Management

859 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

İnovasyon türleri ve performans ilişkisinde teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü

Araştırmamızda kamu sektöründeki eğitim kurumlarında inovasyon türleri ile okul performansı arasındaki ilişkide teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin aracı rolü incelenmiştir. Okul performansını arttırdığı düşünülen ancak çoğu kez performans üzerinde anlamlı bir etkisi olmayan uygulamalar ve yatırımlar yerine hangi tür inovasyonun okul performansına daha fazla katkı sağladığı araştırılırken, teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenmenin okul performansı üzerinde aracı bir rolünün olup olmadığı araştırılmıştır. Eğitim kurumlarının varlıklarını sürdürebilmeleri ve üst düzey bir performans sergileyebilmeleri öncelikle çevresel değişimleri algılayabilmelerine ve bir bütün olarak çevresel değişikliklere uygun yenilikler geliştirebilmelerine bağlıdır. Değişim ve gelişimin kesintisiz bir süreç olduğu gerçeğinden hareketle bu değişim ve gelişimleri içselleştirme sürecinde değişim ve yeniliklere uyum sağlanması aşamasında inovasyonun okullar açısından hayati öneme sahip olduğu görülmektedir. Bu nedenle okulların varlığını sürdürebilmeleri ve gelişimlerini sağlayabilmeleri için okul performansı ve inovasyonun birlikte ele alınması gerektiği söylenebilir. Ayrıca tek tip bir inovasyona yönelmek bir eğitim kurumunu bütün olarak dönüştürmek için gereken performansı sağlamayabilir. Bu nedenle hizmet inovasyonunun yanında yönetim ve süreç inovasyonlarının da performans üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Okul gibi öğrenmenin önemli olduğu örgütlerde örgütsel öğrenme ve teknoloji yeteneğinin inovasyon yaratma gücü dolayısı ile okul performansına etki etme sürecinde aracı rollerinin olup olmadığı incelenerek performansa etki eden kavramlar ortaya çıkartılmak istenmiştir. İstanbul geneli lise ve dengi eğitim kurumlarından orta ve büyük ölçekli ortaöğretim okullarında toplamda 306 idareci ve öğretmen üzerinde anket yöntemi kullanılmıştır. Bağımsız değişkenler olarak ele alınan ürün inovasyonu, yönetim inovasyonu, süreç inovasyonu ile teknoloji yeteneği ve örgütsel öğrenme kavramlarının bağımlı değişken olan okul performansı üzerindeki etkilerini incelemek üzere güvenilirlik analizi, faktör analizi, regresyon analizi SPSS.20.OO İstatistik programı kullanılarak yürütülmüştür. Anahtar Kelimeler: Hizmet İnovasyonu, Yönetim İnovasyonu, Süreç İnovasyonu, Teknoloji Yeteneği, Örgütsel Öğrenme ve Performans.

PerformansTeknolojiTeknolojik yetenekler+4
Neriman Esendemir
Yıldız Technical University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Çok uluslu işletmelerde örgütsel yapıya dair farklılıklar ve çok uluslu işletmelerin Türkiye'deki yönetim yapıları

İnsanların birlikte yaşama alışkanlıkları ile ortaya çıkmış olan kültür kavramı toplulukların çeşitlenmesi ile anlam kazanmıştır. Çok sayıda unsuru barındıran bu kavram bir arada çalışma alışkanlıkları ile işletmelere taşınmıştır. Ulusların arasında mesafelerin çok olduğu dönemlerde işletmeler daha çok yerel kültürlerden etkilenmişlerdir. Globalleşmenin etkisi ve gelişen teknoloji ile birlikte uluslar arasındaki mesafeler kısalmıştır. Bu durum çok uluslu işletmelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Çok uluslu işletmeler gittikleri her yeni ülkede ya da bünyelerine kattıkları farklı ulustan her çalışanda hakim olan yerel kültürün haricinde farklı kültür boyutları ile karşılaşmışlardır. Ortaya çıkan kültürel farklılıklar yeni bir inceleme alanı olmuş; öyle ki bu farklılıkların işletme başarısına ve devamlılığına doğrudan etkileri olduğu tespit edilmiştir. Bu sayede örgüt kültürünün önemini arttırmış ve örgüt kültürü ile ilgili modellerin ortaya çıkmıştır. Prof. Hofstede öncülük ettiği bu modelleri belirli boyutlar altında toplamış ve aynı işletmenin farklı iştiraklerinde ayrıştırılan boyutları incelemiştir. Çalışmada örgüt kültürü ve Hofstede'nin örgüt kültürü modeli incelenerek Türkiye'de Telekomünikasyon sektöründe yer alan çok uluslu işletmelerde bu kavramlar röportaj yöntemi ile araştırılmıştır. Dikkat edilen unsur doğu kültürü olan Çin kültüründen Huawei ve batı kültürü olan Birleşik Krallık kültüründe Vodafone gibi iki farklı ancak birlikte çalışan işletmenin incelenmesi olmuştur.

Hofstede, GeertKültürel farklılıkTelekomünikasyon+6
Erhan Bayram
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal medyada kurum kimliği yönetimi: Türkiye'nin en büyük 500 şirketi üzerine bir araştırma

Sosyal medya hem bireyler hem de kurumlar açısından günümüzün en önemli iletişim araçlarından biri haline gelmiştir. İşletmeler, organizasyonlar ve kuruluşlar sosyal medyayı hedef kitleleri ile iletişim kurmada önemli bir araç olarak görmeye başlamıştır. Yapılan araştırmalar, kurumsal sosyal medya kullanımının her sene artmakta olduğunu ortaya koymaktadır. Ancak, sosyal medyada yer almaktan daha önemli olan bu ortamın nasıl kullanıldığıdır. Sosyal medyanın sağladığı avantajlardan faydalanmak ve kurum imajını artırmak amacıyla kurumların kendilerini, diğer bir ifade ile kurumsal kimliklerini sosyal medyada doğru bir şekilde temsil etmeleri büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, kurumların sosyal medyada kimliklerini nasıl yansıttıklarını ve yönettiklerini belirlemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaç doğrultusunda, 2013 yılında Fortune tarafından belirlenen Türkiye'nin en büyük 500 şirketi içerisinden alınan örneklemin resmi Facebook hesabı, içerik analizi yöntemi ile değerlendirilmiştir.

