Otobiyografi
Bu konu başlığı altında 60 tez
Lisansüstü tarih tezlerinde biyografi çalışmaları
Bu çalışma üç bölümden oluşmakta olup birinci bölümde biyografinin tarihi süreci, türleri ve tarihin içinde yer alan bir karakterin biyograf tarafından nasıl kullanılabileceği incelenmektedir. İkinci bölümde Türkiye'de belirli enstitülerde biyografi içerikli hazırlanmış tezlerin değerlendirilmeleri yapılmaktadır. Üçüncü bölümde ise Ulusal Tez Merkezinde anahtar kelimesi biyografi olarak kayıtlı ve erişime açık lisansüstü 140 adet akademik çalışma yer almaktadır. Bu çalışmaların içeriğine müdahele edilmeden fiziki olarak tasnif edilmiş ve konu üzerinde başka çalışmaların olup olmadığına, kullanmış olduğu kaynaklara ve kendinden önceki çalışmalardan istifade edilip edilmediğine bakılmıştır.
Ahmet Erhan şiirinde otobiyografik izler
Bu çalışma esas olarak Ahmet Erhan şiirinin otobiyografik yönünü incelemeyi amaçlamaktadır. Bu amaçla, Ahmet Erhan'ın bütün şiirleri çözümlenerek biyografisiyle karşılaştırılmış, hayatı ve şiiri arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın kapsamı, amacı, yöntemi, önemi ve sınırlılıkları belirtilmiştir. Kuramsal ve kavramsal çerçeveyi oluşturan ikinci bölümde otobiyografi tanımı yapılmış, araştırmacıların, eleştirmenlerin ve yazarların farklı görüşlerinden faydalanılarak otobiyografinin tartışmaya açık yönlerinden kısaca söz edilmiş, bir metnin otobiyografik unsurları saptanırken karşılaşılabilecek problemlere değinilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde Ahmet Erhan'ın biyografisi ve yapıtları yer almaktadır. Çalışmanın dördüncü bölümünde öncelikle, Ahmet Erhan'ın poetikası bağlamında şiirinin otobiyografik özelliği incelenmiş, Ahmet Erhan şiirinin başat özelliklerinden birinin bireysellik olduğu ve bu özelliğin baştan beri hiç değişmediği belirlenmiş, Ahmet Erhan şiirinin otobiyografik unsurlar içeriyor olmasının Ahmet Erhan'ın poetikasıyla yakından ilgisi olduğu saptaması yapılmıştır. Akabinde Ahmet Erhan'ın hayatı ve şiirinin örtüşen yönleri farklı başlıklar altında detaylandırılarak incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise, çalışma kapsamında elde edilen bulgulardan hareketle Ahmet Erhan'ın, Ahmet Erhan şiirinin öznesi olduğu ve hayatının şiirinin temel izleklerinden biri olduğu yargısına varılmıştır. Anahtar kelimeler: Ahmet Erhan, otobiyografi, 1980 Sonrası Türk Şiiri, otobiyografik şiir, bireysel şiir.
Şahap Sıtkı İlter'in hayatı ve hikâyeciliği üzerine bir inceleme
Bu çalışmanın amacı birçok edebî türde ürünler kaleme alan Şahap Sıtkı İlter'in, hayatı ve hikâyeciliği üzerine bir inceleme yapmaktır. Bu inceleme ile yazarın kitaplarındaki ve çeşitli dergilerde bulunan hikâyeleri gün yüzüne çıkartılarak incelenmiştir. 1937-1970 yılları arasında yoğun bir şekilde edebî faaliyetlerde bulunan Şahap Sıtkı İlter, şiir, roman, hikâye, deneme, eleştiri, çeviri, röportaj, makale türlerinde eserler kaleme almıştır. Çırılçıplak (1957), Bulut Gelir Pare Pare (1958), Gülen Ayva Ağlıyan Nar (1959), Şubat Gecesi (1964) ve Acı (1970) adlarını taşıyan hikâye kitapları bulunan yazar bunun yanında Çağrı, Seçilmiş Hikâyeler, Varlık, Yaratış, Yeditepe ve Yenilik dergilerinde de hikâyeler ve çeşitli türlerde yazılar yazmıştır. Ayrıca Seçilmiş Hikâyeler dergisi yazarın sekiz hikâyesini toplayarak özel bir "Şahap Sıtkı İlter Ö. Sayısı" çıkarmıştır. Çalışmamızda sanatçının hikâye türünün dışındaki eserleri kapsam dışında bırakılarak hayatının, edebî kişiliğinin ve hikâyelerinin incelenmesine odaklanılarak Şahap Sıtkı İlter'in kitaplarındaki ve dergilerdeki hikâyeleri bilimsel metotlar ışığında tahlil edilmiştir. Bu tahlillerde Prof. Dr. Şerif Aktaş'ın Anlatma Esasına Bağlı Edebi Metinlerin Tahlili adlı eserindeki çözümleme yöntemleri ana metot olarak kullanılmakla birlikte farklı akademik kaynaklardan da yararlanılmıştır.
