Aesthetics

181 theses under this subject heading

Medical SpecialtyOpen AccessTR

Septorinoplasti talebiyle başvuran hastaların vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi açısından değerlendirilmesi

Amaç: Estetik operasyonlar, özellikle fasyal estetik cerrahiler, son yıllarda popüler hale gelen uygulamalardır. Bu cerrahinin uygulanabilirliğine karar verilirken anatomik uygunlukla birlikte dikkat edilmesi gereken bir diğer parametre de psikiyatrik uygunluktur. Psikiyatrik uygunluğu tespit etmek adına daha geniş bir değerlendirme yapmak üzere biz bu çalışmada, septorinoplasti operasyonu başvurusunda bulunan kişilerde vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi durumunun değerlendirilmesini amaçladık. Yöntem: Çalışmaya Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz polikliniğine 2019-2020 tarihleri arasında başvuran hastalar dahil edildi. Septorinoplasti operasyonu uygulanan 50 hasta vaka grubuna dahil edildi. Burunda şekil bozukluğu şikayeti dışında herhangi bir şikayeti olan ve estetik operasyon planlanmayan 50 hasta kontrol grubuna dahil edildi. Sosyodemografik veri formu, Beck Depresyon Ölçeği, Vücut Algısı Ölçeği, Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği ve Liebowitz Sosyal Fobi Belirtileri Ölçeği 'nden oluşan çalışma formu tüm gönüllüler tarafından dolduruldu. Bulgular: Uygulanan ölçekler değerlendirildiğinde vaka ve kontrol grubu arasında vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunamadı. Ölçek sonuçlarının yapılan korelasyon analizinde Beck Depresyon Ölçeği ile Vücut Algısı Ölçeği arasında negatif orta düzey korelasyon, Beck Depresyon Ölçeği ile Liebowitz Sosyal Fobi Belirtileri Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği ile Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği arasında pozitif orta düzey korelasyon, Vücut Algısı Ölçeği ile Kısa İşlevsellik Değerlendirme Ölçeği arasında negatif orta düzey korelasyon olduğu görüldü. Sonuç: Septorinoplasti talebiyle KBB polikliniğine başvuran hastalar kontrol grubuyla karşılaştırıldığında, vücut algısı, yeti yitimi, depresyon ve sosyal fobi açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadığı görüldü. Anahtar sözcükler: Septorinoplasti, Vücut dismorfik bozukluğu, Depresyon, Vücut algısı

Beden algısıCerrahi-plastikDepresyon+5
Beyza Gülmez
Hatay Mustafa Kemal University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

1960-1980 arası Türk romanında estetik modernizm

1960-1980 yılları arasında Türk romanında birden fazla anlayış aynı anda, aynı dönemde gelişmiştir. Kimi yazarlar köyün ve köylünün sorunlarını romanlarının merkezine alırken kimi yazarlar da geçim kaygısı sonucu popüler eserler verme yoluna girmişlerdir. Çalışmamızın ana konusu olan modernist estetik ise nicelik bakımından az sayıda yazar tarafından benimsenmiş bir anlayış olmuştur. Bu anlayışta eser veren yazar ve üretilen telif eser sayısı az olsa da bu dönemin etkisi ve kalıcılığı çok fazla olmuştur. Özellikle Adalet Ağaoğlu, Ferit Edgü, Oğuz Atay, Sevgi Soysal, Yusuf Atılgan gibi modernist teknikleri yoğun bir şekilde kullanan yazarların hem sonraki kuşak yazarlarda hem de okurlarda çok büyük etkileri olmuştur. Modernizmin Avrupa'da ortaya çıkışı ve şekillenmesi yaklaşık dört yüz yıllık bir süreci kapsar. 1500'lü yıllarda Rönesans, reform ve Aydınlanma dönemleri ile başlayan modernizasyon süreci Sanayi Devrimi ile birlikte doruğa ulaşarak büyük şehirlerin kurulmasıyla ve kırdan kente yoğun göçlerle sonuçlanır. Böylece başta Fransa'nın Paris kenti olmak üzere Avrupa'da birçok büyük başkent modernliğin sancılarını yaşayan aydınlara ev sahipliği yapmıştır. Modernlikle yıldızları barışmayan aydınlar bu ilerlemeci anlayışa karşı geliştirdikleri düşüncelerle estetik modernizm adı verilen hareketi ortaya çıkarırlar. 20. yüzyılın ortalarından itibaren gerçeklik algısının da değişmesiyle birlikte romanda yeni teknik arayışlara yönelen yazarlar; kolaj-montaj, parodi-pastiş, laytmotif, bilinç akışı, iç monolog-iç diyalog gibi teknikleri romanlarında yoğun bir şekilde kullanmaya başlamışlardır. Böylece bireyi ve bireyin büyük şehirdeki bunalımını ele alan yazarlar, bu teknikler vasıtasıyla düşündüklerini ve hissettiklerini daha etkileyici aktarmayı denemişlerdir. Modernizmin Türk romanına dâhil olması Batı kaynaklı düşüncelerin 1950'lerin sonlarından itibaren Türk düşün dünyasına yoğun etkisi sonucu gerçekleşir. Özellikle dergiler vasıtasıyla gerçekleştirilen çevirilerle bu etki gerçekleşir. Dergilere, çeviri romanlara fazla ilgi göstererek yetişen kuşak bu çevirilerin etkisiyle yeni tekniklerle tanışmış ve bu teknikleri başarılı bir şekilde romanlarında uygulamışlardır. Avrupa'dakine benzer bir şekilde kırdan kente göçlerin arttığı bir dönemde Türk aydını için de şehirleşmenin, modernleşmenin sıkıntıları gün yüzüne çıkar. 60'lı 70'li yıllara gelindiğinde modernliğin bunalımlarını yaşayan yazarlar, tıpkı Avrupa'da olduğu gibi yeni bir roman anlayışının Türkiye'de yerleşmesine öncülük ederler. Bu yazarlar eserlerinde kullandıkları, Türk romanı için yeni sayılabilecek tekniklerle Türk edebiyatına damga vururlar.

EstetikEstetik romanModernizm+3
Burak Biçer
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Matematik ve geometrinin heykel sanatına etkisi

Diğer canlılardan farklı olarak düşünebilme yetisine sahip olan insanoğlu varoluşundan beri yaşadığı dünyayı anlamlandırmaya ve tanımaya çabalamıştır. Bu bağlamda giderek artan işlevsel düşünceler üretmiş ve bunları aktarmak için çeşitli yollar geliştirmiştir. Matematik ve sanat bu aktarımda önemli bir yer teşkil eden iki ayrı disiplindir. Her ne kadar birbirlerinden farklı gibi görünseler de temelde her ikisi de evreni açıklamaya çalışmaktadır. Bu iki kavramın ana kaynağı doğadır; doğanın araştırılması, çözümlenmesi, soyutlanması ve hatta yeniden sunulmasını hedef almışlardır. Soyut bir yapıya sahip olan bu iki kavramın doğaya olan estetik yaklaşımları da aralarında oldukça önemli bir ilişki sağlamaktadır. Bu tez çalışmasında iki ayrı disiplin olan matematik ve sanat ilişkisini aktarmak amaçlanmıştır. Bu doğrultuda sanatın en eski dallarından biri olan heykel sanatı ile sınırlandırılmış, örnek teşkil edebilecek heykeltıraşlar ve çalışmaları üzerinden değerlendirilmiştir.Bu amaca yönelik olarak birinci bölümde matematik ve geometri kavramları tanımlanmış ve tarihsel gelişim süreci içerisinde incelenmiştir. Bu süreç içerisinde gösterdikleri dönüşümler ve gelişimlerin yanı sıra kullanım alanları da bu bölüm içinde bir alt başlık halinde sunulmuştur.İkinci bölümde matematik ve geometrinin sanatla buluştuğu noktalar matematiksel kavramlar ve oran kanunları ele alınmış, matematik ve geometrinin 20. Yüzyıl sanat akımları ve sanatçılara olan etkileri değerlendirilmiştir.Üçüncü bölümde ise modern heykelde matematik ve geometrinin etkileri ele alınmış, çağdaş heykel sanatçıları ve eserleri üzerinden incelenmiştir.

