Muğla Sıtkı Kocman University
Discipline

Business Administration

Muğla Sıtkı Kocman University

12,389

Archived Theses

34

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Dijital bankacılıkta müşteri memnuniyetinin çok kriterli karar verme yöntemleri ile değerlendirilmesi Muğla ili örneği

Teknolojinin gelişmesi ile bilgi paylaşımının, akıllı telefonların kullanımının arttığı, dijitalleşme sürecinin hızlandığı günümüzde bankalar, müşterilerinin ihtiyaçlarını hızlı bir şekilde karşılamak için yarış haline girmişlerdir. İçinde bulunduğumuz Korona Virüs Salgını ile dijital bankacılığa yönelim artmış, dijital bankacılık; gerek sağlık tedbirleri, gerekse bankaların işlem maliyetlerinin düşürülmesi, işlemler için belge, doküman gerektirmemesi yönleriyle, bankacılık hizmet kalitesinin artırılması ve müşteri memnuniyetinin sağlanması açısından önemli hale gelmiştir. Çalışmanın amacı dijital bankacılık ürünlerini kullanan banka müşterilerinin memnuniyetlerinin müşteri memnuniyet kriterlerine istinaden bankalar bazında sıralanmasıdır. Çalışmada, Muğla il merkezi ve ilçelerinin bir kısmına yüz yüze anket yolu ile elde edilen 170 adet veri ÇKKV yöntemleri ile Analitik Hiyerarşi Temelli VİKOR, Gri İlişkisel Analiz, MOORA Oran, MOORA Önem Katsayısı, MOORA Tam Çarpım, MULTIMOORA, ELECTRE, PROMETHEE ve WASPAS Yöntemleri'ne uygulanmış, elde edilen sonuçlar birbirleri ile kıyaslanmıştır. Analizler, Microsoft Excel, Visual PROMETHEE ve SPSS22 Programları ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, kriterler arasından en fazla öneme sahip olan kriter 'güven' olmuş dolayısıyla 'güven' kriterinin yüksek puan aldığı bankalar sıralamada üst sıralarda yer almışlardır. Bankalar, müşterilerini dijital bankacılık ürünlerinin kullanımına teşvik etmeli, dijital bankacılık ürünlerin güvenli olduklarını vurgulamalıdırlar. Elde edilen sonuçlar, literatürdeki çalışmalara benzerlik göstermiştir.

Bankacılık sektörüELECTRE yöntemiElektronik bankacılık+7
Elçin Noyan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin kahve tüketiminde tercih nedenleri ve tercihlerinin sosyal medyaya yansımaları

İnsanların doğumuyla birlikte başlayan tüketim davranışı zaman içerisinde değişime uğramıştır. Başlangıçta bu davranış fizyolojik ihtiyaçları giderme amaçlı olsa da gelişen teknoloji, internet ve sosyal medya kullanımı beraberinde ürün çeşitliliğini getirmiş, bu da tüketimi fizyolojik ihtiyaçların ötesine taşıyarak bambaşka bir boyuta ulaştırmıştır. Ürün çeşitliliği konusunda en üst seviyelerde olan kahve, günümüzde tüketim davranışının merkezi bir konumundadır. Bu doğrultuda, çalışmanın amacı; tüketicilerin kahve tercihlerini ve bu tercihlerin sosyal medyaya olan yansımalarını incelemektir. Bu amaç kapsamında çalışma Muğla ili Menteşe ilçesinde bulunan kahve zincirleri ve yerel kahve mağazaları müşterileri üzerinde yürütülmüştür. Derinlemesine görüşme yöntemiyle toplanan veriler, içerik analizi ile incelenmiştir. Çalışmanın bulgularına göre, kahvenin aroması, hazırlanışının pratikliği, içiminin sert veya yumuşak olması ve kafein miktarı tüketicilerin kahve türü tercihlerini belirlemesindeki en önemli etkenlerdir. Tüketicilerin kahve markası seçimlerinde ise markanın imajı, güvenilirliği, mekân dizaynı, tasarımları ve sunumlarını dikkate aldığı görülmüştür. Tüketicilerin kahve tüketimlerini sosyal medya üzerinden paylaşmasındaki belirleyici etkenlerin ise markanın prestiji, kişide yarattığı imajın ve markayla arasındaki duygusal bağın etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

KahveSosyal medyaTüketici tercihleri+1
Mustafa Onur Çakmak
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik yönetim muhasebesi tekniklerinden zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yönteminin bir tekstil işletmesinde uygulanması

Günümüzde artan rekabet ortamı ve teknolojik gelişmeler neticesinde makineleşme ve otomasyon yaygınlaşmıştır. Dolayısıyla, yöneticiler için maliyet bilgilerine daha hızlı ve doğru bir şekilde ulaşmanın önemi artmıştır. Bu kapsamda, stratejik yönetim muhasebesi alanında bazı teknikler geliştirilmiştir. Stratejik yönetim muhasebesi kapsamında maliyet hesaplama tekniklerinden zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yönteminin bir tekstil işletmesinde uygulandığı bu çalışma, Denizli İli Merkezefendi ilçesinde organize sanayi bölgesinde iplik çözgü haşıllama ve dokuma faaliyeti yürüten bir tekstil işletmesinde uygulanmıştır. Bu çalışmanın amacı, uygulamanın yapıldığı işletmesinin 2018 yılına ait muhasebe verileri kullanılarak, zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yöntemi ve faaliyet tabanlı maliyet yönteminin uygulanabilirliğini araştırmak ve sonuçlarını karşılaştırmaktır. Bu kapsamda, öncelikle faaliyet tabanlı maliyet yöntemine göre, ardından zaman esaslı faaliyet tabanlı maliyet yöntemine göre maliyet hesaplama sistemi kurulmuş ve sonuçları karşılaştırılmıştır. Çalışmada araştırma yöntemlerinden örnek olay yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem, maliyet ve yönetim muhasebesi çalışmalarında yaygın olarak tercih edilmekte ve uygulamanın yapıldığı işletmede maliyet hesaplama yöntemlerini uygulama ve sonuçlarını değerlendirme olanağı vermektedir. Bu kapsamda, işletmede gözlemler yapılarak yönetici ve çalışanlar ile görüşmeler yapılmıştır. Bu gözlem ve görüşmelere ait bilgiler ile muhasebe verileri birlikte değerlendirilerek uygulama gerçekleştirilmiştir. Çalışma sonucunda, her iki sistemin de bir tekstil işletmesinde uygulanabileceği; ZEFTM yönteminin FTM yöntemine göre daha doğru maliyet bilgisi sunduğu ve birim mamul maliyetlerinin de değiştiği tespit edilmiştir. Bu durumun temel nedeni, ZEFTM yönteminin, işletmenin atıl kapasite maliyetlerini hesaplaması ve birim mamul maliyetlerine yansıtmasıdır. Dolayısıyla, atıl kapasitede çalışmış bir işletmenin birim mamul maliyetleri, ZEFTM yönteminde FTM yöntemine göre daha düşük hesaplanmaktadır.

Aktiviteye dayalı muhasebeMaliyet muhasebesiMuhasebe+4
Mehmet Ali Ekinci
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütlenmenin yeni formları olarak sanal örgütlerde bilgi yönetimi: Çölyak hastalarının örgütlenmesi için model önerisi

Günümüzde bilgiye erişim, özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ile birlikte hızlanmış ve toplum tarafından kabul edilen bir bilgi süreci oluşturmuştur. Bu durum her ne kadar hızlı bir iletişim imkânı sağlasa da doğru yönetilmediği takdirde sorunları da beraberinde getirmektedir. Sanal ortamlarda yapılan bilgi paylaşımları doğruluğu bilinmeyen, güncel olmayan, gizli olması gerekirken herkes tarafından görünür olan yanlış bilgi aktarımlarının oluşmasına sebebiyet verebilir. İfade edilen sorunlar bilginin doğru yönetilmesi ile çözülebilir düşüncesiyle, sanal örgütlerde bilginin etkin yönetimi adına bir model önerisinde bulunulmuştur. Çalışma bir durum çalışmasıdır. Farkındalığı çok fazla bilinmeyen çölyak hastalığı seçilmiştir. Çölyak dernekleri hem çölyak hastalarını örgütleyen, hem de toplumda farkındalık yaratan eylemlerde bulunan sivil toplum kuruluşudur (STK). Türkiye'de aktif faaliyet gösteren çölyak dernekleri ile derinlemesine görüşmeler yapılarak veri toplanmış ve toplanan verilerin analiz edilmesiyle elde edilen dokuz tema kavramlar dâhilinde incelenerek sanal örgütlerde bilgi yönetim modeli geliştirilmiştir. Model aynı zamanda dünya genelinde taramalar gerçekleştirilerek araştırma amaçlarına uygun bulunan yayınların betimsel analiz bulguları ile de desteklenmiştir. Sanal örgütlerde bilgi yönetim modeli, bulgular sonucu, üç temel katmandan oluşmuştur. İlki, bilgi yönetim süreci katmanı, ikincisi sanal örgüt katmanı ve üçüncüsü de hem sanal ortama hem de bilgi yönetim süreci katmanlarına destek ve kolaylaştırıcı unsurları barındıran stratejik unsurlar katmanıdır. Model literatürde karşılık bulan bilgi yönetim modellerinden farklı olarak sanal örgütlerin destek ve engelleri bağlamında ele alınarak açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak çalışmanın modeline uygun web temelli bir bilgisayar uygulaması geliştirilmiştir. Bilginin doğruluğu ve paylaşımının öncelikli düşünüldüğü bu uygulama ile çölyak hastalarının ihtiyacı olan doğru bilgiye erişimleri hızlı bir biçimde sanal ortam vasıtasıyla sağlanacaktır.

Bilgi yönetimiHastalarSanal örgütler+1
Murat Sakal
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kullanılan ödeme ve finansal yatırım araçları üzerinde kuşaklararası farklılığın analizi

Kuşak, nesil veya bir diğer adıyla jenerasyon kavramı; aynı zaman diliminde doğmuş ve aynı dönemin sunduğu şartlarda büyüyerek, benzer deneyimlere tanıklık etmiş ve benzer sorumlulukların yüklenmiş olduğu kişiler topluluğuna denilmektedir. Geçmişte 15 ile 20 yıllık zaman diliminde kuşakların değiştiği gözlemlenirken, günümüzde yaşanan teknolojik gelişmeler ve küreselleşmenin etkisiyle bu zaman aralığında kısalma yaşanmaya başlanmıştır. Her kuşak grubu yaşadığı dönemin teknolojik, ekonomik, siyasi ve sosyal alanda meydana gelen gelişmelerden etkilenerek toplumların kültürel yapılarında bazı farklılıklara yol açmaktadır. Oluşan bu farklılıklara bağlı olarak kuşakların karakteristik özellikleri birbirinden farklılaşarak tasarruflarını değerlendirmede kullanacakları yatırım araçları, değiş-tokuşu gerçekleştirirken tercih edecekleri ödeme araçları, finansal okur-yazarlık düzeyleri birbirlerinden farklılaşma göstermektedir. Bu çalışmada, teknolojiyle birlikte hayatımıza giren yeni yatırım araçları ve ödeme araçlarını, kuşaklararası farklılıkları göz önünde bulundurarak finansal yönetime etkileri belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında anket yöntemi seçilmiştir ve 716 denekten araştırma verileri toplanarak, parametrik olmayan istatistik yöntemlerinden birisi olan ki-kare bağımsızlık testleri uygulanmıştır. Sonuç olarak yapılan testler ile kuşaklararası farklılığın, ödeme ve yatırım araçları üzerinde etkisinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Kuşak Kavramı, Kuşaklararası Farklılıklar, Yatırım Araçları, Ödeme Araçları

Ardışık kuşaklar modeliDavranışsal finansFinansal yatırım+3
Duygu Madenoğlu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Z kuşağının tüketim değerleri: Cep telefonu ürünü üzerinden nitel bir araştırma

Birbirine yakın tarih aralıklarında dünyaya gelmeleri sebebiyle ortak deneyimler paylaşan kuşaklar, benzer özellikler gösteren insan topluluklarından oluşmaktadır. Bu topluluklar birçok yönden yaşadıkları dönemin izlerini yansıttıklarından dolayı tüketim davranışlarının da kendi içlerinde benzerlik göstermesi beklenmektedir. Zaman geçtikçe ve dünya üzerinde yeni gelişmeler yaşandıkça tüketim olgusunun farklı kuşaklar arasında değişkenlik gösterdiği görülmektedir. Büyük oranda gelişmiş teknolojinin etkisiyle yaşamları şekillenen Z Kuşağının günümüz dünyasındaki satın alma davranışlarını anlamlandırmak da bu doğrultuda önemli bir konu başlığıdır. Tüketicilerin hangi sebeplerle satın aldıklarını belirlemek adına kullanılan tüketim değerleri teorisi, tüketiciler tarafından ürün ve hizmetlere atfedilen değerler hakkında bilgi sağlamaya yardımcı olmaktadır. Buradan hareketle çalışmanın amacı Z Kuşağının tüketim değerlerini ortaya koyabilmektir. Nitel araştırma temelinde gerçekleştirilen bu çalışmanın örneklemini Muğla'nın Menteşe ilçesinde yaşayan Z Kuşağı bireyleri oluşturmaktadır. Araştırma örnekleminin belirlenmesinde kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın verileri görüşme yöntemi ile toplanmış olup, veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Yapılan görüşmeler sonunda elde edilen verilerin çözümlenmesinde betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre Z Kuşağı tüketicileri cep telefonu satın alma tercihlerinde başta fonksiyonel değer olmak üzere yenilik değeri ve durumsal değeri ön planda tutmaktadır. Duygusal değerin satın alma tercihlerinde kısmen fonksiyonel değere bağımlı olarak anlam kazandığı, sosyal değerin ise oldukça düşük bir etkiye sahip olduğu görülmektedir.

