Kırsal kalkınma

73 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliğine katılım sürecinde kırsal kalkınma için katılım öncesi yardım aracı - IPARD

Bu tez çalışması, Türkiye'nin Avrupa Birliğine uyum süreci kapsamında kırsal alanlarda gelişimi hızlandırarak, Ortak Tarım Politikası için alt yapı oluşturmayı amaçlayan "Kırsal Kalkınma İçin Katılım Öncesi Yardım Aracı – IPARD" desteklerinin incelenmesini içermektedir. Çalışmanın birincil amacı, 2012 yılından bu yana Türkiye' de 42 il sınırı içerisinde bir fiil uygulanan IPARD desteklerinin kapsamına giren sektörlerin (tarım sektörü, hizmet sektörü, turizm sektörü) sorunlarını ve programın iktisadi ölçüde kırsal alana etkilerini ele almaktır. Çalışmanın ikincil amacı ise, önümüzdeki dönemlerde 81 ilde uygulamaya konulacağı Tarım Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından açıklanan IPARD desteklerinin içeriğini, başvuru – onay ve sürdürülebilirlik evrelerini kurumsal çerçevede açıklayarak, programdan faydalanması olası kişi ve kuruluşlara yol haritası oluşturmaktır. Ulaşılması istenen amaçlar kapsamında çalışmada, IPARD doğrultusunda uygulanan mevzuatların incelenmesinin yanı sıra geçmişte IPARD desteği alarak uygulamaya konulan örnek projeler, proje danışmanları eşliğinde değerlendirilip, programa dair iyileştirilmesi gerekilen hususların altı çizilmeye çalışılmıştır. Anahtar Sözcükler: IPARD Destekleri, Kırsal Kalkınma, AB Uyum Süreci, Katılım Öncesi Yardım Aracı, AB Hibe Programları

Avrupa BirliğiIPARDKalkınma yardımları+6
Hazal Duman
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği Hibe Fonlarının vergi gelirleri üzerindeki etkisi, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu hibeleri örneğinde bir değerlendirme

Avrupa Birliği hibeleri ile günümüzde birçok yatırım yapılmaktadır. 2007-2013 yıllarında Avrupa Birliği Fonlarından ülkemiz faydalanmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği fonlarından ülkemize 2014-2020 yılları için 4.4 Milyar Avro hibe verilecektir. Avrupa Birliği ilk kez 1957 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu ismi altında kurulmasından sonra Türkiye 31 Temmuz 1959 yılında Topluluğa ortaklık başvurusunda bulunmuştur. Sonrasında uzun süreç devam etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Topluluğu arasında imzalanan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Topluluk programlarına katılımı ile ilgili genel prensipleri düzenleyen 26 Şubat 2002 tarihli Çerçeve Antlaşması'nda öngörülen şartlara uygun olarak Mutabakat zaptını imzalamıştır. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ise Avrupa Birliğine Katılım öncesi Mali Yardım Aracı Kırsal Kalkınma Fonu(IPARD) Programını uygulamak üzere kurulmuştur. Bu çalışmada; Avrupa Birliği hibe fonları, Avrupa Birliği Hibe fonları hakkında bilgiler verilmiştir. Sonrasında özel olarak Avrupa Birliği Hibeleri Kırsal Kalkınma Hibe hakkında bilgiler verilerek örnek bir proje üzerinde durulmuştur. Hazine'nin verdiği hibelerin Hazine'ye geri döndüğü tezi savunulmuştur. Avrupa Birliği Hibeleri vergiden muaf olduğu için yatırım sonucunda oluşturulan katma değer ile vazgeçilen vergi açısından hibe fonlarını değerlendirilmiştir. IPARD Kapsamında Hibe verilen bir işletme seçilerek oluşturduğu katma değer incelenmiş ve vergi muafiyeti ülkemiz vergi sistemi açısından da değerlendirilmiştir. Sonuçta Hazine tarafından verilen hibe ile vergi arasındaki ilişki araştırılarak yapılan yatırım ile Hazine gelirleri açısından olumlu bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Hibe Fonları, Hibe Fonları, Hazine, IPARD, TKDK, Hibe,Fonlar, Vergi Muafiyeti,

Avrupa BirliğiFonlarHibe destek kredileri+4
İhsan Kaymak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Yenilenebilir enerji kaynaklarının tarımda ve kırsal kalkınmada kullanımı: Kütahya Simav jeotermal seracılık örneği

Tarım, Türkiye ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Enerji ise özellikle gelişen toplumlarda en büyük ihtiyaçtır. Bu çalışmada yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımından ve bunun tarım sektörünün daha verimli hale gelmesindeki öneminden çeşitli uygulamalar örnek gösterilerek bahsedilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde genel olarak yenilebilir enerji kaynakları ele alınarak Türkiye ve dünyadaki kullanım durumlarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde yenilenebilir enerji kaynaklarından özellikle jeotermal, güneş ve biyogazın tarımda kullanımına değinilmiştir. Üçüncü bölümde yenilenebilir enerji kaynaklarının tarımda ve kırsal kalkınmada kullanımına yönelik çeşitli projeler ile Kütahya Simav'daki jeotermal seracılık uygulamaları incelenmiştir. Bu çalışmada; yenilenebilir enerji kaynakları ile Türkiye tarımının sorunlarına çözüm üretilmeye çalışılırken diğer yandan da bu tür kaynakların şimdiye kadar Türkiye'de yeterince uygulanmaması eleştiri konusu olmuştur. Üçüncü bölümde anlatılan uygulamalar ve özellikle Kütahya ilinin Simav ilçesindeki jeotermal seracılık faaliyetleriyle ülkemizin yenilenebilir enerji alanında aslında nasıl bir potansiyele sahip olduğu ortaya konulmaktadır.

Enerji kaynaklarıEnerji kullanımıGüneş enerjisi+7
Ömer Faruk Tunçbilek
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarihsel perspektiften planlı dönemde Türkiye'de kırsal kalkınma politikaları (1963-2019)

Kalkınma, ekonomik ve sosyal yapının değişmesiyle toplum yaşamının maddi ve manevi olarak iyileşmesi sürecidir. Kalkınma ile ilgili en önemli kavramlardan birisi kırsal kalkınmadır. Kırsal alan, çoğunlukla tarım ve hayvancılıkla uğraşan, iş bölümü ve uzmanlaşmanın yeterince gelişmediği, kısıtlı iş olanakları ve geçim sıkıntısı nedeniyle sürekli göç veren bölgelerdir. Kırsal kalkınma ise bu bölgelerde toplumsal yaşamı olumsuz etkileyen koşulları iyileştirmeye yönelik tüm faaliyetlerle ilgilidir. Ulusal kalkınma sürecinde yerel dinamiklerin payı her geçen gün artmaktadır. Bu çalışmada, planlı dönemde Türkiye'nin benimsediği kırsal kalkınma politikaları ele alınmıştır. Çalışma yapılırken belge tarama yönteminden faydalanılmıştır. 1963-2019 dönemini esas alan çalışma kapsamında kalkınma planları, hükümet ve siyasi parti programları, seçim beyannameleri, ulusal program ve projeler kırsal kalkınma politikaları açısından incelenmiştir. Çalışma ile Türkiye'nin kırsal kalkınma serüveni tarihsel bir derinlikle irdelenmiş, kırsal alanların bugünü ortaya konulmuş ve geleceğin politikalarına yönelik tavsiyelerde bulunulmuştur. Zaman içerisinde kırsal kalkınma politikaları değişime uğramış olsa da, Türkiye, kırsal alanlarda istenen dönüşümü sağlayamamıştır. Çünkü her planda benzer amaçlar yer almasına karşın istikrarsızlık söz konusudur. Politikalar ısrarla sürdürülmemiş ve sonuçları takip edilmemiştir. Kırsal alanlara ilişkin mevzuat yetersiz ve günümüz gerekliliklerinden uzaktır. Kırsal kalkınma, sadece hizmet götürme ya da tarımsal bir politika olarak değerlendirilmemelidir. Değişen toplumsal yapı ve bireysel beklentiler gözetilmelidir. Salgın ve savaş gibi küresel sorunlar "kendine yeten bir ülke" olmanın ne denli önemli olduğunu tüm dünya ülkelerine hatırlatmıştır. Türkiye, çok sektörlü, geniş kapsamlı ve uzun perspektifli kırsal kalkınma anlayışını bir devlet politikası olarak benimser ise kırsal alanlarda arzu edilen dönüşümü gerçekleştirebilecektir.

