Akışkan modernite tartışmaları ışığında dijital emek süreçlerinin kavramsal bir incelemesi
2020
0 views
0 downloads
Advisor: Prof. Dr. Nilgün Tutal Chevıron
Abstract (TR)
Bu çalışma, Zygmunt Bauman'ın simgesi haline gelmiş ve günümüz toplumunu tanımlamakta kullanılan "akışkanlık" kavramını emek, üretim, tüketim süreçleri üzerinden okumayı ve bunların iletişim alanındaki izdüşümünü belirginleştirmeyi ele almaktadır. Günümüzde tüm bu süreçler esneklik, güvencesizlik, belirsizlik üzerinden şekillenmektedir. Süreçleri güdüleyen bir dizi etmen söz konusudur. Fakat enformasyon ve iletişim teknolojilerinin yaşamın tüm alanlarını domine ettiği günümüzde, iletişim ve iletişim araçları süreci okumak, süreçteki enformasyon etkisini araştırmak için önem kazanır. Akışkanlık kavramıyla gündelik hayatı, üretim ve tüketim süreçlerini, kentte yaşamayı, küreselleşmeyi, ulus-devlet yapısını, bireyselleşmeyi, çalışma hayatını, modayı, sağlık sistemini, sermayenin birikim modelini ele alan Bauman'ın fikirleri bütünlükçü bir okuma için elverişli bir zemin sunar. Dolayısıyla çalışmada, muğlak ve değişken yapıdaki akışkan modernitenin ve emek süreçlerinin ilişkisini açığa çıkarma, akışkan modernitenin getirdiği belirsizliği, güvencesizliği enformasyon ve iletişim teknolojisinde yaşanan gelişmelerle ele alarak emek süreçleriyle rabıtasını kurma saiki gözetilmiştir. Bu anlamda çalışmanın birinci bölümünde modernitenin dönüşümü ele alınmıştır. Bu, akışkan modernitenin belirginleşen ana hatlarının ne olduğundan hareketle gayri maddi emekle ilişkisinin nasıl kurulabileceği, akışkan modernliğin emek süreçlerini nasıl dönüştürdüğü ve bunun iletişim alanındaki izlerini nasıl aramamız gerektiği sorularını cevaplamakta önem arz etmiştir. Çalışmada kavramsal farklı yolların izinden giderek akışkan modernite ve dijital emek tartışmaları arasında bir ilişkinin nasıl kurulacağı, kurulup kurulmayacağı üzerinde durulmuştur. Bauman'ın akışkan modernite kavramıyla sunduğu en önemli husus, toplumsal yaşama dair topyekûn bir değişim ve dönüşüm sürecidir. Toplumsal yaşam ise üretim süreçlerinden gündelik pratiklere, ev içinden ev dışına değin her şeyi kapsayan bir nokta olması hasebiyle toplumların değişen ve dönüşen dinamiklerini anlamak açısından elzemdir. Bunun için öncelikle Bauman'ın akışkan modernite kavramıyla önümüze koyulan süreçlerin ana dinamiklerini sistematize etmek gerekirse esneklik, belirsizlik, güvencesizlik kavramları karşımıza çıkar. Akışkan yaşam bu tür bir modernlik ve dinamik altında yaşanan bir yaşama, uzun süre aynı kalamayan, rotasını koruyamayan bir sürece denk düşer. Böylesi bir yaşamda hoş gelen, varlık olarak görülen, arzulanmak istenen neyse anında nahoş bir şeye, yükümlülüğü, tatminsizliğe dönüşebilme potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla da sürekli bir risk altında yaşanan sürece rastlarız. Bireyler bu riski minimize etmek, düşürmek, etkisini görünmez kılmak adına sürekli bir hareket ve değişim rüzgârına ayak uydurmayla karşılık verir. Modern öncesi dönemlere baktığımızda esneklik, bir yere bağlı olmama girişimcilik ve erdemle anılırken, bugün daha çok rekabet süreçleriyle anılır. İşten çıkarmadan ücretlerin düşürülmesine, çalışma zamanının tüm zamana yayılmasından sigortasız çalışmaya kadar bir dizi sürece karşılık gelir. Sermaye için esneklik bir tür ilaç