Maltepe University
Discipline

Güzel Sanatlar Anasanat Dalı (disiplinlerarası)

Maltepe University

10

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

10 Theses
Master'sOpen AccessTR

Çağdaş Batı Sanatında yeni yaklaşımlar

Çağdaş Sanat modern sanatın hemen ardından sonar gelen ve günümüze kadar uzanan süreçte üretilen sanat pratiklerini ve sanat akımlarını kapsamaktadır. Özellikle 1960'lardan sonar sanatın tanımı ve kapsamını değiştiren avangard ve deneysel yaklaşımların hakim olduğu bir süreç olarak dikkat çekmektedir. Modern Sanattan beslenen bazen modern sanatı reddeden bu deneysel yaklaşımlar, çağdaş sanatın temel yapısını oluşturmuştur. Özellikle kavramlara yönelen çağdaş sanat akımları, sınırsız malzeme kullanımı ve disiplinlerarası yaklaşımlarla yeni arayışları sürekli kılmış, sanatın ifade olanaklarını genişletmiştir. Çağdaş sanatçılar teknik ve malzemenin sınırsızlığı içerisinde yaratıcı yeni yaklaşımlar sergileyerek sanatın özgürlük kavramını ön plana çıkarmışlardır. Bu çalışmada 1960 sonrası Çağdaş Sanat kapsamında üretilen eser ve pratiklerde görülen yeni yaklaşımlara dikkat çekilmiştir. Çalışmanın sınırlılığı kapsamında Pop Art, Kavramsal Sanat, Minimalizm, Foto-Gerçekçilik,Yeni Gerçekçilik, Mekân (Arazi) Sanatı, Yeni Dışavurumculuk, Postmodernizm ve Yeni Medya Sanatında görülen yeni yaklaşımlar üzerinde durulmuştur. Bu çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden gözlem ve yazılı döküman incelemesi kullanılmıştır. Bu araştırmada çağdaş sanatın malzeme ve teknik kullanımında sınır tanımadığı ve disiplinlerarası yaklaşımları öne çıkardığı; özellikle dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte sanatın sınırlarının genişlediği, tanım ve kapsamının muğlaklaştığı görülmüştür. Sanatçıların yeni yaklaşımlar sergilemelerinin giderek arttığı, gelecekte de yeni yaklaşımların malzeme ve teknikler değişse de var olacağı, bilim ve teknolojiyle olan yakın ilişkisinin artarak devam edeceği ön görüsüne varılmıştır.

Beyza Şener
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

1980 sonrası sanatta dijital yaklaşımlar

20. yüzyılın ortalarından itibaren sanat, bilim ve teknoloji etkileşim içerisinde olmuş ve bu etkileşim, Çağdaş Sanat'ın önemli bir parçası haline gelmiştir. 1980'li yıllarda teknoloji, sanatın bir unsuru olarak görülmüş, yeni ve çeşitli sanat pratikleri ortaya çıkmıştır. Günümüzde Yeni Medya Sanatı adı altında toplanan bu sanat pratikleri, bilgisayar, video, internet ve mobil teknolojilerin etkisiyle geniş kitlelere ulaşmıştır. Yeni Medya Sanatı, izleyicinin sanat çalışmaları ile zamandan ve mekândan bağımsız olarak etkileşime girebildiği sanal medya ortamı olarak tanımlanmıştır. Sanat, her çağın sunduğu fırsatları değerlendirmiş, günümüzde de Yeni Medya Sanatı olarak tanımlanan sanatı yaratmıştır. Bilgisayar ortamında etkileşimli tasarımlara dönüşen bu yeni sanat formu, hibrit yapısıyla çeşitli çözümler ve eklemelerle daha da zenginleşmiştir. Bununla birlikte teknoloji ve sanatın entegrasyonu, izleyiciye etkileşimli öğeler ve hareketli görsellerle dolu bir ortam oluşturma imkânı sağlamış aynı zamanda sanat ve tasarımın ifade alanını genişletmiştir. Bu çalışmada teknolojinin gelişimiyle birlikte, Yeni Medya Sanatı adı altında toplanan "net art", "sanal gerçeklik", "artırılmış gerçeklik", "dijital sanat", "fotoğraf işleme sanatı", "video sanatı", "bilgisayar sanatı" ve "nft" gibi sanat pratikleri, sanatçıların eserleriyle birlikte incelenmiştir. Günümüzde dijital teknolojilerin yardımıyla oluşturulan bu sanat pratikleri sanatın sınırlarını genişletmiş, yeni malzeme ve tekniklerin kullanılmasının önünü açmış ve izleyicinin sanat deneyimlerine katılmasına olanak tanımıştır.

