Kastamonu University
Discipline

Department of Primary Education

Kastamonu University

1,283

Archived Theses

1

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yaz döneminde eğitim alan öğrencilerin okul tükenmişlik düzeyleri ile okul tutumlarındaki değişimin incelenmesi

tükenmişlik düzeylerindeki değişimlerin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmanın örneklemini Düzce iline bağlı yaz döneminde eğitim alan 117 kız, 166 erkek öğrenci olmak üzere toplam 283 öğrenci oluşturmuş, yaz eğitiminin bu öğrencilerin okul tükenmişlik düzeylerine ve okul tutumlarına olan etkisi araştırılmak istenmiştir. Bu örneklemi oluşturan öğrenciler ilkokul, ortaokul ve lise kademelerinde; kültür, sanat, spor ve akademik alanlarda eğitim alan öğrencilerden oluşturulmuştur. Araştırma verilerinin toplanmasında öğrencilere ait kişisel bilgileri kayıt altında tutmak amacıyla Kişisel Bilgi formu, öğrencilerin okul tükenmişlik düzeylerini incelemek için ''Okul Tükenmişlik Ölçeği'', okul tutumlarında meydana gelen değişimleri incelemek için ise ''Okul Tutum Ölçeği'' uygulanmıştır. Araştırmada, tek gruplu ön test- son test modeli kullanılmıştır. Bu ölçeklerden elde edilen veriler SPSS-22 paket programı ile analiz edilmiştir. Yaz döneminde eğitim alan öğrencilerin yaz eğitimi sonucunda oluşan okul tutumlarının ve okul tükenmişlik düzeylerinin durumu tartışıldığı bu araştırmadan elde edilen verilere göre, yaz eğitimi alan öğrencilerin okul tutumu ve okul tükenmişlik ölçeği için ön test ve son test puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmakta olup, yaz eğitiminin okul tutumu ve okul tükenmişliği üzerinde etkili olduğu söylenebilir. Okul tükenmişliğinin cinsiyete, kardeş sayısına, gelir düzeyine göre farklılık göstermeyip; öğrencilerin sınıf kademelerine göre farklılık gösterdiği; okul tutumunun ise cinsiyete, kademeye göre farklılık gösterip; kardeş sayısına, gelir düzeyine göre farklılık göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.

EğitimOkul başarısıOkul hayatı+5
Didem Kandemir
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin eTwinning ile ilgili görüşlerinin incelenmesi

eTwinning, Avrupa'daki okullar için oluşturulmuş sanal bir çevrimiçi ağ topluluğudur. 2005 yılında Avrupa Komisyonu tarafından kurulan oluşuma, Türkiye 2009'da dahil olmuştur. Türkiye proje sayısı ve kayıtlı öğretmen sayısı itibariyle eTwinning platformunda yer alan ülkeler içerisinde ilk konumdadır. Bu çalışmanın amacı da ülkemizde binlerce öğretmenin dahil olduğu eTwinning platformunun sınıf öğretmenlerinin gözünde incelenmesi ve görüşlerinin alınmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu, amaçlı örneklemin ölçüt örneklem modeliyle seçilen 26 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Çalışma grubundaki öğretmenlerin ölçüt olarak, araştırma yılı içerisinde yaptıkları eTwinning projeleri ile ülke genelinde ilk 200 kişi arasına girip, kalite etiketi almaya hak kazanan sınıf öğretmenleri olmaları tercih edilmiştir. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme soruları kullanılmıştır. Görüşme sorularındaki dört soru demografik özellikleri içeren, dokuz soru da araştırmaya yönelik sorulardan oluşmaktadır. Araştırma yaklaşımı itibariyle nitel bir çalışma olup, desen olarak olgu bilim (fenomonoloji) tercih edilmiştir. Elde edilen veriler hem betimsel hem de içerik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Veriler önce kodlara ayrılmış birbirine yakın kodlar temalar halinde birleştirilip tablolaştırılmış ve bulgular bölümüne yazılmıştır. Bulgular neticesinde eTwinning projeleri yapan sınıf öğretmenlerinin eTwinning'in kendilerine ve öğrencilerine olumlu yönde çok şey kazandırdığı, Web2.0 araçlarını öğrendiklerini, kendilerini mesleki anlamda çok geliştirdiği, birçok yönden destekleyici ve engelleyici unsurlarla karşılaştıkları gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Mevcut çalışmalarda incelenmiş benzer sonuçlara ulaşılmıştır. Bu bulgular ışığında sınıf öğretmenlerinin eTwinning projelerini rahatlıkla yürütebileceklerini, proje yapmanın tamamen bir tutku ve gönüllülük işi olduğu, proje yapmanın yararlarının öğrenci, öğretmen ve veli bazında ayrı ayrı değerlendirilebileceği ve ayrıca eğitim fakültelerine ders olarak konulabileceği belirtilmiştir.

AğlarDijital platformlarEtwinning+7
Pakize Acar
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okur öz algısı, okuma motivasyonu ve okuduğunu anlama becerisi arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin okur öz algısı, okuma motivasyonu ve okuduğunu anlama becerisi arasındaki ilişkilerin açıklanması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda yapısal bir model geliştirilmiştir. Oluşturulan yapısal model ile okur öz algısının okuduğunu anlama becerisini doğrudan ve okuma motivasyonu aracılığı ile de dolaylı etkileme durumu test edilmiştir. Geliştirilen yapısal modelde okuduğunu anlama becerisi içsel değişken, okuma motivasyonu aracı değişken ve okur öz algısı dışsal değişken olarak ele alınmıştır. Araştırmanın örneklemini Düzce ili, Merkez ilçesinde bulunan bir ilkokuldaki 250 dördüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri Okur Öz Algısı Ölçeği, Okuma Motivasyonu Profili Formu, Hikâye Edici-Bilgilendirici Okuduğunu Anlama Metinlerine ait Anlama Soruları ve Kişisel Bilgi formu aracılığıyla toplanmıştır. Toplanan verilerin analizinde betimsel istatistiklerden ortalama, standart sapma, frekans; normallik dağılımı için ise Kolmogorov-Smirnov Testinden faydalanılmıştır. Nedensel ve ilişkisel analizler Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) çerçevesinde test edilmiştir. Verilerin analizinde AMOS 24 ve SPSS 21 paket programları kullanılmıştır. Araştırmadaki değişkenler arasındaki aracılık durumu iki aşamada gerçekleştirilmiştir. Öncelikle okuma motivasyonunun aracılık etkisinin ispat edilmesi için Baron ve Kenny'nin (1986) klasik regresyondan yola çıkarak belirlediği koşullar test edilmiştir. İkinci olarak da Şimşek (2007) tarafından önerilen model üzerinde aracılığın test edilmesi yöntemiyle, okuma motivasyonunun aracılık etkisi incelenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre okur öz algısının, okuduğunu anlama becerisi ve ve okuma motivasyonu üzerinde anlamlı ve pozitif yönde yordayıcı bir etkiye sahip olduğu görülmüştür. Ayrıca okur öz algısı ile okuduğunu anlama becerisi arasındaki ilişkinin okuma motivasyonu aracılığıyla sağlandığı görülmüştür. Okuma motivasyonu, okur öz algısı ile okuduğunu anlama becerisi ilişkisinde tam aracı rolündedir.

MotivasyonOkumaOkuma-anlama+4
Cemil Koca
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin okul yaşam kalitesinin bazı değişkenler açısından incelenmesi (Karaman ili örneği)

Bireylerin davranış, tutum ve becerilerini geliştirmede, kendilerini ifade etmeyi öğrenerek toplumda yer edinme, anlama, yorumlama, duygu ve düşüncelerini geliştirme, insani yönünü ortaya çıkarmak ve geleceğe hazırlanmak için gerekli olan akademik bilginin verildiği kurumların eğitim kalitesi çok önemlidir. Bu eğitimin kalitesi ise öğrencilerin okul yaşam kalitesine ilişkin algılarını olumlu ve olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Okul yaşam kalitesi öğrencilerin okul yönetimi öğretmenleri, arkadaşları ve okul çalışanlarıyla olan ilişkisinin ne düzeyde iyi ve güvenli olduğuyla ilgilidir. Eğitim kurumlarındaki eğitimin kalitesi birçok araştırmacının üzerinde durduğu önemli konulardan birisi olmuştur. Bu nedenle araştırmada Karaman ilinde ortaokullarda eğitim alan öğrencilerin okul yaşam kalitesi ile ilgili algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılında 12 farklı ortaokulda öğrenim gören 5.-6.-7.-8. sınıf öğrencilerinden uygun örnekleme yöntemi ile rast gele seçilen birer şubenin oluşturduğu toplam 865 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın uygulamasında Sarı (2007) tarafından geliştirilen "Okul Yaşam Kalitesi Ölçeği" araştırmacı tarafından uyarlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin istatistikleri SPSS 25,0 paket programı programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde normallik varsayımlarında n>50 ise Kolomogorov Smirnov testi, ikili grupların karşılaştırması için Mann-Whitney U Testi, çoklu grup karşılaştırmaları için Kruskal-Wallis H analiz teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen verilere göre ortaokul öğrencilerinin okul yaşam kalitesinin cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediği ancak öğretmenler alt boyutunda kız öğrenciler lehine anlamlı farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Okul türüne göre ise okul yaşam kalitesi ve öğretmenler alt boyutunda anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Bu farklılığın ise kız öğrenciler lehine olduğu ortaya konmuştur. Ortaokul öğrencilerinin okul yaşam kalitesinin okulun bulunduğu yere göre yapılan analiz sonuçlarına göre ise okul yaşam kalitesi, öğretmenler ve okula yönelik duygular boyutunda anlamlı farklılık gösterdiği ortaya konmuştur. Anlamlı farklılığın ise il merkezinde bulunan okullar lehine olduğu görülmektedir. Sınıf düzeyine göre ise okul yaşam kalitesi, öğretmenler, okula yönelik duygular ve okul yönetimi boyutunda anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Sınıf düzeyine göre çıkan farkın kaynağını belirlemek için yapılan parametrik olmayan çoklu grup karşılaştırma testine göre sekizinci sınıf öğrencileri ve beşinci sınıf öğrencileri arasında anlamlı bir fark olduğu ortaya konmuştur. Ortaokul öğrencilerinin okul yaşam kalitesi puanlarının not ortalamasına göre anlamlı farklılık gösterdiği farkın kaynağını belirlemek için yapılan parametrik olmayan çoklu grup karşılaştırma testine göre ortalaması 0-70 ve 85-100 arasında olanlar ve ortalaması 70-84 ve 85-100 aralığında olanlar arasında 85-100 arasında not ortalaması olanlar lehine anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Aynı zamanda ortaokul öğrencilerinin okul yaşam kalitesi puanlarının anne eğitim düzeyine göre anlamlı farklılık göstermediği, baba eğitim düzeyine göre de anlamlı farklılık gösterdiği bulunmuştur. Farkın kaynağını belirlemek için yapılan parametrik olmayan çoklu grup karşılaştırma testine göre baba eğitim düzeyi ortaokul mezunu olan öğrenciler ile baba eğitim düzeyi üniversite mezunu olan öğrenciler arasında baba eğitim düzeyi üniversite olanlar lehine anlamlı farklılık olduğu görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul Yaşam Kalitesi, Ortaokul Öğrencileri, Eğitim, Okul Kültürü

Okul kültürüOkul yaşam kalitesiOrtaokul öğrencileri+2
Canan Gücüş
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Temel eğitimde öğretmen öğrenci iletişiminin önemine ilişkin öğretmen görüşleri (Sakarya ili örneği)

Bu çalışmanın temel amacı, öğretmenlerin öğrencilerle ve öğrencilerin velileriyle nasıl bir iletişim kurdukları ve kurdukları iletişim biçiminin olumlu veya olumsuz etkilerini öğretmen görüşlerine göre incelemektir. Bilindiği gibi, özellikle temel eğitimde öğretmenlerin kişilik ve tutumları çok önemlidir. Ayrıca, öğretmenlerin çocuklarla ve aileleriyle ortak bir iletişim dili geliştirebilmeleri beklenmektedir. Özellikle iletişim araçlarının ve tekniklerinin oldukça zenginleştiği çağımızda, bu konu daha da bir önem kazanmıştır. Bu araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden genel tarama modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Teknik olarak da anket tekniği kullanılmıştır. Konu ile ilgili literatür taraması yapılarak, temel yaklaşım biçimleri ve akademik çalışmalar incelenmiştir. İncelemeler sonucunda, Türkiye'deki ilkokullarda bazı öğretmenlerin, davranışçı eğitim sisteminin etkisi altında kaldıkları ve çocuklar üzerinde bazen baskıcı davranmakta oldukları ve çocukların çocukça davranışlarını kabullenmekte zorlandıkları anlaşılmaktadır. Oysa ki 2005 yılından itibaren ülkemizde kabul edilen Öğrenci Merkezli Eğitim Modeline göre, öğrencilerin bilgi ve becerilerinin ortaya çıkarılması en önemli hedeftir. Öğretmenlerin bu hedeflere uygun bir dil kullanıp kullanamadıklarını belirlemek amacıyla, araştırma Sakarya İli'ne bağlı Adapazarı Merkez İlçe, Erenler, Serdivan ve Karaman ilçelerinde 30 ilkokulda çalışan 596 öğretmene anket uygulanmıştır. Öğretmenlerin öğrenciler ve velilerle kurdukları iletişim düzeylerini belirlemek amacıyla, 40 adet tutum ölçeği sorusu hazırlanmıştır. Hazırlanan bu sorular önce, 268 kişilik araştırma grubuna uygulanmış ve elde edilen verilere açımlayıcı faktör analizi uygulanmıştır. Bunlar değerlendirildikten sonra, 596 öğretmenden elde edilen veriler ise doğrulayıcı faktör analizine tabi tutulmuştur. Daha sonra 2 açık uçlu soru eklenmiştir. Bu analizler sonucunda ölçek, insan ilişkilerinde iletişimin önemi; öğretmen öğrenci iletişiminin önemi; eğitimde öğretmen öğrenci idareci veli iletişiminin değerlendirilmesi ve iletişimin ders ortamına etkisinin değerlendirilmesi alt boyutları biçiminde gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda Sakarya ilindeki ilkokul öğretmenlerinin, gerek öğrencilerle gerekse velilerle iletişime önem verdikleri anlaşılmıştır. Bu çalışmaya göre evli olan öğretmenlerin evli olmayan öğretmenlere göre iletişim düzeyinin daha yüksek olduğu ve velilerle iletişim yine evli olanların evli olmayanlara göre daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın bir diğer sonucuna göre, öğretmenlerin mesleki tecrübelerinin ve hizmet sürelerinin öğrencilerle iletişim becerilerini geliştirmede önemli bir rolü olduğu ortaya çıkmıştır. Ölçekte sorulmuş olan sorulara verilen cevaplar, Öğrenci Merkezli eğitim modeline daha uygun eğitim verildiğini göstermektedir. Böylece eğitimde iletişimin öğrencinin başarısına katkı sağlayacak doğrultuda olduğu ortaya çıkmıştır. Anahtar Sözcükler: Sakarya, öğretmen, öğrenci, iletişim, başarı

Temel eğitimÖğrenci başarısıÖğretmen görüşleri+5
Hülya Özkul
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aile katılımlı diyalojik okuma etkinliklerine ilişkin ebeveyn ve öğrenci görüşleri

Bu araştırmanın amacı, ailenin aktif şekilde öğrenci okuma etkinliklerine katılımını sağlamak ve diyalojik okuma etkinliklerine ilişkin ebeveynin ve öğrencilerin görüşlerini almaktır. Bu doğrultuda ebeveynlerle görüşme formu, öğrencilerle ise odak grup görüşmesi yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Çankırı ili Merkez İlçesinde bulunan bir özel okulda İlköğretim 3.sınıf öğrencileri ve ebeveynlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi oluşturulurken kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre karar verilmiştir. Araştırma verileri toplanırken ebeveyn görüşme formu ve öğrenci odak grup görüşmesi yapılmıştır. Verilerin analizinde ise görüşme formlarından ebeveynin görüşleri kodlanarak, odak grup görüşmesi kayıtları ise transkripte dökülerek analiz edilmiştir. Araştırma verilerinin analizi sonucu, aileler diyalojik okuma etkinleri hakkında bilgi sahibi olduklarını, etkinliğe aşırı derecede ilgi duyduklarını, niçin daha önce yapılmadığını ve bu tarz etkinliklerinin tekrar yapılması gerektiğini ve öğrenci okuma arzusu üzerinde olumlu yönde etki yaptığı görüşlerini bildirmişlerdir. Öğrenciler ise yapılan odak grup görüşmeleri neticesinde bu etkinliğin ailelerle birlikte evde de devam etmesi gerektiğini, sınıf ortamında ise ailelerle birlikte olmaktan çok mutlu olduğu görüşünde birleşmişlerdir. Elde edilen bu bulgular öğrenci okuması üzerinde olumlu yönde etki yaptığını, öğrenen ile ebeveyn aynı ortamda olduğundan öğrenci motivasyonunda artış olduğunu ve öğrencilerde etkinlik sonrasında dinleme ve özetleme kabiliyetlerinde olumlu yönde artış olduğu gözlemlenmiştir.

