251

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Farklı biçim dönemlerinin sorgumun (Sorghum bicolor L. Moench) hasıl verimi ve kimyasal kompozisyonu üzerine etkileri

ÖZET FARKLI BİÇİM DÖNEMLERİNİN SORGUMUN {Sorghum bicolor L. Moench) HASIL VERİMİ ve KİMYASAL KOMPOZİSYONU ÜZERİNE ETKİLERİ Bilal AYDINOĞLU Doktora Tezi, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Sadık ÇAKMAKÇI Temmuz 2005, 123 sayfa Bu araştırma, farklı biçim dönemlerinin sorgumun {Sorghum bicolor L. Moench) hasıl verimi ve besin madde kompozisyonu üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla iki farklı deneme yerinde (Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi-Kampus ve Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü-Aksu deneme tarlalarında) iki yıl süre ile (2001 ve 2002 sorgum yetiştirme sezonlarında) yürütülmüştür. Deneme tesadüf blokları deneme deseninde üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Ekimler, Kampus deneme alanında 2001 yılında 17 Mayıs, 2002'de 22 Mayıs, Aksu deneme yerinde 2001'de 21 Mayıs, 2002'de 11 Haziran tarihlerinde yapılmıştır. Bitkiler salkım başlangıcı, tam salkım, süt olum, hamur olum ve tam olum olmak üzere beş farklı olgunlaşma aşamasında biçilmişlerdir. Farklı biçim dönemlerinde bitki boyu, hasıl verimi, yaprak, sap ve salkım oranlan, kuru madde oram, kuru madde verimi, ham protein oram, ham protein verimi, ham sellüloz, ham yağ, invert şeker, ham kül ve bazı mineral maddeler (P, K, Ca, Mg, Fe, Cu, Zn) incelenmiştir. Elde edilen veriler varyans analizi ve Duncan çoklu karşılaştırma testi ile değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlan, en yüksek bitki boyu (222.1 cm) ve hasıl veriminin (6988 kg/da) hamur olum döneminden, en yüksek kuru madde oranı (% 32.31) ve verimi (2210.0 kg/da) ile en yüksek ham protein veriminin (102.90 kg/da) tam olum döneminden elde edildiğini göstermektedir. Diğer taraftan, en yüksek ham protein oram (% 8.32) salkım başlangıcı döneminden elde edilmiştir. En yüksek invert şeker içeriği ise (% 24.72) süt olum döneminde bulunmuştur. Ayrıca, çalışmada incelenen diğer özelliklerin de biçim dönemlerinden istatistiki olarak önemli derecede etkilendiği saptanmıştır. Sonuç olarak, Antalya yöresinde verim ve kalite yönünden hamur olum dönemi sorgum için uygun biçim zamanı olarak belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Ham protein, kuru madde, olgunlaşma aşaması, Akdeniz havzası, mineraller, Sorghum bicolor L. Moench JÜRİ: Prof. Dr. Sadık ÇAKMAKÇI (Danışman) Prof. Dr. Esvet AÇIKGÖZ Prof. Dr. Nihat ÖZEN Yrd. Doç. Dr. Mehmet BİLGEN Yrd. Doç. Dr. Mehmet KARACA

Bilal Aydınoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı susam (Sesamum indicum L.) mutantlarının yağ içeriklerinin ve yağ asitleri kompozisyonlarının belirlenmesi

ÖZET BAZI SUSAM {Sesamum indicum L.) MUTANTLARININ YAĞ İÇERİKLERİNİN VE YAĞ ASİTLERİ KOMPOZİSYONLARININ BELİRLENMESİ Çiğdem ARSLAN Yüksek Lisans Tezi, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Yrd. Doç. Dr. Bülent UZUN Mayıs 2005, 45 sayfa Bu çalışmada; kapalı kapsüllü, determinant büyüme ve solgunluğa tolerans gibi susamın entansif tarım şartlarına uyumunu sağlayabilecek farklı mutantların yağ ve yağ asitleri kompozisyonu araştırılmıştır. 25 farklı mutant dört kontrolle birlikte 2004 yılı vejetasyon döneminde, Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre üç tekerrürlü olarak ekilmiştir. Elde edilen tohumların % yağ içeriği sokselet ile saptanmış ve yağ asitleri analizi ise Gaz Kromotografi'de yapılmıştır. Araştırmada; % yağ miktarı, oleik asit, linoleik asit, palmitik asit, stearik asit, araşidik asit gibi kalite özelliklerinin yanında, verim, bitkide kapsül sayısı, kapsülde dane sayısı, ilk kapsül yüksekliği, bitki boyu, bin tohum ağırlığı ve dal sayısı gibi tarımsal özellikler değerlendirilmiştir. Değerlendirmeler sonucunda, cc3 mutantmın en yüksek yağ miktarına, ccl mutantının en yüksek oleik asit miktarına ve dt45-6157 mutantmın en yüksek linoleik asit miktarına sahip olduğu belirlenmiştir. Mutantlar yağ miktarı bakımından genel olarakkontrollerin gerisinde kalırken, yağ asitleri kompozisyonu bakımından kontrollere çok yakın değerler sergilemişlerdir. Sonuç olarak, mutantların verim gibi bazı tarımsal özelliklerin yanında yağ miktarı bakımından da geliştirilmeleri halinde, yağ asitleri kompozisyonu bakımından entansif tarım şartlarında değerlendirilmeye uygun olacağı kanısına varılmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Susam, Sesamum indicum L., Yağ İçeriği, Yağ Asitleri, Gaz Kromotografi JÜRİ: Yrd.Doç.Dr. Bülent UZUN Doç.Dr. Cengiz TOKER Doç.Dr. Salih ÜLGER

Sesamum indicumSusamYağ asitleri
Çiğdem Arslan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2005
00
Master'sOpen AccessTR

Kanatlı hayvan gübrelemesi ile yetiştirilen kudret narı (Momordica charantia L.)'nın verim ve bazı kalite kriterlerinin belirlenmesi

Bu araştırma farklı dozlarda tavuk ve hindi gübresi uygulamalarının kudret narı (Momordica charantia L.) verim ve bazı kalite özelliklerine etkisini belirlemek amacıyla Bolu iklim şartlarında 2021 yılında yürütülmüştür. Araştırma Deneme Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekerrürlü olarak kurulmuş ve 4 farklı (1000, 1250, 1500 ve 1750 kg/da) hindi ve tavuk gübresi dozları ile kontrol (gübresiz) uygulanmıştır. Araştırmada, %50 çiçeklenme süresi (55,00-70,33 gün), ilk meyve bağlama süresi (62,00-79,33 gün ), bitki boyu (82,23-119,17 cm), meyve boyu (8,47-11,15 cm), meyve çapı ( 3,56-4,20 cm), et kalınlığı (4,09-5,27 mm), tohum sayısı (15.97-23,63 adet ), 1000 tane ğırlığı (133,17-164,03 g), yaş ağırlık (246,93-1423,26 kg/da), yaş ağırlık (49,39-131,91 g/bitki), kuru ağırlık (11,52-58,73 kg/da), kuru ağırlık (2,30-11,75 g/bitki), protein oranı (%4,49-7,80), sabit yağ oranı (%22,74-26,20), toplam fenolik miktarı (6,39-21,13 mg GAE/g), toplam flavonoid miktarı (2,42-11,44 mg QE/g), FRAP (39,11-73,52 mg QE/g), yağ asitleri; kaprik asit (%24,64-46,6), laurik asit (%12,21-30,09), tridekanoik asit (%0,38-8,8), palmitik asit (%0,24-3,19), miristik asit (%0,29-14,92), cis-10 pentadekanoik asit (%0,7-8,1) tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; yaş ağırlık verimi bakımından 1423,26 kg/da 1500 kg/da tavuk gübresi, kuru ağırlık verimi bakımından 58,73 kg/da 1500 kg/da tavuk gübresi, protein miktarı bakımından 1750 kg/da hindi gübresi, sabit yağ miktarı bakımından ve kaprik asit bakımından 1000 kg/da hindi gübresi dozları önerilebilir.

Kudret narı
Deniz Daşdemir
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Şeker pancarı sonrası Konya koşullarında farklı azot dozlarının buğdayda (Triticum aestivum L.) verim ve kalite üzerine etkisi

Bu araştırma Konya – Ilgın koşullarında şeker pancarı sonrası yetiştirilen Hüseyinbey ekmeklik buğday çeşidinde farklı azot dozlarının verim ve kalite üzerine etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekrarlamalı olarak kurulmuşve farklı azot dozları (0, 5, 10, 15, 20 ve 25 kg/da) kullanılmıştır. Araştırmada bitki boyu 66,30 – 115,30 cm, kardeşlenme sayısı 4,17-10,00 adet, başakçık sayısı 17,50-12,00 adet, başak uzunluğu 10,10-6,93 cm, başakta tane sayısı 42,60-55,43 adet, hektolitre ağırlığı 74,37-77,70 kg/hl, bin tane ağırlığı 35,07-39,60 g, verim 397,13-561,20 kg/da, protein oranı %11,77-%12,40, nişasta oranı %68,90-69,53, sedimantasyon değeri 36,00-41,67 ml ve yaş gluten değeri %23,23-24,70 arasında değişim göstermiştir. Elde edilen veriler göz önüne alındığında şeker pancarından sonra yetiştirilen buğdaylarda 25 kg/da azot uygulamasının verim ve kalite faktörlerini önemli ölçüde etkilediği belirlenmiştir.

Azot dozuEkmeklik buğdayGübre üretimi+3
Coşkun Çelik
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye doğal florasından toplanmış pelemir (Cephalaria syriaca L.) genotiplerinin agromorfolojik özelliklerinin araştırılması ve ıslahta kullanılacak genotiplerin belirlenmesi

Bu çalışmada Türkiye'nin 15 farklı ilinden toplanmış 42 adet pelemir (Cephalaria syriaca L.) genotipi ile 2 adet standart pelemir çeşidinin (Ziya, Karahan) Bolu ekolojik şartlarında bazı agromorfolojik özellikleri araştırılmıştır. Çalışma, 2021-2022 Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Araştırma ve Uygulama Arazisi'nde Augmented deneme desenine göre yürütülmüştür. Deneme, sıra uzunluğu 3 m, sıra arası 50 cm ve sıra üzeri 6 cm olacak şekilde, yedi tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırma sonucunda çıkış süresi gün sayısı 11,21-18,21 gün, %50 çiçeklenme gün sayısı 237,07-261,07 gün, olgunlaşma süresi 289,28-327,78 gün, bitki boyu 45,12-164,52 cm, bitkide dal sayısı 5,24-11,49 adet/bitki, ana tabladaki tohum sayısı 13,78-45,28 adet/tabla, 1000 tane ağırlığı 5,90-20,89 g, tek bitki verimi 0,24-2,52 g, yağ oranı %7,17-17,79, tek bitki yağ verimi %0,005-0,32 değerleri arasında tespit edilmiştir. Yapılan analizler neticesinde çeşit adayı olabilecek genotipler belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre, aday çeşitler olarak ana tabladaki tohum sayısı bakımından Lok-89 genotipi, yağ oranı bakımından Lok-63 genotipi, tek bitki verimi bakımından Lok-52 genotipi ve tek bitki yağ verimi bakımından Lok-84 genotipi öne çıkmıştır.

Bitki boyuCephalaria syriacaGenotip+2
Fatih Parlak
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Kümes altlığı külünün patates bitkisinin (Solanum tuberosum L.) verim ve bazı kalite özelliklerine olan etkisinin belirlenmesi

Bu çalışma, Bolu ekolojik şartlarında farklı dozlarda uygulanan tavuk altlığı külünün patates bitkisinin (Solanum tuberosum L.) verim ve bazı kalite özellikleri üzerine etkisini belirlenmesi amacıyla 2021 yılında Bolu İli Yenicepınar Köyü arazisinde tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerürlü olarak yürütülmüştür. Denemede 6 farklı gübre dozu kullanılmıştır. Bu dozlar, çiftçi şartları (8 kg/da P + 20 kg/da N), 0, 500, 1000, 1500, 2000 kg/da tavuk altlığı külü + 20 kg/da N şeklinde uygulanmıştır. Tavuk altlığı külü ve fosforlu gübre ekimden bir hafta önce, azot uygulaması ise dikimden önce ve boğaz doldurma işleminden önce uygulanmıştır. Denemede yapılmış olan her türlü gözlem, ölçüm, tartım ve kalite ile ilgili analizler her parsel için ayrı ayrı yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen verilere göre en yüksek bitki boyu (cm), ana sap sayısı (adet), özgül ağırlık(g) 1500 kg/da kül uygulamasından, ocak başına yumru sayısı (adet) çiftçi şartlarından; ortalama yumru ağırlığı (g), parmak patates yağ oranı (%), protein oranı (%), iri yumru oranı (%) 2000kg/da; cips yağ oranı (%), küçük yumru oranı (%), kuru madde oranı (%) hiçbir uygulamanın olmadığı kontrol parselinde; dekara yumru verimi (kg/da), orta yumru oranı (%), pazarlanabilir yumru oranı (%), 1000 kg/da tavuk altlığı külü uygulamasından tespit edilmiştir.

Kalite özellikleriKümes hayvanlarıMineral maddeler+3
Emre Özcan
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Orta anadolu şartlarında koca fiğ (Vicia narbonensis L.)tarman 2002'nin morfolojik, fenelojik ve tarımsal özelliklerinin incelenmesi

Bu çalışma koca fiğ (Vicia narbonensis L.) Tarman-2002 çeşidinin tohum üretim tarlasında Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsünün Gölbaşı-İkizce üretim tarlasında 2021 yılında yürütülmüştür. Çalışmanın amacı Orta Anadolu ekolojik koşullarında üretim parselinde çeşidin verim ve verim unsurlarının tespit edilmesidir. Bu nedenle çeşidin morfolojik, fenolojik ve tarımsal özellikleri incelenmiştir. Araştırılan morfolojik özellikler, ana sap uzunluğu, ana sap kalınlığı, doğal bitki boyu ve ana sap sayısı sırayla 29.5 cm, 4.35 mm, 16.25 cm ve 2.66 adet olarak bulunmuştur. Bunlara ilaveten bitki yaprağını oluşturan yaprakçık eni ve boyu ölçülmüş sırayla 0.74 ve 1.07 mm olarak bulunmuştur. Fenolojik özellikler çiçeklenme 187-189 gün ve fizyolojik olum 226-228 gün arasında olmuştur. Tarımsal özellikler de; yeşil ot verimi, bitkideki bakla sayısı, bakladaki tohum sayısı, biyolojik verim, tane verimi, kes verimi, hasat indeksi sırayla 10.09 g/bitki, 13.82 adet, 2.85 adet, 1421.12 g/bitki, 277.5 g/bitki, 1157.72 g/bitki, % 20.46 olarak tespit edilmiştir. Tescilli çeşit üretme şartları altında yürütülen bu çalışma sonuçları daha önce tamamlanan deneme sonuçlarından farklı çıkmıştır. Bu sebeple aynı zaman diliminde hem deneme ve hem de üretme şartları altında koca fiğ çeşitlerinin özelliklerinin belirlenmesi uygun olacaktır.

Hafize Hazal Çetinkaya
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı ekmeklik buğday genotiplerinde stabilite analizi ve genotip çevre interaksiyonu

Bu araştırma Orta Anadolu Bölgesinde çeşitlerin adaptasyon yetenekleri ve verim potansiyellerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştirr. Araştırma 2021-2022 yetiştirme sezonunda Ankara, Konya ve Eskişehir illeri olmak üzere üç lokasyonda yürütülmüştür. Tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrarlamalı olarak kurulan denemede 17 genotip ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) kullanılmıştır. Eskişehir, Ankara ve Konya lokasyonlarında ortalama tane verimleri sırasıyla 749,5 kg/da, 564,1 kg/da ve 856,6 kg/da olarak gerçekleşmiştir. Konya lokasyonunda en yüksek tane verimi 988,9 kg/da ile Hat 4 'den elde edilirken, Eskişehir ve Ankara lokasyonlarında ise en yüksek tane verimi sırasıyla 852,2 kg/da ve 645,7 kg/da ile Hat 12'den elde edilmiştir. Birleştirilmiş analiz sonucunda ortalama tane verimi 723,4 kg/da olurken, 803,5 kg/da ile en yüksek tane verimi Hat 12'den elde edilmiştir. Hat 12'nin stabilite parametreleri incelendiğinde regresyon katsayısının (b) 1'e yakın 0,93, regresyon sabitesinin (a) ise pozitif 127,85 değeri aldığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, en yüksek tane verimine sahip Hat 12'nin kötü koşullarda verimini düşürmediği, koşullar iyileştikçe verim potansiyelini koruduğu tespit edilmiştir.

Halil İbrahim Gökdere
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çinko dozlarının fasulyede verim ve bazı verim ögeleri üzerine etkisi

Bu çalışmanın amacı, Bolu ili Mudurnu ilçesi koşullarında Göynük-98 fasulye çeşidinde farklı çinko dozlarının verim ve bazı verim unsurlarına etkisinin incelenmesidir. Çinko dozları (kontrol, 1-, 2-, 3-, 4- ve 5 kg/da Zn), %22'lik çinko sülfat gübresinden elde edilmiştir ve topraktan uygulanmıştır. Çalışma, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mudurnu Süreyya Astarcı Meslek Yüksek Okuluna tahsis edilmiş olan deneme sahasında 2021 yılı üretim sezonunda tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Tarla koşullarında yürütülen bu çalışmada farklı çinko dozlarının; bitki boyu, bitki toplam ağırlığı, bitkide dal sayısı, bitkide bakla sayısı, bakla ağırlığı, baklada tane sayısı, bitkide tane sayısı, bitki tane verimi ve dekara verim üzerine etkileri araştırılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre elde edilen ortalamalar; bitki boyu 34,93-42,17 cm, bitki toplam ağırlığı 26,07-45,19 g, bitkide dal sayısı 1,53-2,27 adet, bitkide bakla sayısı 11,53-18,73 adet, bakla ağırlığı 15,23-27,11 g, baklada tane sayısı 1,38-2,38 adet, bitkide tane sayısı 15,67-30,60 adet, bitki tane verimi 5,70-13,68 g ve dekara verim 114,08-273,72 kg aralıklarında değişim göstermiştir. En yüksek dekara verim ortalaması 2 kg/da çinko dozundan elde edilmiştir. Ancak, verim özelliğine etki eden çinko dozunun önerilmesi için ilgili çevrede denemenin birkaç yıl daha tekrar edilmesinin faydalı olacağı düşünülmektedir.