Ekonomi tarihiKalkınma planlarıKalkınma politikaları+6
Fırat Karaköy
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Kırsal arazi yönetimi ve yönetime katılımın tasarımı

Son yarım yüzyılda insan-toprak (arazi) ilişkisinde önemli değişimler yaşanmış ve arazi bireysel iyeliğe konu zenginlik aracından, toplumsal kıt kaynağa dönüşmüştür. Bu dönüşüm onu, sınırları ve iyeliği belli organik bir yeryüzü parçası olmaktan çıkarmış, sürdürülebilirlik bağlamında ekonomik, toplumsal ve çevresel politikalar ile tüm doğal kaynakların yönetiminin merkezi durumuna getirmiştir. Bunun sonucu olarak arazi yönetimi sürdürülebilir kalkınma amacına ulaşmak için yeniden tanımlanmıştır.Aynı süreçte bilgi teknolojisindeki hızlı gelişmelerle, yaşam alanlarının geliştirilmesi, doğal kaynakların yönetilmesi, çevrenin korunması, hizmet sunumu niteliğinin geliştirilmesi vb konularda bilgi sistemleri (coğrafi bilgi sistemleri) yönetim birimlerinin karar vermede en etkin araçlarından biri olarak ortaya çıkmıştır.Ekonomik, çevresel ve toplumsal çıkarların bütünleştirildiği sürdürülebilir arazi yönetiminin getirdiği en önemli yaklaşım ise birey ve toplumların kendi gelecekleri için arazi yönetimi ile ilgili faaliyetlerde söz sahibi olmalarının ve sorumluluk üstlenmelerinin sağlanması gerekliliğidir.Bu çalışmada toplumsal katılımın sağlanabilmesi için ulusal kalkınmamızda en sorunlu konuların başında gelen kırsal alanlarımız için sürdürülebilir bir kırsal arazi yönetiminin genel çerçevesi çizilmiş ve bu çerçeve doğrultusunda birey ve toplumun katılımını sağlayacak ulusal standartlar ve yönelimlere uygun web tabanlı bir bilgi sisteminin mekansal veri tabanı tasarlanmış ve işlevleri belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: Arazi Yönetimi, Kırsal Arazi Yönetimi, Sürdürülebilirlik, Sürdürülebilir Kalkınma, Coğrafi Veri Tabanı, Web Tabanlı Bilgi Sistemi, Yönetime Katılım

Coğrafi veri tabanlarıKırsal kalkınmaSürdürülebilir gelişme
Mehmet Gür
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Defne (Laurus nobilis L.) üretiminin kırsal ekonomiye katkısı ve yönetimi (Bursa ili örneği)

Ülkemizin önemli tıbbi ve aromatik bitkilerinden olan defne (Laurus nobilis L.) yerel ve ulusal ekonomik değeri yüksek odun dışı orman ürünüdür. Defne bitkisinin Dünyadaki üretiminin çoğunluğu (%95'i) Türkiye'den karşılanmaktadır. Defnenin ihracata konu olması, kırsal fakirliğin azaltılması ve ekonomik gelişmenin arttırılması yönünde değerlendirilebilecek bir araç haline gelmesi sonucunu doğurmuştur. Bu çalışmada defne üretiminin yoğun olarak gerçekleştiği Bursa ilinde defne bitkisinin kırsal ekonomiye katkısının ve üretici profilinin araştırılması, defne üretim sürecindeki sorunların belirlenmesi ve orman köylülerinin beklentilerinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak Bursa ilinde Mustafakemalpaşa ve Karacabey ilçelerinde defne üretimi gerçekleştirilen 6 köy seçilmiştir. Rastgele seçilen 82 hane ile yüz yüze anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket formu aracılığı ile hane bireylerinin demografik özellikleri, aylık gelirleri, alternatif gelir kaynakları, defneden sağladıkları gelirler, üretim miktarı, birim satış fiyatı, üretim ve yönetim sürecine ilişkin sorunlara ve beklentilere ulaşılmıştır. Orman köylülerinin profillerinin irdelenmesi amacıyla tanımlayıcı ve istatistiksel analizler excel programı ve IBM SPSS yazılımı yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Bursa ilinde hanelerin defne dışında ıhlamur, kestane, karaincir ve zeytin toplayıcığı gibi alternatif geçim kaynaklarının bulunduğu tespit edilmiştir. Defne üretimiyle ilgilenen orman köylülerinin ortalama asgari ücret civarında (2.800 TL/ay) hane geliri bulunmaktadır ve hane gelirlerinin yaklaşık %31'ini defneden sağladığı kazanç oluşturmaktadır. Defne bitkisinin yapraklarının toplanmasında, yaş olarak satılmasında ve kurutma tesisinde çalışılması sonucunda yıllık yaklaşık 1.050 orman köylüsüne istihdam sağladığı görülmüştür. Defnenin Bursa ilinde 2021 yılında hanelere yıllık ortalama 10.680 katkısının olduğu ve orman köylüsüne 2021 yılında yaklaşık 5,6 milyon TL ekonomik katkı sağladığı görülmüştür. Korelasyon analizi sonucunda defne üretiminden hanelere sağlanan gelirlerin yıllık ortalama hane geliri, yıllık üretilen defne miktarı, defne üretiminde çalışılan gün sayısı ve hane büyüklüğü arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunmuştur (p<0,05). Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucunda, defne hasadında çalışmanın kurutma tesisinde veya hem hasadında hem kurutma tesisinde çalışmaya kıyasla daha fazla gelir sağladığı; toplanan defnenin doğrudan aracılara satılmasının, muhtarlığa, fabrikaya veya kooperatife satmaktan daha fazla gelir sağladığı sonucuna varılmıştır.

