Selçuk University
Discipline

Aile Danışmanlığı ve Eğitimi Anabilim Dalı

Selçuk University

17

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

17 Theses
Master'sOpen AccessTR

Yetişkin perspektifinden kardeş kıskançlığı

Kardeş kıskançlığı, çoğunlukla çocukluk ve ergenlik dönemine ait bir olgu olarak ele alınsa da, yetişkinlikte de bu duygunun etkilerinin sürdüğü görülmektedir. Yetişkin kardeşler arasında yaşanan kıskançlık, aile içi rollerin, ebeveyn ilgisinin paylaşımının, hayatın yeni getirilerinin ve geçmişte yaşanan rekabetin devamı olarak ortaya çıkabilir. Yetişkinlikte yaşanan kardeş kıskançlığı, bireylerin yaşam doyumu, aile içi ilişkiler ve psikolojik iyi oluş üzerinde belirgin etkiler yaratabilmektedir. Bu çalışma; yetişkin bireylerin kardeşlerine karşı yaşadığı kıskançlık duygusunu sorgulamak, bu kıskançlığın yaşanmasına ne gibi durumlar sebep olmuştur ya da kardeşler arası ilişki kötüyse buna hangi tutum ve davranışlar sebep olmuştur ve de yetişkinlik döneminde kardeş ilişkisinin iyi ya da kötü oluşu; kıskançlığın varlığı ya da yokluğu bireyi nasıl etkilediğini derinlemesine incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya 18 yaş üstünde olan, evli olan, en az da 3 kardeş olan 20 yetişkin katılmıştır. Bu çalışma; nitel veri analizi yöntemiyle, nitel araştırma desenlerinden "olgu bilim (fenomenoloji)" yaklaşımı, standartlaşmış açık uçlu görüşme tekniği kullanılarak uygulanmıştır. Bu çalışmada, verilerin analizi tematik analiz tekniği doğrultusunda gerçekleştirilmiş; bu kapsamda kodlama, kategori oluşturma, alt kategori belirleme ve temaların ortaya çıkarılması süreçleri yürütülmüştür. Söz konusu analiz süreci, bilgisayar destekli nitel veri analiz programı olan MAXQDA aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, içerik analizi yöntemiyle benzer kavramlar bir araya getirilerek anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde kodlama işlemi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda ise; kardeş kıskançlığının dinamik bir süreç olduğunu, yalnızca çocukluk dönemiyle sınırlı kalmayıp yetişkinlikte de farklı yaşam evrelerinde (evlilik, ebeveyn ölümü, ailedeki yapısal değişiklikler gibi) etkisini sürdürebildiğini göstermektedir. Ayrıca, aile yapısı, ebeveyn tutumu, kardeşler arası farklılıklar, eşlerin etkisi ve iletişim becerileri gibi çok boyutlu faktörlerin kardeş kıskançlığını etkilediği ortaya konmuştur. Çözüm yollarının ise bireysel, ailevi, iletişim ve değer-duygu temelli çözüm yolu olarak çeşitlendiği, yetişkinlikte bireyin aktif rol üstlenerek bu süreçle başa çıkabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

Atiye Öztürk
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik sağlamlık, öz şefkat ve evlilik doyumu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, evli bireylerin psikolojik sağlamlık, öz şefkat ve evlilik doyumu düzeyleri arasındaki ilişki ve psikolojik sağlamlık ve öz şefkat değişkenlerinin evlilik doyumunu ne derecede yordadığı incelenmiştir. Araştırmaya Kahramanmaraş ili merkez Dulkadiroğlu ilçesinde yaşayan 216 (%70.8) kadın, 89 (%29.2) erkek olmak üzere toplam 305 evli birey katılmıştır. Veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu (KBF), Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği (YPDÖ), Öz Duyarlık Ölçeği (ÖDÖ) ve Evlilik Doyumu Ölçeği (EDÖ) kullanılmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni evlilik doyumu, bağımsız değişkenleri ise psikolojik sağlamlık ve öz şefkattir. Bu araştırma ilişkisel tarama modeline göre düzenlenmiş betimsel nitelikte bir araştırmadır. Psikolojik sağlamlık ve öz şefkat yordayıcı değişkenlerinin evlilik doyumunu ne derecede yordadığını belirleyebilmek için Standart Çoklu Regresyon Analizi, değişkenler arasındaki ilişkileri tespit edebilmek için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Bu araştırmanın sonucunda psikolojik sağlamlık ve öz şefkat değişkenlerinin çiftlerin evlilik doyumunu anlamlı şekilde yordadığı belirlenmiştir. Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Öz Duyarlık Ölçeği toplam puan ortalamalarının, Evlilik Doyumu Ölçeği toplam puan ortalamalarını ve EDÖ Aile, Cinsellik ve Benlik alt ölçek toplam puanlarını olumlu yönde anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Ayrıca EDÖ toplam puanları ve EDÖ Aile, Cinsellik ve Benlik alt ölçek toplam puanları ile YPDÖ ve ÖDÖ toplam puanları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı ilişki olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılarak değerlendirilmiş; yapılacak olan uygulamalara ve araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

İlknur Eken
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin benlik saygısı düzeyleri ile evliliğe yükledikleri anlam arasındaki ilişkinin incelenmesi

