Yozgat Bozok University
Discipline

Business Administration

Yozgat Bozok University

10,344

Archived Theses

33

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kimyasal tanker işletmelerinin TMSA denetlerindeki uygulamaları ve sonuçları

Bu çalışmanın temel amacı; Türk kimyasal tanker işletmeleri (TKTİ)'nin TMSA (Tanker Management Self Assessment = Tanker Yönetimi Öz/İç Değerleme) denetlerindeki mevcut durumlarını analiz etmek; Türkiye'de konunun ne zaman, neden ve niçin hangi işletmeler arasında bir ilgi odağı haline geldiğini sorgulamak ve gözlemlenen önemli uygulamaları ve sonuçları diğer tanker işletmelerinin istifadesine sunarak önemli bir kaynak oluşturmaktır. Türkiye'de bu konuda çok az uzman bulunmaktadır. Çalışma boyunca bu uzmanlar ile, rastsal seçilen 6 TKTİ'deki yetkili kişilerle, öncelikli olarak ön görüşmeler yapılmış ve bu veriler Germanisher Lloyd (Alman Loydu) tarafından onaylanmış ve TMSA eğitimleri verme yeterliliğindeki bir uzmanla değerlendirilerek çalışmanın stratejisi oluşturulmuştur. Daha sonra kılavuz çalışma uygulama hayata geçirilerek, güvenilirlik ve geçerliliği test edilmiş ve sonrasında genel geçer sonuçlara ulaşmak için anket uygulaması ve analizleri yapılmıştır.

Kimyasal maddelerLojistik yönetimUlaşım sektörü+2
Tevfik Sayın
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Markaların sosyal medya kullanımının tüketici davranışı üzerindeki etkileri

Gelişen teknoloji ile internet kullanımının günlük hayatta alışkanlık haline gelmesi ve kullanıcıların sosyal ağlar aracılığıyla iletişim kurması, sosyal medyayı vazgeçilmez hale getirmiştir. Sosyal medya; kullanıcıların interaktif iletişim kurarak diğer kullanıcılar ile irtibata geçmelerini sağlamaktadır. Kullanıcıların sosyal medya araçlarıyla paylaştıkları içerikler tüketicilerin davranışlarında ve yaratılan marka imajına karşı tutumlarda etkili olmaktadır. Markalar ise sosyal medya pazarlamasını kullanıp tüketicilerin isteklerini dikkate alarak marka imajlarını ve tüketicilerin kendilerine yönelik tutumlarını şekillendirmektedir. Tüketiciler bu aşamada kullanıcıların ve markaların oluşturdukları içeriklerden ve marka imajına karşı tutumdan etkilenerek satın almayı gerçekleştirebilmektedir. Bu araştırmada; markaların sosyal medya kullanımının tüketicilerde yarattığı tutum ve davranışlar araştırılmıştır. Araştırmanın teori bölümünde; sosyal medya, sosyal medya pazarlama, marka imajı, marka tutumu, tüketici davranışları üzerine literatür taraması yapılmıştır. Araştırma bölümünde ise; markaların sosyal medya araçlarının kullanımlarının tüketiciler üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla hazırlanmış anket, 465 sosyal medya kullanıcısı tarafından cevaplandırılmıştır. Verilen cevaplar sonucunda veriler SPSS programı yardımıyla analiz edilmiştir. Sonuç olarak, markaların sosyal medya kullanımlarının tüketicilerin davranışlarını etkilediği tespit edilmiştir.

MarkaMarka imajıSosyal ağlar+5
Cansu Aytan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta ölçekli konaklama işletmelerinin odalar bölümünde gelir yönetimi

Havayolu firmalarının sabit kapasitelerini, farklı fiyatlar uyguladıkları pazar bölümlerine tahsis ederek, gelirlerini artırmak amacıyla başlattıkları gelir yönetimi, günümüzde özellikle büyük ölçekli konaklama işletmelerinde geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Satılamayan her ürünün zarar anlamına geldiği stoklanamaz ürüne sahip ve değişken taleple karşı karşıya olan birçok hizmet işletmesi tarafından kullanılan gelir yönetimi, talep analizi, pazar bölümlendirilmesi, fiyat farklılaştırılması ve kapasite tahsisi aşamalarının bir süreç olarak uygulandığı sistemi ifade etmektedir. Bu çalışmada dinamik bir fiyatlama modeli olarak gelir yönetimi sisteminin, büyük ölçekli konaklama tesisleri için oluşturulan modeller çerçevesinde, küçük ve orta ölçekli konaklama işletmelerinde yapılan uygulamaları araştırılmıştır. Ayrıca, İstanbul'da bulunan küçük ve orta ölçekli sayılabilen 1 yıldızlı, 2 yıldızlı, 3 yıldızlı, butik oteller ve özel konaklama tesisleriyle yapılan alan çalışması ile gelir yönetimi sistemi uygulama düzeyleri ölçülmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Gelir Yönetimi, Turizm, Otel, Konaklama Tesisleri, KOBİ, Küçük Ve Orta Ölçekli Konaklama Tesisleri, işletme

Gelir yönetimiKOBİKonaklama işletmeleri+3
Zekiye Serap Korkmaz
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Firma performans kriterleri üzerinde entelektüel sermayenin etkisi

Küreselleşen dünyamız, teknolojik gelişmeler ve iletişim sektöründeki çok hızlı değişimlerle tam bir bilgi çağı yaşamaktadır. Endüstri çağının en önemli değer unsurları; sermaye, binalar, fabrikalar, makine- teçhizat gibi maddi varlıklardan oluşmaktaydı. Yeni teknolojik gelişmelerin yaşandığı değişen dış çevre faktörleri ve rekabet tanımının küreselleştiği dünyada bilginin önemi hızla artmaktadır. Bilgi ekonomisi ile birlikte, değer ölçütüyle bakıldığında maddi varlıklardan maddi olmayan varlıklara doğru bir geçiş yaşanmaktadır. Bu bilgi temelli maddi olmayan varlıklar, entelektüel varlıklar olarak tanımlanmakta, entelektüel varlıkların değere dönüşmüş biçimi ise entelektüel sermaye olarak ifade edilmektedir. Bu araştırmada, entelektüel sermaye çok yönlü olarak ele alınarak firma performans kriterleri üzerindeki etkisi irdelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Bilgi, Entelektüel Varlık, Entelektüel Sermaye, Firma Değeri

Entelektüel sermayeFirma değeriFirma performansı+1
Hasan Yıldız
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığının endeks ayrıştırma analizi ile incelenmesi

Ekonomik büyüme için vazgeçilmez bir girdi ve politik kararları doğrudan etkileyen bir faktör olarak enerji, bir çok ülke için en stratejik gündem maddelerinden birini oluşturur. Yeterli enerji kaynaklarına sahip olmayan ülkeler, artan enerji talebi karşısında büyük enerji ithalatı faturalarını ödemek zorunda kalırlarken, enerji ithal ettikleri ülkelere de bağımlı hale gelirler. Türkiye de bu ülkelerden biridir. Sürekli artan enerji talebine parallel olarak Türkiyenin enerji ithalatı büyürken ekonomi ve enerji güvenliği için bir tehdit oluşturmaktadır. Bu tezin amacı, Türkiye'nin enerji ithalatı bağımlılığını inceleyerek yıllar içinde meydana gelen değişikliklere açıklama getirmektir. Bunu sağlamak içinindeks ayrıştırma yöntemi kullanılmıştır. İndeks ayrıştırma analiz yöntemienerji, ekonomi, çevre konularında başarı ile kullanılan bir yöntemdir. Bu yöntemin enerji ithalatının analizinde kullanılması bu tez ile bir ilktir. Burada geliştirilen formülasyonda toplam enerji ithalatındaki artış, büyüyen toplam enerji talebi, arzın kompozisyonu, ve değişik kaynakların ithalatla karşılanma oranları(ithalat yoğunluğu) ile bağlantılandırılmıştır. Sonuçlar, enerji talebindeki artişın, diğer iki faktöre, yani arzın kompozisyonu ile kaynakların ithalat yoğunluğuna nazaran enerji ithalatının artışındaki en baskın faktör olduğunu göstermiştir. Diğer iki faktöründe enerji ithalatının artışında açıklayıcı rolleri vardır. Bu faktörlerden ortaya çıkan etkiler yıllar bazında ve artırıcı veya eksiltici etkiler olarak farklılıklar göstermektedir. Verier ve analiz sonuçları ışığında Türkiye'nin enerji politikaları yapılırken, ekonomik büyümeyi etkilemeyecek şekilde enerji talebini düşürecek çözümlere yönelinmesi gereğiortadadır. Bunu sağlamanın bir yolu enerji verimliliği ve tasarruf uygulamalarıdır. Diğer bir yol ise, Türkiye'nin görece büyük yenilenebilir enerji kaynak potansiyeli dikkate alındığında, bu kaynakların geliştirilmesinin ve kullanılmasının desteklenmesi ve yaygınlaştırılmasıdır. Azalan enerji ithalatı ile birlikte enerji ithal edilen ülkelerin de çeşitlendirilmesi, Türkiyenin enerji güvenliğini ve dışa bağımlılığını düzeltici yönde etki yaratacaktır. Anahtar kelimeler: Endeks Ayrıştırma Analizi, Enerji İthalatı, Enerji Bağımlılığı

BağımlılıkDışa bağımlılıkEndeks ayrıştırma analizi+3
Esat Honi
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu sektöründe yenilik yeteneklerinin kurumsal performansa etkisi

Özellikle son zamanlarda sıkça sözü edilen, sadece akademisyenlerin değil iş çevrelerinin ve kamu yöneticilerinin de gündeminde olan, işletme ve yönetim disiplininde ortaya çıkan önemli gelişmelerden birisi de "Yenilik Yeteneği" kavramıdır. Gerek yerli gerekse yabancı yazında yenilik yetenekleri ve kurumsal performans arasındaki ilişkiyi inceleyen birçok araştırmaya rastlanmaktadır. Bu tez çalışması ile Türkiye kamu sektöründeki kurumların teknolojik yenilik yeteneklerinin yenilik performansına ve kurumsal performansa etkisinin araştırılması, ayrıca yenilik performansının yenilik yetenekleri ve kurumsal performans arasındaki aracı rolünün incelenmesi hedeflenmektedir. Kamu kurumlarının yenilikçi kabiliyetleri yedi farklı boyutta ele alınarak değerlendirilmiştir (öğrenme, araştırma-geliştirme, kaynak dağıtım, üretim, pazarlama, organizasyon, stratejik planlama yetenekleri). Yapılan bu çalışma ile mevcut yazında kâr amacı güden firmalara yönelik araştırma sonuçları ile kamu kurumları üzerinde yapılacak araştırma sonuçlarıyla karşılaştırılabilecek; aradaki benzerlik ve farklılıklar tespit edilebilecektir. Araştırma kapsamında, toplam 37 kamu kurumundan toplanan 98 anket üzerinden analizler gerçekleştirilmiştir. Anketlerin 30 tanesi elektronik posta ile kalan 68 anket yüz yüze görüşme yoluyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde kullanılan yöntemlerden keşifsel faktör analizi verilerin analize uygunluğunun belirlenmesi amacıyla, regresyon analizi ise araştırma modelinin test edilmesi amacıyla kullanılmıştır. Yapılan analizler ışığında, yenilik yeteneklerinden, pazarlama yeteneği, stratejik planlama yeteneği, öğrenme yeteneği, üretim yeteneği ve ar-ge yeteneği ile kurumsal performans arasında istatiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Yenilik performansına, sadece kaynak dağıtım yeteneği ve pazarlama yeteneğinin etkisi bulunmuştur. Yenilik performansı ile kurumsal performans arasındaki ilişkiyi test etmek amacıyla yapılan analiz sonucunda ise istatistiksel olarak anlamlı bir pozitif ilişki ortaya konmuştur. Yenilik performansının yenilik yetenekleri ve kurumsal performans arasında aracılık rolüne ilişkin ise istatistiksel açıdan anlamlı bir bulguya rastlanmamıştır. Anahtar kelimeler: İnovasyon, Yenilik, Kamuda İnovasyon, Yenilik Yetenekleri

Kamu kuruluşlarıKamu sektörüKamu yönetimi+3
Rüstem Mengaaslan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Petrol fiyatlarının çimento sektörüne etkisi

Petrol bir enerji kaynağı olarak büyüyen ekonomiler için büyük önem arz etmektedir. Hem petrol ithal eden hem de ihraç eden ülkeler petrolün uluslararasını gündemini yakından takip ederler. Birçok ülke stratejik planlarını bu gündeme göre belirler. Özellikle büyüyen ekonomilere sahip petrol ithal eden ülkeler için dalgalanan petrol fiyatları büyük bir önem arz etmektedir. Büyüyen ekonomi ile artan petrol ihtiyacı ülkeleri petrole daha bağımlı hale getirmektedir. Türkiye de bu ülkeler arasında yer almaktadır. Artan enerji ihtiyacı içinde petrol büyük bir orana sahiptir. Hemen hemen her imalat sanayinde petrol doğrudan ya da dolaylı yoldan kullanılmaktadır. Bu tezde, dalgalanan petrol fiyatlarının Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahip çimento sektörüne olan etkisinin araştırılması amaçlanmıştır. Petrol fiyatlarında zaman zaman büyük oranlarda kırılmalar yaşanmıştır. Bu büyük orandaki kırılmalar sektörlere etkileri daha görünür kılmaktadır. Çimento sektöründe en büyük maliyet kalemi yakıttır ve sektörde kullanılan yakıtın yaklaşık %70'i petrokoktur. Çimento sektöründe Kamu Aydınlatma Platformu'nda yer alan çimento şirketlerinin karlılık oranları hesaplanarak yıllara göre petrol fiyatları ile karşılaştırılmıştır. Yapılan analizler ışığında, dalgalanan petrol fiyatlarının çimento sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin karlılık oranlarına anlamlı bir etkisi olduğu belirlenmiştir.

