Maltepe University
Discipline

Department of Primary Education

Maltepe University

1,921

Archived Theses

3

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarına yönelik öz yeterlik algıları ile mesleki öz yeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırma; sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarına yönelik öz-yeterlik algıları ile mesleki öz-yeterlik algılarını incelemek amacıyla yürütülmüş olup sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarına ve öğretmenlik mesleğine yönelik öz-yeterlik algı düzeylerinin belirlenmesi ve çeşitli değişkenler bakımından algılarında bir farklılık olup olmadığı saptanmaya çalışılmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modelinde yürütülmüştür. Araştırmanın verileri 2022-2023 eğitim öğretim yılında İzmir ili Bornova, Buca ve Karşıyaka ilçelerindeki resmi ve özel ilkokullarda görev yapan 543 sınıf öğretmeninin katılımı ile toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu ile Kaynaştırma/bütünleştirme Yoluyla Eğitim Uygulamalarına Yönelik Öz-yeterlik Algı Ölçeği ve Tschannen-Moran ve Woolfolk-Hoy (2001) tarafından geliştirilip Çapa, Sarıkaya ve Çakıroğlu (2005) tarafından Türkçe' ye uyarlanmış olan Öğretmen Öz-yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde araştırma kapsamında sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarına yönelik öz-yeterlik algıları ile öğretmenlik öz-yeterlik algıları arasında ise pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuş olup yaş ve kıdem değişkenlerinin sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma/bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarına yönelik öz-yeterlik algısı üzerine etkisi olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Özel Eğitim, Kaynaştırma/bütünleştirme, Öz-yeterlik, Sınıf Öğretmeni

Bütünleşik eğitim programıKaynaştırma eğitimiMesleki yeterlilik+6
Duygu Çetin
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Okul öncesi eğitiminde e-portfolyo platformu geliştirme ve öğretmenlerin e-portfolyo kullanımına yönelik bilgi, beceri ve tutumlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, çocukların gelişimsel değerlendirilmesi amacıyla kullanılacak okul öncesi eğitim öğretmenlerinin geliştirme ve uygulama sürecine dahil edildiği bir e-portfolyo platformunun geliştirilmesini ve öğretmenlerin erken çocukluk eğitiminde değerlendirme süreçlerine yönelik bilgi ve becerileri ile teknolojik araç-gereç kullanımına ilişkin tutumlarının, e-portfolyo öğretim sürecindeki etkilerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu Mili Eğitim Bakanlığı'na bağlı anaokulu veya sınıflarında görev yapan 17 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma nitel araştırma yöntemlerinden işbirlikçi eylem araştırması ile gerçekleştirilmiştir. E-portfolyo eylem planı öğretim sürecinin katılımcı öğretmenlerin teknolojik araç-gereç kullanım tutumlarını ve çocukları değerlendirme bilgi düzeylerine olan etkilerini tespit edebilmek için nicel ölçümler yapılmıştır. Nitel kısmında ise öğretmenlerle yarı yapılandırılmış ve odak grup görüşmeleri yapılmıştır. Katılımcı öğretmenlere araştırmacı tarafından geliştirilen e-portfolyo platformunun öğretim süreci eylem planı haftada iki kez olmak üzere sekiz hafta gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilen çevrimiçi oturumlar araştırmacı tarafından kayıt altına alınarak günlükler oluşturulmuştur. Öğretmenlere, e-portfolyo eylem planı öğretim sürecinden önce Okul Öncesi Eğitimde Teknolojik Araç-Gereç Kullanımına Yönelik Tutum Ölçeği ve Çocuk Tanıma ve Değerlendirme Bilgi Testi (ÇTDBT) ön test olarak uygulanmış ve sekiz haftalık eylem planı sürecinin ardından aynı testler son test olarak tekrar uygulanmıştır. Nitel verilerin analizi için içerik analizi yöntemi kullanılırken, nicel verilerin analizinde Wilcoxon işaretli sıralar testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçları, katılımcı okul öncesi eğitimi öğretmenleriyle işbirliği yapılalarak etkin olarak kullanabilecekleri bir e-portfolyo platformu geliştirilmiştir. E-portfolyo platformunun kağıt/kalem temelli portfolyolara kıyasla saklama alanı, zaman yönetimi, objektif değerlendirme gibi konularda öğretmenlerin karşılaştıkları zorlukları ortadan kaldırdığı ve öğretmenlerin görüşleri doğrultusunda kullanıcı dostu, kapsamlı değerlendirme araçları sunan, işlevsel katkılar sağladığı tespit edilmiştir. Nicel analiz sonuçları, e-portfolyo eylem planının uygulanmasının, katılımcı öğretmenlerin teknolojik araç-gereç kullanımına yönelik tutumları ve çocukları tanıma ve değerlendirme bilgi düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı artışlara yol açtığını göstermektedir. Bu sonuçlar ışığında, kullanıcı dostu, kapsamlı değerlendirme araçları sunan ve işlevsel e-portfolyo platformlarının geliştirilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması önerilmektedir.

Alternatif ölçme ve değerlendirme teknikleriElektronik portfolyoErken çocuk eğitimi+7
Muhammed Fatih Küçükkara
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Bibliyoterapi temelli eğitim programının 5-6 yaş çocukların psikolojik iyi oluş düzeyi üzerindeki etkisinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, bibliyoterapi temelli eğitim programının 5-6 yaş çocukların psikolojik iyi oluş düzeyine etkisini incelemektir. Karma yöntem kapsamında yakınsayan paralel desenin kullanıldığı araştırmanın örneklemini; Aydın İli Efeler ilçesinde resmi bir anaokulunda öğrenim görmekte olan 5-6 yaş grubunda yer alan ve deney grubunda 14, kontrol grubunda 14 olmak üzere toplam 28 çocuk oluşturmuştur. Araştırmanın verileri 5-6 Yaş Çocukları İçin Psikolojik İyi Oluş Ölçeği ve Çocuklar İçin Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmanın alt problemlerinin çözümlenmesinde Mann-Whitney U ve Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi testlerinden ve betimsel analizinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına bakıldığında; Bibliyoterapi Temelli Eğitim Programının uygulandığı deney gurubu ön ve son test puanları arasında "Fiziksel Sağlık", "Düşük İçselleştirme", "Düşük Dışsallaştırma", "Öz düzenleme", "Sosyal Yetkinlik-Girişkenlik", "Bilişsel Yetkinlik", "Değer Davranışları", "Psikolojik Dayanıklılık", "Yaşam Doyumu" alt boyutları ve toplam ölçek puanı için anlamlı bir farklılık olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak "Fiziksel Sağlık", "Düşük İçselleştirme", "Düşük Dışsallaştırma", "Öz düzenleme", "Sosyal Yetkinlik- Girişkenlik", "Değer Davranışları", "Psikolojik Dayanıklılık" ve toplam psikolojik iyi oluş ortalama puanlarında anlamlı şekilde yükseliş olduğu saptanmıştır. Nitel bulgulara bakıldığında ise; deney grubu çocukların duygusal farkındalıklarını artırmaya, duygularını tanıma ve ifade etmeye, istenmeyen eğilimleri kontrol altına almaya yönelik beceriler geliştirdiklerini söylemek mümkündür. Bazı çocukların yardımlaşma, dayanışma ve iş birliğinin önemini fark ettiği; arkadaşına yardım etme konusunda daha olumlu bir tutum sergilediği görülmüştür. Aynı zamanda bu sonuçlar; bibliyoterapinin çocukların sosyal becerilerini ve değer davranışlarını geliştirmede etkili bir yöntem olabileceğini göstermektedir.

BibliyoterapiEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+5
Fatma Parmaksız Günay
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Matematik temalı hikaye okuma müdahalelerinin 4-6 yaş çocukların dil ve erken matematik becerilerine etkilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, farklı teknikler ile okunan matematik temalı hikaye kitaplarının 4-6 yaş arası çocukların dil ve erken matematik becerilerine etkilerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma grubunu Denizli ilinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden dört farklı sınıftan 4-6 yaş arası 88 çocuk ve 22 ebeveyn oluşturmaktadır. Dört sınıftan random olarak bir sınıf deney 1 grubu (DDO Öğretmen-22 çocuk), bir sınıf deney 2 grubu (DDO Ebeveyn-22 çocuk), bir sınıf deney 3 grubu (GO Öğretmen-22 çocuk) ve bir sınıf kontrol grubu (22 çocuk) olarak belirlenmiştir. Araştırma, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem araştırmalarından iç içe desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda eşleştirilmiş ön test-son test kontrol gruplu desen, nitel boyutunda ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma kapsamında, birinci deney grubunda bulunan öğretmen ve ikinci deney grubunda bulunan ebeveynlere çevrimiçi olarak üç oturum diyaloğa dayalı okuma eğitimi verilmiştir. Birinci deney grubunda öğretmen, ikinci deney grubunda ise ebeveynler 8 hafta boyunca haftada 3 kez matematik temalı hikaye kitaplarını diyaloğa dayalı okuma tekniği ile üçüncü deney grubunda bulunan öğretmen ise geleneksel okuma tekniği ile okumuştur. Deney grupları ve kontrol grubunda yer alan çocukların tamamına uygulamaya başlamadan önce Türkçe Erken Dil Gelişimi Testi (TEDİL-3), Erken Matematik Yeteneği Testi-3 (TEMA-3) uygulanmış, çocuklardan doğal dil örnekleri alınarak ortalama sözce uzunlukları (OSU) ve matematik kavramlarını kullanım sıklıkları Matematik Kavramları Kullanımı Sıklık Kayıt Formu (MKK) aracılığıyla belirlenmiştir. Sekiz haftalık uygulamanın bitiminde, aynı testler tekrar uygulanmış ve çocuklardan doğal dil örnekleri alınmıştır. Nicel veriler TEMA-3 ve OSU değerleri için ANOVA testleri ve ilişkili örneklem t-testi, MKK için t-testi ile TEDİL-3 verileri için Kruskal Wallis, Mann Whitney U testleri ve Wilcoxon işaretli sıralar testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, diyaloğa dayalı okuma yapılan gruplarda yer alan çocukların alıcı dil, ifade edici dil ve toplam dil gelişimi puanlarında istatistiksel olarak anlamlı artış olduğu belirlenmiştir. Ayrıca hem diyaloğa dayalı okuma yapılan (DDO Öğretmen-DDO Ebeveyn) hem de geleneksel okuma yapılan (GO Öğretmen) gruplarda yer alan çocukların erken matematik becerileri puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir artış olduğu belirlenmiştir. Geleneksel okuma yapılan ve kontrol grubunda yer alan çocukların ise ifade edici dil puanları ve ortalama sözce uzunluklarında artış olduğu saptanmıştır. Nitel veriler, diyaloğa dayalı okuma grubunda yer alan öğretmen ve ebeveynlerin, programın çocukların dil ve erken matematik becerilerinin desteklenmesi bağlamında farkındalık yarattığı, ebeveyn-çocuk etkileşimini artırdığına ilişkin olumlu görüşlere sahip olduklarını göstermektedir. Çocukların ise diyaloğa dayalı okuma sürecine severek katıldıkları, diyaloğa dayalı okumayı eğlenceli ve öğretici buldukları saptanmıştır. Bu sonuçlar, diyaloğa dayalı okuma tekniğinin çocukların dil becerilerini artırmada etkili olduğunu ve matematik temalı hikaye kitapları okumanın çocukların erken matematik becerilerini desteklediğini göstermektedir.

Dil becerileriDiyaloğa dayalı okumaHikaye kitapları+6
Erinç Ergenekon
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklikleri ve dijital yeterlilikleri ile resimli kitaplarla ilgili (dijital-basılı) uygulamaları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklikleri ve dijital yeterlikleri ile sınıf ortamlarındaki resimli kitaplarla ilgili (basılı/ dijital) uygulamaları arasındaki ilişkinin belirlenmesidir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modelinde desenlenen bu araştırmanın örneklemini 2021-2022 eğitim öğretim yılında Uşak ili merkezi ve ilçelerinde anaokulu ve anasınıflarında görev yapmakta olan 155 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu"; "Bilişsel Esneklik Envanteri" ve "Eğitimciler İçin Dijital Yeterlilik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel analizler ve korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre okul öncesi öğretmenlerinin bilişsel esneklikleri yüksek düzeydedir. Öğretmenlerin dijital yeterliliklerinin mesleki kullanım, dijital kaynaklar öğretim ve öğrenim, ölçme, öğrenenleri güçlendirme ve çocukların dijital yeterliklerini destekleme alt boyutlarında kaşif (dijital teknolojilerin potansiyelinin farkında, pedagojik ve profesyonel pratiği geliştirmek için bunları araştırmakla ilgilenen ve bazı alanlarda dijital teknolojileri kullanmaya başlayan) ya da başlangıç (dijital teknolojiyle becerileri geliştirmeye başlayabilme) düzeyinde olduklarını göstermektedir. Korelasyon analizleri sonucunda öğretmenlerin bilişsel esneklik algıları ile sınıf içi uygulamalarında resimli kitaplarla ilgili basılı uygulamaları tercih etmeleri arasında anlamlı bir ilişkinin olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca öğretmenlerin dijital yeterlik algıları ile sınıf içi uygulamalarında resimli kitaplarla ilgili dijital uygulamaları tercih etmeleri arasında pozitif yönlü orta düzeyli anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmektedir.

Bilişsel esneklikDijital öykülemeElektronik kitap+7
Neşe Selin Tosun
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Yaratıcılık Öğretmenin 'Doğa'sında Mesleki Gelişim Programının okul öncesi öğretmenlerinin yaratıcılığa karşı duyarlılıklarına ve eğitsel uygulamalarına etkisi

Yaratıcılık sürekli gelişebilen, desteklenebilen bir özelliktir. Aynı zamanda çağdaş eğitimin önemli bileşenlerinden biridir. Bu nedenle yaratıcılık, bireyin potansiyelini/kendini gerçekleştirme yolculuğunda desteklenmesi gereken bir beceridir. Yaratıcılık; zengin uyarıcılarla etkileşim kurarak, aynı zamanda mücadele gerektiren durumlarla karşılaşarak, riskler alarak gelişir. Bu olanakları sağlayan ortamlarda araştırmalar yapmak, keşiflerde bulunmak, merakı daha da cezbeden ve derinleştiren deneyimlerle karşılaşarak beslenmesi gerekir. Doğa, bu olanakları sağlayabilecek önemli bir kaynaktır. Ayrıca doğanın da sürdürülebilirliği için yaratıcı bireylere ihtiyaç vardır. Çalışmada bu karşılıklı ilişkiyi temel alan, doğa deneyimine dayalı uygulamalarda içeren bir mesleki gelişim programı ile öğretmenlerin yaratıcılığa karşı duyarlılıklarının desteklenmesi ve böylece bu duyarlılığı eğitim uygulamalarına yansıtmalarının teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada Denizli il merkezinde bulunan dört farklı resmi anaokulunda görev yapan on okul öncesi öğretmenine bu mesleki gelişim programı uygulanarak, öğretmenlerin yaratıcılığa karşı duyarlılıklarına ve eğitsel uygulamalarına etkisi incelenmiştir. Bu araştırma karma araştırma yöntemlerinden biri olan eş zamanlı dönüşümsel araştırma türüne uygun olacak şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca araştırmada ön-test son-test kontrol grupsuz yarı deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından geliştirilen ve on üç oturumdan oluşan Yaratıcılık Öğretmenin 'Doğa'sında Mesleki Gelişim Programı (YADO) haftada en az iki kez olmak üzere altı hafta boyunca uygulanmıştır. Araştırmacı tarafından Türkçeye uyarlanan ve geçerlik-güvenirlik çalışması tamamlanmış olan Yaratıcılığa Karşı Duyarlılık ve Öz-Değerlendirme Ölçeği-Okul Öncesi Öğretmeni Formu (YDÖÖ-O) ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca çalışmada, genel bilgi formu ve genel değerlendirme formunun ilk iki bölümü ile nicel veriler; YDÖÖ-O açık uçlu sorular, genel değerlendirme formu bölüm üçte yer alan mesleki gelişim programlarına dair görüşler, yansıtıcı günlük, oturum değerlendirme formu ve dokümanlar ile nitel veriler toplanmıştır. Nicel veriler Wilcoxon İşaret testi ve betimleyici istatistikler ile analiz edilirken, nitel verilerde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin yaratıcılığa karşı duyarlılıklılarının arttığı, doğa deneyimleriyle birlikte öğretmenlik becerilerinin geliştiği ve bunu eğitsel uygulamalarına yansıtmaları sonucunda okullarında doğa temelli uygulamalar yaptıkları görülmüştür. Öğretmenlerin yaratıcılığa karşı duyarlılıklarının artmasının yanı sıra bireysel yaratıcılıkları da desteklenmiştir. Öğretmenlerin kişisel gelişimlerini öğretmenlik becerilerine yansıtmaları sonucunda (iletişim dilini etkin kullanabilme, ortam düzenleme, doğaya temasta artış) okul ve aile iklimi pozitif etkilenmiş, iş birliği kapasitesi, öz güven, motivasyon ve iş tatminleri artmıştır. Bu sonuçlar YDÖÖ-O ve nitel değerlendirme sonuçları ile tespit edilmiştir. Öğretmenlerin doğa gözlem formları ve oturum sonu yansıtıcı günlükleri incelendiğinde, sınıf içi eğitim ortamlarını doğa temelli eğitime taşıyabildikleri ve doğal materyalleri kullanarak çocukların yaratıcılık becerilerini destekleyebildikleri görülmüştür. Bu çalışmanın katılımcılarını öğretmenler oluştursa da öğretmenler desteklenen yaratıcılık becerilerini sınıflarındaki eğitsel uygulamalarına yansıttığından, çocukların yaratıcılık becerilerinin de geliştiği gözlenmiştir. Özetle doğa temelli deneyimler içeren Yaratıcılık Öğretmenin 'Doğa'sında mesleki gelişim programı okul öncesi öğretmenlerinin yaratıcılığa karşı duyarlılıklarını arttırmıştır ve öğretmenler edindikleri bilgi ve deneyimleri eğitsel uygulamalarına yansıtmışlardır. Anahtar Kelimeler: Okul öncesi eğitim, okul öncesi öğretmeni, yaratıcılığa karşı duyarlılık, öğretmen mesleki gelişim programı, yaratıcılık eğitimi, doğa eğitimi.