Bireyselliğin sunumu olarak otobiyografi
Otobiyografi, yaşanmış bir hayatın zaman içindeki bütünlüğünü yeniden kurma görevi üstlenmiştir. Yaşanmış bir hayatın yeniden yorumlanması ve düzenlenmesi aynı zamanda otobiyografiyi benliğin araştırıldığı bir tür hâline getirmiştir. Otobiyografilerin, kişinin geçmişten bugüne nasıl biri olduğunu gösteren dönüşüm anlatıları olması, onun benlikle ilişkili olan bu yönüne ışık tutmaktadır. Yine otobiyografinin geçmişe dönük bir anlatı türü olması, temelinde bir hatırlama eyleminin yer aldığını gösterir. Otobiyografik anlatılarda hatırlama eylemiyle birlikte, deneyimlenmiş bir yaşam bilinçli bir şekilde sunulur. Böylece geçmişini hatırlayan kişi, kaybolup giden zamanı otobiyografi yoluyla kayıt altında tutmuş olur. Otobiyografinin teorisine yönelik yapılan bu çalışma Batı ve Türk edebiyatı olmak üzere iki koldan yürütülmüştür. Çalışmanın birinci bölümünde otobiyografinin felsefi, tarihî gelişimi; ikinci bölümünde otobiyografinin Batı dünyasında sahip olduğu içerikler ve bu içeriklere bağlı olarak yapılan eleştiriler; üçüncü bölümünde ise otobiyografinin Türk edebiyatındaki yeri ve gelişimi incelenmiştir.
The autobiographical reverberations in Yusuf Islam (Cat Stevens)' post conversion lyrical compositions: A thematic study
The academic study on Yusuf Islam also known as Cat Stevens is rare apart from his rich and inspirational lyrical compositions. In examining Stevens' legacy which is predominantly his songs, it is highly recommended to bring together his autobiography as a well-known world-class musician. A comprehensive literary analysis of his lyrical compositions should, therefore, be connected to his autobiography predominantly his conversion to Islam as one of the crucial life events of Stevens. This study concentrated on the autobiographical reverberations in Stevens' post-conversion lyrical compositions. The main goal is to figure out in what ways Stevens' real-life emotional, psychological, and spiritual experiences reverberated in his songs composed after his conversion to Islam. This study is classified as a thematic analysis by using the close reading technique. It examined six major themes found in Stevens' post-conversion songs. The themes are Islamic identities, Stevens' autobiographical imprint, children, dream, pro-peace/anti-war, and ignorance. The study revealed four main findings. First, Yusuf Islam also known as Cat Stevens has shifted his diction choice from Islamic diction to general diction. Second, he has maintained his pre-conversion song themes in his post-conversion era. Third, he has portrayed disinformation and bias of Western media in his lyrics. Finally, the fourth finding suggests that the artist has criticized the ignorance toward people in need. Keywords: Yusuf Islam, Cat Stevens, Autobiography, Post-Conversion, Lyrics
Güncel sanat uygulamalarında kendilik stratejileri
Bu tez, sanatçıların otoetnografik bir yaklaşımla ele aldıkları kendilik kavramının sanatsal bir strateji olarak çağdaş sanat pratiğine nasıl dönüştüklerini araştırmak amacıyla yapılmıştır. Yapılan araştırmada, kendilik kavramı ile ilgili olarak çok sayıda sanatçı ve üretiminin olması nedeniyle farklı disiplinden birer sanatçı seçilmiş ve kendiliği bir strateji olarak ele alan en önemli eserleri üzerinden irdelenmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda, kendilik stratejisi olarak seçilen kimlik, cinsiyet, otobiyografi, otoetnografi, beden ve nesne kavramları bağlamında ele alınmış ve performans, enstalasyon, video, fotoğraf, famaj, gibi çağdaş sanat pratikleri çerçevesinde kavramsal bir yaklaşımla analiz edilmeye çalışılmıştır. Ele alınan sanatçı ve eserleri literatür taraması ve doküman incelemesi yöntemiyle elde edilmiştir. Elde edilen verilerde sanatçıların Modern dönemde kendilerini temsil etme yaklaşımındaki biçimsel ve estetik ifade biçimi yerine çağdaş sanat pratikleri içerisinde yeni bir temsil biçimi olarak "sunum" nesnesine çevirdikleri tespit edilmiştir. Kendilik stratejisi doğrultusunda kendisini keşfetmek için bir otobiyografi yaklaşımı benimseyen bu araştırma, yeni bir kimlik geliştirme süreci olarak geçişken bir otobiyografik hikâye anlatımı hakkında yeni bilgilerin geliştirilmesi ve kurgulanması için bir deneme alanı olarak görülmesi gereğini önermektedir.
Self,intention and confession in "confessions","deliverance from error" and"circumfession"
The central concern of this thesis is to explore the different and similar ways in which three self writers (Augustine, Ghazali and Derrida), who lived in different times in history and belong to different religious traditions tackle the problems of ?self portrayal? and ?truth? in their confessional works: Confessions (397-398), Deliverance from Error (1090-1100) and Circumfession (1989-1990). The life stories seek to display the inner world and the intellectual concerns of their authors. Since the writers construct their stories on or around their respective belief systems and the role their beliefs play in the way they conceive of themselves, Christian, Sufi and Jewish mysticisms are discussed in a separate chapter of the thesis. In the chapters focusing on the texts of the authors, the similarities but mainly the differences in the way each writer approaches ?religion?, ?truth? and ?world? are discussed. The chapter on the Confessions analyzes Augustine?s self portrayal in the context of Augustine?s intentions and his commitment to Christianity. Here, the significance of God?s grace and other Christian dogma for Augustine are studied with references to the text. In the section on Ghazali?s Deliverance from Error discussions concentrate on the performative nature of Ghazali?s writing and the way his intention erases the private self of the writer and gives the readers an account of the struggles of a Sufi believer on the way to Truth. Derrida?s Circumfession is shown to be a multilayer text in which Augustine?s Confessions, Bennington?s Derridabase, Derrida?s own interpretations of these texts and his own life as a text are written and rewritten as supplements of one another.
