerinin neler olduğuna ve aile katılımlı çevre eğitimi deneyimlerini nasıl anlamlandırdıklarına ilişkin bulgular elde edilmiştir. Katılımcıların çevreyi doğal ve yapay çevreyle birlikte canlı varlıklar olarak tanımladıkları, aynı zamanda çevreyi eğlence, özgürlük ve hayat kaynağı olarak gördükleri ve çevreyi yaşamın, mekânın ve birlikteliğin ifadesi olarak anlamlandırdıkları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılara göre en fazla olan çevre sorununun kirlilik olduğu, çevre sorunlarında insan faktörünün olumsuz etkisinin bilincinde oldukları ve bu durumdan en çok hayvanların etkilendiği belirlenmiştir. Katılımcılara göre, çevre sorunlarının önlenebilmesi için çevre kirliliğinin engellenmesi, atıkların dönüştürülmesi, kaynakların tasarruflu kullanılması, toplumdaki insanların birlikte hareket etmesi ve yetişkinlerin çocuklara rol model olması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcılar aile katılımlı çevre eğitimi deneyimi ile çevreye ve çevre sorunlarına ilişkin farkındalık ve bilinç düzeylerinin arttığını, çeşitli deneyimler kazandıklarını, sorunların çözümüne yönelik bakış açısı geliştirdiklerini, süreç içerisinde öğrendiklerini günlük hayatlarına yansıttıklarını, bu deneyimin nitelikli vakit geçirmeye katkı sağladığını ve öğrenmelerini kolaylaştırdığını belirtmişlerdir.
Türkiye'de TIMSS ile ilgili yazılmış tezlerin tematik incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de TIMSS ile ilgili yazılmış tezlerin nasıl ele alındığını incelemektir. YÖK tez veri tabanında araştırmanın kriterleri göz önünde bulundurularak yapılan tarama sonucunda çalışmaya 161 tez dahil edilmiştir. Bu tezler yıl, tür (yüksek lisans/doktora), yapıldıkları üniversite, ele alınan alan türü (matematik/fen), çalışma yapılan eğitim kademesi, danışmanlarının unvanı ve araştırma yöntemi olmak üzere yedi kategoride incelenmiştir. Araştırmada nitel yaklaşımlardan meta-sentez (tematik inceleme) yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, tez türünde en fazla yüksek lisans tezi olduğu, en fazla 2019 yılında tez yazıldığı ve en fazla nicel yöntemlerin kullanıldığı belirlenmiştir. Danışmanların çoğunlukla doçent doktor olduğu, en çok matematik alanında çalışıldığı, en fazla ortaokul kademesinde çalışmalar yapıldığı görülmüştür. Ayrıca en fazla Hacettepe Üniversitesinde tez yapıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlar literatür ışığında tartışılmış ve bazı önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: TIMSS, uluslararası değerlendirmeler, tematik inceleme, tematik analiz, meta-sentez
Dijital öykülerin ilkokul öğrencilerinin dinlediğini anlama ve yaratıcı yazma becerilerine etkisi
Dijital öykü, yazılı biçimdeki öykü metninin çoklu ortam araçlarıyla bir araya getirilerek dijital ortama aktarılmasıdır. Bu araştırmanın amacı dijital öykülerin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin dinlediğini anlama ve yaratıcı yazma becerileri üzerindeki etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırma, ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın örneklemini 2018-2019 eğitim öğretim yılının ikinci yarıyılında Şanlıurfa ili Bozova ilçesi bir devlet ilkokulunda bulunan, iki farklı 4. sınıf şubesinde öğrenim gören toplam 52 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öykü metinlerinin belirlenmesinde 2014, 2016 ve 2017 yıllarında Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan 4. Sınıf Türkçe ders kitapları esas alınmıştır. "Güzel Ülkem Türkiye" ve "Üretim, Tüketim ve Verimlilik" temalarından öyküleyici metin türünden 4'er dinleme metni olacak şekilde toplamda 8 dinleme metni seçilmiştir. Seçilen bu öyküler, "Adobe Illüstratör" ve "Adobe After Effects" programları aracılığıyla dijital ortama aktarılmıştır. Araştırma sürecinde deney grubundaki öğrencilere araştırmacı tarafından oluşturulan 8 dijital öykü dijital ortamda dinletilirken, kontrol grubundaki öğrencilere ise bu öyküler kâğıt üzerinden öğretmen tarafından okunarak öğrencilere dinletilmiştir. Süreç içerisinde her iki gruptaki öğrencilere araştırmacı tarafından hazırlanmış 3 farklı hikâye haritası aracılığıyla 8 haftalık uygulama sürecinin başında ve sonunda 3'er adet hikâye yazdırılmıştır. Uygulama sürecinin başında ve sonunda deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin dinlediğini anlama başarı puanlarını belirlemek için "Dinlediğini Anlama Testi", yaratıcı yazma puanlarını belirlemek için ise "Yaratıcı Yazma Rubriği" kullanılmıştır. Araştırmada, dijital öykülerin deney grubundaki öğrencilerin dinlediğini anlama ve yaratıcı yazma başarı puanlarını arttırdığı belirlenmiştir. Ayrıca, deney ve kontrol grubundaki öğrencilerin dinlediğini anlama ve yaratıcı yazma son test puanları arasında anlamlı fark oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
1968, 2005 ve 2018 sosyal bilgiler dersi öğretim programlarına göre hazırlanan ders kitaplarının karşılaştırılması ve kavramlar açısından incelenmesi
Türkiye'de 50 yıllık süreçte ortaya çıkan sosyal bilgiler ders kitaplarındaki değişimin karşılaştırılması amacıyla planlanan bu çalışmada, 1968, 2005 ve 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programlarına göre hazırlanan 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitapları incelenmiştir. Çalışma kapsamında kitaplar; içerik özellikleri, görsel anlatım ögeleri, dil ve anlatım düzeyleri, soru ölçütleri, fiziksel nitelikleri, programa uygunlukları, yardımcı materyal ve tasarım ögeleri bakımından ve programdaki kavramları içerme durumları açısından karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. Nitel araştırma modelinin benimsendiği bu çalışmada veriler doküman analizi yoluyla elde edilmiş ve çalışma doküman analizi adımlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma verilerinin kaynağını, 1968, 2005 ve 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programlarına göre hazırlanan, Talim ve Terbiye Kurulunca onaylanmış 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarından her bir programa ait Millî Eğitim Bakanlığı yayınları oluşturmuştur. Çalışmada elde edilen verilere göre aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır; 1968'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabının içerik, dil ve anlatım, soru ölçütleri, programa uygunluk ve tasarım ögeleri açısından orta düzeyde; 2005 ve 2018'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarının ise iyi düzeyde olduğu görülmüştür. 1968 ve 2005'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarının görsel anlatım ögeleri boyutunda orta düzeyde; 2018'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabının iyi düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Her üç programa göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarının fiziksel nitelikler açısından orta düzeyde olduğu görülmektedir. Bununla birlikte 1968 ve 2018'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarında öğrenci çalışma kitabı ve öğretmen kılavuz kitabının olmadığı, ayrıca ders kitabının yardımcı bir araç-gereç ile desteklenmediği görülürken 2005'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabında öğrenci çalışma kitabı ile öğretmen kılavuz kitabının olduğu fakat ders kitabının yardımcı bir araç-gereç ile desteklenmediği anlaşılmıştır. 1968, 2005 ve 2018 Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programlarına göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alması gereken 91 kavramdan 86 tanesi ders kitaplarının üçünde de yer almaktadır. Bunun yanı sıra "İklim" ve "İsraf" kavramlarının 1968 ve 2018'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarında yer aldığı ancak 2005'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabında yer almadığı, "Yargı", "Anayasa" ve "Din" kavramlarının ise sadece 1968'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabında yer aldığı, 2005 ve 2018'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarında yer almadığı görülmüştür. Bu sonuçlardan yola çıkarak 1968'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabındaki fiziksel nitelikler dışındaki birçok eksikliğin 2005 ve 2018'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitaplarında giderildiği, bu özellikleriyle sosyal bilgiler ders kitaplarının hazırlanmasında olumlu yönde bir gelişim olduğu, ancak fiziksel nitelikler boyutunda yeterli düzeyde bir gelişme olmadığı sonucuna varılabilir. Yukarıda da belirtildiği üzere ders kitaplarında kavramların yer alması durumu ile ilgili olarak da 1968'e göre hazırlanan sosyal bilgiler ders kitabının daha kapsamlı bir şekilde hazırlandığı görülebilir.
Sınıf öğretmeni adaylarının afet bilinci algısı ve deprem bilgi düzeyi
Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının afet bilinci algısı ve deprem bilgi düzeylerini incelemektir. Araştırmada cinsiyet, üniversite, sınıf düzeyi, afet deneyimi, afet eğitimi ve yaşadıkları yer gibi değişkenlerle afet bilinci ile deprem bilgisi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma nicel araştırma yaklaşımlarından ilişkisel tarama modeline göre yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018 -2019 eğitim-öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Amasya Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Temel Eğitim Anabilim Dalı, Sınıf Eğitimi Bilim Dalında öğrenim görmekte olan 552 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Afet Bilinci Algı Ölçeği ve Deprem Bilgisi Başarı Testi kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde paket veri programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; sınıf öğretmeni adaylarının yüksek düzey afet eğitimi, afet öncesi, yanlış afet ve afet bilinci algısına, orta düzey afet sonrası bilinç algısına sahip oldukları tespit edilmiştir. Afet bilinci algısı ile cinsiyet, sınıf düzeyi, afet deneyimi ve yaşadığı yer değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı, ancak öğretmen adaylarının üniversite ve afet eğitimi değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının; orta düzey deprem bilgisi, deprem öncesi, deprem anı ve genel deprem bilgi düzeyine, düşük düzey deprem sonrası bilgiye sahip oldukları tespit edilmiştir. Deprem bilgisi ile afet deneyimi, afet eğitimi ve yaşadığı yer değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı, ancak cinsiyet, üniversite ve sınıf düzeyi değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının afet bilinci ile deprem bilgisi arasında pozitif yönde ve istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna da ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar
Bu araştırmada; ilkokul düzeyinde fen bilimleri dersini yürütmekte olan sınıf öğretmenlerinin, fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunların betimlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Kırşehir ili merkez ilçesindeki devlet okullarında görev yapmakta olan 320 sınıf öğretmeni oluşturmuştur. Araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem ile desenlenmiştir. Araştırmanın birinci kısmında, nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Bu kapsamda evrenin tamamına ulaşılmış olup ayrıca örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Araştırmanın ikinci kısmında, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim araştırma deseni kullanılmıştır. Bu kapsamda katılımcılar çok aşamalı örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. Birinci aşamada ölçüt örnekleme yöntemiyle katılımcıların çalıştığı okullar belirlenmiş, ikinci aşamada ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile katılımcıların eğitim verdikleri sınıf düzeyi, cinsiyet, mesleki kıdem yılı, sınıf mevcudu, mezun oldukları fakülte/bölüm ve lisansüstü eğitimi alıp almama durumları gibi özellikleri belirlenmiştir. Araştırmanın nitel boyutu kapsamında 24'ü erkek, 14'ü kadın olmak üzere toplamda 38 sınıf öğretmeni ile odak gurup görüşmeleri yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formu sorularının hazırlanması sürecinde literatür taranmış ve öğretmenlerin karşılaşabilecekleri sorunlar; öğretim programı, öğretmen, öğrenci, ders kitabı, öğrenme ortamı, veli ve idari kaynaklı olmak üzere yedi boyutta toplanmış ve bu boyutlara yönelik yedi adet soru ile veri toplama sürecine gidilmiştir. Bu kapsamda elde edilen veriler, "içerik analizi" tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel sonucunda, sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar ölçeğinde; süreç öncesi hazırlıkta karşılaşılan sorunlar, süreçte karşılaşılan sorunlar, ölçme değerlendirme etkinliklerinde karşılaşılan sorunlar ve fen bilimleri dersi öğretim programı ile ilgili karşılaşılan sorunlar alt boyutuna oranla, fen bilimleri dersi ile ilgili karşılaşılan öğrenme ortamı kaynaklı sorunlar alt boyutunda daha az sorun yaşadıkları tespit edilmiştir. Yine sınıf öğretmenlerinin; eğitim verdikleri sınıf düzeyi, cinsiyet, mesleki kıdem yılı ve lisansüstü eğitimi alıp almama değişkenine göre anlamlı fark tespit edilmezken; sınıf mevcudu değişkenine göre süreç öncesi hazırlıkta ve süreçteki sorunlarda; mezun olduğu fakülte/bölüm değişkenine göre ise ölçek genelinde anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın nitel sonucunda öğretmenlerin; konuların sınıf seviyesine uygun olmaması, ölçme değerlendirme sorularının bilişsel alanda alt düzeyde olması, laboratuvarın olmaması ya da kullanılmaması, öğretmenlerin alan bilgilerini yeterince güncelleyememeleri, kılavuz kitabın olmaması, velilerin öğretim sürecinde yeterli desteği göstermemeleri konularında sorunları ifade ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Bu sorunların çözümleri noktasında; hizmet içi uygulamaların nitelik ve nicelik olarak arttırılması, laboratuvar kullanımı ya da sınıfların dizaynı konusunda okul idaresinin öğretmenleri desteklemesi, öğretmen kılavuz kitaplarının yeniden dağıtılması, velilerin öğretim sürecine destek olmaları noktasında bilinçlendirme çalışmalarının düzenlenmesi, ders kitapları ve programlarının revize edilmesi çalışmalarında öğretmenlerin daha aktif rol almalarının sağlanması önerilebilir.
Fen bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşünce ölçeği geliştirme ve uygulama çalışması
Bu çalışmada, öğretmen adaylarının Fen Bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşüncelerini ortaya koymak amacıyla geçerli ve güvenilir bir ölçek geliştirme ve geliştirilen bu ölçek ile öğretmen adaylarının Fen Bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşünce düzeyini ve bu düşüncelerinin; mezun oldukları lise, akademik başarıları, cinsiyet, sınıf düzeyi, öğrenim görmekte oldukları bölüm ve üniversitelerine göre farklılık gösterip göstermediğinin ortaya konması amaçlanmıştır. Çalışmada ölçek geliştirme ve geliştirilen ölçeğin uygulanması adımlarını izlendiği için nicel araştırma desenlerinden betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Örneklemin belirlenmesinde tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır ve veri toplama sürecinde üç çalışma grubu ile çalışılmıştır. Çalışma grupları 302 (AFA), 309 (DFA) ve 1627 (Uygulama) öğrenciden oluşmuştur. Verilerin analizlerinde SPSS 22.00 programından yararlanılmıştır. Geliştirilen ölçek beş faktörden oluşmaktadır ve açımlayıcı faktör analizine göre; geliştirilen ölçekte yer alan, 1. Faktör toplam varyansın %30,09'unu, 2. Faktör %12,18'ini, 3. Faktör %6,87'sini, 4. Faktör %5,20'sini, 5. Faktör ise %4,26'sını açıklarken yine geliştirilen ölçeğin toplam varyansın %58,63'ünü açıkladığı, görülmektedir. Sonuç olarak 5 boyutlu ve 28 maddeden oluşan bir yapıya ulaşılmış, beş faktörün birbiri ile korelasyonel bir ilişkiye sahip olduğu tespit edilmiş, ölçeğin geneline ait Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı .81 olarak bulunmuştur. Ölçekte ulaşılan faktörler yeniden isimlendirilmemiş olup "Aşırı Genelleme", "Etiketleme", "Keyfi Çıkarım", "Kutuplaştırma" ve "Seçici Soyutlama" şeklinde kalıplaşmış düşüncelere ilişkin var olan isimlendirme kullanılmıştır. Ölçeğin geneline ait Doğrulayıcı Faktör Analizine (DFA) Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı .93'tür ve DFA ile elde edilen verilerinden 3(üç) tanesi kabul edilebilir ve 1(bir) tanesi mükemmel düzeydedir. Sınıf Eğitimi ve Fen Bilimleri Eğitimi anabilim dallarında öğrenim gören öğretmen adaylarının fen bilimlerine yönelik kalıplaşmış düşüncelerinin nitel olarak değer aralığı incelendiğinde 3,18 ile "Kararsızım" olduğu görülmektedir. Öğretmen adaylarının fen bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşünceleri ile cinsiyetleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu bulgulanmış, erkek öğrencilerin fen bilimlerine yönelik kalıplaşmış düşüncelerinin kız öğrencilerden daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Fen bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşünceler ile öğrenim gördükleri bölüm arasında istatistiksel olarak fen bilgisi eğitimi öğrencilerinin sınıf eğitimi öğrencilerine oranla daha fazla kalıplaşmış düşüncelerinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyi ile fen bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşünceleri arasında ise 3. sınıfların diğer sınıflara oranla daha fazla kalıplaşmış düşünceye sahip oldukları bulgulanmıştır. Öğretmen adaylarının mezun oldukları liseler ve yıl sonu akademik başarı puanları ile fen bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşünceleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, öğrenim gördükleri üniversitelere göre kalıplaşmış düşüncelerinin farklılaştığı bulunmuştur. Çalışmadan elde dilen sonuçlar doğrultusunda, öğretmen adaylarının akademik başarı puanları ve sınıf düzeyleri arttıkça fen bilimleri derslerine yönelik kalıplaşmış düşüncelerinin de arttığı bulgusuna ulaşılmıştır. Bu bulgunun nedenlerini araştıran yeni durum çalışmalarının yapılması, öğretmen adaylarının, kalıplaşmış düşünce aralığını belirlenmesi ve buna göre sınıf ortamı ve ders akışının düzenlenmesi önerilmektedir. Ayrıca araştırma bulgularına göre öğretmen adaylarının fen bilimleri dersine yönelik kalıplaşmış düşünceler toplam puanlarının Etiketleme, Kutuplaştırma, Seçici Soyutlama alt boyutlarına ilişkin görüşlerinin "kararsızım" aralığına karşılık geldiği görülmektedir. "Kararsızım" aralığının azalma ve artmaya karşı eğilim gösterebilen kritik bir aralık olduğu ve doğru yönlendirme yapılmadığında fen bilimlerine karşı oluşturdukları akılcı ve gerçekçi olmayan düşüncelerde artışın olabileceğine işaret etmektedir. Bu bağlamda kalıplaşmış düşüncelerin tespiti noktasında farklı çalışmalar yapılarak öğrencilerin fen derslerine ilişkin başarı düzeyleri arttırılabilir.
