Chromatography-high pressure-liquid

181 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İskenderun körfezi balıklarında bisfenol a (BPA) düzeylerinin belirlenmesi

Dünya genelinde en çok üretilen ve kullanılan endokrin bozucu kirleticilerden biri olan Bisfenol A (BPA), insan ve hayvan sağlığı üzerine ciddi olumsuz etkileri nedeniyle günümüzde önemli bir çevre ve halk sağlığı problemidir. Besin zincirinde önemli bir rolü olan balıklar, sucul ortamlarda yaygın olarak bulunan BPA kirliliğini izlemek için biyomonitör canlılar olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, İskenderun Körfezi'nde avlanan ve bölgede sık tüketilen Levrek (Dicentrarchus labrax, Linnaeus, 1758), Çipura (Sparus aurata, Linnaeus, 1758), Kefal (Mugil cephalus, Linnaeus, 1758) ve Mercan (Patlak göz mercan) (Dentex macrophthalmus, Bloch, 1791) balık türlerinde BPA düzeylerini araştırmak amacıyla gerçekleştirildi. Çalışmada her türden 7 adet olmak üzere toplam 28 adet balık kullanıldı. Balıkların boy ve ağırlık ölçümleri yapıldıktan sonra kas dokusu örneklerinde Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi (HPLC) ile BPA düzeyleri tespit edildi. Metot validasyonu tespit limiti (LOD), tayin limiti (LOQ), regrasyon katsayısı (R2), relatif standart sapma (RSD) ve geri kazanım parametreleri üzerinden gerçekleştirildi. Validasyon parametrelerinden; LOD ve LOQ değerleri ise sırasıyla 0.28 ve 0.92 ppb, R2 = 0.9963, % RSD değeri 9.8 ve geri kazanım oranı %96 olarak tespit edildi. Çalışılan tüm balıklarda (n:28) BPA pozitiflik oranı %50 (n:14) olarak belirlendi. Mercan, Çipura, Kefal ve Levrek türlerinde tespit edilen ortalama BPA düzeyleri sırasıyla; 0.50, 0.44, 0.33 ve 0.22 ng/g olarak tespit edildi. Balık türlerine göre tespit edilen en yüksek BPA düzeyleri; Çipura 1.84, Kefal 1.28, Mercan 1.27 ve Levrek 0.93 ng/g olarak ölçüldü. Sonuç olarak; bu çalışmada belirlenen balık türleri BPA düzeyleri farklı bölgelerde yapılan benzer çalışmalarda bildirilen düzeylerin çoğundan ve resmi otoriteler tarafından belirlenen gıdayla temas eden maddelerden kaynaklanabilen spesifik migrasyon limitinin altında tespit edilmiştir. Bununla birlikte, BPA düzeylerinin gıda değeri olan biyomonitör türler üzerinden periyodik olarak izlenmesi ve bölgesel tüketim senaryoları üzerinden risk değerlendirmelerinin yapılması halk sağlığı bakımından önem arz etmektedir.

Balık etiBalıklarBisfenol A+3
Yeşim Demir Günay
Hatay Mustafa Kemal University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İşlenmiş gıdaların lezzetini değiştirmek için kullanılan bazı katkı maddelerinin eşzamanlı analizi

Değişen yaşam şartları ve gelişen teknolojiye bağlı olarak, gıda ve farmasötik ürünlerde çok çeşitli katkı maddeleri kullanılmaktadır. Özellikle gıda güvenliğine verilen önemin artması ve katkı maddelerinin kullanımındaki yasal kısıtlamalardan dolayı, gıda içeriklerinin belirlenmesi güncel bir konu haline gelmiştir. Katkı maddelerinin başlıca kullanım amaçlarından biri gıdaların ve farmasötik ürünlerin lezzetini değiştirmektir ve lezzet değiştiricilerin önemli gruplarından biri de tatlandırıcılardır. Çeşitli sağlık sorunları ve estetik kaygılar nedeniyle tatlandırıcıların tüketimi artmaktadır, dolayısıyla günlük toplam alınan miktarların tahmin edilebilmesi için bunların gıdalardaki ve farmasötik ürünlerdeki miktarlarının belirlenmesi gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı, yaygın kullanılan bazı tatlandırıcıların eş zamanlı analizi için ucuz, basit, hızlı ve duyarlı bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmesi ve Türkiye'de tüketilen çeşitli gıdalar ve farmasötik ürünlere uygulanmasıdır. Önerilen yöntem bir core-shell partiküllü kolon (Ascentis® Express C18 (2.7 µm, 100×4.6 mm)) ve asetonitril: su: fosfat tamponu (0.025 M, pH 3.0) içeren bir harekeli faz kullanarak uygulanmıştır. Hareketli faz 1.0 mL dk-1 akış hızında pompalanmış ve analitler fotodiyot dizisi dedektör ile 210 nm dalga boyunda değişken hareketli faz sistemiyle 15 dk'lık bir zaman aralığında tespit edilmiştir. Yöntemin doğrusallığı, saptama ve tayin limitleri, tekrar edilebilirliği, doğruluğu ve sağlamlığı değerlendirilmiştir. Geliştirilen yöntem, asesülfam potasyum, sakkarin, aspartam, alitam, neohesperidin dihidrokalkon, rebadiosit A ve neotam olarak adlandırılan yedi yoğun tatlandırıcının tayini için başarıyla uygulanmıştır. Sonuçlar istatistiksel olarak incelenmiş ve gıdalardaki tatlandırıcı seviyeleri mevzuata uygunluk açısından değerlendirilmiştir.

Besin analiziBesin işleme endüstrisiBesinler+7
Burcu Sezgin
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessEN

Analysis of escitalopram oxalate by various analytical methods

The main objective of this thesis is development of new analytical methods to determine escitalopram oxalate (ESC-OX) in pharmaceutical formulations, raw material and biological fluids. For this purpose, a novel HPLC method was developed and validated for determination of ESC-OX besides its six impurities. The applicability of the method was initially tested on 12 different columns which were having various surface chemistries and particle characteristics (i.e., fully porous or core-shell particle structure). Among these, six best-performing HPLC columns were selected for further comparison studies. Acceptable separation was obtained in all cases by using acetonitrile: methanol: water: phosphate buffer solution (pH 3.5, 50 mM) (25:5:20:50, v/v/v/v) mixture as mobile phase, with a flow rate of 1.2 mL min-1. The analytes were monitored at 210 nm by using an UV-visible detector. The core-shell phenyl-hexyl phase was arisen as a better performing alternative in term of separation efficiency, on the well-known industry standard C18 and relatively new PFP phases. On the other hand, quantification of ESC-OX in human urine and pharmaceutical dosage forms using different analytical techniques such as Differential Pulse Voltammetry, Capillary Electrophoresis and Liquid Chromatography-Electrospray Ionization Tandem Mass Spectrometry was realized. The statistical evaluation of all developed methods showed that there was no significant difference between these methods for the quantification of the ESC-OX.

Analytical methodElectrophoresisEscitalopram+5
Wafa Farooq Suleman Badulla
Anadolu University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Soğuk algınlığı ve öksürük tedavisinde kullanılan şuruplardaki aktif maddelerin HPLc metoduyla tayin edilmesi