Cep telefonuTüketimTüketim değeri+1
Şemsettin Ozan Çelebi
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yer hizmetleri firmalarında maliyet muhasebesi sistemi: Bir uygulama örneği

Havacılık sektörünün en önemli paydaşı olan havayolu firmalarının hava araçlarına, havalimanına varışından ve havalimanından ayrılışına kadar gerekli olan hizmetlerin verilmesini sağlayan yer hizmetleri firmaları havacılık sektörünün değişmez parçalarından biridir. Maliyetlerin kontrol altında tutulması tüm sektörlerde olduğu gibi yer hizmetleri sektöründe de büyük önem taşımaktadır. İşletmelerin maliyetlerini doğru bir şekilde hesaplamaları alınacak olan yönetim kararlarını da etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı; yer hizmetleri firmalarında, havayolu firmalarına verilen hizmet sırasında ortaya çıkan maliyetler üzerine araştırmalar yaparak sektöre katkıda bulunmaktır.

Hava terminalleriHava yollarıHava yolu işletmeleri+5
Sedat Durmuş
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Dezavantajlı gruplardaki yatırımcıların finansal risk toleransının incelenmesi üzerine bir uygulama

Finansal risk toleransı psikolojik durumlar, kişilik özellikleri, yaşam standartlarından etkilenir. Finansal risk toleransı yatırımcıların riski tolere edebilme düzeyini göstermekle birlikte aslında yatırımdan ne beklediğini de risk karşısındaki tavrıyla ortaya koymaktadır. Bu noktadan hareketle ülkemizde dezavantajlı olarak yaşamını sürdüren genç, kadın, engelli ve yaşlı bireysel yatırımcıların finansal risk toleranslarının, sebepleri ve sonuçlarıyla birlikte detaylandırılmış analizinin yapılma gereği duyulmuştur. Araştırmada nitel analiz yöntemi kullanılmış olup durum çalışması yapılarak katılımcılarla yüz yüze görüşmeler sağlanmıştır. Yapılan derinlemesine görüşmeler sayesinde bireylerin hangi faktörlerden ne ölçüde ve neden etkilendiklerine dair sorular yöneltilerek, katılımcıların demografik, sosyo-ekonomik özellikleri, kişilik özellikleri, psikolojik önyargılarının etkisinin olup olmadığına dair karşılaştırmalar yapılmıştır. Araştırma kapsamında katılımcılardan genç grubun risk toleranslarının yüksek, kadın, engelli ve yaşlı grubunun düşük risk toleransına sahip olduğu sonucu çıkarılarak, literatürde yapılmış olan çoğu çalışmayı destekler nitelikte sonuçlar elde edilmiştir. Bu elde edilen sonuçların genel anlamda sebep olarak gençlerin mezun olduktan sonra çok fazla iş bulma sıkıntısı çektikleri, kendi alanlarında çalışmıyor olmaları sebebiyle de artık kendi mesleklerini yapma arzusu içinde oldukları için daha risk almaya meyilli oldukları gözlemlenmiştir. Kadınların ise boşanmış ya da evliliklerinde ciddi sorunlar yaşadıklarından dolayı hayatlarında daha çekimser daha kaybetme korkusu içinde yaşamlarını sürdürdükleri görülmüştür. Engelli bireyler zaten mevcut olan bedensel ya da kronik hastalıkları sebebiyle diğer insanlara göre daha farklı davranışlar gösterebilmektedir. Bu da yatırım kararlarına ve aldıkları risk seviyelerine etki etmektedir. Yaşlılar, maddi imkansızlıkla da bağlantılı olarak çok fazla çekingen davranmaktadırlar. Bu etkenlerin olması kişileri yatırım konusunda daha riskten kaçınan bir hale getirdiği gözlemlenmiştir.

Bireysel yatırımcılarDavranışsal finansDezavantajlı gruplar+2
Merve Uzun
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihlerine etkisi

Küreselleşme ve kitle üretiminin giderek artmasıyla beraber, toplumsal değerler de büyük ölçüde değişerek tüketim kültürü yaygın bir hale gelmiştir. Zaman içinde değişen tüketim olgusu, bireylerin yalnızca fiziksel gereksinimleri için değil aynı zamanda psikolojik, sosyal ve kültürel gereksinimlerini de karşılayan sembolik ve hazcı bir tüketime dönüşmüştür. Özellikle son yıllarda gittikçe artan ve gözle görülür bir biçimde değişime uğrayan tüketim kültürünün etkisiyle birlikte lüks tüketim de dikkat çeken bir konu haline gelmiştir. Bu noktada tüketicilerin hayat şekillerine büyük ölçüde yansıyan lüks kavramı büyük önem taşımaktadır. Tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihi üzerindeki etkisi araştırma konusunu oluşturmaktadır. Günümüzde meydana gelen gelişmelere bağlı olarak değişim gösteren lüks kavramı, tüketicilerin lüks tüketime olan algılarının da değişiklik göstermesine yol açmıştır. Bu nedenle tüketicilerin marka tercihini şekillendiren unsurlar araştırılırken öncelikle lüksü ve lüks tüketimi algılayış biçimlerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu amaçla çalışmada lüks kavramının tüketicilere ne ifade ettiği, nasıl algılandığı bunun marka tercihine etkisinin ne yönde olduğu sorgulanmıştır. Lüks tüketicileri zaman içinde değişim göstermekte ve ekonomik açıdan lüks sektörü hızla büyümektedir. Bu sebeple araştırmanın lüks sektöründe yer alanlar için yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Literatüre kavramsal anlamda katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışmada 1980-1999 yılları arasında doğan ve Y Kuşağı olarak adlandırılan tüketicilerin lüks tüketim olgusunu nasıl algıladıklarını belirlemek ve lüks tüketim algılarının marka tercihine olan etkilerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Y Kuşağı tüketicilerinin örneklemi oluşturduğu bir anket çalışması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma modeli doğrultusunda veriler analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur. Araştırma modelinde üç araştırma hipotezi bulunmaktadır. Bunlardan ilki tüketicilerin lüks tüketim algılarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analiz sonuçlarına göre anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İkinci araştırma hipotezi de lüks tüketim algısı alt boyutlarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığını araştırmaktır. Lüks tüketim algısının tüm alt boyutları incelendiğinde üstün kalite, az veya eşsiz, kişisel geçmişi olan, ihtiyaç olmayan ve prestij boyutlarının marka tercihi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Ancak estetik veya çoklu duyu boyutu ile marka tercihi arasında istatistiksel olarak anlamlılık tespit edilmemiştir. Araştırmada yer alan üçüncü araştırma hipotezi ise lüks tüketim algısı alt boyutlarının marka tercihi alt boyutları üzerinde anlamlı bir etkisi olup olmadığının incelenmesidir. Marka tercihi altında yer alan altı alt boyut üzerine analizler gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak lüks tüketim algısı alt boyut puanlarının moda bilinci, enderlik-statü, referans grubu, sosyal medya, rol model ve deneyim alt boyutları değerlendirildiğinde, modelin ileri düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur.

Lüks tüketimMarkaMarka tercihi+4
Türkan Ünlütürk
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Planlı eskitme davranışlarının sürdürülebilir tüketim kapsamında bireysel değerlere göre incelenmesi

Planlı eskitme, tüketicinin satın alma devrini hızlandırmak için, bilinçli olarak ürünlerin yaşam sürelerinin kısaltılması olarak tanımlanmaktadır. Buna göre planlı eskitme davranışları gösteren bireylerin daha çok tüketim eğiliminde olması beklenmektedir. Ancak tüketimde sınırlı kaynakların kullanımı, bireyleri sürdürülebilirliğe yönlendirmekte ve sürdürülebilir tüketim davranışları gösteren bireylerin, mevcut ürünü daha uzun süre kullanma eğiliminde olmaları beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı, değişen çevre, küreselleşen ticaret ve buna uygun olarak gelişen pazarlama stratejisi olan planlı eskitme davranışlarının araştırılması, tüketiciler üzerindeki etkisinin bireysel değerler ile nasıl örtüştüğünün anlaşılması ve bazı bireysel değer yapılarına göre planlı eskitme davranışlarının incelenmesidir. Bu sayede farklı bireysel değer yapılarında gösterilen planlı eskitme davranışlarının anlaşılması mümkün olabilmektedir. Değerler; bireylerin ve toplumların kültürel yapılarının ayrılmaz bir parçasıdır. Değerler kişilerin tüketim tercihleriyle de ilgilidir. Kişilerin değerleri, davranışlarını büyük ölçüde etkilemektedir. Kişilerin çevre dostu ürünler kullanması ya da kullanım vadesi dolmadan yeni ürüne yönelmeleri kişisel değerleri ile de ilgilidir. Bunun için değer yapılarını bildiğimiz bireylerin ne tür tüketim eğilimi göstereceklerinin tahmin edilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmaya konu olan değer yapıları, Schwartz Değerler Teorisi'nin Evrenselcilik, İyilikseverlik, Güç, Başarı ve Hazcılık değerleridir. Planlı eskitme davranışları, tüketici tercihleri ve bazı değer yapılarının anlaşılması için iki ayrı ölçek kullanılarak 465 katılımcı ile anket verisi sağlanmıştır. Yapılan anketler sonucunda; kadınların, erkeklere göre 1,881 kat daha fazla planlı eskitme davranışı sergiledikleri sonucuna varılmış ve değer yapılarından Evrenselcilik değerinin planlı eskitme ile negatif yönlü olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Planlı Eskitme, Tüketim, Sürdürülebilir Tüketim, Değer, Bireysel Değerler

DeğerlerKişisel değerlerPlanlı eskitme+6
Berfu Zeynep Karaşahin
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Maddi duran varlıklarda değerleme ve raporlama: TMS/TFRS ve Vergi Usul Kanunu'ndaki düzenlemelerin karşılaştırılması

Bu çalışmanın konusu, işletmelerin toplam varlıkları içerisinde önemli bir paya sahip olan maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanmasına ilişkin Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türkiye Muhasebe/Finansal Raporlama Standartları (TMS/TFRS) düzenlemelerinin karşılaştırılmasıdır. VUK kapsamındaki değerleme yaklaşımlarının vergi kanunlarına göre şekillenmesine karşın, TMS/TFRS bu konuya daha dikkatli yaklaşmaktadır. Ölçümleme ve raporlama yapılırken gerçeğe uygun şekilde sunum ve ihtiyaca uygunluk kriterlerini göz önünde bulundurmaktadır. Çalışmanın temel amacı VUK ve TMS/TFRS açısından değerleme ölçütlerinin esaslarının ortaya konulmasıdır. Birinci bölümde, değer kavramının tanımı ve diğer disiplinlerle tarihsel süreç içerisindeki bağlamı incelenip, VUK ve TMS/TFRS'de değerleme yaklaşımları ve değerleme ölçütleri açıklanmıştır. Standartlar kapsamında ele alınan gerçeğe uygun değer üzerine açıklamalar yapılmıştır. İkinci bölümde maddi duran varlıkların genel tanımı yapılmakla beraber, maddi duran varlıkların değerleme ve raporlanması VUK ve TMS/TFRS düzenlemeleri çerçevesinde incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise maddi duran varlıkların değerlemesi ve raporlanması, VUK ve TMS/TFRS uygulamaları kapsamında karşılaştırılmıştır.

DeğerlemeDuran varlıklarMaddi varlık+4
Ziya Güner
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerine tarihsel bir inceleme

Bireyler bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere birçok faaliyette bulunurlar. Bu faaliyetleri gerçekleştirirken ekonomik araç ve sistemlere gerek duyarlar. Ekonomik araçların çeşitliliği, artan nüfus sayısı ve teknolojik gelişmeler toplum düzeninde bazı gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır. Bu düzenlemelerin içinde vergi düzenlemeleri ve muhasebe düzenlemeleri de yer almaktadır. Ülkemizde Cumhuriyet ilan edildikten sonra birçok alanda değişimler ve gelişmeler yaşanmıştır. Bu değişimlere muhasebe uygulamaları ve vergi uygulamaları da eşlik etmiştir. Bu dönemde ülkemizde yeni vergisel düzenlemeler karşımıza çıkmıştır. Muhasebe uygulamaları da bu dönemde birçok değişiklik yaşamıştır. Çalışmada ülkemizde Cumhuriyet dönemi ile birlikte uygulanan vergi düzenlemelerinin muhasebe uygulamalarına etkisi üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bu düzenlemeler muhasebe ve vergi uygulamaları arasında etkileşim yaşanmasını sağlamıştır. Muhasebe ve vergi düzenlemelerinin etkileşim içinde olması vergi düzenlemelerinde muhasebenin kendi dinamiklerini dikkate alan maddelere yer verilmesiyle açıklanabilir.