FacebookFacebookISO 500+7
Gülçin Salman
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Kurumsal itibar yönetimi: Tepe yöneticisinin güvenilirliğinin kurumsal itibar ve çalışan olma niyetine etkisi

İtibar kavramı sübjektif bir yapı olmasının beraberinde, algılama yoluyla birey ve firmalara atfettiğimiz değeri içeren ve karar verme mekanizmamızda gömülü olarak yer alan olgudur. Birçok faaliyetlerinde kurumsal itibarlarından hareket eden firmalar bu nedenle kurumsal itibarın öncülleri ve sonuçlarının neler olduğunu ortaya çıkarmayı istemektedir. Kurumsal itibarı oluşturan öncülleri ve kurumsal itibarın yol açtığı birtakım sonuçların araştırılması ve ilgili değişkenlerin iyi yönetilmesi sonucunda firmaların rekabet avantajı sağlayacakları beklenmektedir. Bu çalışma Türkiye'de yer alan büyük ve itibarlı holdingleri bilen yanıtlayıcılar üzerinden, öncüllerden biri olan yönetici itibarından hareketle, sonuçlarından biri olan o firmada çalışan olma niyetini ölçmeye yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Araştırma üçleme üzerine tasarlanmıştır. İlgili literatürün taranması sonucu bir kavramsal model oluşturulmuş ve sonrasında modelin müşteri paydaş grubunun gözünde geçerli olup olmadığını anlamak üzere altı kişi ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Görüşme sonuçları kavramsal modelin geçerliliğini göstermiştir. Çalışmanın son aşamasında ise önce 70 sonra 50 kişi ile pilot uygulama yapılmış, sonrasında ise amaçlı örnekleme yoluyla Türkiye'nin ilk on büyük üniversitesinden yedisine ulaşarak toplanan 561 kişilik veri üzerinden nicel araştırma gerçekleştirilmiştir. Tüm verilere keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi yapılarak uyum değerlerinin yakalanması sonucu Yapısal Eşitlik Modellemesi'ne gidilmiştir. Veriler toplanan her firma için ayrı ayrı çözümlenmiştir. Sonuçlar modelin genel olarak kabul edilebilir olduğunu, tepe yöneticisinin güvenilirliğinin (inanılır ve uzman olma) kurumsal itibar üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisi olduğunu, ancak çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkiden söz edilemeyeceği bulgusuna ulaşılmıştır. Kurumsal itibarın ise çalışan olma niyeti üzerinde istatistiki olarak anlamlı etkisinin olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Tepe yöneticisinin güvenilirliği, Kurumsal itibar, Çalışan olma niyeti, Üçleme, Yapısal eşitlik modeli

Davranışsal niyetGüvenilirlikKurumsal itibar+6
Özüm Eğilmez
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Medya işletmeciliğinde yaşanan yapısal ve yönetsel değişimlerin medya profesyonellerinin çalışma ilişkilerine etkisi: Haber siteleri örneğinde bir alan araştırması

Bu çalışmanın amacı; medya işletmeciliğinde yaşanan yapısal ve yönetsel değişimlerin medya profesyonellerinin çalışma ilişkilerine etkisini, haber siteleri örneği çerçevesinde incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, çalışma kümesini oluşturan 12 medya profesyoneli ile yarı-yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve görüşme yöntemini desteklemek için gözlem temelli alan araştırması yapılmıştır. Nitel araştırma desenlerinden olgubilime dayandırılarak gerçekleştirilen araştırma sonucunda elde edilen veriler, betimsel analiz ve içerik analizi yöntemleriyle çözümlenerek yorumlanmıştır. Araştırma sonucunda, medya profesyonellerinin çalışma alanı olan haber kavramının değiştiği, bunun da medya profesyoneli kimliğini dönüştürmeye başladığı ve yayın sürecini esnekleştirdiği ortaya çıkmıştır. Çalışmada ayrıca, gelir modellerinin farklılaşmaya başladığı bu yeni medya ikliminin, örgüt yapısını ve çalışma koşullarını da etkilediği vurgulanmıştır. Son olarak ise 5953 Sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun, medya işletmeciliğinde yaşanan yapısal ve yönetsel değişimlerin medya profesyonellerinin çalışma ilişkilerine yansımalarını düzenlemede yetersiz kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Yeni medya, Medya işletmeciliği, Medya profesyonelleri, Çalışma ilişkileri, Medyada çalışma hayatı.

HaberlerMedyaProfesyonellik+7
İpek Kumcuoğlu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Kentsel atık su yönetimi: Türkiye'de büyükşehir belediyeleri'nde kamusal mal ve hizmet olarak atık su arıtma tesislerinin etkinliğine dair bir inceleme

Su, canlılar için yaşam kaynağıdır ve ikame edilemez. Su hem içmek ve temel yaşamsal ihtiyaçları karşılamak hem de tarımsal ve ekonomik üretim yapmak için gereklidir. Kent merkezlerinde yoğunlaşan nüfus, evsel kullanım sonucu ortaya çıkan atık suyun canlı yaşamını tehdit etmesine neden olmuştur. Kentsel atık su yönetimi kamu kesiminin kontrolündedir. Bunun nedeni; atık su arıtma hizmetinin doğal tekel olması, sağlık, ekosistem ve üretici faaliyet üzerindeki dışsallığı, kamusallık özelliği, su ve sanitasyonun insan hakkı olması, ekonomik ve sosyal kalkınmanın merkezinde olmasıdır. Atık su tesisi yatırım, işletme bakım maliyetleri kamu kaynakları ve kurum geliri tarafından karşılanmaktadır. Çalışmanın teması, Türkiye'de büyükşehir belediyelerinde 1986'da genel nitelik kazanan İSKİ modelli kanalizasyon idareleri kapsamındaki kentsel atık su arıtma yönetiminin kurumsal ve yasal yapısını sahip olduğu ekonomik araçlar ile ortaya koyarak, yönetimlerin etkin hizmet sunumuna öneri getirmektir. Çalışmanın yöntemi teorik kısımların genel literatür taraması, güncel verilerin grafik analizi ile incelenmesi ve büyükşehir belediyelerine ait belirli yöntemle arıtma yapan atık su tesislerinin etkinliğinin veri zarflama tekniği ile analizidir. Bu çerçevede, kamu kaynakları ile finanse edilen atık su arıtma tesislerinin etkin yönetim bileşenlerine ulaşarak iyi yönetim örnekleri sunulmuştur. Atık suya yeni yaklaşım onu bir sorun olarak görmek yerine su ve enerji kaynağına dönüştürmektir. Anahtar Sözcükler: Kentsel atık su yönetimi, veri zarflama analizi, kamu harcamaları, büyükşehir belediyesi

