Zonguldak Bülent Ecevit University
Discipline

Department of Educational Sciences

Zonguldak Bülent Ecevit University

4,688

Archived Theses

5

DOIs Assigned

0%

DOI Rate

Discipline

50 Theses
DoctorateOpen AccessTR

Tema-temelli yaklaşıma dayalı İngilizce öğretimiyle öğrencilerin dil becerilerini ve küresel konulara ilişkin farkındalıklarını geliştirmeye yönelik bir eylem araştırması

Bu çalışmanın genel amacı içerik temelli dil öğretim yaklaşımının tema-temelli modeline dayalı olarak gerçekleştirilen İngilizce öğretimi ile yükseköğretim öğrencilerinde temel dil becerileri ve küresel konulara yönelik farkındalığın nasıl geliştirilebileceğini ve uygulamada karşılaşabilecek sorunların nasıl giderilebileceğini araştırmaktır. Bu genel amaç doğrultusunda, öğrencilerin tema-temelli modele dayalı olarak gerçekleştirilen İngilizce öğretiminin uygulanması sürecine ilişkin görüşleri de araştırılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden biri olan eylem araştırması biçiminde desenlenen çalışma 2015-2016 akademik yılı bahar döneminde Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Meslek Yüksekokulu'nun Turizm ve Seyahat İşletmeciliği programında eğitim alan ikinci sınıf öğrencileri ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, yarı yapılandırılmış görüşme, gözlem, öğrenci günlüğü, araştırmacı günlüğü, öğrenci ürünleri ve küçük sınav formunda hazırlanan başarı testleri ile toplanmıştır. Uygulama öncesinde ihtiyaç ve ilgi anketleri yoluyla ders kapsamında çalışılacak temalar olarak farklılıklara saygı, toplumsal cinsiyet eşitliği ve küresel ısınma temaları belirlenmiştir. Uygulama yapılan sınıftaki mevcut durumu ortaya koymak için, temel dil beceri düzeylerini ölçmek amacıyla, küçük sınav niteliğindeki birinci başarı testi; küresel konulara ilişkin farkındalık düzeylerini belirlemek amacıyla yarı-yapılandırılmış görüşmeler uygulanmıştır. Uygulama aşamasında içerik temelli dil öğretim yaklaşımının tema temelli modeli doğrultusunda tasarlanan İngilizce ders planları 11 haftalık bir zaman diliminde 22 ders saatinde uygulanmıştır. Uygulamada eylem araştırması süreci döngülere dayalı olarak yürütülmüş, her döngüde belirlenen temalara yönelik hazırlanan ders planının uygulama aşaması izlenmiştir. Süreç içerisinde ortaya çıkan sorunları çözme amacıyla eylem planları geliştirilmiş ve sorun çözüldükten sonra bir sonraki döngüye geçilmiştir. Öğrencilerdeki dil gelişimi; başarı testleri, öğrenci ürünleri ve gözlemler yoluyla ölçülürken, farkındalık gelişimi; yarı yapılandırılmış görüşmeler, öğrenci ürünleri ve araştırmacı günlüğü ile takip edilmiştir. Eylem araştırması sürecini değerlendirmek için ise öğrenci günlükleri ve araştırmacı günlüğünden yararlanılmıştır. Toplanan nitel veriler içerik analizi ve betimsel analiz ile çözümlenmişken; başarı testleriyle toplanan nicel veriler üzerinde Wilcoxon işaretli sıralar testi ve t-testi yapılmıştır. Araştırma sonuçları, tema-temelli dil öğretim yaklaşımı kullanarak gerçekleştirilen İngilizce öğretiminin öğrencilerde temel dil becerileri gelişimini olumlu yönde etkilediğini göstermiştir. Uygulama sürecinde dil becerilerinin gelişimine yönelik karşılaşılan sorunların telaffuz ve topluluk önünde konuşma konusunda özgüven sorunu, derste anadil kullanımı, uygun olmayan kelime seçimi, formal yazım kurallarına dikkat etmeme ve çeviri programlarını kullanma ile ilişkili olduğu ve alınan önlemlerle bu sorunların eylem araştırması sürecinde çözümlendiği görülmüştür. Çalışmada, küresel konulara ilişkin farkındalık gelişimi ile ilgili olumlu sonuçlar alınmıştır. Öğrencilerin farklılıklara saygı kavramı ve farklılıkları oluşturan unsurlara ilişkin algılarında gelişme meydana geldiği, farklılıklara saygı ilkesine ters düşen örnekleri çeşit ve sayı bakımından artırdıkları belirlenmiştir. Uygulama öncesi toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı, genel olarak kanun önünde kadın-erkek eşitliği ile sınırlandırırlarken, uygulamanın ardından bu kavramın kapsamı, hem kanunları hem de iş, aile ve toplumsal yaşamı birçok yönden kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Uygulama öncesi küresel ısınma ile sera gazı arasındaki ilişki çoğu öğrenci tarafından kurulamazken, uygulamalar sonrası gerçekleştirilen görüşmelerde bu ilişkinin kurulduğu, ayrıca öğrencilerin küresel ısınmanın nedenleri, muhtemel etkileri ve küresel ısınmaya karşı alınabilecek önlemlere ilişkin farkındalık düzeylerinin arttığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca uygulamalarda, öğrencilerin farklılıklara saygı ilkesi ile bağdaşmadığı fark edilen çeşitli ifade ve davranışlarının da süreçte tasarlanan çeşitli etkinlikler sonucunda ortadan kalktığı görülmüştür. Tema-temelli yaklaşımla işlenen İngilizce derslerinin öğrencilerde kendi önyargılarının farkına varma ve bunlardan vazgeçme, medyanın toplumsal cinsiyet eşitsizliğini yayma ve sürdürme konusundaki olumsuz etkilerini fark etme, medya tarafından empoze edilenlere eleştirel bir gözle bakabilme, küresel ısınmayı önlemek ya da etkilerini yavaşlatmak konusunda bireylerin sahip oldukları sorumluluklar konusunda bilinçlenme ve doğayı korumanın önemini daha iyi anlama gibi konulardaki farkındalık gelişiminin yanı sıra, öğrencilerin derse, dil öğrenmeye, küresel sorunların çözümü konusunda adım atmaya ve küresel sorunlar konusunda araştırma yapmaya yönelik motivasyonlarını arttırdığı şeklinde sonuçlara ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: İçerik temelli dil öğretim yaklaşımı, tema-temelli model, küresel eğitim, küresel konular.

Dil becerileriFarkındalıkKüresel hareketler+4
Fatma Başarır
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilimleri öğretmenlerinin 21. yüzyıl öğreten becerilerini kullanımları ile sınıf yönetimi yeterlikleri arasındaki ilişki

Gelişen ve değişen dünyada yetişen nesillerin çağa ayak uydurması ve bu konuda çeşitli yeterliklere sahip olması gerekmektedir. Uygun eğitim programlarıyla kazanılabilecek bu özellikler ancak 21. yüzyıl becerileriyle donatılmış öğretmenlerle mümkün olabilir. Hedeflenen; öğretmen becerilerinin 2 boyutunu etkileyen değişkenler belirlenerek, alınabilecek önlemlerle yeni yüzyıla adapte olabilecek nitelikli kişilerin yetişmesine katkı sağlamaktır. Bu sayede bilim ve teknolojideki gelişmelerin öncüsü olunabilecek, dolayısıyla sosyoekonomik düzey yükselecektir. Araştırmanın amacı; Fen Bilimleri öğretmenlerinin 21. yüzyıl öğreten becerileri düzeyleri ile sınıf yönetimi yeterlik düzeylerinin tespit edilmesi, bu beceriler arasında anlamlı ilişki bulunup bulunmadığının belirlenmesi, bahsedilen yeterliklerin öğretmenlerin demografik değişkenleri açısından nasıl farklılaştıklarının saptanması ve son olarak, 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımının sınıf yönetimi yeterliği üzerindeki etkisinin incelenmesidir. Çalışmada nicel araştırma yöntemi olan nedensel-karşılaştırma modelinden yararlanılmıştır. Araştırmanın evrenini Manisa İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı resmi ortaokullarda 2022-2023 Eğitim Öğretim yılı içerisinde görev yapmakta olan il bazında 714 Fen Bilimleri öğretmeni oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini araştırma evreninden amaçlı örneklem yöntemiyle belirlenen 112 katılımcı oluşturmuştur. Araştırmada "Kişisel Bilgi Formu", 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımını belirlemek amacıyla Orhan-Göksün (2016) tarafından geliştirilen, 27 maddeden oluşan "21. Yüzyıl Öğreten Becerileri Kullanım Ölçeği" ve Çetin (2009) tarafından geliştirilen 47 maddeden oluşan "Sınıf Yönetimi Yeterlik Ölçeği" kullanılmıştır. Ölçeklere geçerlik analizi kapsamında doğrulayıcı faktör analizi (DFA) uygulanmıştır. Her iki ölçeğin de çok faktörlü yapısının bu çalışma verisinde geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tek faktörlü yapıya uygulanan DFA neticesinde elde edilen modelin uyum iyiliği değerlerinin ölçekler için kabul edilebilir olduğu belirlenmiştir. Ayrıca ölçeklerin tek faktörlü yapısına güvenirlik analizi uygulanmış, Cronbach Alpha güvenirlik ile madde-toplam korelasyon değerleri hesaplanmış ve literatürde kabul edilen değer aralığında oldukları tespit edilmiştir. Ölçeklerin hem güvenilir hem de geçerli oldukları belirlenmiştir. Verilerin incelenmesinde ilk olarak frekans analizi kullanılmış ve katılımcılara ilişkin demografik bilgiler yorumlanmıştır. Araştırma sorularının cevaplanabilmesi için bağımsız örneklemler t-test, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Pearson korelasyon analizi ve basit regresyon analizi istatistikleri işe koşulmuştur. Çalışmada kullanılan ölçeklere ilişkin mutlak eğiklik ve basıklık değerlerine yönelik z-skorlarının belirlenmesi sonucu verilerin normal dağılım gösterdikleri belirlenmiştir. Bu sebeple kestirimsel istatistik testlerinde parametrik testler tercih edilmiştir. Bağımsız örneklemler t-testi için varyanslar homojen dağıldığında "eşit varyanslar seçeneğindeki anlamlılık değeri" dikkate alınırken, varyanslar homojen dağılmadığında "eşit olmayan varyanslar seçeneğindeki anlamlılık değeri" kullanılmıştır. Öte yandan, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) için varyanslar homojen dağılım gösterdiğinde "ANOVA istatistiğinin anlamlılık değeri", varyanslar homojen dağılım göstermediğinde ise "Brown-Forsythe istatistiğinin anlamlılık değeri" değerlendirilmiştir Analiz sonuçları öğretmenlerin 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımlarının ve sınıf yönetimi yeterliklerinin yüksek düzeyde olduğunu göstermektedir. Ayrıca öğretmenlerin cinsiyet, yaş, kıdem yılı, bulunulan okuldaki hizmet süresi, medeni hal, yöneticilik deneyimi, çalışılan bölge, bağlı olunan ilçe değişkenlerinin ölçülmek istenen beceriler konusunda anlamlı fark oluşturmadığı görülmüştür. Sınıf yönetimi yeterliği için 40 yaş ve altı lehine anlamlı bir farklılık görülmüştür. 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımında eğitim durumlarına göre anlamlı farklılık tespit edilmiştir. 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımı ile sınıf yönetimi yeterliği arasında istatistiksel olarak anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca 21. yüzyıl öğreten becerileri kullanımının sınıf yönetimi yeterliğini istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir şekilde etkilemekte olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: 21. Yüzyıl Becerileri, Fen Bilimleri, Öğretmen Yeterliği, Sınıf Yönetimi, Öğreten Becerileri

Derya Didem Muradoğlu
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin eğitim felsefelerine ilişkin algıları ile eğitim programı, öğretmen-öğrenci rolleri ve öğretim uygulamalarına ilişkin görüşleri

Bu araştırmanın genel amacı, ilkokul öğretmenlerinin sahip oldukları eğitim felsefelerine yönelik algıları, eğitim programı (amaç, içerik, öğrenme-öğretme süreci, değerlendirme), öğretmen–öğrenci rolleri ve kendi uygulamaları hakkındaki görüşlerini incelemektir. 2013-2014 eğitim öğretim yılında Adana merkez ilçelerindeki (Yüreğir, Seyhan, Çukurova, Sarıçam) ilkokullardan gönüllü olarak araştırmaya katılan toplam 231 öğretmenle yürütülen araştırma bir karma yöntem araştırmasıdır. Araştırmada önce nicel veriler toplanıp analiz edilmiş, daha sonra sonra nitel veriler toplanmıştır. Araştırmanın nicel verilerinin toplanmasında Wiles ve Bondi (1993) tarafından geliştirilen (Philosophy Preferences Assesment) ve Doğanay ve Sarı (2003) tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Felsefi Tercih Değerlendirme Formu (FTDF)" kullanılmıştır. Görüşmelerle elde edilen nitel veriler ise araştırmacı tarafından uzman görüşleri doğrultusunda geliştirilen "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" (YPGF) kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın nicel verileri betimsel istatistiklerin yanı sıra, Whitney U-Testi ve Kruskall Wallis testleri uygulanarak analiz edilmiş, bu süreçte SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Nitel veriler üzerinde ise içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda ilkokul öğretmenlerinin kendi eğitim felsefelerine ilişkin algılarının deneyselcilik felsefesinde yoğunlaştığı görülmüştür. Bununla birlikte öğretmenlerin diğer eğitim felsefelerine de (Varoluşçuluk, Daimicilik, İdealizm) yüksek derecede benimsedikleri, eklektik bir anlayışa sahip oldukları belirlenmiştir. Cinsiyet, mezun olunan okul türü ve hizmet yılı öğretmenlerin felsefi algılarında anlamlı bir fark yaratmamış, yaşı 41 ve üzerinde olan öğretmenlerin idealizmi benimseme düzeyleri diğer öğretmenlerden anlamlı bir şekilde daha yüksek olmuştur. Mesleki deneyimler öğretmenlerin eğitimle ilgili felsefi görüşlerinin gelişmesinde en etkili faktör olurken, hizmet öncesi ve hizmet içi eğitimlerin etkisi düşük düzeyde kalmıştır. Eğitimin amaçlarını daha çok toplumsal açıdan vurgulayan öğretmenler, içerikte pozitif bilimler, matematik, mantık, ahlak kuralları, günlük yaşamda kullanılacak bilgiler, anadil ve yabancı dil, davranış kuralları, sanat ve demokrasiyle ilgili konuların yer alması gerektiğini belirtmişlerdir. Öğretmenler nitelikli bir öğrenme ortamını fiziki açıdan donanımlı; sosyal açıdan demokratik, akademik açıdan ise işbirliğine dayalı öğretim sürecinin gerçekleştiği ortam olarak ifade etmişlerdir. Öğretmenlerin öğrencilerden sınıf ortamında beklentileri; aktif olmaları (araştırma yapma, sorumluluklarını yerine getirme, sorgulama, öğrenme güdüsünü yüksek tutma vb.), kendi öğrenme sürelerini kontrol etmeleri (zihninde yapılandırma, eksiklerini tamamlama, öğrendiklerini yaşamında kullanma vb). ve sosyal becerilerini geliştirmeleridir (işbirliği yapma empati kurma, farklı düşüncelere saygılı olma vb.). Öğretmenle öğrenme-öğretme sürecinde kendi rollerini ise öğrenmeye rehberlik, planlı olma, model olma ve etkili liderlik olarak tanımlamışlardır. Öğretmenlerin kendi eğitim felsefelerine ilişkin algıları deneyselcilik felsefesinde yoğunlaşmış, ancak eğitimin amacı, içeriği ve öğrenme-öğretme ortamının ne olması/nasıl olması gerektiğiyle ilgili açıklamalarında diğer felsefelerin etkileri de görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Eğitim, felsefe, öğretmen, öğrenci, eğitim programı.

Eğitim felsefesiEğitim programlarıSınıf öğretmenleri+5
Serda Güner
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmen öğrenciler için okul uyum programı geliştirmeye yönelik bir taslak çalışması

Bu araştırmanın temel amacı göçmen öğrencilerin okul uyumlarına dikkat çekmek ve okul uyumlarını iyileştirmek amacıyla göçmen öğrencilere yönelik taslak bir okul uyum programı geliştirmedir. Araştırma, göçmen öğrencilere yönelik geliştirilen taslak okul uyum programının temel amaç ve değerlerini belirlemek amacıyla nitel desende oluşturulmuştur. Araştırmanın verileri 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Niğde ili merkez ilçesindeki ortaokullarda görev yapan on üç öğretmen, altı okul yöneticisi, on dört göçmen öğrenci ve Hatay, Niğde, Kırşehir illeri merkez ilçelerinde ikamet eden on bir veli ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelerden elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen öğrenci, öğretmen, okul yöneticisi ve veli görüşme formları kullanılmıştır. Toplanan veriler içerik analiz yöntemi ile incelenmiş ve yorumlanmıştır.Araştırma sonucunda çalışma grubunda bulunan öğretmen ve okul yöneticilerinin göçmen öğrencilerin dil bilmeme, içe kapanıklık, çekingenlik, isteksizlik, argo kelime kullanımı, agresif davranışlar sergileme sorunları olduğunu, sosyal ilişkilerinde ilişki kuramama, akranları ile kavga etme, iletişim çatışmaları, topluma ait hissetmeme, dışlanma, uyum, kültürel farklılık sorunları yaşadıklarını; akademik hayatlarında okula devam, başarısızlık, akademik geçmiş farklılıkları, göçmen öğrencileri değerlendirmeye yönelik özgün bir sistem olmaması ve motivasyon sorunlarının olduğu; ailede ana dil kullanımı, parçalanmış aile yapısı, güvenlik endişeleri ve göçmenlik akıbetlerinin belirsizliği sorunlarının olduğu ayrıca çeşitli sosyo-ekonomik sorunlar olduğu; bu sorunların ekonomik yetersizlik, ebeveynlerin istihdamı, çocuk işçiliği sorunlarından kaynaklandığını ifade etmişlerdir. Çalışma grubunda bulunan öğretmen ve okul yöneticilerinin göçmen öğrencilerin ihtiyaçlarını bilmemeleri, kültürlerini bilmemeleri, onlara ekstra zaman ayıramamaları, sınıf yönetiminde zorlanmaları ve farklı öğretim yöntem ve teknikleri kullanamamalarının göçmen eğitiminde yetersizlik nedenleri olduğunu ifade ettikleri görülmüştür.Araştırmanın çalışma grubunda bulunan velilerin sosyo-ekonomik olarak eğitim araç-gereçlerini alamama, sosyal yardıma ulaşamama, okul servisi maliyetlerini karşılayamama, istihdam, barınma ile ilgili sorunlar yaşadıklarını; çocuklarının eğitim hayatlarında akademik geçmişlerinin farklı olması, dil bilmemeleri, başarısızlık, motivasyon eksikliği ile ilgili sorunlar yaşadıklarını; çocuklarının sosyal ilişkilerinde akranları ile çatışma yaşamaları ve onların ayrımcılığına maruz kaldıklarını; politik ve bürokratik olarak kimlik belgelerinin geç çıkması, her hafta göç idaresinde imza atmaları, şehir değiştirememe ve kendi mesleklerini yapamama gibi sorunlar yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Araştırmada çalışma grubunda bulunan göçmen öğrencilerin arkadaşlarının sözel ve fiziksel şiddetine, dışlayıcı ve ayrımcı tutumlarına maruz kaldıkları, arkadaşları ile iletişim çatışmaları yaşadıkları; derslerinde başarı sağlama konusunda sorunlar yaşadıkları, akademik tabanlarının farklı olmasından ve dilden kaynaklanan sorunlar yaşadıkları bulgularına ulaşılmıştır.