Toplumun en küçük birimi ailedir. Aile ise iki insanın hayatını birleştirerek evlenmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Evliliklerin sağlıklı ve uyumlu bir şekilde ilerleyebilmesini sağlayan bazı faktörler bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de benlik saygıdır. Bireylerin benlik saygısı düzeyi eşlerini ve kendilerini algılayış biçimini ve buna bağlı olarak ilişki içinde birbirlerinden beklentilerini ve evliliklerine yükledikleri anlamı etkilemektedir. Bu araştırmada, 30-40 yaş arası evli öğretmenlerin benlik saygısı ve evliliğe yükledikleri anlam arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Adana il merkezinde görev yapan 30-40 yaş arasındaki 171 kadın 136 erkek olmak üzere toplam 307 öğretmenin gönüllülük esasına dayalı katılımı ile online olarak veriler toplanmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlere ''Kişisel Bilgi Formu'', ''Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği'' ve ''Evliliğe Yüklenen Anlam Ölçeği'' uygulanmıştır. Sonuçlar SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, Adana il merkezinde görev yapan 30-40 yaş arası evli öğretmenlerin benlik saygısı düzeyleri ile evliliğe yükledikleri anlam arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki elde edilmiştir. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeğinden alınan puanlar ile Evliliğe Yüklenen Pozitif Anlam alt boyutu puanları arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeğinden alınan puanlar ile Evliliğe Yüklenen Negatif Anlam alt boyutu puanları arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu sonucu elde edilmiştir. Adana il merkezinde görev yapan 30-40 yaş arası evli öğretmenlerin benlik saygısı puanları arttıkça evliliğe yükledikleri pozitif anlamın arttığı, negatif anlamın azaldığı söylenebilir. Ayrıca çalışma sonucunda bazı demografik değişkenlerin benlik saygısı düzeyleri ile evliliğe yüklenen anlam arasındaki ilişkiyi etkilediği sonucuna da ulaşılmıştır. Toplanan veriler sonucunda elde edilen bulgular ilgili alan yazın çerçevesinde tartışılmış ve ileride yapılabilecek çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur.

Ece Mutluay Kozak
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerdeki aşk bağımlılığı ve yetişkinlerin bağlanma stilleri arasındaki ilişki

Romantik ilişkilerde aşk bağımlılığı ve bağlanma stilleri psikolojik ve sosyal açıdan önemli konulardır. Aşk bağımlılığı, yetişkinlerin romantik ilişkilere aşırı duygusal yatırım yaparak bu ilişkileri hayatlarının merkezine koyması, kişisel ihtiyaçlarını geri plana atması ve bu süreçte sağlıksız ilişki dinamiklerine kapılması durumudur. Bağlanma stilleri ise, çocuklukta gelişen ve yetişkinlikteki romantik ilişkileri şekillendiren duygusal bağlanma kalıplarını ifade eder. Bu araştırmada bağlanma stillerinin, romantik ilişkilerdeki aşk bağımlılığını yordayıp yordamadığı ve yorduyorsa ne derecede yordadığını belirlemek amaçlanmaktadır. Araştırmaya Osmaniye Korkut Ata Üniversitesinde eğitim gören ve en az 6 aylık romantik ilişkiye sahip 671 kişi(209 erkek, 462 kadın) katılmıştır. Araştırmada katılımcıların romantik ilişkilerindeki bağlanma düzeylerini belirlemek amacıyla Atlam, Göven ve Yüncü (2023) tarafından geliştirilen 'Romantik İlişkilerde Bağımlılık Ölçeği', bağlanma stillerini belirlemek için, Erzen (2016) tarafından geliştirilen 'Üç boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği' ve katılımcıların demografik bilgilerini almak amacıyla 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılmıştır. Bu araştırma ilişkisel araştırma modeline göre düzenlenmiş betimsel nitelikte bir araştırmadır. Araştırmanın yordanan değişkeni Aşk Bağımlılığı iken yordayıcı değişkenleri Güvenli Bağlanma, Kaçıngan Bağlanma ve Kaygılı/Kararsız Bağlanmadır. Yordayıcı değişkenlerin Aşk Bağımlılığını ne derecede yordadığını belirlemek için Standart Çoklu Regresyon Analizi, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Aşk bağımlılığında; yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, ilişki süresi ve ilişki biçimi gibi sosyodemografik özelliklere göre farklılaşmanın olup olmadığını tespit etmek için bağımsız örneklemler t- testi ve Tek Yönlü ANOVA tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada verilerin analizi SPSS 27.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda; Aşk Bağımlılığını Güvenli Bağlanmanın negatif yönde anlamlı, Kaçıngan Bağlanma ve Kaygılı/Kararsız Bağlanmanın ise pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı tespit edilmiştir. Sosyodemografik özelliklere göre yapılan analizler sonucunda ise aşk bağımlılığı ile cinsiyet ve eğitim durumu arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulgulanırken, yaş, ilişki biçimi ve ilişki süresi değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığı tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular ilgili alan yazın ışığında tartışılarak değerlendirilmiş ve gelecek araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

Davranışsal bağımlılıkGüvenli bağlanmaGüvensiz bağlanma+2
Ezgi Yurtseveroğlu
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlişki istikrarının yordayıcısı olarak problem çözme becerileri ve algılanan sosyal destek

