Second language

57 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessEN

Acquisition of English as a second language by a Turkish adult (Case study)

This study aims at investigating the acquisition of English as a second language in its natural setting by a twenty-seven year old Turkish adult. The study focuses on two aspects of her English acquisition: Grammatical Morpheme Acquisition and the preference of her Language Learning Strategies. Except our main data source `Diaries? that the participant sent through e-mails almost everyday, we applied The Michigan Test of English Language Proficiency (MTELP) to conceive her improvement, and Strategy Inventory for Learning Strategies (SILL) to figure out her strategy preference.The analysis of `diaries? gave different results from SILL on the strategy preference. It revealed that Cognitive Strategies were favored the most. Unlike `diaries? the results of SILL showed that our participant preferred the Communication Strategies more than other strategy groups, and Cognitive Strategies were the least group used by her. Though her Morpheme Acquisition Order showed similarities with the general sequence of order studies, unlike them, the first morpheme acquired by our participant was `Aux be? and the second one was `Irreg. Past?. Yet, the results of our study support the current theories of Second Language Acquisition of English.

Study of languagesTurksForeign language learning+5
Netice Altun
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessEN

Interlingual development of Turkish adult learners of English: L1 vs. L2-Based communication strategy use

Interlanguage (IL) is accepted as being developed by fossilizing L1 or L2 items, thus utterances produced in IL generally contain erroneous forms. These erroneous forms cause idiosyncrasies surfaced by communication strategies (CSs) which learners resort to when their linguistic repertoire does not allow them to communicate flawlessly in the target language (TL). As errors in learner language provide considerable information about second language acquisition (SLA), this issue has been one of the main focuses of SLA research. This research is designed as a developmental study aiming to investigate possible effects of exposure to the TL on the use of CSs in both speaking and writing in English. In this study, 20 Turkish learners of English were observed throughout the 2011-2012 academic year to investigate whether CS employment in speaking and writing is affected by TL exposure. The participants were chosen from beginner level, and they designated their own topics they would speak and write about. Their oral and written performances on the topics were tested at the beginning prior to instruction, in the middle and at the end of the academic year to observe whether types and functions of CSs altered over time. The findings of this study show that participants resorted to different types of CSs in their speaking and writing tasks. As the nature of speaking is different from writing, total numbers of CS employment in speaking and writing tests indicate a significant difference. The comparison of CS employment in each test shows that learners? CS preferences changed over time in both speaking and writing. The results also indicate that use of L2-based CSs increased while L1-based CSs decreased as a result of exposure to the TL. Therefore, it is concluded that exposure to the TL may have a significant effect on the preference of CSs in terms of type and function. Despite not receiving any specific CS training, learners can make use of L2-based CSs according to their needs as long as their TL repertoire allows. The findings of this study have important implications for teaching English as a foreign language in reference to effects of language exposure on the use of CSs in both oral and written performances of L2 learners.

Mother tonqueIntralanguageLanguage development+7
İlyas Yakut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi eğitim kurumuna devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocuklarının ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Dünya çapında ikinci dil öğrenmenin önemi ve yararı yadsınamaz. Okul öncesi dönemin de ikinci dil öğrenmek için oldukça elverişli bir dönem olduğunu araştırmalar göstermiştir. Bu çalışma ?Okul öncesi eğitim kurumlarına devam eden 48-60 ay ve 61-72 ay grubu çocukların ana dil gelişimleri ile ikinci dil öğrenmeleri arasında ilişki olup olmadığını , öğrenmek amacıyla yapılmıştır. Çalışma Adana ilinin, Çukurova ilçesinde, okul öncesinde İngilizce eğitimi veren bir özel okula devam eden 59 çocuk ile yürütülmüştür. Çocukların ana dil gelişimlerini belirlemek için Portage Gelişim Tarama Envanterinden yararlanılarak hazırlanan dil testi ve düz anlatım yöntemine dayalı dil etkinliği uygulanmıştır. Uygulanan dil etkinliğinin ses kayıtları alınmıştır. Çocukların ikinci dil öğrenme başarısını belirlemek için ise, beş ay boyunca İngilizce öğretmeni tarafından İngilizce eğitimi alan çocuklara araştırmacı tarafından İngilizce başarı testi uygulanmıştır. Aynı zamanda çocukların ailelerine kişisel bilgi formu gönderilmiştir. Araştırma sonucunda Portage Gelişim Envanterinden yararlanılarak hesaplanan dil testi puanları ile İngilizce başarı testinden alınan puanlar arasında 48-60 ay yaş grubunda yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay yaş grubunda ise orta düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Çocukların hikaye anlatımlarında kullandıkları toplam sözcük sayıları ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu, 61-72 ay grubunda ise yüksek düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki; ayrıca çocukların hikaye anlatımlarında serim, düğüm ve çözüm bölümlerinden elde ettikleri toplam puanlar ile İngilizce başarı testi puanları arasında; 48-60 ay ve 61-72 ay yaş grubunda orta düzeyde pozitif ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur.

AnadilDil edinimiDil gelişimi+7
Habibe Özer
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
10
DoctorateOpen AccessEN

The impact of teaching topical structure analysis on coherence in EFL writing

Building logical bridges between words, sentences, and paragraphs have still been considered to be difficult for L2 learners who are expected to produce comprehensible and fluent written productions—searching for valid and applicable instruction in L2 writing classes, the current study aimed at finding instructional effects of Topical Structure Analysis on the establishment of coherence L2 learners' written productions. The study participants were 14 male L2 learners studying in the prep class of a higher education institution in Turkey. The study employed a quasi-experimental design. The experimental group received instruction on using TSA to revise and compose their writings. In contrast, the control group learned writing conventions within the scope of the curriculum applied in the institution. The quantitative data was obtained from pre-test and post-test rubric scores and progression types scores and the qualitative data was elicited from student reflections and teacher observation notes. The study revealed the positive contribution of TSA on the establishment of coherence in the writings and writing performances of the experimental group. The student interviews and teacher's observation notes have also shown that the implementation of TSA contributed to raising learners' awareness of coherence while diminishing their writing anxiety.