EğitimEğitimGöçler+5
Fırat Çöplü
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıf öğretmenlerinin iş yükü algısı ile mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın genel amacı, Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ilkokullarda görev yapan sınıf öğretmenlerinin iş yükü algısı ile mesleki tükenmişlik arasındaki ilişki düzeyini belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın hedef evrenini Samsun il merkezinde yer alan Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinde 2017-2018 eğitim öğretim yılında görev yapan 1475 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu ilçelerdeki 329 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", Keleş Ay (2010) tarafından geliştirilen tek boyutlu "Öğretmenlerde İş Yükü Algısı Ölçeği" ile Yellice Yüksel, Kaner ve Şekercioğlu (2008) tarafından geliştirilen "Öğretmen Mesleki Tükenmişlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde kişisel bilgilere ilişkin değerlendirmede yüzde ve frekans, alt boyutlara ilişkin değerlendirmede aritmetik ortalama ve standart sapma, cinsiyet değişkeninin değerlendirmesinde t-testi, medeni durum değişkeninin değerlendirmesinde Mann-Whitney U testi, mesleki kıdem değişkeninin değerlendirmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), yaş değişkeninin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Kruskal Wallis testi, anlamlı farklılık çıkan alt boyutları belirlemek amacıyla Tukey HSD testi, iş yükü algısı ile mesleki tükenmişlik düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek için Pearson Korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmenlerin iş yüklerinin ağır olmadığı ve mesleki tükenmişliklerinin düşük düzeyde olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretmenler mesleki tükenmişliğin alt boyutlarında en az fiziksel ve duygusal tükenmeye, en fazla mesleğe ilişkin tükenmişlik ve başarısızlığa katılmışlardır. Cinsiyet, medeni durum ve mesleki kıdem değişkenine göre öğretmenlerin hem iş yükü algıları hem de mesleki tükenmişlikleri anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin iş yükü algıları yaş değişkenine göre farklılaşmamaktadır. Öğretmenlerin mesleki tükenmişlikleri yaş değişkenine göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre sıra değerlerine bakıldığında mesleki tükenmişlikte en üst sırada 41-50 yaş grubundaki öğretmenler, daha sonra 27-40 yaş grubundaki öğretmenler, daha sonra da 51-64 yaş grubundaki öğretmenler yerini almaktadır. İş yükü algısıyla mesleki tükenmişlik arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir.

Eğitim yönetimiSınıf öğretmenleriTükenmişlik+2
Mehmet Ali Öztürk
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Deneyimsel öğrenme kuramına dayalı İngilizce dil eğitiminin 10.sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine ve konuşma tutumlarına etkisi

Bu araştırma, Ortaöğretim 10. Sınıf I. Yabancı Dil dersi öğretim programının konuşma becerisi kazanımlarının deneyimsel öğrenme kuramına dayalı İngilizce dil eğitiminin 10. sınıf öğrencilerinin konuşma becerilerine ve konuşma tutumlarına etkisinin değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Araştırmada karma araştırma yöntemlerinden eş zamanlı paralel model kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda 10. Sınıf öğrencilerinden günlüklerle veriler toplanırken nicel boyutunda ise ön test- son test kontrol gruplu deneme modeli ile Yabancı Dil Konuşmaya Karşı Tutum Ölçeği, uygulama sınavı ve gözlemler yapılmıştır. Nitel verilerin analizi aşamasında betimsel analiz ve içerik analizinden nicel verilerin analizinde ise SPSS programı ile betimsel ve kestirimsel istatistik tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırmada deney ve kontrol grubundaki katılımcıların konuşma becerisine yönelik uygulama ön test ve son test notları ile yabancı dil konuşmaya yönelik tutum ön test puanları arasında anlamlı bir farklılık görülmezken yabancı dil konuşmaya yönelik tutum son test puanlarında ise deney grubu lehine anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmen gözlemlerinde yine deney grubu lehine anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Günlüklerde ise öğrenciler genel olarak faaliyetlerin konuşma becerilerine ve yabancı dil tutumlarına olan pozitif etkisini ifade etmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Foreign Language education, experiential learning theory, English language education, speaking skill, attitude and achievement, acquisition

Pınar Özyurter
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Dijital dönüşümün yönetimi sürecinde üniversite öğrencilerinin endüstri 4.0 kavramsal farkındalık düzeyleri

Bu çalışmanın amacı "Dijital Dönüşümün Yönetimi" sürecinde üniversite öğrencilerinin Endüstri 4.0 kavramsal farkındalık düzeylerini belirlemektir. Çalışma, nicel araştırma desenine uygun olarak planlanmış ve tasarlanmıştır. Araştırmanın evreni, Türkiye'de dört farklı coğrafi bölgede bulunan dört üniversitenin Mühendislik ile İktisadi ve İdari Bilimler fakültelerinde öğrenim görmekte olan öğrencilerinden oluşmuştur. Araştırma örnekleminde, evrenden amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen 472 üniversite öğrencisi yer almıştır. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Endüstri 4.0 Kavramsal Farkındalık Ölçeği (E4.0-KFÖ) yardımıyla toplanmıştır. Ölçek geliştirme çalışması araştırma örneklemine girmeyen bir mühendislik ve bir de iktisadi ve idari bilimler fakültesinde öğrenim görmekte olan 240 öğrenci üzerinden yürütülmüştür. E4.0-KFÖ'nin geliştirilmesi amacıyla literatüre dayalı madde havuzu oluşturulmuştur. Hazırlanan 70 maddelik taslak ölçek, 5 öğretim üyesinin görüşlerine sunulmuş ve 39 maddelik uygulama ölçeğine dönüştürülmüştür. Öğrencilerin cevapları SPSS 24 paket programı ile analiz edilmiştir. Kaiser-Mayer-Olkin (KMO) katsayısı "936" ve Bartlett testi sonucu da 0,001 manidarlık düzeyinde anlamlı çıkmıştır. Açımlayıcı faktör analizi sonuçları ölçeğin tek faktörlü yapısında açıklanan varyans %sinin "39,994" olduğunu göstermiştir. Geliştirilen E4.0-KFÖ ölçeğinin asıl örneklem grubu üzerindeki uygulaması, 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılı güz yarıyılında dört üniversitede yer alan Mühendislik Fakültelerinin Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Endüstri Mühendisliği ve Mekatronik Mühendisliği bölümleri öğrencileri ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Yönetim Bilişim bölümünde öğrenim görmekte olan 472 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Toplanan veriler SPSS 24 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Analiz sonuçları, veri seti dağılımının normal dağılım olduğunu göstermemiştir. Bulgular, araştırma kapsamındaki öğrencilerin Endüstri 4.0 Kavramsal Farkındalık düzeylerinin orta altı düzeyde olduğunu göstermiştir. Cinsiyet değişkeni ve öğrencilerin öğrenim görmekte oldukları fakülte türüne göre yapılan t testi sonuçları; erkek öğrencilerin kavramsal farkındalık düzeylerinin kadın öğrencilere, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencilerinin Mühendislik Fakültesi öğrencilerine göre manidar olarak daha yüksek düzeyde bulunduğunu göstermiştir. Tek yönlü varyans analizi sonuçları; öğrencilerin üniversitelere, bölümlere ve genel not ortalamalarına göre görüşleri arasında anlamlı farklılıklar olduğunu gösterirken, sınıf düzeyi ve ortaöğretim mezuniyet kaynağı değişkenlerine göre anlamlı farklılıklar olmadığını da ortaya koymuştur. Araştırma sonuçları, ilgili literatür temelinde tartışılmıştır. Araştırma sonuçlarına bağlı olarak öğrencilerin Endüstri 4.0 Kavramsal farkındalık düzeylerini arttırmak amacıyla çok yönlü ve çeşitli farkındalık arttırıcı çalışmalarının yapılması önerisinde bulunulmuştur.

DönüşümDönüşüm sistemleriElektronik dönüşüm+7
Onur Doğan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sekizinci sınıf öğrencilerinin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, sekizinci sınıf öğrencilerinin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasındaki ilişki incelenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu araştırmada ilişkisel tarama modellerinden korelasyon model kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2018-2019 eğitim öğretim yılında Kırşehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne bağlı okulların 8. sınıflarında öğrenim gören 3055 ortaokul öğrencisi örneklemini ise 346 (Kız: 188; Erkek: 158) orta okul öğrencisi oluşturmaktadır. İlgili okulların seçiminde olasılık temelli örnekleme çeşitlerinden tabakalı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları Günhan ve Başer (2007) tarafından geliştirilen ve "Olumlu öz-yeterlik inancı", "Geometri bilgisinin kullanılması", "Olumsuz öz-yeterlik inancı" şeklinde üç boyutlu yapıya sahip olan 25 maddelik "Geometriye yönelik öz-yeterlik ölçeği" ile araştırılmıştır. Akıl yürütme becerileri ise Sırtmaç (2018) tarafından "Analiz", "Genelleme", "Sentez ve rutin olmayan problemler", "Neden gösterme" şeklinde dört alt beceriyi ölçecek şekilde hazırlanan ve toplam 8 açık uçlu sorudan oluşan bir test ile araştırılmıştır. Teste verilen cevapların çözümlemesinde ise derecelendirilmiş puanlama anahtarı olarak analitik rubrik kullanılmıştır. Verilerin betimsel analizlerini yapmak amacıyla frekans, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Sekizinci sınıf ortaokul öğrencilerinin geometriye yönelik öz-yeterlik algılarının ve geometrik akıl yürütme becerilerinin .05 anlamlılık düzeyinde cinsiyete göre istatistiksel açıdan farklılaşıp farklılaşmadığı bağımsız gruplar için t-testi ile; öğrenim gördüğü okulun başarı seviyesine göre farklılaşıp farklılaşmadığı ise ANOVA testi ile araştırılmıştır. Öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasındaki ilişki ise Pearson Korelasyon testi ile incelenmiştir. Ayrıca, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algı ölçeğinin geometrik akıl yürütme becerilerini anlamlı şekilde yordayıp yordamadığını tespit etmek için basit doğrusal regresyon analizi; ölçeğinin alt boyutlarının geometrik akıl yürütme becerilerini yordama derecesine ilişkin ise çoklu regresyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları için ölçeğinin alt boyutları ile cinsiyet arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir farklılık bulunmasa da; ölçeğin geneli ile cinsiyet arasında istatistiksel açıdan erkek öğrencilerin lehine anlamlı bir farklılığın olduğu saptanmıştır. Ayrıca, hem kız öğrencilerin hem de erkek öğrencilerin geometrik akıl yürütme becerilerinin orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Diğer taraftan, orta düzey başarıya sahip okullarda öğrenim gören öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algılarının yüksek; yüksek başarıya sahip okullarda öğrenim gören öğrencilerin ise düşük olduğu görülmüştür. Yapılan analizler sonucunda okul başarı düzeyi değişkenine bağlı olarak tüm öğrencilerin geometrik akıl yürütme beceri düzeylerinin orta düzeyde olduğu saptanmıştır. Ayrıca, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algıları ile geometrik akıl yürütme becerileri arasında hem ölçeğin genelinde hem de alt boyutlarında istatistiksel açıdan anlamlı bir ilişkinin olduğu görülmüştür. Öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algısının geometrik akıl yürütme becerisini anlamlı olarak pozitif yönde yordadığı belirlenmiştir. Geometrik akıl yürütme becerisinin %5'inin geometriye yönelik öz-yeterlik algısı tarafından açıklandığı görülmüştür. Diğer taraftan, öğrencilerin geometriye yönelik öz-yeterlik algısına ait alt boyutların geometrik akıl yürütme becerisine ilişkin açıkladığı varyansın istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüş ve geometriye yönelik öz-yeterlik ölçeğinin boyutları birlikte ele alındığında geometrik akıl yürütme becerisine ilişkin toplam varyansın %9'unu açıkladığı ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Akıl Yürütme, Geometri Öğretimi, Öz-yeterlik.

Eğitim bilimleriGeometri öğrenmeMatematik eğitimi
Ülkü Bostancı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel kültür ve motivasyon algıları (Nevşehir örneği)

Araştırmanın amacı ilkokul ve ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin örgütsel kültür ve motivasyon algılarını incelenmektir. Araştırma kapsamında öğretmenlerin örgütsel kültür ve motivasyon algıları betimlendikten sonra bu algıların; öğretmenlerin cinsiyeti, kıdemi, branşı ve görev yapmakta oldukları okuldaki görev süresi gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmiştir. Araştırmada ayrıca, öğretmenlerin örgütsel kültür algıları ile motivasyon algıları arasındaki korelasyon ve öğretmenlerin örgütsel kültür algılarının motivasyon algıları üzerindeki yordayıcı etkisi incelenmiştir. Araştırma, 2017–2018 eğitim-öğretim yılında Nevşehir il merkezindeki ilk ve ortaokullarda görev yapmakta olan 159 ilkokul ve 165 ortaokul öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmada İpek (1999) tarafından geliştirilen Örgütsel Kültür Ölçeği ile Uçar (2014) tarafından geliştirilen Öğretmen Motivasyonu Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmaya katılan öğretmenlerin örgütsel kültür algılarına ilişkin aritmetik ortalamalarının güç kültürü, rol kültürü, başarı kültürü ve destek kültürü alt boyutlarında; motivasyon algılarına ilişkin aritmetik ortalamalarının ise içsel ve dışsal motivasyon alt boyutlarında öğretmenlerin cinsiyetlerine, kıdemlerine, branşlarına ve okuldaki görev sürelerine bağlı olarak istatistiksel açıdan anlamlı düzeyde farklılaşıp farklılaşmadığı t-testi ve tek yönlü varyans analizi ile belirlenmeye çalışılmıştır. Ayrıca, öğretmenlerin örgütsel kültür alt boyutlarına ilişkin algıları ile motivasyon alt boyutlarına ilişkin algıları arasındaki ilişki korelasyon ve regresyon analizi ile incelenmiştir. Araştırmada başlıca şu sonuçlara ulaşılmıştır: Araştırmaya katılan öğretmenlerin motivasyon düzeyi içsel motivasyon boyutunda çok katılıyorum, dışsal motivasyon boyutunda ise tamamen katılıyorum aralığında gerçekleşmiştir. Öğretmenlerin örgütsel kültür algılarına ilişkin aritmetik ortalama en yüksek destek kültürü boyutunda tespit edilmiş; bu ortalamayı sırasıyla başarı, rol ve güç kültürü alt boyutları izlemiştir. İçsel motivasyon ile örgütsel kültür boyutları arasında pozitif yönlü ve orta düzeyde, dışsal motivasyon ile örgütsel kültür boyutları arasında ise pozitif yönlü, zayıf ve orta düzeyde ilişki gözlemlenmiştir. Öğretmenlerin motivasyon algılarının örgütsel kültür algılarından yordanma düzeyini test etmek için yapılan regresyon analizi sonucunda, öğretmenlerin örgütsel kültür algılarının, dışsal motivasyon algılarındaki varyansın %13'ünü, içsel motivasyon algılarındaki varyansın ise %25'ini açıkladığı tespit edilmiştir.

MotivasyonNevşehirOrtaokul öğretmenleri+4
Rabia Taşdemir
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumu

Bu araştırmada, öğretmen eğitiminde standartlaşma ve eğitim fakültelerinin akreditasyon sürecine hazır olma durumunu öğretim elemanları görüşlerine dayalı olarak incelenmiştir. Araştırma kapsamında konuya ilişkin kuramsal bilgilerin yanı sıra dört farklı üniversitenin (Erciyes Üniversitesi, Ömer Halis Demir Üniversitesi, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi) Eğitim Fakültesinde görev yapan 20 öğretim elemanı ile görüşme yapılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden "görüşme tekniği" ve "doküman analizi" kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubu, kolay ulaşılabilirlik ve güvenirliliği artırmak açısından amaçlı durum örneklemesi kullanılarak belirlenmiştir. Her biri 20-30 dakika süren görüşmelerde uzmanlara 15 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış bir görüşme formu uygulanmıştır. Görüşme sonucunda elde edilen veriler, içerik analizi ile çözümlenerek, uzmanlar tarafından ifade edilen görüşler anlam bakımından sınıflandırılıp aynı anlama gelebilecek görüşler bir grup altında toplanarak sayısallaştırılmıştır. Bu çalışma gerek kullanılan yöntem ve gerekse çıkan sonuçlar bakımından, alanyazındaki benzer çalışmalardan farklılık göstermektedir. Çalışma kapsamında öğretmen eğitiminde standartlaşma kavramı ile eğitim fakültelerinin akreditasyonuna ilişkin kurumsal açıklamalar ile standartlaşma ve akreditasyon arasındaki ilişki açıklanarak, Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanlarının bu sürece hazır olma durumları ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen sonuçlar, öğretmen eğitiminde belirli düzeyde standartlaşma olması gerektiğini ortaya koymaktadır. Eğitim Fakültelerinde görev yapan öğretim elemanları, akreditasyonun eğitim fakülteleri açısında gerekli olduğuna ve akreditasyonun bir kalite göstergesi olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır. Öte yandan öğretim elemanları akreditasyon için altyapı bakımından bazı zorluk ve eksikliğin olduğuna değinmişlerdir. Elde edilen bir diğer sonuca göre öğretim elemanlarının akreditasyon çalışmalarına ilgi duydukları ve akreditasyonun nitelikli öğretmen yetiştirme açısından önemli olduğuna inandıkları ortaya çıkmıştır.

AkreditasyonEğitimEğitim fakülteleri+5
Nursemin Buyuran
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul 6.sınıf matematik dersi geometri öğrenme alanında gösterip yaptırma yönteminin öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisi

Bu çalışmanın amacı, ortaokul 6.sınıf matematik dersi geometri öğrenme alanında gösterip yaptırma yönteminin öğrenci başarısına ve kalıcılığına etkisini araştırmaktır. Ön-test, son-test kontrol gruplu araştırma deseninin kullanıldığı deneysel araştırma, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırşehir ili merkez ilçesi Cacabey Ortaokulunda öğrenim gören 6.sınıf öğrencileri ile gerçekleştirilmiştir. Çalışma 36 deney grubunda, 29 kontrol grubunda olmak üzere toplam 65, 6.sınıf öğrencisi ile yürütülmüştür.Araştırmanın çalışma grupları uygulanan ön test ile seçilmiş, çalışmaya alınan sınıflar ratgele atama yöntemiyle deney ve kontrol grupları olarak belirlenmiştir. Dört haftalık deneysel işlemler süresince deney grubundaki öğrenciler konuları gösterip yaptırma yöntemi ile işlerken, kontrol grubundaki öğrenciler geleneksel yöntemle konuları işlemiştir. Deney grubu öğrencileri derslerin sonunda konu ile ilgili hazırlanan çalışma yapraklarını kullanmışlardır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacı tarafından geliştirilen başarı testi kullanılmıştır. Başarı testi deneysel işlemler öncesi ön-test, deneysel işlemler sonrası son-test ve 3 ay sonra kalıcılık testi olarak iki çalışma grubuna uygulanmıştır. Toplanan nicel verilerin grup içi ve gruplar arası analizinde bağımlı ve bağımsız örneklem t testleri SPSS 17.00 istatistik programı ile analiz edilmiştir.Araştırma bulgularından elde edilen sonuçlara göre; gösterip yaptıma yönteminin geometri öğrenme alanında prizmalar ve ölçme ünitesinde öğrencilerin matematik başarısını artırmada ve kalıcılığında geleneksel öğretim yöntemine göre daha etkili olduğu görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Geleneksel Yöntem, Geometri, Gösterip Yaptırma Yöntemi, Matematik, Öğretim.

