Kırşehir Ahi Evran University
Discipline

Animal Science

Kırşehir Ahi Evran University

468

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessEN

Milk yield and lamb growth of syrian-awassi sheep graze on cereal and cereal-legume mixture forages

The aim of this study was to evaluate the performance of Syrian Awassi sheep grazing in spring on improved forages (sole barley, barley-grasspea, barley-vetch, sole oat, oat-grasspea and oat-vetch). 30 Syrian Awassi lambs were used to evaluate the lamb growth, and 18 lactating ewes in the milk yield experiment. The experiment of lamb growth was conducted in participation with a farmer in Al-Barkum village (adjacent to ICARDA), while the experiment of milk yield was done in ICARDA station.The forages dry matter yield (DRY) were significantly differed at (P < 0.05) among the treatments. The average dry matter yield was 3600 kg/ha . The average daily live-weight gain (ADG) of the lambs was 132 g/head/day. The total average of milk yield (MY) was 1110 g/head/day. Milk composition (MC) such as (Protein, Fat and Total solids) was significantly affected by treatments.It was concluded that cereal-legume mixture forages do improves forage quantity and quality and could be used to cope the feeding gap in spring, and improve marginal income of poor farmers and livestock keepers.Keywords: Dry Matter Yield (DMY), Average Daily Live-wieght Gain (ADG), Milk Yield (MY) and Milk Composition (MC).

Amin Al-jundı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Sütten kesim öncesinde farklı emiştirme uygulaması yapılan oğlaklarda kaba ve kesif yem verilme şeklinin büyüme performansı üzerine etkileri

Bu çalışma Çukurova subtropik iklim koşullarında yarı-entansif alanda sütten kesim öncesinde farklı emiştirme uygulaması yapılan oğlaklarda kaba ve kesif yem verilme şeklinin büyüme performansı üzerine etkisini ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Çalışma Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği Keçicilik ünitesinde yürütülmüştür. Deneme oğlaklar ilk 1 hafta kolostrum süresi sonrasında 1 ay boyunca sürekli anaları ile tutulmuştur. Muamele gruplarından ilkinde oğlaklar sürekli analarını emmiş ve ek olarak 2. haftadan itibaren ticari kuzu-buzağı başlangıç yemi ve yonca kuru otunu ayrı ve serbest olarak almışlardır. İkinci grup oğlaklar ise sadece ticari kuzu-buzağı büyütme yemi ile sütten kesime kadar serbest yemlenmişlerdirOğlaklar 2 aylık yaşa ulaştıklarında sütten kesilmişlerdir. Oğlak büyütme bölmelerinde hayvan sayısına bağlı olarak yeterli miktarda yemlik ve suluk bulundurulmuştur. Oğlaklarda canlı ağırlık verileri iki haftalık bireysel tartımlarla belirlenmiştir. Erkek oğlaklar her iki büyütme grubunda da dişi oğlaklardan daha iyi büyüme performans göstermişlerdir. Ancak kesif yemle büyütülen oğlaklar OGCAA 266.50 g/gün kaba ve kesif yemle verilerek büyütülenler ise OGCAA 243.5 gr/gün olarak belrlenmiştir. Sonuç olarak ikinci haftadan sonar (kolostrumun tüketildiği ilk hafta hariç) rumen gelişimini teşvik edici katı yem tüketiminin yeterince sağlanması, işletme ekonomisi ve oğlakların daha hızlı büyme ve gelişme göstermesi için önerilebilir.

Duygu Akgül
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Laktasyondaki keçilerde rasyon kaba: Kesif yem oranı, tahıl kaynağı ve balık yağı kullanımının süt verimi ve kompozisyonuna etkileri

Bu çalışma, rasyon kaba:kesif yem oranı, tahıl kaynağı ve yağ kaynaklarının keçilerde performans, süt kompozisyonu, sütte yağ asidi profili, rumen pH, rumen uçucu yağ asitleri (UYA) ve biyohidrojenasyona etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, iki kaba yem oranı: 40,60; iki nişasta kaynağı: arpa, mısır ve iki yağ kaynağı: palm, balık içeren rasyonlar hazırlanarak dört ayrı deneme yürütülmüştür. Birinci ve ikinci denemelerde performansın rasyon muamelelerinden etkilenmediği belirlenmiştir. Birinci denemede rasyonda balık yağı kullanımı ile sütte yağ, üre ve yoğunluk azalmış, konjuge linoleik asit (KLA), C18:1t, eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosahekzaenoik asit (DHA) ve çoklu doymamış yağ asitleri toplamı (PUFA) artmış, doymuş yağ asitleri toplamı (SFA) ise azalmıştır. Rasyonda kesif yemin artırılması ile sütte KLA, C18:1t, DHA artmış, EPA azalmıştır. İkinci denemede ise rasyonda arpa kullanımı ile sütte üre ve sitrik asitin arttığı, balık yağı kullanımı ile yağ, laktoz, üre, asitlik, sitrik asit ve yoğunluğun değiştiği, KLA, C18:1t, EPA, DHA ve PUFA'nın arttığı gözlenmiştir. Rasyonda arpa kullanımı ile sütte KLA ve C18:1t artmıştır. Üçüncü çalışmada, rumende pH, asetat ve bütirat etkilenmezken, rasyonda balık yağı kullanımıyla, rumende propiyonat azalmış, doymamış yağ asitleri oranı artmış, biyohidrojenasyon azalmıştır. Kaba yem oranının artması trans yağ asitleri oranını artırmıştır. Son çalışmada ise rasyonda mısır kullanımıyla rumende propiyonatın arttığı, asetat/propiyonat ve asetat+bütirat/propiyonat oranının yükseldiği tespit edilmiştir. Rasyonda balık yağı kullanımı ile rumende propiyonat ve biyohidrojenasyon azalmış ve rasyonda mısır kullanımı ile biyohidrojenasyonun azaldığı belirlenmiştir. Mevcut bulgular ışığında, keçi sütünde insan sağlığına faydalı etkilere sahip bazı yağ asitleri (KLA, EPA, DHA ve PUFA) oranının artırılması amacıyla rasyonda nişasta kaynağı olarak arpa; yağ kaynağı olarak da balık yağı kullanılması önerilebilir. Ayrıca rasyonda kaba yem oranı artırılarak, sütte KLA dışında; EPA, DHA ve PUFA gibi yağ asitleri oranı yükseltilebilir. Anahtar Kelimeler: Keçi sütü, yağ asidi, biyohidrojenasyon, balık yağı, kaba yem oranı, nişasta kaynağı

Selma Büyükkılıç Beyzi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Rasyon rasyon yağ asidi ve iz mineral kaynaklarının etlik piliçlerde büyüme performansı, kemik gelişimi ve bacak sağlığı üzerine etkileri

Mevcut çalışmada rasyon yağ asidi ve iz minerallerin etlik piliçlerin performans değerleri, kemik gelişimi ve bacak sağlığına etkileri araştırılmıştır. Rasyon iz mineral denemesinde; altı haftalık deneme süresince toplam yem tüketimi, piliçlerin canlı ağırlık kazançları, yemden yararlanma oranı incelendiğinde muamelelerin etkisinin önemli olmadığı saptanmış (P>0.05).Deneme sonunda hayvanların kesime sevkinden önce klinik gözlemde incelenen parametreler (FBN, TD, Yürüme Skoru,Valgus-Varus ve Göğüste Yara Şekillenmesi) açısından muamelelerin etkisi önemli bulunmamıştır (P>0.05), Kemik mineral analizlerinde bakır, manganez, demir, çinko, kalsiyum ve fosfor düzeylerinin etkilenmediği görülmüştür (P>0.05). Rasyon yağ asidi denemesinde; altı haftalık deneme süresince toplam yem tüketimi, piliçlerin canlı ağırlık kazançları, yemden yararlanma oranı incelendiğinde muamelelerin etkisinin önemli olmadığı saptanmış (P>0.05). Deneme sonunda hayvanların kesime sevkinden önce klinik gözlemde incelenen parametreler (FBN, TD, yürüme Skoru, Valgus-Varus ve Göğüste Yara Şekillenmesi) açısından muamelelerin etkisi önemli bulunmamıştır (P>0.05). Kemik Cu, Mn, Fe konsantrasyonları muamelelerden önemli düzeyde etkilenmiştir.(P<0.0001).

Yusuf Uzun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Yumurta içi (in ovo) vitamin C ve vitamin E uygulamasının kuluçka parametreleri ile civcivlerin performansına etkileri

Mevcut çalışmada antioksidan özelliğe sahip vitamin C ve vitamin E'nin döllü etlik piliç yumurtalarına in ovo uygulamasının kuluçka randımanı, çıkış ağırlığı ve çıkış sonrası civcivlerin performansına etkisi incelenmiştir. Araştırmada 34 haftalık Ross 308 ebeveyn hatlardan elde edilen 200 döllü etlik piliç yumurtası (61.96±2.30g) kullanılmıştır. Döllü yumurtalar 4 ayrı gruba ayrılmış inkübasyonun 16. gününde herhangi muamele yapılmayan kontrol grubu ile deiyonize su (0.6 ml/yumurta), vitamin C (100 mg/yumurta) ve vitamin E (30 mg/yumurta) gruplarına in ovo besleme solüsyonları enjekte edilmiştir. İnkübasyon sonunda elde edilen erkek civcivler 5 haftalık besiye alınmışlardır. Haftalık canlı ağırlıkları, yem tüketimleri alınmış, yemden yararlanma (g yem tüketimi / g canlı ağırlık kazancı) değerleri hesaplanmıştır. Beşinci hafta sonunda kesilen tüm piliçlerin sıcak ve soğuk karkas ağırlıkları, bursa fabricus, dalak, karaciğer ve abdominal yağ ağırlıkları saptanmıştır. Araştırma sonucunda kuluçka parametrelerine (kuluçka randımanı, çıkış ağırlığı, çıkış sonrası canlı ağırlık) ve beş haftalık besi sonunda büyüme performansına (canlı ağırlık, yemden yararlanma oranı, yem tüketimi, karkas ağırlığı, iç organ ağırlıkları, abdominal yağ ağırlığı) in ovo vitamin C ve vitamin E uygulamasının etkili olmadığı ortaya koyulmuştur.

Çiğdem Yılmaz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessEN

Effect of fish oil supplementation during gestation on maternal and offspring performance in awassi sheep

A study was conducted to evaluate the effects of feeding Omega-3 during pregnancy on maternal performance, lamb birth weight, colostrums production and quality, milk production and composition, postpartum lambs performance and milk fatty acid profile of Awassi ewes. Fat sources used in this study were palm oil (PO) and fish oil (FO). One hundred Awassi ewes (BW=57±1.5 kg, age=3.5±1.2 years), were randomly assigned to four dietary treatments. Treatments were 1) diet containing PO from 0-150 days of pregnancy (PO; n = 25), 2) diet containing PO from 0-65 days of pregnancy, then diet containing FO 66-150 days of pregnancy (POFO; n = 25), 3) diet containing FO from 0-65 days of pregnancy, then diet containing PO from 66-150 days of pregnancy (FOPO; n = 25) and 4) diet containing FO from 0-150 days of pregnancy (FO; n = 25). Animals were housed with three replicates per treatment. The including FO into diet during pregnancy especially in the late gestation period increased birth weight, gestation length and colostrums IgG content, but decreased colostrums production, and lowered percentage of milk fat and milk protein. Also, it decreased saturated fatty acids and increased polyunsaturated fatty acids especially omega-3 polyunsaturated fatty acids, of docosahexaenoic acid, eicosapentaenoic acid and conjugated linoleic acid.

Mustafa Mohammad Monazel Alshdaıfat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarımsal verilerin doğrusal olmayan çok değişkenli bulanık regresyon yöntemi ile analizi

Gerçek dünya ve içinde karşılaşılan problemler karmaşık ve belirsizliklerle doludur. Bulanık mantık ve ilişkili yöntemler, araştırmacılara doğaya uygun bakış açıları sunmakta ve belirsizliği sayısallaştırabilmek adına geliştirilmiş dinamik yöntemler arasında yer almaktadır. Tez çalışması kapsamında incelenen doğrusal olmayan regresyon problemine ilişkin sistem yapısında doğada belirgin olmayan olguların var olduğu tespit edilmiştir. Tarımsal alanda oldukça yeni kullanılmaya başlanan bulanık regresyon yöntemi ile literatüre yeni bir bakış açısı kazandırılarak, klasik yöntemlere göre gerçeğe daha yakın tahminler yapabilecek bir modelin oluşturulması hedeflenmiştir. Yumurta performansı ve yumurta ağırlığı değişkenlerine ilişkin bulanık verilerin, tek ve çok değişkenli doğrusal olmayan bulanık regresyon analizleri yapay sinir ağları ve en küçük kareler destek vektör makineleri ile entegreli olarak yapılandırılmıştır. Doğrusal olmayan bulanık regresyon tahmin sonuçları, hem tek değişkenli hem de çok değişkenli doğrusal olmayan klasik regresyon analizi sonuçları ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Bu noktada bulanık karakterlere sahip bir zeki sistemin, geleneksel yöntemlere göre daha iyi performans gösterdiği belirlenmiştir. Analiz sonuçları çok değişkenli doğrusal olmayan bulanık regresyon analizinin, klasik doğrusal olmayan regresyon analizine alternatif bir araç olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Aslı Akıllı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Etlik piliç ve yumurta tavuklarında vejetaryen beslemenin performans, ürün kalitesi ve organoleptik özellikler üzerine etkileri

