Kromatografi-yüksek basınçlı-sıvı
Bu konu başlığı altında 218 tez
Mardin ili Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde yetiştirilen yerel nar genotiplerinin organik asit, fenolik bileşenler ve şeker içeriklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada; Mardin ili Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde yetiştirilen 18 nar genotipinin şeker, organik asit ve fenolik bileşen içeriklerinin kromogrofik yöntemlerden HPLC yöntemi ile tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmada yer alan genotiplerin meyve suyu örneklerinde HPLC-RID cihazında yapılan şeker analizleri, HPLC-DAD cihazında yapılan organik asit analizleri ve HPLC cihazında yapılan fenolik bileşen analizleri sonucunda elde edilen bulgular istatiksel olarak analiz edilmiştir. Ortalamalar arasındaki farklılıkların önem seviyeleri (p<0.05) Duncan çoklu karşılaştırma testine göre yapılmıştır. Buna göre; nar genotiplerinin glikoz içeriği miktarının 96.84-60.33 g/L, fruktoz içeriği miktarının 86.22-60.53 g/L, sakkaroz içeriği miktarının 397.87-233.37 g/L ve ksiloz içeriği miktarının 169.96-114.14 g/L arasında değiştiği tespit edilmiştir. Genotiplerin, tartarik asit miktarının 11.09-0.30 g/L ve pürivik asit miktarının 1.65-0.53 g/L arasında değiştiği tespit edilmiştir. Genotiplerin fenolik bileşen içeriklerinden askorbik asit 7.78-3.64 mg/g, hidroksibenzoik asit 1.37–0.13 mg/g, gentisik asit 0.12-0.02 mg/g, ferrulik asit 9.76- 2.98 mg/g, o-kumarin 0.09-0.002 mg/g, neohesperidin 0.23-0.01 mg/g, kumarin 0.03-0.003 mg/g, resveratrol 0.14-0.033 mg/g, kuersetin 0.09-0.005 mg/g ve gallik asit miktarlarının 17.16-6.77 mg/g arasında değiştiği belirlenmiştir.
Türkiye'de yetişen rumex türleri üzerinde HPLC ile kemotaksonomik araştırmalar ve temel bileşen analizi
Bu tez çalışmasında amaç, Türkiye'de doğal olarak yetişen 20 Rumex L. türünün kök, yaprak ve meyveli iç periant kısımlarının kimyasal içeriğinin karşılaştırmalı olarak belirlenmesi ve hedefli metabolomiks analiz ile temel bileşen analizinin gerçekleştirilmesi ve kemotaksonomik açıdan değerlendirilmesidir. Yapılan farklı çalışmalarda Rumex türlerinin farklı kimyasal yapılara sahip birçok bileşik taşıdıkları ve buna bağlı olarak biyolojik aktivite gösterdikleri tespit edilmiştir. Çalışılan 20 Rumex türünün kök, meyveli iç periant ve yaprak ekstrelerinin içerdiği antrakinon, naftalen ve flavonoit türevlerini ve bunların miktarlarını belirlemek üzere HPLC yöntemi kullanılmıştır. Daha önce izole ettiğimiz antrakinon, naftalen ve flavonoit türevi bileşikler ile satın alınan rein bileşiği standart olarak kullanılmıştır. Referans olarak 12 antrakinon türevi (aloe-emodin, aloin, emodin, emodin-8-O-ꞵ-gukopiranozit, fiskiyon, frangulin A, frangulin B, glukofrangulin A, glukofrangulin B, krizofanol, krizofanol-8-O-ꞵ-glukopiranozit ve rein), 1 naftalen türevi (nepodin-8-O-ꞵ-glukopiranozit) ve 9 flavonoit türevi (apigenin, astragalin, hiperozit, hispidulin, izoorientin, izoviteksin, kemferol, kersetin ve rutin) olmak üzere toplam 22 bileşik kullanılmıştır. HPLC ile tespit edilen bileşikler ve miktarları Temel Bileşen Analizi (PCA) yöntemi ile sınıflandırılmış ve kemotaksonomik açıdan değerlendirilmiştir. Rumex amanus Rech., R. caucasicus Rech., R. olympicus Boiss., ve R. tmoleus Boiss., türlerinin kimyasal içeriği ilk kez bu çalışma ile aydınlatılmıştır. Frangulin A, B ve glukofrangulin A, B ile hispidulin bileşikleri Rumex türlerinde ilk kez bu çalışmada tespit edilmiştir. Rumex türlerinin tür tayininde kolaylık sağlayacak morfolojik özellikleri detaylı olarak ilk kez bu çalışmada belirlenerek Rumex tür tayin anahtarı hazırlanmıştır.
Betametazon sodyum fosfat ve betametazon dipropiyonat'ın bozunma ürünlerinin varlığında yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile aynı anda analizleri
Steroidler hücrelerde iltihabı arttırmaya aracılık eden proteinleri baskılamaktadır. Kortikosteroidler, adrenal korteksten salgılanan steroid yapıda hormonlardır. Kortikosteroidler anti-inflamatuvar etkilerinden dolayı tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Betametazon, esas olarak glukokortikoid görevi gören bir kortikosteroiddir. Bu çalışmada, enjekte edilebilir süspansiyon halindeki farmasötik preparatlardabulunan betametazon sodyum fosfat,betametazon dipropiyonat ve koruyucu maddelerin analizi yüksek basınçlı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmiş ve valide edilmiştir. Önerilen yöntem, farklı kolonlar, hareketli faz bileşimleri ve iyon çifti ajanları kullanılarak optimize edilmiştir. Söz konusu etkin madde ve koruyucu maddelerin analizleri, Zorbax XDB C18, 250 x 4.6 mm, 5 µm kolon, iyon çifti ajanı olarak hekzilamin içeren pH: 4.0 fosfat tamponu : asetonitrilden oluşanhareketli fazı kullanılarak gradient elüsyon ile, 1.0mL/dk akış hızında ve 254 nm dalga boyunda yapılmıştır. Ayrıca yöntemin seçiciliğini göstermek için stres testi çalışmaları da yapılmıştır. Geliştirilen analitik yönteme seçicilik, doğrusallık, doğruluk, kesinlik, tutarlılık ve sağlamlık parametreleri uygulanarak valide edilmiştir. Geliştirilen ve valide edilen analitik yöntemin betametazon sodyum fosfat, betametazon dipropiyonat etkin maddeleri ile benzil alkol, metil paraben ve propil paraben koruyucu maddelerinin aynı anda analizlerinde kullanılabileceği önerilmiştir. Valide edilen kromatografik yöntem, söz konusu iki etkin madde ve koruyucu maddeleri içeren farmasötik preparatın analizine başarılı bir şekilde uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Betametazon sodyum fosfat, Betametazon dipropiyonat, Bozunma ürünleri, Yüksek Basınçlı Sıvı kromatografisi, Validasyon, Farmasötik preparat
Gadoterat meglumin'in bozunma ürünlerinin varlığında yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile analizi
Gadolinyum kontrast maddeleri, manyetik rezonans görüntülemede kullanılan kimyasal maddelerdir. Vücuda enjekte edildiğinde, gadolinyum kontrast maddesi manyetik rezonans görüntülerinin kalitesini artırır ve iyileştirir. Bu maddeler vücudumuzda herhangi bir hastalık veya anormallik olup olmadığını daha doğru bir şekilde rapor edilmesini sağladığı için manyetik rezonans görüntülemede yaygın olarak kullanılır. Bu çalışmada, gadolinyum kontrast maddesi olan gadoterat meglumin'i içeren enjeksiyonluk çözeltisinde etkin madde ve ilgili safsızlıklarının analizleri için yüksek basınçlı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmiş ve yöntem valide edilmiştir. Gadoterat meglumin aktif maddesinin, safsızlıklarının ve farmasötik preparatının farklı stres koşullarına maruz kalması sonucu oluşan bozunma ürünlerinin analizleri, geliştirilen HPLC yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen HPLC yönteminde en iyi koşullar; Phenomenex Luna Fenil-Hekzil kolonda (250 x 4.6 mm, 3 μm), 0.4 mL/dak akış hızı ve 200 nm UV dalga boyunda elde edilmiştir. 40 mM fosfat tamponu (pH = 4.3) hareketli faz A olarak, 40 mM fosfat tamponu (pH = 4.3): asetonitril (90 : 10, h/h) hareketli faz B olarak kullanılarak gradiyent program uygulanmıştır. Örneklerin çözelti stabilitesini sağlayabilmek amacıyla örnekleyici sıcaklığı 4°C'ye ayarlanmıştır. Geliştirilen analitik yöntemde farmasötik preparata ve plaseboya stres çalışmaları (asit, baz, peroksit, ısı, ışık bozundurması) uygulanarak olası bozunma ürünleri belirlenmiştir. Geliştirilen analitik yönteme seçicilik, doğrusallık, doğruluk, kesinlik, duyarlılık, kararlılık ve sağlamlık parametreleri uygulanarak valide edilmiştir. Geliştirilen ve valide edilen bu yöntemin gadoterat meglumin etkin maddesi ile ilgili DOTA ve DO3A safsızlıklarının analizlerinde kullanılabileceği önerilmiştir. Valide edilen bu kromatografik yöntem, gadoterat meglumin ve safsızlıklarını içeren farmasötik preparatının analizine başarılı bir şekilde uygulanmıştır.
