Refugees
492 theses under this subject heading
Yerel halkın Türkiye'deki Suriyelilere bakışı: Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay ve Adana örnekleri
Yerel Halkın Türkiye'deki Suriyelilere Bakışı başlıklı bu çalışmanın amacı, Türkiye'de çadır/konteyner kentlerin bulunduğu 5 ilde (Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Hatay, Adana) yerel halkın Suriyelilere yönelik bakışını, gruplar arası ilişkiler bağlamında anlamaya çalışmaktır. 2011 yılında Suriye'de başlayan iç savaşın hem bölge hem de Türkiye açısından önemli sonuçları olmuştur. Türkiye açısından en önemli toplumsal sonucu sayısı 3 milyonu geçen Suriyeli akınıdır. Günümüzde başta sınır illeri olmak üzere hemen hemen her ilde Suriyelilere rastlanmaktadır. Uzun sayılacak bir süredir Türkiye'de bulunan Suriyelilerin geri dönmeme ihtimali her geçen gün artmaktadır. Yerel halkın Suriyelilere yönelik bakışını anlayabilmek amacıyla yapılan bu araştırmada karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel saha çalışması kısmında hazırlanan soru kâğıdı çadır ve konteyner kentlerin kurulmuş olduğu 5 ilde toplam 1380 kişi ile yüz yüze görüşülmek suretiyle uygulanmıştır. Veriler SPSS 20 programı aracılığı ile analiz edilmiştir. Araştırmanın nitel kısmında ise çadır/konteyner kentlerin kurulmuş olduğu 5 ildeki 19 sivil toplum kuruluşu ile yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonuçlarına genel olarak baktığımızda, artan Suriyeli nüfusa paralel olarak araştırma kapsamındaki illerde ekonomik ve toplumsal bazı sorunlar ortaya çıkmıştır. Başlangıçta misafir olarak görülen Suriyelilerin zamanla kalıcı hale gelmesinin yerel halkın Suriyelilere yönelik bakışını olumsuz yönde etkileyeceği varsayılsa da benzer göç deneyimleriyle karşılaştırıldığında Türkiye'de görece yüksek bir hüsnü kabulün varlığı düşünülebilir.Var olan sorunların daha da büyümemesi ve yerel halkla Suriyelilerin bir arada huzur içinde yaşaması için toplumsal uyum çalışmalarının bir an önce başlaması gerekmektedir.
Suriyeli çocuk sığınmacıların Türk yazılı basınında temsili
Suriye İç Savaşı ve savaşın sonucunda ortaya çıkan mülteci krizi son birkaç yıldır Türkiye'nin gündeminde önemli bir yer tutmaktadır. Bugün itibariyle Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların sayısı 3 milyona yakındır ve sayının yarısından fazlasını çocuklar oluşturmaktadır. Alan Kurdi örneğinde görülebileceği gibi yaşanan süreçte en büyük zararı çocuklar görmektedir. Bu durum sığınmacı sorununa yaklaşımda ve sığınmacı politikalarının oluşturulmasında çocuk odaklı bir bakışın zorunlu olduğunu göstermektedir. Bu çalışma konunun medya boyutuna odaklanmakta ve Suriyeli çocuk sığınmacıların Türk yazılı basınında nasıl temsil edildikleri sorusuna yanıt aramaktadır. Bu kapsamda 2011 yılından başlanarak 2016 yılının sonuna kadar Hürriyet, Posta, Sabah, Sözcü ve Zaman gazetelerinde Suriyeli çocuk sığınmacılarla ilgili yayınlanan haber ve köşe yazıları içerik analizi yöntemiyle çözümlenmiştir. Çalışma sonucunda ulaşılan bulgular Türk yazılı basınının Suriyeli çocuk sığınmacılara yönelik olumlu bir bakış açısına sahip olduğunu ancak sığınmacı çocuklara dair üretilen temsillerin çeşitli etik sorunlar içerdiğini ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Suriyeli Çocuk Sığınmacılar, Suriyeli Çocuklar, Alan Kurdi,Medyada Temsil, Mülteciler.
Sığınmacıların günlük yaşam deneyimleri, temel sorunları ve sorunlarla baş etme stratejileri: Eskişehir örneği
Bu tez çalışmasının temel amacı, Eskişehir'de yaşayan sığınmacıların gündelik hayat deneyimleri, karşılaştıkları temel sorunlar ve bu sorunlarla başetme stratejilerinin tespit edilmesidir. Bu amaç doğrultusunda araştırmanın hedef kitlesi olan Irak, İran, Sahara-altı Afrika ve Afganistan'dan gelip mülteci olarak üçüncü ülkelere yerleşmeyi bekleyen sığınmacılarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerin yanısıra alan araştırması süreci boyunca bazı katılımcılarla kurulan yakın ilişkiler sayesinde gündelik hayat deneyimleri ve yaşam koşulları yakından gözlemlenmiştir. Alan araştırması sürecinde elde edilen veriler NVivo 11 programının yardımı ile analiz edilmiştir. Alan bulguları üzerinden yola çıkarak katılımcı sığınmacıların sınır geçişi ile vatandaşlık haklarını yitirdikleri, bu yitirişle birlikte sığınmacıların gündelik hayatta ciddi sorunlarla başetmek zorunda kaldıkları görülmüştür. Bu sorunlar sömürüye açık kayıt dışı çalışma, uygun olmayan barınma koşulları, yerelle temas anlarında deneyimlenen dışlanma ve yabancılık hissi ile sınırdalık/eşiktelik hali şeklinde kendini göstermektedir. Yaşadıkları sorunlarla başetme stratejisi olarak ise sığınmacıların, sahip oldukları sosyal sermayelerini harekete geçirerek kendi grupları içinde dayanışma ağları kurdukları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sığınmacı, Düzensiz göç, Küreselleşme, Neo-liberalizm,Maduniyet, Toplumsal Ağlar, Mensubiyet Yitimi, Eskişehir
Mülteci çocuklarda fiziksel aktivitenin yaşam kalitesi üzerine etkisi