Atık suBelediye hizmetleriBelediyeler+7
Sedef Oluklulu
Anadolu University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu kurumlarında itibar yönetimi: Sağlık Bakanlığı örneği

Araştırmada, bireyler kadar kurumlar için de önemli olan, oluşturulması uzun ve planlı bir süreci kapsayan ve yıkılması ise oluşturulmasından daha kısa süren itibar çalışılmıştır.Araştırmanın genel amacına uygun olarak; itibar kavramından yola çıkılarak kurumsal itibar, kurumsal itibar yönetimi kavramalarına ek olarak Sağlık Bakanlığı örneği incelenmiştir. Bu kapsamda, çalışmada anket yöntemi kullanılarak veriler elde edilmiş ve yorumlanmıştır. Toplamda 20 anket sorusundan oluşmuştur. Ölçeğin güvenirlilik katsayısı 0,88 bulunarak, yüksek güvenirlilikte olduğu saptanmıştır. Araştırmada 10 fakülteden öğrenci ve akademisyenler katılımcı olarak seçilmiştir.Araştırma sonucunda genel olarak değerlendirildiğinde katılımcıların olumlu algıladıkları görülmüştür. Ancak fakülteler arasında ve cinsiyet açısından değerlendirildiğinde itibar algılamalarında bazı farklılıklar olduğu saptanmıştır.

Kamu kuruluşlarıKamu yönetimiSağlık Bakanlığı+3
Zeynep İnce
İnönü University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anaokullarında örgüt iklimi ile öğretmenlerin sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi: Malatya ili örneği

Bu araştırma, resmi bağımsız anaokullarında çalışan okulöncesi öğretmenlerinin okullarının örgüt iklimine ilişkin algıları ile sınıf yönetimi becerileri arasındaki ilişkiyi belirlemek amacıyla yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Malatya il merkezinde bulunan 15 bağımsız anaokulundan 102 öğretmenle çalışılmıştır. Öğretmenlerin demografik özelliklerini belirlemek amacıyla ?Kişisel Bilgi Formu?, öğretmenlerin örgüt iklimi algılarını belirlemek amacıyla ?Örgütsel İklimi Betimleme Anketi? ve öğretmenlerin sınıf yönetimi algılarını belirlemek amacıyla ?Sınıf Yönetimi Beceri Düzeyi Ölçeği? kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizi için SPSS 17.0 programı kullanılmış, frekans, yüzde, Cluster analizi, Pearson korelasyon katsayısı ve Regresyon analizi tekniklerinden yararlanılmıştır.Araştırmanın sonucunda, öğretmen algılarına göre çalışılan 15 okuldan 5 okulun iklim tipi ?Açık?, 2 okulun iklim tipi ?İlgili?, 3 okulun iklim tipi ?İlgisiz? ve 5 okulun iklim tipi ?Kapalı? olarak belirlenmiştir. Örgüt ikliminin alt boyutları ile öğretmenlerin cinsiyeti, yaşı, öğrenim düzeyi, öğretmenlikte çalışma süresi, bulunduğu okulda çalışma süresi ve günlük çalışma süresi arasında anlamlı bir fark bulunmazken, çalışılan yaş grubu ile örgüt ikliminin ?Mesleki Dayanışma? alt boyutu arasında, çalışılan yaş grubu ve çalışılan çocuk sayısı ile örgüt ikliminin ?Samimi? alt boyutu arasında pozitif yönde, çocuk sayısı ile örgüt ikliminin ?Destekleme? alt boyutu arasında negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur.Araştırmaya katılan öğretmenlerin algılarına göre büyük bir çoğunluğunun yeterli düzeyde sınıf yönetimi becerilerine sahip olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmenlerin demografik özellikleri ile öğretmenler tarafından algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır. Öğretmenlerin algılarına göre örgüt ikliminin ?Yakından Kontrol?, ?Engelleme? ve ?İlgisiz?alt boyutları ile algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken, örgüt ikliminin ?Destekleme?, ?Mesleki Dayanışma? ve ?Samimi? alt boyutları ile algılanan sınıf yönetimi becerileri arasında anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Öğretmenler tarafından alğılanan örgüt ikliminin, öğretmenler tarafından algılanan sınıf yönetimi becerilerine etkisine ilişkin yapılan Regresyon analizi sonucunda istatstiksel olarak anlamlı bir sonuca ulaşılamamıştır.

AnaokullarıMalatyaOkul öncesi eğitim+8
İmray Nur
İnönü University · Institute of Educational Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessEN

The impact of national culture on self-leadership development

In the increasingly globalized market place, "leadership development", too, has become an "export" often in standardized forms. However, such globalized "exports" with "one solution fits all mindset" tend to disregard the factors that critically influence the effectiveness in leadership development, such as national culture. Therefore, new approaches and frameworks are needed to better understand and facilitate the effective self-leadership development in different cultural contexts, in other words the "glocalization" of leadership development. This research examines the effects of the national culture upon the "effectiveness" in self-leadership development in corporate context (comparing Turkish and Canadian mid-level managerial contexts within the ICT sector), with a view of improving the underlying theories, assumptions and practices of self-leadership development trainings. Given the opposing cultural dimension factor indices between Turkey and Canada, significant differences in self-leadership development outcomes were expected between these two cultural contexts. However, the data from the study shows that the differences were statistically insignificant, leading one to wonder, has the sectorial similarities (ICT in this case) has resulted in similar outcomes in both the cultural contexts selected for this research. This shows that contextual factors that can lead to different leadership development outcomes under differing national contexts are in tension with global trends that tend to cross national boundaries.

CanadaGlobalizationGlocalization+7
Suresh Gunaratnam
Yeditepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütlerde bilgi yönetimi sürecinde bir dinamik olarak örgütsel zeka etkinliğinin belirlenmesi ve aralarındaki ilişki üzerine bir araştırma