FasulyeÇinko
Umut Gaygusuz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye doğal florasından toplanmış pelemir (Cephalaria syriaca) genotiplerinin moleküler karakterizasyonu ve ıslahta kullanılacak genotiplerin belirlenmesi

Bu çalışmada pelemir bitkisinin yaygın olarak görüldüğü 15 ilden toplanan 42 genotip ve 2 tescilli çeşit arasındaki genetik çeşitlilik araştırılmıştır. Çalışma yürütülürken 12 SCoT primeri kullanılmıştır. SCoT analizinde toplam 229 bant elde edilmiş olup 219'u polimorfik bulunarak %91,8 oranında polimorfizm elde edilmiştir. SCoT analiz verilerinde birbirine genetik olarak en yakın bulunan genotipler KMaraş1 (G47) ve KMaraş3 (G49), en uzak ise Muş1 (G84) ve Mrdn2 (G67) genotipleri olmuştur. Primerlerden elde edilen en düşük PIC değeri 0,26 ile SCoT5, SCoT16, SCoT21 ve SCoT30 primerlerinden elde edilirken, en yüksek değer 0,32 ile SCoT20 ve SCoT29 primerlerinden elde edilmiş ve genel ortalama değer 0,28 olarak belirlenmiştir. UPGMA kümeleme analizinde genotipler 5 ana gruba ayrılmıştır. Doğal popülasyon alanlarında çeşitlilik oranının yüksek olmasından dolayı polimorfizm değeri normaldir. Pelemir bitkisi ile ilgili daha önce yapılmış bir moleküler analiz çalışması bulunmamaktadır. Bu çalışma hem kapsam açısından hem de moleküler anlamda pelemir ile ilgili yapılmış öncü çalışma niteliğindedir. İleride yapılacak ıslah çalışmalarına fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

Berfin İşler
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Markör destekli geri melezleme yöntemi ile fasulye adi mozaik virüsü (BCMV) ve antraknoz (Colletotrichum lindemuthianum) hastalıklarına dayanıklı fasulye (Phaseolus vulgaris L.) hatlarının geliştirilmesi

Bu çalışmada, markör destekli geri melezleme (MDGM) yöntemi ile antraknoz ve BCMV'ye toleranslı hatların geliştirilmesi amaçlanmıştır. Materyal olarak iki ümitvar hat, iki ticari çeşit ve dayanıklılık genlerine sahip bir adet genotip kullanılmıştır. MDGM çalışmalarında direnç genlerinin tespiti için CAPS, RAPD ve SCAR markörleri kullanılmıştır. Fasulye hatlarının/çeşitlerinin BMN RMR-13 ile geri melezlenmesi sonucunda bc-3+Co-1+I, bc-3+Co-42+I, bc-3+Co-6+I direnç genleri kombinasyonlarına sahip 92 F2, 52 BC1, 51 BC2, 44 BC3 ve 72 BC3F1 hatları elde edilmiştir. Hatlar 2024 yılı yetiştirme sezonunda tesadüf blokları deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak tarla denemesine alınmıştır. Denemede genotiplerin çıkış gün sayısı 13,83-18,00 gün, çiçeklenme gün sayısı 42,00-71,66 gün, bakla bağlama gün sayısı 52-83 gün, olgunlaşma süresi 81,0-112,2 gün, hipokotil kalınlığı 2,94-4,28 cm, hipokotil uzunluğu 3,30-9,78 cm, bitki boyu 44,26-129,00 cm, bitkide dal sayısı 3,26-4,73 adet/bitki, ilk bakla yüksekliği 9,73-27,2 cm, bitkide bakla sayısı 9,73-47,13 adet, bitki başına tane verimi 12,66-60,06 g/bitki, bin tane ağırlığı 359,8-616,6 g, biyolojik verim 71,66-151,53 g/bitki, hasat indeksi %13,07-40,71, baklada tane sayısı 2,02-3,49 adet, tohum boyu 12,62-17,83 mm, tohum eni 5,56-6,56 mm ve tohum çapı 6,73-8,14 mm olarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen hatların patojenite testlerine tabi tutulması ve ilerleyen süreçte bölge verim denemelerine aktarılmasına karar verilmiştir.

Melezleme
Orkun Emiralioğlu
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Yapraktan uygulanan farklı grafen oksit nanopartikül dozlarının organik ve kimyasal gübrelerle yetiştirilen fesleğen (Ocimum basilicum L.)'in verim ve kalitesine etkisi

Bu tez çalışmasında yapraktan uygulanan grafen oksit nanopartikül (nGO) dozlarının (100, 200, 300, 500 mg L-1) ahır gübresi (A: 30 ton ha-1) ve NPK (K: 90:60:60 kg ha-1) ile yetiştirilen fesleğen (Ocimum basilicum L. var. dino)'in bazı tarımsal özelliklerine ve biyolojik aktivitesine etkileri incelenmiştir. Tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre tasarlanan araştırma 11 parselden oluşmuştur (Kontrol, A, K, A+nGO100, A+nGO200, A+nGO300, A+nGO500, K+nGO100, K+nGO200, K+nGO300, K+nGO500). İki yıllık araştırmada (2022-23) her yıl iki biçim alınmıştır. Verim öğeleri bakımından ahır gübresi uygulamaları daha üstün özelliklere sahip olmakla birlikte, nGO dozunun artışı ile tarımsal parametrelerde anlamlı ölçüde artış görülmüştür. En yüksek yeşil ve kuru herba verimi sırasıyla 28019 ve 4984 kg ha-1 olarak 1. yılın A+nGO500 uygulamasında saptanmış, bitki başına en yüksek yeşil herba (89.2 g), kuru herba (15.9 g), yeşil yaprak (57.5 g), kuru yaprak (10.8 g), yeşil dal (31.7 g) ve kuru dal (5.1 g) yine 1. yılın A+nGO500 uygulamasında kaydedilmiştir. En yüksek ortalama uçucu yağ (UY) değeri (%69) 1. yılda bulunarak, kontrol grubu en yüksek orana sahip olmuş (%0.82) ve tarımsal özelliklerin aksine nGO dozunun artması ile UY oranlarında düşüş gerçekleşmiştir. GC/FID-MS analizi sonucu linalool (%48.8-57.92) UY'nin majör bileşeni olarak bulunmuştur. Öjenol (%16.62-26.24), 1,8-sineol (%5.11-10.66), cis-α-bergamoten (%3.37-8.05), γ-kadinen (%1.38-2.67) diğer önemli uçucu yağ bileşenleri olarak ortaya çıkmıştır. nGO uygulamalarının yaprak ekstre örneklerinde antioksidan aktiviteye etkisi bulunmaması ile birlikte UY örneklerinde anlamlı olup, en yüksek aktivite kontrol grubunda tespit edilmiştir. Ekstrelerin en yüksek DPPH ve FRAP aktiviteleri sırasıyla %88.35 ve 250.30 µg TEs mg-1, UY'nin aktiviteleri ise sırasıyla %68.22 ve 253.5 µg TEs ml-1 olarak tespit edilmiştir. En yüksek toplam fenolik madde ve flavonoid miktarları ise sırasıyla 96.09 µg GAEs mg-1 ve 8.78 µg QEs mg-1 olarak belirlenmiştir. FT-IR analizi sonucu kuru yapraklarda nGO kalıntısına rastlanmamıştır. Araştırmanın genel bulgularına göre, NPK, ahır gübresi ve nGO konsantrasyonlarının uygulanmasıyla fesleğenin tarımsal özellikleri olumlu yönde etkilenmiştir.

Sedef Özliman
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı çörek otu (Nigella sativa L.) popülasyonlarının Bolu ekolojik şartlarında verim ve bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışmada, Burdur ve ilçelerinden temin edilen 4 çörek otu (Nigella sativa L.) ve Afyon ilinden temin edilen 3 çörek otu (Nigella sativa L.) popülasyonları ile Çameli çeşidinin tohumları materyal olarak kullanılmıştır. Çalışma Bolu ekolojik koşullarında 2022 yılı vejetasyon döneminde BAİBÜ Tarımsal araştırmalar ve uygulamalar alanında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüş, farklı çörekotu popülasyonlarının morfolojik, verim ve bazı kalite kriterleri belirlenmiştir. Çalışmada %50 çıkış ve çiçeklenme süreleri sırasıyla 16,33-35 ve 84,67-93,67 gün arasında değişmiştir. Bitki boyu değerleri 46,40-58,80 cm, dal sayısı değerleri 4,10-5,57 adet/bitki, ilk kapsül yüksekliği 34,00-44,70 cm, kapsül sayısı 6,60-9,67 adet/bitki, kapsülde tane sayısı 88,85-101,50 adet, 1000 tohum ağırlığı 2,15-2,78 g, bitki başına tohum verimi 0,34-1,46 g, tohum verimi 50,59-94,82 kg/da, biyolojik verim 344,16-1085,30 kg/da, hasat indeksi %5,95-16,81 arasında değişmiştir. Kalite kriterlerinden uçucu yağ ve sabit yağ oranları ise sırasıyla %0,16-0,54 ve %14,87-22,54 arasında belirlenmiştir. Major uçucu yağ bileşenleri p-simen, timokinon ve α-tüjen olarak belirlenirken, stearik asit, palmitik asit, oleik asit, linoleik asit ve miristik asit ise major yağ asitleri olarak belirlenmiştir. Tohum verimi ve uçucu yağ bileşenleri ile sabit yağ asitleri bakımından Kısa Sap-1 ve Uzun sap-Afyon popülasyonları öne çıkarken, toplam fenolik madde içeriği bakımından Tefenni, toplam flavonoid bakımından Çeltikçi, FRAP değeri bakımından Bucak, DPPH değeri bakımından ise Çeltikçi popülasyonları öne çıkmaktadır.

VerimÇörekotu
Ümmühan Yardımcı
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Nano çinko ve nano demir uygulamalarının kuraklık stresi altındaki fesleğen bitkisinin morfolojik, fizyolojik ve biyokimyasal özellikleri üzerine etkisi

Bu çalışmada, nano çinko ve nano demir uygulamalarının kuraklık stresi altındaki fesleğen (Ocimum basilicum L.) bitkisinin morfolojik gelişimi ile biyokimyasal ve fizyolojik parametreleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Araştırmada, AG Tohum firmasından temin edilen "Dino" çeşidi fesleğen bitkisi kullanılmış ve çalışma Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi yarı-kontrollü serasında yürütülmüştür. Deneme, iki farklı sulama düzeyi (%100 ve %50 tarla kapasitesi) ve dört farklı nanopartikül uygulamasını (kontrol, Zn NP, Fe NP ve Zn+Fe NP) içerecek şekilde, üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Zn ve Fe nanopartikülleri, adaçayı (Salvia officinalis L.) ekstraktı kullanılarak yeşil biyosentez yöntemiyle elde edilmiş ve karakterizasyonları SEM ve EDS analizleri ile yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, gelişim parametreleri arasında bitki boyu ve bitki ağırlığı üzerinde tüm nanopartikül uygulamaları olumlu etki gösterirken, yaprak sayısı ve yaprak ağırlığında en yüksek artış Zn+Fe NP uygulamasıyla elde edilmiştir. Fe NP ve Zn NP uygulamaları SOD enzim aktivitesini anlamlı düzeyde artırmıştır. Toplam fenol, flavonoid içeriği ile CAT ve APX enzim aktiviteleri bakımından en yüksek değer, %50 sulama altındaki Zn+Fe NP uygulamasında tespit edilmiştir. Buna karşılık, aynı sulama düzeyinde nanopartikül uygulanmamış kontrol grubunda MDA ve H₂O₂ düzeyleri en yüksek seviyede tespit edilmiştir. Antioksidan kapasite değerlendirmelerinde, DPPH, FRAP ve CUPRAC testlerinin tümünde en yüksek değer Zn NP uygulamasında belirlenmiş ve bu uygulama istatistiksel olarak en yüksek grupta yer almıştır. Toplam klorofil ve karotenoid içerikleri açısından ise Zn+Fe NP uygulamaları istatistiksel olarak en yüksek grupta yer almıştır. Elde edilen bulgular, Zn ve Fe nanopartiküllerinin bitkilerdeki oksidatif hasarı hafifleterek stres toleransını artırabildiğini göstermektedir. Bu yönüyle çalışma, nanoteknolojinin sürdürülebilir tarım uygulamalarındaki potansiyelini ortaya koymaktadır.

Kuraklık stresiNanopartiküllerYeşil sentez
İbrahim Selvikaya
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Tuz ve giberellik asidin bazı mercimek çeşitlerindeki fenotipik, biyoaktif ve enzimatik etkileri

Mercimek (Lens culinaris Medik.), dünya genelinde yaygın olarak yetiştirilen önemli bir yemeklik tane baklagil bitkisidir. Tuz stresi, bitkinin büyüme ve gelişimini olumsuz yönde etkileyerek verim kayıplarına neden olmaktadır. Bu çalışmada, öncelikle on iki mercimek çeşidinde tuz stresinin (150 mM) fenotipik parametreler üzerindeki etkileri incelenmiştir. Ardından tuz stresine en hassas mercimek çeşidinde, farklı tuz stresi seviyeleri (kontrol, 75 mM ve 150 mM) altında uygulanan farklı GA₃ dozlarının (kontrol, 50 μM, 100 μM ve 200 μM) mercimekteki biyoaktif ve enzimatik özellikler üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Tuz stresi altında kök ve sürgün ağırlığı, kök ve sürgün uzunluğu ile yaprak renk parametrelerinde önemli azalmalar gözlemlenmiştir. Tuz stresi altında yetiştirilen mercimek çeşidine uygulanan farklı dozlardaki GA₃ uygulamaları kontrol gruba göre bitkideki klorofil içeriği, toplam karotenoid içeriği, toplam fenolik madde içeriği, toplam flavonoid içeriği, toplam çözünebilir protein miktarı ve antioksidan kapasitesini (FRAP, DPPH, CUPRAC) artırmıştır. Enzim aktivite analizleri, GA₃ uygulamalarının katalaz (CAT) ve askorbat peroksidaz (APX) aktivitelerini artırarak tuz stresine karşı bitkinin savunma mekanizmalarında kritik rol oynadığını ortaya koymuştur. Temel bileşen analizi (PCA), incelenen değişkenler arasındaki ilişkileri ve verilerdeki ana varyasyon kaynaklarını ortaya koymuştur. Bulgular, GA₃ uygulamalarının tuza duyarlı mercimek çeşitlerinde biyolojik ve biyokimyasal yanıtları düzenleyerek stres toleransının geliştirilmesine katkı sağladığını göstermektedir. Elde edilen sonuçların, tuza dayanıklı mercimek çeşitlerinin geliştirilmesi ile ilgili ıslah programlarına ve mercimekte biyoaktif ve biyokimyasal içeriğin artırılmasına yönelik araştırmalara önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.

Abrorkhon Saıtmuratov
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ankara ekolojik şartlarında, öne çıkan pelemir (Cephalaria syriaca) genotiplerinde seleksiyon çalışması

farklı lokasyonundan toplanmış 70 adet pelemir (Cephalaria syriaca L.) genotipi arasından Ankara, Muş ve Bolu şartlarında öne çıkmış 16 adet genotip ve standart çeşit olarak kullanılan Karahan çeşidi kullanılmıştır. Çalışma, 2023-2024 vejetasyon döneminde, genotiplerin Ankara ekolojik şartlarında, Tarla Bitkileri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, İkizce Araştırma ve Uygulama Çiftçiliği arazisinde, tesadüf blokları deneme deseninde üç tekerrürlü olarak kurulan denemede karşılaştırılarak, bitki boyu, ilk dal yüksekliği, yan dal sayısı, tabla sayısı, bin tane ağırlığı, dekara verim, yağ oranı, yağ verimi, protein oranı, protein verimi ve yağ asitleri kompozisyonu özelliklerini karşılaştırarak, verim ve verim özellikleri bakımından öne çıkan genotipleri belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, bitki boyu 75,30 ile 108,87 cm, ilk dal yüksekliği 33,60 ile 46,87 cm, yan dal sayısı 7,27 ile 10,27 adet, tabla sayısı 36,87 ile 82,93 adet, 1000 tane ağırlığı 11,16 ile 15,60 g, dekara verim 74,21 ile 255,56 kg/da, yağ oranı %16,04 ile %23,72, yağ verimi 16,67 ile 56,01 kg/da, protein oranı %22,18 ile %26,41 ve protein verimi 16,92 ile 58,03 kg/da aralıklarında elde edilmiştir. Sonuç olarak, 126 ve A50 genotiplerinin kayıt altına alınarak ıslah programlarına dahil edilmesi, ilerleyen dönemlerde farklı lokasyonlarda yapılacak adaptasyon denemelerinde değerlendirilmesi önerilmektedir.