Hayat bilgisi öğretiminde çizgi film ve animasyon kullanımına ilişkin öğretmen görüşleri
Bu çalışma Hayat Bilgisi dersinde çizgi film ve animasyon kullanımına ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaç çerçevesinde çalışmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın verileri beş oturumdan oluşan odak grup görüşmeleri yoluyla elde edilmiştir. Amaçsal örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yönteminin kullanıldığı bu çalışmada Hayat Bilgisi dersini yürütmekte olan toplam 29 sınıf öğretmeninden veriler toplanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Verilerin analizi için MAXQDA programından faydalanılmıştır. Elde edilen verilerden aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: Hayat Bilgisi dersinde 29 sınıf öğretmeninden 24'ünün çizgi film ve animasyonları kullandığı, yine bu öğretmenlerden 14'ünün çizgi film ve animasyon izledikleri belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin 16'sının izledikleri çizgi film ve animasyonları Hayat Bilgisi dersi ile ilgili bulduğu, 10'unun bazılarını ilgili bazılarını ilgisiz bulduğu, 3'ünün ise ilgili bulmadığı tespit edilmiştir. Odak grup görüşmelerine katılan 29 sınıf öğretmeninden 24'ü, Hayat Bilgisi dersinde daha çok dersin giriş ve geliştirme aşamasında çizgi film ve animasyonları kullanmaktadırlar. Sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi dersinde çizgi film ve animasyonları; konuyu görselleştirmek, kalıcılığı sağlamak, konuyu somutlaştırmak, dikkat çekmek, dikkat sürelerini artırmak, bilginin transferini sağlamak, anlatımı güncel kılmak, anlatımı desteklemek, yöntem ve teknik olarak kullanmak, model oluşturmak gibi amaçlarla kullandıkları belirlenmiştir. Sınıf öğretmenleri Hayat Bilgisi dersinde kullanılacak çizgi film ve animasyonların; dikkat çekici, özel kahramanları içeren, temalı, ilgi çekici, merak uyandırıcı, öğrenci seviyesine, bireysel farklılıklara, çoklu zekâya, kazanımlara, kültüre ve gerçeğe uygun ve de milli olmalı gibi özellikleri olması gerektiğini belirtmişlerdir. Sınıf öğretmenleri Hayat Bilgisi dersinde çizgi film ve animasyon kullanımının faydalarını ve sınırlılıklarını; öğretmen, öğrenci ve kazanımlar açısından belirtmişlerdir. En önemli faydaları; kalıcılığı artırma, rol model olma, dersi eğlenceli kılma, öğretime yardımcı olma, kazanımların kalıcı izli olmasını sağlama ve kazanımların pekiştirilmesi olarak belirtmişlerdir. En önemli sınırlılıkları ise; sürekli kullanım sonucu yaşanan olumsuzluklar, olumsuz rol model oluşturabilmeleri, her kazanım için uygun olmayabilmesi ve yanlış mesajlar içermesidir. Sınıf öğretmenleri Hayat Bilgisi dersinde çizgi film ve animasyonları; öğretimsel amaçlarla kullanmaktadırlar. Bununla birlikte Sosyal Bilgiler ve Fen Bilgisi konularının öğretiminde de kullanmaktadırlar. Yine sınıf öğretmenleri Hayat Bilgisi dersinde çizgi film ve animasyonları bir öğretim aracı olarak beş şekilde kullanmaktadır. Bunlar; yöntem ve teknik olarak, değerlendirmede, konu tekrarında, konu anlatımında ve bilgilendirmededir. Sınıf öğretmenlerinin Hayat Bilgisi dersinde çizgi film ve animasyon kullanımında dikkat edilmesi gereken hususları; verilen mesajların açık, içeriğin dersin hedefine ve amacına uygun, milli ve manevi değerleri kazandıracak şekilde olması gerektiğini belirtmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Animasyon, Çizgi film, Hayat Bilgisi, Sınıf öğretmenleri
Sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerine ilişkin görüşlerinin çoklu değişkenler açısından incelenmesi
Yenilenen ilköğretim programları ile birlikte mezun olacak öğrencilerin özellikle onları hayatta başarılı kılacak becerilerle donanmış olarak mezun olmaları hedeflenmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yenilenen fen bilimleri dersi öğretim programlarında özellikle bu beceriler 21. yy becerileri bağlamında bilimsel süreç, yaşam becerileri ve mühendislik ve tasarım becerileri olarak sınıflandırılmıştır. Bu araştırma ile sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerini betimlemek ve bu beceriler üzerinde etkili olabileceği düşünülen bazı değişkenlere (cinsiyet, kıdem, akademik başarı, görev yaptığı yer) göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemek amaçlanmıştır. Özellikle sınıflarında öğrencileri için bir model olan öğretmenlerin bu becerilerinin belirlenmesi onların öğrencilerine sunacağı fırsatların şekillenmesi açısından önemlidir. Çünkü yaşam becerileri, insanların günlük yaşamın sorumlulukları ile başa çakabilmelerine yardımcı olacak, öğrenmeye dayalı bir davranış biçimidir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama tekniği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmanın örneklemi Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan TRC11Gaziantep, TRC21Şanlıurfa, TRC31 Mardin, TRC33 Şırnak illerine görev yapan 456 sınıf öğretmeninin rastgele seçilen ve araştırma sürecine gönüllü olarak katılan sınıf öğretmenleriyle oluşturulmuştur. Araştırma verileri, Cronbach Alpha güvenirlilik katsayısı. 90 olarak hesaplanan Yaşam Becerileri Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile birlikte parametrik olmayan analiz teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; genel olarak sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerini yüksek düzeyde kullandıkları belirlenmiştir. Diğer bir sonuç ise; sınıf öğretmenlerin yaşam beceri seviyeleri yaşadıkları şehirlere bağlıdır. Bunun yanında erkek sınıf öğretmenlerinin yaşam becerini kullanma düzeyi daha yüksek düzeydedir. Özellikle duygularla ve stresle başa çıkma becerisinde kadın öğretmenlerin ortalamaları daha düşük düzeyde kalmıştır. Genel olarak, Güney Doğu illerinden doğu illerine doğru gidildikçe yaşam becerilerini kullanma durumlarının arttığı saptanmıştır. Bununla birlikte, akademik başarı ve kıdem gibi bazı bağımsız değişkenler sınıf öğretmenlerinin yaşam becerilerinin daha yüksek düzeyde oluşmasını sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Sınıf öğretmenleri, yaşam becerileri, yaşam boyu öğrenme becerileri
Robotik uygulamaların aday öğretmenlerin STEM farkındalıkları, fen öğretmeye yönelik öz yeterlikleri ve STEM'e yönelik tutumları üzerine etkileri
STEM eğitimi; fen teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinlerini birbirinden ayıran geleneksel engelleri ortadan kaldıran bir öğrenme yaklaşımıdır. Özellikle günümüz de STEM eğitiminin bir uygulama alanı olarak robotik kodlama giderek artan bir eğilimle eğitim sürecinin bir parçası haline dönüşmüştür. Bu araştırmada, robotik kodlama eğitiminin öğretmen adaylarının STEM farkındalıkları, STEM'e yönelik tutumları ve fen öğretimi öz yeterlikleri üzerine etkilerinin incelenmiştir. Araştırmada hem nicel hem de nitel araştıra deseni kapsamında sıralı açıklayıcı karma yöntem deseni kullanılmıştır. Nicel araştırma kapsamında tek gruplu deneysel desen kullanılırken, nitel boyutta durum çalışması kullanılmıştır. Çalışma sınırlandırılmış evrenini, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği anabilim dallarında öğrenim gören 25 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda çalışma grubunu amaçsal örnekleme yöntemlerinden benzeşik durum örneklemesi kullanılarak deney grubu içinde yer alan öğrenciler oluşturmaktadır. Çalışma kapsamında; STEM Farkındalık Ölçeği, Fen Öğretiminde Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği, STEM'e Yönelik Tutum Ölçeği ve Robotik Kodlama Eğitimi Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel veri analizi sürecinde frekans (f), yüzde (%), ortalama (x) ve standart sapma değerleri ile birlikte bağımlı t testi ve MANOVA testi kullanılmıştır. Nicel veri analizi sürecinde ise içerik analizi türlerinden frekans analizi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar özellikle robotik kodlama eğitiminin öğretmen adaylarının STEM'e yönelik farkındalıkları, STEM tutumları ve yeterlik inançları üzerinde etkili olduğunu göstermiştir. Araştırma kapsamında bağımsız değişken olarak ele alınan cinsiyet, anabilim dalı ve sınıf düzeyi değişkenlerine göre STEM farkındalık, STEM tutum ve fen öğretimi inanç düzeyleri değişmemektedir. Anahtar Kelimeler: STEM eğitimi, robotik kodlama, öğretmen adayları.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunlar
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin eğitim öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunların ortaya konmaya çalışıldığı bu araştırma karma desende gerçekleştirilmiştir. Nicel veriler bir ölçek aracılığıyla, nitel veriler ise yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Araştırmanın evrenini Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemini ise Van, Şanlıurfa, Ağrı ve Bitlis'te görev yapan; amaçsal örnekleme yöntemlerinden uygun örnekleme yöntemi ile seçilmiş öğretmenlerden oluşturulmuştur. Ölçek yoluyla elde edilen verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama istatistikleri kullanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler ise betimsel içerik analizi ile yorumlanmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgulara göre; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin, sosyal kulüp çalışmalarında yöneticiler arasında işbirliğinin olmamasından dolayı ve tören, kutlama ve toplantılardaki sorumlulukları yerine getirirken okul idaresi tarafından gereken desteği görememe konularında okul yöneticilerinden kaynaklanan sorunları yaşadıkları belirlenmiştir. İl-ilçe yöneticileri konusunda, yöneticiler ve eğitim müfettişleri tarafından teftiş edilme korkusu ve yapılan işlerin yöneticiler tarafından beğenilmeme kaygısı taşıdıkları saptanmıştır. Aday sınıf öğretmenlerinin meslektaşları ile ilgili yaşadıkları en önemli sorunun göreve yeni başladıkları için okula uyum sağlama konusunda destek bulamadıkları yönündedir ve meslektaşlarının tutum ve davranışlarından memnuniyet düzeyleri düşüktür. Eğitim öğretim ortamına ilişkin laboratuvar, teknoloji sınıfı, spor odası gibi tesisler olmadığından dolayı eğitim-öğretim faaliyetinin aksadığı, internet bağlantısının olmaması veya düzenli bağlantının olmamasından dolayı araştırma yapılamadığı, okulda yardımcı personel eksikliği veya hiç olmaması nedeniyle temizlik sorunu yaşandığı belirtilmiştir. Görev yapılan yere ilişkin sosyal tesislerin yetersiz olduğu, karşılaşılan bir problemin çözümü için yardım edecek bir kişi ya da kurum bulunamadığı belirtilmiştir. Lisansta (hizmet öncesinde) alınan eğitimin öğrenci başarısını değerlendirmede ve yöntem-teknikleri kullanma konusunda yetersiz kaldığı belirtilmiştir. Veli desteğinin olmaması, dil-kültür farklılıklarının olması, öğretmen-öğrenci-veli iletişiminde aksaklık yaşanması, ısınma, elektrik ve su sorunu karşılaşılan diğer sorunlardır. Göreve yeni başlayan ve kırsal kesimde görev yapan aday sınıf öğretmenlerinin karşılaştıkları sorunların tespitiyle ilgili yapılan araştırma ile elde edilen bulguların, aday öğretmenlik sürecinin yeniden değerlendirilmesine, aday öğretmenlerin karşılaştıkları sorunların belirlenip çözümlenmesine, kırsal kesimlerde görev yapan aday öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesine ve aday öğretmenlerin sosyal, kültürel, mesleki sorunlarının literatürdeki araştırmalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Karşılaşılan ve karşılaşılacak sorunların önlenmesi için de kırsalda görev yapan aday öğretmenlerin bulundukları ortama uygun bir eğitim sürecinden geçirilip oryantasyon çalışmaları yapılmalıdır. Kırsalda (köyde) yaşamaya teşvik edici önlemler alınarak yaptıkları çalışmalarla başarı gösteren öğretmenlere ödüllendirme (maddi-manevi) yapılmalıdır. Hizmet öncesi ve hizmet içi eğitim programları ile aday öğretmenlere Millî Eğitim Bakanlığı tarafından destekleyici eğitimler verilmelidir.
İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin dört işlem problemlerinde gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımının problem çözme ve problem kurma başarılarına etkisinin araştırılması
Karma model ile tasarlanan bu araştırmanın temel amacı, Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımının 4. sınıf öğrencilerinin dört işlem problem çözme ve kurma konusundaki başarılarına etkisinin araştırılmasıdır. Bu araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılının güz döneminde Aksaray ve Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı devlet okullarında öğrenim gören 35'i deney, 35'i kontrol grubunda olmak üzere toplam 70 ilkokul 4. sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Amaçlı örneklem yolu ile katılımcıların seçildiği bu araştırmada kullanılan yöntemin etkililiği tespit edilmeye çalışıldığından evreni temsil eden bir örneklem seçimine gereksinim duyulmamıştır. Söz konusu araştırmada, gerçekçi matematik eğitiminin 4. sınıf öğrencilerinin dört işleme (toplama, çıkarma, çarpma, bölme) dair problem çözme ve kurma konusuna yönelik başarılarını ölçmek amacıyla bir başarı testi hazırlanmıştır. 5. sınıf öğrencileri tüm kazanımlara hâkim olduğu için başarı testinde bulunan maddeler 5. sınıfta öğrenim gören 192 öğrenciye uygulanarak pilot uygulama gerçekleştirilmiştir. Uzman görüşleri ve pilot uygulama sonucunda çoktan seçmeli ve açık uçlu sorulardan oluşan .87 güvenirliğe sahip "Dört İşleme Yönelik Akademik Başarı Testi" son halini almıştır. 20 maddeden oluşan bu testin 12'si açık uçlu 8'i ise çoktan seçmelidir. Hazırlanan testin analizi için derecelendirilmiş puanlama anahtarı hazırlanmıştır. Hazırlanan başarı testi deney ve kontrol gruplarına uygulanmıştır. Sonrasında, farklı öğretmenler tarafından çalışma süresince 15 ders saati deney grubu öğrencilerine Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına dayalı öğretim yöntemi ile, kontrol grubu öğrencilerine ise geleneksel öğretim yöntemi dört işlem problemleri anlatılmıştır. Ardından gerçekçi matematik eğitimi yaklaşımı çerçevesinde hazırlanan test tekrar uygulanmış, deney ve kontrol grubunda yer alan öğrencilerin ön test puanı ile son test puanı arasındaki farklılığa eşleştirilmiş örneklem t-testi ile; deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin ön test puanları arasındaki farklılığa bağımsız örneklem t-testi ile; deney ve kontrol gruplarında bulunan öğrencilerin son test başarı puanları arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılığın olup olmadığı ise kovaryans analizi (ANCOVA) ile araştırılmıştır. Ayrıca, katılımcıların açık uçlu sorulara verdikleri cevaplar ise içerik analizi ile incelenmiş ve betimlenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, Gerçekçi Matematik Eğitimi yaklaşımına dayalı öğretim yönteminin 4. sınıf öğrencilerinde dört işleme yönelik problem çözme becerilerini geliştirmede geleneksel öğretim yöntemine oranla istatiksel olarak daha etkili olduğunu görülmüştür. Ayrıca nitel verilere göre öğrencilerin problem çözme becerileri, problem kurma becerileri, veriyi doğru kullanma becerileri, kendilerini ifade etme becerileri, soru kökünü anlama becerileri ve dört işleme yönelik becerilerinin GME'den sonra pozitif yönde geliştiği tespit edilmiştir. Bu araştırmanın diğer bir amacı ise ilkokul dördüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören öğrencilerin dört işlem problem çözme ve kurma konusundaki başarılarının gerçekçi matematik eğitimi çerçevesinde incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda, 257 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisine araştırmacılar tarafından geliştirilen başarı testi uygulanmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin dört işleme yönelik başarılarının cinsiyete göre incelenmesinde nedensel karşılaştırma modeli kullanılırken, dört işlem başarıları arasındaki ilişki ise korelasyon model ile şekillenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre öğrencilerin toplama işleminde yüksek; çıkarma ve çarpma işlemlerinde orta, bölme işleminde düşük; ölçeğin genelinde ise orta düzeyde başarılarının olduğu görülmüştür. Kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla toplama, çıkarma, çarpma ve ölçeğin genelinde daha başarılı olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin bu dört işleme yönelik başarıları arasında istatistiksel açıdan pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Diğer taraftan, problem çözme açısından cinsiyete göre istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık görülmemiş ve her iki cinsiyet grubunun problem çözme düzeylerinin orta düzeyde olduğu belirlenmiştir. Problem kurma açısından ise kız öğrencilerin erkek öğrencilere oranla daha başarılı olduğu ve kız öğrencilerin problem kurma düzeylerinin yüksek, erkek öğrencilerin ise orta düzey olduğu görülmüştür. Ayrıca, öğrencilerin dört işleme yönelik problem kurma ve problem çözme başarıları arasında yüksek düzeyde anlamlı bir ilişkinin olduğu ve öğrencilerin problem çözme başarılarının %42'sinin problem kurma başarıları tarafından yordandığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Başarı Testi, Dört İşlem Problemleri, Gerçekçi Matematik Eğitimi.
Sınıf öğretmeni adaylarının yaratıcı ve yansıtıcı düşünme eğilimlerinin incelenmesi
Bu araştırma sınıf öğretmeni adaylarının yaratıcı ve yansıtıcı düşünme eğilim düzeylerinin incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaç doğrultusunda; cinsiyet, sınıf düzeyi, üniversite, mezun olunan lise türü, gelir düzeyi, yaşanılan yer, okuma alışkanlığı ve anne-baba eğitim durumu değişkenlerine göre eğilim düzeyleri araştırılmıştır. Bu araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde betimsel çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma grubunu 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi ve Trabzon Üniversitesinde 3.ve 4. sınıf düzeyinde öğrenim gören sınıf öğretmeni adayları oluşturmaktadır. Çalışmaya 270 sınıf öğretmeni adayı katılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu, Yansıtıcı Düşünme Eğilimi ve Marmara Yaratıcı Düşünme Eğilimi ölçekleri kullanılarak toplanılmıştır. Verilerin analizinde standart sapma, aritmetik ortalama, normallik testleri için Kolmogorov-Smirnova ve Shapiro-Wilk test sonuçları dikkate alınmıştır. Test sonuçlarında, değişkenlere göre Mann Whitney U-testi, T-testi, Kruskal Wallis testi, One Way Anova testi ve ilişkiyi belirlemek için Pearson korelasyonu kullanılmıştır. Elde edilen veriler ışığında sınıf öğretmeni adaylarının yaratıcı ve yansıtıcı düşünme eğilim düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yaratıcı düşünmenin sınıf düzeyine göre; yansıtıcı düşünmenin cinsiyet ve okuma alışkanlığına göre anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Üniversite, mezun olunan lise türü, gelir düzeyi, yaşanılan yer ve anne-baba eğitim durumu gibi değişkenler her iki düşünme türü için anlamlı fark oluşturmadığı tespit edilmiştir, Ayrıca araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının yaratıcı düşünme eğilimi ile yansıtıcı düşünme eğilimi arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişki bulunmuştur.
