Ondokuz Mayıs University
Discipline

Klinik Sinir Bilimler Anabilim Dalı

Ondokuz Mayıs University

5

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

5 Theses
Master'sOpen AccessTR

İşitsel ve görsel seyrek uyaran paradigması ile elde edilen ortalama p300-olaya ilişkin potansiyelinin 50 yaş ve üzeri sağlıklı yaşlılarda modalite etkisinin incelenmesi

AMAÇ: Bu çalışmada 50 yaş ve üzeri örneklemde işitsel ve görsel iki uyaranlı seyrek uyaran paradigması ile elde edilen P300 olaya ilişkin potansiyel bileşeni için, tepe ve ortalama genlik ile tepe latans değerlerinde, duyusal modalite kaynaklı farkların incelenmesi hedeflenmiştir. YÖNTEM: Çalışmada ilk olarak sıra etkisinin varlığı incelenmiştir. Bunun için 15 işitsel önce görsel sonra, 15 görsel önce işitsel sonra olacak şekilde kayıtları alınmış 50 yaş ve üzeri 30 sağlıklı gönüllüye ait veriler analizlere dahil edilmiştir. Modalite analizleri 50 yaş ve üzeri 105 sağlıklı gönüllüye ait veriler ile gerçekleştirilmiştir. Elektroansefalografi kayıtları esnasında işitsel ve görsel iki uyaranlı seyrek uyaran paradigması kullanılmış olup; tepe genlik, ortalama genlik ve tepe latans ölçümleri, Fz, Cz ve Pz elektrotlarından, 250-550ms aralığında yapılmıştır. BULGULAR: Analizlerde işitsel seyrek uyaran paradigmasında tepe genlik [F(2,56)=.738, p=.440], tepe latans [F(2,56)=.028, p=.903] ve ortalama genlik [F(2,56)=.669, p=.190] ölçümlerinde ve görsel seyrek uyaran paradigmasında tepe genlik [F(2,56)=2,324, p=.118], tepe latans [F(2,56)=3,309, p=.058] ve ortalama genlik[F(2,56)=.779, p=.414] bulgularında sıra etkisinden kaynaklanan bir fark görülmemiştir. Modalite analizlerinde tepe genlik [F(2,208)=47,317, p<.001] ve ortalama genlik [F(2,208)=64.793, p<.001] için anlamlı modalite ekisi görülmüş, ileri analizlerde tüm koşullarda işitsel yanıtların görsel yanıtlardan küçük olduğu bulunmuştur (tüm, p<.015). Tepe latans ölçümlerinde ise modalite etkisinin anlamlı olmadığı görülmüştür [F(2,208)=2.610, p=.092]. SONUÇ: Çalışma bulguları işitsel ve görsel seyrek uyaran paradigması ile elde edilen P300 yanıtlarının 50 yaş ve üzeri sağlıklı bireylerde duyusal modaliteye özgü farkları ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Olaya İlişkin Potansiyel, Modalite, P300, İşitsel, Görsel

Uyarılmış potansiyellerUyarılmış potansiyeller-görselUyarılmış potansiyeller-işitsel+2
İlayda Kıyı
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Akut iskemik inmeli hastalarda ilk 24 saat içinde uygulanan tedavi sonrasında prognozun değerlendirilmesi