Şebnem Gupse Sönmez
Sinop University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Yeşilçam dönemindeki Türk sinemasının yapımcı dağıtımcı ve işletim sistemi üzerinden incelenmesi ve "Yeşilcam'ın Yapıtaşları" belgesel film (1960-1970)

Türk sinemasının tarihine bakıldığında geçmişten günümüze pek çok dönemi kapsadığı söylenebilir. Bu dönemlerden en fazla etki bırakanlardan birisi de Yeşilçam dönemi olmaktadır. 1950'lerde ilk kez ortaya çıkan Yeşilçam furyası 1980 yılının sonuna kadar geçen uzun bir süreçte Türk sinemasının altın çağını yaşamasına yol açmıştır. Yeşilçam döneminde Türk sineması altın çağını yaşamış ve bu dönemde unutulmaz filmler çekilmiş, unutulmaz oyuncular doğmuştur. Ancak bu noktada Yeşilçam'ın başarısının arkasında yalnızca yetenekli oyuncular ve yönetmenlerin değil, aynı zamanda yapımcılar, dağıtımcılar ve işletim sisteminin de önemli bir rol oynadığı söylenebilir. Yapımcılar, film endüstrisinin belkemiğini oluşturmak suretiyle, film projesini finanse etmek, oyuncu kadrosunu belirlemek, çekimlerin düzenlenmesi gibi bir dizi kararı almak zorunda kalmıştır. Dağıtımcılar ise yapılan filmlerin seyirciyle buluşmasını sağlayan önemli bir köprü görevi görmüştür. Yeşilçam'ın işletim sistemine bakıldığında ise film prodüksiyonu, çekim süreçleri, post-prodüksiyon ve dağıtım gibi aşamaların birbirine entegre olduğu bir sürecin yaşandığı görülmektedir. Yeşilçam döneminin Türk sinemasının yapımcı, dağıtımcı ve işletim sistemi üzerinden incelenmesinin, bu dönemin sinema endüstrisinin karmaşıklığını ve başarılarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacağı düşünüldüğünde bu çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu bağlamda çalışmanın ilk kısmında 1960-1970'li yıllar Yeşilçam'ın altınçağ dönemi ve sinemanın konumu ele alınmış, ikinci kısmında ise Yeşilçam dönemi dağıtım modeli ve yapımcıların konumu değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yeşilçam, Türk Sineması, Yapım, Dağıtım, İşleti

Alara Hozan
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de müzik sektörünün 1980 sonrası dönüşümü: Müziğin metalaşma süreci

1980'li yıllar Türkiye'de yeni bir kültür-sanat bilincinin geliştiği bir dönemin başlangıcı sayılabilir. Araştırmada bu dönemle gelen değişim ve değişime bağlı olarak gerçekleşen bir dönüşümün varlığı da yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki büyük sermaye gruplarının gücünün müzik sektörü faaliyetleri üzerindeki etkisinin en çok hissedildiği dönemlerden biri olmuştur. Dönemin hükümetinin duyurduğu kültür politikalarında, kültür-sanat faaliyetlerinin kamu ve özel kuruluşlar tarafından yapılmasının destekleneceğine yönelik maddeler yer almaktadır. Bu maddeler, sektörde bu dönemden itibaren görülmeye başlanan özelleştirmeler için bir zemin niteliği taşımaktadır. 2000'li yıllar ise sadece Türkiye'yi değil dünyayı etkisi altına alan dijital atmosferiyle ön plana çıkmaktadır. Müzisyenler açısından avantajlı değişimler ortaya çıkmıştır fakat telif hakkı ihlali gibi sorunlar da daha yoğun görülmeye başlanmıştır. Araştırmada konuya yönelik kaynaklar incelenerek genel tarama yöntemi kullanılmıştır. Dokuman analizi yapılarak araştırmanın bulguları elde edilmiştir. Tüm bu süreç ve yürütülen bu aşamalar kapsamında, tezin amacına uygun bir şekilde ilerlenerek sonuca varılmıştır.