Bu çalışmada ülkelerinden zorunlu göç sonucunda Türkiye'ye gelen mülteci çocukların yaşam kaliteleri ve fiziksel aktivite düzeyleri arasındaki ilişki düzeyinin ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Araştırma Çorum ili merkezde ikamet eden, 14-17 yaş aralığında ve mülteci olarak kabul gören 100 çocuğun gönüllü katılımı ile yapılmıştır. Bilgi toplama araç ve tekniklerinden "anket tekniği" ile "basit tesadüfî örnekleme" metodu kullanılmıştır. Birinci bölümde araştırmacı tarafından oluşturulan demografik bilgileri içeren "Kişisel Bilgi Formu", ikinci bölümde "Lise Yaşam Kalitesi Ölçeği (LİSEYKÖ)" kullanılmıştır. İstatistiksel test seçimi için verilerin normallik dağılımı Kolmogorov-Smirnov ve Shapiro-Wilk testleri ile değerlendirilmiştir. Bağımsız iki grup karşılaştırmaları veri normal dağılmadığı için Mann Whitney U testi ile gerçekleştirilmiştir. Bağımsız üç grup arasındaki karşılaştırmalar veri normal dağılmadığı için Kruskal-Wallis testi ile yapılmıştır. Kruskal-Wallis test sonrası farklı olan grupları belirlemek için Bonferroni düzeltmeli Mann Whitney U Post hoc ikişerli karşılaştırma testi uygulanmıştır. Sayısal değişkenler arasındaki ilişkiler veri normal dağılımına uygun olarak Spearmans korelasyon katsayısı ile araştırılmıştır. LİSEYKÖ'nün güvenirliği Cronbach alpha katsayısı ile değerlendirilmiştir. İstatistiki anlamlılık düzeyi için p<0,005 olarak kabul edilmiştir. Katılımcıların Türkiye'de spor yapma durumları, Türkiye'de yaptığı spor branş, geldikleri ülkede spor yapma durumları, geldikleri ülkede yaptığı spor branşı ve spor yaşları ile LİSEYKÖ toplam ölçek ve tüm alt boyut ölçek puanları arasında istatistiki anlamlı farklılıklar bulunmuştur. (p<0,05). Sonuç olarak fiziksel aktivite ve sporun farklı kültürden gelen mülteci çocukların, yerleştikleri ülkelerdeki yaşam kalitelerini pozitif yönde etkilediği ve bu etkileşimin sporun bütünleştirici özelliğinden kaynaklandığı düşünülmektedir.
Temporary protection in International Law
In history, asylum movements originated from religious and ethnic intolerances, nowadays mostly due to wars among countries, civil wars, revolutions, foreigner state occupations, discriminating and repressive regimes with regards to race, religion, language and ethnic origin. Agreements, protocols, regulations and circulars have been developed nationally and internationally for creating a legal basis and giving legal descriptions of asylum and international protection. The basic convention related to asylum is the 1951 Geneva Convention and the basic protocol is the 1967 Protocol. Turkey accepted this convention and protocol with geographical limitation and put the 1994 Regulation into force. Then, as the first immigration law "Law on Foreigners and International Protection" entered into force. By taking as a basis of the Article 91 of this law, the 1994 Regulation lost its effect and was replaced by The Temporary Protection Regulation. There are three types of international protection in Turkish Law: refugees, conditional refugees, and secondary protection. Temporary protection, is not accounted among the types of international protection under the LFIP. Temporary Protection status is only provided when the Council of Ministers decides and provided to foreigners who were forced to leave their countries in mass influxes, who entered another country collectively, sought urgent protection and who are expected to return to their home countries when the life-threatening situations have passed. In its history, Turkey has hosted large numbers of protection seekers. Bosnians, Iraqis, and now Syrians are examples of temporarily protected people. Key Words: International Protection, Temporary Protection, Temporary Protection Regulation, Syrians
"Ben ve biz" mi, "Biz ve onlar" mı, yoksa "Biz ve daha niceleri" mi?: Farklı mülteci girişimci grupların Suriyeli mülteci girişimcilere bakış açılarını anlamaya yönelik bir araştırma
Çalışmada, Türkiye'de ekonomik anlamda faaliyette bulunan Suriyeli girişimcilere, farklı ülkelerden gelen ve yine İstanbul'un Esenyurt ve Zeytinburnu ilçelerinde ekonomik faaliyette bulunan mülteci girişimcilerin nasıl yaklaştığını anlamaya çalışmak ve bu yaklaşım tarzlarının nedenlerini anlamak amaçlanmıştır. Çalışmada kolayda ve kartopu örnekleme yöntemlerinden yararlanılmıştır. Bu kapsamda İstanbul Zeytinburnu ve Esenyurt ilçelerinde faaliyette bulunan ve Suriye dışında farklı etnik kökene sahip 10 mülteci girişimciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kalitesini artırmak adına geçerlilik ve güvenilirlik taktiklerinden yararlanmak önem arz edeceği için çalışmanın içerik geçerliliğini sağlamak adına zengin bir yazın taramasından faydalanılmıştır. İlaveten, "çeşitlendirme (triangulation)" yönteminden yararlanılmıştır. Çalışmanın bulguları incelendiğinde; katılımcılara farklı kültürlerin bir arada çalışmasına nasıl yaklaştıklarına dair bir soru sorulmuştur ve katılımcıların ekseriyetle bu soruya müspet yanıt verdikleri görülmüştür. Öte yandan, aynı soru Suriyeli girişimciler özelinde sorulduğunda ise katılımcıların daha kararsız bir tavır sergiledikleri, bir önceki soruda görülen yekpare tutumun daha parçalı hale geldiği görülmektedir. Çalışma farklı mülteci gruplarının bir diğer gruba bakış açılarını anlamaya yönelik gerçekleştirdiği çabadan dolayı önceki çalışmalardan farklılaşmaktadır. Çalışmada mülteci girişimcilerin spesifik bir başka mülteci gruba ilişkin genel ve ekonomik bakış açıları da anlaşılmaya çalışılmıştır. Bundan sonraki çalışmalarda, bir arada çalışan farklı mülteci gruplarının temsilcileri bulunarak, bu noktada bazı araştırma soruları üretilebilir.
