11 Eylül sonrası ortamda (2001-2003) ABD milli güvenlik stratejilerinin, Türkiye Cumhuriyeti milli güvenlik stratejilerine etkileri
2007
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Prof.dr. Hale Şıvgın
Özet (TR)
Türkiye Cumhuriyeti'ni, özellikle kinci Dünya Savası'nın hemen sonrasında Sovyetler Birligi'nin Türk Bogazları üzerinde istekleri oldugunu açıklamasından itibaren, ?güvenlik stratejisi baglamında? tarihsel olarak en fazla etkileyen ülke Amerika Birlesik Devletleri olmustur. Söz konusu etkileme, ?iki kutuplu? dünya düzeninin hüküm sürdügü neredeyse tüm dünya ülkelerinin güvenlik endiseleri gerekçesiyle ?kutuplardan? birinde yer almak zorunda kaldıgı Soguk Savas döneminde, yani ABD'nin kendi güvenlik algılayısı dogrultusunda olusturmus oldugu ?güvenlik stratejileri perspektifinde? tek yönlü olarak gerçeklesmistir. ABD'nin Türkiye'yi tek taraflı etkileme durumu, Sovyetler Birligi'nin dagılmasından sonra ABD'nin ?tek kutuplu süper güç? haline geldigi ve bu pozisyonu çerçevesinde ?dünya düzenine? yön verme adına kendini daha güçlü hissettigi ?Soguk Savas sonrası dönemde? ise; ABD'nin Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya bölgelerindeki çıkarlarının gerçeklesmesinde Türkiye'yi ?ortak? konumunda görmesi nedeniyle, ?çift taraflı etkilesim? niteligine dönüsmüstür. Söz konusu ?çift yönlü? güvenlik stratejisi etkilesimi tarihin kilometre taslarından ve küresel düzenin olagan durumdan çıkarıp, bilinen parametre ve dinamikleri kökünden etkileyen 11 Eylül olaylarından sonra karsılıklı etkilesimin iki boyutlu döngüsünden, her yüzeyinin baska bir yöne baktıgı ama aynı gövdeyi besledigi ve temsil ettigi, (sekilsel olarak ifade etmek gerekirse, farklı yöne bakan bir çok yüzeyinin olmasına ragmen tek ortak gövdeye sahip bir elmasla ifade edilebilecek nitelikteki) bir iliski sekline dönüsmüstür. ABD'nin 11 Eylül 2001 sonrası ?terörizmle mücadele? faaliyetlerinin ilk hedefi Afganistan olmustur. Türkiye, Afganistan'da askeri harekâtın sonrasında istikrarın saglanması amacıyla olusturulan ISAF istikrar gücüne 2002 yılında asker göndererek, ABD'nin kendi güvenlik stratejisi kapsamında Afganistan'da olusturmak istedigi düzenin oturmasına katkı saglamıstır. Bu katkı aynı zamanda Türkiye'nin kendi ?güvenlik endiselerini? ve ?güvenlik algısını? ABD paraleline getirerek, söz konusu dönemdeki milli güvenlik stratejisini bir anlamda, ABD'nin güvenlik stratejilerinin etkisi altında saptamak zorunlulugunda olmak manasına da gelmektedir. ABD, Afganistan Savası'nın hemen sonrasında ?kitle imha silahları bulundurdugu? ve ?terörizme destek verdigi? iddiasıyla Irak'a savas açma girisimlerine baslamıstır. Bu kapsamda ABD, uluslararası alanda diplomasi yapma, kamuoyu olusturma ve askeri koalisyon teskil etme faaliyetlerine girismistir. Söz konusu süreçte ABD'nin Türkiye'den en fazla destek bekledigi konu, Türk topraklarına ABD askerlerinin geçici olarak konuslanmasına yönelik iznin alınması hususunda olmustur. ABD'nin Irak'a yönelik savas hazırlıkları, Türkiye'nin kendi ?güvenlik kaygıları? çerçevesinde uzun yıllar mücadele verdigi PKK terörü sorununu, savas sonrası muhtemel etkileri yönüyle ele almasına ve bu kapsamda Irak kuzeyinde Türk askeri bulundurma ihtiyacını ortaya çıkarmıstır. Ancak, 1991'deki 1. Körfez Savası'ndan beri ABD kontrolünde ?bagımsız? bir yönetime kavusmak için adım adım ilerleyen Barzani ve Talabani grupları tarafından; bagımsızlık çabalarına engel olacagı gerekçesiyle, Türk askerinin Irak kuzeyine gelme istegine tepki göstermesine sebep olmustur. Irak Savası baslangıcında Türkiye, ABD askerlerinin Türk topraklarını kullanarak Irak'a geçmeleri için ihtiyaç duydugu liman ve hava alanların hazırlanmasına TBMM'nin aldıgı tezkere (6 Subat 2003) ile onay verse de, ABD'nin ?güvenlik kaygıları?nın Türk kamuoyunda paylasılmaması nedeniyle ABD askerlerinin Türkiye'de konuslanmasına izin veren ikinci tekere (1 Mart 2003 Tezkeresi) TBMM tarafından reddedilmistir. ABD'nin hiç beklemedigi bir sonuç olan ret kararı zamanla, ABD'li yetkililerince