ÖZETÖksürük ve soğuk algınlığında kullanılan farmasötik preparatlar dünyanın en geniş formülasyonlarından biridir. Bu preparatlar; lezzet verici ajanlar, sakkaroz, asit düzenleyiciler, doğal ya da suni renklendirici, tatlandırıcılar, koruyucular gibi geniş spektrumlu yardımcı maddeler ve birkaç etken madde içeren kompleks formülasyonları temsil etmektedir. Bu katkı maddelerinin çoğunluğu, bazik azotlu amino bileşiklerin karışımı olarak bulunurlar ve fiziksel ve kimyasal özelliklerinin benzerlikleri nedeniyle bu farmasötik formların ayrılması oldukça karmaşıktır.Öksürük ve soğuk algınlığı ilaçlarında bulunan psödoefedrin HCI, feniramin maleat, asetaminofen, guaifenesin, pirilamin maleat, klorfeniramin maleat, triprolidin HCI, dextrometorfan HBr, difenhidramin HCI nin eşzamanlı tayini için yeni, basit ve duyarlı bir metot geliştirilerek valide edilmiştir. Bu bileşiklerin ayrılması, izokratik elüsyon kullanılarak Nucleodur gravity C18 kolonla 37.9 dakikada gerçekleştirilmiştir. Mobil faz için; hacimce %10 luk ortofosforik asit ilavesiyle pH'ı 3.0'a ayarlanmış 80 mM KH2PO4'dan %62 ve metanolden %38 oranında karıştırılmıştır. Bu bileşiklerin kromatografik ayrılma işlemi 0.75 mL/dk akış hızında ve oda sıcaklığında gerçekleştirilmiştir. İç standart olarak 2,4,6-trimetoksibenzaldehit kullanılmıştır. Ultraviyole absorpsiyon 210 nm'de izlenmiştir.Seçicilik, kalibrasyonun (eğrisinin) doğrusallığı, doğruluk, güniçi ve günler arası kesinlik, geri kazanım ve zorlanmış bozunma çalışmaları metot validasyonunun bir parçası olarak incelenmiştir. Önerilen sıvı kromatografi metodu; soğuk algınlığı ve öksürükte kullanılan şurup ve tabletler gibi farklı farmasötik ilaçların rutin analizinde başarıyla uygulanmıştır.Anahtar Kelimeler: Ters faz sıvı kromatografi, eşzamanlı tayin, öksürük şurubu, validasyon, soğuk algınlığı ilaçları, zorlanmış bozunma

Kromatografi-yüksek basınçlı-sıvıÖksürükİlaçlar+1
Hatice Çağlar
İnönü University · Institute of Health Sciences
2012
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Malatya yöresinde yetişen kayısı tohumlarında amigdalin miktarının HPLC yöntemiyle belirlenmesi

Amaç: Kayısı tohumu yenmesiyle ilgili toplumuzda iki farklı görüş mevcuttur. Bunlardan ilki tüm kayısı tohumları faydalıdır, zehirlenme yapmaz görüşüdür. Diğeri ise bütün kayısı tohumları zehirlidir, yenmesi zararlıdır düşüncesidir. Çalışmamızda bu iki görüşün doğruluğunu değerlendirmek amacı ile farklı kayısı çeşitlerinin tohumlarındaki amigdalin miktarını ölçmeyi planladık. Kayısı tohumunun yenmesi ile alınan amigdalin vücudumuzda HCN?e hidrolize olur ve akut siyanür zehirlenmesine neden olabilir. Çocuklar erişkinlere göre daha yatkın oldukları için akut siyanür zehirlenmesi ile klinikte karşımıza daha çok çıkmaktadır. Ancak hangi kayısı tohumunun ne kadar yenilmesiyle zehirlenme gözlenebileceği bilinmemektedir. Çalışmamızın amacı bu konuya açıklık getirerek toplum ve sağlık çalışanlarında farkındalık yaratmaktır. Gereç yöntem: Araştırmada 13 farklı kükürtsüz kayısı çeşit (Hacıhaliloğlu, Hasanbey, Kabaaşı, Çöloğlu, Çataloğlu, Soğancı, Şekerpare, Turfanda Eskimalatya, Alyanak, Paviot, Hungarian Best, Ninfa, Roksana) tohumu ve 2 kayısı çeşit (Hacıhaliloğlu, Kabaaşı) tohumunun kükürtlü, kavrulmuş, kükürtlü kavrulmuş şekillerinde HPLC yöntemi ile g başına düşen mg cinsinden amigdalin miktarı belirlenmiştir. Kayısı tohumları İnönü Üniversitesi Kayısı Araştırma Merkezinden alınmıştır. Literatürdeki verilere dayanarak bu miktardan salınacak olan HCN miktarı ve 6 yaşında vücut ağırlığı ortalama 20 kg olan bir çocukta akut siyanür zehirlenmesine neden olabilecek tohum adedi belirlenmiştir. Bulgular: Çalışmamızda acı kayısı tohumlarında tatlı tohumlara oranla amigdalin içeriği anlamlı olarak fazla bulundu. Acı tohumların ortalama amigdalin içeriği 26,27 ±14,4 mg/g olarak hesaplandı. Tatlı tohumların ortalama amigdalin miktarı ise 0,16 ±0,09 mg/g olarak tespit edildi. İki grup arasında istatiksel olarak anlamlı farklılık saptandı (p=0,03). Tüm tohumların içinde Paviot kayısı çeşidinin acı tohumunda amigdalin miktarı en yüksek oranda 44,41 mg/g tespit edildi. Bu miktar amigdalinden oluşacak HCN miktarı 2,5 mg/g olarak hesaplandı. Altı yaşında vücut ağırlığı ortalama 20 kg olan bir çocukta akut siyanür zehirlenmesine neden olacak ortalama kayısı tohum adedi (ZNOTA) 7 olarak tespit edildi. Acı tohumların en düşük amigdalin içeriği bulunan çeşidi ise Turfanda Eskimalatya olarak belirlendi. Bu çeşitte amigdalin içeriği 13,96 mg/g olarak tespit ettik Tatlı tohumu bulunan kayısı çeşitlerinin içinde en yüksek amigdalin miktarını 0,4 mg/g olarak sofralık tüketimi fazla olan ve Malatya?da üretimi fazla olan Hasanbey çeşidinde tespit ettik. Bu çeşitten ortalama 852 adet (yaklaşık 680g) yenmesi ile zehirlenme gözlenebilir. Tüm tohumların içinde ölçülebilen en düşük amigdalin miktarı (0,09 mg/g) Kabaaşı çeşidinin kükürtsüz kavrulmuş şeklinde tespit edildi. Kabaaşı kükürtlü, Çataloğlu, Çöloğlu ve Şekerpare çeşitlerinin tatlı tohumlarında amigdalin düzeyinin kullandığımız yöntemle tespit edilemeyecek kadar (<0,08 mg/g) düşük olduğu gözlendi. Sonuç: Çocuklarda acı kayısı tohumu yenilmesine bağlı görülen ölümle sonuçlanabilen akut siyanür zehirlenmesinin önlenmesi önemlidir. Bunun için kayısı tohumlarının acı türlerinin yenilmemesi ve bu tohumlar için zehirli madde güvenliği kuralları uygulanması önerilir. Tatlı tohumların ise zehirli olduğuna dair mevcut olan algı düzeltilmelidir.

AmigdalinKayısıKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+2
Nazan Poyraz
İnönü University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kuru incirlerde aflatoksin ve oktaroksin a varlığının belirlenmesi