EstetikGeometriHeykel+2
Aslı İrhan
Anadolu University · Institute of Fine Arts
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Yeni Türk Sinemasında biçem

Sanat bağlamında düşünüldüğünde biçem; bir sanatçının, bir eserin, bir dönemin, bir ülkenin ya da bir çağın kendine özgü biçimlendirme, söyleyiş, anlayış, anlatış biçimi olarak kabul edilir. Fotoğrafik görüntünün hareket kazanmasıyla doğan sinema, giderek bir öykü anlatma aracına doğru evrilmiş ve öykü anlatımına hareket ve zaman öğesine de ekleyerek, insanoğluna yeni bir anlam yaratma, algılama, ve alımlama biçimi kazandırmıştır. Sinemaya özgü bu biçim, eseri meydana getiren araca özgü bileşenlerin nasıl kullanıldığı, yani biçemin nasıl kurulduğu ile ilgilidir. Türkiye'de 1990'lı yılların ortalarında başlayan ve 2000'li yıllarda uluslararası bir görünürlük kazanan sinema alanındaki dönüşüm; "Yeni Türk Sineması", "Yeni Türkiye Sineması", "Bağımsız Sinema" ya da "Sanat Sineması" olarak kavramsallaştırılmış ve çeşitli boyutlarıyla birçok araştırmacının inceleme konusunu oluşturmuştur. Bu dönemi geçmiş sinema anlayışından ayıran temel belirleyici ise dönemin özellikle sinema dilinin kullanımı açısından geçmiş dönemlerden farklı olarak, özgün bir yaklaşım geliştirebilmiş olmasıdır. Bu çalışmada, Türk sinemasında, yeni bir estetik yaklaşımın ilk yetkin örneklerinin ortaya çıktığı bir dönemin filmleri, biçem yönüyle ele alınmıştır. Bu bağlamda araştırmanın amacı; Türk sinemasında yeni dönemin biçemsel yönelimlerini saptamak ve ortaya çıkan benzerlikleri, farklılıkları biçem yönüyle ortaya koymaktır. Anahtar Kelimeler: Yeni Türk Sineması, Biçem, Sinema Estetiği

Amerikan sinemasıEstetikSanat sineması+3
Serhat Koca
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Etik-estetik bağlamda iyi ve güzel: Platon ve Kant analizi

Platon'a göre, iyi ve güzelin ayrı ideaları vardır. İyi ve güzel olmak için bu idealara katılmak gereklidir. Platon, iyiden bahsederken iyinin en yüksek varlık ilkesi olduğundan da bahseder. Platon'a göre iyi, duyulur ve düşünülür dünyanın anlaşılmasını sağlayan varlığın en temel ilkesidir. Bu salt iyi ilke, özünde güzeldir ve bu güzellik görülmeyen bir güzelliktir. Platon'a göre güzel, ilk göze çarpan, ilk fark edilendir. İyi ise görünüşe verilmemiştir. İyi ve güzel olabilmek için ruh ve beden, bu ilkeyle belirlenen ölçü ve orana uymak zorundadır. Platon, ölçü ve oran ile iyi ve güzeli ortak noktada buluştururken görünmezlik ve biçim ile birbirinden uzaklaştırmıştır. Platon, iyiliğin ve güzelliğin özünün aynı yerde olduğunu söylemiştir. İyi, en yüksek ilkenin salt iyiliği ile manevi bir güzelliğin özüdür. Nesnede güzel yalnızca biçimdedir çünkü nesneler salt biçim olan güzel ideasından pay alır. Yararlılık güzelin belirleyicisi olursa iyi ile de tanımlanabilmektedir. Platon'a göre güzel, zaten bizzat nedenin kendisi olan iyinin var olmasının bir nedeni olamaz. Çünkü neden kendisinin nedeni olamaz ancak var ettiği şeyin bir nedeni olabilir. Kant ise iyi ve güzel konusunda ilgiyi öne sürerek bir ayrım yapmıştır. İyi, daima bir ilgi barındırır. Güzel ise her türlü ilgiden arındırılmıştır. Bir şeye iyi diyebilmek için onun ne olduğunu bilmek gerekir. Bu nedenle iyi bir kavrama ihtiyaç duyar. Bir şeye güzel diyebilmek için nesnenin ne olduğunu bilmemize gerek yoktur. Güzel bu nedenle kavramada ihtiyaç duymaz. İyi daima elde edilmek istenir. Bu istek onun varlığına olan ilgiyi sürekli kılar. Güzel ise yalnız salt seyretmeden kaynaklanır. Anlamsız, yararsız olan birçok şey saf bir seyretme ile güzel bulunur ve güzel bulunduğu için hoşluk uyandırır. Kant, önce nesnenin güzel bulunduğunu hoşlanmanın ise daha sonra oluştuğunu söyler. İyi ise yasa tarafından belirlenmiş ve zorunlu bir hoşlanmanın nesnesi haline getirilmiştir. Kant, doğadaki güzeli bu ahlaki iyinin simgesi ilan etmiştir. Etik-estetik bağlamda iyi ve güzelin analizi, bu iki filozofun yaklaşımları üzerinden yapılarak benzerlikleri, farklılıkları ve ilişkileri ortaya konulacaktır.

Batı felsefesiEstetikEtik+5
Filiz Özdemir Gönüllü
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sinemada görüntü estetiği ve Nuri Bilge Ceylan sineması

Görüntü dilini kullanan bir sanat olarak sinemada görüntü estetiği konusu, sinemanın ilk yıllarından günümüze dek önemini korumuştur. Bu bağlamda sinema teknoloji ilişkilerinin gelişimine paralel olarak film görüntüsüne dair estetik yaklaşımların da farklılaştığı söylenebilir. Özellikle ticari sinema ve sanat sineması anlamında gözlemlenmekte olan bu farklılıklar sinema dilini doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilmektedir. Sinemanın farklı sanat disiplinlerini bünyesine katabilen yapısı, insanı bilişsel ve duyusal olarak yönlendirebilme gücüyle hem toplumları manipüle etme hem de iyileştirme etkisine sahiptir. Ancak her iki farklı amaçta da sinema, teknik ve teknolojik yapısının etkisinde sinematografik ögelerle anlatımını oluşturmaktadır. Sinemanın teknolojik bir eğlence aracından, sanatsal bir üretime dönüşmesi kamera hareketi, ışık, renk, çerçeveleme, kurgu, çekim ölçekleri gibi birçok sinematografik unsurun bilinçli bir şekilde bir araya getirilmesiyle sağlanmaktadır. Sinema filminin üretim sürecinde, yönetmenin anlatımı oluştururken tercih ettiği her sinematografik öge, göstergeler üzerinden yeni anlamlar yaratmakta ve filmi sanatsal bir düzeye taşımaktadır. Sinemada yönetmenin kendine özgü anlatım yapısıyla insan zihninin bilişsel ve duyusal algısını yönlendirerek bir anlatım oluşturması, sinemayı eğlence aracı olmanın çok daha ötesinde bir alana taşımaktadır. Bu yaklaşımdan yola çıkarak Türk sinemasında kendini uluslararası düzeyde temsil eden bir yönetmen olan Nuri Bilge Ceylan'ın filmlerinde görüntü estetiğini bilinçli bir biçimde kullanması ve film dilini bu yaklaşım doğrultusunda oluşturması konuya dair önemli bir örnek oluşturmaktadır. Sinemada görüntü estetiğinin filmsel anlam üzerindeki etkilerini incelemeyi amaç edinen bu çalışmada; öncelikle yukarıdaki yaklaşım çerçevesinde estetik kavramının kuramsal olarak değerlendirilmesi ve sinemada görüntü estetiğinin tarihsel süreçteki gelişimi incelenmiştir. Ardından bu veriler çerçevesinde sinematografik ögelerin film dilini oluşturmadaki etkileri ilgili örnekler ışığında ele alınmıştır. Bu bağlamda güncel bir örnek olarak Nuri Bilge Ceylan sinemasında görüntü estetiği konusu yönetmenin "Koza" (1995), "Üç Maymun" (2008) ve "Ahlat Ağacı" (2018) filmleri üzerinden değerlendirilmiştir. Anahtar Sözcükler: Estetik, Sinema, Görüntü Estetiği, Nuri Bilge Ceylan