Derya Çakal
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Karanlık üçlü ve kötü protagonist kavramlarına izleyici perspektifinden bakış: Akis filmi

Sinemanın dününden bugününe baktığımızda, klasik anlatı tarzını benimsemiş birçok yapımda iyiler yolda bazı kötülüklerle karşılaşır, bu kötülüklerle savaşır ve birtakım kayıplar vererek dahi olsa kötülüğe galip gelinir. İzleyicinin protagonist ile özdeşleme kurduğu düşünüldüğünde, izleyici de kötülüğe karşı zafer kazanma hazzını bu yolla edinir ancak, bazen protagonistler tam tersine, şeytani özellikler taşıyan saf kötülerdir. Bu durumda, katarsisi kötülük üzerinden yaşamaya yönlendirilen izleyiciler ahlaki bir test alanına sürüklenir. Bu çalışmayla, teorik anlamda evrensel bir kötülükten söz edilebilmenin mümkün olamayacağı, iyilik ya da kötülüğün kompleks bir yapıya sahip olup dışarıdan etkilerle gelişen varlığımıza rağmen yine de en nihayetinde bireyin iç dünyasında tezahür bulabileceği fikri üzerinde durulmaktadır. Böylelikle kötülük teoremine genel bir bakış sunularak, iyilik ve kötülüğün geçirgenliği sorgulanıp, kötülük bir psikoloji teorisi olan Karanlık Üçlü özelinde incelenmektedir. Ayrıca, karakter özelindeki kötülük kavramının sinema anlatılarındaki farklılıkları üzerinde durularak, kötü protagonist karakterler izleyicinin empati ve sempati perspektifinden ele alınmıştır. Bu çalışmaya teorik katkı sağlayacak filmlere başvurularak, analiz bölümünde seçilen kötü protagonist karakterlerin her biri Karanlık Üçlü'nün alt başlıklarını oluşturan psikopati, narsisizm ve makyavelizm ile eşleştirilerek tartışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde, kötülüğün en ilkel yaratım noktasının benliklerimizden doğduğu ve yansıdığı düşüncesinden yola çıkarak, Karanlık Üçlü'nün narsisizm köşesine değinilmiş ve Akis kısa filminin yaratım süreci ve sanatsal görüşü bu kapsamda ele alınmıştır.

Şeyda Gül Karaoğlu
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye ve dünya arkeoloji müzelerinde çağdaş sergileme modelleri üzerinden uygulamaların dijital ortamlara taşınması