Bu çalışmada; hayvansal ve bitkisel kökenli protein kaynakları kullanılarak oluşturulmuş karma yemler ile beslenen etlik piliç ve yumurta tavuklarının verim performansı, yem tercihi, elde edilen ürünlerin kalitesi ve ürünlerin organoleptik özellikleri ile raf ömrü üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, etlik piliç ve yumurtacı tavuk olmak üzere 2 farklı deneme yürütülmüştür. Her iki deneme için deneme grupları; içerisinde yem hammaddesi olarak hayvansal kökenli protein kaynağı bulunmayan vejetaryen yemle beslenenler, "vejetaryen", en çok kullanılan hayvansal kökenli protein kaynağı olan tavuk unu kullanılarak oluşturulmuş yemle beslenenler, "omnivor", vejetaryen ve omnivor yemlerin hayvanların tercihine sunulduğu "tercihli" yemlenenler şeklinde oluşturulmuştur. Etlik piliç denemesi; 3 muamele grubu 6 tekrarlı ve her tekrarda 10 etlik civciv olacak şekilde toplamda 180 adet Ross 308 günlük erkek civciv kullanılarak 6 hafta süre ile yürütülmüştür. Yumurta tavuğu denemesi ise batarya tipi bireysel kafeslerde her grupta 24 toplamda 72 adet 22 haftalık yaştaki Nick Brown kahverengi yumurtacı yarkalar kullanılarak 10 hafta süre ile yürütülmüştür. Etlik piliç çalışmasında, muamelelerin yem tüketimi, canlı ağırlık, yem dönüşüm oranı, kesim ve karkas özellikleri üzerine bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Ancak abdominal yağ içeriğinin muamelelerden istatistiki olarak önemli derecede etkilendiği, en yüksek yağ değerlerinin omnivor gruplar ile beslenen hayvanlardan elde edildiği belirlenmiştir. Çalışma sonucunda kesilen hayvanların göğüs ve but etlerinde yapılan analizler sonucunda kimyasal, kalite ve histomorfolojik özelliklerinin muamelelerden etkilenmediği belirlenmiştir. Ayrıca farklı sıcaklık (+4oC ve -18oC) ve sürelerde (3 ve 21 gün) depolanan göğüs etlerinde raf ömrünün muamelelerden etkilendiği, en iyi raf ömrü değerlerinin vejetaryen yem ile beslenenlerden elde edildiği belirlenmiştir. Çalışmanın ana unsurlarından olan hayvanların yem tercihi ve bu hayvanlardan elde edilen ürünlerin tüketiciler tarafından tercihleri muamelelerden etkilenmiştir. Omnivor ve vejetaryen olarak hazırlanan karma yemler hayvanların tercihine sunulduğunda hayvanların büyüme dönemlerine göre farklı yemleri tercih ettikleri belirlenmiştir. Yumurtacı tavuk çalışmasında; muameleler yem tüketimi, yem dönüşüm oranı, yumurta verimi, ağırlığı, kütlesi, iç ve dış kalite özellikleri ve kolesterol içeriğini etkilememiştir. Muameleler yumurtaların raf ömrünü istatistiki olarak önemli derecede etkilemiş olup, vejetaryen yemle beslenen hayvanlardan elde edilen yumurtalarda raf ömrünün uzadığı tespit edilmiştir. Yumurtacı tavuklar, omnivor yemi daha çok tercih etmişlerdir. Panelistler omnivor ve vejetaryen yemle beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerde organoleptik farklılıkları saptamışlar, vejetaryen yemler ile beslenen hayvanlardan elde edilen ürünlerin daha tercih edilebilir olduğu bildirmişlerdir. Sonuç olarak, tavuk unu içeren omnivor yemle beslenen tavuklarda performans değişmemesine rağmen ürünlerin raf ömründe kısalmaya yol açmıştır. Bu yem hayvanların tercihlerine sunulduğunda, hayvanlar dönemsel olarak dar bantta tercih göstermiştir. Farklı yemlerden elde edilen ürünler, organoleptik olarak panelistler tarafından ayırt edilebilmiştir. Omnivor olarak hazırlanan karma yem hayvanlar tarafından ret edilmemesine rağmen elde edilen ürünleri panelistler tarafından daha az tercih edilebilir bulunmuştur. Tüm sonuçlar, tavuk ununun kanatlı yemlerinde kullanımına dair mevcut mevzuatlar üzerinde, İslami kurallar ve tüketici tercihleri bakımından yeniden çalışılması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Hayvan beslemeKümes hayvanlarıKümes hayvanları yemleri+2
Hüseyin Çayan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Simmental ineklerde laktasyon eğrisini en iyi tanımlayan modelin belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, Simmental sığırların laktasyon eğrilerini tanımlayan en iyi modeli belirlemektir. Bu amaçla, Karacabey Tarım İşletmesinde 2016-2017 yılları arasında yetiştirilen Simmental ineklerin test günü süt verim kayıtları kullanılmıştır. Bu çalışmada, laktasyon eğrilerinin tanımlanmasında Wood, Üssel, Cobby ve Le Du, Kuadratik, Parabolik Üssel, Logaritmik Linear ve Ters polinomiyal modeller kullanılmıştır. Araştırmada, model karşılaştırma kriteri olarak belirtme katsayıları (R2) ve kalıntı standart sapma katsayılarından (KSS) faydalanılmıştır. Araştırmada en düşük KSS ve en yüksek R2 değerleri Wood modeliyle hesaplanmıştır. Simmental sığırların laktasyon eğrisini tanımlayan en iyi model olarak Wood modeli belirlenmiştir. Sonuç olarak, Wood modeli ile belirlenen parametrelerin bu sürüde yapılacak ıslah çalışmalarına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Arif Aydın
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarımsal veri madenciliğinde aprıorı birliktelik kuralının uygulanması

Birliktelik kuralı madenciliği, transaksiyon veritabanlarındaki ögeler arasındaki yaygınlık, desenleri, ilişkileri, birliktelikleri veya nedensel yapıları bulmaya yönelik tekniklerden oluşur. Bir transaksiyon verisetindeki diğer ögelerin oluşumlarına dayanarak belirli bir ögenin oluşumunu tahmin etmeyi sağlayan kurallara birliktelik kuralı denilmektedir. Bir öge grubu arasında sık tekrarlanan desenleri ve birlikte oluşları saptamak için önemli bir araçtır. Bu tez çalışmasında, birliktelik kuralları madenciliği tanıtılarak tarım ve ilgili bilimlerdeki kullanımı gösterilmektedir. Araştırma materyali olarak bir yumurta kalite özellikleri veriseti kullanılmıştır. Sürekli değişkenlerden oluşan verisetinde kayıp değer imputasyonu ve ayrıklaştırma gibi veri önişleme (preprocessing) adımları uygulanmıştır. Değişkenler arasındaki kuralları saptamak için Apriori algoritması kullanılmıştır. Toplam 4320 kayıt ve 15 değişkenden oluşan verisetinde yapılan analizler sonucunda toplam 349 kural saptanmıştır. Kurallar çeşitli görselleştirme teknikleriyle incelenmiş ve yorumları yapılmıştır. Destek, güven ve kaldıraç değerlerine göre önemli kurallar belirlenmiştir. Sonuçlara göre yumurta kalite özellikleri arasında V1=1, V3=6 ⇒ V2=2, V2=23, V3=23 ⇒ V1=24, V5=10 ve V3=12, V14=11 ⇒ V9=5 kurallarının diğerlerinden önemli oldukları saptanmıştır. Bu durumda ilk kural yumurta ağırlığı değişkeni [47.7, 48.6) ve yumurta uzunluğu değişkeni [52.6, 53.0) sürekli değer aralığında olduğunda yumurta genişliği [40.0,40.2) sürekli değer aralığında olacaktır.

Figen Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessEN

Association of heat shock protein with some physiological parameters in the goats

Climate change impairs health and productivity in farm animals. The study was conducted under semi intensive dairy goat research unit of Çukurova University, Agriculturalk Faculty in Adana (36 59', 35 18' E). During the experiment some physiological parameters (BT, ST, PR, RR, HT), behavioral aspects (water intake, feed intake) aspects, body weight, milk production, milk composition, concentration of HSP60 and HSP70 and correlation between HSP60 and HSP70 with water intake and milk production were investigated on 60 heads of Alpine, Saanen and Boer does (20 heads for each) in research farm. In terms of physiological data among breeds, it has been detected that Saanen breed was less influenced for seasons than Alpine and Boer breeds, as respect to the feed intake, Saanen breed also consumpted more feed in the summer while compared to Alpine and Boer breeds and this point influenced to milk production; Saanen breed had higher milk production whereas milk production was 1.6 l. for Saanen breed, 0.9 l. for Alpine breed, 0.7l. For Boer breed within T groups and 1.5 l. for Saanen breed, 0.9 l. for Alpine breed and 0.5 l. for Boer breed within G groups during the summer. As a conclusion concentration level of both HSP60 and HSP70 had significant effect on milk production and adaptation criteria of different breeds (p<0.001).

Hafsa Mohammed Mohammed Al-yamanı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Anadolu mandalarında laktasyon eğrisi parametrelerinin altı farklı model kullanılarak belirlenmesi

Anadolu mandalarında laktasyon eğrisinin tanımlanması için en iyi modelin belirlenmesi amaçlanan bu araştırmada altı matematiksel model ile laktasyon eğrisi parametreleri belirlenmiştir. Bu amaçla Tokat ilinde 2015-2016 yılları arasında yetiştirilen Anadolu mandalarının test günü süt verim kayıtları kullanılmıştır. Bu araştırmada laktasyon eğrileri Wood, Üssel, Cobby ve Le Du, Kuadratik, Logaritmik Linear ve Wilmink, modelleri kullanılarak tanımlanmıştır. Bu araştırmada belirtme katsayıları (R2) ve kalıntı standart sapma (KSS) katsayıları model karşılaştırma kıstası olarak kullanılmıştır. En yüksek R2 ve en düşük KSS değerleri Wood model ve Cobby ve Le Du modelleri ile elde edilmiştir. Bu nedenle, Anadolu mandasının laktasyonlarını tanımlayan en iyi modeller Wood model ve Cobby ve Le Du olarak tespit edilmiştir. Özetle, Wood ve Cobby ve Le Du modelleri ile belirlenen parametrelerin bu sürülerde yapılacak ıslah çalışmalarına önemli katkı sağlayacağı düşülmektedir. Anahtar sözcükler: Anadolu Mandası, kalıntı standart sapma katsayısı, Cobby ve Le Du model, Wood model, Laktasyon eğrisi, belirtme katsayısı,

Özden Sarıkaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Siyah-alaca ırkı sığırların Türkgeldi Tarım İşletmesi şartlarında bazı döl ve süt verim özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmanın materyalini Kırklareli ili Türkgeldi Tarım İşletmesi'nde yetiştirilen Siyah-Alaca süt sığırlarının döl ve süt verimleri oluşturmuştur. Bu amaçla işletmenin 2010-2017 yılları arasında 689 baş Siyah-Alaca süt sığırlarına ait döl verim ve süt verim kayıtları kullanıldı. Bu çalışmada, buzağılama aralığı (BA), servis periyodu (SP), gebelik süresi (GS), kuruda kalma süresi (KKS), laktasyon süresi (LS), laktasyon süt verimi (LSV) ve 305 gün süt verimi (305 GSV) ortalamaları sırasıyla; 380,06±0,27 gün, 106,27±0,28 gün, 273,82±0,04 gün, 63,39±0,03 gün, 316,70±0,28 gün, 8304,92±77,30 kg ve 8037,21±76,90 kg olarak belirlenmiştir. Varyans analiz sonuçları incelendiğinde, BA üzerine buzağılama yılı (P<0.01) ve mevsiminin etkisi (P<0.05) istatistiksel olarak önemli, laktasyon sırasının etkisi ise önemsizdir. SP üzerine buzağılama yılı (P<0.01) ve buzağılama mevsimin etkisi (P<0.05) istatistiksel açıdan önemli, laktasyon sırasının etkisi ise önemsiz bulunmuştur. GS laktasyon sırası, buzağılama mevsimi ve buzağılama yılından etkilenmemiştir. KKS üzerine buzağılama yılı, mevsim ve laktasyon sırasının etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. LS buzağılama yılı ve buzağılama mevsiminden etkilenmiş olup(P<0.05), laktasyon sırasından etkilenmemiştir. LSV ve 305 GSV üzerine buzağılama yılı(P<0.05), buzağılama mevsimi ve laktasyon sırasının etkisi(P<0.01) istatistiksel olarak önemli bulunmuştur.

Gökhan Zekeriya Bulut
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği'nde yetiştirilen ivesi ve Çukurova et koyunlarının döl verimi ile kuzularının büyüme performansının araştırılması

Bu çalışma Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği Koyunculuk Ünitesi'nde yetiştirilen ilk doğumunu yapmış İvesi (n=25) ve Çukurova Et (n=34) koyunlarının döl verimleri ile İvesi (n=19) ve Çukurova Et (n=33) kuzularının büyüme performanslarını araştırmak amacıyla yapılmıştır. Kuzulama oranı İvesi ve Çukurova Et koyunlarında sırası ile % 64.00, % 76.47; kuzu verimi % 118.75, % 126.92; döl verimi % 76.00, % 97.05; ikizlik oranı % 18.75, % 19.23 olarak belirlenmiştir. Doğumda ve doğumdan sütten kesime (60.gün) kadar olan zaman aralığında kuzularda ölüm gözlenmemiştir. İvesi kuzuların doğum ve sütten kesim ağırlığı 4.4 kg ve 25.0 kg; Çukurova Et kuzuların doğum ve sütten kesim ağırlığı 4.1 kg ve 21.1 kg olarak bulunmuştur. Araştırma sonucunda Çukurova Et ırkı koyuların döl verimlerinin İvesi ırkı koyunlardan yüksek olduğu, kuzularda sütten kesim ağırlığı üzerine ırk ve doğum tipinin etkisinin önemli olduğu (p<0.05), günlük canlı ağırlık artışı bakımından ırk, cinsiyet ve doğum tipinin etkisinin çeşitli periyotlarda önemli olduğu (p<0.05) tespit edilmiştir. İvesi kuzular 15, 30, 45 ve 60. gün canlı ağırlığı bakımından Çukurova Et kuzulardan önemli (p<0.05) ve yüksek bir performans göstermişlerdir. Doğum ve çeşitli dönemlerdeki canlı ağırlık değerleri üzerine cinsiyetin etkisi önemsiz (p>0.05), doğum, 30, 45 ve 60. gün canlı ağırlığı üzerine doğum tipinin etkisi önemli (p<0.05) olarak tespit edilmiştir. İvesi kuzular günlük canlı ağırlık kazancı bakımından Çukurova Et kuzulardan yüksek bir performans ortaya koymuşlardır.