Muhasebe uygulamalarıVergi hukukuVergi muhasebesi+2
Cüneyt Alkan
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Psikodinamik liderlik yaklaşımı bağlamında liderlik tarzları ile lider-üye etkileşimi üzerine bir araştırma: Örgüt kültürünün düzenleyici etkisi

Yönetim disiplininde liderlik düşüncesi üzerine birçok çalışmanın yapıldığı bilinmektedir. Liderlik kavramının daha iyi anlaşılması ve açıklanması adına ileri sürülen teorilere, yaklaşımlara ve modellere genel olarak bakıldığında bu çalışmaların daha çok somut ve rasyonel nitelikteki liderlik davranışlarını ele aldığı tespit edilmiştir. Psikodinamik düşünce anlayışından doğan ve liderlik olgusuna yeni bir pencere açan psikodinamik liderlik yaklaşımı ise daha önceki liderlik yaklaşımlardan farklı olarak somut ve rasyonel olayların ötesine geçerek soyut ve irrasyonel nitelikteki lider davranışlarını da anlamaya çalışır. Bu noktadan hareketle, psikodinamik liderlik yaklaşımı bağlamında liderlik tarzları ile lider-üye etkileşimi arasındaki ilişkinin irdelenmesi ve bu ilişkide örgüt kültürünün düzenleyici bir rolünün olup olmadığının ortaya çıkartılması çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Araştırmanın gerçekleştirilebilmesi adına Muğla Büyükşehir Belediyesi başkanı ile bu belediyede görev yapan orta ve üst kademe yöneticilerden oluşan 156 kişilik bir anakütle belirlenmiştir. Elde edilen bulguların detaylandırılması, sunulması ve açıklığa kavuşturulmasında daha sağlıklı sonuçların elde edilebileceği düşüncesinden hareketle çalışmada, araştırma yöntemlerinden karma yöntem tercih edilmiştir. Yüz yüze anket ve görüşme yöntemleriyle 128 veri toplanmış, toplanan veriler nicel ve nitel yöntemler vasıtasıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde dönüşümcü liderlik tarzı ile lider-üye etkileşiminin tüm alt boyutları arasında anlamlı ve pozitif yönlü bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Bir başka ifadeyle, takipçilerin algısında bir dönüşümcü lider profili ortaya çıkmıştır. Bu duruma benzer olarak psikodinamik liderlik yaklaşımı bağlamında yapılan görüşme sonucunda dönüşümcü lider anlayışına ve özelliklerine sahip bir liderin varlığı görülmüştür. Örgüt kültürünün ise liderlik tarzları ile lider-üye etkileşimi arasındaki ilişkide düzenleyici bir rolünün olmadığı bulgusuna ulaşılmıştır.

BelediyelerLider-üye etkileşimiLiderlik+2
Utku Demirci
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

CDS primlerinin borsa endeksleri üzerine etkisi: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerine bir araştırma

Gelişen finansal piyasalar ve teknolojik yeniliklerle birlikte finansal araçların çeşitleri ve kullanım şekilleri de gelişmeye devam etmektedir. Kredi temerrüt swapları da bu gelişmeler neticesinde kredi riskine karşı bir koruma sağlayan önemli bir araç olarak ortaya çıkmıştır. Kredi temerrüt swapları en temel kredi türev araçlarından biridir ve dayanak varlığın temerrüde düşmesi durumunda alıcısına bir sigorta sağlamaktadır. Ayrıca kredi temerrüt swapları (CDS) kredi riskinin bir göstergesi olarak kullanılmakta ve yüksek CDS primleri, yüksek riskleri beraberinde getirmektedir. Bu nedenle riskli kabul edilen şirketler ve ülkelerin elde edecekleri fonlar için karşılaşacakları maliyetlerde artacaktır. Bu durumda artan riskler potansiyel yatırımların önüne geçebilmektedir. Çalışmanın amacı CDS primlerinin borsa endeksleri üzerinde etkisinin tespit edilmesidir. Bu kapsamda ele alınan 9 gelişmiş ve 10 gelişmekte olan ülkeye ait CDS primleri ile borsa endeksleri arasındaki ilişki analiz edilmiştir. Ayrıca Türkiye CDS primlerinin BIST endeksleri üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Bu doğrultuda CDS primleri ile gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ilişkinin tespit edilmesinde panel veri analizi kullanılmıştır. CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin saptanması için ise bir zaman serisi analizi olan ARDL sınır testinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında ele alınan veri setine ilişkin zaman 2008-2021 yıllarını kapsamaktadır. Sonuç olarak; gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere ait borsa endekslerinin CDS primlerinden etkilendiği tespit edilmiştir. CDS primlerinde meydana gelen artışların borsa endekslerini düşürdüğü yani aralarında ters yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bir diğer araştırma konusu olan CDS primleri ile BIST endeksleri arasındaki ilişkinin incelendiği analizlerin sonucunda ele alınan 21 endeksten 7 tanesinin CDS primlerinde meydana gelen değişikliklere duyarlı olduğu ve aralarında negatif yönlü, anlamlı bir ilişkinin varlığı ortaya koyulmuştur.

Borsa endeksiBorsa İstanbulCDS+3
Çağatay Mirgen
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin tarihini anlamada kurum tarihi çalışmalarının potansiyel katkıları: 50 Yıl Dünden Bugüne Türk Hava Yolları (1933-1983) ve 75. Yılında Türk Hava Yolları (1933-2008) adlı kurum tarihi çalışmalarının analizi

Bu tez çalışmasının iki temel amacı bulunmaktadır. İlki, 50 Yıl Dünden Bugüne Türk Hava Yolları: 1933-1983 ve 75. Yılında Türk Hava Yolları 1933-2008 adlı eserler incelenerek Türk Hava Yolları A.Ş.'nin tarihsel gelişimini, eserlerde belirtilen tarihsel olaylar çerçevesinde ortaya koymaktır. Bu tarihsel gelişimde, eserlerde işletmenin yaşamını sürdürmesinde hangi önemli olayların belirtildiği değerlendirilecektir. Böylelikle Türk Hava Yolları A.Ş.'nin büyüme ve yaşamanı sürdürme konusundaki genel tarihsel süreci değerlendirilmiş olacaktır. İkinci amaç olarak da eserde yer alan ve Türkiye'de işletme tarihi açısından önemli olabileceği düşünülen değerlendirmelerin tespitini ortaya koymak hedeflenmektedir. Bu iki amaçla birlikte kurum tarihi çalışmalarının işletmelerin tarihini anlamada ne gibi katkılar sunacağı tartışılabilecektir. Türkiye'deki işletme tarihi yazını incelendiğinde ise bu kurum tarihi çalışmaları ile iletişim kurulmadığı görülmektedir. Özellikle Türkiye'deki yukarıda örnekleri sunulan kurum tarihi çalışmalarının Türkiye'deki işletmelerin tarihlerini anlamımızda ne gibi potansiyel katkılarının olabileceğinin yazında tartışılmadığı görülmektedir. Bu tez çalışması, Türkiye'deki işletme tarihi yazınında daha önce yapılmamış olan bu tartışmayı yapmaktır. Çalışmada doküman analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada 50 Yıl Dünden Bugüne Türk Hava Yolları: 1933-1983 ve 75. Yılında Türk Hava Yolları 1933-2003 adlı eserler incelenmiştir. Araştırmanın hedeflerine uygun olarak bu eserler incelenirken iki temel konu üzerinde durulmuştur. İlki, eserlerde Türk Hava Yolları A.Ş.'nin kuruluş ve gelişimi temelinde işletmenin büyümesi ve yaşamını sürdürmesi modelini oluşturmaya çalışmaktır. Bu kapsamda eserlerde kuruluş ve gelişmeyle ilgili temel parametrelerin neler olduğu tespit edilmeye çalışılacaktır. Böylelikle, bir kurum tarihi çalışmasının işletmelerin büyüme ve gelişmeleriyle ilgili temel bir model ortaya koyup koyamayacakları değerlendirilmiştir. Araştırmanın ikinci temel konusu da Türk Hava Yolları A.Ş.'nin hem işletmecilik açısından kendisiyle ilgili hem de Türkiye bağlamıyla ilgili eserde ne gibi temel bilgilerin belirtildiğini tespit etmektir. Bu kapsamda işletmecilik ile ilgili olaylar (örn. Türk Hava Yolları A.Ş.'ye ilk yabancı ortağın ortak olması) ve Türkiye bağlamında işletmecilik ile ilgili olaylar (örn. Türkiye'deki ekonomi politiğinin değişiminin Türk Hava Yolları A.Ş.'ye yansıması) ayrı ayrı tespit edilmiş ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın yaygın etkisi akademik etkisine dayalıdır. Türkiye'de çok fazla sayıda kurum tarihi çalışması olmasına rağmen bu kurum tarihi çalışmalarının işletmelerin tarihini anlamımızda ne gibi potansiyel katkıları olduğu tartışılmamıştır. Bu tez çalışması bu tartışmayı yaparak işletme tarihi araştırmalarında bir kaynak olarak kullanılabilecek kurum tarihi çalışmalarının ne gibi potansiyeller barındırdığını ortaya koymaya çalışmıştır.

Buse Alas
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Rekabeti etkileyen faktörler açısından Muğla ilinde zeytinyağı üreten işletme topluluğunun incelenmesi

Tez çalışmasının temel amacı, Michael E. Porter tarafından geliştirilen beş güç modeli çerçevesinde zeytinyağ üretimi gerçekleştirilen işletmelerin rekabet güçlerini etkileyen faktörleri incelemekti. Bu kapsamda Muğla İlinde faaliyet gösteren toplam 82 işletme üzerinde bir tarama araştırması yürütüldü. Tarama araştırması sürecinde zeytinyağ üretimi gerçekleştiren iki farklı iş modeline sahip işletme kategorisi olduğu tespit edildi. Bu iki farklı iş modeline sahip işletmeler yağhaneler ve butik işletmeler olarak isimlendirildi ve beş güç modeli karşılaştırmalı bir biçimde bu iki farklı işletme kategorisi açısından değerlendirildi. Araştırma bulguları, bu iki kategorideki işletmelerin temel özelliklerini ve özellikleri açısından temel farklılıkları ortaya koymakla birlikte, aynı iş kolunda farklı iş modelini benimseyerek faaliyet gösteren işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modelindeki faktörlerin farklı biçimlerde etkileyebileceğini göstermektedir. Tez araştırması ayrıca Türkiye'deki zeytinyağ imalatı gerçekleşen işletmelerin rekabetçiliklerini beş güç modeli temelinde inceleyen öncü çalışmadır.

Beş Güç ModeliMuğlaRekabet+6
İbrahim Özoktay
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında sosyal sorumluluk ve sosyal pazarlama uygulamaları: Damla Projesi örneği

Günümüzün dünyası, özellikle bilgi, iletişim ve ulaşım teknolojilerinde hızlı bir değişim sürecinden geçmektedir. Bu süreç etkisini ekonomik, siyasi ve sosyal boyutlarda, yani kısaca hayatın her alanında hem olumlu hem olumsuz bir şekilde göstermektedir. Oluşan olumsuz toplumsal sorunların aşılmasında kamu ve özel kurumların önemli bir rolü bulunmaktadır. Herhangi bir toplumsal sorunu gidermesi ve insani değerlerin artması için birtakım davranışların benimsenmesi yönünde olan çalışmalar pazarlama tekniklerinden yararlanabilir. Bu tezde, kamu kurumlarında sosyal sorumluluk hakkında bahis edildikten sonra, sosyal pazarlama adlandıran pazarlamanın; tanmı ve gelişimi hakkında söz edilmiştir. Sosyal pazarlama; toplumun refahı, yaşam kalitesi ve insanların duyarlılığını arttırmak için etkin bir yöntem olduğunu açıklanmaya çalışılmıştır. Son bölümde ise Gençlik ve Spor Bakanlığı gerçekleştiği ve halen devam eden Damla Projesi, pazarlama unsurlarına göre incelmiştir. Araştırmanın sonucuna göre kamu sosyal pazarlama faaliyetleri toplum tarafından olumlu etki yaratır ve gençler tarafından giderek kabul görür.

Damla ProjesiKamu kuruluşlarıSosyal pazarlama+1
Amr Mohammed Abdulmalek Mohammed
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Menşe ülke imajının müşteri risk algısı ve müşteri güveni üzerine etkisi: Azerbaycan'daki Türk markaları

Üreticiler veya hizmet sağlayan birimler, ürün ve hizmetlerini müşterilerin isteğine göre planlar ve hazırlarlar. Onlar için önemli olan ilk şey müşterinin isteği, memnuniyeti ve güvenidir. İthal markalar içerisinde Türk markaları Azerbaycan pazarında yüksek bir paya sahiptir. Fakat bir kısım müşteriler bu görüşü benimseyememiştir. Literatüre kavramsal anlamda katkıda bulunmayı amaçlayan bu çalışmada genel olarak menşei ülke imajının müşteri güveni ve risk algısına olan etkilerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bilgiler ışığında, Azerbaycanlı tüketicilerinin örneklemi oluşturduğu bir anket çalışması yapılarak veriler elde edilmiştir. Araştırma modeli doğrultusunda veriler analiz edilerek bulgular ortaya konulmuştur.Araştırma modelinde iki araştırma hipotezi bulunmaktadır. Bunlardan ilki menşei ülke imajının müşteri risk algısı üzerinde etkisinin olup olmadığını araştırmaktır. Yapılan analiz sonuçlarına göre anlamlı bir etkisinin olduğu saptanmıştır. İkinci araştırma hipotezi de menşei ülke imajının müşteri güveni üzerinde etkisi inde olup olmadığını araştırmaktır. Üçüncü araştırma hipotezi de müşteri güveni üzerinde müşteri risk algısının etkisinin olup olmadığını çözmektedir. Sonuç olarak modelin ileri düzeyde anlamlı olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: menşe ülke imajı, müşteri güveni, algılanan risk.