Her bireyin bir zekası olduğu gibi her örgütün de bir zekası vardır. Bu zeka örgütsel zeka (OI) olarak adlandırılmaktadır. OI çoklu zeka kuramı ve duygusal zeka kuramından esinlenmiş ve çok boyutludur. Bu araştırmanın amacı OI ile birlikte boyutları ve bilgi yönetimi (KM) ile süreçleri arasında bir ilişki olduğunu kanıtlamak ve OI farkındalığını arttırmaktır. Ayrıca demografik faktörlerin OI ile birlikte boyutları ve/veya KM ile birlikte süreçleri üzerine etkisi olup olmadığı sorgulanmıştır. Araştırmada KM performansı ve OI düzeyinin ölçülmesi için iki ölçek kullanılmıştır. Bu ölçekler Çetinkaya tarafından geliştirilmiş Bilgi yönetimi performansı ölçeği ve Ekici vd. tarafından geliştirilmiş OI düzeyi ölçeğidir. Verilerin analiz edilmesinde SPSS 15.0 programı ve model oluşturulmasında AMOS 24.0 programı kullanılmıştır. Öncelikle, ölçeklerin geçerlilik ve güvelilirlik testleri başarılı bir şekilde yapılmıştır. Ardından, boyutlarının belirlenmesi için faktör analizi yapılmıştır. İstatistiksel bilgileri görmek için frekans dağılımı, normallik dağılımı ve çapraz tablolar gibi tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. OI ve boyutları ile KM ve süreçleri arasında bulunan ilişkileri ortaya çıkartmak için regresyon ve korelasyon analizleri kullanılmıştır. Demografik faktörlerin OI ve boyutları ile KM ve süreçlerini etkileme durumları ile T-testi ve Anova analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda OI ile KM arasında bir ilişki olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Örgütsel Zeka, Bilgi Yönetimi

Bilgi yönetim sistemiBilgi yönetimiEtkinlik+4
Selçuk Göktaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi: Kamu üniversiteleri örneği

Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizinde örgüt yapısının tasarımı, denetleme sisteminin tasarımı kurumsal yapıya bağlı olarak strateji, yapı ve denetim uyumunun belirli bir ahenk içinde olmasının sağlanması ve tüm bunlardan sonra da değişimin yönetimi ve hayata geçirilmesi kurumsal stratejik yönetim anlayışı sürecinin temel öğeleri olarak değerlendirilmelidir. Belirlenen amaçların gerçekleştirilmesinde uygulanacak seçeneklerin hedeflere yönelik olarak iç ve dış kaynakların neler olduğuna, iç ve dış koşulların neler olduğuna ve iç ve dış paydaşların koşullarıyla bağdaştırılması stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri üzerindeki etkileri stratejilerin belirlenmesi aşamasında önem kazanmaktadır. Bu çalışmada üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından analizi ve uygulanabilirliği konusunda araştırmalara yer verilmiştir. Üniversitelerde stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından uygulanabilirliğine ilişkin stratejik yönetimin mahiyeti tanımı ve özellikleri ile ilgili kavramsal açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca üniversitelerde stratejik yönetim ve temel yönetim süreçleri açısından analizine yer verilmiştir. Stratejik yönetim anlayışının temel yönetim süreçleri açısından değerlendirilmesi için hazırlanan anketteki sorulan sorular, istatistiksel analizlerde elde edilebilir, ölçülebilir şekilde hazırlanmıştır.

Stratejik yönetimYönetimYönetim süreci+2
Hasan Başaran
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Spor federasyonlarında görev yapan üst düzey yöneticilerin problem çözme becerilerinin araştırılması

Bu araştırma; spor federasyonlarının merkez teşkilatında çalışan personellerin, problem çözme beceri düzeylerini tespit ederek, kişisel özelliklere göre bunların farklılaşıp farklılaşmadığını ortaya koymak amacıyla yapılmıştır. Betimsel bir nitelikte olan bu araştırmanın örneklemini, 2016 yılında 56 farklı özerk spor federasyonların merkez teşkilatında çalışan 21 Başkan, 28 As Başkan, 37 Genel Sekreter olmak üzere toplam 86 personele anket uygulanmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak personelin problem çözme becerilerini belirlemek için 1982 yılında Heppner ve Peterson tarafından geliştirilen ve 1993 yılında Şahin tarafından Türkçe'ye uyarlanan "Problem Çözme Envanteri" ve personelin kişisel özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilen "Kişisel Bilgi Formu" kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ve hesaplanmış değerlerin bulunmasında SPSS 16.0 istatistik paket program kullanılmıştır.Verilerin analizinde SPSS programından yararlanılarak frekans dağılımları oluşturulmuş, Bağımsız Gruplar t- testi, Tek Yön Anova testlerinden LSD ve ve Tukey Post Hoc analizleri kullanılmıştır.Araştırma sonucunda; Spor federasyonlarında görev yapan üst düzey yöneticilerin, problem çözme envanterinden (PÇE) aldıkları puanların; eğitim durumuna ve medeni hal değişkenine göre farklılaştığı, yaş, cinsiyet, meslekteki çalışma yılı, federasyondaki çalıma yılı, statü değişkenine göre farklılaşmadığı görülmüştür (p<0,05). Anahtar kelimeler: Spor federasyonları, yönetim, spor, sosyal beceri, problem çözme

Problem çözmeProblem çözme becerisiSosyal beceri+5
Gülnihal Işıklı
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Başkanlık sistemlerinde ve parlamenter sistemlerde dış politika anlayışı ve işleyişi: ABD ve Türkiye(1982 Anayasası) örneği

Türkiye'nin uluslararası konumu, dünyanın en sorunlu bölgeleri olan balkanlar, Orta Asya ve Ortadoğu'nun tam merkezi konumundadır. Diğer tarafta Batı ve İslam ile eski doğu bloğu ve batı bloğunun arasında kritik bir bölgededir. Her medeniyetten harmanlanan bir kültürü içinde barındıran Türkiye'nin bu özelliği hem avantaj hem de dezavantaj yaratmaktadır. Kültürel zenginliğin olması ülkenin dış politikasının kapsamını genişletirken, aynı özellik iç politikada dış etkilere imkân sağlamaktadır. Bu farklı kültür ve değerlerin parlamenter sistemin siyasi mücadelesinde birbirlerinden kopup ayrışmasına sebep olmaktadır. Bu ayrışmalar sistem içinde var olan rekabetten dolayı birbirinin önüne geçmek için karşıt bir politika izleyerek aradaki uçurumu daha da açmaya sebep olmaktadır. İç politika bu hale gelirken dış politika doğal olarak göz ardı edilir ve kritik bir bölgede olan bir ülkenin böyle bir lüksü olmamaktadır. Bu çalışmada Türkiye'nin dünyanın en kritik coğrafyasında bulunmasının getirdiği külfetleri taşımakta zorlandığını ortaya koyulmaktadır. Çoğu hükümet sistemiyle alakalı aynı sorunları yaşamasına rağmen bir türlü çözüm üretilememiştir. Bir asırdır bu kısır döngü durmadan denendi ve başarı sağlanamadığı ortaya koyulmaktadır. Özellikle dış politika üzerinden ABD başkanlık sistemini ve Türkiye parlamenter sisteminin dış politikasını karşılaştırıp hangi sistemde uygulanan dış politika daha etkin? Sorusuna cevap bulmaya çalışılmaktadır. Bununla beraber Türkiye'nin bu sorunlu bölgelere yakın olmasının dış politikasında daha hızlı karar alması gerektiği kanaatine varıldığından, başkanlık sisteminin hızlı karar mekanizmasına sahip olmasından dolayı Türkiye için gerekli olduğu kanaatine varılmaktadır. Anahtar kelimeler: Başkanlık Sistemi, Parlamenter Sistem, Dış Politika, Türkiye, Amerika, Karar Mekanizması