Cemil Kavukçu -insan ve eser-
Türk edebiyatının 1980 sonrası yetiştirdiği önemli yazarların başında gelen Cemil Kavukçu roman, deneme, otobiyografik anlatı ve çocuk edebiyatı sahasında eser vermesine rağmen öykücülüğüyle tanınır. Doğup büyüdüğü yeri sanatının odağına yerleştiren Kavukçu, ilk öykü kitabını yayımladığı 1983 yılından günümüze kadar farklı türlerde kaleme aldığı otuzdan fazla eserle üretken bir yazar olduğunu tanıtlar. Farklı zamanlarda edebiyat ödülleri kazanarak adından söz ettiren Kavukçu'yla ilgili akademik araştırmalar birkaç yüksek lisans teziyle sınırlıdır ve bu tezlerin tamamı, yazarın öykücülüğü esas alınarak hazırlanmıştır. Yazarın öykücülüğüyle sınırlandırılmış bu tek yönlü çalışmalar onun tüm eserlerinin etraflıca incelenmesini zorunlu kılmıştır. Bu gerekçeyle hazırlanan "Cemil Kavukçu İnsan ve Eser" adlı çalışmada, yazarın Türk edebiyatındaki yeri farklı sahalarda kaleme aldığı eserlerin tamamı incelenerek belirlenmeye çalışılmıştır. Beş bölümden oluşan bu çalışmanın birinci bölümünde Cemil Kavukçu'nun hayatı, sanatı, siyasi ve edebî görüşleri, roman ve öykü yazarlığıyla birlikte farklı türlerde kaleme aldığı eserleriyle ilgili bilgi verilmiştir. İkinci bölümde yazarın kaleme aldığı on yedi öykü kitabında yer alan öyküler ortak yapı, tema, zaman, mekân, şahıs kadrosu, dil ve anlatım bakımından değerlendirilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde yazarın Dönüş, Suda Bulanık Oyunlar ve Gamba isimli başarılı üç romanı isim-içerik ilişkisi, olay örgüsü, zaman, mekân, bakış açısı, anlatıcı, şahıs kadrosu ve işlenen temalar açısından incelenmiştir. Tezin dördüncü bölümünde yazarın çocuk edebiyatı alanında kaleme aldığı sekiz çocuk romanı ve bir öykü kitabı, çocuk edebiyatının temel ölçütleri dikkate alınarak incelenmiştir. Yazarın bu alanda yazdığı dokuz eser konu, kurgu, tema, kişi kadrosu, ileti, çevre, dil ve anlatım açısından incelenmekle birlikte söz konusu eserler eğitim ilkeleri açısından da değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Tezin beşinci bölümünde ise yazarın deneme ve otobiyografi türünde yazdığı iki eseri hakkında bilgi verilmiştir.
Necip Fazıl Kısakürek'in nesir türündeki sanat eserleri üzerine tahlilî bir çalışma
Türk edebiyatına değişik türlerde eserler kazandıran Necip Fazıl Kısakürek, yaşadığı dönemde olduğu gibi günümüzde de adından söz ettirmektedir. Edebî ve fikrî nitelikte çok sayıda eseri arasından edebî nesirlerinin tahlili, tez konusu olarak belirlendi. Tez, beş bölümden oluşmaktadır. Bölümlerden önce ön söz ve giriş; sonra da sonuç ve kaynakça verilmiştir. Birinci bölümde Kısakürek'i tanımaya dönük Hayatı, Düşüncesi ve Dergiciliği başlıklarına yer verildi. İkinci bölüm yazarın on beş piyesinin tahlilini, üçüncü bölüm ise roman ve senaryo roman türündeki on eserinin tahlilini kapsamaktadır. Dördüncü bölümde hikâyeleri değerlendirilirken, beşinci bölümde sanatkârın kişiliğine ve sanat yönüne ışık tutan otobiyografileri ile edebî bir şahsiyeti konu alan bir biyografinin tahliline yer verildi. Türk tiyatrosuna özgün piyesler kazandıran Necip Fazıl Kısakürek, roman ve hikâyeciliğimize de hatırı sayılır katkılarda bulunmuştur. Otobiyografi ve biyografi alanlarında zengin bir medenî birikim ve tenkit usulüyle dikkate şayan eserler sunmuştur. Kısakürek'in edebî nitelikteki nesirlerinin tamamına yayılan fikir hamulesi, onu, edebiyatımızda özel bir konuma yerleştirmiştir.
Pasolini ve politik sinema
"Pasolini ve Politik Sinema" başlıklı bu biyografik ve teknik tez çalışması; politika kavramının, felsefi ve etimolojik kökenlerini ve kısa tarihini inceledikten sonra politikanın sinema sanatına ve özel olarak İtalyan sinemasına yansımalarını mercek altına almaktadır. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından, 1960'lı ve 1970'li yılların entelektüel kuşağında yetişmiş, İtalyan sanat ve edebiyat dünyasında yaratıcı, özgün, cesur, duyarlı, analitik ve eleştirel düzeyi yüksek bir sanatçı olan Pier Paolo Pasolini'nin yaşamı, kişiliği, eserleri ve filmleri irdelenmiş, politik görüşleri ve kişiliğinin sinemasına yansımaları analiz edilip politik sinema kavramıyla ilişkilendirilmiştir.
