Osmanlı sanatı

60 theses under this subject heading

Master'sOpen AccessTR

XVI. yüzyıl Osmanlı Dönemi yapıştırma kündekâri kalem işi bezemeli mahfil tavanları

XVI. yüzyıl Osmanlı Mimarisinde kündekâri (yapıştırma tekniği) mahfil tavanlarını konu edinen çalışmada, bu teknikle yapılmış nadir tavanlar olmaları hasebiyle ele alındı ve gün yüzüne çıkarılması amaçlandı. İncelenen mahfil tavanları kündekâri tekniğinin "Taklit Kündekâri" başlığı altındaki "Yapıştırma Kündekâri" özelliğini taşımaları nedeniyle kündekâri tekniğine geniş yer verildi ve bu sanat tanıtıldı. Danışman hocam Prof. Dr. Candan Nemlioğlu'nun çalışma ve bulgularından yararlanılarak konu ele alındı. Tez içinde mevcut bilgilerin kapsamı genişletilerek araştırma derinleştirildi. Yapıştırma kündekâri tekniği ile yapılmış mahfil tavanları bu çalışmada tespit edilebildiği kadarıyla; İstanbul Eminönü Rüstem Paşa Câmi, İstanbul Kadırga Sokullu Mehmed Paşa Câmi, İstanbul Üsküdar Atik Valide Sultan Câmi ve Manisa Muradiye Câmiinde yer almaktadır. Rüstem Paşa ve Atik Valide Sultan Câmiinde ikişer olmak üzere toplam altı mahfil tavanı bulunmaktadır. Bu çalışmada sözü edilen mahfil tavanlarının Türk-İslam sanatı içerisindeki ahşap sanatı bağlamında karşılaştırmalı değerlendirilmesi yapıldı. Araştırma sonucunda çıkan bulgular ve öneriler ele alındı. Bu çalışma ileride yapılacak çalışmalar için de bir kaynak veri olma özelliği taşımaktadır. Anahtar Sözcükler: XVI. Yüzyıl, Mahfil Tavanları, Kündekâri,

16. yüzyılKalem işiKündekari+4
Leyla Benek
Hitit University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı çini motiflerinden lale motifinin logolarda kullanımı ve DPÜSEM örneği

Bir marka olmak için işletme veya kurum kendini diğer markalardan ayıran bir görsel kimliğe sahip olmalıdır. Kurum kimliği unsurlarından biri olan logolar ise kurum ya da markanın görünen gücü olarak tanımlanabilir. Bu güç, kurum ya da markanın müşteriye verdiği güvencenin bir göstergesidir. Bu gücü elde etmek için tasarımcılar çok özgün tasarımlar ve kalıcı olan logolar tasarlayarak markayı ön plana çıkartıp daha etkili hale getirmek zorundadırlar. Bu çalışmada lale motifinin güçlü bir marka görsel kimliği oluşturup oluşturamayacağı incelenmiştir. Günümüzde Osmanlı dönemi geleneksel Türk Sanatları hemen hemen her yerde göze çarpmaktadır. Osmanlı sanatının varlığı ve önemi dünyanın her yerinde bilinmektedir. Bu kültür değerini yaşatmak yeni neslin tasarımcıları olan bizlere düşmektedir. Markaların görsel kimliğini kurumsal bir yapıya kavuşturan biz tasarımcılar Osmanlı lale motifini yeni nesil tasarımlara yansıtarak yaşatmalı yeni bu sanat değerlerini kaynak olarak kullanmalıyız. Grafik tasarımcılar tasarımlarını özgün kendine has üsluplarını kullanarak genellikle markanın amacı, misyonu ve hedefleri konusunda araştırmalar yaptıktan sonra tasarlamaktadırlar. Tabi ki bir marka için tasarlanacak logo fizibilite çalışması doğrultusunda ona uygun olan karakterde yapılmalıdır. Ancak çok ünlü markaların görsel kimlikleri bazen çok farklı çıkış noktaları kullanılarak tasarlanmaktadır. Bu doğrultuda lale motifi ile bir marka logosu tasarlarken markanın bir sanat işi ya da ona yakın bir iş yapılmasına gerek yoktur. Bu çalışmanın uygulama aşamasında Dumlupınar Üniversitesine bağlı DPÜSEM'in logo tasarımında lale motifli desenler kullanarak logo kurumsal kimlik tasarımının ilk basamağının gerçekleştirilebileceği kanıtlanmıştır.Anahtar Kelimeler: Logo, Marka, Çini Motifi, Lale.

Dumlupınar ÜniversitesiEl sanatlarıLale+8
Hüseyin Ocak
Kütahya Dumlupınar University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Geç Osmanlı resminde melankoli, yalıtılmışlık ve tekinsiz temsiller

Bu tez, Geç Osmanlı dönemi resim sanatında melankoli, yalıtılmışlık ve tekinsizlik temalarını Halil Paşa, Simon Hagopian, Ömer Adil, Müfide Kadri, Ahmed Ziya Akbulut ve Halid Naci gibi sanatçıların seçili eserleri üzerinden incelemektedir. Çalışma, bu temaları yalnızca imparatorluğun çöküşü, modernleşme sancıları ve kimlik krizleri gibi tarihsel ve psiko-sosyal süreçlerin bir yansıması olarak değil, aynı zamanda sanatın kendine özgü estetik ve inşa mantığına sahip özerk bir ifade alanı olarak analiz eder. Psikanalitik, fenomenolojik ve sosyo-mekânsal kuramlar eleştirel bir süzgeçten geçirilerek, sanat eserlerinin yalnızca semptomlar veya bastırılmış içeriğin bir göstergesi olmadığı, aksine imgenin pozitif karakterini ortaya koyan yaratıcı birer eylem olduğu savunulur. Bu bağlamda tekinsizlik, sadece bastırılmış olanın geri dönüşü değil, aynı zamanda sanatın tanıdık olanı yabancılaştırma ve izleyiciyi en yüksek düzeyde telkin edilebilirlik yoluyla kendi beklentileriyle yüzleştirme stratejisidir. Eser analizleri, temaların farklı estetik ifade modları (dramatik, lirik, epik) aracılığıyla nasıl çeşitlendiğini ortaya koyar. Ömer Adil ve Simon Hagopian'ın eserleri dramatik bir gerilime odaklanırken, Müfide Kadri'nin tablosu lirik bir duygu durumunu, Halid Naci'nin manzarası ise epik bir genişliği temsil eder. Sonuç olarak bu çalışma, Geç Osmanlı resmindeki melankoli ve tekinsizliğin, tarihsel travmaların üzerinde yer alan ve sanatçıların evrensel bir sanatsal içgüdüyle yarattığı yaratıcı bir katman olduğunu ve bu eserlerin gücünün, hayatın karmaşıklığını yansıtan bu indirgenemez estetik dilde yattığını öne sürmektedir.