Ceylan, Nuri BilgeEstetikGörüntü+2
Meral Kuru Üngör
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Sokak estetiği bakımından eski Kütahya evleri (görüntünün yeniden yorumlanması)

Bu araştırmada Kütahya'nın tarihi, coğrafyası ve tarihi kent dokusu hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Osmanlı döneminden kalma en önemli sivil mimari örneklerinden on dokuz adet ev belirlenmiştir. Bu evlerin cephelerinde kullanılan malzemelerin bulundukları sokağa kattığı estetik değer hakkında bilgiler verilmiş ve yapıların varolan durumlarının incelemeleri yapılmıştır.Araştırmada belirlenen on dokuz adet ev, 19. yüzyıl ve 20. yüzyılın sivil mimari örneklerinin temsilcileri oldukları için seçilmiştir. Seçilen bu yapıların on dört tanesi sanal ortamda restorasyonu yapılmış, beş adet evin (Şapçılar, İrvasa, Germiyan, Kurular, Vakıf Konağı) günümüzde restorasyonları yapıldığı için sanal ortamda restorasyonun yapılmasına gerek duyulmamıştır. Ayrıca bu on dokuz adet yapının bulunduğu sokak görünümleri, özgün baskı resim tekniklerinden biri olan gravür baskı tekniği ile yorumlanmıştır. Araştırmada bu evlerin sanal ortamda restorasyonlarının ve gravür baskılarının hem görsel hem de metinsel olarak nasıl yapıldıkları aşamalı olarak kısaca anlatılmıştır. Bununla birlikte on dokuz adet evin sanal ortamda yapılan restorasyonlarına ve gravür baskılarına konu başlıklarının bulunduğu bölümler içerisinde yer verilmiştir.Dinin, gelenek ? göreneğin ve kültürün yapılar üzerinde oluşturduğu etkiler hakkında bilgiler verilmiştir. Geçmişten bugüne, yapılarda oluşan hasarlar tespit edilmiştir. Gerek yapılara karşı toplumsal duyarsızlık, gerekse doğanın yok edici etkileri bu yapıların karakteristik özelliklerinin gün be gün yok olmasına neden olmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sokak Estetiği, Gravür, Eski Kütahya Evleri

EstetikEvlerGeleneksel Türk evi+6
Hüsnü Kayalı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kültürel bir meta olarak müzik: 90'lar sonrası pop müzik örneği

Bu metin sosyal bilimlerde yer alan müzik'in neliğine ilişkin bir ihtilaftan doğar. Dolayısıyla bu tez öncelikle müzik hakkında, ve daha sonra müziğin modern toplumdaki konumu hakkında bir tezdir. Bunun için öncelikle bu müzik anlayışını doğuran düşünceyi ele alır. Düşüncenin dönüşümünün istikametini tespite çalışır. Ve aynı şekilde bu dönüşümün müziği nasıl dönüştürdüğünü tespit etmeye çalışır. Bunun için ilk olarak, müzik sosyolojisinin kurucu düşünürlerinin —Weber, Adorno, Simmel— görüşlerini ele alır. Bütün bu görüşlerden hareketle bu tez müziğin çağdaş konumunun bir "meta" düzeyine indirgendiğini ileri sürer. Bu doğrultuda tarihe yönelir ve farklı zamanlarda ve farklı kültürlerde müzik anlayışlarını ele alır. Bunda popüler kültürün etkilerini araştırır. Bu minvalde temel bir sorgulamayı geliştirir: Müzik'in popüler versiyonu, müziğin estetik değerini ne yönde etkilemiştir? Anahtar Kelimeler: Müzik, düşünce, metalaşma, popüler, estetik

DüşünceEstetikKültür+6
Esra Kuçlu
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Estetik ve ahlaki açıdan toplumsal değişmenin bir göstergesi olarak güzellik yarışmaları

ÖZET Çağımız, tarihsel birikimlerle birlikte yeni bazı süreçlere girmiş ve modernleşme hayatı yeniden biçimlendirmiştir. Kendisine özgü yapısı nedeniyle toplumların yaşamım bireyselliğe ve bireyselliği faydacılığa eklemleyen, üretim ilişkilerin sıklığı nedeniyle tüketime yönlendiren bir biçimlendiriş. Bunun için kitleleştiren ama aynı zamanda genel olarak söylenmesi gerekirse, yaşam şartlarını ve standardım kolaylaştırıp yükselten modernleşme, elbette insanların hayata bakışlarını sistematik bir hale getiren değer yargılarım da değiştirecektir. Estetik ve etik değer yargılan da bu yargılardandır. Düzenlenen güzellik yarışmalarına katılan kadınlara yüklenilen kimlikler, roller ve buna bağlı yeni anlamlar bunu doğrulamaktadır. Yerel kriterler yerine evrensel söylemi ile güçlü kültürün kriterleri konulmuş, kadına olması gereken işaret edilmiş, sonuçta da hem erkeğin hem de kadının bu yolla beğeni yargısı değişikliğe uğratılmıştır. İletişimin enformasyon alış verişinden nispeten uzaklaşarak, kültür aktarımına ve betimine yönelmesi, söz konusu ettiğimiz değişimi hızlandıran medya yapılarının doğmasına neden olmuştur. Güzellik yarışmaları bu tür aktarımların ve bundan kaynaklanan değişimlerin gerçekleştirimidir.