Yoğun bakım ünitesinde 2012-2019 yılları arasında yatan mülteci hastaların geriye doğru değerlendirilmesi
Yoğun bakım ünitesinde 2012-2019 yılları arasında yatan göçmen hastaların geriye doğru değerlendirilmesi Dr. Mehmet Ali TURGUT Tıpta uzmanlık tezi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon ana bilim dalı Danışman: Prof. Dr. Süleyman GANİDAĞLI Haziran 2021, 43 sayfa Giriş: Kritik olarak hastalanan göçmenlerin özellikleri hakkında çok az bilgi vardır. Bir dizi faktör göçmenleri kritik bakım hastalığı için yüksek risk altına sokabilir. Göçmenlerde kritik bakım hastalığının görülme sıklığı, yoğun bakım ünitesine kabul nedenleri, dikkate alınması gereken spesifik teşhisler nedeniyle ortaya çıkan terapötik zorluklar ve beklenen sonuçlar bilinmemektedir. Çalışmamızda 2012-2019 yılları arasında Anesteziyoloji Yoğun Bakım kliniğimizde tedavi gören göçmen hastaların özelliklerini ortaya koymayı amaçladık. Gereç ve Yöntem: Gaziantep Üniversitesi hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon yoğun bakımda yatan 198 göçmen hastanın verileri restrospektif olarak tarandı. Yirmi hasta veri eksikliği nedeniyle çalışma dışı bırakıldı. Hastalarda demografik özellikleri, yatış nedenleri, yatış süreleri, gelişen komplikasyonlar, sonuçlar, mortalite ve yatış süresine etki eden faktörler değerlendirildi. Bulgular: Çalışmamızda erkek/kadın oranı 0.5 idi. Medyan yaş 34, medyan YBÜ yatış süresi 120 saat, medyan APACHE skoru ise 17 idi. En sık yatış nedeni jinekolojik/obstetrik hastalıklar idi, göçmen hastaların %78'i taburcu oldu, %21.9 hastada exitus gelişti, 29 günlük mortalite %17.9 (n=32), 90 günlük mortalite oranı ise %21.9 (n=39) olarak bulundu. Hastalarda en sık komplikasyon ventilatör ilişkili pnömoni (VIP) idi. VIP gelişen hastalarda en sık etken Acinetobacter baumanii (%34.1) idi. YBÜ'ne yatış nedenleri ile yatış süresi ve mortalite arasında anlamlı farklılık yoktu (p>0.05). APACHE skoru yüksek olan ve mekanik ventilasyon ihtiyacı duyulan gün sayısı fazla olan hastalarda mortalite oranı daha yüksekti (p=0.001). Mekanik ventilasyon ihtiyacı ve mekanik ventilasyondaki gün sayısının hastalarda gelişen komplikasyon riskini artırdığı saptandı. Sonuç: Yüksek APACHE skoru ve mekanik ventilasyon, göçmenlerde mortalitenin bağımsız risk faktörleridir. Göçün sağlık üzerindeki sonuçlarını net bir şekilde ortaya çıkarmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.
Syrian journalists in Turkey an exploratory research onchallenges and realities
In this research, the reality of Syrian journalists in Turkey and the challenges they face has been studied, in order to reach a clear understanding of all aspects related to and affecting the conditions in which they live and work. As an example of immigrant or refugee journalists, their circumstances provide a model that helps in understanding what it might be like for immigrant or refugee journalists in general. Because they are refugees in origin, they, like other refugees, face great challenges, in addition to challenges related to the nature of their journalistic profession and their specialization in covering the thorny Syrian issue. This research has adopted the exploratory survey method, because knowledge of the subject does not allow for a descriptive analytical study. Therefore, a descriptive analysis of the general situation of Syrian journalists residing in Turkey was conducted, and an exploratory field research methodology was adopted by conducting a survey using a questionnaire form designed to answer the questions raised in the study. In the end, the data was categorized and analyzed to reach the results and discussed, in addition to the conclusions. The research claims to have achieved its goal by being able to answer the main question about what it means to be a Syrian journalist in Turkey. This is in light of the sub-questions that he set to cover all the social, security, legal, economic and professional aspects under which Syrian journalists live and work in Turkey.
Suriyeli ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler algısının çiz-yaz-anlat tekniği ile incelenmesi
Bu araştırmanın amacı Suriyeli ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler algılarını çiz-yaz-anlat tekniğiyle incelemektir. Araştırma sosyal bilgilerin Suriyeli ortaokul öğrencileri için ne anlam ifade ettiğini ortaya çıkarmak için yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemlerinden fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcılarını 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Gaziantep il merkezi ve Şahinbey ilçe merkezinde eğitim gören devlet okullarından rastgele seçilmiş 100 Suriyeli ortaokul öğrencisinden oluşturmaktadır. Verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma üç aşamada yapılmıştır. Birinci aşamada Suriyeli ortaokul öğrencilerinin sosyal bilgiler algılarını ortaya çıkarabilmek amacıyla öğrencilerden sosyal bilgiler deyince akıllarına gelen beş tane karakalem çizimi yapmaları istenmiştir. Araştırmanın ikinci aşamasında öğrencilerin yapmış olduğu bu beş çizim içerisinden sosyal bilgiler ile en fazla ilişkilendirdikleri bir çizimi seçerek bu çizimi niçin seçtiklerinin sebeplerini yazmaları istenmiştir. Araştırmanın son aşamasında gönüllülük esasına dayalı olarak seçilmiş 15 öğrenci ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda öğrenci çizimleri ve kompozisyonlarında sosyal bilgilerin en çok tarih, beşeri coğrafya ve fiziki coğrafya ile ilişkilendirildiği tespit edilmiştir. Ayrıca öğrencilerin sosyal bilgilere yönelik tutumlarının olumlu yönde olduğu belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına dayanılarak sosyal bilgilere karşı olumlu tutum beslemeyen öğrencilere yönelik olumsuz tutumlarının nedenlerinin tespitine yönelik bir çalışma yapılabileceği önerilerinde bulunulabilir.