Aile katılımıDiyaloğa dayalı okumaEbeveynler+6
Hamza Yaşar
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri ile öz yeterliklerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin iletişim becerileri ile öz yeterlik inançlarının belirlenmesi ve bu iki kavram arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırmanın yöntemi, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama araştırma modelidir. Araştırmanın örneklemi 2020-2021 eğitim döneminde Adana ilinde aktif görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 191 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan ölçekler dört alt boyuttan ve 25 maddeden oluşan İletişim Becerisi Ölçeği ile üç alt boyuttan ve 17 sorudan oluşan Öz Yeterlik Ölçeğidir. Verilerin analizinde önce normallik testi sonuçlarına göre parametrik testlerin yapılması gerektiği belirlenmiş, bu nedenle cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi değişkenlerine ilişkin analizler bağımsız gruplar t testi ile yapılmış, yaş ve mesleki kıdem için ANOVA testi yapılmış, post-hoc testlerinden Bonferroni testi yapılmıştır. İletişim becerisi ile öz yeterlik inancı arasındaki korelasyon değerlerini belirlemek için Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. İletişim becerisinin öz yeterlik inancını ne kadar yordadığını belirlemek için çok değişkenli regresyon metotlarından Enter metodu kullanılmıştır. Araştırma sonunda elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmenlerinin iletişim becerisi ve öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu saptanmıştır. Cinsiyet, medeni durum, eğitim düzeyi, yaş ve mesleki kıdem değişkenlerinin iletişim becerisi ve öz yeterlik inançlarını anlamlı şekilde farklılaştırmadığı bulunmuştur. İletişim becerisi ve alt boyutları ile öz yeterlik inancı ve alt boyutları arasındaki korelasyon değerlerinin anlamlı şekilde farklılaştığı ve tamamının pozitif yönlü olduğu belirlenmiştir. Regresyon analizine göre iletişim becerisi alt boyutunun öz yeterlik inancını %13.4 oranında yordadığı bulunmuş, iletişim becerisi alt boyutlarından sadece kendini ifade etme alt boyutunun öz yeterlik inancına anlamlı şekilde katkı sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İletişim becerisi, Öz yeterlik inancı, Sınıf öğretmeni.

Sınıf öğretmenleriÖlçeklerÖz yeterlilik+2
Zeynep Teker
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayar destekli öğretimin ilköğretim 4. ve 8. sınıf öğrencilerinin matematik başarısı üzerindeki etkisi

Bu çalışmanın amacı bilgisayar destekli eğitimin (BDE) öğrencinin başarısına etkisini tespit etmektir. Bu çalışmada düzenli olarak 4 yıllık dönemlerde gerçekleştirilen, 4. 8. ve 12. sınıf düzeyindeki öğrencilerin Matematik ve Fen Bilimleri alanlarında kazandıkları bilgi ve becerilerin değerlendirilmesine yönelik bir tarama araştırması olan TIMSS'in verileri kullanılarak BDE'nin farklı ülkelerde öğrenmeye nasıl etki ettiği binlerce öğrenci ve öğretmen verileri kullanılarak tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışmada kullanılan veriler 4. Sınıf seviyesinde 24572 öğrenci, 8. Sınıf seviyesinde 27604 öğrencinin TIMSS 2015 yıllındaki sınavlarından elde edilmiş olup veri analizinde çoklu doğrusal regresyon metodu kullanılmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkeni derslerde bilgisayar kullanımı iken bağımlı değişken öğrencilerin matematik başarı puanıdır. Veri analizlerinin yorumunda p değeri yerine t değeri kullanılmıştır. Çünkü hiyerarşik bir yapıda oluşturulan TIMSS verilerinin analizi sadece SPSS ile mümkün olmadığından TIMSS' in geliştirdiği bir destekleyici program olan IDB Analyzer ile kullanılmıştır. Çalışmada 5 ülkenin (Çin, İtalya, İngiltere, Yeni Zelanda, Türkiye) verileri kullanılarak bu ülkelerdeki BDE ve öğrenci başarısı arasındaki ilişkiyi belirlemiştir. Çalışmanın bulguları BDE ve öğrenci başarısı arasında anlamlı bir ilişkiyi sadece Türkiye'de bulurken diğer ülkelerde bu ilişki tespit edilmemiştir. Çalışmanın diğer bir önemli bulgusu ise derslerde bilgisayar kullanım oranlarıdır. Araştırmaya katılan 4. Sınıf öğrencilerinin % 48'inin derslerinde bilgisayar destekli eğitimden faydalanırken, 8. Sınıf öğrencilerinde bu oran %32'ye düşmektedir. Buna sebep olarak sınıf seviyesi arttıkça zorlaşan sınıf yönetimi yorumunu yapabiliriz. Öğretmenlerin her iki sınıf seviyesinde de bilgisayar kullanım oranı en yüksek olan ülke %90 ile Yeni Zelanda olurken, en az bilgisayar kullanım oranı ise 4. Sınıfta %25 ile Çin, 8. Sınıf seviyesinde ise %14 ile Türkiye olduğu ulaşılan sonuçlar arasındadır. Anahtar Kelimeler: Bilgisayar Destekli Eğitim, Matematik, TIMSS

Akademik başarıBilgisayar destekli eğitimBilgisayar destekli öğretim+7
Seval Battal
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de çocuk edebiyatı alanında hazırlanan lisansüstü tezlerin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, çocuk edebiyatı alanında hazırlanan lisansüstü çalışmaların belirli ölçütler üzerinden incelenmesidir. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de 1987 yılından 2020 yılına kadar çocuk edebiyatı anahtar kelimesi ile yapılmış ve T.C. YÖK Ulusal Tez Merkezi Tez Otomasyon Sistemi'nde kayıtlı olan lisansüstü çalışmalar; yapıldıkları yıl, eğitim kademeleri, konu dağılımları, kullanılan yöntemler, kullanılan veri toplama araçları, elde edilen sonuçlar ve önerileri bakımından incelenmiştir. Araştırmacı ayrıca ilkokul kademesine yönelik tezleri kendi içlerinde konu, yöntem, veri toplama aracı, sonuç ve öneri ölçütleri üzerinden incelemiştir. Nitel araştırma kapsamında betimsel modelde gerçekleştirilen bu çalışma da önce dokümanlara ulaşılmış, ardından dokümanların orijinalliği kontrol edilmiş, sonra belirlenen ölçütler üzerinden dokümanlar analiz edilmiş ve son olarak elde edilen veriler kullanılmıştır. 1989 ile 2020 yılları arasında yayınlanmış 283 lisansüstü çalışma incelenmiş; çalışmaların 2009 yılından sonra ciddi bir artış gösterdiği, okul öncesi ve ortaokul kademelerinde daha fazla çalışma yapıldığı, çalışmaların genelde yazar ve kitap inceleme konularında ilkokul kademesinde ise okuma tutuma ve kitap inceleme konularında yoğunlaştığı, nitel araştırma desenli ve doküman inceleme yöntemli çalışmaların fazla olduğu, sonuç ve önerilerin ise değer öğretimi, yan metinsel unsurlar, hikâye unsurları gibi anahtar kelimeler etrafında yazılmış olduğu gibi sonuçlara ulaşılmıştır. Elde edilen sonuçlar ışığında ilkokul çocuklarını hedef alan çocuk edebiyatı çalışmalarının ve saha çalışmalarının artırılması gerektiği söylenebilir.

Lisansüstü tezlerTezlerÇocuk edebiyatı
Ramazan Akbulut
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri dersi bağlamında ders imecesi modelinin sınıf öğretmeni adaylarının teknolojik pedagojik alan bilgilerine (TBAP) yansımaları

Bu çalışmanın amacı ders imecesi modelinin fen bilimleri dersi bağlamında sınıf öğretmeni adaylarının Teknolojik Pedagojik Alan Bilgilerine (TPAB) yansımalarını incelemektir. Bu araştırma kapsamında çalışmaya başlamadan önce öğretmen adaylarına ders imecesi modeli hakkında bilgilendirme amaçlı küçük bir seminer düzenlenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu sınıf öğretmenliği programı dördüncü sınıf öğrencilerinden 12 öğretmen adayı oluşturmaktadır ve katılımcıların belirlenmesinde ölçüt örnekleme tekniği kullanılmıştır. Araştırmada beş haftalık bir süreç içerisinde elde edilen verilerin analizi içerik analizi ile yapılmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak: sınıf içi uygulamalara dair gözlemler, odak grup görüşmesi, bireysel mülakatlar, öğretmen adaylarının günlükleri ve ders planı matriksleri kullanılmıştır. Öğretmen adayları dörder kişilik üç gruba ayrıldıktan sonra programda belirtilen konuya yönelik grup olarak ders planı hazırlamaları sağlanmıştır. "Araştırma Dersi" kapsamında hazırlanan plan haftalık belirtilen sınıfta belirlenen öğretmen adayı tarafından uygulanmıştır. Uygulama sonrası toplantılar ile ortaklaşa hazırlanan ders planlarının sınıf içi uygulamalara yansımalarına yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda ders imecesi modelinin öğretmen adaylarının konu alan bilgisine dair kavramsal ve bilimin doğası bilgi alanlarına sınırlı bir oranda etkisi gözlenmiştir. Program bilgisine yönelik; konuya dair günlük hayattan örnekler verilmesi, ortak hareket edilmesinden kaynaklı akran öğrenimi, öğrenci seviyesine uygun materyal kullanımı, derse hazırlık yaparak gelinmesi gerektiği, ders kitabının doğru kullanımı gibi konularda ise daha fazla ilerlemeler kaydettikleri belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının sınıf-içi uygulamalarda zaman zaman sınıf seviyesinin üstünde etkinlikler yaptırdığı ve kelimeler kullandığı gözlense de yansıtma toplantılarında öğretmen adayları hatalarının farkına vardıklarını belirtmiş ve öğretmen adaylarının hataları gidermek için çaba gösterdikleri gözlenmiştir. Öğretmen adaylarının bazen eksik ya da hatalı kullandıkları belirlense de özellikle son haftalara doğru dersin bölümlerine uygun ve farklı yöntem-teknik kullanmaya başladıkları görülmüştür. Aynı şekilde son haftalara doğru iki grubun konuya ve amaca uygun farklı değerlendirme etkinlikleri yaptıkları belirlenmiştir. Uygulamanın başında öğretmen adaylarının dijital teknolojiyi neredeyse hiç kullanmıyor seviyelerinde ve ortam bilgisine yönelik zaman ve sınıf yönetimi, konuya ve öğrenci seviyesine uygun sınıf dizaynında sıkıntı yaşadıkları gözlenirken çalışmanın sonuna doğru eksiklikler olsa da teknolojiyi sınıf-içi uygulamalara entegre ettikleri ve ortam bilgisine yönelik çaba gösterdikleri ve kısmi de olsa ilerleme kaydettikleri belirlenmiştir. Sonuç olarak bu çalışmada ders imecesi modeli uygulamaları neticesinde öğretmen adaylarının TPAB'ın tüm alt bileşenlerinde pozitif yönde ilerleme kaydettiklerini belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda da ilgili eğitim paydaşlarına birtakım önerilerde bulunulmuştur.

Aday öğretmenlerDers imecesiFen bilgisi dersi+4
Eda Şengür
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Ödev verme sıklığının ve ödev yapma sürelerinin 4. sınıf matematik derslerinde öğrenci başarısı ile ilişkisi

Bu çalışma, ödev verme sıklığının ve ödev yapma sürelerinin 4. sınıf matematik dersinde akademik başarı ile ilişkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Matematik başarısı ile ödev verme sıklığı ve ödev yapma süresi değişkenlerinin incelendiği bu araştırmanın türü ilişkisel tarama modelidir. Araştırmanın çalışma grubunu TIMSS 2015' e katılan Kore, Türkiye, İran ve Kuveyt ülkelerinin 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada incelenen bu ülkeler TIMSS başarı kategorilerinden rastgele seçkisiz olarak seçilmiştir. Kore'den 4644, Türkiye'den 6456, İran'dan 3757, Kuveyt'ten 3391 olmak üzere toplam 18248 öğrencinin ve bu öğrencilerin öğretmenlerinin verilerinden yararlanılmıştır. Veriler, TIMSS 2015 matematik başarı testi ve öğretmen ölçeklerinden elde edilmiştir. Ödev verme sıklığının ve ödev yapma süresinin TIMSS 2015 matematik başarısını yordama düzeyi çoklu doğrusal regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmanın sonucunda ödev verme sıklığının genel olarak matematik akademik başarısı ile arasında bir ilişki olmadığı bulunmuştur. Sadece İran'da her gün ve haftada 1 ya da 2 defa ödev verildiğinde öğrenci başarısının düştüğü görülmüştür. Her ülkenin kendine ait ideal ödev verme sıklığı bulunmuştur. Araştırmanın diğer bir problemi olan ödev yapma süresinin matematik başarısı ile ilişkisi ise ülkeden ülkeye değişmektedir. Araştırılan ülkelerden Kore ve İran'da ödev yapma süresi ile matematik başarısı arasında ilişki bulunmazken, Türkiye'de 31-60 dakika aralığında öğrenci başarısı düşmüş, Kuveyt'te 16-30 dakika aralığında öğrenci başarısı artmıştır. Her ülke için ortak bir ideal ödev yapma süresi bulunmamaktadır. İdeal ödev yapma süreleri ülkeden ülkeye değişmektedir.