Görsel kültürModern resimOsmanlı sanatı+1
Demet Dinç
Çankırı Karatekin Üniversitesi · Institute of Fine Arts
2025
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul daki Mimar Sinan eseri cami kapılarının incelenmesi

Bu çalışmada, İstanbul?daki Mimar Sinan camilerinde bulunan ve klasik Osmanlı döneminin karakteristik özelliklerini taşıyan ahşap kapı ve pencere iç kepenklerinin malzeme, boyut, süsleme ve yapım tekniği bakımından incelenmesi amaçlanmıştır. Bu amaca uygun olarak geliştirilen envanter formu yardımı ile İstanbul?da bulunan, 1543-1589 yılları arasında yapılan 13 adet camiye ait ana giriş kapıları ve pencere iç kepeklerinin özellikleri tespit edilerek fotoğraflar ile desteklenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, ahşap malzeme olarak ceviz kullanıldığı, kapı ve pencere iç kepenklerinin tamamının simetrik iki kanatlı olup, üç panodan oluştuğu ve gerçek kündekâri tekniğinde yapıldığı, üst panoların giriş kapılarında çeşitli motif ve yazı ile süslenmesine karşın, pencere kepenklerinde boş bırakıldığı belirlenmiştir. Orta ve alt panolarda zengin oyma ve kakma süslemeleri yapılmıştır. Kakma uygulamasında sedef, fildişi gibi malzemelerin yanı sıra, farklı türlerde ahşap malzeme kullanılmış; Tezyinatta, on kollu yıldız tercih edilmiş olmakla birlikte, kare hasır, dikdörtgen, sekizgen ve altılı yıldız motiflerine de yer verilmiştir.

Ahşap kapılarOsmanlı sanatı
İmran Döngel
Gazi University
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Kapı ağası Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da yaptırdığı mimarî eserler

16. yüzyılın ikinci yarısında yaşanan politik organizasyonlar sonucu güç ve itibar kazanan kapı ağalarının önemli bir temsilcisi olan Gazanfer Ağa'nın Anadolu'da inşa ettirdiği mimarî eserler, dinamik bir süreci teşkil eden Osmanlı mimarlık tarihi içerisinde önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde yaratıcı hamlelerin sonucu olarak karşımıza çıkan bu mimarî eserler bir taraftan bulundukları kentlerin ayırt edici mimarî unsurları diğer taraftan da bu kentlerin tamamlayıcı simgesel unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tez, tarihsel süreç boyunca geleneksel patronaj sistemi ile şekillenen mimarlık faaliyetlerinin kapı ağası Gazanfer Ağa'nın üstlenmesi ile ulaştığı boyutu kavramayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda bu eserlerin kentsel alandaki statüsünü belirleyerek bunların kültürel ve mekânsal etkileşimlerini incelemeyi ve Osmanlı mimarî birikimine olan katkılarını belirlemeyi amaçlamaktadır. Yapıların, kimlik, imge, temsil, işlev gibi özellikleri belirlenerek, şehrin görünürlüğüne etkileri, sanat tarihi çalışmalarına katkıları açıklanmaya çalışılarak Gazanfer Ağa'nın içerisinde bulunduğu mimarî faaliyetler analiz edilmiştir.

16. yüzyılGazanfer AğaKapıağası Yakup Ağa Hamamı+6
Leyla Kaya
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki vakıf eserleri

Pîrî Mehmed Paşa, Osmanlı padişahlarından 2. Bayezid, Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'ın saltanatlarında önemli görevlerde bulunarak başarı ile devlete hizmet etmiştir. "Piri Mehmed Paşa'nın Türkiye'deki Vakıf Eserleri" başlıklı çalışmamızda kütüphanelerde literatür taraması ardından elde ettiğimiz bilgi, belge yanı sıra saha çalışmalarında eser incelemelerinden derlediğimiz çizim, fotoğraf malzemeleri gibi diğer dokümanları kullanarak tezimizi hazırladık. Araştırmamız kapsamında Konya ve Silivri'de birer külliye yapıları ile istanbul ve Aksaray'da münferit eserlerinin toplamı 11 adettir. Tezimizin kataloğunda her bir esere ait mimari ve süsleme nitelikleri ayrıntılarıyla tanıtılarak, monografi halinde sunulmuştur. İncelediğimiz binaların tamamı, Osmanlı mimarisinin aynı türde diğer eserleriyle karşılaştırılıp, değerlendirilerek Türk Mimarisi'nin gelişim çizgisindeki yeri belirlenmiş ve tipolojik ayırımı yapılmıştır.

MimariMimari eserlerOsmanlı mimarisi+4
Başak Burak
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Lale Devri'nde Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesi'nin süsleme özellikleri

XVIII. Yüzyıldan itibaren Lale Devri olarak tanınan ve bütün sanat dallarında Klasik Osmanlı motif ve kompozisyonlarının yerine batılılaşma etkisi ile geleneksel ve batılı öğelerin bir arada kullanıldığı süsleme programları yaygınlaşmaya başlamıştır.Araştırmanın amacı; Taş süslemede de yaşanan bu değişimin Azapkapı Saliha Sultan çeşmesi örneği üzerinde ele alınması, süsleme özellikleri açısından incelenerek, motif, desen ve kompozisyon özelliklerinin belirlenmesi, yeni araştırmalara kaynak oluşturması açısından fotoğraflanması, çizilmesi ve elde edilen verilerin doküman haline getirilmesidir.Çeşme Lale Devrinin en klasik eserlerinden biridir ve süsleme özellikleri incelendiğinde, kullanılan motifler, vazolar, meyve ağaçları, palmet, lotus, gibi motiflere yer verildiği ampir, barok, rokoko gibi üsluplardan esinlenildiği ve bitkisel bezemede geleneksel motiflerinin dışında üsluplaştırılmış motiflerin çokça kullanıldığı belirlenmiştir. Kompozisyon özellikleri açısından ise eserde simetriye ve tekrara da yer verildiği saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Lale Devri, Çeşme, Türk Baroğu, Geleneksel Türk El Sanatları, Saliha Sultan çeşmesi.

El sanatlarıLale DevriOsmanlı sanatı+6
Gülden Topuz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

İstanbul ili Üsküdar ilçesi Çinili Camii çinileri üzerine bir araştırma

Araştırma, İstanbul ili Üsküdar ilçesi Çinili Camii çinileri üzerine yapılmıştır.Çalışma 130 sayfa ve altı bölümden oluşmaktadır. Araştırma ile ilgili problem ele alınarak araştırmanın ne amaçla yapıldığı ve geleneksel sanatlarımız açısından önemi vurgulanmıştır. Araştırma Çinili Camii çinileri ile sınırlandırılmıştır.XVII. yüzyıl Türk çini sanatının en müstesna eserleri ile bezenmiş olan Çinili Camii, bu sanatın gelecek kuşaklara aktarılmasında önemli bir yere sahiptir. Her biri birbirinden farklı ve başlı başına bir inceleme konusu olabilecek nitelikteki çiniler Çinili Camii'nin iç mekânına tamamen hâkimdir.Araştırma kapsamında Türk çini sanatı ve çinicilik hakkında genel bilgiler verilerek camideki karo, pano, bordür ve çini bezemeler, renk, desen, kompozisyon ve yapım özellikleri bakımından incelenmiştir. Renk, boyut ve süsleme konuları tablolar halinde incelenmiştir.Manevi kültür değerlerimizden XVII. yüzyıl eşsiz Kütahya çini örneklerini barındıran Üsküdar Çinili Camii; çini süslemelerinin fotoğraf ve çizimlerinden oluşan bu kaynağın kültürümüzü gelecek kuşaklara aktarılmasında yardımcı olacağı düşünülmektedir.