Özel yetenekli öğrencilerin belirlenmesi hakkında öğretmenlere verilen eğitimin etkililiğinin incelenmesi: Karma yöntem araştırması
Bu araştırma, "Özel Yetenekliler ve Belirlenmeleri ile ilgili Eğitim"in, Bilim ve Sanat Merkezlerine öğrenci seçim sürecinde rol alan sınıf öğretmenlerinin özel yetenekliler ve belirlenmeleri ile ilgili bilgi düzeylerine; özel yetenekli öğrenciler ve eğitimlerine yönelik tutumlarına ve özel yetenekli öğrencileri belirleyip doğru aday gösterme oranlarına etkisini saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırmada iç içe gömülü desen kullanılmıştır. Temel deseni nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen olan bu çalışmada, nitel ve nicel veriler analiz edilerek birlikte yorumlanmıştır. Araştırma da iki aşamalı örneklem yöntemi kullanılmıştır. Uygun örnekleme ile belirlenmiş 40 öğretmen seçkisiz örnekleme yöntemi ile iki gruba atanmıştır. Sonrasında bu gruplardan hangisinin deney, hangisinin kontrol olacağı kura ile belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğretmenlerin uygulamalar öncesinde ve sonrasında özel yetenekliler ve eğitimleri ile ilgili tutum düzeylerini belirlemek için "Özel Yetenekliler ve Eğitimlerine Yönelik Tutum Ölçeği" ve bilgi düzeylerini belirlemek için de "Özel yetenekliler ve Belirlenmeleri ile ilgili Bilgi Testi" ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Öğretmenlerin doğru aday gösterme oranlarını karşılaştırmak için de 2018-2019 eğitim öğretim yılında özel yetenekli olarak aday gösterilen ve özel yetenekli tanısı alan öğrencilerin oranları karşılaştırılmıştır. Deney grubunda yer alan öğretmenlere uygulanmak üzere araştırmacı tarafından "Özel Yetenekliler ve Belirlenmeleri ile İlgili Eğitim" planı hazırlanmış ve uygulanmıştır. Nitel veriler deney grubuna uygulan bu eğitimle ilgili soruları içeren yarı yapılandırılmış görüşme formu ile elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde özel bir istatistik programı aracılığı ile mod, medyan, aritmetik ortalama, standart sapma, frekans, bağımlı (ilişkili) ve bağımsız (ilişkisiz) t testi ve one way ANOVA testleri, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, eğitimler sonrasında deney grubundaki öğretmenlerin tutum düzeylerinin "kararsızım", kontrol grubundaki öğretmenlerin tutum düzeylerinin ise "katılıyorum" düzeyinde olduğu belirlenmiştir. Eğitimler öncesinde ve sonrasında deney ve kontrol grubundaki öğretmenlerin özel yetenekliler ve eğitimleri ile ilgili tutum düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca eğitimler sonrasında, özel yetenekliler ve belirlenmelerine yönelik bilgi düzeyleri arasında deney grubu lehine anlamlı farklılık oluştuğu yine deney grubu öğretmenlerinin eğitimler öncesinde ve sonrasında özel yetenekliler ve belirlenmeleri ile ilgili bilgi düzeyleri arasında da anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğretmenlerin Bilim ve Sanat Merkezilerine doğru aday gösterme oranlarına bakıldığında deney grubunun oranının daha yüksek olduğu saptanmıştır. Deney grubundaki öğretmenler ile yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin eğitimi faydalı buldukları fakat zamanlama ile ilgili sıkıntı yaşadıkları belirlenmiştir.
Sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarının ve mesleğe ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmanın temel amacı; Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullarında görev yapan sınıf öğretmenlerinin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları ve mesleğe ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Araştırma 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Aksaray ve Kırşehir il merkezlerinde bulunan toplam 295 sınıf öğretmeni üzerinde yürütülmüştür. Karma araştırma yöntemi kullanılan araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", Ünişen ve Demirel (2018) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Öğretmenlik Mesleğine İlişkin Tutum Ölçeği" ve öğretmenlerin mesleğe ilişkin görüşlerinin belirlenmesi için araştırmacılar tarafından hazırlanan "Tam Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Nicel verilen toplanması için kullanılan ölçek, değer verme, mesleki tükenmişlik, ilgisizlik ve mesleki gelişime açıklık olmak üzere dört alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçek 12'si olumsuz, 16'sı olumlu toplam 28 maddeden oluşan likert tipli beşli derecelendirme şeklindedir. Ölçeğin Cronbachalpha katsayısı .94'dür. Çalışmanın Cronbachalpha katsayısı da .94'dür. Çalışmada cinsiyet, medeni durum, mesleki kıdem, çalıştığı okuldaki hizmet süresi, okutulan sınıf düzeyi ve aylık gelir durumu gibi çeşitli değişkenlerle öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Elde edilen veriler paket veri programına girilerek üzerinde istatistiksel işlemler yapılmıştır. Araştırma kapsamında öğretmenlerin yüksek düzey mesleki tutuma sahip oldukları tespit edilmiştir. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum ile cinsiyet ve mesleki kıdem değişkenleri arasında anlamlı düzeyde farklılık tespit edilmiştir. Cinsiyet değişkeninde anlamlı farklılık kadın öğretmenler lehine iken, mesleki kıdem değişkeninde anlamlı farklılık 21 yıl ve üzeri mesleki kıdeme sahip öğretmenler lehinedir. Öğretmenlik mesleğine yönelik tutum ile medeni durum, çalıştığı okuldaki hizmet süresi, okutulan sınıf düzeyi ve gelir durumu değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olmadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmanın nitel bölümünde öğretmenlerin ayrıntılı görüşlerine başvurmak amacıyla araştırmacılar tarafından ve uzman görüşleri doğrultusunda oluşturulan tam yapılandırılmış görüşme formunda 9 açık uçlu soru yöneltilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde betimsel içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırma kapsamında öğretmenlerin memnuniyet düzeyi orta seviyededir. Öğretmenlerin, öğretmenlik mesleğinin toplumdaki saygınlığı hakkındaki görüşleri olumsuz olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca katılımcıların büyük bir kısmının, Türkiye'deki öğretmen eğitimini yetersiz buldukları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin öğretmenlik mesleğine yönelik tutumları yüksek çıkmasına rağmen öğretmenlik mesleğinden memnuniyet düzeyleri orta seviyede çıkmıştır. Bu sonuçlar ışığında öğretmenlerin memnuniyet seviyelerinin yükseltilmesi için gelir, özlük ve sosyal haklarında iyileştirmelerin yapılması önerilmiştir.
İlkokul Türkçe dersi öğretim programlarının tarihi seyri: Gelişmeler ve değişimler
Yaşam boyu devam eden eğitim-öğretim faaliyetleri, yıllar içerisinde birçok kez değişime uğramış ve bu faaliyetler toplumun ihtiyaçları, gelişimi, tarihi, sosyal ve kültürel etkileşimi gibi birçok faktöre bağlı olarak gelişim göstermiştir. Türkçe dersi tarih süresince yalnızca dil eğitim aracı olarak görülmemiş millî kimliğin inşası ve modernleşmenin de ana bileşenlerinden biri olarak görev almıştır. Bu nedenle ilkokul Türkçe dersi öğretim programlarının zaman içerisinde değişime uğraması da kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu araştırmanın temel amacı ilkokul Türkçe dersi öğretim programlarının tarihi seyrini incelemek ve 1981 ile 2024 yılları arasında uygulamaya konulan (1981, 2005, 2009, 2015, 2017, 2018, 2019 ve 2024) ilkokul Türkçe dersi öğretim programlarının geçirdiği değişim ve gelişimi analiz etmektir. Bu araştırma nitel araştırma çerçevesinde şekillenmiş ve araştırmada nitel araştırma desenlerinden doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada kullanılan öğretim programlarına Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden erişilmiş, resmi sitede yer almayan ya da kaldırılmış olan öğretim programlarına ise akademik veri tabanları ve kütüphane arşivlerinden erişim sağlanmıştır. Araştırmada elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma öncesinde beş ana tema belirlenmiş, belirlenen temalar doğrultusunda her bir ilkokul Türkçe dersi öğretim programı (1981, 2005, 2009, 2015, 2017, 2018, 2019, 2024) okunmuş, tematik olarak ayrılmış ve kodlamalar gerçekleştirilmiştir. Kodlama işleminin ardından belirlenen öğretim programları incelenmiş, karşılaştırılmış ve programların tarihsel seyri analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda 1981-2024 yılları arasında hazırlanan ilkokul Türkçe dersi öğretim programlarının "program yaklaşımı, dört temel dil becerisi, ölçme ve değerlendirme araçları, dil bilgisi öğretimi, söz varlığı öğretimi" başlıkları açısından önemli değişimlere uğradığı görülmüştür. 1981 öğretim programı daha çok öğretmen merkezli ve bilgi aktarıcı, ezber odaklı bir anlayış ile ön plana çıkarken 2005 ve 2009 öğretim programları yapılandırmacı yaklaşım etkisiyle öğrenci merkezli, beceri temelli ve süreç odaklı bir anlayışa dönüşmüştür. 2015 ve sonraki yıllarda uygulamaya konulan öğretim programlarında ise ele alınan başlıklarda daha çok bütüncül ve çok boyutlu bir yaklaşım benimsenmiş, söz varlığı ve dil bilgisi öğretimi bu programlarda öne çıkmıştır. 2024 öğretim programında ise ele alınan başlıklarda tematik, bütüncül ve teknoloji destekli bir yapının benimsendiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Öğretim programı, Türkçe dersi, İlkokul Türkçe Dersi Öğretim Programı, Türkçe öğretimi, Öğretim programı karşılaştırması
Fen bilimleri dersi odaklı öğrenci sorumluluk ölçeğinin geliştirilmesi ve ilkokul öğrencilerinin sorumluluk düzeylerinin belirlenmesi
Bu araştırmada, ilkokul üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi odaklı sorumluluk düzeylerini belirleyebilecek geçerli ve güvenilir bir ölçme aracının geliştirilmesi ve geliştirilen ölçek kullanılarak öğrencilerin sorumluluk düzeylerinin çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Nicel araştırma desenin benimsendiği araştırmada, genel tarama modellerinden tekil tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kayseri ilinde yer alan üç merkez ilçede bulunan ilkokullarda 1575 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, Likert tipi ölçek geliştirme modeli benimsenerek geliştirilen veri toplama aracının geçerlik-güvenirlik analizleri sonucunda toplam varyansın %50.83'ünü açıklayan, Cronbach Alpha iç tutarlık katsayısı .87 olan, 4 alt faktörden oluşan, 17 maddelik ölçek yapısı elde edilmiştir. Geliştirilen ölçek ile ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin sorumluluk düzeyleri çeşitli demografik değişkenler açısından incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi odaklı sorumluluk düzeyleri; cinsiyete göre kız öğrenciler lehine, sınıf düzeyine göre 3. sınıf öğrencileri lehine, fen bilimleri dersi ilgi düzeyine göre dersi "sevenler" lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Ancak öğrencilerin fen bilimleri dersi odaklı sorumluluk düzeyleri; doğum sırası, kardeş sayısı, okul öncesi eğitim alma durumu, anne-baba eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermemiştir.
Karikatür destekli öğretimin ilkokul Türkçe dersine etkisi
Bu çalışma karikatür destekli öğretimin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi başarılarına ve tutumlarına etkisi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma Kırşehir ili merkez ilçesindeki bir ilkokulun iki dördüncü sınıf şubesinde öğrenim gören toplam 62 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ön test- son test gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubundaki öğrencilere Türkçe derslerinde karikatür destekli yöntem uygulanmışken, kontrol grubundaki öğrencilere özel bir uygulama yapılmamış, sınıf öğretmeni müfredatın gereği olarak derslerini yürütmüştür. Verilerin elde edilmesi için Türkçe Dersi Başarı Testi ve "Türkçe Dersine Yönelik Tutum Ölçeği" deney ve kontrol gruplarındaki öğrencilere ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Verilerin analizinde istatistiksel bir programdan yararlanılmıştır. Grupların ortalama puanları ve puan dağılımlarının standart sapmaları hesaplanmış ve verilerin normal dağılım gösterip göstermediğine bakılarak tablolar oluşturulmuştur. Çalışma gruplarının verilerinden elde veriler; cinsiyet, anne ve baba eğitim durumuna göre ayrıntılı olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre; Türkçe dersinde karikatür destekli öğrenim gören ilkokul dördüncü sınıf öğrencileri ile MEB müfredatı kapsamında öğrenim gören dördüncü sınıf öğrencilerinin Türkçe dersi akademik başarı ve tutum düzeyleri arasında deney grubu lehine fark olduğu ancak bu farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca deney grubu öğrencilerinin ön test ve son test başarı puanlarının karşılaştırılması sonucunda anlamlı bir farklılığın olduğu ancak tutum düzeyleri arasında anlamlı bir farklılık oluşmadığı saptanmıştır.
Robotik ve kodlama eğitiminin ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin STEM eğitimine yönelik tutum, temel becerileri ve STEM kariyer ilgilerine etkileri
STEM eğitimi fen, teknoloji, mühendislik ve matematik disiplinlerinin bütünleşik bir paradigma ile ele alındığı yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu süreçte temel amaç günlük yaşam problemleri bağlamında öğrencilerin işbirliği, iletişim, yaratıcılık gibi temel becerilerinin gelişimini sağlamaktır. Robotik ve kodlama eğitimi de STEM'in parçalarından birisini oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerine mBlock programı ve Arduino robotik seti kullanılarak yapılan robotik ve kodlama eğitiminin, öğrencilerin STEM eğitimine yönelik tutumu, temel becerileri ve STEM kariyer ilgileri üzerindeki etkisini araştırmaktır. Yapılan bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden "ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen" kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemi 2019-2020 eğitim öğretim yılında Aksaray ili, Ortaköy ilçesindeki bir devlet ilkokulunun 4. sınıfında öğrenim gören 47 öğrenciden oluşmaktadır. Deney grubundaki 25 öğrenciye araştırmacı tarafından hazırlanan robotik ve kodlama etkinlikleri mBlock programı ile 7 haftalık sürede uygulanırken, kontrol grubundaki 22 öğrenciye ise MEB kazanımları dâhilinde normal öğretim uygulanmıştır. Deney ve kontrol gruplarına ön test ve son test olarak "STEM'e Yönelik Tutum Ölçeği, Temel Beceri Ölçeği ve STEM Kariyer İlgi Ölçeği" kullanılmıştır. Ön test ve son testten elde edilen veriler Mann Whitney U, Wilcoxon ve Kruskal Wallis H testleri kullanılarak çözümlenmiştir. Yapılan analizler sonucunda deney ve kontrol grubu öğrencilerinin STEM eğitimine yönelik tutum, temel beceri ve STEM kariyer ilgi son test puanları arasında deney grubu lehine anlamlı bir farkın oluştuğu sonucuna varılmıştır.
Geleneksel çocuk oyunlarının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin konuşma becerisinin geliştirilmesine etkisi
Konuşma iletişimin temel unsurudur. İletişimin öğelerinden biri olan konuşma becerisinin bilinçli ve özenli bir şekilde edinilmesi oldukça önemlidir. Konuşma becerisinin geliştirilmesi için öğrencilerin aktif olarak konuşmalarını destekleyecek geleneksel çocuk oyunları kullanılabilir. Teknolojinin hızlı gelişimi ve teknoloji bağımlılığının artmasıyla birlikte geleneksel çocuk oyunları unutulmaya yüz tutmuştur. Geleneksel oyunlar, çocukların birbirleriyle daha iyi etkileşim kurmalarına da yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerinin geliştirilmesinde geleneksel çocuk oyunlarının etkisinin incelenmesidir. Bu çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir ilinde yer alan bir özel okulda 3. sınıf olarak öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Konuşma Becerisi Değerlendirme Rubriği" (Muradoğlu, 2021) ve "Konuşma Becerisi Tutum Ölçeği" (Güvey-Aktay ve Mermi, 2022) kullanılmıştır. Araştırmanın başlangıcında pilot uygulama gerçekleştirilmiş, ardından katılımcılara ön test uygulanmış ve sekiz hafta süren uygulama sürecinin sonunda aynı ölçme araçları son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bulgularına göre geleneksel çocuk oyunlarının 3. sınıf öğrencilerinin Türkçe dersinde konuşma becerisinin geliştirilmesinde deney grubu lehine anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Geleneksel çocuk oyunlarının uygulandığı deney grubunun 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programının uygulandığı kontrol grubuna göre konuşma becerisini geliştirmede daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Konuşma becerisine yönelik tutum düzeylerinde deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olmadığı tespit edilmiştir. Öğrencilerin konuşma becerisinin alt boyutları olan söyleyiş, anlam, içerik ve sunum becerilerinde gelişim gösterdikleri görülmüştür. Geleneksel çocuk oyunlarının konuşma becerilerini geliştirme üzerindeki olumlu etkisi dikkate alınarak, bu oyunların Türkçe Dersi Öğretim Programına dahil edilmesi, diğer dil becerileriyle ilişkilendirilmesi, başka derslerde de kullanılmasına yönelik yeni çalışmaların yapılması önerilebilir.
Okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin teknoloji kullanım düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, okul öncesi ve ilkokul öğrencilerinin bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanım düzeylerini betimlemektir. Araştırmada cinsiyet, yaş, öğrenci sınıf düzeyi, ailenin eğitim durumu, gelir ve çocuk sayısı gibi değişkenlerle eğitim kademesi ile teknoloji kullanımı arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma tarama modeline göre yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Kırşehir il merkezinde bulunan dördü anaokul ve biri ilkokul olmak üzere beş devlet okulunda öğrenim gören 400 okul öncesi ve 407 ilkokul 1, 2, 3 ve 4. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Konca (2014) tarafından geliştirilen ve araştırmaya göre revize edilmiş ölçme aracı kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 23 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda, öğrencilerin teknoloji kullanım düzeylerinin yüksek olduğu ve zengin bir teknolojik çevrede yaşadıkları tespit edilmiştir. Çocukların yayın teknolojik araç olan televizyon ile uzun zaman geçirdikleri buna karşın en az olarak bilgisayara vakit ayırdıkları görülmektedir. Öğrencilerin teknolojiyi kullanım amaçlarında anlamlı bir fark bulunmamakla birlikte ilkokul öğrencilerinin okul öncesi öğrencilerine oranla teknolojiyi daha çok bilgi amaçla kullandığı tespit edilmiştir. iv Ebeveynlerin teknolojinin çocukların gelişimleri ile ilgili düşüncelerine bakıldığında ilkokul öğrenci velilerinin teknolojiyi zihinsel ve fiziksel gelişimlerine zararlı olduğu şeklinde belirttiği gözlemlenmiştir. Çocukların teknolojiyi büyük oranda oturma odasında kullandıkları ve bu beceriyi kendi kendine yaptıkları sonucuna ulaşılmıştır. Erişim bağlamında ilkokul öğrencilerinin teknolojiyi okul öncesi öğrencilerine göre daha çok kullandığı sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmen adaylarının STEM semantik farkındalık ve tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi
STEM eğitimi, okul öncesinden yükseköğrenime kadar ki süreçte, konuların günlük yaşamla ilişkili olacak şekilde ve disiplinler arası bağlamda ele alındığı bir yaklaşımdır. STEM eğitiminin uygulanması sürecinde öğretmenler kilit role sahiptir. Bu çalışmada fen bilgisi, okul öncesi ve sınıf öğretmeni adaylarının STEM semantik farkındalıklarının ve STEM'e yönelik tutumlarının farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma nicel araştırma deseni kapsamında ilişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülmüştür. Araştırmanın ulaşılabilen evrenini; 2019-2020 eğitim öğretim yılında İç Anadolu Bölgesi'nde yer alan dört farklı devlet üniversitelerinde fen bilgisi, okul öncesi ve sınıf öğretmenliği anabilim dallarında öğrenim gören öğretmen adayları oluşturmaktadır. Çalışma örnekleminin oluşturulmasında çok aşamalı örnekleme yöntemi işe koşulmuştur. İlk adım olarak çalışma evreni ile ilgili örneklem birimleri oluşturmak amacıyla amaçlı örnekleme yöntemlerinden tabakalı örnekleme yöntemi, ikinci adım olarak rastgele örnekleme yöntemi işe koşulmuştur. Bu eğitim fakültelerinden rastgele seçilen 1275 fen bilgisi, okul öncesi ve sınıf öğretmenliğinde öğrenim gören öğretmen adayları; çalışma örneklemini oluşturmuştur. Veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "STEM Semantik Farkındalık Ölçeği", "STEM'e Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının tutum ve farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla hem betimsel hem de ilişkisel analizler kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar, öğretmen adaylarının beklenen ve gözlenen tutum düzeylerinin orta ve düşük düzeyde oluştuğu göstermiştir. STEM farkındalık düzeyleri ise beklenen ve gözlenen ortalamalarda uyuşmamaktadır. Bunun yanında öğretmen adaylarının farkındalık ve tutum düzeyleri üniversite, anabilim dalı, sınıf düzeyi, bilgi sahibi olma ve STEM ile ilgili bir eğitime katılma durumuna göre anlamlı düzeye farklılaşmaktadır. Ancak cinsiyet değişkeni tutum ve farkındalık açısından etken bir değişken değildir.
Bilimsel hikâyelerle desteklenen fen öğretiminin ilkokul öğrencilerinin akademik başarılarına etkisi
Araştırmanın amacı, görsel ve etkinliklerle zenginleştirilerek kitaplaştırılan kazanım odaklı bilimsel hikâyelerle desteklenen fen öğretiminin, ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi akademik başarıları ve bilgilerin kalıcılığına etkisini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda araştırma ön test-son test eşleştirilmiş kontrol gruplu yarı deneysel desende tasarlanmıştır. Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki bir il merkezinde bulunan bir devlet ilkokulunun 3. sınıf şubelerinden ikisinde öğrenim gören 28'i deney ve 27'si kontrol grubunda olmak üzere toplam 55 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından 3. sınıf öğrencilerinin fen bilimleri dersi akademik başarılarını ölçmek amacıyla geliştirilen başarı testi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde istatistik paket programı (SPSS 22) kullanılmıştır. Araştırma verilerinin normal dağılım göstermesi ve varyans homojenliği varsayımlarını karşılaması üzerine veriler için bağımsız grupların farklılaşmasının incelenmesinde parametrik testlerden bağımsız gruplar T testi, eşli grupların farklılaşmasının incelenmesinde ise eşli gruplar T testi işe koşulmuştur. Yapılan tüm istatistiksel işlemlerde anlamlılık düzeyi .05 olarak kabul edilmiştir. Ayrıca araştırmada, bağımsız ve eşli gruplar T testleri etki büyüklükleri Cohen d değeri hesaplanarak incelenmiştir. Araştırma sonucunda bilimsel hikâyelerle desteklenen fen öğretiminin deney grubu öğrencilerinin fen bilimleri dersi akademik başarılarını ve bilgilerin kalıcılıklarını arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca görsel ve etkinliklerle zenginleştirilmiş kazanım odaklı bilimsel hikâyelerle desteklenen fen öğretiminin uygulandığı deney grubu ve araştırma sorgulamaya dayalı fen öğretiminin uygulandığı kontrol grubu öğrencilerinin fen bilimleri dersi akademik başarı son test ve kalıcılık testi puan ortalamaları arasında deney grubu öğrencileri lehine anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar doğrultusunda kazanım odaklı bilimsel hikayelerin fen öğretiminde etkili bir materyal olarak kullanılabileceği önerilmiştir.
İlkokul hayat bilgisi ve sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan coğrafi kavramların incelenmesi
İlkokul bireyin bilişsel ve zihinsel alt yapılarının temellerinin oluştuğu bir dönemdir. Bu dönemde verilen eğitim öğretim, öğrencileri yaşama hazırlamakta aynı zamanda sonraki eğitim seviyelerine yetkinlik kazanmalarını sağlamaktadır. İlkokul öğrencileri yaşamdaki olgu ve olayları bir bütün olarak algılamaktadır. Bu nedenle farklı disiplinler kapsamındaki konuları ayrı ayrı öğrenmekte zorlanmaktadır. Öğrencilerin gelişim düzeylerine uygun olarak, farklı disiplinlerin toplulaştırılması ile hayat bilgisi, sosyal bilgiler ve fen bilimleri gibi çok disiplinli dersler ortaya çıkmıştır. Bu derslerin kapsamında sosyal bilimler ve fen bilimleri bulunmaktadır. Sosyal bilimler ile fen bilimleri arasında ise coğrafya disiplini yer alarak âdeta köprü görevi üstlenmektedir. Bu nedenle coğrafya eğitimi ilkokulda hayat bilgisi, sosyal bilgiler ve fen bilimleri dersleri kapsamında verilmektedir. Coğrafya eğitimi öğrencinin kendini, dünyayla olan ilişkisini ve diğer insanlarla olan etkileşimini anlaması için öğrenciye beceri, değer, bilgi ve kavramlar sunmaktadır. Coğrafya disiplinine yönelik kavramlar tam olarak anlaşılmadan coğrafi olay ve olgular arasında neden sonuç bağlantısı kurulamamaktadır. Nitekim coğrafi kavramların coğrafya eğitiminin önemli bir parçası olduğu söylenebilir. Bu çalışmanın amacı 1, 2 ve 3. sınıf hayat bilgisi ve 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında yer alan coğrafi kavramları belirlemek, kategori ve alt kategorileri oluşturmaktır. Nitel yöntemle desenlenen bu çalışmada doküman incelemesi yöntemi işe koşulmuştur. Araştırmanın dokümanlarını 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ilinde kullanılan hayat bilgisi ve 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitapları oluşturmaktadır. Veriler doküman analizi yöntemi ile analiz edilerek bulgulara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre hayat bilgisi ve 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında 477 coğrafi kavram tespit edilmiştir. İçerdiği coğrafi kavram sayısına göre ders kitapları; 4. sınıf sosyal bilgiler (188), 2. sınıf hayat bilgisi (137), 3. sınıf hayat bilgisi (92) ve 1. sınıf hayat bilgisi (60) ders kitabı olarak sıralanmaktadır. 2. sınıf hayat bilgisi ders kitabında, 3. sınıf hayat bilgisi ders kitabından daha fazla coğrafi kavram bulunmaktadır. Özellikle 2. sınıf hayat bilgisi ve 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarındaki coğrafi kavram sayısının fazla olduğu belirlenmiştir. Tespit edilen coğrafi kavramlar coğrafya alanlarına göre kategori ve alt kategorilere ayrılmıştır. Hayat bilgisi ve 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitaplarında bulunan 477 coğrafi kavramdan 272'si fiziki coğrafya, 205'i ise beşerî ve ekonomik coğrafya kategorisinde yer almaktadır. Ders kitaplarında fiziki coğrafya kavramlarının daha fazla olduğu belirlenmiştir. Fiziki coğrafya kategorisinde yer alan coğrafi kavramlar, Dünya'nın şekli ve hareketleri, yer şekilleri bilimi (jeomorfoloji), iklim bilimi (klimatoloji), afetler coğrafyası, bitki / toprak coğrafyası, harita bilgisi (kartografya) ve sular coğrafyası (hidrografya) olmak üzere yedi alt kategoriye ayrılmıştır. Dünya'nın şekli ve hareketleri diğer fiziki coğrafya alt kategorilerine göre daha fazla coğrafi kavram içermektedir. Beşerî ve ekonomik coğrafya kategorisinde yer alan coğrafi kavramlar, nüfus ve yerleşme coğrafyası, tarım coğrafyası, ulaşım coğrafyası, turizm coğrafyası, sanayi coğrafyası, enerji coğrafyası ve yer altı kaynakları olmak üzere yedi alt kategoriye ayrılmıştır. Beşerî ve ekonomik coğrafya alt kategorilerinden nüfus ve yerleşme coğrafyası diğer diğer tüm alt kategorilere göre daha fazla coğrafi kavram içermektedir.
Sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi düzeyleri ve uzaktan eğitim sürecinde fen bilimleri dersi bağlamında görüşlerinin belirlenmesi
Bu araştırma, sınıf öğretmenlerinin teknolojik pedagojik alan bilgisi düzeylerini ve uzaktan eğitim sürecinde Fen Bilimleri dersi bağlamında görüşlerinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Ankara ili merkez ilçelerinde görev yapmakta olan 309 sınıf öğretmeni, araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel yöntemi için; aynı örneklemden 24 sınıf öğretmeni seçilmiş; seçim ölçütü görev yapılan ilçelerin sosyoekonomik durumlarına göre tabakalandırılarak seçilmiştir. Karma yöntem deseninin kullanıldığı çalışmada nicel araştırma yöntemi için tarama modeli; nitel araştırma modeli için durum çalışması kullanılmıştır. 'Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Ölçeği' ve 'Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu' araştırmanın veri toplama araçları olup; TPAB Ölçeğinin istatistiksel analizleri SPSS paket programı ile yapılmış; uzaktan eğitim sürecinde Fen Bilimleri dersine yönelik görüşlerin belirlenmesi içerik analizi yaklaşımı ile gerçekleştirilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermediği tespit edilip; bu sebeple parametrik olmayan testler kullanılmıştır. Cinsiyet, teknoloji destekli hizmet içi eğitim alıp almama, teknoloji kullanım seviyelerine ilişkin algı değişkenlerinde Mann – Whitney U testi kullanılırken; mesleki kıdem yılı ve eğitim verilen sınıf seviyesi değişkenlerindeKruskal – Wallis H testi kullanılmıştır. Bu doğrultuda araştırmada yer alan sınıf öğretmenlerinin TPAB düzeyleri 'düşük' düzeyde çıkarken; cinsiyet, mesleki kıdem yılı, eğitim verilen sınıf seviyesi, teknoloji destekli hizmet içi eğitim alıp almama, teknoloji kullanma seviyesi algısı değişkenleri üzerinde anlamlı farklılık olmadığı belirlenmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde Fen Bilimleri dersi için, katılımcılar eğitim öğretim sürecinde yeni teknolojik araçlarla dersi işlediklerini bu sebeple teknolojik olarak kendilerini geliştirdiklerini belirtmişlerdir. Daha çok düz anlatım ve soru-cevap yöntemleri kullanılıp; video desteği ile konuların anlaşılmayan, tekrar edilmesi gereken kısımlarında slayt, sunum, görsel araç desteğinden yararlandıklarını belirtmişlerdir. Fen bilimleri dersi için özellikle deney gösterimi sırasında video desteğinden yararlanıldığı; gösterip- yaptırma, balık kılçığı, arkası yarın tekniklerinin Fen Bilimleri dersi için uygun olduğu katılımcılar tarafından belirtilmiştir. Teknoloji desteği ile, öğrencilerin ilgi, motivasyon ve isteklerinin arttığı; dikkat süresinin uzaktan eğitim süreci Fen Bilimleri dersinde diğer branşlara göre daha iyi düzeyde olduğu da katılımcılar tarafından belirtilmiştir. Teknoloji desteği ile, öğrencilerin ilgi, motivasyon ve isteklerinin arttığı; dikkat süresinin uzaktan eğitim süreci Fen Bilimleri dersinde diğer branşlara göre daha iyi düzeyde olduğu da katılımcılar tarafından belirtilmiştir. Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenler, veli desteğinin önemli olduğunu belirtip; ödev iletimi, ders öncesi gerekli araç-gereçlerin sağlanıp uygun ders ortamının oluşturulması vb. durumlarda veli faktörünün önemli olduğunu belirtmişlerdir. Teknoloji entegresi ile yapılan Fen Bilimleri dersinin, dersin kalıcılığı üzerinde olumlu etkisinin olduğu da belirtilen görüşler arasındadır.
Sınıf öğretmenlerinin matematik öğretiminde dijital öykü kullanımına yönelik deneyimlerinin incelenmesi
Bu yüksek lisans tezi ile sınıf öğretmenlerinin matematik öğretim sürecinde dijital öykü kullanılmasına yönelik deneyimlerinin incelenmesi amaçlanmış ve bu doğrultuda nitel araştırma yöntemlerinden olgubilim araştırması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini görüşleri incelenmek üzere 25 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcıların belirlenmesi için amaçlı örneklem yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi kullanılmıştır. Katılımcıların aktif olarak öğretmenlik yapıyor olması, dijital öyküyü derste kullanabilmesi, çoklu medya araçlarını kullanmada yeterli donanım ve beceriye sahip olması göz önünde bulundurulmuştur. Veri toplama sürecinde, matematik dersi kapsamında araştırmacı tarafından ilkokulun her kademesi için hazırlanan dijital öyküler ve ders planları katılımcı öğretmenlere dağıtılmıştır. Öğretmenlerden öğretim yaptıkları sınıf seviyesine uygun olan dijital öyküyle birlikte derslerini işlemeleri istenmiştir. Veriler 4 uzman dönütü sonrasında düzenlenen görüşme soruları aracılığıyla öğretmenlerle bire bir görüşme yapılarak toplanmıştır. Görüşmeler öğretmenlerin izni dahilinde ses kaydına alınmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin birçoğunun dijital öyküyü geleneksel öykünün elektronik ortama aktarılması, eskiyle yeninin entegre edilmesi, somutlaştırma olanağı tanıması, konunun videoyla öğretilmesi ve öğretimi aktarmayı kolaylaştırması olarak tanımladıkları tespit edilmiştir. Dijital öykünün eğitsel kullanımındaysa dersin giriş aşamasında dikkat çekme, ön bilgileri harekete geçirme ve derse hazırlık, gelişme aşamasında yaparak yaşayarak öğrenme, değerlendirme aşamasındaysa formatif değerlendirme amacıyla ve dijital öykülerin içeriğine göre dersin her aşamasında kullanabileceğine dair görüş bildirdikleri görülmektedir. Bunun yanında eğitsel kullanıma ilişkin öğretmenler öğrencilerin okuduğunu anlamada zorlandıklarından dolayı dijital öykülerin problemler konusunda kullanılmasının etkili olacağını belirtmişlerdir. Bulgular doğrultusunda öğretmenlerin matematik öğretiminin dijital öyküyle yürütülmesinin soyut kavramları somutlaştırma, akılda kalıcılığı sağlama, dikkati derse çekme, yaşama transferi kolaylaştırmayı sağladığı yönünde olumlu görüş bildirdikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin matematik öğretiminde dijital öykünün kullanılmasının dezavantajları kapsamındaysa teknoloji kullanımının alışkanlığa dönüşmesi, öğrencilerin bireysel farklılıkları, öğretim ortamındaki teknolojik donanımın yetersiz olması ve çok zaman alması şeklinde olumsuzlukların ortaya çıkabileceğinden bahsettikleri görülmektedir. Öğretmenlerin matematik öğretiminin dijital öyküyle yürütülmesinde teknolojik donanımının sağlanmasına, sınıf mevcudunun yeterli sayıda olmasına, öğrenci ve öğretmen hazırbulunuşluğuna, öğrencinin süreçte aktif olabileceği etkinlik ve materyal desteğine ihtiyaç duyulduğunu belirttikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ise öğretmenlerin dijital öykülerin matematiğin her konusu için düzenlenmesini, dijital öykü sürecinin somut materyallerle desteklenmesini ve öğrencilerin dijital öykü hazırlamasını önerdikleri görülmektedir. Söz konusu dijital öykülerin ve materyal desteğinin EBA üzerinden öğretmenlere ulaştırılabileceği düşünülmektedir. Dijital öyküler oluşturulurken öğrencilerin bireysel farklılıklarının, sınıf mevcudu ve alt yapısının, içeriğin günlük hayattan örnekler içermesinin ve zamanın iyi planlanmasının dikkate alınarak hazırlanması önerilebilir. Gelecek araştırmalar için ise dijital öykü ile yürütülen matematik öğretiminin öğrencilerin ders başarısına, motivasyonlarına, algılarına, tutumlarına etkisinin ve matematik öğretiminde öğretmen veya öğretmen adaylarının dijital öykü oluşturma becerilerinin incelenebileceği önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Dijital öykü, matematik öğretimi, sınıf öğretmeni.