Özlem Boran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Etlik piliç rasyonlarında zencefil tozu ilavesinin performans ve antioksidan sisteme etkileri

Bu çalışma, etlik piliç rasyonlarına zencefil tozu (Zingiber officinalis) ilavesinin performans ve antioksidan sisteme etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Beş hafta süreyle yürütülen denemede, yeni kuluçkadan çıkan 80 adet erkek etlik civciv (ROSS 308), benzer canlı ağırlıkta (47.62 g) her birinde 20 hayvan bulunan dört yemleme grubuna ayrılmışlardır. Hayvanlar beş hafta boyunca bazal rasyon (kontrol grubu), bazal rasyona 2, 4 ve 8 g/kg Zencefil tozu ilaveli rasyonlarla beslenmişlerdir. Yem ve su serbest olarak verilmiştir. Piliçlerin günlük yem tüketimleri, haftalık canlı ağırlık kazançları, deneme sonunda karkas, karaciğer ve abdominal yağ ağırlıkları saptanmıştır. Deneme sonunda hayvanlardan kan örnekleri alınmış ve serumlarında TAS, TOS, ALT ve AST konsantrasyonları incelenmiştir. Deneme sonu itibariyle yem tüketimi, canlı ağırlık kazancı, sıcak ve soğuk karkas ağırlığı kontrol grubuna göre rasyonunda 2 ve 4 g/kg zencefil tozu ilaveli grupta düşerken, rasyonunda 8 g/kg zencefil tozu alan grupta tekrar artış göstermiştir. Rasyona zencefil tozu ilavesi abdominal yağ ağırlığını azaltmış; ancak bu azalış rasyona 8 g/kg zencefil tozu ilavesi ile bir miktar yükselmiştir. Ayrıca kan metabolitlerinden serum TOS konsantrasyonları ile OSI değerini, rasyona 4 g/kg Zencefil tozu ilavesi düşürmüştür. Serum AST ve ALT konsantrasyonları da zencefil tozu ilavesi ile düşmüştür Araştırma sonucunda etlik piliç rasyonlarına Zencefil tozu ilavesi performansı düşürürken, oksidatif kapasiteyi artırmıştır.

Dilan Esen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Saccharomyces cerevısiae ile fermente edilen yemin bıldırcınlarda büyüme performansı, fekal mikrobiyota ve ileum histolojisi üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı, maya ile fermente edilen büyütme yeminin probiyotik kaynağı olarak etlik bıldırcınlarda etkilerinin belirlenmesidir. Bu çalışmada 21 günlük yaşta, canlı ağırlıkları benzer 120 erkek etlik bıldırcın kullanılmıştır. Deneme 21 gün sürmüştür. Deneme de 3 muamele grubu oluşturulmuş ve her muamele grubunun 4 tekerrürü olacak şekilde eşit ağırlıktaki civcivler tekerrürlere yerleştirilmiştir. Muamele grupları; 1) Kontrol, 2) M1 (%5 maya fermenteli yem ilavesi), 3) M2 (%10 maya fermenteli yem ilavesi). Yem ve su hayvanlara ad libitum olarak verilmiştir. Deneme 50x100x50 cm alana sahip olan yer kafeslerinde ve talaş zemin üzerinde yürütülmüştür. Yem tüketimi ve canlı ağırlık artışı haftalık kaydedilip yemden yararlanma oranı hesaplanmıştır. Çalışma sonunda M1 grubunda canlı ağırlıkta artış ve benzer şekilde M1 grubunda yemden yararlanma oranında iyileşme görülmüştür (P<0,05). Sindirim sistemi uzunluğu M2 grubunda artış göstermiş, yine M1 grubunda sindirim sistemi ağırlığında artış görülmüştür. Taşlık ağırlığı M2 grubunda diğer gruplara göre artmıştır (P<0,05). Villi uzunluğu da muamele gruplarında linear bir artış gösterirken kript derinliği de M1 gruplarında artmıştır. Muamele gruplarında fekal mikrobiyota değişmemiş ancak M1 grubunda fekal maya sayısının arttığı tespit edilmiştir. Çalışma sonunda maya ile fermente yem ilavesinin canlı ağırlık artışını, YYO, SSU, SSA, villi uzunluğunu ve kript derinliğini arttırdığı bulunmuştur. Sonuç olarak; maya ile fermente edilen yem ilavesinin etlik bıldırcınlarda performansı ve bağırsak sağlığını iyileştirdiği, buna bağlı olarak kanatlı hayvanların beslenmesinde probiyotik kaynağı olarak kullanılabilirliği belirlenmiştir.

Figen Saydut
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

Factors affecting composition properties and somatic cell count of cow milk produced in Kırsehir province

The aim of our research was to determine the influences of some environmental factors on these parameters, and somatic cell count (SCC) and chemical composition of cow bulk tank milk at four different locations and sampling seasons (autumn, winter, spring and summer). A total of 428 bulk tank milk samples were collected four times between January and October 2006 from dairy farms located in parts of Kırşehir province. The overall mean of logSCC, general SCC, fat content, solids-not-fat (SNF), protein content, lactose and pH values were determined as 5.53, 624224 cells/ml, 3.68%, 8.90%, 3.27%, 4.84%, 6.63, respectively. To evaluate the effect of farm scale, daily total milk production was classified in three groups according to bulk tank milk production of dairy farms (small: <20 kg/d; medium: 20-40 kg/d and large: >40 kg/d). Also, three groups were designed according to average SCC values; low (<200x103 cells/ml), medium (200-500x103 cells/ml) and high SCC (>500x103 cells/ml). The actual SCC were transformed by using a log10 transformation. The results showed that sampling season was significantly affected fat content (P<0.05), logSCC, SNF, protein, lactose and pH (P<0.01). The effect of location on fat content was significantly important (P<0.01), but no effects on SCC and other milk components. SCC was found to be the highest in large-scale farms, while the highest fat content was determined in small-scale farms (P<0.01) and also the lowest pH was determined in large-scale farms (P<0.01). Of all bulk tank milk composition, SCC only affected fat content (P<0.05), and the lowest fat content was determined in bulk tank milk with high SCC (>500x103 cell/ml). As a result, it is concluded that effective environmental factors should be taken into consideration in obtaining high quality and qualified milk from dairy enterprises. Keywords: Dairy cattle, somatic cell count, milk composition, bovine milk

Osman Özlem
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bıldırcınların içme sularına turşu suyu ilavesinin fekal mikrobiyata üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı, bıldırcınlara turşu suyu içirilmesinin bıldırcınların fekal mikrobiyotası üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Hayvan materyali olarak 35 günlük yaşta 30 adet erkek Japon bıldırcını kullanılmıştır. Bıldırcınların ağırlık ortalaması 160±2 gr dır. Denemede Kullanılan 2 farklı turşu suyu T1 (Salatalık Turşusu) T2 (Domates turşusu) yerel turşu satan mağazadan satın alınmıştır. Turşuların suyu otoklavla sterilize edilmiş şişelere alındıktan sonra 5 gün süreyle her gruba 100 ml/gün olarak içirmiştir. Beşinci günün sonunda hayvanların dışkıları falkon tüplere toplanılarak mikrobiyoloji laboratuarına götürülerek analizleri yapılmıştır. Yapılan çalışma sonunda bıldırcınlara turşu suyu içirilmesinin ile fekal laktic asit bakteri populasoyunun çok önemli seviyede arttırdığı, Maya, Enterobacter, E coli ve koliform bakteri populasyonun etkilemediği belirlenmiştir. Sonuç olarak turşu suyunun dışkıda laktik asit bakteri populasyonunu artırdığı ve turşu suyunun probiyotik olarak kullanılabilme potansiyelinin olduğu belirlenmiştir. Turşu suyunun farklı hayvanlarda ve farklı stres koşullarında kullanılarak bu potansiyelin tam olarak ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Züleyha Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of dam's milk yield and milk components on calf birth weight and some growth traits in anatolian buffaloes

This study was carried out to determine the effects of the dam's milk yield and quality traits on the birth weight and some growth traits of 98 calves born in 2017 and 2018 years in Çorum province. Effect of stage of lactation on daily milk yield (DMY) and milk fat content were significantly important (P<0.001). DMY (P=0.031), lactation milk yield (LMY) (P=0.048) and solids-not-fat (SNF) (P=0.034) were affected by calving age. Calving season affected the DMY (P=0.022) and fat content (P=0.005), but LMY and SNF were not affected. Suckling period and calf sex on DMY, LMY, fat content and SNF were not significantly important. Effect of calving age of dam on the birth weight was significantly important (P=0.029), but not effect on 6-month and 12-month weight. While effect of birth season on the 6-month (P=0.002) and 12-month weight (P=0.012) were significantly important, the birth weight was not affected. Effects of suckling period and calf sex on the birth, 6-month and 12-month weight were not significantly important. DMY and LMY were divided into three group as <5.50, 5.50-6.50, >6.50 kg and <1100, 1100-1300, >1300 kg, respectively. To evaluate by milk fat and SNF, three groups were formed: <7.50, 7.50-8.50, >8.50% and <9.35, 9.35-9.65, >9.65%. The highest 6-month weight (P=0.025) was observed in the calves of buffaloes with high DMY (>6.50 kg). The birth and 12-month weight were not affected by DMY of dam. The highest birth (P=0.040) and 6-month weight (P=0.046) were detected in calves of buffaloes with the highest LMY (>1300 kg) (P<0.05). The birth, 6-month and 12-month weights were not affected by milk fat content and SNF of dam. There was a positive (r = 0.331) and statistically significant correlation with birth weight and LMY (P<0.01). Positively and statistically significant correlations were determined between 6-months weight with DMY (r = 0.339) and LMY (r = 0.267) (P<0.01). There were not statistically significant correlations among birth, 6-month and 12-month weight with milk fat content and SNF. Keywords: Anatolian buffalo, birth weight, milk yield, fat content, solids-not-fat

Özlem Tepe
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ilinde küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapan işletmelerin teknik ve ekonomik yapılarının belirlenmesi

Bu çalışma Kırşehir ilinde bulunan küçükbaş hayvancılık yapan işletmelerin teknik ve ekonomik yapılarının belirlenmesi için yapılmıştır. Çalışmada materyal olarak Kırşehir ilinde aktif olarak faaliyette bulunan Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği'ne üye olan işletmelerden örnekleme yolu ile belirlenen işletmelerde yapılmıştır. Kırşehir DKKYB verilerine göre 1352 adet küçükbaş hayvan işletmeciliği bulunmaktadır. Küçükbaş hayvan işletmeciliği yapılan işletmelerden 750 tanesi aktif olarak DKKYB'den destek almaktadır. Çalışmada tabakalı tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılarak 174 işletme belirlenmiş ve yüz yüze görüşme metodu ile yapılan anketlerden elde edilen birincil veriler kullanılmıştır. Elde edilen veriler parametrik olmayan veriler olduğundan SPSS 22 paket programı yardımıyla Ki-Kare testi uygulanmıştır. Sonuç olarak işletmelerin %61'inin ilkokul mezunu olduğu, %57'sinin sadece hayvansal üretim yaptığı,%64'ünün 16 yıl ve üzerinde hayvancılık faaliyetini sürdürdüğü, %85'inin küçük işletmelerden oluştuğu, %98'nin hayvanlara düzenli aşı yaptırdığı, %58'inde her yıl hastalık görüldüğü, %48'inin anlaşmalı bir veterinerden yardım aldığı ve hayvan besleme konusunda işletmelerin %55'inin veteriner veya ziraat mühendisinden yardım aldıkları görülmüştür.

Galip Şimşek
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Amasya ilinde yetiştirilen Karayaka Koyunlarının döl verim özellikleri ve kuzuların büyüme performanslarının belirlenmesi

Bu çalışma, Halk Elinde Ülkesel Hayvan Islahı Projesi kapsamında, Amasya ilindeki Karayaka ırkı koyunlarının büyüme ve üreme performansının belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Araştırma materyalini, 20120 baş Karayaka koyunu ve bunların 2012–2015 doğum sezonunda doğurmuş oldukları 17529 baş Karayaka kuzusu oluşturmuştur. Araştırmada kuzuların çeşitli dönem canlı ağırlıkları, günlük canlı ağırlık artışları, yaşama güçleri ve Karayaka koyunlarının bazı döl verim özellikleri incelenmiştir. Çalışmamızda elde edilen en yüksek doğum ve sütten kesim ağırlıkları sırasıyla 3,26 ve 18,501 kg olarak tespit edilmiştir. Karayaka koyunlarında döl verim özelliklerinden kısırlık oranı, doğum oranı, ikizlik oranı, koç altı koyun başına kuzu sayısı, doğuran koyun başına kuzu sayısı ve yaşama gücü (90.gün) değerleri sırasıyla % 13,8, % 86,2, %7,20, 0,867, 1,01 ve %89,0 olarak bulunmuştur. Karayaka kuzularının doğum ağırlıkları ve 90.gün (sütten kesim) canlı ağırlıkları üzerine yıl, cinsiyet ve doğum şeklinin etkisi önemli bulunmuştur(P<0,01). Günlük canlı ağırlık kazançları ise sadece yıl ve cinsiyet tarafından etkilenmiştir (P<0,01).

Hayvan ıslahıKoyunlar
Caner Tamer
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir ilindeki besi işletmelerinde kullanılan TMR'lerin besin madde içeriklerinin belirlenmesi

Bu çalışma, Kırşehir ilinde faaliyet gösteren besi işletmelerinde hayvanlara sunulan TMR'lerin besin madde içeriklerini belirlemek için yapılmıştır. Bu amaçla, Kırşehir'in Merkez, Mucur, Akpınar, Akçakent ve Boztepe ilçelerinde toplamda 25 besi işletmesi teknik olarak ziyaret edilmiştir. Bu ziyaretler sırasında, yemleme sırasında hayvanların doğrudan önüne dökülen yem tutamından (TMR) yem örnekleri alınmıştır. Yapılan yem analizleri sonunda; hayvanların yemliğine dökülen TMR'nin kuru madde, ham protein, ham yağ, ham kül, NÖM, ham selüloz, ADF, NDF, ADL ve ME (Kkal/kg) içeriklerinin sırasıyla %95.57-96.42, %10.48-11.71, %2.58-3.67, %7.25-8.85, %55.60-58.33, %16.14-22.10, %22.67-29.53, %27.00-36.13, %6.83-8.59 ve 2705-2810 Kkal/kg olduğu saptanmıştır. TMR'lerin besin madde içerikleri bakımından, besi işletmeleri birbirinden farklı bulunmuştur (P<0.01). Örnek alınan yemler (buzağı ve dana) kendi aralarında kıyaslandığında; dana besi yemlerinin ham protein (%11.58-10.57, P<0.01), ADF (%30.30-26.81, P<0.01) ve ADL değerleri (%8.96-7.26, P<0.01) bakımından daha düşük değerde olduğu ancak NÖM bakımından daha zengin olduğu da yapılan istatistiki analiz sonucu ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, Kırşehir besicileri, besi materyali kasaplık sığırları genelde besin madde ihtiyaçlarına uygun besledikleri anlaşılmaktadır.