Nejla Altınel Dursun
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Azotobakter ve farklı dozlarda koyun gübresi uygulamalarının sater (satureja hortensis L.)'in verim ve bazı kalite özelliklerine etkisi

Bu araştırmada 2023 yılı vejetasyon döneminde Yalova Tohum Şirketi'nden (Yalova, Türkiye) temin edilen sater (Satureja hortensis L.) bitkisinin tohumları kullanılmıştır. Bu çalışma farklı dozlarda koyun gübresi (1125 kg/da ve 2250 kg/da) ve biyogübre (azotobakter) uygulamalarının sater bitkisinin morfoloji, verim ve bazı kalite kriterleri etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde bulunan iklim odasında (27 °C - %65 nem) saksılara ekilen tohumlardan fide elde edilmiş ve elde edilen fideler (5-6 yapraklı, yaklaşık 10 cm) Mayıs 2023'te Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Araştırma ve Uygulama Alanına dikilmiştir. Araştırma sonuçları, 1125 kg/da koyun gübresi ile yapılan uygulamanın en yüksek toplam kuru herba verimini (3,18 t/ha) ortaya koyduğunu göstermiştir. İnorganik gübre uygulamasının en yüksek uçucu yağ içeriğine (%1,43) ve γ-terpinen (%10,38), simol (%5,90) ve α-bisabolen (%5,28) değerlerine sahip olduğu görülmüştür. En yüksek DPPH aktivitesi (%60,86) ve FRAP değeri (69,64 mg TE/g DW) azotobakter + 2250 kg/da koyun gübresi uygulamasında gözlenirken, en yüksek toplam fenolik içerik (96,87 mg GAE/g DW) ve toplam flavonoid içeriği (45,97 mg QE/g DW) 1125 kg/da koyun gübresi dozları + azotobakter kombinasyon uygulamasından elde edilmiştir. Sonuç olarak, herba verimi, biyolojik aktivite ve uçucu yağ bileşenleri açısından maksimum değerleri elde etmek için azotobakter uygulamasının uygun koyun gübresi oranlarıyla birlikte kullanılabileceğini göstermiştir.

KaliteOrganik tarımSatureja hortensis+2
Uğur Benli
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı dozda azotlu ve çiftlik gübresi uygulamalarının dereotu (Anethum graveolens L.) herbasının biyolojik aktivitesi ve uçucu yağ bileşenleri üzerine etkileri

Bu çalışmada, BAİBÜ Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Araştırma ve Uygulama Alanı'nda 2016-2017 yetiştirme sezonunda farklı dozda azotlu (Amonyum nitrat) ve organik gübre (Çiftlik gübresi) ile yetiştirilen Anethum graveolens (L.) (dereotu) bitkisinin biyolojik aktiviteleri ile uçucu yağ bileşenleri incelenmiştir. Farklı dozda Amonyum nitrat ve çiftlik gübresi uygulamaları içerisinden; dereotu herbasında toplam fenolik bileşikler ve antioksidan aktivite bakımından 6 kg/da AN - 12 kg/da AN ve 750 kg/da çiftlik gübresi - 1000 kg/da çiftlik gübresi uygulamalarının etkili oldukları saptanmıştır. Dereotu herbalarının n-hekzan, diklorometan ve etanol ekstreleri içerisinden en iyi antioksidan aktiviteyi 1,25-40 mg/ml arasında diklorometan ile n-hekzan ekstrelerinin gösterdikleri belirlenmiştir. Araştırmanın antimikrobiyal aktivite sonuçlarına göre; uçucu yağların antimikrobiyal etkileri ekstrelere göre daha fazla bulunmuştur. S.aureus, E.faecalis bakterileri ile C.albicans mayasına karşı en etkili uygulamaların 6 kg/da AN, 12 kg/da AN ve 750 kg/da çiftlik gübresi olduğu belirlenmiştir. En etkili gübre ve doz uygulamalarının ise 6 kg/da AN ve 12 kg/da AN ile 750 kg/da çiftlik gübresi olduğu tespit edilmiştir. Uçucu yağ bileşenleri bakımından, ana bileşenler olarak herbada limonen ve dill ether, tohumda apiol, dihydrocarvon, carvantonacetone ve limonen, yaprakta ise carvantoneacetone, apiol, limonen ve α-bisabolol olarak tespit edilmiştir. Uçucu yağ bileşenleri bakımından 3 kg/da AN ve 1250 kg/da çiftlik gübresi ile 1500 kg/da çiftlik gübresi uygulamaları etkili olmuştur.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi
Sedef Özliman
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yetiştirilen fasulye genotiplerinin bazı kalite özellikleri bakımından değerlendirilmesi

Bu çalışmada, Türkiye'nin 17 farklı ilinden (Balıkesir, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Bursa, Düzce, Elazığ, Erzincan, Hakkari, Malatya, Muş, Sivas, Tokat, Tunceli, Van, Yalova) toplanan, ve daha önceki yıllarda yapılan ıslah çalışmaları kapsamında tek bitki seçimi yapılarak saflaştırılan, 185 adet yerel fasulye (Phaseolus vulgaris L.) genotipi ile 6 ticari fasulye çeşidinden (Akdağ, Akman, Göksun, Göynük, Karacaşehir, Önceler) oluşan toplam 191 fasulye genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; genotiplerin su tutma kapasitesi, şişme kapasitesi, şişme indeksi, pişme zamanı ve tohum hacmi ile ilgili istatistiki değerler Ana bileşen analizi, Temel birleşen analizi (PCA) ve Korelasyon analizi kullanılarak tespit edilmiştir. Elde edilen veriler göz önüne alındığında; en fazla su tutma kapasitesine sahip olan genotip SV-17, en fazla şişme kapasitesine sahip olan genotip VN-29, en fazla şişme indeksine sahip olan genotip VN-29, en fazla tohum hacmine sahip olan genotip ERZ-3 ve en düşük pişme zamanına sahip olan genotip ML_3(20 dk) olarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar, fasulye ıslahçılarına ve tüketicilere ışık tutabilecek nitelikte olup, ıslah çalışmalarında materyal olarak kullanılabilecek önemli fasulye genotiplerini içermektedir.

Fasulye
Züleyha Pala Türker
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk fasulye genetik kaynaklarında bazı agronomik özellikler için genomik bölgelerin genom çapı ilişkili çalışmalar (GWAS) ile tanımlanması

Genom çapı ilişkilendirme çalışmaları (GWAS), arzu edilen birçok özelliğin markörler ile olan ilişkisini belirlemek için kullanılan güçlü bir araçtır. Bu çalışma da, Türkiye'nin 19 ilinden toplanan yerel fasulye (Phaseolus vulgaris L.) koleksiyonunda agronomik özellikler bakımından varyasyonlar ortaya konulmuştur. Çalışmada, DArTseq ve SNP markör tekniği kullanılarak GWAS analizi yapılmıştır. Markör ve fenotip ilişkisini ortaya koyabilmek için, Doğrusal Karma Model (weighting Method for a Linear Mixed Model (WMLM) yaklaşımında ağırlıklama metodu kullanılmıştır. Çalışılan 16 özellik içerisinde, SNP markör tekniğinde 14 özellik için ilişki tespit edilirken, DArTseq markör tekniğinde ise 11 özellik ile ilişki tespit edilmiştir. Bu çalışmanın, fasulyede bazı agronomik özellikler ile markörler arasında ilişkinin saptandığı ilk çalışma olduğu iddia edilebilir. Bazı SNP markörlerinin pleitropik etki nedeniyle aynı anda farklı özellikler ile ilişki gösterdiği tespit edilmiş olup bu markörler fasulye ıslahında etkili bir biçimde kullanılabilecektir. Beş çevrede üstün performans gösteren toplam 12 fasulye genotipi belirlenmiştir. Bu iki markör fasulye tanesinde besinsel değeri arttırmak için kullanılarak insanlığın yetersiz beslenme sorununun ortadan kaldırılmasına katkı sağlayabilir. Bu tanımlanan markörlerin doğruluğu, çok lokasyonlu yada çok yıllık denemeler yoluyla belirlenebilir. Doğrulukları test edildikten sonra daha güvenilir ve daha verimli bir şekilde fasulye ıslahı için bu markörler KASP sistemine dönüştürülebilir.

BiyoçeşitlilikFasulye
Muhammad Azhar Nadeem
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de tescil edilmiş bazı nohut çeşitlerinin bolu şartlarında verim ve bazı öğelerinin tespit edilmesi

Bu çalışma Türkiye'de tescil edilmiş 16 nohut çeşidinin Bolu şartlarında adaptasyon yeteneklerinin ve verim potansiyellerinin belirlenmesi amacıyla Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Araştırma ve Uygulama alanında, 2018 yılında, Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre üç tekrarlı olarak yürütülmüştür. Çıkış süresi 14,0-19,7 gün, çiçeklenme süresi 64,7-71,0 gün, bakla bağlama gün sayısı 65,3-76,0 gün, ilk bakla yüksekliği 25,4-37,4 cm, olgunlaşma süresi 106,7-119,0 gün, bitki boyu 42,2-52,6 cm, dal sayısı 4,6-6,8 adet/bitki, bitkide bakla sayısı 11,13-23,53 adet, bitkideki tane sayısı 8,2-20,6 adet, dekara verim 45,6-103,1 kg/dekar, biyolojik verim 236,1-587 kg/dekar, hasat indeksi %12,6-33,3, 1000 tane ağırlığı 370,0-488,3 g olarak bulunmuştur.

Sinan Tetik
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan defne (Laurus nobilis L.) genotiplerinin moleküler karakterizasyonu

Bu çalışma Türkiye'de defne bitkisinin yaygın olarak görüldüğü 26 ilden 94 adet defne genotipinin moleküler karakterizasyonunu yapmak amacıyla yürütülmüştür. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tarla Bitkileri Bölümü araştırma laboratuvarında yapılan bu çalışmada 16 adet ISSR ve 10 adet SCoT primeri kullanılmıştır. ISSR analizinde elde edilen toplam 373 banttan 348'i polimorfik bulunmuş ve polimorfizm oranı %94.04 olarak belirlenmiştir. ISSR analizi sonuçlarına göre Nei genetik mesafeleri 0,17 ile 0,70 değerleri arasında değişmiş ve ortalama değer 0,39 olarak bulunmuştur. 0,70 değeri ile genetik mesafesi en uzak genotipler 56. (Zonguldak/Ereğli/Gülüç) ve 10. (Antalya/ Gazipaşa/ Demirtaş) genotipler olmuştur. 0,17 değeri ile genetik mesafesi en yakın olan genotipler ise 56. (Zonguldak/ Ereğli/ Gülüç) ve 42. (Sinop/ Türkeli/ Merkez) genotipler olarak tespit edilmiştir. SCoT analizinde ise elde edilen toplam 227 banttan 175'i polimorfik bulunmuş ve polimorfizm oranı %76,07 olarak belirlenmiştir. SCoT analizi sonuçlarına göre Nei genetik mesafeleri 0,12 ile 0,51 arasında değişmiş ve ortalama değer 0,26 olarak bulunmuştur. 0,51 değeri ile genetik mesafesi en uzak genotipler 44. (Kastamonu/ Abana/ Merkez) ve 14. (Antalya/Kumluca/Merkez) genotipler olmuştur. 0,12 değeri ile genetik mesafesi en yakın olan genotipler ise 62. (İstanbul/ Şile/ Merkez) ve 50. (Bartın/ Amasra/ Kaleşah) genotipler olarak tespit edilmiştir. 94 defne genotipinin UPGMA kümeleme analizinde ISSR ve SCoT sonuçları birbirleri ile uyumlu çıkmış olup genotipler 2 ana gruba ayrılmıştır. ISSR ve SCoT analizi sonucunda benzer bir polimorfizm dağılımı görülmüş ve her iki analiz sonucunun doğrusal ilişki boyutunu belirlemek için Nei genetik mesafeleri üzerine yapılan korelasyon analizinde korelasyon katsayısı (r) 0,88 olarak bulunmuştur. Elde edilen bulguların ile ileri ıslah tekniği çalışmalarına kaynak oluşturacağı ve ülke ekonomisi açısından genetik çeşitliliğin korunmasına ve genetik kaynakların yönetimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

BiyoteknolojiDefneDefne yaprağı+4
Abdurrahim Yılmaz
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan yerel fasulye genotiplerinin morfolojik karakterizasyonu

Bu çalışmada, Türkiye'nin 13 farklı ilinden (Bingöl, Bitlis, Tokat, Samsun, Elazığ, Hakkari, Van, Malatya, Muş, Sivas, Tunceli, Niğde, Bolu) toplanmış, 236 adet yerel fasulye (Phaseolus vulgaris L.) genotipi ile Türkiye'de ticari olarak yetiştirilen 4 adet fasulye çeşidinden (Önceler-98, Göynük-98, Karacaşehir-90, Göksun) oluşan, toplam 240 adet yerel fasulye genotip ve çeşit materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma, 2015 yılında Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi, Araştırma ve Uygulama Alanı'nda gerçekleştirilmiştir. Araştırma ile ilgili tarla denemesi, 2 m uzunluğundaki sıralara, sıra arası 60 cm ve sıra üzeri 10 cm olacak şekilde, eldeki tohum miktarına göre her bir popülasyondan tek sıra halinde dört kontrol çeşitli ve dört tekrarlamalı Augmented deneme desenine (Her blokta 59 yerel genotip ve 4 kontrol çeşit olmak üzere toplam 63 genotip) göre kurulmuştur. Araştırma sonucunda genotiplerin çiçeklenme gün sayısı 45-70 gün, bakla bağlama gün sayısı 53-74 gün, olgunlaşma süresi 90-159 gün, bitkide dal sayısı 2-12 adet/bitki, bitkide bakla sayısı 6,67-73 adet/bitki, bakla uzunluğu 7,5-23,29 cm, bitki boyu 25,25 - 390 cm, biyolojik verim 16,67-538 g/bitki, baklada tane sayısı 2,10-13,38 adet/bakla, bitkide tohum sayısı 13-377 adet/bitki, tohum boyu 7,96-21,36 mm, tohum eni 5,06-14,63 mm, bitki başına tane verimi 3,47-215,27 gr/bitki, 1000 tane ağırlığı 105-1583 g değerleri arasında olduğu saptanmıştır. Elde edilen veriler göz önüne alındığında; ulusal yerel fasulye genotiplerinde genetik varyasyonun geniş olduğu ve ileride yapılacak ıslah çalışmalarında bu sonuçların ıslahçılara pratik olarak fayda sağlayacağı belirlenmiştir.

Mehmet Zahit Yeken
Bolu Abant Izzet Baysal University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bolu koşullarında tütün (Nicotiana tabacum L.) çeşit ve popülasyonlarının verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi

Bolu ekolojik koşullarında 2015 yılında yapılan bu araştırmada; Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü (ETAE)'nden ve Türkiye'nin farklı bölgelerinden temin edilen toplam 29 popülasyon ile 1 tütün çeşidi (Akhisar 97) materyal olarak kullanılmıştır. Araştırmada tütün çeşit ve popülasyonlarının Bolu koşullarındaki verim ve bazı kalite özellikleri incelenmiştir. Tütün çeşit ve popülasyonlarında bitki boyu değerleri 80,82-142,00 cm, yaprak sayısı 13,67-31,20 adet/bitki, yaprak eni 7,71-12,58 cm, yaprak boyu 12,78-21,44 cm, yaş yaprak verimi 158,75-646,30 kg/da, kuru yaprak verimi 49,52-119,74 kg/da, nikotin oranı % 0,10-0,87, şeker oranı % 9,70-21,30, ham yağ oranı %24,33-47,00, K+ miktarı 8,10-44,6 mg/g, SO4-2 miktarı 2,61-7,40 mg/g, Mg+ miktarı 0,61-6,55 mg/g, Ca+2 miktarı 0,27-37,4 mg/g, CI- miktarı 9,34-32,3 mg/g ve PO4-3 miktarı 4,29-9,44 mg/g arasında değişmiştir. Yapılan varyans analizi sonucunda; araştırılan özellikler bakımından tütün çeşit ve popülasyonlar arasında önemli farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre; Bolu ekolojik şartlarına en uygun tütün popülasyonunun, yaprak verimi, nikotin oranı ve indirgen şeker oranı bakımından, Bursa (Ege, 42884), Hatay (Ege, 42132) popülasyonları ile Ahisar 97 çeşidi olduğu söylenebilir.

Mahmut Çamlıca
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya florasına endemik olan Verbascum leptocladum'un In Vıtro çoğaltılması üzerine bir araştırma

Anadolu'da "Sığırkuyruğu'' olarak da tanınan Verbascum L. cinsi, Scrophulariaceae familyasının en geniş cinslerinden birisidir. Uzun yıllar boyunca geleneksel tıpta kullanılmakta olan sığırkuyruğu (Verbascum spp.), türlerinden biri olan Verbascum leptocladum, Antalya florasına endemik olup, yayılım lokalizasyonu Türkiye'de oldukça sınırlıdır. Literatürde R kategorisi olarak yer almakta ve nesli tükenme tehlikesi olan bitkilerdendir. Literatürde bu türe ait sınırlı sayıda çalışma bulunmakta olup, herhangi bir bitki doku kültürü tekniğinin uygulandığı çalışmaya rastlanılmamıştır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, risk kategorisine giren Verbascum leptocladum türüne ait bitki doku kültürü protokolü geliştirilmesi ve mikroçoğaltım yöntemi ile bitkinin in vitro çoğaltılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda mikroçoğaltım için en yüksek sürgün sayısını elde etmek amacıyla farklı konsantrasyonlarda sitokinin ve oksin içeren ortamlardan oluşan deneme oluşturulmuştur. En yüksek sürgün sayısı 2 mg/L BAP ve 0,5 mg/L NAA içeren MS besin ortamından elde edilmiştir. Doku kültüründe köklendirilen bitkiler başarılı bir şekilde dış koşullara alıştırılarak sera koşullarında çiçeklenen bitkiler elde edilmiştir.