Hayat bilgisi dersinde sınıf öğretmenlerinin gezi düzenleyebilme öz yeterlik inançları ve okul dışı öğrenme ile ilgili değerlendirmeleri
Hayat bilgisi dersi ilköğretim okullarında 1, 2 ve 3. sınıflarda yer alan ve öğrencilerin toplumsal çevreye uyumu için gerekli olan bilgi, beceri, değer, tutum ve alışkanlıkların kazandırıldığı bir derstir. Hayat bilgisi öğretim programları incelendiğinde öğrencilere kazandırılması planlanan özellikler için okul dışı öğrenme çevrelerinden de faydalanılmasını gerektirdiği anlaşılmaktadır. Öğrenme ortamı olarak okul dışı öğrenme çevrelerinin kullanılmasında öğretmenlerin öz yeterlik inançlarının önemli olduğu bilinmektedir. Bununla birlikte öğretmenlerin okul dışı öğrenme ile ilgili düşünceleri de (ne anladıkları, faydaları, sınırlılıkları vb.) okul dışı öğrenme çevrelerinin kullanılmasında belirleyici olacağı düşünülebilir. Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin okul dışı öğrenme çevrelerine eğitim amaçlı gezi düzenleyebilme öz yeterlik inanç düzeylerini farklı değişkenler üzerinden saptanması ve sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi dersi kapsamında okul dışı öğrenme ile ilgili görüşlerini ortaya koymak amaçlanmıştır. Karma yöntemle desenlenen bu çalışmada veriler hem nicel hem de nitel yöntemlerle elde edilmiştir. Araştırmanın kesitsel tarama modeli benimsenen nicel boyutunda veriler "Okul Dışı Çevrelere Eğitim Amaçlı Gezi Düzenleyebilme Öz-Yeterlik İnancı Ölçeği" ile toplanmış ve örneklem 324 sınıf öğretmeninden oluşmuştur. Nitel boyutunda ise durum çalışması işe koşulmuş ve veriler odak grup görüşmesi ile toplanmıştır. Toplamda dört oturumdan oluşan odak grup görüşmeleri 20 sınıf öğretmeninin katılımı ile gerçekleşmiştir. Verilerin analizinde SPSS ve MAXQDA programlarından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda sınıf öğretmenlerinin okul dışı öğrenme çevrelerine eğitim amaçlı gezi düzenleyebilme öz yeterlik inançlarının olumlu düzeyde yüksek olduğu tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin okul dışı çevrelere eğitim amaçlı gezi düzenleyebilme öz yeterlik inançları cinsiyetlerine, okuttukları sınıf seviyesine (1., 2. ve 3.sınıf), mezun oldukları fakülteye ve bölüme göre değişmediği sonucuna ulaşılırken öğretmenlerin mesleki kıdem düzeylerine göre okul dışı öğrenme çevrelerine eğitim amaçlı gezi düzenleyebilme öz yeterlik inançlarının değiştiği tespit edilmiştir. Nitel analizler sonucunda ise araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerinin çoğunluğunun okul dışı öğrenme çevrelerini 2018 Hayat Bilgisi Öğretim Programında yer alan altı ünite ile ilişkilendirip faydalandıkları tespit edilmiştir. Faydalandıkları okul dışı öğrenme çevrelerini resmi ve özel kurumlar (kütüphane, huzurevi, barajlar, yetiştirme yurtları), sportif etkinlikler (yüzme, yürüyüşler, tenis, yarışmalar, basketbol), park, bahçe, sinema, müze, tiyatro, alışveriş alanları, tarihi yerler, kültür merkezleri, restoranlar, hayvanat bahçeleri, postane, cami, trafik alanları, aile yaşam merkezleri, köyler, itfaiye, barınaklar, AFAD, hastane, kitap fuarı, ev ziyaretleri, sağlık ocakları ve doğal çevre şeklinde belirtmişlerdir. Okul dışı öğrenme çevrelerini tercih ederken kazanımlara uygunluğu, ulaşım imkânları, maddi boyutu, öğrenciye görelik ilkesi, güvenlik durumu gibi durumlara dikkat edilmesi gerektiğini ifade etmişlerdir. Bununla birlikte okul dışı öğrenme çevrelerinden faydalanmada uygulama aşamalarına hâkim olduklarını, düzenlenecek etkinliklerin öncesi, sırası ve sonrasına uygun etkinlikler düzenleyebildikleri tespit edilmiştir. Okul dışı öğrenme çevrelerinin somut öğrenmeyi sağladığı, öğrencilerin kişisel özelliklerinin gelişmesini sağladığı, tekdüzeliği ortadan kaldırıp, öğretmenin işini kolaylaştırdığı ve geniş gözlem olanağı ile öğrenmelerin kalıcı olmasını sağladığını belirtmişlerdir. Öğretmenler okul dışı öğrenme çevrelerinden faydalanmada imkânların sınırlı olması, maddi boyutunun ağır olması ve bürokratik engeller gibi sınırlılıkları olduğunu ifade etmişlerdir.
İlkokulda teknoloji destekli matematik eğitiminde yapılan çalışmaların incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye'de 2015–2025 yılları arasında ilkokul düzeyinde bilgi ve iletişim teknolojileri destekli matematik eğitimi alanında gerçekleştirilen toplam 66 yüksek lisans ve doktora tezini doküman incelemesi yöntemiyle kapsamlı bir şekilde incelemiştir. Çalışmada, Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi veri tabanından amaçlı ve ölçüt örnekleme teknikleri ile seçilen tezler analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında geliştirilen sistematik inceleme formu aracılığıyla, tezlerin araştırma amaçları, kullanılan araştırma yöntemleri, veri toplama ve analiz teknikleri, teknolojik araç türleri, elde edilen bulgular ve öneriler tematik olarak değerlendirilmiştir. İncelenen tezlerin %15,15'i nitel araştırma yöntemini benimsemiş olup, bu çalışmalar derinlemesine görüşme, doküman analizi ve durum çalışması gibi tekniklerle pedagojik etkiler üzerinde yoğunlaşmıştır. Nitel yöntemle yapılan bu tezlerde, bilgi ve iletişim teknolojileri destekli eğitim uygulamalarının öğrenci deneyimleri ve öğretim süreçlerine etkileri daha kapsamlı ve bağlamsal olarak ele alınmıştır. Betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri hem tezlerin yapısal özelliklerini hem de pedagojik temaları ortaya koymada kullanılmıştır. Sonuçlar, bilgi ve iletişim teknolojileri destekli matematik eğitiminde oyun temelli öğrenme, mobil öğrenme, sanal gerçeklik ve yapay zekâ destekli uygulamaların önemli yer tuttuğunu göstermektedir. Bu uygulamaların öğrenci motivasyonunu ve matematik başarısını anlamlı biçimde artırdığı belirlenmiştir. Öte yandan, teknolojik altyapı eksiklikleri, öğretmenlerin teknoloji kullanımına ilişkin yetersizlikleri ve erişim sorunları, teknolojinin etkin entegrasyonunun önündeki başlıca engeller olarak tespit edilmiştir. Ayrıca, bazı çalışmalar bilgi ve iletişim teknolojileri destekli öğrenme uygulamalarının başarı üzerindeki etkilerinin bağlama ve uygulama biçimine göre değişiklik gösterdiğine işaret etmektedir. Bu durum, teknolojinin etkili kullanımına yönelik strateji ve eğitimlerin önemini vurgulamaktadır. Araştırma, ilkokulda bilgi ve iletişim teknolojileri destekli matematik eğitiminde karşılaşılan zorluklara yönelik çözüm önerileri geliştirmekte ve bu alanda yapılacak gelecek araştırmalar için kapsamlı yol haritaları sunmaktadır. Çalışma, akademik literatüre katkı sağlarken, eğitim politikaları ve öğretim programlarının teknoloji entegrasyonu perspektifinden geliştirilmesi için önemli veriler sağlamaktadır.
Sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersleri öğretim teknolojileri özyeterlik düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi
Bulunduğumuz çağda önemli bir yer teşkil eden teknoloji, günlük hayatın her alanında olduğu gibi eğitim-öğretim sürecini de büyük ölçüde etkilemiştir. Nitekim günümüzde birçok eğitim kurumunda öğretim teknolojileri kendine yer bulmaktadır. Teknolojik materyallerin okullarda yer bulması kadar diğer bir önemli unsur ise eğitim-öğretim sürecine yön veren öğretmenlerin bu konudaki özyeterlik düzeyleridir. Öğretim teknolojilerinin seçilmesi ve kullanılması noktasında kilit rolü bulunan öğretmenlerin, özyeterliklerinin belirlenmesi öğrencilerin süreç içerisinde elde edeceği kazanımlar bakımından önemlidir. Bu araştırma sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersinde öğretim teknolojilerini kullanma özyeterlik düzeyini belirlemek ve özyeterlik düzeyine etki edebileceği düşünülen bazı değişkenler (cinsiyet, öğrenim durumu, görev yapılan okulun konumu, eğitim verilen sınıf düzeyi, teknoloji ile ilgili hizmet içi kursu alma durumu) açısından anlamlı farklılık olup olmadığını incelemeyi amaçlamıştır. Çalışmada nicel araştırma desenlerinden ilişkisel tarama tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini MEB'in istatistikî bölge birimleri sınıflamasında 12 bölgede yer alan illerde görev yapan ve random yolla seçilen 496 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri, Taşdemir (2021) tarafından geliştirilen Fen Eğitiminde Öğretim Teknolojileri Özyeterlik Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Veriler, parametrik olmayan analiz teknikleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçları; sınıf öğretmenlerin öğretim teknolojileri özyeterlik düzeylerinin mesleki olarak yüksek düzeyde oluştuğunu, fakat fen öğretimde öğretim teknolojileri kullanmaya yönelik özyeterlik düzeylerinin düşük düzeyde oluştuğunu göstermiştir. Bunun yanında, fen bilimleri öğretim teknolojileri özyeterlik düzeyi ile cinsiyet, öğrenim durumu, görev yapılan okulun konumu ve eğitim verilen sınıf düzeyi değişkenleri açısından anlamlı düzeyde değişmezken; mesleki kıdem ve teknoloji ile ilgili hizmet içi eğitim alıp almama durumlarına göre anlamlı fark saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Özyeterlik, öğretim teknolojileri, fen eğitimi, sınıf öğretmenleri.
İlkokul eğitiminde ve sosyal bilgiler dersinde Barış Manço şarkılarının kullanılabilme durumları
Sanat; evde, sokakta, okulda, işte ve eğlencede kısaca her yerde olması gerekmektedir. Tüm bunların sağlanabilmesi elbette eğitim yolu ile mümkün olabilecektir. Eğitim, sanatın anlamlandırılmasını sağlarken sanat da eğitimin gelişmesine ve yaşamasına katkı sağlayacaktır. Eğitim yoluyla sanatın anlamlandırılması sanatın eğitimde kullanılmasını gerekli kılmaktadır. Edebiyat başta olmak üzere Müzik, Görsel Sanatlar, Beden Eğitimi ve Oyun gibi dersler, doğrudan sanat ile ilgili iken birçok dersin de sanat ve edebiyat ile yakından ilişkili olduğu görülmektedir. Örneğin sosyal bilgiler dersi sanat ve edebiyat ile yakından ilişkili derslerin başında gelmektedir. Sosyal bilgiler, etkili vatandaş yetişmek için, sanat, edebiyat ve sosyal bilimlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan bir alandır. Sosyal bilgiler dersinde sanat ve edebiyat, edebi ürünler ile yer alabilmektedir. Edebi ürünler, çocuklarda dil, empati ve iletişim becerilerinin gelişmesini, değer edinimini, sosyalleşmeyi, tarih bilinci edinmeyi sağlar. Genelde eğitimin özelde sosyal bilgilerin ana amacı etkili vatandaş yetiştirmektir. Etkili vatandaşı yetiştirmede içerikleri ile şarkı ve türkülerin önemli bir yeri vardır. Türkiye'de çocuk ve gençler için müzik denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri Barış Manço'dur. Müziği aracı kılarak toplumları anlamayı, anlatmayı kendine görev edinen Barış Manço'nun eserlerinde, kültürel değerlerin yanı sıra evrensel değerlere de sıklıkla vurgu yapmış olduğu görülmektedir. Eserlerin birçok konuda zengin içeriğe sahip olduğu düşüncesi, bu çalışmanın yapılmasına teşvik etmiş; ilkokul eğitimde ve sosyal bilgiler dersinde Barış Manço şarkılarının kullanılabilme durumları belirlenmek istenmiştir. Karma yöntemle desenlenen bu çalışmada nitel ve nicel verilere aynı oranda ağırlık verildiğinden eşit statü hem nicel hem de nitel veriler aynı ölçme aracında ve aynı zamanda toplandığı için eş zamanlı tür işe koşulmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda kesitsel tarama modeli, nitel boyutunda durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 104 sınıf öğretmeni oluşturmuş ve araştırmada tek bir veri toplama aracı kullanılmıştır. Bu veri toplama aracı Barış Manço'nun 125 şarkısından oluşturulmuştur. Verilerin analizinde SPSS ve MAXQDA programlarından yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda sınıf öğretmenlerine göre Barış Manço'nun anonim şarkılarından 17'si, kendi yazdığı şarkılardan 67'si ilkokul eğitiminde, anonim şarkılarından 16'sı, kendi yazdığı şarkılardan 52'si sosyal bilgiler dersinde istatistiksel olarak kullanılabilir durumdadır. Barış Manço'nun hem anonim hem de kendi yazdığı şarkıların tarih bilinci oluşturmada, doğal çevrenin coğrafi özelliklerini tanıtmada, tarihi kişiliklere yer vermede, türkü hikayeleriyle dersi desteklemede, dersin kazanımlarıyla konu ilişkisi oluşturmada, değerler eğitiminde ve beceri geliştirmede sosyal bilgiler dersinde kullanılabilir olduğu anlaşılmaktadır. Barış Manço'nun hem anonim hem de kendi yazdığı şarkılarının ilkokul eğitiminde kullanılabilir olma durumuna yönelik gerekçeler incelendiğinde şarkıların özellikle birçok dersin içeriği ile ilişkilendirilebilecek özelliklere sahip olması dolayısıyla derslerin kazandırılmasında yardımcı materyal olarak kullanılabilecek olmasıdır. Barış Manço şarkılarının dersler özelinde birçok kazanımda kullanılabilmesinin yanında ilkokul eğitiminde genel olarak; beceri, değer, davranış ve inançların kazandırılmasında, estetik duyarlığın geliştirilmesinde, kültürel unsurların fark ettirilmesinde, özdenetim geliştirmede, çevre okur-yazarlığı kazandırmada, sanatsal niteliklerin geliştirilmesinde ve vatandaş olma bilincinin kazandırılmasında kullanılabilir olduğu anlaşılmaktadır. Barış Manço şarkıları ile ilgili olarak; şarkı içeriklerinin çocuğun ilgi ve gereksinimlerine yanıt vermeyecek olması, şarkılarda karamsarlığın ağır basması, şarkı sözlerinin çocuğun anlam evrenine uygun olmaması, cinsel ifadelerin yoğunluğu, kullanılan ağdalı dilin, çocuğun dil gelişim düzeyini karşılamaması, cinsiyet ayrımına ve düşünce karmaşıklığına neden olabilecek ifadelerin yer alması, emir verme, nasihat etme niteliğindeki yargıların, çocuğun neden sonuç ilişkisi bakımından düşünebilmesinin önünde engel oluşturmasından dolayı sınıf öğretmenlerine göre Barış Manço'nun şarkıların bazılarının ilkokul eğitiminde ve sosyal bilgiler dersinde kullanılamaz olduğu belirlenmiştir.