Antiviral etkili Favipiravir'in yeşil kromatografi ile analizi
Günümüzde yapılan bilimsel araştırmalar arasında, çevre ve insan sağlığı güvenliğini ön planda tutan analizlerin gerçekleştirilebilmesi için geliştirilen yeşil kromatografi tekniği önemli bir yer tutmaktadır. Yeşil kromatografik analiz süreçleri, zararlı çözücülerin tüketiminin azaltılması veya daha çevre dostu çözücülerle değiştirilmesi gibi temellere dayanabilmektedir. Bu çalışmada, COVID-19 tedavisinde de kullanılan antiviral etkili Favipiravir (FAV)'in farmasötik preparattan yeşil kromatografik analizi için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi geliştirilmiş ve ICH kılavuzu doğrultusunda valide edilmiştir. Geliştirilen yöntemde; iç standart olarak Parasetamol (PAR) kullanılmış olup analizlerin tümü Zorbax C8 (150 × 4.6 mm, i.ç., 5 µm) analitik kolon kullanılmıştır. Kromatografik ayırım için hareketli faz olarak kullanılan 30 mM derişiminde sodyum dihidrojen fosfat tamponu (pH 4.2) ve etanol 97:3 h/h oranında karıştırılmış ve akış hızı olarak 1 mL.dk-1 olarak belirlenmiştir. UV dedektör kullanılarak 290 nm dalga boyunda sinyaller kaydedilmiştir. Favipiravir ve parasetamolün seçilen optimize edilen kromatografik şartlardaki alıkonma zamanları sırasıyla 5.1 ve 8.2 dakikadır. Geliştirilen yöntemler, ICH Q2R1 analitik yöntem validasyon rehberinde belirtilen kararlılık, özgünlük, doğrusallık, duyarlılık, doğruluk, kesinlik, tutarlılık ve sağlamlık parametrelerine göre valide edilerek güvenirliliği kanıtlanmıştır. Favipiravir için doğrusallık aralığı 1-100 µg.mL-1 olarak tespit edilmiş olup gözlenebilme sınırı (LOD); 0.57 µg.mL-1, alt tayin sınırı (LOQ) ise, 0.90 µg.mL-1 olarak bulunmuştur. Bu tezde, geliştirilen ve valide edilen yöntem, Favipiravir içeren tablet preparatlarından analizine uygulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Favipiravir, yeşil kromatografi, HPLC, farmasötik analiz, tablet.
Kumaş fazı emici ekstraksiyonu ile ilaç etkin maddelerinin farmasötik preparat ve biyolojik materyalden analizi için analitik yöntem geliştirilmesi ve validasyonu
Kumaş fazı emici ekstraksiyonu (FPSE) son yıllarda ön plana çıkan bir numune hazırlama tekniğidir. Bir kumaş yüzeyinin farklı sorbentlerle kaplanması ile hazırlanan mikroesktraksiyon cihazları, hedef molekülün yüksek geri kazanımla ve basit bir şekilde farklı ortamlardan analizine olanak tanımaktadır. Her ne kadar FPSE'nin farmasötik analiz uygulamalarında kullanımı bilinse de bu tez çalışmasında FPSE ile iki ilaç etkin maddesi için iki özgün uygulama gerçekleştirilmiştir. Bu uygulamalardan ilkinde FPSE, Tazaroten molekülünün jel formülasyonundan analizinde bilinen uygulamaların aksine Tazaroten molekülünü değil, jel formülasyonunu hedef almış ve enjeksiyon öncesi hazırlanan çözeltide ortam bileşenlerini yüksek seçicilikle tutarak hedef molekülün serbest kalmasını sağlamıştır. Böylece karmaşık ve çok basamaklı jel formülasyondan ekstraksiyon tekniklerinin yerini almıştır. Tazaroten, yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile ticari jel formülasyonundan analiz edilebilmiştir. İkincisinde ise model bir molekül olarak seçilen Levofloksasin molekülünün kan plazmasından analizi sonucu farmakokinetik profilin ortaya çıkarılmasın amacıyla kullanılmıştır. Halihazırda kullanılan proteinlerin çöktürülmesi sonrası etkin maddenin kan plazmasından analizi yöntemi ile istatistiksel olarak benzer sonuçlar elde edilmiştir. Analizler için HPLC ile kombine kütle spektrometrisi (LC-MS) kullanılmıştır. Farmakokinetik çalışmalarda FPSE tek başına az basamaklı basit bir ekstraksiyon yöntemi olmakla kalmamış, numunenin saklanması ve transferine de olanak tanıyan birçok amaçlı mikroekstraksiyon cihazı olarak görev almıştır. Bu tez çalışması sonucunda literatüre FPSE'nin bilinen mikroekstraksiyon uygulamalarının aksine farklı amaçlarla kullanımı ile ilgili iki farklı yaklaşım ortaya konulmuş ve ilgili yaklaşımların başarısı geliştirilen analitik yöntemler ile ispatlanmıştır.
