Yozgat Bozok University
Discipline

Eğitim Bilimleri Eğitimi Anabilim Dalı

Yozgat Bozok University

87

Archived Theses

0

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Hizmet ederek öğrenme yaklaşımının sorumluluk ve çevre bilincinin kazandırılmasına etkisi: Ayın değeri örneği

Bu araştırmanın amacı, hizmet ederek öğrenme yaklaşımının sorumluluk ve çevre bilincinin kazandırılmasına etkisini incelemektir. Bu amaçla ortaöğretim kurumlarında uygulamada olan ayın değeri etkinliklerinde hizmet ederek öğrenme yaklaşımı kullanılmış olup bu yolla çevre bilinci ve sorumluluk değerleri kazandırılmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel ve nicel verilerin bir arada kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tek gruplu ön test son test deneysel desen kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise nicel verileri desteklemek amacıyla araçsal durum çalışması deseni kullanılmıştır. Araştırma, 2021-2022 öğretim yılında Batman ilinde bulunan Fatih Anadolu Lisesi'nde yürütülmüştür. Araştırmaya 9,10,11. ve 12. Sınıfta öğrenim gören 82 öğrenci katılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında "Çevreye Yönelik Tutum Ölçeği" ile "Bireysel ve Toplumsal Sorumluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde bağımlı gruplar t testi uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda kullanılan görüşme formundan elde edilen veriler içerik analizine ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Araştırma sonucunda, ayın değeri etkinliklerinde hizmet ederek öğrenme yaklaşımının öğrencilerin sorumluluk ve çevre bilincinde artış sağladığı tespit edilmiştir. Elde edilen nitel bulgular sonucunda öğrencilerin çevre sorunlarının farkına vardıkları, çevre sorunlarına yönelik sorumluluklarını öğrendikleri, sorumluluklarını yerine getirdikleri ve bu konuda doyum sağladıkları tespit edilmiştir.

DeğerlerDeğerler eğitimiHizmet ederek öğrenme+6
Merve Öktüren
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine ilişkin görüşlerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda okul öncesi öğretmenlerinin çevre eğitimi yeterliliklerine yönelik görüşlerinin neler olduğu, çevre eğitimi konusundaki yeterlik düzeyleri ve çeşitli değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırmada betimsel araştırma modeline başvurulmuş hem nitel hem nicel verilerin birlikte kullanıldığı eş zamanlı karma desen kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda tarama yöntemi, nitel boyutunda ise olgu bilim yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada, 2021-2022 öğretim yılında Diyarbakır ilinde MEB'e bağlı okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapmakta olan okul öncesi öğretmenlerinden, nicel veri toplamak amacıyla 250, nitel verileri toplamak amacıyla ise 30 kişiye ulaşılmıştır. Araştırmada nicel veri toplanma aracı olarak "Çevre Eğitimi Öz-Yeterlik Ölçeği" kullanılmış olup, örnekleme olarak basit seçkisiz ve uygun örnekleme yöntemine başvurulmuştur. Nitel veri toplama aracı olarak ise araştırmacı tarafından geliştirilmiş olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, kolay ulaşılabilir durum örneklemesine başvurulmuştur. Farklılık analizlerinde iki bağımsız grubun karşılaştırılmasında t testi, üç ve daha fazla bağımsız grubun karşılaştırılmasında ANOVA testi kullanılmıştır. ANOVA testinde farklılık bulunduğunda farklılığa neden olan grupların belirlenmesinde Post-Hoc Scheffe testinden yararlanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutundaki verilerin analizi için içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin çevre eğitimi öz-yeterlik algılarının yüksek olduğu tespit edilmiştir. Görev yaptığı okulun sosyoekonomik düzeyi yüksek olan katılımcıların ortalamasının, orta ve düşük olanlara göre daha yüksek olduğu, cinsiyet, yaş, mezuniyet düzeyi, çevre eğitimi ile ilgili eğitim almış olma, herhangi bir sivil toplum kuruluşuna üye olma, görev yaptıkları okulun mesken durumu değişkenlerinde ise katılımcıların ortalamalarında anlamlı bir farklılık olmadığı görüşmüştür. Araştırmanın nitel boyutunda, okul öncesi öğretmenlerinin, öğrencilerine çevre bilinci kazandırma konusunda kendilerini yetersiz bulduklarını, fakat çevre eğitimi konusunda yeterli bulduklarını ifade ettikleri tespit edilmiştir. Verilen cevaplar ayrıntılı olarak incelendiğinde, okul öncesi öğretmenleri bu çelişkili durumun sebebini "okulda verilen çevre eğitiminin aile ve toplum tarafından yeteri kadar desteklenmemesi" olarak ifade etmişlerdir.

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerYeterlilik+5
Gülistan Uğur
Siirt University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Beden eğitimi öğretmenlerinin öğretim programı farkındalıkları ile 21. yüzyıl öğreten becerilerinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, beden eğitimi öğretmenlerinin öğretim programı farkındalıkları ile 21.yüzyıl öğreten becerilerini incelenmektir. Araştırmada nicel araştırma yöntemi doğrultusunda tekil tarama ve ilişkisel tarama desenleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmaya Mardin ili ve ilçe merkezlerinde ortaokul ve lise kademelerinde görev yapmakta olan 91 kadın ve 125 erkek olmak üzere toplam 216 beden eğitimi öğretmeni katılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin öğretim programı farkındalıklarının belirlenmesinde Pektaş (2021) tarafından geliştirilen "Öğretim Program Farkındalığı Ölçeği" ve 21. yüzyıl öğreten becerilerinin belirlenmesinde Orhan-Göksün (2016) tarafından geliştirilen "21. Yüzyıl Öğreten Becerileri Kullanımı Ölçeği" kullanılmıştır. Veri analizinde nonparametrik testlerden Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Spearman Brown Korelasyon katsayısı istatistikleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda beden eğitimi öğretmenlerinin öğretim programı farkındalıkları alt boyutlarından psikomotor farkındalık, bilişsel farkındalık ve duyuşsal farkındalıklarının yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin öğretim programı farkındalıkları alt boyutlarında cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu, mezun olunan fakülte, görev yaptıkları kademe değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin 21. yüzyıl öğreten becerileri genelinde ve alt boyutlarında 21. yüzyıl öğreten becerileri düzeylerinin yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin 21. yüzyıl öğreten becerileri ölçeği genelinde ve alt boyutlarında mesleki kıdem, eğitim durumu ve görev yaptıkları kademe değişkenlerine göre anlamlı farklılık tespit edilmemiştir. 21. yüzyıl öğreten becerileri alt boyutlarından üretimsel beceriler boyutunda cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenler lehine, onamacı beceriler alt boyutunda mezun olunan alan değişkenine göre beden eğitimi ve spor bölümü ile antrenörlük bölümü arasında beden eğitimi ve spor öğretmenliği mezunları lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Beden eğitimi öğretmenlerinin öğretim programı farkındalıkları alt boyutları ile 21. yüzyıl öğreten becerileri arasında orta düzeyde ve pozitif yönlü ilişki tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Öğretim Programı Farkındalığı, 21.Yüzyıl Öğreten Becerileri, Beceri

Emrah Karaca
Siirt University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrencilerin hazırbulunuşluk düzeyleri ve tutumları ile matematiksel düşünme becerisi arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, ortaokul öğrencilerinin matematiksel düşünme becerilerini etkileyeceği düşünülen faktörlerin matematiksel düşünme becerilerini yordama gücü incelenmiştir. Çalışma grubunu, 2022-2023 eğitim öğretim yılında Ankara'nın Gölbaşı ve Çankaya ilçelerinde bulunan iki özel okulda öğrenim gören 6. ve 7.sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmaya katılan öğrenci sayısı 345'tir. Veri toplama araçları olarak Cai'nin (2000) Matematiksel Düşünme Becerisi Ölçeği'nin Karakoca (2011) tarafından yapılan Türkçe uyarlaması, Önal (2013) tarafından geliştirilen Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği ve öğrencilerin 2022-2023 eğitim öğretim yılı başlangıcında matematik dersi hazırbulunuşluk testinden elde ettiği puanlar kullanılmıştır. Verilerin analizinde bağımsız gruplar t-testi, Pearson korelasyon analizi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Çalışmanın bulgularına göre, öğrencilerin matematiksel düşünme becerilerini yordayan faktörler arasında hazırbulunuşluk düzeyleri ve matematiğe yönelik tutumların önemli derecede etkisi bulunmaktadır.

Işılay Kolan
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

LGBT+ bireylerin kariyer uyumuna yönelik nitel bir inceleme

Bu araştırmada lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve artı (LGBT+) bireylerin kariyer uyum süreçlerine ilişkin yaşantılarının Kariyer Yapılandırma Kuramının Kariyer Uyumu Modeli çerçevesinde derinlemesine bir şekilde incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda bu araştırmada nitel araştırma yaklaşımlarından fenomenolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu kartopu örnekleme yoluyla ulaşılan 15 LGBT+ birey oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Kişisel Bilgi Formu, YarıYapılandırılmış Görüşme Formu ve Gelecek Kariyer Otobiyografisi Formu kullanılmıştır. Görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Kariyer Uyumu Modelinin dört boyutu ve alt boyutları korunarak her boyutun ve alt boyutun altında tema ve kategoriler oluşturulmuştur. Bu bağlamda bulgular; Kariyer Uyumu Modelinin (1) uyuma yönelik hazırbulunuşluk, (2) uyumluluk kaynakları (ilgi, kontrol, merak ve güven alt boyutlarını içerecek şekilde), (3) uyum sağlama davranışları ve (4) uyuma yönelik sonuçlar boyutları altında toplanmıştır. Toplam 14 tema, 31 kategori ve 100 kod oluşturulmuştur. Araştırmanın bulgularına göre LGBT+ bireylerin kariyer kararı sürecinde ve kariyer seçeneklerini keşfetmede problemlerle karşılaştıkları görülmektedir. İş arama sürecinde ve çalışma yaşamında cinsiyet kimliği ve cinsel yönelimlerine dayalı güçlüklerle karşılaştıkları ifade edilmiştir. Araştırmanın sonuçları LGBT+ bireylerin istihdam edilebilirliklerinde, iş dünyasındaki değişikliklerde ve kariyer gelişimlerinde karşılaştıkları zorlukları yönetebilmeleri ve başa çıkma stratejilerinin anlaşılması noktasında önemlidir. Bulgular literatür kapsamında tartışılmış ve öneriler sunulmuştur.

FenomenolojiKariyerKariyer uyumu+2
Esra Çohadar
Hacettepe University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türkı̇ye'de bilgisayar ortamında bireye uyarlanmış test (BOBUT) çalışmaları: Sı̇stematı̇k bir derleme

Bu araştırma, Türkiye'de Bilgisayar Ortamında Bireye Uyarlanmış Test (BOBUT) konulu çalışmaları sistematik bir şekilde derleyerek, bu alandaki mevcut durumu analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, Türkiye'de yapılan BOBUT çalışmalarının hangi yıllarda yoğunlaştığını, hangi tekniklerin kullanıldığını, çalışmaların yayın türlerini, örneklem çeşitliliğini ve diğer metodolojik özelliklerini incelemektedir. Araştırma kapsamında, literatürde yer alan BOBUT çalışmaları belirli kriterlere göre seçilerek analiz edilmiştir. Çalışmalarda en yaygın kullanılan BOBUT türleri, madde seçim ve yetenek kestirim yöntemleri, test başlatma ve sonlandırma kuralları gibi teknik detaylar ele alınmıştır. Ayrıca, BOBUT'un sağladığı avantajlar ve sınırlılıklar da kapsamlı bir şekilde değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Türkiye'de BOBUT konulu araştırmaların son yıllarda artış gösterdiğini ve yapılan çalışmaların büyük bir kısmının eğitim alanında yoğunlaştığını ortaya koymaktadır. Çalışmalarda en yaygın kullanılan madde seçim yöntemi olarak Maksimum Fisher Bilgisi (MFI), yetenek kestirim yöntemi olarak Expected A Posteriori (EAP), test başlatma kuralı olarak nötr teta başlangıcı ve test sonlandırma kuralı olarak standart hata eşik değeri yöntemleri öne çıkmaktadır. Ayrıca, çalışmaların çok büyük bir kısmında madde kestirim yöntemi hakkında bilgi verilmemiş, içerik dengeleme ve madde kullanım sıklığı kontrolü çok az çalışmada yapılmıştır. Sonuç olarak, bu derleme çalışması, Türkiye'de BOBUT konulu araştırmaların mevcut durumunu özetlemekte ve bu alandaki bilgi birikimini derinleştirmektedir. Elde edilen veriler, gelecekte yapılacak araştırmalara yön göstermesi ve BOBUT yönteminin daha etkin kullanılmasına katkı sağlaması açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır.

Alternatif ölçme ve değerlendirme teknikleri
Rumeysa Ekiz Kuzucu
Harran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul bazlı bütçelemenin Türkiye eğitim sistemindeki yeri: Temel eğitim kademesinde bir durum çalışması

Bu çalışmanın amacı, Okul Bazlı Bütçeleme (OBB) sisteminin temel eğitim kademesinde nasıl uygulandığını ve temel eğitim kademesine yönelik yansımalarını incelemektir. Araştırma nitel yöntem kullanılarak yürütülmüştür. Araştırma, keşfedici durum çalışması ile desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Diyarbakır ili, farklı sosyoekonomik çevrelerde bulunan temel eğitim kapsamındaki dokuz okul ve bu okullarda görev yapan 18 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Okulların belirlenmesinde maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmış; katılımcılar ise ölçüt örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırmanın verileri yarı yapılandırılmış görüşme ve doküman incelemesi aracılığıyla elde edilmiştir. Veriler tümevarımsal içerik analizi ile çözümlenmiştir. Veri çözümlemesinden sonra yedi temaya ulaşılmıştır. OBB harcama kalemleri, OBB karar alma yönetimi ve OBB harcama yönetimi temaları aracılığıyla OBB sisteminin işleyişi açığa çıkarılmıştır. OBB sisteminin temel eğitime yönelik yansımaları ise OBB sisteminin iyileşme sağladığı alanlar, OBB sisteminin dezavantajları, OBB kaynaklı problemler ve OBB sistemine ilişkin öneriler aracılığıyla ortaya konmuştur. Bu doğrultuda, OBB'nin Türkiye'de çok katmanlı bir yapıya ve uzun sürece yayılan bir izleğe sahip olduğu sonucu çıkarılabilir. Ek olarak, OBB sisteminin diğer ülke örnekleriyle ortak noktalar taşıdığı, bazı noktalarda ayrıştığı ve Türkiye'ye özgü yeni özellikler geliştirdiği belirlenmiştir. Ayrıca Türkiye'deki OBB'nin, kuramsal temellerinden kısmen farklılaştığı tespit edilmiştir. Bu açıdan Türkiye'nin yönetim sisteminin de göz önüne alındığı yeni bir bütçeleme modeli yürütülebilir. Son olarak, birçok paydaşın rol aldığı OBB sisteminde; öğretmen, veli ve okul personeli görüşlerine dayalı ek çalışmalar gerçekleştirilebilir.