Kuru incirlerde görülen en önemli kimyasal tehlikeler aflatoksinler (AFs) ve okratoksin A (OTA)'dır. Bu araştırmada, ülkemizde tüketime sunulan kuru incirlerde AFs ve OTA varlığı ve miktarı floresans dedektörlü yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC-FLD) yöntemi ile belirlenmiştir. Ayrıca, yetişkin bireylerin kuru incir tüketimi yoluyla AFs ve OTA'ya maruz kalma miktarları hesaplanmış ve risk değerlendirmesi yapılmıştır. Araştırma kapsamında, Nisan-Haziran 2019 tarihleri arasında Çorum, İstanbul, Ankara ve İzmir'deki çeşitli satış noktalarından rastgele satın alınan 100 incir örneği (300'er g) analiz edilmiştir. Kullanılan analiz yöntemi valide edilmiş olup, Avrupa Birliği (AB) tarafından belirlenen metot validasyon parametrelerini karşıladığı görülmüştür. Aflatoksin B1 (AFB1), aflatoksin B2 (AFB2), aflatoksin G1 (AFG1), aflatoksin G2 (AFG2) ve OTA'nın ölçüm limitleri (LOQs) sırasıyla 0,277; 0,247; 0,307; 0,253 ve 0,437 µg kg-1 olarak bulunmuştur. Kuru incir örneklerinin 86'sında AFs tespit edilemezken, 14'ünde saptanan toplam AFs miktarı 0,258-12,6 µg kg-1 arasında değişiklik göstermiştir. AFs tipleri arasında AFB1 en sık rastlanan olup, örneklerde 0,258-11,92 µg kg-1 arasında değişen miktarlarda saptanmıştır. Kuru incir örneklerinin yalnızca 2'sinde tespit edilen AFB1 ve toplam AFs miktarları, AB ve Türk Gıda Kodeksi (TGK) Bulaşanlar Yönetmeliği'nde yer alan maksimum limit (ML) değerlerinin üzerinde bulunmuştur. Bununla birlikte, kuru incir örneklerinin 7'sinde AFB2 (0,095-0,675 µg kg-1), 2'sinde AFG1 (0,153 ve 2,427 µg kg-1) ve yalnızca 1'inde AFG2 (0,121 µg kg-1) bulunmuştur. OTA ise kuru incir örneklerinin 8'inde 0,151-1,723 µg kg-1 arasında değişen konsantrasyonlarda saptanmıştır. Ülkemizde yaşayan yetişkin bireylerin kuru incir tüketimi yoluyla AFB1'e, toplam AFs'ye ve OTA'ya ortalama alt sınır ve üst sınır maruz kalma miktarları sırasıyla 0,0039-0,0046; 0,0044-0,0058; 0,0005-0,0017 ng kg-1 v.a. gün-1 olarak hesaplanmıştır. Kişi başı kuru incir tüketim miktarına (0,685 g gün-1) göre hesaplanan maruz kalma sınırı (MOE) değerleri AFB1 için sağlık açısından riskli bir durum oluşturmazken, günde 1 adet kuru incir tüketim senaryosuna (20 g gün-1) göre örneklerde saptanan AFB1 miktarının sağlık endişesine yol açma potansiyeli taşıyabileceği değerlendirilmektedir. Diğer yandan, OTA için hem kişi başı hem de günde 1 adet kuru incir tüketim senaryosuna göre MOE değerleri 10.000'in oldukça üzerinde bulunmuş olup, OTA'ya maruz kalma düzeyinin yetişkinlerde ciddi sağlık endişesi oluşturmadığı tespit edilmiştir.

AflatoksinlerKromatografi-yüksek basınçlı-sıvıKuru incir+2
Damla Çelik
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Farklı hasat döneminde toplanmış taze çay yaprağının biyoaktif bileşiklerinin optimize edilerek belirlenmesi ve in-vitro biyoerişilebilirliğinin araştırılması

Bu çalışmada, farklı hasat yılı ve döneminin taze çay yaprağının toplam polifenol (TP), radikal tutma aktivitesi (RTA), toplam flavonoid (TF) ve askorbik asit (AA) içeriğine etkisi incelenmiştir. Taze çay yaprağından polifenollerin ekstraksiyonu yanıt yüzey yöntemi (RSM) kullanılarak optimize edilmiştir. Optimizasyon sonucunda en yüksek TP değeri elde edilebilmesi için optimum koşullar olarak, ürün/solvent (Ü/S) oranının 1/60,86, etanol konsantrasyonunun %84,65 ve ekstraksiyon süresinin 50 dak olması gerektiği belirlenmiştir. Çay yapraklarından polifenollerin optimum koşullarda yapılan ekstraksiyonu sonucunda, 2020 yılının Eylül ayında toplanmış yaprakların TP, RTA ve TF içeriği daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca, 2020 yılının Eylül ayında toplanmış yaprakların bireysel fenolik bileşikleri yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile analiz edilmiş olup, en fazla epigallokateşin gallat (EGCG) (57,52 mg/g kuru madde (KM)) tespit edilmiştir. Aynı örneklerin in-vitro sindirim sonrasında, TP ve RTA değerleri, en fazla intestinal aşamada olmak üzere önemli oranda azalmıştır (p<0,05). Bununla birlikte, polifenollerin biyoerişilebilirliği %48,98 olarak belirlenmiştir. İki yıl farklı dönemlerde toplanmış yaprakların HPLC ile AA analizi sonucunda, en yüksek AA içeriği, 2019 yılı için Mayıs dönemi yaprağında (41,92 mg/100 g KM), 2020 yılı için de Temmuz dönemi yaprağında (38,55 mg/100 g KM) gözlenmiştir. Bu çalışmada ayrıca, örneklerin TP içeriği ve RTA için kullanılan spektrofotometrik yöntemler, bu yöntemlerin literatürde en çok kullanılan modifikasyonları ile karşılaştırılmıştır. TP ve RTA açısından, yöntemler arasında önemli farklılıklar saptanmıştır. Spektrofotometrik olarak elde edilen TP sonuçları, HPLC ile elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmış ve uygulanan beş farklı yöntemden sadece birinin (FCR yöntemi 1) en iyi uyumu sağladığı ve bu nedenle en fazla güvenilirliğe sahip olduğu sonucuna varılmıştır.

ErişilebilirlikHasat zamanıKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+1
Hınd Chebbı
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Rezin simanların su absorbsiyon ve çözünürlük oranlarının incelenmesi

Bu çalışmada üç farklı polimerizasyon mekanizmasına sahip rezin simanların su absorbsiyon, desorbsiyon ve çözünürlük oranlarının araştırılması amaçlandı. Absorbsiyon ve desorbsiyona bağlı olarak meydana gelen ağırlık değişimleri için DVS Intinsic, açığa çıkan artık monomer (TEGDMA, HEMA, UDMA, BPA VE DL-CQ) miktarı için GC/MS ve HPLC cihazı kullanıldı. Çalışmada Variolink Esthetic LC (VLC), Variolink Esthetic DC (VDC) ve Panavia V5 self cure (PSC) ve dual cure (PDC) kullanıldı. Hazırlanan örneklerin ağırlık değişimi sırasıyla %0, %90, ve %0 nem ortamında 5, 10 ve 19 gün olmak üzere DVS Intinsic cihazında ölçüldü. Bir, 5 ve 19 günlük bekleme periyodunun ardından açığa çıkan artık monomerler GC/MS ve HPLC cihazları ile ölçüldü. Tüm rezin simanlar için ağırlık ölçüm grafikleri değerlendirildiğinde; ağırlık kaybı, sırasıyla, en düşük VLC, VDC, PDC ve PSC gruplarında tespit edildi. Rezin simanlardan salınan monomer miktarı 5. ve 19. günde en yüksekti. Salınımı incelenen monomerlerden, DL-CQ en az salınan monomer iken, UDMA en fazla salınan monomerdir. Çalışmada ışık ile sertleşen örneklerde ağırlık kaybı ve salınan artık monomer miktarı dual cure ve self cure örneklere göre daha azdır. Klinik uygulamalarda light cure, dual cure ve self cure için ortak endikasyon olan durumlarda ışık ile sertleşen simanların kullanımı tavsiye edilir.

Dental materyallerDental çimentolarKromatografi-gaz+3
Gamze Bolkan Genç
Gaziantep University
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan propolisinde faydalı biyolojik aktiviteye sahip fenolik bileşiklerin nitel ve nicel olarak incelenmesi

Propolis, bal arılarının bitki ve ağaçların sürgün, çatlak gibi kısımlarında bulunan reçine ve salgıları toplayıp oluşturdukları bir arı ürünüdür. Çok eskilerden beri insanlar tarafından bilinen propolisin zengin içeriği ve biyolojik özelliği sebebiyle günümüzde apiterapi, sağlıklı beslenme, gıda ve biyokozmetik alanında kullanımı yaygınlaşmıştır. Fenolik bileşiklerin propolisin ana kimyasal bileşenleri olduğu ve propolise biyolojik özellikler kazandırdığı bilinmektedir. Ayrıca propolisin içeriğindeki fenolik bileşiklerin sayı ve miktarları, toplandıkları bölgelere göre değişim gösterebilmektedir. Bu çalışmanın amacı Azerbaycan propolislerinin içerdiği faydalı biyolojik özelikleri bilinen fenolik bileşiklerin sayı ve miktarlarını belirleyerek Azerbaycan propolisinin kalitesi ile ilgili bilgi sahibi olmaktır. Bu amaçla 2018 Eylül ayında Azerbaycan'ın 5 ilinde bulunan 14 farklı arılıktan propolisler kazınarak toplandı. Propolisteki 17 farklı fenolik bileşiğin (gallik asit, epigallokateşin gallat, kafeik asit, ferulik asit, isoferulik asit, metilşiringat, 3,4-dimetoksisinamik asit, kuersetin, sinnamik asit, naringenin, apigenin, kaemferol, krisin, pinosembrin, galangin, kafeik asit fenetil ester ve kalkon) analizi nicel ve nitel olarak HPLC-DAD sistemi kullanılarak yapıldı. Analiz sonucunda, Azerbaycan propolislerinde toplamda hedeflenen 17 fenolik bileşik ölçülebilir düzeylerde tespit edildi. Tespit edilen toplam 17 farklı fenolik bileşikten epigallokateşin gallat, kafeik asit, ferulik asit ve isoferulik asit 14 numunenin tamamında tespit edildi. Sonuç olarak, bu çalışmadaki Azerbaycan propolislerinin fenolik bileşik içeriğinin Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika propolislerinin yapısıyla benzerlik gösterdiği ve miktarları açısından değerlendirildiğinde analizi yapılmış ve belirli bir kaliteye sahip diğer ülkelerin propolisleriyle benzer kaliteye sahip olduğu tespit edilmiştir.