İstanbulda satışa sunulan bazı gıdalarda sorbik asit ve benzoik asit miktarının araştırılması
Günümüzde gıdaların korunması, güvenliğinin sağlanması ve raf ömrünün uzatılmasına yönelik çalışmalara olan ilgi yoğunlaşmaya başlamıştır. Kimyasal koruyuculardan olan sorbik asit ve benzoik asit de gıdaların mikrobiyal bozulmalarını önleyerek, koruyucu gıda katkı maddesi olarak gıdanın raf ömrünü uzatmaktadır. Fakat bu koruyucuların vücutta birikmesi ile ürtikeryal reaksiyonlar, astım, çocuklarda hiperaktivite ve hormon dengesi bozulması gibi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Bu tez çalışmasında; İstanbul piyasasında satışa sunulan farklı firmalara ait yaş pasta, endüstriyel ve geleneksel domates salçası, endüstriyel ve geleneksel biber salçası, ketçap, mayonez, bitkisel margarin ve gazlı içecekte sorbik asit ve benzoik asit miktarları yüksek performanslı sıvı kromotografi (HPLC) cihazı kullanılarak tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçlar Türk Gıda Kodeksi 'Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği'nde belirlenmiş olan maksimum değerler ile karşılaştırılmıştır. Tespit edilen sorbik asit ve benzoik asit miktarlarının ise gıda güvenliği ve halk sağlığı açısından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Sorbik asit miktarı; yaş pastada 0.00-456,08 mg/kg; geleneksel domates salçasında 0.00-1820,31 mg/kg; geleneksel biber salçasında 0.00-1071,92 mg/kg; ketçapta 0.00-227,27 mg/kg; mayonezde 0.00-892,46 mg/kg; bitkisel margarinde 0.00-1279,89 mg/kg; gazlı içecekte 0.00-169,36 mg/kg arasında bulunurken endüstriyel domates salçası ve endüstriyel biber salçasında sorbik aside hiç rastlanmamıştır. Benzoik asit miktarı; yaş pastada 0.00-47,42 mg/kg; geleneksel domates salçasında 0.00-2417,65 mg/kg; endüstriyel domates salçasında 0.00-22,28 /kg; geleneksel biber salçasında 0.00-4613,84 mg/kg; ketçapta 0.00-838,09 mg/kg; gazlı içecekte 0.00-176,47 mg/kg arasında bulunurken endüstriyel biber salçası, mayonez ve bitkisel margarinde benzoik aside hiç rastlanmamıştır. Anahtar Kelimeler: sorbik asit, benzoik asit, HPLC, gıda katkı maddesi, gıda güvenliği
Kırmızı pul biberlerde Aflatoksin (B1, B2, G1, G2) varlığının araştırılması
Aflatoksinler, insan ve hayvan sağlığı üzerine önemli olumsuz etkileri ile dikkat çeken bazı küf türlerinin ürettiği kimyasal metabolitlerdir. Doğrudan gıda maddeleri üzerinde üreyen küfler aracılığıyla oluşabildikleri gibi hayvan yemlerinde meydana gelerek sütle atılan metabolitleri vasıtasıyla da halk sağlığı açısından ciddi sağlık risklerine neden olurlar. Yapılan araştırmalarda birçok besin maddesinde varlıkları tespit edilen aflatoksinlerin en fazla bulunduğu gıdalardan biri de kırmızı pul biberlerdir. Ülkemizin farklı bölgelerinde tüketilen kırmızı pul biberlerdeki aflatoksin varlığı ile ilgili birçok çalışma yapılmış olmasına rağmen Van ilinde bu gıdalarda yapılan çalışma sayısı oldukça azdır. Bu tez çalışması ile Van ilinde ambalajlı ve ambalajsız olarak satışa sunulan kırmızı pul biberlerde aflatoksin varlığı High Performance Liquid Chromatography (HPLC) metodu ile belirlenmiş ve tüketime sunulan kırmızı pul biberlerde aflatoksin seviyesinin halk sağlığı için bir tehlike oluşturup oluşturmadığı ortaya konulmuştur. Bu araştırmada 25'er adet ambalajlı ve ambalajsız olmak üzere toplam 50 adet kırmızı pul biber örneği incelenmiştir. Yapılan analizlerde kırmızı pul biber örneklerinde ortalama aflatoksin B1 (AFB1), aflatoksin B2 (AFB2), aflatoksin G1 (AFG1), aflatoksin G2 (AFG2) ve toplam aflatoksin (TAF) düzeyleri ambalajlı örnekler için sırasıyla 2.8820±0.3801, 0.1043±0.0264, 1.3329±0.0042, ND ve 4.3192±0.4032 ppb, ambalajsız örnekler için ise sırasıyla 23.0451±4.9362, 1.3471±0.2705, 2.2196±0.3115, 0.0538±0.0365 ve 26.6656±5.3027 ppb olarak bulunmuştur. Ambalajlı örneklerin 3 (% 12)'ünde 6.3-7.6 ppb aralığında ve ambalajsız örneklerin ise 19 (% 76)'unda 6.3-83.5 ppb aralığında AFB1 düzeylerinin yasal sınır olan 5 ppb'nin üzerinde olduğu tespit edilmiştir. TAF düzeyinin ambalajlı örneklerde halk sağlığı açısından risk teşkil eden yasal sınırı aşmadığı, ambalajsız örneklerin ise 18 (% 72)'inde yasal sınır olan 10 ppb'yi 11.9-90.6 ppb arasında değişen düzeylerde aştığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, Van'da ambalajlı ve ambalajsız olarak tüketime sunulan kırmızı pul biber örnekleri birlikte değerlendirildiğinde, aflatoksin düzeyleri yönünden hijyenik kalitesinin yetersiz olduğu ve halk sağlığı açısından potansiyel bir risk oluşturabileceği kanısına varılmıştır. Bu nedenle, halk sağlığı ve gıda kontrolü ile ilgili kurum ve kuruluşların bu çalışmadan elde edilen verilerden faydalanarak yasal kontrol ve izleme faaliyetlerini titizlikle yürütmeleri ve kaliteli ve hijyenik üretim konusunda tedbir almaları gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: Kırmızı pul biber, Aflatoksin, HPLC.
Prokainamidin farmasötik preparattan ve plazmadan yeşil HPLC ile analizi
İlaç analizlerinde sıklıkla kullanılan HPLC yöntemlerinde insan sağlığına ve çevreye zararlı olmayan çözücüler kullanarak, analizci ve çevre sağlığını korumak, oluşacak toksik atık bütçesini minimize etmek HPLC yeşilleştirme stratejisidir. Prokainamid (PA), terapötik penceresinin dar olması ve ciddi yan etkileri nedeniyle TDM izlemesi gerektiren antiaritmik bir ilaçtır. Bu tezde, bu türden ilaçlara bir örnek olarak PA'nın ilaç kalite kontrol ve TDM analizleri için yararlanılabilecek yeşil HPLC yöntemlerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Bu amaçla, insan dostu etanol hareketli faz organik çözücüsü olarak seçilmiş, PA'nın farmasötik preparat ve plazmadan analizi için yeşil HPLC yöntemleri geliştirilerek valide edilmiştir. PA, Nucleodur 100-5 C8 ec (5 µm, 150 x 4,6 mm) kolondan etanol ve 50 mM NaH2PO4 tamponu (5:95, h/h) içeren hareketli faz ile elue edilmiştir. Hareketli faz akış hızı 1,0 ml dk-1, kolon sıcaklığı 35°C ve PDA dedektör dalga boyu 279 nm'dir. Bu koşullarda PA ve IS parasetamolün alıkonma zamanları 5.0 dk ve 7.7 dk'dır. PA'nın farmasötik preparattan analizi için geliştirilen yeşil HPLC yöntemi, 1-50 µg ml-1 aralığında doğrusaldır. Yöntemin en yüksek BSS ve ortalama geri kazanma değerleri, sırasıyla %0,88 ve %98,89'dur. PA'nın plazmadan yeşil HPLC ile analizi, etanolle gerçekleştirilen yumuşak bir protein çöktürmesiyle gerçekleştirilebilmiş, böylece numune hazırlama süreci de yeşilleştirilmiştir. Yöntemin LOD değeri 0,3 µg ml-1, LOQ değeri ise 0,8 µg ml-1 dir. PA'nın terapötik plazma derişiminin 4–12 μg ml−1 aralığında olduğu bildirilmektedir. Geliştirilen yeşil biyoanalitik yöntem, 1,5-30 µg ml-1 PA derişimi aralığında doğrusal olup BSS değeri %3,3 ve ortalama geri kazanma değeri %97,27'dir. Sonuç olarak, bu tezde geliştirilen ve valide edilen yeşil HPLC yöntemleri, seçici, doğru, kesin, tekrarlanabilir ve güvenilir olup PA'nın farmasötik preparat ve TDM analizleri için uygulanabilir nitelikte ve yetenektedir.