AhlakAhlaki değerlerDeğer yargısı+6
Yalçın Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2004
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Periodontoloji kliniğine başvuran hastalardaki estetik algının benlik saygısına etkisinin incelenmesi

Periodontal hastalıklar, periodontal destek dokuların yıkımı ile karakterize enflamatuar hastalıklardır. Hastalık özellikle ön bölgedeki dişleri etkilediğinde, estetik olumsuz etkilenebilmekte ve estetik memnuniyetsizlik bireyin kendine saygısında azalmalara sebep olabilmektedir. Çalışmamızın amacı kliniğimize başvuran, farklı periodontal hastalıklara sahip bireylerde estetik algı ve benlik saygısı düzeylerinin belirlenmesi ve birbirleriyle olan ilişkisinin incelenmesidir. Çalışmamıza 200 birey dahil edildi. Periodontal klinik durumlarını değerlendirip teşhis koymak amacıyla, plak indeksi (Pİ), gingival indeks (Gİ), sondlamada kanama indeksi (SKİ), sondlanabilir cep derinliği (SCD), klinik ataşman seviyesi, (KAS), çekilme derinliği (ÇD) ve mobilite ölçümleri yapıldı. Sonrasında demografik veriler, oral hijyen alışkanlıkları, periodontal estetik ve benlik saygısına ilişkin anket formları kaydedildi. Çalışma verilerinin istatistikel analizinde, Mann Whitney U, Kruskal Wallis, Ki-kare, Oneway-ANOVA ve Post Hoc LSD testleri uygulandı. Çalışmamızda, eğitim düzeyi ve yerleşim yerinin tüm skorlar, oral hijyen alışkanlıklarının PAPS skorları ve aylık gelir düzeyinin RBSÖ skorları üzerinde olumlu etkileri olduğu bulunurken, sigaranın PAPS-e skoru üzerinde olumsuz etkisinin olduğu bulundu. PAPS skorları en düşük periodontitis grubunda, en yüksek ise sağlıklı grupta gözlendi. Miller III gurubunda PAPS-e skoru, Miller I grubuna göre anlamlı derecede düşük bulundu. Mobilite varlığının PAPS skorlarını olumsuz etkilediği gözlendi. PAPS skorları ile ÇD ve ÜÇD dışındaki tüm klinik parametreler arasında negatif yönde, RBSÖ skoru ile sadece Pİ parametresi arasında pozif yönde anlamlı ilişki bulundu. PAPS ile RBSÖ skorları arasında negatif yönde anlamlı ilişki belirlendi. Çalışmamıza göre periodontal estetik memnuniyet artışının benlik saygısı artışı ile ilişki olduğu söylenebilir. Gelecekte tüm parametrelerinin ayrıntılı olarak değerlendirildiği ve hasta popülasyonunun geniş olduğu ileri çalışmalara ihtiyaç vardır.

Benlik algısıBenlik saygısıDental estetik+4
Deniz Duru
Gaziantep University
2021
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Porselen lamina veneerlerin klinik performanslarının retrospektif incelenmesi

Günümüzde dental materyallerin ve yeni teknolojilerin gelişimi ile estetik diş hekimliği kavramı yaygınlaşmaktadır. Porselen lamina veneer restorasyonlar özellikle estetik alandaki renklenme, çapraşıklık ve şekil bozukluğu, dental mine deformasyonuna eşlik eden dişeti çekilmesi ve konservatif tedavinin etkisiz kaldığı durumlar buna bağlı aşırı hassasiyet gibi sorunların, mevcut dişlerinden mümkün olan en az miktarda madde kaldırılarak tedavi edilmesi esasına dayanmaktadır. 1 yıldan 11 yıla kadar 181 adet porselen lamina veneer restorasyon klinik olarak retrospektif şekilde takip edildi. 24 hastanın final restorasyon hasta memnuniyeti, bruksizm, deep-bite, gingivektomi ilişkisi, modifiye USPHS kriterlerinde mevcut olan parametrelerin zamana bağlı değişimi, sigara, çay- kahve tüketimi-renklenme ilişkisi, preparasyon tipi-restorasyon kırığı, zamana bağlı sağ kalım oranı, bruksizm-restorasyon kırığı, sekonder çürük gelişimi ve oklüzal basınç dağılımının dijital ölçümü ile alınan değerlerin tümünün takibi yapıldı ve kaydedildi. Araştırmamızda ön bölge, sağ ve sol segmentlerin basınç değerlerindeki değişikliklerin restorasyon kırığına bir etkisinin olmadığı, bruksizm, gingevektomi, deep-bite faktörlerinin hasta memnuniyetine bir etkisinin olmadığı gözlemlendi. PLV'lerin sağ kalım oranı %98,3 olarak tespit edildi. Sigara kullanımının marjinal renklenmede etkili olduğu gözlemlendi. Hasta memnuniyeti %100 olarak belirlendi. Porselen lamina veneer restorasyonlarda doğru endikasyon, doğru hasta seçimi, hekim uzmanlığı, bilgi beceri ve tecrübesi, materyal seçimi ve materyallerin gelişiminin PLV başarısında temel kriterler olduğu görüldü.

BruksizmDental estetikDental materyaller+5
Gülnaz Şimşek
Gaziantep University
2022
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Botulinum toksininin kas hacmi üzerine etkisi: Deneysel çalışma

Estetik cerrahide kırışıklıkları düzeltmek için kullanılan Botulinum Toksin A (BTx-A)'nın klinik uygulamalarda tekrarlayan dozlarda kullanıldığında kas hacmini azalttığı bilinir. Bu etki masseter kas hipetrofisi olan hastalarda kası inaktive ederek kas hacmini azaltmak ve kontur deformitesini düzeltmek amacıyla da kullanılmıştır. Ancak etkisi geçtikten sonra kaybolan hacim geri kazanılmaktadır. Her ne kadar klinik olarak yoğun kullanılan bir tedavi modalitesi olsa da literatürde artan ve tekrarlayan dozlarda BTx-A uygulanmasının kas hacmi üzerine etkisini volumetrik (kantitatif) olarak gösteren bir çalışma bulunamadı. Sıçanlarda gastroknemius kası BTx-A araştırmaları için iyi bir modeldir. Bu çalışmada da gastroknemius kasına yapılan artan ve tekrarlayan dozlardaki BTx-A enjeksiyonu uygulamasının volumetrik MR yardımı ile kas hacmi üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmada ağırlıkları 300-350 gr arasındaki 48 adet erkek Sprague Dawley sıçan kullanıldı. Sıçanlar 6'şar adetlik 8 gruba ayrıldı. BTx-A enjeksiyonundan önce ve öngörülen zaman aralıklarında gastroknemius kas hacmini değerlendirmek için volumetrik MR çekimleri yapıldı. Tüm gruplarda sıçanlarda sağ alt ekstremitede vertikal insizyonu takiben diseksiyonla gastroknemius kasına ulaşıldı. 1. ve 5. gruplarda serum fizyolojik (SF), diğer gruplarda BTx-A enjeksiyonu kas içine enjekte edildi. Kas hacimleri BTx-A uygulamasının yapıldığı 0. günde (uygulamadan önce), BTx-A etkinliğinin maksimum olduğu 36. günde, BTx-A etkisinin sonlandığı 60. günde, tekrar doz yapılan grupların ikinci dozunun etkinliğinin maksimum olduğu 96. günde ve ikinci doz etkisinin sonlandığı 120. günde olmak üzere tüm gruplarda toplam 5 kez MR çekilerek değerlendirildi. Yapılan incelemeler sonucunda tek doz enjeksiyon yapılan gruplara bakıldığında 0. gün-36. gün kas hacimlerinin ortalama değerlerindeki azalma 2., 3. ve 4. gruplarda istatistiksel olarak anlamlı bulundu. 0. gün-120. gün kas hacimlerindeki ortalama değişimler karşılaştırıldığında, 2. grupta 120. gün sonunda kas hacminde istatistiksel olarak anlamlı bir azalma izlenmediği halde, 3. ve 4. grupta 120. gün sonunda 0. gündeki kas hacmine göre gastroknemius kasında istatistiksel olarak anlamlı bir azalma olduğu gözlemlendi. 0. gün-36. gün kas hacmi değişim yüzdesini incelediğimizde; Grup 6'dan Grup 8'e gidildikçe; 2., 3. ve 4. gruplarda olduğu gibi doz artırıldıkça kas hacmi yüzdelerinde daha fazla azalma olduğu görüldü. Grup 6 ile Grup 8 kıyaslandığında ise doz arttıkça kas hacmi yüzdelerinde daha fazla azalma olması istatistiksel olarak da anlamlı bulundu. 6., 7. ve 8. gruplar, 60. gün tekrar dozları yapıldıktan sonra incelendiğinde ise 96. gündeki kas hacmi yüzdesinin 60. güne göre tüm gruplarda kontrol grubuna kıyasla daha fazla azaldığı ve bunun istatistiksel olarak anlamlı olduğu görüldü. Bu grupların kendileri arasındaki ilişkilerine baktığımız zaman ise Grup 6'dan Grup 8'e gidildikçe doz artırıldıkça kas hacmi yüzdelerinde daha fazla azalma olduğu görüldü. Grup 7 ile Grup 8 ve Grup 6 ile Grup 8 kıyaslandığında ise doz arttıkça kas hacmi yüzdelerinde daha fazla azalma olduğu görüldü ve bu istatistiksel olarak anlamlı bulundu.