Oryantiring bağlamında farklı disiplinlerle ilişkilendirilmiş matematik etkinliklerinin üstün yetenekli öğrenciler üzerindeki etkileri
Çalışmanın amacı oryantiring bağlamında farklı disiplinlerle ilişkilendirilmiş matematik etkinliklerinin üstün yetenekli öğrenciler üzerindeki etkisini araştırmaktır. Nicel araştırmalardan ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 2023-2024 eğitim-öğretim yılında bir Bilim ve Sanat Merkezi'ndeki 37 Destek-2 öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada "Uzamsal Görselleştirme" ve "Mekânsal Düşünme" testleri ile "Matematik Problemi Çözme Tutum", Matematiksel İlişkilendirme Öz Yeterlik" ve "Problem Çözmeye Yönelik Yansıtıcı Düşünme Becerileri" ölçekleri kullanılmıştır. Çalışmada Wilxocon İşaretli Sıralar Testi ve Mann Whitney-U Testi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre her iki grubun uzamsal görselleştirme ve mekânsal düşünme beceri testinin ön test ile son test puanları arasında anlamlı bir fark varken matematik problemi çözme tutum, matematiksel ilişkilendirme öz yeterlik ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme beceri puanları açısından anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Öte yandan deney grubu ile kontrol grubunun son testten elde ettikleri problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme beceri puanlarının anlamlı bir şekilde deney grubu lehine birbirinden farklı olduğu görülmüştür. Buna göre uygulamanın öğrencilerin uzamsal görselleştirme, mekânsal düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerine olumlu katkı sunarken matematik problemi çözme tutumlarına ve matematiksel ilişkilendirme öz yeterliklerine etkisinin olmadığı söylenebilir. Öğrencilerin uzamsal görselleştirme, mekânsal düşünme ve problem çözmeye yönelik yansıtıcı düşünme becerilerinin, matematik problemi çözme tutumlarının ve matematiksel ilişkilendirme öz yeterliklerinin sınıf seviyelerine göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Hayat bilgisi dersinde eğitsel oyun kullanımının öğrencilerin akademik başarı ve tutumlarına etkisi
Eğitim ve öğretim sürecinde birçok farklı yöntem ve teknik kullanılması gerekmektedir. Bunlardan bir tanesi de yaparak ve yaşayarak öğrenme deneyimi sunan eğitsel oyun yöntemidir. Eğitsel oyunlar öğretim süreci içerisinde birçok derste kullanılan yöntemlerden bir tanesidir. Bu yöntem ile öğrenciler hem akademik bir beceri kazanırlar hem de eğlenerek öğrenme fırsatı yakalarlar. Özellikle ilkokul çağında bulunan çocukların bu deneyimleri yaşamaları onlar için önemlidir. Hayat Bilgisi dersi içerikleri de eğitsel oyun kullanımı için uygun olarak görülmüştür. Bu çalışma, hayat bilgisi dersinde eğitsel oyun yöntemi kullanımının öğrencilerin akademik başarı ve tutumlarına etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, nicel araştırma desenlerinden yarı deneysel desen çerçevesinde yürütülmüştür. Araştırma, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ili Merkez İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı bir ilkokulun 3. sınıfında öğrenim gören iki farklı şubedeki 65 öğrencinin (Deney Grubu = 33, Kontrol Grubu = 32) katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak; üç seçenekli 25 madde 'den oluşan sağlıklı hayat ünitesi akademik başarı testi (KR-20 = 0.91) ve hayat bilgisi dersi tutum ölçeği (α=0.81) kullanılmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluk gösterip göstermediğini tespit etmek amacıyla Shapiro-Wilk testi kullanılmıştır. Deney ve kontrol grupları arasındaki başarı ve tutum farklılığı belirlemek istenmiştir. Başarı farklılığını belirlemek için bağımsız gruplar t-testi, tutum düzeyi farklılığını belirlemek için Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Başarı ve tutum arasındaki ilişki düzeyini belirlemek için tek yönlü ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, akademik başarı ve derse yönelik tutum düzeyi ön test puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık (p= 0.338) bulunamamıştır. Akademik başarı düzeyi son test puanları açısından deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir farklılık (p=0.489) bulunamamıştır. Tutum düzeyleri bakımından son test uygulamasından sonra deney grubu lehine anlamlı bir farklılık (p=0.011) bulunmuştur. Başarı ve tutum arasındaki ilişki düzeylerinde deney grubu ön test ve son test başarı ve tutum arasında anlamlı düzeyde ilişki (p=0.001) bulunmuştur. Kontrol grubu ön test ve son test başarı ve tutum düzeyi arasında anlamlı bir ilişki (p=0.586) bulunamamıştır. Yapılan kalıcılık testi sonucunda hem deney hem de kontrol grubunun kalıcılık düzeyinin olduğu ancak deney grubunun kalıcılık seviyesinin daha yüksek olduğu sonucu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, hayat bilgisi dersinin eğitsel oyun yöntemi ile işlenişinin öğrencilerin akademik başarılarına yönelik herhangi bir etkisi olmadığı ancak derse yönelik tutum üzerinde olumlu bir etkisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi dersinde kimlik inşa etme durumları ve ders kitaplarında kimlikler
Bireyin kendini bilmesini ve tanımasını sağlayan kimlik kavramı, ben kimim ve kimlerdenim sorusuna verilecek yanıta karşılık gelmektedir. Bireyin kimlik gelişimi içinde yaşadığı toplumun yapısal özellikleri etrafında şekillenir ve toplum tarafından vatandaş olarak nitelendirilmesini sağlar. Vatandaş yetiştirme ise hayat bilgisi dersinin amaçları arasında yer almaktadır. Hayat bilgisi, ilkokul bir, iki ve üçüncü sınıfta okutulan, konusunu yaşamın içerisinden alarak öğrencinin kendini tanımasını, yaşadığı toplumu bilmesini ve çevresini anlamlandırmasını amaçlayan bir derstir. Nihayetinde hayat bilgisi dersinin bireyin kimlik inşasında rol oynadığı anlaşılmaktadır. Bu amaçla çalışmada, hayat bilgisi dersi kapsamında inşa edilen kimlikleri belirlemek, sınıf öğretmenlerinin kimlik profillerini tespit etmek ve hayat bilgisi ders kitaplarında yer alan kimlik türlerini ortaya koymak hedeflenmiştir. Nitel araştırma desenlerinden durum çalışması ve doküman inceleme yönteminin kullanıldığı bu araştırma üç boyutta gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplama tekniklerinden gözlem, görüşme ve doküman incelemesine gidilmiş, başka bir ifade ile metodolojik üçgenlemeden faydalanılmıştır. Durum çalışması deseninin kullanıldığı birinci ve ikinci boyutta maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemiyle belirlenen sınıf öğretmenleriyle çalışılmıştır. Birinci boyutta veriler ikinci sınıfların öğretim sorumluluğunu üstlenen sınıf öğretmenlerinden gözlem yoluyla elde edilmiştir. İkinci boyutta sınıf öğretmenlerinin kimliklere yönelik düşüncelerinin belirlenmesi hedeflenmiş ve araştırmanın birinci boyutuna katılım gösteren sınıf öğretmenleriyle araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak görüşmeler yürütülmüştür. Araştırmanın üçüncü boyutunda doküman incelemesi yönteminden yararlanılmıştır. Ölçüt örnekleme yöntemiyle belirlenen MEB Yayınları ve SDR Dikey Yayıncılık'a ait ikinci sınıf hayat bilgisi ders kitapları veri kaynağı olarak kullanılmıştır. Üç boyutta yürütülen araştırmada elde edilen veriler MAXQDA 24 programına aktarılmıştır. Birinci ve ikinci boyuta ait verilerin analizinde içerik analizi tekniğine başvurulurken üçüncü boyuta ait veriler için doküman analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın üç boyutunda elde edilen veriler, kapalı yaklaşım benimsenerek "bireysel kimlik" ve "kolektif kimlik" temaları ile kolektif kimlik teması içerisinde ise "milli kimlik", "dijital kimlik", "çevreci kimlik", "toplumsal kimlik", "küresel kimlik" ve "politik kimlik" kategorileri çerçevesinde incelenmiştir. Araştırma sonucunda, ikinci sınıfın öğretim sorumluluğunu üstlenen sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi dersinin işlenişinde bireysel kimlik ve kolektif kimlik kapsamındaki; milli kimlik, çevreci kimlik, toplumsal kimlik, politik kimlik, küresel kimlik, dijital kimlik türlerini inşa ettikleri belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin hayat bilgisi dersinde inşa ettikleri bireysel kimlikler ile bireysel kimlik profilleri arasında benzerlik ve farklılıkların olduğu, milli kimlik inşaları ile milli kimlik profillerinin genel anlamda benzerlik gösterdiği, çevreci kimlik ile çevreci kimlik profilleri arasında benzerlik ve farklılıkların olduğu, bazı öğretmenlerin dijital kimlik ile küresel kimlik profillerinde olumsuz düşünceler olmasına karşın hayat bilgisi derslerinde dijital kimlik ile küresel kimlik inşalarında bu olumsuzluklara yer vermedikleri, öğretmenlerin kimlik profillerinde toplumsal kimlik ve politik kimlik çok az yer alırken hayat bilgisi dersinde bu kimliklerin inşasına dersin içeriği nedeniyle yer verdikleri tespit edilmiştir. Bununla birlikte resmi ve özel yayınevleri tarafından hazırlanan ikinci sınıf hayat bilgisi ders kitaplarının her ikisinde de bireysel kimliğin ve kolektif kimlik kapsamındaki; milli kimliğin, çevreci kimliğin, toplumsal kimliğin, politik kimliğin, küresel kimliğin, dijital kimliklerin yer aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin etkili vatandaş yetiştirme özel amacına sahip olan hayat bilgisi dersinde inşa ettikleri kimlikler incelenmiştir. Etkili vatandaş yetiştirmeyi hedefleyen "sosyal bilgiler" ve "insan hakları, yurttaşlık ve demokrasi" dersleri de benzer şekilde araştırma konusu edilebilir.
E-Okul üzerinden ilkokul 1. sınıf şubeleri ve sınıf öğretmenlerinin belirlenmesi uygulamasına ilişkin eğitim paydaşlarının görüşlerinin incelenmesi
Araştırmada, ilkokul 1. sınıf şubeleri ile sınıf öğretmenlerinin E-Okul sistemi üzerinden belirlenmesi uygulamasının öğretmen, okul yöneticisi ve veli görüşlerine yansıması incelenmiştir. Merkezi kura sistemine geçişin öğretmenlerin içsel motivasyonları, okul yöneticilerinin rol algıları ve beklentileri üzerindeki etkileri ele alınmıştır. Araştırma, Erzincan il merkezindeki devlet ilkokullarıyla ilişkili 35 sınıf öğretmeni, 13 okul yöneticisi ve 43 veli olmak üzere toplam 91 katılımcıyla yürütülmüştür. Temel veriler yarı yapılandırılmış görüşmelerle toplanmış ve içerik analiziyle çözümlenmiştir. Anayasa, kanun, yönetmelik, yönerge, resmi duyuru ve uygulama rehberleri doküman incelemesi yoluyla toplanmış ve betimsel analizle değerlendirilmiştir. Doküman analizi bulguları hukuki dayanak ve yerleştirme süreci temaları altında düzenlenmiştir. Görüşmelerden elde edilen bulgular, merkezi kura sisteminin eşit işlem, tarafsızlık, şeffaflık ve kişisel isnat riskinin azalması bakımından olumlu karşılandığını göstermiştir. Buna karşılık sistemin pedagojik uygunluk, öğretmen emeğinin görünürlüğü, sınıf iklimi, özel durumların dikkate alınması ve gerekçeli itiraz süreçleri bakımından geliştirilmesi gerektiği belirlenmiştir. Yerel inisiyatifli uygulamanın okul bağlamını, öğretmen özelliklerini ve veli beklentilerini dikkate alma açısından esneklik sağladığı; ancak kayırmacılık, eşitsiz erişim, veli baskısı ve öğretmenler arası karşılaştırma algısı oluşturabildiği sonucuna ulaşılmıştır. Doküman analizi, merkezi kura uygulamasının eğitim hakkı ve eşitlik ilkelerine dayandığını; yerleştirme sürecinin kura, E-Okul üzerinden otomatik belirleme, dengeli dağıtım ölçütleri, şube değişikliği ve yönetsel sorumluluk hükümleriyle düzenlendiğini ortaya koymuştur. Araştırma sonucunda, sınıf ve öğretmen belirleme sürecinde eşitlik ile pedagojik uygunluk arasında dikkatli bir denge kurulması gerektiği anlaşılmıştır.
İlkokul ikinci sınıf matematik dersinde yapılandırılmış ve geleneksel ev ödevlerinin öğrencilerin akademik başarılarına ve ödeve yönelik tutumlarına etkisi
Bu araştırmada ilkokul 2.sınıf matematik dersinde yapılandırılmış ve geleneksel ev ödevlerinin öğrencilerin akademik başarılarına ve ödeve yönelik tutumlarına etkisi incelenmiştir. Araştırmada yarı deneysel deneme modeli olan eşitlenmemiş gruplardan oluşan desen kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim-öğretim yılında, Aydın ilinde yer alan üç devlet ilkokulunda öğrenim gören 2.sınıf öğrencileriyle yürütülmüştür. Yapılandırılmış ev ödevi verilip kontrolün sağlandığı deney 1 grubu (N=19), yapılandırılmış ev ödevinin verilerek geri bildirimin sağlandığı deney 2 grubu (N=17), geleneksel ev ödevlerinin verilerek kontrolün sağlandığı deney 3 grubu (N=19) ve geleneksel ev ödevlerinin verilerek geri bildirimin sağlandığı deney 4 grubu (N=19) olmak üzere 4 sınıf, 4 grup ve toplamda 74 öğrenci çalışmada yer almıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Matematik Başarı Testi" ile Bora ve Kocabaş (2018) tarafından geliştirilen "Ödeve Yönelik Tutum Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışma gruplarına deney sürecinin başında ve sonunda matematik başarı testi ve ödeve yönelik tutum ölçeği uygulanmıştır. Araştırma sonunda elde edilen verilerin istatistiksel analizi için SPSS 21 paket programından yararlanılmış, ilişkisiz örneklemler için tek yönlü varyans analizi, bağımsız gruplar t- testi ve bağımlı örneklemler için t-testi analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre yapılandırılmış ev ödevleri verilerek geri bildirimin gerçekleştirildiği deney grubunun matematik başarılarının diğer deney gruplarından anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Geleneksel ev ödevi verilip geri bildirim uygulaması yapılan grubun uygulama sonrası ödeve yönelik tutumlarında azalma görülmüştür.
Kırsal kesimde görev yapan sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar
Bu araştırma, kırsal kesimde görev yapan ve fen bilimleri dersini yürütmekte olan sınıf öğretmenlerinin, fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunları tespit etmeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi ve çalışma grubunu 2019-2021 eğitim-öğretim yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Van ili Bahçesaray ilçesine bağlı kırsal kesimlerde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Araştırma nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma desende bir araştırmadır. Araştırmanın birinci bölümü nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelindedir. Bu kapsamda araştırma örnekleminde yer alan 205 sınıf öğretmenine 41 madde ve 5 boyuttan oluşan anket uygulanmış ve dönüt alınan 136 adet anket analize tabi tutulmuştur. Araştırmanın amacına uygun olarak oluşturulan alt problemler için Anova ve t-testi analizlerinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel sonucunda, sınıf öğretmenlerinin fen bilimleri dersi öğretim sürecinde karşılaştıkları sorunlar anketinde yer alan 5 alt boyuta göre "süreç öncesi hazırlıkta karşılaşılan sorunlar, süreçte karşılaşılan sorunlar, ölçme değerlendirme etkinliklerinde karşılaşılan sorunlar, fen bilimleri dersi ile ilgili karşılaşılan sorunlar ve fen bilimleri dersi öğretim programı ile ilgili karşılaşılan sorunlar" boyutlarında cinsiyet, öğretim verilen sınıf düzeyi ve sınıf mevcudu açısından anlamlı bir farklılığın olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca ortalama değer analizine göre, fen bilimleri dersi veren sınıf öğretmenlerinin en fazla karşılaştıkları sorunun "fen bilimleri dersi ile ilgili sorunlar", en az karşılaştıkları sorunun ise "süreçte karşılaştıkları sorunlar" boyutlarında olduğu tespit edilmiştir. Araştırmanın ikinci bölümünde nitel araştırma yöntemlerinden odak grup görüşmesi yöntemi kullanılmıştır. Bu kapsamda katılımcılar çok aşamalı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Birinci aşamada ölçüt örnekleme yöntemiyle katılımcıların çalıştığı okullar belirlenmiştir, ikinci aşamada ise maksimum çeşitlilik örnekleme yöntemi ile katılımcıların cinsiyeti, mesleki tecrübesi, eğitim verdikleri sınıf düzeyi ve sınıf mevcudu temel alınarak 22'si kadın, 8'i erkek olmak üzere toplamda 30 öğretmen belirlenmiştir. Görüşmelerde katılımcılara yöneltilen sorular alanyazın taraması yapılarak sekiz boyut halinde belirlenmiştir. Belirlenen bu boyutlar; "öğrenci kaynaklı sorunlar, öğretim programı kaynaklı sorunlar, ders kitabı kaynaklı sorunlar, öğrenme ortamı kaynaklı sorunlar, idari kaynaklı sorunlar, veli kaynaklı sorunlar, çevresel faktörlerden kaynaklı sorunlar ve öğretmenden kaynaklı sorunlar" ilişkindir. Bu kapsamda elde edilen veriler, içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. En yüksek frekansta yer alan sorunun "öğrenme ortamından kaynaklı sorunlar" olduğu, en düşük frekansta yer alan sorunun ise "ders kitabı kaynaklı sorunlar" ve "çevresel faktörlerden kaynaklanan sorunlar" olduğu tespit edilmiştir.
İlkokul 4.sınıf öğrencilerinin Türkçe dersindeki okuduğunu anlama becerileri ile matematik dersindeki problem çözme becerileri arasındaki ilişki
Öğrenme yaşantılarımızın pek çok alanında, okuma ve okuduğunu anlama çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır. İlkokuldan başlayan ve öğrencilerin tüm öğrenim hayatları boyunca devam edecek olan okuduğunu anlama sürecine yönelik; çalışma ve tutumlar, bilgi ve hedef kazanımlara ulaşmada etkin rol oynamaktadır. Öğrencilere okuduğunu anlama becerisini kazandırmaya başladığımız ders Türkçe dersi olmakla birlikte zamanla tüm derslerde bu beceri kullanılmaya başlanmaktadır. Araştırmalar göstermiştir ki; yazılı kaynaklardan bilgiye ulaşmanın ön koşulu, okuduğunu anlama becerine sahip olmaktır. Öğrenim hayatları boyunca öğrencilerin sıklıkla zorlandıklarını ifade ettikleri Matematik dersinde de problem çözme basamaklarından biri problemi okuyup anlama basamağıdır. Bu durum okuduğunu anlama becerileri ile problem çözme becerileri arasında nasıl bir ilişki olabileceği sorusunu akla getirmektedir. Bu bağlamda; çalışmanın amacı, Türkçe dersinde okuduğunu anlama becerisi ile; matematik dersinde problem çözme becerisinin ilişkisini incelemektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden eylem araştırması yöntemi kullanılmıştır. Aydın ili Efeler ilçesinde devlet kurumu olan bir ilkokulda eğitim gören 4. Sınıf öğrencileriyle yapılan bu çalışmada, çalışılan öğrenciler sınıf öğretmenlerinin yaptığı standart sınavlar incelenerek ve sınıf öğretmeninin görüşleri ışığında belirlenmiştir. Çalışmada sınav sonuçları ve öğretmen görüşlerine göre sınıfının gerisinde olan öğrenciler seçilmiştir. Araştırmaya akademik olarak sınıfının gerisindeki öğrencilerin seçilmesindeki amaç; araştırma boyunca öğrencideki değişim süreçlerini daha kolay ve net gözlemleyebilme isteğidir. Hazırlanan eylem planı dahilinde hedef kazanımlara dönük 8 etkinlik uygulanmıştır. Etkinliklerde disiplinler arası geçişlerden yararlanılmıştır. Her etkinlikten sonra ara değerlendirme sınavları ile bireysel görüşmeler yapılmış ve sonuçlar analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre eylem planı öğrencilerin ihtiyaçlarına ve eğitim ortamının şartlarına uygun olarak yeniden düzenlenmiştir. Öğrencilerle 16 hafta yürütülen etkinlik uygulamalarının değerlendirme sonuçlarına bakıldığında; Türkçe dersinde okuduğunu anlama becerisi ile matematik dersinde problem çözme becerisi arasında ilişki olduğu tespit edilmiştir. Okuduğunu anlama becerilerine yönelik yapılan düzenleme ve uygulamalar problem çözme becerisini geliştirmiş, öğrencilerin problemi anlamasına kolaylık sağlamış ve çalışmaya katılan tüm öğrencilerin başarısını arttırmıştır. Çalışmada okuma becerisinin kazandırıldığı ilkokul 1. sınıfta yaşanan bir takım yanlış öğrenmelerin ve teknik hataların kalıcı hale geldiği durumdaki sonuçlar da göze çarpmıştır. Öğrenme yaşantıları planlanırken; öğretmenlerin farklı yöntem ve teknikler kullanmalarının, öğrencilerin bireysel farklılıklarını göz önünde bulundurmalarının, öğrencilerin aktif katılım göstermelerinin önemi fark edilmiştir. Çalışmada yapılandırmacı yaklaşım esaslarına uygun eğitim-öğretim yaşantılarının öğrenci üzerindeki etkilerini gözlemleme şansı olmuştur. Okuduğunu anlama becerilerinin geliştirilmesine dönük hazırlanan eylem planı kapsamındaki etkinlikler matematik ve Türkçe derslerinin birlikte işlenmesini hedefleyerek, bu konuda alanda az rastlanan bir uygulamayı deneyimlemiştir. Bu uygulamanın olumlu ve olumsuz yönleri tartışmaya açılmıştır. Programda belli konuların derinlemesine işlenmesinin öğrenme üzerindeki etkileri, zaman ve program kapsamının ilişkisi okuyucuların değerlendirmesine sunulmuştur. ANAHTAR SÖZCÜKLER: , Problem çözme, okuduğunu anlama, fonksiyonel okur-yazarlık, eylem planı
Hayat bilgisi dersi öğretim programlarında beceriler, değerler ve kavramlar
Bu çalışmada Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında öğrencilere kazandırılması gereken beceriler, değerler ve kavramların yer alma durumlarının belirlenmesi ve kavramların, becerilerin ve değerlerin yer alma durumlarının karşılaştırmalı olarak betimlenmesi amaçlanmıştır. Bu temel amaç doğrultusunda Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında yer alan hedef, davranış ve kazanımlar; beceriler, değerler ve kavramlar bakımından incelenmiş olup becerilerin, değerlerin ve kavramların ne düzeyde yer aldığı ve öğretim programları içerisinde nasıl bir dağılım gösterdiği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda bu çalışmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından doküman inceleme yöntemi kullanılmış ve 1926, 1936, 1948, 1968, 1998, 2005/2009, 2015 ve 2018 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programları birer doküman olarak kabul edilerek veriler toplanmış, analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. 1926, 1936, 1948, 1968, 1998, 2005/2009, 2015 ve 2018 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarında yer alan ve kazandırılması hedeflenen beceriler, değerler ve kavramlara ilişkin (1, 2 ve 3. sınıflar) doküman incelemesi sonuçlarına göre 1926, 1936, 1948, 1968, 1998, 2005/2009, 2015 ve 2018 Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programının tamamında beceriler yer almıştır. 1998, 2005/2009 ve 2018 programları 26'şar beceriyi içermesi bakımından en çok beceriye sahip programlardır. Bu programları bir eksikle 2015 programı izlemiştir. 1948 programı 23 beceri, 1926, 1936 ve 1995 programları 20'şer beceri içerdiği tespit edilmiştir. 19 beceri ile 1968 programı en az beceri içeren program olmuştur. Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarının tamamında değerlerin yer aldığı görülmektedir. Programlar boyutu ile incelendiğinde 2018 programının 22 değer ile en çok değere sahip program olduğu görülmüştür. 2015 programı 18 değeri ile en çok değere sahip ikinci program olurken bu programları 16'şar değer ile 2005/2009 ve 1998 programı, 13 değer ile 1995, 11 değer ile 1948, 10 değer ile 1968 ve 8 değer ile 1936 programlarının izlediği belirlenmiştir. 1926 programı ise 5 değer ile en az değer içeren program olmuştur. Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarının tamamının kavramları içerdiği görülmektedir. 1. sınıf düzeyinde incelendiğinde; 2005/2009 programının 63 kavramı içermesi bakımından en çok kavrama sahip program olduğu tespit edilmiştir. Bu programı 26 kavram ile 1998 programı, 22 kavram ile 1948 ve 1995 programları, 21 kavram ile 2015 programı, 19 kavram ile 2018, 1926 ve 1968 programları takip etmektedir. 14 kavram ile 1936 programının en az kavram içeren program olduğu anlaşılmaktadır. 2. sınıf düzeyinde incelendiğinde; 2005/2009 programının 55 kavramı içermesi bakımından en çok kavrama sahip program olduğu tespit edilmiştir. Bu programı 31 kavram ile 1998 programı, 24 kavram ile 2015 programı, 23 kavram ile 2018 programı, 20 kavram ile 1948 programı, 16 kavram ile 1995 programı, 14 kavram ile 1968 ve 1936 programları takip etmektedir. 11 kavram ile 1926 programının en az kavram içeren program olduğu anlaşılmaktadır. 3. sınıf düzeyinde incelendiğinde; 2005/2009 programının 79 kavramı içermesi bakımından en çok kavrama sahip program olduğu belirlenmiştir. Bu programı 40 kavram içeren 1948 programı takip etmektedir. 37 kavram içeren 2018 programını, 35 kavram ile 2015 programı, 34 kavram ile 1995 programı, 32 kavram ile 1926 programı, 30 kavram ile 1936 programı, 29 kavram ile 1998 programı takip etmektedir. 21 kavram ile 1968 programı en az kavram içeren programlar olduğu anlaşılmaktadır. Beceri, değer ve kavram boyutları birlikte ele alındığında Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programlarından en yoğun programın 2005/2009 programı olduğu, bu programı 2018, 1998, 2015, 1948, 1995, 1926, 1936 programlarının izlediği ve en az yoğunluğun 1968 programında olduğu tespit edilmiştir.