Enerji sektörüFiyat artışıFiyat hareketi+6
Erdoğan Erdoğan
Altınbaş University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Tekstil sektöründe standart maliyet sistemi uygulaması

Bu çalışmada ilk olarak, maliyet muhasebesinin tarihsel gelişimi anlatılmıştır. Maliyet sistemleri bu gelişmeye paralel olarak sırasıyla fiili, tahmini ve standart maliyet sistemi şeklinde anlatılmıştır. Ardından standart maliyet sisteminin teorik esasları anlatılmıştır. Ayrıca CİM (Bilgisayarla bütünleşik üretim), FMS (Esnek üretim sistemleri) gibi ileri üretim teknikleri ve TQM (Toplam kalite yönetimi) gibi yeni yönetim felsefesinin uygulanmasıyla meydana gelen yeni üretim ortamı ile ilgili bilgi verilmiştir. Standart maliyet sisteminin bu yeni üretim ortamında işletmeler tarafından kullanılabilirliği sisteme yönelik olumlu ve olumsuz eleştirilerden yararlanılmak suretiyle belirlenmeye çalışılmıştır. Standart maliyet sistemi 1900'lü yıllarm başında ilk olarak geliştirilmiş ve bugüne değin bir maliyet kontrol ve performans değerleme aracı olarak kullanılmıştır. Standart maliyetlerin Adana bölgesinde faaliyette bulunan 34 tane tekstil işletmesinde kullanılışını saptamak amacıyla bir anket çalışması ve bir kamu kuruluşunda bir olay çalışması yapılmıştır. Anahtar Kelimeler; Standart maliyet, yeni üretim ortamı, anket çalışması, olay çalışması.

Maliyet muhasebesiMaliyet sistemleriStandart maliyet+1
Zeynep Hatunoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1999
00
Master'sOpen AccessTR

Kısıtlar teorisi ve yönetim muhasebesi açısından değerlendirilmesi: Bir sanayi işletmesinde uygulama

ÖZET KISITLAR TEORİSİ VE YÖNETİM MUHASEBESİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ: BİR SANAYİ İŞLETMESİNDE UYGULAMA Elif N.ÜNAL Yüksek Lisans Tezi, İstetme Anabilim Data Danışman: Prof. Dr. Nihat KÜÇÜKSAVAŞ Eylül, 2000, 137 sayfa Firmaların rekabet avantajı kazanabilmelerinde en önemli umurlardan birisi zaman unsurudur çünkü artan rekabet ortamında müşteri memnuniyetinin sağlanabilmesi ve dolayısıyla pazar paylarmın artabumesi için müşterilerin istek ve ihtiyaçlarına çabuk cevap vermek gerekmektedir, öyle ki en kaliteli bir ürün büe, ihtiyaç duyulduğunda mevcut değilse müşteri için bu ürünün değeri azalacaktır. Bu da müşterilerin firma ürünlerine olan bağlılığının ve dolayısıyla firmanın pazar payının ve kannm azalmasına neden olacaktır. Bu yüzden müşterilerin taleplerini zamanında yerine getirmek gerekmekte bunun için de ürünlerin zamanında tamamlanması gerekmektedir. Bunu başarabilmede kısıtlar teorisi oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Çünkü üretim sürecinde ortaya çıkan kısıtların yönetilmesi ile aşın yan mamul stoklan ve dolayısıyla maliyetler azalmakta, süreç daha akıcı ve verimli hale gelmekte ve bu şekilde ürünler zamanında tamamlanıp müşterilere çabuk bir şekilde sunulabilmektedir. Bunların sonucu olarak da firmaların karlılığı artmaktadır. Bu çalışma üe, firmaların karlılıklarının arttırılabilmesi için, üretim sürecinde ortaya çıkan kısıtların tespit edilip ortadan kaldırılmasının yani yönetilmesinin önemine yönelik bir araştırma yapmak amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, araştırmanın teorik bölümünde, kısıtlar teorisi süreç muhasebesi konusuyla birlikte yönetim muhasebesi açısından incelenmiştir. Uygulama bölümünde ise bir imalat firmasında yapılan tanımlayıcı ve keşifsel olay çahşmalan ile teorinin firma karma olan etkisi ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler: Kısıt, Darboğaz, Süreç, Kısıtlar Teorisi, Süreç Muhasebesi, Kısıt Yönetimi

Endüstri işletmeleriKısıt teorisiYönetim muhasebesi+1
Elif Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Çokuluslu işletmelerde kültürel farklılıkların örgütsel iletişim üzerine etkileri

Global ekonominin gelişmesi ile çokuluslu işletmeler son yüzyılda büyük bir ivme kazanmıştır. Ticaretin farklılaşması, ülke sınırların ortadan kalkması ve küreselleşme ile çokuluslu işletmeler ve yönetim anlayışları değişime uğramıştır. Ticari engel ve kotalar azaldıkça çokuluslu işletme ve yan kuruluşları arasında mevcut olan kültürel farklılıkların yönetim ve karar alma sürecine etkileri daha açık olarak görülebilmektedir. Kurumların kültürel farklılıkların yönetimi işletmeler için ticari başarıyı arttırıcı unsur haline dönüşmüştür. Kültürün yönetim alanındaki etkisi son yirmi yıldır önemli bir inceleme konusudur. Kültür sadece bireylerin yaşam tarzına verdiği yönlendirme ile değil, iş yaşamında da farklı boyutlarda etkili olmaktadır. Çokuluslu işletmeler için, farklı kültürlerin ortak noktalarda birleştirilerek yönetimi, üzerinde önemle durulan konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca kültürlerarası farklılıkların iletişim engeline takılmadan bu farklılaşmadan kaynaklanabilecek sorunların oluşmadan yönetilebilmesi geliştirilmesi gereken bir konudur. İletişim ise bilinçli ya da bilinçsiz olarak geliştirdiğimiz, kullandığımız bir yeteneğimizdir. Yönetim bilimi, işletmelerin sadece yönetimsel farklılaşmaları ile değil, örgüt içinde farklı kültürel değerlerin ortak noktalarda birleştirebilme güçleri ile rakiplerinden daha ön plana çıkabildiklerini işaret etmektedir. Çokuluslu bir işletmenin farklı ülkelerde devam ettirdiği operasyonlarını verimli, etkin ve kazançlı bir biçimde yönetebilmesi için; örgüt içi iletişim kanallarının ve standartlarının oluşturması gereklidir. Bu standartlar kültürler arası faklılıklar dikkate alınarak saptanmalı ve kültürel farklılıkları iyi yönetecek bir iletişim stratejisi oluşturarak desteklenmelidir.

Ecehan Demirkan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Banka hizmetlerinde ilişki pazarlaması

ÖZET BANKA HİZMETLERİNDE İLİŞKİ PAZARLAMASI Nuriye GÜREŞ Doktora Tezi, İşletme Anabflim Dalı Danışman : Prof.Dr.Serap ÇABUK Haziran, 2000, 122 Sayfa Pazarlamada yoğun bir değişim yaşanmaktadır. Ürün ve hizmetlerin sadece satışının gerçekleştirilmesi değil, müşterilerle karşılıklı olarak tatminin sağlandığı uzun vadeli ilişkilerin geliştirilmesi ve muhafaza edilmesi önem kazanmaktadır. İş dünyasındaki belirsizlik ve riskten dolayı, müşterilerle sağlam ve gelişmiş iyi ilişkilerin oluşturulması, işletmeler için zorunlu hale gelmektedir. Uzun süreli ilişkiler geliştirmenin, işletmeler açısından ve pazarlamadaki artan öneminden dolayı bu çalışmada, ilişki pazarlaması konusu ele alınmış ve detaylı olarak incelenmeye çalışılmıştır. Banka hizmetlerinde ilişki pazarlamasının uygulanıp uygulanmadığının, bankaların pazarlamanın hangi aşamasında olduğunun ve bankaların ilişki pazarlaması uygulamalarını etkileme olasılığı bulunan değişkenlerin belirlenmesi amacıyla da, bankalara yönelik bir araştırma yapılarak, ilişki pazarlamasının uygulamadaki durumu belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İlişki Pazarlaması, İlişkinin Kalitesi, Müşteri Tatmini, Hizmetin Kalitesi, İlişki Bankacılığı.

Bankacılık sektörüBankalarMüşteri tatmini+3
Nuriye Güreş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Bireysel özellikler, iş tatmini düzeyi ve motivasyonu arasındaki ilişki: Banka çalışanlarına yönelik bir araştırma

İnsanların ve onları yönetme tekniklerinin giderek daha da önemli bir hale gelmesinin nedeni, rekabette başarının diğer yöntemlerinin, geçmişe göre güç kaybetmesinden kaynaklanmaktadır. Geleneksel basan kaynaklan arasında yer alan ürün kalitesi, modern pazarlama teknikleri ve ucuz finansman yöntemleri geçmişe göre güncelliğini yitirmektedir. Bu nedenle de insanların etkin bir biçimde yönetilmesi düşüncesinden hareket eden organizasyonlann önemi her geçen gün artmaktadır. Gücünü çalışanlanmn dikkatinden, özverisinden, başansından alan organizasyonlar, gelecek yüzyıllann temelini şimdiden atmış bulunmaktadırlar. Bu çalışmada; bir organizasyonda en önemli faktör olarak ele aldığımız çalışanlann bireysel özellikleri, iş tatmini düzeyleri ve motivasyonlan arasında nasıl bir ilişki olduğu incelenmiş, literatürden motivasyon kavramı, teorileri, iş tatmini ve bireysel özelliklerle ilgili teorik bilgilere yer verilmiştir. Teorik olarak yapılan bu açıklamalardan sonra, anket metodu kullanılarak, Adana Bölgesi'nden seçilen 12 tane özel banka ve 4 tane de kamu bankası çalışanlanna yönelik uygulamalı bir araştırma yapılmış, çalışanlann bireysel özellikleri, iş tatmini düzeyleri ve motivasyonlan arasında nasıl bir ilişki olduğu tespit edilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Motivasyon, İş Tatmini, Bireysel Özellikler, Bireysel Farklılıklar.

Banka çalışanlarıKişisel özelliklerMotivasyon+1
Filiz Aktoz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Türk firmalarının kazakistandaki pazara giriş stratejileri

1990'lı yıllarda Sosyalist Blok'un dağılması sonucunda ortaya çıkan geçiş ekonomilerinde yaşanan ekonomik ve politik dönüşümler, bir çok araştırma konusu olmuştu. Uluslararası pazarlara giriş stratejileri konusu, geçiş ekonomisi bağlamında yeni boyutuyla tekrar güncel bir sorun haline geldi. Söz konusu pazarlar, daha önce geliştirilen teorilerin test edilmesi için eşsiz bir alan oluşturdu. Bu araştırmanın temel amacı, Türk firmalarının Kazakistan'da uyguladıkları pazara giriş stratejilerinin gerçek boyutlarını belirlemek ve stratejik bir karar verme problemi olarak analiz etmektir. Bu çalışmada, karar verici, organizasyon ve çevre koşulları faktörlerinin pazara giriş sürecindeki mevcudiyeti, dağılımları incelenecek ve Kazakistan'daki Türk yatırımcılarının seçtikleri giriş stratejileri ile ilişkinin bulunması çalışılacaktır. Anahtar kelimeler: geçiş ekonomileri, pazara giriş stratejileri, çevre koşulları, organizasyon ve karar verici faktörler.

Negına Iskakova
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite kütüphanelerinde algılanan hizmet kalitesi boyutlarının öğrenciler üzerindeki tatmin, değer ve sadakat oluşumları üzerine etkisi

Hizmet kalitesi, müşterilerin ihtiyaçlarını, beklentilerini karşılayan ve ne kadar örtüştüğünün seviyesine yönelik müşteriyi tatmin etme düzeyidir. Teknolojik gelişmeler ile kâr amacı gütmeyen kuruluşlardan olan üniversite kütüphanelerinde de hizmet kalitesinin önemi gün geçtikçe artmaktadır. Üniversite kütüphanelerinin ana hedefi, kullanıcılarının ihtiyaçlarını, beklentilerini memnun edecek şekilde karşılamak ve onları sunduğu hizmet hususunda tatmin etmek olmalıdır. Bu alanda yapılan çalışmaların da hizmet kalitesinin önemine paralel olarak arttığı görülmektedir. Artan önem, hizmet kalitesinin etkin şekilde ölçülmesi gerekliliğini ortaya çıkartmıştır. Enformasyon bilimi ve kütüphane aktiviteleri içerisinde hizmetlere dayalı kalitenin ölçülmesi için farklı düzeyde bakış açıları ve çeşitli çalışmalar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada Ankara Gazi Üniversitesi, Hacettepe Üniversitesi, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ve Çankırı Karatekin Üniversitesi kütüphanelerinde algılanan hizmet kalitesi boyutlarının, öğrenciler üzerindeki tatmin, değer ve sadakat oluşumları üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın amacı, farklı üniversitelerde öğrenim gören kütüphane kullanan öğrencilerin algıladıkları hizmet kalitesinin, öğrenciler üzerindeki tatmin, değer ve sadakat oluşumlarına etkisinin LibQUAL+™ hizmet kalitesi ölçüm anketi kullanılarak ortaya konulmasıdır. Yapılan bu çalışmanın, elde edilen bulguların sonuçlarının değerlendirilmesi ve çeşitli öneriler sunulması ile üniversite kütüphanelerinin hizmet kalitesinin iyileştirilmesi çalışmalarına ve literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Yapılan çalışma sonucunda analiz sonuçlarına göre; kütüphane hizmet kalitesi boyutlarından olan elektronik kaynaklar ve mekân boyutlarının öğrenciler üzerindeki sadakat, değer ve tatmin oluşumları üzerindeki etki değeri en yüksek hizmet kalitesi boyutları olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Algılanan kaliteDeğerlerHizmet kalitesi+5
Sedef Söyler
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Marka ülke kökenin tüketici satın alma davranışı üzerine etkisi: Cibuti örneği

Uluslararası ticaretin hızlanması ve tüketim toplumunun ortaya çıkmasıyla birlikte çeşitli ülkelerin ürünleri raflarda yerini almakta ve tüketicilere farklı seçenekler sunulmaktadır. Ancak, üretimde yer değiştirme, taşeron ülkeler arası iş birlikleri olgularının çoğalması ve üretimin uluslararası düzeyde sağlanabilmesi nedeniyle, tüketicinin ürüne menşe atfetmesi de giderek zorlaşmıştır. Bu nedenle menşe ülke ve menşe ülkenin tüketici davranışları üzerindeki etkileri araştırmacıların ilgi alanına girmektedir. Bu çalışma, menşe ülke imajı, marka farkındalığı ve etnosentrizm kriterinin, marka sadakati üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu nedenle gelişmiş bir ülke olan Fransa ile gelişmekte olan ülkeler Çin ve Türkiye dahil olmak üzere üç ülkenin markalı ürünlerinin Cibuti tüketicileri üzerindeki etkisini ölçmeye yönelik bir araştırma yapılmıştır. Çalışmada uygulanan anket 1 Temmuz-1 Ağustos 2020 tarihleri arasında 400 kişilik bir örneklem ile gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, söz konusu üç ülkenin menşe imajlarının ve marka farkındalıklarını yanı sıra, Cibuti tüketicileri tarafından marka sadakati düzeylerinin öne çıkarılmasını da sağlamıştır. Böylece bu üç ülkenin markalı ürünlerine ilişkin tüketici algıları analiz edilmiştir. Çalışmada elde edilen sonuçlara göre, oluşturulmuş olan hipotezler doğrulanmıştır. Gelişmiş ülkelerden gelen ürünlerin genellikle gelişmekte olan ülkelerin ürünlerine göre daha iyi menşe ülke imajına sahip olduğu belirlenmiştir.