AzerbaycanGüvenMüşteri algısı+7
Gulshan Yagublu
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde duygusal davranış kurallarının rolü: Otomotiv satış ve servis elemanları üzerine bir araştırma

Günümüzde özellikle hizmet sektörlerinin en önemli parçası olan çalışanların sergiledikleri davranışların, örgüt çıktılarına olumlu ve olumsuz etkiler yarattığı bilinen bir gerçektir. Örgütler, çalışanlarından uymalarını bekledikleri bazı davranış kuralları belirlemekte; çalışanlar bu kurallar doğrultusunda birtakım duygusal emek davranışları sergilemekte ve çeşitli iletişim tarzları benimsemektedirler. Bu kapsamda çalışmada, bireylerin iletişim tarzları ile gösterilen duygusal emek ilişkisinde, duygusal davranış kurallarının rolü incelenmiştir. Çalışma, İstanbul ili Anadolu yakası otomotiv satış ve servis elemanları üzerinde yapılmış olup verilerin toplanmasında anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmada kolayda örneklem yöntemi kullanılarak toplam 150 çalışana ulaşılmış, hatalı veya eksik doldurulan anket saptanmadığından 150 anket formu da geçerli kabul edilmiştir. Çalışmada toplanan veriler SPSS 22.0 istatistiksel veri analizi programı ile incelemeye alınmıştır. Çalışmada yapılan analizlerde, 150 katılımcının demografik özelliklerinin incelendiği frekans dağılımları, bağımlı ve bağımsız değişkenler arası ilişkilerin incelendiği korelasyon analizi ve bu ilişkide duygusal davranış kurallarının düzenleyici rolü olup olmadığının incelenmesinde ise Hayes tarafından geliştirilmiş Process sürüm 3.5. adlı SPSS Macro eklentisi kullanılmıştır. Duygusal davranış (yüzeysel/derin davranış) ile iletişim tarzları (aktif/pasif tarz) arasında anlamlı bir ilişki bulunmuş olup her iki boyut da modele dahil edilmiştir. Modele göre, iletişim tarzlarının duygusal emek davranışı üzerindeki etkisinde duygusal davranış kurallarının düzenleyicilik rolünün olmadığı tespit edilmiştir.

Duygusal davranış kurallarıDuygusal emekHizmet sektörü+7
Aylin Sönmez
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkı̇ye süper lı̇gı̇'nı̇n marka değerı̇ üzerı̇ne bı̇r çalışma

Futbol, hem taraftarların yaklaşımı hem de futbol maçları için harcanan paranın büyüklüğü açısından popülerliğini her zaman sürdüren bir spor dalıdır. Bu spor dalı tüm dünyada popülerliğini sürdürmesine rağmen, kimi ülkeler spor kulüplerinin başarılı birer marka olmasını sağlayabilmiş ve bu alanda çeşitli başarılar elde edebilmiş; kimileri ise bir futbol markası olamamış ve bu alanda başarıya ulaşamamıştır. Futbol ekonomisi oranlarına bakıldığında, İngiltere Premier Ligi 4,27 Milyar Euro; Almanya Bundesliga 2,23 Milyar Euro değerindedir. Türkiye'deki futbol ekonomisi büyüklüğü ise, 1 Milyar Euro seviyesindedir. Seyirci sayıları incelendiğinde, Türkiye 8.427 izleyici ile dünyadaki izleme oranlarının gerisinde kalmaktadır. Bu bağlamda çalışmanın amacı; marka değeri, futbol maçlarını izleme kararı ve gelecekte futbol maçları izleme niyeti kavramları aracılığıyla Türkiye'de futbol sektörünü, izleyici davranışlarını ve markalaşma seviyesini analiz etmek ve ilgili çeşitli ilişkileri açığa çıkarmaktadır. Böylelikle, dünya sıralamalarında çeşitli yönlerden geride kalan ülkemiz futbolu hakkında detaylı bir araştırma yürütülmüştür. Araştırma kapsamında futbol izleyicisi davranışlarını analiz etmek üzere 20 derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiş; marka değeri ve gelecekte futbol maçlarını izleme niyetini analiz etmek üzere ise, 401 anket uygulanmıştır. Araştırma bulguları detaylı bir şekilde sunulmuş; çalışmanın sonunda, bulgular neticesinde akademi ve iş dünyası için çeşitli çıkarımlarda bulunulmuştur.

FutbolFutbol ligleriFutbol sektörü+4
Nilşah Cavdar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türk savunma sanayiinde performansa dayalı lojistik uygulamalarının incelenmesi

20'nci yüzyılın sonlarına doğru güvenlik ve savunma anlayışındaki değişimler, küreselleşmenin hızlanması, ticari alanda üretim maliyetlerinin azaltılmasına yönelik denizaşırı faaliyetlerin artması, modern iletişim ve bilgi teknolojilerinin gelişimleri ve devletlerin savunma bütçesini azaltmaya yönelik çabaları, savunma sanayiinin ve savunma tedarik anlayışlarının da değişimine neden olmuştur. Bu doğrultuda, savunma yeteneğinin arttırılmasına yönelik ihtiyaçların karşılanması çabaları, sahip olunan veya olunacak uzun ömürlü savunma sistemlerin ömür devri kapsamında uygun maliyetli olması ve modernize edilmesine yönelik bir takım yaklaşımlar ve işbirlikleriyle tedarik ve destek faaliyetleri geliştirilip denenmiştir. Sistemlerin işletme-idame döneminin, tedarik döneminden daha fazla olması bakım, onarım ve özellikle kullanıcıların gereksinimlerine yönelik çözüm arayışları sonucunda performansa dayalı lojistik yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Araştırmanın amacı, performansa dayalı lojistik yaklaşımının uygulamalarına dünyada ve Türkiye'de verilen önemi tespit etmek, Türk savunma sanayii tedarik sürecinde uygulanmakta olan lojistik destek faaliyetleri içerisinde, alt yapısı oluşturulmaya çalışılan bu alana yönelik süreci analiz etmek ve sürecin mevcut durumu ile yeterliliğini saptamak ve performansa dayalı lojistik sözleşmelerinin mevcut mevzuat açısından uygulanabilirliğini araştırmaktır. Çalışmada veriler belgesel tarama ve yarı yapılandırılmış görüşme ile toplanmıştır. Araştırma esnasında yarı yapılandırılmış görüşme tekniği ve bu çerçevede oluşturulan açık uçlu sorulara yönelik yanıtlar ve gözlemler, betimsel ve sistematik analiz yöntemiyle veriler çözümlenmiştir. Araştırmada toplanan verilerin analizi sonucunda Türk savunma sanayiinde PDL uygulamaları ve sözleşmelerin gerçekleştirilebilirliğini konusu olmak üzere iki tema üzerinde sonuçlara yer verilmiştir.

Entegre lojistik modeliLojistikLojistik hizmetler+3
Faruk Furkan Bakar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnovasyon türleri ve performans ilişkisinde teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü

Araştırmamızda kamu sektöründeki eğitim kurumlarında inovasyon türleri ile okul performansı arasındaki ilişkide teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü incelenmiştir. Okul performansını arttırdığı düşünülen ancak çoğu kez performans üzerinde anlamlı bir etkisi olmayan uygulamalar ve yatırımlar yerine hangi tür inovasyonun okul performansına daha fazla katkı sağladığı araştırılırken, teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin okul performansı üzerinde aracı bir rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Eğitim kurumlarının varlıklarını sürdürebilmeleri ve üst düzey bir performans sergileyebilmeleri öncelikle çevresel değişimleri algılayabilmelerine ve bir bütün olarak çevresel değişikliklere uygun yenilikler geliştirebilmelerine bağlıdır. Değişim ve gelişimin kesintisiz bir süreç olduğu gerçeğinden hareketle bu değişim ve gelişimleri içselleştirme sürecinde değişim ve yeniliklere uyum sağlanması aşamasında inovasyonun okullar açısından hayati öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu nedenle okulların varlığını sürdürebilmeleri ve gelişimlerini sağlayabilmeleri için okul performansı ve inovasyonun birlikte ele alınması gerektiği söylenebilir. Ayrıca tek tip bir inovasyona yönelmek bir eğitim kurumunu bütün olarak dönüştürmek için gereken performansı sağlamayabilir. Bu nedenle hizmet inovasyonunun yanında yönetim ve süreç inovasyonlarının da performans üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Okul gibi öğrenmenin önemli olduğu örgütlerde örgütsel öğrenme ve teknoloji yeteneğinin inovasyon yaratma gücü dolayısı ile okul performansına etki etme sürecinde aracı rollerinin olup olmadığı incelenerek performansa etki eden kavramlar ortaya çıkartılmak istenmiştir. İstanbul geneli lise ve dengi eğitim kurumlarından orta ve büyük ölçekli ortaöğretim okullarında toplamda 306 idareci ve öğretmen üzerinde anket yöntemi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ele alınan ürün inovasyonu, yönetim inovasyonu, süreç inovasyonu ile teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenme kavramlarının bağımlı değişken olan okul performansı üzerindeki etkilerini incelemek üzere güvenilirlik analizi, faktör analizi, regresyon analizi SPSS.20.OO İstatistik programı kullanılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hizmet İnovasyonu, Yönetim İnovasyonu, Süreç İnovasyonu, Teknoloji Yeteneği, Örgütsel Öğrenme ve Performans.

PerformansTeknolojiTeknolojik yetenekler+4
Neriman Esendemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel sinizm ile örgütsel tükenmişlik arasındaki ilişkinin incelenmesi: Hizmet sektörü çalışanları üzerine ampirik bir araştırma

Araştırmanın amacı, örgütsel sinizm boyutları (bilişsel boyut, duygusal boyut, davranışsal boyut) ile örgütsel tükenmişlik boyutları (duygusal tükenme, duyarsızlaşma, kişisel başarı hissi) arasındaki ilişkileri ampirik çalışmayla ortaya koymaktır. Araştırmanın evreni; turizm sektöründe faaliyet gösteren ve hizmet işletmelerinden birisi olan otelcilik sektöründe, yurt dışında çeşitli şubeleri olan, Türkiye'nin önde gelen beş yıldızlı büyük otellerinden biri olan ve İstanbul-Şişli'de faaliyet gösteren uluslararası otel zincirlerinin Türkiye'deki özel sermayeli X otelinin çalışanlarıdır. Bu sektör çalışanlarının seçilmesinin nedeni; hizmet sektörü çalışanlarının tükenmişlik ve sinizm yaşama olasılığının daha yüksek olmasıdır. 155 otel çalışanına anket uygulanmıştır. Genel Bilgi Formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği, Örgütsel Tükenmişlik Envanteri (MBI) olarak üç bölüm, 42 sorulu anket uygulanmıştır. Araştırmanın modeli, hipotezleri, varsayımları, sınırlılıkları, aritmetik ortalamalar, standart sapmalar, frekans, yüzde dağılımları, faktör analizi, geçerlilik ve güvenilirlik analizi, Principal Component Analysis, Pearson Korelasyon analizi ve demografik bulgular SPSS kullanılarak yapılmıştır. Araştırma sonucunda; bilişsel boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı; duygusal boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı; davranışsal boyutun duygusal tükenme ve duyarsızlaşma ile pozitif yönde anlamlı ilişkili olduğu belirlenmiştir. Bilişsel boyut, duygusal boyut, davranışsal boyut ile kişisel başarı hissi arasında pozitif yönde anlamlı ilişki vardır. 9 hipotezden 6'sı kabul, 3'ü reddedilmiştir. Reddedilen üç hipotez kişisel başarı hissi ile ilgilidir. Sonuçlar ve öneriler vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Sinizm, Örgütsel Tükenmişlik, Hizmet - Otelcilik Sektörü

Hizmet sektörüOtel hizmetleriOtel personeli+7
Özden İbrahimağaoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimcilik algısının ve kişilik özelliklerinin farklı disiplinler açısından irdelenmesi bir devlet üniversitesi örneği

Günümüzde girişimcilik giderek yükselmekte ve ülkelerin gelişmelerinde son derece önemli bir rol oynamaktadır. Bir yandan girişimciliğin ülke ekonomisine kattığı farklı ve inovatif değerler bir yanda da işgücünün tam istihdamına yönelik etkileri söz konusudur. Bu nedenle ülkeler konu ile ilgili çeşitli kurumsal ve hukuki faaliyetlerde bulunmaktadırlar. Her kuşaktan girişimciliğe rastlanmakla birlikte, girişimciliğin genç kuşağa özgü olduğu konusunda yaygın bir algı vardır. Bu çalışma, bu algıdan hareket ederek, bir yandan bu algının doğruluğunu araştırmak bir yandan da genç kuşak arasında girişimcilikle ilgili düşünceleri ortaya koymayı amaçlamaktadır. Böylece, farklı üniversiteler için yapılmış olan, girişimcilik ve gençlik ilişkisi üzerine çalışmalara katkı sunulması da planlanmaktadır. Bu motivasyondan hareket ederek, bir devlet üniversitesi öğrencileri arasında anket yöntemi kullanılarak bir çalışma gerçekleştirilmeye çalışılmıştır. Bu amaç çerçevesinde, fen bilimlerinde ve sosyal bilimlerden birer disiplin seçilmiş ve anket Mimarlık ile İktisat bölümü birinci ve dördüncü sınıf öğrencileri arasında yapılmıştır. Öncelikle girişimci olmak isteyip istemediklerinden hareket edilerek, farklı cinsiyet, farklı aile yapıları, farklı gelir düzeyleri gibi faktörler çerçevesinden sorulan sorulara alınan cevaplar toplanmış ve SPSS programı yardımıyla değerlendirilmiştir. Söz konusu girişimci adayların hangi alanlara / sektörlere ağırlık vermek istedikleri de hem girişimci açısından hem de ülke ekonomisinin geneli açısından önemli sonuçlar ortaya çıkaracağından bu konu üzerinde de ayrıca durulmuştur. Çalışmanın genişletilmesi ve iki ana bilim alanı dışındaki bölümlerin katılımıyla anketin tekrarlanması önerilmektedir.