Botulinum toksinleriCerrahi-plastikEstetik+6
Mustafa Ekrem Güleş
Bezmialem Vakıf University
2018
00
Master'sOpen AccessEN

The intellectual and aesthetic dimensions of displacement in the designs of the architect Zaha Hadid

The current research dealt with the intellectual and aesthetic dimensions of displacement in Zaha Hadid's architectural designs. The first chapter contained the research problem that tried to answer some questions: Does displacement add an aesthetic component to the design when applied? To what extent does the designer, Zaha Hadid, want to reach through her use of displacement applications and mechanisms in her designs? The second chapter dealt with displacement approaches in architectural design, displacement in scientific fields, displacement, and its literary and artistic approaches. The third chapter included the research community, which amounted to 27 design models obtained with document analysis. The descriptive approach was followed in content analysis and 15 samples were analyzed. The fourth chapter aimed to explain the intellectual and formal types of displacement in the architectural designs of Zaha Hadid and furthermore, how to transition and replace the design imagination with the architectural reality while maintaining unity, harmony, and balance. It was concluded that displacement shakes the architectural structure, reveals its structural weakness, and puts it under pressure. It also opens its borders to a new vision, so its structure becomes different and outside the constraints of tradition. It is what distinguished Zaha Hadid's architectural designs through the strangeness of the form and the change of the formal characteristics of the vocabulary. It also concluded that the intellectual and aesthetic dimensions of displacement in architecture constitute a new reading that leads to the selection of a specific conception that may lead to overturning the horizons of the design achievement and changing its strategies.

IntellectualAestheticsHadid, Zaha+6
Ahmed Abdulkareem Mezher Al-mamoorı
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İnsan felsefesi ve varolma halleri -S. Kierkegaard ve T. Mengüşoğlu üzerine bir inceleme-

İnsan Felsefesi ve Varolma Halleri -S.Kierkegaard ve T.Mengüşoğlu Üzerine Bir İnceleme- adlı tezin amacı; varoluşçu bir filozof olan Kierkegaard'ın sunmakta olduğu varolma hallerinden yola çıkarak insanın evren içerisinde yapmış olduğu seçimler sonucu yaşamakta olduğu yaşam tarzının belirlenmesini sağlayarak, daha üst bir varolma haline geçmesinin yollarını sunmaktır. İnsan birçok yetenekle dünyaya gelmiş olsa da Kant'a göre bu yetenekler bireyde işlenmemiş şekilde bulunmaktadır. Takiyettin Mengüşoğlu ise fenomenler olarak adlandırdığı bu yeteneklerin nasıl işlenmesi gerektiğini İnsan Felsefesi adlı kitabında sunmaktadır. Evren içerisinde varlığını sürdürmekte olan insan bilmek, değer duymak, yapıp-etmek, önceden görmek ve önceden belirlemek, tavır takınmak, özgür ve tarihsel bir varlık olmak, istemek, idealleştirmek, bir şeye kendisini vermek, eğitmek ve eğitilmek, çalışmak, inanmak, konuşmak, devlet kurmak gibi kendisinde doğuştan pasif olarak bulunan bu fenomenleri aktif hale getirerek varolma hallerinden kendisine en uygun olanı seçmekte, bu fenomenleri geliştirerek daha üst bir varolma haline geçmektedirler. Fenomenlerin içerisinde yer alan aynı zamanda diğer fenomenlerin de taşıyıcısı olan devlet kurmak fenomenini dikkate alarak hangi yaşam tarzının daha uygun olduğu belirlenmek istenilmiştir. İncelemeler sonucu Kierkegaard'ın etik olarak adlandırdığı evrenseli temsil eden varolma halinin insanın toplum içerisinde yaşamını sürdürebilmesi için daha uygun olduğu görülmektedir.

DinEstetikEstetik varoluş+6
Zeynep Nur Arar
Çankırı Karatekin Üniversitesi
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Tarkovski'nin Stalker ve Kaplanoğlu'nun Buğday filmlerinde anlatı ve görüntü estetiği

Sanatta güzel ve estetik olan üzerine düşünceler antik dönemlere tarihlenmiştir. Başlangıçta güzel, sayılarla ifade edilmeye çalışılırken daha sonraki dönemlerde duyularla algılanan bir varlık olarak ele alınmıştır. Estetiğin bir bilim olarak kabul edilmesi ise 18. yüzyılda Alexander G. Baumgarten ile olmuştur. Onun estetik bilimine katkıları yadsınamamakla birlikte, ondan sonra gelen pek çok düşünür de estetik biliminin gelişmesini sağlamıştır. Duyuların bilimi olarak değerlendirilen estetik günümüzde, sanat eseri bağlamında genellikle insanın etkilenmesi ve etkilemesine odaklanmıştır. Sinema felsefecisi Gilles Deleuze, dünyaya gelmenin etkilenmek olduğunu belirtmiştir. Estetik bilimi de sanat, sanatçı, sanat eseri ve izleyicilerin oluşturduğu bu geniş ve derinlikli çerçeve içerisinde duyuların çok yönlü etkileyiş ve etkilenişini incelemektedir. Bu kapsamda sinema sanatı da estetik biliminin inceleme alanı içerisine girmektedir. Yönetmenin meydana getirdiği bir sanatsal ürün olarak film, izleyiciler tarafından izlenir, daha sonra ise bir yargı ortaya konulur. Bir filmin estetik bir obje olarak ele alınabilmesinin çeşitli kriterleri de, sinemanın tarihsel süreci içerisinde tartışılmaya devam etmiştir. Türk yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun "pîrim" olarak adlandırdığı Rus yönetmen Andrey Tarkovski, filmleriyle ve kitaplarıyla dünyada kabul görmüş bir sanatçıdır. Kaplanoğlu, son filmi Buğday'ı, Tarkovski'nin Stalker filminden esinlenerek çekmiştir. Bu çalışmada, estetiğin tarihsel olarak geçirdiği süreç ele alınmakta, resim ve fotoğraf sanatlarının sinemayla olan karşılıklı ilişkileri değerlendirilmekte böylelikle kuramsal çerçeve çizilmektedir. Ardından da Tarkovski ve Kaplanoğlu'nun bahsi geçen filmleri görüntü estetiği yönüyle karşılaştırılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Kaplanoğlu sineması üzerindeki bilinen Tarkovski etkisini daha somut olarak ortaya koymaktır. Alanda benzer bir çalışmanın olmaması da çalışmanın gerçekleştirilmesinde etkilidir. Filmlerin anlatı, öykü, olay örgüsü, mizansen ve sinematografik olarak analizi, Bordwell'in "Biçem Analizi" olarak bilinen yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.