CibutiMarkaMarka bilinirliği+5
Hawa Ismaıl Hassan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm sektöründe insan kaynakları yönetiminde eğitim ve bir uygulama

Günümüzde teknolojik değişmeler hızlı bir şekilde artmakta ve bunun en belirgin etkileri de iş yaşamında kendini göstermektedir. Mal ve hizmet üreten işletmeler yenilikleri anında izlemek, kendilerini yeni koşullara uydurmak ve yeni gelişmeleri izlemek zorundadırlar. Aksi halde rekabetin acımasız yasalarına boyun eğmek durumunda kalacaklardır. İşletmelerin, bu gibi durumlarla karşılaşmamak için eğitim konusuna daha fazla önem vermeleri gerekmektedir. Bu tez çalışmasının teorik kısmında işletmelerde eğitim süreci, eğitimin işletmeler ve çalışanlar açısından önemi, oryantasyon eğitimi, günümüzde Turizm Sektöründe İnsan Kaynakları Yönetiminde Eğitim Faaliyetleri ve konuyla ilgili bir uygulama anlatılmıştır. Araştırmadan elde ettiğimiz sonuca göre Turizm Sektörü ülke Ekonomisinde 1980 yılından itibaren kendisini göstermeye başlamış fakat hak ettiği yeri hala alamamıştır. Turizm potansiyeli yüksek bir ülke olarak Turizm Sektörü bunun artık farkına varmalıdır. Emek yoğunluklu bir sektör olması nedeniyle diğer sektörlere oranla daha çok istihdam yaratmakta ve bu da beraberinde çok sayıda eğitilmiş personel ihtiyacı doğurmaktadır. Özellikle Otel İşletmelerinin eğitimli personele ihtiyacı olduğu halde eğitimli insanı istihdam edememe ve elinde tutamama, personel dönüşüm oranının yüksek olması gibi sebepler akla sektörün ciddi bir şekilde eğitim veya eğitsel problemlerinin olduğunu getirmektedir. Sektör sadece beş yıldızlı otellerden oluşmamaktadır. Küçük ve orta büyüklükteki otel işletmelerinde çalışmakta olan insan gücünün öncelikle turizm eğitimi almaları veya ortamı bütünüyle bu sahada eğitim görmüş insanlara bırakmaları en mantıklı çözüm olarak görünmektedir. Anahtar Kelimeler; işletmelerde eğitim süreci, oryantasyon eğitimi, Turizm Sektöründe Eğitim

Aynur Aliyeva
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Marka nefreti öncülleri ve marka nefretinin tüketicinin markadan kaçınma davranışlarına etkileri

Tüketicilerin markalarla olan ilişkileri olumlu olabildiği kadar olumsuz da olabilmektedir. Tüketicilerin çeşitli nedenlerden dolayı markalara yönelik geliştirdikleri olumsuz duygular bu duyguların en güçlüsü olan marka nefretine dönüşebilmektedir. Tüketicilerin bu nefreti sonraki davranışlarını etkileyerek markalar için oldukça olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Tüm bu olumsuzlukların fark edilmesiyle birlikte, çalışma kapsamında ele alınan marka nefreti kavramı gün geçtikçe pazarlama literatüründe daha fazla yer almaya başlamış olsa da kavramın daha fazla anlaşılmaya ve mevcut literatürün zenginleştirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışmanın amacı, literatürde yaygın olarak kabul edilmiş olan marka nefreti öncüllerinin (olumsuz geçmiş deneyim, sembolik uyuşmazlık ve ideolojik uyumsuzluk) marka nefreti boyutlarından (öfke, üzüntü ve korku) hangisini daha çok tetiklediğini belirlemektir. Dahası söz konusu marka nefreti boyutlarından hangisinin tüketicilerde markadan kaçınma davranışını daha çok tetiklediği ortaya koyulmuştur. Bu amaçla oluşturulan araştırma modeli, 585 tüketiciden elde edilen veriler kapmasında çoklu regresyon analiziyle test edilmiştir. Çalışma sonucunda, tüketicilerin markayla yaşadığı ideolojik uyumsuzluk marka nefretinin öfke ve korku boyutlarını daha fazla tetiklerken, markayla yaşadıkları olumsuz geçmiş deneyim üzüntü boyutunu daha fazla tetiklemektedir. Ek olarak marka nefretinin sembolik uyuşmazlık ve ideolojik uyumsuzluk öncülleri marka nefretinin öfke, üzüntü ve korku boyutlarını olumlu yönde ve anlamlı şekilde etkilemektedir. Olumsuz geçmiş deneyim öncülünün ise öfke ve üzüntü boyutları üzerinde olumlu yönde anlamlı etkisi varken, korku boyutu üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Dahası tüketicilerin markadan kaçınma davranışı üzerinde sırasıyla marka nefretinin üzüntü, öfke ve korku boyutlarının etkili olduğu belirlenmiştir.

İrem Güran
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

İşletmelerde eğitim ve geliştirme: Bir holdinge bağlı sanayi işletmelerindeki uygulamalara yönelik bir araştırma

Çağımızda yaşanan hızlı teknolojik değişim ve gelişmeler ve bilgiye duyulan ihtiyaç nedeniyle, işletmeler, sürekli olarak kendilerim yenilemek, kendilerine bir yön, bir hedef belirlemek ve böylece içinde bulundukları rekabet ortamında varlıklarım devam ettirmek durumunda kalmaktadırlar. Ancak, işletmelerin varlıklarım devam ettirebilmeleri için sadece iyi teknolojilere sahip olmaları yetmemekte aynı zamanda belirli niteliklere sahip yöneticilere de ihtiyaç duyulmaktadır. Bu noktadan hareketle, bu çalışmada yönetici ve yönetim kavramlarının üzerinde durulmasının yanı sıra yönetici eğitimi ve gelişimi, bu eğitim ve gelişim ihtiyacının saptanması, eğitim programlarının planlanması ve yönetilmesi konularına da değinilmiştir. İşletmelerin yaşama ve gelişme güçleri, nitelikli yöneticilerin varlığı ile doğru orantılıdır. Yönetim kavramı, yönetim süreci, yönetim sürecinin özellikleri, yönetim düşüncesinin evrimi ve yönetici kavramları, yöneticilik ile liderlik kavramları arasındaki farklar, üzerinde durulması gereken başlıca konulardır. İşletmelerin hedefe ulaşmada bir araç olmalarından hareketle, istenilen hedefe ulaşılması bir anlamda o işletmedeki yönetim sürecine ve bu süreçte yer alan yöneticilerin gerekli yöneticilik becerilerine sahip olmalarına bağlı olmaktadır. İstenilenIV niteliklere sahip yöneticilerin yetiştirilmesi için işletmelerdeki eğitim programlarının planlanması, eğitim planlamasında yaşanan süreçler ve uygulanacak yöntemler, uygulanan eğitim fâaliyetleri sonuçlarının ölçülmesi ve değerlendirilmesi, yukarıda belirtilen düşünce doğrultusunda ele alınması gereken öncelikli noktalan oluşturmaktadır. Yönetici eğitimindeki temel hedeflerden biri olan yüksek nitelikli profesyonellerin yetiştirilmesi konusunda sadece teorik bilgilere bağlı kalmak yerine uygulamadan da örnekler verilmesi yoluna gidilmiştir. Bu bağlamda, bir holdinge bağlı sanayi işletmelerinde uygulanmakta olan eğitim ve geliştirme uygulamalarından örnekler ve bu eğitim programlarının değerlendirilmesi hususuna ilişkin bilgiler aktarılmıştır. Verilen eğitimler sonucunda yönetici eğitimi ve geliştirme politika ve uygulamalarının sözkonusu işletmelerin gelişim ve değişimlerine olan etkilerinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılması gereği de doğmaktadır. Her düzenlenen eğitim faaliyeti sonunda, eğitim faaliyetinin değerlendirilmesine ilişkin bir form katılımcılara verilerek bu formlardan elde edilen bulgular doğrultusunda istatistiksel veriler elde etme yoluna gidilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada hedeflenen husus günümüz işletmelerinin rekabetçi bir ortamda ayakta kalma ve sürekli değişen ve gelişen bir iş ortamına ayak uydurmaları için ihtiyaç duyduktan nitelikli yöneticilerin eğitilmesi faaliyetlerinin incelenmesidir. İşletmenin hedefine ulaşmasında verilen eğitimlerin değerlendirilmesi ve bu değerlendirmelerden bir takım veriler elde edilmesi de aynca ele alınan ve üzerinde önemle durulan bir konu olmaktadır. Anahtar Kelimeler: 1. Eğitim 2. Geliştirme 3. Eğitim Semineri 4. Eğitim Değerlendirmesi 5. Sanayi İşletmeleri

Endüstri işletmeleriEğitim planlamasıEğitim yöntemleri+3
Uğurtan Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal bankacılık sektöründe hizmet kalitesinin ölçülmesi ve rekabet stratejisi ilişkisi

Dünya ekonomilerine ve sosyal değişim sürecine damgasını vuran küreselleşme sonucunda rekabet tüm hızıyla artmış ve şiddeti tüm sektörlerde kendini göstermiştir. Bu gelişim hizmet sektörüne, rekabet stratejisinin odak noktasının "hizmet kalitesi" olması şeklinde yansımıştır. Hizmetin kendine özgü özellikleri olan soyutluğu, üretildiği esnada varlığını kaybetmesi, hizmet üretim sürecine personel ve müşterinin de katılmasıyla beşeri özellik taşıması dolayısıyla hizmet kalitesinin tutarlılığının temin edilmesi oldukça zordur. Hizmetlerde kalite, sunulan hizmetin müşteri tarafından algılanması sonucunda değerlenebilmektedir. Dolayısıyla hizmetin kalite boyutlarına müşterinin arzu, istek ve ihtiyaçları yön verecektir. Mamullere göre çok daha fazla kalitatif ve subjektif olarak değerlenebilen hizmet kalitesini ölçmek amacıyla geçerli ölçüm kriterlerinin geliştirilmesine ilişkin araştırmaların yapılması bu konuya oldukça katkı sağlayacaktır. Rekabetin çok yoğun yaşandığı günümüz ekonomilerinde, hizmet işletmelerinin rekabet üstünlüğü ile hizmet kalitesi arasındaki ilişkinin ne olduğunun tespit edilmeye çalışılması, ayrıca ele alınması gereken bir başka araştırma konusu olarak kendini göstermiştir. "Kurumsal Bankacılık Hizmetlerinde Algılanan Toplam Kalitenin ölçülmesine Yönelik Çok Parçalı Bir Ölçeğin Geliştirilmesi ve Rekabet Stratejisi İlişkisi" konusunu taşıyan tezimizde, iki keşifsel araştırma ve iki saha araştırması yapılmıştır.Hizmet sektöründe gerek kalitenin ölçülmesi ve gerekse rekabet üstünlüğünü ortaya koymaya yönelik olarak literatürde çok fazla ve genel kabul gören model ve yaklaşımlar mevcut değildir. Bunun nedeninin araştırılan bu konuların yeni ve gelişme sürecinde olmasıdır. Tezimizin saha araştırmaları odak grup görüşmesi ve derinliğine mülakat ile başlamıştır. Bu birincil araştırmalar ve literatürden elde edilen bilgiler sonucunda taslak anket formları hazırlanmış, pilot araştırmaları yapılmış ve nihai anketler düzenlenmiştir. Örnekleme planı çerçevesinde 227 işletme yöneticisinden oluşan örnek ile hizmet kalitesini ölçmeye yönelik ve anakütle hacmi 47 olan banka şube yöneticileri ile rekabet üstünlüğünün ortaya konmasına yönelik olan anket uygulamaları yapılmıştır. Saha araştırmalarıyla elde edilen verilere çok değişkenli istatistiksel analizler uygulanmıştır. Analizlere öncelikle, belli bir kavramı ölçmeye ilişkin geliştirilen ölçeğin iç tutarlılığım ölçmek amacıyla "Güvenilirlik ( Cronbach Alpha)" analizi ile başlanmıştır. Bu analizin ardından ölçeğin ortak değerini temsil etmeyen değişkenlerin belirlenmesi amacıyla "Parça Bütün Korelasyonu ( Item-Total Correlations)" analizi uygulanmıştır. Bu analiz ile değerleme dışı bırakıldıklarında ölçeğin alfa katsayısını arttıracak değişkenler bulunmuş ve bu değişkenler değerleme dışı bırakılmıştır. Bundan sonra, birbiriyle korelasyonu olan değişkenleri kavramsal olarak anlamlı, nispeten bağımsız faktörler altında toplayan "Faktör Analizi" uygulanmıştır. Başlangıçta 71 değişkenden oluşan ölçeğimiz, 60 değişkenli ve 12 boyutlu bir şekilde son halini almıştır. Geliştirilen ölçeğin yapısal geçerliliği "Regresyon Analizi" ile sınanmıştır. Bankaların rekabet üstünlüğü ile hizmet kalitesi ilişkisini ortaya koymak amacıyla, banka şubelerinin yöneticilerine, rekabet konumlarını ortaya koyan anket verilerine "Güvenilirlik" ve "Faktör" analizleri uygulanmış ve rekabet puanlan elde edilmiştir. Daha sonra her bir şubeye ilişkin hizmet kalitesi puanı ile "Korelasyon Analizi" uygulanmıştır.Geliştirdiğimiz "Kurumsal Bankacılık Hizmetlerinde Algılanan Toplam Kaliteyi ölçmeye Yönelik ölçek" çeşitli amaçlar için kullanılabilir. Bu ölçek ile banka ve finansal işletmeler hizmetin boyutlarım, kalitenin hangi noktalarda zayıf veya güçlü olduğunu, farklı tüketici profillerinin hizmet algılarını, müşteri tarafından algılanan personel performansını, belli aralıklarla ölçüldüğünde hizmet kalitesinin trendini ortaya koyabileceklerdir. Geliştirdiğimiz ölçeğin bundan sonraki araştırmalara ışık tutacağım, konuyu destekleyen araştırmalarla geliştirilebileceğini ve banka yöneticilerine yönetimsel ve stratejik yararlar sağlayacağım söyleyebiliriz. Anahtar Kelimeler: Hizmet Pazarlaması, Hizmet Kalitesi, Hizmet Kalitesi Ölçeği, Hizmet Sektöründe Rekabet Gücü,