20. yüzyıldan itibaren günümüze kadar, dijital teknolojilerden etkilenen müzelerin sergileme yöntemleri incelenmektedir. Pandemi döneminde birçok çevrimiçi müze çalışmalarını hızlandırmış ve geliştirmişlerdir. Birçok müze çevrimiçi sergi alanını kurmuş ya da varolan çevrimiçi müzelerine güncel uygulamalar eklemiştir. Bu değişimler ve yeni nesil uygulamaların ışığında gelişen müzeciliği mercek altına almak ve çok yönlü araştırmak bu tezin ana temelini oluşturmuştur. Tabii ki Dünya'da ve Türkiye'de müzeciliği bu kriterler üzerinden araştırırken, özellikle arkeoloji müzeleri eksenine her zaman geri dönülmüş, mukayeseler yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda, arkeoloji müzeleri cam vitrin içerisinde sergileme yöntemi dışında kiosk, projeksiyon, 3D canlandırma, Mapping, hologram gibi interaktif dijital uygulamalar kullandıkları tespit edilmiştir. Türkiye'de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen sanal müze çalışmalarının son iki yılda sayısının artığı gözlenmektedir. Dünya Arkeoloji Müzeleri'nde sürekli güncellenen çevrimiçi sergi çalışmalarına yer verilmektedir. Ayrıca çevrimiçi müzelerde rehberli tur dönemi başlamıştır. Genel olarak son on yılda artan sosyal medya kullanımı gerçeğini müzeler, aktivitelerini paylaşma aracı olarak değerlendirmiştir. Özellikle pandemi döneminde müzelerde sosyal medya kullanımı ön planda olduğu görülmektedir. Bu tez çalışmasında çağdaş müzecilikte dijital uygulamaların kullanımı açısından Dünya ve Türkiye Arkeoloji Müzeleri'ndeki sergileme yöntemlerinin, güncel teknolojik gelişmelere olan uyumu incelenerek aktarılmaya ve sonuç bölümünde de etkilerinin sunulmasına özen gösterilmiştir. Sonuç olarak; Dünya ve Türkiye arkeoloji müzelerinin dijital sergilemelerde kullandığı yöntemler analiz edilerek, çağdaş müzecilikte dijital sergileme yöntemlerinin geliştirilmesi için önerilerde bulunulmaktadır.

Arkeoloji müzeleriModern sanat sergileriSanal müze+3
Hilal Zencir
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat terapisinin aleksitimik çocuklar üzerine etkileri

Sanatsal çalışmalar çocukların her döneminde bir terapi niteliğindedir. Ancak herhangi bir sanat etkinliğinin terapi özelliğini taşıyabilmesi için çocukluk dönemlerinin tüm gelişimsel alanlarını ve bu alanların özelliklerini bilmek yeterli olmayabilir. Çocuğun yakınındaki bireylerin sağlıklı iletişim sağlamak adına yapması gereken önemli görevleri bulunmaktadır. Tezde, çocukluk döneminde yaşanılan kritik durumları, bu durumların kritik yönleri, çocuğun çevresini oluşturan yakınlarının çocuğa karşı görevleri ve sanat çalışmalarının tedavi gücü vurgulanmaya çalışılmıştır. Bu tezde, çocukluk döneminde 7–11 yaş arası aleksitimik bireylerin sanat terapisiyle kaygılarını, ifadelerini dile getirmelerinde görsel sanatların etkisini incelenmektedir. Yunan kökenli aleksitimi, "duygular için söz yokluğu" anlamına gelir. Bu bağlamda sanat terapisinin, aleksitimik bireylerin sözel ifade becerisinin yani duygularını ifade etmede farkındalık yaratması beklenir. Sanatla terapi gören bu bireyler, duygularına daha derin boyutlarda bakabilmeli ve uygulama çalışmaları ile duygularını iyi düzeyde ilişkilendirebilmelidir. Aleksitimik çocuklara sanat çalışmaları uygulandığında önemli katkılar yaratabileceği ve bu konuyla alakalı daha fazla araştırmalar yapılması gerektiğinin önemli olduğunu ortaya koymaktır. Tezde birinci bölümde öncelikle amaç olarak hedeflenen önem ve sınırlılıklardan, ikinci bölümde, aleksitimi, temel özellikleri, çocukluk döneminde aleksitimi sebepleri ve bu durumu tanımlarken terapistlerin, psikolog ve psikiyatristlerin kullandığı ölçeklerden bahsedilecektir. Tezin son ve 3. bölümünde ise; sanat terapisi, çeşitleri, uygulama adımları ve tedavi edici özelliği konularının üzerinde durulup terapi örneklerine yer verilecektir.