Academic writing teachingCohesionSense of coherence+7
Gökhan Çepni
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İngilizceden sonra ikinci yabancı dil olarak Fransızcanın öğretiminde oluşturmacı yaklaşımın öğrenme sürecine katkısı

Son dönemlerde ikinci ve sonraki yabancı dilin/dillerin öğrenme sürecinin, zihinsel işlemleme açısından anadilin - ikidilli bireyler için ayrıca ikinci dilin- ve birinci yabancı dilinkinden farklı biçimde seyrettiğini ortaya koyan çalışmaların yoğunluğu dikkat çekmektedir.Bu çalışmalardan elde edilen veriler, dilin doğal ortamda edinilmesinden ziyade akademik öğrenme yoluyla kazanılması söz konusu olduğunda ortaya çıkan güçlükleri tamamen ortadan kaldırmasa da azaltabilecek yeni programların, yöntemlerin ve materyallerin yararlı olup olamayacağı sorusunu gündeme getirmiştir. Bunun yanısıra öğrenilecek/ öğretilecek yabancı dilin, konuşulduğu ülkenin uzağında ve yetişkin bireyler tarafından kazanılmasının hedeflendiği durumlarda bu arayışın kuvvetli bir ihtiyaç haline evrildiği görülmektedir. Bu çalışmada, anadili Türkçe ve birinci yabancı dili İngilizce olan üniversite öğrencilerinin ikinci yabancı dil olarak Fransızca öğrendiği hazırlık sınıflarında öğrenme sürecini kolaylaştırabileceği varsayımıyla hazırlanmış oluşturmacı yaklaşım temelli bir program tasarımı ve amaca uygun olarak seçilmiş materyal kullanımının denemesi yapılmıştır. Çalışma grubumuzu oluşturan 2018-2019 eğitim öğretim yılı Mersin Üniversitesi Çeviri Bölümü Fransızca Mütercim-Tercümanlık Programı Hazırlık Sınıfı öğrencilerinin yazılı üretimlerini inceleyerek saptadığımız birinci yabancı dilden (İngilizce) ikinci yabancı dile (Fransızca) aktarım girişimlerinden yola çıkılarak hazırlanan bir dönemlik ders izlencesi amaca uygun olarak seçilmiş yardımcı ders materyalleri yardımıyla uygulanmıştır. Bu uygulamaya geçmeden önce öğrencilerin hâlihazırda kullandıkları ders materyalleriyle ulaştıkları Fransızca dilbilgisi seviyelerini ölçmek amacıyla bir öntest yapılmış, sonrasında Fransızca-İngilizce karşılaştırmalı dilbilgisi içerikli bir ders kitabı ekseninde müdahale derslerine başlanmıştır. Sekiz hafta süren bu dersler esnasında bireylerin dil öğrenme sürecinde kullanabilecekleri bilişsel, üst-bilişsel ve duyuşsal öğrenme stratejileri hakkında tanımlayıcı ve yönlendirici bilgilendirmeler yapılmış ve strateji kullanımı konusunda öğrenciler takip edilmiştir. Dönem sonunda bir sontest ve altı hafta sonra da öğrenmenin kalıcılığını ve sürerliğini ölçmek amacıyla izleme testi yapılmış, bu testlerden elde edilen puanların dağılımları arasında anlamlı bir farklılık olup olmadığı, bir başarı çizgisi oluşturup oluşturmadığı irdelenmiştir. Bu nicel çalışmayı desteklemesi bakımından -ders kitabı ve öğrencilerin yazılı üretimlerini incelemenin dışında- önem taşıyan bir diğer nitel çalışmaya da yer verilmiştir. Müdahale dersleri öncesinde ve sonrasında öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşme tekniğine dayanan bir mülâkat yapılarak Fransızca dilbilgisi öğrenme sürecinde karşılaştıkları sorunlar ve zorluklar, ikinci yabancı dil olarak Fransızcayı öğrenme sürecinde herhangi bir öğrenme stratejisine başvurup başvurmadıkları ve yürütülen programla beraber kullanılan ders materyalleri konusunda görüş bildirmeleri istenmiş ve bu beyanların test sonuçlarına yansıyıp yansımadığı incelenmiştir. Nitel ve nicel yöntemlerle yürütülen bu araştırmanın sonunda ortaya çıkan bulgular, ikinci yabancı dil ders programınınkullanılacak öğretme yöntem ve stratejileri bakımından birinci yabancı dilinkinden daha farklı bir bakış açısıyla hazırlanmasınınve materyal tasarımında/seçiminde önceki öğrenmelerin merkeze alınmasının olumlu etkiler doğurduğu sonucunu ortaya koymuştur. Bu veriler ışığında İngilizceden sonra Fransızca ikinci yabancı dil derslerineöğrencilerin önceki öğrenmelerini referans almaya ve onlardan faydalanmaya olanak tanıyan oluşturmacı yaklaşım ilkeleri çerçevesinde bakmanın, sürecin hem öğretmen hem de öğrenci açısından kolaylaştırılmasına ve öğrenme süresinin kısaltılmasına katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: İkinci yabancı dil, oluşturmacı / yapılandırmacı yaklaşım, pozitif transfer, karşılaştırmalı dilbilgisi.

Dil eğitimiFransızcaOluşumsal yapısalcı yöntem+7
Esmeray Ünal
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessEN

A cross-cultural study on language learning strategy use of Syrian and Turkish high school EFL students

The study aims to investigate if there are any statistically significant differences between culture and perceived language learning strategy use of Syrian and Turkish high school EFL students and understand how they differ in terms of using learning strategies for their L2 achievement. The population of this study consists of 89 Syrian and 90 Turkish 9th and 10th-grade Anatolian high school EFL students with an age range of 15-16 in Gaziantep-Nizip in Turkey. As the data instrument, Turkish version of SILL (Strategy Inventory of Language Learning), which was originally designed by Oxford in 1989. As the second data collection instrument, a semi-structured interview was utilized to discover the preferred strategies used by language learners to explore the subjective viewpoints of the participants. In this study, a mixed-method design was utilized, and multiple sampling procedure was used to select the participants. Descriptive statistics and independent samples t-test were used to see the difference between the two cultures` learning strategy preferences gathered from the SILL Questionnaire. The most obvious finding emerging from this study is that Syrian participants showed more language learning strategy use than Turkish participants in all the categories. Based on the findings, the difference was found at the item level, not the category level. While the rate of using social strategies was measured as the highest for Syrians, Turkish participants mostly tended to use metacognitive strategies. The results have shown that ethnicity and linguistic disparities as well as different cultural perspectives and education systems influence learners' approach to learning and preference for different learning strategies. The findings of this study suggested that education system, and teachers' behavior affect learners' attitudes towards lesson and strategy preferences.

Language learning methodsCultural differenceHigh schools students+7
Elif Dalar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretim elemanlarının İngilizce hazırlık sınıflarında ana dili kullanma durumu