Suriye olayları sonucunda oluşan göçün güvenlik stratejilerine etkileri
Göç olgusu yüzyıllardır uygarlıkların sürekli karşılaştığı ve çoğu zaman ciddi sonuçlara sebep olan olayları ifade eder. Pek çok sebepten dolayı yaşanan bu durum çeşitlerine göre ayrıldığı gibi etki alanlarına göre de ayrılmaktadır. Yüzyılımızda yaşanan ve en son göç olan Suriye göçü özellikle sınır komşularını etkilemiştir. Suriye ile sınır komşusu olan ülkelerden biri de Türkiye'yedir. Milyonlarca Suriyeli iç savaşın zorunlu kıldığı bu durum nedeniyle Türkiye'ye göç etmiştir. Uluslararası çapta yankı bulan bu durum sadece Türkiye'yi değil sınır komşusu olsun olmasın birçok ülkeyi etkilemiştir. Suriyeli göçü, sınır komşuluğu ve Avrupa üzerine geçiş konumunda olması dolayısıyla en çok Türkiye toplumunu etkilemiştir. Göçün getirmiş olduğu en büyük sorun ise göç edilen yerde güvenlik kaygısına sebep olmasıdır. Sınır güvenliğinin kaygısının yaşandığı bu savaş durumu göçle birlikte Türkiye içinde ekonomi, sağlık, sosyal güvenlik gibi alanlarda kaygı yaratmıştır. Ve göç olgusu bütünüyle her alanda değişimlere sebep veren bir hale gelmiştir. Sonuç olarak bu çalışma Suriye iç savaşının sebep olduğu göçü ele almakta ve göç edilen toprakların mülteciler karşısında izledikleri politikaları ele alarak göç olgusunun etki ettiği dinamikleri açıklamaya çalışmaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriye, Mülteci, Güvenlik, Türkiye
Musibet inanç ilikisi: İstanbul Fatih'te yaşayan Suriyeliler örneği
Bu çalışmanın amacı musibet ile inanç ilişkisini kelâmi açıdan incelemektir. Araştırma görüşme tekniği ve nitel araştırma yöntemi ile yapılmıştır. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomoloji deseni marifetiyle yapılmıştır. Bu çalışmada kolay ulaşılabilir örneklem yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 15 erkek, 10 kadın olmak üzere 25 kişi oluşturmuştur. Araştırmada katılımcılara ilişkin verileri toplama aracı olarak görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme formu katılımcıların musibetlerin inanca etkisi konusundaki görüşlerini belirlemeye dönük 5 temel soru (13 alt soru) içermiştir. Araştırmanın verileri, İstanbul Fatih'te yaşayan Suriyeli mültecilerle yapılan görüşmelerden elde edilmiştir. Toplanan veriler elektronik ortamda kayıt altına alınarak sözel ve sayısal işlemler yapılabilmesi için ön çözümlemeye tabi tutulmuştur. Araştırma, katılımcıların yaşamış olduğu musibetleri anlamlandırma ve bu musibetlerin inanç dünyalarına etkileri konularında yoğunlaşmıştır. Katılımcılar acı ve ıstırapları ibret ve imtihan vasıtası olarak değerlendirmiş, bu türlü acıların mükellef olan ve olmayan kişilerin başına gelebildiğini, bu tip musibetlerin bazı yönleriyle faydalı olacağını belirtmiş, bu çerçevede kelâm ekollerinin görüşlerine benzer görüşleri ortaya koymuşlardır. Ayrıca katılımcıların dini başa çıkma yöntemlerinden olan negatif yöntemler yerine pozitif yöntemleri tercih ettikleri tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, maruz kaldıkları musibetler karşısında yaşadıkları gerginliklerin üstesinden gelebilmek için katılımcıların dini değerlerden yardım almaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Sonuç olarak yaşanan musibetlerin katılımcıların inanç dünyalarını menfi yönde değil müspet yönde etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar sözcükler: Kelâm, Musibet, İnanç.
Residential mobility of Syrians living in Gaziantep
Since 2011, many academic studies have been conducted with Syrian refugees living in Turkey. However, both the scope and the number of studies with urban perspective remain limited. While the issues of spatial separation, ghettoization, place belonging and spatial integration came to the fore in the literature, residential mobility is still an unexplored area. The aims of this study are to reveal how the Syrians living in Gaziantep spread to metropolitan residential areas, how, how often, for what reasons, and when they move among different residential areas. For these purposes, a survey was applied to 2280 Syrians residing in 174 neighborhoods of Şahinbey and Şehitkâmil districts. In order to show and analyze the distribution of Syrians in urban residential areas, Moran's I and Monte-Carlo simulation indices as spatial autocorrelation methods were calculated within, as well as descriptive methods. The other studies in the literature, found out that the Syrian influx into cities has increased the residential mobility of the locals, and segregated regions have emerged. The dissimilarity index was calculated in order to determine whether the Syrian refugees and the locals live in Gaziantep together or in separate residential regions. Poisson regression model was used to understand whether the time spent in Gaziantep and the size of the household have effects on the mobility behaviors of Syrians. Finally, in order to reveal the spatial mobility patterns, a network analysis was carried out using two different clustering methods, one based on the public appraisal of the land and the other based on the ratio of Syrian refugees to the total neighborhood population. According to the findings, the distribution of Syrians living in Gaziantep is not random and ethnic enclaves have been formed. When the city is analyzed as a whole, spatial segregation is not high. It is revealed that 60 percent of the sample has been living in the first neighborhood they settled in Gaziantep after migration, while the mobile households move among neighborhoods in the same income group and towards neighborhoods with a low Syrian rate.
