
4,723
Archived Theses
5
DOIs Assigned
0%
DOI Rate
Discipline
Sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimi: Sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalık ile problem kurma becerisi geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması
Araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf düzeyinde sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin gelişimine etkisini incelemek, uygulama sürecinde karşılaşılan sorunları belirlemek, belirlenen sorunlara çözüm yolları üretmek, üretilen çözümleri uygulayarak değerlendirmektir. Bu amaca yönelik, bu çalışma eylem araştırması olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada katılımcıların belirlenmesinde amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Katılımcıların seçiminde ölçüt olarak orta-sosyoekonomik bölgede yer alan bir devlet okulunda yedinci sınıf düzeyinde matematik uygulamaları dersini alıyor olmaları, belirlenen problem durumuna yönelik sınıfta sorun yaşanıyor olması göz önünde bulundurulmuştur. Bu doğrultuda araştırmanın katılımcılarını, Adana ili Yüreğir ilçesinde, orta sosyoekonomik bir bölgede yer alan bir devlet okulunda 2014-2015 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde matematik uygulamaları dersini alan 17 yedinci sınıf öğrencisi oluşturmuştur. Araştırmada, on haftalık bir uygulama gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın nicel verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu ve Problem Kurma Beceri Testi ile toplanmıştır ve bu iki ölçme aracı uygulama öncesi ve sonrası olarak iki kez uygulanmıştır. Araştırmanın nitel verileri ise, hem uygulama öncesinde hem de sonrasında yapılan sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerisine yönelik görüşlerini belirlemeye ilişkin yarı-yapılandırılmış görüşmeler, uygulama sürecine yönelik ders video kayıtları, her derse yönelik öğrenci öz-değerlendirmeleri, her döngü sonunda belirli öğrencilerin uygulama sürecine yönelik görüşlerini belirlemeye yönelik yarı-yapılandırılmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Verilerin analizi kapsamında, nicel verilere yönelik, bağımlı örneklemler için t-testi kullanılırken, nitel verilere yönelik içerik analizi yaklaşımı doğrultusunda tümevarımsal analiz, tümdengelimsel analiz ile betimsel analiz yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma verilerinin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları kapsamında, nitel verilere yönelik çeşitleme, uzman incelemesi, uzun süreli etkileşim, ayrıntılı betimleme ve raporlaştırma, temsil edilebilirliği kontrol etme ve örneklem seçimi, araştırmacı etkilerini kontrol etme, kayıtların teknik kalitesi ve transkriptlerin niteliği durumları göz önünde bulundurulurken, nicel verilere yönelik Kendall'ın Uyum Katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmada elde edilen mevcut durum değerlendirmesi bulgularına göre, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerinin düşük olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle, öğrencilerin uygulama öncesinde sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıklarının ve problem kurma becerilerinin yeterli olmayıp, geliştirilmesi gerektiği düşüncesiyle eylem araştırması yapılmasına karar verilmiştir. Eylem araştırması sürecinde daha çok, problem kurmada zorlanma ve dil-anlatım eksiklikleri, dışarıdan gelenlerin dersi bölmeleri, temel dört işlem becerilerinde ve büyük sayılarla işlem yapmada zorlanma, işlenen konuya yönelik önbilgi eksikliği, problem çözmede zorlanmaya yönelik sorunların olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin Sosyal Adalet ve Eşitlik Değerlerine İlişkin Farkındalık Düzeyi Belirleme Formu'na yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu durum, nitel bulgularla da desteklenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine yönelik farkındalık düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin Problem Kurma Beceri Testi'ne yönelik öntest ve sontest puanları karşılaştırılmasında, sontest puanları lehine anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin anlamlı bir şekilde arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumun, nitel bulgularla da desteklendiği belirlenmiştir. Bu bağlamda, uygulama sonucunda öğrencilerin problem kurma beceri düzeylerinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretiminin, öğrencilerin sosyal adalet ve eşitlik değerlerine ilişkin farkındalıkları ile problem kurma becerilerini arttırmada etkili olduğu belirlenmiştir. Öğretimin değerlendirilmesine yönelik bulgular doğrultusunda ise, sosyomatematiksel konularla bütünleştirilmiş matematik öğretimine yönelik öğrencilerin görüşlerinin genel anlamda olumlu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğretmenlerin genel öz yeterlilik algıları ile duygusal emek davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi: İzlenim yönetimi taktiklerinin aracılık rolü
Bu araştırmanın amacı, öğretmenlerin genel öz yeterlilik algıları, izlenim yönetimi taktikleri kullanımı ve duygusal emek davranışları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmada betimsel ve ilişkisel model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili, Şahinbey ve Şehitkâmil merkez ilçelerindeki ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem ise bu okullarda çalışan 480 ilkokul, 466 ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler, "Genel Öz Yeterlilik Ölçeği" , "Duygusal Emek Ölçeği" ve "İzlenim Yönetimi Taktikleri Ölçeği" aracılığı ile toplanmıştır. Verilerin analizinde SPSS ve AMOS istatistik programları kullanılarak, betimsel istatistikler hesaplanmış, korelasyon analizi ve yapısal eşitlik modeli analizi yapılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğretmenlerin genel öz yeterlilik algıları; izlenim yönetimi taktikleri kullanımlarını ve duygusal emek davranışlarını anlamlı bir şekilde yordamaktadır. Genel öz yeterlilik, duygusal emeğin yüzeysel rol yapma alt boyutu ile negatif yönde; derinden rol yapma ve doğal duygular alt boyutları ile pozitif yönde ve anlamlı bir ilişkiye sahiptir. İzlenim yönetimi taktikleri, genel öz yeterlilik ile yüzeysel rol yapma arasında tam aracı role sahipken; genel öz yeterlilik ve derinden rol yapma arasında kısmi aracı role sahiptir. İzlenim yönetimi taktiklerinin, genel öz yeterlilik ve doğal duygular arasında aracı rolü bulunmamaktadır. Öğretmenler, kullanacakları izlenim yönetimi taktiklerini ve sergileyecekleri duygusal emek davranışlarını, genel öz yeterlilik algılarına göre belirlemektedir.
Üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi
Bu araştırmada üniversite öğrencilerinde yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz anlayışın aracı etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini Adana ili Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde okuyan yaşları 18 ile 40 aralığında değişen 308 kız 97 erkek olmak üzere toplam 405 öğrenci oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Yaşam Doyumu Ölçeği (Diener, Emmons, Larsen & Griffin, 1985), Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (Smith, vd., 2008) ve Öz Anlayış Ölçeği (Neff, 2003b) ve araştırmacı tarafından hazırlanan kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Veriler AMOS ve SPSS 22.0 programlarından faydalanılarak Bağımsız gruplar t testi, Tek yönlü varyans analizi, Pearson moment çarpım korelasyonu, Doğrulayıcı faktör analizi ve Yapısal eşitlik modeli ile analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık, yaşam doyumu ile öz anlayış ve öz anlayış ile psikolojik sağlamlık değişkenleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Bunun yanında yaşam doyumu ile psikolojik sağlamlık arasında öz anlayışın kısmi aracı etkisinin olduğu ortaya çıkmıştır. Araştırmanın diğer bulguları ise yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık ve öz anlayışın her birinin cinsiyet ve yaş değişkenlerine göre anlamlı olarak farklılaşmadığı yönündedir. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, öz anlayış.
Lise öğrencilerinin denetim odaklarına göre mesleki olgunluklarının kariyer karar verme güçlüklerini yordama gücü
Bu araştırmanın amacı, lise öğrencilerinin denetim odaklarına göre mesleki olgunluk düzeylerinin kariyer karar verme güçlüklerini ne kadar yordadığını incelemektir. Araştırmada öğrencilerin toplam kariyer karar verme güçlük düzeyleri ile mesleki olgunluk arasında ilişki olup olmadığı, kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını mesleki olgunluğun yordayıp yordamadığı, iç ve dış denetim odağına sahip lise öğrencilerinin kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını mesleki olgunluğu yordayıp yordamadığı, öğrencilerin kariyer karar verme güçlüklerinin cinsiyete göre anlamlı bir farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Araştırma ilişkisel tarama modelinde betimleyici bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Adana il merkezinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı dört farklı anadolu lisesinde öğrenim gören 321'i kız ve 241'i erkek olmak üzere toplam 562 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmada öğrencilerin kariyer karar verme güçlüklerini ölçmek amacıyla Gati ve Saka (2001) tarafından geliştirilen ve Bacanlı (2008) tarafından Türkçeye uyarlanan Kariyer Karar Verme Güçlükleri Ölçeği (KKVGÖ) , öğrencilerin denetim odaklarını ölçmek amacıyla Rotter (1966) tarafından geliştirilen ve Dağ (1991;2002) tarafından Türkçeye uyarlanan Rotter'in İç-Dış Kontrol Odağı Ölçeği (RİDKOÖ) ve öğrencilerin mesleki olgunluk düzeylerini ölçmek amacıyla Kuzgun ve Bacanlı (2005) tarafından geliştirilen Mesleki Olgunluk Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmada öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt ölçek puan ortalamalarının, denetim odağı puan ortalamalarının ve mesleki olgunluk puan ortalamalarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı t testi ile incelenmiştir. Öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam puanlarının alt boyutları ve mesleki olgunluk puanları ile ilişkisi, iç denetimi yüksek olan öğrencilerin ve dış denetimi yüksek olan öğrencilerin kariyer karar verme güçlükleri toplam puanlarının alt boyutları ve mesleki olgunluk puanları ile ilişkisinin analizi için Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmaya katılan öğrencilerin, iç denetimi yüksek olan öğrencilerin ve dış denetimi yüksek olan öğrencilerin mesleki olgunluklarının kariyer karar verme güçlükleri puanlarını açıklama gücü regresyon analizi ile hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda, mesleki olgunluk ile kariyer karar verme güçlüğü arasında negatif yönde güçlü bir ilişki olduğu, mesleki olgunluk ile kariyer karar verme güçlüğünün hazırlık eksikliği alt boyutu arasında negatif yönde zayıf bir ilişki olduğu, bilgi eksikliği ve tutarsız bilgi alt boyutları arasında negatif yönde güçlü bir ilişki olduğu bulunmuştur. Kariyer karar verme güçlüğü toplam puanı ile hazırlık eksikliği alt boyutu arasında pozitif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu, bilgi eksikliği ve tutarsız bilgi alt boyutları arasında pozitif yönde güçlü bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulgularına göre mesleki olgunluk kariyer karar verme güçlükleri toplam ve alt boyutlarını yordamaktadır. İç denetimli öğrencilerin mesleki olgunluk puanları ile kariyer karar verme güçlüğü puanları arasında negatif yönde güçlü bir ilişki olduğu, dış denetimli öğrencilerin mesleki olgunluk puanları ile kariyer karar verme güçlüğü puanları arasında negatif yönde orta düzeyde bir ilişki olduğu bulunmuştur. İç ve dış denetimli öğrencilerde mesleki olgunluğun kariyer karar verme güçlükleri düzeyini yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca İç ve dış denetimli öğrencilerde kariyer karar verme güçlüğü alt boyutlarının mesleki olgunluk tarafından yordandığı bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre cinsiyete göre kariyer karar verme güçlüklerinde anlamlı bir fark yoktur. Kariyer karar verme güçlüğü alt boyutlarına göre hazırlık eksikliği ve bilgi eksikliği alt boyutlarında kız öğrencilerin puanları erkek öğrencilere göre daha yüksektir. Tutarsız bilgi alt boyutlarında ise erkek öğrencilerin puanları kız öğrencilere göre daha yüksektir. Anahtar Kelimeler: Lise öğrencileri, kariyer karar verme güçlüğü, denetim odağı, mesleki olgunluk
Boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlık
Bu araştırmada boşanmış kadınların yaşam doyumlarının yordayıcısı olarak psikolojik sağlamlıklarını incelemek ve ayrıca kadınların yaşam doyumlarında bazı (yaş, eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu, sahip olunan çocuk sayısı) değişkenlere göre anlamlı bir farklılık olup olmadığını ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemini, yaşları 23 ile 67 arasında değişen Adana ilinde yaşayan 163 boşanmış kadın oluşturmuştur. Boşanmış kadınların psikolojik sağlamlıklarını ölçmek amacıyla "Connor-Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği", yaşam doyumu düzeylerini ölçmek için ise "Yaşam Doyumu Ölçeği" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından hazırlanmış olan ve demografik bilgilere ulaşmayı amaçlayan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler SPSS 17.0 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Veri analizinde Çoklu Regresyon Analizi, Bağımsız Gruplar için T-Testi ve Kruskal Wallis'ten yararlanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; boşanmış kadınların psikolojik sağlamlığının yaşam doyumu düzeylerini düşük düzeyde anlamlı biçimde yordadığı görülmektedir. Ayrıca psikolojik sağlamlık ölçeğinin alt boyutları olan azim ve kişisel yetkinlik, negatif durumlara tolerans ve manevi eğilim değişkenlerininde hep birlikte, boşanmış kadınların yaşam doyumlarını düşük düzeyde yordadığı ortaya çıkmıştır. Araştırmadan elde edilen diğer bulgulara göre; boşanmış kadınlarda yaş ile yaşam doyumu arasında anlamlı bir farklılık bulunmamışken; yaşam doyumu ile eğitim düzeyi, gelir durumu, çocuk sahibi olup olmama durumu ve sahip olunan çocuk sayısı değişkenleri arasında anlamlı bir farklılık olduğu bulgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yaşam doyumu, psikolojik sağlamlık, boşanma, kadın.
Okul öncesi eğitimde STEM yaklaşımının uygulanabilirliği (Eylem araştırması)
STEM, [Fen (Science), Teknoloji (Technology), Mühendislik (Engineering) ve Matematik (Mathematics)] kelimelerinin İngilizce karşılıklarının baş harflerinin kısaltmasından meydana gelen ve bu alanları kapsayan bir yaklaşımdır. STEM yaklaşımı öğrencinin aktif katılımının sağlandığı, disiplinler arası ve uygulamaya yönelik eğitim modelini ifade ettiğinden okul öncesi eğitimde yer alması kaçınılmazdır. Bu çalışmanın genel amacı, okul öncesinde STEM yaklaşımının uygulanabilirliğini ve etkililiğini araştırmaktır. Üç aşamalı olarak gerçekleştirilen çalışmada ilk olarak okul öncesinde STEM uygulaması için gerekli olan fiziksel kapasite ve öğretmen özellikleri boyutunda bağlamın nasıl olması gerektiği araştırılmıştır. İkinci aşamada, okul öncesinde STEM uygulanabilmesi için eğitici eğitim programı geliştirilmesi, uygulanması ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar ile bu sorunların çözümüne odaklanılmıştır. Üçüncü aşamada, okul öncesi öğretmenlerinin STEM etkinlikleri geliştirme, gerçek sınıf ortamlarında uygulama ve süreç yönetme becerileri araştırılmıştır. Ayrıca STEM eğitim yaklaşımına uygun olarak geliştirilen etkinliklerin öğrencilerin bilişsel süreç, sosyal ürün ortaya koyma, takım çalışması ve sunum becerileri üzerindeki etkileri de araştırılmıştır. Araştırmada eylem araştırmasının teknik/bilimsel/işbirlikçi modeli temel alınmıştır. Araştırma 2017-2018 eğitim - öğretim yılında Gaziantep ilindeki özel bir okulda ve bu okulda görev yapan üç okul öncesi öğretmeni ve 57 okul öncesi dönemdeki çocuklar üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında okulun STEM yaklaşımına uygun özelliklere sahip olup olmadığı incelendikten sonra STEM için gerekli özellikler tamamlanmıştır. Daha sonra öğretmenlere yönelik sekiz ana oturum ve iki ek oturum olmak üzere toplamda on oturumdan oluşan iki buçuk aylık STEM eğitici eğitim programı geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Uygulama sürecinde ortaya çıkan sorunlara yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. Bir sonraki aşamada eğitici eğitimi alan öğretmenler kendi sınıflarında araştırmacı mentörlüğünde STEM yaklaşımına uygun etkinlikleri uygulamışlardır. Bu süreçte öğretmenlerin STEM becerilerini transfer etme durumları, gerçek sınıf ortamında ortaya çıkan sorunlar belirlenmiş ve buna yönelik çözüm önerileri geliştirilmiştir. En son aşamada STEM etkinliklerinin okul öncesi dönemdeki çocuklar üzerindeki etkiliği incelenmiştir. Araştırmada veri toplama araçları olarak, uygulama okulu yıllık ve aylık planları, eğitim alanı ortam fotoğrafları, öğretmenlerin özgeçmişleri, öğretmenler tarafından geliştirilen STEM etkinlikleri, öğretmenlerle gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmeler, bilgi temelli hayat problemi (BTHP) rubriği, STEM ders planı rubriği, öğretmenlere yönelik başarı testi, STEM eğitici eğitimi değerlendirme anketi, bilişsel süreç: mühendislik rubriği, sosyal ürün genel rubriği, sosyal ürün: takım çalışması rubriği, yarı yapılandırılmış gözlem formu, öğretmen günlükleri şeklinde farklı nitel ve nicel veri toplama araçlarından yararlanılmıştır. Nitel veri toplama araçlarından elde edilen veriler betimsel ve içerik analizine tabi tutulurken, nicel veri toplama araçlarından elde edilen veriler SPSS 23.0 Paket Programı üzerinden aritmetik ortalama, standart sapma, frekans ve yüzde hesaplamalarıyla birlikte Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ve Friedman Testi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; okul öncesi öğretmenlerinin STEM eğitimine yönelik pozitif bir tutuma sahip olmalarına rağmen okul öncesi eğitim kurumlarının STEM'e yönelik teknik, fiziki ve beşeri kapasitelerinin geliştirmeye açık olduğu saptanmıştır. Araştırmada katılımcıların, amaca uygun olarak tasarlanan bir STEM eğitici eğitiminde kazandıkları beceri ve yeterlikleri sınıf ortamına başarıyla transfer ettikleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin STEM ile ilgili BTHP ve ders planı hazırlama boyutlarında eksiklikler gözlemlenmiştir. Geliştirilen çözüm önerileri ile eksikliklerin azaldığı tespit edilmiştir. Buna ek olarak, sınıf içi STEM etkinlik uygulamalarının okul öncesi dönemdeki çocukların sosyal ürün ortaya koyma, sosyal ürün takım çalışması, sosyal ürün sunum ve bilişsel süreç mühendislik becerileri üzerinde pozitif yönde kalıcı bir etki meydana getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak, STEM yaklaşımının okul öncesinde uygulanabileceği ve etkili olabileceği söylenebilir. Araştırma kapsamında, araştırmacılara, politika geliştiricilere ve uygulayıcılara yönelik öneriler getirilmiştir.
