Sağlık politikası

Bu konu başlığı altında 93 tez

Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de sağlık sisteminin gelişimi: Sağlıkta Dönüşüm Programı (2003-2011)

Sağlık ikamesi olmayan bir kavram olduğundan her ülke insan sağlığını ve toplum sağlığını önemsemektedir. Bu amaçla sağlık sistemindeki aksaklıkları gidermek için hükümetler kendi sağlık politikalarını belirlerler. Türkiye'de 1980'li yıllardan itibaren sağlık sistemindeki aksaklıklar sebebiyle sağlık reformlarına ihtiyaç duyulmuştur. Sistemdeki tıkanıklıkları gidermek için 2003 yılında Sağlıkta Dönüşüm Programı uygulanmaya başlamıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı, 'herkese sağlık' başlığıyla yola çıkmıştır. Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın amaçları sağlık hizmetlerinin etkili, verimli ve hakkaniyete uygun şekilde organize edilmesi, finansmanının sağlanması ve sunulmasıdır. Program hedeflerine ulaşabilmek için herkesi sigorta kapsamına alan Genel Sağlık Sigortası sistemi getirilmiştir. Sağlık hizmetlerine ulaşılabilirliği arttırmak için koruyucu sağlık hizmetleri ücretsiz verilmeye başlanmıştır. Sağlık Bakanlığı yeniden yapılandırılmıştır, bu bağlamda Sağlık Bakanlığı artık hizmeti sunan değil denetleyen bir görevle sağlık hizmetlerinde bulunmaktadır. Program kapsamında sağlık hizmetleri sunum ve finansmanı birbirinden ayrılmıştır. Yapılan bu değişikliklerle beraber Türkiye sağlık sistemi Sağlıkta Dönüşüm Programı ile yapısal bir dönüşüm yaşamıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık, Sağlıkta Dönüşüm Programı, Genel Sağlık Sigortası, Aile Hekimliği

Sağlık Dönüşüm ProgramıSağlık hizmetleriSağlık politikası+2
Tuba Akkavak
Tekirdağ Namık Kemal University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Atatürk Döneminde çocuk algısı

Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti kurduğu zaman sadece rejimi değil aynı zamanda geleneksel anlayışı ve toplum hayatına etki eden konuları da değiştirme ve medenileştirme yoluna gitmişti. Cumhuriyet rejimi ile beraber yeni Türk kimliği yaratılmış ve rejimin kalıcılığını sağlamak amacıyla bazı çalışmalar yürütülmüştü. Çalışmaların odağına bakıldığında bu konuların daha çok, ülkenin geleceğini temsil eden çocuklar ve çocukları da kapsayan gençlik üzerine doğrudan veya dolaylı olarak ele alındığı görülmektedir. Geçmişte böyle bir anlamdan mahrum olan, diğer bir deyişle ihmal edilen çocuk olgusu, cumhuriyet ile beraber kendisine ülkede bir yer edinecek, görünür olacak ve toplumun çocuk algısında yeni bir kavram oluşturmaya başlayacaktı. Cumhuriyet'in yeni ulus-devlet kimliğini taşıyacak ideal vatandaşını çocukluktan yetiştirmesi gerekmekteydi.

Atatürk DönemiAtatürk, Mustafa KemalCumhuriyet+5
Özgür Kağan Balsızan
Hacettepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2023
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Kamu yönetimindeki son düzenlemelere bağlı olarak aile hekimliğindeki gelişmeler

Dünyada değişen kamu yönetimi politikaları ile devletler birçok alanda çağın şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun reformlar yapmışlardır. Türkiye'de de bu Yeni Kamu Yönetimi (YKY) anlayışının yansımaları görülmüş ve dönemler halinde YKY anlayışına geçiş çalışmaları yürütülmeye başlanmıştır. Türkiye'nin son zamanlarda bu alanda yaptığı en köklü reformlar sağlık alanında olmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı (SDP) ile sağlık bakanlığı idari yapısı, merkez ve taşra teşkilatlanması, personel yapısı, finansal kaynaklar, sosyal güvenlik kurumu, birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumları teşkilatlanmaları yeniden yapılandırılmıştır. Sağlıktaki en kapsamlı değişikliklerden biri olan 'Aile Hekimliği' sistemi uygulamaya konularak birinci basamak sağlık hizmetleri tamamen çağdaş, YKY anlayışına uygun bir şekilde revize edilmiştir. Bu çalışmanın amacı kamu yönetimindeki gelişmelere bağlı olarak kamu yönetimi ve aile hekimliği sistemi hakkında bilgi vermek, sistemdeki yenilikler ve sağlık politikalarını değerlendirmektir. Anahtar Kelime: Kamu yönetimi, Aile hekimliği, Sağlıkta dönüĢüm programı

Aile hekimliğiDoktorlar-aileKamu yönetimi+3
Tolga Bozkurt
İstanbul Arel University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Cumhuriyet Dönemi sağlık politikaları ve frengi ile mücadele (1923-1950)

İnsanlık tarihini derinden etkileyen önemli toplumsal olayların başında savaşlar, bulaşıcı ve salgın hastalıklar gelmektedir. Anadolu toprakları konumu itibariyle üç kıtayı birbirine bağlamasından dolayı tarihsel süreç içerisinde birçok savaşa ev sahipliği yaptığı gibi aynı zamanda bulaşıcı ve salgın hastalıkların saldırısına da maruz kalmıştır. Veba, kolera, tifüs, çiçek, trahom, verem, sıtma, frengi gibi bulaşıcı ve salgın hastalıklar Anadolu halkını derinden etkileyen, ciddi sağlık sorunlarının yaşanmasına neden olan bulaşıcı hastalıklar olarak ön plana çıkmıştır. Üzerinde yaşadığımız topraklarda kurulan üç büyük Türk devleti halkın sağlık sorunlarına karşı kendilerine özgü çözüm yöntemleri ortaya koyarak sağlık sorunlarının giderilmesine çalışmışlardır. Tezimizin ana konusunu frengi hastalığı oluşturduğu için bu hastalığa ayrıca detaylı olarak değinilmiştir. Amerika kıtasının 1492 yılında keşfinden sonra Avrupa'ya yayılan frengi hastalığı bu tarihlerde Avrupa'yla olan ilişkilerin azlığı nedeniyle ülkemizi etkilememiş ancak daha sonraları bu hastalık Osmanlı topraklarında salgın haline gelerek yayılmaya başlamıştır. Frengi hastalığını ilk olarak ülkemize İspanyadan kovulan Yahudilerin getirdikleri düşünülmektedir. Osmanlı topraklarında ilk ciddi frengi salgınları XIX yüzyılda yaşanan Osmanlı-Rus savaşlarından sonra görülmeye başlanmış devlet salgınlara karşı tedbir almaya çalışarak sağlık komisyonları kurmuştur. Dispanserler ve hastaneler açılarak hastalığa yakalananlar tedavi edilmeye çalışılmıştır. Cumhuriyet öncesinde devam eden salgınlara karşı tedbirler alınmaya çalışılmış, bu amaçla 2 Mayıs 1920'de Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, sağlık meselesi milli bir dava olarak ele alınmış sağlık sorunlarının çözülmesi Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığının ana gündem maddesini oluşturmuştur. Bu dönemde hükümetin sağlık politikası; milli bir sağlık örgütü kurmak, doktor ve sağlık personeli açığını kapatmak, salgın hastalıklara karşı mücadele etmek şeklindedir. Sağlık alanındaki çalışmaların hız kazanmasında Gazi Mustafa Kemal'in önderliğinin büyük etkisi olmuştur. Gazi, TBMM açılış konuşmalarında sağlık konularına değinerek sağlıklı bir nesil yaratmanın sağlık sorunlarının halledilmesine dayandığını dile getirmiştir. Dr. Refik Saydam'ı Sağlık Bakanlığı görevine atayan Gazi, sağlık politikalarında belirleyici olmuştur.