Amaç: Serebrovasküler nedenlere bağlı ölüm ve sakatlık oranlarının yüksek olması ülke popülasyonunda tanı, tedavi ve takip süreçleri ile ilgili geniş örneklemli çalışma ihtiyacını ortaya çıkarmaktadır. Bu çalışmada, akut iskemik inme hastalarının demografik, klinik ve laboratuvar özellikleri tanımlanarak ilk 24 saatte uygulanan akut iskemik inme tedavisi sonrasında prognozun değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Yöntem: Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim ve Uygulama Hastanesi Nöroloji Servisi'ne, İnme Ünitesi ve Nöroloji Yoğun Bakım Ünitesine Ağustos 2013 ve Ağustos 2018 tarihleri arasında Akut İskemik İnme tanısıyla yatırılmış 371 hastanın, hastane elektronik veri tabanlarında yer alan tüm verilerine ulaşılarak, veriler retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Akut iskemik inme tedavisi sonrası görülen toplam komplikasyon sayısı ve komplikasyon yaşamadan taburcu olma oranları değerlendirildiğinde intravenöz tromboliz (IV tPA) alan grubun mekanik trombektomi (MT) (p=0,001) ve diğer endovasküler tedavilerden birini alan gruba göre (p=0,031) daha az sayıda komplikasyon yaşadığı, ayrıca komplikasyon yaşamadan taburcu olma oranının (%33,8) diğer gruplardan daha yüksek olduğu saptanmıştır (p=0,045). Hastane yatış sürelerine bakıldığında da yine IV tPA alan hastaların, MT uygulanan hastalar (p=0,030) ile IV tPA ve MT uygulanan hastalardan (p=0,004) daha kısa hastane yatış oranına sahip olduğu görülmektedir. Sonuç: IV tPA alan grubun diğer gruplarla karşılaştırıldığında daha iyi prognoza sahip olduğu görülmüştür. Tedavi grupları arasında oluşan bu fark, tedavi öncesi yapılan klinik değerlendirme bulguları, hastaların mevcut risk faktörleri ve demografik profilleriyle açıklanamamaktadır. Ayrıca, erkek cinsiyetin, hipertansiyon tanısının ve acile başvuru anında yüksek kan basıncına sahip olmanın ilk 24 saat içinde uygulanan tedaviden bağımsız olarak akut iskemik inme prognozunu olumsuz etkilediği gösterilmiştir. Anahtar Sözcükler: Akut İskemik İnme, İntravenöz Tromboliz, Mekanik Trombektomi, Prognoz

Beyin iskemisiPrognozTromboz+2
Bilge Yeğnidemir
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bipolar bozukluk tanılı hastaların psikososyal işlevsellikleri, sosyal problem çözme becerileri ve ilişkili nörobilişsel ve sosyal bilişsel faktörlerin incelenmesi

Giriş ve amaç: Bipolar Bozukluk (BB), psikososyal işlevsellikte ve nörobilişsel işlevlerde bozulma ile karakterizedir. Nörobilişsel bozulma ve psikososyal işlev kaybı hastalığın yalnız akut dönemlerinde değil, iyilik halinde de görülür. BB'de sosyal problem çözme süreçlerine odaklanan çalışma bulguları oldukça sınırlıdır. Çalışmanın amacı BB'de psikososyal işlevsellik ve sosyal problem çözme becerilerinin ve ilişkili nörobilişsel ve sosyal bilişsel faktörlerin incelenmesidir. Yöntem: Çalışmaya BB tanılı 45 hasta ve 45 sağlıklı kontrol alınmış, katılımcılara bilişsel yetileri ölçen bir kognitif batarya ve psikometrik test uygulanmıştır. Veriler ki kare, bağımsız gruplar t testi, Kruskal Wallis, Mann Whitney U, ANCOVA, Pearson Korelasyon Analizi ve Lineer Regresyon Analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: SK ile kıyaslandığında BB grubunda global nörobilişsel (F=23,956, df=1, p=0,001) ve sözel öğrenme ve bellek (F=6,167, df=1, p=0,015) performansında anlamlı düzeyde bozulma olduğu saptanmıştır. BB'de psikososyal işlevsellik (F=13,571, df=1, p=0,001) ve sosyal problem çözme süreçlerinde (F=12,617, df=1, p=0,001) anlamlı düzeyde gerileme olduğu belirlenmiştir. BB grubu, pozitif problem çözme aşamalarında SK'ye kıyasla daha düşük (F=5,761, df=1, p=0,019), negatif problem çözme aşamalarında ise daha yüksek puan almıştır (F=4,510, df=1, p=0,037). BB'de global nörobilişsel işlevler ve sözel öğrenme ve bellek performansının zihinsel işlevsellikle (p=0,01, GA:0,146-1,039; p=0,002, GA:0,197-0,823), yine global nörobilişsel, görsel bellek ve problem çözme süreçlerinin de sosyal problem çözme süreçleriyle ilişkili olduğu saptanmıştır. Sonuç: BB'de nörobilişsel, sosyal bilişsel, psikososyal işlevlerde ve sosyal problem çözme yetilerinde bozulma olduğu, global nörobilişsel işlevlerin ve sözel bellek işlevlerinin psikososyal işlevsellik ile önemli ölçüde ilişkili olduğu, global nörobilişsel işlevlerin, görsel bellek ve problem çözme bilişsel süreçlerinin de sosyal problem çözme yetileriyle ilişkili olduğu belirlenmiştir.