Bankacılık sektörüHizmet kalitesiHizmet pazarlaması+4
Hüsniye Sürmeli
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Ürünlerde marka oluşturma süreci ve buna yönelik bir uygulama

Marka olusturmak firmalar için ürünlerde farklılık yaratmanın ve tüketicilerin baglılıgını saglamanın en önemli yollarından biridir. Bu arastırmada ürünlerde marka olusturma sürecine iliskin temel asamaları ortaya koyulmaktadır. Arastırmada stanbul Sanayi Odası'nın 2005 yılı için düzenledigi ?Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kurulusu? sıralamasındaki firmaların bu süreçle ilgili uygulamalarının ortaya koyulması amaçlanmıstır. Ürün, hizmet ve marka kavramları, marka olusturmayı etkileyen temel faktörler ve marka olusturma süreci arastırmanın kapsamını olusturmaktadır. Marka olusturma süreci kapsamında marka kimligi, marka kisiligi, marka adı, sembolü ve sloganı, markanın konumlandırılması ve markanın pazarlama iletisimi faaliyetleri yer almaktadır. Uygulama kısmında ise adı geçen sıralamada yer alan firmaların konuyla ilgili faaliyetlerine iliskin bulgular yer almaktadır. Anket yöntemiyle söz konusu sıralamadaki yetmis firmadan veri toplanmıstır. Veriler tanımlayıcı istatistikler, tek yönlü varyans analizi, Pearson korelâsyon testi ve Kruskal-Wallis testi kullanılarak yorumlanmıstır. Arastırmada firmaların marka olusturma süreçlerinin söz konusu sıralamadaki yerlerine göre farklılık gösterdigi sonucuna ulasılmıstır. Arastırmanın diger bir sonucu da marka olusturma süreci uygulamalarıyla marka kimligi unsurlarına iliskin algılar arasında bir iliskinin olmasıdır. Ayrıca marka adının sahip olması gereken özelliklere ve pazarlama iletisiminde kullanılan faaliyetlerin kullanım sıklıgına iliskin firmaların degerlendirmeleri de arastırmada ulasılan sonuçlar arasında yer almaktadır. Ortaya çıkan sonuç dogrultusunda ileriki çalısmalar için firmaların marka olusturma sürecini etkileyen temel faktörler açısından ayrıca incelenmesi önerilmektedir. Sektörlerle ilgili yorumlar yapabilmek için ise bu tip bir arastırmanın sektörel ayrıma gidilerek yapılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Marka, marka kimligi, markanın konumlandırılması, marka kisiligi, marka adı, marka sembolü, marka sloganı, markanın pazarlama iletisimi

Gonca Kahraman
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Makro ekonomik faktörlerin sermaye yapısı ve kredi riski üzerine etkisi: İMKB 100 firmaları üzerine bir uygulama

Karsılıklı güven üzerine olusmus olan bankacılık sistemi için kredi riski güncel ve önemli bir olgudur. Kredi riski pek çok faktörden etkilenmektedir. Bunların basında makroekonomik faktörler ve sermaye yapısı kararları gelmektedir. Bu durum finansal piyasalarda son yıllarda yasanan gelismelerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıstır. Bankaların sermaye yapıları üzerinde önemli etkileri olan kredi riskinin ciddiye alınmamasından dolayı geçmiste pek çok bankacılık krizleri ve ekonomik krizler yasanmıstır. Finansal piyasalarda yasanan bu olumsuzlukları önlemek amacıyla çesitli gelismeler kaydedilmektedir; fakat bunlar içinde en önemlisi Basel II Uzlasısıdır. Basel II Uzlasısı bankaların sermaye yapıları ile ilgili bir düzenlemedir ve kredi riskinden kaynaklanan kayıpları önlemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla bankaların isletmelere kredi vermeden önce detaylı analizler yapmaları ve isletmelerin kredi riskleri ile ilgili bir derecelendirme yapmaları gerekmektedir. Bankaların kredi riskinden zarar görmemeleri iyi bir risk yönetimi politikası ile mümkün olmaktadır.Bu sebepten dolayı kredi riski modelleri öne çıkmaktadır. Çünkü bu modeller hem isletme bazında hem de portföy bazında riski sayısal olarak ölçme imkanı tanımaktadır. Aynı sebeplerden dolayı bu çalısmada makroekonomik faktörlerin degisimi ile olusan kosulların isletmelerin sermaye yapısı kararları, dolayısıyla kredi riskine olan etkisini gösteren bir ekonometrik model türetilmistir. MKB 100 üzerinde gerçeklestirilen çalısmada üç farklı süreç için analiz yapılmıstır. Bu süreçler 2001, 2003 ve 2005 yıllarıdır. Analiz sonucunda elde edilen bulgular, isletmelerin yıllara göre sermaye yapılarında ve kredi risklerinde meydana gelen degismeleri göstermekte ve bu degisimlerde makroekonomik faktörlerin etkisini ortaya çıkarmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kredi Riski, Sermaye Yapısı Kararları, Makroekonomik Kosullar

Kredi riskiMakroekonomiMakroekonomik faktörler+1
Lale Aslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Vekalet teorisi: Firma sahiplik yapısı ve performans ilişkisi Türkiye uygulaması

Yeni fînansal araç ve yöntemleri bünyesine katarak baş döndürücü bir hızla gelişen sermaye piyasalarının, uygun koşul ve miktarda fînansal kaynak sağlamasıyla ortaya çıkan modern firma, firma yönetişimi ve söz konusu kavramları araştıran Vekâlet -Temsil- Teorisi, literatürde oldukça geniş bir çalışma alanı bulmaktadır. Teoriyi oluşturan vekâlet problem ve maliyetleri; temel olarak firmanın sahipliği ile yönetiminin ayrı ellerde toplanmasından, daha açık bir ifadeyle "firma sermaye sahiplerinin (yetki veren), sözleşmeye dayalı bir bağ ile yetkilerini kendi çıkarlarını gerçekleştirmeye yönelik olarak beşeri sermaye sahibi yöneticilere (vekil) devretmelerinden" kaynaklanmaktadır. Ancak sorun, söz konusu problem ve maliyetleri tanımlamaktan çok, nasıl ölçümlenebileceğinde düğümlenmektedir. İncelenen daha önceki çalışmaların rehberliğinde, konunun analizi için en geçerli yöntemlerden birisinin, değişik düzeylerde yetki devrinin görüldüğü farklı sahiplik yapısındaki (halka açık ve halka kapalı) firmaların karşılaştırılarak, performans (kârlılık) değişiminin belirlenmesi olduğu anlaşılmaktadır. Bu çalışmada; vekâlet teorisi çerçevesinde firma çıkar grupları arasındaki ilişkiler ve bu ilişkiler sonucu ortaya çıkan sorunlar tartışılarak, firma sahiplik yakısının firma performansı üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığı eğer oluyorsa ne yönde etkisi olduğu, farklı sahiplik yapısındaki Türk firmaları konu edilerek araştırılmaktadır.IV Konunun temelini oluşturan modern firma olgusundan başlayarak firma yönetişimi kavramı, firma çıkar grupları, çıkar gruplarının arasındaki "kendi çıkarını maksimize etme" ilkesinin yol açtığı çatışmalardan kaynaklanan problemler ve canlı bir varlık olarak görülen firmanın devamlılığını sağlamak amacıyla söz konusu problemlerin çözümü için katlanılması gereken maliyetler literatürdeki çalışmalar incelenerek, anlam ve konu bütünlüğünü bozmayacak bir biçimde sunulmaktadır. Uygulama aşamasında ise, firma sahiplik yapısı ve performans ilişkisi temelinde, ilgili literatürle uyumlu değişken ve modeller oluşturulup gereksinim duyulan veriler derlenerek, vekâlet maliyetlerinin Türk firmaları için herhangi bir sorun oluşturup oluşturmadığı, yatay kesit ve panel veri analizleri yardımıyla araştırılmaktadır. Farklı sahiplik yapısındaki Türk firmalarının performansları arasındaki ilişkinin incelendiği uygulama sonuçlan, sahiplik yapısındaki farklılıktan kaynaklanan herhangi bir performans değişikliğine işaret etmemektedir.Anahtar Kelimeler: Vekâlet Teorisi, Vekâlet Problem ve Maliyetleri, Firma Çıkar Grupları, Firma Sahiplik Yapısı, Firma Performansı.

Firma performansıSermaye payıSermaye piyasası+1
Tuncay Turan Turaboğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Yeniliklerin kabul süreci: Çukurova Üniversitesi öğrencileri ile yapılan bir pilot çalışma

Bu çalışmayla, yeni ürünlerin yayılma ve kabul süreci açıklanmaya çalışılmış ve VCD filmlerinin benimseme grupları arasındaki farklılıklar araştırılmıştır. Yapılan bu çalışmada tüketiciler; yenilikçiler, erken çoğunluk ve geciken çoğunluk olarak üç benimseme grubu içerisinde incelenmiştir. Tüketicilerin sınıflandırılmasında, daha önce literatürde yapılan çalışmalarda geçerliliği test edilmiş ölçekler kullanılmıştır. Veriler, 289 üniversite öğrencisinden oluşan bir örnek grubu üzerinde, toplam 48 soru ve ifade içeren bir anket formu ile toplanmıştır. 1960'lı yıllardan bu yana, yeniliklerin yayılması ve kabul süreciyle ilgili birçok çalışma yapılmıştır. Bunun temel nedenlerinden birisi, piyasaya sürülen yeni ürünlerin önemli bir kısmının başarısız olmalarıdır. Pazarlama yöneticileri firma imajını korumak, maliyetleri indirmek ve başarısızlıkları azaltmak için, hedef kitlenin davranışlarını, yeni ürünlere yönelik tutumlarını, kişisel özelliklerini öğrenmek istemektedirler. Bu açıdan, yenilikçiler ve fikir liderleri kilit bir öneme sahiptirler. Özellikle, fikir liderleri aracılığıyla, yeni ürünlerin tanıtımı konusunda toplumun diğer kesimlerine ulaşılma imkanı vardır. Kulaktan kulağa iletişim yoluyla, fikir takipçileri, fikir liderlerinden etkilenebileceklerdir. Yenilikçi tüketiciler de, ürünleri ürün yaşam seyirlerinin ilk dönemlerinde satın almaları ve aynı zamanda fikir liderliği rolünü üstlenerek yeni ürünler hakkında çevrelerindeki tüketicilere bilgi aktardıklarından dolayı, pazarlamacılar açısından büyük öneme sahiptirler. Yapılan ampirik çalışmalar sonucunda da fikir liderlerinin ve yenilikçilerin, yeni ürünlerin yayılma ve kabul sürecinde önemli kişiler olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak, pazarlama yöneticilerinin, fikir liderlerini ve yenilikçileri, ürünleri hakkında diğer toplum üyelerine bilgi aktarmaları ve tavsiyede bulunmaları konusunda etkileyebilmeleri kolay değildir. Bu nedenle, pazarlama yöneticileri kitle iletişim araçlarını daha çok kullanmayı tercih etmektedirler.IV Pazarlamacılar kitle iletişim araçlarını kullanarak, hem hedef kitleyi doğrudan etkileyebilmek hem de toplumun küçük bir kesimini oluşturan yenilikçileri ve fikir liderlerini etkilemek suretiyle, hedef kitlenin tamamına ulaşmak isterler. Genel olarak yenilikçilerin ve fikir liderlerinin birbirlerine benzedikleri söylenebilir. Ancak fikir liderleri, her zaman, yeni çıkan bir ürünü ilk alanlar arasında yer almayabilir. Yenilikçiler ise, risk almayı daha çok seven bireylerdir. Yapılan birçok çalışmada da fikir liderleri, yenilikçi sınıfa değil, erken benimseyenler sınıfına dahil edilmişlerdir. Fakat yenilikçiler ile fikir liderlerinin gelir düzeyi, eğitim düzeyi, medyaya maruz kalma, katılımcılık, sosyal hareketlilik yönlerinden benzerlik gösterdikleri söylenebilir. Bu çalışmada yapılan analizler sonucunda, bazı davranışsal boyutlar ve demografik özellikler açısından, yenilikçiler, erken çoğunluk ve geciken çoğunluk arasında anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Elde edilen bulgular sonucunda, yenilikçilerin mağazaları dolaşmaktan ve VCD filmlerini incelemekten hoşlandıklarını, geciken çoğunluğun ise satıcıların tavsiyelerini almak istediklerini görmekteyiz. Yenilikçiler, hem erken çoğunluğa hem de geciken çoğunluğa göre medyayı daha fazla takip etmektedirler. Yenilikçiler, ailelerinin eğitim düzeyleri ve gelir düzeyleri yönünden de daha üst seviyedirler. Ayrıca, yenilikçilerin, evlerindeki teknolojik ürünlere sahiplik oranları yönünden de diğer iki gruptan üstünlükleri vardır. Bu ve benzeri çalışmaların bulgularına dayanarak, yemliklerin kabulü sürecinde tüketicilerin yenilikçiler, erken çoğunluk ve geciken çoğunluk şeklinde sınırlandırılabilmesi ve böylece her grup için farklı pazarlama stratejilerinin geliştirilmesi mümkün olabilecektir. Anahtar Kelimeler: Tüketici Davranışı, Yeniliklerin Yayılması, Yeniliklerin Kabul Edilmesi, Yenilikçilik, Fikir Liderliği, Pazarlama İletişimi

