
23
Archived Theses
0
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Archived Theses
Ortaokul öğrencilerinde fiziksel aktivite,ekran bağımlılığı ve akran ilişkisi arasındakiilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, fiziksel aktivite, ekran bağımlılığı ve akran ilişkileri arasındaki bağlantılar incelenmiş ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, eşit sayıda kız (n=258; %50) ve erkek (n=258; %50) olmak üzere toplam 516 ortaokul öğrencisi katılmıştır (X̄yaş = 12.34 ± 0.92 ve X̄yaş = 12.38 ± 0.98).Veri toplama sürecinde, "Fiziksel Aktivite Ölçeği", "Ergenler İçin Akran İlişkileri Ölçeği", "Çoklu Ekran Bağımlılığı Ölçeği" ve araştırmacılar tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin analizinde, normal dağılım varsayımları Kolmogorov-Smirnov testiyle değerlendirilmiş, çarpıklık ve basıklık değerleri dikkate alınarak verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir.Cinsiyet değişkenine bağlı olarak fiziksel aktivite, ekran bağımlılığı ve akran ilişkileri arasındaki farkları belirlemek için Bağımsız Örneklem T-Testi, gelir ve eğitim durumu değişkenleri arasındaki farkları analiz etmek için Tek Yönlü ANOVA kullanılmıştır. Anlamlı farkların kaynağını belirlemek için Post-Hoc Tukey testi, değişkenler arasındaki ilişkileri incelemek için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi uygulanmıştır. Ayrıca, ölçeğin ortaokul öğrencileri üzerinde geçerliliğini test etmek amacıyla Doğrulayıcı Faktör Analizi (CFA) gerçekleştirilmiş ve modelin kabul edilebilir uyum değerlerine sahip olduğu bulunmuştur.Araştırmanın bulgularına göre, cinsiyet, gelir durumu ve ebeveyn eğitim durumu gibi faktörler, fiziksel aktivite puanlarında anlamlı farklılıklar ortaya koymuştur. Çoklu ekran bağımlılığı açısından ise gelir durumu, cinsiyet ve baba eğitim durumu açısından anlamlı bir fark gözlemlenmezken, anne eğitim durumu ile istatistiksel olarak anlamlı ancak küçük bir fark bulunmuştur. Akran ilişkisi puanları açısından cinsiyet ve gelir durumu arasında anlamlı bir fark tespit edilirken, ebeveyn eğitim düzeyi açısından anlamlı bir farklılık bulunmamıştır.Sonuçlar, fiziksel aktivite ile akran ilişkileri arasında zayıf bir pozitif ilişki olduğunu, ancak ekran bağımlılığı ile akran ilişkileri arasında zayıf bir negatif ilişki bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, fiziksel aktivite ve ekran bağımlılığı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilmemiştir. Tüm ilişkilerin düşük düzeyde olduğu göz önüne alındığında, değişkenler arasındaki etkileşimin sınırlı olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Çoklu ekran bağımlılığı;Ergenler için Akran İlişkisi; Fiziksel aktivite
Dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimine etkisi: Batman Gençlik Merkezi örneği
Bu çalışmada dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimine etkisinin Batman ilindeki gençlik merkezleri çalışanları açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda bir anket formu hazırlanmış olup Batman ilinde bulunan gençlik merkezlerinde çalışan 92 kişi ile online olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Nadem ve ark. (2018) tarafından geliştirilen ve Sağlam (2021) Türkçe uyarlaması yapılan 12 maddelik Dijital Dönüşüm Ölçeği ile ayrıca Beeri ve ark. (2018) tarafından geliştirilen, Demir ve ark. (2020) tarafından da türkçe uyarlaması yapılan 24 maddelik Performans Yönetimi Ölçeği kullanılmıştır. Katılımcıların demografik bilgileri ile anket sorularına verilen cevapların dağılımı frekans analizi ile incelenmiştir. Ölçek ve alt boyutlarının demografik bilgilere göre anlamlı farklılık gösterip göstermediği bağımsız gruplarda t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Ölçekler arasındaki ilişkiler ise korelasyon analizi ile incelenmiştir. Analizler %95 güven düzeyinde SPSS 20.0 yazılımı ile yapılmıştır. Araştırma sonucunda dijital dönüşümün spor organizasyonları performans yönetimi üzerinde pozitif yönlü bir etkisinin olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Gençlik Merkezi; Dijital Dönüşüm; Performans Yönetimi; Spor Organizasyonları