Mesleki gelişmeOkul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenler+3
Eda Bayraktaroğlu
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

4-6 yaş grubu çocukların dış mekanda ve iç mekanda oynadıkları oyunlar sırasında ürettikleri mizahın incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, 4-6 yaş arasındaki çocukların iç mekanda ve dış mekanda ürettikleri mizahı inceleyip, Türkiye'de bulunan çocukların mizah durumlarını anlamak için geniş bir perspektif elde etmektir. Bu amaçla, Paul E McGhee'nin mizah gelişim kuramına ve Martin ve diğerlerinin mizah tarzları kuramına göre inceleme yapılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 4-6 yaş arasındaki 8 çocuk oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, genel bilgi formu, video kayıt yöntemi ve araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış mizah gözlem formları aracılığı ile toplanmıştır. Araştırmada nitel yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın verileri çocukların serbest oyun saatinde ürettikleri mizahi tepkilerden oluşmaktadır. Araştırmanın bulguları toplanırken, video kayıt yöntemi ile birlikte mizah gözlem formları doldurulmuş, video kayıtlar araştırmacı tarafından alındığı gün izlenmiş bu sayede araştırmada oluşabilecek hataların önüne geçmek amaçlanmıştır. Araştırmanın verileri içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Araştırmanın Paul E McGhee'nin mizah gelişim kuramına göre bulguları, dış mekanda ikinci ve üçüncü evrede daha yüksek mizah üretimi görülürken, dördüncü evrede iç mekanda dış mekana göre daha yüksek mizah üretimi olmuştur. Ayrıca, en yüksek mizah üretimi ikinci evrede olurken, daha sonra dördüncü evrede en az mizah üretimi ise, üçüncü evrede olmuştur. Araştırmanın Martin ve diğerlerinin mizah tarzları kuramına göre bulguları ise, çocuklar dış mekanda iç mekana göre olumlu ve olumsuz mizah tarzlarını daha çok kullanmışlardır. İç mekanda ve dış mekanda çocuklar en çok olumlu mizah tarzlarından katılımcı mizahı tercih ederken, daha az kendini geliştirici mizahı tercih etmişlerdir. Çocuklar, iç mekanda ve dış mekanda olumsuz mizah tarzlarından en çok saldırgan mizahı tercih ederken daha az kendini yıkıcı mizah tarzını tercih etmişlerdir. Ayrıca araştırmanın bulgularına göre, çocuklar saldırgan mizahı sadece başkalarına zarar vermek için kullanmamışlar aynı zamanda oyun kurmak için de kullanmışlardır. Bu aşamada araştırmada erken çocukluk döneminde saldırgan mizah tarzı için yeni bir tarz önerebileceğimiz sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: mizah, mizah tarzları, erken çocukluk döneminde mizah, uyumsuzluklık teorisi, erken çocukluk eğitimi

Erken çocuk eğitimiMizahMizah tarzları+2
Büşra Koçak
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

4.sınıf öğrencilerinin kesirlere ilişkin sayı duyularının gelişimi: Bir eylem araştırması

Bu çalışmanın amacı, 4. Sınıf öğrencilerinin kesriler konusuna yönelik sayı duyularının geliştirilmesini sağlamaktır. Eylem araştırması desenine dayalı yürütülen araştırmanın çalışma grubunu, Denizli il merkezinde öğrenim görmekte olan ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiş üç öğrenci oluşturmaktadır. Öğrenciler araştırmacı tarafından geliştirilen sayı duyusu testinden aldıkları puanlara göre belirlenmiştir. Öğrencilerin kesriler konusuna yönelik sayı duyularının gelişimini sağlamak amacıyla eylem planları oluşturulmuş ve uygulanmıştır. Uygulama sürecinde öğrencilerin gelişimleri takip edilerek gerekli görülen konularda yeniden düzenlemeler yapılmıştır. Uygulaman sonra sayı duyusu tekrar uygulanmış öğrencilerdeki sayı duyusu gelişimi incelenmiştir. Araştırmanın sonuçlarına bakıldığında, öğrencilerin kesirler konusuna yönelik sayı duyularının, kesirlerin anlam ve büyüklüğünü anlama, denk gösterim, referans noktası kullanımı ve tahmin bileşenleri doğrultusunda gelişim gösterdikleri gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Sayı duyusu, ilkokul matematiği, kesirler

KesirlerMatematik eğitimiMatematik öğretimi+3
Nurcan Bayak Acar
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitsel oyun, matematik merkezinde oyun ve dijital oyunun çocukların matematik ve öz-düzenlemeli öğrenme becerilerine etkisi

Bu araştırmanın amacı dijital oyun, eğitsel oyun ve matematik merkezinde oyunun çocukların matematik ve öz düzenlemeli öğrenme becerilerine etkisini araştırmaktır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel araştırma desenine göre tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu Burdur ili Mili Eğitim Bakanlığına bağlı alt ve orta sosyo ekonomik bölgede yer alan 4 farklı anaokuluna devam eden 60-72 aylık 147 çocuktan oluşmaktadır. Araştırma 10 hafta boyunca haftada 3 gün olmak üzere rastgele seçilen ve deney ve kontrol gruplarında yürütülmüştür. Mevcut müfredata ek olarak Deney gurubu 1'de Eğitsel Matematik Oyunları Programı, Deney gurubu 2'de Matematik Merkezinde Oyun Programı, Deney gurubu 3'te Dijital Matematik Oyun Programı uygulanmıştır. Veri toplama aracı olarak TEMA3 testi ve Bağımsız Öğrenme Davranışları Ölçeği 3-5 kullanılmış ve ön test ve son test olarak tüm guruplara uygulanmıştır. Veriler ilişkili örneklemler t testi ve karma ANOVA ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar tüm guruplarda matematik ve öz düzenlemeli öğrenme ön test ve son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğunu göstermektedir. Ayrıca Eğitsel Matematik Oyunları ve Matematik Merkezinde Oyun Programına katılan çocukların matematik son test puanları, Dijital Matematik Oyunları programına ve kontrol gurubunda bulunan çocukların son test puanları arasında Eğitsel Matematik Oyunları ve Matematik Merkezinde Oyun Programına katılan çocukların lehine istatiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmektedir. Benzer şekilde Eğitsel Matematik oyunları ve Matematik Merkezinde Oyun Programına katılan çocukların öz düzenlemeli öğrenme son test puanları ile Dijital Matematik Oyunları ve kontrol gurubundaki çocukların son test puanları arasında Eğitsel Matematik Oyunları ve Matematik Merkezinde Oyun Programına katılan çocukların lehine istatiksel olarak anlamlı bir farklılık görülmektedir. Sonuçlar ilgili literatür ve öğretmenin oyundaki rolü ve çocukların matematik ve öz düzenlemeli öğrenme becerisi çerçevesinde tartışılmıştır.

Erken çocuk eğitimiEğitsel oyunlarMatematik+6
Serap Efe Kendüzler
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlk okuma yazma öğretiminde karşılaşılan sorunların değerlendirilmesi

Sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların araştırıldığı bu çalışmada Denizli ilinde 2022-2023 eğitim yılında 1. sınıf okutan sınıf öğretmenlerinin görüşleri araştırılmıştır. Araştırma betimsel tarama modelinde karma yöntem ve zenginleştirilmiş desendedir. Nicel verilerin toplanmasında Ülkeroğlu (2022) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin İlk Okuma Yazma Öğretiminde Yaşadığı Sorunlara İlişkin Algıları Ölçeği (İYS)" kullanılırken nitel veriler araştırmacı tarafından uzman görüş alınarak oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Araştırmada nicel veriler 163 öğretmenden toplanırken nitel veriler 13 sınıf öğretmeninden toplanmıştır. Alt boyutlar ve genel olarak ölçek verilerinin Cronbach's Alpha değerlerinin ,809 ile ,899 arasında olduğu ve verilerin güvenirlik düzeyinin yüksek düzeyde olduğu görülmüştür. Araştırmada öğretmenlerin ilk okuma ve yazmada yaşadıkları sorunların başında "Öğrencinin teknolojik araç gereçlere ilgisinin yüksek olmasının dikkat dağınıklığına neden olması" sorununu yaşadıklarını belirttikleri görülmüştür. Bunu "Öğrencinin çabuk sıkılması" izlerken en az yaşadıkları sorun ise "Ailelerin gerekli malzemeleri temin etmemeleri" olmuştur. Öğretmenlerin ilk okuma ve yazmada yaşadıkları sorunların alt boyutlar ve genel olarak en yüksek sorunun aile boyutunda yaşandığı görülmüştür. Bunu öğrenme boyutu ve öğretmen süreci boyutları izlemiştir. Genel ortalamanın ise katılıyorum düzeyinde olduğu görülmektedir. Öğretmenlerin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların görev yaptıkları okulun sosyo-ekonomik düzeyi, cinsiyet ve mezuniyet düzeyi değişkenlerine göre farklılık göstermediği görülürken yaş, kıdem ve sınıfında sığınmacı öğrenci olma değişkenlerine göre farklılık göstermiştir. Sınıf öğretmenlerinin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların aile boyutunda yaşa göre 41 yaş ve üzerindeki öğretmenler ailelerle daha yüksek düzeyde sorun yaşamaktadır. Öğretmenlerin ilk okuma yazmada karşılaştıkları sorunların öğretmenlerin kıdemlerine göre aile boyutunda kıdemi 1-10 yıl olan öğretmenlerle kıdemi 16 yıl ve üstünde olanlar öğretmenler arasında 16 yıl ve üzerindeki öğretmenler lehine yüksek olarak anlamlı farklılık görülmüştür. Öğretmenlerin ilk okuma yazmada öğretmenlerin sınıflarında sığınmacı öğrenci bulunup bulunmaması durumuna göre öğrenme ve genel olarak ise okuma yazmada sınıflarında sığınmacı öğrenci bulunan öğretmenlerin sığınmacı öğrenci olmayanlara göre daha fazla sorun yaşadıkları görülmektedir. İlk okuma yazmada hazırlık aşamasında yaşanan sorunların başında okulöncesi eğitim alamama ön plana çıkmıştır. Bunu psiko-motor yetersizlikler izlerken en az ise öğrenci ilgisizliği sorunudur. Öğrenciden kaynaklanan sorunlardan en fazla görüleni öğrenci ilgisizliği ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite olarak ön plana çıkmıştır. Bunu hazırbulunuşluğu kazanmama izlerken en az ise uyum sorunları olmuştur. Ebeveynden kaynaklı sorunların başında yanlış tutum ve davranışlar ön plana çıkmıştır. Bunu veli ilgisizliği ve gereksiz müdahale sorunları izlemiştir. Öğretim ortamından kaynaklanan sorunların başında materyal eksikliği olarak ön plana çıkarken sınıfların kalabalık olması, yabancı öğrenciler ve uygun olmayan ortam sorunları bunu izlemiştir. Sığınmacı öğrencilerle ilgili sorunların başında dil-iletişim sorunu en çok vurgulanan sorun iken ilgisizlik ve devamsızlık sorunları bunu izlemiştir. COVID-19 etkilerine ilişkin olumlu ve olumsuz yargılar birbirine yakın olmakla birlikte etkisinin olmadığı yönünde görüş bildiren sayısı daha fazladır. İlk okuma yazmada karşılaşılan başka sorunlar; veli işbirliğinin yetersizliği, teknolojiyi fazla kullanmanın zararları, ders kitaplarının içeriklerinin yetersizliği ve yabancı öğrenci sorunu olarak ifade edilmektedir. İlk okuma yazmada karşılaşılan sorunların çözümüne yönelik önerilerin başında veli-öğretmen işbirliğinin sağlanması gelmektedir. Önerilere ilişkin katılım sayıları birbirine çok yakın olmakla birlikte bunu okulöncesi eğitimin zorunlu olması, hazırbulunuşluk düzeylerinin arttırılması ve velilerin bilinçlendirilmesi önerileri bunu izlemektedir. Nicel verilerin bulgularıyla nitel verilerin bulgularının büyük oranda benzer olduğu ve ilk okuma yazmada yaşanan sorunların benzer olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Öğretmen, ilk okuma yazma, sığınmacı, öğrenci, ebeveyn

Okuma-yazmaOkuma-yazma öğretimiSığınmacı+5
Hatice Özen
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Riskli oyunun Türkiye ve Almanya'daki doğa temelli anaokullarında karşılaştırmalı olarak incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, Türkiye ve Almanya'da bulunan doğa temelli anaokullarında riskli oyunun karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Bu kapsamda farklı kültürel geçmişlerden gelen katılımcıların yaklaşımlarını karşılaştırmak, uygulamalardaki benzerlikleri ve farklılıkları belirlemek ve böylece riskli oyunu daha iyi anlamak hedeflenmiştir. Kültürlerarası bir çalışma olarak planlanan bu araştırma nitel araştırma desenlerinden biri olan çoklu durum çalışması olarak yürütülmüştür. Bunun için, amaçlı örnekleme yöntemi ile Türkiye'den ve Almanya'dan birer doğa temelli anaokulu belirlenmiştir. Çalışmaya Türkiye'den 14 ebeveyn, 4 eğitimci ve 38 çocuk; Almanya'dan 11 ebeveyn, 3 eğitimci ve 20 çocuk katılmıştır. Veriler görüşme, katılımcı ve doğrudan gözlem, belgeler ve görsel materyaller ile toplanmıştır. Veriler, Türkiye ve Almanya'da sonbahar ve kış mevsimlerinde 20'şer günlük zaman aralıkları içinde toplanmış ve böylece 40 günde tamamlanmıştır. Verilerin analizi sürecinde MAXQDA Analytics Pro 2022 programı ile öncelikle durum içi analizler, ardından çapraz durum analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda oyun ortamı, çocukların riskli oyunları, eğitimcilerin yaklaşımları ve ebeveynlerin yaklaşımları olmak üzere dört temaya ulaşılmıştır. Almanya'nın oyun ortamlarında riskli oyun olanağına daha çok sahip olduğu bulgulanmıştır. Sayıca daha fazla alanın ziyaret edilmesinin ve alanlarda çeşitli düzenlemeler yapılmasının ortamlarda oyun olanağını artırdığı görülmüştür. Ayrıca Alman çocukların daha sık ve daha çeşitli riskli oyunlar oynadığı bulgulanmıştır. Yüksek hızda oyun ve büyük yüksekliklerde oyun türlerinin her iki ülkede de en sık oynanan riskli oyunlar olduğu ortaya çıkmıştır. Çocukların riskli oyunlarının ortamın olanaklarından, yetişkinlerin tutumundan ve serbest oyuna ayrılan süreden etkilendiği sonucuna ulaşılmıştır. vii Eğitimcilerin riskli oyuna yaklaşımı ile ilgili olarak ise, öncelikle oyunu etkileyen bireysel ve çevresel etmenler belirlenmiştir. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, hazırbulunuşluğu, cinsiyeti, önceki deneyimleri ve kişiliği bireysel etmenler olarak ortaya çıkarken; ortam, yetişkin tutumu ve kültür ise çevresel etmenler kapsamında değerlendirilmiştir. Ayrıca bu araştırma ile eğitimcilerin oyun öncesi, oyun sırası ve oyun sonrası rolleri ortaya çıkarılmıştır. Alman eğitimcilerin sık başvurdukları roller ortamı düzenleme ve gözlem yapma iken, Türk eğitimcilerin sıklıkla çocuklara materyal sağladıkları ve oyun sırasında uyarıda bulundukları bulgulanmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda, ebeveyn yaklaşımlarının riskli oyuna yönelik bazı engeller oluşturabildiği saptanmıştır. Yetişkinlerin endişeleri, denetimleri, aşırı korumacı tutumları ile alan ve zaman yetersizliğinin riskli oyunu engelleyen etmenler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ebeveynlerin duygusal tepkileri ve riskli oyundaki rolleri de riskli oyuna etkileri bakımından incelenmiştir. Araştırma bulgularına göre, ebeveynlerin riskli oyun sırasında en sık yaşadığı duygu endişedir. Ebeveynlerin rolleri ile ilgili bulgular incelendiğinde ise Alman ebeveynlerin sıklıkla oyunu durdurdukları veya sonlandırdıkları ve açıklama yaptıkları görülürken Türk ebeveynlerin sıklıkla çocukları uyarma ve izin vermeme rolünü tercih ettikleri bulgulanmıştır. Elde edilen bu bulgular alanyazın temel alınarak tartışılmış ve önerilerde bulunulmuştur.