Hayvan beslemeKaba yemlerKarma yemler+2
Çağlar Ekinci
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yumurtacı bıldırcın rasyonuna tarhana ilavesinin yumurta verimi ve kalite kriterleri üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı, büyütme yemine probiyotik kaynağı olarak farklı dozlarda tarhana ilavesinin Japon bıldırcınlarında yumurta verim parametreleri ve yumurta kalite özellikleri üzerine etkilerini belirlemektir. Denemede 10 haftalık yaşta yumurtacı Japon bıldırcınları kullanılmıştır. Deneme 56 gün sürmüştür. Denemede bıldırcınlar 3 gruba ayrılarak her grupta 8 tekerrür olacak şekilde yerleştirilmişlerdir. Çalışmada 96 adet Japon bıldırcını kullanılmıştır. Muamele grupları; 1) Kontrol grubu, 2) T1 (%0.25 Tarhana ilaveli yem), 3) T2(%0.50 Tarhana ilaveli yem) olarak ayarlanmıştır. Deneme 60 x 35 x 97 cm boyutlarında nipel suluklu cimuka marka yumurtacı bıldırcın kafeslerinde yürütülmüştür. Yem tüketimleri ve yemden yararlanma oranları haftalık tartımlarla hesaplanmıştır. Yumurtalar günlük toplanmış ve tartılmıştır. Yumurta analizleri Salı günleri yapılmış ve her pazartesi toplanan yumurtalar tartılarak 1 gün süreyle bekletilmiş ve iç dış kalite özellikleri belirlenmiştir. Çalışma sonunda yeme farklı dozlarda tarhana ilavesinin % yumurta verimi, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranını, yumurta iç ve dış kalite özelliklerini etkilemediği belirlenmiştir. % 0,5 tarhana ilavesinin roche renk skala değerini (Sarı değeri) kontrol grubuna göre arttırdığı %1 düzeyinde tarhana ilavesinin kırılma direncini düşürdüğü belirlenmiştir. Sonuç olarak %0,5 tarhana ilavesinin yumurta performansını etkilemeksizin yumurta sarı rengini arttırmak için kullanılabileceği belirlenmiştir Eylül 2019, 37 Sayfa Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, Tarhana, Probiyotik

Abdullah Aydoğan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yoğurt ile fermente edilen yemin etlik bıldırcınlarda performans, fekal mikrobiyota ve ileum histolojisi üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı yoğurt ile fermente edilen büyütme yeminin erkek etlik bıldırcınlarda performans, fekal mikrobiyota ve ileum histolojisi üzerine etkilerini belirlemektir. Çalışmada 21 günlük yaşta 120 adet erkek bıldırcın kullanılmıştır. Civcivler 3 muamele grubuna ve her muamele grubunun 4 tekerrürüne eşit ağırlıkta 10'ar civciv olacak şekilde dağıtılmışlardır. Denemede 3 muamele grubu oluşturulmuştur. Muamele grupları, 1) kontrol, 2) %5 fermenteli yem ilavesi, 3) %10 fermenteli yem ilavesidir. Bu çalışmada 50x100x50cm ebatlarında zemini talaş kaplı yer tipi kafesler kullanılmıştır. Yem tüketimleri (YT) ve canlı ağırlıkları artışları (CAA) haftalık olarak tartılmış, yemden yararlanma oranları (YYO) hesaplanmıştır. Çalışma sonunda performans parametreleri, iç organ gelişimleri ve fekal mikrobiyotada farklılık oluşmamıştır. Y1 grubunda villi boyu, villi kalınlığı ve lamina muskularis mukoza kalınlığı kontrol grubuna göre istatistiki olarak yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak; yoğurt ile fermente edilen yemin %5 ve %10 oranlarında ilavesinin bıldırcınlarda performans parametrelerini etkilemeksizin bağırsak histomorfolojilerini iyileştirerek bağırsak sağlığını ve sindirimi arttırdığını ve dolayısıyla yoğurt ile fermente edilen yemin probiyotik kaynağı ve bu nedenle alternatif yem katkı maddesi olarak kullanılabileceği belirlenmiştir.

Abdurrahman Korkmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Koyun, keçi ve sığır sütünde bazı somatik hücre sayısı tespit yöntemlerinin karşılaştırılması

Bu çalışmada, yaygın olarak kullanılan bazı somatik hücre sayım yöntemlerinin farklı türlere ait süt örneklerinde karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, 41 baş Simental ırkı sığır, 41 baş Akkaraman ırkı koyun ve 41 baş Malta ırkı keçiden toplanan süt örneklerinde; DeLaval Cell Counter (DCC) cihazı, metilen mavisi boyama ve metil yeşili pironin boyama ile sayım yöntemleri kullanılarak somatik hücre sayıları (SHS) tespit edilmiştir. Sığır sütü örneklerinde DCC, metilen mavisi ve metil yeşili pironin boyama yöntemi ile elde edilen ortalama SHS değerleri sırasıyla; 164.098 1.120.355 ve 102.398 hücre/ml olarak tespit edilmiştir ve yöntemler arasındaki fark istatistik olarak önemlidir (p<0,05). SHS değerleri koyun sütü örneklerinde sırasıyla; 494.463 3.094.314 ve 1.029.143 hücre/ml olarak (p<0,05), keçi sütü örneklerinde ise sırasıyla; 985.732, 5.456.353 ve 2.038.496 hücre/ml olarak belirlenmiştir ve yöntemler arasındaki fark istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). DCC ile sığır, koyun ve keçi sütü için elde edilen SHS'ları arasındaki fark istatistik olarak önemlidir (p<0,05). Aynı şekilde metilen mavisi boyama ve metil yeşili pironin boyama yöntemi ile elde edilen SHS'ları için de türler arasındaki fark istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,05). Sığır, koyun ve keçi süt örneklerinde metil yeşili pironin boyama yöntemi ile elde edilen ortalama DNA sayıları sırasıyla 102.398, 1.029.143 ve 2.038.496 DNA/ml, RNA sayıları ise sırasıyla 116.166 493.920 ve 438.849 RNA/ml olarak bulunmuştur. Mast hücresi granülü (MHG) sayıları incelendiğinde; sığır, koyun ve keçi sütlerinde tespit edilen ortalama değerler sırasıyla 1.004.189 1.440.457 ve 681.506 MHG/ml olarak tespit edilmiştir. DNA ve MHG sayıları bakımından sığır, koyun ve keçi için ortalama değerler karşılaştırıldığında türler arasındaki fark istatistik olarak önemlidir (p<0,05). Ancak ortalama RNA sayıları arasındaki fark koyun ve keçi süt örnekleri arasında önemsiz olmakla birlikte, sığır sütü örneklerine göre yüksek bulunmuştur (p<0,05). DNA, RNA ve MHG sayıları arasındaki ilişkiler incelendiğinde, koyun sütüne ait RNA ve MHG sayıları arasındaki pozitif yönlü korelasyon (r=0.533) istatistik olarak önemli bulunmuştur (p<0,01). Çalışmadan elde edilen tüm veriler değerlendirildiğinde, koyun ve keçi sütünde SHS tespiti için metil yeşili pironin boyama yöntemi, sığır sütünde ise metilen mavisi boyama yönteminin tavsiye edilebileceği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte DCC ile elde edilen, genel olarak düşük SHS değerleri dikkate alındığında güncel daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

Mercan Karakaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Siyah alaca ineklerde dış görünüş özellikleri ile süt ve döl verim özellikleri arasındaki ilişkiler

Bu araştırma, Kırşehir ilinde özel bir süt sığırı işletmesinde yetiştirilen 230 baş Siyah Alaca ineğinin dış görünüş özelliklerine ait bazı genetik parametrelerin tahmin edilmesi ve bu özellikler ile süt ve döl verim özellikleri arasındaki korelasyonların belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Sağrı yüksekliği (SY), sütçülük özelliği (SÖ), göğüs genişliği (GG), beden derinliği (BD), sağrı eğimi (SE), sağrı genişliği (SG), arka bacak açısı (ABA), arka diz yapısı (ADY), tırnak taban yüksekliği (TTY), arka bacak duruşu (ABD), meme derinliği (MD), ön meme bağlantısı (ÖMB), arka meme yüksekliği (AMY), meme merkez bağı (MMB), ön meme bağlantısı (ÖMBY) ve meme başı uzunluğu (MBU) için ortalamalar sırasıyla 147.52±5.23 cm, 5.65±0.93, 5.00±0.87, 6.02±0.84, 5.49±1.03, 5.06±0.88, 5.37±1.04, 4.77±0.71, 5.53±0.79, 4.52±1.05, 5.07±1.19, 4.63±1.03, 5.27±1.03, 5.43±1.59, 4.39±0.79 ve 5.00±0.99 olarak belirlenmiştir. Doğrusal olmayan puanlama özelliklerinden süt tipi (ST), beden kapasitesi (BK), ayak bacak yapısı (ABY), meme yapısı (MY) ve toplam puan (TP) için ortalamalar ise sırasıyla 79.52±3.59, 80.09±1.98, 78.75±1.87, 78.57±2.40 ve 79.09±1.35 olarak hesaplanmıştır. Laktasyon sırasının SÖ, SE, ADY, ABD, MMB ve ÖMBY yerleşimi hariç tüm doğrusal tanımlama (SY, GG, BD, SG, ABA, TTY, MD, ÖMB, AMY, MBU) ve doğrusal olmayan puanlama özellikleri (ST, BK, ABY, MY ve TP) üzerine etkisi istatistiki olarak anlamlı bulunurken, buzağılama mevsiminin tüm özellikler üzerine etkisi ise SG ve ABD (P<0.05) hariç önemsiz bulunmuştur. SY, SÖ, GG, BD, SE, SG, ABA, ADY, TTY, ABD, MD, ÖMB, AMY, MMB, ÖMBY ve MBU için kalıtım dereceleri sırasıyla 0.34±0.256, 0.29±0.250, 0.12±0.179, 0.26±0.189, 0.16±0.188, 0.27±0.272, 0.12±0.191, 0.07±0.142, 0.07±0.199, 0.16±0.289, 0.44±0.275, 0.41±0.259, 0.31±0.243, 0.33±0.225, 0.39±0.275 ve 0.08±0.199 olarak tahmin edilmiştir. ST, BK, ABY, MY ve TP için kalıtım dereceleri ise 0.24±0.265, 0.10±0.145, 0.32±0.194, 0.34±0.145 ve 0.39±0.133 olarak hesaplanmıştır. 305-GSV ile en yüksek genetik korelasyonlar SÖ (0.96), BD (0.81) ve AMY (0.65), ABA (-0.90) ve MY (0.69) arasında belirlenmiştir. BİTAS ile en yüksek genetik korelasyonlar ise GG (0.59), BD (0.55), SG (0.61) ve ÖMB (0.56) ve BK (0.48) arasında tespit edilmiştir. SP ve BA ile tüm özellikler arasındaki genetik korelasyonlar -0.33 ile 0.29 arasında belirlenmiştir. 305-GSV, BİTAS, SP ve BA ile doğrusal tanımlama ve doğrusal olmayan puanlama özellikleri arasındaki fenotipik korelasyonlar -0.25 ile 0.25 arasında değişmiştir. Ortalama 305-GSV, BİTAS, SP ve BA sırasıyla 9805.09±1715.92 kg, 66.07±19.98 gün, 134.07±72.04 gün ve 414.53±74.22 gün bulunmuştur. 305-GSV, BİTAS, SP ve BA için kalıtım dereceleri sırasıyla 0.18±0.012, 0.08±0.185, 0.05±0.162 ve 0.13±0.178 olarak tahmin edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Siyah Alaca, Dış görünüş özellikleri, Kalıtım derecesi, Genetik korelasyon, Fenotipik korelasyon, Süt verimi, Üreme özellikleri

Ramazan Erkmen
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hidroponik yöntem ile çimlendirilen farklı yemlik tahılların besin madde içeriklerinin saptanması

Bu Yüksek Lisans tez çalışmasında, arpa (Hordeum vulgare L.), buğday (Triticum aestivum L.), yulaf (Avena sativa ), çavdar (Secale cereale L.) ve tiritikale (Triticosecale Wittmack.) hidroponik yöntemle çimlendirilmiştir. Çimlendirmenin 4., 8. ve 12. günlerdeki üretilen hidroponik yem miktarı, besin madde değişimleri ve sudan yararlanma oranları incelenmiştir. Tahıllar kıyaslandığında 12. günde kg dane başına üretilen kg yeşil yem miktarı, arpa, buğday, yulaf, çavdar ve tritikale için sırasıyla 4.85, 4.03, 3.20, 2.81 ve 7.14 kg (P<0.01) olarak belirlenmiştir. Yeşil yemlerin 12. gündeki kuru madde (%)-ME (kkal/kg KM) değerleri aynı sırayla, 14.12-2724, 16.17-2908, 17.21-2920, 24.00-3114 ve 7.55- 2476 (P<0.01) olarak tespit edilmiştir. Sudan yararlanma oranında (g su/g yeşil yem), tahıllarda 11.11, 13.43, 16.92, 19.15 ve 7.56 değerleri (P<0.01) elde edilmiştir. Hidroponik yeşil yem üretiminde su ekonomisi ve işçilik dikkate alınarak elde edilen biyomas kütlesine göre 7. günden itibaren hasat edilebileceği saptanmıştır. Çimlendirilen tahılların kuru madde içeriğinin azalmasıyla birlikte kuru madde de bulunan ham protein, ham yağ ve minerallerin oranlarında artış olmasına rağmen bunların miktarlarında mutlak değer olarak azalış gerçekleşmiştir. Bunun sebebi ise büyüme esnasında gerekli olan besin maddelerini şebeke suyundan karşılayamaması üzerine tohumda bunan rezervi kullanmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Sonuç olarak; tahıllar birbirleriyle kıyaslandığında en fazla biyomass miktarı tritikaleden elde edilmiştir.