DefneKırsal kalkınmaLaurus nobilis+1
Edanur Ayhan
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Bitkisel kökenli odun dışı orman ürünleri ihracatının geliştirilmesi olanaklarının araştırılması

Ormanlar topluma çeşitli faydalar sunmaktadır. Bu faydalardan yararlanma yıllar içerisinde değişiklik göstermiştir. Önceleri insanoğlu ormanlardan odun ham maddesinin elde edilmesine odaklanılırken, günümüzde odun üretiminin yanında odun dışı orman ürünlerinin sağlanmasına, kırsal kalkınmanın desteklenmesine, toprak, su, hava ve iklim üzerine olumlu etkilerine odaklanmaktadır. Ormanlar çevresel, biyolojik, sosyal faydaların yanında ekonomik olarak da fayda sağlamaktadır. Günümüzde odun ham maddesinin yanında odun dışı orman ürünleri, ekonomik olarak değerlendirilen orman ürünlerindendir. Ormanlardan sağlanmak istenen ekonomik faydanın odun dışı orman ürünleri ile birlikte artabileceği açıktır. Bu çalışmada, bitkisel kökenli odun dışı orman ürünleri ihracatı üzerinde etkili olan faktörlerin belirlenmesi ve ihracatın artırılmasına katkı sağlamaya yönelik önerilerde bulunulması amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda bitkisel kökenli odun dışı orman ürünleri ihracatı yapan firmalara yönelik anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Anket çalışması ile ürünlerin üretiminden ihracatına kadar geçen süreçlerde karşılaşıldığı düşünülen sorunlara yönelik firmaların değerlendirmeleri ve bu sorunların çözümü için öneriler belirlenmiştir. Bunun yanında firmaların ihracatını gerçekleştirdiği ürünler, elde ettikleri gelir, alım ve satım fiyatlarının oluşumunda meydana gelen etkenler belirtilmiştir. Elde edilen verilerin analizi excel programı ve IBM SPSS yazılımı ile gerçekleştirilmiştir. İhracat üzerinde etkili olan en önemli etkenleri ortaya çıkarmak amacıyla faktör analizi uygulanmıştır. İhracat ile ilgilenen yetkililerin büyük çoğunluğu (%87,5) erkektir. Aynı zamanda yetkililerin önemli bir çoğunluğu (%80,37) üniversite ve lisansüstü mezunudur. Faktör analizi sonucunda bilinçli üretim, ürünlerin tazeliği, yeterli bilgi birikimi ve deneyim, eylem planı, kurumsal düzenlemeler, maliyetler ve devlet desteği ihracatta en önemli etkenler arasında olduğu ortaya çıkmıştır. Ülkemizde 43 adet bitkisel kökenli odun dışı orman ürünün üretildiği bulunmuş ancak defne yaprağı, kekik, biberiye gibi belirli ürünlerin üretimine ve ihracatına ağırlık verildiği sonucuna ulaşılmıştır. Ancak bu ürünlerin üretiminin sürdürülebilir şekilde olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca resmi belgelerde ürün çeşitliliği bakımından farklılıklar bulunduğu, bilinçli bir üretimin bulunmadığı, devlet kurumlarının sadece ürünlerin üretimi noktasında yer aldığı, ürünlere yönelik planların ve iş birliklerinin yetersiz olduğu sonucuna varılmış olup bu sorunlara yönelik çözüm önerileri sunulmuştur.

Kırsal kalkınmaManavgat Orman İşletme MüdürlüğüOrman köyleri+2
Bekircan Balcı
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarımsal yayımı geliştirme projesinin kırsal ve tarımsal kalkınmadaki rolü ve uygulama etkinliği: Şanlıurfa ili örneği

Bu çalışmanın amacı, T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından, ?Tarımsal Yayımı Geliştirme (Tar-Gel) Projesi? kapsamında projeye alınan köylerde ?Tarım Danışmanı? unvanı ile Ziraat Mühendisi ve Veteriner Hekimlerin istihdam edilmesi adı altında yürütülen proje ile beraber, ülkemizde büyük bir öneme sahip olan kırsal kalkınmada tarım danışmanlarının rolü ve kırsal kalkınmaya olan etkilerinin araştırılmasıdır.Bu amaçla Şanlıurfa ili merkez ve 10 ilçesine bağlı tarım danışmanlarının görev yaptığı 80 köy, araştırmanın ana kitlesini oluşturmuştur. Bu ana kitleden merkez ve her ilçeden bir köy olmak üzere tesadüfi örnekleme yöntemine göre 11 köy belirlenmiştir. 80 tarım danışmanı ve 11 köy muhtarı ile beraber seçilen üreticilerle yüz yüze anket uygulanmıştır. Örnek seçilen köylerde tarımsal faaliyette bulunan 791 işletmeden, işletme arazi genişliği esas alınarak görüşülecek işletme sayısı basit tesadüfi örnekleme yöntemine göre 39 adet olarak belirlenmiştir. İşletme, danışman ve muhtarlardan anket yoluyla toplanan bilgiler analiz edilerek değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçlarına göre, tarım danışmanlarının üretim sorunlarının giderilmesinde yardımcı oldukları ancak projenin altyapısı oluşturulmadan hayata geçirildiği ve fiziki koşullarının yeterli olmadığı görülmüştür.

Kırsal kalkınmaTarımsal yayımTarımsal yayım elemanları
Mehmet Salih Dündar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2009
00
DoctorateOpen AccessTR

Kümelenme ve Türkiye'de kırsal ve tarımsal kalkınma açısından uygulanabilirliği

Türkiye'de son dönemde özellikle sektörel yoğunlaşma olan bölgelerde kümelenme yaklaşımının benimsenmesi ve uygulanması yönünde çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Söz konusu çalışmalar, Türkiye'de kümelenme potansiyeli taşıyan yerlere ve aktörler arasında kümelenmeye ciddi bir merak ve istek olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Türkiye'de kamu politikalarına bakıldığında ise son yıllarda kümelenme kavramına önem verildiği ancak kümelenmenin net bir çerçeveye oturtulmadığı görülmektedir. Önümüzdeki süreçte kamu politikaları açısından kümelenme yaklaşımının nasıl benimseneceğine karar verilmesi beklenmektedir. Türkiye'de kümelenme yaklaşımının özellikle bölgesel ve kırsal kalkınma politikası açısından nasıl kullanılacağını araştıran yol gösterici bir çalışmaya ihtiyaç vardır.Bu çalışmada ilk olarak kümelenme kavramının gelişimi konusunda literatür taraması yapılmış ve değişen bölgesel ve kırsal kalkınma politikaları çerçevesinde kümelenme kavramının konumuna ve yapısına değinilmiştir. Ayrıca, kümelenmelerin desteklenmesi için benimsenen modellere ve farklı ülke uygulamalarına yer verilmiştir. Mersin Tarım-Gıda, İzmir Organik Gıda ve Maraş Biberi Kümelerine anket ve SWOT analizi yapılmış ve kümelenme sonrası gelişmeleri değerlendirilmiştir. Bunun yanında, Türkiye'de kümelenmeye verilen önem ve hâlihazırda kümelenme yönünde verilen destekler değerlendirilmiştir. Çalışmanın neticesinde ise, Türkiye'de farklı politikalar arası uyum sağlanması ihtiyacına, kümelenme oluşumlarının desteklenmesi gerekliliğine ve bölgesel düzeyde işletmelerin rolü üzerine öneriler geliştirilmiştir.