elli yılı askın Türkiye-ABD iliskilerini sorgulamasına, iliskiler çerçevesinde olusan ?ittifaklık? hatta ?stratejik ortaklık? gereklerinin yapılmadıgı düsüncesinin olusmasına, söz konusu iliskiler çerçevesinde ABD'nin kinci Dünya Savası'ndan beri zor zamanlarında Türkiye'ye yaptıgı yardımların ?karsılıgının alınamadıgı? ve bu nedenlerle ?Türkiye'nin hata yaptıgını kabul etmesi gerektigi? gibi yaklasımların ortaya çıkmasına sebep olmustur. TBMM, 1 Mart Tezkeresi reddinden çok kısa bir süre sonra, ABD'nin yeni talepleri dogrultusunda Irak Savası'nda ABD'ye katkı saglamak maksadıyla, ?Türk hava sahasının kullanılması? iznini veren tezkereyi 20 Mart 2003 tarihinde kabul etmistir. Bu Türkiye'nin ABD için 2003 yılında TBMM'ye getirdigi üçüncü tezkere olmustur. ABD yetkilileri, Türkiye'nin büyük riskleri üstlenerek kabul ettigi üçüncü tezkere sonrasında, tezkerenin yetki vermesine ragmen güvenlik gerekçeleriyle Türkiye'nin Irak kuzeyine inmesini istemediklerini ifade etmistir. Türkiye'nin o günkü sartlar çerçevesinde ABD'nin talebi dogrultusunda Irak kuzeyine girmeme kararı ?stratejik ortak? lıgın geregi olarak kabul edilse de, bu aynı zamanda ABD'nin 11 Eylül sonrası süreçte çok defa yaptıgı, Türkiye'nin güvenlik stratejisine müdahalelerden biri olarak da degerlendirilebilir. Üçüncü tezkereden sonraki dönemde, Irak`da artan siddet olaylarını azaltmak ve yeni bir devlet kurulmasına destek saglamak maksadıyla olusturulacak ?istikrar gücü? için ABD bir kez daha, (2003 yılı için düsünülürse dördüncü kez) asker talebinde bulunmustur.TBMM ?stratejik ortaklık? çerçevesinde 7 Ekim 2003 tarihinde ABD'nin talebine onay vererek müttefikligin geregini yerine getirmistir. Ancak bu kez Kürt grupların baskısı ve Iraklı muhaliflerin istegi dogrultusunda ABD, Türkiye'den ?asker gönderme? isteginden vazgeçmesini istemis ve Türkiye bir kez daha ABD güvenlik yaklasımlarının etkisi altında kararını gözden geçirerek, Kasım 2003'de Irak'a ?asker gönderme? kararını uygulamayacagını kamuoyuna açıklamak zorunda kalmıstır. Sonuç olarak 11 Eylül sonrası dönemde ?terörizmle mücadele? kapsamında olusturdugu ve uzun vadede küresel dünya düzenini yeniden sekillendirmeyi amaçlayan ABD Güvenlik Stratejilerinin uygulamaları, Türkiye Cumhuriyeti'nin Güvenlik Stratejileri'ni önemli oranda etkileyerek, Türkiye'nin kendi güvenlik kaygıları dısında uygulamalar yapmasına sebep olmustur. Bu sonucun ortaya çıkmasında, Türkiye-ABD iliskilerinin dayandıgı parametreler olan ve iliskilerin basladıgı süreç boyunca Türkiye aleyhine gelisen ekonomik, askeri ve teknolojik yardımların önemli oranda katkısı bulunmaktadır. Ekonomik, askeri ve teknolojik dengesizlikler ortadan kaldırıldıgı takdirde, Türk-ABD Güvenlik Stratejisi etkilesimleri, sadece ABD'nin ?dünyaya düzen verme? güvenlik felsefesi yaklasımının tesirinde degil, Atatürk'ün ?Yurtta Sulh Cihanda Sulh? güvenlik felsefesi temeline de dayanan bir düzlemde cereyan edebilecektir.
Yazar
Dr. İhsan Tuncer Dabanlı
Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır
İhsan Tuncer Dabanlı (Doktora Tezi). 11 Eylül sonrası ortamda (2001-2003) ABD milli güvenlik stratejilerinin, Türkiye Cumhuriyeti milli güvenlik stratejilerine etkileri, 2007, Gazi University.
Anahtar Kelimeler
Lisans
Tüm Hakları Saklıdır
Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.
Gazi University tezlerinden daha fazlası
- Türkiye petrol ve gaz sondaj sahası iş kazaları analiz ve modellemesi(2021)
- XVI. yüzyıl Anadolu'sunda Oğuzların Karkın Boyu(2004)
- Gerçek hayattaki geometri örneklerinin sosyal bir öğrenme ortamı aracılığıyla paylaşımı: Bir durum çalışması(2021)
- İki farklı irrigasyon aktifleştirme tekniğinin farklı kök seviyelerinde hazırlanmış yapay internal rezorpsiyon kavitelerinden kalsiyum hidroksit uzaklaştırma etkinliğinin değerlendirilmesi(2021)
- Experimental development of the interfacial bond-slip model between textile reinforced mortar strips and masonry walls(2025)
- Sürdürülebilirlik ve iktidar bağlamında sözel belleğin Türk müzelerinde kullanımı(2010)
