Tıpta UzmanlıkAçık Erişim

Akne vulgaris hastalarında oral isotretinoin tedavisinin karaciğer elastisitesine olan etkisinin shear wave elastografi ile incelenmesi

2024
0 görüntülenme
0 i̇ndirme
Danışman: Doç. Dr. Atiye Akbayrak

Özet (TR)

Akne vulgaris; pilosebase üniteyi etkileyen, kronik seyirli inflamatuvar bir hastalıktır. Dünyanın en yaygın sekizinci hastalığı olduğu düşünülmektedir. Daha çok pilosebase ünitenin yoğun olarak bulunduğu yüz, boyun, sırt, omuz gibi seboreik alanlarda görülür. Açık ve/veya kapalı komedon ve papül ve/veya püstül gibi elementer lezyonlar ile karakterizedir. Hastalığın görülme sıklığı ve şiddeti erkeklerde 16-19, kızlarda ise 14-17 yaş aralığında en yüksek seviyededir. Erişkin dönemde ise kadınlarda daha sık görülür. Akne patogenezinde dört temel mekanizma rol oynamakta olup; bunlar sebum üretiminin artışı ve içeriğinin değişmesi, pilosebase ünitede Cutibacterium acnes'in kolonizasyonu, foliküler hiperkeratinizasyon ve inflamasyondur. İsotretinoin, genellikle orta ve şiddetli akne vulgariste tercih edilen bir ajan olup, standart tedavi dozu 0,5-1 mg/kg/gün arasındadır. İlacın hedef kümülatif dozu 120-150 mg/kg'dır. Pek çok tedavi yan etkisi olmakla birlikte, bu yan etkilerin çoğu tolere edilebilir düzeydedir. Tedavi başlangıcında karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST), lipit profili (LDL, HDL, trigliserid ve total kolesterol), üre, kreatinin ve B-HCG düzeylerine bakılmalı, tedavi süresince bu parametreler takip edilmelidir. Karaciğer fibrozisi, hepatik hasar sonrası ekstrasellüler matriks birikimi ile karakterize, reversibl bir yara iyileşme yanıtıdır. Kronik karaciğer hasarı olan hemen hemen tüm hastalarda, karaciğer hastalığının nedenine ve konakçı faktörlerine bağlı olarak farklı oranlarda gelişir. Kronik karaciğer hastalıklarının çoğu fibrozis ile ilişkili olup; oluşan bu fibrozis parankimal hasar ve inflamasyon ile karakterizedir. Uzun süreli alkol kullanımı, biliyer hastalıklar, otoimmün hepatit, ilaçlar, metabolik bozukluklar ve viral hepatitler karaciğer fibrozisinde etyolojide suçlanan faktörlerdir. Shear Wave Elastografi, noninvaziv bir görüntüleme yöntemi olup; ultrason probu ile gönderilen mekanik uyarılara karşı verilen doku yanıtının değerlendirildiği bir ultrason tekniğidir. İsotretinoin, karaciğerde metabolize olan ve bu organda depolanan bir ilaçtır. Bu sebeple ilacın karaciğerde inflamasyon ve hasara neden olma potansiyelinin olduğu ve bu hasarın, olayın şiddetiyle orantılı olarak fibrozise kadar gidebileceği düşünülebilir. Bu çalışmada isotretinoin kullanımının karaciğer parankiminde sertliğe neden olup III olmadığının Share Wave Elastografi yöntemiyle incelenmesi ve karaciğer sertliğiyle olası ilişkili parametrelerin değerlendirilmesi amaçlandı. Çalışmaya toplamda 40 akne vulgaris hastası dahil edilmiş olup; oral isotretinoin tedavi dozu 0,5 mg/kg/gün olarak belirlendi. Hastalık aktivitesi, tedavi başlangıcında ve tedavinin 3. ayının sonunda Global Akne Derecelendirme Sistemi skorlamasıyla değerlendirildi. Hastaların demografik özellikleri, sigara-alkol kullanım durumları, Fitzpatrick deri tipleri, hastalığa yönelik verileri sorgulandı ve kaydedildi. Tedavi başlangıcında ve tedavinin 3. ayının sonundaki hemogram, üre, kreatinin, ALT, AST, GGT, LDL, HDL, trigliserid ve total kolesterol düzeyleri incelendi. Çalışmaya; 18-65 yaş arasında olup klinik olarak akne vulgaris tanısı alan, karaciğer fibrozisi, portal hipertansiyon, obstrüktif kolestaz, karaciğer konjesyonu, akut hepatit, infiltratif karaciğer hastalıkları, hepatik ve splenik inflamasyon yönünden klinik ve/veya hikâyesi negatif olan, hepatosplenomegalisi ve hepatosteatozu olmayan, daha önce HBV ve/veya HCV enfeksiyonu geçirmeyen, vücut kitle indeksi 25'in altında olan, gebelik ve emzirme döneminde olmayan, son 3 ay içerisinde akne vulgaris nedeniyle sistemik ya da topikal tedavi almamış olan, mevcut malignite tanısı ve/veya immünsüpresif durumu olmayan