Bölgesel kalkınmaKümelemeKırsal kalkınma
Sadık Gözek
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kuru tarımdan sulu tarıma geçişin kadının dönüşümüne etkisi: Koyunluca ve Parapara köylerinin sınıfsal perspektiften karşılaştırmalı incelemesi

"Kuru Tarımdan Sulu Tarıma Geçişin Kadının Dönüşümüne Etkisi: Koyunluca ve Parapara Köylerinin Sınıfsal Perspektiften Karşılaştırmalı İncelemesi" başlığını taşıyan bu tez çalışması ile Güneydoğu Anadolu Projesinin uygulama alanı olarak en geniş yer bulduğu Harran yöresinde, kadınların sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik durumlarındaki dönüşümlerin incelenmesi esas alınmaktadır. Bu alanda somut anlamda bir gelişmenin varlığı, kadınların kazanımları ve kadınların mevcut durumlarının gelişmesinin önündeki engellerin neler olduğu irdelenmiştir. Tezin kuramsal ve kavramsal kısmında toplumsal cinsiyet, kalkınmanın ana kavramları, Türkiye'deki kırsal kalkınma evreleri ile kalkınma sürecinde Güneydoğu'ya yönelik politikalar ve kadının konumlanışı, ikinci olarak farklı bilimsel alanların özellikle de patriarşik ve sınıfsal perspektiften Kadın Kuramları tartışılmaktadır. Kadının tabakalaşma sistemi içindeki yeri asgari üç düzeyde ele alınmaktadır: • Kadının bio-seksüel ayrışma ve konumlanışı, • Kültür-değerler sisteminde (patriarşal) var olan ayrışmalar ile • Sınıfsal açıdan konumlanışı olarak irdelenmiştir. Bu üç durumun çoğu zaman iç içe geçtiği de görülmektedir. Araştırmanın uygulamalı kısmında a) iki köyün genel konum ve tarihi, aşiret ilişkileri, sosyo-ekonomik ve kültürel geçmişi, b) kalkınma süreci, tarım ve sulamanın gelişimi, c) mevcut veriler dâhilinde kadınların konumu, rolleri, toplumsal cinsiyeti, sosyo-ekonomik durumu, kalkınmadaki konumu, sorun ve kazanımları irdelenmiş olup sınıfsal perspektiften ve karşılaştırmalı olarak betimlemesi yapılarak açıklama ve yorumlamalara yer verilmektedir. Araştırmada ayrıca yöreye özgü olan ağalık ve geleneksel söylem ile mülkiyet biçimlerine/sınıfsal ayrışmanın kadının dönüşümüne olan ilişkisine/engellerine, toplumsal cinsiyet bağlamında değinilmiştir. Elde edilen bulgularla kadınların kalkınmada aktif bireyler olarak rol alamamalarının önünde yarıfeodal-geleneksel yapı, mülkiyet ilişkileri ile önemli ölçüde bunlardan beslenen ataerkilliğin engel olduğu sonucu çıkmaktadır. Anahtar kelimeler: Kadının dönüşümü, kırsal kalkınma, GAP, sınıf, toplumsal cinsiyet

Cinsel kimlikDeğişimDönüşüm+7
Sabiha Tüysüz
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal alanda kurulan kooperatiflerin kadınların güçlenmesindeki yeri: Manisa ili örneği

Kadınların güçlenmesi açısından kooperatifler, önemli bir potansiyel taşımaktadır. Bu sebepten ötürü Türkiye'de kadın kooperatiflerine ilişkin son yıllarda artan bir ilgi söz konusudur. Pek çok kalkınma planında kadın kooperatifleri, kadınların istihdama katılımında bir araç olarak anılmaktadır. Bu çalışmanın teorik arka planı, kadın ve kalkınma yaklaşımlarından Toplumsal Cinsiyet ve Kalkınma yaklaşımı ile Kadın, Çevre ve Kalkınma yaklaşımlarına dayanmaktadır. Çalışmanın odak noktasında güçlenme kavramı bulunmaktadır. Kırsal alandaki kooperatiflerde yer alan kadınların bilgisine erişerek kadınların kooperatif içindeki ve dışındaki deneyimleri sonucunda davranışlarını nasıl biçimlendirdiklerini ve bu durumun kadınların güçlenmesi ile ilişkisini ortaya çıkarmayı amaçlayan araştırma Manisa ilinde yürütülmüştür. Toplamda on üç kadın kooperatifinin ortak veya yararlanıcı kadınları ile yüz yüze derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Yapılan görüşmeler sonucu elde edilen veriler nitel analiz programı olan MAXQDA programı ile analiz edilmiştir. Bu bağlamda, çalışma beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde araştırmaya araştırmacı tarafından nasıl karar verildiğini ve araştırma sorularını içeren giriş bölümü, araştırma konusu ile ilgili literatür, araştırmanın amacı, önemi ve yöntemi bulunmaktadır. İkinci bölümde araştırmanın teorik çerçevesini oluşturan ve kadını kalkınma düşüncesine dahil eden yaklaşımlara yer verilmektedir. Üçüncü bölüm kooperatifçilik ve kadın kooperatifçiliği ile ilgili dünyada ve Türkiye'deki mevcut durumu ele almaktadır. Dördüncü bölüm araştırma sahasının tasarımına ilişkin bilgileri içerirken beşinci bölümde araştırma sahasından elde edilen bulgulara yer verilmiştir. Buna göre, çalışmada kooperatif analizi ve güçlenme analizi olmak üzere iki ayrı analiz yapılmıştır. Kooperatif analizinde, kooperatiflerin yapıları ve özellikleri, ortak profilleri, temel faaliyet alanları, üretim ve pazarlama stratejileri, iç işleyişleri ve yaşadıkları sorunlar ile ilgili bilgilere yer verilmektedir. Güçlenme analizinde ise, Soma ilçesinde kooperatif ortağı veya yararlanıcısı olan kadınların kooperatifler yoluyla güçlenme deneyimleri ile ilgili tespit edilen temel eğilimler tartışılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadın Kooperatifi, Güçlenme, Kalkınma, Manisa, Kırsal Alan

GüçlendirmeKadın kooperatifçiliğiKadınlar+6
Büşra Koç
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Konya Ovası Projesi'nin Konya ve Karaman tarım sektörü istihdamı üzerine etkisi

Tez çalışması, son dönemin en önemli bölgesel kalkınma projelerinden olan Konya Ovası Projesi'nin (KOP) Konya ve Karaman illerinin genel ve tarımsal istihdam göstergeleri üzerindeki etkisini analiz etmeyi amaçlamıştır. Analizlerde TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi (2008-2017) havuzlanmış yatay kesit mikro veriseti kullanılmıştır. Bölgenin sahip olduğu coğrafi yapı her ne kadar bölgeyi tarımsal faaliyetler için son derece uygun bir hale getirsede, bölgede hâkim konumda olan karasal iklim, yazın yağışların son derece az olmasını tetiklemekte ve bölge tarımının önünde bir engel oluşturmaktadır. Bu faktörler nedeniyle KOP'un ana hedeflerinden biri bölgede etkin bir sulama ağını kurmak ve mevcut sulama sistemlerini iyileştirmektir. KOP sulama sistemlerini iyileştirmenin yanı sıra bölgenin alt yapısı ve istihdam imkanlarını geliştirmek gibi sosyo-ekonomik yapısını canlandıraracak projeleri de faaliyete geçirmiştir. "Farkların Farkı" ve "Eğilim Skoru Eşleştirme" yöntemleri kullanılarak 2008 ve 2017 yılları arası politikanın istihdam göstergeleri üzerindeki etkisi ampirik olarak tahmin edilmiştir. Sonuçlar KOP'un bölgede farklı sektörlerde yeni istihdam yaratma konusunda etkin olmadığını, ama tarım sektörü istihdamı üzerinde anlamlı ve pozitif bir etkisinin olduğunu ortaya koymuştur. Özellikle sürekli istihdam için bulunan bulgular tarımda çalışan bireylerin istihdamını KOP sayesinde koruduğunu göstermiştir. Günümüzde tarım işçiliğini bırakarak gençlerin kırsal kesimden kente göç etmesine KOP gibi politiklarla engel olabilineceği tez çalışmasının politika önerileri arasındadır.