Amerika Birleşik DevletleriAnayasa 1982Anayasa+7
Serdal İlbaş
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerde insan kaynakları yönetimi ve yenilik ilişkisinin toplam kalite yönetimi uygulamalarında incelenmesi:Marmara Bölgesinde ampirik bir uygulama

Yenilik kavramı günümüzde işletmelerin rakiplerine karşı rekabette üstün olabilmek, yeni pazarlara girebilmek ve varlığını sürdürebilmek adına geçmişten günümüze kadar kullandıkları sistemlerin, süreçlerin ve teknolojilerin yenilenmesi süreci olarak tanımlanabilir. İşletmelerin en önemli rekabet aracı ve müşteri memnuniyetini sağlamada etkili bir yöntem olan yenilik kavramı işletmeler tarafından önemle üzerinde durulması gereken bir kavramdır. Yenilik sürecinin başarılı olması yeniliklere açık yetenekli ve donanımlı bireylerin işletmeye kazandırılması ile mümkün olmaktadır. İşletmeye seçilecek personellerin yeniliğe açık, araştırmacı, disiplinli, yetenekli ve günün bilgi ve teknolojilerini yakından takip eden bireyler olması çok önemli olmakla birlikte, işletmenin halihazırda çalışanlarının da yeniliğe teşvik edilmesi ve eğitimlerle desteklenmesi büyün önem arzetmektedir. Toplam kalite yönetimi anlayışını benimsemiş etkin bir insan kaynakları yönetimi, bağlı bulunduğu işletmenin yenilik süreçlerine katkı sağlamak adına işe yeni başlayan çalışanlara ve işletmede çalışmaya devam etmekte olan personellere etkili orantasyon eğitimleri vererek işletmenin verimlilik elde etmesine katkı sağlayabilir. Oryantasyon daha işin başında işi sıkı tutarak çalışanların sürekli gelişmesine katkı sağladığı için insan kaynakları yönetimi tarafından başarıyla sürdürülmesi gereken bir süreçtir.

Marmara bölgesiToplam kalite yönetimiYenilik+5
Yusuf Ceryan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi: BİST 100 üzerinde bir uygulama

İşletmelerin daha fazla ekonomik kar elde etmek için doğal kaynakları tüketmesi, çevresel sorunları da beraberinde getirmiştir. İşletmelerin faaliyetlerini sürdürürken kar elde etmenin ötesinde, topluma ve çevreye karşıda sorumluluklarını yerine getirme çabası, kurumsal sosyal sorumluluk kavramı ile ifade edilmektedir. İşletmelerin çevre bilinci ile faaliyetlerini sürdürmesini esas alan kurumsal sosyal sorumluluk, işletmelerin kurumsal yönetim anlayışının bir parçası olarak görülmektedir. Dolayısıyla etkili bir kurumsal yönetime sahip işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmesi beklenmektedir. Bu çalışmanın amacı Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisini incelemektir. Çalışmada 2016 yılı Borsa İstanbul'da BİST100 endeksinde işlem gören 91 işletmeye ait veriler kullanılmıştır. İşletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarında kurumsal yönetimin etkisi İkili Lojistik Regresyon (Binary Logistic Regression) tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda Türkiye'de işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları ile kurumsal yönetim düzeyleri arasında istatiksel açıdan anlamlı bir ilişki bulunmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca analizde kontrol değişkeni olarak; işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı, öz sermayenin defter değeri ve ekonomik performans değişkenleri kullanılmıştır. Kontrol değişkenlerinden işletme büyüklüğü, endüstri profili, halka açıklık oranı ve öz sermayenin defter değeri değişkenleri ile işletmelerin kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasında istatistiki açıdan anlamlı ve pozitif yönde bir ilişki bulunduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Kurumsal Yönetim,

Borsa İstanbulKurumsal sorumlulukKurumsal sosyal sorumluluk+5
Erdoğan Kaya
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Bir siyasetname olarak Kınalızâde Ali Efendi'nin Ahlâk-ı Alâî eserinde yönetim-siyaset ilişkisi

Modern yönetim ve siyaset düşüncesinin belirttiği yönetim ile siyaset ayrılmalıdır görüşünün aksine, siyasetnamelerde bu iki kavramın birlikte ele alındığı bir anlayış hâkimdir. Siyasetname geleneğinin bir ürünü olan Kınalızâde Ali Efendi'nin Ahlâk-ı Alâî isimli eseri de benzer bir anlayışla yazılmıştır. Eser, modern düşüncedeki yönetim ile siyaset arasında ayrımın yapıldığı ve kavramların birbiri ile çatıştırıldığı bir anlayışla değil, birlikte düşünüldüğü bir yönetim ve siyaset düşüncesine sahiptir. Devletin ayakta kalması ve toplumsal adalet ile mutluluğu sağlama yolunda olaylara bütüncül bir bakış açısı ile yaklaşılmış, söz konusu nedenle de yönetim, siyaset, ahlak ve din gibi kavramlar bir bütün olarak birlikte ele alınmıştır. Kınalızâde'nin eserinde bahsettiği kişi, aile ve devlet ahlakı düşüncesi, yönetim ve siyaset açısından varılmak istenen ideal devlet ve toplum yapısının sistematiğini oluşturmaktadır. Ahlâk-ı Alâî'de yönetim ve siyaset anlamında ideal devlete giden yolda kişi ahlakı en önemli uğrağı oluşturmaktadır. Eserde ideal devlet ve toplum yapısının oluşması, hükümdarın erdemli olmasına bağlanmıştır. Ki buradan yönetim ve siyasetin ahlâk temeline dayandırıldığı görülmektedir. Dolayısıyla; Kınalızâde düşüncesinde yönetim ve siyaset, ideal devlet ve toplum yapısının oluşturulması noktasında ahlâki açıdan bir bütün olarak ele alınan kavramlardır. Anahtar kelimeler: Yönetim-Siyaset İlişkisi, Siyasetname(ler), Ahlak, Kınalızâde Ali Efendi, Ahlâk-ı Alâî