Affektif semptomlarSanatSanat terapisi+4
Seda Karadeniz
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kamera önü oyunculuk dersleri için eğitim modeli önerileri

Yaklaşık 2500 yıllık tarihiyle en eski mesleklerden biri olan oyunculuk, tarih boyunca icra edildiği mekana, duruma, ortama göre biçim değiştirmiştir. İcra edildiği dönemin siyasal ve ekonomik koşullarından etkilenmiştir. Oyunculuğa dair düşünceler, tartışmalar Diderot ile başlasa da 19.yüzyılda Gerçekçilik akımının etkisiyle bugün de geçerliliğini koruyan ilk bütünlüklü oyunculuk yöntemini Stanislavski geliştirmiştir. 19. yüzyılda sinemanın doğuşuyla yüzyıllardır seyirciyle yüz yüze oynayan oyuncu, performansını farklı medyumlarla seyirciye ulaştırmaya başlamıştır. Bu performans seyirciye ulaşırken kamera, açı, lens, ışık, kurgu, ses, renk, yönetmenin yaklaşımı, atmosfer gibi bir çok unsurla birleşir, dönüşür ve değişir. Yönetmenler, yapımcılar, oyuncular ve eleştirmenler alışılageldik oyunculuk tekniğinin sinemada arzu edilen sonucu vermediğini fark etmiştir. Sinema için hazırlık sürecinden başlayarak oyunculuğun icrasına kadar bir çok alanda farklı bir teknik gerektiği anlaşılmıştır. Sinema oyunculuğu temel olarak oyunculuktan ayrı düşünülmese de, kendine özgü kriterlere ve yöntemlere ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada tarih boyunca oyunculuk, oyunculuk düşünceleri ve yöntemleri ele alınmış, ardından sinemanın doğuşu, sinemada oyunculuk ve oyuncu yönetimi incelenmiştir. Kamera önü ve sahne oyunculuğu arasındaki farklar belirlenmiş, profesyonel oyuncularla yapılan anket sonucunda oyuncuların kamera önü oyunculuğa dair yaklaşımları tespit edilmiştir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde verilen oyunculuk eğitimlerinde kamera önü oyunculuk dersleri taranmıştır. Tüm bu çalışmalardan çıkan veriler ışığında kamera önü oyunculuğa dair eğitim modeli önerileri geliştirilmiştir.

KameraKamera açısıOyunculuk+3
Aysun Gizem Karabey
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

"Aşk Hikayesi" filmi bağlamında sinema verite türünde iki farklı paralel öykü anlatımının kuramsal karşılaştırılması

"Cinéma vérité", 1960'larda Fransa'da ortaya çıkan bir belgesel film yapımı tarzıdır. "Cinema Vérité" terimi, "gerçek sinema" veya "gerçek film" anlamına gelir ve film yapımcısının müdahalesi olmadan ortaya çıkan gerçekliğin yakalanmasını vurgular. Bu belgesel tarzını kullanan film yapımcıları, gerçek hayattaki durumları ve olayları olduğu gibi sahneye koymadan veya senaryo yazmadan yakalamaya çalışırlar. Bir yakınlık ve yakınlık duygusu yaratmak için genellikle elde tutulan kameraları kullanırlar ve dış ses anlatımı veya uzmanlarla röportajlar gibi geleneksel belgesel tekniklerinden kaçınırlar. Sinemada romantik hikaye anlatımı ise, onlarca yıldır film endüstrisinin temelini oluşturmuştur. İster talihsiz aşıkların klasik bir hikayesi, ister modern bir aşk hikayesi olsun, romantik filmlerin güçlü duygular uyandırma ve izleyicileri nefessiz bırakmak gibi bir etkisi vardır. Başarılı bir romantik filmin en önemli yönlerinden biri, başrol oyuncuları arasındaki kimyadır. İki oyuncunun doğal bir kimyası olması, aşk hikâyesinin daha gerçekçi ve inandırıcı olmasını sağlar. Seyirci, onları hikayenin içine çeken ve sonuca yatırım yapmalarını sağlayan karakterler arasındaki çekiciliği ve gerilimi hissedebilir. Genel olarak, sinemada romantik hikaye anlatımı, karakterler ve seyirci arasında duygusal bir bağ oluşturmakla ilgilidir. Böylece izleyicileri sevginin gücüne inandırmak ve onlara bir umut ve olasılık duygusu bırakmak işin esasını oluşturur. Cinema verite ve romantik dramayı birleştirmek, izleyiciler için ilginç ve benzersiz bir sinema deneyimi yaratabilir. Cinema verite, gerçekçiliği ve orijinalliği vurgulayan bir belgesel film yapımı tarzıdır, romantik drama ise tipik olarak karakterler arasındaki duyguları ve ilişkileri araştıran kurgusal bir anlatı içerir. Öte yandan romantik dram, insan deneyimini araştıran kurgusal bir anlatı sunarak sinema verite tarzına duygusal derinlik ve karmaşıklık katabilir. Romantik dram, izleyicinin karakterleri ve onların mücadelelerini anlayabileceği ve onlarla empati kurabileceği bir mercek sağlayabilirken, sinema verite tarzı bu deneyimlerin özgünlüğünü ve duygusal etkisini artırabilir. Genel olarak, romantik dram öyküyü sinema verite tekniklerini kullanarak aktarmak, gerçeklik ile kurgu arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran ve insan ilişkilerinin karmaşıklığına dair yeni bir bakış açısı sunan benzersiz ve çekici bir sinema deneyimi yaratabilir.