Şerife Ünnü
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya koşullarında yem bezelyesi (Pisum sativum L.) hatlarının bazı tarımsal özelliklerinin belirlenmesi

Bu çalışma; USDA (A.B.D.)'den getirilen 6 yem bezelyesi (Pisum sativum L.) hattı ile Taşkent ve Arda çeşitlerini Antalya sahil koşullarında agronomik ve morfolojik olarak incelemek amacıyla yürütülmüştür. Deneme tesadüf blokları deneme deseninde 3 tekerrürlü olarak Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme tarlalarında 2022-2023 sezonunda kurulmuştur. Araştırmada; çiçeklenme gün sayısı 49.67 ile 50.67 gün, bitki boyu 78.67 ile 117.33 cm, bitkide bakla sayısı 7.00 ile 17.33 adet, baklada tane sayısı 4.33 ile 8.33 adet, yeşil ot verimi 778.70 kg/da ile 2468.21 kg/da, kuru ot verimi 304.32 kg/da ile 709.83 kg/da, tane verimi 38.92 kg/da ile 107.94 kg/da, kuru madde oranı %26.31 ile % 44.82, biyolojik verim 228.00 kg/da ile 818.49 kg/da, bin tane ağırlığı 107.83 g ile 151.83 g, yeşil ot ham protein oranı , %18.92 ile %23.81 ve tohum ham protein oranı %20.08 ile %22.74 arasında bulunmuştur. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre, yem bezelyesinin Antalya sahil koşullarında kısa vejetasyon süresiyle başarılı sonuçlar verdiği ve yurtdışından temin edilen hatların adaptasyonunun da tescilli çeşitlerle rekabet edebileceği görülmüştür. ANAHTAR KELİMELER: Morfolojik özellikler, Verim, Yem Bezelyesi, (Pisum sativum L.) JÜRİ: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN Doç. Dr. Bilal AYDINOĞLU Doç. Dr. Mehmet ÖTEN

VerimYem bezelyesi
Serdar Onur
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeker otunda (Stevia rebaudiana Bertoni) anter kültürü yoluyla haploid embriyo uyartımı ve bitki rejenerasyonu

Stevia rebaudiana'nın yapraklarından elde edilen doğal bir tatlandırıcı olan Stevia, sıfır kalorili, tatlılığı ve sağlığa faydaları nedeniyle popülerlik kazanmıştır. Anter kültürü yoluyla haploid üretimi, Stevia rebaudiana'da genetik iyileştirmeyi artırmak ve ıslah programlarını hızlandırmak için umut verici bir tekniktir. Bu çalışmada, T1 ila T7 olarak etiketlenen yedi farklı ortam formülasyonunun etkileri, her biri belirli bileşimlere sahip olarak incelenmiştir: T1 (MS), T2 (MS+0.5 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 BAP), T3 (MS+1.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 BAP), T4 (MS+2.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 BAP), T5 (MS+0.5 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 Kin), T6 (MS+1.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 Kin), and T7 (MS+2.0 mg l-1 NAA + 0.5 mg l-1 Kin). Ek olarak, Levent 93, Turgut 82 ve Tütüncü gibi üç stevia çeşidi, embriyogenik kallus, embriyo üretimi ve anter kültürü yoluyla bitki rejenerasyonu üzerindeki etkilerini belirlemek için araştırılmış ve her deneme üç kez gerçekleştirilmiştir. Daha sonra, M1 (MS), M2 (MS + 0.25 mg l-1 BAP), M3 (MS + 0.5 mg l-1 BAP) ve M4 (MS + 1.0 mg l-1 BAP) olarak belirlenen dört ortamda sürgün çoğalması gerçekleştirilmiştir. Sürgün üretiminin ardından, sürgünler üç farklı ortamda köklendirilmiştir (1/2 MS, 1/2 MS+1 mg l-1 NAA ve 1/2 MS+1 mg l-1 IBA). Son olarak, üretilen bitkiler aklimatize edilmiş ve ploidi seviyeleri kloroplast sayısı, stoma sayısı, stoma boyutu ve kromozom sayısı ile belirlenmiştir. Anterler, yeşilimsi bir renk, kırılganlık ve çok sayıda mikrospor içeren iki lob ile karakterize edilen tek çekirdekli aşamada kültüre alınmıştır. Filamentler kültürden önce tamamen uzaklaştırılmıştır. Kültüre alındıktan sonra, anterler on gün boyunca karanlıkta tutulmuştur. Bu sürenin ardından, (T1) MS içerenler hariç, ortamların çoğunda embriyogenik kalli başlatmışlardır. Anter duvarı yarılmış, mikrosporların embriyogenik kalli ve embriyo oluşumunu başlatmasına izin vermiş ve bazı durumlarda doğrudan bitkiciklere dönüşmüştür. Elde edilen sonuç ve gözlemlere göre, tüm çeşitler ve ortamlar iyi tepki göstermiştir. Ancak, aralarında önemli farklılıklar bulunmaktadır. İlk denemede, ortalama kallus oranı, ortalama embriyo sayısı ve kallus başına ortalama embriyo yüzdesi Levent 93'te diğer çeşitlere kıyasla daha yüksek olmuştur. Uygulamalarla ilgili olarak, ortalama kallus oranı T4'te daha yüksekken, bunu T2, T3 ve T5 takip etmiştir. Embriyo üretim sayısı ve oranı T4, T7, T5 ve T2 ortamlarında daha yüksek görülmüştür. İnteraksiyon sonuçları, Levent 93'ün T4'te en yüksek ortalama kallus üretimi, ortalama embriyo sayısı ve yüzdesi sahip olduğunu göstermiştir. Aynı uygulamada, Tütüncü ve ardından Turgut 82 en yüksek kallus üretimini göstermiştir. İkinci denemede, ortalama kallus oranı, kallus başına ortalama embriyo sayısı ve yüzdesi Levent 93 ve Turgut 82'de Tütüncü'ye kıyasla daha yüksek olmuştur. Benzer şekilde, T4 kallus üretimi, embriyo sayısı ve yüzde açısından daha iyi bir tepki göstermiştir. T4 ortam, embriyo sayısı ve yüzdesi açısından T7 ile önemli bir fark göstermemiştir. Turgut 82 ortalama kallus üretimi, embriyo sayısı ve yüzdesi için T4'te iyi sonuçlar göstermiştir. Onu aynı ortamda Levent 93 ortalama kallus üretimi için takip etmiştir. Ancak, T4 ortamındaki Turgut 82 ile T7, T6 ve T4 ortamlarındaki Levent 93 arasında embriyo sayısı ve yüzdesi açısından önemli bir fark bulunmamıştır. Üçüncü denemede, ortalama kallus üretimi Levent 93 ve Turgut 82'de Tütüncü'ye kıyasla daha yüksek olmuştur. Bununla birlikte, embriyo sayısı ve yüzdesi tüm çeşitler arasında önemli farklılıklar göstermemiştir. Ortalama kallus üretiminde, T4, T2'ye benzer şekilde olumlu bir yanıt göstermiş ve bunu T3 izlemiştir. Ancak üçüncü denemede, embriyo üretim sayıları ve oranlarında önemli bir fark görülmemiş, T4, T2, T5, T6 ve T7 benzer sonuçlar göstermiştir. Turgut 82, T4 ve T2'de Turgut 82, T2'de Tütüncü ve T6'da Levent 93 ile karşılaştırıldığında T3'te daha yüksek ortalama kallus üretimi sergilemiştir. Ortamlar ve çeşitler arasındaki etkileşime bağlı olarak embriyo üretim sayıları ve oranlarında önemli bir farklılık görülmemiştir. Çeşitler arasında sürgün çoğalmasında önemli bir farklılık gözlenmemiştir. Bununla birlikte, M3 ortamı tüm çeşitlerde diğer ortamlara kıyasla önemli ölçüde daha yüksek sürgün üretmiştir. Sürgünler 1/2 MS ortamlarda başarılı bir şekilde köklenmiştir. Ancak, diğer ortamlarda sürgünlerin köklenmesi daha düşük olmuştur. MS ortamının yarısı doğrudan kökten sürgün üretirken, hormon içeren MS ortamı önce kallus ve daha sonra çoklu kök üretmiştir. Aklimatizasyon 20 gün içinde gerçekleşmiştir. Stoma analizi, in vitro anter kültüründen elde edilen bitkiler ile kontrol arasındaki farklılıkları ortaya koymuş ve anterden elde edilen bitkiler arasında haploid ve diğer ploidi seviyelerinin varlığını göstermiştir. Özet olarak, bu çalışmada Stevia rebaudiana'da haploid bitki elde etmek için anter kültürünün potansiyeli araştırılmıştır. Yedi ortam formülasyonunun ve üç çeşidin değerlendirilmesiyle kallus üretimi, embriyo oluşumu ve kök gelişiminde önemli farklılıklar gözlenmiştir. T4, birden fazla parametrede üstün sonuçları teşvik etmede özellikle etkili olarak ortaya çıkmıştır. Başarılı iklimlendirme ve ploidi değerlendirmesi, bu biyoteknolojik yaklaşımın stevia yetiştiriciliğindeki pratik uygulamalarının altını çizmektedir. Bu çalışma, stevia üretimini daha da ilerletmek için ortam formülasyonlarını optimize etmeyi ve genetik stabiliteyi sağlamak amacıyla gerçekleştirilecek olan gelecekteki araştırmalar için kaynak potansiyeli taşımaktadır.

Nawab Nasır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı yetiştirme zamanlarının şeker mısır çeşitlerinin pazarlanabilir koçan verimi ve kalitesine etkileri

Bu çalışma Bilecik koşullarında 14 adet sh2 ve 3 adet su1 genine sahip toplam 17 farklı tescilli şeker mısır (Zea mays L. saccarata) çeşidinin ana ürün ve ikinci ürün ekim zamanındaki verim ve kalite özelliklerini incelemek amacıyla 2022 ve 2023 yıllarında tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre üç tekrarlı olarak yürütülmüştür. Çeşitlerin ana ürün ekimi mayıs ayı başında, ikinci ürün ekimi ise buğday hasadından sonra temmuz ayı içerisinde yapılmıştır. Çalışmada kullanılan çeşitlerin hasat işlemi parmak testi uygulanarak her çeşit için ayrı ayrı yapılmıştır. Çalışmada incelenen bütün özellikler istatistiksel olarak çeşitlerden, Yıl× Çeşit ve Ekim zamanı× Çeşit interaksiyonlarından önemli ölçüde etkilenmiştir. Sh2 genine sahip olan bütün çeşitlerin sakkaroz ve toplam şeker içerikleri su1 genine sahip olan çeşitlerden daha yüksek bulunurken, su1 genine sahip olan çeşitlerin dirençli olmayan ve toplam nişasta içerikleri sh2 genine sahip olan bütün çeşitlerden daha yüksek belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan ve sh2 genine sahip SF-1379 çeşidi dışında sh2 genine sahip bütün çeşitlerin su1 genine sahip çeşitlerden daha yüksek protein içeriğine ve daha düşük suda çözünür kuru madde içeriğine sahip olduğu görülmüştür. Kavuzsuz taze koçan verimi bakımından çeşitler 1492.68-2494.49 kg da-1 arasında değişmiş olup Caramelo çeşidinden en düşük, Sherbet F1 çeşidinde ise en yüksek kavuzsuz taze koçan verimine ulaşmıştır. Çeşitlerin taze dane verimi ise 894.50- 1634.11 kg da-1 arasında değişmiş olup, en düşük ve en yüksek taze dane verimleri Caramelo ve Sherbet F1 çeşitlerinden elde edilmiştir. Suda çözünür kuru madde oranı 13.38- 20.37° Brix arasında değişmiş olup en yüksek Sherbet F1 en düşük ise Vega-F1 çeşidinden elde edilmiştir. Çeşitlerin fruktoz içeriği 3.15- 11.26 mg g-1 arasında değişmiş olup SF-1379 çeşidinden en yüksek belirlenirken, Luminox çeşidinden en düşük değer elde edilmiştir. Glikoz içerikleri 6.89- 17.34 mg g-1 arasında değişmiş olup en yüksek Vega-F1 en düşük ise Luminox çeşidinden elde edilmiştir. En yüksek sakkaroz içeriği 42.32 mg g-1 olarak Caramelo çeşidinden en düşük ise 7.9 mg g-1 olarak Calipos çeşidinden elde edilmiştir. Toplam şeker içerikleri ise 20.34- 67.63 mg g-1 arasında değişmiş olup en düşük Calipos, en yüksek ise SF-1379 çeşidinden belirlenmiştir. Ana ürün ekim zamanında çeşitlerin ortalama, taze dane verimi, suda çözünür kuru madde oranı ve toplam şeker oranı sırasıyla 1864.87 kg da-1, 1113.79 kg da-1, 13.95° Brix, 48.95 mg g-1 olarak belirlenirken, ikinci ürün ekim zamanında ise 2134 kg da-1, 1345.89 kg da-1, 16.18° Brix, 47.99 mg g-1 olarak belirlenmiştir. Ekim zamanı çeşit interaksiyonuna göre en yüksek kavuzsuz taze koçan verimi, taze dane verimi, suda çözünür kuru madde oranı ve toplam şeker oranı sırasıyla 2673 kg da-1 (ikinci ürün ekim zamanı (İÜ)×SF-1280), 1687.33 kg da-1 (İÜ×Sherbet F1), 21.25° Brix (İÜ×Sherbet F1), 70.74 mg g-1 (AÜ×SF-1379) olarak belirlenirken en düşük ise; 1262 kg da-1 (AÜ×Caramelo), 728.14 kg da-1 (AÜ×Caramelo), 11.83° Brix (AÜ×Luminox), 18.62 mg g-1 (İÜ×Calipos) olarak belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre ikinci ürün ekim zamanında kavuzsuz taze koçan verimi ve taze dane veriminin arttığı görülmüştür. Şeker mısır çeşitlerinin Bilecik benzeri ekolojik şartlara sahip bölgelerde ekim nöbetine dahil edilmesi ve ikinci ürün olarak ekilmesi şeker mısır çeşitlerine olan talebin karşılanması sağlayacağı ve çiftçilerin gelirini artıracağı düşünülmektedir. Çalışmanın şeker mısır ile ülkemizde yapılacak olan ıslah çalışmalarına da ışık tutacağı düşünülmektedir.

AgronomiŞeker mısırı
Yusuf Murat Kardeş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ülkemiz kökenli makarnalık yerel buğday çeşitlerinden seçilen hatların agromorfolojik ve dane kalite özelliklerinin tanımlanması ve ıslah çalışmalarında değerlendirilmesi

Bu çalışma 2021-2022 ve 2023-2024 yılı yetiştirme dönemlerinde sırasıyla Antalya ve Konya koşullarında köy çeşitleri (farmer variety) olarak adlandırılan popülasyonlardan seçme (seleksiyon) ıslahı yöntemiyle geliştirilen makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) hatlarının tarımsal, kalite ve besin içerikleri özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu kapsamda ilk olarak tek başak sıralarından elde edilen tohumlarının çoğaltılması ile geliştirilen hatların seçimi için Antalya koşullarında 2021-2022 yılında Augmented deneme desenine göre 4 standart çeşit (Burgos, Ovidio, Svevo ve Tirex) ile birlikte deneme kurulmuştur. Denemenin sonucunda ortalamalara göre erkenci ve geçci hatlar arasında en az 20 günlük bir değişim aralığı olduğu, bitki boyunun 60 cm ile 140 cm, bin dane ağırlığının 37 g ile 69 g, SDS sedimantasyonun 9.5 mL ile 26 mL, irmikte sarılık değerinin 17 ile 26 ve yaş gluten oranının %16 ile % değiştiği tespit edilmiştir. Özellikle yatmayan ve diğer tarımsal ve kalite özelliklerine göre öne çıkan 9 hat bir sonraki denemede test etmek amacıyla seçilmiştir. Seçilen bu hatların kış şartlarına da uyumunu test etmek için 7 standart çeşit (Ç1252, Eminbey, Enduro, Karam, Kızıltan91, Leonardo ve Ovidio) ile birlikte 2023-2024 sezonunda Ilgın/Konya şartlarında tesadüf bloklarına göre 3 tekrarlı deneme yürütülmüştür. Denemenin sonuçlarına göre seçilen hatların ortalama olarak standart çeşitlerden başaklanma gün sayısı, bitki boyu, bin dane ağırlığı, sedimantasyon hacmi ve yaş gluten oranı bakımından daha yüksek, dane verimi, hektolitre ağırlığı, irmik rengi, protein oranı ve gluten indeksi bakımından ise daha düşük değerlere sahip olduğu istatistiki (p<0.01) olarak belirlenmiştir. Öte yandan mikro/makro minerallerden dane potasyum, magnezyum, mangan, sodyum ve selenyum içeriği bakımından hatların çeşitler ile karşılaştırıldığında istatistiki olarak daha yüksek değerlere sahip olduğu bulunmuştur. B vitamini bileşenleri bakımından hatlar ortalama olarak B2 vitamini bakımından istatistiki olarak yüksek (p<0.01) bulunmuşsa da diğer incelenen B1, B3, B5, B6 ve B9 bakımından hatlar ile çeşitler arasında istatistiki olarak bir fark bulunmamıştır. Elde edilen tüm veriler farklı istatistiksel yöntemlerle değerlendirildiğinde test edilen 9 hattın hemen hemen tüm özellikler bakımından geniş varyasyon gösterdiği ve makarnalık buğday ıslah çalışmalarında doğrudan veya yarı-yol materyali olarak kullanılabileceği, Hat1'in başta yüksek dane verimi, kısa bitki boyu özellikleri ile diğer hatlardan belirgin bir şekilde öne çıkarak doğrudan çeşit adayı olarak kullanılabilecek potansiyele sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

AgronomiBitki ıslahıMakarnalık buğday
Yeşim Sıla Tekin
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Makarnalık buğday çeşitlerinde başaklanma dönemi sonrası yapraktan sıvı azot uygulamalarının dane verimi ile bulgur kalitesine etkileri