A portrayal of the south in F. Scott Fitzgerald's short stories: From nostalgic idealism to critical skepticism
Each decade has a major author who captures the culture and spirit of the era and sets the literary context from which other prominent works emerge. For the 1920's it was Francis Scott Fitzgerald, the "social historian" of the "Jazz Age," a term Fitzgerald himself coined to describe the glitz and glamour of the Roaring 20s. Fitzgerald epitomized his generation with personal experiences; his characters became symbols of his generation and facet of American culture. Nevertheless, to remember Fitzgerald only as a spokesman of the Jazz Age would be to do injustice to many of his insightful other stories that reflect his keen interest in the Old South and its dying traditions. Despite being a Northern and a new generation writer, for Fitzgerald the south had a special meaning and place in his memory. His fascination with the South is due to nostalgia; gracious assets that are gone with the wind as he regarded the South as romantic and aristocratic. And thus, the loss of the romantic South in the face of new world ideals furthered the decay of American societal values and since he believed there was no hope for its betterment, the South could no longer become the redeeming force Fitzgerald once envisioned. So, his treatment of the Southern region in his short stories also changed and the once romantic and optimistic writer of the turn of the century turned into the very bitter and cynical social historian of the Jazz Age. From the very first to the last, his short stories that are based on his real life experiences, feelings, and the prominent people in his life manifest his assessments and sentiments, and in this dissertation, I aim to scrutinize his reflection of the South and what South represents, from its landscape to its belles and cavaliers, from its eloquent beauty to its gradual deterioration and devastation. Keywords: F. Scott Fitzgerald, Zelda Sayre, Autobiografiction, South, North,Short Story, Jazz Age
Kadın otobiyografilerinde benliğin keşfi: Halide Edib Adıvar'ın memoirs of Halide Edib ve Edith Wharton'ın a Backward Glance adlı eserleri
Autobiography is a statement of reconstruction of self. In his/her autobiographical narrative, the writer interprets the memory traces already transformed by personal expectations, prejudices and needs, and fictionalizes the past in the context of socio-cultural factors, linguistic tools and literary traditions. Autobiography in the conventional sense is based on the legitimate story of an autonomous, rational, and independent man. When the autobiographical text and the writer?s actual experiences are questioned, a paradox emerges that also proves the originality of woman?s story. The paradox is that of choosing between the account of writer?s life-story mirrored in the text or the shared experiences of community that has passed through similar stages. The female writer, in an effort to represent the voice of woman which resists the feminine roles imposed by the patriarchal society, expresses her specific consciousness and approaches to life. The gender-based distinction observed in autobiographical writings results from the environmental conditions and conflicting social dynamics that modify the course of psychological development in boys and girls. Girls tend to continue the relational patterns they have internalized in their early formative years and define themselves as part of their lifelong relationships, whereas boys make efforts to form an independent identity determined by their strong ego boundaries.In this study, the autobiographies of two women writers are selected: Halide Edib Adıvar?s Memoirs of Halide Edib and Edith Wharton?s A Backward Glance. Remarkable parallels between their lives and the significant roles they take in the social change and cultural transformation of their country make them worthy of comparison. To explain the writers? stages of individualization and to display how they describe their distinctive selves, textual identities are retrospectively analyzed and broken into parts, and their past experiences and relationships are examined within the framework of familial, social, cultural and psychological factors, and these fragmented parts are arranged into a new whole to reinterpret and realize the discovery of the selves. Released from the shadow of male writers, Halide Edib who describes her journey of self-discovery in all its aspects, and positions herself as a distinctive ?subject? taking full responsibility of her words and life Edith Wharton on the other hand underlines the career path of an art laborer in her autobiography, leaving almost invisible footprints as if to preserve the silence identified with woman, and remains merely an ?object? of her work and fails to surpass the traditional norms in order to be accepted by the society as a writer.
Biyografik eserlerin tarih öğretimine katkısı ve İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e uzanan sürecin değerlendirilmesi
Biyografik eserler, tarih öğretimi açısından önemli bir kaynak olarak değerlendirilmelidir. İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e geçen dönemde, bireylerin mücadelelerinin, sürecin gelişmesindeki rolü büyüktür. Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerinin atılması ve demokrasinin gelişimi açısından dikkatlice incelenmesi gereken bu döneme, ne yazık ki tarih öğretiminde ve ders kitaplarında yeterince önem verilmediği göze çarpmaktadır. Halbuki dönemin olaylarına, bu eserlerin gözüyle bakıldığında farklı değerlendirmelerde bulunulmaktadır. Gelişim çağında bulunan İlköğretim 8. sınıf öğrencileri ve genç nesli temsil eden lise öğrencilerinin, ezberden ziyade konuları farklı açılardan değerlendirerek öğrenmeleri, tarih bilimi için vazgeçilmezdir. Böylece öğrenciler, bu bilimin kendilerine sunmak istediği geçmişi öğrenip, günümüzü yorumlama ve geleceklerine yön verme yetisini kazanmış olacaklardır. Genç neslin, İkinci Meşrutiyet'i hazırlayan şartları, İkinci Meşrutiyet dönemini, İttihat ve Terakki Partisi, Birinci Dünya Savaşı ve Milli Mücadele'de yaşananları, biyografileri, hatıraları incelemeden öğrenmeye çalışması eksik olacaktır. Öğreticilerin de dikkat edecekleri en önemli nokta, bu kaynakları kullanırken abartılı bir kimlik oluşturma endişesi taşımalarıdır. Öğrencilere sürekli bir biçimde kahramanlıklarla dolu yaşamların verilmesi, hatalardan ders çıkarma becerisini yok edecektir. Bu nedenle, farklı yaklaşımların dile getirilmesi, öğrencilere kazandırmaya çalıştığımız, ?değerlendirme yaparak doğruya ulaşma? çabamıza destek verecektir.Anahtar Kelimeler: Biyografi, Otobiyografi, Hatırat, İkinci Meşrutiyet, İttihat ve Terakki, Birinci Dünya Savaşı, Milli Mücadele, Tarih Öğretimi, Ders Kitabı
Necati Cumalı'nın hikâyelerinde ve romanlarında otobiyografik ögeler
Bir edebi eseri sanatkârından ayrı değerlendirebilmek mümkün değildir. Yazarını tam olarak tanımadan o sanat metni her yönüyle anlaşılamaz. Ayrıca bir yazarın hayatının bilinmeyen yönlerinin aydınlatılmasında yazmış olduğu eserler en önemli başvuru kaynağıdır. Hem eserin her yönüyle anlaşılması hem de yazarın hayatının bilinmeyen yönlerinin aydınlatılması yazar ve eseri arasındaki bağlantının anlaşılabilmesiyle mümkündür. Buradan yola çıkarak bu çalışmanın amacı, seksen yıllık ömrünün neredeyse altmış yılını edebiyata adamış ve hayatını eserlerine yansıtmış Necati Cumalı'nın eserlerindeki otobiyografik ögeleri tespit etmek ve bu sayede hem Cumalı'nın hayatını daha yakından tanımak hem de eserlerinin daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunmaktır. Bu çalışmada Cumalı'nın Türk edebiyatındaki yerini daha iyi belirlemek amacıyla öncelikle literatür taraması yapılarak kuramsal alt yapı oluşturulmuş; hikâye ve roman konusu, edebiyat-biyografi ilişkisi genel hatlarıyla açıklanmıştır. Daha sonra Cumalı'nın hayatı, sanatı ve eserleri bölümüyle Cumalı'nın tanıtılması amaçlanmıştır. Son olarak da Cumalı'nın hikâye ve romanlarındaki otobiyografik ögeler tespit edilip yazarın hayatı ile eserleri arasındaki benzerliklerin saptanması amaçlanmıştır. Cumalı, hayatı ile eserleri arasındaki bağlantı hemen göze çarpan bir isimdir. Yazarın kendisi de yazdığı şeyleri bizzat gezip görerek yaşadığı şeylerden yola çıkarak yazdığını söylemiştir. Bu yüzden yazarın hayatı ve eserleri arasında çok güçlü bir bağlantı vardır. İncelenen 9 hikâye kitabında yer alan 117 hikâyesinde ve 6 romanında pek çok otobiyografik öge tespit edilmiştir.