GeometriGeometri öğretimiGösteri yöntemi+7
Volkan Keskinkılıç
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının incelenmesi

Bu çalışmada temel amaç ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının yordanmasıdır. Yordanan değişken matematik başarısı, yordayıcı değişkenler ise öz düzenleme, öz yeterlik, algılanan özerklik desteği, matematiğe yönelik tutum ve cinsiyet değişkenleri olarak ele alınmıştır. Matematik başarısının yordanmasında aracılık ve etkileşim etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla öncelikle öz düzenleme ile matematik başarısı arasındaki ilişkiye öz yeterlik, matematiğe yönelik tutum ve algılanan özerklik desteğinin aracılık edip etmediği, ardından ise matematiğe yönelik tutum ile öz yeterlik, öz düzenleme ile öz yeterlik ve algılanan özerklik desteği ile öz yeterlik etkileşimlerinin matematik başarısını yordama durumlarının araştırılması hedeflenmiştir. Araştırmanın örneklemini 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Kırşehir il merkezinde amaçlı örnekleme yolu ile seçilen üç farklı ortaokuldan random olarak belirlenen 264 kadın ve 268 erkek öğrenci olmak üzere toplam 532 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma verileri toplanırken Pintrich ve De Groot (1990) tarafından geliştirilen Üredi (2005) tarafından uyarlanan Öğrenmeye İlişkin Motivasyonel Stratejiler Ölçeği; William ve Deci (1996) tarafından geliştirilen Kanadlı ve Bağçeci (2016) tarafından uyarlanan ve Koçoğlu (2017) tarafından ortaokul öğrencileri için yeniden adapte edilen Öğrenme İklimi Ölçeği; Önal (2013) tarafından geliştirilen Matematiğe Yönelik Tutum Ölçeği ve araştırmacı tarafından geliştirilen kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırmanın yordanan değişkeni olan matematik başarısı öğrencilerin iki yarıyıla ait matematik dersi karne puanlarının ortalaması alınarak belirlenmiştir. Araştırmada toplanan veriler SPSS 24.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma ile toplanan verilerin etkileşim ve aracılık etkisi testlerinde çoklu regresyon analizi ve Hayes (2018) tarafından SPSS'e eklenti olarak geliştirilen PROCESS programı kullanılmıştır. Aracılık etkilerinin istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığının tespit edilmesi için Sobel testine başvurulmuştur. Araştırmada hata payı .05 olarak kabul edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öz düzenleme, öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutum değişkenleri ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarının anlamlı yordayıcılarıdır. Bunun yanında, öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutumun öz düzenleme ve matematik başarısı arasındaki ilişkide aracılık etkilerinin anlamlı olduğu; algılanan özerklik desteğinin aracılık etkisi göstermediği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla, öz yeterlik, öz düzenleme ve matematiğe yönelik tutumun matematik başarısına etkisinin önemli olduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, öz yeterlik ile matematiğe yönelik tutum etkileşiminin ortaokul öğrencilerinin matematik başarılarını anlamlı olarak yordadığı; öz düzenleme ve algılanan özerklik desteğinin öz yeterlik ile etkileşiminin matematik başarısını anlamlı olarak yordamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bunun yanında, ortaokul öğrencilerinin cinsiyetleri ile matematik başarıları arasında anlamlı bir ilişki bulunmamıştır. Sonuç olarak; ortaokul öğrencilerinin öz düzenlemeleri ve matematik başarıları arasındaki ilişkide öz yeterlik ve matematiğe yönelik tutumun aracılık etkilerinin anlamlı olduğu; öz yeterlik ile matematiğe yönelik tutum arasındaki etkileşimin ortaokul öğrencilerinin matematik başarısını anlamlı olarak yordadığı bu çalışma ile ortaya konulmuştur.

Akademik başarıDers başarısıMatematik+6
Neziha Çağlayan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin yönetim tarzları ile hesap verebilirlik yönelimleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı, ortaokul ve lise öğretmenlerine göre okul yöneticilerinin yönetim tarzları ile hesap verebilirlik yönelimleri arasında ilişkileri belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modeline uygun olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın hedef evrenini Kırşehir il merkezindeki ortaokul ve liselerde görev yapan öğretmenlerden oluşmaktadır. Araştırma örneklemi ise kolayda örnekleme yöntemi ile belirlenmiş 302 ortaokul ve lise öğretmeninden oluşturmaktadır. Veriler Üstüner (2016) tarafından geliştirilen "Algılanan Müdür Yönetim Tarzı Ölçeği" ile Bülbül (2011) tarafından geliştirilen "Türk Milli Eğitim Sisteminde Hesap Verebilirlik Uygulamaları Ölçeği" yardımıyla toplanmıştır. Analizler Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H ve Spearman Rho testi teknikler ile yapılmıştır. Araştırmanın bulguları öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin en çok benimsemiş olduğu yönetim tarzının "işbirlikli yönetim tarzı" olduğunu, bunu "otoriter yönetim tarzı", "karşı koyucu yönetim tarzı" ve "ilgisiz yönetim tarzının" izlediğini göstermiştir. Öğretmenlere ait bu görüşlerde cinsiyet faktörüne göre anlamlı farklılıklar bulunurken, mesleki kıdem, eğitim düzeyi ve branş değişkenine göre anlamlı farklılıkların olmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin okul yöneticilerinde en çok gözlemiş olduğu hesap verebilirlik yöneliminin "sağlama" boyutunda olduğu, bunu "saydamlık", "sorumluluk", "sorgulayıcılık" ve "standartlara" yönelik hesap verebilirlik boyutlarının izlediği tespit edilmiştir. Öğretmen görüşlerine göre okul yöneticilerinin yönetim tarzları ile hesap verebilirlik uygulamaları arasında anlamlı pozitif ve negatif yönlü korelasyonlar tespit edilmiştir. Bu kapsamda en çarpıcı korelasyonel bulgu okul yöneticilerinin sorumluluğa yönelik hesap verebilirlik davranışlarının "işbirlikli yönetim tarzı" ile ,617 pozitif, "karşı koyucu yönetim tarzı" ile -,294 negatif anlamlı korelasyonel ilişki içerisinde olduğu tespit edilmiştir. Araştırmada ulaşılan sonuçlar ilgili literatür temelinde tartışılmıştır.

Eğitim yönetimiHesap verebilirlikOkul yöneticileri+3
Tanju Yağ
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Taşımalı eğitim okullarında örgütsel sinizm, örgütsel bağlılık ve okul kültürü arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı taşımalı eğitim okullarında örgütsel sinizm, örgütsel bağlılık ve okul kültürü arasındaki ilişkiyi açıklamaktır. Nicel yöntemlerden ilişkisel desende tasarlanmıştır. Çalışmanın evreni Manisa ili merkez ve ilçelerinde 276 taşımalı okulda görev yapan 2881 ilk ve ortaokul öğretmeninden oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemini 2022-2023 eğitim öğretim yılında görev yapan ve kriter örnekleme yöntemi ile seçilen 388 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında kişisel bilgiler formu, Örgütsel Sinizm Ölçeği, Okul Kültürü Ölçeği ve Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde normal dağılım analizleri, betimsel istatistikler, Pearson korelasyon analizi ve hiyerarşik regresyon analizi kullanılmıştır. Bulgular öğretmen görüşlerine göre öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin orta, örgütsel sinizm düzeylerinin düşük seviyede olduğunu, okul kültürü boyutları arasında ise en düşük seviyenin bürokratik kültür boyutu en yüksek düzeyin destek kültürü boyutunda yer aldığını ortaya koymuştur. Örgütsel sinizm ile okul kültürü destek ve başarı boyutu ile örgütsel bağlılık ve alt boyutları duygusal, normatif bağlılık arasında orta düzeyde, negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğunu göstermektedir. Örgütsel bağlılık ile okul kültürü alt boyutları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler mevcut olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel sinizm ile örgütsel bağlılık alt boyutları okul kültürünün destek boyutundaki varyansın %42 sini açıklarken en yüksek açıklayıcılık bu boyuttadır. Örgütsel sinizm kontrol altına alındığında örgütsel bağlılık alt boyutlarının okul kültürünün tüm alt boyutlarını anlamlı açıkladığı sonucuna ulaşılmıştır. Örgütsel sinizm değişkeninin okul kültürü alt boyutları arasında tek pozitif ilişki içinde olduğu alt boyut bürokratik kültürdür. Bu durum bürokratik kültüre sahip örgütlerde sinizmin artabileceğini düşündürmektedir. Bürokratik kültür-örgütsel sinizm ilişkisini açıklayan nitel karma yöntem araştırmalarının yapılması önerilebilir. Bu çalışma tüm değişkenlerin birbiri ile ilişkisini taşımalı okullarda incelemiş ve taşımalı okullarda örgütsel sinizm ile örgütsel bağlılığın devam, normatif, duygusal bağlılık boyutlarının okul kültüründe önemli bir rol oynadığı sonucuna ulaşılmıştır. Özellikle çok küçük ilçelerde ve büyük ilçelerde öğretmenlerin sinizm düzeyi daha yüksek çıkmıştır. Bu ilçelere özel önlemler alınabilir veya sinizm düzeyini azaltıcı tedbirler alınabilir.

Okul kültürüÖrgütsel sinizm
Barış Gümüş
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Okul yöneticisinin sahip olduğu özellikler okulun genel performansını ve öğrencilerin akademik başarısını etkilemektedir. Bu bağlamda okul yöneticilerinin okuma motivasyonları eğitim alanındaki yeni araştırmaları ve uygulamaları, meslekleriyle ilgili güncel gelişmeleri takip etmeleri açısından önem taşımaktadır. Ayrıca bir yöneticinin öz yeterlilik algısı, kendi yeteneklerine olan güvenini ifade eder. Dolayısıyla yüksek okuma motivasyonu ve öz yeterlilik algısı okul yöneticisinin sürekli öğrenme ve gelişme yolunda kendine inanarak daha etkili liderlik sağlamasına yardımcı olabilir. Bu çalışmanın amacı okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellikleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Bu amaç doğrultusunda "Okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellik düzeyleri arasındaki ilişki nasıldır?" sorusuna cevap aranmıştır. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel desende tasarlanmıştır. Çalışmanın evrenini 2022-2023 eğitim öğretim yılında Manisa ilinde Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeki resmi devlet okullarında ilkokul, ortaokul ve lise kademesinde görev yapan okul yöneticileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yoluyla seçilen 177 okul yöneticisi oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında Kişisel Bilgiler Formu, Schutte ve Malouff (2007) tarafından geliştirilen, Yıldız, Yıldırım, Ateş ve Çetinkaya (2013) tarafından Türk kültürüne uyarlanan Yetişkin Okuma Motivasyonu Ölçeği; Yazıcı ve Akyol (2021) tarafından geliştirilen Okul Müdürlerinin Mesleki Profesyonellik Ölçeği ve Tschannen-Moran ve Gareis (2004) tarafından geliştirilen, Baltacı (2020) tarafından Türk kültürüne uyarlanan Okul Müdürü Öz Yeterlik Algısı Ölçeği kullanılmıştır. Ölçekler aracılığıyla toplanan veriler Jamovi programı kullanılarak analiz edilmiştir. İkili bağımsız gruplar için t-testi, üç veya daha fazla bağımsız gruplar için tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Ayrıca yöneticilerin okuma motivasyonları kontrol altına alındığında öz yeterlilik algılarının mesleki profesyonelliklerini nasıl yordadığını saptamak için hiyerarşik regresyon analizi yapılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgular ışığında okul yöneticilerinin öz yeterlilik algılarının mesleki profesyonellik algıları ve okuma motivasyonlarına göre daha yüksek olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca okul yöneticilerinin okuma motivasyonları, öz yeterlilik algıları ve mesleki profesyonellik düzeyleri arasında anlamlı, pozitif yönlü ve düşük düzeyde ilişki olduğu belirlenmiştir. Araştırmanın bir diğer önemli sonucu da okul yöneticilerinin öz yeterlilik algısı puanlarının okul yöneticilerinin mesleki profesyonellik düzeyi puanlarını yordayıcı etkisi istatiksel olarak anlamlı olması ve bağımlı değişkendeki varyansın %42.2'sini açıklamasıdır. Okuma motivasyonu analize dahil edildiğinde ise okuma motivasyonu değişkeninin okul yöneticilerinin mesleki profesyonellik düzeyleri üzerindeki etkisinin istatiksel olarak pozitif ve anlamlı olup tek başına bağımlı değişkendeki değişimin %1.4'ünü açıkladığı görülmektedir. Yordayıcı değişkenlerin okul yöneticilerinin mesleki profesyonellikleri üzerindeki göreceli önem sırasında öz yeterlik algıları daha ön planda iken okuma motivasyonları çok daha arka planda yer almıştır. Okul yöneticilerinin eğitimle ilgili güncel çalışmaları takip etmenin ve okumaları pratik uygulamalara dönüştürmenin mesleki profesyonellik düzeyine katkısını fark etmeleri için okuduğu makale ya da kitaptan edindiği bilgiyi uygulayarak fark yaratmış okul yöneticileri varsa bunları paylaşmaları önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Okul Yönetimi, Okul Yöneticileri, Okuma Motivasyonu, Öz Yeterlilik, Mesleki Profesyonellik.

Kitap okumaMotivasyonOkul yöneticileri+3
Nilüfer Köse
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Üstün yetenekli öğrencilerin matematiksel düşünme becerilerine göre problem kurma süreçlerinin incelenmesi

Ülkemizin muasır medeniyetler seviyesine çıkması için problem çözebilen, kendini sürekli yenileyebilen, nitelikli, farklılıklarını göstermekten çekinmeyen, yetişmiş nesiller gereklidir. Bu amaca yönelik yetiştirilecek insan kaynaklarından birinin de üstün yetenekli (özel yetenekli) bireyler olduğu söyleyebilir. Bunun için de bu bireylerin performanslarını artıracak zenginleştirilmiş içeriğe sahip öğretim programlarına ihtiyaç vardır. Söz konusu programlarda özellikle düşünme süreçlerine önem verilmektedir. Çünkü analitik düşünen ve akıl yürüten bireyler sadece matematikte değil pratik yaşamda ve diğer alanlarda da başarılı oldukları bilinmektedir. Bu tip düşünen bireyler matematiksel bir sav ileri sürebilir ve bunu matematiksel yollarla araştırıp ifade edebilir. Hangi alan ve konu üzerinde olursa olsun düşünme, en belirgin biçimiyle bir sorun ya da problem çözme etkinliğidir. Matematiksel düşünme iki aşamada ifade edildiğinde; birinci aşamada sorunu açıklama ve çözümü bulma veya oluşturma, ikinci aşamada ise bulunan çözümün doğruluğunu kontrol etme olarak ifade edilebilir. Matematiksel düşünme bir problem çözme olarak düşünüldüğünde bireyin problem çözme becerisini artıran bir diğer unsur da problem kurma becerisidir. Bu bağlamda üstün yetenekli bireylerde problem kurma, matematiksel düşünmenin üst düzey bir ürünü olarak ele alınmış ve araştırmanın genel problemi "Üstün Yetenekli Öğrencilerin Matematiksel Düşünme Becerilerine Göre Problem Kurma Süreçleri Nasıldır?" olarak belirlenmiştir. Karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın evreni Yusuf Demir Bilim ve Sanat Merkezi'ne kayıtlı 2018-2019 eğitim- öğretim yılı içerisinde öğrenim gören ortaokul ve 9. sınıf öğrenciler, örneklemi ise ortaokul ve 9. sınıf seviyesindeki 103 öğrenci (Nkız=59, Nerkek=44) oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak Tanıtıcı Bilgi Formu, Ersoy (2012) tarafından geliştirilmiş olan Matematiksel Düşünme Ölçeği uygulanmış ve görüşmeler yapılmıştır. Ayrıca ölçme aracı olarak uygulanan "Matematiksel Düşünme Ölçeği" nin analiz sonucu ile elde edilen iv verilere göre ölçüt örnekleme yöntemi ile seçilen 15 öğrenci ile birlikte problem kurma çalışmaları yapılmıştır. Nicel verilerin analizinde SPSS 22 paket program aracığı ile normallik şartına bağlı olarak parametrik testler, nitel veriler de ise betimsel analiz kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda Matematiksel Düşünme Ölçeği'nden düşük, orta ve yüksek düzeyde puan alan öğrencilerin sınıf düzeylerine göre, kurdukları problemler karşılaştırıldığında; Matematiksel Düşünme Ölçeği'nden düşük ve orta düzeyde puan alan öğrencilerin kurdukları problemlerin nitelikleri yüksek düzeyde puan alandan öğretim programındaki kazanım ve açıklamalarına göre daha düşük seviyede olduğu belirlenmiştir. Diğer taraftan demografik özellikler içerisinde yer alan değişkenlerden sınıf düzeyinin öğrencilerin matematiksel düşünmeleri üzerindeki etkileri incelendiğinde 5. sınıf ile 9. sınıf arasında 5. sınıfta öğrenim görenlerin lehine bulguya ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda matematiksel düşünmeyi artırıcı etkinlikler arasında olduğu belirlenen problem kurma çalışmalarının, öğretim programında sadece ilköğretimle sınırlı kalmamalı aynı zamanda ortaöğretim programında da yer verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Matematiksel Düşünme, Problem Kurma, Üstün Yetenekli Öğrenci

MatematikMatematik eğitimiMatematiksel düşünme+4
Kamil Yılmaz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

AB projelerinin İngilizce öğretmenlerinin dil öğretme özyeterliklerine katkısının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, AB projelerinin İngilizce öğretmenlerinin dil öğretme öz yeterliklerine katkısını incelemektir. Araştırmada, nicel ve nitel veri toplama yöntemlerinin birlikte kullanılmasına hizmet eden karma desen yöntemlerinden "eş zamanlı çeşitleme" yöntemi kullanılmıştır. Örneklem olarak, "amaçlı örneklem yöntemlerinden kolay ulaşılabilir durum örneklemesi" seçilmiştir. Araştırmanın örneklemini, Manisa ilinde görev yapan ve eTwinning veya erasmus projelerine katılan 160 İngilizce öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın verileri, "demografik bilgiler, dil öğretme öz yeterlik ölçeği ve yarı yapılandırılmış görüşme formu" olmak üzere üç bölümden oluşan veri toplama aracı ile toplanmıştır. Araştırmacı tarafından hazırlanan ve demografik bilgileri içeren birinci bölüm; "cinsiyet, yaş, mesleki kıdem, eğitim düzeyi, mezun olunan program, görev yeri, katıldıkları proje türü, erasmus+ ve eTwinning proje sayısı" değişkenlerinden oluşmaktadır. Veri toplama aracının ikinci bölümünde; Deregözü ve Gündoğar (2020) tarafından hazırlanan, geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmış olan "Dil Öğretme Öz Yeterlik Ölçeği", üçüncü bölümünde ise, araştırmacı tarafından uzman görüşü alınarak hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu yer almaktadır. Kişisel bilgi formunda yer alan verilerin analizi için frekans ve yüzde kullanılmıştır. Nicel verilerin analizi, SPSS 27 programı ile yapılmıştır. Nitel verilerin analizi ise, içerik analizine tabi tutulmuştur. Nicel verilerin normallik testi sonucunda parametrik testler olan t testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) kullanılmıştır. Çalışmada İngilizce öğretmenlerinin dil öğretme öz yeterliği ölçeği genel puan ortalamasının "çok yüksek" düzeyde olduğu görülmektedir. Ayrıca, eğitim durumu değişkeninin, planlama alt boyutunda lisansüstü eğitim mezunu öğretmenlerin lehine ve katıldıkları erasmus+ ve eTwinning proje sayısı daha fazla proje yapanların lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık tespit edilmiştir. Bunun yanında, İngilizce öğretmenleri; AB projelerini faydalı bulduklarını, kişisel ve mesleki gelişim nedenleri ile AB projelerine katıldıklarını, AB projelerinin dil öğretme öz yeterliklerine katkı sağladığını, ESEP platformunun faydalı ancak kullanımın zor olduğunu ifade etmişlerdir.