Bölgesel kalkınmaKonyaKonya Ovası+6
Süleyman Utku Oğuz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye şeker politikalarının dönemsel analizi

Şeker, yalnızca doğrudan insan tüketimine yönelik temel bir gıda ürünü olmakla kalmayıp; hayvancılık, biyoenerji, kimya ve ilaç sanayii, gıda ve içecek üretimi, kâğıt ve ambalaj, tekstil, biyoplastik, sağlık, kozmetik ve lojistik gibi pek çok sektöre katkı sağlayan stratejik bir emtiadır. Gıda güvenliğindeki rolü, stratejik niteliği, tarım ile sanayi arasında köprü işlevi görmesi ve kırsal kalkınmaya olan katkıları sayesinde, şeker birçok ülkenin tarım ve ekonomi politikalarında kritik bir konumda yer almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de 1925 ile 2025 yılları arasında uygulanan şeker politikalarının tarihsel, ekonomik ve kurumsal dönüşümünü incelemektedir. Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki devlet öncülüğünde yürütülen sanayileşme çabalarından başlayarak, 1980 sonrası dönemde uygulamaya konulan neoliberal politikalar ve 2001 yılında yürürlüğe giren Şeker Kanunu çerçevesinde başlatılan özelleştirme süreci ayrıntılı biçimde analiz edilmiştir. Tarım ve sanayi politikalarının kesişim noktasında yer alan bir sektör olarak şeker, yalnızca ekonomik yönüyle değil; sosyal, politik ve çevresel boyutlarıyla birlikte ele alınmıştır. Araştırma, akademik literatür ve kurumsal raporların belge analizi esas alınarak nitel bir yöntemle yürütülmüştür. Çalışmanın temel bulgusu, Türkiye'de şeker politikalarının yalnızca tarımsal bir düzenleme alanı olmadığı; aynı zamanda sanayi stratejileri, kırsal dönüşüm, sosyal refah ve dış ticaret politikalarını bütüncül biçimde kapsayan çok boyutlu bir yapı arz ettiğidir. Bu çerçevede, Türkiye'nin şeker politikasının geleceği; üreticiyi merkeze alan, kamu yararını ve uzun vadeli sürdürülebilirliği önceleyen bir düzenleyici çerçevenin benimsenmesini zorunlu kılmaktadır. Anahtar Kelimeler: Şeker politikaları, Özelleştirme, Tarımsal destekler, Nişasta bazlı Şekerler (NBŞ), Şeker kanunu, Kırsal kalkınma

Kırsal kalkınmaTarımsal desteklemeÖzelleştirme+2
Ahmet Doğanlı
Kırşehir Ahi Evran University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Dağlık alanlarda ve orman köylerinde sürdürülebilir kalkınma: Manisa Gördes örneği

Türkiye'de ve genel olarak dünyadaki pek çok ülkede dağlık alanlar, kapladıkları alan bakımından oldukça yüksek bir orana sahiptirler. Doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin ve geliştirme potansiyeli yüksek olan bu alanlar ülkenin idaresini sağlayan yönetimler tarafından genellikle göz ardı edilmişlerdir. Sürdürülebilir kalkınma kavramı çerçevesinde dağlık alanların ve orman köylerinin var olan potansiyelleri harekete geçirilerek, ülkemizin kendi doğal kaynaklarını kullanarak kalkınmaya fayda sağlanabilir ve ülkemizin fiziki koşulları dikkate alındığında kıt kaynakların etkin ve verimli kullanılması sayesinde ekonomik bir değere dönüştürülmesiyle sonuçlanabilir. Küreselleşen dünya ile birlikte çevre sorunları da artmış ve sınırları geçen bir hal almıştır. Dağlık alanlarda ve orman köylerinde kırsal kalkınma; sürdürülebilir doğal kaynak kullanımını esas alarak, bir taraftan kırsal kesimin gelir düzeyinin ve yaşam standartlarının yükseltilmesi yoluyla gelişmişlik farklarının azaltılmasını amaçlayan, çevresel ve kültürel değerlerin korunmasını ve geliştirilmesini gözeten, yerelde farklılaşan sosyal, kültürel ve ekonomik özellikleri, ihtiyaçları, potansiyelleri ve dinamikleri dikkate alarak çok sektörlü yaklaşımla planlanan faaliyetler bütünü olarak kabul edilmektedir. Bu çalışma Manisa İli Gördes ilçesi özelinde yapılacaktır. Bu ilçenin seçimindeki ana nedenler; ilki, Gördes'in Manisa'nın sosyo-ekonomik göstergeler bakımından en az gelişmiş ilçelerinden biri olmasıdır. Ayrıca Manisa ilinin dağlık alan bakımından en yoğun ilçeleri arasında Gördes'in bulunması, 6360 sayılı yasa çerçevesinde tüzel kişilikleri kaldırılan köylerin ilçede bulunuyor olması ve ilçenin Manisa merkeze uzakta bulunmasıdır. Son olarak kırsal kalkınma, yoksulluk gibi birçok etmenin incelenmeye en müsait ilçeler arasında olmasıdır. Sonuç itibarıyla; bu tez kırsal kalkınma, yoksulluk, çevre, göç, 6360 sayılı yasa gibi etmenlerle birlikte Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın (http://ipard.tarim.gov.tr/) web adresinde bulunan ülkemizdeki dağlık alan listelerinden teyid edilmek suretiyle belirlenen Gördes ilçesinin dağlık alanlarında ve orman köylerinde bir saha çalışması yapılmıştır. Sonrasında çıkartılan bulgular literatür ile temellendirerek sürdürülebilir kalkınma kavramı yerelde detaylandırılmıştır. Anahtar Kelimeler: Dağlık alan, Orman köyleri, Kalkınma, Belediye, Sürdürülebilirlik.

Büyükşehir belediyeleriDağlık alanKanunlar 6360 sayılı+7
Ercan Fazlak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kooperatiflerin yerel kalkınmadaki rolü: İzmir Tire Süt Kooperatifi örneği

Yerel, kırsal ve bölgesel kalkınmanın kooperatifler arasındaki ilişkisi, ülkemizde gerek politik gerekse ekonomik faktörler nedeniyle yeterince araştırılamamıştır. Ayrı ayrı ele alınan kooperatif ve kalkınma konuları bu çalışmada birlikte incelenmiş ve yerel kalkınma düzleminde bir örnek olan 'Tire Süt Kooperatifi' alan araştırmasına konu olmuştur. Yukarıda belirtilen alan araştırmasında yarı yapılandırılmış mülakat tekniği ve Swot Analizi kullanılmıştır. Bu yöntemi seçme nedeninin, karşılıklı iletişimi sağlarken taraflar için rahat ve yönlendirilebilir bir alan oluşturulması olduğunu söylemek mümkündür. Araştırmanın bulguları, kooperatifçilik ve kalkınma arasındaki yakın ilişkiyi de kanıtlamaktadır. Ayrıca, bu çalışma, Tire Süt Kooperatifi' nin çalışma şekli, organizasyonel yapısı ve ortaklara sağladıkları faydalar hakkında bilgi vermektedir. Yine bu çalışma örgütlü yapılarla çalışmayan çiftçilerin sorunları ve görüşlerine de yer vermekte ve kooperatifler hakkında karşılaştırmalı bir bakış açısı da sunmaktadır.