Metronidazol, mikonazol ve lidokain' in farmasötik preparattan aynı anda analizi için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) yönteminin geliştirilmesi
Bu tez kapsamında, Candida albicans'ın oluşturduğu kandidal vulvovajinit, Gardnerella vaginalis ve anaerob bakterilerin oluşturduğu bakteriyel vajinoz ve Trichomonas vaginalis'in oluşturduğu trikomonal vajinit ile karma vajinal enfeksiyonların tedavisinde kullanılan Metronidazol, Mikonazol ve Lidokain etken maddelerini içeren farmasötik preparattan aynı anda analizi için yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) ile analiz yöntemi geliştirme ve validasyonu çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Analiz yönteminde, sabit faz olarak, ACE C18 250 x 4.6 mm 5 µm kolon tercih edilmiş olup, hareketli faz olarak tercih edilen 35 mM amonyum asetat ve metanol gradient sistemi ile 1.3 mL/dk akış hızında analitler elue edilmiştir. Ultraviyole detektörde 230 nm dalga boyunda gerçekleştirilen çalışmada Metronidazol, Lidokain, Mikonazol alıkonma zamanları sırasıyla 3.3 dk, 12.1 dk ve 17.3 dk'dır. Geliştirilen yöntemler ICH Q2(R1) analitik yöntem validasyon parametreleri baz alınarak gerçekleştirilmiş olup, kararlılık, özgünlük, doğrusallık, doğruluk, geri kazanım, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin alt sınırı (LOQ), kesinlik, tekrarlanabilirlik, sağlamlık, tutarlılık parametreleri esas alınmıştır. Doğrusallık aralıkları, Metronidazol için 75 µg/mL – 1125 µg/mL, Lidokain HCl için 10 µg/mL – 150 µg/mL, Mikonazol nitrat için 20 µg/mL – 300 µg/mL olarak bulunmuştur. Gözlenebilme sınırları, Metronidazol için 0.39 µg/mL, Lidokain HCl için 1.72 µg/mL, Mikonazol nitrat için 0.82 µg/mL ölçülürken, alt tayin sınırı, Metronidazol için 1.17 µg/mL, Lidokain HCl için 5.21 µg/mL, Mikonazol nitrat için 2.47 µg/mL olarak tespit edilmiştir. Geliştirilen yöntemin validasyon çalışmaları sonuçları neticesinde, doğru, kesin, özgün, duyarlı, tutarlı ve sağlam olduğu ispatlanmıştır. Valide edilen yöntem ile piyasadan temin edilen, her üç etken maddeyi içeren farmasötik preparat analiz edilmiş ve birim dozda olması gereken etken madde miktarının güvenirliliği kanıtlanmıştır.
Parasetamolün parenteral çözeltide stabilite göstergeli miktar tayini için yüksek performanslı sıvı kromatografisi yöntemi geliştirilmesi ve validasyonu
Parasetamol etken maddesinin içeren yarı geçirgen primer torba ve geçirgen olmayan primer flakon ambalajda bulunan parenteral solüsyonun miktar tayini stabilite göstergeli bir YPSK yöntemi geliştirilerek ve validasyon parametreleri değerlendirilerek analitik validasyonu tamamlanmıştır. Sıvı dozajda parasetamolün analizleri, ters faz kromatografi prensibine dayalı olarak 12.5 mM potasyum dihidrojen fosfat ve 10.33 mM dipotasyum hidrojen fosfat tartılıp 1000 ml saf su ile hazırlanan çözelti (pH:6.9) ve metanol (95:5, h/h) karıştırılarak oluşturulan hareketli faz, C18 4.6 x 50 mm 2.7 µm kolon, 30 ºC kolon sıcaklığı, 15 ºC oto örnekleyici sıcaklığı, 1.0 ml/dk akış hızı, 254nm dalga boyu ve 10 µl enjeksiyon hacmi ile gerçekleştirilmiştir. Bu koşullar altında alıkonma zamanı 4.dk'dır ve toplam analiz süresi 7 dk'dır. Yöntem, Uluslararası Uyumlaştırma Konferansı (ICH) yönergelerine göre doğrulanmış ve seçicilik çalışması için gerçekleştirilen zorlanmış bozundurma çalışmaları (oksidasyon, ışık, asit, baz ve sıcaklık) neticesinde gerçekleştirilen yöntemin parasetamol için yüksek seçiciliğe sahip olduğu belirlenmiştir. Yöntem 0.625-5.000 µg/mL derişim aralığında doğrusal bulunmuştur. Geri kazanım çalışmaları ise aynı derişim aralığında ve doğrusallığın çalışıldığı her noktada gerçekleştirilmiş ve %100.01 ve %101.91 aralığında bulunmuştur. Stabilite çalışmaları sonucunda parasetamol standart çözeltilerinin ve numune çözeltilerinin 30 gün boyunca oda sıcaklğında, 4 ºC ve 15 ºC sıcaklıkta kararlı olduğu belirlenmiştir. Gün içi ve günler arası yapılan doğruluk ve kesinlik çalışmalarında bulunan BSS % 0.75' ten ve BH %0.02 'den az olduğu ve yöntemin rutin analizler için uygun olduğu görülmüştür. Validasyon parametrelerinin değerlendirilmesine göre bu çalışmada geliştirilen yöntem, seçici, kesin, doğru, duyarlı ve tekrarlanabilirdir.
Farklı üretim teknikleriyle üretilen protez kaide materyallerinden salınan rezidüel monomer miktarının karşılaştırılması
3 boyutlu yazıcı teknolojisi kullanımı dental alanda hızla artmaktadır. Bilgisayar destekli üretim kategorisinde bulunan eklemeli üretim olarak da adlandırılan bu teknoloji protez kaidesi üretimi için de kullanılmaktadır. Protez kaidesi üretimi için kullanılan polimerlerin polimerizasyonu sırasında, tüm monomerler tepkimeye katılamaz ve polimer içerisinde serbest halde bulunurlar. Rezidüel monomerler oral kaviteye sızarak inflamasyon, iritasyon, hipersensitivite gibi sitotoksik ve alerjik etkiler yaratabilirler. Protezin hastaya teslimi öncesinde polimer içerisinde veya etrafında kalan rezidüel monomer miktarını azaltmak amacıyla farklı yöntemler uygulanmaktadır. Bu çalışmanın amacı farklı rezidüel monomer miktarı azaltma yöntemleri uygulanan konvansiyonel ısı ile polimerize veya 3 boyutlu yazıcı ile üretilen protez kaide materyallerinden 1gün ve 1 hafta içerisinde salınan rezidüel monomer miktarlarını karşılaştırmaktır. Kullanıcı talimatlarına göre 3 boyutlu yazıcı ile (n=96) konvansiyonel yöntem ile (n=96) olmak üzere toplam 192 polimer örneği üretilmiştir. Her iki grup uygulanacak rezidüel monomer azaltma yöntemleri için 4 farklı alt gruba (n=24) bölünmüştür. Her alt grup ise 1 gün ve 1 hafta bekleyecek şekilde tekrar ikiye ayrılmıştır. Oluşturulan alt gruplardaki örneklere (n=24); herhangi bir işlem uygulanmayan (kontrol), 5 dakika ultrasonik (40khz) izopropil alkol banyosu (%99), 24 saat distile su banyosu, 3 dakika etano l(%99) banyosu olmak üzere rezidüel monomer azaltma yöntemleri uygulanmıştır. 