Ahlak-ı AlaiKamu yönetimiKınalızade Ali Çelebi+4
Muhammed Enes Zorlu
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslararası göç kavramı çerçevesinde Türkiye'de göç yönetimi

Tarih boyunca savaşlara, barışlara, birçok yıkım ve yeni oluşumlara sahne olan dünyamız gittikçe önemi artan bireysel ve kitlesel göç hareketlerine de sahne olmaktadır. Hem göç alan hem de göç gönderen ülkelerin ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal yapılarını etkileyen uluslararası göç, uluslararası işbirliği içerisinde yönetilmesi gereken önemli bir konudur. Uluslararası göç ile dil, din, kültür gibi konularda birbirinden farklı yapıya sahip bireylerin aynı ortamı paylaşmasıyla beraber iletişim ve uyum gibi sorunlar ortaya çıkmakta ve toplumsal denge bozulmaktadır. Bu çerçevede her ülkenin, kendi yarar ve öncelikleri doğrultusunda göç politikası geliştirmesi önemlidir. 18. yüzyılın son çeyreğinden günümüze kadarki tarihi süreç içerisinde geniş bir coğrafyaya ve zengin bir etnik yapıya sahip olan Osmanlı Devleti ile onun halefi olan Türkiye Cumhuriyeti birçok kitlesel göç hareketiyle karşı karşıya kalmıştır. Türkiye, ulus-devlet kuruluşunun temellerinin atıldığı ilk yıllarda Türk soyundan ve Türk kültüründen olanların göçüyle başlayan ve küreselleşmenin etkisi, komşu ülkelerde meydana gelen iç karışıklıklar ve Avrupa Birliği ile müzakerelerin başlaması sonucu yabancıların göçüyle devam eden göç hareketlerini iskân politikaları, mübadeleler ve göç kanunları gibi çeşitli araçlarla yönetmeye çalışmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde uluslararası göç konusu ele alınırken, ikinci bölümde 18. yüzyıldan günümüze kadar Türkiye'ye yapılan göçler anlatılmış ve son bölümde Türkiye'nin göç yönetimi incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Uluslararası Göç, Göç Yönetimi, Göç Politikaları, Türkiye'nin Göç Yönetimi

GöçlerUluslararası göçUluslararası ilişkiler+2
Nevin Akdoğan
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin sosyo politik analizi

Irak tarihi, devletin kuruluşundan günümüze kadar devamlı olarak Kürt grupların ayrılıkçı etkinliklerine ve başkaldırılarına sahne olmuştur. Bu başkaldırılar, giderek ülkenin kuzey bölgesinde artmış ve ayrılıkçı bir davranışa dönüşmüştür. Kürt gruplar Bölgesel Kürt Yönetimi ismi altında I. Körfez Savaşı'ndan bu güne dek sanki "de facto" bir devlet gibi hareket etmişlerdir. 2003 senesinden sonra ise, Kürtlerin aktiviteleri giderek artmıştır. Önümüzdeki süreçte, Bölgesel Kürt Yönetimi'nin "otonomi" ayrıca "tam bağımsızlık" elde etmek için faaliyetlerini devam ettireceği düşünülmektedir. Kuzey Irak'ta özerk durumda olan Kürt Bölgesel Yönetimi'nin varlığı Irak-Türkiye arasındaki ilişkileri farklı bir kapsama taşımıştır ve üstelik bu özerk yönetimin ilerleyen zamanlarda tam bağımsız olması bile bazen gündeme gelmektedir. Kürt Bölgesel Yönetimi ve Türkiye arasında son zamanlarda politik, ekonomik ve kültürel bağlar gittikçe artmaktadır. Çalışmamızda Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin ayrıntıları ile incelenmesi ve Bölgesel Kürt Yönetimini kapsayan coğrafyanın demografik bir profili ve politik tarihine ilişkin önemli aktörler ve hadiselerle ilgili bilgiler vererek, burada yaşayan insanların sosyal hafızasına dair bir bakış açısı yakalamak amaçlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Irak, Kürt, Yönetim

Irak Kürdistan Bölgesel YönetimiKürtlerSiyasal analiz+4
Ali Çayır
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Baskı gruplarının yönetişim anlayışı temelinde kamusal karar verme mekanizmalarına etkisinin analizi

Bu çalışmada, yönetişim anlayışı temelinde baskı gruplarının kamusal karar verme mekanizmalarına etkisi ele alınmıştır. Yönetim, yönetişim, ulusal yönetişim, yerel yönetişim, küresel yönetişim ve bölgesel yönetişim gibi kavramlara yer verilmiştir. Yönetişim yaklaşımının tarihsel gelişimi, özellikleri, bu özelliklerden katılımcılık, etkinlik, şeffaflık, hukukun üstünlüğü, eşitlik, hesap verilebilirlik, stratejik vizyon ve cevap verilebilirlik konularında açıklamalara yer verilmiştir. Yeni devlet anlayışı; yeni muhafazakârlık ve neo-liberalizm başlıkları altında ele alınmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışında yer alan; modernizm, post-modernizm, sosyal devlet anlayışı vs. konuları irdelenmiştir. Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde demokrasinin bir aracı olarak; baskı grupları, çıkar grupları, baskı grubu türleri detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Baskı gruplarının amaçlarını gerçekleştirmek üzere kullandıkları yöntemlerden; tehdit, ikna, para, lobicilik, rüşvet ve boykot gibi araçların etkileri tartışılmıştır. Kamu denetimi faaliyetleri çerçevesinde; ombudsman kavramı, tarihsel gelişimi, denetim faaliyetlerinin önemi, denetimin meşruiyet katkısı konularına yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yönetim, Yönetişim, Modernizm, Postmodernizm, Baskı Grupları, Çıkar Grupları.