Bu araştırmanın temel amacı, bireylerin romantik ilişkilerindeki istikrar düzeyini yordamada, sosyal problem çözme becerileri ve algılanan sosyal desteğin ayrı ayrı ve birlikte etkilerini incelemektir. Romantik ilişki istikrarı, bu çalışmada dört alt boyut kapsamında ele alınmıştır: ilişki doyumu, ilişkiye yapılan yatırım, alternatiflerin cazibesi ve ilişkiye bağlılık. Araştırma, Yatırım Modeli kuramsal çerçevesi temel alınarak yapılandırılmış; bireyin içsel baş etme kapasiteleri (problem çözme becerileri) ile çevresel kaynakları (algılanan sosyal destek) birlikte değerlendirilmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmanın örneklemini, 2023–2024 akademik yılı Bahar döneminde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde öğrenim gören ve en az altı aydır romantik ilişki sürdüren 432 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Örneklem seçiminde ölçüt ve kolayda örnekleme teknikleri birlikte kullanılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, İlişki İstikrarı Ölçeği, Sosyal Problem Çözme Envanteri – Kısa Form ve Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Araştırmada veri toplama süreci hem çevrim içi anket formları hem de yüz yüze uygulamalar yoluyla gerçekleştirilmiştir. Analiz sürecinde, öncelikle değişkenler arası ilişkiler Pearson korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiş; ardından her bir ilişki istikrarı alt boyutuna yönelik çoklu regresyon ve hiyerarşik çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Hiyerarşik modellerde önce sosyal problem çözme becerileri, ardından algılanan sosyal destek değişkeni modele eklenmiş ve modelin açıklayıcılığındaki değişim incelenmiştir. Elde edilen bulgulara göre, bireylerin sosyal problem çözme becerileri ve algıladıkları sosyal destek düzeyleri ile ilişki istikrarı alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Problem çözme becerileri ve algılanan sosyal destek, ilişki doyumu, ilişkiye yapılan yatırım ve ilişkiye bağlılık ile pozitif yönde; alternatiflerin cazibesi ile ise negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Regresyon analizlerinde her iki değişken de ilişki istikrarı boyutlarını anlamlı şekilde yordamıştır. Özellikle algılanan sosyal desteğin modele bağımsız olarak katkı sağladığı ve bazı alt boyutlarda (özellikle bağlılık ve doyum) problem çözme becerilerinden daha güçlü bir yordayıcı olduğu ortaya konmuştur. Bu sonuçlar, bireyin romantik ilişkiyi sürdürme eğiliminde yalnızca ilişkisel faktörlerin değil, bireysel psikolojik kaynaklar ve sosyal çevre desteğinin de belirleyici olduğunu göstermektedir. Araştırma bulguları, Yatırım Modeli'nin ilişki doyumu, yatırım ve alternatifler çerçevesindeki açıklayıcılığını destekler nitelikte olmakla birlikte; modele bireyin baş etme becerilerinin ve sosyal destek kaynaklarının dahil edilmesiyle daha bütüncül bir değerlendirme sunulabileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, romantik ilişki istikrarının değerlendirilmesinde hem bireysel yetkinliklerin hem de çevresel kaynakların birlikte ele alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Araştırma sonuçları uygulama açısından da önemli çıkarımlar sunmaktadır. Özellikle aile danışmanlığı, çift danışmanlığı ve üniversite düzeyindeki psikolojik danışma hizmetlerinde, bireyin ilişki içi problem çözme becerilerinin geliştirilmesine ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesine yönelik müdahalelerin, ilişkisel bağlılık ve doyum üzerinde olumlu etkiler yaratabileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda, çift ve birey temelli müdahale programlarının yapılandırılmasında psikososyal kaynakların bütüncül olarak değerlendirilmesi önerilmektedir.

Hülya Koyuncu
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi çocukların dijital bağımlılık düzeyleri ile ebeveynlerinin dijital ebeveynlik becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ebeveynlerin dijital oyunlara yönelik rehberlik stratejilerinin, okul öncesi dönemdeki çocukların dijital oyun bağımlılığı eğilimleri üzerindeki yordayıcı etkisini incelemektir. Günümüzde çocuklar erken yaşlardan itibaren dijital teknolojilere erişim sağlamakta ve bu durum, dijital oyun oynama davranışlarının çocuk gelişimi üzerinde çeşitli etkiler yaratmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, ebeveynlerin dijital medya rehberliği konusundaki tutum ve stratejileri, çocukların dijital oyun kullanımına ilişkin davranışlarını biçimlendiren önemli bir faktör haline gelmiştir. Araştırma, nicel araştırma desenlerinden biri olan ilişkisel tarama modeli ile yürütülmüştür. 2023–2024 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Kahramanmaraş ili Andırın ilçesinde yaşayan, okul öncesi çağda (3–6 yaş) çocuğu bulunan 431 ebeveyn araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Örneklem, kolayda örnekleme ve ölçüt örnekleme teknikleriyle belirlenmiştir. Veri toplama araçları arasında Sosyodemografik Bilgi Formu, Dijital Oyun Bağımlılık Eğilimi Ölçeği (DOBE) ve Dijital Oyun Ebeveyn Rehberlik Stratejileri Ölçeği (DOERS) yer almıştır. DOBE, çocukların dijital oyun bağımlılığına yönelik eğilimlerini dört alt boyut (Hayattan Kopma, Çatışma, Sürekli Oynama, Hayata Yansıtma) üzerinden değerlendirmekte; DOERS ise ebeveynlerin oyun sürecine müdahale tarzlarını Aktif, Dijitale Yönlendiren, Serbest ve Teknik Rehberlik olmak üzere dört alt boyutta ölçmektedir. Verilerin analizinde Pearson korelasyon ve çoklu doğrusal regresyon teknikleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda, Aktif Rehberlik stratejisinin çocukların dijital oyun bağımlılığı eğilimleriyle negatif yönde anlamlı ilişki gösterdiği; buna karşın Dijitale Yönlendirme, Serbest Rehberlik ve Teknik Rehberlik stratejilerinin bağımlılık eğilimiyle pozitif yönde ilişkili olduğu belirlenmiştir. Beş farklı regresyon modeli üzerinden yapılan analizlerde, bağımlı değişkenler DOBE toplam puanı ve alt boyutları olarak alınmış; açıklanan varyans oranları %8,8 ile %15,4 arasında değişmiştir. En güçlü negatif yordayıcı genellikle Aktif Rehberlik olurken, Dijitale Yönlendirme bazı modellerde en güçlü pozitif yordayıcı olarak öne çıkmıştır. Veri seti üzerinde yapılan varsayım testleri, dağılımların normallik, doğrusallık, çoklu doğrusal bağlantı (multikolineerlik) ve otokorelasyon açısından uygun olduğunu göstermiştir. Bu da elde edilen regresyon modellerinin istatistiksel olarak geçerli olduğunu desteklemektedir. Bulgular, ebeveynlerin dijital oyunlara yönelik rehberlik stratejilerinin, okul öncesi çocukların dijital oyun bağımlılık eğilimlerinde anlamlı düzeyde belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, erken çocukluk döneminde dijital oyun kullanımına yönelik ebeveyn rehberliğinin biçimi, çocukların dijital oyun alışkanlıklarının problemli hale gelmesini önleyici ya da kolaylaştırıcı bir rol oynayabilmektedir. Elde edilen bulgular, ebeveynlerin daha aktif, bilinçli ve yapılandırılmış rehberlik stratejileri benimsemelerinin dijital bağımlılık eğilimlerini azaltmada etkili olabileceğini göstermektedir. Bu doğrultuda, ailelere yönelik dijital medya okuryazarlığı eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi önerilmektedir.