AzerbaycanBiyolojik analizBiyolojik özellikler+3
Rashad Sarıyev
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Health Sciences
2019
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Farklı ortodontik bant yapıştırıcılarında bis-gma salımının in vitro şartlarda incelenmesi

Bu in vitro çalışmanın amacı, ortodontik bantların dişlere yapıştırılmasında kullanılan iki farklı kompomerin polimerizasyon sonrası reaksiyona girmemiş Bis-GMA salım miktarlarının, iki farklı zaman periyodunda (10. dk ve 24. saat) ve termal siklus yaşlandırma sonrası (5000 siklus sonrası 24. saat) Yüksek Basınçlı Likit Kromatografisi (HPLC) analiz yöntemiyle karşılaştırmalı olarak incelenmesidir. Bu amaçla iki farklı çalışma grubu oluşturuldu; Grup 1: Sadece ışıkla polimerize olan kompomer rezin siman (Ultra Band Lok, Reliance Orthodontic Products, Itasca, ABD) Grup 2: Hem ışıkla hem de kimyasal yolla polimerize olan kompomer rezin siman (Opal Band Cement, Ultradent Products, South Jordan, ABD). Her grup için Cerec sistem feldspatik seramik bloklardan (Sirona Dental Systems, Bensheim, Almanya) CAD-CAM tekniğiyle hazırlanan 10 adet standart üst sağ birinci molar diş örneğine 10 adet 39,5 numara üst sağ 1. molar bandı (M.I.B. Dental, Malmaison, Fransa) üretici firmanın tavsiyelerine uygun olarak iki farklı kompomer ile simante edildi ve simanlar yüksek yoğunluklu bir LED ışık kaynağı (VALO, Ultradent, South Jordan, ABD) kullanarak polimerize edildi. Her iki zaman periyodunda ve termal siklus yaşlandırma sonrası 24. saatte reaksiyona girmemiş Bis-GMA salım miktarları HPLC kullanılarak belirlenip tüm veriler istatistiksel olarak analiz edildi. İstatistiksel değerlendirilmelerde "Bağımsız t testi" ve "U testi" kullanıldı. Aynı gruba ait birden fazla ölçümün ortalamalarını karşılaştırmak için "Wilcoxon Signed Rank test" kullanıldı. Her iki grupta da zaman periyodu arttıkça toplam salınan artık Bis-GMA miktarı da artmıştır. İlk 10 dakikada salınan Bis-GMA miktarları değerlendirildiğinde en fazla salımın "Opal Band Cement" grubunda olduğu (p<0,0001), 24 saat sonunda en fazla salımın yine "Opal Band Cement" grubunda olduğu (p<0,0001), 10. dakika ve 24. saat arasındaki Bis-GMA salım farkları değerlendirildiğinde "Opal Band Cement" ve "Ultra Band Lok" arasında anlamlı bir farklılık olmadığı (p>0,05) tespit edilmiştir. Sonuç olarak her iki rezin simandan salınan Bis-GMA miktarı, ölçüm periyotlarına göre değerlendirildiğinde en fazla salım ilk 10 dakika içerisinde gerçekleşmiş, bir sonraki ölçüm periyodu olan 24. saatte daha az bir artış gerçekleşmiştir. Termal siklus uygulaması sonrasındaysa herhangi bir salım gerçekleşmemiştir. Dolayısıyla mevcut çalışmanın sınırları dâhilinde test edilen her iki rezin simanın uzun dönemde monomer salımı açısından güvenli olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Bis-GMA, ortodontik bant, kompomer, Yüksek Basınçlı Likit Kromatografisi (HPLC)

Bisfenol ADental çimentolarGlisidil metakrilat+5
Eyyüp Cihan
Bezmialem Vakıf University
2016
00
Pharmacy SpecialtyOpen AccessTR

Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan agnusit bileşiğinin plazmada sıvı kromatografik analizi ve biyoyararlanımının incelenmesi

Bu çalışmada Vitex agnus-castus L. bitkisinde bulunan ve başta östrojenik etki olmak üzere çeşitli farmakolojik etkileri olduğuna dair bilimsel çalışmalar bulunan agnusit adlı bileşiğin farmasötik preparatlarda ve insan plazmasında miktar tayininin yapılabilmesini sağlayan yeni bir yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) metodu geliştirilmiştir. Bu amaçla plazma numunelerinden sıvı-sıvı ekstraksiyon tekniği ile ekstre edilen madde; C18 (150 mm × 4,6 mm × 5 μm) kolon ve metanol:su (% 0,1 formik asit) (35:65, h/h) karışımından oluşan bir mobil fazla izokratik akışta ve 0,6 mL/dk akış hızıyla ayrılmıştır. Analit UV dedeksiyonla 258 nm'de tespit edilmiştir ve alıkonma zamanı 9,7 ± 0,01 dakikadır. Geliştirilen yöntem seçicilik, doğrusallık, doğruluk, tekrarlanabilirlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ), sağlamlık ve dayanıklılık açısından ICH kriterlerine göre valide edilmiştir. Yöntemin doğrusallık sınırları 5-125 µg/mL, kalibrasyon sonucu elde edilen doğru denkleminin korelasyon katsayısı 0,9915'tir. Yöntemin gün içi ve günler arası kesinliğini gösteren % RSD değerlerinden en yükseği 6,35'tir. Geliştirilen yöntemin klinik uygulanabilirliğini test etmek amacıyla, sağlıklı gönüllüye hayıt ekstresi içeren Castonex® kapsül oral yolla tek doz verilmiş, ardından yöntem bileşiğin farmakokinetik parametrelerinin (Cmaks, tmaks, t1/2 ve AUC0-t, AUC0-∞) hesaplanmasında kullanılmıştır. Plazmada agnusit analizinin yanısıra, bileşiğin preparattaki miktarı sulu standart çözeltilere ait doğru denklemi ile hesaplanmış ve sonuçlar kıyas yöntemi ile elde edilenlerle % 95 olasılık düzeyinde kıyaslanmıştır.

AgnusitBiyoyararlanımFarmakokinetik+3
Derya Egeli
Bezmialem Vakıf University
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Oreochromis niloticus'larda oksitetrasiklin (OTC)'nin parmakokinetik araştırmaları

Bu çalışma, ortalama boylan 20.59±0.83 cm ve ortalama canlı ağırlıkları 150.66±0.82 g olan yetiştiriciliği yapılan tilapia (Oreochromis niloticus/larda Tetrasiklin grubu bir antibiyotik olan Oksitetrasiklin' in, 75 mg/kg canlı ağırlığa denk olacak dozda hazırlanan solüsyonun balığın midesine tek doz olarak enjeksiyonundan sonra farmakokinetik parametreler ve serum, kas, karaciğer, gonad dokularındaki antibiyotik düzeylerinin günlere bağlı olarak belirlenmesi amacı ile yapılmıştır. Oksitetrasiklin düzeyleri yüksek performanslı sıvı kromatografi cihazı (HPLC) ile belirlenmiştir. Oksitetrasiklin serum seviyeleri iki kompartmanlı dışa açık modele göre hesaplanmıştır. Biyolojik yan ömür (tvO değerleri dokulara göre sıralandığında serum için îVi 21.1 saat, kas için t% 72.8 saat, karaciğer için t* 80.5 saat ve gonad için t** 73.5 saat olarak bulunmuştur. Anahtar kelimeler : Oksitetrasiklin, farmakokinetik, tilapia (Oreochromis niloticıts),HPLC.