BilişBipolar bozuklukNeurobilişsel işlevler+5
Mert Çil
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bipolar bozukluk tanısı almış bireylerin nörobilişsel işlevlerinde zamana bağlı olarak meydana gelen değişimlerin incelenmesi: Kohort çalışması

Giriş ve Amaç: Bipolar bozukluk, tekrarlayan duygudurum epizotları ile karakterize bir hastalıktır. Bipolar bozuklukta nörobilişsel işlevlerde bozulma sık görülür. Güncel araştırmalar, sağlıklı kontrollerle kıyaslandığında bipolar bozukluk tanısı almış bireylerin nörobilişsel işlevlerinde anlamlı düzeyde bozulmalar olduğunu göstermektedirBu araştırmanın amacı, bipolar bozukluk tanılı bireylerin nörobilişsel işlevlerinin zamana bağlı olarak değişim gösterip göstermediğini saptamaktır. Yöntem: Bu çalışmada, 4-10 yıl önce Dokuz Eylül Hastanesi Sinirbilimler ve Psikiyatri Anabilim dallarında nörobilişsel ölçümleri yapılmış olan bipolar bozukluk tanılı hastalardan oluşan 37 kişilik bir grup nörobilişsel işlevleri açısından yeniden değerlendirilmiş, verileri bu bireylerin eski ölçümleri, ve ekibimizce yürütülmüş diğer çalışmalara katılmış olan 37 sağlıklı katılımcının nörobilişsel işlevleri ile karşılaştırılmıştır. Bulgular: Hastaların ilk ölçümlerinde kontrollere göre Sayı Sembolleri (F = 0,471; t = -2,255; p < 0,027), Sözel Akıcılık (F = 1,172; t = 2,070; p = 0,042), Wisconsin Kart Eşleme (WCST) Kategori Sayısı (Z = 370,500; p < 0,001), WCST Perseveratif Hata (Z = 806,000; p = 0,021), Görsel Kopyalama Geciktirilmiş (Z = 373,000; p = 0,43) ve Kategori Akıcılık (Z = 460,000;p = 0,015) testlerinde anlamlı düzeyde daha kötü performans gösterdikleri belirlendi. Daha sonra, hastaların ilk ölçümleri ile 4-10 yıl sonra alınan yeni ölçümleri karşılaştırılmıştır. Analiz sonucuna göre Rey İşitsel Sözel Öğrenme Testi tüm alt kategorileri (p < 0,001; p < 0,001; p < 0,001, p = 0,010), Görsel Kopyalama Testi Geciktirilmiş Hatırlama (p = 0,023), İşitsel Sessiz Harf Sıralama (p = 0,020), Sayı Sembolleri Testi (p = 0,038), Sözel Akıcılık Testi (p = 0,038), Kategorik Akıcılık Testi (p = 0,006) ve Stroop Testi (p = 0,008) puanlarının hastaların eski puanlarına kıyasla anlamlı düzeyde düşük oldukları görülmüştür. Sonuç: Bipolar bozukluk hastalarının 4-10 yıllık süre içerisinde kısa ve uzun süreli hatırlama, sözel bellek, işleyen bellek, işleme hızı ve dikkat becerilerinde bozulmalar olduğu görülmüştür. Öte yandan; hastaların görsel belleğinde ve zihinsel esneklik, geribildirimlerden yararlanma ve problem çözme gibi yürütücü işlevlerinde anlamlı düzeyde bir bozulma görülmemiştir. Anahtar kelimeler: Nörobilişsel işlevler, bipolar bozukluk, kohort, izlem çalışması