Servet Ataç
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Beliren yetişkinlikte dijital bağımlılık, sosyal onay ihtiyacı, yalnızlık ve siber zorbalık arasındaki ilişkilerin incelenmesi

Bu çalışmada beliren yetişkinlikte dijital bağımlılık, sosyal onay ihtiyacı, yalnızlık ve siber zorbalık arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma grubunu Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğrenim gören 456 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Dijital Bağımlılık Ölçeği, UCLA Yalnızlık Ölçeği, Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği, Siber Kurban ve Zorbalık Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Bu çalışmada değişkenler arası aracılık, doğrudan ve dolaylı düzenleyicilik rolleri incelendiğinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Verilerin analizinde basit doğrusal ve hiyerarşik regresyon analizleri ve SPSS PROCESS makronun Model 4, Model 8 ve Model 14 eklentileri kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, yalnızlığın dijital bağımlılığı ve sosyal onay ihtiyacını pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı etkilediği görülmüştür. Sosyal onay ihtiyacının dijital bağımlılığı pozitif yönde ve istatistiksel olarak anlamlı etkilediği, yalnızlık ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide aracı rolü olduğu görülmüştür. Siber zorba olma durumunun yalnızlık ile sosyal onay ihtiyacı ve yalnızlık ile dijital bağımlılık arasındaki ilişkide düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Aynı şekilde siber zorba olma durumunun sosyal onay ihtiyacı ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide de düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Siber kurban olma durumunun yalnızlık ile sosyal onay ihtiyacı ve dijital bağımlılık ile sosyal onay ihtiyacı arasındaki ilişkide düzenleyici rolü olduğu, fakat yalnızlık ve dijital bağımlılık arasındaki ilişkide düzenleyici rolünün olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Siber zorbalık, Dijital bağımlılık, Sosyal onay ihtiyacı, Yalnızlık

Akıllı telefonlarSayısal bağımlılıkSiber zorbalık+7
Beyhan Karaca
Niğde Ömer Halisdemir Üniversity · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tekboyutluluk inceleme yöntemlerinin KTK çerçevesinde çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Bu çalışmanın amacı ölçme biliminde önemli bir kavram olan tekboyutluluk kavramının incelenmesi ve KTK çerçevesinde tekboyutluluk incelemelerinde kullanılan KR-20, Omega ve Özdeğer Oranı indekslerinin incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Bu amaç doğrultusunda çeşitli faktörlere (örneklem büyüklüğü, madde sayısı, boyutlar arası korelasyon ve faktör yük ortalaması) göre veri üretimi yapılmıştır. Veri üretimi ve analizi R Programı 4.2.3. versiyonu kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Üretilmiş veriler üzerinde KR-20, Omega ve Özdeğer Oranı ortalama indekslerine göre inceleme yapılmış ve elde edilen sonuçlara ilişkin oranlar tablolaştırılıp, çok yüzeyli grafikleme ile görselleştirilmiştir. Analiz ve grafikleme işlemleri araştırmacı tarafından yazılmış olan program aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Farklı değişimleme ölçütlerine göre KR-20, Omega ve Özdeğer Oranı katsayılarının ortalama değerleri hesaplanıp karşılaştırma yapılmıştır. Tekboyutluluk incelemesi için güvenirliğe dayalı yöntemlerden olan KR-20 ve faktör analizine dayalı yöntemlerden biri olan Omega indekslerinin ortalama değerleri tüm değişimlemelerde birbirlerine çok yakın değerler almışlardır. Değişimlenen koşullardan en çok Özdeğer Oranı ortalama değeri etkilenmiştir. Tekboyutluluk için değişen koşullarda daha hassas sonuçlar elde edilmek istenildiğinde temel bileşenlere dayalı bir indeks olan Özdeğer Oranı indeksi kullanılması önerilebilir.

Safiye Şeyda Kuyumcu
Mersin University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Görsel sanatlar öğretmenlerinin teknolojiyi derslerine entegre etme düzeyleri ile derse yönelik uygulamalarının değerlendirilmesi

Bu araştırmanın amacı; özel ve devlet okullarında görev yapmakta olan görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyon düzeylerini belirlemek ve teknolojiyi derslerinde nasıl kullandıklarını ortaya çıkarmaktır. Çalışmada derinlemesine araştırma yapmak için nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntemlerden açıklayıcı sıralı karma yöntem kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanması ve analizi işlemlerinden elde edilen bulgular ışığında nitel süreç görüşmelerle derinleştirilerek süreç tamamlanmıştır. Araştırmanın ilk aşamasında elde edilen nicel veriler, Kocaeli ilinde devlet ve özel okullarda görev yapmakta olan 165 görsel sanatlar öğretmeninden elde edilmiştir. Araştırmanın ikinci aşaması olan nitel kısım ise maksimum çeşitlilik yöntemiyle belirlenmiş 10 görsel sanatlar öğretmeniyle yürütülmüştür. Nicel bölümde "Teknoloji Entegrasyonu Göstergeleri (TEG) Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen nicel veriler t testi ve tek yönlü varyans (ANOVA) istatistik tekniği ile analiz edilmiştir. Nitel veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yüz yüze toplanmıştır. Nitel veriler içerik analizi tekniği ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nicel kısmından elde edilen bulgular neticesinde görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyon düzeylerinin yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyon düzeyleri cinsiyet değişkenine baktıldığında yalnızca "teknoloji okuryazarlığı" ve "etik ve politikalar" alt boyutlarında erkek öğretmenler lehine istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur. Okul türü değişkenine baktıldığında; "Teknoloji ve öğretim" alt boyutunda özel okulda görev yapan öğretmenler lehine anlamlı bir fark olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin eğitim teknolojileriyle ilgili eğitim almalarına yönelik değişkene baktıldığında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Kıdem değişkenine bakıldığında her alt boyutta bir fark olduğu görülmüştür. Teknoloji entegrasyon düzey ortalamasına bakıldığında 1-10 yıl ve 11-20 yıl görev yapan öğretmenlerin lehine anlamlı bir fark bulunmuştur. Bu öğretmenlerin puanları 21 yıl ve üzeri görev yapan öğretmenlerden yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenim durumları, mezun olunan atölye türü değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Araştırma sonucunda görsel sanatlar öğretmenlerinin teknoloji entegrasyonuna yönelik görüşlerinin olumlu olduğu fakat süreç içinde içsel ve dışsal birtakım engellerle karşılaştıkları görülmektedir. Teknoloji entegrasyonu sürecinde öğretmenlerin genellikle; donanımsal araçlar (akıllı tahta, bilgisayar, projeksiyon), web araçları, eğitim uygulamaları ve office uygulamalarını kullandıkları görülmektedir. Ayrıca derslerine teknolojiyi entegre eden görsel sanatlar öğretmenleri öğrencilerinin; yaratıcılıklarında, derse katılımlarında, özgün çalışma üretmelerinde olumlu bir etkinin olduğunu söylemişlerdir. Araştırmanın bulgu ve sonuçlarından hareketle görsel sanatlar öğretmenlerinin eğitim teknolojileri ile ilgili kendi alanlarına özgü eğitim almaları, teknoloji entegrasyon eğitimlerinin lisans düzeyinde verilmeye başlanması ve öğretmenlerin okullarında görev yapan bilişim teknolojileri rehber öğretmenleriyle iş birliği içinde çalışmasıyla entegrasyonun artacağı söylenebilir.

Branş öğretmenleriGörsel sanatlarGörsel sanatlar dersi+6
Tuğçe İnce
Mimar Sinan Fine Arts University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Milli Eğitim Sisteminde esnek personel istihdamı politikaları bağlamında ücretli öğretmenlik uygulaması

Türkiye'de genel olarak kamu personel sisteminde olduğu gibi Milli Eğitim Sisteminde de esnek kamu personel sistemine geçme doğrultusundaki politikalar yaygınlık kazanmaktadır. Personel sisteminde esnekleşme politikalarının temel referanslarını yeni kamu yönetimi yaklaşımı sağlarken bu yaklaşımın Milli Eğitim alanına yansıması farklı öğretmenlik istihdam biçimleri ve asıl olarak ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamaları üzerinden somut bir biçim kazanmaktadır. Eğitim sisteminde, gerek öğretmen açığından gerekse öğretmenlerin ülke çapındaki dağılımında yaşanan sorunlardan dolayı çok sayıda ücretli öğretmen istihdam edilmektedir. Ücretli öğretmenler herhangi bir iş güvencesine sahip olmaksızın görev yapmakta ve girdikleri ders saati oranında ücret almaktadırlar. İş ve çalışma koşulları bir yana, ücretli öğretmenlerin okul sistemi içinde diğer öğretmenlerden, yöneticilerden, velilerden ve öğrencilerden kaynaklanan çeşitli sorunlar yaşadıkları bilinmektedir. Bu araştırmanın genel amacı, Milli Eğitim Sisteminde esnek personel istihdamı politikaları bağlamındaki ücretli öğretmenlik uygulamasını, farklı boyutları ile yöneticilerin, kadrolu öğretmenlerin ve ücretli öğretmenlerin görüşlerine dayalı olarak, çözümlemektir. Bu çalışma olgubilim deseninde nitel bir araştırmadır. Araştırmada nitel araştırma tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2020 – 2021 eğitim-öğretim yılında Ankara ilinde; ilkokul, ortaokul ve lise basamaklarındaki devlet okullarında görev yapan okul yöneticileri, ücretli öğretmenler ve kadrolu öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışma grubu belirlenirken, cinsiyet, yaş, kıdem, mezun olunan branş ve öğrenim durumu değişkenleri baz alınarak amaçlı örnekleme tekniklerinden maksimum çeşitlilik sağlamaya yönelik örnekleme tekniği kullanılmıştır. Çalışma grubunda 10 okul yöneticisi, 20 ücretli öğretmen ve 20 kadrolu öğretmen olmak üzere toplam 50 katılımcı bulunmaktadır. Araştırmada ücretli öğretmenlerin, ücretlerinin azlığı, özlük haklarının yetersizliği, işgüvencelerinin olmaması, okul sistemi için çeşitli ayrımcılıklara maruz kalmaları gibi bir dizi sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Ücretli öğretmenlik uygulamasının okul sisteminin bileşenleri tarafından, eğitimin niteliği açısından, yanlış bir istihdam biçimi olarak değerlendirildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ücretli öğretmenliğin kaldırılması, kaldırılmadığı takdirde ücretli öğretmenlerin iş ve çalışma koşullarının düzeltilmesi önerilmiştir.

Esnek çalışmaEğitim sistemiMilli eğitim+5
Mehtap Uzal
Ankara University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Eğitim nasıl finanse edilmeli: Yönetici, öğretmen ve veli görüşleri

Bu çalışma ile okul öncesi eğitim kurumlarının nasıl finanse edildiği, okul öncesi eğitim kurumlarında var olan finansman sorunları, finansman sorunlarına getirilen çözümler, çözüm önerileri, ailenin sosyo ekonomik düzeyi ile ilgili olarak öğrencilerin kaliteli eğitime ne derece ulaşabildiği ve pandemi sürecinin eğitim sürecine olan etkisi yönetici, öğretmen ve veli görüşlerine dayanılarak ortaya konmaya çalışılmıştır. Araştırma nitel araştırma deseninde yürütülmüş, fenomenolojik araştırma deseni ve doküman incelemesi kullanılmış ve 2019-2020 eğitim öğretim yılında Aydın ili Efeler İlçesi' nde görev yapan 5 okul yöneticisi, 5 okul öncesi öğretmeni ve okul öncesi eğitimde öğrencisi bulunan 5 veli ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcı grup, amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik ve kartopu örnekleme yöntemleri ile seçilmiştir. Katılımcı grup ile yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla pandemi nedeniyle çevrimiçi görüşmeler yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada okul öncesi eğitim kurumlarının kamudan yeteri kadar destek göremediği, başta temizlik, yardımcı personel ve kırtasiye kalemlerinde sıkıntılar yaşandığı, bu sorunların giderilmesi adına aidatların toplandığı fakat düzensiz ödemelerin olması sebebiyle aidatların giderleri karşılamakta yetersiz kaldığı, ailelerin sosyoekonomik durumunun eğitim sürecini etkilediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca pandemi döneminde öğrencilerin okula devam etmemesinden kaynaklı aidatların ödenmemesi, kermes çay gibi etkinliklerin düzenlenememesi okul finansmanını olumsuz etkilerken ailelerin ekonomisinin sarsılması öğrenciye yapılan harcamalara olumsuz yansımıştır. Pandemi döneminde öğrencilerde teknoloji ve ekran bağımlılığı gibi kötü alışkanlıklar oluşması araştırmanın bulguları arasındadır. Okullarda kalite standartlarının eşitlenmesi ve aidatların düzenli ödenmesinin sağlanması öneriler arasındadır. ANAHTAR SÖZCÜKLER: Okul Öncesi Eğitim, Covid 19 Salgınının Eğitime Etkileri, Eğitimde Eşit(siz)lik, Eğitim Finansmanı Sorunları

EğitimEğitim hakkıEğitim kurumları+6
Çiğdem Etçi
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ebeveynlerin iyi oluşlarında bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin rolü: Bursa ili örneği

Bu araştırmada normal gelişim gösteren 6-14 yaş arası çocuğa sahip olan ebeveynlerin iyi oluş düzeyleriyle bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresi arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Ek olarak araştırmada ebeveyn rolü, yaşı, eğitim düzeyi, algıladığı sosyo-ekonomik durumu, herhangi bir işte çalışıyor olma/olmama durumunun ebeveynlerin iyi oluşları üzerindeki etkisine bakılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2020-2021 yılı bahar döneminde Bursa ili sınırlarında yaşayan normal gelişim gösteren 6-14 yaş arası çocuğa sahip 785 (449 anne, 336 baba) ebeveyn oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla PERMA İyi Oluş Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Öz-Anlayış Ölçeği ve Anne Baba Stres Ölçeği kullanılmıştır. Aynı zamanda ebeveynlerin sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla araştırmacı tarafından Kişisel Bilgi Formu geliştirilmiştir. Veriler IBM SPSS 26 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Analizlerden önce verilerin tek yönlü ve çok yönlü uç değerleriyle normallik varsayımları incelenmiştir. Ölçeklerden alınan puanların normalliği toplanan verilerin dağılımına ait çarpıklık ve basıklık katsayıları ile birlikte histogram grafiklerinin incelenmesiyle değerlendirilmiştir. Ayrıca çoklu regresyon analizi sayıltılarını karşılayıp karşılamadığına bakılmıştır. Analizlerde ebeveyn rolü ve çalışma durumu için bağımsız gruplar için t testi; yaş, eğitim düzeyi ve algılanan sosyo-ekonomik durum değişkeni için tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Ebeveynlerde bilinçli farkındalık, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin iyi oluşu yordayıp yordamadığını kontrol etmek ve her bir değişkenin yordama gücünü ortaya koymak amacıyla çoklu regresyon ve adımsal regresyon analizleri yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre ebeveynlerin iyi oluş düzeyleri yaşlarına ve algıladıkları sosyo-ekonomik duruma göre anlamlı farklılık gösterirken ebeveyn rolüne (anne, baba), eğitim düzeylerine ve herhangi bir işte çalışıyor olma durumuna göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Bilinçli farkındalık ve öz-anlayış ebeveynlerin iyi oluş düzeylerini anlamlı bir şekilde ve pozitif yönde yordarken ebeveynlik stresi anlamlı bir şekilde ve negatif yönde yordamaktadır. Ayrıca bilinçli farkındalığın ebeveynlerin iyi oluş düzeylerini yordayan en güçlü bağımsız değişken olduğu ve bunu sırasıyla, öz-anlayış ve ebeveynlik stresinin izlediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bilinçli farkındalıkBursaEbeveynler+4
Ahmet Öztürk
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Siyeri Nebeviye göre Hz. Muhammed'in liderlik eğitiminin incelenmesi

Bu araştırma, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) genç sahabeler ve çocuklar üzerindeki liderlik eğitimi yaklaşımlarını inceleyerek, günümüz toplumlarında etkili genç liderler yetiştirmek için bu modelin nasıl bir kaynak teşkil edebileceğini araştırmaktadır. Nitel (tarihsel) araştırma yöntemiyle yapılan çalışma, siyer kaynakları ve hadisler ışığında Peygamberimizin liderlik özelliklerini, eğitim yöntemlerini ve bu yöntemlerin sahabelerin liderlik vasıflarının gelişimine olan katkısını analiz etmektedir. Araştırma, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) liderlik anlayışını merhamet, istişare, tevazu ve örnek olma gibi temel prensipler üzerine kurduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmada, genç sahabelere kademeli sorumluluk verilerek, onların liderlik becerilerinin pratikle geliştirildiği; yetki devri ve güçlendirme stratejileriyle özgüvenlerinin artırıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, katılımlı karar alma mekanizmalarıyla sahabelerin fikirlerini özgürce ifade etmelerini teşvik etmiş ve bu sayede onları geleceğin liderleri olarak yetiştirmiştir. Araştırmada, Nebevî modelin günümüz liderlik eğitimi ile uyumlu olduğu vurgulanmıştır. Özellikle eğitim kurumlarında öğrencilere küçük yaştan itibaren sorumluluk verilmesi, model alınacak öğretmenlerin yetiştirilmesi ve müfredata ahlaki liderlik derslerinin eklenmesi gibi öneriler sunulmuştur. Ayrıca, okullarda öğrenci kulüpleri ve proje yönetimi gibi uygulamalı liderlik deneyimlerinin artırılması tavsiye edilmiştir. Sonuç olarak, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) liderlik eğitimi modeli, günümüzde gençlerin karar verme, sorumluluk alma ve topluma öncülük etme becerilerini geliştirmek için önemli bir rehberdir. Bu modelin modern eğitim sistemlerine entegre edilmesi, ahlaklı ve yetkin liderlerin yetişmesine katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Liderlik Eğitimi, Siyer-i Nebi, Hz. Muhammed, Sahâbi.