Sesbilgisel farkındalık becerilerini destekleme müdahale programının okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerin sesbilgisel farkındalık becerilerine etkisi
Bu araştırma ile sesbilgisel farkındalık becerilerini destekleme müdahale programının (SESFAR) okuma güçlüğü yaşayan öğrencilerin sesbilgisel farkındalık becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma deneysel desende ön-test-son-test tek grup modelinde planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Kırşehir il merkezinde bulunan bir ilkokulun 1, 2 ve 3. sınıflarında öğrenim gören, okumada sorun yaşayan her sınıf seviyesinden dörder öğrenci olmak üzere toplam 12 öğrenci ile bu öğrencilerin sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Öğrenciler amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Öğrencilerin herhangi bir zihinsel engelleri olmamasına rağmen okumada sorun yaşıyor olmaları ölçüt olarak belirlenmiştir. Verilerin analizinde öğrencilerin uygulama öncesi okuma performansları, "Yanlış Analizi Envanteri" ile değerlendirilmiş ve okuma düzeylerinin "endişe düzeyinde" olduğu tespit edilmiştir. Endişe düzeyindeki öğrencilere ön-test olarak "Ses Bilgisi Farkındalık Ölçeği" uygulanmıştır. Ön-test aşamasının ardından öğrencilere 8 hafta süresince 32 oturum olarak SESFAR müdahale programı uygulanmıştır. SESFAR müdahale programı içeriğinde "cümleyi sözcüklerine ayırma, sözcükleri hecelerine ayırma, uyak farkındalığı, heceleri birleştirme, sözcükleri ilk sese ve son sese göre eşleştirme, sözcüklerin ilk sesini ve son sesini atma becerileri" yer almaktadır. Uygulama sonrasında öğrencilere son-test olarak tekrar "Ses Bilgisi Farkındalık Ölçeği" uygulanmıştır. Uygulama öncesi öğrencilerin ön-test puan ortalamalarına göre sesbilgisel farkındalık becerileri 1 ve 2. sınıflarda düşük düzeyde 3. sınıflarda ise orta düzeyde iken uygulamalar sonrasındaki son-test puan ortalamalarına göre sesbilgisel farkındalık beceri düzeylerinin tüm sınıflar için yüksek düzeye çıktığı belirlenmiştir. Wilcoxon Sıralı İşaretler Testi ile analiz edilen ön-test ve son-test verilerinden elde edilen karşılaştırmalara göre SESFAR müdahale programının uygulandığı okuma güçlüğü yaşayan 1, 2 ve 3. sınıf düzeyindeki öğrencilerin sesbilgisel farkındalık, kelime farkındalığı, hece farkındalığı, uyak farkındalığı ve sesbirim farkındalığı becerilerinin ön-test ve son-test puanları arasında son-test lehine bir fark oluştuğu ancak bu farkın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde olmadığı belirlenmiştir. Ayrıca uygulamaya dâhil edilen öğrencilerin sınıf öğretmenlerinden alınan görüşler (sosyal geçerlik) doğrultusunda bu programın sosyal geçerliliğinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin çocuk haklarına ilişkin görüş ve uygulamaları
Bu araştırmanın amacı ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin çocuk haklarına ilişkin görüş ve uygulamalarının incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Aydın ili Efeler ilçesindeki bağımsız anaokullarında görev yapan 6 okul öncesi yöneticisi, 11 okul öncesi öğretmeni ve bu kurumlarda çocuğu eğitim alan 14 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel olması nedeniyle çalışma grubunun oluşturulmasında nitel gelenek içinde ortaya çıkmış olan "maksimum çeşitlilik" ilkesi göz önünde bulundurulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Araştırma sürecinde ham veriler görüşme esnasında ses kayıt cihazı ile kaydedilmiş, kaydedilen görüşmeler bilgisayar ortamında yazılı hale getirilmiştir. Söz konusu veriler üzerinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ebeveynler çocuğun tanımına ilişkin çoğunlukla; çocuğu aile ile ilişkili olarak çocuk ve özgürlük olarak çocuk şeklinde tanımlarken, yöneticiler ve öğretmenler de çoğunlukla çocuğu sevgi ve saflık ile ilişkili olarak çocuk olarak tanımlamışlardır. Çocuk haklarına dair görüşleri incelendiğinde ise ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin çoğunlukla çocuğun gelişim ve katılım hakkı üzerinde durduğu; yaşama ve korunma hakkına çok az değindikleri ancak bu haklar ile ilgili yüzeysel bilgiye sahip oldukları görülmüştür. Çocuk haklarına ilişkin uygulamaların sınırlı kaldığı ve somut uygulamaların katılım ve gelişim hakkı üzerine olduğu ifade edilirken, korunma hakkına oldukça düşük oranda değindikleri görülmüştür. Çocukların var olan tüm haklarının korunmasına, en temel hak olan yaşamak hakkına hiç değinilmemiştir. Araştırmanın sonucunda çocuk hakları ile ilgili ebeveynlerin, öğretmenlerin ve yöneticilerin görüşleri ve uygulamalarına dair önerilere yer verilmiştir.
Okul öncesi öğretmenlerinin proje yaklaşımına ilişkin görüşleri ile planlama ve uygulama becerilerinin belirlenmesi
Okul öncesi öğretmenlerinin proje yaklaşımına ilişkin görüşlerini öğrenebilmek ve proje çalışmalarını planlama becerileri ile uygulamalarını incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması bütüncül tekli durum deseni kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 eğitim-öğretim yılında Muğla ili Menteşe ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokulların anasınıflarında görev yapan dört okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından oluşturulan kişisel bilgiler formu, öğretmen görüşme formu, proje planlama kriter formu ve öğretmen gözlem formu kullanılarak toplanmıştır. Toplanan veriler betimsel analiz tekniği kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen en önemli bulgu, okul öncesi öğretmenlerinin proje çalışması olarak nitelendirdikleri çalışmaların, proje yaklaşımı felsefesi benimsenerek hazırlanan ve uygulanan çalışmalar olmadığıdır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin proje yaklaşımına ilişkin yeterli bilgi donanımına sahip olmadıklarını ortaya çıkarmıştır. Öğretmenlerin proje çalışması olarak nitelendirdikleri çalışmalarında öğretmen merkezli planlama yaptıkları ve konu seçiminde günlük eğitim akışını ve çocukların hazır bulunuşluklarını dikkate aldıkları, çalışmalarında yoğun olarak düz anlatım ve soru cevap tekniğini kullandıkları, etkinlik çeşidi olarak da daha çok sanat etkinliğine yer verdikleri ve sanat etkinliğinin sonucunda ortaya çıkan ürüne odaklandıkları görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin proje çalışması adı altında yürüttükleri çalışmalarında büyük grup, küçük grup ya da bireysel çalışmalardan sadece birine yer verdikleri, yaptıkları çalışmaların sürelerinin farklılık gösterdiği, öğretmenlerin çoğunun çalışmalarında aile katılımına yer verdiği, ailelerin materyal temini desteği sağlamak amacıyla sürece dahil edildiği belirlenmiştir. Çalışmaların değerlendirilmesi konusunda ortak görüşe sahip olmadıkları görülmüş, sınıf uygulamalarına bakıldığında değerlendirme aşamasında sadece soru cevap tekniğini kullandıkları gözlemlenmiştir. Öğretmenlerin çoğunluğu çalışmalarının çocukların sosyal-duygusal gelişimini desteklediğini, çalışmalarında öğretmenin koordinatör rolünde olduğunu belirtmişlerdir. Çocuklara grup halinde çalışma ve yaparak yaşayarak öğrenme fırsatı vermesi öğretmenler tarafından proje çalışmaların güçlü yanı olarak görülürken, çalışmalarının zayıf yönlerine ilişkin öğretmenler arası görüş birliğinin olmaması ön plana çıkmıştır. Öğretmenlerin çalışmalarını daha etkili hale getirmek için yardımcı personel ve materyal desteğine ihtiyaç duydukları belirlenmiştir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Okul öncesi dönem, proje yaklaşımı, okul öncesi öğretmeni
48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişki
Bu araştırmada, 48-72 aylık çocuğa sahip annelerin, ebeveynlik yetkinliği ile çocuklarını besleme tarzı arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, Aydın İli Efeler İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ve özel ilkokulların anasınıfları ve bağımsız anaokullarında eğitim görmekte olan 48-72 aylık 270 çocuğun annesi oluşturmaktadır. Araştırma iki ya da daha çok değişken arasında değişim olup olmadığını ve varsa derecesini incelemeyi amaçladığından ilişkisel tarama modelindedir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde, Anneler için Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği , Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi ile araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği, Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Anketi puanlarına ilişkin normallik testleri Kolmogorov-Smirnov testi ile gerçekleştirilmiştir. Puanların normal dağılmamasından dolayı ölçek puanlarına ilişkin karşılaştırmalar Mann-Whitney U testi ve Kruskall-Wallis H testi ile gerçekleştirilmiştir. Ölçek alt boyutlarından elde edilen puanlar arasındaki ilişkiye ise Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Katsayısı ile bakılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Anne-Baba (Ebeveyn) Besleme Tarzı Ölçeği alt boyut puanlarının annelerin eğitim durumuna göre oluşturulan gruplara göre karşılaştırmasında, cesaretlendirici beslenme ve toleranslı kontrollü beslenme puanlarının ortaokul ve lise gruplarında diğer gruplara göre anlamlı derecede düşük olduğu bulunmuştur (p< 0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği alt boyut puanlarının anne çalışma durumuna göre karşılaştırmasında; boş zaman yönetme, okul desteği, sağlık ve toplam yetkinlik puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanlarının, annelerin çalışma durumu gruplarına göre karşılaştırmasında; sıkı kontrollü beslenme puanlarının çalışmayanlarda anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur(p<0,05). Ebeveyn Besleme Tarzı ölçeği alt boyut puanları, çocukların cinsiyet gruplarına göre karşılaştırıldığında; yardımcı beslenme puanlarının erkek çocuk annelerinde anlamlı derecede yüksek olduğu bulunmuştur (p<0,05). Ebeveyn Yetkinlik Ölçeği ve Ebeveyn Besleme Tarzı anketinin alt boyut puanları arasındaki korelasyon incelendiğinde, ölçeklerin alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki tespit edilmiştir (p<0,05). ANAHTAR KELİMELER; Okul Öncesi Dönem Çocuğu, Ebeveyn Yetkinliği, Ebeveyn Besleme Tarzı
Sosyal bilgiler dersi kazanımları ile ders ve çalışma kitapları etkinliklerinin matematik dersi kazanımları açısından incelenmesi
Günümüzde çağın gereksinimleri karşısında eğitim kurumlarından toplumsal beklentinin oluşturduğu birey profili yaratıcı, üretken, öğrenmekten zevk alan, eleştirel düşünebilen, olaylar arasında bağ kurabilen şeklinde açıklanabilir. Nitekim farklı disiplinlerin bilgi ve becerilerini dikkate alan ve öğrencinin motivasyonunun artmasına katkı sağlayan disiplinler arası yaklaşım çağdaş eğitim sistemi içerisinde oldukça önemsenmektedir. İlkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersi kazanımlarının, sosyal bilgiler ders ve çalışma kitabının matematiksel yetkinlikler açısından incelenmesi amaçlanan bu çalışmada, 2018 yılı 4. sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim programında bulunan kazanımlarının, 4. sınıf sosyal bilgiler ders ve çalışma kitabının ilkokul 1-4. sınıflar matematik dersi kazanımları ile ilişkili olup olmama durumları incelenmiştir. Bu amaçla çalışmada nitel araştırma paradigmalarından doküman incelemesi işe koşulmuştur. Araştırma verileri ise doküman analizi yoluyla elde edilmiş olup çalışma doküman analizi adımlarına uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışma verilerini Millî Eğitim Bakanlığı'nca yayınlanan 2018 yılı ilkokul sosyal bilgiler dersi öğretim programı, 2018 yılı ilkokul matematik dersi öğretim programı, 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitabı ve 4. sınıf sosyal bilgiler çalışma kitabı oluşturmuştur. Sosyal bilgiler dersi kazanımlarının öğretiminde öğrencilerin ihtiyaç duyduğu matematiksel yetkinlikler sosyal bilgiler dersi kazanımları ve öğrenme alanları boyutları ile ilişkilendirilerek incelenmiştir. Bu bağlamda 2018 sosyal bilgiler öğretim programındaki kazanımlar matematiksel yetkinlikler açısından incelendiğinde birey ve toplum öğrenme alanında 25, kültür ve miras öğrenme alanında 33, insanlar, yerler ve çevreler öğrenme alanında 84, bilim, teknoloji ve toplum öğrenme alanında 44, üretim, dağıtım ve tüketim öğrenme alanında 113, etkin vatandaşlık öğrenme alanında 39, küresel bağlantılar öğrenme alanında ise 34 matematik dersi kazanımlarının ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu sonuçlardan yola çıkarak 2018 yılı 4. sınıf sosyal bilgiler dersi öğretim programı öğrenme alanları incelendiğinde; en fazla matematik kazanımları ile ilişkili olan öğrenme alanının 113 kazanım ile üretim, dağıtım ve tüketim öğrenme alanı, en az ilişkili olan öğrenme alanı ise 25 kazanım ile birey ve toplum öğrenme alanının olduğu tespit edilmiştir. 4. sınıf sosyal bilgiler ders kitabında bulunan etkinliklerin en çok ilkokul 1. sınıf, en az ise 2. sınıf seviyesi ilkokul matematik dersi kazanımlarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 4. sınıf sosyal bilgiler çalışma kitabında bulunan etkinlikler en çok ilkokul 1. sınıf seviyesi, en az ise 4. sınıf seviyesi ilkokul matematik dersi kazanımlarıyla ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Disiplinler arası yaklaşım, matematik dersi, öğretim programı, sosyal bilgiler dersi.
Sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürün ve şarkı kullanımına ilişkin değerlendirmeleri
Edebi ürünler ve şarkılar sosyal bilgiler dersinin öğretiminde kullanılan materyallerdendir. Bu çalışma, sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürünlerin ve şarkıların kullanımına ilişkin değerlendirmelerini betimlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla dört aşamada veri toplanan araştırmanın ilk iki aşamasında sınıf öğretmenlerinin ilkokul 4. sınıf sosyal bilgiler dersinde edebi ürünleri kullanım durumları ve sosyal bilgiler dersinde edebi ürün kullanımına yönelik görüşlerinin neler olduğu betimlenmiştir. Üçüncü ve dördüncü aşamasında ise sosyal bilgiler dersinde edebi ürünlerden şarkı türünü kullanmayı tercih eden ve tercih etmeyen sınıf öğretmenlerinin değerlendirmelerinin neler olduğu araştırılmıştır. Hem nicel hem de nitel yöntemlerle veri toplanan bu çalışma, karma yöntem araştırmalarından paralel (eş zamanlı) desen ile açıklayıcı sıralı desenin kombinasyonuyla gerçekleştirilmiştir. Nicel veri toplanan birinci aşamada betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Ölçüt örnekleme kullanılarak belirlenen 4. sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde kullandıkları ve en çok tercih ettikleri edebi ürünler ile ilgili veriler toplanarak analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Verilerin analizinde frekans, çoklu cevap (Multiple Response) frekans analizi ve Mann Whitney U testi kullanılmıştır. İkinci aşamada ise aynı çalışma grubu üzerinde sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürün kullanımı olgusuna yönelik bakış açılarını ve nasıl betimlediklerini araştırmak amacıyla olgubilim deseni kullanılmıştır. Bu amaçla sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürün kullanımları hakkındaki görüşleri yazılı olarak toplanmış, içerik analizine tabi tutularak yorumlanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde şarkı kullanımına yönelik görüşleri ve kullanım durumlarını betimlemek amacıyla şarkı kullanımını tercih eden öğretmenlerle gerçekleştirilen üçüncü aşamasında olgu bilim deseni, şarkı kullanımını tercih etmeyen öğretmenlerle yapılan dördüncü aşamasında ise durum çalışması kullanılmıştır. Bu aşamalardaki veriler, aykırı durum örneklemesi ile belirlenen "şarkı türünü tercih eden" ve "şarkı türünü tercih etmeyen" öğretmenler ile yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler ile toplanmış ve veriler içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırmada elde edilen bulgulara göre sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler dersinde edebi ürünlerden faydalandıkları görülmektedir. Başta atasözleri olmak üzere, hikâyeler/öyküler, şarkılar/türküler ve belgesellerin en çok kullanılan edebi ürünler olduğu tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan 120 sınıf öğretmeninden 93'ünün sosyal bilgiler dersinde şarkı kullanmayı tercih ettiği, 27'sinin şarkı kullanmayı tercih etmediği görülmüştür. Şarkı kullanımını tercih eden öğretmenlerin, sosyal bilgiler dersinde şarkıları en çok sosyal bilim konularını desteklemek amacıyla kullandıkları ve şarkılara en çok dersin dikkat çekme aşamasında yer verdikleri belirlenmiştir. Sınıf öğretmenleri şarkıların tercih edilmesinde, toplumsal yapıya, dersin konu ve kazanımlarına uygun olmasına dikkat ettiklerini ve şarkıların kullanılmasının en önemli faydasının öğrencilerde kalıcı öğrenmeyi sağlaması, öğretmenler açısından ise öğretimi kolaylaştırması olduğunu belirtmişlerdir. Ancak sosyal bilgiler dersinin konularına uygun şarkı bulmakta zorlandıkları tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenleri hem sosyal bilgiler dersinde hem de diğer derslerde kullanılabilecek bir şarkı repertuarı/kılavuzu olmasını önermektedirler. Şarkı kullanmayı tercih etmeyen sınıf öğretmenleriyle yapılan görüşmeler sonucunda öğretmenlerin şarkı kullanımını tercih etmeme sebepleri genel nedenler ve öğretmen yeterliklerine bağlı nedenler olarak iki başlık altında ortaya çıkmıştır. Sınıf öğretmenlerinin, öğretmen merkezli öğretim yapmaları ve sınav odaklı anlayışın baskın olması dışsal nedenler; öğretmenlerin şarkıları sosyal bilgiler ders konularıyla ilişkilendirememesi ve müzik dağarcığı/repertuarına sahip olmaması ise içsel nedenler arasında sayılan sebepler olmuştur. Sınıf öğretmenlerinin şarkı kullanımını tercih etmemelerine yönelik ifadeleri, öğretmen yeterlikleri açısından değerlendirildiğinde; öğrenme ve öğretme sürecini yönetme ve eğitim öğretimi planlama konusundaki eksiklikleri olduğu tespit edilmiş ve bu açıdan öğretmenlerin mesleki beceri yeterliklerinde eksikliklerin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime ilişkin tutumları ve görüşlerinin incelenmesi
Dünyada hızla yayılan pandemi ile tüm dünyada çeşitli kısıtlamalar yaşanmıştır. Yaşanan bu kısıtlamalar eğitim alanında da kendini göstermiş ve okullarda uzaktan eğitim sistemine geçilmiştir. Geçilen bu sistemde kuşkusuz çeşitli sorunlar yaşanmıştır. Sınıf öğretmenlerinin uzaktan eğitime ilişkin tutumları ve pandemi döneminde uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi amacıyla yapılan bu araştırmada nicel ve nitel yöntemin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini sınıf öğretmenleri oluştururken, örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Erzurum ve Kırşehir illerinde görev yapmakta olan sınıf öğretmenleri oluşturmuştur. Verilerin toplanması amacıyla 300 sınıf öğretmenine ulaşılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin demografik bilgilerine ulaşabilmek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında Ağır (2007) tarafından hazırlanan tutum ölçeği, nitel verilerin toplanmasında ise araştırmacı ve danışmanı tarafından hazırlanan 12 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış anket formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde kullanılan tutum ölçeğinin doğrulayıcı faktör analizi yapılmış ve ölçek revize edilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS 25 istatistik programı kullanılmıştır. Verilerin analizinde öğretmen görüşlerinin cinsiyete, kıdeme, sınıf mevcuduna, kurs alıp almama durumuna, görev yapılan ile ve yerleşim tipine göre farklılaşması incelenmiştir. İncelemeler için normallik testleri, t tesleri ve ANOVA testleri kullanılmıştır. Normallik varsayımının sağlanmasının ardından LISREL 8.80 (Linear Structural Relations 8.80) paket programı kullanılarak doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin yarı yapılandırılmış anket formundaki sorulara verdikleri cevaplar başlıklar altında gruplanmış ve yüzdesel dağılımı incelenmiştir. Nicel verilerin analizi sonucunda katılımcı öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik tutumlarının cinsiyete göre ve görev yapılan ile göre anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılırken kıdeme göre, hizmet süresine göre, sınıf mevcuduna, kurs alıp almama durumuna göre ve yerleşim tipine göre anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin 1-5 yıl hizmet süresi olanların 26 yıl ve üstü hizmet süresi olan öğretmenlere göre tutum puanları daha yüksek çıkmıştır. Ayrıca araştırma sonucuna göre Erzurum'da görev yapan öğretmenlerin Kırşehir'de görev yapan öğretmenlere göre uzaktan eğitime olan tutumları daha yüksek bulunmuştur. Nitel verilerin sonucunda, öğretmenlerin uzaktan eğitime karşı olumlu yaklaşımları olurken olumsuz yaklaşımları da olduğu, en çok yaşadıkları sorunun erişim ve donanımdan kaynaklı sorunlar olduğu, en çok zorlandıkları dersin ise matematik dersi olduğu belirlenmiştir. Araştırmaya katılan sınıf öğretmenlerin uzaktan eğitime olan tutumlarının yüz yüze eğitime göre daha düşük olduğu görülmektedir. Gelecekte olası uzaktan eğitim sisteminin başarılıyla yönetilmesi için öğretmenlere uzaktan eğitim konusunda gerekli eğitimler verilmeli, eğitimde teknolojinin kullanımı artırılmalı ve uzatan eğitime olan erişim-donanım sorunu giderilmelidir.
Bilim ve sanat merkezlerine devam eden ilkokul öğrencilerinin okuma tutumları ve tercihleri
Bu araştırma, özel yetenekli öğrencilerin okuma tutumlarının ve tercihlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini Kırşehir il merkezinde bulunan Yusuf Demir Bilim ve Sanat Merkezi ve Kaman ilçesinde bulunan Kaman Bilim ve Sanat Merkezinin 3 ve 4. sınıflarında öğrenim görmekte olan ve çalışmaya gönüllü olarak katılan 58 özel yetenekli öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada karma yöntem desenlerinden açıklayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda veriler "Okuma Alışkanlığına İlişkin Tutum Ölçeği"; nitel boyutunda ise araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde Mann Whitney U testi ve Kruskal Wallis H testi kullanılmıştır. Çalışma sonunda özel yetenekli öğrencilerin okuma alışkanlıklarına yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. BİLSEM'e devam eden özel yetenekli öğrencilerin okuma tutumlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve babaların eğitim düzeyi, evlerinde kitaplık olması, kitap okuma sıklığı değişkenleri açısından anlamlı düzeyde farklılık olmadığı; annelerinin ve babalarının kitap okuma durumlarında anne ve babaları her zaman kitap okuyanlar lehine, bilgisayar ve internette zaman geçirme durumlarında günde 1 saat ve daha az zaman geçirenler lehine anlamlı fark oluştuğu belirlenmiştir. Öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanmalarında en çok öğretmenlerinin ve annelerinin etkili olduğu görülmüştür. Macera, komedi/mizah, bilim ve icat, bilimkurgu/fantastik türleri en çok tercih edilen kitap türleri iken; polisiye, şiir, aşk/romantik ve dini kitaplar en az tercih edilen kitap türleridir. Kitap okumalarına engel olan durumların ise ödevlerin çokluğu ve sesli ortam olduğu belirlenmiştir. Basılı kitapların en çok tercih edilen okuma aracı olduğu ve okuyacakları kitapları kendilerinin almayı tercih ettikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilim ve Sanat Merkezi, Okuma Tercihi, Okuma Tutumu, Özel Yetenekli Öğrenci.
Hayat bilgisi dersinde eğlenme düzeyinin inanç, tutum ve öğretmen-öğrenci yakınlık değişkenleriyle incelenmesi
Hayat bilgisi dersi öğrencilere gündelik yaşamlarında karşılaşabilecekleri olası sorunlarla başa çıkmaları için çözüm stratejileri üretmelerine olanak sağlayan bir ders olarak tanımlanabilir. Bu ders, öğrencilere yakın çevresinden başlayarak doğal ve toplumsal çevresine uyumu için gerekli olan temel bilgi ve becerileri kazandırması bakımından önemlidir. Öğrencilerin hayat bilgisi dersinde istenen özellikleri edinebilmesinde birçok unsurun etkisi vardır. Öğrencilerin derste eğlenme, derse yönelik tutum ve inançları ile öğretmen-öğrenci yakınlık düzeyleri bunlardan bazılarıdır. Söz konusu bu özellikler hakkında elde edilecek bilgiler, hayat bilgisi dersinin öğrenilmesinde ve öğretilmesinde etkisi olabilecektir. Bundan dolayı bu araştırmanın temel amacı, ilkokul öğrencilerinin hayat bilgisi dersinde eğlenme düzeylerinin, hayat bilgisi dersine yönelik inanç, tutum ve öğretmen-öğrenci yakınlık düzeyleri değişkenleri ile ilişkisini belirlemektir. Nicel araştırma paradigmasının işe koşulduğu bu çalışma, ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ilkokullarda 2. ve 3. sınıf öğrenim gören 175323 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma kapsamında öğretmen ve öğrencilerden oluşmak üzere iki örneklem grubu oluşturulmuştur. Örneklem grupları, çok aşamalı küme örneklem yöntemi ile belirlenmiştir. İlk aşamada maksimum çeşitlilik örneklemesi oluşturabilmek için tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. İkinci aşamada her tabakayı temsil eden okullar içerisinden rastgele ikişer okul seçilmiştir. Üçüncü aşamada ölçüt örnekleme yöntemi benimsenerek 416 öğrenciye ulaşılmıştır. Birinci örneklem grubunu oluşturan öğrencilerin sınıf öğretmenleri (12) ise araştırmanın ikinci örneklem grubunda yer almıştr. Veriler "Hayat Bilgisi Dersinde Eğlenme Düzeyini Belirleme", "Hayat Bilgisi Dersi İnanç Ölçeği", "Hayat Bilgisi Dersi Tutum Ölçeği" ve "Öğretmen–Öğrenci İlişki Ölçeği"nin öğretmen-öğrenci yakınlık maddeleri kullanılarak toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde; pearson korelasyon tekniği, çoklu doğrusal regresyon analizi, çoklu regresyon analizi, hiyerarşik regresyon analizi, betimsel istatistikler, tek örneklem t-testi, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi, Scheffe testi ve LSD testi, Hayes aracılık testi, Sobel testi kullanılmıştır. Araştırma sonuçları şöyledir: İlkokul öğrencilerinin hayat bilgisi dersinde eğlenme, hayat bilgisi dersine yönelik inanç ve tutum düzeyleri ve öğretmen-öğrenci yakınlık düzeyleri olumlu düzeyde yüksektir. İlkokul öğrencilerinin hayat bilgisi dersinde eğlenme düzeyleri ile hayat bilgisi dersine yönelik tutum düzeyleri, hayat bilgisi dersine yönelik inanç düzeyleri ve öğretmen-öğrenci yakınlık düzeyleri arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişkiler vardır. Eğlenme ile inanç ve tutum düzeyleri arasında orta, eğlenme ile öğretmen-öğrenci yakınlık arasında düşük düzeyde ilişki vardır. İlkokul öğrencilerinin hayat bilgisi dersine yönelik tutum düzeyleri ile hayat bilgisi dersine yönelik inanç düzeyleri arasında pozitif yönlü, anlamlı ve orta düzeyde bir ilişki, tutum ve inanç ile öğretmen-öğrenci yakınlık düzeyleri arasında pozitif yönlü, anlamlı ve düşük düzeyde bir ilişki vardır. İlkokul öğrencilerinin hayat bilgisi dersinde eğlenme düzeyinde öğrencilerinin hayat bilgisi dersine yönelik inanç düzeylerinin etkisi olduğu, hayat bilgisi dersine yönelik inanç düzeyinin hayat bilgisi dersine yönelik tutum ve öğretmen-öğrenci yakınlık düzeylerini anlamlı olarak yordadığı, hayat bilgisi dersine yönelik inanç, aracı değişkenler olan hayat bilgisi dersine yönelik tutum ve öğretmen-öğrenci yakınlık ile birlikte modele dâhil edildiğinde; hayat bilgisi dersine yönelik inanç düzeyinin hayat bilgisi dersinde eğlenme düzeyini anlamlı bir şekilde yordamaya devam ettiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Aracı değişkenlerden hayat bilgisi dersine yönelik tutum düzeyi, hayat bilgisi dersinde eğlenme düzeyini anlamlı olarak yordarken, öğretmen-öğrenci yakınlık düzeyi, hayat bilgisi dersinde eğlenme düzeyini anlamlı olarak yordamamaktadır. Hayat bilgisi dersine yönelik tutumun kısmi aracı olduğu, öğretmen-öğrenci yakınlık değişkeninin aracı değişken olmadığı tespit edilmiştir.
Mesleğe yeni başlayan sınıf öğretmenlerinin sosyal bilgiler ve fen bilimleri derslerine ilişkin görüş ve deneyimleri
Sosyal bilgiler ve fen bilimleri öğretimi, öğrencilere bilimsel ve toplumsal konuları anlamaları, analiz etmeleri ve eleştirel düşünmeleri konularında beceriler kazandırmayı amaçlayan eğitim disiplinleridir. Bu çalışmada mesleğe yeni başlayan sınıf öğretmenlerin pedagojik alan bilgilerini ve öğretmen yeterlilikleri bağlamında sosyal bilgiler ve fen bilimleri dersi öğretimine yönelik görüşleri ve deneyimleri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada yazılı hale getirilen verilerin analizinde içerik analizi tekniklerinden kategori analizi kullanılmıştır. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılında mesleğe yeni başlayan 14 sınıf öğretmeni ile yapılmıştır. Örneklem türlerinin homojenlik göstermesi açısından sınıf öğretmenleri seçilirken; öğretmenlerin cinsiyeti, görev yaptıkları yerleşim yeri, dikkate alınarak çeşitlilik sağlanmıştır. Seçilen öğretmenlerin %50'si kadın % 50'si erkektir. Görev yaptıkları konumlara bakıldığında %57 ile çoğunluğu köyde görev yapmaktadır. Bu çalışmada veriler, yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Ardından katılımcılara araştırmanın boyutunda sosyal bilgiler ve fen bilimleri dersi öğretiminde mesleki yeterlilik ölçeğindeki ''Mesleki bilgi″sorularında katılımcıların çoğunluğu kendisini yeterli olarak değerlendirmiştir. Mesleğe yeni başlayan sınıf öğretmenleri kendilerini daha çok "tutum ve değerler" alanını oluşturan sorularda yeterli gördüklerini belirtmişlerdir. Sınıf öğretmenlerinin öğretmenliğe başladıkları ilk zamanki duygu ve düşüncelerine bakıldığında öğretmenlerin büyük çoğunluğunun heyecanlı olduğu, verdikleri emeğin karşılığı olarak atanmış olmanın mutluluğunu yaşadıkları, belirsizliğin verdiği tedirginlik ile gittikleri yerde ne ile karşılaşacaklarını bilemedikleri için ne yapacaklarını da bilemedikleri, kendilerini idealist bir öğretmen olarak gördükleri sonucuna ulaşılmıştır.Mesleğe yeni başlayan sınıf öğretmenlerinin mesleki beceri boyutundan planlamaya ilişkin görüşlerin de, öğrencilerin bireysel farklılıklarının ve sosyo-kültürel özelliklerinin dikkate alınması, öğrenme-öğretme ortamları oluşturma/düzenleme, sosyal bilgiler ve fen bilimleri dersi kazanımları ve öğrencilerin gelişim özelliklerine uygun ölçme ve değerlendirmeyapma,öğrenme-öğretme sürecinde uygun strateji yöntem ve teknikleri uygulama konusunda çoğunluğunun kendisini yeterli gördüğü belirtilmiştir. Öğrenme-öğretme sürecinde fen bilimleri dersinde kullanılan yöntemler arasında en çok buluş yöntemi, daha sonra deney yönteminin kullanılmakta olduğu, gösteri, soru-cevap, gösterip yaptırma ve düz anlatım teknikleride kullanılmıştır. En az ise balık kılçığı yöntemi katılımcılar tarafından kullanılmıştır. Sosyal bilgiler dersinde ise en çok doğrudan anlatım ve soru-cevap tekniğinin kullanıldığı görülmektedir.Mesleğe yeni başlayan sınıf öğretmenlerinin eğitim fakültelerinde verilen eğitimin içeriğine ilişkin olarak yaptıkları genel değerlendirmede, eğitim sosyo-kültürel farklılıkları yok sayarak veriliyor, staj süresi uygulama yetersiz, okul idaresi ve öğrenci profilleri gibi değişkenler göz ardı ediliyor şeklinde görüşleri görülmektedir. Üniversitelerde alınan eğitimin sosyal bilgiler ve fen bilimleri dersi açısından uygulanabilirliği konusundaki önerilere ilişkin verdikleri cevaplar; uygulamanın çeşitlendirilmesi, eğitim içeriklerinin bölgesel olması, uygulama ve staj süresinin uzatılması, eğitim ilkokul seviyesine ders verecek şekilde tasarlanmasıı ve her duyu organına hitap eden kalıcı eğitimin yapılması şeklinde cevaplar verdikleri anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler:Öğretmen yeterlilikleri, fen bilimleri, sosyal bilgiler, sınıf öğretmenliği