Akademik başarıEv ödeviMatematik başarısı+7
Özge Taşlıcalı
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

2018 hayat bilgisi öğretim programının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi: İstanbul ili örneği

Bu çalışma, Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı'nın temel öğeleri (kazanım, etkinlik, tema, ölçme değerlendirme) öğretmen görüşlerine göre bazı demografik değişkenler açısından değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Karma yöntem açımlayıcı sıralı desen modeline uygun olarak düzenlenen araştırmada aşağıdaki problem durumuna cevap aranmıştır: Öğretmenlerin Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı kazanım, etkinlik, tema ve ölçme değerlendirme boyutlarına ilişkin görüşleri nelerdir? Araştırma nicel ve nitel olmak üzere ele alındığı için iki farklı boyutta değerlendirilmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim öğretim yılında İstanbul ili Beşiktaş, Beykoz, Kartal ve Tuzla ilçelerinde resmi ve özel ilkokullarda aktif görev yapan 532 sınıf öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmanın nitel boyutu ise amaçlı örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Ölçüt örnekleme ile de çalışma grubu belirlenmiştir. Araştırmanın nitel bölümünde 18 sınıf öğretmeni seçilmiştir. Bu öğretmenler seçilirken alınan ölçüt en az dört yıldır aktif çalışıyor olmasıdır. Araştırmada kullanılan ölçekler nicel ve nitel desenlere uygun olarak belirlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda kullanılan ölçek 2016 yılında geliştirilen Hayat Bilgisi Dersi Öğretim Programı'nın Öğretmen Görüşlerine Göre Değerlendirilmesi Ölçeği'dir. Araştırmanın nitel boyutunda ise araştırmacı tarafından uzman görüşleri alınarak, ölçek formuna paralel bir şekilde hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu sınıf öğretmenlerine uygulanmıştır. Araştırmada elde edilen nicel veriler SPSS 25.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Cinsiyet ve okul türü değişkenleri için Mann Whitney U testi, yaş, mezuniyet durumu, toplam hizmet süresi, okulun bulunduğu yer, okutulan sınıf seviyesi ve sınıf mevcudu değişkenleri için ise Kruskal Wallis H testi yapılmıştır.Nitel veriler ise betimsel analiz tekniğinden yararlanılarak elde edilmiştir. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; kazanım, tema ve ölçme değerlendirme boyutlarında farklılaşmadığı görülürken etkinlik boyutunda farklılaştığı görülmektedir. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin yaş değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; kazanım ve tema boyutlarında farklılaşmadığı görülürken etkinlik ve ölçme değerlendirme boyutlarında farklılaştığı görülmektedir. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin mezuniyet durumu değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; kazanım, etkinlik, tema ve ölçme değerlendirme boyutlarında farklılaşmadığı görülmektedir. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin toplam hizmet süresi değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; kazanım, etkinlik, tema ve ölçme değerlendirme boyutlarında farklılaşmadığı görülmektedir. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin okul türü değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; kazanım, etkinlik, tema ve ölçme değerlendirme boyutlarında farklılaştığı görülmektedir. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin okulun bulunduğu yer değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; kazanım, etkinlik, tema ve ölçme değerlendirme boyutlarında farklılaşmadığı görülmektedir. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin sınıf seviyesine göre değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; kazanım, etkinlik ve tema boyutlarında farklılaşmazken, ölçme değerlendirme boyutunda farklılaşmaktadır. Sınıf düzeyi arttıkça ölçme değerlendirme boyutuna ilişkin görüşler daha olumlu olmaktadır. HBDÖP ilişkin sınıf öğretmenleri görüşlerinin sınıf mevcudu değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelendiğinde; tema boyutunda farklılaşmadığı görülürken kazanım etkinlik ve ölçme değerlendirme boyutlarında farklılaştığı görülmektedir. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin HBDÖP'na ait en olumlu görüş bildirdikleri alt boyut temalar iken, en olumsuz görüş bildirdikleri alt boyut ise ölçme değerlendirme olmuştur. Elde edilen nicel bulgular derinlemesine incelenmiş, sınıf öğretmenlerinin doğrudan görüşlerine yer verilmiştir. Araştırma ilgili literatür ve benzer çalışma bulguları çerçevesinde tartışılmış, çeşitli öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hayat Bilgisi, Öğretim Programı, Sınıf Öğretmenliği, Program Geliştirme, Kazanım, Ölçme Değerlendirme

Hayat bilgisiHayat bilgisi dersiProgram değerlendirme+4
Fuat Yılmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hikâye haritası yönteminin farklı okuma değişkenleri üzerine etkisi

Bu araştırmanın amacı ilköğretim 4. sınıf öğrencileri üzerinde hikâye haritası yönteminin okuduğunu anlama, okuma motivasyonu, doğru okuma ve prozodi becerilerine etkisini incelemektir. Bu araştırmada seçkisiz atamanın mümkün olmaması nedeniyle ön test son test eşitlenmemiş kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 öğretim yılı ikinci yarıyılında, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Batı Karadeniz Bölgesinde bulunan özel bir ilkokulda okuyan 4. sınıf öğrencilerinden oluşan 2 şube ile 10 haftalık bir sürede tamamlanmıştır. Araştırmacının hazırladığı ders planlarına göre derslere şubelerin sınıf öğretmenleri girmiştir. Araştırmada 4. sınıf öğrencilerinin okuduğunu anlama becerilerini ölçmek amacıyla "Yanlış Analiz Envanteri", prozodik okuma becerilerini ölçmek amacıyla "Prozodik Okuma Ölçeği", okuma motivasyonlarını ölçmek amacıyla "Okuma Motivasyon Formu" kullanılmıştır. Öğrencilerin doğru okuma becerisi ve prozodilerine ait veriler ses kayıtları dinlenerek puanlanmıştır. 4A ve 4B şubelerine ait puanların normal dağılıp dağılmadığı Kolmogorov-Smirnov (K-S) Testiyle belirlenmiştir. Normal dağılım gösteren verileri analiz etmede İlişkili Örneklemler t-Testi (Paired Samples t-Test), İlişkisiz (Bağımsız) Örneklemler t-Testi (Independent Samples t-Test), Tek Yönlü Varyans Analizi (Repeated Measures Anova), normal dağılım göstermeyen verileri analiz etmede ise Friedman, Wilcoxon İşaretli Sıralar, Çoklu Karşılaştırma ve Mann-Whitney U Testleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizleri neticesinde; kontrol grubunun okuduğunu anlama, okuma motivasyonu, doğru okuma yüzdesi ve prozodik okuma becerilerinde anlamlı bir farklılık gözlenmezken, hikâye haritası yöntemi uygulanan deney grubu öğrencilerinin, okuduğunu anlama becerilerine ait ön, ara ve son test puanlarında olumlu yönde farklılık gözlenmiştir. Okuma motivasyonu ön test ve son test puanlarında olumlu yönde farklılık gözlenmiştir. Doğru okuma yüzdesi becerilerini ölçmek amacıyla yapılan ön, ara ve son test puanları arasında ise ön ve son test puanlarında anlamlı bir farklılık gözlenmiştir. Bu durum hikâye haritası yönteminin öğrencilerin doğru okuma becerilerini zamanla geliştirdiğini göstermektedir. Prozodi becerilerini ölçmek amacıyla yapılan ön, ara ve son test puanları arasında da olumlu yönde farklılık gözlenmiştir. Araştırma sonucunda hikâye haritası yönteminin 4. sınıf öğrencileri üzerinde okuduğunu anlama, okuma motivasyonu, doğru okuma becerisi ve prozodik okuma becerilerinde deney grubu lehine anlamlı bir farklılığa neden olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hikâye Haritası Yöntemi, Okuma Motivasyonu, Prozodi, Okuduğunu Anlama, Doğru Okuma Yüzdesi

MotivasyonOkumaOkuma-anlama+5
Hilal Yalçın
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Etkileşimli okumanın hikâye anlatma becerisine etkisi

Bu çalışmanın amacı, etkileşimli okuma çalışmalarının hikâye anlatma becerisine olan etkisini incelemektir. Araştırmada ön-test son-test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırma 2018-2019 eğitim öğretim yılı Şanlıurfa İl merkezli bir devlet okulunda yürütülmüştür. Araştırma, deney grubunda 25 ve kontrol grubunda 25 olmak üzere toplam 50 üçüncü sınıf öğrencisinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ön test ve son test verileri sessiz kitap niteliği taşıyan bir resimli çocuk kitabını, deney ve kontrol grubu öğrencilerinin hikâye anlatma yöntemi dâhilinde seslendirmesiyle ve bu esnada ses kayıt cihazı aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen Etkileşimli Okuma çalışmaları araştırmacı tarafından deney grubu öğrencilerine uygulanmıştır. Araştırmanın uygulama süreci 12 hafta sürmüş ve bu süre zarfında toplam 18 resimli çocuk kitabı etkileşimli okuma çalışmaları dâhilinde kullanılmıştır. Araştırmanın verileri SPSS 24 paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizi doğrultusunda elde edilen sonuçlara göre, öğrencilerin hikâye anlatma yöntemiyle kurgulamış oldukları ön test anlatımlarında kelime sayısı, kelime çeşitliliği ve cümle anlam ünitesi gibi boyutlarda deney ve kontrol grubu arasında anlamlı bir farklılık görülmezken son testin hikâye anlatımlarında deney grubu öğrencilerinin lehine anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Araştırmanın sonunda elde edilen sonuçlar ve literatür doğrultusunda etkileşimli okuma çalışmalarının çocuklarda ifade edici dil becerilerinin gelişimine katkı sağladığını, kelime hazinesini arttırdığını göstermektedir.

Etkileşimli kitap okumaHikaye anlatmaOkuma+3
Mücahit Durmaz
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Biçimlendirici değerlendirmenin okuduğunu anlamaya etkisi

Bu araştırmanın amacı biçimlendirici değerlendirme yöntemlerinin okuduğunu anlama becerisine etkisini ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda bir grup öğrencinin okuduğunu anlama durumları biçimlendirici değerlendirme yöntemleriyle değerlendirilirken bir grup öğrencinin okuduğunu anlama durumları geleneksel değerlendirme yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Araştırma nicel araştırma desenlerinden eşitlenmemiş yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın deney ve kontrol grubu rastgele belirlenmiştir. Çalışma grubunu Kocaeli ili Dilovası ilçesine bağlı bir ilkokulda öğrenim gören 50 tane üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri 2010-2011 öğretim yılında 3. sınıf Türkçe ders kitabı olarak kullanılan kitaptan alınmış metin ve bu metne yönelik hazırlanmış anlama sorularıyla toplanmıştır. Veriler SPSS 22 Paket programıyla analiz edilmiştir. Analiz sırasında Mann-Whitney U ve Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında deney ve kontrol grubu arasında deney grubu lehine yüksek düzeyde anlamlı bir farkın ortaya çıktığı görülmüştür. Araştırmanın bulguları sonucunda biçimlendirici değerlendirme yöntemlerinin okuduğunu anlama başarısına olum yönde katkı yaptığı sonucuna ulaşılmıştır.

Biçimlendirmeci değerlendirmeOkuma-anlamaOkuma-anlama becerisi+2
Muhammet Sönmez
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş arasındaki çocuklarda öz düzenleme becerileri ile kaygı düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma 4-6 yaş çocuklarındaki öz düzenleme becerileri ile kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla 4-6 yaş çocuklarının öz düzenleme becerileri ile kaygı düzeyleri arasındaki ilişkiye, bu ilişkinin cinsiyet, yaş ve ebeveyn eğitim durumuna, öz düzenleme becerilerinin cinsiyet, yaş ve ebeveyn eğitim durumuna ve kaygı düzeylerinin de cinsiyet, yaş ve ebeveyn eğitim durumuna göre anlamlı sonuç gösterip göstermediğine bakılmıştır. Veri toplamak amacıyla, 4-6 yaş çocuklarının öz düzenleme becerilerini ölçek amacıyla Erol ve İvrendi (2018) tarafından geliştirilen 4-6 Yaş Çocuklarına Yönelik Öz Düzenleme Becerileri Ölçeği (Anne Formu), okul öncesi dönem çocuklarının kaygı düzeylerini ölçmek amacıyla Güler (2016) tarafından geliştirilen Okul Öncesi Dönem 4-6 Yaş Çocukları İçin Yeniden Düzenlenen Okul Öncesi Kaygı Ölçeği ve araştırmacı tarafından oluşturulan ailelere ve çocuklara yönelik kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma, Samsun İlinde okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 4-6 yaşlarındaki 402 çocuğun ebeveyni ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma verilerinin normallik incelemesi doğrultusunda Pearson Korelasyon analizi, Çok Yönlü Varyans Analizi (MANOVA), Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve t testi istatistiki tekniklerinden yararlanmıştır. 4-6 yaş çocuklarının öz düzenleme becerileri ile kaygı düzeyleri arasında düşük düzeyde negatif yönlü ilişki olduğu görülmekle birlikte, öz düzenleme becerileri ile kaygı düzeylerinin cinsiyet, yaş ve ebeveyn eğitim durumuna göre anlamlı sonuç görülmediği, öz düzenleme becerilerinin cinsiyet, yaş ve ebeveyn eğitim durumuna göre ve kaygı düzeylerinin de değişkenler açısından anlamlı sonuç görülmediği belirlenmiştir. Bu araştırmada elde edilen bulgular literatür doğrultusunda yorumlanmış ve önerilerde bulunulmuştur.