Bu araştırmanın amacı, İngilizce hazırlık sınıflarındaki öğretim elemanlarının ana dili kullanma durumunun belirlenmesidir. Çalışmada nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Bu çalışma, betimsel bir araştırmadır. Çalışmanın örneklemi "amaçlı örnekleme" yöntemiyle belirlenmiştir. Çalışma, 2015-2016 eğitim öğretim güz ve bahar dönemlerinde, Kocaeli Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Temel İngilizce hazırlık sınıflarında ana ders kitabını (coursebook) kullanan 4 öğretim elemanı ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada kullanılan veri toplama yöntemleri; gözlem ve görüşme olup gözlemler için yapılandırılmış gözlem formları, görüşmelerde ise yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanılmıştır. Gözlemler; her iki seviyeden (Başlangıç/Temel) ve her iki öğretimden (I. /II. Öğretim)birer sınıf olmak üzere toplamda 4 sınıfta gerçekleştirilmiştir. 35 saatten fazla olan gözlem kayıtları (2137 dakika) verilerinin analizi için, içerik analizi yöntemi uygulanmıştır. Gözlemlerden sonra gerçekleştirilen görüşmelere ise; gözlemlenen sınıflarda ders veren 4 öğretim elemanı katılmıştır ve her bir görüşme daha sonra tekrar incelebilmesi adına ses kaydı yapılarak gerçekleştirilmiştir. Bu ses kayıtları yazıya döküldükten sonra, içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Gözlem verilerinin sonucuna göre; öğretim elemanlarının Başlangıç Seviyesi (Starter) sınıflarında kullandıkları ana dil düzeyinin, Temel Seviye (Elementary) sınıflarında kullandıkları ana dil düzeyinden fazla olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda, I. Öğretim sınıflarında kullanılan ana dil düzeyinin, II. Öğretim sınıflarında kullanılan ana dil düzeyinden fazla olduğu ortaya çıkmıştır. Öğretim elemanlarının; ana dili "anlaşılırlığı kontrol etmek, talimat vermek için, samimiyet kurma amacıyla; şaka yapma, öğrencilere ilgi gösterme, empati, geri dönüt vermek için, idari bilgiler vermek için; ders planları, ilanlar, son teslim tarihleri vb. ve dil bilgisi kurallarını açıklamak için" daha fazla kullandıkları sonuçlarına ulaşılmıştır. Görüşme verilerinin analiz sonuçlarından ise; öğretim elemanlarının özellikle Başlangıç Seviyesinde daha fazla ana dile başvurduklarına ulaşılmıştır. Diğer taraftan farklı öğretim türleri ele alındığında, öğretim elemanlarının çoğu II. Öğretim sınıflarında ana dile daha çok ihtiyaç duyulduğunu belirtmişlerdir. Bu sonuçlardan yola çıkılarak; öğretim elemanlarının Başlangıç Seviyesi sınıflarda ana dili kullanmalarının olumsuz sonuçlara yol açmayacağı, fakat ilerleyen seviyelerde derslerde kullanılan ana dil düzeyinin azaltılması önerilebilir. Öğretim türüne göre, öğretim elemanlarının kullandığı ana dil düzeyinin ciddi farklılık yaratmadığı bu nedenle öğretim türünün ana dil kullanımını etkileyen bir faktör olarak değerlendirilmemesi de önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Yabancı dil öğretimi, ana dil kullanımı, yabancı diller yüksekokulu, öğretim elemanları

AnadilHazırlık sınıflarıYabancı dil+7
Funda Uğurlu
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

A suggested Brain-based syllabus for very young EFL learners

The study, an experimental design with a pre-test and a post-test, aims to develop an English language teaching syllabus within the scope of Brain-based learning for very young EFL learners. Thereto, it utilizes a mixed approach uniting the quantitative and qualitative research methods. It includes the feature of descriptive method via developing a suggested syllabus and materials in addition to the collected and analysed numerical data. The research has been implemented with 18 children (N=18) in the pre-school section of Hendekyanı Primary School chosen via simple random sampling technique for 3 hours a week. In total, there are 12 units designed and applied. All the lessons and tests have been recorded with a camera to be observed and evaluated by three language experts for the reliability and validity of the study by means of two checklists run over by three language experts. The analysis of the data is provided via correlational analysis, T-test, and Anova test in SPSS for Windows version 16.0. Besides, percentages of the students' performance during the process have been presented via Microsoft Excel 2007 in graphs. The findings indicate that the syllabus designed within the procedure covering Brain-based learning principles may be effective to start teaching English to very young EFL learners and also to start the acquisition process in a state school to help to increase both their cognitive and motor skills. Thus, very young EFL learners may be capable of dealing with another language if the program is applied in observable and appropriate conditions. Key Words: Very young EFL learners, syllabus and material development, mixed approach, qualitative and quantitative methods, descriptive method, experimental design

Language acquisitionPreschool childrensSecond language+3
İlknur Civan
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri

Bu araştırmada, Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara çözüm önerileri sunulması amaçlanmıştır. Çerkezce öğretiminde karşılaşılan sorunların tespit edilmesi amacıyla, eğitim öğretimin unsurları olan, öğrenci-öğretmen-kurs üçgeni çerçevesinde bir araştırma yürütülmüştür. Araştırmada, birinci dili Türkçe olan ve sonradan değişik yollar ile Çerkezce öğrenmiş 22 kişi ile görüşülmüştür. Görüşmelerde, kişilerin Çerkezceyi nasıl öğrendikleri, neden öğrendikleri, Çerkezcenin hangi yapılarında zorlandıkları veya zorlanmadıkları, Çerkezceyi nerelerde kullanabildikleri, Türkiye'de Çerkezce öğretiminin daha etkili kılınmasına yönelik görüşleri ve tavsiyelerinin neler olduğu öğrenilmiştir. Araştırmada, sivil toplum kuruluşları veya halk eğitim merkezleri bünyesinde açılmış Çerkezce öğretimi yapılan kurslarda öğreticilik yapan 6 kişi ile yazışma yapılmıştır. Bu yazışmalar sonucunda, Çerkezce öğreticiliği yapan kişilerin, Çerkezce öğretimi yaparlarken karşılaştıkları sorunlar ve bu sorunlara karşı uyguladıkları çözümler, öğreticilerin gözünden Türkiye'deki Çerkezce öğretiminin güçlü yanlarının neler olduğu, birinci dili Türkçe olan ve ikinci dil olarak Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere nasıl öğretim yapılmasına dair öğreticilerin görüşleri öğrenilmiştir. Araştırma kapsamında, Çerkezce öğretimi yapılan 3 kursta gözlemci olarak bulunulmuştur. Bu gözlemler kapsamında, Çerkezce öğretimi yapılan kursların fiziki donanımlarının, kurslarda yer alan öğretmen ve öğrencilerin ilişki ve davranışlarının, Çerkezce kurslarında eğitim öğretimin incelenmesi yapılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. Verilerin analizi sonucunda, Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan iki önemli sorunun bulunduğu anlaşılmıştır. • Birinci önemli sorun olarak, öğrenci ve öğretmenlerin, Çerkezce öğrenimi ve öğretimi esnasında ulaşabilecekleri işitsel, görsel, yazılı materyallerin çok az olması, az olarak bulunan öğretim materyallerinin ise, iki dilin farklılıklarının dikkate alınmadan hazırlandıkları ve Çerkezce öğrenimi esnasında öğrenicilere rehberlik etmekte yetersiz kaldıkları sonucuna ulaşılmıştır. • Türkiye'de Çerkezce öğretiminde karşılaşılan ikinci önemli sorun olarak ise, hedef dil olan Çerkezce ve birinci dil olan Türkçenin farklılıklarına dikkat edilerek geliştirilmiş bir dil öğretim programının ve bu program doğrultusunda geliştirilmiş, birinci dili Türkçe olup sonradan Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere yönelik, Çerkezce öğretimi ile ilgili etkili bir dil öğretim yönteminin henüz geliştirilememiş olması, sonucuna ulaşılmıştır. Çerkezce öğretiminin etkililiğini arttırmaya yönelik öneriler: • Türkiye'de, Halk Eğitim Merkezlerinde Çerkezce öğretimi için, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından 2017 yılında hazırlanmış Yabancı Diller Adigece(Çerkezce) A1 Seviyesi Kurs Programı uygulanmaktadır. Bu programın uygulanmasından önce, Çerkezce öğrenmek isteyen kişilere, "başlangıç seviyesi" adı altında bir program uygulanmalıdır. • Bu başlangıç seviyesi adlı programda, yabancı dil öğretim yöntemlerinden Bilişsel Öğretim yöntemi kullanılarak, sarmal yaklaşımla, Çerkezcenin sesleri ve fiilleri öğretilmelidir. • Başlangıç seviyesi programında, başlangıç seviyesinin kazanımlarına uygun olarak sarmal bir düzen ile hazırlanmış ders kitabı, güzel yazı defteri ve ders anlatım videolarının kullanılmalıdır. Anahtar sözcükler:

Dil eğitimiDil öğretimiYabancı dil eğitimi+5
Levent Özcan
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessFR

Fransizca'da ve Türkçe'de anlam bozukluğu

La polysémie est le fait qu'un mot ait des significations multiples en rapport avec le sens de base. C'est l'acquisition de nouvelles significations d'un mot à travers son expansion de sens sans perdre sa signification originelle. Ce phénomène commun se produit différemment dans toutes les langues pouvant souvent créer une confusion de sens. À tel point que c'est l'une des essentielles complexités auxquelles sont confrontés les étudiants / apprenants, notamment dans l'acquisition d'une seconde langue. En règle générale, les étudiants ont tendance à transmettre l'usage des mots qu'ils utilisent dans leur langue maternelle sans changer la langue qu'ils ont acquis avec une sorte de traduction automatique. Cela crée des situations incommodes telles qu'un changement de sens sérieux et souvent un manque de sens. Dans notre mémoire, nous nous sommes concentrés sur ces questions et nous avons essayé de donner des exemples en Français et en Turc qui provoquent l'ambiguïté, le déplacement du sens, le rétrécissement du sens et le manque de sens. Dans cette étude appuyée par des exemples, nous avons essayé d'ouvrir les modes d'utilisation corrects des deux langues à travers ce contexte. Ainsi, nous avons poursuivi un objectif complémentaire en corrigeant les erreurs commises en ces matières et dans l'emploi de la langue par les étudiants / apprenants. Notre étude, d'une part, marche sur l'axe de la définition, de l'introduction et du sens du polymorphisme par l'analyse linguistique, d'autre part, de l'évaluation de l'effet de la polyphonie sur les connaissances linguistiques / linguistiques des étudiants, ce qui est problématique. Nous avons également tenté de révéler si les problèmes de troubles de sens entre les personnes francophones et turcophones pouvaient être liés à l'influence translinguistique. Enfin, nous avons tenté de révéler les ambiguïtés linguistiques et les difficultés d'utilisation de telles procédures. La méthode d'analyse sémantique révèle naturellement un large spectre qui couvre toutes les couches de signification prévisibles. Par conséquent, dans notre étude, nous avons utilisé un large éventail d'exemples et d'analyses linguistiques et expressifs avec un certain nombre de sous-titres liés à la polysémie. Nous espérons que cette situation permettra non seulement aux étudiants / apprenants mais encore aux enseignants de voir, de reconnaître et de corriger une série d'erreurs et d'inexactitudes qu'ils commettent dans l'utilisation de la langue maternelle et étrangère. Il ne faut pas oublier que le problème de la polyphonie est étroitement lié au contexte. Dans ce cas, la question du contexte est l'une des méthodes les plus efficaces pour résoudre le problème de la polyphonie. En effet, les dictionnaires, notamment bilingues, n'offrent pas la possibilité de reproduire les multiples significations d'un mot très significatif et ne sont pas efficaces pour surmonter ce piège. Pour cette raison, dans cette étude, nous avons proposé quelques analyses pour éliminer l'homogénéité et la synonymie, bien qu'il y ait principalement polysyncrasie. Nous verrons comment une approche des mots très significatifs a été développée dans les dictionnaires monolingues et bilingues, en particulier les dictionnaires Français-Turc. Et enfin, nous examinerons les modèles d'analyse qui illustrent les difficultés rencontrées par les étudiants, ainsi que les écarts et ambiguïtés résultant du polymorphisme. Les principales références de notre étude sont celles tirées des données des dictionnaires Larousse et Türk Dil Kurumu. La raison principale en est de limiter le corpus d'hypothèses soumises à l'analyse sémantique et d'utiliser des données de premier ordre qui sont convenues et acceptées à la suite de méthodes scientifiques. Parce que chaque élément du monde du sens est l'objet fondamental de notre sens d'attention et de perception. Partir du faux endroit et des fausses ressources conduira naturellement à de faux résultats. Mots-clés: Sémantique lexicale, polysémie, français, turc, acquisition des langues secondes, influence translangagière, ambiguïté sémantique, dictionnaire.

Saıda Azyz
Fırat University
2021
00
Master'sOpen AccessEN

The effects of pre-reading activities in L1 and L2 on B1 level EFL learners' reading comprehension

The purpose of this study is to investigate the effects of pre-reading activities in L1 and L2 on B1 EFL students' reading comprehension and to determine the students' views. The conducted literature review indicates a lack of research on the use of L1 in L2 pre- reading activities. The significance of this study is that it was the first research to be conducted with the secondary school students at a private school in Burdur, Turkey. The participants were divided into two groups: experimental and control groups. The homogeneity of the learners' overall proficiency was determined by a proficiency test (pre-test) conducted before the study. While pre-reading activities were conducted in L1 for experimental group, these activities were conducted in L2 for control group. The data collected from two groups were statistically analyzed. In addition, this study consisted of sequential embedded teaching design to get feedback from the participants about the process of the study at the end of the experimental study. Students' feedback was collected for the purpose of building foresight for further similar studies. The findings in this study indicated that there were no significant differences between the learners' overall reading scores when pre-reading activities were conducted in L1 or L2. It was also revealed that the experimental group participants found the pre-reading activities in L1 positive to become more persuading to participate in the lessons while the control group found the pre-reading activities in L2 useful to improve their pronunciation and their vocabulary knowledge. Additionally, all the findings improvements, raise in willingness and opportunities during the activities were stated at the end of the study.

Mother tonqueText readingPre-reading+5
Aysem Öktem
Burdur Mehmet Akif Ersoy University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessEN

Second language word associations of Turkish adult learners of english

This study investigates L2 word associations of Turkish adult learners in terms of lexical relations and word class selections. Namely, the research is based on the forms and meanings of word associations of L2 learners. To this effect, Jung's Word Association Test (WAT) was conducted with careful consideration of prompt words to 26 ELT students who are studying at the 4th class at Çağ University. The results of WAT were classified into 4 categories in terms of lexical relations and divided into 3 categories in terms of word classes. The results indicated that nouns were dominant in L2 learners? mental lexicon and for verbs syntagmatic and for nouns paradigmatic associations had the highest rate. In view of these results, further suggestions for making use of word associations in and out of classroom setting are made in the hope that vocabulary learning and teaching can be improved.