GirişimcilerGirişimcilikKişilik+2
Buket Ateş
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim etkinliğinin uygulanması ile örgütsel ve bireysel performans arasındaki ilişkide yönetici desteğinin aracı rolü

Örgütlerde bir insan kaynakları yönetimi işlevi olarak eğitim ve geliştirme çalışmaları önemli bir yatırım alanıdır. Örgütler eğitim ve geliştirme yoluyla, bir örgütün ve çalışanlarının iş bilgisi ve becerilerini arttırmak amacıyla bir dizi planlı faaliyet yürütürler. Bununla birlikte, eğitime yapılan yatırımın örgütlere katkısının ve geri dönüşünün belirlenmesi konusunda örgütlerde önemli bir beklenti bulunmaktadır. Eğitim ve geliştirme faaliyetlerinin etkinliğinin performansa ne düzeyde dönüştüğünün ölçülmesi ve eğitimin katkısının ortaya konulması önemli bir ihtiyaçtır. Bu bağlamda çalışmanın amacı, örgütlerde eğitim etkinliğinin sistematik bir şekilde uygulanmasının örgütsel ve bireysel performansı arttırmasında yönetici desteğinin aracı rolünü araştırmaktır. Literatürde eğitim etkinliğinin ölçülmesi yoluyla eğitimin örgütsel ve bireysel performans üzerine etkisine yönelik çalışmalar bulunmaktadır. Bu çalışmalarda eğitimin başarısında yöneticilerin rolü sıkça dile getirilmekle beraber, bu konuda ampirik çalışma bulunmamaktadır.Yani eğitim etkinliğinin örgütsel ve bireysel performansa dönüşmesinde yöneticilerin rolü ampirik olarak incelenmemiş bir konu olarak dikkat çekmektedir. Bu anlamda niceliksel bir araştırma yapılmış olup, anket tekniği kullanılarak 142 kişi üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Araştırma sonucunda, eğitim etkinliğinin uygulanması ile bireysel ve örgütsel performans arasında pozitif bir ilişki bulunmuş ve yönetici desteğinin bu ilişkide aracı rol (med) oynadığı desteklenmiştir.

Eğitim etkinliğiPerformansYönetici desteği+2
Seray Subaşı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Şirketlerin işveren markası uygulamaları: Bankaların sürdürülebilirlik raporları üzerine bir araştırma

Dünyada yaşanan değişimin hem insan hayatına hem de işletmelerin çalışma tarzına yansıması, çeşitli meslek kollarının ortaya çıkması, çalışanlar için çeşitli iş fırsatlarının doğması gibi faktörler işveren markası kavramının doğmasına ve popüler hale gelmesine neden olmuştur. İşveren markası kavramının, işletmenin iç ve dış paydaşlarının algısına dayanması nedeniyle işveren markası kapsamında yapılan uygulamaların net ve anlaşılır bir şekilde ifade edilmesi oldukça büyük önem taşımaktadır. Bu noktada, işletmelerin hem iç hem de dış paydaşları ile ilişkilerine ve iletişimine aracılık eden sürdürülebilirlik raporları önem kazanmaktadır. Bu araştırmada, 2017 yılı BIST sürdürülebilirlik endeksinde yer alan 63 şirket arasından seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporlarında, işveren markasını ortaya koyan uygulamalar tespit edilmeye çalışılmıştır. Seçilen 7 bankanın sürdürülebilirlik raporları nitel araştırma yöntemi olan içerik analizi ile incelenmiştir. Elde edilen bilgilere göre, işveren markası boyutlarının tamamını karşılayan Akbank, Türkiye Sınai ve Kalkınma Bankası, Yapı ve Kredi Bankası olduğu varsayılmıştır, işveren markası boyutları ayrı ayrı ele alındığında da, bankalar arasında farklılaşmalar bulunmaktadır.

Bankacılık sektörüBankacılık sektörüBankalar+5
Merve Eylül Kavlakoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel adalet algısının işe tutkunluk üzerindeki etkisinde örgütsel sinizmin aracı rolü

Bu araştırmanın amacı örgütsel adalet algısının işe tutkunluk üzerindeki etkisinde sinizmin aracı rolünün olup olmadığını araştırmaktadır. Bu amaçla bankacılık sektöründe çalışan 160 kişiye anket uygulanmıştır. Örgütsel adaletin ölçümünde Niehoff ve Moorman (1993) tarafından geliştirilmiş ölçek, işe tutkunluk ölçümünde Utrecht (2003) tarafından geliştirilen ölçek, son olarak sinizmin ölçümünde Dean, Brandes ve Dharwadkar (1998) tarafından geliştirilen ve Türkiye'de geçerliliği ve güvenilirliliği test edilen ölçekler uzman görüşüne başvurularak anket haline getirilmiştir. Araştırmada yapılan analiz sonuçlarına göre, örgütsel adalet algısının işe tutkunluk üzerindeki etkisinde örgütsel sinizmin aracı rolünün olduğu ortaya çıkarılmıştır. İşgörenlerin örgütsel adalet algıları ile örgütsel sinizm tutumları arasında negatif yönlü, örgütsel sinizm düzeyleri ile işe tutkunlukları arasında negatif yönlü ve örgütsel adalet algıları ile işe tutkunlukları arasında pozitif yönlü ilişki olduğu ortaya çıkmıştır. Literatürde yapılan incelemeler sonucunda, ilgili değişkenler içeren bu tür bir model oluşturulmamış olması ve bankacılık sektöründe de böyle bir çalışmaya çok sık rastlanmaması sebebiyle mevcut çalışmalardan farkını ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Adalet, İşe Tutkunluk, Örgütsel Sinizm

Adalet algısıSinizmÖrgütsel adalet+3
Esra Gazioğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessEN

A comparative study of organizational culture and the glass ceiling syndrome among academics in Turkey and Finland

Women have begun to take part in business life due to the changing structure of workforce. However, women who are members of minority groups have faced many obstacles in business life. The most important obstacle is that women are high in number in mid-levels but they cannot come up higher levels because of individual, organizational, and social reasons. This term referring to invisible barriers in business life is called as "glass ceiling syndrome" in literature. This comparative study aims at investigating potential glass ceiling effects with its causes in academia both in Turkey and Finland - one of the Nordic countries -. The research question is formulated as how the relationship between organizational culture and the glass ceiling syndrome affects women academics' career advancements at Turkish and Finnish universities. Besides, it is examined whether there is any effect of demographic factors on glass ceiling perceptions of academics. A questionnaire was conducted to measure women and men academics' glass ceiling perceptions in selected faculties of Turkish and Finnish universities. The data of the research was collected by Hofstede's Culture Questionnaire (Emet – 2006, and Sigler & Pearson – 2000) and Karaca's Glass Ceiling Scale (2007). The glass ceiling questionnaire involves seven dimensions representing barriers for women's career advancement. Hofstede's culture approach was used as a model for organizational culture in order to reveal cultural differences affecting women's career advancement in these countries. According to research findings, there is no relationship between the glass ceiling syndrome and organizational culture but there are some relationships with regard to sub-dimensions of variables that were determined in academia in both Turkey and Finland. While academics in Turkey are uncertain about the glass ceiling syndrome, Finnish academics agree with this syndrome. It is also concluded that there are no differences in glass ceiling perceptions of academics in terms of their demographic characteristics in both countries.

AcademiciansGlass ceiling syndromeFinland+5
Merve Karahan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerindeki etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolü: Özel sektör çalışanları üzerine bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerindeki etkisinde psikolojik sermayenin aracı rolünü incelemektir. Bu kapsamda önce, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerinde etkisi araştırılmış, daha sonra bu etkiye psikolojik sermayenin aracılık edip edemeyeceği ele alınmıştır. Örneklem grubunun çoğunluğu İstanbul ilinde özel sektörde çalışan 325 kişi oluşturmaktadır. Çalışanlara demografik bilgileri, beş faktör kişilik özellikleri, psikolojik sermaye ve iş performansıyla ilişkili sorular anket formu aracılığıyla yöneltilmiştir. Araştırma bulguları SPSS 24.0 istatistik programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmada veriler frekans analizi, tanımlayıcı istatistikler analizleri, güvenilirlik analizi, Kolmogorov-Smirnov testi, Pearson korelasyon analizi, basit regresyon analizi, çoklu regresyon analizi, bağımsız örneklemler t-testi, tek yönlü varyans analizi ve Tukey HSD karşılaştırma testleri kullanılarak incelenmiştir. Çalışma sonucunda, beş faktör kişilik özelliklerinin algılanan iş performansı üzerinde etkisinde psikolojik sermayenin kısmi bir aracı rolü bulunduğuna ulaşılmıştır. Beş faktör kişilik özelliklerinin sorumluluk boyutunun, psikolojik sermayenin iyimserlik ve dayanıklılık boyutlarının iş performansı üzerindeki etkisi olduğu sonucuna varılmıştır. Çalışanların kişilik özelliklerinin pozisyon gücüne, yaş grubuna ve mevcut çalıştıkları şirketteki deneyimlerine göre farklılaştığı sonucu elde edilmiştir. Çalışanların psikolojik sermaye eğilimlerinin eğitim düzeyine, cinsiyete, pozisyon gücüne, toplam deneyimlerine ve mevcut çalıştıkları şirketteki deneyimlerine göre farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca iş performansının ise çalışılan pozisyonun gücüne göre daha anlamlı hale geldiği tespit edilmiştir.

Beş faktör kişilik modeliGörev performansıKişilik özellikleri+3
Burak Taştemur
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

İş stresi ve iş tatmini arasındaki ilişkinin incelenmesi: İstanbul'daki 4 ve 5 yıldızlı otel çalışanlarına yönelik bir araştırma

Bu çalışmanın amacı stresin iş hayatındaki etkilerine değinmek ve katılımcıların iş stresi seviyeleri ile iş tatmini seviyeleri arasında ilişki olup olmadığını değerlendirmektir. İş stresi ve iş tatmini ile ilgili literatür araştırması yapıldıktan sonra, kolayda örnekleme yöntemi tercih edilmiş ve anket metoduyla bilgiler ve veriler derlenmiştir. Veriler üzerinde SPSS programının 21.00 versiyonu ile yapılan analizler neticesinde, iş stresi ve iş tatmini arasında anlamlı ve negatif yönlü bir ilişkinin var olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Konaklama işletmeleriOtel işletmeciliğiOtel personeli+4
Seçil Delice Ekinci
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Özdeşleşme ve kişi-örgüt uyumunun sağlanmasında kurum kültürü ve organizasyonel yapı etkisi

Kurumların amaçlarına ulaşmalarında arzu edilen çalışan profilini seçme, geliştirme ve elde tutmada belirleyici örgütsel değişkenlerden biri örgüt kültürü olmakta, bireylerin olumlu iş tutumlarının ortaya çıkmasında kurum kültürü öncül bir faktör olarak nitelendirilebilmektedir. Kurum kültürünün değerlerle anlamsal ilişkisi nedeniyle, yakın ilişki kurulacak bir değişken olan kişi-örgüt uyumunun ortaya çıkması bu nedenle örgüt kültürüne bağlı olabilecektir. Kurumlarda artan düzeyde takım çalışmaları grup dinamiklerinin örgütsel bağlamda incelenmesine daha çok dikkatleri çekmiş ve bireylerin çalışma grupları ile özdeşleşmeleri incelemeye değer bir çalışma konusu niteliği kazanmıştır. Kurum tarafından çalışanlarca geliştirilmesi arzu edilen bir tutum olan grupla özdeşleşme bu nedenle kurumun kendi kültüründen etkilenebilmektedir. Bu çalışmada kurum kültürünün çalışanların kişi-örgüt uyumu ve çalışma grupları ile geliştirecekleri sosyal kimliğe bağlı özdeşleşmeye olan etkisi incelenmiş ve söz konusu ilişkileri, organizasyonel yapı için tanımlanacak karakteristik özelliklerin ne ölçüde değiştirilebileceği (moderator) teşhis edilmiştir. Araştırmaya hizmet ve üretim sektörlerinde kolayda örnekleme yolu ile belirlenmiş alt iş kolları ve toplamda 11 işletmeden 436 beyaz yakalı çalışan katılmıştır. Nicel araştırma yönteminin seçildiği çalışmada veri toplama yöntemi olarak envanter tekniğinden yararlanmış ve ölçekler kullanılmıştır. SPSS programı ile önerilen ilişkilerin test edildiği çalışmada çoklu doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizi, grafik gösterim ve doğruların eğim testlerinden yararlanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, bir kültür boyutu olarak vizyon-müşteri odaklı esneklik ve koordinasyon kişi-örgüt uyumunu, takım çalışması ve yetenek geliştirme-örgütsel öğrenme kültür boyutu grupla özdeşleşme ve kişi-örgüt uyumunu, yetkilendirme-değişim kültür boyutu grupla özdeşleşmeyi, stratejik plan ve kurum içi işbirliği-talep izleme boyutu kişi-örgüt uyumunu olumlu yönde, paylaşılan vizyon ve iş usulleri/değerleri kültür boyutu ise grupla özdeşleşme ve kişi-örgüt uyumundaki değişimi olumsuz yönde anlamlı olarak açıklamıştır. Organizasyon yapısının bir boyutu yetkilendirme-değişim kültür boyutu ve paylaşılan vizyon-iş usulleri/değerleri kültür boyutunun grupla özdeşleşme ile olan ilişkisinde şartlı değişken etkisi göstermiştir.

