Kırşehir Ahi Evran University
Anabilim Dalı

Zootekni Anabilim Dalı

Kırşehir Ahi Evran University

516

Arşivlenen Tez

0

DOI Atanmış

0%

DOI Oranı

Anabilim Dalı

50 Tez
DoktoraAçık ErişimTR

Adana entansif süt sığırcılığı işletmelerinde yetiştirilen saf ve melez siyah alaca inek sütlerinde somatik hücre sayısına etki eden faktörler ve mastitis ile ilişkisi

Bu çalışma, Adana'da entansif süt sığırcılığı işletmelerinde yetiştirilen Siyah Alaca inek sütlerinde Somatik Hücre Sayısı (SHS) üzerine işletme, laktasyon sırası, lob ve tezi kan parametrelerinin etkisinin belirlenmesi amacıyla kurulmuştur. Bu amaçla sürü büyüklüğü göz önüne alınarak 3 işletme seçilmiştir. Haziran 1996 ile Temmuz 1997 arasında işletmelerin akşam sağımlarında meme lobu süt örnekleri alınmıştır. İnekler laktasyon sıralarına göre 3 gruba dağıtılmışlardır. Birinci grup birinci ve ikinci laktasyonunda olan ineklerden, ikinci grup üç ve dördüncü laktasyonunda olan ineklerden ve üçüncü grup da beşinci ve daha sonraki laktasyonlarında olan ineklerden oluşmaktadır. Somatik hücre sayımı Fossomatic 90 adlı sayım cihazı ile yapılmıştır. Aylık SHS, bağımsız tesadüfi hatadan kaynaklanan heterojenliği minimize etmek için logaritnük transformasyon yapılmıştır. SHS ve süt verimi tekrarlanan deneme planı modelinde, ANOVA ile analiz edilmiş, transferrin genotipleri dağılımı ise Khi-kare testi ile analiz edilmiştir. Meme loblan SHS sonuçlan arası farklar önemsiz (PX).05), ancak işletme, laktasyon sırası ve periyot etkileri istatistiki olarak önemli (P<0.01) bulunmuştur. Meme loblan genel ortalama SHS'ı 1,287,680 ± 88,850 (36,820 -10,479,890) SHS/ml olarak belirlenmiştir, laktasyon sırasının artması ile SHS 'da artış göstermiştir. Birinci ve ikinci laktasyon sırası gruplarına göre, ortalama SHS değerleri sırasıyla 856,830±96,140 ve 2,295, 150± 25,846 SCC/ml olarak gerçekleşmiştir. SHS bakımından işletmeler arası farklar istatistiki olarak önemli (P<0.01), yılın aylan SHS üzerinde etkili (P<0.01), ve en yüksek SHS değerlerinin Temmuz ve Ekim aylarında olduğu belirlenmiştir. Populasyonda hemoglobin genotipleri bakımından varyasyon, tespit edilmemiş olması Siyah Alaca sığırlarda hemoglobin genotipleri bakımından monomorfizm olması ile açıklanmaktadır. Altı farklı transferrin genotipi olduğu belirlenmiş ve transferrin genotiplerinin SHS üzerine etkisi önemli bulunmuştur (P<0.Q1). Anahtar Kelimeler: Somatik Hücre Sayısı, Transferin, Polimorfizm

Somatik hücre sayısıSütSüt sığırcılığı+2
Serap Göncü
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2000
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etlik piliçlerde probiyotik (Saccharomyces cerevisiae) kullanımının kronik dozlardaki T-2 toksininin olumsuz etkilerini gidermedeki rolü ve besi performansına etkileri

Bu çalışma, etlik piliç yemlerine yem katkı maddesi olarak probiyotik (Saccharomyces cerevisiae) ilavesinin etlik piliçlerde, T-2 toksininin farklı besi dönemlerindeki farklı dozlarının olumsuz etkisini gidermedeki rolünü, canlı ağırlık kazancı, yem dönüşüm oram, yem tüketimi gibi besi performansına etkilerini ve, ölüm oranı ile patolojik değişiklikleri belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Günlük 88 Ross 308 erkek etlik civcivler biri kontrol, yedisi deneme grubu olmak üzere 8 gruba ayrılmışlardır. Deneme grubu yemlerine, 3 gr/ kg probiyotik, 2 mg/kg ve 4 mg/kg düzeyinde T-2 toksini besinin 1. günü ve 21. günlerinden itibaren sürekli katılmıştır. Civcivler 1-24. günler arası %22.5 hamprotein, 3120 kcal ME/kg, 25-42. günler arası % 21 hamprotein, 3250 kcal ME/kg besin maddesi içerikli yemlerle ad libitum olarak yenilenmişlerdir. Çalışmada, T-2 toksini verilen hayvanların bazı dokularında oluşan patolojik değişimlerin yemlere probiyotik ilavesi ile azaltılabileceği gözlemlenmiştir. İlave probiyotik+ 2 mg/kg T-2 toksini verilen grupların besi performansına ait değerler probiyotik eklenmemiş T-2 toksini gruplarına göre istatistiki olarak farklı bulunmuştur (PO.05). Çalışmanın sonunda ilave probiyotiğin etlik piliçlerde mikotoksikozis olgularım azalttığı ve besi performansına ait değerleri olumlu yönde etkilediği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Probiyotik (Saccharomyces cerevisiae), T-2 toksin, etlik piliç, besi performansı, patoloji

Besi performansıEtlik piliçPatoloji+2
Muzaffer Denli
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Hatay ili kentiçi ve varoşları hayvan yetiştiriciliğinin (küçükbaş ve büyükbaş) yapısı ve çevresel etkileşimi

Bu çalışma da, Hatay ili Antakya ve İskenderun ilçelerinde kent içi ve çevresi, küçükbaş ve büyükbaş hayvancılığı teknik, sosyal, ekonomik ve çevre sağlığı yönünden incelenmiştir. Araştırmada kent içi hayvancılığının teknik yönden çok yetersiz olduğu, sosyal anlamda kent içi hayvancılığından dolayı çevre insanlarının koku, sinek ve gürültü gibi olumsuz faktörlerden son derece rahatsızlık duydukları, ayrıca hayvan barınaklarının insan, toplum ve çevre sağlığının korunması açısından pek uygun olmadıkları, yapılan işin ekonomik olmadığı,üretimin düşük olduğu belirlenmiştir. Kent İçi hayvancılığın genellikle insanların evsel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla yapıldığı düşünülürse, bu durumun ileriki dönemler için teşvik edici olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Antakya, İskenderun, Büyükbaş, Küçükbaş, Kent İçi ve Çevresi Hayvancılığı

HatayHayvancılıkRuminantlar+1
Sami Özkaya
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2001
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İçel bölgesi küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yapısal durumu, ekonomik verimliliği, sorunları ve çözüm önerileri

Bu çalışmanın amacı, İçel ve çevresinde koyun ve keçicilik konusunda uğraş veren işletmelerin teknik açıdan varolan yapısal durumları ve ekonomik yönden verimlilik düzeylerini incelemek ve bu konuda çözüm önerileri getirmektir. Gayeli örnekleme metodu kullanılarak, 250 işletmeden anket yolu ile toplanan veriler araştırmanın esas materyalini oluşturmuştur. İşletmeler üç büyüklük grubuna ayrılarak incelenmiştir. 1. grup işletmeler 30-60 anaç keçi veya koyuna, 2. grup işletmeler 61-160 anaç keçi veya koyuna, 3. grup işletmeler ise 161 ve daha yukarı anaç keçi veya koyuna sahip işletmelerdir. Yapılan analizler sonucuna göre keçicilik işletmelerinde ortalama nüfus 5.22, koyunculuk işletmelerinde 5.02 kişidir. Keçicilik işletmelerinde nüfusun %48.85'i erkek, %51.15'i kadınlardan, koyunculuk işletmelerinde ise %51.11'i erkek, %48.49'u kadınlardan oluşmaktadır. Keçicilik işletmelerinde aile reislerinin %5.60'ı, koyunculuk işletmelerinde %4'ü okuma-yazma bilmemektedir. Aile işgücü varlığı keçicilik işletmelerinde 3.47 ve koyunculuk işletmelerinde 3.37 erkek işgücü birimi olarak hesaplanmıştır. İşletme ortalamasına göre bir üretim birimi için yapılan masrafların toplamı, keçicilik işletmelerinde 55.693.594 ve koyunculuk işletmelerinde 57.992.186 TL, elde edilen GSÜD ise keçicilik işletmelerinde 51.579.120 TL ve koyunculuk işletmelerinde 58.858.025 TL'dir. Ayrıca bu araştırmada 1 kg sütün maliyeti, keçicilik işletmelerinde 151.351 TL, koyunculuk işletmelerinde 164.923 TL ve 1 kg canlı ağırlık maliyeti ise keçicilik işletmelerinde 1.970.760 TL; koyunculukta 1.505.889 TL olarak belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Koyunculuk, keçicilik, ekonomik analiz

HayvancılıkKeçilerKoyunlar+2
Mehmet Işıl
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
DoktoraAçık ErişimTR

Ceylanpınar Tarım İşletmesi siyah alaca sığır popülasyonunda süt verimi ile ilgili genetik parametrelerin bayesian ve REML yöntemleriyle tahmini

Bu çalışmada, Ceylanpınar Tarım İşletmesi Siyah Alaca sığır populasyonundan 1990-1997 (8 yıl) yılları arasında elde edilen toplam 4807 süt verim kaydı kullanılmış ve süt verimleri ile ilgili varyans unsurları, kalıtım derecesi ve hayvanların damızlık değerleri Bayesian ve Kısıtlanmış Maksimum Olabilirlik (REML) yöntemleri kullanılarak tahmin edilmiştir. REML tahminleri hem boğa modeli altında (SAS Institute 1987, Sürüm 6.03), hem de hayvan modeli altında (DFREML Ver. 3.0 J3) yapılmıştır. Analizlerde, sabit etki olarak yıl-mevsim etkisi, kovaryetler olarak ise buzağılama yaşı ve laktasyon sırası alınmıştır. Süt veriminin kalıtım derecesi tahminleri boğa modeli altında REML yöntemi ile 0.28, hayvan modeli altında DFREML yöntemi ile 0.43 olarak bulunmuştur. Bayesian tahminleri için Gibbs örneklemesi yöntemi kullanılmış ve kalıtım derecesi 0.27 olarak hesaplanmıştır. Analizler, 305 gün süt verimleri üzerinde yıl-mevsim, laktasyon sırası ve buzağılama yaşının istatistiksel olarak önemli faktörler olduğunu göstermiştir (sırasıyla p<0.01, p<0.05 ve p<0.01). Tahmin edilen damızlık değerlerine göre boğalar sıralandığında, boğa modeli altında REML ve Bayesian tahminlerinin benzer sonuç verdiği (Kendall'ın tau korelasyon katsayısı 0.997), ancak hayvan modeli altında yapılan REML tahminleri ile diğer iki yöntemden elde edilen boğa sıralanışların farklı (Kendall' in tau korelasyon katsayıları 0.744 ile 0.745) olduğu görülmüştür. Ayrıca, ineklerin damızlık değer tahminleri ile ortalama verimleri arasındaki sıra korelasyonunun da oldukça düşük (Kendall' ın tau korelasyon katsayısı 0.377) olduğu bulunmuştur.Anahtar Kelimeler: REML, Bayesian, Siyah Alaca, Genetik Parametre, Süt Verimi

Genetik parametrelerREMLSiyah alaca sığırlar+2
Adnan Ünalan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Genetik mühendisliği teknikleri ile yem katkısı kanatlı probiyotiklerinin oluşturulması

öz YÜKSEK LİSANS TEZİ GENETİK MÜHENDİSLİĞİ TEKNİKLERİ İLE YEM KATKISI KANATLI PROBİYOTİKLERİNİN OLUŞTURULMASI MELTEM AŞAN Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Zootekni Anabilim Dalı Danışman: Doç. Dr. Numan ÖZCAN Yıl: 2002, Sayfa: 77 Jüri: Doç. Dr. Numan ÖZCAN Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLU Yrd. Doç. Dr. Mehmet Sait EKÎNCÎ Lactobacillus acidophilus A-161 bakterisine ait içerisinde karışık bağlı p(l,3- l,4>glukanaz geni de taşıyan bir entegrasyon vektörü (pLAİL) geliştirilmiştir: Lactobacillus acidophilus A-161 genomuna ait 3 kb büyüklüğünde rastgele bir EcoRI-EcoRI fragmenti bir Escherichia coli replikatif vektörü olan pBR325 plazmidinin Kloramfenikol direnç geni içerisine takılarak pLAl entegratif plazmidi oluşturulmuştur. Buna ilave olarak, pL1Hc plazmidi üzerinde bulunan bir rumen bakterisi olan Streptococcus bovis JBl'e ait P(l,3-l,4)-glukanaz enzimim* kodlayan 1,8 kb büyüklüğündeki HindlH-BamHI DNA parçası pLAl vektörünün Tetrasiklin direnç geni bölgesine transfer edilerek pLAİL vektörü oluşturulmuştur. Bu vektör, muhtemelen tam olarak optimize edilememiş elektrotransformasyon koşullan nedeniyle Lactobacillus acidophilus A-161'in kromozomuna entegre edilememiştir. Escherichia coli I Streptococcus mekik vektörü pTRWIO ve karışık bağlı P(l,3-l,4>glukanaz geninden oluşan TLIR vektörü Streptococcus thermophilus FI8976 ve Lactococcus lactis IL1403 suşlanna elektrotransformasyonla aktarılarak bu enzimin üretimi başarıyla gerçekleştirilmiştir. SDS-Likenan-PAGE jellerin incelenmesi sonucu 26 kDa'luk enzim proteinine ait herhangi bir proteazla parçalanma belirtisi göstermediği gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Laktik Asit Bakterileri, Probiyotik, Beta-glukanaz, Sub- klonlama

Genetik mühendisliğiLaktik asit bakterileriProbiyotikler+1
Meltem Aşan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2002
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Saf ivesi ve değişik kan dereceli ost friz x ivesi melezi koyunların, Çukurova subtropik iklim koşullarındaki fizyolojik tepkileri ve performansları üzerine bir araştırma