Onur Kuşan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Prepartum dönemde rasyonda kullanılan omega-3 yağ asit kaynağının buzağılarda sütten kesime kadar performans ve metabolik profil üzerine etkisi

Bu çalışma prepartum dönemde rasyonda kullanılan omega-3 yağ kaynaklarının (keten tohumu yağı veya balık yağı) buzağıların sütten kesime kadar canlı ağırlık ve kan metabolik profili üzerine etkisini belirlemek için yürütülmüştür. Gebeliğin son 21 günündeki 25 baş Siyah Alaca inek canlı ağırlık ve laktasyon sayısı dikkate alınarak 2 gruba (keten tohumu yağı ya da balık yağı grubu) ayrılmıştır. Gruplar, %8.5 (havada kuru) omega-3 yağ kaynağı bulunan karma yemleri içeren toplam karışım rasyonlarla (TMR) doğuma kadar beslenmiştir. Doğan buzağılar kolostral dönemde analarıyla barındırıldıktan sonra standart besleme (4 l/gün tam yağlı süt, buzağı başlangıç yemi ve yonca kuru otu) sistemine tabi tutulmuştur. Buzağıların canlı ağırlıkları haftalık olarak alınmıştır. Haftalık olarak alınan bireysel kan örneklerinde ALT, AST, GGT, ALP, glukoz, toplam kolesterol, toplam protein ve trigliserit konsantrasyonları saptanmıştır. Çalışma sonucunda omega-3 yağ kaynaklarının doğum ağırlığı, sütten kesim (8. hafta) canlı ağırlığı ile canlı ağırlık değişimi üzerine etkileri benzer bulunmuştur. Maternal beslemede kullanılan keten tohumu yağı buzağıların kan ALT ve ALP konsantrasyonlarını düşürmüştür. Doğum sütten kesim arası canlı ağırlık değişimi omega-3 yağ kaynağı ve cinsiyet interaksiyonundan etkilenmiştir. Kan toplam protein konsantrasyonu keten tohumu yağı alan analardan doğan erkek buzağılarda dişi buzağılardan, balık yağı alan analardan doğan dişi buzağılar ise erkek buzağılardan daha düşük değerlere sahip olmuştur. Prepartum dönemde rasyonda kullanılan omega-3 yağ asit kaynakları performans üzerinde önemli bir etkiye sahip olmamakla birlikte keten tohumu yağı karaciğer enzimleri, özellikle de ALT ve ALP konsantrasyonlarını düşürmüştür.

Aydoğan Arhan Ataözü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Etlik piliç rasyonlarında zerdeçal tozu ilavesinin performans ve antioksidan sisteme etkileri

Bu çalışma, etlik piliç rasyonlarına zerdeçal tozu (Curcuma longa L.) ilavesinin performans ve antioksidan sisteme olan etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Beş hafta süreyle yürütülen denemede, yeni kuluçkadan çıkan 80 adet erkek etlik civciv (ROSS 308), benzer canlı ağırlıkta (47.62 g) her birinde 20 hayvan bulunan dört yemleme grubuna ayrılmışlardır. Hayvanlar beş hafta boyunca bazal rasyon (kontrol grubu), bazal rasyona 2, 4 ve 8 g/kg Zerdeçal tozu ilaveli rasyonlarla beslenmişlerdir. Yem ve su serbest olarak verilmiştir. Piliçlerin günlük yem tüketimleri, haftalık canlı ağırlık kazançları, deneme sonunda karkas, karaciğer ve abdominal yağ ağırlıkları saptanmıştır. Deneme sonunda hayvanlardan kan örnekleri alınmış ve serumlarında TAS, TOS, ALT ve AST konsantrasyonları incelenmiştir. Deneme sonu itibariyle yem tüketimi,canlı ağırlık kazancı ve yemden yararlanma oranının rasyon muamelesinden etkilenmediği gözlenmiştir (P>0.05). Karkas parametrelerinden sıcak-soğuk karkas ağırlığı, karaciğer ve abdominal yağ ağırlığına rasyon zerdeçal tozu etkili olmamıştır. Karkas randımanı rasyona 8 g/kg zerdeçal ilaveli grupta yükselmiştir. Zerdeçal tozu ilavesi ile serum TOS ve ALT konstrasyonu etkilenirken; TAS, AST konstrasyonları ile OSI değerinin etkilenmediği görülmüştür. Elde edilen sonuçlar karkas randımanı ve serum ALT konsantrasyonunun rasyona ilave edilcek zerdeçal tozuyla iyileşebileceğini göstermiştir. Etlik piliçlerin oksidatif dengesini iyileştirmede zerdeçal tozunun potansiyele sahip olabileceği görülmüştür.

Mihriban Gündoğdu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Etlik piliçlerde civciv kalitesi ve yemde yağ kaynağı olarak orta zincirli yağ asidi kullanımının büyüme performansı ve karkas kalitesine etkileri

Mevcut çalışmada, kuluçka çıkışı sonrası kalite sınıflandırmasına tabi tutularak düşük ve yüksek kalite grubuna ayrılan civcivlerin rasyonlarında yağ kaynağı olarak orta zincirli yağ asidi kullanımının 35 günlük besi sonunda performans ve karkas parametreleri üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Kuluçkadan çıkış sonrası denemeye alınan civcivler, önce cinsiyetlerine göre ayrılıp sonrasında yüksek ve düşük kaliteli olmak üzere sınıflandırılarak iki muamele grubuna ayrılmıştır. Her muamele grubu, kontrol ve orta zincirli yağ asitleri alan iki alt gruba ayrılarak toplamda dört muamele grubu oluşturulmuştur. Denemede, oluşturulan her muamele grubun 5 tekerrürü ve her tekerrüründe de 40 (20 erkek, 20 dişi) civcivin olduğu toplamda 800 civciv kullanılmıştır. Civcivlere yem ve su serbest olarak verilmiştir. Civcivlerin canlı ağırlık kazancı, yemden yararlanma oranı, yem tüketimleri ve ölüm oranları belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, deneme başı canlı ağırlığı ve 21.gün canlı ağırlık kazancı civciv kalitesinden ve rasyonda orta zincirli yağ asit kullanımından etkilenmiştir (P<0.05). Deneme sonu itibarıyla grupların canlı ağırlık kazançları ve yemden yararlanma oranları arasında önemli bir fark bulunmazken (P>0.05), yem tüketimi yüksek kaliteli civcivlerde daha yüksek (P<0.05) bulunmuştur. Deneme sonunda ölüm oranı düşük kaliteli civcivlerde daha yüksek bulunmuştur (P<0.05). İstatistiki olarak erkek cinsiyetteki civcivlerde, kesim ağırlığı, civciv kalitesinden ve rasyonda orta zincirli yağ asit kullanımından etkilenirken, dişi civcivlerde karkas randımanı etkilenmiştir (P<0.05).

Tuna Sevgi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Etlik piliç ince bağırsağının farklı açılarda kesilerek goblet hücrelerinin görsel olarak belirlenmesi

Bu çalışmanın amacı, ticari etlik piliç kesimhanesinden temin edilen etlik piliçlerin ileumlarının 2 farklı (klasik kesim ve 45 derece açı ile kesim) kesim açısıyla kesilerek elde edilen histolojik slaytların mikroskopta incelenerek, hangi kesim açısından daha görünebilir goblet hücresinin tespitinin yapıldığının belirlenmesidir. İleumlardan alınan örnekler %10'luk formaldehit içerisine konulmuştur. Hayvanlardan alınan örnekler Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Hayvan Besleme laboratuvarına getirilmiş ve analizleri yapılmıştır. Çalışmanın histoloji analizinde parafin bloklar hazırlanıp örnekler 5 mikron kalınlığında kesilmiş ve parafin içerisine yerleştirilip, parafinin dokulara işlemesi için bekletilmiştir. Sonrasında dokular Algian blue ve PAS (Periodic acid and Schif reagent) ile boyanmış ve uygun görüntüleme için dijital kameralı mikroskop (ZEISS Primo Star, Almanya) ile fotoğrafları çekilmiştir. Çalışma sonunda 45 derece ile kesilen örneklerin klasik açıyla kesilen örneklere göre daha görüntülenebilir örneklerin elde edilebildiği belirlenmiştir.

Kübra Sacıhan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvancılık yapılan işletmelerde insan kaynakları yönetiminin uygulaması

Bu araştırmanın amacı, işletmelerinin en kıymetli kaynağı olan çalışanlarının insan kaynakları uygulamaları hakkındaki görüşlerinin belirlenmesidir. Araştırmaya Kırşehir İli genelinde faaliyette bulunan 76 adet hayvancılık işletmesi çalışanlarından 224 birey katılmıştır. Araştırmaya katılanlara yapılan anket ile sosyo-demografik durumları ve insan kaynakları uygulamaları hakkındaki görüşleri alınmıştır. Katılımcıların yaş ortalama 42,4'dür. Hayvancılık işletmesi çalışanlarının firmada çalışma süresi ortalamaları 9,3 yıldır. İş hayatındaki çalışma süresi ortalamaları 14,5 yıldır. Araştırma kapsamında 10 hayvancılık işletmesi çalışanının 6 tanesi ortaokul ve 4 tanesi ilkokul mezunudur. Araştırma yapılan hayvancılık işletmesinde insan kaynaklarını belirleyen birimin bulunmadığı, personel ihtiyacının internet üzerinden başvuru yapanların içinden seçilerek gerçekleştirildiği, görüşme sonrasında mülakat olmak üzere bu aşamalar gerçekleştirildiği, personel seçiminde alınacak adayın görüşmeye çağrıldığını ve ona göre karar verildiği, personel seçiminde deneyimin önemli olduğu, deneme sürecinde yardımcı olunduğunu onun dışında eğitim verilmediği, İnsan Kaynakları departmanı olmadığı, disiplini bozan kişinin uyarıldığını sonra işten çıkarıldığı, ücretleri işletme sahibinin belirlediği, işletmelerinde terfi olmadığı, ücret artışının değiştiği, ücretlendirme konusunda çalışanın işindeki başarısının önemli husus olduğu, çalışanların aldıkları ücretten gayet memnun oldukları, özendirici ücret sistemi olmadığı, ücret dışında bir yardım yapılmadığı ve ücret azlığından dolayı işten ayrılan olmadığı tespit edilmiştir.

İnsan kaynakları
Kenan Fidan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dalga boyunda led aydınlatmanın muhabbet kuşlarında (Melopsittacus undulatus) bazı davranışsal, morfolojik ve fizyolojik parametrelere etkisi

Bu çalışmada; gün ışığına ek olarak farklı dalga boyunda (renkte) LED aydınlatmanın Muhabbet Kuşlarının (Melopsittacus undulatus) bazı davranışsal, morfolojik ve fizyolojik parametrelere etkileri araştırılmıştır. Çalışma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Zootekni Bölümü, Hayvan Fizyolojisi ve Histolojisi laboratuvarında yürütülmüştür. Çalışma, her grupta 3 kuş olmak üzere 4 grup olacak şeklinde planlanmış ve gruplarda bulunan kuşlar ad libitum olarak türüne özgü yem ile beslenmiştir. Çalışma sonunda; kontrol grubuna göre kırmızı renk aydınlatmanın kuşların yüksek tünek tercih etmelerine, yabancı cisme karşı aktif ve meraklı davranış sergilemelerine ve su tüketimi ile dinlenme sürelerinin artmasına neden olduğu, mavi renk aydınlatmanın konfor ve sosyal davranışını, su, gaga taşı ve yem saçımını artırdığı, sarı renk aydınlatmanın kuşların etkisi altında kaldıkları rengi tercih etmede etkili olduğu ve üç renk uygulamasınında kontrol grubunda farklı olarak olumlu yönde göreceli ve dalgalı asimetriyi etkilediği tespit edilmiştir. Sonuç olarak gün ışığına ek olarak LED aydınlatma çalışmasının olumlu sonuçlarının yetiştiricilikte stres, obezite gibi olumsuzlukların engellenmesinde kullanılabileceği, özellikle mavi LED aydınlatmasının muhabbet kuşlarında sosyal ve konfor davranışı artırarak, kuşların vokalizasyon yeteneklerinin artırılmasında kullanılabileceği ve bu konu ile ilgili yeni çalışmalara ihtiyaç olduğu kanaatine varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Melopsittacus undulatus, Led Aydınlatma, Işık Dalga Boyu, Renkler

Dalga biçimleriLED ışığıMuhabbet kuşu+1
Demirel Ergün
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Amasya ili manda yetiştiriciliğinin durumu, sorunları ve çözüm önerileri