Birey-örgüt uyumuKurumsal kültürÖrgüt yapısı+3
Işık Çiçek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Kurumsal yönetim uygulamalarının risk raporlama düzeyine etkisi: BIST 100 endeksinde yer alan finansal olmayan şirketler üzerine ampirik bir araştırma

Küresel krizler ve büyük şirket skandalları sonrasında risk raporlama oldukça önemli hale gelmiştir. Son zamanlarda yatırımcılar şirketlerin karşı karşıya olduğu riskler hakkında daha nitelikli bilgi talep etmekte ve sadece geçmiş riskler değil aynı zamanda geleceğe yönelik riskler hakkında da bilgi sahibi olmak istemektedirler. Ayrıca zorunlu veya teşvik edici birtakım düzenlemeler şirketleri daha fazla risk raporlaması yapmaya iten diğer faktörlerdir. Bu çalışmanın amacı kurumsal yönetim uygulamalarının şirketlerin risk raporlama düzeyindeki etkilerini analiz etmektir. Bu bağlamda BIST100 endeksinde yer alan ve finansal olmayan şirketlerin faaliyet raporlarındaki risk raporlama düzeyi içerik analizi yöntemiyle incelenmiştir. Çalışmada risk açıklamaları; finansal risk, faaliyet riski, teknolojik risk ve stratejik risk olmak üzere 4 alt başlığa ayrılmış ve 'parasal ve parasal olmayan', 'geleceğe yönelik ve geçmişe dönük' ve 'olumlu, olumsuz ve nötr' olması yönünden sınıflandırılmıştır. Faaliyet raporlarındaki cümleler risk birimi olarak kabul edilmiştir. Çalışmanın elde ettiği genel bulgulara göre, şirketler sınırlı sayıda gelecek riski raporlamaktadır ve olumsuz ya da olumlu risklerden daha çok nötr riskleri açıklama eğilimindedirler. Buna ek olarak Türk şirketlerinin faaliyet raporlarında en fazla finansal riskleri raporladığı gözlemlenirken teknolojik riskleri diğer risk türlerine göre daha az sayıda raporladığı görülmektedir. Toplam risk açıklamalarının yaklaşık yüzde 53'ü parasal risk açıklamaları niteliği taşırken yüzde 47'si parasal olmayan risk açıklamalarından oluşmaktadır. Çalışmada yönetim kurulu büyüklüğünün, yönetim kurulundaki kadın üye yüzdesinin, bağımsız üye yüzdesinin ve şirket büyüklüğünün risk raporlaması ile anlamlı ilişkili olduğu tespit edilirken, yönetim kurulunun toplantı sıklığı ve kaldıraç düzeyi ile risk raporlama düzeyi arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Buna ek olarak enerji ve teknoloji sektörlerinde yer alan şirketlerin risk açıklama düzeylerinin imalat sektöründekilere göre daha fazla olduğu sonucu elde edilmiş, diğer sektörlerin şirketlerinin ise imalat şirketlerine göre risklerini daha az açıkladığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Yönetim, Risk Raporlaması, Risk Açıklamaları

Borsa İstanbulKurumsal yönetimRaporlama+1
Semih Yılmazer
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Örgütsel çevikleşme: Proje örgütlerde Nexus Olgunluk Modeli önerisi

Globalleşen ve hızla değişen sektörel pazarlarda, örgütler hayatta kalabilmek için değişime zamanında ayak uydurabilmek ve müşterilerinin taleplerine daha hızlı cevap verebilir olmak durumundalar. Örgütler, bu zorundalık ile hem süreçlerinde hem yapılarında daha çevik olma yolunda adımlar atarken, literatür çalışmalarında örgütlerin bu ihtiyacına uygun çevik teknikler ve çerçeveler sunmak üzerine çalışmalar sürmektedir. Takım bazında üretilen çevik tekniklerin bir sonraki adımı olarak, örgütsel çevik çerçeveler geliştirilmiş ve en son geliştirilen Nexus çerçevesi, ölçekli bir çevik çerçeve olarak ortaya konulmuştur. Nexus'un henüz 3 yıllık bir tarihi olması ve sektörde deneyimleyen örgüt sayısının az olması sebebi ile çerçeveyi benimsemek isteyen şirketlerin, kendi olgunluk seviyelerini ölçmek ve çevikleşme sürecinde çevikleşme seviyelerini yükseltmek için bir araca ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu ihtiyaçtan yola çıkarak, bu tez çalışması kapsamında Nexus olgunluk modeli tasarlanmış ve uluslararası bir proje örgütte uygulaması yapılmıştır. Modelin oluşturulması aşamasında, önce literatür taraması yapılarak ilk model belirlenmiş, nihai modele ulaşmak için Delphi tekniğinden yararlanılmıştır. Modelin uluslararası bir firmada uygulanması sürecinde, modelin her pratiğini ölçümleyebilmek için indikatörler belirlenmiştir. İndikatörlerin puanlandırılmasında planlı mülakat tekniğinden yararlanılmış, katılımcılardan yüz yüze toplantılar ile veriler toplanmıştır. Toplanan veriler nicel veriler olup, analiz çalışmasında indikatörlerin aritmetik ortalamaları alınması ve takımların başarı yüzdelerinin hesaplanması ile sonuçlar elde edilmiştir. Uygulama hipotezini test etmek için, ilk ölçüm sonuçları ile ikinci ölçüm sonuçları karşılaştırılmış ve Nexus olgunluk modelinin, Nexus çerçevesi kapsamında çevikleşmeyi arttırdığı görülmüştür. Bu tez çalışmasında, Nexus çerçevesini benimseme kararı alan proje örgütlerin, olgunluk seviyelerini ölçmeleri, daha çevik bir şirket olma yolunda kendi stratejilerini belirleyebilmeleri için bir olgunluk modeli oluşturulması hedeflenmiştir. Yapılan çalışmalar sonucunda, Nexus olgunluk modelinin hedefleri, amaçları ve pratikleri netleştirilerek kullanıcılara ve araştırmacılara örgütsel çevikleşme yolculuğunda yol gösterici nitelikte basamaklı bir olgunluk modeli sunulmuştur.

Nexus Olgunluk ModeliOlgunluk modeliProje organizasyonu+3
Pürnur Fırat
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Değişen paradigmalar doğrultusunda siber tehditlerin savunma planlamalarındaki dönüşüme etkilerinin incelenmesi

Günümüzün güvenlik ortamı, özellikle küresel boyutta bir dönüm noktası olarak kabul edilen Soğuk Savaş dönemi ile birlikte geleneksel tanımlamalarının ve çerçevesinin oldukça dışına çıkmış, farklı nitelikler kazanmıştır. Değişikliğe neden olan tehdit olguları da tamamen boyut değiştirmiş; amaçları, izlenen stratejisi, re,aksiyonları, planlama usulleri, uygulama yöntemleri, aktörleri, teknolojinin kullanımı ve coğrafi çerçevesi gibi geçmiştekilerden çok daha farklı şekillerde karşılaşılır olmuş, simetrik düzlemden çıkarak asimetrik boyutlara ulaşmıştır. Bu bağlamda; günümüzün ve geleceğe yönelik yapılacak savunma planlamalarının temelinde "belirsizlik" kavramından bahsetmek mümkündür. Uluslararası düzende yaşanan bu hızlı değişim ve dönüşüm süreci; sahip olunması gereken imkan ve kabiliyetleri başta olmak üzere barıştan itibaren sürecin tamamını etkilemeye başlamıştır. Farklı ve süratli düşünmeyi, ani ve beklenmedik durumlara, yeni tehdit türlerine süratle uyumlu olabilecek yetenekler geliştirmeyi gerektiren alışılagelenin dışındaki savunma anlayışlarıyla birlikte, paradigma değişimlerinin kaçınılmaz olmuştur. Teknolojinin ve bilişim dünyasının süratli akışı içerisinde yaşanan değişim ve gelişmeler, paradigma değişimlerine esas teşkil eden asimetrik tehdit türlerine yeni bir boyut daha eklemiştir: Siber Tehditler. Siber uzaya olan bağımlılık gün geçtikçe artmaktadır, bu yüzden siber tehditlerin çok geniş bir alanda faaliyet göstermesi ve klasik saldırılarda ne daha yıkıcı etkilere ulaşabilmesi nedeniyle, savunma planlamalarında öncelik verilmesi gerekmektedir. Belirtilen hususlar dahilinde çalışmanın amacı; savunma planlamalarındaki tarihsel süreç içerisinde meydana gelen paradigma değişimine sebep olan dönüm noktalarını ele almak suretiyle söz konusu değişikliklerin temelinde yatan ihtiyaçları açıklamak ve değişimlere ihtiyaç teşkil eden asimetrik tehdit türlerinden siber tehditleri, örnekleri ve etkileri üzerinden ele alarak, savunma planlamalarındaki yerlerini ortaya koyabilmektir. Ayrıca gerek Türkiye'nin gerekse ulaşılabilen veriler doğrultusunda örneklem olarak ele alınan diğer ülkelerin siber tehditlere yönelik; stratejilerini, planlamaya yönelik görev ve sorumluluklarını, teşkilatlanmaları çerçevesinde siber tehditlerin savunma planlama anlayışlarındaki dönüşüme etkilerine yönelik durum tespiti yapılmaya çalışılmıştır.

Asimetrik tehditlerSavunmaSavunma politikası+4
Görkem Kılınççeker
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uygulamalı girişimcilik eğitiminin girişimcilik eğilimi üzerindeki etkisi: Mühendis adayları üzerinde bir uygulama

Girişimcilik, yaratıcı fikirlerin ticarileştirilmesi ve uygulamaya geçirilmesi ile ekonominin can damarı olmaktadır. Girişimciliğin yaygınlaştırılması için yürütülen uygulamalı girişimcilik eğitimleri, özellikle KOSGEB'in bu eğitimlerin düzenlenmesi ve katılımcılara aktarılması hususundaki çalışmaları ile hız kazanmıştır. Bu süreçte üniversite eğitimine devam eden bireylere yönelik yapılan uygulamalı girişimcilik eğitimleri ile girişimcilik bakış açısının kazandırılması amaçlanmıştır. Bu anlamda özellikle de ürün geliştirme potansiyeli yüksek olan mühendis adayların girişimcilik eğilimlerinin artırılması adına yapılacak eğitimler daha da önemli hale gelmiştir. Bu maksatla yapılan araştırmanın amacı, uygulamalı girişimcilik eğitiminin mühendis adaylarının girişimcilik eğilimlerinde anlamlı bir farklılık yaratıp yaratmadığının belirlenmesidir. Araştırmanın teorik gerekçesi, Fishbein ve Ajzen'in Planlı Davranış Kuramı'na dayanmaktadır. Araştırma verileri, girişimcilik ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi, Kars ilindeki iki mühendislik bölümünden (biyomühendislik ve makine mühendisliği) Şubat (eğitim öncesi) ve Temmuz (eğitim sonrası) 2016 tarihleri arasında toplanan 81 mühendis adayından oluşmaktadır. Önerilen hipotezler, nicel bir araştırma kapsamında bağımlı örneklem t-testleri ile test edilmiştir. Araştırma sonucunda, eğitim sonrası girişimcilik eğilimlerinin eğitim öncesi girişimcilik eğilimlerinden anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte normal öğretim programlarında eğitim alan katılımcıların girişimcilik eğilimlerinin ikinci öğretim programında olan katılımcılara göre anlamlı derecede yüksek olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulgularından hareketle gelecekte yapılması planlanan uygulamalı girişimcilik eğitimlerinin özellikle gün içerisindeki saatlerde yapılması önerilmektedir. Ayrıca sonuçlar, girişimcilik eğitimi konusundaki araştırmacılar, uygulayıcılar ve politika yapıcılar açısından da tartışılmıştır.

GirişimcilikGirişimcilik eğilimiGirişimcilik eğitimi+3
Harun Yıldız
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgi paylaşımı, entelektüel sermaye ve firma performansı arasındaki ilişkiler

Bilgi paylaşımı son yıllarda yenilik yönetimi literatüründe oldukça dikkat çekmekte ve teorik çalışmalar konuya ilişkin birçok araştırma problemini not etmektedir. Bugünlerde ise bahsedilen en önemli ve özel konulardan biri yenilikçilik kalitesi ve entelektüel sermaye değişkenleri aracılığıyla bilgi paylaşımının firma performansı üzerindeki rolünün açıklanmasıdır. Bu çerçevede araştırmalar bir takım modeller ileri sürmüşlerdir. Buna rağmen, açık ve örtülü bilginin paylaşımı, entelektüel sermaye değişkenleri, yenilikçilik kalitesi ve firma performans değişkenleri arasındaki ilişki hakkında çok az bilgi edinilmektedir. Bu nedenle tez çalışmasının amacı bilgi paylaşımı ve firma performansı arasındaki ilişkiye dair daha doğru bir anlayış geliştirmek üzere ampirik kanıtlar üretmektir. Bu bağlamda, 161 çalışan üzerinde gerçekleştirilen araştırma ile 1) açık bilgi paylaşımının yapı ve insan sermayesini pozitif etkilediği, 2) örtülü bilgi paylaşımının bütün entelektüel sermaye değişkenlerini pozitif etkilediği, 3) yapı ve ilişkisel sermaye değişkenlerinin yenilikçilik kalitesini geliştirdiği, 4) yenilikçilik kalitesinin operasyonel performansı arttırdığı ve 5) operasyonel performansın finansal performansı yükselttiği tespit edilmiştir.