Bu araştırma Saf İvesi ve değişik kan dereceli İvesi x Ostfriz melezi koyunların, Çukurova iklim koşullarındaki fizyolojik özellikleri ve performanslarını ortaya koymak amacı ile yapılmıştır. Araştırma materyali hayvan grupları, bölgenin iklim koşullarına adapte olmuş saf İvesi koyunu ile bunun Ostfriz'lerle melezleri olan F1 (%50 İvesi, %50 Ostfriz), F2 ( F1 x F1) ve G1 (%75 İvesi, %25 Ostfriz) koyunlarından oluşturulmuştur. Deneme boyunca, koyunların rektal sıcaklık, solunum sayısı ve nabız sayısı gibi fizyolojik parametreleri, sabah 07.00-08.00, öğle 11.00-12.00 ve öğleden sonra 14.00-15.00 saatleri arasında alınmıştır. Bunlara ek olarak döl verimi ve süt verimi ile ilgili, kuzu verimi, laktasyon süt verimi, laktasyon süresi gibi performanslar belirlenmiştir. Deneme sonunda elde edilen sonuçlar aşağıda verilmiştir. Denemeye alınan koyunların genetik yapısının, fizyolojik özellikler üzerinde önemli farklılıklara neden olduğu ortaya konulmuştur. Yaş faktörlerine göre düzeltilmiş nabız sayısı, solunum sayısı ve rektal sıcaklık bakımından deneme grupları arasındaki farklılık p<0.01 ve p<0.05'te önemli olarak bulunmuştur. Aynı parametreler yönünden haftalar ve saatler arası farklılık önemli düzeyde bulunmuştur (p<0.01 ve p<0.05). Ayrıca hafta x saat interaksiyonu da P<0.01'de önemli olarak saptanmıştır. Fizyolojik özellikler bakımından elde edilen düzeltilmiş ortalamalar ise İvesi, G1, F1 ve F2 koyun grupları için sırası ile rektal sıcaklık (°C) bakımından, 38.8±.0.19, 39.1+0.32, 39.3±0.28, 39.1±0.35 ; solunum sayısı (adet/dak.) bakımından 55.2+23, 57.6±23, 61.0±13, 58.9+20, nabız sayısı (adet/dak.) bakımından ise 56.5+11, 63.5+15, 63.5+15, 69.5+10 olarak bulunmuştur. Ölçümlerin yapıldığı 7.00-8.00, 11.00-12.00 ve 14.00-15.00 saatlerindeki fizyolojik özellikler bakımından, grupların düzeltilmiş ortalamaları sırası ile, rektal sıcaklık için 39.0+0.39, 39.2+0.38, 39.1+0.36, solunum sayısı için 55.6+17, 65.2+22, 69.0+20 ve nabız sayısı için 73.0+12, 74.0+10, 70+10 olarak3 3 saptanmıştır. Denemeye alınan koyunlarının süt veriminin belirlenmesi için, yaş faktörü elemine edilerek düzeltilmiş, laktasyon süt verimi ve laktasyon süreleri hesaplanmıştır. Elde edilen düzeltilmiş ortalamalar aşağıda verilmiştir. Laktasyon süt verimi İvesi, F1, F2 ve G1 için sırası ile; 134±24, 157±5, 136+2, 148+28 olarak saptanmıştır. Laktasyon süresi de aynı şekilde düzeltilmiş ve İvesi, F1, F2 ve Gl'ler için sırası ile, 163±23, 152+22, 137+16, 174+9 olarak bulunmuştur. Grupların döl verim özelliklerine bakıldığında G1 grubunun kuzu veriminin yüksek olduğunu, bunların kuzularının doğum ağırlığının düşük olduğunu ancak sütten kesim ağırlıklarının diğer gruplara eşit hatta daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deneme sonuçlarından, İvesi grubu koyunların bölge koşullarına en iyi adapte olmuş genotip olduğunu söyleyebiliriz. Bunların melezleri içinde GVlerin bölgeye adaptasyonunun yüksek, buna bağlı olarak performanslarınında denemeye alınan tüm gruplardan daha iyi olduğu söylenebilir.

KoyunlarMelezPerformans+3
Nazan Koluman
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Ceylanpınar tarım işletmesinde yetiştirilen akkeçi x kilis melezlerinde besi karkas performansı üzerine bir araştırma

Bu araştırma, "Ceylanpınar Tarım İşletmesinde Damızlık Süt Keçisi üretimi" isimli genel projenin (Fi) melezi erkek oğlaklarında, besi ve karkas performansını karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Araştırmanın materyalini, Ak keçi X Kilis ve Saanen Kilis melezi (Fi) 5 aylık 20 şer adet tek doğan erkek oğlak oluşturmuştur. Besi denemesi, 85 gün sürmüştür. Beside ele alman özellikler ve elde edilen bulgular, aşağıda özetlenmiştir : 1. Toplam Canlı Ağırlık Artışı Akkeçi X Kilis ve Saanen X Kilis melezi (Fi) oğlaklar, 85 gün süren beside toplam canlı ağırlık kazancı bakımından istatistiki olarak önemli bir üstünlük göstermemişlerdir (Çizelge S). Birinci grup, 11. Sİ kg ağırlık artışı kazanırken, ikinci grup 1S.S5 kg kazanmıştır. S. Günlük Canlı Ağırlık Artışı 4 Aynı genotip sırasına göre besi boyunca ortalama günlük canlı ağırlık artışı, 1. grup için 131. BB g iken, ikinci grup için 14A.SS g bulunmuştur (çizelge 3). 3. Kesif ve Kaba Yem Tüketimi Besi boyunca (B5 gün) günlük kesif yem tüketimi, 1. grup için ortalama olarak 986. BA g/gün ve ikinci grup için58 1064.76 g/gün bulunmuştur. Aynı şekilde bir kg canlı ağırlık artışı için, besi boyunca gruplarda ortalama tüketilen kesif yem miktarı sırasıyla 7.394 ve 7-301 kg dır. Buna ek olarak gruplar, sırasıyla 1.962 ve 1.827 kg kuru yonca otu da tüketmişlerdir. 4. Kesimde Sakatat özellikleri Gruplar arasında, kan ağırlığı, kelle ağırlığı ve deri ağırlığı vb. özellikler bakımından istatistiki olarak önemli farklar saptanamamıştır (Çizelge 7). 5. Soğuk Karkas ölçü ve Tartıları Gruplar arasında, sıcak ve soğuk karkas ağırlığı ve göz kası alanı ve vb. özellikler bakımından da, istatistiki olarak önemli farklar saptanamamıştır. Sıcak karkas ağırlığı 1. grup için 15.25 kg ve ikinci grup için 16.14 kg bulunurken, soğuk karkas ağırlığı 1. grup için 15.16 kg ve ikinci grup için 15.83 kg bulunmuştur. Göz kas alanı da aynı sıraya göre 13.30 ve 14.09 cm2 dir. Diğer karkas ölçü ve tartıları, anılan özellikler gibi birbirlerine benzer bulunmuştur (çizelge 8). 6. Karkas da Et, kemik ve Yağ Oranları Akkeçi X Kilis ve Saanen X Kilis melezi oğlaklar, kas, yağ ve kemik oranları bakımından birbirlerine benzer bulunmuştur (Çizelge İO). Birinci grupta, kas oranı X61.30, yağ oranı '/.12.79 ve kemik oranı V.24.23 bulunurken, ikinci53 grupta aynı özellikler, sırasıyla y.60.55, %12.13 ve %24.56 dır. öte yandan birinci grubun et/kemik ve et/yağ oranı sırasıyla 2.474 ve 4.82 iken» ikinci grubun ise 2.46 ve 4.99 dur. Bu özellikler bakımından da gruplar birbirine benzer bulunmuştur. 7. Karkas Randımanı Gruplar arasında sıcak ve soğuk karkas randımanı ile buharlaşma kaybı bakımından, önemli fark tesbit edilememiştir (Çizelge 10). Birinci grup da sıcak ve soğuk karkas randımanı, y.49.76 ve '/.48.5 bulunurken, ikinci grupta aynı özellikler sırasıyla y.49.47 ve 5448.5 bulunmuştur. Ele alınan besi ve karkas performansı bakımından genotip grupları, birbirlerine büyük oranda benzer bulunmuştur. Bu nedenle Ceylanpınar Tarım İşletmesinde uygulanacak melezleme programında, baba olarak kullanılacak Saanen genotipi yerine, Türkiye'de daha ucuz ve daha kolay bulunabilen Akkeçi genotipinin seçimi, başarıyı daha fazla arttırabilir.

Besi performansıHayvancılıkKarkas özellikleri+3
Mehmet Baki Kutlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Regresyonda kalıntı (residual) analizi

Regresyon analizi, sebep-sonuç ilişkisi bulunan iki veya daha fasla değişken arasındaki ilişkiyi saptamada uygulanan istatistik yöntemlerden birisidir. Gözlem çiftlerini en iyi temsil eden regresyon doğrusunun aşağıdaki gibi olduğunu varsayalım. yi = a+p3q (1) Burada a ve B sırasıyla a ve B parametrelerinin tahminlerini^ bağımsız değişkeni ve y'de bağımlı değişkeni göstermekte olup x'iri değeri verildiğinde y'nın ortalama olarak değeri bulunabilmektedir. Regresyon analizinde amaç tahmin yapmanın yanısıra gözlem çiftlerini en iyi temsil eden regresyon eşitliğini bulmaktır. Bu da kalıntı analizinin konusunu oluşturur. Çünkü bir kalıntı analizi, tahmin edilen eşitlik ile veri arasındaki uyumu veya uyumsuzluğu ortaya kovan bir analiz şeklidir. Aynı zamanda kalıntı analizi, tahmin eşitliğinin verilere uygunluğunun istatistik olarak belirlenmesinden sonra tahmini değer ile gözlemler arasındaki farklılıkların dikkatli bir şekilde incelenmesini ve verilerdeki zayıf parametre tahminlere neden olan herhangi bir anormalliğin tespit -edilmesini de sağlar (Cook ve Weisberg, 1982). Kalıntı analizi doğrusal regresyon modelleri yanında doğrusal olmayan regresyon modelleri ve varyans analizinde de kullanılabilmektedir. Gerçekte uydurulmuş herhangi bir modelin uygulanması ve tir grup veri için açıklanamayan-67- varyasyonun ölçülmesi konularının incelenmesi için de yararlıdır (Draper ye Smith, 1981). Uydurulan bir modelin doğru olup olmadığım kontrol için bazı kalıntı test metotları uygulanır. Bu metotlar içinde çoğunlukla tahminler doğru olmadığında bunu genelde açığa çıkaran ve yapılması kolay olan grafik metotlar kullanılır. Bu nedenle bizde bu çalışmada grafik metotları incelenmiştir. Regresyon analizinde kalıntıyı oluşturan önemli ayrılış tipleri şunlardır. 1) Anormal gözlemlerin varlığı 2} İlgisiz faktörlerin bulunması; model (1.1)' den çıkarılır ve bu faktörlerin seviyelerine karşı kalıntı grafikleri oluşturularak incelenebilir. 3) Model (1.1) "e dahil edilen bir faktörle doğrusal olmayan bir ilişkinin bulunması; Yamy'=a+|3x gibi bir,A #\.A. ilişki yerine y= o: +ps2 gibi bir ilişkinin olması; Bu ilişki, faktörün seviyelerine karşı çizilen.kalıntı. grafiği ve. elde edilen ilişki eğrisi ile incelenebilir. 4) Farklı ej '1er arasında ilişki (korelasyon) bulunması; Bu faktör kısmi kalıntı analizi veya kalıntı peryod grafiklerinde incelenebilir. 5) Varyansın sabit olmaması; Bu durum kalıntıların veya karelerinin uydurulmuş değerlere veya varyansı etkileyen faktörlere karşı grafikleri çizilerek incelenebilir. 6) ej'lerin normal dağılım göstermemesi ; bu durum sıralı kalıntıların standart normal dağılımdan beklenen sıralı istatistiklere karşı grafikleri oluşturularak incelenebilir. Bu çalışmanın amacı, kalıntı analizinde uygulanan özellikle grafiksel metotlar kullanılarak, verileri temsil edebilecek en uygun modeli, daha gerçekçi bir yaklaşımla grafiksel analizler kullanılarak kalıntı analizleri ile birlikte-68- regresyon uygulamalarım yapmanın sağladığı faydalan karşılaştırmalı olarak göstermektir. Bu çalışmada materyal olarak Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Döner Sermaye İşletmesindeki Ost-Frizsîvesi ırkı 36 koyuna ait birer hafta ara ile 9 hafta süreyle alınan solunum sayısı(dk), nabız Sayısı (dk) delerlerinin ortalamaları ve laktasyon süt verimleri (kg/koyun) kullanılmıştır. Analizlerde aşağıda verilen hesaplama şekillerine göre farklı üç tip kalıntı incelenmiştir. Bunlar; 1. Basit (ordinary) kalıntılar ; ej = yi - yi, (2) 2. Standart kalıntılar ; rj = ei/Sei, (3) A 3. Kısmi (partial) kalıntılar ; ej*= e + xjSj (4) Materyalde verilen solunum sayısı sj, nabız sayısı Sg, süt verimleri ise bağımlı değişken y olarak alınır ve en küçük kareler regression doğrusu tahmin edilirse, A yi = 226-1.22 xj - 0. 034 x2 (5) olur ve yi = 226 - 1.22 xt - 0.034 x2 + ei (6) eşitliği elde edilir. Regresyon katsayısının önem kontrolü için yapılan varyans analiz sonuçlarına göre, koyunların süt verimleri ile solunum sayısı veya nabız sayısı arasındaki azalış istatistik bakımdan önemlidir(p < 0.01). Fakat örneğe ait R2 = % 55.69 olup yüksek bâr değer sayılmaz. Yani koyunların dakikadaki solunum sayılan ve nabız sayılan laktasyon süt verimlerindeki-69- varyasyonun ancak % 55.6'sını açıklayabilmektedir. Regresyon önemli olduğu halde R2'nin yüksek çıkmaması, gözlemler içerisinde anormal gözlemlerin olabileceğini gösterir. Eğer gözlemler içerisinde anormal gözlemler varsa bunu ortaya çıkarmanın bir yolu kalıntı analizi yapmaktır. Yapılan değişken eleme testi sonucu koyunlarda dakikadaki nabız sayısının süt verimine önemli bir etkisi olmadığı yani süt verimlerindeki varyasyonun önemsiz bir kısmım oluşturduğu görülmüştür. Diğer bir deyişle sadece dakikadaki solunum sayısı Y'deki açıklanabilen varyasyonun büyük bir kısmını açıklayabilmektedir. Bu nedenle bu çalışmada dakikadaki solunum sayısı (x) ile laktasyon süt verimleri (y) arasındaki ilişkiyi gösteren regresyon- modeli üzerinde çalışılmıştır. Uydurulan bu yeni model ise, yi = 225- 1.22 xt (?) dir ve yapılan varyans analizi sonucuna göre yine solunum sayısı ile laktasyon süt verimleri arasındaki regresyon katsayısı önemli bulunmuştur (p<0.01). Uydurulan bu eşitlik yardımıyla, 1) (2) nolu eşitlik kullanılarak basit, kalıntı değerleri hesaplanmıştır. Hesaplanan bu değerler daha sonra, - Kalıntıların tümünün grafiği, - Eğer sıralama biliniyorsa kalıntıları zaman serisinde gösterme, - Uydurulan yj değerlerine karşı grafik çizme, - j=l,2,...J,k için bağımsız %$ değişkenlerine karsı grafik çizilerek incelenmiştir. Sonuçta, örneğe ait var yansın sabit olmadığı, bu nedenle- en küçük kareler yöntemi yerine. tartılı en küçük kareler yöntemi uygulanması veya gözlemlerde analizden önce bir transformasyon yapılması gerektiği görülmüştür.2) (7) nolu eşitlikten elde edilen tahmini delerlerden (3) sayılı formül yardımıyla standart kalıntı değerleri hesaplanmış ve bu değerlerin önce serpme grafiği daha sonra da normal grafikleri oluşturarak kalıntılaran normalik varsayımının mevcut. olup olmadıkının kontrolünde kullanılmıştır. Örneğimizde bu grafiker incelendiğinde normalliği bozan bir gözlemin olduğu görülmüştür. 3) (5) nolu eşitlikten elde edilen tahmini değerlerden (4) sayılı formül yardımıyla kısmi kalıntı değerleri hesaplanmış ve grafikleri incelenmiştir. Grafikler dikkatli, bir şekilde incelendiğinde varyansın xj ile birlikte önce artıp sonra azaldığı,. X2 ^8 birlikte sürekli arttığı görüşmüştür Dolayısıyla varyans sabit olmayıp bu varsayım bu örnek için mevcut değildir. Bu durumda ise tartılı en küçük kareler yöntemi uygulanmalıdır Ayrıca xg için düzeltilen bağımlı değişken y, xj ile kuvvetli bir negatif korelasyon içerisinde olduğu, Xı için düzeltilen y ise X2 ile sadece zayıf bir negatif korelasyona sahip olduğu görülmüştür. Diğer bir ifade ile xi'in y üzerinde oldukça yüksek bir azalış, x^.'nin ise oldukça düşük bir azalışa neden olduğunu göstermektedirler.