Analysis of factors affecting refugee learners' attitudes towards learning languages: (A case study)
With the continuous conflicts and increasing waves of displacement the world is experiencing, refugees' necessity for stability grows. A significant factor to help fulfill this objective is learning languages, as they can open doors on the local and international levels. This study aims to investigate Syrian refugees' attitudes towards language learning in Turkey, offering a thorough description of this issue from the eyes of Syrians themselves. The study is conducted in Gaziantep city, south of Turkey, which hosts almost 450,407 Syrians since the beginning of the Syrian conflict in 2011. This descriptive study is based on a mixed-method approach in order to answer the research questions. For quantitative data, 399 participants between 18-45 filled a questionnaire specially designed for this study. For qualitative data, semi-structured interviews with a set of open-ended questions were conducted with 15 participants. Subsequently, the collected data was analyzed with the assistance of IBM SPSS 23. The analysis results of the quantitative and qualitative collected data demonstrated that Syrians' English language skills did not witness an improvement during their residency in Turkey, contrary to their Turkish skills; however, their overall proficiency in both languages is low. Besides, the results highlighted time and lack of practice opportunities as Syrians' most significant obstacles in learning languages. Moreover, the participants shared their opinions regarding the available courses and mentioned their need for tailored courses to meet their needs and levels. The results were concluded with the participants' views in terms of the way they see the advantages of learning languages which, according to them, included better integration as well as job and education opportunities. Keywords: Syrian refugees, factors, attitudes, language learning, obstacles, benefits.
Sınıf öğretmenlerinin mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının incelenmesi
Bu araştırmanın amacı sınıfında mülteci öğrenci bulunan sınıf öğretmenlerinin mülteci öğrencilere yönelik tutumlarının incelenmesidir. Araştırmada karma araştırma desenlerinden yakınsayan paralel desen kullanılmıştır. Araştırmanın verileri Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkamil ilçelerinde görev yapan 197 kadın ve 114 erkek olmak üzere 311 sınıf öğretmeninden elde edilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak "Demografik Bilgi Formu", "Mülteci Öğrenci Tutum Ölçeği" ve araştırmacı tarafından hazırlanan , ‟Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" kullanılmıştır. Veri toplama araçlarından elde edilen nicel verilerin analizinde SPSS 23.0 programı, nitel verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. İstatistiksel analiz sonuçlarına göre cinsiyet değişkeni açısından ölçeğin geneli ve yeterlik alt boyutunun erkek öğretmenler lehine, yaş değişkeni açısından yeterlik alt boyutunun 51-60 yaş grubu lehine, hizmet yılı değişkeni açısından yeterlik alt boyutunun 21+ yıl hizmette bulunmuş öğretmenler lehine ve öğretmenlerin sınıflarındaki mülteci öğrenci sayısı durumu açısından ölçeğin geneli ve uyum ve yeterlik alt boyutlarında 1 mülteci öğrencisi bulunan öğretmenler lehine anlamlı farklılaştığı bulunmuştur. Yapılan görüşmelerin içerik analizinde, öğretmenlerin mülteci öğrenciyle iletişimlerinde dil sorunu olduğu ve bunu Türkçe-Arapça bilen öğrenciler veya tercümanlar aracılığıyla aşmaya çalıştıkları, mülteci öğrencilerin uyumlarında dil sorunu olduğu ve velilerin bir arada eğitime sıcak bakmadıkları, öğretmenlerin uyum sağlama amacıyla etkinlikler ve grup oyunları planladıkları, mülteci eğitiminde dil sorunu ve okuduğunu anlamama en büyük sorunlar olarak dile getirilmiş olup öğretmenlerin çözüm önerileri olarak ayrım yapmama, mülteci öğrenci ve velilerine dil eğitimi verilmesi gerektiğini belirtmiş oldukları sonuçlarına ulaşılmıştır. Elde edilen bulgular literatür ışığında tartışılmış, uygulayıcı ve araştırmacılara yönelik önerilere yer verilmiştir.
Uluslararası göç ve güvenlik ilişkisinin eleştirel bir analizi
Bu tez, bugün yarım asırdan fazla bir süredir var olan uluslararası mülteci rejiminin varlığına rağmen devletlerin mülteci krizlerini kendi çıkarları çerçevesinde nasıl yönetebildiğini 2020 yılında Türkiye-Yunanistan sınırında yaşanan mülteci krizi üzerinden analiz etmiştir. Tezin iki temel argümanı vardır. İlki devletlerin kitlesel göç hareketleri ile karşılaştıklarında ulusal çıkarlar çerçevesinde göçü insani boyutu ve hukuki sorumluluğunu ikinci plana atarak güvenlikleştirdiğidir. İkincisi ise 1951 yılında imzalanan Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme (Cenevre Sözleşmesi) ve Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1967 Protokolü'nün yapısal sorunlarının da bu duruma meşru imkân sağlamasıdır. Türkiye-Yunanistan mülteci krizi özelinde uygulanan politikalar ise devlet çıkarlarının yanında uluslararası mülteci rejiminin yapısal sorunları çerçevesinde şekillenmiştir. Çalışmada, vaka analizi yöntemi ile birincil kaynaklar yanında ikincil kaynaklar olarak kitap, makale, rapor ve haberler kullanılmıştır.
Suriyeli sığınmacıların entegrasyon süreci ve geri dönüş eğilimleri: Gaziantep ili örneği
Göç olgusu, insanlık tarihi kadar eski olup kısaca insanların daha iyi ortamda yaşama kaygısıyla yer değiştirmesidir. Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum itibariyle geçmişten günümüze göç hareketliliğine maruz kalmıştır. Türkiye göç verdiği kadar göç alan bir ülke konumundadır. Ancak son yıllarda bulunduğumuz coğrafyada yaşanan krizler nedeniyle göç alan ve çok sayıda sığınmacı barındıran ülke haline gelmiştir. Arap Baharı eylemleriyle birlikte Suriye'de başlayan iç savaş sonucunda yaklaşık altı milyon insanın ülkesinden ayrılmasıyla beraber yoğun sığınmacı göçüne maruz kalan ülkelerde farklı sorunlar oluşmaya başlamıştır. Türkiye'nin ilk defa bu kadar yoğun ve sürekli göçle karşı karşıya kalması sorunları beraberinde getirmiştir. Mültecilerin sınır şehirlerinde aşırı kalabalıklaşması şehirlerde farklı sorunları ortaya çıkarmıştır. Gaziantep gibi Türkiye'nin ikinci büyük sığınmacı nüfusuna sahip bir ilde doğal olarak farklı sorunlar yaşanmaktadır. Bununla birlikte sığınmacıların entegrasyonu, vatandaşlıktan yararlanma gibi konuların da sürekli olarak kamuoyunu meşgul ettiği görülmektedir. Elbette tartışılan bu konular göçmenlerin siyasi ve sosyal açıdan ülkelerine dönüşlerinin temelini oluşturmaktadır. Bu çerçevede, çalışmamıza konu olan bu tezde Türkiye'deki sığınmacıların Gaziantep ili özelinde entegrasyon ve geri dönüş eğilimlerine dikkat çekmekle birlikte; geri dönüş şartlarının tespitine yönelik veriler yer almaktadır. Bu kapsamda yapılan çalışmada Gaziantep ilinde yaşayan sığınmacıların entegrasyon ve geri dönüşe yönelik veriler mevcuttur.