Umay Hazar Deniz
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin sürdürülebilir gelişime yönelik tutumları ile sorun çözme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin sürdürülebilir gelişime yönelik tutumları ile sorun çözme becerileri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan 199 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Verilerin toplanması için ''Okul Öncesi Öğretmenlerinin Sürdürülebilir Gelişime Yönelik Tutum Ölçeği'', ''Kişisel Bilgi Formu'' ve ''Sosyal Sorun Çözme Envanteri Kısa Formu (SSÇE-KF)'' ölçme araçları kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizi için betimleyici analizler, korelasyon analizi, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul öncesi öğretmenlerinin sürdürülebilir gelişime yönelik tutumları ile sorun çözme becerileri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte ''Okul Öncesi Öğretmenlerinin Sürdürülebilir Gelişime Yönelik Tutum Ölçeği'' puanlarına göre okul öncesi öğretmenlerinin sürdürülebilir gelişime yönelik tutumlarının yükseğe yakın olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ''Sosyal Sorun Çözme Envanteri Kısa Formu''na göre okul öncesi öğretmenlerinin sorun çözme becerilerinin yüksek olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca araştırmada incelenen okul öncesi öğretmenlerinin sürdürülebilir gelişime yönelik tutumları ve sorun çözme becerileri katılımcıların görev yaptığı kurum türüne göre incelendiğinde bağımsız anaokulunda görev yapan okul öncesi öğretmenlerinin sosyal sorun çözme, olumlu sorun yönelimi ve akılcı sorun çözme puanı, ilköğretim anasınıfında çalışanların puanından anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur. Bir diğer bulguya göre okul öncesi öğretmenlerinin sürdürülebilir gelişime yönelik tutumu ve sorun çözme becerisine ilişkin medyayı takip etme ve seminere katılım durumuna göre sürdürülebilir gelişime yönelik tutum ve sosyal sorun çözme becerisi açısından anlamlı farklılık bulunmamıştır. Bunun yanında katılımcıların öğrenim durumu arasında sürdürülebilir gelişime yönelik tutum puanı açısından anlamlı farklılık tespit edilmiş olup bu farklılık yüksek lisans-lisans grupları arasında bulunmaktadır. Katılımcıların sürdürülebilir gelişime yönelik tutumları ve sosyal sorun çözme becerilerinin deneyim yılı ile ilişkisi incelendiğinde okul öncesi öğretmenlerinin deneyim yılı ile sürdürülebilir gelişime yönelik tutumları ve sosyal sorun çözme becerileri arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. Basit doğrusal regresyon analizine göre ise sosyal sorun çözme becerisinin sürdürülebilir gelişime yönelik tutumun anlamlı bir yordayıcısı olduğu belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: okul öncesi öğretmeni, sürdürülebilir gelişim, sürdürülebilir gelişime yönelik tutum, sorun çözme becerisi.

Çevresel sürdürülebilirlikÖğretmen tutumu
Betül Gümüşay
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Okula Başlangıç Öğretmen Eğitim Programı'nın okul öncesi eğitime başlayan çocukların sosyal duygusal uyumlarına ve okula hazır oluş düzeylerine etkisi

Bu araştırma, Okula Başlangıç Öğretmen Eğitim Programı'nın (OBEP) anaokuluna başlayan çocukların dönem başında ve sonunda sosyal-duygusal uyumlarını ve dönem ortasında okula hazır oluşları üzerindeki etkisinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma, öntest-sontest kontrol gruplu yarı deneysel desende nitel destekli nicel araştırma deseninde iç içe karma model olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grupları, seçkisiz olmayan amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Türkiye'nin Güneydoğu Anadolu bölgesindeki bir il ve ilçelerinde resmi anaokulları ve anasınıflarında en az 2 yıl mesleki deneyime sahip 19 okul öncesi öğretmeni ve sınıfında bulunan 48-72 aylık 152 çocuk oluşturmaktadır. Deney grubundaki çocukların öğretmenlerine Eylül ayında okul başlamadan 5 ay önce Mart-Nisan ayında dört haftalık, haftada üç gün olmak üzere 12 oturumdan oluşan Okula Başlangıç Öğretmen Eğitim Programı uygulanmıştır. Okul açılmadan önce ağustos ayında 3 oturumluk OBEP Hatırlatma Eğitimi verilmiştir. Kontrol grubundaki çocukların öğretmenlerine herhangi bir destekleyici eğitim programı uygulanmamıştır. Araştırmada "Genel Bilgi Formu", "Yansıtıcı Günlükler", "Genel Değerlendirme Formu", Xie ve Li (2019) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından geçerlik güvenirlik çalışması yapılarak Türkçe'ye uyarlanan "Okula Hazır Oluş Ölçeği" çocuklar adına öğretmen tarafından ve LaFreniere ve Dumas (1995) tarafından geliştirilen, Çorapçı ve diğ., (2010) geçerlik güvenirlik çalışması yapılan "Okul Öncesi Sosyal Yetkinlik ve Davranış Değerlendirme Ölçeği" çocuklar adına aileler tarafından doldurularak veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin analizinde; tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Araştırma sonucunda deney grubundaki çocukların, kontrol grubundaki çocuklara göre; sosyal-duygusal uyumları odağında sosyal yetkinlik düzeyleri, kızgınlık-saldırganlık düzeyleri ve anksiyete-içe dönüklük düzeyleri ve okula hazır oluşları odağında sosyal yeterlilik ve öğrenme eğilimleri, bilişsel ve iletişim becerileri ve sınıf kurallarına uyma düzeyleri puan ortalamalarında anlamlı düzeyde farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu araştırmadan elde edilen sonuçlara bakıldığında, OBEP'e katılan öğretmenlerin sınıfındaki çocukların sosyal-duygusal uyum ve okula hazır oluş düzeylerinde kontrol grubundaki çocuklara göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir farklılık bulunmaktadır. Buradan yola çıkarak OBEP'in okula başlangıç sürecinde çocukların sosyal-duygusal gelişimleri ve okula hazır oluş düzeyleri üzerinde olumlu bir etkiye sahip olduğu tespit edilmiştir.

Okul öncesi çocuklarOkul öncesi öğretmenlerSosyal duygusal gelişim
Hızır Dinler
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının bilimin doğası anlayışları ve çevresel tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Sınıf Öğretmeni Adaylarının Bilimin Doğası Anlayışları ve Çevresel Tutumları Arasındaki İlişkinin İncelenmesi GENÇ, Özcan Yüksek Lisans TEZİ, Temel Eğitim ABD, Sınıf Eğitimi Bilim Dalı Tez Danışmanı: Dr. Gülözge TÜRKÖZ Kasım 2025, 72 sayfa Bu araştırmanın temel amacı, sınıf öğretmeni adaylarının bilimin doğası anlayışları ile çevresel tutumları arasındaki ilişkiyi incelemektir. İlişkisel tarama modeline göre yürütülen araştırmanın örneklemini, 2023–2024 akademik yılında Pamukkale Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği programında öğrenim gören 96 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Veriler, Özgelen (2013) tarafından geliştirilen "Bilimin Doğası Ölçeği" ve Fernandez-Manzanal, Rodriguez-Barreiro ve Carrasquer (2007) tarafından geliştirilen, Yurt, Çelik ve Kalburan (2010) tarafından Türkçeye uyarlanan "Çevresel Tutum Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Bulgular, öğretmen adaylarının bilimin doğasına ilişkin anlayışlarının orta düzeyde olduğunu, çevresel tutumlarının ise yüksek düzeyde ve olumlu yönde olduğunu ortaya koymuştur. Cinsiyet değişkeni açısından, kadın öğretmen adaylarının çevresel tutumları erkek adaylara göre anlamlı düzeyde daha yüksek bulunurken, bilimin doğası anlayışlarında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Araştırmanın temel bulgusu olarak, bilimin doğası anlayışının genel düzeyi ile çevresel tutumun genel düzeyi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Ancak, bilimin doğasının alt boyutlarından "Bilimde Öznellik ve Teknoloji" ve "Sosyo Kültürel Yapı alt boyutlarının çevresel tutum alt boyutlarından "Çevre Eğitiminde Alan Gezilerinin Önemi" alt boyutu ile, "Bilimde Teorilerin Yeri" anlayışı ile "Çevresel Problemler İçin Eğitim Gereksinimi" ve "Çevresel Kirlilik ve Koruma" alt boyutları arasında pozitif yönde ve düşük düzeyde anlamlı ilişkiler olduğu bulunmuştur. Bu sonuçlar, öğretmen adaylarının çevreye yönelik tutumlarının, bilime dair genel bir epistemolojik anlayıştan ziyade, bilimsel teorilerin rolü ve işlevi gibi daha spesifik bilişsel unsurlarla ilişkili olabileceğini göstermektedir. Anahtar Kelimeler: Bilimin doğası, çevresel tutum, sınıf öğretmeni adayları

Özcan Genç
Pamukkale University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

60-72 aylık okul öncesı̇ dönem çocuklarının geometrı̇k tasarım oluşturma süreçlerı̇nı̇n ı̇ncelenmesı̇

Bu araştırmanın amacı, 60-72 aylık okul öncesi dönem çocuklarının geometrik tasarım oluşturma süreçlerinin betimlenmesi ve akıl yürütmeye ilişkin söylemlerinin belirlenerek incelenmesidir. Araştırmanın deseni, nitel araştırma yaklaşımlarından biri olan durum çalışması olarak belirlenmiştir. Araştırma kapsamında araştırmacı tarafından hazırlanan geometrik tasarım oluşturma etkinlikleri, okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık on üç çocukla on hafta boyunca gerçekleştirilmiştir. Etkinlik uygulamaları sonrasında bireysel olarak gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla veriler toplanmıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında iki alt amaç belirlenmiştir: Birinci alt amaç "Araştırmaya katılan çocuklar geometrik tasarım oluşturma sürecini nasıl açıklamaktadırlar?" , ikinci alt amaç ise "Araştırmaya katılan çocukların geometrik tasarım oluşturma sürecinde kullandıkları akıl yürütme ifadeleri nelerdir?" şeklindedir. Araştırmanın birinci alt amacına yönelik yapılan analizler sonucunda, çocukların geometrik şekil ve cisimleri öğrenirken öncelikli olarak görsel tanıma becerilerini kullandıkları ve bazı geometrik kavramlara ilişkin bilgi eksikliklerinin bulunduğu tespit edilmiştir. Çocukların, tasarım geliştirme ve yapılandırma sürecinde, uzamsal düşünme becerilerini etkin bir şekilde kullanabildikleri ve bu süreç içerisinde açıklama stratejilerinin çeşitlendiği gözlemlenmiştir. Araştırmanın ikinci alt amacına yönelik yapılan analizler sonucunda, çocukların geometrik tasarım oluşturma sürecindeki söylemlerinde tümdengelim, tümevarım, ilişkisel, nedensel, orantısal, olasılıksal, kusurlu, görsel uzamsal ve matematiksel akıl yürütme ifadelerine yer verdikleri belirlenmiştir. Çocukların akıl yürütme ifadeleri incelendiğinde bireysel olarak birbirlerinden farklılaştıkları tespit edilmiştir. Çalışma grubundaki bazı çocukların söylemlerinde, araştırma kapsamında gerçekleştirilen analizler sonucunda elde edilen tüm akıl yürütme türlerine yer verdikleri gözlemlenirken bazı çocukların ise belirli akıl yürütme becerilerine (tümdengelim, ilişkisel, nedensel, kusurlu vb.) ilişkin ifadelerinin bulunduğu görülmüştür.

Rumeysa Durupınar
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin akademik başarı ve motivasyon düzeylerine etkisi

Bu araştırmanın amacı "uzamsal ilişkiler, uzunluk ve çevre ölçme" alt öğrenme alanlarının öğretiminde oluşturulan senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının ilkokul üçüncü sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik başarı ve matematik dersine yönelik motivasyon düzeylerine etkisini belirlemektir. Araştırma nicel araştırma metodolojisi çerçevesinde ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmaya seçkisiz örnekleme yöntemlerinden basit seçkisiz örnekleme alma metodu kullanılarak, 25'i deney, 25'i ise kontrol grubu olmak üzere üçüncü sınıf düzeyinde öğrenim gören 50 öğrenci dâhil edilmiştir. Beş haftalık süre boyunca "uzamsal ilişkiler, uzunluk ölçme ve çevre ölçme" konularına ilişkin kazanımları içerir uygulama süreci deney grubunda senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı kullanılarak, kontrol grubunda ise odağında senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımı olmadan mevcut programla yürütülmüştür. Veri toplama aracı olarak araştırma kapsamında geçerlik ve güvenirlik analizleri yapılan Öksüz ve Sabancı (2022) tarafından yapılan "Uzamsal İlişkiler, Uzunluk ve Çevre Ölçme Başarı Testi" ve Ersoy ve Öksüz (2015) tarafından geliştirilen "İlkokul Matematik Motivasyon Ölçeği" kullanılmıştır. Veri toplama araçları deney ve kontrol gruplarına uygulama öncesinde ve sonrasında uygulanmış, elde edilen veriler istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Grupların matematik başarıları arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=27,33; (XKontrol=15,46) istatistiksel olarak deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 59,729; p=.000; d=0,8]. Grupların matematik dersine yönelik motivasyon düzeyleri arasındaki farkın istatistiksel anlamlılığını belirlemek amacıyla yapılan tekrarlı ölçümler için tek yönlü kovaryans analizi (ANCOVA) sonucunda, ön test puanlarına göre düzeltilmiş son test puan ortalamaları arasında (XDeney=91,19; (XKontrol=53,65) istatistiksel olarak yine deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur [F(1,47)= 34,859; p= .000; d=0,8]. Her bir farkın etki büyüklüğü yüksek düzeydedir. Bulgular senaryo tabanlı öğrenme yaklaşımının matematik dersine yönelik eğitim süreçlerinde kullanılmasının öğrencilerin matematik dersine yönelik başarılarını ve motivasyonlarını arttırdığını ortaya koymuştur. Anahtar Sözcükler: Senaryo tabanlı öğrenme, Matematik, Başarı, Motivasyon

Akademik başarıMatematik öğretimiMotivasyon+4
Hatice Sabancı
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ders dışı STEM etkinlikleri sürecinde dezavantajlı öğrencilerin iletişim ve iş birliği becerileri ile STEM kimlik gelişimlerinin incelenmesi

Günümüz eğitiminde ülkelerin küresel düzeyde rekabet edebilmesi açısından öğrencinin düşünen, sorgulayan, araştıran ve çözüm üreten bir rolü vardır. Çağın getirdiği bu ihtiyaçlara uygun yeni bir yaklaşım olarak STEM temelli öğrenme ortaya çıkmıştır. Dört disiplini bütünleşik olarak içinde barındıran STEM eğitimi, bireylerin 21. Yüzyıl becerilerini arttırmayı ve STEM disiplin alanlarına ilişkin kariyer ilgilerinin oluşmasını hedeflemektedir. Eğitimin fırsat eşitliği ilkesi düşünüldüğünde STEM temelli öğretimin de toplumun her kesimi için ulaşılabilir durumda olması bir gerekliliktir. Bu çalışmada ders dışı STEM etkinlikleri sürecinde dezavantajlı öğrencilerin iş birliği ve iletişim becerileri ile STEM kimliklerinin nasıl geliştiğinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın katılımcılarını 2023-2024 eğitim öğretim yılında Manisa ili Turgutlu ilçesinde bir ilkokulda 4.sınıfta öğrenim gören dezavantaja sahip 10 öğrenci ve öğretmenleri oluşturmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması ile desenlenen bu çalışmada hem nitel hem nicel veriler toplanmıştır. Nitel verileri toplamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formu ve alan notları kullanılmıştır. İş birliği ve iletişim becerilerini değerlendirmek amacıyla nicel veri toplama aracı olarak'21.Yüzyıl Öğrenme ve Yenilenme Becerileri Ölçeği'; STEM kimlik gelişimlerini incelemeye yardımcı olmak amacıyla 'STEM Mesleklerine Yönelik İlgi Ölçeği' kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde parametrik ve non-parametrik testler; nitel verilerin analizinde ise tematik analizi yöntemi kullanılmıştır. Mühendislik Tasarım Süreci temele alınarak uygulanan STEM etkinliklerinin uygulama süreci 6 hafta sürmüştür. Araştırmanın hem nicel hem nitel verilerinin analizi sonucu dezavantaja sahip öğrencilerin ders dışı STEM etkinlikleri ile iş birliği ve iletişim becerilerinin arttığını göstermiştir. Öğrencilerin STEM kimlik gelişimleri ise öğrencinin STEM'e olan ilgisi, etkinliklerde mühendislik tasarım süreci basamaklarını ne kadar kullandığı, akranları, öğretmeni ve araştırmacı tarafından STEM kişisi olarak tanınıp tanınmaması ve kişinin kendini STEM kişisi olarak tanımlaması çerçevelerinde ortaya çıkan STEM kimliği gelişmiş, STEM kimliği orta düzeyde gelişmiş ve STEM kimliği sınırlı gelişmiş olarak üç kategori halinde incelenmiştir.