AntibiyotiklerKromatografi-yüksek basınçlı-sıvıOksitetrasiklin+1
A. Argun Özak
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2000
00
Master'sOpen AccessTR

Selülaz dekstran konjugatlarının sentezi ve karakterizasyonu

Selülazlar başlõca tekstil, kâğõt, deterjan ve gõda endüstrilerinde yaygõn olarak kullanõlmaktadõrlar. Endüstriyel proseslerin uygulama koşullarõnda çalõşma ortamõnõn pH, sõcaklõk gibi değerleri enzimin fizyolojik optimum değerlerinden oldukça farklõ olabilmektedir. Bu nedenle, gen teknolojisi ve kimyasal modifikasyonlar ile enzimleri endüstriyel uygulama koşullarõna dirençli duruma getirmek amacõyla yapõlan çalõşmalar önemli hale gelmektedir. Geleneksel olarak selülazlar etki mekanizmalarõna göre sõnõflandõrõlõrlar. Ekzo-enzimler polisakkarid zincirini uçlarõndan hidrolizlerler. Endo-enzimler ise zincire rasgele bölgelerden saldõrarak zinciri parçalarlar. Ekzo- ve endo selülazlar selüloza sineristik ve kooperatif olarak etki ederler. Enzimlerin endo-ekzo sinerjistik etkisini açõklayan en geçerli hipotez endosel ülazlarõn, ekzo-selülazlar için serbest uçlar oluşturmasõdõr. Selülozun glukoza kadar olan hidrolizi ekzoglukanazlar, (selobiyohidrolaz) endoglukanazlar ve ß-glukozidazlar tarafõndan tamamlanõr. Bu çalõşmada, ticari önemi olan Aspergillus niger’den elde edilen selülaz kullanõldõ. Satõn alõnan enzim Sephadex G- 50 kolonundan geçirilerek saflaştõrõldõ. Mol tartõsõ 75 000 olan dekstran sodyum periyodat ile aldehit türevine yükseltgendikten sonra saflaştõrõlan enzime kovalent olarak bağlandõ. Farklõ mol oranlarõnda sentezlenen konjugatlar UV dedektörlü HPLC, dört dedektörlü (UV, õşõk saçõlmasõ, vizkozite, kõrõlma indisi )HPLC (Viscotek) ve Zetasizer sistemlerinde incelendi. Saf enzim ve konjugatlarõn pH 5’te farklõ sõcaklõklarda, farklõ bekleme süreleri ile aktiviteleri tayin edildi ve sonuçlar kõyaslandõ. Selülaz/dekstran mol oranõ 1/5 ve 1/1 olan konjugatlar çalõşõlan 30oC, 40oC, 50o C, 60oC, 70o C, 80o C sõcaklõklarda 0, 30, 60 dakika bekleme süreleri ile yapõlan tayinlerde saf enzimden daha yüksek; 5/1 ve 10/1 oranlõ konjugatlar ise saf enzime yakõn aktivite değerleri gösterdi. 1/10 oranlõ konjugatta ise aktivite değeri gözlenmedi. Anahtar kelimeler: Aspergillus niger selülaz, Selülaz-Dekstran konjugatlarõ, aktivite, GPC, FTIR, HPLC.

DekstranlarKonjugatKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+1
Aslı Arslan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessTR

Alfa amilaz-dekstran konjugatlarının sentezi ve karakterizasyonu

Amilazlar endüstride nişastadaki glikozid bağlarının hidrolizinde yaygın olarak kullanılan enzimlerdir. Alfa amilazlar (1,4-?-D-glukan glukanohidrolaz; EC 3.2.1.1) nişastadaki amiloz ve amilopektinin ?-1,4 bağlarının hidrolizinden sorumlu endohidrolazlardır. ß-Amilaz nişastanın sadece indirgenmeyen uçlarındaki ?-1,4 bağlarına saldırabilir. Alfa amilazlar yapılarında 5 alt ünite bulundururlar ve 478 amino asit artığı içermektedirler. Molekül ağırlıkları 50 000 dolayındadır. Özellikle Aspergillus oryzae'den elde edilen alfa amilaz (TAKA-amilaz), başlıca gıda, tekstil, deterjan endüstrilerinde kullanılmaktadır. Bu gibi endüstriyel uygulamalarda çalışma ortamlarının sıcaklık, pH v.b. değerleri ya da mevcut kimyasallar enzimin aktivitesini olumsuz etkileyebilir. Endüstriyel proseslerde enzimlerin çalışma ortamının olumsuzluklarına karşı dirençli kılınması önemli araştırma alanlarını oluşturmaktadır. Bu maksatla uygulanan genetik çalışmalar ve kimyasal modifikasyonlar enzimlerin stabilitelerini arttırmaktadır. Bu çalışmada, Aspergillus oryzae alfa amilaz (TAKA) ?Sephadex G 50? kolon dolgu maddesi kullanılarak jel filtrasyon yöntemi ile saflaştırıldı. 75 000 ve 188 000 mol ağırlıklı dekstranlar sodyum periyodat ile aldehit türevlerine yükseltgendikten sonra saf enzime kovalent olarak bağlandı. Sentezlenen konjugatlar ultrafiltrasyon sisteminde konsantre edildi ve yıkandı. Elde edilen konjugatlar HPLC ve GPC cihazlarında incelendi. Enzim ve konjugatların pH 7 ve farklı sıcaklıklarda aktiviteleri tayin edildi ve alınan sonuçlar kıyaslandı. Sonuç olarak, pH 7'de konjugatlar saf enzime kıyasla daha geniş bir sıcaklık aralığı ve yüksek termal stabilite gösterdiler. Anahtar kelimeler: Aspergillus oryzae ?-Amilaz, Dekstran, ?-Amilaz-Dekstran konjugatları, aktivite, enzim stabilitesi, GPC, HPLC.

Alfa amilazDekstranlarKonjugat+1
Özlem Öztolan
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2007
00
Master'sOpen AccessEN

Evaluation of the effect of metalaxyl-M and chlorothalonil against downy mildew in cucumber and investigation of their residues

Cucumis sativus L., one of 30 cucumber species found worldwide, is the most economically significant. One of the most devastating foliar diseases of cucumbers and other cucurbits is downy mildew, caused by the fungus Pseudoperonospora cubensis. Residue levels, and degradation rate of the commercial fungicide including two active ingredients (chlorothalonil and metalaxyl-M) in the cucumber was determined with using a combination of the QuEChERS method and HPLC. Also, the effect of the fungicide is evaluated. The experiment was carried out on the cucumber crop in a greenhouse in the city of Ramadi, Anbar Governorate, eastern Iraq that designed in randomized block design. It was found to have high residue levels of metalaxyl-M and chlorothalonil in cucumbers grown in greenhouse. The fungicide required about 14 days to completely fade from the cucumber fruits. The recoveries of chlorothalonil and metalaxyl-M were 90.3 and 86.7%, respectively. The half-lives of metalaxyl-M and chlorothalonil were detected as 0.90 and 0.85, respectively.