Hatice Gençay
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Fen lisesi öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri ile iklim okuryazarlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu çalışmada, fen lisesi öğrencilerinin "eleştirel düşünme eğilimleri" ile "iklim okuryazarlıkları" arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Çalışma, "nicel araştırma" modellerinden "ilişkisel tarama" modelinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu, 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Manisa ilindeki 7 fen lisesinde öğrenim gören 702 öğrenci oluşturmaktadır. Çalışmada, üç bölümden oluşan bir veri toplama aracı kullanılmıştır. İlk bölümde; fen lisesi öğrencilerine ait demografik değişkenlerin olduğu "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde Yıldırım Döner ve Demir (2020) tarafından geliştirilen "Eleştirel Düşünme Eğilimi Ölçeği" ve üçüncü bölümde ise Görgülü Arı ve Aslan (2020) tarafından geliştirilen "İklim Okuryazarlığı Ölçeği" yer almaktadır. Verilerin analizinde "SPSS 29.0 paket programı" kullanılmıştır. Araştırmanın problemlerinin çözümünde parametrik ve parametrik olmayan testlerden "bağımsız örnek t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi" kullanılmıştır. Eleştirel düşünme eğilimleri ile iklim okuryazarlıkları arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Çalışmada, fen lisesi öğrencilerinin eleştirel düşünme eğilimleri ve iklim okuryazarlıkları ortalamalarının yüksek düzeyde olduğu görülmektedir. Ayrıca, öğrencilerin "eleştirel düşünme eğilimlerinin" yaş, sınıf düzeyi değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı; ikamet edilen yer ve cinsiyet değişkenlerinde ise istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Öte yandan, fen lisesi öğrencilerinin "iklim okuryazarlıklarının" yaş, sınıf düzeyi ve ikamet edilen yer değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olmadığı; cinsiyet değişkeninde ise, istatiksel olarak anlamlı bir farklılık gösterdiği belirlenmiştir. Gerçekleştirilen Pearson Korelasyon Analizi sonucunda da fen lisesi öğrencilerinin "eleştirel düşünme eğilimleri" ile "iklim okuryazarlıkları" arasında orta düzeyde pozitif yönlü bir ilişkinin bulunduğu tespit edilmiştir.

Eleştirel düşünmeİklim okuryazarlığı
Yurdanur Akyol
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmenlerinin dijital okuryazarlık becerileri ile Web 2.0 araçlarının kullanım yetkinlikleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dijitalleşen çağın getirdiği eğitim ve öğretim paradigmaları, öğretmenlerin rollerini yeniden şekillendirerek, onlara yeni yetkinlikler ve sorumluluklar yüklemektedir. Öğretmenlerin dijital okuryazarlık kapasitesi ve eğitimde teknolojik araçların etkin kullanımına ilişkin yetkinlikleri, modern eğitim yaklaşımlarının merkezi bir bileşenini oluşturmaktadır. Bu araştırma ile İngilizce öğretmenlerinin dijital okuryazarlık seviyeleri ile Web 2.0 araçlarının kullanım yetkinlikleri algılarının belirlenmesi ve bu algıların çeşitli değişkenlere (yaş, cinsiyet, eğitim düzeyi, mesleki kıdem, eğitim verilen sınıf düzeyi, mezun olunan program, görev yeri, bilgisayar teknolojileri kullanım süresi, mobil teknolojileri kullanım süresi) göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma genel tarama türü modellerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023–2024 eğitim-öğretim yılında Manisa ili Şehzadeler ve Yunusemre merkez ilçelerine bağlı İngilizce öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada kullanılan veri toplama aracı üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde demografik değişkenlerin yer aldığı "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde 17 maddeden oluşan "Dijital Okuryazarlık Ölçeği", üçüncü bölümde ise 39 maddeden oluşan "Web 2.0 Araçları Kullanım Yetkinliği Ölçeği (WAKYÖ)" yer almaktadır. Toplanan verilerin istatiksel paket programı SPSS 27.0 kullanılmıştır. Levene's Testi ile normallik analizi yapıldıktan sonra bağımsız gruplar için t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) testi kullanılmıştır. Dijital okuryazarlık becerileri ile Web 2.0 araçlarının kullanım yetkinlikleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla Pearson Korelasyon analizi yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda İngilizce öğretmenlerinin dijital okuryazarlık becerilerinin ve Web 2.0 araçlarının kullanım yetkinliklerinin pozitif yönlü anlamlı bir ilişki tespit edilmiştir. İngilizce öğretmenlerinin dijital okuryazarlık becerileri; mesleki kıdem, çalışılan kurum, bilgisayar ve mobil kullanım süreleri değişkenlerine göre istatistiksel anlamlı farklılıklar gösterirken; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, mezun olunan program türü değişkenleri bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık göstermediği sonuçlarına ulaşılmıştır. Ayrıca, İngilizce öğretmenlerinin Web 2.0 araçlarının kullanım yetkinlikleri; yaş, mesleki kıdem, mezun olunan program, bilgisayar ve mobil kullanım süreleri değişkenleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar tespit edilmiş; cinsiyet, eğitim düzeyi ve çalışılan kurum türü değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemiştir. İngilizce öğretmenlerinin dijital okuryazarlık seviyeleri ile Web 2.0 araçlarının kullanım yetkinlikleri arasında anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Anahtar kelimeler: Dijital Okuryazarlık, Eğitim Bilimleri, İngilizce Öğretmenliği, Yabancı Dil Öğretimi, Web 2.0 Araçları.

Muhammed Karabıyık
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

3.sınıf matematik dersi öğretiminde dijital oyun kullanımının öğrencilerin akademik başarısına ve motivasyonlarına etkisi

Bu çalışmada ilkokul 3. Sınıf matematik dersi öğretiminde eğitsel dijital oyun kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına ve motivasyonlarına etkisi araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2023-2024 eğitim-öğretim yılı Manisa ili Salihli ilçesindeki bir devlet okulunun basit rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiş 3. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Deney grubu 13'ü kız 16'sı erkek olmak üzere toplam 29, kontrol grubu iste 9'u kız 19'u erkek olmak üzere toplamda 28 öğrenciden oluşmaktadır. Araştırmacı tarafından hazırlanmış olan eğitsel dijital oyunlar ile matematik dersi desteklenmiş ve uygulama 6 hafta sürmüştür. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın nicel kısmında öğrencilerin akademik başarılarını ölçmek amacıyla araştırmacının geliştirmiş olduğu '' Doğal Sayılarla Çarpma İşlemi Başarı Testi'' kullanılmıştır. Matematik dersine yönelik motivasyonu belirlemek için de Balantekin ve Oksal'ın (2014) geliştirdiği '' İlkokul 3. Ve 4. Sınıf Öğrencileri İçin Matematik Dersi Motivasyon Ölçeği'' kullanılmıştır. Başarı testi ve motivasyon ölçeği öğrencilere uygulamadan önce ön test olarak uygulamadan sonra da son test olarak uygulanmıştır. Çalışmanın nitel kısmında ise, nicel kısımda kullanılan ölçek ile bağlantılı hazırlanan görüşme sorularından oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öğrenciler ile uygulama sonrasında görüşmeler gerçekleştirilerek veriler toplanmıştır. Elde edilen nicel veriler IBM SPSS Statistics 26 programında bağımlı ve bağımsız gruplar t testi ile analiz edilmiştir. Nitel veriler için içerik analizi yapılarak bulgular elde edilmiştir. Elde edilen nicel bulgulara göre eğitsel dijital oyunların deney grubu ortalama puanlarına göre olumlu etkisi olduğu görülmüş ancak deney ve kontrol grubu arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrencilerin motivasyon ölçeği puanlarına göre deney ve kontrol grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamamıştır. Öğrenciler ile yapılan görüşmeler sonucunda matematik dersinde eğitsel dijital oyunun kullanılmasının öğrencileri motive ettiği görülmüştür. Öğrencilerin, dersi daha eğlenceli bulduklarına, dersi sevdiklerine, özgüven duygularının geliştiğine, anlamalarının kolaylaştığı ve hız kazandıkları sonucuna ulaşılmıştır. Sonuç olarak matematik dersinde eğitsel dijital oyun kullanımının öğrencilerin başarıları ve motivasyonlarında istatistiksel olarak anlamlı sonuç bulunmasa da ortalama puanları ve görüşmeleri dikkate aldığımızda eğitsel dijital oyun kullanımının matematik dersinde kullanılmasının etkisinin olumlu yönde olduğu görülmektedir.

Matematik öğretimiMotivasyon
Döndü Tanrıöver
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim matematik ve fen bilgisi öğretmenliği öğrencilerinde duygusal zekâ ile akademik başarı arasındaki ilişki

Bu araştırmada İlköğretim Matematik ve Fen Bilgisi Öğretmenliği Anabilim Dalı öğrencilerinde duygusal zekâ ile akademik başarı arasındaki ilişki incelenmiştir. Çalışmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırma, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği ve Fen Bilgisi Öğretmenliği 1., 2., 3. ve 4. sınıflardan toplamda 323 öğrenci üzerinde yürütülmüştür. Bunlardan 139 öğrenci İlköğretim Matematik Öğretmenliği, 184 öğrenci ise Fen Bilgisi Öğretmenliği anabilim dalında öğrenim görmektedir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Gözden Geçirilmiş Schutte Duygusal Zekâ Ölçeği ve bir kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Verilerin analizi IBM SPSS Statistics 20 paket programıyla yapılmıştır. Analizlerde Cronbach Alpha Güvenirlik Testi, yüzde ve frekanslar, madde ortalamaları, Kolmogrov-Smirnov Testi, Kruskal Wallis-H testi, Mann-Whitney U Testi ve Spearman Sıra Farkları Korelasyon Analizi tekniklerinden yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda duygusal zekâ ile cinsiyet, anabilim dalı ve sınıf düzeyi değişkenleri arasında anlamlı farklılıklar bulunduğu, algılanan soyo-ekonomik durum ile anne-baba eğitim durumu arasında ise anlamlı farklılıkların bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca yaş, kardeş sayısı ve genel akademik başarı ortalamaları değişkenleri ile de anlamlı ilişkiler bulunmadığı tespit edilmiştir. Araştırma sonuçları duygusal zekâ ile akademik başarı arasında anlamlı olmayın, negatif yönlü zayıf ilişkiler olduğunu göstermektedir. Araştırma kapsamında elde edilen bulgular ilgili literatür temelinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Akademik başarı, duygu, zekâ, duygusal zekâ, bilişsel zekâ.

Akademik başarıDuygusal zekaFen bilgisi+6
Ufuk Servet Yağmur
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğretmenlerinin algılarına göre müdürlerin yönetici yeterlikleri ile öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırmanın genel amacı, Türkiye'de Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ortaokullarda görev yapan öğretmenlerin algılarına göre müdürlerin yönetici yeterlikleri ile öğretmenlerin psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişki düzeyini belirlemektir. Araştırma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın hedef evrenini Samsun il merkezinde yer alan Atakum, Canik ve İlkadım ilçelerinde 2017-2018 eğitim öğretim yılında görev yapan 2168 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini bu ilçelerdeki 401 öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında altı maddelik "Kişisel Bilgi Formu", Aksoy (2012) tarafından geliştirilen üç boyutlu 38 maddelik "Okul Müdürlerinin Yeterlikleri Ölçeği" ile Işık (2016) tarafından geliştirilen üç boyutlu 21 maddelik "Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde kişisel bilgilere ilişkin değerlendirmede yüzde ve frekans, alt boyutlara ilişkin değerlendirmede aritmetik ortalama ve standart sapma, cinsiyet, yaş ve medeni durum değişkenlerinin değerlendirilmesinde t-testi, mesleki kıdem ve alan değişkenlerinin değerlendirilmesinde Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), anlamlı farklılık çıkan alt boyutları belirlemek amacıyla Tukey HSD testi, okul müdürlerin yönetici yeterlikleri ile öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasındaki ilişkiyi bulmak için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Araştırma sonucunda toplam ve alt boyutlara bakıldığında öğretmenlerin algılarına göre okul müdürleri yönetici olarak yeterli ve öğretmenlerin psikolojik olarak da dayanıklı olduğu görülmektedir. Yönetici yeterlik ölçeğinde öğretmenler en az kavramsal yeterlik, en fazla teknik yeterlik alt boyutlarına katılmışlardır. Psikolojik dayanıklılık ölçeğinde ise öğretmenler en az kontrol, en fazla meydan okuma alt boyutlarına katılmışlardır. Kıdem, alan ve yöneticilik yapıp yapmama değişkenlerinde hem okul müdürlerinin yönetici yeterlikleri hem de öğretmenlerin psikolojik dayanıklılıkları öğretmenlerin algılarına göre anlamlı farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin yeterlikleri cinsiyet ve medeni durum değişkenlerine göre farklılaşmamaktadır. Yaş değişkenine göre 41 yaş ve üstü öğretmenler, 40 yaş ve altı öğretmenlere göre daha kontrollü ve daha dayanıklıdır. Öğretmenlerin algılarına göre okul müdürlerinin yönetici yeterlikleri ile öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasında anlamlı, pozitif ve düşük düzeyde bir ilişki olduğu görülmektedir. En yüksek ilişki kendini adama ile yönetici yeterlikleri toplam ve alt boyutları arasında olmuştur. Özellikle kendini adama ve insancıl yeterlikler arasında çıkmıştır. En düşük ilişki meydan okuma, kontrol ile yönetici yeterlikleri toplam ve alt boyutları arasında olmuştur.

Eğitim yönetimiMüdürlerOkul yönetici algısı+4
Kübra Öztürk
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Resmi eğitim kurumlarında görev yapan rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeyleri arasındaki ilişki

Bu araştırma; Ankara ili merkezine bağlı ilkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyonları arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Araştırmada betimsel ve ilişkisel tarama modelleri kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 ve 2018-2019 yılları arasında Ankara ili merkez ilçelerde bulunan ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde görev yapan 1904 rehber öğretmen oluşturmaktadır. Araştırma evrenin tamamını kapsamış olup örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Uygulama kapsamına alınan 342 ölçek içerisinden 323 tanesi değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Balay (2000) tarafından geliştirilen Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Yıldırım (2006) tarafından geliştirilen Mesleki Motivasyon Ölçeği kullanılmıştır. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeylerini belirlemede frekans, ortalama ve standart sapma değerlerine bakılmıştır. Alt problemlere bağlı olarak verilerin çözümlenmesi aşamasında t testi, ANOVA, Post-Hoc, Turkey HSD, Games Howel ve Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin genel olarak "orta" düzeyde olduğu, alt boyutlar arasında en yüksek değerin içselleştirme en düşük değerin uyum boyutunda olduğu görülmüştür. Mesleki motivasyon düzeyleri genel olarak "az" düzeyde, en yüksek psiko-sosyal, en düşük düzeyde ekonomik alt boyutlarının olduğu tespit edilmiştir. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık düzeylerinin demografik faktörlere göre farklılık gösterip göstermediği incelenmiştir. Cinsiyet ve öğrenim durumu t testine göre, okul türü ve hizmet yılı ANOVA analizine göre incelenmiş ve anlamlı bir farklılık ortaya çıkmamıştır. ANOVA analizine göre yaş, t testine göre medeni durum değişkenlerinde anlamlı farklılık görülmüştür. Rehber öğretmenlerin motivasyon düzeyleri cinsiyet, öğrenim durumu, okul türü ve hizmet yılı değişkenlerine göre anlamlı farklılık göstermemekte, medeni durum ve yaş değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık gösterdiği tespit edilmiştir. Rehber öğretmenlerin örgütsel bağlılık ve motivasyon düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılan Pearson Korelasyon Testine göre pozitif yönde, orta düzeyde ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür.

AnkaraDevlet okullarıEğitim kurumları+4
Pınar İlter
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Orta öğretimde görev yapan öğretmenlerin iş yaşamı kalitesi algıları ile örgütsel bağlılık düzeyleri arasındaki ilişki

Araştırma Kırşehir il merkezinde resmi ortaöğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin iş yaşamı kalitesi algıları ile örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı amaçlamaktadır. Araştırmada öğretmenlerin iş yaşamı kalitesi algılarına ilişkin verileri toplamak amacıyla Erdem (2008) tarafından geliştirilen "İş Yaşamı Kalitesi Ölçeği" ile örgütsel bağlılık boyutlarına ilişkin verileri toplamak amacıyla Balay (2000) tarafından geliştirilen " Örgütsel Bağlılık Ölçeği" kullanılmıştır. Kırşehir ili merkezinde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında 19 ortaöğretim kurumunda görev yapan 682 öğretmen arasından 311 öğretmen bu çalışmadaki verileri sağlamıştır. SPSS programı ile verilerin statiksel çözümlemeleri yapılmış olup, öncelikle veriler üzerinde kayıp veri analizi yapılmış, örüntü içermediği tespit edilen kayıp verilere ortalama atama yöntemiyle yeni veriler atanmıştır. Daha sonra normallik analizleri sonuçlarına göre analizler için uygun testler seçilmiştir. Bu çalışmada verilerin betimsel analizini yapmak amacıyla frekans, ortalama ve standart sapma, ikili değişkenlerin karşılaştırılması için t-testi, üç ve üzeri gruptan oluşan değişkenlerin karşılaştırılması için ANOVA, ölçek puanlarının birbiri ile ilişkisine bakmak için ise Pearson korelasyon testi yapılmıştır. ANOVA sonucu istatistiksel olarak anlamlı çıkan değişkenler için alt grupları karşılaştırmada Post Hoc analizleri yapılmış ve Tukey testi sonuçları değerlendirilmiştir.