Bu araştırma geleneksel gübrelemeye ek olarak yapraktan yakmayan düşük biüret içerikli üre azotu ile farklı doz ve zamanlarda sıvı gübrelemenin makarnalık buğday dane verimi, verim bileşenleri ile bulgur kalitesi üzerindeki etkilerini belirleme amacıyla 2020-21 ve 2021-22 yetiştirme sezonlarında Antalya Korkuteli'de Kızıltan-91 ve Mirzabey 2000 çeşitleri kullanılarak tesadüf bloklarında faktöriyel deneme deseninde üç tekrarlı olarak yürütülmüştür. Yapraktan sıvı üre uygulaması 4 farklı doz 200ppm, 400ppm, 600ppm ve 800ppm olarak ve çiçeklenme başlangıcı, çiçeklenme ortası ve çiçeklenme sonrası olacak şekilde 3 farklı zamanda sırt pülverizatörü ile uygulanmıştır. Denemede tohum sıklığı her bir çeşit için metrekarede 400 adet tohum olacak şekilde ekim mibzeri ile sıra arası 14 cm ve 8 sıra olarak ekilmiştir. Buğday için önerilen yetiştirme koşullarına ek olarak çimlenme çıkış için ekim, kardeşlenme ve sapa kalkma ve başaklanma zamanlarında 100 mm/m2 hesabıyla 4 defa sulama yapılmıştır. Hasat sonrası laboratuvar tipi harman makinesinde harmanı yapılan danelerde parsel verimi, hektolitre ağırlığı, bin dane ağırlığı, dane nemi, camsı dane oranı ve elek analizi, sedimentasyon testi, gluten indeksi, yaş gluten miktarı, protein miktarı, irmik rengi analizleri ile her bir uygulamadan bulgur yapılarak bulgur verimi ve bulgurlarda b renk değeri tayinleride yapılmıştır. Yapraktan sıvı üre uygulamasının dekara verimi artırdığı, hektolitre ağırlığı ve bin dane ağırlığı ortalamaları üzerinde anlamlı bir değişim oluşturmadığı saptanmıştır. Camsı dane oranı belirleme çalışmaları sonucunda Kızıltan-91 ve Mirzabey 2000 çeşidinde camsı dane oranı en düşük %78, en yüksek %80 olarak belirlenmişken sarı renk göstergesi olarak ölçülen b renk değerleri ortalamaları 21,1 ile 26,1 arasında değişmiş olup bu kalite unsurunun sıvı üre uygulama dozu ve sıvı üre uygulama zamanından önemli derecede etkilendiği görülmüştür. Protein ortalamaları %12,3 ile %16,1 arasında değişmiş olup, sıvı üre uygulama dozu ve sıvı üre uygulama zamanından önemli ölçüde etkilendiği görülmüştür. Örneklerin % sedimentasyon değeri ortalamaları çeşit özelliği, çiçeklenme dönemi ve sıvı üre uygulama dozundan çok önemli derecede etkilenmiştir. Yaş gluten miktarı ortalaması en yüksek %50,7 olarak Kızıltan-91 çeşidinde çiçeklenme sonunda 800 ppm sıvı üre uygulamasından elde edilirken, en düşük %18,6 olarak Kızıltan-91 çeşidinin kontrol parselinde üretilen buğdayda saptanmıştır. Gluten index değeri ortalaması en yüksek %58,0 olarak Kızıltan-91 çeşidinde çiçeklenme sonrası 800 ppm sıvı üre uygulamasından elde edilirken, en düşük %19 olarak Kızıltan-91 çeşidinin kontrol parselinde üretilen buğdayda belirlenmiştir. En yüksek pilavlık bulgur verimi %64 ile Mirzabey 2000 çeşidinin çiçeklenme sonrası döneminde uygulanan 200 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan, en düşük pilavlık bulgur verimi ise %36 ile Mirzabey 2000 çeşidine çiçeklenme ortasında 200 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan elde edilmiştir. Pilavlık bulgur b renk değeri ortalamalarına göre en yüksek pilavlık bulgur b renk değeri 32.2 ile Kızıltan-91 çeşidinin çiçeklenme ortası döneminde uygulanan 400 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan, en düşük pilavlık bulgur b renk değeri ise 23,2 ile Kızıltan-91 çeşidine çiçeklenme başlangıcında 200 ppm sıvı üre uygulamasıyla üretilen buğdaylardan elde edilmiştir.

AgronomiMakarnalık buğdayÜrün kalitesi
Bilgehan Turan Certel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Pamuk (Gossypium L.) genomlarında mikrosatellit DNA tipleri ve dağılımları

Hızla gelişen tekstil sektörünün en önemli doğal hammaddesi olan pamuk (Gossypium L.) üretiminin dünya nüfusunun artmasıyla birlikte artması ve insanların çeşitli ihtiyaçlarını karşılaması ve diğerleriyle birlikte istihdam olanağı yaratması gerekmektedir. Pamuk dünyada Hindistan, Çin, ABD'nin de ilk sıralarda yer aldığı yaklaşık 80 ülkede yetiştiriciliği yapılmaktadır. Pamuk lifleri tekstil için ana kaynak olarak kullanılırken, tohumu yağı için kullanılmakta ve küspesi de proteince zengin hayvan yemi olarak kullanıldığından ülkemiz ve dünyada önemli bir endüstri bitkisidir. Organizmalar genomları çerçevesinde yaşamlarını idame ettiklerinden dolayı genomun yapısı ve işlevi insanoğlunun dikkatini çekme nedeni genomların yapısı ile fonksiyonlarının ilişkili olmalarından kaynaklanmaktadır. Günümüzde özellikle son 10 15 yıllık dönemde Yeni Nesil Dizileme (NGS) teknolojileri yardımıyla çok sayıda genom dizilenmekte ("sequencing") veya tekrar dizileme ("resequencing") yapılabilmektedir. Pamuk genomu da bu dizilemelerden faydalanmıştır. Bu çalışmanın ana amacı kültürü yapılan tetraploit Upland pamuğun (Gossypium hirsutum L.) ve Upland pamuğun oluşumunda ata olan iki diploit pamuğun temsilcileri olan (G. arboreum L. ve G. raimondii L.) Oryantal (Asya) ve Peru pamuklarının bütün genom dizileri kullanılarak mikrosatellit (SSR) DNA'nın tipleri ve dağılımının türlerin genomları, kromozomları, 5' ve 3' UTR bölgeleri, upstream, downstream, ekson, intron ve intergen dizilerinde ortaya konulması, mikrosatellitlerin fonksiyonu konularında daha fazla bilgi edinmek için selüloz ve selüloz sentaz benzeri genlerinin mikrosatellit analizlerinin yapılması, filogenetik çalışmalar ve nihayetinde de mikrosatellit DNA'nın protein kodlama potansiyelleri üzerine bilgi edinmek amacıyla bu çalışma yürütülmüştür. Çalışmada allotetraploit bir tür olan ve yaygın olarak Upland pamuk olarak adlandırılan G. hirsutum, diploit türler olan ve Oryantal (Asya/Ağaç) pamuk olarak adlandırılan G. arboreum, Peru pamuğu olarak bilinen G. raimondii, ve bu türlerin bütün genom dizilerine ait referans dizileri kullanılmıştır. Bütün genom dizileri ve genom bilgilerini içeren dosyalar GenBank veri tabanından FASTA, GFF ve GTF formatında indirilmiş olup mikrosatellit içerikleri, genomsal dağılımları ve tipleri PERL tabanlı GMATA ve farklı linux tabanlı yazılım programları yardımları ile ortaya konulmuştur. GFF/GTF verileri kullanılarak selüloz sentaz genlerinin konumsal bilgileri AWK, SED ve GREP skriptleri yardımıyla belirlenmiştir. Analizlerde 3 pamuk türünün genomlarının, alt genomlarının, kromozomlarının mikrosatellit içerikleri ve tekrar sayılarının da türlerde farklı olduğu bulunmuştur. Tri-, tetra-, penta- ve hekza-nükleotitlerin G. hirsutum da daha yüksek iken; di-nükleotit tekrarların ise G. arboreum ve G. raimondii de daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Di nükleotitler arasında G. arboreum'un mikrosatellitleri G. raimondii'den daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Üç türün her kromozomunda mikrosatellit sayıları değişiklik göstermekte olup en yüksek değerler Oryantal pamukta bulunmuştur. Üç pamuk türünün gen (genik) ve genler arası (intergenik) SSR sıklığı karşılaştırıldığında genik-SSR yönünden en fazla sıklığa sahip olan Peru pamuğu bulunmuş ve bunu Upland pamuğu ve Oryantal pamuğu takip etmiştir. Genler arası SSR yönünden ise en yüksek sıklığa sahip olan Oryantal pamuğu olup bunu Peru pamuğu ve Upland pamuğu takip etmiştir. Her bir pamuk kromozomunda farklı SSR tiplerinin sıklığı ve dağılımı incelendiğinde SSR lokuslarının sıklığı kromozom boyutuyla ilişkili olmadığı belirlenmiştir. Üç pamuk türünün SSR yoğunluklarının farklı olduğu ortaya konmuştur. G. hirsutum'da genik-SSR ve intergenik SSR daha fazla iken; G. raimondii'de genik ve intergenik SSR sayısının daha az olduğu sonucuna varılmıştır. Bu çalışma mikrosatellitlerin gen elementlerinin önemli bir bileşeni olduğunu doğrulamıştır. Oryantal pamuk (A genom) ve Upland pamukta (AD genom) tri-nükleotit tekrarları kodlama bölgelerinde daha yaygın olurken; Peru pamukta di-nükleotit tekrarlarının daha fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Mikrosatellit dizilerin üç farklı okuma çerçevesinde kodladıkları amino asitler belirlendi ve SSR dizilerinden tri nükleotit ve penta-nükleotitlerin mono-peptit veya di-peptit tekrarlı amino asitleri kodladığı, di-nükleotit tekrarların ise di-peptit amino asitleri kodladığı belirlenirken, tetra- ve penta-nükleotit tekrarların tetra- ve penta-peptit tekrarlı amino asitleri sentezledikleri belirlenmiştir. Canlılar aleminin en önemli polisakkariti olan selülozu sentezleyen selüloz ve selüloz sentaz benzeri genler mikrosatellit içerenler ve içermeyenler olarak gruplandırıldı ve mikrosatellit içeren selüloz ve selüloz sentaz benzeri genleri içerdikleri mikrosatellitlerin onların fonksiyonları ve filogenetik pozisyonları yönünden etkili oldukları sonucuna varılmıştır. Mikrosatellitlerin verici diploit genomlardaki sayıları ile tetraploit genomdaki sayıları karşılaştırıldığında evrim sürecinde bir kısım mikrosatellitlerin kayıp olduğu ancak bazı yeni mikrosatellitlerin ise de novo oluştuğu tespit edilmiştir. Çalışmanın diğer bir sonucu olarak NGS tabanlı referans genom bilgileri kullanılarak herhangi bir organizmanın tüm mikrosatellit türlerini tanımlamak ve genik ile intergenik mikrosatellitleri tür içerisinde veya türler arası karşılaştırmaların mümkün olduğu görülmüştür. Bu sayede gen, gen bölgelerine özgü fonksiyonel mikrosatellit (SSR) markırlarının elde edilebileceği bu tez çalışmasıyla teyit edilebilmiştir.

Karşılaştırmalı genomikMoleküler biyoloji
Damla Akman
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Morfolojik, biyokimyasal ve verim faktörleri değerlendirilerek farklı soya genotiplerinde kuraklığa dayanıklılık düzeylerinin belirlenmesi

Su kıtlığı ve beklenmedik kuraklık olayları, günümüzde tarımda ciddi kayıplara neden olan en önemli abiyotik stres faktörleri arasında yer almaktadır. İklim değişikliği, öngörülemeyen hava desenlerini şiddetlendirmiş ve küresel ölçekte beklenmedik kuraklık dönemlerinin oluşmasına sebep olmuştur. Kuraklık stresi, soyada dünya çapında önemli verim kayıplarına neden olan temel faktörlerden biridir. Deneyimiz dört farklı uygulamayı içermektedir: çiçeklenme döneminde sulamanın durdurulduğu (T1), bakla tutma döneminde durdurulan (T2) ve bakla doldurma döneminde durdurulan (T3) ve normal sulama uygulanan kontrol grubu (T0). Çalışmada, yerel ve yabancı kökenli on farklı soya genotipi, üç farklı kuraklık koşullarında değerlendirilmiştir. İlk uygulama olan çiçeklenme dönemindeki (T1) kuraklık stresine genotipler arasında nispeten daha yüksek bir tolerans gözlemlenmiştir. Bu durum, bitkilerin bu dönemde kuraklık yanıt mekanizmalarını aktif hale getirme fırsatına sahip olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Ancak bakla tutma dönemi (T2), soyada kuraklık stresine karşı en hassas dönem olarak belirlenmiştir. Bu dönem, daha kısa bir kuraklık süresine maruz kalmasına rağmen, bitkiler üzerinde daha yüksek verim kayıplarına neden olmuştur. Bu bulgu, su sınırlılığı koşullarında soya yetiştiriciliğinde bakla tutma döneminin daha kritik olduğunu göstermiştir. Bu çalışmada bitki boyu ve dal sayısı gibi parametrelerin verim üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Protein ve yağ içerikleri arasında da genotiplerde sadece çok az sayıda örnekte belirgin farklar tespit edilmiştir. T1 uygulaması bitki boyunda en düşük değere neden olmuşken, T2 uygulamasında ise bu kritik büyüme dönemindeki yüksek kuraklık hassasiyeti sebebiyle verim ve bin dane ağırlığı en düşük seviyede gerçekleşmiştir. Bu kapsamlı analiz, yerel toprak ve su kaynaklarına uygun soya çeşitlerinin seçilmesi açısından değerli bilgiler sunmuştur. Kontrol gruplarında yağ ve protein içerik oranları genel olarak daha yüksek seviyede tespit edilmiştir. Kuraklık şiddetinin artmasıyla bu oranlarda olumsuz bir etki gözlenmiştir. Çalışmada yer alan bazı genotiplerde yağ ve protein içeriklerinde istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptanırken, diğer genotiplerde bu farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmamıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda çiftçiler, özel ihtiyaçlarına ve çevre koşullarına uygun genotipleri seçerek bilinçli kararlar alabilirler.

Muhammad Amjıd
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Cicer reticulatum ladiz.'den C. arietinum L.'ye soğuğa tolerans genlerinin aktarımı ve potansiyel fizyolojik ve biyokimyasal seçim kriterleri arasındaki ilişkiler

Bitkilerde düşük sıcaklık ve don stresine verilen metabolik yanıtlar, soğuk toleransının belirlenmesinde kritik bir role sahiptir. Ancak önceki çalışmaların büyük çoğunluğu soğuk aklimasyonuna odaklandığından, don koşullarında gerçekleşen metabolik değişimler ile dayanıklı ve hassas genotiplerin seçiminde kullanılabilecek potansiyel seleksiyon kriterlerine dair bilgiler oldukça sınırlıdır. Bu çalışmada, Cicer arietinum L. (CA 2969) ve C. reticulatum Ladiz. (AWC 602) türler arası melezinden köken alan 163 rekombinant kendilenmiş hattının (RIL) don koşullarında soğuğa dayanıklılık seviyeleri belirlenmiştir. Bu nohut hatlarından seçilen 5 dayanıklı ve 5 hassas RIL hattı don öncesi (4°C), don (-12°C) ve don sonrası koşullarında oluşan biyokimyasal değişimler, çok değişkenli istatistiksel yöntemler ve hedeflenen metabolit analizleri kullanılarak kapsamlı biçimde incelenmiştir. Dona dayanıklı (AWC 602 ve dayanıklı RIL hatları) ve hassas (CA 2969 ve hassas RIL hatları) genotiplerin organik asitleri [sitrik asit (CA), süksinik asit (SA), fumarik asit (FA), malik asit (MA) ve malonik asit (MoA)], yağ asitleri [palmitik asit (PA), stearik asit (StA), linoleik asit (LA) ve linolenik asit (LNA)] ve aminoasitlerden [aspartik asit (Asp) ve triptofan (Trp)] oluşan 11 temel metabolit açısından metabolik profilleri karşılaştırılmıştır. PLS-DA analizleri, üç uygulama koşulunda da dayanıklı ve hassas grupların belirgin şekilde ayrıştığını göstermiştir. VIP analizleri, tüm koşullarda MoA, MA ve LNA'nın gruplar arasındaki ayrımı en güçlü şekilde yansıtan değişkenler olduğunu ortaya koymuştur. Isı haritası analizi, dayanıklı genotiplerde don öncesinde LA, MoA, Trp, LNA, MA ve FA'nın; don koşullarında ise SA hariç tüm metabolitlerin; don sonrasında ise CA, MoA, PA, LA, FA, MA ve LNA'nın daha yüksek seviyelerde biriktiğini göstermiştir. Don stresine verilen yanıt metabolit düzeyinde incelendiğinde, dayanıklı genotiplerde organik asitler ve yağ asitlerinde belirgin artışlar gözlenirken; hassas genotiplerde bu metabolitlerde genel olarak azalış veya değişim göstermeme eğilimi ile daha sınırlı ve yetersiz bir metabolik adaptasyon ortaya koydukları belirlenmiştir. Don sonrası iyileşme fazında dayanıklı genotiplerin metabolit düzeylerinde belirgin azalış gözlenmesi, bu genotiplerin stres sonrasında homeostatik metabolik düzenlemeyi hızla geri kazanabildiğini göstermektedir. Sonuçlar, soğuğa dayanıklı nohut genotiplerinin membran akışkanlığını koruma, enerji üretimini artırma ve aminoasit metabolizmasını yeniden programlama gibi kritik mekanizmalar üzerinden daha etkin bir stres adaptasyonu geliştirdiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, soğuk toleransı ile ilişkili metabolik belirteçlerin tanımlanmasına katkı sağlamakta ve nohut ıslah programları için değerlendirilebilir biyokimyasal göstergeler sunmaktadır.