Bulaşıcı hastalıklarCumhuriyet DönemiCumhuriyet tarihi+2
Kürşad Karatorğut
Van Yüzüncü Yıl Üniversity · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi: COVID-19 örneği

Bu çalışmada, dünyadaki aşılama konulu kamu politikalarının karşılaştırmalı analizi yapılmıştır. Çalışmanın temel amacı aşılama politikalarından çıkarılacak dersler yardımıyla gelecekte benzer politikaların daha etkin yürütülmesini sağlamaya katkılar sunmaktır. Bu kapsamda, öncelikle kamu politikalarına yönelik ayrıntılı bir kavramsal çerçeve sunulmuş, ardından aşı uygulamalarının tarihçesi, aşılama politikalarının tasarımı ile uygulama ve değerlendirme aşamalarından bahsedilmiştir. Özellikle, toplumu korumak, aşı ile önlenebilir hastalıkların ortaya çıkışını engellemek ve hastalıktan kaynaklanan ölüm oranlarını en aza indirebilmek amacıyla birçok aşı politikası geliştirilmiştir. Bu nedenle çalışmada tarih boyunca ortaya çıkan salgın hastalıkları kontrol altına alabilmek amacıyla geliştirilen ve rutin bağışıklama programlarına kaydedilen aşıların, aşılama politikaları kapsamında incelenmesi yapılarak COVID-19 (Yeni Koronavirüs Hastalığı) aşılama politikaları bağlamında bir karşılaştırmalı analiz sunulmuş ve bu karşılaştırmalı analiz doğrultusunda gelecekte tasarlanıp uygulanacak aşılama politikaları için somut politika önerileri geliştirilmiştir. Bu tez hem Türkiye'de yeni bir akademik çalışma alanı olan kamu politikaları dalına hem de oldukça eski bir tarihe dayanan aşılama politikalarına katkı sunmayı hedeflemiştir. Ayrıca genel olarak tıp alanının inceleme konusu olan aşılama politikalarına kamu politikası açısından da bir bakış sunularak bu politikaların çokdisiplinli bir bakış açısıyla ele alınması hedeflenmiştir. Özellikle yapılan incelemeler ve bulgular neticesinde sunulan önerilerin, gelecek dönem aşılama politikalarının daha etkin yürütülmesi adına katkılar sunacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kamu Politikaları Analizi, Karşılaştırmalı Kamu Politikası, Sağlık Politikaları, Aşılama Politikası, COVID-19.

AşılamaAşılarBulaşıcı hastalıklar+4
Hasret Semerci
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Women's empowerment and infant mortality in Rwanda: The period of 2005-2015 health sector policies

The women's empowerment is an important social determinant for describing women's abilities and capacities in society. Over past decades the various research has focused on the relationship between infant mortality and health aspects while neglecting the possible social aspects and related effects on infant mortality. This study aims to fill the gap in research on the impacts of women's empowerment and health policy on infant mortality in Rwanda, as well as to discover the relationship between two components, and various variables include bio-demographic, socio-economic, environmental, media exposure, health care, and nutrient deficiency variables that accompany infant mortality, health policy, and women's empowerment. The data source used in this study come from three main standards Rwanda Demographic and Health Surveys (RDHS 2005/2010 and 2015).Principle Component Analysis was used to create women's empowerment index. In the study, binary logistic regression analysis was used as the analysis method. In the first two models, the independent effects of women empowerment and health policy period variables were examined, and in the third model, the effects of these two main explanatory variables were examined under the control of all variables related to bio-demographic, socio-economic, environmental, media use, health care, and nutritional deficiency. The findings of the study discovered the impacts of women's empowerment and health policy on infant mortality. It was found that women's empowerment reduced infant mortality by 1.47 times, and the health policy that started to be implemented in 2005 was 2.34 times. The study includes important findings on the effects of bio-demographic, socio-economic, environmental, media use, healthcare, and nutritional variables on infant mortality in Rwanda.

Infant mortalityEmpowermentWomen+3
Glorıa Nıbogore
Hacettepe University · Nüfus Etütleri Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Türkiye'de kadının statüsü ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı üzerine kadınların görüşlerinin değerlendirilmesi

Bu çalışmada kadının statüsünün ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı ve çocuk sağlığı üzerine etkisinin belirlenmesi amaçlamıştır. Araştırmada, 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması veri setinden son beş yıl içinde doğum yapmış 1349 kadın ve bebeklerine ait veriler kullanılmıştır Araştırma kapsamındaki katılımcıların toplumsal cinsiyete yönelik görüşleri kadın statüsünü değerlendirmede birinci boyut, kadını kontrol etmeye yönelik davranışlara ilişkin görüşler kadın statüsünü değerlendirmede ikinci boyut, kadına yönelik fiziksel şiddete dair görüşler ise kadın statüsünü değerlendirmede üçüncü boyut olarak kullanılmıştır. Ayrıca bu üç boyutun ortalamasının toplamı ise genel kadın statüsünü değerlendirmek amacıyla hesaplanmıştır. Kadının statüsü ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı, çocuk sağlığı göstergeleri ile kadının içinde yaşadığı sosyo demografik özellikler arasındaki ilişki araştırma kapsamında incelenmiştir. Çocukların yaşayıp yaşamadıkları ve ilk doğduklarında ölçülen doğum ağırlıkları çocuk sağlığı göstergeleri olarak ölçülmüştür. Ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımını ölçmek için ise doğum öncesi bakım hizmetleri ve doğum sırasında sağlık personellerinden yardım alma ve modern aile planlaması yöntemlerini kullanma göstergeleri seçilmiştir. Yapılan analizlerde bağımsız gruplar arasındaki farkın önem testi (t-testi) ve varyans analizi (F testi) kullanılmıştır. İki ortalama arasındaki farkın önemlilik testinde uygun t değerini belirlemek için Levene's varyansların homojenlik testi kullanılmış ve varyansların homojen olmadığı durumlarda kullanılması gereken t ve p değerleri dikkate alınmıştır. Karşılaştırılan grupların ikiden fazla olduğu durumlarda varyansların homojenlik testi yine Levene's testi kullanılarak yapılmış ve varyansların homojen olmadığı durumlarda Kruskal Wallis Testi sonuçlarına göre gruplar arasındaki farkların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı tartışılmıştır. Toplumsal cinsiyete, kadını kontrol etmeye, fiziksel şiddete yönelik kadınların görüşlerinin ve genel kadın statüsünün; sosyo demografik özelliklere göre farklılık gösterdiği sonucu bulunmuştur. Hanehalkı refahının, kadının ve kocasının eğitim düzeylerinin yüksek olduğu hanelerde, kentlerde ve batı bölgelerinde kadının statüsünün yüksek olduğu görülmüştür. Toplumsal cinsiyete dair kadınların görüşlerinin yüksek olduğu, fiziksel şiddete maruz kalma oranlarının az olduğu ve genel kadın statüsünün yüksek olduğu kadınlar arasında aile planlama yöntemlerini kullanma oranları yüksek bulunmuştur. Kadının statüsünü değerlendirmede kullanılan boyutlar ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı arasında bir ilişkinin olduğu, kadının statüsünün yüksek olmasına bağlı olarak daha fazla kullanıldığı fakat çocuk sağlığı göstergeleri ile arasında bir ilişkinin olmadığı görülmüştür. Çalışmada, kadının statüsü ile ana çocuk sağlığı hizmetleri kullanımı ve çocuk sağlığı göstergeleri arasındaki ilişki ortaya konularak bu konuda çeşitli öneriler sunulmaktadır. Yapılacak politikalar ve sağlık politikaları için faydalı olacağı düşünülmektedir.