İmgeleme, bilişsel esneklik ve öz düzenlemeli öğrenme ilişkisinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, sporcu örnekleminde imgeleme, bilişsel esneklik ve öz düzenlemeli öğrenme arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışma grubu, yaşları 17 ile 35 arasında değişen, toplam 325 aktif sporcudan oluşmaktadır (163 kadın, 162 erkek). Veriler, katılımcıların demografik bilgilerini içeren bir formun yanı sıra, Hall ve ark. (1998) tarafından geliştirilen ve Kızıldağ ve Tiryaki (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Sporda İmgeleme Envanteri", Dennis ve Wal (2010) tarafından geliştirilen ve Yarayan ve ark. (2023) tarafından spor ortamına uyarlanan "Bilişsel Esneklik Envanteri" ile Wilson ve ark. (2021) tarafından geliştirilen, Yarayan ve ark. (2023) tarafından Türkçeye ve spor bağlamına uyarlanan "Sporda Öz-Düzenlemeli Öğrenme Ölçeği" aracılığıyla toplanmıştır. Ölçek uygulamaları hem yüz yüze hem de çevrim içi yollarla gerçekleştirilmiştir. Veriler, IBM SPSS Statistics 25.0 programıyla analiz edilmiştir. Normallik varsayımı, çarpıklık ve basıklık değerleriyle değerlendirilmiş; ±1,5 aralığında kalan değerler normalliği sağlamıştır. Pearson korelasyon analizi sonucunda, öz düzenlemeli öğrenme ile hem imgeleme (r = .619, p <.01) hem de bilişsel esneklik (r = .693, p <.01) arasında pozitif ve anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Araştırmanın temel problemine yönelik yapılan hiyerarşik regresyon analizi üç blokta yürütülmüştür. İlk blokta demografik değişkenler modele %12,8'lik katkı sağlamıştır. İkinci blokta sporculuk düzeyi ve deneyim süresi eklenmiş ve modelin açıklayıcılığı %13,0'a yükselmiştir. Üçüncü blokta bilişsel esneklik ve imgeleme değişkenlerinin eklenmesiyle modelin toplam açıklayıcılığı %60,7'ye ulaşmıştır. Bu bulgular, bireysel, deneyimsel ve bilişsel değişkenlerin öz düzenlemeli öğrenme üzerinde anlamlı düzeyde etkili olduğunu göstermektedir.
Voleybol hakemlerinin iletişim becerilerinin ve problem çözme becerilerinin incelenmesi
Bu araştırma, Türkiye'de görev yapan voleybol hakemlerinin iletişim ve problem çözme becerilerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma betimsel bir araştırmadır. Örneklem grubunu araştırmaya gönüllü katılan 87 kadın, 220 erkek olmak üzere toplam 307 voleybol hakemi oluşturmaktadır. Çalışmanın verileri online olarak elde edilmiştir. Araştırmada demografik bilgi formu, iletişim becerisi ölçeği ve problem çözme ölçeği kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilmiş olan verilerin çözümlenmesi için SPSS 26.0 paket programı kullanılmıştır. Verilerin çarpıklık basıklık değerlerine bakılmış ve verilerin normal dağıldığı sonucuna ulaşılmıştır. İkili grupların birbirleriyle karşılaştırılmalarında analiz yöntemlerinden t-testi, ikiden fazla grupların birbirleriyle karşılaştırılmalarında tek yönlü anova analiz yönteminden, iletişim becerisi ile problem çözme becerisi arasındaki ilişki için ise pearson korelasyon analiz yönteminden yararlanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre 39 yaş ve üstü hakemler diğer yaş gruplarına göre problem çözmede daha düşük beceriye sahiptir. Lisans ve lisansüstü mezunlar, lise mezunlarına göre problem çözme becerisinde daha yüksek puanlar almıştır. Bekar hakemler, evli hakemlere göre problem çözme becerisinde daha yüksek puanlar almıştır. Bir sezonda 20 ve altı görev alan hakemler, 21 ve üstü görev alan hakemlere kıyasla problem çözme becerisinde daha yüksek puanlar almıştır. Lisans mezunları, lise mezunlarına göre iletişimin EDSO ve İKİ alt boyutlarında daha yüksek puanlar almıştır. Erkek hakemler, kadın hakemlere göre iletişim becerileri ölçeğinin İİTB alt boyutunda daha yüksek puanlar almıştır. Bir sezonda alınan görev sayısına göre de 21 ve üzeri görev alanlar, 20 ve altı görev alanlara göre iletişim becerileri ölçeğinin İKİ alt boyutunda daha yüksek puanlar almıştır. İletişim becerisi ile problem çözme becerisi arasında orta düzey negatif ilişki bulunmuştur. İletişim becerisi artıkça problem çözme becerisi azalmaktadır. Sonuç olarak yapılan bu araştırmaya göre hakemlerin iletişim ve problem çözme becerilerinin hakem klasmanı, yaşadıkları yer, hakemlik yılı, hakemlik öncesi voleybol oynayıp oynamama değişkenlerine göre istatistiksel olarak anlamlı olmadığı; cinsiyet, yaş, medeni durum, yıllık görev sayısı ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre ise istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hakemlik; İletişim; Problem Çözme; Voleybol.