CamilerKütahya çinileriOsmanlı sanatı+4
Ayla Yılmaz
Gazi University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Osmanlı minyatürlerinde sultan eğlence sahneleri ve kullanılan çalgı figürlerinin ikonografisi

Kültür tarihi içinde her dönemde etkileri gözlenen Türklere ait unsurlar, dünya kültürünün gelişimine büyük ölçüde katkı sağlamıştır. Kültür katmanları incelendiği zaman, 700 yıllık bir süreci karşılayan Osmanlı kültür anlayışı, dünyanın pek çok yerinde etkili olmuş ve var olduğu döneme büyük katkılar sağlayarak dünya kültürünün gelişiminde önemli rol oynamıştır.Osmanlı?da pek çok alanda zirve denebilecek dönemler yaşanmıştır. Osmanlı Devleti?nde, zirve diye ifade edilen durum sadece güç, iktidar, yönetim gibi siyasi mecralarda değil aynı zamanda kültürel faaliyet alanlarında da yaşanmıştır. Merkezi bir yönetim biçimini benimseyen Osmanlı Devleti?nin sınırları genişledikçe, diğer kültürlerle yaşanılan etkileşim artmış ve kültür alanlarındaki faaliyetleri de çeşitlenmiştir. Osmanlı Devleti?nin sürekli kozmopolitleşen toplum yapısının etkileri her alanda olduğu gibi sanat alanında da gözlenmektedir.Karmaşık ama bir o kadar da köklü bir kültürleşmeyi ifade eden Osmanlı döneminin en önemli sanat icra alanlarından birisi de saray gözetiminde eserler veren ve `Nakkaşhane? adı verilen kurumdur. Özellikle saray kütüphanesinde bulunan minyatürlü el yazmaları bu sanat alanının Osmanlı sarayında çok önemsendiğini bize göstermektedir. Bu eserlerin salt bir resim zevk ve merakından öte siyasi bir mesaj içerdiği ise araştırmacıların ortak fikridir. Özellikle devletlerarası ilişkilerde, gönderilen hediyeler arasında bu minyatürlü yazmaların bulunması bu eserlerin önemini her açıdan değerli kılmaktadır.Bu bağlamda Osmanlı döneminde hazırlanmış olan ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde resmedilen çalgıların da Osmanlı ideolojisine uygun bir planlama içinde tasarlanarak eserlere nakşedildiği anlaşılmaktadır.Çalışmamızda incelediğimiz Osmanlı döneminde hazırlanmış olan ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde, Tanbur, Ud, Kanun, Çeng, Kemançe/ Kemençe, Tef, Miskâl, Ney, Kopuz çalgılarının kullanıldığı tespit edilmiştir. ?Sultan Eğlence Sahneleri?nde resmedildiği tespit edilen ve yukarıda sayılan müzik aletlerinin bu minyatürler içinde bilinçli olarak kullanıldığı ve bu kullanım ile ilgili tasarrufunda Osmanlı ideolojik anlayışı çerçevesinde planlandığının düşünülmesi gerekliliği vurgulanmaktadır.Bu tür icraların başta padişah olmak üzere idarenin iradesini yansıtan unsurları içinde barındırdığı ve Osmanlı saltanat anlayışı içinde tasarlandığı ise önemli bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Anahtar Kelimeler: Minyatür, Osmanlı, İkonografi, İdeoloji, Çalgı, Müzik, Kültür

EğlencelerMinyatürMüzik+6
Mehmet Reşat Bulut
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Aydın ve Denizli camilerinde duvar resimleri

Osmanlının son döneminde batılılaşma etkisiyle ile ortaya çıkan duvar resimleri süsleme sanatında önemli bir yer tutmaktadır. Batılılaşma dönemiyle süslemeye giren yeni olgular ve konular; saray ve konakların duvarlarında görülmeye başlamıştır. Erken ve Klasik Osmanlı dönemlerinde görülen Anadolu'dan batıya ulaşmış süsleme unsurları, batılaşma döneminde yön değiştirerek batıdan ? doğuya doğru bir gelişim izlemiştir. Duvar resimlerinde uygulanan kompozisyon minyatürden oldukça farklı bir üslupla işlenmiştir. Daha sonra tuval resminde görülecek olan üçüncü boyut acemice ifade edilse de ilk olarak duvar resimlerinde görülmektedir.Başkent İstanbul'da yabancı sanatçılarında etkisiyle oluşturulan duvar resimleri, daha sonra Anadolu'daki konak ve camilerde de görülmeye başlanmıştır. Konumuz dâhilinde yer alan Denizli ve Aydın illerindeki camiler gerek işleniş gerekse süsleme bakımından farklılık göstermektedir. Hazırlanan bu tezde Denizli ve Aydın camilerindeki süslemeler gruplandırılarak incelenmiştir. Çalışma daha çok bu iki ilde yer alan süslemelerin değerlendirilmesi ile oluşturulmuştur.XIX. Yüzyılın ilk yarısında İzmir sancağına bağlı olan Aydın ve Denizli ilerindeki camilerin süslemelerinin üslupsal özellikleri incelenmiş ve farklılıkları ortaya konmaya çalışılmış. İnceleme yapılırken önce yapılar tarihlerine göre sıralanmıştır ve katalog oluşturulmuştur. Oluşturulan katalogda yapının mimari tanımından sonra süslemenin yer aldığı duvar üzerindeki örnekler gruplandırılarak anlatılmıştır. Yapıların incelenmesinden sonra süslemelerin kendi içlerinde karşılaştırması yapılarak üslupsal özellik bakımından değerlendirilmiştir.Mimari kuruluş bakımından farklılık gösteren Aydın ve Denizli camilerindeki süslemeler konusu bakımından benzerlik göstermektedir. İncelenen yapılar üzerindeki kompozisyonların değerlendirilmesi ve gruplandırılmasıyla çalışmamız sonlandırılmıştır.Anahtar sözcükler1 ? Osmanlı2 ? Duvar Resmi3 ? Camii4 ? Batılılaşma5 ? Teknikler

AydınCamilerDenizli+7
Tuğçe Yurtsal
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
11
DoctorateOpen AccessTR