Bölgesel kalkınmaKalkınmaKalkınma politikaları+7
Halit Çakırca
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

6360 Sayılı Kanun sonrası büyükşehir belediyelerinde yerel hizmetlerin kırsal kalkınmaya etkilerinin analizi: Manisa Salihli örneği

Türk idari sisteminde yapılan birçok atılım; hem merkezi yönetimde hem de yerel yönetimlerde önemli değişikliklere neden olmuştur. 6360 sayılı Kanun, yerel yönetimler açısından bugüne kadar ortaya konan yasalar arasında en radikal değişim ve dönüşümü sağlamayı amaçlayan hukuki metin olarak göze çarpmaktadır. 2012 yılında yürürlüğe giren 6360 sayılı Büyükşehir Kanunu ile köylerin tüzel kişiliği kaldırılmış ve bağlı bulundukları ilçelerin mahallesine dönüştürülmüştür. Dolayısıyla, kırsal ve kentsel nüfus arasında bir ayrım kalmamıştır. Ancak, kırsal yerleşim yerlerinde yaşayan insanların sosyal yapısı, ekonomik geçim kaynakları ve çevre ile ilişkileri şehirden oldukça farklıdır. Kırsal yerleşimler, doğa ile insan arasındaki ilişkinin kentle daha uyumlu olduğu ve geleneksel yaşamın sürdüğü yerlerdir. Ayrıca kırsal alanların karşılaştığı sorunları çözme yeterliliği de pek fazla değildir. Kırsal kalkınma çalışmaları çoğunlukla tarıma odaklanır, halkın katılımı göz ardı edilir ve kırsala özgü yaklaşımlar planlamaya dahil edilmez. Kırsal yerleşimler ile ilgili planlama ve yasama sistemindeki boşluk devam etmekte ve kırsal kesimi kararları ile birleştiren Büyükşehir Yasası, kırsal alanları pek çok yönde etkilemektedir. Bu çalışmada; 6360 sayılı Kanun sonrası büyükşehir belediyelerinde yerel hizmetlerin kırsal kalkınmaya etkilerinin, Manisa Salihli örneğinde ne yönde ilerlediği incelenecektir. Anahtar Kelimeler: Kırsal Alan, Kırsal Kalkınma, Büyükşehir Belediyesi, Belediye, 6360 sayılı kanun.

BelediyelerBüyükşehir belediyeleriKanunlar 6360 sayılı+3
Kamil Aydın
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kırsal kalkınma uygulamaları ve sosyal sermaye bileşeni çerçevesinde manisa salihli ilçesi üzerine yapılan bir araştırma

Birçok ülkede olduğu gibi Türkiye Cumhuriyetinde de kırsal alanlar önemli bir yer tutmaktadır. Her ne kadar Türkiye'de net bir kırsal alan tanımı yapılamamış ve bu yüzden başarılı kırsal kalkınma politikaları yürütülememiş olsa da Türkiye, kırsal alanlara yönelik geliştirilen kalkınma projeleri ve çeşitli uluslar arası tarımsal desteklemelerle kırsal kesimin ekonomik sorunlarını iyileştirmeye ve burada yaşayan insanların refah düzeylerini yükseltmeye çalışmıştır. Kırsal kalkınma yaklaşımlarına 1980'li yıllara kadar tarımda modernizasyon ve devlet müdahaleleri hâkim olurken, bu tarihten sonra serbest piyasa, şeffaflık, sürdürülebilir sosyal ve kırsal kalkınma, hızlı ve katılımcı kırsal kalkınma anlayışı, iyi yönetişim ve sürdürülebilir geçim gibi kavramlar dahil olmuştur. Bu durum tarımsal kalkınmaya dayalı geleneksel kalkınma politikalarından, yerel kaynakları ve dinamikleri de içeren bütüncül kırsal kalkınma yaklaşımlarına yönelimi gerçekleştirmiştir. Çalışmada kırsal kalkınmanın yanı sıra ''Sosyal Sermaye'' konusuna da dikkat çekilmiştir. Sosyal sermaye, insanlar arası güven, birlik ve bütünlük duygusuna dayalı olarak, işbirliği ve ortak eylem potansiyelini harekete geçirmek suretiyle birlikte çalışmayı olanaklı hale getiren, toplumsal gelişimin yanı sıra ekonomik gelişim açısından da önem arz eden bir kavramdır. Sosyal sermaye teorisi soyut bir kavram olmakla beraber, çeşitli bilim adamları ve kurumlar tarafından farklı tanımları bünyesinde barındıran, güven, karşılıklılık, ağlar ve normlar tarafından şekillenen bir sermaye türüdür. Çalışma kapsamında, sosyal sermayenin literatür de öngörülen boyutlarının hangilerinin Salihli kırsal alanına uygulanıp uygulanmadığı ve anlamlı sonuçlar verip vermediği SPSS paket programıyla test edilmiştir. Buna göre hane halkı bireylerinin kırsal yörelerdeki arazi kullanım biçimleri ve gruplara olan üyelikleri sosyal sermaye boyutları açısından değerlendirilmiştir.

Arazi kullanımıKırsal kalkınmaManisa-Salihli+1
Arzu Salkım
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği'ne uyum süreci ve Türkiye'deki kırsal kalkınma etkileşimi: 3 ekim 2005 sonrası Manisa bölgesinin kırsal kalkınma analizi

Ankara Anlaşması'nın 12 Eylül 1963'de imzalanması ve 1 Aralık 1964'de yürürlüğe girmesiyle birlikte Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ortaklık ilişkisi başlamıştır. 17 Aralık 2004 tarihinde alınan kararın sonrasında, 3 Ekim 2005'de Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerinin başlaması ile yeni bir sayfa açılmıştır. Bu çerçevede, kırsal kalkınma ile ilgili olarak dünyada değişen yeni yaklaşımları ön plana alan, Avrupa Birliği'ne uyum sürecini sürdüren, buna ilave olarak ülkenin gereksinimlerinin, önceliklerinin ve mevcut şartlarının farkındalığına sahip olan bir kırsal kalkınma planının ortaya konması kararlaştırılmıştır. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ekonomik ve sosyal alanda uyumun oluşturulması sebebi ile kırsal anlamda gerekli görülen ve ihtiyaç duyulan adımların atılması ve bu çalışmaların sonuca ulaştırılması uyum sürecinin iyi bir şekilde sürdürülebilmesi yönünden kırsal kalkınma planı oldukça önemlidir. Bu çalışmada, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinin Türkiye'nin kırsal kalkınmasına olan etkileri ve bu bağlamda süreç içerisinde Manisa İline olan etkileri ve görülen değişiklikler ele alınmıştır. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, kalkınma ve kırsal kalkınma kavramları, Türkiye'deki kırsal kalkınma faaliyetleri ve kırsal kalkınma politikaları ele alınmıştır. İkinci bölümde, Avrupa Birliği'nde kırsal kalkınma faaliyetleri, kırsal kalkınma politikaları ve Türkiye'nin kırsal kalkınma bağlamında Avrupa Birliği'ne uyum süreci irdelenmiştir. Son olarak üçüncü bölümde ise, Avrupa Birliği'ne uyum süreci bağlamında Manisa ilinin kırsal kalkınma analizi yapılmıştır.