Ana-çocuk sağlığıKadın statüsüKadınlar+3
Yunus Başboğa
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türk sağlık sisteminde bir kamu özel işbirliği uygulaması olan şehir hastanelerine yönelik sağlık personelinin görüş ve önerilerinin değerlendirilmesi

Türkiye'de ve dünyada son yıllarda yaşanan gelişmeler ve reform süreçleri, sağlık sistemlerini etkilemektedir. Türkiye'de Kamu Özel İşbirlikleri ile hayata geçirilmiş olan şehir hastaneleri, bu kapsamda gündeme gelmiş olan güncel bir modeldir. Bu çalışmada, şehir hastanelerinin, sağlık personelinin görüşlerine dayalı olarak değerlendirilmesi, objektif veri ve bilgi sunulması amaçlanmıştır. Çalışmada kalitatif ve kantitatif araştırma yaklaşımları kullanılmış olup ilk aşamada 40 katılımcı ile kalitatif görüşmeler yapılarak, geçmiş dönem ile kıyasladığında şehir hastanelerini nasıl değerlendirdikleri, güçlü ve zayıf yönleri, sorunlar ve çözüm önerilerine dair görüşleri alınmıştır. Bu görüşlerden ve literatürden yararlanılarak hazırlanan anket Adana, Isparta ve Yozgat şehir hastanelerinde 557 sağlık personeline uygulanmıştır. Anketin yapı geçerliliği açıklayıcı ve doğrulayıcı faktör analizleri ile değerlendirilerek şehir hastaneleri uygulamasının çeşitli konulara ilişkin etkilerini sorgulayan 58 maddenin kalite ve verimlilik, sağlık hizmetlerine erişim, fırsatlar, riskler, çalışanlar, şeffaflık ve yönetim süreçleri olmak üzere 7; şehir hastaneleri uygulamasına bağlı olarak ortaya çıkan sorunların giderilmesine yönelik 13 önerinin ise denetim ve işbirliği ile çalışanlar olmak üzere 2 boyutta toplandığı görülmüştür. Anketin güvenirliği ise Cronbach alfa katsayısı ile değerlendirilmiş ve kabul edilebilir değerler içinde yer aldığı bulunmuştur. Araştırma verilerinin analizinde, tanımlayıcı istatistikler ve hipotezleri test etmek için çok değişkenli regresyon analizleri kullanılmıştır. Kalite ve verimlilik, sağlık hizmetlerine erişim ve fırsatlar boyutları katılımcıların genel olarak olumlu yönde; riskler, çalışanlar, şeffaflık ve yönetim süreçleri üzerindeki etkileri ile ilgili boyutlar ise olumsuz yönde görüş bildirdikleri boyutlardır. Denetim ve işbirliği ile çalışanlar boyutları hakkında ise katılımcılar, yaşanan sorunların giderilmesine yönelik önerilere ortalamanın üzerinde katılım göstererek, bu alanlarda şehir hastaneleri uygulamasının geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymuşlardır. Katılımcıların şehir hastanelerinin kalite ve verimliliği ile ilgili görüşlerinin daha önce çalışılan kurumun mülkiyetine, yönetsel pozisyonda olmalarına, toplam hizmet sürelerine ve KÖİ ile ilgili bilgi düzeylerine; çalışanlar üzerindeki etkiler ile ilgili görüşlerinin halen çalışılan kurum, meslek ve KÖİ ile ilgili bilgi düzeylerine; çalışanlar boyutunda yaşanan sorunların giderilmesine yönelik öneriler ile ilgili görüşlerinin öğrenim durumu ve mesleklerine; şeffaflık boyutuna ilişkin görüşlerinin ise yönetsel pozisyonda olmalarına ve KÖİ ile ilgili bilgi düzeylerine göre istatistiksel açıdan anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur. Araştırmadan elde edilen sonuçların, şehir hastaneleri uygulaması nedeniyle ortaya çıkan sorunların giderilmesinde ve uygulamanın geliştirilmesinde şehir hastanelerinin yöneticilerine ve politika yapıcılara önemli ipuçları sağlayacağı düşünülmektedir.

HastanelerKamu-özel iş birliğiSağlık hizmetleri+5
Hakan Oğuz Arı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Hekim ve hemşirelerin çalışma koşulları ile ilgili tercihlerinin kesikli seçim yöntemi ile incelenmesi