işlevi görürken birey için bir felakete dönüşür. Emek piyasasındaki esneklik, eşitsizliklerin artmasına, sınıf yapısının değişmesine denk gelir. Her faaliyetin kısa vadeli olması, bireyselleşme sürecine yapılan vurgu, teknolojinin gelişimiyle ortaya çıkan ağlar uzun vadeli düşünmeyi, uzun vadeli bir işte çalışmayı, uzun süre bir yere bağlı kalmayı ıskarta haline getirmiştir. Bu anlamda, değişim ve dönüşüm üretim süreçlerini, buna bağlı olarak emek gücünü ve emek biçimlerini de dönüştürmüştür. Üretim gücündeki değişim, üretici güçlerin dönüştürmekte büyük bir rol oynadığından, kapitalist sistemin gelişme, dönüşme, farklı kılıklara bürünmesi durumları Marx'ın emek-değer teorisini, mübadele değerinin geçirdiği evrimi ve buna bağlı olarak tüketim süreçlerinin gelişimi çalışma boyunca ele alınmıştır. Yapıyı net ortaya koymak adına, çalışmanın ilk kısmında modernitenin geçirdiği dönüşüm süreci üzerinde durulmuştur. Modernitenin dönüşüm süreci ele alınırken kapitalizmin evrimi üzerinde durularak, üretim ve tüketim süreçlerinde görünür olan kavramlar tartışılmıştır. Böylece emek süreçlerine dair bir çerçeve çizilerek, literatürel bağlamda ne olduğu sorusuna cevap aranmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise modernitenin ve emek süreçlerinin iletişim alanındaki yansımaları, birbirlerini tamlayan noktaları ortaya konulmuştur. Sosyal ağlarda oluşturulan içerikler günümüz internet ekonomisinin temel kaynağını oluşturduğundan, dijital emeğe dair pek çok tartışma mevcuttur. Fakat emeği değiştiren yapı üretim süreçlerine bağlı olarak tüketim süreçlerini de dönüştürmüş ve bu dönüşüm Christian Fuchs tarafından ele alınmıştır. Tüketicilerin akışkan modernitede değişen pozisyonları sözgelimi, Fuchs'un da değindiği üzere, kültür ürünlerinin bile metalaştırılarak tüketicilerin kendilerini bir anda prosumer (üretketici) konumunda bulabilir hale gelmesi bu dönüşümün sonuçlarından birisini oluşturur. İki yönlü değişen ve muğlaklaşan bir yapıyla karşı karşıyayız. Literatürde iletişim araçlarının özgürleştirici yanları üzerinde durulan çalışmalar önemli bir alana yayılmıştır. İletişim araçlarını, özel olarak da interneti merkeze alan çalışmalarda, izleyici/kullanıcı/alımlayıcı, konumu gereği hep üzerinde durulan bir özne topluluğu olmuştur. Medya araçlarının varlığını borçlu olduğu izler kitle internet platformları için en önemli kaynak işlevi görmüştür. Enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak, izleyicinin bu gelişmeler karşısındaki konumu da gelişim ve değişim sürecine tabii olmuştur. Geleneksel medyada edilgen olan ve tek yönlü bir iletişimi olan izleyici yeni medya ile kullanıcıya dönüşerek aynı zamanda içerik üreticisi konumuna gelmiştir. İzleyici ve kullanıcı arasındaki fark ise izleyicinin sürece herhangi bir katkısı olmazken, kullanıcının içerik üretip onu metaya dönüştürebilmesiyle açıklanır. Diğer bir fark zaman-mekân kısıtlamasıdır. Geleneksel medyada zaman kısıtlaması söz konusuyken yeni medya araçlarıyla kullanıcılar her an sosyal ağlara, çeşitli platformlara ulaşım sağlayabilmekte ve bir şey üretmek için fiziksel mekâna bağımlı olmamaktadır. Mekâna bağımlı olan geleneksel medya izleyicisi, yeni medyada mekâna bağımlılıktan kurtulmuştur. Dolayısıyla merkezsizleşen bir üretim biçimi ile karşı karşıya bulunmaktayız. Sermaye ve iş gücünün yan yana olmak