Bu araştırma Amasya ili manda yetiştiriciliğinin durumu, sorunları ve çözüm önerilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla, Amasya ili Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği (DMYB)'ne üye ve Halk Elinde Anadolu Mandası Islahı projesi kapsamında yer alan 69 üretici ile yüz yüze yapılan anketlerden elde edilen veriler kullanılmıştır. Ankete katılan üreticilerin büyük çoğunluğunu erkek (%89.9), 41-50 (%40.6) ve 51-60 (%26.1) yaş aralığında, 1-2 (%46.4) ve 3-4 kişilik (%50.7) faaliyette bulunan bireyler oluşturmaktadır. Üreticiler çoğunlukla ilkokul (%59.4) mezunu olup 30 yıldan fazla (%79.7) manda yetiştiriciliği yapmaktadırlar. İşletmelerin %55.1'inde manda ve sığır bir arada yetiştirilmektedir. Üreticilerin önemli bir kısmı projenin başarılı olacağı (%97.1) ve sorunların çözümüne önemli katkı yapacağı (%100) kanaatindedirler. Kapalı ahır tipi (%92.8), beton taban (%95.7), bağlı duraklı (%95.7), çoğunlukla altlık bulunmamakta (%90.2), baca ve kapı/pencere havalandırma (%62.3), kiremit tipi çatı malzemesi (%87.0) ve beton yemlik (%85.5) barınakların en önemli yapısal özellikleridir. Ayrıca, ahırda ve merada yemleme sistemi (%100), otomatik suluklar ile su verme (%49.3), su kaynağı olarak şebeke suyu (%97.1), malakların ahır içinde ana ile birlikte kaldığı (%94.2) ve saman altlığın (%76.9) kullanılması en önemli barınak içi özellikleridir. Üreticiler mandalarına kaba yem olarak daha çok kuru ot, kuru yonca, saman ve silaj birlikte vermekte (%36.2), çoğunluğu kaba yemi kendisi üretmekte (%65.2), kesif yem olarak öncelikle fabrika yemi verilmekte (%68.1) ve kesif yemler çoğunlukla fabrikadan temin edilmektedir (%59.4). Üreticiler besleme konusunda kendi deneyimi ve anne/baba öğretisinden yararlanmakta (%81.2), hayvanlar çoğunlukla günde iki kez sağılmakta (%72.5) ve yemleme öncelikle sağımdan önce (%56.5) ve 5 kg'dan az kesif yemle beslenmekte (%68.1) ve yemler kapalı bir depoda muhafaza edilmektedir (%100). Üreticilerin %44.9'u silaj yaparken, %55.1 gibi önemli bir kısmı silaj yapmamaktadır. Mandalar çoğunlukla Nisan ayında meraya çıkarılmakta (%85.5) ve Kasım ayında (%71.0) meradan alınmaktadır. Malaklara büyük oranda göbek bakımı yapılmamakta (%71.1), doğar doğmaz malaklara ağız sütü (%100) annesini emerek (97.1) verilmekte olup, malaklar 4. ayından sonra sütten kesilmektedir (%94.2). Mandalar çoğunlukla elle (%88.4) ve günde iki kez sağılmaktadır (%68.1). Üretilen süt ortalama 7.17 TL'den satılmakta, sağılan süt plastik bidon ve güğümlerde depolanmakta (%56.5) ve çoğunlukla süt, yoğurt, tereyağı ve peynir olarak birlikte üretilmektedir (%55.1). Üreticilerin çoğunluğu hastalık durumunda özel veteriner hekim çağırmakta (%95.7), karşılaşılan başlıca sağlık sorunu yavru atma olup (%37.7), %39.1'inde sağlık problemi görülmemekte ve doğum şekli yardımsız olmaktadır (%100). İşletmelerin %84.1'inde mastitis kontrolü her gün ve elle sağılarak görünüme bakmak suretiyle yapılmaktadır (%100). İşletmelerde malak ölümleri bazen (%75.4) yada hiç görülmemekte (%23.2) olup, malaklarda görülen en önemli hastalıkların başında ishal gelmektedir (%56.5). Mandacılık ile ilgili en önemli problemler süt pazarlama problemi, desteklerin yetersizliği, süt fiyatlarının düşüklüğü, kaba yem sorunu, kaliteli yem sorunu, suni tohumlama ve döl tutma problemi, malak bakımı ve büyütme sorunu, yeni teknolojilerin kullanımı ile ilgili bilgi eksikliği, hayvanların süt verimlerinin düşük olması, kalifiye işgücü problemi, yem bitkilerinin teşvikinin az olması, genç nüfusun azalması, eğitim sorunu, mera sorunu, yem bitkileri üretim yetersizliği ve kaliteli damızlık sorunudur. Manda desteklerinin ve süt fiyatlarının artması ve yem fiyatlarının düşürülmesi projeden üreticilerin en önemli beklentilerin başında gelmektedir. Anahtar Kelimeler: Manda, Amasya, Yetiştiricilik, Sorunlar, Çözüm önerileri

AmasyaMandaYetiştiricilik+1
Ayla Sevim Satılmış
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Etlik piliç yemlerine farklı dozlarda Origanum onites L. ve Enterococcus faecium ilavesinin performans, iç organ gelişimi, bağırsak mikrobiyotası ve histolojisi üzerine etkileri

Bu çalışmanın amacı etlik piliçlerin yemlerine %0,5-1düzeyinde Origanum onites (OO) tozu ve %0,2 probiyotik Enterococcus faecium (EF) ilavesinin etlik piliçlerin büyüme performansı, iç organ gelişimi, sekum mikrobiyotası, bağırsak histolojisi, et özellikleri ve göğüs eti MDA değerleri üzerine etkilerinin belirlenmesidir. Araştırmada 160 adet 1 günlük yaşta Ross 308 erkek etlik piliç civcivleri 4 muamele grubu(%0 K ,%0,5 OO, %1 OO ve % 0,2 EF) ve her muamele grubunun 4 tekerrürü (10 hayvan her tekerrürde) olacak şekilde dağıtılmışlardır. Deneme 4 katlı civciv büyütme kafeslerinde yapıldığı için 21 günde tamamlanmıştır. Çalışmada yem ve su ad libitum olarak hayvanlara verilmiştir. Çalışma sonunda rasyona EF ve Origanum onites ilavesi canlı ağırlık atışını istatistikî olarak arttırmıştır. Yem tüketimi, yemden yararlanma oranları gruplar arasında değişmemiştir. Duodenumda histomorfolojik parametreler etkilenmemiştir (P>0,05). Jejunumda ve ileumda villi boyu, crip derinliği, VB/kript oranı ve lamina muscularis mucosae (LMM) muamele gruplarında artışmıştır (P<0,01), EF ilavesi Enteroccus spp. türlerinin sekum içeriğinde kontrol ve %0,5 OO ilavesine göre artışını sağlamıştır. %0,5 Origanum onites OO ilavesi E.coli sayısının diğer gruplara göre düşmesini sağlamıştır. LAB sayısı gruplar arasında değişmemiştir. %1 OO ilavesi kontrol grubuna göre MDA oluşumunu düşürmüştür. İç organ gelişimi bakımından gruplar arasında farklılık oluşmamıştır. EF ilavesi, taşlık ağırlığını kontrol ve %0,5 OO gruplarına göre düşürmüştür. Et özellikleri bakımından gruplar arasında farklılık oluşmazken %1 OO ilavesi but etinin L değerini, kontol grubuna göre arttırmıştır. Sonuç olarak EF ve OO ilavesinin performans değerlerini iyileştirdiği, bağırsaktaki histolojik parametreleri arttırdığı ve özellikle OO ilavesinin MDA oluşumunu düşürdüğü için yem katkısı olarak potansiyele sahip olduğu belirlenmiştir.

Enterococcus faeciumEtlik piliçOriganum onites+1
Hüsamettin Çelik
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessEN

Effects of artificial insemination on some performance characteristics of goats

This study aims to determine the effect of artificial insemination on some reproductive performances in Alpine does. This study was carried out from August 2016 to September 2017 in the Çukurova University, Faculty of Agriculture and Dairy Goat Research Farm located in the province of Adana in the East Mediterranean Region of Turkey. Sixty reproductive Alpine females have been involved in this study. Goats were divided into two: 30 does were naturally bred using well performing males (control group) and the other 30 does were artificially inseminated (trial group). Throughout the experimentation does were synchronized using vaginal sponge impregnated with 20 mg of progestagen FGA (fluorogestone acetate, Chronogest CR, Intervet, France). Animals in standing oestrus were inseminated by intra-uterine method in trial group (AI) while the natural mating method was applied in control group. The physiological adaptation parameters were also recorded in two groups. The work showed that the oestrus synchronization followed by natural mating achieved higher fecundity, survival rate and birth live weight (3.83 ± 0.23 vs. 3.15 ± 0.11) than the use of intrauterine AI after oestrus synchronization in goats. However, the AI animal allows an acceptable twining rate (1.82 vs. 2.14). The physiological parameters of both groups are similar but different during the day.

Insemination
Dehouegnon Jerry Agossou
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Siyah alaca inek sütlerinde mastitis indikatörü olarak kullanılan bazı özellikler arası ilişkiler

Bu çalışma mastitisin ineklerde sütte Somatik Hücre Sayısı (SHS), elektriksel iletkenlik (Eİ), pH , ilk sağım süt sıcaklığı ve süt yoğunluğu üzerine etkileşimlerini tespit etmek için yürütülmüştür. Mevcut çalışmanın hayvan materyalini benzer yaş ve laktasyondaki mastitisli olan ve mastitisli olmayan siyah alaca inekler oluşturmuştur. Mastitis hastalığının sütte değişen parametrelerden SHS, elektriksel iletkenlik (Eİ), yoğunluk, pH ve ilk sağım süt sıcaklığı değerleri ölçülmüştür. Çalışmanın sonunda mastitis hastalığının sütün SHS ve pH'sı ile yüksek derecede ilişkili (korelasyon katsayılarının sırasıyla r=0,633; r=0,570) olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca sağlıklı grupta SHS ile diğer parametreler arasında istatistik açıdan anlamlı bir ilişki olmadığı gözlenirken; mastitisli grupta SHS ile diğer özellikler arasında çok önemli bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Muhammed İkbal Yeşil
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Etlik piliçlerde civciv kalitesi ve ön-başlatma yemi uygulamasının besi performansına ve karkas özelliklerine etkisi

Mevcut çalışmada, kuluçka çıkışı sonrası civcivlerin kalitelerinin sınıflandırılmasında kullanılacak parametrelerin belirlenmesi ve farklı kalitedeki civcivlere ilk beş gün verilecek ön-başlatma yemi uygulamasının 35günlük besi sonunda performans üzerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır. Kuluçkadan çıkış sonrası denemeye alınan civcivler, önce cinsiyetlerine göre ayrılıp sonrasında yüksek ve düşük kaliteli olmak üzere sınıflandırılarak iki muamele grubuna ayrılmıştır. Her muamele grubu, kontrol ve ön-başlatma yemi (ilk 5 gün sindirim sisteminin gelişimini teşvik edici, civciv başına toplamda 100 gr verilen özel yem) alan iki alt gruba ayrılarak toplamda dört muamele grubu oluşturulmuştur. Denemede, oluşturulan her muamele grubun 5 tekerrürü ve her tekerrüründe de 40 adet (20 erkek, 20 dişi) civcivin olduğu toplamda 800 adet civciv kullanılmıştır. Civcivlere yem ve su ad libitum olarak verilmiştir. Civcivlerin canlı ağırlık kazancı, yemden yararlanma oranı, yem tüketimleri ve ölüm oranları kayıt edilmiştir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre, deneme başı canlı ağırlığı civciv kalitesinden etkilenmiş (P<0.05). Ancak deneme sonu itibarıyla elde edilen canlı ağırlık kazancı, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı ve ölüm oranı üzerine ön başlatma yemi uygulaması ve civciv kalitesi önemli etkiye sahip olmamıştır (P>0.05). Ancak karın yağ miktarı ve oranı yalnızca düşük kaliteli dişi civcivlerde yüksek bulunmuştur (P<0.05).

Murat Durmuş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hayvan beslemede genetiği değiştirilmiş yem hammaddelerinin kullanımı, Avrupa Birliği mevzuatı ve Türkiye'deki uygulamaları

Bu çalışma; genetiği değiştirilmiş yem hammaddelerinin çiftlik hayvanlarının beslenmesinde kullanımı ile ülkemizde, Avrupa Birliği'nde ve diğer ülkelerde bu ürünlerin üretimi, paketlenmesi, taşınması ve kullanımını düzenleyen yasal mevzuatların incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi ve diğer ülkelerin Tarım Bakanlıklarının Genetiği Değiştirilmiş Organizma Mevzuatları incelenmiştir. Ülkemizde ve Avrupa Birliği Ülkelerinde genetiği değiştirilmiş ürünlerin doğrudan insan beslenmesinde kullanılmasına müsade edilmediği gibi yem amaçlı ithal edilen ürünler denetim ve takibe alınmaktadır. Öte yandan; ABD ve Kanada gibi diğer gelişmiş ülkelerde ise bu ürünlerin kullanımı ile ilgili yasal yaptırımlar biraz daha esnektir.

Tevfik Süllü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Fırat havzasında kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesinde başarılı tarımsal üretim için üretim parametrelerinin belirlenmesi

Bu çalışma Türkiye'nin en önemli hayvancılık üretim merkezlerinden olan Fırat Havzasının hayvansal potansiyeli ile başarılı üretim için gerekli olan faktörlerin belirlenmesi için yapılmıştır. Fırat Havzasında yer alan illerden, Adıyaman, Bingöl, Diyarbakır, Gaziantep, Elâzığ, Erzincan, Malatya, Şanlıurfa, Tunceli illerindeki faaliyette olan tarım işletmeleri çalışmanın materyalini oluşturmuştur. Araştırmada Fırat Havzasında bulunan ve tarımsal üretim yapan tarım işletmelerinden elde edilen birincil veriler kullanılmıştır. Bu amaçla Fırat Havzasında yer alan çalışma sahasını oluşturan illerdeki tarım işletmeleri sahipleriyle kör deneme ile test edilen anketler kullanılmıştır. Örnek sayısı Yemane eşitliğine göre belirlenmiştir. Çalışmada incelenen karakter arasındaki farklılığın önemli olup olmadığını belirleyebilmek için Ki kare test istatistiği kullanılmıştır. Kırsalda yaşayan ve tarımsal faaliyetlerle uğraşan çiftçilerin yoksulluk riskini azaltmak ve onları tekrar üretime kazandırmak için mevcut destekleme ve hibe olanaklarının arttırılması gerekmektedir. Ülkemizde bölgesel farklılıkların giderilmesine yönelik ve üretici ihtiyaçlarına daha etkin cevap verecek ve çiftçileri tekrar tarımsal faaliyetler yapmaya teşvik edecek yeni bir tarımsal destekleme modeline ihtiyaç olduğu düşünülmektedir.