KaygıKaygı düzeyiOkul öncesi çocuklar+2
Ayyüce Öksüz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Aile yapısının, aile tutumlarının ve televizyonun 2 - 4 yaş arası çocukların dil gelişimine etkisinin incelenmesi (Muş ili örneği)

Araştırmanın temel amacını aile yapısının, aile tutumlarının ve televizyonun 2- 4 yaş arasındaki çocukların dil gelişimine etkisinin incelenmesi oluşturmaktadır. Bu doğrultuda çalışma grubu, 2-4 yaş aralığında çocuğu olan 131 anne ve baba ile çocuklarından seçilmiştir. Araştırmada nicel verileri toplama aracı olarak Aile Bilgi Formu, Ebeveyn Tutum Ölçeği (ETÖ), Denver II Gelişimsel Tarama Testi, Peabody Resim Kelime Testi, TV İzlem Formu kullanılmıştır. Ele alınan amaçlar doğrultusunda SPSS 21 paket programı kullanılarak betimleyici istatistikler yapılmıştır. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline başvurulmuştur. Araştırmada Fisher sonuçlarına göre, gelir düzeyine göre alıcı dil düzeylerinin değiştiği görülmektedir (x2= 17.172, p < 0,05). 2-4 yaş arası çocukların sosyoekonomik düzeylerine göre Denver puanları farklılaşmıştır (x2=14,828, p= 0,019). Ailelerin gelir düzeyleri ile çocukların dil gelişimi arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu çalışmada ebeveyn tutumlarına yönelik bulgulara bakıldığında ülkemizde bu yönde yapılmış diğer çalışmalarla bir uyum söz konusudur. Peabody Resim Kelime Testi ortalama puanları açısından değerlendirildiğinde özellikle çekirdek ailelerde çocukların alıcı dil becerilerinin daha yüksek oranda (ileri düzey) (%37) temsil edildiği anlaşılmaktadır. Denver testi ortalama puanları açısından değerlendirildiğinde özellikle çekirdek ailelerde çocukların genel dil becerilerinin daha yüksek bir oranda (%49) temsil edildiği sonucuna ulaşılmıştır. 2-4 yaş arası çocukların anne eğitim durumuna göre dil gelişimleri, alıcı dil (Peabody Resim Kelime Testi) açısından (X2= 13.584, p < 0,05) anlamlı bir şekilde farklılaşmaktadır. Anne eğitim düzeyinin alıcı dil üzerinde etkili olmasına karşılık genel dil gelişim düzeyinde etkili olmaması araştırmanın bir diğer önemli bulgusudur. 2-4 yaş arası çocukların baba eğitim durumuna göre dil gelişimleri, alıcı dil (Peabody Resim Kelime Testi) açısından (x2=12,34; p>0,05) anlamlı derecede farklılaşmaktadır. Bir başka ifade ile babanın eğitimi durumu ile çocukların alıcı dil nitelikleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmada sosyoekonomik düzeyin, annenin ve babanın eğitim durumunun dil gelişimine etkisi olduğu anlaşılmıştır. Aile tiplerinden geniş aile türündeki anne ve babanın eğitim durumu ile bu ailelerin ekonomik düzeylerinin düşük olması dolayısıyla çocuklarının dil düzeylerinin daha düşük olduğu düşünülmektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda örneklem grubu genişletilerek araştırmanın tekrarlanabileceği, farklı yaş grubundaki çocuklar ve aileleri ile farklı yerleşim bölgelerinde yeniden yapılabileceği önerilebilir. Kardeş sayısı ve TV'de izlenen program türlerinin dil gelişimine etkisini belirlemek amacıyla araştırma genişletilebilir. Ayrıca örneklem grubunu kırsal ve kentsel yerleşim merkezinde yaşayan çocukların oluşturduğu bir çalışmanın yapılması da düşünülebilir. Anahtar kelimeler: Aile yapısı, aile tutumu, televizyon, dil gelişimi, çocuk.

AileAile tutumuAile yapısı+4
Filiz Altıparmak Ercan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul STEM etkinliklerinin değerler eğitimine etkisinin incelenmesi

STEM Fen (Science), Teknoloji (Technology), Mühendislik (Engineering) ve Matematik (Mathematics) disiplinlerini bir bütün olarak ele alan, multidisipliner yaklaşımla bireylerin rekabet yeteneğinin, ülke üretimine katkısının, STEM okuryazarlığının ve 21.yy becerilerinin gelişimini sağlayan bir programıdır. Değerler eğitimi, eğitim öğretim sürecindeki en önemli eğitim süreçlerinden biridir. Öğrencilerin akademik anlamda başarılı olmaları ile birlikte toplumsal ve sosyal değerlere sahip olarak onlara bağlı olarak da yetiştirilmesi için değer eğitimi önem arz etmektedir. Değerler Eğitimi bireylerde; sabır, özdenetim. saygı, sevgi, sorumluluk, erdem, cesaret, inanç, azim, adalet ve bireysel disiplin gibi bir çok önemli ahlâkî değerleri kazandırmayı hedeflemektedir. Bu araştırmanın amacı ilkokul 4.sınıf öğrencilerine yönelik uygulanan STEM etkinliklerinin değerler eğitimine etkisini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Hakkari ilinin Yüksekova ilçesinde bir köy okulundaki 20 ilkokul öğrencisi oluşturmaktadır. Bu çalışma 6 hafta boyunca yürütülen STEM etkinlikleri ile oluşturulmuştur. Bu araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması deseni kullanılmıştır. Durum çalışması, belirli bir sistemin nasıl çalıştığı ile ilgili belirli bir mantık doğrultusunda veri toplanarak ayrıntılı derinlemesine araştırılmasını kapsayan bir yaklaşımdır (Creswell, 2015). Veri toplama aracı olarak nitel verilerden; öğrenci günlükleri, alan notları, veli mülakatından yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nitel veriler içerik analiz yöntemine göre betimlenmiştir. Etkinlikler süresince ve sonunda öğrencilerin söz ve davranışlarında daha çok kullandıkları ifade ve tutumlar tablolaştırılmıştır. Öğrencilerin ifade ve tutumları incelendiğinde STEM etkinliklerinin öğrencilerin değerler eğitimine yönelik kök değerlerine olumlu katkılarının olduğu tespit edilmiştir

DeğerlerDeğerler eğitimiFeTeMM+2
Reşit Biçer
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin sosyal katılım becerisi kazanma durumlarının incelenmesi

Sosyal katılım becerisi öğrencilerin hayatlarının her alanında ihtiyaç duydukları, kazanılması ve geliştirilmesi sürecinde birçok faktörün etkili olduğu, kazanılamaması durumunda öğrencilerin okul hayatlarını ve günlük yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen bir beceridir. Bu nedenle bu becerinin küçük yaşlardan itibaren öğrencilere kazandırılması büyük önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin sosyal katılım beceri düzeylerini çeşitli değişkenler açısından tespit etmek ve öğretmenlerin sosyal katılım becerisi ile öğrencilerinin sosyal katılım becerisi kazanma durumları hakkındaki görüşlerini belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019/2020 eğitim öğretim yılı, Ankara ili merkez ilçelerinde MEB'e bağlı devlet ilkokullarında ve özel ilkokullarda öğrenim görmekte olan, gönüllülük esasına göre ölçme araçlarında yer alan sorulara cevap veren, nicel boyutta 1103 ilkokul dördüncü sınıf öğrencisi, nitel boyutta 48 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin birlikte kullanıldığı karma yöntem tercih edilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda öğrencilere kişisel bilgi formu ve "Sosyal Katılım Becerilerini Belirleme Ölçeği", nitel boyutunda ise öğretmenlere yarı yapılandırılmış görüşme formu uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde betimsel ve parametrik istatistikler, nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonucuna göre ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yüksek düzeyde sosyal katılım becerisine sahip oldukları görülmüştür. Araştırmanın diğer en önemli sonuçlarına göre öğrencilerin sosyal katılım beceri düzeyleri okul türü, cinsiyet, anne-baba eğitim durumu, anne çalışma durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken; okul öncesi eğitimi, kitap okuma sıklığı, TV seyretme, dijital teknolojileri kullanma, değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Araştırmanın nitel boyutunun sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin sosyal katılım becerisini daha çok iletişim ve sosyalleşme boyutunda algıladıkları görülmüştür. Sosyal katılım becerisinin, tüm boyutlarıyla birlikte ele alınmasının faydalı olacağı düşünülmektedir.

Beceri kazandırmaSosyal beceriToplumsal katılım+2
Ülkühan Şahin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal bilgiler dersinde öğrencilerin mekânsal düşünme becerilerine oryantiring uygulamalarının etkisi

Teknoloji ve bilimdeki değişimler öğretim programlarını da değiştirmiş; bilgi, beceri ve değerlerin kazandırılmasında yeni yöntem ve tekniklerin kullanılması zaruri olmuştur. Geleneksel yöntemlerin yerine öğrenci merkezli, aktif öğrenme sağlayan yeni yöntem ve tekniklerin kullanılması diğer derslerde olduğu gibi sosyal bilgiler dersi için de gerekli olmuştur. Bir oyun türü olarak derslerde uygulanabilecek oryantiring etkinlikleri bu tekniklerden bir tanesidir. Oryantiring etkinlikleri öğrencilerin oyun oynarken hem eğlenmelerini hem de yaparak yaşayarak öğrenmelerini sağlayacak bir tekniktir. Bu araştırmada, ilkokul 4.sınıf sosyal bilgiler dersinde oryantiring uygulamalarının öğrencilerin mekânsal düşünme becerileri üzerine etkisinin araştırılması amaçlanmaktadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılı Kastamonu ili Merkez ilçesine bağlı bir ilkokulda 4. sınıfına devam eden, deney grubunda 51 öğrenci ve kontrol grubunda 53 öğrenci olmak üzere toplam 104 öğrenci oluşturmaktadır. Deney grubunda oryantiring uygulamalarına dayalı etkinliklerle ders işlenmiş, kontrol grubunda ise programa dayalı öğretim yapılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel model kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Mekânsal Düşünme Beceri Testi" kullanılmıştır. Araştırma sonucunda oryantiring uygulamalarının öğrencilerin mekânsal düşünme becerilerinin kazandırılmasında etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oryantiringin sosyal bilgiler dersinde yaparak yaşayarak öğrenmeyi, çok yönlü düşünmeyi ve becerilerin günlük yaşama aktarılmasını sağlayan bir etkinlik olduğu için, sosyal bilgiler dersi öğretiminde yeni bir öğretim tekniği olarak kullanılması tavsiye edilmiştir.

BeceriDüşünme becerileriMekansal beceri+4
Turan Yiğit
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlığı düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeylerini araştırmaktır. Araştırmada ayrıca sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlığı düzeylerinin cinsiyet ve sınıf düzeyleri açısından nasıl bir değişim gösterdiği de incelenmiştir. Araştırma 2019-2020 öğretim yılı bahar döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Ana Bilim Dalı bölümü üçüncü ve dördüncü sınıfta öğrenim gören 107 sınıf öğretmeni adayı üzerinde yürütülmüştür. Araştırmada veriler Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği" ve araştırmacı tarafından geliştirilen "Eğitim Programı Düzey Belirleme Testi" araçlarıyla elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS ve TESTAN programı ile analiz edilmiştir. Veri analizi konusunda betimsel istatistikler ve bağımsız örneklem t- testinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre eğitim programı okuryazarlığı ölçeğinde sınıf öğretmeni adaylarının ortalamalarının 115,92 olduğu ve eğitim programı konusunda bilgi düzeyleri testinde hedeflere ulaşılma yüzdelerinin 0,79 olduğu ortaya konmuştur. Araştırmanın sonucuna göre sınıf öğretmeni adaylarının eğitim programı okuryazarlık düzeylerinin yüksek seviyede olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Aday öğretmenlerEğitim programlarıProgram okuryazarlığı+2
Ali İhsan Şahin
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yansıtıcı günlük yazımının sınıf öğretmeni adaylarının yaratıcı düşünme eğilimlerine ve yansıtma düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı; sınıf öğretmeni adaylarının mikro öğretim uygulamalarına yönelik yansıtıcı günlükler yazmalarının yaratıcı düşünme eğilimlerine ve yansıtma düzeylerine etkisini tespit etmek ve sınıf öğretmeni adaylarının yansıtıcı günlük kullanımının etkililiğine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Araştırma karma yöntem olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu; 2019-2020 Öğretim Yılı Güz Döneminde Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı'nda 3. Sınıfta öğrenim görmekte olan sınıf öğretmeni adayları oluşturmuştur. Araştırmanın nicel boyutunda yarı deneysel desen kullanılmıştır. Deney grubunda mikro öğretim uygulamalarına yönelik yansıtıcı günlük yazımı gerçekleştirilirken; kontrol grubunda yalnızca mikro öğretim uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, Marmara Yaratıcı Düşünme Eğilimleri Ölçeği ile toplanmıştır. Nitel verilerin elde edilmesinde ise, görüşme formu ve yansıtıcı günlükler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, sınıf öğretmeni adaylarının mikro öğretim uygulamalarına yönelik yansıtıcı günlükler yazmalarının yaratıcı düşünme becerileri üzerinde olumlu bir etkisinin olduğu belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının haftalık yansıtma düzeylerinin, ilk haftalarda betimleyici yazma düzeyindeyken sonraki haftalarda daha üst düzeylere ulaşarak gelişim gösterdiği tespit edilmiştir. Deney grubu öğrencilerinin yansıtıcı günlük kullanımına ilişkin görüşlerinde, yansıtıcı günlüklerin yansıtıcı ve yaratıcı düşünmeyi geliştirmede etkili olduğu ifade edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yansıtıcı Günlük, Yansıtıcı Düşünme, Yaratıcı Düşünme, Sınıf Öğretmeni Adayları

Aday öğretmenlerSınıf öğretmenliğiYansıtıcı düşünme+2
Merve Elmas Ahlatçıoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin çevre sorunlarına ilişkin tutumlarının ve çevresel duyarlılıklarının incelenmesi

Geleneksel çevre eğitiminin yanında son yıllarda yeni yaklaşımlar ele alınmaktadır. Çevre ile ilgili bilgi düzeyinin artırıldığı, çevreye karşı olan davranış ve tutumların iyileştirilmesinin yanında olumlu yönde artırılabilmesi için yeni öğrenme kuramları, geliştirilmekte ve uygulanmaktadır. Çevreye yönelik davranış ve tutumların iyileştirilmesi için mevcut durum tespitinin yapılması ve yorumlanması elzemdir. Bu araştırmada Kastamonu il merkezinde, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında faaliyet gösteren tüm okul/kurum tiplerinde Sınıf Öğretmenliği branşında görev yapan 100 Sınıf öğretmenine çevresel tutum ve çevresel duyarlılık davranış ölçekleri uygulanmıştır. Öğretmenlerin çevresel duyarlılık davranışları ve çevre sorunlarına yönelik tutumları belirlenerek, kıdem yılı, yaş ve cinsiyete göre farklılıkları incelenmiştir. Elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde, çalışmaya katılan tüm öğretmenlerin çevre sorunlarına yönelik olumlu tutuma ve çevresel duyarlı davranışa yüksek derece sahip olduğu belirlenmiştir. Çevresel tutumun demografik özelliklere bağlı olmadığı, çevresel duyarlı davranışın ise yaş ve kıdem yılına göre farklılık gösterdiği belirlenmiştir.

Sınıf öğretmenleriTutumlarÇevre+6
Güngör Sakçı
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi "El Ele I,II,III Eğitim Seti" kitapları içerisindeki fen kavramlarının incelenmesi

Bu araştırmada okul öncesi eğitiminde kullanılan "El Ele Okul Öncesi Eğitime I-I-III" eğitim seti kitapları içerisindeki fen kavramlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma sürecinde nitel araştırma yaklaşımlarından olan doküman inceleme yöntemi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen kitap inceleme şablonu ve okul öncesi eğitim programında yer alan Kavramlara yer verme durum çizelgesi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular betimsel ve içerik analizine tabi tutulmuştur. Araştırma sonuçları frekans ve yüzde kullanılarak tablolar şeklinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda yaşam, dünya ve uzay ve fiziksel bilimlere yönelik kavramlar ve alt kavramlar belirlenmiştir. Fen bilimleri kavramlarının kullanım alanlarına göre incelemesi yapıldığında en yoğun olarak kavram öğretiminde kullanıldığı en az olarak ise dikkat çalışması ve örüntü çalışmasında kullanıldığı belirlenmiştir. Fen bilimleri kavramlarına eğitim setlerinin tamamında geniş bir şekilde yer verildiği görülmektedir. Bilimsel süreç becerilerine yer verilme durumları dikkate alındığında tüm süreç becerilerine yer verildiği belirlenmiştir. Gelişim alanlarına yönelik araştırma sonuçları incelendiğinde sosyal-duygusal ve öz bakım becerilerine yeterince yer verilmediği görülmektedir. Kavram öğretiminde kullanılan yöntem ve tekniklere yönelik sonuçlar incelendiğinde genel olarak anlatım ve problem çözme yöntemlerine yer verildiği belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarının okul öncesi eğitimi alanına katkı sağlayacağı ifade edilebilir.