Savaş mağduru sığınmacı çocuklarda hayat ve Tanrı algısı: "7-12 yaş arası Suriyeli çocuklar"
Günümüzde mülteciler, ülkelerini terk etmek zorunda kalmışlardır ve bu durum onlar için pek çok sıkıntı ve zorluğu bir araya getirmiştir. Mültecilerin topraklarını terk etme nedenleri içinde savaşlar en başta gelen sebeptir. Son yıllara baktığımızda Suriye'de çıkan savaşlar, büyük bir göç dalgasıyla sonuçlanmıştır. İnsanlar yaşadıkları ülkeyi, evlerini terk etmek zorunda kalarak mülteci konumuna düşmüşlerdir. Türkiye'ye büyük bir mülteci akını başlamıştır ve bu durum beraberinde birçok psiko sosyal problemlere yol açmıştır. Savaş, toplumlar üzerinde ruhsal açıdan büyük hasarlarla sonuçlanmaktadır. Travma Sonrası Stres bozukluğu, savaş ortamında kalan ve sonucunda ülkelerini terk etmek zorunda kalan mültecilerle yapılan çalışmalarda en sık görülen psikiyatrik bozukluklardan biri olarak tanımlanmıştır. Savaş travmasına hazırlıklı olmadıkları için çocuklar, bu durumdan çok daha fazla etkilenmekte ve travma yaşamaktadır. Aynı bölgede yaşanan terörist saldırıları, suç, felaket ve savaş koşullarının birleşimiyle bu süreç, çocukları ruhsal olarak oldukça kötü etkilemektedir. Bu araştırmada çocukların yaşadığı bu travma sürecinin yaşam ve Tanrı algılarını nasıl biçimlendirdiği üzerinde durulacaktır. Anahtar Kelimeler: Çocuklarda Tanrı Tasavvuru, Göç Psikolojisi, Hayat Algısı, Savaş, Sığınmacılık, Tanrı Algısı, Travma
Suriyeli göçünün Gaziantep şehrine sosyoekonomik ve sosyokültürel yansımaları
İnsanlık tarihi ile eşdeğer olan göç olgusu her çağda her milletin karşılaştığı bir durumdur. Sebeplerine göre değişiklik gösteren göç olgusu bireysel ve toplumsal çapta büyük etkilere sahip olmaktadır. Bu etkiler başlıca göç ettikleri toplumda siyasal politikaları, yerel kültürü, ekonomik sistemi ve toplum güvenliği gibi pek çok alana tezahür etmiştir. Yüzyılımızda Suriye'deki olaylar neticesinde yaşanan göç bu başlıca sorunları Türkiye topraklarına yansıtmıştır. Arap Baharı hareketlenmelerinin Ortadoğu ülkelerinde yayılmasıyla Suriye'nin hareketlenmelerden etkilenerek siyasal ve toplumsal tabanında çatışmalar yaşanması ülkede iç çatışma yaşanmasına sebep olmuştur. Bu çatışma sonrası milyonlarca insanın göç etmesi ile durum uluslararası bir krize dönüşmüştür. Türkiye'nin Suriye'ye sınır komşusu olması ve Avrupa ülkelerine girişte transit ülke aracı görmesi milyonlarca sığınmacıya ev sahipliği yapmasına sebep olmuştur. Genelde Türkiye'nin özelde Gaziantep'in göçün yansımasını fazlasıyla yasadığı bu sorunları ele alan bu çalışmada ise genel olarak sığınmacıların bölgeye sosyokültürel ve sosyoekonomik yansımaları ele alınacaktır. Anahtar Kelimeler: Göç, Gaziantep, Sosyoekonomik, Sosyokültürel, sığınmacı,
Suriyeli öğrencilere matematik eğitimi veren öğretmenlerin karşılaştıkları zorluklar
Ülkelerinde başlayan iç savaş nedeniyle Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesi Suriyeli sığınmacıların göç dalgasının etkisi altında kalmıştır. Geçici koruma statüsü altında bulunan Suriyeli göçmenlerin yaşadıkları topluma ve içinde bulundukları ülkeye adaptasyonlarını sağlayacak en önemli anahtarlardan biri de eğitimdir. Yaklaşık olarak on yıldır ülkemizin eğitim sistemi içinde yer alan Suriyeli göçmenlerin Türk eğitim sistemine en hızlı ve en sağlıklı şekilde dahil olması gerek topluma uyumlarının sağlanması gerekse ülkenin kalkınması ve refahı için önem arz etmektedir. Türk eğitim sisteminin bir parçası haline gelen Suriyeli göçmen öğrencilerle ilgili alan yazında en çok rastlanan çalışmalar; dil sorunu, topluma ve okula adaptasyon, davranış ve uyum sorunları gibi konu başlıklarında yoğunlaşmaktadır. Bu çalışmada Suriyeli öğrencilere eğitim veren matematik öğretmenlerinin karşılaştıkları zorluklar ele alınmıştır. Çalışma grubu 2020-2021 eğitim – öğretim yılında Gaziantep ilinde Suriyeli öğrencilerin çoğunlukta bulunduğu 9 farklı ortaokulda görev yapan 15 matematik öğretmenidir. Çalışmada verilerin toplanması için 7 adet açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış, verilerin analizi ise nitel araştırma yöntemlerinde betimsel içerik analizi ile yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda Suriyeli öğrencilerin hala dil probleminin devam ettiği görülmüştür. Soyut konular, problem durumları ve uzun (yeni nesil) soru tarzlarında Suriyeli öğrencilerin zorluk yaşadıkları belirlenmiştir. Buna karşılık evrensel matematik dilinin ve işlemlerin fazla olduğu durumlarda diğer derslere nazaran Suriyeli öğrencilerin başarılı oldukları belirlenmiştir. Matematik öğretmenlerine göre Suriyeli öğrencilere eğitim verirken karşılaşılan diğer zorlukların başında, kullanışlı olmayan ders kitapları ve kalabalık sınıflar gelmektedir.