KalıntılarKoyunlarMelez+4
Suat Şahinler
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çeşitli kimyasal maddelerin kireç hastalığı (Ascosphaera apis) gelişmesi üzerine etkileri ve kontrol yöntemleri

45 ÖZET: Bu çalışmada son yıllarda ülkemizde arıcılık sektörünün en büyük sorunlarından birisi haline gelmiş olan kireç hastalığının etmeni Ascosphaera apis'ç, karşı perizin, formik asit, fluvalinate, nystatine, asetik asit ve fenol'ün 10.000, 5.000, 1.000, 500, 100, 50, 10, 5 ve 1 pprn'hl konsantrasyonlanmn bioetkinlilderi araştırılmış ve ortalama etkinliklerinin sırası ile % 88.25, % 47.00, % 46.07, % 44.40, % 3 1.35 ve % 13.5 1 olduğu görülmüştür. Bal arılarının paraziti Varroa jacobsoni mücadelesinde kullanılan formik asit, perizin ve fluvalinatın kültür ortamında kireç hastalığının etmeni Ascosphaera apıs'e karşı da etkili oldukları gözlenmiştir. Formik asitin kuvvetli bir antimikotik (antifungal) olan nystatine eşdeğer oranda etkili olması ve bu asitin Ascosphaera apis' t karşı yüksek dozlarının fungisidal, düşük dozlarının fungustatik etkili olması, balda kalıntı bırakmaması ve balm yapısında doğal olarak bulunması kireç hastalığına karşı da kullanım şansını arturmaktadır. Kültür ortamında Ascosphaera apis'e karşı ortalama % 88.25 oranında etkili bulunan perizin'in aktif maddesi cumaphos, sisîemik etkili organofosforlu bir pestisittir. Pestisitlerin çoğunluğunun lipofılik karakterde olması nedeniyle balmumuna geçmektedirler. Hakimizin petekli bal tüketme eğilimi göz önüne alındığında perizin ve fluvalinatın balmumunda kalıntı bırakmaları sonucu kireç hastalığının kontrolünde kullanılması sakıncalı görülmektedir. Besi ortamına ilave edilen nystatinin Ascosphaera apis'e karşı etkisinin filitre kağıdına emdirilene oranla daha fazla olduğu görülmüştür. Ancak nystatinin koloni koşullarında kireç hastalığına karşı olan etkinliğinin araştırılması ve balda kalıntı bırakıp bırakmadığının incelenmesi gerekmektedir. Fenol ve asetik asitin Ascosphaera apis gelişmesine karşı ortalama etkinliklerinin düşük olması nedeni ile bu maddelerin hastalığın kontrolünde kullanımı uygun görülmemektedir. Bu güne kadar yapılan çalışmalarda Ascosphaera apis gelişmesini durduran ve hastalığı kontrol altına alabilecek tam bir kimyasal mücadele yöntemi henüz geliştirilemediğinden genetik kontrol yöntemleri ve kültürel mücadele yöntemlerine ağırlık verilmelidir.

ArıcılıkAscosphaera apisAsitler+2
Halil Yeninar
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1993
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etlik piliç karma yemlerinde enzim katkısıyla en uygun arpa kullanım onarımının araştırılması

VI ÖZ Bu araştırım, etlik piliç karma yemlerinde kullanılması halinde sindirilebilirliğinin düşük olması ve performansta negatif etkilere sahip olan arpanın karma yemlerde %l% 20 ve 30 düzeyinde %0.1, 0.2 ve 0.3 enzim katkısı ile kullanımını araştırmak ve kullanılan bu düzeylerde en uygun arpa kullanımı ve bu düzeyde etkili olan enzim katkı düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre etlik piliç karma yemlerinde arpanın %30 düzeyinde %0. 1-0.3 enzim katkısı ile kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

ArpaEnzimlerEtlik piliç+1
Sibel Canoğulları
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1995
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği Keçicilik İşletmesindeki keçilerin doğrudan güncelleme yöntemi ile damızlık değerlerinin tahmini üzerine bir çalışma

Günümüz modern hayvan ıslahında, hayvanlarla ilgili mevcut tüm bilgileri kullanalarak ve bilgi işlem araçlarından yararlanarak damızlık değerlerin hızlı ve güvenilir bir şekilde yenilenebilmesi (güncellenmesi) büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmada, damızlık değeri tahmininde kullanılmak üzere 1980 yılında Danimarka'da Lars Gjol Christensen tarafından geliştirilen Doğrudan Güncelleme yöntemi esaslarına dayanan ve Visual dBASE programlama dili kullanılarak geliştirilen programlar kullanılmıştır. Bu programlar ile Ç.Ü.Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliği Süt Keçiciliği İşletmesinde yetiştirilen keçilerin (1989-1996 yıllan arasında doğan 3092 hayvanın) damızlık değerleri, indeks seleksiyonu esaslarına göre hesaplanmıştır. İndeks değerleri, Doğrudan Güncelleme yöntemine uygun olarak pedigri indeksi, test indeksi ve bu iki indeksi kombine eden birleşik indeksler şeklinde hesaplanmıştır. Bu indeksler 5 yıla (1991,1992,1993,1994,1995) ait laktasyon verimleri kullanılarak güncellenmiştir. Elde edilen birleşik indeks değerlerine göre hayvanlar büyükten küçüğe doğru sıralanmıştır. Sonuçlar göstermiştir ki, her yeni gelen laktasyon verimi ve pedigri bilgisi ile güncellenen test, pedigri ve birleşik indeks değerleri ve bu indekslerin doğruluk dereceleri önemli oranlarda değişmiştir. Bu da her yıl için elde edilen sıralamada önemli farklılıklara neden olmuştur.

DamızlıkKeçilerZootekni+1
Adnan Ünalan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1996
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Protein ve DNA polimorfizminin saptanmasında kullanılan istatistiki yöntemler ve elektroforesiz tekniği

Doğal populasyonlarda genetik varyasyonun büyük kısmı generasyonlar boyunca korunur. DNA düzeyindeki genetik varyasyonun veya DNA polimorfizminin mekanizmasını anlayabilmek için öncellikle genetik varyasyonun ne düzeyde olduğunu belirlemek gerekmektedir. DNA polimorfizminin miktarı bir çok faktör ile belirlenebilmektedir. Bu faktörleri; mutasyon, doğal seleksiyon, populasyon büyüklüğü, populasyon yapısı ve göç şeklinde sıralamak mümkündür. Bunlar aynı zamanda populasyonlardaki genetik varasyonun kaynağıdır. Bu çalışmada, DNA polimorfizminin miktarını tahmin etmek için iki ölçüm üzerinde durulmuştur. Bu ölçümler, nükleotid çiftlerinin ortalama sayısı ve DNA dizilerinin bir örneğindeki ayrılma konumlarının sayısıdır. Nötral mutasyon random-drift hipotezi (nötral teori), bu ölçümler kullanılarak test edilir. Nötral mutasyon hipotezi, bir DNA dizisinin herhangi bir konumunda bir mutasyon meydana geliyorsa, başka bir mutasyonun, başka bir konumda tarafsız olarak meydana gelebileceğini ifade etmekte olup, mutasyonlarında bu şekilde tarafsız olduğunu varsaymaktadır. DNA polimorfizminin miktarının beklenen değeri; populasyon büyüklüğündeki değişim, populasyonun alt bölümleri içermesi ve doğal seleksiyon gibi farklı koşullar altında çalışılabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Polimorfism, DNA Polimorfism, Nötral mutasyon

Polimorfizm-genetikZootekni
Yalçın Tahtalı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
1997
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bıldırcınlarda bireysel ve grup düzeyinde erkek katımında erkek/dişi oranlarının döllülüğe etkisi

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBILDIRCINLARDA BİREYSEL VE GRUP DÜZEYİNDE ERKEKKATIMINDA ERKEK/DİŞİ ORANLARININ DÖLLÜLÜĞE ETKİSİFizen YURDAKULÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAKYıl : 2006, Sayfa: 59Jüri : Prof. Dr. A. Nazım ULUOCAKProf. Dr. Ahmet TESTİKProf. Dr. Abdulrahman POLATBu çalışmada; Japon bıldırcınlarının anaç sürülerindeki çiftleştirilmelerinde,farklı erkek/dişi oranlarının döllü yumurta verimi üzerine nasıl etkiler yaratacağınınaraştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışma, tesadüf parselleri deneme planında 5tekerrürlü olarak 1'er haftalık periyotlarda yürütülmüştür. Denemedeki muamelelerfarklı erkek/dişi oranlarında çiftleştirmelerden oluşmuştur.Deneme sonuçları, 1/1, 1/2, 1/3, 1/4 ve 1/5 erkek/dişi oranlarında bireyselolarak yapılan çiftleştirmeler arasında döllülük açısından istatistiki olarak farkolduğunu (P<0.05) göstermiş olup, en yüksek döllülük oranının 1/1 erkek/dişioranlarında ve daha sonra 1/4, 1/5 ve 1/2'de, en düşük döllülüğün ise 1/3 oranındakiçiftleştirmelerde olduğu gözlenmiştir.Yine aynı oranlarda grup düzeyinde uygulanan çiftleştirmelerde de istatistikiolarak fark olduğu (P<0.05) tespit edilmiş olup, en yüksek 1/2 ve 1/1, daha sonrasırasıyla azalarak 1/3, 1/4 ve 1/5 oranındaki çiftleştirmelerde daha düşük döllülükoranı elde edildiği gözlenmiştir.Ayrıca, bireysel ve grup halinde yapılan çiftleştirmeler arasında döllülükaçısından fark olup olmadığı test edilmiş olup, yapılan çiftleştirmelerde istatistikiolarak fark olmadığı tespit edilmiştir (P>0.05).Anahtar Kelimeler: Bıldırcın, Döllülük, Erkek/Dişi Oranları.I

Fizen Yurdakul
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etlik piliç karma yemlerinde nişasta kaynağının yem tercihi ve besi performansına etkisi

Mevcut çalışmada; etlik civcivlerin beslenmesinde karma yemde farklı nişasta kaynaklarıarasında varsa hayvanın tercihini belirlemek, bu belirlenirken yem seçimi tekniğinden yararlanma veklasik tek yemle besleme ile mukayeseli olarak etlik piliçlerin performansı ve sindirim sistemi üzerineetkilerini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. 80 adet bir günlük yaştaki erkek etlik civcivler her biri16 hayvandan oluşan benzer canlı ağırlık ortalamasına sahip (38.1g), beş gruba ayrılmıştır.Denemenin 1-10. günler civcivler standart başlatma yemi (%25 Hpr, 3202 Kcal/kg ME), 11. gündensonra deneme yemleriyle beslenmişlerdir. 1. kontrol grubunda (KB) 50:50 öğütülmüş buğday: buğdayiçeren buğday konsantresi (ME 3365 kcal/kg, Hpr %37) ve tona 750 gr buğday enzimi katılarakhazırlanmış yem karışımı kullanılmıştır. 2. kontrol grubuna (KM ) 50:50 oranında mısır: mısır içerenmısır konsantresi (ME 3172 kcal/kg, Hpr %40) hazırlanan yem karışımı verilmiştir. Seçmeli yemlemeuygulanan 3. gruba buğday ve buğday konsantresi, 4. gruba mısır ve mısır konsantresi iki ayrıyemlikte serbest olarak sunulurken, 5. gruba ise buğday ve mısır ile buğday konsantresi ve mısırkonsantresi 4 ayrı yemlikte serbest olarak verilmiştir.Mevcut çalışmada elde edilen bulgular, etlik piliçlerin yaşları ilerledikçe tahıl tüketiminiarttırdığı, bu artışın buğdayda mısıra nazaran daha yüksek olduğu görülmüştür. Buğdaya dayalıkontrol grubunda diğer gruplara göre, canlı ağırlık kazancı, yem, enerji ve proteinden yararlanmaoranı istatistiksel olarak daha yüksek; ancak, toplam yem tüketimi, enerji alımı ve protein tüketimiserbest seçmeli yemlenen 5. grupta istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır (P<0.05).Deneme sonunda yapılan tespitlerde, gruplar arasında sıcak ve soğuk karkas randımanları,sıcak ve soğuk karkas ağırlıkları, toplam sindirim sistemi, duedenum, körbağırsak, bezel mide, taşlıkağırlıkları ve yemek borusu+kursak ağırlık ve uzunlukları bakımından istatistiksel olarak önemlifarklılıklar bulunmamıştır ( P>0.05). Serbest seçmeli yemlenen 3. grup (B/BK) diğer gruplara göre,karaciğer ağırlığı, jejenum ağırlığı ve uzunluğu, ileum ağırlığı ve duodenum uzunluğu bakımındanistatistiki olarak (P<0.05) daha yüksek iken, serbest seçmeli yemlenen 4. grup (M/MK) kalınbağırsakağırlığı bakımından 1, 2, 3, ve 5, gruplardan istatistiksel olarak daha yüksek olduğu saptanmıştır(P<0.05). Toplam sindirim sistemi uzunluğu ve taşlık uzunluğu her iki tahıl ve her iki konsantresinibir arada alan seçmeli muamele grubunda istatistiki olarak daha yüksek bulunmuştur.Sonuç olarak, tahıl kaynağı ve yemleme yöntemlerinin etlik piliçlerin yem seçimi üzerineetkili olduğu, rasyonda enzim destekli buğday kullanımının mısıra oranla daha yüksek performanssağladığı saptanmıştır.Anahtar kelimeler: Etlik piliç, Tercihli yemleme, Farklı nişasta kaynakları, Performans, karkas