Güler Akkor
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'deki Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımları

Bu araştırmanın amacı Suriyeli öğrencilerin konuşma ve dinleme becerilerine ilişkin sınıf öğretmenlerinin yaklaşımlarını belirlemektir. Olgubilim modelinde tasarlanan araştırmanın çalışma grubunu Hatay ili Altınözü ilçesinde görev yapan ve sınıfında Suriyeli öğrenci bulunan 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Söz konusu formda 18 açık uçlu soru yer almaktadır. Elde edilen veriler betimsel analiz tekniği ile çözümlenmiştir. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini yeterli seviyede görmedikleri, 2018 Türkçe Öğretim Programının Suriyeli öğrencilere yönelik yetersiz buldukları ve programın güncellenmesi gerektiğini düşündükleri belirlenmiştir. Aynı zamanda öğretmenler, Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerine yönelik ilgilerinin yeterli olmadığını, ders kitaplarının yetersiz kaldığını, öğretmenlerin daha fazla etkinlik ve materyal kullanmaları gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca öğretmenlerin Suriyeli öğrencilerin Türkçe konuşma ve dinleme becerilerini geliştirmeye yönelik çözüm önerileri belirlenmiştir.

Dil becerileriDinleme becerisiKonuşma becerisi+7
Umut Çelik
Hatay Mustafa Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının demokratik vatandaşlık tutumlarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Halkın egemenliğine dayalı yönetim şekli olarak tanımlanan demokrasi, halkın istek ve arzuları doğrultusunda yönetime yön verdiği, çoğunluğun olduğu kadar azınlığın da söz hakkına sahip olduğu, insanların haklarını ve özgürlüklerini kullanmalarına olanak tanıyan bir yönetimi ifade eder. Ancak sadece anayasal olarak güvence altına alınan ve korunan bir hak ve özgürlükler toplamının çok daha ötesinde demokrasi bir felsefe ve yaşam biçimidir. Eğitim programlarının çıkış noktasında yer alan ne tür bir vatandaş sorusu bu çerçevede demokratik yaşam biçimini ve demokratik değerleri benimsemiş bireyler olarak cevaplanmaktadır. Çünkü eğitimin en temel işlevlerinden biri sahip olunan toplumsal mirasın gelecek kuşaklara doğru bir şekilde aktarılmasıdır. Bu aktarım eğitim sistemi içinde öğretmen üzerinden gerçekleşmektedir. Gelecek nesilleri temsil eden öğrenciler için öğretmenlerinin olumlu ve olumsuz davranışları örnek olacaktır. Özellikle sosyal bilgiler dersinin hedef ve amaçları bağlamında diğer öğretmenlik alanlarından ve derslerden daha fazla etkiye sahiptir. Bu nedenle sosyal bilgiler öğretmenlerinin model olma etkisi daha yüksek olacaktır ve aynı oranda öğretmenlerin yetkinlik, sorumluluk ve örnek teşkil edecek tutum ve davranışlara sahip olması gerekmektedir. Bu araştırma, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Eğitim Fakültesinde öğrenim gören sosyal bilgiler, temel eğitim ve özel eğitim öğretmen adaylarının demokratik vatandaşlık tutumlarının belirlenmesini amacıyla gerçekleştirilmiştir. Öğretmen adaylarına ilişkin veri toplama aracı olarak Demokratik Vatandaşlık Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Üç farklı alanda eğitim gören toplam 233 öğretmen adayında veri toplanmıştır. Elde edilen veriler SPSS-25 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerde karşılaştırma yapılan grup sayısına bağlı olarak t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Sürekli değişkenlerin analizinde ise korelasyon matrisleri incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre öğretmen adaylarının demokratik vatandaşlık tutumlarında sosyal bilgiler dersi alma durumu ve öğrenim görülen anabilim dalına göre anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Cinsiyet, anne-baba eğitim ve çalışma durumu ve sınıf düzeyi bağlamında yapılan karşılaştırmalarda anlamlı farklılık bulunmamıştır. Ayrıca öğretmen adaylarının demokratik vatandaşlık tutumları ile okudukları kitap sayısı arasında anlamlı ve pozitif bir ilişki bulunmuştur. ANAHTAR KELİMELER Sosyal Bilgiler Öğretimi, Demokrasi, Demokratik Değerler, Demokrasi Eğitimi, Demokratik Vatandaşlık

Aday öğretmenlerDemokrasiDemokrasi eğitimi+4
Halil İbrahim Gündüz
Hatay Mustafa Kemal University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerisine etkisi

Bu çalışmanın amacı araştırmacı yazma yaklaşımının ilkokul 3. sınıf öğrencilerinin yaratıcı ve akıcı hikâye yazma becerilerine etkisini belirlemektir. Bu amaç doğrultusunda çalışma, ön-test son test kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılarak planlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Muğla ili Marmaris ilçesinde bulunan özel bir ilkokulda 2018-2019 eğitim öğretim yılı güz döneminde öğrenim görmekte olan 28 üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Bu öğrencilerden 15'i deney grubunu 13'ü de kontrol grubunu oluşturmaktadır. Araştırmanın amacı bağlamında uygulama başlamadan önce deney ve kontrol gruplarına "uzay" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. İki ve yedinci haftalar arasında hem deney grubuna hem de kontrol grubuna salkımlama teknikleri tanıtılmış ve yaratıcı yazı yazma hakkında bilgiler verilmiştir. Ayrıca deney ve kontrol gruplarına yazım ve noktalama kurallarıyla ilgili bilgi verilmiş, paragrafın bölümleri tanıtılmıştır. Yedinci haftada öğrencilere salkımlama tekniği kullanılarak "Anıtkabir" konulu hikâyeler yazdırılmıştır. Yazılan bu hikâyeler deney grubu için aynı zamandan salkımlama tekniğinin kullanılmasıyla ilgili son testi oluşturmuştur. Yedinci haftanın ikinci ders saatinde ise araştırmacı yazma yaklaşımı için araştırmacı tarafından hazırlanan çalışma yaprağı deney grubuna tanıtılmıştır. Sekiz hafta boyunca deney grubunda araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanırken kontrol grubunda ise salkımlama tekniği uygulanmaya devam edilmiştir. Araştırma toplamda 15 hafta ikişer ders saati olarak yürütülmüştür. Deney grubuna sekiz hafta boyunca hikâyelerin yazım gününden bir gün önce konular verilmiş, araştırmacı yazma yaklaşımı çalışma yaprağına göre ön bilgi kısımları araştırmacı eşliğinde öğrencilerin doldurmaları istenmiş ve araştırmacının kontrolünde ön bilgileri saptanmıştır. Daha sonra ise deney grubundaki öğrencilerin araştırmacı yazma yaklaşımına göre hazırlanan çalışma kağıtlarını eve götürüp o hafta verilen konuyla ilgili bilgi toplamaları istenmiştir. Ertesi gün deney grubunda topladıkları bilgiler ve ön bilgiler doğrultusunda araştırmacı yazma yaklaşımına uygun olarak hikâyelerini yazmaları istenmiş, yazılan hikâyeler ders bitiminde araştırmacıya teslim edilmiştir. Kontrol grubunda ise ilgili ders saatlerinde yazılacak konular sözlü olarak söylenmiş ve grubun 15 hafta süresince salkımlama tekniğini kullanarak hikâyelerini yazmaları istenmiştir. Uygulamanın son haftasında ise deney ve kontrol gruplarına "tersiyer" hayvanıyla ilgili hikâyeler yazdırılmıştır. Araştırmanın 1-7 ve 14. haftalarında yazdırılan hikâyeler araştırmacı tarafından geliştirilen üç dereceli puanlama anahtarları olan Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne, Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'ne ve Araştırmacı Yazma Rubriği'ne göre değerlendirilmiştir. Deney ve kontrol grubundaki öğrenciler Akıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden ve Yaratıcı Hikâye Yazma Rubriği'nden en düşük sıfır puan alabilirken en yüksek ise 26 puan alabilmektedir. Araştırmacı Yazma Değerlendirme Rubriği'nden ise en düşük sıfır puan alırken en yüksek 14 puan alabilmektedir. Araştırmanın veri analizinde rubriklere göre değerlendirilen hikâyeler her bir öğrencinin aldığı puan istatistik paket programına girilmiş ve değerlendirilmesi bireysel olarak yapılmıştır. Rubrikler için düzeyler belirlenmiş ve grupların betimsel istatistikleri yapılmıştır. Ayrıca grupların puanları yorumlanırken bağımlı gruplar t testi ve bağımsız gruplar t testi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda deney ve kontrol gruplarının 1. haftalarında gruplar arasında anlamlı fark bulunmamışken grupların 1-7. haftalarında ise hem akıcı yazma hem de yaratıcı yazma becerileri açısından anlamı farklılık elde edilmiştir. Grupların 7-14. haftalarında ise deney grubu lehine hem akıcı hem de yaratıcı yazma becerilerinde anlamlı farklılık elde edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının 14. hafta sonuçları incelendiğinde ise deney ve kontrol grupları arasında deney grubu lehine akıcı ve yaratıcı yazma becerisi açısından anlamlı farklılık elde edilmiştir. Araştırmacı yazma yaklaşımı uygulanan deney grubunun 7-14. haftalarında ise anlamlı farklılık elde edilmiş ve bu anlamlı farklılık 14. haftada deney grubu lehine olarak bulunmuştur. Bu sonuçlardan hareketle araştırmacı yazma yaklaşımının akıcı ve yaratıcı hikâye yazma ortalamalarını yükselttiği, akıcı ve yaratıcı yazma becerilerini geliştirdiği ve haftalar arasında anlamlı farklılık oluşturduğu elde edilen sonuçlar arasındadır. Yapılan bu çalışma doğrultusunda aynı öğretim kademesinin farklı sınıf düzeylerinde benzer bir çalışma yapılabileceği bundan sonraki yapılacak çalışmalara öneri olarak sunulabilir.

AkıcılıkHikaye yazmaYaratıcı yazma+2
İmra Taç
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Üstbilişsel beceri odaklı süreç temelli yazma çalışmalarıyla üstün yetenekli ilkokul öğrencisinin yazma becerisinin geliştirilmesi

Yazılı anlatım, bireyin kendini doğru ve amacına uygun olarak ifade etmesinde ve iletişim kurmasında en etkili araçlardan biridir. Bir metin yazma; planlama yaparak planlananların yazılı olarak ifade edilmesini, düzeltilmesini, gözden geçirilmesini, bu süreç esnasında gösterilen performansın izlenmesini içeren çeşitli düzeyde bilişsel ve üstbilişsel becerilerin birlikte kullanıldığı karmaşık bir bilişsel aktivitedir. Bu nedenle yenilenen Türkçe öğretimi programı da yazma becerisini kazandırmada ürün odaklı değil süreç odaklı bir yaklaşım benimsemektedir. Süreç temelli yazma becerilerinin geliştirilmesinde üstbilişsel becerilerin de temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Yazıyı üretmek için kullanılan düşünme yöntemi yazmanın bilişsel boyutunu oluştururken; yazılı ürünü ortaya çıkarmada kullanılan kontrol yöntemi yazmanın üstbilişsel boyutunu oluşturmaktadır. Üstbiliş öğrencinin hangi stratejileri kullanacağından öte, kullanacağı stratejinin öncelikle yerindeliği ve uygunluğu sonrasında ise etkililiği ve verimliliği ile ilgilenmesidir. Eğer öğrenciler bilişsel bilgilerini ve bilişsel düzenleme becerilerini geliştirmişlerse, onlar üstbilişlerini kullanıyor demektir ve akademik olarak üstünler demektir. Üstün yetenekli öğrenciler; çok daha geniş bir bilgi tabanına sahiptirler ve sahip oldukları bilgiyi kendi yararlarına kullanmada daha başarılıdırlar, daha karmaşık ve zorlayıcı çevreleri tercih ederler, problem çözmede daha hızlıdırlar fakat çözümü planlama sürecinde daha fazla zaman harcarlar ve problemleri daha etkin şekilde tanımlandırırlar. Araştırmada üstün yetenekli bir öğrencinin üstbilişsel beceri odaklı süreç temelli yazma çalışmaları ile yazma becerisinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda çalışma eylem araştırması şeklinde modellenmiştir. Araştırmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmaya 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında Muğla ili Marmaris ilçesine bağlı ve BİLSEM'e kayıtlı bir ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi oluşturmaktadır. Verilerin elde edilmesinde İzdeş (2011) tarafından geliştirilen Hikâye Yazma Değerlendirme Formu; araştırmacı tarafından geliştirilen Temel Yazma Becerisi Değerlendirme Formu ve Akıcı Yazma Becerisi Değerlendirme Formu kullanılmıştır. Bunlara ek olarak öğrencinin yazdığı metinler ve araştırmacı gözlemleri de veri toplama için kullanılmıştır. Araştırma 18 hafta boyunca sürdürülmüştür. Yazma öncesi çalışma 1 saat, yazma işlemi 1 saat devam etmiştir, toplamda 36 saat boyunca uygulama ve çalışmalar yapılmıştır. Veri toplama sürecinde araştırmacı günlüklerinden faydalanılmıştır. Veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Öğrencinin yazma çalışmaları, uygulamanın başlangıcında (1. hafta), uygulamanın ortasında (8. hafta) ve uygulamanın sonunda (18. hafta) ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Öğrencinin uygulama başlangıcındaki yazma çalışmaları değerlendirildiğinde: Temel yazma becerisinde öğrencinin kâğıt ve sayfa düzeni oluşturmada sıkıntı yaşadığı ve hatalı kelimelerinin bulunduğu, akıcı yazma becerileri açısından değerlendirildiğinde yazıya uygun giriş yapmadığı ve cümlelerin başı ile sonu arasında uyum olmadığı, özgün yazma becerisinde olayların anlaşılmasını sağlayacak ayrıntıların eksik olduğu ve metnin paragraf düzeninin yeterli olmadığı bulgularına ulaşılmıştır. Uygulamanın ortasında yazma çalışmaları değerlendirildiğinde: Temel yazma becerisinde kâğıt ve sayfa düzenine dikkat ettiği ancak kelime yazımında hataların devam ettiği, akıcı yazma becerisi açısından bakıldığında cümlelerin başı ile sonu arasındaki uyumun daha iyi olduğu görülürken sözcük tekrarları ile ilgili hata yaptığı, özgün yazma becerisinde kahramanları betimlemede eksik kaldığı belirlenmiştir. Uygulamanın son haftasında yazma çalışması değerlendirildiğinde: Temel yazma ve akıcı yazma becerisinde tüm yeterliliklere sahip olduğu, özgün yazma becerisinde taslak oluşturmada iyi seviyede olduğu ve ilgi çekici bir başlık oluşturamadığı tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar incelendiğinde üstün yetenekli öğrencinin temel yazma ve akıcı yazma becerilerinin pozitif yönde geliştiği ve çok iyi seviyede olduğu, özgün yazma becerisinde ise öğrencinin iyi seviyede olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır.

Bilişüstü beceriSüreç temelli öğretimYazma becerisi+3
Elif Yavuz
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul birinci sınıf ilk okuma yazma ders kitabının öğretmen görüşleri bağlamında incelenmesi

Yapılan tez araştırmasında; Türkçe Birinci Sınıf İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nın sınıf öğretmenlerinin görüşleri bağlamında değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma hem nicel hem de nitel yönleri birlikte barındırması nedeniyle açıklayıcı karma yöntemle desenlenmiştir. Yapılan araştırmaya 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, Şanlıurfa iline bağlı ilkokullarda görev yapmakta olan 191 sınıf öğretmeni katılmıştır. Araştırma kapsamında verilerin toplanması sürecinde araştırmacı tarafından hazırlanan anket form ve yine araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS paket programdan faydalanılırken, nitel verilerin analizinde ise betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin Birinci Sınıf Türkçe İlk Okuma ve Yazma Ders Kitabı'nı genel anlamıyla "Kısmen Yeterli" olarak gördükleri ortaya çıkarılmıştır. Araştırmanın nitel boyutuna ilişkin sonuçlar incelendiğinde sınıf öğretmenlerinin ilk okuma ve yazma öğretimi sürecinde ders kitabından bir kaynak olarak oldukça fazla yararlandıkları, ders kitabının sesi hissettirme ve tanıma ile ilgili bölümlerini yeterli görürken; hece ve kelimeye geçiş bölümlerini ise yetersiz gördükleri sonuçlarına ulaşılmıştır.