Ortaöğretim kurumlarıOrtaöğretim okullarıÖrgütsel bağlılık+2
Recep Tekinarslan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlikleri

Duygu yönetimi hem kişisel hayatı hem de örgütsel hayatı etkileyen ve gün geçtikçe daha çok önem kazanan bir olgudur (Avcı, 2014, 5). Duygu yönetimi özdenetim, özbilinç, iletişim, sosyal beceriler ve empati alt boyutlarından oluşmaktadır. Bu beş boyut duygu yönetimini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu araştırmada amaç Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterliklerini incelemektir. Araştırma Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde bulunan 702 öğretim elemanından 310'u ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada öğretim elemanlarının yaş, cinsiyet, unvan, idari görev, birim, kıdem, medeni hal ve alan değişkenine göre duygu yönetimi yeterlik düzeyleri incelenmiştir. Araştırma öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterliklerini nicel ölçme araçlarıyla ve olduğu gibi ortaya koymayı amaçlayan betimsel tarama modelinde bir çalışmadır. Araştırmada veri toplamak amacıyla Çeçen (2002) tarafından geliştirilen "Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği" ile "kişisel bilgi formu" kullanılmıştır. Yapılan bu ölçekle öğretim elemanlarının demografik özellikleri göz önünde bulundurularak duygu yönetimi becerilerine ilişkin sonuçlar elde edilmiştir. Verilerin analizinde SPSS 22.0 ve Lisrel programları kullanılmıştır. Öncelikle veriler üzerinde kayıp veri analizi yapılmış ve kayıp verilere ortalama atama yöntemiyle yeni veriler atanmıştır. Normallik sonuçlarına bakılarak analizler yapılmıştır. Betimsel analiz yapmak için frekans, ortalama ve standart sapma, ikili değişkenlerin karşılaştırılması için T testi ya da Kruskal Wallis testi, üç ve üzeri gruptan oluşan değişkenlerin karşılaştırılması için Anova ya da Mann-Whitney U testi yapılmıştır. ANOVA sonucuna göre istatistiksel olarak anlamlı çıkan değişkenler için alt grupları karşılaştırmak amacıyla Post Hoc analizleri yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlikleri orta düzeydedir. 50 yaş ve üzerinde görev yapan öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlik düzeyleri diğerlerine göre daha yüksektir. Öğretim görevlilerinin duygu yönetimi yeterlik düzeyleri diğerlerine göre daha yüksektir. Fakültede görev yapan öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlikleri daha yüksektir. 11-20 yıl arası görev yapan öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlik düzeyleri daha yüksektir. Bekâr öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlik düzeyleri evlilere göre daha yüksektir. Fen bilimlerinde görev yapan öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlik düzeyleri diğerlerine göre daha yüksektir. Bayan öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlik düzeyleri erkeklere göre daha yüksektir. İdari görevi olan öğretim elemanlarının duygu yönetimi yeterlikleri olmayanlara göre daha yüksektir.

Duygu yönetimiYeterlilikYönetim+1
Büşra İşeri
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretmen adaylarının okuduğunu anlama stratejileri ile üstbilişsel okuma stratejilerini kullanma düzeyleri arasındaki ilişki

Üstbiliş, temel olarak düşünme üzerine düşünme olarak tanımlanabilir. Üstbiliş stratejilerini kullanma, yabancı dilde okuduğunu anlama başarısında etkin ve kalıcı öğrenmeye yardımcı olur. Bu çalışmada yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ve üstbilişsel okuma stratejileri kullanımının öğrencilerin cinsiyet, sınıf düzeyi, Türkçe kitap okuma sıklığı, İngilizce kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu ile baba eğitim durumu arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını tespit etmeye çalışılmıştır. Bunun yanında yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ile üstbilişsel okuma stratejileri kullanımı arasında bir ilişki olup olmadığı belirlenmeye çalışılmıştır. Bu araştırmada, yabancı dilde okuduğunu anlama başarısı ile üstbilişsel okuma stratejileri kullanımının belli değişkenler üzerinde bir etkisi ve aralarında bir ilişki olup olmadığının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2018-2019 yılında İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yer alan iki üniversitede İngiliz Dili ve Eğitimi alanında öğrenim görmekte olan 1, 2, 3, ve 4. sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmada verilerin toplanması, öğrencilerin yabancı dilde okuma başarısını ölçen, Al- Qudairy'nin (2010) geliştirdiği başarı testi; Taraban, Kerr ve Rynearson (2002) tarafından geliştirilmiş, Akyol & Ulusoy, (2009); Mokhtari, (2002); Saricoban, (2002) tarafından 3 madde eklenmiş ve Tuncer (2011) tarafından Türkçe'ye uyarlanmış Üstbilişsel Okuma Stratejileri Ölçeği nin (ÜBOSÖ) son hali ile araştırmacı tarafından geliştirilmiş Kişisel Bilgi Testi aracılığıyla sağlanmıştır. Katılımcılardan toplanan veriler Sosyal Bilimler için İstatistik Paket Programı (SPSS) ile analiz edilmiştir. Veri analizinde Mann Whitney-U, Kruskal Wallis testleri ile korelasyon analizine başvurulmuştur. Sonuç olarak, öğrencilerin yabancı dilde okuduğunu anlama başarı puanları ile üstbilişsel okuma stratejileri arasında bir ilişki bulunmadığı; yabancı dilde okuduğunu anlama başarısının öğrencilerde demografik özellikler (cinsiyet, sınıf düzeyi, Türkçe kitap okuma sıklığı, İngilizce kitap okuma sıklığı, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu) açısından bir farklılık oluşturmadığı ve üstbilişsel okuma %iii stratejilerinin yalnızca sınıf düzeyi ve İngilizce kitap okuma sıklığı değişkenlerinde farklılık oluşturduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: yabancı dilde okuduğunu anlama, üstbiliş, üstbiliş stratejileri

Aday öğretmenlerBilişüstü okuma stratejileriOkuma stratejileri+6
Pınar Emre
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının ihtiyaç belirleme eğilimleri ile eğitim felsefesi inançları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı, öğretim elemanlarının ihtiyaç belirleme eğilimleri ile eğitim felsefesi inançları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma korelatif araştırma modelinde oluşturulmuştur. Araştırmanın çalışma grubu kadrosu Eğitim Programları ve Öğretim anabilim dalında olan 150 öğretim elemanından oluşmaktadır. Araştırma sonucunda, İhtiyaç Belirleme Eğilimi Envanteri ortalamaları incelendiğinde, en yüksek ortalamaların betimsel yaklaşım eğiliminde, en düşük puanların ise demokratik yaklaşım eğiliminde olduğu görülmüştür. Eğitim İnançları Ölçeği ortalamaları incelendiğinde, en yüksek ortalamaların varoluşçu eğitim inançları boyutunda olduğu, en düşük ortalamaların ise ilerlemeci eğitim inançları boyutunda olduğu görülmüştür. İhtiyaç belirleme eğilimleri ile eğitim inançları arasındaki ilişki incelendiğinde, analitik yaklaşım ile daimici ve esasicilik arasında pozitif yönlü, düşük kuvvette bir ilişki olduğu; ilerlemeci, yeniden kurmacı ve varoluşçu eğitim arasında ise negatif yönlü düşük kuvvette bir ilişki olduğu; betimsel yaklaşım ile daimici ve esasici yaklaşım arasında pozitif yönlü, düşük kuvvette bir ilişki olduğu; ilerlemeci, yeniden kurmacı ve varoluşçu eğitim arasında ise negatif yönlü düşük kuvvette bir ilişki olduğu; farklar yaklaşımı ile varoluşçu yaklaşım arasında pozitif yönlü düşük kuvvette bir ilişki olduğu, esasicilik arasında negatif yönlü, düşük kuvvette bir ilişki olduğu: demokratik yaklaşım ile yeniden kurmacılık arasında pozitif yönlü, düşük kuvvette bir ilişki olduğu, daimici ve esasici eğitim arasında negatif yönlü, düşük kuvvette bir ilişki olduğu görülmüştür. Diğer bir ifade ile analitik ve betimsel ihtiyaç belirleme yaklaşımını benimseyenlerin, daimici ve eğitimi inançlarını, farklar yaklaşımını benimseyenlerin varoluşçu eğitim inançlarını, demokratik yaklaşımı benimseyenlerin ise yeniden kurmacı eğitim inançlarını benimsediği söylenebilir.

Eğitim düşüncesiEğitim felsefesiÖğretim elemanları+2
Enver Yargı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik öğretiminde kavram karikatürlerinin öğrenci başarısına etkisi

Bu çalışma, matematik öğretiminde kavram karikatürlerinin öğrenci başarısına etkisini araştırmak ve öğrencilerin kavram karikatürü kullanımına yönelik görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılarak yürütülmüştür. Verilerin toplanma sürecinde başarı testi ve yapılandırılmamış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılının bahar döneminde Gaziantep ili Nizip ilçesi Yılmaz Çetin Sözmen Ortaokulu 7. sınıfta öğrenim gören, deney ve kontrol grubunda 15'er öğrenci bulunan toplam 30 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında deney ve kontrol grubu öğrencilerine çokgenler başarı testi ile toplanan veriler SPSS (Statiscal Package for Sciences) 21.0 programına işlenerek analiz edilmiştir. Yarı yapılandırılmış görüşme formunda yer alan görüşme sorularının değerlendirme aşamasında ise bazı öğrenci ifadelerine yer verilmiş ve ifadelerinde yer alan noktalar yüzde frekans değerleri göz önüne alınarak incelenmiş ve tablolaştırılarak yorumlanmıştır. Öğrencilerden elde edilen verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. İçerik analizi yaklaşımı, nitel mülâkat verilerinin ve açık uçlu soruların analizinde sıkça kullanılmaktadır. İçerik analizinde temel olarak yapılan işlem, benzer verileri belirli kavramlar ve temalar çerçevesinde kategorize ederek yorumlamaktır Yarı yapılandırılmış görüşme formundan elde edilen görüşler doğrultusunda kavram karikatürlerinin öğrencilerin derse karşı ilgilerini ve dikkatlerini artıran ve dersi daha iyi anlamalarını sağlayan görsel bir araç olduğu söylenebilir. Yapılan görüşmelerde öğrenciler kavram karikatürlerinin diğer derslerde de kullanılmasını istediklerini böylece diğer derslerin daha eğlenceli ve zevkli geçeceğini ve dersi daha iyi anlayacaklarını düşündüklerini söylemişlerdir. Elde edilen bu sonuçlara göre matematik öğretiminde kavram karikatürünün kullanımına yönelik uygulamalar genişletilmeli ve farklı öğrenme alanı ve ünitelerde kavram karikatürü yöntemine yer verilmesi gerektiği söylenebilir. Yapılan uygulamalar ve başarı testi sonuçlarına göre ise kavram karikatürleri ile desteklenmiş öğretim ortamındaki öğrencilerin geleneksel (programa dayalı) yollarla öğretim yapılan öğrencilere göre daha başarılı olduğu görülmüştür.

BaşarıKavram karikatürleriMatematik+3
Zeynep Karaca
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul öğretmenlerinin algıladıkları yönetici iletişim becerileri ile öğretmenlerin motivasyonu ve iş doyumu arasındaki ilişki

Bu araştırmanın amacı ilkokul öğretmenlerinin algıladıkları yönetici iletişim becerileri ile öğretmenlerin motivasyonu ve iş doyumu arasındaki ilişkiyi ortaya koymaktır. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Bu araştırmanın hedef evreni Sivas ili merkezinde görev yapan 1201 ilkokul öğretmeni oluşturmaktadır. Örneklemi grup örnekleme yöntemi ile seçilmiş 400 ilkokul öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada ilkokul öğretmenlerinin algıladıkları yönetici iletişim becerileri ile öğretmenlerin motivasyonu ve iş doyumu arasındaki bir ilişkinin değerlendirilmesi amacı ile, öğretmenlerin demografik özellikleri hakkında bilgi edinmek için kişisel bilgi formu, Şimşek (2003) tarafından geliştirilen "Öğretmenlerin Okul Müdürlerinin İletişim Becerilerine Yönelik Görüşleri" ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin motivasyon düzeylerini araştırmak üzere Sultan Polat (2010) tarafından geliştirilen Öğretmen Motivasyonu Ölçeği kullanılmıştır. Öğretmenlerin iş doyumunu 1967 yılında Dawis, Weiss, England, ve Lofquist tarafından geliştirilen, Baycan (1985) tarafından Türkçe 'ye uyarlanan Minessota İş Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizi için öğretmenlerin en fazla ve en az katıldıkları maddeleri bulmak için aritmetik ortalama ve standart sapma testleri kullanılmıştır. Öğretmenlerin okul yöneticilerinin iletişim becerilerine ilişkin görüşlerinin, öğretmenlerin motivasyonlarının ve iş doyumlarının cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlemek için t testi, medeni duruma göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Mann Whitney U testi, eğitim durumuna göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Kruskal Wallis testi, hizmet süresi, öğretmenlik kıdemi ve yaşa göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ANOVA testi kullanılmıştır. Okul yöneticilerinin iletişim becerileriyle öğretmenlerin motivasyon ve iş doyumları arasındaki ilişkiyi belirlemek için ise Pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda öğretmenlerin müdürlerin iletişim becerilerine yönelik görüşlerinde en çok katıldıkları "Yapıcı duygulara sahiptir" ve en az katıldıkları "Karşısındaki kişinin sosyo-kültürel durumunu dikkate alır" maddelerdir. Öğretmen motivasyonu görüşlerinde ise en çok katıldıkları maddeler "İşimin yapılmaya değer bir iş olduğuna inanıyorum" ve en az katıldıkları madde "Yemek, çay-kahve, ulaşım gibi imkanların ücretsiz sağlanması verimli çalışmamı sağlıyor" olmuştur. İş doyumu görüşlerinde öğretmenlerin en çok katıldıkları "Öğrencileri yönlendirmek için fırsat verdiğinden" maddesi ve en az katıldıkları "Terfi imkanımın olması yönünden" maddesi olmuştur. Öğretmenlerin algıladıkları yönetici iletişim becerilerinin, motivasyon ve iş doyum düzeylerinin, cinsiyet ve medeni durum değişkenlerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretmenlerin algıladıkları yönetici iletişim becerileri okuldaki hizmet süresi değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Okuldaki hizmet süresi "1-5 yıl" olan öğretmenlerin yöneticilerinin iletişim becerilerinden hizmet süresi "6-10 yıl" olan öğretmenlerden daha olumlu olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin algıladıkları yönetici iletişim becerileri öğretmenlik kıdem değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Öğretmenlik kıdemi "1-5 yıl" olan öğretmenlerin, algıladıkları yönetici iletişim becerileri, motivasyon ve iş doyum düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Öğretmenlerin algıladıkları yönetici iletişim becerileri eğitim durumu değişkenine göre anlamlı farklılık göstermiştir. Eğitim durumu "ön lisans" olan öğretmenlerin yöneticilerinin iletişim becerilerinden eğitim durumu "lisans" ve "yüksek lisans" olan öğretmenlerden daha olumlu olduğu bulunmuştur. Okul yöneticilerinin iletişim becerileri ile öğretmenlerin motivasyon ve iş doyumları arasında anlamlı, pozitif ve orta düzeyde bir ilişki bulunmuştur. Öğretmenlerin motivasyonlarıyla iş doyumları arasında anlamlı, pozitif ve yüksek düzeyde bir ilişki bulunmuştur.

MotivasyonYönetici davranışıYöneticiler+6
Serap Çelik
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Göçmen öğrencilerin sosyal becerileri ve okula uyumları

Bu araştırma, göçmen öğrencilerin sosyal becerileri ve okula uyumlarının belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma Ankara ili Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı Mamak İlçesindeki ortaokullarda yapılmıştır. Araştırmanın evreni 5,6,7,8 sınıfa devam eden göçmen ortaokul öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırma örnekleminde amaçlı örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırma örneklemini, 2018-2019 öğretim yılında Ankara İli Mamak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı ortaokulların 5, 6, 7 ve 8. sınıfta eğitime devam eden 142 kız ve 115 erkek göçmen öğrenci olmak üzere toplam 257 öğrenci oluşturmuştur. Araştırma nicel desende tasarlanmış ve genel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Verilerin toplanmasında Walker-McConnell Sosyal Yeterlik ve Okul Uyum Ölçeği ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler one way anova testi, aritmetik ortalama, standart sapma, t değerleri, Tukey testi ve korelasyon testi ile değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda göçmen öğrencilerin sosyal beceri ve okula uyumlarının kararsızım düzeyinde olduğu ortaya çıkmıştır. Cinsiyeti kız olan göçmen öğrenciler erkek öğrencilerden sosyal beceri ve okula uyumlarının daha yüksek olduğu, öğrencilerin yaş ortalamaları arttıkça sosyal beceri ve okula uyumun arttığı, anne- baba öğrenim düzeyi arttıkça sosyal beceri ve okula uyumun arttığı, öğrencilerin Türkiye'de yaşadığı süre arttıkça sosyal beceri ve okula uyumlarının arttığı, aile sosyo - ekonomik düzeyi, akademik başarı ve sınıf düzeyleri arttıkça olumlu anlamda bir fark olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca çalışmada Suriye uyruklu göçmen öğrencilerin diğer uyruklu öğrencilere göre sosyal beceri ve okula uyumları yüksek çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Göçmen, Okula uyum, Sosyal beceri, Ortaokul

GöçmenlerOkula uyumOrtaokul öğrencileri+4
Aydın Yurttutan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel-davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkisi

Bu araştırmada ergenlerde (ergen eğitimi) problemli internet kullanımını önlemeye yönelik bilişsel davranışçı temelli psikoeğitim çalışmasının etkililiğini ve bu öğrencilerin ailelerinin (aile eğitimi) internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda eğitim alıp almamasının problemli internet kullanımı üzerinde fark yaratıp yaratmadığını değerlendirmek amaçlanmıştır. Aynı zamanda hem aileye hem de ergene verilen eğitimin (aile-ergen eğitimi) öğrencilerin problemli internet kullanımına ortak etkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın katılımcıları Hatay ili İskenderun ilçesine bağlı bir lisede 2017-2018 öğretim yılında öğrenimlerine devam eden dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencileri arasından seçilmiştir. Bu öğrencilerden Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (Caplan, 2010)'den yüksek puan alan ve araştırmaya katılmaya gönüllü 28 öğrenci çalışmaya alınmıştır. Öğrenciler belirlendikten sonra bu öğrencileri içerisinden aile eğitimi grubuna katılmaya gönüllü 14 anne/baba ile internet bağımlılığı ve güvenli internet kullanımı konusunda bilgilendirici eğitim çalışmaları yapılmıştır. Ergenlerle (14 öğrenci) internet bağımlılığını önlemeye yönelik bir psikoeğitim çalışması ve ailelerle (14 anne/baba) ise internet bağımlılığını önleme ve güvenli internet kullanımı konusunda bir bilgilendirme programı yürütülmüştür. Sadece ergenin eğitim alıp ailesinin eğitim almadığı grup olan "ergen eğitimi grubu" nda 6, sadece ailenin eğitim alıp ergenin eğitim almadığı grup olan "aile eğitimi grubu" nda 6, hem ailesi hem de ergenin kendisinin eğitim aldığı grup olan "aile-ergen eğitimi grubu" nda 8 öğrenci yer almıştır. Ergenin de ailesinin de eğitim almadığı grup olan "kontrol grubu" nda ise 8 öğrenciden oluşmuştur. Araştırma yarı deneysel desende olup, deneysel desenin türlerinden biri olan "öntest-sontest kontrol gruplu deneysel model" kullanılmıştır. Ayrıca araştırmada nicel araştırma yöntemiyle elde edilen sayısal verilerle birlikte oturumlarda uygulanan dokümanlar ve ailelerle yapılan görüşmelerden elde edilen nitel veriler kullanılarak yöntem üçgenlemesi yapılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Genelleştirilmiş Problemli İnternet Kullanım Ölçeği 2 (GPİKÖ 2), Kişisel Bilgi Formu, Öğrenci Görüşme Formu, Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu kullanılmıştır. Araştırmada ergen eğitimi grubu öğrencilerine 10 oturumluk bir psikoeğitim çalışması yapılırken kontrol grubuna müdahale edilmemiştir. Oturumlar başladıktan iki hafta sonra aile eğitimlerine de başlanmış ve iki hafta arayla üç oturumluk bilgilendirme eğitimleri verilmiştir. Ailelere ve öğrencilere verilen eğitim bittikten sonra öğrencilere GPİKÖ 2 tekrar uygulanmış ve bir ay sonra izleme çalışması yapılmıştır. Araştırmada aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi, aile eğitimi ve kontrol gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan öntest ve sontest verileri Mann Whitney-U ve Kruskal Wallis-H testi kullanılarak çözümlenmiştir. Aile-ergen eğitimi, ergen eğitimi ve aile eğitimi gruplarından GPİKÖ 2 ile toplanan verilerin kalıcılığını belirlemek için ise Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi kullanılmıştır. Araştırmada Anne/Baba İçin Nitel Görüşme Formu, Oturum Sonu Süreç Değerlendirme Formu, Gruba İlişkin Ölçümler Gözlem Formu ve Grup Sürecinin Genel Değerlendirilmesi Formu ile toplanan nitel veriler için ise içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular incelendiğinde aile-ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "online sosyal etkileşim tercihi" ve "duygu düzenleme" alt ölçeklerinden aldıkları puanların aile-ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği bulunmuştur. Ergen eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "GPİKÖ 2" toplam puanı ile "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların ergen eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği görülmüştür. Aile eğitimi grubu ile kontrol grubu öğrencilerinin "olumsuz sonuçlar" alt ölçeğinden aldıkları puanların aile eğitimi grubu lehine farklılaştığı ve bu durumun izleme testinde de devam ettiği belirlenmiştir. İnternet bağımlılığını önleme psikoeğitim çalışmasına katılan katılımcıların oturumlardaki yaşantılarına ilişkin görüşleri incelendiğinde her oturumun amacına ulaştığı, öğrencilerin internet kullanımlarını azaltma ve interneti daha bilinçli kullanma konularında çalışmayı faydalı buldukları görülmüştür. Aile eğitimi almaya gönüllü olan ailelerle yapılan odak grup görüşmesi sonucunda interneti problemli kullanan ergenlerin ailelerine yönelik verilen eğitimin etkili olduğu, ailelerin aldıkları eğitimden memnun kaldıkları ve çocuklarıyla daha etkili iletişim kurdukları görülmüştür. Eğitim sonrası aile-çocuk arasındaki iletişim güçlenince de çocukların internet kullanımlarında azalma olduğu gözlenmiştir. Araştırmadan elde edilen bu sonuçlar doğrultusunda internet bağımlılığını önleme konusunda aileye ve öğrenciye birlikte eğitim vermenin problemli internet kullanımını azaltmada daha etkili olduğu söylenebilir.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarBilişsel değerlendirme sistemi+7
Özge Canoğulları Ayazseven
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Artırılmış gerçeklik ile zenginleştirilmiş mevsimler materyallerinin okul öncesi dönem çocuklarının dil ve kavram gelişimine etkisi

Bu araştırmada artırılmış gerçeklik ile zenginleştirilmiş mevsimler materyallerinin okul öncesi dönem çocuğunun dil ve kavram gelişimine etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında nicel-deneme modellerinde ön test-son test kontrol gruplu deneysel desen kullanılmıştır. 2017–2018 eğitim öğretim yılında Kırşehir il merkezinde bulunan Necati Taner Yüksel Anaokulu'nda dört farklı şubede eğitim gören deney grubu (n=34) ve kontrol grubu (n=34) olmak üzere 68 çocuk araştırmanın çalışma örneklemini oluşturmaktadır. Bu araştırmada Mevsim Kavramları Algılama Testi veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Elde edilen verilerin SPSS 22.00 paket programında yapılan analizi sonucunda Cronbach's Alpha güvenilirlik katsayısı 0.87 olarak bulunmuştur. Uygulamalar sonucu 10 soruluk ve dört bölümden oluşan güvenilir bir test geliştirilmiştir. Deney ve kontrol grubunda yer alan çocukların ön test ve son test puanları arasındaki farkları incelemek için Bağımsız Örneklem t-Testi; deney ve kontrol grupları arasındaki farkı belirlemek için, Eşleştirilmiş Örneklem t-testi kullanılmıştır. Farkın anlamlılık düzeyi için p <,05 kabul edilmiştir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, deney grubunun ve kontrol grubunun Mevsim Kavramları Algılama Testi puanları arasında ortaya çıkan farklılıklar, deney grubu lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Artırılmış gerçeklik ile zenginleştirilmiş mevsim materyallerinin uygulanması sonucu elde edilen bulgularda deney grubunun dil ve kavram gelişimi üzerinde etkili olduğu görülmüştür.

Artırılmış gerçeklikDil gelişimiMevsimler+4
Davut Yıldırım
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yaşam kalitesi algısı, okula aidiyet duygusu ve direnç davranışları: Ortaokul öğrencileri üzerinde bir inceleme

Öğrenciler zamanlarının çoğunu okulda geçirmektedir. Öğrencilerin okul ortamında mutlu ve huzurlu olması onların bulundukları ortama aidiyet duygularını yükseltecek ve etkileyecektir. Öğrenciler okul yaşantılarını severlerse ve kendilerini ait hissederlerse direnç davranışları göstermeyeceklerdir. Öğrencilerin okul yaşam kalitesi algıları, okula aidiyet duyguları ve direnç davranışları birbirini etkileyen ve birbirinden etkilenen değişkenlerdir. Bu bağlamda, araştırmada Adana ili merkez ilçelerindeki farklı sosyo-ekonomik okullarda eğitim gören 6.-7.-8. sınıf öğrencilerin okul yaşam kalitesi algılarının, okul aidiyet duygularının ve öğrenci direnç davranışlarının incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma, ortaokul öğrencilerinin okul yaşam kalitesi algılarını, okul aidiyet duygularını ve direnç davranışlarını incelemeyi amaçlayan tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini Adana merkez ilçelerinde (Seyhan, Yüreğir, Çukurova) üç farklı sosyo-ekonomik düzeydeki (alt-orta-üst) okullarda eğitim gören toplam 524 ortaokul öğrencisi (6.-7.-8.sınıf) oluşturmaktadır. Araştırmada "Okul Yaşam Kalitesi Ölçeği" (Sarı, 2007), Goodenow (1993) tarafından geliştirilen ve Sarı (2015) tarafından Türkçe' ye uyarlanan "Okula Aidiyet Duygusu Ölçeği", "Öğrenci Direnç Davranışları Ölçeği" (Sarı, 2018) ve "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Veriler istatistik programıyla analiz edilmiştir. Verilerin analizinde betimsel istatistikler, Mann Whitney-U testi, Kruskal Wallis testi, korelasyon ve regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, Adana'daki okullarda eğitim gören öğrencilerin okul yaşam kalitesi algılarının orta düzeyde olduğu görülmektedir. Öğrencilerin okul yaşam kalitesi algıları arasında cinsiyete göre kız öğrenciler lehine, sınıf düzeyine göre altıncı sınıf öğrencileri lehine, okulun sosyo-ekonomik düzeyine göre üst sosyo-ekonomik düzeydeki okullar lehine anlamlı fark görülürken; anne-baba eğitim düzeyine göre ve ailenin aylık gelir düzeyine göre okul yaşam kalitesi algılarında anlamlı fark görülmemiştir. Öğrencilerin okul aidiyet duygularının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Okula aidiyet duyguları arasında cinsiyete, sınıf düzeyine, anne-baba eğitim düzeyine, okulun sosyo-ekonomik düzeyine ve ailenin aylık gelir düzeyine göre anlamlı fark görülmemiştir. Öğrencilerin direnç davranışlarının orta düzeyin altında düşüğe yakın olduğu tespit edilmiştir. Öğrencilerin direnç davranışları cinsiyete göre erkek öğrenciler lehine, sınıf düzeyine göre sekizinci sınıf öğrenciler ile altıncı sınıf öğrenciler arasında sekizinci sınıf öğrenciler lehine ve sekizinci sınıf öğrenciler ile yedinci sınıf öğrenciler arasında yedinci sınıf öğrenciler lehine anlamlı fark göstermiştir. Anne-baba eğitim düzeyine, okulun sosyo-ekonomik düzeyine ve ailenin aylık gelir düzeyine göre ise anlamlı farklar görülmemiştir. Öğrencilerin okul yaşam kaliteleri algıları, okula aidiyet duyguları ve öğrenci direnç davranışları arasında yapılan korelasyon analizi sonucunda öğrencilerin okul yaşam kalitesi algısı ile okula aidiyet duygusu arasında pozitif yönde anlamlı ilişki tespit edilirken, okul yaşam kalitesi algısı ile direnç davranışları arasında negatif yönde anlamlı ilişki tespit edilmiştir. Öğrencilerin okula aidiyet duygusu ve direnç davranışları arasında da negatif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan regresyon analizi sonucunda ise OYKÖ ve OADÖ değişkenlerinin, ÖDDÖ puanlarında gözlenen toplam varyansın %23'ünü açıklamakta olduğu belirlenmiştir. Diğer bir deyişle okul yaşam kalitesi ve okul aidiyet duygusu değişkenlerinin öğrenci direnç davranışlarının anlamlı birer yordayıcısı olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Okul yaşam kalitesi, okula aidiyet duygusu, öğrenci direnç davranışları, ortaokul öğrencileri

AidiyetDirençKruskal-Wallis testi+7
Emine Yıldız
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ücretli öğretmenlerin yaşadığı sorunlara ilişkin nitel bir araştırma

Ücretli öğretmenlik, Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda ihtiyaç görülmesi halinde ek ders karşılığında istihdam edilen geçici öğretmenlerdir. Bu araştırma, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde geçici olarak istihdam edilen ücretli öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar ve bu sorunların eğitim-öğretim sürecine yansımalarının incelendiği nitel bir çalışmadır. Ücretli öğretmenlerin atama şartları, ücretleri, mesleki doyumları, mesleği terk etme eşikleri, ders içinde veya dışında yaşadıkları sorunlar bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Araştırmanın evrenini Şanlıurfa İli, Siverek İlçesinde görev yapan ücretli öğretmenler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemi ile seçilmiş 20 ücretli öğretmen oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak araştırmacı tarafından hazırlanmış yarı yapılandırılmış görüşme formu ve kişisel bilgi formu kullanılmıştır. Her ücretli öğretmenle yaklaşık 20 dakikalık görüşmeler yapılmış ve görüşmeler kayıt altına alınmıştır. Kayıt altına alınan görüşmeler deşifre yöntemi ile elektronik ortama aktarılmıştır. Görüşmeler sonucunda alınan veriler içerik analizi yöntemi kullanılarak analiz edilmiş ve kodlama tekniği ile her bir soru için tema ve alt temalar oluşturulmuştur. Öğretmenlerden alınan veriler doğrultusunda, her bir alt tema ile ilgili ücretli öğretmenlerin yaşadıkları sorunlar ve bu sorunların eğitim ortamına etkilerine dair örnekler verilerek çıkarımlar yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda ücretli öğretmenlerin mesleki doyumlarının düşük olduğu, herhangi bir alternatif için mesleklerini bırakma eğiliminde oldukları belirlenmiştir. Ayrıca veli, öğrenci ve yönetici tutumlarının kadrolu öğretmenlere kıyasla farklı olduğu, ücretli öğretmenlerin öğretmen nitelikleri bakımından zayıf görüldüğü saptanmıştır. Ücretli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlere göre çok daha az ücret almalarının onları hem maddi hem de psikolojik olarak etkilediği belirlenmiştir. Ücretli öğretmenlerin ölçme ve değerlendirmede, sınıf yönetiminde ve alan bilgisi konusunda eksikliklerinin olduğu ve bu konuda yardıma ihtiyaçları olduğu belirlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Geçici, İstihdam, Sorun, Ücretli öğretmen

Eğitim sorunlarıSosyoekonomik sorunlarÖğretmenler+1
Oğuzhan Gökşen
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hayat bilgisi dersine yönelik yapılan lisansüstü tezlerin meta-analizi

Bu araştırmada Hayat Bilgisi dersi ile ilgili yapılmış olan yüksek lisans ve doktora tezlerinin; gerçekleştirildikleri lisansüstü düzeyine, hazırlandıkları üniversite, anabilim dalına ve yıla, seçilen anahtar kelimelere, kullanılan araştırma yöntemine, veri toplama ve veri analiz tekniklerine göre dağılımlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada konuyla ilgili olarak 1988-2018 yılları arasında yapılmış olan, tez adında "Hayat Bilgisi" kelimesini içeren, YÖK Ulusal Tez Merkezi veri tabanındaki lisansüstü tezler, veri kaynağını oluşturmuştur. Araştırmada birbirinden bağımsız çalışmaları bir araya getirerek ve çalışmanın verilerini birleştirerek daha genel yorumlar yapılmasını sağlayan meta-analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen lisansüstü tezlerin en çok yüksek lisans düzeyinde gerçekleştirildiği, en çok Gazi Üniversitesi'nde, en fazla sınıf öğretmenliği bilim dalında yapıldığı, anahtar kelime olarak en fazla "Hayat Bilgisi" kategorisinin tercih edildiği, araştırma yöntem ve tekniklerinden tarama modelinin sıklıkla tercih edildiği, veri toplama aracı olarak anket ve veri analiz tekniklerinden t-testinin daha fazla kullanıldığı sonucuna ulaşılmıştır.

Hayat bilgisiHayat bilgisi dersi
Fadime Dağıstan
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirilme korkusu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliğinin, toplumsal cinsiyet rolü stresini ve olumsuz değerlendirilme korkusunu yordayıp yormadığını açıklamaktır. İlişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilen araştırmanın evrenini İstanbul ve Adana illerinde devlet üniversitesine devam eden üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul'da ve Adana'da farklı üniversitelerde öğrenim gören toplam 598 kadın üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak kişilerin toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesini ölçen; Gözütok, Toraman ve Acar-Erdol (2017) tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeği (TCEÖ), kadınların toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan stres düzeylerini ölçen; Koç, Haskan-Avcı ve Bayar (2017) tarafından geliştirilen Kadın Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi Ölçeği (KTCRSÖ) vebireyin başkaları tarafından olumsuz ya da düşmanca değerlendirilmeye karşı toleransını ölçen, Türkçe'ye uyarlaması Çetin, Doğan ve Sapmaz(2010) tarafından yapılmış olan Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği Kısa Formu (ODKÖ) ve araştırmacı tarafından literatür ışığında oluşturulan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizinde süreksiz değişkenlerin iki kategorili olduğu durumlarda Bağımsız Gruplar T-Testi, üç kategorili ve üstü olduğu durumlarda One Way ANOVA Testi yapılmıştır. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirme korkusu arasındaki ilişkinin anlamlılığını test etmek için Pearson Momentler Çarpım Kolerasyonu ve doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirme korkusu öğrencilerin yaş, sınıf düzeyi ve baba eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Bunun yanı sıra her üç değişken de öğrencilerin anne eğitim duruma göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre, kadın üniversite öğrencilerinin anne eğitim durumu yükseldikçe toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesinin de arttığı; annesi lise mezunu kadın üniversite öğrencilerinin, ilkokul ve ortaokul mezunu olanlara göre daha fazla toplumsal cinsiyet rolü stresi yaşadığı ve annesi ilkokul mezunu olanların ortaokul mezunu olanlara göre olumsuz değerlendirilme korkusunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki, toplumsal cinsiyet eşitliği ile olumsuz değerlendirilme korkusu arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet rol stresini önemli derecede yordamaktayken iken olumsuz değerlendirme korkusunu düşük düzeyde yordamaktadır. Bu durumda toplumsal cinsiyet eşitliği olumsuz değerlendirme korkusunu yordamakta önemli bir etkiye sahip olmadığı düşünülmektedir. Elde edilen bulgular literatür neticesinde tartışılmış ve çeşitli öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi, Olumsuz Değerlendirilme Korkusu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Cinsel kimlikCinsiyetEşitlik+7
Emin Kurtuluş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanların mesleki bağlılıklarının bir yordayıcısı olarak psikolojik danışma öz-yeterliliği

Bu araştırma psikolojik danışmanların, psikolojik danışma öz-yeterliklerinin mesleki bağlılıklarını yordayıp yordamadığını ortaya koymak amacıyla yapılan ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Ayrıca psikolojik danışmanların cinsiyeti, çalıştıkları kurum, yaş aralıkları ve lisansüstü eğitim alıp almama durumlarına göre mesleki bağlılıklarının araştırılması da çalışmanın alt amaçlarını oluşturmaktadır. Araştırma grubu Niğde, Adana ve Gaziantep illeri merkez ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı devlet okullarında ve Rehberlik Araştırma Merkezlerinde görev yapmakta olan 143 kadın ve 103 erkek olmak üzere 246 psikolojik danışmandan oluşmaktadır. Araştırmada psikolojik danışmanların, psikolojik danışma öz-yeterliğine ilişkin veriler Lent, Hill ve Hoffman (2003) tarafından geliştirilen, Pamukçu ve Demir (2013) tarafından Türkçeye uyarlanan 'Psikolojik Danışma Öz-Yeterliği Ölçeği' aracılığıyla ölçülmüştür. Psikolojik danışmanların mesleki bağlılıklarına ilişkin veriler Blau (2003) tarafından geliştirilen ve Utkan ve Kırdök (2018) tarafından Türkçeye uyarlanan 'Mesleki Bağlılık Ölçeği' kullanılarak ölçülmüştür. Psikolojik danışmanların sahip oldukları kişisel bilgilere ilişkin veriler ise araştırmacı tarafından hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizinde, psikolojik danışmanların psikolojik danışma öz-yeterliklerinin mesleki bağlılıklarını ne derecede yordadığını belirlemek amacıyla regresyon analizi yapılmıştır. Psikolojik danışmanların mesleki bağlılıklarının, yaş aralıkları ve çalışılan kurumlar açısından farklılık gösterip göstermediği Tek Yönlü Varyans Analizi ile cinsiyet ve öğrenim durumuna göre farklılık gösterip göstermediği ise t testi ile incelenmiştir. Yapılan regresyon analizi sonucunda, psikolojik danışma öz-yeterliğinin mesleki bağlılık ve dört alt boyutunun tamamı üzerinde anlamlı şekilde çeşitli düzeylerde yordayıcı güce sahip olduğu bulgusuna ulaşılmıştır. Psikolojik danışmanların mesleki bağlılıkları, duygusal bağlılık alt boyutu hariç diğer tüm alt boyutlarda ve mesleki bağlılık toplam puanında lisansüstü eğitim alıp almama durumlarına göre anlamlı bir farklılık gösterirken çalışılan kurum, yaş ve cinsiyet değişkenleri açısından anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Araştırmada elde edilen bulgular sonucunda psikolojik danışmanların sahip oldukları psikolojik danışma öz-yeterliklerinin mesleki bağlılıklarını yordayıcı güçte olduğu ve psikolojik danışma öz-yeterliği ile mesleki bağlılık ve alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular, literatür çerçevesinde tartışılmış ve gerekli önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Mesleki bağlılık, psikolojik danışma, öz-yeterlik, psikolojik danışma öz-yeterliği.