Burcu Bölükbaşı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek sıcaklık altında barındırılan etlik piliçlerin rasyonlarına farklı düzeylerde ilave edilen organik krom'un performans, kan ve karkas parametreleri üzerine etkileri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİYÜKSEK SICAKLIK ALTINDA BARINDIRILAN ETLİK PİLİÇLERİNRASYONLARINA FARKLI DÜZEYLERDE İLAVE EDİLEN ORGANİKKROM'UN PERFORMANS, KAN VE KARKAS PARAMETRELERİÜZERİNE ETKİLERİMurat AKILLIÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLUYıl: 2006, Sayfa 43Jüri: Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLUProf. Dr. Murat GÖRGÜLÜDoç. Dr. Ahmet ŞAHİNBu çalışmada, yüksek sıcaklık altında barındırılan etlik piliç rasyonlarına farklı düzeyde ilaveedilen organik formdaki kromun performans, karkas ve kan parametreleri üzerine etkileriaraştırılmıştır. 80 adet bir günlük yaştaki erkek civcivler, her biri 16 hayvandan benzer canlı ağırlıkortalamasına sahip (44.86) beş gruba ayrılmıştır. Her grubun yemine 0, 50, 100, 200, 400 ppb organikformdaki krom ilave edilmiştir. Deneme süresince sıcaklık stresi oluşturmak amacıyla sabah saat9.00'dan saat 17.00'a kadar deneme odası sıcaklığı 35-37ºC'e olarak ayarlanmıştır. Yem ve sudevamlı olarak hayvanların önlerinde bulundurulmuş ve 24 saat ışıklandırılma yapılmıştır.Performans, karkas ağırlığı ve randımanı, abdominal yağ ağırlığı, karaciğer, kalp ve taşlık ağırlığı vekarkas besin kompozisyonu rasyona eklenen organik formdaki krom tarafından etkilenmemiş, fakatplazma kolesterol (P<0.05, linear), trigliserid (P<0,06, linear), VLDL (P<0.05, linear) ve glikoz(P<0.05, linear) miktarı önemli olarak yeme organik formdaki krom katkısı tarafından etkilenmiştir.Sonuç olarak, yüksek sıcaklık altında barındırılan etlik piliç rasyonlarına mevcut çalışmadüzeyinde organik formdaki kromun eklenmesi, performans ve karkas özelliklerine etki etmediğiancak ölçümlenen kan parametrelerinden kolesterol, trigliserit, VLDL ve glikoz düzeylerinidüşürmüştür.Anahtar kelimeler: Etlik piliç, yüksek sıcaklık, organik formdaki krom, performans, karkas

Murat Akıllı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Broylerlerde karın ve karaciğer yağlanmasında organik kromun etkisi üzerine bir araştırma

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİBROYLERLERDE KARIN VE KARACİĞER YAĞLANMASINDAORGANİK KROMUN ETKİSİ ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMAMehmet Cengiz SEÇKİNÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof.Dr. Orhan ÖZTÜRKCANYıl: 2006, Sayfa: 24Jüri: Prof.Dr. Orhan ÖZTÜRKCANDoç. Dr. Mehmet ÇELİKProf. Dr. A. Nazım ULUOCAKBu çalışma broylerlerin rasyonlarına eklenen organik kromun besi performansı,abdominal yağ, karaciğer ağırlığı, yem tüketimi, canlı ağırlık kazancı, yem dönüşümoranı ve mortalite gibi parametrelerin araştırılması amacıyla yürütülmüştür.Kırkbeş gün süreyle yürütülen denemede 60 Cobb erkek etlik civcivkullanılmıştır. Denemede kullanılan standart etlik civciv yemi (Başlangıç yemi % 23Hpr, 3100 kcal/kg ME), (Büyütme yemi % 22 Hpr, 3100 kcal/kg ME), (Bitirme yemi% 20 Hpr, 3100 kcal/kg ME) ve 1 Kg yeme 0, 2, 4, ve 8 gram düzeylerinde organikkrom içerecek şekilde hazırlanmıştır.Denemenin ilk haftasında yem tüketimleri bakımından elde edilen sonuçlaristatistiki olarak önemli olduğu halde (P < 0.05 ) diğer haftalarda elde edilen sonuçlaristatistiki olarak önemli olmamıştır (P > 0.05 ).Canlı ağırlık kazancı bakımından gruplararası farklılık incelendiğinde 5. haftasonuçları dışında ( P < 0.05 ) diğer haftalarda elde edilen sonuçlar istatistiki olarakönemli bulunmamıştr ( P > 0.05 ).İncelenen diğer bütün parametreler istatistiki olarak önemli bulunmamıştır ( P> 0.05 ).Anahtar Kelimeler: Broyler, Organik Krom, Abdominal Yağ, Performans, Karaciğer.

Mehmet Cengiz Seçkin
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana bölgesinde yetiştirilmekte olan kıl keçilerinde alt kıl üretim potansiyeli, alt kılların fiziksel özellikleri ve tekstil sektöründe kullanılmaları

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİADANA BÖLGESİNDE YETİŞTİRİLEN KIL KEÇİLERİNDE ALT KIL (KAŞMİR)ÜRETİM POTANSİYELİ , ALT KILLARIN FİZİKSEL KARAKTERİSTİKLERİ VETEKSTİL SEKTÖRÜNDEKİ KULLANIM ALANLARIÜlkü BOLATÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Okan GÜNEYYıl : 2006 Sayfa : 41Jüri : Prof.Dr. Okan GÜNEYProf.Dr. Osman TORUNProf.Dr. Osman BİÇERBu çalışmada Adana bölgesinde yetiştirilen kıl keçilerinde alt kıl (kaşmir )üretim potansiyeli, alt kılların fiziksel karakteristikleri ve tekstil sektöründekikullanım alanlarını belirlemek amacıyla üç farklı bölgedeki kıl keçileri ele alınarakkaşmir özellikleri incelenmiştir. Çalışmada kaşmir inceliği, miktarı, deri kalınlığı,alt ve üst kıl rengi, kıvrım sayısı, lif gerçek ve doğal uzunluğu incelenmiş ve buözellikller üzerine cinsiyet, yaş, oğlak sayısı ve canlı ağırlığın etkisi araştırılmıştır.Araştırma materyali hayvanların alt kıllları döküm zamanı olan nisan, mayıs,haziran ve temmuz aylarında özel çelik tarakla taranarak toplanmıştır. İlçelerortalaması 14.3 µ olmakla beraber en düşük incelik ortalaması 13.8 µ ile denizseviyesi en düşük olan Adana Merkez'indeki hayvanlardan elde edilmiştir. Bunudeniz seviyesi Merkez'den daha yüksek olan Karaisalı bölgesi 14.1 µ lif inceliği ileizlemiş en kalın lif ortalaması 15. 0 µ ile deniz seviyesinden yüksekliği 1400 m olanTufanbeyli ilçesinde saptanmıştır.Anahtar kelimeler : Kaşmir, alt kıl, fiziksel karekteristikler

Ülkü Bolat
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Karkas yapısı,kıl morfolojik özellikleri ve yağ asitleri kompozisyonlarına göre et hayvan türlerinin ayırt edilmesi üzerine bir araştırma

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİKARKAS YAPISI,KIL MORFOLOJİK ÖZELLİKLERİ VE YAĞ ASİTLERİKOMPOZİSYONLARINA GÖRE ET HAYVAN TÜRLERİNİN TANINMASIÜZERİNE BİR ARAŞTIRMASavaş Fuat TURANÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Oktay GÜRSOYYıl : 2006, Sayfa: 175Jüri : Prof. Dr. Oktay GÜRSOYProf. Dr. Okan GÜNEYDoç. Dr. Zerrin ERGİNKAYABu araştırma yaygın olarak tüketilen koyun, keçi ve sığır etlerini domuz, at ve eşek etleriylekarkas yapısı, kıl morfolojisi ve yağ asit bileşimleri bakımından karşılaştırarak, aralarındaki farklarıbelirleyip kolay tanıma amacıyla yapılmıştır. Araştırma materyali olarak her türe ait üçer hayvanın belbölgesinden 100 g derialtı yağ alınmış ve metil esterleri oluşturularak 35 farklı doymuş ve doymamışyağ asidi değerleri gaz kromatografisiyle belirlenmiştir. Doymuş yağ asitlerin palmitik ve stearik asit,doymamış yağ asitleri bakımından da oleik, linoleik ve palmitoleik asit yüksek oranlarda tespitedilmiştir.Türlere ait kıllar incelik, uzunluk ve morfolojik bakımdan mikroskop altında incelenmiş vetürlere ait farklılıklar ortaya konmuştur. Kıl inceliği bakımından koyun en ince kıla sahip iken domuzkılı en kalın kıl olarak belirlenmiştir.Karkas yapısı bakımından türlerin farklılıkları ağırlık(cüsse), dış görünüş, yağ örtüsü, et rengive kemik anatomisi bakımından karşılaştırılmışlardır. Koyun ve keçi karkasları tüm diğer türlerdendaha küçük ve farklı ancak birbirine benzer bulunmuştur. Sığır karkası ve parça etleri ise at, eşek vedomuz etleriyle karıştırılabilecek yapıda bulunmuştur.Yağ asitleri bakımından bileşimlerin güvenilir bir tanıma yöntemi olarak kullanılabileceğisonucuna varılmıştır.Anahtar Kelimeler: Karkas tanıma, kıl morfolojisi, yağ asidi bileşimi, karkas yapısı.I

Savaş Fuat Turan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çukurova bölgesine ve gezginci arıcılığa uygun bir kovan tipinin geliştirilmesi, kovan tipi ile koloni gücünün kışlatma, koloni gelişimi ve bal verimi üzerine etkileri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİÇUKUROVA BÖLGESİNE VE GEZGİNCİ ARICILIĞA UYGUN BİRKOVAN TİPİNİN GELİŞTİRİLMESİ, KOVAN TİPİ İLE KOLONİGÜCÜNÜN KIŞLAMA VE KOLONİ GELİŞİMİ ÜZERİNE ETKİLERİAykut BURĞUTÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Ulviye KUMOVAYıl: 2006, Sayfa 58Jüri: Prof. Dr. Ulviye KUMOVAProf. Dr. Tamer KAYAALPYrd.Doç. Dr. Nuray ŞAHİNLERBu çalışmada; arı kolonilerinin kışlatılması ve taşınması sırasında meydanagelen koloni kayıplarını önlemek, kolonilerin gelişimini arttırmak ve arıcılığa dahaçok faydalı olabilecek bir kovan tipinin araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçlaçalışma, tekerrürlü tesadüf blokları faktöriyel deneme planına göre yürütülmüştür.Denemede birinci faktör olarak kontrol ve deneme kovanları kullanılmıştır. İkincifaktör olarak üç farklı koloni gücü (3, 4 ve 5 çerçeve arılı) kullanılarak deneme 7tekerrürlü (2x3x7) olarak yürütülmüştür. Araştırmaya giren tüm kolonilerde aynıkoloniden yetiştirilen, aynı yaşlı kız kardeşler İtalyan melezi (Apis melliferaligustica) ana arılar kullanılmıştır.Deneme sonuçlarına göre, deneme kovanları ile kışlatmaya alınan kolonilerdekışlatma kaybının düşük olduğu ve arıların taşınması sırasında kolonilerde hiçbirkayıbın olmadığı belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Apis mellifera, kovan, kışlatma, koloni gelişimi, gezgin arıcılık.I

Aykut Burğut
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Etlik civcivlerde koksidiyoz kontrolünde bitkisel ekstraktların kullanım olanakları

ÖZDOKTORA TEZİETLİK CİVCİVLERDE KOKSİDİYOZ KONTROLÜNDE BİTKİSELEKSTRAKTLARIN KULLANIM OLANAKLARIİbrahim Serhan SERİNÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman : Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLUYıl :2006, Sayfa: 92Jüri : Prof.Dr. Hasan Rüştü KutluProf.Dr. Ferda OkanDoç.Dr. Mehmet ÇelikProf.Dr. Murat GörgülüYrd.Doç.Dr. Ahmet ŞahinBu çalışmada etlik piliç rasyonlarında yem katkı maddesi olarak bitkiselekstrakt kullanımının koksidiyoz kontrolündeki etkinliği araştırılmıştır. Bitkiselekstraktların oosit saçımı, bağırsak lezyon skoru, canlı ağırlık artışı, yem tüketimi veyemden yararlanma oranına etkisi incelenmiştir. Denemede, %32 E. tenella, %32 E.acervulina, %18 E.burunetti ve %18 E. maxima sporlu oositleri içeren inokülant,47,000 adet sporlu oosit/civciv dozunda kullanılmıştır. Birinci ve ikinci denemelerdeher biri 16 adet, üçüncü ve dördüncü denemelerde ise her biri 17 adet Ross 308 erkekcivcivlerden oluşan muamele grupları kullanılmıştır. Tüm denemelerde, denemeleregöre dozu ve çeşidi değişen bitkisel ekstrakt(lar) yanında 120 ppm düzeyinde Yuccaschidigera da kullanılmıştır. Birinci denemede, Thymus vulgaris ve Zingiberofficinale ikinci denemede, Origanum vulgare ve Syzygium aromaticumekstraktlarından herbiri 400 ppm düzeyinde kullanılmıştır. Üçüncü denemede, ilk ikidenemeden en iyi cevabı veren ekstraktlar olan; O. vulgare ve Z. officinale'nin 1:1(g/g) karışımının, 200 ve 300 ppm dozları denenmiştir. Dördüncü denemede ise, ilküç denemede koksidiyoza karşı etkinliği açısından en iyi sonucu veren 400 ppm O.vulgare ekstraktlarının, kuluçka çıkışı takiben ve 12. gün yaştan itibarenkullanımının; antikoksidiyalle (robenidin) mukayeseli olarak etkinliği araştırılmıştır.Kuluçka çıkışını takiben 400 ppm O. vulgare ve 120 ppm Y. schidigera ekstraktıkullanımının antikoksidiyal kullanımına benzer etkiye sahip olduğu, inoküle edilentüm grupların istatistiki olarak benzer olduğu saptanmıştır. Sonuç olarak, buçalışmada kullanılan bitkisel ekstraktların koksidiyoz kontrolünde antikoksidiyallerealternatif olabilecekleri saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Etlik piliç, koksidiyoz, oosit saçımı, performans, bitkiekstraktlarıI

İbrahim Serhan Serin
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2006
00
DoktoraAçık ErişimTR

Süt sığırlarının beslenmesinde rasyon enerji ve protein kaynağı ile duş uygulamasının yüksek sıcaklık altında süt verim ve kompozisyonuna etkileri

Jüri : Prof. Dr. Hasan Rüştü KUTLU: Prof. Dr. Murat GÖRGÜLÜ: Prof. Dr. Kemal ÖZKÜTÜK: Prof. Dr. Behiç ÇOŞKUN: Yrd. Doç. Dr. A. Galip ÖNALBu çalışmada, süt sığırlarında sıcaklık stresine karşı yönetsel ve beslemeye dayalıtedbirlerin süt verim ve kompozisyonu ile bazı fizyolojik parametreler üzerine etkisiincelenmiş ve bu amaçla 2002 ve 2003 yıllarında 4x4 Latin Kare deneme deseninde, 2x2faktöriyel düzende 3 deneme yürütülmüştür. 2002 yılında yürütülen Deneme 1 ve Deneme2'de sırasıyla duş+fan uygulaması ve rasyonda korunmuş yağ kullanılması (kuru maddebazında %2.54) ile duş+fan uygulaması ve rasyonda balık unu kullanılması (kuru maddebazında %3.67) incelenmiştir. 2003 yılında yürütülen Deneme 3'de ise yalnızca beslemeyedayalı tedbirler göz önünde bulundurularak rasyonda soya yağı (kuru madde bazında %3.81)ve balık unu kullanılmasının (kuru madde bazında %3.67) etkileri araştırılmıştır.Deneme 1 ve Deneme 2'de hayvan materyalinin 9 saat hafif düzeyde, 7 saat ise ortadüzeyde sıcaklık stresine maruz kaldıkları saptanmıştır. Duş+Fan uygulaması her ikidenemede de rektal sıcaklık, deri sıcaklığı ve solunum sayısını azaltmıştır (P<0.05).Duş+Fan uygulaması Deneme 1'de süt veriminde 1.22 kg (P=0.17), Deneme 2'de ise 2.21kg (P=0.07) artış sağlamıştır. Rasyonda korunmuş yağ kullanılması yağa göre düzeltilmiş sütverimi ve yağ verimini (P<0.05) artırırken, süt verimi (P=0.15) ve yağ oranı (P=0.07)üzerinde artış eğilimine neden olmuştur. Rasyonda balık unu kullanılması süt veriminietkilemezken süt protein düzeyi ve toplam N içeriği (P=0.12) üzerinde artış eğilimine nedenolmuştur.Deneme 3'de hayvanların günün 14 saatini hafif düzeyde, 10 saatini ise orta düzeydesıcaklık stresine maruz kalarak geçirdikleri saptanmıştır. Rasyonda soya yağı kullanılmasırektal sıcaklık, solunum ve nabız sayısında sırasıyla 0.14ºC, 8.94 sayı/dakika ve 2.13sayı/dakika artışa neden olmuştur. Süt verimi bu muamele ile 1.04 kg (P<0.01) artarken, sütyağ oranı %18.27 oranında azalmıştır (P<0.05). Rasyonda balık unu kullanılması sütverimini etkilemezken canlı ağırlık kazancında (P=0.09) artış eğilimine neden olmuştur.Sonuç olarak, bu çalışmadan elde edilen bulgular, süt sığırlarında sıcaklık stresininolumsuz etkisini azaltmak için duş+fan uygulaması gibi yönetsel tedbirlerin beslemeyedayalı tedbirlere; beslemeye dayalı tedbirler arasında ise rasyonda yağ kullanımının balıkunu kullanımına nazaran daha etkili olabileceğini göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Sıcaklık stresi, yağ, balık unu, duş+fan, serinletmeI