Ders kitaplarıOkuma-yazmaOkuma-yazma öğretimi+2
Umut Can Ataş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul dördüncü sınıf öğrencilerinin çevrelerine yönelik bilgi, davranış ve tutumlarının belirlenmesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum düzeylerini belirlemektir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmada amaca yönelik olmak üzere 'Çevresel Bilgi Ölçeği', 'Çevresel Davranış Ölçeği' ve 'Çevresel Tutum Ölçeği' geliştirilmiştir. Araştırma Şanlıurfa ili Haliliye ve Eyyübiye ilçe merkezlerine bağlı 2018-2019 öğretim yılında öğrenim gören 292 4.sınıf öğrenciyle yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarının cinsiyete göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Fen bilimleri dersi notuna göre yapılan incelemede bilgi, davranış ve tutum ölçeği puanlarının fen bilimleri dersi karne notuna göre anlamlı olarak farklılaştığı saptanmıştır. Ebeveyn öğrenim durumuna göre yapılan değerlendirmede anne eğitim düzeyine göre çevreye yönelik bilgi, davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Öte yandan, çevreye yönelik bilgi ve davranış ölçeği puanlarının baba eğitim düzeyine göre farklılaştığı bulunmuştur. Öğrencilerin evde bulunan bitkilerle ilgilenme durumlarına göre çevresel davranış ve tutum puanlarında anlamlı bir fark saptanmıştır. Öğrencilerin çevreye yönelik bilgi, tutum ve davranışlar puanları arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Çalışmanın sonucunda, elde edilen bulgular literatürde yer alan bilimsel araştırmalar ile tartışılmış ve çevre eğitimine katkısı olunabileceği düşünülen önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: İlkokul, çevre eğitimi, çevre bilgisi, çevresel tutum, çevresel davranış, fen eğitimi

Tutum ölçekleriTutumlarÇevre bilgisi+4
Beyza Selin Uzun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim fakültelerinde öğrenim gören öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi

Bu araştırmada, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören, farklı üniversitelerin eğitim fakültelerinden öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Fakültesi yaz okulunda öğrenim gören öğretmen adaylarının 168'i kadın (%62.7), 100'ü erkek (%37.3) olmak üzere toplam 268 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihlerini incelemek amacıyla Dilmaç, Arıcak ve Cesur (2014) tarafından geliştirilen değerler ölçeği kullanılmıştır. Ölçeğin alt boyutları "toplumsal değerler", "kariyer değerleri "entelektüel değerler", "maneviyat", "materyalist değerler", "insan onuru", "romantik değerler", "özgürlük", "fütüvvet"tir. Sonuç olarak Değerler Ölçeğinde bulunan 9 alt boyutun tamamında tüm boyutlar için yüksek değer beklentisi elde edildiği ifade edilebilir. Kolmogorov-Smirnov testi sonuçlarına göre cinsiyet, büyüdüğü yer, yaş, bölüm, sınıf düzeyi ve medeni durumları p < .05 düzeyinde anlamlı bir farklılık gösterdiği için dağılımların normal olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak sadece bu test sonucuna göre karar verilmemektedir. Çarpıklık ve basıklık değerleri ölçek ve alt boyutları için -2 ile +2 arasındadır. Bu durumda puanların normalden önemli bir sapma göstermediği ifade edilebilir. Bu durumda ölçek ve alt boyutlarına ait puanların normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. Verileri analiz etmede betimsel istatistikler, ilişkisiz örneklemler t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis H testi tekniklerinden yararlanılmıştır. SPSS 25 istatistiksel analiz programı kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının değer ifadesi tercihleri cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği; diğer puan ortalamalarının ise anlamlı farklılık göstermediği görülmektedir. Toplumsal Değer için kızların puan ortalaması ( = 84.69), erkeklerin ortalamasından ( = 81.93) daha yüksektir. Benzer şekilde Entelektüel Değerler için kızların ortalaması ( = 41.63) erkeklerin ortalamasından ( = 39.98) daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Değerler, değerler eğitimi ,öğretmenlik mesleği değerleri, öğretmen adayları, değer tercihleri, eğitim fakültesi

Aday öğretmenlerDeğerlerDeğerler eğitimi+3
Pelin İpek
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İlk yıllar eğitim programının (Primary years programme) okul öncesi eğitime devam eden çocukların bilimsel süreç becerilerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, İlk Yıllar eğitim programının (Primary Years Programme) okul öncesine devam eden çocuklardaki Bilimsel Süreç Becerilerine (BSB) etkisini incelemektir. Yarı deneysel araştırma desenindeki bu çalışmada İstanbul ilinde bulunan iki özel okulun ana sınıfına giden çocuklar örneklem olarak ele alınmıştır. 60-72 aylık 18 çocukla yürütülen bu çalışmada, Özkan (2015) tarafından geliştirilmiş Okul Öncesi Bilimsel Süreç Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Çalışmaya başlamadan önce Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) ve veli onayları alınan çocuklara ölçek uygulanmıştır. Yapılan bu araştırmada, bilimsel süreç becerilerinin bir İlk Yıllar Programının uygulandığı okula devam eden ve etmeyen çocuklar arasındaki farka bakılmıştır. Program uygulanmadan önce deney ve kontrol grubuna ön test yapılmıştır. Daha sonra deney grubundaki çocuklara 12 hafta boyunca İlk Yıllar Eğitim Programı sorgulama üniteleri uygulanmıştır. Kontrol grubu çocuklarına ise sadece MEB kazanımınlarını içeren eğitim müfredatı uygulanmıştır. Deney ve kontrol grubu ön test puanları arasında herhangi bir fark olmadan İlk Yıllar Eğitim Programının uygulamasına başlandığı görülmüştür. Ancak 12 hafta sonunda yapılan son testte ise iki grup arasındaki bilimsel süreç becerilerinde anlamlı bir fark oluştuğu saptanmıştır. Bilimsel Süreç Becerilerine ilişkin alt boyutların tek tek incelenmesi sonucunda, iki grup arasında anlamlı farklar çıkmamasına rağmen deney grubuna ait izleme testiyle son test arasında anlamlı bir fark çıktığı görülmüştür.

Bilimsel süreçEğitim programlarıOkul öncesi eğitim+3
Fatma Nur Karataş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul matematik öğretiminde öğrencilerin duyuşsal farkındalıklarını artırmada matematiksel oyunların kullanımı

Bu araştırmada, matematiksel oyunların kullanımının ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmada karma desen kullanılmıştır. Bu doğrultuda, araştırmanın birinci aşamasında nitel yöntemler kullanılmıştır. Sınıf öğretmenleri ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılarak matematiksel oyunlar hakkındaki görüşleri alınmıştır. İkinci aşamada matematiksel oyun kullanımının öğrencilerin matematik dersine karşı olan tutumlarına ve metaforik algılarına etkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda deneysel çalışma gerçekleştirilmiş, Baykul (1990) tarafından geliştirilen matematik dersi tutum ölçeği ve metaforik algı formu ön test-son test olarak uygulanmıştır. Araştırmanın bu aşamasında desen karma desen olarak belirlenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesinde anlamlı bir farklılık olup olmadığının incelenmesi için istatistik yapılmış, Shapiro-Wilk testi, Wilcoxon testi ve Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Üçüncü aşamada öğrencilerin matematiksel oyunlar kullanılarak gerçekleştirilen matematik dersi hakkındaki görüşleri ikinci, dördüncü ve son hafta olmak üzere alınmıştır. Öğrencilerin görüşleri yüz yüze yapılmış yapılandırılmamış görüşmelerle alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmenleri matematiksel oyunlarla ilgili genel bilgi sahibidirler ve derslerde kullanımını gerekli ve faydalı görmektedir. Gerçekleştirilen uygulama sonunda, deney grubundaki öğrencilerin matematik tutum puan ortalamalarının arttığı, ancak bu artışın istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Kontrol grubundaki öğrencilerin de aynı şekilde tutum puan ortalamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğrencilerin oluşturduğu metaforik algı formlarındaki görseller incelendiğinde deney gruplarında bulunan öğrencilerin ön test son test karşılaştırılması yapıldığı zaman, tutumlarında son test lehine olumlu yönde farklılık olduğu görülmüştür. Yine öğrencilerden alınan görüşler doğrultusunda, gerçekleştirilen uygulamaların öğrencilerin matematik dersine karşı olan bakış açılarını olumlu yönde değiştirdiği görülmüştür. Anahtar Kelimeler: İlkokul 4. sınıf, Matematik Eğitimi, Matematiksel Oyunlar, Tutum, Metaforik Algı.

Duyuşsal farkındalıkMatematik eğitimiMatematik öğretimi+4
Damla Sönmez
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul sosyal bilgiler dersinde yaratıcı drama yöntemi ile çevre okuryazarlığı becerisinin kazandırılması: bir karma yöntem araştırması

Günümüzde çevre sorunları, geçmişe kıyasla giderek artarak karşımıza çıkmaktadır. İnsanoğlu, bilinçli veya bilinçsiz olarak yaşadığı çevreye zarar vermekte, bu da çevresel problemlerin her geçen gün daha da büyümesine neden olmaktadır. Çevre bilincinin küçük yaşlardan itibaren kazandırılması amacıyla, birçok ülkenin müfredatında çevre eğitimi yer almaktadır. Ülkemizde de Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı'nda, öğrencilerin çevreye yönelik farkındalık kazanmasını amaçlayan 27 beceri arasında "çevre okuryazarlığı becerisi" de bulunmaktadır. Bu becerinin kazandırılmasında, öğrenilen bilgilerin davranışa dönüşmesi beklenmektedir. Çevre okuryazarlığı becerisinin geliştirilmesinde yaratıcı drama yöntemi, öğrencilerin aktif katılımını teşvik ederek, bilgiyi deneyim yoluyla kalıcı hale getirmekte etkili bir araçtır. Bu yöntem, öğrenci merkezli bir öğrenme ortamı sunarak, konunun kalıcı olarak öğrenilmesini sağlar. Bu araştırmada, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin Sosyal Bilgiler Dersi Öğretim Programı kapsamında yer alan çevre okuryazarlığı becerisini kazanmalarında yaratıcı drama yönteminin etkisi incelenmektedir. Amaç, öğrencilerin bu beceriyi ne derece benimsediklerini ve uygulamaya dönüştürdüklerini belirlemektir. Bu amaca ulaşabilmek adına araştırmanın yöntemi karma yöntem araştırma desenlerinden yakınsayan paralel desen olarak tasarlanmıştır. Araştırma nicel boyutta yarı deneysel desen; nitel boyutta ise durum çalışması deseni ile tasarlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim öğretim yılı Muğla ili Menteşe ilçesinde bulunan bir devlet okulundaki ilkokul dördüncü sınıfta öğrenim gören toplam 49 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama sürecinde öğrencilerin "Çevre okuryazarlığı" becerilerini belirlemek amacıyla nicel veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından geliştirilen "İlkokul Çevre Okuryazarlığı Ölçeği" ve "Çevre Okuryazarlığı Başarı Testi" nitel veri toplama araçları olarak da öğrenci görüşme formları, uygulama sürecinde tutulan gözlem notları ve uygulamadaki süreç çıktıları kullanılmıştır. Toplanan nicel verilerin analizinde SPSS paket programı kullanılarak bağımlı gruplar t-testi, ancova ve bağımsız gruplar t-testi kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniğiyle tümevarım yaklaşımı ile analiz edilmiştir. Gruplardaki öğrencilerin ilkokul çevre okuryazarlığı ölçeğinden ve çevre okuryazarlığı başarı testinden elde edilen verilerin analizi sonucunda, deney ve kontrol grupları arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre, yaratıcı drama yönteminin kullanıldığı deney grubundaki öğrencilerin çevreye yönelik bilgi düzeylerinde ve davranışlarında olumlu değişiklikler meydana gelmiştir. Bu değişiklikler istatistiksel olarak anlamlı düzeydedir. Deney grubu ile yapılan görüşmeler, gözlem ve süreç çıktılarındaki sonuçlarda araştırmanın nicel boyutunda elde edilen sonuçları destekler niteliktedir. Başka bir deyişle, yaratıcı drama yöntemiyle eğitim gören öğrencilerin, geleneksel öğretim yöntemleriyle eğitim alan kontrol grubu öğrencilerinden daha başarılı oldukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beceri öğretimi, Çevre Okuryazarlığı, Yaratıcı drama.

Beceri eğitimiSosyal bilgiler dersiYaratıcı drama+3
Emine Beyza Berci
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarının okula hazırbulunuşluk düzeyleri ile karakter güçleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bireyin okul öncesi dönemdeki akademik, sosyal, duygusal ve davranışsal uyum yeteneği "Karakter Güçleri" ve "Okula Hazırbulunuşluk" kavramlarıyla ifade edilebilir. Erken çocukluk döneminden itibaren karakterin güçlü yönlerinin belirlenmesi bireylerin eğitim süreçlerindeki ihtiyaçlarının saptanması ve takibi konusunda önemli görünmektedir. Karakter Güçleri literatürü son yıllarda genişlemeye başlamasına rağmen bu kavramın çocuklarda ve okula hazırbulunuşlukla ortak olarak değerlendirildiği çalışmalar oldukça kısıtlıdır. Alandaki bu boşluğu doldurmayı amaçlayan bu araştırmada okul öncesi dönem çocuklarının demografik verileri, okula hazırbulunuşluk ve karakter güçleri arasındaki ilişki nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama desenleri kullanılarak çalışılmıştır. Uygun örnekleme yöntemiyle bulunan 2022-2023 eğitim-öğretim yılı ikinci yarıyılında Muğla ilinin Bodrum ilçesindeki okul öncesi eğitim kurumlarında öğrenim gören 60-69 aylık 208 çocuğun ailelerinden Karakter Güçleri Envanteri- Erken Çocukluk Formu ve demografik bilgileri içeren Kişisel Bilgi Formu'nu; öğretmenlerinden Gelişimsel İlkokula Hazırbulunuşluk Ölçeği'ni doldurmaları istenmiştir. Bağımsız Gruplar t-Testi sonucunda okul öncesi çocuklarının okula hazırbulunuşluk (t206=-0,059, p=,953) ve karakter güçleri (t206=0,52, p=,604) düzeylerinin cinsiyete göre değişkenlik göstermediği sonucu bulunmuştur. Çocukların okul öncesi eğitime devam süreleri (1 yıl, 2 yıl ve 3+yıl) ve okula hazırbulunuşluk ve karakter güçleri düzeyleri arasındaki ilişkiyi anlamak için yapılan Welch Analizleri anlamlı bir ilişki saptamamıştır. Fakat alt ölçekler ayrı Welch ve Post-Hoc Games Howell Testi'ne tabi tutulduğunda Okula Hazırbulunuşluk ölçeğinde Yaratıcı Sanatlar, Karakter Güçleri Ölçeğinde Cesur Olma ve Coşkulu Olma alt ölçekleri skorları 3 yıl ve daha fazla süre okul öncesi eğitime devam eden grubun diğer iki gruptan düşük çıkmıştır. Regresyon Analizi karakter güçleri ve okula hazırbulunuşluk arasında anlamlı bir yordama ilişkisi olduğunu ortaya koymuştur (R=0,64, F(1,206)=142,82, p<,001, Adj=,40). Çıkan sonuçların literatürle uyumu ve olası anlamları tezde tartışılmıştır. Gelecek çalışmaların farklı illerden daha fazla ve genellenebilirliği daha yüksek örneklemlerle okul öncesi çocuklara odaklanması önem arz etmektedir. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Okul Öncesi Dönem, Okula Hazırbulunuşluk, Karakter Güçleri

İclal Oğuz Çağlayan
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ve kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliğinin incelenmesi