Avrupa BirliğiEtkileşimKalkınma+6
Eren Tozak
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'nun kırsal kalkınmaya etkisi

Türkiye'de kırdan kente yönelen göç süreci nedeniyle, zaman içinde kırsal nüfus azalırken, büyük kentler aldıkları kitlesel göçler nedeniyle yaşanamaz hale gelmiştir. Dengeli bir kalkınma sürecinin sağlanabilmesi için, kırsal alanların kalkınmasına yönelik etkili proje ve politikaların geliştirilip, hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Türkiye'de, kırsal kalkınmayı desteklemek ve AB'ye uyum süreci amacıyla, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) 2007 yılında kurulmuştur. Bu kapsamda çalışmanın amacı; TKDK'nın tarımsal üretime dolayısıyla kırsal kalkınmaya katkısını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda çalışma da önce TKDK il koordinatörlüğünün bulunduğu 42 il için kurumun kuruluşu öncesi ve sonrası dönemleri arasında, daha sonra il koordinatörlüğü bulunan 42 il ile bulunmayan 39 il arasında, tarımsal üretim düzeyi açısından fark olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Analizler sonucunda TKDK'nın tarımsal üretim düzeyini ele alınan kısa dönemde dahi olumlu etkilediği tespit edilmiştir.

KalkınmaKırsal kalkınmaTarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu+1
Merve Uslu
Kastamonu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sürdürülebilir kırsal kalkınmada mikro kredinin kadın girişimciliğine etkisi: İzmir örneği

Ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmelerinin en önemli dinamiklerinden biri girişimciliktir. Ülkeler girişimcilik potansiyeline sahip bireylerin ortaya çıkarılmasını ve işsizlik oranlarında büyük düşüşler sağlamasını istiyorsa, ekonomik büyümeye katkı sağlayan girişimci sayısını artırmak ve desteklemek zorundadır. Tüm toplumlarda sosyal ve ekonomik yaşamın çok önemli bir parçası her zaman kadınlar olmuştur. Kadınların özellikle kırsal alanda aileleri için üretme konusunda çok önemli gayretleri bulunmaktadır. Bu nedenle, kadınların kırsal alanlarda kendi öncelikleri etrafında örgütlenmelerini kolaylaştıracak yaklaşım ve desteklere ihtiyaç vardır. Dolayısıyla, kadın girişimcilerin ekonomik ve sosyal anlamda yaptığı katkıların daha gerçekçi ve geleceğe yönelik olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Prof. Dr. Muhammed Yunus'un 1970'li yıllarda uygulamaya başladığı ve yoksul kimselerin yeni bir iş kurması ya da var olan işlerini geliştirmeleri amaçlayan Grameen Modeli, bugün dünyanın pek çok ülkesinde yoksullukla mücadelede bir araç olarak kullanılmaktadır. Dünyada yüzden fazla ülkede ve Türkiye'de başarılı bir şekilde yürütülen mikro kredi; gelir getirici faaliyette bulunmalarını teşvik etmek amacıyla özellikle yoksul kadınlara faizsiz ve kefilsiz şekilde küçük sermaye olarak verilen kredi ifade edilmektedir. Özellikle kırsalda yaşayan kadınlara olan güveni esas alan ve onların yoksulluğunu ortadan kaldırma amacında olan mikro kredi uygulamaları, kadınların toplumda sosyal ve ekonomik anlamda güçlenmesine yardımcı olurken; aynı zamanda aşırı yoksul kadınların da girişimci olabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, İzmir ilinde mikro kredi sisteminin işleyişi ve mikro kredi sisteminin kadınlar üzerindeki sosyal ve ekonomik etkileri incelenmeye çalışılmıştır. Bu amaçla İzmir Grameen Bankası Mikrofinans Şubesi ile iş birliği yapılarak mikro kredi kullanan 66 kadın girişimci ile birebir görüşülüp çoktan seçmeli anket uygulaması yapılmıştır. Bu görüşmelerde, İzmir'de mikro kredi kullanan kadınların sosyo-demografik profilleri, mikro kredi kullanma amaçları, mikro kredi ile ne tür işler yaptıkları, mikro kredinin gelir düzeylerinde ve sosyal hayatlarında bir değişime yol açıp açmadığı, mikro kredinin istihdama katkı sağlayıp sağlamadığı, mikro kredi uygulamasında ne tür sorunlarla karşılaştıkları ve karşılaşılan sorunların çözümü için neler önerdikleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Araştırma sonucunda, İzmir'de mikro kredi kullanan kadınların sistemden büyük ölçüde memnun oldukları ve mikro kredinin ekonomik ve sosyal yaşantılarına önemli katkılar sağlamasına karşın verilen kredi miktarının yetersizliği, pazarlama sorunun olması gibi bir takım sorunlarla karşılaştıkları sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada İzmir ilinde yaşayan ve mikro krediden yararlanan kadınlara ilişkin yapılan anket sonucunda Mikro krediden yararlanan kadınların gelirlerinde dikkate değer artış olduğuna yönelik bulgular elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kırsal Kalkınma, Mikro Kredi, Kadın Girişimciliği, İzmir

GirişimcilerKadın girişimciliğiKalkınma+6
Makbule Dilasa Özbey
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Girişimciliğin bölgesel kalkınmaya etkisi; TKDK il örnekleri

Çalışmanın birinci bölümünde girişimcilik kavramı ve gelişimi ortaya konmaya çalışılmıştır. Kişilerin çevrelerinde meydana gelen fırsatları değerlendirebilmeleri ve bu fırsatlardan fayda elde edebilmeleri şeklinde basitçe ifade edilebilecek girişimcilik kavramı; günümüz ekonomik dünyasının olmazsa olmazı haline gelmiştir. Girişimcinin istihdama ve ekonomiye ne gibi katkılar sağlayacağı birçok kişi tarafından farklı biçimde dile getirilmiştir. Girişimcilik örneklerine baktığımız zaman girişimciliğin kültürel faktörlerden, ailesel faktörlerden mali çevre gibi farklı parametrelerden etkilendiğini söyleyebiliriz. Ülkemizde de her dönemin özelliğine göre faklı yapıda girişimcilik örnekleri ortaya çıkmaktadır. Osmanlı Döneminde el zanaatkârlığı ve kişisel beceriler şeklinde biçimlenen girişimciler, Cumhuriyetin kurulmasıyla kişisel becerinin üstüne çıkmıştır. Ülkenin kalkınmasını sağlamak amacıyla ilk zamanlarda devlet eliyle gerçekleştirilen yatırımlar 1960'lı yıllarla birlikte serbest girişimcilere teslim edilmeye ve her geçen yıl yeni girişimciler ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Ortaya çıkan bu girişimcilerin hemen hepsinin belirli vasıfta olduğu ve benzer özellikler taşıdıkları dikkat çekmektedir. Girişimcilik risk alabilme faktörünü taşıdığından girişimcinin başarılı veya başarısız olma durumuyla karşı karşıya kalmıştır. İkinci bölümde Bölgesel Kalkınma kavramı incelenmeye çalışılarak kalkınmanın nasıl sağlanabileceği üzerinde durulmuştur. Bölgesel kalkınmadaki amaç çeşitli sebeplerle ülkenin diğer bölgeleriyle aynı seviyede gelişimini sağlayamamış yerlerin tespit edilip kalkınmasını sağlamaktır. Bölgesel geri kalmışlığın çeşitli sebepleri olabilmektedir. Bölgesel kalkınma hamlesinin başlatılabilmesi için öncelikle geri kalmış bölgenin neden geri kaldığı tespit edilmelidir. Ülkemizde de bölgesel kalkınmayı sağlamak amaçlı kalkınma hamleleri başlatılmıştır. Bu hedefle kalkınma ajansları kurulmuştur. Aynı zamanda beşer yıllık kalkınma planları uygulanmıştır. Bizde bölgesel kalkınmanın nasıl sağlanmaya çalışıldığını, kalkınma ajanslarının faaliyetlerini ve beşer yıllık kalkınma planlarını ikinci bölümde incelemeye çalıştık. Üçüncü bölümde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu faaliyetlerini ve bölgemizde yer alan Elazığ, Malatya ve Diyarbakır TKDK yatırımlarını incelemeye çalıştık. TKDK 18 Mayıs 2007 tarihli yasayla kurulmuştur. TKDK kırsalda kalkınmayı sağlamak maksatlı kurumdur. Kırsalda kalkınmanın sağlanmasıyla ülke ekonomisinin güçlenmesi ve kırsalda istihdamın artırılması hedeflenmektedir. Ayrıca bu bölümde TKDK'nın yatırımları başladıktan sonra TÜİK verileri kullanılarak hayvancılıkta saydığımız iller arasında TKDK'nın ne gibi bir fayda sağlayabildiğini incelemeye çalıştık.