Uğur Serbester
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana ili Tufanbeyli ilçesi köylerinde koyun yetiştiriciliğinin karakterizasyonu

Bu araştırma Adana ili Tufanbeyli ilçesi köylerinde koyun yetiştiriciliğini karakterize etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada morfolojik özelliklerin belirlenmesi için 3 köyden 446 baş koyun ve 10 baş koç, döl verimi özelliklerinin tespiti amacıyla 488 baş koç altı koyun, süt verimi özelliklerinin tahmini amacıyla Hanyeri köyünde 2 işletmede144 baş koyun, büyüme özelliklerinin tespiti için Hanyeri köyünde 2 işletmede 83 baş dişi kuzu ve 63 baş erkek kuzu kullanılmıştır. Koyunların %97.3'ü ve koçların %100'ü beyaz vücut rengine sahiptir. Koyun ve koçların tamamı boynuzsuz bulunmuştur. Koyunlarda canlı ağırlık ve cidago yüksekliği sırayla 69.0±0.4 kg, 73.4±0.2 cm, koçlarda ise aynı ölçüler 89.2±3.3 kg 85.0±1.2 cm olarak tespit edilmiştir. Vücut ölçüleri bakımından köyler ve yaş grupları arasındaki farklar koyunlarda önemli, koçlarda önemsiz bulunmuştur. Döl verimi kriterlerinden kısırlık oranı ve ikizlik oranı sırayla %7.2 ve %9.1 dır. Koyunlarda günlük ortalama süt verimi, laktasyon süresi, laktasyon süt verimi ve sağılan süt verimi sırayla 888.3±26.6 g, 166.9±1.5 gün, 151.2±5.3 kg ve 72.1±3.1 kg olarak saptanmış olup yaş grupları arasında gözlenen farklar çok önemli bulunmuştur. Süt verim özelliklerinde en yüksek değerleri 5 yaşlı koyun grubu sergilemiştir. Süt verimi bakımından geniş bir varyasyon (47-360 kg) bulunmuştur. Laktasyon özellikleri şimdiye kadar saptanan değerlerden istisnai olarak yüksek bulunmuştur. Kuzuların doğum ağırlığı 4.3±0.1 kg, sütten kesim ağırlığı(90 günlük) 22.0±0.2 kg ve 0-90 gün arası günlük ortalama canlı ağırlık artışları 199.7±2.3 g olarak belirlenmiş ve özellikler üzerinde cinsiyetin ve doğum tipinin etkisinin çok önemli olduğu saptanmıştır. Süt verim özellikleri bakımından oldukça yüksek bir varyasyon gözlenmiş, ancak büyüme özellikleri bakımından aynı genişlikte bir varyasyon gözlenememiştir. Tufanbeyli ilçesi köylerinde yetiştirilen koyunların genellikle Kangal tipi Akkaraman olduğu belirlenmiştir.

Ali Altıoğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rasyon likopen içeriğinin yumurtacı tavuklarda yumurta verimi, yumurta kalite özellikleri ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Mevcut çalışma yemlik lycopenin kahverengi yumurtacılarda yumurtlama performansı ve yumurta kalitesi üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Yirmi sekiz haftalık yaştaki yumurtacı tavuklar, benzer canlı ağırlıkta her birinde 18 hayvan bulunan 4 gruba ayrılmıştır. Hayvanlar 8 haftalık süre boyunca 0, 100, 200 ve 400 ppm likopen (% 0.8 likopen içeren Lyc-O-Mato®) içeren standart yumurtacı tavuk yemleriyle beslenmişlerdir. Hayvanlar tamamen tesadüfen belirlenmiş, bireysel kafeslerde yetiştirilmişlerdir. 16: 8 saatlik aydınlık : karanlık aydınlatma periyodu kullanılmıştır. Yem ve su ad libitum verilmiştir. Yumurtlama performansı olarak belirlenen yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta üretimi günlük olarak, yumurta kalitesi haftalık olarak ölçülmüştür. Sonuçlar lycopen katkısının yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı, kırık yumurta sayısı ve canlı ağırlığı önemli düzeyde etkilemediğini (P>0.05) göstermiştir. Fakat, yeme likopen katkısı yumurta sarısı skorunu, kabuk kalınlığı ve ağırlığını arttırmıştır (P<0.05). Sonuçlar, yeme eklenen likopenin özellikle 100 ppm düzeyinin yumurta sarısı pigmentasyonu ve kabuk kalitesini arttırıcı bir potansiyele sahip olabilir. Anahtar Kelimeler: Yumurtacı tavuk, likopen, yumurta verimi ve kalitesi, kan parametreleri

Neslihan Doğan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atak-s yumurtacı tavuk hibritinin Çukurova (Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği) koşullarında performansının saptanması

Bu çalışma, Ankara Tavukçuluk Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Atak-S yumurtacı hibritinin Çukurova Bölgesi'nde (Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Araştırma ve Uygulama Çiftliği koşullarında) performansını saptamak amacıyla yapılmıştır. Araştırma materyali hayvanların 18 haftalık yaşa kadarki canlı ağırlıkları, ölüm oranları, yem tüketimleri belirlenmiştir. Canlı ağırlık ortalama değeri, 18. hafta sonunda 1413.6±13.35 g olarak saptanmıştır. Onsekizinci haftada yem tüketimleri ortalaması 5.715 g, yemden yararlanma oranı 4.04 olarak bulunmuştur. Cinsel olgunluk yaşı 150 gün, cinsel olgunluk ağırlığı 1664.1±8.53 g olarak saptanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler dikkate alındığında sonuçların sahaya uygulanabilmesi için benzer çalışmaların yapılıp daha kesin sonuçlara ulaşılması yararlı olacaktır. Anahtar Kelimeler: Atak-S, kahverengi yumurtacı, hibrit, performans

Eyüp Yiğitoğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Yem değerini artırıcı enzim genlerinin probiyotik etkili laktik asit bakterilerinde klonlanarak üretimi

Fitazlar, bitkilerdeki fosforun ana depo formu olan fitatdan inorganik fosfatın serbest kalmasını sağlayarak gıda ve yemlerin besleyici değerini artıran enzimlerdir. Bu çalışmada, Bacillus subtilis VTT E-68013'den fitaz geni (phyC) PCR tekniği ile çoğaltılmış ve pMK3F'yi oluşturmak için Escherichia coli-Bacillus sp. mekik vektörü pMK3'e yerleştirilmiştir. pMK3F rekombinant vektörü ilk önce sıcaklık şoku yöntemi ile E. coli'ye aktarılmıştır. E. coli'den izole edilen pMK3F plazmidi kullanılarak elektrotransformasyon yöntemi ile Bacillus coagulans'a aktarılmıştır. E. coli ve B. coagulans'dan elde edilen bu rekombinant plazmidlerin HindIII ve BamHI enzimleri ile kesilmesi sonucu agaroz jel'de, phyC'yi kodlayan 1300 bç büyüklüğündeki DNA fragmenti ile 7200 bç büyüklüğündeki pMK3 vektörü gözlenmiştir. pMK3F rekombinant vektörünün fitaz geni PCR ile çoğaltılmış ve agaroz jelde gözlenerek sonuçlar desteklenmiştir. Fitaz geni, B. coagulans'da klonlanmasına rağmen Buğday Kepeği Ekstraktı/Sodyum-fitat/LB/Agar besi yerinde ve Buğday Kepeği Ekstraktı/Na-fitat substratları içeren SDS-PAGE'de fitaz aktivitesi tespit edilememiştir. ß-(1,3-1,4)-glukanazlar (likenazlar), ß-glukanlar ve likenanlar gibi ß-1,3 ve ß-1,4 bağları içeren düz ß-glukanları hidrolize eden enzimlerdir. Streptococcus bovis kökenli likenaz geni pMK3Lik plazmidini oluşturmak için E. coli-Bacillus sp. mekik vektörü pMK3'e yerleştirilmiştir. pMK3Lik rekombinant vektörü ilk önce E. coli'ye daha sonra da B. coagulans'a aktarılmıştır. E. coli ve B. coagulans'dan elde edilen bu rekombinant plazmidlerin SmaI enzimiyle kesilmesi sonucu agaroz jel'de 1800 bç'lik likenaz genine ait bant gözlenmiştir. pMK3Lik plazmidini taşıyan E. coli hücrelerinde hem LB/Likenan/Agar besi yerinde hem de SDS-Likenan-PAGE'de likenaz aktivitesi gözlenirken rekombinant B. coagulans'da enzim aktivitesi tespit edilememiştir. Anahtar kelimeler: Fitaz, likenaz, Bacillus coagulans, probiotik, klonlama

FitazKlonlamaProbiyotikler
Meltem Aşan Özüsağlam
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
DoktoraAçık ErişimTR

Etlik civciv rasyonlarında doğal büyüme uyarıcı olarak bitkisel ekstraktların ve propolisin kullanım olanakları

Bu çalışma, etlik piliç yemlerinde kullanımı yasaklanan antibiyotiklere alternatif doğal bitkisel ekstrakların ve propolisin büyütme faktörü olarak kullanım olanaklarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma, her biri 42 gün süreli bir birini takip eden dört ayrı deneme halinde Ross 308 erkek civcivler ile yürütülmüştür. Birinci denemede Yucca schidigera, Oreganum vulgare, Thymus vulgaris, Syzygium aromaticum, Zingiber officinale isimli bitkisel ekstraktlar 120 ppm düzeyinde kullanılmıştır. 120 ppm Z.officinale katkısı etlik piliçlerin canlı ağırlık kazancı ve yemden yararlanma oranını iyileştirmiş ve bağırsak laktik asit bakteri populasyonunu arttırmıştır. İkinci denemede, Deneme I'de en üstün sonucu veren S.aromaticum ve Z.officinale isimli bitkisel ekstraktlar test edilmiştir. Z.officinale ekstraktının dozunun artması (240 ppm) etlik piliçlerin performansını ve bağırsak villi uzunluğunu artırmıştır. Üçüncü denemede yem katkısı olarak propolisin farklı düzeyleri (0, 500, 1000, 2000 ppm) kullanılmıştır. Propolis katkısı antibiyotiklere alternatif olma açısından büyük önem taşıdığı gözlenmiştir. Özellikle yeme ilave edilen 1000 ppm propolis etlik piliçlerin yem tüketimini teşvik etmiş, canlı ağırlık kazancı ve yemden yararlanma oranını iyileştirmiş, bağırsak villi uzunluğunu arttırmıştır. Dördüncü denemede, büyüme uyarıcı olarak Z.officinale ve propolisin farklı dozları ayrı ayrı ve kombine olarak denenmiştir. 240 ppm Z.officinale ve 1000 ppm propolis katkısı etlik piliçlerin canlı ağırlık kazancı, yem tüketimi ve yemden yararlanma oranı bakımından antibiyotiklere benzer performans değerleri göstermişlerdir. Çalışamadan elde edilen bulgular, bitkisel ekstrakt olarak 240 ppm Z.officinale esans yağı ve/veya 1000 ppm propolis katkısı antibiyotiklere alternatif olma açısından büyük avantaj sağlamıştır.

Kan
Ahmet Tekeli
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2007
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etlik piliçlerin beslenmesinde büyüme uyarıcı olarak kullanımı önerilen farklı timol ve karvakrol kaynaklarının biyoetkinliklerinin karşılaştırlması

Bu çalışma, etlik piliçlerin beslenmesinde büyüme uyarıcı olarak kullanılan farklı (doğal ve sentetik) timol/karvakrol kaynaklarının biyoetkinliklerinin karşılaştırılması amacıyla yürütülmüştür. Denemede hayvan materyali olarak, 1 günlük yaşta Ross-308 erkek etlik civcivler kullanılmıştır. Deneme başı canlı ağırlıkları benzer, her bir grupta 20 hayvan olacak şekilde 6 muamele grubu (pozitif kontrol (antibiyotik büyüme uyarıcı içeren), negatif kontrol (büyüme uyarıcı içermeyen), sentetik timol/karvakrol (1:1), sentetik korunmuş timol/karvakrol (1:1), doğal ticari kekik ekstraktı ve kekik yağı ) oluşturulmuştur. Her bir gruba ad-libitum yemleme uygulanmış olup, deneme süresi 42 gündür.Deneme sonu itibariyle gruplar arasında yem tüketimi, canlı ağırlık kazancı, bazı kan plazma değerleri bakımından istatistiki bir farklılık saptanmamıştır (P>0.05). Yemden yararlanma oranında ilk 3 haftada farklılık bulunmasına rağmen (P<0.05) deneme sonunda bu farklılık ortadan kalmıştır (P>0.05). Sindirim sistemi ağırlık ve uzunluklarının muameleden etkilendiği özellikle, doğal ticari kekik ekstratı ve kekik yağı kullanımının sindirim sistemi uzunluğunu kısaltıcı yönde etki yaptığı saptanmıştır (P<0.05). Duedenum ağırlığı ise kekik yağı grubunda önemli düzeyde artmıştır (P<0.05). İnce bağırsak jejunum bölgesi villi uzunluğunun muameleden etkilendiği, özellikle bu etkinin sırasıyla sentetik timolkarvakrol, doğal ticari kekik ekstratı ve kekik yağı grubu şeklinde sıralandığı saptanmıştır (P<0.05).Sonuç olarak, etlik piliçlerin beslenmesinde büyüme uyarıcı olarak kullanılan farklı timol/karvakrol kaynaklarının biyoetkinliklerinin birbirine benzer olduğu saptanmıştır. Ancak, doğal ticari kekik ekstraktıyla birlikte, korunmuş timol/karvakrol kaynaklarının performans parametrelerini iyileştirme eğiliminde olduğu belirlenmiştir.Anahtar Kelimeler: Etlik piliç, timol, karvakrol, performans, sindirim sistemi

Mesut Babaoğlan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Etlik piliç rasyonlarına likopen ve organik krom ilavesinin performans ve bazı kan metabolitleri üzerine etkileri

Bu çalışma, etlik piliç rasyonlarına likopen ve organik krom ilavesinin performans ve bazı kan metabolitleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Altı hafta süreyle yürütülen denemede, yeni kuluçkadan çıkan 80 adet erkek etlik civciv (Hubbard), benzer canlı ağırlıkta (47.62 g) her birinde 20 hayvan bulunan dört yemleme grubuna ayrılmışlardır. Hayvanlar altı hafta boyunca bazal rasyon (kontrol grubu), bazal rasyona 100 ppm Likopen (%0.8 likopen içeren Lyc-O-Mato®), 400 ppb Krom (Co-Factor III Chromium Yeast, Alltech, 0.1% Cr3+) ve 100 ppm Likopen+400 ppb Krom ilaveli rasyonlarla beslenmişlerdir.Yem ve su serbest olarak verilmiştir. Piliçlerin günlük yem tüketimleri, haftalık canlı ağırlık kazançları, deneme sonunda karkas ve abdominal yağ ağırlıkları saptanmıştır. Deneme sonunda her grubu temsilen 8 hayvandan kan örnekleri alınmış ve plazmalarında glukoz, kolesterol ve trigliserid düzeyleri belirlenmiştir.Deneme sonunda elde edilen veriler incelendiğinde; denemenin ilk haftasında yemden yararlanma oranı üzerine krom katkısının etkisi istatistiki olarak önemli (p<0.05) bulunmuştur. Denemenin son haftasında ise yem tüketimi ve canlı ağırlık kazancı bakımından Likopen ve Krom arasında interaksiyon saptanmıştır (p<0.05). Ayrıca kan metabolitlerinden plazma glukoz düzeyi üzerine krom ilavesinin etkisi istatistiki olarak önemli (p<0.01) bulunmuştur.Araştırma sonucunda etlik piliç rasyonlarına likopen ve krom ilavesinin performans üzerine etkili olmadığı, likopen ve kromun birlikte verilmesi durumunda ise yem tüketimi ve canlı ağırlık kazancında düşmeye neden olduğu gözlenmiştir. Ayrıca rasyona krom ilavesiyle plazma glukoz düzeyinin düşürülebileceği belirlenmiştir.