Alaa Abusnayma
Fatih Sultan Mehmet Foundation University · Institute of Graduate Studies
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Akreditasyonun etkilerinin sistem öğeleri açısından incelenmesi

Bu araştırma akreditasyonun okul sisteminin girdi, süreç, çıktı, geribildirim ve çevre öğeleri üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlayan nitel bir çoklu durum çalışmasıdır. Veriler 2020-2021 eğitim-öğretim yılında, Uluslararası Bakalorya Organizasyonu'nun (International Baccalaureate-IB) İlk Yıllar Programı (Primary Years Programme-PYP) akreditasyonuna sahip üç özel ilkokuldan görüşme, gözlem ve doküman analizi yapılarak toplanmıştır. Veri analiz yöntemi olarak tematik analizden faydalanılmıştır. Veri analizi çerçevesi olarak Katz ve Kahn'ın "Açık Sistem Teorisi" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular; önce her bir durum için tek tek verilmiş, sonra durumlar karşılaştırılarak akreditasyonun okul sisteminin öğeleri üzerindeki etkileri tartışılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; üç okuldan birbirine çok benzer bulgular elde edilmiştir. Okulların birbirinden farklı özelliklerine rağmen, PYP'nin okulun sistem öğeleri üzerinde yarattığı etkilerin benzer olduğu görülmektedir. Yönetici ve öğretmenler akreditasyonun okul sisteminin girdi, süreç, çıktı, geribildirim ve çevre öğeleri üzerinde olumlu etkileri olduğunu düşünmektedirler. Ancak bu olumlu etkilerin oluşmasında ve programın başarıyla uygulanmasında; öğrenciler, veliler ve tüm çalışanlardan oluşan okul topluluğunun akreditasyon programına yönelik tutumuyla birlikte, kadronun PYP uygulayıcısı olmadaki mesleki yetkinliği, değişime uyumlanma, iletişim ve takım olma becerileri gibi konuların belirleyici rolü olduğu görülmektedir. PYP okullarında görev yapan öğretmen ve yöneticilerin; ulusal müfredatla PYP'yi örtüştürme, akademik başarı beklentileriyle programın kazanımlarını dengeleme arasında gerilim yaşadıkları görülmektedir. Akredite okulların ulusal eğitim sistemi ve sınav baskısı ile programın hedef ve kazanımları arasında yaşadıkları ikilemi yönetmek için stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Ayrıca akredite olmak isteyen okulların vizyonları, ekonomik koşulları ve velilerin okuldan beklentileri açısından kendi bağlamlarını çok iyi analiz etmeleri önemlidir. Bu okulların sürdürülebilirlik, fayda-maliyet ve okul topluluğunun hazır oluşu gibi kriterler üzerinden yapacağı değerlendirmeler sonucunda akreditasyon çalışmalarını başlatmaları önerilebilir. Anahtar sözcükler: Akreditasyon, IBPYP, Eğitimde kalite, Açık sistem teorisi.

AkreditasyonAçık sistemlerEğitim kalitesi+7
Hatice Adıyaman
Gaziantep University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklılaştırılmış öğretim ile ilgili yapılan araştırmaların incelenmesi

Bu araştırmanın amacı farklılaştırılmış öğretim uygulamalarına ait araştırma eğilimlerini incelemektir. Araştırmada sistematik literatür tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda YÖK Ulusal Tez Merkezi'nde ve DergiPark'ta Türkçe yayınlanmış çalışmalar çalışma grubuna dâhil edilmiştir. Çalışmaların yayın yılı, yöntemleri, örneklemi, veri toplama araçları, veri analiz teknikleri, konuları, farklılaştırılmış öğretim tanımları, farklılaştırılmış öğretim uygulamalarında kullanılan stratejiler ve diğer modeller, farklılaştırılmış öğretim uygulama süreleri ile sonuç ve önerileri betimsel içerik analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre en fazla yayın 2019 yılında yapılmıştır. Araştırmalarda nicel ve karma desenler en çok tercih edilen desenlerdir. Örneklem grubu olarak ortaokul grubu ön plana çıkarken örneklem büyüklüğü olarak 31-100 ve 11-30 örneklem büyüklükleri ön plana çıkmaktadır. Veri toplama araçlarında en çok başarı testleri ile likert tipi anket/ölçek ve yarı yapılandırılmış gözlem formları ön plandadır. Veri analizi olarak en çok nicel analiz ve nicel analiz olarak kestirimsel analiz ön plana çıkmaktadır. Konu alanlarına göre en çok başarı, beceri ve tutum belirleme konularında çalışılmıştır. Farklılaştırılmış öğretim tanımlarında Tomlinson'un tanımları en çok atıf yapılandır. Farklılaştırılmış öğretim stratejilerinden istasyon, katlı öğretim ve merkezler en çok kullanılan stratejilerdir ve farklılaştırılmış öğretim stratejileri dışında Izgara Modeli ön plana çıkmıştır. Farklılaştırılmış öğretim uygulamaları en çok 4 hafta ve 5 hafta süren çalışmalar olarak tespit edilmiştir. İki çalışma dışında tüm çalışmaların sonuçları olumlu olarak sonuçlanmıştır. Çalışmalarda öneri olarak da en fazla araştırmaların farklı örneklem grupları ile farklı derslerde, farklı boyutlarda yapılabileceği önerisi ön plana çıkmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda ileriki çalışmalar için önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Farklılaştırılmış öğretim, sistematik literatür taraması, betimsel içerik analizi

Meryem Altay Nacar
Gaziantep University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim kurumlarında görev yapan yöneticilerin iletişim becerileri ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmada, ortaöğretim kurumlarında görev yapan okul yöneticilerinin iletişim becerileri ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımıyla ve ilişkisel tarama modeli çerçevesinde desenlenen çalışma, 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Yozgat ili Sorgun ilçesindeki ortaöğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerden elde edilen verilerle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, yöneticilerin iletişim yeterliklerini belirlemek amacıyla "İletişim Becerileri Ölçeği" ve öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerini ölçmek için "Psikolojik İyi Oluş Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler öğretmen algılarına dayalı olarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda, okul yöneticilerinin iletişim becerileri ile öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı, ancak düşük düzeyli ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca, cinsiyet, yaş, medeni durum, meslek kıdem, çalışılan okuldaki görev süresi, çalışılan okuldaki öğretmen sayısı değişkenlerinin hem iletişim becerilerine hem de psikolojik iyi oluş düzeylerine dair algıları belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, öğretmenlerin, okul yöneticilerinin iletişim beceri düzeylerine ilişkin genel algılarının güçlü fakat geliştirilmesi gereken düzeyde olduğunu göstermektedir. Medeni durum değişkenine göre öğretmen görüşleri arasında anlamlı farklılık bulunmuş; evli öğretmenler, bekâr öğretmenlere göre yöneticilerin iletişim becerilerini daha olumlu değerlendirmiştir. Öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerine ilişkin algının yüksek düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Araştırma, yöneticilerin iletişim becerilerinin geliştirilmesinin, öğretmenlerin psikolojik iyi oluş düzeylerini geliştireceği ve eğitim kalitesinin artmasını sağlayacağı yönünde bulgular sunmaktadır. Bu bağlamda okul yöneticilerinin iletişim becerilerinin geliştirilmesi için hizmet içi eğitim programları düzenlenmelidir ve öğretmenlerin psikolojik iyi oluşunu destekleyici okul içi uygulamalar yaygınlaştırılmalıdır.

Etkiletişimli iletişimEtkili iletişimPsikolojik iyi oluş+1
Hatice Kübra Odacı
Yozgat Bozok University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesinde örgüt kültürü: Bir karma yöntem araştırması

Bu çalışmanın amacı, Aydın ili Efeler ilçesinde anaokulu, ilkokulu, ortaokul ve lise bünyesinde görev yapan okul öncesi öğretmenlerin örgüt kültürüne ilişkin görüşleri alınarak okullarda var olan kültürel yapının incelenmesidir. Karma yöntem desenlerinden açıklayıcı ardışık desen ile yürütülen araştırmanın nicel boyutunda çalışma evreni; 2019- 2020 eğitim öğretim yılında Aydın ili Efeler ilçesinde bulunan devlet okullarındaki bağımsız anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise bünyesinde görev yapan 219 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada, çalışma evrenindeki tüm öğretmenlere ulaşılmaya çalışılmış, dağıtılan 219 anket formundan aşırı ve aykırı olarak değerlendirilen geçersiz anket formları çıkartılarak evrendeki 172 öğretmenin verileri istatistikî analiz değeri olarak kayıtlara geçmiştir. Araştırmanın olgubilim desenindeki nitel boyutunda çalışma grubu ise maksimum çeşitlilik örneklemesi ile belirlenmiş ve her bir okul türünde (bağımsız anaokulu, ilkokul, ortaokul ve lise) görev yapan 2'şer okul öncesi öğretmeni seçilmiş toplamda 8 okul öncesi öğretmeni ile görüşülmüştür. Araştırmada nicel verilerin toplanıp analizi sonrası elde edilen sonuçları açıklamak amacıyla nitel veriler toplanmış ve analiz edilmiştir. Nicel verilerin toplanması için Terzi (2005) tarafından geliştirilen Okul Kültürü Ölçeği (OKÖ) kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanması için ise araştırmacı tarafından hazırlanmış olan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Okul kültürüne ilişkin 29 soru sorulmuştur. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak parametrik testler ile analiz edilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda okul öncesi öğretmenlerinin görüşlerine göre, öğretmenlerin görev yaptıkları okullarında sırasıyla en çok destek kültürü, başarı kültürü, görev kültürü ve son olarak da bürokratik kültürün hakim olduğu sonucuna varılmıştır. Araştırmada mesleki kıdem, okul kıdemi ve okul türü değişkenine göre okul kültürü analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucu öğretmenlerin mesleki kıdemine göre okul kültürü algılarında anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Okul kıdemi değişkenine göre algı düzeyleri, destek kültürü, başarı kültürü, görev kültürü boyutlarında istatistiksel anlamda bir farklılık göstermemekte iken bürokratik kültür boyutunda okul kıdemi 6-10 yıl olan öğretmenlerin puan ortalamaları ile 16-20 yıl arasında okul kıdemine sahip öğretmenlerin puan ortalamaları arasında anlamlı fark vardır. Okul türü değişkenine göre algı düzeyleri, destek kültürü, bürokratik kültür, görev boyutlarında istatistiksel anlamda bir farklılık göstermekte iken; başarı kültürü boyutunda anlamlı fark göstermemektedir. Destek kültürü boyutunda okul türü ilkokul olan öğretmenlerin puan ortalamaları ile okul türü bağımsız anaokulu olan öğretmenlerin puan ortalamaları arasında anlamlı fark vardır. Bürokratik kültür boyutunda, okul türü ilkokul olan öğretmenlerin puan ortalamaları ile okul türü bağımsız anaokulu olan öğretmenlerin puan ortalamaları arasında; okul türü bağımsız anaokulu olan öğretmenlerin puan ortalamaları ile okul türü lise olan öğretmenlerin puan ortalamaları arasında anlamlı fark vardır. Görev kültürü boyutunda, okul türü ilkokul olan öğretmenlerin puan ortalamaları ile okul türü bağımsız anaokulu olan öğretmenlerin puan ortalamaları arasında; okul türü bağımsız anaokulu olan öğretmenlerin puan ortalamaları ile okul türü lise olan öğretmenlerin puan ortalamaları arasında anlamlı fark vardır. Nitel boyutta ise okul öncesi öğretmenleri ile yapılan görüşmelerde, nicel verileri destekler nitelikte öğretmenler arasında bağlılık ve karşılıklı ilişki ağırlıklı olarak görülmektedir. Elde edilen sonuçlara göre öğretmenlerin okulda alınan kararlara katılımının desteklenmesi önerilmektedir. Böylelikle dikkate alınan öğretmenler okul kültürü oluşturmada okul yönetimine destek olabilecektir. Yöneticilerin ve öğretmenlerin kültürün farklı boyutları ile ilgili eğitimler alması da okul kültürünü geliştireceği düşünülmektedir.

Okul öncesi eğitimOkul öncesi öğretmenlerÖlçekler+2
Seçkin Selimoğlu
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin akademik azim, olumlu gelecek beklentileri ve akademik erteleme davranışlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin akademik azim düzeyleri, olumlu gelecek beklenti düzeyleri ve akademik erteleme düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu araştırma korelasyonel bir çalışmadır. Araştırmanın evreninin 2021-2022 eğitim öğretim yılında Güneydoğu Anadolu bölgesinde öğrenim gören lise öğrencileri; örneklemini ise, liselerde öğrenim gören ve araştırmaya gönüllü olarak katılan 1328 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Akademik Azim Ölçeği (AAÖ), Olumlu Gelecek Beklentisi Ölçeği (OGBÖ) ve Akademik Erteleme Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde sürekli değişkenlerin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek bağımsız gruplar için t testi, ikiden fazla kategorilerin puan ortalamalarının karşılaştırılmasında tek yönlü varyans analizi (One way ANOVA) kullanılmıştır. Olumlu gelecek beklentisi ve akademik azmin akademik ertelemeyi yordamasına yönelik olarak hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre akademik azim ile akademik erteleme arasında negatif yönde orta düzeyde bir ilişki, olumlu gelecek beklentisi ile akademik erteleme arasında negatif yönde orta düzeyde bir ilişki ve akademik azim ile olumlu gelecek beklentisi arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Olumlu gelecek beklentisi ve akademik azim akademik ertelemedeki varyasın %32' sini açıklamıştır. Ayrıca olumlu gelecek beklentisi, akademik azim ve akademik erteleme puan ortalamaları bazı demografik değişkenlere göre farklılaştığı sonucuna ulaşılmıştır.

Emrah Işıktaş
Hasan Kalyoncu University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İmam hatip lisesi 1 ve 4. sınıf öğrencilerinin değer yönelimleri-Gaziantep ili, Araban ilçesi örneği-

Bu araştırmanın amacı, imam hatip liselerinde öğrenim gören öğrencilerin değer yönelimlerini çeşitli değişkenler açısından incelemektir. Bu araştırma genel tarama modelinde, betimsel türde bir araştırma olup, kesit alma yaklaşımıyla yapılmıştır. Örneklem Gaziantep ilinin Araban ilçesinde öğrenimlerine devam eden İmam Hatip Lisesi 1 ve 4. sınıf olmak üzere toplam 110 öğrenciden oluşmaktadır. Ölçme aracı olarak Kişisel Bilgi Formu ve Schwartz Değerler Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin girilmesi ve istatistiksel işlemlerin uygulanması SPSS 25 programı ile yapılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde ise t-testi ve tek yönlü ANOVA teknikleri kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; katılımcıların en çok önemsediği değer dindarlık olmuştur. Bunu sırasıyla; evrensellik, iyilikseverlik, güvenlik, başarı, geleneksellik, hazcılık ve uyarılım değerleri takip etmiş; en az önemsedikleri değer ise güç değeri olmuştur. Sınıf düzeyi ve güç değeri; ikamet edilen yer ve hazcılık değeri; baba eğitim düzeyi ve iyilikseverlik, güç, uyma, özyönelim, dindarlık ve güvenlik değerleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. Cinsiyet, anne eğitim düzeyi ve kardeş sayısı ile değer yönelimleri arasında anlamlı fark olmadığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Değer, değer yönelimi, schwartz değerler ölçeği, imam-hatip, değerler eğitimi

Değer orientasyonuDeğerler eğitimiGaziantep-Araban+2
Büşra Temur
Çukurova University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğrenme güçlüğü olan bireyler için destek eğitim programının değerlendirilmesi