Özel gereksinimleri olan çocuklar için en az sınırlandırılmış ortamlar tipik gelişim gösteren yaşıtlarıyla birlikte olabileceği genel eğitim sınıflarıdır. Akranlarıyla daha çok birlikte olabilmesi nedeniyle kaynaştırma eğitiminin onlar için daha faydalı olduğu düşünülmektedir. Kaynaştırmanın başarıya ulaşmasında kilit öneme sahip olan öğretmenlerin kaynaştırmaya, özel gereksinimi olan bireylere yönelik olumlu tutum geliştirmesi ve aynı zamanda nitelikli bir eğitim sunabilmesi için yeterli donanıma, becerilere, yeterliliğe sahip olması beklenmektedir. Öğretmenlerin öz-yeterliği, tutumu gibi değişkenlerin önemli olduğu düşünüldüğü için bu çalışmada sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterliği ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutum arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma 2023-2024 döneminde Malatya' da çalışan 251 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın verileri "Kaynaştırma Uygulamalarında Öğretmen Yeterliliği Ölçeği" ve "Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Tutum Ölçeği" ile elde edilmiştir. Yapılan normallik testi sonucu normal dağılım tespit edildiği için ANOVA testi, Bağımsız Gruplar t Testi ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon testi kullanılarak bulgulara ulaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda sınıf öğretmenlerinin kaynaştırma uygulamalarındaki yeterlik puanlarının tüm alt boyutlarda çok yüksek; özel gereksinimli bireylere yönelik tutumlarının beğeni boyutu yüksek, duyarlılık boyutu çok yüksek, olumlu tutumlarının ise yüksek olduğu bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumunda eğitim durumuna, özel eğitim ile ilgili kurs alma durumuna, kaynaştırma öğrencisi ile çalışma durumuna göre; kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliğinde ise özel eğitime dair kurs, seminer v.b. eğitim almasına, kıdeme göre anlamlı farklılaşmalar olduğu görülmüştür. Kaynaştırma uygulamalarında öğretmen yeterliliği ölçeğinin alt boyutları ile özel gereksinimli bireylere yönelik tutumu ölçeğinin faktörleri arasında orta ile düşük olmak üzere iki farklı düzeyde, pozitif yönde ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Öğretmen tutumuÖğretmen yeterliliği
Cihan Tekci
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zihin kuramı öğelerine göre resimli çocuk kitaplarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi döneme yönelik resimli çocuk kitaplarında yer alan zihinsel durum ifadelerinin içerik analizini yaparak bu kitapların çocukların zihin kuramı gelişimine katkısını ortaya koymaktır. Zihin kuramı bireyin kendi ve başkalarının duygu, düşünce, niyet, inanç ve yanlış inanç gibi zihinsel durumlarını anlama ve yorumlama becerisidir. Erken çocukluk döneminde bu becerinin temellerinin atıldığı dikkate alındığında çocuklara sunulan görsel ve sözel uyaranların niteliği büyük önem taşımaktadır. Bu araştırmada örneklem grubunu oluşturan kitaplar, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi esas alınarak belirlenmiştir. Bu doğrultuda, son on yıl içerisinde Türkiye'de yayımlanmış, okul öncesi yaş grubuna hitap eden ve içerisinde belirgin bir anlatı yapısı bulunan 30 resimli çocuk kitabı seçilmiştir. Kitapların seçiminde zihinsel durum ifadelerine (duygu, düşünce, niyet, inanç vb.) yer verme potansiyeli taşıyan içerikler önceliklendirilmiştir. Farklı yayınevlerinden seçilen kitaplar; yazar çeşitliliği, tematik farklılıklar, karakter yapısı ve anlatım biçimi açısından çeşitlilik gösterecek şekilde seçilmiştir. Seçilen kitapların tamamı resimli hikâye kitabı niteliğinde olup, anlatı içeren metinler barındırmaktadır. Ayrıca kitapların okul öncesi eğitim ortamlarında kullanılabilir nitelikte olmasına dikkat edilmiştir. Bu bağlamda örneklem grubundaki kitaplar, güncel çocuk edebiyatı ürünleri arasında zihin kuramı bileşenlerinin temsilini analiz etmek için uygun bir temsil gücüne sahiptir. Analizler; duygular, düşünceler, niyetler, inançlar, yanlış inançlar ve başkalarının bakış açısını anlama olmak üzere altı temel zihin kuramı bileşeni üzerinden gerçekleştirilmiştir. Her bir bileşenin kitaplarda ne sıklıkla yer aldığı belirlenmiş, örnek cümleler üzerinden derinlemesine değerlendirmeler yapılmıştır. Araştırma sonuçları, resimli çocuk kitaplarının yalnızca dil gelişimini değil; empati kurma, perspektif alma, duyguları tanıma ve sosyal etkileşimleri anlamlandırma gibi sosyal bilişsel becerilerin gelişimini destekleme açısından da önemli bir araç olduğunu göstermektedir. Özellikle duyguların yoğun biçimde işlendiği ve karakterlerin düşünsel içeriklerine dayalı eylemlerinin açıklandığı kitapların, çocukların zihin kuramı gelişimini desteklediği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, yanlış inanç içeren kurguların çocuklarda zihinsel esneklik kazandırdığı ve başkalarının düşünce ile inançlarını anlama becerilerini pekiştirdiği gözlemlenmiştir. Araştırma bulguları ebeveynlere, öğretmenlere ve çocuk edebiyatı yazarlarına zihin kuramı destekli kitap seçimi ve kullanımı konusunda somut öneriler sunmaktadır. Ayrıca çalışma erken çocukluk eğitiminde zihin kuramı gelişimini destekleyecek materyal tasarımına yönelik teorik bir temel de sağlamaktadır. Bu yönüyle araştırma okul öncesi dönemde sosyal biliş gelişimini destekleyen özgün bir kaynak niteliği taşımakta ve çocuk edebiyatı ile gelişim psikolojisi arasında güçlü bir köprü kurmaktadır. Anahtar Kelimeler: Erken Çocukluk, Zihin Kuramı, Resimli Çocuk Kitapları, Sosyal Biliş, İçerik Analizi

Zehra Berke Polat
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Norm fazlası öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerinin incelenmesi: Malatya ili örneği

Yoğun ve uzun süreli stresin neden olduğu fiziksel, duygusal ve zihinsel tükenme durumuna tükenmişlik sendromu denir. Tükenmişliğin hayatın her alanında ortaya çıktığı gözlemlense de iş hayatında da yoğun bir şekilde görülen bir durum olduğu bilinmektedir. Bu araştırmanın amacı, Malatya ilinde devlet okullarında çalışan norm fazlası öğretmenlerdeki tükenmişlik sendromu düzeyinin belirlenmesidir. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak yapılmış ve betimsel tarama modeli tercih edilmiştir. Veri toplama araçları; 26 Maddeden oluşan Öğretmen Mesleki Tükenmişlik Ölçeği ve 6 maddelik Demografik Formʼdur. Araştırmanın evrenini Malatya ilinde devlet okullarında görev yapmakta olan norm fazlası öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın katılımcıları 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Malatya merkez ilçelerindeki devlet okullarında görev yapmakta olan 372 norm fazlası öğretmendir. Örneklem evren içinden maksimum çeşitlilik örneklemi yöntemiyle seçilmiştir. Katılımcılardan, çevrimiçi ve yüz yüze ölçek ile demografik form uygulamasıyla toplanan nicel veriler, SPSS-26 istatistik programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde; ortalama puanlar, standart sapma ve frekans gibi betimsel analiz yöntemleri ile Bağımsız Örneklemler T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way ANOVA) testi uygulanmıştır. Verilerin analizi neticesinde; katılımcıların büyük çoğunluğunun orta düzeyde mesleki tükenmişlik yaşadığı; cinsiyet, yaş ve eğitim durumunun mesleki tükenmişlik üzerinde anlamlı bir farklılık göstermediği ancak mesleki kıdemin, branşın ve çalışılan okul kademesinin mesleki tükenmişlik açısından anlamlı farklılıklar gösterdiği anlaşılmıştır. Son olarak, çalışmanın öğretmenlerin mesleki tükenmişlik düzeylerine ilişkin sonuçlarına ve ileride benzer konularda yapılacak araştırmalar için önerilere yer verilmiştir.

Rabia Şimşek
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital ortam risklerine karşı öğrencilere mahremiyet bilinci kazandırılmasında sınıf öğretmenlerinin rolü

Amaç: Bu araştırmada dijital ortam risklerine karşı mahremiyet bilincinin kazandırılmasında sınıf öğretmenlerinin rolünü belirlemek amaçlanmıştır. Yöntem: Bu araştırmada karma araştırma deseni kullanılmış olup araştırmanın nicel verileri Bilecik il merkezinde okullarda görev yapan 126 sınıf öğretmenine uygulanan "Dijital Mahremiyet Farkındalık Anketi" ile nitel veriler ise katılımcılar arasından dijital mahremiyet sorunu yaşama durumu ölçüt alınarak belirlenen 18 kişiyle yarı yapılandırılmış görüşme yapılarak toplanmıştır. Bulgular: Araştırmada Dijital Mahremiyet Farkındalık Anketi ile toplanan nicel verilerle yapılan analizlerde sınıf öğretmenlerinin dijital mahremiyet farkındalıklarına ilişkin yaş, öğrenim durumu, medeni durum, mesleki kıdem, dijital mahremiyete ilişkin eğitim alma durumu değişkenlerine göre anlamlı farklar bulunmuştur. Buna göre yaşı genç öğretmenler ileri yaş öğretmenlere göre, öğrenim durumu lisansüstü olan öğretmenler öğrenim durumu lisans ve önlisans olanlara göre, bekâr öğretmenler evli öğretmenlere göre, mesleki kıdemi düşük öğretmenler daha kıdemli öğretmenlere göre ve dijital mahremiyete ilişkin eğitim alan öğretmenler almayan öğretmenlere göre dijital mahremiyet farkındalıkları daha yüksek bulunmuştur. Araştırmada 126 sınıf öğretmeni arasından dijital mahremiyete ilişkin sorun yaşayan 18 öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen nitel verilerin sonucunda aşağıdaki bulgular ortaya çıkmıştır. Buna göre; öğretmenlerin öğrencilere yönelik dijital risklere ilişkin görüşleri doğrultusunda sosyal riskler, dijital mahremiyet ve güvenlik riskleri, eğitim ve davranış riskleri, sağlık riskleri ve duygusal riskler temaları ortaya çıkmıştır. Çocuklara yönelik dijital mahremiyet ihlalleri, çocukların kişisel bilgilerinin ve fotoğraflarının paylaşılması ve dijital zorbalık olarak ifade edilmiştir. Dijital mahremiyetin anlamına ilişkin ise kimlik bilgilerinin gizliliğine ilişkin görüşler ön plana çıkmıştır. Öğretmenler ayrıca dijital mahremiyet eğitiminin amacını çocuklara dijital bilinç ve farkındalık kazandırılarak onların dijital risklere karşı korunması şeklinde belirtmiştir. Öğretmenler dijital mahremiyete ilişkin ebeveyn ve rehber öğretmenler ile işbirliği yaptıklarını belirtmişlerdir. Ayrıca öğretmenlerin %78'i dijital mahremiyet eğitimi ile ilgili olarak ders içerikleriyle ilişkilendirme ve yaşantılar yoluyla sistematik olmayan eğitimler verdiklerini, bu eğitimi alanında uzman kişilerden alarak öğrencilerine vermek istediklerini ifade etmiştir. Almak istedikleri eğitim içeriğini dijital ortamın tanıtılması, mahremiyet kavramının anlaşılması, öğrenci ve ailelere dijital yetkinliklerin kazandırılması, dijital risklere karşı farkındalığın oluşturulması ve uygulamalı bir eğitim programı oluşturulması olarak belirtmişlerdir. Sonuç ve Öneriler: Elde edilen nicel ve nitel veriler doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin dijital mahremiyete ilişkin farkındalıklarının bulunduğu ancak sınıflarında dijital mahremiyete yönelik sistemli bir öğretim gerçekleştirmedikleri tespit edilmiştir. Sınıf öğretmenlerinin konuya ilişkin farkındalıklarını geliştirebilmek adına dijital mahremiyet eğitimini alanında uzman kişilerden almak istedikleri belirlenmiştir. Bunun haricinde öğretmenler sınıfta dijital mahremiyet eğitimi verilmesi gerektiğini düşünmekte ve bu eğitimin verimli olacağını belirttikleri içerik, yer, mekân ve zamanda verilmesi gerektiğini düşünmektedirler. Araştırma sonuçlarına dayalı olarak; dijital mahremiyet konusunda öğretmenlerin eğitilmesi, sınıflarında dijital mahremiyet öğretimlerini gerçekleştirebilmeleri için yasal düzenlemelerin yapılması ve eğitim programlarına dijital mahremiyet becerilerini içeren kazanımların konması önerilmektedir.

Dijital öğretmenlikÇevrimiçi mahremiyet
İsmail Durmaz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokulda gerçekleştirilen değerler eğitimine ilişkin paydaş görüşleri

Amaç: Araştırmanın amacı ilkokulda gerçekleştirilen değerler eğitimine yönelik paydaş görüşlerini ortaya koymaktır. Yöntem: Araştırma nitel araştırma yöntemiyle yapılmıştır. Araştırma 2023-2024 eğitim-öğretim yılında ilkokul 4. sınıf öğrencileri, bu öğrencilerin öğretmen, veli ve ilkokulun yöneticileri ile yürütülmüştür. Araştırma deseni olarak temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma verileri görüşme yapılarak elde edilmiştir. Veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilip yorumlanmıştır. Bulgular: İlkokulda gerçekleştirilen değerler eğitimine yönelik paydaş görüşlerini inceleyen bu araştırmada elde edilen veriler değer kavramına ilişkin tanımlar, değer eğitiminin öğrencilere katkıları, değer eğitiminde etkili olan etmenler, değer eğitimi kapsamında gerçekleştirilen uygulamalar, değer eğitiminde paydaşlardan beklen-tiler, değer eğitimi kapsamında iş birliği yapılan kurumlar, sorumluluklar, karşılaşılan sorunlar ve çözümleri, değer eğitiminin işlevsel olması için öneriler biçiminde temalaştırılmıştır. Paydaş görüşlerinden doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Sonuç ve Öneriler: Araştırma sonuçlarına göre yönetici ve öğretmenlerden alınan görüşler doğrultusunda yönetici ve öğretmenler ilkokulda değerler eğitimi bağ-lamında öğrencilerin değerlere uygun davrandıklarını belirtmişlerdir. Yine yönetici ve öğretmenler değer eğitimini etkileyen etmenlerden aile ve okul/okul ortamını vurgulamışlardır. Değer eğitimi bağlamında iş birliği yapılan kurum kişiler olarak veli/okul-aile iş birliği, STK, rehber öğretmenler belirtilmiştir. Veli ve öğrencilerden alınan görüşler doğrultusunda ise veliler değer kavramını, temel değerler, öğrenciler ise güzel davranışlar biçiminde tanımlamışlardır. Değer eğitimi kapsamında okulda gerçekleştirilen uygulamalarda ise öğrenci merkezli etkinliklere yer verildiği ifade edilmiştir. Anahtar kelimeler: Değer, Değer Eğitimi, Okul Yöneticisi, Öğretmen, Veli, Öğrenci

Şükriye Kurnaz
Eskişehir Osmangazi University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişki

İnsan çevresinden etkilenen sosyal bir varlıktır. Bir çocuğun ilk sosyal çevresi ise doğduğu andan itibaren onunla etkileşim kuran ailesidir. Sorumluluk da çocuk tarafından ilk olarak ailede öğrenilir. Erken çocukluk dönemi, kişilik ve bireysel kimlik ediniminde elzem bir zaman dilimidir. Bu dönemde ebeveynlerin çocuğa sergilediği tavır ve tutumlar, ilerde çocuğun bürüneceği kişiliğe etki etmektedir. Ebeveynlerin tavır ve tutumları çocuk için sorumluluk alabilmeyi destekleyebileceği gibi sorumluluk almaya engel de teşkil edebilmektedir. Sorumluluk edinimi ailede başlar ve zamanla kişinin kendi deneyimleriyle desteklenir. Bu çalışmanın amacı okul öncesi dönem çocuklarında sorumlu davranma düzeyi ve ebeveyn tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2024- 2025 eğitim öğretim yılında Bingöl il merkezinde bulunan resmi anaokulu ve anasınıflarında okul öncesi eğitime devam eden 60-72 aylık çocukların öğretmen ve ebeveynleri oluşturmaktadır. Araştırmada uygun örnekleme yöntemi kullanılmış olup araştırmaya katılım sağlayan veliler ulaşılabilir örneklemi oluşturmuştur. Örneklem; 297 kız, 311 erkek olmak üzere toplam 608 çocuğun ebeveyn ve öğretmenlerinden oluşmaktadır. Verilerin toplanması için Ebeveyn Tutum Ölçeği, Sorumluluk Düzeyleri Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre okul öncesi dönem çocuklarının sorumlu davranma düzeyleri ile demokratik ebeveyn tutumu arasında pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna karşılık otoriter, izin verici ve aşırı koruyucu ebeveyn tutumları ile çocukların sorumlu davranma düzeyleri arasında negatif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca ebeveyn tutumları; çocuğa, ebeveyne ve aileye dair çeşitli demografik verilere göre incelenmiştir. Sonuçlar alanyazındaki diğer araştırmaları referans alarak tartışılmış ve gerekli önerilere yer verilmiştir.