Zeynep Apanoğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Fonksiyonel yumurta eldesinde üzüm çekirdeği yağının kullanım olanakları

Mevcut çalışma üzüm çekirdeği yağının kahverengi yumurtacılarda yumurtlama performansı, yumurta kalitesi ve yumurta kolesterolü üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür.Yirmi sekiz haftalık yumurtacı tavuklar, benzer canlı ağırlıkta her birinde 18 hayvan bulunan 4 gruba ayrılmışlardır. Hayvanlar 8 haftalık süre boyunca %0, 1, 2 ve 4 üzüm çekirdeği yağı içeren standart yumurtacı tavuk yemleriyle beslenmişlerdir. Hayvanlar tamamen tesadüfen belirlenmiş, bireysel kafeslerde yetiştirilmişlerdir. 16:8 saatlik aydınlık : karanlık aydınlatma periyodu uygulanmıştır. Yem ve su ad libitum verilmiştir. Yumurtlama performansı olarak belirlenen yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta üretimi günlük olarak, yumurta kalitesi ve yumurta kolesterol içeriği haftalık olarak, kan parametreleri (glukoz, kolesterol, trigliserid) ise iki haftalık aralıklarla ölçülmüştür.Üzüm çekirdeği yağı ilavesinin yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı ve canlı ağırlığı önemli düzeyde etkilemediğini (P>0.05) göstermiştir. Fakat, %2 üzüm çekirdeği yağı ilavesi ak yüksekliği, ak indeksini artırmış, ak genişliği, plazma glukoz ve kolesterol düzeyi ile yumurta sarısı kolesterol düzeyini düşürmüştür.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular rasyonda %2 üzüm çekirdeği yağı kullanımının fonksiyonel yumurta üretme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

Aslı Özgan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Peroksit düzeyi farklı yağ içeren rasyonlara likopen katkısının etlik piliçlerde büyüme performansı, kan metabolitleri ve karkas ölçütleri üzerine etkileri

Bu çalışma, peroksit düzeyi farklı yağ içeren rasyonlara likopen katkısının etlik piliçlerde büyüme performansı, kan metabolitleri ve karkas ölçütleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Bir haftalık 80 erkek etlik civciv (Ross-308), herbiri 20 hayvandan oluşan dört yemleme grubuna ayrılmışlardır. Hayvanlar beş hafta süreyle bazal rasyon (kontrol grubu), peroksitli (6.0-8.0 meq/kg) yağ içeren, 400 mg/kg Likopen (%0.8 likopen içeren Lyc-O-Mato®) içeren, 400 mg/kg Likopen+peroksitli (6.0-8.0 meq/kg) yağ ilaveli rasyonlarla beslenmişlerdir.Deneme sonu itibariyle peroksit düzeyi farklı yağ içeren rasyonlara likopen katkısının etlik piliçlerde yem tüketimi, canlı ağırlık kazancı, yemden yararlanma oranı, abdominal yağ birikimi ve karkas ağırlığı üzerine etkisi olmamıştır (P>0.05). Buna karşılık karaciğer ağırlığı rasyondaki likopen katkısı ile artmıştır.Kas doku ve deride TBA düzeyi likopen alan grupta önemli düzeyde düşük bulunmuştur (P<0.01). Rasyona ilave edilen likopen, plazma trigliserid konsantrasyonunu artırmıştır. Plazmada total antioksidan kapasite likopen alan grupta önemli düzeyde yüksek iken, plazmadaki lipit peroksidasyon düzeyi rasyonun okside yağ içeriğiyle yükselmiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular, peroksit düzeyi yüksek yağlı rasyonlara likopen ilavesinin etlik piliçlerin antioksidan kapasitelerini ve lipid peroksidasyon düzeylerine etki ettiğini ve likopen ilavesinin bağışıklık sistemini iyileştirme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir.

Ahmet Olğun
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Çukurova bölgesi (Adana-Mersin) tavukçuluğunun gelişmesinde T.C. Ziraat Bankası'nın yeri ve önemi

Bu çalışmada, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Adana Bölge Başkanlığı bünyesinde bulunan Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay illerinde kullandırılan tarımsal krediler incelenmiştir. Kullandırılan tarımsal krediler içerisinde hayvancılığa ayrılan pay ve kanatlı sektörüne kullandırılan krediler irdelenmiştir. Bu kapsamda Çukurova bölgesinde üreticilere kullandırılan tarımsal kredilerin özellikleri kullandırım esasları, sübvansiyon oranları, üreticilerin kredi kullanım miktarları ortaya konulmuştur. Bu kapsamda T.C. Ziraat Bankası A.Ş. nin üreticilere sağlamış olduğu destek, kredi kapsamında sunmuş olduğu avantajlar, Türkiye ve Bölge çapında çiftçilerin T.C. Ziraat Bankası A.Ş. den kullanmış oldukları tarımsal kredilerin hangi konularda ne miktarlarda tercih edildiği izlenmiştir. Tarımsal kredi kullandıran şubeler ile görüşülmüş, kullandırılan krediler incelenmiştir. Kanatlı sektörüne kullandırılan kredilerde uygulanan bio güvenlik şartları ve bu kapsamda kullandırılan tarımsal krediler ortaya konmuştur.Sonuç olarak T.C. Ziraat Bankası A.Ş. tarafından kullandırılan tarımsal kredilerin miktarı yıllar itibarı ile artış gösterdiği bu kapsamda hayvancılık sektörü ve kanatlı sektörüne de kullandırılan kredilerin arttığı ancak kanatlı sektörü bio güvenlik kapsamındaki kredilerin düşük miktarlarda olduğu görülmüştür.

Süleyman Yılmaz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana'da satışa sunulan yumurtalarda sunuş çeşitliliği ve kalite değişimi üzerine bir çalışma

Çalışma, Adana'da Real, Carrefour, Migros, Groseri ve Yonca satış merkezlerinde üretici firmalar tarafından satışa sunulan yumurtaların sunuş çeşitliliği, etiket üzerinde bulunması gereken bilgilerin saptanması, Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği'ne uygunluğunun belirlenmesi ile yumurta iç ve dış kalitesi özelliklerinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Örnek yumurta alımları, satış merkezlerinden sunuş çeşitliliğine göre birer hafta aralıklarla 3 kez gerçekleştirilmiştir. Her satış merkezinden üretim firmasına ve sunuş çeşidine göre örnek alınan 6'şar adet yumurta, laboratuarda iç ve dış kalite özellikleri bakımından ölçümler yapılarak incelenmiştir. Dış kalite özelliklerden; yumurta ağırlığı, kabuk kalınlığı, kabuk ağırlığı, kabuk rengi ve şekil indeksi, iç kalite özelliklerinden ise ak indeksi, sarı indeksi, sarı ağırlığı, sarı rengi, haugh birimi değerleri saptanmıştır. Yumurtaların sunulduğu paket üzerindeki bilgiler belirlenmiş ve bunların doğruluğu ile Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliğine uyumluluğu irdelenmiştir.Satış merkezlerindeki üretici firmalara ait 772 adet yumurtanın kalite bakımından incelenmesi sonucunda yumurta ağırlığı, şekil indeksi, ak indeksi, sarı ağırlığı, sarı rengi ve kabuk kalınlığı bakımından büyük satış merkezleri ve üretici firmalar arasında farklılıklar istatistiki açıdan önemli bulunmamıştır(P?0.05). Sarı indeksi, kan-et lekeleri ve haugh birimi değerleri bakımından, gerek satış merkezleri ve gerekse üretici firmalar arasındaki saptanan farklılıklar istatistiki açıdan önemli bulunmuştur (P<0.05). Yumurta paketleri üzerinde bulunması gereken bilgilerin Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği uyumluluğunun ortalama %90 olduğu saptanmıştır. Ancak yumurta iç ve dış kalite açısından uyumluluğun üretici firmalara göre değişim göstermekle birlikte, ortalama olarak %40 düzeyinde olduğu belirlenmiştir.Sonuç olarak, Adana il merkezinde bulunan büyük satış merkezlerinin ve buralara satış yapan üretici firmaların, yumurta kalitesinin korunmasına yönelik daha özenli davranmaları gerektiği söylenebilir.

Havva Doğan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
DoktoraAçık ErişimTR

İklim, tercihli yemleme ve verim düzeyinin süt sığırlarında beslenme davranışları ve süt verim özelliklerine etkileri

Bu çalışmada mevsim, yemleme sistemi ve verim düzeyinin süt sığırlarında beslenme davranışları ve süt verimi ve kompozisyonuna etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla 2 mevsim (yaz, kış), 2 yemleme sistemi (TMR ve tercihli yemleme) ve 2 verim düzeyi (düşük ve yüksek verim) 5 tekrarlı olarak tesadüf parselleri deneme deseninde 2x2x2 faktöriyel teripte analiz edilmiştir. TMR, 1.5-2 cm boyutlarında (%40) kıyılmış yonca kuru otu, arpa, mısır, soya fasülyesi küspesi, mısır gluten unu ve buğday kepeğinden oluşmuştur. Tercihli yemleme sisteminde TMR de kullanılan yem hammaddeleri hayvanlara seçmeli olarak sunulmuştur. Sığırlar tarafından tercih edilen rasyonlar, yonca kuru otunun düşük ve buğday kepeğinin yüksek oranda tercih edilmesinden dolayı, daha yüksek ME ve daha düşük hamselüloz içeriğine sahip olmuştur (P<0.05). Kuru madde ve besin madde alımı mevsimden etkilenmiş; kış aylarında yaz aylarından daha yüksek olmuştur (P<0.05). Tercihli yemlenen hayvanların kuru madde ve besin madde tüketimleri TMR alanlara göre düşük olmuştur (P<0.05). Verim düzeyi canlı ağırlık kazancı, süt üretim etkinliği, ME, ADF, NDF ve yağ tüketimleri yüzdesi olarak yem tüketiminde önemli etkiye sahip olmuştur (P<0.05) ve yüksek verimli süt ineklerinde düşük verimlilere oranla daha yüksek olmuştur. Ana etkiler süt kompozisyonunda önemli etkiye sahip olmuştur (P<0.05). Kış mevsimi süresince yağsız kuru madde, protein, kazein içeriği yaz mevsiminden daha yüksek olmuştur. TMR ile yemlenen sığırlardaki süt kuru maddesi, yağ ve üre düzeyleri tercihli yemlenen sığırlardan daha yüksek olmuştur. Sütteki laktoz içeriği düşük verimli sığırlarda yüksek verimlilere göre daha düşük iken, yağsız kuru madde, protein ve kazein içeriği düşük verimli sığırlarda yüksek verimli sığırlara nazaran daha yüksek olmuştur. Mevsim; sığırların solunum sayısı, nabız oranı, deri sıcaklığı ve rektal sıcaklık gibi fizyolojik parametrelerde önemli etkiye sahip olmuştur (P<0.05). Ayrıca yemlenme davranışı mevsim ve yemlenme metodundan etkilenmiştir (P<0.05). Öğün süresi, toplan öğün süresi ve öğünler arası süre kışa göre yazın daha düşük olmuştur; ancak öğün sayısı kışa oranla yazın daha fazla olmuştur. TMR ile yemlenen sığırlar düşük öğün arası süreden dolayı tercihli yemlenen sığırlardan daha fazla öğün sayısına sahip olmuştur. Sonuç olarak farklı verim düzeyine sahip ineklerin rasyon tercihlerini değiştirmedikleri, ancak yem tüketimini değiştirerek besin madde alımlarını kontrol ettikleri gözlenmiştir. Bu muhtemelen sığırların yem tüketim kapasitelerinin yüksek olmasından kaynaklanmıştır.

Mustafa Boğa
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Viranşehir ilçesinde geleneksel üretim yapan koyunculuk işletmelerinden elde edilen verilerin değerlendirilmesi

Bu araştırma ile Viranşehir ilçesi ve köylerinde koyun yetiştiriciliğinin mevcut yapısı ortaya konulmuştur. Araştırmada 4 köyden toplam 184 baş Akkaraman koyunu (174 baş koyun ve 10 baş koç) denemeye alınmıştır. Süt verimi özelliklerinin ortaya konulması amacıyla üç sürüden 85 baş koyun kullanılmıştır. Denemede kullanılan koyunların %95'ten fazlası, koçların %100'ü beyaz vücut rengine sahiptir. Koyun ve koçların tamamı boynuzsuz, koyunlarda canlı ağırlık 45-55 kg, koçlarda ise 75-90 kg arasında olup canlı ağırlıkları köyün mera durumu ve yaşa göre değişim göstermektedir. Döl verim özellikleri bakımından denemeye alınan sürülerde doğum oranı % 100 olarak tespit edilmiştir. Koyunlarda günlük ortalama süt verimi, laktasyon süresi, sağılan süt verimi sırasıyla 577 gram, 120 gün, 99.30 kg olarak saptanmış ve yaşa bağlı olarak önemli bulunmuştur (p<0.01). Süt verim özelliklerinde en yüksek değerleri 3 ve daha yukarı yaştaki koyunlar sergilemiştir. Süt verimi bakımından sürüler arasında geniş bir varyasyon (51.3-99.30 kg) bulunmuştur. Kuzuların doğum ağırlığı ortalama 3,32 kg, 90 günlük sütten kesim ağırlığı 26.5 kg ve 0-90 gün arası günlük ortalama canlı ağırlık artışı 294.4 gram olup özellikler üzerinde cinsiyetin ve doğum tipi etkisinin önemli olduğu saptanmıştır.Sonuç olarak, Akkaraman koyunlarından elde edilen verimlerde işletme içi yetiştirme koşullarındaki bakım ve besleme etkili olmaktadır.