Eğitim süreçlerinde, öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin ihtiyaçlarına yönelik olarak hazırlanan Öğrenme Güçlüğü Olan Bireyler İçin Destek Eğitim Programının etkililiği büyük önem taşımaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için geliştirilen Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Öğrenme Güçlüğü Olan Bireyler İçin Destek Eğitim Programını, doküman incelemesi ve öğretmen görüşleri doğrultusunda değerlendirmektir. Bu doğrultuda bu program, eğitim programlarının temel bileşenlerine göre değerlendirilerek, programın güçlü, zayıf yönlerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırmada, 2021'de yayınlanan programın analizi ve 2022-2023 eğitim yılında Marmara bölgesindeki rehabilitasyon merkezlerinde görev yapan 14 öğretmenin görüşleri esas alınmıştır. Veri toplama araçları olarak 'Ölçüt Bağlamında İnceleme Formu ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Verilerin analizi için betimsel analiz kullanılmıştır. Elde edilen araştırma sonuçlarına göre, incelenen programın genel yapısının büyük ölçüde istenilen özelliklere sahip olduğu belirlenmiştir. Ancak programın felsefesi konusunda öğretmenler arasında farklı görüşlerin bulunduğu saptanmıştır. Programın hedeflerinin genellikle istenilen özellikleri taşıdığı ve özel öğrenme güçlüğü olan bireyler için hazırlanan hedeflerin ulaşılabilir ve davranışsal olarak ifade edilebilir olduğu tespit edilmiştir. Fakat, hedeflerin ölçülebilir ve gözlenebilir olma konusunda bazı eksikliklerin olduğu gözlemlenmiştir. İçerik boyutunda öğretmenler, modüllerin yeterli ve güncel olduğunu belirtmiştir, ancak ders saatlerinin yetersiz olduğu ve bazı içeriklerin kaynaşıklık durumunu kısmen taşıdığı belirlenmiştir. Öğrenme-öğretme süreci açısından, öğretmenlerin materyal seçiminde ve yöntem-teknik kullanımında bazı zorluklar yaşadığı görülmüştür. Değerlendirme boyutunda, programın geçerli, güvenilir ve kullanışlı ölçme araçları sunduğu, ağırlıklı olarak süreç değerlendirmesine yer verdiği belirlenmiştir. İşlevsellik açısından, programın BEP hazırlama konusunda yeterli destek sağladığı, ancak aile eğitiminin eksik olduğu ve program uygulama eğitiminin bulunmadığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, bireysel farklılıkları ve özel gereksinimleri tanımanın ve bunlara uygun tedbirler almanın son derece önemli olduğunu vurgulamaktadır. Bu sonuçlar, eğitimcilere, politika yapıcılara ve kurumlara mevcut uygulamaları inceleme ve gelecekteki girişimleri geliştirme konusunda rehberlik sağlamaktadır. Anahtar Sözcükler: Program değerlendirme, öğrenme güçlüğü olan öğrenciler için destek eğitim programı, öğretmen görüşleri

Emine Sezgin Çelik
Düzce University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessEN

Teknoloji temelli sınıf yaklaşımına ilişkin öğrenci görüşleri: Fırat Üniversitesi İngiliz Dili Bölümü örneği

Technology has come to stay and will continue to grow in all facets of human existence and development. The importance of technology integration in all fields of human growth, academia, teaching and usage by students has been the subject of concern of many scholars and researchers. As technology progresses in humanity, it is gradually taken centre stage in schools around the world. Many institutions are moving from lecturer's centred education to students oriented through technology. Technology integration has been researched for more than two decades; but, studies in both qualitative and quantitative have revealed varied effects on the usage of technology in the classes. However, the role of schools tends to prepare students for challenges of life after graduation and how to stay current; the use of technology is at its peak. Yet the ways of using the technology in classrooms are still in the hands of students. Therefore the opinions of students' can probably affect the use of technology in a class. This study analysed classroom technology evolution in university settings. Technology based classroom were measured via controlled Likert scale surveys. The research aimed to examine whether students' years in usage of technology, how often students use technology based classrooms, and availability of technology based classrooms and facilities influenced their perception of the technology oriented classroom. The use of technology based classroom aids students to become self-oriented learners, motivate them to study English language and their continuous usage of technology based classroom has contributed to self–efficacy in classroom. The data of this study was collected through the means of survey. The survey was administered to three hundred and three (303) English language learning students at Firat University-Department of English language with the following class levels-preparatory, first, second, third- and fourth-year students. The outcome of this study revealed that even though majority of students have electronic and technological gadgets but a lot of time is spending on these tools and materials for other reasons rather than educational purposes. The study also established that students' behaviour towards technology –based classroom is assenting. However, English language students do notse this approach more often. Furthermore, the use of technology- based classroom is not frequent due to several challenges, examples are lack of technological materials, insufficient information about the use of the various types of these gadgets, and programs; inadequate courses for the effective training of teachers and students on how to use this approach. More importantly, the outcome of this study's analysis is that majority of variables recorded no statistically significant differences between the means of the group.However, two variables had meainingful significancy between those variables. It was also established that there were no significant differences between the means of the majority of the variables. Nonetheless,two items recorded significant differences. Lastly, this study provided methodological suggestions like improving the technology based classroom with modern technological tools, materials and providing adequate training for both students and teachers on how to use the technology-based classroom to help increase the implementation of technology in English language learning. Key Words: Technology-Based Classroom, Self-Efficacy, University Setting, Technology Integration, English Language Learning

TechnologyTechnology based instructionTechnology integration+5
Yakubu Issaku
Fırat University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin öğretimi planlama yeterlik algıları ile program okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Eğitim sürecinin belirlenen amaçlara ulaşabilmesi için öğretmenlerin sahip olması gereken bazı yeterlikler bulunmaktadır. Öğretmenlerin uygulanacak program ile ilgili bilgi sahibi olması ve öncesinde bu süreç için hazırlık yapmasına ihtiyaç vardır. Bu araştırmanın amacı ortaokul öğretmenlerinin öğretimi planlama yeterlik algıları ile program okuryazarlık düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evreni 2021-2022 eğitim öğretim yılı bahar döneminde Diyarbakır ili merkez ilçelerinde (Kayapınar, Bağlar, Sur ve Yenişehir) görev yapan 5448 ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenen 675 ortaokul öğretmeni oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Gülbahar (2016) tarafından geliştirilen Öğretimi Planlama Yeterlik Algısı Ölçeği (ÖPYAÖ)" ve Kahramanoğlu (2019)'nun geliştirdiği "Öğretim Programı Okuryazarlığı Ölçeği (ÖPOÖ)" kullanılmıştır. Ölçekler katılımcılara yüz yüze uygulanmıştır. Betimsel istatistiklerin yanında verilerin analizinde bağımsız örneklemler t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve Spearman sıra farkları korelasyon katsayısından faydalanılmıştır. Araştırma sonuçlarında ortaokul öğretmenlerinin öğretimi planlama yeterlik algılarında cinsiyet, yaş, mezun olunan fakülte, okul türü, haftalık ders saati, hizmet içi eğitim alma durumu değişkenlerine göre herhangi bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Ortaokul öğretmenlerinin program okuryazarlığı düzeylerinde ise cinsiyet, okul türü, haftalık ders saati ve hizmet içi eğitim alma durumu değişkenlerinin anlamlı farka neden olduğu bulunmuştur. Ortaokul öğretmenlerinin öğretimi planlama yeterlik algıları ile program okuryazarlık düzeyleri arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın sonucunda görüşme, gözlem gibi veri toplama teknikleri kullanılarak daha derinlemesine veriler elde edilebilecek nitel araştırmalar yapılabileceği ya da eğitim fakültesinde alınan derslerin öğretmen adaylarının öğretimi planlama yeterlik algılarının ya da program okuryazarlık düzeylerinin gelişimine etkisi üzerine çalışmalar gerçekleştirilebileceği şeklinde öneriler yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Öğretim, program, okuryazarlık, planlama, program okuryazarlığı

Branş öğretmenleriEğitim programlarıOrtaokul öğretmenleri+7
Duygu Yıldız
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul İngilizce öğretmenlerinin İngilizce dersindeki değerler eğitimi uygulamalarına yönelik görüşleri

Bu araştırmanın amacı ortaokullarda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin İngilizce dersindeki değerler eğitimi uygulamalarına yönelik görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmanın modeli nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerinde görev yapan ortaokul İngilizce öğretmenlerinden oluşmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu Diyarbakır ili merkez ilçelerinde (Bağlar,Kayapınar, Yenişehir ve Sur) devlet ortaokullarında görev yapan 50 İngilizce öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemi belirlenirken amaçlı örneklem yönteminden ölçüt örneklemden yararlanılmıştır. Katılımcı öğretmenlerin, İngilizce dersindeki değerler eğitimi uygulamalarına yönelik görüşlerini alabilmek için alanında uzman 9 akademisyen ve 7 öğretmenin görüşü alınarak oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen bulgular neticesinde öğretmenler değerler eğitimi başlığının yeterli olduğunu ama kazanımlar içerisinde yeterince değerlere yer verilmediğini belirtmişlerdir. Değerler eğitiminin kazanımlarda yüzeysel kaldığını belirtmişlerdir. Öğretmenler programda yer alan saygı, sevgi ve sorumluluk değerlerinin öncelikli olarak öğrencilere kazandırılması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin çoğu değerlerin öğrencilere kazandırılmasında kendilerini rol model olarak görmektedirler. Öğretmenlerin değerler eğitimi uygulamaları konusundaki görüşleri değerlerin doğrudan kazandırılması gerektiği yönündedir. Değerlerin kazandırılmasında öğretmenler en geleneksel yöntem olan düz anlatım yöntemini tercih etmektedirler. Bunun yanı sıra dersi eğlenceli hale getirebilmek için oyunlardan, videolardan, filmlerden yararlanmaktadırlar. Öğretmenler, değerler eğitiminin önündeki en önemli problemin, okulda öğretilen değerlerle toplumun değerlerinin uyuşmaması ve sınıf mevcutlarının kalabalık olmasının değerler eğitiminin etkililiğini azalttığı görüşündedirler. Ailenin değerler eğitimi konusundaki eğitimlerinin yetersizliği ise öğretmenler için bir başka en büyük sorunlardan biridir. Öğretmenler, öneri olarak değerler eğitimi dersinin olması gerektiğini ve öğretmenlerin de konu ile ilgili hizmet içi eğitim almaları gerektiğini vurgulamışlardır.

DeğerlerDeğerler eğitimiİngilizce dersi
Öznur Pusa
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterlikleri ile değerler eğitimi öz-yeterliklerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterlikleri ile değerler eğitimi öz-yeterliklerini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterlik ile değerler eğitimi öz-yeterlik düzeylerinin ve bu öz-yeterliklerin alt boyutları açısından nasıl bir dağılım gösterdiğini, sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterliklerinin ve değerler eğitimi öz-yeterliklerinin cinsiyet, mesleki kıdem, en son mezun olduğu okul, öğrenim düzeyi, bilimsel yayın takip etme sıklığı, bilimsel toplantılara katılma durumu (sempozyum, kongre, konferans vb.) ve değerler eğitimi ile ilgili herhangi bir kurs veya seminer katılıp katılmama değişkenlerine göre istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Malatya ilinin ilçelerine bağlı devlet ilkokullarında görev yapan toplam 2515 sınıf öğretmeni arasından basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle seçilen 346 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterlikleriyle ilgili veriler; Çolak, Yorulmaz ve Altınkurt (2017) tarafından geliştirilen "Öğretmen Öz-Yeterlik Ölçeği" ile, sınıf öğretmenlerinin değerler eğitimi öz-yeterlikleriyle ilgili veriler ise araştırmacı tarafından geliştirilen "Sınıf Öğretmenlerinin Değerler Eğitimi Öz-Yeterlik Ölçeği" ile toplanmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiş ve analizde betimsel istatistik, çarpıklık ve basıklık katsayıları, bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), LSD testi ve etki büyüklüğünü hesaplamak için eta kare gibi testler kullanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterlik düzeyleri genel olarak yüksek bulunmuştur. Sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterlik düzeyleri, cinsiyet ve değerler eğitimi ile ilgili seminer veya kursa katılıp katılmama değişkenlerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Mesleki kıdem, en son mezun olduğu okul, öğrenim düzeyi, bilimsel yayın takip etme sıklığı ve bilimsel toplantılara katılma durumu değişkenlerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf öğretmenlerinin değerler eğitimi öz-yeterlik düzeyleri ise genel olarak yüksek bulunmuştur. Ayrıca sınıf öğretmenlerinin değerler eğitimi öz-yeterlik düzeyleri, değerler eğitimi ile ilgili seminer ve kurs alma değişkeninde anlamlı farklılık bulunmuştur. Cinsiyet, mesleki kıdem, en son mezun olduğu okul, öğrenim düzeyi, bilimsel yayın takip etme sıklığı, bilimsel toplantılara katılma durumu değişkenlerine göre herhangi anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterliklerinde ve değerler eğitimi öz-yeterliklerinde anlamlı farklılıklar çıkan değişkenlerin etki büyüklükleri incelendiğinde, etki büyüklüğünün düşük olduğu görülmüştür. Sınıf öğretmenlerinin mesleki öz-yeterlikleri ile değerler eğitimi öz-yeterliklerinin arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur.

Değerler eğitimiSınıf öğretmenleriÖz yeterlilik
Sinan Bayat
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi Almanca öğretmeni yetiştirme programlarının incelenmesi

Yabancı dil bilen insan ihtiyacı dil öğrenimini bir gereklilik haline getirmiştir. Geçmişte tek bir yabancı dil bilmek büyük bir avantaj iken bugünün şartlarında en az iki yabancı dil bilmek önemli hale gelmiştir. Almanya ile olan ekonomik iş birliği ve kültürel bağlar başta olmak üzere birçok sebepten dolayı İkinci Yabancı Dil olarak Almanca öğrenimi ülkemizde ön plana çıkmaktadır. Almanca dilinin öğrenme-öğretme sürecinde Almanca öğretmenlerinin etkisi tartışılmazdır. Almanca öğretmenlerinin nitelikli bir şekilde yetiştirilmesi de öğretmen yetiştirme programlarının niteliğine bağlıdır. Bu nedenle, Almanca Öğretmeni Yetiştirme Programlarını incelemek ve gerekli değerlendirmelerde bulunmak önem arz etmektedir. Araştırmanın amacı, Cumhuriyet Dönemi Almanca Öğretmeni yetiştirme programlarıyla ilgili gelişmeleri incelemek, bu programlar arasında karşılaştırmalar yapmak ve değerlendirmelerde bulunmaktır. Araştırma ile ilgili verilerin toplanması, analizi ve yorumlanmasında, nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi kullanılmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı ve Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı'nın hazırladığı ve geliştirdiği Öğretmen Yetiştirme Programları incelenmiş, programların hazırlanış gerekçeleri ortaya konulmuş, her bir programın ders çeşidi, ders sayısı, ders kredi sayısı ve ders saat sayısı bakımından benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu saptanmıştır. Ayrıca programlardaki derslerin alan eğitimi, meslek bilgisi ve genel kültür açısından gösterdiği farklılıklar analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Elde edilen bulgular çerçevesinde sonuç ve önerilere yer verilmiştir.

AlmancaEğitim programlarıYabancı dil eğitimi+3
Abdurrahim Tutuş
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen adaylarına yönelik yapılan mikro öğretim tekniğine ilişkin çalışmaların meta-tematik analizi

Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarına yönelik yapılan mikro öğretim tekniğine ilişkin katılımcı görüşüne yer verilmiş olan nitel çalışmaların meta-tematik analiz süreciyle incelenmesidir. Bu araştırmada mikro öğretim tekniğine ilişkin yapılan çalışmalar bağlamında; "öğretmen adayları ve mikro öğretim", "öğretmen adayları ve mikro öğretim tekniği", "öğretmen adayları ve mikro öğretim yöntemi", "öğretmen adayları ve mikro öğretim uygulamaları" anahtar kelimeleri kullanılarak ulaşılan çalışmalar, sadece Türkçe dilinde yazılmış çalışmalar, yurt içinde yapılan yüksek lisans tezi, doktora tezi ve hakemli akademik dergilerde yayımlanan makaleler, 1992-2020 yılları arasında yayımlanmış çalışmalar, öğretmen adaylarına yönelik yapılmış olan çalışmalar, nitel araştırma yöntemlerinin kullanıldığı ve katılımcı görüşlerinin yer aldığı çalışmalar, literatür taraması yapılırken kullanılan anahtar sözcükler ve veri tabanlarıyla sınırlı olmasına bağlı olarak veriler toplanmıştır. Bu araştırmada nitel araştırma türlerinden meta-tematik analiz kullanılmıştır. Araştırmanın bulgularında mikro öğretim tekniğine ilişkin yapılan çalışmaların öğretmen adaylarının bilişsel boyutuna etkisi, duyuşsal boyutuna etkisi, kişisel gelişimine etkisi, mesleki gelişimine etkisi, mikro öğretim tekniğine ilişkin yapılan çalışmalarda öğretmen adaylarının karşılaştığı sorunlar ve mikro öğretim tekniğine ilişkin yapılan çalışmalarda öğretmen adaylarının önerileri incelenmiştir. Bu çalışmanın sonucunda araştırmaya dâhil edilen çalışmaların meta-tematik analizine göre öğretmen adayları mikro öğretim tekniği uygulamalarıyla derse aktif katılım sağladıklarını, yaratıcılık becerilerinin geliştiğini, özgüvenlerinin arttığını, öğretmenlik mesleğini sevmeye başladıklarını, derse ilgilerinin arttığını, mikro öğretim tekniğinin kişisel gelişim sağlamaya katkı sunduğunu, sınıf yönetimini sağlayabildiklerini belirtmişlerdir. Ayrıca araştırmaya dâhil edilen çalışmalar incelendiğinde öğretmen adayları mikro öğretim tekniğini uygularken öğretmenlik rolünü yapmada zorlandıklarını ve kendi sınıflarındaki öğrenci arkadaşlarına uygulamadan kaynaklı sorunlar yaşadıklarını açıklamışlardır. Bununla birlikte öğretmen adayları mikro öğretim tekniğinin uygulanmasına ilişkin olarak gerçek sınıf ortamında uygulanmasını, mikro öğretimin ders olmasını ve sınıf mevcudunun azaltılması gibi önerilerde bulunmuşlardır.