Batman ili sığırlarında theileriosis yaygınlığının araştırılması
Theileriosis, özellikle Theileria annulata türünün etken olduğu Tropikal Theileriosis (özellikle Akdeniz Havzası, Orta Doğu ve Asya'da yaygındır) şeklinde seyreden, Theileria cinsine ait protozoon parazitlerin neden olduğu önemli bir sığır hastalığıdır. Bu hastalık, özellikle tropikal ve subtropikal bölgelerde sığır sağlığı ve hayvancılık verimliliği üzerinde önemli olumsuz etkiler oluşturduğundan, veteriner hekimlik ve hayvancılık açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu çalışmada Batman ili ve ilçelerinde yetiştirilen sığırlarda T. annnulata ve T. orientalis'in yaygınlığının moleküler yöntemle belirlenmesi amaçlanmıştır. çalışma kapsamında, Batman il merkezi ve beş ilçesindeki çeşitli hayvancılık işletmelerinden en az 200 sığıra ait kan örnekleri toplanacaktır. Hayvanlardan, vena jugularis yoluyla steril vacutainer tüpler kullanılarak ve EDTA içeren tüplere olmak üzere kan örnekleri alınacak, her tüpe hayvanların ırk, yaş, cinsiyet ve lokasyon bilgileri not edilecektir. Laboratuvara getirilen EDTA'lı tam kan örneklerinden, üretici firmanın talimatlarına uygun olarak genomik DNA izolasyonu yapılacaktır. DNA izolasyonunun ardından, konvansiyonel PCR çalışmaları gerçekleştirilecektir. Elde edilen tüm veriler, çalışmanın amacına uygun şekilde uygun istatistik yazılımı kullanılarak analiz edilecektir.
Beden eğitimi ve spor öğretmenlerinin proje hazırlama sürecinde karşılaştıkları zorluklar: Nitel bir inceleme
Daha sonra doldurulacaktır.
Beyaz kas hastalıklı kuzularda tiyol-disülfit dengesi, total oksidan-antioksidan kapasite ve bazı biyokimyasal parametrelerin araştırılması
Kuzuların Beyaz Kas Hastalığı veya muskuler distrofi, selenyum ve E vitamini noksanlığına bağlı olarak şekillenen, iskelet kası, kalp kası ve diyaframda hyalin dejenerasyonu ile karakterize enzootik, nutrisyonel bir hastalıktır. Bu çalışmada beyaz kas hastalıklı kuzularda tiyol/disülfit denge (TDD) parametreleri, total antioksidan kapasite (TAK), total oksidan kapasite (TOK), oksidatif stres indeksi (OSİ), kardiyak troponin I (cTnI) seviyeleri ve CK-MB, AST ve LDH aktiviteleri belirlenerek, bu parametrelerin tanıdaki etkinliklerinin ortaya koyulması amaçlanmıştır. Çalışmanın hayvan materyalini; Siirt ilinde farklı bölgelerdeki 1-8 haftalık 25 adet beyaz kas hastalık semptomu gösteren ve 10 adet sağlıklı olmak üzere toplam 35 baş kuzu oluşturacaktır. Hayvanların tümünün rutin klinik muayenesi yapıldıktan sonra klinik olarak beyaz kas hastalığı teşhisi konan kuzuların ve sağlıklı kuzuların vena jugularis inden yöntemine uygun olarak kan örnekleri alınacak ve kanlar 3000 devir/10 dk santrifüj edilerek serumları çıkartılacaktır. Sağlıklı ve beyaz kas hastalıklı kuzulardan alınan kan örneklerinde TAK, TOK, Total tiyol (TT), nativ tiyol (NT) ve cTnI analizleri ticari kit kullanılarak, üretici firmanın önerdiği test prosedürüne uygun şekilde gerçekleştirilecektir. CK-MB, AST ve LDH aktiviteleri ise otoanalizörde belirlenecektir. OSİ düzeyleri, Disülfid (Ds) konsantrasyonu ve Ds/NT, Ds/TT ve NT/TT oranları formülle hesaplanacaktır. Elde edilen veriler SPSS 26 paket yazılımı kullanılarak analiz edilecektir.