KoyunculukVerimZootekni
İbrahim Özkan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2008
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rasyona ilave edilen çakşır (Ferula eleaochytris) kökü tozunun yumurtacı tavuklarda yumurta verimi ve kalite özelliklerine etkileri

Mevcut çalışma çakşır (Ferula eleaochytris) kökü tozunun Nick Brown yumurtacılarda yumurtlama performansı, yumurta kalitesi, yumurta kolesterolü ve bazı kan parametreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Denemedeki otuz dört haftalık yaştaki yumurtacı tavuklarda, benzer canlı ağırlığa göre her birinde 18 hayvan bulunan 4 gruba ayrılmış ve 8 hafta boyunca bireysel kafeslerde yetiştirilmişlerdir. Muamele 4 gruptan oluşup, bunlar standart yumurtacı tavuk yemlerine ilaveten 0, 2, 4 ve 8 g/kg çakşır (Ferula eleaochytris) kökü tozu katkısı ile beslenmişlerdir. Deneme boyunca 16: 8 saatlik aydınlık: karanlık ışıklandırma programı kullanılmış ve yem ve su serbest olarak verilmiştir.Elde edilen bulgular çakşır (Ferula eleaochytris) kökü tozunun canlı ağırlık, yem tüketimi, yemden yararlanma oranı, yumurta verimi ve yumurta ağırlığını önemli düzeyde etkilemediğini (P>0.05) göstermiştir. Denemede kullanılan çakşır kökü tozunun, plazma glukoz konsantrasyonunu arttırdığı (P<0.01) görülmüştür. Kontrol gubunda 237.8 mg/dl iken 8 g/kg çakşır kökü tozu alan grupta ise 251.1 mg/dl dir. Yumurta sarısı kolesterol düzeyi 4 g/kg çakşır katkısı ile özellikle 3., 4. ve 5. haftalarda (mg/g yumurta) azalmıştır (P<0.05). Çakşır kökü tozu kan plazma kalsiyum seviyesi üzerine etkili olmamıştır (P>0.05).Anahtar Kelimeler: Çakşır (Ferula eleaochytris) kökü tozu, Yumurta Verimi ve Kalitesi, Kan Parametreleri,Yumurta Kolesterol, Kalsiyum

Gökhan Filik
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yüksek sıcaklık altında rasyona biyoantioksidan (alfa-tokoferol asetat, karvakrol, karnosik asit) katkısının yumurtacı tavuklarda performans, yumurta verimi, yumurta kalitesi ve kan parametreleri üzerine etkileri

Mevcut çalışma yüksek sıcaklık altında yetiştirilen yumurtacı tavukların rasyonlarına ilave edilen vitamin E, kekik esans yağı ve biberiye ekstraktının antioksidant yapı, oksitadif stres, kan metabolitleri, performans, yumurta verim ve kalitesi ölçütleri üzerine etkileri belirlemek amacıyla yürütülmüştür.Kırk beş haftalık yumurtacı tavuklar, benzer canlı ağırlıkta her birinde 18 hayvan bulunan 4 gruba ayrılmışlardır. Hayvanlar 8 haftalık süre boyunca katkısız kontrol yemi ve 200 mg/kg yem vitamin E, kekik yağı, biberiye ekstraktı ilave edilen standart yumurtacı tavuk yemleriyle beslenmişlerdir. Hayvanlar bireysel kafeslerde barındırılmışlardır. Deneme süresince 16:8 saatlik aydınlık: karanlık fotoperiyot uygulanmış, yem ve su serbest verilmiştir. Deneme, yüksek sıcaklığın (16 saat aydınlık periyotta 8 saat 34-36 ? C ve 16 saat 22-24 ? C) oluşturulduğu yumurtacı tavuk deneme ünitesinde yürütülmüştür. Yumurtlama performansı olarak belirlenen yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta üretimi günlük olarak, yumurta kalitesi haftalık olarak, kan parametreleri (glukoz, kolesterol, trigliserid, lipid peroksidasyon, total antioksidan, kalsiyum) ise iki haftalık aralıklarla ölçülmüştür. Sonuçlar, Vitamin E, kekik yağı, biberiye ekstraktı ilavesinin yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, canlı ağırlığı ve kan parametrelerini önemli düzeyde etkilemediğini (P>0.05) göstermiştir. Fakat kekik yağı ilavesi, yemden yaralanma oranını iyileştirmiş (P<0.05) ve yumurta kalite ölçütlerinde artış göstermiştir.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular rasyona kekik yağı ilavesinin sıcak stresi durumunda bile yumurta kalite ölçütlerini olumsuz etkilerden koruduğunu göstermiştir.

Şerife Beyazitoğlu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Rasyonda keten tohumu yağı kullanımının yumurtacı tavuklarda yumurta verimi, yumurta kalite özellikleri ve bazı kan parametreleri üzerine etkileri

Mevcut çalışma keten tohumu yağının kahverengi yumurtacılarda yumurtlama performansı, yumurta kalitesi ve yumurta kolesterolü üzerine etkisini belirlemek amacıyla yürütülmüştür.Otuz haftalık yumurtacı tavuklar, benzer canlı ağırlıkta her birinde 18 hayvan bulunan 4 gruba ayrılmışlardır. Hayvanlar 8 haftalık süre boyunca %0, 1, 2 ve 4 keten tohumu yağı içeren standart yumurtacı tavuk yemleriyle beslenmişlerdir. Hayvanlar bireysel kafeslerde barındırılmışlardır. Deneme süresince 16:8 saatlik aydınlık: karanlık fotoperiyot uygulanmış, yem ve su serbest verilmiştir. Yumurtlama performansı olarak belirlenen yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta üretimi günlük olarak, yumurta kalitesi ve yumurta kolesterol içeriği haftalık olarak, kan parametreleri (glukoz, kolesterol, trigliserid) ise iki haftalık aralıklarla ölçülmüştür. Keten tohumu yağı ilavesinin yem tüketimi, yumurta ağırlığı, yumurta verimi, yemden yararlanma oranı, canlı ağırlığı ve trigliseridini önemli düzeyde etkilemediğini (P>0.05) göstermiştir. Fakat %2 keten tohumu yağı ilavesi ak yüksekliği, ak indeksini artırmış, ak genişliği ile yumurta sarısı kolesterol düzeyini düşürmüştür. % 4 keten tohumu yağı ilavesi ile plazma glukoz ve kolesterol düzeyini düşürmüştür.Araştırma sonucunda elde edilen bulgular rasyonda keten tohumu yağı kullanımının fonksiyonel yumurta üretme potansiyeline sahip olduğunu göstermiştir.

Fülya Küreç
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Parametrik ve parametrik olmayan basit doğrusal regresyon analiz yöntemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmada, parametrik ve parametrik olmayan basit doğrusal regresyon analiz yöntemlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır.Parametrik basit doğrusal regresyon analizinde e.k.k yöntemi, parametrik olmayan basit doğrusal regresyon analizinde medyana göre parametre tahmini yapan, Mood-Brown ve Theil yöntemleri, parametrik olmayan basit doğrusal regresyon fonksiyonunun tahmin yöntemi, en yakın komşu (k-NN) tahmin yöntemleri tanıtılmıştır.Yaş ve doğum ağırlığı arasında doğrusal bir ilişkinin olup olmadığı hem parametrik hem de parametrik olmayan basit doğrusal regresyon analiz yöntemleriyle incelenmiştir. Parametrik basit doğrusal regresyon analizinde yaş ve doğum ağırlığı arasında ilişki olmazken, parametrik olmayan basit doğrusal regresyon analizinde ise, Mood-Brown ve k-NN yöntemlerinden, yaş ve doğum ağırlığı arasında ilişki elde edilmiş, Theil yönteminden ise ilişki elde edilmemiştir.

Savaş Okur
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kekik (Origanum vulgare) ve çörekotu (Nigella sativa) yağı ile arpa, soya fasulyesi küspesi ve buğday samanının gerçek kuru madde, organik madde ve ndf sindirilebilirliğine etkileri

ÖZYÜKSEK LİSANS TEZİKEKİK (Origanum vulgare), VE ÇÖREKOTU (Nigella sativa), YAĞI İLE ARPA, SOYA FASULYESİ KÜSPESİ VE BUĞDAY SAMANININ GERÇEK KURU MADDE ORGANİK MADDE VE NDF SİNDİRİLEBİLİRLİĞİNE ETKİLERİYücel YILMAZÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİFEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜZOOTEKNİ ANABİLİM DALIDanışman: Prof. Dr. Murat GÖRGÜLÜYıl:2009, Sayfa 31Jüri:Prof. Dr. Murat GÖRGÜLÜDoç. Dr. Serap GÖNCÜ KARAKÖKDoç. Dr. Ahmet ŞAHİNBu çalışmada, çörekotu ve kekik uçucu yağının farklı dozlarının arpa, soya fasulyesi küspesi ve buğday samanının gerçek kuru madde, organik madde ve NDF sindirilebilirliklerine etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır.Deneme ANKOM Daisy Inkubatör kullanılarak yapılmış ve rumen sıvısı rumen kanülü taşıyan 3 adet kısır inekten temin ediliştir. Araştırma, tesadüf parselleri deneme deseninde 2 ( uçucu yağ) x 3 (doz) faktöriyel tertipte yürütülmüş ve analiz edilmiştir. Çalışmada arpa ve soya fasulyesi küspesinde (SFK) 24 saat, buğday samanında 48 saatlik inkübasyon süreleri kullanılmıştır. Çörek otu ve kekik uçucu yağının 0, 50, 100, 150 ppm dozları denenmiştir.Çörekotu ve kekik uçucu yağı, soya fasulyesi küspesi ve buğday samanının (OM), (KM) ve (NDF) sindirilebilirliklerine etkileri istatistikî olarak önemli bulunmuştur (P<0.05). Deneme sonunda; buğday samanında kekik uçucu yağı çörek otu uçucu yağına göre KM, OM ve NDF sindirilebilirliğini önemli düzeyde düşürmüştür. SFK'nın KM, OM, NDF sindirilebilirliği de buğday samanındaki gibi kekik uçucu yağından olumsuz yönde etkilenmiş ve düşmüştür (P<0.05). Arpanın besin madde sindirilebilirlikleri ise uçucu yağ kaynaklarından etkilenmemiştir (P>0.05).Uçucu yağların dozlarının etkisi buğday samanının kuru madde sindirilebilirliğini etkilemezken, NDF ve OM sindirilebilirliğini etkilemiş ve 50 ppm dozu sindirilebilirliği artırmıştır. SFK ve arpa besin madde sindirilebilirlikleri dozdan etkilenmemiştir (P>0.05). Uçucu yağ doz interaksiyon buğday samanı gerçek NDF ve OM sindirilebilirliğini artan dozlar çörek otunda artırırken kekik uçucu yağı düşürmüştür. SFK'nın gerçek KM, OM ve NDF sindirilebilirlikler uçucu yağ x doz interaksiyonundan önemli düzeyde etkilenmiş çörekotu uçucu yağının 50 ve 100 ppm dozları ile sindirilebilirlik artarken, kekik uçucu yağı 50 ve 100 ppm dozlarında gerçek KM, OM ve NDF sindirilebilirliğini düşürmüştür.Mevcut çalışmada elde edilen bulgular çörek otu uçucu yağının rumende yıkılabilirliği düşük protein kaynaklarının yıkılabilirliğini arttırabileceğini, kekik uçucu yağının selüloz yıkımını sınırlandırmakla birlikte protein yıkımının kontrolünde etkili olabileceği görülmüştür.Anahtar kelimeler: Uçucu yağ, çörekotu, kekik, doz, sindirilebilirlik

Yücel Yılmaz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Buzağılarda kolostrum içirme döneminin uzatılmasının gelişim özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada 10 gün boyunca kolostrum ile beslemenin buzağı büyütmenin büyüme performansı ve yem maliyeti üzerine etkileri araştırılmıştır. 2007 yılı Kasım ayından 2008 Mart ayına kadar Ç.Ü. Ziraat Fakültesi Araştırma Uygulama Çiftliğinde doğan dişi buzağılar denemeye alınmıştır. Buzağılar doğumu izleyen ilk 3 gün analarıyla barındırılmıştır ve daha sonra süt içerme bir programla günde iki öğünde yemlenmiştir. Buzağılar kapalı buzağılıkta bireysel bölmelerde barındırılmış ve sıvı yemler kova içinde verilmiştir. Buzağılara ikinci haftadan itibaren serbest buzağı başlangıç yemi verilmiştir. Buzağılar sıvı yemi tükettikten sonra kovaları gün boyunca su ile dolu tutulmuş ve serbest olarak temiz su almaları sağlanmıştır. İşletmelerde buzağıların sütten kesim yaşı ortalaması 70 gün, bu süre içerisinde tüketilen günlük kesif yem miktarı ise 355 gr, 327 gr, 332 gr ve 325 gr bulunmuştur. Ayrıca Immunoglobilin düzeyleri gruplar arasında 3. Günde IgM, 5,78 ml/dl, 4,92 ml/dl, 5,21 ml/dl ve 5,97 ml/dl, ve sütten kesimdeki 5,21 ml/dl, 6,20 ml/dl, 5,89 ml/dl ve 7,38, IgA 3. Günde 11,42 ml/dl, 11,45 ml/dl, 11,83 ml/dl, 11,51 ml/dl, sütten kesimde ise 10,74 ml/dl, 10,06 ml/dl, 10,97 ml/dl, 11,85 ml/dl IgG 3.günde 141,69 ml/dl, 134,61 ml/dl, 144,04 ml/dl, 150,09 ml/dl, sütten kesimde ise 129,83 ml/dl, 124,67 ml/dl, 132,55 ml/dl, 135,90 ml/dl, bulunmuştur. Ele alınan bu özellikler bakımından süt ikame yemi ve süt alan buzağılar arasında istatistiksel olarak önemli bir farklılık saptanmamıştır. Ayrıca deneme süresince yapılan gözlemlerde kolostrum alan gruptaki buzağılardan sadece ikisinde ishal vakasına rastlanırken, süt alan grupta 4 ishal vakasına rastlanmıştır. Yapılan bu çalışma kolsotrumun süte göre daha ekonomik ve sağılıklı olduğu söylenebilinir.