hastalar dahil edildi. Çalışmaya katılan 40 hastanın 27'si (%67,5) kadın, 13'ü (%32,5) erkek olup; hastaların yaş ortalaması 21,87±2,95 yıl; vücut kitle indeksi ortalaması 22,51±1,62 kg/m²; akne vulgaris hastalık süresi ortalaması ise 20,55±9,20 ay idi. Hastaların tedavi başlangıcındaki Global Akne Derecelendirme Skoru ortalaması 24,93±5,18 iken, tedavinin 3. ayının sonunda 15,37±5,23 olup; tedavinin 3. ayının sonundaki skor ortalaması, tedavinin başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda düşüktü (p<0,001). Hastaların, tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama serum trigliserid, total kolesterol, LDL, AST ve GGT düzeyleri, tedavi başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksekti (Sırasıyla p=0,003, p<0,001, p<0,001, p<0,001, p<0,001). Hastaların, tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama serum hemoglobin ve HDL düzeyleri, tedavi başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda düşüktü (Sırasıyla p=0,003, p<0,014). Hastaların tedavi başlangıcındaki ortalama karaciğer stiffness değeri 4,42±0,89 kPa (kilopaskal) iken, tedavinin 3. ayının sonunda 5,59±1,01 kPa olup; tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama karaciğer stiffness değeri, tedavi başlangıcına kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksekti (p<0,001). Tedavinin 3. ayının sonundaki trigliserid ile IV HDL düzeyleri arasında orta düzeyde, ters yönlü (r:-0,330) bir korelasyon vardı (p=0,037). Tedavinin 3. ayının sonundaki total kolesterol ile HDL düzeyleri arasında orta düzeyde, aynı yönlü (r:0,369) bir korelasyon vardı (p=0,019). Tedavinin 3. ayının sonundaki total kolesterol ile LDL düzeyleri arasında yüksek düzeyde, aynı yönlü (r:0,950) bir korelasyon vardı (p=0,000). Tedavinin 3. ayının sonundaki HDL ile GGT düzeyleri arasında orta düzeyde, ters yönlü (r:-0,316) bir korelasyon vardı (p=0,047). Tedavi başlangıcında karaciğer stiffness değeri, her 2 cinsiyette benzerken; tedavinin 3. ayının sonundaki bu değer, erkek cinsiyette kadınlara kıyasla istatistiksel olarak anlamlı oranda yüksekti (p<0,005). Kadın hastaların tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama karaciğer stiffness değeri, erkek hastalardan 1,44 kat daha azdı (GA:-2,625;-0,371) (p:0,015). Tedavi başlangıcında karaciğer stiffness değerleri tüm deri tiplerinde benzerken; tedavinin 3. ayının sonundaki karaciğer stiffness değerleri, Fitzpatrick deri tipi 2 olan hastalarda Fitzpatrick deri tipi 3 veya 4 olan hastalara göre istatistiksel olarak anlamlı oranda düşüktü (p<0,045). Fitzpatrick deri tipi 2 olan hastaların, tedavinin 3. ayının sonundaki ortalama karaciğer stiffness değeri, Fitzpatrick deri tipi 3 veya 4 olan hastalardan 0,7 kat daha azdı (GA:-1,287;-0,033) (p:0,031). Sonuç olarak, oral isotretinoin tedavisi karaciğer parankiminde sertliğe yol açabilir. Ancak bu sertlik, karaciğerdeki makro hasar ya da lipit değerlerindeki yükselmeyle ilişkili olmayıp, bu olayda farklı mekanizmalar rol oynuyor olabilir. Bu çalışma bildiğimiz kadarıyla oral isotretinoin tedavisinin karaciğer parankiminde sertliğe yol açıp açmadığını inceleyen ilk çalışma olduğundan, bu konunun daha geniş çaplı prospektif çalışmalarla değerlendirilmesi faydalı olabilir. Ayrıca oral isotretinoin kullanımında görülen karaciğer parankim sertliğinin patogenezi, sertliğin olası nedenleri ve reversibl olup olmama durumu da araştırmaya açık konulardır. Anahtar Kelimeler: Akne vulgaris, isotretinoin, karaciğer fibrozisi, share wave elastografi

Yazar

Dr. Tahir Kök

Bu Yayına Nasıl Atıf Yapılır

Tahir Kök (Tıpta Uzmanlık Tezi). Akne vulgaris hastalarında oral isotretinoin tedavisinin karaciğer elastisitesine olan etkisinin shear wave elastografi ile incelenmesi, 2024, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity.

Anahtar Kelimeler

Lisans

Tüm Hakları Saklıdır

Bu eser belirtilen lisans koşulları altında paylaşılmaktadır.

Tokat Gaziosmanpaşa Üniversity tezlerinden daha fazlası