BağlılıkMesleki bağlılıkPsikolojik danışma+3
Hacı Arif Doğanülkü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Pedagojik formasyon eğitimi alan öğretmen adaylarının Türkiye yükseköğretim yeterlikleri çerçevesinde eğitim bilimleri ve öğretmen yetiştirme temel alan yeterlikleri algı düzeylerinin incelenmesi

Bu çalışmada Kırıkkale ilinde bulunan Kırıkkale Üniversitesi ve Kırşehir ilinde bulunan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde Pedagojik Formasyon için öğrenim görmekte olan öğretmen adaylarının Türkiye Yükseköğretim Yeterlikleri Çerçevesinde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Kırıkkale ili Kırıkkale Üniversitesi ve Kırşehir ili Ahi Evran Üniversitesinde Pedagojik Formasyon eğitimini tamamlamış öğrencilerinin yeterliklerinin cinsiyet, mezun olunan lise türü, liseden mezun olunan alan, öğrenim görülen program, öğrenim görülen programdan memnuniyet durumu ve akademik başarı değişkenleri açısından incelenmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın çalışma evrenini Kırıkkale ilinde bulunan Kırıkkale Üniversitesinde ve Kırşehir ilinde bulunan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesinde Pedagojik Formasyon öğrenimi gören 294 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Bu araştırmada veri toplama aracı olarak YAĞMUR (2016) tarafından geliştirilen, Türkiye Yükseköğretim Yeterlikler Çerçevesi Eğitim Bilimleri ve Öğretmen Yetiştirme Temel Alanı Yeterlikleri Lisans düzeyi esas alınarak oluşturulan 'Öğretmen Adayları Yeterlik Ölçeği' ve 'Kişisel Bilgi Formu' uyarlanarak kullanılmıştır. Araştırmanın veri analizi SPSS 22.0 programı ile yapılmış ve toplanan veriler Mann Whitney U testi, T testi, Kruskall Waillis testi, Anova testi ve pearson korelasyon testi uygulanarak sınanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda öğretmen yeterlikleri ile cinsiyet, mezun olunan lise türü, mezun olunan alan ve mezuniyet not ortalaması arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır. Öğretmen yeterlikleri ile öğrenim gördükleri programdan memnun olma arasında ise istatistiksel anlamlı bir farklılık bulunmuştur.

Aday öğretmenlerEğitim bilimleriPedagojik formasyon+5
Fatma Betül Erol Pektaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul beşinci sınıf matematik programının öğretmen görüşlerine göre değerlendirilmesi: Bir durum çalışması

Araştırma, Milli Eğitim Bakanlığınca 2018 yılında uygulamaya konulan yeni Ortaokul Matematik programının geliştirilmesine katkı sağlamak amacı ile ortaokul matematik öğretmenlerinin beşinci sınıf matematik programına ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır. Araştırma ortaokul matematik programının beşinci sınıf düzeyi ve katılımcı grup ve görüşleri ile sınırlandırılmıştır. Araştırma, nitel türde desenlenmiş bir durum çalışmasıdır. Araştırmanın çalışma grubu 2019-2020 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı ortaokullarda görev yapan Ortaokul Matematik öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmada veriler amaçlı örnekleme yöntemi ile belirlenmiş ortaokul matematik öğretmenlerinden elde edilmiştir. Bu çalışmada veriler Kırşehir ve diğer illerden seçilen katılımcı görüşlerine dayalı olarak elde edilmiştir. Çalışmanın çalışma grubu amaçlı örnekleme yöntemlerinden benzer örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Araştırmada 64 katılımcı görüşlerine başvurulmuştur. Örneklem grubunun oluşturulmasında Kırşehir ilinde görev yapan ortaokul matematik öğretmenlerinde gönüllü katılımcılık esasına göre 25 öğretmen diğer illerden ise elektronik ortamda ulaşılan ve gönüllü katılımcı olan 39 öğretmen çalışma gurubunu oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, araştırmacılar tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış "Ortaokul Matematik Programı Değerlendirmesi Görüşme Formu" ile elde edilmiştir. Görüşme formu 5. Sınıf Matematik Dersi Programının kazanımlar, içerik, etkinlikler vs. gibi öğelerine yönelik sorulardan oluşturulmuştur. Araştırmada yüz yüze ve elektronik ortamda olmak üzere aynı görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Bu kapsamda araştırmada katılımcı görüşleri analizlerinden hareketle temalar/kategoriler oluşturulmuş ve temalar/kategoriler orijinal katılımcı ifadeleri ile desteklenmiştir. Araştırmada, katılımcı öğretmenler programın boyut/kategorilerine ilişkin olarak 594 görüş, 136 öneri belirtilmiştir. Buna göre katılımcı öğretmenlerin programa dönük olarak, İçerik, Kazanımlar, uygulamada karşılaşılan güçlükler ve programın güçlü ve zayıf yanları, boyutunda görüşlerinin daha çok olumlu olduğu görülmektedir.

Matematik dersiMatematik eğitimiMatematik öğretimi+4
Serdar Aktaş
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İngilizce öğretiminde ters yüz sınıf modelinin etkililiğine yönelik deneysel bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, ters yüz sınıf modelinin ön lisans öğrencilerinin İngilizce dersindeki dilbilgisi başarı, ders motivasyon ve derse karşı olan tutum düzeyleri üzerindeki etkisini incelemektir. Çalışma, 2017-2018 eğitim öğretim yılı bahar döneminde, Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Kaman Meslek Yüksekokulunda yapılmıştır. Bu çalışma nicel araştırma yöntemlerinden ön test-son test kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu Ahi Evran Üniversitesi Kaman Meslek Yüksekokulunda Zorunlu Yabancı Dil-I dersini alan birinci sınıf öğrencilerinden 50 öğrenci oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 25'i deney grubunu, 25'si ise kontrol grubunu oluşturmuştur. 8 hafta süren çalışma boyunca, deney grubunda ters yüz sınıf modeli uygulanırken, kontrol grubunda geleneksel öğretim modeli uygulanarak ders işlenmiştir. Çalışmanın verileri İngilizce dilbilgisi başarı testi, ders motivasyon ölçeği ve İngilizce dersine yönelik tutum anketi ile elde edilmiştir. Verilerin analizinde bağımlı ve bağımsız gruplar t-testi yapılmıştır. Çalışma sonunda elde edilen veriler ışığında, deney grubundaki dilbilgisi başarı testi puanlarının kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu görülmüştür. Deney grubunun ders motivasyon ölçeği puanlarının kontrol grubuna göre yüksek olduğu ve deney grubu lehine anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Motivasyon ölçeği alt boyutları incelendiğinde, uygunluk alt boyutunda deney grubu lehine anlamlı farklılık olduğu görülürken, dikkat, güven ve tatmin alt boyutlarında anlamlı farklılık olmadığı görülmüştür. Derse yönelik tutum anketi puanları incelendiğinde, deney grubu lehine anlamlı bir farklılık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

DilbilgisiMotivasyonTers-yüz sınıf+6
Nilüfer Kaman
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Sınıfında Suriyeli öğrencisi bulunan öğretmenlerin sınıf yönetiminde karşılaştığı sorunlar

Sınıfında sığınmacı öğrencisi bulunan öğretmenlerin, sınıf yönetiminde karşılaştığı sorunlara ilişkin görüşlerini ortaya çıkarmak amacıyla yapılan ve karma yöntemin kullanıldığı araştırmanın nitel verilerine ulaşmak için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırmanın nicel verilerini araştırmacı tarafından geliştirilen anket aracılığıyla elde edilmiştir. Çalışma grubunun belirlenmesinde ölçüt örneklemeden yararlanılmıştır. 2018-2019 öğretim yılında Gaziantep il merkezindeki ilkokulların 2 ve 3.sınıflarında görevli 18 sınıf öğretmeni ile görüşme yapılmıştır. Araştırmanın anketi ise 533 sınıf öğretmenine uygulanmıştır. Nicel verilerin analizinde bir istatistik programından yararlanılmıştır. Verilerin analizinde öğretmen görüşlerinin cinsiyete, okul türüne, özel yetenekli öğrenci okutma durumu ve özel yetenekli çocuğu olma durumuna göre farklılaşmasının tespitinde t-testi ve Kruskal-Wallis H testi; yaş, eğitim düzeyi ve kıdem yılına göre farklılaşmasının tespitinde Anova testi ve Tukey HD testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel verileri betimsel içerik analizi ile değerlendirilmiştir. Nitel veriler sonucunda, sınıfında sığınmacı öğrencileri olan öğretmenlerin karşılaştığı sorunların "sınıfın fiziksel düzeni, öğrenme-öğretme süreci, zaman yönetimi, iletişim sorunları, davranış yönetimi ve motivasyon" başlıkları altında altı temada yoğunlaştığı belirlenmiştir. Alt kategorilerin ise"dil problemi, kalabalık sınıflar, iletişim problemi, hazır bulunuşluk düzeyi, kendi aralarında Arapça konuşmaları, şiddet eğilimi, sınıf kurallarına uymama, velilerin Türkçe bilmemesi, diğer öğrencileri olumsuz etkilemeleri" şeklinde olduğu saptanmıştır. Araştırmanın nicel sonuçları, öğrenci kaynaklı sorunlar ve öğretmen kaynaklı sorunlar olarak iki grupta ele alınmıştır. Öğretmenlerin cinsiyet, mezun olduğu bölüm, okuttuğu sınıf ve kapsayıcı eğitim alma değişkenleri bakımından sınıf yönetiminde karşılaştığı öğretmen kaynaklı sorunlara ilişkin görüşleri arasında anlamlı bir fark tespit edilmiştir. Kıdem değişkeni bakımından öğrenci kaynaklı sorunlara ilişkin öğretmen görüşleri arasında anlamlı bir fark olduğu ve bu farklılığın 25 yıl üstü kıdemi olan öğretmenlerle diğer tüm gruplar arasında olduğu belirlenmiştir. Öğretmen kaynaklı sorunlara ilişkin kıdem değişkeni bakımından öğretmen görüşleri arasındaki farklılığın ise 1-5 yıl arası kıdemi olan öğretmenlerle diğer tüm gruplar arasında olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin sınıf mevcudu, sınıflarındaki sığınmacı öğrenci sayısı ve sınıflarındaki yaşı büyük öğrenci sayısı değişkenleri bakımından öğrenci ve öğretmen kaynaklı sorunlara ilişkin görüşleri arasında anlamlı farklılığın olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sınıf yönetimi, göç, sığınmacı öğrenci, sınıf yönetimi sorunları.

GöçmenlerMültecilerSuriyeliler+4
İbrahim Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğrencilerinin oyuncak tercihleri ve gelişim düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada, okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-72 aylık çocukların oyuncak tercihleri ve gelişim düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim- öğretim yılında Gaziantep ili Şehitkamil ilçe merkezinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bağımsız bir anaokulunda eğitim gören amaçlı örneklem yoluyla belirlenmiş 10 öğrenci ve seçkisiz olarak belirlenen 116 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama araçları olarak "Kişisel Bilgi Formu", araştırmacı tarafından oluşturulan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu", "Oyuncak Tercihi Formu" ve "Gelişim İzleme Formu ve Gelişim Belirleme Formu" kullanılmıştır. Araştırma da hem nitel hem nicel deseninin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS 21.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde nitel veriler kategorik içerik analizi ile; nicel veriler ise parametrik olmayan Friedman Testi ve parametrik testlerden Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) Testi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda çocukların oyuncak tercihleri ve gelişim düzeyleri arasında anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Bu durum çocukların oynadığı oyuncakların, gelişim düzeyinin artmasında etkili olduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Gelişim Düzeyi, Okul Öncesi Eğitim, Oyuncak Tercihi

Okul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklarOyuncak+2
Fatma Nur Biçer
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Evlilik uyumu ve doyumunun yordayıcısı olarak çocukluk çağı örselenme yaşantıları

Bu araştırmada evli bireylerin çocukluk çağı örselenme yaşantıları ile evlilik uyumu ve doyumları arasındaki ilişkilerin ortaya çıkarılması ve evlilik uyumu/doyumunu etkileyen sosyo-demografik değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçlarla, 1112 katılımcıya (1024 kadın ve 88 erkek), "Çocukluk Çağı Örselenme Yaşantıları Ölçeği", "Evlilik Uyum Ölçeği" ve "Evlilik Doyum Ölçeği" uygulanmıştır. Kişisel verilerin elde edilmesi için ise araştırmacı tarafından oluşturulan "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde Pearson korelasyon analizi, bağımsız gruplar t testi, tek yönlü ANOVA ve çoklu regresyon analizleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, katılımcıların genel örselenme düzeyleri, fiziksel istismar düzeyleri, cinsel istismar düzeyleri, duygusal istismar ve ihmal düzeyleri ile evlilik uyumu ve evlilik doyumu düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulgulanmıştır. Örselenme yaşantılarının evlilik uyumu ve evlilik doyumunu anlamlı bir düzeyde yordadığı ve her iki değişken için de etki düzeyi en yüksek olan alt boyutun duygusal istismar olduğu tespit edilmiştir. Evlilik uyumuna etki eden sosyo-demografik değişkenlerin cinsiyet, yaş, eğitim düzeyi, evlilik öncesi tanışma biçimi, evlilik süresi, evlilik sayısı, çocuk sayısı, aile gelir düzeyi, daha önce bireysel/çift psikolojik desteği almış olma durumu, büyüme ortamı ve aile ile aynı yerde yaşama durumu olduğu saptanmıştır. Çiftin yaşadığı yerin ise evlilik uyumunu etkilemediği anlaşılmıştır. Son olarak, evlilik doyumuna etki eden sosyo-demografik değişkenlerin ise cinsiyet, eğitim düzeyi, evlilik öncesi tanışma biçimi, aile gelir düzeyi, daha önce bireysel/çift psikolojik desteği almış olma durumu ve aile ile aynı yerde yaşama durumu olduğu belirlenmiştir. Yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, evlilik sayısı, büyüme ortamı ve çiftin yaşadığı yerin ise evlilik doyumuna anlamlı etkileri olmadığı görülmüştür.

Evlilik doyumuEvlilik uyumuEğitim psikolojisi+2
Serap Melek Kılıç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin görevsel ve bireysel motive edilme algıları ile okul kültürü algıları arasındaki ilişkiler

Bu çalışmanın amacı ortaokul müdürlerinin görevsel ve bireysel motive etme düzeyleri ile algılanan okul kültürü Arasındaki ilişkileri öğretmen görüşlerine göre tespit etmektir. Çalışma kapsamında öğretmenlerin okul kültürü ve motivasyon algıları betimlendikten sonra okul kültürü algılarının; öğretmenlerin cinsiyeti, kıdemi, branşı ve görev yapmakta oldukları okuldaki görev süresi, okulun sosyoekonomik düzeyi gibi değişkenlere göre istatistiksel açıdan farklılaşıp farklılaşmadığı test edilmiştir. Araştırmada ayrıca, öğretmenlerin okul kültürü algıları ile okul müdürleri tarafından motive edilme algıları arasındaki korelasyon ve öğretmenlerin okul müdürleri tarafından motive edilme algılarının okul kültürü algıları üzerindeki yordayıcı etkisi de incelenmiştir. Araştırma, 2019–2020 eğitim-öğretim yılında Kırşehir il merkezindeki ortaokullarda görev yapmakta olan 228 ortaokul öğretmeni ile yürütülmüştür. Araştırmada İpek (1999) tarafından geliştirilen Örgütsel Kültür Ölçeği ile ile araştırmacı tarafından geliştirilen bilgi formu kullanılmıştır. Araştırma, ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmada başlıca şu sonuçlara ulaşılmıştır: Öğretmenlerin hem görevsel hem de bireysel motive edilme durumları çok ve tam düzeyinde bulunmuştur. Elde edilen bu sonuçlar, genel olarak öğretmenlerin okul müdürleri tarafından kendilerinin hem görevsel hem de bireysel ihtiyaçlarına dönük motive edildiğini ifade ettikleri söylenebilir. Bunun yanında öğretmenlerin hem görevsel motive edilme hem de bireysel motive edilme durumları yüksek düzeyde oluşmuş olmasına rağmen, görevsel motive edilme algısı ortalamasının daha yüksek oluştuğu belirlenmiştir. Özellikle bu sonuç, müdürlerin motive etme sürecinde öğretmenleri daha çok görevsel amaçlara dönük motive ettiklerini göstermektedir. Örgüt kültürü ölçeği alt boyutları incelendiğinde en yüksek ortalamaların destek kültürü ve başarı kültüründe oluştuğu belirlenmiştir. En düşük ortalama ise rol kültüründe oluşmuştur. Cinsiyetin, eğitim düzeyinin, kıdemin, okulda çalışma süresinin ve branşın öğretmenlerin okul kültürü algılarında farklılık oluşturmadığı tespit edilmiştir. Öğretmenlerin görev yaptıkları okulun sosyo-ekonomik düzeylerine göre ise okul kültürü algıları değişmektedir. Okul kültürü ile öğretmenlerin motive edilme yeterlikleri arasında da pozitif yönlü orta düzeyli ilişki tespit edilmiştir. Her bir ilişkide öğretmenlerin okul kültürü algılarının yaklaşık % 24'ününün bireysel ve görevsel motive edilme yeterlikleri tarafından açıklandığı belirlenmiştir.