PazarlamaPazarlama iletişimiTüketici davranışı+4
Kamil Esen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Dinamik veri zarflama analizi ile tarımsal etkinlik ölçümü

Çok dönemli etkinlik problemlerinin çözülmesinde karar birimlerinin etkinliklerini her dönem için ayrı ayrı ölçen klasik veri zarflama analizi (VZA) ara ürünleri ve dönemler arası bağlantıları modele dâhil etmemektedir. Boşluk tabanlı dinamik VZA dönemler arası geçişi modele dâhil ederek karar birimlerinin tüm dönemler için genel etkinliğini analiz etmektedir. Dinamik VZA (DVZA) ekonomik karar birimlerinin tarım sektörü gibi zamana bağlı olarak etkinlik düzeylerinin hesaplanmasında dönemler arası girdi/çıktı bağlılığını dikkate almaktadır. Bu çalışmada kullanılan dinamik VZA modelinin amacı, yönelimsiz model ile girdi ve çıktı odaklı etkinliği tek bir amaç fonksiyonunda birleştirerek, ara ürün ile dönemler arası zaman bağlantısını sağlayarak karar verme birimlerinin dinamik etkinlik değerlerini ölçmektir. Bu çalışmada, DVZA ile 2016-2017 ve 2018 dönemlerini kapsayan tarımsal etkinlik değerlendirilmesi Avrupa Birliği (AB) ülkeleri bazında yapılmıştır. Ülkelerin tarımsal etkinlik analizi için göstergeler literatür taramasına dayalı olarak seçilmiş; iki normal girdi (tarımsal iş gücü ve arazi), bir istenmeyen girdi (kimyasal gübre), bir normal çıktı (tarımsal çıktı), bir istenmeyen çıktı (CO2) ve bir bağlantı değişkeni ile (kamusal tarım harcamaları) model değişkenleri olarak belirlenmiştir. Boşluk tabanlı statik veri zarflama analizi (SBM) modelleri ve boşluk tabanlı DVZA modelleri Microsft Excel Solver ile çözülmüştür. Analiz sonucunda, 12 AB ülkesinin tarımsal etkinlik skorlarının her iki modele göre 1'e eşit olduğu ve bu ülkelerin tarımsal açıdan etkin olduğu tespit edilmiştir.

Avrupa BirliğiTarımTarım sektörü+3
Sibel Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bütünleşik SWARA-Gri ilişkisel analiz ve CoCoSo yöntemi ile OECD ülkelerinin makroekonomik performanslarının değerlendirilmesi

Karar verme, hayatın tüm aşamasında karşılaşılan bir süreçtir. Bu süreç içinde çoğu zaman alternatiflerin çok olduğu, çok sayıda ve zaman zaman birbirleri ile çelişen değerlendirme kriterine sahip olan karmaşık problemler ile karşılaşılabilmektedir. Bu noktada çok kriterli karar verme yöntemleri gerek kriterleri değerlendirmede gerekse alternatifler içinde en iyisini belirlemede karar vericiye yardımcı olan yöntemler olarak bilinmektedir. Çok kriterli karar verme yöntemlerinin farklı alanlarda ayrı ayrı veya hibrit olarak uygulandığı görülmektedir. Bu çalışmada, SWARA, gri ilişkisel analiz (GİA) ve CoCoSo yöntemlerinden oluşan hibrit çok kriterli karar verme yönteminden faydalanarak 35 OECD ülkesinin makroekonomik performanslarının çok dönemli olarak incelenmesini amaçlanmıştır. Literatür okumalarının sonucu olarak belirlenen dokuz performans kriteri SWARA yöntemi ile ağırlıklandırılmış, en önemli üç kriter, kişi başına düşen gayri safi yurt içi hasıla, işsizlik oranı ve enflasyon oranı olmuştur. Kriter ağırlıklarının belirlenmesinin ardından gri ilişkisel analiz ile elde edilen çok yıllık sıralama sonuçları CoCoSo yöntemi ile tek bir sıralamaya dönüştürülmüştür. GİA yönteminin dönemlik sonuçları çok farklılaşmadığı için, CoCoSo yöntemi ile elde edilen genel sıralama da GİA sonuçları ile paralellik göstermiştir. Elde edilen sıralama sonuçlarına göre Lüksemburg, İsviçre ve Japonya makroekonomik performansı en yüksek olan ülkeler olarak belirlenmiştir.

Bütünleşik analizCoCoSo yöntemiGri ilişkisel analiz+5
Hilal Teke
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Döviz kurundaki değişimin firma karlılığı üzerine etkisinin ölçümü ve Türkiye'de bir uygulama

Firmalar döviz kurundaki beklenmeyen değişimlerin riski altında faaliyetlerini sürdürürler. Uygun döviz kuru tahminlerinin kullanılması firmaların bu riskini azaltıcı bir etkendir. Firmaların döviz kuru riski tehdidi altında bulunan en önemli kalemleri üretim ve ihracat olarak belirlenebilir. Üretim ve ihracat firmanın hisse senedi getirişini ve karlılığı etkileyen en önemli faktörlerdendir. Döviz kurundaki beklenmeyen değişimlerin firma karlılığı ve hisse senedi getirişi üzerine etkisini araştıran çalışmalarda genellikle sermaye varlıklarını fıyatlama modelinden türetilmiş modeller kullanılmaktadır. Bu çalışmada döviz kurundaki beklenmeyen değişimin anlık ve gecikmeli etkisi üretim ve ihracattaki değişimler incelenerek ölçülmüştür. Ocak 1994 - Mart 2001 tarihleri arasında İMKB'de işlem görmüş hisse senetlerinin ayrıntılı bilanço, ayrıntılı gelir tablosu ve hisse senedi fiyatı verilerinden yararlanılmıştır. Sonuçta döviz kurundaki beklenmeyen değişimlerin üretimi anında ve negatif yönde etkilediği, ihracatı ise gecikmeli olarak pozitif yönde etkilediği bulunmuştur. Bu sonuçlar döviz kurundaki beklenmeyen değişmelerin firma karlılığı üzerindeki etkisinin olumsuz olduğu şeklinde yorumlanabilir. Anahtar Kelimeler: Döviz kuru riski, döviz kuru riski ölçümü, sermaye varlıklarını fıyatlama modeli, döviz kuru ve karlılık arasındaki ilişki, otoregresif döviz kuru tahmin modeli.

Döviz kuruDöviz kuru riskiHisse senedi getirileri+1
Ömer İskenderoğlu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

İlaç ve tıbbi malzeme lojistiği ve bir uygulama

Farmasötik endüstri, ilâç ve tedavinin araştırılması, geliştirilmesi ve üretilmesi basamaklarında bileşik süreçler, faaliyetler ve organizasyonlar olarak tanımlanabilir. Bugün hızla değişen dünyamızda, farmasötik ürünlerin ve tıbbi malzemenin son kullanıcıya ulaşmasında ve ürünlere katılan değerle farklılaşmasında tedarik ve lojistik yönetiminin yeni bir rolü vardır. İş dünyasında ve endüstride, artan rekabet ortamı içinde lojistik ve tedarik ziniri çok önemli iki faktör haline gelmiştir. Rekabet küreselleşmiş ve yenilikler firmalar düzeyinden tedarik zincirleri düzeyine taşınmıştır. Bu nedenle farmasötik sektör oyuncuları lojistikte dış kaynak kullanımı gibi yeni tedarik ve lojistik stratejilerine ihtiyaç duymaktadırlar. Farmasötik firmalar 3PL firmalar sayesinde araştırmalarını iyileştirmeye, verimliği geliştirmeye, dünya çapında ürünler sunmaya ve gelişen pazarda yer almaya konsantre olabilmektedirler. Bunlara ek olarak güvenlik, farmasötik endüstrinin en önemli konularından biridir. Sahtecilik vakası, formülasyonuyla oynanmış, veya dozajı değiştirilmiş ürünlerin tedarik zincirine girmesi çok büyük bir sorundur. Gelişen EPC teknolojisi ile kodlama, izleme ve görüntülemenin kullanıldığı RFID sayesinde, farmasötik dağıtım sektörü, ürünlerin nakliyesinde yeni bir fırsat yaratarak farmasötik lojistiği geliştirmektedir. Diğer bir konu ise farmasötik endüstride tersine lojistiktir. Tersine lojistik kavramı ile ilâç endüstrisinde geri dönüşüme tabi tutulacak veya iade edilen ürünleri içermektedir. Tersine lojistik tüketim noktasından başlangıç noktasına kadar geri dönen ürün ve bilgi akışına ait süreçlerin tasarlanmasıdır. İlâç lojistiği üzerine dünyada olmasına rağmen ülkemizde çok az sayıda kaynak bulunmaktadır. Bu nedenle bu araştırmada ilâç lojistiğine teorik açıdan bakılmaya çalışılmış ve üreticilerin, toptancıların ve lojistik firmaların lojistik aktiviteleri incelenmiştir. Araştırma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm farmasötik lojistiğin karakteri, koşulları ve farmasötik pazar ve perakende dinamiklerinden bahsetmektedir. İkinci bölüm ise, sektördeki beş farklı firma ile lojistik aktiviteler üzerine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada ecza depolarının lojistik kavramını satın alma ile bir algıladıkları sonucuna varılmıştır. Sektörde lojistik yenilikleri takip eden üreticiler ve üreticilere hizmet veren lojistik firmalardır. Anahtar Kelimeler : İlâç, Farmasötik, Farmasötik Lojistik, 3PL, Tersine Lojistik.

Aslı Arslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan kişiliği ile iş tatmini ve performans etkinliği üzerine bir sağlık kurumunda araştırma

Organizasyonlar için kritik önem taşıyan çalışanlar, etkili bir organizasyon yapısı için dikkatli seçilmeli, geliştirilmeli ve uygun bir şekilde ödüllendirilmelidirler. Çalışan ile onun işi arasında iyi bir uyum sağlanamazsa organizasyonun amaçlarını gerçekleştirmesi zor olacaktır. Bu açıdan, çok kritik hizmetler sunan ve faaliyetlerindeki etkinliği devam ettirmek zorunda olan sağlık hizmeti kurumlarının, çalışanın motivasyonunu, iş tatmin düzeyini ve performans etkinlik düzeyini izlemesi önemli bir ihtiyaçtır. Diğer yandan çalışan kişiliği, iş tatmini ve performans etkinliği gibi çalışma hayatında önemli rol oynamaktadır. Gerçekte kişilik özellikleri, iş çevresinde davranışın belirleyicisi olarak düşünülmektedir. Bu çalışmanın amacı, kişilik ile iş tatmini ve performans etkinlik düzeyi arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla, Çukurova Üniversitesi Balçak Hastanesi'nin 333 çalışanının kişiliği (Myers-Briggs kişilik tipi ile ölçülerek) ile iş tatmini ve performans etkinliği arasındaki ilişki araştırılmıştır. SPSS programını kullanarak, anket sorulan sınıflandırılmış, kodlanmış ve analiz edilmiştir. Bulgular, iş tatmini ile medeni hal, iş tatmini ile eğitim düzeyi, iş tatmini ile cinsiyet, iş tatmini ile yaş ve kişilik ile yaş arasında anlamlı ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Aynı şekilde, performans etkinliği ile yaş, performans etkinliği ile medeni hal ve performans etkinliği ile deneyim arasında da anlamlı ilişki bulunmuştur. Ayrıca, iş tatmini ve performans etkinliği arasında da anlamlı ilişki vardır. Anahtar Kelimeler. Kişilik, Kişilik Tipleri, Motivasyon, İş Tatmini, Performans

KişilikKişilik tiplemeleriMotivasyon+3
Gülşen Özarslan Kırpık
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Karizmatik liderliğin örgütsel bağlılık ile ilişkisi: Özel sektör çalışanları üzerinde bir araştırma

Bu çalışmanın amacı, örgütlerde karizmatik liderlik özelliğine sahip yöneticilerin bu özelliklerinin örgütsel bağlılık üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Bu çalışma nicel araştırma tekniği kullanılarak yapılmıştır. Çalışmada, veri toplamak için anket yöntemi kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini farklı özel sektörlerde görev yapan çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırmaya en çok hizmet sektöründe çalışanlar katılmıştır. Bu araştırmada; çalışanların karizmatik liderlik algılarının, onların örgütsel bağlılıkları üzerinde etkisinin olduğu bulunmuştur. Yapılan analizler sonucunda çalışanların karizmatik liderlik algılarından sıra dışı davranış sergileme yetisinin, onların duygusal bağlılığı üzerinde etkisinin olduğu bulunmuştur. Çalışanların, çevresel duyarlılık gösterme ve mevcut durumu sürdürmeme yetisi ile onların devam bağlılıkları arasında bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu araştırmada, çalışanların karizmatik liderlik algılarından olan çevresel duyarlılık gösterme ve kişisel risk üstlenme yetisinin, çalışanların normatif bağlılığını etkilediği bulunmuştur. Sonuç olarak yapılan çalışma, özel sektör çalışanlarında karizmatik liderlik algısı ve örgütsel bağlılık arasında bazı boyutlarda ilişki olduğunu göstermektedir.