Endotoksemide tedavi araştırmaları: Marbofloksasin, fluniksin meglumin, pentoksifilin ve metotreksat etkinliğinin karşılaştırılması
Endotoksemi, çiftlik hayvanlarında yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden, ciddi ekonomik kayıplara yol açan önemli bir klinik tablodur. Rutin tedavide sıvı-elektrolit desteği, antimikrobiyal ve antiinflamatuvar ajanların birlikte kullanımının başarıyı artırdığı belirtilmiş olmasına rağmen, hâlâ standart bir tedavi protokolü bulunmamaktadır. Bu araştırmada, koyunlarda LPS ile oluşturulan endotoksemi modelinde, sıvı-elektrolit ve marbofloksasin tedavisine ek olarak fluniksin meglumin (FM), pentoksifilin (PTX) ve metotreksatın (METO) tedavi etkinliğine etkileri değerlendirildi. Aynı zamanda, farklı tedavi protokollerine bağlı hematolojik, biyokimyasal, akut faz, oksidatif stres ve kan gazı parametrelerindeki değişimler araştırıldı, marbofloksasinin farmakokinetik (PK) ve farmakodinamik (PD) parametreleri ölçülerek kombinasyonların etkisi karşılaştırıldı. Çalışmada 2-4 yaş aralığında Romanov ırkı 30 baş koyun beş eşit gruba (n=6) ayrıldı: endotoksemi kontrol, marbofloksasin, fluniksin, pentoksifilin ve metotreksat grupları. Tüm gruplara 20 µg/kg dozda LPS damar içi infüzyon şekilde uygulandı, ardından marbofloksasin (10 mg/kg), FM (2,2 mg/kg), PTX (40 mg/kg), METO (5 mg/kg) ile 20 mL/kg dozunda sıvı-elektrolit tedavi damar içi yolla yapıldı. Tedavi şeçeneklerinin etkinliğinin değerlendirilmesi için klinik semptomlar, hematolojik, biyokimyasal, oksidatif stres, akut faz proteinleri, sitokinler ve kan gazı parametreleri ayrıntılı olarak değerlendirildi. Farklı tedavi şeçeneklerin marbofloksasinin farmakokinetiği üzerine oluşturduğu değişimler HPLC ile analiz edildi. Sonuçlar, FM ve PTX uygulamaları ile total antioksidan kapasitenin anlamlı derecede arttığını ve proinflamatuvar belirteçlerin azaldığını görüldü. METO ise erken inflamatuvar yanıtı baskılamış, ancak antioksidan sistem üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceği saptandı. Buna ek olarak bu ajanların marbofloksasinin PK ve PK/PD ilişkileri üzerinde anlamlı değişikliklere neden olduğu tespit edildi. Marbofloksasinin yüksek oranda plazma proteinlerine bağlandığı, serbest ilaç fraksiyonunun düşük olduğu ve bu nedenle etkinliğin eğri altında kalan alan/minimum inhibitör konsantrasyon (EAA/MİK) ve Maksimum konsatrasyon/minimum inhibitör konsantrasyon (Cdoruk/MİK) oranlarına göre değerlendirilmesi kullanılmaktadır. Monte Carlo simülasyonlarına göre, MARBO grubu 0,125 µg/mL MİK'e kadar etkili bulunurken, FM, PTX ve METO gruplarında etkinlik 0,0625 µg/mL MİK'e etkili bulundu. Bu durum, 10 mg/kg dozun her durumda yeterli olmayabileceğini ve dozun artırılması gerekebilir. Ancak elde edilen bulguların klinik geçerliliği ve güvenilirliği için daha büyük popülasyonlarla yapılacak klinik araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Kedilerde multiple mandibula kırıklarının mandibular eksternal fiksatör ile sağaltımı