Language teachingVocabulary learningVocabulary learning+7
Hatice Tabanoğlu Gök
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessEN

An investigation of motivational self system of students learning English as a foreign language at a university context

The primary objective of this study is to understand and analyse the English language motivation of a sample of Turkish undergraduate students through the lens of L2 Motivational Self System. In this study, Taguchi et al.'s (2009) Motivational Self System scale was used to collect data. The scale was composed of two parts. The first part was the background information about the knowledge of the participants. They were primarily necessitated to supply their bio-data, such as gender, major, age at which they began to study English. The second involved a questionnaire. The current research was carried out at the Preparatory School of Hasan Kalyoncu University in the spring semester of the 2015-2016 academic years. The quantitative data was collected from 125 learners for the questionnaire, originating in 81 males and 44 females. The data was exposed to descriptive analyses. Moreover, independent samples t-test was used to see the differences in the responses of the respondents with respect to their gender, and one-way analysis of variance (ANOVA) was conducted to examine the differences in motivational factors in relation to the sub-groups of the sample based on the variables of L2 motivational self system. The major results include the following: First, the students formed an L2 component in their L2 self as responsible for their efforts to master an L2. With the answers to the statements it is evident that the students consider themselves as successful L2 learners in the future. Second, the results of quantitative data ascertained a powerful existence of L2 motivational factors relevant to ought-to L2 selves of the participants. Third, students' overall attitudes towards learning English are positive. Fourth, female learners were more positive towards learning English than male learners. Moreover, according to the t-test result, both Ideal L2 Self and Attitudes towards learning English have highly significant impact. Fifth, the findings revealed that learners who have learned foreign language(s) aside from English enhanced their ideal L2 self which had the strongest effect on learning English. The t-test represents that there was no statistically significant difference. Sixth, living abroad for more than six months experience influenced participants' motivational selves. The result of independent samples t-test regarding the learners who had lived abroad and those who had not was significant and meaningful in terms of Ought-to L2 Self. Finally, even though the result of one-way ANOVA regarding age showed that learners' age had no significantly important difference with their L2 Motivational Self, based on the averages of mean scores, it is evident that motivation decreased with age.

MotivationForeign language teachingUniversity students+5
Nazlı Cabiroğlu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessEN

L2 motivational self system of Turkish learners of English

This study aims to investigate L2 Motivational Self System of tertiary level Turkish EFL learners in terms of their intended efforts to learn English, ideal L2 self, ought-to L2 self, family influence, attitudes toward learning English, and ethnocentrism. Furthermore, another objective is to examine the effect of gender and department they study on their motivational variables. This study also specifically aims to investigate whether Dörnyei's (2005, 2009) L2 Motivational Self System fits well with the language learning motivation of Turkish EFL learners at tertiary level. English Learner Questionnaire was administered to Turkish students at preparatory classes. The questionnaire consisted of two parts. The first part was composed of background information about the participants, including their gender, major and ages. The second part consisted of statement-type 69 items measuring the learners' attitudes and motivation concerning English learning. The study was carried out in the School of Foreign Languages at Fırat University in the fall semester of the 2018-2019 academic years. Data of 158 participants were used for analysis, and the statistical analysis was performed by utilising The Statistical Package for Social Sciences software program 23.0 (SPSS). Descriptive statistics was used to determine and analyse the variables of L2 motivational self-system of the participants. Furthermore, Pearson Correlation Coefficient (PCC) analysis was done in order to find out the relations among the variables of L2MSS. Then independent samples t-test was used to find out the effect of gender and the department the students study on their motivational variables. The results of the study suggest that Turkish tertiary level students have strong ideal L2 self and positive attitudes toward learning English, and they are highly motivated in terms of their intended efforts to learn it. Students' ought-to L2 self and family influence were found to be moderate and they correlated only with each other. It was seen that ought-to L2 self and family influence do not have an effect on the learners' motivated behaviours. As for ethnocentrism, the participants of this study were noticed to be less ethnocentric. Significant differences between genders and departments were established in terms of the students' intended efforts to learn English, ideal L2 self, attitudes toward learning English, and ethnocentrism. However, gender differences and departments the students study were found to have no effect on the students' ought-to L2 self and family influence scores. It was seen that Dörnyei's L2MSS partially fits with the participants in this study because ought-to L2 self component of the system proved to be unrelated to the learners motivated behaviour.

EgoStudy of languagesLanguage learning methods+7
Arzu Bilhan
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessEN

The relationship between university students' willingness to communicate in L2 and affective attitudes towards English lessons

This research was carried out to provide a deeper insight into the relationship between EFL learners' willingness to communicate (WTC) in English and affective attitudes towards English lessons, and into the effect of other factors such as gender, length of learning English, using L2 in daily life, and English level of the participants. The study, which employed a quantitative research method, was conducted with 258 preparatory school students from eight universities in Turkey. Data collection instruments consisted of two questionnaires and an additional part for the demographic information of the participants. The quantitative data were analyzed using the SPSS program. Levels of WTC in L2 and affective attitudes were determined and analyzed within the scope of participants' demographic backgrounds. The findings indicated that there was a positive relationship between WTC inside the classroom and affective attitudes.

Affective attitudeForeign language learningForeign language teaching+6
Sedef Köylüoğlu
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessEN

Stance in the discussion: A genre-based comparative study

The present study is a genre analysis carried out on Turkish and native speaking English (NS) master?s students? theses. It aims to investigate the probable differences between these two groups in terms of rhetorical organization and stance taking in the discussion sections of master?s theses. The analysis is based on 10 master theses in Applied Linguistics from each group. Additionally, a semi-structured interview was conducted with six students with the aim of commenting on the results more clearly. The rhetorical patterns (moves) and stance markers (hedges, boosters, attitude markers, self-mentions) used in the realization of the moves were examined. The results indicate that NS students appeared more cautious in making claims. NS students support their claims with evidence and tone them with hedges. However, the reverse was apparent in the case of Turkish students, who tend to make bold claims with boosters which are not down-toned by hedging and they seem to favour quick generalizations and jumps from specific results to general claims. Additionally, both groups project differences in terms of move organization and frequency. Interviews revealed that the background, active involvement in academic field and individual efforts could have helped NS students to exhibit a distinguished stance and rhetorical organization in discussion parts of their theses. Not all Turkish students received required education in academic writing; yet, they tend to show reluctance towards actively engaging in the academic disciplines and compensating the gaps in their genre awareness.