18. yüzyılda müzehhip ve ressam Ali Üsküdari; eserleri ve üslubu

Ali Üsküdarî, 18. yüzyılın başından itibaren yaşamış ve eser vermiş, dönemin önemli sanatkârlarmdandır. Müzehhip olarak kağıt üzerine sayfa tezhipleri çalışmakla beraber, daha çok lake bezemeleri ve naturalist üslûpta yaptığı çiçek resimleriyle tanınmış bir sanatkardır. Doğum ve ölüm tarihleri ile hayatı hakkında hemen hiç bilgi bulunmayan Ali Üsküdarî'yi bize, bugün var olan imzalı eserleri tanıtmaktadır. Müzehhip ve çiçek ressamlığı yanında üstün bin lake ustası, aynı zamanda hattat ve mücellit olan sanatkâr, adından anlaşıldığı gibi Üsküdarlı 'dır ve İstanbul'da yaşamıştır. Saraya ve çevresine yakın olmuş, yaşadığı dönemin padişahları ve Saray ileri gelenleri için eserler meydana getirmiştir. Bugün müzelerde, özel koleksiyonlarda ve yurt dışmda olmak üzere bulunduğunu tespit ettiğimiz 31 eserinden ancak 18 tanesine ulaşmış bulunuyoruz. Çoğunluğu TSMK'de, diğerleri İÜK. ve KKSV.-EHA. koleksiyonunda bulunan bu eserler incelenmiş ve kataloga alınarak halinde açıklamaları yapılmıştır. Ali Üsküdarî'nin lake bezemeleri eserleri kâlemdan-kubur, yazı altlığı, cilt kapaklan ve ok yayları gibi farklı tür ve biçim eserler üzerinde görülmektedir. Sanatkâr daha çok lake bezemelerinde ve halkâr desenlerinde, 1 6. yüzyılda ortaya çıkan ve kullanılan saz üslûbunu, büyük bir ustalıkla yorumlamıştır. Altın ve renklerin kullanılmasında gösterdiği üstün fırça tekniği ile kendine özgü motif ve kompozisyonları, onun bu konuda yaratmış olduğu üslûbu belirtmektedir.II Ressamlık yönünü ise, çeşitli eserlerin sayfa süslemelerinde ve lake tezhiplerinde yar olan, değişik boyutlardaki naturalist çiçek resimleri sergilemektedir. Altının kullanılmadığı bu renkli resimler, ince çizgileri ve boyama tek tekniği ile Ali Üsküdarî'nin natüralizm anlayışını ortaya koyar.

18. yüzyılAli Üsküdar-iOsmanlı Dönemi+2
Tülün Yörükan (didinal)
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
1996
00
Master'sOpen AccessTR

Selimiye kumaşları, Yıldız Şehir Müzesi örnekleri

Osmanlı imparatorluğunda, 18. yüzyılla birlikte, savaşlardaki yenilgilerin etkisiyle ekonomik, sosyolojik ve kültürel anlamda düşüşler meydana gelmiştir. Bu düşüşler görkem ve ihtişamıyla ün salmış Osmanlı sanatının her alanında kendini gösterdiği gibi, Osmanlı sanatının en etkin kollarından olduğu biri olan dokuma kumaş sanatında da kendini göstermiştir. Dokumalarda ipek, altın ve gümüş tel ve kıymetli malzeme miktarları yok denecek kadar az kullanılmaya başlanmıştır. Avrupa?da 18. Yüzyılla birlikte ortaya çıkan Sanayi Devrimi, artık el dokuması kumaşların yerine, seri üretimle kumaşlar üreterek Osmanlıyı kendi pazarı haline getirdi ve yabancı menşei kumaşlar, geleneksel Osmanlı kumaşlarının yerini almaya başladı. Osmanlı dokuma kumaş sanatının, hem teknik ve tasarım açısından zayıflamış olmasını, hem de Avrupai kumaşların yavaş yavaş benimsendiğini fark eden dönemin hükümdarı Sultan III. Mustafa, 1758 yılında Üsküdar?da bulunan Ayazma Camii inşaatı civarına dokuma atölyeleri ve burada dokunan kumaşların satışının yapılabileceği Bükücüler Hanı?nı yaptırarak, dönemin kumaş sanatını canlandırmaya çalışmıştır. Dokuma kumaş sanatındaki gerilemenin önüne geçmek için yeni isimde kumaş türleri ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu türlerden biri olan o dönemlerde hangi ismin verilmiş olduğu bilinmeyen ve Sultan III. Selim döneminde adı Selimiye (atkısı ve çözgüsü ipekten olan, boyuna yollu ve küçük çiçekli) verilen kumaş türü bu atölyelerde dokunmaya başlanmıştır.Selimiye kumaşı, 18. Yüzyılın ikinci yarısında üretilmeye başlayıp, 19. Yüzyılla birlikte Hereke Dokuma Fabrikasının kurulmasına kadar, Üsküdar ve civarında dokunmuştur. Tezde, Selimiye Kumaş?ının, tarihsel seyri, teknik ve tasarım özellikleri, kullanım alanları ve dönemleri açısından farklılıkları incelenmiş olup, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kütüphaneler ve Müzeler Müdürlüğü?nden alınan izinle, Yıldız Sarayı Şehir Müze?sinde bulunan 7 adet Selimiye kumaşının teknik ve tasarım açısından analizi yapılmıştır. Özel izin alınarak Topkapı Sarayı, arşiv kataloğu ?Cilt I ve Cilt II? incelenerek, Topkapı Sarayı Kütüphanesi?nde araştırmalar yapılmıştı

DesenDokumacılıkOsmanlı sanatı
Gülşen Şefika Berber
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
10
Master'sOpen AccessTR

16. ve 17. yüzyıl Osmanlı saray sanatındaki karanfil motifleri ile çatma ve kemhalardaki karanfil motiflerinin karşılaştırılması

Osmanlı döneminde bahçe ve çiçekler saray yaşamının vazgeçilmez bir parçası olmuştur. Saray bahçelerinin doğu felsefesinde ve dinsel inanç düzeyinde yer alan "Cennet bahçesi" kavramından etkilendiği söylenebilir. Cenneti andıran bu saray bahçelerinin gözde çiçeklerinden biri de karanfillerdir. Saray nakkaşlarının da dikkatini çeken karanfiller 16. yüzyıl sanat eserlerinde bezeme unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır. Saray himayesindeki nakkaşhanelerde, nakkaşların elinde zenginleşen karanfil motifleri, minyatür, tezhip, çini, halı, kumaş gibi alanlarda yaygın olarak kullanılmıştır. Her sanat alanında teknik imkanlar bezemelerin çeşitli özelliklerini etkilemiştir. Osmanlı sanatında pek çok şekilde stilize edilmiş olan karanfil motiflerinde de bu etkiler izlenebilir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde; Osmanlı saray sanatında kullanılan karanfil motiflerinin biçim özellikleri incelenerek bir sınıflandırma yapılmıştır. Bu sınıflandırmaya göre karanfil motifinin çizimi ve çeşitli özellikleri açıklanarak 16. ve 17. yüzyıl tezhip, maden, çini, işleme ve halılarından örnekler sunulmuştur. Saray sanatında kumaşlar en önemli uygulama alanlarından birini oluşturmaktadır. İkinci bölümde; karanfil motifinin bezeme unsuru olarak kullanıldığı 16. ve 17. yüzyıl Osmanlı saray kumaşları incelenerek örnekler verilmiştir. Bu kumaşlar içinde karanfil motiflerine en çok çatma ve kemhalarda rastlanmaktadır. Bu bölümde çatma ve kemhaların teknik ve tasarım özellikleri de açıklanmış ve tespit edilen örnekler tablo haline getirilmiştir. Tablolarda yer alan karanfil motifleri belirlenen örnekler üzerinde ayrıntılı olarak açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde; 16. ve 17. yüzyıl saray kumaşlarında tasarım genel olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca incelenen çatma ve kemha kumaşlarda bezeme unsuru olarak kullanılan karanfil motiflerinden seçilen örneklerle yapılan döşemelik kumaş tasarımları sunulmuştur. Sonuç olarak; 16. ve 17. yüzyıl çatma ve kemha kumaşlarındaki karanfil motiflerinin, biçim, boyut, kompozisyon düzeni, kompozisyonda motifin kullanım şekli ve renk gibi özellikleri değerledirilmiştir. Saray sanatındaki karanfil motifleri ile çatma ve kemhalardaki örnekler karşılaştırılmıştır. Türkçe Anahtar Kelimeler: 1- Osmanlı kumaĢları 2- Kemha 3- Çatma 4- Karanfil motifi