Bilgi paylaşımıEntelektüel sermayeFirma performansı+2
Ali Beydoğan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin yeşil ürün satın alma farkındalıklarının demografik değişkenlere göre incelenmesi: Malatya örneği

İşletmelerde pek çok alanda kolaylıklar sağlayan teknolojik gelişmeler, aynı zamanda atıkların artmasına ve doğal çevrede bozulmalara sebep olmaktadır. Bu bozulmalar, üretim süreçlerinin yanı sıra ürünlerin tüketiminden de kaynaklanmaktadır. Durumdan endişe duyan bilinçli tüketiciler, çevreci (yeşil) ürün ya da hizmet satın alma davranışlarının çevre üzerinde büyük bir etki oluşturabileceğini fark etmişlerdir. Çevre bilincine sahip tüketiciler daha çok çevre dostu tutum sergilemekte; tutumlar da tüketicilerin yeşil ürün satın alma davranışlarını artırmaktadır. Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin yeşil ürün satın alma farkındalıklarını demografik değişkenler doğrultusunda incelemektir. Malatya Merkez'de (Battalgazi ve Yeşilyurt) bulunan tüketiciler örnekleminde yürütülen araştırmada, tüketicilerin çevre bilinçleri ve yeşil ürün satın alma davranışları ile "cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma, yaş, eğitim ve gelir düzeyleri, meslek grubu" değişkenleri arasındaki ilişkiler ve farklılıklar belirlenmiştir. Çalışmada 417 katılımcıdan çevrimiçi anket yoluyla elde edilen veriler, Windows için IBM SPSS 23.0 ve IBM AMOS 26.0 programlarıyla analiz edilmiş ve bulgular elde edilmiştir. Sonuçlar; çevre bilinci ile yeşil ürün satın alma arasında pozitif yönlü bir ilişki bulunduğunu, tüketicilerin çevre bilinçlerinin "cinsiyet, medeni durum, çocuk sahibi olma ve yaş" değişkenlerine göre farklılaştığını göstermektedir. Yeşil ürün satın alma davranışlarında "yeşil ürün bilgisi, sağlık ve güvenlik, satın alma niyeti" konularının ön plana çıktığı; davranışları farklılaştıran en etkili değişkenlerin "medeni durum, çocuk sahibi olma, yaş", en az etkili değişkenlerin "gelir ve eğitim düzeyleri" olduğu ortaya konmuştur. Çalışmada ayrıca, tüketicilerin yeşil ürünlere daha fazla para ödemeye gönüllü oldukları görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Malatya yeşil tüketici, yeşil tüketici farkındalığı, yeşil satın alma davranışı, çevre bilinci, Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) Hedef 12, sürdürülebilir tüketim.

Birgül Derin
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

2008-2013 yılları arasında faaliyet gösteren mevduat bankalarının etkinliklerinin ölçülmesi

Bu çalışmada küresel ekonomiyi olumsuz etkileyen finansal kriz ve aşırı para arzının olduğu 2008-2013 yılları arasında faaliyet gösteren mevduat bankalarının etkinlikleri ölçülmektedir. Bu amaç doğrultusunda Veri Zarflama Analizi yöntemi detaylı bir şekilde incelenerek yaygın bir şekilde kullanılan CCR ve BCC modelleri ile çözümleme yapılmış ve yöntemin uygulama aşamaları açıklanmıştır. VZA, Türkiye'de 2008–2013 yılları arasında sürekli olarak faaliyet gösteren 26 adet mevduat bankasının verileriyle yapılmıştır. Modellerin çözüm aşamasında DEA Solver (Data Envelopment Analysis Solver) programı kullanılmıştır. Elde edilen bulgular sonucunda, 2011 yılı Türk Bankacılık Sektöründe toplam etkinliğin en yüksek olduğu yıldır. Bu yıl içerisinde, yabancı sermayeli bankalar en yüksek etkinlik değerlerine ulaşmışlardır. Diğer yandan 2009 yılı hem kamu sermayeli mevduat bankaları için hem de özel sermayeli mevduat bankaları için en etkin yıl olmuştur. Toplam etkinliğin en düşük olduğu yıl ise 2012 yılıdır. Bu yılda kamu sermayeli mevduat bankaları etkin değildir, yabancı sermayeli mevduat bankaları ise en düşük etkinliğe sahiptir. Kamu sermayeli mevduat bankaları 2013 yılında da etkin olmadığı ortaya çıkmıştır. Özel sermayeli mevduat bankaları için ise etkin olmadığı yıl yoktur. Tüm bu bulgular sonucunda 2008-2013 yılları arasında faaliyet gösteren mevduat bankaları için etkin olmayan bankalara referans kümeleri oluşturularak iyileştirme önerilerinde bulunulmuştur.

BankalarEtkinlikMevduat bankaları+1
Nur Kuban Torun
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesi üzerine etkisi: Bağımsız denetçiler üzerine bir araştırma

Günümüzde finansal tablolara ilişkin güvenilir bilgiye olan gereksinim giderek artmaktadır. Bu bilgilerin doğruluğu ve güvenilirliği ise bağımsız denetim aracılığı ile sağlandığından, bağımsız denetimin kalitesi giderek önem kazanmaktadır. Bağımsız denetim faaliyetlerinin kaliteli olarak gerçekleştirilmesi bağımsız denetçinin sorumluluğundadır. Dolayısıyla bağımsız denetim kalitesini belirleyen en önemli etkenlerden biri, bağımsız denetçi görüş ve tutumlarıdır. Bu araştırmanın amacı, mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesine etkisini belirlemektir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, bağımsız denetçilerin mesleki aidiyete yönelik tutumlarını tespit etmek için mesleki aidiyet ölçeği, bağımsız denetim kalitesine ilişkin bağımsız denetçi görüşlerini saptamak için bağımsız denetim kalitesi anketi ve kişisel bilgiler anketi kullanılmıştır. 103 bağımsız denetçiden elde edilen veriler, keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, mesleki aidiyetin bağımsız denetim kalitesini doğrudan etkilediği görülmüştür.

Ait oluş sorunuBağımsız denetimDenetçiler+1
Gül Yeşilçelebi
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Stratejik uyumun işletmenin finansal performansına etkisi: Borsa İstanbul'da işlem gören imalat işletmeleri üzerinde bir araştırma

Örgüt kuramı ve stratejik yönetim alanlarında işletmelerin örgütsel unsurları ile çevreleri arasında uyum sağlanmasının performanslarını arttıracağına yönelik kuramsal tartışmalar devam etmektedir. Bu tez çalışmasının amacı, işletmelerin strateji-örgüt yapısı uyumuna, strateji-çevre uyumuna ve örgüt yapısı-çevre uyumuna ayrı ayrı sahip olmalarının ve bu değişkenlerin birlikte ele alınmasıyla oluşan çok değişkenli stratejik uyuma (strateji- çevre-örgüt yapısı) sahip olmalarının finansal performanslarına etkilerini sınamaktır. Bu kapsamda Borsa İstanbul'da işlem gören 111 imalat işletmesinden hazırlanan soru formu aracılığıyla toplanan veriler farklı stratejik uyum yaklaşımları çerçevesinde ele alınmış ve düzenleyici değişkenli çoklu regresyon analizi, profilden sapma analizi ve kümeleme analizi teknikleri ile test edilmiştir. Araştırma sonuçları, işletmelerin örgüt tasarımlarında stratejilerinin, örgüt yapılarının ve çevresel koşullarının eş zamanlı olarak ele alınmasının ve birbirleriyle tutarlı olmasının, yani stratejik uyuma sahip olmalarının finansal performanslarını arttırdığını ortaya koymuştur. Anahtar Kelimeler: Stratejik uyum, strateji, çevre, örgüt yapısı, koşul bağımlılık kuramı, konfigürasyon yaklaşımı, finansal performans, düzenleyici değişkenli düzenleyici değişkenli çoklu regresyon analizi, profilden sapma analizi, geştalt.

Finansal performansRekabet stratejileriStrateji+4
Burcu Şefika Doğrul
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Yatırım projelerinin değerlendirilmesinde evrimsel algoritma kullanımı yap işlet devret modeli altyapı projesi üzerine bir uygulama

Altyapı projelerinin gerçekleştirilmesinde Yap-İşlet-Devret (YİD) modeline duyulan ilgi giderek artmaktadır. YİD projeleri sayesinde, altyapı projelerinin gerçekleştirilmesindeki devletin riskleri ve ödülleri özel sektöre devredilmektedir. YİD projelerinin başarılı bir biçimde uygulanması; proje sponsorlarının YİD proje ihalesini kazanma ve dış fon ihtiyacı için borç bulma olasılıklarını yükselten bir yapının oluşturulabilmesine bağlıdır. Borç/özsermaye oranı, imtiyaz süresi ve fiyat değişkenleri YİD projelerindeki kritik finansal unsurlardır. Bu yüzden bunlar, proje sponsorlarının olduğu kadar projeye taraf olanların çıkarlarını da gözetecek bir biçimde tasarlanmalıdır. Bu çalışmanın amacı bir YİD yatırım projesinin fizibilite çalışmasının tamamlanmasının ardından gerçekleşen YİD proje değerlendirme aşamasında karar alıcılar için makul bir kâr marjı altında, tüm gerekli finansal kısıtlamaları karşılayan ve kritik finansal faktörlerin optimum bileşimini belirleyen finansal optimizasyon modelleri geliştirmektir. Söz konusu bu modeller proje sponsorlarının bakış açısından YİD ihalesinin kazanma ve borç bulma olasılığını azami hale getirme hedeflerini içeren finansal modellerin ve optimizasyon modellerinin bir kombinasyonudur. Bu çalışmada, projeye finansal canlılık sağlayan önemli finansal unsurlar en uygun biçimde bütünleştirilerek proje finansmanıyla ilgili yeni bir yaklaşım ortaya konmuştur. Optimizasyon denklemleri ve kısıtları, dinamik yöntemler olan indirgenmiş nakit akımı analizine dayanarak geliştirilmiş ve amaç fonksiyonunun lineer olmayan davranışı için gerçek kodlu Evrimsel Algoritma kullanılarak hesaplamalar yapılmıştır. Böylelikle finansal karar verme sürecine daha etkin ve verimli bir destek sağlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yap-İşlet-Devret, Proje Değerlendirme, Optimizasyon, Evrimsel Algoritma, Diferansiyel Evrim

Evrimsel algoritmalarOptimizasyonProje değerlendirme+3
Elif Acar
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Marka topluluğundan beklenen faydalar ve markaya adanmışlık ilişkisi: Gnctrkcll marka topluluğu üyeleri üzerinde bir araştırma

Sanal marka toplulukları tüketicilerin birbirleriyle etkileşime geçmesini sağlayan araçlardan biridir. Aynı zamanda günümüzde tüketicisine ulaşmak isteyen işletmelerin kullandığı yeni bir pazarlama kanalı olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'de faaliyet gösteren Turkcell markasının kurmuş olduğu Gnctrkcll marka topluluğunu kapsayan bu araştırmada, temel olarak sanal marka topluluklarının katılım düzeylerini, topluluğa katılımdan beklenilen faydaları belirlemeyi ve belirlenen faydaların markaya adanmışlık düzeyini nasıl etkilediğini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Adanmışlık düzeyiMarkaMarka toplulukları
Melda Pek
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

B2B pazarlama iletişiminde sosyal medya kullanımı: Keşifsel bir çalışma

Dijital teknolojilerin gelişimi ile birlikte insanlar iletişim için yeni kanallara sahip olmuşlardır. Bu kanalların en önemlisi olan internetin kullanıcılarına sunduğu en büyük iletişim aracı sosyal medyadır. Sosyal medya platformlarındaki yoğun trafiğe kayıtsız kalmayan işletmeler, pazarlama iletişimi faaliyetlerini söz konusu platformlara taşımakta gecikmemişlerdir. Sosyal medya başta olmak üzere dijital medya, pazarlama iletişimi anlayışını başka bir boyuta taşımıştır. Sosyal medyanın işletmelerce etkin ve faydalı kullanımı akademik ve pazar tabanlı olarak ilgi çeken bir konudur. Literatürde konu ile ilgili pek çok çalışma bulunmakla birlikte, B2B pazarları konu alan çalışmalar sınırlı kalmıştır. Bu çalışma, alandaki söz konusu çalışma azlığından yola çıkarak ilgili leteratüre katkıda bulunmak amacıyla B2B işletmelerin sosyal medya platformu tercihlerini belirlemeyi ve hesaplarında paylaştıkları içerikleri pazarlama iletişimi kapsamında sınıflandırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, paylaşılan içeriklerin etkileşimsel performansları da ölçümlenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla 40 adet B2B firmaya ait 86 Türkçe sosyal medya hesabındaki toplam 6735 adet gönderi incelenmiştir. Araştırmada, sınıflandırma için nitel yaklaşımlı içerik analizi kullanılmış ve paylaşımların iletişimsel performansı etkileşim oranları hesaplanarak ölçülmüştür. Araştırma sonuçları B2B işletmelerin kapsamlı sosyal medya stratejilerinden yoksun olduklarını ve içerik paylaşımında B2C işletme hesaplarını taklit etme eğiliminde olduklarını ortaya koymaktadır.

Endüstriyel pazarlamaPazarlama iletişimiSosyal medya+1
Tahsin Perçin Batum
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası fuarların katılımcı işletmelere etkileri: Marmomacc Taş Tasarımı ve Teknolojisi Fuarı katılımcı işletmeleri üzerine bir araştırma

Uluslararası pazarlama karması öğelerinden biri olan tutundurma kavramı, işletmelerin üzerinde durması gereken önemli bir kavramdır. Bir tutundurma aracı olan fuarlar, işletmelerin uluslararasılaşmaları ve hedef pazar seçiminde belirleyicidir. Küreselleşme ile birlikte uluslararası fuarlar özellikle son yıllarda önemli bir yere sahiptir. Uluslararası fuarların işletmeler açısından etkilerini inceleyebilmek için fuarların katılımcı işletmelerle ilişkilendirilmesi gerekmektedir. Bu tür bir ilişkilendirme, uluslararası işletmelerin katılım gösterdikleri uluslararası fuarların avantaj ve dezavantajlarını inceleyebilmesini sağlamaktadır. Bu çalışmada, uluslararası fuarların, katılımcı işletmeler üzerine etkileri literatürdeki kavramlar ve analizlerden yararlanılarak incelenmiş ve uluslararası fuarların işletmeler açısından yarattığı etkiler analiz edilmiştir. Verilen teorik bilgi, İtalya'nın Verona kentindeki 'Marmomacc Taş Tasarımı ve Teknolojisi Fuarı (Marmomacc Stone Design and Technology Fair)' isimli uluslararası mermer/doğaltaş fuarında yapılan nicel araştırma sonuçları ile ilişkilendirilmiş ve uluslararası fuarların katılımcı işletmeler açısından önemli etkileri olduğu sonucuna varılmıştır.