Devam bağlılığıDuygusal bağlılıkKarizmatik liderlik+5
Novruz Yusifov
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Lojistikte risk yönetimi ve bir uygulama

Bu çalımanın amacı, günümüzün i dünyasında önem kazanan lojistik ve risk yönetimi kavramlarının irdelenmesi, lojistik süreçlerde ortaya çıkan risklerin tanımlanmasıdır; yönetim fonksiyonlarının bu riskler üzerine uygulanarak iletmelerin temel fonksiyonlarını daha etkin bir ekilde nasıl sürdürebileceklerini açıklamaya çalımaktır. Tez iki bölümden olumaktadır. Birinci bölümde lojistik kavramının tanımı, geliim süreci ve lojistik uygulamalarda karılaılan riskler ile bu risklerin yönetimi üzerinde durulmutur. Lojistik süreçlerde karılaılan riskler iletme içi riskler ve iletme dıı riskler olmak üzere iki grupta incelenmitir. Risklerin ortaya çıkı ekilleri örnekler verilerek açıklanmaya çalıılmıtır. letmelerin tedarik zincirlerinde ortaya çıkan risklerin oluma nedenleri küreselleme olgusunun yarattıı risklerin etkileri altında incelenmitir. Lojistik risklerin yönetimi sürecinde risklerin deerlendirilme, analiz aamaları ve analiz yöntemleri ortaya konmutur. Lojistik risk yönetim modelleri tedarik, talep, ürün ve bilgi yönetimi süreçlerinde incelenmi olup, ayrıca iletmenin faaliyetlerini kesintiye uratan çevresel risklere karı alınabilecek önlemlere deinilmitir. kinci bölümde, Oyak-Renault Otomobil Fabrikası, Aroma Bursa Meyve Suları A.. ve Cokunöz A.. iletmelerinde, mülakat yöntemi ve ikincil kaynaklar kullanılarak, karılaılan riskler, risk yönetim teknikleri ve uygulama örnekleri yer almıtır. Çalımada temel olarak, lojistik proseslerdeki risklerin, teorik düzlemde ve uygulamada tedarik sürecinde odaklandıı; tedarikçi belirsizliklerinin, çoklu tedarikçi yöntemi ile giderilmeye çalııldıı saptanmıtır. Anahtar Kelimeler: Lojistik, Lojistik Riskler, Tedarik Zinciri Risk Yönetimi

Lojistik
Erdinç Bahar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Mobbıng (işyerinde psikolojik taciz, yıldırma) uygulamaları ve motivasyon arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik bir araştırma

Mobbing kavramının daha iyi ve dogru biçimde anlasılması ve çalısan motivasyonu üzerinde ne gibi etkileri oldugu hususunda çalısanlara ve yöneticilere ısık tutması amacıyla hazırlanan bu çalısma 3 ana bölümden olusmaktadır. Çalısmanın birinci bölümünde; mobbing kavramının tanımı, evreleri, etki ve sonuçları üzerinde durulmustur. Çalısmanın ikinci bölümünde ise öncelikle motivasyon kavramının tanımı üzerinde durulmus olup ardından kapsam ve süreç teorileri ayrımında motivasyon teorilerine ayrıntılı olarak deginilmistir. Çalısmanın üçüncü ve sonuncu bölümünde ise mobbing ve motivasyon arasındaki iliskinin incelenmesi amacıyla yapılan arastırtmanın bulguları yer almaktadır. Söz konusu arastırma için üç bölüm ve 49 sorudan olusan anket; tüm örneklem grubuna dagıtılmadan önce 30 kisilik bir pilot gup üzerinde yapılmıs ve elde edilen sonuçlar için yapılan güvenilirlik analizinde cronbach' alpha degeri 0.945 düzeyinde tespit edilmistir. Anketlerin istatistiki analizi SPSS 15.0 programı ile yapılmıs olup degiskenler arasındaki farklılık ve iliskilerin ortaya çıkartılmasında ise Kruskal-Wallis, Mann Whitney U ve Ki Kare analizleri kullanılmıstır. Analiz sonucunda mobbing ile motivasyon arasında anlamlı bir iliski tespit edilmistir. Arastırma sonuçlarına göre mobbing davranıslarına maruz kalan çalısanların motivasyonları olumsuz etkilenmektedir. Mobbingin davranıslara maruz kalmada yas ve cinsiyet farkı olmaksızın tüm çalısanların mobbingden etkilenebilecegi görülmüstür. Bununla birlikte mobbing ve motivasyonun alt boyutlarına iliskin önemli sonuçlara ulasılmıstır. Anahtar Kelimeler: Mobbing, Psikolojik Taciz, Yıldırma, Motivasyon

Motivasyon
Muharrem Kocaoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Çevre korunması ve pazarlama

ÖZET önümüzdeki yıllarda dünya 'da en çak konuşulacak toplumsal konu "çevre kirliliği" ve bununla bağlantılı alarak "çevre korunması" olacaktır» özellikle 1990' lı yıllar pek çok gazeteci ve yazar tarafından çevre yılları olarak nitelendirilmekltedir. Çevre kirliliğinin önlenebilmesi ve doğanın korunması için kesinlikle disiplinlerarası bir ortak çaba harcanmalıdır. Bu caba içinde, toplumun ihtiyaçları ve yaşam tarzı değiştikçe boyutları genişleyen pazarlamaya da özellikle önemli bir rol düşmektedir. Bu dönemde izlenmesi gereken pazarlama anlayışı Çevresel Pazarlama olmalıdır. Bu anlayışa göre, yeşil tüketicilere ve doğaya saygılı üreticilere dünya 'n m kaynaklarının korunmasında ve çevresel kirliliğin önlenmesinde çok önemli görevler düşmektedir, üretici firmalar, kesinlikle kalıcı bir çevre politikasını benimsemelidirler. Bu politika ile fiziksel çevreye uygun ürünler, doğada çözülebilir veya tekrar kullanılabilir maddelerden mamul ambalaj malzemeleri, ambalajların dönüşümünü sağlamak üzere yapılan depozito uygulaması gibi öğeler planlanmalıdır» Bu çalışmamızda tüketicilerin ve üreticilerin çevre korunması konusunda mevcut durumları ortaya çıkarılmaya çalışılmış ve her iki grup için de somut bazı öneriler geliştirilmiştir. vi i i

PazarlamaTüketicilerÇevre kirliliği+2
Canan Madran
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışanların örgüte bağlılıkları ile iş performansı arasındaki ilişkinin incelenmesine yönelik bir uygulama

Bu tezin amacı örgütsel bağlılık ile çalışanların iş performansı arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaçla hizmet sektöründe faaliyet gösteren orta ölçekli bir firmada uygulama yapılmıştır. Örneklem grubunu bu firmanın faaliyete bir sene önce başlamış Ankara Bölge'deki satış bölümünde çalışan 77 personeli oluşturmaktadır. Satış bölümüne Örgütsel Bağlılık Anket Formu ve Performans Değerlendirme Anket Formu uygulanmış ve analizleri SPSS programının 15.0 versiyonu kullanılarak yapılmıştır. Veriler; tanımlayıcı istatistiklerden Frekans Testi, non-parametrik Testlerden One Sample Kolmogorov-Simirnov, Kuruskal Wallis, Mann Whitney-U, Ki-Kare, değişkenler arasındaki ilişki için de Correlate-Bivariate Spearman's analizleri ile analiz edilmiştir. Ayrıca Örgütsel Bağlılık Ölçeği ile Performans Değerlendirme Ölçeğinin güvenirlilik analizleri için cronbach alpha değerleri hesaplanmıştır. Yapılan analizlerde, demografik bilgiler ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişkiye bakıldığında; cinsiyetle örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmıştır. Performans değerlendirme ile örgütsel bağlılığın arasındaki ilişkiye bakıldığında ise; performans değerlendirme kriterlerinden?hizmet odaklılık?, ?stres altında performansı koruyabilme? ve ?önceliklerini belirleme/zaman ve kaynak yönetimi? ile örgütsel bağlılık arasında anlamlı bir ilişki mevcuttur. Analizler sonucunda uygulama yapılan firmanın örgütsel bağlılık ortalaması yüksek çıkmıştır. Ayrıca, performans ortalaması yüksek çıkmış, devamlılığa, iş saatlerine özen gösterme konusu performans değerlendirme içinde en yüksek puan aldıkları konu olmuş, firmanın iş gücü devir oranı faaliyete başladığı 8 ay içinde normal bir değer göstermiş, stres ile baş edebilme konusu ise ortalamanın üstünde bir puan almıştır. Bu sebeple de entelektüel sermayenin bu denli önemli olduğu günümüzde, firmalara verilebilecek öneri; örgütsel bağlılığın arttırılması birebir çalışanların performansı ile ilişkili olmasa da dolaylı olarak firmaya olumlu katkılar sağlayabileceğinden bu konuya gerekli önemin verilmesidir. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, Performans Yönetimi, İnsan Kaynakları Yönetimi

Performans yönetimiÖrgütsel bağlılıkİnsan kaynakları yönetimi
Tuğçe Kafdağlı
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstri işletmelerinde çalışma koşullarının, işgörenler üzerindeki yabancılaşma etkisi ve bir uygulama

?Endüstri sletmelerinde Çalısma Kosullarının, sgörenler Üzerindeki Yabancılasma Etkisi ve Bir Uygulama? baslıklı arastırma; özellikle fiziksel çalısma kosullarının, çalısanlar üzerindeki olumsuz etkileri ortaya koymayı ve bu etkilerin çalısanları tükenmislige ve yabancılasmaya itebilecegini göstermeyi amaçlamıstır. Arastırma; özellikle tükenmislik ve yabancılasma konularında, alandaki literatür boslugu göz önüne alındıgında önemli bir eksikligi giderme amacını da tasımaktadır. Arastırma; endüstri sektöründe görev yapan tüm mavi yakalıları kapsamakla birlikte, bu alanda yer alan çalısan sayısının çoklugu, tüm mavi yakalı çalısanların arastırmaya katılmasını imkânsız kılmıstır. Bu nedenle arastırmada sekiz isletmenin çalısanları yer almıstır. Çalısmada öncelikli olarak literatür taraması yapılmıs, fiziksel çalısma kosullarının ergonomi bilimi altında incelenme süreci detaylı olarak aktarılmıstır. Arastırmada anket ile veri toplama yöntemi tercih edilmis; bununla birlikte, arastırmacının isverenlerle, sendika temsilcileriyle ve çalısanlarla yaptıgı görüsmelerin ve gözlemlerinin sonuçlarına da yer verilmistir. Anket çalısmasına; gıda, tekstil, otomotiv, lastik gibi farklı sektörlerden sekiz isletmede çalısan iki yüz doksan dokuz çalısan katılmıstır. Anket çalısması, stanbul'un yanı sıra Bursa ve Kocaeli gibi illerde yerlesik isletmelerde gerçeklestirilmistir. Yapılan arastırmada; özellikle olumsuz fiziksel çalısma kosullarının, çalısanları ne derece etkiledigine ve sonuçlarının ölümcül olabilecegine deginilmistir. Yapılan analizlerde, çalısanların demografik özellikleri, fiziksel kosullardan memnuniyetleri, örgütlenme düzeyleri gibi faktörler ile tükenme ve yabancılasma düzeyleri arasında anlamlı iliski olup olmadıgına bakılmıstır. Arastırma; genis fakat göz ardı edilebilir bir konuyu ele aldıgından, devamlı gelistirilmesi gerektigi de çalısma dahilinde belirtilmistir. Anahtar Kelimeler : Çalısma Kosulları, Ergonomi, Tükenmislik Sendromu, Yabancılasma, Meslek Hastalıkları, s Kazaları

ErgonomiTükenmişlik sendromuYabancılaşma+1
Rahel Behar
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
DoctorateOpen AccessTR

Üretim ve stok kontrol sistemlerinin bilgisayar aracılığı ile planlaması, kontroliz ve bir büyük mağaza işletmesinde uygulaması

BilgisayarlarHazır giyim işletmeleriMalzeme ihtiyaç planlaması+2
Hikmet Maraşlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1992
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları fonksiyonu olarak performans değerleme ve bir uygulama