ChlorothalonilCucumberChromatography-high pressure-liquid+2
Saıfuldeen Jasım Mohammed Mohammed
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Science
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

LC-MS/MS kullanılarak optimize edilen metot ile inek sütünün amino asit komposizyonunun belirlenmesi

Hayvansal kaynaklı proteinlerin biyoyararlılığı yüksektir. Süt insan beslenmesinde vazgeçilmez olan ve biyoyararlılığı yüksek proteinler içeren hayvansal kaynaklı bir gıdadır. Sütün amino asit bileşiminin belirlenmesi, sütün besin değerini etkileyebilecek peptitlerin ve proteinlerin kalitatif değerlendirmesi için çok önemlidir. Gıdaların amino asit profillerinin belirlenmesinde HPLC metodu yaygın olarak kullanılsa da, son zamanlarda amino asitlerin türevlendirme olmadan analiz edilebilmesine olanak sağlamasından dolayı LC-MS/MS metodu ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, hidroliz sonrası LC-MS/MS ile türevlendirme olmaksızın sütteki amino asitlerin tayini için bir metot optimize etmek ve optimize edilen bu metot ile Türkiye'de yetiştirilen beş sığır ırkından (Siyah Alaca, Simental, Esmer, Yerli Kara ve Boz Irk) elde edilen sütlerin amino asit profillerini araştırmaktır. Süt örneklerine asidik hidrolizin yanı sıra alkali hidroliz de uygulanmış ve triptofan içerikleri de çalışmanın sonuçlarına dahil edilmiştir. Sonuç olarak sütlerde lisin, histidin, sistin, aspartik asit, treonin, alanin, glutamik asit, prolin, valin, izolösin, tirozin, lösin, feni¬lalanin, metiyonin, glisin, serin, arjinin ve triptofan olmak üzere toplam 18 adet amino asidin komposiyonunun belirlenmesi gerçekleştirilmiştir. Daha önce inek sütlerinde yapılan çalışmalarla uyumlu olarak, LC-MS/MS kullanılarak optimize edilen metot ile yapılan bu çalışmada da inek sütlerinde en bol bulunan amino asit glutamik asit, en bol bulunan esansiyel amino asit lösin, en az miktarda bulunan esansiyel amino asit ise triptofan olarak bulunmuştur. Farklı ırklardan elde edilen inek sütlerinin lisin, histidin, sistin, aspartik asit, treonin, alanin, glutamik asit, prolin, valin, izolösin, tirozin, lösin, feni¬lalanin, metiyonin ve triptofan konsantrasyonları için önemli farklılıklar (P<0,05) gözlenirken, glisin, serin, arjinin konsantrasyonları açısından önemli bir fark olmadığı görülmüştür (P>0,05). Farklı ırkların sütlerinin amino asit kompozisyonu karşılaştırıldığında, yerli ırk olan Boz Irk ve kültür ırkı Siyah Alaca sütlerinde toplam esansiyel amino asitlerin toplam amino asitlere oranının çalışılan diğer ırkların sütlerine göre daha yüksek olduğu görülmüştür. Yine iki ırkın sütlerinin lisin, valin, izolösin, lösin, treonin, feni¬lalanin, triptofan, histidin, glisin, sistin, serin, arjinin, aspartik asit, alanin, glutamik asit, prolin ve tirozin konsantrasyonlarında istatiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür (P>0,05). Süt örneklerinin amino asit komposizyonunun yanı sıra kimyasal komposizyonunun da incelendiği çalışmada, Boz Irk sütünün yüksek protein içeriği ile diğer ırkların sütlerinden önemli ölçüde farklı olduğu, yağ içeriğinin ise en düşük olduğu görülmüştür. Laktoz içeriği açısından değerlendirildiğinde ise Boz Irk ve Yerli Kara sütlerinin diğer ırklardan istatiksel olarak önemli oranda (P <0,05) yüksek olduğu tespit edilmiştir. Simental ırkı sütünün ise çalışılan ırkların sütleri arasında en yüksek yağ içeriğine sahip olduğu belirlenmiştir. Çalışmada ısıl işlemin sütler üzerinde etkisini değerlendirmek amacıyla tez kapsamında çalışılan beş sığır ırkından elde edilen sütlere, aynı normlarda ev tipi kaynatma ve pastörizasyon işlemi uygulanmış ve sütlerde ısıl işlem öncesi ve sonrası hidroksimetilfurfural (HMF), lisin ve renk analizleri değerlendirilmiştir. Süte uygulanan ısıl işlem şiddetinin ve kalitenin belirlenmesinde kullanılan ve Maillard reaksiyonu sonucunda ortaya çıkan en bilinen ve en yaygın ara ürünlerden biri olan HMF'yi tespit etmek amacıyla yüksek hassasiyet ve seçiciliğe sahip LC-MS/MS'te bir yöntem geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Analizler sonucunda pastörize edilen örneklerde ölçüm limitinin altında HMF oluştuğu gözlenirken kaynatılan süt örneklerinde ise 7,14±0,89-9,39±3,35 µg/kg aralığında HMF oluştuğu gözlemlenmiştir.

Amino asitlerIrkKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+1
Arzu Yavuz
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Trichophyton rubrum'un çabuk tanısında ksantomegninin hplc ile saptanması

Yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) hemoglobin varyantlarının saptanması, vitamin D seviyesinin tespit edilmesi ve deri ve tırnak örneklerinde Trichophyton rubrum'un belirlenmesi gibi tıbbi tanıda kullanılan güvenilir ve gerçekçi bir yöntemdir. T. rubrum'un deri ve tırnak örneklerinde belirlenmesi ile ilgili daha önceki bilgilerde, HPLC ile ksantomegnin etkinliğinin saptanması güvenilir bir yöntem kabul edilmiştir. Bu çalışmada HPLC yöntemi kullanılarak ksantomegnin aktivitesinin belirlenmesi ile en yaygın iki insan patojeni dermatofitin, T. rubrum ve T. mentagrophytes komplekslerinin, ayırt edilmesi amaçlandı. Bu amaçla, Arthroderma spp. (n=7), T. rubrum (n=18) ve T. mentagrophytes kompleks (n=7) kökenleri olmak üzere toplam 32 referans köken ile 13 klinik örnek ve bu örneklerin ITS dizi analizi ile T. rubrum (n=9) ve T. interdigitale (n=4) olarak tanımlanan izolatları incelendi. T. rubrum komplekse ilişkin 18 referans kökenden 12'sinde ksantomegnin belirlendi. Ayrıca, 2 A. vanbreuseghemii izolatı ve 1 T. interdigitale izolatında T. rubrum kompleks üyelerinde belirlenen değerlerle uyumlu ksantomegnin saptandı. Çalışmada 13 klinik örnekten 11'i ile, T. interdigitale kökenlerini de içeren 11 klinik izolatta ksantomegnin saptandı. Ksantomegnin saptanması hızlı ve ucuz bir yöntem olmasına karşılık, referans T. rubrum kompleks kökenlerinin yalnız üçte ikisinde ve T. mentagrophytes kompleks üyesi 3 izolatta ksantomegnin saptanması sebebiyle, T. rubrum ve T. mentagrophytes komplekslerini ayırt etmede güvenilir bir yöntem olmadığı önerildi. Çalışmada elde edilen sonuçların özellikle mikrobiyoloji alanındaki bilim insanları ve klinisyenler için ilgi çekici olduğu düşünüldü.

DermatofitlerDermatomikozlarKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+5
Ayşegül Hazal Kandemir
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Beyaz, sarı ve kırmızı soğanda çeşitli organik asitlerin yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) ile tayini

Bu çalışmada okzalik, maleik, sitrik ve krotonik asitlerin eş zamanlı tayini için kromatografik yöntem geliştirilmiştir. Bu amaçla LiChrospher-100, RP-18e (5µm) HPLC sistemi kullanılmıştır. Her bir türün duyarlılığını arttırmak için sistemin tüm parametreleri optimize edilmiştir. Kırmızı, Beyaz ve sarı soğan örnekleri okzalik, maleik, sitrik ve krotonik asit içerikleri için analiz edilmiştir. Kırmızı, beyaz ve sarı soğan örneklerinde okzalik asit derişimleri sırasıyla 1162,18±119,55 mg/Kg, 1260,33±7,64 mg/Kg, 3736,10±416,44 mg/Kg olarak bulunmuştur. Analiz edilen tüm örneklerde maleik, sitrik ve krotonik asit gözlenmemiştir.