Merdan Bıçakcı
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Romantik ilişkilerde siber flört istismarının ilişki doyumu üzerindeki yordayıcı rolü

Bu araştırmanın temel amacı, üniversite öğrencilerinin romantik ilişkilerinde maruz kaldıkları siber flört istismarının ilişki doyumu üzerindeki etkilerini çok boyutlu bir yaklaşımla incelemektir. Çalışmada, siber flört istismarı dört alt boyut üzerinden ele alınmıştır: doğrudan saldırganlık (mağduriyet ve uygulama) ve izleme-kontrol (mağduriyet ve uygulama). Araştırma, ilişki doyumu kavramını odak alarak, dijital ortamda yaşanan psikolojik şiddetin bireyin ilişki tatmini üzerindeki etkilerini bütüncül bir perspektifle değerlendirmiştir. Nicel araştırma yöntemlerinden korelasyonel modeli benimsenerek yürütülen bu çalışmanın örneklemini, 2023–2024 akademik yılı güz döneminde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde öğrenim gören ve romantik ilişki sürdüren 550 üniversite öğrencisi oluşturmuştur. Örneklem seçiminde ölçüt ve kolayda örnekleme teknikleri birlikte kullanılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, Siber Flört İstismarı Ölçeği ve İlişki Doyumu Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Veri toplama süreci, yüz yüze ölçek uygulamaları şeklinde gerçekleştirilmiştir. Analiz sürecinde, öncelikle değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson korelasyon katsayısı ile değerlendirilmiş; ardından ilişki doyumu üzerinde siber flört istismarının alt boyutlarının yordayıcı etkisini incelemek amacıyla standart çoklu regresyon ve hiyerarşik çoklu regresyon analizleri uygulanmıştır. Hiyerarşik regresyon modellerinde ise önce izleme-kontrol davranışları (uygulama ve mağduriyet), ardından doğrudan saldırganlık alt boyutları (mağduriyet ve uygulama) modele eklenmiş ve her aşamadaki model açıklayıcılığı değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, üniversite öğrencilerinin maruz kaldıkları siber flört istismarı alt boyutları ile ilişki doyumu arasında anlamlı negatif ilişkiler saptanmıştır. Siber flört istismarı; doğrudan saldırganlık (mağduriyet ve uygulama) ile izleme-kontrol (mağduriyet ve uygulama) boyutlarında ilişki doyumunu olumsuz yönde yordamıştır. Regresyon analizlerinde, özellikle doğrudan saldırganlık – uygulama alt boyutunun ilişki doyumunu en güçlü şekilde yordadığı; izleme-kontrol davranışlarının ise modele kademeli olarak ek açıklayıcılık sağladığı belirlenmiştir. Bu sonuçlar, siber flört istismarının farklı boyutlarının ilişki doyumu üzerindeki etkilerini ayrı ayrı ve birlikte değerlendirmede önem taşımaktadır.

Elif Merfa Düzgün Gül
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bağlanma stilleri ile karar verme tarzlarının romantik ilişki doyumunu yordayıcı rolü

Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin romantik ilişki doyumunu etkileyen başlıca psikolojik faktörlerden bağlanma stilleri ve karar verme tarzlarının yordayıcı rolünü incelemeyi amaçlamaktadır. Sosyal ilişkilerin bireylerin psikolojik iyi oluşu üzerindeki etkisi bilinse de romantik ilişkiler bu çerçevede ayrı bir önem taşımaktadır. Bu araştırmada güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma stilleri ile rasyonel, sezgisel, kaçınmacı ve panikleyici karar verme tarzlarının ilişki doyumuna olan etkileri birlikte ele alınmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüş; veriler Kişisel Bilgi Formu, İlişki Doyumu Ölçeği, Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği ve Melbourne Karar Verme Stilleri Ölçeği-II kullanılarak 485 üniversite öğrencisinden toplanmıştır. Analizlerde Pearson Korelasyon, Standart ve Hiyerarşik Çoklu Regresyon teknikleri uygulanmış; normallik, doğrusallık ve çoklu doğrusal bağlantı gibi varsayımlar test edilmiştir. Bulgular, bağlanma ve karar verme stillerinin birlikte romantik ilişki doyumundaki varyansın %53'ünü anlamlı şekilde açıkladığını göstermiştir. Güvenli bağlanma ve rasyonel karar verme doyumu pozitif, kaygılı ve kaçıngan bağlanma ile panikleyici ve kaçınan karar verme tarzları ise negatif yönde yordayıcı olarak bulunmuştur. Hiyerarşik regresyon sonucunda, bağlanma stillerinin tek başına %28.6 oranında varyans açıkladığı, karar verme tarzlarının eklenmesiyle bu oranın %53'e ulaştığı görülmüştür. Sonuçlar, bağlanma biçimleri ve karar stratejilerinin romantik ilişki doyumunu anlamlı biçimde etkilediğini ortaya koymaktadır.