Bu çalışmada, kedilerde multiple mandibula kırıklarının mandibular eksternal fiksatör ile sağaltımının klinik ve radyolojik bulguları değerlendirildi. Bu amaçla, Siirt Üniversitesi Hayvan Sağlığı Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne getirilen ve mandibula kırığı belirlenen değişik ırk, yaş ve cinsiyette 8 kedi kullanıldı. Çalışmada, osteosentez materyali olarak Aysam Medikal tarafından tasarlanan "mandibular eksternal fiksatör sistemi" kullanıldı. Yapılan klinik ve radyolojik muayeneler sonucunda olguların hepsinde enfekte olmayan açık kırıklar belirlendi. Deplasmansız mandibula kırığı belirlenen 6 olguda kapalı redüksiyon ve eksternal fiksatör yöntemi, 2 olguda ise belirgin deplasman nedeniyle sınırlı açık redüksiyon ve eksternal fiksatör yöntemi uygulandı. Hastalar postoperatif bakım için hospitalize edildi. Postoperatif 7. günde radyolojik muayene bulgularında kırık iyileşmesinin tüm olgularda başladığı belirlendi. Yapılan kontrollerde olguların tamamında kırık iyileşmesi 6-7 haftalarda tamamlandı ve eksternal fiksatörler uzaklaştırıldı. Bu döneme kadar 2 olguda hafif pin dibi enfeksiyonu, 3 olguda da ödem belirlendi. Ancak, bu yönde yapılan sağaltım girişimleriyle kırık iyileşme sürecinin olumsuz yönde etkilenmediği görüldü. Sonuç olarak, kedilerde karşılaşılan değişik şekil ve lokalizasyondaki mandibula kırıklarında, mandibular eksternal fiksatör sisteminin endike olduğu sağaltım yönteminin uygulanmasıyla klinik ve fonksiyonel iyileşmenin kısa sürede sağlanabileceği kanısına varılmıştır.
Yerel yönetim ve Gençlik Spor İl Müdürlüklerinde çalışan yönetici ve antrenörlerin örgütsel sinizm, psikolojik sağlamlık ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, yerel yönetim ve Gençlik Spor İl Müdürlüklerinde görev yapan yönetici ve antrenörlerin örgütsel sinizm, psikolojik sağlamlık ve örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişkileri incelemektir. Ayrıca bu değişkenlerin cinsiyet, yaş, medeni durum, çalışılan kurum, pozisyon ve şehir gibi demografik değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırılmıştır. Çalışmaya 204 erkek (%62,0, yaş ort.=38,02±9,20) ve 125 kadın (%38,0, yaş ort.=34,55±7,51) olmak üzere toplam 329 gönüllü katılmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modeliyle yürütülmüş; veri toplamak amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", "Örgütsel Sinizm Ölçeği", "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" ve "Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin analizinde Microsoft Excel ve SPSS 22.0 programlarından yararlanılmıştır. Eksik veri bulunmazken, Mahalanobis uzaklığına göre yapılan analiz sonucunda 5 uç veri çıkarılmıştır. Normal dağılım sağlandığı için analizlerde T-testi ve Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, sinizmin alt boyutları ile psikolojik sağlamlık arasında genellikle negatif ilişkiler tespit edilmiştir. Özellikle "kurumdan uzaklaşma" ve "okula karşı olumsuz tutum" alt boyutları ile psikolojik sağlamlık arasında orta düzeyde negatif ilişkiler bulunmuştur. Öte yandan, "kararlara katılım" ile psikolojik sağlamlık arasında zayıf düzeyde pozitif bir ilişki görülmüştür. Sinizm ile örgütsel bağlılık arasında da çeşitli düzeylerde anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Kurumdan uzaklaşma ile bağlılık boyutu olan uyum arasında güçlü pozitif bir ilişki varken, özdeşleşme ve içselleştirme ile orta düzeyde negatif ilişkiler tespit edilmiştir. Benzer şekilde diğer sinizm alt boyutları da bağlılık alt boyutlarıyla zayıf ya da orta düzeyde ilişkiler göstermiştir. Son olarak, psikolojik sağlamlık ile örgütsel bağlılık arasında uyum boyutunda negatif, diğer boyutlarda ise pozitif yönlü ilişkiler belirlenmiştir.