BilişBiliş bozukluklarıBipolar bozukluk+2
Bengi Balcılar
Dokuz Eylül University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Şizofreni hastalarında klozapin/norklozapin seviyesinin metabolik yan etkiler, kognitif fonksiyonlar ve işlevsellik üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışmada klozapin kullanmakta olan tedaviye dirençli şizofreni hastalarının klozapin/norklozapin oranının hastaların yaşam kalitesi, bilişsel işlevleri ve metabolik parametrelerle ilişkisinin değerlendirilmesi, klozapin kullanmakta olan tedaviye dirençli şizofreni hastalarında yaşam kalitesini yordayan faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Materyal ve Metot: Çalışmamıza 30 klozapin kullanmakta olan şizofreni hastası ve metabolik parametrelerin karşılaştırılması amacı ile 30 sağlıklı kontrol dahil edilmiştir. Şizofreni hastaları ilk olarak yarı-yapılandırılmış sosyodemografik form eşliğinde değerlendirilmiş, PANSS, ŞİLÖ, SMMT, WKET, İST, R-İSÖT testleri uygulanmıştır. Hem hasta hem de kontrol grubundan açlık kan şekeri, kan yağları, leptin ve ghrelin seviyelerini değerlendirmek için venöz kan alınmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 programına girilerek, istatistiksel analiz yapılmıştır. Bulgular: Klozapin/norklozapin oranı ile şizofreni hastalarının BKİ, metabolik parametreleri, leptin ve ghrelin düzeyleri arasında bir korelasyon saptanmamıştır (p0,05). Klozapin/norklozapin oranı ile hastaların ŞİLÖ ile değerlendirdiğimiz yaşam kalitesi arasında hem ŞİLÖ sosyal alanda ve ŞİLÖ toplam puan arasında bir korelasyon saptanmıştır (p0,05). Nörokognitif fonksiyonlar açısından değerlendirildiğinde İz Sürme Testi A arasında pozitif bir korelasyon (r: 0,524; p0,005), Rey toplam 5 arasında negatif bir korelasyon (r: -0,411; p 0,024), Standardize Mini-Mental Test puanları arasında negatif bir korelasyon (r:-0,423, p0,005) saptanmıştır. ŞİLÖ toplam puanı için yapılan Multiple Lineer Regressyon Analizinde PANSS toplam puanı, WCST Toplam Perseveratif Hata Sayısı ve Rey Yakın Bellek Puanının ŞİLÖ toplam puanı açısısından yordayıcı oldukları tespit edilmiştir. Sonuç: Çalışmamızda klozapin kullanmakta olan şizofreni hastalarının klozapin/norklozapin oranları ile yaşam kalitelerinin ve psikomotor hız, dikkat ve bellek fonksiyonları ile ilişkili olduğunu tespit ettik. Şizofreni hastalarında hastalığın şiddeti ve bilişsel fonksiyonların yaşam kalitesini yordadığını tespit ettik. Anahtar Sözcükler: Klozapin, norklozapin, şizofreni, nörobilişsel fonksiyon, yaşam kalitesi

KlozapinNeurobilişsel işlevlerNorklozapin+4
Aytül Karabekiroğlu
Ondokuz Mayıs University · Institute of Graduate Studies
2023
00