Kemha kumaşOsmanlı sanatı
Nagehan Öğsüz
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Klasik Osmanlı Dönemi (16.YY) revzen pencerelerinin modern cam teknikleri ile yeniden yorumlanması

Anadolu‟da Ortaçağ‟dan Endüstri Devrimi‟ne kadar olan dönem içindeki cam üretiminin tarihçesi, yapısal özellikleri ve teknolojisi çok az bilinmektedir. Bunun nedeni bu konuda sistematik çalışmaların azlığıdır. Bugüne kadar gerçekleştirilen sınırlı sayıdaki çalışmalarda, Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri‟ne ait cam buluntuların sadece görsel özelliklerinin arkeoloji ve sanat tarihi yöntemleri ile incelenmesi ve değerlendirilmesi yapılmış, ancak güzel sanatlar uzmanlığında bu buluntular değerlendirilmemiştir. Bu araştırmanın konusu; 1500-1600 yılları arasında yapılmış Klasik Osmanlı Dönemi camilerine ait nakışlı pencereleri araştırarak, cam sanatı kapsamında incelemek ve yapılan bu incelemeler doğrultusunda kullanılan geleneksel motif ve teknikleri, modern yöntemler aracılığıyla uygulamaktır. Konunun özgünlüğü gerekli literatürler taranarak seçilmiştir. Kültürel bir miras olan geleneksel yapıdaki sanat eserlerimiz, cam sanatı kapsamında incelenmek üzere oldukça nadir ele alınmıştır. Bu bağlamda tercih edilen araştırmanın, gelecek araştırmacılara katkı sağlaması ve üretilen eserlerin, tarihteki örneklerine de ışık tutması amaçlanmaktadır

16. yüzyılCam sanatıOsmanlı Dönemi+2
Seray Tok
Akdeniz University · Institute of Fine Arts
2016
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

17. ve 18. yüzyıl Osmanlı kitap sanatlarında çiçek motiflerinin katı' sanatında yorumlanması

Osmanlı kitap sanatlarının en temel motiflerinden biri olarak kullanılan ve bitkisel motiflerden olan çiçekler önemli bir yer tutar. Bu araştırmada köklü bir geçmişe sahip olan Osmanlı kitap sanatlarının 17. ve 18. yüzyılda Batılılaşma hareketleri ile başlayan ve ilk olarak kültür hayatında kendini hissettiren yarı natüralist ve natüralist bezeme etkilerinin kitap sanatları içindeki durumunu ortaya koymayı hedeflemektedir. Yapılan araştırma kitap süsleme sanatlarından tezhip, minyatür, cilt ve katı' sanatında kullanılan natüralist ve yarı natüralist çiçek desenlerinin araştırılması, belgelenmesi, tanıtılması ve sonrasında yeni tasarımlarla uygulama yapılmasını amaçlanmaktadır. Yapılan araştırmalardan esin kaynağı olarak 9 adet özgün katı' çalışma üretilmiştir.1 adet reprodüksiyon çalışma tüm aşamaları ile anlatılarak çalışılmıştır. Araştırma; dönemdeki kullanılan çiçekleri ortaya koyma açısından ve araştırmacılara esin kaynağı alma açsısından önemlidir.

17. yüzyıl18. yüzyılEl sanatları+7
Burcu Eryılmaz
Ankara Hacı Bayram Veli University · Institute of Graduate Studies
2022
10
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Osmanlı kumaş sanatında çintemani motifinin biçimsel evreleri

Osmanlı kumaş sanatının önemli bir motifi olan çintemani, yüzyıllar boyunca süsleme sanatlarının çeşitli alanlarında kullanılmış, taşıdığı farklı anlamlarıyla dinlerin ve felsefelerin sembolü olmuştur. Çintemani, merkezleri hayali bir üçgenin köşe noktalarına yerleştirilmiş, ikisi altta biri üstte aynı çapta üç daireden oluşan; bazen belirli bir aralıkta üst üste birbirine paralel olarak gelen pelenk veya kaplan postu adı verilen, iki dalgalı çizgi formuyla birlikte kullanılan bir motif olarak tanımlanır.Türk sanatındaki uygulanış şekli ve sembolik anlamı itibariyle Uzakdoğu'dakinden farklı olan, kuvvet ve kudreti simgeleyen motif, tarih öncesi dönemlerden Osmanlı İmparatorluğu'na kadar varlığını sürdürmüştür.Araştırmanın amacı, erken dönem Orta Asya'dan itibaren XIX. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu'na kadar geçen süre içerisinde çintemani motifinin etkin olduğu bölgelerde sürekliliğini incelemek; dinsel ve kültürel etkileşimlerle gelişimini takip etmek, diğer motif ve üsluplarla bağlantısını kurmak, motifin elemanlarıyla ilgisi olduğu ve olabileceği düşünülen çeşitli unsurlarla sembolik açılımını tespit etmek; motifin biçimsel ve simgesel anlamda tanımını yapmaktır. Tüm bu bilgiler doğrultusunda araştırmada, çintemani motifi odağında Osmanlı kumaş sanatını incelemek, motifin en sık görüldüğü saray kumaşlarını tespit etmek ve çintemani motifli kumaşları desen, renk, kompozisyon ve sembolik açıdan ele alarak irdelemek hedeflenmiştir. Bu kapsamda alan yazın taraması yapılmış, elektronik veritabanları incelenmiştir. Aynı zamanda dönemin kumaş desenlerine ışık tutacağı düşüncesiyle görsel belge niteliğinde olan Osmanlı minyatürlerinden de yararlanılmıştır. Elde edilen bilgiler ışığında Osmanlı'da çintemani motifinin en çok kullanıldığı kumaşlar tespit edilmiştir. Bu kumaş örnekleri desen, üslup, renk, kompozisyon, bezeme özellikleri ve diğer motiflerle birlikteliği açısından ele alınmış; bulundukları müzeler ve envanter numaraları saptanarak tablolar oluşturulmuştur.