Sağlık hizmetlerinin etkin sunulabilmesi ve sağlık sistemlerinin amacına ulaşabilmesi için sağlık insan gücü kritik bir öneme sahiptir. Buna karşın sağlık insan gücünün adaletli bir şekilde dağılımı gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun tüm ülkelerin ortak sorunudur. Bu nedenle politika yapıcılar sağlık insan gücünün kırsal ve kentsel bölgelerde adaletli dağıtımı için çeşitli yasal düzenlemeler, uygulamalar ve teşvik paketleri geliştirirler. Çalışmada hekim ve hemşirelerin çalışma koşullarına (bölge, ücret, kreş, lojman, kariyer fırsatı, altyapı, eğitim fırsatı ve iş yükü gibi) ilişkin tercihlerini belirlemek, bazı koşullara sahip olmak için maaşlarından ne kadar fedakârlık yapmaya istekli olduklarını ortaya koymak ve katılımcıların özelliklerine göre belirlenen teşvik paketlerini kabul etme olasılıklarını tahmin etmek amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında gelişmişlik düzeyi açısından 1. bölgede yer alan bir il (Ankara) ile 6. bölgede yer alan bir ilde (Ağrı) benzer özelliklere sahip birer devlet hastanesi seçilmiş ve 126 hekim ve 218 hemşire ile görüşülmüştür. Katılımcıların tercihleri üzerinde çalışma koşullarının göreceli etkisini belirlemek için katılımcılara 1. bölge ve 6. bölge için 18 farklı çalışma koşulu senaryosu sunulmuş ve birini tercih etmeleri istenmiştir. Verilerin analizinde mixlogit yöntemi kullanılmış ve çalışma koşullarına yönelik tercihleri etkileyen en önemli özellikler sırasıyla hekimlerde bölge, ücret, eğitim fırsatı, altyapı, kreş, kariyer ve iş yükü iken hemşirelerde ücret, bölge, altyapı, iş yükü, eğitim fırsatı, lojman, kariyer fırsatı ve kreş olarak bulunmuştur. Özelliklerin katsayıları kullanılarak ödeme istekliliği ve belirli özelliklere sahip bir işi kabul etme olasılıkları hesaplanmıştır. Sonuç olarak hekim ve hemşirelerin belirli bir bölgedeki işi kabul etmelerinde farklı çalışma koşullarının farklı düzeylerde etkisinin olduğunu kesikli seçim yöntemine dayalı olarak ortaya koyan bu çalışmanın politika yapıcılar için kanıta dayalı bilgiler sunduğu düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler; Sağlık İnsan gücü, Kesikli Seçim Yöntemi, Hekim ve Hemşire, Çalışma Koşulları, Bireysel Tercih, Sağlık Politikası, Ödeme İstekliliği

DoktorlarHemşirelerKesikli seçim modelleri+6
Elif İşlek
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2021
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sağlığın iktisadi büyümeye etkisi: Türkiye için üretim fonksiyonu yaklaşımı

İktisadi büyüme tarih boyunca iktisatçıların ilgi alanlarının başında gelmiştir. Bununla birlikte; Mankiw, Romer ve Weil tarafından geliştirilen Genişletilmiş Neo-Klasik Büyüme Modeli'ne kadar, büyüme kuramları beşeri sermaye faktörünü göz ardı etmişlerdir. Bu çalışma; beşeri sermayenin de dâhil edildiği bir üretim fonksiyonu yardımıyla, 1960-2014 dönemi Türkiye ekonomisinde sağlığın iktisadi büyüme üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamıştır. Üretim fonksiyonunda, sağlığın yanında beşeri sermayenin diğer temel bileşeni olan eğitime de yer verilmiştir. Sağlığı temsil etmek üzere doğuşta beklenen yaşam süresi, eğitimi temsil etmek üzere ise öğretmen ve öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı kullanılmıştır. Çalışmanın odak noktası büyüme olduğu için, emeğin kalitesini ve üretkenliğini arttıran eğitim önem kazanmaktadır. Bu sebeple, beşeri sermayenin eğitim ayağını temsil etmek üzere; mesleki ve teknik ortaöğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ve yükseköğretimde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı kullanılmıştır. Ampirik analizde yöntem olarak Çok Değişkenli Ardışık Bağlanımlı Gecikmesi Dağıtılmış (ARDL) Sınır Testi seçilmiştir. Analiz sonucunda, değişkenler arasında anlamlı bir uzun dönem eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca sonuçlar; doğuşta beklenen yaşam süresindeki %1 artışın gayri safi yurt içi hasılayı yaklaşık olarak %0,67 arttırdığını, mesleki ve teknik ortaöğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısındaki %1 artışın gayri safi yurt içi hasılayı yaklaşık olarak %0,21 azalttığını, yükseköğretimde öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısındaki %1 artışın ise gayri safi yurt içi hasılayı yaklaşık olarak %0,21 arttırdığını göstermektedir.

ARDL Sınır TestiBüyümeDoğuşta yaşam beklentisi+6
Halim Can Avcı
Hacettepe University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Obezite kamu spotlarının alımlanması; kalitatif bir çalışma

Modern tıbbın rasyonaliteye dayanması sağlık anlayışının tek boyutlu olmasına yol açmıştır. Bir iktidar odağı olan tıp, hem hastalıkların tedavi yöntemlerinde hem de bir hastalığı tanımlamada tek tip bir söylem ortaya koymaktadır. Çalışmanın ilk kısmında yer alan Michel Foucault'nun biyo-iktidar kavramı modern tıp pratiklerinin anlaşılması açısından önemli bir kavramdır. Bireyin sağlıklı olması için tek sorumlu kendisi olamaz. Sağlık politikaları, devletler, uluslararası örgütler sağlıktan sorumlu iktidar organlardandır. Modern tıbbın bileşenlerinden olan tüm organlar arasında sağlıklı beden algısının tek bir biçim olarak tariflenmesi hususunda konsensüs mevcuttur. Biyo- iktidar, modernizmle beraber bireyler üzerinde tek tip bir doğruya işaret ederek bedenüzerinde tahakkümü ifade etmektedir. Sağlık, güzellik ve zayıflık temelli olduğundan beden denetimi bu doğrultuda şekillenmektedir. Sağlığın tanımında yer alan ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma hâlini yok eden toplumsal algı, obeziteyi diğer hastalıklardan farklı kılmaktadır. Birçok hastalık kişinin toplumdan soyutlanmasına neden olabilmektedir ancak obezite doğrudan kişinin dış görünüşüyle ilgili olduğundan ve hastalık şikayetinin başlıca nedenlerinden birisinin estetik kaygı olmasından dolayı sosyal izolasyon, damgalanma gibi toplumsal etkileri daha fazla barındırmaktadır.Obezite kampanyalarının bu sosyal izolasyonu yeniden üretecek nitelikte olması obeziteye karşı farkındalık oluşturma ve bireylerde davranış değişikliği yaratma amacının önünü kesmektedir. Eğitim materyallerinin sosyolojik boyut göz önüne alınmadan üretilmesi; amacın tam tersi bir sonucun doğmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Obezite toplumsal boyutu göz ardı edilerek ele alınamaz. Toplumsal algıya ve modern tıbbın sağlıklı beden algısına müdahale olmaksızın obezitenin önüne geçmek mümkün değildir. Bu yüzden çalışmada obezitenin dünyada ve Türkiye'de artmasına değinilerek, Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın Obezite ile Mücadele Programı kapsamında ürettiği üç kamu spotunun hedef kitle tarafından nasıl alımlandığı, gelecekte üretilecek olan kamu spotlarına ışık tutması hedefiyle incelenmiştir. Farklı yaş, cinsiyet, BKİ ve eğitim seviyesi gruplarından 30 katılımcı ile yapılan derinlemesine görüşmeler ve odak grup görüşmeleri sonucuna göre izlenen kamu spotlarına dair farklı kod açımları yapılmasına rağmen kamu spotlarındaki unsurlar yüksek oranda negatif olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca yapılan görüşmelerdeki verilere göre kamu spotlarında sağlıklı beslenme konusundan bahsedilmesine rağmen, sağlıklı besine ulaşma meselesine yer verilmemesi; aynı şekilde fiziksel aktivitenin öneminden bahsedilmesine rağmen, imkânlara değinilmemesi eksiklik olarak görülmektedir. Dolayısıyla ortaya çıkan genel kanaat; kamu spotlarının tek başına bir davranış değişikliği yaratamayacağıdır. Anahtar Kelimeler: Modern tıp, biyo-iktidar, sağlık, kamu spotu, obezite, sağlık iletişimi.