3ml %75 etanol sıvısında 1 gün ve 1 hafta bekletilen polimer örneklerinden salınan rezidüel monomer miktarını belirlemek amacıyla yüksek performanslı sıvı kromatografi (HPLC) yöntemi uygulanmıştır. Konvansiyonel ısı ile polimerize olan total protez kaidesi örneklerinden salınan MMA ve EGDMA, 3 boyutlu yazıcı ile üretilen protez kaide örneklerinden salınan UDMA ve TEGDMA monomerleri analiz edilmiştir. Veriler rezidüel monomer azaltma yöntemleri için Kruskal Wallis ile değerlendirilmiştir. Aynı rezidüel monomer azaltma yönteminin uygulandığı 1 gün ve 1 hafta bekletilen gruplar arasında ise Mann Whitney U testi uygulanmıştır. 3 boyutlu yazıcı ile üretilen gruplarda 5 dakika ultrasonik izopropil alkol banyosu uygulanan ve 3 dakika etanol(%99) banyosu uygulanan 1 gün ve 1 hafta bekletilen gruplarda UDMA ve TEGDMA monomerleri salınım miktarları açısından kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede daha düşük bulunmuştur (p<0.05). Konvansiyonel yöntem olan ısı ile polimerize kaide materyali örnek gruplarında ise rezidüel monomer azaltma yöntemleri açısından bir fark bulunamamıştır (p>0,05). 3 boyutlu yazıcı ile üretilen protez kaide materyaline uygulanan ultrasonik izopropil alkol banyosu veya etanol banyosu rezidüel monomer salınımını önemli ölçüde azaltmıştır. Anahtar Kelimeler: rezidüel monomer, eklemeli üretim, protez kaide materyali, rezidüel monomer azaltma yöntemleri, yüksek performanslı likit kromatografisi
Olay yeri incelemelerinde bulunan sakızdan alkol analizi ve değerlendirilmesi
Adli olaya karışan bir kişinin olay sırasında alkollü olup olmadığının tespiti adli tıp uygulamalarında sıklıkla karşılaşılan ve güncelliğini en çok koruyan konuların başında gelmektedir. Bir kişinin alkollü olup olmadığının tespitinde kan, tükürük, idrar ve saç gibi materyaller halihazırda kullanılmaktadır. Bu tez çalışmasında alkollü bir kişinin çiğnediği sakızdan alkol tespiti ile geçmişe yönelik kan ve tükürük alkol miktarının tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada 21 erişkin ve sağlıklı gönüllü, alkol miktarı 1 g/kg olacak şekilde alkollü içeceği 15 dakika içerisinde tüketmiş ve belirli zaman aralıklarında kan, tükürük, idrar ve çiğnedikleri sakızlar analiz için alınmıştır. Örnekler alınır alınmaz analiz için hazırlanmış, aynı gün analiz edilmeye çalışılmış, aynı gün analiz edilemeyen örnekler +4 °C'de en fazla 1 gün saklanmış ve sonrasında analiz edilmiştir. Alkol tespiti için Headspace-Gaz Kromatografisi cihazı kullanılmıştır. Yapılan analiz sonucunda 1.,2, 4., 6., ve 8. saatlerde sakızdan alkol tespiti yapılabildiği, 2. saat hariç olmak üzere tüm bu saatlerde sakızdaki alkol miktarları ile aynı saatlerdeki kan ve tükürük alkol miktarlarının korele olduğu bu korelasyon kullanılarak sakızdaki alkol miktarından kan ve tükürükteki alkol miktarının tespit edilebileceği gösterilmiştir. Alanında ilk olan bu çalışma ile olay yerinde bulunan ya da olay yerinde mevcut olan kişilerden elde edilen sakızın da alkol analizinde alternatif bir numune olarak kullanılabileceği, sakızdan geçmişe dönük kan ve tükürük alkol seviyelerinin tahmin edilebileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Tüketime sunulan salam ve sosislerde nitrit düzeylerinin araştırılması
Bu çalışmada tüketime sunulan salam ve sosislerdeki nitrit düzeyleri araştırılmıştır. Bu amaçla, tüketim potansiyeli yüksek olan satış noktalarından farklı markalara ait ya da aynı markaya ait olup farklı tarihlerde üretilmiş olan 50 adet salam ve 50 adet sosis olmak üzere toplamda 100 adet et ürünü örneği toplanmıştır. Örnekler, NMKL 165 (Nordic Committee of Food Analysis) metodu kullanılarak HPLC (High Performance Liquid Chromotography) sistemiyle nitrit miktarları açısından analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre, incelenen toplam 100 adet et ürünü örneğinin üçü dışında tamamının 32338 sayılı Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği'nde belirtilen limitlere uygun oldukları belirlenmiştir. Sadece, 50 adet salam örneğinden 1'inin (%2) 180,4 mg/kg düzeyinde, 50 adet sosis örneğinden ise 2'sinin (%4) sırasıyla 175,6 mg/kg ve 192,2 mg/kg düzeylerinde nitrit içerdikleri ve ilgili yönetmelikte limit değer olarak bildirilen 150 mg/kg'ı aştığı tespit edilmiştir. Örneklerde tespit edilen ortalama nitrit miktarları salam örneklerinde 54,08 mg/kg, sosis örneklerinde ise 55,08 mg/kg olarak bulunmuştur. Sonuç olarak, incelenen 100 adet et ürünü örneğinin sadece 3 adedinde (%6) nitrit için Türk Gıda Kodeksi'nde belirlenmiş limit değerin aşıldığı tespit edilmiştir. Diğer örneklerin, izin verilen limit değeri aşmayan düzeylerde nitrit içerdikleri için gıda güvenliği açısından risk taşımadığı görülmüştür.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde tüketilen süt örneklerinde aflatoksin M1 düzeylerinin araştırılması
AFM1, sitokrom P450 enzimleri tarafından karaciğerde oluşan ve memelilerin idrar, dışkı ve sütüne salgılanabilen, AFB1'in hidroksillenmiş metabolitidir. AFM1 karsinojen, sitotoksik, teratojenik, mutajenik ve genotoksik bir ajan olduğundan, hem insanlar hem de hayvanlar üzerinde önemli sağlık riskleri teşkil etmektedir. Bu çalışma, KKTC'de tüketilen çiğ ve UHT inek sütlerinde AFM1 varlığını tespit etmek ve halk sağlığı açısından risk oluşturup oluşturmadığını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışmada, KKTC'de üretilen ve piyasada tüketime sunulan 2 süt markasından toplam 20 UHT inek sütü ve farklı mandıralardan toplanmış 22 adet çiğ inek sütü örneği, immünoafinite kolon saflaştırmasından sonra yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC)-floresan belirleme ile AFM1 varlığı yönünden analiz edilmiştir. Analiz edilen çiğ ve UHT inek sütü örneklerinin hiçbirinde AFM1 tespit edilebilecek düzeyde bulunamamıştır. HPLC-FLD yönteminin LOD ve LOQ değerleri sırasıyla, 1,038 ve 3,145 μg L-1 olarak bulundu. Kör numunelerine üç farklı düzeyde AFM1 standart çözeltisi ilave edilerek analiz edilmesi sonucu elde edilen yöntemin ortalama geri kazanım ve tekrarlanabilirlik değerleri sırasıyla, % 95,6 ve % 4,9 olarak bulundu. Bu değerler yöntemin güvenirliğini kanıtlamaktadır. Sonuç olarak, KKTC'de tüketilen süt örneklerindeki AFM1 içeriği, halk sağlığı açısından önemli bir risk teşkil etmese de, daha fazla sayıda süt örneğinin ve hayvan yeminin sürekli takibi, olası tüketici maruziyetini azaltmak için gereklidir.