Tuba Doğramacı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yerfıstığında (Arachis hypogaea L.) yüksek verim ve oleik asit içeriğine sahip hatların seleksiyonu

Bitkisel yağlarda yağ kalitesi yağ asidi kompozisyonu ile belirlenmektedir. Yerfıstığı yağında doymamış yağ asitleri olan oleik ve linoleik asit toplam yağ asidi miktarının yaklaşık %80'nini oluşturmaktadır. Bu yağ asitlerinden özellikle oleik asit günümüz yerfıstığı endüstrisinde kaliteyi belirlemekte olup yağın oksidiyon direncini arttırmakta ve uzun raf ömrüne katkıda bulunmaktadır. Ülkemizde yüksek oleik içeren yer fıstığı çeşidi sayısı oldukça yetersiz olup yeni yüksek verimli ve oleik asit içeren genetik kaynaklara ihtiyaç bulunmaktadır. Bu kapsamda ele alınan bu tez çalışmasında yüksek verimli çeşit NC-7 ve yüksek oleik asit karakterine sahip genotip HOG melezinden elde edilen 304 F6 hattı agronomik özellikleri bakımından karakterize edilmiş, burada ölçülen özellikler bakımından öne çıkan hatlarda ise yağ ve yağ asit karakterizasyonu yapılmıştır. Tüm denemede ana-baba hatlar olan HOG ve NC-7 kontrol olarak değerlendirilmiştir. Verim karakteri bakımından genotiplerin sahip olduğu varyasyon 16.5 ile 235.5 g arasında değişim göstermiştir. Çalışmamızda en yüksek ortalama verim NH-2-22-4-31 hattında gözlenmiştir. 187 hattın ise NC-7 çeşidinden daha yüksek verime sahip olduğu belirlenmiştir. Ortalamalar dikkate alındığında en uzun kapsül 5.0 cm ile NH-2-31-1-34 hattında elde edilmiştir. F6 koleksiyonundaki ortalama kapsül uzunluğu 3.9 cm olarak belirlenirken melez ebeveynleri olan HOG genotipinde kapsül uzunluğu 3.1 cm, NC-7 çeşidinde ise 4 cm olarak ölçülmüştür. En yüksek dane uzunluğu 2.5 cm ile NH-2-22-5-32, NH-2-31-1-34, NH-2-22-7-12 ve NH-2-31-1-7 hatlarında gözlenmiştir. Tarla denemesi sonrası kapsül verimi, kapsül ve dane uzunluğu kriterleri dikkate alınarak 26 hat seçilmiş ve yağ oranı ve yağ asit değerleri bakımından karakterize edilmiştir. Yağ oranı dikkate alındığında 26 F6 hattından oluşan koleksiyonun ortalama değeri %47.99 olarak hesaplanmıştır. En yüksek yağ oranı %50.77 ile NH-2-31-3-52 hattında elde edilmiştir. Ortalama oleik asit değeri %78.58 olarak ölçülmüş olup, NH-2-22-5-23 ve NH-2-31-1-6 hatlarında %80'in üzerinde oleik asit değerine rastlanmıştır. Elde edilen veriler sonrası seçilen elit hatların verim denemeleri sonrası ülkemiz tarımına çeşit olarak kazandırılması beklenmektedir.

Bitki ıslahıBitkisel yağlar
Hasan Talha Gülten
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Fasulye (Phaseolus sp.) öz koleksiyonunun fenolojik, morfolojik ve agronomik özelliklerinin belirlenmesi

Fasulye hem kuru tanelerinin hem de yeşil meyvelerinin tüketilmesiyle insan beslenmesi için önemli bir yemeklik tane baklagildir. Niğde, Konya, Bitlis, Nevşehir, Karaman, Kayseri ve Aksaray yurdumuzda kuru fasulye tarımının başlıca yapıldığı illerimizdir. Bu çalışmada, yurdumuzun değişik illerinden (Antalya, Karabük, Uşak, Rize, Muğla, Hakkâri, Balıkesir, Samsun, Tunceli ve Burdur) toplanan fasulye yerel çeşitleri bazı tescilli çeşitler (Göynük 98, Yunus 90, Karacaşehir 90, Akman 98, 40 Günlük, Cino, Sarıkız ve Romanica) ile 2020 yılında Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi seralarında fenolojik, morfolojik ve agronomik özelliklerini belirlemek amacıyla yetiştirilmişlerdir. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre; fenolojik özelliklerden ilk çiçeklenme gün sayısı için en erkenci genotipler APN 20118, 20119, 20125, 20133 ve 20163 (bodur formlar); APN 20103, 20112, 20115, 20122, 20134, 20156 ve 20166 (sarılıcı formlar) olarak belirlenmiştir. APN 20119, 20125, 20157 ve 20163 (bodur formlar); APN 20105, 20116, 20124, 20127, 20143, 20156 ve 20168 (sarılıcı formlar) genotipleri de erken olgunlaşan genotipler olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte önemli agronomik özelliklerden olan tane verimi için, APN 20118, 20119, 20137 ve 20161 (bodur formlar); APN 20105, 20117, 20158, 20164, 20173, 20175 ve 20176 (sarılıcı formlar) genotipleri yüksek verime sahip olmuşlardır. Fasulye öz koleksiyonunda karakterizasyonun yapılmasıyla istenilen özelliklere sahip üstün yerel çeşitlerin ileride yapılacak ıslah çalışmalarında kullanılabileceği öngörülmektedir.

Agronomik özelliklerBaklagillerFasulye+3
Zeynep Şevval Narcı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Yerfıstığında yeni nesil dizileme verileri kullanarak SSR ve InDel markerlerın geliştirilmesi

Baklagiller familyasında bulunan yerfıstığı (Arachis hypogaea L) gıda ve yem sanayinde yoğun olarak kullanılan önemli bir yağ protein, mineral ve vitamin kaynağıdır. Dünyada 100'den fazla ülkede üretimi yapılan yerfıstığında yoğun bir şekilde ıslah çalışmaları yürütülmekte olup yüksek verim, kalite ve son zamanlarda biyotik/abiyotik stres faktörlerine dayanıklılık çalışmaların temel hedefleri olmuşlardır. Son yıllarda yerfıstığı ıslahında başarıyla uygulanan marker destekli seleksiyon ıslah programlarının hızını büyük ölçüde artırmış ve seleksiyon etkinliğini iyileştirmiştir. Ancak yerfıstığı ıslah programlarında farklı amaçlarla kullanılması bakımından geliştirilen marker sayısı soya, ayçiçeği gibi endüstriyel bitkilere kıyasla ne yazık ki istenen seviyede değildir. Bu kapsamda ele alınan bu tez projesi ile yerfıstığı ıslah çalışmalarında kullanılabilecek InDel (insersiyon-delesyon) ve SSR (simple sequence repeat – basit dizi tekrarı) markerlerin geliştirilmesi hedeflenmiştir. ddRAD-Seq dizileme teknolojisinin kullanıldığı çalışmada farklı kıtalardan köken alan 25 adet yerfıstığı genotipi genetik materyal olarak kullanılmıştır. Yürütülen biyoinformatik analizler sonrasında referans genomdan farklılık gösteren 62728 lokus belirlenmiştir. Belirlenen bu bölgelerin 35140 tanesi delesyon, 27588 tanesi ise insersiyon olarak tanımlanmıştır. Agaroz jelde ayırt edilebilirlik bakımından 10 bp ve üzeri 1013 insersiyon-delesyon bölgesi potansiyel marker olarak tespit edilirken seçilen 24 bölge primer dizaynı için kullanılmıştır. Geliştirilen 3 SSR ve 21 InDel marker genotipler üzerinde testlenmiş ve beklenen bölgelerde bantlar elde edilmiştir. Geliştirilen SSR ve InDel markerlerin moleküler temelli yerfıstığı ıslah çalışmalarına katkıda bulunması beklenmektedir.

IslahMarkörlerYer fıstığı
Moın Qureshı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Susamda makinalı hasada uygun verimli hatların geliştirilmesi

Anadolu'da köklü bir geçmişe sahip olan susam, hasat olgunluğuna geldiğinde kapsüllerini çatlatıp tohumlarını dökme özelliğinden dolayı hasat-harman işlemleri el emeğine dayalı olarak yapılmaktadır. Yabani form özelliği göstererek tohumlarını dökme eğiliminde olan susamın, tam anlamıyla kültüre alınmasına olanak sağlayacak olan tohum dökmeme özelliği (uçtan çatlatma ve güçlü plasenta bağı) tez çalışmasında bütün yönleriyle incelenmiştir. Tohum dökmeme durumunun nasıl kalıtım gösterdiği belirlenmiş olup yapılan melezleme çalışmaları ile bir tarafta tohum dökmeyen tam mekanize hasada uyumlu nitelikli susam hatları geliştirilirken diğer tarafta söz konusu özellik geri melezleme yöntemiyle halihazırda üretimi yapılan tescilli çeşitlere aktarılmaya çalışılmıştır. Tohum dökmeyen ve biçerdöver ile tam mekanize hasada uygun özellik gösteren genetik materyaller Akdeniz Susam Koleksiyonuna (ACS) eklenmiş olup 2020 ve 2021 yıllarında yürütülen verim denemeleri ile agro-morfolojik özellikleri belirlenmiştir. Denemeler sonucunda; tane verimi, bitki boyu, yan dal sayısı, ilk kapsül yüksekliği, kapsül sayısı, 1000 tohum ağırlığı, fizyolojik olum gün sayısı ve çiçeklenme gün sayısı değerlerinde önemli farklılıklar elde edilmiştir. Ayrıca genotiplerin yağ ve yağ asitleri oranlarına ait değerler elde edilmiştir. Verim ve verim bileşenleri arasındaki ilişkiler ise basit korelasyon analizi ile belirlenmiştir. Oluşturulan melez popülasyonları ile tohum dökmeme özelliğinin kalıtımının yanı sıra transgresif açılmaları, tohum kabuğu renginin kalıtımı, heterosis ve heterobeltiosis oranları incelenmiştir. Tez çalışmasının sonucunda susamda makinalı hasada uygunluk için aranan özellikler melezleme çalışmaları ile sonraki döllere aktarılmış ve söz konusu özelliklerin resesif iki karakter ile idare edildiği belirlenmiştir. Melezleme ve geri melezleme çalışmaları ile elde edilen bireyler ıslah programlarına dahil edilerek yeni susam çeşitlerinin geliştirilmesinde kullanılmak üzere gen havuzuna eklenmiştir.

Geriye melezlemeHasatIslah+2
Hacı Tek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Şeker sorgumda biyoenerji ile ilişkili QTL'lerin yeni nesil sekanslama yöntemleri kullanılarak haritalanması

Bu tez çalışmasında bitki boyu, şeker miktarı ve bitki öz suyu miktarı bakımından farklı karakterlere sahip Erdurmuş şeker sorgum çeşidi ile tanelik yetiştiriciliğe uygun Öğretmenoğlu çeşidinin melezlenmesi ile elde edilen 181 bitkiden oluşan F2 popülasyonunda ddRAD-seq (double-digest Restriction Site Associated DNA) yöntemi ile genomik kütüphane oluşturulmuş ve yeni nesil sekanslama yöntemi ile veriler elde edilmiştir. Bitki boyu, bitki öz suyu ve Brix özellikleri ile ilgili fenotipik gözlemler F3 popülasyonunda Konya ve Antalya lokasyonlarında gerçekleştirilmiştir. Bu veriler dahilinde oluşturulan QTL haritalamada bitki boyu için 1., 7. ve 9. kromozomlar üzerinde 3 major, bitki öz suyu için 6. kromozom üzerinde 1 major ve Brix için ise 3. ve 7. kromozomlar üzerinde minör etkili 2 QTL bölgesi belirlenmiştir. Bitki boyu için belirlenen qPH1.1, qPH7.1 ve qPH9.1 QTL'lerinin fenotipik varyasyonu açıklama oranları sırasıyla %10,8, 34,8 ve 13,5'tir. Bitki öz suyu için belirlenen qPJ6.1 QTL'inin fenotipik varyasyonu açıklama oranı %26, Brix için belirlenen qBX3.1 ve qBX7.1 QTL'lerinin %8,6 ve 9,7 olarak belirlenmiştir. Bu QTL'ler arasında qPH7.1 QTL bölgesinin yakınında yer alan SCM_59803007 lokasyonundaki SNP, Dw3 geninden yaklaşık 30 kb uzaklığında tanımlanmış ve fenotipik varyasyonu açıklama oranı %34,8 olarak belirlenmiştir. Bu bölgede yapılan analizlerde belirlenen SNP'in bir sonucu olarak 4. exonda yer alan 120. amino asitin Glutamat (E) yerine Aspartat (D)'a dönüştüğü gözlenmiştir. Tanımlanan QTL bölgelerinde yer alan SNP'lerden bitki boyu için 2, bitki öz suyu için 2 ve Brix için 3 CAPS (Cleaved Amplified Polymorphic Sequences) markeri geliştirilmiştir. Sekans verilerini bildiğimiz 8 hat ve 3 çeşitte yapılan marker doğrulama ve etkinlik belirleme çalışmaları neticesinde, genomik sekans verilerinin CAPS markerine dönüşüm etkinliği %100 olarak belirlenmiştir. Bitki boyu, bitki öz suyu ve Brix karakterleri bakımından Erdurmuş çeşidinde olan QTL'leri içermeyen ancak yine de bu karakterler bakımından üstün olan 8 farklı hat ve Uzun çeşidine ait yeni nesil sekans verileri incelenmiştir. Farklı QTL'lerin Erdurmuş çeşidinde piramitlenmesini sağlamak amacıyla, farklı SNP QTL bölgelerine sahip hat ve çeşitler ile Erdurmuş melezlenmiş ve elde edilen döllerdeki tarımsal değerler belirlenmiştir. Özellikle 507 X Erdurmuş melezinde ve (424 x Erdurmuş) X (507 x Erdurmuş) 2'li melezinde yapılan gözlemlerde bitki boyu ve Brix karakterleri için elde edilen değerlerin ebeveynlerinden oldukça yüksek olduğu ve piramitleme amacıyla seçilen bu melezlerde başarılı olunduğu görülmüştür.

Bitki boyuDNA dizilemeSorgum+1
Birgül Güden
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Makarnalık buğday çeşitlerinde lipoksigenaz aktivitesinin genetik tanımlanması

İrmik ve makarna üretimi için kullanılan makarnalık buğdayda (Triticum durum L.) temel kalite faktörleri arasında yüksek dane protein içeriği ve kalitesi ile irmik rengi bulunmaktadır. Makarnada sarı rengin ağarmasına sebep olan oksidatif enzimlerin başında lipoksigenazlar gelmektedir. Makarnalık buğday çeşitlerinin pigment içerikleri ve oksidatif enzim aktiviteleri genetik olarak kontrol edilmekle birlikte yetiştirme koşulları da bunları etkilemektedir. Bu nedenle irmik rengi yüksek fakat oksidatif enzim aktiviteleri düşük kararlı makarnalık buğday çeşitlerinin ıslahı ve yetiştirilmesi makarna endüstrisi için çok önemlidir. Bu çalışmada ülkemizde tescil edilmiş 56 adet makarnalık buğday çeşidi 7 farklı moleküler belirteç kullanılarak lipoksigenaz aktivitesini etkileyen genler bakımından tanımlanmıştır. Elde edilen moleküler verilere göre, makarnalık buğday çeşitleri lipoksigenaz aktivitelerine göre düşük, orta ve yüksek olarak haplotiplere ayrılmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların ülkemizde düşük lipoksigenaz aktivitesine sahip yeni çeşitlerin geliştirilmesi için yürütülecek ıslah çalışmalarına önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

LipoksijenazMakarnalık buğdayTriticum durum+1
Medine Yurduseven
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kolhisin uygulaması ile poliploid şeker otu (Stevia rebaudiana Bertoni) bitkilerinin elde edilmesi

Bu çalışmada Latince ismi Stevia rebaudiana Bertoni olan şeker otu bitkisinde kolhisin uygulamalarının poliploidizasyon üzerine etkileri araştırılmıştır. Çalışmada bitki materyali olarak bitki boyu ve yaprak boyu uzun, geniş ve büyük yapraklara sahip, rebaudiosit A/steviosit oranı ve rebaudiosit A içeriği yüksek olan yerli şeker otu çeşidi Levent 93'ün doku kültüründen gelen fidelerinin sürgün uçları kullanılmıştır. Mutasyon materyali olarak da güz çiğdemi (Colchicum autumnale) bitkisinden elde edilen bir alkaloit olan kolhisin (C22H25NO6) kullanılmıştır. Çalışmanın temel amacı, diploid kromozom sayısını ikiye katlayarak tetraploid şeker otu bitkileri elde etmektir. Çalışmada kullanılacak olan yöntem belirlendikten sonra tek doz ve farklı uygulama sürelerinin denenmesi planlanmıştır. Bu amaçla yapılan araştırmalar incelenmiş ve kolhisin dozu olarak %0,5 konsantrasyonu belirlenmiştir. Şeker otu sürgün uçları %0,5 konsantrasyonundaki kolhisin çözeltisine 1 saat, 2 saat ve 4 saat boyunca daldırılmıştır. Çalışma sonucunda kolhisinle muamele edilmiş şeker otu bitkilerinin canlılık oranı %13,3-100, bitki boyu 20-75 cm, bitkide yaprak sayısı 16-60 adet, bitkide dal sayısı 1-11 adet ve klorofil miktarı 9,7-26,9 spad olarak belirlenmiştir. Bitkilerin ploidi seviyeleri flow sitometri analizi ile belirlenmiştir. Çalışmanın flow sitometri analizi sonuçlarına göre tetraploid bitkiler elde edilmiştir ancak söz konusu bitkiler canlılıklarını sürdürememiştir Sonuç olarak kolhisinin şeker otunda poliploidi meydana getirdiği belirlenmiştir.