BiyoiktidarKalitatif analizKamu spotları+6
Burcu Güner Diri
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Yeni medyada sağlık iletişimi ve sağlık haberciliği: Beden politikaları üzerinden kadın sağlığı haberlerinin anlambilimsel incelemesi

"Yeni Medyada Sağlık İletişimi ve Sağlık Haberciliği: Beden Politikaları Üzerinden Kadın Sağlığı Haberlerinin Anlambilimsel İncelemesi" başlıklı tez araştırmasında, beden sağlığı politikaları doğrultusunda, ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik bakımından günümüzde önemli konuma taşınan, "Yeni Medya'nın (New Media)", kadın sağlığı haberlerini beden politikaları üzerinden nasıl inşa edildiğine odaklanmaktadır. Araştırmada, Yeni medyada yer alan haberler üretim süreçleri ve haber yapıları, "başlık, spot ve ara başlık kullanımları" üzerinden ele alınarak incelenmekte ve haberde uygulanan dil stratejileri bağlamında, sağlık haberlerinin kadın bedeni tüketimi ve söz konusu haberlerin tıbbileştirilmesi üzerinde durulmaktadır. Bu doğrultuda, kadın sağlığı sayfalarında, kadın bireyler ile ilişkilendirilen hangi kategorilerinin bulunduğu, sağlık haberleri ve sağlık iletişimi kuramları arasındaki kurulan olası bağlar, sağlık haberlerinde dil yapıları, sağlık gazeteciliği ve muhabirliği vb. gibi konular ön plana çıkarılmaktadır. Araştırmada seçilen 3 haber sitesinin (en çok tıklanan), hurriyet.com.tr, milliyet.com.tr, sabah.com.tr üzerinden, 2018 yılı Ocak ve Şubat aylarında yayınlanan kadın sağlığı haberlerinin analizi anlambilimsel olarak incelenmektedir.

BedenHaberlerKadın sağlığı+5
Zeliha Kurban
Ege University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Reflections of the global implementation of intellectual property rights on pharmaceutical policies: The case of Turkey

This thesis examines how the pharmaceutical policies are affected by the global implementation of intellectual property rights (IPRs) in the era of neoliberal globalization and, in return, how these policies affect the pharmaceutical sector and multinational pharmaceutical companies (MPCs), which are the main actors of this implementation process. For this objective, the study is organized in three chapters where first, the global implementation of IPRs is examined; second, the pharmaceutical policies affected by this implementation are discussed and last, their reflections in Turkey are explored. During the thesis, the literature reviews on IPRs and pharmaceutical policies are reinforced with the examination of sector reports, media scans, press releases and interviews for the aim of studying this dynamic political process. In the particular case of Turkey, the current situation is the result of a long process going back to the 1960s, since when the interests of different actors are facing each other. It is undeniable that the global implementation of IPRs creates a favorable atmosphere for MPCs, affects the domestic sector negatively, and results in increasing public pharmaceutical expenditures. For that reason, the Turkish government has conducted cost containment policies aimed especially at these drugs in question, relying on its monospony position. However, according to another result, there has not yet been a violent confrontation between MPCs and the Turkish government. Moreover, there is a tendency to loosen the tension between them. For that reason, it is believed that the current political situation will be unbalanced in the near future.

State policiesIntellectual and industrial property rightsGlobalization+6
Nazlı Bülay Doğan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Assessing the disabled, making 'The state'

This thesis aims to analyze the contemporary framework and practices of disability classification and assessment in Turkey from a political anthropological perspective. The practices of assessment and classification are considered as governmental interfaces; that is, as determining the modes in which citizens encounter the state, and in which ?the state? makes its population legible and governable. Disability as it is being re-defined, becomes an interface of encounters, which mutually construct new forms of statecraft and new forms of citizenship. The thesis maps out the forms of discourses and practices that emerge with this new classification framework in a three-fold perspective; first, from the perspective of governors, as the policy-makers who introduced this new framework; then from that of doctors and officers in a provincial state hospital, who take on the duty of assessors, day-to-day appliers of this new framework within the institutional conditions of state hospitals, which are undergoing a large-scale transformation; lastly, the thesis moves to the perspective of citizens, who apply for being assessed as disabled, to the everyday experiences of procedures of assessment and the mode of sharing these experiences online, through a which novel forms of disabled communities arise. Throughout this three-fold perspective, this thesis aims to map out a relational epistemology of state-making and cultural practices of experiencing the modern state. It is argued through this mapping, that the re-definition of disability within this new framework and the re-structuring of the state-citizen relations in contemporary Turkey are co-constitutive, and the one cannot be understood without the other. Consequently, disability can no longer be understood only as a medical or social phenomena; it involves a complex interaction of bodies, cultures, politics and socialities.

Human capitalState hospitalsState theory+7
Can Evren
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The Turkish health system in transition: Family planning in the case of Istanbul

This thesis focuses on the institutional history of family planning in Turkey and the ways in which it was shaped as part of larger official, international and academic discourses. The thesis provides a historical background on the period starting with the end of the 1960s and coming up to 2012, but it specifically focuses on the changes that took place after the transition in the health system in 2003 until March 2012. Family planning has been used for different purposes under changing socio-economic circumstances from the establishment of the Turkish Republic until the present day. The state policy has utilized family planning for promoting reproduction, thus maintaining a certain population growth in the early decades of the Republic, while the emphasis has changed over time from a pronatalist policy to anti-natalist policy making, especially after the 1960s. In the 1960s mainly the developmentalist perspective and Neo-Malthusian approach were dominant in policy-making. To the developmentalist approach, demographic concerns such as uncontrolled population growth, urbanization, and immigration were added during the 1970s. When the 1980s arrived, the concern with health moved to the center in the family planning. In the 1990s, the rise of human rights discourse on the global scale caused reproductive health to gain further importance. Family planning began to be conceived as a part of reproductive health. In neither of these periods were feminist sensitivities and gender specific considerations not granted their due importance. During the first decade of the 2000s, the emphasis on family planning declined in the state discourse. This was a result of the transformation in the health system initiated by the AKP regime, characterized by a neoliberal attitude to health services, in accordance with the world-wide trends.