Identity in Paul Auster's novels
Paul Auster is a contemporary American writer. He is widely known as a postmodern novelist but his other literary identities are neglected. This study attempts to examine examples from the writer?s entire output in order to do justice to the wide range of his work. Paul Auster is also a translator, a poet, a playwright, and a movide director. These different artistic activities of the writer might be observed in different phases in his life. The aim of considering as many phases as possible from Paul Auster?s life is to determine how he approaches the theme of identity. Auster offers a heterogenous blend of all his influences and offers a unique approach to identity. In his novels, identities show postmodern, existential, and European aspects and are marked by fluidity. In fact, the various influences Auster has make his identity as a writer fluid, too in the sense that he uses his varying themes from varying influences simultaneously. Therefore, an analysis of identity in Auster?s novels can be analyzed by looking at his early career to understand his own construction of identity. Then, the manifestations of these influences in his works can be analyzed in terms of the fluid identities his novels portray. This thesis concludes that in Auster?s novels-as well as in Auster?s person- identity appears in two ways: sychronically and diachronically
Binsâlim Himmîş ve tarihî romanları
Bu çalışmada, son dönemin önemli yazar ve düşünce insanı olan Faslı Binsâlim Hımmîş'in edebî kişiliği ve tarihî romanları incelenmiştir. Araştırmada kullanılan temel kaynaklar Hımmîş'in Mecnûnü'l-hukm, el-ʿAllâme, Zehratü'l-Câhiliyye ve Hâze'l-Endelüsî isimli tarihî romanları ile ez-Zât beyne'l-vücûdi ve'l-îcâd isimli otobiyografisidir. Giriş ve üç bölümden oluşan çalışmamızda öncelikle Binsâlim Hımmîş'in hayatı, eserleri ve edebî kişiliği hakkında bilgilere yer verilmiştir. Akabinde Hımmîş'in söz konusu tarihî romanları, içerik bakımından incelenmiştir. Tarihî romanların içeriği; şahıs kadrosu, bölümleri, olay örgüleri, zaman ve mekân unsurları açısından ele alınmıştır. Son bölümde ise Hımmîş'in tarihî romanlarının anlatım ve üslûp özellikleri; anlatıcı ve bakış açısı, dil ve üslûp özellikleri, âyet, hadis, şiirlerden iktibaslar başlıkları altında incelenmiştir. Sonuç olarak Binsâlim Hımmîş'in tarihî romanlarında konu ve şahıslar farklı olsa da arka planda ağırlıklı olarak siyasî despotizm konusunun işlendiği, romanlardaki bölüm başlarında tarihî kaynaklardan iktibasların yapıldığı, yapılan bu iktibasların boyut ve işlev bakımından farklılık gösterdiği, yazarın romanlarında tarihî verilere dayandığı, tarihî kaynakların yetersiz kaldığı durumlarda kurguya başvurduğu, romanlarında ele aldığı tarihî şahsiyetlerin dramatik ve hareketli hayat hikâyelerinin olduğu görülmüştür. Tarihî romanlarında büyük oranda anlatılan dönemin diline oldukça yakın ve edebî bir dilin kullanıldığı; romanların anlatıcı ve bakış açısı bakımından farklılık gösterdiği; âyet, hadis ve şiirlerden iktibaslar yapıldığı tespit edilmiştir.