Baskı gruplarıKamu denetimiKamu yönetimi+6
Osman Uçar
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu işletmelerinin serbest piyasa ekonomisine uyumlaştırılmasında etkin ve etkili yönetim modeli Et ve Balık Kurumu örneği

İşletme; insan iradesiyle üretim öğelerinin bir araya getirilerek ve belli bir amaca yönelik olarak, mal veya hizmet şeklinde kıymet üreten ünitedir. İster küçük olsun, ister büyük olsun her türlü işletmenin, kâr elde etmeyi hedef alarak en iyi yönetilmesi olgusu, çalıştırmak anlamına gelen ?İşletmeciliğin? konusunu oluşturmaktadır. Girişimcilik, işletme yöneticiliği, çalışanlar ve tüketiciler ile ilgili bilinmesi gerekli tüm normlar, işletme sahiplerinin ve yöneticilerinin bilmesi gerekli temel konulardır. Verimlilik, etkinlik, etkililik, üretkenlik ve kârlılık, işletmecilikte başarı ilkeleri olarak sayılmaktadır.Devletin, ekonomik alanda faaliyet göstermek için kurduğu işletmelere ?Kamu İktisadi Teşebbüsü? denmektedir. Ekonomik, ticari ve siyasi konjonktürle yakından ilişkili olan KİT'ler, 20. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir gelişim göstermiştir. Bunun nedenleri olarak, piyasa mekanizmasının yetersizliği, sosyal amaçlar, kalkınma, özel teşebbüsün isteksizliği, monopollerle mücadele ve stratejik sektörlerin varlığı gibi faktörler sayılabilir.Günümüzde KİT'ler, 1984 yılında çıkartılan 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye göre kurulup yönetilmektedirler. Başlangıçtaki faaliyetleri ile bir çok alanda gelişmeye ve özel sektöre öncülük eden kamu işletmeleri, daha sonraları özellikle siyasi baskılar ve daha başka baskı ve uygulamalar ile, işlevlerini tam anlamıyla yerine getirememiştir. Dolayısıyla kamu açıklarına sebep olacak nitelikte zarar etmeleri kaçınılmaz olmuştur.1980'lerdeki liberalleşme rüzgarından sonra ve özellikle ?24 Ocak Kararları? ile ekonomimizde, ?Serbest Piyasa Ekonomisi? kuralları, programa alınmış ve ?Özelleştirme? uygulamalarına geçilmiştir. Piyasa ekonomisinin başarılı olması güçlü bir devlet yapısı ile mümkündür. Özelleştirme, serbest piyasa ekonomisinin vazgeçilmezidir.. Ancak, KİT'lerin özelleştirme uygulamalarına, sadece gelir getirici bir rol yüklenmiştir. Bu ise, sosyal dengenin bozulmasına sebep olmuş ve ardından hukuki mücadelelere gidilmiş ve mahkemeler, özelleştirmesi yapılan KİT'lerin, satışlarını ?iptal? kararları vermiştir. Bununla beraber, serbest piyasa ekonomisinin egemen olduğu modern ekonomilerde bile, belli ölçülerde bazı devlet müdahaleleri de söz konusu olmaktadır. Devletin ekonomik yaşama müdahalesinin temelinde, genel yarar ve kamusal hizmet nedenleri yatmaktadır.Özel sektörün elinde bulunmayan imkanların, devletin elinde bulunduğu halde, KİT'lerin aşırı zarar etmeleri etkin ve etkili yönetilmediğini göstermektedir. İşletmecilikteki başarı ilkeleri doğrultusunda, KİT'lerin yeniden yapılandırılması ile , etkin ve etkili yönetilmeleri mutlaka sağlanmalıdır.KİT'ler, tek tip bir kanuni düzenleme ile yönetilmemeli, başta siyasi olmak üzere her türlü baskılardan arındırılmalıdır. Özel sektörün girmek istemediği veya başarılı olamadığı sektörlerde, stratejik ürünlerin olduğu sektörlerde, katılımcılığın ön planda olduğu ve kamu yararı ve sosyal fayda temelli ve sınırları iyice çizilmiş kamu işletmelerinin varlığına ihtiyaç vardır. KİT'lerin yönetim şekli yeniden belirlenmeli ve yönetim kurullarına özerklik verilmelidir.Et ve Balık Kurumu için de, ayrı bir kanuni düzenleme yapılarak yeniden yapılandırılması gereklidir. EBK'nın yeniden yapılanma süreci kısa bir sürede bitirildiği taktirde; oluşturulacak yeni yönetim anlayışı ile etkin ve etkili yönetilmesi durumunda, özel sektör ile ve hatta özel sektörün gelişmesine yardımcı olacak şekilde piyasa ekonomisi kuralları içerisinde kamu yararı ağırlıklı faaliyetlerini sürdürüp düzenleyici ve destekleyici bir rol üstlenmesi mümkündür.Anahtar Kelimeler : Etkili, İşletme, Özelleştirme, Serbest piyasa ekonomisi, Teşebbüs,Verimlilik, Yönetim.

EtkinlikGirişimSerbest piyasa ekonomisi+4
Sadullah Yamak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Örgütsel küçülme ve işgören davranışlarına etkisi üzerine bir araştırma

Günümüzün iş dünyasında, çok hızlı değişim ve artan rekabet, örgütler için hızlı karar verme ve değişen koşullara ayak uydurabilme yeteneğini gerekli kılmaktadır. İletişim sisteminin bilgi akış ve paylaşım sürecindeki sınırları ortadan kaldırarak küreselleşme olgusunu gündeme getirmesi, örgütleri ulusal ve uluslararası alanda yoğun rekabet koşulları ile karşı karşıya bırakmıştırKüreselleşmenin de etkisiyle her geçen gün küçülen dünyada ortak değerler oluşmakta ve bu ortak değerler doğrultusunda insan yaşamı şekillenmektedir. İşletmeler açısından da durum bu şekildedir. Ekonomik açıdan dünya yoğun bir bütünleşme süreci geçirmiş ve birbirine daha bağımlı hale gelmiştir. Dünyada ve ülkemizde özellikle kriz ve durgunluk dönemlerinde maliyetleri düşürme ve verimliliği artırma isteğine bağlı olarak örgütlerin ilk başvurdukları uygulamaların başında örgütsel küçülme gelmektedir.Küçülme örgütler için değişim yönetiminin getirdiği alternatiflerden biridir. Küreselleşme sonucu doğan rekabet ortamı, ekonomik, yönetimsel, finansal, teknik etkenler örgütlerin küçülmesinde etkin rol oynamaktadır. İşletmeler için değişim stratejisi niteliğinde olan küçülme rekabet açısından üstünlük sağlamayı hedeflerler. İşletmenin karlılığındaki azalmanın önüne geçmek, rekabet gücünü arttırmak ve daha yüksek verim düzeylerine ulaşmak, küçülmenin öncelikli hedeflerinden olmakla beraber; müşteri gereksinim ve beklentilerine odaklanmak için de küçülme çoğu zaman gereklilik arz etmektedir. Örgütsel küçülme denilince akla gelen ilk uygulamalardan biri işgören çıkarmadır. Değişimin artan gücü milyonlarca insanın işini kaybetmesine veya muhafaza edebilenlerin de her an bu korku ile yaşamalarına neden olmaktadır. Özellikle Türkiye ekonomik koşullarında örgütler için en büyük maliyet kalemlerinden biri de işgücü maliyetidir.Türkiye de örgütsel küçülmeden özelikle işgörenlerin etkilendiği varsayımından hareketle, işe devam eden ve işten ayrılan işgören üzerinde önemli sonuçları olduğu söylenebilir. Bu nedenle araştırmada örgütsel küçülme strateji ve yöntemlerinin çeşitleri, örgütsel küçülmeye işgörenlerin verdiği tepkiler ve insan kaynakları yönetiminin süreçteki önemi üzerinde durulmuştur.