Mother tonqueGrammar-adverbTheses+4
Nuray Çaylak
Karadeniz Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessEN

The utilization of debate instruction using a learning management system to understand the effects on Turkish EFL learners' L2 speaking anxiety

Speaking has been regarded by many students as the most difficult skill to master yet it is essential for communication and learning a foreign language. Because they cannot prepare their speech beforehand, especially in real-life situations, most language learners are afraid of making mistakes when speaking a foreign language. Although numerous research has attempted to utilize different methods to lower the degree of L2 speaking anxiety, there still has been a heavy emphasis on helping students get past this problem. The researcher of the current study chose debate instruction as one of the efficient methods that can aid students in communicating effectively and encourage them to talk confidently as debating gives students the opportunity to participate in a variety of cognitive and linguistic skills. Therefore, the aim of this study is to understand the effects of debate instruction on Turkish EFL students regarding their speaking anxiety, speaking performance and willingness to communicate. The study has been conducted at a foreign language school of a foundation university in Turkey. 189 students and 5 instructors participated in the study. As for the quantitative part of the study, the Turkish version of Foreign Language Speaking Anxiety questionnaire (T-FLSAQ) has been implemented to students as a pretest and posttest. Additionally, a survey regarding learners' perceptions on the learning management system has been given to students. In order to create the descriptive statistics of the survey results, quantitative data have been analyzed by IBM SPSS Statistics 22.0. Qualitative data, on the other hand, have been analyzed by descriptive content analysis. Results of the study show that there is a statistically significant difference between the foreign language speaking anxiety levels before and after the debate instruction. In other words, the participants' foreign language speaking anxiety levels have decreased after the debate instruction. Moreover, the findings show that the use of LMS increases the motivation and satisfaction with the course. In conclusion, researcher of the study suggests the use of debate instruction with the LMS as a medium of teaching in order to lower the level of speaking anxiety of students and to increase their speaking performance as well as their willingness to communicate in English.

Language anxietySpeechSpeech anxiety+7
Sümeyra Batur
Başkent University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İkidilli bireylerin anadilinde ve ikinci dilinde dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemelerinin nörodilbilimsel açıdan incelenmesi

Dil ve beyin ilişkisi uzun yıllardan beri bilimadamlarının dikkatini çekmektedir. Günümüzde ikidilli bireylerin sayısının hızla artması, ikidilli beyinde dil işlemlemenin nasıl gerçekleştiği sorusunu gündeme getirmektedir. İkinci dilin öğrenim yaşı, yeterlilik düzeyi ve kullanım sıklığı gibi faktörlerin sonradan öğrenilen dili işlemlemede önemli bir rol oynadığı bilinmektedir.Bu çalışmanın amacı; anadili Türkçe, ikinci dili İngilizce olan bireylerin her iki dili dilbilgisel ve anlambilimsel olarak işlemlemelerinin nörodilbilimsel açıdan incelenmesidir. Farklı dil özelliklerinin işlemlenmesinin dili öğrenme yaşı ve dil yeterliliği ile ilişkili olduğu görüşünden hareketle, ikinci dilde dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemenin karşılaştırılması, anadildeki ve ikinci dildeki dilbilgisel işlemlemenin karşılaştırılması ve orta öğretimin ikinci dilde yapılmasının bu dildeki dilbilgisel işlemleme üzerinde etkili olup olmadığının ortaya çıkarılması amacıyla çalışmaya katılan 31 denekten her iki dilde sunulan değerlendirme ölçeği çerçevesinde dilbilgisel ve anlambilimsel hataları tespit etmeleri istenmiştir. Deneklerin bu sırada ihtiyaç duydukları süreler ve cevaplarının doğruluğu kaydedilmiş ve ardından istatistiksel olarak değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, ikinci dildeki dilbilgisel ve anlambilimsel işlemlemede deneklerin tepki süreleri arasında anlamlı bir fark görülmediğini, ancak cevaplarının doğruluk oranları arasında önemli ölçüde farklılıklar olduğunu göstermiştir. Anadilde ve ikinci dilde dilbilgisel işlemlemede hem tepki süreleri, hem de cevapların doğruluğu açısından farklılıklar görülürken, ikinci dilde alınan eğitimin dilbilgisel işlemleme üzerinde önemli bir etkisi olmadığı ortaya çıkmıştır. Çalışmadan elde edilen sonuçların hem beyindilbilimi, hem de yabancı dil eğitimi alanlarında yapılacak çalışmalara katkıda bulunacağı düşünülmektedir.

AnadilAnlam bilimDil bilgisi+3
Filiz Mergen
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Çok uluslu işletmelerde kültürel mesafenin dil yönetimindeki rolü

Küreselleşme ile birlikte çok uluslu işletmelerin coğrafi sınırları genişledikçe farklı dil ve kültürlerle olan etkileşimi de artmaktadır. Çok uluslu işletmelerin bağlı kuruluşları ile etkileşimlerinde dil ve kültürel farklılıkların öneminin farkına varması ve dile ve kültüre duyarlı bir yönetim sistemi oluşturması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, sigorta sektöründe hizmet veren, ana merkezi İtalya olan çok uluslu bir işletmenin İstanbul bağlı kuruluşunda karşılaşılan dil engellerini belirlemek, işletmenin dil engellerinin çözümüne yönelik uyguladığı dil yönetimi stratejilerini tespit etmek ve kültürel mesafenin dil yönetimine etkisini araştırmaktır. Araştırma yöntemi olarak nitel, araştırma deseni olarak ise tek durum çalışması benimsenmiştir. Araştırma verileri matematiksel hesaplamalar, yarı yapılandırılmış görüşmeler ve online dokümanlardan elde edilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde Maxqda 2020 programından yararlanılmış olup hem tümevarımsal hem de tümdengelimsel yaklaşımla tematik analiz yöntemi kullanılmıştır. Araştırma bulgularında İtalya ve Türkiye arasındaki kültürel mesafe Hofstede (1980, 2001) kültürel boyutları kullanılarak Kogut ve Singh (1988) endeksi ile hesaplamalar yapılmıştır. Ardından durum analizi yapılarak işletmenin ve katılımcıların dile ve kültüre bakış açıları değerlendirilmiştir. Elde edilen verilerle bağlı kuruluşta görülen dil engelleri belirlenmiştir. Belirlenen dil engelleri yetkinlik temelli, yapı temelli ve ilişki temelli olmak üzere üç ana tema altında gruplandırılmıştır. Çok uluslu işletmenin kültürel farklılıkları en aza indirmek ve dil engellerini aşmak için çalışan odaklı ve ortam odaklı olmak üzere iki ana tema altında toplam on yedi dil yönetimi stratejisi uyguladığı belirlenmiştir.

Grup iletişimiUluslararası işletmelerYabancı sermaye işletmeleri+5
Yasemin Tekinkaya Kacır
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ortaöğretim öğrencilerinin ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenmeye yönelik tutumlarının belirlenmesi (Afyonkarahisar örneklemi)

Dünyada milyonlarca insan Almancayı yabancı dil olarak öğrenmekte ve Almanca İngilizceden sonra ikinci bir yabancı dil olarak tercih edilmektedir. Ülkemizin de Almanya ile özellikle siyasi ve ticari ilişkileri göz önüne alındığında Almancanın bizim için tartışmasız bir öneme sahip olduğu yadsınamaz bir gerçektir ve Anadolu Liselerimizde 9. Sınıftan itibaren ikinci bir yabancı dil olarak öğretilmektedir. Öğrencilerin bir derse yönelik tutumları ise o derse yönelik yaklaşımlarını, performanslarını, ilgi ve isteklerini belirlemektedir ayrıca öğretim programının başarısı ve öğretmen açısından da öğrencilerin derse yönelik tutumları büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda da çalışmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin ikinci yabancı dil olarak Almanca öğrenmeye yönelik tutumlarının belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini, Afyonkarahisar ilinde 2019-2020 eğitim-öğretim yılında, öğrenim gören ve ikinci yabancı dil olarak Almanca dersini alan tüm Anadolu Lisesi öğrencileri oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise 2019-2020 eğitim öğretim yılında, öğrenim gören ve ikinci yapancı dil olarak Almanca dersi alan 496 9, 10, 11 ve 12. Sınıf öğrencisidir. Araştırmada öğrencilerin Almanca öğrenmeye yönelik tutumlarında anne eğitim durumu değişkeni ve aile aylık gelir durumu değişkenlerinin alt boyutlarında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Cinsiyet, okul türü, sınıf seviyesi, bölüm, baba ve anne eğitim durumu, en son alınan Almanca, İngilizce ve Türk Dili Edebiyatı karne notu değişkenlerinin alt boyutlarında anlamlı fark olduğu görülmüştür. Çalışma sonucunda elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin Almanca öğrenmeye çoğunluk olarak olumlu tutum içinde oldukları, fakat Almanca öğrenmekten korktukları saptanmıştır.