Akım sitometrisiDNAKolhisin+3
Özlem Akbaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Fitokimyasal içerikler bakımından zengin mor renkli şeker mısır (Zea mays saccharata Sturt.) ıslahı

Bu tez çalışması, (i) mor renkli şeker mısır hibrit çeşitleri ve bu çeşitlere ulaşabilecek yerli ebeveyn hatlarını geliştirmek, (ii) hatları morfolojik olarak karakterize etmek, (iii) mor renkli şeker mısır hatlarının genel kombinasyon kabiliyetlerini belirlemek, (iv) şeker mısır melezlerinin fitokimyasal ve bazı kalite içerikleri bakımından yüksek kaliteye sahip olanları belirlemek amacıyla 2020 ve 2021 yıllarında Antalya Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (BATEM)'ünde yürütülmüştür. Tez süresince tarla çalışmalarının yanı sıra serada da yetiştirilmesi sayesinde bitkilerde yılda 2 generasyon ilerleme sağlanmıştır. Araştırmada mor şeker mısır (MŞM) hatlarının geliştirilmesi için pedigri ve istenilen allellerin aktarılması için geri melezleme yöntemleri kullanılmıştır. Geri melezleme ile Türkiye'de ilk yerli şeker mısır çeşidi olan BATEM TATLI mısır çeşidinin ebeveynlerinin mor versiyonu geliştirilmiştir. Tez süresi içinde geliştirilen mor renkli şeker mısır hatları yoklama melezine alınmış, genel kombinasyon kabiliyetleri (GKK) belirlenmiştir. Tezin gıda kalite ve besin içerik analizleri de aynı kurumda Tıbbi Aromatik Bitki Merkez Laboratuvarlarında yapılmıştır. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre; S5 kademede 118 adet mor renkli şeker mısır ıslah hattı elde edilmiştir. Elde edilen hatlar morfolojik olarak karakterize edilmiş farklı genetik tabana ait oldukları tespit edilmiştir. Yoklama melezi verim denemesi sonuçlarına göre 18 adet MŞM hattının GKK yüksek olduğu tespit edilmiştir. Denemeye alınan 18 MŞM melezinden de 3 adedi verim ve fitokimyasal içerikleri bakımından ümitvar çeşit adayı olarak tespit edilmiştir. Tez çalışması ülkemizdeki mor renkli tatlı mısır ıslah çalışmalarına öncülük yapmış hem üretici ve hem de tüketici için yeni, yerli ve sağlıklı fonksiyonel bir ürünü ülkemize kazandırmıştır. ANAHTAR KELİMELER: Antioksidan, Antosiyanin, Fenolik madde, Fonksiyonel gıda, Mor mısır, Şeker mısır

AntioksidanlarAntosiyaninlerFenolik maddeler+3
Ahmet Öztürk
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Fasulye türlerinin (Phaseolus ssp.) yüksek sıcaklık stresinde biyokimyasal tepkilerinin değerlendirilmesi

İklim değişikliğinin neden olduğu yüksek sıcaklık (ısı) stresi, bitkilerde çimlenmeden olgunluğa kadar hayati fizyolojik ve biyokimyasal süreçler üzerine derin etkilere sahiptir. Fasulye türlerinde (Phaseolus spp.) ısıyla ilişkili özellikler, iklim değişikliğinin neden olduğu ısı stresi oluşumu ve beklenen ısı artışı nedeniyle çok önemlidir. Fasulye (P. vulgaris L.), Aztek fasulyesi (P. acutifolius L.), Ateş fasulyesi (P. coccineus A. Gray), yıllık fasulye (P. dumosus Macfady) ve Lima fasulyesi (P. lunatus L.) dahil toplam 196 fasulye genotipi, orta dereceli ısı stresi (tarla) ve aşırı ısı stresi (cam sera) koşulları altında tarımsal-morfolojik özellikler açısından değerlendirilmiştir. Tarlada ve serada iki yıllık bir seleksiyona göre, P. vulgaris, P. acutifolius, P. coccineus, P. lunatus türlerinden sekiz ısı stresine tolerant ve iki ısıya duyarlı genotip (P. vulgaris), absisik asit (ABA), jasmonik asit (JA), salisilik asit (SA), klorofil içerikleri (CC) ve fotosistem II'nin maksimum kuantum verimliliği açısından karşılaştırılmıştır. P. acutifolius (G182), P. lunatus (G192) ve P. coccineus (G192) genotiplerinin çoğu ısıya dayanıklı olarak seçilmesine rağmen, birkaç fasulye genotipi (G50, G43, G116, G138 ve G123) orta ısı stresi ve aşırı ısı stresi koşullarında ısıya dayanıklılık sergilemişlerdir. Biyokütle, Fv/Fm ve CC, ısı stres direnç değerleri üzerinde önemli doğrudan etkilere sahiptir. Isı stresli koşullar altında, ABA, JA ve SA'nın içsel birikimi, ısı stresi olmayan koşullara kıyasla önemli ölçüde daha yüksek seviyededir. Bu, hayatta kalma stratejileri olarak hormonların rollerini göstermiştir. CC ve Fv/Fm stressiz koşullar altında daha yüksek bulunmuştur. Isıya duyarlı genotipler, genellikle daha yüksek JA ve SA birikimi sergilemiştir; bu, ısı stresi ile farklı başa çıkma mekanizmalarını hayata geçirme olarak yorumlanmıştır. Bu bulgular, P. acutifolius gibi ısıya dayanıklı fasulye genotiplerinin kültüre alınmadan önceki evrimsel geçmişleri sırasında edinilen adaptif özelliklerini ortaya koymaktadır.

Abiyotik stresPhaseolus vulgarisSıcaklık stresi+2
Thıerry Mıchel Tene
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Geven (Astragaluscreticus lam.) bitkisinde tohum dormansisinin kırılması ve fide gelişiminin incelenmesi

Bu çalışma, nektar kaynağı, erozyon kontrolü ve tıbbı açıdan önemli bir bitki olan gevenin (Astragaluscreticus Lam.) tohum dormansisininkırılması ve çimlenme özeliklerinin incelenmesi amacıyla planlanmıştır. Deneme, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümünde Eylül 2018-Mart 2019 tarihleri arasındayürütülmüştür. Antalya ilindeüç farklı bölgeden toplanan tohumlar çeşitli uygulamalara tabi tutulmuştur. Tohum kaynağı olarakFeslikan yaylası, Çeltikçi ve Kızılcadağ bölgeleri seçilmiştir. Çalışmada dormansiyi kırmak amacıyla, zımparalama (30,60 ve 120 sn), sülfürik asitte (%98) bekletme (12, 16 ve 20 dk), asetik asitte bekletme (6 saat) ve giberelik asitte (300 ve 500 ppm dozlarında) 48 saat bekletme ve kontrol olmak üzere çeşitli uygulamalar yapılmıştır. Deneme tesadüf parselleri deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak 45 gözlüviyollerde ve 0.5'lt lik saksılarda yürütülmüştür.Dormansi kırma uygulamalarının sonucunu görmek amacıyla denemede çimlenme oranı (%), ortalama çimlenme süresi (gün), kök uzunluğu (cm), sürgün uzunluğu (cm), kök yaş ağırlığı (g/bitki), sürgün yaş ağırlığı (g/bitki), kök kuru ağırlığı (g/bitki), sürgün kuru ağırlığı (g/bitki) özellikleri incelenmiştir. Ana çalışmanın yanı sıra gevenin çimlenme sıcaklığının belirlenmesi için çimlendirme dolabında ayrı bir çalışma yürütülmüştür. Bu çalışmada ana çalışmadan elde edilen ilk sonuçlar göz önüne alınarak, yalnızca Feslikan yaylasından toplanan tohumlar 60 snzımparalanarak kullanılmıştır. Denemede farklı sıcaklıkların etkisini incelemek amacıyla 10, 17, 24, 31 ve 38̊C olmak üzere beş farklı sıcaklıkta çalışılmıştır. Denemenin sonucunda en yüksekdeğerlerFeslikan bölgesinden toplanan tohumlarda, zımparalama uygulamaları sonucunda elde edilmiştir. Tohumdaki fiziksel dormansinin kırılması için yapılan çalışmalar sonucunda en iyi değerler sırasıyla; zımparalama, sülfürik asit, giberellik asit ve asetik asit uygulamaları olmuştur. Sıcaklık denemesi sonucunda en yüksek çimlenme oranları sırasıyla 10, 17, 38, 31, 24⁰C sıcaklıkta görülmüştür. Genel olarak bakıldığında sıcaklık arttıkça farklı oranlarda çimlenmenin hızlandığı ancak çimlenme oranının düştüğü gözlemlenmiştir.

Kübra Şen
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Pamukta (Gossypium L.) epiallellerin tespitinde kullanılabilecek GS-KUP markırlarının geliştirilmesi

Pamukta (Gossypium L.) Epiallellerin Tespitinde Kullanılabilecek GS-KUP Markırlarının Geliştirilmesi Ayşe SAĞIR Yüksek Lisans Tezi, Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Mehmet KARACA Şubat 2020; 63 sayfa Endüstri bitkileri içerisinde yer alan pamuk (Gossypium L.), sanayinin birçok dalının ana ham maddesi olması nedeniyle gerek dünya gerekse de ülkemiz açısından önemli bir bitkidir. Hızla artan dünya nüfusu ve insanların değişen ve gelişen hayat standartları pamuğa duyulan ihtiyacı arttırmaktadır. Geçmişte çok hücreli organizmaların gelişim sırasında tek tip hücrelerden doku ve organları oluşturmak amacıyla farklılaşmasını ifade etmek amacıyla kullanılan epigenetik sözcüğü bu günlerde DNA dizisinde değişiklik olmaksızın genlerin ifade edilmesinde meydana gelen kalıtsal değişikleri açıklamak için kullanılmaktadır. Epigenetik düzenlemeler arasında en fazla çalışılmış ve en fazla anlaşılmış olan mekanizma DNA metilasyonudur. DNA metilasyonunun belirlenmesinde birbirlerinden farklı yöntemler kullanılmaktadır. Bu çalışmada epiallellerin tespitinde kullanılabilecek ekonomik ve altyapı gerektirmeyen "Methylation Sensitive Amplification Polymorphism" (MSAP) yöntemine benzerlik gösteren ve birimimizde geliştirilen Gen Spesifik Kısmi Uzunluk Polimorfizmi (GS-KUP) yönteminde kullanılacak lokus ve primer çiftlerinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada bitki materyali olarak dünya pamuk üretiminin %98'den daha fazlasının karşılandığı iki pamuk türü olan G. hirsutum L. ve G. barbadense L. DNA dizleri GenBank veri tabanından transfer edilerek kullanılmıştır. Belirli ölçüt kriterler kullanılarak GenBank veri tabanından indirilen DNA dizilerine spesifik primer çiftleri geliştirilmiştir. Geliştirilen primer dizileri üzerinde MspI ve HpaII izoşizomerlere ait palindromik tanıma bölgeleri bulunmakta olup, DNA palindromik bölgesinde yer alan sitozin bazında bulunabilecek metil grubuna göre farklılık tespit edilebilmektedir. Çalışmada 54 lokus üzerinde çalışma fırsatı sunan 88 adet primer çifti geliştirilmiştir. Geliştirilen primer çiftlerinin yarısı G. hirsutum ve diğer yarısıda G. barbadense genom dizilerinden tasarlanmıştır. Primer çiftlerinin her iki genomda çoğaltım yapabilecekleri ön denemelerde ortaya konulmuştur. Bunun için altı lokus seçilerek GS-KUP yönteminde denemeler kurulmuştur. Ön denemelerde geliştirilen primer çiftlerinin ümitvar olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda lif gelişimiyle ilgili epiallelerin tespitinde kullanılabilecek oldukları görülmüştür. Tez çalışması kapsamında tasarlanan primer çiftleri ile epiallel markırları geliştirilerek bu markırların pamuk ıslahında lif kalite ve miktarının artırılmasına yönelik çalışmalarda kullanılabilme olanağı sunabileceği öngörülmüştür. Sonuç olarak bu çalışma son yıllardaki artış ile birlikte dünya pamuk üretiminin %98'lik kısmını kapsayan iki pamuk türünün epigenetik çalışmalarına farklı açılardan katkı sağlayabilecektir. Geliştirilen primer çiftleri ile hedeflenen gen ve gen bölgelerinde metilasyon düzeylerinin tespitinde kullanılacak markırların geliştirilmesinin yanı sıra ilgili genlerin ve gen elementlerinin epigenetiksel düzenlemelerinin anlaşılmasında da katkılar sağlanabilecektir. ANAHTAR KELİMELER: DNA Metilasyonu, Epigenetik, Epigenetik düzenlemeler, GS-KUP markır, Gossypium barbadense, Gossypium hirsutum, Lif Özellikleri, Primer Çifti JÜRİ: Prof. Dr. Mehmet KARACA Prof. Dr. Bayram ÇEVİK Doç. Dr. Ayşe Gül İNCE

Ayşe Sağır
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Susamda Yeni Nesil Dizileme Verileri Kullanılarak Indel Markerlerin Geliştirilmesi

Moleküler markerler son zamanlarda bitki ıslah programlarının önemli bir parçası haline gelmiştir. Marker destekli yürütülen ıslah çalışmalarında iş gücünü azaltarak daha hassas ve güvenilir sonuçlar elde edilebilmektedir. Günümüzde ıslah çalışmalarında çoğunlukla SNP ve SSR markerler tercih edilmekle birlikte yeni nesil dizileme teknolojileri kullanılarak geliştirilen InDel (insersiyon-delesyon) markerler de önemli bir alternatif olarak gözükmektedir. Agaroz jelde farklılıkların ortaya konulabilmesini mümkün kılan bu markerler ile temel moleküler gereçlerin bulunduğu her laboratuarda çalışılabilmek mümkündür. Ayrıca yüksek polimorfizm göstermesi ve türler arası transferin mümkün olması InDel markerlerin moleküler destekli seleksiyon, genetik çeşitlilik ve genetik haritalama çalışmalarında oldukça fazla tercih edilmesine neden olmaktadır. Susam ıslah çalışmalarına ivme kazandırılması açısından farklı marker tiplerinin ıslah sürecine kazandırılması oldukça önem taşımaktadır. Bu tez çalışması ile dünyada farklı bölgelerden köken alan 95 susam genotipinin yeni nesil dizileme sonrası elde edilen verileri kullanılarak InDel markerler geliştirilmiştir. Analiz aşamasında referans genomdan farklı olarak 2 bp üzeri 785 bölge belirlenmiş ardından agaroz jelde ayırt edilebilir olan 8 bp üzeri InDel bölgeleri tanımlanmıştır. Belirlenen 86 InDel bölgesinden seçilen 38 tanesi için primer dizaynı yapılmıştır. Geliştirilen tüm markerler bulk DNA'larda beklenen bölgelerde bant verirken seçilen markerler ile 32 genotipten oluşan koleksiyonda genetik çeşitlilik başarılı şekilde ortaya konmuştur. Geliştirilen InDel markerlerin tüm dünyada moleküler temelli susam ıslah çalışmalarına katkıda bulunması beklenmektedir.

Sibel Uzunoğlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı bakla (Vicia faba L.) genotiplerinin tarımsal ve biyokimyasal özellikler yönünden değerlendirilmesi ve seleksiyonu

Bu çalışmada toplam 12 bakla genotipi kullanılmış olup, bunlardan 8 tanesi ICARDA tarafından geliştirilen düşük tanen içekli genotipler (FBIN-LT-2013), 2 tanesi tescilli çeşit (Icawhite, Elisar) ve 2 tanesi de yerel bakla çeşididir (Atlıdere ve Antalya yerel çeşidi). Denemede, parselde çıkan bitki sayısı; 19-63 adet, ilk çiçeklenme gün sayısı; 68-82 gün, % 50 çiçeklenme gün sayısı; 74-107 gün, olgunlaşma gün sayısı; 140-153 gün, bitki boyu; 44,50-105,50 cm, ilk bakla yüksekliği; 10,50-50,50 cm, dal sayısı; 1-6,25 adet, bitkideki bakla sayısı; 3,50-15,25 adet, fide, % 50 çiçeklenme ve bakla bağlama dönemlerinde olmak üzere toplam klorofil içeriği (SPAD); 42,25-53,13 (fide), 36,79-49,27 (% 50 çiçeklenme), 38,32-50,23 (bakla bağlama), biyolojik verim (kg/da); 31,30-388,80 kg, dane verimi (kg/da); 26,10-164,90 kg, 100-dane ağırlığı; 62,25-97 g, bakla uzunluğu; 77,50-118,75 mm, bakla eni; 10-18,75 mm, bakladaki dane sayısı; 2,50-4.25 adet ve hasat indeksi; % 25,81- % 62,13 olarak belirlenmiştir. İlk çiçeklenme gün sayısı, ilk bakla yüksekliği, dal sayısı, 100-dane ağırlığı ve bakla uzunluğu ölçümlerinde istatistiki olarak önemli farklar belirlenmiştir. FLIP08-019FB, Atlıdere ve FLIP08-015FB genotiplerinin yüksek dane verimi ve erkencilik yönleriyle ileride yapılacak olan çalışmalarda kullanılabileceği öngörülmektedir. Ayrıca düşük tanen içerikli FLIP08-015FB genotipi diğer genotiplerden ve kontrollerden daha yüksek verime sahip genotip olmuştur. Bu genotip yeni çeşit adayı olarak belirlenmiştir. Genotiplerin protein, toplam ve serbest amino asit içeriklerinin belirlenmesi amacıyla yapılan biyokimyasal analiz sonuçlarına göre, genotiplerin protein miktarları % 22,58 (FLIP03-005FB) ile % 31,50 (Elisar) arasında değişkenlik göstermiştir. FLIP08-016FB genotipi aspartik asit, sistin, izölösin+lösin, lisin, fenilalanin, serin ve valin içerikleri bakımından en yüksek değere sahip genotiptir. Belirlenen genotiplerin ilerdeki ıslah çalışmalarında kullanılabileceği düşünülmektedir.