AnlatıEstetikFilm+7
Ahmet Fatih Yılmaz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Soren Kierkegaard'da pişmanlık ve teslimiyet kavramları

Bu çalışmanın amacı, bireyi modern zamanın kargaşasından kurtararak kendi varlığını ve Tanrı bilincini ortaya koymaktır. Bunu da Kierkegaard'ın ele aldığı kavramları üzerinden değerlendirmektir. Kierkegaard'ın kavramları (estetik, etik, dinsel varoluş alanları, umutsuzluk, kaygı, korku, sıkıntı, dehşet, acı) birey bu kavramları hayatı boyunca yaşar. Bu kavramlar her ne kadar olumsuz olarak görülse de bireyi kendine getiren ve onu var eden bir yetiye sahiptir. Çünkü birey bu kavramların farkına vararak hem kendi benliğini hem de Tanrı'nın varlığına ulaşır. Böylelikle mutlak olanın varlığını hissederek imanın idrakine varır. İman kavramı bu yönüyle birey için önemli olan ve yaşadığı hayatı anlamlı kılacak bir yetidedir. Birey için kendi içindeki güçtür. Birey yaşadığı zaman içerisinde bu gücünü göremez. Yaşadığı her şey onu bu güçten mahrum eder. Ama bir süre sonra hayatın bunaltıcılığı karşısında yaşadığı kavramların etkisiyle kendini bulur. Bu buluş her koşulda birey için pişmanlıktan bir çıkış ve teslimiyete götüren bir araçtır. Bu yönüyle iman bireyin inancını oluşturan ve onun hayatta karşılaştığı tüm sıkıntıların bir kurtuluş yoludur. Ama her şeyden önce bireyin kendi varlığını ve Tanrı'nın varlığını idrak etmesinin koşulu, bir seçimde bulunmaktır. Kierkegaard felsefesinde önemli bir yere sahip olan seçim, her zaman ve her yerde kendini gösterir. Varoluş alanlarında veya birey için huzursuzluk kaynağı kavramların içerisinde bireyin bir seçim yapması gerekir. Bu açıdan seçim bireyin teslimiyeti ve kendi varlığını ortaya koyarak Tanrı'yı bulmasında önemli bir yere sahiptir.

Din felsefesiEstetikEtik+7
Sinan Abonoz
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk resminde sanat teması

Cumhuriyet döneminden günümüze kadar resim temalarında konu olarak toplumsal konular ele alınmıştır. Bu eserler zaman zaman ortaya konulan yenilikleri desteklemiş kimi zaman ise dönem içinde yapılan haksızlıkları, sorunları, felaketleri, acı olayları toplum sorunlarını ortaya koymuştur. Dönem olarak yaşanılan sorunları eserlerine yansıyan kısımları toplanıp geçmişten günümüze kadar resim sanatının hangi aşamalar doğrultusunda meydana geldiğini sanatçıların eserlerini oluştururken hangi temalara dayandırdıkları, sanatçıların geçmişten günümüze kadar fonetik, ritmik ve plastik sanatlarda hangi aşamalardan geçtikleri yapılan resimlerde gözlemlenerek gelecek nesillere yön verilmesi amaç edilmiştir. Ayrıca Cumhuriyet Döneminde ressamların ele aldığı sanat temalarının gruplandırılmasıyla eserlerde görülen sanatsal faaliyet türlerinin görülmesi açısından çalışma özgün bir nitelik kazanacaktır. Avrupa Modern/Çağdaş Resim Sanatında Sanat Teması ve Ressamlar incelenerek Cumhuriyet Dönemi konu ve ressamları ile karşılattırılma yaparak farkları vurgulanmak istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Cumhuriyet dönemi, Sanat, Türk Resmi, Sanat Teması, Sanatta Estetik

Cumhuriyet DönemiEstetikResim sanatı+2
İlayda Sayan
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel tasarım perspektifinde mekânın estetik kalitesinin irdelenmesi- Bursa 2.Osmangazi Caddesi örneği

Geçmişten bugüne insanlar yapılara yansıttığı sanatsal dokunuşları kentlere de yansıtmışlardır. Her medeniyet beraberinde kendine özgü kentsel estetik değerleri de getirmektedir. Ancak kentleşme sürecinde bu kentsel estetik değerler zarar görebilmekte hatta tamamen yok olabilmektedir. Ülkemizde kent estetiği konusu kentsel planlama ve tasarım süreçlerinde hak ettiği kadar öne çıkarılmamaktadır. Uygulamalar genellikle sürecin son aşamasında parsel bazlı yapılan geçici rötuşlar şeklinde gerçekleşmekte, bütüncül anlayışla ele alınmamaktadır. Çalışma alanı olarak seçilen Bursa ili ülkemizin nüfus bakımından en kalabalık dördüncü şehridir. Ekonomik açıdan ülkenin en gelişmiş kentlerinden biri olup doğal ve tarihsel zenginlikleriyle de özel bir konuma sahiptir. Kentin tarihi merkez bölgesinde yer alan ve Osmangazi ilçesi sınırlarında bulunan 2. Osmangazi Caddesi ise tarihi kültürel turizm potansiyeli oldukça yüksek bir aks niteliğindir. Cadde üzerinde tescilli anıtsal yapılar ile tescilli sivil mimarlık örneği yapılar yer almaktadır. Tarihi kültürel değeri oldukça yüksek olan aks üzerinde yer alan ve cadde silüetine etki eden kentsel mekânların günümüzde yapılan bazı yanlış uygulamalar nedeniyle estetik sorunlarının bulunduğu görülmüştür. Araştırma kapsamında cadde üzerinde yer alan kentsel mekânların estetik problemlerine yönelik tespitler yapılmıştır. Çalışma alanı 'uyum, ölçek, ritim, düzen, karmaşıklık ve bakım' olarak belirlenen estetik parametreleri kapsamında incelenmiştir. Elde edilen bulgular değerlendirilmiş ve mekânın tarihi dokusuna, bütüncül kompozisyonuna zarar veren estetik sorunların çözümüne ve estetik değerinin yükseltilmesine yönelik öneriler geliştirilmiştir.

Estetik
Gülşah Rogola Coşkun
Bursa Technical University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmen, öğrenci görüşlerine ve satış miktarlarına göre en çok tercih edilen 8-10 yaş çocuk kitaplarının estetik ölçütler bağlamında incelenmesi

Çocuk edebiyatı ve estetik arasında, çocuğun duyusal, düşünsel ve duygusal gelişimini destekleyen önemli bir bağ bulunmaktadır. Estetik, sadece güzellik veya görsellik değil, aynı zamanda bir eserin anlam taşıyan unsurlarıyla bireyde yarattığı etkiyi de kapsar. Çocuk edebiyatı, bu estetik boyutuyla çocuklara hem sanatsal bir duyarlılık kazandırır hem de onların dünyayı anlamlandırmalarına yardımcı olur. Hem dilsel hem de görsel açıdan zenginleştirilmiş kitaplar, çocukların kitapla daha derin bir bağ kurmalarına ve estetik değerler üzerinden dünyayı anlamalarına yardımcı olur. Bu nedenle, çocuk edebiyatının estetik boyutu, çocukların gelişiminde sanatsal bir rehber olarak önemli bir yere sahiptir. Bu çalışmada öğretmenlerin önerdiği üç çocuk kitabı, öğrencilerin en çok beğendiği üç çocuk kitabı ve en çok satan üç çocuk kitabı olmak üzere toplamda dokuz kitap incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden 'durum çalışması' benimsenmiştir. Bu yöntem, çocuk edebiyatı kitaplarının estetik ölçütler bağlamında incelenmesini sağlamış ve bu inceleme süreci iki aşamada gerçekleştirilmiştir: İlk aşamada, öğretmen ve öğrenci görüşleri alınarak çocuk edebiyatı kitapları ile ilgili temel veriler toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme tekniği, araştırmacıya esnek bir yapı sunmuş, katılımcıların detaylı görüşlerini ortaya koymasına olanak tanımıştır. Toplanan veriler içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve bu analiz sonucunda değerlendirilmek üzere spesifik kitaplar seçilmiştir. İkinci aşamada, ilk aşamanın sonuçlarına dayanılarak belirlenen çocuk kitapları, estetik ölçütler içeren bir Esra Koca, Çocuk Edebiyatındaki Estetik Ölçütlere Yönelik Analitik Dereceli Puanlama Anahtarı yardımıyla değerlendirilmiştir. Rubrik, dilsel ve görsel estetik, içerik uygunluğu, yaratıcılık gibi kriterleri kapsayarak derinlemesine bir analiz yapılmasını sağlamıştır. Bu analizler sonucu incelenen eserler bazı ölçütler açısından yetersiz olsa da genel puanlama açısından belirlenen estetik ölçütler çerçevesinde "iyi" olarak değerlendirilmiştir.