Güvenli bağlanmaKorkulu bağlanmaSaplantılı bağlanma+1
İlteray Polat
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde sosyal ağ bağımlılığının algılanan sosyal destek üzerindeki yordayıcı rolü

Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin sosyal medya bağımlılığı düzeyleri ile algıladıkları sosyal destek düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte sosyal medya, bireylerin günlük yaşamlarının önemli bir parçası hâline gelmiş ve bireylerin sosyal ilişkilerini kurma, sürdürme ve düzenleme biçimlerini dönüştürmüştür. Bununla birlikte, sosyal medyanın yoğun ve kontrolsüz kullanımı sosyal ağ bağımlılığına yol açarak bireylerin psikososyal işlevselliklerini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu bağlamda, sosyal medya bağımlılığı ile algılanan sosyal destek arasındaki ilişkinin anlaşılması, genç yetişkinlerin sosyal bütünleşmeleri ve psikolojik iyi oluşlarının desteklenmesi açısından önemli bir araştırma alanı oluşturmaktadır. Araştırma ilişkisel tarama modeline dayalı nicel bir çalışmadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak Sosyal Ağ Bağımlılığı Ölçeği (SABÖ) ve Algılanan Sosyal Destek Ölçeği – Revize Form (ASDÖ-R) kullanılmıştır. Ayrıca, katılımcılardan demografik bilgileri elde etmek amacıyla araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2024–2025 eğitim-öğretim yılında Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'ne devam eden ve kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 338 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler, betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve çoklu regresyon analizleri aracılığıyla çözümlenmiştir. Elde edilen bulgular, sosyal medya bağımlılığı ile algılanan sosyal destek arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Sosyal medya bağımlılığı arttıkça, öğrencilerin aile, arkadaş ve öğretmen desteğini daha düşük düzeyde algıladıkları görülmüştür. Ayrıca sosyal medya bağımlılığının beş alt boyutu (Dikkat Çekme, Duygu Durum Değişikliği, Geri Çekilme Belirtileri, Çatışma ve Nüksetme) incelendiğinde, bu alt boyutların her birinin algılanan sosyal destek düzeylerini negatif yönde yordadığı tespit edilmiştir. Özellikle Duygu Durum Değişikliği ve Geri Çekilme Belirtileri alt boyutları, arkadaş ve öğretmen desteği ile olan ilişkilerde daha belirgin etki göstermiştir. Çoklu regresyon analizleri sonucunda sosyal medya bağımlılığı toplam puanının, algılanan sosyal desteğin alt boyutlarını anlamlı düzeyde yordadığı anlaşılmıştır. Bu bulgu, sosyal medya bağımlılığı düzeyi arttıkça bireylerin aileden, arkadaşlardan ve öğretmenlerden aldıkları sosyal desteği daha az algıladıkları yönündeki hipotezleri desteklemektedir. Araştırmanın sonuçları, üniversite öğrencilerinin sosyal medya kullanımlarına yönelik farkındalık çalışmaları yapılmasının ve sosyal destek sistemlerinin güçlendirilmesinin gerekliliğine işaret etmektedir. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetlerinin, öğrencilerin dijital davranışlarının psikososyal etkilerini gözeterek yapılandırılması önerilmektedir. Ayrıca aile, öğretmen ve arkadaş desteğinin, gençlerin dijital dünyadaki dengeyi kurmalarında önemli bir rol oynadığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, sosyal medya bağımlılığının genç bireylerin sosyal işlevsellikleri üzerindeki etkilerini anlamaya yönelik bu araştırma, uygulayıcılara ve araştırmacılara temel oluşturabilecek ampirik veriler sunmaktadır. Anahtar kelimeler: Sosyal medya bağımlılığı, algılanan sosyal destek, üniversite öğrencileri, psikososyal etkileşim.

Serkan Kurban
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Aşk Bağımlılığı Envanteri–Kısa Formunun Türkçeye uyarlanması: Geçerlilik ve güvenirlik çalışması

Bu araştırmanın amacı, Aşk Bağımlılığı Envanteri – Kısa Formu'nun (ABE-KF) Türkçeye uyarlanarak psikometrik özelliklerinin incelenmesi ve geçerlik-güvenirlik analizlerinin yapılmasıdır. Bu kapsamda ölçeğin dilsel eşdeğerliği, yapı geçerliği (AFA ve DFA), ölçüt bağıntılı geçerliği ve güvenirlik çalışmaları yürütülmüştür. Araştırmanın evrenini, 2024–2025 akademik yılı içerisinde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi'nde öğrenim gören, en az altı aydır romantik bir ilişki sürdüren ya da evli olan üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme tekniği kullanılarak, romantik ilişkide anlamlı düzeyde olumsuz deneyim yaşamış bireyler araştırmaya dahil edilmiştir. Erişilebilirlik ve zaman kısıtları doğrultusunda kolayda örnekleme yöntemiyle veri toplanmıştır. Araştırmada üç farklı örneklem grubu kullanılmıştır. Birinci örneklem (n = 25), ölçeğin orijinal İngilizce formu ile Türkçe formunun dilsel eşdeğerliğini test etmek amacıyla; ikinci örneklem, Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ile ölçeğin faktör yapısını belirlemek üzere; üçüncü örneklem ise Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ve ölçüt bağıntılı geçerlik analizlerinde kullanılmıştır. DFA kapsamında Spann–Fischer İlişki Bağımlılığı Ölçeği ve Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği de uygulanmıştır. Dilsel eşdeğerlik analizleri, Türkçe ve İngilizce formlar arasında yüksek düzeyde pozitif ve anlamlı bir korelasyon olduğunu göstermiştir (r = .88, p < .01). AFA sonucunda, ölçeğin tek faktörlü yapısının faktör yükleri .66 ile .84 arasında değiştiği belirlenmiştir. DFA bulguları da bu yapıyı desteklemiş ve elde edilen uyum indeksleri (CFI = .995, RMSEA = .034, SRMR = .022) modelin veriye yüksek düzeyde uyum sağladığını göstermiştir. Ölçüt bağıntılı geçerlik kapsamında, ABE-KF puanları ilişki bağımlılığı ile pozitif, benlik saygısı ile negatif yönde anlamlı ilişki göstermiştir. Ölçeğin iç tutarlılığı Cronbach's Alpha katsayısıyla .84; dört hafta arayla yapılan iki uygulama arasındaki test-tekrar test korelasyonu ise .78 olarak hesaplanmıştır. Madde-toplam korelasyonları .52 ile .74 arasında değişmiştir. Tüm bu bulgular, ABE-KF'nin Türkçe formunun geçerli, güvenilir ve uygulanabilir bir ölçme aracı olduğunu göstermektedir. Ölçek, özellikle genç yetişkin popülasyonunda aşk bağımlılığı düzeyini değerlendirmek amacıyla bireysel ve grup temelli psikolojik danışma süreçlerinde kullanılabilecek niteliktedir. Anahtar kelimeler: Aşk bağımlılığı, ölçek uyarlama, geçerlik, güvenirlik, yapı geçerliği.