Ayrımcılık ve kimlik örseleyici deneyimlerle ilgili otobiyografik anıların işlevleri ve kolektif eyleme katılım kapsamındaki rolleri
Bu çalışma benlik, sosyal ve yönlendirme işlevleri sınıflandırması çerçevesinde bireysel düzlemde araştırmalar yürüten otobiyografik bellek işlevleri alanyazınının gündemine sosyal kimlikle ilişkili otobiyografik anıları taşımayı hedeflemiştir. Bu kapsamda toplumsal hayatta sosyal kimliği hedef alan ayrımcılığa ve diğer örseleyici yaşantılara dair anıların bireysel ve sosyal grup düzeylerindeki işlevleri incelenmiştir. Çalışma 1'de Alevi, Kürt ve Ermeni, toplamda 9 katılımcının etnik ve dini kimliklerini hedef alan bu tür anılarını hangi motivasyonlarla ve hangi durumlarda anımsayarak paylaştıkları yarı yapılandırılmış görüşmelerden edinilen materyale tematik ve yorumlayıcı fenomenolojik analiz uygulanarak araştırılmıştır. Bulgular bu anıların etkileşen benlik, sosyal ve yönlendirici ihtiyaçlarla hem birey hem grup düzeyinde kullanıldığını göstermiştir. Ayrıca, aile, akrabalar ve çeşitli sosyal kimliklerden arkadaşları kapsayan özgün anı paylaşım kültürlerinde aile ve topluluk hikayelerinin de işlevsel olarak gündeme getirildiği saptanmıştır. Çalışma 2'de önceki aşamada kavramsal olarak tespit edilen bazı anı işlevleri bir ölçüm aracı halinde işevuruklaştırılmıştır. Katılım kriteri diğer dezavantajlı sosyal kimlikleri kapsar şekilde genişletilmiş ve sonuçta 683 kişiden oluşan veri setine açımlayıcı faktör ve yakınsak geçerlik analizi uygulanmıştır. Bulgular geliştirilen ölçüm aracının yeterli düzeyde geçerlik ve güvenirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Çalışma 2'de ayrıca, açımlayıcı faktör analizinde belirlenen altı anı işlevinin özdeşleşmenin bağımsız, gruba karşı algılanan ayrımcılığın aracı ve kolektif eyleme katılımın bağımlı değişken olduğu bir modeldeki düzenleyicilikleri Process Macro Programıyla test edilmiştir. Bulgular ayrımcılıkla ilişkili anıların görece politik hedeflerle ilişkili işlevlerinin gruba karşı algılanan ayrımcılığın kolektif eyleme katılım üzerindeki etkisini düzenlediğini göstermiştir. Sonuç olarak, bu araştırma sosyal kimlikle ilgili anıların çeşitli alanyazınlar arasında kuramsal ve görgül bağlantılar kurabilecek önemli bir araştırma konusu olduğunu göstermektedir.
Yaşlanma sürecinde aşkınlık deneyimlerinin otobiyografik anlatılar üzerinden incelenmesi:Tazelenme Üniversitesi "Yaşlanmayı Aşma Atölyesi" örneği
Amaç: Bu çalışmada, 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencilerinde yaşlanma sürecindeki aşkınlık deneyimlerini Geroaşkınlık Teorisi üzerinden incelemek ve "Yaşlanma sürecinde geroaşkınlık deneyimleri otobiyografik anlatılar üzerinden nasıl ifade edilmektedir?" sorusuna yanıt bulmak amaçlanmıştır. Böylece, yaşlanma sürecindeki spiritüel gelişimi birincil deneyimler yolu ile öğrenilmesine katkı sağlanmış olacaktır. Yöntem: Akdeniz Üniversitesi 60+ Tazelenme Üniversitesi öğrencileri arasından ulaşılabilir örneklem tekniği ile, 24 katılımcıya ulaşılmıştır. Veriler, atölye tekniği ile, Geroaşkınlık Teorisi'ne özgü Rehberli Otobiyografi temaları hazırlanarak 5'er haftalık atölyeler yoluyla toplanmıştır. Katılımcıların otobiyografileri, MAXQDA 2024 Analiz programı kullanılarak biyografik vaka yeniden yapılandırılması metodu ile analiz edilmiştir. Bulgular: Dönüm noktaları, deprem, dönemin siyasal atmosferinden etkilenme, ve Tazelenme Üniversitesi'ne kayıt olmanın çeşitli geroaşkınlık alt boyutlarının ortaya çıkmasında belirleyici olduğu görülmüştür. Bunun yanında bazı katılımcıların geroaşkınlığa ilişkin deneyimlerinin tersine yönde oluştuğu görülmüştür. Geroaşkınlık temaları ile gerçekleştirilen Rehberli Otobiyografi atölyesine ilişkin görüşlerinin ise olumlu olduğu, bazı katılımcıların sonraki süreçte yaşam öyküsünü yazma ve yayınlama konusunda teşvik edici olduğu, ayrıca yaşamı gözden geçirme ve pozitif sonuca ulaşmaya katkı sağladığı öğrenilmiştir. Sonuç: Spiritüel yaşlanmayı geroaşkınlık odağında ve otobiyografik anlatılar üzerinden inceleyen bu çalışmada, geroaşkınlığa doğru gelişimin sürekli, kültüre ve zamana özgü olduğu görülmüştür. Oluşturulan geroaşkınlık temalı Rehberli Otobiyografi Atölyesi'nin sonraki süreçte serbest zaman, eğitim ya da müdahale metaryali olarak kullanılabileceği çalışmalar, sonraki süreçte bu alana katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: geroaşkınlık, rehberli otobiyografi, anlatı gerontolojisi, biyografik yaşlanma, anımsama
Kişisel yaşanmışlık üzerine duygusal bağlanmanın sanatsal aktarımı: A/r/tografik bir sorgulama
Sosyal davranışların kaynağı olarak bilinen bağlanma, bebek ile bakım veren kişi arasında geliştirilen duygusal bir bağdır. Yetişkinlikteki ilişkilerimiz, geçmişte kurduğumuz bağlanma örüntülerinden izler taşımaktadır. Öznel sanatsal sorgulama çerçevesinde ele alınan bu çalışmada ''bağlanma'' kavramı, sanat temelli eğitim araştırma yöntemi olan; A/r/tografi ile incelenmiştir. Kişisel yaşanmışlıklardan yola çıkılarak oluşturulan çalışma içerisinde bağlanma kavramı; önce ''düşünsel/psikolojik sorgulama'' daha sonra da ''tasarımsal sorgulama'' bölümleri altında araştırılmıştır. Bu süreçte otobiyografik sorgulamaya yer verilmiş ve metafor kullanımı ile tasarımlar oluşturulmuştur. Çeşitli materyallerin kullanılması ile oluşturulan tasarımlarda, kolaj ve asamblaj tekniğinden yararlanılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuçlar A/r/tografi yöntembiliminin içinde barındırdığı ''Sanatçı (artist)'' ,''Araştırmacı (researcher)'' ve ''Öğretmen (teacher)'' kimlikleri özelinde aktarılmıştır. Araştırmanın, aynı anda katılımcısı ve araştırmacısı olma deneyiminin aktarıldığı bu çalışmada, bazen diğerlerinden daha aktif olarak öne çıkan bazen ise pasif kalan bu kimlikler birbirini beslemiş ve güçlü bir etkileşim içerisinde olmuştur. Sanat eğitimi alanında süreç odaklı bir araştırma gerçekleştirilmesinin yenilikçi ve öğretici olmasına ilişkin bulgular elde edilmiştir.