Vitex Agnus-Castus l. (Hayıt) meyve ve yapraklarında HPLC-DAD yöntemi ile fenolik bileşiklerin tayini ve antioksidan potansiyelinin değerlendirilmesi
Vitex agnus-castus L. (Hayıt), Akdeniz ikliminde geniş bir yayılım gösteren, özellikle kadın ürogenital sistem rahatsızlıkları tedavisinde yararlanılan bir bitkidir. Bu tez calışmasında, hayıt bitkisinin meyve ve yapraklarında fenolik bileşiklerinin tayini yapılmış ve antioksidan potansiyeli değerlendirilmiştir. Urla, İçmeler bölgesinden toplanan droglar ile Avrupa Farmakopesi'nde yer alan yöntemler esas alınarak yapılan miktar tayini araştırmaları, piyasada bulunan hayıt meyve ekstresi içeren preparat ile karşılaştırılmıştır. Elde edilen ekstrelerin toplam fenolik bileşik ve flavonoit miktarı spektroskopik yöntemlerle belirlenmiş, HPLC-DAD yöntemi ile antioksidan aktivitelerinden sorumlu bileşenlerden olduğu düşünülen klorojenik asit ve rutin adlı bileşiklerin kantitatif analizi yapılmıştır. Ekstrelerin antioksidan aktiviteleri DPPH radikali yakalama yöntemi üzerinden belirlenmiştir. Miktar tayini ve antioksidan aktivite çalışmalarında, ekstraksiyon yöntemi ve meyve ile yaprak droglarının etkisi karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmaya göre, yaprak ekstreleri flavonoitlerce daha zengin bulunmuş, orantılı olarak daha yüksek antioksidan aktivite göstermiştir.
Karaciğer hastalıklarında kullanılan fitoterapötiklerde farmakognozik araştırmalar
Bu tez çalışmasında, karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılan ve besin olarak da tüketilen Cynara scolymus L. (Asteraceae) ile Silybum marianum (L.) (Asteraceae) ve Fumaria officinalis L. (Fumariaceae) bitkileri ve fitoterapötikleri farmakognozik açıdan incelenmiştir. Cynara scolymus L., İzmir-Urla İçmeler mevkiinden toplanmış ve bitkinin gövde üzerindeki yapraklarından drog hazırlanmıştır. Silybum marianum (İng. Milk Thistle, deve dikeni) ve Fumaria officinalis (İng. Fumitory, şahtere otu,) bitkilerinin tohumu ve toprak üstü kısmı (herba) da İzmir Karşıyaka bölgesindeki aktarlardan temin edilmiş ve drog olarak kullanılmıştır. Yine bu bitkilerin ekstrelerini taşıyan fitofarmakonlar da İzmir'deki serbest eczanelerden temin edilmiştir. Bu drogların ve eczanelerden alınan fitofarmokonlarının ayrı ayrı infüzyonları ve etanollü ekstreleri hazırlanmıştır. Elde edilen ekstrelerin yüzde verimleri hesaplanmıştır. Tüm ekstrelerin DPPH radikali yakalama yöntemi ile antioksidan aktivite değerleri bulunmuştur. Bazı ekstrelerin SEM-EDX cihazı ile elementel analizi yapılarak makro ve mikro elementleri bulunmuştur İlaveten bazı ekstrelerin Alüminyum klorür kolorometrik yöntemi ile toplam flavonoit miktarı saptanmıştır. Ayrıca, serbest eczanelerden alınan ve içinde silimarin olduğu belirtilen bazı bitkisel ilaçların yüksek basınçlı sıvı kromatografisi (HPLC) yöntemi ile silimarin miktarı tayin edilmiş, ilaveten silimarin miktar tayininde kullanılan bitkisel ilaçların kapsül içeriğinin organoleptik kontrolü yapılmış içerik mikroskop altında incelenmiş ve sonuçların ilaç etiketi ile uyumlu olup olmadığı değerlendirilmiştir
Ginseng (Panax ginseng) ekstresi üzerinde kalite kontrol çalışmaları
Otların kralı olarak bilinen Ginseng (Panax ginseng) ekstresi üzerinde Avrupa Farmakopesi yöntemleri esas alınarak kalite kontrol çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin farmakope doğrultusunda kabul edilebilir aralıklarda oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca bu ekstreden infüzyon yoluyla hazırlanan kuru meyve preparatları ile eczaneden alınan kapsül kullanılarak miktar tayini analizleri gerçekleştirilmiştir. Panax Ginseng ekstresinin içerdiği ağır metaller incelenerek Avrupa Farmakopesi ve Türk Gıda Kodeksi Bulaşanlar Tebliği'ne göre karşılaştırma ve değerlendirme yapılmıştır. Panax ginseng ekstresinin içerdiği pestisit kalıntıları incelenerek Avrupa Farmakopesi ve Türk Gıda Kodeksi Pestisitlerin Maksimum Kalıntı Limitleri Tebliği'ne göre değerlendirme yapılmıştır. Panax ginseng ekstresinde Escherichia coli tayini yapılarak Avrupa Farmakopesi ve Türk Gıda Kodeksi Mikrobiyolojik Kriterler Tebliği'ne göre değerlendirilmiştir.
HPLC'de iğne-içi (in-needle) türevlendirmenin optimizasyonu
HPLC günümüzde en yaygın olarak kullanılan ayırma tekniklerinden biridir. Bunun nedenleri; tekrarlanabilir olması, kullanımının kolay olması, geniş uygulama alanının olması, duyarlı olması ve hızlı sonuç vermesidir. Proteinler hücredeki bütün yaşamsal reaksiyonlarda rol oynarlar. Aminoasit zincirlerinden oluşurlar. Aminoasit tayini için kullanılan yöntemlerin başında türevlendirme sonrasında HPLC analizleri gelir. Türevlendirme HPLC'de belirlenebilirliği arttırır, daha iyi bir kromatografi için analitin moleküler yapısını ve polaritesini değiştirir ve analizin stabilitesini arttırır. Ancak türevlendirmede uygulanan prosedürlerde çokça adım bulunur. Bu adımları uygulanan analistlerden kaynaklanan birçok hata faktörü vardır. Bunların başında ölçüm hataları, bekleme sürelerinin standardizasyonu gelir. Türevlendirmede küçük hacimli örneklerle çalışıldığında yada örneğin türevlendirme reaksiyonu sonucunda çabuk parçalanan numune vermesi durumunda tayin zorlaşır. Bu hata faktörlerini ortadan kaldırmak için HPLC'nin otomatik numune cihazının (autosampler) iğnesine verilen komutlarla yapılan türevlendirme ile bu hatalar minimuma indirilebilir. Her örnek için harcanan süre azalır ve tekrarlanabilirlik artar. Tez çalışmamızda laboratuvarımızda konuşlu bulunan HPLC'nin sahip olduğu otomatik numune cihazının (autosampler) iğnesinde türevlendirme yaparak aminoasitlerin ayrımı yapıldı. Türevlendirme ajanları olarak o-ftalaldehit (OPA) ve merkapto etanol kullanılmıştır. Bu amaçla kullanılan model aminoasitler; L-asparajin L-glisin, L-alanin ve DL-lizin'dir. Oluşturduğumuz metodla farklı deneysel parametrelerin değişikliğinin kromatogramlara etkisi araştırıldı.