Adalet ve Kalkınma PartyFamily planningTransformation+5
Belin Benezra
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2012
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The political economy of medical tourism in Turkey

This thesis offers an explanation on the growth of medical tourism in Turkey. Along with the driving forces that created the ground upon which medical tourism industry could serve as an alternative, the thesis focuses on the role of the states in the creation and maintenance of the medical tourism market. The emergence of medical tourism in Turkey has developed in parallel with cultural and economic globalization and transformation in healthcare systems. Economic and cultural globalization has enabled the ways in which movement of health personnel, international patients and medical devices have become easier. The transformation in healthcare systems has changed the scope of health as a welfare service. As First World countries strive to reduce their health budgets, medical tourism centers in developing countries constitute themselves as an alternative. Within this process, rather than retreating, the state has maintained its active role in regulating and monitoring of the markets. Alongside other actors such as private mechanisms and the NGOs, the state has become prominent in the growth of medical tourism in Turkey. The Health Transformation Program, initiated in 2003, enabled the institutionalization of the industry. The governance and partial finance of medical tourism is carried out by government agencies whereas the provision of health services is mostly performed by private hospitals. Although it is viewed as a blessing to the economy, what kind of effects it has on the national health systems will emerge in the near future.

TransformationTransformationEconomy+6
Damla Fidan
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

Where is the voice of doctors?: Understanding lack of collective action on Türkiye's healthcare reforms

Starting with the Health Transformation Program, initiated in 2003, the public healthcare system of Türkiye has transformed considerably in the last two decades. Since the reform program aimed for equitable and effective provision of healthcare services while maintaining a cost-effective financing structure, the doctors have been negatively affected by the reform processes. During this process, the doctors were not able to substantially influence the reform processes, even if they were one of the key actors regarding healthcare services, and there were considerable organized collective reactions to the reforms, primarily initiated by occupational organizations and unions. By applying the exit, voice, loyalty (Hirschman, 2004), and neglect model (Rusbult et al., 1982) to understand the perspectives of a group of doctors and managers, this thesis aims to reflect the political attitudes and articulations of the participants regarding the healthcare reform and its consequences. It shows that the cost of voice is high and that the belief in improving the healthcare system is low amongst the participant doctors due to the general political context of Türkiye and the increasingly precarious work conditions for doctors. The interviews showed that the participants showed an attitude of neglect, which is giving up the possibility of improvement.

Health policyAssembly and demonstration marches
Aleyna Tural
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2024
00
DoktoraAçık ErişimTR

Sağlık hizmetleri kullanımı ve hasta tatmininin değerlendirmesi: Somali'de anne ve çocuk sağlığı hizmetleri üzerine bir araştırma

Bu araştırmanın amacı, Somali'de anne ve çocuk sağlığı hizmetlerini kullanan kadınların sosyo-demografik, gebelik ve doğum ile ilgili sağlık hizmetleri kullanım özelliklerini tanımlamak, hizmetlerden tatmin düzeyini belirlemek, sosyo-demografik, gebelik ve doğum ile ilgili sağlık hizmetleri kullanım özelliklerine göre hasta tatminindeki farklılıkları saptamaktır. Kesitsel ve tanımlayıcı türde planlanan araştırmada örneklem seçilmeyerek evreninin tamamına ulaşılması hedeflenmiştir. Buna göre veriler Somali Wadajır Anne ve Çocuk Sağlığı Merkezi'nde 2 Ağustos-2 Eylül 2019 tarihlerinde, 9:00-17:00 saatleri arasında toplanmıştır. Bir aylık sürede merkezi 813 hasta ziyaret etmiştir. Araştırmanın dâhil etme kriterleri (üreme yaşı olan 15-49 yaş aralığında olmak, gebe olmak, çocuk sahibi olmak, akıl sağlığı yerinde olmak ve araştırmaya katılmaya gönüllü olmak) çerçevesinde, 500 katılımcı araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Buna göre, evrenin % 62'sine ulaşılmıştır. Bu araştırmaya ilişkin veriler anket yöntemiyle toplanmıştır. Veri toplama amacı ile kullanılan anket 3 bölüm halinde yapılandırılmıştır. Anketin ilk iki bölümünde yer alan sorular, davranışsal modelin (eğilim, kolaylaştırma ve ihtiyaç) faktörlerine göre düzenlenmiştir. Anketin üçüncü bölümündeki veriler Rand Corporation tarafından hasta tatmin düzeyini incelemek amacıyla geliştirilen hasta tatmini anketinin kısa formu (PSQ-18) ile toplanmıştır. Verilerin hipotez analizinde Kruskal-Wallis Testi ve Mann-Whitney U testi kullanılmıştır. Tanımlayıcı istatistikler dağılımı normal olmayan değişkenler için ortanca (min – maks), nominal değişkenler ise frekans ve yüzde olarak gösterilmiştir. Araştırma grubunun %45'inin çocukları için sağlık kuruluşuna başvurduğu, %69'unun kamu sağlık kurumunu tercih ettiği, %52,4'ünün 3 kez doğum öncesi ziyaret yaptığı, %50,8'inin evde doğum yaptığı, %37'sinin sağlık kurumlarında sunulan sağlık hizmetlerinin yanlış algılanması nedeniyle sağlık kuruluşu dışında doğum yaptığı, %45'inin doğum yapacağı yere ailesinin karar verdiği, %97,4'ünün normal doğum yaptığı %49'unun doğum sonrası bakıma gitmediği, %60,8'inin sağlık kuruluşuna yürüyerek eriştiği, %78'i çocuğu hastalandığında geleneksel uygulamaları kullandığı, %46,2'si aileden veya komşudan sağlıkla ilgili bilgi aldığı, %58,2'sinin sağlık durumunun kötü olduğu, %58,4'ünün gebelikte sağlık eğitimi almadığı, %70,4'ünün aile planlaması farkındalığının olmadığı bulunmuştur. Araştırma grubunun toplam hasta tatmini puan ortalamasının (X̄=46,00; ±7,720) orta düzeyde olduğu görülmüştür. Hasta tatminin genel tatmin (X̄=4,00; ±1,400), teknik kalite (X̄=8,00; ±3,786), kişilerarası tutum (X̄=4,00; ±2,373), iletişim (X̄=5,00; ±1,751), finansal yönler (X̄=8,00; ±2,003), doktorla geçirilen zaman (X̄=4,00; ±2,068), ulaşılabilirlik ve rahatlık, (X̄=8,00; ±3,863) alt boyutlarının puan ortalaması da orta düzeyde bulunmuştur. Buna göre, anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinden tatminin orta düzeyde olduğu söylenebilir. Sosyodemografik verilerle birlikte sağlık hizmeti kullanımı ile toplam hasta tatmini ve alt boyutları arasında yaş, eğitim, çocuk sayısı, sağlık kuruluşuna ziyaret nedeni, doğum yaptığı yeri ve algılanan sağlık durumuna göre istatistiksel farklılıklar saptanmıştır. Toplam hasta tatmini ve alt boyutları ile birlikte medeni durum, gelir düzeyi, gebelik durumu, sağlık kuruluşuna ulaşım şekli ve sağlık eğitimi desteği değişkenleri arasında istatistiksel olarak farklılık bulunmamıştır. Bu çalışma, hizmet sunumu noktasında anne ve çocuk sağlığı hizmetlerine ilişkin farkındalığın ve eğitimin geliştirilmesini önermektedir. Erişim sorunlarını yansıtmak için araştırma, hizmet kapasitesini artırma, rahat ulaşım, sağlık hizmeti veren kurumlara yönelik düzenlemelerin geliştirilmesi ve üniversite eğitimi sırasında öğrencilere iletişim becerilerinin kazandırılmasını önermektedir. Kaynak kullanımı, kalite iyileştirme ve sağlık hizmetlerinin yönetimi ile ilgili maliyet etkili politikaları ve programları geliştirmek büyük bir etki yaratabilir. Çalışma, Somali sağlık bilimleri üniversitelerinin sağlık yönetimi alanında lisans ve lisansüstü programlar sunmasını önemli bir adım olarak görmekte ve bu bakış açısıyla ülke, sağlık hizmeti sunumunu iyileştirmek ve kötü yönetişimle mücadele etmek için sağlık yöneticilerinin profesyonelleşmesine öncelik veren yaklaşımları değerlendirebilir. Çalışma, özellikle anne ve çocuk sağlığı hizmetlerinde hasta tatmini konusunda derinlemesine araştırmaların yapılmasını önerilmektedir. Anahtar Sözcükler: Anne ve Çocuk, Hasta Tatmini, Sağlık Hizmetleri Kullanımı, Sağlık Politikası, Sağlık Yönetimi.