MotivasyonOkul kültürüOkul yöneticileri+1
Rüya Can
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Lise müdürlerinin yönetim tarzlarının öğretmenlerin örgütsel sessizliklerini yordama düzeyi

Bu araştırmada, resmi lise müdürlerinin yönetim tarzının öğretmenlerin örgütsel sessizliğini yordama düzeyi belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada "ilişkisel tarama modeli" kullanılmıştır. Araştırmanın hedef evrenini, İstanbul Pendik ilçesindeki resmi liselerde görev yapan 1985 öğretmen oluşturmaktadır. Hedef evrenden örneklem yoluyla 300 kişiye ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında "Yönetim Tarzı Ölçeği" ve "Örgütsel Sessizlik Ölçeği" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde; madde analizlerinde aritmetik ortalama ve standart sapma testleri, görüşlerin cinsiyete ve eğitim düzeyine göre farklılaşıp farklılaşmadığı belirlemek için t-testi, mesleki kıdem ve branş değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için ANOVA ve Kruskal Wallis H testi yapılmıştır. Yönetim tarzlarının örgütsel sessizliği yordama düzeyini belirlemek için regrasyon analizi yapılmıştır. Öğretmenler, müdürlerin işbirlikli yönetim tarzı sergilediklerine katılırken otoriter yönetim tarzı sergilediklerine kısmen katılmışlardır. Öğretmenler, müdürlerin ilgisiz ve karşı koyucu yönetim tarzı sergilediklerine katılmamışlardır. Öğretmenler, duygularından dolayı sessizlik yaşadıklarını belirtirken kısmen yöneticilerinden, izole olmaktan, örgütten ve okul ortamından dolayı sessizlik yaşadıklarını belirtmişlerdir. Öğretmenler, sessizliklerini sessizlik kaynağına bağlamamışlardır. Öğretmen görüşleri mesleki kıdem, branş değişkenlerinde müdürlerin yönetim tarzları açısından anlamlı farklılıklar gösterirken, cinsiyet, eğitim düzeyi değişkenlerinde ise anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Öğretmen görüşleri örgütsel sessizliği değerlendirmede mesleki kıdemlerine göre farklılaşırken; cinsiyet, eğitim düzeyi ve branşa göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. İşbirlikli ve otoriter yönetim tarzları örgütsel sessizliğin tümü ve alt boyutları üzerinde anlamlı birer yordayıcıdır. İlgisiz ve karşı koyucu yönetim tarzları ve okul ortamı sessizliği hariç, örgütsel sessizlik üzerinde anlamlı bir yordayıcı çıkmamıştır. Yönetim tarzı alt boyutları örgütsel sessizliğin %49'unu açıklamaktadır. Yönetim tarzı alt boyutları tümü birden okul ortamı sessizliğinin %49'unu, duygusal sessizliğin %36'sını, sessizliğin kaynağının %41'ini, yönetici sessizliğinin %22'sini, izolasyon sessizliğinin %38'ini açıklamaktadır. Örgütsel sessizlik ve alt boyutlarıyla en yüksek ilişkiyi işbirlikli yönetim tarzı ve otoriter yönetim tarzı göstermiştir. İşbirlikli yönetim tarzı örgütsel sessizliğin alt boyutlarıyla anlamlı negatif ve orta düzeyde bir ilişki gösterirken otoriter yönetim tarzı anlamlı, pozitif ve düşük düzeyde bir ilişki göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim Tarzları, Örgütsel sessizlik, Lise öğretmenleri

Eğitim yönetimiLise öğretmenleriOkul yöneticileri+4
Kıymet Yıldırım Sevindim
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin örgütsel bağlılık ve hizmetkâr liderlik düzeyleri arasındaki ilişki

Günümüz dünyasında her örgüt, uzun süre hayatta kalabilmeyi hedefler. Bu durumun gerçekleşebilmesi için tüm örgüt çalışanlarının çaba sarf etmesi gerekir. Örgütlerin en önemli yapıtaşı olan "insan"ı yönetmek, istenilen verimi elde etmede en önemli unsur olarak karşımıza çıkar. Yönetim görevini üstlenen liderlerin örgüt çalışanlarından beklediği örgütsel bağlılığı, ilk olarak kendilerinin göstermesi çok önemlidir. Örgüte karşı bağlılık duygusu geliştirmiş bir liderin özellikleri konusunda farklı fikirler ortaya konulmuştur. Bu çalışmada, eğitim örgütleri olarak nitelendirilen okullardaki yöneticilerin örgütsel bağlılık düzeyleri ile hizmetkâr liderlik davranışları incelenmiştir. Bu araştırmada, Kırşehir il merkezinde ve ilçelerinde, kamuya ait anaokul, ilkokul ve liselerde çalışan yöneticilerin örgütsel bağlılık ve hizmetkâr liderlik düzeyleri arasındaki ilişki ortaya koyulmuştur. Yapılan araştırmada Kırşehir il sınırları içinde 2018-2019 eğitim-öğretim yılında toplamda 228 okulun olduğu; bu okullarda 156 müdür, 12 müdür başyardımcısı ve 216 müdür yardımcısı olmak üzere toplam 384 yöneticinin görev yaptığı tespit edilmiştir. Bazı köy okullarının taşımalı eğitim sistemine geçildikten sonra kapandığı görülmüştür. Araştırmada doğrudan evren üzerinde çalışma yapıldığından örneklem alma yoluna gidilmemiştir. Betimsel-ilişkisel tarama yönteminin kullanıldığı araştırma, 315 okul yöneticisi üzerinde gerçekleştirilmiştir. Okul yöneticilerinin örgütsel bağlılık algılarına ilişkin verileri toplamak amacıyla Balay (2000) tarafından geliştirilen Örgütsel Bağlılık Ölçeği kullanılırken, yöneticilerin hizmetkâr liderlik algılarına ilişkin verileri toplamak amacıyla Ekinci (2015) tarafından geliştirilen Okul Müdürlerinin Hizmetkâr Liderlik Davranışları Ölçeği kullanılmıştır. Veri toplama araçları 2018-2019 eğitim-öğretim yılı güz ve bahar dönemlerinde uygulanmıştır. SPSS programında çözümlenen araştırma verileri üzerinde kayıp veri analizi yapılmış, örüntü içermediği tespit edilen kayıp verilere ortalama atama yöntemiyle yeni veriler atanmıştır. Toplanan veriler üzerinde, Örgütsel Bağlılık Ölçeği ve Okul Müdürlerinin Hizmetkâr Liderlik Davranışları Ölçeği için tekrar güvenirlik analizleri yapılmış ve Cronbach Alpa iç tutarlık katsayıları hesaplanmıştır. Verilerin çözümlenmesinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama ve standart sapma teknikleri kullanılmıştır. Belirlenen alt amaçlar doğrultusunda, okul yöneticilerinin hizmetkâr liderlik düzeyleri ve örgütsel bağlılıklarının yaş, kıdem, cinsiyet, medeni hal, branş, okul düzeyi ve lisansüstü eğitime göre değişip değişmediğini belirlemek amacıyla ikili gruplarda t- testi, üç ve daha fazla gruplarda ise ANOVA testi yapılmıştır. Ayrıca müdürlerin örgütsel bağlılıkları ile hizmetkâr liderlikleri arasındaki ilişkinin yönü ve derecesini ortaya koymak amacıyla korelasyon tekniği kullanılmıştır. Araştırmada anlamlılık düzeyi 0.5 olarak hesaplanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre okul yöneticilerinin örgütsel bağlılık algılarının, özdeşleşme ve içselleştirme boyutlarında orta; uyum boyutunda ise düşük düzeyde olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerinin örgütsel bağlılık düzeylerinin medeni duruma göre bekâr yöneticilerin lehine; alana göre meslek alanındaki yöneticilerin lehine; hizmet yılına göre ise kıdemi yüksek yöneticilerin lehine anlamlı şekilde farklılık gösterdiği anlaşılmıştır. Okul yöneticilerinin hizmetkâr liderlik algılarının empâti ile alçakgönüllülük boyutlarında ''çok''; diğer tüm alt boyutlarda ise ''tamamen'' düzeyde olduğu görülmüştür. Okul yöneticilerin hizmetkâr liderlik düzeylerinin cinsiyete, alana, yaşa, hizmet yılına ve medeni duruma göre farklılaşma gösterdiği tespit edilmiştir. Bu farklılığın kadınların, evlilerin, ileri yaş grubundaki yöneticilerin, hizmet yılı fazla olan yöneticilerin ve meslek alanındaki yöneticilerin lehine olduğu tespit edilmiştir. Yöneticilerin örgütsel bağlılık ve hizmetkar liderlik düzeyleri arasındaki korelasyon kapsamında, örgütsel bağlılığın uyum boyutu ile hizmetkâr liderliğin özgecil davranışlar, empâti, adalet ve dürüstlük boyutları arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Özdeşleşme boyutu ile hizmetkâr liderliğin özgecil davranışlar, empâti, adalet, dürüstlük ve alçak gönüllülük boyutları arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. İçselleştirme boyutu ile hizmetkâr liderliğin özgecil davranışlar ve empâti boyutları arasında pozitif yönde yüksek düzeyde bir ilişki olduğu; ancak adalet, dürüstlük ve alçak gönüllülük boyutları arasında ise pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu tespit edilmiştir.

Eğitim yönetimiHizmetkar liderlikLiderlik+4
Hayriye Yavuz
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrencilerinde görülen internet bağımlılığı ile algılanan anne baba tutumu ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinde görülen internet bağımlılığı ile algılanan anne baba tutumu ve iletişim becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada ilişkisel tarama modeli kullanılmış olup, araştırmaya Adana ili merkez ilçelerinden Çukurova, Seyhan ve Yüreğir ilçelerindeki Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı ortaokullar arasından seçkisiz tabakalı örnekleme yöntemi ile belirlenen altı okul dahil edilmiştir. 2016-2017 eğitim - öğretim yılında araştırmaya dahil edilen okullardan 612 öğrenci seçilerek çalışma gerçekleştirilmiştir. Çalışmada veri toplamak için "Kişisel Bilgi Formu", "İnternet Bağımlılığı Ölçeği", "Anne Baba Tutum Ölçeği" ve "İletişim Becerileri Ölçeği" kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler; bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi ve korelasyon analizleri kullanılarak yorumlanmıştır. "İnternet Bağımlılığı Ölçeği"ne göre öğrenciler; "İnternet Bağımlısı", "Sınırlı Semptom Gösteren" ve "Semptom Göstermeyen" olmak üzere üçe ayrılmıştır. Elde edilen analiz sonuçlarına göre; katılımcılar arasında internet bağımlısı öğrenci tespit edilmemiş olup sınırlı semptom gösteren öğrencilerin oranı %7,68'dir. Çalışmada öğrencilerin internet bağımlılığı puanlarının cinsiyet, sınıf, günlük internet kullanım süresi, internet kullanım geçmişi ve oynadıkları dijital oyunların yaş sınırı ile anlamlı düzeyde farklılaştığı tespit edilmiştir. Çalışmada öğrencilerin internet bağımlılık puanlarıyla demokratik, ihmalkar ve müsamahakar ebeveyn tutumu ve iletişim becerileri arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Anahtar kelimeler: İnternet bağımlılığı, anne baba tutumu, iletişim becerileri

Aile tutumuAna-baba tutumuBağımlılık+5
Fikri Pekel
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde siber zorbalığa maruz kalma durumuna göre psikolojik sağlamlığın incelenmesi

Bu araştırmada ergenlerin siber zorbalığa maruz kalma durumlarına göre psikolojik sağlamlıklarının, cinsiyet, anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, sınıf düzeyi, okudukları lise türüne ve sosyal medyada geçirilen zamana göre incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karşılaştırma türü ilişkisel tarama modelinde betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın çalışma grubunu 2017-2018 eğitim-öğretim yılında Gaziantep ili Şahinbey ve Şehit Kamil İlçelerinde yer alan Resmi Liselere devam etmekte olan 14-19 yaş aralığındaki 9, 10, 11 ve 12. sınıflardan uygun örnekleme yöntemi ile seçilen 1040 öğrenci oluşturmuştur. Öğrencilerin psikolojik sağlamlıklarına ilişkin veriler Bulut, Doğan ve Altundağ (2012) tarafından geliştirilen 'Ergen Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği' ile toplanırken, siber zorbalığa maruz kalma durumuna ilişkin veriler ise Arıcak, Kınay ve Tanrıkulu (2012) tarafından geliştirilen 'Siber Mağduriyet Ölçeği' ile toplanmıştır. Sosyo-demografik özelliklere ilişkin veriler araştırma kapsamında hazırlanan 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Verilerin analizinde iki faktörlü ANOVA tekniği ve gruplar arası farkın belirlenmesi için LSD çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. Psikolojik sağlamlığa ilişkin bulgularda; siber zorbalığa maruz kalmayan ergenlerin psikolojik sağlamlıkları, siber zorbalığa maruz kalan ergenlere göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Cinsiyete göre ise kız öğrencilerin psikolojik sağlamlıkları erkeklere göre istatiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur. Sosyal medyada geçirilen zamana göre günlük 1 saat ve daha az zaman geçiren ergenlerin psikolojik sağlamlıkları 2 saat, 3 saat ve 4 saat ve daha fazla zaman geçiren ergenlere göre daha yüksek olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğrencilerin psikolojik sağlamlıkları üzerinde baba eğitim düzeyi, lise türü ve sınıf düzeyi değişkenlerinin anlamlı düzeyde farklılaşma oluşturmadığı gözlenmiştir. Siber zorbalığa maruz kalma durumu ve cinsiyet, sınıf düzeyi, baba eğitim düzeyi, lise türü ve sosyal medyada geçirilen zaman değişkenleri ortak etkisine göre ergenlerin psikolojik sağlamlıklarının istatiksel olarak anlamlı düzeyde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılır iken siber zorbalığa maruz kalma durumu ve anne eğitim düzeyi ortak etkisine göre ergenlerin psikolojik sağlamlıklarında anlamlı bir farklılaşma olduğu görülmüştür. Araştırma sonuçları literatürde yer alan araştırmalar ışığında tartışılmış ve yorumlanmıştır. Elde edilen araştırma bulgularına dayalı olarak ailelere, psikolojik danışmanlara, öğretmenlere ve araştırmacılara önerilerde bulunulmuştur. Anahtar kelimeler: Ergenlik, psikolojik sağlamlık, siber zorbalık, siber mağduriyet, sosyo-demografik

ErgenlerEğitim psikolojisiLise öğrencileri+4
Gökhan Güçlü
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaokul öğrenci, öğretmen ve yöneticilerinin öğrenci başarısını etkileyen faktörlere ilişkin görüşlerinin pareto analizi ile değerlendirilmesi

Bu araştırma ortaokul düzeyinde öğrencilerin başarısını etkileyen faktörlere ilişkin yönetici, öğretmen ve öğrencilerin görüşlerini, başarı algılarını, başarıya etki eden faktörleri ortaya çıkarmayı, bu maddeleri Pareto Analizi yöntemiyle sınıflayıp önem derecelerine göre ayırmayı ve başarı artışı için güncel çözüm önerileri elde etmeyi amaçlayan nicel bir çalışmadır. Araştırmanın hedef evreni Ankara ili Etimesgut ve Sincan ilçelerindeki resmi ortaokullarda eğitim gören öğrenciler, görev yapan branş öğretmenleri ve yöneticilerdir. Hedef evrenin tamamına erişmek mümkün olmadığından küme örneklem alma yoluna gidilmiştir. Küme örneklemede her kümeden evreni temsilen örneklem alınmıştır. Her kümeden örneklem alınırken katılımcılar rastgele seçilmiştir. Buna göre 450 öğrenci ve branş öğretmeni, 50 de okul yöneticisine ulaşılmıştır. Veri toplama aracı olarak yazar ve danışmanı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Öğrenci başarısına ilişkin öğrenci, öğretmen ve yönetici görüşleri öncelikle balık kılçığı diyagramında sınıflandırılarak daha sonra Pareto Analizi ile incelenmiştir. Öğrenci, öğretmen ve yöneticilerin başarı algılarına ilişkin Pareto Analizlerindeki %80'lik kısımlar incelendiğinde; ulaşılan hedef, çaba, motive olmak ve akademik başarı görüşlerinin ortak olduğu ve "1. Öncelikli Başarı Algıları" sınıfını oluşturduğu görülmektedir. Öğrenci, öğretmen ve yöneticilere göre öğrenci başarısını olumlu yönde etkileyen faktörlere ilişkin Pareto Analizi sonuçları incelendiğinde; ders çalışma, aile desteği, motivasyon, olumlu okul iklimi, olumlu arkadaş, öğretmen ilgisi faktörlerinin "1. Öncelikli Faktörler" grubunu oluşturduğu görülmektedir. Geriye kalan %20'lik kısımda veya "2. Öncelikli Faktörler" ve "3. Öncelikli Faktörler" sınıfında yeterli özdüzenleme becerileri ve doğru teknoloji kullanımı ile ilgili maddeler ile fiziksel iyilik faktörlerinin yer aldığı görülmektedir. Tüm grupların öğrenci başarısını olumsuz yönde etkileyen faktörlere ilişkin görüşleri incelendiğinde, olumlu etkenlerle ilgili soruya verilen cevapların olumsuzlaştırılarak verildiği görülmektedir. Örneğin; aile ilgisi tüm gruplar için olumlu ortak bir faktörken, aile ilgisizliği yine tüm gruplar için ortak olumsuz bir faktör olmuştur. Aile ilgisizliği dışında tüm grupların olumsuz faktör yorumlarının ,"1. Öncelikli Faktörler" veya %80'lik dilime sahip olan sınıfının özdüzenleme becerilerindeki eksiklikler ile ilgili faktörler, olumsuz arkadaş, teknolojinin olumsuz kullanımı maddelerinde birleştiği görülmektedir. Geriye kalan %20'lik kısımda veya "2. Öncelikli Faktörler" ve "3. Öncelikli Faktörler" sınıfında tüm grupların; öğretmenlerle ilgili problemler, olumsuz okul iklimi ve sağlık problemleri konularında ortak görüş belirttiği belirlenmiştir. Çözüm önerilerinde ise elde edilen 1664 çözüm önerisi eğitim sistemi, aile, ekonomi, teknoloji, öğrenci, çevre temalarında sınıflandırılmış ve tartışılmıştır.

Başarısız öğrencilerOkul yöneticileriOkul-öğrenci etkileşimi+7
Ecren Kaya
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının siber aylaklık davranışları ve nedenlerinin incelenmesi

Öğretmen adaylarının ders sırasında siber aylaklık davranışlarını ve nedenlerini incelemek amacıyla yapılan bu araştırma tarama modelinde, betimsel bir çalışmadır. Araştırmanın evrenini 2017-2018 öğretim yılında bir devlet üniversitesinin Eğitim Fakültesi'ndeki Temel Eğitim, Matematik ve Fen Bilimleri, Türkçe ve Sosyal Bilimler, Güzel Sanatlar Eğitimi ve Eğitim Bilimleri Bölümlerine devam eden öğretmen adayları oluşturmaktadır. Örneklemi oluşturmak amacıyla tek şubesi olan bölümlerde tüm sınıf düzeyleri, birden fazla şubesi olan bölümlerde her sınıf düzeyinden randomla belirlenen birer şube seçilmiştir. Araştırma verileri Siber Aylaklık Etkinlikleri Ölçeği (SAEÖ), Siber Aylaklık Nedenleri Ölçeği (SANÖ) ve Kişisel Bilgi Formu (KBF) kullanılarak toplanmıştır. Veri toplama araçları uygulama yapılan günlerde sınıfta olan bütün öğrencilere ulaştırılmış, toplam 918 öğretmen adayı gönüllü olarak araştırmaya katılmıştır. Veri analizinde SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Betimsel istatistikler (frekans, yüzde, aritmetik ortalama) yapıldıktan sonra veriler üzerinde Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis H testleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının ders sırasında nadiren siber aylaklık yaptıkları, siber aylaklığın genellikle sosyal ağlara ve haber sitelerine girme şeklinde gerçekleştiği saptanmıştır. Erkek öğretmen adaylarının siber aylaklık yapma düzeyi kadınlardan daha yüksek bulunmuştur. Ders sırasında cep telefonuyla ilgilenme ve internete girme sıklığı arttıkça öğretmen adaylarının siber aylaklık düzeyleri de artmıştır. Fen bilimleri, sosyal bilimler ve Türkçe öğretmen adaylarının siber aylaklık düzeyi diğerlerinden daha yüksek olmuş, üst sınıflara doğru öğretmen adaylarının siber aylaklık düzeyleri de yükselmiştir. Yaş ve sınıf düzeyi öğretmen adaylarının siber aylaklık yapma nedenlerinde anlamlı bir farklılık yaratmamıştır. Bununla birlikte erkek öğretmen adaylarının siber aylaklığa yönelmelerinde öğretmenle ilgili faktörler daha fazla rol oynamıştır. Araştırma sonuçlarına göre kadın öğretmen adayları meslek dersleri ve seçmeli derslerde, erkek öğretmen adayları alan bilgisi derslerinde daha çok siber aylaklık yapmaktadır. Anahtar Kelimeler: Siber aylaklık, siber aylaklık nedenleri, öğretmen adayları, cep telefonu, internet kullanımı

Aday öğretmenlerCep telefonuSanal kaytarma+4
Yusuf Tarık Tatlı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00