Ali Boyraz
Osmaniye Korkut Ata University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanılı çocuğu olan anne-babalar ile normal gelişim gösteren çocuğu olan anne-babaların "aile yılmazlığı" ve "evlilik doyumları" arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı dikkat eksikliği hiperaktivite (DEHB) tanısı olan çocukların anne-babalarının, aile yılmazlığı (alt boyutları) ile evlilik doyumunun, normal gelişim gösteren çocukları (NGG) olan anne-babaların aile yılmazlığı (alt boyutları) ile evlilik doyumundan anlamlı olarak farklılık gösterip göstermediğini incelemektir. Ayrıca DEHB ve NGG çocukların anne-babalarının aile yılmazlığı (alt boyutları) ve evlilik doyumu ile cinsiyet, yaş, ekonomik durum, eğitim durumu, çocuk sayısı gibi bazı sosyo demografik değişkenlere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılan nicel bir çalışmadır. Çalışma grubu 6-14 yaş çocuğu olan gönüllü ebeveynlerden oluşmaktadır. Normal gelişim gösteren çocuğu olan 330 anne baba ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanılı çocuğu olan 325 anne baba olmak üzere toplam 655 gönüllü katılımcı ile araştırma yürütülmüştür. Veri toplama araçları olarak demografik bilgileri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan demografik bilgi formu, geçerlilik ve güvenilirlik çalışmaları yapılmış olan Aile Yılmazlık Ölçeği ve Evlilik Yaşamı Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS v22.0 (Sosyal Bilimler İçin İstatistik Paket Programı) paket programı kullanılmıştır. Tüm test sonuçları 0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırma sonucunda DEHB tanılı çocuğu olan anne-babaların aile yılmazlık alt boyut ve evlilik doyum puanı sosyodemografik özelliklere göre değerlendirildiğinde cinsiyet, ekonomik durum, çocuklarının tanı süresi değişkenleri bakımından anlamlı farklılık görülmüştür. Yaş ve çocuk sayısı değişkenleri bakımından ise aile yılmazlık alt boyut puanlarıyla anlamlı farklılık görülürken evlilik doyum puanları ile arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. Eğitim durumu değişkeni ile ise aile yılmazlık alt boyut ve evlilik doyum puanları arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. NGG çocuğu olan anne babaların aile yılmazlık alt boyut ve evlilik doyum puanı sosyo demografik özelleriklere göre değerlendirildiğinde ekonomik durum değişkeni ile anlamlı farklılık görülmüştür. Cinsiyet, eğitim durumu değişkenleri bakımından aile yılmazlığı alt boyutları arasında anlamlı farklılık görülürken evlilik doyum puanlarında ise anlamlı farklılık görülmemiştir. NGG çocuğu olan anne babaların aile yılmazlık alt boyut ve evlilik doyum puanı değerlendirildiğinde yaş grupları ve çocuk sayısı arasında anlamlı farklılık görülmemiştir. DEHB tanılı çocuğu olan anne babaların aile yılmazlık alt boyutları ile evlilik doyumu arasındaki ilişki değerlendirildiğinde evlilik doyumu ile aile yılmazlık alt boyutlarından mücadelecilik, öz-yetkinlik, yaşama bağlılık ve kendini kontrol arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. NGG çocuğu anne babaların aile yılmazlık alt boyutları ile evlilik doyumu arasındaki ilişki değerlendirildiğinde, evlilik doyumu ile aile yılmaz alt boyutlarından mücadelecilik, öz-yetkinlik, yaşama bağlılık ve kendini kontrol arasında pozitif yönlü, zayıf düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmektedir. Aile yılmazlık alt boyutları ve evlilik yaşamı puanları DEHB ve NGG çocuğu olan anne babalar grupları arasında değerlendirildiğinde, NGG çocuğu olan katılımcıların evlilik doyumu ortalama puanı anlamlı olarak DEHB tanılı çocuğu olan katılımcıların ortalama puanından yüksek olduğu görülmektedir. Aile yılmazlık alt boyutlarına ait puanlarda ise DEHB ve NGG çocuğu olan anne babalar grupları arasında anlamlı farklılık görülmemektedir. Araştırmanın sonuçları ışığında DEHB tanılı çocuğa sahip olmanın getirdiği sorunlar ve sorumlulukların anne babaların evlilik doyumunu olumsuz etkilediği görülmektedir. Bu çiftlerin evlilik doyumlarını arttırmaya yönelik psikososyal müdahale çalışmaları düzenlenebilir. Psikoeğitim çalışmaları düzenlenerek kendileriyle aynı sorunları yaşayan ailelerle buluşmaları ve paylaşımda bulunmaları yaşadıkları süreç hakkında uzmanlar tarafından doğru bilgiler edinmeleri sağlanabilir.