AlmancaOrtaöğretim okullarıOrtaöğretim öğrencileri+6
Kadir Türk
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Avrupa'daki 3. kuşak Türk toplumunun Türkçe kullanımına yönelik bir durum araştırması: Hollanda örneği

Batı Avrupa ülkeleri 2. Dünya Savaşı'ndan sonra tahrip olan ülkelerini yeniden yapılandırmak ve ekonomik kalkınmalarını sağlamak için iş gücüne ihtiyaç duymuş dolayısıyla başka ülkelerden göç almaya başlamıştır. Bunun neticesinde farklı kültür ve kimliklere sahip olan göçmenler çalışmak için Avrupa ülkelerine gelerek buralarda çok kültürlü toplumun oluşmasına vesile olmuşlardır. 1960'lı yıllarda aynı nedenle Hollanda'ya birkaç seneliğine çalışmak için gelmeye başlamışlardır. 1970'li yıllarda aile birleşimi yasasıyla memleketteki eş ve çocuklarını da yanlarına getiren Türklerin kısa vadeli para kazanıp Türkiye'ye geri dönme amaçları uzun süreli yerleşime dönüşmüştür. Böylece Hollanda'da birinci nesil Türk toplumunu oluşturmuşlardır. Çocukluk çağlarında Hollanda'ya gelen ve/ veya Hollanda'da doğup büyüyen Türk çocuklara evlilik çağına gelince genel olarak memleketten bir kız ve ye erkekle evlenerek eşlerini de Hollanda'ya veya diğer Batı Avrupa ülkelerine getirmişlerdir. Biz bu grubu ikinci nesil Türkler olarak adlandırıyoruz. İkinci nesil birinci nesilden daha çok topluma katılma ihtiyacı hissetmiş fakat uyum sürecinde çeşitli zorluklarla karşılaşmışlardır. Çocuklarının toplumda iyi bir yer ve meslek sahibi olmaları için yaşadıkları ülkenin okul ve dil başarısını desteklerken kendi ana dil ve kültür aktarımında yetersiz kalmışlardır. Hollanda'da doğup büyüyen ve Hollanda toplumu içinde en çok yer alan üçüncü nesil yaşadıkları ülke olan Hollanda dili ve kültüründen daha fazla etkilenirken ana dillerini sadece aile ve çevrelerinde konuşmakla sınırlı kalmışlardır. Okulda ana dilinde eğitim almadıkları için ana dillerini yaş seviyelerine göre kullanamayıp ana dillerini okuma ve yazma becerilerinde de geride kalmışlardır. Gençler kendi aralarında ana dili Türkçe ile konuşmakta fakat bilemedikleri ya da o anda akıllarına getiremedikleri kelimeler yerine Hollandaca kelime koyarak karışık bir dil oluşturmuşlardır. Hollanda'da yaşayan 3. nesil ana dili Türkçeyi konuşup geliştirmek ihtiyacı hissetmekte ve olası bir Türkçe eğitimine sıcak bakmaktadır. Lakin bunun nasıl ve ne şekilde olacağı konusunda arayış içindedirler. Bu araştırmayla Türklerin ilk Hollanda'ya göçmelerinden bu yana Hollanda'daki uğradıkları gelişim ve değişim süreci hakkında kısaca bilgi verilirken Hollanda'da yaşayan ve üçüncü nesli oluşturan Türk gençliğinin ana dili kullanım becerileri, ne tür sorunlarla karşılaştıkları ve geleceğe yönelik isteklerinin incelenmesi amaçlanmaktadır. Araştırma kapsamı ve içeriği gereği, nitel araştırma yöntemine uygun olarak gerçekleştirilmiştir. Katılımcıların ana dil kullanım becerilerini belirlemek için kendilerine açık uçlu sorular yöneltilmiştir. Araştırmanın nitel verilerini oluşturan görüşme kayıtları, içerik analizi türlerinden kategorisel analiz kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu yedisi kız ve dördü erkek olmak üzere on bir katılımcı oluşturmaktadır. Çalışma sonucunda katılımcıların Türkçeyi ailelerinin geldiği bölgenin şivesiyle konuştukları ve kelime dağarcıklarının kısıtlı olduğu gözlemlenmiştir. Katılımcıların ilk öğrendikleri dil Türkçe olmasına rağmen sonrasında çevrelerinde, kreş ve okul ortamında ülkenin resmi dili olan Hollandacayı konuştuklarından dolayı Türkçelerini daha az geliştirebildikleri tespitine ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Ana dil, ikinci dil, göç

AnadilHollandaTürk ailesi+7
Feyza Kaptan
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2021
10
DoctorateOpen AccessTR

İkinci dil olarak Türkçe öğreticilerinin okuma becerisi kapsamında pedagojik alan bilgisini kullanma durumları

Bu çalışmada Türkçeyi ikinci dil olarak öğreten dil öğreticilerinin okuma becerisi öğretimi derslerinde pedagojik alan bilgilerinden nasıl, ne şekilde ve niçin yararlandıkları belirlenmiştir. Bu doğrultuda okuma becerisi öğretiminin aşamaları ve üç pedagojik alan bilgisi bileşeni eşleştirilerek kavramsal bir çerçeve oluşturulmuştur. Nitel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışmada durum çalışması tercih edilmiş ve katılımcılar amaçlı örnekleme yöntemlerinden biri olan ölçüt örneklemeye uygun bir şekilde belirlenmiştir. Çalışmaya bir devlet üniversitesi bünyesinde yer alan Türk Dili Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde görev yapan beş dil öğreticisi (bir erkek, dört kadın) gönüllü olarak katılmıştır. Uygulama öncesi ve gözlemlenen dersler sonrasında katılımcılar ile yapılan görüşmeler, katılımcı öğreticilerin doldurdukları ders planları ve belirlenen metinlerin işlendiği derslerin gözlemleri veri toplama araçları olarak belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analize tabi tutulmuştur. Çalışmada yer alan ve Türkçeyi ikinci dil olarak öğreten dil öğreticilerinin okuma becerisi öğretimi dersleri kapsamında öğrenici bilgileri, ön hazırlık ve motivasyon temaları altında ele alınmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen bulgular, çalışmada yer alan öğreticilerin belirlenen pedagojik alan bilgisi bileşenleri temelinde öğretici stratejilerini büyük oranda öğretim ortamına yansıttıklarını göstermektedir. Öğretim programı bilgisi bileşeni; sözcük öğretimi, dilbilgisi öğretimi ve sesletim öğretimi temalarına göre incelenmiştir. Elde edilen bulgular katılımcı dil öğreticilerinin, okuma becerisi öğretimi derslerinde öğrenilmiş sözcüklere kıyasla bilinmeyen sözcükler üzerinde daha fazla durdukları; dilbilgisi kurallarını örneklendirmek ve/veya hatırlatmak için okuma metinlerinden yararlanmayı tercih etmediklerini ve öğrenicilerin metni sesli okuması sürecinde yaptıkları hatalara anlık geri bildirim verme stratejisine daha sık başvurduklarını ortaya koymuştur. Son olarak, değerlendirme bilgisi bileşeni kapsamında elde edilen veriler ise öğreticilerin okuma sırasında kendi oluşturdukları sorma stratejisinin yanı sıra öğretim materyalinde yer alan sorular üzerinde durduklarını ve gerekli durumlarda hatalara geri bildirim verdiklerini göstermiştir. Çalışma sonuçlarının, Türkçenin ikinci dil olarak öğretiminde görev alan dil öğreticilerine öğretim ortamında kullandıkları stratejiler temelinde ışık tutması ve hızla gelişmekte olan Türkçenin yabancı/ikinci dil olarak öğretimine katkı sağlaması düşünülmektedir.