Yeorgios Viziinos'un dört hikayesinde yaşam ve ölüm üzerine efsane ve inanışlar: Folklorik eserlerin düzyazında yeniden biçimlendirilmesi
Bu tezde Yeorgios Viziinos'un dört öyküsü incelemeye seçildi. Özellikle 19. yüzyılın sonlarında Vize'de ve İstanbul'da cereyan eden öyküler. Bu öykülerde Viziinos deneyimlerini ve yaşantılarını değerlendirip çok folklorik malzeme ilave etti. Bu malzemeyi anlatım malzemesine dönüştürdü. Ayrıca, kendisine ve hayatları boyunca hastalık (ruhsal - bedensel) ve ölüm ile devamlı bir mücadele olan ailesine ruhsal betimleme - psikanaliz yapmaya çalışıyor. Bu yüzden, bu tez sağlık, hastalık ve ölüm konu kategorilerine odaklanır, özellikle bu kategorilere: dinî ve doğaüstü pratikleri (ağıt, ruh çağırma), halk tıbbı unsurları, sağlık, hastalık ve ölümle (doğal sebepler veya cinayet) ilgili batıl inançlar ve inanışlar. Viziinos nasıl bu kadar yaratıcı bir şekilde, belirli zaman ve yer içinde (Vize - Doğu Trakya, 19. yüzyıl), kendi deneyimlerinden kazandığı folklorik malzemeyi değerlendirmeyi başarıp, klasik ve aşılmaz anlatım sanatının şaheserleri anlatım - otobiyografik malzemesine dönüştürdü? Bu araştırmanın ana sorusudur.
Klasik dönem Arap edebiyatında otobiyografi: İbn Haldûn örneği
Asırlardır edebiyat alanındaki varlığını muhafaza ederek günümüzde de okuyucu kitlesinin ilgisini üzerine çekmeye devam eden otobiyografi, birtakım gelişim evrelerini tamamlayarak hâlihazırdaki modern kimliğine bürünmüştür. Arap edebiyatının modernleşme sürecinin öncesindeki yüzyıllarda bu türe ilgi duyan edebî şahsiyetler ve onların telif ettiği örnek eserler, otobiyografinin diğer edebî türler arasındaki konumunu güçlendiren ana faktörler olarak addedilmektedir. Ülkemizde bu türün klasik dönem Arap edebiyatında sahip olduğu değeri ifade etmeye çalışan herhangi bir çalışmanın bulunmayışı, bu yüksek lisans tezinin şekillenmesinde rol oynayan en önemli etkendir. Buradan yola çıkarak söz konusu çalışmada, otobiyografinin Arap dilinde mukabili olarak kullanılan kavramlara ve özelliklerine, bu türün klasik dönem Arap edebiyatında bulunduğu konuma, mezkûr türe örnek sayılabilecek eserlere imza atan müelliflere, onların otobiyografik eserlerine ve İbn Haldûn'un et-Taʻrîf bi İbn Haldûn ve Rıhletuhû Ğarben ve Şarken adlı eserinin yapısal ve teknik unsurlar aracılığıyla tahliline yer verilmiştir.
Filistinli şair Murîd el-Bergûsî'nin Raeytu Ramallah adlı mensur eserinin muhteva şekil ve üslup yönünden tahlili
Bu çalışma, pek çok çağdaşı edebiyatçı gibi hayatının büyük bir bölümünü sürgünde geçirmiş Filistinli şair Murîd el-Bergûsî'nin (ö. 14 Şubat 2021) ilk mensur eseri Raeytu Ramallah adlı eserinin edebi ve lengüistik bir incelemesini amaçlamaktadır. Eser, Bergûsî'nin otuz yılı aşkın süre ayrı kaldığı vatanına geri döndüğünde izlenimlerini şiirsel bir dille aktardığı otobiyografik bir romandır. 1997 yılında yayımlandığında, Arap ülkelerinde oldukça meşhur bir edebiyat ödülü olan Necîb Mahfûz Edebiyat Ödülü'ne layık görülmüştür. Hem Arap hem de Batı dünyasında büyük ilgi gören eser, Mısırlı romancı Ahdaf Suveyf tarafından İngilizceye çevrilmiş, I Saw Ramallah adıyla yayımlanmıştır. 2004 yılında A. Melis Hafez tarafından Şairin Filistini adıyla da Türkçeye kazandırılmıştır. Çalışmamız bir giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde, yazarın doğup büyüdüğü Filistin'in tarihi ve siyasi geçmişine değinilmektedir. Birinci bölümde hikâye, roman ve otobiyografi türlerinin genel olarak Arap Edebiyatında, özel olarak da Filistin Edebiyatındaki gelişimi incelenmektedir. İkinci bölümde, Murîd el-Bergûsî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri gözden geçirilmektedir. Üçüncü ve son bölümde ise, tezin ana konusunu teşkil eden Raeytu Ramallah adlı eser muhteva, tür ve üslup yönünden tahlil edilmektedir. Bu çalışmada, Raeytu Ramallah vasıtasıyla dünya gündeminden hiç düşmeyen Filistin meselesinin bir de edebi yönüne dikkat çekilmek istenmiştir. Anahtar Kelimeler: Modern Arap Edebiyatı, Filistin Edebiyatı, Ramallah, Otobiyografi, Murîd el-Bergûsî.