Kromatografi-yüksek basınçlı-sıvıKrotonik asitMaleik asit+4
Ayşe Kaya
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies in Science
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Yasadışı maddelerin kurutulmuş kan damlalarında LC-MS/MS yöntemi kullanılarak analiz edilmesi

Damar yolu açılarak alınan venöz kan, yasadışı maddelerin analizi için altın standart olarak kabul edilmektedir. Ancak, bu uygulama, yüksek taşıma ve saklama maliyeti, girişimsel olması, örnek almak için sağlık profesyoneli ihtiyacı ve kan yolu ile bulaşan hastalıkların yayılabilmesi gibi beraberinde birçok sınırlılık ve/veya zorluk getirmektedir. Bu noktada, klasik kan alma yönteminin getirdiği zorlukların üstesinden gelmek adına Kurutulmuş Kan Damlası (KKD) iyi bir alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışma ile venöz damardan alınarak kurutulan kan damlalarının, yasadışı maddelerin tespit edilmesi açısından, tam kan sonuçlarını temsil edebilme kapasitesi araştırılacaktır. Elde edilen bilgiler ile KKD'nin adli uygulamalarda ne kadar kullanışlı olduğunun ve uygulamalarda getireceği avantajların/dezavantajların belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu çalışmada, ilk olarak, yöntem validasyonu yapılmıştır. Bu kapsamda, bilinen miktardaki yasadışı madde metabolitlerinin temiz kana eklenmesiyle hazırlanan KKD'lerdeki geri kazanım oranları ölçülmüştür. Bu oranlar tespit edildikten sonra, gerçek olgular üzerindeki kullanışlılığını ölçmek maksadıyla, Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Adli Toksikoloji Laboratuvarı'na başvuran gönüllü kişilerden damar yolu ile alınan venöz kan kullanılmıştır. Herhangi bir madde kullanmadığı tespit edilen kişilere ait örnekler çalışmaya dahil edilmemiş ve kıyaslama yalnızca venöz kanı pozitif çıkan denekler üzerinden yapılmıştır. Örnek alma süreci, toplam pozitif örnek sayısı 100'e ulaşana kadar sürdürülmüştür. Çalışmaya dahil edilen ondört maddeden dört tanesi için KKD kartlarından yeterli geri kazanıma ulaşılamamıştır. Geriye kalan on maddeden bir tanesi için ise elde edilen veriler anlamlı olsa da tespit ve teşhis limitleri yüksek olduğu için rutin analize yatkın olmadıkları değerlendirilmiştir. Geriye kalan dokuz maddeye yönelik tam kan ile KKD analizlerinin kıyaslanması sonucunda ortaya çıkan istatistiksel veriler anlamlıdır. Geliştirien KKD yöntemi gerçek örnekler üzerinde de uygulanmıştır. Elde edilen sonuçlar, yöntemin henüz rutin uygulamaya geçirilmeye hazır olmadığını ve biraz daha geliştirilmeye ihtiyaç duyduğunu göstermektedir. Bu bakımdan üzerinde biraz daha çalışmak suretiyle, adli uygulamalarda tam kan yerine KKD yöntemi kullanılabileceği ve KKD'nin getireceği avantajlardan faydalanılabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Böylece, hem uygulama açısından birçok kolaylık sağlanacak hem de yasadışı madde analizlerinin uygulama, saklama ve taşıma maliyetleri ciddi oranda düşecektir. Ayrıca, bu çalışmadan elde edilen veriler ve bu konu üzerinde yapılacak kapsamlı çalışmalar, laboratuvar dışındaki uygulama sahalarında ve olay yerinde pratik, hızlı ve güvenilir örnek elde edilmesinin önünü açacaktır. Anahtar Sözcükler: Adli Toksikoloji, Kurutulmuş Kan Damlası, Narkotik, Yasa Dışı Madde, Venöz Kan.

Adli tıpKanKan sayımı+3
Çağdaş Ufuk Kacargil
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı böğürtlen çeşitlerinin farklı olgunlaşma dönemlerinde biyokimyasal özelliklerinin belirlenmesi

Üzümsü meyveler grubunda yer alan böğürtlen (Rubus fruticosus L.) kendine özgü renk, tat ve aroması ile taze tüketim yanında gıda ensdüstrisinde önemli biir yere sahiptir.Bu çalışmada Jumbo ve Chester böğürtlen çeşitlerine uygulanan Medbio gübresinin böğürtlen meyvelerinin farklı olgunluk dönemlerindeki biyokimyasal içerikleri karakterize edilmiştir. Şeker (sükroz,glikoz,fruktoz ve ksiloz) ve organik asit (Sitrik asit ve L-Askorbik asit (C Vitamini) analizleri HPLC (Yüksek Basınç Sıvı Kromotografisi) tekniği ile karakterize edilmiştir. Toplam fenolik bileşik içeriği, toplam antosiyanin miktarı ve antioksidan kapasitesi ise spektrofotometrik yöntemler ile belirlenmiştir. Çalışma sonucunda şeker içerikleri incelendiğinde olgunluğun artmasıyla birlikte sükroz,glikoz ve fruktoz miktarlarında artış gözlemlenirken, ksiloz miktarında düşüş tespit edilmiştir.Olgunlaşma ile birlikte sitrik asit ve L-askorbik asit ( C vitamini ) miktarlarında düşüş tespit edilmiştir.En yüksek sitrik asit ve C vitamini değeri Chester böğürtlen çeşidi medbio uygulamasının yeşil döneminde saptanmış olup değerler sırasıyla 2130.53 ± 0.5 mg/100g ve 31.12 ± 0.41 mg/100 g tespit edilmiştir.Medbio uygulaması yapılan, yeşil dönemde hasat edilen meyvelerde toplam fenolik bileşik ve antioksidan aktivitesinde artış tespit edilirken, toplam antosiyanin miktarı medbio uygulaması ve kontrol grubunda da olgunluğun artması ile birlikte artış göstermiştir.Renk özellikleri bakımından değerlendirildiğinde; meyvelerde en yüksek L* değeri Jumbo böğürtlen çeşidinde medbio uygulaması yeşil dönemde ( 35.42 ), en yüksek a değeri Jumbo böğürtlen çeşidinde medbio uygulaması alaca dönemde ( 25.74 ), en yüksek b değeri Jumbo böğürtlen çeşidi medbio uygulaması yeşil dönemde( 18,83 ) ve en yüksek C değeri Jumbo böğürtlen çeşidi alaca dönemde (29.38), en yüksek Hue° değeri Chester böğürtlen çeşidi control grubu yeşil dönemde (95.92) olduğu belirlenmiştir. En yüksek SÇKM değeri ise Chester böğürtlen çeşidi medbio uygulaması olgun dönemde ( % 13.47 ) belirlenmiştir.

BöğürtlenKromatografi-yüksek basınçlı-sıvıOrganik asitler+1
Betül Yeşil
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İzmir ilinde satışa sunulan kurutulmuş patlıcan ve dolmalık yeşil biberde aflatoksin B1, B2, G1, G2 ve okratoksin A varlığının araştırılması

Kurutulmuş patlıcan (n=25) ve kurutulmuş dolmalık yeşilbiber (n=25) İzmir/Türkiye'de yaygın şekilde tüketilmektedir. Bu çalışmada İzmir ilinde satılan kurutulmuş patlıcan ve dolmalık yeşilbiber örneklerinin toplam aflatoksin ve okratoksin A içeriği HPLC-FLD yöntemiyle belirlenmiştir. Bu örneklerde aflatoksin (B1, B2, G1 ve G2) ve okratoksin A analizlerinin yanı sıra pH, su aktivitesi ve nem analizleri yapılmıştır. Kurutulmuş patlıcan örneklerinde toplam aflatoksin, aflatoksin G2, aflatoksin G1, aflatoksin B2 ve aflatoksin B1 ortalama olarak sırasıyla 1,35 ppb (0,82-2,58 ppb), 0,17 ppb (0,10-0,23ppb), 0,60 ppb (0,32-1,35 ppb), 0,24 ppb (0,12-0,67 ppb) ve 0,35 ppb (0,17-0,71 ppb) tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra kurutulmuş dolmalık yeşilbiber örneklerinde toplam aflatoksin, aflatoksin G2, aflatoksin G1, aflatoksin B2 ve aflatoksin B1 ortalama olarak sırasıyla 1,51 ppb (0,81-2,42 ppb), 0,19 ppb (0,11-0,22), 0,61 ppb (0,32-1,38 ppb), 0,26 ppb, 0,26 ppb (0,13-0,66 ppb) ve 0,40 ppb (0,18-0,91 ppb) tespit edilmiştir. Okratoksin A kurutulmuş patlıcan örneklerinde ortalama olarak 17,67 ppb (8,88-21,35 ppb) ve kurutulmuş dolmalık yeşilbiber örneklerinde 20,53 ppb (15,38-24,70 ppb) olarak tespit edilmiştir. Kurutulmuş patlıcan ve kurutulmuş dolmalık yeşilbiber için Avrupa Komisyonu ve Türk Gıda Kodeksi'nde aflatoksin ve okratoksin A yasal yönetmeliği olmadığından, sonuçlar Capsicum spp. (kırmızıbiberin kurutulmuş meyveleri, tüm ve öğütülmüş halleri) için belirlenen yasal limitler dikkate alınarak değerlendirilmiştir. 9 (%36) kurutulmuş patlıcan örneğinde ve 5 (%20) kurutulmuş dolmalık yeşilbiber örneğinde aflatoksin B1 değerleri tespit limitinin (LOD=0,05 ppb) altında kalmıştır. Analiz edilen örneklerden hiçbirisi aflatoksinin yasal limit değerini (toplam aflatoksin için 10 ppb ve aflatoxin B1 için 5 ppb) aşmamıştır. 25 kurutulmuş patlıcan örneğinden 20 (%80) tanesi ve 25 kurutulmuş dolmalık yeşilbiber örneğinden 25 (%100) tanesi okratoksin A yasal limitini (15 ppb) aşmıştır.