Ders kitaplarıEğitim setiFen kavramları+2
Şeyma Türkmen
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

STEM etkinliklerinin okul öncesi öğretmen adaylarının bilgi işlemsel, eleştirel ve çok boyutlu 21.yüzyıl becerilerine etkisi

Bu araştırmada, okul öncesi öğretmen adaylarının geliştirilen STEM etkinlikleri ile bilgi işlemsel düşünme, eleştirel düşünme ve çok boyutlu 21.yüzyıl becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma sürecinde nicel araştırma yaklaşımlarından olan yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 78 okul öncesi öğretmen adayı katılım sağlamıştır. Araştırma kapsamında deney ve kontrol grupları oluşturulmuştur. Araştırmada veri toplama aracı olarak alanyazında geçerliği ve güvenirliği bulunan üç farklı ölçek kullanılmıştır. Araştırma toplam 10 haftalık bir süreci kapsamaktadır. COVID-19 pandemisi nedeniyle uygulamalar çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonuçları nicel veri analizi yöntemleri kullanılarak SPSS programı aracılığıyla çözümlenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde betimsel ve çıkarımsal istatistik teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde gerek deney grubunda gerekse de kontrol grubunda olumlu yönde ve anlamlı farklılıklar oluştuğu görülmektedir. Ancak deney grubunda meydana gelen değişim oranları kontrol grubuna göre daha yüksek ve anlamlı bir şekilde gerçekleşmiştir. Araştırma sonuçları okul öncesi dönemde geliştirilen STEM etkinliklerinin öğretmen adaylarının bilgi işlemsel düşünme, eleştirel düşünme ve 21.yüzyıl becerilerini olumlu yönde geliştirdiğini ifade etmektedir.

21. yüzyılAday öğretmenlerBilgi işlemsel düşünme+3
Kübra Tanın
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde etkili çevre eğitimi için görsel sanat etkinliklerinin kullanımı

Okul öncesi eğitim, çocukların gelecek yaşantılarının temellerinin atıldığı kritik dönemleri kapsamaktadır. Çocuk bu dönemde aldığı eğitimin izlerini ömrünün sonuna kadar taşıyabilmektedir. Çevre eğitiminin bu kritik dönemlerde verilmesi ileride çevre bilincine sahip bireyler olmalarının temelini oluşturabilmektedir. Çevre eğitiminde çocukların yaparak-yaşayarak, hayal güçleri ve yaratıcılıklarını kullanarak ve eğlenerek öğrenmelerini sağlamak için sanat etkinlikleriyle desteklenmiş eğitim programı uygulanabilir. Bu araştırmanın temel amacı okul öncesi dönem çocuklarında etkili çevre eğitimi için birbirleriyle ilişkili sanat etkinlikleriyle oluşturulan çevrede çevre bilincinin kazandırılmasıdır. Çalışma, proje yaklaşımına dayalı ve sanat etkinlikleri ile oluşturulan çevre odaklıdır. Deneme modelinde olan çalışmanın grubu, Kars İl Merkezin de bulunan Atatürk İlköğretim Okulu anasınıflarında ki 48-60 aylık çocukları kapsamaktadır. Çalışma ön test- son test ve kontrol grubu modelindedir. Araştırmacı deney grubuna ön test, uygulama, son test uygulamıştır. Kontrol grubuna ise ön test ve son test uygulamıştır. Araştırmacı tarafından deney grubu için çevre konularıyla ilgili sanat etkinlik planları hazırlanarak proje temelli öğretim yöntemine dayalı olarak uygulanmıştır. Yapılan her etkinlik birbiriyle ilişkili olarak sınıfın belirlenen bölümünde çevre konuları kapsamında yer almış ve çalışma bitimine kadar oluşturulan çevrede sergilenmiştir. Kontrol grubuna MEB 2013 okul öncesi eğitim programında yer alan çevre kazanımları ve etkinlikleri sınıf öğretmenleri tarafından uygulanmıştır. Çocuklara ön test- son test uygulamalarında "Çevre Bilinci Testi " uygulanmıştır. Çalışma sonucunda sanat etkinlikleriyle oluşturulan çevrenin, okul öncesi çevre eğitiminde uygulanmasının çevre bilincinin yükselmesinde önemli etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Ekolojik sanatGörsel sanatlarOkul öncesi dönem+5
Elif İçen Kükürt
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesine ilişkin öğretmen görüşleri

Bu araştırma ilkokulda kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Kardeşlerin ilkokulda aynı sınıfta öğrenim görmesiyle ilgili araştırmaların kısıtlı olması bu konuyu ilgi çekici kılmıştır. Bu çalışma bu eksikliğin giderilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Nitel bir araştırma olan bu çalışmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda görüşme yöntemi seçilmiş, görüşme tekniklerinden yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Nitel olarak elde edilen veriler içerik analizi tekniğiyle çözümlenmiştir. Araştırmada Elazığ il merkezinde görev yapan 36 sınıf öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesinin avantajları ve dezavantajları vardır. Öğretmen görüşleri incelendiğinde, kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmesine ilişkin genel değerlendirmede birbirine yakın frekanslarla iki zıt görüşün ortaya çıktığı belirlenmiştir. Araştırmada 36 öğretmenden 17' si kardeşlerin aynı sınıfta öğrenim görmeleri gerektiği görüşünü dile getirirken, 19 öğretmen farklı sınıfta öğrenim görmeleri gerektiğini savunmuştur. Kardeşler aynı sınıfta öğrenim görmeliler görüşünü destekleyen öğretmenler, kardeşlerin birbirlerinin eksiklerini tamamladıklarını, sosyal çevrelerine uyum sağlamada birbirlerini desteklediklerini ve problemlerini birlikte çözümlediklerini ifade etmişlerdir. Kardeşler farklı sınıfta öğrenim görmeliler görüşünü destekleyen öğretmenler ise, kardeşlerin birbirlerine bağımlı hale geldiğini, ikizlerden birinin baskın hareket ederek kardeşinin geri planda kalmasına neden olabildiğini ve sürekli kardeşiyle birlikte olmanın çocukların kişiliğinin öne çıkmasını zorlaştırdığını ifade etmişlerdir.

Aile içi ilişkilerAkran desteğiKardeş ilişkileri+7
Yeşim Tanman
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesine ilişkin öğretmen görüşleri

Araştırmanın amacı çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma amacı doğrultusunda Diyarbakır il merkezinde ve ilçelerinde görev yapan 30 öğretmenle görüşme yapılmıştır. Araştırma, nitel bir çalışma olup araştırmada olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın amacına uygun olarak görüşme yöntemi seçilmiş, yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Çalışmada veriler içerik analiziyle çözümlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre ebeveyn öğretmenler çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesinin çocuğun çok yönlü gözlemlenebilmesine ve okul ortamının çocuk için daha güvenli hale gelmesine yardımcı olduğunu ifade etmiştir. Bazı öğretmenler çocuğunun okula uyumunun kolaylaştığını ve çocuğunda okul korkusunun oluşmadığını dile getirmiştir. Bazı öğretmenler çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmesinin dezavantajlarına ilişkin olarak kıskançlık ve rol çatışması yaşandığını dile getirmiştir. Öğretmenler bu durumun çocuğun bireyselleşmesini, başarısını ve sosyalleşmesini etkileyebileceğini ifade etmiştir. İlkokulda çocuğu kendi sınıfında öğrenim gören sınıf öğretmenleri çoğunlukla çocuğunun kendi sınıfında öğrenim görmemesi gerektiğine ilişkin görüş belirtmiştir. Anahtar Kelimeler: İlkokul, Öğretmen-Öğrenci Etkileşimi, Ebeveyn Öğretmen, Sınıf Öğretmeni, Öğretmen Görüşleri.

Sınıf öğretmenleriÖğretmen-öğrenci etkileşimiİlkokul öğrencileri+1
Cansu Bulut
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının çevre etiği yaklaşımları ile ekolojik vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın genel amacı Sınıf Öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik vatandaşlık düzeylerini çeşitli değişkenler açısından belirlemektir. Ayrıca araştırmanın bir diğer amacı ise sınıf öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik Vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Genel tarama modeli çerçevesinde yürütülen bu çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. 2020-2021 eğitim öğretim yılında Fırat Üniversitesi ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Temel Eğitim Ana Bilim Dalında Sınıf Eğitimi Bölümünde 1. 2. 3. ve 4. Sınıflarında eğitim gören toplam 375 Öğrenciden elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanmıştır. Araştırmanın verileri sınıf öğretmeni adaylarının bazı kişisel özelliklerini tespit etmek için hazırlanan "Kişisel bilgi formu" ile belirlenmiştir. Ayrıca Öğretmen adaylarının çevre etiği yaklaşım düzeylerini belirlemek amacıyla Saka ve Sürmeli (2013) tarafından geliştirilen "Çevre Etiği Yaklaşımları" ölçeği ile Ekolojik vatandaşlık düzeylerini ölçmek amacıyla Karatekin ve Uysal (2018) tarafından geliştirilen "Ekolojik Vatandaşlık" ölçeği kullanılarak veriler elde edilmiştir. Elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik paket programı aracılığıyla değerlendirilmiş ve çözümlemeleri yapılmıştır Araştırmada sonuç olarak katılımcıların ekolojik vatandaşlık ölçeği "katılım" alt boyutu puanlarının cinsiyet değişkenlerine bağlı olarak erkek katılımcılar lehine; "sorumluluk" alt boyutu puanlarının sınıf değişkenine göre 1. ve 4. sınıflar arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaştığı; katılımcıların "katılım, sürdürülebilirlik, hak ve adalet" alt boyutlarında küçük-orta etki büyüklüğünde ve "sürdürülebilirlik" alt boyutunda orta düzeyde bir farkın olduğu belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca katılımcıların çevre etiği ölçeği "Çevre merkezcil" alt boyutunda kadınlarla erkekler arasında anlamlı düzeyde farklılığın olduğu; çevre etiği ölçeği alt boyutu ile sınıf ve yaşadığı yer değişkenleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde bir farklılığın olmadığı belirlenmiştir. Çoklu regresyon sonuçlarına göre elde edilen modelin Ekolojik Vatandaşlıktaki varyansın % 15.6'sını açıkladığı; canlı merkezcil yaklaşım alt boyutunun ekolojik vatandaşlık üzerindeki varyansın tek başına % 5.15'ini, çevre merkezcil yaklaşım alt boyutu ise ekolojik vatandaşlık üzerindeki varyansın tek başına % 4.62'sini açıkladığı görülmektedir. Bu araştırmanın genel amacı Sınıf Öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik vatandaşlık düzeylerini çeşitli değişkenler açısından belirlemektir. Ayrıca araştırmanın bir diğer amacı ise sınıf öğretmeni adaylarının Çevre Etiği ve Ekolojik Vatandaşlık düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesidir

Aday öğretmenlerSınıf öğretmenleriÇevre etiği+6
Gökhan Durgun
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara yönelik fen eğitimi faaliyetlerine ilişkin öğretmenlerin görüş ve önerileri

Bu çalışmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin otizm spektrum bozukluğu olan çocuklara fen eğitimine ilişkin görüşlerinin incelenmesidir. Bu amaçla öğretmenlerin uyguladıkları öğretimsel uygulamalar ve bu konuda alınan görüşler değerlendirilmiştir. Araştırma, nitel araştırma yönteminde tasarlanmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ile toplanmıştır. Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde destek eğitim alan OSB' li çocuklarla aktif çalışan lisansı Okul Öncesi Öğretmenliği olup Özel Eğitim Uzman Öğretici Sertifikasına sahip öğretmenler ile gerçekleştirilmiştir. Buna göre 18 öğretmen araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Öğretmenlerin çoğunluğu kendilerini OSB' li bireylere fen eğitimi verme konusunda yeterli görmediklerini, OSB' li bireyler için farklı öğrenme ortamları oluşturmak gerektiğini ifade etmişlerdir. Aynı zamanda sınıflardaki materyal eksikliği ile öğretmenlerin fen eğitimi vermede güçlük çektikleri, eğitim planlarında fen eğitimine daha az yer verilmesi fen eğitiminde başarısız sonuçlara neden olduğu bulgularını ortaya çıkarmıştır. Katılımcı öğretmenler, OSB' li çocuklara fen eğitimi verebilmek, onları aktif, üretici bireyler olarak topluma kazandırabilmek için öğretmenlerin bilgi ve deneyimin yanında çok fazla emek ve zaman harcanması gerektiği önerilerinde bulunmuşlardır. Elde edilen bulgular, OSB'li çocukların öğretmen görüşlerine odaklanan nitel araştırmalar çerçevesinde tartışılmış ve ileri/gelecek araştırma önerilerinde bulunulmuştur.

Fen bilgisi eğitimiOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+3
Ceylan Ergül
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi

Araştırmada sınıf öğretmeni adaylarının uzaktan eğitime yönelik görüşlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada çalışma grubunu Fırat Üniversitesinde 2020-2021 eğitim-öğretim döneminde öğrenim görmekte olan Sınıf Öğretmenliği 1., 2., 3. ve 4. sınıflarından 10'ar kişi olmak üzere toplamda 40 öğretmen adayı oluşturmuştur. Nitel araştırma yaklaşımının tercih edildiği bu araştırmada olgubilim deseni kullanılmıştır. Araştırmada katılımcılar amaçsal örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırmanın daha verimli olması düşüncesiyle belirlenen ölçütler ise araştırmaya katılan öğretmen adaylarının, uzaktan eğitim sistemiyle verilen ders içerik ve uygulamalarının en az %50'sini tamamlamış olmaları ve araştırmaya gönüllü olarak katılmalarıdır. Bu çalışmada araştırmacının hazırladığı yarı yapılandırılmış görüşme formu doğrultusunda yapılan görüşmeler aracılığı ile veriler toplanmıştır. İçerik analizi ile aday öğretmenlerden alınan görüşler doğrultusunda toplanan veriler değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda öğretmen adayları senkron derslerin, aktif katılım imkânı, etkileşim olanağı, düzenli ders takibi gerçekleştirme fırsatı verdiğini ancak derslerde öğretim elemanının farklı yöntem ve teknik kullanmaması, derslerde öğrenci aktifliğinin yeterli derecede sağlanmaması senkron derslerin sıkıcı olmasına ve yüz yüze eğitim kadar etkili olmamasına sebebiyet verdiğini ifade etmişlerdir. Asenkron derslerin tekrar tekrar ve istenilen zamanda izlenebildiğini ve canlı dersleri telafi ettiğini ancak farklı yöntem ve teknik kullanılmadığını belirten katılımcılar bu derslerin sıkıcı ve verimsiz olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmen adaylarının büyük bir çoğunluğu içeriklerin yeterli, derslerde kullanılan kaynakların açıklayıcı ve ders kaynaklarının bilgi verme durumunun yeterli olduğunu belirtmiştir. Öğretmen adayları ödevleri öğrenci gelişimine katkıda bulunduğunu ve verimli olduğunu ancak ödev yükünün fazla olduğunu, sınavların ödevlerden daha adil olduğunu ancak soru havuzunun adil olmadığını ve sınavların kopya çekmeye yatkın olduğunu belirtmişlerdir. Öğretmen adaylarının yarısının öğretim elemanlarıyla kurulan iletişimden memnun olduğu yarısının ise memnun olmadığı ancak neredeyse tamamının sınıf arkadaşlarıyla kurdukları iletişimden memnun olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının büyük bir çoğunluğunun sistemsel ve teknik sorun yaşadığını belirtmiş ve sorunların temel kaynağının internet sorunu olduğu anlaşılmıştır. Öğretmen adaylarının büyük çoğunluğunun motivasyonunda uzaktan eğitim sürecinde bir düşüş olduğu sonucu ortaya çıkmıştır.