Yeni kapitalist iş ahlakının otobiyografik inşası
Bu çalışma bireylerin meslek, otobiyografileri bağlamında yeni kapitalist iş ahlakını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Yeni çalışma düzeninin ihtiyaçlarına yönelik yeni bir özne yaratımının gerekliliği pek çok toplumsal alana sirayet etmiş ve hep daha çok kazanmak isteyen yeni bir girişimci birey tipi ortaya çıkarmıştır. Esneklik, kendini yeniden üretebilme, yeni koşullara adapte olabilme gibi olumlu özelliklerinin yanında bu tip, anksiyete, depresyon, endişe gibi olumsuz özelliklere sahiptir. Öte yandan Türkiye'nin iktisadi yaşamındaki dönüşümlerin, dünya genelinde yaşanan gelişmelere paralel olarak ortaya çıkmasına karşın kendi toplumsal yapısı gereği bu dönüşüme daha farklı bir boyut kazandırmıştır. Bu durum söz konusu yeni tipinde farklılaşmasına neden olmaktadır. Çalışmanın örneklemini, özellikle eğitimli, yönetici ve uzman pozisyonu ile profesyonel çalışma yaşamında yer alan bireyler oluşturmaktadır. Bu çerçevede özel sektör içerisinde çok farklı iş alanlarında yer alan 18 beyaz yakalı çalışanla mülakatlar yapılmıştır. Yüksek eğitimli, rekabetçi, birden fazla iş hatta sektör değiştirebilen, risk alabilen, farklılıklara rahatlıkla uyum sağlayabilen katılımcı biyografilerin girişimci bir benlik tipinde ortaklaştığı görülmektedir. Netice itibarıyla kapitalizmin ihtiyaçları çalışma alanında daha esnek, daha rekabetçi, daha hırslı bir tip yaratmıştır. Ortaya çıkan yeni tip kapitalizmin kendi işleyişi açısından oldukça işlevsel olsa da bireyler sıkıştırıldıkları bu tipoloji içinde kaygılı ve endişeli bir hale bürünmüştür.
Thomas Bernhard'ın otobiyografik beşlemesinden ''Neden'' ve ''Mahzen'' eserlerinde yabancılaşma sorunsalı.
Yabancılaşma, çağımızın önemli sorunlarından biridir. Bu kavram, genellikle iktisat ve felsefe alanlarında kullanılmış ve daha sonra psikoloji ve sosyoloji alanlarında da boy göstermiştir. Sanayi devriminden kaynaklanan birtakım sonuçlar, toplumsal yapı ve gelişmeleri de etkilemiş ve birtakım sorunlar oluşturmuştur. Bu sorunlardan biri olan yabancılaşma, modern dünya insanını ilgilendiren temel bir olgu haline gelmiştir. İlk kez teoloji alanında kullanılan bu kavram, felsefe ve diğer alanlarda kuram niteliği kazanmıştır. Birçok düşünür tarafından yorumlanan bu kavram, çok kez incelenmiş ve hatta tartışma konusu bile olmuştur. İnsanı etkileyen bir faktör olduğundan edebiyatta da kullanılan bir motif haline gelmiştir.Yabancılaşma sorunu edebiyat biliminde de önemli bir yer tutmaktadır. Buna bağlı olarak, bu olgunun diğer farklı disiplinlerdeki yerinin birçok düşünürün bakış açılarıyla incelenmesi yöntemiyle, II. Dünya Savaşı sonrası Almanca Edebiyat'ın önemli yazarlarından biri olan Thomas Bernhard'ın beş otobiyografik eserlerinden (pentaloji) ilk iki tanesi bu olgu çerçevesinde incelenmiştir.Bu tez özetle şu amaçları içerir:Öncelikle Thomas Bernhard'ın biyografisi, eserleri ve ülkesi Avusturya hakkında genel bir bilgi vermek,Yabancılaşma kavramını etimolojik açıdan incelemek, kavramın kökeni hakkında tarihsel bilgi vermek ve kuramsal açıdan ele almak, kavramın boyutları/nedenlerine kısaca değinmek ve edebiyat alanındaki yerini örnek yazar ve eserleriyle incelemek,Bernhard'ın beş otobiyografik eseri hakkında genel bilgi vermek ve bu eserlerden ilk iki tanesini yabancılaşma olgusu odağında ele almak.Bernhard'ın bu ilk iki otobiyografik eseri psikanalitik bakış açısıyla ele alınmış ve yalnızlık kavramıyla yabancılaşma kavramı arasında ilişki kurularak bu olgu odağında incelenmiştir. Bu iki eserdeki yabancılaşma motifini ele almadan evvel, otobiyografik eserleri hakkında genel bir bilgi verilmesi amaçlanmıştır. Diğer eserlerini daha iyi anlamak için onun hayatına değinme ve böylece pentaloji eserlerini inceleme amacı güdülmüştür.Sonuç olarak, Almanca Edebiyat'ın önemli temsilcilerinden biri olan Bernhard'ın hayatında çektiği zorluklar yüzünden yalnızlığa bürünmesi, hayatındaki çoğu şeye duyduğu nefreti yüzünden kendisini hemen hemen her şeyden soyutlaması ve yabancılaşma yaşaması, bu iki eser aracılığıyla ortaya konulmak istenmiştir.Anahtar Kelimeler: Thomas Bernhard, Avusturya Tarihi ve Edebiyatı, Yalnızlık, Pentaloji, Yabancılaşma Olgusu.