Kumaş sanatıKumaşlarMotifler+6
Dilek Yurt
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2018
00
Proficiency in ArtOpen AccessTR

Nakkaş Osman minyatürlerinde kompozisyon düzeni ve sanatsal üretimler

Nakkas Osman, 16. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı saray nakkashanesinde çalısmıs önemli nakkaslardan biridir. Günümüzde farklı el yazmalarında bulunan birçok minyatür nakkas Osman'a mal edilmektedir. Fakat söz konusu minyatürlerin çogunun üretilme süreçlerine iliskin belgelere ulasılamamıstır. Bu nedenle Nakkas Osman'a mal edilen minyatürlerin tamamının sanatçı ile baglantıları hakkında kesin bir bilgi vermek mümkün degildir. Diger taraftan, Nakkas Osman'a ait oldugu (belgeler yardımı ile) bilinen birçok portre ve konulu (meclis) minyatür mevcuttur. Bu minyatürler: Kıyâfetü'l-insâniye fî semâ'ilü'losmaniye, 1579 (TSM. H. 1563), Sehnâme-i Selim Hân, 1581 (TSM. H. 3595), Sûrnâme-i Hümâyûn, 1587 (TSM. H1344), Zübdetü't-tevârîh, 1583 (TEM. T. 1973) ve Hünernâme I. Cilt, 1584 (TSM. H. 1523) adlı el yazmalarında bulunmaktadır. Tez çalısması, yukarıda adı geçen elyazmalarında bulunan Nakkas Osman minyatürleri arasından seçilen (bir grup) minyatür üzerinde yürütülmüstür. Kompozisyon düzeni arastırması ile minyatürlerde nesnel ortamın organizasyonuna iliskin grafik mantıgın çözümlenmesi amaçlanmıstır. Bu amaç dogrultusunda minyatürlerde kompozisyon elemanlarının katman, boyut, konum, hareket ve renk açısından hiyerarsik düzenleri degerlendirilmis; elemanların, mekân olusturma ve mekânda bulunma durumlarına baglı olarak dagılımı, sıralanma tarzı ve birbiri ile kaynasarak olusturdukları kompozisyon düzenleri çizimler esliginde incelenmistir. Birinci bölüm, Nakkas Osman'ın hayatı ve eserleri, yayınlarda minyatürün tanımı ve kelime anlamına iliskin bilgiler ve minyatür sanatında kompozisyon konuları ile ilgilidir. kinci bölümde Nakkas Osman minyatürlerinin kompozisyon düzenleri incelenerek genel bir degerlendirmesi yapılmıstır. Üçüncü bölüm ise, tezin uygulama asamasına ayrılmıstır. Uygulamalar kapsamında T.C. Cumhurbaskanlarının portreleri yapılmıstır.

Osmanlı sanatı
Ruhi Konak
Dokuz Eylül University · Institute of Fine Arts
2007
10
Master'sOpen AccessTR

Bibliothèque Nationale de France Müzesi'nde bulunan Od.23 numaraya kayıtlı Osmanlı Kıyafet Albümü

18. ve 19.yüzyıllarda Osmanlı toplumu, Avrupa'nın politik, askeri, ekonomik ve kültürel etkilerini giderek daha fazla hissetmeye başlamış, bu etkiler resim sanatı alanında da önemli değişimlere neden olmuştur. Batılılaşma döneminde Osmanlı resim sanatı, Avrupa tarzı resimlerin popüler hale gelmesiyle birlikte portreler, manzaralar ve natürmortlar gibi batı tarzında yapıtların üretimi artmıştır. Ayrıca bu dönemde, Osmanlı hükümdarları ve soyluları da Avrupalı ressamlar tarafından portrelenmiştir. Batı'nın Osmanlı'ya merakı neticesinde yurda pek çok sayıda sanatçı, elçi, gezgin, misyoner gelerek İstanbul manzarasını, saray ve sosyal hayattan insanların kıyafetlerini resmetmeye başlamışlardır. Böylece Osmanlı toplumunda albüm geleneği giyim ve kıyafet kültürünün belgelenmesi amacıyla ortaya çıkmış önemli bir yenilik olarak meydana gelmiştir. Bu seyahatlerin bir sonucu olarak, yerli sanatçılar da batının tek bir yaprağa çizdiği figürlerden ve oluşturdukları albümlerden etkilenerek yeni bir gelenek meydana getirmişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nda, giyim ve kıyafetler sosyal statüyü ve kültürel kimliği yansıtan önemli bir unsurdur. Dolayısıyla, kıyafet albümleri, belirli bir dönemin modasını, giysilerin kesimini, kumaşını, desenlerini ve aksesuarlarını göstererek o dönemin giyim kültürünü belgelemesiyle oldukça önemlidir. Bu albümler genellikle el yapımı ile oluşturulmuştur. Albümler, Osmanlı toplumunun farklı sosyal sınıflarından insanların giyim tarzlarına, saray kıyafetlerinden halk kıyafetlerine kadar çeşitli kıyafetlerin resimleri barındırır. Ayrıca, özellikle düğünler, bayramlar, resmî törenler gibi özel etkinliklerde giyilen kıyafetler de bu albümlerde sıkça yer almaktadır. Günümüzde yerli ve yabancı birçok sanatçının albümleri yer almaktadır. Çalışmanın konusu olan albüm, batılı bir sanatçı tarafından resmedilmiştir. Figürlerin altında Fransızca tanımları bulunan albümde Sultan III. Selim'e ait üç portrenin yer alması, saray çalışanlarının resmedilmesi ve sosyal hayattan insanların tasvirlerinin de yer almasıyla önem taşır.

BatılılaşmaKıyafetnameMinyatür+3
Tilbe Karabacak
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Bursa'da erken dönem Osmanlı Mimarisi'nde Kemer

Bursa'da 1326-1500 yıllarına tarihlenen yapıların (cami, mescit, türbe, medrese, hamam, han, bedesten, darüşşifa ve çeşme) kemerleri, bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır. Bu dönemde yukarıda bahsedilen yapıların kemerlerini bir bütün halinde inceleyen ilk çalışma olması bakımından önemlidir. Türk-İslam mimarisi kapsamında; Karahanlı, Gazneli, Büyük Selçuklu, Atabeylikler, Anadolu Selçuklu ve Beylikler devri mimarisinde kemerlerin gelişimi incelenerek, bunların erken Osmanlı dönemindeki yapıların kemerlerine etkisi üzerinde durulmaya çalışılmıştır. Bununla birlikte bu dönemde Bursa'da çok sayıda benzer yapı olmasından dolayı, katalogda yalnızca 59 adet yapının kemerleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve bu kemerler, kataloğa dâhil edilmeyen Bursa'daki ve İznik, Edirne, İstanbul, Manisa, Tokat, Amasya, Afyon, Ankara gibi şehirlerdeki erken Osmanlı dönemi yapılarının kemerleriyle malzeme, teknik ve süsleme bakımından karşılaştırılıp değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme neticesinde, kemerlerde kültürel etkileşimler ve yeni denemelerle şekillenen bir erken Osmanlı dönemi mimari üslubunun oluştuğu görülmüştür. Klasik Osmanlı mimarisinin temellerinin atıldığı bu dönem, yapıların kemerlerinin şekillenmesine de kaynaklık etmiştir.