2015 ve 2017 ortaokul Türkçe öğretim programlarındaki kazanımların yenilenmiş Bloom taksonomisine ve öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Bu çalışma, 2015 ve 2017 Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımlarını Yenilenmiş Bloom Taksonomine göre analiz etmek ve Ortaokul Türkçe Dersi Öğretim Programı ve kazanımları ile ilgili olarak öğretmenlerin görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmış, veri toplama araçları olarak da Doküman Analizi ve Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında 2015 programına ait 293, 2017 programına ait 289 olmak üzere toplamda 582 kazanım incelenmiş; kazanımlar dört farklı araştırmacı tarafından sınıflandırılmış, tereddütte kalınan durumlarda uzman görüşüne başvurulmuştur. Araştırmada ayrıca yarısı erkek, yarısı da bayan öğretmen olmak üzere toplam 14 öğretmenle görüşülmüştür. Araştırma sonucunda 2017 Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımlarının 2015 Türkçe Dersi Öğretim Programı kazanımlarından taksonomik olarak bir farklılık göstermediği, her iki programda da taksonominin bilgi boyutunda "Kavramsal" ve "İşlemsel" bilgiye ağırlık verildiği, üstbilişsel bilgiye yer verilmediği; bilişsel süreç boyutunda ise "Hatırlama" ve "Değerlendirme" ye yeterince verilmediği bulgusuna ulaşılmıştır. Yapılan görüşme sonucunda ise öğretmenler, 2017 Türkçe Dersi Öğretim Programındaki en büyük değişikliğin dilbilgisi alanında olduğunu, bununla birlikte yeni programda sınıf içi etkinlik sayılarının artırıldığını dile getirmişlerdir. Öğretmenler ayrıca hem kazanımların taksonomik düzeyleri hem de üstbilişsel beceriler konusunda yeterli düzeyde bilgi sahibi olmadıkları yönünde görüş bildirmişlerdir. Araştırma sonuçlarına göre taksonomik olarak kazanımlarda üstbilişsel bilgiye ve bilişsel süreç boyutunda "Değerlendirme" boyutuna daha çok yer verilmesi; öğretmenlere kazanımların taksonomik düzeyleri ve üstbilişsel beceriler konusunda bilgi verilmesi önerilebilir.
Eğitim kurumlarında duygusal istismar ve yansımaları: Nitel bir çalışma
Bu araştırma üniversite öğrencilerinin geçmiş eğitim kurumlarında öğretmen ve okul yöneticileri tarafından maruz kaldıkları duygusal istismarın ve bu yaşantının birey üzerindeki yansımalarının incelendiği nitel bir araştırmadır. Araştırmaya Akdeniz bölgesinde bulunan bir üniversitede lisans sekizinci dönemde eğitim görmekte olan 18 birey (11 kadın, 7 erkek) katılmıştır. Araştırmada, veri toplamak amacıyla araştırmacı tarafından hazırlanan "yarı yapılandırılmış görüşme formu ve katılımcıların demografik bilgilerine ulaşmak amacıyla "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen veriler nitel veri analizi yöntemlerinden içerik analizi yoluyla analiz edilmiş ve bulgular temalar halinde sunulmuştur. Araştırma sonucunda eğitim kurumunda öğretmen ve okul yöneticileri tarafından duygusal istismara maruz kalan bireylerin duygusal istismar ve maruz kaldıkları duygusal istismarın yansımalarına ilişkin bulgular on tema altında toplanmıştır. Bu temalar şu şekildedir: (1) duygusal istismar ve duygusal istismar türleri, (2) duygusal istismar ve özellikleri, (3) duygusal istismarın öznel yansımaları, (4) duygusal istismarın bireyin aile ve arkadaş ilişkilerine yansıması, (5) duygusal istismarın bireyin eğitim-öğretim yaşamına yansıması, (6) duygusal istismarın bireye katkıları ve bireyin yaşamında yarattığı engelleyici unsurlar, (7) duygusal istismara maruz kalınmasaydı oluşabilecek benlik tasarımları, (8) bir psikolojik danışman olarak eğitim kurumunda öğretmen okul yöneticisi tarafından duygusal istismar davranışına yönelik sergilenebilecek tutum, (9) duygusal istismarı önlemeye yönelik öneriler ve (10) duygusal istismar ve yansımaları üzerine gerçekleştirilen çalışmanın psikolojik danışma ve rehberlik (PDR) açısından önemi. Araştırma sonuçları eğitim kurumlarında öğretmen ve okul yöneticileri tarafından duygusal istismara maruz kalan bireylerin bu yaşantının yansımalarını uzun süre taşıdığına ve taşımaya devam ettiğine işaret etmektedir. Birey, ailesi ve yaşadığı çevre tarafından desteklense de maruz kaldığı duygusal istismarın duygu, düşünce ve davranışları üzerinde çoklu yansımalar yarattığı gözlemlenmiştir. Anahtar Kelimeler: İstismar, duygusal istismar, eğitim kurumları.
Suriyeli ve Türk öğrencilerin İngilizce öğretimine ilişkin yaklaşımları
Bu araştırmanın amacı 9. sınıfa devam eden Türk ve Türkiye'de yaşamakta olan Suriyeli öğrencilerin İngilizceye olan tutumlarının karşılaştırılmalı olarak incelenmesidir. Çalışmada karma desen modeli kullanılmıştır, nicel boyutunda ölçme aracı olarak "İngilizce Öğrenmeye İlişkin Tutum Ölçeği", nitel boyutunda ise katılımcı görüşme formu kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini Gaziantep Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde öğrenim görmekte olan 9. Sınıf öğrencileri oluşturmuştur. Tutum ölçeğinin analizinde t-test, ANOVA uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, Suriyeli öğrencilerde cinsiyete, aile ortalama gelirlerine, İngilizce öğrenme yılı, başarı algıları, babanın eğitim durumuna ve annenin eğitim durumuna göre farklılaşma olmuştur. Suriyeli öğrencilerde kız öğrenciler, 6 yıl İngilizce öğrenenler, kendilerini çok başarılı olarak algılayanlar, babaları ilkokul mezunu olanların, anneleri ilkokul ve üniversite mezunu olanların tutumları daha olumlu iken, ailelerinin aylık geliri 801-1000TL olan öğrencilerin tutumları daha düşüktür. Türk öğrencilerin de ise cinsiyete, aile ortalama gelirlerine, başarı algıları ve babanın eğitim durumuna göre farklılaşma olmuştur. Kız öğrencilerin, ailelerinin aylık geliri 801-1000 TL olanların, babaları üniversite mezunu olanların tutumları daha olumlu iken kendilerini başarısız olarak algılayanlar daha olumsuz tutuma sahiplerdir. Nitel analiz sonuçlarına göre de sorun olarak öğretmen yetersizliği, konuşma eksikliği, ders saati yetersizliği ve önemsememe ön plana çıkmıştır. Öğrenme nedeninde sevme, dil öğrenme ve iletişim, gelecekte kullanım görüşünde ise sosyalleşme, mesleki gereklilik, seyahat ifade edilmiştir. Çözüm önerileri bağlamında öğretmen niteliği, görsel malzeme kullanımı ve ilgilenilme, iletişimsel yenilik temasında ise teknolojik araç kullanımı, görsellik ve kaynak temini önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: İngilizce Öğrenimi, Tutum, Türk öğrenciler, Suriyeli Öğrenciler, Lise
Mevsimsel tarım işçileri (MTİ) olarak çalışan ailelerin, okul çağındaki çoçuklarının eğitim sorunlarının öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerine göre değerlendirilmesi
Türkiye'de tarım sektöründeki işgücünün önemli bir kısmı geçici mevsimlik tarım işçisi olarak çalışmaktadır.Bu işçiler, çalışacakları bölgelere çoğunlukla aileleri ile birlikte geçici olarak göç etmektedir.Bu mevsimlik çalışma göçü, birçok sorunu barındırmakta ve özellikle de çocukların eğitimini olumsuz yönde etkilemektedir.Bu araştırmanın amacı, Mevsimlik Tarım İşçisi (MTİ) olarak çalışan ailelerin okul çağındaki çocuklarının eğitim sorunlarını incelemektir. Araştırmada, nitel yaklaşım kapsamında durum çalışması deseni kullanılmıştır.Araştırma kapsamına Şanlıurfa İlinin Akçakale ilçesinde seçilen 18 öğretmen, 10 veli, 15 öğrenci katılmıştır. Veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından her bir katılımcı grup için hazırlanan görüşme formu yardımıyla toplanmıştır. Toplanan veriler Nvivo yazılımı ile analiz edilmiştir. Öncelikle veriler serbest kodlama ile kodlandıktan sonra kodlar kategori ve temalar altında toplanmıştır. Ham kodlama bir ay sonra tekrar gözden geçirilmiş ve tekrar kodlanmıştır. Her iki kodlamadaki benzer ve farklılıklar belirlenerek kodlama güvenirliği hesaplanmıştır. Farklı kodlar sayısı 15 iken benzer kod sayısı 149 olduğu tespit edilmiştir. Benzerlik oranı %90 olarak hesaplanmıştır. Araştırma sonucunda i) MTİ olarak çalışan ailelerin çocuklarının ailelerinden yeterince destek almadıkları ve bunların büyük kısmının kız çocukları olduğu; ii) Öğrencilerin okul devamsızlıkları ve sürekli yer değiştirmeleri sonucu okula yönelik tutumlarının negatif olduğu; iii) Öğrencilerin gerek akademik gerekse sosyal ve psikolojik sorunlar yaşadığı ve iv) Öğrenciler için yeterli düzeyde telafi eğitim hizmeti sağlanamadığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Çalışmada ayrıca, velilerin ve öğretmenlerin sorunların çözümü için ekonomik ve istihdam odaklı öneriler getirdiği görülmüştür.
Sınıf içi farklı liderlik tipleri bağlamında sınıf atmosferinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı öğretmenlerin sahip oldukları farklı liderlik tiplerinin sınıf atmosferi boyutları üzerinde oluşturduğu durumların ortaya çıkarılmasıdır. Bu amaç doğrultusunda beş liderlik tipinin (Yasal, ödüllendirici, uzman, benzeşim ve cezalandırıcı liderlik tipleri) sınıf atmosferinin boyutları (Ders işlenişi, sınıf düzeni, demokratik ortam, motivasyon, disiplin, duygusal boyut, iletişim ve katılım) üzerindeki durumları incelenmiştir. Bu çalışmada, nitel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada nitel araştırma modellerinden durum çalışması kullanılmıştır. Durum çalışması için hem gözlem hem de görüşme yapılmıştır. Ayrıca öğretmenin (liderin) sınıf atmosferi üzerinde oluşturduğu değişimler incelendiği için bütüncül tek durum deseni seçilmiştir. Araştırmanın evrenini Gaziantep ilindeki sınıf öğretmenleri oluşturmaktadır. Evren içinden basit seçkisiz yöntem ile 308 sınıf öğretmeniyle Sınıf içi liderlik tipi ölçeğinin geçerlik – güvenirlik çalışması yapılmıştır. Söz konusu ölçek 5 boyutta 58 maddeden oluşmaktadır. Geçerlik – güvenirlik çalışmaları sonrasında ölçek düzenlenmiş ve ulaşılabilirlik yöntemi ile 27 sınıf öğretmenine son hali uygulanmıştır. Çalışma grubunu, amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 4 sınıf öğretmeni ve bu öğretmenlerin sınıflarında yer alan kolay ulaşılabilir durum örneklemesi yöntemi ile belirlenmiş 20 öğrenci oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri toplama aracı olarak gözlem formu, görüşme formu kullanılmıştır. Gözlem formunda sınıf atmosferinin 8 alt başlığı dikkate alınarak veriler toplanmıştır. Öğrencilere uygulanan görüşme formunda ise sınıf atmosferi temalı 10 soru yer almaktadır. Gözlem ve görüşmeler eş zamanlı olarak 2017-2018 eğitim – öğretim yılında Gaziantep ilinin Nizip ilçesinde yapılmıştır. Bu çalışmada gözlemden ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizi için betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında "Ders İşlenişi" boyutunda sınıf atmosferine en olumlu katkı ödüllendirici liderden gelmiştir. "Sınıf düzeni" boyutunda ödüllendirici liderin ön plana çıktığı sonucuna varılmıştır. "Demokratik ortam" boyutundaki sonuçlara göre uzman ve ödüllendirici liderlerin olumlu sınıf atmosferi için gerekli ortamı sağladıkları sonucuna varılmıştır. "Motivasyon" boyutunda yine ödüllendirici liderin en olumlu etkiyi yaptığı sonucu çıkmıştır. "Disiplin" boyutunda disiplinin, düzenin ve öğretmene itaatin en az olduğu liderin, benzeşim lider olduğu sonucu elde edilmiştir. "Duygusal boyut"ta sınıf atmosferine olumlu katkı uzman ve ödüllendirici liderden gelmektedir. Elde edilen bulgulardan, genel olarak tüm liderlerin sınıfında iletişimin ve derse katılımın iyi olduğu sonucu çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Sınıf Atmosferi, sınıf iklimi, Liderlik, Öğretmen Liderliği
Okul öncesi akran zorbalığı ölçeği öğretmen formu: Bir ölçek geliştirme çalışması
Bu araştırmada Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu geliştirilip ölçeğin geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Açımlayıcı faktör analizi (AFA) için Gaziantep'te çalışan toplam 279 okul öncesi öğretmeninden veri toplanmıştır. Kapsam geçerliliği doğrultusunda uzman ve öğretmen görüşleri alınarak oluşturulan 28 maddelik taslak form veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. AFA sonucunda 28 madde varyans değeri en yüksek olan maddeler belirlenmiştir ve varimax rotasyon yöntemi ile ölçek 14 maddeden oluşan iki faktöre indirgenmiştir. Rotasyon işleminde birinci boyut altında .52 ve üzeri yük değerlerine sahip dokuz madde olduğu görülmüştür. İkinci boyut altında .64 ve üzeri madde yüklerine sahip olan beş madde olduğu görülmüştür. İlgili maddelerin içerikleri göz önüne alınarak ilk boyut fiziksel/ilişkisel zorbalık olarak, ikinci boyut sözlü zorbalık olarak isimlendirilmiştir. Araştırmanın geçerliliğine yönelik yapılan doğrulayıcı faktör analizi için İstanbul'da çalışan toplam 247 okul öncesi öğretmeninden veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak AFA sonucu elde edilen 14 maddelik ölçek kullanılmıştır. Doğrulayıcı faktör analizi ile iki faktörlü yapı sınanmış ve sınanan modelin kabul edilebilir uyum endekslerine sahip olduğu saptanmıştır. Ölçeğin AFA ve DFA grubuna ait güvenirlik analizi yapılmıştır. AFA ve DFA grbuna ait madde toplam iç tutarlılığın her iki grup için .88 olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu'nun geçerli ve güvenilir bir ölçme aracı olduğu bulgulanmıştır. Geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak Okul Öncesi Akran Zorbalığı Ölçeği Öğretmen Formu, alan yazına ve araştırmacılara geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olarak katkı sağlamanın yanında akran zorbalığına karşı mücadele etmek isteyen okul psikolojik danışmanları, okul öncesi öğretmenleri ve okul idarecileri için önemli bir ölçüm aracı olacaktır. Anahtar Sözcükler: Okul Öncesi, Akran zorbalığı, Geçerlik, Güvenirlik, Açımlayıcı Faktör Analizi, Doğrulayıcı Faktör Analizi
Ortaokul öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi
Öğretmenlik mesleği geçmişten günümüze önemini her geçen gün artıran mesleklerin başında yer almaktadır. Dünyanın hemen her ülkesinde kutsal meslekler arasında yer alan öğretmenlik aynı zamanda stresli ve yorucu mesleklerden birisidir. Sahip oldukları sorumluluk nedeniyle hata yapma toleransları kısıtlı olan öğretmenler, bu stresli durum nedeniyle tükenmişliği en fazla yaşayan bireyler arasındadır. Tükenmişlik fiziksel, psikolojik ve ruhsal olarak insanlar üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Öğretmenlerin mesleklerinde başarılı olup her açıdan donanımlı nesiller yetiştirebilmeleri için yaptıkları işi sevmeleri ve çalıştıkları kuruma bağlı olmaları beklenmektedir. Buradan hareketle araştırmada öğretmenlerin tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin birlikte ele alınarak ayrıntılı bir şekilde incelenmesi önemli görülmüştür. Ortaokul öğretmenlerinin tükenmişlik düzeyleri ile örgütsel bağlılık düzeylerinin incelenmesi amacıyla yapılan çalışmada ölçekler toplam 372 öğretmene uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak örgütsel bağlılık ve Maslach Tükenmişlik Ölçekleri kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22.0 paket programı ile analiz edilmiştir. Çalışmada tanımlayıcı istatistikler olarak yüzde dağılımlar, ortalama ve standart sapma değerleri verilmiştir. Bağımsız değişkenlerin ikili gruplar arası karşılaştırmalarında parametrik t testi, çoklu gruplara ilişkin karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki açıklama düzeyini belirlemek için ise regresyon analizi uygulanmıştır. Sonuç olarak tükenmişliğin, örgütsel bağlılığın anlamlı bir yordayıcısı olduğu görülmüştür. Örgütsel bağlılıktaki toplam varyansın %34'ü tükenmişlik tarafından açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Bağlılık, Öğretmen, Tükenmişlik
Polislerin hayat boyu öğrenme eğilimlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, polis memurlarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerini incelemek ve bazı demografik değişkenlerle ilişkilerini ortaya koymaktır. Araştırmanın evrenini 2018 yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil İlçesi Emniyet Müdürlüklerinde görevli polis memurları oluşturmaktadır. Çalışmamın örneklemini ise farklı birimlerde görev yapan rasgele seçilen 304 polis memuru oluşturmaktadır. Nicel yaklaşım çerçevesinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmada, veri toplama aracı olarak "Kişisel Bilgi Formu" ve Yaman ve Yazar (2015) tarafından geliştirilen "Yaşam Boyu Öğrenme Eğilimleri Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeğin güvenirliği tespit edilmiş ve Cronbach Alpha katsayısı 0,97 olarak bulunmuştur. Araştırmada istatistiksel analizlerde bağımsız örneklemler t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (One-Way Anova) kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi sonucunda, çalışmaya katılan polis memurlarının yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, polislerin yaşam boyu öğrenme eğilimlerinin; cinsiyete, öğrenim düzeyine, mezun olunan okul türüne ve görev yapılan birime göre istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı, buna karşın yaş, mesleki kıdem ve yabancı dil bilgisi bakımından ise anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir.