Aday öğretmenlerMeta analiziMikro öğretim+2
Necmeddin Berk Hamidi
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Senaryo temelli öğrenme yaklaşımının ilkokul öğrencilerinin çevre bilincine etkisi

Bu araştırmanın genel amacı, senaryo temelli öğrenme yaklaşımının sürdürülebilir kalkınma ışığında çevre okuryazarlığı becerine etkisini incelemektir. Araştırma 2021-2022 eğitim öğretim yılı Güneydoğu Anadolu bölgesinde bulunan bir devlet okulunda yürütülmüştür. Araştırma deneysel araştırma yöntemi ile yürütülmüştür. Araştırmaya ilkokul 4.sınıf öğrencilerinin bulunduğu iki şube seçilmiş; şubelerden biri deney, diğeri kontrol grubunu oluşturmuştur. Deney grubu 12 erkek, 9 kız öğrenci; kontrol grubu ise 11 erkek 11 kız öğrenciden olmak üzere 43 katılımcı ile gerçekleşmiştir. Oluşturulan gruplardan deney grubu senaryo temelli öğrenme yaklaşımıyla eğitim görürken kontrol grubunu oluşturan öğrenciler geleneksel eğitim yoluyla eğitim görmüşlerdir. Araştırma süreci 4 hafta sürmüştür. Araştırmada veriler, çevre okuryazarlığı becerisi başarı testi, günlükler, yarı yapılandırılmış görüşme, afiş ve sloganlarla toplanmıştır. Araştırmada elde edilen başarı testi verileri non-parametrik testi ile analiz edilmiştir. Günlük, yarı yapılandırılmış görüşme, afiş ve sloganlar ise içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırmada elde edilen veriler neticesinde senaryo temelli öğrenme yaklaşımının öğrencilerin akademik başarısını arttırdığı ortaya çıkmıştır. Senaryo temelli öğrenme yaklaşımının kavram öğretiminde etkili olduğu ortaya çıkmıştır. Ek olarak her ne kadar başlarda öğrenciler zorluk çekse de zamanla çözüm üretme, eleştirel düşünme ve analiz etme becerilerinin geliştiği ortaya koyulmuştur.

Ayşe Sümeyye Yonca
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul binalarının fiziksel koşulları ile iş doyumu arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, resmi Anadolu liselerinde görevli öğretmenlerin algılarına göre okul binalarının fiziksel koşulları ile iş doyumu arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırma, nicel araştırma modellerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, Diyarbakır merkez ilçelerdeki (Sur, Yenişehir, Kayapınar, Bağlar) resmi Anadolu Liselerinde (mesleki ve teknik liseler hariç) görevli 2169 öğretmen, örneklemini ise, random yöntemi ile seçilen 27 resmi Anadolu lisesi ve bu liselerde görevli 358 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak Çağlayan ve Yılmaz (2011) tarafından geliştirilen "Okul Binaları Ölçeği" ve Gündüz (2008) tarafından geliştirilen "İş Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde; aritmetik ortalama, standart sapma, ortanca, bağımsız örneklem t testi, Mann Whitney U testi, tek yönlü varyans analizi, Kruskal Wallis testi, korelasyon katsayısı ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bazı önemli bulgular şöyle sıralanabilir: (1) Öğretmenlerin okul binalarının fiziksel koşullarına ilişkin algıları genel olarak "kısmen yeterli" düzeydedir. Boyutlar açısından; öğretmenlerin öğrenciler için ayrılan alanlara ilişkin algılarının "yetersiz", okulların genel görünümüne ilişkin algıların ise "oldukça yeterli" düzeyde olduğu saptanmıştır. (2) Öğretmenlerin okul binalarının fiziksel koşullarına ilişkin algılarında, medeni durumlarına ve okul büyüklüğüne göre anlamlı bir farklılık bulunmazken, öğrenim durumları, cinsiyetleri ve mesleki kıdemlerine göre algılarında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır. (3) Öğretmenlerin iş doyumlarına ilişkin algıları ise "normal" düzeyde olup, en çok bireysel faktörler boyutundan memnun oldukları, örgüt iklimi, çalışma koşulları ve sosyal görünüm boyutunda ise en az doyum sağladıkları tespit edilmiştir. (4) Öğretmenlerin iş doyum düzeylerine ilişkin algıları öğrenim durumu, medeni durum, mesleki kıdem ve okul büyüklüğü değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermezken, cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılık saptanmıştır. (5) Öğretmenlerin bulundukları okulların fiziksel koşullarına ilişkin algıları ile sahip oldukları iş doyum algıları arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif yönlü orta düzey bir ilişki saptanmıştır (r = .624; p<.001). Ayrıca, okul binalarının fiziksel özellikleri öğretmenlerin iş doyum düzeylerinin %38,8'ini açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Okul binaları, okul binalarının fiziksel koşulları, iş doyumu.

Okul binalarıİş doyumu
Sultan Kenar
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin toksik liderlik davranışları ile öğretmenlerin yaşam doyumu arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, kamu ilkokullarında görevli öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin toksik (zehirli) liderlik davranışları ile öğretmenlerin yaşam doyumu arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırmada, genel tarama modeline dayalı betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmışıtır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçede bulunan 60 ilkokul ve bu okullarda görevli bulunan 2254 öğretmen; örneklemini ise evrenden random yöntemi ile seçilen 25 ilkokul ve bu okullarda görevli 380 öğretmen olşturmaktadır. Araştırmanın verileri; Çelebi, Güler ve Yıldız (2015) tarafından geliştirilen dört boyut ve 30 maddeden oluşan "Toksik Liderlik Ölçeği" ve Diener, Emmons, Larsen ve Griffin (1985) tarafından geliştirilen, Dağlı ve Baysal (2016) tarafından Türkçeye uyarlaması yapılan tek boyutlu ve 5 maddelik "Yaşam Doyum Ölçeği (The Satisfaction with Life Scale)" ile toplanmıştır. Araştırmada varılan bazı önemli bulgular şunlardır: (1) Öğretmenlerin kendi okul müdürlerinin toksik liderlik davranışına ilişkin algılarının ortalaması ölçek bazında "katılmıyorum" seviyesindedir. (2) Öğretmenlerin algılarına göre ölçekte en yüksek ortalamaya sahip ilk madde "onun o anki ruh hali iş ortamının iklimini/havasını belirlemesi (katılmıyorum)", en düşük ortalamaya sahip ilk madde ise "çalışanlarına yeni yollar/yaklaşımlar/yenilikler denemelerine pek izin vermemesi (katılmıyorum)"dir. Toksik liderlik ölçeğinin tüm boyutlarına ilişkin öğretmen algılarının ortalaması ise "katılmıyorum" seviyesindedir. (3) "Öğrenim" ve "medeni durumuna" göre öğretmenlerin kendi okul müdürlerinin toksik liderlik davranışlarına yönelik algıları arasında anlamlı farklılık saptanmamıştır. Diğer taraftan, öğretmenlerin "cinsiyetine" göre tüm boyutlarda, "kıdeme" göre değer bilmezlik, çıkarcılık ve olumsuz ruhsal durum alt boyutları arasında, "çalıştıkları okulun büyüklüğüne" göre değer bilmezlik, çıkarcılık ve olumsuz ruhsal durum alt boyutları arasında anlamlı farklılık saptanmıştır. (4) Öğretmenlerin kendi yaşam doyumuna ilişkin algılarının ortalaması ölçek bazında "az katılıyorum" seviyesindedir. (5) Öğretmenlerin algılarına göre yaşam doyumu ölçeğinde en yüksek ortalamaya sahip ilk madde "şimdiye kadar yaşamdan istediğim önemli şeylere sahip oldum (orta düzeyde katılıyorum)", en düşük ortalamaya sahip ilk madde ise "yaşam koşullarım mükemmeldir (az katılıyorum)" maddesidir. (6) Öğretmenlerin yaşam doyumuna ilişkin algılarının "öğrenim durumu", "cinsiyet", "medeni durum", "mesleki kıdem" ve "okul büyüklüğü" değişkenlerine göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı saptanmıştır. (7) Okul müdürlerinin toksik liderlik davranışlarına yönelik öğretmen algıları ile öğretmenlerin yaşam doyumu genel puanları arasında negatif yönde ve düşük düzeyde bir ilişki saptanmıştır (r=-0,329). Buna göre, okul müdürlerinin toksik liderlik davranışlarına yönelik öğretmen algıları genel puanları arttıkça öğretmenlerin yaşam doyumu azalmaktadır. Ayrıca, okul müdürlerinin toksik liderlik davranışları öğretmenlerin yaşam doyumu düzeylerinin %10.8'ini açıklamaktadır. Anahtar Kelimeler: Toksik, toksik lider, okul müdürü, yaşam doyumu, öğretmen.

Okul müdürleriOkul yöneticileriToksik liderlik+1
Kadriye Eroğlu
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin denetim uygulamalarına ilişkin sınıf öğretmenlerinin görüşleri

Bu araştırma resmi ilkokullarda görev yapmakta olan sınıf öğretmenlerinin, okul yöneticilerinin yapmış olduğu ders denetimi konusundaki görüşlerini belirlemeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırma, Batman ili Merkez ilçesinde, resmi ilkokullarda görev yapan ve denetim geçiren sınıf öğretmenlerini içermektedir. Batman il merkezinde 46 resmi ilkokul ve bu okullarda görevli 1120 sınıf öğretmeni mevcuttur. Araştırmanın çalışma grubunu uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 7 ilkokul ve bu ilkokullarda görevli 30 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması amacıyla yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleri ile analiz edilmiştir. Analiz edilen veriler neticesinde kodlar ve alt temalar belirlenerek temalar oluşturulmuştur. Yapılan analizlerde okul yöneticilerinin yaptıkları ders denetimlerinin öğretmene olan katkılarında en çok öğretmenlerin bireysel performanslarına dikkat edildiği görülmüştür. Denetim esnasında öğretmenlerdeki eksikliklerin görülerek kendilerini mesleki ve bireysel açıdan geliştirmelerine imkân tanınması ve bu bağlamda okul müdürünün rehberlik etmesi araştırmanın bulguları arasında olduğu görülmüştür. Ders denetimlerinde yaşanan sorunlar değerlendirildiğinde öğrencilerin okul müdürünün sınıfta olmasından kaynaklı odak problemi yaşadığı, denetimlerin objektiflikten uzak olduğu bu bağlamda gergin ve stresli bir ortamın oluştuğu bulgusuna ulaşılmıştır. Ders denetimi öncesi ve sonrasında okul yöneticilerinin çoğu öğretmen ile iletişime geçmektedir. Okul müdürünün denetim rolünün değerlendirildiği bu konuda ise sınıf öğretmenlerinin çoğunluğu okul müdürünün denetiminden memnun oldukları bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca alternatif bir ders denetimi konusundaki veriler değerlendirildiğinde denetçi statüsündeki okul müdürlerinin alanında uzman olması gerektiği, standart ölçeğe dayalı bir öğretmen-öğrenci değerlendirme formlarına göre hareket etmenin zorunlu olması gerektiği ve denetim süreçlerinde okul müdürü ile sınıf öğretmeninin sürekli iletişim halinde olması gerektiği sonuçlarına ulaşılmıştır.

DenetimOkul yönetimi
Selda Er Kaya
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimi kullanımına ilişkin tutumlarının incelenmesi (Diyarbakır il örneği)

Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimi kullanımına ilişkin tutumlarını incelemektir. Nicel araştırma desenlerinden betimsel tarama modeli ile yapılandırılmıştır. Araştırma evreni, 2022-2023 eğitim ve öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki devlet liselerinde görev yapan 353 İngilizce öğretmeninden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile araştırmaya dahil edilen 184 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Araştıma verileri Eveyik (1999) tarafından geliştirilmiş olan İletişimsel Dil Öğretimi Tutum Ölçeği ile toplanmıştır. Bu öğretmenlerin 172'si veri toplama aracı formunda bulunan iletişimsel dil öğretiminin dersteki kullanımına ilişkin sorunlara yönelik bir açık uçlu soruya görüş belirtmişlerdir. Araştırmanın nicel verileri; SPSS programı kullanılarak, ortalama ve standart sapma istatistikleri, normallik, çarpıklık ve basıklık değerleri, ilişkisiz örneklem t testi, varyans analizi (ANOVA), Spearman korelasyon analizi, Bonferroni testi, Cronbach's alfa ve McDonald Omega güvenirlik katsayısı gibi istatistiksel teknikler ile analiz edilmiştir. Açık uçlu anket sorusuna ilişkin veriler ise içerik analizi yöntemi kullanılarak incelenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde, ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimine ilişkin genel tutumlarının ve grup-ikili çalışma etkinlikleri, akran-öğretmen düzeltmesinin doğası, dil bilgisinin yeri, öğrenci-öğretmen rolleri alt boyutları açısından tutumlarının bazı tereddütlere rağmen olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Kadın ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimine ilişkin grup-ikili çalışma etkinlikleri açısından tutumlarının erkek öğretmenlerden yüksek olduğu belirlenmiştir. Grup-ikili çalışma etkinlikleri açısından 0-5 yıl ve 16-20 yıl, dil bilgisinin yeri açısından 0-5 yıl ve 6-10 yıl, genel açıdan 0-5 yıl, 6-10 yıl, 16-20 yıl mesleki kıdeme sahip ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimine ilişkin tutumlarının 21 yıl ve üstü mesleki kıdeme sahip olanlara göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimine ilişkin eğitim durumu, mezun olunan fakülte, lisans eğitiminde İngilizce hazırlık eğitimi alma durumu, görev yapılan okul türü, görev yapılan okulda sınıfların ortalama öğrenci sayısı, lisans eğitiminde iletişimsel dil öğretimi ile ilgili ders alma durumu, lisans eğitiminden sonra iletişimsel dil öğretimi ile ilgili herhangi bir eğitime veya bilimsel etkinliğe katılım durumuna göre tutumlarının benzer olduğu sonucu çıkarılmıştır. Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimine ilişkin grup-ikili çalışma etkinlikleri alt boyutu açısından tutumları ile iletişimsel dil öğretimini derste kullanım sıklığı arasında pozitif yönlü düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu saptanmıştır. Ortaöğretim İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretiminin dersteki kullanımına ilişkin sorunlara yönelik görüşlerinin öğretmen, öğrenci, eğitim programı ve öğrenme ortamı ile ilgili sorunlar olmak üzere dört tema altında toplandığı görülmüştür. Sonuç olarak, İngilizce öğretmenlerinin iletişimsel dil öğretimine ilişkin olumlu tutumlarına rağmen tereddütlerinin olması ve derste kullanım sıklığı ile arasındaki pozitif ilişkinin düzeyinin düşük olmasının bu sorunlardan kaynaklanıyor olduğu çıkarımında bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: İletişimsel Dil Öğretimi, İletişimsel Yaklaşım, Yabancı Dil Olarak İngilizce Öğretimi, Öğretmen Tutumları