The effect of language learning on the resilience and integration of Syrian refugees in Türkiye
The study aimed to examine the effect of language learning on the resilience of Syrian refugees in Türkiye and their ability to integrate with the host community. A mixed-methods research approach was used. 218 Syrian refugees participated in the study. First, the quantitative method was used by administering the CD-RISC-25 questionnaire to measure the refugees' resilience. The correlation between resilience and language proficiency in English and Turkish was analysed. The relation between gender groups of refugees, employment, and study status on the one hand and resilience level on the other was also analysed. The correlation between the number of years refugees spent in Türkiye and resilience level was also examined. Then the qualitative method was used. 13 out of 218 Syrian refugees participated in the qualitative data collection through a semi-structured interview. Content analysis was used to analyse the effect of language learning on boosting refugees' resilience and accelerating their integration with the host community. As a result of the quantitative data analysis, there was a statistical correlation between English language proficiency and resilience. There was also a statistically significant difference between gender groups of refugees and resilience levels. On the other hand, there was no statistically significant correlation between Turkish language proficiency and resilience. There was no statistically significant relationship between refugees' employment and study status on the one hand and their resilience level on the other. There was also no statistically significant correlation between the number of years refugees spent in Türkiye and their resilience level. The qualitative results show that language learning, mainly English and Turkish, is significant in boosting the refugees' resilience and accelerating their integration. It was also proved to be a vital tool for accessing jobs and education, future planning, and local and global communication. The study concluded that language learning in the refugee context is crucial in building refugees' resilience. Language learning is also a primary tool for accelerating refugee integration with the host community in Türkiye
Türkiye'de ilkokul çağında çocuğu olan Suriyeli sığınmacı ebeveynlerin eğitim sürecine katılımı
Bu araştırma, Suriyeli sığınmacı ebeveynlerin eğitimde aile katılımını etkileyen faktörleri ortaya çıkarmak amacıyla yapılmış nitel bir çalışmadır. Araştırma, Gaziantep ili Şahinbey ve Şehitkâmil ilçelerinde yaşayan 25 Suriyeli ebeveynden oluşan bir çalışma grubu ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın derinlemesine ve detaylı bir şekilde anlaşılmasını sağlamak için fenomenolojik (olgu bilim) desen, amaçlı çalışmadan ölçüt odaklı bir çalışma grubu tercih edilmiştir. Çeşitli görüşlere ulaşmak için Türkiye'deki resmi ilkokullarda eğitimi devam eden en az bir çocuğu olan, farklı sosyo-ekonomik ve eğitim düzeylerinde olan Suriyeli ebeveynlere ulaşılmıştır. Araştırmacı, araştırma sürecinde Suriyeli ebeveynlerin görüşlerini derinlemesine ortaya çıkarmak için kişisel bilgi ve yarı yapılandırılmış görüşme formları kullanmıştır. Elde edilen verilerin analizinde içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda ortaya çıkan bulgular altı tema altında toplanmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre Suriyeli sığınmacı ebeveynlerin eğitime katılımını etkileyen faktörlerin dil, sosyo-ekonomik düzey, psikolojik, siyasi ve ideolojik, dini, kültürel ve ebeveynlerin eğitim düzeyi olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Tüm faktörlerin birbirini ve dolayısıyla Suriyeli ailelerin eğitime katılımını etkilediği tespit edilmiştir. Suriyeli ebeveynlerin eğitim, sosyal, ekonomik, kültürel ve dil düzeyleri farklı olsa da hepsinin ilkokul çağındaki çocukların katılımına büyük önem verdikleri görülmüştür. Araştırma bulgularına dayalı olarak Suriyeli ebeveynlerin eğitime katılımlarının artırılmasına yönelik önerilerde bulunulmuştur.
Göçmen ve mülteci kadınların emzirme özyeterliliği ve ilk 6 ayda formül süt tercih sebepleri
Bu çalışma 0-24 ay arasında çocuğu olan göçmen ve mülteci kadınların emzirme öz yeterliliği ve ilk 6 ayda formül süt tercih sebeplerinin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı tipte yapılan bir araştırmadır. Araştırma Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı Göçmen Sağlığı Merkezi'ne başvuran toplamda 200 göçmen ve mülteci anne ile yüz yüze anket uygulanarak gönüllülük esasına dayalı olarakyapılmıştır. Verilerin toplanmasında katılımcı annelerin anne sütü ve formül mama ile beslemeye yönelik tutumlarını kapsayan 8 soruluk sosyo-demografik soru formu ve17 sorudan oluşan IOWA Beslenme Tutum Ölçeği kullanılmıştır. Çalışma verileriIBM SPSS Statistics 29.0 analiz programı ile değerlendirilmiştir. Güvenilirliğin test edilmesi için Cronbach alfa katsayısı ve madde toplam korelasyonu değerlendirilmiş; ölçeğin Cronbach Alpha iç tutarlılık katsayısı 0.68 olarak saptanmış ve ölçeğin güvenilir olduğu bulunmuştur (0.60≤α<0.80). Çıkan sonuçların anlamlılığı p>0.05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Çalışmanın yapılabilmesi için etikkurul izni, kurum izni ve çalışmaya katılan annelerden aydınlatılmış onam formu alınmıştır. Araştırmaya katılan annelerin yaş ortalaması 27,3 olup eğitim seviyesi ilkokul ve altı %71,5 yüksekokul ve üzeri %9 olarak saptanmıştır. Katılımcıların yaşı düştükçe formül süte yönelimin arttığı, eğitim seviyesi yükseldikçe anne sütü tercihinde bir artış olduğu gözlemlenmiştir. Çalışmamızda normal vajinal doğum oranı epidural/spinalle vajinal doğuma oranla daha yüksek bulunmuştur (%74.5 ; %8.5). Doğum şekli ile annenin anne sütü tercihi arasında anlamlı bir farklılık olduğu saptanmıştır (p<0.05). Geçmişte emzirme deneyimi olan annelerin büyük kısmı (%68.7) bebek beslenmesinde anne sütünü tercih etmektedir. Doğum sonrası çevresinden destek gören annelerin anne sütüne yönelimlerinin daha fazla olduğu (%73,1) saptanmış buna karşın doğum sonrası destek görme ile anne sütü seçimi arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır(p>0.5). Sonuç olarak; yeni doğum yapan annelerin sütünün az olması veya yeterli olmayışı gibi durumlarda annelerin formül mamaya yönelmemesi için doğru emzirme ve süt sağma tekniklerinin hemşire, ebe ve sağlık çalışanları tarafından anlatılması gerekmektedir. Göçün yarattığı olumsuz sonuçları ortadan kaldırmak ya da en aza indirmek amacıyla göç eden annenin fiziksel, ruhsal ve sosyal olarak tam bir iyilik hali için psikososyal alanda hizmet veren psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının deneyim ve bilgisine başvurulması, bebek dostu hastane girişimlerinin teşvik edilmesi önerilmektedir.