zorunda olmadığı, aynı mekânı paylaşmaları gerekmediği bir düzen söz konusu. Bu anlamda, enformasyon ve iletişim teknolojisinde yaşanan gelişmelere dair bir okuma gerçekleştirdiğimizde iki tür hikâyeye denk geliriz. Gündelik dilde karşılaştığımız temel söylem ve algılardan biri yeni iletişim teknolojilerinin hayatı askıya aldığı, anı yakalama ve paylaşma çabasının anı kaçırdığı, şimdiyi rafa kaldırdığı yönünde. Gerçek ilişkilerin sanal ilişkilere dönüşmüş olması ve saire. Hikâyenin diğer tarafı ise bu gelişimin hayatı kolaylaştırdığı, uzakları yakın ettiği noktasında birleşir. Ancak tüm bunlardan önce buradaki sermaye birikim sürecine, emek süreçlerine bakmak daha geniş bir perspektif sunması açısından önemlidir. Emek sürecini, emeğin üretim araçlarının etrafında örgütlenme biçimi olarak ele aldığımızda, emek sürecindeki değişimden söz ettiğimizde topyekûn bir değişim, dönüşüm sürecinden de bahsederiz. Emek gücünün üretim araçlarıyla kurduğu, üreticilerin üretim araçlarıyla kurduğu ilişki bugün kapitalist sistemin ilk evresinden oldukça farklıdır. Dolayısıyla bu noktaya odaklanmak, çalışma boyunca önem arz etmiştir. Marx'ın emek teorisiyle emek, doğal ve zaruri bir ihtiyaca karşılık gelerek, insanın doğayla alışverişini mümkün kılan, insanın yaşamını sürdürmesine olanak sağlayan ve bu nedenle de bir varoluş koşulu olarak karşımıza çıkan bir noktadır. Doğaya şekil veren bir güç olarak emek, kapitalist sistem koşullarında insanların bir ihtiyacına karşılık gelen kullanım değerinden ziyade üretim araçlarına sahip kişi ve kurumların sermaye birikimine yol açan mübadele değerine indirgenir. Dolayısıyla kullanım değeri dışında kalan çalışma zamanında emek gücü sermaye için artı değer üretmeye zorlanarak, emek sürecine yabancılaşır. Kapitalist üretim mantığında üretim araçlarına sahip olan sermaye, emek gücünü kendi çıkarı doğrultusunda ücretli emeğe dönüştürür. Marx'ın formülasyonunda bu durum işçinin bakışında emek gücünün bir meta halini almasına yol açar. Artı değerin yaratılma koşulu olarak işçinin çalışma zamanının artması ve emeğin piyasada satılıp, sermaye ve kara dönüşmesi yabancılaşmaya kapı aralar. Sermaye, üretim araçlarını tekeline aldığı için de işçiyi sömürme gücünü elinde tutar. Kapitalistin servet üretmek için işçinin servetini böylece imha eder. Karın kaynağı olarak görülen artı değer bugün üretim araçlarının gelişimi ve metaların küresel dolaşım ağına ulaşması sayesinde yaşamın tüm alanına yayılım göstermiştir. Değişen emek süreçlerinde metalar enformasyonel ve kültürel özellikler kazanmış ve bu tür emek "maddi olmayan emek", "dijital emek" terimleriyle kavramsallaştırılmıştır. Maddi olmayan emek kavramı emeğin iki yönüne işaret etmesi açısından önemlidir. Birincisi, metanın enformasyonel içeriği açısından maddi olmayan emek, ikincisi metanın kültürel içeriğini üreten etkinlik olarak maddi olmayan emek. Birincisi emek gücü ile ilgili becerilerin gittikçe sibernetik ve bilgisayar kullanımı gerektiğine dayanır. İkincisi ise iş olarak kabul edilmeyen bir dizi etkinliği imler: Modadan tüketime, kamuoyu belirlemekten kurmaya yönelik pek çok etkinliği. Bugün üretkenliğin kaynaklarından bir tanesini bilimsel emeğin birincil ve ikincil sektörlerle bütünleşmesidir. Maddi olmayan emek Lazzarato ile Hardt ve Negri için emeğin niteliği ve doğasında enformasyonun yarattığı