Ana-çocuk sağlığıHasta memnuniyetiSağlık hizmetleri+4
Bishar Abdi Mohamed
Ankara University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2023
00
DoktoraAçık ErişimEN

Debating Turkish health reform

This dissertation is a study of the political debate that got generated around health reform in Turkey between 2002 and 2011, which corresponds to the formative period for the debate. Through a close examination of both the pro-reform and anti-reform discourse on health, it shows how a technical issue such as health care became a primary ground of political debate, contestation and polarization in the Turkey of early 2000s. More specifically, the AKP's pro-reform discourse and the pro-government media presented health care providers and health care receivers as opposing groups and positioned the AKP as the protector of health care receivers. This pro-reform discourse emphasized the universalist trend in the reform that abolished the inegalitarian structure of the pre-existing health system and extended coverage. On the other side of the political debate, opponents of the reform, mainly the TTB (Turkish Medical Association), highlighted the neoliberal aspects of the reform. However, the oppositional discourse did not receive wide support as it was formulated when the short term benefits introduced by the reform were still in effect.

Adalet ve Kalkınma PartyPopülismReform+6
Ayşecan Kartal
Boğaziçi University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

An examination of diabetes policy in Turkey: A qualitative documentary analysis

The World Health Organization (WHO) reports that Diabetes Mellitus is the 9th leading cause of death globally, accounting for about 2 million annual deaths as of 2019. Turkey is one of the countries with the highest prevalence of diabetes. Turkey's position in diabetes outcomes worldwide needs explanation as it has a relatively strong healthcare system and allocates a significant budget to the management of diabetes and its complications. In this context, this thesis explores the policy factors explaining Turkey's failure. Using Walt and Gilson's policy triangle framework, this thesis presents a comprehensive analysis of diabetes policy in Turkey by examining Turkey Diabetes Programme 2015-2020 and the transcriptions of Diabetes Parliament meetings held between 2015-2018. The thesis reveals a wide gap between policy and implementation, the lack of cooperation among diabetes actors and inadequate recognition of social determinants of health (SDoH) in Turkey's national diabetes programme. Turkey's adoption of a vertical-like, disease-centred, treatment-focused and group-based approach in the management of diabetes may have contributed to the failure of its diabetes policy.

Primary health careDiabetes mellitus-type 1Diabetes mellitus-type 2+7
Ekin Ekici
Boğaziçi University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Pandemi süresince yaşlı olmak: Korona virüs salgını ve uygulanan devlet politikalarının yaşlılar üzerindeki etkileri

Yaş, yaşlılık ve yaşlanma çok yönlü bir olgudur. Biyolojik bir evreye denk geldiği gibi sosyolojik bağlamda sosyokültürel bir olgu olarak tanımlanabilir. Yaşlanma son elli yılda küresel çapta ortaya çıkmıştır ve günümüzde Türkiye'de pek çok kişinin deneyimlediği bir yaşam evresi haline gelmiştir. Yaşlılık, bebeklik, gençlik gibi olgulara nazaran daha yeni bir olgudur. Geçmişte ortalama yaşam süresi 40 yaş civarında olduğundan pek az insan yaşlılık sürecini deneyimleyebiliyordu. Bu yüzden yaşlılığa ilişkin bilgimiz sınırlıdır. Ancak gelişen sağlık teknolojileri, artan refah seviyesi, savaşların azalması gibi nedenlerle yaşlı sayısı tüm toplumlarda hızla artmaktadır. Yaşlılar, toplum nüfusunun önemli bir yüzdesini oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütüne göre 65 yaş ve üzeri kişiler yaşlı olarak tanımlanmaktadır. Ancak yaşlılar da kendi içlerinde "genç yaşlılar", "ileri yaşlılar" ve "çok ileri yaşlılar" olarak ayrılabilmektedirler. Yaşlılar topluma etki edecek siyasi güce sahip heterojen bir gruptur. Bu yüzden yaşlılara yönelik uygulanacak politikalar önem kazanmıştır. İçinde yaşadığımız toplum pek çok bakımdan risk ve belirsizlikler toplumu olarak tanımlamak mümkündür. İnsanların eylemlerinin merkezine risk, tehlike, güvensizlik, korku gibi olgular yerleşmişlerdir. Güvenlik, risk toplumun temel motivasyonu haline gelmiştir. Böyle bir atmosferde Covid-19 salgının ortaya çıkması ve kısa sürede pandemi haline gelmesiyle birlikte tüm dünyada insanlar büyük korku ve panik yaşamışlardır. Covid-19 riski karşısında bireysel önlemlerin yetersiz kalması ile devlet müdahalesine zorunlu hale gelmiştir. Ulus devletin tekrar öneminin artmasıyla birlikte bireylerin yaşamlarının her alanı yönetim nesnesi haline gelmiştir. Risk gündelik hayatın her noktasına yayıldığı ve gözle görülemediği için devletler riskli sanılan her türlü davranışı sınırlandırmaya çalışmışlardır. Süreçte birtakım yeni "yeni normal" belirleyerek gündelik yaşam yeniden düzenlemeye girişmiştir. Riskler karşısında risk konumları meydana gelir, riskler karşısında bazıları daha kırılgandır. Covid-19 riski karşısında da salgının ilk başlarında bağışıklık sistemi zayıflayan 65 yaş ve üzeri kişilerin diğerlerine göre daha fazla risk altında olduğu belirtildiği için devlet müdahalesini en çok hisseden grup olmuştur. Ancak riskler farklı bir paylaşım mantığı ile ilerlediği için risk eninde sonunda onu üretenler de dahil herkesi etkiler. Covid-19 21. yüzyılın en büyük salgını olması sebebiyle geçmişten farklı özellikler sergileyen risk toplumunda çok daha farklı algılanmıştır. Bu salgından en çok etkilenen grup olan 65 yaş ve üzeri (yaşlılar) toplumda diğer yaş grupları kadar görünür olmayan, ancak son yıllarda nüfus içerisindeki oranları artmaya başlayan bir grup olması dolayısıyla bu grubun önemi artmaktadır. Diğer yandan, bu grubun özellikleri tam olarak bilinmediği gibi yaşlıların pandemide evde izole olmaları onlara yönelik ön yargıların da artmasına sebep olmuştur. Bu çalışmada yaşlıların, diğer yaş grupları gibi pek çok farklı özelliğe sahip, farklı deneyimleri ve sosyo-kültürel özellikleri olan bir grup olarak algılanması ve Covid-19 salgını sürecinde uygulanan politikalardan ne şekilde etkilenip etkilenmediklerini tespit etmek amaçlanmıştır. Bu çalışmanın evrenini yaşlı nüfus oranı %10'un üzerinde olan Aydın ve Burdur illeri oluşturmaktadır. Basit tesadüfi örnekleme yönüyle seçilen 537 kişi üzerinde uygulanan anket tekniği ile toplanan veriler ışığında temelde yaşlılığın, Covid-19 salgını süresince maruz kaldıkları kısıtlamalar karşısında deneyimleri ve salgın sürecini algılama biçimlerini ortaya koymaya çalışmaktadır. ANAHTAR KELİMELER: : KoronaVirüs, Pandemi, Risktoplumu, Yaşlılık ve Toplum, Yönetişimsel.