Göçmen/mülteci öğrencisi olan ve olmayan sınıf öğretmenlerinin yaşadıkları sınıf içi problemler ve çözüm önerilerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi
Bu çalışmada göçmen/mülteci öğrencisi olan ve olmayan öğretmenlerin sınıflarında ne tür problemlerle karşılaştıkları ve buna yönelik çözüm önerilerinin karşılıklı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışması kullanılmıştır. Nitel araştırma yöntemi ile yürütülen bu araştırmanın çalışma grubunu Gaziantep İlinde bulunan 10 farklı okuldaki 20 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmanın çalışma grubu belirlenirken amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme kullanılmıştır. Ölçüt örnekleme yöntemi ile araştırmanın amacına uygun olarak her okuldan bir erkek bir kadın öğretmen olması, seçilen öğretmenlerin sınıf öğretmenliği mezunu olması, en az 5 yıllık mesleki deneyime sahip olmaları, görev yaptıkları okullarda belirlenen 20 kişilik öğretmen grubunun onunun sınıflarında göçmen/mülteci öğrenci olmaması diğer onunun ise sınıflarında göçmen/mülteci öğrenci bulunması ölçüt olarak belirlenmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmelerde araştırmacı tarafından geliştirilen ve uzman görüşleri alınan 10 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Nitel verilerin analizi içerik analizi yapılarak çözümlenmiştir. Sınıf öğretmenleri ile yapılan görüşmeler sonrasında kod, alt tema ve temalara ulaşılmıştır. Araştırma sonuçları sınıfında göçmen/mülteci öğrencisi olan sınıf öğretmenlerinin en sık karşılaştıkları problemin dil problemi ve buna bağlı olarak dersi anlamama, iletişim kurmakta zorlanma ve kendini ifade edememe problemleri olduğu ortaya çıkmıştır. Sınıfında göçmen/mülteci öğrencisi olmayan sınıf öğretmenlerinin ise karşılaştıkları problemler öğrencinin ödev yapmaması/eksik yapması, öğleden sonraki derslerde motivasyon kaybı ve soyut konuları somutlaştırmada zorlanma olarak belirlenmiştir. Araştırmada ortaya çıkan problemlerin altında yatan nedenler ve problemlere ilişkin çözüm önerileri de incelenmiştir.
Eğitim sendikaları yöneticilerinin geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretimleri konusundaki görüşleri: Gaziantep örneği
Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerinin en önemli aktörü eğitim camiasıdır. Eğitim sendikaları eğitimcilerden oluşan ve eğitimcilerin temsilcileri konumundaki sivil toplum kuruluşlarıdır. Bu çalışma ile eğitim sendikalarının geçici koruma statüsündeki Suriyeli öğrencilerin eğitim öğretim faaliyetlerine dair bakışlarını ele almak ve sendikaların görüşlerinin varsa farklılıklarını ve benzerliklerini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır. Birer sivil toplum kuruluşu olarak toplumun öncüleri ve şekillendiricileri sayılabilecek eğitim sendikaları temsil ettikleri üye potansiyeliyle eğitim camiasında hatta ülke genelinde önemli bir güç pozisyonundadırlar. Bu araştırma nitel araştırma desenlerinden çoklu durum deseninde yürütülmüştür. Örneklem olarak seçilmiş olan ve mevcut eğitim çalışanlarının %66'sını bünyesinde kayıtlı üye olarak barındıran dört büyük sendika Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları yalnız eğitimle ilgili değil ülke genelindeki birçok konuda da politika üretebilmektedirler. Çalışma grubu örneklem seçimi, sendikaların Türkiye'deki tüm illerde etkin varlığı dikkate alınarak belirlenmiştir. Bu bağlamda, Eğitim Bir Sen, Türk Eğitim Sen, Eğitim Sen ve Eğitim İş sendikaları örneklem olarak belirlenmiştir. Veriler %17 oranıyla Suriyelilerin en yoğun olduğu ikinci il olan Gaziantep ilindeki sendika yöneticileri ile görüşmeler yapılarak toplanmıştır. Yarı yapılandırılmış sorular yordamıyla yapılan görüşmelerde elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda sendikaların aynı sorulara aynı cevaplar verdikleri gibi farklı cevaplar da verdikleri ortaya çıkmıştır. Sendikacılık yaklaşımları birbirine yakın görünen sendikaların farklı fikirlerinin olduğu, sendikacılık yaklaşımları örtüşmeyen sendikaların ise benzer fikirlerde olabildikleri ortaya çıkmıştır.