Fırat HavzasıHayvancılıkKi-kare testi+1
Burhan Bahadır
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye yerli koyun ırklarında mitokondriyal DNA çeşitliliği

Çalışmanın amacı, Türkiye'de yetiştiriciliği yapılan koyun ırklarında mitokondriyal DNA çeşitliliğinin mtDNA kontrol bölgesi 531 bç'lik kısmının DNA dizi analizine dayalı olarak ortaya konulmasıdır. Çalışmanın hayvan materyalini Kangal Akkaraman (n=18), Çine Çaparı (n=20), Dağlıç (n=18), Eşme koyunu (n=20), Gökçeada (n=18), Güney Karaman (n=21), İvesi (n=20), Karacabey Merinosu (n=18), Karakaş (n=14), Karya (n=25), Kıvırcık (n=22), Morkaraman (n=19), Norduz (n=18), Ramlıç (n=25), Sakız (n=20) ırklarından toplam 296 baş koyun oluşturmuştur. Toplam 531bç'lik dizilimde, 78 haplotip, 33'ü parsimonik bilgi verici 53 polimorfik bölge ortaya çıkmıştır. Elde edilen sekans verilerinden, nükleotid çeşitliliği ve haplotip çeşitliliği, nötralite testleri, uyumsuzluk dağılımları analizleri yapılmıştır. Belirlenen en yüksek ve en düşük haplotip çeşitliliği Morkaraman (0.967±0.03) ve Sakız (0.542±0.105) ırklarında bulunmuştur. Filogenetik ağacın doğru topolojisine substitisyon modeli ile karar verilmiş sonrasında Haplogruplar belirlenmiştir. Bu çalışmada daha önce gözlemlenen tüm haplogruplar ortaya çıkmıştır. Altı koyun Haplogrup D'de (HPGD) 10 koyun Haplogrup E' de (HPGE) tespit edilirken 165 koyun Haplogrup B' de (HPGB) belirlenmiş, 69 ve 46 hayvan sırasıyla Haplogrup A (HPGA) ve Haplogrup C'de (HPGC) gözlenmiştir. Uyumsuzluk dağılım analizinden alınan sonuçlara göre ırklarda ve haplogruplarda populasyon genişlemesi gözlenmemiştir. Çalışmada kullanılan örnekler mutasyon birikimlerini iyi gösteren, eski ırklardan oluşmaktadır. Çalışmada incelenen mtDNA bölgesi ve kullanılan yöntemlerin ele alınan ırklarda genetik çeşitliliğin ortaya konulmasında yeterli olabileceği söylenebilir.

Nezih Ata
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Zenginleştirilmiş ve konvansiyonel kafeslerde farklı yerleşim sıklığı uygulamasının iki ticari yumurtacı hibritin performansına, yumurta kalitesi özelliklerine ve refah düzeyine etkisi

Bu çalışma, iki farklı kafes sisteminin (zenginleştirilmiş ve konvansiyonel) ve düşük ve yüksek yerleşim sıklığının yerli (Atak-S) ve yabancı (Lohman) iki yumurtacı genotipin performans, yumurta kalitesi ve davranış özellikleri üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemede, yabancı ticari kahverengi yumurtacı genotip Lohmann ve yerli kahverengi yumurtacı genotip Atak-S kullanılmıştır. Kafes sistemi olarak, konvansiyonel batarya sistemi ve alternatif sistem için zenginleştirilmiş kafes sistemi kullanılmıştır. Denemede kullanılan yumurta tavukları 2x2x2 faktöriyel deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak kafeslere yerleştirilmiştir. Kanatlılara 18. haftadan 22. haftaya kadar yumurtlama öncesi yem verilmiş, daha sonra yumurta yemine geçilmiştir. Tavuklara yumurta üretim dönemi boyunca 15 lüks/m2 ışık yoğunluğuna sahip 16A:8K bir aydınlatma programı uygulanmıştır. Yumurta kalite özelliklerinin belirlenmesi için araştırma başlangıcından itibaren her 4 haftada bir her gruptan rastgele seçilen 30 adet, toplamda 240 yumurta analiz edilmiştir. Yumurtalar % 50, pik ve 40-60 haftalık verim dönemlerinde iç (yumurta ak yüksekliği, sarı indeksi, haugh birimi ) ve dış kalite özellikleri (şekil indeksi, kırılma direnci, kabuk ağırlığı, kabuk kalınlığı, kabukta bulunan toplam mikroorganizma ve enterobakteri sayıları) bakımından analiz edilmiştir. Çalışmada tavukların zenginleştirilmiş ve konvansiyonel batarya tipi kafeslerde farklı yerleşim sıklıklarında yetiştirilen kanatlıların refah düzeyleri de incelenmiştir Tavukların canlı ağırlıkları eşeysel olgunluk yaşında, pik yumurta veriminde ve deneme sonunda tartılmıştır Denemede, 18-25, 25-44, 45-76 ve 18-76. haftalık dönemlerde yumurta verimi, yumurta ağırlığı, yumurta kitle ağırlığı, günlük yem tüketimi, toplam yem tüketimi ve yemden yararlanma oranına ait değerler belirlenmiştir.. Tavuklarda, refah parametreleri (kanibalizm, hareketsiz kalma davranışı, yaralanmalar, yaşama gücü, tüylenme skoru) ve tibia kemiğine ait özellikler (kırılma direnci, kül oranı, kemik çapı, kemik uzunluğu) belirlenmiştir. Araştırma sonuçları, genotipin deneme sonu (76. hafta) canlı ağırlığını ve pik yumurta üretim yaşını etkilediğini göstermiştir. Lohman genotipinin 18-76 haftalık dönemde Atak-S genotipindenin daha fazla ve daha ağır yumurta ürettiği belirlenmiştir. Yumurta verimi üzerine genotip ve kafes sisteminin etkisi önemli bulunmuştur. Denemenin yürütüldüğü dönemde zenginleştirilmiş sistemde yetiştirilen tavukların daha fazla yem tükettiği, düşük yerleşim sıklığında yetiştirilen tavukların ise yemden daha iyi yararlandığı görülmüştür. Lohman genotipinin daha yüksek yumurta kalite özelliklerine sahip olduğu belirlenmiştir. Zenginleştirilmiş kafes sisteminde üretilen yumurta kabuklarında toplam mikroorganizma sayısı daha yüksek bulunmuştur. Kafes sisteminin sadece yumurtanın kırılma direncini etkilediği görülmüştür. Tibia kemiğinin kırılma direncinin Lohman genotipi ve yüksek yerleşim sıklığında daha düşük olduğu bulunmuştur. Tavuklarda pik döneminde (25. hafta) ve deneme sonunda (76. hafta) belirlenen tüylenme skoruna genotip, kafes ve yerleşim sıklığı etkileri önemli bulunmuştur. Sonuç olarak, kafes sistemi ve yerleşim sıklığı tavukların refah düzeyini etkilerken, genotipin de yumurta verimi ve kalite özellikleri üzerinde etkili olduğu açıkça görülmüştür.

Zeynep Yardım
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Karabiber (Piper nigrum) ve zerdeçal (Curcuma longa Linn) içeren rasyonların, tavukların performans, yumurta verimi, yumurta kalite özellikleri ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Yapılan bu çalışma yumurtacı tavuk rasyonlarındaki karabiber ve Zerdeçal'ın yumurta verimi, kalitesi, yumurta kolesterolü ve kan biyokimyasına etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Otuz sekiz haftalık yaştaki yumurtacı tavuklar, birbirlerine yakın canlı ağırlıkta ve her birinde on sekiz yumurtacı tavuk (ATAK-S) bulunan 4 gruba ayrılmışlardır. 7 hafta süreyle hayvanların rasyonlarına %0 kontrol, %0.15 Karabiber (Piper nigrum), %0.15 Zerdeçal, ve %0.75 Karabiber (Piper nigrum) + %0.75 Zerdeçal oranlarında yem katkı maddesi olarak ilave edilmiş standart yumurtacı tavuk yemleriyle beslenmişlerdir. Tavuklar tamamen tesadüfen seçilmiş, bireysel kafeslere yetiştirilmişlerdir. Kahverengi yumurtacı tavuklara 8 saat karanlık, 16 saat aydınlık ışıklandırma programı uygulanmıştır. Yem ve su ad libitum verilmiştir. Yumurtlama performansı olarak belirlenen yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta üretimi günlük olarak, yumurta kalitesi haftalık olarak ölçülmüştür. Rasyona karabiber (Piper nigrum) ve Zerdeçal ilavesinin performans, yumurta verimi, yumurta sarısı kolesterol ve kan biyokimyasını istatistiki olarak etkilemediği belirlenmiştir. Yumurta kalite parametrelerinden kabuk kırılma direnci ve renk a* değerlerinin rasyon muamelelerinden etkilendiği görülmüştür. Aynı zamanda kabuk kırılma direncine zerdeçalin, albumen pH'sına, ak yüksekliğine (mm), ak indeksine, sarı yüksekliğine (mm) ve haugh birimine karabiber+zerdeçalin (P<0.05), renk a* değerine ise karabiberin etkisi önemli bulunmuştur (P<0.05). Sonuç olarak yumurtacı tavuk rasyonuna ilave edilen mevcut karabiber ve zerdeçal ve kombinasyonunun dozları ile performans, yumurta verim ve kalitesinde beklenen ilerlemenin sağlanamayacağı ortaya koyulmuştur.

Muhittin Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Denizli ilinde üretilen üzümposasının ruminantların beslenmesinde bölgedeki kullanım şekli ve mikotoksin varlığının araştırılması

Bu çalışmada Denizli İlinde üzüm şarap sanayisinde ve pekmez üretiminde atık olarak çıkan üzüm posasının (cibre) ruminant beslemede kullanım şekillerini ve bünyesinde bulunan mikotoksin varlığının araştırılması hedeflenmiştir. Kullanım şeklini belirlemek için bölgede yaşayan 30 üretici ile yüz yüze anket çalışması yapılarak üzüm cibresinin kullanımı hakkında bilgi sahibi olmaya çalışılmıştır. Mikotoksin düzeyleri için, Denizli İlinde şaraplık üretim yapan şarap fabrikasından beyaz şaraplık üzüm cibrelerinden 16 adet yaş örnek, kırmızı şaraplık üzüm cibrelerinden 8 örnek ve yerel halkın ürettiği pekmez yapımında kullanılan üzüm cibrelerinden 6 örnek alınarakanalizleri yapılmıştır. Ayrıca aynı üzüm çeşitlerinde aynı sayıda örnek alınarak ham besin madde analizleri yapılmış, 1 litrelik bidonlarda silolanarak bu silaj örneklerindeki kuru madde miktarları ve ph değerleri belirlenmiştir. Sonuç olarak,bölgedeki hayvan yetiştiricilerinin üzüm posasını hayvanlarını beslemek amacıyla iyi bir şekilde kullandıkları ve şarap sanayisinden elde edilen cibrelerde okratoksin kalıntısına rastlanmamış olup, bölgede yaşayan halkın pekmez üretmek için kullandığı üzümlerden arta kalan posada ise okratoksinA tespit edilmiştir.

Süleyman Büker
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yerli kıl keçilerinde leptin gen polimorfizmi ve büyüme özellikleri ile ilişkisi

Aydın ve Denizli illerinde, yetiştirici koşullarında bulunan yerli Kıl keçilerinde yapılan bu çalışmada, leptin geni bakımından var olan polimorfizmin tanımlanması ve oğlakların büyüme özellikleri bakımından genotipler arası farklılıkların ortaya konması amaçlanmıştır. Araştırmanın hayvan materyalini farklı işletmelerden örneklenen 155 baş oğlak oluşturmuştur. Doğumu takiben oğlakların gelişme özellikleri 5.5 aylık yaşa kadar izlenmiştir. Oğlaklardan 3.5 aylık yaşta alınan kan örneklerinden DNA elde edilmiştir. Ardından, leptin geninin Exon 1 bölgesindeki 412 bç uzunluğundaki kısım, bu diziye özgü primer çifti kullanılarak PCR tekniği ile çoğaltılmıştır. PCR ile çoğaltılan bölgedeki nükleotid polimorfizmini ortaya koymak için RFLP yöntemi uygulanarak PCR ürünleri NmuCI (Tsp45I) restriksiyon enzimi ile kesime tabi tutulmuştur. Enzim kesimi sonunda agaroz jel elektroforezi ile ayrıştırılan DNA bantlarından bireylerin genotipleri tespit edilmiştir. Ardından, genotip bilgileri ile oğlak gelişme özelliklerine ait fenotipik veriler istatistiki yöntemlerle analiz edilerek bulgular özetlenmiştir. İncelenen 155 bireylik örneklemde CC genotipine hiç rastlanmamış, 150 birey TT, kalan 5 birey ise TC genotipli olarak tespit edilmiştir. TT, TC ve CC genotiplerinin frekansları sırasıyla 0.967, 0.033 ve 0.000 bulunmuştur. T ve C allellerinin frekansları ise sırasıyla 0.984 ve 0.016 olarak hesaplanmıştır. Aydın ve Denizli illeri için genotip ve allel frekansları benzerlik sergilemiştir. İncelenen SNP bakımından Kıl Keçi populasyonunun Hardy-Weinberg dengesinde olduğu belirlenmiştir. İstatistiki olarak önemli çıkmasa da incelenen oğlak büyüme özelliklerinin tamamı (doğum ağırlığı, 3.5 ve 5.5 aylık yaştaki canlı ağırlıklar, iki farklı döneme ait OGCAA) bakımından TT genotipli bireylerin ortalaması TC genotipli bireylerden belirgin derecede yüksektir. Büyüme özellikleri bakımından TT genotipli bireylerin TC genotipli bireylere nispetle ortaya koyduğu yüksek performans bulgusu, çok daha geniş bir hayvan materyalinde leptin geninin tamamının DNA dizilemesine ve performansla ilişkilendirilmesine dayalı daha detaylı ek çalışmaların yapılmasını gerekli kılmaktadır.