Lise öğretmenlerinin bilişim teknolojilerini kullanım düzeylerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, lise kademesindeki öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin cinsiyet, branş, görev yaptığı okul türü, kıdem yılı, sınıf mevcudu, bilişim teknolojilerinin kullanımına ilişkin hizmet içi eğitim alma durumu, görev yaptığı okulda bulunan teknolojik araçların çeşitliliği değişkenleri açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin eğitim öğretim sürecinde bilişim teknolojilerinin kullanımına ilişkin görüşlerinin de belirlenmesi amaçlanmaktadır. Karma araştırma yönteminin kullanıldığı araştırmanın deseni açıklayıcı sıralı desen olarak belirlenmiştir. Çalışmanın örneklemi, 2018-2019 öğretim yılında Gaziantep İli Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinin Milli Eğitim Müdürlüklerine bağlı tabakalı örnekleme ile belirlenmiş on beş okulda (6 Anadolu Lisesi, 1 İmam Hatip Lisesi, 1 Fen Lisesi, 7 Meslek Lisesi) görev yapan toplam 513 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın veri toplama aracı olarak 'Öğretmenlerin Bilişim Teknolojisi Kullanım Düzeyleri Belirleme Ölçeği' ile görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin çözümlenmesinde yüzde, frekans, bağımsız gruplar t testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verilerinin analizinde ise içerik analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda, öğretmenlerin yaşı ve meslekteki kıdem yılı artıkça bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin azaldığı, okulda bulunan teknolojik araçlarının çeşitliliği arttıkça ise öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinin arttığı belirlenmiştir. Araştırmada ayrıca öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanım düzeylerinin cinsiyet ve hizmet içi eğitim alma değişkenlerine göre anlamlı farklılaştığı ve bu farklılığın kadın ve erkek öğretmenler arasında erkek öğretmeneler lehine, hizmet içi eğitim alan ve almayanlar arasında ise hizmet içi eğitim alanlar lehine olduğu tespit edilmiştir. Ancak araştırmada branş, sınıf mevcudu ve görev yapılan okul türüne göre öğretmenlerin bilişim teknolojilerini kullanma düzeylerinde anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Araştırmanın nitel bulguları incelendiğinde ise, öğretmenlerin dersin verimini artırmak ve görsellik sağlamak amacıyla bilişim teknolojilerini eğitim öğretim sürecinde kullandıkları belirlenmiştir. Bilişim teknolojilerinin kullanılmama sebebinin ise öğretmenlerin bilgi ve pratik eksikliği olduğu tespit edilmiştir. Bilişim teknolojilerinin daha etkin kullanabilmesi için öğretmenlere bu konuda verilecek eğitimlerin içeriklerinin uygulamaya dönük oluşturulması, öğretmenlerin bu eğitimlere katılımının arttırılması ve takibi önerilmektedir.
10. sınıf robotik kodlama öğretim programının (2020) katılımcı odaklı program değerlendirme yaklaşımıyla değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı 10. sınıf robotik kodlama öğretim programının (2020) katılımcı odaklı program değerlendirme yaklaşımı ile değerlendirmektir. Karma yöntemin kullanıldığı bu çalışma eş zamanlı çeşitleme ile desenlenmiş ve araştırmacının geliştirmiş olduğu 32 maddeden oluşan öğretmen görüşleri anketi, 8 maddeden oluşan öğrenci görüşleri anketi, yarı yapılandırılmış öğretmen görüşme formu ve yarı yapılandırılmış yönetici görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda Aydın ilinin Kuşadası, Söke ve Efeler ilçesindeki mesleki ve teknik ortaöğretim kurumlarında görev yapan 60 Bilişim Teknolojileri alan öğretmenine, 126 mesleki ve teknik ortaöğretim bilişim teknolojileri alan öğrencisine anket uygulanmıştır, nitel boyutunda ise 10 bilişim teknolojileri teknik öğretmenine, mesleki ve teknik ortaöğretim kurumunda görev yapan ve alanı bilişim teknolojileri olan 5 yönetici ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda yüzde, frekans, ortalama gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılarak veriler rapor edilmiştir, nitel boyutunda ise verilerin analizi betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiş ve analiz sonucu dört kategoriye (alt tema), öğretmen görüşmeleri için toplam 23 koda, yönetici görüşmeleri için toplam 20 koda ulaşılmıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre öğretmenlerin robotik kodlama öğretim programının geneline ve kazanım, içerik, eğitim durumları boyutuna ilişkin görüşlerinin katılıyorum düzeyinde olduğu, ölçme-değerlendirme boyutuna ilişkin görüşlerinin kararsızım düzeyinde olduğu görülmüştür. Ayrıca öğretmenlerin tamamına yakınının temrinlik malzeme yetersizliğini robotik kodlama dersine yönelik en önemli sorun olarak gördükleri sonucuna ulaşılmıştır. Öğrenci anketlerinden elde edilen veriler neticesinde robotik kodlama dersinin programlama mantığını somutlaştırabilmesi için yeterli düzeyde olduğu, robotik kodlama dersinin bilişim teknolojileri alanına olan öğrenci ilgisini artırdığı, bu dersin öğrenciler için kodlama eğitimini keyifli hale getirdiği, uygulama faaliyetlerinin öğrencilerin gelişimine uygun olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise öğretmen ve yöneticilerde yapılan görüşmeler neticesinde robotik kodlama öğretim programının kazanım ve içerik boyutlarında bir sıkıntı yaşanmazken eğitim durumları ve ölçme-değerlendirme boyutlarında temrinlik malzemelerin yetersizliği, maliyetli oluşu ve ulaşılabilir olmamasına bağlı olarak kazanımları gerçekleştirme noktasında öğretim programının uygulanışında aksaklıklar yaşandığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma kapsamında robotik kodlama öğretim programının uygulamada daha etkili olması, programın işleyişindeki yetersizliklerin giderilmesi ve güçlü yanlarının devam ettirilebilmesi için sistemin ihtiyaçlarının yeniden analiz edilmesi önerilmektedir.
Arapça öğretiminde ters yüz öğrenme modelinin 9. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve tutumlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı Ters Yüz Öğrenme Modelinin (TYÖM) Anadolu İmam Hatip Lisesi (AİHL) 9. sınıf öğrencilerinin akademik başarılarına ve tutumlarına olan etkisini ortaya çıkarmaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden ön test, son test deney ve kontrol gruplu yarı deneysel desenle ele alınmıştır. Araştırmada kullanılan başarı testi ve Arapça tutum ölçeği daha önce Tetik (2022) tarafından güvenirlik ve geçerlik analizleri yapılmış ölçme araçlarıdır. Başarı testinin "Okulum ve Arkadaşlarım" ünitesindeki kazanımlara uygun olup olmadığı ise Arap dili alanında uzman üç akademisyen ve bir ölçme değerlendirme uzmanıyla değerlendirilerek karar verilmiştir. Uzman görüşleri başarı testinin uygulanabilir olduğu yönündedir. Tutum ölçeğinin ve akademik başarı testinin sahibiyle e-posta yoluyla iletişime geçilmiş gerekli izinler alındıktan sonra araştırmada kullanılmıştır. Deney ve kontrol grubu (n=29) toplam yirmi dokuz öğrencidir. İmam Hatip Liseleri (İHL) çoğu il ve ilçelerde erkek ve kız imam hatip olarak ayrıldığı için araştırmadaki öğrencilerin tamamını erkek öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırma haftada dört saat olmak üzere toplam beş hafta uygulanmıştır. Araştırmacı TYMÖ aracı olarak "Eddpuzzle" uygulamasını deney grubuna ayrıntılı şekilde anlatmış ve üniteyle ilgili hazır videoları bu araçla öğrencilerine ulaştırmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 paket programı kullanılmış, bağımsız T-testiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçları açısından değerlendirildiğinde deney ve kontrol grubu öğrencilerinin son-test puanları karşılaştırılmış aralarında istatiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Deney ve kontrol gruplarının Arapça tutum ölçeği son- testleri arasında da benzer bir durum söz konusudur. Her iki grup karşılaştırıldığında anlamlı düzeyde bir farkın olmadığı çıkan sonuçlar arasındadır.
Oyunla matematik öğretiminin kesirlerle işlemler alt öğrenme alanında 6. sınıf öğrencilerinin başarısına etkisi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 6. sınıf matematik dersi kesirlerle işlemler alt öğrenme alanında oyunla öğretim yönteminin öğrencilerin akademik başarısı üzerine etkisini araştırmak ve oyunla öğretim sürecine ilişkin öğrenci görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırmada, öntest- sontest kontrol gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Uygulama 2022–2023 eğitim- öğretim yılında, Manisa ili Demirci ilçesinde bulunan 75. Yıl Alime Paşa Ortaokulu'nda öğrenim gören 6. Sınıf öğrencileriyle gerçekleştirilmiştir. Araştırma, deney grubunda bulunan 15 ve kontrol grubunda bulunan 16 öğrenciyle yürütülmüştür. Deney grubunda dersler oyunla öğretim yöntemi ile kontrol grubunda ise mevcut programın uygun gördüğü öğretim yöntemi doğrultusunda işlenmiştir. Araştırmada, öğrenci başarılarını belirlemek için deney ve kontrol gruplarına "Kesirlerle İşlemler Başarı Testi" ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Bununla beraber; deney grubu öğrencilerinin oyunla öğretim sürecine yönelik görüşlerini belirlemek için öğretim sürecinin sonunda yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada başarı testinden elde edilen nicel veriler SPSS ile analiz edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde bağımlı t-testi ve bağımsız t-testinden yararlanılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen nitel veriler ise betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda; deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Oyunla öğretim sürecine ilişkin alınan öğrenci görüşleri olumlu olduğu görülmüştür. Oyunla öğretim yönteminin başarıyı arttırmada ve öğrencilerin ilgisini çekmede mevcut programın uygun gördüğü öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İngilizce öğretmenlerinin program okuryazarlıkları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Öğretmenlerin temel yeterliklerden biri olan program okuryazarlığı, öğretmenlerin eğitim programının tüm unsurlarına hâkim olmalarını gerektirmektedir. Bu yeterliğe hâkim olan öğretmenlerden aynı zamanda, eğitim programı amaçlarına ulaşılabilmesi için, sınıf yönetiminde de iyi olmaları beklenir. Bu çalışmada İngilizce öğretmenlerinin program okuryazarlıkları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin görüşlerine göre, program okuryazarlıklarının sınıf yönetimi yeterlikleri üzerindeki rolü nedir? sorusuna yanıt aranmıştır. Araştırma nicel bir araştırmadır ve ilişkisel desende tasarlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılı döneminde Manisa ili genelinde, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki resmi devlet okullarının ortaokul düzeyinde çalışmakta olan İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilen 167 ortaokul İngilizce öğretmenidir. Verilerin toplanmasında kişisel bilgiler formu, Bolat (2017) tarafından geliştirilen ''Eğitim Programı Okuryazarlığı Ölçeği'' ve Çetin (2009) tarafından geliştirilen ''Sınıf Yönetimi Yeterliği Ölçeği'' kullanılmıştır. Ölçeklerden elde edilen veriler SPSS paket programına aktarılmasının ardından, verilerin normal dağılım göstermediği belirlenmiştir. Verilerin normal dağılımı göstermediğinin tespit edilmesiyle birlikte, verilerin analizinde parametrik olmayan test analiz yöntemleri kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizinde Kruskal Wallis testi, Man Whitney U testi, Spearman korelasyon analizi ve Sıralı lojistik regresyon analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmada elde edilen analiz sonuçlarına göre, birinci alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıklarına ve sınıf yönetimi yeterliklerine yüksek düzeyde sahip oldukları tespit edilmiştir. Eğitim programı okuryazarlığı boyutlarında yazma ortalamasının en yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Sınıf yönetimi yeterliği boyutlarında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin sınıf içi ilişkileri düzenlemeye ilişkin davranış düzeyinin ortalamasının en yüksek düzeyde olduğu görülmekte iken sınıfın fiziksel düzenini sağlamaya ilişkin davranış düzeyi ortalamasının en düşük düzeyde olduğu saptanmıştır. İkinci alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları ve sınıf yönetimi yeterlikleri cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, mesleki kıdem ve okulda hizmet süresi bağlamında incelenmiştir. Elde edilen bulgularda, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlığı ölçeği genelinde ve boyutları düzeyinde, sınıf yönetimi yeterliği ölçeği geneli ve boyutları düzeyinde yalnızca cinsiyet değişkenine göre kadın öğretmenler lehine anlamlı farklılık oluştuğu görülmüştür. Üçüncü alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları ile sınıf yönetim yeterlikleri arasında pozitif yönde ve yüksek düzeyde ilişki tespit edilmiştir. En yüksek düzeyde ilişki eğitim programı okuryazarlığı ile sınıf yönetimi yeterliği arasındadır. Okuma ve yazma değişkenleri arasında, okuma ve eğitim programı okuryazarlığı arasında, yazma ve eğitim programı okuryazarlığı arasında, yazma ve sınıf yönetimi yeterliği arasında yüksek düzeyde ilişki belirlenmiştir. En düşük düzeyde ilişki ise sınıf içi ilişkileri düzenleme değişkeni ile davranış geliştirme ve düzenleme değişkeni arasında, fiziksel düzeni sağlama değişkeni ile davranış geliştirme ve düzenleme değişkeni arasında olduğu bulgulanmıştır. Dördüncü alt problem bağlamında, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlıkları sınıf yönetimi yeterliklerine olan etkisi incelenmiştir. Elde edilen bulgularda, ortaokul İngilizce öğretmenlerinin eğitim programı okuryazarlığının sınıf yönetim yeterliği üzerinde orta düzeyde etkisi olduğu görülmüştür. Eğitim programı okuryazarlığı, okuma ve yazma boyutlarının sınıf yönetimi yeterliği üzerinde etkisinin anlamlı olduğu saptanmıştır. Eğitim programı okuryazarlığının, sınıf yönetimi yeterliği boyutlarından fiziksel düzeni sağlama, öğretim yönetimi, davranış geliştirme ve düzenleme üzerinde anlamlı etkisi olduğu belirlenmiştir. Eğitim programı okuryazarlığı okuma boyutunun, sınıf yönetimi yeterliği boyutlarından öğretim yönetimini yordadığı görülmekte iken, yazma boyutunun öğretim yönetimi ve davranış geliştirme ve düzenleme boyutlarını yordadığı tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Eğitim programı, Program okuryazarlığı, Sınıf yönetimi, İngilizce öğretmenleri, Öğretmen yeterliği
Yabancı dil olarak İngilizce öğrenen öğrencilerin düzeltici geribildirim algıları ile yabancı dil kaygıları arasındaki ilişki