Edebiyat metinleriEstetikKitaplar
Ümran Gürlek Canıbek
Yozgat Bozok University · Institute of Graduate Studies
2025
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

I. sınıf kapanışa sahip bireylerin yumuşak doku estetik normlarının arnett analizi ile değerlendirilmesi

Amaç: Literatürde, sert doku sefalometrik analiz yöntemleri ve Arnett yumuşak doku analiz yöntemi ile farklı etnik gruplarda çalışmalar yapılarak; birçok bölgenin sert ve yumuşak doku normları incelenmiştir.Fakat literatürde Çukurova bölgesinin bölgesinin yumuşak doku estetik normlarının incelendiği herhangi bir çalışmaya rastlanmamıştır.Bu çalışma literatürdeki bu eksikliğin giderilmesi amacı ile planlanmıştır. Gereç-Yöntem: Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı arşivinden; I. Sınıf kapanışa sahip ve dahil edilme kriterlerine uyan 45 kadın, 45 erkek toplam 90 birey üzerinde çalışmamız bir öncül çalışma olarak gerçekleştirilmiştir. Dahil edilen bireyler 3 yaş grubuna ayrılmıştır. 16-20 yaş I. Grup, 20-25 yaş II. Grup ve 25-30 yaş III. Grup olarak belirlenmiştir. Bu tez çalışması, bireylerin lateral sefalometrik radyograflar üzerinde, Arnett yumuşak doku analiz yöntemi, Audaxceph Advantage programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmamızdaki 45 erkek bireyin 13 yumuşak doku değeri literatürde bahsi geçen ortalama değerlerine göre kıyaslandığında; ULT, LLT, P-P', M-M', ULA, A'-TVL, ULA-TVL, MX1-TVL ve MD1-TVL değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Çalışmamızdaki 45 kadın bireyin 13 yumuşak doku değeri literatürde bahsi geçen ortalama değerlerine göre kıyaslandığında; ULT, LLT, P-P', NLA, ULA, A'-TVL, ULA-TVL, MD1-TVL ve LLA-TVL değerleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark görülmüştür. Sonuç: 90 bireyin yaş grupları ve cinsiyetler arasında Arnett yumuşak doku değerleri istatistiksel olarak değerlendirilmiş ve farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.

Dental estetikEstetikMaloklüzyon+4
Batuhan Güllü
Çukurova University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin tasarım ürününe ilişkin estetik yaklaşımlarının belirlenmesi: Kahve bardağı örneğinde bir ön test çalışması

Günlük yaşantımızın neredeyse tamamında kullandığımız, hayatımızı kolaylaştıran her türlü ürün, hayatımıza yenilik ve kolaylık sağlayan, estetik duyularımıza seslenen objeler, kullanımımıza sunulan eşyalar endüstriyel tasarım ürünleridir. Su içtiğimiz bardak, yemek yediğimiz tabak okuduğumuz gazete, her tür medya, giysilerimizin modelleri, desenleri, telefonumuz, sandalyemiz, arabamız, trafik levhaları, ürün logoları, oyuncaklar… Farkında olmasak da, fonksiyonellik, kullanım kolaylığı, ergonomi gibi özellikler taşıyan eşyalarımız sadece yaşamımızı kolaylaştırmazlar, görünümleriyle de estetik yaşantıyı deneyimlememize katkı sunarlar. Estetik özlemler insan psikolojisinin ayrılmaz parçalarıdır. Kişinin pratik işlev ile yetinmeyip, nesnenin biçimsel niteliklerini güzellik kavramlarıyla uyuşturmaya yönelmesi bu özlemler sonucudur. Bu bağlamda düşünüldüğünde estetik olabilme niteliği, teknoloji ve sanat arasında önemli bir ayrıcalığı da ortaya koymaktadır. Ürün tasarımının ürün tercihleri üzerinde yaratacağı etki farkındalığının artmasına rağmen, insanların tasarıma nasıl tepki verdiklerini veya estetik yanıtların nasıl oluştuğunu anlamamıza yardımcı olan tasarım veya estetik kuramın şaşırtıcı derecede az olduğu söylenebilir. Bu sorunun nedenlerinden birisi tüketici davranışlarını ve taleplerini araştırmanın daha çok pazarlama bilgi alanın konusu olduğu varsayımıdır. İkinci neden ürün estetiğinin, ürün tasarımında çok önemli olmasına rağmen, felsefe, sanat eleştirisi, sanat tarihi, psikoloji, antropoloji, deneysel estetik gibi disiplinlerdeki ürün estetiği çalışmalarının tasarım estetiğine saygı duymakla birlikte, uzun yıllar boyunca tutarlı bir teori oluşturmamasıdır. Bir başka neden tasarım ve estetik ilişkisindeki ilkelerin belirsizliğiyle ilişkilidir. Öncelikle, "iyi" tasarımın oldukça keyfi bir mesele olduğu izlenimini veren söylem tasarımcılar tarafından da kabul edilmektedir. Ayrıca tasarlayan-tüketici-ürün ilişkisi karmaşık bir ilişkidir. Bu karmaşa, günlük olarak etkileşime girdiğimiz ürünler daha karmaşık hale geldiğinden, gittikçe de artmaktadır. Bu araştırma üstesinden gelinmesi gereken bir takım engeller olmasına rağmen, tüketicinin estetik deneyimlerinin belirlenmesine yönelik araştırmaların ürün tasarımı çalışması yapan disiplinlerin katkısı olmadan eksik kalacağı ya da çok disiplinli yapılmasının daha verimli sonuçlar doğuracağı görüşünü benimsemektedir. Pazarlama bilgi alanının araştırma deneyimlerinden de yararlanan bu araştırmada tüketici- ürün bağlamı üniversite öğrencileri ve kahve bardağıdır. Farklı estetik yaklaşımlarla tasarlanan bardaklar öğrencilerin yoğun olarak bulunduğu kafelerde kullanıma sunulmuş ve onların tercihlerinin hangi biçimsel/estetik özelliklere yönelik olduğu ve bu yönelimi sağlayan koşulların belirlenip belirlenemeyeceği incelenmiştir.