Aile tutumuAna-baba tutumuDemokratik tutum+7
Emine Katıksız
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
10
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin okuduğunu anlama becerisini geliştirmeye yönelik stratejileri kullanma süreçleri ve deneyimleri

Amaç: Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmenlerinin okuduğunu anlama becerisini geliştirmeye yönelik kullandıkları stratejileri ve bu stratejileri sınıf içi uygulama süreçlerinde yaşadıkları deneyimleri incelemektir. Materyal ve Metot: Araştırma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde fenomenoloji (olgu bilim) deseniyle yürütülmüştür. Çalışma grubunu farklı mesleki deneyimlere sahip sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Veriler, yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmış ve elde edilen veriler içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sürecinde veriler kodlanmış, benzer kodlar bir araya getirilerek temalar oluşturulmuştur. Bulgular: Araştırma sonucunda, sınıf öğretmenlerinin okuduğunu anlama becerisini yalnızca Türkçe dersi için değil, tüm akademik başarı açısından merkezi bir unsur olarak gördükleri belirlenmiştir. Öğretmenlerin öğretim sürecinde ön bilgileri harekete geçirme, soru sorma, görselleştirme ve özetleme stratejilerini sıklıkla kullandıkları; bu stratejileri seçerken öğrenci seviyesi, metin türü ve kazanımları temel kriter olarak aldıkları saptanmıştır. Ayrıca, materyal çeşitliliğine önem verilmesine rağmen sınıf mevcudunun fazlalığı ve zaman yetersizliği gibi yapısal sorunların strateji kullanımını sınırlandırdığı görülmüştür. Öğretmenlerin mesleki deneyimleri arttıkça strateji tercihlerinde daha esnek hale geldikleri ve öğrenci ihtiyaçlarına göre yöntemlerini güncelledikleri de elde edilen bulgular arasındadır. Sonuç: Araştırma bulguları, okuduğunu anlama becerisinin tüm derslerde akademik başarıyı etkileyen temel bir beceri olduğunu ortaya koymaktadır. Sınıf öğretmenlerinin strateji kullanımında öğrenci özelliklerine duyarlı ve deneyimle birlikte gelişen bir yaklaşım benimsedikleri anlaşılmıştır. Ancak sınıf mevcudu ve zaman yetersizliği gibi yapısal sorunların giderilmesi, strateji kullanımının daha etkili hale getirilmesi açısından önem taşımaktadır. Araştırma sonuçlarının, sınıf öğretmenlerinin mesleki gelişim süreçlerine ve okuma öğretimi uygulamalarına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kübra Nur Fırat
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2026
00
DoctorateOpen AccessTR

ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisinin incelenmesi

İlkokul 4. sınıf öğrencilerinin duyuşsal ve fiziksel özellikleri ile yazmada kullandıkları bilişsel süreçlerin yazma hızı ve yazma kalitesi ile ilişkisini incelemeyi amaçlayan bu araştırma yakınsayan paralel desende tasarlanmış bir karma yöntem araştırmasıdır. Çalışma grubu; 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci yarıyılında Kütahya il merkezindeki bir devlet okulunda öğrenim gören amaçlı örnekleme yaklaşımlarından ölçüt örnekleme ile belirlenmiş on altı dördüncü sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırmanın veri toplama sürecinin ilk bölümünü rehbersiz ve rehberli aşamalarda yürütülen bilgilendirici metin ve hikâye metinleri yazma etkinliklerinden oluşmaktadır. Yazma etkinlikleri esnasında yazma hızı ölçümleri alınmıştır. İkinci bölümünü ise yazmayı etkileyen fiziksel özelliklerin belirlenmesi amacıyla kavrama-sıkıştırma kuvveti ölçümleri ve yazı yazmaya yönelik duyuşsal özellikler formunun uygulanması oluşturmaktadır. Yazma etkinlikleri sonucunda üretilen yazılı ürünler Yazmada Kullanılan Bilişsel Süreçler Dereceli Puanlama Anahtarı, Bilgilendirici Metin ve Hikâye Yazma Kalitesi Dereceli Puanlama Anahtarları aracılığıyla puanlanmış ve nicel veriler elde edilmiştir. Bunun yanı sıra; üretilen yazılı ürünler; yazmada kullanılan bilişsel süreçlere ve yazma kalitesine ilişkin araştırmanın nitel veri setini oluşturmaktadır. Dinamometre ile kavrama kuvveti, pinçmetre ile sıkıştırma kuvvetleri ölçümleri alınarak yazmayı etkileyen fiziksel özelliklere ilişkin nicel veriler elde edilmiştir. Duyuşsal özelliklere yönelik nicel veriler Yazmaya İlişkin Duyuşsal Özellikler Formu aracılığıyla elde edilmiştir. Nicel verilerin analizinde SPSS paket programı ile R programı pwr paketi (versiyon 1.2-2) kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde içerik analizi yöntemi; nicel verilerinin analizinde ise t-Testi, Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Pearson Korelasyon Testi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinden elde edilen bulgular çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metin ve hikâye yazıya aktarma bilişsel sürecinde, rehbersiz ile rehberli aşamalar arasında anlamlı bir farklılık olduğu görülmüştür. Rehbersiz ile rehberli bilgilendirici metin bilişsel süreç toplam puanları arasında; rehbersiz ile rehberli hikâye metni bilişsel süreç toplam puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehbersiz aşamada, bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; rehberli aşamada bilgilendirici metin yazıya aktarma bilişsel süreci ile hikâye metni yazıya aktarma bilişsel süreci puanları arasında; bilgilendirici metin gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci ile hikâye metni gözden geçirme-düzeltme bilişsel süreci puanları arasında anlamlı bir ilişki olduğunu görülmüştür. Rehberli aşama bilgilendirici metinde, planlama ile yazıya aktarma arasında; rehbersiz ve rehberli aşamada hikâyede, planlama ile yazıya aktarma arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Rehberli ve rehbersiz bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler ile bilgilendirici metin ve hikâye metni yazma kalitesi puanları arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Duyuşsal özellikler puanları ile rehberli bilgilendirici metin ve hikâye metni yazmada kullandıkları bilişsel süreçler arasında; rehbersiz aşamadaki bilgilendirici metin yazma kalitesi, hem rehbersiz hem de rehberli hikâye yazma kalitesi arasında; rehberli hikâye yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma hızı puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma hızı arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Bilgilendirici metin ve hikâye yazma kalitesi puanları arasında; rehbersiz ile rehberli aşamalardaki yazma kalitesi arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Kavrama kuvveti ile sıkıştırma kuvvetleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Araştırmanın nitel boyutundan edinilen sonuçlar; çalışmaya katılan öğrencilerin bilgilendirici metine göre hikâye yazmada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını ve hikâye yazma kalitesi düzeylerinin bilgilendirici metine göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Ayrıca tüm yazma etkinliklerinde rehbersiz aşamaya göre rehberli aşamada bilişsel süreçleri daha etkin kullandıklarını, rehberli aşamadaki bilgilendirici ve hikâye metni yazma kalitesi düzeylerinin rehbersiz aşamaya göre daha yüksek olduğunu göstermektedir. Çalışmaya katılan öğrencilerin rehbersiz aşamada planlama ve gözden geçirme/düzeltme bilişsel süreçlerini uygulamakta güçlük yaşadıkları görülmüştür. Ancak rehberli aşamalarda ise çalışmaya katılan öğrencilerinin tamamına yakınının planlama bilişsel sürecini uyguladığı; gözden geçirme/düzeltme bilişsel sürecini ise nispeten uyguladıkları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Yazmada kullanılan bilişsel süreçler, kavrama ve sıkıştırma kuvveti, yazma kalitesi, yazma hızı, ilkokul.

Bilişsel süreçDuyuşsal özelliklerFiziksel özellikler+4
Handan Kılıç Şahin
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri

2019 yılında Çin'de ortaya çıkan ve bulaşıcılığı yüksek olan COVID-19 pandemisi dünyada bir panik ve tedirginlik oluşturmuş, uzmanların "evde kalın" çağrısını desteklemek üzere ülkeler eğitim süreçlerine geçici süre ara vererek, öğrencilerin uzaktan eğitim almaları sağlanmıştır (Üstün ve Özçiftçi, 2020). Bu durum Türkiye'de de benzer şekilde gerçekleşmiş ve Covid -19 pandemisi nedeniyle okullarda eğitim-öğretim faaliyetleri 23 Mart 2020 tarihi itibariyle uzaktan eğitim ile gerçekleştirilmeye başlamıştır. Özellikle birinci sınıfta olan öğrenciler olan ve okuma yazma öğrenme sürecinde olan öğrenciler için bu durum daha kritik bir hal almıştır. Nitekim okuma yazma, bireyin hem sosyal hem de okul yaşamındaki başarısında oldukça önemli bir beceridir. Bu becerinin gerektiği gibi kazanılması ilkokul birinci sınıfta başlamakta; becerinin kullanılması ve geliştirilmesi ise yaşam boyu devam etmektedir. Babayiğit ve Erkuş (2017) bu aşamada yapılacak yanlışlığın öğrencinin hem okuma yazma becerileri hem de okuma yazmaya karşı tutumunu olumsuz etkileyebileceğini belirtmektedir. Yüz yüze gerçekleştirilen ilk okuma yazma öğretimi süreci için bile büyük hassasiyet gösterilmesi gerekirken yaşanan pandemi nedeniyle ilk okuma yazma öğretiminin de belli dönemlerinin uzaktan devam ettirilmek durumunda kalınması öğretim sürecinin verimliliği ile ilgili çeşitli kaygıları da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla sürecin nasıl ilerlediği, verimliliği, çıktıları, veli, öğretmen ve öğrenci gözüyle değerlendirilmesine yönelik çeşitli araştırmaların yapılması hem alana hem de yapılan uygulamaların niteliğine, yaşanan sorunların tespit edilip bu sorunların giderilmesine yönelik öneriler geliştirip uygulamaya konulması açısından son derece önemlidir. Bu önemden hareketle bu araştırmada Covid-19 pandemisi nedeniyle uzaktan eğitim ile devam eden ilk okuma yazma sürecine ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşlerinin tespit edilmesi amaçlanmıştır.

COVID 19Eğitim sorunlarıOkuma-yazma+6
Gülşah Teke
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sözsüz kitapların eğitsel ve sanatsal niteliklerinin incelenmesi

Sözsüz kitaplar; görsel bir anlatıma dayalı, künye ve kapak yazıları dışında hiç kelimesi olmayan ya da çok az kelime içeren çocuk edebiyatı eserlerindendir. Türkiye'de yayınlanan tüm sözsüz kitapların eğitsel nitelikleri belirlendikten sonra sanatsal nitelikleri detaylı incelenen bu araştırma, açıklayıcı ardışık karma desenle yapılmıştır. Bu araştırma desenine uygun olarak araştırmanın ardışık iki amacı bulunmaktadır. Araştırmanın amaçlarından ilki, 2006 - 2022 yılları arasında Türkiye'de yayınlanan sözsüz kitapların içerdikleri eğitsel niteliklerin incelenip bu yönden güçlü olan eserlerin ortaya çıkarılmasıdır. İkinci amacı ise sözsüz eserlerde, bütüncül etkinin yaratılmasını sağlayan eğitsel nitelikleri öne çıkaran sanatsal niteliklerin ortaya konulmasıdır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen "sözsüz kitapların eğitsel nitelikleri" ve "sözsüz kitapların sanatsal nitelikleri" araçları ile doküman incelemesi temelinde elde edilmiştir. Nicel ve nitel verilerin sıralı veri analizleri sonrasında eğitsel nitelikleri yansıtan nicel bulguların yanında bu nitelikleri öne çıkaran sanatsal niteliklere ait nitel bulgulara ulaşılmıştır. Bu sonuçlar, karma yöntemle tutarlı olarak nicel ve nitel sonuçlar olarak belirtilip ardışık biçimde sunulmuştur. Sunuşta, yerel ve uluslararası araştırmalara dayanan alanyazın tartışmasına yer verilmiştir. Yayınevlerine, çizerlere, çocuklarla çalışan uzmanlara, öğretmenlere, psikolojik danışmanlara ve diğer ruh sağlığı çalışanlarına, araştırmacılara, kütüphanecilere, ailelere ve kitapseverlere yönelik öneriler sunulmuştur.

Mine Karakaya
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hayat bilgisi öğretiminde çocuklar için felsefe (P4C) yaratıcı düşünme becerisi etkinliklerinin öğrencilerin yaratıcı düşünme becerisine etkisi

Araştırmanın amacı, Hayat Bilgisi Öğretiminde Çocuklar İçin Felsefe (P4C) Yaratıcı Düşünme Becerisini Geliştirici Etkinliklerin Öğrencilerin Yaratıcı Düşünme Becerisinin Gelişimine Etkisi' nin belirlenmesidir. Yapılan nitel çalışma verilerine bakıldığında ön test ve sontest arasında değişiklikler olduğu öğrnecilerin görüşlerinin tamamına yakınında özllikle tasarlarıkları ürünler olasun ifade becerileri olsun hepsinde teknik düşünme, teknolojik özelliklere dayalı projeler üretme gibi düşüncelerin çok fazla yer aldığı görülmektedir. Torrance Yaratıcı Düşünme Testi'nin A ve B formunun uygulama öncesi ve sonrasında uygulanması ile elde edilmiştir. Aşağıda bu deneceler ile ilgili ulaşılan bulguların sonuçlan özetlenmiştir. Hayat bilgisi dersinde yaratıcı düşünmeyi geliştirmeye yönelik bir program uygulanan deney grubunun ön Torrance Yaratıcı Düşünce Testleri ile son Torrance Yaratıcı Düşünce Testleri arasında son testler lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Deney ve kontrol gruplarının Torrance Yaratıcı Düşünce Testi sözel/şekilsel son testleri arasında yapılan istatistiksel çalışma sonrasında tüm alt boyutlarda deney grubu lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Anahtar Sözcükler:Yaratıcılık, Yaratıcı Düşünme, Çocuklar İçin Felsefe

Düşünme becerileriFelsefeHayat bilgisi+3
Ramazan Akan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersi tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada sınıf öğretmenlerinin fen öğretimine yönelik öz yeterlik inançları ile öğrencilerin fen dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. İlişkisel tarama modeli kullanılan araştırmada çalışma grubunu belirlemek üzere küme örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda 55 öğretmen ve bu öğretmenlerin 1041 öğrencisi araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Araştırma verileri Fen ve Teknoloji Dersi Öz Yeterlik Ölçeği (Bıkmaz, 2002) ile Fen ve Teknoloji Dersi Tutum Ölçeği (Yaşar ve Anagün, 2008) kullanılarak toplanmıştır. Öğretmen grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, t-testi ve ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Öğrenci grubundan elde edilen araştırma verilerinin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, Mann Whitney U ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Ayrıca öz yeterlik inanç düzeyi ile fen dersine yönelik tutumlar arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını belirlemek için Pearson korelasyon katsayısı hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda sınıf öğretmenlerinin fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte sınıf öğretmenlerinin cinsiyetleri, mesleki kıdemleri, mezun oldukları fakülte türü, görev yaptıkları okul türüne ve öğretmenlik mesleklerini isteyerek yapmalarına göre fen bilgisi dersine yönelik öz yeterlik inançlarının istatistiksel olarak değişmediği belirlenmiştir. İlkokul öğrencilerinin fen bilimleri dersine yönelik olumlu tutuma sahip olduğu bulunmuştur. Bu kapsamda kız öğrenciler, şehir merkezindeki öğrenciler ve fen ile ilgili mesleği seçmek isteyen öğrencilerin tutum puanları diğerlerine göre daha yüksektir. Ayrıca ailelerin gelir düzeyi ve öğrenim durumu yükseldikçe fen bilimleri dersine yönelik tutumları da artmaktadır. Sınıf öğretmenlerinin fen öğretimi öz yeterlik inanç düzeyleri ile öğrencilerinin fen dersine yönelik tutumları arasında anlamlı bir ilişki olmadığını sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar kelimeler: Fen öğretimi öz yeterlik inancı, fene yönelik tutum, öğrenci tutumu, öğretmen öz yeterliği

Fen bilgisi eğitimiFen bilgisi öğretimiMesleki yeterlilik+7
Ali Çibir
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ve çevresel tutumları

Bu araştırmanın amacı, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi farkındalık düzeyleri ile çevresel tutumlarına ait düzeyi araştırmaktır. İlkokul öğretmen adaylarının çevre sorunlarına karşı duyarlı bir nesil yetiştirmek için çevresel tutum ve ekolojik ayak izi farkındalık düzeylerinin bilinmesi, o düzeye uygun eğitim içeriği belirlenebilmesi için önemlidir. Çünkü çocukluk yıllarında öğrencilerin çevreye karşı kazandıkları olumlu ya da olumsuz tutumlar ileriki yıllarda çeşitli şekillerde kendisini göstermektedir. Dolayısıyla "ağaç yaşken eğilir" atasözünden hareketle çevreye yönelik olumlu tutumların öğrencilere erken yaşta kazandırılması çok daha kolay ve aynı zamanda önemlidir. Araştırma, ilişkisel tarama modelinde desenlenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2016-2017 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Bölümü Sınıf Öğretmenliği Anabilim Dalında okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Bu araştırmada iki adet veri toplama aracı kullanılmıştır. Birincisi Çelik Coşkun ve Sarıkaya (2014) tarafından geliştirilmiş olan "Ekolojik Ayak İzi Farkındalık Ölçeği; ikinci veri toplama aracı da Dunlap ve Van Liere (2000) tarafından geliştirilen "Yeni Çevresel Paradigma Ölçeği" dir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, sınıf öğretmeni adaylarının ekolojik ayak izi ölçeğinde yer alan ve "yüksek" çıkan "enerji" alt boyutu dışında, çevresel tutum ölçeği de dahil olmak üzere farkındalık düzeyleri "orta düzeyde" tespit edilmiştir. Üniversite eğitimi sırasında çevre konularıyla ilgili olan derslerin teorik boyutunun yanında, resmi ve devlet kurumlarının pratik olarak sahada yaptıkları çalışmaları da gözlemleyecek şekilde uygulama boyutunun geliştirilmesi önerilebilir. Anahtar kelimeler: Çevresel tutum, ekolojik ayak izi, öğretmen eğitimi, sınıf öğretmeni adayları

Aday öğretmenlerEkolojik ayak iziFarkındalık+6
Rafiye Aydın
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