Bu çalışmanın amacı yabancı dil ağırlıklı bölüm seçen 11 ve 12. Sınıf öğrencilerinin düzeltici geribildirim algıları ile sınıf içi yabancı dil kaygıları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeline göre desenlenmiştir. Çalışma grubunu, Manisa ilindeki Anadolu Liselerinde 2022-2023 yılında öğrenim gören, yabancı dil ağırlıklı alan seçimi yapmış 11 ve 12. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma verileri; Çetinkaya ve Hamzadayı (2015) tarafından Türkçeye uyarlanan, Fukuda (2004) tarafından geliştirilen "Düzeltici Geribildirim İnanç Ölçeği" ve Gürsu (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan, Horwitz ve diğerleri (1986) tarafından geliştirilen "Sınıf İçi Yabancı Dil Kaygısı Ölçeği" uygulanarak elde edilmiştir. Bu çalışmada verilerin analizinde SPSS istatistik programının 29.0.1.0 sürümünden yararlanılmıştır. Madde puanlarının normal dağılım durumu eğiklik ve basıklık değerlerinin incelemesi aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, katılımcıları kaygı düzeylerine göre gruplayabilmek için kortalamalar kümeleme analizinden yararlanılmıştır. Öte yandan, geçerlik ve güvenirlik analizleri kapsamında açımlayıcı faktör analizi ile Cronbach'ın alfası güvenirlik analizi uygulanmıştır. Ek olarak, çalışmada kullanılan ölçüm araçlarının kanıtlanması için bağımsız örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ile çoklu regresyon analizi istatistiklerinden yararlanılmıştır. Sınıf içi yabancı dil kaygısı ile düzeltici geri bildirim inancı arasında istatistiksel olarak anlamlı, negatif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bunun yanında, kaygı düzeyi düşük ve orta olan katılımcılar ile yüksek olan katılımcılar arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Son olarak, sınıf içi yabancı dil kaygısının düzeltici geri bildirim inancı üzerinde etkili olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Sınıf içi yabancı dil kaygısı; Düzeltici geri bildirim; Yabancı dil edinimi; Öğrenci algıları
Ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzları (Manisa ili örneği)
Bu araştırmanın amacı, resmi ortaokullarda görevli ortaokul öğretmenlerinin görüşlerine göre, okul yöneticilerinin liderlik stilleri ile yönetim tarzları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Literatürde benzer konularda yapılan çalışmalara rağmen, bu araştırmanın özgünlüğü, Manisa ilindeki iki büyük ilçedeki okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzlarının eğitim ortamına olan etkilerini öğretmen algıları üzerinden analiz ediyor olmasıdır. Bu çalışma, söz konusu ilçelerdeki okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzlarının, eğitim örgütlerinin hedeflerine ulaşmasındaki rolünü inceleyerek, eğitim yönetimi alanında katkı sağlamayı amaçlamıştır. Araştırma, okul yöneticilerinin liderlik ve yönetim tarzlarının öğretmenlerin algıları doğrultusunda değerlendirilerek, eğitim ortamındaki etkilerinin belirlenmesine odaklanacaktır. Bu kapsamda, nicel veri analizi yöntemlerinden ilişkisel tarama deseni kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini, Manisa İli Yunusemre ve Şehzadeler İlçelerinde 2023- 2024 Eğitim Öğretim Yılı içerisinde ortaokullarda görev yapan öğretmenler oluşturmaktadır. Yunusemre İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü verilerine göre ortaokullarda 728 öğretmen bulunurken, Şehzadeler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü verilerine göre ise 513 öğretmen bulunmaktadır. Toplamda bu iki ilçede ortaokullarda görev yapan 1241 öğretmenden 342'si örneklem olarak belirlenmiştir. Veri toplama sürecinde "Okul Yöneticilerinin Liderlik Stili Ölçeği" ve "Okul Yöneticilerinin Sergiledikleri Yönetim Tarzları Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen veriler, Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi, Bağımsız Örneklemler için ilişkisiz örneklemler t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi şeklinde parametrik analiz yöntemleri ile incelenmiştir. Ayrıca, analiz varsayımları, betimsel ve dağılımsal istatistikler de gözden geçirilmiştir. Araştırma sonuçları, ortaokullarda görev yapan okul yöneticilerinin liderlik stilleri ve yönetim tarzları arasında belirgin bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Liderlik stillerinde en düşük puan otokratik liderlik stiline, en yüksek puan ise serbestlik tanıyan liderlik stiline aittir. Bu, okul yöneticilerin genellikle katılımcı ve özgürlükçü bir liderlik yaklaşımı sergilediklerini göstermektedir. Yönetim tarzlarında ise en düşük puan ilgisiz yönetim tarzına, en yüksek puan ise otokratik yönetim tarzına aittir. Bu bulgu, okul yöneticilerin karar alma süreçlerinde baskın olduklarını ve işlerin nasıl yapılacağı konusunda net yönlendirme sağladıklarını göstermektedir. Cinsiyetin liderlik stilleri ve yönetim tarzları konusundaki algılar üzerinde belirleyici bir faktör olmadığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, katılımcıların kıdem sürelerinin uzunluğunun yönetim tarzlarına yönelik algılarında anlamlı bir değişiklik yaratmadığı, kıdem seviyesinin bu algıyı etkilemediği gözlemlenmiştir. Buna karşın, branş alanlarına göre öğretmenlerin okul yöneticilerin liderlik stilleri algılarında önemli farklılıklar olduğu görülmüştür. Sözel-dil, sözel-sayısal ve sözel-özel yetenek grupları arasında bu farklılıklar belirginken, dil ve sözel grupları arasında okul yöneticilerin yönetim tarzları algıları açısından anlamlı bir farklılık gözlemlenmiştir. Ancak diğer branş alanlarında bu farklılıkların gözlenmediği belirtilmiştir. Okul yöneticilerinin öğretmenler tarafından daha olumlu bir şekilde algılandığı ve değerlendirildiği bulunmuştur. Bu durum, okul yöneticilerinin liderlik ve yönetim becerilerinin etkili olduğunu ve öğretmenler arasında güven ve memnuniyet oluşturduğunu düşündürmektedir. Sonuç olarak, liderlik stilleri ile yönetim tarzı arasındaki ilişkinin yüksek düzeyde olduğu bulunmuştur. Okul yöneticilerin liderlik stillerinin ve yönetim tarzlarının öğretmenler üzerindeki etkileri dikkate değer bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Liderlik, Yönetim tarzı, Liderlik stilleri
8. sınıf matematik ders kitabındaki soruların TIMSS bilişsel alanlarına ve program kazanımlarına göre analizi
Bu çalışmanın amacı MEB sekizinci sınıf matematik kitabındaki ünite sonu sorularının 2019 TIMSS bilişsel alanlarına ve matematik dersi öğretim programı kazanımlarına göre analizini yapmaktır. Araştırma yöntemi nitel olup durum deseni kullanılmıştır. Çalışmada 169 ünite sorusunun TIMSS 2019 bilişsel alanlarına göre analizi yapılmıştır. Bu soruların bilme, uygulama ve akıl yürütme bilişsel alanlarının alt basamaklarına indirgenerek analizi yapılmıştır. Çalışmada, TIMSS 2019 sorularının bilişsel alanlarının yüzdesel dağılımları ile her ünitenin; ünite değerlendirme sorularının uyum analizi yapılmıştır. Sekizinci sınıf matematik ders kitabındaki ünite değerlendirme sorularının kazanımlarına göre dağılımı ve bu kazanımların TIMSS bilişsel alanlarına göre dağılım analizi yapılmıştır. Çalışmada, MEB sekizinci sınıf matematik kitabındaki tüm ünite değerlendirme sorularının bilişsel alanları ile TIMSS 2019 sorularının bilişsel alan dağılımlarının benzerlik gösterdiği görülmüştür ancak; değerlendirme soruları ünite bazlı incelendiğinde TIMSS 2019 bilişsel alanları ile benzerlik göstermediği sonucuna ulaşılmıştır.
8. sınıf matematik öğretim programının 2021 Liselere Giriş Sınavı soruları ile uyumunun öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi
Bu çalışma, 8. sınıf matematik öğretim programının 2021 Liseye Geçiş Sınavı (LGS) soruları ile uyumunu öğretmen görüşlerine dayanarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın temel hedefi, öğretmenlerin matematik öğretim programının, özellikle LGS sınavıyla örtüşüp örtüşmediğine dair görüşlerini anlamak ve değerlendirmektir. Çalışma kapsamında, örneklem olarak İzmir İli Bornova İlçesinde görev yapan 18 ortaokul öğretmeni belirlenmiştir. Bu çalışma nitel çalışma yöntemlerinden biri olan durum çalışmasıdır. Öğretmenlerle yapılan görüşmeler ve anketler aracılığıyla elde edilen veriler analiz edilmiştir. Bu çalışmada betimsel analiz tekniği kullanılmıştır. Bu araştırmanın verileri, katılımcıların demografik formu ve 8 soruluk yarı-yapılandırılmış formdan elde edilmiştir. Katılımcı öğretmenlerin, öğretim programındaki konuların ve kazanımların LGS sorularını kapsayacak şekilde düzenlenip düzenlenmediği konusundaki düşünceleri değerlendirilmiştir. Araştırmanın bulguları, öğretmenlerin genel olarak 8. sınıf matematik öğretim programının LGS sınavıyla uyumlu olmadığına dair bir eğilim gösterdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle, öğretmenlerin belirttiği eksiklikler ve uyumsuzluklar üzerinden matematik öğretim programında yapılması gereken iyileştirmeler ve değişiklikler üzerine öneriler geliştirilebilir. Bu çalışma, matematik eğitimi alanında politika yapıcılar, müfredat geliştiriciler ve öğretmenler için önemli bir perspektif sunarak, öğretim programlarının sınavlara hazırlık açısından etkinliğini değerlendirmeye yönelik bilgiler sağlayabilir. Anahtar Kelimeler: Matematik, Öğretim Programı, LGS, Kazanım, Ölçme ve Değerlendirme.
Beceri temelli matematik sorularının değerler eğitimi açısından incelenmesi ve öğretmen görüşleri bağlamında değerlendirilmesi
Bu araştırmanın amacı, LGS sınavındaki Beceri Temelli Matematik Sorularını değerler eğitimi açısından incelemek ve Matematik öğretmenlerinin bu konudaki görüşlerini tespit etmektir. Değerler; eğitim-öğretim içerisinde çeşitli yöntem-teknik, araç ve gereçlerle öğrencilere kazandırılmaya çalışılmaktadır. Öğretim programlarının hedefleri doğrultusunda, değer kazandırma araçlarından birisi de öğrencinin okuduğunu anlama, yorumlama, sonuç çıkarma, problem çözme, analiz yapma, eleştirel düşünme, bilimsel süreç ve benzeri becerilerini ölçecek nitelikte beceri temelli çalışma ve sınav sorularıdır. Değer kavramının hayatımızda önemli bir yere sahip olduğu düşünüldüğünde, öğrencilerin beceri temelli sorularda da değerlerle karşılaşması önemlidir. Bu amaçla gerçekleştirilen bu çalışmada LGS sınav sorularındaki değerleri ortaya çıkarmak için doküman incelemesi, Matematik öğretmenlerin beceri temelli sorular ile değer eğitimine yönelik görüşlerini belirlemek için ise yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Araştırmaya, amaçlı örnekleme yoluyla seçilen Manisa ilindeki ortaokullarda görevli 21 Matematik öğretmeni katılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, içerik analizi tekniğiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, 2018-2023 yılları arasında LGS sınavlarında sorulmuş 120 beceri temelli soruda, 62 değer cümlesi tespit edilmiştir. 11 değer cümlesi ile en çok vatanseverlik değerine rastlanmıştır. 2019 yılı soruları, 16 değer ile en çok değer cümlesine yer verilen yıl olmuştur. Ayrıca, öğretmen görüşlerine göre sorularda en çok vatanseverlik ve sorumluluk değerlerine yer verilmektedir. Öğretmenler beceri temelli soruların Matematik öğretim programlarında yer alan kök değerler ile ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenlerin beceri temelli sorularda en çok yer verilmesini istedikleri kök değerlerin adalet, dürüstlük, saygı ve vatanseverlik olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Beceri temelli matematik soruları, Liselere giriş sınav soruları, Eğitsel değerler, Matematik eğitimi
İlkokul 1. sınıf ebeveyn eğitim programının değerlendirilmesi: Manisa ili Salihli ilçesi örneği
Bu araştırmanın temel amacı, ilkokul 1. Sınıf öğrencilerinin ebeveynlerine, araştırmacı tarafından uygulanan ebeveyn eğitim programının etkililiğini katılımcı görüşlerine göre değerlendirmektir. Araştırmanın örneklemini 2022-2023 öğretim yılında Manisa ili Salihli ilçesi İsmail Bali İlkokulu'nda öğrenim görmekte olan 1. sınıf öğrencilerin 20 ebeveyni oluşturmaktadır. Araştırmada yöntem olarak nicel araştırma yöntemlerinden biri olan içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından konuyla ilgili bilimsel ve akademik çalışmaların taraması yapılmış, alan yazın irdelenerek ilgili başlıklar halinde derlenip çalışmaya yansıtılmıştır. Uygulanan ebeveyn eğitim programının kazanımları Welman ve Moore'un taksonomisi dikkate alınarak belirlenmiştir. Programın içeriği oluşturulurken Modüler Programlama yaklaşımı temel alınmıştır. Ebeveynlere, gelişim alanları ve özellikleri, çatışma ve stres yönetimi, olumlu davranış geliştirme, sosyal-duygusal beceri eğitimi, okulda aile katılımının önemi, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktiviteler, bilinçli ve güvenli teknoloji kullanımı konularından oluşan ve 8 hafta süren bir ebeveyn eğitim programı uygulanmıştır. Program Bennet Program Değerlendirme Modeli'ne göre değerlendirilmiştir. Eğitim sonrasında araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış sorulardan oluşan ebeveyn görüşme formu uygulanmıştır. Elde edilen cevaplar içerik analizi yöntemi kullanılarak yorumlanmıştır. Araştırmanın sonucunda araştırmacı tarafından geliştirilen ebeveyn eğitim programının ebeveynlerin programa katılma nedenleri, ebeveynlik rollerinde yaşadıkları zorluklar ve aldıkları sorumluluklar hakkında veriler elde edilmiş ve programın ebeveynlerin kişisel gelişimlerine, ebeveynlik rollerine ve düşüncelerine olumlu yönde katkıları olduğu görülmüştür.
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) 2013 Okul Öncesi Eğitim Programının cinsel eğitim bağlamında kazanım/göstergeler ve öğretmen görüşlerine göre incelenmesi
Erken çocukluk eğitimi gelişim açısından oldukça önemlidir. Erken çocuklukta cinsel eğitim çocukların kendilerini keşfetmelerine ve ifade etmelerine, sağlıklı bir benlik algısı ve kimlik gelişimine, duygudaşlık yapabilmelerine ve olumlu sosyal ilişkiler geliştirmelerine katkı sağlamaktadır. Cinsel eğitim, topluma saygı duyan, farkındalığı yüksek, insan haklarına saygılı, başkalarını ve kendini koruyabilen bireylerin yetişmesinde önemli rol oynamaktadır. Günümüzde okul öncesi dönemde rehber olarak kullanılan MEB (2013) Okul Öncesi Eğitim Programında cinsel gelişim alanının yer almaması dikkat çekmektedir. Bu araştırmada, okul öncesi eğitim öğretmenlerinin, okul öncesi dönemdeki cinsel eğitimi nasıl değerlendirdikleri, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) 2013 Okul Öncesi Eğitim Programının cinsel eğitime uygunluğu ve kazanım-göstergelerin cinsel eğitimi kapsama durumunun öğretmen görüşlerine dayalı olarak araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseniyle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada Manisa ilinde okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan 15 öğretmenle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşme sırasında yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmada, okul öncesi eğitimi öğretmenlerine rehber olan MEB 2013 okul öncesi eğitim programında yer alan bilişsel alan, sosyal-duygusal alan ve öz bakım alanlarındaki kazanım-göstergelerin cinsel eğitime uygun olduğu, motor alandaki kazanım-göstergelerin ilgili olmadığı değerlendirilmiştir. Programdaki gelişim alanlarına bakıldığında cinsel gelişimin açık bir şekilde bulunmadığı ve kazanım-göstergelere bakıldığında ise cinsel eğitimi açık bir şekilde kapsamadığı görülmüştür. Bu durumun cinsel eğitimi planlama ve uygulama noktasında eksikliklere neden olabileceğini göstermektedir. Programdaki eksikliklerin giderilmesi ve programda açık bir şekilde cinsel gelişimin/cinsel eğitimin yer almasının çocukların gelişimine katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Dönem, Eğitim, Eğitim Programı, Okul Öncesi Eğitim, Cinsel Eğitim, Cinsel Gelişim.
Lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerileri ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerileri ve akademik erteleme davranışları arasındaki ilişkiler öğrencilere ait bazı değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışma ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni 2017-2018 eğitim öğretim yılı içerisinde İç Anadolu Bölgesindeki bir il merkezinde bulunan ortaöğretim kurumlarının (liselerin) son sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırma örneklemi kolayda örnekleme yöntemi yardımı ile seçilmiş ve araştırmaya gönüllü olarak katılmış 492 lise son sınıf öğrencisinden oluşmaktadır. Araştırma verileri araştırmacı tarafından hazırlanan bir kişisel bilgi formu, "Üstbiliş Becerileri Ölçeği" ve "Akademik Erteleme Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler SPSS 22.00 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir. Çözümlemede frekans ve yüzde, madde ortalamaları, Kolmogrov-Smirnov Testi, Kruskal Wallis-H testi, Mann-Whitney U Testi ve Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerilerini kullanma düzeyleri ile akademik erteleme davranışı gösterme düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Üstbiliş beceri puanları öğrencilerin cinsiyet ve anne-baba eğitim düzeyi değişkenine göre değişmezken, ailenin sosyo-ekonomik düzeyi ve devam edilen lise türüne göre anlamlı farklılıklar arz etmektedir. Akademik erteleme puanları ailenin sosyo-ekonomik düzeyi, annenin eğitim düzeyi ve babanın eğitim düzeyi değişkenine göre değişmezken; öğrencilerin cinsiyet ve devam ettikleri lise türü değişkenine göre anlamlı farklılıklar arz etmektedir. Öğrencilerin üstbiliş puanları ile akademik erteleme davranışı puanları ortalamaları arasında .18 düzeyinde pozitif yönlü düşük bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları ilgili literatür temelinde tartışılmış ve bulgulara dayalı bazı öneriler sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre lise son sınıf öğrencilerinin üstbiliş becerilerini kullanma düzeyleri ile akademik erteleme davranışı gösterme düzeylerinin genel olarak orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Akademik erteleme, lise son sınıf, üstbiliş
Okul öncesi öğretmenlerinin sorumluluk eğitimine ilişkin uygulamaları ve öğrencilerin sorumlu davranma düzeyleri
Bu çalışmada, okul öncesi öğretmenlerinin sorumluluk eğitimine ilişkin uygulamalarının ve öğrencilerin sorumlu davranma düzeylerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma tarama modelinde, hem nitel hem de nicel boyutu olan betimsel bir araştırmadır. Araştırma verileri 2016-2017 eğitim/öğretim yılı içerisinde Nevşehir il merkezinde, ilçe merkezlerinde ve Nevşehir merkeze bağlı belde ve köylerde bulunan ilkokul, ortaokul bünyesinde çalışan ve resmi bağımsız anaokullarında çalışan 195 okul öncesi öğretmeninden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak; araştırmacı tarafından geliştirilmiş Kişisel Bilgi Formu, 1 faktör 8 maddeden oluşan Sorumluluk Eğitiminin Gerekliliğine Bakış Açısı Ölçeği; 4 faktör 28 maddeden oluşan Sorumluluk Eğitimi Uygulamaları Ölçeği; 1 faktör 44 maddeden oluşan Sorumluluk Düzeyleri Ölçeği ve 6 sorudan oluşan Görüşme Formu kullanılmıştır. Ölçeklerin geçerlik analizleri; uzman görüşlerini alma, açımlayıcı faktör analizi ve madde-toplam korelasyonları teknikleri kullanılarak test edilmiştir. Toplanan veriler üzerinde, aritmetik ortalama (X ̅), standart sapma (Ss), bağımsız örneklem t-testi, faktör analizi, varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. p<0,05 düzeyi, anlamlılık için yeterli görülmüştür. Araştırmada elde edilen bulguların sonucunda, öğretmenlerin sorumluluk eğitiminin gerekliliğine bakış açılarının olumlu olduğu ve cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu, mezun oldukları okul türü, çalıştıkları okul öncesi eğitim kurumunun türü ve sorumluluk eğitimine yönelik daha önce herhangi bir eğitim programına katılma durumlarına göre farklılaşmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin sorumluluk eğitimine yönelik yaptıkları uygulamaların sıklığına bakıldığında, etkinliklerinde çoğu zaman bu uygulamalara yer verdikleri görülmüştür. Cinsiyet, mesleki kıdem, eğitim durumu, mezun olunan okul türü ve sorumluluk eğitimine yönelik daha önce bir eğitim programına katılma gibi değişkenlerin uygulama sıklıklarını etkilemediği belirlenmiştir. Ancak ön lisans mezunu öğretmenlerin, yüksek lisans mezunu öğretmenlere göre 'Geri Bildirim Uygulamaları' faktörüne ait algılarının daha yüksek olduğu görülmüştür. Ayrıca 'Sorumluluk Verme Uygulamaları' faktörüne ait bulgularda ilkokula bağlı anasınıflarında çalışan öğretmenlerin bağımsız anaokulunda çalışan öğretmenlere göre algılarının daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Bunun yanı sıra 'Geri Bildirim Uygulamaları' faktörlerine ait bulgularda, ilkokula bağlı anasınıflarında çalışan öğretmenlerin, bağımsız anaokullarında çalışan öğretmenlere göre algılarının daha düşük olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin, çocukları seviyelerine uygun sorumlulukları yerine getirme düzeyi bakımından değerlendirmelerinde; çocukları iyi düzeyde buldukları belirlenmiştir. Cinsiyet, eğitim durumu, mezun oldukları okul türü, çalıştıkları okul öncesi eğitim kurumunun türü ve sorumluluk eğitimine yönelik daha önce herhangi bir eğitim programına katılma durumlarının bu durumu farklılaştırmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ancak 1-5 yıl arası mesleki kıdeme sahip öğretmenlerin algılarının; 16-20 yıl ve 21 yıl ve üzeri mesleki kıdeme sahip olanlara göre daha düşük seviyede olduğu belirlenmiştir. Yapılan görüşmeler sonucunda ise; öğretmenler daha çok sosyal sorumluluklara yönelik uygulamalara yer verdiklerini; Okul Öncesi Eğitim Programını sorumluluk eğitimi açısından yeterli bulduklarını; daha çok aile kaynaklı problemlerle karşılaştıklarını belirtmişlerdir. Yaşadıkları problemlere çözüm olarak da en fazla çocuğa ilişkin etkinlikler yaptıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenlerin, daha sorumlu bireyler yetiştirmeye yönelik bulundukları tavsiyeler, daha çok Milli Eğitim Bakanlığı'na yöneliktir.
Ekolojik sistem kuramı temelli okul güvenliği ölçeğinin geliştirilmesi
Bu çalışma ile Bronfenbronner'in Ekolojik Sistem Kuramı temeline dayalı bir okul güvenliği ölçeği geliştirilmeye çalışılmıştır. Ekolojik Sistem Kuramı bireyin etrafındaki Mikrosistem, Mezosistem, Ekzosistem, Makrosistem ve Kronosistem katmanlarından oluşmaktadır. İlk olarak Çalışma kapsamında birey üzerinde etkisi bulunan bu altı katmana ilişkin toplam 113 maddeden oluşan bir taslak ölçek hazırlanmıştır. Taslak ölçek beş adet uzmanın görüşüne sunulmuş ve madde sayısı 101'e düşürülmüştür. 101 maddelik uygulama ölçeği ilkokul, ortaokul ve liselerde görevli toplam 544 öğretmen üzerinde uygulanmıştır. Veriler SPSS 22 paket programıyla analiz edilmiştir. 101 maddeli taslak ölçeğin yapı geçerliğini araştırmak için Açımlayıcı Faktör Analizini yapılmıştır. Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) katsayısı ,899 olarak bulunmuştur. Barlett küresellik testi sonuçları ölçeğin faktör analizine uygun olduğunu göstermiştir. Ölçekte yer alan maddelerin ayırt edicilik gücünün hesaplanması için %27'lik alt grup ve %27'lik üst grup ortalamaları farkına dayalı t-testi yapılmıştır. Elde edilen sonuçlar maddelere ait değerlerin anlamlı olduğunu göstermiştir. Madde analizi sonuçları madde yüklerinin ,351 ile ,712 arasında olduğunu, madde toplam korelasyonu ise her bir maddenin ölçeğin bütünsel yapısı ile uyumlu olduğunu göstermiştir. İlk analiz sürecinde Açımlaycı Faktör Analizi Sonuçları 101 maddeli ölçek yapısının 19 faktörlü bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur. Faktör analizlerinin son aşamasında ölçekteki 40 madde elenmiştir. 61 maddeli ve 12 faktörlü ölçek yapısı elde edilmiştir. Ölçeğin faktör yükleri ,574 ile ,899 arasında değişmektedir. Cronbach's Alfa güvenirlik katsayısı ,967 olarak bulunmuştur. Araştırma sonuçları ilgili literatür temelinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ekolojik Sistem Kuramı, Okul Güvenliği, Öğretmenler
Öğretmenlerin okullarındaki yaşam kalitesine ve öğrenci direnç davranışlarına ilişkin algılarının incelenmesi
Okullar, geleceğimize yön veren kurumlardır. Mutlu ve huzurlu bir atmosfer, bir insanı nasıl pozitif yönde etkiliyorsa, mutlu bir okul ortamı da öğrencileri ve öğretmenleri aynı doğrultuda etkileyecektir. Direnç davranışı olarak adlandırılan, öğrencilerin sergilediği olumsuz türdeki haraketler bu pozitif ortamı bozabilir. Bu noktadan hareketle bu araştırmada, Adana ili merkez ilçelerindeki ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin okullarındaki yaşamın kalitesine ve öğrencilerin direnç davranışlarına ilişkin algılarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma, tarama modelinde, nicel veri toplama yöntemlerinin kullanıldığı betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Adana'nın merkez ilçelerinde görev yapan ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Örneklemde, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Adana ili merkez ilçelerinde bulunan, farklı sosyo-ekonomik düzeylere (alt-orta-üst) sahip 18 devlet ortaokulunda görev yapan 510 öğretmen yer almaktadır. Araştırmada, Sarı (2007) tarafından geliştirilen "Okul yaşam Kalitesi Ölçeği" (OYKÖ) ve Sarı (2018) tarafından geliştirilen "Öğrenci Direnç Davranışları Ölçeği" (ÖDDÖ) kullanılmıştır. Veriler "SPSS 25" paket programıyla analiz edilmiştir. Analiz sonucunda veriler normal dağılım göstermediği için non - parametrik testler kullanılmıştır. Verilerin analizinde betimsel istatistikler ile birlikle Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis-H testi ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda Adana'da bulunan ortaokul öğretmenlerinin okul yaşam kalitesini orta düzeyde olumlu algıladığı; okullarında az sıklıkta öğrenci direnç davranışları ile karşılaştıkları tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algıları arasında cinsiyete, branşa ve mezun olunan okul türüne göre anlamlı fark bulunmamıştır. Mesleki kıdeme göre yapılan incelemede 10 yıl üstü kıdeme sahip öğretmenlerin okul yaşam kalitesini daha olumlu algıladığı; sosyo-ekonomik düzeye göre yapılan incelemede ise okulun sosyo-ekonomik düzeyi yükseldikçe öğretmenlerin okul yaşam kalitesini daha olumlu algıladığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin algılarına göre öğrenci direnç davranışları ile karşılaşma sıklığı, branşa ve mezun olunan okul türüne göre farklılaşmamaktadır. Direnç davranışlarıyla karşılaşma sıklığı öğretmenin cinsiyetine göre anlamlı fark göstermemesine karşın, erkek öğretmenlerin tüm boyutlarda daha yüksek ortalamalara sahip olduğu, dolayısıyla direnç davranışları ile daha sık karşılaştıkları belirlenmiştir. Ayrıca mesleki kıdeme göre 10 yıl altı kıdeme sahip öğretmenlerin direnç davranışları ile daha sık karşılaştıkları; sosyo-ekonomik düzeye göre ise alt sosyo-ekonomik düzeydeki okullarda görev yapan öğretmenlerin algılarına göre öğrenci direnç davranışlarının sık görüldüğü belirlenmiştir. Öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algıları ile öğrenci direnç davranış algıları arasında yapılan kolerasyon analizi sonucunda negatif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca yapılan regresyon analizi sonucunda ÖDDÖ "Öğretmen Otoritesine Direnç" ve "Sürekli Öfkeli Olma" boyutlarının öğretmenlerin okul yaşam kalitesi algılarının anlamlı yordayıcıları olduğu belirlenmiştir. Bunun yanısıra, ÖDDÖ "Öğretmen Otoritesine Direnç" ve "Sürekli Öfkeli Olma" boyutlarının, OYKÖ puanlarındaki varyansın yüzde 31.8'ini anlamlı bir şekilde açıkladığı ortaya çıkmıştır. Anahtar kelimeler: Okul yaşam kalitesi, direnç davranışı, istenmeyen davranış, ortaokul öğretmenleri
Ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin vatandaş kavramına ilişkin örtük ve açık bilgilerinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin vatandaş kavramına ilişkin örtük ve açık bilgilerinin ne olduğunun ve nasıl bir yapıda olduğunun belirlenmesidir. Bu amaç doğrultusunda birinci bölümde ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin vatandaş kavramına ilişkin örtük bilgilerinin açığa çıkartılmasına yönelik sorulara, ikinci bölümde ise vatandaş kavramına ilişkin açık bilgilerinin belirlenmesine yönelik sorulara yanıt aranmıştır. Araştırmada, nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin ve veri analizlerinin bir arada olduğu karma yöntem deseni kullanılmıştır. Araştırma, karma yöntem desenlerinden yakınsayan paralel karma yöntem desenine göre gerçekleştirilmiştir. Araştırmada vatandaş kavramı ile ilgili örtük bilgiyi açığa çıkartmak amacıyla seçilen 27 katılımcı tipik durum örneklemesi ile belirlenmiştir. Vatandaş kavramı ile ilgili açık bilgiyi belirlemek amacıyla ise 124 öğrenci basit seçkisiz örnekleme yoluyla belirlenmiştir. Araştırmada veriler, 2016-2017 eğitim öğretim yılında Mardin ili Nusaybin ilçesinde farklı devlet okullarında öğrenim gören ortaokul yedinci sınıf öğrencileri arasından veli izni olan ve gönüllü olan öğrencilerden elde edilmiştir. Çalışmada vatandaş kavramı ile ilgili örtük bilgi yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine dayalı repertuar ağı tekniği ile; açık bilgi ise araştırmacı tarafından hazırlanan ve yedi açık uçlu sorudan oluşan "Vatandaş kavramı açık bilgi testi" kullanılarak toplanmıştır. Örtük bilgi için elde edilen nitel veriler, içerik analizi ve İdiogrid 2.4 programı ile analiz edilmiştir. Öğrencilerin vatandaş kavramı ile ilgili açık bilgi testinde verdikleri yanıtlar araştırmacı tarafından geliştirilen bütüncül rubrik ile puanlanmıştır. Verilerin analizinde frekans, yüzde, aritmetik ortalama, standart sapma, t–testi ve tek yönlü ANOVA kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin vatandaş kavramına ilişkin açığa çıkartılan örtük bilgilerine bakıldığında vatandaş olmayı en fazla "İyi insan" özelliklerini kullanarak anlamlandırdıkları, buna karşılık en az "Hakları olan birey" olarak anlamlandırdıkları belirlenmiştir. Öğrencilerin vatandaş olma ile ilgili "Bir vatandaş olarak ben" elementi ile en az ilişki kurdukları bilişsel yapılar "İyi insan" kategorisinde yer almaktadır. Yine öğrencilerin vatandaş olma ile ilgili olarak "Nasıl bir vatandaş olmayı arzuluyorum?" elementi ile en fazla ilişki kurdukları bilişsel yapıların "İyi insan" kategorisinde yer aldığı saptanmıştır. Öğrencilerin "Bir vatandaş olarak ben" elementi ile "Nasıl bir vatandaş olmayı arzuluyorum?" elementleri arasındaki farkı yansıtan öz değerleri (Öklid katsayısı) incelendiğinde öğrencilerin büyük çoğunluğunun (23 öğrenci) bir vatandaş olarak kendilerine ait öz değerlerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğrencilerin vatandaş kavramına ilişkin açık bilgileri incelendiğinde 95 öğrencinin vatandaş kavramına ilişkin açık bilgi düzeyinin "yetersiz" olduğu, 29 öğrencinin "kısmen yeterli" olduğu; buna karşılık, "çoğunlukla yeterli" ve "yeterli" düzeylerinde puan alan öğrencinin olmadığı saptanmıştır. Öğrencilerin açık bilgi testinden elde ettikleri puanların anne eğitim düzeyine, evde aile ile konuşulan dillere göre anlamlı bir farklılık gösterdiği; okulun bulunduğu yere, cinsiyete, baba eğitim düzeyine, ana dillerine ve farklı kültürel özelliklere sahip arkadaşları olma değişkenleri açısından ise anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Öğrencilerin yazılı ifadeleri incelendiğinde bilimsel olarak vatandaş kavramına ait terimleri kullanarak kavramı açıklayamadıkları, kavramı dolaylı olarak ifade edebildikleri belirlenmiştir. Ortaokul yedinci sınıf öğrencilerinin vatandaş kavramına ilişkin açık bilgilerinde vatandaş kavramını açıklarken kavramın bir ayırtedici özelliğini dikkate aldıkları diğer ayırtedici özelliklerini dikkate almadıkları belirlenmiştir. Anahtar kelimeler: Vatandaş, vatandaşlık, açık bilgi, örtük bilgi, repertuar ağı tekniği.
Sosyal ağların öğrenme-öğretme ortamında kullanımı ve öğretmenlerin mesleki gelişimindeki rolü
Bu çalışmada, sosyal ağların öğrenme - öğretme ortamında kullanılması ve öğretmenlerin mesleki gelişimindeki rolü araştırılmıştır. Öğretmenlerin mesleki olarak kendilerini yenilemeleri ve geliştirmeleri önemlidir. Mesleki gelişimin farklı uygulamaları bulunmaktadır. Günümüzde mesleki gelişim için informel ortamlar kullanılmakta, bilgi teknolojileri önemli fırsatlar sunmaktadır. Sosyal ağlar ise mesleki gelişim açısından kullanılabilecek elverişli ortamlardan biridir. Öğretmenler sosyal ağlar sayesinde bilgi, beceri ve yetkinliklerini artırma imkanına sahiptir. Araştırmada nicel ve nitel verilerin sıralı olarak toplanıp analiz edildiği karma yöntem (sıralı dönüşümsel tasarım) kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verileri, 2016/2017 eğitim-öğretim yılında Nevşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı resmi ortaokullarda görev yapan 258 branş öğretmeninden elde edilmiştir. Veri toplama aracı olarak iki farklı araç kullanılmıştır. Nicel verilerin toplanmasında için araştırmacı tarafından geliştirilen form kullanılmıştır. Nicel veri toplama aracında katılımcıların kişisel bilgilerinin yer aldığı bir bölüm ve araştırma problemi için toplanması istenen verilerin elde edilmesini sağlamak üzere hazırlanmış 3 faktör ve toplamda 24 maddeden oluşan bir ölçek kullanılmıştır. Nitel verilerin toplanması için araştırmacı tarafından geliştirilen ve 8 açık uçlu sorunun yer aldığı yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Ölçeğin geçerliği için öncelikle uzman görüşü alınmış ve daha sonra açımlayıcı faktör analizi yapılmıştır. Elde edilen veriler frekans, yüzde değerleri, aritmetik ortalama, standart sapma, bağımsız örneklem t testi ve varyans analizi testi ile analiz edilmiştir. Araştırma kapsamında öğretmenlerin sosyal ağları kullanma konusunda aktif oldukları, sosyal ağ gruplarında paylaşılan verilere, içeriğe ulaşma, inceleme ve içeriğe katkıda bulunma eğiliminde oldukları görülmüştür. Öğretmenler, sosyal ağlarda kendi branşları ile ilgili öğretim yöntem ve tekniklerini kullanma, mesleki anlamda ise güncel konuları takip etme davranışı içerisinde oldukları görülmüştür. Görüşme yapılan öğretmenler sosyal ağların mesleki gelişimlerine katkı sağladığını belirtmektedirler. Ayrıca sosyal ağlar sayesinde kendileri de öğrenme-öğretme ortamına çeşitli aktarımlar yaptıklarını ifade etmişlerdir. Araştırma bulgularına dayanarak, öğretmenlerin sosyal ağ gruplarından olumlu yönde qetkilendikleri ve mesleki gelişimlerine katkı sağladığı ortaya çıkmıştır.
Öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği ile mizah tarzları ve zaman yönetimi becerileri arasındaki ilişki
Bu çalışma, öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinlikleriyle mizah tarzı ve zaman yönetimi becerileri arasındaki ilişkisinin incelemesi amacıyla yapılmıştır. Araştırma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesinin farklı bölümlerinde öğrenim gören 504 adet son sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Sıvacı ve Kuzu (2017) tarafından geliştirilen Bağımsız Çalışabilme ve Sorumluluk Alabilme Yetkinliği ölçeği, Martin ve ark. (2003) tarafından geliştirilen ve Yerlikaya (2003) tarafından Türkçe' ye uyarlanan Mizah Tarzı ölçeği ve Britton ve Tesser (1991) tarafından geliştirilen ve Alay and Koçak (2002) tarafından Türkiye'de uygulanan Zaman Yönetimi ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 24 kullanılarak analiz edilmiştir ve ölçeklerin ortalamalarının Cronbach alfa güvenirlilik değeri .792 olarak bulunmuştur. İstatistiksel analizler sonucunda, öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinlik düzeyleri cinsiyet değişkenine göre istatistiksel olarak anlamlı farklılaşma gösterirken, yaş, bölüm, bölümden memnuniyetleri ve not ortalamaları değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık bulunmamamıştır. ile farklılık bulunmamıştır. Kullanılan ölçekler arasındaki ilişki bakımından, öğretmen adaylarının bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinlik düzeylerinin mizah tarzları ile ilişkilendirilemediği, buna karşın zaman yönetimi becerileri ile orta dereceli pozitif ve istatistiksel olarak çok yüksek seviyede anlamlı ilişkiye sahip olduğu bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Bağımsız çalışabilme ve sorumluluk alabilme yetkinliği, mizah tarzı ve zaman yönetimi becerisi, öğretmen adayları
Ortaokul öğrencilerinin matematik problemi çözme inancı ile okuma motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, ortaokul öğrencilerin matematik problemi çözme inançları ile okuma motivasyonları arasındaki ilişkinin incelenmesi, matematik problemi çözme inancı ve okuma motivasyonunun bazı değişkenler açısından farklılaşıp farklılaşmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada, ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmaya Mersin ili merkez ilçelerinden Akdeniz, Toroslar ve Yenişehir ilçe sınırları içinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullar arasından seçkisiz tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen beş okul dâhil edilmiştir. Araştırmanın örneklemi 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında ortaokula devam eden 837 öğrenciden oluşmaktadır. Yapılan analiz sonuçlarına göre, öğrencilerin okuma motivasyonları ile matematik problemi çözmeye yönelik inanç düzeyleri arasında zayıf düzeyde, pozitif ve anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre, öğrencilerin okuma motivasyonları arttığında matematik problemi çözme inançlarının da artacağı veya okuma motivasyonları azaldıkça matematik problemi çözme inançlarının da azalacağı söylenebilir. Yine aynı şekilde, öğrencilerin okuma süreleri ile matematik problemi çözmeye yönelik inançları arasında çok zayıf düzeyde, pozitif ve anlamlı bir korelasyon tespit edilmiştir. Buna göre, öğrencilerin okuma süreleri arttığında, matematik problemi çözme inançlarının da artacağı veya okuma süreleri azaldıkça matematik problemi çözme inançlarının da azalacağı söylenebilir. Anahtar kelimeler: Matematik inancı, matematik problemi çözme inancı, okuma motivasyonu.
Özel eğitim sınıflarındaki otizm spektrum bozukluğu olan öğrencilerde istenmeyen davranışların incelenmesi
Bu araştırma, özel eğitim sınıflarında eğitim gören otizm spektrum bozukluğu (OSB) olan öğrencilerin, sergiledikleri istenmeyen davranışları derinlemesine incelemek amacıyla bütüncül tek durum desenine göre planlanan bir durum (örnek olay) çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu, 2016-2017 Eğitim-Öğretim yılında İzmir ili Konak ilçesine bağlı bir devlet ortaokulunun özel eğitim sınıfında öğrenim gören otizm spektrum bozukluğu tanısı olan 8 öğrenci ile bu öğrencilerin velileri (8 veli) ve özel eğitim öğretmenlerinden (3öğretmen) oluşturmuştur. Bu çalışmada otizm spektrum bozukluğu yaşayan öğrencilerin sınıf içerisindeki istenmeyen davranışlarının incelenmesinde gözlemler yapılmış, bu çocukların gösterdiği davranışların nedenleri ve sonuçları irdelenmeye çalışılmıştır. Araştırmanın verileri; yarı-yapılandırılmış görüşme formları ve öğrenci gözlemleri yapılarak toplanmıştır. Çalışmada gözlem ve görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Bunun için öncelikle elde edilen tüm veriler bilgisayar ortamına aktarılmış ve ham veri metinleri elde edilmiştir. Ardından bu metinler üzerinde kodlama çalışması yapılmıştır. Araştırmada ulaşılan bulgulara göre; OSB olan öğrencilerin sergiledikleri istenmeyen davranışlar, isteklerinde ısrarcı olma, öğretmeni umursamama, dersten kaçma, sürekli bahaneler uydurma, öğretimin akışını engelleme, öğretmeni taklit etme ve saldırgan davranışlar sergileme olarak belirlenmiştir. Öğretmenler ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen verilere göre OSB'li öğrencilerin sergiledikleri istenmeyen davranışlar şu şekilde sıralanmıştır; öğretmenin verdiği komutları yerine getirmeme, sırasında oturmama, öğretmeni dinlememe, okuldan kaçma, ödevlerini yapmama, öfke nöbetleri geçirme, ağlama, arkadaşlarına ve öğretmenine şiddet içeren sözler söyleme, şiddet uygulama, arkadaşları ile alay etme ve yalan söyleme davranışlarıdır. Velilerle yapılan görüşmeler sonucunda OSB'li öğrencilerin göstermiş oldukları istenmeyen davranışlar; anne babayı duymazdan gelme, umursamama, sorumluluklarını yerine getirmeme, ağlama, arkadaşlarına, kardeşlerine ve aileye şiddet içeren sözler söyleme, fiziksel şiddet uygulama, ödevlerini yapmama, isteklerinde ısrarcı olma, yalan söyleme ve arkadaşları ile dalga geçme şeklinde sıralanmıştır. OSB'li öğrencilerin istenmeyen davranışlarını artıran faktörlere yönelik olarak öğretmen ve velilerle yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bulgulara göre; öğrencinin özel eğitim uygulamalarından yeteri kadar faydalanamadığı, öğrenciyle alay edilmesi, ergenlik dönemi, aile ortamındaki baskı, okul ortamının fiziksel yetersizliği (spor, müzik vb etkinlikler için uygun ortamların olmaması) ve ailelerin çocuklarıyla yeteri kadar ilgilenmemeleri, otorite boşluğu, parçalanmış aile yapısı ve anksiyete, isteklerinin yerine getirilmemesi, öğrenciye kötü davranılması ve olumsuz eleştirilmesi nedeniyle öğrencinin yanlış yapmaktan korkması şeklinde sıralanmıştır. Sonuç olarak öğretmen ve velilerin OSB'li öğrencilerin istenmeyen davranışlarına yönelik olarak kullandıkları stratejiler; öğretmen, aile, okul idaresi, yakın çevredeki kişilerle (yardımcı personel, diğer sınıf öğretmenleri, okul kantini çalışanları, vb.) işbirliği içinde olmak, aile bireylerinden yardım almak, ortam ve materyal değiştirmek, sınıf ve öğrenme ortamında problem davranışa sebep olan değişkenleri kaldırmak, davranışı analiz ederek altında yatan sebebe yönelik yöntem geliştirmek, çocuğa kurallar koymak, davranışı görmezden gelmek, tepki vermeden davranışın sönmesini beklemek, uzmanlardan(psikiyatrist, psikolog vb) yardım almak ve öğrenciyi spor-müzik vb faaliyetlere yönlendirmek şeklinde sıralanmıştır. Anahtar kelimeler: Otizm spektrum bozukluğu, istenmeyen (problem) davranışlar, özel eğitim sınıfı
Tema-temelli yaklaşıma dayalı İngilizce öğretimiyle öğrencilerin dil becerilerini ve küresel konulara ilişkin farkındalıklarını geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması
Bu çalışmanın genel amacı içerik temelli dil öğretim yaklaşımının tema-temelli modeline dayalı olarak gerçekleştirilen İngilizce öğretimi ile yükseköğretim öğrencilerinde temel dil becerileri ve küresel konulara yönelik farkındalığın nasıl geliştirilebileceğini ve uygulamada karşılaşabilecek sorunların nasıl giderilebileceğini araştırmaktır. Bu genel amaç doğrultusunda, öğrencilerin tema-temelli modele dayalı olarak gerçekleştirilen İngilizce öğretiminin uygulanması sürecine ilişkin görüşleri de araştırılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden biri olan eylem araştırması biçiminde desenlenen çalışma 2015-2016 akademik yılı bahar döneminde Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu'nun Turizm ve Seyahat İşletmeciliği programında eğitim alan ikinci sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme, gözlem, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, öğrenci ürünleri ve küçük sınav formunda hazırlanan başarı testleri ile toplanmıştır. Uygulama öncesinde ihtiyaç ve ilgi anketleri yoluyla ders kapsamında çalışılacak temalar olarak farklılıklara saygı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve küresel ısınma temaları belirlenmiştir. Uygulama yapılan sınıftaki mevcut durumu ortaya koymak için, temel dil beceri düzeylerini ölçmek amacıyla, küçük sınav niteliğindeki birinci başarı testi; küresel konulara ilişkin farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla yarı-yapılandırılmış görüşmeler uygulanmıştır. Uygulama aşamasında içerik temelli dil öğretim yaklaşımının tema temelli modeli doğrultusunda tasarlanan İngilizce ders planları 11 haftalık bir zaman diliminde 22 ders saatinde uygulanmıştır. Uygulamada eylem araştırması süreci döngülere dayalı olarak yürütülmüş, her döngüde belirlenen temalara yönelik hazırlanan ders planının uygulama aşaması izlenmiştir. Süreç içerisinde ortaya çıkan sorunları çözme amacıyla eylem planları geliştirilmiş ve sorun çözüldükten sonra bir sonraki döngüye geçilmiştir. Öğrencilerdeki dil gelişimi; başarı testleri, öğrenci ürünleri ve gözlemler yoluyla ölçülürken, farkındalık gelişimi; yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci ürünleri ve araştırmacı günlüğü ile takip edilmiştir. Eylem araştırması sürecini değerlendirmek için ise öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlüğünden yararlanılmıştır. Toplanan nitel veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile çözümlenmişken; başarı testleriyle toplanan nicel veriler üzerinde Wilcoxon işaretli sıralar testi ve t-testi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, tema-temelli dil öğretim yaklaşımı kullanarak gerçekleştirilen İngilizce öğretiminin öğrencilerde temel dil becerileri gelişimini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Uygulama sürecinde dil becerilerinin gelişimine yönelik karşılaşılan sorunların telaffuz ve topluluk önünde konuşma konusunda özgüven sorunu, derste anadil kullanımı, uygun olmayan kelime seçimi, formal yazım kurallarına dikkat etmeme ve çeviri programlarını kullanma ile ilişkili olduğu ve alınan önlemlerle bu sorunların eylem araştırması sürecinde çözümlendiği görülmüştür. Çalışmada, küresel konulara ilişkin farkındalık gelişimi ile ilgili olumlu sonuçlar alınmıştır. Öğrencilerin farklılıklara saygı kavramı ve farklılıkları oluşturan unsurlara ilişkin algılarında gelişme meydana geldiği, farklılıklara saygı ilkesine ters düşen örnekleri çeşit ve sayı bakımından artırdıkları belirlenmiştir. Uygulama öncesi toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı, genel olarak kanun önünde kadın-erkek eşitliği ile sınırlandırırlarken, uygulamanın ardından bu kavramın kapsamı, hem kanunları hem de iş, aile ve toplumsal yaşamı birçok yönden kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Uygulama öncesi küresel ısınma ile sera gazı arasındaki ilişki çoğu öğrenci tarafından kurulamazken, uygulamalar sonrası gerçekleştirilen görüşmelerde bu ilişkinin kurulduğu, ayrıca öğrencilerin küresel ısınmanın nedenleri, muhtemel etkileri ve küresel ısınmaya karşı alınabilecek önlemlere ilişkin farkındalık düzeylerinin arttığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca uygulamalarda, öğrencilerin farklılıklara saygı ilkesi ile bağdaşmadığı fark edilen çeşitli ifade ve davranışlarının da süreçte tasarlanan çeşitli etkinlikler sonucunda ortadan kalktığı görülmüştür. Tema-temelli yaklaşımla işlenen İngilizce derslerinin öğrencilerde kendi önyargılarının farkına varma ve bunlardan vazgeçme, medyanın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yayma ve sürdürme konusundaki olumsuz etkilerini fark etme, medya tarafından empoze edilenlere eleştirel bir gözle bakabilme, küresel ısınmayı önlemek ya da etkilerini yavaşlatmak konusunda bireylerin sahip oldukları sorumluluklar konusunda bilinçlenme ve doğayı korumanın önemini daha iyi anlama gibi konulardaki farkındalık gelişiminin yanı sıra, öğrencilerin derse, dil öğrenmeye, küresel sorunların çözümü konusunda adım atmaya ve küresel sorunlar konusunda araştırma yapmaya yönelik motivasyonlarını arttırdığı şeklinde sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İçerik temelli dil öğretim yaklaşımı, tema-temelli model, küresel eğitim, küresel konular.