OrtaöğretimYabancı dilÖğretmen tutumu+3
Arzu Sobacı
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim örgütlerinde entelektüel sermaye, inovasyon ve öz-yetkinlik arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, eğitim örgütlerinde görev yapmakta olan öğretmenlerin algıları doğrultusunda, entelektüel sermaye ve inovasyon ile öz-yetkinlik arasındaki ilişkiyi incelemektir. Ayrıca araştırmada, eğitim örgütlerinde görev yapmakta olan öğretmenlerin entelektüel sermaye, inovasyon ve öz-yetkinlik algı düzeylerinin çeşitli değişkenler açısından incelenmesi de amaçlanmıştır. Araştırmada, betimsel nitelikte ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim-öğretim yılı II. döneminde İstanbul ili Avrupa Yakası'nda 25 ilçede İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı 688 resmi ortaokulda görev yapmakta olan 20514 öğretmen, araştırmanın örneklemini ise tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen 922 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Karakuş ve Çobanoğlu (2013) tarafından geliştirilen Entelektüel Sermaye Ölçeği, Demir ve Aküzüm (2024) tarafından geliştirilen Eğitim Örgütlerinde İnovasyon Ölçeği ve Tschannen-Moran ve Woolfolk-Hoy (2001) tarafından geliştirilen, Türkçeye uyarlanması Baloğlu ve Karadağ (2008) tarafından yapılan Öz-yetkinlik Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, SPSS istatistik paket programında kullanılarak parametrik analiz teknikleri (t-testi ve ANOVA), nonparametrik analiz teknikleri (Kruskal Wallis H), korelasyon ve regresyon istatistikî tekniklerine yer verilmiştir. Anlamlılık düzeyinin 0,05 olarak alındığı bu test teknikleri sonucunda, anlamlı farklılığın hangi grupları arasında gerçekleştiğini belirleyebilmek için LCD ve Mann-Whitney U testleri kullanılmıştır. Araştırmada sonucunda; resmi ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin entelektüel sermaye ve öz-yetkinliğe ilişkin algıları yüksek; inovasyona ilişkin algılarının orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin entelektüel sermaye ile ilgili algıları arasında "cinsiyet" değişkenine göre insan sermayesi alt boyutunda; "eğitim durumu" ve "mesleki kıdem" değişkenlerine göre tüm alt boyutlarda ve ölçek toplamında; "okuldaki öğretmen sayısı" değişkenine göre insan sermayesi ve yapısal sermaye alt boyutlarında ve ölçek toplamında; "okuldaki hizmet süresi" değişkenine göre yapısal sermaye alt boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna karşın öğretmenlerin entelektüel sermaye ile ilgili algıları arasında yaş, eğitim örgütlerindeki projelerde görev alma durumu ve MEB Ar-Ge projelerinde görev alma durumu değişkelerine göre anlamlı bir fark saptanmamıştır. Öğretmenlerin inovasyon ile ilgili algıları arasında ""yaş" değişkenine göre yenilikçi atmosfer ve değişime direnç alt boyutlarında ve ölçek toplamında; "mesleki kıdem" ve "okuldaki öğretmen sayısı" değişkelerine göre tüm alt boyutlarda ve ölçek toplamında; "okuldaki hizmet süresi" değişkenine göre yenilikçi atmosfer alt boyutunda ve ölçek toplamında anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna karşın öğretmenlerin inovasyon ile ilgili algıları arasında cinsiyet, eğitim durumu, eğitim örgütlerindeki projelerde görev alma durumu ve MEB Ar-Ge projelerinde görev alma durumu değişkelerine göre anlamlı bir fark saptanmamıştır. Öğretmenlerin öz-yetkinlik ile ilgili algıları arasında ""yaş" değişkenine göre öğretim becerisi, ölçme ve değerlendirme alt boyutlarında; "eğitim durumu" ve "mesleki kıdem" değişkenlerine göre öğretim becerisi alt boyutunda; "okuldaki hizmet süresi" değişkenine göre davranış yönetimi alt boyutunda anlamlı bir fark bulunmuştur. Buna karşın öğretmenlerin öz-yetkinlik ile ilgili algıları arasında cinsiyet, okuldaki öğretmen sayısı, eğitim örgütlerindeki projelerde görev alma durumu ve MEB Ar-Ge projelerinde görev alma durumu değişkelerine göre anlamlı bir fark saptanmamıştır. Araştırmada, entelektüel sermaye ile inovasyon arasında pozitif yönlü, orta ve yüksek düzeylerde anlamlı; entelektüel sermaye ile öz-yetkinlik arasında ve inovasyon ile öz-yetkinlik arasında pozitif yönlü, düşük ve orta düzeylerde anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır. Bağımsız değişken olarak entelektüel sermaye ile inovasyonun birlikte öz-yetkinlik ile anlamlı bir ilişki sergiledikleri; entelektüel sermayenin hem inovasyon hem de öz-yetkinlik üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu; inovasyonun öz-yetkinlik üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu ve entelektüel sermaye ile inovasyonun birlikte öz-yetkinliğin anlamlı yordayıcısı oldukları belirlenmiştir. Ayrıca, öz-yetkinlik üzerinde entelektüel sermayenin inovasyondan daha fazla etkili olduğu saptanmıştır.

Entelektüel sermayeEğitim kurumlarıOrtaokul öğretmenleri+3
Ali Demir
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessEN

Expectations of parents, teachers and school administrators towards each other and children during the preschool education process

The aim of this research is to determine the expectations of parents, teachers and school administrators towards each other and children during the preschool education process and to examine these expectations in terms of the socioeconomic status of schools. This research was conducted with the case study design, one of the qualitative research patterns. The study group of the research was organized for the second part of the 2022-2023 academic year. during his term, he formed 42 parents whose children studied at three official independent kindergartens located in Kayapınar, Bağlar and Sur central districts of Diyarbakır province, as well as 30 preschool teachers and 6 school administrators working in these institutions. Within the scope of the document review, three different official independent kindergartens will be the first of the 2022-2023 academic year. the minutes of the parent-teacher meetings of the semester and the minutes of the teachers' board meetings at the beginning of the year were selected as documents. In this research, criteria and maximum sampling methods were preferred together in the sampling process. As a data collection tool, semi-structured interview forms developed by the researcher and the document examination technique were used together. In the study, content analysis technique was used in the analysis of document data with the answers given by the participants to semi-structured interview questions. As a result of the research, it was found that parents have more expectations about the educational process than teachers, have more expectations about managerial skills than school administrators, and have more expectations about the field of social and emotional development from their children. The result was obtained that teachers have more expectations from parents about supporting the child's development process, have more expectations from school administrators about their managerial skills, and have more expectations from children about the field of social and emotional development. It was concluded that school administrators have more expectations from parents about supporting the child's development process, have more expectations from teachers about their professional characteristics, and have more expectations from children about the field of social and emotional development. It has been found that parents, teachers and school administrators have similar expectations about more social and emotional development areas for children. Finally, when the expectations of parents, teachers and school administrators were examined, it was found that the socioeconomic status of schools showed changes in parental expectations, and their expectations from their children did not show any changes. When the expectations of teachers from parents were examined, it was concluded that the socioeconomic status of schools showed changes in the expectations of teachers, and their expectations from school administrators and children did not show any changes. When the expectations of school administrators from parents, teachers and children were examined, it was concluded that the socioeconomic status of schools did not show any change in the expectations of school administrators.

Ömer Ergenekon
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sınavlı ve sınavsız öğrenci kabul eden liselerdeki yönetici ve öğretmenlerin iş doyumu

Bu araştırmanın amacı sınavlı ve sınavsız öğrenci kabul eden liselerde görev yapan yönetici ve öğretmenlerin iş doyumu arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın çalışma grubu, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Batman il merkezinde görev yapan, 161'i sınavlı 161'i sınavsız okulda çalışan 322 yönetici ve öğretmenden oluşmaktadır. Araştırma kapsamında öğretmenlere Kişisel Bilgi Formu ve Minnesota İş Doyumu Ölçeği yüz yüze uygulanmıştır. Verilerin analizinde ortalama değer, yüzdelik hesaplamalar, t-testi ve One Way Anova analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda ulaşılan bulgulara göre: Öğretmen ve yöneticilerin iş doyumu düzeyi okul türüne göre belirgin bir şekilde farklılık göstermemektedir. İş doyumu düzeyi yaş, cinsiyet, medeni durum gibi değişkenlere göre önemli değişiklik göstermemektedir. İş doyumuyla ölçeğinde ortalaması en yüksek madde "İş etiğine uygun olmayan bir görevi yapmam." (x ̃=4,46) olmuştur. Ortalaması en düşük madde "Yaptığım işin karşılığında aldığım ücret tatmin edicidir." (x ̃=2.02) olmuştur. Anahtar kelimeler: Yönetici, Öğretmen, İş doyumu

Lise öğretmenleriOkul yöneticileriİş doyumu
Abdussamet Kavak
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between school administrators' perceptions of organizational image and global competence

The purpose of this research is to examine the relationship between the organizational image perceptions and global competencies perceptions of school administrators working in public primary and secondary schools in Diyarbakır. This study was conducted using the correlational survey model, which is one of the quantitative research methods. The population of the study consists of 545 school administrators working in 166 public primary and secondary schools in four central districts of Diyarbakır during the 2022-2023 academic year. The sample of the study, selected through stratified sampling method, includes 351 school administrators. The data collection tools used in the research are the "Organizational Image Perception Scale" consisting of 7 dimensions and 46 items, and the "Global Competence Scale" consisting of 4 dimensions and 32 items. The data obtained in the study were transferred to a computer environment and analyzed using the SPSS software package. In the analysis of the data, Independent Samples t-test, One-Way Analysis of Variance (ANOVA), Kruskal-Wallis H test, Tukey test, and Mann-Whitney U test were used. The analysis results regarding the skewness and kurtosis test of the data are included in this research. Pearson Product-Moment Correlation analysis was conducted to determine the significant relationship between school administrators' organizational image perceptions and their global competence perceptions. Additionally, Multiple Linear Regression Analysis was performed to determine the predictive levels of independent variables on dependent variables. As a result of the research, it was found that the organizational image perceptions of school administrators were at a high level in the dimensions of "service quality," "management quality," "financial quality," "working environment," "social responsibility," "emotional appeal," and "corporate ethics." When examining the global competence perceptions of school administrators, it was observed that their perceptions were very high in the dimensions of "communication skills," "self-knowledge," and "problem-solving styles," while their perceptions in the "open-mindedness" dimension were high. Among school administrators' organizational image perceptions, no significant differences were found in terms of the variables of gender, educational level, and the type of school they work at. However, significant differences were observed in terms of the variables of age, teaching seniority, administrative seniority, and duration of service as an administrator at their current school. Regarding the global competence perceptions of school administrators, no significant differences were found in terms of the variables of gender, age, educational level, teaching seniority, administrative seniority, type of school they work at, and duration of service as an administrator at their current school. Finally, it was found that the dimensions of "service quality," "management quality," "financial quality," "working environment," "social responsibility," "emotional appeal," and "corporate ethics" explained 9% of the variance in school administrators' perceptions of global competence. These dimensions were significant predictors of their perceptions of global competence.

Kadir Arslan
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Uzaktan eğitim sürecinde öğretmenlerin dijital yeterlikleri

Bu çalışmanın amacı, Diyarbakır İli içerisinde Kayapınar, Bağlar, Sur ilçelerinde bu-lunan resmi ve özel okullarda görev yapmakta olan lise öğretmenlerinin dijital yeterliklerinin farklı değişkenler açısından araştırılarak karşılaştırılması, öğretmenlerin dijital yeterlik du-rumlarının ortaya konulmasıdır. Bu kapsamda 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde Diyar-bakır İli merkez ilçelerinden Kayapınar, Bağlar ve Sur ilçelerinde lise düzeyinde görev ya-pan 213 öğretmen araştırmaya dahil edilmiştir. Nicel araştırma yönteminin kullanıldığı araş-tırmada veriler daha önce bir yüksek lisans tezinde geliştirilen ''Öğretmen Dijital Yeterlik Ölçeği'' ile elde edilmiştir. Ölçek, 6 boyut (problem çözme, etik, veri okuryazarlığı, iletişim ve iş birliği, güvenlik, dijital içerik üretimi) 46 maddeden oluşmakta ve toplam varyansın %71,967'sini belirtmektedir. Araştırmada veriler, SPSS-22 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Elde edilen ve-riler arasındaki ilişkinin yönünü ve gücünü belirleyebilmek için pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen dijital yeterliği orta düzeyde tespit edilmiş-tir. Okul türü değişkenine göre öğretmen dijital yeterliği incelendiğinde özel liselerde çalı-şan öğretmenlerin iletişim ve iş birliği konusunda yeterlik puanlarının resmi liselerde çalışan öğretmenlere göre daha anlamlı ve büyük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Cinsiyet değişkeni-ne göre kadın öğretmenlerin erkek öğretmenlere göre dijital yeterlik puanı daha anlamlı ve büyüktür. Medeni hal değişkenine göre bekar öğretmenler evli öğretmenlere göre; problem çözme, iletişim ve iş birliği, dijital içerik üretimi hususlarında anlamlı ve büyük bir farka sahiptirler. Yaş değişkeni incelendiğinde genç öğretmenler yaşça büyük öğretmenlere göre dijital içerik üretimi ve toplam ölçek puanında daha anlamlı ve büyük bir fark oluşturmuş-tur. Mesleki kıdem değişkenine göre meslekte yeni öğretmenler meslekte eski öğretmenlere göre problem çözme ve iletişim iş birliği konusunda daha etkindirler. Öğretmenlerin eğitim düzeyi ve çalıştıkları kurumda geçirdikleri sürenin dijital yeterlik düzeyi ile herhangi bir ilişkisi tespit edilmemiştir.

Jiyan Toptancı
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul müdürlerinin hizmetkar liderlik davranışları ile algılanan örgütsel destek arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, resmi anadolu liselerinde görevli öğretmenlerin algılarına göre hizmetkar liderlik davranışları ile algılanan örgütsel destek arasındaki ilişkiyi belirlemektir. Araştırmada genel tarama modeline dayalı ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2021-2022 eğitim-öğretim yılında, Diyarbakır ili merkez ilçelerdeki 45 resmi anadolu lisesinde (mesleki ve teknik liseler hariç) görevli 2052 öğretmen ve örneklemini ise 20 resmi anadolu lisesi ve bu liselerde görevli 290 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veriler Hizmetkar Okul Liderliği Ölçeği ve Algılanan Örgütsel Destek Ölçeği ile toplanmıştır. Okul Müdürlerinin hizmetkar liderlik davranışları ile öğretmenlerin örgütsel destek algıları arasında yüksek düzeyde ve pozitif yönde anlamlı bir ilişki saptanmıştır. Öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin hizmetkar liderlik davranışları algılanan örgütsel destek puanları için pozitif yönde ve anlamlı bir yordayıcıdır.

Algılanan örgütsel destekHizmetkar liderlikLiderlik
Cansel Turt Çakadaş
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2024
20
Master'sOpen AccessTR

Orta öğretim öğretmenlerinin uzaktan eğitim öz-yeterlikleri ile teknostres düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ortaöğretim öğretmenlerinin uzaktan eğitim öz-yeterlikleri ile teknostres düzeyleri arasındaki ilişkiyi incelemektedir. Bu amaç doğrultusunda araştırma genel tarama yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılı Diyarbakır dört merkez ilçede (Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir) bulunan Anadolu liselerinde çalışmakta olan ve uzaktan eğitim sürecinde eğitim veren ortaöğretim öğretmenleri oluşturmaktadır. Veriler bu dört merkez ilçedeki 1715 öğretmenden basit seçkisiz örnekleme yoluyla seçilen 345 öğretmene yüz yüze uygulanarak elde edilmiştir. Elde edilen nicel veriler SPSS paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde çarpıklık ve basıklık değerleri, Levene homojenlik testi, aritmetik ortalama ve standart sapma değerleri, bağımsız örneklemler için t-testi, tek yönlü varyans analizi, LSD, korelasyon analizi ve basit doğrusal regresyon analizi gibi istatistiksel tekniklerden yararlanılmıştır. Araştırmanın Uzaktan Eğitime İlişkin Öz-yeterlik Ölçeğine ait güvenirlik katsayısı 0.978, Öğretmenlerin Teknostres Düzeylerini Belirleme Ölçeğinin ise 0.945 olarak hesaplanmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre uzaktan eğitime ilişkin öğretmen öz-yeterliği algısında cinsiyet, mezun olunan fakülte ve eğitim düzeyi değişkenlerine göre anlamlı birf farklılığa rastlanmazken branş, kıdem ve hizmet içi eğitim alma değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Öğretmenlerin teknostres düzeylerine ilişkin puanlarda ise cinsiyet, mezun olunan fakülte, eğitim düzeyi ve hizmet içi eğitim değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmazken branş ve kıdem değişkenlerinde anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Araştırmanın sonuçları öğretmenlerin öz-yeterlikleri arttıkça teknostres düzeylerinin azaldığını ve öz-yeterliğin teknostresin yordayıcısı olduğunu göstermektedir.