BardaklarEstetikEstetik duyarlılık+6
Bilge Uğur Sivuk
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Kadınlarda meme antropometrisinin estetik ve klinik açıdan önemi

Kadın bedeninin antropometrik ölçümleri ve oranları estetik ve rekonstrüktif plastik cerrahide önemli bir rol oynamaktadır. Bu çalışmada, memenin hacmi ve antropometrik ölçümlerinin hesaplanması ve bu ölçümlerin demografik verilerle ilişkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, 20-60 yaş arası 200 premenopozal yetişkin kadından meme areola çapı, papilla uzunluğu, papilla çapı, meme lateral yarıçapı, meme medial yarıçapı, meme projeksiyonu, meme genişliği, omuz genişliği, göğüs çevresi, iki papilla arası ve iki meme arası mesafe, papilla-inframammarial sulcus, papilla-sternal çizgi, midklavikular nokta-papilla, suprasternal nokta-papilla, gnathion-umblicus, gnathion-papilla, papilla-umblicus, suprasternel nokta-acromion, papilla- acromion, acromion-olecranon, suprasternal nokta-processus xiphoideus ölçümleri gerçekleşitirlmiştir. Antropometrik ölçümlerde dijital kaliper ve mezura, meme hacminin hesaplanmasında Grossman-Roudner-Disk kullanılmıştır. Yapılan ölçümler neticesinde, meme hacmi ortalaması sağ meme ve sol meme için sırasıyla; 362,64 ve 362,02 cc olarak tespit edilmiştir. Sağ ve sol meme hacmi arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark görülmemiştir. Meme hacmiyle antropometrik ölçümlerin ilişkisi Pearson Korelasyon yöntemi ile analiz edilmiştir. Papilla uzunluğu ve iki meme arasındaki mesafe arasında negatif yönde bir ilişki bulunurken, papilla ile umbilicus arası mesafe dışındaki bütün ölçümlerde pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Çalışmada aynı zamanda meme pitoz oranları ve makromasti varlığı hesaplanmıştır. Makromasti ile yaş ve beden kitle indeksi arasında, pitoz ile hacim ve doğum yapmış olma arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu çalışmadan elde edilen sonuçların, literatüre katkı sağlayacağı, estetik ve rekonstrüktif plastik cerrahide ameliyat öncesi ve sonrası değerlendirmede kılavuz niteliğinde olabileceği düşünülmektedir.

AntropometriAntropometrik parametrelerCerrahi-plastik+5
Raciha Sinem Balcı
Çukurova University · Institute of Health Sciences
2022
00
Dentistry SpecialtyOpen AccessTR

Ortognatik cerrahi tedavisi gören hastalarda tedavi öncesi ve tedavi sonrası gülümsemenin mini-estetik değerlerinin karşılaştırılması

Amaç: Çalışmamızın amacı, ortognatik cerrahi tedavisi gören hastalarda ortodontik tedaviye başlamadan önce ölçülen "gülümsemenin mini-estetik değerleri"nin, cerrahi girişimin hemen öncesindeki ve ortodontik-ortognatik tedavinin bitim aşamasındaki değerlerle karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntem: Bu araştırma çerçevesinde, Çukurova Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Kliniğinde 2005 ile 2020 yılları arasında ortognatik cerrahi tedavisi gören ve tedaviye başlama yaşı 13-44 arasında değişen toplam 118 hastaya ait fotoğraf kaydı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışma, dâhil edilme kriterlerine uygun olan 50 hastanın "tedavi başlangıç", "ortognatik cerrahi öncesi" ve "tedavi bitim" aşamalarında çekilen "ağız dışı cephe gülümseme" fotoğrafları üzerinde yürütülmüş ve "gülümsemenin mini-estetik değerleri" ölçülerek karşılaştırılmıştır. Cephe gülümseme fotoğraflarındaki referans değerlerin ölçümü için Dolphin Imaging Version 11.8.06.22'(Dolphin Imaging and Management Solutions, Chatsworth, CA, USA) Programı kullanılmıştır. Referans değerler, gülümsemenin sekiz mini-estetik değeri olan "gülümseme genişliği", "gülümseme yüksekliği", "üst kesicilerin görünüm miktarı", "bukkal koridorlar", "üst dudak kurvatürü","gülümseme arkı", "dişeti görünüm miktarı" ve "gülümseme indeksi"dir. Retrospektif arşiv yöntemi benimsenen bu araştırmada, örneklem seçimine gidilmemiş ve fotoğraf arşivindeki kayıtlar arasından "dahil edilme kriterleri"ni karşılayan bütün hastaların fotoğrafları çalışmaya dahil edilmiştir. Verilerin istatistiksel analizi SPSS 22.0 programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bulgular: Gülümseme genişliği, gülümseme yüksekliği ve üst kesicilerin görünüm miktarı "tedavi başlangıç" aşaması ile karşılaştırıldığında"ortognatik cerrahi öncesi" ve "tedavi bitim" aşamalarında artmaktadır (p<0,05). Sağ ve sol bukkal koridor değerleri "ortognatik cerrahi öncesi"nde artış göstermekle birlikte"tedavinin bitim" aşamasında azalmaktadır (p<0,05). Dişeti görünüm miktarı ve gülümseme indeksi değerleri tedavi süresi boyunca anlamlı farklılık göstermemiştir (p>0,05). Ortodontik tedavi öncesinde 43 hastada (%86) "ters gülümseme arkı", 7 hastada (%14) ise "düz gülümseme arkı" mevcuttur. Tedavi bitiminde hastaların 36'sında (%72) "konveks gülümseme arkı"na ulaşılmıştır."Düz gülümseme arkı"na sahip hastaların sayısı artarak 14'e (%28) yükselirken, hiçbir hastada "ters gülümseme arkı" tespit edilmemiştir. Üst dudak kurvatüründe, tedavi başlangıcı ile karşılaştırıldığında, tedavi bitiminde belirgin bir değişiklik saptanmamıştır. Gülümseme indeksi değeri, tedavinin başlangıcında ve ortognatik cerrahi öncesinde kadınlarda erkeklerden anlamlı derecede yüksek bulunmuştur(p<0,05). Sonuç: Örneklem grubundaki ortognatik cerrahi tedavisi gören hastaların gülümseme estetiğinde hem ortodontik tedavinin hem de ortognatik cerrahinin etkisiyle bir iyileşme olduğu görülmektedir.

Dental estetikEstetikGülümseme+4
Mahmud Mahmudov
Çukurova University
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk romanında şehir (1872-1923)

Roman türünün ortaya çıkışıyla birlikte anlatmaya bağlı metinler içinde önemli bir yer tutmaya başlayan mekân; şehir bileşenleri üzerine kurulu, çok yönlü bir yapıyı esas alır. Karakter yaratma ve ona dair izlenim kazandırma gayesi üzerine kurulu klasik romanlarda, şehir, roman karakterini yansıtma açısından önem arz eder. Türk edebiyatında 1872-1923 yılları arasında yayınlanmış romanlarda şehir olgusunun ele alındığı bu çalışma, modernleşme hareketlerinin olumlu ve olumsuz etkileri bağlamında şehrin estetik ve kültürel dokusunu incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, insan-mekân etkileşiminin şehrin işlevine ve diline etkilerini gündelik yaşam ve tarihsel dekor üzerinden ortaya koymaya çalışmaktadır. Belirlenen amaçlar doğrultusunda söz konusu dönemi kapsayan romanlar, roman inceleme yöntemleri kapsamında taranmış, çeşitli tespitler yapılmıştır. Elde edilen bilgi ve bulgular, kronolojik ve mukayeseli bir yöntem çerçevesinde tasnif edilmiş, belirli sonuçlara ulaşılmıştır. Yapılan inceleme ve tasnifler sonucunda ulaşılan sonuçların, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk romanında şehir-kültür-medeniyet etkileşiminin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

EstetikGeleneklerKentler+4
Deniz Polater
Düzce University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00

Related subjects