İnsan kaynakları fonksiyonlarından biri olan performans değerleme kavramı, hem firmalar hem de işgörenler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu kavramın dahil edildiği Performans Yönetimi Sistemi, firmaların uygulama yöntemine göre farklılık göstermekle birlikte aynı amaca hizmet etmektedir. Yöneticilerle çalışanlar arasındaki iletişim ve yönetim süreçlerine odaklanan performans yönetimi sistemi, bir organizasyonda performans planlandığı, yönetildiği, rehberlik edildiği, adil ve doğru olarak değerlendirildiği zaman yüksek motivasyonu sağlayan bir iş ortamı yaratacağını kabul eder. Bu nedenle, performans değerleme, performans yönetimi sisteminin bir aşaması olarak düşünülmelidir. Bu çalışmanın amacı; performans değerleme kavramını teorik açıdan incelemek ve buna bağlı olarak lojistik ve taşımacılık alanında faaliyet gösteren kurumsal bir firmadaki işgörenlerin performans değerleme çalışmaları ile ilgili görüşlerini belirlemektir. Ayrıca, performans değerleme çalışmalarını algılamalarının, demografik özelliklerine göre farklılık gösterip göstermediğinin test edilmesi, çıkan sonuçlara göre gerekli aksiyonların alınması veya sürecin geliştirilmesi yönünde firmalara yol gösterici olması, buna ek olarak, literatürdeki diğer çalışmalara katkı sağlaması, ileride oluşturulacak olanlara da kaynak oluşturmasıdır. Çalışmanın hazırlanmasında literatür taraması ve anket tekniğinden yararlanılmıştır. SPSS 15.0 for Windows paket programı kullanılmış, demografik özellikler ile performans algılamaları arasındaki farklılıkların tespiti açısından Ki-Kare bağımsızlık testi, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular ışığında, performans değerlendirme çalışmaları ile ilgili firmadaki işgörenlerin görüşleri ortaya konmuş, personel ve yönetici görüşleri arasında anlamlı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Algılamaların cinsiyete göre farklılık göstermediği ancak pozisyon, yaş ve kıdeme bağlı olarak algılamaların değiştiği gözlenmiştir. Sonuç kısmında, belirlenen farklılıklara göre öneriler geliştirilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İnsan Kaynakları, Performans Değerleme, Performans, Performans Değerlendirme, Performans Yönetim Sistemi

Yeşim Önelge
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İş süreçlerinde dış kaynak kullanımı ve çağrı merkezi üzerine bir uygulama

Bu tezde, bir dıs kaynak kullanımı (outsourcing) türü olarak is süreçlerinde dıs kaynak kullanımı (business process outsourcing) ve Türkiye'de faaliyet gösteren, çagrı merkezlerinde dıs kaynak kullanan firmalar incelenmistir. Örnek, literatürdeki su ana kadar incelenmis olan diger projelerden ayrılan özellikleri ve çagrı merkezinde dıs kaynak kullanımının ülkemizde hızlı gelisen bir is süreçlerinde dıs kaynak kullanımı türü olması nedeni ile seçilmistir. Farklı sektörlerden seçilen ve çagrı merkezi fonksiyonlarında dıs kaynak kullanan dört firma ile açık uçlu sorular yardımıyla yapılan mülakatlar tezin uygulama bölümünü olusturmaktadır. Bu çalısmanın amacı, is süreçlerinde dıs kaynak kullanımının nedenleri, yararları, süreci, süreçte etkili olan faktörler ve bu süreci uygulayan firmalardaki isleyisi incelemektir. Uygulama bölümünde, is süreçlerinde dıs kaynak kullanan firmaların, çagrı merkezi kurmanın teknolojik altyapı, yeni eleman alımı ve elemanların egitimi asamalarında ortaya çıkan yüksek maliyetleri nedeniyle bu hizmetlerinde dıs kaynaktan faydalandıkları görülmektedir. Firmalar müsterilerine kaliteli hizmet vermek amacıyla, çagrı merkezlerini bu konuda uzmanlasmıs firmalara devretmektedirler. Bu strateji ile, maliyetlerini düsürerek, teknolojik altyapıya daha kolay ulasabildikleri, temel yeteneklerine daha fazla odaklanma sansı buldukları, süreçlerini bu konuda uzman tedarikçilere devrederek, müsterilerine daha profesyonel hizmet verebilmeleri sonucu müsteri memnuniyetini artırdıkları sonucuna varılmıstır. Firmaların dıs kaynak kullanımından memnun oldukları ve is süreçlerini firma bünyelerine almayı düsünmedikleri gözlenmistir. Dogru kullanıldıgında is süreçlerinde dıs kaynak kullanımı, firmaların verimliliklerini arttırır, maliyetlerini düsürür ve firmanın rakiplerinden farklılasarak, üstünlük kazanmasını saglar. Anahtar Kelimeler : Dıs Kaynak Kullanımı, s Süreçlerinde Dıs Kaynak Kullanımı, Çagrı Merkezlerinde Dıs Kaynak Kullanımı.

Esra Seven
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Verimlilik arttırma teknikleri

Verimlilik, bir üretim ya da hizmet sisteminin ürettigi çıktı ile bu çıktıyı yaratmak için kullanılan girdi arasındaki iliskidir. Yüksek verimlilik, aynı miktar kaynakla daha çok üretmek veya aynı girdiyle daha çok çıktı elde etmektir. Verimlilik, farklı sekillerde de tanımlanabilecegi gibi, bu tanımlardan bazıları etkinlik ve etkililik kavramları ile karısmaktadır. Bu nedenle çalısmanın basında bu kavramlar ayrıntılı olarak açıklanmıs ve aralarındaki farklar ortaya konmustur. Yapılan bir baska hata da; verimliligin, sadece emek ve makine gibi kaynakların daha yogun kullanımı olarak görülmesidir. Oysa artık, verimlilik ile çalısma yasamı kalitesinin birbirine sıkı sıkıya baglı oldugu kabul edilmektedir. Firmalar, verimlilik arttırma tekniklerinin hayata geçirilmesi sırasında ?çalısan? faktörünü göz ardı ettiklerinden, beklemedikleri zorluklarla karsılasmakta ve sadece makine kapasitesini degistirerek geçici süreli verimlilik artısı elde etmektedirler. Bu noktadan hareketle, firmaların bu teknikleri uygularken karsılasabilecekleri zorluklara yer verilmis ve bu zorlukların asılabilmesi için bazı önerilerde bulunulmustur. Verimlilik arttırma tekniklerinden Sayısal Metotlara deginilmesine ragmen ?Kalite Yolu? ile ve ?Davranıssal Teknikler? ile verimliligin arttırılması konularına agırlık verilmistir. Daha uzun süreli ve kalıcı verimlilik artısı için; sürekli gelisim felsefesinin tüm çalısanlara benimsetilmesi, uygulamalardan önce firma içinde verimlilik kültürünün olusturulması, tam katılımın saglanması, karar ve uygulamaların sadece üst yönetim kademeleri ile sınırlı kalmayarak tabana dek benimsetilmesi gerekliligi üzerinde durulmustur. Orta ölçekli bir firmada uygulanmaya henüz baslanmıs olan Süreç Yönetimi Sistemi'ne de yer verilmis olup, firmanın mevcut durumu, hedefleri, yapılan faaliyetler ve ulasılan nokta anlatılmaktadır. Anahtar Kelimeler : Verimlilik, Etkililik, Etkinlik, Verimlilik Arttırma Teknikleri, Süreç Yönetimi.

EtkinlikSüreç yönetimiVerimlilik
Çağlayan Özbek
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan kaynakları yönetiminde performans teknolojisi modeli ve makina mühendisliği alanında bir uygulama

nsan Performansı Teknolojisi Modeli ile; çalısanların, çalıstıkları organizasyonlarda kendilerinden beklenen performansı gösterebilecekleri organizasyon yapısının olusturulması hedeflenmektedir. Bu çalısmada; tüm çalısanların, kendilerinden beklenen performansı gösterebilecekleri yapının olusturulmasıyla ilgilenenlere, yol gösterici olmak adına öncelikle performans teknolojisi modeli ve bu modelin olusturulma süreçleri incelenmistir. Buradaki tek amaç; çalısanların, kendilerinden beklenen performansı gösterebilecekleri organizasyon yapısının olusturulması degil, aynı zamanda çalısan motivasyonunun yüksekseltilmesi ve organizasyon hedeflerinin, kisisel hedefler gibi benimsenmesinin saglanmasıdır. Bu çalısma, öncelikle islevsel ve uygulanabilir bir performans teknolojisi modeli ortaya koymayı hedeflemektedir. lk okundugunda daha çok sayısal ya da bir baska deyisle mühendislik çagrısımı yapan teknoloji kelimesi, burada aslında ilgili yöntem ve araçların tümünü kapsayan bütünsel bir süreci ifade etmektedir. Yani performans teknolojisi; performans sorunlarının belirlenmesi, belirlenen sorunların ana neden analizlerinin yapılması, uygun çözümlerin seçilmesi, uygulanması ve de son olarak sonuçların degerlendirilmesi sürecindeki tüm yöntem ve araçları ortaya koyan bir model olacaktır. Uygulama bölümünde ise, mühendisligin yogun olarak kullanıldıgı ve çalısan performansının, çalısan kalıcılıgının çok önemli oldugu mühendislik alanlarından biri olan makine mühendisliginin mekanik tasarım dalında bir çalısma yapılacaktır. Anahtar Kelimeler : Performans, Teknoloji, Performans Teknolojisi, nsan Performansı Teknolojisi Modeli, Makine Mühendisligi, Mekanik Tasarım.

Makine mühendisliğiPerformansİnsan kaynakları yönetimi
Onur Muhteşem Çapan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Adana ili sanayi işletmelerinde hizmet içi eğitim bir uygulama

AdanaEndüstri işletmeleriEğitim+1
Ayla Kendi
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1994
00
Master'sOpen AccessEN

Examination of the antecedents of employee performance within the context of the Iraqi health sector

Dynamic changes and advances in work environments have created a great deal of pressure for organizations. Therefore, many organizations have implemented new strategies to improve employee performance and ensure efficient operations in such changing environments. Employee performance has become important for organizations in achieving their goals. This study examines the impact of employee training, job satisfaction, job characteristics, work meaning, and self-efficacy on employee performance. The research was carried out in the province of Babylon, located in the south-central region of Iraq. The research was conducted in health institutions in Iraq, and 280 employees working as technician, nurses, doctors and administrative staff in health services were included in the study by the way of convenience sampling method. The questionnaire method was used for data collection and the form was developed based on previous studies in the literature. The findings show the training and job satisfaction significantly and positively affect employee performance. On the other hand, job characteristics, work meaning, and self-efficacy have not significant effect on employee performance for the research sample. Keywords: Employee Performance, Training, Job Characteristics, Job Satisfaction, Work Meaning, Self-Efficacy.

Enterprises with revolving funds
Dheyaa Enad Naser Al-janabı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Hücresel üretim sistemi ve bir sanayi işletmesinde uygulaması

ÖZET Grup teknolojisinin uygulaması olan Hücresel Üretim Sistemi parti tipi üretim yapan firmaların verimliliğini arttırabilir. Hücresel üretimde benzer parça-makinalar parça/makina hücrelerini oluşturmak amacıyla kümelendirilir.Bu yaklaşımın tasarımındaki ilk ve en önemli adım parça ailelerinin ve makina hücrelerinin etkin bir şekilde oluşturulmasıdır. Bundan sonra iş akışını basitleştirmek amacıyla makina hücrelerine uygun bir yerleşim düzeni yapılmalıdır.Hücresel üretim sisteminin tasarım prosesi stratejik, örgütsel ve işlevsel kapsamda karşılıklı etkileri düşündüğünden oldukça karmaşıktı». Buamaçla, hücresel üretim sisteminde parça/makina hücrelerinin oluşturulması için sezgisel bir kümelendirme yöntemi geliştirilmiş ve bir sanayi işletmesinde uygulaması yapılmıştır. ABSTRACT In the application of group technology cellular manufacturing has been accepted as a means for improving productivity in batch production systems in cellular manufacturing, similar machines are grouped to form the cells and similar components are grouped to form component families.Therefore the initial step in designing a cellular manufacturing system is the identification of part families and formation of machine cells to produce them. A heuristic is proposed for grouping of machines and components in cellular manufacturing. The method adopts the principle strength coefficient using multidimensional scaling.

Hücresel üretimÜretim sistemleri
Ali Dülger
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Satış tutundurma yöntemleri ve tüketici satınalma davranışı üzerindeki etkisinin araştırılması

ABSTRACT The importance of the sales promotions that are used for many kind of products are increasing in the last years. The firms, by using the sales promotions and the other types of promotions try to effect the consumers. In order to take the attention of the consumers for products, increase the sales and provide the firms' continuity, the firms apply the sales promotions intensively. The consumers, by being effected from these sales promotions, can be able to buy another products instead of previously used products and make changings in their brand preferences. For these reasons, the importance of sales promotions in the marketing is also increasing and the necessity of studying the sales promotions in detail is appearing. Within this research, the sales promotions by taking in different point of views, have been tried to examine in detail. In addition, a research have been made to determine the effect of sales promotions on the consumer buying behavior. -V-

PazarlamaSatın alma davranışıSatış tutundurma+2
Nuriye Günebakan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Malzeme ihtiyaç planlaması ve bir sanayi işletmesinde uygulaması

ÖZET Bu araştırma çok aşamalı üretim sistemlerinde üretim çizelgelerini belirlemek için kullanılan bir malzeme yönetim tekniği olan Malzeme ihtiyaç Planlaması * nı (MRP) araştırmak amacıyla yapılmıştır. Bu amaçla MRP sistemi tanıtılmış ve uygulanma aşamasında izlenecek yöntem ve gerekli şartlar açıklanmıştır» Ayrıca MRP yapılırken izlenecek yaklaşım çerçevesinde,, MRP girdileri, MRP çıktıları ve MRP sisteminde sipariş miktarını bulma teknikleri irdelenmiştir. MRP sistemi işletmelerin yapısına ve yönetim şekline göre değişiklikler arz etmektedir. Uygulama yapılan işletmede MRP sisteminin işleyişi incelenmiş ve bilgisayar programı. qeliştirilmiştir.