Nurşin Narin
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Liselerdeki öğretmen ve öğrencilerin aktif vatandaşlık algılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesi

Liselerdeki Öğretmen Ve Öğrencilerin Aktif Vatandaşlık Algılarının Çeşitli Değişkenler Açısından İncelenmesi Aktif vatandaşlık, demokratik anlayışı geliştirebilmek, sosyal uyumu artırmak, demokrasisini güçlendirmek isteyen bütün ülkeler için önemlidir. Hak ve sorumluluklarını dengeli bir şekilde yerine getiren aktif vatandaş, bir toplumda tüm vatandaşların birbirine bağlı olduğunu bilir ve kişisel çıkarlarının ötesine odaklanarak toplumu bir arada tutan birleştiriciler haline gelirler. Topluma karşı sorumluluklarını bilen ve yerine getiren, hak ve özgürlüklerin anlamını bilen ve uygulayan, özerk olabilen, karar alma süreçlerine katılan, gönüllü olan vatandaşlar ülkelerinin demokrasisinin gelişmesine katkıda bulunurlar. Bu araştırmanın amacı; liselerdeki öğretmen ve öğrencilerin aktif vatandaşlık algılarının çeşitli değişkenler açısından incelenmesidir. Öğretmenlerin de aktif vatandaşlık algıları ve bu konudaki donanımları kadar öğrencilerin aktif vatandaşlık algılarının oluşmasında uygun okul ortamı da etkilidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2021 – 2022 Eğitim-Öğretim yılının birinci yarıyılında İzmir il merkezinde bulunan ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler ve öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmaya dahil edilen okullardaki öğrenci sayısı 8298'dür. Araştırmaya dahil edilen okullardaki öğretmen sayısı 1139'dir. Araştırmada öncelikle Aktif Vatandaşlık Algı Ölçeği (AVAÖ) geliştirilmiş ve geçerlilik ve güvenilirlik analizleri tamamlanmıştır. Sonrasında da veriler toplanarak SPSS ve LISREL istatistik paket programları ile analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmenlerin aktif vatandaşlık algısı ve alt boyutları cinsiyet, baba öğrenim durumu, ailede sivil toplum kuruluşunda görevli kimse olup olmaması ve alanı dışında hangi sıklıkta kitap, dergi okuduğuna göre farklılık göstermekte olup anne eğitim durumu, meslekteki yılı, öğretmenin kendi öğrenim durumu ve interneti günlük kullanma süresi göre farklılık göstermemektedir. Öğrenci aktif vatandaşlık algısı ve alt boyutlarının ise sınıfa, öğrenim görülen okul türüne, öğrencilerin cinsiyetine, babanın öğrenim durumuna, not ortalamasına, algılanan aile gelir düzeyine, ailede sivil toplum kuruluşunda çalışan birinin olup olmamasına, interneti günlük ortalama kullanım süresine ve ders kitapları dışında hangi sıklıkla kitap, dergi vs. okuduklarına göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermektedir. Anne öğrenim durumu açısından ise öğrencilerin aktif vatandaşlık algısı ve alt boyutları farklılık göstermemektedir. Anahtar Kelimeler: Aktif Vatandaşlık, Öğretmen aktif vatandaşlık algısı, Öğrenci aktif vatandaşlık algısı, Öğretmen aktif vatandaşlık ölçeği, Öğrenci aktif vatandaşlık ölçeği

Aktif vatandaşlıkLise öğrencileriLise öğretmenleri
Nimet Çomak
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin işyeri arkadaşlığı ile tükenmişlikleri arasındaki ilişki (Diyarbakır ili örneği)

Bu araştırmada, kamu ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin iş yeri arkadaşlık algı düzeyi ile tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın evrenini, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır İl merkezindeki resmi ortaokullarda görevli 3840 öğretmen, örneklemini ise evrenden random yöntemi ile seçilen 450 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, Neilsen, Jex ve Adams (2000) tarafından geliştirilen, Türkçeye Kıral (2016) tarafından uyarlanan İş Yeri Arkadaşlığı Ölçeği ile Maslach ve Jackson tarafından (1981) geliştirilen, Çam (1991) tarafından Türkçe'ye uyarlanan Maslach Tükenmişlik Envanteri kullanılmıştır. İş Yeri Arkadaşlığı Ölçeği iki boyutlu olup 10 maddeden oluşmaktadır. Maslach Tükenmişlik Envanteri ise 3 boyut ve 22 maddeden oluşmaktadır. Araştırmada elde dilen veriler SPSS istatistik paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, karşılaştırmalar için t-Testi, ANOVA testi, farkın hangi gruplar arasında olduğunun belirlenmesi için Tukey Testi, değişkenler arası ilişki düzeyinin belirlenmesi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı Analizi kullanılmıştır. Verilerin analizinde .05 anlamlılık düzeyi esas alınmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre; Öğretmenlerin iş yeri arkadaşlığı algılarının yüksek düzeyde, tükenmişliklerinin ise düşük ve orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Öğretmenlerin iş yeri arkadaşlık algı düzeylerinin cinsiyet, öğrenim düzeyi, meslekteki kıdem, medeni durum ve okulun büyüklüğüne göre farklılaşmadığı görülmüştür. Çalışmaya dâhil edilen öğretmenlerin tükenmişlik düzeylerinin cinsiyet, öğrenim düzeyi, meslekteki kıdem ve medeni durum göre farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tükenmişlik algı düzeyinin okulun büyüklüğüne göre ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık gösterdiği sonucu ortaya çıkmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin tükenmişlik ile iş yeri arkadaşlığı algı düzeyleri arasında korelasyon sonucuna göre negatif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu sonucu bulunmuştur. Öğretmenlerin iş yeri arkadaşlığı algı düzeyindeki artışın tükenmişlik düzeyinde düşüş sağladığı, iş yeri arkadaşlığı algı düzeyindeki düşüşün ise tükenmişlik düzeyini artırdığı sonucu ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: İş Yeri Arkadaşlığı, Tükenmişlik, Ortaokul öğretmenleri.

Esin Bahşi
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmenlerinin dil öğretiminde dijital içeriklere ilişkin görüşlerinin incelenmesi

Dijitalleşme günlük yaşamımızın ayrılmaz bir parçası olup eğitim ve öğretim sürecinin de vazgeçilmez bir unsuru olarak işlev görmektedir. Dil öğrenimi sürecinde teknolojinin entegrasyonu, özellikle İngilizce öğretimi alanında büyük bir dönüşüm yaratmıştır. Günümüzde dijital araçlar, dil öğrenimi pratiğini zenginleştiren önemli kaynaklar olarak kabul edilmektedir. Video, oyun, müzik gibi çeşitli dijital içeriklerin, öğrencilerin dil becerilerini geliştirme, motivasyonlarını artırma ve öğrenme süreçlerini daha etkileşimli hale getirme potansiyeline sahip olduğu düşünülmektedir. Ancak bu potansiyelin tam olarak gerçekleşebilmesi için, öğretmenlerin bu araçları nasıl kullandıkları, bu araçlara yönelik görüşleri ve bu araçların öğretim süreçlerine entegrasyonu gibi faktörlerin derinlemesine incelenmesi gerekmektedir. Bu görüşten hareketle bu çalışma, İngilizce öğretmenlerinin dil öğretiminde dijital içerikleri kullanımına ilişkin görüşlerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu sebeple çalışmada nicel araştırma desenlerinden betimsel tarama modeli kullanılmış olup 2023-2024 eğitim-öğretim yılı 2. döneminde Diyarbakır merkez ilçelerinde yer alan ilkokul ve ortaokul düzeyinde görev yapan İngilizce öğretmenleri ile yürütülmüştür. Araştırma evrenini Diyabakır ili merkez ilçelerinde (Kayapınar, Sur, Yenişehir ve Bağlar) yer alan ilk ve ortaokullarda görev yapan 763 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Bu çalışmanın verileri ise evrenden basit seçkisiz örnekleme yoluyla seçilen toplam 261 ingilizce öğretmeninden elde edilmiştir. Araştırma verilerinin toplanması için araştırmacılar tarafından geliştirilen İngilizce Öğretmenleri için Dijital İçerik Anketi kullanılmıştır. Toplanan verilerin analizi için frekans ve yüzde gibi betimsel istatistik teknikleri ile ki-kare testi kullanılmıştır. Ayrıca açık uçlu sorulara ilişkin verilerin analizinde ise metinlerin standartlaştırılması ve karşılaştırılması gerektiği için tematik içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma bulguları, öğretmenlerin dijital içerikleri dil öğretimi süreçlerinde etkili bulduklarını göstermektedir. Özellikle, dijital içeriklerin öğrencilerin dil becerilerinin gelişimine katkı sağladığı, öğrenme motivasyonunu artırdığı ve ders işleme sürecini zenginleştirdiği belirlenmiştir. Çalışma sonucumuza göre İngilizce öğretmenleri, dil öğretiminde dijital içeriklerin kullanımını desteklemekte ve bu tür materyallerin eğitimde daha etkin kullanılması gerektiğine vurgu yapmaktadırlar. Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlar, dijital içeriklerin derslere entegre edilmesinin, geleneksel yöntemlere kıyasla, öğretim süreçlerini daha etkileşimli ve dinamik hale getirdiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, bu materyallerin pedagojik amaçlarla daha stratejik ve yaygın bir şekilde kullanılmasının, dil öğretiminde sürdürülebilir bir başarı sağlayacağı vurgulanmıştır. Sonuç olarak, İngilizce öğretmenleri dijital içeriklerin kullanımının dil öğretiminde yaygınlaştırılması gerektiği görüşündedir.

Sevil Yıldız Tunç
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu lisesi öğrencilerinin sınıf değerlendirme atmosferine ilişkin algıları ile İngilizce dersine yönelik tutumları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada Anadolu lisesi öğrencilerinin sınıf değerlendirme atmosferine ilişkin algıları ile İngilizce dersine yönelik tutumları cinsiyet, sınıf düzeyi, okul türü, son dönem genel akademik başarı ve İngilizce not ortalaması değişkenleriyle incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Çalışmada veri toplamak amacıyla İngilizce dersine yönelik tutum ölçeği ve sınıf değerlendirme atmosferi ölçeği kullanılmıştır. Araştırma 2022-2023 eğitim öğretim yılında Diyarbakır il merkezinde yer alan devlet/resmi Anadolu liselerinde öğrenim görmekte olan 9,10,11 ve 12. sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada küme tesadüfi örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Toplam 926 öğrenciden (9.,10.,11. ve 12. sınıflar) elde edilen veriler, SPSS paket programı yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırma problemlerine yanıt aramak için çarpıklık ve basıklık değerleri hesaplanarak geneli itibariyle normal dağılım gösterdiği anlaşılan verilere parametrik yöntemler ile analizler yapılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde student t-testi, One way Anova, Kruskal Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi teknikleri kullanılmıştır. Verilerin analizi neticesinde, Anadolu lisesinde öğrenim gören öğrencilerin İngilizce öğrenmeye yönelik tutumlarında cinsiyet, sınıf düzeyi, anne ve baba eğitim düzeyi, takviye destek eğitimi alma ve liseye yerleşme şeklinin istatistiksel olarak etkili değişkenler olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte Anadolu lisesinde öğrenim gören öğrencilerin sınıf değerlendirme atmosferine ilişkin görüşlerine ise cinsiyet, anne ve baba eğitim düzeyi, takviye destek eğitimi alma ve liseye yerleşme şeklinin istatistiksel olarak etkili olduğu görülmüştür. Sonuç olarak da Anadolu lisesinde öğrenim gören öğrencilerin öğrenme odaklı değerlendirme atmosferi düzeyleri artıkça İngilizceden zevk alma, İngilizce ders dışı etkinliklere yönelik tutum ve İngilizce ders içi etkinliklere yönelik tutum düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Anadolu lisesinde öğrenim gören öğrencilerin performans odaklı değerlendirme atmosferi düzeyleri artıkça İngilizceden zevk alma, İngilizce ders dışı etkinliklere yönelik tutum ve İngilizce ders içi etkinliklere yönelik tutum düzeylerinin ise azaldığı görülmüştür.

Hüsniye Yokuş
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul İngilizce öğretmenlerinin öğretim programı farkındalıkları ile bağlılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Öğretim programı uygulamalarının merkezinde olan öğretmenlerin programları uygulayabilme yeterliğine sahip olma gerekliliği, öğretmenlere öğretim programlarının uygulanmasında görevler ve sorumluluklar yüklemektedir. Bu yükümlülük öğretmenlerin öğretim programı farkındalıklarının ve öğretim programına bağlılıklarının önemini ortaya koymaktadır. Buradan hareketle, bu araştırmada ortaokul İngilizce öğretmenlerinin öğretim programı farkındalıkları ile bağlılıkları arasındaki ilişki incelenmektedir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2023-2024 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki (Bağlar, Kayapınar, Yenişehir ve Sur) devlet okullarında ve özel okullarda görev yapan 550 ortaokul İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise basit seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenen 323 ortaokul İngilizce öğretmeninden meydana gelmektedir. Veri toplama araçları olarak Öğretim Programı Farkındalık Ölçeği (ÖPFÖ) ve Öğretim Programına Bağlılık Ölçeği (ÖPBÖ) kullanılmıştır. Betimsel istatistiklere ek olarak verilerin analizinde Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi ve Spearman sıra farkları korelasyon katsayısından yararlanılmıştır. Araştırmanın sonuçlarında ortaokul İngilizce öğretmenlerinin öğretim programı farkındalığı alt boyutları olan psikomotor farkındalık, bilişsel farkındalık ve duyuşsal farkındalık ile öğretim programına bağlılık düzeylerinin yüksek olduğu görülmüştür. Psikomotor farkındalık, bilişsel farkındalık ve duyuşsal farkındalık üzerinde cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, lisans eğitiminden mezun olunan fakülte, eğitim düzeyi ve haftalık ders saati değişkenlerinin bir etkisi olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Okul türü değişkeninin psikomotor farkındalık ve duyuşsal farkındalıkları üzerinde bir etkisinin olmadığı ama özel okullarda görev yapan ortaokul İngilizce öğretmenlerinin devlet okullarında görev yapan öğretmenlere göre bilişsel farkındalıklarının daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretim programına bağlılık üzerinde cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, lisans eğitiminden mezun olunan fakülte ve eğitim düzeyi değişkenlerinin bir etkisi olmadığı görülmüştür. Ancak devlet okullarında görev yapan ortaokul İngilizce öğretmenlerinin özel okullarda görev yapan öğretmenlere göre ve 20 saat ve altında derse giren öğretmenlerin 21 saat ve üzerinde derse giren öğretmenlere göre öğretim programına bağlılık düzeylerinin daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretim programı farkındalığının alt boyutları ile öğretim programına bağlılık arasında orta düzeyde pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Araştırmanın sonunda öğretim programına yönelik öğretmen görüşlerinin alınabileceği, okul türü ve haftalık ders saatinin bağımlı değişkenler olduğu deneysel araştırmalar yapılabileceği ve öğretim programı farkındalığı ve bağlılığına ilişkin nitel veya karma yöntemlerle yürütülen araştırmaların yapılabileceği gibi öneriler yer almaktadır.