değişimle beraber emeğin maddi olmayan bir biçim edinmiş halidir. Enformatikleşme sürecinde üretim ortaya maddi ve kalıcı bir ürün çıkarmadığı için emek maddi olmayan bir görünüme kavuşmuştur. Dolayısıyla üretimin enformatikleşmesi maddi olmayan emeğin iletişim boyutuyla ele alınmıştır. Çalışmada emeğin ve gayri maddi emeğin iç içe geçtiği, iletişim noktasında birbirini tamamladığı söylenebilir. Tezin son bölümünde ise üretim süreçlerinin giderek bir dijitalleşmeye doğru kaydığı noktasından hareketle üretim süreçlerinde iletişimin önemi ve iletişim zemininden gerçekleşen üretim ve tüketim süreçleri, akışkan modernite ve emek tartışmaları üzerinden ele alınmıştır. Neo-liberal ekonomi politikaları ile iletişim altyapıları ticari şirketler lehine serbestleşmiş ve enformasyonel içeriklerin metalaşma süreçlerinin önü açılmıştır. Üretim çıktılarının tüketiminde ağın önemi artmış ve sermaye üretim için gerekli olan tüketim süreçlerini arttırmanın yollarını aramıştır. Ancak tüketimi de dönüştüren bu süreç tüketirken üreten bireyleri yaratmıştır. İnternetin yaygınlaşması ile kullanıcıların davranış ve etkileşimleri reklam endüstrisinin yardımıyla sermaye birikiminin bir parçası haline getirilmiştir. Toffler'ın üretketici kavramı, üretici ve tüketiciyi ayıran çizginin bulanıklaşmasından el aldığı için çalışma boyunca üzerinde durulan bir kavram olmuştur. Kullanım kolaylığı, sosyallik ve kullanıcıya içeriklerini istedikleri gibi yükleme serbestisi tanıyan Web 2.0 sermaye birikiminde önemli bir rol oynadığı gibi bu bulanıklığın merkezini oluşturmuştur. Bütün bu süreçlerde sermayenin hantal yapısının geride kaldığı sürekli bir hareket ve dolaşım alanında varlığını sürdürdüğü gözlemlenmiştir. Bauman'ın esneklik, belirsizlik, güvencesizlik durumlarını bütün bu süreçler ışığında ele alındığında, karın kaynağının maddi nesnelerden fikirlere dönmüş olması sermayeyi bir yere bağımlılıktan kurtarmıştır. Hal böyleyken, gelecek kurgusu yerini şimdiye bırakmış her şey kısa vadeli dinamikler altında yaşanır olmuştur. Bauman'ın bu anlamda belirtilen üç öğesinin emek süreçleriyle ve bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle ele alınması, çalışmanın özgün yanını oluşturmuştur. Çünkü literatüre baktığımızda emek tartışmaları ve akışkan modernitenin kesişim ve ayrışım noktaları üzerinde durulan çalışmalar sayıca çok azdır. Anahtar kelimeler: Akışkan modernite, Dijital emek, Emek-değer teorisi, İletişim, Sosyal medya
Author
Dr. Mehmet Özkan Yıldırım
Institution
How to Cite
Mehmet Özkan Yıldırım (Yüksek Lisans Tezi). Akışkan modernite tartışmaları ışığında dijital emek süreçlerinin kavramsal bir incelemesi, 2020, Galatasaray University.
License
Tüm Hakları Saklıdır
This work is shared under the specified license terms.
More theses from Galatasaray University
- Devletin yeni uzay faaliyetlerinden doğan uluslararası sorumluluğu(2025)
- Le nouveau roman: claude simon et william faulkner(2014)
- Sermaye şirketlerinde ortakların ve organların kamu borçlarından sorumluluğu(2022)
- Deep learning-based detection and segmentation for 3D perception of the urban world(2025)
- Hümanizm ve transhümanizm düşüncesinde tabii hak anlayışı(2025)
- Le supporterisme comme une identite contre culturelle : etude des modes de construction identitaire dans et autour des stades de football a istanbul(2014)