Neşe Cankara
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Tokat ilinde yetiştirilen Anadolu mandalarında büyüme özelliklerine ait fenotipik parametreler ve genetik parametre tahminleri

Bu araştırmada, Tokat ilinde 2012-2022 yılları arasında doğan 9401 baş Anadolu mandası malağının büyüme özellikleri ile ilgili varyans bileşenleri ve genetik parametreleri tahmin edilmiştir. Bu kapsamda mandalara ait doğum ağırlığı (DA), altıncı ay (CA6), on ikinci ay canlı ağırlıkları (CA12) ve günlük ortalama canlı ağırlık artışları büyüme özellikleri olarak incelenmiştir. Toplamda 44424 büyüme verisi (DA (9401), CA6 (7685), CA12 (6550), doğum ile altıncı ay arasındaki günlük canlı ağırlık artışı (GCAADA-6, 7686) 6. ay ile 12. ay arasındaki günlük canlı ağırlık artışı (GCAA6-12, 6553) ve doğum ile 12. ay arasındaki günlük canlı ağırlık artışı (GCAADA-12, 6550)) değerlendirilmiştir. Dişi ve erkek malaklar için canlı ağırlığa ait ortalamaları sırasıyla doğum ağırlığında; 29.97±0.063 ve 31.15±0.066 kg, altıncı ay ağırlığında; 101.67±0.312 ve 104.87±0.329 kg, on ikinci ay canlı ağırlığında; 156.38±0.467 ve 161.31±0.490 kg, doğum ile altıncı ay arası günlük canlı ağırlık artışında; 0.399±0.002 ve 0.409±0.002 g, altıncı ile on ikinci ay arası günlük canlı ağırlık artışında; 0.308±0.002 ve 0.317±0.002 g ve doğum ile on ikinci ay arası günlük canlı ağırlık artışında 0.346±0.001 ve 0.356±0.001 g olarak bulunmuştur. Araştırmada, tüm özellikler için varyans bileşenleri ve genetik parametreler MTDFREML programı ile tahmin edilmiştir. DA, CA6, CA12, GCAADA-6, GCAA6-12 ve GCAADA-12 büyüme özelliklerine ait kalıtım derecesi (h2) sırasıyla 0.24, 0.15, 0.16, 0.15, 0.14 ve 0.15 olarak tahmin edilmiştir. Büyüme özellikleri arasındaki en yüksek genetik korelasyon GCAADA-6 ile CA6 ve CA6 ile CA12 arasında 0.97 ve 0.88 olarak gözlenmiştir. En yüksek fenotipik korelasyon ise GCAADA-12 ile CA12 ve GCAADA-6 ile DA arasında 0.98 ve 0.97 bulunmuştur. DA, CA6 ve CA12 büyüme özellikleri için genetik yönelim sırasıyla 0.0049, 0.06 ve 30.20 kg/yıl olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, hesaplanan varyans unsurları, genetik parametreler ve damızlık değerlerinin Türkiye'de Anadolu mandası populasyonlarında yapılacak ıslah çalışmalarında seleksiyon kriteri olarak kullanılabileceği ve seleksiyondaki başarıyı arttırabileceği düşünülmektedir.

Biyometri
Merve Güllüce
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu mandalarında doğum ağırlığı ve büyüme özelliklerinin ilk laktasyon süt ve döl verim özelliklerine etkileri

Bu çalışmada, Amasya ilinde yetiştirilen Anadolu mandalarının doğum ağırlığı ile 6. ay ve 12. ay ağırlıklarının ilk laktasyon süt ve döl verim özellikleri üzerine etkisinin ortaya konulması ve bu özellikler üzerine etkili çevre faktörlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, 2014-2018 yılları arasında doğan ve 2017-2021 yılları arasında malaklayan 202 baş Anadolu mandası bu çalışmanın materyalini oluşturmuştur. Çalışmada her bir doğum ağırlığı (<26.82 kg ve ≥26.82 kg), 6. ay (<88.00 kg ve ≥88.00 kg) ve 12. ay ağırlıkları (<138.47 kg ve ≥138.47 kg) iki gruba ayrılmıştır. Doğum yılının doğum ağırlığı (P<0.05), 6. ay (P<0.001) ve 12. ay (P<0.001) ağırlıklar üzerine etkisi istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Doğum mevsiminin doğum ağırlığı ile 6. ay ağırlık üzerine anlamlı bir etkisi görülmezken (P>0.05), 12. ay ağırlıkları doğum mevsiminden etkilenmiştir (P<0.001). Ana yaşının 6. ay ağırlık üzerine etkisi önemli (P<0.05), doğum ağırlığı ile 12. ay ağırlık üzerine etkisi ise önemsiz bulunmuştur (P>0.05). Malaklama yılının, kuruda kalma süresi ve malaklama aralığı dışında (P>0.05), laktasyon süt verimi (P<0.001), laktasyon süresi (P<0.001), günlük ortalama süt verimi (P<0.01) ve ilkine malaklama yaşı (P<0.001) üzerine etkisi istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur. Malaklama mevsiminin süt ve döl verim özelliklerinden yalnızca günlük ortalama süt verimi üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0.05). Çalışmada yalnızca doğum ağırlık gruplarının laktasyon süresi üzerine etkisi anlamlı bulunurken (P<0.01), diğer büyüme özelliklerinin tüm süt verim özellikleri üzerine etkisi anlamlı bulunmamıştır (P>0.05). Büyüme özelliklerinden yalnızca 12. ay ağırlık grubunun ilkine malaklama yaşı üzerine etkisi önemli olup (P<0.05), malaklama aralığının büyüme özelliklerinin hiçbirinden etkilenmediği tespit edilmiştir (P>0.05). Her ne kadar istatistiki olarak önemli olmasa da genel olarak doğum ve büyüme özellikleri bakımından daha yüksek ağırlığa sahip olan malakların daha fazla ilk laktasyon süt verimi, daha erken ilkine malaklama yaşı ve daha kısa malaklama aralığına sahip olduğu söylenebilir. Sonuç olarak mandalarda doğum ağırlığı ve büyüme özellikleri ile süt ve döl verim özelliklerini konu alan çalışma sayısının sınırlı olması nedeniyle bu özellikler arasındaki ilişkileri konu alacak daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Anadolu mandası, Doğum ağırlığı, Büyüme özellikleri, Süt verimi, Döl verimi

Sinem Akçam
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kolostrum brix değeri ile kan serumu protein ve immunoglobulin düzeylerinin buzağıların büyüme özellikleri, yaşama gücü ve bazı sağlık parametreleri üzerine etkileri

Çalışmanın amacı, kolostrum brix ile buzağıların 36. saat, 28. gün ve 90 günlük yaşta serum toplam protein (TP) ve immunoglobulin (IgG) düzeylerinin buzağıların büyüme özellikleri ve yaşama gücü üzerine etkilerini belirlemekti. Araştırmanın materyalini Kırşehir ilinde özel bir süt sığırcılığı işletmesinde 2021 ve 2022 yıllarında buzağılayan 47 baş Siyah Alaca ve 21 baş Simental ırkı inek ile buzağıları oluşturmuştur. Çalışmada çevresel faktörlerden ırkın yalnızca kolostrum brix üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0.01). Doğum mevsimine göre buzağıların 36. saat (P<0.01) ve 90. gün (P<0.05) serum TP ve IgG düzeyleri farklılık göstermiştir. Doğum şekli ve kolostrum miktarı gruplarına göre yalnızca kolostrum brix ile buzağıların 36. saat serum TP ve IgG düzeyleri farklılık göstermiştir (P<0.05). İlk içirilen kolostrum miktarının kolostrum brix hariç (P>0.05) buzağıların 36. saat (P<0.01), 28. gün (P<0.05) ve 90. gün (P<0.01) serum TP ve IgG düzeyleri üzerine etkisi önemli bulunmuştur. Buzağıların yalnızca 36. saat serum TP ve IgG düzeyleri buzağının ayağa kalma süresi gruplarına göre farklılık göstermiştir (P<0.05). Kolostrumdaki yağ oranı hariç (P>0.05) yağsız kuru madde (YKM), protein ve laktoz oranının kolostrum brix ile buzağıların 36. saat ve 28. gün serum TP ve IgG üzerine etkisi istatistiki olarak anlamlı bulunmuştur (P<0.05). Yapılan bu çalışmada kolostrum brix ile buzağıların 36. saat, 28. gün ve 90. gün serum TP ve IgG düzeylerinin buzağılarda canlı ağırlık (CA), cidago yüksekliği (CY), sağrı yüksekliği (SY) ve vücut uzunluğu (VU) üzerine istatistiki olarak anlamlı etkisi belirlenmiştir (P<0.05). Çalışmada daha çok 0-28 günlük yaş dönemlerinde ishal ve pnömoni geçirmiş buzağıların 36. saat ve 28. gün serum TP ve IgG düzeyleri daha düşük belirlenmiştir (P<0.05). Sonuç olarak bu çalışmada buzağılarda yeterli pasif transferin sağlanması ve buna bağlı olarak büyüme performansı ile yaşama gücünün artırılması bakımından doğumdan sonraki en kısa sürede buzağıların yeterli miktarda ve kalitede kolostrum tüketmeleri gerektiği söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Buzağı, Kolostrum, İmmunoglobulin G, Büyüme, Yaşama gücü

Erdem Mehmet Yıldırım
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Karacabey merinosu kuzularında melanokortin-4 reseptör (MC4R) gen polimorfizminin büyüme özelliklerine etkisi ve seleksiyonda kullanım olanaklarının araştırılması

Karacabey Merinosu kuzularında yapılan bu çalışmada, Melanokortin-4 Reseptör (Mc4R) geni bakımından polimorfizmin tanımlanması ve kuzuların büyüme özellikleri bakımından genotipler arası farklılıkların ortaya konması amaçlanmıştır. Bu çalışma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü bünyesindeki koyunculuk şubesinde bulunan 300 baş Karacabey Merinosu kuzuda yürütülmüştür. Kuzuların büyüme özelliklerinin genotiplere göre değişimini saptamak üzere doğum ağırlığı, 45., 90. ve 180. gün canlı ağırlıkları, 0-90.gün, 90-180.gün ve 0-180 gün ortalama günlük canlı ağırlık artışları, 90 ve 180. gün vücut ölçümleri ve ultrason ölçümleri yapılmıştır. Mc4R geni, dizi bilgileri temin edildikten sonra tasarlanan primer çiftleri vasıtasıyla Mc4R1 ve Mc4R2 bölgelerine ayrılmış ve sırasıyla 825 ve 590 bç uzunluğundaki bu bölgeler sorunsuz olarak dizilenmiştir. DNA dizilimi çıkartılan bu bölgelerden Mc4R1 bölgesi içerisinde 9.T>C, 12.G>C, 93.G>A ve 381.G>A SNP'leri; Mc4R2 bölgesi içerisinde ise 681.G>C ve 1016.G>A SNP'leri tespit edilmiştir. 9.T>C SNP'inin 90. gün vücut ölçümlerinden sağrı genişliği (p<0.05), 12.G>C SNP'inin 90. gün canlı ağırlığı ve 0-90.gün ortalama günlük canlı ağırlık artışı (p<0.05), 93.G>A SNP'inin 90. gün vücut ölçümlerinden sağrı genişiliği (p<0.05), 381.G>A SNP'inin 90. gün ultrason ölçümlerinden yağ kalınlığı (p<0.01), 681.G>C SNP'sinin 90. gün vücut ölçümlerinden cidago yüksekliği ile but çevresi (p<0.05), 90. gün ultrason ölçümlerinden yağ kalınlığı (p<0.01), 1016.G>A SNP'inin 180. gün canlı ağırlığı (p<0.05), sütten kesim öncesi ortalama günlük canlı ağırlık artışı (p<0.05), sütten kesim sonrası günlük canlı ağırlık artışı (p<0.01), 0-180.gün ortalama günlük canlı ağırlık artışı (p<0.05), 90. gün ultrason ölçümlerinden deri kalınlığı (p<0.05), 180. gün ultrason ölçümlerinden kas derinliği (p<0.05) ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Sonuç olarak Mc4R geninin koyunlarda büyüme özellikleri için moleküler markör olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.

Dizi analizi-DNA
Semih Sevim
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kırşehir İli Besi Sığırı İşletmelerinde Barınakların Hayvan Refahı Yönünden Değerlendirilmesi

Bu çalışma Kırşehir ilinde besi sığırı barınaklarının hayvan refahı açısından değerlendirilmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, hayvancılığın yoğun olduğu 45 köy ve mahalledeki 100 üretici ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada yetiştiricilerin demografik yapısı, geçim kaynakları, eğitim alma ve bundan faydalanma dereceleri, hayvancılık uygulamaları, ahır yapısı ve sürü yönetimi uygulamaları, hayvanlara acı veren uygulamalar ve yetiştiricilerin bu konudaki algı düzeyleri, hayvan refahında olan yaklaşımları belirlenmiştir. Çalışma 42 maddeden oluşan anket sorularından oluşmaktadır. Üreticilerin genel olarak eğitimlere katılımı ve hayvan refahına yönelik hassasiyetlerinin yüksek olması olumlu bir gelişmedir. Ahırların çoğunluğu açık besi işletmeleri olup, beton yapı malzemeleri ve çelik yapılardan oluşmaktadır. İşletmelerin yarısı otomatik suluk kullanmakta ve yarıdan fazlasında yedek su deposu bulunmaktadır. İşletmelerde yemleme programı genel olarak besideki hayvanların canlı ağırlığına göre yapılmaktadır. Kapalı besi işletmelerinde aydınlatma yeterli olup, yapay ışıklandırma neredeyse tüm işletmelerde vardır. Ahır zemini genellikle beton olup, hepsinde gübre çukuru vardır. Üreticilerin genellikle sürü yönetimi uygulamalarının hayvanlara acı çektirdiğine inandıkları görülmektedir. Ahırlarda hayvan başı alan hesaplamalarına bakıldığında refah kriterleri açısından uygun görülmektedir. Kapalı bağlı sistemde 8.33 m², kapalı serbest sistemde 9.33 m², yarı açık serbest dolaşımlı işletmelerde 13.40 m² ve açık serbest işletmelerde de 12.32 m² olarak tespit edilmiştir. Sonuç olarak Kırşehir İlinde besi sığırlarının temsil edildiği barınakların hayvan refahı yönlerinin genel olarak uygun olduğu ve hayvan refahı konusunda daha fazla araştırma yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Besi sığırcılığı, ahır, hayvan refahı, Kırşehir

İbrahim Demirkaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00