İncir çekirdeği yağının tıbbi ve besinsel özellikleri: Yeni bir omega-3 ve gamma tokoferol kaynağı
Özet İncir (Ficus carica) Çekirdeği Yağının Tıbbi ve Besinsel Özellikleri: Yeni Bir Omega-3 ve Gamma Tokoferol Kaynağı Ficus carica Güneybatı Asya ve Doğu Akdeniz'de yetişen bir ağaçtır ve insanlar tarafından yetiştirilen ilk bitkilerden biridir. Dünya çapında kuru ve taze olarak tüketilen önemli bir üründür. Meyvesi, kökü ve yaprakları geleneksel tıpta gastrointestinal (kolik, hazımsızlık, iştahsızlık, ishal), solunumsal (boğaz ağrısı, öksürük, bronş problemleri) ve kardiyovasküler bozukluklar gibi çeşitli rahatsızlıkların tedavisinin yanı sıra antienflamatuar ve antispazmodik ilaç olarak kullanılmıştır. Literatürde incir lateksi, yaprakları, meyvesi ve kökü üzerine birçok araştırma vardır. Ancak bilgilerimize göre bugüne kadar Ficus carica'nın (common fig) çekirdekleri ayrıştırılıp, elde edilen yağ içeriği analiz edilmemiştir. Bu bakımdan bu çalışma alanında önem taşımaktadır. İncir çekirdeklerinin elde ediliş yöntemi Mehmet Şimşek tarafından geliştirilmiş ve bilindiği kadarı ile ilk kez Ficus carica'ya ait çekirdek yağı saf olarak elde edilmiştir. Ficus carica'nın çekirdeklerinden soğuk sıkma ile elde edilen yağ Ege Üniversitesi, İlaç Geliştirme ve Farmakokinetik Araştırma ve Uygulama Merkezi, Gıda Analizleri Laboratuvarı'nda analiz edimiştir (Rapor No: 14011930). Vitamin E tokoferol düzeylerini ölçmek için Yüksek Performanslı Sıvı Kromotografisi Floresans Dedektörü (HPLC-FLD) yöntemi kullanılmış ve yağ asit içeriği ise Alevli İyonizasyon Dedektörlü Gaz Kromatografisi (GC-FID) yöntemi ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre Ficus carica çekirdeği yağı içerik olarak linolenik asit (C18:3), linoleik asit (C18:2) ve oleik asit (C18:1) açısından zengin olduğu görülmüştür. Vitamin E tokoferol içeriği açısından bakıldığında ise 100 gram da 391.89 mg gamma tokoferol içermesi ile Ficus carica çekirdeği yağında ayrıcalıklı bir durum tespit edilmiştir. İncir çekirdeği yağı içerik olarak hem omega-3 hem de omega-6; aynı zamanda vitamin E'nin gamma tokoferol formunu belirgin oranda yüksek içermesinden dolayı önemli bir kaynak olarak görülmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Ficus carica; incir çekirdeği yağı; omega-3; gamma tokoferol
Düşük çözünürlük gösteren ilaçlar için karşılaştırmalı dissolüsyon çalışmaları
Düşük çözünürlük gösteren ilaçlar için karşılaştırmalı dissolüsyon çalışmaları Bu çalışmanın amacı düşük çözünürlük gösteren Nistatin ve Nifuratel etkin maddelerini bir arada içeren yeni bir ovül formülasyonu geliştirip, bu formülasyonun in-vitro salım, geçirgenlik özelliklerini ticari formülasyon ile karşılaştırmaktır. Yürütülen tez çalışması kapsamında patojenik mikroorganizmalar (Candida, Trichomonas ve bakteriler) sebebiyle oluşan vulvovajinal hastalıkların çok amaçlı tedavisinde endike olan ve birçok ovül formülasyonunda olduğu gibi in-vivo denemesi yapılamayan Nistatin ve Nifuratel etkin maddelerinin in-vitro salım çalışmalarının ortamını ve de formülasyon içeriğini belirlemek için çözünürlük çalışmaları yapılmış olup etkin maddeleri bir arada içeren ovulün klasik dissolüsyon yöntemi ile salım hızı denemeleri yapılmıştır. Ayrıca HEC-1A hücre hattı ile in-vitro geçiş çalışması yapılmıştır. Bu amaçla öncelikle seçilen etkin maddeler için yüksek basınçlı sıvı kromatografisi ile (HPLC) tayin metodu geliştirilmiş ve metodun validasyonu yapılmıştır. Yöntem validasyonu sonrasında dissolüsyon ortamında kullanılacak optimal ortamı belirlemek için vajinal ortamın pH' na uygun farklı ortamlarda çözünürlük çalışması yapılmış ve seçilen farklı ortamlarda in-vitro salım denemeleri yapılmıştır. Ayrıca formülasyon içerisinde bulunacak matriks için çeşitli yağlarda çözünürlük çalışması yapılmıştır. 2 adet formülasyon geliştirilmiş ve optimal sonuç veren formülasyon final formülasyonumuz olarak belirlenmiştir. Gerçekleştirilen çalışmalardan elde edilen bulgulara göre Nistatin ve Nifuratel etkin maddeleri düşük çözünürlük gösterdiğinden ve formülasyon içeriğindeki maddelerden dolayı maddelerin optimal olarak çözünürlük gösterdiği ortamlarda bile salımın tam anlamıyla gerçekleşmeyeceği ve sink koşulun sağlanamayacağı görülmüştür. In-vitro salım gösterilemeyeceğinden dolayı geliştirilen formülasyonun HEC-1A hücre hattı ile in-vitro geçiş çalışması yapılmıştır. Yapılan denemeler sonucunda düşük çözünürlük gösteren ovüllerin dissolüsyon denemelerinin in-vitro salımın düşük olması sebebi ile doğru bir seçim olmadığı ancak hücre kültürü ya da hücre hatları ile yapılacak permeabilite denemeler ile in-vitro kıyaslamanın yapılabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar kelimeler: Nistatin; Nifuratel; vajinal ilaç dağıtım sistemleri; ovül, HEC-1A.
Psephellus pyrrhoblepharus (BOİSS.) wagenitz bitkisinin farmakognozik yönden değerlendirilmesi
Bu tez çalışmasında, Harput, Elazığ bölgesinde endemik olarak yetişen Psephellus pyrrhoblepharus (Boiss.) Wagenitz bitkisi üzerinde 6 farklı aşamada detaylı incelemeler gerçekleştirilmiştir. İlk olarak P. pyrrhoblepharus üzerinde kalite kontrol çalışmaları doğrultusunda, kurutmada kayıp ve kül miktar tayinleri (total kül, sülfat külü ve hidroklorik asitte çözünmeyen kül) Avrupa Farmakopesi esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlar, % değerler olarak ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra, bitkinin toprak üstü kısımlarının içerdiği total flavonoit ve total fenolik madde miktarları belirlenmiştir. Daha sonra bitkimizin toprak üstü kısımlarından n-hekzan, metanol:su (1:1), kloroform ve etil asetat ekstreleri hazırlanmış ve bu 4 ekstre üzerinde 6 farklı antioksidan aktivite testi uygulanmıştır. Bu testler sonucunda en yüksek aktiviteyi gösteren ekstreler, etil asetat ekstresi ve izolasyon aşamasının gerçekleştirildiği kloroform ekstresi olmuştur. Bunun yanı sıra, bitkimizin uçucu yağı içeriği GC-MS analizi ile tayin edilerek majör bileşikler; hekzadekanoik asit (%17.1), spatulenol (%10.3), karyofilen oksit (%9.6) ve heptakozan (%5.2) olarak tespit edilmiştir. GC analizi ile de, bitkinin yağ asitleri kompozisyonu tayini gerçekleştirilmiş ve doymuş yağ asitleri %31.37 oranında, tekli doymamış yağ asitleri %22.76 oranında ve çoklu doymamış yağ asitleri %17.53 oranında bulunmuştur. Bitkimizin toprak üstü kısımlarından hazırlanmış olan kloroform ekstresi üzerinde, ileri kromatografik yöntemler kullanılarak izolasyon çalışmaları aşamasına geçilmiştir. İzole edilen 13 maddenin yapı tayinleri modern spektroskopik yöntemler ile gerçekleştirilmiş ve sonuçta 6 seskiterpen, 3 flavonoit, 1 flavonoit glikoziti, 1 fenol glikoziti, 1 hegzenil glikozit ve 1 kumarin yapıda bileşik elde edilmiştir. İzole edilmiş olan bileşikler için, 3 farklı hücre tipi (servikal ve meme kanseri hücre hatları) üzerinde ve 2 farklı konsantrasyonda (10 mM ve 30 mM) antiproliferatif aktivite testleri uygulanmıştır. Elde edilen verilere göre hesaplanan değerler incelenmiş ve buna göre genel olarak 3 hücre tipinde de en aktif bileşikler; PP-3 (klorojanerin) , PP-6 (sinaropikrin) , PP-9 (19-deoksi-15-klorojanerin) ve PP-10 (aguerin B) seskiterpen bileşikleri olarak tespit edilmiştir. Çalışmamızın son aşamasında ise, izole edilen majör maddelerimizden birisi olan apigenin için, 4 farklı ekstremiz üzerinde ultra performanslı sıvı kromatografisi (UPLC) kullanılarak miktar tayini yöntemi çalışılmıştır. Etil asetat ve metanol:su (1:1) ekstrelerimizde görülmeyen apigenin maddesi, kloroform ekstremizde 2.114 ± 0.02 µg/ml ve n-hekzan ekstremizde 0.528 ± 0.02 µg/ml miktarlarında bulunmuştur. Ayrıca doğruluk, doğrusallık, sağlamlık, kesinlik, seçicilik, tanımlama limiti ve ölçüm limiti parametrelerinin test edilmesi ile bu yöntemin validasyonu sağlanmıştır.