FuarlarPazarlamaTutundurma+6
Avşar Baş
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Organizasyonlarda stratejik duygusal zeka kullanımı Makyavelizm ilişkisi ve çatışma yönetimine yansıması: Tasarım mühendisliğinde bir araştırma

Duygusal zeka ve çatışma yönetimi kavramları üzerinde sıkça araştırma yapılan ve şirketlerin ilgisini çekebilmiş kavramlar olarak hem ülkemizde hem de dünyada öne çıkmaktadır. Çalışanlardan ve yöneticilerden yeterince verim alınıp alınamayacağı henüz kişiler pozisyonlara kabul edilmeden önce, gerek duygusal zeka, gerek Makyavelizm gerekse bu iki kavramın incelendiği kişilik testleri ile anlaşılmaya çalışılmaktadır. Bu testlerde ön kabul olarak duygusal zekası yüksek kişilerin çalışma ortamlarına daha uygun olduğu varsayımı kullanılmaktadır. Bu çalışma kapsamında ise özellikle son yıllarda ortaya atılan duygusal zekanın kişinin çıkarları doğrultusunda kullanımı ve kullanımın kişinin Makyavelizm düzeyi ile ilgisi ile bu ilişkinin çatışma yönetiminde kullanılan stillere etkisi incelenmektedir. Araştırma bir tasarım mühendisliği bölümünde çalışan çoğunluğu mühendis, 104 yönetici ve çalışanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara yetenek tabanlı duygusal zeka testleri olan STEM ve STEU, Makyavelizm düzeylerini ölçmek için MACH IV ve çatışma yönetim stillerini belirlemek için ROCI-II testleri uygulanmıştır. Sonuçlar t testi, ANOVA, Pearson korelasyon testi ve hiyerarşik regresyon analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda Makyavelizm'in duygusal zeka ile çatışma yönetimi arasındaki ilişkiyi yordaladığı kısmen kabul edilmiştir. Duygusal zekası yüksek katılımcıların Makyavelizm düzeyleri de yüksek olduğu zaman çatışma durumunda kendilerine yönelik ilgisi yüksek çatışma yönetim stillerini daha çok kullandıkları sonucuna varılmıştır. Bu yönüyle duygusal zekanın bir kişilik özelliği değil bir yetenek olduğu ve kişisel amaçlar içinde kullanılabilirliği konusundaki araştırmalara katkı sağlanmıştır.

Duygusal zekaGruplararası çatışmaKişiler arası çatışma+5
Türker Özcihan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

BİSTt-100 endeksi ile makroekonomik değişkenler arasındaki nedensellik: 2005-2015 yılları arasında Türkiye uygulaması

Çalışmada BİST-100 Endeksi'ni etkileyen makroekonomik faktörler arasında ilişkinin varlığı ve yönü araştırılmıştır. "Çoklu Doğrusal Regresyon" analizi ile makroekonomik faktörlerin birleşik halde etkisi, "Granger Nedensellik Testi" ile yönü tespit edilmiştir. Bağımlı değişkenimiz BİST-100 Endeksi için, günlük kapanış fiyatlarının oluşturduğu aylık ortalama baz alınmıştır. Bağımsız değişkenlerimiz; para arzı, enflasyon, döviz kuru, faiz oranları, altın fiyatları, öncü göstergelerden oluşan makroekonomik faktörlerdir ve bunların da gün sonu fiyatlarından oluşan aylık ortalama değerleri analiz edilmiştir. Çalışmada analiz edilen veriler, TCMB web sayfasından temin edilmiş olup, Aralık 2005- Haziran 2015 tarihleri arasındaki aylık ortalama değerleri kapsamaktadır. Çalışma sonucunda, "para arzı" ve "altın fiyatları" dışında tüm faktörlerin BİST-100 Endeksi ile "tek yönlü nedensellik ilişkisi" olduğu anlaşılmıştır. BİST-100 Endeksi enflasyon, faiz oranları değişkenlerinden negatif etkilenirken, öncü göstergeler endeksinden pozitif yönlü etkilenmektedir. Ayrıca BİST-100 endeksi, döviz kuru fiyatlarını ise negatif yönde etkilemektedir. Oluşturulan "VAR" modeli sonucu zaman serisi verileri durağan hale getirildiği için, uzun dönemli etkileri yerine "Granger Nedensellik Testi" ile 1 (ay) dönemlik gecikmelere bakılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bist-100 Endeksi, Makroekonomik Faktörler, Çoklu Doğrusal Regresyon, VAR, Granger Nedensellik Testi.

Borsa endeksiBorsa İstanbulGranger Nedensellik Testi+6
Muhammed Emin Aykut
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında hizmet kalitesi:Eskişehir'de bir araştırma

Günümüzde hizmet kalitesi, işletmelere rekabet gücü kazandıran önemli bir konudur. Özel sektörden sonra kamu sektöründe de hizmet kalitesinin insanlar tarafından talep edilmeye başlaması, araştırmaları hizmet kalitesinin ölçülmesine yöneltmiştir. Özellikle çok şubeli örgütlerde bütün şubelerde aynı (yüksek) hizmet kalitesinin sağlanması önemlidir. Ancak bu standart sağlanırsa bütün olarak örgütün hizmet kalitesinden bahsetmek mümkündür. Aksi takdirde merkezde alınan kararların merkezden uzaktaki şubelerde ne derecede icra edildiği şüphelidir. Diğer yandan, son yıllarda kamu kurumlarının hizmet kalitesini arttırarak bazı özel sektör firmalarıyla birlikte KALDER Ödülü alması, önemli bir gelişmedir. Bu araştırmada çok şubeli bir kamu kurumu olan Anadolu Üniversitesi seçilmiştir. Öğrencilere hizmet kalitesinin ölçülmesinde sık kullanılan bir ölçek olan SERVQUAL Ölçeğinin aslına bağlı kalınarak oluşturulmuş anket formu doldurtulmuştur. Beş hizmet kalitesi boyutunun değerlendirilmesiyle elde edilen verilere göre, genel olarak hizmet kalitesinin öğrencilerin beklentilerini karşılamasında sorunlar olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin algıladıkları hizmet kalitesinin cinsiyet, yaş ve öğrencilik tecrübesine göre farklılık göstermesi ve bu farklılıkların beş boyut açısından değerlendirilmesi araştırmanın diğer bulgularıdır. Ayrıca araştırmaya katılan 396 öğrenci, hizmet kalitesi boyutlarının önem sırasını kendilerine göre puanlayarak, fiziksel özellikler, güvenilirlik, heveslilik, güven ve empati olarak belirlemiştir. Anahtar Kelimeler: Kalite, Hizmet Kalitesi, SERVQUAL

EskişehirHizmet kalitesiKalite+2
Yeliz Ayan
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu işletmelerde örgütsel yapıya dair farklılıklar ve çok uluslu işletmelerin Türkiye'deki yönetim yapıları

İnsanların birlikte yaşama alışkanlıkları ile ortaya çıkmış olan kültür kavramı toplulukların çeşitlenmesi ile anlam kazanmıştır. Çok sayıda unsuru barındıran bu kavram bir arada çalışma alışkanlıkları ile işletmelere taşınmıştır. Ulusların arasında mesafelerin çok olduğu dönemlerde işletmeler daha çok yerel kültürlerden etkilenmişlerdir. Globalleşmenin etkisi ve gelişen teknoloji ile birlikte uluslar arasındaki mesafeler kısalmıştır. Bu durum çok uluslu işletmelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Çok uluslu işletmeler gittikleri her yeni ülkede ya da bünyelerine kattıkları farklı ulustan her çalışanda hakim olan yerel kültürün haricinde farklı kültür boyutları ile karşılaşmışlardır. Ortaya çıkan kültürel farklılıklar yeni bir inceleme alanı olmuş; öyle ki bu farklılıkların işletme başarısına ve devamlılığına doğrudan etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu sayede örgüt kültürünün önemini arttırmış ve örgüt kültürü ile ilgili modellerin ortaya çıkmıştır. Prof. Hofstede öncülük ettiği bu modelleri belirli boyutlar altında toplamış ve aynı işletmenin farklı iştiraklerinde ayrıştırılan boyutları incelemiştir. Çalışmada örgüt kültürü ve Hofstede'nin örgüt kültürü modeli incelenerek Türkiye'de Telekomünikasyon sektöründe yer alan çok uluslu işletmelerde bu kavramlar röportaj yöntemi ile araştırılmıştır. Dikkat edilen unsur doğu kültürü olan Çin kültüründen Huawei ve batı kültürü olan Birleşik Krallık kültüründe Vodafone gibi iki farklı ancak birlikte çalışan işletmenin incelenmesi olmuştur.

Hofstede, GeertKültürel farklılıkTelekomünikasyon+6
Erhan Bayram
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Açık inovasyon ve tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarını etkileyen faktörler

Ekonomik büyümenin temel dinamiklerinden biri olan inovasyon sürecinde işletmelerin paydaşları ile olan işbirliği giderek artmaktadır. Birlikte yaratma olarak adlandırılan bu yaklaşım da özellikle açık inovasyon platformlarında birçok alanda yenilikçi fikir üretimi tüketiciler ile birlikte gerçekleştirilmektedir. Bu araştırmada, tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarını etkileyen faktörlerin ortaya konması amaçlanmaktadır. Bu amaca ulaşmak için Planlı Davranış Teorisi temel alınarak değişkenler oluşturulmuş, araştırma modeli ile uyumlu bazı farklı değişkenler de eklenerek model genişletilmiştir. Araştırma Türkiye'de faaliyet gösteren bir açık inovasyon platformuna üye olan örneklem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda tüketicilerin birlikte yaratma davranışına yönelik tutumları, algıladıkları hakimiyet, öznel norma ilişkin algıları betimlenmiş, bu değişkenler ile katılım niyeti arasındaki ilişki ortaya konmuştur. Ayrıca sürece ilişkin algıladıkları risk ve yararların tutum üzerindeki etkisi belirlenmiştir. Araştırma sonuçları tüketicilerin birlikte yaratma davranışlarına yönelik olumlu bir tutum sergilediklerini ve tutumun katılım niyeti üzerinde etkili olduğu göstermektedir. Algıladıkları psikolojik ve sosyal yararlar tutumu olumlu yönde etkilerken, finansal risk ve yararların tutum üzerinde bir etkisi olmadığı görülmektedir. Ayrıca birlikte yaratma sürecine yönelik algılanan davranışsal hakimiyetin niyet üzerinde yüksek etkiye sahip olduğu ortaya konmuştur. Birlikte yaratma ile ilgili toplumsal baskıdan söz etmek mümkün değildir. Anahtar Kelimeler: Açık inovasyon, birlikte yaratma, inovasyon, planlı davranış teorisi

Açık inovasyonBirlikte değer yaratmaPlanlı Davranış Kuramı+4
Ceyda Ovacı
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Vadeli işlemler piyasası araçlarına yatırım kararı oluşturmada çapraz kesit ve zaman serisi momentum stratejilerinin kullanılması: Borsa İstanbul uygulaması

Finans alanında momentum oldukça önem gösterilen bir konu haline gelmiştir. Klasik olarak momentum çapraz kesit üzerinden oluşturulan bir stratejiyi belirtmektedir. Çapraz kesit stratejilerinin yanında son dönemde zaman serisi stratejileri ortaya çıkmıştır. Vadeli işlemler piyasası sözleşmeleri momentum stratejilerinde uygun araçlar olabilmektedir. Türkiye açısından momentum stratejileri hisse senedi piyasası bağlamında az sayıda çalışma tarafından incelenmiş ve anlamlı bulgular elde edilememiştir. Bu farklılığın vadeli işlemler piyasasında yeni geliştirilen stratejiler ışığında ele alınması literatüre önemli katkılarda bulunabilecektir. Çalışmada stratejilerin karlı bir şekilde uygulanabilirliğinin sınanması amacıyla pozitif anormal getirilerin varlığının testi gerçekleştirilmiştir. Olağan en küçük kareler, Bootstrap ve MM tahmini yöntemleri kullanılarak regresyon denklemleri üzerinden varlık fiyatlamada Dört Faktörlü Model'de yer alan alfa katsayılarının anlamlılığı analiz edilmiştir. Analiz bulgularında sadece bazı gözlem ve yatırım dönemleri için momentum stratejileri pozitif ve anlamlı bulunmuştur. Pasif stratejinin ise tüm tahmin yöntemlerinde bütün bazda strateji üzerinden ve BİST 30 sözleşmesi için anlamlı getiri sağladığı bulgusuna ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları momentumun etkin piyasalara karşı bir anomali olarak adlandırılması bulgularını güçlü bir şekilde destekler nitelikte değildir. Araştırma, pasif stratejilerin anlamlı olarak geçerliliğini öne sürmüştür. Türkiye açısından literatürle uyumlu bulgular elde edilmiştir. Yatırımcıların, momentum stratejilerinde Türkiye vadeli işlemler piyasası varlıklarını dahil ederken temkinli olmaları gerektiği anlaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Momentum Stratejileri, Vadeli İşlemler Piyasası, Anormal Getiriler, Dört Faktörlü Model

Borsa İstanbulMomentum yatırım stratejisiVadeli işlem piyasaları+7
Alp Polat
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00