Dil eğitimiOkuma becerileriPedagojik alan bilgisi+6
Hatice Neslihan Demiriz
Sakarya University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İkinci yabancı dil olarak Almanca okutulan Anadolu liselerinde çevirinin rolü (Adapazarı örneklemi)

Türkiye'de yabancı dil öğretimi, uzun zamandır bir tartışma konusudur. "Türkiye'de neden yabancı dil öğretemiyoruz?" veya "Öğrencilerimiz neden yabancı dilde iletişim kuramıyor?" sorularının cevapları henüz tam olarak verilememektedir. Bu çalışmada Sakarya'da ikinci yabancı dil olarak Almanca eğitimi incelenmiştir. Bu çalışmanın temel amacı, ikinci yabancı dil olarak Almanca eğitimi alanında son gelişmelerden haberdar olmak, Almanca eğitimi uygulanırken hangi yöntem ve tekniklerin kullanıldığını öğrenmek ve verilen bu eğitimde çevirinin yerini tespit edebilmektir. Bu çalışmada verilen Almanca eğitiminin yanında derslerde çeviri yöntemlerinin ne kadar kullanıldığı, çeviriye ne kadar ihtiyaç duyulduğu araştırılacaktır. Aynı zamanda bu öğrencilerin Çeviribilim ya da Mütercim Tercümanlık bölümlerine karşı farkındalık kazanması hedeflenmektedir. Bu çalışma yapılan analizler sonucunda eğitime katkı sağlamayı ve eğitimde iyileştirme yapmayı hedeflemektedir. Bu araştırmanın sonunda öğrencilerin derste gördükleri çeviri çalışmaları sonucunda Mütercim Tercümanlık veya Çeviribilim bölümlerindeki yatkınlıkları araştırılacaktır. Buna göre araştırılan liselerdeki öğrenci profilinin adı geçen bölümlere yatkınlığı veya uzaklığı gözlemlenecektir. Araştırma kapsamında Millî Eğitim Bakanlığından elde edilen bilgilere göre Sakarya ili Adapazarı ilçesinde bulunan 2.Yabancı Dil olarak Almanca okutulan Anadolu liseleri tespit edilecektir. Ayrıca anket yöntemiyle sorular hazırlanacak, öğretmenlerin Almanca eğitimi hakkındaki görüşleri alınacaktır. Bu çalışma kapsamında Sakarya ili Adapazarı ilçesinde yer alan toplam 3 tanesi devlet okulu, 3 tanesi özel okul olmak üzere toplam 6 okulda görev yapmakta olan Almanca öğretmenlerinden elde edilen veriler analiz edilecektir. Bu liselerde okuyan öğrencilerin çeviribilim bölümlerine gelme ihtimali olan öğrenciler olduğunu varsayarsak, öğrencilerin de çeviribilim bölümlerine ve Almanca derslerine tutumlarını öğrenmek amacıyla bir anket çalışması da kendileriyle yapılacaktır. Bu anket çalışması yalnızca ikinci yabancı dil olarak Almanca eğitimi almakta olan lise öğrencileri ile yapılacaktır. Aynı zamanda bu öğrencilerin çeviribilim ya da mütercim tercümanlık bölümlerine karşı farkındalık kazanması hedeflenmektedir. Elde edilen bulgulara göre sonuç bölümünde düşünce ve önerilere yer verilecektir.

AlmancaAnadolu liseleriDil eğitimi+7
Hayriye Yüksel
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

B1-B2 düzeyindeki Türkçe öğrencilerinin okuduğunu anlama ve metinleştirme başarıları arasındaki ilişki

Hem anadilinde hem de yabancı dil öğreniminde yazma becerisi, geç gelişen ve çoğu bakımdan sorunlu bir beceri alanıdır. Okuduğunu anlama ise bireyin evrensel varoluşu için temel becerilerdendir. Bu iki temel beceri çerçevesinde, bu çalışmada Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen B1-B2 düzeyi öğrencilerin yazılı metin üretme ve okuduğunu anlama performanslarını belirlemek; metinleştirme ve okuduğunu anlama arasında bir ilişkinin olup olmadığını, varsa bu ilişkinin derecesini belirlemek amaçlanmıştır. Ayrıca öğrencilerin metinleştirme başarımları ile okuduğunu anlama başarımlarının Türkçe dil düzeyine, cinsiyete, anadiline, varsa bildikleri başka dillere göre değişip değişmediğini görmek hedeflenmiştir. İlişkisel araştırma yaklaşımının benimsendiği bu çalışma, Sakarya Üniversitesi TÖMER'de Türkçe öğrenen 200 öğrenci ile yürütülmüştür. Veri toplama sürecinde öğrencilerin seçilen bir konuda yazılı metin üretmeleri isteniş; ayrıca okuduğunu anlama testini yanıtlamaları sağlanmıştır. Ölçme araçları, alanyazınından seçilmiş bir okuduğunu anlama testi ile bilgilendirici metin yazma başarımı derecelendirme ölçeğidir. Elde edilen bulgulara göre, Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenen B1 ve B2 düzeyi öğrencilerin yazılı metin oluşturma ve okuduğunu anlama başarımlarının ilişkili olduğu; öğrencilerin okuduğunu anlama başarımının Türkçe dil düzeyine ve başka bir yabancı dil bilip bilmeme durumuna göre değiştiği, ancak cinsiyete ve anadiline göre değişmediği; yazılı metin üretiminin ise Türkçe dil düzeyine, cinsiyetine, anadiline ve Türkçe dışında dil bilme değişkenlerine göre değiştiği ortaya çıkmıştır.

MetinsellikOkuma-anlamaTürkçe+6
Saliha Taze
Bolu Abant İzzet Baysal University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Related subjects