Endüstri işletmeleriMalzeme ihtiyaç planlaması
Yadigar Yıldız Polat
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Bilgisayar destekli işletme bütçelerinin düzenlenmesi ve bütçeleme tekniklerindeki son gelişmeler

Planlama açısından bütçe, satış ve üretim faktörlerinin optimal kombinasyonlarını araştıran bütün bu faaliyetler için gerekli fon ve bilhassa nakit ihtiyaçlarını saptayabilen ve gerekli ayarlamaları yapabilen bir plandır.Bu yönüylede hedefsizliğin neden olabileceği faktör, güç ve zaman kaybını önleyen bir yönetim aracıdır. Bütçe elde bir ölçü, bir standart teşkil ettiği için satıştan başlayarak satın almaya kadar konu edindiği her bölümde ve bu bölümler arasmda koordinasyonu ve rasyonel çalışmayı, dolayısıyla faktörlerin etkin ve ekonomik kullanılmasını sağlayıcı bir araçtır. Bütçe aracı ile işletmenin çeşitli fonksiyonları ve neticede tüm işletme için bir hedef ve çalışma düzeni saptamak suretiyle fiili faaliyetleri bu ölçülerle karşılaştırarak denetlemek imkan dahilindedir. Bütçeler işletme içindeki genel ahengi temin etmek kadar rakamsal olarak sonuçların kontrolüne olanak verir. Sapmaların analizi ve düzeltilmesini sağlar. Bunun içinde periodik bütçe analizi ve faaliyet raporları kullanılır. işletmelerde bütçe yapılırken dar boğaz oluşturacak en önemli olay satış tahminlerinin güvenilir olmamasıdır. Bu yüzden bütçe raporu hazırlanırken ilk önce satış ele alınır ve diğer bütçe tahminleri satış bütçesine göre yapılır. Bir işletmenin bütçe dönemine ilişkin satışlarını mamullere, örgütsel sorumluluklara ve zaman dönemlerine göre gösteren, ayrıca işletme amaçlarıyla stratejilerine uygun biçimde düzenlenen satış planlarına satış bütçesi denir. Satış bütçesinin hazırlanmasında ve bütçe döneminde satılması tahmin edilen mamul miktarlarının belirlenmesinden sonra düzenlenen üretim bütçesi, işletmede her mamul için satışlar, stok miktarları ve üretim arasmda optimum bir dengenin sağlanmasını amaç edinir. İşletmenin üretim bütçesi verilerine uygun olarak planlanan üretimin, bütçe döneminde zamanında gerçekleşebilmesi için gerekli direkt ilk madde ve malzeme miktarının tahmin edilmesi için hazırlanan ilk bütçe direkt ilk madde ve malzeme hütçeleridir.Daha sonra üretim ve kullanılacak malzeme miktarları dikkate alınarak satm alma ve stok bütçeleri hazırlanır.Direkt işçilik giderleri, Genel üretim giderleri, satış giderleri, genel yönetim giderleri bütçeleri ile işletmenin tüm giderleri planlanmış olur. Bunların dışında kalan yatırım bütçeleri, işletme için bütçe çeşitlerinin bir başka yönünü temsil eder.Yatırm bütçesinde yer alan yatırım harcamaları ile bir işletmenin uzun süre gelir sağlayacak üretim faaliyetlerini yürütmek amacıyla üretim araçlarının özellikle sabit varlıkların tedariki için yaptığı kaynak ayrımı kastedilir. MUİşletme faaliyetleri için gerekli uygun miktardaki paranın, uygun zamanda, uygun yerde ve uygun maliyetle hazır bulundurulmasında uygulanacak yöntem ve kararların gösterildiği tablo nakit bütçesini oluşturur. İyi bir bütçe sisteminin son aşamasını gelir tablosu ve bilanço oluşturur. Gelir tablosu, işletmenin belli bir faaliyet dönemine ilişkin faaliyet sonuçlarını ve işletmenin saptamış olduğu amaç ve hedeflere ulaşıp ulaşmadığını ortaya koyar.Aynca bütçe çeşitlerinden elde edilen verilerle ilgili dönem içinde işletmenin karının ne olacağım belirler. Proforma bilanço gelecek faaliyet dönemi için planlanan faaliyetlerle, ulaşılması beklenen faaliyet sonuçlarım ve işletmenin mali durumunu özlü bir biçimde ortaya koyar. işletmelerde her bütçe çeşidi işletme için önemli ve değişik bilgiler ihtiva etmektedir.Bu bilgilerin dolayısıyla bütçe çeşitlerinin ayrıntılı olarak incelendiği uygulama kısmında, işletme bütçeleri sistemli bir şekilde incelenmiş, özel sektör işletmelerinde bütçe çeşitleri ve bir bütün olarak bütçe raporu ortaya konmuştur. vuı

Bilgisayar destekliBütçe sistemleriBütçeleme+1
Mustafa Çam
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1995
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye`de sosyal güvenlik kurumları birleşme proje analizi

Arastırmanın konusu ?Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumları Birlesme Proje Analizi? olarak belirlenmistir ve bu konuda sosyal güvenlik kurumlarının birlestirilmesi düsüncesine sebep olan kurumların sorunlarının ülke ekonomisini nasıl etkiledigine ve çözüm için gereken reform önerilerine deginilmistir. Sistem genel itibariyle incelendiginde; Emeklilik yası sorunu, mevzuat karmasası sorunu, denetim sorunu, fonların yanlıs alanlarda kullanılması sorunu, kurumlar arasındaki koordinasyon sorunu ve siyasal sorunlar yasaması sebebiyle elestirilmektedir. En önemlisi ise bu sorunlar sonucu ekonomide meydana gelen olumsuz etkilerin olusmasıdır. ncelenen konuda sistemin meydana getirdigi olumsuzlukların çözümü için birlestirme çabalarına ve reform sürecine deginilmistir. Sistem, tek basına yeterli olmayan reform önerileri sonucu meydana getirilen ve tam anlamıyla 1 Ocak 2008 tarihi itibariyle uygulanacak olan ?Yeni Sosyal Güvenlik Yasası? ile desteklenmektedir. Yasa bazı olumsuz yanlarının bulunmasına ragmen genel itibariyle incelendiginde uygulanması gerekli bir yapıyı olusturmaktadır. Anahtar Kelimeler: Sosyal Güvenlik, Sigorta, Emeklilik, Genel Saglık Sigortası

EmeklilikSağlık sigortasıSigorta+1
Ahmet Çetinel
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Enflasyon ortamında stok değerleme yöntemlerinin özellikle LİFO yönteminin faaliyet sonuçları üzerindeki etkileri

Bu çalışmanın anacı, enflasyon ortamında her bir stok değerleme yöntemlerinin etkilerinin ve yeterliliklerinin tespit edilmesidir. Bu çalışmayla özellikle, enflasyon ortamında çeşitli avantajlar sağlayan LZFO yönteminin isletme sonuçları üzerindeki etkileri incelenmiştir. Enflasyon işletmeleri ve muhasebe verilerini olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışmada bu etkilerin neler olduğu ve işletmelerin bu etkileri gidermek amacıyla ne gibi yöntemler kullandıkları belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, enflasyonun işletme stokları ve stok politikaları üzerindeki etkileri belirlenmiş ve her bir stok değerleme yöntemi enflasyonun etkileri de gözönünde bulundurularak incelenmiştir, enflasyonun etkilerini azaltıcı özelliği olan LIFO yöntemi daha ayrıntılı olarak ele alınmış ve bu yöntem bir işletme stoklarına uygulanarak işletme sonuçları üzerindeki etkileri gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise, enflasyon dönemlerinde LIFO yönteminin uygulanmasına ve yöntemin etkilerinin tespitine ilişkin ankete dayalı bir araştırmaya yer verilmiştir. ix

EnflasyonLIFO yöntemiStok değerleme+1
Zeynep Avcılar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin uluslararası pazarlara açılmada karşılaştıkları yönetim sorunlarının tesbit ve çözümüne ilişkin bir araştırma

Son yıllarda, gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerinde KOBİ'lerin önemli bir role sahip oldukları farkedilmeye başlanmıştır. Türk ekonomisi ile ilgilenen kişiler de, KOBİ'lerin ülke ekonomisinde önemli bir rol üstlendiklerini görmekte ve onlara daha fazla önem vermektedirler. Bugün, Gümrük Birliği nedeni ile KOBİ'ler Türkiye'de güncel konular arasına girmiş ve çeşitli gruplarca tartışma konusu yapılmıştır. Türkiye'nin Gümrük Birliği 'ne girmesinden sonra, Türk KOBl'leri artık uluslararası pazarlarda faaliyette bulunmak zorundadırlar. Böylece, KOBİ'ler uluslararası pazarlarda, ulusal pazaıdakinden farklı sorunlarla karşılaşacaklardır. Bu çalışmada, KOBİ'lerin Türk ekonomisine olan katkılarının, sanıldığından çok daha büyük olduğu ortaya konmaktadır. Ayrıca, bu çalışmada KOBİ'lerin, yönetimdeki eksikliklerden kaynaklanan başarısızlıklarının nedenleri üzerinde de durulmaktadır. Bundan başka, bu çalışmada, KOBİ'lerin yönetim sorunlarını çözmeye yardımcı olacak ve bu işletmelerin başarılarına katkıda bulunacak bazı öneriler getirilmektedir. Yapılan çalışmada, öncelikle KOBİ'ler ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra, KOBİ'lerin tanımı ve özellikleri genel olarak ele alınmaktadır. Daha sonra da, Türkiye'de ve uluslararası pazarlarda KOBİ'lerin yeri ve önemi üzerinde durulmaktadır. Bu bilgiler verildikten sonra, KOBİ'lerin yönetim sorunları ayrıntılı olarak incelenmektedir. Ayrıca, çalışmanın son bölümünde KOBİ'lerin yönetim sorunlarını kapsayan, ankete dayalı bir araştırma, yer almaktadır. Bu araştırma sonucunda elde edilen bulgular değerlendirilerek, KOBİ'lerin uluslararası pazarlara açılmada karşılaştıkları yönetim sorunlarının çözümüne yönelik öneriler getirilmektedir.

KOBİUluslararası pazarlarYönetim
Selen Doğan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
DoctorateOpen AccessTR

Ortak girişimler (Joint ventures) ve Türkiye`deki ortak girişimler karşılaşılan yönetim sorunlarının tespit ve çözümüne ilişkin bir araştırma

Son yıllarda, Türkiye'de ortak girişim türü ittifakların sayısında önemli artışlar gözlenmektedir. Bu artışın altmda yatan temel neden, özellikle gelişmekte olan ülkelerin pazarlarına girmekte sağladığı kolaylıklardır. Ortak girişimler sağlamış olduğu bu ve bunun gibi avantajların yatımda, pekçok sorunu da beraberinde getirmektedir. Bu sorunların başmda, ortak girişimlerin kendine özgü yapılarından kaynaklanan yönetim sorunları gelmektedir. îşte bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren ortak girişimlerin karşılaştıkları yönetim sorunlarım tespit etmek ve çözüm önerileri geliştirmek amacıyla uygulamalı bir araştırma yapılmıştır. Bu çerçevede öncelikle ortak girişim kavramı, yapısı ve türleri ele alınmıştır. Daha sonra, bazı ülkelerdeki ortak girişim uygulamaları hakkında bilgiler verilmiştir. Teorik bazda tespit edilen ortak girişimlerin yönetim sorunları ortaya konulduktan sonra, anket metodu kullanılarak Türkiye'deki ortak girişimlerin yönetim sorunları belirlenmeye çalışılmıştır. Anket sonuçlan değerlendirildikten sonra, tespit edilen yönetim sorunlarına ilişkin çözüm önerileri ortaya konulmuştur. x

Ortak girişimlerYönetim
Azmi Yalçın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Tüketicilerin sanal reklamlara karşı tutumları ve bir uygulama

Günümüzde küresellesmenin etkisi, ekonomilerin büyümesi ve teknolojinin gelismesi gibi etkenler, piyasadaki ürün ve hizmet sayısını arttırmıstır. Firmaların bu rekabet ortamında yarısta yer alabilmek için kullandıkları en önemli pazarlama yöntemlerinden biri reklamdır. Reklamların çogalması ve tüketicilerin yogun reklam mesajları arasında dikkatini çekmenin zorlasması üzerine etkisini yitiren TV reklamları kendini yenilemek zorunda kalmıs ve yeni metotlara basvurmustur. Bu metotlardan en yeni ve en etkililerinden biri, çekim sırasında programda yer almayıp, daha sonra görüntü üzerine dijital olarak eklenen sanal reklamdır. Bu arastırmanın amacı, çogalan ve popülerligini kaybeden TV reklamlarının, RTÜK'ün bu reklamlara getirdikleri kısıtlamaların ve tüketicilerin reklam basladıgında çogalan TV kanalları arasında gezinmesinin (zap) önlenememesi sonucunda ortaya çıkan yeni reklam metotlarından sanal reklamlara karsı tüketicilerin tutumlarını degerlendirmektir. Bu noktadan hareketle; tüketicilerin televizyon izleme, radyo dinleme, internet kullanma ve gazete okuma alıskanlıkları irdelenmis ayrıca tüketicilerin sanal reklamlara karsı tutumlarında demografik özelliklerin rolü de arastırma kapsamında incelenmistir. Bu çerçevede yapılan anket çalısması ile tüketicilerin sanal reklamlara karsı tutumları tespit edilmeye çalısılmıstır. Arastırma sonucunda tüketicilerin sanal reklamları büyük ölçüde sakıncalı gördükleri, faydalarına ve marka üzerindeki etkilerine büyük ölçüde katılmadıkları, tüketicilerin sanal reklamların yayınlanan program sırasında sayısının artmasının antipati yarattıgına dair düsünceye büyük ölçüde katıldıkları, kadınların erkeklere oranlara sanal reklamların TV ekranlarına katkısına daha çok inandıkları gibi sonuçlara varılmıstır. Bütün bu sonuçlardan hareketle reklam verenlerin ve TV kanallarının sanal reklam uygulamalarının, özellikle tüketicileri rahatsız etmeden programın uygun yerlerine ve sayı bakımından abartılmayacak sekillerde kullanılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Reklam, Sanal Reklam, Yeni Reklam Metotları, Pazarlama letisimi, Tutundurma Karması Elemanları

Alper Güleçoğlu
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00