Fikret Erkuş
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Değerler eğitimine yönelik ortaokul öğretmen ve öğrencileri ile öğrenci velilerinin görüşlerinin incelenmesi

Toplumların varlıklarını sürdürmeleri, değerleriyle yetişmiş ve benimsemiş bireylerinin varlığı ile mümkündür. Değerler eğitimi, kültürel ve evrensel değerlerin eğitim yoluyla aktarılma sürecidir. Değerler eğitimi, bireylerin ahlaki, etik ve sosyal açıdan gelişmesini sağlamayı amaçlayan bir eğitim süreci olduğu için; aileden başlayıp, örgün eğitimin sonuna kadar devam eder. Bu araştırmanın amacı; değerler eğitimine yönelik ortaokul öğretmen, ortaokul öğrenci ve veli görüşlerinin incelenmesidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2021–2022 Eğitim-Öğretim yılında İstanbul il ve ilçe merkezinde bulunan ortaokullarda görev yapan öğretmenler, 8.Sınıfta öğrenim gören öğrenciler ve velileri oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan öğretmen sayısı 919, öğrenci sayısı 1334'tür. Araştırmada görüşülen veli sayısı ise 19'dur. Araştırmada öncelikle öğretmen ve öğrenciler için Değerler Eğitimi Görüşlerini Belirleme Ölçeği, veliler için Görüşme Formu geliştirilmiş, ön uygulamalar sonrasında geçerlik ve güvenirlik analizleri tamamlanmıştır. Geliştirilen ölçekler ve görüşme formları kullanılarak ortaokullarda uygulama yapılmış; sonrasında da veriler toplanarak SPSS ve Lisrel paket programları ile analiz edilmiş, nitel veriler tema ve kodlar vasıtasıyla yorumlanmıştır. Nicel boyuttaki analizlerde ikili değişkenlerin karşılaştırılmasında t Testi, çoklu değişkenlerin analizi ve karşılaştırılmasında Tek Yönlü Anova Testi ve Post Hoc testleri kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutu araştırma yöntemlerinden genel tarama deseni, nitel boyutu ise temel nitel araştırma desenidir. Yapılan araştırmanın sonuçlarına göre; öğretmenlerin değerler eğitimine yönelik görüşlerinin; cinsiyet, meslekteki çalışma yılı, öğrenim düzeyi ve öğretmenlik alanları değişkenlerine göre farklılık göstermekte olduğu; mezun olunan okul türü değişkenine göre farklılık göstermediği bulunmuştur. Öğrencilerin değerler eğitimine yönelik görüşlerinin; cinsiyet, evlerinde yaşayan kişi sayısı, babanın öğrenim durumu değişkenlerine göre farklılık göstermekte olduğu; oturdukları evlerin durumu, anne ve babanın çalışma durumu, annenin öğrenim durumu değişkenlerine göre istatistiksel olarak farklılık göstermediği belirlenmiştir. Velilerin değerler eğitimine yönelik görüşlerinden; velilere göre değer kavramı çağrışımları ve öne çıkan değerler arasında toplumdaki ortak payda, sevgi-saygı, ahlak, yaşamın anlamı, toplumsal hayatı düzenleyen kıymet atfedilen unsurlar ve doğruluk, en önemli gördükleri toplumsal değerler arasında saygı, sevgi, inanç-din, dürüstlük, adalet, vatan sevgisi, ahlak, hoşgörü, dürüstlük, doğruluk ve barış, okullarda en çok kazandırılması gereken değerler arasında sevgi, saygı, dürüstlük, vatan sevgisi, edepli-ahlaklı olma, milli değerler, sorumluluk bilinci, yardımseverlik ve hoşgörü olduğu, velilerin çoğunluğunun okularda verilen değerler eğitimi çalışmalarının zayıf ve yetersiz görüşünde olduğu, değerlerin kazandırılmasında velilerin çoğunluğunun kendilerini yeterli gördüğü, değerler eğitiminin okullarda daha iyi ve nitelikli hale gelmesi için velilerin önerilerinin öğretmenlerin rol-model olması, öğrenci merkezli uygulamalar-oyunlar yapılması, aile ile işbirliği kurulması, sınav odaklı sistemden çıkılması olduğu sonuçlarına varılmıştır. Araştırma sonuçları doğrultusunda; okul-aile işbirliğini kuracak ve geliştirecek eğitim, seminer, uygulamalı drama etkinliklerinin yapılması, örnek davranış gösteren öğrencilerin ödüllendirilmesi, öğretmenlerin rol model olması, ders programlarının oluşturulmasında yapılan çalışmalara eğitim liderleri, denetimcileri ve öğretmenlerin katılımının sağlanarak; anketler, görüşmeler ve odak grupları gibi farklı yöntemler ile değerler eğitimi özelinde görüş ve öneriler alınabileceği başlıklarında öneriler sunulmuştur.

Değerler eğitimiOrtaokul öğrencileriOrtaokul öğretmenleri
Tacettin Demirel
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Lisansüstü Eğitim Yapmakta Olan Öğretmenlerin Lisansüstü Eğitimle İlgili Görüşleri, Karşılaştıkları Sorunlar ve Önerileri

Lisansüstü eğitim gören bireylerin birçoğu, çalışma hayatları ile eğitim süreçlerini paralel yürütmeye çalışmaktadır. Bu durum, özellikle çalışan öğretmenler için daha da karmaşık hale gelmektedir. Bu araştırmanın amacı öğretmenlik mesleğini sürdürürken aynı zamanda bir lisansüstü eğitim programına devam eden öğretmenlerin yaşadıkları sorunların incelenmesi, görüş ve önerilerinin alınmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 Eğitim-Öğretim yılında Bitlis ili ve ilçelerinde görev yapan aynı zamanda farklı alanlarda lisansüstü eğitim gören 30 öğretmen oluşturmaktadır. Bu çalışma nitel araştırma desenlerinden olgubilim(fenomenoloji) deseni kullanılarak yürütülmüştür. Katılımcılardan yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla veriler toplanmıştır. Araştırmanın sonuçlarına göre öğretmenler lisansüstü eğitimin mesleki çalışmalarına en çok mesleki yenilenme bakımından katkı sağladığını düşünmektedir. Öğretmenler lisansüstü eğitim sürecinde kişisel nedenlerden kaynaklı zaman yetersizliği, üniversiteden kaynaklı ders seçimi ve görev yaptıkları kurumdan kaynaklı ders programlarının düzensizliği gibi nedenlerden dolayı sorun yaşamaktadır. Öğretmenlik mesleğini sürdürürken lisansüstü eğitim almaları en çok öğrencileriyle empati yapmalarına katkı sağlamıştır. Katılımcılardan lisansüstü eğitimin daha nitelikli hale gelmesi için öneriler alınmıştır.

Ayşen Kocalar Verim
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessEN

Examination of the relationship between leadership styles and organizational climate of secondary school administrators according to teacher perceptions

The main purpose of this study is to examine the effects of leadership styles of school administrators on organizational climate, based on the opinions of the branch teachers working in secondary schools in the central districts of Diyarbakır (Bağlar, Kayapınar, Sur, Yenişehir). In the research designed as a descriptive study, the relational screening model was used. The research consists of branch teachers working in official secondary schools in the central districts of Diyarbakır (Bağlar, Kayapınar, Sur, Yenişehir) in the 2018-2019 academic year. There are 57 secondary schools in the central districts of Diyarbakır and 3315 teachers work in these schools. Since the content of the study is very large, sampling method was used by using stratified sampling method. For this purpose, the scale was distributed to 450 teachers working in 21 formal secondary schools and the returned 416 scales were taken into consideration. "School Principals Leadership Style Scale" and "School Climate Scale" were used as data collection tools. School Principals Leadership Style Scale includes 35 items and 3 sub-dimensions: "Transformational leadership, Releasing leadership, Sustainable leadership". On the School Climate Scale, there are 23 items and 5 sub-dimensions including "Democracy and commitment to school, Leadership and interaction, Success factors, Sincerity, Conflict". The data obtained in the study were analyzed with SPSS package program. In the analysis of the data; (Independent) T test, One-way variance analysis (ANOVA), Tukey test, Kruskal Wallis-H test, Mann-Whitney U test were used for samples. In addition, Multiple Linear Regression Analysis was conducted to determine the predictive levels of independent variables. As a result of the research, it is understood that the branch teachers, in their general opinions about the level of leadership styles of the managers, "While teachers think that their principals exhibit the behaviours towards the most transformational leadership style, they think that they exhibit the behaviours towards the sustained leadership style and at least the behaviours towards the liberating leadership style." In the general opinions of the branch teachers about the school climate, it is observed that the perceptions of the teachers about the success factors are at the highest level, whereas their perceptions about the conflict level are at the lowest level. Their perceptions about other dimensions respectively are in descending order; democracy and dedication to school, sincerity and leadership and interaction.

LeadershipSchool climateSchool administrators+4
Ramazan Bilgi
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik farkındalık, tutum ve sınıf içi uygulama özyeterlik algılarının incelenmesi

Bu araştırmayla öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik farkındalık, tutum ve sınıf içi uygulama özyeterlik algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik farkındalık, tutum ve sınıf içi uygulama özyeterlik algılarının çeşitli değişkenlere göre farklılık gösterip göstermedikleri ve bunlar arasındaki ilişkiyi belirlemek için yapılan bu çalışmada betimsel ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim öğretim yılında Diyarbakır ili merkez ilçelerindeki (Bağlar, Kayapınar, Sur ve Yenişehir) ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenleri, ortaokullarda görev yapan fen bilimleri, matematik, bilişim teknolojileri ve teknoloji tasarım öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında 641 öğretmene veri toplama formu dağıtılmış, geri dönen formlardan 32'si eksik doldurulmuş olması sebebiyle örneklemden çıkarılmış ve 609 ölçek formu analize uygun bulunmuştur. Araştırmanın verileri; Çevik (2017) tarafından geliştirilen "STEM Farkındalık Ölçeği", araştırmacı tarafından geliştirilen "STEM Eğitimine Yönelik Tutum Ölçeği" ve "STEM Sınıf İçi Uygulama Özyeterlik Algı Ölçeği" olmak üzere üç ölçek ve öğretmenlerin demografik verilerinin toplandığı kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde aritmetik ortalama, standart sapma, t testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre; •Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik farkındalık düzeyleri, ölçeğin; "Öğrenciye Etkisi" ve "Öğretmene Etkisi" alt boyutlarında "katılıyorum" düzeyinde yüksektir. •Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik farkındalık düzeyleri, ölçeğin; "Derse Etkisi" alt boyutunda "kararsızım" ve orta düzeydedir. •Öğretmenlerin, STEM eğitiminin, öğrencilerin analitik düşünme ve problem çözme becerilerini geliştireceği konusundaki farkındalık düzeyleri "katılıyorum" düzeyinde yüksektir. •Öğretmenlerin, STEM eğitiminin, dersteki sınıf hâkimiyeti ve zaman konusundaki farkındalıkları "kararsızım" ve orta düzeydedir. •Öğretmenlerin, STEM eğitiminin üst düzey materyallere ihtiyaç olmadan uygulanabileceğine ilişkin farkındalık düzeyleri "katılmıyorum" düzeyinde düşüktür. •Öğretmenlerin, STEM eğitimine yönelik tutumları, "katılıyorum" düzeyinde olumludur. •Öğretmenler, öğrencilerin olası hatalarında yeniden denemeleri için cesaretlendirilmelerinin ve ders etkinliklerini gerçek yaşam problemleriyle ilişkilendirmenin önemli olduğu konusunda "katılıyorum" düzeyinde olumlu tutuma sahiplerdir. •Öğretmenlerin, STEM alanlarındaki öğretmenlerle farklı modeller üzerinde çalışmalar yapmak ve öğrenme-öğretme etkinliklerini fen, matematik, mühendislik ve teknolojiyi (STEM'i) merkeze alarak tasarlamanın önemi konusundaki tutumlarının diğer maddelere oranla daha olumsuz olduğu ortaya çıkmıştır. •Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik sınıf içi uygulama özyeterlik algıları, hem ölçeğin genelinde hem de alt boyutlarda "katılıyorum" düzeyinde olumludur. •Öğretmenlerin STEM eğitimine yönelik sınıf içi uygulama özyeterlik algıları ölçeğinde en düşük ortalama "STEM Entegrasyonu" alt boyutuna aittir. •Öğretmenlerin, öğrencileri eleştirel düşünmeye yönelik sorular sorması için cesaretlendirme konusunda ve öğrencilerin soracağı bilginin gerçek yaşamla ilişkisine dair sorularda özyeterlik algıları "katılıyorum" düzeyinde olumludur. •Öğretmenlerin ders planına mühendislik tasarım sürecine entegre etme ve öğrenme-öğretme etkinliklerini 5E modeline uygun tasarlayabilme konusunda özyeterlik algıları "kısmen katılıyorum" düzeyinde olumsuzdur. •Öğretmenlerin, kazanımlara uygun STEM etkinlikleri için materyal tasarlama ve STEM eğitimini mevcut öğretim programına entegre etme konusundaki özyeterlik algıları diğer maddelere oranla daha düşük düzeydedir. •STEM eğitimine ilişkin tutum ile STEM farkındalık ölçeğinin, "Öğrenciye Etkisi" alt boyutu arasında orta düzeyde; "Derse Etkisi" ve "Öğretmene Etkisi" alt boyutları arasında ise düşük düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı ilişki vardır. •STEM eğitimine yönelik tutum ile sınıf içi uygulama özyeterlik algıları arasında düşük düzeyde korelasyon olduğu belirlenmiştir. •STEM sınıf içi uygulama özyeterlik algı ölçeği ile STEM farkındalık ölçeğinin "Öğrenciye Etkisi" ve "Öğretmene Etkisi" alt boyutları arasında orta düzeyde; "Derse Etkisi" alt boyutu arasında ise düşük düzeyde, pozitif yönlü ve anlamlı ilişki olduğu saptanmıştır.

FarkındalıkFeTeMMFeTeMM+7
Fikriye Yaman
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet Dönemi (1924-2018) Türkçe öğretim programlarının incelenmesi

Eğitim kurumlarının ve öğretmenlerin bireylerin ailede edinmeye başladıkları Türkçe eğitiminde çok önemli rolleri oldukları söylenebilir. Türkçe eğitiminin planlı bir şekilde yürütülmesi için öğretim programları, öğretmenlere ve eğitim kurumlarına rehberlik ederler. Eğitim yaklaşımları öğretim programlarını şekillendirmektedir. Öğretim programlarının hedef, içerik, eğitim durumları ve sınama durumları ögeleri de etkileşim içinde oldukları için eğitim yaklaşımlarından etkilenmektedirler. Bu araştırmanın amacı, Cumhuriyetin ilanından günümüze kadar Türkiye'de uygulanan ilkokul ve ortaokul Türkçe öğretim programlarının gelişim ve değişimlerini belirlemektir. Araştırmada 1924, 1926, 1930, 1936, 1948, 1968, 2009 yıllarına ait ilköğretim birinci kademe Türkçe öğretim programları 1924, 1930, 1931-1932, 1938, 1949, 1951, 1962, 1970, 1995, 2006 yıllarına ait ilköğretim ikinci kademe Türkçe öğretim programları ve 1981, 2015, 2017, 2018 yıllarına ait birinci ve ikinci kademe Türkçe öğretim programlarını hedef, içerik, eğitim durumları ve sınama durumlarındaki benzerlikler ve farklılıklar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma nitel bir çalışma olduğu için araştırmada doküman analizi tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın sonunda, Cumhuriyetin ilanından sonraki ilk program olan 1924 Türkçe öğretim programı ile 2018 Türkçe öğretim programı arasında geçen süre zarfında hedef, içerik, eğitim durumları ve sınama durumları ögelerinde anlamlı farklılıkların, gelişimlerin ve değişimlerin yaşandığı görülmektedir. Bu gelişmeler, ilk olarak 1981 Türkçe öğretim programında ortaya çıksa da 2006 programıyla beraber eğitim anlayışının değişmesiyle birlikte daha büyük gelişmelerin yaşandığı görülmektedir. 1924, 1926, 1930, 1936, 1948, 1968 ilköğretim birinci kademe Türkçe öğretim programları, 1924, 1930, 1931- 1932, 1938, 1949, 1951, 1962, 1970, 1995 ilköğretim ikinci kademe Türkçe öğretim programları ve 1981 birinci ve ikinci kademe Türkçe öğretim programında kazanım ifadesi yer almaz iken 2006 ve sonrasındaki Türkçe öğretim programlarında kazanımlar öğrenme alanlarına göre verilmiştir. 2006, 2009, 2015, 2017 ve 2018 Türkçe programlarında tematik ve beceri yaklaşımından dolayı daha önceki programlardan farklı olarak konular temalara ayrılmıştır. Türkçe programında eğitim durumlarıyla ilgili bir bölüme ilk kez 1981 programında yer verilmiştir. Yapılandırıcı eğitim anlayışıyla 2006 ve sonrasında genel olarak eğitim durumları da önemsenmiştir. Sınama durumlarıyla ilgili bir bölüme de yine ilk kez 1981 programında rastlanılmıştır. 2006 ve sonrasındaki programlarda geleneksel değerlendirme teknikleri ve tamamlayıcı değerlendirme teknikleri ile ilgili veriler yer almaktadır. Anahtar Kelimeler: Program geliştirme, Türkçe öğretim programları, hedef, içerik, eğitim durumları, sınama durumları

Program değerlendirmeProgram geliştirmeTürkçe eğitimi+2
Turhalı Ayfer Akboğa
Dicle University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise İngilizce öğretmenlerinin problem çözme becerileri ile öğrenmeye yönelik inançları arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı lise İngilizce öğretmenlerinin problem çözme beceri algıları ile öğrenmeye yönelik inançları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 Eğitim-öğretim Yılı Diyarbakır ili dört merkez ilçede (Yenişehir, Sur, Bağlar ve Kayapınar) bulunan lise İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Bu dört merkez ilçede toplam 281 öğretmen çalışmaktadır ancak veri toplama araçları olan anketleri doldurma konusunda gönüllülük esaslı olduğu için 34 kişi anket doldurmak istememiş ve bu yüzden bu veriler 247 öğretmenden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak "Problem Çözme Envanteri" ve "Öğrenmeye Yönelik İnanç Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin problem çözme becerileri arasında cinsiyet, yaş, mesleki kıdem değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmazken, çalıştığı okul türü ve mezun olunan fakülte değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar bulunmaktadır. Araştırmanın sonuçları öğretmenlerin yapılandırmacı öğrenmeye yönelik inançları arttıkça problem çözme beceri algılarının da arttığını, geleneksel öğrenmeye yönelik inançları arttıkça problem çözme beceri algılarının da azaldığını göstermektedir.

Branş öğretmenleriEğitim inançlarıGeleneksel öğrenme yöntemi+6
Meryem Kılıç
Dicle University · Eğitim Bilimleri Enstitüsü
2021
00