Bilal Habeş Doğan
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
DoktoraAçık ErişimTR

Etlik piliçlerde metiyonin varlığında kolin ve mezo-inozitol'ün karaciğer ve karın yağlanması üzerine etkilerinin karşılaştırılması

Bu çalışma, metiyonin, kolin ve mezo-inozitolün etlik piliçlerin yem tüketimi, yem dönüşüm oranı, canlı ağırlık kazancı, karkas randımanı, abdominal yağ birikimi, karaciğer ağırlığı ile karaciğer ve serum lipit ve trigliserit içeriği üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada %22 ham protein ve 3200 kcal ME/kg içeren bazal yem kullanılmıştır. Bir günlük 108 dişi civciv (Ross 308) her biri 12 hayvandan oluşan 9 yemleme grubuna ayrılmıştır. 44 gün süreyle, N (kontrol) grubundaki hayvanlar bazal yem ile ve ilk dört grup (A, B, C, D) bazal yeme ek olarak sırasıyla; 1800+0.40, 1800+0.80, 3600+0.40 ve 3600+0.80 kolin (mg/kg) + (%)DL-metiyonin ilaveli yemlerle beslenmişlerdir. Diğer dört grup (E, G, H, K) ise bazal yeme ek olarak sırasıyla 800+0.40, 800+0.80, 1600+0.40 ve 1600+0.80 oranında mezo-inozitol (mg/kg) + (%)DL-metiyonin içeren yemle beslenmişlerdir. 1-44 gün süresince piliçlerin haftalık yem tüketimleri ve canlı ağırlık kazançları, deneme sonunda karkas, karaciğer ve abdominal yağ ağırlıkları saptanmıştır. Deneme sonunda grup ortalamasına en yakın her gruptan 5 hayvandan karaciğer ve kan örnekleri alınmış, serum ve karaciğerde total lipit miktarı ile trigliserit konsantrasyonu belirlenmiştir.Bu çalışmada; yem değerlendirme oranı, abdominal yağ birikimi, karaciğer ağırlığı, karaciğer trigliserit konsantrasyonu ile serum ve karaciğer total lipit miktarı, yeme eklenen metiyonin, kolin ve mezo-inozitol düzeylerinden etkilenmemiştir (P>0.05).Denemenin ilk haftasında farklılık gözlenmezken, 2. haftasından itibaren kesime kadarki süreçte, yem tüketimi ve canlı ağırlık kazancı bakımından muamele grupları arasında istatistiki olarak önemli farklılıklar gözlenmiştir (P<0.05). Gruplar arasında soğuk karkas ağırlığı ve karkas randımanı bakımından da önemli farklılıklar belirlenmiştir (P<0.05). D, E, K grubunun soğuk karkas ağırlığı, N grubuna göre daha düşük, A, B, C, G ve H grubununki ise daha yüksek bulunmuştur. Karkas randımanı kontrol grubuna göre B, C ve E grubunda daha yüksek, A, D, G, H ve K grubunda ise daha düşük olduğu belirlenmiştir. Serum trigliserit konsantrasyonu yem muamelelerinden etkilenmiş (P<0.05); A grubu hariç bütün grupların serum TG konsantrasyonları kontrol grubundan daha yüksek bulunmuştur.Sonuç olarak, etlik piliç rasyonlarında 1800 mg/kg kolin + %0.40 metiyonin (A) ve 1600 mg/kg mezo-inozitol + %0.40 metiyonin (H) kombinasyonlarının canlı ağırlık kazancını iyileştirdiği saptanmıştır. En düşük yağlanma ise kolin, metiyonin ve mezo-inozitolün en yüksek düzeylerinde belirlenmiştir. Serum trigliserit düzeyi de 800 mg/kg mezo-inozitol + %0.40 metiyonin eklemeli rasyon alan etlik piliçlerde düşmüştür.Anahtar Kelimeler: Kolin, Metiyonin, Mezo-İnozitol, Karaciğer Yağı, Etlik Piliç

Etlik piliçKaraciğerKolin+1
Cavidan Gül
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kilis keçilerinde anatomik morfolojik ve fizyolojik adaptasyon parametrelerinin saptanması üzerine bir araştırma

Bu çalışmada, sıcak ve kuru iklim koşullarında yetiştirilen Kilis keçilerinin bu koşullardaki adaptasyon mekanizmalarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışma, Gaziantep ilinde çiftçi elinde yetiştirilen yerli Kilis keçileri üzerinde yürütülmüştür. Çalışmada materyalin stres ve optimum koşullardaki anatomik ve morfolojik adaptasyon mekanizmaları, optimal ve sıcak çevre koşullarındaki fizyolojik adaptasyon mekanizmaları ve laktasyon performansları üzerinde durulmuştur. Deneme sonunda, yükselen atmosfer sıcaklığını hayvanlarda stres oluşturduğu ancak bunun performansa yansımadığı dikkati çekmektedir. Kilis keçilerinin termal stresi azaltan bazı mekanizmalara sahip oldukları, oğlaklama ve süt verimi gibi özelliklerinin sıcaklık stresinden etkilenmediği belirlenmiştir. Buna bağlı olarak bu keçi ırkının sıcak ve kurak koşullar için önerilebileceği ortaya çıkmıştır.

Tolga Aktepe
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Adana ilinde büyükbaş süt hayvancılık işletmelerinin incelenmesi

Bu çalışmada Adana ilindeki üç bölgede (ova, geçiş ve dağlık bölge) büyükbaş süt sığırı işletmelerinin genel durumunun ortaya konması amaçlanmıştır. Deneklerin belirlenmesi Adana İl Tarım Müdürlüğü kanalı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yürütülmekte olan hayvancılık kayıt sistemi (TURKVET) yardımı ile yapılmıştır. Bu şekilde her bölgeden 20' şer olmak üzere toplam 60 adet büyükbaş süt sığırı işletmesi belirlenerek işletmelerin aile ve yabancı iş gücü durumları, hayvan sayıları, günlük gelirleri, işletmelerin tarım arazisi miktarları, büyükbaş hayvan ırkları ve diğer bazı özellikler saptanmaya çalışılmıştır.

Adem Curabaz
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İleri kan dereceli saanen melezi keçilerin Mersin koşullarında adaptasyonu ve verimleri üzerine bir araştırma

Bu çalışma, Mersin İli Akdeniz İlçesi Dikilitaş Beldesinde yer alan bir çiftlikte yürütülmüştür. Hayvan materyali olarak Çanakkale bölgesinden getirilen 168 baş ileri kan dereceli Saanen çepiçleri ile Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesinden temin edilen Çukurova Saaneni tekelerle kullanılmışlardır. Araştırma materyali anaların (keçilerin) adaptasyon yetenekleri ve verimleri incelenmiştir. Ayrıca araştırma materyali hayvanlarda Kasım, Şubat, Mayıs ve Ağustos aylarında rektal sıcaklık, nabız sayısı ve solunum sayısı gibi fizyolojik adaptasyon parametreleri saptanmış, Şubat ayında total serum kolesterol, kalsiyum ve glikoz gibi kimi kan parametre değerleri ölçülmüştür.Deneme materyali olan keçilerin doğum öncesi ve sonrası ağırlıkları, laktasyon süt verimleri ile oğlakların doğum ağırlıkları alınmış büyüme ve gelişmelerine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır.

Mustafa Uğur Koylu
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bir anlamsal web uygulaması olarak Türkiye organik tarım bilgi portalı tasarımı

Geçtiğimiz on yıl boyunca çevre koruma ve gıda kalitesini garanti altına konusunda önemli bir küresel duyarlılık gelişmiştir. Organik tarım bu istekleri aynı anda karşılayan bir üretim biçimi olarak görülmüştür. Organik tarımda önemli bir potansiyeli bulunan Türkiye'de organik tarımla ilgili eksikliklerden biri öğrenme kaynaklarının yetersizliğidir. Bu sorunu gidermede etkin çözümlerden biri elektronik öğrenme kaynaklarının geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve erişiminin kolaylaştırılmasıdır. Erişimi sağlamak için depolama, indeksleme ve arama mekanizmalarına gereksinim vardır.Bu çalışmada, bir organik tarım portalının geliştirilmesi ve organik tarımla ilgili öğrenme kaynaklarının tanımlanması için XML ile bir uygulama yanayının kullanılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada, Dublin Core (DC), FAO AgMES ve IEEE LOM üstveri elemanlarının karışımı ile geliştirilen bir uygulama yanayı kullanılmıştır. Bu tür uygulama yanaylarının tarımsal ontolojiler ile kullanılmasıyla organik tarımda öğrenme kaynaklarının tanıtılması, dizinlenmesi ve aranmasında anlamsal web uygulamalarının yaygınlaşması sağlanabilecektir.

Hacı Durdu Çoban
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2009
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

En küçük kareler, Ridge regresyon ve Robust regresyon yöntemlerinde analiz sonuçlarına aykırı değerlerin etkilerinin belirlenmesi

Çoklu doğrusal regresyon analizinin varsayımları sağlanıyorsa En Küçük Kareler Yöntemi (EKK) en iyi tahminleri vermektedir. Ancak veri grubundaki bağımsız değişkenler arasında doğrusal bir ilişki ve gözlem değerleri arasında aykırı değerler varsa varsayımlar sağlanamaz. Bu durumda regresyon katsayıları, ?t? değerleri, ?F? değerleri, hata kareler ortalamaları ve belirtme katsayıları değişmektedir.Bu çalışmada çoklu bağlantı problemi ve aykırı değerlerin etkileri araştırılmıştır. Çoklu bağlantı problemi için Ridge Regresyon (RR) yöntemi, aykırı değerlerin belirlenebilmesi içinde bazı hata hesaplama yöntemleri önerilmiştir. EKK, Ridge ve M-tahmin edici kullanılarak parametre tahminleri aykırı değer varlığında ve yokluğunda gerçekleştirilmiştir. Karşılaştırma kriteri olarak belirtme katsayısı (R2), hata kareler ortalaması, F ve t değerleri kullanılmıştır.

Nurşen Yıldırım
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Bal arısı (Apis mellifera L.,) kolonilerinde varroa destructor'un kontrolünde bitkisel, kimyasal ve biyoteknik uygulama yöntemlerinin karşılaştırılması

Bu araştırma, arı yetiştiriciliğinin en önemli sorunlarından biri olan, bal arısı paraziti varroa destructor'a karşı kullanılan kimyasal maddelere alternatif yeni kontrol yöntemlerinin etkinliğini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma; koloni populasyon büyüklüğü ve varroa bulaşıklık düzeyi açısından birbirine yakın 40 adet bal arısı kolonisinde, 2003 yılında Ç.Ü.Z.F. Zootekni Arılığında yürütülmüştür.Bu araştırma sonucunda kullanılan uygulama yöntemlerinin varroaya etkileri; ilkbahar mevsiminde Oksalik asit grubunda %95,56; Perizin® grubunda %96,96; Laktik Asit grubunda %95,02; Portakal Kabuğu grubunda %94,44; Erkek Arı çıkarma grubunda %91,14; İşçi Arı çıkarma grubunda%95,11; Okaliptüs Kabuk ve Yaprağı grubunda %97,58 düzeyinde belirlenmiştir. İlkbahar uygulaması süresince günlük olarak elde edilen ölü varroa miktarına ait verilere uygulanan istatistik analiz sonucunda uygulama grupları arasındaki fark P<0,01 düzeyinde önemli bulunmuştur.Sonuç olarak, bal ve balmumunda kalıntı bırakan varroa ilaçlarına alternatif olarak; okaliptüs kabuğu ve yaprağı, oksalik asit, laktik asit, işçi arı çıkarma, portakal kabuğu ve erkek arı çıkarma yöntemlerinin varroa savaşımında etkili olduğu ve arı yetiştiricilerine önerilebilecek uygulamalar olduğu ortaya konulmuştur.Anahtar Kelimeler :Bal arısı, varroa, oksalik asit, laktik asit, okaliptüs, portakal

Münire Çetin
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Sütten kesim öncesinde kaba ve kesif yem verilme şeklinin sütten kesim sonrası buzağı büyüme performansına etkileri

Bu çalışmada, 44 Holstein erkek ve dişi buzağıda sütten kesim öncesi kaba yem ile beslemenin sütten kesim sonrasında buzağı gelişimine etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Birinci grup; sütten kesim öncesinde günlük 4 L süt yanında, 2. haftadan itibaren pelet buzağı başlangıç yemi ve saman formunda orta kalite yonca kuru otu ile ayrı ve serbest olarak beslenmiştir. İkinci grup sütten kesim öncesinde günlük 4 L süt yanında, 2. Haftadan itibaren sadece pelet buzağı başlangıç yemi ile serbest olarak yemlenmiştir. Bütün buzağılar 8 haftalıkken sütten kesilmiş, sütten kesim sonrası tüm buzağılara 8 hafta boyunca %40 buzağı büyütme yemi ve %60 yonca kuru otu karışımı verilmiştir. Çalışma tesadüf parselleri deneme deseninde 2 (yemleme yöntemi) x 2(cinsiyet) faltöriyel tertipte yürütülmüş ve değerlendirilmiştir. Cinsiyet sütten kesim öncesi ve deneme sonu itibariyle canlı ağırlık kazancını etkilemezken (P>0.05), bütün dönemlerde yem tüketimi yemden yararlanma oranı ve canlı ağırlık kazancının maliyetini önemli düzeyde etkilemiş, ve değerler erkekler için daha yüksek (P<0.01) olmuştur. Yemleme şekli canlı ağırlık kazancının maliyeti dışında herhangi bir özelliği etkilemezken, sütten kesimden sonra ve tüm deneme sonu incelenen özelliklerin tamamını etkilemiş ve sütten kesimden önce sadece kesif yem alan buzağılar sözü edilen dönemlerde daha fazla canlı ağırlık kazanmışlar, daha fazla yem tüketmişler ve kg canlı ağırlık kazancı için yem tüketimi ve maliyeti artmıştır (P<0.01). Sütten kesim öncesinde dişi buzağılarda yem tüketimi yemleme şekline göre değişmezken, erkeklerde önemli düzeyde değişmiş ve kaba ve kesif yemi birlikte alan erkek buzağılar sadece kesif yem alanlardan daha az yem tüketmişlerdir (P<0.01). Benzer değişim yemden yararlanma oranında da gözlenmiştir (P<0.05).Sonuç olarak, sütten kesim öncesinde sadece kesif yem alan buzağıların sütten kesim sonrasında yem tüketimlerinin ve canlı ağırlık kazançlarının daha iyi olabileceği ve kaba yemsiz büyütmenin mümkün olduğu ancak yem maliyetinin artabileceği görülmüştür

Ali Ergin Keleş
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Milk yield and lamb growth of syrian-awassi sheep graze on cereal and cereal-legume mixture forages

The aim of this study was to evaluate the performance of Syrian Awassi sheep grazing in spring on improved forages (sole barley, barley-grasspea, barley-vetch, sole oat, oat-grasspea and oat-vetch). 30 Syrian Awassi lambs were used to evaluate the lamb growth, and 18 lactating ewes in the milk yield experiment. The experiment of lamb growth was conducted in participation with a farmer in Al-Barkum village (adjacent to ICARDA), while the experiment of milk yield was done in ICARDA station.The forages dry matter yield (DRY) were significantly differed at (P < 0.05) among the treatments. The average dry matter yield was 3600 kg/ha . The average daily live-weight gain (ADG) of the lambs was 132 g/head/day. The total average of milk yield (MY) was 1110 g/head/day. Milk composition (MC) such as (Protein, Fat and Total solids) was significantly affected by treatments.It was concluded that cereal-legume mixture forages do improves forage quantity and quality and could be used to cope the feeding gap in spring, and improve marginal income of poor farmers and livestock keepers.Keywords: Dry Matter Yield (DMY), Average Daily Live-wieght Gain (ADG), Milk Yield (MY) and Milk Composition (MC).

Amin Al-jundı
Çukurova University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2010
00