4.sınıf öğrencilerinin oluşturdukları metinlerin üstyapı incelemesi

Bu araştırmanın amacı, ilkokul 4. sınıf öğrencilerinin yazdıkları öykülerin metin üst yapı unsurları doğrultusunda çözümlenmesidir. Araştırmada temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Araştırma 2014-2015 öğretim yılında İç Batı Anadolu Bölgesi'nde bulunan bir devlet okulunda 4. sınıfta okuyan 15 öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma katılımcılarını belirlemek üzere tipik durum örneklemesi ve benzeşik örnekleme stratejileri kullanılmıştır. Veriler ise öğrencilerin yazdıkları öykülerden elde edilmiştir. Verilerin analizinde nitel içerik analizi yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin figüran karakterlerin toplumsal tanıtımını yazmada, karakterlere isim vermede, mekân karakter ve mekân olay arasında bağlantı kurmada, mekân betimlemelerini yapmada, zaman karakter arasındaki bağlantı kurmada sorun yaşadıkları bulunmuştur. Öte yandan katılımcıların karakterleri kullanabilme, mekânı etkili biçimde betimleme, zamanı etkili bir şekilde aktarabilme, giriş bölümünü başlatma, olay örgüsüne hâkim olma, başlatıcı olaya ayrıntılı yer verme, olayı bitirme ve anlatıcı tipini kullanma unsurlarını istenilen düzeyde kullandıkları saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Metin, öykü, öykü unsurları, öyküleyici metin, üst yapı, metin çözümleme

HikayeHikaye edici metinHikaye yazma+5
Songül Küreci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul 3. ve 4. sınıf kaynaştırma öğrencileri hakkında akran görüşleri: Bir olgubilim çalışması

Son yıllarda özel eğitim ve kaynaştırma alanındaki çalışmalar hız kazanmıştır. Ancak alanyazındaki çalışmalara bakıldığında kaynaştırma uygulamaları hakkında akran görüşü alınanların sayıca yetersiz olduğu gözlenmiştir. İlkokul, kaynaştırmanın uygulanması açısından kritik dönemlerden biridir. Bu nedenle bu çalışma yasalarla çerçevesi çizilen kaynaştırma uygulamasının sınıf içi atmosferini normal gelişim gösteren öğrencilerin gözünden göstermeyi hedeflemektedir. Bu araştırma, İstanbul ilinin Esenyurt ilçesinde bulunan bir ilkokulun 3. ve 4. sınıfında eğitim gören kaynaştırma öğrencilerinin sınıf içi davranışları, sorunları, öğrenme ortamları hakkında akran görüşleri almak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma niteliksel araştırma deseni ile desenlenmiştir. Araştırmada olgubilim (fenomenolojik) araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu İstanbul ilinin Esenyurt ilçesinde öğrenim gören ilkokul 3. ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Öğrencilerin görüşlerini belirlemek amacıyla 11 soru hazırlanmıştır. Araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Veriler içerik analizi yoluyla analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda zihinsel yetersizliği olan öğrencinin kaynaştırıldığı sınıftaki akranlarının öğrenci hakkında olumsuz düşüncelere sahip olduğu, kaynaştırma öğrencisinin tahtaya kalkma, ses çıkarma, arkadaşlarının eşyalarını izinsiz alma gibi problem davranışlar gösterdiğini ve akranlarının bu sorunların çözümü için en uygun seçenek olarak kaynaştırma öğrencisi olan arkadaşlarının ayrı eğitim alması gerektiğini düşündükleri sonucuna ulaşılmıştır. Sınıflarında ortopedik yetersizliği olan kaynaştırma öğrencisinin akranları ise arkadaşlarından herhangi bir rahatsızlık duymadıklarını ona yardım ederek kendilerini daha iyi hissettiklerini belirtmişlerdir. Araştırma göstermiştir ki kaynaştırma öğrencisinin yetersizliği akran görüşlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Anahtar kelimeler: Akran görüşü, kaynaştırma eğitimi, kaynaştırma öğrencisi, olgubilim, özel eğitim

Ferhan Kırbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessEN

Investigation on the environmental guidelines of primary school 4th grade students

The aim of this study is to examine the attitudes of the fourth grade students studying in Kütahya towards the environment. Survey model was used in this research. The sampling of this study is composed of 1904 students from the fourth grade of primary schools in the central district of Kütahya. In order to collect the data, Environmental Attitude Scale for Elementary Students was used. The scale was a likert type consisting of 34 items and was graded as "I agree", "I disagree", "I am not sure". In the analysis of data frequency, percentage, arithmetic mean, Mann Whitney U Test was usedto compare two sample meansand Kruskal Wallis test was used to compare multiple groups. The results of the analyzes are as follows: It was found that primary school students attitudes towards environment were high. It was found that female students had more positive attitudes towards the environment than male students. It was found that the attitude points of the students towards the environment were increased as the academic achievement of the students were increased. It was determined that the students living in the city center had more positive attitudes towards the environment than the students living in the village. It was determined that there was no significant relationship between feeding animal in students homes and attitude towards the environment. No significant relationship was found between the attitude level of the students having garden at home and the attitude towards the environment. There was no statiscally signicifant relationship between the education level of the students fathers and attitude points towards the environment. There was no statiscally significant relationship between the education level of the students mothers and attitude points towards the environment. It was found that the students with moderate and high leves of family income had more positive environmental attitudes thant the students with low family income. Keywords: Environment, environment education, environmental knowledge, environmental attitude.

Attitude scalesAttitudesEnvironment+5
Cesarettin Küreci
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin okuma ve anlama becerilerinin tekrarlı ve renkli metinlerle okuma yöntemiyle geliştirilmesi: Bir eylem araştırması

Bu araştırmada hafif düzeyde zihinsel engelli öğrencilerin okuma ve anlama becerilerinin tekrarlı ve renkli metinlerle okuma yöntemiyle geliştirilmesi hedeflenmiştir. Çalışma nitel araştırma türlerinden eylem araştırması deseninde hazırlanmış ve uygulanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, araştırmacının çalıştığı okulda uygun örnekleme ile seçilmiş hafif düzeyde zihin engeli bulunan 2 özel eğitim öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada öğrencilerin performanslarının ölçümü için okuduğunu anlama becerisi ölçeklerini oluşturan Ses, Hece, Kelime, Cümle, Paragraf Ölçeği (Obalar, 2009) ve Okuma Becerisi Ölçeği (Obalar, 2009) kullanılmıştır. Öğrencilerin okuma hızlarının ölçümü için ise süre ölçer kullanılmıştır. Ayrıca öğrencilerle ve eylem çalışması ile ilgili uzman görüşü, gözlem formu, ses ve görüntü kaydı gibi toplanan nitel veriler içerik analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Frekans tabloları verilmiş ve grafiklerin yorumlamaları yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda tekrarlı okuma yönteminin hafif düzey zihin engeli olan öğrencilerin okuma becerilerini geliştirdiği, okuduğunu anlamalarını artırdığı ve okuma hızlarını artırdığı bulunmuştur. Renkli metinlerle okuma yönteminin de hafif düzey zihin engeli bulunan öğrencilerin okuma becerilerini geliştirdiği, okuduğunu anlamalarını artırdığı ve okuma hızlarında artış sağladığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Okuma, özel eğitim, renkli metinlerle okuma, tekrarlı okuma, zihin engelliler

OkumaOkuma becerileriOkuma metinleri+5
İsmet Gevrek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin değerler ve değerler eğitimi hakkındaki görüşleri ile sınıf içi uygulamalarının incelenmesi

Değerler eğitimi kişinin değerleri içselleştirip ona bağlı bir kişilik oluşturmasını sağlayan bir süreçtir. Bireylerin değerleri kazanmasında eğitim çok önemli bir rol oynamaktadır. Eğitim ortamlarında uygulanan tutum ve değer aktarımı değerler eğitiminin temelini oluşturmaktadır. Çocukların ev ortamında başlayan değer edinim süreci okulda alacağı eğitim ile desteklenmelidir. Bu durum okulun en önemli öğelerinden biri olan öğretmenlerin değerler hakkındaki görüşünü ve değer eğitiminde kullandıkları yöntemleri önemli hale getirmektedir. Okul öncesi öğretmenlerinin değerler ve değerler eğitimi hakkındaki görüşlerinin incelenmesini amaçlayan bu araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden biri olan görüşme tekniği kullanılmış araştırmanın modeli olarak olgu bilim modeli benimsenmiştir. Verilerin toplanması, yarı yapılandırılmış görüşmelerle gerçekleşmiştir. Araştırmada verileri toplamak amacıyla görüşme formları oluşturulmuştur. Araştırma Kütahya ilinde görev yapmakta olan 10 Okul Öncesi Eğitimi öğretmeni ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi uygulanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda; Öğretmenler değerin, davranışları şekillendiren tutum ve görüşler olduğunu, kişisel olarak saygı, sevgi, doğruluk ve manevi değerlere öncelik verdiklerini belirtmişlerdir. Değerlerin sınıflandırılmasına ilişkin farklılıklar tespit edilmiştir. Araştırmaya katılan öğretmenler değerler eğitiminin asıl amacının kişiliğin her yönüyle gelişmesini sağlamak, bireyi ve toplumu kötü tavır ve davranışlardan korumak olduğunu ifade etmişlerdir. Öğretmenler değerler eğitiminin erken yaşlarda başlaması gerektiğini, Okul öncesi eğitim programında değerlerin açıkça belirtilmediğini, öğretmenler değerlerin kazanıldığını tespit etmek için gözlem, davranış listeleri, veli işbirliği gibi yöntemler kullandıklarını ifade etmişlerdir. Kazandırılan değerlerin çocukların en çok sosyal-duygusal alanlarına destek olduğu, öğretmenlerin değer öğretim yöntemleri hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıkları, değerleri telkin yöntemi ile vermeye çalıştıkları tespit edilmiştir. Öğretmenler sınıf içi uygulamalarında görsel materyaller, drama ve hikâyelerden faydalandıklarını belirtmişler, okulun ve ailenin önemli faktörler olduğunu ifade etmişlerdir. Anahtar kelimeler: Değer, değer eğitimi, okul öncesi eğitim

DeğerlerDeğerler eğitimiOkul öncesi eğitim+3
Saadet Bartan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Anne baba ilgisinin okul öncesi dönem çocuklarının öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisi

Bu çalışma, anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerindeki etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla araştırmaya katılan çocukların anne babalarına anne baba ilgisini geliştirmeye yönelik eğitim programı örneği hazırlanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Bura İli Nilüfer İlçesinde MEB'e bağlı bağımsız bir anaokuluna devam eden 40 çocuk ve onların anne (40) babaları (40) olmak üzere toplam 120 kişi oluşturmuştur. Veri toplama aracı olarak; "Çocuğa Yönelik Anne Baba İlgisi Ölçeği" ve "Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği (OÖDÖ)" kullanılmıştır. Ayrıca katılımcılara yönelik bilgi edinmek için "Genel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Çalışmada ön test, son test ve kalıcılık testi kontrol gruplu yarı deneysel araştırma deseni kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde deney ve kontrol grubu karşılaştırmaları için "İlişkili Ölçümler İçin Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi" kullanılmıştır. Araştırmaya katılan çocukların Okul Öncesi Öz Düzenleme Ölçeği'nden elde ettikleri puanların cinsiyete göre farklılık gösterip göstermediğine "Mann-Whitney U Testi", anne babanın yaşı, öğrenim durumu, evdeki birey sayısı, kaçıncı çocuk, aile gelir düzeyi değişkenleri ile arasındaki ilişkiyi incelemek için "Kruskall-Wallis H Testi" kullanılmıştır. Anne baba ilgisi de aynı değişkenler açısından incelenmiş ve aynı analizler uygulanmıştır. Bulgular ışığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerisi üzerinde etkisi olduğu, olumlu anlamda gözlenen bu etkinin ise anne baba ilgisindeki artıştan kaynaklı olduğu görülmüştür. Öz düzenleme becerileri ve anne baba ilgisindeki artışın etkisinin uzun süreli olup olmadığını incelemek için son testten bir ay sonra kalıcılık testi uygulanmış ve analizinde anlamlı bir farklılık görülmüştür. Sonuç olarak; anne baba ilgi puanları ve öz düzenleme becerisi puanları arasındaki Korelasyon Testi Analizleri de dikkate alındığında; anne baba ilgisinin okul öncesi eğitime yeni başlayan 48-66 ay çocukların öz düzenleme becerilerine olumlu etkisinin olduğunu göstermekle birlikte anne baba ilgisine geliştirmeye yönelik verilmeye çalışılan eğitiminde anne baba ilgisini geliştirmede etkili olduğuna dikkat çektiği söylenebilir.

Ana-babaAna-baba tutumuAna-çocuk etkileşimi+4
Saliha Eren
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmeni adaylarında çokkültürlü kişiliğin farklılıklara saygı üzerindeki etkisinin incelenmesi

Türkiye çok kültürlü yapıya sahip bir ülkedir, toplumdaki çeşitlilik her geçen gün daha da artarak devam etmektedir. Temel değerlerin kazanılmaya başlandığı ilkokul döneminde; bu çeşitliliğe karşı hoşgörülü olma ve saygı duyma konusunda, çocuklar için rol model olan sınıf öğretmenlerinin nasıl bir tutum sergilediği önem taşımaktadır. Bu kapsamda çalışmanın temel amacı; sınıf öğretmeni adaylarının çokkültürlü kişilik özelliklerinin, farklılıklara saygı üzerindeki etkilerini incelemektir. Bu temel amacı sağlamaya yönelik; çokkültürlü eğitimin, ilkokul dönemi için önemini ve gerekliliğini vurgulamak çalışmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır.

Aday öğretmenlerFarklılıklara saygıKişilik özellikleri+3
Melek Kacar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin incelenmesi

Bilgili ve bilinçli bir toplumun temellerinin atılması için geri dönüşüm bilincinin küçük yaşlarda kazanılması oldukça önemlidir. Araştırmada, okul öncesi eğitimde artık materyaller ile yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeylerine etkisinin belirlenmesi hedeflenmiştir. Araştırma, 2018-2019 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Ankara ili Yenimahalle ilçesinde bulunan bağımsız anaokuluna devam eden 5 yaş grubu 20 çocuk üzerinde yürütülmüştür. Nicel yaklaşımın deneysel desenlerinden tek grup ön test-son test deseni kullanılmıştır. Toplamda 8 haftalık program uygulanmıştır. Verilerin analizinde, artık materyallerle yapılan sanat etkinliklerinin çocukların geri dönüşüm farkındalık düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular doğrultusunda, çocukların artık materyalleri geri dönüştürüp ayrıştırdıkları, geri dönüşüm sözcüğünün anlamını bildikleri ve geri dönüşüm sembolünü tanıdıkları tespit edilmiş olup çocuklar üzerinde geri dönüşüm ile ilgili farkındalık sağlandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca bu araştırma ile okul öncesi dönemden başlanılarak çocuklarda erken yaşlarda geri dönüşüm bilinci geliştirilmiş olup bilinçli tüketiciler yetiştirmenin temelleri atılmıştır.

ArtıklarAtık değerlendirmeFarkındalık+6
Rümeysa Öztap
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi bakımından incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde kullanılan öykü kitaplarının sosyal becerileri içermesi açısından incelenmesidir. Araştırmada karma yöntem yaklaşımlarından sıralı açıklayıcı desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında tarama (betimsel araştırma) modeli, nitel aşamasında ise temel nitel araştırma deseni kullanılmıştır. Bu araştırmada önce anketler toplanıp değerlendirilmiş daha sonra çıkan sonuca göre doküman incelemesi yapılmıştır. Örnekleme alınacak kitapları belirlemek için ölçüt örnekleme stratejisi kullanılmıştır. Bu kapsamda, doğrudan araştırma amacıyla ilişkili olan ve zengin veri sağlayacak kitapları seçmek için dört ölçüt belirlenmiştir. Bu ölçütler şunlardır: (i) Seçilen kitaplar araştırmanın nicel aşamasından elde edilen verilere göre öğretmenlerin önerdikleri kitaplar arasından olmalıdır. (ii) Seçilen kitaplar okul öncesi dönem çocuklarının yaş seviyesine uygun olmalıdır. (iii) Seçilen kitaplar bir sosyal becerinin öğretimine dönük olmalıdır. (iv) Seçilen kitaplar seri şeklinde olmalıdır. Söz konusu ölçütleri karşıladığı için Tali Serisi öykü kitapları veri kaynakları olarak belirlenmiştir. Araştırmada Tali serisinde yer alan öykü kitaplarını sosyal beceri öğretimine uygunluğu açısından incelemek amaçlandığı için doküman analizi kullanılmıştır ve Tali Serisinde yer alan 18 öykü kitabı doküman olarak incelenmiştir. Araştırma verilerinin analizinde içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmada araştırmacı tarafından bir kodlama sistemi oluşturulmuş ve oluşturulan kodlar birbirleri ile ilişkilerine göre kümelenerek gruplanmış ve üç kategori oluşturulmuştur. Daha sonra bu kategoriler 'Dıştan Denetimli Öğretim Yöntemi' teması altında birleştirilmiştir. Son olarak elde edilen veriler tema ile tutarlı olacak şekilde ilgili kategorilerin altında yorumlamacı bir yaklaşımla açıklanmıştır. Araştırmada incelenen öykü kitaplarında sosyal beceri öğretiminin sorun durumunun tanımlanması, uygun olmayan davranış sonuçlarının sezdirilmesi ve uygun davranışta bulunma olarak üç aşamalı bir şekilde verildiği tespit edilmiştir.

Hikaye kitaplarıKitaplarOkul öncesi dönem+5
Betül Muslu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Educational Sciences
2019
00