AflatoksinlerKromatografi-yüksek basınçlı-sıvıKurutma yöntemleri+2
Okan Fatih Gürhayta
Manisa Celal Bayar University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Zenginleştirilmiş glisirizin ekstresi eldesi ve saflaştırılması

Glisirizin, meyan kökü bitkisinin en önemli etken maddesidir. Bu tez çalışması glisirizin eldesi ve saflaştırılması için metot geliştirilmesi üzerinedir. Bu kapsamda meyan kökü bitkisinden elde edilen ekstraktlar için ekstraksiyon metodu belirlenmiş ve ardışık saflaştırma basamaklarından sonra flash kromatografi cihazı ile fraksiyonlarına ayrılması gerçekleştirilmiştir. Meyan kökü ekstraksiyonlarında en etkin değerlerin alkol/su karışımlarında olduğu tespit edilmiştir. Tercih edilen alkol çözücüleri etanol ve metanol'dur. Ekstraksiyon işlemlerini sırasıyla adsorban uygulaması ve asidik-bazik ortamda çöktürme işlemleri uygulanarak glisirizinin amonyum tuzu formunda eldesi sağlanmıştır. Flash kromatografi işlemleri uygulanarak saflaştırma basamakları gerçekleştirilmiş olup zenginleştirilmiş glisirizin amonyum tuzu elde edilmiştir. Elde edilen glisirizin amonyum tuzu (amonyum glisirizat) yapı tayini için LC-MS-MS, HPLC ve NMR analizleri ile desteklenmiştir. Ayrıca glisirizin amonyum tuzunun sitotoksisite çalışmaları gerçekleştirilmiş ve ticari glisirizin standardı ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen ürünün toksisite göstermediği belirlenmiştir.

Bitki özütüGlisirizinKromatografi-yüksek basınçlı-sıvı+2
Bora Karagül
Düzce University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sezaryen operasyonlarında profilaktik olarak kullanılan bazı sefalosporin grubu antibiyotiklerin plazma ve süt konsantrasyonlarının yüksek basınçlı sıvı kromotografisi (hplc) yöntemi ile tayini.

Cerrahi operasyonlarda gelişebilecek çeşitli enfeksiyonlara önlem olarak profilaktik antibiyotik uygulaması yapılmaktadır. Sezaryen doğum da bu operasyonlardan biridir. Doğumdan sonra kanda bulunan ilaç miktarı, emziren annelerde antibiyotiğin süte ne kadar geçeceğini belirlemede önemli parametrelerden biridir. Çünkü yeni doğanın ilaca maruz kalması istenmeyen bir durumdur.Yapılan çalışmada sezaryen doğum yapmış hastalara operasyon sırasında uygulanmış sefazolin, sefuroksim ve seftriakson'un anne kanında ve sütünde HPLC yöntemi ile miktar tayini yapılmıştır. Araştırmamızda doğumdan sonra anne sütünün ilk geldiği anda alınan kan ve süt örnekleri analiz edilmiştir.Yapılan analiz sonucunda serum düzeyleri; sefazolin için, 7,531 ± 0,632 µg/ml, sefuroksim için, 6,493 ± 0,431 µg/ml seftriakson için ise, 14,487 ± 0,637µg/ml olarak bulunmuştur. Anne sütünde bulunan antibiyotik miktarı tespit edildiğinde bu değerin çok düşük olduğu görülmüştür. Süt seviyeleri; sefazolin için, 1,769 ± 0,210 µg/ml, sefuroksim için, 2,246 ± 0,315 µg/ml, seftriakson için ise, 0,928 ± 0,187 µg/ml olarak bulunmuştur.

Anne sütüKromatografi-yüksek basınçlı-sıvıProfilaksi+2
Selda Zengin Kurnalı
Düzce University · Institute of Health Sciences
2008
00
DoctorateOpen AccessEN

Speciation studies by capillary electrophoresis and high performance liquid chromatography-hydride generation-atomic fluorescence spectrometry

Capillary electrophoresis (CE) with direct on-capillary UV detection was applied along with four online sample preconcentration techniques for the simultaneous preconcentration and determination of arsenite [As(III)], arsenate [As(V)], monomethylarsonic acid (MMA), dimethylarsinic acid (DMA), antimonite [Sb(III)] and antimonate [Sb(V)]. These techniques were (i) sweeping-micellar electrokinetic chromatography (MEKC) with sodium dodecyl sulphate (SDS), (ii) large volume sample stacking (LVSS) with polarity switching, (iii) field-amplified sample stacking (FASS), and (iv) field-amplified sample injection (FASI) with electroosmotic flow (EOF) reversal using cetyltrimethylammonium bromide (CTAB). The lowest limits of detection (LOD) were obtained with FASI/EOF reversal with electrokinetic injection of the sample after a water plug. By combining this technique with high-sensitivity detection cell (HSDC), LODs for the target analytes were 2.1, 16, 14, 1.9, 1.1 and 13 µg L?1 for the six species, respectively. Compared to conventional capillary zone electrophoresis (CZE), this method gave improvement factors in LODs in the range of 0.6 ? 103?21 ? 103. The developed method was successfully applied for the speciation of arsenic and antimony in spiked tap water and recovery values in the range of 97.7?102.5% were obtained.Arsenic speciation in residents chronically exposed to inorganic arsenic via drinking water in Nevşehir area, Turkey, by HPLC?HG?AFS was a part of a research project for investigating carcinogenic risks of arsenic in those people. A methodology for arsenic speciation in urine by HPLC?HG?AFS was developed and presented. Inorganic [As(III), As(V)] and organic (DMA, MMA) arsenic species were separated on a strong anion exchange column under optimized chromatographic conditions (i.e., mobile phase 8.0 mM phosphate buffer at pH 5.8, flow rate 1.0 mL min?1, column at ambient room temperature, and using a C18 guard column). In order to assess accuracy of the speciation studies, ?SRM NIST 2669 arsenic species in frozen human urine? was analyzed for arsenic species by the developed method and the results were not different from the certified values at 95% confidence level. Total arsenic concentration was also determined by HG?AFS after acid digestion and pre-reduction with potassium iodide. The same procedure was applied to SRM 2669 at two levels (i.e., low and high) and the results were also in a good agreement. LODs with HPLC?HG?AFS, for a 100-?L injection loop, were in the range of 0.3?0.7 ?g L?1 and that with HG?AFS was 3 ng L?1 (at gain 100). Urine samples collected from the study area were analyzed. The results were classified into three groups as low, middle and high according to the arsenic level in drinking water people consumed. The mean values for the sum of arsenic species concentration and total arsenic were compared and were found to be statistically different from each other. It was also observed that in average DMA was the species with the highest concentration in the three groups, which was preliminarily attributed to methylation.

AntimonyArsenicElectrophoresis+4
Usama Alshana
Gazi University
2013
00

Related subjects