Bir grup oksidatif stres biyogöstergesinin eş zamanlı tayini için izokratik ve gradient HPLC yöntemlerinin geliştirilmesi ve analitik yöntem geçerliliği çalışmaları
Birçok patofizyolojik olgunun temelinde yatan önemli sebeplerden olan oksidatif stresin tespiti ve izlenmesi için uzun yıllardır çalışmalar sürmektedir. Bu bağlamda analitik olarak ölçülebilecek deneysel değişkenler olarak özellikle oksidatif stres biyogöstergelerinin keşfi ve düşük derişim aralıklarında ve matriks ortamlarda tayinlerinin yapılması son yılların önemli çalışma konularındandır. Tez çalışmamız esnasında bir grup oksidatif stres biyogöstergenin eş zamanlı sıvı kromatografik tayini için yöntem geliştirilmiş ve geliştirilen yöntemin analitik yöntem geçerliliği çalışmaları ICH Q2(R1) kılavuzuna göre gerçekleştirilmiştir. Tayini gerçekleştirilen 6 adet biyogösterge 8-hidroksi-2'-deoksiguanozin (8OHdG); 2'-deoksiuridin (2dU); 2'-deoksiadenozin (2dA); 2'-deoksisitidin (2dC); 5-hidroksimetilurasil (5HMU) ve 3-nitrotrozin (3NLT)'dir. Geliştirilen 5 farklı HPLC yöntemi HPLC-DAD yöntemleri olup, gradient koşullarda, 40OC kolon sıcaklığında, 0,3-0,7mL/dakikalık akış hızı aralığında, 200-450nm aralığında DAD spektrumu kaydedilerek, analitik kolon olarak C18 Thermo Hypersil Gold, 100x2,1mm, 3µm partikül büyüklüğüne sahip kolon kullanılarak, mobil faz (MF) olarak MFB: metanol ve MFA: 10mM H3PO4 (pH 2,5) varlığında, 20µL enjeksiyon hacmi ve otomatik örnekleyiciye ait 5OC tepsi sıcaklığında tayinler gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen her yöntemin gradient programı farklı olup optimum koşullar ayrıca saptanmıştır. Çalışılan biyogöstergelere ait standartların ekimi ile hazırlanan yapay vücut sıvılarına ait örneklerde kullanılmak üzere bir katı faz özütlemesi (solid phase extraction – SPE) yöntemi de AccuBOND II ODS-C18 SPE kartuşları kullanılarak geliştirilmiştir. Anahtar sözcükler : 8-hydroxy-2'-deoxyguanosine, 8-hidroksi-2'- deoksiguanozin (8OHdG); 2'-deoxyuridine, 2'-deoksiuridin (2dU); 2'- deoxyadenosine, 2'-deoksiadenozin (2dA); 2'-deoxycytidine, 2'-deoksisitidin (2dC); 5-hydroxymethyluracil, 5-hidroksimetilurasil (5HMU); 3-nitrotyrosine, 3-nitrotrozin (3NLT); HPLC-DAD; method validation, yöntem geçerliliği.
Muğla ili çevresinde yetişen narcissus tazetta L. subsp. tazetta L. bitkisi üzerinde farmakognozik çalışmalar
Amaryllidaceae alkaloitleri biyoaktivitesi yönünden kapsamlı olarak araştırılan ve çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanım potansiyeli olan sekonder metabolit grubudur. Amaryllidaceae familyasına ait olan Narcissus cinsi, doğal ilaç kaynağı olarak değerlendirilip, pek çok tür ve alt türü alkaloit profili açısından araştırılmaktadır. Bu tez çalışmasında ülkemizde Muğla ve çevresinde doğal olarak yetişen Narcissus tazetta subsp. tazetta L. alt türü üzerinde herhangi bir çalışma yapılmamış olması nedeniyle çiçekli dönemde toplanmış toprak üstü kısımları ve soğanları üzerinde fitokimyasal çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Drog örnekleri üzerinde, Avrupa Farmakopesi'ne göre kurutmada kayıp, bütün kül, sülfat külü, hidroklorik asitte çözünmeyen kül miktarı deneylerini içeren kalite kontrol çalışmaları yapılmıştır. Bu deneylerin sonuçları % değerler olarak verilmiştir. Ayrıca drog örnekleri üzerinde, total alkaloit miktar tayini titrimetrik bir yöntemle gerçekleştirilmiştir. Amaryllidaceae familyasının biyolojik aktivite açısından önemli olan alkaloitleri galantamin ve likorin, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden hazırlanan toprak üstü ve soğan örneklerinde yüksek performanslı sıvı kromatografisi (HPLC) kullanılarak kalitatif ve kantitatif olarak araştırılmıştır. Ek olarak, yine bu iki farklı drog örneğinin alkaloit profilini belirlemek amacıyla kapiler gaz kromatografisi-kütle spektroskopisi (GC-MS) yöntemi kullanılmıştır. Bunun sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinin 23 adet alkaloit içerdiği saptanmıştır. İzolasyon ve yapı aydınlatma çalışmalarında, oda sıcaklığında kurutulmuş ve toz edilmiş total bitki materyalinden hazırlanan total alkaloit ekstresinin kolon kromatografisiyle fraksiyonlandırılması sonucu elde edilen fraksiyonlar, preparatif sütun kromatografisi, preparatif ince tabaka kromatografisi ve kristallendirme gibi farklı yöntemler kullanılarak saflaştırılmıştır. Elde edilen bileşiklerin yapıları modern spektroskopik yöntemlerle (1D, 2D NMR, MS) aydınlatılmıştır. Bu çalışmaların sonucunda, Narcissus tazetta subsp. tazetta bitkisinden, Amaryllidaceae alkaloitlerinin likorin alt grubundan (-)-likorin, (-)-psödolikorin, (-)-9-O-metilpsödolikorin, (+)-11-hidroksigalantin, (-)-narsissidin; homolikorin alt grubundan (+)-9-O-demetil-2-α-hidroksihomolikorin; montanin alt grubundan (-)-pankratinin-C ve galantamin alt grubundan (-)-galantamin adlı bileşikler izole edilmiştir. İzole edilen bileşiklerden daha önce in vitro Ellman metodu ile biyoaktivite çalışması yapılmamış olanlarda bu yöntemle mikroplaka deneyi uygulanarak asetilkolinesteraz ve bütirilkolinesteraz inhibitör aktiviteleri araştırılmıştır. Aktif olan tüm bileşiklerin IC50 değerleri hesaplanmıştır. Ayrıca izole edilen bileşikler için moleküler doking çalışması yapılarak kolinesteraz enzimlerinin aktif yöreleri içerisindeki bağlanma yönelimleri incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Narcissus tazetta subsp. tazetta; antikolinesteraz aktivite; izolasyon ve yapı aydınlatma çalışmaları, kalite kontrol çalışmaları