Uğur Baran Kasırga
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Toplumsal bellek bağlamında 'Sakız Ağaçlarının Borcu' belgeseli

Kuşaklararası aktarımın sözlü olarak yapıldığı geleneksel bir Türk ailesinde yazılı olarak saklanan bir aile soyağacı belgesine ulaşılmıştır. Daha önce aile içinde anlatılmayan bir kölelik hikâyesinin soyağacında yer alması bu araştırma için temel oluşturmuştur. Hakkında bilgiler verilen kölenin geldiği yer Yunanistan'ın Sakız adasıdır. Soyağacında, köle pazarından satın alınarak Çankırı ili Kurşunlu ilçesine getirilen ve ismi Mustafa olarak değiştirilen bir çocuk ya da gençten söz edilmektedir. Bu tarih yaklaşık olarak 1820'li yılları işaret etmektedir. Tarih aynı zamanda adanın Osmanlı topraklarına ait olduğu ve Yunan bağımsızlık savaşının adada ilk ortaya çıktığı dönemdir. Köle Mustafa olarak anılan kişinin gerçek adına, doğum tarihine ve adadaki ailesine ait bilgilere ulaşılamamıştır. Mustafa getirildiği yeni toprağında kendisini satın alan tüccarın kızı ile evlenip kök salmıştır. Beşinci kuşak torunu olduğum Mustafa'ya ilişkin hikâyenin bu günkü belleklerdeki yerini bulup belgelemek ve şimdiki kuşakların geçmişe ait ilgilerini toplumsal bellek kavramı çerçevesinde araştırmak bu çalışmanın amacıdır. Çalışmanın bir diğer çıktısı, bu hikâyenin bir belgesel olarak hayata geçirilmiş olmasıdır. Belgesel, yönetmenin hem kendi geçmişi ile ilgili arayışları hem de Mustafa ile kurmaya çalıştığı bağ nedeni ile Dönüşlü Biçem (Refleksif) olarak tasarlanmıştır. Sakız adası ve Kurşunlu ilçesi mekân, bellek ve kölelik kavramları konusunda çalışma alanı olmuştur. Sözlü tarih yöntemi ile Kurşunlu ilçesinde yaşayan aile büyükleri ve Sakız adasında tarih çalışmaları yapan uzmanlarla yapılan sohbetler kayıt altına alınmıştır. Bu veriler hem Sakız Ağaçlarının Borcu belgeselinde hikâyeleştirilmiş hem de tezin toplumsal bellekle ilgili kuramsal yaklaşımında değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda her iki toplumda da geçmişe ait toplumsal belleğin korunduğu, köleliğin ise gündelik hayatta artık karşılığı olmayan, sona ermiş bir dönem olarak değerlendirildiği görülmüştür.

Belgesel filmBelgesellerKölelik+3
Müberra Mızıkacı
Maltepe University · Institute of Graduate Studies
2023
00