Aday öğretmenlerSanal eğitimSınıf öğretmenleri+3
Hilal Kartal Çakır
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin teknoloji kullanımına yönelik arabuluculuk uygulamalarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerinin ebeveynlerinin çocuklarını teknoloji kullanımlarına yönelik arabuluculuk faaliyetlerinin incelenmesi ve görüşlerinin alınmasıdır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yönteminden olgubilim deseni kullanılmıştır. Çalışma grubu seçilirken amaçsal örnekleme yapılarak ölçüt belirlenmiştir. Buna göre Şanlıurfa ilinin Harran ilçesinde bulunan Harran İlkokulu 1. 2. 3. ve 4. sınıf öğrencilerinden pandemi döneminde canlı derse katılan 5 öğrenci ebeveyni ve katılmayan 5 öğrenci ebeveyni seçilmiştir. Ebeveynlerin görüşleri alınarak çocukların kullanmasına izin verdikleri teknolojik cihazlar, teknolojik cihazların avantajları, teknolojik cihazların dezavantajaları, çocukların maruz kaldıkları/maruz kalma ihtimali olan çevrimiçi riskler ve bu riskler karşısında ebeveynlerin uyguladıkları arabuluculuk yöntemleri hakkında veri toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre çocukların en fazla tablet ve cep telefonu kullandığı tespit edilmiştir. Ebeveynler teknolojinin en önemli avantajının bilgiye kolay erişim olduğunu ifade ederken, en önemli dezavantajının ise çocukların maruz kaldıkları uygunsuz ve şiddet içeren içerikler olduğunu söylemiştir. Ebeveynler çocuklarının uygunsuz içerik, iletişim ve ticari risklerin yanı sıra aşırı kullanıma bağlı çeşitli risklere de maruz kaldığını/kalabileceğini ifade etmiştir. Bu riskler karşısında ebeveynlerin en sık kullandıkları arabuluculuk stratejilerinin ise erişim engeli koyma, çocuklarla konuşma ve süre sınırı koyma olduğu tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma ebeveynlerin çocukların teknoloji kullanımına yönelik arabuluculuk uygulamalarını örnekleme ve genelleme açısından referans noktası oluşturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Çevrimiçi risk, ebeveyn, internet, baş etme stratejileri

ArabuluculukEbeveynlerPandemiler+4
Betül Gedik
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının farklı değişkenlere göre incelenmesi ve iki değişken arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışma nicel araştırma yöntem ve teknikleri kullanılarak yürütülmüştür. Çalışma kapsamında betimsel tarama modellerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu araştırmanın evreni, 2020-2021 eğitim öğretim yılında Muş il merkezinde bulunan resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinden oluşmakta olup araştırmanın örneklemi evren içerisinden, kolay ulaşılabilir durum örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 281 sınıf öğretmeninden oluşmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak; Bolat (2017) tarafından geliştirilen "Eğitim Program Okuryazarlığı Ölçeği" ve Chan ve Elliot (2004) tarafından geliştirilen ve Aypay (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Öğretme ve Öğrenme Anlayışları Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Bonferroni testi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıklarının, okuma ve yazma bakımından yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri; öğrenim düzeyi, öğretim kademesi ve kıdem -VIdeğişkenlerine göre farklılık göstermemektedir. Katılımcıların eğitim programı okuryazarlık düzeyleri; cinsiyet değişkenine göre ölçeğin genelinde, eğitim programını inceleme sıklığı değişkenine göre ise tüm boyutlarda anlamlı şekilde farklılık göstermiştir. Buna göre kadın öğretmenlerin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri erkek öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Ayrıca araştırmada sınıf öğretmenlerinin; öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutunda yüksek düzeyde olduğu, ölçeğin genelinde ve geleneksel boyutta ise orta düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öğrenme ve öğretme anlayışları; öğrenim düzeyi ve eğitim programını inceleme sıklığı değişkenlerine göre farklılık göstermemekte olup cinsiyet ve öğretim kademesi değişkenlerine göre yapılandırmacılık boyutunda, kıdem değişkenine göre ölçek genelinde ve geleneksel boyutta anlamlı şekilde değişkenlik göstermiştir. Buna göre; öğretmenlerin öğrenme ve öğretme anlayışları puan ortalamalarına yönelik olarak ölçeğin genelinde; 21 yıl ve üstü kıdeme sahip olan öğretmenlerin puan ortalamaları diğer kıdem gruplarındaki öğretmenlere göre daha yüksek düzeydedir. Sınıf öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlık düzeyleri ile öğrenme ve öğretme anlayışlarının yapılandırmacılık boyutu arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan bu sonuçlar perspektifinde uygulamaya ilişkin ve araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur.

Eğitim programlarıProgram okuryazarlığıSınıf öğretmenleri+6
Taha Oruç
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda sınıf kurallarının oluşturulması ve uygulanabilirliğine ilişkin öğretmen görüşleri

Kurallar toplumumuzun bir parçasıdır ve bireyler doğduğu andan itibaren kurallara uyum sağlamaya çalışmaktadır. Toplumuzuda uymamız gereken yazılı ve yazısız kurallar olduğu gibi sınıfımızda ve okulumuzda da uymamız gereken yaşamımızın bir parçası olan kurallar vardır. Çağdaş eğitim sisteminde sınıf kuralları belirlenirken sınıfın yapısı, sınıf yönetimi, öğretmen özellikleri, öğrenci özellikleri ve çevresel koşullar dikkate alınmaktadır. Sınıf kuralları sınıfta daha uyumlu, daha etkli ve verimli ders işlenmesini sağlamaktadır. Bu yönüyle sınıf kuralları, sınıf yönetimi kapsamında öğretmenlere fayda sağlaması açısından ve etkli sınıf iklimi oluşturma açısından birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmanın amacı ilkokulda sınıf kurallarının oluşturulması ve uygulanabilirliğine ilişkin öğretmen görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırma nitel bir araştırmadır. Veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiştir. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılında Elazığ ilinde 15 okulda görev yapan 30 sınıf öğretmeniyle yapılmıştır. Bu kapsamda 7 kadın 23 erkek sınıf öğretmeni ile görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme soruları ile toplanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, öğretmen görüşleri doğrultusunda sınıf kuralları kategorize edilirken sınıf kuralları, davranış kuralları, disiplin kuralları, okul kuralları, düzen kuralları, derslerle ilgili kurallar ve toplumsal kurallar ön plana çıkmıştır. Bu doğrultuda sınıf kurallarının öğrencilerin gelişimsel özelliklerine göre, öğretimsel gereksinimlere göre, mevsim koşullarına göre ve özel durumlara göre eğitim-öğretim döneminin farklı zamanlarında değiştirilebileceği belirlenmiştir. Sınıf öğretmenlerinin sınıf kuralları oluşturulurken çocukları sürece tümüyle veya çoğunlukla dâhil ettiklerini, aileleri ve okul yönetimini ise gerekli durumlarda bilgi verme, görüş ve öneri alma boyutuyla sürece dâhil ettikleri sonucuna ulaşılmıştır.

KurallarOkul kültürüSınıf+4
Gözde Ergene
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Erken çocukluk döneminde oyun temelli etkinliklerin çocuklarda astronomi kavramlarının gelişimine etkisi

Bu araştırmada, erken çocukluk döneminde kullanılan oyun temelli etkinliklerin çocuklarda astronomi kavramlarının gelişimine etkisi incelenmiştir. Araştırmada durum çalışması kullanılmıştır. Araştırmaya uygun örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 25 okul öncesi öğrencisi katılım sağlamıştır. Araştırma sürecinde 8 farklı astronomi etkinliği yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak materyal değerlendirme yeterlilik rubriği, saha notları ve açık uçlu sorular kullanılmıştır. Araştırma toplam 8 haftalık bir süreci kapsamaktadır. Araştırma verisi nitel veri analizi yöntemleri kullanılarak çözümlenmiştir. Ayrıca elde edilen nitel verilerin bazıları betimsel istatistik teknikleri kullanılarak anlamlandırılmıştır. Araştırma sonuçları incelendiğinde erken çocukluk döneminde bulunan öğrencilerin astronomi alanına yönelik kavramları olumlu bir şekilde kavradığı belirlenmiştir. Özellikle bazı materyallerin öğrenciler tarafından hazırlanması kavram gelişiminde oldukça etkili olmuş ve öğrencilerin yoğun bir şekilde soru sormalarına ve konuyu kavramalarına katkı sağlamıştır. Erken çocukluk döneminde gerçekleştirilen oyun temelli etkinliklerin fen eğitiminde ve astronomi eğitiminde daha yoğun olarak kullanılması önerilmektedir.

AstronomiAstronomi eğitimiErken çocuk eğitimi+6
Vildan Demirci
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesinde verilen çevre eğitiminin öğrenci davranışlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi dönemde bulunan çocuklara verilen çevre eğitiminin, çocukların davranışlarına olan etkisi incelemiştir. Çalışmada nitel yaklaşımlardan olan durum çalışması kullanılmıştır. Bu araştırmaya uygun örnekleme yöntemi kullanılarak Türkiye'nin Kastamonu ilinde bulunan 3 farklı okuldaki 35 okul öncesi öğrencisi katılmıştır. Araştırma sürecinde 6 farklı çevre etkinliği uygulanmıştır. Etkinliklerin tamamı araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Araştırmada Kahriman-Öztürk (2010) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Çevre Tutum Ölçeği ve görüşme formu kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı ve 3 uygulama öğretmeni tarafından gözlem yapılmış ve saha notları tutulmuştur. Araştırma süreci 8 haftalık bir zaman dilimini kapsamaktadır. Araştırma bulguları nitel veri analizi yöntemleri ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda okul öncesi dönemde bulunan çocukların çevre etkinliklerine yoğun ilgi gösterdiği belirlenmiştir. Bununla birlikte çevre etkinliklerinin çocukların tutum ve davranışlarını olumlu yönde etkilediği gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ışığında okul öncesi dönemde çevre temalı etkinliklerin yoğun olarak kullanılmasının çocukların doğaya ve yaşadıkları çevreye yönelik tutumlarını olumlu yönde değiştirdiği ifade edilebilir. Okul öncesi dönemde gerçekleştirilen çevre etkinliklerinin fen eğitiminde ve çevre eğitiminde daha çok yer bulması önerilmektedir.

Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitimÇevre+2
Sümeyye Kübranur Sarıbıyık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi programında uygulanan yapılandırılmış fen etkinliklerinin okul öncesi çocuklarının bilimsel süreç becerilerine etkisi

Bu araştırmada okul öncesi programında uygulanan yapılandırılmış fen etkinliklerinin okul öncesi çocuklarının bilimsel süreç becerilerine etkisini incelemek amaçlanmıştır. Bu araştırmanın modeli deneysel modeldir. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim öğretim yılında Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı, bağımsız anaokuluna devam eden 48-60 ay yaş grubu 132 çocuk oluşturmuştur. Bu çalışmada elde edilen verilerin analizi bilgisayar ortamında lisanlı SPSS 25 paket programı ile analiz edilmiştir. Değişkenlerin normal dağılımdan gelme durumları araştırılırken çarpıklık basıklık katsayılarından yararlanılmıştır. Gruplar arasındaki farklılıklar incelenirken değişkenlerin normal dağılımdan gelmeleri nedeniyle bağımsız örneklem t testi ve ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği güvenirliğini test etmek için iç tutarlılık analizi yapılmıştır. Buna istinaden yapılan KR-20 test istatistiği sonucunun 0,798 olarak hesaplandığı görülmüştür. Bu istatistik değerlerinin 0,70'den büyük olması ölçeğin güvenilir olduğunu göstermektedir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre bilimsel süreç beceri testi geçerlilik güvenilirlik analizlerinden sonra 16 maddenin madde güçlük indekslerinin 0,31 ile 0,71 değerleri arasında ortalama güçlüğünün 0,57 ile orta dereceli, madde ayırt ediciliğinin 0,28 ile 1,00 değerleri arasında ortalama ayırt ediciliğinin 0,56 ile çok iyi olduğu görülmektedir. Araştırmanın bulgularına göre deney grubunun yapılandırılmış fen etkinlikleri uygulamalarından sonra ön test ve son test sonuçlarının başarı oranlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark oluştuğu elde edilmiştir. Bu duruma göre okul öncesi programında yer alan yapılandırılmış fen etkinliklerinin çocukların temel bilimsel süreç beceri düzeylerine yüksek bir düzeyde olumlu katkısı olduğu söylenebilmektedir Bu bulgulara ek olarak araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu ile bilimsel süreç beceri düzeylerine etkisi araştırılan verilere göre elde edilen bulgularda bilimsel süreç beceri düzeyleri farklı değişkenlere göre incelenmiş olunup cinsiyet, anne ve baba eğitim durumu, okul dışı fen eğitimi ve çocukların fen etkinliklerine olan ilgilerinin bilimsel süreç beceri düzeylerine yönelik istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmamıştır. Yapılan araştırmada deney grubunun son test başarı puanları ile yaş grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Ay olarak daha büyük olan 54-60 ay aralığında olan çocukların doğru cevap oranının, gözlem ve ölçme beceri düzeylerinin kendilerinden daha küçük olan 48-54 ay aralığındaki çocuklara göre anlamlı düzeyde yüksektir.