BağlılıkKrizKüçülme+4
Nurgül Seç
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kurumlarında yönetim işlevleri bağlamında kurumsallaşma sürecinin incelenmesi ?Kütahya İl Sağlık Müdürlüğü uygulaması?

Kurumsallaşma son yıllarda sıkça kullanılan bir terim haline gelmiştir. Yaşadığımız yüzyılda hızlı değişim ve yenileşme, bilgi teknolojileri, rekabet ve varlığını sürekli kılma işletmeleri kurumsallaşmaya yönlendiren temel etmenlerdir. Bu değişim ve yenileşmeden özel sektör kadar kamu sektörü de etkilenmiştir. Kamunun diğer alanları gibi sağlık hizmetleri de yapılan çeşitli uygulamalar ve değişiklikler ile gelişmekte ve değişmektedir. Toplumun ve bireyin sağlık düzeyini yükseltmek, gelecek nesillere daha iyi ve sağlıklı bir dünya bırakmak bütün ülkelerin önem verdiği bir konudur. Ülkelerin siyasi ve ekonomik düzeni ne olursa olsun sağlık hizmetleri nitelikli ve etkin bir biçimde sunulması gereken kamusal bir hizmettir. Gelişmiş ülkelerde sağlık hizmetleri ağırlıklı olarak devlet ve özel kesimin yer aldığı karma bir sistem içinde sunulurken, gelişmekte olan ülkelerde sağlık hizmetlerinin sunumunda devlet daha ağırlıklı bir konumdadır. Ülkemizde gelişmekte olan bir ülke konumunda olduğu için sağlık hizmetlerinde devletin doğruda veya dolaylı olarak önemli bir rol aldığı görülmektedir. Anayasamıza göre, ülke sınırları içinde yaşayan herkesin sağlıklı bir çevrede yaşayabilmesi ve sürekli olarak sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesinin temini devletin görevidir. Anayasa ile devlete verilen bu görevi yerine getirmekle sorumlu ve yetkili organ sağlık bakanlığıdır. Sağlık Bakanlığının taşra teşkilatını İl Sağlık müdürlükleri oluşturmaktadır.Sağlık sektöründe, uygun örgüt yapı ve kültürünü geliştirmek, insanlara daha iyi hizmet vermek, personelin daha iyi ve güvenli koşullarda çalışma isteklerini artırmak, onlara daha iyi bir eğitim ve yetiştirme olanakları yaratmak, iş ve faaliyetlerin belirli kurallar çerçevesinde profesyonel bir yönetim anlayışı ile yürütülmesini sağlamak, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasını sağlamak için sürekli olarak değişim ve iyileştirme çalışmaları yapılmaktadır.Bu bağlamda, çalışmamızda, Kütahya İl Sağlık Müdürlüğünün Yönetim işlevleri bağlamında kurumsallaşma süreci incelenmiştir. Çalışmada sağlık ve sağlık hizmetleri ile kurumsallaşma kavramı ve sağlık hizmetlerinde kurumsallaşma süreci hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmada yönetim fonksiyonlarının kurumsallaşma düzeyine etkisi incelenmiştir.

KurumKurumsallaşmaSağlık+2
Özgül Yazlak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Müşteri ilişkileri yönetiminin rekabet üstünlüğü sağlamadaki etkisi ve bankacılık sektöründe bir uygulama

Bu tez çalışmasının amacı; günümüzün yoğun rekabet şartlarında işletmeler açısından büyük önem arz eden müşteri ilişkileri yönetimi ile rekabet üstünlüğü sağlama arasındaki etkileşimi ortaya koymaktır.İşletmelerin bulundukları yoğun rekabet ortamında varlıklarını sürdürebilmeleri için faaliyet gösterdikleri sektörde rekabet üstünlüğü yakalamaları gerekmektedir. Günümüz rekabet ortamında, işletmelerin sunduğu mal ve hizmet farklılığı kolayca taklit edilebilmektedir bu sebeple işletmenin rekabet edebilmesi için mal ve hizmet ötesinde bir fark yaratması gerekmektedir. Bu da işletmeleri rekabet üstünlüğü sağlamak için yeni stratejiler geliştirmeye itmiştir. Müşteri ilişkileri yönetimi de bu stratejilerden biridir.Müşteri sadakati, tatmini, memnuniyeti sağlanarak müşteri elde tutulabilir ve yeni müşteriler kazanılabilir. Bunlar da ancak iyi bir müşteri ilişkileri yönetimi ile sağlanabilmektedir.Hazırlanan tezin kapsamında, finans sektöründe faaliyet gösteren 15 bankanın müşteri ilişkileri yönetimi uygulamalarının rekabet üstünlüğüne etkisi incelenmiştir. 90 kişilik bir örneklem grubuna anket uygulanmıştır.Araştırmaya katılan deneklerin cevaplarından elde edilen veriler ışığında müşteri ilişkileri yönetiminin günümüzde bankaların yoğun rekabet koşullarında rekabet üstünlüğü sağlamaları açısından etkili bir uygulama olduğu görülmektedir.Anahtar Kelimeler: Bankacılık, Müşteri, Memnuniyet, Rekabet, Tatmin

Bankacılık sektörüMüşteri ilişkileriMüşteri ilişkileri yönetimi+2
Yasemin Yılmaz
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetimin devri: Uşak OSB'nde örnek uygulama

Aile şirketleri ülke ekonomisinin büyümesinde önemli katkı sağlayan kuruluşlardır. Aile şirketlerinin bir çalışma konusu olarak ortaya çıkması ile birlikte bu işletmelerde kurumsallaşma ve yönetimin sonraki kuşaklara devri hususu gündeme gelmiştir.Bu çalışmamızda aile şirketlerinde kurumsallaşma ve yönetimin devri ilişkisi araştırılmış ve ortaya çıkan sorunlara çözüm önerileri getirilmiştir.Anahtar Kelimeler: 1) Kurumsallaşma, 2) Aile Şirketleri, 3) Yönetimin Devri

AileDevirKurumsallaşma+2
Nihal Dönmez
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00

Related subjects