BursaCamilerKemerler+6
Esra Durmuş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

16. yy Üsküdar tarihi camilerinde yer alan hat eserleri ve hattatları

16. yüzyılda Osmanlı Devleti siyasi gücünün yanı sıra kültür sanat alanında da zengin bir temele sahipti. İslam medeniyetinin en ihtişamlı imparatorluğu olan Osmanlı Devleti hâkimiyeti altındaki topraklarda adaletli, hoşgörülü olmasının yanı sıra güzide mimarisi ve sanat dolu bir anlayışa sahip olması batı dünyası için önemli bir örnek teşekkül etmiştir. Böylesine eşsiz zenginliğin sanatsal anlamda en güzel örnekleri ise Osmanlı devletine uzun süre başkentlik yapan İstanbul'dadır ve şehir içinde, Osmanlı Devletinin uzun süren hükümdarlığından dolayı güzide yapılarıyla pek çok sayıda cami inşa edilmiştir. Camiler, çeşmeler, mezar taşları, bina cepheleri hüsn-i hat ile süslemektedir. İstanbul asırlardan beri Hüsn-i Hat Sanatı alanında da dünyaya başkentlik yapmıştır. Hat sanatının, hem Kur'an sanatı olması hem de kutsal kitap olan Kur'an'a verilen değerden dolayı İslam kültüründe özel ve manevi bir değeri vardır. Bu nedenle sure veya ayetler mimari yapılara özenle nakşedilmiştir. Mevzubahis mekânların başında camiler yer alır. Bu sebeple böyle bir değere başkentlik yapmış İstanbul'un Üsküdar ilçesinde yer alan '16. yy Üsküdar Tarihi Camilerinde Yer Alan Hat Eserleri ve Hattatlar' başlıklı araştırma konusu belirlenirken bu değerler esas alınmıştır. Araştırılan dönemde toplam 18 cami tespit edilmiştir. Ancak yazı bakımından değerlendirilebilecek 12 cami incelenmiş ve 15 hattat belirlenmiştir. Diğer camilerde yazı bakımından değerlendirilebilecek eserler tespit edilemediğinden, listeye alınmamıştır. Kitabe, levha, sıva üstü kalemişi uygulamaları ve cami takımı diye de adlandırılan lafzatullah, ism-i nebî, Çehâr yâr-ı güzîn ve hasaneyn levhaları dâhil olmak üzere toplam 67 esere rastlanmıştır. Bunlar; Selman Ağa, Gülfem Hatun, Mihrimah Sultan, Çakırcı Hasan Paşa (Doğancılar), Solak Sinan, Valide-i Atik, Murat Reis, Şemsi Ahmet Paşa (Kuşkonmaz), Debbağlar (Tabaklar), Kurban (Kurbağı) Nasuh, İmrahor (Mirahur) ve Aziz Mahmut Hüdâi camilerinde yer almaktadır. İncelenen levha, kitabe ve sıvaüstü kalemişi uygulamalarının bazılarının hattat imzası yer almamaktadır. Hattat imzası bulunmayan ve kaynaklarda da yer almayan bazı kitabe ve levhaların hattatları tespit edilememiştir. Bu tez kapsamında ele alınan hat sanatı unsurları süsleme tarihi açısından geçmişten geleceğe yansıyan birer belge niteliğindedir. Bu belgeler farklı yüzyıllardaki yazı sanatında adım adım oluşmuş, sonucunda kurallı bir yapıya dönüşmüş halinin gelecek yıllarda da izlenebilmesini ve değerlendirilmesini sağlayacaktır.

16. yüzyılCamilerHattatlar+5
Niyazi Ünal
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Hatice Turhan Sultan Türbesinin çini pano analizleri

Dini ve sivil mimaride önemli bir bezeme unsuru olan çini sanatının yüzyıllar öncesine dayanan bir geçmişi vardır. Estetik bir değer olarak yapıları süsleyen çini sanatı Osmanlı döneminde doruk noktasına ulaşmıştır. 17. yüzyıl Osmanlı yapılarından olan Hatice Turhan Sultan Türbesi teze konu edilmiş içerisinde yer alan çini panolar değerlendirilmiştir. Ayrıca türbe kavramı, Osmanlı mimarisi, Türk çini sanatı gibi konulara da yer verilerek tezin kapsamı genişletilmiştir. Çalışmada, türbede yer alan çini panolar kompozisyon, renk, konum ve vaziyet olarak incelenmiş, restorasyon öncesi ve sonrası halleri görseller ile belgelenmiştir. Ele alınan çini panolarının autocad programında çizimleri yapılmış, photoshop programında boyamaları gerçekleştirilmiştir. Aynı dönemlerde yapılan farklı yapılardaki benzer çini panolarının karşılaştırmaları yapılmıştır. Yıllarca bu tarz yapılarda yer alan çiniler çalınmış, yağmalanmış ya da kaybolmuşlardır. Bu olayların yaşandığı yerlerden biri olan Hatice Turhan Sultan Türbesi çinilerinden bazıları çalınıp bulunmuş olsa da türbede çinili yüzeylerde eksik kısımlar hala mevcuttur. Bu nedenle çini panolar ile ilgili çizim ve görsellere bolca yer verilmiş olup bundan yıllar sonra araştırma yapmak isteyecek kişilere rehber olacak bir kaynak oluşturulması hedeflenmiştir. Kültürel mirasımız olan bu sanat; geçmişten günümüze ulaşan eşsiz bir değerdir. Hak ettiği şekilde korunması ve ileriki nesillere güzel bir şekilde aktarılması temennimizdir.

17. yüzyılEl sanatlarıHatice Turhan Sultan Türbesi+6
Nur Özcan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Arşiv belgeleri ışığında Beylerbeyi ve Emirgan camileri