Bilimsel işlem becerisiEğitim etkinliğiFen bilgisi+5
Fatma Nur Demir
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin gece gündüz kavramlarına ilişkin zihinsel modelleri

Araştırmada ilkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin gece gündüz kavramlarına ilişkin zihinsel modellerinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda tarama modeli kullanılarak betimsel nitelikte bir çalışma yapılmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen ve 6 açık uçlu sorudan oluşan "Gece ve Gündüz Oluşumu Zihinsel Model Belirleme Testi'' ile toplanmıştır. Ulaşılan veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen veriler, "Anlama Yok", "Yanlış Anlama", "Tamamlanmamış Anlama", "Kısmen Bilimsel Anlama" ve "Bilimsel Anlama" kategorilerine göre değerlendirilerek gruplanmıştır. Ulaşılan bulgular değerlendirildiğinde; gece ve gündüzün oluşumuna dair öğrencilerin %23,31 kısmının bilimsel düzeyde anlama seviyesine sahip oldukları görülmektedir. Ancak öğrencilerin büyük çoğunluğunun tam olarak bu durumun nasıl gerçekleştiğini anlayamadıkları tespit edilmiştir. Çok az öğrencinin dışında çoğu öğrenci güneşin hareketlerini algılayabilecek bilgi düzeyine sahip oldukları görülmektedir. Öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumunda dünyanın hareketlerini algılamada sorunlar yaşadıkları görülmektedir. Ayrıca öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumunu çizerek aktaramada eksikliklerinin ve yanlış anlamalarının olduğu görülmektedir. Bu durum öğrencilerin gece ve gündüzün oluşumu konusunda dünya ve güneşin konumları hakkında kavramsal yanılgılara sahip olduklarını göstermektedir. Bu sonuçlar, öğrencilerin gece ve gündüz oluşumu konusunda görsel anlama düzeylerinde sorunlarının olduğunu ortaya koymaktadır. Bu duruma göre öğrencilerin dünyanın hareketleri konusunda zihinsel model yapısının çoğunlukla sözel baskın model kodlu zihinsel modele sahip oldukları kalanların ise kısmen uyumsuz model kısmen de bilimsel modele sahip oldukları görülmektedir. Öğrenciler daha çok sözel anlamda dünyanın hareketlerini kavramaktadırlar, görsel anlamda kavramsal algı sorunları bulunmaktadır. Bu nedenle öğretmenler, gece ve gündüzün oluşumu konusunda öğretim ortamı oluştururken belirli çizimler yaptırmak suretiyle öğrencilerin zihinlerinde oluşan yanılgılar ortadan kaldırabilir. Gözlemevi ve planetaryum gibi okul dışı öğrenme ortamlarına ziyaretler yapılarak öğrencilerin algıları şekillendirilebilir. ANAHTAR KELİMELER: Fen Eğitimi, Astronomi Eğitimi, Kavram Yanılgıları, Zihinsel Modeller

Fen bilgisiFen bilgisi eğitimiGece-gündüz+7
Suna Baydil
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeylerini belirleme ve çocukların bilim algısı

Bu araştırmada okul öncesi dönem çocuğu olan ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeyleri ile çocukların bilim algısının bütüncül bir çerçevede incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karma yöntem kullanılarak yürütülmüş, bu bağlamda nicel ve nitel verilere araştırma içerisinde yer verilmiştir. Bu kapsamda ölçüt ve ulaşılabilir örneklem yöntemleri kullanılarak üç farklı çalışma grubu belirlenmiştir. Nicel çalışma grubu, okul öncesi dönem çocuğu olan 168 ebeveynden oluşmaktadır. Nitel çalışma grubunda ise 11 ebeveyn ve 3-6 yaş aralığında 11 çocuk yer almaktadır. Araştırmada üç farklı veri toplama aracı kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracı olarak Bal ve Kaya (2022) tarafından geliştirilen 5'li likert türünde, 18 maddeden oluşan, 3 faktörlü bir ölçek kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilen 6 soruluk yapılandırılmış görüşme formu ve çocuklardan elde edilen çizimler kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel verilerine SPSS paket programı kullanılarak gerekli analizler yapılmış, nitel veriler ise içerik analizine tabi tutularak kod ve temalar oluşturulmuştur. Analizlerin sonucunda ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeylerinin eğitim düzeyi ve çocuk yaşı değişkenlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği ve ailelerin çocukları bilime yönlendirme düzeylerinin çocukların bilim algısı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.

Alan yönlendirmeBilimBilim eğitimi+7
Emine Bal
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim ile verilen OBADER oturumlarının 36-72 aylık çocukları olan ebeveynler üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu araştırma, Okul Öncesi Eğitim Programı ile Bütünleştirilmiş Aile Destek Eğitim Rehberi (OBADER) içerisinde yer alan aile eğitimi oturumlarını değerlendirme ölçeği hazırlamak ve bu ölçek doğrultusunda OBADER içinde yer alan eğitim konularının uzaktan eğitim yoluyla verilerek bu eğitimin ebeveynler üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda "Uzaktan Eğitimle Verilen OBADER Aile Eğitim Oturumlarını Değerlendirme Ölçeği" geliştirilmiştir. Çalışmada deneysel desenlerden tek grup ön test son test deneysel desen kullanılmıştır. Çalışma grubunu 36-72 ay çocukları olan ebeveynler oluşturmuştur. Araştırma kapsamında iki farklı örneklem grubu ile çalışılmıştır. Birinci örneklem grubu; ölçeğin oluşturulması için, ikinci örneklem grubu ise uzaktan eğitim ile verilen OBADER oturumlarının ebeveynler üzerindeki etkisinin geliştirilen ölçek yoluyla incelenmesinde kullanılmıştır. Araştırmanın birinci örneklem grubunu, Google Formlar üzerinden ulaşılan 36-72 aylık çocuğu olan 310 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın ikinci örneklem grubundaki çalışma alanını Antalya, Denizli, Aydın ve Muğla illerinde yaşayan 36-72 ay çocuğu olan 33 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu" ve veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Uzaktan Eğitimle Verilen OBADER Aile Eğitim Oturumlarını Değerlendirme Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçek, ebeveynlere ön test olarak uygulanmıştır. Ön test uygulamasının ardından araştırmacı tarafından OBADER içinde yer alan aile eğitim oturumları uzaktan eğitimle ebeveynlere verilmiştir. Eğitimden iki hafta sonra ebeveynlere son test uygulanmıştır. Verilerin toplanması sonucu elde edilen bulgular SPSS 22 programında analiz edilmiştir. Geliştirilen ölçekle toplanan verilerin analizi sonucunda ön test ile son test arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bu durum verilen eğitimin "Ailenin Beklentileri, Ailenin Tutumları ve Ailenin Çocukla İletişimi" alt faktör puanlarında önemli bir değişime yol açtığını göstermiştir. Bunun sonucunda alt faktörlerdeki değişimin bağımsız değişkenlere göre farklılığın olup olmadığı incelenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: UEOAEODÖ Ölçeğini Geliştirme, Aile Eğitimi, OBADER, Uzaktan Eğitim.

EbeveynlerEğitim programlarıOkul Öncesi Eğitim Programı ile Bütünleştirilmiş Aile Destek Eğitim Rehberi+4
Sinem Serçe
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismar ve ihmaline yönelik farkındalıklarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali durumuyla karşı karşıya kaldıklarında verdikleri tepkileri, çocuk istismarı ve ihmalini tanılamadaki bilgi düzeylerini ve bu yönde harekete geçme davranışlarını incelemektir. Araştırmanın modeli nitel yöntem olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda ölçüt ve ulaşılabilir örneklem yöntemleri kullanılarak 15 okul öncesi öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada nitel veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "Çocuklara Yönelik İstismar ve İhmale İlgili Görüşme Formu" yarı yapılandırılmış görüşme formu ve demografik bilgi formu kullanılmıştır. Nitel veriler araştırmacı tarafından içerik analizine tabi tutularak tema ve kodlar oluşturulmuştur. Analizlerin sonucunda okul öncesi öğretmenlerinin çocuk istismarı ve ihmali durumları karşısında verdikleri tepkiler, belirtileri tespit etme, istismar ve ihmal türlerini tanımlama, durumu bildirme ve yükümlülükleri açısından değerlendirildiğinde yetersiz oldukları ortaya çıkmıştır.

FarkındalıkOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+5
Servet Öz
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Scamper tekniğinin 5-6 yaş çocuklarının çevreye yönelik farkındalık ve tutumlarına etkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı; SCAMPER tekniği ile verilen çevre eğitimin 60-72 aylık çocukların çevre farkındalığı ve tutumlarına yönelik etkisinin incelenmesidir. Araştırma nicel yöntemlerden olan deneysel desende yürütülmüştür. Bu doğrultuda kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılarak iki farklı grup belirlenmiştir. Araştırmamın örneklemini deney grubunda 13, kontrol grubunda 11 olmak üzere toplam 24 çocuk oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak "Okul Öncesi Çocukları İçin Çevre Farkındalık ve Tutum Ölçeği-(EAASPC)" kullanılmıştır. Araştırmada veriler çocuklarla bireysel görüşmeler yoluyla toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen nicel veriler SPSS paket programı kullanılarak gerekli analizler yapılmıştır. Analizler sonucunda; SCAMPER tekniği ile verilen çevre eğitiminin deney ve kontrol grupları arasında anlamlı düzeyde fark olduğu belirlenmiştir. Deney grubu ön ve son testler arasında da anlamlı bir fark olduğu saptanmıştır.

FarkındalıkOkul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+3
İlknur Aydın
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocukların COVİD-19 pandemisi döneminde uzaktan eğitimlerine yönelik görüşlerin incelenmesi

COVID-19 pandemisi ile birlikte dünyada ve ülkemizde yüz yüze eğitim faaliyetlerine ara verilmiş, uzaktan eğitim faaliyetlerine geçilmiştir. Bu araştırmada, COVID-19 pandemisi döneminde okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocukların aldıkları uzaktan eğitimlerin ebeveynlerin ve okul öncesi yaş grubundaki özel gereksinimli çocuklar ile çalışan öğretmenlerin uzaktan eğitime yönelik görüşlerini incelemektedir. Bu amaçla, nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim deseni kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 10 okul öncesi öğretmeni ile okul öncesi dönemde özel gereksinimli çocuğu bulunan 10 ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanması amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanan, uzman görüşleri ile son şeklini alan okul öncesi öğretmenleri ve özel gereksinimli çocukların ebeveynleri için ayrı ayrı hazırlanan 'Uzaktan Eğitim Görüşleri' isimli yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Bu araştırma kapsamında elde edilen veriler, nitel veri analizi yöntemlerinden betimsel analiz ve içerik analizinin birlikte kullanılmasıyla analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda öğretmenler ve ebeveynler uzaktan eğitim sistemleri ile özel gereksinimli çocukların eğitim öğretim süreçlerinden kopmadıklarını ifade etmelerine karşın, uzaktan eğitim sistemi ile özel gereksinimli çocukların sosyalleşmelerinin etkilediğini, teknolojik bağımlılıklarına neden olduğunu, gerilemeler gözlemlendiğini, eğitmen farklılığından dolayı sorunlar meydana geldiğini, adaptasyon ve motivasyon sorunlarına neden olduğunu ifade etmektedirler.

COVID 19Okul öncesi dönemOkul öncesi eğitim+5
Burak Yazgan
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitiminde problem yaşama ve rehberlik ve araştırma merkezlerinden faydalanma durumları

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma eğitimi sürecinde problem yaşama ve Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden faydalanma durumlarını belirlemektir. Araştırmada karma yöntem deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın çalışma gurubunu, 2019-2020 Eğitim-Öğretim yılında Kastamonu ilinde görevli sınıfında daha önce kaynaştırma öğrencisi olmuş veya halen kaynaştırma öğrencisi olan sınıf öğretmenleri ve Kastamonu Rehberlik ve Araştırma Merkezinde görevli RAM personelleri oluşturmaktadır. Araştırmada nicel veri kaynağı olarak, "Kaynaştırma Eğitimi ile İlgili Duygular, Tutumlar ve Kaygılar Ölçeği" (KEİDTKÖ) kullanılmıştır. Ölçek, 66 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda, sınıf öğretmenleri ve RAM personellerinin kaynaştırma eğitimine yönelik görüşlerini almak amacıyla dokuz sınıf öğretmeni ve beş RAM personeli ile yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın sonucunda, sınıf öğretmenlerinin kıdem yılı ve cinsiyet değişkenlerine göre kaynaştırma eğitimine yönelik duygu, tutum ve kaygı düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf öğretmenleri kaynaştırma eğitiminde hem öğrenci hem de öğretmenin ilk zamanlarda sorunlar yaşadığını düşünmektedirler. Öğretmenlerin bir kısmı bu sorunların zamanla ortadan kalktığını veya azaldığını ifade ederken bir kısmı ise sorunların devam ettiğini belirtmiştir. Kaynaştırma eğitiminde sorun yaşayan öğretmenler bilgi yetersizliği sebebiyle kendilerini çaresiz hissettiklerini, kendi çabaları ile sorunları çözmeye çalıştıklarını ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin RAM ile olan ilişkilerinin zayıf olduğu görülmüştür. Az sayıda öğretmen kaynaştırma eğitimine dair RAM'dan destek talep ettiğini belirtmiştir. Öğretmenler RAM'dan daha çok destek görmeyi, okul ziyaretinde bulunmalarını, hizmet içi eğitim ve seminerlerle bilgilendirilmeyi istemektedir. RAM personellerinin çoğunluğu tarafından özel gereksinimli bireyleri tanılama aşamasında hata payı olabileceği ve kaynaştırma eğitimi alan öğrencilerin hali hazırda uygulanan kaynaştırma eğitiminden fayda görme durumunun olması gerekenden uzak olduğu belirtilmiştir. RAM personellerinin kaynaştırma eğitiminin sorunlarına yönelik her okulda özel eğitim öğretmeni olması, destek eğitim odalarının açılması, öğretmen ve RAM personellerinin hizmet içi eğitimlerle desteklemesi gibi önerileri olmuştur. RAM personelleri tarafından az sayıda ve genellikle genç öğretmenlerinin RAM'dan destek talebinde bulunduğu ifade edilmiştir. Öğretmenlerin destek talebine mutlaka karşılık verildiği, destek talebi olmadığı sürece RAM personel azlığı, ulaşım sıkıntısı gibi sebeplerden kaynaklı yeteri kadar okul ziyaretlerinde bulunamadıkları belirtilmiştir.