Didem Akgün
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Yabani fasulye (Phaseolus spp.) genotiplerinin fenolojik, morfolojik ve agronomik özelliklerinin belirlenmesi

Çalışmada; 8 Phaseolus acutifolius genotipi, 2 P. dumosus genotipi, 8 P. coccineus genotipi, 5 P. lunatus, 1 P. hybrid, 6 P. vulgaris L. genotipi olmak üzere 30 fasulye genotipi kullanılmıştır. Bu genotiplerin fenolojik, morfolojik ve agronomik özelliklerinin belirlenmesinin yanı sıra polenlerinin taramalı elektron mikroskobunda (SEM) görüntülenmesi hedeflenmiştir. Fasulye genotiplerinin ilk çiçeklenme gün sayısı 39-114 gün, bitki boyu 22-355 cm, bitkide dal sayısı 1-4 adet, bitkide bakla sayısı 1-103 tane, baklada dane sayısı 1-7 tane, bakla uzunluğu 15,76-62,60 mm, bakla eni 2,52-9,11 mm, bakla kalınlığı 1,64-4,99 mm, gaga uzunluğu 1,06-10,38 mm, dane uzunluğu 1,74-8,96 mm, dane eni 1,51-6,10 mm, dane kalınlığı 1,09-4,19 mm, dane verimi 0,11 ile 91,10 g/tane ve 100 dane ağırlığı 2,65-78 g olarak bulunmuştur. Belirlenen özellikler içinde ilk çiçeklenme gün sayısı ve bitkide bakla sayısı hariç diğer tüm özellikler için genotipler arasında istatistiki olarak önemli fark (P≤0,01) bulunmuştur. Polen özellikleri ise taramalı elektron mikroskobu (SEM) mikroskobu kullanılarak yürütülmüştür. Elde edilen bulgular fasulye genotiplerinin fenolojik, morfolojik, agronomik ve polen özellikleri hakkında önemli bilgiler ortaya konulmuş olup fasulye genotiplerinin polen görüntüleme sonuçları da yapılacak olan fasulye polen çalışmaları için bir kaynak olacaktır. Yüksek sıcaklık ve kuraklık fasulye yetiştiriciliğinin önemli sınırlayıcılarındandır. P. acutifolius ve P. lunatus yüksek sıcaklığa ve kuraklığa olan dayanıklılık ıslahı konularında yürütülebilecek çalışmalarda genitör olarak kullanılmaları öngörülebilir. Yapılan palinolojik çalışmalar sonucunda çalışılan fasulye türlerinin polen şekillerinin prolate-sferoidal olduğu ve ornamentasyonun (polen duvar süsü) retikulate olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Simru Baş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

EMS mutageni kullanılarak klorosulforon (su grubu) herbisitine karşı dayanıklı soya (Glycine max L.) mutantlarının geliştirilmesi ve ALS geninin dizi analizi

Soya (Glycine max L.) yağ bitkileri içerisinde en fazla üretime sahip olan bir baklagil bitkisidir. Dünyada hem yağ hem de protein kaynağı olarak kullanılmaktadır. Her bir kültür bitkisinde olduğu gibi soyada da verimi kısıtlayan en önemli unsurlardan bir tanesi yabancı otlardır. Dünyada ve ülkemizde transgenik olmayan soya yetiştiriciliğinde kullanılabilecek soyaya ruhsatlı herbisit sayısı çok kısıtlı düzeydedir. Sürekli aynı türden herbisit kullanımı, yabancı otlarda direnç oluşumuna neden olmakta ve mücadelesi bu nedenle her geçen gün zorlaşmaktadır. Dar yapraklıların yanında, geniş yapraklı yabancı otların tek bir herbisit aracılığıyla soyaya zarar vermeden kontrol edilebilmesi önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada sülfonilüre (SU) gurubu yabancı ot ilaçlarına dayanıklı soya mutantlarının geliştirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Arısoy soya çeşidinin 10.000 adet tohumuna %0.1 oranında EMS uygulanmış ve 4150 adet M1 bitkisi yetiştitirilmiştir. M1 popülasyonundan elde edilen 300.000 M2 bitkisi SU grubu herbisite karşı dayanıklılık bakımından test edilmiştir. Testlemelerde sürat ve güvenilirliği sağlamak için M2 bitkileri tarla yanında hidroponik sistem altında da gözlemlenmiştir. Tarla testlemelerinde 7, hidroponik sistemde 3 bitki olmak üzere toplam 10 potansiyel dayanıklı bitki seçilmiştir. Hidroponik sistem altında yapılan konfirmasyon testlemelerinde tarladan seçilen 1 bitkinin dayanıklı olduğu teyit edilmiştir. Dayanıklı bitkide herbisitin önerilen dozunun 2 (60 ppm) ve 3 (90 ppm) katları ile tekraren testlemeler yapılmış ve kontroller ölürken, dayanıklı bitkide hiç bir semptomun oluşmadığı bir kez daha görülmüştür. Elde edilen bu dayanıklılığın ALS geninde meydana getirmiş olduğu değişikliklerin incelenmesi için moleküler seviyede analizler yapılmıştır. Bu amaçla dayanıklı bitki kendilenmiş ve 8 döl yetiştirilmiştir. 8 dölün 2 si hassas ve 6 sı dayanıklı olarak açılım göstermiştir. Bu altı dayanıklı bitkiden elde edilen DNA'larda yapılan sekans analizleri neticesinde 8 nokta mutasyonu tespit edilmiş ve bunların 7 tanesinde anlamlı amino asit değişikliği bulunmuştur. Arabidopsis thaliana model bitkisinin ALS gen protein sekans dizilimi baz alındığında, dayanıklı mutant döllerinde tirozin-154 serin (Tyr154-Ser), alanin-155 valin (Ala155-Val), valin-163 aspartat (Val163-Asp), prolin-197 serin (Pro197-Ser), glisin-609 valin (Gly609-Val), threonin-616 metiyonin (Thr616-Met) ve glutamin-644 histidin (Gln644-His) amino asit değişiklikleri tespit edilmiştir. Dayanıklılık gösteren 6 mutant dölde ortak olan tek mutasyon Arabidopsis thaliana ALS gen sekansına göre 197. noktadaki prolin-197 serin değişikliğidir. Bu veriler ışığında soyadaki herbisit dayanıklılığı hem moleküler hem de fenotipik olarak gösterilmiştir. EMS mutasyon yöntemi ile elde edilen bu dayanıklılığın genetik dayanıklılık olduğu belirlenmiştir.

Rüstem Üstün
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Nohutta iri daneli, çift baklalı ve markör destekli seleksiyonla yanıklık [Ascochyta rabiei Pass. (Labr.)] hastalığına dayanıklı ideal bitki ıslahı

İdeal bitki kavramı, bir çeşit geliştirme sürecinde dane verimi, yağlar ve diğer kullanışlı özellikler için daha iyi performans göstermesi beklenen, istenilen bir bitki modeli olarak ortaya konulmuş olup (i) 'istenilmeyen (eksiklik/kusur) özelliği giderme veya istenilen özelliğe ulaşma/geliştirme' (dayanıklı bir genotipten hassas bir genotipe hastalık dayanıklılığını geliştirmek) ve (ii) 'verim için seleksiyon' (belirlenen ebeveynler arasındaki melezlemelerle verim ve kalitede istenilen yönde iyileştirme) gibi iki temel yaklaşımı içerir. Bu çalışmanın hedefi; nohutta (Cicer arietinum L.) yüksek verimli, ekstra iri beyaz/krem renk daneli, çok baklalı ve önemli verim kayıplarına neden olabilen yanıklık hastalığına [Etmen: Ascochyta rabiei Pass. (Labr.)] dayanıklı bir ideal bitki tipine ulaşılmasıdır. Bu hedefe ulaşılabilmesi için tek baklalı, basit yapraklı, iri daneli (100-dane ağırlığı 47 g) ve yanıklık hastalığına dayanıklı Sierra genotipi ile çift baklalı, bileşik yapraklı, küçük daneli (100-dane ağırlığı 27 g) ve yanıklık hastalığına dayanıklı CA 2969 melezlenmiştir. Çalışamın başlangıç materyalini, tek bitki dölü aktarım yoluyla F3 popülasyonu oluşturmuştur. F3 popülasyonunda, çift baklalılık geninin uygun koşullarda epistatik etkilerinin bir sonucu olarak çok çiçekli ya da baklalı döller gözlenmiştir. 626 F3 kademesi bitkisi (i) bileşik yapraklı ve tek baklalı, (ii) bileşik yapraklı ve çift baklalı, (iii) bileşik yapraklı ve çok baklalı (iv) basit yapraklı ve tek baklalı, (v) basit yapraklı ve çift baklalı, (vi) basit yapraklı ve çok baklalı döller olarak altı gruba ayrılarak tarımsal ve morfolojik özellikleri yönüyle değerlendirilmiştir. Geliştrilmiş olan "çift baklalı ya da çok baklalı ve 100-dane ağırlığı 45 g üstü olan toplam 152 F4 kademesi genotipinde, SCY17590 ve CaETR-1 moleküler markörleri kullanılarak yanıklık hastalığına reaksiyonları moleküler düzeyde belirlenmiştir. Ekstra iri dane özelliği, F3 popülasyonundaki dağılıma göre, kısmi dominant allelerin kontrolünde poligenik kalıtım şekline sahip olabileceği belirlenmiştir. Çalışma materyeli içerisinde, ebeveyn bireylerden daha yüksek/fazla ya da daha düşük/az değerlere sahip olan döllerin ortaya çıkmasını sağlayan transgresif açılmalar incelenen tüm özellikler için belirlenmiş olup ticari olarak yüksek fiyata alıcı bulan bu nedenle de çiftçilerin ihtiyaç duyduğu iri ve açık renk daneli nohutların, uygun ebeveynlerin melezlenerek geliştirilebileceği gösterilmiştir. İri dane büyüklüğü için seleksiyon, path analiziyle dane verimi, 100-dane ağırlığı artışında en yüksek doğrudan etkiye sahip olduğu için biyolojik ve dane verimine dayandırılabilir. Yüksek verimli genotipleri seçmek için, dane verimi ile aynı faktörde bulundukları için biyolojik verim, taç genişliği, bakla ve dane sayısı gibi özelliklerden biri değerlendirilebilir. Bileşik yapraklı ve tek baklalı genotiplerin en iri dane büyüklüğüne sahip olduğunun belirlenmesinin ardından bileşik yapraklı ve çift baklalı genotipler yer almaktadır. Bileşik yapraklı ve çok baklalı genotiplerin hem en yüksek verime hem de bakla ve dane sayısına da sahip olduğu bulunmuştur. QTLAR2 ve QTLAR1 ile ilişkilendirilmiş LG4 üzerindeki SCY17590 ve CaETR-1 markörleri 152 F4 kademesi genotipleri içerisinden 9 genotip içerisinde belirlenmiştir. Her iki dayanıklı alleli taşıyan altı genotipte, 100-dane ağırlığı 50-60 g olan ekstra iri daneler elde edilmiştir. 100-dane ağırlığı 50 g üzeri, çift ya da çok baklalı ve yanıklık hastalığına moleküler destekli seleksiyon çalışmaları ile dayanıklı olarak belirlenen F4 kademesinde bazı döllerin en iyi ebeveynden (47 g) daha iri danelere sahip olduğu belirlenmiştir. Yüksek verimli bu üstün hatlar çiçeklenme (31 oC'den fazla) ve bakla bağlama (39 oC'den fazla) dönemlerinde yüksek sıcaklık stresine maruz kalmıştır. Yüksek verim, ekstra iri ve açık renkli dane boyutu, çift veya çok baklalılık özellikleri ve yanıklık hastalığına dayanıklılık uygun kabuli nohutların tür içi melezlemeleriyle ve markör destekli seleksiyonla bir ideal nohut tipinin geliştrilmesi mümkündür.

Tuba Eker
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Nohutta yaprak galeri sineği (Liriomyza cicerina Rond.)'ne dayanıklılıkla ilişkili biyokimyasal seleksiyon kriterlerinin belirlenmesi

Nohut yaprak galerisineği (Liriomyza cicerina Rond.), nohut (Cicer arietinum L.) yetiştiriciliğinde değişen düzeylerde verim ve kalite kayıplarına neden olan zararlılardan biridir. Zararlı, yaşaması için uygun koşullarda nohut verimini %30 azaltabilmektedir. Böceğin oluşturduğu zarar; kimyasal ve biyolojik kontrol yöntemleri ile kültürel uygulamalar ve dayanıklı çeşit kullanılarak azaltılabilmektedir. Biyolojik kontrol ve kültürel uygulamalar ile dayanıklı çeşit kullanımı insan ve çevre sağlığı için güvenli olup sürdürülebilir üretim için öne çıkan metotlardır. Dayanıklı çeşit geliştirilmesinde, böceğe dayanıklılıkla ilişkili morfolojik ve biyokimyasal seleksiyon kriterlerinin rolünü anlamak önemlidir. Bu çalışmanın amaçları (i) Cicer reticulatum Ladiz. yabani nohut türünden tarımı yapılan nohuda, yaprak galerisineğine dayanıklılık gen/genlerini aktarmak, (ii) yaprak galerisineğine dayanıklılığın kalıtımını belirlemek ve (iii) yaprak galerisineğine dayanıklı ve hassas genotiplerin belirlenmesinde potansiyel tarımsal ve biyokimyasal seleksiyon kriterlerini belirlemektir. Çalışmanın yürütülmesinde, C. arietinum (CA 2969, Anne ebeveyn) ve C. reticulatum (AWC 602, Baba ebeveyn) türler arası melezlemelerinden elde edilen rekombinant kendilenmiş hatlar (RIL) kullanılmıştır. Araştırma 2017 ve 2018 üretim sezonlarında doğal böcek epidemisi (salgını) koşullarında yürütülmüştür. Araştırma da test materyali olarak, 130 RIL, ebeveynler (CA 2969 ve AWC 602) ve hassas kontrol (Sierra genotipi, Basit yapraklı) kullanılmıştır. Çalışmada tüm materyal 3 kez (fide, çiçeklenme ve bakla bağlama) 1-9 skalası (örneğin, 1 = Böcek zararı yok, 9 = %100 böcek zararı var, vb.) kullanılarak değerlendirilmiş olup Sierra ve CA 2969 genotiplerinde zararlıya reaksiyonu sırasıyla çok çok hassas (9) ve çok hassas (8) olarak belirlenmiştir. Değerlendirmeler sonucunda seçilmiş sekiz dayanıklı ve sekiz hassas genotip, biyokimyasal (organik asitler) seleksiyon kriterlerinin belirlemesi amacıyla tarla koşullarında böcek epidemisi altında ve kontrollü koşullar da (sera) böcek bulunmayan koşullarda yetiştirilmiştir. Sekiz dayanıklı ve hassas RIL genotipi yeşil aksamında bulunan oksalik asit, malik asit, kuinik asit, tartarik asit, sitrik asit ve süksinik asit miktarları HPLC yardımı ile belirlenmiştir. Genel olarak, dayanıklı RIL genotiplerinde potansiyel biyokimyasal seçim kriterlerinin hassas RIL genotiplerinden daha yüksek olduğu bulunmuştur. Dayanıklı genotiplerde tartarik ve malik asit konsantrasyonları hassas genotipleri ile karşılaştırıldığında daha düşük miktarda olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, süksinik asitin dayanıklı genotiplerde hassas genotiplerle karşılaştırıldığında daha yüksek miktarda olduğu belirlenmiştir. Yaprak galerisineğine dayanıklı nohutların seçiminde süksinik asit miktarının seleksiyon kriteri olarak değerlendirilebileceği düşündürmektedir. Çalışma materyali olarak kullanılan 130 RIL genotipin tüm tarımsal ve morfolojik özellikler birlikte değerlendirildiğinde üstün hatların (ana ve babadan daha üstün istenilen özellikler) olduğu belirlenmiştir. Yaprak galerisineğine dayanıklılığın çok sayıda çekinik genin (poligenik) kontrolü altında olduğu ve kalıtım derecesinin (h2=30.87) göreceli olarak düşük olduğu belirlenmiştir. Test genotiplerinde 3 "dayanıklı", "12 "orta dayanıklı" 21 "tolerant" materyal olduğu belirlenmiştir. Dayanıklı olarak belirlenen materyellerden bazılarının "kabuli" nohutlar gibi pigmentsiz, krem daneli, çift baklalı ve daha yüksek verimli genotipler olduğu gözlenmiştir. Yapılan "Path Analizi" sonuçlarına göre;, yaprak galerisineğine dayanıklılıkta en etkili olabilecek özelliklerin bitki boyu, dane verimi ve büyüme şekli olduğu belirlenmiştir. Yürütülen çalışma ile "yabani nohutlardan tarımı yapılan nohuda yaprak galerisineğine dayanıklılık özelliğinin aktarılabileceği" kanıtlanmıştır. "Kabuli" nohutlara benzer yüksek verimli ve yaprak galerisineğine dayanıklı RIL genotiplerinin elde edilmesiyle üretim alanlarında dayanıklı materyal yetiştirilebileceği kanısına varılmıştır.

Nesrıne Chrıguı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00