AileEbeveynlerEvlilik doyumu+2
Bilge Önem
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmaya etki eden faktörlerin incelenmesi: Bolu örneği

Toplumun temel yapı taşlarından biri olan aile, bireylerin sosyal, duygusal ve ekonomik gelişiminde önemli bir rol üstlenmektedir. Ancak aile kurumunun çeşitli nedenlerle işlevselliğini yitirmesi boşanma ile sonuçlanabilmektedir. Günümüzde artış gösteren boşanma oranları, sadece bireyleri değil, aynı zamanda toplumu da çok yönlü biçimde etkilemektedir. Bu bağlamda, boşanmanın nedenlerini ve etkilerini anlamak, sağlıklı aile ilişkilerinin kurulmasına katkı sağlamak açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, boşanmaya etki eden faktörleri çok boyutlu bir bakış açısıyla incelemek ve bu faktörlerin bireylerin yaşam deneyimleri üzerindeki etkilerini Bolu ili örneği üzerinden değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini Bolu ilinde yaşayan boşanmış bireyler oluşturmaktadır. Örneklem, Bolu merkez ilçede ikamet eden, 18 yaş ve üzeri, rastgele seçilmiş ve gönüllü olarak katılım gösteren toplam 147 boşanmış bireyden oluşmaktadır. Katılımcıların %63,3'ü (n=93) kadın, %36,7'si (n=54) erkektir. Veriler yapılandırılmış anket formu aracılığıyla toplanmış ve istatistiksel analiz teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre; iletişim sorunları, sadakatsizlik, ekonomik geçimsizlik, aile içi şiddet ve aile büyüklerinin evliliğe müdahalesi boşanmanın en belirgin nedenleri arasında yer almaktadır. Ayrıca, evlilik öncesi dönem deneyimleri, evlilik sürecindeki çatışmalar ve şiddet düzeyi gibi değişkenlerle boşanma nedenleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Elde edilen bulgular, boşanmanın bireysel, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınmasının gerekliliğine işaret etmektedir.

Muhammed Buğra Dinç
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmaya etki eden faktörlerin incelenmesi: Bolu örneği

Toplumun temel yapı taşlarından biri olan aile, bireylerin sosyal, duygusal ve ekonomik gelişiminde önemli bir rol üstlenmektedir. Ancak aile kurumunun çeşitli nedenlerle işlevselliğini yitirmesi boşanma ile sonuçlanabilmektedir. Günümüzde artış gösteren boşanma oranları, sadece bireyleri değil, aynı zamanda toplumu da çok yönlü biçimde etkilemektedir. Bu bağlamda, boşanmanın nedenlerini ve etkilerini anlamak, sağlıklı aile ilişkilerinin kurulmasına katkı sağlamak açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, boşanmaya etki eden faktörleri çok boyutlu bir bakış açısıyla incelemek ve bu faktörlerin bireylerin yaşam deneyimleri üzerindeki etkilerini Bolu ili örneği üzerinden değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini Bolu ilinde yaşayan boşanmış bireyler oluşturmaktadır. Örneklem, Bolu merkez ilçede ikamet eden, 18 yaş ve üzeri, rastgele seçilmiş ve gönüllü olarak katılım gösteren toplam 147 boşanmış bireyden oluşmaktadır. Katılımcıların %63,3'ü (n=93) kadın, %36,7'si (n=54) erkektir. Veriler yapılandırılmış anket formu aracılığıyla toplanmış ve istatistiksel analiz teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre; iletişim sorunları, sadakatsizlik, ekonomik geçimsizlik, aile içi şiddet ve aile büyüklerinin evliliğe müdahalesi boşanmanın en belirgin nedenleri arasında yer almaktadır. Ayrıca, evlilik öncesi dönem deneyimleri, evlilik sürecindeki çatışmalar ve şiddet düzeyi gibi değişkenlerle boşanma nedenleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Elde edilen bulgular, boşanmanın bireysel, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınmasının gerekliliğine işaret etmektedir.

Muhammed Buğra Dinç
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmaya etki eden faktörlerin incelenmesi: Bolu örneği

Toplumun temel yapı taşlarından biri olan aile, bireylerin sosyal, duygusal ve ekonomik gelişiminde önemli bir rol üstlenmektedir. Ancak aile kurumunun çeşitli nedenlerle işlevselliğini yitirmesi boşanma ile sonuçlanabilmektedir. Günümüzde artış gösteren boşanma oranları, sadece bireyleri değil, aynı zamanda toplumu da çok yönlü biçimde etkilemektedir. Bu bağlamda, boşanmanın nedenlerini ve etkilerini anlamak, sağlıklı aile ilişkilerinin kurulmasına katkı sağlamak açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmanın amacı, boşanmaya etki eden faktörleri çok boyutlu bir bakış açısıyla incelemek ve bu faktörlerin bireylerin yaşam deneyimleri üzerindeki etkilerini Bolu ili örneği üzerinden değerlendirmektir. Araştırmanın evrenini Bolu ilinde yaşayan boşanmış bireyler oluşturmaktadır. Örneklem, Bolu merkez ilçede ikamet eden, 18 yaş ve üzeri, rastgele seçilmiş ve gönüllü olarak katılım gösteren toplam 147 boşanmış bireyden oluşmaktadır. Katılımcıların %63,3'ü (n=93) kadın, %36,7'si (n=54) erkektir. Veriler yapılandırılmış anket formu aracılığıyla toplanmış ve istatistiksel analiz teknikleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırma bulgularına göre; iletişim sorunları, sadakatsizlik, ekonomik geçimsizlik, aile içi şiddet ve aile büyüklerinin evliliğe müdahalesi boşanmanın en belirgin nedenleri arasında yer almaktadır. Ayrıca, evlilik öncesi dönem deneyimleri, evlilik sürecindeki çatışmalar ve şiddet düzeyi gibi değişkenlerle boşanma nedenleri arasında anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Elde edilen bulgular, boşanmanın bireysel, psikolojik ve toplumsal boyutlarıyla ele alınmasının gerekliliğine işaret etmektedir.