Kaybedilmiş gücün tekrar kazanılabilmesi düşüncesiyle batıya açılan Osmanlı'nın Avrupa ile siyasal, sosyal, kültürel ve sanatsal alanda yakınlaşmaları Osmanlıya her alanda yeni bir boyut kazandırmıştır. Özellikle mimaride Batı'dan alınan yeni teknik ve üsluplar kullanılmaya başlanmış, bu üsluplar Osmanlı mimarlarının elinde yoğrularak Türk rokoko ve baroğu diyebileceğimiz kendine özgü bir hal almıştır. Çalışmada öncelikle I. Abdülhamid'in yaşamı, ıslahatları ile devletin ekonomik ve sosyal durumunun yanında dönemin sanat anlayışı üzerinde durulmuştur. Osmanlı devletinin ekonomik anlamda sıkıntılı bir süreç içinde bulunduğu bu dönemde I. Abdülhamid'in almış olduğu tedbirler ile bu sıkıntılara rağmen yaptırdığı eserlere vakfiyesi ışığında değinilmiştir. Osmanlı'nın zengin arşivi, bazen ustası bilinmeyen bir müze eşyasının, bazen bir saray mensubu tarafından yaptırılan bir binanın, bazen kaybolmuş bir sarayın, bir kasrın veya herhangi bir yapının, bazen padişah ve hanedan üyelerinin yaptırdığı vakıfların, bazen de şehzadelere, padişahlara çeşitli sebeplerle verilen hediyelerin bilgilerini orijinal belgeler ışığında ortaya koymaktadır. Tezin ana konusu olan ikinci ve üçüncü bölümlerinde ise I. Abdülhamid'in vakıf eserlerinden Beylerbeyi ve Emirgan camileri arşiv belgelerine dayanarak incelenmiştir. Onarım belgelerine bağlı olarak günümüze kadar gelen zaman diliminde Camilerin geçirdikleri değişimler ele alınmaya çalışılmıştır. Hatta onarımların yanında kaynaklardan edindiğimiz bilgilere göre II. Mahmud döneminde Emirgan Camii'nin neredeyse yeniden inşa edildiği bilgisine ulaşılmaktadır. Beylerbeyi Camisine ise II. Mahmud döneminde minare ve hünkâr mahfili gibi yeni unsurlar eklenmiştir. Onarım ve eklemelerde ilgili dönemin sanatsal üsluplarını taşıyan büyük değişimler yapıldığı arşiv kayıtlarından çıkarılmaktadır. Tezde arşiv belgeleri ışığında I. Abdülhamid tarafından vakfedilen camilerin onarım ve değişim biçimleri ele alınacaktır. Ayrıca camilerde kullanılan sanatsal üsluplar da analiz edilecektir.

Abdülhamid IArşiv belgeleriBelgeler+7
Neziha Bezci
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Yüzyıl dönümünde bir Valide Sultan: Safiye Sultan'ın hayatı ve eserleri

III. Mehmed'in 1595 yılında tahta çıkmasıyla Valide Sultan olan Safiye Sultan, dönemin en önemli karakterlerinden biri olmuştur. III. Mehmed'in validesine olan bağlılığının fazla olması Safiye Sultan'ı padişah ve onun kararları üzerinde etkin bir hale getirmiştir. Sarayda nüfuzunu artıran Valide Safiye Sultan İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth ile yakın bir dostluk kurarak ve Venedik ile temaslarda bulunarak Osmanlı sınırları dışında da etkin bir figür olmuştur. Özellikle oğlu üzerindeki etkisi sayesinde devlet kadrolarındaki azil ve tayinlerde son sözü söyleyen kişi konumuna gelmiştir. 16. yüzyılda Hürrem Sultan ile başlayan 17. yüzyılda Valide Hatice Turhan Sultan ile sona eren, kadınların yönetimde ağırlığının olduğu dönem, Valide Safiye Sultan'ı da kapsamaktadır. Hürrem Sultan, Nurbanu Sultan, Kösem Sultan ve Hatice Turhan Sultan hakkında belirli sayıda araştırma olmasına karşın, Safiye Sultan için neredeyse hiçbir müstakil araştırma yoktur. Önemli bir Valide Sultan olmasına rağmen yeterli düzeyde araştırmanın bulunmaması, bizi bu hanım sultanın hayatını çalışmaya yönlendirmiştir. Safiye Sultan çeşitli vakıflar kurmuş, camiler ve çeşitli hayır eserleri yaptırmış bir Valide Sultan'dır. Kanuni Sultan Süleyman'ın son yıllarına, Sultan II. Selim zamanına, Sultan III. Murad ve Sultan III. Mehmed'in saltanatlarına tanık olan Safiye Sultan, torunu Sultan I. Ahmed'in, Sultan I. Mustafa ve Sultan II. Osman'ın da saltanatlarına tanık olarak, takriben yarım asır sarayda bulunmuş ve döneme etki etmiştir. Şüphesiz Safiye Sultan edindiği tecrübelerle ve yaşantısıyla kudretli bir Valide Sultan olarak anılmıştır. Çalışmamızla mevcut harem literatürüne, Safiye Sultan'ın hayatı ve Valide Sultanlık dönemine ilişkin literatüre yeni bilgiler katılacağı umulmaktadır.

HaremMehmed IIIOsmanlı Devleti+7
Mustafa Altun
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Sıfatü'l-Harameyn ve Fütuhu'l Harameyn adlı yazmaların tezyini yönden incelenmesi

Kitap sanatları içinde minyatür sanatının önemli bir yeri bulunmaktadır. Minyatürler zaman ve mekânı olduğu an içinde sabitleyen ve o anın yüzyıllar sonra dahi aynı tazeliğiyle anlatıldığı bir tasvir sanatıdır. Minyatür sanatı örnekleri farklı albümler içinde, Osmanlı döneminde saray sanatı olarak dönemin padişahının cülusunun, uzak ya da yakın seferlerinin, önemli toplantılarının ve hatta cenazesinde vuku bulan hadiselerin betimlenerek geleceğe aktarılmasını sağlamıştır. Osmanlı sultanları her daim sanatsever ve sanatla uğraşan kişiler olmuşlardır. İstanbul'un fethinden sonra Osmanlı sanat, kültür ve bilim açısından önemli bir döneme girmiştir. Bu dönem kitap sanatlarının oluşum süreci olmuştur. Sultanların fetihleriyle beraber fethettikleri yerlerden saraya getirdikleri eserler saray sanatçılarına ışık tutmuş, getirilen usta nakkaşlar da yeni üslupların gelişmesini sağlamışlardır. Kanuni Sultan Süleyman'ın ilk yıllarından itibaren oluşan parlak gelişme ve fethedilen yerlerden getirilen önemli sanatçılar nakkaşhanede çalışan sanatçıların üzerindeki etkileriyle birçok önemli eser ortaya çıkarmış, kitap sanatları kendine has bir üslup oluşturmuştur. Bu dönemde pek çok belgeleme çalışmasının yanı sıra figürsüz ve kuşbakışı plan olarak yapılan, hac yolculuğu ile Mekke ve Medine'de bulunan kutsal mekânları anlatan eserler de çalışılmıştır. Bu örnekler arasında, Kanuni Sultan Süleyman'ın imar faaliyetlerini de belgeleyen Sıfatu'lHarameyn ve 15. yüzyılda hazırlanmış Futuhu'l-Harameyn adlı eserler de bulunmaktadır. Çalışılan tezin amacı, 15. ve 16. yüzyıllarda hazırlanmış olan, Mekke ve Medine'deki kutsal mekânları ve hac yolculuğunu konu alarak anlatan ve tasvir eden bu iki önemli eseri süsleme özellikleri bakımından incelemektir. Yazma eserlerdeki tezhip ve minyatürlerinin benzerlik ve farklılıkları ortaya çıkarılıp konu hakkında karşılaştırmalar ve değerlendirmeler yapılacaktır.

15. yüzyıl16. yüzyılEl sanatları+6
Yeliz Kayağil
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10

Related subjects