Fen bilimleri öğretmenlerinin 21. yüzyıl öğreten becerilerini kullanımları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişki
Gelişen ve değişen dünyada yetişen nesillerin çağa ayak uydurması ve bu konuda çeşitli yeterliklere sahip olması gerekmektedir. Uygun eğitim programlarıyla kazanılabilecek bu özellikler ancak 21. yüzyıl becerileriyle donatılmış öğretmenlerle mümkün olabilir. Hedeflenen; öğretmen becerilerinin 2 boyutunu etkileyen değişkenler belirlenerek, alınabilecek önlemlerle yeni yüzyıla adapte olabilecek nitelikli kişilerin yetişmesine katkı sağlamaktır. Bu sayede bilim ve teknolojideki gelişmelerin öncüsü olunabilecek, dolayısıyla sosyoekonomik düzey yükselecektir. Araştırmanın amacı; Fen Bilimleri öğretmenlerinin 21. yüzyıl öğreten becerileri düzeyleri ile sınıf yönetimi yeterlik düzeylerinin tespit edilmesi, bu beceriler arasında anlamlı ilişki bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bahsedilen yeterliklerin öğretmenlerin demografik değişkenleri açısından nasıl farklılaştıklarının saptanması ve son olarak, 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımının sınıf yönetimi yeterliği üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi olan nedensel-karşılaştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ortaokullarda 2022-2023 Eğitim Öğretim yılı içerisinde görev yapmakta olan il bazında 714 Fen Bilimleri öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini araştırma evreninden amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenen 112 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımını belirlemek amacıyla Orhan-Göksün (2016) tarafından geliştirilen, 27 maddeden oluşan "21. Yüzyıl Öğreten Becerileri Kullanım Ölçeği" ve Çetin (2009) tarafından geliştirilen 47 maddeden oluşan "Sınıf Yönetimi Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklere geçerlik analizi kapsamında doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. Her iki ölçeğin de çok faktörlü yapısının bu çalışma verisinde geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tek faktörlü yapıya uygulanan DFA neticesinde elde edilen modelin uyum iyiliği değerlerinin ölçekler için kabul edilebilir olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ölçeklerin tek faktörlü yapısına güvenirlik analizi uygulanmış, Cronbach Alpha güvenirlik ile madde-toplam korelasyon değerleri hesaplanmış ve literatürde kabul edilen değer aralığında oldukları tespit edilmiştir. Ölçeklerin hem güvenilir hem de geçerli oldukları belirlenmiştir. Verilerin incelenmesinde ilk olarak frekans analizi kullanılmış ve katılımcılara ilişkin demografik bilgiler yorumlanmıştır. Araştırma sorularının cevaplanabilmesi için bağımsız örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve basit regresyon analizi istatistikleri işe koşulmuştur. Çalışmada kullanılan ölçeklere ilişkin mutlak eğiklik ve basıklık değerlerine yönelik z-skorlarının belirlenmesi sonucu verilerin normal dağılım gösterdikleri belirlenmiştir. Bu sebeple kestirimsel istatistik testlerinde parametrik testler tercih edilmiştir. Bağımsız örneklemler t-testi için varyanslar homojen dağıldığında "eşit varyanslar seçeneğindeki anlamlılık değeri" dikkate alınırken, varyanslar homojen dağılmadığında "eşit olmayan varyanslar seçeneğindeki anlamlılık değeri" kullanılmıştır. Öte yandan, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) için varyanslar homojen dağılım gösterdiğinde "ANOVA istatistiğinin anlamlılık değeri", varyanslar homojen dağılım göstermediğinde ise "Brown-Forsythe istatistiğinin anlamlılık değeri" değerlendirilmiştir Analiz sonuçları öğretmenlerin 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımlarının ve sınıf yönetimi yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem yılı, bulunulan okuldaki hizmet süresi, medeni hal, yöneticilik deneyimi, çalışılan bölge, bağlı olunan ilçe değişkenlerinin ölçülmek istenen beceriler konusunda anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Sınıf yönetimi yeterliği için 40 yaş ve altı lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımında eğitim durumlarına göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımı ile sınıf yönetimi yeterliği arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımının sınıf yönetimi yeterliğini istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir şekilde etkilemekte olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: 21. Yüzyıl Becerileri, Fen Bilimleri, Öğretmen Yeterliği, Sınıf Yönetimi, Öğreten Becerileri
İlkokul öğretmenlerinin eğitim felsefelerine ilişkin algıları ile eğitim programı, öğretmen-öğrenci rolleri ve öğretim uygulamalarına ilişkin görüşleri
Bu araştırmanın genel amacı, ilkokul öğretmenlerinin sahip oldukları eğitim felsefelerine yönelik algıları, eğitim programı (amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreci, değerlendirme), öğretmen–öğrenci rolleri ve kendi uygulamaları hakkındaki görüşlerini incelemektir. 2013-2014 eğitim öğretim yılında Adana merkez ilçelerindeki (Yüreğir, Seyhan, Çukurova, Sarıçam) ilkokullardan gönüllü olarak araştırmaya katılan toplam 231 öğretmenle yürütülen araştırma bir karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmada önce nicel veriler toplanıp analiz edilmiş, daha sonra sonra nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında Wiles ve Bondi (1993) tarafından geliştirilen (Philosophy Preferences Assesment) ve Doğanay ve Sarı (2003) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Felsefi Tercih Değerlendirme Formu (FTDF)" kullanılmıştır. Görüşmelerle elde edilen nitel veriler ise araştırmacı tarafından uzman görüşleri doğrultusunda geliştirilen "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" (YPGF) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel istatistiklerin yanı sıra, Whitney U-Testi ve Kruskall Wallis testleri uygulanarak analiz edilmiş, bu süreçte SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Nitel veriler üzerinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda ilkokul öğretmenlerinin kendi eğitim felsefelerine ilişkin algılarının deneyselcilik felsefesinde yoğunlaştığı görülmüştür. Bununla birlikte öğretmenlerin diğer eğitim felsefelerine de (Varoluşçuluk, Daimicilik, İdealizm) yüksek derecede benimsedikleri, eklektik bir anlayışa sahip oldukları belirlenmiştir. Cinsiyet, mezun olunan okul türü ve hizmet yılı öğretmenlerin felsefi algılarında anlamlı bir fark yaratmamış, yaşı 41 ve üzerinde olan öğretmenlerin idealizmi benimseme düzeyleri diğer öğretmenlerden anlamlı bir şekilde daha yüksek olmuştur. Mesleki deneyimler öğretmenlerin eğitimle ilgili felsefi görüşlerinin gelişmesinde en etkili faktör olurken, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerin etkisi düşük düzeyde kalmıştır. Eğitimin amaçlarını daha çok toplumsal açıdan vurgulayan öğretmenler, içerikte pozitif bilimler, matematik, mantık, ahlak kuralları, günlük yaşamda kullanılacak bilgiler, anadil ve yabancı dil, davranış kuralları, sanat ve demokrasiyle ilgili konuların yer alması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenler nitelikli bir öğrenme ortamını fiziki açıdan donanımlı; sosyal açıdan demokratik, akademik açıdan ise işbirliğine dayalı öğretim sürecinin gerçekleştiği ortam olarak ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin öğrencilerden sınıf ortamında beklentileri; aktif olmaları (araştırma yapma, sorumluluklarını yerine getirme, sorgulama, öğrenme güdüsünü yüksek tutma vb.), kendi öğrenme sürelerini kontrol etmeleri (zihninde yapılandırma, eksiklerini tamamlama, öğrendiklerini yaşamında kullanma vb). ve sosyal becerilerini geliştirmeleridir (işbirliği yapma empati kurma, farklı düşüncelere saygılı olma vb.). Öğretmenle öğrenme-öğretme sürecinde kendi rollerini ise öğrenmeye rehberlik, planlı olma, model olma ve etkili liderlik olarak tanımlamışlardır. Öğretmenlerin kendi eğitim felsefelerine ilişkin algıları deneyselcilik felsefesinde yoğunlaşmış, ancak eğitimin amacı, içeriği ve öğrenme-öğretme ortamının ne olması/nasıl olması gerektiğiyle ilgili açıklamalarında diğer felsefelerin etkileri de görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitim, felsefe, öğretmen, öğrenci, eğitim programı.
Göçmen öğrenciler için okul uyum programı geliştirmeye yönelik bir taslak çalışması
Bu araştırmanın temel amacı göçmen öğrencilerin okul uyumlarına dikkat çekmek ve okul uyumlarını iyileştirmek amacıyla göçmen öğrencilere yönelik taslak bir okul uyum programı geliştirmedir. Araştırma, göçmen öğrencilere yönelik geliştirilen taslak okul uyum programının temel amaç ve değerlerini belirlemek amacıyla nitel desende oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Niğde ili merkez ilçesindeki ortaokullarda görev yapan on üç öğretmen, altı okul yöneticisi, on dört göçmen öğrenci ve Hatay, Niğde, Kırşehir illeri merkez ilçelerinde ikamet eden on bir veli ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen öğrenci, öğretmen, okul yöneticisi ve veli görüşme formları kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analiz yöntemi ile incelenmiş ve yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda çalışma grubunda bulunan öğretmen ve okul yöneticilerinin göçmen öğrencilerin dil bilmeme, içe kapanıklık, çekingenlik, isteksizlik, argo kelime kullanımı, agresif davranışlar sergileme sorunları olduğunu, sosyal ilişkilerinde ilişki kuramama, akranları ile kavga etme, iletişim çatışmaları, topluma ait hissetmeme, dışlanma, uyum, kültürel farklılık sorunları yaşadıklarını; akademik hayatlarında okula devam, başarısızlık, akademik geçmiş farklılıkları, göçmen öğrencileri değerlendirmeye yönelik özgün bir sistem olmaması ve motivasyon sorunlarının olduğu; ailede ana dil kullanımı, parçalanmış aile yapısı, güvenlik endişeleri ve göçmenlik akıbetlerinin belirsizliği sorunlarının olduğu ayrıca çeşitli sosyo-ekonomik sorunlar olduğu; bu sorunların ekonomik yetersizlik, ebeveynlerin istihdamı, çocuk işçiliği sorunlarından kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Çalışma grubunda bulunan öğretmen ve okul yöneticilerinin göçmen öğrencilerin ihtiyaçlarını bilmemeleri, kültürlerini bilmemeleri, onlara ekstra zaman ayıramamaları, sınıf yönetiminde zorlanmaları ve farklı öğretim yöntem ve teknikleri kullanamamalarının göçmen eğitiminde yetersizlik nedenleri olduğunu ifade ettikleri görülmüştür.Araştırmanın çalışma grubunda bulunan velilerin sosyo-ekonomik olarak eğitim araç-gereçlerini alamama, sosyal yardıma ulaşamama, okul servisi maliyetlerini karşılayamama, istihdam, barınma ile ilgili sorunlar yaşadıklarını; çocuklarının eğitim hayatlarında akademik geçmişlerinin farklı olması, dil bilmemeleri, başarısızlık, motivasyon eksikliği ile ilgili sorunlar yaşadıklarını; çocuklarının sosyal ilişkilerinde akranları ile çatışma yaşamaları ve onların ayrımcılığına maruz kaldıklarını; politik ve bürokratik olarak kimlik belgelerinin geç çıkması, her hafta göç idaresinde imza atmaları, şehir değiştirememe ve kendi mesleklerini yapamama gibi sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Araştırmada çalışma grubunda bulunan göçmen öğrencilerin arkadaşlarının sözel ve fiziksel şiddetine, dışlayıcı ve ayrımcı tutumlarına maruz kaldıkları, arkadaşları ile iletişim çatışmaları yaşadıkları; derslerinde başarı sağlama konusunda sorunlar yaşadıkları, akademik tabanlarının farklı olmasından ve dilden kaynaklanan sorunlar yaşadıkları bulgularına ulaşılmıştır.
Sınıf öğretmenlerinin iş yükü algısı ile mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın genel amacı, Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş yükü algısı ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişki düzeyini belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın hedef evrenini Samsun il merkezinde yer alan Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinde 2017-2018 eğitim öğretim yılında görev yapan 1475 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu ilçelerdeki 329 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", Keleş Ay (2010) tarafından geliştirilen tek boyutlu "Öğretmenlerde İş Yükü Algısı Ölçeği" ile Yellice Yüksel, Kaner ve Şekercioğlu (2008) tarafından geliştirilen "Öğretmen Mesleki Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde kişisel bilgilere ilişkin değerlendirmede yüzde ve frekans, alt boyutlara ilişkin değerlendirmede aritmetik ortalama ve standart sapma, cinsiyet değişkeninin değerlendirmesinde t-testi, medeni durum değişkeninin değerlendirmesinde Mann-Whitney U testi, mesleki kıdem değişkeninin değerlendirmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), yaş değişkeninin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis testi, anlamlı farklılık çıkan alt boyutları belirlemek amacıyla Tukey HSD testi, iş yükü algısı ile mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin iş yüklerinin ağır olmadığı ve mesleki tükenmişliklerinin düşük düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenler mesleki tükenmişliğin alt boyutlarında en az fiziksel ve duygusal tükenmeye, en fazla mesleğe ilişkin tükenmişlik ve başarısızlığa katılmışlardır. Cinsiyet, medeni durum ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretmenlerin hem iş yükü algıları hem de mesleki tükenmişlikleri anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin iş yükü algıları yaş değişkenine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre sıra değerlerine bakıldığında mesleki tükenmişlikte en üst sırada 41-50 yaş grubundaki öğretmenler, daha sonra 27-40 yaş grubundaki öğretmenler, daha sonra da 51-64 yaş grubundaki öğretmenler yerini almaktadır. İş yükü algısıyla mesleki tükenmişlik arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir.
Deneyimsel öğrenme kuramına dayalı İngilizce dil eğitiminin 10.sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine ve konuşma tutumlarına etkisi
Bu araştırma, Ortaöğretim 10. Sınıf I. Yabancı Dil dersi öğretim programının konuşma becerisi kazanımlarının deneyimsel öğrenme kuramına dayalı İngilizce dil eğitiminin 10. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine ve konuşma tutumlarına etkisinin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden eş zamanlı paralel model kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda 10. Sınıf öğrencilerinden günlüklerle veriler toplanırken nicel boyutunda ise ön test- son test kontrol gruplu deneme modeli ile Yabancı Dil Konuşmaya Karşı Tutum Ölçeği, uygulama sınavı ve gözlemler yapılmıştır. Nitel verilerin analizi aşamasında betimsel analiz ve içerik analizinden nicel verilerin analizinde ise SPSS programı ile betimsel ve kestirimsel istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol grubundaki katılımcıların konuşma becerisine yönelik uygulama ön test ve son test notları ile yabancı dil konuşmaya yönelik tutum ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmezken yabancı dil konuşmaya yönelik tutum son test puanlarında ise deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmen gözlemlerinde yine deney grubu lehine anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Günlüklerde ise öğrenciler genel olarak faaliyetlerin konuşma becerilerine ve yabancı dil tutumlarına olan pozitif etkisini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Foreign Language education, experiential learning theory, English language education, speaking skill, attitude and achievement, acquisition
Dijital dönüşümün yönetimi sürecinde üniversite öğrencilerinin endüstri 4.0 kavramsal farkındalık düzeyleri
Bu çalışmanın amacı "Dijital Dönüşümün Yönetimi" sürecinde üniversite öğrencilerinin Endüstri 4.0 kavramsal farkındalık düzeylerini belirlemektir. Çalışma, nicel araştırma desenine uygun olarak planlanmış ve tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni, Türkiye'de dört farklı coğrafi bölgede bulunan dört üniversitenin Mühendislik ile İktisadi ve İdari Bilimler fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğrencilerinden oluşmuştur. Araştırma örnekleminde, evrenden amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen 472 üniversite öğrencisi yer almıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Endüstri 4.0 Kavramsal Farkındalık Ölçeği (E4.0-KFÖ) yardımıyla toplanmıştır. Ölçek geliştirme çalışması araştırma örneklemine girmeyen bir mühendislik ve bir de iktisadi ve idari bilimler fakültesinde öğrenim görmekte olan 240 öğrenci üzerinden yürütülmüştür. E4.0-KFÖ'nin geliştirilmesi amacıyla literatüre dayalı madde havuzu oluşturulmuştur. Hazırlanan 70 maddelik taslak ölçek, 5 öğretim üyesinin görüşlerine sunulmuş ve 39 maddelik uygulama ölçeğine dönüştürülmüştür. Öğrencilerin cevapları SPSS 24 paket programı ile analiz edilmiştir. Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) katsayısı "936" ve Bartlett testi sonucu da 0,001 manidarlık düzeyinde anlamlı çıkmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonuçları ölçeğin tek faktörlü yapısında açıklanan varyans %sinin "39,994" olduğunu göstermiştir. Geliştirilen E4.0-KFÖ ölçeğinin asıl örneklem grubu üzerindeki uygulaması, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı güz yarıyılında dört üniversitede yer alan Mühendislik Fakültelerinin Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği ve Mekatronik Mühendisliği bölümleri öğrencileri ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yönetim Bilişim bölümünde öğrenim görmekte olan 472 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Toplanan veriler SPSS 24 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, veri seti dağılımının normal dağılım olduğunu göstermemiştir. Bulgular, araştırma kapsamındaki öğrencilerin Endüstri 4.0 Kavramsal Farkındalık düzeylerinin orta altı düzeyde olduğunu göstermiştir. Cinsiyet değişkeni ve öğrencilerin öğrenim görmekte oldukları fakülte türüne göre yapılan t testi sonuçları; erkek öğrencilerin kavramsal farkındalık düzeylerinin kadın öğrencilere, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin Mühendislik Fakültesi öğrencilerine göre manidar olarak daha yüksek düzeyde bulunduğunu göstermiştir. Tek yönlü varyans analizi sonuçları; öğrencilerin üniversitelere, bölümlere ve genel not ortalamalarına göre görüşleri arasında anlamlı farklılıklar olduğunu gösterirken, sınıf düzeyi ve ortaöğretim mezuniyet kaynağı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olmadığını da ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları, ilgili literatür temelinde tartışılmıştır. Araştırma sonuçlarına bağlı olarak öğrencilerin Endüstri 4.0 Kavramsal farkındalık düzeylerini arttırmak amacıyla çok yönlü ve çeşitli farkındalık arttırıcı çalışmalarının yapılması önerisinde bulunulmuştur.
Sekizinci sınıf öğrencilerinin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, sekizinci sınıf öğrencilerinin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu araştırmada ilişkisel tarama modellerinden korelasyon model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okulların 8. sınıflarında öğrenim gören 3055 ortaokul öğrencisi örneklemini ise 346 (Kız: 188; Erkek: 158) orta okul öğrencisi oluşturmaktadır. İlgili okulların seçiminde olasılık temelli örnekleme çeşitlerinden tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları Günhan ve Başer (2007) tarafından geliştirilen ve "Olumlu öz-yeterlik inancı", "Geometri bilgisinin kullanılması", "Olumsuz öz-yeterlik inancı" şeklinde üç boyutlu yapıya sahip olan 25 maddelik "Geometriye yönelik öz-yeterlik ölçeği" ile araştırılmıştır. Akıl yürütme becerileri ise Sırtmaç (2018) tarafından "Analiz", "Genelleme", "Sentez ve rutin olmayan problemler", "Neden gösterme" şeklinde dört alt beceriyi ölçecek şekilde hazırlanan ve toplam 8 açık uçlu sorudan oluşan bir test ile araştırılmıştır. Teste verilen cevapların çözümlemesinde ise derecelendirilmiş puanlama anahtarı olarak analitik rubrik kullanılmıştır. Verilerin betimsel analizlerini yapmak amacıyla frekans, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Sekizinci sınıf ortaokul öğrencilerinin geometriye yönelik öz-yeterlik algılarının ve geometrik akıl yürütme becerilerinin .05 anlamlılık düzeyinde cinsiyete göre istatistiksel açıdan farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız gruplar için t-testi ile; öğrenim gördüğü okulun başarı seviyesine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ise ANOVA testi ile araştırılmıştır. Öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasındaki ilişki ise Pearson Korelasyon testi ile incelenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algı ölçeğinin geometrik akıl yürütme becerilerini anlamlı şekilde yordayıp yordamadığını tespit etmek için basit doğrusal regresyon analizi; ölçeğinin alt boyutlarının geometrik akıl yürütme becerilerini yordama derecesine ilişkin ise çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları için ölçeğinin alt boyutları ile cinsiyet arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmasa da; ölçeğin geneli ile cinsiyet arasında istatistiksel açıdan erkek öğrencilerin lehine anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır. Ayrıca, hem kız öğrencilerin hem de erkek öğrencilerin geometrik akıl yürütme becerilerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, orta düzey başarıya sahip okullarda öğrenim gören öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algılarının yüksek; yüksek başarıya sahip okullarda öğrenim gören öğrencilerin ise düşük olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda okul başarı düzeyi değişkenine bağlı olarak tüm öğrencilerin geometrik akıl yürütme beceri düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasında hem ölçeğin genelinde hem de alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algısının geometrik akıl yürütme becerisini anlamlı olarak pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Geometrik akıl yürütme becerisinin %5'inin geometriye yönelik öz-yeterlik algısı tarafından açıklandığı görülmüştür. Diğer taraftan, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algısına ait alt boyutların geometrik akıl yürütme becerisine ilişkin açıkladığı varyansın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüş ve geometriye yönelik öz-yeterlik ölçeğinin boyutları birlikte ele alındığında geometrik akıl yürütme becerisine ilişkin toplam varyansın %9'unu açıkladığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Akıl Yürütme, Geometri Öğretimi, Öz-yeterlik.
İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel kültür ve motivasyon algıları (Nevşehir örneği)
Araştırmanın amacı ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel kültür ve motivasyon algılarını incelenmektir. Araştırma kapsamında öğretmenlerin örgütsel kültür ve motivasyon algıları betimlendikten sonra bu algıların; öğretmenlerin cinsiyeti, kıdemi, branşı ve görev yapmakta oldukları okuldaki görev süresi gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmiştir. Araştırmada ayrıca, öğretmenlerin örgütsel kültür algıları ile motivasyon algıları arasındaki korelasyon ve öğretmenlerin örgütsel kültür algılarının motivasyon algıları üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Nevşehir il merkezindeki ilk ve ortaokullarda görev yapmakta olan 159 ilkokul ve 165 ortaokul öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmada İpek (1999) tarafından geliştirilen Örgütsel Kültür Ölçeği ile Uçar (2014) tarafından geliştirilen Öğretmen Motivasyonu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin örgütsel kültür algılarına ilişkin aritmetik ortalamalarının güç kültürü, rol kültürü, başarı kültürü ve destek kültürü alt boyutlarında; motivasyon algılarına ilişkin aritmetik ortalamalarının ise içsel ve dışsal motivasyon alt boyutlarında öğretmenlerin cinsiyetlerine, kıdemlerine, branşlarına ve okuldaki görev sürelerine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin örgütsel kültür alt boyutlarına ilişkin algıları ile motivasyon alt boyutlarına ilişkin algıları arasındaki ilişki korelasyon ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmada başlıca şu sonuçlara ulaşılmıştır: Araştırmaya katılan öğretmenlerin motivasyon düzeyi içsel motivasyon boyutunda çok katılıyorum, dışsal motivasyon boyutunda ise tamamen katılıyorum aralığında gerçekleşmiştir. Öğretmenlerin örgütsel kültür algılarına ilişkin aritmetik ortalama en yüksek destek kültürü boyutunda tespit edilmiş; bu ortalamayı sırasıyla başarı, rol ve güç kültürü alt boyutları izlemiştir. İçsel motivasyon ile örgütsel kültür boyutları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde, dışsal motivasyon ile örgütsel kültür boyutları arasında ise pozitif yönlü, zayıf ve orta düzeyde ilişki gözlemlenmiştir. Öğretmenlerin motivasyon algılarının örgütsel kültür algılarından yordanma düzeyini test etmek için yapılan regresyon analizi sonucunda, öğretmenlerin örgütsel kültür algılarının, dışsal motivasyon algılarındaki varyansın %13'ünü, içsel motivasyon algılarındaki varyansın ise %25'ini açıkladığı tespit edilmiştir.
Öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumu
Bu araştırmada, öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumunu öğretim elemanları görüşlerine dayalı olarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında konuya ilişkin kuramsal bilgilerin yanı sıra dört farklı üniversitenin (Erciyes Üniversitesi, Ömer Halis Demir Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi) Eğitim Fakültesinde görev yapan 20 öğretim elemanı ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "görüşme tekniği" ve "doküman analizi" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilirlik ve güvenirliliği artırmak açısından amaçlı durum örneklemesi kullanılarak belirlenmiştir. Her biri 20-30 dakika süren görüşmelerde uzmanlara 15 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenerek, uzmanlar tarafından ifade edilen görüşler anlam bakımından sınıflandırılıp aynı anlama gelebilecek görüşler bir grup altında toplanarak sayısallaştırılmıştır. Bu çalışma gerek kullanılan yöntem ve gerekse çıkan sonuçlar bakımından, alanyazındaki benzer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Çalışma kapsamında öğretmen eğitiminde standartlaşma kavramı ile eğitim fakültelerinin akreditasyonuna ilişkin kurumsal açıklamalar ile standartlaşma ve akreditasyon arasındaki ilişki açıklanarak, Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanlarının bu sürece hazır olma durumları ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar, öğretmen eğitiminde belirli düzeyde standartlaşma olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanları, akreditasyonun eğitim fakülteleri açısında gerekli olduğuna ve akreditasyonun bir kalite göstergesi olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır. Öte yandan öğretim elemanları akreditasyon için altyapı bakımından bazı zorluk ve eksikliğin olduğuna değinmişlerdir. Elde edilen bir diğer sonuca göre öğretim elemanlarının akreditasyon çalışmalarına ilgi duydukları ve akreditasyonun nitelikli öğretmen yetiştirme açısından önemli olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır.
Ortaokul 6.sınıf matematik dersi geometri öğrenme alanında gösterip yaptırma yönteminin öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisi
Bu çalışmanın amacı, ortaokul 6.sınıf matematik dersi geometri öğrenme alanında gösterip yaptırma yönteminin öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisini araştırmaktır. Ön-test, son-test kontrol gruplu araştırma deseninin kullanıldığı deneysel araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ili merkez ilçesi Cacabey Ortaokulunda öğrenim gören 6.sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 36 deney grubunda, 29 kontrol grubunda olmak üzere toplam 65, 6.sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür.Araştırmanın çalışma grupları uygulanan ön test ile seçilmiş, çalışmaya alınan sınıflar ratgele atama yöntemiyle deney ve kontrol grupları olarak belirlenmiştir. Dört haftalık deneysel işlemler süresince deney grubundaki öğrenciler konuları gösterip yaptırma yöntemi ile işlerken, kontrol grubundaki öğrenciler geleneksel yöntemle konuları işlemiştir. Deney grubu öğrencileri derslerin sonunda konu ile ilgili hazırlanan çalışma yapraklarını kullanmışlardır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Başarı testi deneysel işlemler öncesi ön-test, deneysel işlemler sonrası son-test ve 3 ay sonra kalıcılık testi olarak iki çalışma grubuna uygulanmıştır. Toplanan nicel verilerin grup içi ve gruplar arası analizinde bağımlı ve bağımsız örneklem t testleri SPSS 17.00 istatistik programı ile analiz edilmiştir.Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre; gösterip yaptıma yönteminin geometri öğrenme alanında prizmalar ve ölçme ünitesinde öğrencilerin matematik başarısını artırmada ve kalıcılığında geleneksel öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Yöntem, Geometri, Gösterip Yaptırma Yöntemi, Matematik, Öğretim.
Ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının incelenmesi
Bu çalışmada temel amaç ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının yordanmasıdır. Yordanan değişken matematik başarısı, yordayıcı değişkenler ise öz düzenleme, öz yeterlik, algılanan özerklik desteği, matematiğe yönelik tutum ve cinsiyet değişkenleri olarak ele alınmıştır. Matematik başarısının yordanmasında aracılık ve etkileşim etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle öz düzenleme ile matematik başarısı arasındaki ilişkiye öz yeterlik, matematiğe yönelik tutum ve algılanan özerklik desteğinin aracılık edip etmediği, ardından ise matematiğe yönelik tutum ile öz yeterlik, öz düzenleme ile öz yeterlik ve algılanan özerklik desteği ile öz yeterlik etkileşimlerinin matematik başarısını yordama durumlarının araştırılması hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırşehir il merkezinde amaçlı örnekleme yolu ile seçilen üç farklı ortaokuldan random olarak belirlenen 264 kadın ve 268 erkek öğrenci olmak üzere toplam 532 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri toplanırken Pintrich ve De Groot (1990) tarafından geliştirilen Üredi (2005) tarafından uyarlanan Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği; William ve Deci (1996) tarafından geliştirilen Kanadlı ve Bağçeci (2016) tarafından uyarlanan ve Koçoğlu (2017) tarafından ortaokul öğrencileri için yeniden adapte edilen Öğrenme İklimi Ölçeği; Önal (2013) tarafından geliştirilen Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın yordanan değişkeni olan matematik başarısı öğrencilerin iki yarıyıla ait matematik dersi karne puanlarının ortalaması alınarak belirlenmiştir. Araştırmada toplanan veriler SPSS 24.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma ile toplanan verilerin etkileşim ve aracılık etkisi testlerinde çoklu regresyon analizi ve Hayes (2018) tarafından SPSS'e eklenti olarak geliştirilen PROCESS programı kullanılmıştır. Aracılık etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığının tespit edilmesi için Sobel testine başvurulmuştur. Araştırmada hata payı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öz düzenleme, öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutum değişkenleri ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının anlamlı yordayıcılarıdır. Bunun yanında, öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutumun öz düzenleme ve matematik başarısı arasındaki ilişkide aracılık etkilerinin anlamlı olduğu; algılanan özerklik desteğinin aracılık etkisi göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla, öz yeterlik, öz düzenleme ve matematiğe yönelik tutumun matematik başarısına etkisinin önemli olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, öz yeterlik ile matematiğe yönelik tutum etkileşiminin ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarını anlamlı olarak yordadığı; öz düzenleme ve algılanan özerklik desteğinin öz yeterlik ile etkileşiminin matematik başarısını anlamlı olarak yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında, ortaokul öğrencilerinin cinsiyetleri ile matematik başarıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak; ortaokul öğrencilerinin öz düzenlemeleri ve matematik başarıları arasındaki ilişkide öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutumun aracılık etkilerinin anlamlı olduğu; öz yeterlik ile matematiğe yönelik tutum arasındaki etkileşimin ortaokul öğrencilerinin matematik başarısını anlamlı olarak yordadığı bu çalışma ile ortaya konulmuştur.
Okul yöneticilerinin yönetim tarzları ile hesap verebilirlik yönelimleri arasındaki ilişki
Bu araştırmanın amacı, ortaokul ve lise öğretmenlerine göre okul yöneticilerinin yönetim tarzları ile hesap verebilirlik yönelimleri arasında ilişkileri belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın hedef evrenini Kırşehir il merkezindeki ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırma örneklemi ise kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 302 ortaokul ve lise öğretmeninden oluşturmaktadır. Veriler Üstüner (2016) tarafından geliştirilen "Algılanan Müdür Yönetim Tarzı Ölçeği" ile Bülbül (2011) tarafından geliştirilen "Türk Milli Eğitim Sisteminde Hesap Verebilirlik Uygulamaları Ölçeği" yardımıyla toplanmıştır. Analizler Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H ve Spearman Rho testi teknikler ile yapılmıştır. Araştırmanın bulguları öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin en çok benimsemiş olduğu yönetim tarzının "işbirlikli yönetim tarzı" olduğunu, bunu "otoriter yönetim tarzı", "karşı koyucu yönetim tarzı" ve "ilgisiz yönetim tarzının" izlediğini göstermiştir. Öğretmenlere ait bu görüşlerde cinsiyet faktörüne göre anlamlı farklılıklar bulunurken, mesleki kıdem, eğitim düzeyi ve branş değişkenine göre anlamlı farklılıkların olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul yöneticilerinde en çok gözlemiş olduğu hesap verebilirlik yöneliminin "sağlama" boyutunda olduğu, bunu "saydamlık", "sorumluluk", "sorgulayıcılık" ve "standartlara" yönelik hesap verebilirlik boyutlarının izlediği tespit edilmiştir. Öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin yönetim tarzları ile hesap verebilirlik uygulamaları arasında anlamlı pozitif ve negatif yönlü korelasyonlar tespit edilmiştir. Bu kapsamda en çarpıcı korelasyonel bulgu okul yöneticilerinin sorumluluğa yönelik hesap verebilirlik davranışlarının "işbirlikli yönetim tarzı" ile ,617 pozitif, "karşı koyucu yönetim tarzı" ile -,294 negatif anlamlı korelasyonel ilişki içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar ilgili literatür temelinde tartışılmıştır.
Taşımalı eğitim okullarında örgütsel sinizm, örgütsel bağlılık ve okul kültürü arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmanın amacı taşımalı eğitim okullarında örgütsel sinizm, örgütsel bağlılık ve okul kültürü arasındaki ilişkiyi açıklamaktır. Nicel yöntemlerden ilişkisel desende tasarlanmıştır. Çalışmanın evreni Manisa ili merkez ve ilçelerinde 276 taşımalı okulda görev yapan 2881 ilk ve ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında görev yapan ve kriter örnekleme yöntemi ile seçilen 388 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgiler formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği, Okul Kültürü Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde normal dağılım analizleri, betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin orta, örgütsel sinizm düzeylerinin düşük seviyede olduğunu, okul kültürü boyutları arasında ise en düşük seviyenin bürokratik kültür boyutu en yüksek düzeyin destek kültürü boyutunda yer aldığını ortaya koymuştur. Örgütsel sinizm ile okul kültürü destek ve başarı boyutu ile örgütsel bağlılık ve alt boyutları duygusal, normatif bağlılık arasında orta düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Örgütsel bağlılık ile okul kültürü alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler mevcut olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel sinizm ile örgütsel bağlılık alt boyutları okul kültürünün destek boyutundaki varyansın %42 sini açıklarken en yüksek açıklayıcılık bu boyuttadır. Örgütsel sinizm kontrol altına alındığında örgütsel bağlılık alt boyutlarının okul kültürünün tüm alt boyutlarını anlamlı açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel sinizm değişkeninin okul kültürü alt boyutları arasında tek pozitif ilişki içinde olduğu alt boyut bürokratik kültürdür. Bu durum bürokratik kültüre sahip örgütlerde sinizmin artabileceğini düşündürmektedir. Bürokratik kültür-örgütsel sinizm ilişkisini açıklayan nitel karma yöntem araştırmalarının yapılması önerilebilir. Bu çalışma tüm değişkenlerin birbiri ile ilişkisini taşımalı okullarda incelemiş ve taşımalı okullarda örgütsel sinizm ile örgütsel bağlılığın devam, normatif, duygusal bağlılık boyutlarının okul kültüründe önemli bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle çok küçük ilçelerde ve büyük ilçelerde öğretmenlerin sinizm düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Bu ilçelere özel önlemler alınabilir veya sinizm düzeyini azaltıcı tedbirler alınabilir.
Okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Okul yöneticisinin sahip olduğu özellikler okulun genel performansını ve öğrencilerin akademik başarısını etkilemektedir. Bu bağlamda okul yöneticilerinin okuma motivasyonları eğitim alanındaki yeni araştırmaları ve uygulamaları, meslekleriyle ilgili güncel gelişmeleri takip etmeleri açısından önem taşımaktadır. Ayrıca bir yöneticinin öz yeterlilik algısı, kendi yeteneklerine olan güvenini ifade eder. Dolayısıyla yüksek okuma motivasyonu ve öz yeterlilik algısı okul yöneticisinin sürekli öğrenme ve gelişme yolunda kendine inanarak daha etkili liderlik sağlamasına yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda "Okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellik düzeyleri arasındaki ilişki nasıldır?" sorusuna cevap aranmıştır. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel desende tasarlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Manisa ilinde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki resmi devlet okullarında ilkokul, ortaokul ve lise kademesinde görev yapan okul yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yoluyla seçilen 177 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgiler Formu, Schutte ve Malouff (2007) tarafından geliştirilen, Yıldız, Yıldırım, Ateş ve Çetinkaya (2013) tarafından Türk kültürüne uyarlanan Yetişkin Okuma Motivasyonu Ölçeği; Yazıcı ve Akyol (2021) tarafından geliştirilen Okul Müdürlerinin Mesleki Profesyonellik Ölçeği ve Tschannen-Moran ve Gareis (2004) tarafından geliştirilen, Baltacı (2020) tarafından Türk kültürüne uyarlanan Okul Müdürü Öz Yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler aracılığıyla toplanan veriler Jamovi programı kullanılarak analiz edilmiştir. İkili bağımsız gruplar için t-testi, üç veya daha fazla bağımsız gruplar için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Ayrıca yöneticilerin okuma motivasyonları kontrol altına alındığında öz yeterlilik algılarının mesleki profesyonelliklerini nasıl yordadığını saptamak için hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında okul yöneticilerinin öz yeterlilik algılarının mesleki profesyonellik algıları ve okuma motivasyonlarına göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellik düzeyleri arasında anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli sonucu da okul yöneticilerinin öz yeterlilik algısı puanlarının okul yöneticilerinin mesleki profesyonellik düzeyi puanlarını yordayıcı etkisi istatiksel olarak anlamlı olması ve bağımlı değişkendeki varyansın %42.2'sini açıklamasıdır. Okuma motivasyonu analize dahil edildiğinde ise okuma motivasyonu değişkeninin okul yöneticilerinin mesleki profesyonellik düzeyleri üzerindeki etkisinin istatiksel olarak pozitif ve anlamlı olup tek başına bağımlı değişkendeki değişimin %1.4'ünü açıkladığı görülmektedir. Yordayıcı değişkenlerin okul yöneticilerinin mesleki profesyonellikleri üzerindeki göreceli önem sırasında öz yeterlik algıları daha ön planda iken okuma motivasyonları çok daha arka planda yer almıştır. Okul yöneticilerinin eğitimle ilgili güncel çalışmaları takip etmenin ve okumaları pratik uygulamalara dönüştürmenin mesleki profesyonellik düzeyine katkısını fark etmeleri için okuduğu makale ya da kitaptan edindiği bilgiyi uygulayarak fark yaratmış okul yöneticileri varsa bunları paylaşmaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul Yönetimi, Okul Yöneticileri, Okuma Motivasyonu, Öz Yeterlilik, Mesleki Profesyonellik.