Muhammed Buğra Dinç
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan anne baba tutumu, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma ergenlerin algıladıkları anne baba tutumları, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkiyi inceleme amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülen çalışmanın örneklemini, Ankara ilinde lise düzeyinde öğrenim gören 274 kız ve 157 erkek olmak üzere toplam 431 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri " Kişisel Bilgi Formu", "Anne Baba Tutum Ölçeği", "Ergenler İçin Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem T-testi, Anova testi, anlamlı farklılıkların belirlenmesinde Post Hoc testleri, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular, ergenlerin algıladıkları anne baba tutumlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Duygu düzenleme alt boyutlarında ise kızların içsel işlevsel olmayan ve dışsal işlevsel duygu düzenleme puanları erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Öte yandan, erkeklerin bilişsel esneklik puan ortalamaları kızlardan yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyi değişkenine göre; demokratik tutum, içsel işlevsel olmayan, dışsal işlevsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme puanlarında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Aile tipi değişkenine göre anne baba tutumları, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Algılanan demokratik tutum ile içsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme arasında pozitif; işlevsel olmayan duygu düzenleme arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, bilişsel esneklik ile içsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme arasında pozitif, içsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ergenlerin algıladıkları anne baba tutumları ve bilişsel esneklik düzeylerinin duygu düzenlemeyi anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Bulgular, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Algılanan ebeveynlik biçimleri
Eda Nur Balaban
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan anne baba tutumu, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma ergenlerin algıladıkları anne baba tutumları, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkiyi inceleme amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülen çalışmanın örneklemini, Ankara ilinde lise düzeyinde öğrenim gören 274 kız ve 157 erkek olmak üzere toplam 431 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri " Kişisel Bilgi Formu", "Anne Baba Tutum Ölçeği", "Ergenler İçin Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem T-testi, Anova testi, anlamlı farklılıkların belirlenmesinde Post Hoc testleri, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular, ergenlerin algıladıkları anne baba tutumlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Duygu düzenleme alt boyutlarında ise kızların içsel işlevsel olmayan ve dışsal işlevsel duygu düzenleme puanları erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Öte yandan, erkeklerin bilişsel esneklik puan ortalamaları kızlardan yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyi değişkenine göre; demokratik tutum, içsel işlevsel olmayan, dışsal işlevsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme puanlarında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Aile tipi değişkenine göre anne baba tutumları, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Algılanan demokratik tutum ile içsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme arasında pozitif; işlevsel olmayan duygu düzenleme arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, bilişsel esneklik ile içsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme arasında pozitif, içsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ergenlerin algıladıkları anne baba tutumları ve bilişsel esneklik düzeylerinin duygu düzenlemeyi anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Bulgular, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Algılanan ebeveynlik biçimleri
Eda Nur Balaban
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde algılanan anne baba tutumu, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışma ergenlerin algıladıkları anne baba tutumları, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik arasındaki ilişkiyi inceleme amacıyla yapılmıştır. İlişkisel tarama modeline dayalı olarak yürütülen çalışmanın örneklemini, Ankara ilinde lise düzeyinde öğrenim gören 274 kız ve 157 erkek olmak üzere toplam 431 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma verileri " Kişisel Bilgi Formu", "Anne Baba Tutum Ölçeği", "Ergenler İçin Bilişsel Esneklik Ölçeği" ve "Ergenler İçin Duygu Düzenleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem T-testi, Anova testi, anlamlı farklılıkların belirlenmesinde Post Hoc testleri, Pearson Korelasyon Katsayısı ve Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Bulgular, ergenlerin algıladıkları anne baba tutumlarının cinsiyete göre anlamlı farklılık göstermediğini ortaya koymuştur. Duygu düzenleme alt boyutlarında ise kızların içsel işlevsel olmayan ve dışsal işlevsel duygu düzenleme puanları erkeklere göre daha yüksek bulunmuştur. Öte yandan, erkeklerin bilişsel esneklik puan ortalamaları kızlardan yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sınıf düzeyi değişkenine göre; demokratik tutum, içsel işlevsel olmayan, dışsal işlevsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme puanlarında anlamlı farklılıklar gözlenmiştir. Aile tipi değişkenine göre anne baba tutumları, duygu düzenleme ve bilişsel esneklik puanlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Algılanan demokratik tutum ile içsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme arasında pozitif; işlevsel olmayan duygu düzenleme arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, bilişsel esneklik ile içsel ve dışsal işlevsel duygu düzenleme arasında pozitif, içsel ve dışsal işlevsel olmayan duygu düzenleme ile ise negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ergenlerin algıladıkları anne baba tutumları ve bilişsel esneklik düzeylerinin duygu düzenlemeyi anlamlı düzeyde yordadığı belirlenmiştir. Bulgular, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmıştır.

Algılanan ebeveynlik biçimleri
Eda Nur Balaban
Selçuk University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00