Kaynaştırma eğitimiProblem yönetimiProblem çözme+5
Cemile Akbıyık
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Covid-19 pandemisi sürecinde sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın amacı Covid-19 pandemisi sürecinde sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine ilişkin görüşlerini belirlemektir. Bu temel amaç kapsamında sınıf öğretmenlerinin Covid-19 pandemisi sürecinde yenilikçi düşünme becerilerine ait görüşleri nitel araştırma yöntemiyle incelenmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim (fenomoloji) kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin yedi farklı coğrafi bölgesinde devlet okullarında görev yapmakta olan ve seçkisiz olmayan örnekleme yöntemi ile belirlenen toplam 23 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yapılan görüşmeler iletişim araçları aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizi sürecinde ise içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda sınıf öğretmenlerinin yeniliği en çok değişim ve gelişim olarak, yenilikçi düşünmeyi ise farklı bakış açısı geliştirme ve yeniliğe açıklık olarak tanımladıkları; yenilikçi düşünme becerilerini çoğunlukla yaratıcılık, teknolojik beceriler şeklinde ifade ettikleri; yenilikçi bir bireyin değişime ve yeniliğe açık, yaratıcı ve araştırmacı özelliklerine sahip olması gerektiği; kendilerini yenilikçi kategorilerden en fazla yenilikçi, sorgulayıcı ve gelenekçi olarak değerlendirdikleri; mesleki kıdemlerine göre yenilikçi düşünme becerilerindeki değişimi genellikle olumlu yönde değerlendirdikleri; öğrenme-öğretme süreçlerinde yenilikçi düşünme becerilerini en fazla teknolojik ortamlarda, tamamlayıcı etkinliklerde ve web 2 araçlarında kullandıkları; yenilikçi düşünme becerilerini en fazla geliştiren etkinliklerin ise drama, oyun, sosyal etkinlik ve iletişim olduğu; yenilikçi düşünme becerilerini kullanırken karşılaştıkları problemlerin en fazla teknolojik altyapı yetersizliği ile sosyo-ekonomik/kültürel farklılıklardan kaynaklandığı görülmektedir. Covid-19 pandemisi sürecinde ise sınıf öğretmenlerinin yenilikçi düşünme becerilerine çoğunlukla yeniliklerin kaçınılmaz olması, uzaktan eğitime geçilmesi, teknolojinin zorunlu kullanımı ve yaratıcı düşünmenin önem kazanması nedenleriyle gereksinim duydukları; bu süreçte özellikle teknolojik, yaratıcılık ve iletişim becerilerinin daha ön plâna çıktığı; yine bu becerilerden en çok teknolojik ve yaratıcılık becerisine Matematik, Türkçe ve Görsel Sanatlar derslerinde gereksinim duydukları tespit edilmiştir. Bu araştırmanın sonucunda farklı çalışma grubu ve araştırma yöntemleri aracılığıyla yenilikçi düşünme becerilerinin önemini vurgulayan araştırmaların yürütülmesine yönelik öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Covid-19 pandemisi, Yenilikçi düşünme becerileri, Sınıf öğretmeni, Nitel araştırma

COVID 19PandemilerSınıf öğretmenleri+3
Fatma Kalo
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul dışı öğrenme ortamlarında yapılan uygulamaların etkililiğinin meta-analiz yöntemiyle incelenmesi

ünümüz dünyasında teknolojik alanda yaşanan gelişmeler beraberinde eğitim alanında da pek çok değişikliği zorunlu kılmıştır. Öğretim programlarında yapılan değişiklikler ile bilgiye ulaşmada okul içi etkinliklerin yanı sıra okul dışı öğrenme ortamlarının da kullanılması gerektiği belirtilmiştir. Öğrenciler, okul dışı öğrenme ortamlarında gerçek hayat problemleri ile karşı karşıya olduğundan gerçek hayatta karşılaştıklarını sorgularlar ve ürettikleri çözüm yolundan en uygun olanını seçerler. Bu ortamlarda edinilen bilgiler somut olduğundan öğrenme süreci kolaylaşmakta ve bilgiler daha kalıcı hale gelmektedir. Yapılan literatür taraması sonucu okul dışı öğrenme ortamlarının çeşitli değişkenler üzerine etkililiğini inceleyen pek çok çalışmanın olduğu görülmüştür. Ancak okul dışı öğrenme ortamlarının genel olarak etkililiğini inceleyen çalışmaların sınırlı olduğu görülmüştür. Bu sebeple, okul dışı öğrenme ortamlarının etkililiğinin incelenmesi amacı ile yapılan bu araştırmada, meta analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın amacı doğrultusunda 2010-2020 yılları arasında ülkemizde okul dışı öğrenme ortamlarının çeşitli değişkenler açısından etkililiğini araştıran çalışmalar YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanında taranarak incelenmiş, belirlenen kriterler çerçevesinde akademik başarı temasında 34, bilimsel süreç becerileri temasında dört, çevreye yönelik tutum temasında beş, fen öğrenmeye yönelik motivasyon temasında beş çalışma meta analize tabi tutularak genel bir etki büyüklüklerine ulaşılmıştır. CMA v3 (Comprehensive Meta Analysis v3) programı ile çalışma kapsamında incelenen tezlerin etki büyüklükleri hesaplanmıştır. Başarı/akademik başarı, bilimsel süreç becerileri, çevreye yönelik tutum ve fen öğrenmeye yönelik motivasyon değişkenleri açısından sınıf içinde uygulanan öğrenme süreçlerine göre okul dışı öğrenme ortamları lehine etki gösterdiği görülmüştür. Okul dışı öğrenme ortamlarının rastgele etkiler modeline göre başarı/akademik başarıya ilişkin genel etki büyüklüğü 1,072 ile güçlü düzeyde; sabit etki modeline göre öğrencilerin bilimsel süreç becerilerine ait genel etki büyüklüğü 0,373 olarak küçük düzeyde; rastgele etkiler modeline göre öğrencilerin çevreye yönelik tutuma ilişkin genel etki büyüklüğünün 0,786 ile orta düzeyde; rastgele etkiler modeline göre öğrencilerin fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarına ilişkin genel etki büyüklüğünün 0,322 ile küçük düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında meta analize dâhil edilen-edilmeyen, toplam 155 çalışmanın betimsel analizi sonucunda, çalışmaların yıllarına, yapıldığı üniversitelere, çalışma alanlarına, örneklem seviyelerine, okul dışı öğrenme ortamlarına yöntemlerine, veri toplama araçları ve veri analiz yöntemlerine ve incelenen değişkenlere ait bulgular tablo ve grafiklerle gösterilmiştir. Tezlerin yıllara göre dağılımı incelendiğinde 2019 yılında yapılan çalışmaların; gerçekleştirildiği üniversitelere göre dağılımında Gazi Üniversitesi'nin; çalışma alanlarına göre sayısal (Fen-Matematik) alanın; örneklem seviyesine göre ortaokul 5-8.sınıfların en fazla olduğu görülmektedir. Tezlerde kullanılan yöntemlere bakıldığında en fazla deneysel desen ve nitel yöntemin; kullanılan veri toplama araçlarına göre ölçek aracının; verilerin analiz yöntemlerine göre betimsel istatistiğin ve incelenen değişkenlere göre bilişsel değişkenlerin en fazla olduğu tespit edilmiştir. Bu araştırmanın, okul dışı öğrenme ortamları ile ilgili yayımlanan tezlerin bulgularının sentezlenerek genel bir sonuç çıkarılarak yorumlanması ile araştırmacılara kaynak olabileceği düşünülmektedir. Araştırma sonucunda öğretmenlere okul dışı öğrenme ortamlarını öğrenme süreçlerinde kullanırken iyi bir planlama yapmaları gerektiği, bu ortamlara düzenledikleri gezilerde prosedürlere dikkat etmeleri gerektiği önerilerinde bulunulmuştur. Bunun yanında okul dışı öğrenme ortamlarını konu alarak çalışma yapacak olan araştırmacılara, az çalışma gerçekleştirilen okul öncesi ve ilkokul seviyesindeki öğrencilerle çalışmalar yapılması, yönünde önerilerde bulunulmuştur.

Akademik başarıFormel olmayan öğrenmeMeta analizi+4
Murat Çetinkaya
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okulöncesi öğretmenlerinin demokratik kararlılıkları ile çocuk haklarına ilişkin tutumlarının incelenmesi

Çocuklar, gerekli koşullar sağlandığında haklarının farkında olurlar ve bunu toplum yararına kullanabilirler. Bu koşulların başında ise çocuk haklarını bilen ve uygulayan öğretmenlerin yetiştirilmesi gelir. Öğretmenler öncelikle çocuğa uygun ortam hazırlamalı ve çocuklara rol model olmalıdır. Demokratik değerlere saygılı bir öğretmen çocuk haklarını bilmeli, eğitim programlarında bu haklara yer verip, hakları göz önünde bulundurarak davranmalı, hakları kendi hayatlarında önemli bir değer olarak görüp uygulamalıdır. Bu araştırma, okul öncesi öğretmenlerinin demokratik kararlıkları ile çocuk haklarına yönelik tutumlarını incelemek amacıyla yapılmıştır. Nicel yöntemin kullanıldığı araştırmaya Sakarya İl ve ilçelerinde görev yapmakta olan 230 anaokulu öğretmeni gönüllülük esasına dayalı olarak araştırmaya dâhil edilmiştir. Anaokulu öğretmenlerinin çocuk haklarına yönelik tutumlarını belirlemek amacıyla Karaman- Kepenekçi (2006) tarafından geliştirilen Çocuk Haklarına İlişkin Tutum ölçeği ve Yeşil (2010) Öğretmen Davranış Kararlılığı Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 24.0 ile yapılmıştır. Puanların normal dağılım göstermesi nedeni ile çalışmada parametrik test teknikleri kullanılmıştır. Ölçek puanının demografik özelliklere göre farklılık gösterme durumunun analiz edilmesi için t testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda anaokulu öğretmenlerinin çocuk haklarına yönelik tutumlarının olumlu olduğu, demokratik kararlılık puanlarının ortalama değerde olduğu saptanmıştır. Anaokulu öğretmenlerin çocuk haklarına yönelik tutumlarında yaş, mesleki deneyim ve çalıştıkları görev yeri gibi durumlarının etkili olmadığı saptanmıştır. Bunun yanı sıra, şaşırtıcı bir şekilde okul öncesi öğretmenlerinin öğrenim durumlarının tutumlarda etkili olmadığı; eğitim fakültesi lisans, fen edebiyat fakültesi veya formasyon mezun olan öğretmenlerin, yüksekokul ve diğer seçeneği işaretleyen öğretmenlerin göre çocuk haklarına yönelik tutumlarının benzer olduğu görülmüştür.

Demokratik algıDemokratik tutumDemokratik öğretim+4
Mehmet Kumru
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Ailelerin erken çocukluk eğitim hizmeti tercihleri ile eğitim harcamalarının değerlendirilmesi

Bu araştırmada, ailelerin Erken Çocukluk Eğitimi (EÇE) döneminde tercih ettikleri kurumlar ile yapmış oldukları eğitim harcamalarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya, 2020-2021 öğretim yılında Çankırı İl merkezinde çocuklarını kamu ve özel EÇE kurumlarına gönderen 206 aile katılım sağlamıştır. Tarama modelinde betimsel bir araştırma olan bu araştırmanın verileri anket yolu ile toplanmıştır. Verilerin çözümlemesinde betimsel istatistiklerden, nonparametrik testlerden Mann Whitney U testinden yararlanılmıştır. Değişkenler arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığına bakmak için Tamhane T2 testine başvurulmuştur. Elde edilen bulgular iki unsur kapsamında incelenmiştir. Bunlardan ilki tercih ikincisi ise harcamadır. Aileler EÇE kurumlarını tercih ederken en çok öğretmenin mesleki yeterliliğini, okulun temizliğini ve güvenli ortam sunulup sunulmadığını dikkate almaktadırlar. Araştırmaya katılan ailelerin EÇE döneminde yapmış oldukları ortalama eğitim harcamaları 19163,07 TL'dir. Çocuklarını kamu EÇE kurumlarına gönderen aileler 1958,43 TL eğitim harcaması yaparken; özel EÇE gönderen aileler ise 17204,64 TL eğitim harcaması yapmışlardır. Ayrıca ailelerin EÇE harcamalarında çocuğun cinsiyeti, annenin yaşı, ailedeki çocuk sayısı, okulun mülkiyeti, eğitim zamanı, anne-baba eğitim düzeyi, anne-baba mesleği, anne – babanın çalışma durumu, ailenin gelir düzeyi, oturulan evin mülkiyeti, evin türü, kira bedeli, okula ulaşım türü, okul-ev arası mesafe, ailedeki kişi sayısı ve ailenin yardım alma durumu değişkenlerinin belirleyici olduğu ortaya çıkmıştır. Öte yandan, baba yaşıyla EÇE harcamalarının arasında anlamlı bir farklılık görülmemiştir.

Ebeveyn tercihleriErken çocuk eğitimiEğitim harcamaları+6
Bilge Uzunoğlu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

STEM etkinliklerinin erken çocukluk dönemi fen eğitiminde uygulanabilirliğinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

"Düşünmenin başlangıcı" olarak kabul gören erken çocukluk döneminde çocukların STEM etkinlikleri ile tanışması, STEM alanlarına ilgisi olan çocukların var olan yaratıcılık becerileri sayesinde mühendislik tasarım süreçlerini kullanarak yeni ürünler elde etmesine, varolan potansiyellerini ortaya çıkarmasına fırsat sağlar. Yapılan çalışmalar erken çocukluk döneminde uygulanan STEM etkinliklerinin, çocukların 21. yy becerilerinin ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmanın amacı STEM etkinliklerinin erken çocukluk döneminde uygulanabilirliğinin incelenmesi, okul öncesi öğretmenlerinin STEM etkinliklerine bakış açılarının betimlenmesidir. Çalışmamızın uygulama aşamasında, fen etkinliğinden uyarladığımız bir STEM etkinliği, okul öncesi öğretmenleri tarafından 4 hafta süresince sınıflarında uygulanmıştır. Çalışma grubumuzu STEM eğimi almamış 8 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma yöntemi olarak nitel araştırma yöntemlerinden faydalanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmada elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi kullanılarak çözümlenmiştir. Verilerin analizini kolaylaştırmak adına veriler tema, kod ve alt kodlar şeklinde kategorilere ayrılmıştır. Bu çalışmada, eğitim ortamının düzenlenmesi, uygulayıcının doğru ve net bilgilere sahip olması, ortaya bir ürün çıkarma kaygısının olmaması, sürenin ve malzemelerin doğru kullanılmasıyla, erken çocukluk döneminde STEM etkinliklerinin kolaylıkla uygulanabilir olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenler STEM etkinliklerine erken çocukluk döneminde yeterince yer verilmediğini, bunun en önemli nedeninin ise okul öncesi öğretmenlerinin yetersiz STEM bilgisi olduğunu söylemişlerdir. Ayrıca öğretmenler STEM etkinliklerinin, çocukların 21. yy becerileri ve bilimsel süreç becerilerinin gelişimine katkıda bulunduğunu dile getirmişlerdir. ANAHTAR KELİMELER: STEM etkinlikleri, Erken Çocukluk Dönemi, 21. yy Becerileri, STEM, Bilimsel Süreç Becerileri

Bilimsel süreçFeTeMMFen bilgisi+5
Serkan En
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik idareci görüşlerinin belirlenmesi

Okul dışı öğrenme ortamları son yıllarda okul öncesi eğitiminde adından sıkça söz ettirmektedir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi eğitimde kurum idarecilerinin okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik yaklaşımlarını ortaya koymaktır. Araştırmada Kastamonu kent merkezinde etkinlikte bulunan beş anaokulu, beş ilk ve beş de ortaokul yöneticisinden oluşan bir çalışma gurubu oluşturulmuştur. İlgili yazın taraması ve yanıtı aranan soruların ışığında bir görüşme formu geliştirilmiştir. Araştırma sorularına geçerli ve güvenilir yanıtlar bulabilmek amacıyla çalışma grubuyla yüz yüze yürütülen görüşmelerle araştırmanın verileri toplanmıştır. Betimsel analiz yöntemi ile çözümlenen veriler okul öncesi eğitimde kurum idarecilerinin okul dışı öğrenme ortamlarına yönelik olumlu bir tutum içerisinde olduklarını ortaya koymuştur. Bununla birlikte bağımsız anaokulu yöneticilerinin, bünyesinde anasınıfı bulunan ilk ve ortaokul yöneticilerine nazaran okul dışı öğrenme ortamları ile ilişkilendirilebilecek konulara daha çok hâkim oldukları sonucuna varılmıştır.

Okul dışı etkinliklerOkul dışı öğrenmeOkul öncesi dönem+4
Saynur Aydoğdu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00