COVID 19Devlet politikalarıPandemiler+3
Fatmanur Özçelik
Aydın Adnan Menderes University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2022
00
DoktoraAçık ErişimTR

Tıp etiği, mesleki değerler ve sağlık politikaları üzerine bir inceleme

Dünyada neo-liberal uygulamaların etkili olması ile devletin kamusal rol ve sorumlulukları değişmiştir. Neo-liberal paradigma ile birlikte kamu hizmeti kavramı da dönüşmüştür. Bu paradigma değişiminin sağlık hizmetlerine yansıması ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm Projesi (SDP) ile olmuştur. Sağlık hizmetleri, değişimin yaşandığı ve etkilerinin en güçlü hissedildiği kamusal alan olmuştur. SDP'nin sağlık hizmetlerinin örgütlenme, finansman, sunum ve emek ilişkileri üzerindeki etkileri uzun süredir analiz edilmekte ve tartışılmaktadır. Bu çalışma sağlığı sosyal belirleyicileri ile bir bütün olarak değerlendirmektedir. Sağlığı ekonomi politik bir yaklaşım ile sağlık politikalarının tıp etiği ilkeleri ile çatışmasını, sağlık hizmetlerinin niteliği ve tıp mesleğine etkileri hekimler ile yapılan niteliksel alan araştırması ile ortaya koymaya çalışılmıştır. Çalışmada sağlık politikaları ile tıp etiği ilkelerini bir araya getiren ve araştırmacı tarafından geliştirilen özgün hipotetik senaryolar yarı yapılandırılmış mülakat formu olarak kullanılmış, Muğla ilinin nüfusuna göre beş büyük ilçesinde, ikinci basamak hastanelerde görev yapan uzman hekimlerle gönüllük esasına göre derinlemesine görüşme yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

DoktorlarEtikHastaneler+7
Dilek Bulut
Muğla Sıtkı Kocman University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2020
00
Yüksek LisansAçık ErişimEN

The role of health in economic growth

Sustainable economic growth depends heavily on human capital. It is also well-established that higher quality of health affects the quality of human capital. And health indicator can be considered as a good proxy for human capital. The purpose of this study is to shed some light on the empirical nature of the health role on the long-run economic growth. In this study, two different models are used to see health role on the long-run economic growth using panel least squares method with fixed effects by considering various control variables for the selected group of countries that are classified by income group and geographic region. In the first growth regression, life expectancy is used a health indicator over the period from 1960 to 2014 with 10-year average. In the secong growth regression, health expenditure per capita growth is used as a health indicator over the period from 1995 to 2014 with 5-year average.

EconomyEconomic growthHealth+4
Özdemir Teke
Yıldız Technical University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2017
00
DoktoraAçık ErişimTR

Türkiye'de sağlık hizmetlerinde yaşanan dönüşüm: Eskişehir'de alt gelir grupları üzerine bir inceleme

Bu çalışmanın amacı sağlık hizmetlerinin kamusal niteliğinde yaşanan dönüşümün alt gelir gruplarında yer alan kişiler tarafından nasıl algılandığının ortaya konulmasıdır. Bu amaca yönelik olarak hazırlanan anket araştırmacı tarafından karşılıklı görüşme yöntemi ile ankete katılan kişilere uygulanmıştır. Bu bağlamda araştırmada nicel yöntem kullanılmıştır. Araştırma kapsamında yararlanılan anket üç bölümden ve 57 sorudan oluşmaktadır. Araştırmanın amacına yönelik verileri elde etmek için 400 kişi ile karşılıklı görüşme yöntemi ile anket uygulaması gerçekleştirilmiş ve bu anketlerden cevap alınamayan soruların yer aldığı 13 anket değerlendirilme dışı bırakıldıktan sonra 387 anket araştırma kapsamında değerlendirmeye alınmıştır. Araştırma bulgularına göre katılımcıların çoğunluğu (%62) sağlık hizmetlerinde yaşanan dönüşümü iyi olarak değerlendirmekte, yaklaşık %30'u ise bu dönüşümün çok iyi olduğunu belirtmektedir. Buna karşın katılımcıların sadece %2,7'si bu dönüşümü olumsuz olarak algılamaktadır. Sonuç olarak Sağlıkta Dönüşüm Programı ile getirilen uygulamaların uzun yıllardan beri sağlık hizmetlerinin sunumunda var olan aksaklıkları ortadan kaldırdığını, ödeme gücü olmadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamayan kişilerin sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerini sağladığını ve sağlık hizmetlerinin sunumunda var olan eşitsizlikleri ortadan kaldırarak tüm vatandaşların sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelerini sağladığını ifade edebiliriz. Anahtar Kelimeler: Sosyal politika, sa÷lÕk hizmetleri, Sa÷lÕkta Dönüúüm ProgramÕ,genel sa÷lÕk sigortasÕ

DönüşümSağlık Dönüşüm ProgramıSağlık hizmetleri+3
Emre Kol
Anadolu University · Sosyal Bilimler Enstitüsü
2014
00

İlgili konular