Bölgesel kalkınmaBölgesel kalkınma ajanslarıGirişimcilik+3
Samet Koçdemir
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Bir turistik çekim merkezi olarak ekoköyler ve ekoköylere tüketici yaklaşımlarını belirlemeye yönelik bir araştırma

Dünyada seyahat eğilimleri incelendiğinde, farklı turistik çekim merkezlerinin önem kazandığı dikkati çekmektedir. Sözkonusu bu çekim merkezleri içinde ?ekoköyler? de yer almaktadır. Ekoköyler, ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel anlamda sürdürülebilir yerleşim modelleridir. Türkiye'deki uygulamalara bakıldığında, bilimsel anlamda bir ekoköy olmadığı belirlenmiştir. Ancak ekoköy hareketinin, ?ekolojik çiftlik? ler aracılığıyla yürütülmekte olduğu dikkati çekmektedir. Bu noktadan hareketle çalışmanın amacını ?ekoköy? ler oluşturmaktadır. Çalışmada öncelikle, ekoturizm ve ekoköyler incelenmiş, turistik bir çekim merkezi olarak sahip olması gereken özellikler ortaya konulmuştur. Ardından ekoköylere yönelik tüketici yaklaşımlarının belirlenmesine yönelik bir alan araştırması yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Türkiye' de Ege bölgesinde faaliyet gösteren ve Küresel Ekoköy Ağı (GEN)'na kayıtlı on adet ekoçiftlikte konaklayan tüketiciler oluşturmaktadır. Araştırma verileri, anket yöntemiyle toplanmış olup 420 yerli ve yabancı tüketiciye anket uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; ekoköyler 35-54 yaş arasında, eğitim seviyesi yüksek ve ortalama 30.000 TL ve üzeri yıllık gelire sahip kişiler tarafından talep edilmektedir. ?Sürdürülebilir bir yaşam biçimi olması? ve ?kırsal bir alanda otantik deneyim yaşamak fikri?, tüketicilerin ekoköyleri talep etmelerinde etkili olan en önemli unsurlar olarak belirlenmiştir. Çalışmada, tüketicilerin ekoköye ulaşımı ve köyde bulunmasını istedikleri konaklama, destek hizmetler ve çekiciliklerin neler olacağı saptanarak, geliştirilecek bir ekoköye ilişkin öneriler sunulmuştur.Anahtar SözcüklerSürdürülebilir Turizm, Ekoturizm, Ekoköy, Sürdürülebilir Yaşam, Kırsal Kalkınma, Tüketici Beklentisi.

EkoköyEkolojiEkoturizm+3
Şefik Naci Adalılar
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Kırsal kalkınma uygulamaları: IPARD desteklerinin Elâzığ hayvancılık sektörüne etkisi

Türkiye'nin, Avrupa Birliği üyelik sürecinde 2006 yılında aday ülke konumuna gelmesinin ardından, Yatırım Öncesi Mali Yardım Programı çerçevesine alınmış ve bu programın Kırsal Kalkınma Bileşeni olan IPARD 2008'de kabul edilmiş, 2011'de ise uygulanmaya başlamıştır. 42 ili kapsayan programda Elâzığ ili 2. faz iller arasında olup 2013-2016 yılları arasında desteklenmiştir. Bu çalışmanın birinci bölümünde benzer çalışmalardan literatür özetlerine değinilmiş, ikinci bölümde genel olarak kırsal kalkınma kavramları ve Türkiye'nin önceki yıllardaki kırsal kalkınma faaliyetleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. Üçüncü bölümde IPARD Programı'nın temelini oluşturan Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası, Yatırım Öncesi Mali Yardımlar, IPARD Programı ve Program uygulayıcısı kurum TKDK ile ilgili kavramlar ve süreçler açıklanmıştır. Son bölümde ise uygulama alanı olan Elâzığ ili ile ilgili temel bilgiler verilerek IPARD dönemi içinde Elâzığ Hayvancılık Sektöründeki rakamsal gelişmeler anlatılmıştır. Analiz sonucunda, ildeki hayvancılık sektöründe pozitif bir ivme gözlemlenmiş olup en dikkat çeken değişim kanatlı sektöründe meydana gelmiştir. IPARD döneminde etlik tavuk kapasitesinde yaklaşık %105'lik kapasite artışı meydana gelmiştir. Bu veriden hareketle, ildeki yatırımcıların, tedarik ve pazar mekanizması bir otorite tarafından kontrol ve garanti edilen iş modellerine tepkisinin daha olumlu olduğu sonucuna varılmıştır.

ElazığHayvancılıkHayvancılık işletmeleri+3
Emrah Yıldırım
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Stratejik planlamanın kırsal kalkınmaya etkisi ve Gaziantep örneği

Bu tezin amacı, Türkiye de Stratejik Plan ve kırsal kalkınmanın mevcutdurumunu ve başlama süreçlerini tartışmak, aynı zamanda bir literatürtaraması yapılarak konuya ilişkin bazı kavram ve terimlere açıklıkgetirmektir. Çalışmada, Gaziantep İl Özel İdaresinin 2006-2010 dönemi stratejik planından örneklere yer verilerek, kırsal kalkınma ve stratejik plana ilişkin hususlar ; İl Özel İdaresi 2007 yılı Genel İş Yürütümü teftiş raporu, Valilik Genel İş Yürütümü teftiş raporu, İl Genel Durum Raporu ile aynı şekilde, Mülkiye Müfettişlerince hazırlanarak İçişleri Bakanlığına sunulan 2010 yılı İl Özel İdaresi Genel İş Yürütümü ve Valilik Genel İş Yürütümü teftiş raporlarından yararlanılarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur.Bunun yanı sıra çalışmada, Stratejik Planlama ve Sürdürülebilir KırsalKalkınma ile ilgili olarak, 640 kişiye muhtelif sorular sorularakuygulanan, anket sonuçları da paylaşılmaktadır.Burada amaçlanan, stratejik planlama metodu ve süreçlerin; bütçeninhazırlanması aşamasında dikkate alınması, planın sonuçlarınınölçülebilirliğinin sağlanması, harcamaların bütçe içinde tutulması,5 yıllık sürecin, 2. yılın sonunda güncellenerek, tamamlanmasıkoşulu ile, basit ve yararlı olduğu, ayrıca sürecin aksamaya uğramasıhalinde kırsal kalkınmaya istenildiği ölçüde olumlu katkı sağlamayacağı, varsayımı altında, uygulamanın değerlendirmesini yapmaktır.Anahtar Sözcükler:1-Strateji,2-Stratejik planlama,3-Kırsal kalkınma,4-Sürdürülebilir kırsal kalkınma,5-İl Özel İdaresi.

DenetçilerFaaliyet raporuGaziantep+7
Yener Yüksel
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00

Related subjects